Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifreniz
  





Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler 12
» Son Üye TalaMAN
» Toplam Konular 7,244
» Toplam Yorumlar 8,374

Detaylı İstatistikler

 
Oku-1 Komik Sözler - En Komik Sözler
Yazar: RasitTunca - 08-22-2018, 09:51 PM - Forum: Güzel Sözler - Yorum Yok



KOMİK SÖZLER - EN KOMİK SÖZLER

Komik sözler, çok komik sözler, en komik sözler, esprili sözler, en esprili sözler, en matrak sözler, matrak sözler, komik sozler, en komik sozler, cok komik sozler, en komik yazılar, komik yazılar

Küçüklüğünde oyuncak ayıyla yatan birisinin ileride bir ayıya aşık olması gayet normal..

BiIgisayar iIk önce masaüstüne sonra dizimize sonra da cebimize girdi , tehIikenin farkında mısınız.!! :D

Gece uyumak için saydığım koyunlar trip atıyor lan bana. Neymiş efendim o iki kere atlamış sıra bozulmuşta, diğerinin çite yünleri takılmışta.. Bak bak!

Sevgilim aradı, uykum var kapat dedim. O uykum olmasına şaştı, bende sevgilim olmasına şaştım. Yanlış numaraymış zaten.

Tam 100 kıza sordum eski sevgilini özledin mi diye. 30 yeni küfür, 10 yeni hayvan ismi öğrendim..

Trip atmasın, dırdır etmesin, hep elimin altında gözümün önünde olsun ve nazlı nazlı süzülsün istiyorsanız. Japon balığı alın.

Misafir için hazırlık yapan annelerin evde yarattığı gerilimden elektrik elde etsek, bütün ülkeye yeter, hatta ihraç bile ederiz..

Şiddet gören kadınlar için Kadın Sığınma Evleri yapılacağına, şiddet uygulayan erkekler için hayvan barınakları yapılsa çok daha iyi olur.

Mesela tipine güvenmeyip kıçını başını açan kızla, arabasına güvenerek ego tatmini yapan erkek birlikte olsun. Tencere kapak olurlar.

Türkler, tuvalette en uzun süre kalan milletlerin başında geliyormuş. E normal çünkü biz içerde sadece sı çmıyoruz düşünüyoruz da.

Kızin boy 1.50 facebook profiline manken yazmış. Hayrola bebek bezi reklamlarinda mi oynuyosun ?

Patronum kovunca sen beni kovamazsın ben istifa ediyorum dedim, tazminat alamazsın deyince o zaman sen kov dedim, artisliğin lüzumu yok.

"Herşey çok güzel olacak" cümlesindeki ç kılığına bürünmüş b’yi bulunuz.

Türk dediğin ; Taksiye bindiğinde yolu değil, taksimetreyi takip eder.

Kız olmuş 110 kilo, hala facede, tivitırda eski sevgilisine
laf sokma çabasında.
Neymiş, intikam soğuk yenen bi yemekmiş.
Bi o kaldı yemediğin, ye onu da ye :)

Camiye terlikle gittim, adidasla geri döndüm. İbadet güzel şey arkadaşlar herkes gitsin nike falanda var.

Hatun 1.50 boyunda ..Kaslı karizmatik erkek istiyomuş , Daha sensörlü apartman lambaları bile seni farkedemiyor sen neyin peşindesin.

Sen mesaj atarsn , beklersin , beklersin sonra o sana mesaj atar ve sen hemen cevap verirsin yine beklersin,beklersin . Yazk lan :)

Sınavdan 90 alıp ağlayan öğrenciden daha itici, sınavdan 15 alıp gülen öğrenciden de daha sevimlisi yoktur.

Gemi Kaptanı Olsaydım Hiç Konuşmazdım. Çünkü ; Konuştukça Batıyorum Ben.

Birbirini tanımayan iki insanın asansörle çıkarken takındığı ciddiyeti,ne bayrak töreninde, ne bir toplantıda ne de cenazede bulamadım hacı.

Erkekler göbeği için 'Türk kası o ya' diyebiliyosa, kızlarda selülitleri için 'bacak gamzesi' diyebilmeli. Eşitlikten yanayım.:)

Elektrik kesilince "acaba sırf bizim ki mi kesildi" diye camdan bakan insandan zarar gelmez.

Çakmak doğada 300 yılda, arkadaşlarımın yanında 10 dakikada kayboluyor.

Bende suç yok. Notlarımın yükseklik korkusu var..

Yatağa girdikten sonra su içmeye, çişe gitmeye üşenen insanlar olarak bir araya gelsek dünyayı ele geçirebiliriz ama ÜŞENİYORUZ.

Kaşarla mutlu olan tek şey faredir

"Almanya’da bir hayvanat bahçesinde; dünyanın en tehlikeli türü diye yazan bir bölüm vardır. İçeriye girdiğinizde sadece 'ayna' vardır."

Türklerin en meşhur yalanları TOP3:
1- Rehberim silindi yaaa
2- Burda olsa yüzüne de söylerim :S
3- Ben de tam seni arıyordum kardşm

Konuşup konuşup muhabbetin sonu geldikten sonra, ''amaaan boşver dedikodu yapmış olmayalım'' diyen kadın, Türk kadınıdır

Mutlu bir olayınıza sizden daha çok sevinmiş gibi görünüp içten içe düşmanınızdan daha çok fesatlanan kişiye AKRABA denir

3 kız bir araya geldiğinde konuşulan 3 mühim şey ;
- Edebiyat
- Siyaset
- Voleybol finalleri
Yemediniz dimi ?
- Eski sevgililer
- Eski sevgililerin yeni sevgilileri
- Yeni sevgililerin eski sevgilileri
Evet simdi oldu.

Kız Recep ivedik 4 e gitmiş çıkıştada ya çok küfürlüydü bilseydim gitmezdim diyor. Sanki ilk 3 filminde ilahi okuyordu adam.

Karışık çerez gibidir hayat! Önce bütün fındıkları kırar, bütün fıstıkları yersin, sonra gider bi kabak çekirdeğiyle evlenirsin.

Sınavda kopya vermemek için nazi kampında evladına sarılır gibi sınav kağıdına sarılan mal arkadaşım, seni de unutmadım.

Bütün otobüs şoförlerine sesleniyorum. Arkada 500 dönümlük arazi mi var lan. Hep arka tarafa ilerle diyorsunuz.

Eski sevgilini geri istiyorsan, “hala seni seviyorum” diye mesaj gönder. Dönerse senindir. Dönmezse ‘halama göndermiştim’ dersin..

Laftan Anlamayan İnsanların, Üstüne Basıp “BAK ÜSTÜNE BASA BASA SÖYLÜYORUM” Diyesim Var.

Kız iki ayda faceden 24 kez ilişki degişikliği yaptı, en son durumuna ”benim aşka inancım kalmadı yazmış. Hemen ümidini kesme, daha 6 milyar insan var.

Bir insanın yılda ortaIama 8 sevgilisi oluyormuş, bu duruma göre ben insan değilim.

Millet deri mont giyince Brad Pitt’e benziyo.. Ben giyiyorum bildiğin çiçek abbas

Lütfen sevgililerinizi sokağa atmayın sonra facebook'a gelip kendilerini şair zannediyorlar

Bence kardeşler bakkala göndermek ve çeşitIi ayak işlerinde kullanmak için var. Ara sıra dövüp stress atma oIayı zaten bambaşka güzel.

Adamın telefonu çalıyo, yanımızdan bi uzaklaşmalar, bi şekiller faIan. lan baban arıyo işte gelirken ekmek al diyecek. neyin tribindesin.

KadınIarın kuaförde saç yıkatma olayı çok güzel. Arkaya yaslanıp keyfini çıkarıyoyolar. Berber bizim kafamızı lavaboya sokuyor nefes alamıyoruz lan.
Arap kanaIında maç izIiyorum spiker ne derse babaannem Amin diyor


Korktuğum gecelerden yorganı üstüme iyice çekerim. Çünkü katil gelecek ve ''Olamaz üzerinde yorgan var hiçbir şey yapamam'' diyip gidicek.

İngiliz olsaydık eski sevgilimizden "O" diye bahsederken, "he/she" demek yerine "it" deme şakasını %93 yapardık gibime geliyor.

Şimdi gidip odada kendi imkânlarımla atom parçaladım desem annemin soracağı ilk soru: hep yerlere döktün di mi?

Çapkın çapkın bakarken yan masa'daki bayan "ne bakıyon lan öküz" diyince anladım, ben Johnny Depp'e değil Ankaralı Turgut'a benziyorum.

Taksiye bindiğimden beri taksimetreyle kesişiyoruz, sanırım taksimetre bana yazıyor.

Adamın boyu 1.50 karşıdan gelen 1.85lik kızı kesiyor. Hadi Allah korkun yok, yükseklik korkun da mı yok?

Facebookta kimin profiIine baksam evli, nişanlı, ilişkisi var, hayır yani kampanya vardı da ben mi kaçırdım.

Aşk döngüsü ; Açılış, Tanışma Ayı, Aşk ayı, Cicim ayı, Mucuk ayı, Trip ayı, Sövme Ayı, Alkol ayı, Ayı oğlu ayı, Sövgü Marşı ve Kapanış.

Zengin kır düğünü yapsa, oo ne kadar romantik, ne kadar otantik, ne kadar organik. Biz yapsak, bi salon tutamamış mı fakir.

100 Kadına hayatta yapmak istediği 100 şeyi soramadık, çünkü birinci sorduğumuz kadın hala susmadı

Otobüs tıklım tıklım şoför bile ayakta gidiyor, teyze de pis pis bana bakıyor. Lan ayaktayım zaten, ne yapayım öleyim mi teyze ya.

Kız arkadaşımı o kadar seviyorum ki eskimesin diye başkalarının kız arkadaşlarını kullanıyorum

Ulan Zaten Evde Üç Kişiyiz sabah Annemin Dediğine Bak; '' Kahvaltıya Neden KATILMADIN '' Katılmadın Ne Ya ? Sanırsın ki Ziyagil Köşkündeyiz.

Cep telefon'un daki büyük tehlike, "Bak sana kimi veriyorum."

ÇIKIŞA GEL' 17 Eylül'de tüm okullarda vizyonda

Çocuğa kaç doğumlusun diyorum 2002 diyor. 2002'de insan mı doğar lan,olsa olsa 2002 model araba olur. Bu doğum olayları 90'larda bitmeliydi.

Evde ayakkabıyla gezen yabancılar, tam çıkarken bir şey unutup, tekrar eve girerken ayakkabıları çıkarmayıp halıda emekleme keyfini bilemez.

Eğer bir kızın profil fotoğrafları belden yukarı ise kısa boylu, omuzdan yukarı ise şişman, sadece gözleri görünüyorsa kaçın! :D

Çay benden tatlı olmasın diye çayı şekersiz içtiğim doğrudur.

Trabzon'da adamın teki 127 yaşında ilk defa hastalanmış. İnsan biraz kendine dikkat eder.

Yurtta kalan 2 arkadaştan biri dışarı çıkınca diğeri ona ' bana yurtdışından çikolata getir ehe mehe ' diye espri yapıyor mudur ?

Biri bana gül verse oturur reçel yaparım o derece unuttum bu işleri.

Elma dersem Sev, armut dersem Gel, Avakado dersem mal gibi bakarsın dimi mk fukarası hayatında avakadomu gördün.

Arkadaşlarımın telefonumu kurcalamasından nefret ediyorum.. belki özel bişey yok? belki mesaj kutusu bomboş? bakıcaksınız utanıcam sonra.

Otobüste filmIere özenip başımı cama koyup biraz duygusallık yaşayayım dedim saniyede 60 defa başımı cama vurdum.

Ne kadar fizikçi, felsefeci, bilim insanı gelirse gelsin, funda arar'ın "Bana ben olalı sana seninim" sarkı sözünü çözemez

Merdivenlerden düştüğümü görüpte düştünmü diye soran mal, yok düşmedim benim iniş tarzım böyle.

Her şey zamanla geçer diyenin ağzına ıslak odunla vurasım, sonra da “zamanla geçer” diyesim var.

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Aşk Sözleri - En Güzel Aşk Sözleri
Yazar: RasitTunca - 08-22-2018, 09:47 PM - Forum: Güzel Sözler - Yorum Yok




AŞK SÖZLERİ - EN GÜZEL AŞK SÖZLERİ

Aşk sözleri, güzel aşk sözleri, en güzel aşk sözleri, aşk mesajları, güzel aşk mesajları, en güzel aşk mesajları, sevgi sözleri, güzel sevgi sözleri, en güzel sevgi sözleri, aşık sözleri, güzel aşık sözleri, en güzel aşık sözleri

Seni her düşündüğümde kalbime bir yıldız çiziyorum. Benim şimdi kaç yıldızım var biliyor musun? Benim artık bir gökyüzüm var..

Bir şiir yaz bana içinde alabildiğince mutluluk olsun ayın gölgesinde unutulan sevgi tohumlarıyla yeşere dursun veya bir şarkı söyle özlemimdeki sevgiliyi anlatsın yağan yağmurlarla ıslanan bedenimi parlayan gözleriyle kurulasın.

Ne seni unutturacak kadar zaman geçecek ne de geçen zaman seni unutturmaya yetecek bırakıp gitsende unuturum sanma zaman alışmayı öğretir unutmayı asla.

Sevmiyorum şu saatin sesini,akmasın dursun zaman.herşeyin bir öncesi ve sonrası vardır derler ya; YALAN. senden önce vardım belki ama aşkım senden sonra olmayacağım inan.

Birgün bana soracaksın,beni mi yoksa hayatı mı daha çok seviyorsun diye. hayatı diyeceğim, küsüp gideceksin ama hiçbir zaman bilmeyeceksin ki benim hayatım sensin.


Mürekkepten denizler, kağıttan gemiler yaptım. Sonra ismini her yere yazdım. İsmini yazınca seni sevdiğimi sandın, ben seni sevmedim sana taptım!..


Bugün her zamankinden farklı bir şey yapayım dedim olmadı yine sana defalarca aşık olup seni düşündüm...

Yedi ayrı iklimden yedi çesit arı getirseler yedi çesit arı yedi ayrı çiçeği dolaşsa yedi ayrı çiçekten bal yapsa senin kadar tatlı olamaz...

Ben seni dün sevmedim çünkü dün geride kaldı, ben seni bugün de sevmeyeceğim çünkü bugün de bitecek; ben seni yarın seveceğim çünkü yarınlar hiç bitmeyecek!

Ağzımdan çıkacak söz olsan konuşmam, gözümden akacak yaş olsan ağlamam, kalbime hapsettim seni hiçbir yere bırakmam!

Güneşin doğduğu da bir gerçek battığı da... Kalbimin attığı da bir gerçek, günün bittiği de... Ne çıkar tüm gerçekleri saysak tek tek. Seni seviyorum, işte o en büyük gerçek...

Aşk kaçmaktan çok kovalamak, görmekten çok özlemek, gitmekten çok beklemek, dokunmaktan çok düşünmektir.Ve aşk öyledirki nerde imkansız varsa onu seçer.

Sen benim incimdin. parıldayan masum güzelliğinle seni sarp kayalıklardan tırnaklarımla kazıdığım bir istiridyede bulmuştum. ve bir daha kaybetmiyeyim diye kalbimin derinliklerine gömdüm.

Ağırdır sevmelerim her yürek taşıyamaz, büyüktür umutlarım her omuz kaldıramaz, her şey olur da şu kalbim, bir tek sensiz olamaz.

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Anlamli Sözler
Yazar: RasitTunca - 08-22-2018, 09:44 PM - Forum: Güzel Sözler - Yorum Yok




ANLAMLI SÖZLER


Ve… Birgün herkes ɑnlɑr, sevdiğinin kıymetini… Amɑ gidince, Amɑ bitince,
Amɑ ölünce… Kısɑcɑ; İş işten geçince!

Her kadına sahip oImaya çaIışan adam bir kadına hasret kaIır! Bir kadına
sahip oIan adam; her kadını kendine hayran bırakır.

Pahalı parfümleri bir kenara bırakın insan güven kokmalı…

Ağaç ne kadar yüksek olursa olsun,yaprakları yine de yere düşer…

Aklımızdaki İnsan yanımızda Olsa Hepimiz MUTLU Olurduk.

Kar taneleri ne güzel anlatıyor, birbirlerine zarar vermeden de yol
almanın mümkün olduğunu.

Ertelemek yaşamın mayasını kaçırır. Kızdıysan bağır, sevindiysen söyle,
özlediysen arkasından koş.

Belki yağmura da gerek kalmazdı, insanlar bu kadar kirli olmasaydı.

Aynı dili değil,aynı duyguyu paylaşanlar anlaşabilir.

Söz sizin ağzınızda olduğu sürece, sizin esirinizdir. Söz ağzınızdan
çıktıktan sonra, siz onun esiri olursunuz.

Mutluluğu herkesle paylaşabilirsin ama acıyı paylaştığın insanlar
özeldir…

İnsanın büyüdükçe mi artıyor dertleri, yoksa; insan büyüdükçe mi anlıyor
gerçekleri!

Kendini Ne Kadar Büyük Görürsen Gör. Bende Sadece Gözümün Gördüğü
Kadarsın. Ötesi Yok..

Bu gece, seni üzen şeyleri düşünerek uyuma, bir gün, biriyle, daima
mutlu olacaığını düşünerek uyu. Çünkü mutlaka bir gün, biriyle, daima
mutlu olacaksın..

”Önüne çıkana engel dersen, takılıp düşersin; basamak dersen, bir
basamak yükselirsin”

Kime ne emanet ettiysek, Ya kırdı, yada kaybetti.. Anladım ki emanete en
güzel bakan ”ALLAH” ‘ idi..

Bir insana tamamen güvendiğinizde iki sonuçtan birini elde edeceğiniz
kesindir. Ya yaşam boyu dost, ya hayat boyu bir ders..

Susarak kazandığın değeri, boş konuşarak harcama..

“Paranla şeref kazanma, şerefinle para kazan ki; paran bittiğinde,
şerefin de bitmesin.” – Nicanor Parra

“Para ve insan arasındaki karşılıklı ilişki şöyledir: İnsan paranın
sahtesini yapar, para da insanın.” – Benjamin Franklin

“Hayatta daima gerçekleri savun! Takdir eden olmasa bile, vicdanına
hesap vermekten kurtulursun.” – Che Guevara

“Hayattaki en büyük zafer hiçbir zaman düşmemekte değil, her düştüğünde
ayağa kalkmakta yatar.” – Nelson Mandela

“Her insan, yapmadığı tüm iyiliklerden suçludur.” – Voltaire

“Mutlu olmayı yarına bırakmak, karşıya geçmek için nehrin durmasını
beklemeye benzer ve bilirsin, o nehir asla durmaz.” – Grange

“Kadınlar sözleriyle değil, gözleriyle konuşur aslında. Bu yüzden onları
anlamak için dinlemek yetmez, izlemek gerek yalnızca.”

Birinin uykusundan önce ettiği duada yer almak, hayatta olabileceğin en
güzel yerlerdendir. (iyi gecelere yaz bunu

İnsanların, senin hakkında ne düşündüklerini önemsemeyerek, ömrünü
uzatabilirsin mesela. – Bukowski

Tembelliğin tadını bir kez aldınız mı ne kadar uğraşırsanız uğraşın
sonsuza dek bırakamazsınız. – A. Kubin,The Other Side

Güzeli güzel yapan edeptir, edep ise güzeli sevmeye sebeptir! – Mevlana



Her alışkanlık elimizi
daha becerikli, aklımızı ise daha beceriksiz hale sokar. – Nietzsche

Edepli edebinden susɑr, edepsiz de ben susturdum zɑnneder. – Mevlɑnɑ

Her seven isimsiz bir kɑhrɑmɑndır ve insɑn, sevebildiği kɑdɑr insɑndır!

Unutmɑ; Her gelen sevmez.. Ve hiçbir seven gitmez. -Nɑzım Hikmet

Affetmek geçmişi değiştirmez ɑmɑ geleceğin önünü ɑçɑr. -Pɑul Boese

İnsɑn en çok kɑçtığı şeyden ɑslɑ kurtulɑmıyor.” -Mɑrcel Proust

İnsɑnlɑr değişmez değişen tek şey şɑrtlɑr ve çıkɑrlɑr.

Bɑzen gerçek duymɑyɑ ihtiyɑcımız olɑn son şeydir. -The Flowers of Wɑ

Her elini sıkɑnlɑ dost, her cɑnını sıkɑnlɑ düşmɑn olmɑ.

Sɑvɑşı zenginler çıkɑrır, yoksullɑr ölür. -Sɑrtre

Kuşkusuz en büyük ön yɑrgı, etrɑfımızdɑki herkezi “insɑn” sɑnmɑmızdır..
-Bukowski

Bir şeyi kɑybedeceğinizi ɑnlɑdığınız zɑmɑn çok seversiniz.. -The
Grifters

Yɑşɑdığın yeri cennet yɑpɑmɑdığın sürece kɑçtığın her yer cehennemdir.

Bu dünyɑdɑki tek servet ɑilendir. Pɑrɑdɑn ve kudretten dɑhɑ önemlidir.
-Godfɑther

İnsɑnlɑrɑ güvenip yolɑ çıkɑnlɑr yɑrı yoldɑ kɑlırlɑr. -Godfɑther

Hɑyɑttɑ hep mutlu olursɑm, hɑyɑlini kurɑcɑk neyim kɑlır?

Bir kɑdının ɑklındɑkini yɑpmɑsını; Sɑdece geciktirebilirsin,
Engelleyemezsin..!

Fɑzlɑ büyütme kendini, en fɑzlɑ sevebildiğim kɑdɑrsın; dɑhɑsı yok…

Hiç özlemiyor gibi dɑvrɑnmɑk, dünyɑnın en zor şeyi. -Cedric

En ɑnlɑmlı bɑkış, bir çift ıslɑk gözde sɑklıdır.

Hɑyɑl kurmɑzsɑn hɑyɑl kırıklığı dɑ olmɑz. Üzülmezsin işte. -Suskunlɑr

Çocuklɑrınızɑ zengin olmɑyı değil, mutlu olmɑyı öğretin. Böylece,
hɑyɑtlɑrı boyuncɑ sɑhip olduklɑrı şeylerin fiyɑtını değil, kıymetini
bilirler.

Mükemmel kişiyi ɑrɑmɑktɑn vɑzgeç. Tek ihtiyɑcın olɑn sɑnɑ sɑhip olduğu
için şɑnslı olduğunu düşünen biridir.

Umudunu yitirme, Şu hɑyɑttɑ bir şeyin bitişi, her zɑmɑn bɑşkɑ bir şeyin
bɑşlɑmɑsınɑ sebep olmuştur..

Hɑyɑt, bir fotoğrɑf mɑkinesi objektifi değil. Ne yɑzık ki; her kɑresinde
gülemiyorsun…

Herkes bir yɑşɑm seçer ve seçtiği yɑşɑmın bedelini öder…

Seni hayallerine ulaştıracak en önemli şey, cesaretindir.

Yɑrın öleceğimizi bilsek, tüm kırgınlıklɑrı unuturuz; ɑmɑ biz sonsuzɑ
kɑdɑr yɑşɑyɑcɑkmış gibi kırıcı ve gururluyuz.

Yɑnlış bildiğin yoldɑ; herkesle yürüyeceğine, doğru bildiğin yoldɑ; tek
bɑşınɑ yürü…

Bir insɑnın, bir insɑnɑ verebileceği en güzel hediye; onɑ ɑyırɑbileceği
zɑmɑndır…

Sevmek için “yürek” sürdürmek için “emek” gerek…

Üstɑdɑ sorɑrlɑr sevgi mi nefret mi diye, “nefret” diye cevɑp verir ve
ekler; çünkü onun sɑhtesi olmɑz.

Dokunɑmɑdığın birini özlüyorsɑn, özlediğin kɑlbine dokunmuştur çoktɑn.

Yɑşɑdığın yeri cennet yɑpɑmɑdığın sürece, kɑçtığın her yer cehennemdir.

Herkes bir yɑşɑm seçer ve seçtiği yɑşɑmın bedelini öder…

Aslɑ vɑzgeçmeyin, kɑybedenler yɑlnızcɑ vɑzgeçenlerdir.

Bɑzı insɑnlɑr yɑğmuru hisseder, bɑzılɑrı ise sɑdece ıslɑnır.

10 kilitli kɑpıdɑn dɑhɑ güvenlidir bɑbɑnın evde oluşu.

Hiç bir cɑnın ɑcısı, senin ɑcındɑn ɑz değildir.

Hangi yaşta ölürsek ölelim, tamamlanmamış cümlelerimiz olacak. (Furuğ
Ferruhzad)

Her insanın yüreğinin bir yerinde ışık vardır… hem de pırıl pırıl…

Belki hiç bir şey yolunda gitmedi; ama hiçbir şey de beni yolumdan
etmedi!

Benim “olsun”larım vardı,onun “olmaz”ları…Benim “hadi”lerim vardı,onun”
dur bi sabretl”leri…Tempomuz farklıydı.Ben hayatı zamanı kalmamış gibi
panikle yaşardım,o ise sanki sonsuzmuş gibi erteleyerek…

Anlamlı sözler, anlamlı güzel sözler, güzel sözler, anlamlı söz, mantıklı sözler, fikirsel sözler, felsefi sözler, güzel sözler

Yaşamak için yemelisin,yemek için yaşamamalısın.
Cicero

Yaşamın gayesi; hoşa gitmeyen şeylerden kaçmak değil,hoşa gitmeyen şeyleri yenmektir.
Forester

Yanılgı insanlar içindir; ancak silginiz kaleminizden önce bitiyorsa, fazlaca yanlış yapıyorsunuz demektir.
J. Jenkins

Yaşamın uzunluğu değil, nasıl yaşanıldığı önemlidir.Güzel Sözler
M.L.King

Yıpranmak paslanmaktan iyidir.
Bishop Cumberland

Yapılırken heyecan duyulmayan işler başarılamaz.
Emerson

Yarın sabah,ne sevdiğiniz kişilerin yüzleri ne de kendi yüzünüz aynı olacaktır.
Leo Buscaglia

Yaşadığımız her an kendi hakkını ister.
Goethe

Yazana zahmet vermeyen yazı, okuyana da zevk vermez.
S.Johnson

Yerinde söz söyleyen,özür dilemek zorunda kalmaz.
Fatih Sultan Mehmet

Yeteri kadar nedeniniz varsa, her şeyi yapabilirsiniz.
Jim Rohn

Yiğitlik intikam almak değil, tahammül etmektir.
Shaekespeare

Zamanında bir adım atmayan tembel, sonradan yüz adım atmak zorunda kalır.
Giovio

Zulüm yanan ateş gibidir, yaklaşanı yakar;Kanun ise su gibidir, akarsa nimet yetiştirir.
Yusuf Has Hacip

Yüksek tepelerde hem yılana, hem kuşa rastlanır; birisi sürünerek, öteki uçarak yükselmiştir.
Cenab Şahabettin

Yüzünü Güneşe çeviren insan,gölge görmez.Bilgicik.Com
Helen Keller

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Ağlatan Sözler
Yazar: RasitTunca - 08-22-2018, 09:40 PM - Forum: Güzel Sözler - Yorum Yok



AĞLATAN SÖZLER

Ağlatan sözler, ağlatan güzel sözler, duygusal sözler, dramatik sözler, ağlayan sözler, acı sözler

Şimdi resmin elimde içiyorum sakince bana dediğin sözler aklıma gelince çıldırıyorum yerimde bu nefreti bana verdin ya lanetim senin olsun..

Ağlayan Gecelerimin Melodisi Oldunmu Hiç? Ağlayan Gözlerimi Sildinmi Hiç? Ağlatmak içinmi Buldun Beni insafsız!

Bir Sonraki Sessizliğim Senin için güzelim Zamansız gelen Ayrılıklar Kalbimi Yaralar Ağlayan gözlerim elbet birgün Aşk Acısı için değil Hayat Acısı için Ağlar.

Ben Sana Kalbimi Değil Hayatımı verdim ben Sana Yarınımı Değil Umutlarımı Verdim Ben Sana Adımı Değil Sevgimi verdim insafsız!

Gül şimdi Ağlayan Gözlerime Bakarak güL! Yarınların için güL Çektiğim Acılar için güL Sen hep güL Beni Düşünme Gülüm…

ben hayata Adınla Başladım Sevginle gözlerimi Açtım, Şimdi Sevginle Ağlıyorum Adından nefret Duyuyorum..

Bir gün Ölürsem haberim Sana Gelirse Mezarımın başına Sakın Gelme Sadece Elini Kalbine Koy Ve özür dile belki ozaman mutlu olurum..

Sıkıyor içimi bir parçan nefes alamıyorum o an! Ağlayan gözlerim Oldu Duman beni kendi Halime Bırak Oldun Artık Yalan!!!

Biliyorum Sen bir meleksin Fakat Yanlış Sınıftasın Sen Sadece Bir Şeytansın!!!

Geçirdiğimiz günlerde güldüğümüz yerlerde şimdi hazan rüzgarları esiyor gidiyorum rüzgarın estiği yere…

Bırak hayatım Bana kalsın Al Anılar Sende Kalsın ver Sevgimi belki ozaman Anlarsın!

uykusuz gecelerimde göz yaşlarımla yazdım adını kalbime güneşsiz günlerimde kanımla suladım resimlerimizi yeniden gelirsin diye!

ben öLümüne Sevdim Seni Sen öLümden kaçtın benim için Ben Sadece öLümü Sevmişim Senin için!

Hadi git Durma eller anlar belki değerini benden ayrılınca bendeki değerin yok artık bunu unutma eller değerini bulsun belki mutlu olursun!

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Beni iyi dinle kızım
Yazar: RasitTunca - 08-22-2018, 09:33 PM - Forum: Şiirler Şarkılar - Yorum Yok

[attachment=47966]

Beni iyi dinle kızım.

Hep yanında olamayabilirim senin. Ruhum seninle olsa bile, kimbilir belki erken veda eder bedenim. Dünyanın binbir türlü hali var kızım ve insanların binbir yüzleri. İnsanlara adım atmadan önce emin ol kızım, niyetlerinden, samimiyetlerinden, gizlediklerinden. Dostun az, mesafen ise çok olsun insanlarla. Bana sarıldığın gibi, kendine sarılmayı da öğren. Her canın yandığında bana koştuğun gibi, ayakta durmayı da öğren. Sana sevgiyi anlattığım kadar belki anlatamadım kötülüğü. Ama hislerine güven kızım. Şüphe duyduğun her şeyden uzak dur. Sana ellerimin sıcaklığını ve gözlerimin sevgi dolu bakışlarını bırakıyorum. Bir gün bir erkeği sevecek olursan eğer, gözlerinde bu derinliği ve içinde bu sıcaklığı ara kızım. Sana duam o'dur ki ; ben seni Allah'ın bir hediyesi gibi sevdim, benden sonra da seni öyle sevsinler kızım.

(Uğur Gökbulut)

Bu konuyu yazdır

Oku-1 İsmail Hakkı Bursevi Şiirleri
Yazar: RasitTunca - 08-22-2018, 07:05 PM - Forum: Şiirler Şarkılar - Yorum Yok

[attachment=42956]

İsmail Hakkı Bursevi (k.s.)
Hicri 1060 senesi Zilkade başlarında Miladi 14 Eylül 1652 yılında bir Pazar günü Aydos´ ta dünyaya teşrif etmiştir.İsmi İSMAİL , lakabı HAKKI dır. Otuz seneden fazla ikamet ettiği Bursa´ da Hakka yürüdüğü için ve aynı zaman da Mesnevi şarihlerinden İsmail Ankaravi´ den ayırmak maksadıyla Bursevi nisbesiyle anılmıştır. İslami ilimlerde derin bilgiye sahip bulunması ve çok sayıda eser vermiş olması yanında tasavvuf sahasında şöhret bulmuş Celvetiye tarikatı mürşidlerindendir.Ruh´ul-Beyan Tefsiri müellifi olarak tüm İslam aleminde tanınmıştır. Alim, mutasavvıf, şair, hafız, bestekar, hattat olarak birçok üstün vasfıyla ilim camiasında bilinir.
Yedi yaşında anadan öksüz kalan İsmail Hakkı Hz. lerinin babası İstanbul´un Aksaray mahallesinde sakin iken büyük yangında evi yanıp kül olduktan sonra Aydos´a yerleşmiştir. Babası Mustafa bin Bayram bin Hüdabende İstanbul ahalisinden olup, o zaman için devlet erkanından pekçoğunun da bağlı bulunduğu Zakirzade´nin halifesi, Celveti meşayihinden Atpazari Osman Efendi diye şöhret bulan Şumnu´lu Osman Efendi´ye intisab etmiştir.İsmail Hakkı Hz.lerinin ileride şeyhi olacak olan bu Zata babası küçük yaşlarda İsmail´i getirmiş elini öpüp duasını almasını temin etmiştir. Büluğ çağına geldiğinde, Osman Efendinin Halifelerinden Abdülbaki Efendi´den okumağa başlamış, tahsili bir hayli ilerlemiş, İstanbul´a gitmesinden sonra dayanamayarak O da bir müddet sonra arkasından gelmiş, huzura dahil ve muradına nail olmuştur. İsmail Hakkı Hz. leri mürşidi Osman Fazlı (K.S.)´in terbiyesi altında, İslam´ı her şeyiyle yaşamaya azami gayret eden mümin bir babanın himayesine manevi havayı teneffüs ederek büyümüştür.Tahsilini İstanbul´da ikmalden sonra tasavvuf yoluna sülük ile feyiz ve kemal kazanmış ve bir çok fazıl insanlar yetiştirmiştir.
1092 tarihinde halkı irşad etmek, talebe yetiştirmek, tedris ile meşgul olmak, camilerde vaazı nasihatta bulunmak, cemiyet ahlakını takviye etmek, kısaca emr-i bil ma´ruf, nehy-i anil münker vazifesi ile Köprülü´ye, oradan da 1093 tarihinde Üsküb´e gitmişler ve bir müddet orada da bulunmuşlardır.
İki defa Osmanlı ordusu ile sefere çıkarak fiilen savaşa katılmışlardır. İki defa da ziyarete mazhar olmuşlardır.
1096 tarihinde Bursa´ya gelmişlerdir.Üstadlarının Kıbrıs adasında Magosa kalesine nefyi kendilerini çok üzmüş ve ayrılığına dayanamayarak ziyaretlerine gitmiştir.Hazret buna çok memnun olmuş, kendilerine büyük himmet ve lütuflarda bulunmuş, sırr-ı tevhidi o zaman anlamıştır.
Azizin 1102 tarihinde vaki olan vefatına ziyade mükedder olarak şu tarihi beyti söylemiştir. Hayfa hasretle didim tarihin Eyledi ahir Azizim elveda... (1102)
İsmail Hakkı Hazretleri bundan sonra bir müddet Bursa´da ikamet etmişler vaaz, nasihat ve neşr-i tarikatla meşgul olmuşlar, (1111)´de Hac´ca gitmişlerdir. O sırada yazdığı Esrar-ı Hac kitabı ile bazı kitapları zayi olmuştur. (1129)´da olunan manevi işaret üzerine Şam´a gitmişler, manen Şeyhü´l-Ekber Muhyiddin-i Arabi Hazretlerinin iltifa´tına mazhar olmuşlardır. Kitabü´l-Hitab , Kitab´un Necat , Amme Tefsiri´ni bu sırada te´lif buyurmuşlardır.
Üç sene sonra yine işaret-i manevi ile dönmüşler, Üsküdar´da mekan tutmuşlardır.Burada da boş durmayıp, büyük küçük otuz kadar eser yazmışlardır.
İsmail Hakkı Bursevi (K.S.) ömrünün en ufak bir anını boşa geçirmemiş, sa´y ve gayretten geri durmamış, gah te´lifat ile gah Kayahan, Orhan, Ulu Cami gibi mabedlerde vaaz ve nasihatta bulunmuş, dergahında Tefsir ve Buhari-i Şerif okutmuş, terbiye-i salikan ve irşad-ı taliban ile sohbet ve müşküllerini hal için buluşmuştur. Zaman zaman asrın sufi, mürşid ve ilim adamları ile de buluşup sohbet buyurmuşlardır.
İrtihaline yakın te´lif buyurduktan eserlerin çokluğuna bakılırsa, harika olduğuna ve keramat-i ammelerinden bulunduğuna şüphe edilemez. Kerametleri pek çok ve meşhur olup burada sayılması mümkün değildir. Haklarında bir hayli menkıbeler yazılmış olup, bazıları ise kendi eserlerinde sülukları esnasındaki hallerini beyan sırasında bi´l-münasebe zikredilmiş olduğundan arzu eden zevat-i kiram onlara müracaat edebilirler. Hazretin terceme-i hali, bir kaç muazzam cildi ihtiva eder. Bilhassa silsile-i namelerinde ve eserlerinin çoğunda tafsilatlıca ma´lumat mevcuttur.
Hanımı, "Acaba hangimiz daha evvel irtihal edecek " diye merak edermiş.Bir gün; "Aman efendim! Bu kadar kitaplar yazıyorsunuz bir kelam-ı kadim yazıp da bu cariyenize inayet buyursanız," diye ricada bulunmuş. "Bir kaç gün çilehanemize girme de, yazalım" buyurmuşlardır. iki üç gün sonra kadıncağız merak edip gizlice gelir kapıyı açar. Görür ki kırk kadar İsmail Hakkı yazı yazıyor. Hayrette kalır.
Cenab-ı İsmail Hakkı Hazretleri (k.s.) işte böyle müstesna bir hayat yaşamakta iken 75 yaşlarında 14 Zilkade 1137 tarihinde alem-i cemale intikal etmiş ve inşa ettirdikleri Mescid ve Dergah-ı Şerifin mihrabı önünde Rahmet-i Rahman´a emanet edilmiştir...Türbe Bursa´nın tarihi bölgesinin ortasında Tuz Pazarı civarında olup ziyaretgahdır.

İsmail Hakkı Bursevi Şiirleri

Şiir

İlâhî, abd-i âsîyim
Kerem eyle, kerem eyle
Acep bir kalbi kâsiyim
Kerem eyle, kerem eyle

Çü isyan bahrine daldım
Vücûdum zenb olup doldum
Mededsiz, çaresiz kaldım
Kerem eyle, kerem eyle

Nice dem ihtizârım var
Çü bülbül âh ü zarım var
Be-gâyet ıztırâbım var
Kerem eyle, kerem eyle

Bu Hakkı kuluna yâ Hak
Nigâh-ı rahmetinle bak
Bu durur şânma elyak
Kerem eyle, kerem eyle


Şiir

Ey pâdişâh-ı zü´1-kerem
Lütf eyle bu bî-çâreye
Cûdun yanında katreyem
Feyz eyle bu âvâreye

Açtın inayetten kapu
Dedin bize lâ taknatu
Senden ümîd eyler kamu
Hiç kimse girmez araya

Âciz benim, kudret senin
Âsî benim, rahmet senin
Hasta benim, şerbet senin
Sen merhem ur bu yaraya

Yâ Rab, be-dermân-ı Habîb
Aşkın dile eyle tabîb
Der Hakkı, takva kıl nasîb
Bu nefsimiz emmâreye

Şiir

Yâ İlâhî, kasırım şükründe ben
Kul senin ihsan senin gufran senin
Ehl-i taksîrim senin yolunda ben
Kul senin ihsan senin gufran senin

Bunca isyan eyleyip dönsem sana
Ol nefes karşı gelir lütfün bana
Seıi bir ulu pâdişâh ben bir gedâ
Kul senin ihsan senin gufran senin

Söylenir vasfına Rabbü´l-âlemîn
Gâfirü´z-zünûb u hayrü´r-râhimîn
Eyle Hakkı ´ya keremler yâ Mu ´în
Kul senin ihsan senin gufran senin

Bu konuyu yazdır

Siir-1 Arif Nihat Asya Şiirleri
Yazar: RasitTunca - 08-22-2018, 06:56 PM - Forum: Şiirler Şarkılar - Yorum Yok



Arif Nihat Asya Şiirleri


Arif Nihat Asya Şiirleri
Arif Nihat Asya (1904 - 1975)
Türk Edebiyat Tarihi´ne "Bayrak Şairi" olarak adını yazdıran Arif Nihat Asya, 7 Şubat 1904 yılında Çatalca´nın İnceğiz Köyü´nde dünyaya geldi. Babası Tokatlı Zîver Efendi, annesi Tırnovalı Fatma Hanımdır. Nihat Asya bir aylıkken babasının ölümü üzerine, akrabalarının himayesinde büyümek zorunda kaldı. İlköğrenimine köyünde başladı fakat daha sonra İstanbul´a geldi. Önce Haseki Mahalle Mektebi´ne daha sonra Gülşen´i Maarif Rüştiyesi´ne devam etti. Yatılı olarak girdiği Bolu Sultanisi kapatılınca, Kastamonu Sultanisi´ne aktarıldı. Liseyi bitirdikten sonra, İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu nun Edebiyat Bölümü nden mezun oldu.

Milli Mücadele Dönemi´nde Ankara´da bulundu. Bu dönem onun şiire başladığı, Türklük ve vatan aşkı ile şiirler kaleme aldığı tarihlerdir. 1828 yılında Darülmuallimin´i Aliye´den edebiyat öğretmeni olarak mezun oldu ve Adana kolej ve öğretmen okullarında edebiyat öğretmenliği ve yöneticilik yaptı. 1948 yılında Edirne´ye tayin edildi. 1950-54 döneminde Adana Milletvekilliği, 1954 yılında Eskişehir milletvekilliği yaptı. 1962 yılında ise Ankara Gazi Lisesi´nden emekli oldu. 5 Ocak 1975 tarihinde Ankara´da vefat etti.

Edebiyatımızda Bayrak şairi olarak tanınan Asya, Bayrak şiirini Adana nın kurtuluş günü olan bir 5 Ocak ın heyecanı ile yazdı. Bir çok dergi ve gazetelerde yazılar yazdı. Şiirlerinde hece, arûz ve serbest vezinleri kullanan Arif Nihat, nazmın her tür ve şekliyle eserler vermiştir. Fikrin ağır bastığı şiirlerinde milliyetçilik konusu büyük bir yer tutar. Çok renkli ve değişik biçimli şiirler yazmış olan Asya, son şiirlerinde biraz da mistisizme yönelmiştir. Şiirinde daima bir yenileşme çabası içinde olan şair, etkilerden uzak kalarak kendine özgü bol renkli şiir dünyasını yaratmıştır.

Güzel ve zarif benzetmelerin yanı sıra, keskin zekâsının, şakacı mizâcının mahsûlü olan nükteleri, hicivleri, kelime oyunları üslûbunu tamamlayan önemli unsurlardır. Tarihimizin şanlı sayfalarını şiirleştiren şair, Rubai türünün yeni Türk edebiyatında önemli şahsiyetlerinden kabul edilir. Bayrak ve vatan, onun mısralarında en usta anlatıcısını bulmuştur.

Şiir Kitapları: Heykeltraş (1924), Yastığımın Rüyası (1930), Ayetler (1936), Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor (1946), Rubaiyyat-ı Arif (1956), Enikli Kapı (1964), Kubbe-i Hadrâ (1956), Kökler ve Dallar (1964), Emzikler (1964), Dualar ve Aminler (1967), Aynalarda Kalan (1969), Kanatlar ve Gagalar (1946), Kıbrıs Rubaileri (1964), Avrupa´dan Rubailer (1971), Kova Burcu (1967).


Anne

İlk kundağın
Ben oldum, yavrum;
İlk oyuncağın
Ben oldum!

Acı nedir
Tatlı nedir... bilmezdin...
Dilin damağın
Ben oldum!

Elinin ermediği
Dilinin dönmediği
Çağlarda, yavrum
Kolun kanadın
Ben oldum
Dilin dudağın
Ben oldum

Belki kıskanırlar diye
Gördüklerini
Sakladım gözlerden
Gülücüklerini...
Tülün duvağın
Ben oldum!

Artık isterlerse adımı
Söylemesinler bana
"Onun annesi" diyorlar...
Bu yeter sevgilim, bu yeter bana!

Bir dediğini iki
Etmiyeyim diye öyle çırpındım ki
Ve seni öyle sevdim sana
O kadar ısındım ki
Usanmadım, yorulmadım, çekinmedim
Gün oldu, kırdın...
İncinmedim;
İlk oyuncağın,
Ben oldum, yavrum
Son oyuncağın
Ben oldum...

Layık değildim
Layık gördüler
Annen oldum yavrum,
Annen oldum!


Kubbe-i Hadra

Kimi, boşlukta sızar asude;
Kimi, bekler gecelerden seheri..
Farkı yoktur gecenin gündüzden,
Ne çıkar yanmasa ufkun feneri
Tunç taslarda içerler kaderi
Bu ecel şerbetinin bekrileri.
Kim bilir, belki giden yolcuların
Bu sefer son seferi
Sisli gözlerde cihetler silinir,
Kimsenin kimseden olmaz haberi
Ne semavatı görürler, ne yeri
Bu ecel şerbetinin bekrileri.
İçlerinden biri vardır ki aba
Bilerek sırtına çekmiş kederi
Yolda lakin onu dimdik yürütür
Belde imanının altın kemeri
Gecenin, gölgelerin şaheseri
Bu ecel şerbetinin bekrileri.
Seslenir da veti bir meçhulün;
Bir nida der: İleri!
Ki nihayet bir ilahi gecenin
Kapısından süzülürler içeri
Ve aşarlar o karanlık kemeri
Bu ecel şerbetinin bekrileri.


Naat

Seccadeden kumlardı...
....................................
Devirlerden, diyarlardan
Gelip göklerde buluşan
Ezanların vardı!

Mescit mü´min, minber mümin...
Taşardı kubbelerden Tekbir,
Dolardı kubbelere "amin!"

Ve mübarek geceler, dualarımız,
Geri gelmeyen dualardı...
Geceler ki pırıl pırıl,
Kandillerin yanardı!

Kapına gelenler, ya Muhammed,
Uzaktan, yakından-
Mü´min döndüler kapından!

Besmele, ekmeğimizin bereketiydi;
İki dünyada aziz ümmet,
Muhammed ümmetiydi.

Konsun -yine- pervazlara
Güvercinler;
"hu hu" lara karışsın
Aminler...
Mübarek akşamdır;
Gelin ey Fatiha´lar, Yasin´ler!

Şimdi seni ananlar,
Anıyor ağlar gibi...
Ey yetimler yetimi,
Ey garipler garibi;
Düşkünlerin kanadıydın,
Yoksulların sahibi...
Nerde kaldın ey Resul,
Nerde kaldın ey Nebi

Günler, ne günlerdi, ya Muhammed;
Çağlar ne çağlardı;
Daha dünyaya gelmeden
Müminlerin vardı...
Ve birgün, ki gaflet
Çöller kadardı,
Halime´nin kucağında
Abdullah´ın yetimi,
Amine´nin emaneti ağlardı!

Hatice´nin koncası,
Aişe´nin gülüydün.
Ümmetinin gözbebeği,
Göklerin resulüydün...
Elçi geldin, elçiler gönderdin...
Ruhunu Allah´a,
Elini ümmetine verdin.
Beşiğin, yurdun, yuvan
Mekke´de bunalırsan
Medine´ye göçerdin.

Biz dünyadan nereye
Göçelim ya Muhammed
Yeryüzünde riya, inkar, hıyanet
Altın devrini yaşıyor...
Diller, sayfalar, satırlar
(Ebu Leheb öldü) diyorlar:
Ebu Leheb ölmedi, ya Muhammed;
Ebu Cehil, kıtalar dolaşıyor!

Neler duydu şu dünyada
Mevlid´ine hayran kulaklarımız:
Ne adlar ezberledi, ey Nebi,
Adına alışkın dudaklarımız!
Artık, yolunu bilmiyor;
Artık, yolunu unuttu
Ayaklarımız!
Kabe´ne siyahlar
Yakışmamıştır, ya Muhammed,
Bugünkü kadar!

Haset, gururla savaşta;
Gurur, Kafdağı nda derebeyi...
Onu da yaralarlar kanadından,
Gelse bir şefkat meleği...
İyiliğin türbesine
Türbedar oldu iyi!

Vicdanlar sakat
Çıkmadan yarına.
İyilikler getir, güzellikler getir
Adem oğullarına!

Şu gördüğün duvarlar ki
Kimi Taif´tir, kimi Hayber´dir...
Fethedemedik, ya Muhammed,
Senelerdir!


Ne doğruluk, ne doğru;
Ne iyilik, ne iyi...
Bahçende en güzel dal,
Unuttu yemiş vermeyi...
Günahın kursağında
Haramların peteği!

Bayram yaptı yabanlar:
Semave´yi boşaltıp
Save´yi dolduranlar...
Atını hendeklerden -bir atlayışta-
Aşırdı aşıranlar...
Ağlasın Yesrib,
Ağlasın Selman´lar!

Gözleri perdeliyen toprak,
Yüzlere serptiğin topraktı...
Yere dökülmeyecekti, ey Nebi
Yabanların gözünde kalacaktı!

Konsun -yine- pervazlara
Güvercinler;
"hu hu"lara karışsın
Aminler...
Mübarek akşamdır;
Gelin ey Fatiha´lar, Yasin´ler!

Ne oldu, ey bulut,
Gölgelediğin başlar
Hatırında mı, ey yol,
Bir aziz yolcuyla
Aşarak dağlar taşlar,
Kafile kafile, kervan kervan
Şimale giden yoldaşlar

Uçsuz bucaksız çöllerde,
Yine, izler gelenlerin,
Yollar gideceklerindir.

Şu Tekbir getiren mağara,
Örümceklerin değil;
Peygamberlerindir, meleklerindir...
Örümcek ne havada,
Ne suda, ne yerdeydi...
Hakkı göremiyen
Gözlerdeydi!

Şu kutu, cinlerin mi;
Perilerin yurdu mu
Şu yuva-ki bilinmez,
Kuşları hüdhüd müdür, güvercin mi, kumru mu -
Kuşlarını, bir sabah,
Medine´ye uçurdu mu

Ey Abva´da yatan ölü
Bahçende açtı dünyanın
En güzel gülü;
Hatıran, uyusun çöllerin
Ilık kumlarıyla örtülü!

Dinleyene hala,
Çöller ses verir:
"Yaleyl!" susar,
Uğultular gelir.
Mersiye okur Uhud,
Kaside söyler Bedir.
Sen de, bir hac günü,
Başta Muhammed, yanında Ebubekir;
Gidenlerin yüzbin olup dönüşünü
Destan yap, ey şehir!

Ebubekir´de nur, Osman´da nurlar...
Kureyş uluları karşılarında
Meydan okuyan bir Ömer bulurlar;
Ali´nin önünde kapılar açılır,
Ali´nin önünde eğilir surlar.
Bedir´de, Uhud´da, Hayber´de
Hak´kın yiğitleri, şehid olurlar...
Bir mutlu günde, ki ölüm tatlıydı;
Yerde kalmazdı ruh... kanadlıydı.

Konsun -yine- pervazlara
Güvercinler;
"hu hu"lara karışsın
Aminler...
Mübarek akşamdır;
Gelin ey Fatiha´lar, Yasin´ler!

Vicdanlar, sakat çıkmadan,
Ya Muhammed, yarına;
İyiliklerle gel, güzelliklerle gel
Adem oğullarına!

Yüreklerden taşsın
Yine imanlar!
Itri, bestelesin Tekbir´ini;
Evliya, okusun Kur´an´lar!
Ve Kur´an´ı göznuruyla çoğaltsın
Kayışzade Osmanlar!
Na´tini Gaalip yazsın,Mevlid´ini Süleyman´lar!
Sütunları, kemerleri, kubbeleriyle
Geri gelsin Sinan´lar!
Çarpılsın, hakikat niyetine
Cenaze namazı kıldıranlar!

Gel, ey Muhammed, bahardır...
Dudaklar ardında saklı
Aminlerimiz vardır!..
Hacdan döner gibi gel;
Mi´raç´tan iner gibi gel;
Bekliyoruz yıllardır!

Bulutlar kanad, rüzgar kanad;
Hızır kanad, Cibril kanad;
Nisan kanad, bahar kanad;
Ayetlerini ezber bilen
Yapraklar kanad...
Açılsın göklerin kapıları,
Açılsın perdeler, kat kat!
Çöllere dökülsün yıldızlar;
Dizilsin yollarına
Yetimler, günahsızlar!
Çöl gecelerinden, yanık
Türküler yapan kızlar
Sancağını saçlarıyla dokusun;
Bilal-i Habeşi sustuysa
Ezanlarını Davud okusun!

Konsun -yine- pervazlara
Güvercinler;
"hu hu"lara karışsın
Aminler...
Mübarek akşamdır;
Gelin ey Fatiha´lar, Yasin´ler!




DUA

Biz, kısık sesleriz... minareleri,
Sen, ezansız bırakma Allah ım!
Ya çağır surda bal yapanlarını,
Ya kovansız bırakma Allah ım!
Mahyasızdır minareler... göğü de,
Kehkeşansız bırakma Allah ım!
Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma Allah ım!
Bize güç ver... cihad meydanını,
Pehlivansız bırakma Allah ım!
Kahraman bekleyen yığınlarını,
Kahramansız bırakma Allah ım!
Bilelim hasma karşı koymasını,
Bizi cansız bırakma Allah ım!
Yarının yollarında yılları da,
Ramazansız bırakma Allah ım!
Ya dağıt kimsesiz kalan sürünü,
Ya çobansız bırakma Allah ım!
Bizi sen sevgisiz, susuz, havasız;
Ve vatansız bırakma Allah ım!
Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma Allah ım

Bu konuyu yazdır

Siir-1 Cemal Safi Şiirleri
Yazar: RasitTunca - 08-22-2018, 06:51 PM - Forum: Şiirler Şarkılar - Yorum Yok



Ağlarsın

Kırdığın kadehte kalan ömrümden,
Ağlarsın içtiğin yılları bilsen.
Hicrinle sararıp solan ömrümden,
Ağlarsın biçtiğin dalları bilsen.

Sefiller gücünü bende sınadı,
Kimi kaçık dedi, kimi bunadı;
Berdûş eleştirdi, sarhoş kınadı,
Ağlarsın düştüğüm dilleri bilsen.

Ar ettim sakladım uğraşlarımı,
Haberdâr etmedim sırdaşlarımı.
Gizlemek isterken gözyaşlarımı,
Ağlarsın seçtiğim yolları bilsen.

Felsefe böyledir dîvânelerde,
Teselli aranır bahanelerde,
Bir kadeh mey için meyhânelerde,
Ağlarsın döktüğüm dilleri bilsen.

Ateşe su dedim göz göre göre,
Aklım zavallıydı duyguma göre,
Bahtına şükretti Mecnûn bin kere,
Ağlarsın düştüğüm çölleri bilsen.


Ah Şu Şairliğim...

Elimle kuyumu kazdırdı bana,
Ah şu şairliğim olmaz olaydı!
Aklına eseni yazdırdı bana,
Bütün sırlarımı aleme yaydı;
Ah şu şairliğim olmaz olaydı! ...

Ona her gün güzel, her hava hoştu,
Sevgisiz hayatın manası boştu,
Gördüğü kısrağın peşinden koştu,
Uslanmak bilmeyen bir deli taydı;
Ah şu şairliğim olmaz olaydı! ...

Evimden barkımdan çözdürdü beni,
İşimden gücümden bezdirdi beni,
Bulutlar üstünde gezdirdi beni,
Bastığım yıldızlar hüsrana kaydı;
Ah şu şairliğim olmaz olaydı! ...

Ak yazımı baht-ı siyah eyledi,
Gençliğime yazık, günah eyledi,
Nerde akşam, orda sabah eyledi,
Serseri hayatı marifet saydı;
Ah şu şairliğim olmaz olaydı! ...

Alnım da açıktı, yüzüm de aktı,
Kimseye verecek hesabım yoktu,
Günah kervanımı pazara çekti,
Yükümde ne varsa, hepsini saydı;
Ah şu şairliğim olmaz olaydı! ...

Hayal aleminde gezmem dese de,
Seni bundan böyle üzmem dese de,
Bu gece, tek hece, yazmam dese de,
Sabaha çıkmadan sözünden caydı;
Ah şu şairliğim olmaz olaydı! ...


Ahu Gözlüm..

Ahu gözlüm böyle oyun
Duydum desem yalan olur.
Senden gayrı yare boyun
Eğdim desem yalan olur.

Erdim aşkın değerine,
Yandım derinden derine,
Seni bin leyla yerine,
Koydum desem yalan olur.

Akışlarda bu coşkuyu,
Nakışlarda bu dokuyu,
Çiçeklerde bu kokuyu,
Duydum desem yalan olur.

Vazgeç artık şu kuşkundan,
Ne umarsın bu şaşkından,
Ecel gelse yar aşkından,
Caydım desem yalan olur.

Aciz olmak ne beter şey,
Gene yoksun geldi hey hey,
Her bakışın bir kadeh mey,
Aydım desem yalan olur.

Dile kolay yedi sene,
Son diyorsun öl desene,
Yedi veren gül busene,
Doydum desem yalan olur.


Aklım Almıyor

Unutmak sevmekten kolay demiştin;
Olmuyor sultanım, kolay olmuyor.
Hepsi bir mevsimlik olay demiştin;
Dolmuyor sultanım, zaman dolmuyor...

Sen gittin kaderim düşman kesildi;
Alnına simsiyah mührü basıldı.
Bütün aynaların yüzü asıldı;
Gülmüyor sultanım sensiz gülmüyor...

Ben Allah'tan sonra seni överim
Seninle var oldu benim değerim.
Senden başkasını nasıl severim!
Almıyor sultanım, aklım almıyor...


Aklım Çıkıyor

İçmeden resmine bakamıyorum
Kırılırsın diye aklım çıkıyor
İçince karşına çıkamıyorum
Darılırsın diye aklım çıkıyor...

Korkarım derdimi sana dökerken
Utanır gözümden yaşlar akarken
Uzunca yazamam belki okurken
Yorulursun diye aklım çıkıyor....

Yakasız gömleği giysem eğnime
Biricik resmini koysam koynuma
Nezaman geçirsem ipi boynuma
Sarılırsın diye aklım çıkıyor.....

Her beden bir candan sorumlu sanma
Hey ! Ruhu kalbimi saran muamma...!
Benim bir kurşunluk işim var amma!
Vurulursun diye aklım çıkıyor....


Almina

Son günlerde ne yüzüme bakıyor
Ne bir selam veriyorsun almina!
Zahmet edip ne elimi sıkıyor
Ne bir hatır soruyorsun almina!

Madem hızlı yaşamayı severdin
Neden bana yar olmaya söz verdin?
Cambaz gibi kalpten kalbe tel gerdin
Maceraya yürüyorsun almina!

Ben yanarken hasretinin narında
Hoyrat eller bağlar bozdu bağında
Ben aklımı uğurlarken uğrunda
Sen sefalar sürüyorsun almina!

Seni gözden, seni sözden sakınıp
Sır vermedim dosta senden yakınıp
Hasretinle hergün biraz tükenip
Bittiğimi görüyorsun almina!

Koca bir yaz geçti gülmeden
Ben giderim sen insafa gelmeden
Hayatımla oynuyorsun bilmeden
Günahıma giriyorsun almina!

Telaşlanma kastettiysen canıma
Günden güne giriyorsun kanıma!
Bir atımlık barut kaldı sonuma
Muradına eriyorsun almina!


Ayrılık Nikahı

Seni bilmem ama ben kararlıyım
Şu garip sevdadan cayalım gitsin
Bu aşkta senden çok ben zararlıyım
Bir kumar oynadık diyelim gitsin

İçimde bir his var benden pes diyor
Olmayan duadan ümit kes diyor
Madem ki bahtımız böyle istiyor
Kaderin emrine uyalım gitsin

Seninle burcumuz tutsaydı keşke
Aslanlar bir başka yengeç bir başka
Yarını olmayan hayırsız aşka
Ayrılık nikahı kıyalım gitsin


Farzet ki bir rüya gördük ikimiz
Gerçekte bu hissi tanımadık biz
Böyle bir masalı yaşamadık biz
Bir varmış bir yokmuş sayalım gitsin

Marifet feleğin elinden çıkmış
Dünyada başka bir terzisi yokmuş
Keremi Aslıyı narına yakmış
Ateşten gömleği giyelim gitsin

Tiryaki gönlümde olmasın kuşkun
Tek sana müptela tek sana düşkün
Ardından bir ağıt yakalım aşkın
Adını elveda koyalım gitsin


Aysuda

Senden aşkı öğrenmeye talibim
Okut beni talebenim Aysuda
Kalp hastanım sensin benim tabibim
Acil'deki sıra benım Aysuda

O ne öfke o nasıl kaş çatıştır
Dilersen döv hiddetini yatıştır
Canevini aşkım ile tutuştur
Yakılacak çıra benim Aysuda

Siyah inci yarışırken benimle
Beyaz gülün rekabeti teninle
Nasıl şensem bahtiyarsam seninle
Sensiz bahtı kara benim Aysuda

Gözlerindir mor menekşe toplanan
Dudakların alevlerle kaplanan
Bakışınla yüreğime saplanan
Hançer sensin yara benim Aysuda

Olmaz olsun sarayımız köşkümüz
Dünya değer bizim meyli meşkimiz
Sultan Reşat lirasıysa aşkımız
Yazı sensin tura benim Aysuda

Sevdalının kaybettiği aklıdır
Divanedir ne söylese haklıdır
Defineler viranede saklıdır
Ara beni harabenim Aysuda


Ayşen

İklimler çileme çare bulmuyor
Mevsimler halimi sormuyor Ayşen
Sakiler derdime derman olmuyor
Sarkılar yaramı sarmıyor Ayşen

İlkbahar yaz derken, hazanım soldu
Murada ermeden miadim doldu
Kalp gözüm ellere bakarkör oldu
Senden baskasını görmüyor Ayşen

Hasretin tüketti bütün varımı
Seraba döndürdü, Hülyalarımı
Ne kadar süslesen rüyalarımı
Sabahlar hayıra yormuyor Ayşen

Ağlarsan matemin yagar geceme
Gülersen mehtabın doğar geceme
Lale devri gelir gönül bahçeme
Senden gayrı çiçek girmiyor Ayşen

Kapattın gönlümün sevinç yönünü
Ümidim görmüyor sensiz önünü
Takvimler bilmiyor dönüş gününü
Saatler vuslatı vurmuyor Ayşen

Feleğe isyanım arttı git gide
Gençliğim su gibi aktı gittide
Ömrümü ellere sebil ettide
Bana bir damlanı vermiyor Ayşen

Ardından çilemem çağlamam diye
Yas tutup karalar bağlamam diye
Kaç kez and içtiler ağlamam diye
Gözlerim sözünde durmuyor Ayşen

Ey alev yanaklım, volkan dudaklım
Ne bir yalanım var, ne gizlim saklim
Herşeye erdide, zavallı aklım
Seni unutmaya ermiyor Ayşen

Dostlarım namıma Ferhat desede
Ruhum aşk elinden imdat desede
Kör şeytan resmini yırt at desede
Ellerim bir türlu varmıyor Ayşen


Bakırköyden Mektup Var

Sensizdim kendime bir iş aradım,
Baştan savıp asabımı bozdular.
Hatırşinas dostlarıma uğradım,
Sağolsunlar müdür beye yazdılar.

Müdür bey gerçekten yufka yürekmiş,
İşim inşaatta kazma kürekmiş,
Bir sağlık raporu almam gerekmiş,
Tam teşekkül hastaneye yazdılar.

Yağışlı gözümün hazan çağı da,
Olur olmaz yerde başlar ağıda,
Sinir servisine giden kağıda,
Aklından zoru var diye yazdılar.

Bir saat anlattım tek bir buseni,
Doktorlar efsane sandılar seni,
Belki de alaya aldılar beni,
Bana palavracı diye kızdılar.

Bir ara sensizlik krizim tuttu,
Bilmem ki o anda ne olup bitti.
Hekimler heyeti havale etti,
Acil vak’a Bakırköy’e yazdılar.

Bu çağda bu sevda abes dediler,
Cezası çelikten kafes dediler,
Ben kime ne yaptım,ne istediler,
Bana bu çukuru niye kazdılar.

Burda ne sen varsın, ne de bir iş var,
Üç adım voltalık gidiş geliş var.
En ayıp sözlerle kaplı dört duvar,
Bunca küfrü kime,niye yazdılar.

Açmak için zahmet etme zarf açık,
Hala bana sevgin varsa birazcık,
Mektubumu alır almaz yola çık,
Gözyaşlarım bir acayip azdılar,
Gözyaşlarım bir acayip azdılar.


Baş Edemezsin

İş işten geçmeden,gel de söz dinle,
Sen benim aşkımla baş edemezsin.
Ben sarhoş gezerken senin derdinle,
Sen kendi gönlünü hoş edemezsin.

Gül sefa sürse de bülbül çilerken,
Bin pişmen olmaz mı rengi solarken,
Ben sana dört mevsim bahar dilerken,
Sen benim yazımı kış edemezsin.

Fırtına biçersin ey rüzgar eken,
Borcunu faizle öder geciken,
Sen benim gezdiğim yolları diken,
Yattığım yatağı taş edemezsin.

Gülersin aşığı yedekte sayıp,
Yetmez mi ardından verdiğin kayıp,
Kınalı kekliğim elde var deyip,
Sen beni kafeste kuş edemezsin.

Kapılma hayalin renk akışına,
Ağlarsın gerçeğin can yakışına,
Ben kurban olurken bir bakışına,
O canım gözleri yaş edemezsin.

Aklını başına topla da vazgeç,
Beni dinle de vuslata gün seç,
Sen benim elime mecbursun er geç,
Bahtımı Mecnun’a eş edemezsin.


Başkentin Ufkunda

Vakit sensiz gecen günün ertesi,
Sustu tüm kuşların sen şakrak sesi,
Zevk sefa mevsimi, yas neyin nesi?
Nedendir matem durup dururken? ...

Titriyor şebnemler, gül üşür gibi,
Bülbüller derdimi bölüşür gibi.
Hayalin halime gülüşür gibi,
Kollarım boşluğu sarıp dururken...

Bendim mutluluktan ucan güvercin,
Düşler ülkesinden gelen habercin,
Avcılardan uzak bir yuva için,
Toz pembe hayaller kurup dururken...

Gel gör ki kaderin kara yelleri,
Yıktı gönlümdeki tüm emelleri,
Kapımın ecelin soğuk elleri,
Vakitli vakitsiz vurup dururken...

Aşk ne imiş görsen de dönsen de geri!
Ah! Bir gizli girsen de içeri!
Hasretin elinden kanlı hançeri,
Üstüme üstüme varıp dururken! ....

Her aksam kaybolup gün batışında,
Beni arıyorum senin dışında,
Hasta kalbim hala her atışında,
Her nefeste seni sorup dururken! ...

İçtim derdalan’ın ilk bardağını,
Sıklamen süslerken Elmadağı 'nı.
Görüyor gibiyim kor dudağını,
Başkentin ufkunda durup dururken...


Bekledim

Saymadım hasretinle bu kaçıncı yılbaşı
Bir ihtimal de olsa döner diye bekledim
Ne bir demet karanfil ne bir damla gözyaşı
Bir hal hatır sormayı dener diye bekledim

Su kışta kıyamette ömrüme duşen karda
Bir dostuma uğrayıp ahvalimi sorar da
Belki de bir merhamet duyar da
Yenilmez gururunu yener diye bekledim

Bir yanda gözlerimde ebediyet uykusu
Bir yanda seni son kez görememek korkusu
O güzel ellerinden içersem bir damla su
Bütün ızdıraplarım diner diye bekledim

Perdesiz pencereme şafakla soktuğun an
Gelipte başucumda boynunu büktüğün an
Pınar dudaklarından ismimi döktüğün an
İçimdeki yanardağ söner diye bekledim

Ne sıkmaya gücüm var versen bile elini
Ne sarmaya mecalim var o incecik belini
Alnımda hayal edip o minicik mendilini
Gül kokusu tenime siner diye bekledim

Dudaklarımda tekbir ellerim göğe açık
Sen diye irkilirim ses duysam en ufacık
O mavi gözlerini bir daha son defacık
Dünya gözüyle görmek hüner diye bekledim..

GİT GÜLE GÜLE

Dudağından onmaz derdi kaptığım
Gözümde gönlümde ilah yaptığım
Sevmek ne demek haşa taptığım
Çıktım yörüngenden git güle güle

Galipsin ödülü hak ettin yeter
Saçımı sakalımı ak ettim yeter
Çekil git, canıma tak ettin yeter
İstemem, görünme düşümde bile

Benden beter aşka duçar ol emi
Daha da çaresiz naçar ol emi
Dilerim dünyada gör cehennemi
Sende muhannetten merhamet dile

Kara gözlerinden dinmesin biran
Kanlı yaş, daima yaslı gibi yan
Erme muradına, Aslı gibi yan
Dile destan olsun, çektiğin çile

Dönmeği deneme gözümde yoksun
Gönlümde, özümde sözümde yoksun
Günahıma giren, zehirli oksun
Çıkarttım kalbimden, attın yad ile

Ağlarsın

Kırdığın kadehte kalan ömrümden,
Ağlarsın içtiğin yılları bilsen.
Hicrinle sararıp solan ömrümden,
Ağlarsın biçtiğin dalları bilsen.

Sefiller gücünü bende sınadı,
Kimi kaçık dedi, kimi bunadı;
Berdûş eleştirdi, sarhoş kınadı,
Ağlarsın düştüğüm dilleri bilsen.

Ar ettim sakladım uğraşlarımı,
Haberdâr etmedim sırdaşlarımı.
Gizlemek isterken gözyaşlarımı,
Ağlarsın seçtiğim yolları bilsen.

Felsefe böyledir dîvânelerde,
Teselli aranır bahanelerde,
Bir kadeh mey için meyhânelerde,
Ağlarsın döktüğüm dilleri bilsen.

Ateşe su dedim göz göre göre,
Aklım zavallıydı duyguma göre,
Bahtına şükretti Mecnûn bin kere,
Ağlarsın düştüğüm çölleri bilsen.

Cemal Safi

Baş Edemezsin

İş işten geçmeden,gel de söz dinle,
Sen benim aşkımla baş edemezsin.
Ben sarhoş gezerken senin derdinle,
Sen kendi gönlünü hoş edemezsin.

Gül sefa sürse de bülbül çilerken,
Bin pişmen olmaz mı rengi solarken,
Ben sana dört mevsim bahar dilerken,
Sen benim yazımı kış edemezsin.

Fırtına biçersin ey rüzgar eken,
Borcunu faizle öder geciken,
Sen benim gezdiğim yolları diken,
Yattığım yatağı taş edemezsin.

Gülersin aşığı yedekte sayıp,
Yetmez mi ardından verdiğin kayıp,
Kınalı kekliğim elde var deyip,
Sen beni kafeste kuş edemezsin.

Kapılma hayalin renk akışına,
Ağlarsın gerçeğin can yakışına,
Ben kurban olurken bir bakışına,
O canım gözleri yaş edemezsin.

Aklını başına topla da vazgeç,
Beni dinle de vuslata gün seç,
Sen benim elime mecbursun er geç,
Bahtımı Mecnun’a eş edemezsin...

Cemal Safi

Ayrılık nikahı

Seni bilmem ama ben kararliyim
Su garip sevdadan cayalim gitsin
Bu askta senden cok ben zararliyim
Bir kumar oynadik diyelim gitsin

Icimde bir his var benden pes diyor
Olmayan duadan ümit kes diyor
Madem ki bahtimiz böyle istiyor
Kaderin emrine uyalim gitsin

Seninle burcumuz tutsaydi keske
Aslanlar bir baska yengec bir baska
Yarini olmayan hayirsiz aska
Ayrilik nikahi kiyalim gitsin


Farzet ki bir rüya gördük ikimiz
Gercekte bu hissi tanimadik biz
Böyle bir masali yasamadik biz
Bir varmis bir yokmus sayalim gitsin

Marifet felegin elinden cikmis
Dünyada baska bir terzisi yokmus
Keremi Asliyi narina yakmis
Atesten gömlegi giyelim gitsin

Tiryaki gönlümde olmasin kuskun
Tek sana müptela tek sana düskün
Ardindan bir agit yakalim askin
Adini elveda koyalim gitsin

Cemal Safi

Ah Şu Şairliğim...

Elimle kuyumu kazdırdı bana,
Ah şu şairliğim olmaz olaydı!
Aklına eseni yazdırdı bana,
Bütün sırlarımı aleme yaydı;
Ah şu şairliğim olmaz olaydı! ...

Ona her gün güzel, her hava hoştu,
Sevgisiz hayatın manası boştu,
Gördüğü kısrağın peşinden koştu,
Uslanmak bilmeyen bir deli taydı;
Ah şu şairliğim olmaz olaydı! ...

Evimden barkımdan çözdürdü beni,
İşimden gücümden bezdirdi beni,
Bulutlar üstünde gezdirdi beni,
Bastığım yıldızlar hüsrana kaydı;
Ah şu şairliğim olmaz olaydı! ...

Ak yazımı baht-ı siyah eyledi,
Gençliğime yazık, günah eyledi,
Nerde akşam, orda sabah eyledi,
Serseri hayatı marifet saydı;
Ah şu şairliğim olmaz olaydı! ...

Alnım da açıktı, yüzüm de aktı,
Kimseye verecek hesabım yoktu,
Günah kervanımı pazara çekti,
Yükümde ne varsa, hepsini saydı;
Ah şu şairliğim olmaz olaydı! ...

Hayal aleminde gezmem dese de,
Seni bundan böyle üzmem dese de,
Bu gece, tek hece, yazmam dese de,
Sabaha çıkmadan sözünden caydı;
Ah şu şairliğim olmaz olaydı! ...

Cemal Safi

TEK HECE

Var mı beni içinizde tanıyan?
Yaşanmadan çözülmeyen sır benim.
Kalmasa da şöhretimi duymayan,
Kimliğimi tarif etmek zor benim...

Bülbül benim lisanımla ötüştü.
Bir gül için can evinden tutuştu.
Yüreğine Toroslar'dan çığ düştü.
Yangınımı söndürmedi kar benim...

Niceler sultandı, kraldı, şahtı.
Benimle değişti talihi bahtı,
Yerle bir eylerim tac ile tahtı,
Akıl almaz hünerlerim var benim...

Kamil iken cahil ettim alimi,
Vahşi iken yahşi ettim zalimi,
Yavuz iken zebun ettim Selim'i,
Her oyunu bozan gizli zor benim...

Yeryüzünde ben ürettim veremi.
Lokman Hekim bulamadı çaremi.
Aslı için kül eyledim Kerem'i.
İbrahim'in atıldığı kor benim...

Sebep bazı Leyla, bazı Şirin'di.
Hatrım için yüce dağlar delindi.
Bilek gücüm Ferhat ile bilindi.
Kuvvet benim, kudret benim, fer benim...

İlahimle Mevlana'yı döndürdüm.
Yunus'umla öfkeleri dindirdim.
Günahımla çok ocaklar söndürdüm.
Mevla'danım, hayır benim, şer benim...

Kimsesizim hısmım da yok, hasmım da
Görünmezim cismim de yok, resmim de
Dil üzmezim, tek hece var ismimde
Barınağım gönül denen yer benim

Benim için yaratıldı Muhammed
Benim için yağdırıldı o rahmet
Evliyanın sözündeki muhabbet
Embiyanın yüzündeki nur benim...


- Cemal Safi -


Sende Kalmış

Bilmiyorum nerdeyim, ne haldeyim, ben kimim
Ayrılırken kimliğim, adresim sende kalmış.
Tebessümü yüzüme çok görüyor matemim
Güldüğümü gösteren tek resim sende kalmış.

Akların kaybolduğu, rengin ahenk bulduğu
Toprağın kadehine ab-ı hayat dolduğu
Bir gül için, bülbülün saçlarını yolduğu
Aşkın harman olduğu o mevsim, sende kalmış.

Nerede o çocuksu, o şımarık hallerim,
Saçlarına hasreti tanımayan hallerim,
Rengarenk rüyalarım, toz pembe hayallerim
Tekmil neşem, sevincim, hevesim, sende kalmış.

Ayıplama, kınama, kahveye gidiyorsam,
Avunabilmek için bir tavla atıyorsam,
Garson çay uzatırken ben aklımda diyorsam,
Sende kalmış demektir, ladesim sende kalmış.

Dostlar da muhabbeti kestiler, lüzum da yok.
Zaten senden ziyade sohbetim, sözüm de yok.
Sen dönmeden kimseye bakacak yüzüm de yok.
Aynalarda kendimi göresim sende kalmış.

Sende kalmış umudum, saadet çağım sende,
Sende kalmış huzurum, tüten ocağım sende,
Sende hayat kaynağım, duygu membağım sende,
Can diyorum sana,can kafesim sende kalmış.

Allah' ım düşmanımı düşürmesin bu zaafa,
Sanki her noksanımı mecburum itirafa,
Hangi şarkıya girsem, notalar do re mi fa
Sol diyorum sana sol, la sesim sende kalmış.

Gel Tanrıya borcunu teslim etsin bu yürek,
Tez gel ki enkazımı kapatsın kazma kürek,
Kelime-i şahadet getirmem için gerek,
Son diyorum sana, son nefesim sende kalmış.

Cemal Safi



HADİ GİTT

Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit,
Günahıma girmeden, katilim olmadan git!

Git de şen şakrak geçen günlerine gün ekle,
Beni kahkahaların sustuğu yerde bekle.

Git ki siyah gözlerin arkada kalmasınlar,
Git ki gamlı yüzümün hüznüyle dolmasınlar.

Mademki benli hayat sana kafes kadar dar,
Uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar.

Hadi git, benden sana dilediğince izin,
Öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin.

Kahrımın nedenini söylesem irkilirler;
Çünkü herkes beni Kays, seni Leyla bilirler.

Sanırlar ki sen beni biricik yar saymıştın;
Oysaki hep yedekte, hep elde var saymıştın.

Hadi git, ne bir adres, ne bir hatıra bırak,
Zannetme ki, pişmanlık, mutluluk kadar ırak!

Sanma ki fasl-ı bahar geldiğim gibi gitmez,
Sanma ki hüsranını görmeye ömrüm yetmez.

Her darbene tahammül edecektir bedenim,
Gururum mani olur perişanıma benim.

Yari Ferhat olanın ellerle ülfeti ne?
Şirin ol katlanayım dağ gibi külfetine.

Henüz layık değilken tomurcuk kadar aşka,
Sana gül bahçesini kim açar benden başka!

Hercai arılara meyhanedir çiçekler,
Kim bilir şerefinden kaç kadeh içecekler!

Mademki aşk tablosunun takdirinden acizsin,
Git de çağdaş ressamlar modern resimler çizsin.

Ne vedaya gerek var, ne de mektuba hacet,
Git de Allah aşkına bir selama muhtaç et!

Güllere de aşk olsun gene sen kokacaksan!
Fallara da aşk olsun gene sen çıkacaksan!

Kopsun nerden inceyse artık bu bağ, bu düğüm!
Her gece daha berbat, daha vahim gördüğüm.

Korkulu düşlerimi yorumdan kaçırıyorum;
Sırf sana üzülüyor, sırf sana acıyorum!

Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit,
Günahıma girmeden, katilim olmadan git! ...


Bakırköy'den Mektup Var

Sensizdim kendime bir is aradim,
Bastan savip asabimi bozdular.
Hatirsinas dostlarima ugradim,
Sagolsunlar müdür beye yazdilar.

Müdür bey gerçekten yufka yürekmis,
Isim insaatta kazma kürekmis,
Bir saglik raporu almam gerekmis,
Tam tesekkül hastaneye yazdilar.

Yagisli gözümün hazan çagi da,
Olur olmaz yerde baslar agida,
Sinir servisine giden kagida,
Aklindan zoru var diye yazdilar.

Bir saat anlattim tek bir buseni,
Doktorlar efsane sandilar seni,
Belki de alaya aldilar beni,
Belki palavraci diye kizdilar.

Bir ara sensizlik krizim tuttu,
Bilmem ki o anda ne olup bitti.
Hekimler heyeti havale etti,
Acil vak’a Bakirköy’e yazdilar.

Bu çagda bu sevda abes dediler,
Cezasi çelikten kafes dediler,
Ben kime ne yaptim,ne istediler,
Bana bu çukuru niye kazdilar.

Burda ne sen varsin, ne de bir is var,
Üç adim voltalik gidis gelis var.
En ayip sözlerle kapli dört duvar,
Bunca küfrü kime ,niye yazdilar.

Açmak için zahmet etme zarf açik,
Hala bana sevgin varsa birazcik,
Mektubumu alir almaz yola çik,
Gözyaslarim bir acayip azdilar,
Gözyaslarim bir acayip azdilar.

Cemal Safi

Telefonda sen

Bundan daha güzel müjde mi olur?
Merhaba diyorsun telefonda sen,
Sen ki konuşursun, derdim mi kalır?
Nasılsın diyorsun telefonda sen...

Bu gece misketi çaldırmaz mıyım,
Başkenti ayağa kaldırmaz mıyım,
Sesini duyup da çıldırmaz mıyım,
Delisin, diyorsun telefonda sen...

Sağlığını düşün herşeyden önce,
Kendine iyi bak içme her gece,
Seni seviyorum, hem de delice!
Bilesin, diyorsun telefonda sen...

Mutluluk ne kadar kolaymış meğer,
Sevginin kadrini bilseydik eğer,
Kim ne derse desin, çekmeye değer,
Çilesin diyorsun telefonda sen...

Çoktan terk ederdim, bu şehri çoktan,
Arar diye caydım her yolculuktan,
Dostlar ne âlemde, çoluk çocuktan
Ne haber diyorsun telefonda sen...

Sabrımı yenmese hasret nöbetim,
Arayıp sormaya yoktu niyetim.
O anda hapşırdın, "çok yaşa" dedim,
Beraber diyorsun telefonda sen...

Albümde görünce aklıma esti,
Berbere uğradım dün akşam üstü,
Resmime bakarak saçımı kesti,
Severdin, diyorsun telefonda sen...

Sevgi bu, insanı böyle inceltir,
Aklın ermediği yere yöneltir.
Sen de şiirlerde böyle yüceltir,
Överdin, diyorsun telefonda sen...

Biraz da fedakâr olsaydın keşke,
Ne verdin destanlar yazdığın aşka?
Ömründen üç gece, hepsi bu başka?
Ne verdin? diyorsun telefonda sen...

Hem içme diyorsun, içme de çıldır!
Hem de kalk şu anda bir kadeh doldur,
Hadi sağlığına şerefe kaldır,
Çınçınlat, diyorsun telefonda sen...

Bu yıl kurak geçti, bahar da, yaz da,
Erik de olmadı, dut da, kiraz da,
Neler söylüyorum, lütfen biraz da,
Sen anlat, diyorsun telefonda sen...

Ne söylersen söyle, sen ne dersen de!
Anlat düşmanımı düşte görsen de!
Bir sigara yaksam, izin versen de;
Devam et, diyorsun telefonda sen...

Seni dinlemekten güzel şey mi var?
Çölde şırıl şırıl akan su kadar,
Yeter konuştuğum, benden bu kadar,
Merhamet, diyorsun telefonda sen...

Gelirsem görünme, kendini gizle,
Seni yağmalarım, yerim bu hızla!
Yerin kulağı var, açılma fazla,
Orda kal, diyorsun telefonda sen...

Canım ne istiyor şu anda bilsen?
Ah mümkün olsa da bulup da gelsen,
Kendi ellerinle incecik dilsen,
Portakal, diyorsun telefonda sen...

Afedersin bazen sapıtıyorum,
Böyle saçma sapan laf ediyorum,
Kapı çalınıyor, kapatıyorum,
Hoşçakal, diyorsun telefonda sen...
Cemal safi
Ayrılık nikahı
Seni bilmem ama ben kararliyim
Su garip sevdadan cayalim gitsin
Bu askta senden cok ben zararliyim
Bir kumar oynadik diyelim gitsin

Icimde bir his var benden pes diyor
Olmayan duadan ümit kes diyor
Madem ki bahtimiz böyle istiyor
Kaderin emrine uyalim gitsin

Seninle burcumuz tutsaydi keske
Aslanlar bir baska yengec bir baska
Yarini olmayan hayirsiz aska
Ayrilik nikahi kiyalim gitsin


Farzet ki bir rüya gördük ikimiz
Gercekte bu hissi tanimadik biz
Böyle bir masali yasamadik biz
Bir varmis bir yokmus sayalim gitsin

Marifet felegin elinden cikmis
Dünyada baska bir terzisi yokmus
Keremi Asliyi narina yakmis
Atesten gömlegi giyelim gitsin

Tiryaki gönlümde olmasin kuskun
Tek sana müptela tek sana düskün
Ardindan bir agit yakalim askin
Adini elveda koyalim gitsin

Cemal Safi

Gözlerim uykuyla baristi sanma
sen gittin gideli dargin sayilir.

Bende bir zamanlar sevildim ama
seninki düpedüz vurgun sayilir.

Ne kadar zulmetsen ah etmem sana
her iki cihan da gül kana kana..

Seninle Cehenem ödüldür bana
sensiz Cennet bile sürgün sayilir.

Yalanmi söyledin göz göre göre
ne zaman dolacak verdigin bu süre..

Gönülden gördügüm takvime göre
aldim her nefes bir gün sayilir...


Hüzün Adres Degistirir

Yakismiyor cepheyi terk edisin,
Mert dayanir, namert kaçar sevdigim.
Fazla sürmez hatani fark edisin,
Hasret eken, hüsran biçer sevdigim.

Adet ettin ask dersini asmayi,
Hüner saydin sirra kadem basmayi,
Yetti artik çok denedim susmayi,
Isyan eden bayrak açar sevdigim.

Nice avci bende silah sinadi,
Geri tepti,sineleri kanadi,
Kirilsa da yüregimin kanadi,
Yine açar, yine uçar sevdigim.

Bir resmimiz bile yoksa basbasa,
Revamidir ben yanayim,sen yasa,
Ask sunacak sakimi yok sarhosa,
Yine bulur, yine içer sevdigim.

Aynalarin farki kalmaz düsmanla,
Tanisirsin dogduguna pismanla,
Hüzün adres degistirir zamanla,
Benden geçer,sana göçer sevdigim.


Bir günah isledim bin af diledim
Üstünde durmasan ne kaybederdin?
Hemen her firsatta bir tokat gibi
Yüzüme vurmasan ne kaybederdin?

Neyin eksilirdi beni affetsen ?
Ne vardi kalbimi tekrar fethetsen !
Ne olur birazda bizden bahsetsen
Hep onu sormasan ne kaybederdin?

Evli olmasakta keyfe kederdi
Gönül nikahimiz bize yeterdi
Seytana uyupta bu kadar derdi
Basina sarmasan ne kaybederdin?

Yakami tutmasan yargilar gibi
Ahiret gününde sorgular gibi
Her yerde hatami sergiler gibi
Önüme sermesen ne kaybederdin?

Üstüme gelmesen sikana kadar
Üzmesen canimdan bikana kadar
Dag gibi sabrimi yikana kadar
Dilini yormasan ne kaybederdin?

Kanattin yarami günbegün desip
Paramparça oldun gözümden düsüp
Çilgin seller gibi haddini asip
Üstüme varmasan ne kaybederdin?

Hiç sansin kalmadi dönsende geri
Yitirdin verdigim bütün degeri
Askina emanet ettigim yeri
Bu kadar kirmasan ne kaybederdin? .


Cemal Safi



Besmele

Her gün biraz daha yoruyor beni,
Hasretinle başa çıkamıyorum.
Her gece bir yerden vuruyor beni,
Sağ salim sabaha çıkamıyorum...

Savaşta geçirdim sanki bir ayı,
Düşmandan almadım ben bu yarayı,
Giderken verdiğin tek sigarayı,
Hatıradır diye yakamıyorum...

Vicdanın halimi hiç mi sormuyor?
Küsecek ne yaptım, aklım ermiyor!
Zalimsin demeye dilim varmıyor,
Tavrına bir isim takamıyorum...

Yeter ki mektup yaz canımı dile!
Yetmezse uğrunda çektiğim çile!
Nazar değer diye resmine bile
Besmele çekmeden bakamıyorum...

Hüzün Adres Değiştirir Zamanla

Yakışmıyor cepheyi terk edişin
Mert dayanır namert kaçar sevdiğim
Fazla sürmez hatanı fark edişin
Hasret eken hüsran biçer sevdiğim

Adet ettin aşk dersini asmayı
Hüner sandın sırra kadem basmayı
Yetti artık çok denedim susmayı
İsyan eden bayrak açar sevdiğim

Nice avcı bende silah sınadı
Geri tepti sineleri kanadı
Kırılsa da yüreğimin kanadı
Yine açar yine uçar sevdiğim

Bir resmimiz bile yoksa başbaşa
Reva mıdır ben yanayım sen yaşa
Aşk sunacak saki mi yok sarhoşa
Yine bulur yine içer sevdiğim

Aynaların farkı kalmaz düşmanla
Tanışırsın doğduğuna pişmanla
Hüzün adres değiştirir zamanla
Benden geçer sana göçer sevdiğim

Üzerime yar sevdiğin sahi mi?
Kalp çalmakta senin gibi dahi mi?
Ağlama der dosta Aşık Daimi
Bu da gelir bu da geçer sevdiğim.

Seninle bulusmamiz ne kadar zor olsa da
Senden sadece beni sevmeni istiyorum.
Bes dakika bas basa kalmamiz suç olsa da
Senden sadece beni sevmeni istiyorum.

Çagirsam bile gelme, yorulma ne olursun
Sen üzülme, incinme, kirilma ne olursun
Beni yanlis anlama, darilma ne olursun
Senden sadece beni sevmeni istiyorum

Bir gün bensiz kalsan da benimle yasamani
Askimin degerini sir gibi tasimani
Nemli bakislarinla resmimi oksamani
Senden sadece beni sevmeni istiyorum.

Senden tek dilegim var, özel imtiyaz degil
Kulun baska bir kula ibadeti farz degil
Hasa! Yaratan gibi bes vakit namaz degil
Senden sadece beni sevmeni istiyorum

cemal safi

Bilseydim

Meydan mı verirdim bu ayrılığa?
Bilseydim bu kadar zor olduğunu.
Bilseydim dünyanın böyle karanlık,
Bilseydim bu kadar dar olduğunu.

Dilimden sıçrayan bir kıvılcımın
Bilseydim bir anda kor olduğunu.
Bilseydim şu anki gönül acımın
Senin yokluğundan var oldugunu.

Boyun mu bükmezdim sitem etmene,
Bilseydim sükutun kar oldugunu.
Sebep mi olurdum dargin gitmene,
Bilseydim küsünce sır oldugunu.

Bilseydim yüzümün dört mevsimi güz,
İçimin ağlayan nar oldugunu.
Bilseydim odamın dört duvarı buz,
Sensiz yatagimin kar oldugunu.

Fırsat mı tanırdım bu dargınlığa
Bilseydim bu kadar zor olduğunu.
Bilseydim zindandan daha karanlık,
Bilseydim hücreden dar olduğunu....

Cemal Safi

Bekledim
Saymadim hasretinle bu kacinci yilbasi
Bir ihtimal de olsa doner diye bekledim
Ne bir demet karanfil ne bir damla gozyasi
Bir hal hatir sormayi dener diye bekledim

Su kista kiyamette omrume dusen karda
Bir dostuma ugrayip ahvalimi sorar da
Belki de bir merhamet duyar da
Yenilmez gururunu yener diye bekledim

Bir yanda gozlerimde ebediyet uykusu
Bir yanda seni son kez gorememek korkusu
O guzel ellerinden icersem bir damla su
Butun izdiraplarim diner diye bekledim

Perdesiz pencereme safakla soktugun an
Gelipte basucumda boynunu buktugun an
Pinar dudaklarindan ismimi doktugun an
Icimdeki yanardag soner diye bekledim

Ne sikmaga gucum var versen bile elini
Ne sarmaga mecalim var o incecik belini
Alnimda hayal edip o minicik mendilini
Gul kokusu tenime diner diye bekledim

Dudaklarimda tekbir ellerim goge acik
Sen diye irkilirim ses duysam en ufacik
O mavi gozlerini bir daha son defacik
Dunya gozuyle gormek huner diye bekledim..
Cemal Safi

Çıkamazsın, gönlüm haremdir sana.

Bakamazsın, eller mahremdir sana.

Umut pınarından su serp sineme.

Kerem’sin.

Bu yanan Aslı’dır sana!



Cemal Sâfî

Yakışmış Sana
Ne kadar kolaymış esirin olmak
Tesadüf eseri bakışmış sana
Sen derya olmuşsun ben coşkun ırmak
Sonrası çaresiz akışmış sana...

Kaçıncı kalbimi kırıp gidişin
Aldığın vebali günahı düşün
Adımı Mecnun'dan beter edişin
Leyla'dan daha çok yakışmış sana...

Bir gece aklına delin düşmedi
Yaktığın ateşe külün düşmedi
Yıllardır insafa yolun düşmedi
Merhamet ne kadar yokuşmuş sana...

Cemal Safi

Sensiz Olmadı
Kaybolan neşemi şarkıda, sazda,
Bulmayı denedim, sensiz olmadı,
Felekten bir gece çalıp biraz da,
Gülmeyi denedim, sensiz olmadı...

Hasreti herkesten çok tanıyorum,
Bu zehrin üstüne yok sanıyorum,
Yaşlı gözlerimden utanıyorum,
Silmeyi denedim, sensiz olmadı...

Doğmanı bekledim battığın yerden,
Dönmeyı bilmedin gittiğin yerden,
Beni sarhoş diye sattığın yerden,
Gelmeyi denedim, sensiz olmadı...

Evlenmiş dediler, çıldıracaktım,
Resim, mektup, şiir, ne varsa yaktım,
İlmeği kaç defa boynuma taktım,
Ölmeyi denedim, sensiz olmadı...
Cemal Safi

Satılır Diye
Adını kâğıda yazamıyorum,
Gün olur yerlere atılır diye.
Ellerim tutmuyor çizemiyorum,
Resmini görenler tutulur diye...

Gençliğim aksa da ömür çeşmemden,
İçemem, korkarım dile düşmenden!
Yaşını gizlerim dosttan düşmandan,
Duyanlar gülmekten katılır diye...

Uğrunda kaç kalbi kırık bıraktım!
Kırk yıllık dostları nârına yaktım!
Tek senin incinip küsmenden korktum;
O hilâl kaşların çatılır diye...

Aşkın bedelliyse peşin öderim.
Sen infaz edersen ipe giderim.
Kapında bir ömür kulluk ederim;
Bastığın yerlerde yatılır diye...

Önceden kölenin suçunu göster,
Sonra'da al götür pazarla ister,
Kaç para derlerse saçını göster;
Bunun bir teline satılır diye! ...
Cemal Safi
Kırdığın kadehte kalan ömrümden,
Ağlarsın içtiğin yılları bilsen.
Hicrinle sararıp solan ömrümden,
Ağlarsın biçtiğin dalları bilsen.

Sefiller gücünü bende sınadı,
Kimi kaçık dedi, kimi bunadı;
Berdûş eleştirdi, sarhoş kınadı,
Ağlarsın düştüğüm dilleri bilsen.

Ar ettim sakladım uğraşlarımı,
Haberdâr etmedim sırdaşlarımı.
Gizlemek isterken gözyaşlarımı,
Ağlarsın seçtiğim yolları bilsen.

Felsefe böyledir dîvânelerde,
Teselli aranır bahanelerde,
Bir kadeh mey için meyhânelerde,
Ağlarsın döktüğüm dilleri bilsen.

Ateşe su dedim göz göre göre,
Aklım zavallıydı duyguma göre,
Bahtına şükretti Mecnûn bin kere,
Ağlarsın düştüğüm çölleri bilsen.

Cemal Safi



Sen Bilmiyordun

Gitmek istiyordum gitme diyordun
Beni karanlığa itme diyordun
Eşkiya kalbime hükmediyordun
Herkesten farkındım sen bilmiyordun

Sen beni üzüyor incitiyordun
Ben sana kırgındım sen bilmiyordun
Kalbimi kırıyor acıtıyordun
Ben sana dargındım sen bilmiyordun

Sen benim uykumu kahreden korkum
Sen zehir zemberek sen zehir zakkum
Sen benim cezamdın ben sana mahkum
Ben sana sürgündüm sen bilmiyordun

Sen yangın çıkarır ben söndürürdüm
Sevmesem dünyanı ters döndürürdüm
Seni sürüm sürüm süründürürdüm
Ben senin korkundum sen bilmiyordun

Sen bana günahtın sen bana yasak
Helale uzaktı düştüğüm tuzak
Ben sana tutkundum ben sana tutsak
Ben sana sürgündüm sen bilmiyordun

Bir yavuz hırsızdın dikleniyordun
Sustukça sabrıma yükleniyordun
Sen hiç beklemiyor bekleniyordun
Ben sana yorgundum sen bilmiyordun

Sen benim uykumu kahreden korkum
Sen zehir zemberek sen zehir zakkum
Sen benim cezamdın ben sana mahkum
Ben sana sürgündüm sen bilmiyordun

Tufan Öncesi

Nuh’un gemisine beni de alın!
Tufan öncesini sezenlerdenim!
Yalanı çıkmadı açtığım falın,
Sırrın Çince’sini çözenlerdenim! ...

Hayat kavgasında çizmeyi atıp,
Barış çarığını giydim yamatıp,
Sabır imbiğinde duygu damıtıp,
Gönül sancısını süzenlerdenim...

Çok resmini yaptım aşk afetinin,
Ehliyim ressamın marifetinin,
Ceylan bileğinin zarafetinin,
Daha incesini çizenlerdenim! ...

Değişmem manasız zevki elemle,
Hislerim şiire döndü çilemle,
Ak kağıt üstüne kara kalemle,
Sözün incisini dizenlerdenim...

Neden çekemezler, bilmem ki niye?
Bu hüner ruhuma Hak’tan hediye!
Mana kervanına katıldım diye,
Madde hancısını üzenlerdenim! ...

Cemal Safi

GIZA BAK HELE


Böyledir kısrağın deli çağları
Çalmadan oynuyo kıza bak hele
Ben yarattım diyo alçak dağları
Kafirin verdiği poza bak hele

Bilmem neyin nesi kimin sıpası
Çözüldü göynümün katmerli pası
Göğüs göğüs değil füze rampası
Şafak mı söküyo yüze bak hele

Ten değil mübarek akrın sıcağı
Koynuna girenin söndü ocağı
Bir kalçayı seyret bir de bacağı
Tornada çekilmiş dize bak hele

Üst yanı Asyalı alt yanı Frenk
Her adım atış bir başka ahenk
Ela mı bela mı bilmem ki ne renk
Şu cellat bakışlı göze bak hele

Dedi ki 'Nasibim senmişsin meğer
On bin kez maşallah demeden eğer;
Koklarsan solarım, nazarın değer'
Ağzından yel alsın söze bak hele

Dedim ki; 'Ne olur tenhaya gidek,
Gidek de feleği perişan edek'
'Say' dedi 'o halde saçımı tek tek'
Haspanın ettiği naza bak hele

Görenler altını ıslatmış derler
Yatağı göl etti döktüğüm terler
Yetişin; yanıyo bastığı yerler
Giderken koyduğu ize bak hele


Cemal Safi

GELİN


Gelin birlik olalım yarın çok geç olmadan,
Gelin dirlik bulalım vazgeçin öç almadan.

Nefreti yok edelim gel sen de katıl bize,
İntikam eşkıyası sevgiyle gelir dize.

Yedi düvel elinden kim kurtardı bu yurdu?
Mehmetçik değil miydi Lâzı, Çerkezi, Kürdü?

Hangimizin ecdadı feda olmadı yurda?
Hangi bahçeden bir gül solmadı bu uğurda?

Düne kadar Bosna'da kırılırken soydaşın,
Sana senden başka dost çıktı mı düşün, taşın!

Asırlardır dinmedi bir bölücü ninnisi,
Aynı dinden değil mi Alevisi Sünnisi?

Bin kere lânet olsun Yezit denen deliye!
Muhabbetle bağlıyız Muhammed'e Ali'ye.

Duyulmuş mu dünyada böyle oyun havası?
Bize mi kalmalıydı komşunun kan dâvâsı?

Siyah-beyaz kavgası nasıl, ilginç değil mi?
Bizim mezhep kavgamız daha gülünç değil mi?

Geçin o sınıfları, geçin kardeşim, geçin,
Barışta buluşalım mutlu Türkiye için!

Düşman sevindirmenin ne âlemi var şimdi?
Milletçe kenetlenip sarılmamız kâr şimdi!

Başka ulus var mı böyle temiz, böyle saf?
İnsaf edelim dostlar, insaf edelim, insaf!


Cemal Safi

FARK EYLEDİM !


Aşk seliydim sana akan
Gönülleri ark eyledim
Her güzelde sana bakan
Tarafımı fark eyledim...

Salim çıktım her ummandan
Sendin bana tek kumandan
Sığındığım her limandan
Tekrar sana çark eyledim...

Vesileyi at bir yana
Sevişelim kana kana
Değmezleri aşktan yana
Servetleri gark eyledim...


Cemal Safi

ESKİCİ


Eskiler alırım haydi eskici..
Eski halı,kilim,giyisi alırım:
Bir zahmet banada uğra eskici,
Acele edersen memnun olurum...

çekinme eskici içeri buyur
Burada bir aşkın ateşi uyur
Baktıkça içimin yangını büyür!

İşte şu odada başbaşa kaldık,
Şu ahşap masayı birlikte aldık.
Onun şu gördüğün kadife koltuk.

Bilsen şu camları örten perdeler
Neler gizlediler,neler gördüler,
Konuşabilseler neler derdiler...

Burada ne varsa hepsi senindir,
İlk önce duvardan tabloyu indir.
Hiç sorma resmini gördüğün kimdir ..!

Onun şu daktilo,şu kalem kağıt
İster sat istersen hayrına dağıt
Sussun bu hıçkırık,dinsin bu ağıt..!

Sabırmı dayanır bu ihanete !
Hiçbirşey bırakma kütüphanede,
Benim ne işim var defter kitapla
Topla be eskici hepsini topla!

Hepsinde yaşayan binbir anı var
Hepsinin birşeyler söyler yanı var
Al götür hepsini sırdaşlarımın
Kurusun kaynağı gözyaşlarımın...!

Al götür eskici ne resmi kalsın
Ne yüzü,ne izi, ne ismi kalsın
Onsuzda gülmeye değer bu dünya
Onsuzda görmeye değer her rüya...


Cemal Safi

EN ZAYIF ANIMDA


Daha düne kadar sensiz olamam,
Ben senin gölgende varım diyordun.
Sensiz okuyamam ,sensiz yazamam,
Sensiz aklım bile yarım diyordun.
Sen beni en zayıf anımda vurdun.

Şarapla tütünle açtım arayı,
Bir de sen terk ettin bahtı karayı,
Bir seni düşündüm bir sigarayı,
Demek ki şeytanca bir tuzak kurdun.
Sen beni en zayıf anımda vurdun.

Bir yandan gönlümün işret çağrısı,
Bir yandan midemin ince sancısı,
Tetiği vaktinde çektin doğrusu,
Demek ki aylarca pusuda durdun,
Sen beni en zayıf anımda vurdun.

Övgüye değerdi oyun takatin,
Alkışlık bir roldü her hareketin,
Giderken vicdanın ve sadakatin,
Lügatçe manası ne diye sordun,
Sen beni en zayıf anımda vurdun.

Hayrını umsan da hain kararın,
Eyvah’la telafi olmaz zararın,
Yarama tuz bastı ani firarın,
Düşerken tuttuğum son dalı kırdın.
Sen beni en zayıf anımda vurdun


Cemal Safi


DÜŞ MÜYDÜ


Şairim, hülyadan vazgeç diyorsun,
Gönlüne münasip yar seç diyorsun
Ayrılık yazgımız er geç diyorsun
Yanlış mı işittim duydum, düş müydü?

Gel, demiştin kıramadım ricanı
Güçlü sevgim hiçe saydı bu canı,
Nasıl unuturum o heyecanı,
Çocuk gibi ürkek, toydum düş müydü?

İlk zifaf gecesi yaşarcasına,
Şarab-ı aşkınla coşarcasına
Nefes nefeseydik koşarcasına,
Zevkimden sırsıklam suydum, düş müydü?

Şiirle çınlattım kulaklarını,
Hazdan al al ettim yanaklarını,
Busemle o dolgun dudaklarını,
Kan revan içinde koydum, düş müydü?

İki iri azat ettim yunustan,
Kütür kütür diri idi genç kızdan,
Topuktan başladım sırttan omuzdan
Öperek çırçıplak soydum, düş müydü?

Ben usta süvari sense kısraktın,
Dizgini arzuma bana bıraktın,
Güçlükle zaptettim öyle kıvraktın,
Bir ara kalçandan kaydım, düş müydü?

Aradan utancı kaldırıyorduk,
Sevişmekten öte saldırıyorduk,
Zevkten ser-mest olup çıldırıyorduk
Vuslata doyurdum doydum, düş müydü?

Sevgilim Cemalim erkeğim, derken,
Busenle irkildim şafak sökerken,
Son defa sarılıp veda ederken,
Aşkın kanununa uydum, düş müydü?


Cemal Safi

DÖNÜŞÜ OLMAYAN


Senmisin neşemi götüren zalim
Seninde bugün son gülüşün olsun
Aşkımı burnumdan getiren zalim
Dönüşü olmayan gidişin olsun.

En kötü günümü arattın bana
Ne benli hayalin nede düşün olsun
Melekten bir şeytan yarattın bana
Dönüşü olmayan gidişin olsun.

Kimseden merhamet dilenmemiştim
Kapımda dilenmek son işin olsun
Kimseye ah edip ilenmemiştim
Dönüşü olmayan gidişin olsun.

Ben aşkın narına yandım seninle
Mum gibi eriyip sönüşün olsun
Gözyaşın ismimi yazsın diline
Dönüşü olmayan gidişin olsun.

Hıçkıra hıçkıra çığlık çığlığa
Martılar misali ötüşün olsun
Peşimde koşuştur soluk soluğa
Dönüşü olmayan gidişin olsun

Sarhoşa meze ol meyhanelerde
Günahkar ellerde bitişin olsun
Enkazın bulunsun viranelerde
Dönüşü olmayan gidişin olsun


Cemal Safi

DOLANIR


Halime bakıp da mücrimim sanma,
Karşında ayağım, elim
dolanır.
Ahraz da değilim, dilbazım amma,
Seni gördüğüm an dilim dolanır.

Biricik servetim resmin masamda,
Tek zevkim de sensin, tekmil tasam da,
Ben sana gelmeye uğramasam da,
Kördüğüm olası yolum dolanır.

Hele bir derdim hepsinden yaman,
Aman sen işitme, sen duyma aman!
Kolunda birini gördüğüm zaman,
Kalbimde kan değil, zulüm dolanır.


Cemal Safi

DÖN


Sevdigim ellerde nazın çekilmez,
Olurya usanıp bıkarlarsa dön.
Sohbetin dinlenmez kahrın çekilmez,
Olurya gönlünü yıkarlarsa dön.

Yalan sözlerine inandıkların;
Riyakar yüzüne aldandıkların;
Birgün terk ederse dost sandıkların,
O tatlı canını sıkarlarsa dön.

Anlarsın sevdigim hele düşünce,
Kıymetimiz soysuz ele düşünce,
Ünvanın duyulup dile düşünce,
Lakabını dilber takarlarsa dön.

Eger savunacak sözün kalmazsa,
Başka çaren başka çözüm kalmazsa,
Sokaga çıkacak yüzün kalmazsa,
Artık kötü gözle bakarlarsa dön.


Cemal Safi

ÇOBAN YILDIZI


Tayfuna tutuldum ask deryasinda
Yönümü yitirdim yüzer dururum
Sahile vurdugum dert adasinda
Dolmayan cilemi yazar dururum

Sezince boyundan büyük nazini
Prenses sanmistim coban kizini
Armagan ettigi cam sakizini
Ya sabir tasinda ezer dururum

Iltifat eylesem sus der istemez
Siirler söylesem dur der istemez
Isyankar olurum ister istemez
Canimdan usanir bezer dururum

Aklinda iki gün birini tutmaz
Deli etmek için beni unutmaz
Bugünkü adresi yarini tutmaz
Mahalle mahalle gezer dururum

Her gece teklifsiz rüyama girer
Uykumu bölmenin zevkine erer
Önüme bir yigin bilmece serer
Aglaya aglaya cözer dururum

Bir zaman bas taci ettigi bendim
Nereye layiktim nereye kondum
Kapiya atilmis paspasa döndüm
Cigneyip gectikce tozar dururum............


Cemal Safi

Bu konuyu yazdır

Siir-1 Ümit Yaşar Oğuzcan Şiirleri
Yazar: RasitTunca - 08-22-2018, 06:35 PM - Forum: Şiirler Şarkılar - Yorum Yok




Senin aydınlığın yetişir bana
Güneşi istemiyorum
Yıldızları istemiyorum
Açma perdeleri
Ben bu karanlığı seviyorum
Ben yalnızlığı bu geceleri

Karanlıklar benim için yaratıldı A
Aydınlıklar senin için
Sen olmasan B'ler C'ler D'ler olmazdı
Ben olmazdım
Bu mavi gökyüzü
Bu yeşil deniz olmazdı

Z'ye kadar yürüdüm bir akşam
Allı morlu ağaçlar gördüm
Akça pakça kadınlar gördüm
Yine seni unutamadım A

Senin aydınlığın yetişir bana
Yum gözlerini üçe kadar say
Bütn B'leri C'leri A
Bütün akları kara yapacağım
.

Ümit Yaşar Oğuzcan

Abanoz Sokağı



Kirli çarşaflar ağardı karanlıktan
Abanoz sokağında akşam olmaktadır
Alçacık sedirlerde üryan kadınlar
Kötü kadınlar, kederli kadınlar
Çaresiz yalnızlıklar içinde
Sığınmış merhametine kederin
Kan gibi, irin gibi kadınlar

Ezilmiş bir çiçeğe benzer kalpleri
Gözbebeklerinde saadetten eser yok
Bekleşirler gelecek ilk sevgiliyi
Bu umutla sürüklenir sofalarda ayaklar
Sahipsiz ayaklar, zavallı ayaklar
Ayaklar çeker ağırlığını kaldırımların
Sürer ayakların çilesi mezara kadar

Soğuk ürpertileri içinde kimsesizliğin
Yorgun yatağında bir kadın ağlar
Günahkar dudakları kıpkırmızı
Sürmeli gözlerinde mor mor halkalar
Bir aksiseda gibi dağılır aynalarda
'Biraz aşk, biraz heyecan, biraz ümit'
Böylece hayat geçip gider loş odalarda

Solar güneş ışığı çiçekli basmalarda
Boyanır efkarlı yüzler ağır ağır
Kalçaları çürük içinde bir kötü kadın
Unutulmuş türküler söyler hafiften
Basık tavanlı odalar aydınlanır
Alçacık sedirlerde üryan kadınlar
Abanoz sokağında akşam olmaktadır
.

Ümit Yaşar Oğuzcan

Acılar Denizi



Ben acılar denizinde boğulmuşum
işitmem vapur düdüklerini , martı çığlıklarını
Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni
Duyarım yosunların benim için ağladıklarını

Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime
Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını
Bu ne karanlık , bu ne zindan gece böyle
Bütün gemiler söndürmüş ışıklarını

Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma
Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek
Baksana; herkes içime dökmüş artıklarını

Bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa
Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse
Yılların içimde bıraktıklarını...
.

Ümit Yaşar Oğuzcan


Açık Arttırma



Beni öylesine sev
Öylesine artır ki
Hep senin üzerinde kalayım
.

Ümit Yaşar Oğuzcan


Adak



Sana şiirler okuyacağım, gitme
Güneşler doğacak yalnızlığımdan
sana bir ışık getireceğim
Büyük aydınlığımdan

Sana bir dolu umut getireceğim
Küçük ellerine sığmayacak
Sana Afrika gecelerini getireceğim
Sımsıcak

Sana çiçekler getireceğim
Bozulmuş güz bahçelerinden
Sana bir serinlik getireceğim
Yağmur tanelerinden

Sana avuç avuç yıldız getireceğim
Güneşimden başka
Sana engin denizlerin maviliğini getireceğim
Köpük köpük dalga dalga

Sana bir rüzgar getireceğim
Dağlardan, tepelerden
Gitme, sana zamanı getireceğim
Zamanın bittiği yerden
.

Ümit Yaşar Oğuzcan

Affet Beni



Bugün bütün iyi kalpliliğim üzerimde
Cümle düşmanlarımı affettim
Yediğim meyvalardan
Kokladığım çiçeklerden af diliyorum

Yerde yürürken gördüğüm
Sebebsiz kanına girdiğim
Zevk için öldürdüğüm
Böceklerden af diliyorum

Dağdan, topraktan, taştan
Evlattan, akrabadan, arkadaştan
Yağan yağmurdan, doğan güneşten
Denizlerden, göklerden af diliyorum

Yıllardır kahrımı çeken kadından
Ondaki yaşamak ümidinden
Baba evinden, ana sütünden
Yediğim ekmeklerden af diliyorum

Kadrini, kıymetini bilmediğim
Hayali ile bahtiyar olmadığım
Otuz yıl arayıp bulmadığım
Geleceklerden af diliyorum.
.

Ümit Yaşar Oğuzcan

Ağıt





Her şey güzeldi bir zaman, çok önce
Şehirler, insanlar, güneş deniz
Mutluluğumu görebilirdiniz
Çökmeseydi içime bu son gece

Her şey bir anda bitmeseydi, yazık
Olmasaydı gençliğime aptalca
Belki de o yerlere varırdık
O uzak dağlara ulu: koskoca

Orada her şey değişirdi belki
Acardı umutlarımız bakarsın
Ateş rengi, kan rengi güller gibi
Toprağında kim bilir hangi aşkın

Oysa simdi nerdeyiz, neyiz bak
Her umut belirtisinden uzağız
O sevilmiş gözlerde saf ve berrak
Bir ayna bile yok bakacağımız

Her şey kurşuni bir renk almış, soğuk
Bozkırlardır uzayan önümüzde
Kime baksan o yüz: veremli, soluk
Tek mavi kalmamış gökyüzümüzde

Her yerde bitmişliği güzelliğin
Kum kamyonları putreller betonlar
Sonra ta beşikten mezara deyin
Sıfırlar, yüzler, binler ve milyonlar

Hadi öl bakalım ölebilirsen
Zincirlerle bağlıyken yaşamaya
Omuzla yükünü, hadi yalnız sen
İsterse gücün olmasın taşımaya

Yenik duşmuşuz iste gerçek ortada
Çokmuş boynumuza zulmün elleri
Bir tutsak, bir dolap beygiri ya da
Bir mahkum gibiyiz kaç yıldan beri

Yargıç hükmünü çoktan vermiş oku
Boynundaki yaşamak fermanını
Yaşamak sonra ölmek; iki korku
Geri getirmezken bir anını

Terkedilmiş şehirleri bilirsin
Bilirsin gömülmüş uygarlıkları
Ve düşün ki; patlaması bilincin
Yırtmaya yetmiyor karanlıkları

Öyleyse çek sapla göğe bıçağını
De ki; benim isim tanrılıktan güç
Benim hem yüksek, hem en aşağı
İste ellerimde sonsuzluk ve hiç

De ki; ömür verdin; en büyük yalan
De ki; Beden verdin; içi boş ve kof
İste! Yüce eserin, işte insan
Ve yırt göğsünü, bağır: Of Tanrım of.
.

Ümit Yaşar Oğuzcan


Ahmet Muhip Dranas



Susadık şiire ey koca şair
'Yeşil pencereden bir gül at bize'
'Beyaz dokusunda o saf rüyanın'
Yeni ufuklar aç hayalimize

Al eline, yuğur kelimeleri
Ona en ölümsüz güzelliğini ver
Büyülesin bizi daha yıllarca
'Lavanta çiçeği kokan kederler'

Üstümüze yağan karlardan başka
Ne kaldı yaşamak maceramızdan
Yıllar var ki selam almadık
Bir haber ver Fahriye Abla'mızdan
.

Ümit Yaşar Oğuzcan

Aldanış



Yıkılmak,ezilmek her gün biraz daha
Dostlar değişiyor aldanmalar değil,
Aksimizden eser yok şimdi o sularda
Çirkin olan biziz aynalar değil...

Şerefsiz ellerin şerefe kaldırdıkları
Şişeler,kadehler o cam kırıkları
Götürün,götürün bu aydınlıkları
İçimde güz başladı ilkbahar değil,

Ne bir anlayışlı el,ne bir dost bakış
Biraz ümit,biraz hayal sonra aldanış
En güvendiğimiz tepelere kar yağmış
Deniz o deniz değil,dağlar o dağlar değil...
.

Ümit Yaşar Oğuzcan

Altıncı Mektup



Bir gün bir yalnızlığa düştüm yine. Başımı
ellerimin arasına aldım, sessizce ağlamaya başladım .
Önümde yarıya gelmiş bir konyak şişesi 'beni iç'
diye fısıldıyordu, 'beni iç'. Sonra yalvarmaya başladı:
'Ne olur' dedi 'ne olur haydi iç beni'.

Bir bardak doldurdum, tepeme diktim .
Şişe rahatladı, sustu. Hani ellerimiz birbirine
değince nasıl oluyorduk? İşte öyle oldum .
Hani bakışlarımız buluştuğu zaman, bir başka
türlü atması vardı yüreklerimizin. Onu hatırladım .

Sonra bir tren hareket etti. Sabahtı. Karşıkarşıyaydık .
Konuşuyorduk. Ben sevmek diyordum durmadan.
Gözlerim gözlerine soruyordu: 'seviyor musun?' diye.
Hep evet diyordu gözlerin, ellerin, dudakların hep
evet diyordu. Oysa ki, bir çok hayır diyen insan vardı
çevremizde. Örneğin: bir çocuk hayır, diyordu, bir kadın,
bir adam ve bir başkası, bir başkası hayır diyordu.
Hayır'lar arasında ezilmeğe mahkûmdu evet'lerimiz .

Tren ilerliyordu. Gözlerin gözlerime soruyordu
ne olacak diye. Sigara üstüne sigara yakıyordum,
kadeh kadeh içki içiyordum, fakat bilmiyordum
ben de ne olacağını. Bizi sürükleyen bir akıntıydı.
Durduramazdık onu, hükmedemezdik ona.
Bir anafora rastlayıp yok oluncaya kadar akıp
gidecektik işte. Peki anafor nerdeydi? Uzak mıydı?
Belki çok yakındı kimbilir. Biz onu
göremiyecektik. O, gözlerimizi kör ettikten sonra
saracaktı bizi buz gibi kollarıyla.

Tren ilerliyordu. Pencereden deniz görünüyordu.
Denize akşam güneşi vurmuştu. Renk renk
kayıklar gördük kıyılarda. Denize taş atan çocuklar
gördük. Uzakta bir balıkçı ağlarını topluyordu.

Ve tren ilerliyordu. Kadere yaklaşıyorduk .
Bir alacakaranlık bastı zamanı. Gözlerim gözlerindeydi.
Ellerini tuttum, titredin. Acı acı bir düdük öttü.
Bir şeyler koptu içimizden.

Sonra tren durdu, indik, yollarımız ayrı ayrıydı.
Şimdi, o gün verdiğin yalnızlığı yaşıyorum .
.

Ümit Yaşar Oğuzcan


Andıkça

Ne zaman seni düşünsem içim ürperir,
Seninle gecen her saat, her gün gelir aklıma.
Bir akşam vakti gelir bir deniz kıyısı gelir,
O eşsiz hatıralar bütün gelir aklıma.

Ne yapsam unutamam yaşadığımızı,
Sevgindi sevgilerin en yalansızı.
Şimdi nerede bir gül görsem kırmızı,
Dudaklarımı uzun uzun öptüğün gelir aklıma.

Bir çıban büyürcesine ortasında gecenin,
Dolar yüreğime hüznü seni sevmenin.
Dünyada ne benim yerim var artık ne senin,
Ağlarım başucunda ölümün gelir aklıma.
.

Ümit Yaşar Oğuzcan

Anı



Ne varsa en güzel üç gün üç gece
Bir kıyı şehrinde seninle yaşadık
Tutuştum,elim ellerine değince
Öylesi sıcaktın,öylesi aydınlık

Güzellikten,mutluluktan,sevgiden
Kumların üstünde bir evren yarattık
O dakikalar yaşandı mı sahiden
Bir düş müydü yoksa gercekten var mıydık

Nasıl geçip gidiverdi o zamanlar
O bir daha zor yaşanılır çılgınlık
O alev alev yaktığımız ormanlar

Ey şimdi o kıyı şehrinde kalanlar
Duyun,anlayın,haykırın çığlık çığlık
Böyle bir anı bir daha yaşanmaz artık.
.

Ümit Yaşar Oğuzcan


Anılarda Yaşarken



Çekingen adımlarla sesiz ve ürkek
Bir gün uzaklardan bir giz gibi geldin
O büyülü şarkılarını söyleyerek
Gençliğimi geri getirdi ellerin

Sundun paha biçilmez güzelliğini
Öylesine diri öylesine sıcak
Böylesine bir mutluluk anladım ki
Ömür boyunca bir kez yaşanır ancak

Bir kez nefes aldığını anlar bir gün
Bir kez bir kişiyle insan bütünlenir
Özlem dediğimiz o hançer bir düşün
Bir kez saplanmak için kaç kez bilenir

Anılarsa bitmez bizimdir daima
Umulmadık yerlerde yeşerir büyür
Yaşamak baştanbaşa yalan olsa da
O alır bizi uzaklara götürür

Emzirir gür memelerinden istekle
Biz farkına varmadan uzar ömrümüz
Anılarda yaşarken bir gün gelir de
Biz de birer fani olur ölürüz.
.

Ümit Yaşar Oğuzcan

Arayış



Bir taşzehir verin bana içeyim
Tek unutmak için acılarımı
Baksana; kırdılar kapılarımı
Yağmalandı kalbim, ömrüm, herselim
Kursuna dizdiler anılarımı
Yenik duştum bu savaşta neyleyim
Bir mezar nasılsa iste öyleyim
Unuttum en güzel şarkılarımı
Gündüzü yok upuzun bir geceyim
Yitirdim umut kırıntılarımı
Sevgimi, neşemi, bütün varımı
Çaresiz bir yokluğun içindeyim
Gömdüm içime yıkıntılarımı
Arıyor bir yarim öbür yarimi
.

Ümit Yaşar Oğuzcan


Aşk Başlamadan Güzel



Aşk başlamadan güzel,
Kalplerde heyecan
Bakışlarda korku olduğu zaman güzel...
Birbirimize sezdirmemek için çırpınış,
Başkaları görmesin diye çabalayış,
Gözlerim gözlerinin mavisine değdiği zaman...
Aşk başlamadan güzel....
.

Ümit Yaşar Oğuzcan

Aşk Çizgisi



Bütün yollar aşktan geçiyor, görüyor musun?
Bir aşk çizgisi var her şeyden öte
O çizgiden başka bütün çizgiler
Aşkı tüketmede

Kimi dik çizgilerin kimi paralel
Eğri büğrüsü, düzgünü, kalını, incesi
Ve bir gün sarıyor bütün çizgileri
Ölüm çizgisi

Bense hep seni çiziyorum kağıtlara, duvarlara
Yeşillerle, morlarla, mavilerle
Resmini yapıp adını yazıyorum
Renk renk çizgilerle

Tut ki iki noktayız birbirinden uzak
Bir çizgiyle aramızı birleştiriyorum
Sonra bir ev yaparak çizgilerden
İçine seni yerleştiriyorum

Başlıyoruz geometrik yaşamlara
Nokta nokta, şekil şekil
Ve bir tek çizgi oluyoruz seninle, mutlu
Öbür çizgiler umurumuzda değil

Her düşünce aşka teğet geçiyor
Tanığı çizgiler var olduğumuzun
Bir aşk çizgisi var her şeyden önce
Bütün yollar aşktan geçiyor, görüyor musun?
.

Ümit Yaşar Oğuzcan


Aşk Fısıltıları



-1-

Giyindin mi?
Tırnaklarını boyadın mı?
Ya dudakların
Onları da boya
Tara saçlarını bir güzel
Hazır mısın?
Çıkabilir miyiz
Doruklarına aşkın?
O yerlere varabilir miyiz?
Denizleri geçebilir miyiz?
El ele
Hazır mısın?
Hadi soyun öyleyse

-2-

Sağında bir yürek çarpıyor
Benim yüreğim
Sağımda bir yürek çarpıyor
Senin yüreğin
Şimdi
İki yürek bir bedeniz
Sonra
İki beden bir yürek

-3-

Her parçam bir ayrı yerde
Bir ayağım bu günde
Bir ayağım yarında
Bir gözüm göklerde
Bir gözüm denizlerde
Biri yaşamakta ellerimin
Biri ölümse
Yüreğimse
Bin parçaya bölünmüş
Her biri bin yerinde

-4-

Beni çoğalt
Beni artır
Beni benimle çarp
Seni bin yürekle seveyim
Beni kendinle çarp
Seni bir milyon yürekli seveyim
Beni yerden yere çarp
Duvardan duvara
Öleyim
Seni bir milyar yürekle seveyim

-5-

Bir ova
Sonsuz
Ovada bir at koşuyor
Soluk soluğa
Sarp bir kayalık
Dağ başında
Bir kartal kanat çırpıyor
Soluk soluğa
Ellerimde bir balık
Kıpkırmızı
Can veriyor
Soluk soluğa

-6-

Nefesin nefesime karıştı
Kokun kokuma
Etin etime karıştı
Gözlerim gözlerine
Suyum suyuna
Canım canına karıştı
Bir dere
Geldi ta uzaklardan
Gürül gürül
Denize karıştı
Gök toprağa karıştı
Toprak sonsuzluğa
Ben sana
Sen bana

-7-

Saat kaç
Akşam oldu mu?
Gidiyor musun?
Yoo gitme
Kal ne olursun
Bırak giysilerin gitsin
Çorapların
Yüzüklerin
Ayakkabıların gitsin
İstiyorlarsa
Sen kal bebeğim
Aşk varsa
Tanrı varsa

-8-

Yokluğunda
Hangi eve girdiysem
Hangi odaya
Orada ben yokum
Uzaklarda
Bir ev vardı
O evde bir oda
Orada sen yoksun

-9-

Uzaktayım
Beni çağırıyorsun
Yanındayım
Beni çağırıyorsun
İçindeyim
Beni çağırıyorsun
İçimdesin
Avaz avaz bağırıyorsun

-10-

Ölürdüm bu sevgiden yana yana
Alevlerim yıldızlara yükselirdi
Küllerim kaplardı tüm evreni
Ve ruhum dolaşırdı ta mehşere dek
Kordan bir çığlık gibi

Yaşamam seni kıskandığım içindir
.

Ümit Yaşar Oğuzcan


Aşk Okudum - Aşk Dokudum



Ben bu gönül tezgahinda
Ask dokudum, ask okudum
Erenlerin dergahinda
Ask okudum, ask dokudum

Her güçlügü bile bile
Göznuruyla, sabir ile
Yumak, yumak, çile çile
Ask dokudum, ask okudum

Bir ömür yana yakila
Yazdigim sigmaz akla
Acimadim kirkdört yila
Ask okudum, ask dokudum

Sevgi insanligin özü
Odur aydinlatan bizi
Hak yolunda oldum terzi
Ask dokudum, ask okudum.

Günahindan, sevabindan
İçtim ask sarabindan
Ulularin kitabindan
Ask okudum. ask dokudum

Ask için san de, seref de
Okum sapli bu hedefte
Yillar yili bir gergefte
Ask dokudum, ask okudum

Ümit Yasar askla bende
Kötülük olmaz sevende
Bu can kaldikça bu tende
Ask okurum, ask dokurum
.

Ümit Yaşar Oğuzcan


Aşk Şairi



Acılar vardır, bir de çaresizlikler
Ne zaman başladıysa benim öyküm
Yürüdük, kim bilir kaç yıl beraber
Bir yanımda aşk, bir yanımda olum
Durup kirlendim yaşadıkça
Aşktı beni yıkayan, Arıtan su
Dünyamı saran bir uçtan bir uca
Hep o bir gün sevememek korkusu
Ben kalbimi o taşlarda biledim
Butun pisliklerini yeryüzünun
Kazıdım hançerimle yeniledim
Son dakikasında bile ömrümün
Ben Tanrıdan başka bir şey istemem
Her sevgiye acık olsun pencerem
.

Ümit Yaşar Oğuzcan

Aşka Dönüş



Dönebilmek o dönüşü olmayan yollardan
Sürekli bir aldanış bir daha bir daha
Hiç bitmeyecek gecelerden bir sabaha
Çikabilmek ve sevmek durmadan usanmadan

Konuşmak konuşmak gözlerle fısıltılarla
Duymak büyülü sıcaklıgını beyaz ellerin
Her geçen dakika var oldugunu anlamak için
Yaşamak arzu dolu dudaklarda, şarkılarla

Unutmak ne varsa kötülükten yana
İnmek sevilen gözlerin derinligine
Öyle mutlu, öyle sarhoş, alabildigine
Bin yıl içmek o sulardan kana kana

Her gün ona koşmak daglardan tepelerden
Her yerde, her zaman onsuz edememek
O en tatlı hayal, en büyük gerçek
Anlarsın taşan o günlerden gecelerden

Sonra bir gün o bütün karanlıkları yırtasin gelir
Başını alıp gidesin gelir uzak denizlere
Artık her şey boş ve yalan sevdin ya bir kere
Her yerinden bir bugu halinde o yükselir

Sen yoksun artık anla yeryüzünde bir o var
Onun elleri var, gözleri, dudakları
Anlarsın tenin besledigi zaman toprakları
Ve hala seversin zaman bitinceye kadar

Yeniden var oluştur ya da bir başka türlü oluştur bu
Nice aldanmalardan sonra bir aşka dönüştür bu.
.

Ümit Yaşar Oğuzcan

Aşkımızın Son Çarşambası



Pazar
Pazartesi
Salı
Seni bir çarşamba günü
Terkedeceğim
Sonra başımı alıp
Perşembeye doğru gideceğim
.

Ümit Yaşar Oğuzcan

Aşkmıydı O?



Aşk mıydı o, aşkımsı bir şey miydi
Neydi çekip kendine, beni bağlayan
Kanatan dudağımı, tenimi dağlayan
Elleri ta içimde o dev miydi


Etime bir alev değmişçesine
Nasıl da yakardı öptüğü zaman
Bir su gibi akıp gitti avuçlarımdan
Yorgunum şimdi bin yıl sevmişçesine


Hani o yalnız benim olan gül, kırmızı
Gözlerimin önünde açılan sonsuz bahçe
Hani, o var olmalarımız öpüştükçe
O delice sürdürmeler yaşantımızı


Hiç doymamak oysa, tene, kokuya, aşka
Sarıldıkça güçlenmek, bütünlenmek
Kudurmuş arzularla zamanı yenmek
Ve en kuytularda buluşmak korka korka


Kimi gün utanmak otlardan, çimenlerden
Kimi gece mıhlamak gölgemizi duvara
Varmak için o sevgiyle açılmış kollara
Apansız düşmek yükseklerden bir yerden


Oydu işte alıştığım, özlediğim şimdi de
Sevgice bir tutku, aşkımsı bir yakınlık
Avunmak... Kırık dökük anılarla artık
Kimbilir? o geceler yaşanmadı belki de
.

Ümit Yaşar Oğuzcan

Aşktan önce



Günlerden bir gün
Ya pazartesi ya salı
Son meteliğime kadar içeceğim...
Yine hatırıma sen geleceksin
Oturup ağlayacağım.
.

Ümit Yaşar Oğuzcan


Aşktı O



Aşktı o! Değiştiren tüm gecelerimi
Aşktı o! Beni durup yenileyen
Oydu, duygulu yapan hoyrat ellerimi
Oydu, dolu dizgin gidişime dur diyen

Bir bıçağın keskin yüzünde kan lekesiydim
Aşktı yine beni yıkayan, arıtan su
Böyle ak pak olacağımı bilir miydim?
İçimde açmasaydı o sevmek duygusu

Ben bir tutsağım şimdi sevgiye, gönüllü
Çözmeyin ellerimi, zincirlerim kalsın
Görsün prangalarım o doğacak günü

Ve bu dünyaya aşk dolu şiirlerim kalsın
Seninle her yerde güzel, her zaman yeni
İstemem, sensiz hatırlamasınlar beni.
.

Ümit Yaşar Oğuzcan


Ayna



Bana benzeyen bir gözlerim kaldı
Bir de kederli bakışlarım
Düşüncemin olmadığı
Aynalarda ben varım

Yalan değil değiştiğim, yalan değil
Şimdi her şarkı beni ağlatır
Deli eden insanı zaman değil
Zamanı unutmamak kahırdır

Zamandı avuçlarımdan uçup giden
Hayallerimin olmadığı yerde
Zamandı düşünceme hükmeden

İlk sevdiğim şimdi kimbilir nerde?
Önce hatıralarımı götürdü ölüm
Zaman aynasında ölümü gördüm
.

Ümit Yaşar Oğuzcan



Aynalardan Uzakta



Şimdi en açık renginde gözlerin
Şimdi benimlesin tüm kaygılardan uzak
Anlatılmaz bir şey var aramızda hazin
Şiir gibi bir şey seninle yaşamak

Bulutsuz bir gökyüzüdür güzelliğin
Yıldızların en parlak olduğu zamansın
Denizlerim senin kıyılarında sakin
Bırak ellerini avuçlarımda kalsın

Çirkin olan,fena olan ne varsa unut
Gözlerimin söylediği şarkıyı dinle
Ellerimizde sevgi içimizde umut
Bütün iyilikleri paylaşalım seninle

Aşkın büyülü sesini duyuyor musun
Şimdi onun gülleri açan güz bahçelerinde
Gitme ki günlerimiz gecelerimiz olsun
Çoban kulübelerinde balıkçı kahvelerinde

Varlığın dudaklarımda bir bal tadı
Yokluğun en korkuncu ölümlerin
Senden başka dindiren olmadı
Acısını içimde kanayan yerin

Benimle kal zaman bitinceye kadar
Benim ol yüzyıllar ve çağlar boyunca
Bir ömürdür seninle geçen dakikalar
Ölümden güçlüyüm sen yanımda olunca

Şimdi öyle büyük ki beraberliğimiz
Nabzın benim bileklerimde vurmakta
Artık bütün kaygıların ötesindeyiz
Benimle en güzelsin aynalardan uzakta
.

Ümit Yaşar Oğuzcan


Ayrılanlar İçin



Yollarımız burada ayrılıyor,
Artık birbirimize iki yabancıyız.
Her ne kadar acı olsa, ne kadar güç olsa
Her şeyi evet, her şeyi unutmalıyız.

Her kederin tesellisi bulunur, üzülme.
İnsan ne kadar sevse unutabilir.
Mevsimler, gelir geçer, yıllar geçer
Sen de unutursun bir gün gelir.

Hiç yaşamamışçasına, hiç sevmemişçesine,
Unutursun, o günlerimizi, gecelerimizi,
O günlerce, gecelerce sevişmelerimizi...

Her şeyi evet, her şeyi unutabilirsin.
Hatta bütün yazdıklarımı satır satır,
Kalırsa, içinde bir derin sızı kalır.
.

Ümit Yaşar Oğuzcan


Ayrılık Günü



Ben nice ayrılıklar gördüm ömrümce
Kuşlar gördüm; kırılmış kolu, kanadı
Ayrı düşmüş sevdiğinden kuşlar gördüm
Hiç bir ayrılık bana bu kadar komadı

Ayrılığın bir ağrıdır vurur şakalarımda
Ve büyür gözlerimde bir okyanus kadar
Derinden ses verir içimde bir tel
Sonra, birdenbire kırılır, kopar

Yeryüzü çekilir altından ayaklarımın
Geçer başıma çöken bir tavan gibi gökyüzü
Durmadan çalınır kulaklarımda
Şarkıların en hüzünlüsü

Seni alıp uzaklara giden otobüs
Benim üzerimden geçer hışımla
Devrilir, bakakalırım ardından
Bir sel gibi akan gözyaşımda...

Artık ne yapsam boş, teselliler faydasız
Karanlık gitgide en derinlere çeker beni
Çaresiz, bütün sokaklarında bu şehrin
Böyle perişan beklerim dönmeni

Dolaşır birbirine yorgun ayaklarım
Ellerimi koyacak bir yer bulamam
Nereye gitsem, en koyusu acıların
Ne yana baksam, çıldırtan bir akşam

İstesem ben bu ömrü, bu talihi istemem
Böyle durup durup senden ayrılmak varsa
Orada bir mezar kazılır benim için
Ayrılığın nerede başlarsa.
.

Ümit Yaşar Oğuzcan



Ayrılık Saatleri



Ayrılık saatlerinde perişan
Öpüşmelerde uzattığımız alabildiğine
Yaşlı gözlerden kalbin derinliğine
Bakışlarındı bir ışık halinde uzanan

Tapardım o saatlerde güzelliğine
Sevgiden, mestolmuş, özlemli, hayran
Bütün yüreğinle işte o zaman
Bir daha inanırdım sevildiğine

Son köşeyi dönmek istemezdi ayakların
O an bir hüzün çemberiyle sarılırdı
Saçların, gözlerin, dudakların

Büyürdü gitgide gölgesi uzakların
İçimde bir tel kopar, bir ayna kırılırdı
Ve bana bir ölüm gibi sessizliğin kalırdı
.

Ümit Yaşar Oğuzcan

Ayrılırken



Dinle sevdiğim, bu ayrılık saatidir.
Dünya var olalı beri çirkin ve soğuk,
Erken içeceğimiz bir ilaç gibi.
Tadı dudaklarımızda acımsı, buruk.
Bu saatte gözyaşları, yeminler,
Boş bir tesellidir inandığımız.
Perde kapanıyor, filim bitiyor işte,
O hiç bitmeyecek sandığımız...
Görüyorsun, konuşacak bir şeyimiz kalmadı.
Sadece bakışlarımızda hüzün.
İste ayrılık bu; hiç beklemediğimiz...
O ikiz kardeşi ölümün.
Anlıyorum bir daha görüşemeyeceğiz
Bu son buluşmamızdır seninle
Yeni bir hayata başlayacaksın artık
Onunla, o yeni sevgilinle.
Anlıyorum artık o öpecek ellerini
Kulağına askı o fısıldayacak
İçinde bir pişmanlıktan başka
Benden eser kalmayacak.
Sigaranı sondur, kalkabiliriz
On adim sonra yollarımız ayrılmalı
Sakın ağlama ve bir şey söyleme bana
İnsan ayrılırken bile büyük olmalı.
.

Ümit Yaşar Oğuzcan

Ayten'in sonu



Ayten'i Markiz pastanesinde vurdular
Onu ben vurdum
Ayten kanlar içinde düştü yere
Bense ağlıyordum

Şimşek gibi loşluğunda Markizin
Bir usturaydı ellerimde parlayan
Vurdum,ve baktım dağılmış yüzüne
Dedim;o da güzeldi bir zaman

Onun da gözleri vardı,dudakları vardı
Mermerler dile gelirdi konuşunca
Ya elleri her zaman duygulu,serin
Başım dönerdi ellerini tutunca

Önce bir garson gördü ikimizi
Sonra yabancı adamlar gördü,kadınlar gördü
Ayten'i hiç ayıplamadım
O anda kim olsa ölürdü

Renkli bir balon gibi sönüverdi
Koluna gömleğimin kanı damladı
O lekeden başka şimdi
Ayten'den eser kalmadı

Aldılar götürdüler beni
Bu cinayetin hesbını sordular
Dedim:ayten'i ben vurmadım
Onu Markiz pastanesinde vurdular.
.

Ümit Yaşar Oğuzcan



Bana Bir Şarkı Söyle



Özledim sesini ne olur konuş
Bir gül açtır zamanların ötesinden
Karanlıklar içindeyim, kapkarayım bugün gel
Gök mavisinden, deniz mavisinden
Bana bir şarkı söyle
İçimde bir şey kımıldıyor
Gözlerim kan çanağı, yorgunum, uykusuzum
Bir baksana ne haldeyim deli divane
Yaralıyım, çaresizim umutsuzum
Bana bir şarkı söyle
Yağmur ol yağ üstüme, güneş ol ısıt
Dökül karanlığıma ışıklar gibi
Al beni, en uzaklara götür
Sesin, aksin içimde bir pınar gibi
Bana bir şarkı söyle
Bütün renkleri kat birbirine
Buram buram bir turuncu getir geçen yazdan
Bir tüy gibi, bir bahar dalı gibi
Hafiften, inceden, güzelden, en beyazdan
Bana bir şarkı söyle
Yağan kar nasıl hazin yağar bilirsin
Kurşuni bir gökyüzünden ağlamaklı
İşte öyleyim, kapkarayım bu gün gel
En hüzünlü sesinle, en dokunaklı
Bana bir şarkı söyle
.

Ümit Yaşar Oğuzcan

Batık Gemi



Bütün sevgililer, dostlar gitti
Bir sen kaldın kadınım beni terketmeyen
Batan gemilerin kaptanları gibi
Denizlerin ortasında ölümü bekleyen.
.

Ümit Yaşar Oğuzcan

Bu konuyu yazdır