Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifreniz
  





Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler 12
» Son Üye TalaMAN
» Toplam Konular 7,269
» Toplam Yorumlar 8,405

Detaylı İstatistikler

 
Oku-1 Erkin Koray – Sevince Şarkı Sözleri
Yazar: RasitTunca - 09-17-2018, 01:26 AM - Forum: Şiirler Şarkılar - Yorum Yok



Erkin Koray – Sevince, sevince Şarkı Sözleri
Sevince, sevince
Sevince durma durma koş ardından
Zaman yoktur git aşkı iste ondan
Sevince tüm insanlar bir başka
Durma dostum sen de yer ver aşka
Sevmek bilki doğmaktır yeni baştan
Aşık oldum galiba yavaştan

Öyle bir yol tutmuşun ki sorma
İnandım ki sevince vardır dünya
Sevince tüm günlerim bir başka
Durma dostum sen de yer ver aşka
Sevmek bilki doğmaktır yeni baştan
Aşık oldum galiba yavaştan

Olacakmıydım ben bu halde?
Sevince tüm insanlar bir başka
Durma dostum sen de yer ver aşka
Sevmek bilki doğmaktır yeni baştan
Eriyorum galiba yavaştan

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Erkin Koray – Öyle Bir Geçer Zaman ki Şarkı Sözleri
Yazar: RasitTunca - 09-17-2018, 01:23 AM - Forum: Şiirler Şarkılar - Yorum Yok



Erkin Koray – Öyle Bir Geçer Zaman ki Şarkı Sözleri

Öyle bir geçer zamanki dediğim aynıyla vaki
Öyle bir geçer zamanki dediğim aynıyla vaki

Birden dursun istersin seneler olunca mazi
Öyle bir geçer zamanki dediğim aynıyla vaki
Öyle bir geçer zamanki

Günlere bakarsın katı katı üzerine çekersin perde
Yoldan geçenler varda her akşam gelenler nerde

Kara yazı yazıldı sanma insanın da kaderi böyle
Öyle bir geçer zamnki dediğim aynıyla vaki
Öyle bir geçer zamanki

Bir cevap buldun mu sorulara yiğitlik de var yine serde
Nasıl gaddar seneler geçiyor durduğu yerde

Sana kara yazıldı insanın da kaderi böyle
Öyle bir geçer zamnki dediğim aynıyla vaki
Öyle bir geçer zaman ki

O nedir seni kızdıran memnun edeceği yerde
Bak bir garip diyorki nerde o yarim nerde

Anılara kapılıp kanma dünyanında düzeni böyle
Öyle bir geçer zamanki dediğim aynıyla vaki
Öyle bir geçer zamanki dediğim aynıyla vaki

Birden dursun istersin seneler olunca mazi
Öyle bir geçer zamanki dediğim aynıyla vaki
Öyle bir geçer zamanki

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Erkin Koray - Çöpçüler Şarkı Sözleri
Yazar: RasitTunca - 09-17-2018, 01:20 AM - Forum: Şiirler Şarkılar - Yorum Yok



Erkin Koray - Çöpçüler Şarkı Sözleri

Aşktan yana şansım yok
Ağlıyorum derdim çok
Aşkımı kaybetmişim
Sordum sordum bulan yok

Dün gece çok aradım
Aradım bulamadım
Kör olası çöpçüler
Aşkımı süpürmüşler

Sokaklarda ne ararsın
Beni kimden sorarsın
Ben düştüm aşk ateşine
Sende düşme yanarsın

aaaa aaaa
körolası çöpçüler
aşkımı süpür müşler
aaaa aaaa



Bu konuyu yazdır

RasitTunca-4 Raşidi Tarkatı Tesbihi - Abaküs Tesbih Nedir - Nasil Kullanılır?
Yazar: RasitTunca - 09-16-2018, 12:41 AM - Forum: Raşidi Tarikatı Genel Bilgiler - Yorum Yok



Raşidi Tarikatı Tesbihi - Abaküs Tesbih Nedir - Nasıl Kullanılır?

Abaküs Tesbih Nedir?

Normal namaz tesbihlerinin dışında, yüksek sayılı zikirleri çekebilmek için hafızalı tesbih veya zikir sayar, hesap makinesi ya da küçük ilk bilgisayar modeli demektir.

Bu tesbihlerde normal sayaç boncuklarının haricinde, imamenin üstünde zikrimize uygun olacak kadar (mesela 10 tane daha sıyrılabilir boncuk) bulunur. Yine tesbihin alt ortasında ekstra eklenmiş ikinci kadran boncukları vardır. Ayrıca belli bir boncuk aralığından sonra ekstra eklenmiş, yine mesela 10 boncuklu üçüncü kadranı (çarkı) olan tesbihlere “Abaküs Tesbih” denir.

Yani abaküs, saymak içindir; kolay saymak ve saydığını hesap makinesi gibi hafızada tutmak için kullanılır. İşte mesela ara boncuk (10 boncuklu) kadran boncuklarını tesbihin ilk 10 boncuğundan sonra bağlarsak, her 3 Fâtiha ile 7 İhlâs okuduğumuzda 10 boncuk tamam olmuş ve bir devir tamam etmiş oluruz.

Mesela Râşidî Tarikatı’ndaki silsileye Fâtihalar ısmarlanırken kullanmak için… Bu bir deviri tamam ettiğimiz Fâtiha ve Kulhü’yü bir şeyhe veya peygambere ve yakınımıza hediye edince o çarktan bir boncuk geriye sıyırırız. Yani abaküs sistemi ile “Haaa, tamam birinci silsile ismine okudum” diye hafızaya almış oluruz. Sonra ikinci 7 İhlâs 3 Fâtiha daha ve ikinci boncuk… Ve böylece abaküs işlemi devam eder.

Yine mesela 66 bin Allah zikri veya yüksek sayıdaki esmayı çekerken, tesbihi tam olarak Allah zikri ile çektik. Bir devir yapınca o yan çarktan bir boncuk sıyırdık ve “100 çektik” diye hafızaya alıp bilmek için… On boncuk sıyırınca bu sefer imamenin üstündeki binli (1000’lik) çarktan bir boncuk yukarı sıyırırız ki abaküs sistemi ile bu sefer “bin (1000) Allah çektiğimizi” biliriz, hafızaya almış oluruz.

Ve böylece bu sefer mesela altı bin çekecek isek, her bin çektikçe imamenin üstündekileri sıyırdık ve 10 defa yani 10’a tamam olunca 10.000 etti. Bu sefer en altta ortadaki kadrandan bir boncuk sıyırırız, yani “10 bin Allah” dedik biliriz. Altı boncuk sıyırınca 60.000 Allah zikri tesbih edildi biliriz. Ve böylece tesbihin, zikir sayanın abaküsün hafızasına alırız. Altı tane olunca altmış bin (60.000) Allah çektik bilmiş oluruz.

Yani abaküs tesbih demek, aynen ilkokulda kolay saymak ve kaç saydığımızı bilmek için kullanılan bir hesap aracıdır. Bunu yapan, zikri sayan abaküs ismine “abaküs tesbih” denir. Bilgisayarın ilk modelidir ve din âlimleri ve peygamberlerden birine verilmiş mucize ve ilimdir. Allah’ı zikir için keşfedilmiş olan ilk hafızalı hesap makinesi ve ilk bilgisayarın ana modelidir.

Onun bugün ne hale geldiğini düşünürsek, yani insanlık bayağı çağ atladı. Artık İslam’ın bulduğu, keşfettiği bilgisayarı, İslam dininden ve Müslüman olmayanlar çitayı nereye kadar taşıdılar, görün bakın. İslam ise hâlâ tesbihde kaldı maalesef. Hatta Türkler ise sadece 33’lü 99’lu tesbihde kaldılar. Bu “abaküs tesbih” nedir onu bile bilmezler yani.
Schrems, 27 Haziran 2017
Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca

Original Kar © glan

Abaküs Tesbih örnekleri Resimleri - Raşidi Tarkatı Abaküs Tesbih modelleri


[Resim: 50710907wj.jpg]

[Resim: 50710908ed.jpg]

[Resim: 50710909pr.jpg]

Bu konuyu yazdır

  Otomobil Markalarinin Tarihi ve Logolari ve Genel BilgilerP1
Yazar: RasitTunca - 09-15-2018, 08:20 PM - Forum: Sanal Dergi - Yorum Yok

[Resim: Otomobil-Markalarinin-Logolari-ve-Tarihi...lgiler.jpg]

Otomobil Markalarinin Tarihi ve Logolari ve Genel BilgilerP1

Araba markaları hakkında detaylı bilgilere, araba marka tarihleri ve kuruluş hikayelerine, buradan ulaşabilirsiniz. İster ikinci el araba arayın, ister sıfır kilometre bir araba modeli satın almayı düşünüyor olun, otomobil almaya karar vermeden önce iyice araştırmanın yanında otomobil markası hakkında da biraz bilgi edinmek isteyebilirsiniz. Aşağıdaki listeden dilediğiniz otomobil markası logoları Altındao otomaobil markası hakkında detaylı bilgileri bulacaksınız.

[Resim: Alfa-Romeo.jpg]

Alfa Romeo

Alfa Romeo Hakkında

1906 yıllında Portobello da Alexandre Darracq tarafından kurulan otomobil fabrikası yaşadığı olumsuzluklar nedeni ile 1910 senesinde elinde bulundurduğu coğunluk hisselerini Ziraatbankası destekleyen işadamlarına satmak zorunda kalmıştır. Società Anonima Lombarda Fabbrica Automobili kısaca A.L.F.A kuruldu ve işin başına desinatör Giuseppe Merosi atandı.

Çok kısa bir süre sonra Alfa fabrikasından 24 HP ile ilk Alfa Romeo piyasaya sürülmüştür. Alfa Romeo otomobil piyasasının olumsuz seyri ithalatın zorlaşması ve silah sanayii yararına kuruluşundan hemen beş sene sonra iflasını ilan etmek zorunda kalmışlardır. Napolili makina sanayi fabrikası sahibi Nicola Romeo firmayı devir alarak fabrikayı silah sanayisine çevirmiştir.

Savaşın sonunda ülkede oluşan olumlu hava ülkenin en büyük sanayiicisi Nicola Roma’ yı tekrar otomobil sektöründe yer almaya itmiştir. Alfa Romeo Merosi tarafından tasarlanan RL & RM spor modellerini piyasaya sürmüştür. O zamanlar daha tanınmayan Enzo Ferrari Alfa Romeo sürücü olarak Alfa Romeo’ ya katılmıştır.

Bu arada Vittorio Jano Fiat tarafından transfer edildi. Ancak onun tarafından tasarlanan 140 PS lik güçlü yarış arabası olan P2 1924 Dünya şampiyonu olarak Alfa Romeo’ yu dünya markası yapmıştır.

Bundan sonra Alfa Romeo yarış dünyasında başarıdan başarıya koşmaya başladı. Bu sayede Alfa Romeo Motorspor dünyasında kendine sağlam bir yer edinmiş oldu. Enzo Ferarri Alfa Romeo gayri resmi parkuru Scuderia Ferrari hayata geçirdi. Ancak global kriz Italya’ ya da ulaşmıştı. Alfa Romeo bundan böyle lokomotif ve tarım makinası yapımını bırakmak zorunda kalmıştır. 1929 yıllında borsanın çöküşü Alfa Romeo’ yu da yıkımın eşiğine getirmişti. Alfa Romeo’ yu kurtarma politikası planı altına devlet şirketi devir alıp, şirketi otomobil üreticisi Finmeccanica-Grubuna dahil ederek önceliği TIR ve uçak motoru sektörüne geçmişti. Bunun yanında orta dereceli motorspor başarıları şirketin yan işi haline gelmiştir. Bundan dolayı Enzo Ferrari ayrılma kararı vererek kendi şirketi ile yola devam etmeye karar verdi.Bu arada Italya’ nın Almanya safında 2. Dünya Şavaşına katılması ile Alfa Romeo tarihinde ikinci kez silah sanayisine atılmış oldu.

Şavaş sonunda şirket sesizce Lüks araba yapımından seri üretime geçiş yapmıştır. Giuletta Model serisi ile de ilk seri üretim patlamasını yaşamış oldu. Giuletta modelinin tanıtımı ile Alfa Romeo yine Motorsporları otoritesinden kabul görmeye başladı ve bununla birlikte motorsporlarında başarılar da tekrar gelmeye başladı. Ancak pas sorunu ve Kalite problemi 1980 yıllarda markanın imajını sarstı. Alfa Romeo 33 ve 90 la birlikte kalitenin yükselmesi ve efsanevi Alfa Romeo 75 ve 164 piyasaya sürülmesi bile Alfa Romeonun 1987′ de Fiat da geçmesine engel olamadı.
Daha iki yıl sonra Alfa Romeo zarardan kurutulup, yeni modelerin Alfa Romeo 145, 146 ve 147 Kompakt sınıfında ayaklandı. Bunun yanında 2000 yılında Alfa Romeo 156 yılın aracı seçildi. 156 GTA şimdilerde bile bir klasik haline gelmiştir.

[Resim: Aston-Martin.jpg]

Aston Martin

Aston Martin Hakkında

1913 yılında Lionel Martin ve Robert Bamford, Bamford & Martin Ltd. olarak Singer markasını satan bir galeriyi Doğu Londra’ da kurarlar. İkiside birer tutkulu araba yarışcısıdır. Ancak Singer markalı araçları ile istedikleri hızlara ulaşamıyorlardı. 1914 yılında Lionel Martin Singer markalı aracı ile Aston Hill yarışına katılırlar ve bu yarış ile birlikte Aston Martin ismi oluşur.

İlk Aston-Martin portotip Coal Scuttle 1915 yıllında ve tam ikinci portotipin bitim aşamasında Bramford seri üretime ilgisinin olmadığını anlayarak şirketden ayrıldı. Amerikalı bir milyoner cocuğu Graf Louis Vorow Zborowski, Bamford’un yerini aldı. Bu sayede şirketin finansal bir rahatlama içinde girdi. Graf Louis Vorow Zborowski aynı zamanda araba yarışcı olarak 1922 yıllında ilk büyük başarıyı elde etti. Brooklands’ daki yarışda ulaşılan 122 km/s on dünya rekoru kırmış oldu. 1924′ deki Monza büyük ödül yarışmasındaki kazada hayatını kaybetti. Bununla birlikte Lionel Martin şirketin finansal dengesini koruyamadı. Gelen yardımlarla da bunu başaramayan Lionel Martin şirketin iflasını istedi ve şirketen ayrılmak zorunda kaldı. Kendisi 20 yıl sonrada bir trafik kazası sonucunda hayatını kaybetti.

Daha önce de Aston Martin finansal destek veren Lord Charnwood , Augustus Cesare Bertelli ve William Somerville Renwick ile birlikte şirketi alırlar. 1927 yılından itibaren başarılar Aston-Martin-Modelleri olan International, Le Mans, Mark II & Ulster gelir. 1932 yılında Sir Arthur Sutherland Aston Martin Motors Ltd. satın alarak oğlunu müdür olarak atıyor. Yarış pistlerindeki başarıları sokaklara da taşımak adına normal arabalar üretme kararı veriliyor. Bu kararla okadar başarılı olunuyor ki, ilk Aston Martin Fan Kulübü kuruluyor. Aston Martin Owners Club şu anda 5.000 üyeye sahip. Aston Martin yarışlardan kendilerini geri çekince Bertelli 1936 yıllında şirketden ayrılır.
Aston Martin kurulduğu dan bu yana her iki haftada bir araç üretir. 1945 e kadar 700 araç üretilmiştir. Atom Aston Martini ikinci Dünya Savaşından önceki son projesidir. 1941 yıllında üretım durdurulmak zorunda kaldı. İkinci dünya Savaşının ardından Aston Martin tekrar finansal bir kriz ile karşı karşıya kalmıştır. Bundan faydalanan Traktör satışı yapan İngiliz işadamı David Brown Aston Martin Limitedi tam 20.000 Pound‘ a satın alır. Hemen bunun ardından spor araba fabrikası olan Lagonda satın alarak bunu Aston Martine entegre eder. 1948 da Drophead-Coupés DB1 olarak üretilir ve bunu DB2 takip eder. 1958 yıllında üretilen DB5 Aston Martin sayesinde sirketin imajını sağlam temellere oturtuyorlar. Ekim 1963 yıllında tanıtılan DB5 James Bond un Filmin de kullanılması ile efsane olarak yerini aldı. 1972 yıllında ki finanz krizi Aston Martin Lagonda Ltd. Birminghamer işadamlarına satılmadan önce yeni çag olarak bilinen DBS V8 i de gördüler. 1989′ a kadar Vantage, Volante & Vantage Zagato üretildi ve bundan sonra Virage modeli üretilen en iyi model olarak tarihe geçti. 1991 yıllından beri Aston Martin Ford Motor Company altında üretime devamediyor.

[Resim: Audi.jpg]

Audi

Audi Hakkında

14 Kasım 1899 yılında August Horch tarafından Köln- Ehrenfeld’ de kurulan A. Horch & Cie firması 1901′ de ilk arabalarını piyasaya sürdüler. 1902 yılında şirket Sachsen Eyaletindeki Reichenbach’ a taşındı. 1904 yılında şirket anonim şirkete çevirilerek şirketin ismi A. Horch & Cie Motorwagen-Werke AG olarak değiştirildi. Bu değişiklikle birlikte şirket tekrar Zwickau adinda başka bir şehire taşınır. 1907 yılında denetleme kurulu ile August Horch arasında anlaşmazlıklar yaşanmaya başladı. Bu sorun 16.07.1909′ da August Horch’ un şirketten ayrılıp kendi şirketi Zwickau’ da Horch Automobil-Werke GmbH kurması ile sonuçlandı. Bundan sonra isim davası kendi aleyhinde sonuçlanarak eski almancada anlamı “Dinle!” olan “horch”, Latincede aynı anlama gelen Audi’ yi markası olarak kullanmaya başladı.

Firma tarihinde 29.06.1932 çok önemlidir. Bu tarihde Sachsen eyaletinin dört araba markası Audi, DKW, Horch ve Wanderer, Auto Union AG ismi altında Zwickau’ da bir çatı altına girmiş oldu. Bu birleşme birbirine bağlı dört halka da bugün Audi’nin logosu olarak kullanılmaktadır. Otuzlu yılların ortasına kadar Auto Union AG silahlı kuvvetler için en önemli araba üreitcisi oldu. 1940′ dan itibaren başlayan savaş ile birlikte sadece silah sanayii için üretim yapılmıştır.

Sovyetler birliği emri ile şirketin tüm mal varlığına el konularak şirket 17.08.1948′ de idari mahkeme sicilinden de silinerek komple feshedilmiştir. Bir yıl sonra 03.09.1949 yılında Auto Union GmbH olarak Bayer eyaleti İngolstadt’ a kurulmuştur.

1958 yılında Auto Union % 100 kısmı ile Daimler-Benz AG altında bir şirket olmuş ve 1965′ de de Volkswagen AG tarafından satın alınarak el değiştirmiştir. 1969 yılında Auto Union VW’ nın Audiyi satın almasından önce satın aldığı araba ve motor üreticisi NSU ile birleştiler. Bu sayede Audi NSU Auto Union AG olarak Neckarsulm kurulur.

İlk Audi 100 yıl 1968′ de banta çıkmaya başladı, bundan dört yıl sonrada Audi A80 üretilir. 1980 yılında tanıtılan Audi Quattro araba sektöründe bir devrim olur. Bundan önce bu teknoloji jeeplerde ve tırlarda kullanılmaktaydı. Motorspor dünyasından gelen başarılarla birlikte bu teknoloji tek tek bütün modellerde de kullanılmaya başlandı. 1982 yılında ücüncü kuşak Audi 100, 1986 yılından itibaren Audi 80 piyasaya sürülür. Bundan sonra da şirket ismi Audi AG olarak değiştirilerek merkez Neckarsulm’ da Ingolstadt’ a alınır. 1988 yılında V8 motoru ile birlikte üst sınıf araba katagorisine de adım atmayı başarır. 1994′ de A8 piyasaya sürülür. Audi 80 artık A4 Audi 100 , A6 olarak üretime devam eder. 1996 yılında A3 ile spor sınıfında da üretime başlar. Bunu Sportcoupe arabası Audi TT izler ve iki yıl sonra da tüm kaportası alüminyum olan Minivan A2 izler.

Audi AG altı ülkede ve üç kıta da olmak üzere üretim yapmaktadır. Güncel olarak üretilen modeller A2, A3, (5 kapılı olan Sporback dahil) , A4, A5, A6, A8 ve TT ve bunun yanında Allroad Allroad Quattro, ve Offroad- Station Vagon dur. A4 hem Sedan hem Station Vagon hemde Üstü Açık / Cabriolet olarak üretimdedir. Bunun yanında spor modeller olarak S4 ve Quattro-Model RS4 üretiliyor. Lüks otomobil A8 aynı zamada uzun version olarak 12 silindirli üretilmektedir. TT modeli aynı zamanda Üstü Açık / Cabriolet olarak da üretilmekte.

[Resim: Bentley.jpg]

Bentley

Bentley Hakkında

Bir tren mühendisi olan Walter Owen Bentley tarafından kurulan ve günümüzde Volkswagen AG çatısı altında yoluna devam eden İngiliz marka, 1910′ lu yılların başından beri otomobil tarihinin en prestijli ve lüks modellerini üretmesiyle tanınıyor.

Savaş sırasında Kraliyet Hava Kuvvetlerinde uçak motorları için alüminyum supaplar geliştiren Walter Owen, edindiği tecrübelerin de yardımıyla 1919 yılında Bentley Motors’ u kurdu.

1980 yılı aynı zamanda Bentley markasının yeniden yükselişe gectiği yıl oldu. İngiliz havacılık şirketi Vickers Group tarafından satın alınan şirket için dönüm noktası oldu. 1997 yılında Vickers Gruop, Roll-Royce Gurubunu satmaya karar verdi.

Yapılan görüşmeler sonunda sağlanan anlaşma ile Rolls-Royce markası BMW çatısı altına girerken, Bentley markasıda Volkswagen AG’ ye katıldı.

2002 yılı içerisinde Volkswagen AG çatısı altına resmen giren ve Rolls-Royce ile yollarını tamamen ayıran köklü İngiliz markası, tekrar katılmaya başladığı Le Mans yarışları ve retro tasarımlı lüks, sportif ve prestijin mükemmel kombinasyonu olarak nitelendirilen Continental R, Continental GTC, Continental Flying Spur gibi yeni nesil modelleriyle geçmiş günlerdeki başarılarının üstüne çıkabilen bir performans göstermesiyle dikkat çekiyor.
Bentley markasının Türkiye’ deki iş ortağı Doğuş Otomotiv’ dir.

[Resim: BMW.png]

BMW

BMW Hakkında

1971 yılından beri BMW markası, Mini ve Rolls- Royce Motors Cars ile birlikte BMW Groupe çatısı altında yer almaktadır. Firma Karl Rapp ve Gustav Otto tarafından Bayerische Flugzeugwerke adında kurulmuş ve daha sonra Bayerische Motoren Werke GmbH olarak isim değiştirmiştir. Birinci dünya savaşı esnasında BMW uçak motoru üretimi yapan bir firmaydı ve bu bugüne denk şirketin logosuna yansımıştır. Bu yüzden parçalı amblemin mavi kısmı gökyüzünü beyaz kısmıda uçak pervanesini temsil etmektedir. 1923 yılında ilk BMW motorsiklet olan R32 piyasaya sürülmüştür. 1928 senesinde küçük araba üretimi Dixi yapılan Eisenach fabrikasını satın alınması ile otomobil sektörüne girer. 22 Mart 1929 yıllında ilk BMW yi 3 ve 15 beygirlik versiyonunu Austin Seven Lisansı ile üretir. İlk tek üretilen BMW küçük binek araç 3 ve 20 beygirlik versiyonları 1932 yılı ile 1934 yılı arasında 7000 adet üretilmiştir. 1933 yılında efsanevi model 303 üretilmiştir. Bu yıl icersinde BMW motorsporunda da boy göstermeye başlar. İlerleyen yıllarda Ernst Henne isimli sürücüsü ile başarılar gelir.

İkinci dünya savaşı sırasında BMW uçak üretimi ve mobilet üretimi yapar. Savaşın ardından Eisenacher Fabrikası Sovyetler Birliğine verilir. Savaş öncesi modeller burda üretilmeye devam edilir. Burda tüm makinaların olması buna olanak sağlamaktadır. BMW ismi kullanılmaya devam edilir ve ancak merkez Münih buraya bir etkisi kalmamış ve bu ismin kullanılmasını 1952 yılında mahkeme kararı ile engeller. Ve bundan sonra doğu Almanya’ daki bu şirket araçlarını EMW olarak sunmaya devam eder.

Münih ve Allach’ daki BMW fabrikaları 1945′ de Amerika askeriyesinin emri ile kapatılır. Üç yıl sonra R24 modeli ile savaş sonrasındaki ilk motor piyasaya sürülür. 1951 yıllında BMW 501 modeli ile Lüksotomobil sektörüne giriş yapar. Ancak bu üretim, üretim malliyetlerin yüksek olması şirkete zarar ettirir. 50 yılların ortasında motorsiklet pazarındaki durgunluk şirketi zor durumda bırakır. Şirket iflasın eşiğine gelir. Bu durumdan 1955′ de küçük araba modeli olarak piyasaya sürülen Isetta ile aşılabilinir.

1962 yıllında mühendis Herbert Quandt tasarlamış olduğu BMW 1500 modeli ile ilk orta sınıf otomobilini piyasaya sürer. Bunun takibinde 1800 und 2000 modelleri de piyasaya sürülür. 1966 yılında çift sıfır olarak tabir edilen (1602, 1802 ve 2002) modeller BMW beklenen başarıya ulastırır. 1972 yıllında tekrar 5 serisi ve üç yıl ara ile bugüne kadar üretilen en başarılı BMW modeli boy gösterir. 1976 ilk 6 serisi –Coupé, bir yıl sonra üst sınıf 7 serisi BMW ve 1972 de 2 jenerasyon olan ve günümüzde de hala beğenilen E30 3serisi BMW ler piyasaya sürülür. 1985 M sınıfı ilk spor sedan modeli olan M5, bir yıl sonra da M3 ve onuda takip eden yılda en önemli modeli 7 serisi olan ilk 12 silindirlik Alman aracı 750 iL üretilmiştir. 1988 yılında iki koltuklu ilk aracı Roadster Z1 üretilmeye başlanır ve bu serüven ancak bir yıl kadar sürer. 1990 3 jenerasyon 3 serisi E36 olarak bilinen model ve 1998 de de E46 ile takip eden bir serüven başlar. 1996 yıllında tekrar iki koltuklu bir arac olan Z3 ve onun da 2003 de Z4 modeli üretilmeye başlanır. 2005 den bu yana beşinci jenerasyon 3 serisi üretilmektedir.

BMW Groupe toplam 7 ülkede 23 üretim yaptığı fabrika ile faliyetlerine devam etmektedir. Montajlama işlerini uzak doğuda yaptırmaktadır.

Aktuel modeller 3 serisi, 5 serisi , 6 serisi ve 7 serisi ve bunun yanında spor modeller M3, M5 ve M6. 1 serisi Golf Sınıfında sınıflandırılmış ve 2004 den beri üretimde. SUV (Sports Utility Vehicle) arazi araçları modeli X5 bunun kardeşi X3 üretimine devam edilen araçlar içinde yer alır. 3 Serisi ve 6 serisi aynı zamanda üstü açık ve M3 olarak da bulunur.

[Resim: Bugatti.jpg]

Bugatti

Bugatti Hakkında

1881 yılında İtalya’ da Milano şehrinde doğan Ettore Bugatti, 1897 yılında lise eğitimini tamamladıktan sonra Milano Sanat Akademisine kabul edildi. Ettore, hem eğitimine devam ederken bir yandan da Prinetti&Stucchi isimli bir bisiklet üreticisinin yanında çalışmaya başladı. Teknoloji ve mekaniğe olan ilgisi nedeniyle otomobillerle de ilgilenmeye başlayan genç Ettore, De Dion motorlar donatılmış üç tekerlekli bir motosiklet yaparak yarışlara katılmaya başladı. 1898 yılında Prinetti&Stucchi çatısı altında ilk dört tekerlekli aracını üreten Ettore, önde iki ve arka da iki olmak üzere toplam dört motorlu aracına daha sonra bu araca Type 1 adını verdi. 1901 yılında üretilen Type 2 ise Milano Otomobil Fuarı’ nda altın madalya ile ödüllendirildi.

Zengin bir Fransız olan Baron de Dietrich ile anlaşan Bugatti, 100 otomobillik bir anlaşma yaparak ilk kez seri üretime geçti. Dietrich-Bugatti adıyla üretilen otomobillere Type 3, Type 4 ve Type 5 adları verildi ve 1904 yılına kadar üretim devam etti. Daha sonda Dietrich ile anlaşmasını fesheden Bugatti, 1905 yılından itibaren Mathis şirketiyle anlaşarak dört silindirli motora ve dört ileri manuel vitesli şanzımana sahip yeni modeller üretmeye başladı. Hermes olarak da bilinen Type 6 ve Type 7 modellerini, Alman motor üreticisi Deutz için ürettiği Type 8 ve Type 9 modelleri takip etti.

Daha sonra bir Alman bankasıyla anlaşan Bugatti, Fransa’nın Almanya sınırı yakınlarında kendine bir fabrika kurarak otomobil ve uçak motorları üretmeye başladı. Günümüzde de kullanılan Bugatti amblemini taşımaya başlayan ilk model olan 10, 1910 yılında düzenlenen Paris Otomobil Fuarı’nda gün ışığına çıktı. Aynı yıl beş otomobil üretip satan Bugatti, yarış kariyerinde de önemli adımlar atmaya başladı. 1911 yılında Fransa Grand Prix’ sinde elde edilen ikinciliğin ardından Bugatti yeni bir finansal başarıya imza attı. 19 modelinin motorunu Peugeot’ yla ortak üretilen Bebe modelinde kullanmaya başlayan Bugatti, gelecekte üreteceği modeller için önemli bir kaynak elde etmeyi başardı. Birinci Dünya Savaşı sırasında Fransa ve Amerika hükümetleri için uçak motoru üreten Bugatti, savaş sonrasında ürettiği ilk model olan 13’ü 16 supaplı ve 8 silindirli modern bir motorla donattı. 29 ve 30 modellerini de 8 silindirli ve 60 HP’lik bu motorla donatan Bugatti, bir çok yarışta ikincilik ve üçüncülük elde eden taraf oldu. 1924 yılında üretilmeye başlanan 8 silindirli 24 supaplı ve 90 HP’ lik Type 35 ise, Lyon GP’ sinde birinciliğe ulaşarak, Bugatti takımına ilk birinciliğini kazandırdı. Type 35 ile 130 HP’ lik versiyonu olan Type 35 B, aynı zamanda 1931 yılında kadar çeşitli yarışlarda iki binin üzerinde zafere imza atarak bugün bile kırılamayan bir rekorun sahibi oldu.

1927 yılında 12.7 litre ve 8 silindirli 300 HP’lik motorla donatılmış Type 41 Royale modelinin üretimine başlayan Bugatti, bu modelden 750 adet üreterek hepsini satma başarısını gösterdi. 1930 yılında cabrio modeli olan Type 50′ yi üretmeye başlayan üretici, bu modelini 5.0 litrelik ve 200 HP’ lik bir motorla donattı. 1937 yılında Jean Pierre Willie ve Jean Veyron’ dan oluşan Bugatti takımı 175 HP’lik Type 57 G diğer adıyla Tank modeliyle ilk Le Mans zaferine imza attı. Bu arada finansal açıdan sıkıntılar çekmeye başlayan Ettore Bugatti’yi oğlu Jean’ ın Le Mans yarışları için gerçekleştirilen testler sırasında ölmesi ve hemen ardından başlayan İkinci Dünya Savaşı derinden etkiledi.Savaş sırasında faaliyetlerini tamamen durduran Bugatti, 1947 yılında akciğer enfeksiyonundan hayatını kaybetti. Şirket, Ettore Bugatti’nin kontrolündeyken 7 bin 600 adet araç üretmiş ve bunların tamamını satabilmeyi başarmıştı.

Ettore’ nin diğer oğlu Rolando Bugatti şirketin yönetimini üstlenerek yola devam etme kararı aldı. İlk olarak, 1951 yılında Type 101 modeli üretilmeye başlandı. Bu arada Hispano-Suiza-Mericier isimli yedek parça şirketi, Bugatti’ nin Molsheim fabrikasını satın aldı. 1956 yılından itibaren otomobil üretimini tamamen durduran Bugatti markası, 35 yıl süren bir uyku dönemine girmiş oldu.

Bu dönem içerisinde otomobile yönelik hiçbir girişimde bulunmayan Bugatti markası, 1989 yılında İtalyan işadamı Romano Artioli tarafından yeniden hayata döndürüldü. 550 HP’ lik 12 silindirli ve 60 supaplı motora sahip EB 110 GT, 1991 yılında Paris Otomobil Fuarı’ nda tanıtıldı. Yürüyen aksamı karbon fiberden üretilen monokok şasili EB 110′ un gövdesi de alüminyumdan üretilmişti. Bir yıl sonra daha hafif yapıya sahip EB 110 SS ( Sport Stradale) tanıtıldı. 352 km/s’lik maksimum hıza erişebilen EB 110 SS, 0-100 km/s hızlanmasını 3.2 sn’de tamamlıyordu. EB 110 serisinden 150 civarında sipariş alan Bugatti markası, yeniden üretime geçerken 1994 yılında ve ardından 1996 yılında Le Mans yarışlarına yeniden katıldı. 1997 yılında Bugatti, EB 110 SS ile Finlandiya’da gerçekleştirilen bir organizasyonda, 296.8 km/s’lik hıza ulaşarak buz üstünde hız rekoruna imza attı. 1993 yılında, Cenevre Otomobil Fuarı’nda Bugatti yeni bir konsept otomobili olan EB 112’yi tanıtmış. Dört tekerlekten çekişli EB 112 konsepti, aynı zamanda dört kapılı bir sedan coupe tasarımına sahipti. 6.0 litrelik 12 silindirli ve 460 HP güç üreten motorla donatılan EB 112, Italdesign ile birlikte geliştirilmiş ve tasarlanmıştı. Bugatti için her şey yolunda denilirken, İtalyan işadamı Artioli’ nin şirketinin iflas etmesi, markanın yeniden sessizliğe gömülmesine neden oldu.

1998 yılında ise Bugatti’ nin tarihinde çok önemli bir sayfa açıldı. Volkswagen Group, markanın tüm haklarının satın alarak, Bugatti’ yi kanatlarının altına aldı. Aynı yıl, Cenevre Otomobil Fuarı’ nda Bugatti EB 218 tanıtıldı. Italdesign tarafından tasarlanmış olan EB 118, VW tarafından geliştirilmiş olan 6.3 litre ve 18 silindirli 555 HP’ lik benzinli bir motorla donatılmıştı. Tam anlamıyla mühendislik abidesi olan alüminyum gövdesi ve çarpışmalara karşı daha dayanıklı güçlü şasisi sayesinde dikkat çeken EB 118, dört tekerlekten çekişli olarak tasarlanmıştı. Bir yıl sonra, yine Cenevre Otomobil Fuarı’ nda bir başka konsept aracı sergileyen VW bünyesindeki Bugatti, büyük sükse yarattı. Tanıtılan ilk konsept aracı olan EB 218′ i, Frankfurt Otomobil Fuarı’ nda tanıtılan EB 18/3 Chiron takip etti. Aynı yılın sonlarında düzenlenen Tokyo Otomobil Fuarı’ nda ise 18 silindirli motora sahip EB 18/4 Veyron tanıtıldı. 2000 yılı ise Bugatti markası için pazar araştırmalarının ve model çizgisinin belirlendiği yıl oldu. Sırasıyla Detroit, Cenevre ve Paris Otomobil Fuarı’ larında tanıtılan EB 16.4 Veyron isimli yeni konsept otomobili, markanın yeniden seri üretim modelinin hazırlığını oluşturuyordu. 2001 yılında ise EB 16.4 Veyron’ un konsept aracında olduğu gibi benzer teknik özelliklerle üretilmeye başlanmasına karar kılındı. 2003 yılında Kuzey Amerika pazarına yönelik tanıtımı gerçekleştirilen Bugatti 16.4 Veyron’ un “Pur Sang” adı verilen karbon fiber/alüminyum gövde unsurlarına sahip özel versiyonu ise 2007 yılında tanıtıldı. Bununla birlikte 2003–2005 yılları arasında Bugatti Engineering’ in CEO’ ’uğunu yapan ve Bugatti 16.4 Veyron’ un geliştirilme sorumluluğunu üstlenen Dr. Franz Joseph Paefgen, Bentley’ in yanı sıra Bugatti’nin de başkanlığına atandı.

[Resim: Buick.jpg]

Buick

Buick Hakkında

Buick 19 Mayıs 1903 yılında İskoçya kökenli David Dunbar Buick tarafından Detroit Michigan’ da Buick Motor Company adı altında kurulmuştur.Aynı yıl içinde bocalamaya başlayan şirket James H. Whiting tarafından satın alınmış ve Flint, Michigan eyaletine taşınmıştır.Daha sonra, 1904 yılında William C. Durant tarafından kendi şirketi ile birleştirilmiştir. David Dunbar Buick kendi hisselerini satmış ve 25 yıl sonra ölmüştür.
1899 ve 1902 yılları arasında Walter Marr tarafından Detroit Michigan’ da 2 farklı prototip araba yapılmıştır.1901 ve 1902 yıllarında yapılan prototipler Oldsmobil Curved Dash cinsi kollu dümenli direksiyon sistemlerine sahipti.1904 yılında başka bir prototip James H.Whiting tarafından geliştirildi ve farklı dayanıklılık testlerine tabi tutuldu.Bu model halka satışa çıkarılmasına karar verilen ilk model olmuştur.

İlk satışa çıkarılan Buick Modeli 1904 yılında Flint, Michigan’ da üretilen Model B’ dir. Bu yılda 37 tane Buick üretilmiş ve satılmıştır. Günümüze kadar ne yazık ki bu modellerden hiç biri korunamamış ve kalmamış olduğu gibi arabalar hakkında herhangi bir belge yada resim de yoktur. Bununla birlikte,2 adet taklit benzer araba günümüzde Flint’ teki Buick Gallery & Research Center’ da sergilenmektedir.Bu iki arabanın yapılmasında o yıllarda fabrikasyon olarak kullanılan malzemeler kullanılmıştır. En önemli kısmı ise 1904 yılında yapılmış olan orjinal motorların yeniden yapılmış taklitlerinde yer almasıdır.
Model B’de kullanılan motor ve şasi mimarisi 1909 model ‘Model F’ de kendini hissettirmektedir. Buick markasının başarılı olmasındaki en önemli etken, Eugene Richard tarafından patenti alınan ‘silindir başında sübap’ teknolojisinin kullanılmaya başlamasıdır.
General Motors’ un kurulması Buick’ in başarılı olmasına bağlıdır.1904 model Buick’ in mimari yapısı, günümüz araba standartlarını belirleyen bir etken olmuştur.İlk önceleri kullanılan krank milini ortalayan ve karşılıklı yerleştirilmiş silindirler ( 2 silindirli motor) şasede istenmeyen sarsıntılar oluşturmuşlarsa da, sonradan motorun şasede yer değiştirip orta tarafa doğru alınmasıyla daha iyi sonuçlar elde edilmiştir.

William C. Durant ile beraber Buick Amerika’ daki en büyük otomobil üreticisi haline gelmiştir. Elde edilen kar kullanılarak, Durant bir çok şirketi bünyesine katmış ve sonuçta General Motors ortaya çıkmıştır. İlk önceleri, General Motors içindeki tüm alt markalar birbirleriyle rekabet etmeye başlamış, fakat Durant buna dur demiştir. O, G.M. içindeki her bir alt markanın belli bir sınıf alıcıyı hedeflemesini ve üretimin buna göre planlanmasını istemiştir.Yeni yapılanma sonunda, Buick marka olarak en üst sınıflarda yer almış, fakat Cadillac bir üst sınıf ve prestij sembolü olarak kalmıştır. Bu pozisyon günümüzde dahi G.M. bünyesinde geçerliliğini korumaktadır.

İlk önceleri Buick İndianapolis Motor Yarışmaları’ nda yapılan ilk yarışın galibi Napier ‘i ( bir İngiliz araba üreticisi, özellikle savaş uçaklarında kullanılan motorları çok ünlüdür) izler olmuştur. 1911 yılında Buick ilk kapalı kasalı arabayı, Ford’un 4 yıl öncesinde üretmiştir.1929’da Buick fabrikası, fiyatı Oldsmobile ve Buick arasında olan kardeş marka ‘Marquette’ i yaratmış, fakat ne yazık ki bu marka 1930’da üretimini bitirmek zorunda kalmıştır.

Buick markasının tüm satışları 1984 model yılında en tepe noktadan düşüşe geçmeye başladı.Petrol fiyatlarındaki artışla beraber, turbo şarjlı, performanslı , küçük ve yeni arabaların ortaya çıkması, geleneksel büyük sınıf Amerikan arabası modellerine olan talebi daraltmaya başladı. Bunlara bağlı olarak ,lüks sınıf büyük coupeler, büyük sınıf ve orta sınıf Amerikan arabaları 1985-1990 yılları arasında daha az satın alınır oldu. Bir çok Buick modeli kompakt ve performans segmentindeki araçlar yüzünden üretimden kalktı.
İdeal Buick müşteri profili rahatı seven, büyük olasılıkla Cadillac alacak kadar parası olmayan veya çok dikkat çekmek istemeyen, bununla beraber normal standart arabaların daha üzeride bir arabaya sahip olmak isteyen bir kitledir. Zaman geçtikçe, Buick markası G.M. bünyesinde geleneksel ama lüks bir marka olmaya başlamıştır.Bu sırada Cadillac daha sıra dışı ve biraz daha abartılı bir lüks segment oluşturma yolunda ilerlemiştir. Buick, dünyadaki en eski otomobil markalarından biridir.(Mercedes-Benz, Renault, Peugeot, FIAT, Cadillac, Daimler ve üretimden kalkan Oldsmobile ile beraber)

Günümüzde, Buick hakkında G.M. ‘un masraf kalemlerini azaltmak için üretimi durduracağı ile ilgili olarak bir sürü spekülasyon vardır. G.M.’un planladığı Zeta Projesinin durdurulması ( yeni bir arkadan itişli araba modelinin Buick Müşterileri ile tanıştırılması)da bu spekülasyonlara eklenebilir. G.M. aynı zamanda Buick, Pontiac ve GMC Kamyon/Pikap markalarını birleştirip tek bir çatı altında toplamayı da düşünüyor. Zeta projesi halihazırda devam ediyor, ( VE Commodore ve yeni Chevrolet Camaro) bu şekilde Buick markasının yaşama şansı hala yüksek.

Buick 2005 yılında kendi içinde üretimdeki bir çok modeli birleştirmeye başladı. Century ve Regal modellerini La Crosse ile değiştirdi. LeSabre ve Park Avenue modelleri Lucerne ile yer değiştirdi. Jeep sınıfındaki Rendezvous ve Rainier modelleri 2007 yılında sonlandırıldı ve 2008 model Enclave üretilmeye başlandı.2008 yılında aynı zamanda az satan Terraza minivan modeli de üretimden kaldırılmış oldu.Böylece Buick markası altında Amerika’ da sadece 3 model kalmış oluyor.2008′ de, her bir yetkili Buick satıcısında aylık ortalama satılan arac satış rakamı 4′ ten 3 arabaya inmiş durumdadır.

Yine aynı şekilde, geleceğin Buick modellerinde Çin’ de üretilen Buick iç ve dış dizaynlarında yapılan geliştirmeler yer alacak. Bu genel olarak Buick’ in Çin’ de yarattığı büyük rekabet ve başarının bir göstergesi olarak düşünülebilir. Motor Authority aynı zamanda Buick’ in Amerika’ da Excelle modelini de 2009′ da üretmeye başlayacağını bildirmiştir. Diger Çin’ de üretilen modeller Park Avenue Amerika’ daki mevcut modellerin geliştirilmiş ve makyajlanmış hali gibidir.Amerika’ nın saygın kurumlarından ABC News’in bir haberine göre G.M. mevcut finansal krizden çıkabilmek için Buick markasını satmayı düşünmektedir.

Buick’in ambleminde bir yuvarlağın içinde üç tane birbirine geçmiş soldan birbirine yakın dik kalkan vardır. En soldakinden başlamak üzere, kırmızı, beyaz ( bazen açık gri) en sağdaki ise mavidir.Bu dizayn üç kalkan olarak bilinir ve 1959 yılında 1960 model yılı için 3 Buick modelinde LeSabre-İnvicta and Electra’ da kullanılmaya başlamıştır. Kalkanlar Buick’ in kurucusu olan Buick ailesinin ‘Aile Amblemi’ nden esinlenilerek oluşturulmuş, ufak tefek değişiklikler yapılarak 1930′ lardan beri Buick markası taşıyan değişik modellerde kullanılmıştır.Geleneksel bir versiyon 1980′ lerden beri Electra modelinde görülmeye başlamıştır.


[Resim: Cadillac.png]

Cadillac

Cadillac Hakkında

Henry Martin Leland 1843′ te Vermont’ ta doğdu. 1890′ da ailesi ile birlikte Detroit’ e taşındı. Zengin bir keresteci olan Robert C. Faulconer ve bir makine dizayncısı olan Charles H. Norton ile birlikte Leland, Faulconer and Norton şirketini kurdular. 1894′ te norton krank mili üretmek için kendi şirketini kurdu ve bu ortaklıktan ayrıldı. Leland and Faulconer ise fren imalatına başlayarak bu konuda ilerledi. 1896′ da şirket buhar makineleri ve deniz taşıtları için benzin motorları imalatına başladı.

Haziran 1901′ de Leland, Olds Motor Works şirketi ile Oldsmobile’ ler için motor üretmek ve geliştirmek için anlaştı. Yeni tasarladığı motorlar ile beygirgücünü %23 artırmayı başardı. Fakat şirket yöneticileri tarafından bu icat, mart ayında çıkan yangın nedeni ile duran üretimlerinin, bu yeni motor üretilmeye başlanırsa tekrar duracağı ve zarar edecekleri sebebiyle uygulamaya konulmadı. Henry Leland bunun üzerine bir yıl sonra Henry Ford ile birlikte çalışmaya başladı.

Ağustos 1902′ de, Ford Otomobil Teşebbüsü’ nün finansal yatırımcıları olan William Murphy ve Lemuel W. Bowen, Leland için danışmanlık teklif ettiler. İki yatırımcı Ford’ un yarış arabaları tasarlamaması dolayısıyla hayal kırıklığına uğramışlardı. Bu yüzden Leland’ ın danışmanlığında şirket hisselerini satmak istiyorlardı. Leland ise Olds tarafından reddedilen yeni motoru göstererek, iki yatırımcının piyasa dışına çıkmamaları için ikna etti. Böylece, Ford’ dan ayrılan yatırımcılar ile birlikte Cadillac Automobile Company kurulmuş oldu. Cadillac ismi 18.yy başında Detroid’ i keşfeden kâşif Le Sieur Antoine de la Mothe Cadillac’ tan esinlenilmiştir. Cadillac’ ın ilk başkanı ise C.A. Black olmuştur.

İlk Cadillac, 17 Ocak 1902 tarihinde tamamlanmıştır. İlk Cadillac’ ın test sürüşünü ise daha sonra Brush Runabout’ u dizayn edecek olan 24 yaşındaki Alanson P. Brush yapmıştır. Ocak ayındaki New York otomobil fuarında görücüye çıkan Cadillac haftanın yarısında 2286 adet satmış ve satışları kapatılmak zorunda kalınmıştır.

1903 yılında Cadillac model isimlerinde “A” kullanmamıştır. Daha sonra ise 1904 Model A ile başlayarak tüm tek silindirli, çift ön makaslı modellerde “Model A” kullanılmıştır.

Cadillac Model A’ yı en çok satılan araba yapan etmen zarafetiydi. Tek silindir bakır kaplı 10 silindirlik motoru, 2 hızlı vitesi ve merkezi zincirli frenleri ile çok zarif bir otomobildi. Yıllar geçtikçe değeri azalmak yerine hep arttı. Cadillac Model A’ dan sonra yeni otomobiller piyasaya çıksa da onun yeri motor tutkunları için çok farklı olmuştur. Ayıca Cadillac Model A 750$ gibi düşük bir fiyat ile piyasaya çıkmıştır. 4 kişilik modeli ise 850$’dan satılmıştır. Halk arasında emniyetli sürüşü, rahatlığı, ucuzluğu ve üstün çekiş ve tırmanma performansıyla çok iyi bir izlenim bırakmıştı. Öyle ki; reklâm panolarında hep ya yüklü vagonları yokuş yukarı çekerken yada binaların merdivenlerinden çıkarken boy gösteriyordu.

Haziran 1903’te F.S. Bennett Cadillac’ ı ilk yurtdışına çıkartan kişi oldu. Bennett İngiltere’ deki Sunrising Hill tırmanışına bu Cadillac ile katıldı ve 7. oldu. Fakat cadillac yarışmadaki tek bir silindirli aracıydı. Diğer yarış araçlarında 2 veya 4 silindir bulunuyordu. Yine aynı yıl katıldığı İngiltere’ deki “One Thousand Mile Reliability Trial” yarışmasında kendi fiyat aralığında toplam puanlamada 4. olmasına rağmen güvenlik dalında 1. oldu.

1903′ te Cadillac motor, vites ve fren sistemlerinin geliştirilmesi için Leland&Faulconer şirketiyle anlaştı. Leland’ ın çok titiz çalışmalarıyla gelişmeler sürdürüldü. Fakat Cadillac’ ın Cass Avenue’ deki şasi ve beden montaj bölümü üretim hızına yetişemiyordu. Ocak 1905′ te Cadillac Lland and Faulconer şirketiyle Cadillac Motor Car Company adı altında birleşti. Genel Müdür Henry Leland oldu. Henry Leland’ ın oğlu Wilfred ise Murphy’ nin altında mali işler müdür yardımcısı oldu.

Tek silindirli Cadillac 1909 yılına kadar üretildi. Tek silindirli Cadillac’ ın en büyük başarısı ise 1908 de İngiltere’ de yaşandı.

1903 şasisinde, iki eliptik fren istemiyle donatılmış açılı çelik gövde ve ön-arka boru dingiller vardı. Direksiyon simidi, direksiyon dişlisi kontrol kolları ile birlikte sağ tarafa konuldu. Tek şambriyelli lastikler 12 jant ile 22 inç (56cm) tahta tekerleklerin üzerine tutturulmuştu (prototipte 14 jant kullanılmıştı). Motor daha çok Leland & Faulconer’ in küçük herkülü diye anılıyordu. Tek silindir ön koltuğun sol alt tarafına yerleştirilmişti. Radyatöre bağlı pervane motoru da ön tarafa yerleştirilmişti. Sökülebilir motor silindiri özel bir bakır ve demir karışımı kullanılarak su ceketli olarak dökülmüştü. Aynı zamanda sökülebilir patlama odası vardı. Dikey valflar silindir oluğuyla bağlantılı ve silindire dikti. Egzoz borusu en alt tarafta şanzımandan gelen bir itme kolu ile bağlıydı. Emme valfı ise en üstte ekzentrik milinden gelen kol ile bağlıydı. Benzin sürücünün altındaki bir depodan yerçekimi yardımıyla iniyordu.

Şanzıman 2 ileri ve bir geri vitesten oluşuyordu. İleri vitesler 3:1 ve 1:1 oranındaydı. Toplam oran 3.1:1 ile 5:1 arasında ve dişli sayısındaki kombinasyona göre değişiyordu. Birincil dişlide 9 veya 10 ikincil dişlide ise 31, 34, 38, 41 veya 45 diş bulunuyordu. Aracın kullanım yerine göre dişli kombinasyonu ayarlanıyordu. Düşük oranlar Runabout serisinde düz ve engebesiz yollar için, yüksek oranlar ise dağlık yollarda veya taşıma amaçlı üretilen araçlarda kullanılıyordu. Ayrıca dişlilerin nasıl değiştirilebilineceği müşterilere öğretiliyordu.

Seri numaralar kullanılmıyordu. Krank üzerinde iki yere motor numarası yapıştırılıyordu. Motor numaraları 1902′ de üretilen 3 prototiple birlikte 1′ den 2500′ e kadardı.

[Resim: Caterham.jpg]

Caterham Cars

Caterham Cars Hakkında

Caterham Cars, Birleşik Krallık merkezli bir hafif ağırlıklı spor otomobil üreticisidir. Şirket, 1973 yılında kurulmuş olup özellikle Lotus Seven replikası olan Caterham 7 modeli ile tanınmaktadır. Şirketin merkezi Crawley'de yer almaktadır.

Caterham Cars, 27 Nisan 2011 tarihinde Team Lotus'un sahibi Tony Fernandes tarafından satın alındı

[Resim: Chery.jpg]

Chery

Chery Hakkında

Chery Automobile Co., Çin’ in Anhui eyaletinin 5 yerel devlet firması tarafından 18 Mart 1997′ de kurulmuştur. On yıl gibi kısa bir geçmişe sahip olmasına rağmen Chery, 2007 yılında Çin otomotiv pazarında 381.000 adetlik satış rakamıyla dünya devlerinin bulunduğu Çin pazarında 4. sırada yer almayı başarmıştır. Böylece uzun zamandır tekelleşmiş olan Çin-yabancı ortak sermayeli otomobil üreticileri arasında kendine yer edinerek gücünü kanıtlamıştır.

Chery kurulduğu günden itibaren hem iç hem de uluslararası pazardaki konumunu geliştirmeye önem vermiştir. Prensibi ” iç pazardaki konumunu pekiştimek, uluslararası pazardaki konumunu güçlendirmek ” olan Chery, Çin’ in ilk bütün araç, CKD, motor ve araç yapım teknoloji ve ekipmanı ihracatçısı olmuştur. Rusya, Ukrayna, Mısır, Malezya, İran ve Arjantin’ de de üretim tesisleri olan Chery, dünyanın 60′ dan fazla ülkesine ve bölgesine ürün ihracatı gerçekleştirmektedir. Chery ihracat hacmiyle Çin pazarında 4 yıl üst üste ihracat sıralamasında 1. sırada yer almıştır. Chery Çin’ de 2 araç fabrikası, 2 motor fabrikası, 1 vites kutusu fabrikası, 1 Otomotiv Mühendisliği Araştırma Enstitüsü ve 1 Otomobil Planlama ve Tasarım Enstitüsü ve Ar-Ge merkezine sahiptir.

Toplam 23.000 çalışana, yıllık 650.000 araç üretim kapasitesi, 400.000 motor ve 300.000 vites kutusu üretebilme kapasitesine sahip olan Chery’ nin üretim kapasitesi 2010 yılında 1.000.000 adede ulaşacak. Küçük şehir otomobillerinden arazi araçlarına uzanan geniş model alanıyla Chery 2007 sonu itibariyle Çin’ in en çok model üreten binek araç markası olmuştur.


[Resim: Chevrolet.jpg]

Chevrolet

Chevrolet Hakkında

Bir söylentiye göre, 1896-1897 yılları arasında Fransa’ da yaşayan sıradışı bir adam bisiklet atölyesinde çalışırken ” Chevrolet ” ismi ile Amerika’ nın en zengin ailelerinin arasına katıldı.

İsviçre’ nin La Chaux-de-Fonds kentinde bir saatçinin oğlu olan Louis’ in 11 yaşında çalıştığı bisiklet atölyesinde ” hızlı bir bisiklet ” üretip babasının katı ilkelerine rağmen yarışlara katılarak birinci oldu ve aldığı ödülle altı kardeşinin ve ailesinin geçimini sağladı. Chevrolet’ in güçlü pedalları ona geleceğini sundu.

1896- 1897 yılları arasında Amerika’ nın saygın iş adamlarından Vanderbilt üç tekerlekli motorsikletini tamir ettirmek için Louis’ in tamirhanesine uğradı ve yeteneğini gördükten sonra onu Amerika’ ya götürmek için ikna etmeye çalıştı. Louis Paris’ te Darracq’ la eğitiminden sonra Kanada’ da şöför ve makinist olarak görev yaptı. Louis Chevrolet 1901′ de nihayet rüyasını gerçekleştirerek New York’ ta De Dion-Bouton’ da çalışmaya başladı. Sonraki dört yıl burada motor tasarımı üzerinde çok çalıştı ve 1905′ te motor yarışlarında dünya rekoru kırdı ve 15 yıllık yarış hayatına ilk adımını attığı yıl sevgilisiyle evlenerek yuva kurdu.

Chevrolet’ in yarış kariyeri 1907′ de Buick Bug lastiklerini kullanmasıyla zirveye çıktı. Buick, William Crapo Durant tarafından önemli otomobil markası haline getirildi. Buick, 1908 de New Jersey’ de daha sonra ismine General Motor olarak devam edecek olan Durant General Şirketi’ nin bir parçası oldu. 3 Kasım 1911′ de Durant ve Chevrolet güçlerini birleştirerek Chevrolet Motor Otomotiv Şirketi’ ni kurarak efsanenin doğmasını sağladılar.

Durant’ ın vizyonu Chevrolet Şirketi’ nin gücüne güç katmak oldu. Böylece Chevrolet markası kısa zamanda kalite, değer, güvenirlilikle eş anlamda anılmaya başlandı, öyle ki Chevrolet 40 yıllık (1936-1976) Ford otomobillerini geride bıraktı.
Chevrolet’ nin ekonomik, küçük ve orta büyüklükteki yeni serisi 1 Şubat’ ta lanse edildi.

Bu konuyu yazdır

  Otomobil Markalarinin Tarihi ve Logolari ve Genel BilgilerP2
Yazar: RasitTunca - 09-15-2018, 08:19 PM - Forum: Sanal Dergi - Yorum Yok

[Resim: Otomobil-Markalarinin-Logolari-ve-Tarihi...lgiler.jpg]

Otomobil Markalarinin Tarihi ve Logolari ve Genel BilgilerP2

Araba markaları hakkında detaylı bilgilere, araba marka tarihleri ve kuruluş hikayelerine, buradan ulaşabilirsiniz. İster ikinci el araba arayın, ister sıfır kilometre bir araba modeli satın almayı düşünüyor olun, otomobil almaya karar vermeden önce iyice araştırmanın yanında otomobil markası hakkında da biraz bilgi edinmek isteyebilirsiniz. Aşağıdaki listeden dilediğiniz otomobil markası logoları Altındao otomaobil markası hakkında detaylı bilgileri bulacaksınız.


[Resim: Chrysler.jpg]

Chrysler

Chrysler Hakkında

Yirminci yüzyılın başında ilk arabasını satın alan Walter P.Chrysler, gelişen teknolojiyi daha iyi öğrenebilmek adına arabasını 25 kere parçalarına ayırmıştır. 1924 yılında kendi adını taşıyan ilk arabası Chrysler Six’i üretmiştir. Walter Chrysler arabasını New York’ta bulunan otomobil fuarında tanıtmak istediğinde, aracının üretim durumuna hazır bulunmadığı gerekçesiyle amacına ulaşamadı ve arabasını New York’ta bulunan Commodore otelinin büyük giriş salonuna park etti. Araç, gazeteciler ve yatırımcılar tarafından çok dikkat çekince, medyada büyük yankı buldu ve aynı yıl içerisinde üretime geçti, 32.000 adetin üzerinde bir satış yapıldı.

6 Temmuz 1925’de daha önce kendisininde çalışmış olduğu motor şirketiyle birlikte kendi firmasını kurdu. Yıl sonuna kadar Amerika’da 3.800 Chrysler satıcısı oluşmuştu ve genç firma yaklaşık yılda 17,4 milyon dolar kazanmıştı. 1927 yılında ilk cabriolet araç piyasaya sürüldü. Chrysler, Dodge firmasınıda kendisine dahil ederek Amerika’nın en büyük otomobil üreticilerinin arasında yer aldı.

Chrysler ikinci dünya savaşından sonra Town and Country adındaki kenarları ve arkasında bulunan tahta uygulamalarından dolayı unutulmaz olan araba modelini üretti. 1955 yılında firma 300 PS gücünde olan dünyanın en güçlü limuzinlerini tanıttı. İki yıl sonra spor araba Dart’ ı ve 1958 yılında ise otomatik hız kontrolüne dayanan ve günümüzde Tempomat diye bilinen bir sistemi sundu.

Chrysler 1970’ li yıllarda sarsıcı ve derin bir krize doğru sürüklendi ve milyon zararlar etti. 1979 yılında yönetim sayesinde ele geçen kredi, yeni modeller üretmeleri için büyük bir fırsattı. Chrysler 80’ li yıllarda uyguladığı strateji sayesinde krizden kurtulmayı başardı.
Krizin ardından sırasıyla 1981 yılında Cabrio Le Baron üretildi ve iki yıl sonra da bir küçük otobüs ve normal aracın birleşimini andıran görüntüsüyle Voyager modeli piyasaya sürüldü. Chrysler, Voyager modeli ile neredeyse on milyon satış yakalamayı başardı. 1987’de ise Americans Motors Corporation’ ı satın alarak Jeep markasını da satın almış oldu. Spor araba modeli Viper ve üst sınıf limuzinler 90’ lı yıllarda üretildi.

1998 yılında artık 75 yıllık bir geçmişi olan Chrysler firması, Daimler-Benz firması ile birlikte, merkezi Stuttgartta bulunan Daimler Chrysler adini alarak yeni bir firma oldu. 1999 yılında ise Motor Trend adlı bir dergi tarafından 300M modeli yılın arabası seçildi. 2000’ li yıllarda ise, PT Cruiser, Grand Voyager, Cabrio olarakda kullanılabilen Sebring, Crossfire Sportcoupe, Crossfire Roadster, 300 Touring gibi yeni ve etkileyici modeller ürettildi.

[Resim: Citr%C3%B6en.png]

Citroen

Citroen Hakkında

Otomotiv tarihinde çığır açan pek çok yeniliğe imza atan Citroën, 1919 yılında André Citroën tarafından kuruldu. Citroën soyadı, tüccar olan büyük büyük büyükbabasının sonradan “Citron” olarak değiştirilen “Limoenman” soyadından geliyordu; “küçük limonları olan adam”…

Henüz 34 yaşındayken “ dişli takımı ” üretmek üzere kendi şirketini kuran André Citroën, otomotiv endüstrisinde daha sonraları bir dev olarak anılacaktı. Citroën’ in hafızalara kazınan sembolü ” double chevron ” (rütbe işareti) ise André Citroën’ in kendi buluşu olan üçgen dişli sistemine bir göndermedir.

İşte otomotiv tarihin Citroën tarafından konan temel taşları:

4 Haziran 1919′ da Citroën markalı ilk otomobil satıldı: 10 HP A Type Torpedo. Citroën, Avrupa’ nın ilk seri üretim otomobili A Type’ ı otomotiv tarihine kazandırmıştı. Daha sonra,1924 yılında A Type ile kazanılan deneyim sayesinde B serisinin üretimine geçildi. Seri içinde dünyanın ilk çelik karoserli otomobili BlO yer aldı. 1933 yıllında Citroën 8CV, 93 km/s ortalama hız ve 300.000 km yol ile uzun mesafede dünya rekorunu kırdı.

Citroën 1934 yıllında dünyada ilk önden çekişli otomobilin seri üretimine başladı.1938 yıllında C serisiyle birlikte bir ilke daha imza atan Citroën, model gamını genişletmeye ve sektöründe öncü olmaya devam etti. 1938 yılında Citroën dünyanın ilk “hydropnömatik süspansiyonlu” otomobili La 15 Six’ i icat etti.

1955 yılında Citroën dünyanın fren disklerini standart olarak sunan ilk otomobili DS’ i icat etti. Yüzyılın otomobili olarak övgülere doymayan DS, ” gerçekleşen bir düş, bir mucize ” olarak tanımlanmıştı. Tanrıça anlamına gelen “déesse” kelimesinin okunuşu olan DS, otomotiv dünyasına bir mit olarak girdi ve hep öyle kaldı.
1978 yılında ” Dünyanın ilk en hızlı turbosuz otomobili ” La CX 2500 Diesel’ i icat etti. Aynı yıl yine ” dünyanın ilk tam elektronik ateşleme sistemine sahip otomobili ” La LNA’ yı satışa sundu.

1989 yılına gelindiğinde Citroën, herkesi yine şaşırttı: Dünyanın ilk hidroaktif süspansiyonlu otomobili XM sahnedeydi. 1994 yılında Citroën AX Eco 2,7lt/100 km ile yakıt ekonomisinde dünya rekorunu kırdı. 1996 yılında Saxo’ nun lansmanı yapıldı. 27.000 ziyaretçi aracın üretildiği yere, Aulnay’a geldi.

1997 senesinde ise 1.581.378 adet satılan ZX’ in üretimi sona erdi ve Xsara lanse edildi. 2000′ in Kasım ayında, Citroën, otomobil endüstrisinde bir ilk olan ISO 9001 (versiyon 2000)’ i aldı. C mirası yeniden gündeme geldi. Tarih yeniden canlandırıldı ve nostalji teknolojiyle buluştu. C serisindeki otomobiller, bulundukları segmente, kullanım amacına, donanımına göre numaralandırılıyor ve adlandırılıyor. En küçük model C1 ve en büyüğü C8 gibi.

2002 yılında ise Citroën yeni bir satış rekoru kırdı: 1 312 000 araç.. 2004 yılında İspanyol basını C2′ yi, Brezilya basını da C5 ve Xsara Picasso’ yu yılın en iyi aracı seçti. Yine aynı yıl içinde C4 modelinin hatchback ve coupé versiyonlarının tanıtımı Mondial’ de gerçekleştirildi. 2005 senesinde C serisinin prestij aracı olarak kabul edilen C6 modeli Frankfurt Fuarı’ nda ilk defa sergilendi.

2007 yılında Citroën Jumpy, 20 gazeteciden oluşan uzman jürinin oylaması sonucunda ” 2008 – Yılın Ticari Aracı ” ödülünü aldı. Citroën’ in ilk sedan aracı C4 Sedan Avrupa’ da ilk olarak Türkiye’ de lanse edildi.2008 yıllında Citroën’ in yerli aracı Nemo ” 2009- Yılın Ticari Aracı ” ödülünü aldı.

[Resim: Dacia.png]

Dacia

Dacia Hakkında

1996 yılında Romanya hükümetinin açmış olduğu ihale sonucu kurulmuş, adını Romanya topraklarının eski adı olan Dacia’dan alan , 1999 yılında Renault bünyesine geçen Romanyalı otomobil üreticisi.1968 yılında bütün parçaları Fransa’dan ithal edilerek montajı yapılan ve Piteşti’deki fabrikasında boyanan Renault 8 modelini Dacia 1100 adıyla piyasaya vererek üretime başladı. Dacia 1100, 4 kapılı 5 kişilik karosere ve arkadan konumlandırılmış 1100 cc’lik 4 silindirli 46 BG gücünde motora sahipti. 133 km/sa. azami hıza sahipti ve 100 km’de ortalama 6,6 lt benzin tüketiyordu. Dacia 1100 modeli 1971 yılına kadar üretimi devam etmiştir.

1969 yılında Renault 12 modeli Fransa’da üretilmeye başlayınca Dacia da 1300 adı ve kendi logosu altında 12’yi montajlamaya başladı. Dacia 1300’lerde 1289 cc’lik 54 bg motor kullanıldı. Azami hızı 144 km/saatti ve 100 km’de 9,4 lt yakıt tüketmekteydi. Türkiye’de Renaut 12’lerin üretimine Dacia’dan 2 yıl sonra 1971 yılında başlanmıştır.

Dacia 1300 montaja başlandıktan itibaren donanım farkı olan üç sürümle satışa sunuldu. Bunlar 1300 Standart, 1300 Super ve 1301 modlleridir. 1301 sadece Romanya Komünist Partisi üyeleri için üretilen bir modeldi ve bugünün araçlarında standart olan arka cam rezistansı ve 1300 modellerinde olmayan başka donanımlar içeriyordu.

1973 yılında Fransa ile aynı anda Renault 12 Break olarak adlandırılan ve 12’nin Türkiye’de en popüler modeli olan Station Wagon Romanya’da 1300 Break adıyla üretilmeye başlandı. Yine 1975-1982 yılları arasında kısıtlı sayıda (1500 kadar) 1302 adıyla bir pick up modeli de üretildi. 1302 modelinin çoğu Fransızların eski sömürgesi olan Cezayir’e ihraç edildi. Bu dönemde Renault’nun orta üst sınıfta bulunan 20 modeli de montaj yöntemiyle üst düzey Romen yöneticilerin kullanımına sunuldu.

1979 yılında Renault 12 ve dolayısıyla Dacia 1300 makyaj geçirmiş ve bir Doğu Avrupa markası şaşırtıcı olarak çeşitli donanım seçenekleri bu yıllarda ürün gamına eklenmiş (Standart, MS, MLS, S, TL, TX) baz modelin adı 1310 olarak değiştirilmiştir. İlerki yıllarda da 1185 cc’lik Dacia 1210, 1397 cc’lik Dacia 1410 modelleriyle ürün gamı genişlemiştir. 1981 yılında Dacia 1310 baz alınarak tasarlanmış tek kapılı 1310 Sport ve daha sonra da Dacia 1410 bazlı bir 1410 Sport modelleri sınırlı sayıda üretilmiştir.

Dacia 1981 yılından sonra uyguladığı çeşitli makyajlarla Renault 12 modelini üretmeye devam etmiş, 2 ve 4 kapılı pick up’lar dışında 1310 modeli baz alınarak hatchback modeli ve 12 modelinin tamamen dışında küçük boyutlu ve motorlu 500 Lastun modelini 1988-89 yıllarında kısa bir süre için üretilmiştir.

Dacia eski bir Peugeot modeli olan 309’u baz alarak ürettiği Solenza modeliyle özellikle Romanya’da önemli satış rakamlarına ulaştı. Daha önceki modeli Süper Nova’nın iyileştirilmiş versiyonu olan Solenza 1999 yılında Renault’nun Dacia’yı dünya markası yapmak için geliştirmesine büyük katkılar sağladı.


[Resim: Daewoo.jpg]

Daewoo

Daewoo Hakkında

Kore dilinde “Büyük Kainat” manasına gelen Daewoo, 72.000 bin çalışanı ile 150 ülkede ” Daewoo Ruhu”nu yaşatıyor. Bu ruhun üç temel ögesi yeniliklerden korkmayan, yaratıcılık, yüksek hedeflere ulaşmak ve ve o hedeflere ulaşmak için kişisel öz veriler olarak tanımlanıyor.

Merkezi Seul’de olan Daewoo grubunun bünyesinde 30 şirket bulunuyor. Bunlar ticaret, inşaat, otomotiv ve parça üretimi, tüketiciye yönelik elektronik aletler, bilgisayar, telekomünikasyon, aerospace ve gemi inşaatı, finansal hizmetler ve otelciliği kapsıyor.
Kim Woo-Chong tarafından 1960’larda kurulan grup, ilk olarak tekstil ve hazır giyim ithalatı ve ihracatı ile iş dünyasına adım attı. Çeşitli alanlarda faaliyet gösteren grubun sürekli değişen global dünyada özellikle endüstriyel gelişmeleri yönlendirmek amacı ile 1992’de bünyesinde Daewoo yüksek mühendislik enstitüsü kuruldu. Burada yapılan araştırmalar tüm alanlara yansıtılıyor.

Daewoo gurubun üretim ve hizmetleri kısaca özetlemek : “çelik ve metal ve bu endüstriye katkıda bulunan kimya grubu , medya ve elektronik eşya, bilgisayar ve ev otomasyonu, ağır makine endüstrisi, inşaat, tekstil, petrol ürünleri ve bunların uluslararası pazarlara dağıtımı, aerospace endüstrisi ve askeri ve savunma sanayi ürünleri, otomotiv üretim ve ihracatı, medya ve film endüstrisi, telekomünikasyon hizmetleri, ve finansal kurumu” Daewoo Grubu Seul Kore ve gerekse dünya çapında çalışmaları ile lider bir kuruluştur.
Daewoo, otomotiv alanında ise, binek otomobil, 4×4 ve hafif ticari araçlar ile kamyon ve otobüs gibi ağır ticari araçların üretimini ve 145’ten fazla ülkeye ihracını gerçekleştirmektedir.

“ISO 9001″ sertifikasını alan ilk Asyalı otomotiv şirketi olan Daewoo, birçok ülkede, özellikle de Doğu Avrupada üretim tesisleri kurmuştur. 14 ülkede toplam 17 tesiste üretilmekte olan Daewoo 2000 yılında üretim kapasitesini 2.5 milyon ünite olmasını hedeflemiştir. Dünya çapında ilk on otomotiv üreticisi arasına girmeyi hedefleyen Daewoo, ürün yelpazesini genişletecek, yeni modellerini bir süre sonra piyasaya sürecektir.


[Resim: Daihatsu.jpg]

Daihatsu

Daihatsu Hakkında

Daihatsu, 1907 yılında Hatsudoki Seizo Co. Ltd. ismiyle kurulan ve ufak sınıf araçlar üreten Japon otomobil üreticisidir. 1907 yılında içten yanmalı motor üretimi ve satışı için kurulan şirket, 1951 yılına gelindiğinde Daihatsu Motor Co. Ltd ismini almıştır.

1907 yılında, Japonya’nın altı beygir gücündeki ilk benzinli motorunu üreten Daihatsu, ilk aracı olan 3 tekerlekli “HA Model”i 1930 yılında üretti. 1998 yılında Toyota, Daihatsu hisselerinin çoğunluğunu satın alarak markanın ana şirketi olmuştur. Yıllar içerisinde hızlı bir gelişim göstererek büyüyen Daihatsu, art arda üretim merkezleri açarak yeni araç modelleri geliştirmeye devam etti.

1965 yılının Temmuz ayında, elektrik ile çalışabilen araç üretebilmek için araştırma ve geliştirme çalışmalarına başlandı ve 1967 yılında tamamlanan çalışmalar sonucu, yüksek performanslı bir elektrikli araç geliştirildi. 1969 yılının Eylül ayında ise Fellow Van adlı elektrikli araç satışa sunuldu. 1977 yılında kompakt olarak üretilen Charade isimli araç, 1978 yılında yılın en iyi aracı seçildi. Merkez ofisi ve fabrikası Ikeda’da bulunan Daihatsu, burada; Daihatsu Terios Kid, Esse, Boon, Passo, Coo, Bb, Delta, Justy, DEX, Copen gibi modellerini üretmektedir. Daihatsu tarafından üretilen bir microvan modeli olan Daihatsu Hijet uzun yıllardır kullanılan araçlar arasında bulunmaktadır. Bunun yanı sıra son derece güçlü motor sistemi ile en zor şartlarda bile ağır yük taşımaya elverişli süspansiyon yapısına sahip Delta kamyonetler, kusursuz dayanıklılık sunar.

Daihatsu, satış ve üretim ağını dünya genelinde her geçen gün genişletmektedir ve günümüzde yaklaşık 130 ülkede servis, satış ve üretim ağı oluşturmuş durumdadır. Ürettiği araçlarda güvenliğin öneminin farkında olan ve araştırma geliştirme çalışmalarını buna uygun olarak titizlikle yürüten Daihatsu, gelişmiş güvenlik seviyesi sunan toplam gelişmiş fonksiyonlu gövde yapısı ile olası bir kaza durumunda hasarı minimumda tutmayı hedeflemektedir. Daihatsu kuruluşundan bu yana ürettiği araçlarda çevre kirliliğini en aza indirmeyi hedeflemiş ve buna uygun teknolojiler geliştirmeye çalışmıştır.

Ürettiği kompakt araçlar sayesinde karbondioksit ve sera gazı yayılımını en aza indirerek çevre dostu bir üretim prensibini benimsemiştir. Daihatsu, Akıllı Katalizör ve Katalizör Erken Aktivasyon Sistemi gibi son teknolojik gelişmeleri kullanarak çevre kirliliğini azaltmaya yönelik çalışmalar yürütmektedir. Temiz enerji üzerinde çeşitli çalışmalara imza atan Daihatsu, elektrikli ve yakıt hücreli araçların geliştirilmesi konusunda gün geçtikçe ilerleme kaydetmekte, çalışmalarını bu yönde geliştirmektedir.

[Resim: Dodge.jpg]

Dodge

Dodge Hakkında

Dodge markası, Horace Dodge ve John Dodge kardeşler tarafından 1900 yılında kuruldu. İlk olarak Ford markasına yedek parça üretilmek amacıyla kurulmuştu. Yedek parça üretiminden sonra otomobil üretimine başlayan Dodge kardeşler, ilk üretime geçtiklerinde “Dodge Brothers Motor Vehicle Company” ismini kullanmışlardı. 1912 yılına kadar askeri araçlar da üreten Dodge, bu yıldan sonra sadece otomobil üretmiştir. “Ram” adını verdiği kamyonetlerinde logo olarak yabani keçi sembolünü tercih eden Dodge, otomobillerinde otoyol şeritlerini simgeleyen kırmızı logo kullanmaktadır.

1928 yılına gelindiğinde ekonomik sıkıntılar yaşamaya başlayan Dodge, Chrysler A.Ş tarafından satın alındı. Chrysler A.Ş tarafından satın alındıktan sonra küçük hacimli otomobiller ve aile otomobilleri üretmeye başlayan marka, büyük buhrandan sonra çok büyük yatırımlar aldı.

90’lı yıllara kadar otomobil üretimine devam eden Dodge, 90’lı yıllardan sonra ağırlıklı olarak pikap ve kamyonet üretmeye başladı. 2002 yılında tekrar bir mali kriz yaşayan marka Chrysler ile birlikte Daimler Chrysler Otomotiv Grubu’na katıldı. Çeşitli yeni modellerle içinde bulunduğu finansal darboğazdan çıkmaya çalışan Dodge, krizi atlatamadı. Chrysler grubunun dağılmasıyla “Cerberus” tarafından satın alındı.

Chrysler grubunun parçası olarak Avrupa ve Asya’da çeşitli otomobil fabrikaları açan Dodge, beklediği satış rakamlarına ulaşamadı ve mecburen küçülmeye gitti. Günümüzde modern çizgilerle ve düşük hacimli motorlarla otomobil üretmeye devam eden Dodge’un geçmişine baktığımızda üretmiş olduğu modellerin neredeyse her birinin otomotiv tarihinin efsaneleri haline gelmiş olduğunu görüyoruz.

Dodge markasının ürettiği her otomobilde gücü ve kaliteyi bir arada sunması, Dodge modellerini efsane yapan nedenlerin başında geliyor. Girdiği ekonomik krizlerde bile çizgisini bozmayan Dodge, biraz da fiyatlarını yüksek tutması ve araçlarda kullandığı motor hacimlerinin de yüksek olması nedeniyle de krizlerden bir türlü çıkamamıştır. Dodge Avanger, Dodge Caliber, Dodge Charger, Dodge Challenger, Dodge Dakota, Dodge Durango, Dodge Magnum, Dodge Neon, Dodge Nitro, Dodge Ram ve Dodge Viper markanın efsane modelleri arasındadır.

[Resim: Ferrari.png]

Ferrari

Ferrari Hakkında

Enzo Ferrari, Modena şehrinde 1898 yilinda dünyaya geldi . Birinci Dünya Savaşı’nda babasını ve kardeşlerini kaybettikten sonra yalnız bir yaşamla 1916 yılında, henüz 18 yaşındayken buluşur. Yarışçılık kariyeri de bu dönemlerde başlar.1920 yılında, Alfa Romeo nun yarış pilotlarından biri olur; ismi de bu dönemde bir efsane misali kulaktan kulağa yayılır. O’nun da öncülüğünde Alfa Romeo araba yarışçılığının bir numaralı ismi oldu. Enzo Ferrari’nin hız tutkusu, daha önce hiç kimsenin ulaşamadığı hızlarda virajları dönebilme kabiliyeti yanısıra; arabasının ergonomisinden, motor aksamına herşeyiyle ilgilenmesi O’nu araba yarışları tarihinin ölümsüzleri arasına sokar.1929 yılında Scuderia Ferrari yi Alfa Romeo’nun yarış takımı olarak kurar. 1932 yılına kadar Enzo Ferrari yarışmaya devam etti; ancak oğlu Dino Ferrari’nin doğumuyla yarışlardan ayrılarak, otomobil fabrikasının işlerine geçer. Lakin bu dönemde, araba motorlarının güçsüzlüğü; hafif spor arabaların gelişmesi üzerine çalışmalara başladı.

Enzo Ferrari Kontrolündeki yarış takımı katıldığı tüm yarışları kazandı; sadece 1935 yılında Mercedes’e geçilir. 1935 yılında Mercedes’in bu yarışı kazanmasında Castrol’un deterjan bazlı motor temizleyicisi büyük rol oynar. Mercedes’in motorunu Alfa Romeo’dan daha üstün performanslı ve istikrarlı kılar. Ertesi yıl, Castrol ürünlerini Alfa Romeo da kullanmaya başlar; günümüzde de halen Castrol en üstün motor bakımı ürünlerini sunmaktadır.Enzo Ferrari’nin yarış otomobillerini yaratma becerisi; o’nu Alfa Romeo’nun sportif direktörü yapar. Ancak; Enzo Ferrari’nin detaylarına bakmadan imzaladığı direktörlük kontratında, ayrılması durumunda 4 yıl başka bir yarış takımında çalışamayacağı ve tasarım yapmasının yasak olduğu kuralı vardı. Böylece kendi yarattığı o güne kadar eşi benzeri görülmemiş otomobil ergonomisini geliştirmesine de izin verilmez.Enzo Ferrari’nin Alfa Romeo’dan ayrılması Direktörlükten ayrılmasıyla; Auto-Avio Costruzioni’yi kurdu. Bu şirket bazı yarış takımlarına parçalar satar. Doğduğu şehir Modena’da, küçük bir araba üretimi atolyesi kurdu; ve burada sadece kendisinin kullanması için bir araba yaratmaya çalışır. Ancak, İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla İtalya zor günler geçirmektedir. Modena’nın bombalanmasıyla, tasarımına yeni başladığı arabayı da bitiremeden Maranello’ya taşınmak zorunda kalır. Yıllar sonra Ferrari Modena 360; Enzo Ferrari’nin kütüphanesinde kalan basit bir ön tasarımını baz alarak Pininfarina tarafından yapılacaktır.

Ferrari’nin kuruluşu ve maddi sorunlar :Maranello’ya kaçışı sonrasında, burada tekrar bir atolye kuran Enzo Ferrari; 1946 yılında, Dünya otomotiv tarihin en çok “düşlere” giren ismi Ferrari’yi kurar.Ferrari 1951 yılında İngiltere Gran Prix’sinin yanı sıra; LeMans’da 14 zafer kazanır. 1960 ve 1965 yılları arasında 6 yıl üst üste LeMans’ı kazanması da Ferrari’yi otomobil yarışçılığının en büyük ismi yapar. Ancak, gelişen dünya ekonomisi ile; profesyonelce işleyen şirketlerin hızına erişemez.Maddi olarak büyük sorunlar yaşayan Ferrari’nin yaşadığı bu sorun; halen günümüzde profesyonelce işlemeyen şirketlerin hazin sonunu simgelemektedir. Profesyonel bir şirketin bir banka’dan borç almaya çalışması gerekirken; Enzo Ferrari şirketi ayakta tutabilmek için İtalyan mafyası’ndan borç alır.
Dino Ferrari’nin ölümü :Ferrari Dinoİtalyan Mafyası’na borcunu geri ödeyemeyen Enzo Ferrari’nin oğlu, Dino Ferrari genel bakış açısına göre (filmlerde ve belgesellerde anlatıldığı üzere) İtalyan Mafyası tarafından zehirlenerek öldürülür. Bu konuda iki değişik bakış açısı daha vardır; mahkeme tutanakları “kas gelişememezliği” hastalığından öldüğünü yazar. O dönemde İtalyan medyası bunu Dino Ferrari’nin uyuşturucu kullanmasıyla da ilgili olduğunu sunmuştu; ancak Dino Ferrari 24 yaşında vefat etmesine rağmen arabalar üzerine müthiş bir bilgisi vardı. Formula 2 arabaları için V6 motorunu daha 23 yaşındayken düşünüp, Vittorio Jano’ya da ertesi yıl ölmeden önce teknik düşüncelerini iletmişti. Bu da, o’nun en son günlerinde bile oldukça zinde olduğunu gösterir.
1956 yılında Enzo Ferrari hukuksal anlamda bu olayın üzerine fazla gidemez, lakin bu dönemde gerek İtalya ve gerek Amerika Birleşik Devletleri’ndeki illegal yaşam ve mahkemeler; Sicilya’daki aileler tarafından yönetilmekteydi.Bu olayın üzerine, Enzo Ferrari; Ferrari’nin “Ferrari Dino” serisini yarattı. Bu tasarım Ford’un yarattığı en hızlı ve yarışlardaki en başarılı arabası Ford GT40 ‘a ilham kaynağı olacaktır.
Ferrari’nin Fiat’a satılması Maddi sorunlardan kurtulamayan Ferrari, hisselerinin bir bölümünü Fiat’a sattı. Bunun üzerine Ford 1963 yılında 18 Milyon dolarlık bir teklif sundu. Enzo Ferrari hemen hemen her konuda anlaşıp, ancak Ford’un yarış takımını kontrol etme isteği Enzo Ferrari tarafından reddeder ve anlaşma bozulur. Bu da Ford’un o dönemde yarışlara girmesine sebep olur. 1969 yılında oldukça güç durumda kalan Enzo Ferrari şirketin hisselerin yarısını Fiat’a vererek, yönetimden bir adım geri çekildi.1988 yılında da Fiat hisselerin %90′ına sahip olur. 2000′ li yıllara yaklaşılırken FIAT’ tın da hisselerin bir bölümünü ünlü bir İtalyan bankası olan Mediabanco’ ya satmasıyla Ferrari hisseleri bölünerek farklı kullanıcıların eline geçmiştir. (hatta bunların bir kısmını F1′ in ticari haklarının sahibi Bernie Eclestone’ un da aldığı söylenmektedir.Ford’un Ferrari tarafından hazırlıkları yapılmış, bir çok masrafa girilmiş projesinin iptal olması ardından; Ford “Ferrari” projesine “Ford GT40″ ismi altında devam etti. İki yıl deneme sonrasında, Ferrari’yi yarışlarda geçmesi de Amerikan otomobil yarışçılığının en büyük günlerinden biri olarak kabul edilir.

Pininfarina’nın Ferrari’yle buluşması ve Enzo Ferrari’nin ölümü
Ferrari Testarossa1969 yılı Ferrari’nin tarihindeki en önemli yıllardan biridir. Lakin bu yıl, Enzo Ferrari tasarımcı dostu Battista Farina’nın oğlu Sergio “Pinin”farina’ya çizdiği muhteşem çizgiler doğrultusunda şans tanıdı. Prototip olarak sunulan 1969 Ferrari 512s, 1967 Ferrari 206 Dino’nin daha ince ve modern çizgilerle yaratılmış halidir. Üretime geçen 1971 Ferrari BB ile Ferrari dünya otomobil dünyası arenasına tekrar girer.
1984 yılı, Pininfarina’nın otomotiv dünyasının yeni bir çağa başlatmasına şahit olur. Tüm zamanların en güzel tasarımlarından biri olarak gösterilen Ferrari Testarossa; satışa sunulur sunulmaz yüksek fiyatına rağmen lüks otomobillerde satış rekorları kırar. Testarossa, halen günümüz spor arabalarının çizgilerini örnek aldığı efsanevi bir otomobil haline dönüşür.

1988 yılında, Enzo Ferrari; Ferrari’nin 40′ıncı yılı için üretilen F40′ın sunulmasından bir yıl sonra vefat eder. Enzo Ferrari’nin, her ne kadar yaşamında son günleri olsa da; en çok beğendiği Ferrari’nin F40 olduğunu söylemiştir.Ferrari F40′ın ilk sahibi, dünya tarihinin en büyük futbolcularından biri olarak gösterilen Diego Armando Maradona’dır. AC Milan başkanı Silvio Berlusconi, Napoli’nin Serie A şampiyonu ve İtalya Kupası’nı Maradona ile 1987 yılında alması üzerine; kendisine transfer teklifinde bulundu. Napoli başkanı Corrado Ferlaino da, Maradona’yı Napoli’de tutabilmek için kendisine Ferrari tarafından üretilen tek siyah renk F40 ‘ı hediye etti. Maradona da halen günümüzde kararını Ferrari yüzünden verdiğini söylemektedir.

Enzo Ferrari’nin ölümü ardından Ferrari’nin şirket olarak çok daha profesyonelce işlemesi başlar. Lakin, hisselerin büyük bir çoğunluğu Fiat’a geçer.1990lı yıllarda Ferrari 1992 Ferrari 456 GT , 1994 F355 ve 1996 550 Maranello takibi senelerde sunan Ferrari; Dünya’nın dört bir yanında en güzel lüks spor araba olarak tanınmasını sağladı. Ferrari, kuruluşunun 50′inci yılında F50 modelini limitli sayıda üreterek dünyaya sundu.1979′ dan sonra Formula 1 pilotlar şampiyonluğunu ve 1984′ den sonra da takımlar şampiyonluğunu kazanamayan Scuderia Ferrari yarış takımı, 1990 yılında McLaren’ den ayrılan Alain Prost ile anlaştı. 1990 yılının son yarışı Suzuka Büyük Ödülü’ nde Ayrton Senna’ nın Alain Prost’ a kasıtlı çarpması sonucu şampiyonluğu kaçırdı. 1991 ve sonrasında yeteri kadar mücadeleci bir Formula 1 aracı üretemeyen Ferrari, birkaç yıl daha şampiyonluk mücadelesine giremedi.

1993 yılında takımın yönetimine Jean Todt’ un getirilmesi ile yeniden yapılanmaya giden Scuderia Ferrari, 1995 yılının sonunda 1994 ve 1995 yıllarının dünya şampiyonu Michael Schumacher ile anlaştı. 1996′ da kötü bir sezon geçiren takım, 1997 ve 1998 yıllarında şampiyonluk için tekrar güçlü bir aday olmasına rağmen yine son yarışlarda şampiyonluğu kaçırdı. Ferrari, 1999 İngiltere Büyük Ödülü’ nde 1. pilot Michael Schumacher’ in kaza yaparak ayağını kırması sonucu yarışlardan uzak kalmasına rağmen, Eddie Irvine ile şampiyonluk mücadelesine devam etti. Ferrari, pilotlar şampiyonluğunun yine son yarışta kaybetmesine rağmen, 1984 yılından beri kazanamadığı “Formula 1 Takımlar Şampiyonu” ünvanını kazanmayı başardı.

2000li yıllarda Ferrari Michael Schumacher 2005 ABD Grand Prix öncesi basın toplantısında2000 yılında Mika Hakkinen ve McLaren’ e karşı Michael Schumacher ile kazanılan pilotlar şampiyonluğu, 21 yıl sonra kazanılmış ilk “Formula 1 Pilotlar Şampiyonluğu” ünvanı olmasının yanında 5 yıl sürecek bir başarının da başlangıcı oldu.2001 yılında McLaren ve BMW.Williams’ ın ortak olduğu şampiyonluk yarışını önde tamamlayan Ferrari, 2002 yılında radikal özelliklere sahip F2002 adlı araç ile büyük bir üstünlük sağlayarak şampiyonluğu sezonun bitiminden çok önce elde etmeyi başardı. 2002 yılının sonunda Ferrari’ nin bu üstünlüğü nedeniyle Uluslararası Otomobil Federasyonu (FIA), Formula 1′ de masrafları azaltarak diğer takımların rekabet gücünü arttırmak amacıyla bazı kural değişikliklerine gitti.2003 yılında yeni kurallardan etkilenmesine rağmen tekrar hem takımlar hem de pilotlar şampiyonluğunu kazanmayı başardı.2004 yılında F2004 ile 18 yarışın 15′ ini kazanarak 2002′ deki üstünlüğünü daha da ileri taşıyan Ferrari, yine hem takımlar hem de pilotlar şampiyonluğunu kazanmayı başardı.Ferrari’ nin 2004′ ü de domine etmesinin üzerine FIA daha radikal kural değişikliklerine gitti. 2005 yılında aleyhine değiştirilen kurallara ayak uyduramayan Ferrari, araç ile lastik arasında yaşanan uyumsuzluk ve kural değişikliklerinin amacına ulaşmasi nedeniyle şampiyonayı ancak 3. olarak tamamlayabildi.

2006 yılında yapılan yeni kural değişiklikleri ve 3 litre V10 motordan 2.4 litre V8 motora geçişle birlikte yeniden bir toparlanma dönemine giren Ferrari, şampiyonluk mücadelesine tekrar ortak olmuştur.Monte Carlo Grand Prix’in de şampiyon pilot Michael Schumacher’in diğerlerini engellemek adına aracını yolda bıraktığı gibi bir suçlama yüzünden ve arından yaptığı motor değişikliği ile garajdan, diğer pilot Felipe Massa’nın da sıralama turlarında yaptıgı kazadan dolayı son sıradan başlaması ile tarihindeki en kötu sıralama ile başlamalarına rağmen Michael Schumacher muhteşem bir sürüş ile böyle zor bir pistte 5.’liği elde ederek şampiyon ruhunu ve tecrübesini ortaya koymustur.F2004, birçok otorite tarafından gelmiş geçmiş en iyi Formula 1 aracı olarak kabul edilir. Michael Schumacher de bu dönemde elde ettiği başarılarla üst üste rekorlar kırarak tüm zamanların en başarılı Formula 1 pilotu olmuştur.

2004 yılı itibari ile, Fiat Ferrari’nin %56’sını, Mediobanca %15′ini, Commerzbank %10′unu, Lehman Kardeşler %7’sini ve Ferrari’nin oğlu Piero Ferrari %10′una sahiptir.


[Resim: Fiat.jpg]

Fiat

Fiat Hakkında

1 Temmuz 1899 tarihinde Palazzp Bricherasio’ da Società Anonima Fabbrica İtaliana di Automobili Torino (Torino İtalyan Otomobil Fabrikası Anonım Şirketi) kuruluş belgeleri imzalandı. 800.000 Liret değerinde bir şirket sermayesi, otuz hissedar tarafından imzalandı. Yönetim Kurulundan biri de, eşsiz girişimci enerjisi ile hemen kendini ön plana çıkaran Giovanni Angelli idi.

1900 yıllında Corsa Dante 35′ de ilk Fiat fabrikası törenle açılır. Fabrikanın 12.000 metrekarelik alanında 150 işci çalışmaktadır. Bu yıl, karşı karşıya sıralanmış iki veya üç koltuğu bulunan bir otomobil olan 3 1/2 HP modelinden otuz adet inşa etmiştir. Küçük bir gariplik: Aracın henüz geri vitesi yoktur.

İlk İtalyan turunda dokuz FİAT aracı hedef sınıra ulaşır. 1902, 24 HP Corsa’nın, yani Fiat’ın ilk gerçek yarış arabasının takdim edildiği yıl olur. Direksiyonda oturan Vincenzo Lancia ile firma, Sassi-Superga tırmanma yarışını kazanır. İkinci İtalya turunda Giovanni Agnelli Fiat 8 HP ile birlikte rekor kırar.

1906 yıllında Fiat firmasında 2.500 çalışan vardır. Üretimin üçte ikisi ihracata ayrılmıştır. Fiat, İtalya’da dört silindirli motora sahip hafif araçların üretimi için techiz edilmiş olan Ansaldi tesislerini devralırken, Birleşik Devletlerde de dikkate değer bir pazar payını ele geçirmiştir. Vincenzo Lancia, Milano’ da Coppa d’Ora’yu kazanır; Mathis ise, Fiat 40 HP ile Herkomer- Kupası’nda Targa d’Oro’yu ele geçirir.


[Resim: Ford.jpg]

Ford

Ford Hakkında

Ford otomobil şirketi, Henry Ford tarafından Highland Park, Michigan, A.B.D.’de 16 Haziran 1903 tarihinde kuruldu. Michigan’da iş dünyasına adım atan, otomotiv sektörü lideri Ford Motor Company 6 kıtada, 200 pazarda araç üretimi ve dağıtımı yapmaktadır. Dünya genelinde yaklaşık 325.000 çalışanı ve 110 fabrikasıyla Ford Motor Company’nin ana ve bağlı otomotiv markaları Aston Martin, Ford, Jaguar, Land Rover, Lincoln, Mazda, Mercury and Volvo’dur. Otomotivle ilgili hizmet kuruluşları Ford Motor Credit Company ve Hertz’i de kapsamaktadır.

Ford oldukça yüksek sayıda üretime geçerken; endüstrinin de genel anlamda gelişmesinde büyük rol oynadı. Ford, Eli Whitney ‘nin düşüncelerini kullanarak değişebilir parçaları kullanıyordu. Böylelikle, arabalar daha düşük masraflarda üretilebiliyor ve yenilenebiliyordu. 12 kişinin 28.000 dolar yatırım yaparak kurduğu Ford günümüzde en fazla otomobil satan marka konumuna gelmiştir. Henry Ford’un şirket ve fabrika çalışanlarının da otomobil sahibi olabilme olanağı sunarak geliştirdiği Ford Model T 1908 yılında piyasaya sunulmuştur. Henry Ford’un seri üretim metodunu bulması üretim hızının artmasına ve maliyetleri düşürmesiyle beraber 1913 yılında 12.5 saat olan şasi üretimi, 2 saat 40 dakikaya düşmüştür. Bunun yanı sıra, aynı dönem içerisinde çalışanlarının maaşlarını 2 katına çıkararak günlük 9 saatlik çalışma sürelerini de 8 saate düşürmüştür. Rakip şirketler bunu kapitalizme uygun görmese de yıl sonunda Ford Amerika’daki tüm arabaların %50’sini üretiyordu. 1918 yılında ise, ülkedeki arabaların yarısı Model T olmuştu. Bunun yanı sıra, bu modelin fabrika çıkış renginin siyah olmasının sebebi de siyah boyanın en hızlı kuruyan boya olmasıydı. 1927 yılında Model T yerini Ford Model A’ya bıraktı.

Birinci dünya savaşı sonrasında yaşanan Amerika’daki büyük çöküntü döneminde ise, Amerika’daki tüm şirketlerde olduğu gibi Ford da bir çöküntü yaşadı ve birçok fabrikasını kapatmak zorunda kaldı ve işçileri de işsiz kaldılar.
Ford Model T Roadster
2007 Ford Shelby GT500 İkinci dünya savaşı döneminde tank üreterek şirket ayakta kalmaya çabalarken, savaş sonrasında Ford tekrar eski günlerine dönmeye başladı.

1955 yılında, halka açık bir şirket olan Ford, sonraki yıllarda Kanada, Meksika, İngiltere, Almanya, Brezilya, Arjantin, Avustralya, Güney Afrika ve Türkiye başta olmak üzere birçok ülkede fabrikalar açtı. Türkiye’deki ortaklığı %51 The Ford Motor Company, %49’u Otosan A.Ş’ye aittir. 3 Ekim 1997 tarihinde imzalanan bir anlaşma ile Ford ve Otosan hisselerini eşitledi. Böylece Otosan A.Ş. yeni ismiyle Ford Otomotiv Sanayi A.Ş., yani Ford Otosan ortaya çıkmış oldu.

1997 yılında ortaklık eşitlenmesinden sonra Ford Avrupa’nın, ekonomik bulmadığı için askıya aldığı bir proje, Türkiye’nin üretim kabiliyeti ve ekonomik koşulları nedeniyle Türkiye’ye aktarıldı. Bu projenin gerçekleştirilebilmesi için 150.000 adetlik bir kapasiteye ihtiyac vardı ve İstanbul fabrikası bunun için uygun değildi. Böylece yeni bir yer arayışına başlandı. Birkaç alternatif yer değerlendirildi, sonunda Gölcük’te deniz yoluna açık bir arsa bulundu. Ulaşılan bu seviye ile Ford Otosan Kocaeli Fabrikası, Avrupa Ford Fabrikaları arasında oditörler tarafından 2002, 2003, 2004 ve 2005 yıllarında “Best Plant In The World” olarak adlandırıldı ve en iyi notu elde edip birinci oldu.

Bir dönem Ferrari’yi satın alan Ford, Enzo Ferrari’nin yarış takımını, Ford’un yönetmesini istememesiyle bu anlaşmayı bozdu. Bunun peşinden gelen büyük bir rekabet; Ford’un GT40 modeli ile Ferrari’yi yenmesiyle sona erdi. Bunun ardından bu efsane model hem yarışlardan, hem de üretimden çekildi. Bir nebze olarak belki Ford’un isterse dünyanın en iyi yarış arabasını da yaratabileceğini simgeliyordu bu zafer.

Ford’un merkezi günümüzde Dearborn, Michigan, A.B.D.’de bulunmaktadır. Bünyesinde Mercury, Lincoln, Jaguar, Volvo ve Land Rover’ı da bulunduran Ford ayrıca Mazda’ya da ortaktır. Bunun yanı sıra Amerika’nın en büyük araba kiralama şirketlerinden biri olan Hertz’in de sahibidir

[Resim: Gaz.jpg]

GAZ Volga

GAZ Volga Hakkında

GAZ Volga (Rusça: Волга), GAZ tarafından üretilen üst orta sınıf otomobil modelidir. Adını Avrupa'nın en uzun nehri olan İdil Nehri'nden almaktadır.

Uzun yıllar Sovyetler Birliği'nde yüksek statü sembolünün somut bir örneği olarak bilinen Volga, taksi, ekip otosu, ambulans (station wagon) olarak, ayrıca devlet görevlileri, Komünist Parti üyeleri ve KGB örgütü tarafından kullanıldı. Bugün ise Volga modelleri, geniş ve ucuz aile otomobili olarak bilinmektedir. Selefi, firmanın 1946 yılında piyasaya çıkardığı Pobeda (Zafer), 1958 yılına kadar üretildi.

Volga, üretimine başlandığı 1956 yılından bugüne 3 nesil halinde üretildi. İlk kuşak, 1956-1970 yılları arasında üretilen GAZ M-21 Volga; ikinci nesil GAZ M-24 Volga, 1967'den 1992 yılına kadar (1982 yılından itibaren sadece sivil amaçlı satışlar için) üretildi. 1982 yılında 3102 modeliyle başlayan üçüncü nesil, daha sonra 31105 (2003-2010), 3102 (1982-1991, 2003-2010 yılları arasında ikinci üretim) ve 310221 station wagon (1997-2010, temeli 1972 GAZ M-24-02 ve 1996 GAZ 3110) modellerinden oluşmaktadır. GAZ bu dönem içinde Volga adı altında iki farklı (3105 ve 3111) otomobil de üretmiştir
Birinci nesil, GAZ-M-21 (1956-1970)
Firma Volga adını taşıyan ilk otomobilini 1950'li yıllarda geliştirdi. Lev Yeremeyev tasarımı birinci kuşak Volga'nın Sovyetler Birliği'nin ağır kış şartlarına ve zorlu yollarına dayanıklı, yerden yüksek oluşu, dönemine göre güçlü ve verimli motoru, 50'li yılların otomobillerinde yeni bir teknoloji olan takviyeli hidrolik kampana frenler ve paslanmaya karşı dayanıklı karoser gibi özellikleri mevcuttu.

1950'li yılların Amerikan otomobillerinin tasarımından izler taşıyan Volga, donanım özellikleriyle Sovyetler Birliği halkının en lüks arabasıydı (O yıllarda aracın fiyatının yüksek oluşu, halkın sadece %2'lik bir kısmının bu aracı alabilmesinde etkiliydi). Sürücü dahil altı kişilik taşıma kapasitesi ve dayanıklılığı aracın özellikle kamu hizmetinde (taksi ve ekip otosu olarak) kullanılmasını sağladı. Ayrıca daha hızlı ve güçlü V8 motorlu versiyonları da (GAZ-23) sadece KGB örgütüne tahsis edilmiştir.

"Volga dvadtsat' odin (Volga-21)" üretimine başlandığı 1956'dan banttan kaldırıldığı 1970'e kadar 639.480 adet üretilmiştir ve iki defa makyajlanmıştır. 1956 yılında tanıtım amacıyla 5 adet yapılmıştır. GAZ-22 Volga, firmanın ürettiği ilk station wagon olma özelliği taşımaktadır. Standartta ZMZ yapımı 2.45 litrelik sıralı 4 silindirli benzinli motoru 70-85 BG güç üretmekteydi. GAZ-23 ise Volga serisinin V8 motorlu versiyonudur. Belçika'daki distribütör firma Sobimpex SA, Volga M-21 ve ondan sonra gelecek olan M-24 modellerini sırasıyla 1.62 litre Perkins 4-99, 2.3 litre Rover ve 2.0 litre Indenor yapımı sıralı dört silindirli dizel motorlarıyla Belçika'da satışa sunmuştur[2]. GAZ-21'in üretimi devam ederken, bir sonraki kuşak otomobil GAZ M-24 Volga'nın üretimi başladı.

İkinci nesil, GAZ-24, GAZ-3102 ve GAZ-3110 (1970-2010)
GAZ-24
GAZ-24 (1st generation) "Volga" (front view).jpg
Genel Bakış
Diğer adı Scaldia-Volga M24
Scaldia-Volga M24D
Üretim Gorki, Sovyetler Birliği
Üretim yıl(lar)ı 1970-2010
Tasarım Leonid Tsikolenko
Nikolay Kireyev
Gövde ve Şasi
Gövde tipi 4 kapılı sedan
5 kapılı station wagon
Güç özellikleri
Motor 2.445 L ZMZ 24 I4
5.52 L ZMZ-2424 V8
Şanzıman 4 ileri manuel
3 kademeli otomatik (V8)
Boyutlar
Dingil mesafesi 2,800 mm
Uzunluk 4,735 mm
Genişlik 1,800 mm
Yükseklik 1,490 mm
Birinci seri, GAZ-24 (1970-1985)

GAZ, 1961 yılından itibaren yeni bir Volga modeli için tasarım çalışmalarına başladı. 1965 yılına kadar eskiz[3] çizimleri ve modellemeler üzerinde çalışıldı.1966 yılında GAZ, M-24 kod adıyla bu yeni otomobilin çalışan prototiplerini üretti. 1966-67 döneminde üretilen bu prototiplere göre Volga tamamen yenilenecekti. İç ve dış tasarımı döneminin orta sınıf Amerikan sedan araçlarıyla benzerlik gösteriyordu. Bu prototipler Sovyetler Birliği halkına ilk defa 1967 yılında tanıtıldı ve 1968 yılından sonra deneme üretimine geçildi. 1968-69 yılında yol testleri için sadece 1968'de 31 adet, 1969 yılında da 215 adet yapıldı. Esas seri üretim tarihi 1970 yılından daha erken değildir.
1971 Sovyet 10 kopeks'lik posta pulunda "Pre-Serial" olarak adlandırılan 1968-1969 M-24 Volga prototipi

Genel hatlarıyla Volga 24, öncülü gibi uzun yıllar boyunca zorlu iklim ve yol koşullarına dayanması amacıyla geliştirilmiş, yerden yüksek ve geniş bir otomobildir. Öncülü olan merdiven tip şasili M-21 modelinden farklı olarak M-24 monokok gövdeye sahiptir. Genişliği M-21 ile aynı kalsa da, boyu (4810 mm) ve dingil açıklığı (2800 mm) uzatılmış ve yüksekliği kısaltılmıştır (1436 mm). Seri üretim modeli prototiplerden farklı olarak sadece tekli farlar uygulanmıştır. M-24 Volga yurtdışı pazarında, Belçika'da Scaldia Volga M-24(D) markasıyla montajlanıp satıldı. M-24'e önceki neslinde olmayan aşağıdaki donanım özellikleri de eklenmişti:

Radyo (3 dalga ve anteniyle)
Hidrolik takviyeli çift devre servo fren sistemi, 4 tekerlekte kampanalı
Emniyet kemeri (Standart)
Isıtıcı
Lincoln tipi hız göstergesi
Kapılarda kol dayamalar
Elektrikli saat
Arka cam rezistansı
Bagaj ve motor kapağında lambalar
Alternatör
3 hızlı silecekler bulunuyordu.

Volga M-24, 1970'ten 1992'ye kadar 95 BG 2.4L (150 in3) sıralı 4 silindir ZMZ-24D ya da 5.53L (340 in3) ZMZ-505.10 V8 motor, 4 ileri düz ya da 3 ileri otomatik (sadece V8 versiyonu için) vites kutusu seçenekleriyle üretildi. Servo direksiyon opsiyon olarak bile sunulmadığı için çok ağır direksiyona sahip Volga 24'e Barja (Rus. mavna) lakabı takılmıştır.

M-24 Volga, Sovyetler Birliği halkının arasında yüksek statü sembolü olarak bilinirdi. Bir sivil için M-21 modelinde olduğu gibi bir M-24 sahibi olmak çok zordu. Sadece çok çocuk sahibi olan ailelere ve işi gereği ağır malzemeler taşıması gereken kişilere, resmen ispatladığı takdirde station wagon modeline sahip olmak için özel izin çıkarılırdı.
Varyantları

1971 yılında sedan Volga 24-01'in üretimi başladı ve bir yıl kadar sonra da taksi paketi tanıtıldı. Tamamen vinil iç döşeme ve 76 oktan benzinle çalışan düşük kompresyon otto motor bulunuyordu. 1977 yılında sıvılaştırılmış propanla çalışan Volga 24-07 modelinin üretimi başladı.

1972 yılında Volga 24-02 station wagon modeli piyasaya çıktı, 1 yıl sonra da aynı araçtan türetilen Volga 24-03 ambulans ve Volga 24-04 "Ahır" yük taksisi modeli tanıtıldı. Üç sıra koltuklu 8 kişilik 24-02 station wagon modelinde ikinci ve üçüncü sıra koltuklar katlanarak aracın tabanına gömülebiliyordu. Yedek lastik ve takımları ise bagajın altında dolap şeklinde bir bölmede saklanarak toz ve çamurdan etkilenmesi önlenmiştir. Arka dingilde yaprak yaylı süspansiyon sayesinde 400 kilogram taşıma kapasitesine sahip 24-02'nin formülü Volga serisinin sona erdiği 2010 yılına kadar değişmeden kalmıştır.

Dönemin SSCB lideri Leonid Brejnev'e 4 adet dört tekerlekten çekişli Volga 24-95 tahsis edilmiştir. Bu özel yapım araçlara V8 motor ve UAZ 469'un yürür aksamı uygulanmıştır[4]. Dört tekerlekten çekişli 24-95 modelinden günümüze sadece iki adet kalmıştır. Bir tanesi GAZ'ın müzesinde sergilenirken, diğer aracın bir şahsa ait olduğu düşünülmektedir.

1978 yılında üretilen Peugeot XDP 4.90 dizel motorla donatılmış Volga 24-56 1000 adetlik sınırlı üretimle Hindistan, Pakistan ve Singapur'a ihraç edilmiştir. Dizel motorlu diğer Volga'lardan farklı olarak Belçika'da montajlanmayan 24-56 GAZ'ın ürettiği son sağdan direksiyonlu araçtır.

Sedan ve station wagon modellerinden başka, SSCB'nin çeşitli bölgelerindeki atölyelerde üretilen birbirinden farklı modelde Volga kamyonet, Bronnitsy kentindeki askeri fabrikada üretilen ve askeri seremoniler için tasarlanmış Volga Cabriolet modelleri de mevcuttu. 1980 Moskova Olimpiyatları'nın meşalesi, ikişer adet GAZ M-24'ün eşliğinde taşındı. Bu araçlar, olimpiyatlar için sarı-beyaz renkleriyle boyanmıştır.

1985 yılından sonra GAZ, kamu görevlileri için 3102 modelini üretmeye başlayınca Volga 24-10 adında sadece sivil ve taksi kullanımına özel olarak satılan ikinci kez makyaj geçiren model piyasaya sürüldü. Bu model 1992 yılına kadar üretildi. 24-10 ve station wagon 24-12 modeliyle Volga serisinde ilk defa siyah plastik parçalar kullanıldı. 1980'li yıllarda otomotiv firmaları birim maliyetle daha fazla üretim yapabilmek amacıyla tampon, jant kapağı, iç döşeme ve yüksek sıcaklık altında çalışmayacak emme manifoldu ve sigorta kutusu gibi motor parçalarını ABS ve poliüretan gibi sert plastik malzemelerden imal etmeye başlamıştı. Bu modaya uyan GAZ, 24-10 modelinde ızgarada, "aerodinamik" jant kapaklarında ve direksiyon simidi dahil iç döşemede[5] plastik malzeme kullandı. Bununla birlikte kelebek camsız ön kapılar, yeni tasarım kapı mandalları ve daha az krom parçalar Volga 24-10'un görsel özellikleriydi.

Volga M-24'ün motoru ve yürür aksamı Letonya'da Rigas Autobusu Fabrika'da (RAF-Riga Otobüs Fabrikası) üretilen RAF 2203 minibüs modelinde ve Ermenistan'da imal edilen ErAZ 766 panelvan modellerinde de kullanıldı. M-24'ün yolcu kabuğu Volga'nın bir sonraki modellerine aynen uygulandı. Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra 24-10 modellerinin üretimi 1992 yılına kadar devam etti. Bu seneden sonra 24-10'un yerini 31029, 24-12'nin yerini 31022 modeli aldı.

[Resim: Geely.jpg]

Geely

Geely Hakkında

Geely Holding Group, 1986 yılından beri otomobil, motosiklet, otomobil motoru, şanzıman, otomobil parçalarının üretiminde faaliyet gösteren bir firmadır.

Çin’in En Büyük Kuruluşu

90’lı yıllara kadar Çin pazarında sadece parça ve motor tedarikçisi olarak faaliyet gösteren marka, ilk olarak 1997 yılında üretiği ilk aracıyla otomobil sektörüne tam anlamıyla adım attı. Bu süreçte otomotiv sektörünün öneminin farkında olan marka gelişim sürecinde ar-ge çalışmalarına 1 milyar 300 milyon dolardan fazla yatırım yaparak bulunduğu pazarda lider konuma yükselmeyi hedefledi. Çin pazarında üretim yapan en büyük özel sektör kuruluşu olmasıyla bilinen Çin’in General Motors’u denebilecek Geely Group, bu girişimleriyle buradaki pazarın gelişmesinde de önemli rol üstlendi.

Geely Volvo İle Dünyaya Açılıyor

Geely markasının Avrupa ile birlikte dünyanın çeşitli yerlerinde de fabrikaları bulunmaktadır. Bu üretim tesisleri Çin’de Linhai, Ningbo, Xiangtan, Cixi, Jinan, Lanzhou, Taizhou, Shangai ve Çin dışında Rusya, Ukrayna, Venezuela, Malezya ve Güney Afrika’da bulunmaktadır. 2010 yılında 2 milyar dolar ödeyerek eski sahibi olan Ford’danVolvo markasını satın alan Geely Group böylelikle otomobil sektöründe kendisini bir adım daha ileriye taşıyacak dev atılımı gerçekleştirdi. Volvo’yu satın aldıktan sonra Avrupa’daki Ar-ge merkezlerine dokunmadı, fakat Çin’de üretim yapabilmek için tam 2 yıl bekledi. Bu sancılı süreçte bir CEO değiştirmek zorunda kalan marka Çin’deki üretiminin büyük kısmını Amerika pazarına pazarlamayı hedefliyor.

Geely markasının kendi ismi ile üretmiş olduğu bazı modeller ise Geely CK Echo 1.3,Geely Emgrand EC7,Geely Emgrand EC7 1.5 GSL, Geely FC, Geely MK Familia 1.5’dur. Geely Group Holding birçok otomobil teknolojisi üretmeye devam etmektedir.

Geely Emgrand modeli en tasarruflu 10 araç listesine girmeye hak kazanmıştır.

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Otomobil Markalarinin Tarihi ve Logolari ve Genel BilgilerP3
Yazar: RasitTunca - 09-15-2018, 08:19 PM - Forum: Sanal Dergi - Yorum Yok

[attachment=31748]

Otomobil Markalarinin Tarihi ve  Logolari ve Genel BilgilerP3

Araba markaları hakkında detaylı bilgilere, araba marka tarihleri ve kuruluş hikayelerine, buradan ulaşabilirsiniz. İster ikinci el araba arayın, ister sıfır kilometre bir araba modeli satın almayı düşünüyor olun, otomobil almaya karar vermeden önce iyice araştırmanın yanında otomobil markası hakkında da biraz bilgi edinmek isteyebilirsiniz. Aşağıdaki listeden dilediğiniz otomobil markası logoları Altındao otomaobil markası hakkında detaylı bilgileri bulacaksınız.


[attachment=31749]

Honda

Honda Hakkında

Honda ülkemizde daha çok motorlu taşıtlar sınıfısında binek, ticari araç ve motorsiklet ürün gamıyla uzun yıllardır tanınıyor olsa da binek ve ticari araçlar dışında, deniz araçlarında kullanılan su motorları , genel amaca yönelik olarak akaryakıtla çalışan motor ve jeneratörlerden çim biçme makineleri , endüstriyel otomasyonda sektöründe kullanılan robotlara kadar geniş bir üretim yelpazesine sahip Japon kökenli merkezi Tokyo’da olan uluslararası markadır.

Yılda yaklaşık 14 milyon adetle en büyük motor üreticisi olan HONDA, bugün 24 ülkedeki 124 üretim tesisi ve 6 farklı bölgedeki Araştırma Geliştirme merkezleriyle yaklaşık 150.000 kişiyi istihdam eden, faaliyet gösterdiği tüm sektörlerde kalitesini ispatlamıştır.
Birbirinden farklı sektörlerde herkes tarafından kabul edilmiş Honda markası nasıl doğdu ?
Daha küçük yaşlarda el imalatı bir fiil kendi otomobilini kendi üretme hayalleri kuran Soichiro Honda daha sonra hayallerinin gerçeğe dönüşümüne bir fiil emeğini de koyarak Takeo Fujisawa’yla beraber kurucu ortak olarak Eylül 1948´de Hamamatsu’da Honda markasının ilk temellerini attılar.
Global pazarda ismini ilk olarak 1947 yılında üretmiş olduğu motosikletlerle duyuran Honda, bu sektördeki kazanımlarını hızla yatırıma dönüştürüp en büyük Japon motosiklet üreticisi durumuna geldi.

1964 yılında seri otomobil üretimine başlayan Bay Soichiro Honda bir sene sonra, kendi üretimi olan aracıyla katıldığı Grand Prix sezon yarışlarında 1965 yılının Ekim´inde ilk GP’yi kazanmasıyla on yıl gibi kısa bir sürede dünya otomobil endüstrisinde başrol oyuncularından biri olmuştu.

Çalışma yaşamı boyunca ticari satış ve pazarlama kaygısından uzak, idealist bir mühendis tavrıyla tasarım ve buluşlar yapan Bay Soichiro Honda artık Honda markasının sadece kurucusu değil, aynı zamanda Honda´nın marka stratejisini kurgulayan insan olmayı başardı. Her zaman farklı olanı yaratma arzusu , yaratıcı fikir ve projelere her geçen yıl bütçesindeki sermaye payını arttırdı.

1975 yılına gelindiğinde Honda global pazarda otomotiv sektörünün başrol oyuncuları arasındaki önemli konumunu almıştı.Özellikle 1972 yılında üretimine başlamış olduğu Civic modeli, bu başrolde büyük rol oynamış Honda’nın 1980´ lerin başında dünyanın en büyük uluslararası Japon firmalarından biri olmasının temellerini atmıştı.

Geçmişe dönüp baktığımızda bu başarı hikayesinin temelinin çocukluk hayallerinin peşine düşmüş, tüm hayatını bu amaca adamış Bay Soichiro Honda’nın her zaman yeni ve farklı olanı yaratma arzusunun mevyesinden başka birşey olmadığını anlamak çok zor olmasa gerek.

Honda markasının ülkemizdeki faaliyetleri ve satışta olan otomobil sınıfına bakacak olursak:

İlk olarak 1972 yılında Suzuka fabrikasında üretimine başlanan Civic modeli Honda’nın Türkiye’de de bugüne kadar en çok satılmış binek aracıdır. Honda Türkiye 1992 yılında Anadolu Grubu’ yla Honda’ nın %50 ortaklığı ile Anadolu Honda Otomobilcilik A.Ş. adı altında kuruldu.

Gebze Şekerpınar’ da 1995 yılında ilk temelleri atılan Honda Türkiye fabrikası ilk olarak 1998 yılında sürekli üretime geçen fabrika, Ocak 2003 tarihinden itibarıyla %100 Honda Motor CO. yatırımıyla Honda Türkiye A.Ş. olarak faaliyetini sürdürmektedir.

Honda’nın kilometre taşları:

1946 — Sohichiro Honda tarafından Hamamatsu’da kuruldu
1947 — İlk motosiklet motorunu üretti
1948 — Honda Motor Co. adını aldı
1949 — Dream D-type adlı 2 silindirli 98 cc’lik motosikleti üretti
1952 — Merkez ofisini Tokyo’ya taşıdı
1959 — Motosiklet yarışlarındaki ilk önemli başarısını İngilterede elde etti. Isle Of Man Tourist Trophy GP yarışlarında 6. , 7. , ve 8. sıraları alarak 125 cc markalar şampiyonu oldu.
1959 — American Honda Motor Co. Kuruldu
1960 — Motosiklet üretimi için Suzuka fabrikası kuruldu
1946-1963 — Yılları arasında değişik motosikletler üretmiş ve motor sporlarında önemli başarılar elde etmiştir
1963 — İlk spor otomobili S500’ü ve küçük pikap T360’ı üretti
1963 — Belçika’da motosiklet üretimine başladı
1964 — İlk kez girdiği Formula 1 yarışlarında 9. oldu
1965 — Mexico GP’sinde ilk zaferini kazandı
1965 — Portatif jeneratör üretimine başladı
1966 — S800 modeliyle ihracat atağına başladı
1967 — Suzuka fabrikasında küçük araçların üretimine başlandı
1972 — Civic modelinin üretimine başlandı
1976 — Brezilya’da motosiklet üretimine başlandı
1976 — Civic modelinin üretimi 1.000.000 adete ulaştı
1976 — Accord üretilmeye başlandı
1982 — Amerika’da Civic üretilmeye başlandı . ABD’de üretim yapan ilk Japon firması oldu
1985 — Integra , Today , Legend modelleri üretime başlandı
1986 — Kanada’da Accord üretimine başlandı
1988 — McLaren F1 ‘le şampiyonluk kazandı
1988 — Daha düşük atık gaz ve daha yüksek performans sunan VTEC motor geliştirildi
1988 — Yeni Zelanda’da otomobil üretimine başlandı
1989 — ABD Ohio ‘ da ikinci fabrika üretime başladı
1989 — Accord Inspire üretimine başlandı
1990 — Formula 1 teknolojisiyle üretilen NSX ve iki kişilik üstü açık Beat modelleri tanıtıldı
1991 — VTEC-E motoru Civic’ e uygulandı
1992 — İngiltere ve Filipinlerde otomobil üretimine başlandı
1994 — Pakistan’da otomobil üretimine başlandı
1994 — Minivan Shuttle (Odyssey) tanıtıldı
1994 — 2. kuşak NSX tanıtıldı
1995 — Türkiye Gebze Şekerpınarında fabrika temeli atıldı
1995 — Hafif arazi aracı CR-V ve 6. nesil Civic tanıtıldı
1997 — 3. kuşak NSX tanıtıldı
1997 — 5. kuşak Prelude tanıtıldı
1997 — Türkiye fabrikası Gebze Şekerpınarı’nda açıldı
2007 — Türkiye fabrikasında 8. nesil Civic (Sedan) üretimi başladı

[attachment=31750]

Hummer

Hummer hakkında

Amerikan ordusu ‘80’li yılların başında tarihinin en önemli        stratejik anlaşmalarından birisine imza attı. Partner, GMC şirketiydi ve beş yıl içerisinde 55 bin adet, 15 farklı konfigürasyona sahip olan çok amaçlı ordu aracı isteniyordu. Sağlam ve dayanıklı yapısı da aracın uzun ömürlü olmasındaki en büyük etkendi. Orijinal M998’in ağırlığı 2400 kg’a yakındı.
1992 Nisan’ı Humwee’nin ‘Hummer’ adı altında sivil kullanıma sunulması fikri ortaya atıldı.

Bu doğrultuda pek çok gelişkin teknolojiyi bünyesinde barındırmaktaydı. Ordunun daha önceden kullandığı ve halen kullanmakta olduğu M151, M274, M561 ve M880 gibi diğer araçların yerini alması için tasarlanmıştı.
Humwee’ler teslim alınmadan önce 600 bin milin üzerinde yol yaptılar ve her türlü zorlu koşulda test edildiler. Ordunun ve AM General’in uzman pilotları araçları başarısız kılmak için ellerinden geleni yaptı.

iyi olduğu gözlemlendi…
Humwee’nin bir başka avantajı da birçok farklı versiyona dönüştürülebilen bir platform üzerine inşa edilmiş olmasıydı. 15 farklı versiyon da aynı motoru, şasiyi ve şanzımanı taşımakla beraber; modüler üretim tekniği sayesinde bir kargo aracı, arazi jipi, silah taşıma ünitesi veya bir ambulans olarak da kullanılabiliyordu. Ayrıca o kadar kompakt bir makineydi ki, çalışan tüm parçaları ve yapısı hakkında sadece birkaç saatlik bir eğitim sonrasında bilgi alınabiliyor, daha da ötesinde bakım ve onarımını gerçekleştirecek kadar bilgi sahibi olunabiliyordu.

VE SON OLARAK 27 ŞUBAT İTİBARI İLE HUMMER EN PAHALI ARABASI 198.000 TL’DİR


[attachment=31751]

Hyundai

Hyundai Hakkında

Grubun geçmişi 1940’ta Chung Ju Yung tarafından kurulan küçük bir tamir atölyesine dayanmaktadır. 1947’de kurulan Hyundai Engineering & Construction Company (HEC) Kore’nin savaş sonrası yeniden yapılanmasında kilit rol oynamış ve Grubun 60’lı ve 70’li yıllarda çelik, gemi yapımı, otomobil ve makine üretimi gibi değişik ağır sanayi sektörlerine girmesi için zemin oluşturmuştur.

1967’de Hyundai Motor Company’nin kurulması, grubun daha hassas teknolojiler gerektiren sanayi kollarına geçişini belirlemiştir. 1967’de kurulan Hyundai Motor Company bugün otomotiv üretiminde Kore’nin tartışılmaz lideri, dünyanın ise önde gelen otomotiv üreticilerindendir. Şirket 52.000’den fazla personeli ile Hyundai Grubu’nun temel taşlarından birini teşkil etmektedir. 1998 yılında firmasının da satın alınması ile Hyundai, Kore otomotiv pazarının %70’ini ele geçirmiştir.
Hyundai Motor Company’nin Güney Kore’deki fabrikaları haricinde Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri, Çin ve Hindistan’da da global üretim merkezleri bulunmaktadır. Hyundai Otomotiv Grubu, 2005 yılı sonundaki global satışları itibariyle dünyanın en büyük 6’ncı otomotiv üreticisi konumunda bulunmaktadır ve 2010 yılı itibariyle 5’inciliğe yükselmeyi hedeflemektedir.

Hyundai Motor Company’nin yılda 1.5 milyon adetlik üretim kapasitesine sahip Ulsan fabrikası, dünyanın kompleks halindeki en büyük otomotiv üretim tesisidir.

Hyundai Grubu, bünyesindeki 45 şirketi ile Kore’nin ve dünyanın en büyük gruplarından birisidir. Dünya çapında 180.000’den fazla personeli bulunan Grup; motorlu araçlar üretimi, mühendislik, inşaat, gemi yapımı, çelik, petrokimya, makine, havacılık, elektronik ve finans sektörlerinde faaliyet göstermektedir.

Kibar Holding’in 1997 yılında Hyundai firması ile %50-%50 eşit ortaklık kurması ile Hyundai Assan Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş. kurulmuştur. 1997 Temmuz ayında faaliyete geçen 125.000 araç/yıl üretim kapasiteli Ali Kahya tesisleriyle grup, Türk otomotiv sanayinde öncü kuruluşlar arasında yerini almaktadır.

Otomotiv tesisine hizmet verecek koltuk, iç donanım, taban ve tavan kaplamaları üreten yan sanayi şirketi ise hemen ana tesisler yanında faaliyete geçmiştir. Kibar Grubu şirketleri ISO 9002 Kalite Belgesi’ne sahiptir.

[attachment=31752]

Infiniti

Los Angeles Fuarı’nın en heyecan verici konseptleri
8
Los Angeles Fuarı’nın en heyecan verici konseptleri
Infiniti Hakkında

Infiniti, 1989 yılında Nissan Motors’a bağlı olarak kuruldu. ABD, Kanada, Orta Doğu, Güney Kore ve Tayvan pazarı için üretim yapmaktadır. ‘’Sonsuza açılan yeni ufuklar’’ sloganını alan Infiniti, logosunu da bu slogandan almıştır.

Infiniti Q45 İle Adını Duyuruyor

Infiniti’nin ilk ürettiği model Q45’dir. Bu modelle oldukça başarılı olan Infiniti adını kısa sürede tüm dünyaya duyurdu. Ancak beklediği başarıyı Q45’de yakalayamadı.

Q45 sayesinde elde ettiği deneyim sonucunda reklam stratejisi ve satış politikasında yenilemeye giden Infiniti, ikinci modeli olan G37 modeliyle beklediği satış rakamına ulaştı ve rakiplerinin dikkatini çekmeyi başardı. Japon pazarında ürettiği lüks otomobillerle başarı yakalayan Infiniti Avrupa pazarına da açıldı. Avrupa pazarındaki rakiplerini de zorlamayı başaran Infiniti Qx4 modeliyle düşüşe geçti.

İlk SUV Infiniti Modelleri

90’lı yılların ortalarında mali krize giren marka cesur bir adım atarak piyasaya iki SUV model sürdü. G35 ve G37 model adlarını alan SUV araçlar başarılı oldu ve Infiniti’nin geçmiş başarısını yakalamasını sağladı. Lüks kavramını G35 ve G37 modellerinde başarılı bir şekilde uygulayan Infiniti, bu araçlarıyla Avrupa dahil olmak üzere bir çok pazarda rakiplerini geride bırakmayı başardı.
Sürüş destek sistemleri geliştirmeye başlayan Infiniti Q50’deki sürüş destek sistemiyle  otomobil severlerin takdirini topladı. Bir çok başarıyı peş peşe yakalayan Infiniti Q50, bu güne kadar Infiniti’nin en çok başarı sağladığı araçlarından biri oldu.

Günümüzde de başarısını devam ettiren Infiniti 15 ülkede 230’dan fazla yetkili satıcı ve servis ile hizmet vermeye devam ediyor.

[attachment=31753]

Isuzu

Isuzu Hakkında

Isuzu ismi Japonya’da ilk olarak 1934’te duyulmuştur. İsim, Japonya’nın en eski mabedi olan Ise Shrine of Mie yakınlarındaki Isuzu Nehri’nden gelmektedir. Şirket bugün bilinen “Isuzu Motors Ltd” ünvanını ise 1949 yılında almıştır.

Şirket Felsefesi, müşterilerine yüksek kaliteli ürün ve hizmet sunmak, sektörün ihtiyaçlarına katkıda bulunacak yeni teknolojiler geliştirmektir. Isuzu Motors Limited, dünyanın önde gelen ticari araç ve dizel motor üreticilerinden biridir. Her daim yeniliklerin önzüsü olan Isuzu, 1936 yılında Japonya’nın ilk dizel motorunu üretmiştir. Bugün ise çevre dostu dizel teknolojisi araştırmalarının öncüsü konumundadır. Isuzu ürünleri dünya çapında 130’dan fazla ülkede bulunmakta ve faaliyette bulunduğu 23 ülkede en azından bir ürün kategorisinde Pazar lideri konumundadır. Örneğin 2005 yılında Isuzu, Japonya 2-3 tonluk kamyonet pazarında %38,4 Pazar payına sahipti. Amerika’da ise üçüncü ve yedinci sınıf ithal LCF kamyonlarda Pazar liderliğini 19 yıl ardarda korumuştur.

Isuzu; Avrupa, Kuzey Amerika, Japonya ve Asya’nın birçok bölümünde dizel motor üretim tesislerine sahiptir. Isuzu’dan başka hiçbir dizel üreticisi dünya çapında bu denli geniş bir dizel motor üretim ve satış ağına sahip değildir.

Isuzu Motors Limited 70 yıldan uzun bir süredir öncelikli olarak dizel motorlarla ilgili çalışmalar yapmıştır. Tarihi boyunca Isuzu, Japonya’da dizel motor alanında teknolojik yeniliklere öncülük etmiştir. Dizel motorları alanında iyi bir üne sahip olan Isuzu, 1936 yılında ürettiği Japonya’nın ilk hava soğutmalı oto dizel motorundan bu yana 19 milyona yakın dizel motor üretmiştir. Şirkete duyulan saygı sadece 70 yıllı aşan tarihçesinden değil aynı zamanda bunca yıl boyunca değişen toplumun ve pazarın ihtiyaçlarına akılcıl çözümler sunmasından kaynaklanmaktadır.

Sadece geçen sene 1,000,000 dizel motor üretemi yapan Isuzu, günümüzde üç Avrupalı üreticiyle birlikte, dünyanın en büyük dizel motor üreticileri arasında yer almaktadır.
Yılda 1,000,000’dan fazla dizel motor üreten Isuzu, 1000cc’lik güç ünitesinden 24 litrelik ağır iş makinalarının motorlarına kadar geniş bir ürün yelpazesine sahiptir.

Anadolu Isuzu

Anadolu Isuzu Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş. Anadolu Grubu, Isuzu Motors Limited ve Itochu ortaklığında halka açık bir anonim şirkettir. Ana faaliyet alanı ise hafif kamyon, kamyonet ve küçük otobüs gibi ticari araçların üretimi ve pazarlanmasıdır.
Anadolu Isuzu’nun deneyimi ve birikimi 1965 yılında kamyonet ve motosiklet üretimine başlayan Çelik Montaj’a dayanıyor. 1986 yılına dek Skoda komyonet üretimini sürdüren şirket, 1983’te Isuzu ile lisans anlaşması yaparak Temmuz 1984’te İstanbul Kartal’daki fabrikasında Isuzu araçlarının üretimine başladı.

2 Temmuz 1999’da Gebze Şekerpınar’daki yeni fabrikasına taşınan ve Ağustos 1999’dan beri yeni fabrikasında üretim yapan şirketin ortaklık dağılımı ise aşağıdaki gibidir:

Anadolu Grubu : % 53.55
Isuzu (Japon) : % 16,99
Itochu (Japon) : % 12.74
Diğer : % 1.72
Halka Açık Hisseler : % 15

Anadolu Isuzu’nun Türk otomotiv sektöründe öncülük yaptığı konular arasında belkide en önemlisi müşteri memnuniyetini ön plana çıkaran hizmet anlayışı olmuştur. Kuruluşundan bu yana üretim, satış ve satış sonrasında kalite bilincine önem veren Anadolu Isuzu, çalışma sistemi olarak 1995 yılında tümüyle etkinliğe ulaşan Toplam Kalite Yönetimi’ni, 1996 yılından itibaren de ISO-9002 kalite güvence sistemini uyguluyor. Bu çalışmaların meyvesini 1998 yılında ISO-9002 kalite belgesiyle alan Anadolu Isuzu, ayrıca ürün kalitesinde Japon standartlarını hedef alarak, Isuzu’nun da desteğiyle üretimde KAIZEN çalışmaları yapıyor. 2003 yılında şirket TÜV tarafından ISO-9001:2000 kalite sertifikasıyla ödüllendirildi. 2005 yılında ise BVQI, şirketin uyguladığı çevre yönetimi sistemini onaylayarak, Anadolu Isuzu’yu ISO 14001 setifikasıyla ödüllendirdi. Son olarak 2006 yılında şirketin sahip olduğu 9001:2000 kalite belgesi BVQI tarafından yenilendi. Kal-Der Kalite Derneği üyesi olan Anadolu Isuzu, ilk defa 1996 yılında Kalite Ödülü’ne başvuran kuruluşlar arasındadır.

Anadolu Isuzu’da Önemli Tarihler:

1965 Çelik Montaj’ın kuruluşu
1981 Anadolu Otomotiv Sanayi isim tescili
1983 Isuzu ile teknik anlaşmaya varılması
1984 Isuzu Kamyon üretiminin başlaması
– Türkiye’de Japon lisansı ile üretilen ilk araç –
1985 NPR 59’un tanıtılması
1986 Isuzu / Itochu / Anadolu Endüstri Holding arasında ortaklığın başlaması
– Otomotiv sektöründe ilk Türk/ Japon ortaklığı –
AIOS’un kendi tasarımı olan midibüs araçların üretimine başlaması
1987 Midibüs üretiminin başlaması
1989 Belediye tipi araç üretimine başlanması
1991 NKR-Wide, hafif kamyon üretimine başlanması
1994 Ihracat faaliyetlerinin başlaması
1995 Toplam kalite yönetimine geçiş
Japon ortaklık payının %35’e çıkması
Anadolu Isuzu (ünvan değişikliği)
1996 ISO-9002 belgesi alınması
Yeni fabrika temelinin atılması
1999 Gebze Şekerpınar’daki yeni fabrikada üretime geçilmesi
NQR kamyon üretimine başlanması
2000 Turkuaz otobüs üretiminin başlaması
2001 Şasi ihracatina başlanması
2002 NQR 3 Dingil kamyon üretiminin başlaması
2003 Avrupa Birliği’ne Otobüs ihracatının başlaması
ISO 9000:2000 kalite belgesinin alınması
2004 Türkiye’de Isuzu markası ile araç üretiminin 20. yılının kutlanması
D-Max pick-up satışının başlaması
20. yılda 80.000. Isuzu’nun üretim hattından indirilmesi töreni
2005 2000. Turkuaz’ın üretim hattından indirilmesi
N-Serisi kamyon ve kamyonetlerin yenilenmesi
D-Max pick-up’ın yenilenmesi
Royal otobüsün turbo motoruyla Roybus adını alması
2006 Yeni görünümlü Turkuaz’ın üretimine başlanması
NPR, NQR, NQR 3D’nin yeni yüzleri ve motorları
NKR, NKR low, NKR Wide’in yenilenmiş yüzleri
Roybus, Classic ve Urban’ın yenilenmiş yüz ve motorları
2007 AB üyesi ülkelere ihraç edilen Turquoise modelinde Euro 4 motor kullanılmaya başlandı. Ön ve arka yüz tasarımları yenilendi
Ilk 9 metrelik otobüs modeli Citimark’ın lansmani yapıldı
D-Max 4×4 ve 4×2’nin dış ve iç tasarımı yenilendi


[attachment=31754]

Iveco

Iveco Hakkında

IVECO 1975 yılında Fiat grup tarafından kurulan ve geniş bir ürün yelpazesine sahip ticari araç ve motor üreticisidir.

Hafif sınıf ticari araç , orta sınıf ticari araç ve ağır sınıf ticari araçları hem on road hem de off road yol şartlarına göre üreten , dizayn eden ve pazarlayan Iveco , aynı zamanda yolcu araçları , savunma araçları , sivil savunma , itfaiye gibi araçları da üretmektedir. Bu araçları üretirken de en ileri teknoloji dizel,doğalgaz ve hibrid gibi yakıt sistemlerini kullanmaktadır.

28.000 kişinin çalıştğı Iveco , 16 ülkede , 27 üretim tesisi ve 5 araştırma merkezine sahiptir. Ülkemizde Iveco, faaliyetlerini Iveco Araç A.Ş. ile sürdürmektedir. Iveco Araç 14 3S bayisi ve 54 adet servisi ile tüketiciye hizmet vermektedir. Türkiye’deki firma merkezi Samandıra’dadır.

Türkiye de bulunan ürün yelpazesi , Daily van-şasi , Daily 4X4 şasi , Eurocargo kamyon , Trakker inşaat kamyonu , Stralis çekici ve Eurobus midibüsden oluşmaktadır.

[attachment=31755]

Jaguar

Jaguar Hakkında

Jaguar’ın geçmişine baktığımızda izler bizi İngiltere’nin kuzeyinde bir sahil kasabası olan Blackpool’a ulaştırır.

Bill Lyons 1922 yılında Swallow Sidecar Company’i kurdu. Şirket, ilk günlerinde, Blackpool’da oldukça gösterişsiz ve ikinci katta bulunan bir mekanda, bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az işçiyle üretime başladı.

1935 yılında ‘Jaguar’ ismi kendini ilk olarak tamamen yeni bir salon ve spor araba serisi ile duyurdu. Altmışların sonlarına doğru Jaguar piyasanın çok daha dar bir kesimine hitaben pek çok salon modeli üretti.

1984 yılındaki sermaye hareketinin ardından Jaguar ciddi anlamda bir büyüme ve gelişme kaydetti.

1960 yılından bu yana Daimler firması ile ortak olan Jaguar her zaman en lüks ve en çok satan modellerinin ‘Daimler’ olmasından büyük gurur duymaktadır.

1990 yılında Ford firması tarafından alınmıştır.

Güç ve zariflik. Jaguar, arabalarındaki zıplayan jaguar figürünü, meydana gelebilecek kazalarda, yayaların yaralanma riskini azaltmak için değiştirdi.

Firma, ürettiği yeni modellerine jaguar yerine, jaguar resimli bir plaket monte ediyor.


[attachment=31756]

Jeep

Jeep Hakkında

1940 yılında Amerikan ordusu hafif, manevra yeteneği güçlü, sağlam, güvenli ve seri bir genel maksatlı araç istiyordu. Detaylı niteliklerin tam olarak karşılanması gerekiyordu ve üç şirket bu amaçla rekabete girişti.

Yansa 135’in üzerinde şirket katıldı ve sadece 49 günde bir prototip ve ayrıca yine 75 günde 70 test aracı üretmek için kıyasıya bir mücadele başladı.

Bunlar arasından sadece üçü ordunun yüksek beklentilerine cevap verebildi: American Bantam, Willys-0verland ve Ford. Nihayet, Ford ve Bantam modellerindeki bazı yenilikleri alarak bunlar arasından sıyrılan Willys-0verland (özellikle 738,74 $’lık fiyatıyla) oldu.

Böylece, Toledo, Ohio’daki Willys 0verland’in ikinci dünya savaşında Willys MB üretmek için Amerikan Ordusuyla sözleşme imzalamasıyla “Jeep” serüveni 23 Temmuz 1941’de başlamış oldu.

“MB” daha sonra çoğumuzun sadece “Jeep” adıyla bildiği bir efsaneye dönüştü.

Yüzde yüz Daimler Chrysler A.Ş. sermayesi ile 2000 yılında kurulan Chrysler Jeep Ticaret A.Ş. Türkiye’de Chrysler, Jeep ve Dodge marka otomobillerin satış, satış sonrası ve yedek parça hizmetlerini sunmaktadır.


[attachment=31757]

Kia

Kia Hakkında

Kore‘nin ilk bisiklet ve otomobil üretici firması olan Kia Motors,1944 yılından bu yana, kararlılığı ve yaratıcı teknolojisi ile Kore’yi global otomotiv pazarına sokmakta öncü olmuştur.

1998 yılında Hyundai ve Daimler-Chrysler ortaklığındaki konsorsiyum tarafından satın alınmıştır.

Kia gerçek anlamda atılımını bu noktadan sonra gerçekleştirmiştir.

Vizyonunu genişleten Kia Motors şirketi, araştırma-geliştirme faaliyetlerine çok önem vermiştir.

Kia Motors ABD’deki başarısını Avrupa’ya taşımak için Avrupa müşterisine yönelik ürünlerini pazara sokmuştur.

Cerato, Rio Picanto, Magentis gibi modelleriyle ülkemizde çok başarılı satış grafikleri yakalayan Kia asıl başarıyı SUV modelleri olan Sorento ve Sportage ile yakalamıştır.

Türkiye’de üst üste 4 yıl boyunca “en çok satan 4×4″ ünvanını elinde bulunduran Sorento’nun en yakın rakibi yine Kia modeli olan Sportage’dır.
Kia’nın adı bile, bu Uzakdoğu ülkesinin amacını açıklamaya yetiyor.

Çünkü Kia, Kore dilinde “Doğu’nun yükselişi” anlamında kullanılıyor. Firmanın kurucusu Chul Ho Kim tarafından 1952 yılında kararlaştırılan bu ismin, yavaş yavaş anlamının amacına ulaştığını söylemek yanlış olmaz.

Firmanın izlediği bu global düşünce, marka adını çevreleyen elipsin dünyayı simgelemesiyle anlatılıyor..

[attachment=31758]

Koenigsegg

Dünyaca bilinen ve herkesin ismini duyduğu Mercedes, BMW, vs. köklü, kaliteli araba üreticilerinden çok farklı bir marka ile karşınızdayız: Koenigsegg…

İtiraf etmek gerekirse bizim için telaffuz etmesi de biraz zor. Türkiye’de seri üretime yönelik faaliyetlere girişse Koenigsegg’in pazarlama aşamasında daha bu sebepten dolayı büyük bir dezavantajı olurdu. Ama az bilinmesinin temel sebebi bu değil. Koenigsegg; dünyada sadece çok zengin ve spor araba meraklısı olanların portföyünde yer alan, özel modellerle meşgul olan bir üreticidir. Tabi bilmezsiniz…

Koenigsegg nerenin malı?

Bu tarz kelimelere aşina olanlar hemen İskandinav kokusunu almıştır. Hangi ülke diye soracak olursanız Koenigsegg; İsveçli bir araba markasıdır. Yani çelik endüstrisi ve ağır sanayideki İskandinav güvenilirliğinin arabaya dönüştürülmüş halidir. Birçok modelindeki göz kamaştırıcı metalik rengi, spor arabalara ilgi duymayanların bile enteresan tepkiler verebilmesini sağlayan dış tasarımı ile Koenigsegg; gerçekten farklı bir yaklaşımı olduğunu ıspatlamaktadır.

Koenigsegg’in sahibi kim?

Genç sayılabilecek bir marka olan Koenigsegg’in kurucusu da sahibi de hala aynıdır. 1994 yılında Christian von Koenigsegg tarafından kurulmuştur.

Hakkı yenen mucit von Koenigsegg

Christian’ın hikayesi aslında pahalı spor arabalar üretmekten çok daha fazlasına dayanmaktadır. 1974 yılında dünyaya gelen Christian; çocukluğundan beri makinelere, onların işleyişlerine ve mekanizmalarına meraklı olmuştur. Onun u düşüncelerini hayatı boyunca gerçeğe dökmeye çalışmaktan vazgeçmemesini sağlayan en önemli dönüm noktası; 5 yaşındayken izlediği, Norveçli bir bisiklet-motosiklet tamircisinin kendi bilgisi ve çabasıyla kendi yarış arabasını yapışını anlatan “Pinchcliffe Grand Prix” adlı film olmuştur. Bu film; Christian’ın spor araba tutkunluğunun bilinçaltına iyice yerleşmesini sağlamıştır.
Bu ilgi alanı doğrultusunda makine aksamları ve diğer tüm mekanik konuları büyük bir tutkuyla öğrenmeye devam eden Christian; bu becerisini geliştirmek için bulduğu bütün kamera, saç kurutma makinesi, tost makinesi, vs. küçük ev aletlerini sökerek nasıl çalıştıklarını öğrenmeyi hobi haline getirmiş; edindiği bu tecrübeler de ona makine teknolojilerinde yeni bakış açıları geliştirebilmesi için gerekli altyapıyı vermiştir. Öyle ki; henüz 17 yaşındayken yaşadığı çevrede en iyi mobilet tamircisi olarak nam salmıştır.

Teknik konuların yanı sıra Christian; bilgisayar konusunda da ileri görüşlülüğünü göstermiştir. Henüz 1990’lara yeni girildiği sıralarda; bir gün çok küçük hafıza kartlarının bir CD’den çok daha fazla müzik barındırabilecek duruma geleceğini ve insanların CD çalar yerine bu kartları çalıştıran cihazlar kullanacağı ön görüsünde bulunmuştur. Hatta bu görüşünü hayata geçirmeyi de teşebbüs etmiştir ama üstüne gitmemiştir. Gerisini biliyorsunuz…

1991 yılında da birbirine yapıştırıcı veya geçmeli olarak bağlanan döşeme ve parkelere ihtiyaç kalmamasını sağlayacak bir çözüm bulmuş; “click” olarak adlandırdığı bu icadı ilk olarak Belçika’da döşeme ve parke üretimi yapan üvey babasına sunmuştur. Üvey baba üvey babalığını yapmış ve Christian’ın fikrini mantıksız bulmuştur. Daha sonra sunum yaptığı birçok üreticiden de olumsuz cevap alınca bu fikrini askıya almıştır. 1995 yılında ise; bir İsveçli ve bir Belçikalı üretici Christian’ın buluşunun bire bir aynısının patentini almış, üstüne utanmadan bunu “click” olarak adlandırmış ve piyasaya sürmüştür. Günümüzde bu ürünler milyar dolarlık bir endüstriye sahiptir.

Ders: Eğer bir şey icat ederseniz insanlara sunarken Arşimet’in “Evraka” tarzı gibi heyecanlanmayın. Temkinli olun.

Christian von Koenigsegg spor araba sektörüne giriyor

Başka sektörlerde kendi hatalarından çok hain ve kalleş insanlar yüzünden başarısız olan Christian; en sonunda çocukluğundan beri içinde olduğu arabalar, makineler, mekanik çözümler, vs. konularına yoğunlaşmaya karar vermiş ve 1994 yılında, henüz 22 yaşındayken Koenigsegg markasını kurmuştur. Ama bu şirketi kurar kurmaz üretime başlamamış; uzunca bir süre yaratıcı ve inovatif çözümlere odaklanmıştır. Öyle ki; kamuda kullanılabilecek ilk modeller ancak 2002 yılında tanıtılabilmiştir.

Koenigsegg’in uluslararası çapta gerçek anlamda ismini duyurmasını sağlayan model ise 2006 yılında üretilen CCX olmuştur. Bu araç; sadece kendisi için üretilen motoru ile kullanıcısının daha da özel hissetmesini sağlamaktadır.

Hemen sonrasında çevre koruma ve hava kirliliğiyle mücadele kurallarına dikkat edilerek üretilen CCXR ise; 2009 yılının Mart ayında Forbes dergisi tarafından dünyada gelmiş geçmiş en iyi araba olarak seçilmiştir.
2010 yılının Aralık ayında ise daha önce eşi benzeri görülmemiş bir model olan Koenigsegg Agera ile “BBC Top Gear Hypercar” ödülünü kazanmıştır.

Koenigsegg kimin?

Günümüzde şirketin işlerinin başında hala Christian von Koenigsegg bulunmaktadır. 25 mühendisi ve 97 çalışanı ile şirket; spor arabalar için inovatif çözümler üretmeye ve araçları için gerekli donanımları kullanıcılara temin etmeye devam etmektedir.

[attachment=31759]

Lada

Lada Hakkında

Volga Otomobil Fabrikası 27 Temmuz 1966 yılında, Kuibyschewer (bugünkü adı ile Samara) bölgesinde, yıllık 600.000 otomobil kapasitesi ile üretime başlamıştır. Bu üretim için ıtalyan Fiat ile 1966 yılında teknoloji ve lisans anlaşması yapılmış olup, şirketin yönetimine ülkenin otomobil bakanı Viktot Nikolayavich atanmıştır.
1967 yılının Nisan ayında ilk Jiguli otomobilller (sonraki modeller Lada adını almıştır) üretim bandından çıkmaya başlamıştır.

Aracın projelendirme aşamasında Fiat, Moskova Enstitüsü Nami ve şirketin araştırma – geliştirme departmanı birlikte yer almışlardır. Fiat 124 adı ile 1966 yılında sınıfında yılın otomobili seçilen bu model VAZ 2101 adı ile de ülkesinin en popüler otomobili olma sözünü veriyordu.

1971yılının Mart ayında yıllık 220.000 adet otomobil üretim kapasitesine ulaşan fabrika 1972 yılının Ocak ve yine aynı yılın Eylül ayında kapasitesini arttırmış, Aralık 1973 yılında ise fabrika bütün olanakları ile tam kapasite üretime ulaşmıştır.

Avtovaz yıllık 750.000 adet imalat kapasitesi ile Rusya ve Doğu Avrupa’nın en büyük otomobil üreticisi konumundadır. 1970 – 2003 yılları arasında 600.000 adeti Vega modeli olmak üzere toplam 22 milyon araç üretmiştir.
Ayrıca lisans anlaşmaları ile aralarında Ukrayna, Kazakistan, Mısır ve Ekvator ülkelerinin de bulunduğu 18 ayrı montaj tesisleri de faaliyet göstermektedir.

Bu konuyu yazdır

  Otomobil Markalarinin Tarihi ve Logolari ve Genel BilgilerP4
Yazar: RasitTunca - 09-15-2018, 08:18 PM - Forum: Sanal Dergi - Yorum Yok

[Resim: Otomobil-Markalarinin-Logolari-ve-Tarihi...lgiler.jpg]

Otomobil Markalarinin Tarihi ve Logolari ve Genel BilgilerP4

Araba markaları hakkında detaylı bilgilere, araba marka tarihleri ve kuruluş hikayelerine, buradan ulaşabilirsiniz. İster ikinci el araba arayın, ister sıfır kilometre bir araba modeli satın almayı düşünüyor olun, otomobil almaya karar vermeden önce iyice araştırmanın yanında otomobil markası hakkında da biraz bilgi edinmek isteyebilirsiniz. Aşağıdaki listeden dilediğiniz otomobil markası logoları Altındao otomaobil markası hakkında detaylı bilgileri bulacaksınız.

[Resim: Lamborghini.jpg]

Lamborghini

Lamborghini Hakkında

Ferruccio Lamborghini (28 Nisan, 1916-20 Şubat, 1993); İtalyan araba üreticisi Lamborghini markasının babasıdır. Ferruccio Lamborghini (bundan sonra Lamborghini olarak kısaltılmıştır.) Renazzo di Cento adında Ferrara’nın ufak bir köyünde doğmuştur.

İkinci Dünya Savaşı’nın öncesi ve sonrasında önemli bir traktör üreticisi olan Lamborghini’nin bir Ferrari’si vardı. Kısa bir zamanda fark etti ki bazı debriyaj aksamları aslında kendi traktörlerinde kullandıklarıyla aynıydı. Enzo Ferrari ile görüştü ve onu bu konuda eleştirdi. Ama Ferrari onu sadece basit bir traktör üreticisi olarak görüyordu, ve dinlemeyi reddetti.

Lamborghini Ferrari’ye rakip kendi spor arabalrını üreterek intikamını almaya yemin etti. İlk arabası olan Lamborghini 350GT, Lamborghini’nin Ferrari’yi eleştirdiği her konuda Ferrari’den daha üstün bir araçtı. Üçüncü modeli olan Miura o dönemdeki rakipleri Ferrari’nin 250 GTO ve 365 GTB/4 Daytona’sı ile karşılaştırıldığında efsanevi ve döneme damgasını vuran bir arabaydı.

Şirketin logosunda bulunan boğa ise, Lamborghini’nin burcu olan boğa burcundan gelmektedir. Miura adı ise güreşçi boğaları eğiten Don Eduardo Miura adında bir eğitmenin adından gelir. Meşhur Countach’ın hikayesi ise ilginçtir: Arabanın tasarımını gördükten sonra oradakilerden biri “Countach!” (yerel dilde kullanılan bir ünlem) diye bağırmıştır, ve bu arabanın adı olarak kalmıştır.

Ferruccio Lamborghini çok iyi bir spor araba tutkunuydu, sahip olduğu arabalar arasında bir Ferrari de vardır. Yaygın bir rivayete göre arabanın debriyajı bozulunca onu fabrikasına geri götürmüştür. Enzo Ferrari’nin ise buna karşılık ‘Bir traktör üreticisinin yüksek performanslı spor arabalardan anlaması beklenemez’ diyerek onunla görüşmeyi reddetmiştir. Bunun ardından debriyajı kendisi beklemediği kadar kolay bir biçimde tamir etmiş ve spor araba işine girmeye karar vermiştir. (Hikaye kimilerince şöyle anlatılır: Feruccio günün birinde kendi traktörlerindeki debriyaj sisteminin fiyatı dışında Ferrari debriyaj sisteminden bir farkı olmadığını görüp biraz bozulmuştur, ve sonuçta işe girmeye karar vermiştir.) Lamborghini Perugia’da 1993 yılında 76 yaşındayken vefat etmiştir.


[Resim: Lancia.jpg]

Lancia

Lancia Hakkında

Vincenzo Lancia 24 ağustos 1881 tarihinde Fobello, Val Sesia, İtalya’da doğmuştur. Babası Giuseppe Cavalier konserve gıda maddelerinden servet kazanmış bir aristokrattır. Ailenin maddi durumları el verdiğinden yazları Fobello’daki villada, yılın geri kalan bölümünü ise Torino’da Vittori Emanuele caddesindeki evlerinde geçirmişlerdir. Baba Lancia dört ocuğunun her birisi için çoktan bir gelecek düşünmüştür: Giovanni, Arturo, Maria ve Censin diye çağırdıkları Vincenzo. Vincenzo’nun avukat olması kararlaştırılmıştır. Ancak okulda Censin’in dersleri tam bir felakettir. Uyanık bir çocuktur, hatta biraz da fazla uyanıktır ama bunu derslerine yansıtamaz. Dikkati dağınıktır, isteksizdir. Sonunda babası istemeyerek de olsa avukatlık fikrinden vazgeçer. Bunun yerine Censin on iki yaşında iken en azından muhasebeci olması için kendisini bir yatılı okula gönderir.

Genç Vincenzo Lancia’yı derslerinden kopartan şey, aile evinin avlusunda Ceriano kardeşlerin açmış oldukları atölyedir. Burada, halk arasında daha büyük ilgi görmesi nedeni ile bir İngiliz ismi olan Welleleys marka bisikletler yapıp satmaktadırlar. Censin Ceirano’ların atölyesine sık sık uğramaktadırr ve kısa sürede bir makine kalfası haline gelir.

Daha sonra bu iki kardeş ilk otomobilleri üzerinde çalışmaya başlayınca, genç Vincenzo motorlara hayran kalır. Kolejden kaçar ve babasından Ceirano’larda çalışma iznini kopartır.

Muhasebeci olarak işe alınır (görünüşe bakılırsa bunu baba Lancia istemiştir çünkü muhasebeci olmak mekanik ustası olmaya göre kulağa daha hoş gelmektedir) ancak Vincenzo muhasebecilik yerine motorları tamir etmekle meşgul olmaktadır.
1899’da Ceirano kardeşler birkaç finansör bularak mühendis Aristide Faccioli tarafından tasarlanan küçük bir araç imal etmeye başlarlar. Welleyes otomobil büyük bir başarı kazanmıştır ama Ceirano kardeşler talebe cevap veremezler.

Aynı yılın Temmuz ayında Giovanni Agnelli’nin teklifini kabul ederler ve çok yakında 3,5 HP Fiat’ın temeli olacak Welleyes otomobilin bütün patent ve tesislerini toplam 30 bin lirete satarlar. On sekizindeki Lancia ve henüz işe girmiş bulunan akranı Felice Nazzaro test sürücüleri olarak Fiat tarafından işe alınır.

İlk yıllarda Fiat, yarışlarda aktif olarak yer alır. Bu hızlı arabaların direksiyonunda ise Lancia ve Nazzaro bulunmaktadır. Nazzaro sürüş esnasında tam bir “stilisttir”. Lancia ise mekanik bir aksilik çıkmadığı zaman çok daha hızlıdır.

İşinde titiz ve gayretli olan Lancia, dışarıda ise şen ve kaygısızdır. Küçüklüğünden beri iri ve gürbüz bir çocuk olan Lancia, yetişkinliğinde boğazına düşkün, arkadaşları ile yemesini içmesini seven ve operaya aşık bir kişidir. Tam bir müzik tutkunudur ve bir Wagner hayranıdır.

1906’da imalatçı olur ve 29 kasım günü arkadaı Claudio Fogolin ile Lancia’yı kurar.
1922’de artık başarılı bir sanayici iken sekreteri Adele Miglietti ile evlenir ve üç çocukları olur: Anna Maria, Gianni ve Eleonora. Vincenzo Lancia sıklıkla denemelere şahsen katılarak yeni modellerin gelişimini bizzat takip etmektedir.

Ölüm henüz 56 yaşına bile varmamışken 15 şubat 1937 günü geldi. Gece bir kalp krizinin kurbanı oldu. Geçici bir rahatsızlık yaşadığını düşünüp karısını uyandırmak istememiştir. Sabah saat yedide ailie doktorunu çağırtır ve doktor hemen gelir. Ancak yapacak hiç bir şey yoktur.

Otomobil tarihinin en önemli sayfalarını yazan kahramanlarından bir tanesi hiç beklenmedik bir anda ölür. Sezgisellik, orijinallik ve cesaret üreticilik işinde kendisini diğerlerinden ayıran özelliklerdir. Ruhsal vasiyetinin hala bir otomobil olması bir rastlantı değildir: Aprilia.

Şirket geleneği ile insanın erdemini birleştirmiş gibi duran bu model ilk anda bir tereddüt ve şaşkınlık yaratmıştır. Çizgileri çok iddialı ve teknolojsi çok yenilikçidir. Lancia’nın bu modelinin yolların kraliçesi olması için bir süre beklenmesi gerekmiştir: Hızlı ve çok dengeli bu otomobil inanılmaz derecede modern stili ile herkes tarafından takdirler karşılanmıştır.
Bütün bunları ön gören ise sadece Vincenzo Lancia’nın dehası idi.

[Resim: Land%20Rover.jpg]

Land-rover

Land-rover Hakkında

İlk Land Rover 1947’de İngiliz araba şirketi Rover’da baş tasarımcı olan Maurice Wilks tarafından Newborough, Anglesey’deki çiftliğinde tasarlanmıştı. Wales’deki yazlık evinde bir yaz kullandığı bir II.Dünya Savaşı Amerikan Jipinden esinlendiği söylenmektedir. İlk Land Rover prototipinde ‘orta direksiyon’ Jip şasisi üzerine yerleştirilmişti. Göze çarpan bir özelliği hafif, paslanmaz, özel Birmabright adı verilen aliminyum ve magnezyum karışımından yapılma gövdesiydi. Bu materyalin kullanılması savaş sonrası çelik kıtlığına karşın savaş sonrası uçak aliminyumunun bolluğunun bir sonucuydu. Bu metalin korozyona direnci, aracın en zor koşullarda bile dayanaklılığıyla ünlenmesini sağladı. İlk renk seçenekleri askeri uçak kokpit boyası fazlalarıyla kısıtlanmıştı, bu yüzden ilk araçlar gölgeli açık yeşil olarak çıkmıştı; yakın zamana kadar tüm modeller dayanıklı gövde bölümü merdiven-şekilli şasi özelliğine sahipti.

Seri 1 gibi ilk araçlar, sahra hizmetine göre tasarlanmıştı; Rover ilanları araçların millerce muz yağı üzerinde sürüldüğünü göstermekteydi. Şimdi daha karmaşık servis şartlarıyla bu pek seçeneklerden biri değil. İngiliz Ordusu servis kolaylığı açısından mekanik olarak basit olan 2.5 litrelik, 4 silindirli, 300 Tdi motorlu versiyonları elektronik kontrollü 2.5 litrelik, 5 silindirli TD5’lere tercih etmektedir. Bu motor, aynı zamanda Land Rover’ların lisansla üretildiği ve aynı motorun yerel olarak üretilen Ford pick-up kamyonlarda da kullanıldığı ihraç piyasalarında Ford’un Brezilya tesisinde üretilen ünitelerle yapılmaya devam etmektedir. TDi motor üretimi burada 2006’da bitmiş, bu seçenek artık Land Rover tarafından sunulmamaktadır. Brezilya’nın International Motors’u güç ve tork’da eşdeğer bir artışla 300TDi’ın 2.8 litrelik versiyonu olan 2.8 TGV Devir Gücünde motor seçeneği sunmaktadır.

Ford tarafından satın alındıktan sonra, Land Rover Jaguar’la yakın ilişki içerisinde olmuştur. Birçok ülkede ortak satış ve dağıtım kanalını (ortak bayileri de kapsayan) paylaşmakta ve bazı modellerde parçaları ve üretim tesislerini de paylaşmaktadırlar.

[Resim: Lexus.png]

Lexus

2015 Tokyo Otomobil Fuarı'nın En Çok İlgi Gören Otomobilleri
13
2015 Tokyo Otomobil Fuarı'nın En Çok İlgi Gören Otomobilleri
İstanbul Autoshow 2015
30
İstanbul Autoshow 2015
Lexus Hakkında

Otomobil üreticisi Toyota’nın ABD pazarı için kurduğu lüks otomobil markası Lexus, 1989 yılında üretime başladı. Lexus üretimine ilk olarak 2 sedan otomobil ile başladı. 1989 yılında üretilmeye başlanan LS 400 ve ES 250 tüketici şikayetleri göz önüne alınarak tasarlandı. 1991 yılına gelindiğinde ES 330, SC 300 ve SC 300 spor otomobilleri ile Amerika’da Mercedes-Benz ve BMW’den sonra en çok satılan ithal marka haline geldi.

1994 yılına gelindiğinde tamamen yenilenen ikinci nesil LS400 satışa sunuldu. Bir sonraki yıl ise Amerikan hükümeti tarafından önerilen Japon lüks otomobillere %100 tarifeli bir anlaşma ile Amerika ile Japonya arasında ticaret savaşı başladı. Ardından aynı yıl içerisinde LX 450 lüks spor otomobil hizmeti verileceği açıklandı. 1999 yılında Amerika’da 1 milyonuncu aracını satan marka bir yıl sonra ABD’de en çok tercih edilen lüks marka konumuna yükseldi.

2005 yılında ilk lüks hibrid aracı RC400h’yi tanıtan Lexus, ilk kez Japonya’da otomobillerini satmaya başladı. Üretilen araçlardan bazıları; LF-LC konsept,GS 350, GS 450h, ES 350, ES 300h hibrid, CT200h,350C IS, 250C, RX 350, RX 450h ve LS 600hl.


[Resim: Lincoln.gif]

Lincoln

Lincoln Hakkında

Lincoln Ford Motor tarafından üretilen lüks sınıfa yönelik bir markadır. 1961 model Lincoln Continental, Amerikan lüks otomobil anlayışını değiştiren otomobil olarak tarihe geçti.

İkinci Dünya Savaşından 1960’a kadar Ford firması, Lincoln’ ü Amerika’nın en çok lüks otomobil satan markası haline getirebilmek için çok ciddi para harcadı. Eğer Continental Mark II’yi de Lincoln sayarsak firma 15 yıl içinde tam 5 modelin kasasını tamamen yeniledi.

Üç tane tamamen yeni motor lanse etti. Ayrıca Michigan ve Wayne’de iki yeni fabrika açtı.

Bordinat ve ekibi 1958- 60 arasında üretilen Lincoln’ lerin tasarım çizgisini koruyarak 1961 model Lincoln’ü tasarlamaya başladı.

Mark II’ den esinlenen Thunderbird tasarımı bir anda 1961 model Lincoln oldu. Ve Bordinat’ ın ısrarla üzerinde durduğu devamlılık meselesi 1961 Lincoln ile başlamış oldu. Otomobilin tasarımında tek geleneksel nokta önde yer alan krom kaplamalı ızgara idi.

Continental’in tasarımındaki en önemli mesele sadelik idi. O günlerde Amerikan lüks otomobil anlayışı inanılmaz renk kombinasyonları, aşırı lüks ve gösteriş amaçlı üretiliyordu. Lincoln ise içinden dışına tamamen sade bir gösteriş sunuyordu müşterilerine.

Bu nedenle galerilerde sergilenmeye başlanan Continental otomobiller önce yadırgandı. Ancak ilk ayın sonunda Lincoln satışları tavana vurmuştu bile.

Cadillac tarafında ise işler artık karışıktı. Ve liderlik yavaş yavaş Lincoln’ e doğru kayıyordu.

Ve Continental Amerikan Lüks otomobil anlayışını değiştiren otomobil olarak tarihe geçti.


[Resim: Lotus.jpg]

Lotus

Lotus Hakkında

Lotus 50 yılı aşkın bir süredir varlığını sürdürmektedir, kısa bir zamanda tarihin bir çok yerinde yer almıştır ve yönetmiştir. Dünya`nın en iyi bazı yarış arabalarının yaratılmasında değil globalleşme içerisinde otomotiv mühendislik danışmanlığı yaparak büyümeye başlamıştır.

Şirket kurucusu Colin Chapman 1948`de ilk özel yarış arabasını yaptığı zaman, motorsporları yetişkin sürücü gücüyle Lotusun arkasındaydı. Bu tarihsel açıklamada okuduğunuz gibi Lotus yarışları ile cadde araçları arasında bir bağ var, ilk yıllarda Chapman sadece cadde araçları üretti sadece yarış tutkusunu finanse edebilmek için.
Bu apaçık değecek bir taktikti çünkü Lotus takımı 7 formula 1 şampiyonluğu ve 6 pilotlar şampiyonluğu kazandı. Bundan sonra Lotus arabaları tüm Dünya`da yüzlerce yarış ve şampiyonluk kazandı.

Motorsporları mirasımız Bugün kü Lotus tan kalmaktadır, şirketin tarihi vaadindeki gibi geliştirdiği araçlarda en üstün kullanım ve performans sunmak, cadde araçları dizayn ederkende odaklanmamıza yardım ediyor.

Yalnızca şirketin geçmişindeki lezzeti yansıtmak için tasarlanmış Dünya`da ki en iyi spor arabalarının üretimindeki yenilik ve tek fikir aramızdaki kan bağını ispatlamaktadır.


[Resim: Maserati.jpg]

Maserati

Maserati Hakkında

14 Aralık 1914’de Bologna’da bir araya gelen Alfieri, Ettore, Ernesto ve Bindo Maserati kardeşler: “Società Anonima Officine Alfieri Maserati”yi kurdu. Bu isim yıllar boyu yarış pistlerinde başarıyı, gücü ve prestiji temsil edecekti.

Bu kardeşlerin ürettiği ilk otomobil, 1926’da ürettikleri Tipo 26 oldu. 1.5 litre hacminde superchargerlı, düz 8 silindirli motoru 5300 dakika devirde 120 HP güç üreten bu otomobilin radyatörün altındaki bilinmedik amblem, Bologna’nın ünlü heykeli Neptün’ün oklarını hatırlatıyordu. Tipo 26, ilk başarısını 25 Nisan 1926’da Targa Florio’da, Alfieri Maserati ve mekaniği Guerino Bertocchi ile elde etti. Kendi klasmanlarında birinci, genel klasmanda dokuzuncu olmuşlardı.

İlk birinciliğin gelmesi için fazla bir zamanın geçmesi gerekmedi. Maserati 1929’da Borzacchini- E.Maserati ikilisiyle, Tripoli Grand-Prix’si ve Mille Miglia’yı kazandı. Aynı yıl, Borzacchini, iki Tipo 26 motor bloğunun birleştirilmesi ile üretilen muhteşem V16’ya sahip otomobiliyle 3-5 litre arası Dünya Hız Rekorunu kırdı. Cremona’da yakınlarında bulunan 10 km’lik bir piste kırılan bu rekorda Maserati’nin ortalama hızı 246.069 km idi ve bu rekor 8 yıl kırılamadı. Bu rekor Maserati’nin satışlarını arttırmakla kalmadı, aynı zamanda imajının gelişmesini sağladı.

Güçlü V4 yerini 26M’e bıraktı. Bu dönem Maserati pilotları için altın çağlardı: Arcangeli, Varzi ve Fagioli, 8C 2800 ile Monza’yı kazandılar. Daha sonra Alfieri Maserati, teknolojik olarak daha gelişmiş olan 4 silindirli 1088 cc turbosarjlı 4 CTR modelini yarattı. Bu model Alfieri’nin en son eseri oldu; 44 yaşında 3 Mart 1932’de hayata gözlerini yumdu.
1933’de sahneye Nuvolari çıktı ve 8C modeliyle Belçika Grand-Prix’sinde, The Coppa Ciano ve Nice Grand-Prix’sinde birincilikler kazandı.

1939’da Formula kuralları, atmosferik motorlar için 4500 cc, turbo şarjlı motorlar için 3000 cc olarak değişti. Maserati, gene turbo motoru seçti ve 8 silindirli 6300 dd’de 350 HP güç üreten 8CTF’yi çıkardı. Aynı yıl, firma için çok geçti; Amerika’da satılan bir 8CTF, Wilbur Shaw ile ındianapolis 500’ü kazandı. Gene 1939’da Maserati, Orsi Ailesi tarafından satın alındı ve Viale Ciro Menotti’ye taşındı. Alberto Massimino yeni baş mühendis olarak atandı.
Yeni sahipler başarı ile ilk tanışmalarını 22 Nisan 1946’da Gigi Villoresi tarafından bir 4CL ile kazanılan Nice Grand-Prix’si ile yaptılar. Aynı yıl Sommer, Marseilles Grand-Prix’sini de kazandı. Savaş sonrası dizayn edilen ilk model A6 Sport olmuştu. Aynı yıl bu otomobil Pininfarina tarafından 1.5 litre 6 silindirli 64 HP’lik bir touring coupé’ye dönüştürüldü . Bu Maserati’nin ilk yol otomobili oldu.

1953’de, Maserati motor yarışlarına geri döndü ve mühendis Gioacchino Colombo’yla anlaşarak çok daha güçlü bir model olan A6 GCM’yi üretti. Daha sonra bu model A6 GCS adıyla yol otomobili halini aldı.

1954 yılında Maserati yeni bir spor otomobili dünyaya tanıttı, ancak bu model diğerleri gibi bir yarış otomobilinden dönüştürülmüş bir model değildi. A6 G54 adını alan model düz 6 silindirli 1985 cc hacminde ve 150 HP gücündeydi. Dizaynı Allemano, Frua ve Zagato tarafından yapılmıştı ve coupé ya da spider olarak sipariş edilebiliyordu.
1957 yılına gelindiğinde, Stirling Moss, 250 F ile sayıca çok zaferler kazanmasına rağmen F1 şampiyonu unvanını alamadan Maserati’yi bıraktı. Yerini Fangio aldı, ve zaferlerine Arjantin Grand-Prix’sini kazanarak başladı. Bu yarışta ilk üç podyum da Maserati’nin olmuştu. (1.Fangio 2.Behra 3.Menditeguy). Yılın sonunda Fangio 250 F ile F1 şampiyonu olmayı başardı. Aynı yıl Maserati , gerçek bir güç makinesi olan 4.5 litrelik 8 silindirli 400 HP’lik 450S modeliyle Dünya Spor Otomobiller şampiyonasında birinci olarak zaferlerine bir yenisini daha eklemişti.

Ancak yıl sonunda Maserati, hiç beklenmedik bir şekilde, artık yarış otomobili üretmeyeceğini, sadece yol otomobili üretmeye konsantre olacağını açıkladı. Gerçekten Maserati, o tarihten sonra hiç yarış otomobili üretmedi; ancak Tipo 60, 61 “birthcage” gibi mekanik olarak kusursuz sanat eserlerini ortaya çıkardı.

Sadece yol otomobilleri üretme kararının alınmasına dünya ekonomik konjonktüründeki büyük değişmelerin şirketlerin mali yapıları üzerindeki olumsuz etkileri neden olmuştu. Bu karardan sonra üretilen modeller çok parlak sayılmazlardı ( A6, A6G, A6G/54)
Ancak 1957-1975 arasında üretilen on bir model, ıtalyan Spor Otomobilleri tarihinin en başarılı modellerinden olmuştur.

Maserati bir spor otomobilin her zaman rahatsız, kullanımı son derece zor ve gürültülü olması gerekmediği düşüncesinden yola çıkarak Grand Tourer adlı model tipini yarattı. Bu büyük geleneğin ilk örneği ise 3500 GT Touring Coupé (1957-1964) ve Vignale’nin hazırladığı Spider versiyonu olmuştur. Bu modeli, Shah of Persia versiyonuyla ünlü 5000 GT (1959-1964), Vignale Sebring (1963-1969), Quattroporte (1963-1969), Mistral (1963-1970), Mexico (1966-1972), çokzarif bir model olan Ghibli (1966-1973), Vignale’nin dizaynı dört kişilik coupé Indy (1969-1976) modelleri izlemiştir.

1968 yılında Orsi ailesi Maserati’yi Citroen’e sattı. Citroen de Maserati’nin teknoloji birikimini kendi otomobillerinde kullanmaya başladı, bunun sonucu olarak da Citroen SM Coupé’de altı silindirli Maserati motoru kullanıldı. Yeni yönetimin aldığı ve Maserati’nin geleneklerine tamamen aykırı kararlardan birisi de ilk defa alışılagelmiş önden motor konuşlandırması yerine ortadan motorlu iki modeli piyasaya sunmaları olmuştur: 90 derecelik V8 motora sahip Bora (1971-1979) ve 90 derece V6 motorlu Merak (1972-1983). Her iki model de Italdesign imzasını taşıyordu. Citroen daha sonra SM mekaniklerinin kullanıldığı bir önden çeker olan Quattroporte’yi üretti. Çok az sayıda üretilen bu model hiçbir zaman teknik yeterlilik belgesi alamadı.

1973 yılı Khamsin piyasaya sürüldü. Bertone imzalı kaporta son derece keskin hatlara sahipti. Aynı yıl petrol krizi nedeniyle Maserati satışlarında da kriz yaşandı ve Citroen Maserati’yi bıraktı.

1976 yılında Alejandro De Tomaso firmayı satın aldı ve yeniden organize etti. Aynı yılın ilkbaharında firma yeni modelini Cenevre Fuarı’nda sergiledi. Kyalami adı verilen model De Tomaso Longchamps dan esinlenilerek üretilmişti. Bu yılı izleyen Torino Fuarında ise yeni Quattroporte III tanıtıldı. Bu model 8 silindirli 300 HP’lik yeni bir motora sahipti ve Giugiaro tarafından çizilmişti.

1981-1993 yılları arasında Maserati 6 ve 8 silindirli çok sayıda motor üretmiştir : 2.0, 2.5, 2.8 ve 3.2 litre motorlar , Bi-Turbodan Spider’a kadar bir çok modelde kullanıldı.(420, 430, 2.24v, 4.24v gibi)
1993’de Fiat Auto Maserati’yi satın aldı.
1994 yılında Maserati iki yeni makyajlanmış modeli piyasaya sürdü : Ghibli(MY94) ve özel versiyon KS (Sports Kit)
1995’de Ghibli’nin yeni versiyonu (resmi olmayan ismi) GT çıkarıldı. 1996 yılında Quattroporte’nin 8 silindirli motoru (3.2 litre V8 335 HP) çıkarıldı.
1997 yılında hisselerinin %50’I Ferrari S.p.A. tarafından satın alındı ve Ferrari’nin payı 1999 yılının Aralık ayında %100’e çıktı.
1999 yılında tamamen yeni bir konsept ortaya çıktı : 3200 GT . 370 HP’lik çift turbolu 3.2 litre 8 silindire sahip Giugiaro /Italdesign imzası taşıyan bu model Maserati’nin tarihinde üretilmiş en başarılı modellerden biri olarak yerini aldı. Aynı yıl Quattroporte’nin makyajlanmış modeli olan Quattroporte Evoluzione de piyasaya sürüldü. Motor seçenekleri bu modelde değişmedi. Ferrari’nin yönetimi ele almasından sadece 1 yıl içinde satışlar tam üç kat arttı.
2001 senesinde Spyder atmosferik 4.2 lt. motor ve 390 HP gücü ile satışa sunuldu. 2002 senesinde Coupé de ise mevcut 3.2 lt motor yerini atmosferik 4.2 lt ve 390 HP’ye bıraktı. 2001 senesi sonunda üretimine son verilen Quattroporte Evoluzione’nin yeni versiyonu 2003 senesinde dunyaya tanıtılacak.
Bugün Maserati tamamen Ferrari’nin yönetimi altında 22. Yüzyıla güvenle bakıyor.

[Resim: Maybach.jpg]

Maybach

Maybach-Motorenbau GmbH veya bilinen adıyla Maybach, Wilhelm Maybach ve oğlu Karl'ın kurduğu bir Alman motor şirketidir. Zeplinler için motor üreterek başlamışlar; ardından büyük ve lüks otomobiller de üretmişlerdir.

II. Dünya Savaşı'nda Alman panzerleri için de motor üretmişlerdir.

Bugün şirket merkezi Friedrichshafen ve Daimler'in bir parçasıdır.

İlk üretime geçtiğinde iki modeli (Maybach 57, Maybach 62) varken seriye eklenen 57s, 62s, Exelero, Landaulet ve Zeppelin modelleriyle ürün gamı yediye çıkartılmıştır.

[Resim: Mazda.jpg]

Mazda

Mazda Hakkında

Mazda ilk olarak 1920 de Bay Jujiro Matsuda ve bir kaç arştırmacı tarafından Hiroşimada Toyo Cork Kagyo Ltd. adı altında kuruldu.Bu şirket şişe mantarı üretiyordu daha sonra adı Abemaki Ağaç Şişe Mantarı Şirketi olarak değiştirildi.

1929 yılına gelindiğinde şirket makine parçaları üretmeye başladı,aynı yıl ilk aracı olan (aslında motosiklet)üç tekerlekli 30 modelini üretmeyi başardı. Araç o kadar başarılı olduki Çin’e MAZDA-GO-A adı altında ihraç edilmeye başlandı.

1934 te şirket adını Mazda olarak değiştirdi. Aslında bay Matsuda mütevazi kişiliği ile tanınan biriydi ama gerek markanın imajı gerekse ailesinin isminin çok fazla ön plana çıkmasını istememesinden dolayı Zoroastrian dininin tanrısı olan Ahura mazda ile özdeşleşsin amacıyla isim mazda olarak kaldı. Aynı tarihte küçük 8 tekerlekli kamyonların üretimine başlandı ve marka ismide üstlerine kondu.

1935 te Mazda, sırf üretim kaabileyetinin artması amacıyla Kaya delgeçleri ve ölçü blokları üretmeye başladı.

1936da şu anki logoya benzer ama aynı olmayan ‘uçan M’figürü kullanılmaya başlandı. Bu figür Mazdanın anavatanı olan hiroşimayı temsil ediyordu ve aynı zamanda mazdanın Ahura mazdanında özellikleri olan çeviklik, hız ve yeni ufuklara süzülmeyi ifade ediyordu.

1940’ta İlk küçük sedan geliştirilmeye başlandı ama II.dünya savaşının patlak vermasiyle çalışma rafa kalktı ve ordu için arazi araçları üretimi başladı. 6 Ağustos 1945 teki atom bombası fabrikanın yarısını tahrip etti. Savaş sonrası fabrika tekrar inşa edildi ve üretim başladı.

1960’da Mazda ilk dört kapılı aracı olan R360 Coupe yi üretti.

1961 de NSU ile teknolojik ortaklık kurulup Wankel motorlara yönelik çalışmalar başladı. Bu yıl aynı zamanda mazdanın geleneksel benzinli motor,dizel motor ve wankel motor için beraber adım attığı bir yıl oldu. Bu yıl ilk pikap B1500 üretildi.
1962 de Carol 600 piyasya çıktı ve 1963 te üretim adeti 1 milyonu aştı.
1964’te İlk Familia 800 ve 100 yapıldı. 1965 te ingiliz firma Perkins Services’le dizel motorlar üzerine teknolojik ortaklık kuruldu.

1967 ve1968 Mazdanın patlama yaşadığı yıl oldu ve Avrupa pazarına Wankel motorlu Cosmos 110S ile girildi. Kia ile işbirliği anlaşması yapıldı (tabi teknoloji sattılar. 1970 te Japon intikamı başladı ve Amerikaya giriş yapıldı ve Capella RX2 tanıtıldı. 1973 yılında İhracat adetleri 1.000.000 adede ulaştı. 1996 yılında ISO 9001 Kalite Belgesini almaya hak kazanan ilk Japon Otomobil üreticisi ünvanını aldı.

2000 Mazda Hiroşima Üretim Merkezi ISO 14000 kalite belgesini almaya hak kazandı…

[Resim: McLaren.jpg]

McLaren

McLaren Hakkında

Mclaren, 1963 yılında Yeni Zelanda F1 pilotu Bruce Mclaren tarafından Formula 1 takımı olarak kuruldu. Bruce Mclaren, bir yıl sonra küçük bir ekiple birlikte ilk spor otomobilini üretti. V8 motoruyla Kanada-Amerika Challenge Kupası’nı kazanan ekip, Scuderia Ferrari’den sonra en başarılı ekip olma yolunda ilk adımı attı.

Mclaren Formula 1 takımı olarak kurulmasına rağmen, Monaco Grand Prix’sine ilk olarak 1966 yılında katıldı. Formula 1’de Mclaren Mercedes adıyla katılan ekip, 1974 yılında Emerson Fittipaldi ile ilk şampiyonluğunu elde etti. Aynı yıl içerisinde Mclaren Mercedes takımı 1995 yılına kadar sürecek ünlü Marlboro sponsorluğunu da kazandı.

1981 yılında Ron Dennis’in takımı Project 4 ile birleşmesinin ardından bugünkü Mclaren takımı ortaya çıktı. Birleşmenin ardından üretilen otomobillerde MP4 (Marlboro Project 4) adı en başta kullanıldı. Formula 1, 1980’lerin sonrasında Mclaren takımına Ayrton Senna ve Alain Prost’un katılmasıyla efsane yarışlara sahne oldu. 1990’lı yıllarda Williams Renault takımının güçlenmesiyle zor durumda kalan Mclaren takımı, Honda’dan motor temin etmekten vazgeçti. Formula 1’den edinilen tecrübe ve deneyimler lüks spor otomobil üretiminde etkili oldu.

Karbon fiber şasi o güne dek hiçbir otomobilde kullanılmamıştı. Tecrübe ile geliştirilen şasi ilk olarak F1 yarışında denendi. İlk olarak 90’lı yıllarda otomobillerde denenen karbon fiber gövdeli otomobil büyük ilgi topladı. 1992 yılında nihai yol otomobili McLaren F1 fikri artık şekillenmişti ve bu yıl 64 adet standart yol versiyonu üretildi. Aynı yıl 5 Le Mans yol versiyonu (LM), 3 uzun kuyruklu yol versiyonu (GT), 5 prototip (XP), 28 yarış otomobili (GTR) ve bir Le Mans prototipi (XP LM) olmak üzere toplam 106 araç üretilmiştir.

Zirveden giderek uzaklaşan Mclaren, 1995 yılında Mercedes’le motor anlaşması yaparak bir yıl sonra başarılı tasarımcı Adrian Newey’i de kadrosuna kattı ve eski günlerine tekrar döndü. 1992 yılında başlanan McLaren F1 otomobilinin üretimi ise 1998 yılında sona erdi. McLaren yol otomobilleri ise geliştirilerek üretilmeye devam etti.

Mika Hakkinen’le 1998 ve 1999 yılında tekrar McLaren şampiyon oldu. 31 Mart 1998’de 386,7 km hıza ulaşabilen otomobili üreten McLaren bu rekoru elinde 7 yıl tutmuştur. Ancak 1999 yılından sonra Mclaren, bir türlü istediği başarıyı yakalayamadı. 2007 yılında Lewis Hamilton ve Fernando Alonso ile iyi bir çıkış yakalasa da casusluk skandalı nedeniyle puanları silindi. Bu skandala rağmen Pilotlar Şampiyonası’nda iddasını sürdürdü fakat son yarışta Ferrari pilotu Kimi Raikonen’e Pilotlar Şampiyonluğu’nu kaptırdı. Son olarak bir yıl sonra Mclaren, Brezilya Grand Prix’nde Lewis Hamilton ile Pilotlar şampiyonu oldu.

Yarışçı kimliği her zaman için ön plana çıkan McLaren halen dünya çapında 50 bayisi ile küresel bir ağ kurmuş bir otomobil üreticisidir. McLaren’in önemli bazı modelleri ise P1, MP4-12C, 12C GT3, 650S GT3, F1, F1 LM, F1 Puru White ve F1 Jet.

[Resim: Mercedes-Benz.png]

Mercedes-Benz

Mercedes-Benz Hakkında

1876 yılında Nikolaus August Otto, uzun yıllardan beri sürdürülen “Güç Kaynağı” arayışına son vererek ilk dört zamanlı gaz motorunu üretti.Otto`nun yaptığı 4 zamanlı motorda ateşleme alevle yapıldığı için motor devri ancak dakikada 150-200 devire çıkabiliyordu. Kontrollü bir ateşlemesi olmayan bu motor geniş bir uygulama alanı bulamadı.

Otto`nun çalışma arkadaşlarından Daimler , Ottodan ayrılarak kurduğu atölyede sıcak boru ateşlemesi denilen bir sistemi geliştirdi. Boru sıcaklığı ayar edilerek , motor devrini ve çalışmasını kısmen kontrol altına aldı. Böylece motor devrini 800-1000 d/d`ya çıkarmayı başardı. Bu içten yanmalı motorların otomobillerde kullanılabileceğini ortaya koydu. Fakat motorlarda hâlâ yakıt olarak hava gazı kullanılıyordu.

Bundan sonraki çalışmalar havagazının yerine benzinin kullanılmasını sağlamak için; benzini pülverize ederek hava ile karıştırılması üzerinde yoğunlaştırıldı. Bu amaçla Daimler Almanya`da , Forest Fransa`da çalışmalar yaptılar. Forest , filit tulumbası esasına göre çalışan ilk karbüratörü yaptıysa da başarılı olamadı.

Daimler ise, havayı sıvı yakıt içerisine iterek yakıtı zerrelerine ayırıp bu zerreleri de ateşlemeden önce sıcak boru temas ettirerek buhar haline getirmeye çalıştı. Sonunda Daimler bu iki prensibi birleştirerek arkadaşı Wilhelm Maybach ile birlikte bugünkü modern karbüratörlerin esasını teşkil eden ilk şamandıralı karbüratörü yaptı. 1885 yılında Reitwagen adında bir motorlu bisiklet de üretti.

Bu çalışmalar devam ederken Alman mühendisi Karl Benz Daimler’in motoruna kendi bulduğu ilk elektrikli ateşleme sistemini de ekleyerek ticari yönden daha elverişli içten yanmalı motoru üretti. Gottlieb Daimler şamandıralı karbüratör yaparak içten yanmalı motorların gelişmesine katkıda bulunsa da yaptığı motoru bisiklet, kayık, at arabası gibi taşıtlara monte etmeye çalışarak Karl Benz`in gerisinde kaldı.

At kullanılmadan kendiliğinden hareket edebilen anlamındaki auto+mobile kavramının ortaya atılmasından sonra ilk otomobilin doğumu, bugün Otto motoru olarak bilinen bu motorun geliştirilmesinden tam 10 yıl sonra gerçekleştirildi. Karl Benz 3 tekerlekli otomobili yaparak fabrika etrafında deneme turları atmıştır. Bu esnada karısı ve işçileri heyacan içinde bağıra çağıra peşinden koştukları bilinir. Ancak araç dört turdan sonra bozulmuştur. 9 Ocak 1886 tarihinde Mannheim’li fabrikatör Karl Benz, Berlin’deki imparatorluk Patent Bürosu’na baş vurarak “Gaz motoruyla hareket eden araç” için patent hakkını aldı.
Aynı yıl “Kendi kendine hareket eden otomobil” rüyasıyla uğraşan bir başka kişi, Gottlieb Daimler, Stuttgart yakınlarındaki Cannstatt kasabasında önemli bir başanya imzasını attı: Gottlieb Daimler ilk motorlu otomobilini denedi.

Birbirine çok yakın mekanlarda, ancak birbirlerinden habersiz olarak otomobillerini geliştiren Daimler ve Benz buluşlarıyla yeni bir çağın açılmasına, dünyanın tam anlamıyla harekete geçmesine neden oldular.

Daha sonraki yıllarda Karl Benz’in şirketi “Benz&Cie” ve Gottlieb Daimler’in şirketi “Daimler Motoren – Gesellschaft” birbirlerine rakip olarak otomobil ürettiler. İlk otomobillerin çoğu, dişlileri olmadığı için yokuş çıkamıyor, önce durup sonra geriye doğru inmeye başlıyordu. 1893`da yapılan Benz Victoria marka arabada bir deri kayışı küçük bir kasnağa bindiren bir kol kullanılmıştı. Bu düzenek tekerleklerin daha yavaş dönmesini ve yüksek manivela gücünün arabayı yokuş yukarı tırmandırmasını sağlıyordu.
Benz Fabrikası 1896`ya kadar 130 araç üretti. 1894 yılında piyasaya sürülen Benz Velo önemli sayıda satılan ilk araç olmuştu.

1897 yılında Fransa’nın Nice kentinde yaşayan Avusturyalı tüccar ve Avusturya Nice Başkonsolosu Emil Jellinek, Daimler fabrikasını ziyaret ederek bir otomobil satın aldı. Uluslararası finans dünyası ve aristokrasi ile iyi ilişkiler içinde olan Jellinek, Daimler otomobili ile Fransız Riviera’sında büyük ilgi topladı. Daha sonra Jelinek 1899′da 23 beygir gücünde motorla donatılmış bir Daimler yarış otomobiline büyük kızı Mercedes ‘in adını vererek bu araçla Nice’de bir yarışa katıldı ve birinci oldu. Bu başandan sonra Jelinek, Daimler fabrikasına 36 otomobil sipariş verdi ve bu araçların “Mercedes” adını taşımalarını şart koştu.

Emil Jelinek’in elde ettiği satış başarısı üzerine Daimler, 1901 yılından itibaren ürettiği araçları “Mercedes” olarak adlandırmaya karar verdi. Mercedes İspanyolca konuşulan ülkelerde çok kullanılan bir isimdir. Kelime olarak da Mars gezegeninin ispanyolca adıdır. Lütuf ve zerafet anlamına da gelmektedir. 23 Haziran 1902 tarihinde Mercedes marka adı olarak tescil edildi. 26 Eylül 1902 tarihinden itibarende kanunlarca koruma altına alındı.

Mercedes logosunun anlamı

Şirketin kurucusu Gottlieb Daimler, Deutz’daki motor fabrikasındaki görevinin ilk yıllarında, Köln ve Deutz manzaralı evinin tepesine bir yıldız amblemi koymuş, eşine yazdığı mektuplarda bu yıldızın günün birinde başarıyı ve gücü temsil edeceğini ve fabrikasının üzerinde parlayacağını söylemişti. Yıldız Daimler’in, motorlu araçların “karada, suda, havada” evrenselliğini simgelemektedir.

1909′da tescil edildi. 1916 yılında yıldızın etrafı, içinde dört küçük yıldızın ve Mercedes isminin yer aldığı bir daireye çevrildi. 1926′da Daimler-Benz birleşmesi ile Benz’in defne yapraklarından çelengi yıldızın etrafını sardı.

Mercedes Türkiye`de:

1967 yılında Daimler-Benz AG’nin % 36 ortaklığı ile Otomarsan ünvanıyla İstanbul’da kurulan Mercedes-Benz Türk, 0 302 tipi otobüslerin üretimine, 1968 yılında başlamıştır.
Üretime başladıktan sadece 2 yıl sonra, 1970’te ihracata başlayan şirket, 1984 yılında Mercedes-Benz Türkiye Genel Mümessili olmuştur.

1986 yılında ise Türkiye’nin büyüme potansiyeline paralel olarak Orta Anadolu ili Aksaray’da kamyon fabrikası üretime geçmiştir.

Kasım 1990’da şirketin ticari ünvanı Mercedes-Benz Türk A.Ş. olarak değişmiştir.
500 Milyon Euro’yu aşan yatırım hacmiyle Mercedes-Benz Türk A.Ş. bugün Türkiye’nin en büyük yabancı sermaye yatırımlarından biridir ve 4.400 personel istihdam etmektedir. Bunun yanı sıra ülke çapındaki bayi ve satış sonrası hizmetler ağında 2.500 kişi çalışmaktadır. Daimler AG’nin Mercedes-Benz Türk sermayesindeki payı % 67’dir.

Günümüzde İstanbul’da Hoşdere Fabrikası’nda şehirlerarası ve belediye tipi otobüsler, Aksaray Fabrikası’nda ise hafif, orta ağır ve ağır sınıf kamyonlar ve çekiciler üreten Mercedes-Benz Türk’ün bu tesisleri Daimler AG’nin geliştirme ve üretim ağının önemli parçalarını oluşturmaktadır. Şirket, sadece Türkiye’de üretilen modelleri de kapsayan ürünlerinin yurtiçi satışlarını ve ihracatını da yapmaktadır. Ayrıca Mercedes-Benz marka hafif ticari araç ve Daimler AG çatısı altındaki tüm otomobil markalarının ithalatını ve satışını yapan Mercedes-Benz Türk, 2007 yılında toplam 28.609 adet araç satışı gerçekleştirmiştir.

En güncel teknolojilerle donatılan, yüksek kaliteli ürünleri sayesinde Mercedes-Benz Türk, Türkiye şehirlerarası otobüs pazarında % 63,8’lik, 6 ton üzeri kamyon pazarında ise % 30,1’lik pazar payıyla lider konumundadır.

Şirket, Türkiye’nin otobüs ve kamyon ihracatında da öncü konumundadır (2007 yılında 2.415 adet otobüs ve 6.248 adet kamyon ihraç edilmiştir). Batı Avrupa ülkelerinin Mercedes-Benz Türk’ün en önemli ihracat pazarlarını oluşturması ayrıca dikkat çekmektedir.

[Resim: Mercury.jpg]

Mercury (otomobil)

Mercury, Ford Otomotiv Grubu bünyesinde yer alan , sadece Amerika pazarına satışı yapılan otomobil markasıdır. Ford'un modellerini başka bir isim altında üretmektedirler.
Güncel modelleri

Mercury Grand Marquis (1983-günümüze)
Mercury Mariner (2005-günümüze)
Mercury Mariner Hybrid (2006-günümüze)
Mercury Milan (2006-günümüze)
Mercury Montego (1968-1976, 2005-2007)
Mercury Monterey (1950-1974, 2004-günümüze)
Mercury Mountaineer (1997-günümüze)

Bugünkü modelleri

Mercury Marauder (1963½-1965, 1969-1970, 2003-2004)
Mercury Cougar (1967-1997, 1999-2002)
Mercury Villager (1993-2002)
Mercury Sable (1986-2005, 2008)

Geçmiş modelleri

Mercury Bobcat (1975-1980)
Mercury Brougham (1967-1968)
Mercury Capri (1979-1986, 1991-1994)
Mercury Colony Park (1957-1991)
Mercury Comet (1960-1977)
Mercury Commuter
Mercury Custom (1956)
Mercury Cyclone (1964-1972)
Mercury Eight
Mercury LN7 (1982-1983)
Mercury Lynx (1981-1987)
Mercury M-Series (1946-1968, Canada)
Mercury Marquis (1967-1986)
Mercury Medalist
Mercury Meteor (1962-1963)
Mercury Monarch (1975-1980)
Mercury Montclair (1955-1960, 1964-1968)
Mercury Montego (1968-1976, 2005-2007)
Mercury Monterey (1950-1974)
Mercury Mystique (1995-2000)
Mercury Park Lane (1958-1960, 1964-1968)
Mercury Park Lane Brougham (1967-1968)
Mercury S-55
Mercury Topaz (1984-1994)
Mercury Tracer (1988-1999)
Mercury Turnpike Cruiser (1957-1958)
Mercury Voyager
Mercury Zephyr (1978-1983)

[Resim: MG.jpg]

MG Motor UK

Die MG Motor UK Ltd. war ein Automobilhersteller im Longbridge-Distrikt der Stadt Birmingham im Vereinigten Königreich Großbritannien und Nordirland. Der Markenname lautet MG, als Nachfolger der britischen Automarke MG. Die Endmontage von Bausätzen wurde im Herbst 2016 eingestellt, seitdem vertreibt die Firma zwei Modelle der Marke, die vollständig in China produziert werden.

Das Unternehmen wurde am 12. April 2006 als Nachfolgeunternehmen der MG Cars Ltd. gegründet und ist zurzeit eine einhundertprozentige Tochtergesellschaft der Shanghai Automotive Industry Corporation (SAIC). Bis in den Frühling des Jahres 2009 hinein war die englische Niederlassung unter dem Namen NAC MG UK Ltd. bekannt und gehörte der Nanjing Automobile Group an, welche mittlerweile von der SAIC aufgekauft worden ist.

Die Arbeit nahm das Unternehmen im August 2008 mit der Endmontage des MG TF LE500 auf. Im September 2010 kam als zweites Modell schließlich der MG 6 in der Karosserieform mit Fließheck hinzu. Später wurden der MG 3 und die zweite Generation des MG 5 aus fast fertigen Bausätzen (Semi-knock-down Kits) endmontiert.

Die Endmontage mit zuletzt 25 Arbeitnehmern wurde im Herbst 2016 eingestellt. In Longbridge befindet sich weiterhin das SAIC Motor Technical Centre (SMTC), in dem die Modelle der chinesischen Marke MG von 400 Mitarbeitern entworfen und entwickelt werde

[Resim: Mini.jpg]

Mini

Mini Hakkında

Sir Alec Issigonis, 1959 yılında küçük ve pratik bir otomobil yarattığında, hiç kuşkusuz bu otomobilin 47 yıl boyunca insanların hayatlarının bir parçası olacağını, hatta yaşam stillerini belirleyen nadir bir tasarım objesine dönüşeceğini hiç düşünmemişti.

1946 yılında Sir Alec Issigonis ile tanışan John Cooper, Mini`nin yüksek performanslı ve yarış amaçlı bir modelinin de olması gerektiğini düşünüyordu. George Harriman, Cooper`ı 1961 yılında görevlendirdi ve 150.000 adet Mini Cooper üretildi.

1965 Monte Carlo Rallisi’nde, başlangıç çizgisinde altı adet Mini Cooper S vardı. Timo Makinen ve Paul Easter 1965’de açık arayla birinci olurken 1967’de ise Rauno Aaltonen ve Liddon, Mini takımı için şapka çıkartılacak başarılara devam ettiler.

Yanlamasına yerleştirilmiş motorları sevdirdi, tasarım kurallarını yeniden yazdı ve sosyal bir devrimin parçası haline geldi. Minik dev Mini, 1995 yılında İngiliz otomobil dergisi Autocar okuyucuları tarafından Yüzyılın Otomobili seçildi.

1959-2000 yılları arasında üretilen Mini, küçük harflerle yazılırken, Frank Stephenson liderliğindeki MINI Proje Takımı ile modern çizgilerine ulaşan günümüz MINI’leri büyük harflerle yazılıyor. MINI markanın ismi iken “Cooper” ise model ismini belirtiyor.



[Resim: Mitsubishi.jpg]

Mitsubishi

Mitsubishi Hakkında

Mitsubishi’nin tarihi modern Japonya’nın tarihiyle paraleldir. Kurucu Yataro Iwasaki, güçlü Tosa klanının evi olan Shikoku adasında bir şehir olan Kochi’dendi. Klan için çalışmaktayken Osaka ticari operasyonlarının yönetimiyle kendini kanıtlamıştı. 1870’de klandan kiraladığı üç tane buharlı gemiyle kendi taşıma şirketini kurdu. Bu Mitsubishi’nin başlangıcı oldu.

Şirket Mitsukawa Shokai, Mitsubishi Shokai, Mitsubishi Jokisen Kaisha (Mitsubishi Buharlı Gemi Şirketi), Yubin Kisen Mitsubishi Kaisha (Mitsubishi Posta Buharlı Gemi Şirketi) gibi birkaç isim değiştirerek hızlıca büyümeye devam etti.Mitsubishi Buharlı Posta Gemisi Şirketi Çin’e ve Rusya’ya hizmetini resmen başlattı ve denizaşırı hatlarda gerçek bir monopolinin tadını çıkardı. Ama politik rüzgarlar 1880’lerin başından Mitsubishi’nin aleyhine döndü ve hükümet bir rakibin kurulmasına sponsor oldu. Bunu takiben ortaya çıkan rekabet iki şirketi de neredeyse iflas ettiriyordu.

Hükümetin konuya el koyması geçici ateşkes sağladı. Ama amansız rekabet 1885’de Yataro öldüğünde yeniden başladı ve erkek kardeşi Yanosuke tarafından sürdürüldü. İhtilaf 1885’de hükümet- hakemliğinde bir birleşmeyle sonlandırılarak —günümüzün NYK Line’ı, Nippon Yusen yaratıldı.

Bu konuyu yazdır

  Otomobil Markalarinin Tarihi ve Logolari ve Genel BilgilerP5
Yazar: RasitTunca - 09-15-2018, 08:18 PM - Forum: Sanal Dergi - Yorum Yok

[Resim: Otomobil-Markalarinin-Logolari-ve-Tarihi...lgiler.jpg]

Otomobil Markalarinin Tarihi ve Logolari ve Genel BilgilerP5

Araba markaları hakkında detaylı bilgilere, araba marka tarihleri ve kuruluş hikayelerine, buradan ulaşabilirsiniz. İster ikinci el araba arayın, ister sıfır kilometre bir araba modeli satın almayı düşünüyor olun, otomobil almaya karar vermeden önce iyice araştırmanın yanında otomobil markası hakkında da biraz bilgi edinmek isteyebilirsiniz. Aşağıdaki listeden dilediğiniz otomobil markası logoları Altındao otomaobil markası hakkında detaylı bilgileri bulacaksınız.


[Resim: Morgan.jpg]

Morgan-Auto

Die Morgan Motor Company ist ein britischer Autohersteller für Sportwagen in privater Hand. Das Unternehmen ist weltweit das einzige, das bei Automobilen noch Aufbauten mit Rahmen aus Eschenholz einsetzt, eine Fertigungstechnik, die noch aus dem Kutschwagenbau stammt. Der Morgan 4/4 hält den Rekord als das am längsten durchgehend produzierte Automodell. Die sehr leichten und teils sehr starken Fahrzeuge von Morgan haben in einer großen Fangemeinde Kultstatus. Pro Jahr werden rund 1000 Fahrzeuge gebaut; Deutschland ist zweitgrößter Markt von Morgan; der Umsatz liegt bei insgesamt etwa 48 Millionen Euro

Geschichte

Das Unternehmen wurde 1909 von Harry Frederick Stanley Morgan (* 1881 in Stoke Lacy Rectory, Hereford, † 1959) in Malvern Link, einem Stadtteil von Malvern in der Grafschaft Worcestershire, West Midlands, gegründet. Nach dem Tod des Gründers 1959 übernahm sein Sohn Peter die Geschäftsführung. Peter Morgan starb am 20. Oktober 2003. Sein Sohn Charles leitet seit 1999 die Geschicke des Unternehmens.

2009 hat die Morgan Motor Company ihr 100-jähriges Jubiläum mit zahlreichen Veranstaltungen in Malvern Link und Cheltenham zwischen dem 24. Juli und dem 2. August begangen.[2] Insgesamt wurden 75.000 Fahrzeuge gebaut.[1] Heute gibt es ein Werksmuseum[3] und jährlich rund 25.000 Besucher.[1]
Threewheeler

Zunächst wurden dreirädrige Fahrzeuge gebaut, mit Motor und zwei gelenkten Rädern vorne und einem angetriebenen Hinterrad. Das Gewicht des ersten Threewheelers war mit 178 kg angegeben.[4] Im Laufe der Jahre wurden eine große Zahl von Varianten gebaut: „Einfache“ Zweisitzer, auch Viersitzer und Lieferwagen mit Kastenaufbau. Bis 1934 gab es ausschließlich luft- oder wassergekühlte Zweizylinder-Einbaumotoren verschiedener Hersteller. Bekannt sind die JAP-Motoren, aber auch Motoren von Matchless und Anzani. Oft waren die Motoren frei im Fahrtwind stehend vor der Vorderachse eingebaut, andere hatten eine Motorhaube oder den Motor hinter dem Kühler.

Es gab auch Sport- und Rennversionen. So erreichte bereits 1928 ein Threewheeler auf der Brooklands-Rennstrecke eine Höchstgeschwindigkeit von 180 km/h. Ab 1934 kam die F-Baureihe mit anderer Karosserieform hinzu, die auch als Zweisitzer, Viersitzer und in einer Sportversion produziert wurde. „F“ steht für den verwendeten Ford-Motor, ein Vierzylinder-Reihenmotor. 1952 wurde die Produktion der Morgan-Threewheeler beendet.

[Resim: Nissan.jpg]

Nissan

Nissan Hakkında

Nissan, 26 Aralık 1933 tarihinde Japonya’nın Yokohoma kentinde kuruldu. Adı 1934 yılında Nissan Motor Co. Ltd. olarak değiştirilen şirket, şu anda müşteri mutluluğu ve memnuniyetini ön planda tutan ve tüm ihtiyaçlara cevap vermeyi amaçlayan bir hizmet anlayışı ile dünyanın 5 kıtasında üretim yapıyor.

Kuzey Amerika, Avrupa, Japonya ve Denizaşırı Ülkeler olmak üzere 4 ana bölgede yapılanmış olan Nissan, Avrupa’ya araç ihracına 1962 yılında başladı. 1983’te Terrano II, Vanette Cargo ve günümüzde Navara üretiminin gerçekleştiği Nissan Motor İberica, İspanya’da üretime geçti. 1984 yılında, Nissan’ın bir diğer fabrikası, Nissan Motor Manufacturing İngiltere kuruldu. Bu fabrika aynı zamanda, geniş bir kullanıcı kitlesine hitap eden Primera ve Micra modellerinin de üretildiği yerdi. 1993’te, şirket Avrupa’daki varlığının 60. yılını kutlarken, İngiltere’de üretilen Micra yılın en iyi otomobili ödülünü aldı. Micra, 1995’te Avustralya’ya ihraç edilmeye başlandı. 1996 yılına gelindiğinde, Nissan’ın yurtdışı üretim merkezlerindeki toplam üretimi 10 milyonu geçmişti. Micra, Note ve Primera modellerinin üretiminin gerçekleştiği İngiltere’deki Sunderland fabrikası, üretim verimliliği bakımından geçtiğimiz yıllarda sayısız ödül alarak “Avrupa’nın en verimli fabrikası” seçilmiştir. Sunderland Nissan’ın yeni Crossover ürünü Qashqai’nin de üretim merkezidir. Qashqai 2007 Şubat ayında tüm Avrupa’da satışa sunulacaktır. Qashqai, 2003 yılında Londra’da açılan Nissan Dizayn Merkezi’nin bir ürünüdür.

Japonya’nın en önemli otomotiv şirketlerinden biri olan Nissan, yıllık 3.4 milyon* araç üretimiyle aynı zamanda dünyanın sayılı otomobil üreticilerinden biri sayılıyor. Nissan, günümüzde yeni motor teknolojilerinin tasarlanması, çevre dostu araç üretimi ve güvenlik konularındaki üstünlüğüyle, 2000’li yılların güçlü üreticisi olma yolunda büyük adımlar atıyor. Piyasaya sürdüğü yeni araçlarıyla farklı zevk ve anlayışa hitap eden Nissan, artık tüm enerjisini estetik ve teknolojiyi otomobilin yeni çağına taşımak için çalışıyor.

Geçtiğimiz yıllarda marka imajı konusunda ciddi bir değişim içine giren Nissan, yeni kimliğini “Beklentilerinizi değiştirin” sloganıyla yansıttı. Bu slogan Nissan’ın yeni duruşunu ve tüketicisine vermek istediği mesajları müjdeliyordu. Buna göre “değiştirmek/ Shift_” kelimesi hem Nissan’ı hem de potansiyel kullanıcıları hedefliyordu. Nissan için yenilikçi, cesur ve atak bir devrin başladığını, müşteriler için de bugüne kadar insanların zihinlerine yerleşmiş geleneksel otomobil anlayışından sıyrılarak gerçekten beklentileri karşılayacak otomobiller istemenin zamanının geldiğini anlatıyordu.

Bu nedenle Nissan, tüketicilerin ihtiyaçlarını karşılamanın ötesine geçerek, beklentiler üzerinde çalışmaya başladı. Tasarım konusunda cesur ve fikir dolu bir anlayış tercih edildi. Buna göre Nissan’ın tasarımları, alışılagelmiş otomobil anlayışının çok daha dışına çıkan ve tüketiciyle bire bir ilişki kurabilen araçlar yaratmaya yönelmişti. Burada ulaşılmak istenen nokta, sürücüye “Benim otomobilim” dedirtecek tasarımlar yaratmak ve bu alanda kendi standartlarını belirlemekti. Modellere yansıyan bu tasarım felsefesi elbette ki kendine has hayran kitleleri oluşturdu. Nissan’ın farklı müşteri profillerine seslenen Primera, X-Trail, Micra, Note, Qashqai gibi araçları; yeni, cesur ve akıl dolu tasarımlarıyla ne istediğini bilen tüketiciler tarafından çok geçmeden hak ettikleri ilgiyi gördüler.
Nissan global anlamda büyümesini 2000’li yıllarda hızla sürdürmektedir.

2003 yılında Amerika Mississippi’de yeni bir fabrika, yine Rusya’da yeni bir satış firmasının açılışı, 2004 yılında Tayland’da yatırımların genişletilmesi, 2005 yılında Pakistan pazarına girilmesi, Ukrayna’da yeni bir satış firmasının kurulması, Çin’de üretim aşamasına geçilmesi, Nissan için önemli adımlardır.
Nissan – Renault güçbirliği

Nissan global anlamda rekabetçi kalabilmek ve ürünlerinin tüm dünyaya daha etkin bir biçimde yayılmasını sağlamak amacıyla 27 Mart 1999 tarihinde Renault ile bir güçbirliği anlaşması imzaladı. Stratejik ve global alanda şimdiye kadar örneği görülmemiş bu anlaşmayla her iki firmanın toplam üretimi yıllık 6 milyona yaklaşırken; ikili, dünyanın en büyük otomotiv üreticilerinden biri haline geldi.

Türkiye`de Nissan

Türkiye, Nissan Otomotiv A.Ş. ile 1993 yılının Aralık ayında tanıştı. Şirket, 150 milyar dolarlık cirosu ve 400 yıllık tarihiyle Japonya’nın en büyük kuruluşlarından Sumitomo ve Çukurova Grubu’nun ortaklığı sonucunda kuruldu. Türkiye pazarına 14 yıldır üstün otomobiller sunan bu büyük ortaklıkta, Sumitomo Grubu’nun %99.30, Çukurova Grubu’nun ise % 0.70 oranında payı bulunuyor.

Nissan, Türkiye pazarında rakiplerinden, global üstünlüğü ve deneyimiyle ayrılıyor. Kuzey Amerika, İspanya ve İngiltere’deki araştırma ve geliştirme merkezlerinde otomobiller için ileri teknolojiler yaratan şirket, Türk tüketicilerine daha üstün araçlar sunma konusunda da bu çalışmalardan faydalanıyor.Türkiye’de 31 Bayisi ile hizmet veren NISSAN OTOMOTİV A.Ş, her geçen gün gelişen dinamik ve modern organizasyonuyla Türk otomotiv endüstrisine değer katmaktadır.

[Resim: Noble.jpg]

Noble Automotive

Noble Automotive Ltd., more commonly known simply as Noble, is a British sports car manufacturer based in Leicester. Noble Automotive Ltd. was established in 1999 by Lee Noble in Leeds, West Yorkshire, for producing high-speed sports cars with a rear mid-engine, rear-wheel drive layout. Lee Noble was the chief designer and owner of Noble. He sold the company in August 2006. He resigned from the company in February 2008 and announced his new venture, Fenix Automotive in 2009.[1] The company has since moved to larger premises at Meridian Business Park near Leicester.[2]

Noble is a low-production British sports car company, its past products include the M12 GTO, M12 GTO-3, M12 GTO-3R and Noble M400. The M12 GTO-3R and M400 share chassis and body, but have minor differences in engines and suspensions. The M15 has a new space frame chassis. The body and chassis of the Noble is built by Hi-Tech Automotive in Port Elizabeth, South Africa alongside Superformance cars. Once the body shell is completed, it is sent to the Noble factory where the engines, transmissions, etc. are added.

In 2009 Noble released the M600, a car which takes Noble into Hyper Car territory. With 650 bhp (485 kW) available from its purpose built 4.4-litre V8 Yamaha twin turbocharged engine, the carbon fibre, light weight bodied car is aimed firmly at the established Ferrari/Porsche brands. Deliveries to customers are expected mid-2010. The retail price is GBP 200,000.

Only 220 Noble GTO-3Rs and M400s were exported to the US. They are the only Nobles available to the American market. The US distribution rights to the M12s and M400s were sold in February 2007 to 1G Racing from Ohio. Due to high demand of these cars, 1G released its own copy, named Rossion Q1.

Noble M400
Main article: Noble M400
Noble M400

The M400 is the track variant of the M12. Its power-to-weight ratio is over 400 bhp (300 kW) per ton, and is the figure from which its model name derives. It has 425 bhp (317 kW; 431 PS) and has been reported to do 0–60 mph (0–97 km/h) in as little as 2.97 seconds. Car and Driver (March 2007) achieved a 0–60 mph time of 3.3 seconds and a 0–100 mph time of 7.52 seconds. Although often listed as 0-60 mph in 3.5 seconds, the M400 generally comes in at 3.2 seconds according to various publications and generally listed amongst the fastest accelerative cars. Noble indicates only that the car is capable of achieving 0–60 mph in under 4 seconds. Its top speed is listed as 185 mph (300 km/h). A top speed of 202 mph (325 km/h) has been achieved by Noble's former press officer. Lateral Gs are reported in excess of 1.2. It has both a 3-point seatbelt and a 5-point harness.

The most notable differences from the M12 are the use of forged pistons, T28 turbos, a front anti-roll bar, stiffer springs, different shocks, Pirelli P Zero tyres, a smoother gear shifter, and a slightly narrower central tunnel as the driver now sits a bit more central than previous models. Exterior differences remain subtle. The colour scheme tends to incorporate anthracite (Gris) wheels, rear wing supports and wing ends but some examples maintain silver wheels and supports. The front splitter is now removed (Although many owners opt to have this put on). The main change is the addition of side pods to enhance air into the system and to create a visual impact. Air conditioning is now an £1,995 option and adds to the weight. The interior has an added oil gauge that resides next to the boost one. Additionally the sparco alcantara seats and finishings differ to the other Noble's (Alcantara is one third the weight of leather). The Noble M400 won the car of the year award in 2005 for one publication. The M400 is designed to be an outstanding track car that is also pleasant to drive on the road. With just 75 examples made (UK/Europe) this version is sought after and rare.
Noble M14
Main article: Noble M14
Noble M14

The Noble M14 debuted at the 2004 British Motor Show and generated significant interest in the motoring press. It was planned to compete with the Porsche 911 Turbo and Ferrari F430. It was based on the chassis of the M12, with only minor modifications. It had a new body and a more up market interior. Following the debut of the car Lee Noble decided that the car was insufficiently different from the M12/M400 to justify the price increase despite having taken a number of deposits. Noble instead developed a brand new car, the M15, developing further from the M12 and M14, although the cars have few common components.
Noble M15
Main article: Noble M15
Noble M15

Production of the M15 was planned to begin in early 2006, but has not taken place. The Noble M15 was intended to appeal to a far broader market and compete directly with the Porsche 911 Turbo and Ferrari F430. As a result, the Noble M15 was expected to have a number of features not previously found on Nobles such as satnav, traction control, electric windows and ABS. The company issued a press release about the M15, stating that the M15 will be produced after the introduction of the M600. The M15 of the future will be different than the car shown in 2006.

Despite increased comfort and usability compared to previous Noble cars press releases stated that Noble expected the M15 to be significantly quicker than the M400 around a race track. It is able to accelerate from 0–60 mph (0–97 km/h) in 3.3 seconds and has a top speed of 185 mph (298 km/h).[4]

The car was based on a brand new platform with a longitudinally mounted engine connected to a bespoke gearbox created by Graziano. The double wishbone suspension is a development of the system mounted on the M400. Mounting the engine longitudinally allowed the designer to increase cooling flow to the engine which allows the 3.0L twin turbo V6 to produce 455 bhp (339 kW; 461 PS). The engine was designed to meet emissions regulations and the new steel/aluminium space frame was designed with a view to passing crash test regulations around the world. The M15 was planned to be the first Noble to gain European and US Type Approval.

According to founder Lee Noble, "I wanted to produce a supercar people could use every day. It was time for Noble to take a big step up in terms of refinement, practicality and style."[5]

The M15 appeared in Top Gear and presenter Richard Hammond was very impressed. It was a lot quicker around the Top Gear track than the old Noble. According to Richard this has to do with the new, stronger gearbox which enables Noble to allow more boost and let the same engine produce more power. The Stig managed a lap time of 1:22.5 which is currently 50th on the power lap board.
Noble M600
Noble M600
Main article: Noble M600

In 2010, Noble began sales production of the M600.[6] It has a Volvo twin-turbocharged V8 engine (producing 650 bhp, 485 kW, 659 PS), a carbon fibre body shell, and a 6-speed gear box, made by Yamaha. It competes in the same category as the Ferrari F430. The 2,800-pound (1,300 kg) M600 can accelerate from 0–62.1 mph (100 km/h) in 3.5 seconds and requires only another 4 seconds to achieve 100 mph (160 km/h). It has over 1G of grip on the skid pad. The brake discs in the Noble M600 are steel. The Noble comes with no ABS or ASM and TC as those features will be optional, making the Noble M600 a pure driver's car. The British supercar will cost around £300,000 when it is launched, and only 50 will be made annually.

Noble publicly tested an M600 prototype 2 in the USA, comparing its performance with a Porsche Carrera GT and Ferrari Enzo.[7] This prototype was detuned to 500 bhp (373 kW; 507 PS).

The Noble was also featured on the fifth episode of the 14th series of Top Gear, in which Jeremy Clarkson complained of its lack of features but was astonished by its power and acceleration. The Noble posted a time of 1:17.7 around the Top Gear test track with The Stig behind the wheel on a cold winter day, and despite the conditions the M600 was the eighth-fastest behind the Ariel Atom 500, the McLaren MP4-12C, the Lamborghini Aventador, the Bugatti Veyron Super Sport, the Gumpert Apollo, the Ascari A10 and the Koenigsegg CCX. It beat the Bugatti EB 16.4 Veyron and the Pagani Zonda Roadster F in lap times around the Top Gear test track.

The M600 was featured again in Top Gear in a challenge to drive from Lecce, Italy to Rome. The M600 was driven by Richard Hammond while Jeremy Clarkson drove the Lamborghini Aventador and James May drove the McLaren MP4-12C. Along the way, the trio stopped at the Nardò Ring to test the driver's willingness to push their respective vehicles to their limits while in a perpetual corner. Following the track test, they continued on their way to Rome when Hammond experienced clutch trouble in the Noble and had to have the car towed to a garage to replace the clutch and disassemble and rebuild the gearbox. Hammond eventually rejoined his co-presenters and continued on with the rest of the challenge, albeit in a noticeably different M600 provided by Noble, the vehicle was right-hand drive and painted black whereas the vehicle Hammond began the challenge with was a left-hand drive car painted red like the Aventador and the MP4-12C.

In 2012, the M600 was reviewed in Top Gear (U.S. TV series), in the last episode of the 2nd season, there Tanner Foust travels to England to test the new Noble M600. They introduce the segment saying: "Noble has not yet determined the top speed of the M600 and Tanner is tasked with determining the top speed of the vehicle". He races a Lamborghini Gallardo Superleggera and an Audi R8 in half-mile drag race. The M600 comes in first, beating the Superleggera in second and the R8 in third. Tanner then takes the M600 to an American Air Force base to determine the maximum top speed. Tanner drove the M600 to 215 mph (346 km/h). Tanner gives a generally favorable review of the M600. He praises the car for its large power to weight ratio and calls it "...one of the purest driving experiences around," due to its lack of driver aids. At the conclusion of his review, Tanner states, "The M600 has proven itself to be a member of the supercar elite."

In the motoring show Fifth Gear (Series 17), Jason Plato drove the car up to 330 km/h (205 mph).

On a video test of the YouTube channel DRIVE, Chris Harris (in which he also drove the Ariel Atom) drove it to over 205 mph (almost 330 km/h) on the Nordschleife section of the Nürburgring circuit.

According to UK enthusiast website ATFULLCHAT the management at Noble Automotive have not ignored the possibility of building an M600 roadster. On 21 June 2012 the website published a rendering of an M600 drophead[8] that was commissioned internally by Noble Automotive, although company MD Peter Boutwood is quoted as stating there are no plans at present to produce such a machine.

[Resim: Opel.jpg]

Opel

Opel Hakkında

ADAM OPEL adıyla anılan bu marka,1862 yıllarında ilk zirai makinaları,dikiş makinası ve bisiklet olarak küçük bir atölyede başlamıştır serüvene.1899 yılarında ADAM ın oğulları olan OPEL kardeşler babalarından devraldıkları bu küçük imalathaneyi kısa zamanda dünya markası olmayolunda ki ilk adımları atarak 1899 yılında Almanyanın RÜSELSHAİM da ilk otomobil fabrikasını Latzman la ortak olarak kurmuşlar ancak bu ortaklık sadece 2 yıl sürebilmişti.

Bu hızlı ve güvenilir gidişatın 1906 yıllarında ki üretimi 100.000 otomobil üretimi olmuştur.Bu müteşebbis ruhlu kardeşler 1909 yıllarında özellikle Doktorların ilgisini çeken,ozamanki bozuk taşra yollarında sağlamlığıyla halkında ilgisini çekmeye başlamıştır. 1914 yıllarında avrupada başlayan 1. dünya savaşı tümdünyaya da sıçramış diğer otomotiv firmaları gibi opel de savaş sanayinin etkisi altında kalarak üretime ara verip savaş sanayinde tank paleti üretimi ve diğer savaş yan sanayi üretimine başlamıştır.

Gücünü asla kaybetmeyen opel,kısa sürede toparlanmış,doğru stratejilerle otomotiv üretimine yeniden başlanmıştır.1929 yılına gelindiğinde opel ilk özel sigorta şirketleri ve finans kurumlarıyla taksitli otomobil satışınında öncüsü olmuştur. Ancak savaşın etkisiyle birtürlü toparlanamayan ekonomi otomotiv sektöründe yeni arayışlara ve ortaklıklara yönelmiştir.

Böylesi güçlü yapıdaki dev otomobil firmasının da ilk resmi ortağı GENERAL MOTOR olup 1929 yılında almanyadaki tesislerine ortak olmuş,ancak yapılan anlamşöa gereği OPEL in ismi muhafaza edilmiştir.1930 yıllarında ilk çelik entegreli kaporta ve şasiye önem veren opel yine bu süre içinde OPEL OLİMPİYA modelini üreterek başarılarına bir yenisini daha ilave etmiştir.1962 yıllarında rüselshaim deki modernize edilmiş yeni tesislerinde OPEL KADETT üretimini yapan opel CUPE ve GT serisini dahada modernize edip dünya otomotiv sektöründe adını iyice bahsettirmiştir.

1970 yılında yüksek performaz az yakıt tüketimi atrodinamik yapısıyla OPEL REKORD E modelini piyasaya sürerek kendisinden beklenen başarılara bir yenisini daha eklemiştir.Başarı,emek,güç ve güvenirliğin birleşimi olan opel mağrur ama geniş hatlara ve konfora sahip SENATÖR modeliyle şaşkın bakışların altında dudak ısırtmaya başlamıştır bir kere…1980 li yıllar opelin bu günki klasmanınıda belirlemeye başlamış yapılan teknolojik tasarımlarda üretime geçerek 1989 yılında sırasıylakatalitik konventörü,ardından eco-tech enjeksiyonlu ve turbo şarj lı corsa modeli konseptinde opelin İLK leri olarak karşımıza çıkmıştır.90lı yıllar yeni model ve tasarımlarına ASTRA, VECTRA, OMEGA VE FRONTERA ile giren opel 2000 li yılların başından itibaren göz kamaştırmaya devam etmektedir. 2008 yılının muhteşem tasarımı olan İNSİGNİYA daha şimdiden tasarımcıları hayrete bırakarak dünya otomotiv devlerinin arasında başı çekmektedir.Opelin amblemi tekerlek içinde şimşek,yani tekerlek güveni şimşek ise hızı simgelemektedir.

[Resim: Pagani.jpg]

Pagani

Pagani Automobili S.p.A. is an Italian manufacturer of sports cars and carbon fibre components. The company was founded in 1992 by Horacio Pagani and is based in San Cesario sul Panaro, near Modena, Italy.

History

Horacio Pagani, who formerly managed Lamborghini's composites department, founded Pagani Composite Research in 1988. This new company worked with Lamborghini on numerous projects, including the restyling of the 25th Anniversary Countach, the Lamborghini LM002, the Lamborghini P140 design concept, and the Diablo. In the late 1980s, Pagani began designing his own car, then referred to as the "C8 Project". Pagani planned to rename the C8 the "Fangio F1" to honour his friend, the five-time Argentinian Formula One champion Juan Manuel Fangio.

In 1991, Pagani established Modena Design to meet the increasing demand for his design, engineering, and prototyping services. In 1992, he began construction of a Fangio F1 prototype, and by 1993, the car was being tested at the Dallara wind tunnel with positive results. In 1994, Mercedes-Benz agreed to supply Pagani with V12 engines. The cost of these cars are at a total of 2.3 million dollars.

The final car was named the Zonda C12, the first of the Zonda line (the Fangio F1 name was dropped out of respect for Fangio, who died in 1995). It was first presented at the 1999 Geneva Motor Show.

In 2005, Pagani announced that it planned to triple its production output within the next three years, and to enter the US market in 2007.

On 30 June 2010, Pagani claimed a new record for production-based cars using the Pagani Zonda R and completing the Nürburgring in 6:47, beating the Ferrari 599XX.[2]
Relationship with Daimler

While it is an independent company, Pagani has a working relationship with Daimler AG, most notably with its Mercedes-AMG subsidiary. This is partly due to the fact that Fangio had suggested that Pagani approach Mercedes. The Zonda used increasingly advanced versions of the Mercedes-Benz M120 V12 engine; the initial version displaced 6.0L, but later Zondas used the 7.3L M297 V12 engine, later reverting to a race-tuned version of the original 6.0L version for the track exclusive Zonda R and its two other variants (Zonda R Evolución and Zonda Revolución). Moreover, Pagani also worked with Daimler in the development of the Chrysler supercar, the 2004 ME 412, when Chrysler was under the Daimler-Chrysler umbrella. Finally, the Mercedes-Benz M158 engine for the Pagani Huayra is a bespoke engine produced just for Pagani. Mercedes-Benz revised its M275 engine in order to reduce turbo lag and improve response. This resulted in new exhaust headers, new pistons, a new intake manifold, as well as new turbochargers.
Pagani Zonda
Main article: Pagani Zonda

Pagani's first model, the Zonda, is powered by a mid-mounted DOHC V12 engine manufactured by Mercedes-Benz's AMG division. The car's design was inspired by jet fighters and the famous Sauber-Mercedes Silver Arrow Group C cars, and features several unique design elements, including its circular four pipe exhaust system.
Pagani Zonda Revolución at the 2014 Geneva Motor Show.

The Zonda's production run ended with the Zonda HP Barchetta. Only three were produced with one unit retained for Horacio Pagani's personal collection and the other two costing US$15M.[3]

Zonda Zonda Cinque

Pagani announced a variant of the Zonda named "Zonda Cinque" which was introduced as a 2009 model. The Cinque is based on the track-only Zonda R, but features a new 678 hp (687 PS; 506 kW) Mercedes-Benz M297 V12 engine, active aerodynamics, and features exterior elements from the newly developed material "carbon-titanium fibre", which is stronger and lighter than typical carbon fibre. Only five were produced, all of which were already spoken for.[4]

Pagani announced the Zonda Cinque Roadster in July 2009, of which only five were produced. The roadster uses the same Mercedes-Benz M297 V12 engine as the coupé version, but has been made lighter and stronger to keep the car structurally rigid. Both the coupe and the roadster accelerate from 0–60 mph (97 km/h) in 3.4 seconds, 0–124 mph (200 km/h) in 9.6 seconds and have a top speed of 217 mph (349 km/h). The Cinque uses carbon-ceramic brakes from Brembo. They help decelerate the car from 62 mph (100 km/h)–0 mph in 2.1 seconds and 124 mph (200 km/h)–0mph in 4.3 seconds. The maximum side acceleration is 1.45g with road tyres. The car produces 750 kg (1,653 lb) of downforce at 186 mph (300 km/h). [5]
Zonda Tricolore
At the 2010 Geneva Motor Show, Pagani announced the exclusive Zonda Tricolore, built to commemorate the 50th anniversary of the Frecce Tricolori, the Italian Air Force's aerobatic squadron.[6] Originally intended to be limited to a single car, eventually three were produced. The Tricolore is based on a top specification Zonda Cinque, built on a carbon titanium chassis with sequential transmission and titanium exhausts. The mid-mounted 7.3L M297 Mercedes AMG V12 engine produces 670 hp (679 PS; 500 kW), which helps the car achieve a top speed of 217 mph (349 km/h) and a 0–60 mph (97 km/h) acceleration time of 3.2 seconds.

[Resim: Peugeot.jpg]

Peugeot

Peugeot Hakkında

Peugeot’nun sanayi macerası dönüştürülmüş bir un fabrikasında düzenlenmiş bir çelik dökümhanesinde doğmuştur. Burası 1818’te patent alınan çok daha karlı bir faaliyet olan soğuk haddeleme için terkedilmiştir. Soğuk haddeleme faaliyeti mamul maddeler, testereler ve saat mekanizmaları üretimine yol açmıştır. İhraç edilmeye başlanan ürünlerin kalitesi sayesinde başarı ve zenginliğin gelmesi gecikmemiştir. Bu kalite aslan ambleminde sembolize edilmiştir.

Peugeot daha sonra bir çok yönde çeşitlenmiştir. Üretim yüzyılın bütün el işlerini temsil eden muazzam sayıda alet ve ürünleri kapsamıştır. 1840’ta, şirket ilk kahve değirmeni ile atölyeden mutfağa girmiştir. Bu 1930’ların başında elektriğe geçilerek 1975’e kadar yapılmıştır. Ünlü kahve değirmeni profesyonellerde, bakkal dükkânlarında ve kafelerde de görülmüştür. Daha sonra bir biber değirmeni ortaya çıkmıştır. Patentli öğütme sistemi ile, aşınması pratik olarak imkansız olup, bugün hala üretilmektedir ve dünyanın dört yanında milyonlarca satılmıştır.

Aslan kadınların dünyasına da kabarık etekler ve korse destekleri, ve 1867’de 1936’ya kadar üretilen dikiş makineleri sağlamıştır.Prusya ordularının kırımından kurtulan Montbéliard alanı refaha ulaşmıştır. Rekabete “Grand Bi”, üç tekerlekli bisikletler ve bisikletler de katılmıştır. Daha sonra, ütüler, 1920’den sonra çamaşır makineleri, telsiz telgrafın icadıyla radyo takımları ve 1960larda ilk gıda işlemcisi, Peugimix, ve bir çok ürün dâhil, elektrikli ev aletleri ortaya çıkmıştır.

19. yüzyılın ortasında Valentigney ve Beaulieu’da daha sonra otomobil üretecek olan yeni fabrikalar açıldı. Bir otomobil öncüsü olan Armand Peugeot otomobilin geleceğinin benzinli motorda olduğunu biliyordu. Serpollet ile birlikte kısa bir buharlı üç tekerlekli bisiklet imalatından sonra, Daimler motorundan yararlanmak istemiş, ve Gottlieb Daimler ve (Fransa’da Daimler’in imalat lisansına sahip olan) Panhard et Levassor şirketi ile bir anlaşma yapmıştır. 1891’den itibaren benzinle çalışan ilk seri Peugeot Type 3 dört tekerlekliler üretilmeye başlanmıştır.

Başarı hızla gelmiştir. Ama bundan önce, Armand Peugeot otomobil işini motorlu arabaya karşı çıkan kuzeni Eugène’in diğer imalat bölümlerinden ayırmak durumunda kalmıştır. 1896’da Société des Automobiles Peugeot adlı şirketi kurmuş ve otomobillerini imal etmek için Audincourt’ta yeni bir fabrika inşa ettirmiştir. Ayrılmanın kayıt ve şartları içinde Eugène’in şirketi “Fils de Peugeot Frères” (Peugeot Kardeşlerin Oğulları)’nın otomobil imal etmesi yasaklanmış, “Société des Automobiles Peugeot”nun da aletler, iki tekerlekli araçlar, üç tekerlekliler ve seleli dört tekerlekliler imal etmesi yasaklanmıştır.

Mamafih, 1905’te, Eugène’nin oğulları Lion-Peugeot olarak bilinen popüler modeller üreten ilk otomobil markalarını lense etmişlerdir. 1910’da iki markanın birleşmesiyle düzen tekrar sağlanmıştır. İlk iş aracı, Type 13, 1895’de ortaya çıkarılmıştır. Peugeot tarafından tasarlanan ve imal edilen ilk motor bir sonraki yıl ortaya çıkmıştır. Franche-Comté dışında yer alan ilk fabrika 1897’de Fives-Lille’de açılmıştır.

Birleşmeden sonra, Audincourt, Lille, Beaulieu ve Valentigney’deki dört fabrikaları ile grup önemli bir sanayi gücüne sahip olmuştur. Birinci Dünya Savaşından önce, Peugeot Fransa üretiminin yarısını oluşturan 10,000 otomobil yapmıştır.Bununla birlikte, şirket savaştan sonra bazı mali güçlükler yaşamıştır. Borç içinde, borçlanmak zorunda bırakılmış ve 1926’da en karlı iş olan bisiklet yasal olarak otomobilden bağımsız hale gelmiştir. Automobiles Peugeot ve Cycles Peugeot olarak iki şirket oluşturulmuştur.

1925’de, 100,000inci Peugeot fabrikadan çıkmıştır. 1929’da üretim vasıtaları 1912’de açılan Sochaux tesisinde yoğunlaştırılmıştır. 201’in başarısı şirketin 1930 bunalımından nispeten yaralanmadan çıkmasını sağlamıştır.İkinci Dünya Savaşından sonra, 203 ile tek model politikası uygulanmıştır. Bu 204’ün lanse edilmesiyle 1965’te sona ermiştir. Aynı yıl bütün grup şirketlerini kontrol eden holding şirketi Peugeot SA tesis edilmiştir. Dört yıl önce markanın ikinci üretim sitesi olması planlanan Mulhouse’daki fabrikanın inşaatına başlanmıştı.

1970’lerin başlaması ile, Peugeot ikinci büyük Fransız imalatçısı olarak 500,000 otomobil üretmiştir. 1966’da Renault ile bir anlaşma imzalanmıştır. Bu anlaşmanın ilk meyvelerinden biri Volvo’nun katılması ile 1971’de daha sonra V6 PRV olan motorun yapımı olmuştur. Bu ortaklıkta Renault ile ortak olarak Douvrin’de bir fabrika açılmasını başkaları da takip etmiştir: iş araçları ve yolcu taşıyıcıların üretimi için 1981’de Fiat ile, sonra dizel motorların geliştirilmesi için 1998’de Ford ile, küçük motorlu modeller için 2001’de Toyota ile ve bir sonraki yıl benzinli motorlar için BMW ile.

1976’da Citroën’in kontrolünün ele geçirilmesi PSA Peugeot-Citroën’in tesis edilmesine yol açmıştır. Büyüme açlığının giderek sürmesi ile iki yıl sonra aslan Chrysler’in üç Avrupa iştirakini satın almıştır. Aynı anda PSA İngiltere’de Poissy, Ryton ve İspanya’da Villaverde endüstri tesislerini elde etmiştir. Ancak bu kadar kısa süredeki bu edinimler bir miktar hazımsızlık yaratmıştır. Talbot markasını Chrysler’in eski iştirakleri ile birleştirerek canlandırma girişimi başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

Peugeot’nun uluslararası büyümesi küreselleşme bağlamında hayati bir zorunluluk olarak 1985’te Çin’e gitmesi ile işaretlenirken, Porto Real, Brezilya fabrikasının 2001’deki açılışı ve bunu Arjantin’de bir tesisin açılışının takip etmesi aslanın Güney Ortak Pazarındaki varlığını güçlendirmiştir.

[Resim: Pontiac.jpg]


Pontiac

Pontiac was a car brand that was owned, made, and sold by General Motors. Introduced as a companion make for GM's more expensive line of Oakland automobiles,[1] Pontiac overtook Oakland in popularity and supplanted its parent brand entirely by 1933.

Sold in the United States, Canada, and Mexico by GM, Pontiac was advertised as the performance division of General Motors from the 1960s onward.[2]

Amid late 2000s financial problems and restructuring efforts, GM announced in 2008 it would follow the same path with Pontiac as it had with Oldsmobile in 2004 and discontinued manufacturing and marketing vehicles under that brand by the end of 2010. The last Pontiac badged cars were built in December 2009, with one final vehicle in January, 2010. Franchise agreements for Pontiac dealers expired October 31, 2010,[3] leaving GM to focus on its four remaining North American brands: Chevrolet, Buick, Cadillac, and GMC.

History
1926–1942
1928 Pontiac
1936 Pontiac Master Six Coupe

The Pontiac brand was introduced by General Motors in 1926 as the companion marque to GM's Oakland division, and shared the GM A platform. Purchased by General Motors in 1909, Oakland continued to produce modestly priced automobiles until 1931 when it was renamed Pontiac. It was named after the famous Ottawa chief who had also given his name to the city of Pontiac, Michigan where the car was produced.[4] Within months of its introduction, Pontiac was outselling Oakland, which was essentially a 1920s Chevrolet with a six-cylinder engine installed.[5] Body styles offered included a sedan with both two and four doors, Landau Coupe, with the Sport Phaeton, Sport Landau Sedan, Sport Cabriolet and Sport Roadster. As a result of Pontiac's rising sales, versus Oakland's declining sales, Pontiac became the only companion marque to survive its parent, with Oakland ceasing production in 1932.

Pontiacs were also manufactured from knock-down kits at GM's short-lived Japanese factory at Osaka Assembly in Osaka, Japan from 1927-1941.[6]
Postcard showing a Pontiac dealer in Oklahoma, ca 1930-1945

Pontiac produced cars offering 40 hp (30 kW; 41 PS) 186.7 cu in (3.1 L) (3.25x3.75 in, 82.5x95mm) L-head straight 6-cylinder engines in the Pontiac Chief of 1927; its stroke was the shortest of any American car in the industry at the time.[citation needed] The Chief sold 39,000 units within six months of its appearance at the 1926 New York Auto Salon, hitting 76,742 at twelve months. The next year, it became the top-selling six in the U.S., ranking seventh in overall sales.[7] By 1933, it had moved up to producing the least expensive cars available with straight eight engines. This was done by using many components from the 6-cylinder Chevrolet Master, such as the body, but installing a large chrome strip on the top and center of the front hood Pontiac called the "Silver Streak". Only eight cylinder engines were offered in 1933 and 1934, displacing 223.4 cubic inches for 77 HP. In the late 1930s, Pontiac used a Buick "torpedo" body for one of its models, just prior to its being used by Chevrolet, earning some media attention for the marque. An unusual feature of the "torpedo"-bodied exhibition car was that, with push of a button, the front half of the body would open showing the engine and the car's front seat interior.[8] 1937 was a year of major change for Pontiac, all models except the new station wagon now using the all steel B-body shared with Oldsmobile, LaSalle and small Buicks. New stronger X frame had Hotchkiss drive using a two part drive shaft. The eight-cylinder had a 122-inch (3,099 mm) wheelbase, while the six-cylinder had a 117-inch (2,972 mm) wheelbase.[9] Both engines had increased displacements, the six going to 222.7 cubic inches for 85 HP, the eight to 248.9 for 100 HP. In 1940 & 42, Pontiac was built on three different bodies. The "A" body with Chevrolet, the "B" body shared with Oldsmobile and Buick and the "C" body shared with the large Oldsmobile, Buick and the small Cadillac. The "C" body for 1940 was called the Torpedo. In 1941 all Pontiac's were called Torpedoes. On 2 February 1942, a Pontiac was the last civilian automobile manufactured in the United States during World War II, as all automobile factories converted to military production.[10]

For an extended period of time—prewar through the early 1950s—the Pontiac was a quiet, solid car, but not especially powerful. It came with a flathead straight eight. Straight 8s were slightly less expensive to produce than the increasingly popular V8s, but they were also heavier and longer. Additionally, the long crankshaft suffered from excessive flex, restricting straight 8s to a relatively low compression ratio with a modest redline. However, in this application, inexpensive (yet very quiet) flatheads were not a liability.[citation needed]
1946–1954
1948 Pontiac Silver Streak Convertible Coupe

From 1946 to 1948, all Pontiac models were essentially 1942 models with minor changes. The Hydra-matic automatic transmission was introduced in 1948 and helped Pontiac sales grow even though their cars, Torpedoes and Streamliners, were quickly becoming out of date.

The first all-new Pontiac models appeared in 1949. They incorporated styling cues such as lower body lines and rear fenders that were integrated in the rear-end styling of the car.

Along with new styling came a new model. Continuing the Native American theme of Pontiac, the Chieftain line was introduced to replace the Torpedo. These were built on the GM B-Body platform and featured different styling than the more conservative Streamliner. In 1950, the Catalina pillarless hardtop coupe was introduced as a "halo" model, much like the Chevrolet Bel Air of the same year.

In 1952, Pontiac discontinued the Streamliner and replaced it with additional models in the Chieftain line built on the GM A-body platform. This single model line continued until 1954 when the Star Chief was added. The Star Chief was created by adding an 11-inch (280 mm) extension to the A-body platform creating a 124-inch (3,100 mm) wheelbase.

The 1953 models were the first to have one-piece windshields instead of the normal two-piece units. While the 1953 and 1954 models were heavily re-worked versions of the 1949-52 Chieftain models, they were engineered for the V8 engine that was supposed to be introduced on the 1953 models, however Buick division complained to corporate that the introduction might take sales away because Buick was introducing its new nailhead V-8 in 1953. The corporation held Pontiac back until 1955.
1955–1960
Pontiac Star Chief 1955
1956 Canadian Pontiac Pathfinder Sedan delivery. 1,383 built, not available in the U.S.

Completely new bodies and chassis were introduced for 1955. A new 173 hp (129 kW; 175 PS) overhead valve V8 engine was introduced. (see Engines section below). Sales increased. With the introduction of this V8, the six-cylinder engines were discontinued; a six-cylinder would not return to the full-size Pontiac line until the GM corporate downsizing of 1977. A four-cylinder engine was introduced in the Tempest model line in 1961, followed by an overhead-cam six-cylinder starting in 1966, as well as on the Firebird. It was the first popular-priced, mass-produced engine in America utilizing an overhead-camshaft configuration.[11]

In 1956, when 42-year-old Semon "Bunkie" Knudsen became general manager of Pontiac, alongside new heads of engineering, E. M. Estes and John DeLorean, Knudsen immediately began reworking the brand's image. One of the first steps involved the removal of the famous trademark "silver streaks" from the hood and deck lid of the 1957 models just weeks before the 1957s were introduced. Another step was introducing the first Bonneville—a limited-edition Star Chief convertible that showcased Pontiac's first fuel-injected engine. Approximately 630 Bonnevilles were built for 1957, each with a retail price of nearly $5,800. While new car buyers could buy a Cadillac for that price, the Bonneville raised new interest in what Pontiac now called "America's No. 1 Road Car."
1959 Bonneville from the rear, showing double rear fins

The following year the Bonneville became its own line, built on the 122-inch (3,100 mm) wheelbase of the A-body platform. A 1958 Tri power Bonneville was the pace car for that year's Indianapolis 500. Also, 1958 was the last year Pontiac Motor Division would bear the "Indian" motif throughout the vehicle. The exception would be the Indian head high beam indicator light in the instrument cluster. All 1958 models now featured Ball joint front suspension replacing the previous king pin design.

With the 1959 model year, Pontiac came out with its "Arrowhead" emblem, with the star design in the middle. The "Arrowhead" design ran all the way up the hood from between the split grille, and on Star Chief models, had eight chrome stars from the emblem design bolted to both sides of the vehicle as chrome trim. Knudsen saw to it that the car received a completely reworked chassis, body, and interior styling. Quad headlamps, as well as a longer, lower body were some of the styling changes.

The Chieftain line was renamed Catalina; Star Chief was downgraded to replace the discontinued Super Chief series and for the first time did not have a two-door hardtop, only a two-door sedan along with a four-door hardtop and four-door sedan, in addition there was no Star Chief wagon. The Bonneville was now the top of the line, coming in three body styles of two-door hardtop, four-door vista and four-door wagon. The Star Chief's four-door "Vista" hardtop was also shared by the Bonneville. Catalina models included a two-door hardtop, two-door sedan, four-door sedan, four-door hardtop vista and two wagons, one a six-passenger and one a nine-passenger wagon. Bonneville and Star Chief were built on a 124-inch (3,100 mm) wheelbase with the exception of the Bonneville wagon and all Catalina models and Bonneville wagon that rode on a 122-inch wheelbase. Catalina was also seven inches shorter than Bonneville and Star Chief and weighed one hundred to two hundred pounds less than its long-wheelbase counterparts. All 1959 Pontiac engines were equipped with a 389-cubic-inch engine with horsepower ratings from 215Hp economy engine to a conservative rated 345 hp Tri power carbureted engine. All automatics were four-speed Super-Hydra-Matics or, as Hydramatic Division who designed and built them called them, "Controlled coupling HydraMatic". A special note here is that Oldsmobile used this same transmission and called it Jetaway HydraMatic and Cadillac also used this transmission and Cadillac called it 315 or P 315 Hydramatic. A three-speed column-mounted stick shift was standard on all Pontiacs. This coincided with major body styling changes across all models that introduced increased glass area, twin V-shaped fins and lower hood profiles. Because of these changes, Motor Trend magazine picked the entire Pontiac line as 1959 Car of the Year. The '59s have a five-inch (127 mm) wider track, Front at 63 7/8" front track and 64.0" rear track because Knudsen noticed the new, wider bodies looked awkward on the carried-over 1958 frames. The new "Wide-Track" Pontiacs not only had improved styling, but also handled better—a bonus that tied into Pontiac's resurgence in the marketplace.

The 1960 models saw a complete re-skinning with the exception of the body's canopies which remained identical to the 59's, but removed the tail fins and the distinctive split grille (which Ford copied on the final Edsel models for 1960). The 1960 models standard engine all had a Horsepower gain of 3 hp due to a compression bump of .25 to one over the 59 engine. The front track was now widened to the rear track at 64". Ventura was introduced, a more luxurious hardtop coupe and the Vista 4-door hardtop now being built on the shorter 122-inch (3,100 mm) wheelbase platform, with it falling between the Catalina and Star Chief models. The Ventura featured the luxury features of the Bonneville in the shorter, lighter Catalina body.
1961–1970

Most of Pontiac's models built during the 1960s and 1970s were either styled like, or were siblings to, other GM makes (except Cadillac). However, Pontiac retained its own front and rear end styling, interiors, and engines.
1964 Pontiac Bonneville Brougham
Full size Pontiacs from 1960 to 1968 featured these unique, finned, 8 bolt wheels, which aided in the cooling of the drum brakes

The 1961 models were similarly reworked. The split grille returned, as well as all-new bodies and a new design of a perimeter-frame chassis for all its full-size models (something which would be adopted for all of GM's intermediate-sized cars in 1964, and all its full-sized cars in 1965). These new chassis allowed for reduced weight and smaller body sizes. IThe similarly styled Chevrolet still used the radically different "X" frame in the early 1960s.

But a complete departure in 1961 was the new Tempest, one of the three BOP (Buick-Olds-Pontiac) "compacts" introduced that year, the others being the Buick Special and Skylark and Oldsmobile F-85 and Cutlass. Toward the end of the 1961 model year an upscale version of the Tempest called the "LeMans" was introduced, named after the famous 24 Hours of Le Mans auto race in France.

All three were uni-body cars, dubbed the "Y-body" platform, combining the frame and body into a single construction, making them comparatively lighter and smaller. All three put into production new technology pushed by John DeLorean[citation needed] which GM had been working on for several years prior, but the Tempest was by far the most radical. A flexible steel shaft rotating at the speed of the engine delivered power from the front-mounted engine through a "torque tube" to a rear-mounted trans-axle. This innovation not only delivered close to a 50/50 front-rear weight distribution that drastically improved handling, it enabled four-wheel independent suspension which enhanced it even more. It also all but eliminated the large floor "hump" common to front-engined rear-drive cars.

Though the Tempest's transaxle was similar to the one in the Corvair, introduced the year before, it shared virtually no common parts. GM had planned to launch a Pontiac version of the Corvair (dubbed "Polaris"), but "Bunkie" Knudsen—whose niece had been seriously injured in a Corvair crash—successfully argued against the idea. The Polaris design apparently made it to full-scale clay before it was cancelled. Instead, DeLorean's "rope-shaft" design was green-lighted.

Contemporary rumors of the rope-shaft's demise due to reliability problems are unfounded; the rope-shaft's durability and performance had been proven in tests in full-size Pontiacs and Cadillacs in 1959, and only adapted to a smaller car in 1960. The Tempest won the Motor Trend "Car of the Year" award in 1961—for Pontiac, the second time in three years. DeLorean's vision has been further vindicated by the adoption of similar designs in a slew of modern high-performance cars, including the Porsche 928, 924, and 944, the Corvette C5, and the Aston Martin DB9.

Unless customers checked an option, the Tempest's power-plant was a 194.5 Ci inline-slant-four-cylinder motor, derived from the right bank of the venerable Pontiac 389 V8, enabling it to be run down the same production line as the 389, saving costs for both the car's customers and Pontiac. Pontiac engineers ran early tests of this motor by literally cutting off the left bank of pistons and adding counterweights to the crankshaft, and were surprised to find it easily maintained the heaviest Pontiacs at over 90 miles per hour (140 km/h). In production, the engine received a crankshaft designed for just four cylinders, but this didn't completely solve its balance issues. The engine gained the nickname "Hay Baler" because of it tendency to kick violently, like the farm machine, when its timing was off.

The aforementioned Buick 215 V8, was ordered by less than two percent of its customers in the two years it was available, 1961 and 1962. Today, the 215 cars are among the most sought-after of all Tempests. In 1963, Pontiac replaced the 215 with a "new" 326 which was really a 336 with a bore of 3.78 and stroke of 3.75 ( same stroke as the 389 ), an iron block mill that had the same external dimensions and shared parts with the 389, but an altered, reduced bore. The car's body and suspension was also changed to be lower, longer and wider. The response was that more than half of the 1963 Tempests and LeMans (separate lines for that one year only) were ordered with the V8, a trend that did not go unnoticed by management. The next year, the 326 would become a true 326 with a new bore size of 3.72. The Tempest's popularity helped move Pontiac into third place among American car brands in 1962, a position Pontiac would hold through 1970. The Buick 215 V8 would remain in production for more than thirty five years, being used by Britain's Rover Group after it had bought the rights to it. GM attempted to buy the rights back, however, Rover wished, instead, to sell the engines directly.

In November 1961, Knudsen had moved to Chevrolet. Pete Estes now became general manager of Pontiac and Delorean was promoted to Pontiac Chief engineer. Both continued Knudsen's work of making Pontiac a performance-car brand. Pontiac capitalized on the emerging trend toward sportier bucket-seat coupes in 1962 by introducing the Grand Prix, taking the place of the Ventura which now became a trim option on the Catalina. Although GM officially ended factory support for all racing activities across all of its brands in January 1963, Pontiac continued to cater to performance car enthusiasts by making larger engines with more power available across all model lines. For 1963, the Grand Prix received the same styling changes as other full-sized Pontiacs such as vertical headlights and crisper body lines, but also received its own squared-off roof-line with a concave rear window, along with less chrome. This concave rear window would be duplicated on all Tempest/LeMans four-door intermediates in 1964-1965.

For 1964, the Tempest and LeMans' trans-axle design was dropped and the cars were redesigned under GM's new A body platform; frame cars with a conventional front-engine, rear-wheel-drive layout. The most important of these is the GTO, short for "Gran Turismo Omologato," the Italian for "Grand Touring, Homologated" used by Ferrari as a badge to announce a car's official qualification for racing. In spite of a GM unwritten edict against engines larger than 330 Ci in intermediate cars, DeLorean (with support from Jim Wangers from Pontiac's ad agency), came up with the idea to offer the GTO as an option package that included a 389 Ci engine rated at 325 or 348 horsepower (260 kW).

The entire Pontiac lineup was honored as Motor Trend's Car of the Year for 1965, the third time for Pontiac to receive such honors. The February, 1965 issue of Motor Trend was almost entirely devoted to Pontiac's Car of the Year award and included feature stories on the division's marketing, styling, engineering and performance efforts along with road tests of several models.
1969 Pontiac GTO convertible

Due to the popularity of the GTO option, it was split from being an option on the Tempest LeMans series to become the separate GTO series. On the technology front, 1966 saw the introduction of a completely new overhead camshaft 6-cylinder engine in the Tempest, and in an industry first, plastic grilles were used on several models.

The 1967 model year saw the introduction for the Pontiac Firebird pony car, a variant of the Chevrolet Camaro that was the brand's answer to the hot-selling Ford Mustang. Intermediate sized cars (Tempest, LeMans, GTO) were mildly face-lifted but all full size cars and GTO lost their Tri-Power engine option though it did get a larger 400 cubic-inch V8 that replaced the previous 389. Full-sized cars got a major facelift with rounder wasp-waisted body lines, a name change for the mid-line series from Star Chief to Executive and a one-year-only Grand Prix convertible. 1968 introduced the Endura 'rubber' front bumper on the GTO, the precursor to modern cars' integrated bumpers, and the first of a series "Ram Air" engines, which featured the induction of cold air to the carburetor(s) for more power, and took away some of the sting from deleting the famous Tri-Power multiple carburetion option from the engine line up. This Tri carburetor deletion came from the 14th floor of GM banning multiple carburetion and headed by GM president Ed Cole. The Ram Air V garnered much auto press publicity, but only a relative few were made available for sale. Full-sized cars and intermediates reverted from vertical to horizontal headlights while the sporty/performance 2+2 was dropped from the lineup.

For 1969, Pontiac moved the Grand Prix from the full-sized lineup into a G-body model of its own based on the A-body intermediate four-door modified from 116 inches to 118 inches wheelbase chassis, but with distinctive styling and long hood/short deck proportions to create yet another niche product – the intermediate-sized personal-luxury car that offered the luxury and styling of the higher priced personal cars such as the Buick Riviera and Ford Thunderbird and the old Grand Prix and Olds Starfire but for a much lower price tag. Pete Estes, who like Knudsen had moved to be general manager of Chevrolet in 1966 and Delorean, general manager of the Pontiac division, needed a car to take the place of the sagging sales of the full size Grand Prix, but the development cost of the car was too much of burden for Pontiac division alone, so Delorean went to his old boss at Chevrolet to gather support for the development cost of the new "G" body Grand Prix. Estes agreed to share in the cost and allow Pontiac to have a one-year exclusivity on this new car, the next year Chevy would follow with its version which was called Chevrolet Monte Carlo. The new Grand Prix was such a sales success in 1969 as dealers moved 112,000 units - more than four times the number of Grand Prixs sold in 1968. Full-sized Pontiacs were also substantially restyled but retained the same basic under-body structure and chassis that debuted with the 1965 model - in fact the roof-lines for the four-door pillared sedans and Safari wagons were the same as the 1965 models, while the two-door semi-fastback design gave way to a squared-off notch-back style and four-door hardtop sedans were also more squared off than 1967-68 models. The GTOs and Firebirds received the Ram Air options, the GTO saw the addition of the "Judge" performance/appearance package, and the Firebird also got the "Trans Am" package. Although originally conceived as a 303 cubic inch model to compete directly in the Trans Am racing series, in a cost-saving move the Pontiac Trans Am debuted with the standard 400-cubic-inch performance engines. This year also saw De Lorean leaving the post of general manager to accept a similar position at GM's Chevrolet division. His replacement was F. James McDonald.

Pontiacs built in the late 1960s conformed to new U.S. Federal Motor Vehicle Safety Standards. These included energy-absorbing interior parts such as steering columns, steering wheels, knobs and handles, dual-circuit hydraulic brake systems, shoulder belts, side marker lights, and headrests.

The 1969 Firebirds received a heavy facelift but otherwise continued much the same as the original 1967 model. It was the final year for the overhead cam six-cylinder engine in Firebirds and intermediates, and the Firebird convertible (until 1991). Production of the 1969 Firebirds was extended into the first three months of the 1970 model year (all other 1970 Pontiacs debuted Sept. 18, 1969) due to a decision to delay the introduction of an all-new 1970 Firebird (and Chevrolet Camaro) until Feb. 26, 1970.[by whom?]

In addition in the late-1960s, GM directed their GM and Pontiac divisions to develop concept mini-cars called commuter car for urban drivers. GM developed a gasoline-electric drive hybrid the XP-833 and the Pontiac X-4 a rear-wheel drive mid-engine car that was powered by a radical X-shaped aircraft type air-cooled two-stroke radial engine where the standard crankshaft was replaced by a unit called a Scotch yoke. While the GM car was fully tested the Pontiac concept was not. Neither was placed in production.[12]
1970–1982

Increasing insurance and fuel costs for owners coupled with looming Federal emissions and safety regulations would eventually put an end to the unrestricted, powerful engines of the 1960s. Safety, luxury and economy would become the new watch-words of this decade. Engine performance began declining in 1971 when GM issued a corporate edict mandating that all engines be capable of using lower-octane unleaded gasoline, which led to dramatic drops in compression ratios, along with performance and fuel economy. This, coupled with trying to build cars as plush as GM's more luxurious Buicks and Oldsmobiles, contributed to the start of a slow decline of Pontiac in 1971.[13]

In mid-1971 Pontiac introduced the compact, budget-priced Ventura II (based on the third generation Chevrolet Nova). This same year, Pontiac completely restyled its full-sized cars, moved the Bonneville, and replaced it with a higher luxury model named the Grand Ville, while Safari wagons got a new clamshell tailgate that lowered into the body while the rear window raised into the roof. 1971–1976 model full-size station wagons featured a 'Clamshell' design where the rear power-operated glass slid up into the roof as the tailgate (manually or with power assist), dropped below the load floor. The power tailgate, the first in station wagon history, ultimately supplanted the manual tailgate, which required marked effort to lift from storage.

The 1972 models saw the first wave of emissions reduction and safety equipment and updates. GTO was a now sub-series of the LeMans series. The Tempest, was dropped, after being renamed 'T-37' and 'GT-37' for 1971. The base 1972 mid-sized Pontiac was now called LeMans. James MacDonald left the post of general manager to be replaced by Martin J. Caserio in late 1972. Caserio was the first manager in over a decade to be more focused on marketing and sales than on performance.
1973 Pontiac Grand Am, the first model year of the Grand Am
1975 Pontiac Astre

For 1973, Pontiac restyled its personal-luxury Grand Prix, mid-sized LeMans and compact Ventura models and introduced the all-new Grand Am as part of the LeMans line. All other models including the big cars and Firebirds received only minor updates. Again, power dropped across all engines as more emissions requirements came into effect. The 1973 Firebird Trans Am's factory applied hood decal, a John Schinella restylized interpretation of the Native American fire bird, took up most of the available space on the hood. Also in 1973, the new Super Duty 455 engine ("Super Duty" harkening back to Pontiac's Racing Engines) was introduced. Although it was originally supposed to be available in GTOs and Firebirds, only a few SD 455 engines made it into Firebird Trans Ams that year. One so equipped was tested by 'Car and Driver' magazine, who proclaimed it the last of the fast cars. But the pendulum had swung, and the SD 455 only hung on one more year in the Trans Am.

All Federal emissions and safety regulations were required to be in full effect for 1974 causing the demise of two of the three iterations of the big 455 cubic inch engines after this year. The last version of the 455 would hang on for two more years before being discontinued.
The 1975 Grand Ville was the last full-size convertible built by Pontiac

For 1975, Pontiac introduced the new sub-compact Astre, a version of the Chevrolet Vega. This was the brand's entry into the fuel economy segment of the market. Astre had been sold exclusively in Canada from 1973. It was offered through the 1977 model year. 1975 would also see the end of Pontiac convertibles for the next decade.

The 1976 models were the last of the traditional American large cars powered by mostly big block V8 engines. After this year, all GM models would go through "downsizing" and shrink in length, width, weight and available engine size. The 1976 Sunbird, based on the Chevrolet Vega and Monza's equivalent, joined the line. It was first offered as a Notchback, with a Hatchback body style added in 1977. The Vega Wagon body style was added in 1978, Sunbird Safari Wagon, replacing the Astre Safari Wagon. The Sunbird was offered in its rear-wheel-drive configuration through the 1980 model year. (Sunbird Safari wagon through 1979.)

At mid-year 1977, Pontiac introduced the Phoenix, an upscale version of the Ventura which replaced the Ventura entirely after the end of the 1977 model year. Pontiac also introduced its 151 cubic inch "Iron Duke" 4-cylinder overhead valve engine. It was first used in the 1977 Astre, replacing Astre's aluminum-block 140 cubic inch Vega engine. The 'Iron Duke' engine would later go into many GM and non-GM automobiles into the early 1990s. The 151 cubic inch L4 and the 301 cubic inch V8 were the last two engines designed solely by Pontiac. Subsequent engine design would be accomplished by one central office with all designs being shared by each brand.

For model year 1977, the full sized Pontiacs received the same "downsizing" as GM's other "B" body cars. The new Bonnevilles and Catalinas continued to be best-sellers, although their styling similarity to the Chevrolet Caprice was seen by some buyers as a "cheapening" of Pontiac's image. In 1981, the full-size Bonneville was discontinued, the name reassigned to the "A" body intermediate platform. That left the Catalina as the only big Pontiac, further reducing sales as buyers went for more plushness.

The remainder of the 1970s and the early 1980s saw the continued rise of luxury, safety and economy as the key selling points in Pontiac products. Wire-spoked wheel covers returned for the first time since the 1930s. More station wagons than ever were being offered. Padded vinyl roofs were options on almost every model. Rear-wheel drive began its slow demise with the introduction of the first front-wheel drive Pontiac, the 1980 Phoenix (a version of the Chevrolet Citation). The Firebird continued to fly high on the success of the 'Smokey and the Bandit' film, still offering Formula and Trans Am packages, plus a Pontiac first- a turbocharged V8, for the 1980 and 1981 model years. In addition to this, The Rockford Files, which lasted for 6 years used an Esprit Firebird. James Garner was given a new model each year, which was resprayed and painted. But he disapproved of the front facelift. The turn which he performed throughout the show were all his own stunts and came to be known as the Rockford turn or J turn.
1982–1988
1985 Firebird Trans Am

Introduced in 1982, the wedge shaped Firebird was the first major redesign of the venerable pony car since 1970. Partly due to the hugely successful NBC television series Knight Rider, it was an instant success and provided Pontiac with a foundation on which to build successively more performance oriented models over the next decade. The Trans Am also set a production aerodynamic mark of .32 cd. The next step in Pontiac's resurgence came in the form of its first convertible in nine years. GM adapted the J-body cars and the all-new for 1982 J2000 (later renamed Sunbird) had a convertible as part of its line.
1985 Fiero Sport Coupe

Next, the 1984 Fiero came. This was a major departure from anything Pontiac had produced in the past. A two-seat, mid-engined coupe, the Fiero was targeted straight at the same market that Semon Knudsen had been aiming for in the late 1950s: the young, affluent buyer who wanted sporting performance at a reasonable price. The Fiero was also an instant success and was partially responsible for Pontiac seeing its first increase in sales in four years.Pontiac also began to focus on technology. In 1984, a Special Touring Edition (STE) was added to the 6000 line as a competitor to European road cars such as the Mercedes 190. The STE sported digital instruments and other electronics as well as a more powerful V-6 and retuned suspension. Later iterations would see some of the first introductions on Pontiacs of anti-lock brakes, steering wheel mounted radio controls and other advanced features. Full-size buyers, disappointed by the lack of an available big Bonneville, complained, resulting in Pontiac's importing the Canadian-market Pontiac Parisienne, which featured the Bonneville's deluxe trim. This car, although a Pontiac in name, was no more than a slightly re-trimmed Caprice. Despite this fact, the Parisienne sold in profitable numbers and this car continued in production until 1986 for the sedan, and 1989 for the Safari station wagon.With the exception of the Parisienne Safari, the Firebird and Fiero, beginning in 1988 all Pontiacs, with the exception of the Firebird, switched to front-wheel drive platforms. For the first time since 1970, Pontiac was the number three domestic car maker in America. Pontiac's drive to bring in more youthful buyers was working as the median age of Pontiac owners dropped from 46 in 1981 to 38 in 1988.
1989–1997
A mid-90s Grand Prix

During this time, becoming standard on Pontiacs were: anti-lock brakes, GM's Quad-4 engine, airbags, and composite materials. In 1989,there was the end of Safari wagon production, thus it was the last V8 powered full sized rear wheel drive Pontiac until the 2009 G8. The 1990 model year saw the launch of Pontiac's first minivan and light truck, the Trans Sport. In addition, the Grand Prix line added its first ever 4 door model, offered in LE and STE trims. At the end of the 1991 model year, the 6000 was discontinued in favor of the newly expanded Grand Prix line up and the new Trans Sport minivan, which replaced the 6000 station wagon. In 1992, a brand-new Bonneville was introduced. This full-size model featured aerodynamic styling, large expanses of curved glass, front-wheel drive, and the 3800 Series I V6 as standard equipment. A new sub model,the SSEi, was introduced in 1992 carrying all standard equipment from the SSE model, plus the 205 hp supercharged 3800 V6. For 1993 the Bonneville added a new option package (H4U) called the Sport Luxury Edition (SLE), which was available on the SE model. This package included leather bucket seats, specific grille, side trim, exhaust, dash trim, lace alloy wheels, as well as a spoiler, sport handling and suspension systems and anti lock brakes. An all new Firebird was introduced in 1993. It was powered by either a 3.4 L V6 with 160 hp (120 kW), or in Trans Am guise a 275 hp (205 kW) LT-1, a 5.7 L (350c.i.) V8, and could be backed by a T-56 six-speed manual.The Sunbird was replaced with the (still J-body) Sunfire in 1995. While a V6 engine was no longer available in the J-car, sedan, coupe, and convertible body styles did survive. For 1996 the Bonneville received updated front and rear fascias along with several other enhancements. The 3800 Series II V6 had become standard in 1995, featuring 200 hp. The updated supercharged 3800 Series II now featured 240 hp.

Bu konuyu yazdır

TOPLIST
AraBul Efsane TB-List Tiryaki Tlist-K Web-Tunca