Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifreniz
  





Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler 12
» Son Üye TalaMAN
» Toplam Konular 7,269
» Toplam Yorumlar 8,405

Detaylı İstatistikler

 
Oku-1 MYBB de Portal ı Açılış Sayfası Olarak Nasıl Yapabilirim?
Yazar: RasitTunca - 10-13-2018, 05:33 AM - Forum: Webmaster Bilgileri - Yorum Yok

[attachment=71090]

MYBB de Portal ı Açılış Sayfası Olarak Nasıl Yapabilirim?

Portal Açılış Sayfası Olarak Nasıl Yapabilirim.Siteye İlk Girildiğinde Portal Açılmasını İstiyorum.Nasıl Yapılır.

Önce index.php (forum index) dosyasının adını forum_index.php yapın.
Daha sonra portal_index.php dosyasının adını index.php yaptığınızda açılış portal sayfası olacaktır.


Ayrıca ayar.php içindeki şu alanları da :

Kod:
$forum_index = 'index.php'; $portal_index = 'portal_index.php';

şöyle değiştirin:

Kod:
$forum_index = 'forum_index.php'; $portal_index = 'index.php';

Aynı mantıkla açılışa kendi hazırladığınız bir sayfayıda koyabilirsiniz.
Açılış sayfasının adının index olması gereklidir.

Bu konuyu yazdır

RasitTunca-4 "Chronovisor" Hz isa Efendimizin Görüntüsünü Çekebilen Alet ve Mucidi
Yazar: RasitTunca - 10-12-2018, 01:18 PM - Forum: Başağaçlı Raşit Hocanın Makaleleri - Yorum Yok



"Chronovisor" Hz isa Efendimizin Görüntüsünü Çekebilen Alet ve Mucidi (exorcist) olan Rahip Pallegrino Ernetti - 1950

İtalya’nın Venedik Şehrinde Katolik bir rahip ve Vatikan’ın en büyük şeytan çıkarcısı (exorcist) olan Pallegrino Ernetti; 1950’lerde, Chronovisor adını verdiği bir icatla geçmişi görebildiğini iddia etti.

Aynı zamanda kuantum fiziğinde derece yapmış bir rahip olan Ernenetti’ye, Enrico Fermi ve Wernher von Braun gibi ünlü bilim insanları da yardım ediyordu.
Katolik rahip ve fizikçi “Pellegrino Ernetti”

Chronovisor, bir kabin ve kontrol sisteminden oluşuyor ve geçmişteki elektromanyetik radyasyonu çözümleyerek çalışıyordu.

Bu icatla ilgili en çarpıcı iddialardan biri de; icadı kullanarak İsa’nın çarmığa gerildiği zamana gidip fotoğrafını çektiğiydi. Ancak bunu dünyaya açıklamaya çekindi ne de olsa kendisi bir rahipti.


Ernetti’nin çekmiş olduğunu iddia ettiği Hz. İsa fotoğrafı. Soldaki orjinali, sağdaki ise temsili.

Bir rahip arkadaşının anlattığına göre Vatikan, Ernetti’ye icadı yok etmeyi emretmişti çünkü bunu kullanılanlar Vatikan’a göre Tanrıya karşı gelmiş sayılıyordu. İddiaya göre Chronovisor’a el konulup herkesten saklandı.


Olayın konuşulduğu zamanlardaki bir gazete baskısı.

Kim bilir, belki de Vatikan, bugüne kadar icat edilmiş en değerli buluşun üzerinde oturuyordur!

Exorcist Rahip Pallegrino Ernetti ve icadi olan Chronovisorun Resimi


--------------
EDiTÖR KAROGLANIN BU HUSUSA YORUMU:

Evet Bir alimden duydum ki Muhammed demişki"Bir insanin söyledigi Bir "Elhamdülilah" Zikiri Kainattan yok olmaz." ve yine "La ilahe illallah kainattan daha agirdir ." sözleri gösteriyorki elhamdü zikiri ve kelimei tevhid zikiri senin sesinin yaydigi bir frekans, eger bu freknasi sen bir kere, yayinca kaybolmuyorsa, bunu yillar sonra bile, eger sen o freknsin boytunu, dalga araligini bulabilir, ve onu yakalayacak anteni icad edebilirsen, yine o antenin yakaladigi, frekansida, sese görüntüye dönüştürecek aygiti icad edersen, o zaman benim degil hatta, muhammedin sesisini, isanin sesini, hatta videolari bile elde edilebilir. nitekim kuranda bunlarin kaydedildigi büyük kayit cihazi olan. büyük kitap diye gecen. yasin suresi birinci sayfa sonunda gecen "imami mübin" yani büyük kitap, yine Kuranda bütün olaylarin kaydoldgu büyük festplatte "levhi mahfuz" dan bahseder, ve yine islam inancimiza göre muhammedden duydukki ve kuranda de geceen, iki yanimizda kaydedici iki melek var, onlar "kiramen katibin melekleri" ve onlar senin her aninin videosunu cekip kaydediyorlar, işde sen onlarin o kayadettikleri videoyu seni kaydettikleri gibi isa ninda videosu var, musa ninda var, sen işde bu chronovisor gibi bir aygtila, bu görüntüleri alabilirsin, ben inaniyorum bu adamin böyle bir icadi yaptgina ve o görüntününde gercek olduguna, ve hatta bu gün benim gecmişim hususunda, bir kac bilgiye rastladim, ve bunu bazilarina ya parayla satmişlar, yada bu ilumunati, bu görüntleri pazarliyor, ve ve benim kimseye söyelemdigim hususlsar hakkinda bazi hareketleri, özel hareketleri, bazi şarkicilar, bazi şarkillarinda, sanki bana atfen "bak biz senin bu kasetini izledik" dercesine kliplerinde kücük bir nüans hareket yapiyorlar, halbuki o hareket sadece bana ait, ve zamanin birinde gömülü olan bir hareketim idi, ve ben bunu hakkal yakin yaşiyorum, ve o alet hemde daha gelişmiş ve vidolarida alabilen bir aygit olarak birilerinin elinde var, amma isa nin o halini yayinlamak işlerine gelmiyor, yine muhammedi yayinlamk işlerine gelmiyor bu kafirin.
vesselam .

______________
Etiketler : Chronovisor,Hz isa Efendimizin, Görüntüsünü, Çekebilen, Alet ,ve ,Mucidi ,(exorcist) olan, Rahip Pallegrino Ernetti , 1950,mucid,icad,uzaydaki görünülerin,resimini,cekbilen,alet,vatikan,isanin gercek resimi,isa nin carmihdaki resimi,

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Simge "Öpücem" Şarkı Sözleri
Yazar: RasitTunca - 10-11-2018, 11:42 AM - Forum: Şiirler Şarkılar - Yorum Yok



Simge  "Öpücem" Şarkı Sözleri

İşimdeyim gücümdeyim ama düşündeyim
Yakıcam buraları o derece yani başındayım
Gülünce yazında ağlayınca kışındayım

Daha iyisini mi bulucan bi gel neler anlatıcam
Ben seni öyle bir sevicemki aklını oynatıcan

Aç koynunu giricem giricem dellenme
Dudağından öpücem öpücem söylenme (x2)

Demekki bi bildiğim var sen beni takip et
Senin yolun yol değil ya hindistan ya tibet
Neye benziyor istediğin hayat bi tarif et
Kapı kapı dolaşan o kedi buraya da gelecek

Daha iyisini mi bulucan bi gel neler anlatıcam
Ben seni öyle bir sevicemki aklını oynatıcan

Aç koynunu giricem giricem dellenme
Dudağından öpücem öpücem söylenme (x2)

Bu konuyu yazdır

Oku-1 İrem Derici "Yanlış Alarm" Şarkı Sözleri
Yazar: RasitTunca - 10-11-2018, 11:38 AM - Forum: Şiirler Şarkılar - Yorum Yok



İrem Derici "Yanlış Alarm" Şarkı Sözleri


Hiç iyi değil ruh halin
Git bak kaldıkça batıyorsun
Sen aşkı ne zannediyorsun

Hayal perdesinde yalanlar yaşandı
Ve bitti o günahlar
Sen yüreğimi haketmiyorsun

Artık geçmişim ben hislerimden, emeklerimden
Tatsız bir hakikat,
Mutlu son yok bu hikayede

Yanlış alarm canım büyü bozuldu
Bugünü yaz bi' yere

Ayrı dünyaların insanlarıyız
İyi bak kendine

Bu konuyu yazdır

Komik-2 Birbirinden Güzel Doktor Fıkraları
Yazar: RasitTunca - 10-06-2018, 02:50 AM - Forum: Komik Fıkralar - Yorum Yok



Birbirinden Güzel Doktor Fıkraları

Ressam ve doktor

Doktor, ünlü bir ressam olan arkadaşını ziyarete gitti Ünlü ressam, son olarak yaptığı hasta bir adam tablosunu doktor arkadaşına gösterip: - "Eee, söyle bakalım fikrin ne?", diye sordu: Doktor tabloya tekrar bakıp cevap verdi: - "Merak edilecek bir şey yok Sadece üşütmüş, o kadar "


Boyacı

Meşhur ressam Whistler, bir gün gene meşhur kulak burun boğaz hastalıkları uzmanı Sir Morell Mahenzie'yi acele evine çağırtmıştı Doktor eve geldiğinde Whistler'in köpeğini muayene etmek için çağırılmış olduğunu anladı Fakat hiçbir şey belli etmeden köpeği muayene etti ve ücretini aldı, çıktı gitti Birkaç gün sonra da doktor Whistler'i çok acele evine çağırttı Ressam soluk soluğa içeri girdiği zaman, doktor sakin bir şekilde: - "Hoş geldiniz Mr Whistler " dedi "Size sokak kapımı boyatmak istiyordum da!"


En Akıllı Deli

Bir gün doktorlar, tımarhanede yaptıkları araştırmada en akıllı deliyi seçeceklermiş. Bir gün delilerden biri bahçede bulunan havuza düşmüş ve boğulmak üzereymiş. Delilerden biri havuza düşen arkadaşını kurtarmaya çalışmış. Bunu gören doktorlar arkadaşını kurtaran deliyi yanlarına çağırmışlar ve "seni en akıllı seçiyoruz" demişler. Doktorlardan biri: "Peki kurtardığın arkadaşını çağır da sana teşekkür etsin" demiş. Deli: "Gelemez ki!" Doktor: "Neden gelemezmiş?" Deli: "Çünkü kuruması için onu astım!

10 deliden hangisi akıllı

Bir tımarhanede 10 deli varmış. Doktor bir gün hepsini bir sahaya götürmüş ve demiş ki bakalım hanginiz akıllı oldunuz ve sahaya top yerine taş koymuş. Onlarda oynamışlar, başlarını kırmışlar sonunda bir çocuk kalmış doktor demiş ki neden oynamıyorsun; çocukta demiş ki biri bana orta atmıyor ki bende kafa vurup gole atayım doktor demiş ki ben sana atayım çocuk demiş çocukta akıllanmış o taşın yerine takma bir taş takması koymuş. Doktorda sanmış ki o takma taş asil taştır. Doktor çocuğa atmış çocuğa bir şey olmamış ve doktor demiş ki sen bana at çocuk ta aklını kullanmış asil taşı atmış doktora doktorun kafası yaralandı çocuğa demiş ki sen benden daha akıllanmışsın ben senden daha akılsızlaşmışım.



Doktordan İkinci Görüş

Doktor, Mrs. Jones'u 1 saate yakın muayene ettikten sonra " Sizi 50 yaşında bir kadın için sağlıklı buldum ama önemli bir probleminiz var…" demiş, "30 kilo fazlanız var ve bu sizi obez sınırına sokuyor… İleri yaşlarınızda sıkıntı çekmemek için sıkı bir rejime girmelisiniz..." Gerçeğin bu kadar net suratına söylenmesi Mrs.Jones'u kızdırmış, "İkinci bir görüş daha almalıyım…" demiş dişlerini sıkarak..
"Tamam, o zaman..." demiş doktor sinirlenerek, "Üstelik acayip de çirkinsiniz..."

Tuzlu Kraker

Adam kendini psikiyatristin koltuğuna atıp “Yardım et doktor” demiş, “Kendisimi bisküvi zannediyorum! Bu konuda ne düşünüyorsunuz?”
Ardından doktorla konuşma başlamış:
- Kare misiniz?
— Evet.
— Üzerinizde bir sürü delik var mı?
— Evet... Evet...
— İncecik tuz tanecikleri üzerinize serpili mi?
- Evet, evet, evet!
— İşte şimdi saçmaladınız. Siz bisküvi değil, resmen bir tuzlu krakersiniz!

Psikiyatrist ve Hastası

Psikiyatrist hastayı dinledikten sonra koltuğunda şöyle bir kaykılıp "Sorununuzu halledeceğiz..." demiş, "Hastalığın daha çok başındasınız..."
"Evet… Bildiniz? Aynen öyle…" diye cevap vermiş hastası, "Karaları ve Denizleri daha dün yarattım!"

Deniz Tutmasına Közlenmiş Domates


Adam sevgilisi ile Karayipler'de gemi gezisine çıkmadan önce doktoruna uğrayıp "Beni deniz çok tutuyor" demiş, "Geziye çıkmadan önce ne tavsiye edersiniz?"
"Gemi limandan ayrılmadan önce 6 kilo közlenmiş domates ye..." demiş doktor.
"6 kilo domates? Deniz tutmasını önler mi o?"
"Hayır, önlemez" demiş Doktor, "Ama domatesin kırmızısı köpük köpük mavi dalgaların üzerinde çok hoş bir görünüm verebilir!"

Garson Hasta

Garson birden fenalaşınca hemen restorana bir ambulans çağrılmış ve sirenlerle hastanenin acil servisine yetiştirilmiş. Koşuşturarak ameliyat masasına yatırılmış, sonraki yarım saat hiç kimse ilgilenmemiş onunla… Sonunda koridorda bir doktor görüp bağırmaya başlamış "Ne olur bana yardım edin..." diye.
"Özür dilerim..." demiş Doktor, "O masaya ben bakmıyorum!"

'Deli'nin İyileştiği Nasıl Anlaşılır


Akıl hastanesini ziyaret eden hasta yakını başhekime "Hastalarınızın iyileştiğini nasıl anlıyorsunuz?" diye sormuş...
"Kolay..." diye cevap vermiş başhekim, "Bir banyo küvetini dolduruyoruz, hastaya 1 çay kaşığı, 1 çay fincanı ve 1 plastik kova verip küveti boşaltmasını söylüyoruz.."
"Tamam anladım..." demiş ziyaretçi, "Normal bir insan çay kaşığı ve fincandan büyük diye plastik kovayı kullanmalıdır.."
"Hayır..!" demiş başhekim, "Normal bir insan tabii ki küvetin tıpasını çıkartır.. Sizin yatağınızı pencere kenarına hazırlatmamı ister misiniz?"



Fidyeci Doktor

Doktorlar adam kaçırdıktan sonra neden 'fidye parası' alamazlar?..
— Yolladıkları notları kimse okuyamaz!

İki Yerden Kırıldı


Doktoruma gidip ayağımı iki yerden kırdığımı söyledim…
"Tamam..." dedi, "Bir daha o yerlere gitme!"


Bir İyi, Birde Kötü Haber


Yaşlı adam doktoruna gidip muayene olmuş, tahlillerden sonra "Bir iyi bir de kötü haberim var..." demiş doktoru, "Hangisini önce duymak istersin?.."
" Şeyy.." diye cevap vermiş yaşlı adam, "Önce kötüsünü söyler misiniz?.."
"En fazla 2 yıl yaşarsınız!"
”Tam iki yılım mı var? Bitecek mi yaşam ondan sonra? Peki bunun üzerine bana nasıl iyi haber verebilirsiniz ki?"
"Bir de Alzheimer olmuşsunuz. İki hafta sonra tüm bu konuştuklarımızı tamamen unutacaksınız!"

Anestezi Ne?

Köylü kadın ameliyat olacak, kocası odada doktorların her hareketini merakla izlemekte… Bir ara "O ne efendim?" diye sormuş
"Bu anestezi…" diye izah etmiş doktor, "Bunu alınca hiçbir şey anlamayacak…"
"Boşuna uğraşıp zahmet etmeyin doktor..." demiş adam, "O zaten hiçbir şeyden anlamaz!"

Bu konuyu yazdır

Komik-2 Fikra, fikralar, komik fikralar, en komik fikralar, çok komik fikralar, fikra oku
Yazar: RasitTunca - 10-06-2018, 02:47 AM - Forum: Komik Fıkralar - Yorum Yok



Fikra, fikralar, komik fikralar, en komik fikralar, çok komik fikralar, fikra oku

Birbirinden Güzel - Birbirinden Komik Fıkralar

IMAMLIK

Muhasebeciye sormuslar: 

“Bir daha dünyaya gelirsen hangi isi yapmak istersin?”

“Imamlik” demis.

“Neden?” demisler.

“Mevzuat hep ayni, hiç degismiyor.”

BORU

Fizikçi, matematikçi, kimyaci, jeolog ve antropologdan olusan bir heyet bir arastirma için arazide bulunmaktadir. Birden yagmur bastirir. Hemen yakindaki bir arazi evine siginirlar.

Ev sahibi bunlara bir seyler ikram etmek için biraz ayrilir. Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanir. Soba yerden 1 metre kadar yukarida, altindaki dizili taslarin üzerindedir. Sobanin niçin böyle kurulmus olabilecegine dair bir tartisma baslar.

Kimyaci: Adam sobayi yükselterek aktivasyon enerjisini düsürmüs, böylece daha kolay yakmayi amaçlamis.

Fizikçi: Adam sobayi yükselterek konveksiyon yoluyla odanin daha kisa sürede isinmasini saglamak istemis.

Jeolog: Burasi tektonik hareketlilik bölgesi oldugundan herhangi bir deprem aninda sobanin taslarin üzerine yikilmasini saglayarak yangin olasiligini azaltmayi amaçlamis.

Matematikçi: Sobayi odanin geometrik merkezine kurmus, böylece de odanin düzgün bir sekilde isinmasini saglamis.

Antropolog: Adam ilkel topluluklarda görülen atese tapmanin daha hafif biçimi olan atese saygi nedeniyle sobayi yukariya kurmus.

Bu sirada ev sahibi içeri girer ve ona sobanin yukarida olmasinin nedenini sorarlar.

Adam cevap verir: - Boru yetmedi!

DIKKAT EDIN

Temel’ in karisi Fadime vefat etmis.  Cenaze namazi kilinmis, cemaat tabutu sirtina almis, tam camii den cenazeyi çikartacaklar, tabut camii nin kapisina çarpmis. Bakmislar tabuttan bir inleme sesi geliyor, açmislar tabutu, bakmislar Fadime yasiyor. Hemen hastaneye götürmüsler ve  10 sene daha yasamis Fadime. 10 sene sonra öldügünde yine ayni camii ye getirmisler cenazeyi. Namaz kilinmis. Tam cenazeyi kapidan çikaracaklar, Temel cemaate seslenmis :
- Ula cözinizi seveyum. Kapiya tikkat edun daaa

DEDEKTÖR

Bir adam yalan dedektörü almis. Aksam yemeginde denemek istemis. Ogluna “bugün neredeydin” diye sormus. Oglu “Okuldaydim” diye cevap verince dedektör baslamis ötmeye. Sonra oglu itiraf etmis, “okuldan kaçip maça gittik” demis. Babasi kizmis, ogluna “Ben senin yasindayken maç nedir bilmezdim bile!” demis. Dedektör yine ötmüs. Bunu duyan anne gülmüs ve “Al iste senin oglun” demis. Dedektör yine ötmüs

BERBERE FIRÇA

Adamin biri bir gün berbere gitmis. Az bir süre bekledikten sonra sira kendisine gelince berber koltuguna oturmus. Berber adama:
- 'Tirasiniz nasil olsun?' deyince adam baslamis saymaya:
- 'Soldan kahkül birak, sagi kazi, arkayi sifira vur, ortadan bir merdiven sekli yap.' Berber neye ugradigini anlamayip saskin bir sekilde:
- 'Ama beyefendi bunu ben nasil yapayim. Bu ne biçim tarif?' Adam berbere sinirlenir:
- 'Geçen geldigimde bunu tarif olmadan nasil yaptin peki be adam!'

TUTUKLAMA


Albay, binbasiya emir verir:

- Yarin günes tutulacak. Bu her zaman görülen bir sey degildir. Erleri talim elbiseleri ile talim meydanina getirin de olayi görsünler. Ben de orada bulunup kendilerine gerekli bilgiyi verecegim. Sayet yagmur yagarsa, tabii bir sey göremeyiz. O zaman erleri, üstü kapali talimgaha götürürsün.

Binbasi, yüzbasiya aktarir:

-Albayin emri ile yarin sabah saat dokuzda günes tutulacak. Bu her zaman görülen bir olay degildir. Sayet hava kapali olursa bir sey görülemeyecektir. Bu durumda tutulma, kapali talimgahta gerekli talim elbisesiyle yapilacaktir.

Yüzbasi, tegmene:

-Albayin emri ile yarin sabah dokuzda talim elbisesi ile günes tutulmasinin açilis merasimi yapilacaktir. Sayet yagmur yagarsa ki bu durum pek görülen bir olay degildir, Albay kapali talimgahta gerekli bilgiyi verecektir.

Tegmen, basçavusa:

-Yarin sabah dokuzda hava güzel olursa, talim kiyafeti ile albay tutulacak. Kapali talimgahta yagmur yagarsa, alayin meydaninda manevra yapilacak. Çünkü bu her zaman görülen bir olay degildir.

Basçavus, askere:

-Yarin sabah saat dokuzda kapali talimgahta albayi tutacagiz. Sabah hepiniz talim techizat ile hazir olun.

Askerler kendi aralarinda:

-Yarin sabah bizim basçavus albayi tutuklayacakmis.

MÜSLÜMAN OLMAK

Adamin biri camiye elinde biçakla girmis. Aranizda müslüman var mi demis? Herkes korkuyor tabi… 2 tane yasli amca korkarak biz müslümaniz evladim demis. Disari gelin demis. Korka korka çikmis bizim amcalar. Eleman amca demis siz müslümansiniz madem ben kurban kesmeyi bilmem su koyunu benim için kesermisiniz demis. Tamam demisler kesmisler aradan biraz zaman geçtikten sonra oglum biz çok yorulduk. Sen git içerden baska birilerini bul demisler. Neyse adam bu sefer elinde kanli biçakla camiye dalmis aranizda baska müslüman olan var mi demis. Bizim cemaat kanli biçagi görünce iyice korkmus… Dönmüsler hep beraber imama bakiyorlarmis

Imam da cemaate dönmüs ne bakiyorsunuz lan, 2 rekat namaz kildirdik diye hemen müslüman mi olduk demis.

Sevinememek

karne Temel'in karnesindeki zayıfları gören annesi sinirli sinirli Temel'e bağırır: -Ha bu nedur? Geçen yıl sinif birincisudun, bu yıl sonuncu olmişsun! Temel gayet sakin cevaplar: -Anacuğum geçen yıl sen çok sevinmiştun bırak bu yıl da başka analar sevinsun da!
Saat Neden Geride?

saatler-ileri Öğretmeni Temel'e sordu: -Söyle bakalım Temel... Amerika'da saatler Avrupa'ya göre neden 5 saat geridir? Temel cevabı bilmese de yine hazır cevaplılığını konuşturur: -Amerika daha geç keşfedildi da ondan öğretmenum.
Yüz Yıkamamak

24c47956dc862eca42db4251ad2cd486 Annesi yeni uyanan Temel'i her zamanki gibi uyardı. -Günaydın uşağum, sofraya oturmadan önce yüzünü yıkıyacasun. Temel boş boş annesinin yüzüne baktı... -Ne oldi niye bakaysun? -Anacuğum biraz önce rüyada suya düştum. Yüzümi yıkamasam olmaz mi?
Büyüyünce Ne Yapacaksın?

20139802041_gulen_yuz Misafir, küçük kıza sordu: -Büyüyüp, annen kadar olunca ne yapacaksın bakalım? -Rejim yapacağım teyze.
Büyük Laf

fil Misafirlere Temel'in akıllandığını kanıtlamak isteyen babası: -Uşağum Temel, hadi emicelerine büyük bi laf et da, senin ne kadar büyuduğuni görsunlar. Küçük Temel tek kelimeyle cevap vermiş: -Fil.
Sorular Kolay Mı?

osym-ogrenci-sinav-tus Temel sınavdan çıkan oğluna sordu: -Uşağum nasi geçti, sorular zor miydi? Oğlu omzunu silkti ve şahane cevabı verdi: -Yok babacuğum, sorular kolaydi ama cevaplari çok zor idi.
Nasıl Deve?

deve İki arkadaş hayvanlar hakkında konuşuyorlardı: Biri diğerine sordu: -Sırtında kamburu olan hayvana ne denir? -Bunu herkes bilir deve tabi ki. -Tamam peki ya iki kamburu olana ne denir? Arkadaşı bilmiş bir edayla cevaplar: -Hecin devesi... Arkadaşı şaşırır ve soruyu biraz daha zorlaştırır. -Peki bunu bil o zaman, üç kamburu olana? -Ona da kamburu çıkmış hecin devesi derler.
Sünnettir

çok-yemek-yemek Nasreddin Hoca'nın evine bir gün üç molla misafirliğe gelir. Üçü de birbirinden obur şeylermiş. Hoca ne yemek çıkarmışsa silip süpürmüşler. O kadar ki sahanlarda yemek bitince, bunu da "sünnettir" diye ekmekle iyice sıyırıvermişler. Bu sırada odaya Hoca'nın oğlu girmiş. Mollalar Hoca'yı memnun etmek için: -Aman ne güzel çocuk... Adı ne bunun? diye sormuşlar. -Adı Farzdır, demiş. Mollalar şaşırıp birbirlerine bakmışlar: -Bu ne biçim isim Hoca Efendi? demişler. Şimdiye kadar böyle bir isim hiç duymamıştık. Hoca hemen taşı gediğine koymuş: -Yahu, sünnet diyeyim de onu da mı yiyin?

Yavru Kutup Ayısı


Yavru kutup ayısı babasının yanına gelip sormuş "Baba ben gerçekten kutup ayısı mıyım?" "Elbette yavrum nereden çıkardın bunu?" "Allah Allah?!.." deyip gitmiş yavru ayı. Bu sefer annesinin yanına gitmiş ve sormuş, "Anne ben gerçekten kutup ayısı mıyım?" "Tabii evladım kutup ayısısın." Yine "Allah Allah?!.." deyip, yeniden babasının yanına gitmiş yavru ayı. Bir daha sormuş "Yaa baba Allah aşkına doğru söyle bak beni evlatlık falan almadınız degil mi? Yani ben sizin öz oğlunuzum." Baba dayanamamış artık "Oğlum dedim ya sana bizim oğlumuzsun diye, hem sen neden ikide bir soruyorsun ki bunu?" Yavru ayı: "Yav donuyorum baba, donuyorum..."

Durum Vahim

Adam doktorun karşısına oturdu. - Durum çok vahim doktor bey, bir dakika önce olan her şeyi unutuveriyorum. - Peki niçin hatırlamaya çalışmıyorsun? - Neyi?

Hem Suçlu Hem Güçlü


Adamın biri yolda gidiyormuş ensesine şöyle okkalı cinsinden bir tokat yemiş, arkasına dönüp bakmış iri yarı bir adam. -Ne oldu ya? Neden bana vurdunuz? demiş. Adam da: -Seni bir arkadaşıma benzettim pardon kardeşim, demiş. -Ama bu kadarda sert vurulmaz ki canım, demiş. Adam da: -Sanane be adam arkadaşım değil mi? istediğim gibi vururum, demiş.

Kıtlık Sebebi

İki adam ışıklarda karşılaşmış. Birisi çok şişman diğeri de çok zayıfmış. Şişman adam zayıfa dönerek: -Seni görende kıtlık var sanır, demiş. Zayıf adam da: -Seni gören de kıtlığın sebebini anlar, demiş.


Bir Kötü Birde Ondan Kötü Haber


Doktor hastalarından birini aramış. Telefonda aralarında şöyle bir diyalog geçmiş: –Sana bir kötü bir de çok kötü haberim var. Önce hangisini söylememi istersin demiş. – İlk önce kötü haberi söyleyin.. – Tahlilleriniz sonucunda maalesef sadece yirmi dört saat ömrünüz kaldı... – Bu kötü haberse bundan daha kötü ne olabilir ki?! – Dünden beri size ulaşmaya çalışıyorum, telefonunuz kapalıydı.

Kayserilinin Prensibi

Kayserili bir genç yeni işe başlamış. 1 aylık çalışma sürecinin sonunda ilk maaşını almak için bankamatiğe gittiğinde anlaştıkları maaşın 300 TL üzerinde bir ücret yatırıldığını görmüş. Hiç sesini çıkartmadan, sevinerek maaşı çekmiş. Aradan bir ay daha geçmiş. Tekrar maaşını çekmeye gitmiş, bakmış bu seferde 150 TL eksik yatmış. Hemen muhasebeye gidip itiraz etmiş. “Neden maaşım eksik yattı” diye. Bunun üzerine muhasebeci “Neden geçen ay 300 TL fazla para yatırdığımızda itiraz etmediniz de, şimdi eksik yatınca itiraz ediyorsunuz” demiş. Adam sakince cevap vermiş: “Prensibimdir ilk hatayı her zaman affederim.”
Konserve Domates

Domates, Tomatoes Temel'le Dursun konuşuyorlardı. Dursun Temel'in başındaki şişliği görünce merak edip sordu: -Temel o başindaki şişluk nedu? -Fadime kafama domates atti... -Uyy domates kafa mi şişirur ula? -Konservesi şişiriyi uşağum.

Yeni Arkadaşlar

Smile Babası küçük Temel'e sorar: -Sınıfta kaçincusun bakalum? -Yirmincuyum baba. -Geçen on beşinci diyudun? -Sınıfa beş yeni oğrenci geldi baba.

Müsrif Kadın


Kayserili iki arkadaş aralarında konuşurken, biri diğerine karısından dert yandı: -Yahu bizim hanım çok müsrif. Para yetişmiyor. İnanmazsın pazartesi 100 lira istedi. Salı 200 lira, çarşamba 400, dün de 700 lira... -Acıdım sana vallahi, nereye harcıyormuş bu parayı? -Ne bileyim ben, verdiğim yok ki.

Saatiniz Kaç?

Akıl hastanesine ziyarete giden adam bahçede güzel havanın tadını çıkaran birine: - Saatiniz kaç? diye sordu. Adam hemen içeri gidip, kağıt, pergel, gönye, kalem ve cetvel getirdi. Büyük bir titizlik ile gölgeyi ölçüp biçip hesaplar yaptıktan sonra: - Saat tam dördü beş geçiyor, dedi. Ziyaretçi: - Muazzam! Sizi tebrik ederim ama güneşsiz bir havada gölgeyi ölçemezsiniz, o zaman ne yaparsınız? - O zaman da saatime bakarım, dedi.

Kuş Nezlesi

Temel Dursun'u hasta görünce neyin var diye sordu. Dursun nezle olduğunu söyleyince Temel: -Geçenlerda benum kuşum da nezle oldi. -Kuş nasi nezle oluyi da? -Kafesun kapisini açik unutmişum da.

Dedeye Acımak

Durmadan afacanlık yapan oğlunu yanına çağıran babası: -Oğlum biraz akıllı olsana. Sen şımardıkça benim saçlarım aklaşıyor. Bari bana acı da uslu dur, demiş. Çocuk bilgiç bilgiç: -Babacığım, demek ki siz dedeme hiç acımamışsınız, baksana saçları bembeyaz.

Kiminle Konuşuyorum?

Öğretmen, telefonla konuşuyordu: -Demek Ali hasta oldu, okula gelmeyecek... -Evet gelmeyecek. -Peki, ben kiminle konuşuyorum? -Babamla!

Birlikte Dilenmek

Beyim, merhamet edin, birkaç kuruş sadaka verin... -Yok. -Allah rızası için... -Yok dedik ya! -On kuruş da olsa yok mu? -Beş para bile yok! -Öyleyse sıkış şuraya da beraber dilenelim!
Yanlışlar Görünmesin Diye

student-taking-a-test-clipart-children-exam Temel, yazılı kağıtlarını o kadar küçük yazıyordu ki okumak mümkün olmuyordu. Bir gün öğretmen iyice merak edip sordu: -Oğlum neden yazıları hem küçük hem de sık yazıyorsun? -Yanlişlarum görünmesun diye öğretmenum.

Şöhret Çocuk

gulen-surat-mizahi Adam: -Bizim büyük oğlanın maşallahı var, dedi. Yazdıklarını binlerce kişi okuyor. Diğeri merak etti: -Ne işle meşgul sizin çocuk? -Tabelacı.

Solucana Yüzme Öğretmek

ver Görevli memur, göl kıyısında balık tutan bir deliye yanaştı: -Kusura bakma kardeşim ama... Burada balık tutmak yasak! -Biliyorum. -Biliyorsun madem.. -Ben balık tutmuyorum ki. -Balık tutmuyor musun? Ya o elindeki ne? -Bu mu? Kamış.. -Kamışın ucundaki? -Kıl. -Kılın ucundaki? -Solucan. -Balık tutmuyor da ne yapıyorsun öyleyse? -Ne yapacağım; solucan kardeşe yüzme öğretiyorum.
Başka Doktor

doctor10 Oğlu, işten dönen babasına der ki: -Sorma baba. Bugün doktora gittim. Beni muayene ettikten sonra ne dedi biliyor musun? Bir ay deniz kıyısında tatil yapmam gerekiyormuş. Nereye gidelim dersin? -Başka bir doktora evladım!

Lüzum Yok

student_taking_a_test_116 Öğretmen sınıfta ders anlatırken çocuklara sormuş: -Anneniz sizi çarşıya yolladı, bir kilo patates iki kilo domates, bir paket tuz, yardım kilo da beyaz peynir al, dedi. Patatesin, domatesin, tuzun peynirin fiyatlarını biliyorsunuz, daha önceki derste bu üniteyi işlemiştik. Şimdi hesaplayın bakalım, bakkala ne kadar vermemiz gerekiyor? Bütün talebeler oturmuş hesabını yapmış, toplamış, defterlerine bir güzel yazmışlar. Ama çocuğun biri hiçbir şey yazmadan öyle oturuyormuş, öğretmen merak etmiş: -Oğlum sen niye yazmıyorsun? -Lüzum yok öğretmenim.. -O ne biçim laf! Ne demek lüzum yok! Çocuk gülümsemiş: -Öğretmenim benim babam bakkaldır, biz böyle şeylere para vermeyiz.

Rüya Tabiri

Adamın biri bir rüya görmüş sonra rüya tabircisine gitmiş başlamış anlatmaya; -Ya hocam ben bi rüya gördüm sorma gitsin. Önce bi ağaç gördüm ağaç mı desem, çınar mı desem, meşe mi desem... Bi yeşillik gördüm yeşillik mi desem, çayır mı desem , çimen mi desem... Sonra bi su gördüm ırmak mı desem, nehir mi desem, okyanus mu desem... Adamın herşeyi 3 defa tekrarlayarak anlatmasına sinirlenen tabirci bi hışımla; -Allah senin belanı verecek bugün mü desem, yarın mı desem, öbür gün mü desem

Benzer Kale

kale-direk Temel futbola merak salar ve futbolcu olur. Bir gün maçta teknik direktör ilk yarı sonrası soyunma odasındaki Temel in yanına gidip sorar; -"Neden bizim kaleye gol attın. Olum adam kendi takımının kalesine gol atar mı?" Temel hiç duraksamadan cevap verir; -"Ne yapayum da. Karşı takımın kalesine öyle çok benziy du ki, bizim kale."

Dümenci Temel


Beden eğitimi dersinde öğretmen, öğrencilerine kürek çekme alıştırmalarını yaptırıyordu. Bir ara öğretmen, Küçük Temel'in olduğu yerde kıpırdamandan durduğunu gördü. -"Sen neden kürek çekmiyorsun? "diye sordu. Temel: - "Ben tümendeyum öğretmenum!"

Kapıya Dikkat

Temel'in karısı vefat etmiş. Cenaze namazı kılınmış, cemaat tabutu sırtlamış tam camiiden cenazeyi çıkartacaklar, tabut camiinin kapısına çarpmış. Tabuttan bir inilti duyulmuş. Hemen açmışlar tabutu. Öldü sanılan kadın yaşıyormuş. Hemen hastaneye götürmüşler ve kadın 10 sene daha yaşamış. 10 sene sonra kadın ölmüş. Yine aynı camiide cenaze namazı kılınmış. Tam tabutu camiinin kapısından çıkartacaklar, birden Temel'in sesi duyulmuş: - Uşaklar gözünüzü seviyim şu kapiya tikkat edun da!

No Smoking


İş adamı Temel bir gün smokiniyle bir partiye gitmiş, kapıda no smoking yazıyormuş hemen smokinini çıkarmaya başlamış. Hanımı: -"Ula niçin çıkariysin?" -''Paksana kari smokinle cirilmez yazayi!''

Türkler ve Japonlar


Japonlar ile Türkler arasında temel bir düşünce tarzı farklılığı vardır. Şöyle özetleyebiliriz; Japonlar: Biri yapabiliyorsa, ben de yapabilirim. Hiç kimse yapamıyorsa, ben yapmalıyım. Türkler: Biri yapabiliyorsa ben neden yapayım? Hiç kimse yapamıyorsa, ben nasıl yapayım?

Bukalemun


Temel'e içinde "bukalemun" kelimesi geçen bir cümle kur demişler. Temel de "Ha bu kalemun burda ne işi vardur." demiş.

Dört Harfli Hayvan Adı


İki Trakyalı bulmaca çözüyormuş. Birisi sormuş: -Dört arfli bir hayvan ne? -Orozdur be ya. -Dur yazmayalım indi de olabilir

İzmir'den Sonra


Coğrafya dersinde öğretmen sordu: -İstanbul'dan gemiye bindiniz, Antalya'ya gidiyorsunuz. Hangi kıyı şehirlerinden geçersiniz? Dursun da saymaya başladı: -İstanbul, Tekirdağ, Çanakkale, Ayvaluk, İzmir... İzmir... Dursun İzmir'den ötesini bilmediği için sustu. Öğretmen haliyle sorar: -Evet, çocuğum niye sustun? Arkadan Temel atılır. -Gemi, İzmir'de batti öğretmenum.

Mübarek Yer

teyze ineceği yeri geçen şoföre, "Beni mübarek bir yerde indur uşağum" der. Şoförde: "Teyze camiyi geçtuk mezar var ora olur mi?"

Kıyafet Meselesi


Kıyafet denerken, Fransız kadın; "Bir beden küçüğü var mı?" İngiliz kadın; "Bir beden büyüğü var mı?" Alman kadın; "Tam benim bedenim." Türk kadın; "Bunun kalıbı dar."

Azrail'i Gönderdin

face-smiling-clip-art_f Bektaşi yoksulluktan bıkmış, ellerini açıp dua etmiş: “Allah’ım, şu canımı al da kurtar beni bu sefil dünyadan.” O sırada yanından geçtiği binanın duvarları yıkılmış. Bektaşi canını zor kurtarmış, ellerini havaya kaldırmış: “Allah’ım kırk yıldan beri 'bana biraz dünyalık ver' diye sana dua ettim, beni dinlemedin. Şimdi hemen Azrail'i mi gönderdin?”
Mozart'ın Köpeği

Küçük çocuk, keman dersi için evde prova yapıyor, babası da oturmuş gazete okuyordu. Evin köpeği de çocuğun kemanından çıkan melodilere havlayarak eşlik ediyordu. Bu gürültüde babanın gazete okuması mümkün mü? Bir duruyor, iki duruyor, ama ne çocuk keman çalmayı ne de öteki havlamayı kesiyordu. En sonunda baba, oğluna seslendi: "Oğlum, şunun bilmediği bir parça çalsana!"

Son Arzu



İdama mahkum olan Temel’e son arzusunu sormuşlar; - "Penu oğlumin yanuna gömun!" demiş. -"Ama oğlun yaşıyor!" - "Olsun. Pen beklerum."

Yemesi Kolay Olsun Diye

Timur'un defterdarları hesapta bir yanlışlık yapar. Bunun üzerine Timur çok kızar ve o defterdara kağıtları yedirir, işten de kovar. Yerine Nasreddin Hoca'yı alır. Nasreddin Hoca, hesapları yufka üzerine yapmaya başlar. Timur, durumu görünce haliyle sebebini sorar. Cevap da tam Hoca'dan beklenildiği gibidir: -Yemesi kolay olsun diye Hünkarım!

Çizme


Temel, Dursun'un evi önünde bağırmaktadır: -"Ula Tursun evde misun?" Dursun: -"Evde değülum da!" Temel: -"Ula Tursun kapida bir çift çizme var!" Dursun: -"Olabilür benim uç çift çizmem var!"

Ben Hiç Tanumayrum


Temel ile Dursun borç para yüzünden mahkemelik olmuşlar. Hakim Temele sormuş: -"Oğlum, nedir konu anlat bakalım! -"Haçum pey. Pen ha bu Tursuna geçen sene 100 lira verdum penim paramu bi türlü vermez da." Hakim Dursuna dönmüş: -"Siz ne diyorsunuz bu iddiaya?" -Kim? Ha o adammu bağa para vermuş? Valla pen oni tanımayrum bile, Haçum bey." Bunu duyan Temel iyice şaşırmıştır. Dursuna dönerek: -"Tursun, ha sen şimdu peni tanımaymusun?" Dursun: -"I-ıh," Temel: -"Haçan, sen peni tanımaysan pen seni hiç tanumayrum da."

Ha Bu Adam Kimdur?


Temel büyük bir yük gemisinde kaptandır ve sürekli okyanuslarda dolaşır. Bir gün Trabzon'a yolu düşmüş, köyüne gelmiş, köy kahvesinde can arkadaşı Dursun'u görmüş ve Dursun'a; -Ula Tursun gel getureyim seni gemilan uzak denizlere!" demiş Dursun kabul etmeye yanaşmamış ama nihayetinde zor da olsa ikna etmiş. Yola çıkmışlar. Büyük okyanusun ortalarına gelmişler. Dursun bide ne görsün küçücük bir adanın kenarında, saçı sakalı uzun sefil durumda yaşlı bir adam el kol sallayarak gemiye doğru bağırıyor. Dursun Temel'e sormuş: -"Ula Temel ha bu adamda kimdur?" -"La ne bileyim otuz senedur haburdan gelur giderum, o adam bana hep oyle el sallar delimidur nedur anlamadum ki."

GÜNLERDEN CUMA

Adamın biri cuma günü vefat etmiş,  aynı gün de cenazesini defnetmişler.
Cenaze namazı kılındıktan sonra merhumun büyük oğlu Mehmet merak ile  imama gidip sormuş :
– Babam cuma günü vefat etti, acaba ahirette rahat eder mi ?
– İmam : baban Namaz kılar mıydı?
– Mehmet : Kılmazdı. Ama cuma günü vefat etti.
– İmam : Kumar oynar, içki içer miydi?
– Mehmet :Her gece gazinoya giderdi; ama cuma günü vefat etti.
– İmam : Yalan söyler miydi?
– Mehmet :  10 lafından biri doğruydu; ama cuma günü vefat etti.
– İmam : Hovardalık yapar mıydı?
– Mehmet : Neredeyse yapmadığı gün yoktu; ama cuma günü vefat etti.
– İmam  çok kötü sinirlenmiş. Cuma günü ellemezler ama cumartesi’yi bilemem.

Çömlek hesabı


Ramazan günlerini hesaplamak için bir çömleğin içine her gün bir taş atar, Hoca. Bir avuç taş doldurur çömleğin içine Hoca’nın yaramaz oğlu, muziplik olsun diye. Bir zaman sonra arkadaşları: “Bugün Ramazan’ın kaçı acaba? diye sorarlar Hoca’ya. Hoca’da: “Şimdi eve gider öğrenirim. Biraz sabredin.” der ve evinin yolunu tutar. Çömleği boşaltır; bir sayar, iki sayar… Taşların yüz yirmi beş tane olduğunu görür. Şaşkın bir halde döner arkadaşlarının yanına Hoca.
– “Arkadaşlar, bugün, Ramazan’ın kırk beşi” der. Hoca’nın bu cevabına gülüşürler arkadaşları. Aralarından biri:
– “Aman Hocam, bir ay otuz gündür. Hiç Ramazan’ın kırk beşi olur mu?” diye itiraz eder.  Hoca, biraz şaşkınlık biraz da kızgın bir ifadeyle:
– “Ben yine insaflı davrandım. Benim çömlek hesabına bakacak olursak; bugün Ramazan’ın yüz yirmi beşi!”der.

Oruçluyken kaç hamsi yersin?

Dursun, Temel’e sormuş:
-Oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyebilursun Temel?
-100 tane yiyebilurum.
-Hadi ordan, yesen yesen 1 tane yiyebilursun, gerisini oruçsuz yemiş olirsun,” demiş.
Bu espri Temel’in çok hoşuna gitmiş. Bir gün yolda giderken Cemal’i görmüş ve hemen sormuş:
-Uşağum oruçlu oruçlu kaç hamsi yiyebilursun?
Cemal:
-50 tane, demiş.
-Ha uşağum 100 tane deseydun sana müthiş bir espri yapacaktum da!

Temel’in Keçisi

Temel günlerden bir gün keçisinin boynuna tasma takıp yanında gezdiriyormuş..Yolda Dursun ona rastlamış ve : Ula Temel Ne Yapaysun ? demiş..Temel : -Köpeğimi Gezdireyrum demiş..Dursun : – Ula Temel iyi de bunun boynuzları var demiş..Temel de : – Ula dursun ben onun özel hayatuna Karışmayrum..demiş ..


Çekirge

Amerikalı bir turist bulduğu rehberiyle beraber Avustralya’yı gezmektedir. Rehber ve Amerikalı büyük bir çiftliğe gelirler. Amerikalı ileride otlayan koyunları fark ederek rehbere:

– Bunlar nedir? diye sorar.

Rehber:

– Koyun!

Amerikalı:

– Yapma yahu, bizde koyunlar bunların iki üç katıdır.

Diyerek alaylı bir biçimde güler. Biraz daha ilerlerler ve otlayan inekleri görürler. Amerikalı yine sorar:

– Bunlar nedir?

Rehber: “İnek” diye yanıtlar. Amerikalı yine gülerek:

– Vay be bizim oralarda inekler bunların en az iki üç katıdır, der.

Bir süre daha gittikten sonra önlerinde kangurular geçer. Amerikalı heyecanla ve merakla sorar:

– Peki bunlar ne?

Rehber hiç küçümser bir tavırla yanıtlar:

– Çekirge!



Dengesiz müdür

Müdür’ ün biri kendince eğlenmek için şöförüne şöyle bir soru sorar:
– Sence eşekle şöför arasındaki fark nedir? Şöför:
– Bilmiyorum efendim, nedir? Bunun üstüne müdür açıklar:
– Eşeğede şöförede dur dediğinde durur der ve kahkaha ile gülmeye başlar. Bu şöförün canını çok sıkar. Birgün dayanamaz ve müdürüne şöyle bir soru sorar:
– Müdürüm, sizce bir eşek ile müdür arasıdanki fark nedir? Müdür düşünür düşünür ve bulamaz.
– Ben arasındaki farkı bulamadım. Sence nedir? Şöför :
– Vallahi bende bir fark bulamadım müdürüm


Kötü alışkanlıklar

Tavşan birgün ormanda koşuyormuş birde bakmışki tilki bir ağacın aldında esrar çekiyor.Hemen yanına gitmiş ve;
-Tilki kardeş,gel bu kötü alışkanlıklardan vazgeç.Beraber spor yapalım.Hayatımız güzelleşir demiş. Tilki bir hasbinallah çekmiş ve tamam demiş.Tavşanın arkasına takılmış.İkisi başlamışlar koşmaya.Biraz koştuktan sonra birde bakmışlarki Kurt bir köşede kokain içiyor.Hemen yanına gidip beraberce;
-Kurt kardeş bırak bu kötü alışkanlıkları.Gel sende bize takıl beraber spor yapalım demişler.Kurt bi lahavle çekmiş oda tamam demiş. Üçü birlikte koşarlarken birde bakmışlarkı Aslan bir mağaranın önünde esrar vuruyor.Tavşan Aslanın yanına gitmiş ve;
-Aslan abii….Demeye kalmadan aslan pençeyi vurduğu gibi tavşanı duvara yapıştırmış. Kurt titreyerek aslanın yanına gitmiş ve;
-Abi naptın ya.Garibandan ne istedin.Sana ne dediki demiş. Aslan;
-Hadi len.Bu tavşanda ne zaman extasy alsa tüm ormanı peşine takıp koşturuyor demiş…

Ayı Neden Düştü



Avcı adam başından geçenleri şöyle anlatıyormuş.. -Ormanda ilerlerken, karşıma kocaman bir Ayı çıkmaz mı? Çifteyi doğrultacak vakit yok!..Silahı bir kenara attığım gibi başladım kaçmaya..Lakin Ayı peşimde!Benden hızlı koşuyor. Bir ara ayının sıcacık nefesini ensemde hissettim..O kadar yaklaşmıştı.Derken Ayının ayağı kaydı, yere düştü… Fırsat bu fırsat, tabana kuvvet arayı açtım. Ama Ayı toparlandı, kalktı, bana yetişti.Yine nefesi ensemde… Pençesini uzatsa omuzumdan yakalayacak. Allahtan tam o sırada yine Ayının ayağı kaydı, yere düştü. Talih bana gülüyor! Hızımı arttırabildiğim kadar arttırdım, yeniden arayı beşyüz metre kadar açtım. Tanrı sizi inandırsın arkadaşlar, Ayı yine bana yetişti. Yine nefesi ensemde…şansa bakın…Ayının tekrar ayağı kayıp yere düşmez mi?

Macerayı dinleyenlerden biri dayanamamış :
-Sen de çok yürekliymişsin kardeşim!… Hayvan bana üç defa nefesi enseme gelecek kadar sokulsa, çok ayıptır söylemesi, ben korkumdan altıma ederim.
Avcı dönüp ters ters sözünü kesene bakmış :
-Lafı karıştırma yahu! Ayı üç kez neyin üstüne bastı da ayağı kayıp yere düştü sanıyorsun ?


Garip bir hayvan


Tavşan bir gün ormanda dolaşıyormuş, birden karşısına daha önce hiç görmediği ga…rip bir hayvan çıkmış.Çok şaşırmış ve hemen yanına gitmiş :
– Sen kimsin ben seni daha önce hiç görmedim, demiş
– Ben katırım.Benim annem eşek babam da at ondan böyleyim.
Tavşan oradan ayrılmış orman geizisine devam ederken yine karşısına acayip bir hayvan çıkmış.Bu sefer onun yanına gitmiş:
– Sen de kimsin ben seni daha önce hiç görmedim..
– Ben kurt köpeğiyim.Benim annem köpek babam da kurt ondan böyleyim.
Bizim tavşan onun yanından da ayrılmış, dolaşırken bir de ne görsün acayip görünümlü bir hayvan daha..Hemen gitmiş yanına;
– Senin gibi bir hayvanı ilk defa görüyorum sen de kimsin , demiş
– Ben devekuşuyum, deyince bizim tavşan söylenmiş:
– Hadi len oradan !…

Kedi Fıkrası

Bilim adamları 3 fare üstünde 3 ülkenin içkilerinin etkisini test ediyorlarmış,
Fransız içkisini içen fare küt düşmüş.
İngiliz içkisini içen fare küt düşmüş.
En son fareye Türk rakısını içirmişler fare biraz sallanmış sonrada bağırmış :
” O kedi buraya gelecek! “


Tilki Oruç Tutarsa


Tilki ormanda gezmektedir. Bir ağacın dalında asili bir geyik budu görür.
Açtır a…ma şüphelenir kontrol etmeye baslar ve görür ki bu bir tuzak.
Geyik budu bir iple bombaya bağlıdır.
Epeyce uzağa gider ve başını kollarının üzerine koyarak yatar, biraz sonra kurt gelir, budu görür ve yatan tilkiyi de tabi…
Tilkiye sorar ‘ne yapıyorsun dostum’
Tilki cevap verir ‘hiç… Yatıyorum’
-Burada bir but var
-Evet var
-Neden yemedin
Tilki sakince cevap verir;
‘BU GÜN ORUCUM’
Kurt kendinden emin;
‘Ben yiyeyim o zaman’
Tilki ‘Buyur afiyet olsun’ der.
Kurt buta uzanır uzanmaz bir patlama, ortalık toz duman, kurt yaralı, hareketsiz, 10 metre uzakta, perişan halde yatarken tilki sakince budu yemeye başlar.
Bunu gören kurt;
‘LAN SEREFSIZ HANI ORUCTUN’
Tilki pişkin pişkin;
‘Biraz önce top patladı duymadın mı ?

Uyanık Muhabir


Kaza yerinin etrafını polis kordonu ve meraklı bir kalabalık çevirmiştir. Gazetesine iyi bir haber yetiştirmek isteyen muhabir, çemberleri aşamayınca bir kurnazlık düşünerek seslenir:
-Yol verin! Yol verin! Ben kaza kurbanının oğluyum! Yol verirler, muhabir yaklaşır. Bir de bakar ki; arabanın önünde bir eşek cansız yatmaktadır.

Zıplayan fil : )



Adamın birinin fili varmı. Fil bu, çok yiyor, adam hayvanı da çok seviyor, satamıyor, nasıl yapsam da ben bu fille para kazansam diye düşünüyormuş. Aklına fillerin zıplayamadığı gelmiş, bir çadır kurmuş, kapısına yazmış: Fili zıplatana 100.000 TL, denemesi 100 Tl diye.

Aylar geçiyor, işler iyi, deneyen deneyene, başaran yok. Bir gün ufak tefek takım elbiseli elinde bond çantasıyla bir adam çıkageliyor. 100 Tl’ yi veriyor, filin arkasına geçip, çantasını açıyor, içinden iki tuğla çıkarıyor. Filin yumurtalarına iki taraftan kuvvetle vuruyor ve fil zıplıyor. Adam zaten yeni birikmiş ödül parasını alıp gidiyor. Diğeri kalakalıyor filiyle. Tekrar düşünmeye başlıyor, fıkra bu ya, fillerin kafalarını hep yukarıdan aşağıya salladığı, soldan sağa sallamadığı aklına düşüyor, kapıya yeni bir tabela asıyor: Filin kafasını soldan sağa sallatana 100.000 TL, denemesi 100 Tl.
Yine aylar geçiyor, işler iyi, bir gün aynı ufak tefek bond çantalı takım elbiseli adam tekrar çıkageliyor. 100 papeli veriyor, diğeri çaresiz. Adam bu defa filin karşısına geçiyor, çantasını açıyor, tuğlalarını çıkarıyor, file soruyor;
– Beni hatırladın mı?
Fil başını yukarıdan aşağı sallıyor.
– Tekrar yapmamı ister misin?
Fil başını soldan sağa sallıyor



Temel’ mi eşek mi?


Temel birgün eşeğiyle köyüne dönüyormuş. Karnınında aç olduğu bir zamanda bir elma bahçesi görmüş. Dayanamayıp eşeğinide alarak bahçeye girmiş. Eşeğinin üstüne çıkarak başlamış elmaları yemeye. Tam ayrılacağı sırada bahçe sahibi Temel’ i ve eşeğini görmüş ve yakalamış. Önce bir güzel eşeği, ardından da Temel’ i döver. Dayaktan sonra dayanamayan Temel sorar:
– Tamam tövdün tövdün ama sana pirşey sormak isteyrum!
– Sor bakalım.
– Neden önce beni değul de eşeği dövdin?
– Seni önce dövseydim eşek kaçardı da onun için.

Eşşek arısı


Adamın biri ormanda yürüyormuş. Karşısına tanımadığı bir hayvan çıkmış. Demiş ki sende kimsin? Hayvan:
– Ben katırım demiş, annem eşşek, babamda attır. Adam :
– Hımmm, bayaaa bir ilginç demiş. Biraz daha devam etmiş. Yeni bir hayvan daha görmüş. Sen de kimsin demiş?
– Ben bir kurt köpeğiyim. Babam kurt, annem köpektir. Adam yine şaşırmış. Biraz daha gitmiş. Yeni bir hayvan daha çıkmış karşısına. Peki ya sen kimsin?
– Ben bir eşşek arısıyım demiş hayvan. Adam dayanamamış veee,
– Yürü git lennn demiş

Tamirci ve Doktor Arasındaki Fark


Dünyaca ünlü kalp doktorunun arabası bozulmuş ve arabasını tamire götürmüş..Tamirci arabanın kaputunu açmış ve Doktora dönerek:
-Size bi şey soracağım..Ben ve siz hemen hemen aynı işleri yapıyoruz..Örneğin ben şimdi özenle kaputu açacağım bir bakışta problemin nerede olduğunu anlayacağım,kapakçıkları temizleyeceğim,gerekirse kabloları ve motor yağını değiştireceğim..Hatta çok gerekli ise motoru çıkarıp yerine yenisini takacağım.. Söylermisiniz siz nasıl oluyor da milyon dolarlar kazanıyorsunuz ama ben meteliğe kurşun sıkıyorum..?
Bunun üzerine Doktor tamircinin kulağına eğilmiş ve şöyle demiş :
– Bunların hepsini motor çalışırken yapabilir misiniz?


Ağaç yürümezki


Nasreddin Hoca’ya yapılan sataşmalar tükenip bitmez. Akşehirliler bir gün Hoca’ya takılır ve sorarlar: – “Hocam senin evliyalar katında ulu bir kişi olduğun söylenir aslı var mıdır?” Hoca’nın böyle bir iddiası elbette yoktur ama bir kere soruldu ya cevaplar: – “Her halde öyle olmalı.” – “Böyle kişiler zaman zaman mucizeler göstererek bu özelliklerini herkese kanıtlar. Hoca madem kabullendin göster bir mucize de görelim!” Hoca: – “Pekala şimdi size bir numara yapalım” der.. Karşısında durmakta olan çınar ağacına; – “Ey ulu çınar çabuk yanıma gel!” der. Tabii ne gelen ağaç var ne giden. Hoca yürümeye başlar ağacın yanına varır. Akşehirliler: – “Ne oldu Hoca ağacı getiremedin, kendin oraya gittin!” diye gülünce Hoca: – “Bizde kibir yoktur, dağ yürümezse abdal yürür”, der.

kahraman trabzon

bir gün askerde albay erlere sormaktadır:
-ahmet buraya nereden geldin memleketin neresi?
-maraş albayım.
albay kahraman maraş demesini istediği için
-neresi neresi?
-maraş albayım.
albay anlamadığını düşünerek yeniden
– neresi neresi?
-maraş maraş albayım.
albay sinirlenerek tokadı yapıştırır ve bundan sonra kahramanmaraş diyeceksin.
sıra diğer askere gelir albay yine sorar
– sen nerelisin asker?
-ben de kahraman trabzonluyum komutanım der.
( tabi o da tokadı yiyip dersini almıştır.)

Asker Bülo


Bir gün asker olan Bülo’nun annesi ölmüş. Komutanları bunu ona en iyisi en yakın arkadaşı olan feyzo söylesin demişler. Feyzo’yu çağırmışlar. Ya feyzo, arkadaşın Bülo’nun annesi ölmüş, bunu en yakın arkadaşı olarak sen söylemelisin ama alıştıra alıştıra söyle, sakın birden söyleme…
Feyzo Bülo’yu almış yanına, gel biraz dolaşalım demiş. Başlamış konuşmaya:
Feyzo :Ula Bülo senin amca vardır?
Bülo: Vardır.
Feyzo: Peki senin teyze vardır?
Bülo: Vardır.
Feyzo :Senin baba vardır?
Bülo : Vardır.
Feyzo :Ya senin ana vardır?
Bülo: Vardır…
Feyzo :Nah vardır! Senin ana ölmüştür…
Bülo : Aboooooğğğ!

Temel Trende


Temel bir gün trende yolculuk yaparken kabine yahudi bir yolcu binmiş. Gerek Temel’in hal ve hareketlerinden gerekse giyim tarzından saf biri olduğunu anlamış ve onu aşağılamak istemiş. Hemen Temele yönelerek
– Beyefendi size bir soru sorabilirmiyim demiş. Bunun üzerine Temel
– Sor uşağum demiş. Bunun üzerine yahudi yolcu akıllılık yaparak demişki
– Sen bana bir soru sor bilemezsem 20$ veririm sen benim sorumu bilemezsen bana 10$ verirsin olur mu? demiş ve Temel kabul etmiş. Yahudi yolcu Sen sor demiş ve Temel sormuş :
– 3 ayaklı canlı nedur? Yahudi biraz düşünmüş 20$ ı uzatarak
– Bilemedim demiş. Temel 20 $’ ı almış. Yahudi yolcu sormuş
– Sen söyle. Temel
– Bende bilmeyrum diyerek 10$’ı geri vermiş

Kabasaba Adam

Kara Osmanoğlu Yakup Paşa İzmir’de vali iken dalkavukluğu ve tuhaflığı ile maruf biri ziyaretine gelir. Adamcağız, paşanın eteğini öpüp de geri geri çekilirken o vaktin adedince ortada bulunan üçer metrelik yasemin çubuklarla nargilelere çarparak bir çubuğu kırar. Mahçup olup çubuğu düzelteyim derken eteği ile bir nargileyi devirir, daha ziyade telaş gösterdiğinden bu sefer de diğer bir çubuğun lülesini kırar. Artık büsbütün şaşıran hazret oda ortasında fırıl fırıl döndükçe çubukları, nargileleri harap eder. Paşa, misafirinin heyecanını def ve telaşını teskin için:
- Efendi sen zahmet etmeotur.Uşaklar şimdi gelir düzeltirler, der. Ama, iki tarafına bakıp yerden temenna eden misafirden de şu cevabı alır:
- Rica ederim efendim, biraz daha müsaade buyurun, şunda topu topu iki lüle kalmış, onları da kırayım da öyle oturayım.

Ata Binmek
Kibar bir adam, rüyaya pek meraklı olduğundan her kim kendisine müteallik iyi bir rüya anlatırsa pek çok para verirmiş. Beyin bu huyunu bilen birisi bir gün bir rüya uydurup beye nakletmek için konağa gelmiş ve evvela kahyasına hikaye etmiş. Kahya:
- “Güzel bir rüya, fakat rüyanın ata binecek yerinde kes” tavsiyesinde bulunmuş. Beyle görüştürülmüş ve rüyayı nakle başlamış:
- Efendim, geniş bir saha. Zatıalileri bir dere kenarında oturmuşsunuz. Derken karşıdan mükemmel donanmış ikisi kır, biri al üç at geldi. Al atı efendimize çektiler.
- Sonra?
- Tamam efendimiz ata binerken uyandım.
Bey çıkarıp bir altın vermiş ve ilave etmiş:
- Eğer ata bindirmiş olsaydın beş altın verirdim.
Adam bir ah ettikten sonra şöyle cevap vermiş:
- Ben bindirmesine bindirecektim ama şu kahya keratası bırakmadı.

Kahyanın İsyanı

Eski zamanlarda vezirler, sabahları haremden selamlığa çıktıkları vakit kahya efendi sofada durup:
- Kahvecibaşı! Berberbaşı! Hazinedar Ağa! Çamaşır Ağası! Peşkir Ağası! Diye gedikli ağalara nida edermiş.
Vezirlerden birisi uzun süre mazul kalarak dairesi halkını dağıtmış ise de adet yerini bulsun diye yine sabahları haremden çıkınca kahyasını, ismi var cismi yok ağalara nida ettirirmiş. Bir gün hayvanını hazırlatıp bineceği sırada üzenginin biri eksik olduğunu görünce kahyaya:
- Üzenginin biri nerede? Diye sormuş. Kahya:
- Bilmem. Sabahleyin ağalar binmiştiler. Korkarım onlar zayi ettiler. Paşa:
- Canım bizde ağa ne gezer, deyince şu cevabı almış:
- Öyledir de her sabah beni eşekler gibi niye bağırtıp duruyorsun.

Gece Yarısı Doğurmasın
Mora isyanı sırasında İstanbul’un bozulan asayişini düzeltmek maksadıyla maruf Çengeloğlu Tahir Paşa İstanbul inzibatına baş tayin edildi. Paşa, pek ziyade şiddet gösteriyor, fakat, İstanbul’da o zamana kadar görülmemiş bir huzur temin ediyordu. Bir gece emir hilafına sokağa çıkan bir adam yakalandı, ertesi günü huzuruna çıkarıldı. Paşa sordu:
- sen geceleri sokağa çıkmanın yasak olduğunu bilmiyor musun?
- Paşam biliyorum biliyorum ama, bizim hanım doğuracaktı da ebe aramaya çıktım.
- Hadi bu sefer affediyorum. Fakat karına söyle bir daha gece yarısı doğurmaya kalkmasın.

505 Kuruş

Çengeloğlu Tahir Paşa, cesur vatan evlatlarındandı. Gençliğinde korsanlık etmiş, sonra donanmaya katılmıştı. Mesleğinde süratle ilerleyen Tahir Paşa, bir süre sonra Kaptan Paşa oldu. Akdeniz’deki adalardan bir kısmının idaresi ona verildi. Paşa, adaların birindeki bir konsolostan memnun değildi. Onu uzaklaştırmak için nazikane telkinlerde bulundu. Adam oralı olmayınca, hiddetlendi, bir gün konsolosa:
- Beni, 505 kuruştan çıkaracaksın, dedi. 500 kuruşa bir köle alıp seni öldürtecek, 5 kuruşluk iple de herifi astıracağım.
Ertesi gün konsolos adayı terk etti.

Bu konuyu yazdır

Komik-2 Nasrettin Hoca Fıkraları P1
Yazar: RasitTunca - 10-06-2018, 02:44 AM - Forum: Komik Fıkralar - Yorum Yok

Nasrettin Hoca Fıkraları P1

YEMEĞİN BUGUSU  PARANIN SESi
Resimli nasrettin hoca fıkraları ile ilgili resim
Hoca Akşehir'de Kadılık vazifesini yürütürken karşısına iki adam çıkmış. Birisi öteden beri cimriliği ile tanınmış, bir aşçıdır. Öbürü ise boynu bükük bir fakir. Aşçı sözü almış:
- Hocam demiş, bu adamdan davacıyım ben. Dükkanın önünde kuru fasülye pişiriyordum. Tencerenin kenarından buğusu çıkıyordu yemeğin. Bu adam elinde bir somunla geldi. Kopardığı lokmaları yemeğin buğusuna tutup başladı atıştırmaya. Nihayet koca bir ekmeği bitirdi. Ondan fasülye buğusunun ücretini istedim, vermedi.

Hoca anlatılanları dikkatle dinledikten sonra fakire dönüp :
- Doğru mu bunlar? diye sorar.
- Evet, der fakir adam.
- Öyleyse para keseni çıkar bakalım.
Zavallı fakir, Kadı efendiye karşı gelemez. İçinde üç beş akçe bulunan kesesini hocaya uzatır.
Hoca bu sefer aşçıyı çağırır yanına. Keseyi kulağına yaklaştırarak şıngırdatmaya başlar. Sonra da :
- Haydi der aldın işte alacağını!
Aşçı: - Nasıl olur? diye şaşkınlığını belli eder. Paramı
vermediniz henüz.
Hoca cevap verir:
- Fazla uzatma der, yemeğin buğusunu satan, paranın da sesini alır elbet!...


İŞE YARAR ŞEY

Resimli nasrettin hoca fıkraları ile ilgili resim

Bir gece yarısı derin bir uykuya dalan Hoca'yı, hanımı telaşla uyandırır. Hoca uykulu uykulu sorar:
- Ne var hanım? Ne diye uyandırıyorsun beni?
Hanımı:
- Kalksana efendi der korkulu bir sesle. Aşağı katta tıkırtılar duyuyorum. Eve hırsız girdi galiba.
Hoca hiç aldırış etmez;
- Merak etme hanım der, eğer işe yarar bir şey bulursa gidip alırız elinden!.





DÜNYANIN DENGESi

Resimli nasrettin hoca fıkraları ile ilgili resim

Hoca'nın, her sorunun altından kalktığını duyan bir adam:
- Benim soruma bir cevap bulamaz diye öğünür.
Günlerden bir gün yolda karşılaşırlar. Adam sorar :
- Hocam der, söyler misin, sabah olupda insanlar evlerinden çıkınca ne diye hep aynı yöne gitmezler de kimi o yana, kimi bu yana gider?
Hoca hemen cevabını verir sorunun:
- Yahu efendi der, herkes aynı yöne gidecek olursa dünyanın dengesi bozulurdu!.



HOCANIN CEVABI


Bir gün Nasrettin hoca kedisini dere kenarında yıkıyor. Oradan geçen bir köylü ise Nasrettin hoca’ya sormuş

-Hoca sen bu kediyi yıkıyorsun  ama iyi de bu kedi ölmez mi? Demiş.

Hoca:

-ölmez ona bir şey olmaz demiş.

Daha sonra köylü gitmiş. Nasrettin hoca yıkmaya devam etmiş. Bir de bakmış ki kedi elinde ölmüş. Köylü tekrar Nasrettin hocanın yanından geçer olmuş ve sormuş;

Köylü:

-Hoca hoca ben sana ne dedim. Bu kedi yıkarken ölür dememiş miydim?

Hocada bu lafın altında kalır mı? Yapıştırma cevabı.

-Ben yıkarken ölmedi ki sıkarken öldü demiş.


KADI

Nasrettin Hoca kadılık yaparmış. İki kişi birbirinden davacı olmuş. Nasrettin Hoca 1. kişiye;

    Sen haklısın,demiş.

Sonra 2. kişiye de;

    Sen haklısın,demiş.

Nasrettin Hoca’nın karısı demiş ki;

    Bey sen ikisine de sen haklısın dedin,demiş.

Nasrettin Hoca;

    Sen de haklısın, demiş.

Kulak Isırılır mı?

Hoca Merhum kadı iken adamın biri gelip:

— Kadı Efendi filan adam benim kulağımı ısırdı, hakkımın alınmasını istiyorum, der. Kulak ısırdığı iddia edilen adam ise ısırmadığını iddia ederek adamın kendi kulağını kendisinin ısırdığını söyler.

Nasreddin Hoca merhum biraz sonra hüküm verecektir. Siz bekleyin ben şimdi gelirim, der ve arka odaya geçer. Hoca Merhum orada insanın kendi kulağını ısırıp ısıramayacağını kontrol etmektedir. Fakat kulağını ısırmaya uğraşırken sırtüstü yıkılır ve başı yarılır. Biraz sonra mahkemeye başı sargılı olarak çıkar. Adam iddiasını tekrarlar ve:

— Bu adam benim kulağımı ısırdı, davacıyım, der. Davalı ise:

—Kadı Efendi bu adam kendi kulağını kendisi ısırdı, ben ısırmadım, diyerek iddiayı reddeder. Bu sefer adam:

— Hiç insan kendi kulağını ısırabilir mi? Bunun sözlerinin saçmalığı meydanda, diyerek adamın iddiasını çürütmek ister. Bu söze Hoca merhum karışır ve şöyle der:

— Isırır efendim ısırır. Hatta ısırmak değil, ısırmak için uğraşırken düşer de başını bile yarar.


O Dua Sende Bu Akıl Bende Olduğu Müddetçe…

Hoca Merhum bir gece evin damında bir ayak sesi duyup hırsız olduğunu anlar ve:

— Hatun geçen gece eve geldim, kapıyı o kadar çaldığım halde açmadın ben de şu duayı okudum ve ayın ışığına yapışarak yavaş yavaş bacadan girdim, der ve bir dua okur.

Hırsız Hocanın okuduğu duayı ezberler ve o da biraz sonra evdekilerin uyuduklarına kalbi kanaat getirince duayı okuyarak kendisini bacadan aşağı koyverir. Bir de bakarki kımıldar hali kalmamış, hurdahaş olmuş. Hoca Merhum hemen seğirtip:

— Hanım hırsızı yakaladım, çabuk ip getir diye bağırınca hırsız:

— Efendi kendini boşuna yorma, o dua sende, bu akıl bende olduğu müddetçe ben senin elinden nasıl olsa kurtulamam, der.


Ya Ben İçinde Olsaydım Halim Nice Olurdu?

Hoca Merhum bir gece bakar ki, adamın biri bahçenin içinde ellerini – kollarını açmış eve doğru bakıyor. Hoca Merhum bir hırsız olduğuna kanaat getirerek içeri girmeye bile sabredemeden:

— Hanım çabuk, benim okla yayı getir, diye seslenir. Hocanın hanımı işin farkında değildir. Hemen içerden yay ile oku getirip Hoca’ya verir. Hoca kenarlardan adama biraz daha yaklaşıp vargücüyle yayı gererek oku fırlatır ve göbeğinden vurduğunu anlayıp içeri girer, yorganı kafasına çekip yatar.

Sabah namazına gideceği zaman bakarlar ki, hocanın cübbesi yok. Hanım hemen hatırlar ve:

— Hoca Efendi, cübbeyi akşam yıkamış da ben sermiştim, sabaha kadar kurusun diye der. Hanımından bu sözleri duyan Hoca hemen şükür secdesine kapanarak «Şükürler olsun ya Rabbi» Diye dua etmeye başlar. Hanımı Hocaya sorar:

— Hoca Efendi nedir bu sevincin yahu! Biz de bilelim de biz de şükredelim, deyince Hoca Merhum şöyle der:

— Hatun görüyorsun cübbenin halini değil mi? Ortasında avuç içi kadar yırtılmış. Ya ben içinde olsaydım halim nice olurdu?

Timurkenk ve Hoca

Timurlenk, ordusunda kullandığı fillerden bir tanesini hoca merhumun bulunduğu köye gönderir ve arkasından da:

— Bu file elinizden geldiği kadar bakacak ve besleyeceksiniz, diye haber yollar.

Fil köyde istediği gibi dolaşmakta, dilediği bağ ve bahçeden beslenmektedir. Kimse çıkıp da:

— Bu nereden başımıza geldi. Timur ne yaparsa yapsın bunu köyümüzden alsın,diyemez ama, için için de sızlanmalar yayılmaya başlar. En sonunda köylüler bu işi gidip Nasreddin hoca ile beraber Timur’a söylemeye karar verirler.

Bir hey’et teşkil ederek sultanın huzuruna çıkmak üzere yola düşen köylüler, saraya yaklaştıkları zaman korkarlar ve geri dönerler. Hoca:

— Arkadaşlar etmeyin, eylemeyin, buraya kadar geldik. Ne olursa olsun bir varalım dediyse de söz dinletemez.

Yalnız başına kalan hoca Timur’un huzuruna çıkar ama, içinden de «Gösteririm ben size» der. Timur sorar hocaya:

— Hoca ne var, ne yok? Bir istediğiniz mi var, hayrola!? Hoca merhum:

— Sultanım, sağolun varolun, bizim köye bir fil gönderdiniz bizi memnun ettiniz. Hele köylülerimiz filden çok memnunlar. Yalnız, şu kadarlık var ki, hayvancağız yalnız olduğundan akşamları acı acı bağırıp duruyor. Sizden isteğimiz, mümkünse onun eşini de göndermenizdir, der.

Timur tabii ki, hocadan memnun olmuştur:

— Peki hoca hazretleri, en kısa zamanda onun eşini de gönderirim siz hiç merak etmeyin, der.

Hoca köye döndüğünde, köylüler merakla hocanın etrafını sararlar:

— Hocam mesele ne oldu? diye sorduklarında. Hoca için için gülerek:

— Müjdeler size! Hiç merak etmeyin pek yakında filin eşi de gelecek, der.



Elin Ağzı Torba Değil ki Büzesin

Bir gün hoca merhum, oğlunu eşeğe bindirmiş kendisi arkasından ağır ağır yürüyerek köye gidiyorlarmış. Yolda bunları görenler:

— Dünya tersine döndü galiba! Baksana hale! ihtiyar adam yerde yürüyor da parmak kadar çocuk eşeğin üzerinde. Ne ayıp şey değil mi? diye söylenmeye başlamışlar.

Bu sözleri duyan hoca merhum, merkepten oğlunu indirip kendisi binmiş. Biraz gidince birkaç kişiye daha rastlamışlar. Onlar da:

— Şu hale bakın siz! Koskoca adam binmiş eşeğe, parmak kadar çocuk arkasından yetişeyim diye ter döküyor, insanoğlu işte, hep kendini düşünür, diye konuşmaya başlamışlar.

Bu sözleri de duyan hoca:

— Oğlum en iyisi gel beraber binelim. Bakalım ne diyecekler? demiş.

Hoca önde, oğlu arkada giderken birkaç kişi daha görmüş onları. Onlar da:

— Şu insanoğlunda merhamet diye bir şey kalmadı. Baksana eşeğin beli nerdeyse yere değecek. Yerde yürüseler sanki ölecekler mi? Azıcık Allah korkusu olan insan böyle yapmaz, gibi sözler söyleyerek uzaklaşmışlar.

Hoca bu sefer:

— Oğlum en iyisi mi, ikimiz de yürüyelim, öyle ettik olmadı, böyle ettik olmadı. Bir de bu şekil deneyelim bakalım, demiş.

Eşek önlerinde, onlar arkada yollarına devam ederlerken, birkaç kişi daha görmüş bunları. Onlar da:

— Şunlarınki de akıl mı yani? Eşek önlerinde bomboş gidiyor da her ikisi de şu sıcakta yerde yürüyorlar, insan, boş eşşek olur da binmez mi hiç?!, demişler.

Bu sözleri de duyan hoca:

— Gördün ya oğul, her kafadan bir ses çıkıyor. Ne yapsan beğenmiyorlar. En iyisi bildiğinden şaşmayacaksın. Elin ağzı torba değil ki, büzesin!.. demiş.

Bu konuyu yazdır

Komik-2 Komik sözler, çok komik sözler, en komik sözler, esprili sözler
Yazar: RasitTunca - 10-06-2018, 02:40 AM - Forum: Komik Fıkralar - Yorum Yok



Komik sözler, çok komik sözler, en komik sözler, esprili sözler, en esprili sözler, en matrak sözler, matrak sözler, komik sozler, en komik sozler, cok komik sozler, en komik yazilar, komik yazilar

Siddet gören kadinlar için Kadin Siginma Evleri yapilacagina, siddet uygulayan erkekler için hayvan barinaklari yapilsa çok daha iyi olur.

Mesela tipine güvenmeyip kiçini basini açan kizla, arabasina güvenerek ego tatmini yapan erkek birlikte olsun. Tencere kapak olurlar.

Türkler, tuvalette en uzun süre kalan milletlerin basinda geliyormus. E normal çünkü biz içerde sadece si çmiyoruz düsünüyoruz da.

Kizin boy 1.50 facebook profiline manken yazmis. Hayrola bebek bezi reklamlarinda mi oynuyosun ?

Patronum kovunca sen beni kovamazsin ben istifa ediyorum dedim, tazminat alamazsin deyince o zaman sen kov dedim, artisligin lüzumu yok.

"Hersey çok güzel olacak" cümlesindeki ç kiligina bürünmüs b’yi bulunuz.

Türk dedigin ; Taksiye bindiginde yolu degil, taksimetreyi takip eder.

Kiz olmus 110 kilo, hala facede, tivitirda eski sevgilisine
laf sokma çabasinda.
Neymis, intikam soguk yenen bi yemekmis.
Bi o kaldi yemedigin, ye onu da ye

Camiye terlikle gittim, adidasla geri döndüm. Ibadet güzel sey arkadaslar herkes gitsin nike falanda var.

Hatun 1.50 boyunda ..Kasli karizmatik erkek istiyomus , Daha sensörlü apartman lambalari bile seni farkedemiyor sen neyin pesindesin.

Sen mesaj atarsn , beklersin , beklersin sonra o sana mesaj atar ve sen hemen cevap verirsin yine beklersin,beklersin . Yazk lan

Sinavdan 90 alip aglayan ögrenciden daha itici, sinavdan 15 alip gülen ögrenciden de daha sevimlisi yoktur.

Gemi Kaptani Olsaydim Hiç Konusmazdim. Çünkü ; Konustukça Batiyorum Ben.

Birbirini tanimayan iki insanin asansörle çikarken takindigi ciddiyeti,ne bayrak töreninde, ne bir toplantida ne de cenazede bulamadim haci.

Erkekler göbegi için 'Türk kasi o ya' diyebiliyosa, kizlarda selülitleri için 'bacak gamzesi' diyebilmeli. Esitlikten yanayim.

Elektrik kesilince "acaba sirf bizim ki mi kesildi" diye camdan bakan insandan zarar gelmez.

Çakmak dogada 300 yilda, arkadaslarimin yaninda 10 dakikada kayboluyor.

Bende suç yok. Notlarimin yükseklik korkusu var..

Yataga girdikten sonra su içmeye, çise gitmeye üsenen insanlar olarak bir araya gelsek dünyayi ele geçirebiliriz ama ÜSENIYORUZ.

Kasarla mutlu olan tek sey faredir

"Almanya’da bir hayvanat bahçesinde; dünyanin en tehlikeli türü diye yazan bir bölüm vardir. Içeriye girdiginizde sadece 'ayna' vardir."

Türklerin en meshur yalanlari TOP3:
1- Rehberim silindi yaaa
2- Burda olsa yüzüne de söylerim
3- Ben de tam seni ariyordum kardsm

Konusup konusup muhabbetin sonu geldikten sonra, ''amaaan bosver dedikodu yapmis olmayalim'' diyen kadin, Türk kadinidir

Mutlu bir olayiniza sizden daha çok sevinmis gibi görünüp içten içe düsmaninizdan daha çok fesatlanan kisiye AKRABA denir

3 kiz bir araya geldiginde konusulan 3 mühim sey ;
- Edebiyat
- Siyaset
- Voleybol finalleri
Yemediniz dimi ?
- Eski sevgililer
- Eski sevgililerin yeni sevgilileri
- Yeni sevgililerin eski sevgilileri
Evet simdi oldu.

Kiz Recep ivedik 4 e gitmis çikistada ya çok küfürlüydü bilseydim gitmezdim diyor. Sanki ilk 3 filminde ilahi okuyordu adam.

Karisik çerez gibidir hayat! Önce bütün findiklari kirar, bütün fistiklari yersin, sonra gider bi kabak çekirdegiyle evlenirsin.

Sinavda kopya vermemek için nazi kampinda evladina sarilir gibi sinav kagidina sarilan mal arkadasim, seni de unutmadim.

Bütün otobüs soförlerine sesleniyorum. Arkada 500 dönümlük arazi mi var lan. Hep arka tarafa ilerle diyorsunuz.

Eski sevgilini geri istiyorsan, “hala seni seviyorum” diye mesaj gönder. Dönerse senindir. Dönmezse ‘halama göndermistim’ dersin..

Laftan Anlamayan Insanlarin, Üstüne Basip “BAK ÜSTÜNE BASA BASA SÖYLÜYORUM” Diyesim Var.

Kiz iki ayda faceden 24 kez iliski degisikligi yapti, en son durumuna ”benim aska inancim kalmadi yazmis. Hemen ümidini kesme, daha 6 milyar insan var.

Bir insanin yilda ortaIama 8 sevgilisi oluyormus, bu duruma göre ben insan degilim.

Millet deri mont giyince Brad Pitt’e benziyo.. Ben giyiyorum bildigin çiçek abbas

Lütfen sevgililerinizi sokaga atmayin sonra facebook'a gelip kendilerini sair zannediyorlar

Bence kardesler bakkala göndermek ve çesitIi ayak islerinde kullanmak için var. Ara sira dövüp stress atma oIayi zaten bambaska güzel.

Adamin telefonu çaliyo, yanimizdan bi uzaklasmalar, bi sekiller faIan. lan baban ariyo iste gelirken ekmek al diyecek. neyin tribindesin.

KadinIarin kuaförde saç yikatma olayi çok güzel. Arkaya yaslanip keyfini çikariyoyolar. Berber bizim kafamizi lavaboya sokuyor nefes alamiyoruz lan.
Arap kanaIinda maç izIiyorum spiker ne derse babaannem Amin diyor

Korktugum gecelerden yorgani üstüme iyice çekerim. Çünkü katil gelecek ve ''Olamaz üzerinde yorgan var hiçbir sey yapamam'' diyip gidicek.

Ingiliz olsaydik eski sevgilimizden "O" diye bahsederken, "he/she" demek yerine "it" deme sakasini %93 yapardik gibime geliyor.

Simdi gidip odada kendi imkânlarimla atom parçaladim desem annemin soracagi ilk soru: hep yerlere döktün di mi?

Çapkin çapkin bakarken yan masa'daki bayan "ne bakiyon lan öküz" diyince anladim, ben Johnny Depp'e degil Ankarali Turgut'a benziyorum.

Taksiye bindigimden beri taksimetreyle kesisiyoruz, sanirim taksimetre bana yaziyor.

Adamin boyu 1.50 karsidan gelen 1.85lik kizi kesiyor. Hadi Allah korkun yok, yükseklik korkun da mi yok?

Facebookta kimin profiIine baksam evli, nisanli, iliskisi var, hayir yani kampanya vardi da ben mi kaçirdim.

Ask döngüsü ; Açilis, Tanisma Ayi, Ask ayi, Cicim ayi, Mucuk ayi, Trip ayi, Sövme Ayi, Alkol ayi, Ayi oglu ayi, Sövgü Marsi ve Kapanis.

Zengin kir dügünü yapsa, oo ne kadar romantik, ne kadar otantik, ne kadar organik. Biz yapsak, bi salon tutamamis mi fakir.

100 Kadina hayatta yapmak istedigi 100 seyi soramadik, çünkü birinci sordugumuz kadin hala susmadi

Otobüs tiklim tiklim soför bile ayakta gidiyor, teyze de pis pis bana bakiyor. Lan ayaktayim zaten, ne yapayim öleyim mi teyze ya.

Kiz arkadasimi o kadar seviyorum ki eskimesin diye baskalarinin kiz arkadaslarini kullaniyorum

Ulan Zaten Evde Üç Kisiyiz sabah Annemin Dedigine Bak; '' Kahvaltiya Neden KATILMADIN '' Katilmadin Ne Ya ? Sanirsin ki Ziyagil Köskündeyiz.

Cep telefon'un daki büyük tehlike, "Bak sana kimi veriyorum."

ÇIKISA GEL' 17 Eylül'de tüm okullarda vizyonda

Çocuga kaç dogumlusun diyorum 2002 diyor. 2002'de insan mi dogar lan,olsa olsa 2002 model araba olur. Bu dogum olaylari 90'larda bitmeliydi.

Evde ayakkabiyla gezen yabancilar, tam çikarken bir sey unutup, tekrar eve girerken ayakkabilari çikarmayip halida emekleme keyfini bilemez.

Eger bir kizin profil fotograflari belden yukari ise kisa boylu, omuzdan yukari ise sisman, sadece gözleri görünüyorsa kaçin!

Çay benden tatli olmasin diye çayi sekersiz içtigim dogrudur.

Trabzon'da adamin teki 127 yasinda ilk defa hastalanmis. Insan biraz kendine dikkat eder.

Yurtta kalan 2 arkadastan biri disari çikinca digeri ona ' bana yurtdisindan çikolata getir ehe mehe ' diye espri yapiyor mudur ?

Biri bana gül verse oturur reçel yaparim o derece unuttum bu isleri.

Elma dersem Sev, armut dersem Gel, Avakado dersem mal gibi bakarsin dimi mk fukarasi hayatinda avakadomu gördün.

Arkadaslarimin telefonumu kurcalamasindan nefret ediyorum.. belki özel bisey yok? belki mesaj kutusu bombos? bakicaksiniz utanicam sonra.

Otobüste filmIere özenip basimi cama koyup biraz duygusallik yasayayim dedim saniyede 60 defa basimi cama vurdum.

Ne kadar fizikçi, felsefeci, bilim insani gelirse gelsin, funda arar'in "Bana ben olali sana seninim" sarki sözünü çözemez

Merdivenlerden düstügümü görüpte düstünmü diye soran mal, yok düsmedim benim inis tarzim böyle.

Her sey zamanla geçer diyenin agzina islak odunla vurasim, sonra da “zamanla geçer” diyesim var.

Bu konuyu yazdır

Komik-2 Deli Fıkraları
Yazar: RasitTunca - 10-06-2018, 02:37 AM - Forum: Komik Fıkralar - Yorum Yok



Deli Fıkraları

Bomba fıkrası
Bir tımarhanede deliler ayaklanır ve binanın orta bahçesini işgal ederler. Hiçbiride dağılmaz. Bunun üzerine doktorlar toplanarak yönetmeliği açarlar ve aynısını uygulamaya karar verirler.

Yönetmeliye göre bir doktoru çırılçıplak soyar delilerin içine atarlar. Doktor içeri girince * BOMBAAA * diye bağırır. Bunu gören deliler doktoru tuttukları gibi camdan dışarı atarlar.

Bunun üzerine doktorlar tekrar toplanır ve konuşurlar. Bu işte bir yanlışlık vardır. Delilerin hepsinin dağılması gerekmektedir. Yeniden denerler. Bir doktoru daha soyup içeri atarlar ve oda * BOMBAAA * diye bağırır.

Deliler onu da tuttukları gibi camdan dışarı atarlar. Başhekim en sonunda bir de ben deniyeyim der ve soyunup delilerin arasına girer ve * BOMBAAA * diye bağırır.

Bunun üzerine bütün deliler kaçışır ve binayı ve orta bahçeyi terk ederler. Doktorlar merak eder ve biraz akıllı olanlarından toplayarak bu durumu sorarlar. Niçin siz ilk iki doktor girdiğinde binayı boşaltmadınız da son başhekim girdiğinde boşaltınız? der.

Delilerde “İlk giren iki bombanın fitili uzundu ama son giren bombanın fitili kısaydı zamanımız yoktu içerde patlamasın diye böyle yaptık” derler.

Miyav dedik ya

İki deli, akılhastahanesinden kaçmaya karar vermişler. Gece vakti hızlı bir şekilde duvardan atlayarak
boşluktaki tarlaya çıkmışlar. Tellerin arasından sürünerek ilerlerken bir bekçi bunların hışırtısını duymuş.
Hemen bağırmış:
-Kim var orada?
Delilerden biri hemen:
-Miyaw, miyaww diye seslenmiş. Huşırtıyı kedinin çıkardığını zanneden bekçi tam geri dönecekken deliler yine
sürünmeye başlamışlar ve yine bir hışırtılar başlamış. Bekçi hemen dönmüş ve bağırmış:
-Kim var orada?
İyice sinirlenen deli:
Miyaw dedik ya len demiş
—–

Amin evlatlarım

Üç Amerikan askeri Iraklı bir amcanın bakkalına girerler alış veriş yaparken
‘kahrolsun Amerika’diye ses duyarlar. Etrafa bakınırlar ve sesin bir
papağandan geldiğini görürler.

Bunun uzerine Iraklı bakkal amcaya ‘bu papağanı buradan yok et yarın
geldiğimizde görürsek seni mahvederiz’derler.

Askerler gittikten sonra bakkal amca kara kara düşünmeye başlar çünkü
papağan kuşunu çok sevmektedir. Derken aklına cami imamlarının papağanı
gelir. Hemen imamın yanına koşar başından geçenleri anlatır ve ‘Hocam eğer
sakıncası yoksa papağanları değişelim’der Hoca kabul eder ve değişim
gerçekleşir. Ertesi gün işgalci Amerikan askerleri gelir, papağanı görürler
ve kızarak :’biz sana bunu yok edeceksin demedikmi? ‘
Amca bu papağan o değil desede inandıramaz.
Sivri zekalı askerin biri ben şimdi anlarım bunun dünkü papağan olup
olmadığını der ve papağanın tekrarlamasını umarak bağırır:
‘Kahrosun Amerika!!
ses çıkmyınca bakkal amca dahil hep birlikte bağırmalarını söyler:
-Kahrolsun Amerika!
(ses yok)
-Kahrolsun Amerika!
(ses yok)
-Kahrolsun Amerika!

papağan dile gelir
-Amin evlatlarım…..)
—–

Deli ile general

Zararsız bir deli ile bir general bir handa aynı odada misafir olurlar.
Deli hancıya sabah erken yola çıkması gerektiğini söyler ve sabah ezanında uyandırılmasını rica eder.
Hancı deliyi istediği vakitte uyandırır. Karanlıkta giyinmeye çalışan deli yanlışlıkla generalin elbiselerini giyer ve yola revan olur
Epey yol katettikten sonra ortalık aydınlanınca üzerindekileri fark eder. Şöyle söylenir:
“Vay aptal hancı! Benim yerime generali uyandırmış!”
—–

Eve Gönderdim…

Delileri uçağa bindirip, bir şehirden ötekine naklediliyorlardı. Ama o kadar çok gürültü yapiyorlardı ki, sonunda pilot dayanamadı. Uçağı ikinci pilota teslim ederek içeride ne olup bittigini görmek istedi.
Deliler uçakta hep bir ağızdan bağırıp çağırıyorlardı. Baktı, en başta bir deli, ötekilere uymamış, akıllı, uslu oturuyordu.

Pilot:

-Sen neden bağırmıyorsun? diye sordu.

Adam :
- “Ben bunların öğretmeniyim. Onlarda benim öğrencilerim. Şimdi teneffüsteler de onun için ses çıkartmıyorum” diye cevap verdi.

Pilot, çaresiz yerine döndü. Bir süre geçti. Bir an geldi ki sesler büsbütün kesiliverdi.

Pilot:
- “Aman çok güzel!” diye sevindi. “Herhalde kendini öğretmen sanan deli, ötekileri derse almış olsa gerek” diye düşündü.

Ama dakikalar geçiyor, arkadan hiç bir ses seda çıkmıyordu. Pilot biraz daha bekledikten sonra merak etti. Gidip bakmak istedi. Bir de ne görsün! Uçağın kapısı açık ve içeride öğretmenden başka kimsecikler yok! Dehşetle sordu :

-Ögrencilerin nerede?, diye…

Öğretmen:
- “Dersler bitti.Hepsini evlerine gönderdim!”
—–

Otobüs
Doktorlar akıl hastahanesinin duvarına bir otobüs resmi çizmişler.
- “Hadi otobüse binin”
demişler.
Deliler otobüse binmeye başlamışlar. Bir deli binmemiş doktorlar:
- “Neden binmedin?”
diye sormuş:
- “Çok kalabalık taksiyle gidicem”
demiş..
—–

Deliler hastanesi

Bir gün deliler hastanesinden iki deli kaçmış.Doktorlar, hemşireler iki delinin kaçtığını duyunca onları aramaya koyulmuşlar.Akşam olunca iki deli gelir.Doktorlar ve hemşireler onları görünce sorarlar;
-Neden kaçtınız?
Deliler;
-Yarın kaçıcazda bugün provasını yaptık.
—–

Karşı duvarın çivisi

Delinin biri, çiviyi tersine çevirerek sivri tarafına vura vura duvara çakmaya başlamış.
Onun bu halini gören başka bir deli işe karışmış :
-Baksana, yahu! Sen yanlış bir iş görüyorsun.Bu çivi karşıki duvarın çivisi olacak galiba,demiş.
—–

Iki Deli Tayland’da

İki deli sex turizminin meşhur olduğu Tayland’a gider. Tayland’a bir kerhanenin yanına gelirler, durdukları yerde iki kapı, kapının biride ücret on dolar ikinci kapıda yirmi dolar yazısını görürler. Birinci deli:
- Ben birinci kapıya gireceğim, on dolar ucuzmuş
der içeri girer.
Kadın delinin şeyini çıkarır üzerine portakal, ananas koyar başlar yemeye. Bizim deli o kadar zevk alır ki:
- Çok şahane bir şey keşke yirmi dolarlık yere girseydim.
bunu duyan ikinci deli:
- Yapma ya o zaman ben yirmi dolarlık yere gireyim
der, içeri dalar.
Kadın delinin şeyini çıkarır üzerine ananas, muz, portakal, limon, ceviz koyar ve başlar yemeye. Bir dakika sonra deli bağıra bağıra dışarı çıkar, dışarda bekleyen deli:
- Ne oldu lan?
- Ne olsun lan kadın şeyimi öyle bir süsledi ki dayanamadım kendim ısırdım.
—–

Kavga

İki deli anlaşmışlar, bir akşam bir barda kafa çekmeye. O gün bir bara gidip saatlerce içmişler, o gün tesadüfya yan masada bir kavga başlamış iki delide alkolün etkisiyle kendilerini kavganın ortasında bulmuşlar. Biraz sonra gelen polisler tekme tokat kavga edenleri dışarı çıkarmış. Bizimkilerden biri polisten yediği tekmeden dolayı devamlı topallıyormuş, arkadaşına:
- “Yav donumu indirivereyimde şurama bir bak, çok acıyor ne olmuş?”
der. Donunu indirir poposunu arkadaşına gösterir. Poposuna bakan arkadaşı:
- “Abovv len polis öyle sert vurmuş ki popon yukarıdan aşağıya ortadan ikiye ayrılmış”
—–

Hastaneden Kaçış

Üç deli hastaneden kaçmak için karar verirler. Fakat üçüncü katta olduklarından işleri biraz zordur. En yaşlılarının aklına bir fikir gelir. – “Hergün bir çarşaf çalacağız, birbirlerine bağlayıp pencereden ineceğiz, üç çarşaf, üç gün sonra özgürüz.”
Anlaştıkları gibi her gün bir çarşaf çalarlar, üç çarşafı tamamladıktak sonra birbirlerine bağlarlar. En küçüklerinin denemesi için aşağıya sarkıtmaya karar verirler.
- “Şimdi deneme zamanı en küçüğümüz ilk olarak denesin.”
En küçükleri bağlanan çarşaflardan aşağı iner bir süre sonra nefes nefese yukarı tekrar çıkar, gözleri çıkacakmışcasına:
- “Mahvolduk, bittik, işimiz zor, çarşaf otuz santim uzun geldi makas lazım…!”
—–

iki Deli Şehirde

İki deli hastaneden kaçmışlar o kadar koşmuşlarki şehrin ortasına geldiklerinde nefes nefese kalmışlar. Aksilik ikisininde acil tuvalet ihtiyacı gelmiş, büyük olan ordan geçen genç bir delikanlıya:
- “Afedersiniz burada tuvalet var mı? Arkadaşla çok şıkıştık.” Deli olduklarını anlayan genç ilerde cadde ortasında duran çöp varıllerini göstererek:
- “İşte burası tuvalet.”
Dalgasını geçer ve gider. Bizmkileri hemen çöp varillerinin üzerine çıkarlar. Büyük tuvaletlerini yapmaya başlarlar. Bu arada delileri gören halk seyretmek için etrafına toplanır. Bir kalabalık bir kalabalık büyük deli yanındaki deliye:
- “Ulan iyiki acele etmişiz şu tuvalet sırasına, bak bizi bekliyorlar.”
—–

Otobüs Bekliyorum

Kadının biri dolabından gelen gıcırtıyı kesmesi için eve marangozu çağırır marangoz bakar ama bir sorun bulamaz dolap gıcırdamıyordur ve sorar
-Abla bu dolabın bir şeyi yok ne yapayım?
Kadın:
-Normalde gıcırdamıyor zaten yoldan otobüs geçerken gıcırdıyor sen şimdi dolabın içine gir otobüs geçerken bakarsın. der
-Adamda tamam der başlar beklemeye.
Bir müdedt sonra kadının kocası eve gelir üzerini değiştirmek için dolabın kapağını açınca birde ne görsün içinde bir adam hemen sorar.
-Ne işin var senin benim dolabımda…
Adam:
-Abi nedesen haklısın şimdi sana otobüs bekliyorum desem inanmazsın…
—–

Temel

BİR GÜN AKIL HASTAHANESİNDE TEMEL İLE DURSUN HAVUZ BAŞINDA GÜNEŞLENİRKEN DURSUN ANİDEN HAVUZA DÜŞER. TABİİ BİZİM DURSUN YUZME BİLMİYOR HEMEN İMDADINA TEMEL YETİŞİR VE DURSUNU ÇIKARIR. BUNU GÖREN EDOKTORLAR TEMELİN AKKILLANDIGINA KARAR VERİR VE TEMELİ ODAYA ÇAGIRIRLAR:
TEMEL SANA HEM İYİ HEM KÖTÜ HABERİMİZ VAR DERLEER. DÜN HAVUZDA DURSUNU KURTARDIGINI GÖRDÜK VE SENİNİN AKILLANDIGINI ANLADIK.ARTIK EVİNE DÖNEBİLİRSİN.BİRDE KÖTÜ HABER DURSUNU KURTARDIN AMA DURSUNU ARKA BAHÇEDE ASILI BULDUK.TEMEL HEMEN CEVAP VERİR.:BİLİYORUM UŞAM BEN ONU KURUSUN DİYE ASTIM
—–

Delinin Tatil Köyü

BIRGUN HASTANE BAHCESINDE DOKTORUN BIRI DOLASIRKEN DELININ BIRININ BIR MASA BASINA OTURMUS KARSISINDADA SIRAYA GIRMIS DELILERI GÖRUR HAYRETLE YANLARINA YAKLASIR VE SORAR ?
__NE OLUYOR BU SIRA NE?
__KELLERE TATIL KÖYU ACTIM SACI OLAN GIREMEZ ONUN SIRASI
__NE YANI BEN GIREMEZMIYIM ?
__HAYIR GIREMESSIN SENIN SACIN VAR
BUNUN UZERINE ICERDE NENE OLDUGUNU MERAK EDEN DOKTOR ICERIYE GIMENIN PLANLARINI DUSUNMEYE BASLAR AKLINA IYI BIR FIKIR GELIR KICINDA SAC OLMADIGININI EGER BASINI YERE EGER KICINI HAVAYA KALDIRIRSA DELININ BUNU SACI KESILMIS BAS SANARAK ICERI BIRAKIR DIYEREK DELININ OTURDUGU MASANIN YANINA YAKLASIR VE SIRASINI BEKLER DELI SIRADAKILERIN BASINI ÖNCE OKSUYOR SORA SACI OLMAYANI ICERI SALIYOR SIRANIN KENDINE GELDIGINDE DELI DOKTORUN KICINI ÖNCE OKSAR SONRA
__HOP HOP IKI GISI OLMAZ AYRIN GELIN.
—–

Işıksız Kalırız
Akıl hastanesinde bir gün delilerden biri koşarak doktorun yanına gelmiş:
“Doktor bey çabuk bizim koğuşa gelin”, demiş.
Doktor gitmiş, delilerden bir tanesi kendini ayaklarından tavana asmış öylece duruyor.
Doktor, “ne bu” diye sormuş.
Doktoru çağırmaya giden deli cevaplamış:
“Doktor bey bu zır deli kendisini ampul sanıyor”.
Doktor kızmış:
“Olur mu öyle şey hemen indirin onu aşağıya”.
Yine aynı deli:
“Doktor bey o zaman da biz ışıksız kalırız”.



İmtihan

Bir akıl hastanesini ziyareti sırasında, adamın biri sorar:

"Bir insanın akıl hastanesine yatıp yatmayacağını nasıl belirliyorsunuz? "

Doktor:

"Bir küveti su ile dolduruyoruz. sonra hastaya üç şey veriyoruz. bir kaşık, bir fincan, ve bir kova. sonra da kişiye küveti nasıl boşaltmayı tercih ettiğini soruyoruz. Siz ne yapardınız?"

Adam:

"Hmmm! Anladım. Normal bir insan kovayı tercih eder. Çünkü kova kaşık ve fincandan büyük."

"Hayır", der doktor. "Normal bir insan küvetin tıpasını çeker."


Biz burada delilik'ten yatıyoruz kardeşim, salaklık'tan değil.


Arabanın lastiği tam akıl hastanesinin önünde patlar.
Adam arabayı kenara zor yanaştırır.

Sonraki işlem malum...
Kriko, stepne, bijon anahtarı ve tekeri söker.

Ama söktüğü 4 adet bijon, yuvarlanıp yağmur mazgalına düşer.

Mazgal açılır gibi değil,

Bijonlar görünmüyor bile.

Adam bir sağına bakar, bir soluna bakar,

çaresiz kaldırıma çöker.
Olayı en başından beri akıl hastanesinin demir parmaklıklı penceresinden izleyen bir deli, seslenir;
- Ula salaaak! Sen ne yapıyorsun orda öyle?
- Sorma birader,lastik patladı ve değiştirirken bijonları mazgala düşürdüm.
- Düşündüğün şeye bak! Diğer lastiklerden birer tane bijon çıkar. Hepsi 3 bijonlu olsun.

Seni, lastikçiye kadar idare eder.



Adam hemern denileni yapar.
Ve akıl hastanesindeki deliye seslenir:
- Senin ne işin var akıl hastanesinde?

Cevap müthiştir....
- Biz burada delilik'ten yatıyoruz kardeşim, salaklık'tan değil...!


Delinin biri timarhanede,duvarda gördüğü deliğe yıllarca hergün bakar.
Bunun hergün delikte ne gördüğünü merak eden doktor bir de delikten kendisi bakar ve hiçbirşey göremez ve deliye sorar:
"baktım delikten hiçbirşey göremedim sen ne görüyorsunda bakıyorsun yıllardır "der.
Deli de:"birşey görseydim zaten yıllarca bakmazdım" der.


İngiliz, Alman, Fransız ve Temel uçakta seyahat ederken yardımcı pilot gelip uçağın 1 motoru arızalandı birini atmamız gerek der. Bunun üzerine Fransız kalkar ve
- 'Yaşasın Fransa diyerek kendini atar.
Sonra pilot tekrar gelir diğer motor da arızalandı der. Bunun üzerine alman kalkar ve
- 'Yaşasın Almanya der ve kendini atar
Pilot tekrar gelir diğer motorda arızalandı der ve Temel ayağa kalkar
- Yaşasın Türkiye der ve İngiliz’i tutar aşağıya atar.

Bir akıl hastanesini ziyareti sırasında, adamın biri sorar:
Bir insanın akıl hastanesine yatıp yatmayacağını nasıl
belirliyorsunuz?

Doktor:
Bir küveti su ile dolduruyoruz. Sonra hastaya üç sey
veriyoruz.
Bir kaşık, bir fincan, ve bir kova. Sonra da kişiye küveti nasıl
boşaltmayı tercih ettiğini soruyoruz.

Siz NE yapardınız?

Adam:
OOO ! Anladım. Normal bir insan kovayı tercih eder. Çünkü kova
kaşık ve fincandan büyük.

Hayır, der doktor.

Normal bir insan küvetin tıpasını çeker.

                                                                  Plan Bozuldu
Akıl hastanesinde deliler bir araya gelip kaçış planı yaparlar. elebaşları planı anlatır :
-Büyük bir kütük bulup ilk önce 1. kapıyı, 2. kapıyı ve daha sonra 3. kapıyı kıracağız ve herkes başının çaresine bakıp kaçacak. sabah olunca bir kütük bulurlar doğruca 1. kapıyı kırarlar, 2. kapıya koşup onu da kırdıktan sonra 3. kapıya yönelirler. 3. kapının açık olduğunu gören elebaşları der ki :
-Arkadaşlar plan bozuldu geri dönün.


                                                            Işıksız Kalırız
Akıl hastanesinde bir gün delilerden biri koşarak doktorun yanına gelmiş:
"Doktor bey çabuk bizim koğuşa gelin", demiş.
Doktor gitmiş, delilerden bir tanesi kendini ayaklarından tavana asmış öylece duruyor.
Doktor, "ne bu" diye sormuş.
Doktoru çağırmaya giden deli cevaplamış:
"Doktor bey bu zır deli kendisini ampul sanıyor".
Doktor kızmış:
"Olur mu öyle şey hemen indirin onu aşağıya".
Yine aynı deli:
"Doktor bey o zaman da biz ışıksız kalırız".

                                                                      HEpsi Eriyor
Deli , kahveye girdiğinde soluk soluğaydı.Boş bir masaya oturup ocağa seslendi;
- Bana bir çay !

çay geldi , şekerleri atıp karıştırdı.Garsonadan yine şeker istedi.Onları da atıp karıştırdı,yeniden istedi.Garson;

- Sekiz şeker koydun çaya ,dedi şaşkın şaşkın,

- Koydum ama , işte görüyürsun, hepsi eriyor!

                                                        Karşı Kaldırım
Bir akıl hastası, bulunduğu kaldırımdan karşıya geçip rastladığı ilk görevliye sormuş :

-Affedersiniz, karşı kaldırım nerede acaba?

Görevli şaşırmış ama yine de karşı tarafı göstererek :

-İşte şurada, demiş.

-Kime yutturuyorsun yahu... Daha şimdi orda sordum, burayı gösterdiler!...
         
                                        Dikenli Tel
İki deli tımarhaneden kaçmaya karar vermişler. Biri ötekine: "Git bak bakalım dikenli teller yüksek mi alçak mı, eğer yüksekse altından kaçarız, alçaksa üstünden atlarız." Diğeri gitmiş, bir süre sonra geri gelmiş ve şöyle demiş: "Ne yazık ki kaçamayacağız arkadaşım çünkü hiç dikenli tel yok!"


İki deli oturuyormuş, birisi aniden ayağa kalkmış ve yürümeye başlamış.
Oturan deli sormuş:
- "Nereye?"
- "Seni aramaya.."
- "İyi..
Çabuk gel, ben seni burda bekliyorum.."


ANLATMADAN ANLATMAYA

Başhekim bir gün deliler hastanesinde hastaları ziyarete çıkar ve bir köşede delilerin kendi aralarında bir rakam söyledikten sonra güldüklerini görür ve sorar:
- "Neden söylediğiniz her rakamdan sonra gülüyorsunuz diye?"
Delinin biri cevap verir: - "Biz der bütün bildiğimiz fıkralara numara verdik.. 5 dediğimiz zaman 5 numaralı fıkra aklımıza geliyor gülüyoruz; 8 deyince 8 numaralı fıkra aklımıza geliyor, gülüyoruz", demiş.
Başhekim "bir de ben söyleyeyim o zaman", demiş.
"5", demiş çıt yok,
"7" demiş çıt yok..
Bakmış çıt yok; sormuş "ben söyleyince neden gülmüyorsunuz?"
Delinin biri cevap vermiş:
- "Başhekimim anlatmadan anlatmaya fark var..."

Taksiye Binicem


Bir gün doktorun bir tanesi iyileşmiş olan delileri salmaya karar verir. Duvara bir otobüs resmi yaptırtır ve -"Hadi binin de gidelim" der.

Bir tanesi dışında hepsi binmeye çalışır. Doktor o bir tanenin yanına giderek; -"Aferin oğlum, sen niye binmedin otobüse" diye sorar.

Deli gayet sakin -"Görmüyor musun çok kalabalık, ben taksiyle giderim..."


Bir akılhastanesinde 2 deli kaçmaya karar vermişler.
Akılhastanesinin merdivenleri 100 adetmiş.
99'uncu basamağa gelince biri ben yoruldum geri dönelim demiş
geri dönmüşler


Delinin biri hastanenin bahçesinde el arabasını ters çevirmiş ve sürmeye uğraşıyormuş.
Bunu gören doktor:
- Öyle sürülmez, düzeltsene arabayı.
Deli hemen cevap verir:
- Geçen gün senin dediğin gibi sürdüm akşama kadar kum taşıttırdılar, enayi miyim ben!

Delinin biri tımarhanenin bahçesinde yürürken bakmış başka bir deli ağacın altında oturmuş kahkahalar atıyor.
Hemen yanına kosmuş ve sormuş
"hey sen niye gülüyorsun öyle?",
öbür deli "hiç, ben hep kendi kendime fıkra anlatırım ama bu seferkini hiç duymamıştım".


Akıl hastanesinden kaçan iki deli, karşıdan gelen bekçiyi görünce iri gövdeli bir çınarın arkasına saklandılar. Bekçi,onların ayak seslerini işitmişti.Sordu:- Kim o?ıçlerinden biri kedi gibi miyavladı.Bu başarılı miyavlamadan sonra bekçi yürüyüp gidiyordu ki,delilerin ayakları altındaki yapraklar hışırdadı.Bekçi geri dönüp yine seslendi:- Kim var orada?ıkinci deli cevap verdi:- Bir kedi daha.
************************************************** ******
Delinin biri hastanedeki havuza egilip su ictikten sonra, dogrulup agzındaki suyu yere tukurmus . Onu goren baska bir deli;-Ne oldu , demis, suyu niye tukurdun?Birinci deli:-Havuza iki seker atmıstım ,yine de tatsız.Ikinci deli:-Akıllım tabii tatsız olur.Niye karıstırmadın?
************************************************** **********
Akıl hastanesinde deliler bir araya gelip kaçış planı yaparlar. elebaşları planı anlatır : -Büyük bir kütük bulup ilk önce 1. kapıyı, 2. kapıyı ve daha sonra 3. kapıyı kıracağız ve herkes başının çaresine bakıp kaçacak. sabah olunca bir kütük bulurlar doğruca 1. kapıyı kırarlar, 2. kapıya koşup onu da kırdıktan sonra 3. kapıya yönelirler. 3. kapının açık olduğunu gören elebaşları der ki : -Arkadaşlar plan bozuldu geri dönün.
************************************************** **********
Bir gün adamın biri kendini tavuk yemi saniyormuş ve tavuklardan çok korkuyormuş derken adamı hastaneye yatırmışlar ve uzun süre tedavi etmişler. Sonunda adama sormuşlar,"Artık tavuk yemi olmadığını biliyorsun demi?"adamın cevabı ise "Ben biliyorum da tavuklarda biliyormu?"şeklinde olmuş
************************************************** **********
delinin biri mektup yazıyormuş. doktor içeri girmiş ve ne yapıyorsun? oğlum demiş.bizim deli mektup yazıyorum doktor bey demiş doktor kime yazıyorsun diye sormuş. bizim deli kendime yazıyorum doktor bey demiş. doktor yanına oturup ne yazdın diye sormuş bizim deli daha mektubu almadımki ne yazdığımı bileyim doktor demiş.
naniknaniknaniknaniknaniknanik


KARŞI KALDIRIM
Bir akıl hastası, bulunduğu kaldırımdan karşıya geçip rastladığı ilk görevliye sormuş :
-Affedersiniz, karşı kaldırım nerede acaba?
Görevli şaşırmış ama yine de karşı tarafı göstererek :
-İşte şurada, demiş.
-Kime yutturuyorsun yahu... Daha şimdi orda sordum, burayı gösterdiler!...


NİÇİN GÜLMÜŞ?
Uçak, Yeşilköy'den kalkmıştı. Bakırköy Akıl Hastanesinin üzerinden geçerken, pilot birden gülmeye başladı. Hostes bu gülüşün sebebini sorunca şu cevabı verdi :
-Başhekim kaçtığımı öğrenince kimbilir nasıl şaşıracak!!!


PLAN BOZULDU
Akıl hastanesinde deliler bi araya gelip kaçış planı yaparlar. Elebaşları planı anlatır :
-Büyük bir kütük bulup ilk önce 1. kapıyı, 2. kapıyı ve daha sonra 3. kapıyı kıracağız ve herkes başının çaresine bakıp kaçacak. Sabah olunca bir kütük bulurlar doğruca 1. kapıyı kırarlar, 2. kapıya koşup onuda kırdıktan sonra 3. kapıya yönelirler. 3. kapının açık olduğunu gören elebaşları der ki :
-Arkadaşlar plan bozuldu geri dönün.




    DİKENLİ TEL
    İki deli tımarhaneden kaçmaya karar vermişler. Biri ötekine: "Git bak bakalım dikenli teller yüksek mi alçak mı, eğer yüksekse altından kaçarız, alçaksa üstünden atlarız." Diğeri gitmiş, bir süre sonra geri gelmiş ve şöyle demiş: "Ne yazık ki kaçamayacağız arkadaşım çünkü hiç dikenli tel yok!"

    BİR KEDİ DAHA
    Akıl hastanesinden kaçan iki deli, karşıdan gelen bekçiyi görünce iri gövdeli bir çınarın arkasına saklandılar. Bekçi,onların ayak seslerini işitmişti.Sordu:- Kim o?ıçlerinden biri kedi gibi miyavladı.Bu başarılı miyavlamadan sonra bekçi yürüyüp gidiyordu ki,delilerin ayakları altındaki yapraklar hışırdadı.Bekçi geri dönüp yine seslendi:- Kim var orada?ıkinci deli cevap verdi:- Bir kedi daha

    HAVUZ
    Delinin biri hastanedeki havuza egilip su ictikten sonra, dogrulup agzındaki suyu yere tukurmus . Onu goren baska bir deli;-Ne oldu
    demis, suyu niye tukurdun? Birinci deli:-Havuza iki seker atmıstım ,yine de tatsız.Ikinci deli: -Akıllım tabii tatsız olur.Niye karıstırmadın?

    PLAN BOZULDU
    Akıl hastanesinde deliler bir araya gelip kaçış planı yaparlar. elebaşları planı anlatır : -Büyük bir kütük bulup ilk önce 1. kapıyı, 2. kapıyı ve daha sonra 3. kapıyı kıracağız ve herkes başının çaresine bakıp kaçacak. sabah olunca bir kütük bulurlar doğruca 1. kapıyı kırarlar, 2. kapıya koşup onu da kırdıktan sonra 3. kapıya yönelirler. 3. kapının açık olduğunu gören elebaşları der ki : -Arkadaşlar plan bozuldu geri dönün.

    ENAYİ MİYİM BEN

    Delinin biri hastanenin bahçesinde el arabasını ters çevirmiş ve sürmeye uğraşıyormuş. Bunu gören doktor: - Öyle sürülmez, düz
    eltsene arabayı. Deli hemen cevap verir: - Geçen gün senin dediğin gibi sürdüm akşama kadar kum taşıttırdılar, enayimiyim ben!

    DELİK
    Temel deliler hastanesine düsmüs.Odada 15- 20 tane deli varmis. Odada bir delik varmı deliler sraya girip delige bakiyorlarmıis.Temel de merak etmis girmis sıraya... Sıra Temele Gelince ;- Temel : Burda bişi yok puraya neden bakarsunuz demis.- Delinin Biri : Biz 20 senedir bakıyoz bişi göremedik de sen bir bakıştamı görecen demiş.



BENDE BU KAFA VARKEN
Delinin birisi hastaneden taburcu olacakmış ve son muayene için baş hekim gelir. Deliye sorar :
-Elin nerede?
Deli gösterir.
-Bacağın nerede?
Deli yine gösterir.
-Burnun nerde?
Deli yine gösterir.
Baş hekim doktorlara :
-Bırakın emrini verir ve çıkar. Hekim çıktıktan sonra deli göbeğini gösterir ve :
-Bende bu kafa varken tabi salıverirsiniz, der.

BEŞ VAR
İki deli arasında konuşma :
-Saat kaç?
-Beş var
-Kaça beş var?
-Bilmiyorum, akrebini kaybettim.

BİR KEDİ DAHA
Akıl hastanesinden kaçan iki deli, karşıdan gelen bekçiyi görünce iri gövdeli bir çınarın arkasına saklandılar. Bekçi, onların ayak seslerini işitmişti. Sordu :
-Kim o?
İçlerinden biri kedi gibi miyavladı. Bu başarılı miyavlamadan sonra bekçi yürüyüp gidiyordu ki, delilerin ayakları altındaki yapraklar hışırdadı. Bekçi geri dönüp yine seslendi :
-Kim var orada? İkinci deli cevap verdi :
-Bir kedi daha.

BİZ YILLARDIR BAKIYORUZ
Akıl hastanesine yeni atanan müdür hastaneyi dolaşmaya karar vermiş. Dolaşırken hastanesinin dışarıya bakan duvarının dibinde bir grup akıl hastasının tek sıra olup duvardaki bir delikten baktıklarını görmüş. Merak içinde yanlarına giderek :
-Yahu hepiniz toplanmış burada ne yapıyorsunuz.
-Hiçbir şey yapmıyoruz sadece bu delikten dışarı bakıyoruz...
Bunun üzerine müdür hastaları kenara iterek :
-Durun birde ben bakayım, demiş ve delikten dışarıya doğru bakmış. Birde ne görsün delik kapalı ve hiçbir şey görünmüyor. Hiddetle akıl hastalarına dönerek :
-Yahu, demiş, Ben baktım bu delikten dışarı bir şey görünmüyor peki siz ne görüyorsunuz :
-Deliler hep bir ağızdan Müdür Bey, demiş. Biz yıllardan beri bakıyoruz bir şey göremedik siz bir bakışta nasıl göreceksiniz ki.

CANLI GAZETE
Başhekim, akıl hastanesinin bahçesinde dolaşıyordu, bir ara baktı, bir kalabalık gözüne çarpmıştı.Hemen oraya seğirtti.Deliler bir halka oluşturmuş, ortada dönüp konuşan birini dinliyorlardı :
-Papendreu seçimleri kaybetti.Hastaneye kaldırıldı...Bulgar zulmü devam ediyor.Zorla yollanan soydaşlarımızın sayısı seksen bine ulaştı...Federasyon kupasını Beşiktaş kazandı...
Başhekim bu işten hoşlanmış :
-Ne yapıyorlar bunlar böyle? diye sormuş.
-Efendim, demişler.Ortadaki deli kendinin gazete olduğunu sanıyor, haberleri bildiriyor.
Başhekim daha da hoşlanmış.Dolaşmasını sürdürmüş.Az ileride birde ne görsün! Sekiz, on deli iplerle sımsıkı birbirlerine bağlanıp bir köşeye atılmamış mı!
-Onlar mı, okunup da iadeye gidecek eski gazeteler efendim...

ÇIKARMAYA ÇALIŞIYOR
Delinin biri kuyuya bir taş atmış yüz akıllı çıkarmaya çalışmış, çıkaramamış. Sonunda delinin diğeri ilk deliye bu akıllıların ne yaptığını sormuş. Birinci deli de :
-Elimdeki taşı kuyudan çıkarmaya çalışıyorlar, demiş.

ÇORAPLAR
Akıl hastanesinde doktor, davranışlarını normal bulduğu hastaya niçin hastanede bulunduğunu sorar.
Hasta :
-Pamuklu çorapları yünlülere tercih ettiğim için, diye cevap verir.
Şaşıran doktor :
-Bunun anormallik neresinde? Ben de pamuklu çorapları tercih ederim, der.
Hasta sevinçle karşılık verir :
-Çok memnun oldum doktor. Sizinkiler limonlu mu, yoksa sirkeli mi?

KARŞIDAKİ DUVARIN ÇİVİSİ
Delinin biri, çiviyi tersine çevirerek sivri tarafına vura vura duvara çakmaya başlamış.
Onun bu halini gören başka bir deli işe karışmış :
-Baksana, yahu! Sen yanlış bir iş görüyorsun.Bu çivi karşıki duvarın çivisi olacak galiba, demiş.

KARŞI KALDIRIM
Bir akıl hastası, bulunduğu kaldırımdan karşıya geçip rastladığı ilk görevliye sormuş :
-Affedersiniz, karşı kaldırım nerede acaba?
Görevli şaşırmış ama yine de karşı tarafı göstererek :
-İşte şurada, demiş.
-Kime yutturuyorsun yahu... Daha şimdi orda sordum, burayı gösterdiler!...

NASIL BİLSİN

Akıl hastanesinde koğuşları gezen başhekim, bir hastanın oturmuş, birşeyler yazdığını gördü :
-Kolay gelsin, ne yazıyorsun?
-Mektup yazıyorum efendim.
-Yaaa...Kime yazıyorsun?
-Kendime...
-Peki, ne yazılı mektupta?
-İlahi doktor bey, deli misiniz siz?Mektubu daha almadım ki...İçinde ne yazdığını bileyim.

NİÇİN GÜLMÜŞ?
Uçak, Yeşilköy'den kalkmıştı. Bakırköy Akıl Hastanesinin üzerinden geçerken, pilot birden gülmeye başladı. Hostes bu gülüşün sebebini sorunca şu cevabı verdi :
-Başhekim kaçtığımı öğrenince kimbilir nasıl şaşıracak!!!

OLGUNLAŞIP YERE DÜŞTÜM
Bir müfettiş akıl hastanesini geziyormuş. Bahçeye gelince delilerin ağaçta asıldığını ama birinin yere yattığını görünce yatana sormuş .
-Neden ağaca çıktılar, demiş. O da :
-Armut sanıyolar kendilerini, demiş.
Müfettiş :
-Sen armut değilmisin?, demiş. O da hayır ben olgunlaşıp yere düştüm demiş.

12'NİZDE Mİ?
Katil, suçunu itiraf etti, yargıç da durumu jüri heyetine iletti. Biraz sonra jüri başkanı kararı açıkladı:
-Bu sanık suçsuzdur...
Yargıç adamakıllı kızdı:
-Canım, ne biçim iş bu!... Adam, ben katilim diyor suçunu itiraf ediyor sizde suçsuzdur kararına varıyorsunuz... Acaba, suçsuzdur kararını neye dayanarak verdiniz?
-Delilik efendim, delilik...
Yargıç bütün jüri üyelerini teker teker süzdü. Başını sallayarak :
-Sahi mi? 12'niz de mi?..

ÖNCE KAÇANLARI YİYELİM
Akıl hastanesinden iki deliyi salıvereceklermiş. Doktorlar kendi aralarında :
-Şunlara son bir test yapalım da gorelim akılları başlarına gelmiş mi, demişler.Bunun uzerine iki deliyi bir masa başına çağırmışlar. Masanın üzerine bir kavanoz dolusu siyah zeytin, bir kavanoz dolusu da canlı hamamböceği dökmüşler ve :
-Buyrun beyler, yiyiniz, demişler. Delirlerden bir tanesi hemen zeytinlere saldırmış, ötekisi araya girmiş.
-Önce kaçanları yiyelim, öburleri nasıl olsa duruyor!

PLAN BOZULDU
Akıl hastanesinde deliler bi araya gelip kaçış planı yaparlar. Elebaşları planı anlatır :
-Büyük bir kütük bulup ilk önce 1. kapıyı, 2. kapıyı ve daha sonra 3. kapıyı kıracağız ve herkes başının çaresine bakıp kaçacak. Sabah olunca bir kütük bulurlar doğruca 1. kapıyı kırarlar, 2. kapıya koşup onuda kırdıktan sonra 3. kapıya yönelirler. 3. kapının açık olduğunu gören elebaşları der ki :
-Arkadaşlar plan bozuldu geri dönün.

SAAT

Deli, saatini hastane bahçesindeki havuza atmıştı. Bunu gören arkadaşı :
-Niye attın saati havuza, dedi.
-Nasıl yüzdüğünü görmek için.
-Peki, kurdun mu?
-Hayır.
-Enayi, kurmadan yüzer mi?"

SIKARKEN ÖLDÜ

İki arkadaşın, bir kedisi varmış. Birisi :w
-Zavallı kedi çok kirlenmiş ben onu yıkayayım, demiş. Diğer arkadaşı :
-Hayır yıkama yoksa ölür, demiş. Bizimki dinlememiş ve kedi'yi yıkamış ve kedi ölmüş. Arkadaşı :
-Ben sana demedimmi kedi ölür diye, demiş. Cevap şu :
-Ama ben kediyi yıkarken ölmedi, sıkarken öldü.

YALAN SÖYLEMİŞ

Akıl hastanesine yeni gelen doktor, hastaları ziyaret ediyordu.Birine yaklaştı :
-Sizin adınız nedir bakayım?
-Hüsamettin efendim.
-Soyadınız?
-Tanrıoğlu.
Tam o sırada yandaki yaşlı :
-İnanma inanma doktor, yalan söylüyor.Benim böyle bir oğlum yoktur.

YÜZME BİLMİYORUM Kİ

Mühim bir şahsiyet, bir akıl hastalığı kliniğini gezerken delilerin bahçedeki havuza atladıklarını görr ve başhekime dönerek :
-Mükemmel, hastalarınızın her türlü ihtiyacını karşıladığınızı göruyorum. Başhekim teşekkür eder, sonra da sözlerine devam eder :
-Hele siz bir de su doldurabildiğimiz zaman gelin de görun!
Havuzun boş olduğunu oğrenen adamcağız dehşet içinde tramplenin altına koşar ve heyecanla atlamaya hazırlanan deliye "atlamamasını, havuzun içinde su olmadığını" söyler. Deli :
-Ne zararı var? Zaten ben de yüzme bilmiyorum ki!

ZİL ÇALDI...PAYDOS OLDU!
Delileri uçağa bindirmişler, bir şehirden ötekine naklediliyorlardı.Ama o kadar çok gürültü yapıyorlardı ki, sonunda pilot dayanamadı, uçağı ikinci pilota teslim ederek içeride ne olup bittiğini görmek istedi.
Deliler uçakta hep bir ağızdan bağırıp çağırıyorlardı.Baktı, en başta, bir deli, ötekilere uymamış, akıllı, uslu oturuyordu.
-Sen neden bağırmıyorsun? diye soracak oldu.
Adam :
-Ben bunların öğretmeniyim, diye cevap verdi.Onlarda benim öğrencilerim.Şimdi teneffüsteler de onun için ses çıkartmıyorum.
Pilot, çaresiz yerine döndü. Bir süre geçti.Bir an geldi ki sesler büsbütün kesiliverdi.
Pilot:
-Aman çok güzel! diye sevindi.Herhalde kendinin öğretmen olduğunu sanan deli, ötekileri derse almış olsa gerek, diye düşündü.
Ama dakikalar geçiyor, arkadan hiç bir ses seda çıkmıyordu.Pilot biraz daha bekledikten sonra merak etti.Gidip bakmak istedi.
Bir de ne görsün! Uçağın kapısı açık ve içeride öğretmenden başka kimsecikler yok değil mi!
Dehşetle sordu :
-Öğrencilerin nerede?, diye...
-Dersler bitti.Hepsini evlerine gönderdim!

ARMUTLARI TOPLUYORUM
Bir gün tımarhane görevlilerinden biri bahçede gezerken iki deli görmüş. Bakmış ki delinin biri ağacın üstünde; biri ise ağacın altında. İkisi de bir şeyler yapıyormuş. Aşağıdakine sormuş: - "Yukarıdaki ne yapıyor?" - "Şu yukarıdaki mi? Sen buna bakma, salak işte. Ceviz ağacından armut toplamaya çalışıyor." - "Peki ya sen burada ne yapıyorsun?" - "Ben de düşen armutları topluyorum."

KURUSUN

Bir gün doktorlar, tımarhanede yaptıkları araştırmada en akıllı deliyi seçeceklermiş. Bir gün delilerden biri bahçede bulunan havuza düşmüş ve boğulmak üzereymiş. Delilerden biri havuza düşen arkadaşını kurtarmaya çalışmış. Bunu gören doktorlar arkadaşını kurtaran deliyi yanlarına çağırmışlar ve "seni en akıllı seçiyoruz" demişler. Doktorlardan biri: "Peki kurtardığın arkadaşını çağır da sana teşekkür etsin" demiş. Deli: "Gelemez ki!" Doktor: "Neden gelemezmiş?" Deli: "Çünkü kuruması için onu astım!"
BURADA BEKLİYORUM
İki deli oturuyormuş, birisi aniden ayağa kalkmış ve yürümeye başlamış. Oturan deli sormuş: - "Nereye?" - "Seni aramaya.." - "İyi.. Çabuk gel, ben seni burda bekliyorum.."

ŞİŞELERİ GETİRDİM
Akıl hastanesinde bir gün, bir deli hasta bakıcıyı yanına çağırır. "Bana çabuk 5 şişe kola getir" der. Hasta bakıcı buna kızar ve hastaya beş tokat atar ve "al işte kolalarını" der. Aradan zaman geçtikten sonra yine aynı hasta, bakıcıyı yine çağırır. Bu sefer hasta; hasta bakıcıyı tokatlar. Bakıcı, "ne oluyor?" der. Hasta cevap verir: - "Şişeleri getirdim abi."

KAÇANLARI YİYELİM
Akıl hastanesinden iki deliyi salıvereceklermiş. Doktorlar kendi aralarında "şunlara son bir test yapalım da görelim akılları başlarına gelmiş mi?" demişler. Bunun üzerine iki deliyi bir masa başına çağırmışlar. Masanın üzerine bir kavanoz dolusu siyah zeytin, bir kavanoz dolusu da canlı hamamböceği dökmüşler ve: - "Buyrun beyler, yiyiniz." demişler. Delilerden bir tanesi hemen zeytinlere saldırmış, öteki araya girmiş: - "Önce kaçanları yiyelim, öbürleri nasıl olsa duruyor!"

TENEFÜS

Bir uçakta tam yedi deli varmış... Bunlardan sadece uçağı kullanan birinci pilot normalmiş.. İkinci pilot da deliymiş.. Durgun ve normal hava şartlarında yolculuk yaparlarken birden bire uçağın sağa ve sola yattığını hisseden birinci pilot şaşkınlıkla ikinci pilota sorunun ne olduğunu sormuş; o da, "sanırım bu dengesizlik içeriden delilerden geliyor" diye cevap vermiş. Birinci pilot, ikinci pilota emir vermiş: "o zaman git ve rahat durmalarını söyle!". Bunun üzerine delilerin yanına giden ikinci pilot onları susturmayı başarmış. Birinci pilot ikinci pilota "nasıl susturdun" diye sorduğunda; "ben öğretmen oldum, onlar öğrenci oldular.. uçağın imdat zilini çaldım şu an tenefüsteler.." diye cevap vermiş.

NE BİLEYİM

Akıl hastanesinde koğuşları gezen başhekim, bir delinin oturmuş, birşeyler yazdığını gördü: - "Kolay gelsin ne yazıyorsun?" - "Mektup yazıyorum efendim." - "Yaaa..Kime yazıyorsun?" - "Kendime.." - "Peki ne yazılı mektupta?" - "İlahi doktor bey, deli misiniz siz.. Mektubu daha almadım ki içinde ne yazdığını bileyim?"

PROVASINI YAPTIK
İki deli bir gün deliler hastanesinden kaçmışlar. Kimse bu delileri bulamamış. Doktorlar ümitlerini kestikleri an deliler çika gelmiş. Doktorlar hayretle "niye geldiniz?" demişler.. Deliler: - "Yarın kaçacağız da, onun provasını yaptık."

KARIŞTIRMADIN
İki deli havuzun başında oturuyorlarmış. Biri kalkıp havuza şeker atmış. Havuzdan bir yudum almış ve tükürmüş. Arkadaşına: - "Havuza şeker attım ama tatlı olmadı.." demiş. Arkadaşı: - "Karıştırmadın ki salak!"

TENEFÜS

Bir uçakta tam yedi deli varmış... Bunlardan sadece uçağı kullanan birinci pilot normalmiş.. İkinci pilot da deliymiş.. Durgun ve normal hava şartlarında yolculuk yaparlarken birden bire uçağın sağa ve sola yattığını hisseden birinci pilot şaşkınlıkla ikinci pilota sorunun ne olduğunu sormuş; o da, "sanırım bu dengesizlik içeriden delilerden geliyor" diye cevap vermiş. Birinci pilot, ikinci pilota emir vermiş: "o zaman git ve rahat durmalarını söyle!". Bunun üzerine delilerin yanına giden ikinci pilot onları susturmayı başarmış. Birinci pilot ikinci pilota "nasıl susturdun" diye sorduğunda; "ben öğretmen oldum, onlar öğrenci oldular.. uçağın imdat zilini çaldım şu an tenefüsteler.." diye cevap vermiş.

Bu konuyu yazdır

TOPLIST
AraBul Efsane TB-List Tiryaki Tlist-K Web-Tunca