| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.
|
|
|
Saanen Keçisi Süt Üretimi Yönüyle Özelleştirilmiş Bir Keçi Irkidir |
|
Yazar: RasitTunca - 07-15-2019, 11:44 AM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar
- Yorum Yok
|
 |
Saanen Keçisi Süt Üretimi Yönüyle Özelleştirilmiş Bir Keçi Irkidir
SAANEN KEÇİ
İsviçre’nin Saanen Vadisi’nde geliştirilmiş ve dünyada en çok tanınan sütçü keçilerden birisidir. Dağlık bir bölgede ve sert iklim koşulları altında geliştirilmiş olduğundan, sağlam konstitüsyonlu bir hayvandır. Anavatanı olan İsviçre’nin dışında A.B.D.; İngiltere, Almanya; Fransa, İsrail, Yeni Zelanda, Avustralya ve bir çok ülkede de yetiştirilmektedir. Genellikle aile işletmelerinde 5–10 başlık gruplar halinde yetiştirilir. Bunun yanında daha büyük popülasyonlar halinde entansif bakım ve besleme koşullarında da yetiştirilmektedir.
Fenotipik Özellikleri;
Vücut düz beyaz renkli kısa, sert ve parlak kıllarla kaplıdır. Deri pembe renkte olup meme, ağız ve kuyruk çevresinde siyah renkli pigmentler taşır. Kıllarda ise renk pigmenti arzu edilmez. İnce, zarif ve yandan bakıldığında iç bükey görünümünde bir baş yapısına sahiptir. Tekelerde kuvvetli sakal vardır. Erkek ve dişiler genellikle boynuzsuzdur. Dişi Saanen keçilerde boyun altında bir çift küpe bulunur. Yandan bakıldığında, beden göğüsten sağrıya doğru gidildikçe genişler. Memeler çok iyi gelişmiştir. Cidago yüksekliği ortalama;Tekelerde 80–95 cm,keçilerde 75–85 cm ; Canlı ağırlık ortalama; Tekelerde 75 kg,Keçilerde 50–55 kg'dır.
Verim Özellikleri;
Saanen keçisi süt üretimi yönüyle özelleşmiş bir keçi ırkıdır. Laktasyon süre 250–300 gün arasında değişmekte olup ortalama 280 gündür. Laktasyon süt verimi ise 700–1000 kg arasında değişmekte olup ortalama 850 kg’dır. İyi bakım ve besleme koşullarında bu verim 1000 kg üzerine çıkabilmektedir. Avustralya’da yetiştirilen bir Saanen keçisi 365 günde 3500 kg süt vererek dünya rekoruna sahiptir. Üstün süt verimleri yanında yemden yararlanma yetenekleri de oldukça yüksektir.
Saanen keçileri hızlı bir gelişme gösterirler ve erken çağda (5–7 ay) eşeysel olgunluğa erişirler. Genel olarak iyi bakım ve besleme koşullarında ergin çağ canlı ağırlığının % 70-75’ine ulaştığı 7–8 aylık yaşta tohumlanabilir. Keçiler genellikle mevsime bağlı kızgınlık gösteren poliöstrik hayvanlardır. Kızgınlık siklusu uzunluğu 18–22 gün olup ortalama 21 gündür. Kızgınlık süresi ortalama 22 saattir. Saanen keçilerde döl verimi yüksek olup bir batındaki oğlak sayısı ortalama 1.8–2.0 arasında değişmektedir. Gebelik süresi ırka, yaşa, doğum tipi ve oğlağın cinsiyetine göre değişmekle birlikte 144 gün ile 157 gün arasındadır, bu süre ortalama olarak 5 ay kabul edilir.
NEDEN KEÇİ SÜTÜ?
Saanen sütçü keçi ırkları, diğer hayvan türlerine göre bazı avantajlara sahiptir. Bunlar; Oransal süt verimi ( Canlı ağırlığa göre ) çok yüksektir. 50 kg canlı ağırlığa sahip bir süt keçisi kendi ağırlığının en az 10–15 katı süt verebilir. Normal besleme koşullarında Saanen gibi sütçü keçiler 700–1000 kg süt verirken, çok iyi koşullarda beslenen iyi bireyler 3000 kg üzerinde süt verebilmektedir.
Süt keçileri diğer hayvanlara oranla daha az para ile satın alınabilir. İnekle karşılaştırılırsa 1:20’dir. Kısaca keçi inekten 20 kat daha ucuzdur.
Süt keçileri, her türlü ekonomik ve ekolojik koşulda, evde, bağ ve bahçede, çölde ve tropik koşullarda yetiştirilebilir. Tropik ve subtropik bölgelerin aranan hayvanıdır. Adaptasyon yetenekleri çok yüksektir.
Ham selülozlu yemleri çok iyi sindirir. Bu özelliği koyun ve sığırdan üç kat daha fazladır. Sığırla karşılaştırıldığında üremesi kolay, gebelik süresi kısa ve döl verimi yüksektir. Jenerasyon aralığı çok kısadır. Optimal çevre koşullarında bir batında ortalama iki oğlak verirler.
Süt keçilerinin önemli bir özelliği de erken gelişmeleridir. Entansif bakım ve besleme koşullarında ilk yavrusunu 12 aylıkken yapar. Diğer bir değişle keçi 7 aylık yaşta tohumlanabilir.
Diğer çiftlik hayvanlarına oranla hastalıklara ve kötü çevre koşullarına daha dayanaklıdır. Keçi ağız yapısından dolayı fundalık, makilik ve çalılıktan en iyi şekilde yararlanarak karnını doyurabilir. Sevk ve idaresi, bakılıp beslenmesi ve sağılması çok kolaydır. Yaşlılar, kadınlar ve gençler keçiye bakabilir.
Keçi sütünün diğer sütlerden ayrılan bazı özellikleri vardır. Bunlar;
Keçi sütü, inek sütü gibi içimlik süt olarak tüketilebilme özelliğine sahiptir.
Keçi sütünde, daha fazla miktarda küçük yağ globülleri vardır. Ayrıca keçi sütü yağı doğal olarak hemojenize özelliğine sahiptir. Bu özellikleri ile keçi sütünün sindirilmesi daha yüksektir. Bu durum keçi sütünü, sindirim sistemleri tam olarak gelişmemiş bebeklerin ve yaşlıların beslenmesinde önemli bir besin kaynağı olduğunu ortaya koymaktadır.
Bunların yanında keçi sütü prematüre bebeklerin beslenmesinde intestinal, koroner hastalıkların tedavisinde önem taşır.
Keçi sütü proteinleri diğer memeli sütlerinde bulunan amino asit komposizyonları bakımından çok belirgin farklılıklar gösterir. Bu durum özellikle inek sütüne alerjisi olan bebeklerin beslenmesinde keçi sütünü alternatif besin maddesi olarak devreye sokmaktadır.
Keçi sütünün yüksek fosfor içeriği, yeterince et ve balık tüketmeyen toplum kesimlerinin beslenmesinde önem taşır. Annesi ölmüş tay ve köpek yavruları için ideal bir besin maddesi özelliği taşır.
Keçi sütü bu özellikleri yanında peynir, süt tozu ve tereyağına işlenmekte ayrıca yoğurt üretiminde kullanılmaktadır. Dünyada yapılan en eski ve en ilkel peynir olan‘Kishle’ adı peynir ( Arabistan’da) keçi sütünden yapılan peynirdir. Diğer taraftan günümüzde dünyada en pahalı peynir de yine keçi sütünden yapılan Crottin de Chavignal olup Fransa’da üretilmektedir. Peynir çeşitleri bakımından Fransa’da sadece keçi sütü kullanılarak yapılan Camambert tipi ve Roquefert tipi peynirler başta olmak üzere diğer birçok keçi sütü peyniri piyasada en çok aranan peynirlerdir.
Dünyanın birçok ülkesinde keçilerin ıslahında en çok kullanılan sütçü ırklar daha çok İsviçre keçi ırklarıdır. Genellikle sütçülük özellikleri ön planda olan bu ırkların başında Saanen gelir.
İNEK, KOYUN VE KEÇİ SÜTÜ ARASINDAKİ FARKLAR
İnek Sütü: İnek sütünün bileşimi başta ırk olmak üzere çeşitli faktörlerin etkisi altında değişiklik göstermektedir. İnek sütünün kurumaddesi %10.5 - %14.5, yağ oranı %2.5 - %6, laktoz oranı %3,6 -%5,5, protein oranı %2,9 - %5 ve mineral madde oranı %0,6 - %0,9 arasında; bileşimine bağlı olarak asitliği 6,2 - 8,9 SH ve yoğunluğu 1,028 - 1,039g/ml arasında değişmektedir. İnek sütü bileşimindeki protein, laktoz ve yağ dışındaki maddeler miktar açısından önemli değildir. Ancak fonksiyonları açısından büyük önemi vardır.
Koyun Sütü: Koyun sütü; protein, yağ ve mineral maddeler açısından zengindir. Bileşimindeki protein ve yağ oranının fazlalığı ile diğer sütlerden ayırt edilmektedir. Kuru madde oranı inek sütünden %50oranında daha fazla olup, yaklaşık %19 civarındadır. Bunun %6 - %8 ‘i süt yağı, %4 -%5′i kazein. %4,5 -%5′i laktoz, %0,5 -%1!i albumin ve %0,9 -%1′i tuzlardan meydana gelmektedir. Koyun sütünün titrasyon asitliği 8–12 SH ve yoğunluğu 1,030 -1,045g/ml arasında değişmektedir.
Bileşimindeki proteinli maddelerin yaklaşık %80′i kazeinden oluştuğu için, kazeinli sütler gurubuna dahildir. Kuru maddesinin yüksek olması nedeniyle sahip olduğu kalori değeri de yüksektir. Rengi inek sütüne oranla daha beyazdır. Doğal asitliği daha yüksektir ve sonradan oluşan asitlik biraz yavaş gelişmektedir. Kendine özgü nispeten ağır bir tadı ve kokusu vardır. Bundan dolayı içme sütü için uygun değildir. Buna karşın kazein oranının yüksek olması nedeniyle peynir ve yoğurt üretiminde, yağ oranı yüksek olduğu için de tereyağı üretiminde tercih edilmektedir.
Koyun sütü yağının lesitin miktarı daha fazladır ve riboflavin açısından zengindir. İnek sütüne göre daha fazla miktarda amino grup asit içermektedir. C vitamini ve nikotinik asit açısından inek sütüne oranla daha fakirdir. Kurumadde ve yağ oranı daha yüksek olduğundan sindirimi inek sütüne göre daha güçtür.
Keçi Sütü: Bileşimindeki proteinli maddelerin yaklaşık %75′i kainden oluştuğu için, kazeinli sütler gurubuna dahildir. Karoten miktarı düşük olduğu için inek sütüne göre daha beyazdır. Keçi sütünün titrasyon asitliği 6,4 -10 SH ve yoğunluğu 1,028 -1,41 g/ml arasındadır. Keçi sütünün kurumaddesi %13 -%14 arasında değişir. Bunun %4,5′i yağ, %3,2’si protein, %4,1′i laktoz, %0,8′i mineral madde olarak bulunmaktadır.
Keçi sütleri A vitamini bakımından diğer sütlere oranla 2–3 kat daha zengindir. Keçi sütünün yağ globül çapı küçük olduğundan yağının ayrılması zordur ve bu nedenle geç kaymak bağlamaktadır. Yağ globüllerinin küçük olması, yağ ve proteinin daha homojen bir dağılım göstermesi kolay sindirilmesine neden olur. Keçi sütü fazla miktarda fosfat içermektedir. Et ve balık yeme alışkanlığı olmayan kimselerde fosfat eksiğinin giderilmesinde keçi sütü iyi bir kaynaktır. Mide asitliğini kontrol altında tutması nedeniyle mide rahatsızlığı olan kimselerin keçi sütü içmeleri önerilmektedir. Keçi sütü başta B12 vitamini olmak üzere bazı vitaminler ile mangan ve demir bakımından fakirdir.
|
|
|
Keçilerde Sağlik Ve Koruma |
|
Yazar: RasitTunca - 07-15-2019, 11:32 AM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar
- Yorum Yok
|
 |
Keçilerde Sağlik Ve Koruma
Keçi sürülerinde dikkat edilmesi, gözlenmesi gereken önemli hususların başında "sürüden ayrı durma" gelir. Sürüden ayrı duran, sürünün arkasında kalan keçiler kontrol edilmelidir. Keçilerin yürüyüşleri, dışkıları, deri ve tüyleri her zaman gözlenmeli, vücuttan gelen herhangi bir anormal akıntı ciddiye alınmalıdır. Bu konular dikkate alındığı zaman erken teşhis ve kısa süre içinde önlem almak mümkün olacaktır.Yine sürüde zayıflama ya da aniden zayıflayan birkaç keçi bize problemler hakkında bilgi verecektir. Keçi sürülerinde ölüm, atık, anormal dışkı gibi istenmeyen olaylar söz konusu olduğunda kesinlikle laboratuar kontrolü istenmelidir.
Keçilerin normal vücut sıcaklıkları 38,6 - 39,7 0C olup, 39,1 0C ortalama olarak kabul edilir. Keçiler dakikada 12 - 15 kez, oğlaklar ise 20 - 35 kez soluk alıp verirler. İşkembeleri normal olarak dakikada 1 - 1,5 hareket yapar, nabızları yine dakikada 70 - 80 kez atar.
Keçilerin birçok derdi olmakla birlikte, her derdin de bir çaresi vardır. Problemlerin olabileceği öngörülerek uygun aşılama programlarının aksatılmadan sürdürülmesi, dengeli ve eksiksiz bir yemleme ile koruyucu hekimlik işlevi yerine getirilmiş olur.
Başlıca Keçi Hastalıkları ve Önerilen Çözümler:
1- Pasteurellosis: Öksürük ve sık soluma ile kendini gösterir. Antibiyotiklerle tedavisi mümkün olabilir. En etkili yol koruyucu önlemlerdir. Aşı yapılmalıdır.
2- Enterotoksemi: Ani ölümlere sebep olan bir hastalıktır. Çaresi aşılamadır.
Tetanoz: Kasılmalarla kendini gösteren bir hastalıktır. Kırkım söz konusu olduğunda daha çok ortaya çıkar. Herhangi bir yaranın oksijenli suyla silinmesi koruma bakımından önemli olup, aşısı vardır.
Leptospiroz: Kan işeme ile ortaya çıkan bir hastalıktır. Kesilen ya da ölen hayvanların gövdeleri sararmıştır. Antibiyotik tedavisi düşünülebilir. Ancak; antibiyotikle tedavi çözüm değildir. Aşılama yapılmalıdır.
Piyeten, Ayak Çürüğü: Tırnakları çürüten bir hastalıktır. Sürüde hızla yayılabilir. Topallığa sebep olur. Tırnakların uygun şekilde kesilmesi, kuru- temiz barınaklar, ayak banyoları ile önlenebilir. Uğraştırıcı bir hastalıktır. Antibiyotik tedavileri denenebilir. Antibiyotiklerle tedavi girişimleri her zaman başarılı olmayabilir. O yüzden temiz ve kuru barınakların önemine inanmak şarttır. Aşılama denenebilir.
Kazeöz Lenfadenitis, Koyun Pseudotüberkülozu:
Halk arasında çıban, cırtlak diye bilinen, lenf yumrularının apseli yangısıdır. Ancak; apse kalın bir kapsula içerisinde çok az miktardadır. Apseyi açıp akıtmak yemlik kenarlarına etkenin bulaşmasını, dolayısıyla sürüde hastalığın hızla yayılmasını kolaylaştıracağı için, hiçbir şekilde tavsiye edilmez. Aşılama, aşılıların ve sağlamların hastalardan ayrılması, aşılamaların programlı bir şekilde sürdürülmesi önerilir. Apseler çene altında, kasık ve koltuk altlarında bulunacağı gibi, dışarıda görünmeyen, kesilince ortaya çıkan lenf yumrularında da bulunabilir. Kesildikten sonra ortaya çıkan hastalık durumlarında derhal aşılamaya geçilmelidir. Aşılama sadece hasta olmayanları korur. Lenf yumruları şişmiş ve apseleşmiş olanlarda aşının bunları yok etmesi beklenemez.
Kuduz: Çok tehlikeli, insanlara da bulaşabilen, virus etkenli bir hastalıktır. Problemli bölgelerde sistemli aşılar yapılmalıdır.
Clamidiosis: İnsanlara da bulaşabilen, yavru atmaya sebep olan bir hastalıktır. Koyunlarda uygulanan aşı, keçiler için ruhsatlanmamış olsa da, denenebilir. Antibiyotik tedavisinden sonuç alınır.
Ektima: Dudak kenarlarında yara ile karakterize olan bu hastalık, yem yemeyi engellediği için öldürücü olabilir. Çok bulaşıcıdır. Aşılama dışında çaresi yoktur.
Camphylobacter Fetus Enfeksiyonu (Vibriosis): Yavru atmaya sebep olan bir hastalıktır. Tedavisi antibiyotiklerle mümkün olsa da, aşılama en akılcı yoldur.
Yanıkara - Malignant Ödem: Vücutta kötü kokulu, çıtırtılı şişlik ve yaralarla kendini gösteren bu öldürücü hastalığın tek çaresi aşılamadır.
Cryptosporidiosis: İshale sebep olan bir hastalıktır. Aşısı yoktur. Bazı tedavi yöntemleri denenebilir. Başlıca önlem; temiz ve kuru ilkesine her yönden, her yerde uyulmasıdır.
Coccidiosis: Kanlı ishale sebep olan bir hastalıktır. Özellikle suyla verilen ilaçlar kullanılarak tedavi edilebilir.
İç ve Dış Parazitler: İç parazitler deyince akla kıl kurtları, şeritler ya da karaciğer kelebekleri gelir. Dönemsel olarak enjeksiyonluk ilaçlarla ya da ağızdan verilen ilaçlarla tedavileri yapılmalıdır. Dış parazitlerden pire, kene, uyuz etkenleri, bit ve sinekleri sayabiliriz. Her birinin uygun koruma ve tedavi şekilleri vardır. Banyo tarzında olabileceği gibi, sırta dökülen ilaçlardan da yararlı sonuçlar alınabilir. Keçilerde tüy yapısı sebebiyle sırta dökülen her ilaç koyun ve sığırlarda olduğu gibi iyi sonuç vermeyebilir. Böyle durumlarda banyo tarzı ilaçlar daha çok tercih edilmelidir.
Beyaz Kas Hastalığı: E vitamini ve selenyum eksikliğinde ortaya çıkan bir hastalıktır. Selenyum, E vitamini birlikte vücuda yararlı olduklarından bu kombinasyonun yemlere katılarak ya da enjeksiyon şeklinde verilmesi gerekir.
Çiçek Hastalığı: Yaygın bir virus hastalığı olup, vücudun tüysüz bölgelerinde kabartılarla kendini gösterir. Göz kapaklarında şişme olur ve burun deliklerinden akıntı gelir. Hastalık ölümcül olabilir. Aşılama dışında çaresi yoktur.
Şarbon, Anthrax: Ani ölümlerle kendini gösterir. Odak bölgeler varsa yerel olarak problem artar. Ölüm ani olduğu için antibiyotikle tedavisi söz konusu değildir. İnsanlara bulaşabilen bu tehlikeli hastalığın tek çaresi aşılamadır.
Bruselloz: Yavru attıran, insanlara da bulaşabilen, sürüyü ve sürü sahibini zor durumda bırakan, tehlikeli bir hastalıktır. Atıkların tahlili şarttır. Rev 1 aşısı ya da göze uygulanan Rev 1 aşısı ile önlenebilir. Deri altı uygulanan Rev1 aşısının sekiz aylıktan büyük dişi keçilere yapılması tavsiye edilir.
Şap Hastalığı: Viral, bulaşıcı bir hastalıktır. Ağız, ayak, meme bölgelerinde yaralarla ortaya çıkar. Aşılama yapmak gerekir.
Küçük Ruminantların Vebası ( Küçükbaş Geviş Getirenlerin Vebası): Öldürücü, viral etkenli bir hastalıktır. Aşısı vardır. Aşılama tek çaredir.
Septisemi: Yeni doğan oğlakların ani ölümü ile sonuçlanan bir hastalık olup, aşılama ve yeni doğan oğlağa antiserum uygulaması yaparak başarılı bir mücadele sürdürülür. Ağız sütünün emilmesi sağlanmalı, kontrol edilmeli ve oğlağın ağız sütünü emdiği gözlenmelidir.
Keçi Ciğer Ağrısı: Öksürük, hızlı soluma, burun akıntısı, yüksek ateş ile kendini gösteren, öldürücü bir hastalıktır. Tedavisi mümkündür. Bazen keçiler belirtiler ortaya çıkmadan ölebilirler. Aşılama yapılması şarttır.
Enfeksiyöz Nekrotik Hepatit: Kara hastalık veya kara bohça diye bilinen öldürücü bir hastalıktır. Tek çare aşılamadır. Klostridyum mikroorganizması karaciğer kelebekleriyle birlikte hastalığı oluşturduğu için, karaciğer kelebeği mücadelesi yapmak da önleyici tedbir olarak kabul edilir.
Agalaksi: Süt kesen hastalığı olarak da bilinen, meme iltihabı oluşturan ve ölüme sebep olabilen bu hastalığın çaresi aşılamadır.
Mastitis: Meme Yangısı: Agalaksi dışında da çeşitli mikroorganizmalar meme yangısına sebep olabilir. Antibiyotiklerle tedavisi mümkündür. Aşısı olan mikroorganizmalara karşı aşı ile koruyucu önlem alınabilir. Temizlik ve dezenfeksiyon kurallarına uymak gerekir.
Listeriosis: Yavru atmaya ve sinirsel belirtilere sebep olan, insanlara da bulaşabilen bir hastalıktır. Dudaklarda titreme, yem yememe, yutma zorluğu, sallantılı yürüyüş ile kendini gösteren bu hastalık ölümle sonuçlanır. Hastalık erken safhada yakalanırsa antibiyotiklerle sonuç alınabilir. Ancak; teşhisi klinik olarak zordur. Sinirsel belirtiler gösteren hayvanların tedavisi genellikle mümkün olmaz.
Keçilerde Aşı Uygulamaları:
Enterotoksemi; Kara hastalık (Nekrotik hepatit), yanıkara gibi hastalıklar için karma aşılar uygulanır. Keçilere yılda 1 kez, deri altı yolla 2 ml yapılması tavsiye edilir.
Bruselloz aşısı: Rev1 aşısı teke katımından önce 1 ml deri altı olarak uygulanır. Teke katımdan 1 ay önce ve yılda 1 kez yapılması önerilir.
Ektima aşısı: Doğumu takiben 10 gün içinde arka bacaktan, butun iç kısmına çizik şekilde uygulanır.
Mastitis: Özellikle süt verimi yüksek kültür ırkı keçiler mastitis etkenlerine karşı aşılanmalıdırlar. Mastivac karma veya Lysigin Staphylococcus aureus aşıları kullanılabilir.
Koyun Keçi Vebası Aşısı ( Küçük Geviş Getirenlerin Vebasına Karşı Aşılama): 1 ml kuyruk altından ( deri altı) uygulanır.
Keçi Ciğer Ağrısı: Kulak ucundan 0,2 ml deri altına uygulanır. Yılda bir kez yapılır. Gebeliğin son iki ayında yapılması önerilmez.
Agalaksi Aşısı: Koltuk altındaki tüysüz bölgeden 1 ml. deri altı yolla yapılır. Gebeliğin son iki ayında uygulanmaz.
Şap Aşısı: Deri altı uygulanır (1ml).
Pseudetüberküloz Aşısı ( Kazeöz Lenfadenitis Aşısı): Yılda bir uygulanır. Tekrarı vardır. Aşılama sistemli olarak sürdürülmeli, hastalar sağlamlardan ayrılmalıdır.
Piyeten Aşısı: Yılda bir, rapelli olarak (tekrar) uygulanır. Kuru ve temiz barınaklar en iyi koruyucu yöntemdir.
Pasteurella Aşısı: İlk aşılama rapelli olarak(tekrarlanarak), yılda 1 kez uygulanır.
Çiçek Aşısı: 6-12 haftalık sağlıklı oğlaklara 0,2 ml. 3 aylıktan büyüklere 0,5 ml. deri altı yolla yapılır. Hastalık çıkmamış bölgelerde ve gebeliğin son 1,5 ayı içerisinde yapılması önerilmez.
GENEL KURAL: Bütün aşılar prospektüsünde yazdığı şekilde uygulanmalıdır.
Aşılama Dışındaki Uygulamalar:
Selenyum ve E vitamini kombinasyonları enjeksiyon olarak uygulanmalıdır.
Parazit mücadelesi yapılmalıdır.(İç parazitler) ( Dış parazitler)
Kuru döneme giren keçilere meme içi olarak kuru dönem için hazırlanmış antibiyotikli preparatlar uygulanmalıdır.
|
|
|
Aylara Göre Koyun ve Keçilerde Yetiştirici işleri |
|
Yazar: RasitTunca - 07-15-2019, 11:18 AM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar
- Yorum Yok
|
 |
Aylara Göre Koyun ve Keçilerde Yetiştirici işleri
OCAK
Ağılların ısı ve nem oranı kontrol edilir;iyi havalarda koyunlar , ağıl dışına alınarak , ağıldaki yatak yerlerine sap, saman , yaprak gibi yataklık malzemesi serilir. Doğum yapan koyunların ve doğan kuzuların soğuk, nem ve hava akımlarından korunmasına da gereken özen gösterilir.
Yavrularda , doğumlarını izleyen ilk günler içerisinde görülebilecek ve öldürücü olarak seyreden kuzu ishalinin nedeni saptanarak , teşhis durumuna göre , gerekirse septisemi serumları yapılır;hastalar anaları ile birlikte tecrit edilerek , tedaviye alınır. Ölenler yakılır veya gömülür. Ağıllar permanganat solüsyonu ile yıkanır.
Kış keneleri ,bit ve uyuza karşı , derhal ilaçlamaya geçilir.
Doğan kuzulara ektime aşıları veya gerekli görülen serumlar yapılır. Doğumdan hemen sonra kuzuların göbek bağı , anaların arka kısımları ve kuyruk altı ilaçlanır.Uzun kuyruklu kuzuların kuyruklarına , sağrı bölgesinden bir el ayası aşağıda lastik ligatür konularak , zamanla kopması işlemi uygulanır.
ŞUBAT
Zararlı kış ve kenelerine karşı ağılda ilaçlama yapılarak ,yerlere yataklık serilir. Hayvan uyuzu ve kenelerine karşı , bu mevsimde toz veya pomat halindeki ilaçlar kullanılabilir.
Koyunlarda zayıflama , çene altlarındaki şişlik , su toplanması görüldüğünde ,kelebek hastalığı(Distomatoz)olabileceği düşünülüp ,labaratuvar teşhisinden sonra, hemen kelebek hapı içirilmeli;yine hayvanlarda öksürük , burun akıntısı, ishal ,zayıflama, iştahsızlık varsa;akciğer, mide ve barsaklarda kıl kurdu yönünden teşhis yaptırılıp, zaman geçirmeden etkin ilaçlar ile tedavisi yapılır.
Koyunlara bu ayda günde 250 gr.kesif yem verilir. Meraların kapalı olduğu ,silaj bulunmadığı veya kesif yemin çok pahalı olduğu ;yeteri miktarda sağlanamadığı zamanlarda, melas ve üre katılmış kuru ot besisi yapılabilir. Yemlemenin ağıl dışında yapılması tercih edilmelidir.
Doğan kuzulara ve doğuran analara gerekli özen gösterilir. Kuzular doğum zamanlarına göre ,ayrı gruplara ayrılır. Üç haftalık kuzulara 50 gr.dan başlayarak yulaf kırması verilir.Yulaf miktarı her 15 günde bir arttırılır.
Gerektiğinde kuzulara çiçek, ektima aşıları ile,septisemi serumları uygulanır.
Çoban köpeklerine kuduz aşısı yapılır.
MART
Yüksek rakımlı yerlerde koyunların doğum işleri takip edilir. Ağıl yemlemesine devam edilir. Doğan kuzular soğuk hava şartlarında iyi korunmalıdır. Ova veya yakınlarındaki bölgelerde , kuzuları başlamalı, erkek ve dişi kuzular şimdilik birarada otlatılmalıdır.(Kuzu ve toklulara temiz mera ayrılmalı , anaç koyunlar ayrı meralandırılmalıdır.)
Şarbon,Enf, Hepatit Nekrozan (Kara Hastalığı), Keçi ciğer ağrısı hastalığı ile ektima gibi belirli yer ve zamanlarda çıkan hastalıklara karşı, koruyucu aşılamalar yapılır.
Çoban köpeklerine şerit ilacı verilir.
NİSAN
Dişi kuzulardan sonra, erkek kuzular da analarından kesin olarak ayrılıp;erkek ve dişi kuzular ayrı ayrı sürüler halinde , bakım ve beslenmeye tabi tutulur.
Damızlık kadro fazlası kuzular besiye alınarak, damızlıkların numaralama ve kuyruk kesme işleri tamamlanır.
Yüksek yörelerde kuzu doğumları takip edilir, doğan kuzuların bakım , besleme , aşı serum ve numarataj işleri ve kuyruk kesme işlemleri titizlikle izlenir. Bu işlemler kayıt defter veya kartlarına günü gününe işlenir.
Ayak iltihabı , şap çiçek şarbon gibi hastalıklar bu ayda görülebileceğinden , gerekli tedavi ve aşılar yapılır.
Kuzulara şerit dökmeleri için ilaç içirilir.
Ova bölgelerde , ay sonuna doğru kırkım hazırlıklarına başlanır.
MAYIS
Kırkım hazırlıkları bitirilip,ayın en uygun bir haftasında kırkıma başlanır (kırkıma önce kısırlardan başlanılmalı, müteakiben şişek ve toklular, daha sonra da sağmallar kırkılmalıdır.)
Ay sonunda bütün koyun materyali , dış parazitlere karşı etkin ilaçlarla hazırlanmış banyodan geçirilir.
Kırkımı yapılmış hayvanlar teker teker elden geçirilerek, kasaplık olanlar damızlık kadrodan çıkarılıp, satılır. Daha önce besiye alınmış kuzular da bu ayda satılır.
Hayvan sıtması,ayak iltahabı, şap agalaksi (sütkesen)gibi hastalıklar bu ayda görülebileceğinden, tedavileri ve yapılmamış aşıları tamamlanmalıdır.
HAZİRAN
Kırkım işlemi tamamlanır. Kırkımı biten sürü kontrol edilerek , anaç sürünün %20'si ayıklanır. Yerlerine aynı oranda dişi toklu alınarak , kadro tamamlanır. Anaç koyunlardan , verimleri iyi görülebilenler, gerekirse bir yıl daha kadroda kalabilir.
Damızlık koyunların tohumlanmasına başlanır. Koçlar aşım süresince , uygun bir rasyon ile beslenir. Tohumlamada baba koçların daha rahat kullanılabilmesi için, yoklu koçlar ile takviye etmek yerinde olur.
Koyun materyaline entero-toksemie aşısı uygulanır.
Bu ayda tamamen mera otlatılmasına geçilir. Ova yörelerde gece yayılımına geçilir.
TEMMUZ
Ova arazilerde koyunların tohumlamasına devam edilir.
Gece yayılımı yapılır. Koyunlar gündüzleri kırda, kuzular ise çalmaralarda veya çevresi açık ağıllarda yatırılır. (Özellikle, geceleri zehirli otların bulunduğu meralara ve yeşil yoncalıklara, fazla miktarda başak kalmış tarlalara hayvanların bırakılmasından kaçınılmalıdır.)
Gelişmeyen kuzular satılır.
Dişi kuzulara Rev-I aşısı uygulanır.
AĞUSTOS
Mera ihtiyacı tamamını karşılayabilecek durumdadır. Mümkün olduğu takdirde, koyunlar serin ve yükseklerdeki meralara çıkarılır.
Koyunların tohumlaması bu ayda bitirilir. Düşük rakımlı yerlerde yapılan bu tohumlama sezonunda, gebe kalmıyan koyunlara, istenildiği takdirde hormon tatbikatı yapılarak, tohum almaları sağlanır. Her şeye rağmen, iki yıl üst üste gebe kalmayan koyunlar elden çıkarılır.
Koyunların kışlık ihtiyaçlarını tamamen karşılayabilecek miktarda yem sağlanır.
Aylık verim ve sağlık kontrolleri yapılarak, kayıt defter veya kartlarına işlenir.
EYLÜL
Meralar kuruduğundan, bu ayda koyunlara ek yem ve yonca verilmelidir. Yonca biçiminden iki-üç gün sonra, kurutularak verilmelidir. Sulama olanağı varsa, meralar sulanarak bir süre daha yararlanılabilecek duruma getirilir. Ağıl yakınlarındaki ekilecek hasıl tarlalarının hazırlanmasına başlanır.
İyi olmayan hava şartları ve ek besin verilememesi gibi şartlarda; gelişebilecek gebelik toksemesi gibi hastalıklarda, zaman geçirmeden tedavi yoluna gidilmelidir.
Koyunlara çiçek ve septisemi aşıları uygulanır.
Pazarlama durumuna göre, kadro fazlası kasaplık niteliğindeki koyunların satışı yapılır.
EKİM
Doğum için gereken hazırlıklar tamamlanır.
İleri gebe koyunlara, meradan yeteri kadar faydalanamadıkları takdirde, yem takviyesi yapılır.
Yavru atımı görüldüğünde, bu koyunlar derhal tecrit edilir. Atılan yavru ve anadan alınan marazi maddelerin laboratuvarda yapılacak muayeneleri sonucunda, salgın bir hastalık tesbit edilmişse; bu hastalık türüne göre, gerekli işlemler uygulanır.
KASIM
Bu ayda düşük rakımlı yörelerde, koyunların doğumları başlar. Kuzulama tarihi çok yakın olan analar, ağıl yakınlarında meralandırılır. İyi ve uygun bir bakım ve beslenme ile, koyunlar doğum sırasında yüksek bir kondisyonda tutulur.
Doğan kuzular, hemen ayrı temiz bir bölmeye alınır; göbek kordonu tentürdiyota batırılır. Birkaç gün bu işleme devam edilerek, gazlı bez ile bağlı tutulur.
Belirgin bir kuzu ishali görüldüğünde, derhal koruyucu önlemler alınır. Gerekli görülürse, septisemi serumu uygulanır.
Hastalıklardan korunmak için, ağılların teknik ve hijyenik koşullara uygun olması sağlanır.
ARALIK
Doğum devam eder. Doğan kuzular kuzuluklara alınır, günlük zorunlu bakımları yapılan kuzular sabah ve akşam analarına emzirilir.
Doğan kuzuların, gerekirse ektima aşıları ile septisemi serumları uygulanır. Numaralama ve kuyruk kesme işlemleri tamamlanır.
Gebe ve doğum yapan koyunlara, ilave kesif yem verilir. İyi havalarda, koyunlar meraya çıkarılır. Güneşli ve yağışsız günlerde, yemleme işlemi ağıl dışında yapılır.
Damızlık kadro içinde yeniden bir tarama yapılarak, kasaplık koyun materyali ayrılıp, satışa götürülür.
Ay sonunda, o yılı içeren mali hesaplar çıkarılır. Buna göre, yeni program yapılır.
|
|
|
Koyunculuğun Yapilma Şartlari |
|
Yazar: RasitTunca - 07-15-2019, 11:11 AM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar
- Yorum Yok
|
 |
KOYUNCULUĞUN YAPILMA ŞARTLARI
Koyunculuk yapabilmek için ikinci şart hayvanlara verilecek mera
Koyunculuk meraya dayalı bir hayvancılık kolu olduğundan koyunculuğun
yapılabilmesi için ilk şart mera
olmasıdır. Meralar çok sayıda bitki florasına sahip olmalı,
hayvanların rahatça dolaşacağı şekilde düz ya da az eğimli olmalı, dik ve
kayalık olmamalıdır. Meranın büyüklüğüne göre hayvan olmalı ve aşırı otlatma
yapılmamalıdır.
Koyunculuk yapabilmek için ikinci şart hayvanlara verilecek yem
Koyunculuk yapabilmek için ikinci şart hayvanlara verilecek kaba yemin tamamını veya büyük bir kısmını, kesif yem maddelerinin
ise bir kısmını temin edebilecek, ekilip biçilebilen arazinin olmasıdır.
Kaba yemini kendi arazisinde temin eden bir yetiştiricinin karlılığı
artacaktır. Ayrıca tarlalarda hububat hasadından sonra kalan anızlarda da
koyunlar otlatılarak meraların bir süre dinlenmesi sağlanacak, meralarda aşırı
otlatma bir ölçüde de olsa önlenmiş olacaktır. Hayvanlara verilecek kaba ve
kesif yemler kıştan önce mutlaka temin edilmeli ve stoklanmalıdır.
Koyunculuk yapabilmenin üçüncü şartı yeterli kapasitede ağıl
olmasıdır. Hayvan başına yeterli taban alanı ve havalandırması olmayan
ağıllarda barındırılacak hayvanlar ne kadar iyi ırktan olurlarsa olsunlar ve ne
kadar iyi beslenirlerse beslensinler beklenen verimi vermezler. Ağıllarda her
koç için 1.5 - 2.0 metre kare, her koyun için kuzusu da dikkate
alınarak 1.25 - 1.5 metre kare ve her toklu için 0.8
- 1.0metre kare taban alanı gereklidir. Ağılın yüksekliği 200 başlık ağıllarda
3.0 -3.5 metre, 500 başlık ağırlarda 3.5 - 4.0 metre olmalı ve her
hayvan için 3.0 ve 4.0 metre küp hava hesap edilmelidir. Ağıllarda
bulunacak pencereler taban alanının 1/12' si kadar olmalı, pencereler tavana
doğru açılmalı ve geriye vasistaslı olmalıdır. Ayrıca tavanda havalandırma
bacaları olmalıdır. Ağılların altları kolayca temizlenmeye elverişli olmalı,
taban ve duvarlar bit, pire ve kene gibi dış parazitlerin kolayca
yerleşmesine imkan vermemelidir. Ağılların tabanında kışın biriken
gübreler ilkbaharda temizlenmeli, yazın ise sık aralıklarla süpürülmelidir.
Ağılların kapıları hayvanların rahatça girip çıkacağı şekilde geniş ve çatal
kapı olmalıdır.
Koyunculuğun dördüncü şartı bakıcılardır.
Çoban diye adlandırdığımız bakıcılar hayvana gereken ilgiyi göstermez, koyunu
otlatma şeklini bilmezse sürüyü meraya aç götürür, susuz geri getirir.
Çobanların koyunu bilmesi, merayıQ tanıması, çoban köpeklerine sözünü dinletmesi
gereklidir. Çobanların koyunun hangi saatlerde otlayacağını bilmesi ve merada
otlatma saatlerini ona göre düzenlemesi, sıcak mevsimlerde öğlen saatlerinde
sürüyü gölgeliklerde istirahata alması gereklidir.
|
|
|
Koyun ve Keçilerde Hangi Davranişlar Sağlik Hakkinda işaretleridir |
|
Yazar: RasitTunca - 07-15-2019, 10:51 AM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar
- Yorum Yok
|
 |
Koyun ve Keçilerde Hangi Davranişlar Sağlik Hakkinda işaretleridir
KUZULARDA İSHÂLLE SEYREDEN ÖNEMLİ HASTALIKLAR
İshal olunca, kuzular bir kaç gün içinde erir gider. Hastalığı atlatsa bile, mikrop vücuduna yerleşir. Hayvan iyi gelişemez, verimi düşük olur.
İshalli hastalıklardan iki tanesini bu derste tanıtıyoruz: Septisemi ve Salmonellozis. İkisi de zarar – ziyan getiren hastalıklardır.
Önemli olan, bunları önlemektir. Bu da, temizlik ile olur. Ağılda, merada ve pazarda temizliğe dikkat etmek lâzımdır.
Dersimizde anlattıklarımız bir gün size gerekebilir.
KUZU SEPTİSEMİSİ (Kuzu ishali)
Öldüren hastalıklardandır. Mikroptan ileri gelir. Doğumdan sonraki bir kaç gün içinde ortaya çıkar. En önemli belirtisi şiddetli ishaldir.
Çok telefata sebep olur.
Kuzuya nasıl bulaşır? Kuzuya ana karnında iken bulaşabilir. Süt emerken, anasının kirli memesinden bulaşabilir. Mikroplu altlık otlardan bulaşabilir.
Bulaşma ağızdan da olabilir, göbekten de olabilir.
Göbek Temizliği: Hastalık göbekten de bulaşır. O halde, göbekten bulaşmayı önlemek için göbek, tentürdiyot gibi maddelerle mikroptan korunmalıdır.
Hastalanan kuzuda ateş yükselir. İshal vardır. İştahsızdır, süt emmez, daima yatar.
Hayvanın dışkısı gri – beyaz renkli ve köpüklüdür. Hayvanın arka tarafı pislikle bulaşmıştır. Hayvan sancılıdır.
Diğer belirtiler: Göz kapaklarının içleri kanlanır. Bacaklarda, eklemlerde şişme görülür. Hayvan topallar.
Hastalık göbekten bulaştıysa, göbek ve etrafı iltihaplanmıştır.
Kuzu ishali sürüyü kırar geçirir. Ölüm oranı yüzde 80′ lere kadar varır. Hemen Veteriner Hekime haber vermelidir. Kuzulardan birini (canlı veya ölü) laboratuvara ****rmelidir. Burada hemen teşhis konabilir.
Tedavisi var! Erken teşhis edilirse, tedaviye erken başlanırsa, iyi sonuç alınabilir. Hasta kuzulara yağsız süt verilmelidir. Antibiyotikler, A vitamini, bağırsak antiseptiği ilaçlar iyi gelir.
Önemli olan korunmadır.
Resim 68: Kuzuların sağlığını korumakta dikkatli olalım.
Hastalığı tedavi etmek pahalı ve yorucudur. Hasta kuzular tecrit edilir. Ağıllar çok temiz olmalıdır. Doğum öncesi dezenfekte edilmelidir. Yeni doğanların göbekleri temiz tutulmalı, tentürdiyot sürülmelidir.
Ölen kuzular yakılmalı veya derine gömülmelidir.
SALMONELLOZİS
Bu da ishal şeklinde görülen bir hastalıktır. Kuzular bir yerden bir yere sürürülürse, arkadan bu hastalık çıkabilir. Hastalık ağızdan bulaşır. Aniden ateş yükselir, karın ağrısı başlar. İshal çok şiddetli dizanteriye dönüşünce, beden ısısı da normalin altına düşer. Dışkı kanlıdır.
Kuzular su kaybına uğrar. Gözleri içine göçer, bir kaç gün içinde ölür.
Hastalıktan kurtulanlar, dışkıları ile mikrop saçmaya devam ederler. Ölüm oranı yüksek değildir.
Teşhis için laboratuvara materyal gönderilir. Hasta hayvanlar ayrılır.
Temiz ve kaliteli altlıklar serilir. Hayvanlara hafif gıdalar verilir.
Ağıllar temiz tutulursa, dezenfekte edilirse hastalık kolayca atlatılır.
KOYUN VE KEÇİLERDE ÖNEMLİ HASTALIKLAR (VİRAL): Canlının olduğu yerde, ona musallat olan hastalık yapan etkenler her zaman vardır. Ancak bu etkenleri etkisiz hale getiren etkenlerde her zaman olmuştur.
Diğer hayvan türlerinde olduğu gibi, koyunculukta da hastalıklardan koruma, hastalandıktan sonra tedavi etmekten önce gelir.
Koyun ve keçilerde hastalıklar; verim düşürücü, öldürücü, insanlara bulaşıp büyük zararlara neden olucu etkileriyle önemli sorunlar yaratırlar.
Sonra, öyle hastalıklar vardır ki, hastalandıktan sonra tedavisi zor veya imkansızdır. Koyunlar sürü hayvanı olduğu ve genellikle yüzlerce, hatta binlercesi bir arada bulunduğu için, hastalandıklarında büyük ekonomik kayıplara neden olurlar.
Bu bölümde çiçek, şarbon veba gibi koyun ve keçilerin önemli salgın hastalıklarını inceleyeceğiz.
ÇİÇEK HASTALIĞI: Koyun ve keçilerde yüksek ateş ve kılsız deri bölgelerinde kabarcıklar oluşturan bulaşıcı bir hastalıktır.
Hastalık nasıl bulaşır ? Hasta hayvanların çiçek yaralarından düşen parçalar ve öksürükle saçılan hastalık etkeni yemlikleri, eşyaları ve çevreyi bulaştırır. Yakın temasla ya da bulaşık malzemelerle temasla hastalık sağlam hayvanlara kolayca bulaşır.
Hastalığın belirtileri nelerdir ? Yüksek ateş, titreme, burun akıntısı, solunumun artması görülen ilk belirtilerdir. Göz kapakları şişer, baş, kuyruk altı, karın ve bacak içlerinde kırmızı yuvarlak lekeler oluşur. Daha sonra bu lekeler kabarır, sertleşir ve içinde sıvı toplanır ve sararıp kabuklaşır. Yetiştiriciler arasında buna kara çiçek denir. Kabuklar yaklaşık bir hafta içinde düşer, yerlerinde açık renkli iyileşme dokuları kalır. Gebe hayvanlar yavru atar. Kuzu ve oğlaklarda hastalık daha şiddetli seyreder.
Bakımı iyi olmayan sürülerde, kalabalık ağıllarda, saf ırklarda, genç hayvanlarda ölüm oranı yüksektir. Hastalık 3 hafta sürer. İyi bakılan sürülerde ölüm oranı % 5, kuzularda ve saf ırklarda % 50′ye varır.
Nasıl tedavi edilir ? Hasta hayvanların tedavisi mümkün değildir. Hastalıktan şüphe edildiğinde hasta ve sağlam hayvanlar ayrı yerlere alınarak hemen Veteriner Hekime haber verilir.
Hastalık çıkışı nasıl engellenir ? Sürüye yeni hayvan katılacağı zaman hayvan dikkatle muayene edilmelidir. Koç katımından önce sürüye çiçek aşısı yaptırılmalıdır. Gebe hayvanlara aşı uygulanmaz. Ancak hiç bir zaman hastalığın görüldüğü sürüye aşı uygulanmaz. İhbarı mecburi bir hastalıktır. Aşı yapıldıktan 21 gün sonra bağışıklık başlar ve 8 ay sürer. Sürüde hastalık başlayınca, hastalar hemen ayrılarak bulaşma önlenmelidir.
Çiçekli hayvanlar kesilmemeli, etleri yenmemelidir. Deri ve yünleri dezenfekte edildikten sonra kullanılmalıdır.
KOYUN – KEÇİ VEBASI
Koyun ve keçilerde yüksek oranda ölümlere neden olan bulaşıcı bir hastalıktır. Kuzu ve oğlaklar yetişkin hayvanlara göre hastalığa daha hassastır.
Hastalık nasıl bulaşır? Hasta koyun ve keçilerin gözyaşı, burun akıntısı, öksürükle saçılan damlacıkları, salya ve gaitaları (dışkı) ile bulaşır. Fakat hastalığın ilk defa görülmesinin en önemli sebebi sürüye hasta hayvan alınmasıdır.
Hastalığın belirtileri nelerdir? Hasta hayvanlarda yüksek ateş, iştahsızlık, gözlerde kızarıklık, gözyaşı ve burun akıntısı, ağızda kepek serpilmiş bir görünüm ve diş etlerinde, dudakların iç yüzünde, dil ve damaklarda yaralar, ağızda salya akıntısı öksürük ve ishal görülür. Yetişkin hayvanlar hastalığı daha hafif geçirebilirler. Kuzu ve oğlaklarda ise yukarıda bildirilen belirtiler görülmeden ani ölümler görülebilir. Hastalığın kesin teşhisi laboratuvarda yapılır.
Nasıl tedavi edilir ? Hasta hayvanlar tedavi edilmez. Hayvanlarda hastalık belirtileri görüldüğünde hemen veteriner hekime haber verilir, hasta ve sağlam hayvanlar ayrı yerlere alınır. Ölen ya da öldürülen hayvanlar derin çukurlara gerekli tedbirler alınarak gömülür.
Hastalık çıkışı nasıl engellenir? Nereden geldiği bilinmeyen ve sağlık raporu olmayan hayvanlar alınmamalıdır. Hastalığın bulaşma riski olan sağlam hayvanlara mücadele programları doğrultusunda aşı uygulanır. İhbarı mecburi bir hastalıktır.
ŞARBON (Dalak, Kara çıban, Kabarcık, Kasap çıbanı)
İnsanlara da bulaşan önemli hastalıktır. Evcil hayvanların hepsinde görülebilir.
Sıcak, rutubetli ve bataklık bölgelerde daha fazla görülür. Açlık, yorgunluk, aşırı sıcak ve soğuk, kötü bakım ve beslenme, şap hastalığı, iç parazitler, hastalığın çıkmasına ve yayılmasına yardımcı olur.
Mikrop; toprakta, sularda ve merada 50 – 60 yıl yaşayabilir. Şarbondan ölen hayvanın parçalanması ile mikrop bulaşan yağmur ve sel suları, hastalığı çok uzaklara taşır. Onun için, ölen hayvan asla açılmadan, iki metre derine gömülmelidir. Hastalık bulunan mera tehlikelidir.
Hastalık Nasıl Bulaşır? Hasta hayvan, ölmeden 1-2 gün önce mikrop çıkarmaya başlar. Sütü mikropludur, dışkısı mikropludur, idrarı mikropludur. Ölenlerin ağzından, burnundan gelen kanlarla da mikrop çıkar. Bu mikroplar havaya, suya, ahırdaki malzemelere bulaşır. Oradan diğer hayvanlara… Kan emici sineklerde şarbon mikrobunun taşınıp, yayılmasında önemli rol oynarlar.
Hastalığın Belirtileri Nelerdir? Şarbonlu Hayvanı Şöyle Tanırız:
Hayvan halsizdir. Sendeler, ayakta duramaz, titrer. Kasılmalar gösterir. Ateşi yükselmiştir. Nefes almada zorluk çeker. Kabızlık ve sonra kanlı ishal görülür. İdrarı kanlıdır, koyu kırmızı renktedir. Boğaz altında, vücutta şişkinlikler oluşur. Hayvan birden bire düşüp ölür.
Koyunlar, halsizleşip, titreyip, nefes almada zorlanıp, kan işeyerek pat diye ölüveriyorlarsa, işte şarbon!
Ölenler: Hayvanlar katılaşmaz. Yani ölüm sertliği oluşmaz veya az oluşur.
Kan koyu renktedir, pıhtılaşmaz. Dalak 4-5 misli büyümüştür. Karaciğer ve böbrekler şişmiştir. Bağırsaklar parlak kırmızı renkli kanlı bir sıvı ile doludur.
Hasta hayvanların durumunu söyledik. Ölenlerde neler olduğunu anlattık. Bunlara ek olarak, veteriner hekim, laboratuvarda muayeneler de yapar, şarbonu kesinlikle teşhis eder.
Nasıl Tedavi Edilir? Hastalık çok çabuk geliştiği için, tedavisi zordur. Antibiyotiklerle ve serum ile tedavi yapılabilir. Ancak bu çok pahalı bir metottur.
HASTALIK ÇIKIŞI NASIL ENGELLENİR?
Hastalıkla uğraşmaktansa, hastalığı kapıya uğratmamak daha doğrudur. Bu da aşı ile olur. İki aylıktan büyük hayvanlara ilkbaharda aşı yapılmalıdır. Yakınlarda bir yerde hastalık çıktığı duyulursa, hemen aşı yapılmalıdır. Aşılamadan 2 hafta sonra hayvanlar bağışıklık kazanır.
Hastalığın çıkışı meradan ise, hayvanlar meraya çıkarılmaz. Şüpheli otlar, samanlar yakılır, yok edilir. Ölen hayvanlar, 2 metre derine, üzerine sönmüş kireç dökülüp gömülür.
Hastalık ağılda çıkmış ise, sağlam hayvanlar ayrılarak aşılanır.
Hastalık şüphesi bile olsa, hemen Veteriner Hekime haber verilmelidir.
Şarbon insanlara da geçer. Deride, sinir sisteminde veya akciğerlerde yerleşir. Akciğer şarbonu insanı öldürebilir. Şarbondan insanları da korumalıyız.
KOYUN VE KEÇİLERDE İÇ VE DIŞ PARAZİTLER
Koyun ve keçilere zarar veren etkenler daha önceki derslerimizde anlattığımız hastalıklarla bitmiyor.
Birde onlara verdiğimiz gıdaları paylaşıp verimi düşürerek hayvanlara olduğu kadar bize de zarar veren parazitler bulunmaktadır.
Bunlar insanlara da geçip ölümlere bile neden olan önemli zararlılardır.
Bu dersimizde bunları inceleyeceğiz. Nedir, belirtileri nelerdir, nasıl tanınırlar, tedavi nasıl olur ve bunlardan nasıl korunulur?
İşte iç ve dış parazitler.
İÇ PARAZİTLER
KELEBEK HASTALIĞI
Sulak ve rutubetli yerlerde çok görülen, karaciğerde, safra kanallarında yerleşen parazitlerdir. Halk arasında Yaprak kelebeği, Yılan kelebeği ve Kum kelebeği gibi adlarla bilinirler.
Nasıl bulaşır? Karaciğerde yaşayan kelebeklerin yumurtaları gaita (Dışkı) ile dışarı atılırlar. Bu yumurtalar, durgun akan dere kenarlarında, çeşme yalaklarında yaşayan sümüklü böcekler tarafından alındıklarında, burada gelişerek dışarı çıkarlar. Otlara yapışırlar ve bu otları yiyen hayvanların karaciğerlerine giderek yerleşirler.
Belirtileri nelerdir? Havaların soğuması, bakım ve besleme şartlarının kötüye gitmesi durumlarında hayvanlarda belirtiler görülmeye başlar. Hasta hayvanlar göğüslerinin üzerine yatarlar, bitkinlik ve iştahsızlık görülür. Ölen hayvanların karın boşluklarında kanlı bir sıvı toplanmıştır. Karaciğer şişkin, kanlı ve gevrektir. Bastırınca kolayca parçalanır. Ölen hayvanların karaciğerleri laboratuvara ****rülürse kolayca teşhis konur.
Tedavide, Veteriner Hekime başvurulmalı, onun verdiği ilaçlar yine onun önereceği şekilde düzenli olarak kullanılmalıdır.
ŞERİTLER (SESTODLAR)
Halka halka, yassı vücudu olan parazitlerdir. Ön kısımda bulunan başı ile bağırsağa tutunurlar. Gelişmelerini ara konakçı yardımı ile tamamlarlar. Bu parazitler, hayvanların bağırsaklarındaki besin maddelerini emerek onlarda zayıflama ve düşkünlüğe yol açtıkları gibi, bir de toksin (zehir) salgılayan hayvanları zehirlerler.
Böylece hayvanlarda zafiyet, kansızlık, halsizlik, ishal gibi belirtiler ortaya çıkar. Kuzular hastalığa oldukça dayanıksız olup, ince bağırsakları parazitle tıkanan hayvanlarda ölüm görülür.
Teşhis, parazitin halkalarını dışkıda, anüs kenarında görmekle ve laboratuvarda yapılacak dışkı muayenesi ile konur.
Nasıl tedavi edilir? Tedavide, çok çeşitli ve etkili ilaçlar mevcuttur. Zamanında ve uygun miktarlarda kullanıldığında iyi sonuç alınır.
COENURUS CEREBRALİS
Halk arasında delibaş ya da devvare hastalığı olarak bilinen bir hastalığın nedenidir.
Nasıl bulaşır? Köpeklerde yaşayan bir tenyanın larva formudur. Koyun ve keçiler bu tenyanın ara konakçısıdır. Hastalıklı köpeklerin dışkısı ile enfekte olan meralarda otlayan koyun ve keçiler bu etkeni alırlar. Coenurus cerebralis merkezi sinir sisteminde (beyin, beyincik, omurilik soğanı) yerleşmektedir.
Nasıl tanınır? Hayvanlar durgun, başları aşağıya ve yana eğik vaziyettedir. Başlarını yemliklere, duvarlara yaslarlar, diş gıcırdatma ve görme bozukluğu, ileri safhalarda körlük meydana gelir. Hayvanlar kendi etraflarında dönerler (bu yüzden delibaş hastalığı denmiştir). Daha sonra felç görülebilir. Ölüm bir hafta içinde meydana gelir. Genç hayvanlarda daha fazla görülür.
Nasıl tedavi edilir? Tedavi, ilerlemiş durumlarda, hastalığın son dönemlerinde mümkün değildir. Bu durumdaki hayvanlar kesime sevk edilir. Hastalık erken döneminde fark edilirse, etkili ilaçlarla tedavi şansı olabilir. Ancak asıl tedbir, bu parazitin son konakçısı olan köpeklerin tedavi edilmesidir. Bu amaçla köpekler sık sık etkili ilaçlarla tedavi edilmelidir.
EKİNOKOK
Hayvanların yanısıra, insanlara da çok kolay geçebilen bir parazit olması sebebi ile, insan ve hayvan sağlığı açısından çok önemlidir.
Nasıl bulaşır? Kesin konakçısı olan köpeklerin bağırsaklarında yaşayan küçük bir şerit bu hastalığa sebep olur. Bu şeritlerin yumurtaları dışkı ile dışarı atıldığında, etrafta bulunan sebzelere, meyvelere veya köpeklere, elle temasla bulaşmakta, bazen de toz-toprak ile karışmaktadır.
Daha sonra bu bulaşık sebze-meyvelerden, ellerimizden, toz-topraktan da insanlara bulaşmaktadır. Ağız yolu ile mide-bağırsağa gelip açılmakta, orada gelişmekte ve daha sonra çeşitli organlara gidip yerleşmektedir. Yerleştiği yerlerde Kist hidatik adı verilen içi su dolu keseler meydana getirmekte ve bu keseler zamanla giderek büyümektedir. Şiddetli ağrılara ve zayıflamaya sebep olur. Eğer bu içi su dolu keseler patlarsa ölüme sebebiyet verirler. Ameliyatla bu keselerin patlatılmadan, dikkatlice çıkarılması gerekmektedir.
Koyun ve keçilerde de aynı şekilde gelişmektedir. Eğer bu hasta hayvanların kistli iç organları köpekler tarafından yenirse, onların bağırsaklarında tekrar küçük şeritler oluşmakta, yumurtaları dışarı çıkarak insan ve hayvanlar tarafından alındığında da yine hastalık oluşmakta ve bu döngü böylece devam etmektedir.
Korunma ve tedavi nasıl yapılır? Bu sebeple, bu döngüyü kırmak, bu zincirin halkalarını koparmak gerekir. Köpekler düzenli olarak bu şeritlere karşı ilaçlanmalı ve asıl önemlisi kist hidatikli (içi su dolu keseli) organlar asla köpeklere verilmemelidir. Böyle hastalıklı organlar, yakılarak, derin çukurlara gömülerek veya üzerlerine kireç dökülüp gömülmek suretiyle imha edilmelidir. Kısacası kesinlikle köpeklerin yemesine izin verilmemeli, bunu herkese anlatıp öğretmeli ve herkesin de yedirmemesi sağlanmalıdır.
MİDE-BAĞIRSAK KIL KURDU
Ülkemiz koyun ve keçilerinde oldukça sık görülür. Mide ve bağırsaklarda yaşarlar.
Nasıl bulaşır, nasıl tanınır? Hayvanların dışkıları ile dışarı çıkan parazit yumurtalarından kurtçuklar (larvalar) çıkar. Bu kurtçukların bulunduğu otları yiyen hayvanların mide ve bağırsaklarında parazitler gelişmelerini tamamlarlar ve bu organlarda yerleşirler. Hayvanlarda halsizlik, iştahsızlık, zayıflama, kansızlık ve ishal görülür.
Nasıl tedavi edilir, nasıl korunulur?
Tedavide, etkili ilaçlar kullanılırsa, hastalık ortadan kalkar. İlaçlama, mevsime, hayvanların yaşına, parazitin en yoğun olduğu zamana göre yapılır. Ayrıca, koruyucu olarak da ilaçlama yapılabilir. Parazitle mücadelede, hayvanların besili ve bakımlı olmalarının da önemi büyüktür. Kıl kurdu teşhisi Veteriner Hekimlerce kolayca yapılabilir.
AKCİĞER KIL KURDU
Koyun ve keçilerin akciğerlerinde ve soluk borusunda yaşarlar. Akciğerlerde iltihaba sebep olurlar. Boyu 3-8 cm, beyaz renkli, iplik görünümünde kurtlardır.
Nasıl bulaşır, nasıl tanınır? Kurtları yumurtaları öksürükle dışarı çıkar veya hayvan tarafından yutulup dışkı ile atılır. Yumurtadan kurtçuklar (larvalar) çıkar ve otlara yapışırlar. Bu parazitli otları yiyen hayvanların bağırsağına, oradan da kan yolu ile akciğere gider ve burada yerleşir.
Akciğer kıl kurdu bulunan hayvanlarda aşırı öksürük vardır. Hayvanlarda yorgunluk, bitkinlik, zayıflama, kansızlık, burun-göz akıntısı, bazen de ishal görülür. Hayvanda aynı zamanda mide-bağırsak kıl kurtları da varsa, hayvanın yaşama şansı çok azalır. Koyun ve keçiler solunum yetmezliğinden veya akciğer iltihabından ölürler.
Hayvanlarda kıl kurdu olup olmadığı Veteriner Laboratuvarında hayvanların dışkılarından kesin olarak teşhis edilir. Ölen hayvanların ise soluk borusu ve akciğerleri taze iken laboratuvara ulaştırılırsa çok kolay şekilde teşhisi yapılır.
Nasıl tedavi edilir ve korunulur?
Ancak koruyucu tedbir olarak, hayvanların parazitli meralarda otlatılmaması, temizlik, bakım ve beslemeye gereken önemin verilmesi asıl önemli unsurlardır.
DIŞ PARAZİTLER
UYUZ Koyun ve keçilerde kaşıntıya ve tüylerin dökülmesine sebep olan bir hastalıktır. Uyuzu, Uyuz böceği denilen, çok küçük parazitler deri altına yerleşerek meydana getirirler. Deri altında kanallar açarak, orada yaşarlar. Döllenmiş dişi böcekler yumurtlar, bu yumurtalardan yeni böcekler çıkar. Böylece parazitler çoğalırlar. Deride kızarıklık, kabuklanma ve kıvrımlı bir görünüm oluşturur. Bir hayvandan diğerine bulaşma çok kolay olur.
Tedavide, uyuzlu hayvanlar ayrı yerlere alınmalı, banyo, püskürtme, toz şeklindeki ilaçlarla Veteriner Hekimlerin tavsiyeleri doğrultusunda usulüne uygun olarak ilaçlanmalıdır.
KENE Sert kene (mera kenesi) ve yumuşak kene (ağıl kenesi, sakırga) olmak üzere iki tip kene vardır. Yumuşak keneler, çok küçük başlı, sarı-toprak rengindedirler. Mera keneleri ise sert bir örtü ile kaplıdırlar. Bu parazitler hayvanları kanını emerek gelişmelerini sürdürürler. Bu esnada da birçok hastalığı hayvandan hayvana naklederler. Veteriner Hekimin tavsiye edeceği püskürtme, sürme ve banyo şeklindeki ilaçlar kullanılarak, hayvanların kenelerden arındırılması yoluna gidilmelidir. Diğer taraftan, hayvan barınakları sık sık temizlenerek ilaçlanmalı ve buradaki keneler de yok edilmelidir.
KAN PARAZİTLERİ Halk arasında yavsı adı verilen mera keneleri tarafından, kan emmeleri esnasında hayvanlara bulaştırılan parazitlerdir. Bu parazitlerin sebep olduğu hastalıklar, yaz aylarında özellikle Mayıs-Ağustos arasında görülür.
THEİLERİOSİS (SITMA) Yine keneler tarafından hayvanlara bulaştırılan, hızlı veya yavaş gelişebilen bir parazit hastalığıdır.
Hızlı gelişmede, önce hayvanın lenf bezleri şişer. Bu bezlerin içleri sarıdır. Kanlı ve sümüklü bir ishal görülür. Hayvanlar 8-15 gün içinde ölebilirler.
BABESİOSİS (Kan İşeme Hastalığı, Ağrıma) Kenelerin kan emmeleri sırasında koyun ve keçilere bulaştırdıkları bir hastalıktır. Yüksek ateş, kansızlık, kalp çarpıntısı, sarılık, sarı renkli dışkı, bazen ishal, geviş getirmenin durması ve kan işeme görülen belirtilerdir. Göz kapaklarının içleri önce kızarır, sonra sararır, idrar koyulaşır, kahve telvesi rengine döner, zamanında tedavi edilmezse 8-15 gün içerisinde ölüm görülür.
KAN PARAZİTLERİNİN TEDAVİSİNDE ŞU NOKTALARA MUTLAKA DİKKAT EDİLMELİDİR.
• Tedavi Veteriner Hekimin uygun gördüğü ilaçlar ve yine onun
kontrolünde uygulanmalıdır.
• Bu parazitlere karşı olan ilaçların yanında, kalbi kuvvetlendirici,
• Kan yapımını artırıcı ilaçlar,
• Vitaminler
• İyi bir bakım-besleme uygulanmalıdır.
Hayvanların hastalıktan korunması için en önemlisi temizlik, kenelerle yapılacak olan düzenli ve etkili mücadele çok önemli ve gereklidir.
KOYUN VE KEÇİLERDE ÖNEMLİ HASTALIKLAR (BAKTERİYEL)
Koyun ve keçilerin iyi korunmamaları, iyi bakılmamaları, iyi beslenmemeleri durumunda hep fırsat kollayan can ve mal kaybına neden olan hastalıklar nelerdir.
Yine bu hastalıklardan insanlara zarar verenlerin olduğunu da anlatacağız.
Bir şeyi tekrarlamak ta fayda var. En önemlisi bu hastalıklar daha çıkmadan gerekli önlemleri alarak önüne geçmek.
Aşı ve temizliği hiç ama hiç ihmal etmemek.
Dikkatlice okuyup, bu hastalıkları iyice tanımalıyız ki zararların önüne geçelim.
BRUSELLOSİS ( Brusella, (Koyun Ve Keçilerin Bulaşıcı Yavru Atma Hastalığı, Düşük, Bırakma, Sıkıt, Mal Hastalığı)
Koyun ve keçilerde yavru atımına sebep olan Brusella mikroplarının meydana getirdiği bulaşıcı bir hastalıktır. Brusella mikropları hayvanlarda hastalık yaptıktan sonra meme ve üreme organlarına yerleşir.
Brusella, hastalıklı hayvanların çiğ sütlerini içen ve bu sütlerden yapılan krema, tereyağı, kaymak, taze peynir yiyen insanlara da bulaşır. İnsanlarda Malta humması veya Akdeniz humması, dalgalı humma isimlerini alırlar. Brusella mikropları atık yavru, yavru zarı, vajen akıntısı, süt, idrar ve çeşitli vücut akıntıları ile yem ve sulara bulaşır.
Koyun ve keçiler hastalığı daha çok brusella mikropları ile bulaşık yem ve sulardan alırlar. Hastalık tüm evcil ve yabani hayvan türlerinde görülür.
Brusella mikrobunu alan gebe hayvanların durumları normaldir. Herhangi bir bozukluk görülmez. Sonra bir gün yavrusunu atar. Bu durum çoğunlukla gebeliğin üçüncü ve dördüncü aylarında ortaya çıkar. Bazen yavru atmadan sonra, yavru zarları içeride kalabilir. Hayvandan bir akıntı gelmeye başlar.
Sürüde ard arda yavru atmalar görülüyorsa brusella aklımıza gelmelidir. Hastalık başlarsa sürüdeki gebe hayvanlardan yarısına yakını yavru atabilir. Bazen yarıyı bile geçer. Bir koyundan yavru alamamak, süt alamamak büyük bir kayıp. Öyle ise hastalığın yayılmasını en kısa zamanda önlemek gerek.
Hastalığın yayılması nasıl önlenir? İlk iş tecrittir. Yani yavru atan hasta hayvanları ayırmaktır. Yavru atanlar, ağıldan uzak bir yere alınır. En az 3-4 hafta sağlamlardan ayrı tutulur. Sonra ağılın ve çevrenin temizliği gelir. Atık yapan koyun-keçilerin yavrusu, yavru zarı, akıntısı, idrarı, gübresi neyi varsa güzelce toplanır. Ya yakılır ya da derin çukurlara konularak üzerine sönmemiş kireç dökülür.
Ardından dezenfeksiyon gelir.
Ağılda ve çevrede tüm temizlik işlemleri yapılır. Her yer tertemiz olduktan sonra, mikrop öldürücü ilaçlarla dezenfekte edilir. Ağıl 10-15 gün boş bırakılır, sonra bir kez daha dezenfekte edilir.
Hastalığın kesin teşhisi , atık yavrunun ve yavru zarlarının laboratuvarda muayenesi ile olur. Atık yapan hayvanlardan alınan kanın muayenesi ile de kesin teşhis yapılabilir.
Hastalığa yakalanmış hayvanlar tedavi edilmezler. O bakımdan, hastalık çıkmadan önce koruyucu olarak aşı yaptırılmalıdır.
Brusella hastalığının aşısı vardır. Dişi kuzularla, oğlaklara 3-5 aylık iken Brusella aşısı yaptırılmalıdır. Aşılanan hayvanlar hastalığa karşı 4-5 yıl korunmuş olurlar.
Hastalıkla mücadelede hayvanlara aşı yaptırmak yetmez. Bunun yanında ağılın ve çevrenin temiz tutulması her şeyden önce gelir, temizlik asla ihmal edilmemelidir. Birde sürüye hayvan katarken dikkatli olmalı ve muayeneden geçirilmelidir. Hastalık taşıyan koçlar ve bunların sperması asla kullanılmamalıdır.
Brusella hastalığı insanlara da bulaşır , hastalıklı hayvanların çiğ sütlerini içen veya bu mikroplu sütlerden yapılan taze peynir, krema ve tereyağı gibi gıdaların yenilmesi ile insanlara geçer. İnsanlarda dalgalı ateş, terleme, halsizlik, uykusuzluk, iştahsızlık, baş ve eklem ağrıları görülür.
Hastalıktan korunmak için süt ürünleri hazırlanmadan önce , sütler iyice kaynatılır veya pastörize edilerek mikroplar öldürülür. Kaynatılmış veya pastörize sütlerden yapılan süt ürünleri hastalık kaynağı oluşturmaz.
İnsanı Brusella’dan koruma çaresi hayvanlarda hastalığın mücadelesi ile mümkündür. Hastalığa yakalanan kişiler hemen bir hekime baş vurmalıdır.
Koyunlarda kitle halinde yavru atma görüldüğünde, Tarım ve Köyişleri Bakanlığına bağlı İl ve İlçe Müdürlüklerine müracaat edilmelidir.
Gerekli önlemleri alarak, insanları ve hayvanları bu hastalığın zararlılarından korumayı görev bilmeliyiz.
MASTİTİS (Süt Kesen Hastalığı) Koyunların mastitise yakalanmasında bir çok faktör rol oynar. Sağım hijyeni, barınak temizliği, meraların durumu gibi çevresel faktörler önemlidir. Mastitis oluşmasına Stafilokok, Streptokok vs. gibi mikroorganizmalar sebep olmaktadır.
Koyun ve keçilerde Mycoplasma agalactiae adını verdiğimiz mikroorganizma halk arasında süt kesen hastalığı da denen mastitislere sebep olur. Salgın bir hastalıktır. Dikkat edilmezse ve hastalar ayrılmazsa sürüye yayılabilir.
Hastalığın belirtileri ve yayılması Süt Kesen hastalığı, koyun ve keçilerde sütün kesilmesi, göz korneasının iltihaplanması, perde inmesi, eklem yangısı, topallıkla karakterize olan bulaşıcı bir hastalıktır. Mikroorganizma hasta hayvanların sütü ve gözyaşı ile dışarı çıkar ve sürüdeki diğer hayvanlara bulaşır.
Memedeki belirtiler Hastalık beden ısısının hafif yükselmesi ile başlar, bulaşma süresi 1-2 hafta kadardır. Meme, göz ve eklemlerde yerleşirler. Meme şişer, sertleşir ve süt salgısı azalır. Memeden, önce pıhtı içeren iltihaplı, daha sonra ise su gibi bir akıntı gelir. Meme dokusu sertleşir ve körelir.
Gözdeki belirtiler Hastalığın ilerlediği durumlarda erkek ve dişi hayvanların gözlerinde hastalık belirtileri şekillenir. Gözler kızarmış, iltihaplı akıntı oluşmuştur. Korneada ülserleşme ve sonuçta körlük oluşur. Hayvan kaşıntıdan dolayı gözlerini etrafa sürer ve böylece hem yaralanmasına ve hem de mikrobun etrafa yayılmasına neden olur.
Bacaklardaki belirtiler
Enfeksiyonun ilerlemesi ile ayak ve bacak eklemlerinde de bozukluklara rastlanır. Eklemler şişmiş, ödemli ve eklem sıvısı bulanıktır. Eklemler zamanla açılarak içindeki eksudat dışarı çıkar. Açılan yaraya dışarıdan da mikrop girebilir ve iltihaplı eklem yangısına dönüşür. Hayvan ayağını basamaz, topallar. Hayvanlar çok zayıflar, genel durum iyice kötüleşir ve tedavi zorlaşır.
Hastalık tedavi edilmezse Eğer zamanında tedaviye başlanmazsa memelerin körelmesi, gözde körlük, eklemlerde iltihaplanma ve şişme görülebilir. Ölüm oranı oldukça düşüktür. Hasta hayvanlar ayrılmadığı sürece sürüdeki diğer hayvanlara hastalık yayılır. Hastalığın hafif seyrettiği durumlarda kendiliğinden iyileşme görülebilir.
Tedavi Hasta hayvanlar ayrılır, tozsuz ve temiz bir yere alınır. Veteriner Hekimin verdiği reçeteye göre hastalık memede ise meme içine geniş etkili antibiyotikler, gözde ise terramisinli göz pomatları kullanılır. Eklem yangılarının tedavisinde geniş etkili antibiyotiklerden yararlanılır. Tedavinin başarılı olabilmesi için erken teşhis ve tedaviye erken başlanılması şarttır.
Korunma ve öneriler
1. Hasta hayvan sürüden ayrılarak, ayrı bir yerde muhafaza edilmeli, sık sık sağılarak meme boşaltılmalıdır. Meme sertleşmiş ise ılık kompreslerle, yumuşatıcı kremlerle meme boşaltılmaya çalışılmalıdır. Daha sonra Veteriner Hekimin tavsiye ettiği ilaçlar kullanılmalıdır. Tedavi esnasında hayvanın sütü tüketime sunulmamalıdır.
2. Mastitisli memeleri emen kuzular da hastalanacağından, mastitisli koyunların yavrularını ayırıp suni olarak beslemelidir.
3. Tedavisi uza***** ekonomik olarak değerini aşan durumlarda koyunlar kasaba sevk edilmelidir.
4. Ağıl ve ahırların zemini kuru, havalandırılabilir olmalı ve zemin akıntı için eğimli olmalıdır.
5. Koyun ve keçiler, ineklerle birlikte tutulmamalı ve inekleri sağan şahıs tarafından sağılmamalıdırlar.
6. Sağımcıların tırnakları kesilmiş, elleri her sağımdan önce iyice sabunlanmış olmalı, sağım kapları temiz ve yıkanmış olmalıdır.
7. Koyun ve keçiler süt kesen hastalığına karşı aşılanmalıdır.
ENTERO-TOKSEMİ HASTALIĞI
Bu hastalığa halk arasında çeşitli bölgelerde değişik isimler verilir. Bohça hastalığı, başak hastalığı, anız hastalığı gibi. Her yaştaki koyun ve kuzularda birdenbire hiçbir belirti göstermeden ani ölümlere neden olur. Hastalık besi durumu iyi olan koyunlarda daha çok görülür.
Hastalık nasıl bulaşır? Bu hastalığın etkeni bir mikroptur. Bu mikrop meralarda ve hayvanların sindirim sisteminde daima bulunur. Hastalığın meydana gelmesinde mevsim ve gıda değişiklikleri kesif tane yemle beslenmeler büyük rol oynar. Kuru yemden meraya veya meradan kuru yeme geçişler hastalığın çıkması için başlıca nedenlerdir.
Hasta olan hayvanlar herhangi bir belirti göstermeksizin ani olarak ölürler. Genel olarak yetiştiriciler, hayvanlarını ağılda ölü olarak bulurlar. Besi durumu iyi, akşam sağlam olan hayvanlar, sabahleyin ölü olarak bulunurlar. Hastalık belirtilerini görmek nadiren mümkündür. Bu belirtiler hayvanda genel bir halsizlik ve dengesizlik, güçlükle yerinden kalkma, yerde bir tarafı üzerinde yatma ve sinirsel belirtiler gösterir. Yem yemeyi bırakır, dişlerini gıcırdatır, etrafında döner, bazen de ishal görülebilir.
Ölen hayvanlara otopsi yapıldığında bağırsakların gazla ve işkembenin yemle dolu olması, karın boşluğunda bol bir sıvının bulunması, kalpte kanamalar, kalp kesesinde berrak ve hava temasında pıhtılaşan bir sıvının bulunması, böbreklerin şiş ve yumuşak bir kıvamda, genel bir bağırsak yangısının görülmesi hastalığı hatırlatan en önemli bulgulardır.
Hastalığın kısa sürmesi, ölümlerin ani oluşu, mevsim ve yem değişiklikleri, gıda rejimindeki düzensizlikler bu hastalıktan şüphelendirir. Hastalığın kesin tanımı için ince bağırsaklar içeriği ile ayrı bir kapta, ayrıca karaciğer, böbrek taze olarak laboratuvara gönderilmelidir.
Nasıl tedavi edilir? Hastalığın pratikte etkili bir tedavi şekli yoktur.
Korunmada şu hususlar dikkate alınmalıdır:
1. Yem değişiklikleri birdenbire değil, alıştırılarak yapılmalıdır.
2. Tane yemler verilirken yeterli miktarda kaba yemde verilmelidir.
3. Hayvanlara küflü ve bozuk gıdalar verilmemelidir.
4. Koruyucu amaçla hayvanlar aşılanmalıdır.
5. Hayvanlardaki mide ve bağırsak parazitleriyle mücadele edilmelidir.
6. Hastalık çıktığında yem veya meralar değiştirilmelidir.
7. Kuzular ahır besisine alındığında yemlerine yeterli miktarda antibiyotik ilave edilmelidir.
ENFEKSİYÖZ NEKROTİK HEPATİTİS
Enfeksiyöz nekrotik hepatitis hastalığı, halk arasında Kara Hastalık, Kara Bohça isimleriyle bilinir. Koyunlarda bazen de sığırlarda ani ölümlere sebep olur.
Genellikle 2 ila 4 yaşlar arasındaki iyi beslenmiş koyunlar hastalığa karşı daha duyarlıdır. Kuzu ve 1 yaşlı koyunlar fazla duyarlı olmamakla beraber 6 aylık kuzularda dahi bu hastalığa rastlanmıştır. Hastalığa sürülerde yakalanma oranı %5 ila %50 arasındadır. Hastalık koyunlarda öldürücü bir seyir takip eder. Bilhassa karaciğer parazitlerinin fazla bulunduğu yerlerde dikkati çeker. Karaciğer parazitlerinin gelişmesine uygun olarak mevsimsel bir seyir takip eder. Bu itibarla daha çok yaz ve sonbahar aylarında görülür.
|
|
|
Atların Beslenmesi ve Bakımı |
|
Yazar: RasitTunca - 07-15-2019, 04:03 AM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar
- Yorum Yok
|
 |
Atların Beslenmesi ve Bakımı
Atların bakımı sanılanın aksine çok önemli olup, sıksık bakımının yapılması gerekir. Temizliğide bir o kadar önemli ve dikkat edilmelidir.
ATLARIN YEMLENMESİNDE GENEL KURALLAR
Atların mideleri beden iriliklerine göre çok küçüktür. Atlarda mide kapasitesi tüm sindirim kananlının % 70.8 ini teşkil eder. Bu nedenle atlar sık sık yemlenmelidir. Libitum (sınırsız) yemleme atlar için çok zararlı ve tehlikelidir.
Yemleme zamanları belirli aralıklarla ve belirli saatlerde yapılmalıdır (en ideali günde 4 kez). İki yemleme arasındaki süre açıldığında veya birkaç gün yem verilmediğinde at, yeme hücum ederek yer. Bu durum timpaniye ya da mide rupturuna (yırtılmasına) neden olabilir. Diğer yemleme kuralları sırası ile şunlardır;
Atlarda ideal yemlemesi sıralaması:
1. Su
2. Kuru Ot
3. Dane (kesif) yem şeklinde olmalıdır.
Su yemlemeden önce verilmelidir.
Dane (kesif) yemlerden hemen sonra su verilmesi çok sakıncalıdır.
Dane yemlerden hemen sonra verilen su midede bulunan yemi hemen bağırsaklara sevk eder ve atın sindirim sistemine bozar. Bu burum sancılara ve at bağlı ise konstipasyona ( kabızlık ) neden olur.
İşten,idmandan ve koşudan hemen sonra su verilmemelidir. Atın teri kuruduktan sonra ve çok soğuk olmayan su (mümkünse oda sıcaklığında) verilmelidir.
Atlara kaba yemler, dane yemlerden önce verilmelidir. Dane yemlerin midede daha uzun bir süre kalmasını temin etmek için,kaba yemden sonra ata az miktar su verilir. Bu su kaba yemin mideyi terk etmesini kolaylaştırır ve hızlandırır. Bundan sonra dane yem verilir.
Atlara verilen kesif ve kaba yemlerde mantar ve küflenme olmamalıdır. Yemlerin içerisinde küçük taş parçaları ve kum bulunmamalıdır. Bu durumlar sancıya neden olur.
Atlara verilen dane yemlerin (arpa-yulaf) kırılarak veya ezilerek verilmesi, yemlerin sindirilme derecesini ve atın yemden yararlanma gücünü artırır.
Atlar yem değişikliklerine karşı çok hassastırlar.teze ottan kuru ota veya kesif yeme geçişler tedrici olarak yapılmalıdır.
Atlara verilen kesif yem toz halinde ise (atlar kesif yem yemeden önce derin nefes alıp verirler) üst solunum yollarına kaçabilir. Bu sakıncayı önlemek için, kesif yemin üzerine elle hafif su serpilerek ıslatılır. Bu ıslatma işlemi at yem yemeğe başlamadan hemen önce yapılmalıdır. Kesif yemin önceden ıslatılması fermantasyona neden olabilir. Fermente olmuş yemler sancı tehlikesini artırır.
Yemlemeden hemen sonra ata idman yaptırılmamalı, iş hayvanı ise çalıştırılmamalıdır.
Ata yeterli miktarda yem verilmesine karşın, at zayıf ve güçsüz ise, önce iç parazit muayenesi yaptırılmalı ve sonra da dişlerine bakılarak gerekirse premollar ve molar dişler törpülenmelidir.
Her yaş ve cinsiyetteki atların en büyük düşmanı yağlanma ve istirahattır. Bu nedenle atlara yeterince idman yaptırılmalıdır.
Atlara verilecek günlük yem miktarı, atın çalıştırılıp çalıştırılmadığına, eğer çalıştırılıyor ise ağır veya hafif bir işte çalışmasına göre değişir.
Ağır bir işte çalışan atlar:
Her 100 kg canlı ağırlığa:
1 kg kaba yem (kuru ot)
1.5 kg kesif yem (Arpa veya yulaf)
Hafif bir işte çalışan atlara:
Her 100 kg canlı ağırlığa;
1 kg kaba yem
1 kg kesif yem
At çalıştırılmıyorsa:
Her 100 kg canlı ağırlığa;
1 kg kaba yem
0.5 kg kesif yem verilmelidir.
AT BARINAKLARI
At barınaklarına tavla denir. Tavlalar, çevrenin atlar üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak amacı ile inşa edilen binalardır. At yetiştiriciliğinde başarı tavladan başlar. Atların sağlıklı bir şekilde yetiştirilmesi ve optimal düzeyde verim alınması, atın yaşamının önemli bir bölümünü içinde geçirdiği tavlanın hijyenik şartları taşıyıp taşımadığına bağlıdır. Tavla planlarının çizimi ve yapımı, için yaşayacak olan atların sağlık ve verimlerini etkilemeyecek bir düzeyde olmalıdır. At tavlaları inşa edilirken, tavla içinde en uygun çevre koşulları sağlanmalı, tavlanın iç kısmı en etkin şekilde yararlanmayı sağlayacak şekilde düzenlenmeli ve atların denetimi ve yönetimi kolay olmalıdır.
Tavlalar; açık ve kapalı olduklarına göre iki gruba , iç ayrıntılarına göre de bağ (sabit duraklı) ve bokslu olmak üzere iki tipe ayrılır. Kapalı - bağlı (sabit duraklı) tavlalar, genellikle soğuk iklime sahip olan bölgeler için tercih edilmelidir.
Tavlaların yapımında dikkat edilecek noktalar ;
Tavlanın yeri ;
Öncelikle tavlanın yapılacağı yerin seçimine dikkat edilmelidir. Tavlanın yapılacağı yer çevreye göre nispeten yüksek bir yer olmalı, bataklık ve su basma olanağı olan dere ya da ırmak kenarlarında olmamalıdır taban suyu temele yakın olmamalı, yağmur yağdığında taban suları temellere kadar yükselmemelidir tavla yerinin seçimi yapıldıktan sonra, tavla aşağıda maddeler halinde sıralanan özellikleri taşıyacak şekilde inşa edilmelidir.
Tavlanın yönü :
Tavlanın yönü bölgenin iklim şartlarına göre tespit edilmelidir.Soğuk ve sert iklimin hüküm sürdüğü bölgelerde tavlanın yönü Kuzeye, diğer bir deyiş ile, kuzey rüzgarlarına dönük olmamalıdır. Bu Tip tavlalar kışın soğuk olur. Sıcak veya ılıman bir iklimin hüküm sürdüğü bölgelerde tavlanın yönünün güneye veya batıya dönük Olması da tavlanın çok sıcak olmasına neden olur. Tavla içinde optimal sıcaklık 10-15 ºC olmalıdır.
Temel ve taban ;
Tavla temellerinin oturacağı zemin, bina yükünü taşıyabilecek gerilime sahip olmalı, temel duvarı taş veya betonarme olarak yapılmalıdır.Temel derinliği sıcak bölgelerde 30 cm,soğuk bölgelerde 60 cm� den aşağı olmamalı, temel genişliği 50 X 60 cm olmalıdır. Temelin toprak seviyesinden yüksekliği tek kolon temellerde 20-30 cm, sürekli duvar temellerde 30-50 cm olmalıdır. Gerekli durumlarda temellerde tecrit ve drenaj yapılmalıdır.Tavlarda taban, altlık (yataklık sap) kullanılıp kullanılmayacağına göre yapılmalıdır. Eğer tavlada altlık kullanılacak ise taban : ahşap, Beton, tuğla ya da sıkıştırılmış topraktan yapılabilir. altlık kullanılmayacak ise beton üzerine yumuşak ve esnek lastik döşeme şeklinde yapılabilir. Ayrıca tavla tabanı toprak seviyesinden 20-30cm yükseklikte ve su sızdırmaz bir şekilde yapılmalıdır.Tavla tabanının ahşap, beton, asfalt. Tuğla,lastik veya sıkıştırılmış topraktan yapılmasının hem hijyen ve hem de maliyet yönünden bazı avantaj ve dezavantajları bulunmaktadır. Ahşap tabanlar, sıcak olmalarına karşılık hijyenik değildir,dayanıksızdır ve ıslandığında kayganlaşabilmektedir.Eğer bu tip taban yapılacak ise, tuğla büyüklüğünde ahşap takozlar beton zemin üzerine dikine döşenip takozların aralarına katran vb. bir tecrit maddesi akıtmak sureti ile yapılmalıdır. Beton ve asfalt tabanların en önemli mahsuru soğuk olmasıdır.Beton veya asfalt taban yapılmak istendiğinde, beton ve asfalt dökülmeden önce taş ile blokaj yapılmalı ve dövülerek sıkıştırılmalıdır. Atların kaymaması ve idrarın akmasını sağlamak için zemine hafif oluklar açılmalı ve yeterli eğim verilerek hafif pürüzlü bırakılmalıdır. Tuğladan yapılan tabanlar en uygun taban tipi olup. Dikine döşenerek fırınlanmış tuğlalar kullanılabileceği gibi özel oluklu tuğlalar da tercih edilebilir.Lastik tabanlar, yumuşak PVC veya poliüretandan yapılmış normal plakların beton zemin üzerine özel yapıştırıcılar ile kaplanması ile yapılır. Sıkıştırılmış topraktan yapılmış tabanlar maliyeti en düşük taban tipidir. Bu tip tabanların esnek ve yumuşak olması ayak sağlığı açısından yararlıdır. Bu tip tabanlar tırnakların doğal yumuşaklığını kurumasına yardımcı olur.Bu tip tabanların zemin tesviyesinin sık olarak bozulması, her sene zeminin tekrar tesviye edilmesi gereğinin ortaya çıkması ve temizlenmesinin zor olması en önemli sakıncalardır.
Duvarlar :
Tavla duvarları betonarme ,taş ve tuğladan yapılabilir.Bununla beraber duvarların ısıyı az ileten maddelerden yapılması daha uygundur.Gözenekli tuğla nispeten yalıtım görevi gördüğünden önerilebilecek en iyi malzemedir.Duvar yüksekliği en az 300 cm olmalıdır.
Kapılar ve Eşikler :
Tavla kapıları sürgülü ( raylı ) olabileceği gibi klasik kapı tipinde de yapılabilir.
Klasik kapı tipinde 180 derece açılı bir şekilde açılmalıdır.Her iki tipte de kapılar kasasına iyi bir şekilde oturmalı.Kilitler gömülü ve kapı keskin köşeli olmamalıdır.
Kapı ahşap veya metal malzemeden yapılabilir.Kapı boyutları 300 x 300 cm olmalıdır.Tavlaya atların binicileri ile birlikte girebileceği düşünülürse kapı yüksekliği 360 � 365 cm olmalıdır.Kapı eşikleri içten tavlanın zemini ile aynı seviyede , dıştan ise zeminden 4-8 cm yüksek olmalıdır.
Duraklar :
Kapalı bağlı tavlaların durak boyutları atların ırkına göre değişir.Hafif at ırklarında ( Arap,İngiliz ) yemlikler dahil durak genişliği 150-185 cm uzunluk ise 270-350 cm olmalıdır.
Durak ara bölme yükseklikleri durak tabanından itibaren 120-130 cm durak eğimi önden arkaya doğru % 1.5 olmalıdır.Duraklar ahır tabanı ile hemzemin olmamalı, ahır tabanından 10-15 cm yüksek yapılmalıdır.
Yemlikler :
Ergin atlar için yemliklerin üst tabandan yüksekliği 80-90 cm,yemlik uzunluğu,kaba yem için 75-90 cm,kesif yem için 30-40 cm,yemlik genişliği 50-60 cm,derinliği ise kaba yem için 50-60 cm,kesif yem için ise 20-30 cm olmalıdır.
Yemlikler beton,metal,ahşap ve plastik malzemeden yapılabilir.Yemlikler pürüzsüz,kolay temizlenebilir olmalı.Kenarları keskin veya köşeli olmamalıdır.
Yemliklerin ön tarafında en az 100 cm yem dağıtım yolu bırakılmalı, yemliklerin ortada olduğu çift sıralı tavlalarda ise yem dağıtım yolu 250 cm olmalıdır. Servis yolu genişliği tek sıralı tavlalarda en az 150 cm, çift sıralılarda ise 350 cm olmalıdır.
Çatı ;
Tavlanın çatı örtüsü tavlayı yağışlardan ve diğer dış etkenlerden koruyacak, çatı makasları ise çatı örtüsünün kar ve rüzgar yükünü taşıyabilecek güçte yapılmalıdır.Çatı örtü malzemesi olarak kiremit, eternit veya oluklu saç kullanılabilir.İklim şartlarına göre ve gerekli durumlarda çatılarda cam yünü, polietilen, polistrafor veya perlit kullanılarak izolasyon yapılmalıdır.
Tek sıralı tek eğimli,çift sıralı tavlalarda kırma çatı tipi kullanılmalıdır.Çatı eğimi en az % 25 olmalıdır.
Pencereler :
Tavlalarda atların teneffüs ettiği havanın temiz veya kirli oluşu atların sağlığı ve buna bağlı olarak da performansları üzerine etki eder. Kirli hava nedeni ile atların gıda metabolizması bozulur , kan teşekküllü ve vücut direnci azalır.Aynı zamanda kirli hava,hastalıklarında kolayca yayılmasına neden olur.Deneyler,havalandırma sisteminin mükemmel olduğu tavlalarda hastalık oranının çok düşük olduğunu,atların yemlerini iyi değerlendirdiklerini ve performanslarının yükseldiğini göstermektedir.Tavlaların havası şu nedenlerle çok çabuk bozulur.
- Solunum ile havadaki oksijen miktarının azalması ,
- Karbondioksit,amonyak ve sindirim sisteminde teşekkül eden gazlar.
- Su buharı ve rutubet.
- Temizlik , tımar ve yem verme esnasında meydana gelen tozlar.
Evcil hayvanlar her bir kg canlı ağırlık için saatte ortalama 300 cm karbondioksit gazı çıkarırlar. Her biri ortalama 500 kg canlı ağırlığa sahip 20 başlık bir tavla düşünelim. Bu atlar saatte 500 x 20 x 300= 3.000.000 cm karbondioksit gazı çıkarır. Ayrıca, ahıra giren temiz havanın her litresinde 0.3 cm karbondioksit gazı mevcuttur. Atların çıkardıkları karbondioksit �den başka, tavlada bulunan mikroorganizmalar da karbondioksit meydana getirdiklerinden, temiz hava ihtiyacı biraz daha fazla hesap edilmelidir. Ortalama olarak 500 kg ağırlığındaki bir ata saatte 55-75 metre kare temiz hava hesap edilir.
Havalandırmanın iyi yapılmadığı tavlalarda rutubet oranı da yükselir.Tavlalarda rutubet oranı % 60-80 arasında olmalıdır.
Pencerenin m2 olarak yüzölçümü,farklı iklim koşullarında yapılacak tavlalar için,tavla tabanı alanın metrekare olarak yüzölçümünün 1/ 10-1/20 arasında değişmelidir.Pencereler ahşap,metal,sert plastik ve benzeri bir malzemeden yapılabilir.Gerekli durumlarda pencere dışına sineklik ve panjur takılabilir.
Kapalı Bokslu Tavlalar :
Kaplı bokslu tavlalarda,tavla içi tek veya çift sıralı bokslar şeklinde düzenlenmeli ve bokslar çift sıralı ise sıralar arasında 350 cm genişliğinde bir servis yolu bulunmalıdır .
Boksların boyutları atların ırklarına ve yaşlarına ve hatta kullanım amacına göre değişir.
Ergin ve hafif at ırkları için 300 x 350 cm iki yaşlı taylar için 300 x 300 cm sütten kesilmiş taylar için 200 x 200 cm,doğum boksları ise 300 x 400 cm veya 400 x 400 cm boyutlarında olmalıdır.Bokslar arası ara bölme yükseklikleri ise 190-220 cm arasında yapılmalıdır . Boks kapıları sürgülü (raylı) veya 180 derece dışa açılı bir şekilde ve genişliği ise en az 120 cm olmalıdır.
Tımar
Tımar , atın derisinde bulunan kir ve tozların temizlenmesidir. İki tımar bir yem yerine geçer diye bir Türk özdeyişi varsa da bu özdeyiş atın bakım ve temizliğine özen gösterilmesinin önemini belirtir. Gerçekte tımarın, ata verilen yem ile ilgisi yoktur. İhtiyacı kadar yem verilmeyen bir atı tımar ile gerekli olan kondisyonda tutmak mümkün değildir. Tımar, atın önemli ölçüde deri solunumunu kolaylaştırır, ata huzur verir ve yemini iştahla yer.
Ata tımar her gün ve binilmeden önce mutlaka yapılmalıdır. Eyer ve kolon kıllar arasında bulunan kir, toz ve özellikle küçük saman-ot çöpleri deriyi rahatsız eder.
Böyle durumlarda atın huzuru kaçar, şaha kalkar ve binicisini sırtından atabilir. Hatta deri sıyrıklarına neden olabilir ve bu sıyrıklar tedavi edilene kadarda binilmez. Atların tımarında kullanılan özel tımar malzemeleri vardır. Tımar önce kaşağı yada sert bir fırçanın dairesel veya ileri geri aşağı yukarı hareketlerle bedene sürülmesi ile başlar. Yapılan bu hareketler tüy yatımının aksi yönünde olmalıdır. Bu hareketler ile kir ve tozlar temizlendikten sonra daha yumuşak bir fırça tüy yatımı yönünde sürülerek tımara devam edilir. Yüz ve bacakların karpal ve tarsal eklemlerden aşağı kısımları kıl gebre ile temizlenmelidir. Yele ve kuyruk, derin olmayan kalın dişli tarak ile taranarak temizlenir. Ata binilmeden önce ve binildikten sonra tırnak ve çatal bakımı yapılmalıdır. Tırnak tabanı temizleme kancası ile temizlenmelidir. Atlar çalıştırıldıktan ya da yarıştan sonra terleri alınmalıdır. At çok terli ise ter sıyırma spatülü kullanılmalıdır. Teri alınmayan atlar kaşınmak için sağa sola sürünürler ya da yuvarlanırlar. Bu durumlar yaralanmalara neden olabilir. İş atlarının yelesi her sene kıl dibinden üç parmak yükseklikte makas veya tıraş makinası ile kuyruk kılları ise tarsal eklem hizasında kısa olmamak üzere istenen boyda makas ile kesilebilir. Binek atlarının yeleleri kesilmez. Kuyruk kılları ise iş atlarında olduğu gibi kesilebilir ya da topuz yapılabilir. Yarış ve spor atlarının yeleleri ve kuyrukları kesilmez , ancak yeleleri örülebilir, kuyruk kılları ise topuz yapılabilir. Atlar şampuan yada sabun kullanarak yıkanabilir.Vücuttaki şampuan ya da sabunu durulamak için tazyikli su püskürtülür. Su püskürtme esnasında suyun kulaklara kaçmamasına dikkat etmek gerekir. Başın yıkanması için sünger kullanılır . Vücut üzerindeki suyun alınması için de ters sıyırma spatülü kullanmak yararlıdır. Ayrıca kurulamak için havlu kullanılır. Yıkama ve kurulama bittikten sonra at güneş ışığında biraz bekletilmeden boksuna alınmamalıdır. Aksi durumda solunum yolları hastalıkları ortaya çıkabilir, atlar gerektiğinde yüzdürülebilir. Yüzdürme özellikle hafif adale incinmelerinin tedavisinde yararlı olmaktadır.
|
|
|
Uğur Böcekleri - uç uç böceği - Fatmacık - Cemre - Bugs Hakkında Bilgi |
|
Yazar: RasitTunca - 07-15-2019, 03:39 AM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar
- Yorum (1)
|
 |
Uğur Böcekleri - uç uç böceği - Fatmacık - Cemre - Marienkäfer - Coccinellidae - Bugs Hakkında Bilgi
Uğur böceği, Coccinellidae familyasını oluşturan çok yaygın görülen böcek türlerinin ortak adı.
Büyük bir kısmı renklidir. Üst kanatları kırmızı ya da sarı üzerine siyah noktalı ya da tersi, yani siyah zemin üzerine kırmızı, pembemsi ya da sarı desenlidir. Tropiklerde mavi ve yeşil renklerine de rastlanır.Dut vb. meyvelerin üzerinde bulunurlar. Boyları yaklaşık 0,5 cm olan bu familyaya ait hayvanların yarım küre şeklinde görünen vücutları çok tipiktir. Nadiren hafifçe oval olurlar. Ancak Asya’daki bazı türler 1 cm.’nin üzerine çıkar.
Türkiye'de Coccinella septumpunctata, Adalia bipunctata ve Coccinella quinquepunctata en yaygın olanlarıdır.
Tarım zararlısı olan Epilachninae alt familyası hariç, hepsi yararlı böceklerdir. Larvaları ve erginleri yaprak bitlerini ve koşnilleri büyük sayıda yediklerinden biyolojik mücadelede kullanılır. Birkaç türü larva iken yaprak biti, ergin iken öncelikle mantar yerler.
İyi uçarlar, rahatsız edildiklerinde yere düşerler ve çok defa bacaklarını vücuda toplayarak ölü taklidi yaparlar. Kışı birçoğu bir arada ergin olarak geçirirler. İlkbaharda yumurtalarını yaprakların altına ya da kabukların yarıklarına bırakırlar. Larvaları yumuşak derili, çok defa renkli desenli, çok hareketlidir. Genellikle dört defa deri değiştirirler. Gelişme süreleri 30-60 gündür. Senede iki döl verirler. Yumurtalar çoğunlukla yaprakbiti kolonilerinin civarına bırakılır. Larvalarda negatif ve pozitif geotaksi çok iyi gelişmiştir.
Ayrıca uğur böceği yumurtlayarak çoğalır ve yaşamları boyunca birçok yumurta bırakırlar,yavru bakımları yoktur.
Havaların ısınıp, çiçeklerin açtığı şu günlerde elinize veya omuzunuza konan kırmızı renkte siyah benekli sevimli böcekler hiç dikkatinizi çekti mi? Yoksa siz de her defasında onları “Uç uç böceği, annen sana terlik papuç alacak” diyerek uçurmaya mı çalışıyorsunuz? İsterseniz bu minik böceği biraz daha yakından tanıyalım:
NEDEN UĞUR GETİRDİĞİNE İNANILIR?
Bu ufak, üzeri siyah beneklerle kaplı kırmızı renkteki böcek genellikle şans böceği olarak bilinir. Çünkü, çok eski zamanlarda çiftçiler tarlalarına dadanan ve tüm ekinleri mahveden yaprak bitleriyle bir türlü baş edemezlermiş. İşte o dönemlerde bir gün uğur böcekleri çiftçilerin imdadına yetişmiş ve tarlalara musallat olan yaprak bitlerini yemişler. O günden sonra çiftçiler, kendilerini kurtaran uğur böceklerinin şans getirdiğine inanmış ve onları şans getiren böcek olarak anmaya başlamışlar.
Bir başka inanış da yedi sayısının uğurlu oluşuyla ilgilidir. Bu böceğin üzerinde genellikle yedi siyah benek bulunduğundan insanlar onların uğur getirdiğine inanır. Bu yüzden de bir uğur böceği gördüklerinde hemen dilek tutar ve “uç uç böceği, dileğimi yerine getir” tekerlemesini söylerler.
BESLENME
Uğur böceklerinin en sevdiği yemek yaprak bitleridir. Bir uğur böceği, gün içinde 50 ile 100 arası bit yiyebilir. Bu nedenle uğur böcekleri yeşilliklerin bol olduğu bahçe, orman veya çimenlerle kaplı parklarda dolaşmayı sever. Bu sayede çiçeklerin saplarında ve bitkilerin yapraklarında bulunan bitlerle, kendilerine günboyu büyük bir ziyafet çekebilirler.
GENEL ÖZELLİKLERİ
Uğur böcekleri yaklaşık olarak 5 ile 8 milimetre uzunluğundadır. Bazıları 1 santimetreye kadar da uzayabilir. Ne kadar ufaklar öyle değil mi? Yarımküre şeklinde bir vücutları vardır ve ön kanatlarında siyah minik benekler bulunur. Bu beneklerin sayısı hepsinde farklıdır. Bazısında 2, kimisinde 7 ya da 50’den fazla benek olabilir. Kanatlarının rengi de türüne göre kırmızı, turuncu veya sarı olabilir. Başı hemen ön kanatlarına bitişik, siyah ve ufaktır. Kısa duyargaları ve 6 tane de kısa bacağı vardır.
DOĞAL DÜŞMANLARI
Onların çok ufak olduklarına bakmayın. Boylarından büyük düşmanları vardır. Özellikle kuşlar, karıncalar, örümcekler ve kertenkeleler en büyük düşmanlarıdır. Kendilerini düşmanlarından korumak için çeşitli taktikler uygularlar. Üstelik ufak bir vücuda sahip olsalar bile, beyinleri çok hızlı çalışır. Nasıl mı? Mesela tehlikeli karıncalar tarafından etrafları çevrilmişse ve bir türlü uçarak kurtulamıyorlarsa, hemen ters dönüp bacaklarını hafifçe içeri çekerler. Ardından bacaklarından sarımsı bir sıvı salgılamaya başlarlar. Bu sıvı o kadar kötü kokar ki, en kötü düşmanları bile bu kokuya dayanamayıp hemen kaçar.
Ancak düşman bu kokuya rağmen yaklaşmaya devam ederse uğur böceği ölü taklidi yapmaya başlar. Bacaklarını hemen içeri çekip hareketsizce durur ve tehlikenin geçmesini bekler. Bazı uğur böceklerinin salgıladıkları sıvı kırmızı ve zehirlidir. Özellikle kırmızı renk düşmana “Dikkat! Yaklaşma,ben zehirliyim!“ mesajı verir.
ÜREME
Dişi uğur böceği, ilkbaharda 400 kadar yumurta yapar. Yumurtladıkları yerlerin özellikle çiçek yapraklarıyla dolu yeşil bir yer olmasına dikkat ederler. Çünkü yavru uğur böcekleri dünyaya geldiklerinde çok aç olurlar. Hemen yumurtadan çıktıkları yerde bulunan yaprak bitleriyle beslenmeye başlarlar. Bu nedenle yumurtlama yeri çok önemlidir.
Yumurtadan çıkan yavrular, önce birer larvadır. Üstelik yemek yemeye de son derece düşkündürler. Büyümek ve güçlenmek için beslenmeleri gerekir. Yumurtadan çıktıktan sonra sık sık deri değiştirirler. Yaklaşık 3 hafta kadar sonra, hareketsiz ve donmuş halde kalırlar. Bundan sonraki dönem, bekleme ve gelişim evresidir.
Dışta katı kalın bir deri bulunur. İçte ise uğur böceği bir değişim ve gelişim geçirerek büyümeye devam eder. Tıpkı kurtcuktan meydana gelen bir kelebek gibidir.Bir haftalık bir bekleme süresinden sonra, uğur böceği derinin içinden çıkar. Ancak rengi henüz sarıdır. Gelişmiş, kırmızı ve siyah benekli bir uğur böceğinin oluşması için aradan 30 veya 60 gün geçmesi gerekir.
Bu arada uğur böcekleri de tıpkı diğer tüm böcekler gibi birlikte yemek yiyip, uyumaz. Gelişim sonrasında, hepsi büyüyüp kocaman oldukları için başka yerlere dağılıp karınlarını doyuracak bitler aramaya koyulurlar.
YAŞAM ALANLARI VE YAŞAM SÜRESİ
Uğur böcekleri çok uzun yıllar yaşayabilir. Bu nedenle de kış geldiğinde yazınki kadar rahat uçamadıkları için soğuk kış günlerini geçirebilecekleri yerler ararlar. Bunun için en en uygun yer, ağaç oyukları veya içi boş kovuklardır. Kimi zamanlar da gruplar halinde pencere boşluklarına doluşup kara kışın geçmesini beklerler.
Uğur böcekleri hakkında en çok merak edilen konu siyah beneklerinin yaşlarını gösterip göstermediğidir. Dünyada 3000’den fazla uğur böceği türü vardır. Her birinin rengi ve benekleri değişiktir. Hatta kimisinde benek bile yoktur. Bu nedenle uğur böceğinin üzerindeki beneklerin, yaşını gösterdiğini söyleyemeyiz. Benekler sadece, uğur böceklerinin hangi türe ait olduklarını belirtir.
Ama siz yine de elinize veya omuzunuza bir uç uç böceği konunca beneklerini sayma keyfini yaşamaya ve dilek tutmaya devam edin. Kimbilir belki de dilekleriniz hemen gerçekleşebilir!..
--------------
Etiketler
Uğur Böcekleri,uç uç böceği,Fatmacık ,Cemre ,Marienkäfer , Coccinellidae, Bugs,Bugs images,Uğur Böceği resimleri,uç uç böceği resimleri,Cemre resimleri ,Fatmacık resimleri,Marienkäfer bilder, Coccinellidae images,png,gif,jpeg,
|
|
|
Cennet Ve Sevda Papağani Hakkinda |
|
Yazar: RasitTunca - 07-15-2019, 03:32 AM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar
- Yorum Yok
|
 |
CENNET ve SEVDA PAPAĞANI HAKKINDA
merhaba arkadaşlar sizlerle son dönemle ilgilendiğim ve üretimlerini yaptığım Agapornis türlerini yani ülkemizde Cennet ve Sevda Papağanı olarak bilinen türler hakkındaki bilgi ve deneyimlerimi paylaşacağım.
Anavatanları Afrika olan bu türler ülkemizdeki en fazla tercih edilen papağan türü olarak öne çıkmaktadır. PetShop işlettiğim dönemlerde en çok sattığım türlerdendi. Bakımları ve üretimleri oldukça kolaydır. Eğitimleri biraz zaman alsa da genellikle başarılı sonuçlanmaktadır, konuşma yetenekleri işe çok zayıftır 2-3 kelime ile sınırlıdır. Ben daha konuşanına hiç denk gelmedim.
Agapornislerin 32 türü bulunmaktadır. Türlere göre boyutları 12-18 cm arasında değişmektedir ve ağırlıkları 40-60 gr arasında değişiklik gösterir. Ortalama yaşan süreleri ise 10-15 yıldır.
Barındırma konusunda biraz geniş kafese ihtiyaç duyarlar kuş tek besleniyor ise günde birkaç saat kafes dışında zaman geçirmesi sağlanmalıdır. Oyunu çok severler kafes içerinde veya dışında zaman geçirecek oyun parkı tarzında salıncak ve merdivenli bir ortamın sağlanması kuşunuzu stresten uzak tutacaktır. Banyoyu çok seviyorlar özellikle sıcak havalarda her gün yıkanmak istiyorlar.
Cinsiyet ayrımının zor olduğu bu türlerdeki en etkili yöntem DNA testidir, fakat bazı tahmini güçlendiren farklılıklar vardır. Erkeklerde kuyruk sivri iken dişinin kuyruğu yelpaze şeklindedir. Tünekte dişilerin ayak açıklıkları erkeğin ayak açıklığına göre daha fazladır. Göz halkalarında erkeklerin göz kenarları dişininkine göre biraz daha çekik duruyor fakat bu olay bazı türlere değişiklik göstere bilir.
Beslenme konusunda ise doğal ortamlarında bitki tohumları, yeşil yapraklar ve meyveler ile beşlenirler. Kafes ortamında ise tohum olarak Beyaz darı, sarı darı, kırmızı darı, kabuksuz yulaf, keten tohumu, mısır, ay çekirdeği, kabak çekirdeği v.b. tohumlar verile bilir. Meyve olarak ise hemen, hemen tüm meyveleri kabul ediyorlar yalnız kuşları ishale yakalatmamak için sulu meyveleri az miktarda vermenizi tavsiye ederin. Özellikle yavru zamanı mama takviyesini kesinlikle yapmalısınız. Bir yerde okumuştum bu türlerde avokado ve elma çekirdeği ölümlere neden olabiliyormuş.
Gelelim üremelerine; çok kolay üretilmektedir. Yılın her mevsimi yavru almak mümkündür. Dikkat edilmesi gereken en önemli husus aynı türleri çiftleştirmektir. Farklı türlerin çiftleştirilesi sadece zaman kaybıdır, ben farklı türleri çiftleştirmek için hiç uğraş vermedim fakat yaptığım araştırmalar olası farlı türlerin çiftleşmelerinde üzücü sonuçlarla karşılaşmak neredeyse kesindir. Yuva seçimini biraz geçiş tutmakta fayda var 20x20x20 gibi bir yuva ideal ölçülerdir. Yuva malzemesi içinse en basit çözüm kâğıt havlu veya boyasız kâğıttır. Bugüne kadar en fazla 7 yumurta alabildim, kuluçka süreleri 22-28 gündür kış aylarında yavruların çıkması 28 günü bulmakta bu türlerin sıcak ve nemli ortamı sevmelerine rağmen kümesimde kış boyu hiç ısıtıcı kullanmadığım halde sürekli yavru alıyorum. Ben kümesimdeki kuşlarıma sürekli mama takviyesinde bulunduğumdan yavrular çıktıkları günden beri anne ve baba tarafından iyi besleniyorlar gelişimlerini izlemek çok keyif verici yaklaşık 60 günlük olan yavru anne ve babadan bağımsız olacak kıvama geliyorlar.
Şeftali Yüzlü Cennet Papağanı (Agapornis roseicollis)
Doğada, Güneybatı Afrika, Angola ve Namibya, Güney Afrika ve Botswana’da yasarlar. Çok aktif, küçük kuşlardır. Boyları 15 cm., ağırlığı 55 gr. kadardır. Büyük kafeslerde beslemek gerekir. Bazen umulmayacak kadar sessiz olabilirler. Genç kuşlar özellikle elde yetiştirilirse çok tatlı ev kuşu olabilirler ve az miktarda kelimeyi de tekrar edebilirler. Vücutları yeşil renkte, kanat tüyleri ise koyu yeşildir. Yüz kısmı kırmızıdır. Genç kuşlar daha yumuşak renklerdedir. Koyu kahverengi benekleri olabilir. Mutasyonlar sonucunda çok çeşitli renkleri kafeslerde üretilmiştir.
Maskeli Cennet Papağanı (Agapornis personata)
Doğada, Orta Afrika, orta ve kuzey Tanzanyanın küçük bir kısmında yasarlar. Çok aktif, küçük kuşlardır. Boyları 15 cm., ağırlığı 50 gr. kadardır. Büyük kafeslerde beslemek gerekir. İdeal görünüşlü olan bu papağanlar popüler kafes kuşlarındandır. Çünkü ötüşleri kaba değildir ve çiftler üremeye gönüllüdürler. Yuvalama alışkanlıkları çok çekicidir. Bir çok papağanın tersine bu papağanlar follukları içine yuvalarlar. Boynu, ense bölgesi ve kafası siyah renktedir ve kusun maskesini oluşturur. Boynunun alt tarafı bir önlük seklinde sari renktedir. Kanatları yeşil, uçma tüyleri koyu yeşildir. Kuyruk tüyleri sarı ve yeşil renklerdedir. Belirgin beyaz göz halkaları vardır ve gagaları kırmızıdır. Mutasyonlar sonucunda çok çeşitli renkleri kafeslerde üretilmiştir.
Fisher’in Cennet Papağanı (Agapornis fischeri)
Doğada Kuzey Tanzanya’dan, Victoria gölünün güney sahillerinde, 100-2000 metre yüksekliklerde, savanlar ve açık otluk alanlarda, yüksek platolarda akasya, çeşitli palmiye ve diğer ağaçlarda yasarlar. Boyları 15 cm. kadardır. Ömürleri ortalama 10 yıldır. Alin yeşil, gaga dibi ile göz arasındaki bölge turuncu-kırmızı; tepe ve kafa arkası zeytini-turuncu; yanak ve boğazı turuncu-yeşil; göğsü ve ensesi turuncu-sarı; vücudunun yan tarafları, karin ve kuyruk altı ve kanat altı tüyleri sarımtırak-yeşil; kıç tarafı parlak mavi; kanat alt tüyleri mavi ve yeşil; kuyruk yeşil; dış tüyler sari bantlı olup üst ve alt kenarları siyahtır. Gaga kırmızı, ayaklar gri renktedir. Göz çevresindeki halka beyazdır. Renk olarak dişilerle erkekler arasında bir fark yoktur. Fiziksel olarak dişiler daha iri vücutlu ve daha küçük kafalıdırlar.
Nyasa Cennet Papağanı ( Agapornis lilianae)
Afrika kıtasının, Zambiya nehirler vadisinden Kuzey Zambesi boyunca kuzey Zimbabwe’ye, güney Malawi, kuzeybatı Mozambik ve güney Tanzanya gibi alanlarında yasarlar. Nehir vadilerindeki özellikle akasya, mopani gibi ağaçlarda ve 600-1000 metre yüksekliklerdeki ormanlarda mevsimsel olarak yasarlar. Ayrıca savanlar ve otlaklarda bulunurlar. Genellikle 20-100 kuşluk sürüler halinde kısa boylu ağaçların bulunduğu yerlerde bütün gün beslenirler. Her gün birkaç defa su içmek için nehir kenarlarına uçarlar. Boyları 13,5 cm. kadardır. Ömürleri ortalama 10 yıldır. Vücut genellikle yeşilin tonlarıdır. Yüz alanı, turuncu-kırmızı; az miktarda parlak pembe tüyler bas ve göğüsün üst kısmına kadar yayılmıştır. Göğsün altından karin ve kuyruk altına kadar sarımtırak-yeşil; kuyruk, yeşildir. Dış tüylerin üst ve alt kenarları, portakal-sari bantlıdır. Göz kenarları halkası beyaz; iris, kırmızı-kahverengidir. Gaga kırmızıdır. Ayaklar gri ve et rengindedir. Dişiler erkeklere benzerler. Cinsiyeti doğru tespit ancak endoskopi ya da birkaç tüye uygulanacak DNA testi ile kesin olarak bilimsel yöntemlerle yapılabilir. Genç kuşların gaga dibi siyahtır ve erişkinlere göre tüyleri daha mattır.
Siyah Yanaklı Cennet Papağanı ( Agapornis nigrigenis )
Güneybatı Zambiya, Zambesi nehri, Senanga’nın kuzeyi, Kafue Milli Parkı ve Livingstone’dan, Victoria, kuzeybatı Zimbabwe’ye kadar alanlarda görülebilirler. Akasya ağaçlarında, savanlar ve geniş açık alanlarda 600-1000 metre yüksekliklerde ve özellikle nehir vadilerinde küçük guruplar halinde yasarlar. Boyları 13 cm. kadardır. Ömürleri ortalama 10 yıldır. Vücut genellikle yeşilin tonlarıdır. Alin ve ön tepe kısmi kırmızıya çalan kahverengi; yanaklar ve boğaz, kahverengi-siyah; kafanın arkası ve ense, kirli sari-yeşil; göğüs üstü, portakal-kırmızı; göğüs altı, karin ve kuyruk altı, sarıya çalan yeşil; kıç, açık yeşil; dış tüyler, portakal-sari bantlı; ve dış tüylerin alt üst kenarları siyahtır. Göz kenarlarındaki halka beyazdır. Göz irisleri kahverengidir. Ayaklar gri renktedir. Dişiler erkeklerle ayni renktedir. Cinsiyeti doğru tespit ancak endoskopi ya da birkaç tüye uygulanacak DNA testi ile kesin olarak bilimsel yöntemlerle yapılabilir. Genç kuşların gagalarının dipleri siyahtır.
Gri Kafalı Cennet Papağanı ( Agapornis cana )
Madagaskar Adasının güneybatı sahillerinde, Mascarene, Comoro, Zanzibar ve Mafia adalarında yasarlar. Boyları 14 cm. kadardır. Ömürleri ortalama 8 yıldır. Genellikle yeşil kafa, göğüs ve boyun soluk gri, vücudun karin bölgesi ve kuyruk altı sarımtırak yeşil, kanat altı tüyleri siyahla kaplıdır. Dış tüyleri, siyah çizgilidir. Göz kenarlarındaki halka gri, irisleri kahverengidir. Ayakları gridir, pençeleri kesin ve sivridir. Gagaları renklidir. Gri bas kusun erkek olduğunu gösterir. Erkeklerin kanatları daima vücudun diğer kısımlarından daha koyu bir yeşil tonudur. Erişkin dişilerde hakim renk yeşildir. Genç erkekler enseye kadar açık yeşildir. Nadiren tamamen yeşil başlı olurlar. Gaga, daha açık renklidir ve gaga dibi siyahtır. Bu küçük cennet papağanlarının cinsiyetleri gözlemlemeyle ayrılabildiğinden beri gerçek bir çift edinmedeki problem büyük ölçüde azalmıştır. Başlangıçta asabi olabilir, fakat bir tenhalık sağlandığında kuşhaneye iyi yerleşirler.
Kırmızı Yüzlü Cennet Papağanı ( Agapornis pullaria )
Güneyden kuzey Angola ve Orta Afrika, Gine ve Sierra Leone’ye, doğudan güney Sudan ve Bati Uganda’ya kadar alanlarda yasarlar. Boyları 15 cm. kadardır. Ömürleri ortalama 8 yıldır. Vücudunun genel rengi yeşildir. Alin bölgesi, portakal-kırmızı; göğüs, karin ve kuyruk altı, sarımtırak-yeşil; kıç kısmı, mavi; kanat altları ve kanat kenarları, siyah; kuyruk, yeşil; dış tüyler, sari-kırmızı parçalı ve siyah bantlı; göz kenarı halkası, dar ve gri; gaga, portakal-kırmızı, göz irisleri, koyu kahverengi ve ayakları gridir. Dişi kuşlar erkeklere benzerler ancak kanat altları yeşille kaplıdır. Genç kuşlar dişilere benzerler, genç erkeklerin kanat altları siyah çizgilerle kaplıdır.
Siyah Kanatlı Cennet Papağanı ( Agapornis taranta )
Etopya’nin yüksek kesimlerinde, yüksek ormanlık alanlarda akasya ağaçları, savanlar ve otlaklarda 1800-3200 metre yüksekliklerde sürüler halinde yasarlar. Boyları 17 cm. kadardır. Ömürleri ortalama 10 yıldır. Vücudunun genel rengi yeşildir. Alın ve göz bölgesi, kırmızı; karin, göğüs ve kuyruk altı soluk açık yeşil renkli tüylerle kaplıdır. Kanat altı ve uçma tüyleri siyahtır. Kuyruk, yeşil; dış tüyler, sarı parçalı ve siyah çizgilidir. Göz çevresindeki halka koyu gridir. Göz irisleri koyu kahverengidir. Gaga, kırmızıdır. Ayakları gri renktedir. Dişiler erkeklere benzer. Fakat baslarında kırmızılık vardır ve kanat altları yeşille kaplıdır. Genç kuşlar dişilere benzerler fakat daha hareketsizdirler. Gaga sarısı-kahverengi ile siyah renktedir. Yetişkin tüyleri 3-4 ay içinde çıkmaya baslar, 8-18 ay içersinde tüyler tamamlanır.
Siyah Yakalı Cennet Papağanı ( Agapornis swinderniana )
Afrika’da Liberya ve güney Gana’da yasarlar. Boyları 13 cm. kadardır. Ömürleri ortalama 8 yıldır. Vücudunun genel rengi yeşildir. Kafa, göğüs ve karin açık soluk yeşil; ensede siyah dar bir bant bulunur. Boyun bölgesi, sarımtırak renkten zeytini sarıya; kanat altları yeşil renkle kaplıdır. Uçma tüyleri, siyah ile yeşil kenarlı olup kuyruk yeşildir. Göz kenarlarındaki dar halka gridir Göz irisleri sarıdır. Gaga, kül renginden siyaha döner. Ayakları gridir. Dişiler erkeklere benzerler. Cinsiyeti doğru tespit ancak endoskopi ya da birkaç tüye uygulanacak DNA testi ile kesin olarak bilimsel yöntemlerle yapılabilir. Genç kuşlar yetişkinlere benzerler. Fakat enseye doğru siyah bantlı olurlar ve gaga soluk gridir. Genç kuşlarda göz irisleri kahverengidir.
|
|
|
Muhabbet Kuşu Beslemek isteyenler |
|
Yazar: RasitTunca - 07-15-2019, 03:26 AM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar
- Yorum Yok
|
 |
MUHABBET KUŞU BESLEMEK İSTEYENLER
Muhabbet kuşumu evde kaç gün süreyle yalnız bırakabilirim ?Muhabbet kuşlarını 1-2 gün süreyle evde yalnız bırakabilirsiniz. Bazen suluklarda çatlaklar olabilmekte ve suluktaki su bir kaç saat içinde tamamen yok olmaktadır.Bu riskleri gözönüne aldığımızda kuşumuzu 1 günden fazla süreyle yalnız bırakmamak en doğrusudur. Mümkünse 1 günden fazla süreyle bir yere gitmeniz gerekirse kuşunuzu bir arkadaşınıza veya komşunuza bırakınız.
Sıcak havalarda kuşumu nasıl serinletebilirim ? Balkona koysam zararı olur mu ?
Özellikle yazın sıcak havalarda muhabbet kuşu sahipleri kuşlarının kafesini balkona koymaktadır. Karga ve kedi gibi canlılar bu durumda kuşlarınız için tehlikeli olabilmektedir.
Kafesi dışarıdayken, muhabbet kuşunuz uzun süre güneş ışığı altında beklediği için veya rüzgar yüzünden kolayca hasta olabilir. Kuşlarınızı balkona koymanızı tavsiye etmiyoruz eğer koyacaksanız da çok dikkatli olmalısınız.
Yeni satın aldığınız kuşu ne zaman salmalısınız ?
Bir çok insan yeni satın alıp eve getirdiğiniz bir muhabbet kuşunu en azından bir süre salmamanız gerektiğini size söyleyecektir. Kimileri 1 hafta boyunca kimileri de 1 ay boyunca salmamanız gerektiğini söylerler. Bu doğru değildir. Yeni bir ortama gelen muhabbet kuşunun kafesde durarak odayı ve ortamı tanımasına imkan yoktur. Muhabbet kuşunuz uçtukça, hareket ettikçe bulunduğu ortamı tanır.
Eğer kuşunuzun sağlıklı olmasını istiyorsanız onu günlük olarak belirli süreler dahilinde uçurmalısınız.
Eğer kuşlarınıza güvenli bir ortam sağlayabilirseniz, siz yanlarında yokken bile uçabildikleri tehlikesiz bir ortamları varsa, bu onlar için en mükemmelidir. Muhabbet kuşunuzun rahat bir şekilde uçabilmesi için bulunduğu ortamı tanıması, keşfetmesi gerekir. Kuşunuzu salmadığınızda, kafeste geçirdiği süre zarfında içinde bulunduğu odayı keşfetmesi mümkün değildir. Kuşunuzu satın aldığınız günde veya 1 ay sonra salsanız da yine ilk uçma denemelerinde duvarlara veya tavana çarpabilir. Kafesin dışında ne kadar çok vakit geçirirse odayı tanıması da o kadar kısa sürer
Muhabbet kuşları diğer kuşlarla aynı ortamda veya kafesde barındırılabilir mi ?
Bu konuyla ilgili portal kütüphande bakım kategorisinde bir çeviri mevcuttur. Muhabbet kuşları kendinden daha büyük veya küçük kuş türleri ile aynı ortamda bakılmamalıdır.
Muhabbet kuşları büyük boyutlu ispinoz türleri, sultan papağanı gibi küçük boyutlu papağan türleri ile aynı ortamda bakılsa dahi ölümler ve yaralanmalara meydana gelebilir. Bu yüzden kimseye tavsiye etmiyoruz
Kuşuma tek bakabilirmiyim?
Muhabbet kuşları diğer tüm papağan türleri gibi topluluk halinde yaşamaktan, kalabalıktan keyif alırlar. Muhabbet kuşu satın alırken çift olarak almanızı, eğer tek ve yavru olarak satın alırsanız da size alıştıktan sonra, 1 yaşını geçmeden eş almanızı tavsiye ederiz.
Muhabbet kuşlarının tek bakılmaması ile ilgili bir çeviri portal kütüphane bakım kategorisinde yer almaktadır.
Muhabbet kuşumun kafesini ne kadar sıklıkla temizlemeliyim ?
Kafes tabanının temizliğini 2-3 günde bir yapabilirsiniz. Sulukların yıkanması işlemi hergün yapılmalıdır. Günlük yıkanmayan sulukların içi yağlanır ve yosun tutar.
Kafes tellerinin silinmesi, yemliklerin yıkanması, tüneklerin zımparalanması gibi detaylı temizliği haftada bir yapmanız uygun olur.
Muhabbet kuşunun günlük ve haftalık bakımı nasıl olmalıdır ?
Muhabbet kuşlarımızla ilgilenmeden önce ve onlarla ilgilendikten sonra mutlaka ellerimizi yıkamalıyız.
Sulukları hergün temizlenmeli ve taze su eklenmeli, yemlikleri gün içinde bir kaç defa kontrol edilmeli ve kafes temizliğine özen gösterilmelidir.
Evcil hayvan sahibi olmak ve onların bakımlarıyla uğraşmak sorumluluk sahibi olmayı gerektirir
İçme suyu ve yemleri ne kadar sıklıkla değiştirmeliyim ?
Muhabbet kuşlarının sulukları her gün temiz bir fırça ile temizlenmeli ve taze su koyulmalıdır. Muhabbet kuşlarının yem karışımları yağlı tohumlardan oluştuğu için su içtikleri zaman suluğun içindeki suyun ve dolayısıyla suluğun yağlanmasına ve kirlenmesine sebep olurlar.
Eğer suluk temizlenmesse gözle görülür bir şekilde suluğun kıvrımlı bölgelerinde kirli ve temizlenmesi zor pislikler oluşur. Kuşların yem kapları gün içinde 1-2 defa tazelenmeli ve yem kabukları üflenmelidir.
Gaga taşı, kuş kumu, iyot ve enerji blok nedir, ne işe yarar, kullanmalı mıyım ?
Evcil hayvan mağazalarında satılan beyaz gaga taşı muhabbet kuşlarının kalsiyum ihtiyacını karşılamaları için kullanabileceğiniz bir üründür. Alçı, yumurta kabuğu ve kuş kumuna biraz su katıp donmasını bekleyerek muhabbet kuşunuz için kendi gaga taşınızı kolaylıkla yapabilirsiniz.
Kuş kumu muhabbet kuşu kafesinde mutlaka bulunmalıdır. Kuş kumunu ayrı bir kapta vermenizi tavsi ederiz.Evcil hayvan mağazalarında satılan muhabbet kuşu kumlarının bir çoğu kuşlar için uygun değildir. Bu kumlardan satın almayınız. Alacağınız kuş kumunun içinde kuş kömürü, kırmızı renkli iyotlu taneler, midye kabuğu gibi çeşitli taneler bulunmalıdır.
Mürekkep balığı kemiği muhabbet kuşlarının kalsiyum gereksinimlerini karşılamalarını sağlar.
İyot ve enerji blokları da kuşlarımızın iyot, mineral ihtiyacını karşılayan faydalı ürünlerdir. Kullanmanızı tavsiye ederiz.
Muhabbet kuşumun tırnağını, gagasını kesebilir miyim ?
Muhabbet kuşlarının kafesinde bulunan gaga taşı, ağaç dalından tünekler onların gagalarını ve tırnaklarını aşındırmak için yeterlidir fakat yavru muhabbet kuşlarının tırnakları halı ve perdelere takılabilir.
Bu durumda temiz bir tırmak makası yardımı ile tırnakların uçları çok az kısaltılabilir. Eğer bu işlemi daha önce yapmadıysanız mutlaka bilen birine danışmanızda fayda vardır çünkü ilk defa muhabbet kuşunun tırnaklarını kesmeye çalışan bir çok evcil sahibi muhabbet kuşlarının tırnaklarını kanatarak onların yaralanmasına sebep oluyor.
Ayrıca bazı muhabbet kuşlarında (genetik bozukluk olan) gagada aşırı uzama söz konusu olabiliyor. Bu durumda muhabbet kuşunun daha kolay yem yiyebilmesi için belirli aralıklarla örneğin ayda bir defa gagayı kısaltmak gerekir.
Aynı kafeste iki çift muhabbet kuşu bakılır mı ?
Yavru muhabbet kuşlarını yeterince büyük bir kafeste bir arada tutabilirsiniz. Aynı şey yetişkin muhabbet kuşları için geçerli değildir.
Özellikle erkek muhabbet kuşları dişi muhabbet kuşları için birbiriyle kavga edebilir ve yaralanabilirler. Eş olan kuşları her zaman ayrı kafeslerde tutmanızda fayda vardır.
Çok büyük salmalarda birden fazla çifti bir arada tutabilirsiniz fakat küçük kafeslerde bir arada tutmamalısınız.
Muhabbet kuşumu tatile giderken yanımda götürebilir miyim ? Ne kadar süre yolculuğa dayanabilir ?
Muhabbet kuşları yolcukluklar konusunda çok hassastır. Bir yerden başka bir yere taşırken çok dikkatli olmak gerekir. Muhabbet kuşları uzun yolculuklara dayanıklı değildirler.
Muhabbet kuşuma banyo yaptırabilir miyim ? Ne kadar sıklıkla banyo yaptırabilirim ? Su sıcaklığı ne olmalıdır ?
Muhabbet kuşlarına kışın seyrek olarak yazın ise sık sık banyo yaptırabilirsiniz.
Banyo suyu sıcaklığı kışın ılık yazın ise musluk suyu sıcaklığında olabilir.
Oda spreyi ve çiçekler zararlı mıdır ?
Muhabbet kuşlarınızın bulunduğu odada oda spreyi, böcek ilacı gibi spreyler kullanmamalısınız. Benzer şekilde kuşlarınızın bulunduğu odada sigara içmemelisiniz. Boya ve badana yapacağınız odada kuşlarınızı bulundurmamalısınız.
Kuşlarınızı saldığınızda odadaki çiçeklerin yapraklarını kemirip zehirlenebilirler. Bu sebeple kuşlarınızı saldığınız zamanlarda onların yanında olmalısınız veya saldığınız odada çiçek bulundurmamalısız.
Muhabbet kuşlarının bulunduğu ortamda asla yapılmaması gerekenler nelerdir ?
Kuşunuzun olduğu odada kesinlikle sigara içmemelisiniz. Sigara dumanı kuşunuzun ömrünü fazlasıyla kısaltır.
Kuşlarınızı asla kafese kapalı bir yaşama mahkum etmeyin. Onları sık sık uçurun.
Muhabbet kuşları tek bakılmamalıdır.
Ben evde yokken kuşumun sıkılmaması için ne yapmalıyım ?
Evde olmadığınızda; radyo veya televizyonu açık bırakmak, can sıkıntısına kapılmaması için iyi bir yoldur. Çevredeki sesler, yalnız olmadığını düşündürecektir. Ayrıca kafesi pencereye yakın koyarak dışarıdaki hareketliliğin ilgisini çekmesini sağlayabilirsiniz ancak direkt güneş ışığı ve diğer tehlikelerden korunaklı bir yer olmasına da özen gösterilmelidir. Seslerin değişken ve ilgi çekici olmasına (konuşması için kısa süreli ve aynı kelimeleri içeren ses kayıtları bu konuda sağlıklı değildir) da dikkat edilmelidir
Muhabbet kuşumun bulunduğu odanın sıcaklığı ne olmalıdır ?
Muhabbet kuşlarının anavatanı Avustralya’dır. Sıcak iklim kuşlarıdır. Bulundukları odanın çok soğuk olmaması gerekir.
BESLENME
Kuşlarıma vitamin verebilir miyim ? Ne kadar sıklıkla verebilirim ?
Kuşlarınıza vitamin verebilirsiniz. Mümkünse evcil hayvan mağazalarında çok ucuza satılan vitaminler yerine daha kaliteli ve bilinen markaların (witte molen, sera) vitaminlerini kullanmalısınız. Vitamin kullanırken mutlaka son kullanma tarihine bakmalısınız. Son kullanma tarihi geçmiş vitaminleri kullanırsanız kuşlarınızda çok ciddi sindirim problemleri, zehirlenmeler görülebilir.
Kuşların suyuna her gün vitamin koymamalısınız. Vitamin kullanımı çok seyrek aralıklarla yapılmalıdır. Örneğin her ay üst üste 4-5 gün süreyle kuşunuza vitamin verebilirsiniz.
Kuşlarımızın sularını hergün değiştirmemiz gerekmektedir. Hem bu sebeple hem de güneş ışığı vitaminlerin etkisini azalttığı için suyunu her değiştirğimizde kuşların suluğuna yeniden vitamin eklemeliyiz.
Vitamin eksikliği durumunda görülebilecek bazı rahatsızlıklar portal kütüphanede, hastalıklar kategorisinde yer almaktadır.
Sık sık vitamin kullanmak yerine kuşunuza bol bol çeşitli taze sebze ve meyve vermeniz daha doğrudur. Özellikle hastalık durumlarında kuşunuza vitamin takviyesi yapılmalıdır. Bazı antibiyotikler (vitaform, neoterramycin) vitamin katkılıdır.
Muhabbet kuşuma yem haricinde ne gibi ek besinler verebilirim ?
Muhabbet kuşlarınıza düzenli olarak taze sebze, mevye verebilirsiniz.
Muhabbet kuşunuzun yemlerinden tohumları çimlendirerek kuşlarınıza verebilirsiniz.
Dal darı
Yumurta maması
Bal, tuzsuz etimek
Meyve/sebze ve mama yemiyor ? Nasıl alıştırabilirim ?
Muhabbet kuşlarını yavruyken çeşitli sebze ve meyvelere alıştırmanızı tavsiye ederiz.
Mandal veya kıskaç şeklinde çeşitli aksesurlarla meyve/sebzeleri kafeslerine asabilir veya ince ince rendeleyip ayrı bir kapta verebilirsiniz.
İlgi göstermiyorlarsa rendelediğiniz küçük parçaları yemlerin üzerine serpiştirebilirsiniz. İlk başlarda ilgi göstermeseler bile zamanla meyve sebzelerin tadına bakarlar. Düzenli olarak vermeye devam ediniz.
Açık yem alabilir miyim ?
Açık yemler hava ve tozla direk temas halinde olduğu için her türlü mikrobu, pisliği barındırabilir. Güvendiğiniz bir yer olmadığı sürece açık yemlerden almanızı tavsiye etmiyoruz. Yem satın alırken bütçenizin elverdiği ölçüde en kaliteli yem markalarını kullanmanızı tavsiye ederiz.
Kullandığınız yem karışımında bazı tohumların oranlarının yetersiz olduğunu düşünürseniz (örneğin yemdeki aspur miktarını arttırmak için) açık yem alarak ekleme yapabilirsiniz
Muhabbet kuşum çok fazla yem yiyor, ne yapmalıyım ?
Muhabbet kuşunuz aşırı derece yem yiyor ve şişmanlıyorsa verdiğiniz yem miktarını azaltmalısınız ve daha fazla meyve, sebze içeren bir diyet uygulamalısınız.
Aşırı derecede şişmanlayan kuşlarda özellikle karın bölgesinde yağlanma meydana gelir. Kuşunuz çok az hareket etse bile soluk soluğa kalır.
Meyveli – Ballı kraker kullababilir miyim ?
Kuşlarınıza evcil hayvan mağazalarında satılan ballı – meyveli krakerlerden vermenizi tavsiye etmiyoruz. Ballı kraker adı altında satılan bir çok kraker hazırlanırken, tohumları birbirine yapıştırmak için bal yerine kuşlarımız için zararlı olabilecek malzemeler kullanılmaktadır.
Kendi ballı krakerinizi kendiniz yapabilirsiniz. papaganim.org sitesinde kütüphanenin beslenme kategorisinde yer alan kraker tarifi makalesini okumanızı tavsiye ederiz.
Yem karışımı nasıl olmalıdır, en kaliteli muhabbet kuşu yemi markası hangisidir ?
Yem satın alırken bütçenizin elverdiği ölçüde en kaliteli yem markalarını kullanmanızı tavsiye ederiz. Özellikle yerli ve karton ambalajlı fakat nerede ve kim tarafında üretildiği belli olmayan bir çok yem markası evcil hayvan mağazalarında satılmaktadır.
Witte Molen, Bonnie ve Vitakraft firmalarının ürettiği muhabbet kuşu yemleri en bilinen, ithal ve kaliteli yemlerdir. Bu markaları güvenle kullanabilirsiniz. Bazen evcil hayvan mağazalarındaki saklanma koşulları sebebiyle bu markaların ürettikleri yemlerde de güveler görülebiliyor ama bu durumda yem üreticilerini suçlamak doğru değildir.
İthal markalar haricinde tavsiye edebileceğimiz en bilinen yerli marka Mavi Boncuk’tur. Fakat bu markanın karışımı ithal markalarla kıyaslandığında kullanılan tohum çeşitliliği ve oranları olarak ideal muhabbet kuşu yem karışımından daha uzaktır.
Muhabbet kuşuma çekirdek verebilir miyim ?
Muhabbet kuşlarına kendi yediğimiz tuzlu çekirdeklerden asla vermemeliyiz.
İthal muhabbet kuşu yemi markalarının içinde çok az miktarda küçük ay çekirdeği bulunmaktadır. Çekirdek de fazlasıyla yağlı bir tohumdur ve az miktarda muhabbet kuşlarımızın yem karışımına katabiliriz. Muhabbet kuşları zorlanmadan küçük ayçekirdeklerini kırarlar ve yerler.
Fazla miktarda meyve ve yeşillik yemesinin zararı olur mu
Kuşlarınıza fazla miktarda yeşillik vermeniz durumunda dışkının rengi gözle görülür biçimde değişir. Örneğin kuşlarınızın aşırı derecede elma yemesi onların iştahını açar ve daha fazla yem yemelerine sebep olur.
Çok fazla yeşillik yemeleri durumunda ishal olabilirler. Bu yüzden yeşillikleri daha seyrek olarak vermelisiniz. Örneğin haftada 1-2 defa.
Yeşillikleri yıkadıktan sonra bir havlu veya kağıt peçete ile kurulayarak verirseniz kuşlarınızın ishal olması olasığını ortadan kaldırırsınız.
Muhabbet kuşuma maydanoz verebilir miyim ?
Özellikle muhabbet kuşu besleyenler arasında maydanozun muhabbet kuşlarının boğazına yapışarak ölümüne sebep olabileceği şeklinde bir dedikodu dolaşmaktadır. Bu yüzden bir çok muhabbet kuşu sahibi kuşuna mandanoz vermemektedir.
Durum korkulduğu gibi değildir. Maydanoz muhabbet kuşları için eşsiz bir C vitamini kaynağıdır. Çok ince parçalara ayırıp kuşunuza verebilirsiniz.
Yemlerdeki renkli taneler nelerdir ?
Bazı muhabbet kuşu yemlerinde sarı, kırmızı, yeşil renklerde taneler bulunmaktadır. Bu taneler kurutulmuş ve boyanmış ekmek taneleridir.
İçme suyuna limon suyu/soda koyabilir miyim ? Meyve suyu verebilir miyim ?
Bazı kanarya üreticileri kanaryaların sularına ayda bir defa az miktarda soda koyduklarını söylerler.
Muhabbet kuşlarının sularına asitli içecekler koymamalısınız.
Ayrıca marketlerde satılan hazır meyve suyu/nektarı türündeki içecekleri kuşlarınıza vermemelisiniz.
Ekmek verebilir miyim ? Zararı olur mu ?
Muhabbet kuşlarınıza kurumuş ekmeği seyrek olarak verebilirsiniz. Tuzsuz etimek vermeniz daha uygun olur.
CİNSİYET VE YAŞ TAHMİNİ
Muhabbet kuşlarında cinsiyet tayini nasıl yapılır ?
Muhabbet kuşlarında cerenin (gaga üzerindeki renkli kısım) rengine bakarak cinsiyet tayini yapılabilir. Çıplak gözle yapılabilecek başka bir cinsiyet tayini yöntemi yoktur.
Bir çok papağan türünde ortak kullanılan ve %100 güvenilir olmayan bir cinsiyet tayini yöntemi daha vardır. Bu yöntemde dişi papağanın kuyruk tüyleri erkek papağandan farklı olarak yelpaze gibi açılır. Dişi muhabbet kuşlarında kuyruk tüylerinin uçarken veya bir yere konarken bu şekilde yanlara açıldığını görebilirsiniz.
Portal kütüphanede cere rengi ile cinsiyet tayinin nasıl yapılacağına dair bir çeviri mevcuttur.
Muhabbet kuşumun yaşını nasıl anlarım ?
Muhabbet kuşlarında yaş tahmini ancak 3 aylık, 6 aylık, 8 aylıktan büyük ve benzeri şekilde yapılmaktadır. Yaş tahmini için gözün rengine, göz halkasına bakılmalıdır.
1 yaşında bir muhabbet kuşu ile 10 yaşında bir muhabbet kuşu fiziksel olarak birbirine benzeyebilir.
Yaşlı muhabbet kuşlarında ayaklarda pullanmalar / çatlaklar daha fazladır. Tüylerin rengi yavrulada daha canlı, yaşlı kuşlarda daha soluktur.
Muhabbet kuşumun tüy döneminde olduğunu nasıl anlarım ?
Tüy dönemine giren muhabbet kuşlarında özellikle kafa tüyleri arasında yeni tüy kapsülleri gözükür.
DAVRANIŞ,EVCİLLEŞTİRME,KONUŞTURMA VE EĞİTİM
Muhabbet kuşum kafes boyalarını kemiriyor ? Bir zararı olur mu ?
Muhabbet kuşlarının kafesin boyalarını kemirmesi onun sağlığı açısından zararlıdır. Bu yüzden metalik (altın, gümüş gibi) renklerde, özellikle krom kaplama, paslanmaz telleri olan kafesleri satın almanızı öneririz.
Pembe, mavi, beyaz renkli, boyası kolayca çıkan kalitesiz kafeslerden satın almamalısınız.
Muhabbet kuşum dışkısını yiyor, ne yapmalıyım ?
Muhabbet kuşunuzun dışkısını yemesini engellemek için yapılacak en doğru şey tabanında tel ızgara olan kafesler kullanmaktır. Kuşunuzun dışkısı tel ızgaranın altındaki bölmeye düşeceği için kuşunuzun dışkısını yemesini büyük ölçüde engellemiş olursunuz.
Dışkı yeme davranışı genelde vitamin, mineral eksikliği ve kötü beslenme kaynaklıdır. Kuşunuzun bakım koşullarını tekrar gözden geçirmeniz gerekir
Muhabbet kuşumun kanatları titriyor, hasta mı ?
Kanatların titremesi, kanatlardan birinin diğerinden daha aşağıda bulunması stres, korku belirtisi olarak değerlendirilebilir.
Yeni bir ortama gelen muhabbet kuşlarında görülebilir. Kuşlar ortama alıştıklarında titreme de geçer.
Evcilleştirmek için aç bırakıp elden yem yedirmek doğru mudur ?
Muhabbet kuşlarını aç bırakarak evcilleştirme yöntemini kesinlikle tavsiye edilmeyen, insancıl olmayan bir yöntemdir.
Benzer şekilde muhabbet kuşlarının uçmasını sağlayan uzun kanat tüylerini kesip evcilleştirmeye çalışmak da kesinlikle tavsiye etmediğimiz bir yöntemdir.
Muhabbet kuşum dişi, konuşturabilir miyim ?
Dişi muhabbet kuşları erkek muhabbet kuşları gibi konuşabilirler fakat erkek muhabbet kuşlarıyla karşılaştırıldığında daha az sayıda kelime öğrenirler
Muhabbet kuşum ısırıyor, ne yapmalıyım ?
Muhabbet kuşları avuçlanmaktan hiç hoşlanmaz, onları parmağınızın üzerinde durmaya alıştırmalısınız, elinizle tüm vücutlarını saracak şekilde muhabbet kuşunu tutmak isterseniz sizi ısırabilir.
Ayrıca dişi muhabbet kuşları erkek muhabbet kuşlarından daha güçlü bir şekilde ıssırırlar. Kemirme huyları erkek muhabbet kuşlarından daha fazla güçlüdür.
Muhabbet kuşumu nasıl evcilleştirebilirim ?
Muhabbet kuşlarını evcilleştirmek için yavruyken onunla çok fazla vakit geçirmeniz gerekir. 2 aylıktan daha büyük muhabbet kuşlarını evcilleştirmek hem daha zordur hem de daha fazla vakit alır.
Çift olarak bakılan muhabbet kuşlarını evcilleştirmek tek bakılan muhabbet kuşlarını evcilleştirmekten daha zordur çünkü muhhabbet kuşu sizinle oynamak yerine arkadaşıyla vakit geçirmeyi seçer.
Muhabbet kuşlarını evcilleştirmek için mümkün olduğunca sabırlı ve nazik hareket etmelisiniz.
Evcilleştirme sırasında kullanılacak en iyi yöntemlerden biri de muhabbet kuşunuzu aldığınızda sanki odada yokmuş gibi davranmak, üzerine fazla gitmemektir. Bu yöntem sayesinde muhabbet kuşunuzun güvenini zamanla kazanırsınız.
Muhabbet Kuşları Nasıl ve Ne Kadar Uyurlar?
Muhabbet kuşları günde 10-12 saat uykuya ihtiyaç duyarlar. Bunun çoğunluğu gece saatleridir. Aydınlık ve gürültülü bir ortamda bulunuyorlarsa, kendisini güvende hissetmesi için geceleri kafesinin üstünü örtmelisiniz. Doğada ağaç kovuklarında uyumaktadırlar. Gündüzleri şekerleme yaparlar. Bazen gözlerini kapatır bazen dinlendirmek için bir ayaklarını gövdelerine çekerler. Kimi zaman da boyunlarının dinlenmesi için başlarını geri çevirerek kanatlarının arasına sokarlar.
Muhabbet kuşumu konuşturmak için ne yapmalıyım ?
Muhabbet kuşlarını konuşturmak için sık sık kelime tekrarları yapmalısınız. Yavru muhabbet kuşları 4-5 aylık olduklarında çok daha anlaşılır bir şekilde kelimeleri söylerler
Muhabbet kuşlarım kavga ediyor, ne yapabilirim?
Aralarında didişmek için muhabbet kuşları için normaldir, ama kuşlarınız gerçekte, şiddetli kavga ediyorlarsa, hemen ayrılmalıdır. Genellikle, iki erkek, iki dişiden daha iyi anlaşırlar. Bir erkek/dişi çiftinde, dişi için otoriter ve saldırgan olmak alışılagelmiştir. Bunlar, kuşların seçiminde akılda tutulması gereken şeylerdir.
Her kuşa kendi yem kabını vermek, çok sayıda ilginç oyuncaklar ve geniş bir kafese sağlamak ,bütünüyle, aralarındaki didişmenin azaltılmasına yardım edebilir
İlk defa muhabbet kuşu aldım. Eve getirdik ama hiç ötmüyor, akşamları durduğu yerden hiç oynamıyor.
Nedense hiç sesi çıkmıyor ? Acaba nedendir
Yavru muhabbet kuşları çok sessiz ve durgundur. Satın alıp eve getirdiğinizde çok fazla sessiz olması sizi korkutmamalıdır. İnsanlara alıştıkca daha hareketli olurlar. Eve getirdikten sonraki bir hafta içinde davranışlarında gözle görülür bir hareketlilik olur.
HASTALIKLAR VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ,VETERİNERLER
Kuşum ishal oldu, nasıl bir tedavi uygulamalıyım ?
Öncelikle muhabbet kuşunuzun ishal olduğundan emin olmalısınız. Muhabbet kuşları çok fazla yeşillik yediklerinde dışkılarının rengi çok açık yeşil olabiliyor fakat bu ishal oldukları anlamına gelmez.
Muhabbet kuşları ishal olduklarında dışkılarının neredeyse tamamı sudan oluşur. Kafes zemini sanki kuşunuz banyo yapmış gibi su içinde olur.
Bu durumda olan bir muhabbet kuşuna ilk müdahale olarak muz, dal darı, haşlanmış patates veya haşlanmış pirinç suyu verebilirsiniz. Daha sonra veterinerine gitmelisiniz.
İshal durumlarında evcil hayvan mağazalarında satılan ishal ilaçlarından kullanmanızı tavsiye etmiyoruz. Mutlaka veterinere gitmelisiniz, veterinerin tavsiye ettiği bir ilacı kullanmalısınız.
İshal tedavisinde kullanılan bazı ilaç isimleri: Blotic, neoterramycin + vitamin
Muhabbet kuşumun hasta olduğunu nasıl anlarım ?
Hasta muhabbet kuşları genelde kabarık dururlar, sürekli uyurlar ve gittikçe zayıflarlar. Hastalığı ağırlaştığında muhabbet kuşu kafes zeminine iner, tünekde duramaz.
Hasta muhabbet kuşunu elinize aldığınızda göğüs bölgesindeki kemiğin belirginleştiği görürsünüz.
En ufak hastalık belirtisinde bile hemen veterinere gitmelisiniz.
Muhabbet kuşum uçamıyor, sebebi ne olabilir ? Acaba hasta mı ?
Yavru muhabbet kuşları PBFD ve french molt hastalıkları sebebiyle uçamayabilirler. Lütfen kütüphanedeki hastalıklar bölümüne gözatın.
Kuşum mantar mı olmuş ? Nasıl anlarım ? Tedavisi nedir ?
Mantar olan muhabbet kuşlarının ayaklarında ve gaga çevresinde beyaz renkte tabakalar bulunur.
Tedavi için mantarlı bölgelere 1-2 gün vics, vazelin sürebilirsiniz. İleri derecede ilerlemiş durumlarda mikostatin süspansiyon adlı ilacı kullanabilirsiniz.
İsmi geçen tüm ilaçlar insan sağlığında kullanılan ilaçlardır ve eczanelerde satılır.
Kuşum sürekli uyuyor, ne yapmalıyım ?
Muhabbet kuşları hastalığın son evresinde yani durumları çok ağırlaştığında kabarık bir şekilde dururlar, yem yemezler veya çok az yerler ve sürekli uyurlar. Bu durum evcil hayvan sahibinin tedavide geç kaldığının işaretidir.
Bu durumdaki kuşları kurtarmak maalesef çok zordur. Genelde ilaç tedavisine cevap vermezler.
Kuşum yem yemiyor, ne yapmalıyım ?
Özellikle yavru muhabbet kuşları yeni bir ortama geldiklerinde bir süre yem yemezler. Kafesi ve yem kabının yerini ögrenmeleri biraz zaman alır. Bu durumda endişe etmeye gerek yoktur. Kuşunuzu dikkatlice takip etmelisiniz.
Muhabbet kuşları hastalandıkları zaman gittikçe zayıflarlar ve hastalığın ağırlaştığı durumlarda yem yiyemez hale gelirler. Bu durumdaki kuşları şırınga yardımı ile beslemek gerekir aksi takdirde kuş açlık ve hastalık sebebiyle ölür. Şırınga içine kabuksuz darıyı toz haline getirip su ekleyerek oluşturduğunuz karışımı koyabilirsiniz.
Dışkısı poposuna yapışıyor, ne yapmalıyım ?
Düzenli olarak poposuna bakıp, varsa yapışan dışkıları temizlemelisiniz. Hafif ıslak bir bezle poposunu silebilirsiniz. Veterinere gitmeniz gerekecektir. İshal ve benzeri sindirim sistemi hastalıklardan dışkının popoya yapışması sıkça görülen bir durumdur
Kuşumun ayağı/kanadı kesildi/kanadı ne yapmalıyım ?
Yaralanma durumlarında fazla vakit kaybetmeden veterinerin yolunu tutmalısınız. Muhabbet kuşları bu tür yaralanmalarda sakatlanan organlarını kullanmayarak kendi kendilerini tedavi etmeye çalışırlar.
Örneğin ayağı incinen bir muhabbet kuşu günün çoğunu tek ayak üzerinde geçirir ve incinen ayağını karnına doğru çeker.
Muhabbet kuşum kusuyor, ne yapmalıyım ?
Kusma durumunlarında acil olarak veterinere gitmelisiniz. Muhabbet kuşunuz yediği bir şey yüzünden zehirlenmiş olabilir. Önlem olarak muhabbet kuşunuzun yemini değiştirmelisiniz.
Kuşum çok kaşınıyor, ne yapmalıyım ?
Kuşunuz çok kaşınıyorsa ilk olarak onu elinize alıp tüylerini dikkatli bir şekilde kontrol etmelisiniz. Derisinin renginde bir kızarıklık, tüylerinde bir gariplik yoksa kuşunuza banyo yaptırabilirsiniz.
Evcil hayvan mağazalarında satılan parazit spreylerini kullanmamalısınız. İlaç kullanmadan önce veterinere danışmalısınız.
Muhabbet kuşum çok fazla tüy döküyor, ne yapmalıyım ?
Muhabbet kuşları yaşları ve bakımlarına bağlı olarak veya hastalıklar sebebiyle yıl içinde belirli dönemlerde tüy dökebilir veya siz farkına varmadığınız halde kendi tüylerini yoluyor olabilir.
Tüy dökümündeki muhabbet kuşları halsiz ve neşesiz olurlar. Bu dönemi kuşlarınızın daha kolay atlatabilmesi için bakımlarına biraz daha özen göstermelisiniz. Örneğin vitamin kullanımı, taze sebze ve meyveler, mama , …
Özellikle tek bakılan ve mutsuz muhabbet kuşları stresten kendi tüylerini yolar. Bu durumun önüne geçmek için kuşunuza eş almayı düşünebilirsiniz.
MUHABBET KUŞU ÜREMESİ VE OLUŞAN PROBLEMLER
Dişi ve erkek muhabbet kuşu üreme isteğini nasıl belli eder ?
Dişi muhabbet kuşları yumurtlayacakları zaman normalden daha fazla kalsiyum tüketirler. Eğer kafese asılı bir yuvalık varsa dişi muhabbet kuşu zamanının çoğunu yuvalıkta geçirir. Bu sırada yuvalığın içinde kemirme sesleri duyabilirsiniz.
Dişi muhabbet kuşu yuvalık zeminini içgüdüsel olarak kemirir. Erkek muhabbet kuşları çiftleşmek istediklerinde eşlerine sürekli kur yaparlar, erkek ayağını dişinin sırtına koymaya çalışır
Dişi muhabbet kuşu bir kuluçkada kaç tane yumurtası olur ?
Genellikle dişi muhabbet kuşları 5-7 civarı yumurta yaparlar. Seyrek olarak daha az, örneğin 3 veya çok daha fazla, örneğin 10 yumurta yapan muhabbet kuşları da vardır.
Muhabbet kuşlarında üretimi zorlaştıran ve kolaylaştıran faktörler nelerdir ?
Muhabbet kuşlarından yavru almak sanıldığı kadar zor değildir. Üretimi zorlaştıran ve kolaylaştıran en önemli faktör kuşlarınızın karakteridir. Bazı çiftler en kötü bakımla sorunsuz bir şekilde yavrulayıp, yavru büyütürken bazı çiftler en iyi bakım ve şartlarda anlaşmalarına rağmen bu çiftlerden yavru almak mümkün olmamaktadır.
Üretimde şans faktörü de unutulmamalıdır. Herşey yolunda gitse bile son aşama olan yavrunun bağımsızlığını kazanmasında sorun çıkabilir. Yem kırmayı bir türlü öğrenemeyen yavrular 2. ayını doldurmadan ölebilir.
100 çift muhabbet kuşu olan bir üretici düşünün.Bu üretici damızlık olarak kendine seçtiği çok güzel bir dişi yavruyu 1 yaşına kadar özenle yetiştiriyor. Daha sonra yetişkin olan kuşu salmada anlaştığı bir erkek kuşla üretim kafesinde eşe atıyor fakat dişi yumurtlamıyor. Üretici bir süre sonra bu kuşu farklı bir kuşla eşe atmayı deniyor fakat bu sefer de yumurtalar boş çıkıyor. 3. denemesinde ise erkek yumurtaları kırıyor. Kuş 2 yaşına geldiğinde hala yavru alamayan üretici bu kuşu elinden çıkarabilir veya elinde tutup denemeye devam edebilir. Üretimde başarılı olmak için unutulmaması gereken 3. unsur ise sabırlı olmaktır.
Muhabbet kuşlarında yavrular yuvalıktan atladıktan sonra karşılaşılan problemler nelerdir ?
1. Yavruların yuvalıktan atladıktan sonra yem kırmayı öğrenememeleri: Yavrulardan bazıları yuvalıktan atladıkları halde yaşıtları gibi yem kırmayı öğrenemeyebilir. Bu durum insanlar açısından çok can sıkıcı ve üzüntü verici şekilde sonuçlanabilir. Bu şekilde ölen yavrular genellikle anne – babalarından erken ayrılan ve yem yedi sanılıp evcil hayvan mağazalarında satışa sunulan 4-5 haftalık yavrulardır. Örneğin evcil hayvan mağazasından farkında olmadan bu durumdaki bir yavruyu satın almış olabilirsiniz ve yavrunun yem kıramağını farkedersiniz, yavruyu anne babasına geri götürme şansınız yoktur. Bu durumda yavruyu elle beslemek gerekir fakat yavru buna rağmen yem kırmayı öğrenemeyebilir, günden güne eriyerek zayıflar ve ölebilir. Yavruların anne babalarından ayrılmadan önce yem kırmayı öğrenip öğrenmediklerinden mutlaka emin olunmalıdır. Bunun için anne babasından ayrılan yavruların kursakları gün içinde düzenli olarak kontrol edilmelidir. Yavru yem kırmayı başaramıyor ve kursağı boşsa yuvalığın içine veya kafese geri konmalıdırlar. Eğer aceleniz yoksa ve anne-babaları yavrulardan rahatsız olmuyor, onlara zarar vermiyorsa yavrular 2-3 aylık olana kadar onları anne-babaları ile beraber tutabilirsiniz. Bu sayede yavruların herşeyi daha hızlı öğrenirler. Yavruların elle beslenmesi konusunda kütüphanede ayrıntılı bir yazı mevcuttur.
2. Yavrularda çarpık bacaklar: Eğer yavrularda bacaklar yanlara doğru açılıyor ve yavru ayaklarını karnında toplayamıyorsa çarpık bacaklılık söz konusudur. Bu durumda yavrunun ayaklarını bir araya getirmek için sünger veya bir bez parçası kullanılabilir. Ne kadar erken müdahale edilirse yavrunun ayaklarındaki problemin düzelmesi şansı o kadar fazladır. Bu konuyla ilgili kütüphanede hastalıklar kategorisinde ayrıntılı bir yazı mevcuttur.
3. French molt hastalığı: Bu hastalığa yakalan yavrularda kanat ve kuyruk tüyleri düşer. Kuş büyük ihtimalle hayatının sonuna kadar hiç uçamaz. Ender olarak dökülen kanat tüylerinin kalıcı olarak çıktığı görülür. Hastalığın sebebi bilinmemektedir. Bu çiftinizden mümkünse bir daha yavru almamak en doğrusudur. Özürlü yavruların dünyaya gelmesini hiç birimiz istemeyiz. Bu konuyla ilgili kütüphanede hastalıklar kategorisinde ayrıntılı bir yazı mevcuttur.
4. Kuşlar neden sürekli yumurtlar? Dişi muhabbet kuşumuz 4 yaşında ve son iki yıldır sürekli olarak yumurtluyor. Şu ana kadar yumurtalardan hiç yavru çıkmadı. Bu şekilde yumurtlamaya devam etmesi bir sorun oluşturur mu? Yumurtlamasını durdurmak mümkün mü?Sürekli ve fazla sayıda yumurta yapma özellikle papağan türlerinde ve muhabbet kuşlarında karşılaştığımız bir durum. Bir yumurtlama döneminde 2-6 adet yumurtadan daha fazla yumurtlama ya da yıl içinde toplam yumurtlama sayısının artması aşırı yumurtlama olarak adlandırılır. Dişi muhabbet kuşları kafeste erkek kuş olmadan da yumurtlayabilir.
Kafes kuşlarında aşırı (veya sürekli) yumurtlamanın genel sebeplerini şöyle sıralayabiliriz: Hormonal bozukluklar, bazı hastalıklar, yetersiz beslenme, büyüme döneminden itibaren sahibi tarafından elde büyütülmesi ve beslenmesi.
Aşırı veya sürekli yumurtlama problemi birçok sağlık problemini de beraberinde getirebilir. Bu problemlerin çoğu yumurta üretiminden dolayı artan kalsiyum ve protein ihtiyacına bağlı olarak şekillenir. Yumurta tıkanması, yumuşak kabuklu yumurta yapılması, osteoporozis (kemik erimesi) ve buna bağlı patolojik kırıklar, kilo kaybı, tüy ve deri problemleri ve diğer beslenme hastalıkları bunların içinde ilk akla gelenlerdir. Bu sağlık sorununun çözülmesi için çok değişik tedavi seçenekleri bulunmaktadır.
Kafesin yerinin değiştirilmesi, kuşun gün ışığından yararlandığı sürenin 8-10 saatin üstüne çıkarılmaması, erkek kuş varsa dişiden ayrılması ve birbirlerini duymayacakları odalara alınması, kafesteki ayna gibi yumurtlamayı stimüle edecek aksesuvarların çıkarılması, kuluçka yeri yoksa ilave edilmesi ya da varsa çıkarılması veya yerinin değiştirilmesi, yalancı plastik yumurta konması gibi değişiklikler yumurtlama problemini ortadan kaldırabilir. Beslenme hatalarının düzeltilmesi, vitamin, mineral ve protein eksikliklerinin tespit edilip giderilmesi, protein kaynaklarının değiştirilmesi, veteriner hekiminiz gerekli görüyorsa hormon tedavileri yapılması sürekli yumurtlama sorununu çözmek için yardımcı olacaktır. Bunların dışında cerrahi yöntemle üreme organlarının alınarak kuşun kısırlaştırılması radikal bir çözüm olarak düşünülebilir. Ancak kuşların hem genel yapılarının hem de üreme organlarının hassasiyeti nedeniyle bu ameliyatlar çok riskli kabul edilmektedir.
Muhabbet kuşlarını kızıştırmak için ne yapabilirim ?
Çiftleşme ve üreme belirtileri göstermeyen kuşları daha istekli hale getirmek için çeşitli yöntemler denemek mümkündür. Uygulanabilecek yöntemler bazı çiftlerde işe yarayabilir, bazılarında işe yaramaz. Örneğin yem karışımına nijer gibi kızıştırıcı tohumlar ekleyebilirsiniz.
Çiftlerinize çok az miktarda bal verebilirsiniz. Salmalarda dinlendirme yoluna gidebilirsiniz. Kuşların anlaştıkları halde çiftleşmemesinin sebebi %90 sahibinin onlara uyguladığı bakım ile ilgilidir. Bakım koşullarınızı yeniden gözden geçirmeniz gerekir.
Dişi muhabbet kuşunun yumurtlayacağını nasıl anlarım ?
Dişi muhabbet kuşu eğer yumurtlayacaksa yuvalıkta daha fazla vakit geçirir, seyrek olarak, özellikle çiftleşmek ve dışkılamak için yuvalıktan çıkar.
Dışkısının miktarı da normalda kat kat fazla olur ve rengi de normalden daha koyudur.
Dişi yuvalığın zeminini kemirir. Normalde daha fazla mürekkep balığı kemiği tüketir.
Yuvalıktan atlayan yavruları ne zaman ayırmalıyım, anne babaları onlara zarar verir mi ?
Yuvalıktaki yavrular yaklaşık 40 günlük olduklarında bağımsızlığını kazanır. En küçük yavrular için bu süre daha uzun olur. Yuvalıktaki yavrular yuvadan kendileri atlayabilir veya anne-babaları tarafından yuvalıktan atılabilirler.
Bir yavruyu anne – babadan ayırmadan önce mutlaka yem yediğinden emin olmak gerekir.
Yavruların yuvalıktan atladıktan sonra bir süre daha anne-babaları ile birlikte kalması faydalıdır, bu sayede onlardan çok şey öğrenebilirler.
Bir dişi senede kaç defa kuluçkaya yatabilir ?
Bu sorunun cevabı aynı zamanda muhabbet kuşlarınızın yaşıyla da ilgilidir. Muhabbet kuşları eğer yuvalıkları çıkarılmassa bütün bir sene boyunca yavrulayabilirler. Bu kesinlikle yapılmamalıdır çünkü yuvalık çıkarılmassa zaman ilerledikçe sorunlar başgöstermeye başlar.
Eşler hiç durmadan üst üste kuluçka yaptıkları için aşırı derecede zayıflar ve ölebilirler. Yorgun düştükleri için yavrulara olması gerektiği gibi bakamazlar. Yumurtadan çıkan yavrulardan bir kısmı ölür. Genç 2-3 yaşlarında bir çift muhabbet kuşu bir senede hiç zorlanmadan 3-4 defa kuluçkaya yatabilirler. İdeal olan ise çiftlerinizden senede ortalama 2-3 defa yavru almaktır.
Unutulmaması gereken nokta çiftlerin kuluçkalardan sonra dinlendirilmesidir. Örneğin 8 aylık zaman diliminde üst üste 4 defa yavru alınan bir çift muhabbet kuşu en azından 4-5 ay salmalarda dinlendirilmelidir. Kuşların yaşı ilerledikçe kuluçka sayıları azalır, kuluçka sırasında çıkan problemler de artar.
Bir çift kaç yavru bakmalıdır ?
Bir çift muhabbet kuşu her kuluçkada ortalama 4-6 arası yavruya fazla zorlanmadan bakabilir. Tavsiye edilebilecek sayı ise bir çifte en fazla 5 yavru baktırmaktır.
Çiftler 2 aylık aralarla üst üste kuluçkaya yattıkları için her kuluçkada 6-7 yavru bakmak onlar için fazlasıyla yıpratıcı olur. Bu yüzden yorulduğunu farkettiğiniz çiftlerinizi dinlendirmek için yuvalığı kafesten çıkarmanız gerekir.
Eğer çiftiniz birden fazlaysa fazla olan yumurtaları veya yavruları daha az sayıda yavru büyüten çiftlerinde altına koymak iyi bir yöntemdir.
Yuvalık ne zaman takılmalıdır ?
Muhabbet kuşları 8-12 aylık arasında erişkin olurlar, dişilerin erişkinliğe ulaşması erkek muhabbet kuşlarından daha uzun sürer. 6 aylık bir çift muhabbet kuşunun kafesine yuvalık takmak doğru degildir. 9 aylık olduklarında çiftlerinizin kafesine yuvalık takabilirsiniz.
Dişinin yuvalığa ilgi duyması ve yumurtlaması 2-3 ay sürebilir. Damızlık muhabbet kuşlarını satın aldığınızda ortama alışmaları için onlara en azından 1-2 ay süre tanımalısınız. Bir çok kişi sabırsız davranıp satın aldığı damızlık muhabbet kuşlarını eve getirdiği gibi kafeslerine yuvalık takmaktadır.
Kuşları satın alan kişi, kuşların geldiği ortamı, yorgun olup olmadıklarını, yaşlarını bilmediği için kafese hemen yuvalık asmak doğru degildir.
Yuvalık kontrolü nasıl yapılır ?
Kuluçkadaki çiftler, özellikle dişi muhabbet kuşu mümkün olduğunca az rahatsız edilmelidir. Yumurta ve yavru kontrolu yapılırken yuvalığın kapağı bir anda açılmamalıdır.
Yuvalık kontrolunün günde en az iki defa yapılmasında fayda vardır. Bu kontrolller anne veya babanın zarar verdiği yavruları daha erken farketmenizi sağlar, yavruların daha fazla zarar görmesini engelleyebilirsiniz. Yumurtayı kırmış fakat yumurtadan çıkamamış civcivlerin yumurtadan çıkmasını sağlayabilirsiniz.
Günü geldiği halde yumurtadan çıkmamış yavruları kurtarmanın yolu ise yumurtalara numara vermek ve zamanında çatlamayan yumurtaları özenli bir şekilde açmaktır
YENİ MUHABBET KUŞU ALIRKEN CİFT SEÇİMİ
Yeni muhabbet kuşu alıcam, nelere dikkat etmeliyim ?
Tek baktığınız muhabbet kuşunuza eş alırken mümkün olduğunca onun yaşına yakın bir muhabbet kuşu almanızada fayda vardır.
Örneğin 2 yaşındaki bir muhabbet kuşuna 2-3 aylık bir yavruyu eş olarak almak doğru degildir. 2 yaşındaki kuş çiftleşmeye fazlasıyla istekli ise davranışları yavru için fazlasıyla rahatsız edici olabilir.
1 yaşındaki bir muhabbet kuşuna mümkünse 6 aylıktan daha büyük bir eş alınmalıdır. 3-4 yaşındaki bir muhabbet kuşuna ise en azından 1 yaşında bir eş alınması daha uygundur.
Muhabbet kuşuma eş alacağım. Ne yapmamı önerirsiniz ?
Genelde evde tek muhabbet kuşu besleyen insanlar evcil hayvan mağazalarından satın aldıkları 2. bir kuşu eve getirdiklerin kuşların hemen eş olacaklarını zannederler. Durum hiç de sanıldığı gibi degildir.
Örneğin uzun yıllar tek bakılan muhabbet kuşları yıllarca kendi türünden bir canlı görmedikleri ve insanlar ile arkadaşlık etmeyi seçtikleri için eve yeni gelen kuşa hiç ilgi göstermezler hatta kıskanıp ona zarar vermeye de kalkışabilirler. Bu yüzden 1 yaşını doldurmadan tek beslediğiniz kuşunuza eş almanızı tavsiye ederiz.
Eğer çift olarak kuş satın alıyorsanız ve yavru alma hevesiniz varsa kuşları satın alacağınız yerde bir müddet kuşları izleyip, birbiriyle anlaşan, birbirini kaşıyan veya besleyen bir çift muhabbet kuşunu seçmelisiniz.
Tek olarak baktığınız bir muhabbet kuşuna eş almak istediğinizde yapılacak en doğru davranış ona eşini kendisinin seçme fırsatını tanımanızdır. Örneğin kuşunuzu evcil hayvan mağazasında bir çok arkadaşının bulunduğu bir kafese koyup bir süre izlersiniz. Anlaştığı bir muhabbet kuşu varsa onu satın alırsınız.
Dişi muhabbet kuşları daha zor eş seçtikleri için salmadaki erkek sayısının dişi sayısından daha fazla olmasında yarar vardır. Eğer kuşunuzun eşini seçme şansı yok ve siz ona eş aldıysanız onları bir araya getirdiğinizde anlaşabilmeleri için onlara zaman tanımalısınız.
Örneğin 2. kuşunuzu satın aldığınızda onları bir süre ayrı kafeslerde tutup daha sonra bir araya getirmek, tanıştırma için sıkça kullanılan bir yöntemdir.
Muhabbet kuşumu petshoptMuhabbet kuşumu petshoptan mı yoksa üreticiden mi almalıyım?
Eğer tanıdığınız, güvendiğiniz bir üreticiden satın alabilirseniz en iyisi budur. Üreticiye ulaşamazsanız, almayı düşündüğünüz petshopun ve tabii ki kuşun içinde bulunduğu ortamın hijyen koşullarını çok iyi incelemelisiniz. Kütüphanemizdeki yeni kuş alırken sağlıklı olup olmadığını belirlemenize yarayacak diğer bilgileri de edinmelisiniz. Aşırı kalabalık kafeslerden almamaya çalışın, herhangi birinin hastalık taşıması halinde siz kuşunuzu alırken sağlıklı görünse de evde hastalanabilir. Ayrıca kuşun seçiminde önemli kriterlerden biri olarak görülen aktifliği sağlamak için bazen petshoplarda siz seçim yaptığınız sırada tüm kuşlar korkutulmakta ve hareket etmeleri sağlanmaktadır. Bu nedenle; yeni kuşu uzun süre gözlemlemeniz gerektiğinden bu tür yerlerde sağlıklı seçim mümkün olamamaktadır. Zaten çok kalabalık ortamlarda satılan kuşlar, genelde beğenilmeyen, üreticilerin gözden çıkardıkları, önemsemedikleri için petshoplara verdikleri kuşlardır. Çok kalabalık kafeslerden eş kuşların belirlenerek seçimi de, hata payı fazla olduğundan önerilmez. Özellikle eş olarak düşündüğünüz kuşların, böyle ortamlarda kardeş çıkma olasılığı da yüksektir.
|
|
|
|