Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifreniz
  





Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler 12
» Son Üye TalaMAN
» Toplam Konular 7,244
» Toplam Yorumlar 8,378

Detaylı İstatistikler

 
Oku-1 Muhabbet Kuşu Beslemek isteyenler
Yazar: RasitTunca - 07-15-2019, 03:26 AM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar - Yorum Yok



MUHABBET KUŞU BESLEMEK İSTEYENLER


Muhabbet kuşumu evde kaç gün süreyle yalnız bırakabilirim ?Muhabbet kuşlarını 1-2 gün süreyle evde yalnız bırakabilirsiniz. Bazen suluklarda çatlaklar olabilmekte ve suluktaki su bir kaç saat içinde tamamen yok olmaktadır.Bu riskleri gözönüne aldığımızda kuşumuzu 1 günden fazla süreyle yalnız bırakmamak en doğrusudur. Mümkünse 1 günden fazla süreyle bir yere gitmeniz gerekirse kuşunuzu bir arkadaşınıza veya komşunuza bırakınız.

    Sıcak havalarda kuşumu nasıl serinletebilirim ? Balkona koysam zararı olur mu ?


Özellikle yazın sıcak havalarda muhabbet kuşu sahipleri kuşlarının kafesini balkona koymaktadır. Karga ve kedi gibi canlılar bu durumda kuşlarınız için tehlikeli olabilmektedir.

Kafesi dışarıdayken, muhabbet kuşunuz uzun süre güneş ışığı altında beklediği için veya rüzgar yüzünden kolayca hasta olabilir. Kuşlarınızı balkona koymanızı tavsiye etmiyoruz eğer koyacaksanız da çok dikkatli olmalısınız.

    Yeni satın aldığınız kuşu ne zaman salmalısınız ?

Bir çok insan yeni satın alıp eve getirdiğiniz bir muhabbet kuşunu en azından bir süre salmamanız gerektiğini size söyleyecektir. Kimileri 1 hafta boyunca kimileri de 1 ay boyunca salmamanız gerektiğini söylerler. Bu doğru değildir. Yeni bir ortama gelen muhabbet kuşunun kafesde durarak odayı ve ortamı tanımasına imkan yoktur. Muhabbet kuşunuz uçtukça, hareket ettikçe bulunduğu ortamı tanır.
Eğer kuşunuzun sağlıklı olmasını istiyorsanız onu günlük olarak belirli süreler dahilinde uçurmalısınız.

Eğer kuşlarınıza güvenli bir ortam sağlayabilirseniz, siz yanlarında yokken bile uçabildikleri tehlikesiz bir ortamları varsa, bu onlar için en mükemmelidir. Muhabbet kuşunuzun rahat bir şekilde uçabilmesi için bulunduğu ortamı tanıması, keşfetmesi gerekir. Kuşunuzu salmadığınızda, kafeste geçirdiği süre zarfında içinde bulunduğu odayı keşfetmesi mümkün değildir. Kuşunuzu satın aldığınız günde veya 1 ay sonra salsanız da yine ilk uçma denemelerinde duvarlara veya tavana çarpabilir. Kafesin dışında ne kadar çok vakit geçirirse odayı tanıması da o kadar kısa sürer

    Muhabbet kuşları diğer kuşlarla aynı ortamda veya kafesde barındırılabilir mi ?

Bu konuyla ilgili portal kütüphande bakım kategorisinde bir çeviri mevcuttur. Muhabbet kuşları kendinden daha büyük veya küçük kuş türleri ile aynı ortamda bakılmamalıdır.

Muhabbet kuşları büyük boyutlu ispinoz türleri, sultan papağanı gibi küçük boyutlu papağan türleri ile aynı ortamda bakılsa dahi ölümler ve yaralanmalara meydana gelebilir. Bu yüzden kimseye tavsiye etmiyoruz

    Kuşuma tek bakabilirmiyim?



Muhabbet kuşları diğer tüm papağan türleri gibi topluluk halinde yaşamaktan, kalabalıktan keyif alırlar. Muhabbet kuşu satın alırken çift olarak almanızı, eğer tek ve yavru olarak satın alırsanız da size alıştıktan sonra, 1 yaşını geçmeden eş almanızı tavsiye ederiz.
Muhabbet kuşlarının tek bakılmaması ile ilgili bir çeviri portal kütüphane bakım kategorisinde yer almaktadır.

    Muhabbet kuşumun kafesini ne kadar sıklıkla temizlemeliyim ?

Kafes tabanının temizliğini 2-3 günde bir yapabilirsiniz. Sulukların yıkanması işlemi hergün yapılmalıdır. Günlük yıkanmayan sulukların içi yağlanır ve yosun tutar.
Kafes tellerinin silinmesi, yemliklerin yıkanması, tüneklerin zımparalanması gibi detaylı temizliği haftada bir yapmanız uygun olur.

    Muhabbet kuşunun günlük ve haftalık bakımı nasıl olmalıdır ?

Muhabbet kuşlarımızla ilgilenmeden önce ve onlarla ilgilendikten sonra mutlaka ellerimizi yıkamalıyız.
Sulukları hergün temizlenmeli ve taze su eklenmeli, yemlikleri gün içinde bir kaç defa kontrol edilmeli ve kafes temizliğine özen gösterilmelidir.
Evcil hayvan sahibi olmak ve onların bakımlarıyla uğraşmak sorumluluk sahibi olmayı gerektirir

    İçme suyu ve yemleri ne kadar sıklıkla değiştirmeliyim ?


Muhabbet kuşlarının sulukları her gün temiz bir fırça ile temizlenmeli ve taze su koyulmalıdır. Muhabbet kuşlarının yem karışımları yağlı tohumlardan oluştuğu için su içtikleri zaman suluğun içindeki suyun ve dolayısıyla suluğun yağlanmasına ve kirlenmesine sebep olurlar.

Eğer suluk temizlenmesse gözle görülür bir şekilde suluğun kıvrımlı bölgelerinde kirli ve temizlenmesi zor pislikler oluşur. Kuşların yem kapları gün içinde 1-2 defa tazelenmeli ve yem kabukları üflenmelidir.

    Gaga taşı, kuş kumu, iyot ve enerji blok nedir, ne işe yarar, kullanmalı mıyım ?

Evcil hayvan mağazalarında satılan beyaz gaga taşı muhabbet kuşlarının kalsiyum ihtiyacını karşılamaları için kullanabileceğiniz bir üründür. Alçı, yumurta kabuğu ve kuş kumuna biraz su katıp donmasını bekleyerek muhabbet kuşunuz için kendi gaga taşınızı kolaylıkla yapabilirsiniz.

Kuş kumu muhabbet kuşu kafesinde mutlaka bulunmalıdır. Kuş kumunu ayrı bir kapta vermenizi tavsi ederiz.Evcil hayvan mağazalarında satılan muhabbet kuşu kumlarının bir çoğu kuşlar için uygun değildir. Bu kumlardan satın almayınız. Alacağınız kuş kumunun içinde kuş kömürü, kırmızı renkli iyotlu taneler, midye kabuğu gibi çeşitli taneler bulunmalıdır.
Mürekkep balığı kemiği muhabbet kuşlarının kalsiyum gereksinimlerini karşılamalarını sağlar.

İyot ve enerji blokları da kuşlarımızın iyot, mineral ihtiyacını karşılayan faydalı ürünlerdir. Kullanmanızı tavsiye ederiz.

    Muhabbet kuşumun tırnağını, gagasını kesebilir miyim ?

Muhabbet kuşlarının kafesinde bulunan gaga taşı, ağaç dalından tünekler onların gagalarını ve tırnaklarını aşındırmak için yeterlidir fakat yavru muhabbet kuşlarının tırnakları halı ve perdelere takılabilir.

Bu durumda temiz bir tırmak makası yardımı ile tırnakların uçları çok az kısaltılabilir. Eğer bu işlemi daha önce yapmadıysanız mutlaka bilen birine danışmanızda fayda vardır çünkü ilk defa muhabbet kuşunun tırnaklarını kesmeye çalışan bir çok evcil sahibi muhabbet kuşlarının tırnaklarını kanatarak onların yaralanmasına sebep oluyor.

Ayrıca bazı muhabbet kuşlarında (genetik bozukluk olan) gagada aşırı uzama söz konusu olabiliyor. Bu durumda muhabbet kuşunun daha kolay yem yiyebilmesi için belirli aralıklarla örneğin ayda bir defa gagayı kısaltmak gerekir.

    Aynı kafeste iki çift muhabbet kuşu bakılır mı ?

Yavru muhabbet kuşlarını yeterince büyük bir kafeste bir arada tutabilirsiniz. Aynı şey yetişkin muhabbet kuşları için geçerli değildir.

Özellikle erkek muhabbet kuşları dişi muhabbet kuşları için birbiriyle kavga edebilir ve yaralanabilirler. Eş olan kuşları her zaman ayrı kafeslerde tutmanızda fayda vardır.

Çok büyük salmalarda birden fazla çifti bir arada tutabilirsiniz fakat küçük kafeslerde bir arada tutmamalısınız.

    Muhabbet kuşumu tatile giderken yanımda götürebilir miyim ? Ne kadar süre yolculuğa dayanabilir ?

Muhabbet kuşları yolcukluklar konusunda çok hassastır. Bir yerden başka bir yere taşırken çok dikkatli olmak gerekir. Muhabbet kuşları uzun yolculuklara dayanıklı değildirler.

    Muhabbet kuşuma banyo yaptırabilir miyim ? Ne kadar sıklıkla banyo yaptırabilirim ? Su sıcaklığı ne olmalıdır ?

Muhabbet kuşlarına kışın seyrek olarak yazın ise sık sık banyo yaptırabilirsiniz.
Banyo suyu sıcaklığı kışın ılık yazın ise musluk suyu sıcaklığında olabilir.

    Oda spreyi ve çiçekler zararlı mıdır ?


Muhabbet kuşlarınızın bulunduğu odada oda spreyi, böcek ilacı gibi spreyler kullanmamalısınız. Benzer şekilde kuşlarınızın bulunduğu odada sigara içmemelisiniz. Boya ve badana yapacağınız odada kuşlarınızı bulundurmamalısınız.
Kuşlarınızı saldığınızda odadaki çiçeklerin yapraklarını kemirip zehirlenebilirler. Bu sebeple kuşlarınızı saldığınız zamanlarda onların yanında olmalısınız veya saldığınız odada çiçek bulundurmamalısız.

    Muhabbet kuşlarının bulunduğu ortamda asla yapılmaması gerekenler nelerdir ?

Kuşunuzun olduğu odada kesinlikle sigara içmemelisiniz. Sigara dumanı kuşunuzun ömrünü fazlasıyla kısaltır.

Kuşlarınızı asla kafese kapalı bir yaşama mahkum etmeyin. Onları sık sık uçurun.

Muhabbet kuşları tek bakılmamalıdır.

    Ben evde yokken kuşumun sıkılmaması için ne yapmalıyım ?

Evde olmadığınızda; radyo veya televizyonu açık bırakmak, can sıkıntısına kapılmaması için iyi bir yoldur. Çevredeki sesler, yalnız olmadığını düşündürecektir. Ayrıca kafesi pencereye yakın koyarak dışarıdaki hareketliliğin ilgisini çekmesini sağlayabilirsiniz ancak direkt güneş ışığı ve diğer tehlikelerden korunaklı bir yer olmasına da özen gösterilmelidir. Seslerin değişken ve ilgi çekici olmasına (konuşması için kısa süreli ve aynı kelimeleri içeren ses kayıtları bu konuda sağlıklı değildir) da dikkat edilmelidir

    Muhabbet kuşumun bulunduğu odanın sıcaklığı ne olmalıdır ?

Muhabbet kuşlarının anavatanı Avustralya’dır. Sıcak iklim kuşlarıdır. Bulundukları odanın çok soğuk olmaması gerekir.

BESLENME

    Kuşlarıma vitamin verebilir miyim ? Ne kadar sıklıkla verebilirim ?


Kuşlarınıza vitamin verebilirsiniz. Mümkünse evcil hayvan mağazalarında çok ucuza satılan vitaminler yerine daha kaliteli ve bilinen markaların (witte molen, sera) vitaminlerini kullanmalısınız. Vitamin kullanırken mutlaka son kullanma tarihine bakmalısınız. Son kullanma tarihi geçmiş vitaminleri kullanırsanız kuşlarınızda çok ciddi sindirim problemleri, zehirlenmeler görülebilir.

Kuşların suyuna her gün vitamin koymamalısınız. Vitamin kullanımı çok seyrek aralıklarla yapılmalıdır. Örneğin her ay üst üste 4-5 gün süreyle kuşunuza vitamin verebilirsiniz.

Kuşlarımızın sularını hergün değiştirmemiz gerekmektedir. Hem bu sebeple hem de güneş ışığı vitaminlerin etkisini azalttığı için suyunu her değiştirğimizde kuşların suluğuna yeniden vitamin eklemeliyiz.

Vitamin eksikliği durumunda görülebilecek bazı rahatsızlıklar portal kütüphanede, hastalıklar kategorisinde yer almaktadır.

Sık sık vitamin kullanmak yerine kuşunuza bol bol çeşitli taze sebze ve meyve vermeniz daha doğrudur. Özellikle hastalık durumlarında kuşunuza vitamin takviyesi yapılmalıdır. Bazı antibiyotikler (vitaform, neoterramycin) vitamin katkılıdır.

    Muhabbet kuşuma yem haricinde ne gibi ek besinler verebilirim ?


Muhabbet kuşlarınıza düzenli olarak taze sebze, mevye verebilirsiniz.
Muhabbet kuşunuzun yemlerinden tohumları çimlendirerek kuşlarınıza verebilirsiniz.
Dal darı
Yumurta maması
Bal, tuzsuz etimek

    Meyve/sebze ve mama yemiyor ? Nasıl alıştırabilirim ?

Muhabbet kuşlarını yavruyken çeşitli sebze ve meyvelere alıştırmanızı tavsiye ederiz.

Mandal veya kıskaç şeklinde çeşitli aksesurlarla meyve/sebzeleri kafeslerine asabilir veya ince ince rendeleyip ayrı bir kapta verebilirsiniz.

İlgi göstermiyorlarsa rendelediğiniz küçük parçaları yemlerin üzerine serpiştirebilirsiniz. İlk başlarda ilgi göstermeseler bile zamanla meyve sebzelerin tadına bakarlar. Düzenli olarak vermeye devam ediniz.

    Açık yem alabilir miyim ?

Açık yemler hava ve tozla direk temas halinde olduğu için her türlü mikrobu, pisliği barındırabilir. Güvendiğiniz bir yer olmadığı sürece açık yemlerden almanızı tavsiye etmiyoruz. Yem satın alırken bütçenizin elverdiği ölçüde en kaliteli yem markalarını kullanmanızı tavsiye ederiz.

Kullandığınız yem karışımında bazı tohumların oranlarının yetersiz olduğunu düşünürseniz (örneğin yemdeki aspur miktarını arttırmak için) açık yem alarak ekleme yapabilirsiniz

    Muhabbet kuşum çok fazla yem yiyor, ne yapmalıyım ?

Muhabbet kuşunuz aşırı derece yem yiyor ve şişmanlıyorsa verdiğiniz yem miktarını azaltmalısınız ve daha fazla meyve, sebze içeren bir diyet uygulamalısınız.

Aşırı derecede şişmanlayan kuşlarda özellikle karın bölgesinde yağlanma meydana gelir. Kuşunuz çok az hareket etse bile soluk soluğa kalır.

  Meyveli – Ballı kraker kullababilir miyim ?

Kuşlarınıza evcil hayvan mağazalarında satılan ballı – meyveli krakerlerden vermenizi tavsiye etmiyoruz. Ballı kraker adı altında satılan bir çok kraker hazırlanırken, tohumları birbirine yapıştırmak için bal yerine kuşlarımız için zararlı olabilecek malzemeler kullanılmaktadır.

Kendi ballı krakerinizi kendiniz yapabilirsiniz. papaganim.org sitesinde kütüphanenin beslenme kategorisinde yer alan kraker tarifi makalesini okumanızı tavsiye ederiz.

    Yem karışımı nasıl olmalıdır, en kaliteli muhabbet kuşu yemi markası hangisidir ?

Yem satın alırken bütçenizin elverdiği ölçüde en kaliteli yem markalarını kullanmanızı tavsiye ederiz. Özellikle yerli ve karton ambalajlı fakat nerede ve kim tarafında üretildiği belli olmayan bir çok yem markası evcil hayvan mağazalarında satılmaktadır.

Witte Molen, Bonnie ve Vitakraft firmalarının ürettiği muhabbet kuşu yemleri en bilinen, ithal ve kaliteli yemlerdir. Bu markaları güvenle kullanabilirsiniz. Bazen evcil hayvan mağazalarındaki saklanma koşulları sebebiyle bu markaların ürettikleri yemlerde de güveler görülebiliyor ama bu durumda yem üreticilerini suçlamak doğru değildir.

İthal markalar haricinde tavsiye edebileceğimiz en bilinen yerli marka Mavi Boncuk’tur. Fakat bu markanın karışımı ithal markalarla kıyaslandığında kullanılan tohum çeşitliliği ve oranları olarak ideal muhabbet kuşu yem karışımından daha uzaktır.

    Muhabbet kuşuma çekirdek verebilir miyim ?

Muhabbet kuşlarına kendi yediğimiz tuzlu çekirdeklerden asla vermemeliyiz.

İthal muhabbet kuşu yemi markalarının içinde çok az miktarda küçük ay çekirdeği bulunmaktadır. Çekirdek de fazlasıyla yağlı bir tohumdur ve az miktarda muhabbet kuşlarımızın yem karışımına katabiliriz. Muhabbet kuşları zorlanmadan küçük ayçekirdeklerini kırarlar ve yerler.

    Fazla miktarda meyve ve yeşillik yemesinin zararı olur mu



Kuşlarınıza fazla miktarda yeşillik vermeniz durumunda dışkının rengi gözle görülür biçimde değişir. Örneğin kuşlarınızın aşırı derecede elma yemesi onların iştahını açar ve daha fazla yem yemelerine sebep olur.

Çok fazla yeşillik yemeleri durumunda ishal olabilirler. Bu yüzden yeşillikleri daha seyrek olarak vermelisiniz. Örneğin haftada 1-2 defa.

Yeşillikleri yıkadıktan sonra bir havlu veya kağıt peçete ile kurulayarak verirseniz kuşlarınızın ishal olması olasığını ortadan kaldırırsınız.

    Muhabbet kuşuma maydanoz verebilir miyim ?



Özellikle muhabbet kuşu besleyenler arasında maydanozun muhabbet kuşlarının boğazına yapışarak ölümüne sebep olabileceği şeklinde bir dedikodu dolaşmaktadır. Bu yüzden bir çok muhabbet kuşu sahibi kuşuna mandanoz vermemektedir.

Durum korkulduğu gibi değildir. Maydanoz muhabbet kuşları için eşsiz bir C vitamini kaynağıdır. Çok ince parçalara ayırıp kuşunuza verebilirsiniz.

    Yemlerdeki renkli taneler nelerdir ?

Bazı muhabbet kuşu yemlerinde sarı, kırmızı, yeşil renklerde taneler bulunmaktadır. Bu taneler kurutulmuş ve boyanmış ekmek taneleridir.

    İçme suyuna limon suyu/soda koyabilir miyim ? Meyve suyu verebilir miyim ?

Bazı kanarya üreticileri kanaryaların sularına ayda bir defa az miktarda soda koyduklarını söylerler.
Muhabbet kuşlarının sularına asitli içecekler koymamalısınız.
Ayrıca marketlerde satılan hazır meyve suyu/nektarı türündeki içecekleri kuşlarınıza vermemelisiniz.

    Ekmek verebilir miyim ? Zararı olur mu ?

Muhabbet kuşlarınıza kurumuş ekmeği seyrek olarak verebilirsiniz. Tuzsuz etimek vermeniz daha uygun olur.

CİNSİYET VE YAŞ TAHMİNİ

    Muhabbet kuşlarında cinsiyet tayini nasıl yapılır ?

Muhabbet kuşlarında cerenin (gaga üzerindeki renkli kısım) rengine bakarak cinsiyet tayini yapılabilir. Çıplak gözle yapılabilecek başka bir cinsiyet tayini yöntemi yoktur.

Bir çok papağan türünde ortak kullanılan ve %100 güvenilir olmayan bir cinsiyet tayini yöntemi daha vardır. Bu yöntemde dişi papağanın kuyruk tüyleri erkek papağandan farklı olarak yelpaze gibi açılır. Dişi muhabbet kuşlarında kuyruk tüylerinin uçarken veya bir yere konarken bu şekilde yanlara açıldığını görebilirsiniz.

Portal kütüphanede cere rengi ile cinsiyet tayinin nasıl yapılacağına dair bir çeviri mevcuttur.

    Muhabbet kuşumun yaşını nasıl anlarım ?

Muhabbet kuşlarında yaş tahmini ancak 3 aylık, 6 aylık, 8 aylıktan büyük ve benzeri şekilde yapılmaktadır. Yaş tahmini için gözün rengine, göz halkasına bakılmalıdır.
1 yaşında bir muhabbet kuşu ile 10 yaşında bir muhabbet kuşu fiziksel olarak birbirine benzeyebilir.
Yaşlı muhabbet kuşlarında ayaklarda pullanmalar / çatlaklar daha fazladır. Tüylerin rengi yavrulada daha canlı, yaşlı kuşlarda daha soluktur.

    Muhabbet kuşumun tüy döneminde olduğunu nasıl anlarım ?

Tüy dönemine giren muhabbet kuşlarında özellikle kafa tüyleri arasında yeni tüy kapsülleri gözükür.

DAVRANIŞ,EVCİLLEŞTİRME,KONUŞTURMA VE EĞİTİM

    Muhabbet kuşum kafes boyalarını kemiriyor ? Bir zararı olur mu ?

Muhabbet kuşlarının kafesin boyalarını kemirmesi onun sağlığı açısından zararlıdır. Bu yüzden metalik (altın, gümüş gibi) renklerde, özellikle krom kaplama, paslanmaz telleri olan kafesleri satın almanızı öneririz.
Pembe, mavi, beyaz renkli, boyası kolayca çıkan kalitesiz kafeslerden satın almamalısınız.

    Muhabbet kuşum dışkısını yiyor, ne yapmalıyım ?

Muhabbet kuşunuzun dışkısını yemesini engellemek için yapılacak en doğru şey tabanında tel ızgara olan kafesler kullanmaktır. Kuşunuzun dışkısı tel ızgaranın altındaki bölmeye düşeceği için kuşunuzun dışkısını yemesini büyük ölçüde engellemiş olursunuz.
Dışkı yeme davranışı genelde vitamin, mineral eksikliği ve kötü beslenme kaynaklıdır. Kuşunuzun bakım koşullarını tekrar gözden geçirmeniz gerekir

    Muhabbet kuşumun kanatları titriyor, hasta mı ?

Kanatların titremesi, kanatlardan birinin diğerinden daha aşağıda bulunması stres, korku belirtisi olarak değerlendirilebilir.

Yeni bir ortama gelen muhabbet kuşlarında görülebilir. Kuşlar ortama alıştıklarında titreme de geçer.

    Evcilleştirmek için aç bırakıp elden yem yedirmek doğru mudur ?

Muhabbet kuşlarını aç bırakarak evcilleştirme yöntemini kesinlikle tavsiye edilmeyen, insancıl olmayan bir yöntemdir.

Benzer şekilde muhabbet kuşlarının uçmasını sağlayan uzun kanat tüylerini kesip evcilleştirmeye çalışmak da kesinlikle tavsiye etmediğimiz bir yöntemdir.

    Muhabbet kuşum dişi, konuşturabilir miyim ?

Dişi muhabbet kuşları erkek muhabbet kuşları gibi konuşabilirler fakat erkek muhabbet kuşlarıyla karşılaştırıldığında daha az sayıda kelime öğrenirler

    Muhabbet kuşum ısırıyor, ne yapmalıyım ?

Muhabbet kuşları avuçlanmaktan hiç hoşlanmaz, onları parmağınızın üzerinde durmaya alıştırmalısınız, elinizle tüm vücutlarını saracak şekilde muhabbet kuşunu tutmak isterseniz sizi ısırabilir.

Ayrıca dişi muhabbet kuşları erkek muhabbet kuşlarından daha güçlü bir şekilde ıssırırlar. Kemirme huyları erkek muhabbet kuşlarından daha fazla güçlüdür.

    Muhabbet kuşumu nasıl evcilleştirebilirim ?

Muhabbet kuşlarını evcilleştirmek için yavruyken onunla çok fazla vakit geçirmeniz gerekir. 2 aylıktan daha büyük muhabbet kuşlarını evcilleştirmek hem daha zordur hem de daha fazla vakit alır.

Çift olarak bakılan muhabbet kuşlarını evcilleştirmek tek bakılan muhabbet kuşlarını evcilleştirmekten daha zordur çünkü muhhabbet kuşu sizinle oynamak yerine arkadaşıyla vakit geçirmeyi seçer.

Muhabbet kuşlarını evcilleştirmek için mümkün olduğunca sabırlı ve nazik hareket etmelisiniz.
Evcilleştirme sırasında kullanılacak en iyi yöntemlerden biri de muhabbet kuşunuzu aldığınızda sanki odada yokmuş gibi davranmak, üzerine fazla gitmemektir. Bu yöntem sayesinde muhabbet kuşunuzun güvenini zamanla kazanırsınız.

    Muhabbet Kuşları Nasıl ve Ne Kadar Uyurlar?

Muhabbet kuşları günde 10-12 saat uykuya ihtiyaç duyarlar. Bunun çoğunluğu gece saatleridir. Aydınlık ve gürültülü bir ortamda bulunuyorlarsa, kendisini güvende hissetmesi için geceleri kafesinin üstünü örtmelisiniz. Doğada ağaç kovuklarında uyumaktadırlar. Gündüzleri şekerleme yaparlar. Bazen gözlerini kapatır bazen dinlendirmek için bir ayaklarını gövdelerine çekerler. Kimi zaman da boyunlarının dinlenmesi için başlarını geri çevirerek kanatlarının arasına sokarlar.

    Muhabbet kuşumu konuşturmak için ne yapmalıyım ?

Muhabbet kuşlarını konuşturmak için sık sık kelime tekrarları yapmalısınız. Yavru muhabbet kuşları 4-5 aylık olduklarında çok daha anlaşılır bir şekilde kelimeleri söylerler

    Muhabbet kuşlarım kavga ediyor, ne yapabilirim?

Aralarında didişmek için muhabbet kuşları için normaldir, ama kuşlarınız gerçekte, şiddetli kavga ediyorlarsa, hemen ayrılmalıdır. Genellikle, iki erkek, iki dişiden daha iyi anlaşırlar. Bir erkek/dişi çiftinde, dişi için otoriter ve saldırgan olmak alışılagelmiştir. Bunlar, kuşların seçiminde akılda tutulması gereken şeylerdir.

Her kuşa kendi yem kabını vermek, çok sayıda ilginç oyuncaklar ve geniş bir kafese sağlamak ,bütünüyle, aralarındaki didişmenin azaltılmasına yardım edebilir
İlk defa muhabbet kuşu aldım. Eve getirdik ama hiç ötmüyor, akşamları durduğu yerden hiç oynamıyor.

    Nedense hiç sesi çıkmıyor ? Acaba nedendir

Yavru muhabbet kuşları çok sessiz ve durgundur. Satın alıp eve getirdiğinizde çok fazla sessiz olması sizi korkutmamalıdır. İnsanlara alıştıkca daha hareketli olurlar. Eve getirdikten sonraki bir hafta içinde davranışlarında gözle görülür bir hareketlilik olur.

HASTALIKLAR VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ,VETERİNERLER

Kuşum ishal oldu, nasıl bir tedavi uygulamalıyım ?

Öncelikle muhabbet kuşunuzun ishal olduğundan emin olmalısınız. Muhabbet kuşları çok fazla yeşillik yediklerinde dışkılarının rengi çok açık yeşil olabiliyor fakat bu ishal oldukları anlamına gelmez.

Muhabbet kuşları ishal olduklarında dışkılarının neredeyse tamamı sudan oluşur. Kafes zemini sanki kuşunuz banyo yapmış gibi su içinde olur.

Bu durumda olan bir muhabbet kuşuna ilk müdahale olarak muz, dal darı, haşlanmış patates veya haşlanmış pirinç suyu verebilirsiniz. Daha sonra veterinerine gitmelisiniz.

İshal durumlarında evcil hayvan mağazalarında satılan ishal ilaçlarından kullanmanızı tavsiye etmiyoruz. Mutlaka veterinere gitmelisiniz, veterinerin tavsiye ettiği bir ilacı kullanmalısınız.

İshal tedavisinde kullanılan bazı ilaç isimleri: Blotic, neoterramycin + vitamin

    Muhabbet kuşumun hasta olduğunu nasıl anlarım ?

Hasta muhabbet kuşları genelde kabarık dururlar, sürekli uyurlar ve gittikçe zayıflarlar. Hastalığı ağırlaştığında muhabbet kuşu kafes zeminine iner, tünekde duramaz.

Hasta muhabbet kuşunu elinize aldığınızda göğüs bölgesindeki kemiğin belirginleştiği görürsünüz.

En ufak hastalık belirtisinde bile hemen veterinere gitmelisiniz.

    Muhabbet kuşum uçamıyor, sebebi ne olabilir ? Acaba hasta mı ?

Yavru muhabbet kuşları PBFD ve french molt hastalıkları sebebiyle uçamayabilirler. Lütfen kütüphanedeki hastalıklar bölümüne gözatın.

    Kuşum mantar mı olmuş ? Nasıl anlarım ? Tedavisi nedir ?

Mantar olan muhabbet kuşlarının ayaklarında ve gaga çevresinde beyaz renkte tabakalar bulunur.

Tedavi için mantarlı bölgelere 1-2 gün vics, vazelin sürebilirsiniz. İleri derecede ilerlemiş durumlarda mikostatin süspansiyon adlı ilacı kullanabilirsiniz.

İsmi geçen tüm ilaçlar insan sağlığında kullanılan ilaçlardır ve eczanelerde satılır.

    Kuşum sürekli uyuyor, ne yapmalıyım ?

Muhabbet kuşları hastalığın son evresinde yani durumları çok ağırlaştığında kabarık bir şekilde dururlar, yem yemezler veya çok az yerler ve sürekli uyurlar. Bu durum evcil hayvan sahibinin tedavide geç kaldığının işaretidir.

Bu durumdaki kuşları kurtarmak maalesef çok zordur. Genelde ilaç tedavisine cevap vermezler.

    Kuşum yem yemiyor, ne yapmalıyım ?

Özellikle yavru muhabbet kuşları yeni bir ortama geldiklerinde bir süre yem yemezler. Kafesi ve yem kabının yerini ögrenmeleri biraz zaman alır. Bu durumda endişe etmeye gerek yoktur. Kuşunuzu dikkatlice takip etmelisiniz.

Muhabbet kuşları hastalandıkları zaman gittikçe zayıflarlar ve hastalığın ağırlaştığı durumlarda yem yiyemez hale gelirler. Bu durumdaki kuşları şırınga yardımı ile beslemek gerekir aksi takdirde kuş açlık ve hastalık sebebiyle ölür. Şırınga içine kabuksuz darıyı toz haline getirip su ekleyerek oluşturduğunuz karışımı koyabilirsiniz.

    Dışkısı poposuna yapışıyor, ne yapmalıyım ?

Düzenli olarak poposuna bakıp, varsa yapışan dışkıları temizlemelisiniz. Hafif ıslak bir bezle poposunu silebilirsiniz. Veterinere gitmeniz gerekecektir. İshal ve benzeri sindirim sistemi hastalıklardan dışkının popoya yapışması sıkça görülen bir durumdur

    Kuşumun ayağı/kanadı kesildi/kanadı ne yapmalıyım ?

Yaralanma durumlarında fazla vakit kaybetmeden veterinerin yolunu tutmalısınız. Muhabbet kuşları bu tür yaralanmalarda sakatlanan organlarını kullanmayarak kendi kendilerini tedavi etmeye çalışırlar.

Örneğin ayağı incinen bir muhabbet kuşu günün çoğunu tek ayak üzerinde geçirir ve incinen ayağını karnına doğru çeker.

    Muhabbet kuşum kusuyor, ne yapmalıyım ?

Kusma durumunlarında acil olarak veterinere gitmelisiniz. Muhabbet kuşunuz yediği bir şey yüzünden zehirlenmiş olabilir. Önlem olarak muhabbet kuşunuzun yemini değiştirmelisiniz.

    Kuşum çok kaşınıyor, ne yapmalıyım ?

Kuşunuz çok kaşınıyorsa ilk olarak onu elinize alıp tüylerini dikkatli bir şekilde kontrol etmelisiniz. Derisinin renginde bir kızarıklık, tüylerinde bir gariplik yoksa kuşunuza banyo yaptırabilirsiniz.

Evcil hayvan mağazalarında satılan parazit spreylerini kullanmamalısınız. İlaç kullanmadan önce veterinere danışmalısınız.

    Muhabbet kuşum çok fazla tüy döküyor, ne yapmalıyım ?

Muhabbet kuşları yaşları ve bakımlarına bağlı olarak veya hastalıklar sebebiyle yıl içinde belirli dönemlerde tüy dökebilir veya siz farkına varmadığınız halde kendi tüylerini yoluyor olabilir.

Tüy dökümündeki muhabbet kuşları halsiz ve neşesiz olurlar. Bu dönemi kuşlarınızın daha kolay atlatabilmesi için bakımlarına biraz daha özen göstermelisiniz. Örneğin vitamin kullanımı, taze sebze ve meyveler, mama , …

Özellikle tek bakılan ve mutsuz muhabbet kuşları stresten kendi tüylerini yolar. Bu durumun önüne geçmek için kuşunuza eş almayı düşünebilirsiniz.

MUHABBET KUŞU ÜREMESİ VE OLUŞAN PROBLEMLER

    Dişi ve erkek muhabbet kuşu üreme isteğini nasıl belli eder ?

Dişi muhabbet kuşları yumurtlayacakları zaman normalden daha fazla kalsiyum tüketirler. Eğer kafese asılı bir yuvalık varsa dişi muhabbet kuşu zamanının çoğunu yuvalıkta geçirir. Bu sırada yuvalığın içinde kemirme sesleri duyabilirsiniz.

Dişi muhabbet kuşu yuvalık zeminini içgüdüsel olarak kemirir. Erkek muhabbet kuşları çiftleşmek istediklerinde eşlerine sürekli kur yaparlar, erkek ayağını dişinin sırtına koymaya çalışır

    Dişi muhabbet kuşu bir kuluçkada kaç tane yumurtası olur ?

Genellikle dişi muhabbet kuşları 5-7 civarı yumurta yaparlar. Seyrek olarak daha az, örneğin 3 veya çok daha fazla, örneğin 10 yumurta yapan muhabbet kuşları da vardır.

    Muhabbet kuşlarında üretimi zorlaştıran ve kolaylaştıran faktörler nelerdir ?

Muhabbet kuşlarından yavru almak sanıldığı kadar zor değildir. Üretimi zorlaştıran ve kolaylaştıran en önemli faktör kuşlarınızın karakteridir. Bazı çiftler en kötü bakımla sorunsuz bir şekilde yavrulayıp, yavru büyütürken bazı çiftler en iyi bakım ve şartlarda anlaşmalarına rağmen bu çiftlerden yavru almak mümkün olmamaktadır.
Üretimde şans faktörü de unutulmamalıdır. Herşey yolunda gitse bile son aşama olan yavrunun bağımsızlığını kazanmasında sorun çıkabilir. Yem kırmayı bir türlü öğrenemeyen yavrular 2. ayını doldurmadan ölebilir.

100 çift muhabbet kuşu olan bir üretici düşünün.Bu üretici damızlık olarak kendine seçtiği çok güzel bir dişi yavruyu 1 yaşına kadar özenle yetiştiriyor. Daha sonra yetişkin olan kuşu salmada anlaştığı bir erkek kuşla üretim kafesinde eşe atıyor fakat dişi yumurtlamıyor. Üretici bir süre sonra bu kuşu farklı bir kuşla eşe atmayı deniyor fakat bu sefer de yumurtalar boş çıkıyor. 3. denemesinde ise erkek yumurtaları kırıyor. Kuş 2 yaşına geldiğinde hala yavru alamayan üretici bu kuşu elinden çıkarabilir veya elinde tutup denemeye devam edebilir. Üretimde başarılı olmak için unutulmaması gereken 3. unsur ise sabırlı olmaktır.

    Muhabbet kuşlarında yavrular yuvalıktan atladıktan sonra karşılaşılan problemler nelerdir ?

1. Yavruların yuvalıktan atladıktan sonra yem kırmayı öğrenememeleri: Yavrulardan bazıları yuvalıktan atladıkları halde yaşıtları gibi yem kırmayı öğrenemeyebilir. Bu durum insanlar açısından çok can sıkıcı ve üzüntü verici şekilde sonuçlanabilir. Bu şekilde ölen yavrular genellikle anne – babalarından erken ayrılan ve yem yedi sanılıp evcil hayvan mağazalarında satışa sunulan 4-5 haftalık yavrulardır. Örneğin evcil hayvan mağazasından farkında olmadan bu durumdaki bir yavruyu satın almış olabilirsiniz ve yavrunun yem kıramağını farkedersiniz, yavruyu anne babasına geri götürme şansınız yoktur. Bu durumda yavruyu elle beslemek gerekir fakat yavru buna rağmen yem kırmayı öğrenemeyebilir, günden güne eriyerek zayıflar ve ölebilir. Yavruların anne babalarından ayrılmadan önce yem kırmayı öğrenip öğrenmediklerinden mutlaka emin olunmalıdır. Bunun için anne babasından ayrılan yavruların kursakları gün içinde düzenli olarak kontrol edilmelidir. Yavru yem kırmayı başaramıyor ve kursağı boşsa yuvalığın içine veya kafese geri konmalıdırlar. Eğer aceleniz yoksa ve anne-babaları yavrulardan rahatsız olmuyor, onlara zarar vermiyorsa yavrular 2-3 aylık olana kadar onları anne-babaları ile beraber tutabilirsiniz. Bu sayede yavruların herşeyi daha hızlı öğrenirler. Yavruların elle beslenmesi konusunda kütüphanede ayrıntılı bir yazı mevcuttur.

2. Yavrularda çarpık bacaklar: Eğer yavrularda bacaklar yanlara doğru açılıyor ve yavru ayaklarını karnında toplayamıyorsa çarpık bacaklılık söz konusudur. Bu durumda yavrunun ayaklarını bir araya getirmek için sünger veya bir bez parçası kullanılabilir. Ne kadar erken müdahale edilirse yavrunun ayaklarındaki problemin düzelmesi şansı o kadar fazladır. Bu konuyla ilgili kütüphanede hastalıklar kategorisinde ayrıntılı bir yazı mevcuttur.

3. French molt hastalığı: Bu hastalığa yakalan yavrularda kanat ve kuyruk tüyleri düşer. Kuş büyük ihtimalle hayatının sonuna kadar hiç uçamaz. Ender olarak dökülen kanat tüylerinin kalıcı olarak çıktığı görülür. Hastalığın sebebi bilinmemektedir. Bu çiftinizden mümkünse bir daha yavru almamak en doğrusudur. Özürlü yavruların dünyaya gelmesini hiç birimiz istemeyiz. Bu konuyla ilgili kütüphanede hastalıklar kategorisinde ayrıntılı bir yazı mevcuttur.

4. Kuşlar neden sürekli yumurtlar? Dişi muhabbet kuşumuz 4 yaşında ve son iki yıldır sürekli olarak yumurtluyor. Şu ana kadar yumurtalardan hiç yavru çıkmadı. Bu şekilde yumurtlamaya devam etmesi bir sorun oluşturur mu? Yumurtlamasını durdurmak mümkün mü?Sürekli ve fazla sayıda yumurta yapma özellikle papağan türlerinde ve muhabbet kuşlarında karşılaştığımız bir durum. Bir yumurtlama döneminde 2-6 adet yumurtadan daha fazla yumurtlama ya da yıl içinde toplam yumurtlama sayısının artması aşırı yumurtlama olarak adlandırılır. Dişi muhabbet kuşları kafeste erkek kuş olmadan da yumurtlayabilir.
Kafes kuşlarında aşırı (veya sürekli) yumurtlamanın genel sebeplerini şöyle sıralayabiliriz: Hormonal bozukluklar, bazı hastalıklar, yetersiz beslenme, büyüme döneminden itibaren sahibi tarafından elde büyütülmesi ve beslenmesi.

Aşırı veya sürekli yumurtlama problemi birçok sağlık problemini de beraberinde getirebilir. Bu problemlerin çoğu yumurta üretiminden dolayı artan kalsiyum ve protein ihtiyacına bağlı olarak şekillenir. Yumurta tıkanması, yumuşak kabuklu yumurta yapılması, osteoporozis (kemik erimesi) ve buna bağlı patolojik kırıklar, kilo kaybı, tüy ve deri problemleri ve diğer beslenme hastalıkları bunların içinde ilk akla gelenlerdir. Bu sağlık sorununun çözülmesi için çok değişik tedavi seçenekleri bulunmaktadır.

Kafesin yerinin değiştirilmesi, kuşun gün ışığından yararlandığı sürenin 8-10 saatin üstüne çıkarılmaması, erkek kuş varsa dişiden ayrılması ve birbirlerini duymayacakları odalara alınması, kafesteki ayna gibi yumurtlamayı stimüle edecek aksesuvarların çıkarılması, kuluçka yeri yoksa ilave edilmesi ya da varsa çıkarılması veya yerinin değiştirilmesi, yalancı plastik yumurta konması gibi değişiklikler yumurtlama problemini ortadan kaldırabilir. Beslenme hatalarının düzeltilmesi, vitamin, mineral ve protein eksikliklerinin tespit edilip giderilmesi, protein kaynaklarının değiştirilmesi, veteriner hekiminiz gerekli görüyorsa hormon tedavileri yapılması sürekli yumurtlama sorununu çözmek için yardımcı olacaktır. Bunların dışında cerrahi yöntemle üreme organlarının alınarak kuşun kısırlaştırılması radikal bir çözüm olarak düşünülebilir. Ancak kuşların hem genel yapılarının hem de üreme organlarının hassasiyeti nedeniyle bu ameliyatlar çok riskli kabul edilmektedir.

    Muhabbet kuşlarını kızıştırmak için ne yapabilirim ?

Çiftleşme ve üreme belirtileri göstermeyen kuşları daha istekli hale getirmek için çeşitli yöntemler denemek mümkündür. Uygulanabilecek yöntemler bazı çiftlerde işe yarayabilir, bazılarında işe yaramaz. Örneğin yem karışımına nijer gibi kızıştırıcı tohumlar ekleyebilirsiniz.

Çiftlerinize çok az miktarda bal verebilirsiniz. Salmalarda dinlendirme yoluna gidebilirsiniz. Kuşların anlaştıkları halde çiftleşmemesinin sebebi %90 sahibinin onlara uyguladığı bakım ile ilgilidir. Bakım koşullarınızı yeniden gözden geçirmeniz gerekir.

    Dişi muhabbet kuşunun yumurtlayacağını nasıl anlarım ?

Dişi muhabbet kuşu eğer yumurtlayacaksa yuvalıkta daha fazla vakit geçirir, seyrek olarak, özellikle çiftleşmek ve dışkılamak için yuvalıktan çıkar.

Dışkısının miktarı da normalda kat kat fazla olur ve rengi de normalden daha koyudur.

Dişi yuvalığın zeminini kemirir. Normalde daha fazla mürekkep balığı kemiği tüketir.

    Yuvalıktan atlayan yavruları ne zaman ayırmalıyım, anne babaları onlara zarar verir mi ?

Yuvalıktaki yavrular yaklaşık 40 günlük olduklarında bağımsızlığını kazanır. En küçük yavrular için bu süre daha uzun olur. Yuvalıktaki yavrular yuvadan kendileri atlayabilir veya anne-babaları tarafından yuvalıktan atılabilirler.

Bir yavruyu anne – babadan ayırmadan önce mutlaka yem yediğinden emin olmak gerekir.

Yavruların yuvalıktan atladıktan sonra bir süre daha anne-babaları ile birlikte kalması faydalıdır, bu sayede onlardan çok şey öğrenebilirler.

    Bir dişi senede kaç defa kuluçkaya yatabilir ?

Bu sorunun cevabı aynı zamanda muhabbet kuşlarınızın yaşıyla da ilgilidir. Muhabbet kuşları eğer yuvalıkları çıkarılmassa bütün bir sene boyunca yavrulayabilirler. Bu kesinlikle yapılmamalıdır çünkü yuvalık çıkarılmassa zaman ilerledikçe sorunlar başgöstermeye başlar.

Eşler hiç durmadan üst üste kuluçka yaptıkları için aşırı derecede zayıflar ve ölebilirler. Yorgun düştükleri için yavrulara olması gerektiği gibi bakamazlar. Yumurtadan çıkan yavrulardan bir kısmı ölür. Genç 2-3 yaşlarında bir çift muhabbet kuşu bir senede hiç zorlanmadan 3-4 defa kuluçkaya yatabilirler. İdeal olan ise çiftlerinizden senede ortalama 2-3 defa yavru almaktır.

Unutulmaması gereken nokta çiftlerin kuluçkalardan sonra dinlendirilmesidir. Örneğin 8 aylık zaman diliminde üst üste 4 defa yavru alınan bir çift muhabbet kuşu en azından 4-5 ay salmalarda dinlendirilmelidir. Kuşların yaşı ilerledikçe kuluçka sayıları azalır, kuluçka sırasında çıkan problemler de artar.

    Bir çift kaç yavru bakmalıdır ?

Bir çift muhabbet kuşu her kuluçkada ortalama 4-6 arası yavruya fazla zorlanmadan bakabilir. Tavsiye edilebilecek sayı ise bir çifte en fazla 5 yavru baktırmaktır.

Çiftler 2 aylık aralarla üst üste kuluçkaya yattıkları için her kuluçkada 6-7 yavru bakmak onlar için fazlasıyla yıpratıcı olur. Bu yüzden yorulduğunu farkettiğiniz çiftlerinizi dinlendirmek için yuvalığı kafesten çıkarmanız gerekir.
Eğer çiftiniz birden fazlaysa fazla olan yumurtaları veya yavruları daha az sayıda yavru büyüten çiftlerinde altına koymak iyi bir yöntemdir.

    Yuvalık ne zaman takılmalıdır ?

Muhabbet kuşları 8-12 aylık arasında erişkin olurlar, dişilerin erişkinliğe ulaşması erkek muhabbet kuşlarından daha uzun sürer. 6 aylık bir çift muhabbet kuşunun kafesine yuvalık takmak doğru degildir. 9 aylık olduklarında çiftlerinizin kafesine yuvalık takabilirsiniz.

Dişinin yuvalığa ilgi duyması ve yumurtlaması 2-3 ay sürebilir. Damızlık muhabbet kuşlarını satın aldığınızda ortama alışmaları için onlara en azından 1-2 ay süre tanımalısınız. Bir çok kişi sabırsız davranıp satın aldığı damızlık muhabbet kuşlarını eve getirdiği gibi kafeslerine yuvalık takmaktadır.

Kuşları satın alan kişi, kuşların geldiği ortamı, yorgun olup olmadıklarını, yaşlarını bilmediği için kafese hemen yuvalık asmak doğru degildir.

    Yuvalık kontrolü nasıl yapılır ?

Kuluçkadaki çiftler, özellikle dişi muhabbet kuşu mümkün olduğunca az rahatsız edilmelidir. Yumurta ve yavru kontrolu yapılırken yuvalığın kapağı bir anda açılmamalıdır.

Yuvalık kontrolunün günde en az iki defa yapılmasında fayda vardır. Bu kontrolller anne veya babanın zarar verdiği yavruları daha erken farketmenizi sağlar, yavruların daha fazla zarar görmesini engelleyebilirsiniz. Yumurtayı kırmış fakat yumurtadan çıkamamış civcivlerin yumurtadan çıkmasını sağlayabilirsiniz.

Günü geldiği halde yumurtadan çıkmamış yavruları kurtarmanın yolu ise yumurtalara numara vermek ve zamanında çatlamayan yumurtaları özenli bir şekilde açmaktır

YENİ MUHABBET KUŞU ALIRKEN CİFT SEÇİMİ

    Yeni muhabbet kuşu alıcam, nelere dikkat etmeliyim ?

Tek baktığınız muhabbet kuşunuza eş alırken mümkün olduğunca onun yaşına yakın bir muhabbet kuşu almanızada fayda vardır.

Örneğin 2 yaşındaki bir muhabbet kuşuna 2-3 aylık bir yavruyu eş olarak almak doğru degildir. 2 yaşındaki kuş çiftleşmeye fazlasıyla istekli ise davranışları yavru için fazlasıyla rahatsız edici olabilir.

1 yaşındaki bir muhabbet kuşuna mümkünse 6 aylıktan daha büyük bir eş alınmalıdır. 3-4 yaşındaki bir muhabbet kuşuna ise en azından 1 yaşında bir eş alınması daha uygundur.

    Muhabbet kuşuma eş alacağım. Ne yapmamı önerirsiniz ?

Genelde evde tek muhabbet kuşu besleyen insanlar evcil hayvan mağazalarından satın aldıkları 2. bir kuşu eve getirdiklerin kuşların hemen eş olacaklarını zannederler. Durum hiç de sanıldığı gibi degildir.

Örneğin uzun yıllar tek bakılan muhabbet kuşları yıllarca kendi türünden bir canlı görmedikleri ve insanlar ile arkadaşlık etmeyi seçtikleri için eve yeni gelen kuşa hiç ilgi göstermezler hatta kıskanıp ona zarar vermeye de kalkışabilirler. Bu yüzden 1 yaşını doldurmadan tek beslediğiniz kuşunuza eş almanızı tavsiye ederiz.

Eğer çift olarak kuş satın alıyorsanız ve yavru alma hevesiniz varsa kuşları satın alacağınız yerde bir müddet kuşları izleyip, birbiriyle anlaşan, birbirini kaşıyan veya besleyen bir çift muhabbet kuşunu seçmelisiniz.

Tek olarak baktığınız bir muhabbet kuşuna eş almak istediğinizde yapılacak en doğru davranış ona eşini kendisinin seçme fırsatını tanımanızdır. Örneğin kuşunuzu evcil hayvan mağazasında bir çok arkadaşının bulunduğu bir kafese koyup bir süre izlersiniz. Anlaştığı bir muhabbet kuşu varsa onu satın alırsınız.

Dişi muhabbet kuşları daha zor eş seçtikleri için salmadaki erkek sayısının dişi sayısından daha fazla olmasında yarar vardır. Eğer kuşunuzun eşini seçme şansı yok ve siz ona eş aldıysanız onları bir araya getirdiğinizde anlaşabilmeleri için onlara zaman tanımalısınız.

Örneğin 2. kuşunuzu satın aldığınızda onları bir süre ayrı kafeslerde tutup daha sonra bir araya getirmek, tanıştırma için sıkça kullanılan bir yöntemdir.

    Muhabbet kuşumu petshoptMuhabbet kuşumu petshoptan mı yoksa üreticiden mi almalıyım?

Eğer tanıdığınız, güvendiğiniz bir üreticiden satın alabilirseniz en iyisi budur. Üreticiye ulaşamazsanız, almayı düşündüğünüz petshopun ve tabii ki kuşun içinde bulunduğu ortamın hijyen koşullarını çok iyi incelemelisiniz. Kütüphanemizdeki yeni kuş alırken sağlıklı olup olmadığını belirlemenize yarayacak diğer bilgileri de edinmelisiniz. Aşırı kalabalık kafeslerden almamaya çalışın, herhangi birinin hastalık taşıması halinde siz kuşunuzu alırken sağlıklı görünse de evde hastalanabilir. Ayrıca kuşun seçiminde önemli kriterlerden biri olarak görülen aktifliği sağlamak için bazen petshoplarda siz seçim yaptığınız sırada tüm kuşlar korkutulmakta ve hareket etmeleri sağlanmaktadır. Bu nedenle; yeni kuşu uzun süre gözlemlemeniz gerektiğinden bu tür yerlerde sağlıklı seçim mümkün olamamaktadır. Zaten çok kalabalık ortamlarda satılan kuşlar, genelde beğenilmeyen, üreticilerin gözden çıkardıkları, önemsemedikleri için petshoplara verdikleri kuşlardır. Çok kalabalık kafeslerden eş kuşların belirlenerek seçimi de, hata payı fazla olduğundan önerilmez. Özellikle eş olarak düşündüğünüz kuşların, böyle ortamlarda kardeş çıkma olasılığı da yüksektir.

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Çöldeki Mucize - Develer - Camel
Yazar: RasitTunca - 07-15-2019, 02:54 AM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar - Yorum Yok



Çöldeki Mucize -  Develer - Camel


Develer Nasıl Hayvanlardır?

Develer tefekkür etmek için müthiş bir seçim. Biz size bu özellikleri sunacağız. Siz de bu özellikleri görsellerle destekleyip çocuklarınızla paylaşabilirsiniz. İşte o mucizevi özellikleri;

Hörgüçler; develerin o büyük hörgüçleri su değil yağ depolar. Böylece uzun, yorucu ve yemeksiz yolculuklar yapabilirler. Neredeyse 3 hafta kadar yemeksiz yol alabilirler. Hörgüçler aynı zamanda iç organları güneşten de korur.

Kürk; develerin kürkleri sıcakta yakmaz,soğukta ise üşütmez. Allah onların tüylerini kalın ve keçelenmiş olarak bu özellikte yaratmıştır. Bu nedenle çölün öğlen sıcağına da, gece soğuğuna da dayanabilirler.

Göz; develerin 3 göz kapağı vardır. Biri şeffaftır. Herhangi bir kum tehlikesi karşısında develer bu göz kapaklarını kullanarak yola devam edebilirler. Yanı sıra 3 kat kaşları ve sık kirpikleri de bunu sağlar.

Burun; develer istedikleri gibi burun deliklerini kapatıp açabilirler, böylece kum solumaktan kurtulurlar.

Ayaklar; develerin ayakları yere değdiğinde yayılır ve kumda batmaz. Ayrıca kalın derisi ile kızgın kumlara dayanıklıdır.

Ağız; develerin dili ve yarık dudağı, sivri dikenleri bile çiğneyip yutabilecek şekilde kalın mukozayla kaplıdır. Mide salgıları da, ip, tahta, kağıt gibi aslen gıda maddesi olmayan nesneleri bile eritecek kadar güçlüdür.

Su ihtiyacı; develer bir seferde çok fazla su içebilirler. Mesela 120 lt bir anda içebilir. Bunu saklar, depolar ve gerektikçe kullanır. Vücut sistemleri de suyu tasarruflu kullanmak üzere düzenlenmiştir ve hatta tatlı su bulamadıklarında tuzlu su bile içebilirler.

Sabır; Allah bu güzel hayvanlara müthiş bir sabır vermiştir. Zaten sabırları olmasa, o çöle ve çölde çekilmez hale gelen insanoğluna nasıl dayanabilirdi ki?

Kuran'da Deve İncelemesi

Kuran’da pek çok açıdan develerden bahsediyor. Ama özellikle çocuklarla konuşabileceğiniz, üzerine tefekkür edebileceğiniz bu 2 ayet güzel olacaktır. Bu ayetleri tefsirlerden inceleyebilirsiniz. Yazıp sanatsal faaliyetlerinizi sergilediğiniz yere asabilirsiniz.

Bismillahirrahmanirrahim.

”Allah’a karşı gelmekten sakınanları Rahmân’ın huzurunda bir elçiler heyeti gibi toplayacağımız, suçluları da suya koşan susuz develer gibi cehenneme sevk edeceğimiz günü düşün!” (Meryem Suresi, 85-86)

”Deveye bakmıyorlar mı, nasıl yaratılmıştır! (Gaşiye, 17)”

Efendimizin Hayatından

Çocuklara Efendimizin sallahu aleyhi vessellem hayatından deveyle yaşadığı kıssalardan anlatabilirsiniz. Mesela Medine’de kalacağı yeri tayin edişini vs. Böylece çocuğun ilişkilendirme yönünü kuvvetlendirirsiniz inşAllah.

İstiyoruz ki, çocuklarımız hem merak etsin, araştırsın, öğrensin, bakış açışları genişlesin, vakitlerini boş geçirmeyip güzel değerlendirsin, hem de tefekkür etsin, Rabbi ile bağlantı kursun, şükretsin, güzel bir temel oluştursun. İşte bunun için bize ihtiyaçları var. Onlar bize emanet! Bunun bilincinde olup, onlara daima en iyisini sunmalıyız. Bunun için kolları sıvayalım, haydi hep birlikte keşfedip eğlenmeye


Wikipediada Deve

Deve, devegiller (Camelidae) familyasının Camelus cinsini oluşturan iki evcil hayvan türünün ortak adı. Develer yük çeki ve binek hayvanı olarak kullanıldığı gibi, yünü, sütü, derisi ve eti için de beslenir. Yalnızca evcil türleriyle tanınan bu hayvanların yabanıl atalarından bu yana pek az değişikliğe uğradığı sanılmaktadır.

Devenin iki türü Hindistan, Pakistan, Afganistan, Mısır, İran, Suriye, Arabistan gibi Güney Asya ülkeleri ile Afrika’da yetiştirilen tek hörgüçlü deve (C. doremedarius) ve Orta Asya’da yetiştirilen çift hörgüçlü deve (C. bactrianus)dir.

Özellikleri

En belirgin özelliği hörgüçlerinde yağ depolayabilme yeteneği olan bu hayvanın uzun bacakları, yumuşak yayvan iki toynaklı ayakları kumda ya da karda yürümesini kolaylaştırır. Aynı yandaki bacaklarını birlikte kaldırarak kendine özgü bir biçimde koşar. Ayrıca iki sırada üç tane koruyucu kirpiği, tüylü kulak delikleri, gereğinde kapanabilen burun delikleri, keskin görme ve koku alma duyuları da kum fırtınası gibi elverişsiz çevre koşullarına uyum sağlamasına yardımcı olur. Gövdesini örten iki tip kıldan alttaki ince ve kısa olanlar bazı yumuşak ve dayanıklı kumaşların yapımında kullanılır. Genellikle çökerek dinlendiği ve bu konumdayken yüklendiği için gövdesinin yere değen bölümlerinde nasırlaşmış deri katmanları oluşur.

Açlık ve susuzluğa dayanma yeteneği


Deve, 50 °C sıcaklıkta 9 gün aç-susuz kalabilir. Bu süre içinde toplam ağırlığının %22'sini kaybeder. İnsan, vücudunda bulunan suyun %12'sini kaybettiğinde ölürken, deve, vücudundaki suyun %40'ını kaybettiği halde ölmez. Devenin susuzluğa dayanıklılığının diğer bir sebebi de, gündüz vücut ısısını 41 °C'ye kadar çıkartan bir mekanizmaya sahip olmasıdır. Bu sayede gündüz aşırı çöl sıcağında su kaybını minimum seviyede tutabilmektedir. Soğuk çöl gecelerinde ise vücut ısısını 30 °C'ye kadar düşürebilmektedir. Deve bir su kaynağı bulunca 80-90 litre su içer.

Üreme

İyi bakıldığında ve eğitildiğinde deve aslında uysal hayvanlardır; ama çiftleşme (aşım) mevsiminde hırçınlaşır ve kızdırıldığında tükürür, tehlikeli biçimde ısırır ya da tekme atar. Ayrıca tek hörgüçlü türün erkeği kızdığı zaman ağzının yanından yumruk büyüklüğünde kırmızı renkli ve içi hava dolu sümüksü bir kese (kızgınlık kesesi) çıkarır. Deve, diğer memelilerde olduğu gibi doğurarak çoğalır.
Yaşam şekli ve beslenmesi
Çöl ortamında bir deve.

Deve güç iklim koşullarına dayanıklı, az besinle yetinebilen hayvandır. Gerektiğinde dikenli bitkiler ve kuru otlarla beslenebilir. Yeterli yiyecek bulamayınca hörgüçlerinDeve güç iklim koşullarına dayanıklı, az besinle yetinebilen hayvandır. Gerektiğinde dikenli bitkiler ve kuru otlarla beslenebilir. Yeterli yiyecek bulamayınca hörgüçlerindeki yağı kullanır. Hörgüçte depolanan yağ ırka ve beslenme koşullarına göre değişmekle birlikte, iyi beslenen develerde 700-900 kg’ye kadar çıkabilir. İyi beslenmiş devenin yağla dolu olan hörgücü dik durur. Yağ azaldıkça daralır ve ucu bir yana doğru sarkar. Sanılanın tersine mide ve hörgüçlerinin su depolama özelliği yoktur. Ama susuzluğa günlerce dayanabilir. Vücut sularını yavaş yitirir ve 10 dakikada yaklaşık 60 litre su içerek kaybettiği ağırlığı yeniden kazanır.deki yağı kullanır. Hörgüçte depolanan yağ ırka ve beslenme koşullarına göre değişmekle birlikte, iyi beslenen develerde 700-900 kg’ye kadar çıkabilir. İyi beslenmiş devenin yağla dolu olan hörgücü dik durur. Yağ azaldıkça daralır ve ucu bir yana doğru sarkar. Sanılanın tersine mide ve hörgüçlerinin su depolama özelliği yoktur. Ama susuzluğa günlerce dayanabilir. Vücut sularını yavaş yitirir ve 10 dakikada yaklaşık 60 litre su içerek kaybettiği ağırlığı yeniden kazanır.

Dağılımı

Tek ve çift hörgüçlü deve çok geniş bir alana dağılmış olduğundan bazı bölgelerde damızlık seçimine bağlı olarak yer yer birbirinden farklı özellikler gösteren çeşitli ırklar türemiştir. Yalnızca Afrika’da 20 kadar tek hörgüçlü deve ırkı bulunmaktadır. Çift hörgüçlülere uygulanan bakım ve besleme genellikle daha yetersiz olduğundan bunlar arasında tek hörgüçlülerde rastlanan Mehari, Hecin ve Bikanir gibi seçme sonucu elde edilen ırklara rastlanmaz. Bununla birlikte çift hörgüçlüler arasında Türkistan, Moğol ve Kalmık gibi birbirinden az çok farklı tipler ortaya çıkmıştır. İklim koşulları çok değişken olan ve kışları sert geçen Türkiye, Mısır ,Türkistan, İran gibi ülkelerde ise iki tür arasında melezleme yapılmaktadır. Çok eskiden beri bu yöntemle melez azmanlarının oluştuğu ve melez azmanı döllerin gövde yapısı, kemik sağlamlığı, kas gelişmesi, çevre koşullarına dayanıklılık ve iş verimi açısından söz konusu iki türe üstünlük sağladığı anlaşılmıştır.

Türkiye’de deve

Türkiye’de tek ve çift hörgüçlü develerin melezlenmesi ile elde edilen en önemli melezlerden biri Tüylü (ya da Tülü) devedir. Tüylü devenin erkeğine "Besrek", dişisine "Maya" denir. Soğuk bölgelerde kullanılan bu hayvanlar tek hörgüçlü ve uzun tüylüdür. Maya ile çift hörgüçlü erkek devenin geriye melezlenmesinden elde edilen çift hörgüçlü "Tavsi" deve; "Besrek" ile tek hörgüçlü dişi devenin geriye melezlenmesinden elde edilen ve özellikle Aydın ile Adana arasındaki Yörükler tarafından yetiştirilen kısa tüylü "Teke devesi"; dişi "Tekenin" "Buhur" erkeği ile geriye melezlenmesinden elde edilen "Kerteles" devesi; "Maya" ile tek hörgüçlü erkek devenin geriye melezlenmesinden elde edilen "Yeğen" devesi öbür önemli melezlerdir.

Eskiden Türkiye’de ulaştırma ve özellikle ordu hizmetinde kullanılan devenin işlevi giderek azalmıştır. 1937’de 120 bine yaklaşan deve sayısı 1980’de 12 bine, 1984’te 3 bine kadar düşmüştür. Bugün deve özellikle Yörükler arasında göç zamanı eşya taşımakta, zeytincilik bölgelerinde ulaşımı güç yerlerde devşirilen ürünlerin taşınmasında, Güney ve Doğu Anadolu’daki kurak ve yolu yetersiz bölgelerde yük hayvanı olarak kullanılmaktadır.
Türkiye'de yıllara göre deve varlığı[1]
Bursa Hayvanat Bahçesi'nden bir deve


Yıllar Adet
1935 118.647
1950 110.305
1955 72.034
1964 46.400
1980 12.000
1997 2.000





Etiketler : camel, Çöldeki Mucize, Develer,Deve Resimleri,Deve Fotos,Camel fotos,

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Çörek Otu Nedir? Çörek Otunun Faydaları ve Zararları Nelerdir?
Yazar: RasitTunca - 07-11-2019, 05:25 AM - Forum: Şifalı Bitkiler - Yorum Yok



Çörek Otu Nedir Faydalari Nelerdir

ÇÖREK OTU NEDİR?
Çörek otu (Nigella), düğün çiçeğigiller (Ranunculaceae) familyasından yaklaşık 14 türü kapsayan bir yıllık bitki cinsi.Çörek otu yıllık otsu bir bitkidir, tohumlarından çoğalır. Kumlu gevşek toprakları sever, çiçeklenme dönemine kadar su ister daha sonra sulanmaz. Tohumları haşhaş bitkisinde olduğu gibi kozalak (Kapsül) içerisinde olgunlaşır. Tohumları 2–3 mm boyunda 3 yüzeyli mat olmayan siyah renklidir. Çok yağlı bir tohum değildir. Yağ oranı %18'dir.

ÇÖREK OTUNUN SAĞLIĞA FAYDALARI NELERDİR?

Çörek otunun insan sağlığına faydalarını bu yazıya sığdırabilir miyim ya da bunu başaran bir makale var mı bilemiyorum. Çünkü bu konuyla alakalı taradığımız bütün kaynaklarda karşımıza çıkan bilgiler eşsiz, önemli ve çok değerli. US National Library of Medicine National Institutes of Health (Birleşik Devletler Ulusal Tıp Kütüphanesi) çörek otuyla alakalı 1964-2014 yılları arasında dünya çapında yapılan tam 625 bilimsel araştırma sonuçlarını resmi web sitelerinde yayınlamışlardır ve bilimsel çalışmanın inanılmaz sonuçları var.

Dünya çapında bütün laboratuvar çalışmaları; çörek otunun insan sağlığına faydalarını ortaya çıkarmak, hastalıkların tedavisinde nasıl kullanılacağını belirtmek için yapılmaktadır ve bu çalışmalar yardımıyla önemli sonuçlar ortaya çıkarılmıştır. Fakat son yıllarda yapılan araştırma sonuçlarını okuduğunuzda sizler bile okuduklarınıza inanamayacaksınız.

Bin Derde Deva ÇÖREK OTU(Hadislerde övülmüş Bitki)(nigella Sativa)

Genel Olarak
çörek otu her derde devadırPeygamber(S.A.V) tarafından övülmüş olan çörekotu bitkisi dünyanın değişik yerlerinde değişik isimlerle bilinir ve destekleyici tedavide de bolca kullanılır. Açık mâvi renkli çiçekler açan ve 20-40 cm boyunda bir senelik, otsu bir bitkidir çörek otu. Yol kenarları ve özellikle ekin tarlaları içinde bulunur. Gövde dik ve kısa tüylüdür. Yaprakların alttakileri saplı, üsttekileri sapsızdır. Çiçekler uzun saplı ve tek tektir. Taç yaprakları iki parçalı ve bal özü bezleri taşıyan 8 tâne küçük parça hâlindedir. Meyveleri çok tohumlu olup, tohumlar siyah renkli ve oval şekillidir. Güney Avrupa, Balkan memleketleri, Kuzey Afrika, Türkiye ve Hindistan’da yetiştirilmektedir.

Tarihi Olarak
Çörek Otu asırlar boyunca, bitkisi ve yağı ile birlikte, Afrika’da, Asya’da ve Ortadoğu’da, günümüzde ise Amerika ve Avrupa’da milyonlarca insan tarafından “sağlıklarını desteklemek için” kullanılmaktadır. Aromatik bir baharat türü ve siyah rengi hariç susam tohumuna benzer olan çörekotu, geleneksel olarak çeşitli durumlar ve tedaviler için mükemmel bir ilaç olarak da kullanılmıştır.,

İslam alimleri de peygamberlerinin övmüş olduğu bu bitkiye bigane kalamamış ve hakkında bolca eser yayınlamışlardır. El-biruni ve ibn-i Sina bunlardan bazılarıdır.

Günümüzde ise özellikle Amerika ve Avrupa’nın elit bilim merkezlerinde çörek otu hakkında araştırmalar yapılmakta ve her geçen gün yıldızı parlayan bu şifalı bitki hakkında kesin kanıtlar elde edilmektedir.

Çörek Otunun Etken Maddeleriçörek otu yagı soğuk veya sıcak presle elde edilir

Takriben %21 protein, %38 karbonhidratlar ve %35 bitkisel yağlardan oluşmaktadır. İçeriğindeki aktif maddeler, nigellon, thymoquinon ve uçmayan yağlardır. Diğer maddeler ise, linoelik asit(Omega-6, Omega-3), oleic asit, palmitik asit, kalsiyum, sodium, potasyum, demir, çinko, bakır, magnezyum, selenium, fosfor, vitamin A, vitamin B, vitamin B2, niasin ve vitamin C dir.

Yukarıdaki maddelerden özellikle nigellon ve thymoquinon etken maddeleri çörek otunun destekleyici özelliğiyle doğrudan alakalıdır.


Hangi Hastalıklarda Kullanılır?

1- İlk olarak çörek otu bir hastalık durumunda kullanılabileceği gibi günlük veya gün aşırı olarak öylesine de tüketilebilir. Aşırı alınmadığı taktirde herhangi bir yan etkisi ve zararı bildirilmemiştir.(not: Alerjinizin olmadığını var sayıyoruz.)

2- Çörek otu Bağışıklık sistemini güçlendirir.

3- Vücudu tahrip eden mikroplara karşı vücut direncini artırır.

4- Kanserden AİDS e kadar bir çok hastalıkta kullanılabilir.

5- İltihaplı vakalarda iltihap engelleyici olarak kullanılabilir.

6- Nefes darlığı ve solunum yolları hastalıklarında iyi bir yardımcı etken olduğunu defalarca kanıtlamıştır.

7- Çörek Otu özünün(yağından bahsediliyor) meme, prostat, cilt kanseri gibi bazı kanser türlerinde kanser hücrelerinin gelişmesini yavaşlattığı görülmüştür

8- Bayanlarda sıkça görülen rahim ve vajinal iltihaplara iyi geldiği bilinmektedir. (Bunu, iltihabı ve akıntıyı meydana getiren mantar hücrelerini yutan vücut savunma hücrelerini destekleyerek başarmaktadır.)

9- Çörek Otu Karaciğeri Tahripten Korur şifalı bitkiler

10- Ayrıca bu mucizevi bitki canlılarda biriken zararlı toksik zehirleri de baskılar ve onların vücuttaki zararlı etkilerini en aza indirir. Özellikle hava kirliliği yaşanan illerimizde ki insanlarımızın bu mucizevi bitkiden her gün almaları gerçekten faydalarınadır.

11- Kolon kanserini engeller.

12- Şeker hastalığına Karşı sonderece fatdalıdır.

13- Yüzyılımızın hastalıklarından birisi de alerjidir. Özellikle gelişmiş ülkelerin insanları “nedeni anlaşılamayan bir şekilde” hemen hemen her maddeye karşı alerji geliştirebilmektedir. Çörek otunun alerjik reaksiyonlarda vücudu baskılayıcı rol oynadığı Berlin Charite Ünv. Tarfından kanıtlanmıştır.

14- Egzama gibi rahatsızlıklarda çörek otu iyi bir iyileştiricidir.

15- Romatizmal hastalıklar.

16- Mide rahatsızlıkları ve reflü.

17- Böbrek hastalıkları.

18- Alkolün zararlı etkilerinin en aza indirilmesi.

19- Kalp damar hastalıkları.

20- Anti oksidan oluşu.

21- Kolesterolün düşürülmesi.

22- Hiper Tansiyon(yüksek tansiyon) vakalarında.

23- Uyarıcı etkilerinden dolayı; hemoroit, hepatit, nezle, ishal, öksürük ve tenya gibi etkiler.


En genel Olarak Çörek Otunun Faydaları Şu Şekilde Sıralanabilir;

• Mikrop, virüs ve mantarlara karşı öldürücü tesire sahiptir.
• İfraz boşaltıcı ve solunum borusunu genişleticidir.
• Kansere karşı koruyucu etkisi vardır.
• Kan şekerini düzenler.
• Yorgunluk halini giderip zindelik verir.
• Damar hastalıklarını önler.
• Cinsel gücü arttırır.
• Hazmı kolaylaştırır.
• Vücuttaki toksinleri süzerek atar.
• İdrar söktürücü özelliği ile safraya iyi gelir.
• Yaraların çabuk iyileşmesini ve hücrelerin yenilenmesini hızlandırır.
• Alerjileri önler. Çörekotu
• Savunma sistemini dengeler.
• Hormon sistemini ve ruh hâlini sağlamlaştırır.


Hastalıklara Göre Çörek otunun Kullanım Şekilleri;


Astım ve Bronşiyal Problemler (Uzak Doğu, Orta Doğu ve Malezya)
Kahve içerisine bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır. Günde iki defa alıır. Aynı zamanda, her gece Çörek otu yağı ile göğüs ovulur ve kaynar su içindeki Çörek otu yağının buharı nefesle içeri çekilir.

Sırt ağrısı ve diğer Romatizma çeşitleri (Orta Doğu ve Malezya)
Az bir miktar Çörek otu yağı hafifçe ısıtılır ve daha sonra romatizmalı alan yoğun bir şekilde sıvazlanır. Günde üç defa da yağdan bir çay kaşığı içilir.

Şeker Hastalığı (Hindistan)
Bir fincan bütün Çörek otu, bir fincan su teresi veya hardal tohumu, yarım fincan nar kabuğu ve yarım fincan şahtere otu karıştırılır. Toz haline getirmek için mikserden geçirilir. Bir ay boyunca, Hergün kahvaltıdan önce bir çay kaşığı Çörek otu yağı ile birlikte bir çay kaşığı karışım alınır.

İshal (Hindistan ve Orta Doğu)
Bir fincan yoğurt ile bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır. Belirtiler kayboluncaya kadar karışımdan günde iki defa içilir.

Kuru Öksürük (Orta Doğu ve Kuzey Afrika)
Kahve içerisine bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır ve günde iki defa alınır. Göğüs ve sırt Çörek otu yağı ile ovulur.

Grip ve Burun Tıkanıklığı (Genel)
Herbir burun deliğine 3-4 damla Çörek otu yağı akıtma, burun tıkanıklığını ve kafanın soğuk algınlığı ızdırabını giderebilir.

Saçın Kırlaşması(Genel)
Çörek otu yağı ile düzenli bir şekilde saçlara masaj yapılması, saçların erken kırlaşmasını önleyebilir.

Saç Dökülmesi(Hindistan ve Orta Doğu)
Kafa derisinin tamamına limonu darbeli bir şekilde sürün ve takriben 15 dakika böylece hareket edin. Sabunlayın. Durulayın ve saçların tamamını kurulayın. Daha sonra Çörek otu ile kafa derisinin içine masaj yapın. Kahve veya çaya bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırarak için.

Saman Nezlesi (Orta Doğu)
Bir yemek kaşığı Çörek otunu bir bardak limon suyuna karıştırın. Belirtiler giderilinceye kadar, günde iki kez alın.

Baş ağrısı (Genel)
Alın ve kulaklara yakın yüz kısımları Çörek otu yağı ile ovulur ve kafa bandajlanır. Aynı zamanda bir çay kaşığı Çörek otu kahvaltıdan önce alınır.

Sağlıklı Cilt (Hindistan)
Bir çorba kaşığı Çörek otu yağı ile bir çorba kaşığı zeytin yağı karıştırılır. Bu karışım ile yüz ovulur ve en az bir saat böyle devam edilir. Sabunla yıkanır ve durulanır.

Yüksek Tansiyon (Hindistan)
Kahvaltıdan önce her sabah iki diş sarmısakla birlikte herhangi bir içeceğe bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırarak alın. Çörek otu yağı ile bütün vücudunuzu ovun ve üç günde bir kez 1.5 saat güneş ışınlarına maruz bırakın. Bu işlemlere bir ay devam edin.

Uyuşukluk ve Yorgunluk (Türkiye)
Bir bardak saf ve taze portakal suyu ile bir çorba kaşığı Çörek otuna her sabah 10 gün boyunca devam edilir.

Hafıza Düzeltme (Orta Doğu)
100 mg kaynatılmış nane içerisine bir çay kaşığı Çörek otu yağı karıştırılır ve 15 gün içmeye devam edilir.

Kas Ağrıları (Genel)
Ağrıyan yerler Çörek otu yağı ile ovulur.

Sinirsel Tansiyon Stresi (Hindistan)
Bir fincan çay veya kahve ile bir çay kaşığı Çörek otu günde 3 kez alınmaya devam edilir.

İktidarsızlık (Genel)
200 g zeytin yağlı öğütülmüş Çörek otu tohumu, 100 g günlük, 50 g Çörek otu yağı, 50 g zeytin yağı, 200 g saf bal güzelce karıştırılır. Her öğünden sonra bir çorba kaşığı alınır.

Uyku Bozukluğu (Genel)
Balla karıştırılmış herhangi bir sıcak içeceğe bir çay kaşığı Çörek otu yağı ilave edilip akşamları içmeye devam edilir.

Diş ağrısı ve Diş eti iltihabı (Genel)
Önce sirke ile birlikte Çörek otu tohumları pişirilir. Çörek otu yağı ilave edilir. Diş ağrısı ve diş eti iltihabını gidermek için bu karışımla ağızda gargara yapılır.

Ülserler(Yaralar) (Endonezya ve Hindistan)
Ateş üzerinde Çörek otu tohumları kavrulur. Süsen kökü yağı ile veya kına bitkisi yağı ile karıştırılır ve merhem haline getirilir. Daha sonra cerahatlı yaralar üzerine yayılır. Sonra sirke ile muamele edilerek yıkanır.

Çörek otu Tohumu mu? Çörek otu yağı mı?

    Tezde Çörek otu tohumunun lifli yapısının sindirilemediği bu durumun çörek otunun etkinliğini azatlığı savunulmaktadır. Bu durumda çörek otu yağının daha faydalı olduğu söylenir. Çörek otu
    tezde ise çörek otu tohumundaki lifli yapının tohumda bulunan etken maddeleri vücuda yavaş yavaş ama etkili bir biçimde verdiği ve aşırı dozları engellediği söylenir.

Bu iki tezin de bilimsel verilerle kanıtlandığı söylenemez. Kimin haklı olduğunu ancak uzun yıllar deneme yanılma yöntemi bize gösterecek.



ÇÖREK OTUNUN KULLANIMI VE DOZU


Çörek Otu Tohumun Kullanımı: Günde 2 gram, yada 1 tatlı kaşığı şeklinde tüketilebilir.

NASIL TÜKETİLMELİDİR?

Yeni başlayanlar, 2 hafta boyunca günlük 3 kez bir çay kaşığı; sonrasında günde 1 veya 2 kez 1 çay kaşığı olarak öneriliyor. Ayrıca kapsül formunda da alınabilir. 2 kapsül, bir çay kaşığı miktarına eşittir.

Soğuk pres şeklinde üretilen, koruyucu ve katkı maddesi olmayan ve karışım yağ içermeyen çörek otu yağı tercih edilmelidir. Açıldıktan sonra buzdolabında saklayın. Bazı çörek otu yağları çiçek yağıyla karıştırılıp satılmaktadır. Sağlık açısından bu tür ürünlerin yararı yoktur. Kalitesinden emin olunmayan ürünler kullanılmamalıdır.

ZARARLARI NELERDİR?

Çörek otu, ağız yoluyla az miktarlarda alındığında genellikle çoğu insan için güvenlidir ve zarar verici değildir. Yani, yiyeceklerin ve ekmek gibi hamur işlerinin içerisinde baharat şeklinde kullanılan çörek otunun bir zararı yoktur. Çörek otu özü ve yağı ise kısa vadeli tıbbi kullanımlarda güvenlidir. Ancak, uzun süre kullanıldıklarında güvenli olup olmadıkları hakkında hala yeterli bilgi yoktur. Öte yandan çörek otu, alerjik kaşıntılara neden olabilmektedir.

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Karanfil Nedir? Karanfilin Faydaları ve Zararları Nelerdir?
Yazar: RasitTunca - 07-11-2019, 05:05 AM - Forum: Şifalı Bitkiler - Yorum Yok



Karanfil Nedir? Karanfilin Faydaları ve Zararları Nelerdir?

Karanfil Nedir? Karanfilin anayurdu Endonezya’dır. Karanfil en çok Afrika kıtasının doğusunda ve Hint Okyanusundaki adalarda yetiştirilmektedir. Ülkemizde iklim şartları uygun olmadığından ancak seralarda veya evlerde süs bitkisi olarak yetiştirilmektedir. Karanfil ağacı, 10-20 metreye kadar boylanabilen ve kışın yapraklarını dökmeyen bir bitkidir. Aromatik bir baharat olan karanfil, çiçek açmadan tomurcuk halinde toplanır. Güneşli açık havada kurutulur. Kurutulmuş karanfil goncasına karanfil denmektedir. Karanfilde mikroorganizmaların gelişimini engelleyen öjenol maddesi bulunmaktadır. Karanfil hoş bir kokuya sahip olması sebebi ile parfüm ve likör yapımında da kullanılmaktadır. Karanfil tomurcukları ise, bazı reçel, yemek, tatlı ve turşu yapımında kullanılmaktadır. Karanfil A, K, E ve B6 vitaminlerini içerisinde barındırmaktadır. Ayrıca kalsiyum, potasyum, sodyum, manganez açısından oldukça zengindir.

Karanfil, yemeklerde çay olarak tüketilmesinin yanında farklı bir tat katması için sigaralarda da kullanılmaktadır. Bunun yanında bir antiseptik olarak tıp alanında da kullanılmaktadır. Karanfil, çok güçlü bir aromaya sahiptir.

Karanfilin sağlığa faydası da zararı da en az kokusu kadar keskindir. Bazı rahatsızlıklara anında çözüm sağlar. Birçok ürkütücü hastalık için ise ciddi anlamda koruma sağlamaktadır. Bu yüzden doğru ve düzenli olarak tüketilmesi sağlık açısından çok önemlidir.

Karanfil, çok eski çağlardan itibaren bilinen ve hastalıkların tedavisi için kullanılan bir bitkidir. A, K, E ve B6 vitaminleri açısından çok zengindir. Bunun yanı sıra çok iyi bir kalsiyum, potasyum, sodyum, manganez deposudur. İnanılmaz derecede uçucu yağlar içerir. Omega 3 ve Omega 6’nın çok bulunduğu ender bitkilerdendir.

Karanfil, mutfakların vazgeçilmez baharatlarından biri olmanın yanında, pek çok hastalığın tedavisinde de binlerce yıldır kullanılmaktadır. Tıbbi ilaçlar, karanfilin kurutulmuş tomurcuklarından, sap ve yapraklarından hazırlanır. Kurutulmuş tomurcuklardan yapılan karanfil yağı da tıbbi özellikleriyle bilinir. Bitki, genel olarak kötü nefes kokusunu giderdiği gibi diş ağrıları için de kullanılır. Ayrıca hazımsızlık, mide bulantısı, akne gibi cilt sorunları başta olmak üzere pek çok rahatsızlığa iyi gelir. Antioksidan gücü yüksektir ve çok iyi bir ağrı kesici, bakteri ve iltihap önleyicidir. Afrodizyak özelliğine de sahiptir.

Yağın ana kimyasal bileşeni güçlü kokusundan sorumlu olan öjenol’dür. Antioksidan, ağrı kesici, mikrop ve iltihap önleyici özelliklere sahiptir. Başta ağız sağlığı olmak üzere tıbbı kullanımlarına ek olarak tarımdan kozmetik sektörüne kadar pek çok alanda kullanılır.


Karanfilin Sağlığa Faydaları

Karanfilin bilinen en önemli faydası diş ağrıları karşısında çok keskin olması ve çok kısa zamanda diş ağrısını geçirmesidir. Belki de bu yüzden diş macunlarında kullanılmaktadır. Bunun dışında çok etkili bir antioksidan özelliğinin olması kanserden solunum yolları hastalıklarına, saçlardan tırnaklara kadar çok geniş bir alanda sağlığımızı korumak için hizmet etmektedir.

Karanfil Diş Ağrılarını Giderir: Karanfil, diş macunu sektöründe çok yaygın olarak kullanılan bir bitki türüdür. Karanfilin diş ağrılarına iyi geldiği çok eskilerden bilinir. Eğer çok acı verici diş ağrısı çekiyorsanız bir karanfili ağrıyan kısma koyabilirsiniz. Veyahut da karanfil yağından çok az bir miktar pamuğa dökerek ağrıyan dişin üzerine koyabilirsiniz. Çok kısa bir sürede ağrıyı geçireceğini göreceksiniz.

Karanfil Bulantı ve Kusmalara Karşı İyi Gelir: Karanfil yağının ağızdan alındığında bulantı ve kusmalara karşı çok etkili olduğu söylenmektedir. Özellikle sabah kusmaları için iyi bir çözüm olabilir. Dikkat: Yazının ilerleyen kısımlarında daha detaylı olarak açıklayacağımız nedenlerden dolayı ağızdan karanfil yağı alınmasını kesinlikle önermiyoruz. Ağızdan karanfil yağı almak yerine karanfil tozunun hurma veya bal ile karıştırılarak alınmasını daha uygun buluyoruz. Veya karanfillerden bir çay yaparak içilmesini öneriyoruz. Mümkün olduğu kadar ağızdan karanfil yağı alınmasına karşıyız.

Öksürük ve Kötü Nefes Kokusunu Giderir: Karanfil öksürük ve kötü nefes kokusuna karşı da etkilidir. Yemeklere eklenerek tüketilmesi keskin kokusunu bir nebze azaltabilir. Rahatsız edici ve özgüvene zarar veren nefes kokusu veya diş çürüklerinden dolayı oluşan ağız kokularına karşı etkilidir. Bunun için günlük olarak ara ara ağzınıza 1 tane karanfil koymanız yeterli olacaktır.

Karanfil Sinüzite İyi Gelir: Sinüzit sorunu olanlar için özellikle kış aylarında sinüzitin verdiği baş ağrılarından dolayı hayat zehir olur. Birçok uzman sinüzitleri temizleyici özelliğinin olduğunu söylemektedir. Bunun için karanfil tozunun burundan çekilmesini önermektedirler.  Fakat bunu yaparken dikkat edilmesi gerekir çünkü karanfil tozu da en az karanfil kadar etkilidir.

Karanfil Şişkinliği Giderir:
Karanfil, su ile karıştırılarak veya çay olarak hazırlanıp içilebilir. Bu şekilde bağırsaklarda karın bölgesinde meydana gelen şişkinlik şikayetlerine önemli ölçüde çözüm üretir ve rahatsızlığı giderir.

Soğuk Algınlığına İyi Gelir: Soğuk algınlığına karşı karanfil yağını incelterek bal ile karıştırıp içmenin faydalı olduğu söylenir. Bunun için ılık suya bir miktar karanfil yağı karıştırılır ve bu karışıma da bir miktar bal eklenir ve bu şekilde tüketilir. Günde 2 veya 3 kere içmek öksürüğün etkisini azaltır veya tamamen geçirir.

Yorgunluğu Giderir: Karanfilin yorgunluğu giderici özelliği vardır. Özellikle kokusu sinir sisteminde etkileyici rol oynamaktadır. Yorgunluktan kaynaklanan olumsuz düşüncelerden sizi uzaklaştırır ve dolaylı olarak ruh sağlığımıza da olumlu yönde etki eder.

Karanfil Strese Karşı İyi Gelir: Karanfilden meydana gelen gevşeme ve rahatlamalar stresi de aynı zamanda azaltır. Bir aromalı çaya nane ve karanfil katarak tüketmeniz stresle mücadele açısından bünyenize inanılmaz bir katkı sağlar.

Deri İçin Karanfil Çok Faydalıdır: Karanfil tozunun deriye birçok faydası vardır ama genelde karanfil yağı kullanılmaktadır. Fakat deriye çok fazla miktarda karanfil yağı uygulamak zararlı olabilir. Karanfil yağı cilt hastalıklarının tedavisinde kullanılmaktadır ama kullanılmadan önce mutlaka dozajı düşürülmelidir.

Karanfil Akneleri Giderir: Özellikle karanfil yağının akne tedavisi için çok etkili olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Karanfil yağı, etkilenen bölgeye topikal olarak uygulanır. Genelde el ve yüz kısmına uygulandığında kremlerle inceltilir. Cilde uygulandığında ise karıncalanma hissi verir. Karanfil yağının antibiyotik özelliği ile aknelerin oluşma nedenleri ortadan kalkmış olur.

Akne dışında siyah lekeleri çıkarma noktasında da gayet başarılıdır. Yara, sivilce ve benzeri deri hastalıklarına çok iyi gelir. Ayrıca karanfilin içerdiği uçucu yağlar çok önemli bir arındırma görevi üstlenir. İltihaplı ve yaralı bölgeleri iyileştirir ve mikropları kırar. Anestezik özelliğinden dolayı uyuşturucu madde görevi görür.

Karanfil yağı direkt deriye veya cilde uygulanmamalıdır. Mutlaka seyreltilmelidir. Karanfil yağının deriye direkt uygulanması durumunda cilde zarar verebilir, tahriş edebilir.

Yara İzlerini ve Lekeleri Tedavi Eder:
Karanfil, yara izleri ve cilt lekeleri için kullanışlı bir kaynaktır. Profesyonel gözetim altında uygulandığında karanfil yağı hafif soyulmalara neden olabilir. Bu lekeli ve ölü deriyi soyar ve sağlıklı derinin ortaya çıkmasını sağlar.

Temizleyici Özelliği Vardır:
Karanfilin içerdiği kadar uçucu yağ hiçbir bitkide bulunmamıştır. Bu yüzden mükemmel bir antioksidandır. Çok zengin içerdiği potasyum, sodyum, fosfor, demir , A ve C vitamini ve diğer önemli mineraller sayesinde genel anlamda vücudu serbest radikallerden ve zararlı mikroplardan temizler.

Karanfil Kaygıyı Giderir: Deride meydana gelen kaşıntılardan dolayı meydana gelen sinir bozukluklarını giderir. Antioksidan özelliği sayesinde sinir sistemi üzerinde de olumlu yönde etkisi vardır. Stresle mücadele eder ve stres kaynaklı hastalıklara yakalanma riskini azaltır.

Karanfil Saç Sağlığı İçin Faydalıdır: Saç sağlığına önemli katkı sağlar. Saç köklerini besler ve dökülmeye engel olur. Bunun yanında saçların koyulaşmasını sağlar, doğal ve sağlıklı görünüm kazandırır.

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonlarını Giderir: Grip ve nezle hastalığına, soğuk algınlıklarına iyi gelir. Bunun yanında balgam söktürücü özelliği vardır. Boğaz ağrılarını giderir. Ağızda karanfil çayı ile gargara yapıldığında ağız içinde oluşan yara ve mikropları öldürür.


Karanfil Yağının Faydaları:

Karanfil yağı özellikle diş ağrıları için çok eski çağlardan itibaren kullanılan bir tedavi aracıdır. Çok konsantre içeriği, keskin kokusu, inanılmaz etkili içeriğinden dolayı karanfil yağının tüketilmesine çok dikkat edilmelidir. Özellikle zayıflamak isteyenlerin çok tercih ettiği ve ağızdan aldığı bilinir. Karanfil yağını inceltmeden ve bilinçsiz bir şekilde yağından almak, sağlık açısından çok ciddi sorunlara neden olabilir. Karanfil yağı, yemek borusunun tahrip edilmesinden, bağırsak ve mide de geri dönülemez sorunlara neden olduğu için kesinlikle inceltilmeden ağızdan direk alınmasını önermiyoruz. Özellikle çocuklara ağızdan verilmesine de karşıyız. Bu konuyla taradığımız onlarca Amerikan, Rus, İngiliz menşeli kaynağın hiçbirinde ağızdan karanfil yağının tüketimi önerilmiyor.

    Karanfil yağı, diş ağrılarını giderir, diş bakımında kullanılabilir ve kötü nefes kokuları için etkilidir.
    Enfeksiyonlara karşı çok etkilidir. Böcek ısırıklarından dolayı meydana gelen enfeksiyon hastalıklarının tedavisinde kullanılır.
    Yanıkları olan ve hassas ciltlere sahip insanlar karanfil yağı kullanmamalıdırlar.
    Cilt hastalıklarına iyi gelir, akne ve mantar gibi sorunları ortadan kaldırma özelliğine sahiptir.
    Yorgunluk ve halsizliği giderir, gerginliği azaltır ve dolayısı ile stresle mücadelede bünyeye yardımcı olur. Ruh sağlığını korur.
    Baş ağrısını giderir. Kafaya masaj yapıldığında rahatlama sağlar.
    Solunum yolları hastalıklarına iyi gelir, boğaz ağrılarını giderir, tıkalı burnu açar.
    Sinüzit ve astım gibi alerjik hastalıkların tedavisinde kullanılır, sinüsleri temizler.
    Hazımsızlığı giderir.
    Kulak ağrılarına ve iltihabına iyi gelir.


Karanfil Tozunun Faydaları:

Karanfilin diğer yan ürünü ise karanfil tozudur. Karanfil tozu, karanfilin ezilmesiyle elde edilir. Karanfil yağı kadar konsantre ürün değildir. Kullanımı çok yaygın değildir. Karanfil tozu genellikle salata ile tüketilir. Sigara sektöründe kullanılmaktadır.

    Gaz sorunlarını gidermede yardımcı olur.
    Kansere karşı koruma sağladığını savunan sağlık uzmanları var.
    Diş sağlığı için faydalıdır, iltihapları giderici özelliği vardır.
    Bağırsak parazitlerinin temizlenmesine yardımcı olur.
    Soğuk algınlığına iyi gelir.
    Sigara sektöründe kullanılır, solunum yollarına faydalı olduğuna inanılmaktadır.

Karanfilin Zararları:

Özellikle karanfil yağının kullanımına çok dikkat edilmeli. Doğru kullanıldığında sağlık açısından birçok faydası vardır fakat aşırı ve yanlış kullanım ciddi zararlara neden olabilir. Çocukların kesinlikle ağızdan karanfil yağı almalarını önermiyoruz. Bu konu hakkında uzmanlar anne babaları uyarmaktadır.

    Karanfil yağının direkt ağızdan alındığında faydalı olduğuna dair herhangi bir bilimsel bulgu yok. Bu yüzden ağızdan alınmamasını tavsiye ediyoruz. Ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.
    Karanfil yağı deriye uygulandığında sağlıklı gibi görünüyor ama aşırıya kaçılması durumunda deride tahrişe neden olabilir. Diş etlerine zarar verebilir. Mukoza zarlarını zedeleyebilir.
    Sigaralarda kullanılan karanfil güven vermiyor. Çok fazla tüketildiğinde akciğer enfeksiyonuna neden olabilir.
    Karanfil yağı damardan enjekte edilmemelidir. Ciddi solunum yolu problemlerine neden olabilir.
    Çocukların ağızdan karanfil yağı almaları karaciğer hasarlarına, sıvı eksikliğine ve ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir.
    Hamile kadınların ağızdan karanfil yağı almalarını önermiyoruz. Doktora danışmadan kesinlikle karanfil yağının tüketilmemesini öneriyoruz.
    Kanama bozukluğu olan kişilerde sakıncalı sonuçlar doğurabilir. Bu yüzden ağızdan karanfil yağı almak için mutlaka doktorlarına danışmaları gerekir.
    Ameliyat esnasında kanamaya neden olabilir. Bu yüzden ameliyat olmadan en az 2 hafta önce tüketilmesi gerekiyor ve ameliyattan sonra 2 hafta tüketilmemesi gerekiyor.

Tavsiyeler

Karanfil, doğru tüketildiği zaman sağlık açısından birçok faydaları olduğunu görüyoruz. Özellikle cilt ve deri hastalıklarına ve diş ağrılarına karşı tedavi edici özelliği ön plana çıkıyor. Doğru kullanılması durumunda birçok hastalığı kesin tedavi ettiği görülüyor. Bunun yanında aynı şekilde yanlış ve fazla kullanılması, özellikle karanfil yağının, geri dönülmez sorunlar yarattığını görüyoruz. Bu yüzden her ihtimale karşı doktor kontrolünde tüketilmesi gerekmektedir. Çocuklar için ise mümkünse hastalıkların tedavisinde karanfil yağı dışındaki alternatiflere öncelik verilmeli ve doktor kontrolü dışında bilinçsiz bir şekilde kullanılmamalıdır.

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Tarçın Nedir? Faydaları ve Zararları Nelerdir?
Yazar: RasitTunca - 07-11-2019, 04:48 AM - Forum: Şifalı Bitkiler - Yorum Yok



Tarçın Nedir? Faydaları ve Zararları Nelerdir?

Tarçın hemen her mutfakta bulunan baharatların arasında yer alıyor. Özellikle şeker dengeleyici olmasından ötürü tatlılarda, diyet ürünlerde çokça tercih ediliyor. Ayrıca yemeklerde de baharat olarak kullanılan tarçının faydaları sadece şekeri dengelemesiyle bitmiyor, pek çok faydası daha bulunuyor. Tüketmek istendiğinde faydaları gibi tüketim şekilleri de farklı oluyor tarçının. Bu baharatı toz olarak, çubuk olarak yahut çay olarak tüketmek mümkün.

Tarçın nedir?

Defnegiller familyasından olan, yaprak dökmeyen aromatik kokulu bi ağaç cinsi olan tarçının anavatanı Güney ve Güneydoğu Asya olarak biliniyor.

İnsanlık tarihinin en eski baharatlarından biri olan tarçın, M.Ö. 3000'lerde bu yana Çinliler tarafından kullanılmaktadır. Pek çok Asya kökenli baharat gibi tarçın da 16.yy'dan 18. yy.'a kadar Avrupa'da en değerli baharatlardan biri olarak kabul ediliyordu.

Günümüzde tarçının en büyük üreticisi Çin'dir. Çin'i Endonezya, Sri Lanka, Vietnam, Madagaskar, Seyşeller, Doğu Timor, Dominikan Adası, Grenada ve Sao Tome ve Principe takip etmektedir.

Anatavatanı Çin olan tarçın, kelime olarak Fransızcadan dilimize geçmiş ve Çin Ağacı anlamına geliyor. Çin’den bütün dünyaya yayılan genellikle sütlü tatlıların ve bozanın üzerinde toz olarak görüp kullanmaya alıştığımız tarçının aslında bir ağaç kabuğu olduğunu biliyor muydunuz? Toz olarak kullanmanın yanısıra özellikle kabuk halinde onlarca bitki çayının da sağlıklı hammaddesidir tarçın. Gelin tarçının faydaları nelermiş birlikte göz gezdirelim.

Tarçının Besin Değeri, Tarçında Hangi Vitamin ve Mineraller Bulunur?

Tarçın çok düşük glisemik indeks grubunda yer alır. Bu yüzden alerjik durumu olmayan şeker hastaları tarafından tüketilmesi uygundur.

DV (Daily Intake Value) : Bir besin maddesinin günlük ihtiyacımızın ne kadarını karşıladığını gösterir.

Tarçın içerisindekiler :

100 gr. tarçın içerisinde

    247 kalori – DV %12
    4 gr. protein
    53 gr. lif – DV %212
    1 gr. doymuş yağ – DV %2
    2 gr. şeker

bulunur.  Bunun yanısıra tarçının içerisinde

    Manganez – DV %873
    Kalsiyum – DV %100
    Demir – DV %46
    K Vitamini – DV %39
    Bakır – DV %17
    Magnezyum – DV %15
    E Vitamini – DV %12
    Potasyum – DV %12
    Çinko – DV %12
    B6 Vitamini – DV %8
    A Vitamini – DV %6
    C Vitamini – DV %6

bulunmaktadır. İçerik olarak abartı görünecektir ama bu besin değerlerinin 100 gr. tarçında olduğunu unutmayalım. Bizim normal olarak tüketeceğimiz tarçın miktarı günlük 5-10 gr. aşmamalı.

Tarçının Faydaları Nelerdir?

1. Tarçın sinir sistemini güçlendirir. Florida’da 500’den fazla denek üzerinde yapılan bir araştırma tarçının kokusu  ve tadının sinir hücrelerinin fonksiyonlarını hızlandırdığı, tanıma, hafıza ve özellikle de görsel fonksiyonları güçlendirdiği görülmüştür. Ayrıca tarçının Alzheimer’a iyi gelme ihtimali üzerinde duran bilim insanları bunun hakkında bir çok araştırma yürütmektedir.

2. Tarçın kötü kolesterolü düşürür. Beltsville HN Araştırma Merkezinde diyabetli hastalar üzerinde 40 gün süren bir araştırma günde bir çay kaşığı tarçın alan kişilerin kanlarındaki trigliserid ve LDL(kötü kolesterol) miktarlarının düştüğünü göstermiştir.

3. Tarçının ağrı kesici etkisi vardır. İçeriğinde bulunan ve kas kasılmaları ve gevşemelerini sağlayan prostaglandin enziminin salgılanmasını sağlar.

4. Tarçın diyabet ve şeker hastalığına iyi gelir ve tedavisinde kullanılabilir. Tarçının faydaları arasında en öne çıkanıdır. Ayrıca tarçın üzerine yapılan araştırmalardan en önemlileri diyabet ve şeker hastalığına etkisi üzerine olanlardır. Bu araştırmalar göstermiştir ki tarçın yemek sonrası kandaki şeker seviyesini düşürmede oldukça etkilidir. Ayrıca görülmüştür ki tarçın insülin direnci geliştirmiş kişilerde de oldukça iyi sonuçlar vermekte ve insülinin etkisini arttırmaktadır. Bunun yanısıra yukarıda belirttiğimiz gibi tarçın kolesterolü düşürerek diyabet hastalarının durumunda iyileşme sağlar.

5. Tarçın kilo verdirir. Diyabet araştırmalarından çıkan bir başka sonuçta tarçının midedeki sindirim hızını düşürmesi. Bu yavaşlama tokluk hissinin daha uzun sürmesini sağlayarak yemek yemeyi azaltıyor. Bunun yanısıra bol lifli bir gıda olduğundan tokluk hissini arttırıyor.

6. Adet kanamalarına ve sancılarına tarçın iyi gelir. Tarçın geleneksel olarak yüzyıllardan beri adet kanamaları ve sancıları için kullanılmaktadır. İçerisindeki kalsiyum ve kasları gevşetici etkisininin adet sancılarına iyi geldiği düşünülüyor.

7. Dolaşım sistemine iyi gelir ve kan dolaşımını dolayısı ile kalp damar sağlığını destekler. Tarçın kanı incelterek dolaşımın hızını arttırır ve tansiyonu düşürücü etki yapar. Bunun yanı sıra tarçın içerisindeki sinamik aldehit kanda plakaların oluşmasını da engeller. Kalp krizi ve felç riskini önemli ölçüde düşürür. Kalp krizi geçirmiş kişilerin risklerinin azalması için tarçın tüketmeleri önerilir.

8. Kolon kanseri riskini azaltır. İçerisindeki kalsiyum ve lif safra tuzu ile bağlanarak vücuttan atılmasını sağlar. Böylece safra tuzunun neden olduğu kanserli kolon hücrelerini engeller.

8. Kemikleri güçlendirir  ve artrit ağrılarını azaltır. 2007 yılında Bioorganic ve Medicinal Chemistry dergisinde yayınlanan bir araştırma tarçının kemik erimesini yavaşlattığını ve kemik hasarını azalttığını göstermiştir.

9. Cilt sağlığına iyi gelir. Anti mikrobiyal, antibiyotik ve antioksidan özellikleri sayesinde akne ve siyah noktalara karşı etkilidir. 1 çay kaşığı toz tarçını 3 çay kaşığı bal ile karıştırıp yüzünüze sürün ve 1-2 saat kadar bekletin. Ilık su ile durulayın. 1 hafta kadar bu kğre devam ederseniz etkisini göreceksiniz.

10. Ağız kokusunu giderir. Aromatik ayırt edici kokusu ve tadı ile kötğ ağız kokusunu giderir. Bu yüzden bir çok ağız kokusu giderici sakız içerisinde tarçın bulunmaktadır.

11. Mesane İltihaplanmasına iyi gelir. Antibiyotik ve mantar karşıtı özellikleri yüzünden iltihaplanmalara özellikle de mesane iltihaplanmalarına iyi gelir.

12. Sindirim sistemini destekler ve mideyi rahatlatır. Tarçın bol lifli yapısı sayesinde bağırsakları çalıştırır. Bunun yanısıra içerdiği yağlar sayesinde yağ yakımını hızlandırır. Yemeklerden önce ve yemek sırasında tüketilen tarçının da mideyi rahatlatıcı etkisi vardır.

13. Böcek ısırıklarına ve yaralanmalara iyi gelir. Anti-mikrobiyal ve antibiyotik özellikleri tekrar karşımıza çıkıyor. Tarçın bu sayede bal ile karıştırılıp deriye uygulandığında yarayı dezenfekte edecektir.

14. Tarçın soğuk algınlığı ve gribe iyi gelir. Tarçının en bilinen etkisidir. Özellikle çayın içerisine zencefil ve tarçın karıştırıp içmenin soğuk algınlığını atlatmaya yardımcı olduğu düşünülüyor.

15. Yemeklerin bozulmasını yavaşlatır. Antibiyotik ve antimikrobiyal özellikleri yüzünden yemeklerde bakterilerin üretmesini engellediğinden bozulmalarını da yavaşlatmaktadır.

16. Çevredeki kötü kokuları giderir. Doğal oda kokusu olarak kullanabilirsiniz.

17. Tahta kurularını ve güveleri uzaklaştırır. Ufak bir keseciğin içine 4 kabuk tarçın, yonca yaprakları ve biraz tane karabiber koyun ve kapatın. Bu kesenin bulunduğu ortama güvelerin gelmediğini göreceksiniz.

Evet tarçının faydalarına hızlıca göz gezdirdik ancak tarçından daha çok fayda sağlayabilmek için dikkat etmemiz gereken bir kaç nokta var.

Tarçının Zararı Var Mıdır?

Tarçın zararı olmayan bir baharattır. Fakat bazı durumlarda dikkatli kullanılması gerekir. Özellikle düşük kan şekeri ile mücadele eden kişilerin fazla tüketmesi tavsiye edilmez. Çünkü tarçın kan şekerinin daha da düşmesine neden olur. Hamilelik ve emzirme sürecinde doktora danışarak kullanılmalıdır. Alerjiye neden olan bir baharat olduğu için bebeklerde kullanılmaması gerekir. Ayrıca yetişkinlerin aşırı tüketimi sonucunda da alerjik reaksiyonlar görülebilir. Karaciğer hastaları da bu baharatı tüketirken mutlaka tedaviyi gerçekleştiren hekim ile görüşmelidir.

Tarçının Zararları ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

Tarçın oldukça faydalı bir besin. Ancak diğer bütün besinler gibi aşırı kullanımı yarar yerine zarar getiriyor ve bazı istisnai durumlarda kullanılmaması gerekebiliyor, peki nedir bu durumlar;

    Hamile ve emziren kadınlarlarda tarçın tüketimi ile ilgili çok fazla araştırma sonucu yok. Bu yüzden hamile kadınların yüksek dozlarda tarçın almamaları veya doktor kontrolünde tüketmeleri önerilir.
    Ülser hastalarının tarçın tüketmemeleri gerekir.
    Tarçın yağıda belli bir miktarın üzerinde zehirli olabilir.
    Karaciğer hastalığı bulunan kişilerin tarçını doktorlarına danışarak almalarını öneriyoruz.
    Tarçın cilde iyi gelir ancak alerjik bir durumunuz varsa size fayda yerine zarar getirir. Eğer cildinize bir karışım uygulayacaksanız öncelikle kontrol amaçlı küçük bir bölgede denemenizi öneririz.
    Ameliyat olacak kişilerde kandaki şeker oranını etkileyeceğinden ameliyattan 2 hafta önce tarçın tüketimi durdurulmalıdır.
    Şeker hastalarının doktor bilgisi dahilinde şeker kullanmalarını öneririz. Çünkü tarçın kandaki şeker miktarını düşürerek yapılan ölçümleri etkileyecektir.
    Tarçın ve diğer toz gıdaları çocukların ulaşamayacağı yerlerde saklamanız önemlidir. 2015 yılı içerisinde toz tarçın yutan bir çocuğun akciğer yollarının tıkandığı ve hayatını kaybettiği haberi oldukça yankı uyandırmıştı.

Özellikle tarçını bitki çaylarında şeker yerine kullanmanızı tavsiye ederiz. Çayın acılığını alacak ve zararlı şeker yerine oldukça lezzet ve sağlık veren bir gıda kullanmış olacaksınız.

Tarçın doğru kullanıldığında oldukça faydalı bir bitki. Hemen her derde deva bile denebilir ve kullanımı da çok kolay. Siz de bu bitkiyi evinizden asla eksik etmeyin.

Tarçın Nasıl Tüketilir?

Tarçının tüketimi konusunda çok çeşitli yöntemler vardır. Tarçını direkt baharat olarak kullanabilirsiniz. Sütlaç gibi sütlü tatlıların üzerinde kullanabilir ayrıca bitki çaylarının etkisini artırmak için de tüketilir. Çeşitli karışımlardan yapılan bitki çayı tarçın ile daha etkili bir hâle getirilebilir. Bal ile birlikte tüketilen toz tarçın da birçok hastalık ile mücadele eder. Tarçın yağı da çıkarılabilen bir baharattır. Yağı da oldukça faydalı olduğu için masajlarda kullanıldığı zaman ağrıyı büyük ölçüde azaltır.


Tarçın Çayının Faydaları:

Mutlaka hastanelere bir şekilde gitmişsinizdir, ameliyat olanlar, ağrılardan yakınanlar ve niceleri… Aslında birçok hastalıkla karşılaşmadan önce önlemler almak mümkün. Bunların bir tanesi de düzenli olarak tarçın çayı tüketmektir.

    Antioksidan özelliği olan tarçın çayı, özellikle sigara, alkol ve bunlara benzer ürünleri tüketen kişilerde, alkol ve sigaranın verdiği zararları azaltır.
    Bağırsak enfeksiyonlarına iyi gelir. Bağırsaklarda oluşan gaz, şişme gibi hissi giderir ve bağırsakların görevlerini maksimum derecede yerine getirmesi için yardımcı olur.
    Hazımsızlık ve mide şikayetlerini giderir.
    Özellikle kan şekerinin dengelenmesinde önemli rol oynar.
    Stresle mücadelede metabolizmayı güçlendirir. Strese neden olan fiziki etkenleri azaltır.
    Üşüme sorunu olanlar için alternatif çözümdür. Özellikle kış aylarında ayaklarında ve ellerinde aşırı üşüme hissedenler günde 1-2 fincan tüketerek sorunu çözebilirler. Tarçın çayının kan inceltici ve kan akışını hızlandırıcı özelliği olduğu için, hızlanan kan sayesinde vücudu ısıtır.


Kabuk Tarçının Faydaları:

Kabuk tarçın en az diğer varyasyonlar kadar etkilidir, özellikle doğal antibiyotik görevi üstlenmekte ve alerjik hastalıklara şifa olmaktadır.

    Özellikle kış aylarında görülen nezle, grip gibi hastalıklara iyi gelir.
    HİV, ağız içerisinde mantar gibi enfeksiyon hastalıklarına iyi gelir. Bir hafta boyunca günde 2-3 fincan tüketilmelidir.
    Bağırsak enfeksiyonlarına ve mide ağrılarına iyi gelir.
    Gıda zehirlenmesine kabuk tarçını faydalı olur.
    Regl ağrıları için şifadır.
    İshal vakalarında önleyici etkisi vardır,

Tarçın Suyunun Faydaları:

Tarçın suyu, öğütülmüş tarçın tozlarını suya katıp kaynatarak elde edilir. Fakat salatalara ve bazı yemeklere toz halinde katılarak da kullanılır. Tarçın tozu bir nevi doğal antibiyotik görevi görür.

    Bağırsak iltihaplarına ve bağırsak kurtlarının dökülmesine yardımcı olur.
    Kanı inceltip hızlandırdığı için damar tıkanıklıklarına engel olur.
    Damarlara faydasından dolayı kalp hastalıklarından korur.
    Öksürüğe ve ishale iyi gelir.
    İştah açar.
    Metabolizmayı kuvvetlendirir ve vücudun direncini arttırır.

Tavsiyeler:
Tarçın ve diğer türevleri yılın bütün mevsimlerinde tüketilebilir. Kurutulup uzun süre muhafaza etme imkanı olduğu için yıl boyunca tüketimi de kolay olur. Tarçının birçok hastalığa direkt etkisi vardır ve anlık sonuçlar alınır. Kanser, AIDS gibi önemli hastalıklar için ise önleyici özelliği vardır. Bunun dışında beyin ve sinir sağlığını korur.

Tarçın Unutkanlığı Önler Mi?

Sık sık unutkanlık yaşamaktan mı yakınıyorsunuz? Bir şeyleri hatırlayamamak canınızı mı sıkıyor? O halde sık sık tarçın tüketmelisiniz. Bu şifalı bitki unutkanlığı önler. Yapılan araştırmalara göre çağımızın hastalıklarından biri olan alzheimer’a karşı da koruyucu özelliği olduğu belirtilmiştir.

Çayı Bir De Tarçınla Deneyin!

Çayın içine ekleyebilir veya bal ile tüketebilirsiniz. Çayın içine şeker yerine eklenebilir ve tat kazandırabilir. Bu sayede hem sağlık için fayda sağlar hem de çaya tat katar. Üstelik şeker ile kıyaslanırsa şeker yerine çayın içinde bal kullanılması oldukça büyük fayda sağlar.

Soğuk Algınlığına Karşı Tarçın Kullanın!

Havaların soğuması ve kış aylarının gelmesiyle birlikte soğuk algınlığına yakalanma oranı artar. Önemli olan hastalıklara yakalanmadan, vücudumuz direnç kaybetmeden önce tedbir almaktır. Tarçın kış aylarında herkesin sıkça yakalandığı grip, nezle, öksürük, soğuk algınlığı gibi hastalıklar için şifa kaynağıdır. Bu hastalıkları kolay atlatmaya yardımcı olur.

Mide Ağrılarına Son!

Mide ağrısı çekenler, özellikle gastrit, ülser ağrılarından kıvrananların tercihi de bu şifalı bitki olmalıdır. Mide ağrılarını dindirmesi de bitkinin faydaları arasındadır. Özellikle mideniz ağrıdığı dönemlerde 2-3 gün düzenli olarak tarçınlı çay içerseniz mide ağrılarınızın hafiflediğini fark edeceksiniz. Ayrıca ucuz ve kolay temin edilebilir olması kullanılırlığını arttırır.

Tarçın İle Zayıflamak Mümkün Mü?

Kan dolaşımını arttırarak metabolizmayı hızlandırır. Metabolizmanın hızlanması sonucu da kilo vermek kolaylaşır. Tabii ki iyi bir diyet ve spor mutlaka zayıflama sürecinde olması gerekenlerdir.

Tarçın BalTarçın Bal İkilisi İle Hastalıklara Şifa Bulacaksınız!

Tarçın tek başına kullanılmasının yanında bal ile de tam bir şifa kaynağıdır. Cilt lekelerine karşı, sivilcelere karşı bu ikili mükemmel sonuçlar verir. İki çay kaşığı balın içine bir çay kaşığı tarçın ekleyin. Son olarak da birkaç damla limon sıkın. Bu karışımı iyice karıştırın. Yüzünüze bir maske kıvamında yaydırıp sürün. Yarım saat bekledikten sonra cildinizi yıkayın. Maske yüzünüzdeyken cildinizin gerildiğini hissedeceksiniz. Yıkadıktan sonra ise cildinizdeki parlaklığı, ışıltıyı ve pürüzsüzlüğü fark edeceksiniz. Ayrıca bu ikiliyi sabah kahvaltılardan eksik etmeyin. Tarçın bal ikilisi sayesinde kalp hastalıklarına yakalanma riskiniz azalacaktır. Soğuk kış günlerinde vücudunuza güç verecek, sizi canlı tutacaktır. Ağız ve kulak enfeksiyonları için de çok faydalıdır. Artrit hastalığının tedavisine yardım eder. Çok zayıf olup kilo almak isteyen kişilerin kilo almasını sağlar. Kas ağrılarına iyi gelir. Karaciğer ve safra ile ilgili sorunların tedavisinde etkilidir. Bal ile birlikte sindirimi düzenler, sindirim sisteminizi rahatlatır. Kolay gaz çıkarmanızı sağlar. Harika görünümlü saçlara mı kavuşmak istiyorsunuz? Saçlarınız kolay yıpranıyor ve parlamıyor mu? Adresiniz yine bu harika ikilidir. Bu şifalı ikili sayesinde saçlarınız istediğiniz parlaklığa kavuşacak, cansız ve mat görünümden çıkacak. Yorgunluk, stres hepimizin derdidir. Fakat bu enerji ve dinginlik veren, yorgunluk alan karışım sayesinde stresten uzaklaşacaksınız.

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Maydanoz Nedir? Maydanozun Faydaları Nedir? Maydanozun Zararları Nedir?
Yazar: RasitTunca - 07-11-2019, 04:24 AM - Forum: Şifalı Bitkiler - Yorum Yok



Maydanoz Nedir?  Maydanozun Faydaları Nedir?  Maydanozun Zararları Nedir?

Maydonoz, Maydonozgiller Familyasından olup,  koyu yeşil renkte, üst yüzü parlak ve düz 3 parçalı ve her parça 3 dilimli şekildedir. ülkemizde yoğun biçimde üretilen ve tüketilen bir bitki türüdür. Türkiye'de yetiştiği yerler : Bütün yurtta, bahçelerde yetiştirilir. Üretimi bakımından sorunsuzdur ve ülkemizde yeteri miktarda üretilebilmektedir.

Etken Maddesi : Drog yaprakta uçucu yağ oranı % 0.1 - 0.7 arasında değişir. Meyvede uçucu yağ oranı ise % 3-6 arasında varyasyon gösterir.

Ağustos-eylül ayları arasında, beyaz renkli çiçekler açan, kazık köklü, 30-100 cm boylarında, iki yıllık otsu bir bitki. İlk yıl bir yaprak rozeti, ikinci yıl ise bir gövde meydana getirir. Rutubetli ve sulak toprakları sever. Gövdeleri dik, tüysüz, köşeli, içi boş ve çok dallı, yaprakları saplı, parçalı ve koyu yeşil renklidir. Çiçekler şemsiye şeklinde toplanmıştır. Yaprakları tüysüz, yeşilimsi, esmer renkli, armut şeklinde ve özel kokuludur.

Tohum ile yetiştirilir. Yetiştirilmesine sonbahar veya kış sonunda başlanır. Serpme veya çizgi usulü ile metrekareye 2-5 gr tohum atılır. Çimlenmesi zor olduğundan, tohumun bir gün su içinde bırakılıp şişirilmesi iyi olur. Kumla karıştırılıp ekilir. Sık sık sulama ve ot alma yapılmalıdır. Mahsülü toplarken iyice dipten biçmemelidir.

Maydonoz, halk arasında mide bulantısını giderici, böbrek taşlarını düşürücü, kansızlıkta, halsizlikte, bağırsakların çalışmasında, diş etleri kanamasının önlenmesinde, yaraların kapanmasında, romatizmada yararlı olarak bilinir.

Kullanıldığı yerleri: Kökü ve yaprakları kullanılır.


Maydanoz Üretimi


Maydanoz bitkisi tohumlarıyla çoğaltılır. Bu tohumların taze olmaları gerekir. Bahçemizde derince kazılan ve düzeltilen yerlerine bu tohumlar, ilkbaharda havalar ısındığında, günün öğle saatlerinde serpilerek ve üzerleri ince toprakla örtülerek ya da daha iyisi 15-20 cm. aralıklarla birkaç tohum bir arada olmak üzere, 1-1,5 cm. derinliğe elle dikilir.

Tohumların çabuk çimlenmesi için bir gün önce, geceden suya yatırılması yararlı olur. Toprağa ekilmiş tohumların açgözlü karıncalar tarafından devşirilmemesi için süzgeçle sıkça sulanmaları ve çimlenme başlayıncaya dek toprağın ıslak kalması da doğru olur.

Maydanoz Besin Değerleri

100 gr. taze maydanozun içerdiği önemli besin değerleri şunlardır: 34 kalori; 7,7 mgr. demir; 760 mgr. potasyum; 200 mg.kalsiyum. 4.040 mcgr. A vitamini kaynağı betakaroten: 10 mgr. folik asit ve 190 mgr. C vitamini.

Maydanoz Kaç Kalori


Maydanozda kaç kalori var sorusu için kalori cetveline baktığımızda, maydanoz kalori değerinin 44 olduğunu görüyoruz.Maydanozda kaç kalori var sorusunun yanıtı dışında, 03. 6 gram protein, 0.6 gram yağ, 08.5 gram karbonhidratın da maydanozun içeriğinde bulunduğunu belirtmemiz gerekmektedir.

Tansiyon ilaçları ve Maydanoz

Tansiyon İlaçları İle Birlikte Olunca Dikkat
Maydanozun iyiliğine, güzelliğine diyecek yok. Fakat tansiyon ilacı kullananların kür olarak yani yoğun miktarda kullanmaya gelince dikkat etmesi lâzım :
Şöyle ki :
Farklı zamanlarda annem meşhur "maydanoz-limon" kürünü uyguladı. (Bir yıl arayla). Her iki denemede de farkettim ki her zamanki şekilde ve dozajda tansiyon ilacı alıp, tansiyonu gayet iyi giderken sadece bu kür zamanlarında fazlasıyla tansiyonu fırlıyor.. Kullandığı ilaç "ACE inhibitörü" sınıfından ve beraberinde potasyum tableti/takviyesi yapılmaması önemle bildirilmiş
Biz buna zaten dikkat ediyorduk ama maydanozun da yüksek miktarda potasyum içerdiğini öğrenince ilaçla çakıştığını düşünmeye başladım.. Tesadüf olamaz çünkü..

Tabii normalde potasyum veya maydanoz kötü değil, tersine çok iyi..Yanlış anlam çıkmasın.. Fakat fazladan potasyumun olumsuz olacağı ilaç prospektüsünde uyarılar kısmında belirtildiği için, bu tür tansiyon ilaçları ile beraber "kür" olarak uygulanması ters sonuçlara yolaçabilir.. Kaş yapayım derken göz çıkarmamak için diğer insanları uyarmak istedim..

Maydanoz Nasıl Ekilir

Maydanoz nasıl ekilir, maydanoz için fide yetiştirme yapılmamaktadır. Tohumları direkt olarak toprağa ekilmektedir. Çok yıllık bir bitki olduğundan, kökü uzun yıllar toprak altında kalabilir. Otsu bitkilerden olduğundan, gövdesi odunlaşma yapmaz. Ekim için düz yapraklı türlerinden tercih etmelisiniz.

Kıvırcık yapraklı olanların tadı pek beğenilmez, aynı zamanda yaprakları da daha kalın olur. Ekim için ilkbahar aylarını beklemelisiniz. Bu bitki ılıman iklime ve yüksek rutubete sahip olan bölgeleri daha fazla sever. Böyle özelliklere sahip olan yerlerde yıl boyunca yetiştirilebilir. Soğuk yerlerde şartlara göre ilkbahar ve sonbahar arasında yetiştirilebilir.  Toprak açısından fazla seçici olmadığından, besin maddeleri zengin olan topraklarda yetiştirilebilir. Yine de derin bünyeye sahip topraklarda iyi sonuçlar verir. PH değerleri 5,5 ve 8,0 arasında olan topraklar en uygun özelliklere sahiptir. Yaz aylarının kurak olduğu bölgelerde yetiştirme tavalarında, yağışlı ve rutubetli bölgelerde tarlada şeritler halinde ekilir. Ekim yapacağınız tarlanın otlardan temizlenmiş olması gerekir. Yabancı otların olması üretimi düşüren etkenlerden biridir.

Maydanoz nasıl ekilir?

    Toprağın yabani otlardan arındırılarak, ekimden en az bir ay önce çiftlik gübresi ile gübrelenmesi ve derince sürülmesi gerekir

İlkbahar geldiğinde toprağı ekim için hazırlamaya başlamalısınız.
Tava biçiminde üretim yapılacaksa, tarlanın seviyesinden 10-15 cm aşağıda kalacak biçimde, 100-120 cm genişlikte ve istediğiniz uzunlukta hazırlık yapmalısınız. Tarlada üretim yapılacaksa bu hazırlığa gerek yoktur.
Tarladaki toprağı düz bir konuma getirerek sulamalısınız.
Tohumları toprağa açtığınız şeritlere tuz serper gibi atın.
Tohumların üstüne ince bir tabaka toprak atın.
Yeniden toprağı hafifçe sulayın.
Çimlenme dönemi uzun sürdüğünden, tohumların atılmasından sonra 3-4 hafta beklemeniz gerekmektedir. Çimlenmenin düzgün olabilmesi için, bu dönemde sulamaya önem vermeniz gerekir. Bu dönemde sulamayı yağmurlama şeklinde yapmalısınız. Bitki biraz büyüyüp, 2-3 yapraklı olduğunda salma sulama yapabilirsiniz. Maydanoz suya karşı hassas olduğundan, suyu fazla göllendirmemeniz gerekir. Suyu uzun süre bitkinin üzerinde tutmanız onları sarartarak, ölmelerine neden olur. 
Tohumlar çimlendikten sonra büyüme döneminde, maydanozlarla birlikte büyüyen yabani otları temizlemelisiniz. Bu şekilde maydanozların topraktan daha fazla besin almasını sağlayarak, büyümelerine yardımcı olursunuz.

Maydanoz Diyeti

Maydanoz Diyetinden, aşırı kilolarınızdan kurtulmak için faydalanabilirsiniz. Bunun için sizlere sunacağımız maydanoz kürlerini gönül ferahlığıyla hazırlayarak kullanabilirsiniz.

Maydanozsuyu kürü sizler için doğal bölgesel zayıflama yöntemlerinden sadece bir tanesidir. Maydanozsuyu kürü, karın ve göbek kısımlarında biriken yağların yakılmasına yardımcı olarak belirtilen bölgelerde önemli derecede incelme sağlar.

Maydanozun en önemli sırrı bünyesinde saklı olan yağ yakıcı özelliği sayesinde bölgesel incelmeyi sağlayacak nitelikte olmasıdır. Maydanozsuyu kürleri sağlıklı kilo vermek isteyenler için oldukça ideal bir yöntem olmakla birlikte, yürüyüş ve egzersiz ile desteklendiğinde daha olumlu cevaplar almanızı sağlayacaktır.

Maydanoz diyetinde ilk akla gelen önemli soru maydanoz kürlerinin hazırlanma şeklidir. Sizi rahatsız eden fazla kilolarınızdan bir an önce kurtulmak istiyorsanız veya bölgesel incelmeye ihtiyaç duyuyorsanız doğal yöntemlerle hazırlayacağınız maydanoz kürleri ile istediğinize kavuşabilirsiniz.

Maydanoz Kürünün Hazırlanışı:

Bir demet taze maydanozu bol suda iyice yıkadıktan sonra incecik doğrayın ve üzerine 4 su bardağı su ekleyerek kaynamaya bırakın. Su kaynadıktan sora kısık ateşte 15-20 dakika kadar daha kaynatarak ocaktan alın ve üzerini kapatıp demlenerek hafif ılımasını bekleyin.  Bu ölçülerde hazırlanan maydanoz kürünü gün içerisinde tüketip ertesi gün aynı şekilde devam ederek her gün kullanmalısınız.

Maydanoz diyeti için bir başka kür; Bir bağ maydanozdan 15-20 dal saplarıyla beraber alarak mutfak robotunuza atın ve üzerine 1 su bardağı su ekleyerek iyice robottan geçirin. Elde edilen bu karışımı sabahları için. Bu küre 15 gün devam ederek gözle görülür bölgesel bir incelme sağlayarak hoş ve kalıcı bir fiziğe kavuşmuş olacaksınız.

Maydanozun Faydaları

Maydanoz A, C, E ve K vitaminleri ile demir, potasyum, magnezyum, kalsiyum, kükürt ve fosfor mineralleri açısından oldukça zengin bir bitkidir. Bilim adamları maydanozun faydalarını araştırmış ve insan vücudunda birçok hastalığın önleyici ve tedavi edici özelliği olduğunu ispatlamışlardır.

Uzmanlar aynı zaman da maydanozun her sofrada olmasını ve yenmesinin kişinin sağlığı açısından çok faydalı olduğunu söylemektedirler. Günde 7-8 adet maydanoz yemek günlük ihtiyacımız olan C vitamini ihtiyacını karşılamaktadır.

Maydanozun faydaları aşağıdaki gibidir :

    Maydanoz bağırsakları çalıştırdığı için sindirimi kolaylaştırır, kabızlığı önler.
    İdrar söktürücü ve terletici özelliği olduğundan dolayı vücuttaki kirli kanı temizler ve dışarı atar.
    Bağırsakları çalıştırdığı için mide ve bağırsak gazlarını söküp, vücuttan atar.
    İdrar söktürücü özelliğinden dolayı böbrek taşlarının düşmesinde yardımcı olur.
    Bağırsak ve vücutta bulunan kurtları temizler.
    Mide asit salgısını arttırdığı için iştah açıcı özelliği vardır.
    Anti bakteriyel etkisinden dolayı ateş düşürücü özelliği vardır.
İçinde bulunan magnezyum ve kalsiyum elementleri olduğundan dolayı diş etlerini güçlendirir ve kemik gelişimin de etkin rol oynar.
Kalp ve damar hastalıkları ile kanser oluşumuna karşı önleyici etkisi vardır.
Karaciğer, romatizma ve egzama hastalıklara karşı önleyici etkisi vardır.
Kadınların adet dönemlerinin düzenlenmesinde etkin rol oynar.
A ve C vitaminleri içerdiğinden dolayı cilde canlılık verir ve cilt lekelerinin oluşumunu engeller.
E ve K vitaminlerini içerdiğinden dolayı saçı canlı gösterir ve kepek oluşumunu engeller.
Adrenalin salgısı saldığı için cinsel gücü ve isteği artırır.
Kansızlık sorunu olan kişiler ve çocuklar günde 7-8 adet maydanoz yiyerek kansızlığı önleyebilirler.
Uyku sorunu olan kişiler yatmadan önce bir tutam maydanoz yediklerinde uykuyu düzenleyici etkisi vardır.
Bulantı, kusma ve nefes darlığında kişiyi rahatlatıcı özelliği vardır.
Ağız kokusu olan kişiler her gün yemekten sonra maydanoz yedikleri taktir de ağız kokusunu önler ve ferahlatıcı özelliğe sahiptir.

Maydanoz Suyu Zayıflatırmı

Maydanoz suyu zayıflatırmı, maydanoz suyu düzenli olarak kullanıldığında vücutta bulunan yağlar yakılarak zayıflama sağlayabilir. Bu zayıflamanın geçici olduğunu belirtelim. Maydanoz suyu metabolizmayı hızlandırdığından, etkileri hemen görülmeye başlar. Zayıflama vücuttan su atımıyla sağlandığından, siz de zayıfladığınızı düşünebilirsiniz. Gerçek faydasını görmek isterseniz, devamlı olarak kullanmalısınız. Gerçekten zayıflamaya ancak bir hafta sonra başlayabilirsiniz. Fakat 15 günden sonra ara vererek kullanmanız gerekmektedir.

Maydanoz suyunun faydaları nelerdir?


    Düzenli olarak kullanılırsa vücuttaki yağları yakmaya yardımcı olur.
    Cildi zararlı toksinlerinden arındırdığından, parlak ve pürüzsüz bir görünüm sağlar.
    Kronik prostat hastalarına iyi gelir.
    Karaciğer dostu olduğu için, karaciğeri zararlı toksinlerden arındırarak, sağlıklı olmaya faydalı olur.
    Karaciğer yağlanmalarının önüne geçer.
    Afrodizyak etkisi bulunmaktadır.
    Demir eksikliği yaşayanlar için tavsiye edilir.
    Soğuk algınlığı hastalıklarına iyi gelir.

    Adet ağrılarını dindirmekte ve adet kanamalarını düzenlemekte etkilidir.
    Kanda bulunan oksijen miktarını yükselttiğinden, böbreklerin, karaciğerin ve idrar yollarının temizlenmesine yardımcı olur.

Maydanoz suyu nasıl hazırlanmalıdır?

Suyu hazırlamak için, yarım demet maydanozu saplarıyla birlikte ayıklayarak yıkayın. Bunun için taze ve sararmamış olan küçük yapraklı maydanozları tercih edin. İki su bardağı suyu kaynatarak, maydanozları içine atın. Karışımın 2-3 dakika kadar kaynamasına izin vererek, ocağın altını kapatın. Karışımı 10 dakika dinlendirdikten sonra, sıcak veya ılık olarak tüketebilirsiniz. Bunu dilerseniz kaynatmadan, mutfak robotundan geçirerek te yapabilirsiniz. Günde bir bardak içmeniz yeterli olacaktır. 15 gün süreyle içtikten sonra, 1 hafta -10 gün kadar ara vermelisiniz. Bunu yılda üç kez tekrarlayabilirsiniz. Hamile olan bayanların ilk üç aylık dönemde bunu içmemelerini öneririz. Aynı şekilde böbrek iltihabı olan hastalar için de, maydanoz suyu tavsiye edilmemektedir.

Maydanoz Limon Kürü

Maydanoz limon kürü 15 günlük sürelerle uygulanmalıdır. Maydanoz ve limon sindirimi kolaylaştırarak, besinlerdeki vitaminlerin enerjiye dönüşmesine yardımcı oluyor. Vücutta bulunan dokuların sağlığını korumaya yardımcı oluyor. A ve C vitamini deposu olan bu gıdalar, vücudun vitamin ihtiyacını sağlamaktadır. Vücudunuzu toksinlerden arındıracak olan kür sayesinde, bir çok hastalığa karşı korunma sağlayacaksınız. Ayrıca kilo vermenizde yardımcı olacaktır. Karaciğer dostu olan maydanoz, zararlı olan kimyasal maddeleri etkisiz hale getirir. Karaciğeri arındırdığından, sağlıklı çalışan bir karaciğere sahip olursunuz.

Maydanoz limon kürünün faydaları nedir?

    Karaciğer yağlanmasında faydalı olur.
    Yağ yakma özelliğiyle kilo vermekte etkili olacaktır.
    Cilt altında iltihaplanma varsa, bunların tedavisine yardımcı olur.
    Cildin parlak ve pürüzsüz görünmesine katkı sağlar. Cildin karaciğerin aynası olduğunu unutmayın.
    Hepatit B ve C hastalarında, kullanılan ilaçların meydana getirdiği olumsuz etkileri yok edecek bir destekleyici olacaktır.

Maydanoz kürü nasıl hazırlanır?

    15-16 sap doğal ortamlarda yetişmiş maydanoz
    1 limon suyu
    Yarım su bardağı klorsuz su

Kürü hazırlamak için, maydanozları saplarıyla beraber, limon suyunu ve suyu blenderden geçirmeniz gerekir. Buradan elde edeceğiniz karışımı sabahları kahvaltıdan 15 dakika önce, aç karnına 15 gün süreyle içmelisiniz. 15 günün sonunda 5-6 gün ara vermeniz gerekir. Daha sonra yeniden 15 günlük bir kür daha uygulayabilirsiniz.

Maydanoz limon kürü uygulamasında dikkat edilmesi gerekenler nedir?

    Maydanozun iri yapraklı, iri saplı olanlarından kullanmayın. Bunu sadece kürde değil, yemeklerinizde de kullanmayı tercih etmeyin.
    Boyları 20 cm geçmeyen, bol yapraklı, yeşil ve taze olan maydanozları tercih edin.
    Bu kürü yılda üç kez uygulayabilirsiniz.
    15 günlük uygulamadan sonra mutlaka ara veriniz.
    Hamileliklerin ilk üç ayında kullanılmamalıdır.

Rüyada Maydanoz Görmek

Rüyada maydanoz görmek, sakinlik ve huzur ile tabir edilir. Rüyayı gören kişiyi sıkıntıların ve huzursuzlukların olmadığı bir dönem bekliyor demektir. Rüyada maydanoz görmek genelde hayır olarak yorumlanır.  Bazı rüya tabiri yapan kişilere göre rüyada maydanoz gören kişi Allah katında en makbul kişi olarak görülür. Çeşitli belalardan uzak, cebi sürekli para gören, yüreği sevgi dolu, tehlikeye girmeyen ve hayatı boyunca Allahın hayır olan işlerinden faydalanan biri olarak ifade edilir.

Rüyada maydanoz görmek, kalp temizliğine de alamet eder. Rüya sahibinin maddi yönde kazançlar elde edeceğini ve bunu kalbinin temizliği sayesinde gerçekleştireceğine ifade eder. Bu rüya sahibine hayır ve bereket getirir. Özellikle rüya sahibinin ailesinde yaşanan sıkıntıların ve huzursuzlukların gideceğine işaret eder.
Rüyada görülen maydanoz sahibine şans ve uğur getirir. Bilhassa bu rüya darlı ve sıkıntılı bir zamanda görülmüş ise sahibini kurtarır ve dertlerine çare olur. Mesleki yaşamında gerilerde olan ve ciddi derece de parasal kayıplar yaşayan kişi eğer bu rüyayı görmüş ise işinde muvaffak olacağına ve Allahın izni ile bütün işlerinden alnının akı ile çıkacağına işaret eder. Rüyada maydanoz aldığını görmek ise rüya sahibinin hastalıklardan kurtulacağına ve iyileşeceğine alamet eder. Vücudunun güçleneceğine ve kafasının dinç olacağına yorumlanır. Hatta bazı rüya yorumcuları rüyada maydanoz almayı şu şekilde yorumlamışlardır. Bu rüyayı gören kişinin yüreğinin feraha ereceğine, hayatının huzur dolu olacağına ve yaşamı boyunca hastalık yüzü görmeyeceğine işaret eder.

Maydanoz Suyu

Maydanoz, A, C ve K vitamini bakımından oldukça zengin bir bitki olup, aynı zamanda yüksek oranda kalsiyum, demir ve potasyum içermektedir. Bu özellikleri ile sadece yemeklerde ve salatalarda kullanılan bir bitki olmayıp, çeşitli hastalıkların tedavisi için tüketile bitkiler arasında da yer almaktadır.

Maydanoz suyu, böbrek taşı, idrar yolu enfeksiyonu, adet dönemi problemleri, sindirim sorunları, ödem, astım ve öksürüğe karşı kullanılır.

Maydanoz Suyunun Hazırlanması:

Maydanozun yaprakları çok küçük olduğu için Maydanoz suyunun hazırlanması çok zordur. O yüzden birkaç farklı sebze kullanmanız daha iyi olacaktır. Üstelik saf maydanoz suyunun tadı acı olmaktadır. Ayrıca bazı yan etkileri de söz konusudur. Hazırlamak istediğiniz maydanoz suyuna havuç, salatalık, kereviz ve domates suyu ekleyerek vitamin ve mineral bakımından zenginleştirilmiş olduğunuz gibi, işinizi de kolaylaştırmış olursunuz.

Maydanoz Suyunun Besin Değeri:

100 gr. Taze maydanozun içerdiği besin değerleri

    34 Kalori
    7,7 mg Demir
    760 mg Potasyum
    200 mg Kalsiyum
    4040 mcg A vitamini kaynağı Betakaroten
    10 mg Folik Asit
    190 mg C vitamini

Maydanoz Suyunun faydaları:

İdrar Söktürücü: Maydanoz suyu çok etkili bir idrar söktürücüdür. Bu özelliği, safra ve böbrek taşlarının vücuttan kolayca atılmasını sağlamaktadır. Fakat böbrek veya safra taşınız varsa maydanoz suyu kullanmadan önce doktorunuza mutlaka başvurunuz.

Öksürük ve Sinüzit: Maydanoz suyu, alerji veya hastalık nedeniyle artan mukusun vücuttan daha hızlı atılmasına yardımcı olmaktadır. Bunun yanında öksürüğün arttığı ve sinüslerin tıkandığı zamanlarda maydanoz suyu veya çayı faydalı olmaktadır.

Cilt Bakımı: Ciltte kırışıkların giderilmesinde ve sivilcelerin kurutulmasında faydalıdır

Maydanozun Zararları

Maydanoz, doğal ve yardımcı bir ürün olarak bazı hastalıkların tedavisinde ve diyet dönemlerinde uzmanlar tarafından kısa dönemli olarak her yetişkine kullanması için tavsiye edilir. Sofralarda yemeklerin yanında ve salatalarda yemekten zevk aldığımız maydanozlar, hoş kokuları ile hemen hemen her evde bulundurulur. Ancak bazen uzun süreli ve fazla miktarda maydanoz veya maydanoz suyu tüketmek böbrek ve karaciğer sorunlarına yol açabilmektedir.

Maydanoz Tüketilmesinin Zararlı Olabileceği Durumlar:

Maydanozun cilde faydalı olduğu bilinir. Cildi sıkılaştırdığı, siyah noktaları yok ettiği ve sivilceleri kuruttuğu bilinir. Ancak maydanoz tohumu yağı cilde direkt olarak sürüldüğünde ciltte kaşıntı ve döküntü meydana getirebilir.

Yemeklerde tat ve koku verme amaçlı kullandığımız maydanozun bilinen bir zararı yoktur. Fakat yoğun olan yağı ve suyunun gebelik ve emzirme dönemlerinde kullanılması tavsiye edilmemektedir. Sadece maydanoz değil içeriğinde maydanoz bulunan bazı kapsüllerinde kullanılmaması gerekmektedir. Maydanoz kapsülü, yağı ve suyu gebelik döneminde düşük olasılığını arttırdığı bilinmektedir. Eğer kullanılacaksa doktora danışılarak çok az miktarda kullanılmalıdır.

Maydanozun uzmanların tavsiye ettiği dozajda kullanıldığında idrar söktürücü özelliği olduğu bilinir. Fazla miktarda maydanoz veya maydanoz suyu tüketmek, vücudun sodyumu tutmasına ve ödem oluşmasına neden olabilmektedir.

Aynı zamanda sodyumun vücutta tutulması yüksek tansiyonu olan hastalarda olumsuz etkilere yol açabilmektedir.
Maydanoz yağı veya suyu böbreklerin sağlığını korurken, eğer bir böbrek hastalığı mevcut ise, böbreklerin daha da kötüleşmesine neden olabilmektedir.

Maydanozun zayıflamak amacıyla aşırı şekilde tüketilmesi, etkili bir bağırsak çalıştırıcı olması nedeniyle bağırsaklarınızın çalışmasını olumsuz şekilde etkileyebilir.

Maydanozla Etkileşen İlaç Türleri:

Kan sulandırıcı, inceltici ve pıhtılaşmayı önleyici bazı ilaçlar maydanozla etkileşime geçerek, bunun sonucunda ilacın etkisi azalarak kanda pıhtılaşma oluşmasına neden olabilmektedir. Bu tür ilaç kullananlar doktoruna danışmalıdır.

İdrar sökücü ilaç kullananlar içinde durum aynıdır. Vücudun gerekenden fazla su kaybetmesi sonucu kan basıncının düşmesine ve baş dönmesine neden olabilmektedir.

Maydanoz Kullanımı İçin Tavsiye Edilen Dozlar:


Maydanoz kullanımı için herhangi bir rakam vermek mümkün değildir. Çünkü maydanoz tüketimi kişiden kişiye değişiklik gösterdiği gibi, sağlık durumuna göre de değişebilmektedir. Burada unutulmaması gereken en önemli nokta, yararı olduğunu bildiğimiz bir bitkinin gerekenden fazla miktarda ve bilinçsiz olarak tüketilmesi, beraberinde başka sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Bazı kaynaklarda günde 6 gram maydanoz tüketilmesinin insan sağlığı açısından yararlı olduğu söylense de bu konuda herhangi bir bilimsel çalışma yoktur. Bu nedenle bu gibi bitki takviyelerine başlanmadan önce doktora başvurmak en akılca yapılmış davranış olacaktır.

Maydanoz Kürü

Maydanoz kürü, son yılların en çok konuşulan zayıflama ürünü olarak diyet listelerinde yerini almaktadır. Dergi, gazete ve televizyonlarda hemen her gün bu kürün zayıflatma zayıflatıcı özelliği konuşulmakta. Kilo sorunu olanlar, düzenli sporun yanında bu mucize kürü kullanarak hayalini kurdukları kiloya kavuşabilmekteler. Maydanoz kürü birçok insan tarafından denenmiş ve başarılı sonuç alınmıştır.

Yeşil yapraklı, damarlı bir bitkidir. Bu bitkinin sağlığımıza yararları zaten birçoğumuz tarafından bilinmektedir. Bugün maydanoz birçok kişi tarafından sofralarda yer verilen bir bitkidir. Yemeklerin yanında ve salatalarda lezzeti ve kokusu sayesinde sofralarımızı güzelleştirmektedir. Bu mucizevi bitki kürü yapılarak farklı şekillerde de kullanılmaktadır. Ancak maydanoz tek başına zayıflamada etkili değildir. Tek başına sadece vücuttan su atılımı sağlar. Limon suyu ile birlikte kullanıldığında yağ yakıcı ve kilo verdirici özelliğe kavuşmaktadır.

Maydanoz Kürü Malzemeleri:

    1 demet hormonsuz maydanoz sapları ile birlikte
    1 Adet limonun suyu
    2 su bardağı su

Maydanoz Kürü’nün Yapılışı: Bir demet maydanoz sapları ile birlikte güzelce yıkanır. Sapları ile birlikte blendere atılır. Limon suyunu ve iki bardak klorsuz suyu ekleyip blenderden geçirilir. Hazırlanan yeşil su sabahları aç karna kahvaltıdan 15 dakika önce içilir. 15 gün uygulanır ve sonra bir hafta ara verilir. Ara bittikten sonra yeniden bir 15 günlük kür daha hazırlanır ve uygulamaya başlanır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, 15 günden fazla kullanılmamasıdır. Kullanılan bu yöntemle yaklaşık olarak bir ayda 4 kilo verilebilmektedir.

Maydanoz kürünü kullanarak kilosunu korumaya çalışan birçok ünlü isim vardır.
Son yılların favori zayıflama ürünüdür. Bu şifa kaynağı kür sadece zayıflamak için değil, bunun yanında birçok hastalığın şifası içinde kullanılabilmektedir.

Maydanoz Kürü’nün Faydaları:

    Yağ yakma özelliği ile kilo vermemize yardımcı olur.
    Karaciğer yağlanmasına karşı çok faydalıdır.
    Deri altında oluşan iltihaplanmalara karşı faydalıdır.
    Cildin gençleşmesinde ve parlak görünümünde faydalıdır.
    Böbrek ve mesane taşı olanlarda, taşların düşürülmesinde bu kürü kullanabilir.
    İnce bağırsağın düzenli çalışmasında yardımcı olur.
    Ödem atma özelliği vardır. Vücuttaki zehirli maddeleri dışarı atar.
    İyi bir idrar söktürücüdür.
    İyi bir ter atıcıdır.

Zahmetsiz ve kolay yapılan bu kür yukarıda da bahsettiğimiz gibi birçok diyetisyen tarafından tavsiye edilen bir zayıflama ürünüdür. Ancak bu şifa kaynağının tüketimi kontrollü yapılmalıdır. Aksi takdirde yarar yerine zarar verir hale gelebilir.

Aşırı Tüketiminin Zararları:

Tansiyonu düşük olanların kullanmaması gerekmektedir. Tansiyon düşürücü özelliği olduğu için zararlıdır. Bunun yanında hamilelik dönemlerinde bayanların uzak durmaları gerekmektedir. İçeriğinde bulunan maddeler düşük yapma riskini arttırabilmektedir. Ayrıca kemik erimesi (Osteoporoz) hastası olan kişiler ve kalsiyum eksikliği olanlar bu kürü fazla tüketmemelidir. Vücuttaki kalsiyum emilimini arttırdığı için istenmeyen sonuçlarla karşılaşılabilir. Böbrek hastası olanlarında fazla kullanmaması veya doktora danışarak kullanması gerekmektedir. Fazla tüketilmesi böbreği olumsuz etkileyebilir ve hastalığın daha da kötüleşmesine neden olabilir.

Maydanoz Zayıflatırmı

Maydanoz suyu zayıflatırmı, Maydanozun içeriğindeki yağ yakıcı özelliği ile maydanoz suyu düzenli olarak kullanıldığında vücut yağ oranımızı düşürmemize yardımcı olabilir. Ayrıca maydanoz suyu metabolizmamızı hızlandırdığından dolayı etkileri kısa sürede görülebilir. İnsan sağlığına yararlı etkilerinin yanında suyunun da sağlıklı kilo vermeye yardımcı oluşuyla bilinen bir bitkidir. Vücudumuza birçok yararı olan bu bitkinin en önemli işlevlerinden birisi zayıflatıcı etkisinin olmasıdır. Vücuttaki ödemi atmada yararı vardır. Bu şekilde zararlı maddeler vücuttan uzaklaştırarak terletir ve idrar söktürür. Sindirim sistemimize yardımcı olarak zayıflamamıza olanak sağlar. Zayıflamak için genelde maydanoz suyu tercih edilir. Bilinen birçok diyet listesinde maydanoz suyuna yer verilir. Fakat maydanoz suyu tek başına yararlı olmayabilir. Zayıflatıcı etkisinden daha fazla yararlanmak için limon suyu ile birlikte ve düzenli egzersizle desteklenmesi yararlı olacaktır. Maydanozun bu özellikleri dışında A, C ve K vitaminleri açısından zengindir. Aynı zamanda yüksek oranda kalsiyum, demir ve potasyum içermesi nedeniyle günlük hayatta sadece yemeklerde değil bazı hastalıkların tedavisinde de kullanılmaktadır.
Fakat bu yararların dışında  bazı durumlarda kullanılması sakıncalı olabilmektedir. Örneğin hamilelerin fazla maydanoz ve maydanoz suyu tüketmeleri istenmemektedir. Çünkü kasılmalara sebep olabileceği için sakıncalıdır. İdrar söktürücü ilaçlar veya başka bir hastalık nedeniyle kullandığınız ilaçlar varsa olası bir yan etkiyle karşılaşma durumunda doktorunuza başvurmalısınız.

Maydanoz suyunun hazırlanması:
Bir tutam maydanozu saplarıyla birlikte ayıklayarak yıkayın. İki su bardağı suyu kaynatarak maydanozları içine atın. Birlikte 2-3 dakika kaynatın. Biraz dinlendirdikten sonra sıcak veya ılık olarak tüketebilirsiniz.

Maydanoz suyunun bazı faydaları:

    Düzenli olarak kullanımı sonucunda vücut yağ oranımızı düşürmede etkilidir.
    Vücudun su tutmasını önler.
    Metabolizmamızı hızlandırır.
    Vücuttan ödemi uzaklaştırır.
    Cildi zararlı toksinlerden arındırır.
    Sindirim sistemini rahatlatır.
    İdrar söktürücü ve terletici etkisi vardır.
    Böbrek taşı, idrar yolu rahatsızlıkları, sindirim sorunlarını gidermede etkilidir.

Maydanoz Suyu Adet Söktürürmü

Maydanoz suyu adet söktürürmü: Adet gecikmesi çoğu kadı için sıkıntı kaynağıdır. Adet gecikmesi hormonal değişiklikler, stres, ilaçlar, kilo değişikliği, seyahat, yaş veya hastalık kaynaklı bir takım nedenlere bağlı olabilir.  kronik olmayan adet gecikmelerinde (stres ve seyehat gibi)evde doğal olarak hazırlanan bitkisel çaylardan yararlanılabilir. Bitkisel çaylardan bazıları, papatya, maydanoz, kekik, kantaron, civanperçemi ve safrandır. Bunlar içinde maydanoz çayı ve maydanoz suyunun adet söktürmede etkili olduğu bilinir. Bilimsel olarak da tamamen maydanoz kökünden üretilmiş Apyol Enver isimli ilaç, adet söktürücü ve adet sancılarını giderici olarak piyasada satılmaktadır.

Maydanoz suyu adet söktürürmü: Maydanoz çayı nasıl yapılır; 1  bardak suya bir tatlı kaşığı maydanoz tohumu ilave edilerek 15 dakika demlenmeye bırakılır. Gün içinde sabah,öğlen ve akşam olmak üzere birer bardak tüketilir.
1 bardak kaynatılmış suya 1 çorba kaşığı kurutulmuş maydanoz eklenerek 15 dakika beklenir. Gün içinde üç defa olmak üzere tüketilir. Taze maydanozla çay hazırlamak için  sapları kesilmemiş yarım demet maydanoz 2 bardak kaynamış su içine atılır 1-2 dakika kısık ateşte kaynatılır ve demlenmeye bırakılır. Günde üç bardak olmak üzere sıcak veya ılık olarak tüketilir.

Maydanoz suyu adet söktürürmü: Maydanoz suyunun hazırlanışı; 1 demet maydanoz miksere atılarak bir dakika mikserden geçirilir, tülbent yardımı ile süzülerek içime hazır hale gelir.Yarım demet maydanoz (sapları ile birlikte) 2 yemek kaşığı limon ve 1 bardak klorsuz su 2 dakika boyunca mikserden geçirilir ve tüketilir.

Not: Üst üste iki bardak maydanoz suyu içmeyin her bardak arasında 4 saat olmasına dikkat edin. Günde üç bardaktan fazla maydanoz suyu yarar yerine zarar verebilir.

Maydanoz Suyu Diyeti


Maydanoz suyu diyeti: Maydanoz. A,C ve K vitamini bakımından oldukça zengin bir bitki olup,  yüksek oranda kalsiyum, demir ve potasyum içermektedir. Bu özellikleri ile  yemeklerde ve salatalarda kullanılan bir bitki olmayıp, bazı hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Maydanoz suyu, böbrek taşı, idrar yolu enfeksiyonu, sindirim sorunları, ödem, astım ve öksürüğe karşı kullanılır.

Maydanoz suyu diyeti: Hazırlanışı; Maydanozun yaprakları küçük olduğu için maydanoz suyunun hazırlanışı oldukça zordur.Onun için farklı sebzelerde kullanmanız  iyi olur. Saf maydanoz suyunun tadı acı olmakla beraber bazı yan etkileri de vardır. Hazırlamak istediğiniz maydanoz suyuna havuç,  kereviz, salatalık ve domates suyu ekleyerek vitamin bakımından zenginleştirmiş olduğunuz gibi işiniz de kolaylaşmış olur.

Maydanoz suyu diyeti: 100 gram maydanoz suyunun besin değerleri;

    34 kalori
    7,7 mg demir
    760 mg potasyum
    200 mg kalsiyum
    4040 mcg A vitamini kaynağı betakaroten
    10 mg folik asit
    190 mg C vitamini

Maydanoz suyu diyeti: Maydanoz suyunun faydaları;

İdrar söktürücü: Maydanoz suyu etkili bir idrar söktürücüdür. Safra ve böbrek taşlarının vücuttan kolayca atılmasını sağlar.

Öksürük ve sinüzit: Maydanoz suyu, alerji ve hastalık nedeni ile artan mukusun vücuttan hızla atılmasına yardımcı olur. Öksürüğün arttığı ve sinüslerin tıkandığı zamanlarda maydanoz suyu faydalıdır.

Cilt bakımı: Cildin ihtiyaç duyduğu C vitaminini karşılaması nedeni ile cilt kırışıklıklarına ve sivilcelerin kurutulmasına faydalıdır.

Böbrek sağlığı: Böbrek taşlarının atılmasına yararlı olduğu gibi fonksiyonlarının gelişmesine yardımcı olur.

Kilo verme: Verilen diyet listelerinin çoğunda maydanoz suyunu görmekteyiz. Nedeni sadece yağ yakmaya, kilo vermeye değil vücutta bulunan fazla suyun atılmasına yardımcı olmasıdır.

Kalp sağlığı: Maydanoz içerisinde bulunan folik asit sayesinde damarlarda yüksek oranda bulunan ve tahrik eden homosistein adlı molekülün atılmasına yardımcı olur.

Göz sağlığı: maydanoz göz sağlığı için gerekli olan A vitamini bakımından zengindir.

Kanserden koruma: Maydanozun önemli özelliklerinde biride, kolon,meme ve cilt kanserlerinden korunmak için önerilen bitkilerden olmasıdır. insanlar üzerindeki etkisi kanıtlanmamış olsa da hayvanlar üzerinde kanser hücresinin çoğalmasını önlediği kanıtlanmıştır.

Maydanoz Çayı

Maydanoz çayı, Çay dediğimizde aklımıza bir çok çeşit geliyor.Bunlardan bazıları da bitki çayları. Bitki çayları hemen hemen bütün hastalıklara bitkisel ilaç olarak öneriliyor. Bitki çayları dediğimizde aklımıza birçok çay geliyor. Bu çaylardan biri de maydanoz çayı.

Maydanoz çayının faydaları

    Vitamin eksikliğine
    Demir eksikliğine
    Romatizma ağrılarına
    Diyabet ve kolon kanserine
    İdrar söker
    Adet dönemi ağrıları
    Böbrek taşına
    Sindirime yardımcı olur
    Maydanoz folik asit bakımından oldukça zengindir. Bu yüzden kalp damar hastalıklarında etkili korunmaya yardımcı olur.
    Kalp krizi ve inme riskini düşürür.
    Tümör gelişimini yavaşlatma

Maydanoz çayı için gerekli olan malzemeler


    Taze maydanoz (kurutulmuş maydanozda olabilir)
    Kaynamış su
    Bal
    Limon

İlk öncelikle taze maydanoz olursa daha lezzetli olur.

Fakat bu sizin tercihiniz nasıl isterseniz öyle yapın. Ben taze maydanoz ile olan çayın tarifini vereceğim. İlk önce çayımızı yapacağımız kabımızı çıkarıyoruz. Taze yapraklı maydanozlarımızı bıçak ile ince ince doğruyoruz. Taze yapraklı maydanozlarımızı doğradıktan sonra çıkardığımız kabımıza koyuyoruz. Doğradığımız maydanozlarımızı koyduğumuz kabımızın üzerine kaynattığımız suyu ilave ediyoruz. Kabımızın içerisine suyumuzu da ilave ettikten sonra bir kaç dakika yani yaklaşık olarak 4-5 dakika bekliyoruz. Çayımızın demini alması için 4-5 dakika bekledikten sonra çayımızı afiyetle içeceğimiz bardağımıza bir süzgeç yardımı ile süzüyoruz. Maydanoz çayımız böyle acı olacağı için damak zevkimize göre bardağımıza bal ile limon ekleyip karıştırıyoruz ve afiyetle içiyoruz. Afiyet olsun. Sevginizi katarak yapmayı unutmayın.

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Nane Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?
Yazar: RasitTunca - 07-11-2019, 04:15 AM - Forum: Şifalı Bitkiler - Yorum Yok



Nane Nedir? Çeşitleri, Özellikleri ve Faydaları Nelerdir?

Mis gibi kokusu, ferahlatıcı aromasıyla biliriz anneyi... Taze ve yeşil hali salatalarımızın en önemli malzemesi olurken, özenle kurutulmuş nane ise hemen her yemek türünde kullanılmaktadır. Ilıman iklimleri seven nane, Ballıbabagiller ailesinden yeşil bir bitkidir. Gövdesi kahverengi olan nanenin çiçekleri, pembe, beyaz ve mor renkte olabilir. Çiçek açmadığı dönemlerde ise, göz alıcı yeşil rengiyle dikkatleri çekmektedir.

Ballıbabagiller, Latince adı ile Lamiaceae familyasına ait sayıları yaklaşık 25-30 arasında olan türlerin genel adı nane olarak bilinmektedir. Nane çok yıllık dayanıklı ve otsu bir bitki olarak bilinmektedir.

Ilıman iklime sahip olan dünyanın hemen her bölgesinde rahatlıkla yetiştirilebilecek yapıdadır. Nane çok yıllık, boyu 20 cm den başlayarak 90 cm’lere kadar tür farklılığına göre değişebilen, oldukça sık çatallaşan, hafif tüylü ve dayanıklı bir bitki olarak bilinmektedir.

Yaprakları ise oval şekilde ancak uca doğru sivrileşen kenarları ise tırtıklı bir yapıya sahiptir. Gövdesinin kahverengimsi olduğu ve sertliği dikkat çekmektedir. Nane bitkisinin çiçekleri ise genellikle yaz aylarında, Temmuz ve Ağustos civarı açmaktadır. Çiçekleri beyaz, pembe ve mor renklerde olabilmektedir. Nane kendine has oldukça keskin ve ferahlatıcı bir kokuya sahiptir ve en dikkat çekici, bilinen özelliği de budur.

Nane Nedir?

Nanenin sağlık açısından birbirinden farklı, sayısız yararı bulunmaktadır. Nane özellikle sulak ve ılıman iklimlerde kolaylıkla yetiştirilebilen hem faydalı hem de hoş kokulu bir bitkidir. Tek başına kullanılabildiği gibi birçok alternatif ürünün içerisinde aromalandırıcı olarak da bulunabilmektedir. Nane ile hazırlanabilecek birçok çay ve kürler vardır. Bunlara ek olarak, birçok farklı yemeğin içerisinde ferah kokusu ve hoş aroması ile lezzetlendirici bir seçenek olmayı da vaat etmektedir.

Nanenin Çeşitleri Nelerdir?

Kapalı tohumlu bir bitki olan nane Temmuz ve Ağustos aylarında çiçek açar ve taze yapraklarından faydalanılır. Birçok türü olan nanenin ülkemizde yetişen 7 türü şu şekildedir; Su Nanesi, Japon Nanesi, Bergamot Nanesi, Tüylü Nane, Yarpuz, Elma Nanesi ve Kıvırcık Nane.

Nanenin Özellikleri Nelerdir?


Ilıman iklimleri seven nane yaz aylarında çiçek açmaktadır. Boyu 25-90 cm arası olan nanenin çiçekleri, bir demet halinde dizilmiştir. Eğer naneyi taze halde kullanmak veya kış için kurutmak istiyorsanız, henüz çiçek açmadan toplamalısınız. Ferahlatıcı bir kokuya sahip olan nane; tanen,reçine, mentol ve jasmon gibi bileşenlere sahiptir.

Nanenin Faydaları Nelerdir?

Birçok çorbaya, yemeğe kuru yada taze olarak eklenen nanenin faydaları şöyledir:

    Nane, hafif acı tadı ve kokusuyla iştah açar, sindirim sistemini rahatlatır, hazmı kolaylaştırır, mide ve bağırsak gazlarını giderir, mide ağrılarına karşı fayda sağlar.
    Özellikle nane limon çayı mide bulantılarına karşı halk arasında oldukça iyi bilinen ve mide bulantısı durumlarında yapılan bir çaydır.
    Ağız kokusu kimsenin hoşlanmadığı bir durumdur. Ağız kokusu için de yarar sağlar. Yapraklarını ağızda çiğnemekle, ağız kokularını yok eder.
    Safra akışını düzenlenmesi, bağırsak solucanlarını, kurtlarını düşürmesi, kalbe iyi gelmesi, kalp hastalıklarına engel olması da diğer faydaları arasındadır.
    Kas ağrılarını gidermeye yardım eder.
    Özellikle emziren kadınların tüketmesi faydalıdır. Çünkü anne sütünü arttırarak emziren kadınlarında direnç kazanmasını sağlar.
    Soğuk algınlığı, grip, nezle gibi durumlarda da limon ile birlikte hazırlanan çayı tüketilebilir. Bronşları ve akciğerleri rahatlatarak öksürük için de fayda sağlar.
    İdrar söktürücü bitkiler arasındadır. Vücuttan ödem atılmasına yardım eder.
    Özellikle ilkbahar aylarında sık sık görülen ve tekrar eden astım ile alerjik reaksiyonların iyileşmesine fayda sağlar.
    Kışın oluşan burun tıkanıklığını açmak için de nane çayı solunabilir.
    Ayrıca bu çayın solunmasıyla sinüzitler de açılır, fayda görür.
    Boğazın kurumasını, gıcık yapmasını önler.
    Heyecan ve el ayak titremesi gibi durumlarda fayda sağlar.
    Nane yağı ile sivilcelerin geçmesi sağlanabilir.

Nane Yağı İle Baş Ağrılarına Elveda!

Şiddetli baş ağrıları, migren, uykusuzluk, stres, yorgunluk gibi durumlarda da fayda sağlar. Regl (adet) dönemlerinde de düzenleyici ve ağrı kesici olarak kullanılabilmesi de yararları arasındadır. Şiddetli baş ağrılarına karşın yağı ile baş ovulabilir, bu durumda baş ağrısı giderilmiş olur.
Nane Çayı İle Radyasyona Karşı Korunun!

Son zamanlardaki yapılan araştırmalara göre, bu şifalı bitkinin çayının tüketilmesi radyasyona karşı da koruma sağlıyor. Özellikle aktardan alınan hazır nane çayı değil de, pazardan yada marketlerden alınan taze nanelerin kurutulup çay yapılması büyük fayda sağlar. Cep telefonları, televizyon ve bilgisayarlar artık hemen hemen herkesin evinde var. Dolayısıyla herkes bir şekilde radyasyona mazur kalıyor. İşte nane çayı ile radyasyona karşı korunmak mümkündür. Düzenli olarak bu şifalı çaydan tüketin ve radyasyondan korunun.

Ateş Düşürücü Nane Çayı!

Ateş düşürücü, grip, nezleye karşı kullanılmak üzere 50 gr. bitki, 1 lt. kaynar suda 15 dk. demlenir ve sıcak olarak içilir.

Çarpıntıya Karşı Nane Nasıl Kullanılır?

Çarpıntı tedavisinde 2 bardak kaynak suya, 1 çorba kaşığı bu şifalı bitkiden konur. 20 dk. bekletilip, süzülür. Çarpıntı hallerinde, 1 çay bardağı içilir.

Hıçkırıktan Kurtulmanın Yolu!

Hıçkırık için 1 fincan sıcak suya 1 çay kaşığı bitkinin kurusu atılıp 5 dk. sonra içmek hemen etkisini gösterecektir.

Nane

Mide Bulantısı ve Kusma İçin Nane Formülü!

Kusma ve mide bulantısı durumlarında 1 bardak kaynar suya 8-10 gr kuru yaprak konur, 10 dk. kaynatılır, süzülür. İçine limon sıkılarak içilir.

İşte bu şekilde taze tüketim ile yada kuru tüketim ile birçok şekilde bu şifalı bitkiden yararlanmak mümkündür. Ayrıca çay şeklinde de tüketilebilen bir bitki olması çok yönlülüğe sebep olur. Bu durumda birçok hastalığın önlenmesinde kullanılabilir ve birçok hastalığa fayda sağlar.

Nane Nedir? İçindeki Etken Maddeler Nelerdir?

Mentha piperita latince adıyla bilinir. Temmuz ağustos aylarında pembe veya mor renkli çiçekler açar. 1 metreye varabilen, koyu yeşil yapraklı, üzerinde küçük tüyleri olan, güzel kokulu, genellikle bahçelerde yetişen otsu bir bitkidir. Sulak, nemli ve gölgelik yerleri sever. Birçok bölgede kolaylıkla yetiştirilebilir. Soğuk havalara dayanıklılığı yüksek olduğundan soğuk bölgelerde de yetiştirilebilir. Esansı günümüzde sakız, şeker, diş macunu, parfüm gibi birçok maddeye güzel bir tat ve koku vermek amacıyla katılır.

A vitamini, B1 vitamini, B2 vitamini, B3 vitamini gibi çeşitli vitaminlerin yanı sıra karbonhidrat, yağ, protein içerir. Ayrıca yağında cineol, pinenler, cadinen, menthol ve menthon bulunur. Yaprağı ise şekerler, tanen, acı madde, reçine, uçucu yağ bulundurur.

Nane Nasıl Kullanılır?

Bu şifalı bitki taze tüketildiği gibi kuru olarak da tüketilebilir. Taze olarak özellikle yemeklerin yanında yada kahvaltılarda oldukça faydalıdır. Fakat çok dayanıklı değildir, bu yüzden kısa süre içinde tüketilmesi gerekir. Kuru olan ise taze kısımdaki yapraklar kurutulup ufalanarak elde edilebilir. Yemeklerin üzerine yada cacık gibi yiyeceklere eklenerek kullanılabilir. Ayrıca çay olarak da tüketilebilir. Ayrıca bu şifalı bitkiyi ayran ile tüketmediyseniz, mutlaka denemenizi tavsiye ederiz. Ayrana ayrı bir ferahlık katıyor. Aynı zamanda limonata içerisinde de tüketilebilen bir bitkidir.

Nane Çayı Nasıl Hazırlanır?

Bu şifalı bitki, kullanılmak ve bundan faydalanmak için yaprakları toplanarak kurutulur. 2 bardak su 15 dk. kadar kaynatıldıktan sonra suyun üzerine 2 tatlı kaşığı kurutulmuş olarak ilave edilerek 10 dk. daha çayı bu şekilde demlenir. Daha sonra bu şifalı bitkinin çayı ocaktan alınarak biraz soğuması beklendikten sonra servis edilir.

Nanenin Zararları Veya Yan Etkileri Nelerdir?

Ülser ve gastrit rahatsızlıkları olan kişilerin fazla tüketmemesi önerilir. Hamile bayanlar ve hamile kalmak isteyen bayanlar nane çayını daha az tüketmelidir. Hamilelik döneminde bu bitkinin çayı rahmi incelterek düşük riskini arttırır. Karaciğer rahatsızlığı olan kişilerin de çok fazla tüketmesi önerilmez.


Nane Çayının Faydaları

Yağı, suyu ve kurutulmuş yaprakları çeşitli sağlık koşullarını iyileştirmek için kullanılan nane günümüzde modern tıpta faydaları kabul görmüş ve üzerine bilimsel araştırmalar yapılan sayılı bitkiler arasındadır. Günlük yaşamda sakızlara, içeceklere, yemeklere aroma vermek amacıyla kullanılan nane hazımsızlık, gaz, sindirim sistemi sorunları başta olmak üzere pek çok rahatsızlığın tedavisinde etkili bir çözüm olarak kullanılır. Nane yıl boyunca bulunabilir ancak en iyi ve en güçlü nane sıcak havada yetişir.

    Nane çayının buharını solumak burun tıkanıklığını giderir ve sinüsleri açar
    Boğaz kuruluğuna iyi gelir
    Gaz gidericidir
    Safra taşı çözer
    Mide bulantısını alır
    Kusmayı geçirir
    Mide ekşimesini azaltır
    Sindirime yardımcı olur
    Ağız kokusunu alır
    Kas ağrılarını hafifletir
    Kronik ağrıyı azaltır
    Soğuk algınlığının daha çabuk geçmesini sağlar
    Alerjik öksürüğe iyi gelir
    Astıma iyi gelir
    Stresi azaltır
    Sakinlik verir
    Hazımsızlığı giderir
    C vitamini yönünden zengindir
    Antioksidan etkisi vardır
    Omega 3 yağ asidi yönünden zengindir

Nane Çayı Nasıl Hazırlanır?

Yemeklerinizde kullandığınız taze nane yapraklarını elinizle 3-4 parçaya ayırarak bir tepsiye yayın ve 24 saat bekletin. 24 saat sonunda yapraklar kurumuş ve çıtır çıtır olmalı. Eğer 24 saat sonunda yapraklar tam kurumadıysa 1 gün daha bekletin. Daha sonra bir demlik kaynamış suya 2-3 çay kaşığı kurutulmuş nane yaprağı atarak ateşin üzerinden alın. 10-20 dakika arası demlenmesini bekledikten sonra yaprakları süzerek çayınızı içebilirsiniz. Nane çayına limon yakışır ancak daha tatlı olmasını isterseniz yarım çay kaşığı bal ekleyebilirsiniz.

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Bal Kabağı Nedir? ve Bal Kabağının Faydaları Nelerdir?
Yazar: RasitTunca - 07-11-2019, 04:03 AM - Forum: Şifalı Bitkiler - Yorum Yok



Bal Kabağı Nedir? ve Bal Kabağının  Faydaları Nelerdir?

Kabak, genelin bakışıyla bitki olarak algılanmakta olmasına rağmen, tohum içerdiği için meyve olarak kabul edilmektedir. Kabak, Cucurbitaceae ailesinin dört çeşidinden birine aittir. Kabak, kalın bir kabukla içerisindeki naif yapısı korunmaktadır. Meksika ve Orta Amerika’da yaklaşık 7500 yıl önce keşfedildiği iddia edilmektedir. Yaz aylarında çıkan kabak, genelde pişirilerek tüketilir.

100 gramlık kabak ortalama, 45 kcal enerji içermektedir. A,C,E,K vitaminlerini içeren kabak,magnezyum, demir, bakır başta olmak üzere mineraller açısından zengin sayılmaktadır. Aynı şekilde karonten alfa, karoten beta açısından da zengin sayılır.

Kabağın Sağlığa Faydaları

Kabağın içerdiği vitamin, mineral ve besinlerin sağlık açısından bir çok faydası vardır. Kabak kilo vermek isteyenler için tercih edilen besinlerin başında gelir, çünkü zayıflamayı kolaylaştırır. Kalp sağlığına faydalı olan kabak, kanseri önleyici özelliği vardır. Kabak göz sağlığını korurken, sindirim sistemine iyi gelir, özellikle prostat kanserinin engellenmesine yardımcı olabilir. Şimdi kabağın faydalarına detaylı olarak bakalım.

Kalp Sağlığını Korur: Az miktarda yağ içeren kabak, neredeyse kolesterol içermediğinden dolayı, kalp sağlığı için faydalıdır. Bunun yanında kalp krizi, felç gibi ciddi zağlık sorunlarına yakalanma riskini düşüren magnezyum içerir. Potasyum, magnezyum ve C vitamini içermesi yüksek kan basıncı seviyesini sağlıklı düzeylerde tutmasına yardımcı olur.

Zayıflamayı Kolaylaştırır: İçerdiği yağın düşük seviyede olması, kalorisinin az olması kabağın kilo vermeyi kolaylaştırmasına yardımcı oluyor. Kilo vermek isteyenler hic düşünmeden diyetlerine kabağı alabilirler.

Kabak Kanseri Önler: Kabak, serbest radikalleri önleyen antioksidanlar açısından zengindir. Beta karoteni içermesi, kansere neden olan kimyasal kirlenmenin bünyede oluşmasına izin vermez. C vitamini içerdiği için ağız ve akciğer kanserini engelleyebilir.

Kemik Sağlığını Kabak Korur: Kabak, omurganin mineral yoğunluğunu arttırarak kemik sağlığının korunmasına katkıda bulunur. Kabağın içerdiği magnezyum aynı zamanda eklem sorunlarına yakalanma riskini azaltmaktadır. Kabakta bulunan demir, çinko, fosfor gibi mineraller  bir kemik hastalığı olan osteoporoza karşı koruma sağlar.

Göz Sağlığını Korur: Kabak, beta karoten ve luteini yüksek miktarda içerir. Lutein, körlüğe yol açan katarakt ve makula dejenerasyonu gibi göz hastalıklarını önlemede önemli  rol oynar. Bir fincan kabak, yaklaşık 135 miligram beta karoten  ve 2400 mikrogram lutein içerir.

Kolon Sağlığını Korur: Lifleri bol miktarda içeren kabak, kolon sağlığını korur. Vücutta toksinlerin atılmasına yardımcı olarak kabızlığın önlenmesini sağlar.

Prostata Faydalıdır:
Kabak, iyi huylu prostat hipertrofisi ya da BPH olarak adlandırılan bir durum olan semptomlarının hafifletilmesinde etkilidir. Bu hastalık idrar ve cinsel fonksiyonların sağlıklı şekilde devam etmesini engeller.

PMS Sorunlarını Azaltır: Manganez açısından zengin olan kabak, özellikle kadınlarda stresten kaynaklanan kramp ağrılarının hafiflemesini sağlar. Özellikle bal kabağı tüketimi magnezyum alımını arttırarak ruh ve stresten kaynaklanan kas kramplarının azalmasına yardımcı olur.

Bağışıklığı Arttırır: C vitamini açısından zengin olduğu için soğuk algınlıkları ve alerjilere karşı bağışıklığı arttırır.Sindirim sistemi için faydalı olan lifler açısından zengin olduğundan dolayı,sindirim sistemi sağlığını korur.

Kabağın Diğer Faydaları


    A vitamini ve beta karoten içerdiğinden dolayı etkili antioksidan özelliği olan kabak, cilt sağlığını korur.
    Zararlı UV ışınlarının zilde verdiği zararları giderebilir.
    Kabak, serbest radikallerle savaşarak cildin yaşlanmasını yavaşlatır, yaşlanmadan kaynaklanan çizgilere engel olur.
    Kabak aynı zamanda saç sağlığı için faydalıdır, kepek sorununu giderir, saç dökülmesine engel olabilir, toksinleri temizleyerek saç sağlığını tehdit eden unsurları ortadan kaldırır.
    Kabak saç kırılmalarını önleyebilir.
    Potasyum açısından zengin olan kabak, sıvılarda mineral dengesini korur, kaslara enerji sağlar.
    Manganez açısından zengin olduğundan dolayı, yağ ve glikoz seviyesinin dengelenmesine yardımcı olur.
    Yüksek kan basıncını sorunlarını giderebilir, kan inceltici etkisinden dolayı kabak kalp sağlığına katkıda bulunur.
    Kabak çekirdeği yüksek besin değeri içerir, özellikle beyin sağlığının korunmasına yardımcı olur.
    Kabak çekirdeği aynı zamanda sindirim sistemi sağlığının korunmasına yardımcı olan besinler içerir.
    Kabak çekirdeği yağı, kolesterole iyi gelir. Kabak çekirdeği yapının içerdiği besinler hücre sağlığını korur.
    Kabak çekirdeği yağının diğer faydası uykusuzluk sorunlarını gideriyor olmasıdır.
    Etkili antioksidan olduğundan dolayı, kabak çekirdeği yağı şişkinliği azaltır, bağırsakları temizler.
    Kabak çekirdeği yağı saç bakımında da yaygın olarak kullanılır, saçları temizler.
    Kabak çekirdeği yağı aynı zamanda cilt sağlığına faydalıdır, cilt sağlığını korur.

Bal Kabağının Faydaları

Nişasta, şeker, yağ, çinko, magnezyum, beta karoten, A, B1, B2, B3 ve C vitaminleri, aminoasitler ve alkoloidler içerir. Ayrıca balkabağı çekirdeklerinin iç kısmında rezin, sabit yağ, stereoller ve etkili madde olarak kukurbitin isimli bir aminoasit bulunmaktadır.

    Düşük kalorili sebzelerden biridir. 100 gram balkabağı sadece 26 kalori içerir. Bu nedenle diyet listelerinde de yerini alır.
    Uykusuzluk sorunu yaşayan kişiler için de ideal bir bitkidir. Vücudu rahatlatır, uyku getirir. Uykusuzluğa karşı iyi gelir.
    Yüksek oranda lif içermesi sebebiyle, kilo vermeyi, zayıflamayı sağlar. Dolayısıyla zayıflamak, kilo vermek artık hayal değildir.
    Sindirim sistemini hızlandırır ve rahatlatır. Böylece kabızlık sorunu olanlar da bu dertten kolaylıkla kurtulabilir.
    Amipli dizanteri, amipli karaciğer iltihabı ve karaciğerde amip apsesi tedavisinde de kullanılması balkabağı faydaları arasındadır.
    Basur tedavisinde kullanılır.
    Bağırsak solucanları, bağırsak parazitleri, idrar kesesi hastalıkları ve prostat tedavisinde kullanılır.
    İçeriğindeki potasyum sayesinde kan basıncını dengeler. Kan basıncı dengelenince tansiyon da dengelenmiş olur.
    Kansere karşı koruma özelliği vardır. Bağırsak kanserine karşı koruyucu etkisi vardır. Ayrıca içeriğindeki beta karoten sayesinde prostat kanserine karşı da koruma sağlar.
    Antioksidan özelliği sayesinde kolesterol hastalığına iyi gelerek kandaki yağ oranını düşürmesi de balkabağı faydaları arasındadır. Kolesterolü dengeler.
    İçeriğindeki lif, potasyum ve C vitamini sayesinde kalbi korur. Aynı zamanda içerdiği beta karoten sayesinde kalp hastalıklarına karşı da koruma sağlayan bu şifalı bitki, kas faaliyetlerini de düzenleyerek vücuda direnç kazandırır.
    Alzheimer gibi beyin hastalıklarını önlemeye yardımcı olması da faydaları arasındadır.
    Bağışıklık sistemini güçlendirir. Bu şekilde hastalıklara karşı koruma sağlar.
    İçeriğinde C vitamini, E vitamini, beta karoten ve antioksidan maddeler bulundurur. Tüm bu maddeler gözü koruyucu maddelerdir. Bu sayede göz sağlığını destekler.

Kabağın Zararları


Kabak tüketiminin sağlık açısından bir risk taşıdığına dair herhangi bir bilgi yoktur. Fakat özellikle kabak çekirdeği ve kabak çekirdeği yağı tüketimine mümkün oldığunca dikkat edilmesi gerekir. Kişinin sağlık koşullarıda kabağın faydalarını ve zararlarını belirler, buna göre kabağın zararlarını şu şekilde sıralamak mümkün;

    Aşırı miktarda kabak çekirdeği tüketimi, mide ağrısı ve kramplarına nedne olur.
    Yüksek miktarda kabak çekirdeği tüketimi, bazı besinlerin seviyesni azaltarak sağlığı tehtid eder.
    Kabak çekirdeği etkili idrar söktürüc olarak bilinir. Aşırı derecede kabak çekirdeği tüketimi sık sık tuvalete çıkmaya neden olur.
    Bebeklerin çok az miktarda kabak çekirdeği tüketmeleri faydalıdır günde 1-2 tane yemeklerine karıştırılarak. Çünkü zengin miktarda protein ve demir içerir. Ancak fazla miktarda verilmesi mide ağrısı, gaz ve kramplara neden olur.
    Gebelik döneminde kabak veya kabak çekirdeği tüketiminin zararlı olduğuna dair bir bilgi yoktur.Ancak güvenli tarafta kalmak için aşırıya girmemeli.
    Alerjik eğilimli vücutlarda kabak çekirdeği alerjiye neden olabilir.
    Kabak çekirdeği kişinin sağlık durumuna bağlı olarak, alerji, astım, kaşıntı, nefes darlığı, öksürük, baş ağrısı gibi sorunlara neden olabilir.
    Aşırı miktarda kabak çekirdeği tüketimi, kilo almaya neden olabilir.
    Kan basıncı seviyesini etkileyebilen kabak çekirdeği, kan basıncı sorunları olan kişiler tarafından dikkatli tüketilmelidir.
    Yüksek miktarda kabak çekirdeği tüketimi bazı kişilerde, sivilce ve ciltde kızarmalara neden olabilir.

Fazla Balkabağı Tüketmenin Bir Zararı Var Mıdır?


    Balkabağının en sağlıklı şekilde ve besin değerlerini kaybetmeden pişmesi için, buğuda ve çok kısa süre içinde pişirmek en doğrusu olacaktır (sadece 7 dakika pişirmek yeterli olacaktır).
    Balkabağının bilinen bir alerjen durumu söz konusu değildir.
    Diğer sarı ya da turuncu sebze ve meyvelerde olduğu gibi, balkabağı da fazla yenildiği zaman, ten renginde sararmaya neden olabilmektedir.
    Çok fazla balkabağı çekirdeği yemek, ishal ve kabızlık gibi sorunlara yol açabileceği gibi, gaz sorunu yaşanmasına da neden olabilmektedir.

Tavsiyeler

Kabak ve bal kabağının faydalarından detaylı olarak bahsettik ve aynı şekilde kabak çekirdeğinin olası zararlarını ele aldık. Sonuç olarak aşırıya gidilmediği sürece, kişinin sağlık koşullarıda göz önünde bulundurularak tüketildiğine sağlık açısından bir çok faydası olduğunu gördük.



Kış mevsiminin karakteristik lezzeti bal kabağının, bağışıklığı güçlendirmeden bağırsak hareketlerini hızlandırmaya, tok tutmadan cildi güzelleştirmeye kadar pek çok faydası olduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Melis Torluoğlu "Çoğumuz onu sebze olarak değerlendirirken aslında o; vitamin A, vitamin B, vitamin E, demir, sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum, çinko, fosfor ve posadan oldukça zengin bir meyve” diye konuştu.

Peki kışın hem yetişkinlerin hem de çocukların mutlaka tüketmesi gereken besinlerden biri olan bal kabağını nasıl tüketebiliriz?

Bal kabağının faydaları hakkında bilgi veren Beslenme ve Diyet Uzmanı Melis Torluoğlu, aynı zamanda çorbasından tatlısına hatta atıştırmalığına kadar bal kabaklı lezzetlerin tariflerini de verdi.

Alerjiye karşı savunma kalkanı: Bal kabağı, alerjik reaksiyonların önlenmesine yardımcı oluyor. Astım, alerji gibi hastalıkların temelinde bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi yer alırken, antioksidan kapasitesi yüksek vitamin ve mineraller önem kazanıyor. Antioksidan kapasitesi en yüksek vitaminlerden biri olan beta karotenlerin ise en yüksek oranda bulunduğu besinlerden bir tanesi bal kabağı. Yarım su bardağı kadar bal kabağında günlük ihtiyacın 2 katı kadar vitamin A bulunuyor.

Cildin yenilenmesini sağlıyor: Özellikle kadınlar soğuk kış günlerinde ciltlerinin kuruyup çatlamasından şikayetçi. Oysa cildin ışıltısını ve tazeliğini sağlayan malzemeler kozmetik mağazalarında değil tam da yanı başınızda ve mutfağınızda! Soğuk kış günlerinde kurumaya başlayan cildin yenilenmesini bal kabağının içeriğinde bulunan antioksidan mineraller ve A vitamini destekliyor. Peeling olarak dahi birçok maskenin içeriğinde bulunan bal kabağı özellikle çorba olarak tüketildiğinde cildin nem kazanmasına destek oluyor.

Bağırsak harekelerini hızlandırıyor: Posadan oldukça zengin bir kaynak olduğundan püresi veya çorbası uzun süre tok kalmanızı sağlarken; bağırsak tembelliği yaşayan kişilerde bağırsakların yeniden hareket kazanmasına yardımcı oluyor. Özellikle bebeklerde kabızlık şikayeti olduğu dönemde 6-8. aydan itibaren püre ya da çorba olarak tüketilebileceği gibi yulaf ilavesi ile posadan daha zengin hale getirilebilir.

Bağışıklık sistemini güçlendiriyor: Bal kabağı antioksidan vitamin ve minerallerden oldukça zengin olduğundan vücudu bakteri, virüs ve mikroplardan koruyarak mevsim geçişlerinde ve dondurucu kış günlerinde bağışıklık sisteminin desteklenmesine yardımcı oluyor.

Göz sağlığını koruyor: Bal kabağının içeriğinde bulunan ksantin adlı bileşen ultraviyole ışığın göz tarafından süzülmesine yardımcı olurken bu durum ileri yaşlarda görülebilecek gözde doku harabiyeti ve katarakt probleminin önüne geçiyor. İçeriğinde bulunan A vitamini ayrıca gece ve alacakaranlıkta gözün ışığa uyumunu sağlayarak görüş kabiliyeti kazandırıyor.

Kilo vermenize destek oluyor: 100 gramında sadece 26 kalori bulunan bal kabağının posadan oldukça zengin olması uzun süre tokluk sağlarken gereksiz enerji alımının önüne geçiyor ve kilo verme sürecine destek oluyor.

Bal kabağı pişirmenin püf noktaları


Vitamin ve mineral değerlerini kaybetmemesi ve daha faydalı olabilmesi açısından kabuğunu tüketeceğiniz zaman soyun ve doğrayın. Bu şekilde besinsel değerlerinin kaybı önleniyor. Tüketilmeden önce de çok fazla ve uzun süreli ısıya maruz bırakmayın. Fırında ya da buharda kısa sürelerde pişirin. Bu şekilde vitamin ve mineral kayıpları en az seviyeye indirilebiliyor. Tatlısını yaparken, sağlığa zararı kesin olarak kanıtlanmış rafine şekerden kaçının. Onun yerine pekmez veya bal kullanarak tatlandırabilirsiniz. Bal ve pekmezi, bal kabağını pişirdikten sonra üzerine ilave etmeniz daha sağlıklı olacaktır.

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Kabak Çekirdeğinin Faydaları
Yazar: RasitTunca - 07-11-2019, 03:59 AM - Forum: Şifalı Bitkiler - Yorum Yok



Kabak Çekirdeğinin Faydaları

Kabak çekirdeği, kabak sebzelerinin içindeki çekirdeklerin alınıp, kurutularak elde edilen bir besin çeşididir. Kendine has bir tadı olan kabak çekirdeği, daha çok koyu sohbetlerin mezesi olarak tüketilir. Kabak çekirdeğinin özellikle sinir sistemi ve ruh sağlığı üzerinde çok faydası olduğu söylenir.

Kabak çekirdeği, bakır, çinko, magnezyum açısından çok zengindir. Günde ortalama tüketilen bir avuç kabak çekirdeği çok geniş bir yelpazede sağlığa katkıda bulunabilir. Bünyede bulunan serbest radikaller ve mikroplara karşı mücadele edebilir. Bunu antioksidan özelliği ile başarmaktadır.

Kabak çekirdeği, aperatif yiyecek olması açısından bulunması ve tüketilmesi gayet kolaydır. Evde veya dışarıda iyi vakit geçirmek istediğinizde mutlaka tercih etmeniz gereken besin kaynaklarından birisi olabilir. Kabak çekirdeği tüketirken aynı zamanda ruh sağlığınıza katkıda bulunabilirsiniz.

Kabak Çekirdeğinin Sağlığa Faydaları


Kabak çekirdeği, magnezyum açısından zengin bir besin kaynağıdır. Magnezyum ise insan sağlığı açısından hayati bir önem taşımaktadır. Kabak çekirdeği aynı şekilde bağışıklık sistemi için çok önemli olan çinkoyu da bol miktarda içermektedir. Prostat kanseri başta olmak üzere birçok kanser türüne yakalanma riskini azaltma özelliği vardır. Bol miktarda omega-3 yağları içerir.

Kabak Çekirdeği Kalp Sağlığını Korur: Bir su bardağı kabak çekirdeği, bünyenin ihtiyaç duyduğu fizyolojik fonksiyonlar için önemli miktarda magnezyum sağlamaktadır. Kabak çekirdeğinin içerdiği magnezyum, kalp sağlığı başta olmak üzere birçok organ için önemlidir. Kan damarlarının gevşemesini sağlar. Magnezyum diş sağlığı için çok önemlidir, kemik sağlığı ve bağırsak fonksiyonlarını destekler.

Kabak çekirdeğinin bol miktarda içerdiği magnezyum aynı zamanda kalp krizini önler. Bununla birlikte kan basıncını sağlıklı bir seviyede tutarak başarır.

Kabak Çekirdeği Bağışıklık Sistemini Güçlendirir: Kabak çekirdekleri çinko açısından çok zengin besin kaynağıdır. Çinko bağışıklık sisteminin güçlenmesinin yanınında hücrelerin çoğalması, uyku sorunlarının giderilmesi, göz ve cilt sağlığı için de önemli bir mineraldir. Bunun yanında özellikle erkekler için cinsel fonksiyonları arttırmada etkilidir.

Birçok sebebe dayalı olarak bünyede olması gereken çinko seviyesi düşmektedir ve bu durum bazı hastalıklara davetiye çıkarmaktadır. Çinko eksikliğinden dolayı soğuk algınlığından çabuk etkilenme, grip hastalığı, depresyon, akne, düşük yapma gibi bazı ciddi sağlık problemleri meydana gelmektedir.

Düzenli olarak kabak çekirdeği tüketimi, bünyenin ihtiyacı olan çinko değerini sürekli sağlıklı bir seviyede tutar ve yukarıda bahsedilen sağlık sorunlarıyla karşılaşmayı engeller.

Kabak Çekirdeklerindeki Omega-3’ün Gücü: Kabak çekirdekleri diğer bazı besin kaynaklarının içerdiği Omaga-3 açısından zengindir. Omega-3 yağları diyabet etkisini azaltır, kalp hastalıklarından korur, kötü kolesterole karşı etkilidir, kanın akışkanlık seviyesini arttırır. Böylece damar tıkanıklığını büyük derecede önler. Bütün bunların dışında bünyenin kanserle mücadelesine yardımcı olur. Kanserden başka birçok hastalığa yakalanma riskini ciddi anlamda azaltır. İltihap sorunlarına karşı etkilidir, yaşlanmayı yavaşlatır.

Kabak çekirdeğinde bol miktarda bulunan omega-3 yağlarının bile sağlığımıza onlarca faydası vardır. Bu yüzden bütün yıl boyunca tüketmemiz gereken besinler listesine kabak çekirdeğini eklemek için yeterince sebebimiz var.

Prostat Hastalığından Korur: Bu başlıkla özellikle erkeklerin ilgilenmesi gerekir. Son yıllarda erkeklerde en sık karşılaşılan sorunlardan bir tanesi de prostat hastalıklarıdır. Kabak çekirdekleri prostat hastalıkları karşısında çok etkili olan çinkoyu bol miktarda içermektedir. Bu konuyla alakalı olarak yapılan birçok bilimsel araştırma burada yazılanları destekleyici niteliktedir. Kabak çekirdeğini düzenli olarak tüketen erkekler, prostat hastalığına karşı önceden önlem almış olur.

Kabak Çekirdeği Diyabete İyi Gelir:  Hayvanlar üzerinde yapılan deneyler insülin düzeyini dengelediğini ortaya koymuştur. Diyabetten kaynaklanan komplikasyonları önleyerek ayrıca diyabet hastalığından kaynaklanan diğer sağlık sorunlarıyla karşılaşmamıza engel olur. Bunların başında kalp ve göz sağlığı gelmektedir.

Kabak Çekirdeği Kalp ve Karaciğer Sağlığına Faydalıdır: Kabak çekirdeği sağlıklı yağlar, lifler ve  antioksidanlar açısından zengindir. Kabak çekirdeğinin içerdiği bu maddeler kalp ve karaciğer sağlığı açısından önemlidir ve bu organları güçlendirir.

Kabak Çekirdeği Dinlendirir: Akşamları yatmadan önce bir miktar kabak çekirdeği tüketmek melatonin ve serotonin üretimi için gerekli triptofanı arttırır. Böylece sağlam bir uyku çekme ve dinlenme imkanı elde etmiş olursunuz. Kabak çekirdeği özellikle stresli ve yorgun iş günlerinden sonra deliksiz bir uyku ile dinlenmek için harika bir tercih olabilir.


Kabak Çekirdeğinin Faydaları



Belki ay çekirdeği kadar değil ancak, tükettiğimiz yemişler arasında en popülerlerinden biri olan kabak çekirdeği yüksek besin değeriyle sağlımıza da katkıda bulunuyor.

Kabak çekirdeğinin faydaları arasında çinko ve demir mineralleri bakımından zengin olması ilk sırada geliyor. Ayrıca sağlıklı yağlar olarak tanımlanan omega 3 yağ asitleri için çok iyi bir kaynak.

Yapılan araştırmalar kabak çekirdeğinde bulunan bileşenlerin prostat büyümesinden, menopoz belirtilerinin hafifletilmesine kadar pek çok alanda etkili olduğunu ortaya koyuyor. Kabak çekirdeği yerken dikkat edilmesi gereken nokta ise bu yemişin oldukça yüksek kalori değerine sahip olmasıdır.

Haftada 3-4 gün 1 avuç kabak çekirdeği yemek çok faydalıyken her gün 100 gram yemek kilo almanıza neden olabilir.

Kabak Çekirdeğinin Sağlığa Faydaları


Çinko Minerali: Çinko bakımından oldukça zengin olan kabak çekirdeği bu minerali almak için Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) önerdiği besinler arasında yer almaktadır.

1 avuç kabak çekirdeği günlük çinko ihtiyacının yaklaşık %20’sini karşılar. Çinkonun en önemli faydası ise bağışıklık sistemini güçlendirmesidir. Bu mineral aynı zamanda hücre büyümesi ve bölünmesi, uyku düzeninin sağlanması, hafızanın korunması ve geliştirilmesi, yaraların iyileşmesi, koku ve tat alma duyuların gelişmesi, göz ve cilt sağlığının korunması için kritik önem taşımaktadır.

Çinko eksikliğinde ise kronik halsizlik, soğuk algınlığı gibi hastalıklara daha çok yakalanma, depresyon, sivilceler ve öğrenme bozuklukları görülebilir.



Kilo Verme: Kabak çekirdeği genel olarak zayıflamaya yardımcı gıdalar arasında gösterilmemektedir ancak kontrollü olarak tüketildiğinde kilo vermenize yardımcı olabilir. Bu özelliği diğer bitkisel protein kaynaklarına göre daha yüksek oranda protein içermesinden ileri gelir.

1 avuç kabak çekirdeğinde yaklaşık 5 gram protein bulunur ve bu miktar günlük protein ihtiyacının %10’una denk gelmektedir. Bu nedenle kabak çekirdeği diğer protein değeri yüksek besinler gibi sizi uzun süre tok tutabilir. Özellikle egzersiz sonrası bir miktar kabak çekirdeği yemek yağ yakılmasını kolaylaştıracaktır.

Tabii bu noktada kabak çekirdeğinin yüksek kalorili yemişler arasında yer aldığını unutmamak gerekiyor. 1 avuç (28 gram) kabak çekirdeği 125 kalori içerir. Bu nedenle diyet yapıyorsanız günde 15-20 gramdan fazla yememeye çalışın.

Magnezyum Minerali: 30 gram kabak çekirdeği günlük magnezyum ihtiyacının %20’sini tek başına karşılar. Magnezyum mineralinin kalp ritminin korunması, kemik sağlığı, tansiyonun düzenlenmesi gibi önemli görevleri bulunmaktadır.

Magnezyum pek çok besinde (badem, ıspanak, fıstık, soya sütü, siyah fasulye, ekmek, yoğurt başta olmak üzere) bulunduğu için kronik magnezyum eksikliği az görülen bir durumdur ancak antibiyotik kullananlar, diyabet ve kanser tedavisi ilaçları kullananlar, böbrek rahatsızlığı bulunanlar ve 60 yaş üzeri yetişkinlerde bu mineralin eksikliği görülebilir.

Magnezyum damarların rahatlamasına yardımcı olur ve bu nedenle kalp sağlığının korunması için önerilen mineraller arasında yer almaktadır.

Omega 3: Kabak çekirdeğinin de aralarında bulunduğu çiğ yemişler bitki kaynaklı omega 3 yağ asitleri bakımından en sağlıklı kaynaklardır. Bitkisel omega 3 yağ asitleri (Alfa Linolenik Asit veya ALA) vücut tarafından çok daha etkili EPA ve DHA omega 3 yağ asitlerine dönüştürülür.



Vücudumuz omega 3 üretmediği için ihtiyacımız olan omega 3 yağ asitlerini ancak tükettiğimiz gıdalardan alabiliriz. Önemli bir bileşen olan omega 3 eklem kireçlenmesinden depresyona, bebek gelişimden astıma, dikkat eksiliğinden Alzheimer’e kadar pek çok hastalığın önlenmesinde ve tedavisinde kullanılmaktadır.

Kabak çekirdeği dışında keten tohumu, ceviz, zeytinyağı, sardunya, somon balığı, soya fasulyesi, karides, Brüksel lahanası gibi gıdalar da yüksek miktarlarda omega 3 içermektedir.

Demir: Kabak çekirdeği istiridye ve ciğerden (tavuk veya kuzu ciğeri) sonra en çok demir içeren gıdalar arasında 3. sırada yer almaktadır.

Demir minerali, oksijenin kan yoluyla tüm vücuda iletilmesini sağlayan kırmızı kan hücresi üretiminde kullanıldığı için önemli mineraller listesinin ilk sıralarında gelmektedir.

Eğer dokulara, organlara giden oksijen miktarında azalma olursa bunun ilk belirtisi olarak halsizlik meydana gelir. Demir minerali aynı zamanda saç, tırnak ve cilt sağlığının korunması için de kritik önem taşımaktadır.

Prostat Büyümesi:
Kabak çekirdeği 1900’lü yılların başında prostat büyümesi tedavisinde kullanılıyormuş. Günümüzde yapılan araştırmalar kabak çekirdeğinin bu özelliğini destekler nitelikte sonuçlara sahip.

Bazı çalışmalarda kabak çekirdeğinde bulunan bitki sterollerinin (phytosterol) prostat büyümesine karşı koruma sağlayabileceğini belirtiliyor. Ayrıca kabak çekirdeğinde bulunan bazı diğer bileşenler, testosteron hormonunun prostat büyümesi nedenleri arasında gösterilen dihydrotestosteron’a (DHT) dönüştürülmesini önlüyor.

Menopoz Belirtileri: Kabak çekirdeği ve kabak çekirdeği yağının menopoz döneminde sıcak basması, terleme, eklem ağrıları gibi belirtileri hafiflettiği yönünde araştırma sonuçları bulunuyor.

Kabak çekirdeği yağı aynı zamanda menopoz sonrası HDL (iyi kolesterol) düzeyinin yükselmesine yardımcı oluyor. Ancak kabak çekirdeğinin bu faydası konusunda yapılan çalışma sayısı oldukça yetersiz ve kesin bilgi için insanların katılımıyla yapılacak daha çok sayıda araştırmaya ihtiyaç var.

Uyku Düzeni:
Doğal bir amino asit olan “tryptophan” içeren kabak çekirdeği uyku kalitenizi yükseltebilir. Vücut tarafından “uyku hormonu” olarak bilinen serotonine dönüştürülen tryptophan uyku bozuklukları tedavisi için önerilen besinler arasında yer alıyor.

Yatmadan 2-3 saat önce 1 avuç kabak çekirdeği yiyerek uyku kalitesini yükselten melatonin ve serotonin düzeylerini artırabilirsiniz.

Diyabet: Kabak çekirdeğinin diyabet hastalığına etkisi henüz sadece laboratuvar hayvanları üzerinde yapılan araştırma sonuçlarına dayansa da ilk sonuçlar oldukça umut verici. Yapılan bu araştırmalarda kabak çekirdeği ve kabak çekirdeği yağının diyabetik hayvanlarda insülinin düzenlenmesine yardımcı olduğu belirlenmiş.

Aynı araştırma sonuçlarına kabak çekirdeği diyabet nedeniyle görülen böbrek hastalıklarına karşı koruma sağlıyor. Bunun başlıca nedeni kabak çekirdeğinin serbest radikalleri nötralize ederek çeşitli hastalıkların gelişimini hızlandıran oksidatif strese karşı organları koruması.

Kabak Çekirdeğinin Besin Değeri

100 gram kabak çekirdeği (tuzsuz, kabuksuz, kavrulmuş);

    446 kalori
    53.7 gram karbonhidrat
    18.5 gram protein
    77 mg omega 3 yağ asidi
    19.4 gram yağ
    62 IU A vitamini (günlük ihtiyacın %1’i)
    0.1 mg B2 vitamini (günlük ihtiyacın %3’ü)
    0.3 mg B3 vitamini (günlük ihtiyacın %1’i)
    9 mcg B9 vitamini (günlük ihtiyacın %2’si)
    0.1 mg B5 vitamini (günlük ihtiyacın %1’i)
    55 mg kalsiyum (günlük ihtiyacın %6’sı)
    3.3 mg demir (günlük ihtiyacın %18’i)
    262 mg magnezyum (günlük ihtiyacın %65’i)
    92 mg fosfor (günlük ihtiyacın %9’u)
    919 mg potasyum (günlük ihtiyacın %26’sı)
    18 mg sodyum (günlük ihtiyacın %1’i)
    10.3 mg çinko (günlük ihtiyacın %69’u)
    0.7 mg bakır (günlük ihtiyacın %34’ü)
    0.5 mg manganez (günlük ihtiyacın %25’i) içerir.

Yukarıdaki rakamlar 4 yaş üstü için önerilen 2000 kalorilik referans diyetine göre oluşturulmuştur. Çeşitli sağlık koşulları günlük olarak alınması gereken vitamin ve mineral miktarlarını değiştirebilir. İhtiyacınız olan vitamin ve mineral oranları ile ilgili en sağlıklı bilgileri doktorunuzdan alabilirsiniz.

Fazla Kabak Çekirdeği Yemenin Bir Zararı Var mı?

Çok fazla kabak çekirdeği yerseniz günlük almanız gereken kalori miktarını aşabilirsiniz. Örneğin normalde gün boyu 2000-2500 kalori alıyorsanız sadece 200 gram kabak çekirdeğinden bu kalori miktarının yarısını alabilirsiniz. Ayrıca yağ bakımından zengin olan kabak çekirdeği almanız gerekenden fazla yağ almanıza yol açabilir. Yağın fazlası ise mide ağrısına ve ishale yol neden olabilir

------------------


    Birçok vitamin ve mineral madde içerir. Magnezyum, manganez, çinko gibi minerallerin yanı sıra K vitamini, E vitamini, B2 vitamini gibi vitamin türlerini de ihtiva eder.
    İyi bir antioksidan kaynağıdır. Karotenoidler ve antioksidan maddeler bulundurur. Antioksidanlar iltihaplanmayı azaltır, hücreleri zararlı serbest radikallere karşı korur. Bunun sonucunda da vücudu hastalıklara karşı savunur.
    Birçok kanser türüne karşı koruma sağlar. Yapılan bir çalışmaya göre, kabak çekirdeğinin içindeki lignanin maddesi göğüs kanserinin önlenmesinde etkili bir rol oynar. Ayrıca meme, mide, akciğer, prostat ve kolon kanseri gibi kanser türlerine karşı da koruma sağladığı belirtilmiştir.
    Kemikleri korur. İçeriğindeki çinko sayesinde özellikle kemik erimesine karşı koruma sağlar. American Journal of Clinical Nutrition’da yayınlanan bir araştırmaya göre, yaklaşık 400 erkek üzerinde yapılan bir çalışmada vücuda az miktarda çinko alımının kalça ve omurgadaki osteoporoz riskini arttırdığı belirtilmiştir.
    Prostat ve mesane sağlığını olumlu yönde etkiler. Prostat bezi büyümesi, idrara çıkma ile ilgili sorunlara karşı yarar sağladığı belirtildi. Sonuç olarak kabak çekirdeği, iyi huylu prostat büyümesi ve aşırı aktif mesane semptomlarını azaltabilir.
    Doğal bir magnezyum kaynağıdır. Magnezyum vücuttaki bazı rahatsızlıkların önlenmesi yada hastalıklara yakalanmamak için önemlidir. Magnezyum, kalp hastalıklarına yakalanma riskini azaltır, tansiyonu dengede tutar, kan şekeri seviyelerini düzenler, sağlıklı kemik oluşumu ve kemiklerin korunması için önemli bir mineraldir.
    Kalp sağlığını korur. Kabak çekirdeği, kalbin sağlıklı olarak kalmasını sağlayacak iyi bir antioksidan, çinko, magnezyum ve yağ asitleri kaynağıdır. Yapılan araştırmalara göre, kolesterol seviyelerini ve yüksek tansiyonu dengeler. Kolesterol ve yüksek tansiyon kalp hastalıklarını tetikleyen önemli unsurlar arasındadır. Bu nedenle, kabak çekirdeğinin tüketilmesi kolesterolü dengeleyerek, kan basıncını düşürerek kalbi korur.
    Mükemmel bir lif kaynağıdır. Bu nedenle diyet listelerinde de kullanılabilir. Lif içeriği yüksek yiyecekler tüketildiğinde, şeker hastalığı, kalp hastalığı, obezite gibi rahatsızlıklara yakalanma oranı düşer.
    Sperm kalitesini arttırır. Düşük çinko düzeyi erkeklerde sperm kalitesini düşürür. Kabak çekirdeği iyi bir çinko kaynağıdır. Bu sebeple erkeklerdeki sperm kalitesinin artmasına yardımcı olur. Ayrıca antioksidan maddelerle birlikte tüketildiğinde testesteron seviyelerini de olumlu etkiler. Bunun sonucunda erkeklerde üreme işlevleri olumlu etkilenir.
    Uykusuzluğa iyi gelir. Uyku sorununuz varsa yatmadan önce tüketebilirsiniz. İçeriğindeki doğal bir triptofan kaynağı olan aminoasitler sayesinde uykusuzluk için yarar sağlar. Günde yaklaşık olarak 1 gram triptofan tüketmenin uykusuzluğa iyi geldiği düşünülmektedir. 1 gram triptofan tüketmek için yaklaşık olarak 200 gram kabak çekirdeği tüketilmelidir. Ayrıca içeriğindeki çinko sayesinde triptofan seratonin’e dönüştürülür. Seratonin de uyku döngüsünü düzenleyen hormon olan melatonin’e dönüştürülür. Aynı zamanda içeriğindeki magnezyum sayesinde uyku kalitesi ve uyku süresi de arttırılabilir.

Kabak Çekirdeğinin Sağlığa Faydaları Nelerdir?

    Depresyona iyi gelir.
    Böbrek taşı oluşumunu engeller.
    Menopoz döneminde terlemeleri ve şikayetleri azaltır.
    Tenya ve diğer parazitlerin doğal bir tedavisi olarak kullanılabilir.
    İyi bir omega 3 kaynağıdır.
    Bağırsaklardaki parazitleri yok eder.

Kabak Çekirdeğinin Cilde Faydaları Nelerdir?

    İçeriğindeki A vitamini ve omega 3 yağ asitleri sebebiyle hücreleri onarır, cildi hasarlara karşı korur.
    Cildi nemlendirir.
    Akne ve sivilcelerin geçmesine yardım eder.
    Kabak çekirdeği yağı ile güneş lekeleri giderilebilir. Bunun için güneş lekelerinin olduğu bölgeye yağ ile masaj yapılabilir.
    İçeriğindeki vitamin ve mineral maddeler sayesinde cildi gençleştirir, güçlendirir.
    Çinko ile zararlı UV ışınlarına karşı koruma sağlar.
    Cildi yeniler, güzelleştirir.
    Göz etrafındaki kırışıklıkların azalması için kabak çekirdeği yağı ile bu bölgelere masaj yapılabilir.

Kabak Çekirdeği Kilo Yapar Mı?


Belirli ölçülerde tüketildiğinde kilo yapmamasının yanı sıra zayıflamaya yardım eder. İçeriğindeki yüksek lif içeriği sayesinde sindirim sistemini düzenler, kabızlığı önler. Ayrıca tok tutucu özelliği de vardır. Tok tutma özelliği sayesinde daha az acıkarak daha az yemek yemeyi sağlar. Bu sayede kilo vermeye yardım eder. Araştırmalara göre, günde ortalama 35 gram lif tüketimi vücuttaki yağ oranını azaltarak zayıflamayı sağlar. Tabii yinede belirli miktarda tüketilmelidir. Günde en fazla 20 gram kabak çekirdeği tüketilmelidir. Fazla tüketildiğinde kilo vermek yerine kilo almaya sebep olabilir.

Kabak Çekirdeğinin Kalorisi Nedir?

Yüksek lif içeriği sayesinde diyet listelerine eklenebilecek bir yiyecektir. Kabak çekirdeğinin kalorisi araştırıldığında 28 gramı yani yaklaşık olarak 1 avuç çekirdek 151 kalori içerir.

Kabak Çekirdeğinin Zararları Nelerdir?

Bilinen bir zararı yoktur. Fakat aşırı tüketiminden kaçınılmalıdır. Aşırı miktarda tüketildiğinde;

    Sivilceye neden olabilir.
    Fazla tüketilirse kilo vermek yerine kilo aldırır.
    İshale sebep olabilir.
    Mide ve bağırsak rahatsızlıkları oluşturur.

Bu konuyu yazdır