| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.
|
|
|
Kavun Tarimi |
|
Yazar: RasitTunca - 07-10-2019, 12:06 AM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar
- Yorum Yok
|
 |
Kavun Tarimi
Kavun tek yıllık bir bitkidir. Gövdesi tüylü bir bitkidir. Gövdesi tüylü, kolları sarılıcı ve yaprakları 5 lobludur. Kavun bitkisi iki tip çiçeğe sahiptir. Bunlar erkek çiçekler ile dişi çiçekler veya erselik çiçeklerdir. Erkek çiçekler ana kollar üzerinde, dişi veya erselik çiçekler ise yan kollar üzerinde bulunur. Kavunun çiçek tozlarının taşınma sında bal arıları önemli rol oynarlar.
ÇEŞİTLER
Üretilecek olan kavun çeşidi yüksek verimli, hastalıklara ve nakliyeye dayanıklı olmalıdır. GAP Bölgesinde Arava, Polidor ve Galia iri meyveli olarak Yuva kavun çeşitlerinin yetiştiriciliği yapılabilir.
İklim İsteği
Kavun, sıcak ve ılık bir iklim bitkisidir. Uzun yetişme süresi boyunca güneşli, sıcak ve kuru bir hava ile yeterli toprak nemi ister. Nemli bölgelerde mantari hastalıklara yakalanma ihtimali yüksektir. Yetişme devresi içerisinde don tehlikesi olmamalıdır.
Toprak İsteği
Kavun yetiştiriciliğinde ağır killi ve asitli topraklar uygun değildir. PH’sı 6-8 olan su tutma kapasitesi yüksek, drenajı iyi ve hastalıklardan ari olan topraklar uygundur.
YETİŞTİRME TEKNİĞİ
Ekim Nöbeti
Kavun tarımının yoğun olarak yapıldığı yerlerde solgunluk gibi hastalıklardan korunmak için münavebe uygulanma lıdır. Aynı arazide iki yıldan fazla üst üste kavun yetiştiril memelidir. Bölgemizde kavun + pamuk + hububat + 2. ürün veya kavun + pamuk + mercimek + 2. ürün münave besi uygulanabilir.
Toprak Hazırlığı
Kavun yetiştiriciliğinde toprak hazırlığı sonbaharda ilk yağışlardan sonra başlamalıdır. İlk yağışlarda toprak tavda iken sürüm yapılabilir. Derin sürümün arkasından kesekleri parçalamak için kültüvatör, goble-disk veya diskharrow ile ikileme yapılmalıdır.
İkinci toprak işleme dönemi ise Şubat-mart ayları olup toprak tavında kültüvatör ile toprak işlenerek arazi ekim ve dikime hazır hale getirilir. Ekim veya dikimden önce tarlada otlanma görülürse tekrar kültüvatör ile toprak işlemesi yapılabilir.
Ekim veya Dikim
1. Ekim
Kavun yetiştirilecek arazide ekimden önce sıra arası 2 m olacak şekilde karık pulluğu ile karıklar çekilmelidir. Bu karıkların kenarına tek taraflı olarak ve sıra üzeri 75 cm olacak şekilde ocaklara ekim yapılır. Her ocağa 4-5 adet tohum bırakılmalıdır.
Tohumların üzeri 5-6 cm toprakla örtülerek hafifçe bastırılmalıdır. Bölgemizde araziye ekim 20 Nisan-5 Mayıs tarihleri arasında yapılmalıdır.
Tohumlar 5-15 gün içinde çimlenerek toprak yüzeyine çıkarlar. Çıkıştan sonra uygun olan iki adet bitki ocakta bırakılır. Daha sonra bir adet bitki bırakılır.
2. Fide Yetiştirerek Dikim
Kavun tarımında erkencilik açısından fide ile yetiştiricilik yapılabilir. Bölgemizde fide ile, yetiştiricilik ile, ekim ile, yetiştiricilik arasında 15-20 gün kadar erkencilik sağlanabilir. Fide yetiştiriciliğinde 10x13 cm ebadındaki altı delinmiş plastik torbalar kullanılır. Bu torbalar iyi karıştırılmış harç ile doldurulur. Harç yapmak için hacim olarak 1 ölçü bahçe toprağı, 1 ölçü iyi yanmış ahır gübresi ve 1 ölçü kum iyice karıştırılır.
Harç doldurulmuş olan torbalara kavun tohumları 4-5 cm derinlikte konur. Her torbaya 1-2 adet tohum bırakılır. Bu torbalar seralar ve yüksek tünellere konarak süzgeçli kovalarla sulanır. Bölgemizde tüplere tohum ekimi 5-15 Mart tarihleri arasında yapılmalıdır. Torbalarda yetişen fidelerin zaman zaman yabancı otları alınır ve sulaması yapılır. Normal şartlarda fideler 30-40 gün içinde araziye dikime hazır hale gelir.
Dikime hazır hale gelen fideler kültüvatör ile sürülmüş ve karık pulluğu ile karıkları açılmış olan araziye sıra arası 2 m ve sıra üzeri 75 cm olacak şekilde dikilmelidir. Plastik torbalardan fideler çıkarılırken fide toprağının dağılmamasına özen gösterilmelidir. Dikimden sonra mutlaka can suyu verilmelidir.
Gübreleme
Başarılı bir kavun yetiştirmek için organik maddesi yüksek toprakları sevdiğinden çiftlik gübresi uygulanmalıdır. Çiftlik gübresi sonbaharda derin sürümden sonra dekara 3-4 ton atılarak kültüvatör ile karıştırılmalıdır. Kimyasal gübre olarak 15-18 kg/da N ve 10 kg/da P2O5 verilmelidir. Fosforlu gübrenin tamamı ile azotlu gübrenin yarısı ekim veya dikimden önce atılarak kültüvatörle karıştırılmalıdır. Azotlu gübrenin diğer yarısı ise bitkiler kol atmaya başladığında fidelerden 15-20 cm uzağa bant şeklinde verilmelidir.
Sulama
Kavun fideleri tarlaya şaşırtıldıktan sonra iyi bir can suyu verildiğinde bitkiler uzun süre sulamaya ihtiyaç duymadan gelişme gösterirler. Uygun toprak tavında ekim yapılarak kavun yetiştirilen arazilerde de meyve oluşumuna kadar fazla sulamaya gerek yoktur. Ancak toprakta yeterli nem yoksa aşırı olmamak üzere sulama yapılmalıdır.
Meyve oluşum döneminden sonra sulamalar sıklaştırılmalıdır. Bu devreden itibaren 12-15 günde bir sulama yapılmalıdır. Sulamalarda 0-90 cm toprak derinliği tarla kapasitesine getirilmelidir. Meyve olgunlaşma döneminde sulamalara dikkat edilmelidir. Bitkiler ve meyveler sulama suyuna mümkün olduğu kadar temas ettirilmemelidir. Sulamalarda karık, damla ve yağmurlama yöntemleri kullanılabilir. Sulamalara bitkiler verimden düşmeye başladığında son verilmelidir.
Bakım
Kavun yetiştiriciliğinde fideler tüplerden çıkışlarından itibaren bakım yapılmalıdır. Tüplerdeki fideler zaman zaman sulanmalı ve yabancı otlar temizlenmelidir.
Fideler tarlaya şaşırtıldıktan sonra yapılacak olan birinci ve ikinci sulamaları takiben çapalama yapılmalı ve yabancı otlar temizlenmelidir. Bitkilerin kolları geliştikten sonra çapa işlemi yapılmamalıdır.
Hastalıkları, Zararlıları ve Mücadelesi
Solgunluk
Tohumun çimlenmesinden itibaren tüm gelişme döneminde görülebilen bu hastalığa çeşitli mantarlar neden olur. Çimlenen tohum toprak yüzeyine çıkmayabilir, çıkan genç fidelerde sararma ve ölüm görülebilir. Fidelerin kök boğazı ve kılcal köklerinde yaralar ve çürümeler meydana getirerek ölüme neden olur.
Bu hastalık gelişme devresinde kol atma, çiçeklenme ve meyve oluşum döneminde de görülebilir bitkinin kol uçlarından başlayarak yaprak ve tüm bitkide çökme meydana getirir. Hastalık bitkilerin kök boğazında açık ve koyu kahverengi yanıklıkla birlikte bazen bu kısımlarda zamklaşma görülür.
Hastalıkla kültürel mücadele olarak hastalıklı bitkiler sökülmeli ve münavebe uygulanmalıdır. Kimyasal mücadelesinde ise bitkiler kol atmaya başladıktan sonra 2 veya 3 defa %0.1 dozda Benomly 50 veya % 0.2 dozda Thiram 80, %0.1 dozda Maneb 80 karışımından dip yıkaması şeklinde her köke 600 ml. İlaçlı su verilmelidir.
Külleme
Bitkilerin özellikle yaşlı yapraklarında parça parça yuvarlak lekeler belirir meydana gelen bu lekeler zamanla birleşerek yaprağı, yaprak sapını ve gövdeyi kaplar. Önce beyaz toz şeklinde görülen bu yerler sonradan koyulaşır ve bitki gelişimini durdurur.
Kimyasal mücadeleye hastalık belirtisi görüldüğünde toz kükürt, ıslanabilir kükürt Benomly, Thiophanate, Carbendazim ihtiva eden ilaçlardan biriyle başlanmalıdır. İlaçlamalar 10 gün arayla 2-5 defa tekrarlanmalıdır. Sistematik ilaçlar ise 20 gün arayla uygulanmalıdır.
Antraknoz
Yapraklarda esmer veya siyah renkte yuvarlağa yakın lekeler halinde belirir. Bu lekeler birleşerek muntazam olmayan şekilde büyür ve yapraklar parçalanarak kurur. Tüm bitkiyi etkilediğinde yaprak sapı ve meyvelerde esmer ve hafif çukurlu lekeler halinde görülür. Meyvelerdeki bu renkler daha sonra kavuniçi rengine dönüşür.
Hastalık görüldüğünde kültürel, tedbir olarak bu bitkiler sökülmelidir. İlaçlı mücadelesi ise hastalık belirtisi görüldüğünde Zıneb veya Maneb’li ilaçlarla yapılır. Tohum ilaçlamasında Thıram veya Mancozeb kullanılır.
Karpuz Mozaik Virüsü
Karpuzlardan yaprak bitleri ile taşınır. Hastalık belirtisi yapraklarda kabarcık şeklinde açık ve koyu yeşil lekeler, kıvrılmalar ile sürgünlerde bodurluk olarak ortaya çıkar. Çiçeklerde kıvrılma ve fonksiyon bozukluğu, meyvelerde ise lekeli şekil bozukluğu şeklinde görülür. Bitkiler hastalığa erken yakalanırsa gelişme durur ve meyve vermez.
Bu hastalıkla mücadele için temiz tohum kullanılmalı ve taşıyıcı yaprak bitleri ile mücadele edilmelidir.
Hıyar Mozaik Virüsü
Kavunda büyük zarar yapan bir hastalıktır. Yapraklar açık yeşil sarı beneklidir. Tüm bitkiyi bodur bırakan bir hastalıktır. Bitkilerin meyve tutumu az ve meyvelerin kalitesi bozuktur.
Hastalığın ilaçlı mücadelesi yoktur. Taşıyıcı olan yaprak bitleri ile mücadele edilmeli sertifikalı tohum kullanılmalıdır.
Tel Kurtları
Tel kurtlarının uzun, parlak, sarı-kahverengi renkli larvaları tohumlara ve genç fidelerin köklerine zarar verir. Köklerin içine girerek galeriler açar ve fidelerin ölümüne neden olur. Tel kurtlarının larvalarına karşı Diazinon, Chlorpryhos veya Endosülfanlı ilaçlardan biri ile ekimden önce toprak ilaçlaması yapılır. Ayrıca Chlorpryhos veya Endosülfanlı ilaçlarda tohum ilaçlaması yapılır.
Yaprak Biti
Bu zararlılar yaprak altlarından sürgün uçlarından ve büyüme konilerinden bitki özsuyunu emerek zarar yaparlar. Yaprakların kıvrılmalarına ve bükülmelerine sebep olurlar. Yaprak bitleriyle ilaçlı mücadele Malathion, Fenitrothion, Endosülfan, Carbarly içeren ilaçlar kullanılır.
Kırmızı Örümcekler
Oval şekilde olan ve zor görülebilen bu zararlılar yapraklardan bitki özsuyunu emerek zarar yapar. Yaprakların alt yüzeyinde ergin, larva pimf ve yumurtaları bir arada bulunur. Zararlıların emdiği yapraklar sararır, kıvrılır ve kururlar. Kırmızı örümceklerde kimyasal mücadele Malathion, Eromophos, Dicofol, Tetradifon, Binapeoryl içeren ilaçlardan biri kullanılır.
Kavun Kızıl Böceği
Bu zararlı 6-7 mm boyunda demir kırmızısı renginde çok hareketli ve uzun bir yapıya sahiptir. Larvaları ince uzun olup büyüdüğünde 10-15 mm boyunda ve sarımsı limon renktedir. Erginleri bitkinin yapraklarında, larvaları ise köklerde zarar yapar.
Kavun kızıl böceğinin erginlerine karşı Carbaryl, Bromopos, Malathion, Diazinon içeren larvalarına karşı Endosülfan içeren ilaçlar kullanılır.
Kavun, Karpuz Telli Böceği
Ergin üstten yarım küre şeklinde görülen kanatlarının üzerinde altışar adet siyah renkte lekeler bulunan ve uğurböceğine benzeyen bir böcektir. Ergin kırmızımsı renkte olup larvaları kavuniçi renginde oval ve geniştir. Larvaların üzeri dikenimsi kıllarla örtülüdür. Erginler kışı yaşadığı bitki artıkları arasında geçirerek Haziran ayında yumurtalarını bitki yapraklarının altına kümeler halinde bırakır. Erginler çiçek, meyve özü ve genç sürgünlerde, larvalar ise yapraklarda zarar yapar.
Kimyasal mücadelesinde Carlbarly, Bromophos, Malathion ve Diazinon içeren ilaçlar kullanılır.
Kavun Sineği
Larva döneminde zarar yapan bir zararlıdır. Larvalar meyvelerin çekirdek evinde tahribat yapar. Larvaların meyve içindeki artık ve pislikleri ile dışarı çıkarken açtıkları deliklerdeki çürümeler meyvelerin kalitesini bozar.
Kavun sineğine karşı birinci ilaçlama meyveler fındık büyüklüğünde iken Carbarly, Fenthion, Diazinon, Malathion ve Endosulfan içeren ilaçlarla yapılır. İkinci ilaçlama birinci ilaçlamadan 15 gün sonra yapılmalıdır.
HASAT, HARMAN VE DEPOLANMASI
Meyveler tam olgunlaşma devresinde hasat edilmelidir. Olgunluğa gelmiş kavunlar saplarında elle koparılmak veya bıçakla kesilmek suretiyle hasat edilirler. Hasat işleri sabah yapılmalı ve küçük yığınlar halinde toplanan kavunlar güneşte fazla bekletilmemelidir. Kavunlar hemen pazara veya depoya sevk edilmelidir. Eğer kavunlar depoda uzun süre saklanacaksa zaman zaman ters çevrilmelidir.
VERİM VE MALİYET
Kuru koşullarda Adıyaman yöresinde ortalama kavun verimi 1.300 kg/da iken sulu koşullarda Harran Ovasında Çukurova Ziraat Fakültesinin yapmış olduğu araştırmada pazarlanabilir verim 2.683 kg/da bulunmuştur.
GAP bölgesinde sulu koşullarda kavun maliyetleri konusunda herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Köy Hizmetleri Şanlıurfa Araştırma Enstitüsü tarafından Adıyaman’da yapılan araştırmada kuru koşullarda kavun yetiştiriciliği için 16.15 sa/da insan işgücü ve 1.68 sa/da makine işgücüne ihtiyaç olduğu tespit edilmiştir.
|
|
|
Bağcilik - Üzüm Yetiştiriciliği |
|
Yazar: RasitTunca - 07-09-2019, 11:54 PM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar
- Yorum Yok
|
 |
Bağcilik - Üzüm Yetiştiriciliği
Türkiye, son derece eski ve köklü bir bağcılık kültürüne sahip bir bölge üzerindedir..Üzüm besin değeri yüksek bir meyve olup A, B, B2 ve C vitaminlerini içerir. Üzüm
sofralık tüketim dışında kurutmalık şaraplık, şıralık ve konservelik olarak da tüketilebildiğinden yılın her ayı tüke
tilebilmektedir. Son yıllarda üzüm yaprağı Ayrıca iyi bir ihraç ürünü olarakta gelir getirebil mektedir.
İklim İsteği
Asma günlük ısı ortalaması 10oC yi bulunca gelişmeye başlar ve sonbaharda ısı ortalaması bu derecenin altına düşünceye kadar gelişmesini sürdürür yani gelişme devresi oldukça uzun süren bir bitkidir. Her üzüm çeşidi meyveleri iyi bir şekilde
olgunlaştırmak için belirli bir ısı toplamına ihtiyaç gösterir. Bağ kurulacak bölgenin yıllık aktif sıcaklık toplamının en az 1600 oC derece olması gerekir. Rantabl bağcılık yapabilmek için, yıllık ortalama sıcaklık 9-21 oC ve sıcak aylar ortalaması 17-20 oC olmalıdır. Erken olgunlaşan çeşitlerde tam çiçeklenmeden olgunluğa kadar geçen sürede 1600-2000 oC, geç olgun laşanlarda ise 3000 oC ya da daha fazla sıcaklık toplamına ihtiyaç bulunur.
Asmanın kökleri derinlere gittiği için diğer bitkilere oranla daha az yağış alan yerlerde de yetişebilir. Yıllık yağışmiktarı yanında, yağışın dağılımı bağcılık bakımından çok önemlidir.
Kış aylarında ve ilkbahar başlangıcındaki yağmurlar asma için çok faydalıdır. İlkbaharın son döneminde ve yaz başlangıcında devam eden yağışlar özellikle mantari hastalıkların artmasına sebep olduğundan bağcılıkta istenmeyen bir durumdur.
Bağcılıkta iklim faktörleri çok önemlidir.Eğer bir yerde ilkbahar donları omcalarınsürgün sürmesine denk gelirse yeşil aksam-1, -2 oC nin altındaki ısıdan zarar göreceğinden bağ hasara uğrar. Sonbaharda erken gelen donlar da odun kısmının iyi odunlaşma sına engel olarak genç omcaların kurumasına sebep olur.
Rüzgarların bağlara çok etkisi vardır.Diğer iklim faktörleri müsait olmak şartıyla rüzgarlardan korunmuş yerler bağcılığa daha uygundur.
Toprak İsteği
Asmanın kökleri derine gittiğinden yumuşak dokulu topraklardan hoşlanır.
Bağlar yazları kurak veya az yağışlı yerlerde en iyi geliştiğinden bağ toprağının derin ve
su tutma kapasitesinin yüksek olması istenir.Toprak yapısı köklerin gelişmesine müsait
olduktan sonra fakir topraklarda bile yetişir.Yerli asmalar kendi kökleri üzerinde yetişti
rildiğinde topraktaki kirece oldukça fazla tolerans gösterirler. Fakat, Amerikan asma
anacı kullanılması halinde, toprak seçimi önemlidir.
Bölgemizde, su geçirir olmak şartıyla killi topraklar çok verimli ve bağcılığa elverişli
topraklardır. Tınlı topraklar ise, kalite bağcılığı bakımından orta derecede, fakat
üretim bağcılığı için besin maddelerince zengin topraklardır.
Kalkerli topraklar şaraplık kırmızı üzüm çeşitlerinin sevdiği topraklardır. Ancak bazı Amerikan asma anaçları yetişmez. Humuslu toprakların bağcılık açısından önemi olmamasına rağmen iyi bir bağ toprağında % 5-10 humusun bulunması arzu edilir.
YETİŞTİRME TEKNİKLERİ
Çeşit seçimi
Bölge çeşitleriyle uyuşabilecek anaçların seçilmesine özellikle dikkat edilmelidir. Erkenci
çeşitler için Berlandieri X Riparia melezlerinden koker 5BB, 420 Ave 5C anaç olarak seçilebilir. Bu anaçlar yüksek oranda kireceve yeterli düzeyde de nematoda dayanıklıdırlar. Orta mevsimde ve özellikle geç dönemde olgunlaşan çeşitler için ise kirece dayanımı yüksek, nematodlara dayanımı yeterli ve kuvvetli gelişme özelliğine sahip Berlandieri X Rupestris melezlerinden 99 R,1103 P ve 140 Ruggeri anaçları, tuzluluk sorunu olan yerlerde
ise Solonis X Riparis melezi olan 1616 C anaç olarak seçilmesi uygundur.Çeşitlerin budanması, uyanması,
olgunluk zamanı v.s. farklılık gösterdiğinden böyle bağların bakımıhasadı ve üzümün değerlendirilmesi çok
zor olmaktadır. Bu nedenle bağa konulacak çeşit sayısı en az sayıda tutulmalı bir veya ikiyi geçmemesi tavsiye edilir.
2-Toprak HazırlığıÖncelikle Arazide varsa, büyük kayalarağaçlar ve çalılar temizlenir. Omcaları muntazam ve düzgün dikebilmek için tümsekler düzeltilir, çukurlar doldurularak toprak tesviyesi yapılır. Fazla su tutan yerlerde drenaj için önlemler alınır. Asmanın ekonomik ömrü bakım koşullarına göre değişmekle birlikte 40 yılın üzerindedir.
Bu nedenle ömrü bitinceye dek dikildiği yerde kalacağından, tesisinde çok titiz davranılmalıdır. İyi hazırlanmayan bir yere tesis edilen bağ iyi gelişemez,kısa ömürlü,verimsiz olur ve hastalıklara yakalanma riski artar.
Yeni tesis edilecek bağ, hiç işlenmemiş bir toprak üzerinde olacaksa alan iyi bir şekilde işlenmelidir. Eğer eski bir bağ alanı ise toprağı bir kaç yıl dinlendirilerek bol yeşil gübre ile gübrelenmelidir.Asmanın iyi bir şekilde gelişebilmesi ve köklerinin derine gitmesi, toprak içinde iyi gelişmesine bağlıdır, yani asmanın gelişimi toprak yapısı ile ilgilidir. Tınlı kumlu topraklarda kökler çok derine gidebilirken Sert yapı gösteren topraklarda köklerin derine gitmesi sınırlıdır. Bu tip toprakların krizma yapılmasi şarttır. Bilhassa yeni bağcılıkta krizma işine daha çok önem vermek lazımdır. Çünkü yeni bağcılıkta kullanılan Amerikan asma anaçlarının kökleriçok kuvvetli ve süratli büyüdüklerinden toprağın gevşek ve süzek olması lazımdır. Asmaların gelişmemesi ve bazı bağların zamanından önce kuruması, krizmanın yapılmaması veya yüzlek yapılmasından ileri gelmektedir.Krizma, bağ toprağının en az 40 cm derinlikte işlenmesidir. Bu işlem günümüzde krizma pullukları ileyapılmaktadır.Krizma pulluklarıbeygir gücü yüksek traktörlerle çekilir ve toprak 40-50 cm derinlikte işlenir.Krizmanın yapılma zamanı sonbahar mevsimidir. Krizma erken yapılmalı ve krizmanın bitimi ile asma fidanı dikimi arasında en az 6-8 haftalık bir zaman olmalıdır.
Dikim
Sonbaharda krizma yapılmış arazi ilkbaharda düzeltildikten sonra, hayvan veya makina gücü ile işlenebilecek aralık ve uzunlukta çukurlar açılır. İklimin daha sıcak olduğu bölgelerde güneş zararlarını azaltmak için sıralamanın doğu-batı yönünde yapılması, meyilli arazilerde dik olmasıgerekir. Denemeler yeni tesis edilecek bağlarda sıra üzerinin 1,5-2 m. sıra arasının 2,5-3 m. olması gerektiğini göstermiştir. İşaretlenmiş yerlere iki kürek derinliğinde, bir kürek genişliğinde çukur açılır. Çukur açmanın makina ile yapılması daha avantajlıdır. Çukurların dip kısmına yanmış çiftlik gübresiince toprakla karıştırılarak konmalıdır. Dikim için fidanda budama yapılır. Yan ve boğaz kökleri tamamiyle, dip kökler ise 10 cm üzerinden çepeçevre kesilir. Oluşmuş sürgünlerin en kuvvetlisi bırakılır. Budaması yapılan köklü çubuk veya aşılı köklü topraklı fidan, açılan çukurun tam ortasına gelecek şekilde konur, fidanın gövde kısmının en az 10-15 cm.i toprak üzerinde kalacak şekilde açılan çukurlara 10-15 cm kalınlığında toprak atıldıktan sonra fidan hava almayacak şekilde sıkıştırılmalıdır. Daha sonra can suyu verilir ve fidanın yerini belli etmek için yanına bir herek dikilmelidir. Dikim yapılırken kısır çeşitler (morfolojik erdişi, fizyolojik dişi) saf olarak dikilmemelidir. Çünkü bu çeşitlerin polen tozlarının döllenme yeteneği yoktur. Bunun için dikim planı sekiz omcaya bir babalık veya iki sıraya bir dölleyici
dikmek suretiyle yapılmalıdır fakat burada babalık olarak kullanılan çeşitlerin çiçek açma tarihleri döllenecek çeşitle aynı tarihe denk gelecek şekilde seçilmesine dikkat edilmelidir.
Dikim şekilleri:
a. Kare dikim: İnsan gücü ile toprağı işlenen zayıf, toprağa dikilmiş ve kısa budama isteyen çeşitlerde uygulanır. Bu şekilde dikimlerde mesafe 1-2 m. dir.
b. Dikdörtgen dikim: Yüksek terbiye sistemleri ile kurulmuş bağlara verilen şekildir. Bu şekilde bağların işlenmesi hayvan veya makina gücü ile yapılır. Sıra üzeri dar, sıra araları ise geniş tutulur. Sıra üzerlerinin araları 1-2 m, sıra araları ise 2-3 m arasında değişir.
c. Üçgen dikim: Bu dikimde her üç kenar
birbirine eşittir. Altı omca birleştirilince bir heksagonal şekil oluşur zor bir dikim şeklidir. Daha çok küçük işletmelerde uygulanır.
Gübreleme
Genelde bağlar organik maddece fakir olan topraklarda tesis edilmektedir. Bu nedenle bağlar için çiftlik gübresinin önemi daha fazladır. Ancak, çiftlik gübresi asmanın tüm besin elementleri ihtiyacını karşılamayacağı için ticari gübreler de kullanılmalıdır.Doğru miktarda, dengeli ve zamanında yapılan uygun gübreleme bağcılıkta ürün miktarını ve kalitesini artırmakta ve bağların hastalık zararlı ve dona karşı dirençlerini de yükseltmektedir. Bu sebepten bağlarda iyi gelişmeyi sağlamak ve yeterli ürün alabilmek için topraktan kaldırılan besin maddelerinin
yeniden takviye edilmesi gerekir.
Bağlara verilecek gübre miktarının tesbiti için birçok faktör gözönünde bulundurularak önceden bazı tahlillerin yapılması gerektmektedir. Her bölgede hatta her bağda ihtiyaç duyulan mineral ve organik madde miktarını
ayrı ayrı tesbit etmek daha sonra buna göre gübreleme yapmak en isabetli yoldur. Bizim bölgemiz için tavsiye edilen gübre miktarı saf madde olarak kuru koşullarda yerli bağ için 10 kg/da azot, 8 kg/da fosfor, sulu koşullarda kültür bağ için ise 14 kg/da azot, 9 kg/da fosfordur.Azotlu gübrenin bağlara en uygun verilme zamanı ilkbaharda ilk toprak işlemesinden hemen önce şubat-mart aylarıdır ,istenirse azotlu gübrenin ikinci yarısı nisan-mayıs
aylarında da verilebilir.Çiftlik gübresi ile fosforlu gübreler ise sonbahar toprak işlemesi sırasında sıralar arasına verilerek toprakla karışması sağlanır.
Sulama
Asmanın büyüyüp gelişmesi için topraktaki su miktarının daimi solma noktasının üstünde olması gerekmektedir.
Asmanın hızlı gelişme devresi olan mayıs-haziran ayları ile salkımların ben düşme zamanında (Temmuz ) kök bölgesinde yeterli su bulunmadığı hallerde omcaların gelişmesi yavaşlar, yapraklar pörsür ve renkleri solar,salkımlardaki taneler normal iriliklerini alamaz ve renkleri donuklaşırüzerlerinde güneş yanıkları oluşur. Böyle durumlarla karşılaşınca bağın suya ihtiyacı olduğu anlaşılmalıdır.
Kış yağmurları normal düşmüşse toprak tarafından tutulmuş olan su bağların bahar gelişmesine yeterli olacaktır. Sulama imkanı olan taban bağlarda iki kez sulama ve sulamadan sonra tava gelince toprak işleme çok iyi sonuç
vermektedir.Kışın kurak geçmesi durumunda ve ayrıca bağlar uyanmadanönce bir su verilip ardından toprak işleme yapılması uygundur.Bağlarda çiçeklenmenin hemen sonrasında ve tanelere ben düşme başlangıcında sula
maya özellikle dikkat etmek gerekir. Kurutmalık ve şaraplık bağlarda ise meyvenin olgunlaşmasından 3-4 hafta önce sulama kesilmelidir.
Bağa verilecek su miktarı iklime, toprağa ve çeşide göre değişiklik gösterir. Toprağın üstten 60-70 cm'lik kısmı suya doymalıdır. Bunu anlayabilmek üzere sulama yapıldıktan sonra bir demir çubuk toprağa batırılmalı ve rahatça ilerlediği derinlik suyun işleme seviyesi olarak kabul edilmelidir. Karığın suyla doldurularak suyun sıra sonuna ulaşması da verilecek su miktarının yeterliliğinin tesbitinde bir ölçü olarak kullanılmaktadır.
Yurdumuzda bağlarda sulama çoğunlukla karık usulüyle yapılmaktadır. Yinede son yıllarda damla sulama ve sprink yöntemi de uygulanmaktadır.
Toprak İşleme
Kültür bitkileri içinde en fazla toprak işlemesi isteyen bitki asmadır.Sonbaharda yaprak dökümünden sonra, budamadan önce yapılacak toprak işleme yabancı otlarla savaşımda ve kış yağmurlarının toprakta emilmesine yardımcı olmaktadır. Daha sonra biri budamadan sonra, bir de ilkbahar geç donlarından sonra yapılacak toprak işleme toprağın havalanmasını ve suyun toprakta muhafazasını sağlamaktadır. Bu sırada çapa ile boğaz açma ve boğaz kök
lerinin temizliği de önemli bakım işlerindendir. Ayrıca tane bağlamadan sonra yapılacak toprak işlemesi ve çapa da etkili olmaktadır. Bağlarda yabancı ot için ilkbahar ve yaz aylarında 2-4 çapa yeterli olmaktadır.
Budama
Asmanın budanması çok bilgi ve beceri isteyen bir teknik iştir. Bu nedenle asmanın fizyolojisini ve budama esaslarını bilmek gerekir. Aksi halde üzümün kalitesi düşmekte, verim azalmaktadır.Asma, bir yıllık sürgünler üzerinde, üzüm çeşitlerine göre mahsuldar gözlerin yerinin bilinmesi şartı ile asmanın kaldırabileceği kadar verimli
çubuk (göz) bırakmak ve lüzumsuz çubukları kesmek biçiminde budanır. İklim şartlarına göre budamanın; ocak-şubat, hatta mart aylarında yapılması uygundur.Budama şekli olarak hem daha yüksek bir verim ve kalite elde edilmesi, hem de özellikle boncuklanmanın önlenmesi açısından 5-8 göz üzerinden uzunlu kısalı karışık budamaya imkan
sağlayan telli terbiye şekillerinden 60-80 cm gövde yüksekliğine sahip "guyot sistemi" ya da "guyot + T" terbiye şeklinin uygulanması önerilmektedir.
Bağ Hastalıkları ve Zararlıları
Bağ Hastalıkları ve MücadelesiBağ Küllenmesi (Uncinula Necator): Kurak bölgelerde daha çok rastlanan bu hastalık, Omcanın tüm yeşil organlarında (yaprak, sap, sürgün salkım ve tane) görülür. Yapraklar çok küçükken
hastalığa yakalanabilir ancak, belirtileri yapraklar büyüdükten sonra kendini gösterir. Hastalığa yakalanan yapraklar önce normal yeşil rengini kaybeder, yaprağın alt ve üst yüzeyleri kirli beyaz renkte kül serpilmiş gibi bir görünüm kazanır daha sonra yaprakların kenarları kıvrılır ve normal şekillerini kaybeder. Hastalığa yaka
lanan çubukların üzerinde yer yer gri renkli lekeler belirir. Meyveler ben düşme zamanına kadar hastalığa yakalanabilirler ve hastataneler çatlar ve küçük kalırlar.Çiçeklerin ve yaprakların hastalanmasıyla ürün azalmasına, salkımların hastalanmasıyla ürünün kalitesinin düşmesine, çubukların hasta lanmasıyla da kış soğuklarından zarar görmesineneden olur.
Mücadelesi:
Kültürel Tedbirler: Hastalığın görüldüğü yerlerde bağlar sürgün vermeden önce kabuklar temizlenmeli hastalığın bulaşma ihtimaline karşı % 3-4 lük bordo bulamacı püskürtülmeli, verimi etkilemeyecek derecede kısa budama yapılmalıdır.Kimyasal Mücadele: Bir yıl önce hastalığın görüldüğü yerde mücadele yapılır. Hastalığın görüldüğü yerlerde mücadelenin her yıl yapılması gerekir. İlkbaharda hastalık belirtileri görülmeden ve sürgünler 20-40 cm
boylandığında ilk ilaçlamaya başlanır. Çeşit ve şartlara göre 3-5 ilaçlama yapılır. Bağ küllemesine karşı kullanılan klasik ve ekonomik ilaç toz kükürt'tür.
İlaçlama Zamanları:
1. İlaçlama: Çiçekten önce, sürgünler 20-40 cm boylanınca, saf kükürt'ten dekara 1,5-2 kg veya 3-4 kg bağ kükürdü kullanılır.
2. İlaçlama: Çiçeklenmenin sonunda salkımlar tane bağladığı zaman saf kükürt'ten dekara 3-4 kg veya 6-8 kg bağ kükürdü kullanılır.
3. İlaçlama: İkinci ilaçlamadan 15 gün sonra koruklar saçma iriliğini aldığı zaman saf kükürtten dekara 4.5-5 kg veya 7-10 kg bağ kükürdü kullanılır.
4. İlaçlama: Son ilaçlamadan 15 gün sonra dekara 4.5 kg saf kükürt veya 7-10 kg bağ kükürdü atılır.Toz kükürdün dışında hazır kükürtlü ıslanabilir toz preparatlarda gerektiğinde hastalığa karşı kullanılabilir.
Bağ Mildiyösü (Plasmopara Viticola): Hastalık omcanın bütün yeşil kısımlarında görülür. ilkbaharda yapraklarda yağ lekesi şeklinde lekeler meydana gelir, sonra bu yağ lekelerinin altında beyaz kadife gibi bir örtü meydana gelir ki bunlar sporangisporlardır. Enfeksiyona uğrayan üzüm taneleri kahverengileşir buruşur ve kabuğu meşin görünümünü alır.
Yaprak altlarında meydana gelen bu örtü sonradan salkımlarda yeşil sürgünlerde ve omcanın bütün yeşil kısımlarında görülür. Hava sıcak ve kurak geçerse bu örtü kahverengine döner. Hastalıklı salkımlar bir müddet sonra tamamen kururlar. Fazla hastalanan omcalardan hiç ürün alınmaz. Hasta yapraklar dökülür ve çubuklar çıplak kalır. Bir sene mildiyö hastalığı geçiren bir omca iki sene kendini toparlayamaz.
|
|
|
Evinizde Hobi Sebzeciliğinde Dikkat Etmeniz Gereken Hususular v Karşılaşılan Sorunlar |
|
Yazar: RasitTunca - 07-09-2019, 07:21 PM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar
- Yorum Yok
|
 |
Evinizde Hobi Sebzeciliğinde Dikkat Etmeniz Gereken Hususular ve Karşılaşılan Sorunlar
Hepimizin yaşantımız süresince bunaldığı anlar vardır. Bu anlarda kimimiz dışarı çıkıp hava almak ister, kimimiz sigaradan medet umar, kimimiz sağa sola bağırır, hatta birşeyleri kırar. Uzmanlar öfke kontrolü için eğitim çalışmaları yapar. Oysa çok kolaylıkla uygulayabileceğimiz, bize yaşamın farklı bir boyutunu gösterebilecek bir uğraşı alanları var. Bunun için bir hobi edinmek gerekiyor.
Hobi, zevk almak için yapılan işler olarak tanımlanıyor. İnsanlara "Hobiniz var mı?" diye sorulduğunda kimi kitap okumak, sinemaya gitmek, müzik dinlemek veya bir müzik aleti çalmak, resim yapmak, fotoğrafçılık ve benzeri uğraşlarından söz eder. Bazı insanlar ise hobinin ne demek olduğunu bilmez.
İnsan yaşadığı çevrenin koşullarına ya uyum sağlar ya da sağlayamaz. Ama kendine uygun çevre yaratabilir. Kendi için nasıl bir çevre öngörüyor veya hayal ediyorsa onu yaratır. Bulunduğu çevreyi güzelleştirmek insanın elindedir. Güzelleştirmeye çalışırken gösterdiği çaba da o kişinin kişisel gelişimine katkı sunar.
Hobi bahçeciliği de günümüzde giderek yayılan bir uğraşı şekli. Hobi bahçeciliği geniş bir uğraşı alanı. İsterseniz farklı meyve türlerini yetiştirebileceğiniz hobi meyveciliği yapabilirsiniz. Ancak istediğiniz tür ve çeşit sayısına göre en azından 500 m2 bir alan gerekir. Süs bitkilerini hobi olarak yetiştirebiliriz. Zaten çoğu kişi bunu evlerinde başarı ile yapıyor. Hobi sebzeciliğinin yeri ise biraz farklı. Çünkü hobi olarak sebze yetiştirmeye başladığınızda, ürünlerini tükettikçe, çeşitliliğin artmasını istiyorsunuz.
Hobi bahçeciliğine gönül verenler için yetiştiricilikte ticari amaç güdülmez. Üretimin maliyeti hesaplanmaz. Önemli olan kişinin bir ürün yetiştirme zevkine varmasıdır. Hobi olarak bahçecilikle uğraşanlar için yetiştirdikleri üründen elde edecekleri verimin bir önemi yoktur. Hedef sağlıklı ürün elde edebilmektir. Dolayısıyla meyvenin şekli ve düzgün olup olmaması kişiyi rahatsız etmez. Ama düzgün meyveler elde ettiğinde de yaptığı işten aldığı zevk artar. Hobi sebzeciliği için süs bitkilerinde olduğu gibi evinizin içinde, pencere önlerinde, balkonunuzda, evinizin bahçesinde alan ayarlayabilirsiniz.
Hobi sebzeciliği yapmak istiyorsunuz, ilk kez bu işe başlayacaksınız, toprak ve bitki yetiştiriciliği ile ilgili hiç deneyiminiz yoksa öncelikle sebzeleri tanımalısınız. Çünkü her türün kendine özgü iklim, toprak ve yetiştiricilik özellikleri vardır. Bunun için önce saksılarda küçük çaplı bir yetiştiricilik yapmaya başlamalısınız. Böylece bu işi sevip sevmeyeceğinizi anlamış olursunuz. Büyük çapta işe başlayıp, sonra bu işin size göre olmadığını anlarsanız, ileride bu işe hiç cesaret edemezsiniz.
Unutulmaması gereken, bitkilerin de bir çocuk hep sevgi ve bakım istediğidir. Sebze veya bitki yetiştirmek için sabırlı olmak gerekir. Her bitkinin çimlenmesi, gövde ve yaprak oluşturması, çiçeklenmesi, meyve ve tohum oluşturması için gerekli süre, iklim koşulları ve bakım işlemleri farklılık gösterir. Bu nedenle verilen emeğin karşılığını alabilmek için sabırlı olmak gerekir. Ön deneme çalışmalarınızda bahçe işini sevdiğinizi anlarsanız bu işe devam edin. Ama bu iş bana göre değil derseniz, hiç başlamayın. Siz manavdan, pazardan sebze meyve almaya devam edin.
Sebze yetiştirmeye karar verdikten sonra, ikinci aşama yetiştiricilik alanınızın nasıl plânlanacağıdır. Aklınıza "Canım dar bir alanın plânlanmasında ne var ki?" diyebilirsiniz. Oysa yetiştiriciliğe başladıktan sonra hangi saksıyı nereye koysam, ne yetiştirsem, yetiştireceğim bitki nasıl koşullar ister gibi sorularınız artmaya başlar. Sizler bu işin içine girdikçe plânlı olmanın işlerinizi kolaylaştıracağınızı ve problemleri daha çabuk çözebileceğinizi göreceksiniz.
Yetiştiricilikle ilgili deneyiminiz varsa, zaten plânlamanın gerekli olduğunu kavramış olarak yola çıkmış olacaksınız. Plân yapmak için elinize bir kalem ve kâğıt almanız yeterli.
Plân Yapmanın Faydaları
Bunu anlamak için 2 bahçe örneği alın. Bir tanesinde plânlama yapılmış olduğunu görüyorsunuz. Parseller düzenli, yürüyüş yolları belli. Bitkiler arasında aralık ve mesafeler ayarlanmış. Yani bahçede bir düzen var. Diğerinde ise, bitkiler oraya buraya saçılmış, bitkiler arasında dolaşmanız çok zor.
Plânlı bir bahçede, hangi bitkinin ne zaman ekilip, dikileceği, ne zaman hasat edileceği ve yerine hangi bitkinin getirileceği veya boş bırakılacağı bellidir. Elinizde bir plan varsa, kullanmanız gereken tohum ve fide miktarını kolayca hesaplayabilirsiniz. Başlangıçta plân yapmak biraz sizi zorlasa da ilerleyen dönemlerde pratiklik kazanacağınız için ve zaman ve alanı iyi ve etkili kullanabileceğinizi gördükten sonra vazgeçemeyeceksiniz.
Şimdi plânı nasıl yapacağımıza geçelim. Plânlama yapmaya başlamadan önce kendimize bazı sorular sormalıyız. Bu sorulara cevap arayalım.
Yetiştiricilik Yapılacak Alan
Yetiştiriciliği nerede yapacağımız ve yetiştiricilik alanınızın büyüklüğü ilk belirlememiz gereken şeydir. Yetiştiricilik balkon, pencere kenarı, ev bahçesi veya çatı bahçesinde yapılacaktır. Yetiştiricilik alanının ne kadar olduğunu bilmemiz gerekir. Sahip olduğumuz yetiştiricilik alanı, hangi sebze türlerini seçmemiz gerektiği konusunda bize ipuçları verir. Sebze türlerinin bazıları dar alanlarda sık ekilerek yetiştirilebilirken, bazılarından verim alabilmek için geniş alanlar gerekebilir. Dolayısıyla dar bir alanda ısrarla geniş alan isteyen bitkileri yetiştiremeyiz. Örneğin, kökleri derine giden sebze türlerini dar saksılarda yetiştiremezsiniz.
Öncelikle sebzeler için seçeceğiniz alanların güneş alan bir yer olması gerekir. Sebzeler günlük 6-8 saat süreyle gün ışığında kalmak isterler. Özellikle meyveleri için yetiştirilen sebzeler gölgeden hoşlanmazlar. Bu koşullarda bitkiler çok güzel yaprak oluşturur, ama çiçek vermezler. Çiçek olmayınca da meyve meydana gelmez. Bu durumda bahçenizin fazla güneş alan kısımlarına meyvesi yenen türleri yerleştirmek gerekir.
Kökleri ve yaprakları için yetiştirilen sebzeler ise daha az ışık alan yerlerde iyi sonuç alabilirsiniz. Hatta bu sebze türlerinde yaprak kalitesi daha önemli olduğu için fazla güneşli günlerde gölgeleme de yapmak gerekebilir.
Sebze yetiştirilecek alan bina, ağaç veya çalıların gölgelerinin düştüğü alanlarda olmamalıdır.
Sebze yetiştireceğiniz alanda sulama olanağı olmalıdır. Çünkü sebze türleri çoğunlukla sudan hoşlanırlar ve yaşamları süresince su stresi yaşamak istemezler. Su kaynağı temiz, zararlı mineral maddeleri bulundurmayan, kireçli ve tuzlu olmayan bir su kaynağı olmalıdır.
Sebze yetiştireceğiniz alanın yol kenarına yakın olmaması gerekir. Sebze bahçenizi trafiğin işlek olduğu yol kenarına yakın bir yere kurduğunuzda toz ve egzoz gazları nedeniyle sağlıklı sebzeler yetiştiremezsiniz. Günümüzde villa tarzı veya 2 katlı evler daha çok şehir merkezinden uzak yerlere kurulduğu için yol kenarı sorunu büyük ölçüde sorun olmayabilir.
Yetiştirilecek Sebze Türünün Seçimi
Plânlamanın ikinci adımı, hangi sebze türlerini yetiştireceğinize karar vermektir. Bunu belirleyebilmemiz için bulunduğunuz yerin iklim koşullarını bilmemiz gerekir. Herkes önce yetiştirmek istediği türleri hayal eder. Ancak bir süre sonra hayaller ve gerçeklerin farklı olduğunu anlar. Bu durumda plânı hayallere göre değil sahip olduğunuz koşullara göre yapmanız gerektiği gerçeği ortaya çıkar.
Bir bahçe alanınız varsa tür çeşitliliğine gitme şansınız var demektir. Ancak saksıda veya kovalarda yetiştiricilik yapacaksanız, yani yeriniz darsa tür sayınızı sınırlamanız gerekir. Pencere önlerinde yaz-kış yetiştiricilik yapmayı plânlıyorsanız, kış aylarında pencerenizin iç kısmında saksı koyabileceğiniz yeriniz varsa yetiştiricilik yapabilirsiniz. Yol üzerinde oturuyorsanız, yaprak ve meyvelerin çalınma veya tozla kaplanma durumunu da dikkate almanız gerekir. Bunun için öncelikle önünüzdeki kâğıda aklınızdan geçen sebze türlerini yazarsınız. Daha sonra sahip olduğunuz koşullara göre eleyerek sayıyı netleştirirsiniz. Bu elemelerde tür tercihi yapabilmek için de öncelikle sebzelerle ilgili ön bilgilere sahip olmanız gerektiğini unutmamanız gerekir.
Yetiştirmek istediğiniz sebze türlerinin istediği iklim koşullarını sağlayıp sağlamayacağınız tür seçiminde önemlidir. Burada unutmamamız gereken istediğimiz sebze türünün onun istediği iklim koşulları sağlanmadığı sürece yetiştiriciliğinde başarısız olacağınızdır. Bazı sebze türleri yetiştiricilik için 22-250C ve üzerindeki sıcaklık derecelerini ister. Bazıları ise 10-200C’deki serin koşullar. Her sebze türünün tohum ekiminden hasada kadar geçen süreleri aynı değildir. Bazıları 1-2 ayda hasada gelirken, bazıları için 3 aydan fazla süre gerekebilir. Bu durumda bulunduğunuz yerdeki iklim koşullarını bilmeniz ve buna göre vejetasyon süresini belirlemeniz gerekir. Bulunduğunuz yerin vejetasyon süresini, ilkbahar geç donları ile sonbahar ilk donlarının olduğu tarih arasındaki süre olarak hesaplayabilirsiniz. Örneğin bir yerde ilkbahar aylarında don tehlikesi (Sıcaklığın 00 C ve altına düşmesi) mayıs ayının 10-15’ine, sonbahar ilk donları da 20 Eylül’e rastlıyorsa o zaman bu yerin vejetasyon süresi 15 Mayıs-20 Eylül arasında kalan süredir. Yani 128 gündür. Seçeceğiniz sebze türünün sıcaklık isteklerini, dona dayanıklılık derecelerini dikkate alarak tür tercihinde bulunmanız gerekir (Yanmaz 2012).
Sebze Yetiştiriciliği İçin Ayrılabilecek Zaman
Yetiştireceğiniz bitkilerden iyi bir performans almak istiyorsanız, onlara bakım için zaman ayırmanız gerekir. Sebze yetiştiriciliğine karar verdiyseniz bu bitkilere bakmak için ne kadar zaman ayıracağınız önemlidir. Çünkü sebzelere bakmak çocuk bakmak gibi bir şeydir. Onlar için ne kadar çok zaman harcarsanız, size o kadar iyi ve güzel ürünler verirler. Bazı sebze türlerinden çok az bakımla başarılı sonuçlar alabilirsiniz. Bazıları ise daha fazla özen göstermenizi isterler. Maydanoz, nane, dereotu, roka, tere benzeri kısa ömürlü sebze türleri, domates, biber, hıyar, fasulyeye göre daha az bakım ister. Bazı sebze türleri sık sulanmak isterler. Bazıları hastalık ve zararlılara duyarlıdır. Eğer bu tür sorunlarla uğraşmaktan hoşlanmıyorsanız, sebze yetiştiriciliğinde başarısız olursunuz. Eğer bitkileri seviyorsanız, sabırlı ve iyi bir gözlemci iseniz her yetiştiricilik döneminde tecrübelerinizin arttığını ve karşılaştığınız sorunlara daha çabuk çözüm getirdiğinizi göreceksiniz.
Sebze Yetiştiriciliği İçin Ayrılabilecek Bütçe
Sebze yetiştirmeyi hobi olarak düşünüyorsanız o zaman maliyet sizin için ikinci plânda kalır. Sizin amacınız yetiştiricilik yaparken rahatlamak, hasat ettiğiniz ürünlerin tadına varmak ve onları toplarken duyacağınız zevki tatmak olabilir. Sağlıklı bir ürün yemenin gururunu yaşamak olabilir. Bu duyguların bedeli parayla ölçülemez. Ancak bir bahçeniz varsa, burada yetiştiricilik yapıp bir bölümünü de satmayı düşünebilirsiniz. Bu durumda fazla masraf istemeyen, birim alandan daha fazla ürün alınabilen türlerin seçilmesi yoluna gidilmelidir.
Ağaç ve çalıların köklerinin ağacın gölgesinin düştüğü alanlara kadar yayılacağı ve ileride sebzelerin gelişmesinde sıkıntıya neden olacağını unutmayın. Daha sonra kökler sebzelerin kökleri ile yarışa girerek hem onların suyuna hem de besin maddelerine ortak olurlar. Örneğin sebzeleri özellikle ceviz ağaçlarının altına getirmemek gerekir. Bunun nedeni ceviz ağacının iyot salgılamasıdır. İyot bir büyümeyi geciktiricidir. Altındaki bitkilerin bodurlaşmasına ve ölmesine neden olur. Bahçe plânı yaparken bahçenizin gölge ve güneş alan alanlarını, güneşin gün içindeki hareketine göre belirleyin. Bu bilgiler size dikim zamanı gelince çok faydalı olacaktır. Bazı durumlarda meyve ağaçlarının arasında da sebzecilik yapabilirsiniz. Bahçenin ilk kurulduğu yıllarda ağaçlar küçük olduğu için sebze yetiştireceğiniz alan daha fazladır. Ama daha sonra ağaçların büyümesiyle alan daralacaktır.
Sebze Bahçesi Plânımı Nasıl Hazırlayacağım?
Sebze bahçemizin yerini seçtik, Ölçülerini aldık. Hangi sebze türlerini yetiştireceğimize karar verdik. Şimdi bu bilgileri kâğıda dökmemiz gereklidir.
Bahçe plânının çizilmesi: Bahçe plânını çizerken kareli kâğıtları tercih etmek daha faydalıdır. Çünkü aralık mesafeleri karelere göre daha doğru bir şekilde ayarlayabilirsiniz. Bahçenizin büyüklüğüne göre 10 kareyi veya 20 kareyi 1 m olarak hesaplayabilirsiniz. Öncelikle bahçenizin plânını çizersiniz. Üzerine farklı yönlerden ölçtüğünüz rakamları yerleştirirsiniz. Unutmamanız gereken sebze bahçesinin kare veya dikdörtgen şeklinde olacağı şeklinde bir kuralın olmamasıdır. Bahçeniz yuvarlak olabilir. Üçgen parçacıklarından oluşabilir. Plân üzerinde yetiştiricilik yapılmaya uygun olmayan alanları yani bina, ağaçlar ve diğer bitkileri de işaretlemek gerekir. Bahçede parseller arasına koyacağınız yol aralıklarını da plân üzerinde göstermeniz gerekir. Bahçenin plânını hazırladıktan sonra bundan 3 nüsha hazırlayın. Bunlardan biri bahçenizin yaz dönemindeki halini, diğeri sonbahar, bir diğeri ilkbahardaki durumunu göstersin. Bu plânlara bakarak bahçenizde yetiştirdiğiniz sebze türlerinin her birini ne zaman hasat ettiğinizi görebilirsiniz ve gelecek yılın plânını hazırlarken bu plânlardan yararlanabilirsiniz.
Bitkilerin plân üzerinde gösterilmesi: Yetiştirilecek alanın plânı üzerinde yetiştirmek üzere seçtiğiniz sebze türlerini, bu sebze türleri için ne kadar alan ayırdığınızı da dikkate alarak plân üzerinde yerleştirmeniz gerekir. Plâna sebze türlerini yerleştirirken uzun boylu sebze türlerini ileride diğer bitkilere gölge yapmayacak şekilde yerleştirmelisiniz. Örneğin uzun boylu sebze türlerini orta kısma getirirseniz iki tarafındaki bitkilere gölge yapabilir. Sebze türlerinin özelliğine göre aralık mesafeleri ayarlarken, ileride bakım işlerini kolaylaştıracak şekilde parseller hazırlamanız yararlı olur.Bahçe alanınız darsa uzun boylu sebze türlerini tele veya ipe alarak yetiştirip, alandan tasarruf edebilirsiniz.
Sebzelerin ekim dikim tarihlerinin plân üzerinde gösterilmesi: Bitkileri plâna yerleştirdikten sonra, bu türlerin ekim ve dikim tarihlerini plânın üzerinde göstermeniz gelecek yaz ve sonbaharda yapacağınız işler için size yardımcı olur. Ayrıca gelecek sezonda hangi sebze türlerinin yetiştiriciliği hakkında bilgi sahibi olmanız gerektiğini de bu plâna göre öğrenmiş olursunuz.
Plâna yetiştiricilikle ilgili bilgilerin kaydedilmesi: Yetiştiricilik sırasında karşılaştığınız sorunları, bu sorunları çözme şeklinizi, deneyimlerinizi de plâna kaydedin ve bu plânları saklayın. Birkaç sezon sonrasında bahçenizle ilgili bir defter tutmuş olduğunuzu göreceksiniz. Yıllar içinde bu defter sizin bu işten giderek daha fazla zevk almanızı sağlayacaktır. Bu bilgileri küçük not kâğıtlarına yazmayın. Çünkü bunlar çok çabuk kaybolurlar. Bir silsile izlemediğinden parçaları bir araya getirirken çok vakit kaybedersiniz. Bir defter tutmak daha faydalıdır. Kayıtları saklamanız gelecek yıllardaki plânlarınız için de size yol gösterir.
Domates Yetiştiriciliği
Domates Yetiştiriciliği, domates sıcak ve ılıman iklimde yetişen bir sebzedir. Yetiştirme evrelerinde ısı sıfırın altına (-2,-3 ºC'ye) düştüğünde bitki tamamıyla ölür. Fidelerin tarlaya dikilmesinde ilkbahar donlarının sona ermesi gerekir. Domateslerde çoğunlukla gece ve gündüz aralarında 6 ºC ile 8ºC'lik bir farkın bulunması istenir. Gündüz sıcaklığının 19-26 ºC, gece sıcaklığının 14-18 ºC olduğunda durum iyi olur. Döllenme olayının ısı ile çok yakın bir ilgisi vardır. Domates çiçek tozları 10 ºC ve daha yukarı derecelerde istenilen biçimde çimlenerek döllenme yapılabilmekte ve sıcaklık 15 ºC'nin altına düştüğünde meyve tutma olasılığı da azalmaktadır. Düşük sıcaklıkta polen tozu çok az oluşur, kısmi döllenen şekilsiz meyveler ortaya çıkar. 40 ºC'nin üstünde ise çiçek tozları ölür ve meyve teşekkülü olmaz. Fide yetiştirme materyali tavlı ise sulamaya sebep yoktur. Aksi takdirde, fide yetiştirme materyali ile doldurulmuş fide torbaları ya da fide yetiştirme kaplarının iyice sulanması ve sonra tohum ekimi yapılması gerekir. Tohumların 3-4 saat ıslatıldıktan sonra ekilmeleri çimlenmeyi kolaylaştırır. Tohumlar 1-3 cm derinliklerde ekilmelidir. Tohum ekimini takiben bir daha hafifçe sulanması yararlıdır. Kimyasal gübreler tohum ekiminden en az 15 gün öncesinde fide yetiştirme materyaline karıştırılması gerekir. Tohumların çimlenmesi için en uygun toprak sıcaklığı 12-15 ºC olmalıdır. Bu sıcaklıklarda tohumlar 5-13 gün arasında çimlenir. Domates fidelerinin en uygun şaşırtılma vakti kotiledon yapraklarının tam gelişmelerini tamamladıkları ve yere paralel oldukları zamandır.
Fide dikimi ilkbahar don tehlikesinin tamamıyla kalktığı, toprak ve hava sıcaklığı 12-15 ºC'yi bulduğu zaman yapılır.
Saksıda Domates Yetiştirme
Saksıda Domates Yetiştirme:Domates tohumlarını hazır paket almak yerine köylerde yetiştirilen domateslerin çekirdeklerini bir peçete ya da kağıt havlu içerisinde kurumasını bekleyin. Fakat en güzel tohumlar ekim ayı mart ortasında çıkmaya başlar.Köy domatesini istememizin sebebi doğal domates olması yetiştireceğiniz domatesin yararlılığı açısından önemlidir.Pak temiz bir ırk domates olursa daha yararlıdır.Tohumlarınızı kağıt havlu veya peçeteye sarıp kuruttuktan sonra dikmek istediğiniz an tohumları direk alabilirsiniz. Etrafında kurumuş peçete artıkları fazla bir sorun oluşturmaz.
Öncelikle tohumları çimlendirebileceğiniz bir saksı bulmanız gerekmekte. Daha sonra hazır topraklar satılıyor onları alabilirsiniz ya da bahçelerde kırmızı topraklar olur onları da kullanabilirsiniz.Saksının yarısını biraz geçene kadar toprakla doldurunuz.Saksının altında toprakların nefes alabilmesi için delik olmasına dikkat edin.Eğer delik yoksa kendiniz açabilirsiniz.Önceden hazırladığınız tohumları her saksıya bir tane gelecek şekilde toprağın üstüne indiriyoruz. Daha sonra üzerine bir santimetreyi geçmeyecek biçimde toprak daha döküyoruz.Burada ki amaç tohum çimlenmeye başladığında çok derinde olmasın ki yüzeye erken çıkabilsin.Bir santimetre tohumu ekmek için yeterli mesafedir.Birden fazla tohum ekmemeye dikkat ediyoruz çünkü büyüdüklerinde yan yana olmayı sevmezler.Tek başına ekmeniz domatesden alacağınız verimi üst noktalara taşır.
Bu süreçlerden sonra tohumlar yüzeye çıkmayacak biçimde saksılarımızın üzerinden su döküyoruz ve karanlık bir yerde tohumlarımızın çimlenmesini bekliyoruz. Aslında karanlıkta olmasa da olur.Tohumlar yaklaşık bir hafta içerisinde çimlenmeye başlar ve onuncu günün sonuna doğru hemen hemen her tohum çimlenmiş olur.
Bu zamanlar tohumun türüne, bulunduğu yerin sıcaklığına, nemine göre değişiklikler gösterebilir.Tohumlar çimlenene kadar sürekli toprağın nemine bakıp yavaş yavaş sulama yapalım.Önemli olan sulama anının aynı olması ve gölgede gerçeklemesi.
Domates tohumları çimlendikten sonra yaklaşık üç dört santimetreyi bulmaları iki üç haftayı alır. Bu süreçlerden sonra tohumların rüzgar, soğuk,kar ve diğer zararlı etkenlere karşı korumaya alınız.Domates fide haline gelmesi hemen hemen bir kaç ay sonra 20-25 cm boy uzunluğuna erişir.Domates fideleriniz ekim işleminden iki ya da üç ay içerisinde çiçek açmaya başlar. Bu söyleyeceğimiz önemli. Domateslerinizi sürekli kontrol edin. Çiçek açmaya başlayacağı an kesinlikle gübre vermelisiniz. Çünkü verimi en çok etkileyen unsurlardan birisidir.
Domates fideleriniz çiçek açmaya başladığı zamandan sonraları aralıklı olarak gübre verin.Gübre ; sürekli otla beslenen hayvanların sert atıklarıdır.Gübre içinse kuş gübresini öneriyorum .Kanatlı hayvanların idrar yapma gibi bir durumları olmadıkları için tüm dışkılarını sert olarak çıkarırlar ve bitkilerin ana besin kaynağı olan azot açısından çok zengindirler.Azot ise bir protein kaynağıdır. Bitkileriniz için bulunmaz bir kaynaktır.Bu gübreyi kuş satılan mağazalardan temin edebilirsiniz,Fakat bu gübrelerin kullanımına dikkat etmelisiniz.Fazla gübre verirseniz tohumlarınızı yakabilirsiniz.Bu yüzden çok fazla atmamaya dikkat edin.Domates fidelerinize bu uygulamaları yaptıktan sonra, her salkımdan dört beş tane domatesin çıktığını göreceksiniz. Domateslerinizi el ile değilde bir makas yardımıyla kesmeniz domateslerinizin zarar görmesini engelleyecektir ve fidenize zarar vermeyecektir
Domateste Yeşil Kurtlara karşı mücadale: Kadife Çiceği Özütü
Yeşil Kurtlar, özellikle domatesleriniz de büyük zararlar verir.
Domateslerimize zarar vermesiyle büyük sıkıntılar ortaya çıkartan Yeşil Kurt’a karşı, doğal çözümlerle mücadele edebilirsiniz. Ancak, öncelikle kültürel mücadele yöntemlerini birbirine entegre edebilirseniz, bütün zararlıları, zarar eşiğinin altında tutmak mümkündür. Bu kültürel mücadele yöntemleri, Yeşil Kurt için de uygulanırsa, istenilen sonuç alınabilmektedir.
Yeşil Kurtlar’a kültürel önlem olarak;
Tarla ve çevresinde yabancı ot temizliği yapılmalı
Çürük domatesler tarlada bırakılmayıp imha edilmelidir.
Öte yandan; bazı sap ve yaprak kurtlarının ergin kelebeklerinin, Hodan, Biberiye, Kekik ve Nane kokusuna gelmediğini biliyoruz. İleri derece koruma için bu bitkileri domatese yakın dikebilirsiniz. Bu bitkileri domatese yakın diktiğiniz zaman, kelebekler yumurtalarını bırakmak için bitkinizi ziyaret etmeyecek ve dolayısıyla yeşil kurtları domatesinizden uzak tutmuş olacaksınız.
Ayrıca, Yeşil Kurtlar’ın Trake solunumlarını engelleyecek (kaya tozu, kükürt gibi) bazı preparatlarda denenebilir.
Ülkemizde büyük zararları olan Yeşil Kurtlar, hobicilerinde baş belası olarak karşımıza çıkmaktadır.
Yeşil Kurt’u tanıyalım
Erginleri yaklaşık 4 cm kanat açıklığına sahip kelebeklerdir. Genel görünüşleri bejimsi-kahverengidir. Yumurtaları küçük, krem renginde ve üstten basık küre şeklindedir. Larvaları olgunlaştığında boyu 4 cm'ye ulaşır. Sırt kısmında yeşil, kahverengi ve sarı renkte bantlar, yanlarda da sarı birer bant bulunmaktadır.
Zararı larvaları verir
Yeşil kurt zararını larvaları yapar. Genç dönem larvalar yapraklarla beslenir. Daha sonra domates, biber, patlıcan ve bamya gibi sebzelerin meyvelerini delerek içine girer ve orada beslenir. Bir meyveden diğerine geçerek birçok meyvenin zarar görüp çürümesine neden olurlar. Yeşil kurt sebzelerden domates, biber, patlıcan, bamya ve baklagillerde zarar yapar.
Nisan sonuna dikkat!
Yeşil kurt kışı toprakta 3-8 cm derinlikte pupa denilen sakin dönemde geçirir. İlkbaharda nisan sonundan itibaren ilk kelebekler görülmeye başlar. Daha sonra dişi kelebekler bitkilerin yaprak, meyve ve taze sürgünleri üzerine yumurta bırakırlar. Bir dişi 700-1500 kadar yumurta bırakır. Yumurtadan 2-10 gün sonra çıkan larvalar beslenmeye başlar. Yılda 3-5 döl verirler.
Meyveler arası transfer olan Yeşil Kurtlar,
bütün bahçenin yok olmasına neden olabilirler.
Meyveler arası transfer olurlar, zarar büyürBu zararlıların kelebekleri tarla üzerinde uçarak domates sürgünlerinin uç kısımlarına bırakır ve bunlardan çıkan tırtıllar bitkinin sürgün uçlarını yemeye başlarlar. Larvalar 1. ve 2. dönemde yapraklarda beslendikten sonra meyvelere geçer ve bir meyveden diğerine geçerek birçok meyvenin zarar görmesine neden olur. Larvalar tarafından zarar verilen meyvelerde mantar ve bakteriler çoğalabilir.
Yeşil Kurtlar için Doğal ilaç olarak, Kadife Çiceği Özütü öneriyorum.
Kadife Çiçeği bitki özütü:
Kadife çiceğinde; rengini veren lutein ve zeaksantin var. Kadife çiçeği özü (bahsettiğim özü, bitki özütü değil, ancak özütü de buna yakın etki gösterir), bakteri oluşumunu önlüyor. Zararlı mikroorganizmalar ve toksit metobalitleri engelliyor. Yapılacak bitki özütü, seyreltilerek toprağa dökülmesi gerekir. Bitkiye püskürtmeyin... Bitkiye püskürtme isteyebileceğiniz spery tarifi aşağıdadır.
Kadife Çiçeği’nden hazırlanan sprey
Kadife çiçeği, su ve sabunla karıştırılarak bir solüsyon hazırlanır. Bu solüsyon afid, larvalar ve sinekler için de uzaklaştırıcı etki gösterir. Bir avuç kadife çiçeği, havanda ezilerek, bulamaç kıvamına getirildikten sonra, 1 litre suyun içinde erittiğiniz 2 kaşık arap sabunu karışımına ekleyin. Bir saat bekletip, süzdükten sonra bitkilerin üzerine püskürtebilirsiniz.
Kadife çiceği Bitki özütü: Bütün bitki özütlerini hazırlayabilmek için farklı yöntemler vardır. Her yöntemin kendine gore kolaylığı, çabukluğu ve hazırlanan özütün dayanıklılık süresi vardır. En uzun dayanma fermantasyonda olur ancak, bitkisine gore 8 ila 12 gün fermente edilmesi gerekir. Öte yandan emiştirme, haşlama ve kaynatma daha kısa sürede hazırlanmasına rağmen, dayanıklık süresi azdır. Öte yandan bitkilerin etkin maddelerinin suya çıkması da buna oranla olur. Bunları göz önünde bulundurarak, metotlardan hangisini istediğinize karar verip öyle hareket edin…
Haşlama metodu: 1 kilo çiçeğe 10 litre hesabıyla hareket edin. Kadife çiçeklerini (istersiniz dal ve yapraklarını da) 24 saat soğuk suda beklettikten sonra, 20-30 dakika kaynatın… Süzdükten sonra, yüzde 20 oranında (1 litre bitki özütü, 4 litre su) sulama yapın.
Bitki özütleri genelde sebzelerinize zararlı bir etki göstermez ancak, bir tanesinde deneme yaptıktan sonra kullanmakta büyük fayda var.
Fermente dışındaki metodlarla hazırladığınız bitki özütleri en geç 2 gün içinde kullanın… Etkin maddeler kaybolur.
Bitkilerde Çiçekburnu çürüğü neden olur, Domateslerin altları neden çürür
HOBİCİLERİN en çok domateslerinde rastladığı bu durum; biber, kabak, patlıcan ve hatta karpuz-kavun gibi kalsiyum ihtiyacı olan bütün meyve ve sebzelerde görülebilir. Verim kayıplarına yol açan bu durum, en yaygın görülen meyva kalite problemi olarak karşmıza çıkıyor.
Verim kayıplarına yol açan Çiçek Burnu Çürüklüğü’nün, kalsiyum noksanlığından kaynaklandığı, buna sebep olarak da tuz stresi gösterilmektedir. Bitkinizde ve dolayısıyla toprakta kalsiyum eksikliği teşhisi konulması için ‘Çiçek Burnu Çürüklüğü’nün oluşması yeterli değildir.
Sulama hataları yapılıyor
Kalsiyuma ihtiyacı olan karpuzda da
'Çiçek Burnu Çürüklüğü görülebilir.
Öncelikle, Çiçek Burnu Çürüklüğü, düzensiz sulamadan ve fazla sulama yapıldığı için toprak yapısını bozmanızdan ve bunları takip eden tuz stresinden kaynaklanıyor. Fazla sulama yaptığınız için kalsiyumu kaybettiğiniz gibi, mikro elementleri de kaybettiniz. Çiçek Burnu Çürüklüğü oluşmaya başladığı zaman Kalsiyum vermeye kalkarsanız, Magnezyum da eksik onu da vermeniz lazım... Kalsiyumu fazla kullandınız, Bor’u bitirecek, Bor bitince, Kalsiyum’u bitkiye kim taşıyacak... Çiçek Burnu Çürüklüğü olduktan sonra yapraktan Kalsiyum takviyesi yapmanın bir anlamı olmayacak.
Bitkinin de toprağında Kalsiyum’a ihtiyacı var. Bitki artıklarının organik maddeye dönüşümünde Kalsiyum’a ihtiyacı vardır.
Yeşil Gübreleme de Kalsiyum'u azalır
Genelde ‘yabancı otları’ toprağa direk karıştırma veya yeşil gübreleme sonrasındaki devrede, kalsiyum eksikliği oluşmaya başlar. Kimyasal bir gübreleme programı uygulamadığınız içinde özellikle domateslerde kalsiyum ihtiyaçları başgösterir.
Kalsiyum takviyesi için bilinen yöntem kireç kullanılması ama, bu toprağın ‘aktif asitlilik’ oranını biraz olsun düşürür. Asıl üretimin son saflarında etkili olan ‘Pasif Asitlilik’ toprağın genelinde varsa, bununla ayrıca uğraşmak gerekir.
Belirtileri:
Başlangıçta meyvenin çiçek burnunda oluşan açık renkli leke, giderek kahverengi ve siyah renge dönüşür. Bunu takip eden süreçte; kuru, deriye benzer bir görünüm alır. İleri aşamalarındaysa, mantar enfeksiyonu sonucunda, bu bölge yumuşak ve ıslak bir görünüme dönüşebilir. Çiçek burnu çürüklüğünü oluşturan koşullar fazla ise, bu belirtiler meyvelerin erken döneminden itibaren görülmeye başlar.
DİKKAT: Çiçek Burnu Çürüklüğü olduğu dönemde artık Kalsiyum takviyesi yapmanın bir esprisi kalmaz. Bu yönde tavsiyeler hatalıdır.
Bu durumla ilgili bir çok tez ortaya atılıyor.
Fazla sulama, bitkilerde su/tuz stresi yaratıyor.
Kalsiyim eksik olduğu için bu hastalık baş gösteriyor.
Azot fazla kullanıldığı için, yeşil aksam olması gerekenden fazla büyüdü ve yeterli olan kalsiyum, sanki eksikmiş gibi etki vermeye başladı. En büyük neden de budur...
Daha detaylı bakacak olursak;
Düzensiz sulamalar.
Bitki gelişiminin hızlı olması.
Bazı besin elementlerinin aşırı seviyede bulunması. (Fazla Azot, gelişmeyi hızlandırdığı için Kalsiyum ihtiyacını artırır; fazla Potasyum da Kalsiyum’dan yararlanmayı engeller.)
Dikimin soğuk toprağa yapılması. Kalsiyum'u kullanılabilir forma çeviren organizmalar düşük sıcaklıklarda etkili çalışamazlar ve bitki yeteri kadar kalsiyum alamaz. Toprak sıcaklığı arttıkça bu organizmaların çalışması da arttığından, daha fazla miktarda Kalsiyum, kullanılabilir forma dönüşebilir.
Çapa işlemleri derin yapıldığında, kök uçları zarar göreceğinden dolayı, bitkinin su alımı engellenir ve böylece meyvelere taşınması gereken Kalsiyum miktarında azalma olur.
Topraktaki tuzluluğun yüksek oluşu.
Aşırı azotlu gübrelemeler.
Köklerde zarara neden olan hastalık ve zararlılar da Kalsiyum alımını engellediğinden Çiçek Burnu Çürüklüğü’ne neden olabilir.
Bitkilerin susuz kalışı da Kalsiyum alımını azalttığından dolayı Çiçek Burnu Çürüklüğü’ne neden olabilir.
Dikkat edecek olursanız, konu dönüp dolaşıp ‘kalsiyum eksikliği’ne geliyor. Ama yukarıda belirttiğim gibi, bazı nedenlerin de oluşması gerekir. Çiçek Burnu Çürüklüğü’nün nedeni olarak, ilk başta verilecek ‘Kalsiyum eksikliği’ doğru teşhis gibi dursa da;
Kalsiyum eksikliği sonucu, önce genç yapraklar deforme olur, genç yaprak kenarlarında sararma, esmer lekeler ve kurumalar, ölü lekeler görülür.
Yaprak kenarları önce sarı-yeşil, sarı, sonra kahverengine döner.
Yaşlı yapraklarda damar aralarında sararma gelişir ve dağınık ölü lekeler görülür.
Domateste kalsiyum eksikliği belirtileri, bitkinin yukarıdan aşağıya doğru seyreden bir çok belirti verir. Önceleri yeşil rengini koruyan fakat, çoğunlukla cılız kalan yaprak sapları, daha sonra canlılıklarını yitirmekte ve yapraklar dallara yapışık gibi bükülürler.
Bu nedenlerin gözlenmediği toprakta yetişen bitki için ‘kalsiyum eksik’ demek, hatalı bir teşhis gibi duruyor.
Önlemler
Dikimden önceki önlemler:
Kalsiyumlu gübreler dikimden önce verilmeli ya da geç kalınmış ise yapraktan uygulanmalıdır.
Toprak nemi dengede tutulmalıdır. Sulamalar yeterli olmalıdır fakat fazla olmamalıdır. Sulamalar arasındaki sürede toprak kurumamalıdır. Seyrek ve çok sulama yerine, sık ve az sulama tercih edilebilir.
Malçlama toprak nemini stabil tutacağı için yarar sağlayacaktır.
Ot mücadelesi için yapılan çapa işlemleri yüzeysel yapılmalı, saçak köklere zarar verilmemelidir.
Azot sadece yeteri kadar verilmeli, fazla verilmemelidir.
Soğuk toprağa dikim yapmaktan kaçınılmalıdır
Çiçek Bunu çürüklüğünden sonraki önlemler:
İlk mahsüllerde bu olabilir, sonrakilerde genelde görülmez. Çünkü, çiçeklenmeye başladığı periyottaki 15-20 günlük süreçte hata yapmışsınız, bunun sonuçlarını çekiyorsunuz. Bundan sonra sulama dengesini iyi oluşturarak –ki fazla sulama yapmayın, zaten sıkıntınız bundan önceki devrede fazla sulamadan oluyor-. meyveler yeşil rengini kaybedip kırmızıya dönmeye başlayınca, sulamayı kesin, bırakın kızarsınlar, bunları topladıktan yani ilk hasadı yaptıktan sonra sonra sularsınız.
Budama yapmak önemli! Kıyın domateslerinize
[img]Ağırlıklı olarak, domateste budama yapılmadığı, yeşil aksamın dengesiz büyümesi nedeniyle bu sorunla karşılaşılıyor. Azotu fazla kullanma nedeniyle yeşil aksamın fazla büyümesi ve toprakta yeterli olan kalsiyumun ‘bitkiye yetmemesi’nini sıkıntısını çekiyorunuz. Bu durumda da, alt budama, salkım budama veya en sonunda tepe budama yapılmamasından sorun çıkıyor. Yeşil aksam fazla büyük oluyor. Fazla büyük olan domates bitkisinden fazla ürün alınacak değil... Budamaları özenle yapın... Bir çok hobici ‘ben sadece ahır gübresi koydum, azotu fazla vermedim ki’ diye serzenişte bulunmaktadır. İstenilenden fazla sulama yapıldığı için, ahır gübresindeki özellikle azot ağırlık besin maddeleri, suyun etkisiyle daha hızlı bitkiye taşınmaya başladı. Bu nedenle, ahır gübresindeki sıkıntımızı ortaya çıkartan azotun hızlı olarak bitki trafından emilmesine neden oldu.
Evde Gübre Şebeti Nasıl yapılır, Hayvan gübrelerinden şerbet nasıl yapılır, Bitkilere doğal gübre
Gübre Şerbeti, hem hazırlaması kolay, hem yararlı bir sıvı gübredir. Hobicilerin rahatlıkla hazırlayacağı gübre şerbeti, bitkilerin gelişmelerinden önemli rol oynar. Kuracağınız düzeneğe akvaryumlarda kullandığımız 'havataşı'ndan mutlaka koyun ki; oksijen ihtiyacını karşılasın...
Gübre Şerbeti, tarımda kullanılan herhangi bir organik/doğal gübrenin, su içinde bir müddet bekletilmesiyle gübrenin içindeki besin maddelerinin suya geçmesinin sağlandığı, gübrenin içindeki besin maddelerin bitki tarafından daha hızlı alınmasında yardımcı olan bir anlamda gübre özütüdür.
Temelde; bir birim herhangi bir organik/doğal gübrenin, ona uygun birimde su içinde, gübrenin çeşidine göre sürecek bekleme süresiyle, içindeki faydalı organizmaların ve minerallerin suya geçmesiyle hazırlanır. Basit, kolay ve etkili bir çözümdür. Her hobicinin rahatlıkla yapabileceği ve uygulayabileceği bir gübreleme çeşidi olarak büyük yararlar sağladığını söyleyebilirim. Ayrıca dikim zamanları gereği, soğuk topraktaki marul, brokoli ve lahana gibi sebzeler için, toprak ısısının artmasına da yardımcı olur.
Neden gübre şerbeti yapmalıyız?
Bahçenizde veya balkonunuzdaki saksıda kullanacağınız doğal gübre, bitkilere yılda bir veya iki defa verilir. Toprakta bulunan yarayışlı mikroorganizmaların çözünme işlemine tabi tuttuğu gübrenin içindeki besin maddeleri, bitkinin alabileceği forma sokulduktan sonra bitki kökleri tarafından bitkiye ulaştırılır.
Ancak bu süreç içinde, bünyesindeki besin maddeleri, özellikle sulama suyunun etkisiyle, toprağın daha alt katmanlarına doğru süreklenir veya kimyasal tepkimeler nedeniyle atmosfere karışır. Gübre şerbeti ise, bu çözünme hızını artıracağı için, çok daha çabuk etki gösterir. Bitkiyi dikeceğimiz zaman verdiğimiz gübrenin yanında, sulama suyuna karıştıracağınız gübre şerbetini, bitkinin gelişim sürecine bağlı olarak bir kaç hafta arayla verebilirsiniz.
Yaparken dikkatli olun
Gübre şerbetini, gübreyi suya koymaktan ibaret sanmak bir çok zararı beraberinde getirebilir. Bazı püf noktalarına uymak zorunluluğu vardır. Mesela her gübre aynı oranda aynı suyla karıştırılıp, aynı oranda sulama suyuna konulmaz.
Suyun kalitesi de önemli
Her türlü organik gübre yapımında suyun kalitesi önemlidir. Bitki özütleri veya gübre şerbeti yaparken dikkat edilecek ilk nokta, suyun kalitesidir. En iyi su ‘yağmur suyu’dur. Yağmur suyu hasadı yapabiliyorsanız mutlaka yapın, yapamıyorsanız, çeşme sularındaki ‘klor’un işimizi zorlaştıracağını ve kimyasal tepkimeler sonucu elde etmek istediğimiz sonuçlarda sapma olacağını unutmayın.
Bu nedenle, varsa yağmur suyu, yoksa ağzı açık ve metal olmayan bir kapta 3 gün bekletilmiş ve bu bekleme sırasında büyük bir kepçe yardımıyla çırptığınız çeşme suyunu kullanabilirsiniz.
Gübre ve suyun oranları
İşin püf noktalarından biri de, hangi gübreyi, ne oranda suyla karıştıracağınızdır. Gübrelerin nitelikleri nedeniyle farklı oranlar kullanmak zorundasınız.
Kabaca sıralamak gerekirse:
Sığır gübresi: 1 birim gübre 3 birim su
Solucan gübresi: 1 birim gübre 4 birim su
Koyun, keçi gübresi: 1 birim gübre 5 birim su
Güvercin, tavuk gübresi: 1 birim gübre 10 birim su şeklindedir.
Bitki özütleri de genelde 1 birim gübre ve 10 birim su şeklinde formüle edebiliriz.
: Gübre şerbetinin oranlarını iyi belirleyin.
2: Gübre şerbeti oranına göre su ilave edin.
3: Bitkilerin köklerine sulama suyu olarak koyun.
Bekleme süresi ne olmalı?
Burada farklı görüşler mevcut, hepsinin kendince haklılık payları vardır. Gübreyi ne kadar çok suyun içinde bekletirseniz o oranda besin maddeleri suya karışacaktır. Özellikle ‘azot’ fazlaca birikeceği için, sebzelerde dallanma, koflaşma, anormal büyümeleri tetikler. Bu konu biraz da gübre şerbetini; hangi bitkinin hangi büyüme evresinde kullanacağınız, nerede kullanacağınız ve hangi hayvanın gübresini kullanacağınıza bağlı olarak değişebilir.
Domateste fazla azot sıkıntı yaratacak, anormal dallanma ve gövde büyümesi oluşturacak, toprak içindeki kalsiyum, domates bitkisine yeterli olmayacak ve bunun sonuçlarından biri olan ‘çiçek burnu çürüklüğü’ne davetiye çıkartacaktır. Öte yandan, azot isteği fazla olan sebzelerde inanılmaz fayda sağlayacaktır. Kış sebzelerinde, soğak toprağı bertaraf ederek, köklenmeyi artıracaktır. Bununla birlikte evimizdeki çiçekleri beslemek istiyorsak, fazla azotun bize sağlayacağı artıları gözden kaçırmamak gerekir.
Zamanlamayı ayarlamak gerekir
Aslında gübre şerbetini yapmaya başladığımız tarih ve kullanacağımız bitkinin yetiştirme teknikleri önemli... Mesela domates yetiştiriyoruz. Domatesleri tarla-bahçe veya saksıya diktikten sonra yandırma işlemini yaptığımızı farz edersek, ilk sulama aşağı yukarı 10 gün sonra yapılacaktır. Gübreyi şerbet olması için hazırlıyoruz ve oksijen destekli bir sistem kurduk diyelim. İhtiyaç duyacağımız gübre oranını ve hangi sulama periyodunda kullanacağımızı belirledikten sonra, ihtiyaç duyulan gübre şerbetinin yapılması için domatesleri diktiğimiz günün 10 gün sonrasına yapmaya başlarsak, bize geriye kalan 7 günlük zaman, çok kuvvetli bir gübre şerbeti elde etmek için gerekli süreyi verecektir. Ancak oksijensiz bir ortam yaratacaksak, yani direk suya koyup üzerini kapatmayı düşünüyorsak, 3 gün önce başlamak, ilk sulama suyundaki azot miktarı için gerekli yoğunluğu sağlar.
UNUTMAYIN: Ancak ikinci sulama periyodunda, daha kısa süreli bir bekleme yapmalı, gübre şerbetinin 2’inci gününde kullanmalıyız. Bu zamanlamayı ve teknikleri kendinize, kullandığınız gübre çeşidine ve yetiştirdiğiniz bitkiye göre ayarlamalısınız.
Gübre şerbeti için düzenek hazırlama
Gübre şerbetini, kapalı bir kutunun içine koyduğunuz gübre ve suyla birlikte de yaparsanız. Bu tarz bir gübre şerbeti üretimi yapacaksanız dikkat etmeniz gereken oranlar ve bekleme süresidir. Çünkü bu tarz bir üretim sırasında, fazla bekleme, oksijensiz ortamda zararlı bakterilerin çoğalmasına neden olacaktır. Ağzı açık olarak bekletmek, koku yapacağı için, özellikle evlerde pek önermem. Ancak, kuracağınız basit bir düzenek hem gübre şerbeti, hem de kompost çayı yapımı için çok elverişlidir.
Bu sistem için gerekli olan metaryaller:
50 lt civarında musluklu kapaklı bir bidon
Akvuryum hava pompası ve havataşı
Gerekli oranda akvaryum boruları
Delikli sac
Evlerde kullanılan Tül
Matkap ve bağlantı parçaları
Gübre şerbeti veya kompost çayıdüzeneği için kullanacağınız musluklu bidonun kapasitesi tamamen size bağladır. İhtiyaçlarınız oranında bir kap edinin yeter. Kabın dibine delikli sacı, yaklaşık 10 veya 15 cm yukarıda bir yer oluşturacak şekilde sağlamca yerleştirin. Bu iş için, kare bir kap çok daha rahat çalışmanızı sağlar. Bidonun kenarlarından 5 cm fazla kestiğiniz sacın bu 5 cmlik yerlerini kıvırarak bidona sabitleyebilirsiniz. Yuvarlak bidonlarla biraz daha uğraş vermeniz gerekebilir. Ama mutlaka bu bariyeri oluşturun ki; üzerine koyacağımız tülü sabit tutsun. Bidonun dibine akvaryum havataşını yerleştirin ve sacı sabitlediğiniz yerin altından bir delik açarak, akvaryum hortumlarını buradan geçirin. Geçirdiğiniz hava borularını hava taşına bağladıktan sonra, deliğin su sızdırmaması için önlem alın. Bunun için bir çok metod var. İsterseniz suya dayanıklı sıvı conta sıkın, isterseniz suya dayanıklı sıvı yapıştırıcılarla sabitleyin, yeterki su sızdırmasın... Tülün üzerine oranlar sabit tutularak gübre veya kompost konulduktan sonra, üzerine suyu koyun ve hava taşını çalıştırın... Gerekli sürelerin tamamlandığı zaman, musluktan gübre şerbetinizi veya kompost çayınızı alıp kullanabilirsiniz. Dönemsel olarak, gübre ve su miktarını kontrol ederek, gerekli takviyeleri yapabilirsiniz.
(Kompost çayı yapımı ve faydalarını başka bir yazıda genişçe ele alacağım)
Delikli sacı sabitleme konusunda sıkıntı yaşarsanız, içine tül gerdiğiniz, bol delikli bir kovayı bidonun içine askı yaparak asabilirsiniz. Veya kahve çuvalı gibi hem geçirken, hemde parçların suya karışmasını engelleyevek bir metaryalin içine koyduğunuz gübreleri, direk suyun içine bırakabilirsiniz. Ama havataşını mutlaka koyun...
Bu düzenekten elde ettiğiniz gübre şerbetini, sezon boyunca kontrollü bir şekilde kullanma şansınız var.
Gübre şerbeti ile sulama zamanı ve sıklığı
Gübre şerbetini sulama suyuna ilave edeceğiniz için, sebzelerin sulama ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak kullanın...
Gübre şerbetinin kullanım sıklığı bitkilerin yaşam döngüsüne göre ve şerbetin temiz su ile karıştırılma oranına göre de değiştiğini anlatmıştık. Bu ilkeleri göz önünde bulundurun...
Gübre şerbetini, bitki besin maddesi ihtiyaçlarını göz önünde bulundurduğunuz bitkilerin gelişim sürecinde kullandığınız sulama suyuna, belli oranlarda karıştırarak kullanın...
Sebzelerde, ilk hasat zamanına kadar verilen ölçülerde, daha sonraki süreçlerde oranları gübre şebreti lehine azaltarak kullanabilirsiniz.
Bahçe süs bitkilerinde yaz ortasına kadar kullanabilir, Lale ve benzeri sadece baharlık soğanlı bitkilerde çiçek açtıkları zaman bir defa verirseniz iyi olur.
Zambaklara, ilkbahar ortasında bir defa, çiçek açtıkları zaman bir veya iki defa uygun aralıklarla tekrar edebilirsiniz.
NOT: Eğer toprak çok fazla kurumuşsa bitkilerinizi akşamdan az sulayın, sabahleyin gübre şerbeti ile ayrıca sulayın.
Gübre şerbetinin Kullanım Miktarı:
Saksılar için bir su bardağı (200 cc) Gübre Şerbeti 1 litre suyla sulandırıp her bitkiye bir su bardağı gelecek şekilde haftada bir kullanılır.
Bahçelerde ve tarlada dikimden 15 gün sonra (domateste yandırmayla birlikte 17 gün) sulama esnasında haftada bir sulama suyuna katabilirsiniz. Ayrıca bir litre suya 200 cc gübre şerbeti sulandırıp, her bitkinin köküne bir su bardağı ve her hasattan sonra sulama suyu ile birlikte kullanılır..
İncir aşısında püf nokta:
Yarma aşısını vb gibi yaptığınız incir aşısına ateşte eritilmiş ısıtılmış aşı macunlarını kullanmayın. İncir aşı kaleminin kabuğu çok ince ve içi boştur bundan dolayı sıcak olan aşı macunları kalemi yakmaktadır. Soğuduğunda sürdüyünüzde ise, (ki doğru dürüst sürülemiyor ) tam yapışmadığından kuruduğunda o macun kabarma oluyor parçalanıp dağılabiliyor dökülebiliyor. Ağaç hava ve su kapabildiyinden dolayı aşı mallesef düzgün bile yapılmış olsada tutmuyor.
Çözüm: aşı yerini çamurla, toprakla, veya kil ile sıvazlayın, ardından iyice pamuklu bir bezle, kağıt ile, naylon ile, streçfilm ile aliminyum folyo ile hava almıyacak şekilde sarıp bağlanması ve üstüne torba, veya pet şişelerini kullanarak toprak ile doldurulması yaptığınız aşının tutması için daha yararlı faydalıdır.(ıslak adam arkadaşımızdan)
Balkonda Çuvalda Patates Nasıl Yetişir
Balkonda Patates yetiştirmek için bir adet gübre çuvalı dere kumu gübre toprak ve tohumluk iyi cins patates,
Bol gübreli toprağa Biraz kum karıştırılır, Az bir toprak koyup patatesleri yerleştirilir, Üzerlerini yine toprakla kapatılır, Biraz sıkıştırıp ara ara sulanır, Sürgünler çıktıktan sonra üç dört kat yaprak hep dışarıda kalacak şekilde diğer kısımları hep toprakla örtülür, Yani bitki uzadıkça toprakla örtüyoruz kat kısmını. Bu toprak altına yeni giren her kısımdan yeni yumru yapacak. Çiçek açana kadar bu örtme işlemine devam ediyoruz. Yapraklar solmaya dönmeden suluyorum. Çiçekler kuruduktan sonra çuvalı açıyoruz, Yumruları ayırıyoruz,. Çok ta lezzetli oluyor.
ZEYTİN HAKKINDA=
Zeytin ve Zeytinyağı Üretimi
Zeytin ağacı uygun sökülme yapılırsa,taşınabilir.
Zeytin ağacı farklı bölgeye taşındığında,ağaç kendini o bölgeye uygun hale getiriyor.
Zeytin ağacı yaşlandıkça içi boşalır ama meyve vermeye devam eder.
Rize dışında (aşırı nemli olduğu için) her yerde zeytin yetişebilir.
Zeytin ağacında Nisan'da çiçekleme başlıyor.
Gece gündüz arasında sıcaklık farkı,10 derece olursa zeytin çiçeğini döker ve zeytin olmaz.
Çiçeklenme döneminde ağaca hiçbir müdahale edilmemesi gerekiyor.
Kasım ayından sonra,ağaçta meyve bırakılmamalı..
Kasım'dan sonra ağaç dinlenmeli..
Hiç yağış almayan bir bölgeyse,yılda 4 kez sulama yapılmalı..
Meyve veren ağaçtan diğer ağaca aşılama yapılabilir.
Zeytinin yeşil ve ala olduğu dönem,zeytinyağının en kaliteli olduğu zamandır.
Siyah zeytinden yapılan zeytinyağında E vitamini artar.
Zeytin ağacı budama yapılırken,her ağaçtan sonra budama aracı çamasır suyuyla temizlenmeli ki bir ağaçtaki hastalık diğerine geçmesin.
Sırıkla zeytin toplarken bir sonraki sene çıkacak meyvenin gözenekleri söküldüğü için uygun değil..
Toplanan zeytinlerin,20.25 kg.lık hava alabilen üzeri açık,kasalarda taşınması gerekiyor.Güneş altında kalmadan..
Toplanan zeytinlerin 2-6 saat arasında fabrikaya gitmesi gerekiyor.
Zeytin çuvallara konursa ölür ve zeytinyağı kalitesiz olur.
Toplanan zeytinler +5 derecede depolanabilir.
Taze Yanmamış hayvan gübresi toprağa atılırmı, At gübresi kullanmak yararlımı,
Önü sıcağa gelen dönemlerde hayvan gübresi uygulamalarında dikkat edilmesi gerekir. Kışa girerken kaba bellenmiş veya iri kesekli pulluk ile devirme işlemi yapılmış toprağınıza yanmamış gübre verebilirsiniz. Yanmamış taze Gübre toprağa karıştırılmadan 1 -2 ay kış yağışını almalıdır. Bu arada taze gübre yanmış hale gelecektir. Bilahare toprak tırmıklanarak Ekim yapılabilir hale getirilir. At gübresi sanılanın aksine toprak fiziki yapısını daha iyi düzeltir. Bu gübre içindeki organik kuru madde miktarı diğerlerine göre daha fazladır. Atlar tek tırnaklı diğerleri çift tırnaklıdır. Çift tırnaklı hayvanlar geviş getirir sindirim yapısı farklıdır. At gübresini yakından incelediğimizde genellikle daha kuru ve lifli olduğunu görürsünüz. İşte bu zengin lif yapısı toprağın fiziki yapısını daha iyi hale getirir. Yanmış haldeki at gübresini ise yazın dahi kullanabilirsiniz. Toprağın daha fazla nem tutmasını sağlar. Bitki besin maddeleri yönünden de diğerlerinden hiç geri yönü yoktur. Özellikle zeytin ağaçlarında yaptığımız bir uygulamada gözle görülür iyileşmeleri gördük. Meyve tutumu, iriliği, yağ oranı vb. Keşke her zaman bulsakta kullansak derim..
Tarlalarda Susuzluk Sorununa nasıl çözüm üretilir, Turp ekilerek Toprağın susuzluğu giderilirmi
Kumlu susuz topraklarda su sıkıntısı olan bölgelerde arazilere turp ekerek su sorununa enaz %40 bir çözüm bulabilirler yillardir deneyerek saglikli bir sonuc elde ettik.
Turplar olgunlasinca bahar aylarinin yani bu gunlerine deng geliyor tarla sürülür turplar yagmurda su toplar sıcak gunlerde suyu serum misali topraga yavas yavas salar ve susuzlugu birnebze olsada topragi doyurur
Tarım Takvimi
Ocak ayinda
Tarla, Bağ-Bahçe ve Zirai Mücadele Faaliyetleri:
Ambarlarda gerekli koruma ve mücadele işleri yapılır.
Zabrus için tarla kontrolleri yapılarak gerekli mücadele yapılır.
Hububatta yabancı ot kontrolleri yapılarak gerekli ilaçlamalar yapılır.
Tarla faresi kontrolleri sonucunda, gerekli mücadele uygulamaları yapılır.
Bütün meyve bahçelerinde kabuklu bit ve torbalı koşnile karşı kış ilaçlaması yapılır.
Kalem aşıları için uygun kalemler alınır ve saklanır.
Bütün bağlarda kabuklu bit ve torbalı koşnile karşı kış ilaçlaması yapılır.
Kalem aşıları için uygun kalemler alınır ve saklanır.
Hayvancılık ve Arıcılık Faaliyetleri:
Hayvan sağlığını korumak ve bulaşıcı hayvan hastalıkları ile mücadele etmek amacıyla küçükbaş ve büyükbaş hayvanlarda hastalık taraması ve takibinin yapılarak hastalıkları epidemiyolojik olarak araştırılır.
Sağlık taramaları yapılır.
Büyükbaş hayvanlara tanımlama için küpe takılarak ve VETBİS veri tabanına işlenerek kimliklendirilir.
Kuduz hastalığına karşı kedi ve köpeklere koruyucu amaçla kuduz aşısının uygulanır.
İnsanları ısıran kedi ve köpeklerin müşahede altına alınması amacıyla ısırık takibi yapılır.
Yeni bal sezonu için iş akış planı yapılır. Hedefler belirlenir.
Arılar kış salkımı oluşturması sebebiyle fazla rahatsız edilmemeli ve bu salkım bozulmamalıdır.
Kovanların üst kapaklarının yağmur ve kar nedeniyle su alıp almadığı kontrol edilir. Rüzgârdan etkilenen kapaklar düzeltilir.
Eldeki balların toptan ve perakende satışına devam edilir.
Şubat Ayinda
Tarla, Bağ-Bahçe ve Zirai Mücadele Faaliyetleri:
Şubat ayının ikinci yarısından sonra soğan ve sarımsak ekilebilir.
Ambarlarda gerekli koruma ve mücadele işleri devam eder.
Zabrus için tarla kontrolleri yapılarak gerekli mücadeleye devam edilir.
Hububatta yabancı ot kontrolleri yapılarak gerekli ilaçlamalar yapılır.
Tarla faresi kontrolleri sonucunda, gerekli mücadele uygulamaları yapılır.
Meyve bahçelerinde çeşitli zararlı ve hastalıklarla kış mücadelesi yapılır.
Fidan yerleri işaretlenir ve çukurları açılır.
Hava ve toprak şartları uygun gittiği takdirde ayın ortasından sonra fidan dikimleri yapılır.
Hava ve toprak şartları uygun gittiği takdirde meyvelerde ayın ortasından sonra budama çalışmaları başlanır ve devam edilir.
Bütün meyvelerde çeşitli zararlı ve hastalıklarla karşı bordo bulamacı atılır.
Seralarda yeşil soğan, roka ve marul hasadı devam eder.
Bağ fidan yerleri işaretlenir ve çukurları açılır.
Hava ve toprak şartları uygun gittiği takdirde ayın ortasından sonra bağ çubuğu dikimleri yapılır.
Bütün bağlarda çeşitli zararlı ve hastalıklarla karşı bordo bulamacı atılır
Hayvancılık ve Arıcılık Faaliyetleri:
Hayvan sağlığını korumak ve bulaşıcı hayvan hastalıkları ile mücadele etmek amacıyla küçükbaş ve büyükbaş hayvanlarda hastalık taraması ve takibinin yapılarak hastalıkları epidemiyolojik olarak araştırılır
Sağlık taramaları yapılır.
Büyükbaş hayvanlara tanımlama için küpe takılarak ve VETBİS veri tabanına işlenerek kimliklendirilir.
Kuduz hastalığına karşı kedi ve köpeklere koruyucu amaçla kuduz aşısının uygulanır.
İnsanları ısıran kedi ve köpeklerin müşahede altına alınması amacıyla ısırık takibi yapılır.
Hastalıktan ari işletmelerin denetlenmesi ve kontrolü
Serosörvey çalışmalarının yapılması
Brucella hastalığına karşı koruyucu amaçla büyükbaş ve küçükbaş hayvanlara genç ve ergin aşılamanın yapılır.
Kovanlarda tamir ve boya işleri yapılır.
Çerçeve tamiri ve petek takma işi yapılır.
Ay sonuna doğru kovanlar kışlatma yerinden alınarak yeni yerlerine nakledilir.
Arı sicil defteri gözden geçirilerek kovanlar hakkında bilgi sahibi olunur.
Arıların beslenmesi ve kek yapımı için gerekli (şeker, bal, polen) malzemeler temin edilerek kek yapımına başlanır.
Bu mevsimde hava ısısının uygun olduğu durumlarda arılar dışarı çıkar. Tedbirli olmak açısından ve kovan içi ısının korunması amacıyla kovan fazla karıştırılmamalıdır.
Arı konaklama yeri tespit edilir.
Mart Ayinda
Tarla, Bağ-Bahçe ve Zirai Mücadele Faaliyetleri:
Her türlü tarla ziraatı için toprak işlemesine devam edilir. İşleme ile birlikte gübreleme yapılır. Kaymak bağlamış tarlalar tırmık ve kazayağı ile kırılarak hububatta kardeşlenme de sağlanmış olur. Güzlük ekim yapılan yerlerde ikinci azot uygulaması yapılır.
Yazlık hububat ekimi devam eder. Bu arada çayır-mera ve yem bitkilerinin ekimi ve tütün fidelikleri tesisine başlanır.
Hububat bitkilerine kardeşlenme döneminde ikinci kısım (üre) azotlu üst gübre verilir.
Zabrus için tarla kontrolleri yapılarak gerekli mücadeleye devam edilir.
Hububatta yabancı ot kontrolleri yapılarak gerekli ilaçlamalara devam edilir.
Meyve bahçelerinde çeşitli zararlı ve hastalıklarla kış mücadelesine devam edilir. Gözler patlamadan bordo bulamacı uygulamasına başlanır.
Toplu meyvecilik kurulacak sahalar ile eski tesisler sürülür ve gübrelenir.
Fidan dikimine devam edilir.
Meyvelerde budama ile birlikte kalem aşılarına başlanır.
Bahçelerde sap saman yakılarak kırağı ve don zararı önlenmelidir.
Seralarda yetiştirilecek olan hıyarların tohumları ekilir.
Tarla ziraatı yapılacak olan yerlerde yazlık sebzeler için fide yastıkları hazırlanır.
Bahçede, serada, sıcak ve ılık yastıklardaki zararlı ve hastalıklarla mücadele edilir.
Bağ kurulacak yerlerde ve eski tesislerde toprak işlemesi ve gübrelemeye yapılır.
Bağ fidanı dikimine devam edilir.
Bağların kışlık budaması yapılır.
Bağlarda kalem aşılarına başlanır.
Çeşitli zararlı ve hastalıklara karşı mücadeleye devam edilir.
Hayvancılık ve Arıcılık Faaliyetleri:
Hayvan sağlığını korumak ve bulaşıcı hayvan hastalıkları ile mücadele etmek amacıyla küçükbaş ve büyükbaş hayvanlarda hastalık taraması ve takibinin yapılarak hastalıkları epidemiyolojik olarak araştırılır.
Sağlık taramaları yapılır.
Büyükbaş hayvanlara tanımlama için küpe takılarak ve VETBİS veri tabanına işlenerek kimliklendirilir.
İnsanları ısıran kedi ve köpeklerin müşahede altına alınması amacıyla ısırık takibi yapılır.
İlkbahar şap aşılama döneminde küçükbaş ve büyükbaş hayvanlara koruyucu şap aşısının yapılır.
Küçükbaş hayvanlara koruyucu amaçla ppr aşısının yapılır.
Arılarda İlkbahar bakımı ve genel kontrol yapılır.
Kovanlarda temizlik ve rutin bakım işlerine başlanır. Kovan içinde bulunan ve kışlatmadan kalan fazla malzemeler çıkartılır.
Gıda stoku az ve zayıf kovanlar beslemeye alınır. Soğuk havalarda bilhassa kekle besleme önerilir.
Arı populasyonunun en az olduğu bu dönemde Varroa mücadelesi yapılarak ilaçlama tamamlanır.
Kışlatma yerinde sıkışık durumda olan kovanların yeri değiştirilir ya da kovanların arası açılır.
Genel muayene sonrasında arı sicil defterine arıların genel durumu kaydedilir.
Kovandaki eski ve yıpranmış petekler çıkartılarak yenisiyle değiştirilir.
Arılıkta çevre temizliği yapılır. Devamlı kullanılan malzemeler arılığa getirilir.
Arılar kışlatma yerinden alınarak yeni konaklama yerine nakledilir.
Nisan Ayinda
Tarla, Bağ-Bahçe ve Zirai Mücadele Faaliyetleri :
Nisan ortalarına kadar hububatta azotun (Amonyum nitrat) üçüncü kısmı sapa kalkma döneminde verilir.
Bu ayın ilk haftasında ayçiçeği ekimine başlanmalıdır.
Bu ayın sonuna kadar çeltik tavaları hazırlanmalıdır.
Bu ayın ortasından itibaren pancar ekimine başlanmalıdır.
Zabrus için tarla kontrolleri yapılarak gerekli mücadeleye devam edilir.
Hububatta yabancı ot kontrolleri yapılarak gerekli ilaçlamalara devam edilir.
Hububat hastalıklarına karşı koruyucu uygulama çalışmalarına başlanır.
Meyve bahçelerinde çiçeklenme döneminde mücadele işlemleri durdurulur.
Sebze fideliklerinde hastalıklara karşı gerekli mücadele uygulamaları yapılır.
Meyve bahçelerinde toprak işlenmesi devam eder ve yabancı otlarla mücadeleye başlanır.
Yeni dikilen meyve fidanlarında sulama devam eder.
Mart ayı sonunda iklim elverişsiz olmuşsa kalem aşılarına devam edilir.
Bahçelerde görülen ve görülebilecek hastalıklarla zararlılara karşı mücadele yapılır. Ancak çiçek devresinde mücadele durdurulur.
Bahçelerde sap saman yakılarak kırağı ve don zararı önlenmelidir.
Hıyar fideleri seralara dikilmelidir.
Sıcak yastıklara açık yetiştiricilik için tohumlar ekilmelidir.
Bağlarda toprak işlenmesi devam eder ve yabancı otlarla mücadeleye başlanır.
Bağların boğazları açılır, boğaz kökleri kesilir.
Mart ayı sonunda iklim elverişsiz olmuşsa kalem aşılarına devam edilir.
Hastalık ve zararlılara karşı mücadele yapılır.
Hayvancılık ve Arıcılık Faaliyetleri:
Hayvan sağlığını korumak ve bulaşıcı hayvan hastalıkları ile mücadele etmek amacıyla küçükbaş ve büyükbaş hayvanlarda hastalık taraması ve takibinin yapılarak hastalıkları epidemiyolojik olarak araştırılır.
Sağlık taramaları yapılır.
Büyükbaş hayvanlara tanımlama için küpe takılarak ve VETBİS veri tabanına işlenerek kimliklendirilir.
İnsanları ısıran kedi ve köpeklerin müşahede altına alınması amacıyla ısırık takibi yapılır.
İlkbahar şap aşılama döneminde küçükbaş ve büyükbaş hayvanlara koruyucu şap aşısının yapılır.
Küçükbaş hayvanlara koruyucu amaçla ppr aşısının yapılır.
Arılarda rutin bakım ve kontrole devam edilir.
Kovanda eski ve küflenmiş petek varsa yenisiyle değiştirilir.
Kovanda bulunan bölme tahtası çıkartılır ve kovana yeni petek ilavesi yapılır.
Kek veya şeker şurubuyla teşvik beslemesi yapılır.
Balı yetersiz olan kovanlara bal ve polen desteği sağlanır. Zayıf kovanlar birleştirilir. Öksüz kovanlara ana arı verilir.
Bu ayın sonundan itibaren ana arı yetiştiriciliğine başlanır.
Yavru hastalıklarına karşı gerekli önlem alınır. Eğer hastalık mevcutsa bu kovanlar işletmeden uzaklaştırılarak ayrı bir yerde bakıma tabi tutulur.
Arıların beslemesi bilhassa akşamüzeri yapılarak yağmacılığa engel olunur.
Flora takibi yapılır.
Arı beslemesinde yavru üretimini teşvik ve koloninin ihtiyacının karşılanması için polen toplanır.
Mayis Ayinda
Tarla, Bağ-Bahçe ve Zirai Mücadele Faaliyetleri:
Yazlık ekim yapılacak tarlalarda yüzeysel toprak işleme ve gübreleme yapılır. Kaymak kırma, çapa ve ot alma amacıyla tırmık ve kültivatörle toprak işlemesi devam eder.
Fideliklerde yetiştirilen sebze fideleri ay sonuna kadar tarlaya dikilir.
Sulama, çapalama, hereğe bağlama, seyreltme ve diğer bakım işleri yapılır.
Özellikle bu ay zararlı ve hastalıklara karşı dikkat edilmeli ve gerekli tedbirler alınmalıdır.
Hububatta çok kurak durumda bir kere sulama yapılabilir.
Bu ayın ilk haftasında ayçiçeği ekim tamamlanmalıdır.
Çeltik ekim öncesi kompoze alt gübresi bu ayın ortasına kadar verilerek ay sonuna kadar ekim tamamlanmalıdır.
Bu ayın ortalarına kadar pancar ekimi tamamlanmalıdır.
Ayçiçeğinde yabancı ot mücadele çalışmalarına başlanır.
Sebzelerde yabancı ot, hastalık ve zararlı mücadelesi yapılır.
Meyve Hububat hastalıklarına karşı koruyucu uygulama çalışmalarına devam edilir.
Meyve bahçelerinde çeşitli zararlı ve hastalıklarla mücadeleye devam edilir.
Bahçelerde toprak işlemesi çapa ve sürüm şeklinde devam eder. Toprak işlemesiyle birlikte ihtiyaç olduğu takdirde azotlu gübreler verilir.
Bahçede her türlü bakım, taçlandırma, budama, uç alma, çap ve sulama işleri yapılır.
Görülebilecek her türlü hastalık ve zararlılara karşı mücadele edilir.
Fasulye, nohut gibi baklagillerin ekimleri yapılır.
Her çeşit sebze için gerekli gübreleme yapılır.
Çapalama, sulama işleri devam eder.
Her türlü hastalık ve zararlılarla mücadele yapılır.
Seralara dikilen fidelerin bakım, hastalık ve zararlılarla mücadelesine devam edilmelidir.
Seralarda hıyar hasadı başlar, bakım ve gübreleme işlerine devam edilir.
Bağlarda toprak işlemesi çapa ve sürüm şeklinde devam eder. Toprak işlemesiyle birlikte ihtiyaç olduğu takdirde azotlu gübreler verilir.
Bağlarda Sürgün, salkım seyreltmesi yapılır. Çıkan yazlık sürgünler tellere bağlanır.
Bağlarda Mildiyö ve küllemeye karşı mücadele yapılır. Diğer zararlılarla savaşılır.
Hayvancılık ve Arıcılık Faaliyetleri :
Hayvan sağlığını korumak ve bulaşıcı hayvan hastalıkları ile mücadele etmek amacıyla küçükbaş ve büyükbaş hayvanlarda hastalık taraması ve takibinin yapılarak hastalıkları epidemiyolojik olarak araştırılır.
Sağlık taramaları yapılır.
Büyükbaş hayvanlara tanımlama için küpe takılarak ve VETBİS veri tabanına işlenerek kimliklendirilir.
İnsanları ısıran kedi ve köpeklerin müşahede altına alınması amacıyla ısırık takibi yapılır.
Serosörvey çalışmalarının yapılır.
Serbest veteriner hekim muayenelerinin denetimlerinin yapılır.
Bölgemizde oğul üretimine bu aydan itibaren başlanır.
Ana arı yetiştiriciliğine başlanır.
Kolonideki yaşlı ana genç ana ile değiştirilir.
Rutin bakım ve kontrol işlerine devam edilir.
Kovan giriş delikleri genişletilir.
Zayıf kovanlara güçlü kovanlardan yavru desteği sağlanır.
Gezginci arıcılık için flora takibi yapılır.Bahar balı için arılar floraca zengin yer ve bölgelere nakledilir.
Arı sayısı çoğaltılmak isteniyorsa bölme veya devşirme yöntemiyle oğul üretimi gerçekleştirilir.
Alınan oğullar bakım ve beslemeye alınır.
Bu ayda işletmede destek kolonileri ve şampiyon kovanlar oluşturulur.
Arıların petek işlemeyi teşvik için 1/1 oranında şeker şurubuyla beslenir.
Arı hastalıklarına karşı gerekli tedbirler alınır.
Sepet kovandan fenni kovana aktarma yapılır.
İşletmedeki performansı yüksek damızlık koloniler belirlenir.
Haziran Ayinda
Tarla, Bağ-Bahçe ve Zirai Mücadele Faaliyetleri :
Genel olarak toprak sürümü bitmiş olmalıdır. Ancak, anızlar bozularak da ikinci mahsul ekimi için toprak hazırlanır.
Hububat bitkileri süt olum dönemi olan bu ayda ihtiyaç durumuna göre sulanabilir.
Bu dönemde ihtiyaç durumuna göre ayçiçeğinde bir sulama ve çapa yapılabilir.
Bu ayın ortalarına kadar çeltik kardeşlenme döneminde ikinci azotlu (amonyum sülfat) gübre verilmelidir.
Sebzelerde yabancı ot, hastalık ve zararlı mücadelesi yapılır.
Meyve bahçelerinde görülebilecek zararlı ve hastalıklarla mücadeleye devam edilir.
Mısır ve ayçiçeğinde bozkurt ve tel kurtlarına karşı kontroller yapılarak gerekli mücadele tedbirleri alınır.
Çeltikte yabancı ot kontrolleri ve mücadele çalışmaları yapılır.
Süne mücadelesi uygulamaları yapılır.
Hasat öncesi boş ambar temizlik ve ilaçlamaları yapılır.
Bahçelerde toprak işlemesi devam eder.
Sürgün göz aşısı başlar.
Sulama, çapa ve her türlü bakım sıkı bir şekilde ay boyunca yürütülür.
Şeftali ve elmalarda seyreltme yapılır.
Meyve ağaçlarında görülecek her türlü hastalıklara karşı mücadele yapılır.
Erik, kiraz hasadı başlar, ambalajlanarak piyasaya sevk edilir.
Sebzelerde çapalama, sulama ay boyunca devam eder. Azotlu gübreler sulama ile verilir. Boğazlar doldurulur.
Her türlü sebze hastalık ve zararlılarına karşı mücadele devam eder.
Örtü altında yetiştirilen sebzelerde hasat devam eder.
Bağlarda bazı bölgelerde toprak işlemesi ve ihtiyaç duyulması halinde azotlu gübreleme devam eder.
Bağlarda, uç alma, koltuk alma, çapalama ve diğer bakım işleri devam eder.
Bağlarda her türlü hastalık ve zararlılarla mücadele yapılır.
Hayvancılık ve Arıcılık Faaliyetleri:
Hayvan sağlığını korumak ve bulaşıcı hayvan hastalıkları ile mücadele etmek amacıyla küçükbaş ve büyükbaş hayvanlarda hastalık taraması ve takibinin yapılarak hastalıkları epidemiyolojik olarak araştırılır.
Sağlık taramaları yapılır.
Büyükbaş hayvanlara tanımlama için küpe takılarak ve VETBİS veri tabanına işlenerek kimliklendirilir.
Brucella hastalığına karşı koruyucu amaçla büyükbaş ve küçükbaş hayvanlara genç ve ergin aşılamanın yapılır.
Kuduz hastalığına karşı kedi ve köpeklere koruyucu amaçla kuduz aşısının uygulanması
Küçükbaş ve büyükbaş hayvanlara koruyucu amaçla şarbon aşısının yapılır.
İnsanları ısıran kedi ve köpeklerin müşahede altına alınması amacıyla ısırık takibinin yapılır.
Hastalıktan ari işletmelerin denetlenmesi ve kontrolü yapılır.
Güçlü kovanlara ballık konur.Arılar, nektar toplamaya hazır hale getirilir.
Kuluçkalıkta bulunan sırlanmış ballar üst kattaki ballığa alınır. Yerine yarım ballı veya boş petek ilave edilir.
İşletmede arı sayısı artırılmak isteniyorsa bir kısım bölme işlemine bu ayda da devam edilir.
Alınan oğullar bakım ve beslemeye devam eder.Güçlü kovanlardan alınan yavru desteği ile güçlenmesi sağlanır.
Arıların oğula kaçmaması için gerekli önlem alınır.Eğer arı sayısı çoğaltılmak isteniyorsa suni oğul alınır.
Nektar akımının az olduğu bölgelerde flora takip edilerek bölge içi gezgincilik yapılır.
Bal hasadına ön hazırlık yapılır.Kovanları aşırı sıcaktan korumak için kovan üzerine gölgelik yapılır.
Arılar bal mevsimine hazırlanır.
Petek işleme ve yavru gelişimini teşvik için, nektar akımının kıt olduğu hallerde takviye besleme yapılır.
Ana arı yetiştiriciliğine devam edilir.
Temmuz Ayinda
Tarla, Bağ-Bahçe ve Zirai Mücadele Faaliyetleri :
Hasadı yapılan hububat tarlalarında anız bozulur. Nadasa bırakılmış tarlalarda ot mücadelesi ve yeşil gübre ihtiyacı nedeniyle ikileme, üçleme yapılır.
İkinci mahsul olan bitkilerin ekimi yapılır.
Çapalama, sulama, boğaz doldurma, seyreltme, sırıklara bağlama gibi bakım işleri devam eder.
Her türlü hastalık ve zararlılara karşı mücadele yapılır.
Bu ayın ilk haftasında arpa hasadı yapılmalı ve ay ortasında ise buğday hasadına başlanmalıdır.
Ayçiçeğinde süt olum dönemi olan bu zamanlarda bir sulama yapılabilir.
Hububat hasadından hemen sonra gölge tavında tarlaların sürümüne başlanmalıdır.
Çeltikte sapa kalkma dönemi olan bu zamanda ay ortasına kadar üçüncü azotlu (amonyum sülfat) verilmelidir.
Sebzelerde yabancı ot, hastalık ve zararlı mücadelesine devam edilir.
Çeltikte yabancı ot kontrolleri ve mücadele çalışmalarına devam edilir.
Çeltik hastalık ve zararlılarına karşı gerekli kontroller yapılarak mücadele tedbirleri alınır.
Meyve bahçelerinde görülebilecek zararlı ve hastalıklarla mücadeleye devam edilir.
Meyve ağaçlarında görülecek her türlü hastalıklara karşı mücadele yapılır.
Kayısı, Şeftali, vişne gibi meyvelerin hasadı başlar, ambalajlanarak piyasaya sevk edilir.
Sık sık sulama yapılır. Ot alma ve çapalama işleri devam eder.
Mayıs ayı içersinde tarlaya dikilen sebze fidelerinin hasadına başlanır.
Sonbahar turfandası olarak ekilecek sebzeler için soğuk yastık hazırlanır. Tohumların ekimi yapılır.
Sebzeler sık sık sulanır. Çapalama ay boyunca devam eder.
Her türlü sebze hastalık ve zararlılarına karşı mücadele yapılır.
Her türlü bağ hastalık ve zararlıları ile mücadele edilir.
Çapalama gibi bakım işleri yürütülür.
Hayvancılık ve Arıcılık Faaliyetleri :
Hayvan sağlığını korumak ve bulaşıcı hayvan hastalıkları ile mücadele etmek amacıyla küçükbaş ve büyükbaş hayvanlarda hastalık taraması ve takibinin yapılarak hastalıkları epidemiyolojik olarak araştırılır.
Sağlık taramaları yapılır.
Büyükbaş hayvanlara tanımlama için küpe takılarak ve VETBİS veri tabanına işlenerek kimliklendirilir.
İnsanları ısıran kedi ve köpeklerin müşahede altına alınması amacıyla ısırık takibinin yapılır.
Hastalıktan ari işletmelerin denetlenmesi ve kontrolü yapılır.
Kovanlarda rutin bakım işleri devam eder.
Olgunlaşan ve sırlanmış ballar alınır. Hasat edilen bu ballar dinlendirildikten sonra uygun kaplara yerleştirilir.
Kovanları aşırı sıcaklardan korumak için kovanların havalandırmasına özen gösterilir.
Ballı peteklerin aşırı sıcaklardan zarar görmemesi için kovan üzerine ot, sap vb. malzemeyle gölgelik yapılır.
Bal ile dolmuş petekler alt kattan alınarak olgunlaşmaları için üst kata çıkartılır. Bunun yerine yarım ballı veya sırlanmamış çerçeveler konulur.
Bal hasadına başlanır.
Su kaynağına uzak alanlarda arılara su temin edilir.
Ağustos Ayinda
Tarla, Bağ-Bahçe ve Zirai Mücadele Faaliyetleri :
Anızların bozumuna devam edilir. Bazı yerlerde sonbahar ekimi için, bazı yerlerde de ikinci mahsul için toprak işlemesi yapılır.
İkinci mahsuller ile Sonbahar ekimleri yapılır.
Sulama, çapalama ve diğer bakım işleri devam eder.
Her türlü hastalık ve zararlılar ile mücadele devam eder. Ambarlarda da zararlılarla mücadele edilir.
Hububat ve diğer tarla bitkileri hasadı devam eder. Harman işleri yürütülür. Ürünler ambarlanır, ambalajlanır, pazara sevk edilir ve değerlendirilir. Ambarlarda ürünler tekniğine uygun şekilde saklanır.
Erken ekilen veya erkenci ayçiçeği çeşitlerinde hasada başlanmalıdır.
Hububat ve ayçiçeği anızlarında tarla sürümlerine devam edilmelidir.
Sebzelerde yabancı ot, hastalık ve zararlı mücadelesine devam edilir.
Çeltik hastalık ve zararlılarına karşı gerekli kontroller yapılarak mücadeleye devam edilir.
Elma bahçelerinde hastalık ve zararlılara karşı gerekli önlemler alınır.
Meyve bahçelerinde durgun göz aşısı yapılmaya başlanır.
Her türlü meyve hastalık ve zararlılarına karşı mücadele yapılır.
Erik, şeftali, elma, armutların hasadı yapılır. Meyveler ambalajlanır. Pazara sevk edilir.
Son turfanda sebzelerin yerleri hazırlanır.
Son turfanda sebze tohumları ekilir, fideleri dikilir.
Sebze bahçelerinde çapa, sulama gibi bakım işleri yürütülür.
Her türlü sebze hastalık ve zararlılarına karşı mücadele tekniğine uygun şekilde yapılır.
Hasat ay boyunca devam eder. Sebzeler uygun ambalajlara konarak pazara sevk edilir.
Seralarda hasat sona erdirilerek, son turfanda hıyar fidesi dikimi yapılmalıdır.
Bağlarda yaprak alma yapılır.
Her türlü bağ hastalık ve zararlıları ile mücadele edilir.
Bağlarda Erkenci sofralık çeşitlerin hasadına başlanır.
Hayvancılık ve Arıcılık Faaliyetleri :
Hayvan sağlığını korumak ve bulaşıcı hayvan hastalıkları ile mücadele etmek amacıyla küçükbaş ve büyükbaş hayvanlarda hastalık taraması ve takibinin yapılarak hastalıkları epidemiyolojik olarak araştırılır.
Sağlık taramaları yapılır.
Büyükbaş hayvanlara tanımlama için küpe takılarak ve VETBİS veri tabanına işlenerek kimliklendirilir.
Küçükbaş hayvanlara koruyucu koyun-keçi çiçek aşısının yapılır.
Kuduz hastalığına karşı kedi ve köpeklere koruyucu amaçla kuduz aşısının uygulanır.
İnsanları ısıran kedi ve köpeklerin müşahade altına alınması amacıyla ısırık takibi yapılır.
Serosörvey çalışmalarının yapılır.
Hastalıktan ari işletmelerinin denetlenmesi ve kontrolü yapılır.
Bal hasadına devam edilir.
Hasadı tamamlanan ballar alınarak fazla petekler ayrı kovanlarda muhafaza edilir.
Arıların aşırı sıcaklardan etkilenmemesi için; kovan içi havalandırmasına önem verilir. Kovan üzerine sap, ot vb şeylerle gölgeleme yapılır.
Su kaynağına uzak alanlarda arılara su temin edilir.
Eylül Ayinda
Tarla, Bağ-Bahçe ve Zirai Mücadele Faaliyetleri :
Her türlü güzlük ve bahar ekimleri için toprak sürümü ve hazırlığı yapılır. Sürülmüş tarlalara ekim için ikileme ve üçlemesi yapılır. Sürümle birlikte gübreleme de devam eder.
Endüstri bitkilerinde sulama, çapalama ve diğer bakım işleri devam eder.
Her türlü hastalık ve zararlılarla mücadele edilir.
Ayçiçeği hasadına devam edilir.
Hububat ve ayçiçeği anızlarında tarla sürümlerine devam edilir.
Ambar ve depolarda gerekli koruma tedbirleri alınarak mücadele işleri yapılır.
Çeltik hastalık ve zararlılarına karşı gerekli kontroller yapılarak mücadeleye devam edilir.
Meyve bahçelerinde durgun göz aşılarına devam edilir.
Erik, şeftali, elma, armut, ceviz ve bademlerin hasadı yapılır. Meyveler ambalajlanır. Pazara sevk edilir.
Meyve bahçeleri son kez sulanır.
Yazlık sebzelerin hasadı sona erdirilmeli ve atıkları bahçelerden uzaklaştırılarak yakılmalıdır.
Kışlık sebzelerin ekimine devam edilir.
Sebzelerde sulamaya devam edilir.
Seralarda hıyar fidelerinin bakımına devam edilmelidir.
Şaraplık ve sofralık üzümlerin hasadına, pazarlaması ve çeşitli yollarla değerlendirilmesine devam edilir.
Bağlar son kez sulanır.
Hayvancılık ve Arıcılık Faaliyetleri :
Hayvan sağlığını korumak ve bulaşıcı hayvan hastalıkları ile mücadele etmek amacıyla küçükbaş ve büyükbaş hayvanlarda hastalık taraması ve takibinin yapılarak hastalıkları epidemiyolojik olarak araştırılır.
Sağlık taramaları yapılır.
Büyükbaş hayvanlara tanımlama için küpe takılarak ve VETBİS veri tabanına işlenerek kimliklendirilir.
Sonbahar şap aşılama döneminde büyükbaş hayvanlara koruyucu şap aşısının yapılması.
İnsanları ısıran kedi ve köpeklerin müşahade altına alınması amacıyla ısırık takibi yapılır.
Kovanlarda rutin bakım işlerine devam edilir.
Çeşitli arı hastalık zararlıları ile mücadeleye başlanır.
Kışlatma için ön hazırlık yapılır ve bal stoku belirlenir.
Sonbahar yağmacılığına karşı gerekli önlem alınır.
Kovan giriş delikleri daraltılır.
Sonbahar teşvik beslemesine bu ayın ortasından itibaren başlanır. Arılara 1:2 oranında hazırlanan şurupla beslenir.
Kovandaki yaşlı ana imha edilerek yerine genç ana arı verilir.
Ballıkta bulunan sırlanmış ballar alınarak hasat işlemi tamamlanır.
Kek yapımında polen gereksinimini karşılamak için sonbaharda yeni açan çiçeklerden polen toplanır.
Ekim Ayinda
Tarla, Bağ-Bahçe ve Zirai Mücadele Faaliyetleri :
Her türlü güzlük ve bahar ekimleri için toprak sürümü ve hazırlığı yapılır. Sürümle birlikte toprakta geç erime yapan gübreler ile çiftlik gübreleri verilebilir. İkileme ve üçlemeler devam eder.
Güzlük hububat ekimi başlar ve ay boyunca devam eder.
Yeni ekilen hububatta ve diğer bitkilerde sulama, son çapalar ve bakım işleri devam eder.
Ekilecek tohumların ilaçlanması ve genel mücadele işleri yapılır.
Çeşitli endüstri bitkileri, baklagiller bostan ve hububatın hasadına devam edilir. Ambarlama ve değerlendirme işleri devam eder. Tütünlerde son yaprak kırması yapılır
Buğday ve arpa ekimine bu ayın ortalarında başlanmalıdır.
En geç bu ayın sonunda ayçiçeği hasadı tamamlanmalıdır.
Çeltik hasadına başlanıp en geç ay sonuna kadar hasat tamamlanmalıdır.
Pancar hasadına başlanmalıdır.
Ambar ve depolarda gerekli koruma tedbirleri alınarak mücadele işleri yapılır.
Sürme ve Zabrus için tohumluk ilaçlamaları yapılır.
Yeni fidan dikimleri için sonbahar toprak hazırlığına başlanır.
Seralarda sonbahar yetiştiriciliği için topraklar hazırlanır, tohum ekimi ve fide dikimi yapılır.
Sonbahar turfandası sebzelerin sulama, çapalama ve bakımları devam eder.
Sonbahar turfandası sebzelerde görülecek hastalık ve zararlılarla mücadele yapılır.
Çeşitli sebzelerin hasadı ambalajı, pazara sevki ve değerlendirilmeleri yapılır.
Geççi sofralık üzümlerin hasadı ay ortalarına kadar yapılır.
Yeni fidan dikimleri için sonbahar toprak hazırlığına başlanır.
İyi yanmış ahır gübresi temin edildiği takdirde dekara 5 ton hesabı ile toprağa karıştırılır.
Hayvancılık ve Arıcılık Faaliyetleri :
Hayvan sağlığını korumak ve bulaşıcı hayvan hastalıkları ile mücadele etmek amacıyla küçükbaş ve büyükbaş hayvanlarda hastalık taraması ve takibinin yapılarak hastalıkları epidemiyolojik olarak araştırılır.
Sağlık taramaları yapılır.
Büyükbaş hayvanlara tanımlama için küpe takılarak ve VETBİS veri tabanına işlenerek kimliklendirilir.
Sonbahar şap aşılama döneminde büyükbaş hayvanlara koruyucu şap aşısının yapılması.
Brucella hastalığına karşı koruyucu amaçla büyükbaş ve küçükbaş hayvanlara genç aşılamanın yapılması.
İnsanları ısıran kedi ve köpeklerin müşahade altına alınması amacıyla ısırık takibi yapılır.
Arılarda görülebilecek hastalıklara karşı gerekli tedbirler alınır.
Hasat edilen ballar sınıflandırılarak piyasaya sevk edilir.
Kovanda arılara yeteri kadar kışlık stok bal bırakılır.
Kovan üzerinde bulunan ballıklar alınır. Balı alınmış petekler ise uygun ortamlarda depoda muhafaza edilir.
Zayıf kovanlar birleştirilerek arıların kışa güçlü ve genç kadrolarla girmesi sağlanır.
Kuluçkalıktaki fazla petek ve ballar alınarak kovan içi bölme tahtasıyla daraltılır.
Arılarda görülen varroa zararlısına karşı mücadeleye başlanır.
Arılar yeni kışlatma yerlerine nakledilir.
Balı alınan boş petekler, petek güvesi zararlısına karşı uygun depolarda muhafaza edilir.
Kasım Ayinda
Tarla, Bağ-Bahçe ve Zirai Mücadele Faaliyetleri :
Her türlü güzlük ve bahar ekimleri için toprak sürümü ve hazırlığı yapılır.
Ay sonuna kadar pancar hasadı tamamlanmalıdır.
Ekilecek tohumlar ile ambarlarda mahsul muhafazası için mücadele yapılır.
Geç kalınmış harman işleri ile endüstri bitkileri hasadı (Pancar, pamuk, çeltik, v.s.) yapılır.
Buğday arpa ekimi en geç bu arın ortalarında bitirilmelidir.
Ambar ve depolarda gerekli koruma tedbirleri alınarak mücadele işlerine devam edilir.
Zabrus için tarla kontrolleri yapılarak gerekli önlemler alınır.
Hububatta yabancı ot kontrolleri yapılarak gerekli önlemler alınır.
Tarla faresi kontrolleri yapılarak gerekli mücadele tedbirleri alınır.
Yaprak dökümünden sonra meyve bahçeleri ve bağlarda bordo bulamacı ile uygulama yapılır.
Bir sonraki yıl dikilecek fidanlar için toprak hazırlığına devam edilir.
Özellikle çeşitli hastalık ve zararlılarla mücadele bordo bulamacı atılır.
Seralarda son turfanda sebzelerin sulama, çapalama işlemleri yapılır.
Zirai Mücadele işlerine kışlık sebzelerde devam edilir.
Son turfanda sebzeler hasat edilerek ambalajlanır, muhafaza edilir ve değerlendirilir.
Bağlarda bir sonraki yıl dikilecek fidanlar için toprak hazırlığına devam edilir.
Bağlarda çeşitli hastalık ve zararlılarla mücadele bordo bulamacı atılır.
Hayvancılık ve Arıcılık Faaliyetleri :
Hayvan sağlığını korumak ve bulaşıcı hayvan hastalıkları ile mücadele etmek amacıyla küçükbaş ve büyükbaş hayvanlarda hastalık taraması ve takibinin yapılarak hastalıkları epidemiyolojik olarak araştırılır.
Sağlık taramaları yapılır.
Büyükbaş hayvanlara tanımlama için küpe takılarak ve VETBİS veri tabanına işlenerek kimliklendirilir.
Brucella hastalığına karşı koruyucu amaçla büyükbaş ve küçükbaş hayvanlara ergin aşılamanın yapılması
Büyükbaş hayvanlara tanımlama için küpe takılarak ve VETBİS veri tabanına işlenerek kimliklendirilir.
İnsanları ısıran kedi ve köpeklerin müşahede altına alınması amacıyla ısırık takibi yapılır.
Hastalıktan ari işletmelerinin denetlenmesi ve kontrolü yapılır.
Arılara yeteri kadar kışlık bal bırakılarak kışlatmaya alınır.
Hasat edilmiş ballar piyasaya sevk edilir.
Kışlatma yeri hazırlanarak arılar buraya nakledilir. Kışlatma esnasında arıların kuzey rüzgârlarından ve rutubetten korunmasına özen gösterilir.
Ekim ayında yapılamayan varroa mücadelesi bu ay içinde bitirilir.
Kovanda yeterli düzeyde bal stokunun olup olmadığı son defa kontrol edilir. Balı az ise bal ilave edilir.
Kullanılan arıcılık malzemeleri temizlenerek işletmede uygun yerde muhafaza edilir.
Hasat sonu elde edilen ve kullanım dışı eski petekler eritilerek mum haline getirilir.
Aralık Ayinda
Tarla, Bağ-Bahçe ve Zirai Mücadele Faaliyetleri :
Bahar ekimleri için toprak sürümü ve hazırlığı yapılır
Bu ayın ortalarına kadar kışlık sebzelerin hasadı tamamlanmalıdır.
Ambar ve depolarda gerekli koruma tedbirleri alınarak mücadele işlerine devam edilir.
Zabrus için tarla kontrolleri yapılarak gerekli önlemler alınır.
Hububatta yabancı ot kontrolleri yapılarak gerekli önlemler alınır.
Tarla faresi kontrolleri yapılarak gerekli mücadele tedbirleri alınır.
Yaprak dökümünden sonra meyve bahçeleri ve bağlarda bordo bulamacı ile uygulama yapılır.
Meyveler kış dinlenmesine girdiği için herhangi bir işlem yapılmaz.
Seralardaki geç turfanda sebzelerin hasadı, ambalajı ve değerlendirilmesi yapılır.
Bağlar kış dinlenmesine girdiği için herhangi bir işlem yapılmaz.
Hayvancılık ve Arıcılık Faaliyetleri :
Hayvan sağlığını korumak ve bulaşıcı hayvan hastalıkları ile mücadele etmek amacıyla küçükbaş ve büyükbaş hayvanlarda hastalık taraması ve takibinin yapılarak hastalıkları epidemiyolojik olarak araştırılır.
Sağlık taramaları yapılır.
Büyükbaş hayvanlara tanımlama için küpe takılarak ve VETBİS veri tabanına işlenerek kimliklendirilir.
İnsanları ısıran kedi ve köpeklerin müşahede altına alınması amacıyla ısırık takibi yapılır.
Serbest veteriner hekim muayenelerinin denetimlerinin yapılır.
Hastalıktan arî işletmelerinin denetlenmesi ve kontrolü.
Arılar kovanlarında uygun ortamlarda kış dinlenmesine bırakılır.
Yılsonu genel bir değerlendirme yapılır. Mali bilanço çıkartılır.
Arı Sicil Defterindeki bilgiler derlenerek rapor haline getirilir ve işletmenin kapasitesi belirlenir.
Arıcılıkta Yıl içinde karşılaşılan güçlükler ve tespit edilen sorunlar giderilmeye çalışılır.
Hasat edilen ballar ambalaj ve paketleme yapılarak pazara sunulur.
Dönem içinde yarım kalan işler tamamlanır.
Kovan yapımı, tamiri ve boyama işleri yapılır.
Arıcılık eğitimine devam edilir. Eksik bilgiler tamamlanır.
Arılık yeri ara sıra kontrol edilir. Kovanlarda bir değişiklik varsa eski haline getirilir.
|
|
|
Meyve Ağaçlarini Ne Zaman Budayalim |
|
Yazar: RasitTunca - 07-09-2019, 07:15 PM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar
- Yorum Yok
|
 |
Meyve Ağaçlarini Ne Zaman Budayalim
BUDAMA HAKKINDA GENEL BİLGİ
Almanca;Ausholzen, Ausästen, Beschneiden , Fransızca; Taille, emendage, İngilizce; Pruning, lopping, trimming.
Ağaçların düzenli ve kuvvetli bir taç (dal ve yaprak) meydana getirebilmeleri, verim çağlarında daha uzun zaman kalabilmeleri, kuvvetten düşmeye başlamış ağaçların yeniden kuvvetlenebilmeleri ve yüksek kaliteli ürün verebilmeleri gâyesiyle yapılan işe budama denir.
Odunlaşmış bitkilerde kırık, ezik, hastalık, sık ve eğri büyümekte olan dallar budanarak ağaçlara düzgün şekiller verilir. Meyve ağaçlarında kaliteli çiçek açmasını ve meyve alınmasını etkiler. Bahçelerdeki süs ağaç ve çalılarının budama ile şekilleri ve güzellikleri muhâfaza edilir.
Genç meyve ağaçları, taçsız olarak düz bir fidan hâlinde dikilir. İlk yıllar, gövdeden çıkan yan dallara dokunulmaz. Sadece, kök boğazından çıkan sürgünler temizlenir. Ağaç çeşidine göre; şeftali ve kayısılarda ikinci, elma ve armutlarda ise üçüncü yıl şekil verme budaması yapılır. Meyve ağaçlarının alçak boylu ve kısa dallı olmaları erken ve bol meyve verimini etkiler. Dallar enliliğine büyümeli (uzayıp gitmemeli)dir. Alçak boylu meyve ağaçlarında bakım ve meyve toplama kolay olur. Budama ile terbiye edilmiş meyve ağaçları; alçak yapılı, 3-5 ana dallı, tacın alt tarafı bol yapraklı ve meyve dallı olur.
Gençleştirme budaması, ağaçlarda yeniden kuvvetle sürgünler meydana getirerek yeni bir taç teşkil edilmesi için yapılır. Böylece, ağaçta verim yeniden arttırılacağı gibi, meyvelerin de kaliteleri yükseltilmiş olur. İhtiyarlamış ve ölmeye yüz tutmuş ağaçlarda gençleştirme budaması yapılmaz. Gençleştirmede meyve türlerinin budamaya karşı dayanma dereceleri de göz önünde bulundurulur. Zeytin ağacı budamaya karşı en fazla dayanıklı olandır. Bunu dayanma derecelerine göre; armut, erik, elma, şeftali, kayısı, dut ve kiraz ağaçları sırayla takip eder.
Gençleştirme budamasında, ilk olarak kurumuş, sıklaşmış ve birbirine binmiş dallar kesilir. Geri kalan dallarda, kısaltma budaması yapılarak, ağacın tacı küçültülmüş ve yeniden kuvvetli sürgünlerin teşekkülü temin edilmiş olur. Bâzı ağaçlarda, budama yapılması netîcesi olarak, çift katlı bir taç teşekkül eder. Böyle ağaçlarda, üst taç atıldıktan sonra, zayıflamış olan alt taç dallarında da kısa budama yapılarak, ağaçta kuvvetli ve dengeli bir taç meydana getirilir.
Düzgün bir taç budaması yapıldıktan sonra, iyi bir toprak işlemesi, sulama ve gübreleme ile yeter miktarda meyve dal ve dalcıklarının meydana gelmesine yardımcı olunmalıdır.
Ağaçlarda genç dallar, budama makası veya serpet (bağ bıçağı) ile budanır. Genç dallar kesilirken, bir odun gözün tam üstünden, tırnak bırakmayacak ve düz bir şekilde kesilir. Budamada tırnak bırakmamak esastır. Tırnak bırakılırsa bu zamanla kurur. Yaşlı dallar, dalın alt tarafından yarılmamasına dikkat ederek, mutlaka testere ile kesilmelidir. Testere ile kesim bittikten sonra, yara yeri keskin bir serpetle perdahlanır. Perdahlanan yaralar aşı mâcunu ile sıvanır. Perdahlanan ve aşı mâcunu ile sıvanan yaralar çabuk kapanır.
Budamanın kış ve yaz budaması olmak üzere iki zamânı vardır: Kış budaması: Ağaçların dinlenme devresinde yapılan budamadır. Soğuk yapmayan yerlerde kış budamasına bütün kış devâm edilebilir.Kışları sert geçen yerlerde, şiddetli soğukların geçmesi beklenmelidir. Böyle yerlerde, gözler uyanmadan evvel, şubat sonları ile mart başlarında yapılabilir.
Yaz budaması: Kış budamasından sonra, ağaçların yaşlı kısımlarında budanan yerlerin kenarlarından, lüzumsuz sürgünler çıkabilir. Yaz başlarında bu lüzumsuz sürgünleri kesmek veya kısaltmak îcâb eder. Bu sûretle ağaçlarda kuvvet israfı önlenmiş olur.
Şeftâli ve asmalarda, gözler uyanmadan önce ilkbahar başlangıcında budama yapılır.
BUDAMA NE ZAMAN YAPILIR?
Klasik budama zamanı İstanbul ve çevresi koşullarında Şubat ve Mart başlarıdır. Fakat budama için latent devre her koşulda şart değildir. Budamada türlere göre zaman belirtecek olursak;
• Akçaağaç, Huş, Ceviz, Yalancı Akasya ve Kızılağaç türleri, Kavaklar yaralan kanayan (akan) ağaçlar olduklarından ilkbaharda budanmamalı, yaz veya sonbaharda budanmalıdır.
• Çamlar ve Ladinler sürgünler henüz yumuşak olduğunda budanmalıdır.
• Ardıç, Şimşir, Servi ve Yalancı Serviler bütün mevsim boyunca büyümeye devam ettiklerinden budama zamanı yıl boyunca olabilir. Bununla beraber bunlar da Haziran, Temmuz ayları hatta Ağustos'a kadar budanabilir...
• Çiçekli çalılarda; örneğin Süs eriği, Çiçek elması, Yalancı Akasya çiçeklenme dönemi geçtikten sonra genellikle Mayıs'ın ikinci yarısı ve Haziran'da budanabilir. Bu türleri erken ilkbaharda budama o yıl çiçek vermelerini engeller.
• Oya Ağacı gibi türlerde ise budama ağaçlar sürmeden kışın veya erken ilkbaharda yapılmalıdır. Aksi halde o yıl açacak çiçeklerin tomurcukları da budamada alınmış olur ve ağaç o yıl çiçek açmaz.
• Bazı hassas türlerin örneğin devamlı çiçek açan güllerin budamasının ilkbaharda yapılması en uygun olur.
BUDAMA SONRASI İŞLEMLER
Budama sonrası bakım önlemleri budamanın başarılı olması için çok önemlidir.
Budama sonrası bakım önlemlerinin başında budama yüzeylerinin koruyucu macunla kapatılmasıdır. Bunun yanında çam katranı v.b koruyucu maddeler kullanılabilir. Bakım önlemleri koruyucu macun işlemiyle sona ermez.
Budama sonrasında ağaçlar tahrik olurlar ve hayatiyeti devam etmek için kök sistemindeki besin elementlerini harcamak maksadıyla bol sürgün verirler.
Oluşan sürgünlerin ağacın formunun istediğimiz şekilde olması için doğru yönlendirilmesi gerekmektedir. Kök ve gövde üzerindeki sürgünler derhal alınmalıdır. Aksi takdirde ağaçlarda tepe çökmeleri oluşur. Bu hadise ağacın ölümüne zemin hazırlar ve budamayı başarısız kılar.
Budama eğer tepe tacında yapılmış ise budama sonrası bakım önlemleri 2-3 yıl sürmelidir. Koruyucu macunlar 3-4 yıl boyunca yara yüzenini korumaktadır. Ancak su ve kök sürgünleri devamlı suretle kontrol edilmelidir.
MEYVE AĞAÇLARINDA BUDAMA
Meyve Ağaçları Neden Budanır?
Meyve yetiştiriciliğinde kaliteli ve bol ürün alabilmek için toprak işleme, sulama, gübreleme, mücadele gibi tedbirlerin yanında her yıl budamanın da yapılması zorunludur.
Budama yapılmayan ağaçlarda;
taç düzensiz gelişir,
fazla verim nedeniyle dallar kırılır,
küçük ve kalitesiz meyve oluşur,
sık dallanma sonucu iç kısımdaki dallar ışık almaz,
kısa zamanda verim düşer
periyodisite (ürün bir yıl var ve bir yıl yok) görülür
Bu nedenle budama, meyvecilikte karlılık oranını artırmak için yapılması gereken en önemli bakım tedbirlerindendir.
Meyve ağaçlarında budama, dal kesme, dal eğme, dal seyreltme, uç alma ve dalların açılarının genişletilmesi veya daraltılması gibi işlemlere denir. Bu işlemler genel olarak şu amaçlar için yapılır.
Fidan dikim esnasında kök ve gövde arasındaki dengeyi sağlamak.
Ağaçlara istenilen şekli vermek.
Şekli oluşturulmuş ve verime yatmış ağaçlarda verilmiş şekli muhafaza etmek.
Ağaçlarda meyve verimi ile sürgün oluşumunu dengelemek.
Dal çıkarma ile meyve seyreltmesi yapmak.
Periyodisitenin (ürün bir yıl var ve bir yıl yok) etkisini azaltmak.
İyi bir taçlandırma ile ağaç tacının iç kısımlarının da ışıklanma ve havalanmasını sağlayarak bu kısımlardan da meyve almak.
Dal kırılma ve sarkmalarını azaltmak.
Ne Zaman Budama Yapılmalıdır?
Meyve ağaçlarında budama, genelde kış dinlenme döneminde havaların çok soğuk olmadığı zamanlarda yapılır. Ege ve Akdeniz Bölgeleri gibi kışın çok soğuk geçmediği bölgelerde sonbaharda, ağaçlar yapraklarını döktükten itibaren budamaya başlanır. Kış sonunda ağaçlar uyanıncaya kadar devam edilebilir.
Kışları çok soğuk geçen bölgelerde ise budama yerlerinin soğuktan zarar görmemeleri için budamayı soğuklar geçtikten sonra; fakat ağaçlar uyanmadan önce yapmalıdır.
Meyve ağaçları kış ayları dışında yaz başlangıcında da, kış aylarındaki kadar sert olmamak şartıyla budanabilir. Bu dönemde yapılan budama, genç ağaçlarda şekil vermek için yapılır. Bu budama dal eğme, uç alma, açı genişletme veya daraltma şeklinde olur. Yaz başlangıcında yaşlı ağaçlarda ise aşırı olmamak kaydıyla iç kısımların ışık almasını sağlamak için dal seyreltmesi yapılır. Bu budamada öncelikle ana dallardan çıkan obur dallar ile dalların uç kısımlarında birbirine yakın kuvvetli gelişen dallardan bazıları çıkarılır. Ana dalların uç kısmında ana dala rakip olabilecek kuvvetli dalların kalanları eğilerek zayıflatılır.
Budamanın Genel Kuralları Nelerdir?
Meyve ağaçlarının budanma şekli, meyve tür ve çeşidine, ağaçların yaşına, toprak ve iklim koşullarına, budamadan beklenen amaca ve ağacın gelişme gücüne göre değişir. Bu nedenle her meyve tür ve çeşidinin değişik iklim ve toprak koşullarındaki gelişme gücünün ve bunların budamaya karşı gösterdiği tepkilerin iyi bilinmesi gerekir. Ayrıca dalların kesilmesi, bırakılacak ve kesilecek dalların iyi seçilmesi konusundaki genel kuralların da bilinmesi zorunludur. Bazı kurallar aşağıda sıralanmıştır.
Meyve ağaçlarına tabii büyümelerine uygun şekiller verilmelidir.
Kuvvetli gelişen ağaçlarda veya dallarda az kesim yapılmalı, zayıf gelişenlerde ise fazla kesim yapmalıdır.
Ağaçlarda dal kesimi yeni sürgün oluşumunu artırır ve genç ağaçlarda meyveye yatmayı geciktirir. Dal eğme, bükme, boğma, bilezik alma gibi işlemler ise erken meyveye yatmayı sağlar.
Zayıf gelişen dalların gelişmesini artırmak için açıları daraltılmalı, kuvvetli gelişen dalların gelişmesini azaltmak için ise dallar eğilerek açıları genişletilmelidir.
Dallar, ana dala birleştiği yerden itibaren geniş bir yay yapacak şekilde eğilmelidir.
Şekil oluşturma amacıyla ana dalların açılarının düzenlenmesinde ana dalların gövde ile açıları 45-60 olmalıdır. Bu işlem yaz aylarında da yapılabilir.
Kuvvetli gelişen ve yan dal oluşturmayan türlerde (kiraz, armut, elma gibi) gerekirse yaz aylarında da uç alarak istenilen aralıklarda yan dal oluşması sağlanmalıdır.
Budanan yerlerde tırnak veya budak bırakılmamalıdır.
Fazla yara açmamak için çok sayıda yan dal kesimi yerine mümkünse bir dal kesimi ile aynı işi görmeye çalışmalıdır. Kesimler fazla meyilli olmamalıdır.
Kalın dal kesimlerinde mutlaka yük alma işlemi yapılmalıdır. Bu sayede kabuk veya dal yarılmaları önlenmiş olur. Yara yerleri aşı macunu veya kara boya ile kapatılmalıdır.
Dallar çok sık değilse ana dalların alt kısımlarından dipten dal çıkarmamalıdır. Dal üzerindeki meyve yükü öncelikle uçtan itibaren geriye doğru dal çıkarılarak sağlanmalıdır. Uçta bırakılan dal altta kalan en yakın dallara göre daha kuvvetli gelişmiş olmalıdır.
Dal kesimleri bir yan dalın veya gözün hemen üzerinden gözün veya dalın aksi yönüne doğru hafif meyilli olarak yapılmalıdır.
Budama Şekilleri Nelerdir?
Meyve ağaçlarında üç tür budama yapılmaktadır. Bunlar; şekil budaması, mahsul budaması ve gençleştirme budamasıdır.
1. Şekil Budaması
Meyve ağaçlarında, meyve fidanı dikildikten sonra normal verime yatıncaya kadar yapılan budama, ağaca şekil vermek içindir. Ağaca verilecek şekil bölgenin hava nisbi nemi ve güneşlenme durumuna göre değişir. Nemli ve kapalı yerlerde ortası açık şekiller; güneşli, sıcak ve kurak yerlerde ortası kapalı şekiller tercih edilmelidir. Meyve fidanı dikildiği ilk yıldan itibaren ağaç şekli iyi oluşturulmalıdır. Bu, ağacın ilerdeki verimini ve meyve kalitesini büyük ölçüde etkiler. Ayrıca, budama, hasat, ilaçlama gibi bakım işlerinin de kolay ve uygun şekilde yapılmasını sağlar. Bu nedenle yeni meyve bahçesi kuran yetiştiricilerin, genç meyve ağaçlarında bölgeye ve ağacın genel gelişme yapısına uygun taç oluşturması zorunludur.
Meyve ağaçlarına şekil verilirken, seçilen ana dalların gelişme güçlerinin aynı olması dengeli bir tacın oluşması için önemlidir. Dikimden sonraki yılda istenen yönde ve sayıda dal oluşmamışsa, fidan sert kesilerek yeni dalların meydana gelmesi sağlanır. Bir fidan üzerinde aynı gelişme gücünde dal bulmak genellikle zordur. İlk yıllarda birbirinden farklı gelişme gücünde olan dalların, iyi budama ile birkaç yıl içinde aynı kuvvette gelişmelerini sağlamak mümkündür. Bunun için zayıf gelişen dal sert kesilerek (fazla dal çıkarılarak) ve gövde ile yaptığı açı da daraltılarak kuvvetli gelişmesi sağlanır. Kuvvetli gelişen dallardaki kesimler daha az yapılır. Ana dalları oluşturacak bu dalların gövde ile yaptığı açılar sağlam bir tacın oluşması için 45-60 derece olmalıdır. Ayrıca, Goble şeklinde, ana dallar aynı noktadan çıkmamalıdır.
Bir meyve ağacından en yüksek verimi alabilmek için ana dalların iyi oluşturulması yanında yardımcı dalların da düzenli seçilmesi gerekir. Genellikle genç ağaçlar kuvvetli ve uzun sürgünler meydana getirirler. Ana dalı oluşturacak bu sürgünler üzerinde yardımcı (tali) dalların meydana gelmesi için dalların uçları kesilmelidir. Bilhassa yan dal vermeyen meyve tür ve çeşitlerinde bu çok önemlidir. 80-100 cm ve daha uzun sürgün veren genç ağaçlarda dalların uçları alınmadığında istenilen yönde ve sayıda tali dallar oluşmayacağı için ilerde ana dallar üzerinde boşluklar meydana gelir. Bu da ağaçtan genelde daha az meyve alınmasına neden olur.
Ana dalların uçları alınırken en uçta bırakılan dal veya göz mutlaka tacın dışına doğru bakmalıdır. Ayrıca ana dal üzerinde bırakılan her kademedeki tali dallar bütün ana dallarda aynı yönde ve aynı yükseklikte olmalıdır. Dal kesimlerinde tırnak bırakmamalıdır. Başka bir ifade ile kesimler ya bir gözün hemen üzerinden veya o dal üzerindeki bir yan dalın koltuğundan dal veya gözün ters yönüne doğru hafif eğimli olarak yapılmalıdır.
2. Mahsul Budaması
Meyve ağacı normal verime yattıktan sonra yapılan budamaya mahsul budaması denir. Bir meyve ağacında mahsul budamasına başlamadan önce ağaç bütünüyle incelenmeli; çıkacak ve bırakılacak kalın dallar tespit edilmelidir. Dal kesimlerine öncelikle kuru, yaralanmış ve hastalıklı dallarla ana dallardan çıkmış obur dallardan başlanmalıdır. Bundan sonraki budama meyve dalı seyreltmesi ve ana dalların dengelenmesini amaçlar. Meyve dalı seyreltmesi ağacın gelişme gücü dikkate alınarak yapılır. Ana ve tali dalların budanmasına dal uçlarından başlanır ve geriye kesim uygulanarak bu dalların gereğinden fazla uzaması engellenir.
Budama sonucunda ağaçta bırakılacak en uç dallar veya gözler daha öncede belirtildiği gibi tacın dışına doğru bakmalı, diğer dallar ise ağacın boşluklarını doldurmalı ve güneş görebilmelidir. Kalın dallar üzerinde bulunan küçük meyve dalları çok sık değillerse kesilmemelidir. Böylece ağaç tacının maksimum hacminden yararlanılarak verim artırılabilir.
Kalın ve bilhassa ana dalların devamını sağlayacak en uçta bırakılan dallar, ondan sonra gelen ve ağacın gelişme gücüne göre uçtan itibaren 30-60 cm uzakta bırakılan yan dallardan daha kuvvetli olmalıdır. Eğer uçtaki dal bir gözün üzerinden kesilerek kısaltılmış ise gözün bırakıldığı dal üzerindeki ilk dallar yine 30-60 cm altta bulunmalı ve uzunlukları bu dalın yaklaşık üçte bir uzunluğunda olmalıdır.
Mahsul budamasında meyve dallarının uzunluğu iri meyveli şeftali, elma ve armut gibi meyve türlerinde en fazla 40 cm kadar olmalıdır. Zayıf dallar daha kısa, kuvvetli dallar daha uzun bırakılmalıdır. Bir yıllık uzun bir dalın ucu kesilmeden bırakılırsa, üzerinde meydana gelen fazla sayıdaki meyve, dalın kırılmasına neden olabilir. Ayrıca böyle dallar yeterli uzunlukta yeni sürgün veremezler. Bilhassa şeftali ağaçlarında daha sonraki yıllar verimde azalma ve ağacın gelişmesinde zayıflama görülür. Mahsul budaması sonucunda ağaç hem o yıl yeterli ürün vermeli, hem de daha sonraki yıllarda verim verecek yeni sürgünler oluşturmalıdır. Bir dalın hem meyve vermesi ve hem de yeni sürgün oluşturması o dalın ortalama üçte birini (1/3’ünü) kesmekle sağlanabilir. Daha fazla kesim meyvenin az olmasına, fakat sürgünlerin kuvvetli gelişmesine, az kesim ise meyvenin çok olmasına ve sürgünlerin zayıf gelişmesine neden olur. Ortalama 30 cm’den kısa olan meyve dallarında genellikle uç alma işlemi yapılmamalıdır.
3. Gençleştirme Budaması
Meyve ağaçları yaşlandıkça genellikle verimi fazlalaşır ve sürgün gelişmesi zayıflar. Bu tür bir gelişmenin uzun süre devam etmesi, zamanla verimin de azalmasına neden olur. İyi, kaliteli ve her yıl düzenli meyve elde etmek, ancak ağaç fizyolojik dengede olduğu zaman mümkündür. Yaşlı ağaçlarda diğer bakım tedbirleri yanında, ağaçta yapılacak kalın dal kesimleri yani gençleştirme budaması da ağacın verimini ve sürgün gelişmesini dengeler. Bazı meyve türleri çok kalın dal keserek ağacı gençleştirmeye karşı zamk çıkarma, kuruma gibi olumsuz tepki gösterirler. Bu gruba giren erik, kiraz, vişne, kayısı, şeftali ve badem gibi meyve türlerinde geçleştirme budaması, daha genç ve ince dalları keserek yapılmalıdır. Elma, armut, zeytin, ayva ve turunçgiller gibi meyve türlerinde gençleştirme budaması başarıyla uygulanır.
Meyve ağaçlarının budanmasında yukarıda anlatılan genel kurallar her zaman bütün meyve ağaçlarında uygulanamaz. Çünkü her ağacın gelişme gücü ve şekli farklıdır. Bu nedenle budamada da farklılıklar olabilir.
Budayıcı budama sırasında aşağıda belirtilen konulara dikkat etmelidir.
budamanın şeklini ve dal kesim miktarını,
ağacın gelişme gücünü,
ağaçtan bir yıl önce alınan meyve miktarını,
meyve dallarındaki çiçek tomurcuğunun miktarını
budamaya etkili olabilecek diğer faktörleri
Başka bir ifade ile budayıcı ağacı iyi tanımalı ve onun kesime karşı göstereceği tepkiyi, dolayısıyla kesimin verime ve meyve kalitesine etkilerini iyi tahmin edebilmelidir.
Budama Sonrasında Neler Yapılmalıdır?
Budama sonunda çıkan budama artıkları ve bahçe kenarlarındaki çalılıklar, kuru bitki parçaları hastalık ve zararlıların en iyi barınak yeridir. Meyve ağaçlarına ve ürünlerine zarar veren bu hastalık ve zararlıların çoğalmaması için bu artıklar yakılmalı veya bahçeden uzaklaştırılmalıdır. Budama sonunda meyve ağaçlarında kış ilaçlamalarının da yapılması zorunludur.
Meyve Ağaçları Neden Budanır?
Meyve yetiştiriciliğinde kaliteli ve bol ürün alabilmek için toprak işleme, sulama, gübreleme, mücadele gibi tedbirlerin yanında her yıl budamanın da yapılması zorunludur.
Budama yapılmayan ağaçlarda;
taç düzensiz gelişir,
fazla verim nedeniyle dallar kırılır,
küçük ve kalitesiz meyve oluşur,
sık dallanma sonucu iç kısımdaki dallar ışık almaz,
kısa zamanda verim düşer
periyodisite (ürün bir yıl var ve bir yıl yok) görülür
Bu nedenle budama, meyvecilikte karlılık oranını artırmak için yapılması gereken en önemli bakım tedbirlerindendir.
Meyve ağaçlarında budama, dal kesme, dal eğme, dal seyreltme, uç alma ve dalların açılarının genişletilmesi veya daraltılması gibi işlemlere denir. Bu işlemler genel olarak şu amaçlar için yapılır.
Fidan dikim esnasında kök ve gövde arasındaki dengeyi sağlamak.
Ağaçlara istenilen şekli vermek.
Şekli oluşturulmuş ve verime yatmış ağaçlarda verilmiş şekli muhafaza etmek.
Ağaçlarda meyve verimi ile sürgün oluşumunu dengelemek.
Dal çıkarma ile meyve seyreltmesi yapmak.
Periyodisitenin (ürün bir yıl var ve bir yıl yok) etkisini azaltmak.
İyi bir taçlandırma ile ağaç tacının iç kısımlarının da ışıklanma ve havalanmasını sağlayarak bu kısımlardan da meyve almak.
Dal kırılma ve sarkmalarını azaltmak.
Ne Zaman Budama Yapılmalıdır?
Meyve ağaçlarında budama, genelde kış dinlenme döneminde havaların çok soğuk olmadığı zamanlarda yapılır. Ege ve Akdeniz Bölgeleri gibi kışın çok soğuk geçmediği bölgelerde sonbaharda, ağaçlar yapraklarını döktükten itibaren budamaya başlanır. Kış sonunda ağaçlar uyanıncaya kadar devam edilebilir.
Kışları çok soğuk geçen bölgelerde ise budama yerlerinin soğuktan zarar görmemeleri için budamayı soğuklar geçtikten sonra; fakat ağaçlar uyanmadan önce yapmalıdır.
Meyve ağaçları kış ayları dışında yaz başlangıcında da, kış aylarındaki kadar sert olmamak şartıyla budanabilir. Bu dönemde yapılan budama, genç ağaçlarda şekil vermek için yapılır. Bu budama dal eğme, uç alma, açı genişletme veya daraltma şeklinde olur. Yaz başlangıcında yaşlı ağaçlarda ise aşırı olmamak kaydıyla iç kısımların ışık almasını sağlamak için dal seyreltmesi yapılır. Bu budamada öncelikle ana dallardan çıkan obur dallar ile dalların uç kısımlarında birbirine yakın kuvvetli gelişen dallardan bazıları çıkarılır. Ana dalların uç kısmında ana dala rakip olabilecek kuvvetli dalların kalanları eğilerek zayıflatılır.
Budamanın Genel Kuralları Nelerdir?
Meyve ağaçlarının budanma şekli, meyve tür ve çeşidine, ağaçların yaşına, toprak ve iklim koşullarına, budamadan beklenen amaca ve ağacın gelişme gücüne göre değişir. Bu nedenle her meyve tür ve çeşidinin değişik iklim ve toprak koşullarındaki gelişme gücünün ve bunların budamaya karşı gösterdiği tepkilerin iyi bilinmesi gerekir. Ayrıca dalların kesilmesi, bırakılacak ve kesilecek dalların iyi seçilmesi konusundaki genel kuralların da bilinmesi zorunludur. Bazı kurallar aşağıda sıralanmıştır.
Meyve ağaçlarına tabii büyümelerine uygun şekiller verilmelidir.
Kuvvetli gelişen ağaçlarda veya dallarda az kesim yapılmalı, zayıf gelişenlerde ise fazla kesim yapmalıdır.
Ağaçlarda dal kesimi yeni sürgün oluşumunu artırır ve genç ağaçlarda meyveye yatmayı geciktirir. Dal eğme, bükme, boğma, bilezik alma gibi işlemler ise erken meyveye yatmayı sağlar.
Zayıf gelişen dalların gelişmesini artırmak için açıları daraltılmalı, kuvvetli gelişen dalların gelişmesini azaltmak için ise dallar eğilerek açıları genişletilmelidir.
Dallar, ana dala birleştiği yerden itibaren geniş bir yay yapacak şekilde eğilmelidir.
Şekil oluşturma amacıyla ana dalların açılarının düzenlenmesinde ana dalların gövde ile açıları 45-60 olmalıdır. Bu işlem yaz aylarında da yapılabilir.
Kuvvetli gelişen ve yan dal oluşturmayan türlerde (kiraz, armut, elma gibi) gerekirse yaz aylarında da uç alarak istenilen aralıklarda yan dal oluşması sağlanmalıdır.
Budanan yerlerde tırnak veya budak bırakılmamalıdır.
Fazla yara açmamak için çok sayıda yan dal kesimi yerine mümkünse bir dal kesimi ile aynı işi görmeye çalışmalıdır. Kesimler fazla meyilli olmamalıdır.
Kalın dal kesimlerinde mutlaka yük alma işlemi yapılmalıdır. Bu sayede kabuk veya dal yarılmaları önlenmiş olur. Yara yerleri aşı macunu veya kara boya ile kapatılmalıdır.
Dallar çok sık değilse ana dalların alt kısımlarından dipten dal çıkarmamalıdır. Dal üzerindeki meyve yükü öncelikle uçtan itibaren geriye doğru dal çıkarılarak sağlanmalıdır. Uçta bırakılan dal altta kalan en yakın dallara göre daha kuvvetli gelişmiş olmalıdır.
Dal kesimleri bir yan dalın veya gözün hemen üzerinden gözün veya dalın aksi yönüne doğru hafif meyilli olarak yapılmalıdır.
Budama Şekilleri Nelerdir?
Meyve ağaçlarında üç tür budama yapılmaktadır. Bunlar; şekil budaması, mahsul budaması ve gençleştirme budamasıdır.
1. Şekil Budaması
Meyve ağaçlarında, meyve fidanı dikildikten sonra normal verime yatıncaya kadar yapılan budama, ağaca şekil vermek içindir. Ağaca verilecek şekil bölgenin hava nisbi nemi ve güneşlenme durumuna göre değişir. Nemli ve kapalı yerlerde ortası açık şekiller; güneşli, sıcak ve kurak yerlerde ortası kapalı şekiller tercih edilmelidir. Meyve fidanı dikildiği ilk yıldan itibaren ağaç şekli iyi oluşturulmalıdır. Bu, ağacın ilerdeki verimini ve meyve kalitesini büyük ölçüde etkiler. Ayrıca, budama, hasat, ilaçlama gibi bakım işlerinin de kolay ve uygun şekilde yapılmasını sağlar. Bu nedenle yeni meyve bahçesi kuran yetiştiricilerin, genç meyve ağaçlarında bölgeye ve ağacın genel gelişme yapısına uygun taç oluşturması zorunludur.
Meyve ağaçlarına şekil verilirken, seçilen ana dalların gelişme güçlerinin aynı olması dengeli bir tacın oluşması için önemlidir. Dikimden sonraki yılda istenen yönde ve sayıda dal oluşmamışsa, fidan sert kesilerek yeni dalların meydana gelmesi sağlanır. Bir fidan üzerinde aynı gelişme gücünde dal bulmak genellikle zordur. İlk yıllarda birbirinden farklı gelişme gücünde olan dalların, iyi budama ile birkaç yıl içinde aynı kuvvette gelişmelerini sağlamak mümkündür. Bunun için zayıf gelişen dal sert kesilerek (fazla dal çıkarılarak) ve gövde ile yaptığı açı da daraltılarak kuvvetli gelişmesi sağlanır. Kuvvetli gelişen dallardaki kesimler daha az yapılır. Ana dalları oluşturacak bu dalların gövde ile yaptığı açılar sağlam bir tacın oluşması için 45-60 derece olmalıdır. Ayrıca, Goble şeklinde, ana dallar aynı noktadan çıkmamalıdır.
Bir meyve ağacından en yüksek verimi alabilmek için ana dalların iyi oluşturulması yanında yardımcı dalların da düzenli seçilmesi gerekir. Genellikle genç ağaçlar kuvvetli ve uzun sürgünler meydana getirirler. Ana dalı oluşturacak bu sürgünler üzerinde yardımcı (tali) dalların meydana gelmesi için dalların uçları kesilmelidir. Bilhassa yan dal vermeyen meyve tür ve çeşitlerinde bu çok önemlidir. 80-100 cm ve daha uzun sürgün veren genç ağaçlarda dalların uçları alınmadığında istenilen yönde ve sayıda tali dallar oluşmayacağı için ilerde ana dallar üzerinde boşluklar meydana gelir. Bu da ağaçtan genelde daha az meyve alınmasına neden olur.
Ana dalların uçları alınırken en uçta bırakılan dal veya göz mutlaka tacın dışına doğru bakmalıdır. Ayrıca ana dal üzerinde bırakılan her kademedeki tali dallar bütün ana dallarda aynı yönde ve aynı yükseklikte olmalıdır. Dal kesimlerinde tırnak bırakmamalıdır. Başka bir ifade ile kesimler ya bir gözün hemen üzerinden veya o dal üzerindeki bir yan dalın koltuğundan dal veya gözün ters yönüne doğru hafif eğimli olarak yapılmalıdır.
2. Mahsul Budaması
Meyve ağacı normal verime yattıktan sonra yapılan budamaya mahsul budaması denir. Bir meyve ağacında mahsul budamasına başlamadan önce ağaç bütünüyle incelenmeli; çıkacak ve bırakılacak kalın dallar tespit edilmelidir. Dal kesimlerine öncelikle kuru, yaralanmış ve hastalıklı dallarla ana dallardan çıkmış obur dallardan başlanmalıdır. Bundan sonraki budama meyve dalı seyreltmesi ve ana dalların dengelenmesini amaçlar. Meyve dalı seyreltmesi ağacın gelişme gücü dikkate alınarak yapılır. Ana ve tali dalların budanmasına dal uçlarından başlanır ve geriye kesim uygulanarak bu dalların gereğinden fazla uzaması engellenir.
Budama sonucunda ağaçta bırakılacak en uç dallar veya gözler daha öncede belirtildiği gibi tacın dışına doğru bakmalı, diğer dallar ise ağacın boşluklarını doldurmalı ve güneş görebilmelidir. Kalın dallar üzerinde bulunan küçük meyve dalları çok sık değillerse kesilmemelidir. Böylece ağaç tacının maksimum hacminden yararlanılarak verim artırılabilir.
Kalın ve bilhassa ana dalların devamını sağlayacak en uçta bırakılan dallar, ondan sonra gelen ve ağacın gelişme gücüne göre uçtan itibaren 30-60 cm uzakta bırakılan yan dallardan daha kuvvetli olmalıdır. Eğer uçtaki dal bir gözün üzerinden kesilerek kısaltılmış ise gözün bırakıldığı dal üzerindeki ilk dallar yine 30-60 cm altta bulunmalı ve uzunlukları bu dalın yaklaşık üçte bir uzunluğunda olmalıdır.
Mahsul budamasında meyve dallarının uzunluğu iri meyveli şeftali, elma ve armut gibi meyve türlerinde en fazla 40 cm kadar olmalıdır. Zayıf dallar daha kısa, kuvvetli dallar daha uzun bırakılmalıdır. Bir yıllık uzun bir dalın ucu kesilmeden bırakılırsa, üzerinde meydana gelen fazla sayıdaki meyve, dalın kırılmasına neden olabilir. Ayrıca böyle dallar yeterli uzunlukta yeni sürgün veremezler. Bilhassa şeftali ağaçlarında daha sonraki yıllar verimde azalma ve ağacın gelişmesinde zayıflama görülür. Mahsul budaması sonucunda ağaç hem o yıl yeterli ürün vermeli, hem de daha sonraki yıllarda verim verecek yeni sürgünler oluşturmalıdır. Bir dalın hem meyve vermesi ve hem de yeni sürgün oluşturması o dalın ortalama üçte birini (1/3’ünü) kesmekle sağlanabilir. Daha fazla kesim meyvenin az olmasına, fakat sürgünlerin kuvvetli gelişmesine, az kesim ise meyvenin çok olmasına ve sürgünlerin zayıf gelişmesine neden olur. Ortalama 30 cm’den kısa olan meyve dallarında genellikle uç alma işlemi yapılmamalıdır.
3. Gençleştirme Budaması
Meyve ağaçları yaşlandıkça genellikle verimi fazlalaşır ve sürgün gelişmesi zayıflar. Bu tür bir gelişmenin uzun süre devam etmesi, zamanla verimin de azalmasına neden olur. İyi, kaliteli ve her yıl düzenli meyve elde etmek, ancak ağaç fizyolojik dengede olduğu zaman mümkündür. Yaşlı ağaçlarda diğer bakım tedbirleri yanında, ağaçta yapılacak kalın dal kesimleri yani gençleştirme budaması da ağacın verimini ve sürgün gelişmesini dengeler. Bazı meyve türleri çok kalın dal keserek ağacı gençleştirmeye karşı zamk çıkarma, kuruma gibi olumsuz tepki gösterirler. Bu gruba giren erik, kiraz, vişne, kayısı, şeftali ve badem gibi meyve türlerinde geçleştirme budaması, daha genç ve ince dalları keserek yapılmalıdır. Elma, armut, zeytin, ayva ve turunçgiller gibi meyve türlerinde gençleştirme budaması başarıyla uygulanır.
Meyve ağaçlarının budanmasında yukarıda anlatılan genel kurallar her zaman bütün meyve ağaçlarında uygulanamaz. Çünkü her ağacın gelişme gücü ve şekli farklıdır. Bu nedenle budamada da farklılıklar olabilir.
Budayıcı budama sırasında aşağıda belirtilen konulara dikkat etmelidir.
budamanın şeklini ve dal kesim miktarını,
ağacın gelişme gücünü,
ağaçtan bir yıl önce alınan meyve miktarını,
meyve dallarındaki çiçek tomurcuğunun miktarını
budamaya etkili olabilecek diğer faktörleri
Başka bir ifade ile budayıcı ağacı iyi tanımalı ve onun kesime karşı göstereceği tepkiyi, dolayısıyla kesimin verime ve meyve kalitesine etkilerini iyi tahmin edebilmelidir.
Budama Sonrasında Neler Yapılmalıdır?
Budama sonunda çıkan budama artıkları ve bahçe kenarlarındaki çalılıklar, kuru bitki parçaları hastalık ve zararlıların en iyi barınak yeridir. Meyve ağaçlarına ve ürünlerine zarar veren bu hastalık ve zararlıların çoğalmaması için bu artıklar yakılmalı veya bahçeden uzaklaştırılmalıdır. Budama sonunda meyve ağaçlarında kış ilaçlamalarının da yapılması zorunludur.
|
|
|
Fidan Yetiştirme |
|
Yazar: RasitTunca - 07-09-2019, 06:46 PM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar
- Yorum Yok
|
 |
Fidan Yetiştirme
İyi bir meyve bahçesi tesis etmek istiyorsak bahçemizi iyi, kaliteli fidanlarla kurmalıyız. Memleketimizde her yıl yaklaşık 10 Milyon civarında meyve fidanı üretilmektedir. Bunlardan 6.5 milyon civarındaki fidanı devlet fidanlıkları, 3.5 milyon fidanı ise özel fidanlıklar üretmektedir. Bu dersimizde fidanın nasıl üretildiğini ve üretilirken yapılacak işlemleri sırasıyla göreceğiz. Başarılı Fidanlık Yapmak İçin Aşağıdaki Şartlara Uymak Gerekir: 1. Fidanlık, fidan talebi yüksek olan yani meyveciliğe uygun yerlerde kurulmalı, 2. Yakıcı dondurucu ve kurutucu rüzgarlardan korunmuş olmalı, 3. Yeterli ve uygun sulama suyu bulunmalı, 4. Toprak hafif süzek ve istenilen asitlikte olmalı, 5. Arazinin meyli ve drenajı uygun olmalı,6. Taban suyu olmamalı,7. İlkbaharın geç ve sonbaharın erken donları, aşı ve sürgünleri etkileyecek devrede olmamalı,8. Materyal temini için ulaşım imkanı kolay olmalı, 9. İşçi kolay temin edilebilmelidir.
Fidanlık kurulacak yerin plânlanması yapılırken; işletme binası, evler, yemekhane, yollar, gübrelik, makine parkı, fidan hendekleme ve satış yeri gibi tesislerin ihtiyaca cevap verebilecek büyüklükte olmasına dikkat edilmelidir.
Fidan Üretim Parselleri
Aşıkalemi damızlıkları,
Çelik damızlıkları,
Tohum damızlıkları, tohum tavaları,
Şaşırtma, aşı ve üretim parsellerinden meydana gelir.
Fidanlık Toprağının İşlenmesi
Toprak önce 50-60 cm derinlikte işlenir. İşleme için yaz mevsimi veya sonbahar başlangıcı uygundur.
Fidanlık Verinin Gübrelenmesi
Bir fidan iki veya üç yıl aynı yeri işgal edece§i için önce tabana çiftlik gübresi verilir. Daha sonra çapadan önce potaslı, azotlu ve fosforlu gübreler verilmelidir.
Fidanlıklarda Münavebe (Bitki Nöbetleşmesi)
Fidan sökülen yere aynı cins fidandan dikmek uygun de§ildir. Genel olarak yumuşak çekirdekli (elma, armut gibi), sert çekirdekli (kayısı, kiraz, şeftali), üzümsü meyveler aynı yere sırayla dikilebilir. Daha sonrada tarla ziraatı özellikle ti§, bakla veya çapa bitkisi ekmek fidanlara musallat olan hastalık ve zararlıları da önler.
Anaçların Yetiştirilmesi
Modern meyvecilikte meyve fidanları ya yabani tohumlarındanelde edilen çöğürler veya seçilmiş klon anaçlarının üzerine aşılanarak yetiştirilirler.
Tohum Tavalarının Hazırlanması
Yabani tohumdan elde edilen çöğürler 80 cm eninde ve 5 m boyunda hazırlanan tohum tavalarında yetiştirilirler. Tohum tavaları hazırlanırken:
- Önce yanmış çiftlik gübresi ile gübrelenir,
- Bellenerek gübrenin karıştırılması sağlanır,
- Tırmıkla düzeltilir.
- Hazırlanan tohum tavalarına tohumlar kendi kalınlıklarının iki katı derinliğine sıravari ekilir.
Çöğürlerin Aşı Parseline Aktarılması
Hendekleme yerlerinde sulanan çöğürler İlkbaharda aşı parsellerine şaşırtılır. Aynı çeşitler aynı büyüklükteki ve kalınlıkta olan çöğürler beraber dikilir. Böylelikle parseldeki çöğürler aynı zamanda aşıya gelirler. Bu da yetiştiricilik açısından kolaylık sağlar.
Çöğürlerin dikim aralıkları sıra üzeri 25-35 cm sıra arası 80-100 cm olmalıdır. Çöğürlere dikimden sonra hemen can suyu verilir.
Çöğürler Aşı Parselinde Uygulanan İşlemler
Dikimden sonra verilen can suyu kaymak tabakası meydana getirir. Bunun için;
- Çöğürler aşıya gelene kadar çapalama işlemi,
- Çöğürlerin faaliyetini yavaşlatacak külleme, kırmızı örümcek, yaprak bitleri ve göz kurtları ile mücadele işleri yapılmalıdır.
Çöğürler bölge şartlarına göre yaz aylarında durgun T göz aşısı ile aşılanırlar.
Fidanlara Aşı Parselinde Uygulanan İşlemler
Aşılama döneminden sonra kışa kadar sulama, gübreleme, mücadele gibi bakım işleri yapılır.
Kış sonunda veya erken ilkbaharda aşının hemen üzerinde ters istikamette meyilli olarak çöğür kısmı kesilir. Fidanlıklarda sürgün faaliyeti başlaması ile beraber aşı gözleri patlamaya ve sürmeye başlar ayrıca çöğürlerin üzerinden de filizler çıkar. Bu çöğürlerdeki filizler mutlaka zamanında koparılarak aşı filizlerinin çabuk büyümesine yardımcı olunmalıdır.
Sonbaharda fidanlar yapraklarını dökünce sökülür, kök tuvaletleri yapılır. Tür, çeşit ve boylarına göre ayrı ayrı etiketlenip hendeklenirler. Nakledilecekleri zamanda kökleri açık kalmayacak şekilde ambalajlanırlar.
###############
###################
1MEYVE FİDANI YETİŞTİRİLMESİ
1-Fidanlık YerininSeçiminde Dikkat Edilecek NoktalarFidanlık yeri seçerken başlıca iki önemli noktayı gözönünde tutmakgerektir. Bunlar:1)Fidanlık için seçilecek yerin ekolojik yönden fidan yetiştirme bakımındanuygun olup olmadığı,2)İşletmecilik yönünden uygun olup olmadığıdır.
1)Fidanlık içinseçilecek yer fidan yetiştirme bakımından aşağıda belirtilen ekolojik özelliklere sahip bulunmalıdır:-Fidanlık olarak seçilen yer, sıcaklık, nem gibi iklim özellikleri ve toprak yapısı yönüyle fidancılığa uygun olmalıdır.-Bölgede hakim olan kurutucu, yakıcı ve dondurucu rüzgarlara karşı korunmuş olmalıdır.-Fidanlık için en uygun olan yerler güney, güneydoğu ve batıya bakan alanlardır. -Arazinin eğimi, yağmur sularının akıp gitmesine sebepolacak ve toprağın işlenmesini güçleştirecek derecede fazla olmamalıdır.-Sulama amacıyla kullanılmak üzere yeterli miktarda ve kalitede uygun bir su kaynağı bulunmalıdır.-Seçilen yerde ilkbahar geç ve sonbahar erken don riski bulunmamalıdır.-Vejetasyon dönemi uzun olmalıdır.
2)İşletmecilik yönünden ise -Ulaşım imkanları (yolun bulunması, ana yola yakınlık vb) iyi olmalıdır. Bu özellik hem işletmede üretilen fidan, meyve gibi ürünlerin pazara taşınması ve hem de işletmenin ihtiyacı olan girdilerin nakliyesi bakımından önemlidir.-Enerji kaynakları (elektrik, akaryakıt vb.) kolaylıkla sağlanabilir olmalıdır.-Fidancılık işletmelerinde insan gücü önemli bir unsurdur. İşçi ihtiyacının karşılanabilmesi için işletmenin yerleşim birimlerine (köy, kasaba vb) yakın olması istenir. -Fidanlığın, meyveciliğin yaygın olarak yapıldığı ve meyve fidanı ihtiyacının fazla olduğu yerlere yakın olması fidan satışının sürekliliği bakımından önemlidir.
2-Fidanlık Yerinin Toprağı
•Fidanlık toprağı, besin maddelerince zengin, kolay işlenir, geçirgen ve iyi özellikte olmalıdır.
•Genel olarak, tınlı kumlu veya kumlu tınlı topraklar fidancılık için uygun topraklardır. Yeterince nemli ve besin maddelerince zengin olan kumlu topraklar da fidancılığa uygun olup bu topraklar kolaylıkla işlenmekte ve buralarda yetişen fidanlarbol saçak kök yapmakta, sürgünleri de iyi pişkinleşmektedir.
•Toprağın fazla nemli olduğu yerlerde, hele bataklık olan yerlerde fidanlık kurulması hiç doğru değildir. Böyle yerlerde fidanlar çoğunlukla sarılığa tutulur, kökleri ve sürgünleri pişkin olmaz ve dikildikleri yerlerde tutmaları güç olur.
•Fidanlık yapılacak yerde yakın zamanda meyve ağacı yetiştirilmemiş olmalıdır. Bu topraklar çoğunlukla besin maddelerince fakir düşmüşlerdir. Ayrıca, bu topraklarda fidanlara zarar verebilecek patojenler yoğunlaşmış olabilir. Yeni orman açmalarında ve sökülmüş yeni çayırlıklarda da hemen fidanlık kurulması doğru olmaz.
•Fidanların yetiştirildikleri toprakla dağıtılacakları yerlerin toprakları arasında özellik bakımından büyük ayrılıklar olmamalıdır. Aksi halde, daha önce zengin ve iyi bir toprakta yetişmeğe alışmış olan fidanlar yeni yerlerinde iyi gelişmez ve hatta bu topraklara kolayca uyamayarak kuruyabilir. Bu durum kısa bir zamanda fidanlık aleyhine bir propagandanın yapılmasına ve satışın gerilemesine sebep olur.
23-Fidanlık Yerinin Çevrilmesi
•İnsan ve hayvanların yapacakları zararları önlemek bakımından fidanlığın çevresinin çitlerle korunması gereklidir.
•Çitler yapay ya da doğal çit şeklinde olabilir.
•Yapay çitler, paslanmayan dikenli ya da kafes telin demir, ahşap ya da beton direklere monte edilmesiyle ya da beton veya taş duvar yapılmasıyla oluşturulan çitlerdir.
•Ahşap direk kullanılacaksa bunlar meşe vb. dayanıklı ağaçlardan yapılmış olmalı ve toprak içerisine girecek kısımları ziftlenmeli veya yakılmalıdır. Bazen direk yerine fidanlığın çevresine ağaçlar dikilmekte ve teller bunlara tutturulmaktadır.
•Tel ile çit yapılırken direkler 2.5-3m arayla dikilir. Bu direkler üzerine dikenli tel 25cm arayla çekilir. Direkler arasına yapılan paralel sıralardan başka karşılıklı olarak iki çapraz tel çekmek suretiyle çit daha sağlam ve geçilmesi daha güç bir hal almış olur. Çitte kafes tel kullanılacaksa bunun üst kısmına birkaç sıra dikenli tel geçirilmelidir.
•Doğal çitler, bitkilerle yapılan çitlerdir. Bu amaçla bölgenin iklim, toprak özelliklerine ve sulama gibi uygulamaların yapılıp yapılamayacağına göre uygun bitki türleri seçilmelidir.
Ayrıca, bu bitkilerde şu özellikler aranmalıdır:
a)Dikenli ve sık dallı olmalıdır.
b)Gelişmelerikuvvetli olmalı, şiddetli budamaya dayanmalıdır.
c)Mümkünse tohumlarından faydalanılabilmelidir.
d)Hastalık ve zararlılar için konukçu olmamalıdır.
e)Kışın yaprağını dökmeyen türler tercih edilmelidir.
-Çit bitkisi olarak önerilebilecek türler ekolojilere göre değişmekle birlikte gladiçya, mimoza, selvi, mazı, iğde, idris, kızılcık, ligustrum, üç yapraklı ve acı badem gibi türler olabilir. Bunlardan mimoza ve üç yapraklı ancak kışları ılık geçen yerlerde yetiştirilebilir. Portakal yetiştirilen bölgelerimizde bunların çitlerine çoklukla rastlamaktadır. Selvi de kışları az soğuk olan yerlerde ve daha çok deniz ikliminin hakim olduğu bölgelerde çit bitkisi olabilir. Diğer türler Orta Anadolu gibi kışları soğuk geçen bölgelere önerilebilir.-Fidanlıklarda, fidanlığın çevresinden başka ana yolların ve tohum parsellerinin kenarına da çit yapılır. Bu suretle fazla işlek olan yol kenarlarındaki fidanların tozlardan korunmaları sağlanacağı gibi tohum tavaları da soğuk rüzgarlara karşı kısmen korunmuş olur.
4-Fidanlık Yerinin Bölünmesi
•Fidanlık yerinin bölünmesinde özellikle işlenecek kısımların fazla kalmasına çaba gösterilmeli ve bu amaçla yollara ayrılacak yerler yeterli düzeyde olmalıdır.
•Fidanlıklarda ana yollar fidanlık arazisinin uzunluğu yönünde olmalı ve bu yollar yan yollarla birbirine bağlanmalıdır. Ana yolun kaba çakıl, kum veya kaldırım taşlarıyla kaplanması doğru olursa da bu durum maliyeti yükseltir. En azından yolların otsuz ve temiz bulundurulmalarına dikkat edilir.
•Ana ve yan yollarla büyük adalara ayrılan fidanlık arazisi, sonradan parsellere bölünür. Bu parsellerin büyüklüğünün 2 dekar olması, bunun için parsellerin genişliğinin 20m ve uzunluğunun 100m olarak alınması uygundur.
•Fidanlık arazisinin planı çıkarılırken ayrılacak ada ve parsellerin harf ve rakamlarla işaretlenmesi yapılacak çalışmaları kolaylaştırır (örneğin, adalar harf ve parseller de rakamlarla gösterilecek olursa bir adadaki parseli göstermek için A1 veya B1 vb).
•Bir fidanlık arazisi bölünürken yapılacak işe göre dört parsele ayrılmalıdır. Bunlar;
1)Tohum ve çelik parselleri,
2)Damızlık anaç daldırma parselleri,
3)Aşı parselleri,
34)Tohum ve kalem damızlık parselleri.-Fidanlıklarda damızlık parsellerinin ayrı olması gerekir. Damızlık parselleri, kalem damızlığı, tohum damızlığı ve anaç damızlıklarıolmak üzere ayrı ayrı kurulur.
5-Fidanlık Toprağının İşlenmesi ve Hazırlanması-Fidanlık olarak kullanılacak yerler, çoğunlukla daha önce tarımsal amaçlı kullanılmış topraklardır. Fidancılık bakımından uygun hale getirilmesi için öncelikle toprağın en az 50-60cm derinlikte işlenmesi (krizma) gerekmektedir. Krizma el ile ya da kirizma pullukları ile yapılabilmektedir.-Krizma, fidan dikiminden en az 5-6 ay önce yapılmalıdır. Bunun için de yaz ortası, sonbaharın başlangıcı uygundur. Böylece toprak kışın oturur, donların etkisiyle iyice parçalanır ve yağan yağmur ve kar sularını emerek nemce zenginleşir. -Ancak, dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta taban toprağının iyi olmadığı yerlerde bu kısmın karıştırılmaması ve toprağın üst kısmına çıkarılmamasıdır. Böyle durumlarda toprağın alt kısmındaki geçirimsiz tabaka, bulunduğu derinliği göre çizel, dipkazan ya da riper ile yerinde kırılmalıdır.-Krizma yapılmış araziye bitki dikimi yapılmadan önce toprağın 10cm derinlikte tekrar işlenmesi ve böylece düzeltilmesi gerekir.
Bu amaçla kültivatörler kullanılabilmektedir.
•Fidanlıklarda diğer bir toprak işleme çapalamadır.
Çapalama;
1)Toprakta nemin korunması,
2)Toprak yüzünün iyi bir şekilde ısınması,
3)Toprağın havalanması,
4)Toprağın iyi bir kök faaliyeti için yumuşatılması,
5)En önemlisi kültür bitkilerinin su ve besinine ortak olan ve onların gelişmesini engelleyen yabancı otların yok edilmesi için uygulanmaktadır.
•Çapa elle,
çapa makinaları ya da küçük traktörlerin arkasına takılantoprak frezesi ile yapılmaktadır.
•Fidan sıraları arasındaki mesafe, toprak işlemede kullanılacak tarım makine ve aletinin genişliğine göre ayarlanmalıdır.
6-Fidanlık Yerinin Gübrelenmesi-Fidan üretimi sırasında bitkiler topraktan yoğun olarak besin maddesi kaldırmaktadır. Bu nedenle toprak ve yaprak analizleri ile eksik olan makro ve mikro besin elementleri toprağa ve bitkiye verilmeli ve bu amaçla doğru zamanda dengeli bir gübreleme programı uygulanmalıdır. -Azotlu gübrelerin kullanılmasında özen gösterilmelidir. Bunun doğru zamanda uygulanmaması, örneğin geç dönemde verilmesi fidanların gelişme süresini uzatmakta, bitkiler sonbaharda dahi büyümelerine devam etmekte, kışa pişkinleşmeden girmekte ve kış donlarından şiddetli zarar görmektedir.-Makro ve mikro besin elementlerinin damla sulama+gübreleme sistemleri ile birlikte uygulanması bitki gelişimini olumlu etkilemektedir. -Fidanlıkların organik gübreler ile gübrelenmesine de büyük önem verilmelidir. Bu amaçla en fazla kullanılan organik gübre olan ahır gübresi, iyice yanmış olarak ve sonbaharda toprağa verilmeli ve toprağa karıştırılmalıdır. Böylece toprağa verilen gübre fidan dikimine kadar çürümesini ilerletmiş ve fidanların yararlanabileceği bir duruma gelmiş olur. -Yeşil gübreler de topraktaki humus, azot ve su miktarı üzerine olumlu etki yaptığından fidancılık için önerilmektedir. Orta özellikteki topraklar için yeşil gübre olarak fiğ ve tarla bezelyesi kullanılmalıdır.
7-Fidanlıklarda Bitki Nöbeti(Münavebe)
•Fidancılıkta münavebe önemlidir. Meyve ve süs bitkisi yetiştiren fidanlıklarda bunları aynı yerde birbirinin ardı sıra yetiştirilerek münavebe yapılabilir.
•Yumuşak çekirdekli meyveler, sert çekirdekli meyveler, üzümsü meyveler ve süs
4ağaç ve çalı türleri şeklinde dörtlü münavebe de uygulamak mümkündür.
•Bununla birlikte belli bir süreden sonra toprak yorgunluğu nedeniyle münavebeye bazı tarla bitkilerini de ilave etmek zorunludur.
•Genel olarak, üzerinden üç kez fidan sökülen arazinin tarla tarımına ayrılması gerekir.
•Ancak, toprağın dinlenme ihtiyacında olup olmadığı üzerinde fidanların gelişme durumlarına bakılarak anlaşılabilir. Toprakta yorgunluğun başlamasıyla birlikte fidanların gelişmeleri de zayıflar.
ANAÇ YETİŞTİRİLMESİ
1-Meyve Türlerinde Kullanılan Anaçlar-Aşıyla çoğaltılan meyve türlerinde her şeyden önce bu çeşitleri üzerine aşılamak için anaç yetiştirmek gerekmektedir.-Her meyve türükendi türüne dahil anaçlar üzerinde en iyi gelişir. Bununla birlikte anacın çeşit üzerine olan olumlu etkilerinden (bodurluk gibi) yararlanmak ya da olumsuz toprak koşullarına karşı (örneğin kireç, nematodlar vb) yetiştiriciliği mümkün hale getirmek için aşı uyuşmasının olması koşuluyla kültür çeşitleri farklı meyve türleri (aynı ya da farklı cinslere dahil) üzerine de aşılanabilmektedir(Çizelge 1). Çizelge 1. Aşıyla çoğaltılan bazı meyvetürleri için anaç olarak kullanılabilecek türler
MEYVE TÜRÜ(AŞI GÖZÜ YA DA KALEM)ÜZERİNE AŞILANABİLECEĞİ TÜRÜN ADI(ANAÇ)
ElmaElma(çöğür ve klon anaçları). Klon anaçlara örnek, M9 (bodur), MM106 (yarı bodur)ArmutArmutçöğür ve klon anaçları (klon anaçlara örnek OHxF333(yarıbodur), ayvaçöğür ve klon anaçları (klon anaçlara örnek Quince A), ahlatçöğürü, alıççöğürüAyvaAyva çöğür ve klon anaçları (klon anaçlara örnek Quince A(bodur), BA29(yarı bodur), alıççöğürü, muşmulaçöğürü, ŞeftaliŞeftaliçöğürü, şeftalixbademhibritleriçöğür ve klonanaçları (klon anaçlara örnek GF677, Garnem), erikçöğür ve klon anaçları (klon anaçlara örnek Saint Julien A), bademçöğürleri, zerdaliçöğürleriKayısıKayısı ve zerdaliçöğürleri, erik çöğür ve klonanaçları (klon anaçlara örnek Marianna GF 8-1, pixy), bademçöğürleri, şeftaliçöğürleri,şeftali x badem hibritleriçöğür ve klon anaçları (klon anaçlara örnek GF677, Garnem)ErikErik çöğür ve klon anaçları (klon anaçlara örnek Marianna GF 8-1, pixy),şeftaliçöğürü, kayısıçöğürü, bademçöğürüKirazKirazçöğür ve klon anaçları (klon anaçlara örnek F12/1), mahlep(idris)çöğür ve klon anaçları (klon anaçlara örnek SL64), vişneçöğür ve klon anaçları (klon anaçlara örnek Weiroot 158), kiraz x mahlep melezleri klon anaçları (örnek Maxma 14), vişne x Prunus canescenshibridi klon anaçlar Gisela 5 (bodur) ve Gisela 6 (yarıbodur)VişneVişneçöğür ve klon anaçları (klon anaçlara örnek Weiroot 158), mahlep (idris) çöğür ve klon anaçları (klon anaçlara örnek SL64),kirazçöğür ve klon anaçları (klon anaçlara örnek F12/1).BademBademçöğürü, şeftali x badem hibritleriçöğür ve klon anaçları (klon anaçlara örnek GF677, Garnem), şeftaliçöğürü, erikçöğür ve klon anaçları (klon anaçlara örnek Marianna 2624)
5CevizCevizçöğürleriAntepfıstığıAntepfıstığıçöğürleri, melengiççöğürleri, buttumçöğürleri, Atlantik sakızıçöğürleriKestaneKestaneçöğürleriTurunçgiller (portakal, mandarin, limon, altıntop)Turunç, üç yapraklı, sitranj (üç yapraklıxportakal)çöğürleri (nusellar embriyo)ZeytinZeytinçöğür ve klon anaçları(klon anaçlara örnek Gemlik ve Manzanilla, delice (yabani zeytin)çöğürleriDutDutçöğürü2-Anaçların Tohum ve Çelik Tavalarında Yetiştirilmesia)
Tohum ve Çelik Tavalarının Hazırlanması:
•Tohum ve çelik parselleri için fidanlıklarda daima göz önündeki yerler seçilir.
•Bu yerler iyi güneş görmeli, ancak kurutucu ve yakıcı rüzgarlara karşı korunmuş olmalıdır. Bu amaçla doğal çitlerle çevrilmeleri yararlıdır. Çitle çevrilen tohum ve çelik parsellerinde, açık olanlara göre hava hareketi sınırlandığı için bunlar daha iyi ısınmakta ve rüzgarların yakıcı etkisinden daha az zarar görmektedir.
•Tohum parsellerini çevirmek için kullanılacak en iyi çit bitkisi mazıdır. Bu bitki sık dallı olup, yaz kış yapraklı kalmakta, iyi büyümekte ve budamaya dayanmaktadır. Bunlarla yapılacak çitlerin 2-2.5m yükseklikte olması bu parseller için ihtiyacı karşılamaktadır.
•Eğer seçilen tohum parselleri sürekli olarak bu işte kullanılmayacaksa ya da bu parselleri kısa bir zaman için çitlerle korumak gerekiyorsa, tohum parselleri hasır vb. materyal ile çevrilebilir.
•Fidanlıklarda toprağın en iyi olduğu yerler tohum ve çelik parsellerine ayrılmalıdır. Tohum ekilecek ve çelik dikilecek olan yerlerin derin topraklı, humus bakımından zengin, geçirgen ve yeterli derecede kumlu olmaları gerekir.
•Böyle topraklar çabuk ısındıklarından ve iyi havalandıklarından buralarda tohum çabuk çimlenir, çelikler de hastalık etmenlerinden dolayı çürümeler olmadan iyi köklenir.
•Bu özellikteki topraklar kaymak tabakası bağlamaz, çabuk tava gelir, işlenmeleri de kolay olur.
•Ayrıca, tohum ve çelik parseli olarak seçilecek yerlerde toprağın alt kısmının yaz başlangıcına kadar nemli kalması istenir. Daha sonra sonbahara doğru toprakta nemin azalması fidanların pişkinleşmeleri üzerine olumlu etki yapar. Tohum ve çelik parsellerine ayrılacak yerlerin sulama suyuna da yakın olması şarttır.
•Tohum ve çelik parseli olarak ayrılan yerlere ekim ve dikimden önce sonbaharda 50cm derinlikte krizma uygulanır. Toprak kışın yağan yağmur ve karlarla iyice parçalanır. İlkbaharda toprak kültivatörle sürülerek veya tırmık geçirilerek düzeltilir.
•Daha sonra parsel tohum veya çelik tavalarına ayrılır. Bu tavalar 80cm genişlik ve 5m uzunlukta hazırlanır. Hazırlanan tavalara 4 kg/m2olacak şekilde iyi yanmış ahır gübresi uygulanır ve toprağa bel ile karıştırılır. Yüzey tırmıklanarak düzeltilir. Böylece tohum ekilecek veya çelik dikilecek tavalar son şeklini almış olur.b) Tohumların Tohum Tavalarına Ekilmesi:
•Hazırlanmış olan tohum tavalarına, toprak tavında iken, tohum ekimine başlanır.
•Tohumlar iriliklerine göre sıralar şeklinde ya da serpme olarak ekilebilir. Ancak, sıralar şeklinde
6ekim tercih edilmelidir.
•Tohum tavalarında iri tohumlu şeftali, zerdali ve erik gibi fazla yan dal yapan meyve türlerinde sıralar arasında 30-35cm ve sıralar üzerinde15-20cm aralık bırakılır.
•Elma, armut vb. türlerde tohumlar, sıralar arası 20-25cm ve sıralar üzeri 10-15cm aralık mesafede ekilir.
•Tohumlar çizilere genel olarak tohum kalınlığının 2 katı derinlikte ekilir. Ancak kuşların zararlarından korunmak ve hassas olan tohumların güneşten yanmalarını önlemek için biraz daha derine ekim yapılabilir. Ekimden sonra tohumların üzeri kapatılır ve tahta ile hafifçe bastırılır. Bu şekilde tohumların toprakla iyi bir şekilde temasa geçmeleri sağlanmış olur
•Tohumların ekileceği derinliğin tayininde göz önünde bulundurulması gereken unsurlar;1)Tohum iriliği, 2)Toprağın yapısı (sıkı veya gevşek oluşu),3)Sıcaklık, nem, ışık gibi iklim faktörleri
•Tohumların çıkışını kolaylaştırmak için sıkı yapılı topraklarda ekim derinliği gevşek topraklara göre daha az tutulmalıdır. c)Çeliklerin Çelik Tavalarına Dikilmesi:
•Çelikler de tohum tavaları şeklinde hazırlanmış olan tavalara, türüne göre, sıralar arası 30-35cm ve sıralar üzeri 10-20cm olacak şekilde dikilir. Çelikleri dikerken toprakdışında yalnız bir ve en çok iki göz bırakılır.
•Çelik dikiminden sonra tavaların üzerinin iyi yanmış ahır gübresiyle iki parmak kalınlıkta örtülmesi yararlıdır. Bu şekilde toprağın üstünde kalan gözlerin güneşten yanmaları önlenir. Çelikler köklenerek tepe gözü sürdükten sonra yapılacak çapalarla gübre toprağın yüzüne hafifçe yayılır ve böylece toprağın çatlaması, çeliklerin taze köklerinin hava alarak kurumaları önlenir. d)Tohum ve Çelik Tavalarında Bakım İşleri:
•Tohumların çimlenmesi ve çeliklerin sürmesiyle birlikte tavalar sürekli olarak gözden geçirilerekyabancı otlar temizlenir.
•Ot alma işi geciktirilmemelidir. Aksi takdirde çok çabuk gelişen ve geniş kök sistemi oluşturan bu otlar çekilerek çıkarılırken yanlarındaki fidelerin de çıkmasına neden olur. Yabancı otlar genç fidelerin ve çelik sürgünlerinin gelişmesini bastırır, onların gelişmelerine ve büyümelerine engel olur. Bu nedenle ot alma işi en önemli bakım işlerinden birisidir.
•Tavaların sulanması da önemli bakım işlerinden birisidir. Sulama,bitkiler susuzluktan soluncaya kadar geç yapılmamalıdır. Ancak, aşırı miktarda ve sık da yapılmamalıdır. Fazla su bitkilerde sararmaya neden olmaktadır.
•Her sulamadan sonra tohum tavaları çapalanarak toprağın yüzündeki kaymak tabakası kırılmalı, toprak gevşetilmeli ve bu arada yeniden çıkan yabancı otlar alınmalıdır.
•İkinci veya üçüncü çapa yapılırken tohum tavalarındaki genç bitkiler de gözden geçirilerek amaca ve ihtiyaca uygun olacak şekilde bitki seyreltmesi yapılmalıdır. Bu seyreltme sırasında çıkarılan fideler boş kalan yerlere şaşırtılarak boşluklar doldurulmalıdır.
•Tohum ve çelik tavalarında gerekli olduğu durumda zirai mücadele uygulamaları geciktirilmeden uygulanmalıdır.
•Tohum tavalarında yetiştirilen bu çöğürler, o yıl sonbaharda dinlenme döneminin girmesiyle birlikte sökülmekte, çap ve boylarına göre sınıflandırılmaktadır.
•Kök budaması yapıldıktan sonra sürgünleri de 40cm’den budanarak 100’lük demetler haline getirilmektedir.
•Hendeklere alınan çöğürlerin üzeri kum ile doldurulmakta ve üzerine de toprak atılarak kapatılmaktadır. Dikim zamanı (Şubat-Nisan) hendekler açılarak çöğürler çıkartılmakta ve aşı parseline dikilmektedir.
7•Çelik tavalarından çıkartılan köklü çelikler de tıpkı çöğürler gibi budanmakta, hendeklenmekte ve aşı parsellerine şaşırtılmaktadır.
•Sökülen anaçlar dikim zamanına kadar 4oC’de ve %85-90 neme sahip soğuk hava depolarında da dikim zamanına kadar saklanabilmektedir.
3-Anaçların Aşı Parsellerine Dikimia)
Çöğür anaçların aşı parsellerine şaşırtılması:
•Hendekler içerisindeya da soğuk hava depolarında saklanan çöğürler, ilkbaharda (bölgelere göre Şubat-Nisan) aşı parsellerine dikilmektedir. •Çöğürlerin aşı parsellerine dikiminde dikkat edilecek unsurlar:
1) Anaçlar karışık olarak dikilmemelidir. Ayrıca aynı anacın farklı sınıflara ayrılmış anaçları da karışık dikilmemelidir. Farklı kalınlıktaki anaçlar aynı zamanda aşıya gelmediklerinden karışık dikim durumunda parseldeki bir kısım çöğürler aşılanırken, bir kısmı aşılanamayacak ve fidan sökümünde karışıklık meydana gelecektir.
2) Çöğürler, aşı parsellerine düzgün sıralar şeklinde dikilmedir. Sıralar arasındaki mesafe toprak işleme amacıyla kullanılacak tarım alet ve makinalarının genişliğine göre ayarlanmalıdır. Sıra üzeri mesafe ise türlere göre değişmekle birlikte genel olarak 15-20cm arasındadır.
3) Çöğür dikimi geciktirilmemeli ve dinlenme dönemi içerisinde tamamlanmalıdır.
4) Çöğürler dikilinceye kadar, kurutucu rüzgarlardan ve güneşten korunmalı ve köklerin kurumalarına meydan verilmemelidir.
5) Çöğür dikiminden sonraparsel iyi bir şekilde sulanmalıdır.b)
Klonal anaçların aşı parsellerine şaşırtılması:
•Klonal anaçlar fidanlıklarda genel olarak tepe daldırması yöntemiyle çoğaltılmaktadır.
•Dinlenme döneminde ana bitkiden kesilerek ayrılan anaçlar, bol miktarda saçak kök yapmaları için kökleri 5cm’den kesildikten ve sürgünleri 40cm’den budandıktan sonra 50 ya da 100’lük demetler halinde hendeklerde ya da soğuk hava depolarında dikim zamanına kadar saklanmaktadır (çöğürlerde olduğu gibi).
•Dikim zamanı bu anaçların aşı parseline şaşırtılmaları da çöğür anaçlarda olduğu gibidir.
FİDANLARIN AŞI PARSELLERİNDE BAKIMI,AŞILANMASI VE TERBİYESİ
•Aşı parseline dikilen anaçlarda aşı zamanına kadar sulama, gübreleme ve zirai mücadele uygulamaları, yabancı ot kontrolü için toprak işlemesi yapılarak bunların iyi bir şekilde gelişmeleri ve aşı kalınlığına ulaşmaları sağlanır.
•Anaçlar, genel olarak aşı parseline şaşırtıldıkları yıl durgun göz aşısı ile aşılanır.
•Aşı yapılmadan 1-1.5 ay önce aşının yapılacağı kısım ve çevresinden yani anacın boğaz kısmından ve gövdesinin alt kısmından çıkan sürgünler kesilir. Böylece bunların yara yerleri aşı zamanına kadar tamamen kapanmış olur.
•Durgun göz aşıları bölgelere ve türlere göre değişmekle birlikte Temmuz ayı ortasından Eylül ayı ortasına kadar anacın kabuk verdiği sürece uygulanır. Aşılamadan 2-3 gün önce parselde sulama yapılarak anacın kolay kabuk vermesi sağlanır.
•Durgun göz aşılarında aşı gözü esas olarak ertesi ilkbaharda sürer.
•Aşıların yapılmasında 2-3 hafta sonra aşıların tutup tutmadıkları kontrol edilir ve anaç kabuk veriyorsa tutmayan aşılar tekrarlanır.
•Aşı bağları o dönemde kesilir ya da kesim işi erken ilkbahara bırakılabilir.
•Kış sonlarında veya erken ilkbaharda aşı gözünün üst tarafında 10-12cm kadar bir gövde kısmı bırakılarak aşılı anaçların tepesi vurulur.
•Aşı gözü uyandıktan sonra aşısürgününündoğru büyümesini ve kırılmamasını sağlamak için sürgün 3-4 yapraklı olur olmaz, gözün üst kısmında bırakılmış olan 10-12cm uzunluğundaki gövde kısmına
8bağlanır.
•Aşı parselleribütün yaz düzenli olarak sulanır, çapalanır, yabancı otları temizlenir, gerekli olduğunda zirai mücadele uygulamaları yerine getirilir. Ağustos başında aşı sürgünleri yeter derecede kalınlaşmış ve odunlaşmış olacağından bunların anaçta bırakılmış olan dalparçasına bağlı kalmalarına gerek kalmaz. Bu dal parçası düzgün bir şekilde kesilir.
•Meyve fidanları kamçı fidan olarak adlandırılan dallanmamış 1 yaşlı fidan olarak ya da çeşitli yöntemler ile dallandırıldıktan sonra 1 ya da 2 yaşlı dallı fidan olarak üretilebilir.Kısa zamanda ağacın tacını oluşturarak ağacı bir an önce meyve dönemine başlatmak amacıyla meyve bahçesi kuracak kişiler geniş açıyla dallandırılmış 1 ya da 2 yaşlı fidanlarıtercih edilebilmektedir.
•Fidanlıkta dallı fidan, ilk yıl aşı sürgünü60-90 cm boylara ulaştığında büyümeyi düzenleyici madde (örneğin, BAP (benzilaminopurin)+GA4+7(gibberellin4+7) uygulamaları, uç alma, sürgün ucunun kıvrılması, uç kısma yakın yaprakların koparılması gibi uygulamalar ile yapılabilmektedir. Ayrıca yine fidanlık koşullarında 1 yaşlı fidanlarda henüz uyanma olmadan önce ana dalları oluşturacak sürgünlerin elde edileceği gözlerin 1 cm üzerindenkabuğun çizilmesi ya da 40-50 cm’den tepesi vurulan fidandan süren üstteki sürgün 5 cm uzunluğu ulaştığında ilki olmak üzere belirli aralıklarla bu sürgüne büyümeyi düzenleyici madde püskürtülmesi şeklinde fidanların geniş açılı olarak dallandırılması sağlanabilmektedir.
•Tüm bu yöntemler apikal dominansinin neden olduğu dallanmanınönündeki engelleri ortadan kaldırarak fidanda geniş açılı yeterli sayıda yan dal oluşumunu sağlamaktır. Apikal dominansiye sürgünün uç kısmında bulunan göz ve yapraklarda üretilen oksin neden olmaktadır.
FİDANLARIN SÖKÜLMESİ, HENDEKLENMESİVE AMBALAJI
•Fidanlar dinlenme dönemi içerisinde genellikle sonbaharın sonunda ya da erken ilkbaharda sökülebilir.
•Fidanların sonbaharda yaprak dökümünden sonra sökülerek hendeklenmeleri daha uygundur. Fidanların satılacağı bölgede dikim sonbaharda yapılıyorsa buna zorunluluk da bulunmaktadır. Bu zamanda fidanlıklarda iş yoğunluğu fazla değildir. Ayrıca, sökülerek hendeklenmiş olan fidanların köklerinde budama yapıldığından ve bu yerlerde kök oluşumları başladığından ilkbaharda yerlerine dikilir dikilmez buralardan taze kökler gelişebilecektir.
•Sonbaharda, fidan sökümüne kış donları oluncaya kadar devam edilir. Şiddetli soğuklarda, rüzgarlı havalarda ve toprak ıslak ve çamurken söküm yapılmaz. Fidan sökümünde dikkat edilecek en önemli nokta, fidanın köklerini zedelemeden çıkarmaktır. -Sökülen fidanlar dikim zamanına kadar bahçede hazırlanmış olan hendeklere gömülür. Hendekler doğu batı yönünde açılır. Fidanların başları kuzeye ve kök tarafları güneye gelmek üzere meyilli olarakya da dik bir şekilde aşı yerleri de toprağa girecek şekilde bu hendekler içerisine gömülür. Havaların çok şiddetli soğuk yaptığı yerlerde fidanların toprak dışında kalan kısımlarının da uygun bir meteryal ile (örneğin, hasır) örtülmesi yararlı olur. Dikim zamanı hendekler bir baştan açılarak fidanlar çıkarılır.-Yakın mesafelere gönderilecek fidanların ambalajlanmalarına gerek yoktur. Fidanlar mümkün olduğu kadar donsuz havalarda taşınmalı, köklerin üzerleri nem kaybı ve soğuk zararına karşı kesinlikle örtülmelidir. -Taşımada köklerin bozulmasına ve taçlandırılmış fidanlardadalların kırılmalarına ve üzerlerindeki gözlerin kopmalarına meydan vermemekönemlidir. -Uzak mesafelere gönderilecek fidanlar iriliklerine göre 5, 10, 15, 25 tanesi bir arada demet yapılmalı ve bu fidanlar sarılmalıdır. Çıplak köklü fidanlar, kanaviçe, naylon gibi materyaller ile sarılabildiği gibi mukavva kutular içerisinde de ambalajlanabilmektedir. Bununla birlikte çoğu zaman ambalajlanmadan, ancak toplu olarak üzeri örtülerek taşınmaktadır. Fidan naklininmümkünse kapalı araçlar ile yapılması fidanın sağlığı bakımından önemlidir. Kaplı fidanlar topraklı olduğu için taşınma sırasında kökleri zarar görmemektedir.Bu fidanlar da açık kasaları araçlarla değil kapalı kasalı araçlarla nakledilmelidir.
|
|
|
Aşilama Teknikleri |
|
Yazar: RasitTunca - 07-09-2019, 06:25 PM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar
- Yorum Yok
|
 |
Aşılama nedir, aşılamanın nedenleri nelerdir, nasıl aşı yapılır? gibi soruların cevaplarını öğreneceğiz. Bu çok önemli konuyu dikkatlice takip etmeniz, ürününüzün artmasına ve pazar değeri yüksek çeşit elde etmenize sebep olacaktır. Aşılama Aşılama, iki bitki parçasını bir bitkiymiş gibi kaynaşacak ve büyümelerine devam edecek şekilde birleştirme tekniğidir. Yeni bitkinin üst kısmını meydana getirecek aşı kısmına kalem veya tek göz ihtiva ederse aşı gözü, alt kısmını ve kökünü meydana getiren kısmına anaç adı verilir.
Neden Aşı yaparız
Tür ve çeşidin ismine doğru fidan üretimi, Başka ve kolay metodlarla çoğaltılamayan çeşitlerin ortadan kalkmasına engel olmak, Büyük ağaçların çeşitlerini değiştirmek,Islah çalışmalarında belirli özellikleri için seçilen çöğürlerin büyümelerini çabuklaştırmak, Ağaçların zarar gören kısımlarının tamiri, Virüs hastalıklarının incelenmesi için aşı yapılır. Bazı anaçların özelliklerinden (Bodur anaçlar gibi) yararlanmak için ancak üzerine iyi bir çeşit aşılayarak yararlanabiliriz.
Kaç Çeşit Aşı Vardır?
1. Göz aşıları,
2. Kalem aşıları.
Göz Aşısı Nedir?
Altında odun dokusu bulunan veya bulunmayan küçük bir kabuk parçası ile bunun üzerindeki tek bir göz ile yapılan aşılara göz aşısı denir. Sadece yongalı göz aşısı metodunda,kabuk parçasının altında odun dokusu bulunur. Göz Aşısı Ne Zaman Yapılır? Bitkinin kabuk verme zamanı kullanılacak göz aşısı metodunu tayin eder.
Aşı ile üretim Bir bitkinin bir parçasını başka bir bitki ile bir araya getirilerek kaynaştırılması olayıdır.
AŞIDA Önemli olan Aşılanacak anaç (Altlık) ile aşı kaleminin kambiyumunun çakıştırılmasıdır.
Aşı işleminde altlık kök sistemini, Kalem ise gövde ve tacı geliştirir.Kıymetli yüksek vasıflı türler elde etmek ve diğer yöntemler ile üretimi çok zor olan türlerin elde edilmesinde kullanılır.
AŞILAMADA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR.
Aşı kalemi ve Anacın bir biri ile uyuşması için seçilen metaryaller en az tür düzeyinde olmalıdır.
Familya bağımlılığı en son sınır teşkil eder.
Anaç fidanlar yüksek kalitede olmalı ve tohumdan üetilmiş genç fidanlar tercih edilmelidir.
Kalemler sağlıklı fertlerden alınmalıdır.
Daimi yeşil ve iğne yapraklı türlerde kalemler alınıp doğrudan doğruya kullanılmadan önce kesilmelri gerekir ve bunların taze olmaları şartdır.
Kalemler buzlu polietilen torbalarda taşınıp aşılanmadan soğuk hava deposunda bir süre saklanabilir.
Bütün aşı kalemleri sıfırın üzerinde olduğu zamanlarda alınmaldır.
Yaprağını döken türlerde yaprak dökümünden sonra Aralık Şubat aylarında alınmalı ve kullananakadar soğuk hava deposunda bir süre saklanabilir.
Pirensip olarak kalemler ışıkda büyümüş normal ve kuvvetli gelişen sürgünlerden alınmalıdır. Su sugünlerinden kalem alınmaz. Kalem almak için aynı yılın sürgünleri ve çoğunlukla bir yaşındaki sürgünlerden kullanılmalıdır.
Bazı yapraklı türlürde açık alanda başarı sağlamak için kalemin vejetasyon noktsdındaki yüzükle birlikte iki yaşındaki odundan mutlaka alınması gereklidir.
Ağcın üst dallarından alınan aşı kalemlerinden üretilen fidanlar bol çiçek verir.
Ağcın üst dallarından alınan erkek alt dallarından alınan kalemler dişi bireyler oluşturur.
Anaçlar ile kalem alınan meteryaller mümkün olduğunca muhit şartları bir biri ile uyum sağlamalıdır.
GÖZ (TOMURCUK) Aşısı
Üzerinde bir göz veya bir tomurcuk bulunan. (Altında odunsu doku içeren veya içermeyen) küçük bir kabuk parçasından alınan bir kalem kullanarak yapılan aşılama töntemine GÖZ AŞISI denir.
GÖZ AŞISI ANACI su yürümüş bir halde bulunduğu ve dolayısı ile kabuğun kolaylıkla odun kitlesinden ayrılabileceği yere yapılmalı AŞI KALEMİ ile ANAC FİDANIN son yıl sürgünlerinin aynı kalınlıkda olmasına dikkat edilmelidir.
Bu yöntemde kalem olarak seçilen sürgünden olgunlaşmış bir göz TOMURCUK kesilir. Alınan bu tomurcuk anac üzerinde T şeklinde yarık içersine yerleştirilir.
SÜRGÜN GÖZ AŞISI
Haziran sonu veya Temmuz başında açık alanda yapılır ve göz aşısının yapıldığı yıl içinde sürgün verir.
Kendi içinde erken sürgün ve geç sürgün olarak ikiye ayrılır. ERKEN sürgün göz aşısında kalemler tomurcuk henüz uyanmış halde iken alınır. ANAC ise AKTİF olmalıdır. Mayıs sonu veya Haziran başı uygundur.
Geç sürgün GÖZ aşısında ise kalemler gözler olgunlaşmış ve iyi gelişmiş halde iken alınır. Temmuz ayı uygun zamandır. ANAC koltukları yaz sonunda düz bir kesimle uzaklaştırılır.
UYUYAN DURGUN GÖZ AŞISI
Üretilmek istenen durgun gözden alınan durgun gözler aynı türün yabanileri üzerine aşılanır. Uygun göz aşısı EYLÜL ayı içinde yapılır.
Bu aşının bir sonraki ilkbaharda sürmesi beklenir. Gözler aynı yılın iyi teşekkül etmiş sürgünlerinden alınmalıdır. KIŞ soğuklarından zarar görmemesi için mümkün olduğunca geç yapılmalıdır.İLKBAHARDA anac sürmeye sürmeye hazırlanan tomurcuklar üzerinde aşı istikametinin ters yönde meyilli veya gözün 10-15 cm yukarsından düz olarak kesilir....
![[Resim: A%C5%9F%C4%B1lama%20teknikleri-1.jpg]](https://efsane1turk.net/EfsaneUploads2/A%C5%9F%C4%B1lama%20teknikleri-1.jpg)
GÖZ AŞILARI YAPILIRKEN T YÖNTEMİNİN HARİCİNDE uygulanan ÇENTİK AŞI yöntemidir.
Çentik aşı yöntemi Dutlar, Güller, Akcaağçlar,Karaağaç, Ihlamur,ve Ceviz de büyük başarı sağlar.
Çentik aşı yönteminde anacın dibe yakın kısmında veya gövdesinden yukarıdan aşşağıya doğru 3-5 cm uzunluğunda bir dilim kabuk çıkarılır. Tomurcuklu kabuğu tutacak bir çentik kesit yüzeyinin altına açılır. Tomurcuk aşı kalemi buraya yerleştirilerek bağlanır. Oldukca hızlı bir yöntemdir.
Çentik açılmadan anactaki göz üzerinden çıkarılan kabuk yerine göz yerleri üst üste gelecek şekilde kalem gözden alınan kabuk yerleştirilirse Yama göz aşısı adını alır.
![[Resim: A%C5%9F%C4%B1lama%20teknikleri-2.jpg]](https://efsane1turk.net/EfsaneUploads2/A%C5%9F%C4%B1lama%20teknikleri-2.jpg)
KALEM AŞISI
Üzerinde bir kaç göz bulunan bir sürgünden alınan kalemlerle yapılan aşılardır.
BİNDİRME AŞILAR.
Aynı kalınlıkda anac ve aşı kaleminin olduğu hallerde uygulanır. Anaclığın tepesi aşı kaleminin kalınlığında uygun bir yerden kesilir ve kalem buraya bindirilip bağlanır. Bu metot Eğik, Dilicikli, Semerli ve Omega Bindirme şekilleri vardır....
![[Resim: A%C5%9F%C4%B1lama%20teknikleri-3.jpg]](https://efsane1turk.net/EfsaneUploads2/A%C5%9F%C4%B1lama%20teknikleri-3.jpg)
![[Resim: A%C5%9F%C4%B1lama%20teknikleri-4.jpg]](https://efsane1turk.net/EfsaneUploads2/A%C5%9F%C4%B1lama%20teknikleri-4.jpg)
![[Resim: A%C5%9F%C4%B1lama%20teknikleri-5.jpg]](https://efsane1turk.net/EfsaneUploads2/A%C5%9F%C4%B1lama%20teknikleri-5.jpg)
![[Resim: A%C5%9F%C4%B1lama%20teknikleri-6.jpg]](https://efsane1turk.net/EfsaneUploads2/A%C5%9F%C4%B1lama%20teknikleri-6.jpg)
YANAŞTIRMA Kenar yan aşı
Kalemin kendinden daha kalın anacın alt kenarlarına oturtulması ilkesine dayanan bu yöntem MAVİ LADİN, AT KESTANESİ başta olmak üzere bir çok ibreli ve yapraklı türün üretiminde yaygın olarak kullanılır.
ANACIN gövdesinin alt kısmındaki iğne yaprak ve yapraklar temizlenir. Bu gövde üzerinde olabildiğince alt kısmında kabuk dar ve mümkün olduğunca kalem uzunluğuna yakın uzunlukda bir şerit halinde kesilerek uzaklaştırılır.ve kabukda bir dil bırakılır. Kabukda da benzer bir düşey kesit oluşturulup anacdaki dilcik kısmına girecek şekilde kısa bir kesim yapılır.
Kalemin kesilen anacın kesilen yüzeyi üzerine kambuyumlar çakışacak şekilde oturtulup aşı bandı ile sarılır. KÜT aşı Dilicikli aşı ve Kertikli yan aşı tali şekilleri vardır. İLKBAHARDA anac sürmek üzereyken ancak KALEM uyanmadan yapılır......
![[Resim: A%C5%9F%C4%B1lama%20teknikleri-7.jpg]](https://efsane1turk.net/EfsaneUploads2/A%C5%9F%C4%B1lama%20teknikleri-7.jpg)
YANDAN SİVRİLTME AŞI
Daha çok çam türlerine uygulanan bu yöntemde anac gövdesinde kabuk 3-4 cm uzunluğunda yukarıdan aşşağı baston şeklinde çizilir ve aşı bıçağının keskin olmayan tarafı ile bu çizgi kambuyum üzerinden kaldırılır.
Alt tarafından 3-4 cm uzunluğunda üçgen şekil verilerek sivriltilen kalem daha sonra buraya yerleştirilerek sarılır.
![[Resim: A%C5%9F%C4%B1lama%20teknikleri-8.jpg]](https://efsane1turk.net/EfsaneUploads2/A%C5%9F%C4%B1lama%20teknikleri-8.jpg)
KAKMA AŞI
Aşı kaleminin ince anacın ise kalın olduğu durumlarda uygulanır. Anacda üçgen şeklinde bir oyuk açılır. Buna uygun kalem kesilerek kambiyumları çakıştırarak bağlanır. ve macunlanır. Bu yöntem yaprağını döken türlerde açık alanda kural olarak fidanların sürmelerinden mümkün olduğunca kısa bir zaman önce uygulanır.
Çok erken süren türler ilkbaharda erken,Geç süren türler ilkbaharda geç aşılanır...
![[Resim: A%C5%9F%C4%B1lama%20teknikleri-9.jpg]](https://efsane1turk.net/EfsaneUploads2/A%C5%9F%C4%B1lama%20teknikleri-9.jpg)
![[Resim: A%C5%9F%C4%B1lama%20teknikleri-10.jpg]](https://efsane1turk.net/EfsaneUploads2/A%C5%9F%C4%B1lama%20teknikleri-10.jpg)
YARMA AŞI
Çok sık kullanılan bir yöntemdir. Aynı kalınlıkda anac ve kalemler ile kalemin ince anacın kalın olduğu durumlarda rahatca uygulanabilir.
Önce anac fidanın tepesi kesilerek düz bir satıh oluşturulur. Bundan sonra kalemin oturacağı kenarda anacın kesiti yarısınakadar yarılır. Sonra kama gibi ve bir tarafı kabuklu kalem yarığa oturtulur. Yarığın iki tarafı kalemi sıkıştırmalıdır. Bu işlemi yaparken anac ve kalem kabuklarının bir hizaya gelmesi şartdır.
Kalın anac üzerinde anacın çapı boyunca açılacak yarığa bazen iki taraflı iki kalem aşılanabilir. Bu yöntem KIZILÇAM ve SEDİRDE başarı ile uygulanır...
![[Resim: A%C5%9F%C4%B1lama%20teknikleri-11.jpg]](https://efsane1turk.net/EfsaneUploads2/A%C5%9F%C4%B1lama%20teknikleri-11.jpg)
![[Resim: A%C5%9F%C4%B1lama%20teknikleri-12.jpg]](https://efsane1turk.net/EfsaneUploads2/A%C5%9F%C4%B1lama%20teknikleri-12.jpg)
![[Resim: A%C5%9F%C4%B1lama%20teknikleri-13.jpg]](https://efsane1turk.net/EfsaneUploads2/A%C5%9F%C4%B1lama%20teknikleri-13.jpg)
BESLEMELİ YANDAN YANAŞTIRMA AŞI
Anac üzerinde aşı yapılacak yere 3-3 cm uzunlukda yay şeklinde bir kesit açılır. Bu yayın ortasından aşşağı doğru bir dilicik, Kalem üzerinde ise ters tarafa bir dilicik açılarak dilicikler bir birine gelecek şekilde oturtulur ve kambiyumlar çakıştırılır...
![[Resim: A%C5%9F%C4%B1lama%20teknikleri-14.jpg]](https://efsane1turk.net/EfsaneUploads2/A%C5%9F%C4%B1lama%20teknikleri-14.jpg)
|
|
|
Gübrelemenin Önemi |
|
Yazar: RasitTunca - 07-09-2019, 06:05 PM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar
- Yorum Yok
|
 |
Gübrelemenin Önemi
A. Gübreleme nin Önemi Bitkiler toprağa bağlı canlılardır. Hayatlarını sürdürmeleri bulundukları ortamda yeteri kadar besin elementi olmasına bağlıdır. Toprak tabi olarak çok sayıda mineral maddeyi yapısında bulundurur. Ancak bunların miktarları her zaman yeterli seviyede değildir. Özellikle üzerinde bitki yetiştirilen topraklar zamanla besin elementleri yönünden fakirleşir. İşte üretimini yaptığımız bitkilerden yeterli miktar ve kalitede ürün alabilmemiz toprakta eksilen mineral besin elementlerinin takviye edilmesine bağlıdır. Bitki beslemenin önemi burada başlar. Meyve ağaçları topraktan yıllık önemli miktarlarda besin elementi kaldırırlar. Bu kaldırılan besin elementleri ikame edilemez ise ağaçlarda bir takım beslenme bozuklukları ve verim düşüşleri görülür. Bu durumun önlenebilmesi için gerekli besin elementlerinden yeteri kadar takviye yapılmalıdır.
B. Bitki Besin Elementlerinin Alımı Ve Taşınması
Bitkilerin besin elementlerini alım organları birinci derecede kökleridir. Sınırlı da olsa toprak üstü aksamlarından da besin elementi girişi olabilmektedir. Ancak bu toprak üstü organlardan besin alımı bitkinin ihtiyacını karşılamaktan uzaktır (özellikle makro besin elementlerinde ve bitkinin çok ihtiyaç duyduğu besinlerde). Bitkinin kökten besin elementi alımı için öncelikle iyi bir kök sisteminin olması gerekir. Bitkiler su ve besin elementlerini kılcal kökleri vasıtasıyla alırlar. Bu yüzdem iyi saçak kök oluşturmuş bir bitkinin besin alımı daha kolay olur. Ayrıca toprak yapısı ve ortamdaki su miktarı da besin elementi alımında etkilidir. Öte yandan besin elementlerinin kökler aracılığı ile alınabilmesi elementlerin elverişli formda olmasına bağlıdır.
Bitki kökleri besinleri diffüzyon-geçişme, osmos, kontak değişim gibi bazı kimyasal ve fiziksel olaylar sonucu alırlar. Besin elementlerinin bitkide taşınması floem ve xylem denilen iletim demetleri aracılığı ile olur. Bunlardan xylem dokusunda su ve suda çözünmüş mineral maddeler; floemde ise özellikle organik maddeler taşınır. Bitkilerde bu iletim dokuları aracılığı ile aşağıdan yukarıya ve yukarıdan aşağıya bir taşınma gerçekleşir. Mesela kökten alınan besin maddeleri yukarı meyve yapraklara taşınırken, fotosentez ürünleri ve bazı besin elementleri de yapraklardan köke veya diğer yapraklara doğru taşınabilmektedir.
. Meyve Ağaçlarının Gübre İhtiyaçlarının Belirlenmesi Meyve ağaçlarının gübre ihtiyaçlarının belirlenmesinde şu yöntemler kullanılabilir Tarla denemesi metodu Toprak analiz metodu Bitki analiz metodu Bitkilerde görülen eksiklik belirtilerini teşhis metodu Radyoizotop metodu 1. Tarla Denemeleri Metodu Bilinen en eski yöntemdir. Gübre ihtiyacının belirlenmesinde en doğru sonucu verir. Ancak özellikle meyve ağaçlarında, çok yıllık oluşları ve uzun sürede verime yatmaları bu yöntemin uygulamasını zorlaştırmaktadır. Öte yandan yöntemin uzun zaman alması da bir başka dezavantajdır.
Tarla denemelerinin esası belli parsellerdeki ağaçlara farklı gübrelerin değişik dozlarının uygulanması ve en uygun olanının bulunmasıdır. Günümüzde verimlilik belirlemede en sık kullanılan yöntemdir. Toprak analiz yönteminde amaç toprağın bitkilerce alınabilir besin elementi miktarı hakkında fikir sahibi olabilmektir. Başlıca 4 aşaması vardır Toprak örneklerinin alınması Toprak örneklerindeki alınabilir besin elementlerinin tayini Analiz sonuçlarının değerlendirilmesi Gübre önerilerinin geliştirilmesi Toprak örneği alımında önce arazinin farklılıkları belirlenmelidir. Eğim, toprak rengi, toprak tipi, yükseklik, taban suyunun durumu gibi arazideki farklılıklar dikkate alınarak, her farklı bölgeden ayrı örnek alınmalıdır. Eğer arazi homojen ise 20 da araziden 1 örnek alınması yeterli olabilir. Bunun için rasgele zig zaglar çizerek veya bir plan dahilinde 5-6 nokta işaretlenir ve buralardan burgu veya bel yardımı ile 0-30 ve 30-60 cm derinliklerden toprak örnekleri alınır. Her bir derinlikten alınan örnekler kendi aralarında iyice karıştırılarak içinden 1-2 kg toprak alınır ve laboratuvara gönderilir. Eğer bel ile toprak örneği alınacaksa işaretlenen noktalarda toprak 60 cm derinliğe kadar V şeklinde açılır ve V’nin yüzeyinden 2-3 cm kalınlığındaki bir tabaka 0-30 ve 30-60 cm derinliklerden ayrı ayrı alınır. Laboratuvar sonuçlarının değerlendirilmesi ve gübre önerileri Tablo 1’de verilmiştir.
3. Bitki Analiz Yöntemi
Yaprak ve diğer bitki organlarının analizleri de son yıllarda yaygınlaşan bir verimlilik belirleme yöntemidir. Ancak tek başına yaprak analizleri ile gübre önerilerinde bulunulamaz. Mutlaka toprak analizleri ile desteklenmesi gerekir. Yaprak örneklerinin alımı: yaprak örneği alınırken bitki türü, yaşı, yaprağın alındığı sürgünün ait olduğu dönem, meyveli olup olmaması, ağacın meyve tutumu, yaprağın durumu vs. gibi faktörler dikkate alınmalıdır. Her 20 dekardan 1 örnek alınabilir. Örnekler sağlıklı ağaçlardan alınmalı, semptomlu ağaçlardan ayrıca örnek alınmalıdır. Bahçedeki ağaçların en az % 20’sinden örnek alınmalı ve örnek alınacak ağaçlar bahçede zig zag çizerek belirlenmelidir. En uygun örnek alma zamanı tam çiçeklenmeden 8-12 hafta sonradır. Bu da yaklaşık temmuz sonu ile ağustos ortasına denk gelir. Örnekler omuz hizasında güneş gören dalların orta yaprakları sapları ile birlikte koparılarak alınmalıdır. Alınan örnekler delikle plastik torbalara konularak en kısa zamanda laboratuvara ulaştırılmalıdır. Yaprak analiz sonuçları aşağıda tabloda verilen değerler arasındaysa eksiklik ya da fazlalık yoktur. Aksi halde toprak analizleri ile desteklenerek eksiklik giderilmelidir.
Tablo 4. Değişik meyvelerde yapraklardaki besin elementlerinin alt ve üst sınırları.
Besin Elementi
4. Bitkilerde Eksiklik Belirtilerinin Teşhisi
Bitkilerde eksiklik belirtilerinin teşhisi son derece dikkat isteyen bir yöntemdir. Bitkilerde eksiklik belirtilerinin görülmesi besin elementi düzeyinin kritik seviyenin altına düşmesi anlamına gelir ve acil müdahale edilmezse bitkiler ölebilir. Bu konu “Bitki Besin Elementleri” bölümünde ayrıntılı olarak anlatılacaktır.5. Radyoizotop Metodu
Son yıllarda kullanılan ve bitkilerin topraktan kaldırdıkları besin elementi miktarını dolaysız olarak veren bir yöntemdir. Yöntemde önce toprağa verilecek besin maddesi spesifik aktivitesi bilinen radyoizotopu ile etkilenmekte ve sonradan bitkide radyoaktivite ölçümleri yapılmaktadır. Meyve ağaçları için uygulanabilir bir yöntemdir. İleri teknoloji gerektirir.< Verimlilik belirlenmesinde birtakım saksı denemeleri de kullanılmakla birlikte fazla yaygın değildir. Bu yöntemlerde kısa sürede yetişen bitkiler veya mantarların saksılardan kaldırdıkları besin elementi düzeyinden yola çıkılarak yüksek bitkilerin besin elementi ihtiyaçları belirlenmeye çalışılmaktadır. D. Meyve Ağaçlarına Verilecek Gübre Miktarının Belirlenmesinde Göz Önünde Tutulacak Hususlar
1. İklim Faktörleri
Mevcut bilgiler ışığında diğer gelişim faktörlerinin uygun olması durumunda ısının gündüz yüksek, gece düşük olduğu yerlerde daha fazla gübre kullanılması gerekmektedir.
b. b. Işık Faktörleri
Işık gübreleme ilişkisi özellikle gölgede yetiştirilen bitkiler için önemlidir. Böyle bitkilerde birim alana düşen karbonhidrat miktarı azalacağından daha az gübre verilmesi gerekir. Işık yoğunluğu arttıkça verilmesi gereken gübre miktarı artırılmalıdır.
c. c. Yağış Faktörü
Su faktörü ile gübreleme arasında çok önemli bir ilişki vardır. Verilen besin elementlerinin çözünüp bitkiye yararlı hale gelebilmesi, bitki tarafından alınabilmesi ve bitki bünyesinde taşınabilmesi suya bağlıdır. Bu yüzden suyun yetersiz olduğu yerlerde verilecek gübre miktarının da ona göre ayarlanması gerekir. Aksi halde ekonomik kayıplar söz konusu olur.
2. Toprak Faktörleri
a. Toprağın verimlilik derecesi
Gübreleme yapılmadan önce toprakların verimlilik durumlarının belirlenmesi ve bitki ihtiyaçları da dikkate alınarak verilecek gübrenin belirlenmesi gerekir.
b. Toprak reaksiyonu
Besin elementlerinin bitkiler tarafından alınabilmesi için toprak pH’sı çok önemlidir. Besin elementlerinin en rahat alınabileceği toprak pH’sı 6-7 arasındadır. Şekil 1’de besin elementlerinin alınabilirliği ile toprak pH’sı arasındaki ilişki görülmektedir
c. Toprağın su kapsamı
Yukarıda su faktörü anlatıldı. Ancak burada toprağın tekstürüne bağlı olarak bünyesinde hapsettiği su miktarının öneminden bahsedilecektir. Örneğin kumlu topraklarda fazla su da verilse tutulamayacağından pek bir önemi yoktur. Öte yandan aşırı killi topraklarda su çok kuvvetle tutulduğundan mevcut sudan bitkiler yararlanamayabilir. Tablo 5’de toprak yapısına göre yararlı su miktarları görülmektedir.
d. Uygulanan toprak işleme sistemi
Meyve ağaçları dikildikleri toprakları uzun yıllar işgal eder. Bu sebeple düzenli toprak işleme yapılamaz. Özellikle dikimin ilk yıllarında tarla yabancı ot mücadelesi açısından işlenmelidir. Ancak meyve bahçelerinde derin toprak işleme yapılmamalıdır. Çünkü derin işleme kılcal köklere zarar verebilir. Gübreleme açısından özellikle fosfor ve potasyum toprak işlenerek veya bant şeklinde açılarak kök bölgesine yakın olacak şekilde verilmelidir. Eğer işlenmeden verilirse verilecek gübre miktarı artmaktadır.
3. Bitki Faktörleri
a. Meyvenin tür ve çeşidi
Farklı tür meyvelerin gübre istekleri çok farklılık gösterir. Tablo 6’de bazı meyvelerin gübre istekleri görülmektedir.
b. Anaç
Meyve ağaçlarının beslenmesinde besin alımını etkileyen en önemli faktörlerden birisi anaçtır. Çünkü ağaçların verin ve büyüklüklerini anaç belirler. Anaca göre dikim sıklığı da değişmektedir. Tablo 7’te bazı elma anaçlarının cm2 kesit alana verimleri görülmektedir. Buna göre fazla verim veren anaçlar üzerine aşılı ağaçlara fazla gübre verilmelidir.
Tablo 7. Bazı elma anaçlarının cm2 kesit alana verimleri
c. Ağacın yaşı
Ağacın yaşı ile verim ve büyüklük doğru orantılıdır. Dolayısıyla ağaç yaşı arttıkça verilecek gübre miktarı da artırılmalıdır. Ancak bu artış ağaç pik verime ulaştıktan sonra durdurulmalıdır.
d. Ağacın büyüklüğü
Ağaç büyüklüğü ile önerilecek gübre miktarı arasında sıkı bir ilişki vardır. Ağaç büyüklüğünde ölçü ise gövde kalınlığıdır. Gövde kalınlığı arttıkça besin elementi ihtiyacı da artmaktadır.
e. Dikim sıklığı
Birim alana dikilen ağaç sayısı arttıkça verilmesi gereken gübre miktarı da artmaktadır.
E. Bitki Besin Elementleri (Elverişliliği, Bitki Fizyolojisindeki Önemi, Eksiklik ve Fazlalığı, Gübreleme)
1. Azot
Tabiatta azotun kaynağı organik maddeler ve havanın serbest azotudur. Havanın serbest azotu ve organik maddelerin bünyesindeki azot bazı kimyasal olaylar (amonifikasyon, nitrifikasyon vs.) sonucunda bitkilerin faydalanabileceği amonyum ve nitrat formuna dönüşür. Azot bitkilerin temel yapı taşlarındandır. Amino asitler, proteinler, nükleik asitler gibi organik bileşiklerin vazgeçilmez bileşenlerinden biridir. Azot bitkilerde vegetatif aksamın gelişmesini sağlar.
Azot Eksikliği: Azot yetersizliğinde bitkiler genellikle koyu yeşil görünümlerinin aksine soluk açık yeşil bir görünüm kazanırlar. Ciddi noksanlık durumlarına yapraklarda kloroz görülür. Bu durum yaşlı yapraklardan başlar.
Azot eksikliği özellikle bitkinin vegetatif gelişimini olumsuz etkiler. Yaprak ve gövde sistemi zayıf olur. Vegetatif gelişme periyodu kısalır. Bitkiler erken olgunlaşır, erken çiçek açar ve erken yaşlanır.
Elmalarda yapraklar küçük dar ve açık yeşil renkli olur. Yapraklar sarımsı portakal renkli veya kırmızımsı mor renkli olabilir ve erken dökülürler. Yaprak sapları dar açı oluşturacak şekilde, ince ve kısadır. Şiddetli noksanlıkta yaprak sapları ölür. Meyveler olgunlaşmadan renklenirler.
Armut, kiraz ve erikte noksanlık belirtileri elmaya benzer. Kirazda meyveler koyu renkli olurlar.
Kayısıda yapraklar kısa ve sarımsı yeşil renkli olur. Dallar ince gelişirler. Genellikle çiçek bol olmakla beraber, meyve sayısı az ve meyveler küçük olur.
Şeftalide dal ve sürgünler kısa, zayıf, kabukları kahvemsi mor renkli olur. Yapraklar sarımsı yeşil renkli, yaşlı yapraklar kırmızımsı sarı, bazen de nekrozludur. Erken yaprak dökümü olur. Meyveler küçük ve ekseriyetle bozuk şekilli olurlar.
Asma yaprakları açık yeşil ve sarıya döner. Yaprak kenarları nekrozlu ve aşağıya kıvrık olur. Yaprak sapları pembemsi bir renktedir. Sürgünler zayıf ve uçları ölüdür.
Azot fazlalığı: Bitkilerde fazla azot vegetatif gelişme periyodunu uzatır. Çiçeklenmeyi geciktirir. Vegetatif aksam yani dal sürgün ve yaprak miktarı fazla, iri, geniş ve uzun olur. Buna karşılık generatif gelişme zayıf kalır. Meyvelerde geç olgunlaşma meydana gelir. Depolanma kabiliyetleri düşer ve bazı depo hastalıklarına daha hassas olurlar.
Gübreleme : Azotlu gübrelerin etkinliği yönünden aralarında önemli bir fark yoktur. Uygulanacak gübrenin belirlenmesinde en önemli faktör toprak faktörüdür. Asit karakterli topraklara üre, kireçli topraklara ise gaz halinde kayıplar fazla olacağından amonyum içerikli gübrelerin verilmesi tavsiye edilmez. Yıkanmanın fazla olduğu yağışlı bölgelerde geleneksel azotlu gübreler yerine yavaş serbestlenen azotlu gübreler verilebilir.
Verilecek gübre miktarı topraktaki organik madde miktarına göre değişmekle birlikte azotun kolay yıkanan bir gübre olması ve organik maddenin zamanla elverişli hale geçmesi nedeniyle toprakta mevcut azot pek dikkate alınmaz. Verilecek gübre miktarının belirlenmesinde ise farklı yöntemler kullanılabilir. Örneğin şu formülden faydalanılabilir;
Ağacın yaşı (yıl) x 2,27
--------------------------------------- = kg gübre /ağaç
Gübrenin % azot içeriği
Yani eğer ağaç 15 yaşındaysa ve gübre olarak ta amonyum nitrat (% 26) kullanıyorsak;
(15x2,27)/26 = 1,3 kg/ağaç Amonyum nitrat vermemiz gerekir. Hesaplamada göz önüne alınması gereken bir diğer husus ta ağacın verimidir. Diğer bir deyişle verilecek gübre miktarı ağaç pik verimine ulaşıncaya kadar artırılmalı ondan sonra artırılmamalıdır. Doz belirlenmesinde Tablo 8’ den de faydalanılabilir;
Bu verilen rakamlar kuvvetli anaçlar üzerine aşılı elma ağaçları içindir. Eğer M9 veya MM106 gibi bodur ve yarı bodur gelişen anaçlar için tam verim çağında 80-100 kg N verilmesi tavsiye edilebilir. Öte yandan taş çekirdekliler için ise verim çağında dikim sıklığına göre şu önerilerde bulunulabilir;
Azot toplam miktar en az 3 eşit parçaya bölünerek verilmeli ve uygulamalar erken ilkbaharda başlamalıdır. En son uygulama ise temmuz ortasını geçmemelidir. Şiddetli ilkbahar yağmurlarından önce verilmemelidir. Ancak uygulamanın sulamadan veya normal şiddette bir yağıştan önce verilmesi gübrelemenin etkinliği açısından önemlidir. Uygulamalar ağaç gövdesine yaklaşmayacak şekilde ağacın taç izdüşümüne veya banda verilmelidir. Gübre verildikten sonra sulama yapılmayacaksa toprakla karıştırılması tavsiye edilir.
2. Fosfor
Bitki ve topraktaki fosforun tamamına yakını beş değerlikli oksidasyon derecesinde bulunur (P2O5). Toprakların fosfor düzeyi % 0,02 ile %0,15 arasında değişir. Ancak bunun çok az bir kısmı bitkiler tarafından alınabilir formdadır. Özellikle topraktaki kil tipi ve miktarına bağlı olarak fosforun önemli bir kısmı toprak tarafından tutulur. Fosfor bitkide son derece hareketli bir besin elementidir. Aşağı ve yukarı doğru taşınabilir. Fosfor bitkide; enerji depolanması ve taşınması, genlerin ve kromozomların yapı taşı olması ve besinlerin taşınması gibi fizyolojik işlevlere sahiptir. Fosfor ayrıca çiçeklenmeyi ve meyve tutumunu artırır, saçak kök oluşumunu sağlar, tohumların çimlenmesinde etkilidir, olgunlaşmayı hızlandırır.
Fosfor Eksikliği : Bitkilerin normal P içeriği %0,15 ile %0,5 arasındadır. Eksiklik durumunda bu oran % 0,1’in altına düşmektedir. P eksikliğinde bitki türüne ve eksiklik oranına bağlı olarak farklı belirtiler görülse de genel olarak; özellikle yaşlı yapraklarda sararma, kalın ve dik yaprak görünümü, bodur büyüme, mavimsi yeşil veya mor renk oluşumu tipiktir.
Fosfor eksikliği elma armut gibi ağaçlarda hububat ve otsu bitkilerde olduğu gibi çok yaygın değildir. Belirtiler daha çok genç ağaçlarda meydana gelir. Sürgünler ve çiçeklenme azalır, tomurcuk patlaması gecikir. Meyve tutumu zayıftır ve olgunlaşma erkendir. Öte yandan çoğu kez meyvelerde şekil bozukluğu, koyu kırmızı renk ve çatlaklık görülür. Daha çok yaprakların ortasında veya ana damarlar arasında olmak üzere koyu yeşilden mora kadar değişen renklenme görülür. Yapraklar normalden daha küçüktür ve yaprak sapı ile dal arasında dar açı vardır. Sonunda yapraklar açık yeşile veya sarıya dönerler ve erken koparlar.
Fosfor fazlalığı; Fe, Zn ve Cu’ın alımını engellediğinden dolaylı olarak bitkiye zarar verir.
Fosfor Gübrelemesi : Fosfor gübrelemesinde dikkat edilmesi gereken hususların başında toprak çözeltisindeki elverişli fosfor konsantrasyonunun artırılmasıdır. Bunun için kullanılacak gübre çeşit ve miktarı kadar uygulama yöntem ve zamanı da önem taşımaktadır. Gübrenin toprakla temas yüzeyinin artması ve temas süresinin uzaması toprakta fosfor fiksasyonunun artmasına yol açacağından fosforlu gübrelerin mümkün olduğunca bitkinin alacağı dönemde verilmesi gerekir. Öte yandan fosfor toprakta hareketsiz olduğundan gübrenin bitki kök bölgesine yakın verilmesi gübrelemenin etkinliğini artırmaktadır. Ayrıca gübre verilirken kesinlikle serpilerek dağıtılmamalı taç izdüşümüne veya banda açılan çukurlara toplu olarak verilmelidir.
Uygulanacak gübre miktarına gelince; fosforlu gübreler uygulanmadan önce toprağın elverişli fosfor seviyesinin toprak analizleri ile belirlenmesi gerekir. Yöremiz toprakları genel olarak fosfor açısından oldukça zengindir. Yapılan tarla denemeleri sonucunda Isparta – Eğirdir yöresi toprakları için dekara 2-3 kg P2O5 verilmesi tavsiye edilmektedir. Buda eğer triplesüperfosfat kullanılacaksa (%44) toplam dekara 5-7 kg gübre verilmesi demektir.
Fosfor gübrelemesinde uygulama zamanı olarak erken ilkbahar hatta kış sonu yani şubat-mart ayları tavsiye edilmektedir.
3. Potasyum
Toprakta potasyum N ve P’a göre daha fazla bulunur. Toprağın potasyum kapsamı % 2,4 dolayımdadır. Potasyum bitkiler tarafından son derece hızlı ve etkin alınırlar ve çift yönlü taşınabilir. Ancak temel taşınma genç dokulara doğrudur. Potasyum alımının hızlı ve etken olması diğer katyonların alımını sınırlandırabilir. Bitki floem özsuyunun % 80’i potasyumdan oluşur. Potasyum bitkilerde su dengesini sağlar, fotosentez ürünlerinin üretimini ve taşınmasını sağlar, ve bazı enzim sistemlerini etkinleştirir yada aktive eder. Özellikle meyveler açısından potasyum çok önemlidir. Şeker oranı yüksek, tam renklenmiş albenisi fazla, kaliteli meyveler elde edilmesi yeterli potasyum verilmesine bağlıdır.
Potasyum Noksanlığı : Potasyum noksanlığı kumlu hafif tekstürlü topraklarda yetiştirilen bitkilerde daha çok görülür. Potasyum noksanlığı belirtileri hemen görülmez. Önce önemli oranda gerileme görülür. Daha sonra kloroz ve nekrozlara rastlanır.
Belirtiler önce yaşlı yapraklarda görülür. Zira eksiklik halinde yaşlı yapraklardaki potasyum genç yapraklara taşınır. Belirtiler yaprak kenarlarında ve uçlarında başlar. Yaprak kenarları önce sararır, daha sonra koyu kahverengine döner. Şiddetli noksanlık halinde siyahlaşabilir. Yaprağın kenar ve uçları belirtilen şekilde ölmesine karşılık diğer kısımları uzun süre yeşil kalabilir.
Elmada yaprak kenarlarında esmer-kahverengi kloroz oluşur. Bu bölgeler kurur. Yapraklar bu haliyle ağaç üzerinde uzun süre kalabilirler. Meyveler küçük ve soluk renkli, kalın kabuklu, şeker miktarları az ve ekşi olurlar.
Armut yaprakları sarımsı yeşil olur ve tipik bir şekilde kıvrılma gösterir. Yaprak kenarlarında yukarıda bahsedilen tipik belirtiler oluşur.
Kiraz, şeftali, kayısı gibi taşçekirdekli meyve ağaçlarında potasyum noksanlığı yapraklarda kıvrılma ve kırmızımsı kahverengi lekelerden oluşan belirtilere neden olur. Sürgün uçlarında ölme, zayıf çiçek oluşumu ve normalden küçük meyveler oluşur.
Asma yapraklarında da yaprak kenarlarında sararma kahverengileşme görülür. Çiçeklenme zayıf, meyve tutumu az ve meyveler ekşi olur.
Potasyum fazlalığı :
Potasyum fazlalığı Mg ve Ca noksanlığına sebep olabilir.
Potasyum Gübrelemesi : Potasyum gübrelemesi yapılmadan önce toprakların potasyum içeriklerinin toprak tahlilleri ile belirlenmesi gerekir. Potasyumda fosforda olduğu gibi ağaç kök bölgesine yakın ve dağıtılmadan verilmelidir. Uygulama zamanı da fosforda olduğu gibi kış sonu veya erken ilkbahardır.
Uygulama dozu topraktaki potasyum seviyesine, ağacın yaşı ve verimine bağlı olarak değişmekle beraber pratik bir öneri olarak yumuşak çekirdekliler için 10-15 kg/da K2O, sert çekirdekliler için ise 7,5-15 kg/da K2O verilmesi önerilebilir.
4. Kalsiyum
Topraklarda genellikle ihtiyacı karşılayacak düzeyde kalsiyum bulunur. Özellikle kurak ve yarı kurak iklim bölgelerinde yıkanma olmadığından Ca oranı oldukça fazladır. Hatta bazı yerlerde diğer bazı mikro elementlerin alımını engelleyecek kadar fazla olabilmektedir. Bu sebeple ülkemizde topraktan Ca ilavesine pek ihtiyaç duyulmaz. Ancak yağışlı bölgelerde yıkanmanın çok fazla olduğu yerlerde topraktan Ca gübrelemesi gerekebilir. Kalsiyumun bitkilerce alım hızı çok düşüktür ve topraktan Ca++ iyonu şeklinde alınırlar. Taşınması ise büyük ölçüde transprasyona bağlıdır. Yani xylem dokusunda Ca taşınması kitlesel akış ile olmaz. Bu kalsiyumun bitkide son derece hareketsiz olduğu sonucunu ortaya koyar. Floem dokularında Ca içeriği çok düşüktür. Bu durum besinlerinin önemli bir kısmını floem dokuları aracılığı ile sağlayan meyvelerde sık sık Ca eksikliği görülmesine neden olur.
Kalsiyum eksikliği : Kalsiyum noksanlığı meyvelerde, özellikle elmalarda çok önemlidir. Elmalarda görülen acı benek Ca noksanlığının bir sonucudur. Acı benek elmalarda derime yakın veya derimden sonra depolama sırasında meydana gelen ve karşıdan bakıldığında kabuğun üzerinde şekil bozukluğu oluşturan kahverengi-siyah beneklerle kendini belli eden bir fizyolojik bozukluktur.
Kalsiyum gübrelemesi : Yukarıda da söylendiği gibi kalsiyumun floem dokusunda hareketsiz oluşu nedeniyle bitkilerde ancak xylem dokularında ve transprasyon sonucunda taşınabilir. Ca noksanlığının belirlenmesinde yaprak analizleri de faydalı olmamaktadır. Çünkü yapraklardaki Ca meyvelere taşınamamaktadır. Ca noksanlığını gidermenin en etkili yolu doğrudan meyveye Ca içeren çözeltiler püskürtmektir. Bu amaçla yaz döneminde belli aralıklarla (15-20 gün) meyve üzerine kalsiyum sülfat veya bir başka Ca içeren çözelti püskürtülmelidir.
5. Magnezyum
Toprakların Mg içerikleri kumlu topraklarda %0,05 civarındayken killi topraklarda bu oran %0,5 ‘e kadar çıkabilmektedir. Magnezyum kalsiyum gibi kolay yıkanabilen bir elementtir. Magnezyumun topraktan alımında rekabet koşulları etkilidir. Azot ve potasyum arasında besin alımı arasında rekabet vardır. Mg transprasyon akımı ile yukarı taşınır ve floem de hareketli bir besin elementidir.
Bitkilerde Magnezyum, klorofil sentezinde yapı elementidir, fosforilasyon sürecinde görevlidir, çeşitli enzim sistemlerinde aktivatör görevi görür ve karbon ve protein metabolizmasında görevlidir.
Magnezyum eksikliği : Bitkilerde Mg seviyesi % 0,2’ nin altına düşerse eksiklik durumu oluşur. Magnezyum noksanlığı protein sentezini engellemektedir. Eksiklik daha çok yıkanma tehlikesinin olduğu topraklarda görülür. Ayrıca fazla miktarda potasyumlu gübre verilmesi de Mg noksanlığına yol açabilir.
Elma ağaçlarının özellikle uzun sürgünlerin yaşlı yapraklarında, damarlar arasında gayrı muntazam şekilli açık yeşil, sarımsı, bazen grimsi yeşil renkli lekeler oluşur. Damar arası lekeler bazı durumlarda yaprak kenarlarına kadar genişler. Lekeler hızla kırmızımsı kahverengi nekrozlara dönüşürler. Yapraklar daha sonra solar, kıvrılır, kurur ve erken dökülür. Meyveler tatsız ve kokusuz olurlar.
Armut yapraklarında ana damar çevresi ve kenarlara yakın bölgelerde nekrozlar oluşurken, yaprak kenarları yeşil rengini korurlar. Bu belirtilerin ortaya çıkışı mevsim sonlarına doğru olur ve yapraklarda erken dökülme görülür.
Sert çekirdekli meyvelerden en fazla şeftali etkilenir. Yaprakların damar aralarında kloroz görülür. Renk açılmaları yaşlı yapraklarda, yaprak kenarlarından başlayarak yayılır. Beyaz etli meyve veren ağaçların yapraklarında kırmızı renkli, sarı etli meyve veren çeşitlerin yapraklarında ise sarı renkli lekeler oluşur. Yapraklarda erken dökülme görülür.
Asma yapraklarında damar aralarında lekeler şeklinde başlayan kloroz, lekelerin hızla genişlemesiyle sapa doğru yayılır ve yapraklarda ördek ayağı şeklinde tipik görüntü oluşur. Kloroz görülen bölgelerde kahverengi nekrozlar oluşur.
Magnezyum fazlalığı : Mg fazlalığı nadiren görülür ve potasyum alımını engeller. Ayrıca ağaçların kök gelişmesini olumsuz etkiler.
Magnezyum gübrelemesi : Bitkiler normal şartlarda nadiren Mg gübrelemesine ihtiyaç duyarlar. Ancak günümüzde azotlu ve potasyumlu gübrelerin fazla kullanılması sebebiyle magnezyum gübrelemesi bir ihtiyaç halini almıştır. Özellikle yıkanmanın fazla olduğu topraklarda Mg gübrelemesi önem taşır.
6. Kükürt
Kükürt organik maddelerin yapısında bulunan bir elementtir. Bu yüzden toprakta organik ve inorganik formda bulunabilir. Ancak topraklardaki kükürt miktarının önemli bir kısmını organik kükürt oluşturmaktadır. Bitkiler kükürdü kökleri vasıtasıyla sülfat iyonu (SO4-2) şeklinde alırlar. Öte yandan stomaları aracılığı ile de kükürt dioksit olarak alabilirler. Kükürt bitkilerde daha çok yukarı doğru taşınır. Aşağı taşınma çok sınırlıdır. Yaşlı dokulardaki kükürt genç dokulara taşınmaz.
Bitkide proteinlerin bileşiminde bulunur. Klorofil oluşumu için gereklidir. Bazı vitaminlerin bünyesinde bulunur. Bitkilerde soğuğa dayanımı artırır.
Kükürt eksikliği : Bitkilerde kükürt eksikliğinde azot eksikliğine çok benzeyen belirtiler görülür. Yani homojen bir sararma vardır. Ancak aradaki fark, sararmanın önce genç yapraklarda olmasıdır. Azotta ise sararma yaşlı yapraklarda olur. Bunun sebebi kükürdün yaşlı yapraklardan genç yapraklara taşınamamasıdır.
Kükürt gübrelemesi : Kükürt gübrelemesi daha çok yağışlı bölgelerde önem taşır. Gübre olarak piyasada bulunan kükürt içerikli gübreler kullanılabilir (jips, amonyum sülfat, potasyum sülfat vs.).
7. Demir
Yer kabuğunun % 5’ ini demir oluşturur. Topraklar genellikle demir açısından zengin olmasına karşılık ortamda Ca’un fazla olması ve havalanması uygun olmayan toprak şartlarında bitkiler demirden faydalanamazlar. Bitkiler demiri daha ziyade Fe2+ formunda alırlar. Bazen de Fe3+ formunda alabilirler. Ayrıca demir kleytleri olarak ta alınabilmektedir. Demir hangi formda alınırsa alınsın bitki bünyesinde Fe2+ formuna dönüşmeden kullanılamaz. Yüksek kalsiyum olduğunda yani toprak pH’sı yüksek iken demir bileşikleri Fe2+ ve Fe3+ formlarına indirgenemez. Öte yandan bikarbonat iyonları da demirin hareketliliğini azaltarak, alımını azaltabilirler. Topraktaki kirecin çözünmesinde CO2’in önemli etkisi vardır. Havasız koşullar da CO2 oluşumuna sebep olmakta ve bu durum dolaylı olarak demir eksikliğiyle sonuçlanmaktadır. Sıkışık topraklar, uzun süreli sulama, aşırı yağışlar, yüksek taban suyu da demir alımını engelleyen unsurlardır. Toprakta fazla miktarda ağır metal olması da (örneğin mangan) demir eksikliğine neden olmaktadır.
Demirin bitkilerdeki fizyolojik işlevi; bir çok enzim sisteminde prostetik gurup olarak görev yapan hem hemin maddelerinde yapı elementi olmasıyla ilgilidir.
Demir eksikliği : Demir eksikliği belirtileri öncelikle genç yapraklarda başlar ve yaprak damarları arsında sararma dikkat çeker. Görünümleri oldukça tipiktir. Kolayca tanınırlar. En ince damarlar dahi yeşil kalarak bu damarlar arasındaki renk tamamıyla sarıya döner. Şiddetli noksanlıkta damarlarda sararabilir. Bazen magnezyum noksanlığı ile karışır. Aradaki fark Mg noksanlığında sararma yaşlı yapraklarda görülür. Demirde ise genç ve tepe noktalardaki yapraklarda belirtilere rastlanır.
Meyve ağaçlarında Fe noksanlığının bazı dallarda görülüp, bazılarında görülmemesi sık görülür. Yaprak analizleri demir noksanlığının tanınmasında yeterli değildir. Çünkü bazen klorozlu yaprağın demir içeriği sağlam olandan daha yüksek bile çıkabilmektedir. Bunun nedeni demirin bütün formlarının bitkiye yarayışlı olmamasından ileri gelir.
Tanının en kolay yolu uygun demir çözeltisini yapraklara püskürtmektir. Kloroz kaybolur veya hafiflerse Fe noksanlığı olduğu anlaşılır.
Demir gübrelemesi : Demir noksanlığının giderilmesinde yaprak gübrelemeleri etkili olmaktadır. İnorganik demir tuzları (örneğin demir sülfat) % 0,05 ve % 1 arasındaki konsantrasyonlarda püskürtülmesi faydalı olabilir. Dikkat edilecek husus tuz içerikli gübrelerin yapraklarda yanmalara neden olabileceğidir. Yani uygulama zamanı ve konsantrasyon iyi ayarlanmalıdır.
Piyasada EDDHA ve EDTA ile şelatlanmış demir şelatları bulunmaktadır. Bunlar yapraktan ve topraktan başarı ile uygulanabilir. Toprağa uygulandıklarında pH’ sı yüksek bir topraksa Fe-EDDHA daha iyi sonuç vermektedir. Bazen her iki şelatla da şelatlanmış demirli gübreler olabilir. Bunlar hem düşük, hem de yüksek pH’ da etkili olabilirler. Toprağa uygulandıklarında meyve bahçelerinde ağaç büyüklüğüne göre ağaç başına 70-150 gr yetebilmektedir. Bununla beraber şiddetli noksanlık durumunda bu oran 500 gr’ a kadar çıkarılabilir. Bağlarda ise asma başına 10-50 gr yeterlidir.
Demir şelatlarının toprağa verilmesi yaprağa verilmelerinden daha kesin sonuç verir. Ancak bu durumda kullanılacak miktar çok fazla olmaktadır ve maliyeti artmaktadır. Bu yüzden yaprak uygulamaları ekonomik açıdan daha uygundur. Ancak şiddetli noksanlık hallerinde toprak uygulamaları şarttır.
8. Çinko
Yerkabuğunun ortalama çinko oranı 80 ppm civarında iken, toprakların çinko içeriği 10-300 ppm arasında değişmektedir. Toprakta çinko çözünürlüğü toprak pH’sı ile ters orantılıdır. Bitkiler çinkoyu suda çözünebilir formda ve aktif olarak alırlar. Çinko alımı ile bakır, demir, mangan ve kalsiyum alımı arasında rekabet mevcuttur. Bitki bünyesinde çinko Zn 2+ iyonları şeklinde veya organik asitlere bağlı olarak xylem dokularınca taşınır. Sınırlı da olsa yaşlı yapraklardan genç yapraklara taşınma olmaktadır. Bitkilerde fosfor ile çinko arasında antagonistik bir etki vardır. Çinko bitki fizyolojisi açısından son derece önemli bir elementtir. Bitkilerde, enzimleri yapı elementi olarak ve aktive edilmesinde, protein sentezinde, karbonhidrat metabolizmasında ve IAA sentezinde görevlidir. Çinko eksikliği : Meyve ağaçlarının Zn içeriği 15-200 ppm arasında değişmektedir. Çinko eksikliği çoğunlukla fosfor yönünden zengin, karbonhidrat içerikli nötr veya alkali topraklarda meydana gelir. Zn eksikliği kültür bitkilerinde daha ziyade kökleri etkiler ve yaşlı kök dokularının ölümüne sebep olur. Öte yandan çinko noksanlığında yaprak damarları arasında kloroz meydana gelir. Yaprak damarları yeşil kalırken, damarlar arası renk açık yeşil,sarı hatta beyaza döner. Meyve ağaçlarının hepsinde çinko noksanlığının tipik belirtisi, daralmış, küçülmüş yaprak ve rozet oluşumudur. Bu oluşumun nedeni ise boğum araları uzunluklarının oldukça kısalmış olmasıdır. Yaprak kenarları bazen dalgalı bir hal alır. Yaprak yüzeyinde damar kenarları yeşil kalmak üzere damarlar arasında sarı mozaik şeklinde lekeler oluşur. Noksanlık şiddetli değilse sadece yaprakları etkiler. Şiddetli noksanlı olursa sürgün gelişimi de tamamen durur. Sürgünlerde meyve tomurcuğu sayısı azalır, hatta tamamen yok olur. Sert çekirdekli meyvelerin meyve etlerinde kararmalar görülür.
Bağlarda çinko noksanlığı yaygın olarak ortaya çıkmaktadır. Erken ilkbaharda oluşan yapraklar küçük, dar ve dişli olurlar. Damarlar arasında çok sayıda klorotik lekeler oluşurken damarların etrafında 1-2 mm genişliğinde bir bölge yeşil rengini korur. Alt yapraklar yeşil kalır ve hafif klorozlu olurlar. Belirtiler sürgün uçlarına doğru daha şiddetli bir hal alır. Büyüme geriler, ana sürgünler çalımsı bir hal alır. Salkımlar seyrek ve üzüm taneleri küçük olur.
Çinko Gübrelemesi : Bitkilerin topraktan kaldırdıkları çinko miktarı genellikle 0,5 kg/ha/yıl’ dan daha azdır. En çok kullanılan çinko gübresi çinko sülfattır. Topraktan ve uygun konsantrasyonlarda yapraktan uygulanabilir. Yaprak analizleri sonucunda Zn eksikliği bulunmuşsa 100 litre suya 0,5 kg çinko sülfat, 250 gr sönmüş kireç ve 200 gr üre ve yapıştırıcı karıştırılarak hazırlanan çözelti, meyve tutumundan itibaren eksikliğin şiddeti de göz önüne alınarak 20’şer gün aralıklarda yapraklara püskürtülerek verilebilir.
9. Mangan
Toprakların mangan içeriği 200-3000 ppm arasında değişmektedir. Toprak pH’sı ile mangan elverişliliği arasında sıkı bir ilişki vardır. Yüksek pH’ lı topraklarda manganın alınabilirliği düşüktür. Bu sebeple kireçli topraklarda Mn eksikliği sık görülür. Mangan eksikliği : Mangan noksanlığı belirtileri Mg noksanlığı belirtilerine benzer. Yapraklardaki damarlar arasında sarama görülür. Ancak Mg noksanlığı önce yaşlı yapraklarda olmasına karşılık Mn noksanlığı genç yapraklarda görülür. Mangan noksanlığında yapraklar arası kloroza ilave olarak yapraklarda sarı noktalar halinde lekeler oluşur. Meyve ağaçlarında Mn eksikliği belirtileri rahatlıkla demir noksanlığı ile karışabilir. Yaprak analizleri doğru teşhis için önemli bir araçtır. 25-30 ppm’ den az Mn bulunursa mangan eksikliği muhtemeldir. 20 ppm’ den az olursa mangan noksanlığı vardır. Şeftali, kayısı ve erik diğer sert çekirdeklilere göre daha fazla mangana ihtiyaç gösterirler.
Asmada yaprak yüzeyinde üniform bir sararma olur. Yapraklar normalden küçük ve açık yeşil renklidirler. Zamanla çok sayıda küçük nekrotik lekeler ortaya çıkar. Sonunda sarı bölgeler kahverengine döner ve yaprak ölür.
Mangan gübrelemesi : Mangan noksanlığı daha çok kireçli yüksek pH’ ya sahip topraklarda yetiştirilen bitkilerde görülür. Böyle topraklara mangan sülfat gibi tuzlar vermek genellikle faydasızdır. Çünkü verilen mangan kısa sürede yükseltgenerek alınamaz hale gelir. Böyle topraklara mangan verilecekse serpme yerine banda toplu olarak verilmelidir Manganlı gübrelerin yaprağa uygulanmaları da mümkündür. Bu amaçla kullanılmak üzere çeşitli Mn-şelatlar üretilmektedir. % 1’ lik MnSO4 çözeltisi veya dekara 10-50 gr Mn hesabıyla şelatlı gübreler yapraklardan uygulanabilir. Manganın bitkilerde hareket kabiliyeti iyi olmadığından uygulama 2-3 kez tekrarlanmalıdır. Toprağa verilecekse dekara 3 kg Mn hesabıyla mangan sülfat verilebilir. Yerkabuğunun Cu kapsamı 55 ppm dolayındadır. Bakır toprakta genellikle iki değerlikli bakır iyonu şeklinde bulunur ve elverişliliği organik maddelerle kompleks oluşturmasına bağlıdır. Bakır bitkilerce çok küçük miktarlarda alınır. Bitkiler bakırı Cu 2+ iyonu veya bakır kleyti şeklinde alırlar. Öte yandan bakır ile demir, mangan, çinko ve nikel gibi ağır metaller arasında rekabet söz konusudur. Bitkilerde taşınması % 99 oranında xylem özsuyunda olmakta ve floemde taşınma gerçekleşmemektedir. Bu taşınma transprasyon akımına bağlıdır. Bakır az da olsa yaşlı yapraklardan genç yapraklara taşınabilir. Bakır bitki fizyolojisi açısından çok önemli bir elementtir.. Vitamin, karbonhidrat ve protein sentezi ile fotosentez ve solunum gibi çok sayıda komplike olayda görev alır.
Bakır eksikliği : Bitkilerin bakır kapasitesi vegetatif organlarda 4-20 ppm civarındadır. Eksiklik sınırı 4 ppm olarak kabul edilmektedir. Bakırın yaşlı yapraklardan genç yapraklara taşınma kabiliyeti iyi olmadığından eksiklik belirtileri öncelikle genç yapraklarda görülmektedir. Grimsi yeşil renk, hatta beyazlaşma gibi renk değişimleri
Bakır fazlalığı : Bakır içerikli fungusitlerin meyve bahçelerinde ve bağlarda çokça uygulanması bakır toksitesi meydana getirebilmektedir. Bakır tositesinde de noksanlıkta olduğu gibi bitki gelişmesi geriler ve yapraklarda yanmalar görülür.
Bakır gübrelemesi : Pratikte meyve ağaçlarında bakır gübrelemesi yapılmaz. Çünkü fungusit olarak bakır sülfat çokça kullanıldığından meyve bahçelerinde genellikle yeterli miktarda bakır bulunur. Bor toprakta borik asit ya da borat anyonu şeklinde bulunur. Bitkilerce bor iyonize olmamış borik asit formunda alınmaktadır. Bitkide hareketi oldukça sınırlıdır ve bitkilerde xylem dokusunda transprasyon etkisi ile taşınır.
Bor eksikliği : Normal olarak bitkiler 25-100 ppm arasında bor içerirler. 20 ppm bitkilerde borun eksiklik sınırı olarak kabul edilmektedir. Bitkilerde bir çok hastalığın bor noksanlığından meydana geldiği bilinmektedir. Örneğin elmalarda mantarlaşmış çekirdek evi hastalığı bunlardan biridir. Armut ve elmalarda bor noksanlığında çiçekler soğuktan zarar görmüş gibi aniden solar ve siyah bir renk alır. Bu halleri ile dökülmeyip bir süre dalda kalırlar. Don zararı aynı görüntüyü oluşturmakla beraber dondan etkilenmiş çiçekler hemen dökülürler. Şiddetli noksanlıkta yaprak çıkışı gecikir, vegetatif büyüme noktaları ölür. Sürgünler kısa, yapraklar küçük ve bozuk şekilli olurlar. Ancak yapraklarda kloroz görülmez. Elma ve armut meyvelerinde büyük şekil bozuklukları ve içte ve dışta mantarlaşmalar görülür. Meyveler normalden küçüktür ve bazen çatlamalar olur. Bor noksanlığından ileri gelen dış mantarlaşmalar Ca eksikliğinden meydana gelen acı benek ile karıştırılmamalıdır. Acı benek ya dalda meyvenin olgunlaşmasına yakın, ya da daha çok hasat sonrasında depolama sırasında görülür.
Şeftali ve kayısı meyvelerinde kahverengi lekeler ve veya mantarımsı doku oluşur. Bazı durumlarda meyvelerde çatlama ve büzülme görülür. Olgunlaşma gayrı muntazam olur.
Asmalarda genç yapraklarda damarlar arasında sarı lekeler şeklinde kloroz oluşur. Kloroz yaprak kenarlarından başlayıp, ortaya doğru yayılır. Kloroz çoğu kez şekil bozukluğu ile birliktedir. Sonraları yaprak kenarları kahverengiye döner ve kurur. Yaprak sapları kısa ve kalın olur. Vegetatif gelişme noktaları kalınlaşır ve ölür. Buna bağlı olarak yan sürgün sayısı artar. Ancak bu sürgünler de arızalı olur. Meyve az olur. Salkımlarda üzüm tanelerinin çoğunluğu buruşuk ve çekirdeksizdir. Sadece aralarında birkaç tane normal üzüm bulunur.
Bor fazlalığı : Borun eksikliği gibi fazlalığı da sakıncalıdır. Toprakta 5 ppm’ den fazla bor olması bor fazlalığına işaret eder. Bu sebeple bor gübrelemesi yapılırken dikkat edilmelidir. Bor toksitesinde yaprak uçları sararır ve nekrozlar oluşur. Belirtiler daha sonra yaprak kenarlarına ve orta damara yayılır. Yapraklar yanık bir görüntü alırlar ve erken dökülürler. Belirtiler yaşlı yapraklarda görülür.
F. Fertigation
Son yıllarda sulama yöntemlerinde uygulanan yeni teknolojiler gübrelerin uygulanmasında da bazı kolaylık ve yenilikleri beraberinde getirmiştir. Örneğin damla sulama sistemi modern meyve bahçelerinin vazgeçilmez ekipmanı haline gelmiştir. Bu durum gübre uygulamalarının da sulama suyu ile verilmesini sağlamıştır. Fertigation olarak bilinen bu yöntemde suda çözünebilir formdaki gübreler sulama sistemine aplike edilen bir gübre tankı vasıtası ile meyve bahçelerine verilmektedir. Piyasada çeşitli ticari isimlerle farklı besin elementi içerikli çok sayıda sıvı veya suda eriyebilir gübre vardır. Bunlardan bazıları ve besin elementi içerikleri Tablo 10’da verilmiştir.
Tablo 10. Bazı suda eriyebilir gübre kombinasyonları ve besin elementi içerikleri
1. Uygulama Yöntemleri
Fertigation yönteminde verilecek su miktarı, uygulama süresi, gübre oranı, uygulamanın başlama ve bitiş saatleri kontrol edilebilmektedir. Ayrıca fertigation yöntemi ile gübre uygulanması bitki besin elementlerinin etkinliğini de artırmaktadır. Öte yandan iş gücü ve gübre ekonomisi sağlamaktadır. Fertigation uygulama yöntemleri şöyle sıralanabilir;
Sürekli uygulama : Sisteme sulamanın başlangıcından bitimine kadar belli bir konsantrasyonda gübre uygulanır. Yani gübre tankına konulan gübre sulamanın başlaması ile beraber sisteme dahil edilir ve sulama süresince bu durum devam eder. Böylece sulama miktarı ne olursa olsum belirli miktardaki gübre sisteme verilmiş olur.
Üç aşamalı uygulama : Sulama gübre olmadan başlar ve toprak ıslanana kadar sisteme sadece su verilir. Toprak ıslandıktan sonra gübreleme uygulaması başlar. Bu gübre tankını kontrol eden vananı açılıp kapatılması ile sağlanır. Sisteme gübre verilmesi sulama bitmeden durdurulur. Sulama sitemi içimdeki gübre kalıntıları basınçlı temiz su ile iyice temizlenene kadar gübresiz sulamaya devam edilir. Bu yöntemde de sulama suyu miktarı ne olursa olsun sisteme sabit miktarda gübre verilmektedir.
Orantılı Uygulama : Bu yöntemde sisteme verilecek gübre oranı suyun akış oranı ile orantılıdır. Örneğin 1 litre gübre solüsyonu 1000 litre sulama suyu gibi. Bu yöntemde gübre tankına koyulacak gübre miktarının önemi yoktur. Çünkü sisteme verilecek gübre suyun akış hızına bağlı olarak gübre tankında vakumla çekilir. Bu yöntemde çok miktarda besin elementi vermek için uzun süre sulama yapmak gerekir.
Miktarı belli uygulama : Bu yöntem daha ziyade deneme amaçlı ve farklı parsellere farklı miktarlarda gübre uygulamak amacıyla uygulanır. Gübre konsantrasyonu belli sulama suyundan değişik yerlere değişik miktarlarda sulama suyu verilir. Mesela A parseline % 2 gübre solüsyonu içeren sulama suyundan 20 litre, B parseline yine % 2 gübre solüsyonu içeren sulama suyundan 40 litre gibi.
2. Kullanılan Ekipman
Fertigation genellikle damla sulama sistemiyle birlikte kullanılmaktadır. Sistemin kurulması içine gerekli olanlar;
1. 1. Su kaynağı
2. 2. Emme basma tulumba
3. 3. Elektrik motoru veya herhangi bir motor
4. 4. Kum ve yosun filtresi
5. 5. Gübre tankı
6. 6. Sulama sistemi için ana ve damlama boruları ve diğer parçalar.
Kurulan sistem kapalı bir sistemdir ve sulama alanının büyüklüğüne bağlı olarak 1-3 atmosfer basınç altında çalışmaktadır.
3. Kullanılacak Gübre Miktarı
Fertigation yönteminde kullanılacak gübre miktarı klasik yöntemlerden daha azdır. Öte yandan fertigation yöntemi ile gübrelenmiş bahçelerde klasik yönteme göre daha fazla verim alınmaktadır. Örneğin elma üzerine yapılan bir çalışmada klasik gübreleme yöntemi ile gübrelenen parsellerde toplam ağaç başına 79 kg elma alınırken fertigation ile gübrelenmiş parsellerde toplam ağaç başına 93 kg elma alınmıştır.
Fertigation sisteminde dekara 250 ağaç dikilen ve 5-6 ton/da verim alınan bir elma bahçesine 8-10 kg/da azot, 2-3 kg/da fosfor ve 14-16 kg/da potasyum verilmesi yeterlidir.
G. Organik Gübreleme
Organik gübreler içerdikleri besin elementleri ile bitki beslenmesine katkıda bulunurken bir yandan da toprağın fiziksel yapısının düzelmesine olumlu etki yaparlar. Organik gübreler; yeşil gübreler, çiftlik gübreleri, ev ve sanayi artıkları olarak sınıflandırılabilir. Meyve bahçelerinde yeşil gübreleme ancak çapalama sonucu yabancı otların toprağa karıştırılması ile yapılabilir. Ev ve sanayi artıklarının kullanılması da pek yaygın değildir. Pratikte organik gübreleme amacıyla genellikle çiftlik gübreleri kullanılmaktadır.
Kullanılacak çiftlik gübresinin yanmış olması gereklidir. Çünkü çiftlik gübrelerinin bünyesindeki azot bitkiler için elverişsiz formdadır. Yanma sürecinde azot fikse olur ve amonyum ve nitrata dönüşerek bitkiler için elverişli hale gelir.
Meyve ağaçlarında mineral gübrelemeye ilave olarak ilk yıldan itibaren her yıl için ağaç başına 5-10 kg çiftlik gübresi verilebilir. Tam meyveye yatmış bahçelerde 2-3 yılda bir 1-2 ton/da çiftlik gübresi verilmesi faydalı olur.
|
|
|
Meyve Ağaçlarinin Budanmasi |
|
Yazar: RasitTunca - 07-09-2019, 05:43 PM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar
- Yorum Yok
|
 |
Meyve Ağaçlarinin Budanmasi
BUDAMANIN ESASLARI
Budamanın Amacı :Budamanın değişik amaçları vardır. Bunları maddeler halinde sıralamak gerekirse;
- Meyve ağaçlarında fizyolojik dengeyi en kısa zamanda oluşturmak ve korumak,
- Gövde üzerinde düzenli ve dengeli bir taç oluşumu sağlamak Meyve ağaçlarının bakımını, meyvelerin derimini, zararlılarla savaş vb. teknik işleri kolaylaştırmak,
Kurumuş, hastalıklı, ekolojik ve mekanik etkilerle zararlanmış, kırılmış dallar ile birbiri üzerine binmiş ya da dar açılı dalları kesmek,
Karbon asimilasyonunu arttırmak amacıyla ışığın ağacın iç kısımlarına daha iyi girmesini sağlamak ve yaprak yüzeylerini arttırmak,
Periyodisite yi önlemek ve her yıl düzenli ürün almak,
Meyve kalitesini iyileştirmek,
Dikim zamanı ve bunu izleyen birkaç yıl içerisinde budama ile mahsule yattığı zaman, kırılmaksızın meyveyi taşıyacak şekilde kuvvetli gelişen ve geniş açılar yapan dalları seçerek, ağaca iyi şekil vermek,
2.Fizyolojik Esasları:
Meyve ağaçlarında, tohumun çimlenmesiyle ağacın verime yatması arasında geçen devre gençlik, verime başlama zamanıyla verimden düşünceye kadar geçen devre olgunluk, bunu izleyen devre de yaşlılık devresi olarak üç fizyolojik yaşam devresi vardır.
Ağaçlarda, yapraklar tarafından üretilen karbonhidrat miktarının kökler tarafından alınan madensel maddelere (özellikle N ) oranı önemlidir ve eşit olmalıdır. Eğer CH/N>1 ise meyve ağaçlarında çiçek tomurcuğu, CH/N<1 ise sürgün oluşumu daha fazla olur.
Gençlik devresinde toprak altı organlarının çabaları, toprak üstü organlarının çabalarından fazladır. Yani CH/N oranı 1 den küçüktür. Meyve ağaçlarında kuvvetli sürgünlerin oluştuğu bu devreye “Gençlik Kısırlığı” denir.
Gençlik kısırlığı devresinin mümkün olduğu kadar kısa olması istenir. Bu nedenle;
- Kök kesmek
- Fidanları azotlu gübrelerle dengeli bir şekilde gübrelemek,
- Zayıf anaç kullanmak,
- Işık yoğunluğunu arttırmak için düzenli bir taç oluşturmak,
- Asimilasyon yüzeyini arttırmak için dalları uzun bırakmak,
- Kuvvetli büyüyen dalların gövde ile yaptıkları açıları genişletmek,
- Fazla dalların bir kısmını seyreltmek gibi tedbirlere baş vurulur.
Yaşlı ağaçlarda da fizyolojik denge generatif büyüme lehine bozulur. Bu durumda da; - Dalları daha kısa kesmek,
- Daha önceden eğilmiş bükülmüş dalların bir kısmını çıkarmak,
- Açıları genişletilmiş dalların açılarını düzeltmek,
- Fazlaca meyve dalı seyreltmesi yapmak,
- Ağaçları azotlu gübrelerle gübrelemek gibi önlemler alınabilir.
3.Budama Tekniği:
Budama işlemi teknik bir işlemdir. Bu sebeple bazı kuralları vardır. Şimdi bu kuralları maddeler halinde sıralayalım;
Ağaçlar fizyolojik devrelerden hangisinde ise ona göre budanmalıdır.
Şekillendirme devresinde budama işlemleri odun dallarına uygulanmalı, zorunlu olmadıkça meyve dallarına dokunulmamalıdır. Böylece meyve ağaçlarına iyi bir şekil verileceği gibi erken meyveye yatması sağlanır. Aksi işlemlerde ise düzensiz şekillenmelere ve geç meyveye yatmalara neden olunur.
Verime yatmamış genç ağaçlarda yapılan sert budamalar çiçek gözü teşekkülünü engellediği için ağaçların gençlik kısırlığı devresinin uzamasına neden olur.
Budanacak olan ağaç toplu incelenmeli ve her dal ayrı ayrı ele alınmalıdır.
İyi şekillendirilmiş ağaçta dal kesme vegetatif gelişmenin oluştuğu uç kısımlarda uygulanmalıdır.
Gövde üzerinde tacı oluşturan ana dallar aynı yükseklikte ve eşit açılarla dağıtılmalı, eşit kuvvette olmalıdır.(Şekil 4.1.)
Şekilde lider etrafında ana dalların dağılımı görülmektedir. Doğru taç oluşumunda gelişme kuvvetleri aynı ve lider etrafında eşit açılarla dağılmış beş adet dal seçilmiş, böylece çok ideal bir kat oluşturmuştur. Yanlış olan taç oluşumunda ise yan dallar çok sık olduğu için birbirini gölgeleyeceğinden ve kültürel işlemleri zorlaştıracağından ideal bir taç oluşturulamamıştır.
- Ana dalların gövde ile yaptıkları açılar 45-60o olmalıdır. Dar açılı olan dalların direnci zayıf olduğu için çabuk kırılır.
Şekil 3.2. de görüldüğü gibi genç dalların açılmasında mandalların ucuna takılan ağırlıklar kullanılabilir.
Eğer ağırlıkların hazırlanmasında ve temininde güçlükler yaşanırsa dal açılarını genişletmek için kürdan, budama artıkları, saz kamışı, ince tahta vb. malzemeler kullanılabilir. Önemli olan ne şekilde olursa olsun dik gelişen dalların açılarını genişletmektir.
açısını genişletmek istediğimiz dal, dal açıcı kullanmadan budama ile doğal olarak genişletilmiştir. c’de ise dışa bakan dal çıkarılmış kürdan ile açı genişletilmiştir.
Yardımcı dal oluşumuna özen gösterilmelidir. Yardımcı dallar ana dallar üzerinde mümkün olduğu kadar eşit uzaklıkta ve aynı yönde bırakılmalıdır. Ayrıca ana dallar ile yardımcı dallar arasında vegetatif gelişme bakımından rekabet olmamalıdır ve şekil bakımından düzenli gelişmelerini sağlayabilmemiz için yardımcı dallar, ana dalların büyüme noktasından 15-25 cm. daha aşağıda seçilmelidir. Ayrıca ana dallar ile yardımcı dallar arasında 45o lik açı olmasına dikkat etmek gerekir.
- Ana dallar arasında vegetatif gelişme bakımından düzensizlikler varsa;
a) Kuvvetli dallar üzerindeki meyveler tamamen bırakılarak zayıf dallar seyreltilmeli,
b) Kuvvetli dallar üzerinde çok fazla dal bırakılarak besin maddelerinin bir noktaya akmasına engel olunmalı, zayıf dallarda da dal seyreltmesi yapılarak besin maddesi akışları büyüme noktalarına yönlendirilmelidir.
c) Kuvvetli gelişen dalların açıları genişletilmeli, zayıf gelişen dalların daraltılmalıdır
farklı açılardaki dalların gelişme durumları görülmektedir.Yere paralel olarak gelişen dallar üzerinde kuvvetli sürgünler(obur dallar) oluşur. Lider ile dar açılı büyüyen dallar ise kuvvetli gelişir ve geç meyveye yatar. Ancak Düşey ile 45-60o açı ile gelişen dallar üzerinde meyve gözleri oluştuğu için erken meyveye yatar.
- Unutulmamalıdır ki dalları kısa kesmek vegetatif gelişmeyi, hiç kesmemek ya da uzun bırakmak ta generatif faaliyetleri teşvik eder.
- Aynı noktadan yan yana büyüyen aynı kuvvette dalların gelişmesine izin verilmemeli, geniş açılı dal bırakılarak dar açılı olan çıkarılmalıdır.
- Meyve ağaçlarında türler ve çeşitler arasında gelişme bakımından, oluşturdukları dal ve dalcık sayıları bakımından ve çiçek tomurcuklarını oluşturdukları yerler bakımından farklılıklar bulunmaktadır. Bu sebeple türler içindeki çeşitler ayrı ayrı incelenmelidir. Örneğin bir elma çeşidi olan Jonafree, uzun kesimlerde ölü göz oluşturmaktadır. Bu çeşitte daha kısa kesimler yapmak gerekmektedir.
Üstteki şekillerde dal kesimlerinin nasıl yapılacağı gösterilmektedir. Liderde dikim yılında yapılan kesimlerde, aşı noktasının ters istikametindeki göz üzerinden, yan dallarda ise dışa bakan göz üzerinden kesim yapılmalıdır. Kesim meyilli yapılmalı, göze zarar verilmemelidir.
4.Budama Zamanı:
Budama zamanı, meyve ağacının toplu büyümesini, kesime karşı göstereceği tepkiyi, verimini, fizyolojik ve ekonomik ömrünü etkiler. Budama kış ve yaz (yeşil ) olmak üzere iki ayrı ve zıt mevsimlerde yapılır.
4.1.Kış budama zamanı:
Meyve ağaçlarını budamak için en uygun dönem, yaprak dökümünü izleyen günlerle ilkbahar gelişme periyodunun başlaması arasında geçen dönemdir. Kışı ılık geçen yerlerde meyve ağaçlarının kış dinlenmesine girmelerinden sonraki süre, budama bakımından, en uygun bir zaman dilimidir. Çünkü bu devrede hem işçi temini yaza göre daha kolay hem de ağaçlarda yapraklar olmadığı için çıkarılacak dallar kolaylıkla tespit edilebilir. Ancak kışı sert geçen yerlerde şiddetli donlardan önce, budamanın yapılması doğru olmaz, don tehlikesi geçtikten sonra budama yapılmalıdır.
4.2.Yaz budama zamanı:
Yaz boyunca meyve ağaçlarında sürgünlerin seyreltilmeleri, uç alma, bükme, eğme, dalların birbiriyle karşılıklı olarak bağlanmaları ve açıların genişletilmeleri, daraltılmaları gibi yapılan işlemlerin tümüne yaz budaması denir. Yazın yapılan budamalar kışın yapılanlara göre daha fazla bodurluk sağlar.
Yaz budaması yaparken meyve/yaprak oranına dikkat edilmelidir.
Yaz budamasında amaç, meyvelerin daha iyi renklenmelerini sağlamak, vegetatif gelişmeyi düzenlemek, kış aylarında yapılacak budama işlemlerini azaltmak ve derim işleri ile kültürel etkinlikleri kolaylaştırmaktır.
Yaz budaması özellikle meyve ağaçlarının şekillendirme yıllarında yapılması gerekli olan önemli bir teknik işlemdir. Meyve ağaçlarında, yaz budaması ilkbahar gelişme periyodunun sonu ve yaz gelişme periyodu içerisinde sürgünler odunsulaşmaya başladıktan sonra yapılabilir. Genellikle ağaçlar üzerinde şekli bozan, büyümeleri istenmeyen gelişmeleri ama yardımcı dalların zararına olan dallar kesilerek çıkartılabilir yada eğilip bükülebilir. Bazı dallar da açıları genişletilerek gelişmeden alıkonulabilir.
5.Elmada Gözler ve Dallar:
Budama ile ağaç üzerindeki istenmeyen ve şekil bozukluğu meydana getiren dallar çıkarılmaktadır. Bu sebeple kısaca gözlerden ve sürgünlerden bahsetmekte fayda vardır.
5.1.Gözler:
Etrafı tüy ve pullarla çevrilerek dış etkenlerden korunmuş büyüme noktalarıdır. Meyve ağaçlarında dal, yaprak ve çiçekleri oluştururlar.Yaprak, sürgün ve çiçek gözleri olarak ayrılabilirler.
Yaprak gözleri, basık, üçgen ya da hafif kabarık, sivri, oval şekillerde olabilir. Elmada bir yıl önceki sürgünün yaprak koltuklarında oluşur. Sürgün gözleri, büyüme noktalarında olduğu gibi odun dallarının uzun ekseni üzerinde de oluşur. Çiçek gözleri, meyve dallarında bulunur. İri, yuvarlak, kabarık veya oval olabilir. Elmada çiçek ve yaprakları oluşturur.
Dalların üzerindeki konumuna göre de gözler; Uç gözler, dalların büyüme noktalarında olur. Yan gözler, dalların uzun ekseni boyunca oluşur. Stipüler gözler, bir gözün alt kısmının sağ ve sol tarafında olmak üzere iki adettir. Çok küçüktürler. Ana gözün baskısı altında oldukları için sürmezler. Ekolojik ve mekanik etkilerle bu baskı ortadan kalktığında veya ana göz koparılırsa bu gözler sürer ve karşılıklı iki dal sürer.
5.2. Dallar:
Oluşturdukları gözlere göre dallar;
- Uç Dallar: Büyüme noktalarındaki gözlerin sürmesiyle oluşur. Ağacın şekillenmesinde önemli rol oynar.
- Erkenci Dallar: Aynı yıl içerisinde oluşan tomurcukların aynı mevsimde sürmesi sonucunda oluşur. Daha çok fidanlarda görülür.
- Yan Dallar:
- Obur Dallar: Gövde ve yaşlı dallardaki uyur gözlerden oluşur. Dik olarak çok hızlı büyür. Boğum araları çok geniş, gevrek bünyeli ve az verimli dallardır. Besin maddelerini çok bol kullanır. Meyve ağaçlarının ömürlerini kısaltırlar. Budama sırasında kesinlikle çıkarılmalıdır. Ancak kırılan dalların vb. yerine, eğilerek verimli hale getirilebilir.
-Stipüler Dallar: Stipüler gözlerden oluşur. Esas gözün alt kısmının sağında ve solunda olmak üzere iki adettir. Esas göz bir şekilde zedelendiğinde veya koparıldığında her iki stipüler göz de sürer.
Üzerindeki gözlerin özelliklerine göre;
-Odun Dalları: Yalnız odun gözlerini içerir. Yıllar geçtikçe üzerinde meyve dalları da oluşur. Ana ve yardımcı dallar olarak ayrılır. Ana dallar gövdeden çıkarak taç kısmını oluşturur. Yardımcı dallar da ana dallar üzerinde oluşur. Boğum araları uzundur.
-Karışık Dallar: Hem odun hem de meyve gözlerini birlikte bulundurur. Ağacın beslenmesine ve meyve vermesine yardımcı olurlar.
-Meyve Dalları: Genellikle üzerinde sadece meyve gözü bulunduran dallardır.
Yumuşak Çekirdekli Meyve Ağaçlarında Meyve Dalları:
- 1-Topuz: Boğum araları birbirine çok yakın olan meyve dalıdır. Boyları 1-2 mm. den 8 cm. e kadar değişebilir.Genellikle odun gözleriyle son bulur. İlk oluştukları yıl içerisinde topuzların üzerinde rozet şeklinde 2-5 adet küçük yaprak vardır. Çeşit özelliğine ve bakım beslemeye bağlı olarak 1-10 yılda meyve gözüne döner.
2-Lamburt: Topuzların uçlarındaki odun gözünün meyve gözüne dönüşmesiyle oluşur. 2-3 ya da daha yaşlı dallar üzerinde bulunur.
3-Kese: Yedek besin maddelerinin depo edildikleri dallardır. Topuzların uç kısımlarında oluşur. Üzerinde topuz, lamburt ve kargılar bulunabilir. Meyveler, keseler büyükse büyük, küçükse küçük olur.
4-Kargı: 5-20 cm. uzunluğundaki meyve dallarıdır. Üzerinde meyve gözü bulunanlar taçlı kargıdır. Kargıların ucunda bazen odun gözlerine bazen de bazı armutlarda dikenlere rastlanabilir. Bunların meyve gözüne dönüşmesi 1-10 yılda olur. Kargıların üzerindeki odun gözleri de zamanla topuz ve lamburtlara dönüşebilir.
5-Dalcık: Kargı ile odun dalı arasında bir meyve dalıdır, meyve gözü ile sonuçlanır. Budamada zorunluluk olmadıkça dokunulmamalıdır. Meyve ağaçlarının ilk yıllarında dalcıkların ucundaki meyve gözleri alınmalıdır.
6-Çıtanak: Topuz, lamburt, kese ve kargıların bir arada olmasıyla oluşur. Daha çok yaşlı ağaçlarda görülür. Ağaçta fazla miktarda bulunması ağacın yaşlanmasına işarettir. Gençleştirme budaması sırasında bunların bir kısmı çıkarılmalıdır.
6.Terbiye Sistemleri:
6.1.Merkezi Lider Terbiye Sistemi:
Bu tip bir budama şeklini çöğür anacı, MM111, MM106, gibi kuvvetli veya yarı bodur gelişen anaçlar üzerinde aşılı olan elma çeşitlerinde uygulamak mümkündür. Genç elma ağaçları için en kolay terbiye sistemi merkezi lider sistemidir.
Şekil 6.1.1.Tepe Kesimi [Resim: image015.jpg]
Dikim, sonbaharda ağaçların yaprak dökümünden ilkbaharda gözler uyanıncaya kadar olan sürede yapılabilir.
Meyve bahçesinde dikilecek fidan dallı veya kamçı şeklinde dalsız olabilir. Dikim sistemine göre açılan çukurlara aşı noktası 5-10 cm toprak yüzeyinde olacak şekilde kök tuvaleti fidanlar dikilir. Eğer fidan kamçı şeklinde dalsız fidan ise dikimden sonra bunun 75 cm üzerinden tepesi vurulur. Tepesi vurulurken ki son göz aşı noktasının ters tarafında olmalıdır. Böylece yetişen ağaç bir denge halinde olur. Eğer bir veya iki yaşlı dallı fidan dikilecekse 4-5 adet geniş açılı yan dal bırakılır, tepesi de en üstteki yan dalın 25 cm. üzerinden vurulur. Toprak seviyesinden itibaren 45 cm. e kadar olan dallar dipten çıkarılır. Bu yan dalların 1/3’ü kesilerek uç alınmalıdır. Yan dallar ağaç etrafına eşit mesafeden yerleştirilmelidir.
1.Birinci Büyüme Sezonu
Dikimi takip eden yaz ayları başında şekil verme işlemlerine başlanır. Sürgünler 7,5-10 cm olunca yaz budamasına başlanır. İlk iş olarak dik büyüyen fidanın üst tarafına en yakın olan sürgün lider olarak seçilir.
Özellikle dar açılı çıkan dalların açıları yayıcılarla (kürdan, mandal, kamış vs.) genişletilmelidir. Dalsız bir fidan dikildiğinde yaz aylarında oluşan sürgünlerden 3-6 tane iyi ana dal seçilir. 5 tane olması idealdir. (Şekil 6.2.) Diğer çıkan sürgünler varsa çıkartılır. Liderle rekabet edenler çıkartılır. Dallar arasında düşey olarak 7,5-25 cm arası bir mesafe olabilir. Böylece birinci katı oluşturacak dallar seçilmiş olur. En alt dal ile toprak yüzeyi mesafesi arası en az 45 cm olmalıdır.
Durgun dönemde birinci katı oluşturan dalların en üstündekinin 50-60 cm yukarısından liderin tepesi vurulmalıdır. Oluşturulan açıları genişletilen yan dalların 1/4 ü kesilir. Yan dalların ucu lider seçilen daldan aşağıda olmalıdır.
2.İkinci Büyüme Sezonu
Birinci katın 50-60 cm üzerinde ikinci bir kat oluşturulmalı. İkinci kat olarak 3-5 dal seçilir.Dalların açıları geniş olmalı, gövde ile dal arası açı 45-60o arasında olmalı. Geniş olanlarda daraltılmalıdır.
Yeni oluşturulan ikinci katın dalları birinciden daha kısa olmalıdır.Böylece alttaki dallar gölgelenmez. Ana dalların uçları 1/3 oranında kısaltılmalıdır. Bu tip bir budama ile piramit şekli (Noel ağacı) şekli elde edilir. Alt kattaki ana dallarda çatallar çıkarsa bu hep aynı yönde bırakılmalı, simetriye dikkat edilmeli.
3.Üçüncü Ve Takip Eden Diğer Yıllarda Budama
Önceki yapılan işlemlere devam edilir. Her yıl ana dalların ve liderin ucundan 1/3 kesilir. Ağaç çeşidine, toprak ve iklim durumuna göre 8-12 ana dal olgun verim çağında bir ağaçta bulunmalıdır. Buna göre ihtiyaca göre 3. Bir kat da oluşturulabilir.
Her ana dal arasında düşey olarak 10-15 cm bulunmalı. Açılar dar ise genişletilmeli, yaklaşık 45-60o lik bir açı olmalıdır. Ölü dallar, hastalıklı ve kırılmış dallar seçilerek budanır. Dar açılı ve dik büyüyen dallar, yaz budaması boyunca çıkarılmaz kış budamasında çıkarılır. Yan dallarda az yan sürgün varsa tepesi 1/3 oranında kısaltılır ve sürgüne teşvik edilir. Merkezi lidere ve ana yan dallara rakip dallar yaz budamasında çıkarılır. Yan dallar ilk beş yıl açı genişletmeye açı genişletmeye ihtiyaç duyar. Yayılan yada açısı genişletilen dallar sonraki yıllarda kuvveti azalır ve meyve gözü gelişimi artar.
Ağaç meyveye oturduğunda daha hafif terbiye uygulanır, minimum yaz budamasına ihtiyaç duyar. Birinci adım, ölü, hastalıklı ve zarar görmüş dallar, dik sürgünler çıkartılır. Gölgelenmeyi önlemek için şekil verme ve destek kesimleri ile yan dalların tepesini vurma Noel ağacı şekli oluşturmada önemlidir.
Resim 6.1.1.Büyüme sezonu sonunda MM106 anacı üzerine aşılı elma çeşitlerinde merkezi lider terbiye sisteminin görünüşü.
6.2.Düşey Eksenli Terbiye Sistemi:
Resim.6.2.1.Dikimden Sonra Tepesi Vurulmuş Fidanın Destek Sistemine Kleps Vasıtasıyla Bağlanması [Resim: image024.jpg]
Bu sistemde güçlü tepesi vurulmamış lider yerden 3-3.5 m büyüyünceye kadar uzamasına izin verilir. Bu merkezi eksen etrafına meyve yüklü dalın dar bir silindir formunu alması şeklidir. Merkezden dışa açılarak oluşan dalların çapı ağacın üst kısmına doğru tedricen azalmalıdır. Yan dallar kalınlığı daima gövde kalınlığından az olmalıdır aşağıdaki dallar uzun üstteki biraz kısa daha üstteki daha kısa şeklinde silindir-konik bir şekil oluşmalıdır. Bu sistemde çok az bağlama , eğme vardır. İlk 3 yıl boyunca budama işlemi yapılır. Budamada iki yaşlı ve daha yaşlı dallar kesilerek yan dallar yenilenir.
Mark ve M 9 anacı tavsiye edilmektedir. Mark anacı düşük sıcaklık zararlarına daha az hassas ve M9 anacından hafif daha geniş taç meydana getirir. Genelde M9, M26 anaçları ve spur tipler için M7, MM 106 anaçları bu terbiye metoduna uygundur.
M 9 anacıyla 1.2-2 m sıra üzeri ve 3,5-4.5 m sıra arası mesafede dikilebilir. Destek Sistemi; Bunun için her bir fidana bambu kamışı veya demir borudan bir destek gereklidir. Bunlara ayrıca her 7-10 ağaca bir yaklaşık 10 cm çapında direkler dikilmesi gerekir. En üstten 2.7 m civarında bir yükseklikten tek tel geçirilebilir veya ihtiyaç olursa ikinci veya üçüncü tel geçirilebilir.
Şekil.6.2.1. Düşey eksen terbiye sisteminde destek sistemi.
Destek Sistemi:
Tam bodur anaçlarla kurulan bahçelerde, erken verim alınabilmesi için dikimi müteakip mutlaka destek sistemi kurulmalıdır. Bunun için her ağaca demirden veya kargı dediğimiz saz kamışından(7) destek gereklidir. Her 7-10 ağaca daha kalın 10 cm. çapında demir veya ahşap direk(5) dikilir. En üstten 2,7 m. civarında tek tel(3) geçirilir. İhtiyaç halinde iki veya üçüncü tellerde geçirilebilir. İlk direk(4) 60 o lik meyille dikilir. Teller sağlam ve gergin durabilmesi için yere sabitlenir.(1). Ayrıca ilk direkten (4) önce tellerin gerginliğini sağlamak için bir mekanizma(2) takılabilir.
Dikim Budaması ve Birinci yıl budaması;
Şekil.6.2.2. Tepe Kesimi [Resim: image028.jpg]
Dalsız fidan ise 75 cm’den tepesi vurulur. (Şekil.6.2.2.A) Tepe kesimi bir daha yapılmaz. Eğer lider gelişimi zayıfsa sonraki yıl yeniden tepesi kesilebilir. Dallı fidan ise lider dal, üstteki yan dalın 25 cm üzerinden tepesi kesilir. Bu da aşı noktasından 90-100 cm yukarısına isabet eder. 1-2 yan dal varsa bunlar çıkartılır.(Şekil.6.2.2.B)
Lideri dikimle beraber bir hereğe bağlamak gerekir. Yan dallar liderin etrafına eşit açılı dağılmış olmalıdır. Dallar 45-76 cm yükseklikte olmalıdır. 45 cm aşağıdaki dallar çıkartılır.
Yan dallar liderle 45-60O açılı olmalıdır. Lider ile dar açı yapan dallar ve uygun yayılışgöstermeyen Gövdedeki dallar çıkartılmalıdır. Açı genişletmek için kürdan (dal ufaksa),biraz büyükse yayıcı ağaç parçacıkları, çubuklar veya çamaşır mandalına bağlı beton ağırlıklar kullanılabilir.(Resim.6.2.2.) Ağaç ağırlıkları Ağustos sonunda çıkarılmalıdır. Yan dalların açısı 45O civarında olmalıdır. Yataydan 45O’den az olan dallar meyve ağırlığı ile daha da açısı genişler. Bu sistemde çok az bağlama yapılır.
Dik büyüyen dallar dormant dönemde çıkartılır. Pinching tekniği (elle sürgün kopartma ) tepesi vurulan liderden yeni kenar sürgünleri 7-10 cm olur olmaz 2-3 rakip sürgün elle koparılır ve lider serbest bırakılır. Bu davranış Temmuz sonuna kadar her 14 günde bir tekrarlanır.
İkinci yıl budama;
Martta liderle rekabet eden güçlü dalların çıkarılmasıyla ağacın dar piramit şekli korunmaya çalışılır. Kuvveti azaltmak için daha az budama yapılmalıdır. Dik sürgünler ve aşırı güçlü dallar çıkartılır. Dal keserken (o yerden dal çıkması isteniyorsa ) tırnaklı kesim yapmak gerekir. Eğer tekrar çıkmasını istemediğimiz bir dal ise düz kesimle çıkartılmalıdır. Ağaç aşırı kuvvetli ise meyveye yatıncaya kadar hiçbir dalı çıkartmamalıyız. Yalnızca yaz budaması yapılmalıdır. Meyve tutumundan sonra 2-3 elma ağaçta kalabilir. Genelde ikinci yılda elmaların çoğu Haziran’a kadar çıkartılmalıdır. Fazla meyve ağacın vegetatif büyümesini yavaşlatır ve sonraki hayat süresini azaltır. Haziran da dallar düşeyle 45-60O’e az açı yapacak şekilde genişletilmelidir.
Lider, dikim yılında budandıktan sonra tekrar budanmaz. Eğer gelişme zayıfsa ikinci yıl tekrar tepe kesimi yapılabilir. Liderle rekabet eden yan sürgünler geniş şekle teşvik etmek ve zayıflatmak için her 14 günde elle koparılmalıdır. Bu işlem sürgünler 7-10 cm olunca başlar ve Temmuz sonuna kadar devam eder. Dikim yılında yeterli dallanma yoksa (4’den az ise) tepeyi yeniden sürdürmelidir.
Üçüncü yıl budama
2. yıldaki aynı işlemler yapılır. Lidere yerden uzanabiliyorsa pinching tekniği uygulamasına devam edilir. Erken ilkbaharda ağacın üst kısmındaki yeni çıkan dalların açıları genişletilir. Uygun şekle getirilir. Lider direğe bağlanır. Haziran ortasına kadar lider 240 cm uzunluğunda olmalıdır. Seyreltme kesimleri yapılabilir. Tırnaklı kesim yapmak gerekir. Ağaçta meyveler daha çok oluncaya kadar bilhassa dip kısımlardaki meyveler ve dallar da seyreltmeye başlanmamalıdır. Meyvenin büyümeyi kontrol ettiği unutmamalıdır. Budama yapılınca büyüme teşvik edilir. Durgun dönemde komşu ağacın birbirine değen dalları budanır. 2 ve daha yaşlı dalları piramit şeklinde yapmak daha az güçlü bir yan dal yapmak için geriye doğru kesilmelidir. Bir yaşlı dallar kesilmemeli, bu olay aşırı büyümeyi teşvik eder. Bu sistemde ağacın üzerinde meyve oluncaya kadar tepesi vurulmamalıdır ve lider meyve ağırlığı ile aşağıya çekilir.
İkinci büyüme sezonunun ilkbahar Üçüncü yılın sonundaki durgun sezonda komşu ağacın birlikte büyüyen
başlarında merkezi lidere rakip olan ve temas eden alçaktaki dalları kesilir.
güçlü dallar çıkartılmalır.
Verim çağında budama;
Düşey eksen meyve bahçesi sisteminde verim çağında ağaç yüksekliği 300 cm civarındadır. Bu yüksekliğe gelen ağacın liderine 2 yöntemden biri uygulanır.
1- En üst dal telin diğer tarafına kıvrılabilir.
2- 2 yaşlı dallar üzerinde daha zayıf yan dala kadar geriye budanır.
Şekil.6.2.6. Tepe Kesimi.
(A) Ağaç uygun yüksekliğe gelince, merkezi lider kıvrılmalı ve direğe bağlanmalıdır
(B) Yeni bir lider oluşturmak için zayıf bir yan dal üzerinden geriye kesim yapılmalıdır.
Düşey eksen sisteminde en alttaki dallar daimidir ama iki yaşlı veya daha yaşlı dallar budama kesimleriyle periyodik olarak kısaltılır. Ağacın daha yukarı kısımlarında dar şekli korumak ve yeni dallar oluşturmak için lidere yakın kesimler yapılmalıdır. Başka bir dalı gölgeleyen dallar çıkartılmalıdır.
Şekil.7.Verim Çağındaki Ağaçların Görünümü. [Resim: image042.jpg]
6.3. İğ Şekli Terbiye Sistemi:
Bu sistem nispeten güneşlenmenin az olduğu ekolojilerde kullanılmaktadır. Ağaçlar için ayrılan sınırlı yer içinde koni şekli muhafaza etmek için aşağıdaki ana dallarda gövdeye doğru sürekli kısaltma budaması, üstteki dallarda yenileme budaması yapılır. Ağacın gelişmesini yavaşlatmak için güçlü sürgünlerin düşük düzeyde gelişmesini sağlamak önemlidir. Ağaç yüksekliği genellikle 2,10 m ve taç genişliği 0,9-1,5 m arasındadır. Yaygın olarak tek sıralarda sıra arası mesafe 3-3,5m ve sıra üzeri mesafe 0,9-1,5m olarak uygulanmaktadır.
Genellikle M9, P22, Bud 9, P1, P2, Fulueren 56 anaçlarında kullanılmaktadır.
a) Dikim Yılında:
Fidanlar dallı veya dalsız olarak temin edilebilmektedir. Genellikle dallı fidanlar tercih edilmektedir, çünkü dallı fidanlar verime daha erken yatmakta, şekil verme nisbeten dalsız fidanlara göre kolay olmaktadır.
Dikimi yapılacak olan fidanlar dalsız ise 75 cm. den, dallı ise üst dalın 25 cm. üzerinden (yaklaşık 85 cm.) tepesi vurulur. Topraktan itibaren 40 cm.’e kadar olan dallar dipten çıkarılır.
b) 1.Yıl :
Lider dal da bu yıldan itibaren uç kesimi yapılmaz, durgun dönemde zayıf bir dal üzerinden kesilir ve yukarıya bağlanır. Her yıl yapılacak olan böyle kesimler sonucu lider de zig-zag bir gelişme sağlanmış olur. Böylece liderin üstünlüğü baskı altında tutulur ve genç dalların kuvvetlenmesi sağlanır. Topraktan itibaren 40 cm. deki dallar dipten çıkarılır.
Yan dallar ağaçlara su yürüdükten sonra gövde ile geniş açı yapacak şekilde eğilirler veya bağlanırlar. Eğilemeyecek kadar dik gelişenler durgun dönemde dipten çıkarılırlar. Yan dallarda kesinlikle uç kesimi yapılmaz.
c) 2.-3.Yıl :
Lider dalın terbiyesinde aynı yöntem uygulanır. Eğer ağaç çok kuvvetli gelişme gösteriyorsa lider 2 yaşlı dal üzerinden kısaltılabilir.
Yan dallarda uç kesimi kesinlikle yapılmaz, dalların açıları genişletilir. Eğilemeyecek kadar dik gelişen dal varsa durgun dönemde dipten çıkarılır. Ağacın şeklini bozan aşırı gelişme göstermiş ve sıklık meydana getiren dallarda da kısaltma yapılmaz bu dallar dipten çıkarılır.
d) 4.ve daha sonraki yıllar:
Bu sistemde ön görülen ağaç yüksekliği 2,1-2,5 m. dir. Gölgeleme nedeniyle meyve kalitesi düşeceği için ağaç yüksekliği bu seviyeye geldiğinde liderde zayıf bir dal üzerinden her sene geriye kesim yapılır. Aynı şekilde yan dallar da, ağaç için ayrılan yaşama alanını aştıkları taktirde geriye kesimlerle bu sırlar içerisinde tutulması gerekmektedir.
Tacın en alt kısmında oluşmuş dallar dipten çıkarılır çünkü bu dallarda ki meyveler toprağa yakın olduğundan kalitesiz olur.
Gelişmenin çok kuvvetli olduğu durumlarda ağacın tepe kısımlarında yaz budaması yapılmalıdır.
Tomurcuklar patladıktan sonra dik ve kuvvetli gelişen dallar kürdan yardımıyla eğilmelidir. Çok güçlü ve dik gelişmiş sürgünler durgun dönemde dipten çıkarılmalıdır.
Gençleştirme budamasıyla kısa bir gövde oluşturarak yeni sürgünlerin çıkması sağlanır.
7.Budama Araçlarının Dezenfeksiyonu:
Budama yaparken kullandığımız aletler eğer dezenfekte edilmezse ağaçtan ağaca, bahçeden bahçeye hastalıkların bulaşmasında rol oynayabilirler. Çok basit yöntemlerle budama aletlerinin dezenfeksiyonu sağlanabilmektedir. Çamaşır suyu olarak bilinen Sodyum hypoklorid bu iş için kullanılan en pratik solüsyondur. Bu karışımla budamada kullandığımız makaslar, testereler vb. bir bahçeden diğerine geçerken veya hastalıklı olduğundan şüphelendiğimiz ağaçların budanmasından sonra temizlenmesi gerekmektedir. Böylece hastalıkların diğer ağaçlara ve bölgelere bulaşması önlenmiş olur
8.Budama Yaralarına Yapılacak İşlemler:
Kuvvetli gelişen ağaçlar zayıf gelişenlere göre yarayı daha çabuk kapatırlar. Yaralara, macun veya diğer dezenfektanlardan biri ile muamele edilir.
İyi kesilmiş ve çabuk kapanan 5 cm. den küçük yaralara macun sürmek gerekmeyebilir.
Yaralara sürülecek macun şöyle hazırlanır; 200 g. iç yağı eritilir. Daha sonra 200 g. balmumu , 200 g. reçine ve 100 g. zift katılır. Hazırlanan eriyik ateşten indirilir. 45 oC’ye gelince kadar içine yavaş yavaş alkol karıştırılır. Kabarma başlayınca alkol karıştırma işlemine son verilir. Hazırlanan macun soğumadan kavanozlara doldurulur.
9.Budama Artıklarına Yapılacak İşlemler:
Budama artıkları üzerinde, hastalık ve zararlılar için kışlama ortamları oluşmakta, gelecek senenin enfeksiyon kaynağını oluşturmaktadır. Bahçedeki budama artıklarının ve yaprakların toplanıp yakılması sonucu gelecek senenin hastalık ve zararlı yönünden enfeksiyon kaynağının azalmasına neden olacaktır. Örneğin, elma yetiştiriciliği için önemli bir zararlı olan elma iç kurdu olgun larvaları, yazıcı böcekler, kırmızı örümcek erginleri vs. kışı budama artıkları, dökülen yaprakların alt kısımları vb. ortamlarda geçirirler.
|
|
|
|