| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.
|
|
|
Pamuk Tarimi |
|
Yazar: RasitTunca - 07-10-2019, 04:37 PM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar
- Yorum Yok
|
 |
Pamuk Tarimi
Pamuk, Malvales takımından, Malvaceae familyasından, Gossypium cinsinden bir bitkidir.
Kültür pamukları Herbacea ve Hirsuta olmak üzere iki grup altında incelenir.
Eski dünya pamukları adı verilen, Herbacea grubunda G. Arboreum L. ve G. Herbaceum L. olmak üzere iki tür bulunmaktadır. Yeni dünya pamukları adı verilen Hirsuta grubunda ise G. Hirsutum L., G. Barbadense L. ve G. Tomentosum L. türleri bulunur.
Pamuğun anavatanı konusunda tam bir kesinlik bulunmamakla birlikte Asya, Amerika ve Afrika’nın sıcak bölgelerinden Dünyaya yayıldığı tahmin edilmektedir.
Yaygın Çeşitleri
Pamuk, Malvales takımından, Malvaceae familyasından, Gossypium cinsinden bir bitkidir.
Kültür pamukları Herbacea ve Hirsuta olmak üzere iki grup altında incelenir.
Eski dünya pamukları adı verilen, Herbacea grubunda G. Arboreum L. ve G. Herbaceum L. olmak üzere iki tür bulunmaktadır. Yeni dünya pamukları adı verilen Hirsuta grubunda ise G. Hirsutum L., G. Barbadense L. ve G. Tomentosum L. türleri bulunur.
Pamuğun anavatanı konusunda tam bir kesinlik bulunmamakla birlikte Asya, Amerika ve Afrika’nın sıcak bölgelerinden Dünyaya yayıldığı tahmin edilmektedir.
Ekolojik İstekleri
Toprak İstekleri
Pamuk bitkisi her türlü toprakta yetişebilen bir bitki olmakla birlikte,yüksek verim ve kaliteye ulaşabilmek için toprağın derin profilli ve alüviyal olması gerekir. Derin, kumlu -killi su tutma yeteneği yüksek geçirgenliği, işlenmesi ve sulanması kolay topraklar pamuk tarımı için ideal topraklardır.
İklim İstekleri
Pamuk tarımında en önemli iklim faktörlerinin başında sıcaklık, gün ışığı, yağış ve oransal nem gelmektedir. Yıllık ortalama sıcaklığın 19 oC, yaz ayları sıcaklığı ise 25 oC olması gerekir. Sıcaklık tarak oluşmasından önce 20 oC, çiçeklenme döneminde 25 oC, kozaların gelişme döneminde ise 30-32 oC olmalıdır. Hasat döneminde kozaların iyi açılabilmesi için sıcaklığın azalması (15 oC’ye kadar) istenir.
Yetiştirme Tekniği
Toprak Hazırlığı
Tarlanın pamuk ekimine hazırlanması sürecinde ilk yapılacak işlemler tarla temizliği ve toprak altı işlemesidir. Uzun yıllar pamuk yetiştirilen topraklarda zamanla pulluk altı yada taban taşı denilen sert bir tabaka oluşur. Bu tabaka bitki köklerinin gelişmesine engel olacağı için kırılması gerekir. Bu iş için Subsoiler adı verilen aletler kullanılır. Bu aletle toprağın üst yapısı bozulmadan toprak 90 cm derinliğe kadar işlenir. Bu işlemi sonbahar ve kış sürümleri ile tohum yatağının hazırlanması işlemleri izler. Eğer pamuktan sonra yeniden pamuk ekilecekse sonbahar aylarında saplar kesilip toprak 20-25 cm derinliğinde sürülmelidir. Tarla otlu ve toprak tavı da uygun ise kış aylarında sürüm işleminin tekrarlanması yararlıdır. Eğer tahıldan sonra pamuk ekilecekse hasadın ardından toprak tavlı iken hemen sürülmelidir. Pamuk tarımında son sürüm tohum yatağını hazırlamak için yapılan ilkbahar sürümüdür. Bu sürümde 15 cm derinlik genellikle yeterlidir.
Ekim
Yüksek verim ve kaliteli ürün elde etmek için genetik saflığı yüksek tohum kullanımı çok önemlidir. İyi bir tohumlukta aranan özelliklerin başlıcaları şunlardır.
- Tohumluk çiğit iri, dolgun, büyüklüğü, biçimi ve rengi yeknesak olmalıdır. İçinde fazla çıplak, yeşil ve esmer, seyrek havlı çiğit bulunmamalıdır.
- Selektörlermiş ve iyi temizlenmiş olmalıdır. İçinde boş ve kırık çekirdek yaprak gibi yabancı maddeler olmamalıdır.
- Tohumlar kuru ve sert olmalıdır.
- Çimlenme gücü %80 ve daha fazla olmalıdır.
- Pembe kurta karşı sterilize edilmiş veya Sawgin çırçır fabrikasında çırçırlanmış olmalıdır.
Pamuğun ekim zamanı iklim koşullarına göre belirlenir. Ekim için toprak sıcaklığının 15 oC’nin üstünde olması gereklidir. Bölgelere göre ve yıldan yıla ekim zamanı değişiklik göstermekle birlikte, Çukurova Bölgesinde 25 Mart-30 Nisan, Ege Bölgesinde ve Antalya yöresinde 15 Nisan-15 Mayıs tarihleri genellikle en uygun ekim zamanıdır.
Ekim işlemi elle serpme şeklinde ya da mibzerle sıraya yapılır. Ekim derinliği toprak koşullarına bağlı olmakla birlikte genellikle 3-4 cm’dir. Tohumun çimlenmesi normal koşullarda 5 ila 10 gün içinde gerçekleşir. Erken çimlenme sağlamak için tohum ekimden birkaç saat önce ıslatılmalıdır. Yetersiz çimlenme görülmesi durumunda hemen ikinci bir ekim yapılması önerilir.
Bakım
Pamuk yetiştiriciliğinde bakım işleri seyreltme, çapalama ve uç almadır. Bitkinin iyi gelişmesini ve çabuk olgunlaşmasını sağlamak için seyreltme işleminin yapılması gerekir. Bitkiler henüz 4 yapraklı iken (yaklaşık 10 cm) 5-6 cm ara ile hafif bir seyreltme (tekleme) yapılır. Genellikle ilk seyreltme ilk çapa, ikinci (tam) seyreltme ise ikinci çapa ile birlikte yapılmalıdır. Ekimden sonra görülen yabancı otların elle veya kazayağı ile çapalanarak yok edilmesi gerekir. Çapalama sayısı tarladaki yabancı ot durumuna göre değişir. Kozalar açmaya başladıktan sonra bitkinin tepesinden 10-15 cm kısmının kırılmasına uç alma işlemi denir. Bu işlem geç ekilmiş veya fazla sulanmış tarlalarda uygulanır. Vegetatif gelişmesi normal olan bitkilerde uç almaya gerek yoktur.
Sulama
Pamuk bitkisinin su ihtiyacı 400 ila 600 mm’dir. Pamuk yetiştirilen ülkelerde (bölgelerde) yıllık yağış miktarı genellikle yetersiz olduğundan, pamuk bitkisinin iyi gelişmesi için gereken su miktarı sulama yoluyla verilmelidir. Sulama pamuk üretiminde verimi etkileyen faktörlerin başında gelir. Sulama zamanı ve verilecek su miktarı bitkinin su isteği belirtilerine ve topraktaki nem durumuna bakarak saptanır. Sulama aralığı ve sulama sayısı, yetiştirilen pamuk çeşidine, toprak özelliklerine, taban suyu yüksekliğine, yağış miktarı ve dağılımına, vegetasyon dönemindeki sıcaklık ve havanın bağıl nemine bağlı olarak değişir. Ülkemizde yetiştirilen çeşitlerin orta bünyeli topraklarda ve normal iklim koşullarında genellikle 15-20 gün aralıklarla 4-5 kez sulanması uygundur. Sulama yöntemi olarak salma sulama, alttan sızdırma ve yağmurlama sulama yöntemleri kullanılabilir.
Hastalık ve Zararlılarla Mücadele
Pamuk tarımında en çok karşılaşılan başlıca hastalık ve zararlılar şunlardır .
Hastalıklar :
- Pamuk solgunluk hastalığı (Fusarium Wilt, Verticillium Wilt)
- Fide kök çürüklüğü (Sore Shin)
- Köşeli yaprak lekesi hastalığı
- Antraknoz
Zararlılar :
- Toprak kurtları (Agrotis spp)
- Pamuk yaprak biti (Aphis gossypii)
- Yaprak piresi (Empoasca spp.)
- Pamuk piresi (Lygus spp.)
- Beyaz sinek (Bemisia tabaci)
- Kırmızı örümcek (Tetranychus spp.)
- Pembe kurt (Pectinophora gossypiella)
- Yeşil kurt ( Heliothis armigera)
- Pamuk yaprak kurdu (Prodenia litura)
- Dikenli kurt (Earias insulana)
- Çizgili yaprak kurdu /Karadrina(Laphigma exiqua)
Pamuk yetiştiriciliğinde hastalık ve zararlıların olumsuz etkileri iklim koşulları ve uygulanan tarımsal mücadele ile yakından ilgilidir. Yüksek bağıl nem ve sıcaklık, hastalık ve zararlıların ortaya çıkması için uygun bir ortam oluşturur. Bu nedenle özellikle Çukurova ve Antalya’da 8-10 kez ilaçlama yapmak zorunluluğu ortaya çıkar.
Gübreleme
Pamuk bitkisi topraktan fazla besin maddesi kaldıran bir bitki değildir. Bitki topraktan birinci derece besin maddeleri olan N, P, Ka (Azot, fosfor, potas) yanında ikinci derece besin maddeleri olan kalsiyum, magnezyum, kükürt ve sodyum ile minor elementler adı verilen bor, demir, mangenez, çinko, kurşun gibi besin maddeleri kaldırır.
Azotlu gübreler bitkinin vegetatif gelişmesini (dal ve yaprak ) sağlar. Fosforlu gübreler çiçek ve koza sayısının artmasına koza iriliğine ve erken olgunlaşmasına etki eder. Potaslı gübreler ise; azotlu gübreler kadar olmasada bitkinin vegetatif gelişmesini hızlandırır ve çiçeklenme dönemini uzatır. Fazla uygulanan potas pamukta olgunlaşmayı geciktirir.
Pamuk tarımında kullanılacak gübre miktarı iklim ve toprak koşullarının yanısıra sulamaya, pamuk çeşidine göre değişir. Bununla birlikte ülkemizde uygulanacak gübre çeşit ve miktarları genel olarak şöyledir:
Azotlu gübreler: Dekara 8 -10 kg saf azot (35-50 kg amonyum sülfat)
Fosforlu gübreler: Dekara 4-5 kg saf fosfor (25-30 kg süper fosfat)
Potaslı gübreler: Ülkemiz toprakları potas bakımından zengin olduğundan potaslı gübrelemeye gerek yoktur.
Hasat Harman
Kozaların olgunlaşması ile birlikte pamuk hasadına başlanır. Hasadın başlama tarihi, yörenin iklim koşullarına, ekim tarihine ve sulama koşullarına göre değişir. Hasat, Ege ve Antalya bölgelerinde genellikle 15 Eylülden itibaren başlayıp Kasım sonu veya Aralık ortasına kadar sürer. Çukurova bölgesinde ise Ağustos sonlarında başlayıp Kasım başına dek devam eder.
Pamuk hasatı ülkemizde genellikle 2-3 kez ve elle toplanarak yapılır. Birinci elde toplanan pamuk iyi kalite özelliklerine sahiptir. Son yıllarda makina ile hasata da rastlanmaktadır. Makina ile pamuk hasatı iş gücü ücretinin pahalı olduğu ülkelerde (bölgelerde) tercih edilen bir yöntemdir.
Pamuk Ekonomisi
Dünya Piyasası
Pamuk sahip olduğu özellikleri nedeniyle sentetik elyaf üretim ve kullanımında son yıllarda görülen gelişmelere rağmen dünyadaki stratejik önemini korumaktadır. Günümüzde yaklaşık 330 milyon dekar alanda pamuk tarımı yapılmakta ve 50 milyon tonun üzerinde kütlü (20 milyon ton lif) pamuk üretilmektedir (Çizelge 1)
Üretim daha çok Asya kıtasında yoğunlaşmıştır. Ardından Amerika ve Afrika kıtaları gelmektedir. Başlıca üretici ülkeler Çin, ABD, Hindistan, Pakistan, Türkiye ve Özbekistan’dır.
Pamuk uluslararası tarım üünleri ticaretinda önemli bir ürün konumundadır. Son yıllarda 5,5-6,0 milyon ton lif pamuk dünya ticaretine konu olmaktadır. Bu ticaretin parasal karşılığı ise 10 milyar dolardır (Çizelge 2)
Türkiye Piyasası
Türkiye sahip olduğu uygun ekolojik koşullar nedeniyle önemli bir pamuk üreticisi ülkedir. Ülkemizde yaklaşık 750 bin hektar alanda pamuk tarımı yapılmakta ve yılda 850 bin ton lif (2,1 milyon ton kütlü) pamuk üretilmektedir. Ekim alanı ve üretim miktarı iklim koşullarının yanısıra pazar koşullarına (yurt içi ve yurt dışı fiyatlar, ürün bedellerinin ödenmesi vb.) bağlı olarak yıldan yıla dalgalanma göstermektedir (Çizelge 3). Türkiye’de lif pamuk verimi hektara 1150 kg civarında olup, Dünya ortalamasının (550-600 kg) çok üzerinde bulunmaktadır.
Ülkemizde pamuk üretimi Çukurova, Ege, Güneydoğo Anadolu bölgeleri ile Antalya yöresinde yoğun olarak yapılmaktadır. 1980’li yıllara gelinceye kadar toplam pamuk üretiminin yaklaşık yarısının üretildiği Çukurova bölgesinin önemi son yıllarda azalmaktadır. Bölgede aşırı kimyasal madde madde kullanımı ve ekim nöbeti uygulanmaması sonucu ortaya çıkan ekolojik sorunlar ve buna bağlı oluşan yüksek üretim maliyetleri nedeniyle üreticiler pamuğun yerine başta mısır olmak üzere diğer ürünleri tercih etmektedir. Buna karşılık Güneydoğu Anadolu bölgesinde sulama olanaklarının artmasıyla birlikte pamuk ekim alanları sürekli genişlemektedir. Bu gelişmeye paralel olarak bölgenin Türkiye toplam üretimindeki payı % 40’a yükselmiştir.
Türkiya’de tekstil sanayiinin talebi ve pamuk üretim miktarına bağlı olarak pamuk ithalat ve ihracatı yapılmaktadır. 1997 ve 1998 yıllarında yaklaşık 350-400 bin ton lif pamuk ithal edilmiştir. Aynı yıllarda ihracat miktarı ise oldukça düşük miktarlarda gerçekleşmiştir
Pamuk ülkemizde tekstil ve yağ sanayiinin önemli bir hammaddesi olması yanında, harp sanayii için de önemli bir üründür. Tohumu (çiğit) bitkisel yağ üretiminde kullanıldıktan sonra, arta kalan küspesi yüksek protein içeriği dolayısıyla hayvan yemi olarak büyük önem taşımaktadır. Pamuk üretimi ile yaklaşık 200.000 üreticinin ilgili olduğu tahmin edilmektedir.
Türkiye’de pamuk üretiminin büyük bölümü özel sektör (tüccarlar ve çırçır fabrikaları) tarafından satın alınmaktadır. Pazarlama organizasyonunda yer alan diğer önemli bir kuruluş Tarım Satış Kooperatifleridir. Birliklerin piyasadaki pazar payları yıldan yıla değişmekle birlikte son yıllarda % 13-24 arasında seyretmiştir. Pamuk alımı yapan birlikler TARİŞ, ÇUKOBİRLİK, GÜNEYDOĞU BİRLİK ve ANT BİRLİK’dir. Birliklerin pamuk alımları kendi adlarına olabildiği gibi, hükümet tarafından görevlendirilmeleri durumunda destekleme alımı şeklinde de olabilmektedir.
Ülke ekonomisindeki stratejik önemi nedeniyle ülkemizde pamuk üretimi çok eskilerden beri teşvik edilmektedir. Bu bağlamda 1966/67 sezonunda pamuk destekleme kapsamına alınarak taban fiyat uygulanmasına başlanmıştır. Böylece piyasa fiyatının belirlenen taban fiyatın altına inmesi engellenmeye çalışılmıştır. Ancak uygulamada ortaya çıkan çeşitli sorunlar ve Avrupa Birliği Ortak Tarm Politikasına uyum dikkate alınarak, 1993/94 sezonunda “prim sistemi“ uygulamasına başlanmıştır. Bu sistemde üreticilerin eline geçmesi istenen bir Hedef Fiyat ile bu fiyatın altında bir Müdahale Fiyatı belirlenmekte ve bu iki fiyat arasındaki fark üreticilere prim olarak ödenmektedir.
|
|
|
Mercimek Nohut Fasulya Soya Fasulyesi Nasil Yetistirilir |
|
Yazar: RasitTunca - 07-10-2019, 04:27 PM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar
- Yorum Yok
|
 |
Mercimek Nohut Fasulya Soya Fasulyesi Nasil Yetistirilir
TARLA HAZIRLIĞI
Hububat hasadından sonra yazlık ürünler için tarla hazırlamada en uygun yol teorik olarak ilk sürümün, tahıl hasından sonraki sonbaharda, ilk yağışlarla halaza ve yabancı otların çıktığında yapılmasıdır. Bu sürümlerde soklu pulluk kullanılması ve iyi bir ot kontrolü için 15-20 cm'lik derinlikten sürülmesi uygundur. Bu işlem yapılmakla; ilkbaharda tarlayı ekime hazırlamak kolaylaşacak, toprağın tava gelmesi için uzun süre beklenilmeyecek ve kültivatör tipi aletlerden biriyle yapılacak yüzlek bir işlemi takiben ekim yapılabilecektir. Özellikle yazlık ekimlerin erken yapılması isteniyor ve topraktaki mevcut tavla çıkış yaptırılması isteniyor ise bu çok önemlidir.
Hasat sonrası sürümde kullanılacak alet seçimi, bölgenin toprak yapısına ve tarlada sürüm sırasında bulunan toprak tavının durumuna bağlı olarak değişiklik gösterir. Yabancı otların temizlenebilmesi bakımından uygun alet olarak görülen soklu pulluk bizim bölgemizde ey yaygın olarak kullanılan alet görünümündedir. Ancak, bu konuda tohum yatağı hazırlamaktan çok ot konusunu düşünen bölge çiftçisi, gölge tavını yada uygun tavı bulamadığı sert toprak yüzeyi koşullarında soklu pullukla sürüm yapabilmektedir, bu ise kırılması güç keseklerin oluşmasına neden olmaktadır. Bizim önerimiz; tarlanın tavlı olmadığı yada tarla yüzeyinin kesek çıkarmaya müsait olduğu hallerde, hasat sonrası pullukta ısrar edilmemesi ve bunun yerine kazayağı veya diskli âletlerden herhangi biriyle sürüm yapılmalıdır.
Araştırmalar ve gözlemler; Toprağın sonbaharda soklu pulluk ile sürülmesi ve ilkbaharda kazayağı + tırmık kombinasyonu ile yapılan toprak hazırlığından sonra mibzerle yapılacak ekim verimi önemli ölçüde artırmıştır. Toprağa atılacak gübre tırmık çekilmeden önce verilir ise hem tarlada yapılacak işlem sayısını azaltır hem de toprağın fazla çiğnenmesine ve fazla işlemeden dolayı tavının kaçmasına engel olunmuş olur.
Kışlık ekimi yapılacak baklagiller için tohum yatağı hazırlamada: örneğin kışlık mercimek ekimi yapılacak ise; bu dönemde gelen yağış sonrasında soklu pullukla sürüm yapmak en iyi yöntemdir. Yağmur gelmiyor ise buğday hasadından hemen sonra gölge tavında soklu pullukla fazla derin olmayan bir sürüm ve ekim öncesi kazayağı tırmık ile tohum yatağı hazırlığı yeterli olacaktır.
Ekim zamanını çok fazla geciktirmemek kaydıyla sonbahar ilk yağışlarının arkasından tavında soklu pullukla sürüm ve ekimden öncede kazayağı tırmıkla toprak hazırlığı yapılarak mibzerle ekim her zaman için avantajlı bulunmuştur. Burada en önemli olan husus yabancı ot kontrolünün yapılmasıdır. Mibzerle ekimlerde hububat sapları çoğu zaman problem yaratmaktadır. Bunun için hububat hasadında anız yüksekliğinin fazla bıraktırılmaması yada tarladaki sapların sürüm esnasında veya sürümden önce yok edilmesi gerekmektedir.
Bitkiler üzerinde yetiştirme tekniklerine kısa kısaca göz atalım:
1. MERCİMEK
a. Yazlık Mercimek:
Ekim Zamanı: Yazlık mercimek için ekim zamanı erken ilkbahardır. Mart ayı başlarından başlayarak Nisan ayının başlarına kadar yapılan ekimlerden yüksek verim elde edilmiştir. Ekim geciktikçe verimde azalma meydana gelir. Yabancı ot kontrolünün yapılması verimi artırır, bunun için çeşitli herbisitler bulunmaktadır. Bunların bir kısmında ekimden hemen sonra bitkiler çıkış yapmadan kullanılır. Bunun için ilgili mercilere danışmakta fayda vardır.
Her zaman için mibzerle yapılan ekim serpme olarak yapılan ekimden daha iyi sonuç vermiştir.
Gübreleme:Yazlık mercimekler için en uygun gübre dozu saf madde olarak 2-4 kg/da azot, 5-6 kg P2O5 kg/da . Yabancı ot sorunu nedeni ile ekim geç yapılıyor ise bu miktar daha da azaltılmalıdır. Yağışı biraz daha bol olan bölgelere tavsiye edilen miktarlarda azot vermek yararlı olacaktır. Yazlık mercimekte azotu yüksek dozlarda kullanmaktan ve bitkiyi kurak tehlikesine sokabilecek aşırı vejatatif gelişmeye teşvik etmekten kaçınmak gerekir.
Ekim Sıklığı:Yazlık mercimekte dekara atılacak tohum miktarı ekilecek tohumun iriliğine göre değişiklik gösterir. Çiftçilerimizin Sultani olarak isimlendirdikleri yeşil mercimeklerde bu miktar dekara 8-11kg arasında değişiklik gösterir. Taneli küçük kırmızı mercimeklerde ise bu miktar çok daha az 5-7 kg/da civarındadır. Tohumluğun çimlenmesi iyi ve temiz ise m2'ye 175-225 tane yeterli olacaktır.
b. Kışlık Mercimek:
Mercimekte Kışlık ve Yazlık çeşitler birbirinden farklıdır. Yazlık olan çeşitler kışlık olarak ekilirler ise soğuktan zarar göreceklerinden hiçbir verim elde edilemez. Kışlık çeşitlerin kıştan ve soğuktan etkilenmesi kesinlikle söz konusu değildir. Kışlık mercimek ekimini sınırlayan en önemli faktör yabancı otlardır. Mevcut yabancı ot öldürücüler ile etkili bir yabancı ot kontrolü yapılamamakta buda verimin düşmesine neden olmaktadır. Yabancı ot mücadelenin iyi yapıldığı durumlarda kışlık mercimekler yazlık mercimeklere göre en az % 50 veya daha fazla verim artışı sağlarlar.
Ekim Zamanı Kışlık mercimekler Sonbaharda ekilir, en uygun ekim zamanı Ekim ayıdır. Kışa çıkışlarını tamamlayarak giren mercimeklerden daha iyi verim alınmıştır. Ekimin geç yapılması, verimin azalmasına istenilen verimin elde edilememesine neden olur.
Gübreleme:Kışlık mercimekler için en uygun gübre dozu saf madde olarak 3-4 kg/da azot, 6-7 kg P2O5 kg/da. Fazla miktarda gübre verilmesi verimi artırmamış aksine azaltmıştır.
Ekim Sıklığı:Kışlık mercimekte dekara atılacak tohum miktarı ekilecek tohumun iriliğine göre değişiklik gösterir. Tohumluğun çimlenmesi iyi ve temiz ise m2'ye 250-300 tane yeterli olacaktır. Buda iri taneli pul mercimeklerde 10-12 kg/da civarındadır.
2.NOHUT
Ekim Zamanı:Çiftçilerimiz nohutu genellikle geç ekmekte, çoğu çiftçide mayıs ayı gelmeden ekime başlamamaktadır. Buna neden olarak da erken yapılan ekimlerde nohutun antraknoz hastalığına yakalanma ihtimallerinin daha fazla olmasını gösterilmektedir. Bu bir bakıma doğru olmakla birlikte genelde yanlıştır. Çünkü geç olarak yapılan ekimlerde bazı yıllar yağış gelmediği için verim almak imkansız hale gelmekte, bazı yıllarda geç gelen yağışlar nedeniyle geç olarak yapılan ekimlerde nohut hastalığa yakalanabilmektedir.
Hastalığa dayanıklı çeşit kullanarak erken ekim yapmak verimi artırır. Nohut ekiminin en geç olarak Nisan ayı ortalarına kadar yapılması gerekir.
Ekim derinliğinin ise ekim zamanı ve buna bağlı olarak da topraktaki tav durumu ile çok yakın ilgisi bulunmaktadır. Erken ekimlerde yada toprakta çıkışı tamamlayacak kadar tav bulunması durumunda tohumu derine ekmenin herhangi bir avantajı görünmemekle birlikte, geç olarak yapılan ekimlerde yada toprak yüzeyinin çok kuru olduğu yıllar ve mevsimlerde tohumu 10-15 cm gibi derine ekerek tava bırakmak çıkışın sağlanması açısından büyük önem taşır. Bölgemizdeki çiftçiler hastalıktan kaçmak amacıyla nohutu geç ekmektedirler. Bu gibi durumda ekim derinliğini artırarak tohumu tavlı toprağa bırakmak çıkışı sağlamak açısından gereklidir.
Gübreleme: Orta Anadolu ve Geçit Bölgelerinde verim potansiyelinin 100 kg/da üstüne çıktığı durumlarda ve yıllarda 3 kg/da civarındaki azotlu gübre dozu yeterli olacaktır. Verilecek azot dozu arttıkça bitkilerdeki nodozite sayısı ve iriliğinde azalma meydana gelmiştir.
Yapılan çalışmalardan mercimek ve nohutta bakteri uygulamaları olumlu bir sonuç vermemiştir.
Nohut ekiminin sıraya yapılması ve sıra arası mesafenin 40-45 cm olması gerekir. Makinalı çapa ve traktörle tarlaya girilip yapılacak diğer işlemler sıra arasının en az 45 cm olmasında büyük yarar vardır.
Dekara atılacak tohum miktarı tohum iriliğine değişiklik gösterir. İri taneli "İspanyol" diye isimlendirilen nohutlarda bu miktar 10-13 kg dır.
Çıkış öncesi kimyasal ot öldürücülerin kullanılması yabancı ot kontrolünde büyük yarar sağlamaktadır.
3. KURU FASULYE
Ekim ZamanıFasulye 00 nin altındaki sıcaklıklardan zarar görür. Bu nedenle fasulye ekimine İlkbahar son donlarının bitiminden sonra başlar. Buda bölgemiz için Mayıs ayının başıdır. Bundan daha erken olarak yapılacak ekimler rizikoludur
Gübreleme:Kuru fasulye için en uygun gübre dozu saf madde olarak 3-4 kg/da azot, 5-6 kg P2O5 kg/da. dır. Gübreleri en son olarak yapılacak toprak işlemeden önce verilmelidir. Toprak hazırlığının çok daha itinalı yapılması topraktaki tavla çıkışın sağlanması açısından önemlidir.
Yabancı ot kontrolü için mutlaka yabancı ot ilacı kullanılmalıdır. Yabancı ot kontrolü için ekim öncesi ve ekim sonrası kullanılan yabancı ot ilaçları bulunmaktadır. Şayet ekim öncesi yabancı ot ilacı uygulaması yapılacak ise bunun ekim için yapılan son toprak işlemesinden önce yapılması gerekir.
Ekim Metodu ve Ekim Sıklığı:Sulama, çapalama ve mücadele işlerinin uygun bir şekilde ve makinalı yapılması isteniyor ise fasulyeyi sıraya ekmede fayda vardır. Sıra arası mesafeler ekilen fasulyenin yer (bodur) veya sarılıcı olmasına göre farklılıklar gösterir. Bodur fasulyeler 35-40 cm gibi dar sıra arası mesafelerde daha iyi verim vermişler ancak, geniş tarla tarımında yapılacak işlemlerin makina kullanılarak traktörle yapılmasını zorlaştırmış hatta tarlaya traktörle girme imkanı ortadan kalkmıştır. Traktör kullanılarak çapalama, ilaçlama düşünülüyor ise sıra arası mesafe en az 45 cm olmalıdır, karık sulama istendiğinde sıra arası mesafe en az 68 cm civarında olması gerekir. Sarılıcı fasulyelerde ise sıra arası mesafelerin daha da artırılması uygundur. Dekara atılacak tohum miktarı tohumun iriliğine göre farklılık gösterir. Bu miktar küçük taneli fasulyeler için 4-6 kg/da, iri taneli fasulyeler için ise 7-12 kg/da dır. Bir m2 de 26-30 adet bitki bulunması yeterlidir. Ekimin tavlı toprağa yapılmasına özen gösterilmeli, kuruya ekilip sulama yapıldıysa fasulye bitkisinin çıkışında yaprak yüzeyindeki set tabaka yani "kaymak tabakası" kırılmalıdır.
Tarla otlandığında çapa yapılmalı ve hastalık ve zararlılarla mücadeleye dikkat edilmelidir.
Sulama:Fasulye bitkisinin ekimden hasadına kadar 400-450 mm suya ihtiyacı vardır. Bitkinin ekimi yazlık olduğu için bu miktarın büyük bir çoğunluğunun sulama suyu ile verilmesi gerekir. İklim koşulları, rüzgar, yüksek ısı ve toprağın yapısı bitkinin su isteği üzerinde etkili olurlar
Sulamada karık sulama tercih edilmeli bu tip sulamanın mümkün olmadığı durumlarda diğer sulama yöntemleri kullanılmalıdır. Bölgemizde fasulye bitkisi için çıkıştan sonra en az 4-5 defa karık sulama yapılması gerekir. Tarlaya verilecek su çiçeklenmeye kadar az olmalı tarla göllendirilmemelidir. İlk dönemdeki fazla sudan dolayı meydana gelebilecek göllenmeler kök gelişmesini yavaşlatır ve kök hastalıklarını artırır.
Çiçeklenme başlangıcından itibaren yapılacak sulamalar daha da önemlidir. Bitki kök sistemi iyice geliştiğinden verilecek su miktarı artırılmalı kök bölgesinin iyice ıslatılması gerekir. Bu dönemde nem eksikliği döllenen çiçek sayısının azalmasına, baklaların küçük ve kalitesiz olmasına neden olur. Bu dönemde bitkiler kesinlikle susuz bırakılmamalıdır. Bitkinin susuz kaldığının ilk belirtisi bitkinin açık yeşil olan yapraklarının koyu yeşil renge dönüşmesidir. Yağmurla sulama yapılması gerekiyor ise bu mutlaka çiçeklenmenin hemen başlangıcında yapılmalı tarlaya bol su verilmeli, çiçeklenmenin tam ortasında sulamadan değil yağmurlama yapmaktan kaçınmalıdır. Çünkü döllenmede azalma meydana gelecek ve verim düşecektir.
SOYA FASULYESİ
Tohumlarında %18-24 oranında yağ, %35-45 oranınıda protein içeren ve toprağa organik madde ve azot sağlayan bir bitki olan soya fasulyası ülkemizde hem ana ürün hemde ikinci ürün olarak kullanılmaktadır. Ege , Akdeniz, Güneydoğu Anadolu bölgelerinin sulanır tarım alanlarında 2. ürün olarak ekilmektedir.
Ekim zamanı:Ana ürün olarak ekilecekse nisan ayı ortasından mayıs ayı ortalara kadar ekilebilir. Ana ürn soya tarımında ekim zamanı toprak sıcaklığına göre ayarlanmalıdır. Toprak sıcaklığı en az 10-12 oC olmalıdır. 2. ürün soya ekimi buğday hasadından sonra 10-15 gün içerisinde bitirilmelidir. En geç temmuz ayının birinci haftasını geçmemelidir. 2. ürün soya tarımında ekimin gecikmesi verimi azaltır ve hasadın yağmurlu döneme kalmasına neden olur.
Bakteri Aşılama: Soya tohumuna ekimden önce soya bakterisi aşılanır. Tohumların bu kültür ile aşılanması sayesinde soya köklerinde nodozite oluşur. Böylece verim ve ürünün protein oranı artar. Aynı zamanda hem daha az azotlu gübre kullanılmış hemde köklerindeki nodozitelerle bir dekara 6-7 kg saf azot biriktirerek soyadan sonra gelecek bitkiye azot bırakmasına yardımcı olunur. Tohum aşılamasında şunlara dikkat edilir. Aşılama materyali taze olmalı, aşılanmış tohumlar güneş ışığı etkisine bırakılmamalı, ekilinceye kadar serin ve gölge bir yerde saklanmalıdır. 100 kg tohuma 1 kg su , 1 kg bakteri hesabıyla aşılama yapılmalıdır.
Ekim :Mibzerle yapılmalıdır. Sıra arası 60 cm. den fazla olmamalıdır.Sıra üzeri 4-5 cm. olmalıdır. Ekim derinliği 3-4 cm. olmalıdır.Dekara atılacak tohum miktarı 6-8 kg ‘dır.
Gübreleme
Soya ekiminde bakteri kullanılacağından fazla azot vermeye gerek yoktur. Önerilen gübre miktarı 2,5 kg /da. saf azot, 6 kg/da. saf fosfordur.
Gübre çeşitlerine göre 1 dekara verilecek miktar:
1-%18-46 Diamonyum fosfat 13-15 kg
2-%21 Amonyum sülfat 12 kg
%16-18 süper fosfat 35 kg
3-%20 Amonyum nitrat 13 kg
% 16-18 süper fosfat 35 kg
4-%46-48 triple süperfosfat 14 kg
%20 Amonyum nitrat 13 kg
Kombine mibzerle ekim yapılacaksa gübre ekimle birlikte verilir. Çekili mibzerle ekim yapılacaksa diskarodan önce serpilir ve diskaro çekilerek toprağa gömülür.
Bakım İşleri :Ekim derinliği toprak ve hava nemi ile toprak ve hava sıcaklığına bağlı olarak 5-7 gün içerisinde çıkar.
Sulama :Maksimmum verim için su gereksinimi, iklim ve gelişme dönemi uzunluğuna bağlı olarak 450-550 mm. arasındadır. İyi bir ürün zamanında ve yeterli su verilmelidir. Soya fasulyasında aşağıdaki gelişim dönemlerinde sulama yapılmalıdır.
1. nci su: Bitki boyları 8-10 cm. olduğunda
2.nci su :İlk çiçekler görülmeye başlandığında
3.ncü su:Alt baklalar şişmeye başladığında
4.ncü su:3.ncü sudan 10-15 gün sonra yapılmalıdır.
Çapalama :Yabancı ot kotrolu bitkinin tüm gelişme devresinde yapılması en uygundur. Genellikle ekimden önce veya çimlenme öncesi herbisit uygulaması ile çıkış sonrası herbisit uyğulamaları yabancı ot savaşımı için önerilmektedir.Tarladaki ot yoğunluğuna göre 2-3 kez traktörle ara çapası yapılmalıdır. Özellikle birinci ve ikinci sulamadan sonra bitki sıklığına bağlı olarak yabancı ot gelişimi zayıflar ve çoğunlukla üçüncü çapaya gerek kalmaz.
Hasat :Hasat biçerdöver ile yapılır. Hasat zamanı soyanın sararmış yaprakları kurur ve dökülür. Yaprakların dökülmesinden 3-4 gün sonra tarlaya biçer-döver sokulabilir. Hasat zamanı baklalar çeşide göre kirli sarı veya esmerimsi bir renk alır. Hasat için alt baklalarkontrol edilir. Daneler sertleşmiştir ve dişle zor kırılır. Hasat zamanı gecikilirse baklalar çatlamaya başlar ve bu ürün kaybına neden olur. Hasat ana üründe eylül ayı ortası-sonu ;2. üründe ise ekim ayı ortasında yapılabilir. Hasattan sonra rutubet miktarını azaltmak için ürün 3-5 gün süre ile güneşte veya satınalma yerlerindeki suni kurutucularda kurutulmalıdır. Hasat ve harman işlemi sırasında tohum nemi %12 den düşük ise tohumların çabuk kırılması, çimlenme ve canlılığının yitmesine neden olur. Hasatta biçer-döverin hızı yavaş olmak ve en düşük devirde çalıştırılmalıdır. Tohum yabancı maddelerle karışık ise temizlenmeli , nemi %14’den yüksek ise gölgede havalandırılıp- kurutulup nemi düşürüldükten sonra depolanmalıdır.
Yabancı Ot Mücadelesi:Yabancı otlarla mücadelede herbisit kullanılabilir.Herbisit kullanımında yabancı ot yoğunluğu ve bunların dar veya geniş yapraklı oluşlarına göre ilaç seçimi yapılmalıdır.İlaç dozu ,toprağın yapısı ve yabancı ot yoğunluğuna göre yapılmalıdır.
Zararlılar :Yeşil kurt, Kırmızı örümcek, Beyaz sinek ,Pamuk yaprak kurdu, Çizgili pamuk yaprak kurdu ,Kokulu yeşil böcek soya bitkisine zarar verir.
Hastalıklar :Tohum çürüklüğü ve fide hastalıkları, Kök ve alt gövde çürüklüğü, Gövde ve bakla hastalıkları Antraknoz, Yaprak yanıklıkları,Virüs hastalıkları, Tomurcuk yanıklığı, Sarı mozaik hastalığı önemli soya hastalıklarıdır.
Hastalık, zararlı ve yabancı ot mücadelesi konusunda Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın İl ve İlçe teşkilatına müracat edilmelidir
|
|
|
ARPA(HORDEUM) Nasil Yetistirilir |
|
Yazar: RasitTunca - 07-10-2019, 04:21 PM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar
- Yorum Yok
|
 |
ARPA(HORDEUM) Nasil Yetistirilir
1. TANIMI VE TOPRAK İSTEĞİ
Arpa tek yıllık bir uzun gün bitkisidir. Fakat değişik gün uzunluklarına da uyabilir. Arpa, tahıllar içerisinde en çok kardeşlenenlerdendir. Olağan durumda 5 - 8 kardeş verir. Bitki boyu ortalama 35-100 cm kadardır. Başakları ortalama 8 - 15 cm boyunda olup 2, 4 ve 6 sıralıdırlar. Çiçeği kavuz ve kapçık sarar, kavuzlu arpalarda bunlar daneye yapışıktır ve harmanda ayrılmazlar. Danenin ortalama % 10 - 13 kadarı kavuzdur. Dane yapısında % 9 - 13 ham protein, % 67 kadarda karbonhidrat bulunur. Arpa serin iklim tahılları içerisinde buğdaydan sonra en çok ekimi yapılandır.
Arpa daha çok hayvan yemi olarak kullanılır. Yem olarak değeri mısırın % 95'i kadardır. Yemlik arpalarda protein oranının fazla olması istenir. Kavuzun fazla olması besleyicilik değerini düşürür.
Kullanıldığı önemli alanlardan biri de malt sanayidir. Bira üretimi için gerekli olan malt iki sıralı beyaz arpalardan elde edilmektir. Biralık arpalarda protein oranının düşük olması gereklidir (% 9 -10.5).
Yurdumuzda yetiştirilen arpaların çoğunu biralık arpalar oluşturmaktadır. Tarımsal işlemlerin gereği gibi yapılması durumunda kaliteleri daha da yükselecek ve ihraç etme olanakları da doğacağından, ülkemize döviz getiren tarım ürünlerinden biride arpa olacaktır.
2. İKLİM VE TOPRAK İSTEĞİ
2.1 İklim İsteği
Arpa, fazla soğuk ve fazla sıcak olmayan, nispi nemi yüksek olan yerlerde iyi gelişir. Sıcaklığı 0 ºC nin altına düşmeyen ve 18 - 20 ºC'nin üzerine çıkmayan, nispi nemi % 70 - 80 olan yerler arpa için çok uygundur.
2.2 Toprak isteği
Arpa için en uygun topraklar, organik maddece zengin, milli, havalanması ve nemliliği uygun, nötr reaksiyonlu (PH'ı 5 ile 8) topraklardır.
3.YETİŞTİRME TEKNİĞİ
3.1 Ekim Nöbeti
Bölgemizde buğday gibi arpa da kuru ve sulu koşullarda çeşitli kültür bitkileri ile münavebeye girmektedir.
Kuru koşullarda
Arpa-Nadas-Arpa
Arpa-Mercimek-Buğday-Mercimek
Arpa-Nadas-Buğday-Nadas
Sulu Koşullarda
Arpa-İkinci ürün-Pamuk
Arpa-İkinci ürün-Sebze
Arpa-İkinci ürün-Pamuk-Buğday-İkinci ürün
Arpa-İkinci ürün-Mercimek-İkinci ürün
(İkinci ürün : Soya, Yerfıstığı, Mısır, Susam, Ayçiçeği vs.)
(Yem Bitkileri : Yonca, Fiğ, Korunga, vs.)
3.2 Çeşit
Yapılan araştırmalar sonucu;
Sulu koşullarda; biralık çeşit ve hatlardan; Clipper (480 kg/da), Er-Alam (506 kg/da), Arupo "S" (473.49 kg/da), Nefia (470.97kg/da), Legia (494.83kg/da), Gold Marker (553 kg/da), yemlik çeşit ve hatlardan; Yeşilköy (571.53kg/da), Beecher / Brigs L (590.95kg/da), Amp-Hc 1905 (548.70kg/da), H2 72 / Brigss (518.35kg/da), Manker (621.27 kg/da)'in bölge koşullarına uyum sağladığı tespit edilmiştir.
Kuru koşullarda; Hamidiye 85, Şahin 91, Gem, Kaya gibi çeşitler tavsiye edilmektedir.
3.3 Toprak Hazırlığı
3.3.1 Kuru Koşullarda: Bölgemizde kuru koşullarda arpa-nadas veya arpa-mercimek ekim nöbeti uygulanmaktadır.
Bu nedenle Arpa nadas sisteminde, arpa hasadını müteakip hiçbir toprak işlemesi yapılmadan, ekim sahası kışı geçirdikten sonra, erken ilkbaharda Mart ayının ikinci yarısından itibaren toprak uygun tava geldiğinde soklu pullukla derin sürüm yapılır.
Daha sonra sonbaharda diskharrow + tırmık ve tapan çekilerek tohum yatağı hazırlanır. Arpa-Mercimek ekim nöbetinde ise; mercimek hasadından sonra toprak gölge tavındayken derin sürüm yapılır. Daha sonra sonbaharda diskharrow + tırmık ve tapan çekilerek tohum yatağı hazırlanmış olur.
3.3.2 Sulu koşullarda: Sulanan sahalarda arpa genellikle çapa bitkileri ile (pamuk, sebze, mısır, yerfıstığı, soya vb.) münavebeye girmektedir. Bu nedenle sonbaharda ön bitki hasadından sonra, bitki kalıntıları temizlenmeli veya uygun alet ekipmanla parçalanmalı, bundan sonra döner kulaklı pullukla derin sürüm yapılıp, toprağa karıştırılmalıdır. Daha sonra diskharrow ve tırmık çekilerek keseklerin kırılması sağlanır. Kesekler kırıldıktan sonra orta ağırlıkta bir tapan çekilerek, tohum yatağı hazırlanır.
3.4 Ekim
Ekim mibzerle yapılmalıdır. Ekim derinliği, çimlenme için yeter nemi ve havalanmayı sağlayacak düzeyde ayarlanır. Genellikle kışlıklarda ekim derinliği 4 - 6 cm, yazlık ekimlerde 3 - 4 cm olmalı ve m2' ye kışlık ekimlerde 300 - 350 tane, yazlık ekimlerde 350 - 400 tane tohum düşecek şekilde hesaplanmalıdır. Bu ise kuru koşullarda 14 - 16 kg/da, sulu koşullarda ise 12 - 14 kg/da arasında değişebilir (Tohumun 1000 dane ağırlığına göre). Ekim kardeşlenmenin yüksek olduğu taban ve sulu arazilerde daha seyrek yapılabilir.
3.5 Gübreleme
Arpa gübreleme genelde buğday gibidir. Kuru koşullarda 5 - 6 kg/da N, 7 - 9 kg/da P2O5, sulu koşullarda ise 12 - 14 kg/da N, 10 - 12 kg/da P2O5, karşılığı azotlu ve fosforlu gübre uygulanmalıdır.
Fosforlu gübrenin tamamı ekim esnasında mibzerle banta, azotlu gübrenin yarısı ekimde, yarısı da kardeşlenme başlangıcında toprak yüzüne serpilmek suretiyle verilmelidir.
3.6 Sulama
Arpanın su ihtiyacı buğday kadar olmamakla beraber, bol verim ve kaliteli ürün için yeterli miktarda da toprak emine ihtiyaç vardır. Arpada sulama yapılacaksa birinci su sapa kalkma ikinci su süt olumu devresinde olmak üzere iki su verilir. Tek su verilecek ise süt olum devresinde tatbik edilmelidir. Sulamada tatbik edilecek husus bitkinin gelişme devresinde, yağışların yeterli olmadığı dönemlerde arpanın toprakta ihtiyacı olan suyun, sulama suyu ile karşılanmasıdır.
3.7 Hastalıkları, Zararlıları ve Mücadelesi
3.7.1 Hastalıkları:
Arpa Kapalı Rastığı: Mantari bir hastalıktır. Buğday sürmesine benzer. Hasta bitkinin daneleri katı ve siyah rastık parçaları olur. Ekimden önce tohumlar civalı ilaçlarla ilaçlanmalıdır.
Arpa Açık Rastığı: Mantari bir hastalıktır. Hasta bitkinin başakları siyah bir toz kitlesi durumundadır. İlaçlı mücadelesi yoktur. Dayanıklı çeşitler ekilmeli ve ekim nöbeti uygulanmalıdır.
3.7.2 Zararlıları:
Yabancı Otlar: Buğdayda zararlı olan yabancı otlar, arpada da verim düşüklüğüne sebep olur. Yabancı otlarların 3 - 5 yapraklı olduğu devrede yabancı ot mücadelesi yapılmalıdır.
3.8 Hasat, Harman ve Depolanması
Arpada hasadı geciktirmek hem verimi arttırır, hem de su oranının düşmesini sağlar. İyice kurumadan hasat edilmiş arpa ürününde kavuzlar kolayca renk atar, kalite düşer. Hasat tırpan veya orakla yapılıyorsa, kırılmasını önlemek için, hasada sabahın erken saatlerinde çiğli havada girilmelidir.
En iyi hasat biçerdöverle yapılanıdır. Bu taktirde tam olumu fazla geciktirmemelidir. Biçerdöverle hasatta özellikle biralık arpalarda danenin kırılmaması için, biçerdöver ayarı önem kazanmaktadır. Arpanın depolanmasında ambar olarak kullanılacak bina rutubet almayan kuru, havadar ve aydınlık bir yer olmalıdır. Depoya getirilen arpanın su oranının %12 - 14 altında olması gerekmektedir. Deponun ısısı ise +4ºC civarında olmalıdır. Ambara konulacak arpa içerisinde, kızışmaya sebep olmaması için yabancı tohum bulunmamalıdır.
|
|
|
Buğday Tarimi |
|
Yazar: RasitTunca - 07-10-2019, 02:23 AM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar
- Yorum Yok
|
 |
Buğday Tarimi
1. TANIMI VE ÖNEMİ
Buğday, tek yıllık bir bitki olup, her türlü iklim ve toprak koşullarında yetişebilecek çok sayıda çok sayıda çeşitlere sahip olması nedeniyle, dünyanın hemen her tara fında yetiştirilmektedir. Buğday gerek dünyada; gerekse ülkemizde en fazla üretilen tarım ürünüdür.
başa dön
2. İKLİM VE TOPRAK İSTEĞİ
2.1 İklim İsteği
Buğday genellikle ılık ve serin iklim şartlarında yetişir. Buğday, gelişmenin ilk devrelerinde (çimlenme, kardeşlenme) yüksek sıcaklıktan hoşlanmaz. Sıcaklık 5-10 ºC; nisbi nem %60'ın üstünde olursa bitki normal gelişmesine devam eder. Vegatatif gelişenin ileri devresinde (sapa kalkma) fazla sıcaklık istemez.10-15 ºC'lık sıcaklık, %66 nisbi nem ve az ışık, iyi bir gelişme için uygundur. Buğday yıllık yağışı 350-1150 mm olan iklim bölgelerinde yetişebilmektedir. Kaliteli ve bol ürün yıllık yağışı 500-600 mm olan yerlerde veya toprakta bu nemi sağlayacak sulamalarda alınabilmektedir.
2.2 Toprak İsteği
Buğday derin, killi, tınlı-killi olan ve yeterli organik maddesi olan fosfor ve kireci bulunan, kumlu tınlı topraklar en iyi buğday topraklarıdır. Toprakta organik madde arttıkça, buğdayın verimi de artar. Besin maddesi yönünden fakir topraklarda kaplıca çeşitleri, orta şartlarda ekmeklik çeşitleri, en iyi şartlarda da makarnalık çeşitleri ekmek daha uygundur.
başa dön
3.YETİŞTİRME TEKNİĞİ
3.1 Ekim Nöbeti
Bölgemizde kuru ve sulu koşullarda buğday çeşitli kültür bitkileri ile münavebeye girmektedir.
Kuru koşullarda
Buğday-Nadas-Buğday
Buğday-Mercimek-Buğday
Buğday-Mercimek-Arpa
Sulu koşullarda
Buğday-İkinci ürün-Pamuk
Buğday-İkinci ürün-Sebze
Buğday-İkinci ürün-Yem bitkileri
Buğday-İkinci ürün-Pamuk-Arpa-İkinci ürün
Buğday-İkinci ürün-Mercimek-İkinci ürün
(İkinci ürün: Yerfıstığı, Mısır, Susam, Ayçiçeği vs.)
3.2 Çeşit
Buğday türleri genellikle kaplıca gurubu, makarnalık buğdaylar gurubu, ekmeklik buğdaylar gurubu olmak üzere 3 guruba ayrılır. Kaplıca gurubu altında yetiştirilen buğdaylar daha çok hayvan yemi, kısmen de bulgur olarak kullanılır. Araştırma sonuçlarına göre ekimi önerilen çeşitler:
Sulu koşullarda ekmeklik çeşitlerden Marmara-86, Shom-IV, Kop, Seri 82, Shom II ve Orso; makarnalık çeşitlerden Shom I, Gediz-75, Korifla, Fırat 93, Omrabia, Dicle-74, Balcalı-85 ve Diyarbakır-81 önerilmektedir.
Kuru koşullarda ekmeklik çeşitlerden Marmara-86, Shom-IV, Gönen, Çukurova-86, Kop; makarnalık çeşitlerden Diyarbakır-81, Gediz-75, Dicle-74, Shom-I, Korifla, Balcalı-85 önerilmektedir.
3.3 Toprak Hazırlığı
3.3.1 Kuru koşullarda
Bölgemizde kuru koşullarda buğday-nadas veya buğday-mercimek ekim nöbeti uygulanmaktadır. Bu nedenle buğday-nadas sisteminde, buğday hasadını müteakip hiçbir toprak işlemesi yapılmadan, ekim sahası kışı geçirdikten sonra, erken ilkbaharda mart ayının ikinci yarısından itibaren toprak uygun tava geldiğinde soklu pullukla sürüm yapılır. Daha sonra sonbaharda diskharrow + tırmık ve tapan çekilerek tohum yatağı hazırlanır. Buğday-Mercimek hasatından sonra toprak gölge tavında iken derim sürüm yapılır. Daha sonra sonbaharda diskharrow + tırmık ve tapan çekilerek tohum yatağı hazırlanmış olur.
3.3.2 Sulu Koşullarda
Sulanan sahalarda buğday genellikle çapa bitkileri ile münavebeye girmektedir. Bu nedenle sonbaharda ön bitki hasatından sonra, bitki kalıntıları temizlenmeli veya uygun alet ekipmanla parçalanmalı, bundan sonra döner kulaklı pullukla derin sürüm yapılıp, toprağa karıştırılmalıdır.
Daha sonra diskharrow ve tırmık çekilerek keseklerin toprağa karıştırılmalıdır. Daha sonra diskharrow ve tırmık çekilerek keseklerin kırılması sağlanır. Kesekler kırıldıktan sonra flot çekilerek, tohum yatağı hazırlanır.
başa dön
3.4 Ekim
Buğday ekimi bölgemizde genellikle 15 Ekim-15 Kasım tarihleri arasında yapılmaktadır. Ekimde geç kalınmamalıdır. Aksi halde kışlık buğdaydan da, yazlık buğday gibi düşük verim elde edilmektedir. Onun için günlük ortalama ısının 5-8 ºC etrafında seyrettiği devrede buğday ekimi yapılmalıdır. Kışlık buğdayların 5-8 cm derinlikte ekilmesi verimin artmasında önemli etkendir. Ekime hazır vaziyetine getirilen tohum yatağına kuru koşullarda 15-17 kg/da, sulu koşullarda ise 13-15 kg/da üzerinden mibzerle ekim yapılmalıdır. Ekimden önce tohum mutlaka civalı ilaçlarla ilaçlanmalıdır.
3.5 Gübreleme
Buğdayda dengeli bir gübreleme yapmak için gübre mutlaka toprak tahlilleri neticesine göre atılmalıdır. Araştırmalar sonucunda; Bölgemizde buğdaya kuru koşullarda 6-8 kg/da N, 9 kg/da P2O5, sulu koşullarda ise 16 kg/da N, 13 kg/da P2O5 karşılığı azotlu ve fosforlu gübre verilmesi önerilmiştir. Azotlu gübrenin ilk yarısı ve fosforlu gübrenin tamamı ekimde, azotun ikinci yarısı ise kardeşlenme başlangıcında uygulanmalıdır. Azotlu gübre toprak yüzeyine, fosforlu gübre mibzerle banda verilmelidir.
3.6 Sulama
Buğday bitkisinin suya ihtiyaç duyduğu veya en fazla su tükettiği dönemleri sapa kalkma, başaklanma ve süt olum dönemleridir. Sapa kalkma Mart sonu, başaklanma Nisan başı ve süt olumu ise Mayıs başına rastlamaktadır. Buğday öncelikle başaklanma başlangıcı ve süt olumunda olmak üzere iki kez sulanmalıdır. Ancak suyun pahalı ve kıt olduğu yer ve durumlarda, bir defa sulamaya olanak verile biliniyorsa sulama başaklanma başlangıcında yapılmalıdır. Suyun bol olduğu ve kurak geçen mevsimlerde ise sapa kalkma, başaklanma ve süt olumunda olmak üzere 3 defa sulanmalıdır. Eğer buğday ekim mevsiminde çıkış için toprakta yeterli nem yoksa ve mevsim itibariyle kurak geçiyorsa ekimde de sulama yapılmalıdır. Sulamalar toprağın 90 cm derinliği doyuracak şekilde yapılmalıdır. Sulamalara ne zaman su verileceği ise nem kontrol çubukları ile kontrol edilebilir. Basit bir 08-10 luk demir "T" çubuk toprağa bastırılınca 30-40 cm girebiliyorsa sulama yeterlidir. Bu kontrol suyunbulunduğu yerde yapılmalıdır.
başa dön
3.7 Hastalıkları, Zararları ve Mücadelesi
3.7.1. Buğday Hastalıkları ve Mücadelesi
Bölgemizde en çok rastlanan buğday hastalıkları; Sürme (kör), pas hastalıkları (sarı pas, kahverengi pas, kara pas), rastık, kök ve boğaz çürüklüğü'dür.
Sürme (kör): Hastalıklı bitkiler sağlamlardan daha kısa boyludur. Daneler yuvarlağa yakın bir şekil alır. Ezilince siyah bir toz kitlesi ile dolu oldukları görülür. Dayanıklı çeşit kullanarak, yazlık ekim yapılarak ve ekim öncesinde tohumlar ilaçlanarak mücadele yapılmaktadır.
Sarı Pas (kınacık): Yapraklar üzerinde sarı, dar, uzunca, birbirine paralel noktalı çizgiler halinde sap ve başakta meydana gelirlerse de genellikle yaprak ve kavuzlarda görülür.
Kahverengi Pas: Sarı pastan sonra görülür. Püstülleri kara pasınkinden koyu, kara pasınkinden daha açıktır. Püstüller dairevi yığınlar meydana getirir.
Kara Pas: En geç görülen pas türüdür. Püstüller rastgele dağılmışlardır. Püstüllerin üzerindeki epidermisin yırtılması ile bariz olarak tanınır.
Pas Hastalıklarının Mücadelesi:
Hastalığa dayanıklı çeşitler kullanmak
Yabancı ot mücadesi yapmak
İlaçlı mücadele
Rastık: Hastalıklı buğday, başak çıkarır çıkarmaz görülür. Hastalığa yakalanmış bitkiler sağlamlardan daha kısa ve zayıf olup, genellikle kardeşlenmezler ve erken olgunlaşırlar.
Buğdayın başakları çiçek zamanı siyah bir toz kitlesi hastalık etmeni fungusun sporlarıdır. Bu sporlar rüzgarın etkisiyle etrafa dağılır ve daha sonra geride sadece başak ekseni kalır.
Mücadesi:
Hastalıksız tohum ekilmeli
Hastalığa dayanıklı çeşitler kullanmak
Tohum ilaçlaması yapmak
Buğdayda kök ve boğaz çürüklüğü: Daha ziyade buğdaygillere arız olur. Kuru ziraat yapılan bölgelerde kışlık buğdaygillerde daha çok görülür. Alkali topraklarda hastalık daha etkendir. En belirgin başaklanma dönemindedir. Bitki vaktinden erken sararır ve beyazlaşır. Başak dane tutmaz veya daneler cılız kalır. Bazen başak vermeyebilir. Sap, yaprak ve başakta hızlı bir beyazlaşma görülür. Mücadelesi:
Hastalıksız tohum ekilmeli
Yeterli miktarda azotlu gübre atmak
Sürüm ve yaz nadası hastalığı azaltır
Tohum ilaçlaması
3.7.2 Buğday Zararlıları ve Mücadelesi
Süne: Toprak renginde, bazen siyah geniş vücutlu, 11-12 mm uzunlukta 7-8 mm genişlikte emici bir böcektir. Yaprakları ve daneyi emer.
Mücadelesi: Süne mücadelesi prensip itibariyle 1-3 yaşlı genç nimf döneminde ilaçlama suretiyle yapılmalıdır.
Kımıl: Süneye benzer, ancak vücudu süneye göre dar ve baş iridir. Vücudun üstü esmer, sarı ve hafif açık beneklerle bezenmiştir. 4 halkalı bir hortumu vardır. Buğdayın yapraklarını ve daneyi emer. Mücadelesi: Kışlamış erginlerde, nimf ve yeni nesil erginlerde olmak üzere iki dönemde ilaçlama mücadesi yapılmaktadır.
Ekin Balmumu: Ergini, esmer, kırmızı renkte, kanatları açık kahverengi baş ve thorax esmer veya siyah elytraları kırmızı ortalama 10-15 mm uzunluğunda bir böcektir. Larvaları buğdayın köklerini yiyerek, erginleri ise hububatın süt olum döneminde başaklarda kapçık, kavuz ve daneleri kemirerek zararları olmaktadırlar.
Mücadelesi: Ergin çıkışı başladıktan bir hafta sonra m2 de ortalama 14-15 ergin bulunan tarlalarda başlanmalı ve zarar sona erinceye kadar devam edilmelidir. İlaçlı mücadele günün serin saatinde erginler uçuşa başlamadan önce yapılmalıdır.
Ekin Güvesi: Ergin küçük bir kelebektir. Zarara sebep olan larvalar koyu sarı renkli olup, boyları 10 mm kadardır. Larvaları yaprağın içine girerek alt ve üst epidermis arasındaki parankim dokusunu yiyerek tahribat yaparak, bitkinin özümleme yapmasına mani olur.
Zarar gören bu kısım dondan zarar görmüş gibi sararır, sonra kurur.
Mücadelesi: Larvalar 6 mm ulaştığı zaman ilaçlı mücadelesi yapılmalıdır.
Ekin Kurdu (Zabrus Sp): Pup olmaya yakın devrede larvaları 30-35 mm boyunda olup, beyazımsı renktedir. Başa yakın üst seğmentleri koyu kestane, göğüs kısmı ve ayakları esmer renklidir. Ayaklar kazıcı yapıdadır. Uç kısımlarında tırnaklar yer alır. Erginlerde baş büyük olup, antenleri içindedir. Renkleri kırmızımsı esmerdir. Zararlının boyu 14-16 mm'dir. Zabrus larvaları hububat yapraklarının uçlarını yuvalarına çekerek, bilahare toprak yüzünde yumak şeklinde bir bakiye teşkil eden yaprak sinirleri kalıncaya kadar yemelerine devam ederler. Bir kökten çıkan yaprakları bitirdikten sonra diğerlerine geçerler.
başa dön
Mücadelesi:
Kültürel tedbirler (münavebe),
Mihaniki mücadele (Larvaların ilk göründüğü devrede toprağın bastırılması),
Kimyasal mücadele (Tohum ve satıh ilaçlaması) şeklinde olmalıdır.
Yabancı Otlar: Buğdayda yabancı ot mücadelesi önemlidir. Yabancı ot mücadelesi yapılmayan alanlarda veriminde % 30'a varan azalmalar tespit edilmiştir.
Buğday ekili sahalarda görülen önemli yabancı otlar: Yabani hardal, sarı ot, yabani tere, köygöçüren, yabani fiğler, pelemir, ballı baba, yabani gonca, tilki kuyruğu, sütleğen, peygamber çiçeği, yabani yulaf vb.
Mücadelesi: Yabancı otlar 3-5 yapraklı oldukları devrede ilaçlı mücadele yapılmalıdır. Buğdayda ise kardeşlenme ile sapa kalkma devreleri arası en uygun ilaçlama zamanıdır. Münavebe ise yabancı ot kontrolü için en önemli kültürel tedbiridir.
3.8 Hasat, Harman ve Depolanması
Buğday, biçerdöğer, tırpan ve orakla hasat edilebilir. Hasat zamanının seçiminde dane dökme, hasat edilecek üründe su oranı ve makinaların çalışabilme durumu gözönüne alınmalıdır. Hasat orak ve tırpanla yapılacaksa sarı olum devresi uygundur. Biçerdöğerle yapıldığında biraz daha geç olarak yapılamalıdır. Biçerdöğerle yapılan hasatta dane su oranı %13-15 arasında olmalıdır. Hasat erken yapıldığında saplar henüz nemli olduğundan makinanın çalışması ve danelerin kavuzlardan ayrılması güçleşir. Süt olumunda hasat edilen danalerde 1000 dane ağırlığı düşer ve danelerde çalıklaşma görülür. Geç hasatta ise, özellikle dane dökülmesi fazla olur ve dolayısıyla ürün miktarı düşer. Makarnalık buğdaylar geciktirildiğinde dane parlaklığını kaybeder. Tırpan veya orakla biçilen buğdaylarda harman, harman makinası (batöz) veya dövenle yapılır.
Buğday tohumunu yabancı ot tohumlarından, taş veya topraktan arındırmak için selektörden geçirilmelidir. Bu işlem esnasında tohumluk olarak ayrılanlarında ilaçlanması sağlanmış olmaktadır.
Buğdayın depolanması (saklanması) : Ambar olarak kullanılacak bina rutubet almayan kuru, havadar ve aydınlık bir yer olmalıdır. Bir ton ürün için en az 1.5 m2 alan hesap edilmelidir. Saklama yerine getirilen buğdayın su oranının %12-14'ün altında bulunması gerekir. Depo için en iyi ısı derecesi +4 ºC dir. Ambara koyulacak buğdayın içerisinde yabancı tohum bulunmaması gerekir, çünkü bunların vereceği yaşlık hububatın kızışmasına neden olur.
başa dön
4. VERİM VE MALİYET
4.1 Verim
Bölgemizde kuru koşullarda buğday verimini etkileyen en önemli faktör, yıllık yağışlar ve bunların buğdayın yetişme süresi içerisindeki dağılışıdır. Özellikle Mart ve Nisan aylarındaki yağışlar o yılki buğday verimini müspet veya menfi yönde etkilemektedir. Verim üzerinde etkili olan diğer faktörler ise çeşit, gübreleme, bakım, kültürel işlemler vs. dir. Sulu koşullarda ise sulama zamanı, adedi ve verilecek su miktarı da verim üzerine etkilidir.
BUĞDAYDA KALİTE
BUĞDAYDA KALİTE ÖZELLİKLERİ:
Hububat (tahıl) adı verilen taneleri unlu bitkiler botanikte buğdaygiller (Gremineae) familyasına girer. Dünyada en fazla üretilen ve tüketilen hububat çeşidi buğdaydır. Uluslararası buğday konseyi tarafından yapılan son tahmınlere göre 1998 ürünü dünya buğday üretimi 590 milyon ton civarında gerçekleştirilmiştir. Türkiye, dünya ülkeleri arasında ekim alanı bakımından 7. üretim miktarı bakımından ise 8. sırada yer almakta ve dünya buğday üretimindeki payı % 3,6 dolayındadır. Ülkemiz açısından dikkate alındığında gerek ekili arazi, üertim miktarı, ekonomik değer; gerekse toplumumuzun beslenmesinde başta gelen elmek, bisküvi, makarna, bulgur ve tarhana gibi çeşitli ürünlerin ana hammaddesi olan buğday rize dışında tüm illerimizde üretilmektedir. Ekim alanı yanında iklim ve toprak koşulları, uygulanan tarım tekniği ile iyi cins ve nitelikte tohumluk kullanmaya bağlı olarak verim yıldan yıla değişmektedir. Hububattan işlenmiş madde yapım yöntemlerini HUBUBAT TEKNOLOJİSİ gösterir. Tarımsal hammaddeler içinde besin maddesi olarak en önemlisi buğdaydır günümüzde dünya nifusu günlük enerji gereksiniminin % 60 'dan fazlasını hububattan özellikle buğday ve pirinçten sağlamaktadır. Hububat içinde buğdayın başta gelme nedenleri şöyle sıralanabilir.
1- Buğday çeşitli iklim ve toprak koşullarına uyabildiği için dünya yüzünde üaerinde geniş bir alanda üretilmektedir.
2- Verimi yüksek ve tarımı koplaydır.
3- Bepolamaya uygun (su oranı ortalama %12) ve besin değeri yüksektir.
4- Buğday öğütüldüğünde tane ağırlığının 3/4 oranında un elde olunur. yan ürünler hayvan yemi olarak kullanılır.
5- Buğday unu su ile yoğurulduğu zaman undaki protein parçacıkları yaş öz gluten dediğimiz bir madde oluşturur. Gluten hamurun kabarmasını ve kaliteli ekmek yapımını sağlar. Buğdaydan başka hiçbir hububat çeşidindeki protein öz oluşturmaz.
başa dön
BUĞDAY KALİTESİNİN BELİRLENMESİNDE KULLANILAN ÖLÇÜLER
Botanik Ölçüler:
Tr. Aestivum
Tr. Compactum
Tr. Durum
Buğday tanesininoluşumu ve içine besin depolanması üç aşamada olur.
Süt olum (Protein birikimi)
Sarı olum (Nişasta birikimi)
Fizyolojik olum (Tam olum)
Tarımsal Ölçüler:
Sürme
Pas hastalıkları
Rastık
Fiziksel Ölçüler:
HI Ağırlığı
1000 Tane Ağırlığı
Tanenin şekli ve büyüklüğü
Tane sertliği
Renk
Yabancı maddeler
Öğütme yeteneği
Yoğunluk
Kimyasal Ölçüler:
Su miktarı
Kül miktarı
Protein miktarı
Serbest asitlik
Ham elyaf
Teknolojik Ölçüler:
Yaş öz (Gluten) miktarı
Gluten indeks değeri
Sedimantasyon değeri
Düşme sayısı değeri
Un test cihazı
Hamur test cihazı
başa dön
1.BOTANİK ÖLÇÜLER
Dünyada yetişen 14 buğday türünden yanlızca 3 türün ekonomik değeri vardır. Bu türler:
42 Kromozomlu tr. aestivum (Ekmeklik)
42 Kromozomlu tr. compactum (Topbaş)
28 Kromozomlu tr. durum (Makarnalık) dır.
Tr. Aestivum: En önemli özelliği bu türe ait buğday unlarının ekmekliik yapımında diğer türlerden daha uygun olmasıdır . Tane sertliği ve protein miktarı tür içinde geniş bir şekilde değişmektedir. İklim ve toprak şartları ekmeklik buğdaylarının kalitesi üzerine önemli etki yapmaktadır.Yazlık veya kışlık ekilir , taneler kırmızı veya beyazdır.
tr. compactum: Memleketimizde orta anadolu ve geçit bölgelerinde ekilmektedir. Kuraklığa deyenıklıdır. Taneleri beyaz tane yapısı yumuşak ve protein miktarı düşüktür. Bisküvi yapımına müsait olup öz kaliteleri zayıftır.
tr. durum: Genel olarak yazlık ekilir , kışlık ekilişleri yalnız akdeniz ülkelerinde ve türkiyede görülmektedir. Dünya ülkelerinde belirli yerlerde yetişir ve isteği çoktur, kırmızı taneli çeşitleri memleketimizde Güneydoğu Anadolu bölgesinde yetiştirilmekte ve bulgura işlenmektedir
Her tür içinde yüzlerce çeşit bilinmekte ve ıslahçılar tarafından geliştirilerek üretime verilmektedir. Buğday ıslahında önceleri verimlilik, hastalık ve böcek etkilerine dayanıklılıküzerinde durulurken son yıllarda özellikle buğday kalitesini düzeltme amaç edinilmiştir.Tanenin kalitesinde çaşitten ileri gelen farklar, ekmeklik buğdaylarda çok büyük durum buğdayında ise daha azdır.
Buğday tanesinin oluşumu ve içine besin maddelerinin depolanması üç aşamada gerçekleşir.
Süt olum (Protein birikimi): Besi doku ( Endosperm)'da ilk biriken maddeler proteinlerdir. 3 - 5 günlük genç endosperm hücrelerinde nişasta hemen hemen hiç yoktur. Danede depolanan proteinin yaklaşık yarısı, döllenmeden önce sap ve yapraklarda birikmiş proteinlerden geri kalan, döllenmeden sonra sap ve yapraklarda oluşarak daneye taşınan proteinlerden ibarettir. Bu proteinler endosperm hücreleri içinde petek yapı dokusunda bir ağ doku meydana getirirler. Dane en büyük hacmini alır. Döllenmeden sonra 20 - 25 gün süren bu dönem sonunda danede su oranı %60 dolayında olup dane içi boza kıvamındadır.
Sarı olum ( Nişasta Birikimi): Danedeki su oranı %60'ın altına düştükten sonra protein birikmesi durur, nişasta biirikimi hızla artmaya başlar. Nişasta tanecikleri süt olum devresinde endospermde oluşmuş bulunan protein ağlarının içini doldurur. danede hacim küçülmesi olur ve endosperm balmumu kıvamını alır. 10 - 25 gün süren bu dönem sonunda su oranı %40'a düşer ve besin maddeleri birikimi durur.
Fizyolojik olum (Tam olum)Big Grinanede besin maddeleri birikimi durduktan sonra, birikmiş maddelerin olgunlaşması sürer kurak ve sıcak bölgede 2 - 3 gün nemli ve kıyı bölgelerde ise 5 - 10 gün süren bu fizyolojik olum dönemi sonunda dane tohum özelliğini kazanır, su oranı %18.5 - 33'e düşer. Bu dönemden sonra dane sadece su kaybeder. Su oranı %14.5 - 13.5'un altına düşünce dane olgun hale gelmiştir. Kurak bölgelerdedanedeki nem oranı %7' ye kadar düşebilir.
2. TARIMSAL ÖLÇÜLER
Tarımsal ölçüler yetiştirici için çok önemlidir. Yetiştiği iklim ve toprak koşullarına uyma durumu, verimin yüksekliği, hastalık ve zararlılara dayanma gücü başlıca nitelikleridir. Buğdayda rastlanan bitkisel hastalıkları şöyle sıralayabiliriz.
1. Sürme: Mantari bir hastalıktır ülkemiz buğdayları genellikle bu hastalığa karşı hassastır. ilaçlanmadan kullanılan tohumlar arasındaki hastalıklı tanelerin parçalanması ile sporları diğer tanelere bulaşır. Tohumla beraber çimlenen sporlar, bitki ile beraber büyür ve tanenin içi besin maddeleri yerine sporlarla dolar. Genellikle ekmeklik buğdaylar üzerinde büyük zararlar yapar. Değirmende eleme sırasında kolaylıkla ayrılırlar.
2. Pas Hastalıkları : Sarı, kara ve kahverengi pas adı ile anılan üç çeşidi vardır. Sarı pas yapraklara, kara pas sap ve yapraklara, kahverengi pas ise sap kısmına ve yaprak ayasına etkilidir. Bitkinin gelişmesini önleyerek % 30 - 40 oranında verimin düşmesine neden olurlar.
3.Rastık: Mantari bir hastalıktır. Bitki ile beraber büyüyen sporları tane yerine içerisi rastık sporları ile dolu başak oluşturur. Verimi oldukça düşürür. Değirmende temizlenme sırasında kolaylıkla ayrılır.
3. FİZİKSEL ÖLÇÜLER
Genellikle değirmencilik yönünden daha önemli olup, buğdayın fiziksel özellikleri ve bunlara bağlı olarak değişen un verimi hakkında bilgi sahibi olmak amacıyla yapılan deneylerdir.
1. HI Ağırlığı: En basit ve yagın ölçüdür. 100 lt buğdayın kg cinsinden ağırlığıdır.HI ağırlığına tanenin dolgunluğu, yoğunluğu, şekli, büyüklüğü ve homojenliği etki yapar. Türkiyede ortalama HI ağırlığı 78 Kg' dır.
2. 1000 Tane Ağırlığı: Buğdayın bin tanesinin gram cinsinden ağırlığı olup kurumadde olarak belirtilir. Bu ağırlığı yoğunluk ve büyüklük etkiler. Büyük ve yoğun tanelerin endospermlerinin, endosperm olmayan kısımlarına oranı, küçük tanelere göre daha yüksektir. Bin tane ağırlığı çeşide, iklime ve toprak koşullarına göre değişir. Tane olgunlaşması sırasında hava gidişi, tanedeki nişasta birikimini önleyeceğinden, cılız kalan tanelerin ağırlığı azalır. Buğday tanesinin un verimini tahmin etmede daha sağlıklı bir ölçüdür. Türkiye buğdaylarında yumuşak olanlarda 24 - 51 gr, sert buğdaylarda 26 - 58 gr arasında değiştiği belirlenmiştir. Buğdaylarda tane ağırlığına bağlı olarak endosperm ağırlığının artılş gösterdiği kabul edilmektedir. Aşağıdaki tabloda 1000 tane ağırlıkları ile endosperm ağırlığı ve oranları gösterilmiştir.
1000 Tane ağırlığı (gr)
Endosperm Ağırlığı (gr)
Endosperm oranı (%)
12,7 7,95 62,6
17,2 11,44 66,6
22,5 15,65 69,8
25,0 17,82 71,2
27,7 21,27 76,9
30,4 24,60 81,1
3. Tane Sertliği: Taneninsert veya yumuşak olması, çeşide ait bir özellik ise'de iklim şartlarının etkisi ile büyük değişmeler gösterir. Genellikle sert tanelerin gluten miktarı fazla, kalitesi iyidir. Sertlik ve yumuşaklık öğütme tekniği açısındanda önemlidir. Sert buğdayların endospermi daha zor parçalandığı için bunlara tavlama sırasında daha fazla su verilir. Öğütme yapılırken sert buğdaylar için daha fazla enerji gerekmektedir. Buğday kesiti cam gibi parlak görünürse sert (züccai), unlu beyaz görünürse yumuşak buğday olark tanımlanır. Kesit aleti ile 50 adet temiz buğday kesilerek taneler sert- yumuşak- dönmeli olarak sayılır ve % ile belirlenir. Bu değerler buğdayın tavlanması sırasında verilecek su miktarını etkiler.
4. Renk : Tanede renk çeşide ve ekim mevsimine göre değişir. Buğdayın bileşim ve değerini göstermede renkde bir ölçüdür. Tanede renkle protein miktarı arasında bir ilişki vardır. genellikle tanenin koyu renkli ve sert olması protein miktarının yüksek olduğunu gösterir, sert ve koyu renkli olanlar yumuşak ve açık renkli olanlardan üstün kabul edilir. Buğday tanesi beyaz, sarı, sarımsı ve kırmızımsı renklerdedir.
5. Yabancı madde : Buğdaylarda yabancı madde miktarı ve niteliği kaliteyi etkiler ve buğdayınm değirmencilik değeri için önemlidir. Buğdayda bulunan bütün organik ve anorganik maddeleri içerir. değersiz taneler ve diğer yabancı maddeler olarak da ayırımı yapılabilir. değirmencilik açısından analiz olarak ifade edilir. Ekonomik bakımdanda önemlidir.
6. Öğütme yeteneği : Buğday kalitesini saptamada kullanılan fiziksel ölçülerin yapılışı basit ve bir dereceye kadar buğdayın öğütme ve unun ekmeklik yeteneğini belirlemede yardımcıdır. Buğdayların öğütme yeteneği özel laboratuvar değirmenlerinde doğrudan belirlenebilmektedir. 3 kırma valsi ile 9xx-10xx-11xx elekleri kullanılarak 6 pasaj halinde (B1-B2-B3 unları ile C1-C2-C3 unları) un ve kaba kepek ile ince kepek elde edilmektedir. Burada değerlendirilen en önemli veri un miktarıdır. Buğdaylarda un verimi yazlık kışlık veya sert yumuşak olma durumuna göre değişmektedir. Un verim %60'tan fazla ise iyi, %50-60 arası orta, %50 den az ise düşük kabul edilir.Öğütme yeteneğini değerlendirmede; unun kül niktarı, rengi ve eleklerde yapışmadan, topaklaşmadan kolayca elenmesi de önemli etkenlerdir.
7. Buğdayın un verimine etki yapan faktörler :
Yabancı madde miktarı arttıkça un verimi azalır.
Kabuk, embriyo miktarı fazla olan buğdaydan daha az un alınır
Yuvarlak taneli buğdaylar uzun tanelilerden daha fazla un verir.
Buğday tanesi büyüdükçe, hacmi yüzeyinden yüzeyinden daha fazla büyüyeceğinden un verimi artar.
Kabuğun endosperme yapışma derecesi arttıkça un verimi azalır.
Sert buğdaylarda un verimi yumuşak buğdaylardan daha düşüktür.
i) Yoğunluk :Buğdayın bileşiminde bulunan maddelerin yoğunluğu farklı ve sudan ağırdır. Nişastanın 1.53, şekerin 1.60, selülozun 1.53, glutenin 1.125 ve mineral maddelerin 2.3'dir. Yağın 0.91-0.96, havanın ise 0.001293'dür. Buğday tanesinin yoğunluğu 1.32-1.414 arasında değişir. Koyu renkli ve sert buğdaylarda yoğunluk, yumuşak buğdaylardan daha fazladır.
başa dön
4. KİMYASAL ÖLÇÜLER :
Buğday ve unun belirli bir amaca göre kullanılabilmesi kimyasal bileşimi ile yakından ilişkilidir. Un ve irmikte yasal olarak bulunması gerekli niteliklerin sağlanması açısından bilinmesi gereken ve buğday veya un paçalı yapılırken dikkate alınması zorunlu olan özelliklerin belirlenmesinde kullanılır.
a-) Su miktarı : Buğday ticareti ve depolanabilme açısından çok önemlidir. Buğday tanesinde bulunan su miktarı; buğdayın yetiştiği yerdeki iklim koşullarına, depolanma sırasında uygulanan yöntem ile nem miktarına bağlıdır. Hasat mevsiminde yağış veya olgunluk süresinin kısalığı, depolama yerinin nisbi neminin ve sıcaklığının yükseldiği durumlarda tanedeki su miktarı artar.
Türkiye buğdaylarında su miktarı %8-14 arasında değişir, ortalama %9-11'dir. Özellikle avrupa buğdaylarında su miktarı %14'den fazla olduğundan (Hollanda, Almanya, İngiltere)depolamadan önce kurutulurlar. Çünkü buğdaylarda su oranı için üst sınır %14.6'dır. Buğdaylarda su miktarı çok düşük olmasıda istenmez. Çok kuru buğdaylar gevrek olur, taşımada kolaylıkla kırılır, kırık tanede yabancı maddeden sayılır. Ayrıca öğütme tekniği bakımından daha önemlidir. Tavlama sırasında su emme niteliği zorlaşır, süresi artar. Buğdaydaki su miktarı değişik yöntemlerle belirlenir.
1-) Buğday tanesinin elektrik geçirgenliğine dayanan metotla çalışan otomatik aletler.
2-) Tane kırılarak Ultra X aletinde 15 dakikada
3-) Klasik kurutma dolabı yöntemi ile buğday kırmasında 2-4 saatte.
4-) Son yıllarda NIR spektroskokopi yöntemi de kullanılıyor.
b-) Kül "Madensel maddeler" miktarı:
Kül; bitkisel bir maddenin yakılması sonucu, anorganik madde oksitlerinin oluşturduğu bir kalıntıdır. Toprakta değişik miktarlarda bulunana çeşitli madensel maddeler, bitkiler için gerkli olup, modern üretim yöntemlerinde gübreleme şeklinde uygun zaman ve miktarlarda kullanılırlar. bunlar içinde K,Ca,Mg,Fe,P ve S önemlidir.
Buğdaylarda bulunan madensel maddeler dıştan içe doğru azalır . Endospermde %0,3 kepekte %6-8 kadardır: Külün bileşimi yetiştiği topraktaki mineral madde miktarına, bitki tarafından alınabilme olanağı ile gübreleme durumuna bağlıdır. Ortalama %1,3- 2,5 arasında ve memleketimiz buğdaylarında %1,34 - 2,1 olarak değişmektedir. Buğdaylarda kül miktarı, un randımanı ile yakından ilgilidir. Genel olarak çeşitli buğdaylardan elde olunan aynı randımanlı unlarda kül miktarı çok küçük farklar gösterir.Bu özellikten yararlanılarak unların kül miktarı belirlenir ve bu değerlere göre randımanları özel kül cetvelinde (mosh)saptanır. Buğdayın kabuk tabakalarının öğütme işlemi aşamalarında Un'a en az karışacak şekilde; temizleme-tavlama-vals-ayarı-elek-numarası seçilerek undaki miktarı ayarlanmaya çalışır. Buğday külünde bulunan madensel maddeler belirlenmiştir.
Buğday külünde bulunan maddeler (g/100g) Toplam kül
1,860 kükürt 0,914 Kalsiyum 0,048
potasyum 0,571 Mağnezyum 0,173 Sodyum 0,009
fosfor 0,428 klor 0,055 Silisyum 0,006
başa dön
c-) Protein miktarı :
Buğdaylarda protein miktarı tür,çeşit,çevre koşulları (iklim,toprak,hastalık ve zararlılar) ve üretim koşullarına (gübreleme, sulama, makinalı tarım) bağlı olarak %6-22 arasında değişmektedir.genel olarak sert buğdaylarıda kurak yerlerde , azotu bol topraklarda yetişenlerde, yazlık ekilenlerde protein miktarı fazladır. Özellikle gelişme süresi kısa ve yağışsız olduğundan protein miktarı artmaktadır. Ülkemiz buğdaylarında protein miktarı;topbaş buğdaylarda %9-13, ekmeklik buğdaylarda %10-15, makarnalık buğdaylarda %11-22 arasında bulunmuştur. Bir buğdayın hangi amaçla kullanılacağını saptamada en etkili kimyasal veri protein miktarıdır. Kullanım amacına göre üretilecek unlarda bulunması istenilen miktarların sağlanabilmesi için buğday paçalı yapımında dikkate alınan en önemli krtiterdir (Örneğin Ekmek , biskğvi, pasta- paçal un üretimi)
Makarna üretiminde %13 ve fazla , Serbest ekmek üretiminde %13-14, tava ekmeği %12-13, bisküvi%8,5-10,5 , pasta üretiminde %9- 9,5 protein olması gerekmektedir
Protein miktarı laboratuvarda Kjeldal, Keltek yöntemleriyle veya NIR aletinde yapılır.
d-) Serbest asitlik :
Serbest asitlik değeri; gr kuru maddede bulunan serbest yağ asidini nötralize etmek için gerekli KOH mg olarak miktarıdır. Yeni hasaat edilmiş sağlam buğdaylarda serbest yağ asidi değeri 20'den azdır. depolama sırasında lipaz enziminin yağı parçalamasıyla serbest yağ asitleri açığa çıktığından asitlik değeri 100'den fazla olmaktadır. Sıcaklık ve nem miktarı düşük ortamlarda depolamada asitlik artışı en az olmaktadır.
e-) Ham elyaf :
Buğday tanesi selilozlu maddeler %2-2,7 arasında değişir. Küçük veya buruşuk tanelerde miktar fazladır. Un verimini ters yönde etkiler.
5. TEKNOLOJİK ÖLÇÜLER :
a-) Yaş öz Gluten :
Buğday unu su ile hamur haline getirildiğinde, unun bileşiminde sabit proteinlerden gliadin ve glutenin suyu emerek şişer. Hamur %2 lik tuzlu su ile yıkandığında önce azotlu maddelerle kenetlenmiş durumda bulunan nişasta ile azotlu maddelerden albumin ve globulin su ile ortamdan ayrılırlar, geriye yaş öz (gluten) dediğimiz elastik ve plastik bir madde kalır. Hamurda yoğurulma sırasında ağ gibi bir yapı oluşturan gluten, fermantasyon sırasında maya tarafından üretilen karbondioksit gazının tutulmasını ve büyük hacimli ekmek oluşmasını sağlar. Yaş öz miktarı Gluten yıkama cihazı ile buğday kırmasından veya undan yıkanarak elde edilir. Sonuç % olarak belirtilir. Buğdaylarda yaşöz miktarının fazla olması istenir.
Yaş Öz miktarı
Kırmada Unda
>30 >35 Yüksek
23-30 28-35 İyi
15-22 20-27 Orta
<15 <20 Düşük
Yaş özün kurutulması ile kuru öz elde edilir. Buğdaylarda proteinin %80-85'inin kuru özü oluşturduğu ve protein miktarı ile ilişkili olduğu kabul edilir.
b-) Gluten İndeks :
Son yıllarda uygulanmaya başlıyan bu metoda göre, Standart Glutomatik metodunda 10 gram un veya kırma örneğini 4.8ml %2'lik tuzlu su çözeltisi ile 20 saniye yoğurulup 5 dakika yıkanarak elde edilen yaş gluten içinde özel elek bulunan kartuşuna konup1 dakika 6000d/dakika santrifüje tabi tutulmaktadır. Elek üzerinde geçmeden kalan kısım ve toplam yaş öz tartılarak Gluten indeks değeri hesaplanmaktadır.
Elekten Geçmeyen Kısım
Gluten İndeks = ---------------------------- x 100
Toplam Yaş Öz
Santrifüjleme sırasında gluten özelliklerine veya kalitesine bağlı olarak buradaki elekten az veya çok geçişi söz konusudur. Gluten çok zayıf olduğunda yaş özün tamamı elekten geçerek gluten indeks sıfır (0) bulunmakta , kuvvetli olduğunda ise hiçbir kısım elekten geçmeyerek 100 değeri elde edilmektedir.
Gluten indeks değerinin iki amacı vardır. 1. Yaş özün parmaklar arasında uzatılarak subjektif duyusal denemeyle gluten kalitesini belirleme yerine kullanılabilmesi. 2. Bu metot aynı zamanda buğday kırmasınada kullanılabilmektedir. Böylece kısa bir sürede (10 dak.) hem yaşöz hemde gluten indeks değeri belirlenmektedir.
c-) Çökme değeri ( Sedimantasyon) :
Buğdayların gluten kalitesi hakkında bilgi veren önemli bir yöntemdir.Buğdaydan elde edilecek unda deney yapılırken özel değirmenler kullanılmalı ve 150 mikron göz genişliğindeki elekten (9xx) elenmesi gerekir. Belirli randıman ve belirli irilikteki un parçacıklarının sulu zayıf asitlerde, su alıp şişmesi belirli sürede çökmeleri sonucu oluşan hacim, çökme değerini verir. Özel sedimantasyon tüpünde 3.2g Un tartılır, üzerine 50 ml bromfenol mavili su kanup tüpün ağzı kapatılarak kuvvetlice çalkalanır, sonra çalkalama aletinde 5 dakika çalkalanır. Üzerine 25 ml test çözeltisi (Laktik asit + izopropil + su karışımı) ilave edilerek tekrar çalkalama aletinde 5 dakika çalkalanır. Aletten alınan tüpler 5 dakika bekletildikten sonra tüp içinde çökmüş haldeki un seviyesi tüp üzerindeki taksimattan ml olarak okunarak sedimantasyon değeri belirlenir, iki paralelin ortalaması alınır. Bu değer Un'un gluten kalitesine bağlı olarak yüksek çıkar. Ekmeklik unlarda 15-20 ml orta 25-30 ml iyi 30 üzeri çok iyi kabul edilir.
Gecikmali sedimantasyon testi : Süne zararı görmnüş buğday veya bunlardan elde edilen unların belirlenmesinde uygulanan bir yöntemdir. Deney yapılırken un üzerine bromfenol mavili su konulup 5 dakika çalkalandıktan sonra deney tüpleri uygun bir yerde 1 saat bekletilir sonra deneye devam edilir. Normal sedimantasyonla belirlenen değerden azalma varsa süne zararı gördüğü anlaşılır. ( Örneğin normal sedimantasyon değeri 25ml gecikmeli sedimantasyon değeri 20-15-10 gibi değerler) eğer değişmez veya artar ise buğday kalitesinin iyi olduğu gözlenir.
d-) Düşme sayısı değeri ( Falling -Number / Fallzahl) :
Buğday kırması veya unlarda diastatik aktiviteyi belirlemede kullanılan bir yöntemdir. özellikle ekmek yapımında oluşacak gaz miktarı ve ekmek hacminin büyümesi açısından önemlidir.
Buğday nişastasının unda bulunan alfa ve beta amilaz enzimlerinin etkinliği ile viskoztesini kaybetme süresi saniye olarak düşme sayısını verir. Önemli bir veridir. Tüp içinde 7 grm un veya kırma tartılır üzerine 25 ml su ilave edilip ağzı kapatılarak kuvvetlice çalkalanır. Tıpa çıkartılıp viskometre karıştırıcısı konularak düşme sayısı cihazının kaynar su banyosundaki özel yere tüp yerleştirilir ve cihaz çalıştırılır 5 saniye sonra otomatik olarak tüp ve içerisindeki un-su karışımı 55 saniye karıştırılır ve viskometre karıştırıcısı üst seviyede kalır. Çirişlenmiş nişasta içindeki alfa amilaz enzimlerinin çalışması sonucu tüp içindeki karışım sıvılaşmaya başlar ve viskometre karıştırıcısı yavaş yavaş düşerek aşağıya indiği anda cihaz durur ve ekranında okunan değer saniye olarak düşme sayısını verir ekmeklik unlarda istenen düşme sayısı 250+25 saniyedir bu değer 150 den küçükse buğday veya unun kötü şartlarda depolandığı ve enzim aktivitesinin çok arttığı anlaşılır. 300 saniyeden fazla düşme sayılı unlarda enzim katkısı ilave edilmezse ekmek hacminde ve kalitesinde düşme meydana gelir, hamur yeterince gaz oluşturmaz, ekmek içi sıkı olur.
Düşme sayısı uygun olmayan unlar paçal yapılarak da iyileştirilebilir.
e-) Un Test Cihazı :
Unların istenen kıvamda (Konsistenste) hamur haline geldikten sonra reolojik özelliklerini belirlemek amacıyla kullanılan bir yöntemdir. Amerikada miksograf ve avrupada ve ülkemizde Un Test Cihazı da aynı amaçla kullanılmaktadır. Cihaz termostatlı su banyosu S şeklimde iki palet yardımı ile hamurun oluşturulduğu yoğurma kabını, hamurun paletlere gösterdiği direnci dinamometre ve oluşan basıncı grafik halinde yazıcıya kaydeden kısımdan oluşur. İstenildiğinde çizilen kurveler bilgisayar yardımı ile grafik olarak elde edilebilir. Başlıca iki amacı vardır. unun belirli konsistensde hamur meydana getirmesi için gerekli su miktarının ( %su kaldırma) saptanmasında ve yoğurma sırasında hamurun, yoğurucuya gösterdiği direncin grafik olarak belirlenmesi ve değerlendirilmesinde bu aletler kullanılır. Hamurun fiziksel özelliklerini ölçmede, hamurdaki glutenin gelişme durumunu belirlemede yararlanılır. Kurve üzerinde % su kaldırma değeri ml olarak, gelişme süresi ve stabilite değeri dakika ve yumuşama değeri kansistens olarak belirtilir. Kurve bant kalınlığının fazla, gelişme stabilite sürelerinin uzun, yumuşama değerinin düşük olması istenir.
f-) Hamur Test Cihazı :
Unların belirli konsistens derecesinde (500 Kons. ) hamur haline getirdikten sonra bekletilip çekme ve uzamaya karşı direncinin grafik olarak belirlenmesi amacıyla üretilmiştir.
Un (300g) %2 tuz ve 5 dakika içinde 500 kansistensi ortalayacak miktarda su ile yoğüurulan hamurdan 150 gramlık iki parçaya yuvarlak ve silindir şekli verildikten sonra 45-90-135 dakika 30ºC de dinlendirilip; aletin özel çengeli ile çekilerek hamurun çekme ve uzamaya karşı gösterdiği direnç. kurve şeklinde çizilir. Bu kurve üzerinde 1. hamurun çekme ve uzamaya karşı gösterdiği direnci, konsistens olarak (max veya 5.cm) , 2.Uzama yeteneği mm olarak, 3. Kurvenin oluşturduğu alan planimetre ile ölçülerek cm^2 cinsinden belirtilir. Genelde ekmeklik unlarda alanın fazla, kurve yüksekliğinin orta (400-600 kons.) ve uzama yeteneğinin 90-110 mm olmasının yeterli olacağı kabul edilmektedir. Cihazın bilgisayara bağlanması ile kurvenin değerlendirilmesine ait hesaplar otomatik olarak yapılıp, grafik olarak çizilebilmektedir.
|
|
|
Sedir Ağaci Hakkinda Bilgiler |
|
Yazar: RasitTunca - 07-10-2019, 02:13 AM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar
- Yorum Yok
|
 |
SEDİR AĞACI HAKKINDA
Sedir, çamgiller (Pinaceae) familyasından Cedrus cinsini oluşturan iğne yapraklı ağaç türlerine verilen ad.
Morfolojik özellikleri
Tomurcuk çok küçük olup, az sayıda pullarla örtülüdür. İğne yapraklar genellikle üç köşeli, yatay kesitlerinde bitişik iki adet reçine kanalı bulunmaktadır. Yapraklar uzun sürgünler üzerinde tek tek, seyrek ve dağınık olarak dizilirler. İğne yapraklar dökülmeden ağaç üzerinde 3-6 yıl kalırlar.Bir evcikli çiçekler yalnız olarak terminal halde bulunurlar. Erkek çiçekler silindirik yapıda olup 5 cm uzunluğunda, sarı renkli ve kısa sürgün üzerinde dik dururlar. Dişi çiçekler daha küçüktür. 1-1,5 cm, yeşilimsi renkte olup döllenme ilkbaharda oluşmaktadır.
Kozalak ise 26 ayda olgunlaşmaktadır. Kozalak genellikle fıçı görünümündedir. Kısa sürgün üzerinde adeta oturmuş şekildedir. Kısa ve kalın bir sapı vardır. Kozalak pulları olgunlaştığında dağılır.
Tohumların büyük, üçgen biçiminde genişçe kanadı olup, tohumu tek yüzünden örtmüştür. Tohumların üzerlerinde bol sayıda reçine bezeleri vardır. Çenek sayıları 9-10’dur.
Ekolojik istekleri
Sedirler yarı ışık ağacıdır. Nem istekleri az, sıcaklık istekleri fazladır. Yetiştirilmeleri tohumla olur.
Odun yapısı
Odunlarında reçine kanalı yoktur. Diri odun kısmı sarımsı beyaz, öz odunu kısmı ise koyudur. Yumuşak ve dayanıklı odunları vardır.
Türler
Atlas sediri (Cedrus atlantica)
Kıbrıs sediri (Cedrus brevifolia)
Himalaya sediri (Cedrus deodara)
Lübnan sediri (Cedrus libani)
Tomurcuk çok küçük olup, az sayıda pullarla örtülüdür. İğne yapraklar genellikle üç köşeli, yatay kesitlerinde bitişik iki adet reçine kanalı bulunmaktadır. Yapraklar uzun sürgünler üzerinde tek tek, seyrek ve dağınık olarak dizilirler. İğne yapraklar dökülmeden ağaç üzerinde 3-6 yıl kalırlar.
Bir evcikli çiçekler yalnız olarak terminal halde bulunurlar. Erkek çiçekler silindirik yapıda olup 5 cm uzunluğunda, sarı renkli ve kısa sürgün üzerinde dik dururlar. Dişi çiçekler daha küçüktür. 1-1,5 cm, yeşilimsi renkte olup döllenme ilkbaharda oluşmaktadır.
Kozalak ise 26 ayda olgunlaşmaktadır. Kozalak genellikle fıçı görünümündedir. Kısa sürgün üzerinde adeta oturmuş şekildedir. Kısa ve kalın bir sapı vardır. Kozalak pulları olgunlaştığında dağılır.
Tohumların büyük, üçgen biçiminde genişçe kanadı olup, tohumu tek yüzünden örtmüştür. Tohumların üzerlerinde bol sayıda reçine bezeleri vardır. Çenek sayıları 9-10’dur.
Sedir Çamı çeşitleri ve yetiştiriciliği
Uzun boylu orman ağacıdır sedir. Boyları 20 – 50 m kadar uzayabilen ağaçlardır.Yaz kış yeşil kalabilen , geniş taçlı , kısa ve uzun sürgünleri olan bitkidir. Gövdesi dolgun ve düzgündür.
Üretimi :
Tohum , çelik ve aşı yöntemi ile üretimleri gerçekleştirilir. Genellikle tohumla üretilme yöntemi seçilir. Tohumları genellikle yağlıdır ve uzun süre saklanamazlar. İlkbahar ya da sonbahar aylarında tohumları kolaylıkla çimlenir. Tohum ekiminden birkaç saat önce tohumların sulanması büyüme ve çimlenme açısından iyi olur. Tohumlar genellikle ekildikten 15 – 20 gün sonra çimlenir.
Çelik yöntemi ile üretimi zor olur. Çelikler yaz ayı sonlarında , sonbahar başlangıcında alınırsa küçük bir ihtimalle üretimi yapılabilir.
İstekleri :
Güneşli yerleri sever. Kumlu , killi , kireçli topraklarda bir sorun çıkmadan yetişirler. Akdeniz bölgesi iklimi bitkisidir. Sürekli nemi sevmezler. Uzun süreli don olaylarına karşı dayanıklı değildirler.
Sedir,Zeder faydası, Alternatif Tıp Tedavisi
Sedir Sedir,Zeder, Cedrus libani
Katran Ağacı
Sarıkatran Ağacı
Toros Sediri
Türk Sediri
Esmer Sedir
Familyası: İğneyapraklilardan, Kieferngewaechse, Pinaceae
Drugları: Sedir odunu: Cedri lignum
Sedir Eteruağı: Cedri aetheroleum
Sedir Yaprağı: Cedri folium
Sedirodunu ve dalları talaş haline getitirldikten sonra subuharı ile damıtılarak (destilasyonu yapılarak) eteryağı eldeedilir. Yaprak ve kozalaklarının çayı içilir.
Giriş: Sedirgiller iğneyapraklıların biraltgrubu olup bilinen 4 önemli altürü mevcuttur. Bunlar Türk Sediri (Lübnan Sediri): cedrus libani, Atlanta Sediri: Cedrus atlantica, Himalaya Sediri: cedrus deodora ve Kıbrıs Sediri: cedrus previfoliayı sayabiliriz.
Bu Sedirlerden genelikle Toros ve Atlanta Sedirinin eteryağları dah yaygın olarak kulanılır. Atlas Sediri Fas, Tunus, Cezair ve Fransada daha yaygın olarak yetiştirilirken,Toros Sediri Türkiyenin Toros dağları, Beydağı, Sultandağı, Çukurova, Hatay ve Mersin civarında daha yaygın olarak bulunmaktadır.
Eskiden Osmanlılar tarafından sarıkatran ağacı diyede anılan Toros sedirinden sarı katran eldeedilir ve tonlarca Avrupaya satılırdı. Zamanla Atlanata Sedirinin odunundanda eterik yağ eldeedilerek Aroma tedavisinde ve kosmetikte kulanılmaya başlandı.
Günümüzde Toro Sedirinin daha üstün nitelikte olduğunun anlaşılması ile birlikte yeniden büyük kazanmaya başaladı. İğneyaparklıların bir alt türevi olan çamgilleri ayrıca incelememizin sebebi drugunun (kulanılan kısmı) ve kulanılış alanlarının farklı olması nedeni iledir.
Botanik: Toros Seirinin boyu 40 metreyi bulabilir, gövde yuvarlak esmer veya kırmızımsı kahverenkli üzeri noktalı dalları aşağı doğru sarkık bu nedenle geriden şadırvan görünümündedir.
Yaprakaları iğne şeklinde 20 ila 40 tanesi topluca bir arada, kozalakları silindirimsi yumurta şeklindedir. Tros Sedirine haşereler yakalşmadığından bu ağaç 2500 yaşına varabilmektedir. Bugün Lübnanda korunmaya alınmış 2000 yaşında 400 sedir ağacı bulunmaktadır.
Atlas sedirinin gövdesi grimsi, yaprakları grimsi veya mavimsi yeşil renkte olup ağaç dikine yükselir ve dalları yukarı doğrudur.
Yetiştirilmesi: Vatanı Türkiyenin Akdeniz bölgesi olan sedir tabiiki çok rahat yetişir ve herhangi bir özene gerk yoktur. Aslında güzel kokusu yaprak ve kozalaklarının birçok hastalığa karşı çayının içilmesi nedeniyle en önemli bir bitkidir. Almanya gibi soğuk bir ülkede yetişebilen sedirin Türkiyenin hemen her yöresinde rahatlıkla yetişmesi gerekir.
Hasat zamanı: Genelikle Mayıstan-Kasıma kadar sedirodunu ve dalları ince kıyılarak talaşı veya tozu eldeedildikten sonra subuharı ile damıtılır (destilasyonu yapılır) ve eter yağı eldeedilir. Eskiden sarı kantaron eldeetmek için özel fırınlar yapılmış ve buralarda yakılan sedir odunundan sarı kantaron elde edilmiştir.
|
|
|
Ekvatoral Yağmur Ormanlarının Özellikleri |
|
Yazar: RasitTunca - 07-10-2019, 02:08 AM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar
- Yorum Yok
|
 |
Ekvatoral Yağmur Ormanlarının Özellikleri
Yağmur ormanları, yıllık en az 1750-2000 mm yağışa dayalı, yüksek yağış miktarı ile karakterize ormanlardır.
Ekvator'dan itibaren kutuplara doğru 23° kuzey 27° güney enlemleri arasında yer alan tropikal yağmur ormanları, bütün seneyi kapsayan daimi sıcaklık ve nemlilik ile, devamlı surette büyüyen geniş yapraklı ağaçlar karakterize eder. Ağaçlar bütün sene yapraklarını bir taraftan dökerlerken, diğer taraftan yenilerini sürdükleri için, daimi yeşil ormanlar da denilir.
Yağmur ormanları; ilk görünüşte çok kesif bir bitki örtüsüne sahip olup, liyan ve epifit bitkiler bakımından son derece zengindir. Bu gür flora içinden güneş ışınlarının toprağa ulaşması çoğu yerde mümkün değildir. Bitki örtüsü yoğunluğundan dolayı ağaçların üst kısımlarına düşen güneş ışığının yalnızca % l'i ormanın alt kısımlarına ulaşabilir. Ormanların daha gevşek olduğu yerlerde ise orman altı ancak öğle vakti biraz aydınlanabilir. Ormanların içleri çok yerde zifiri karanlık ve muazzam bir sessizlik içindedir.
Hakiki yağmur ormanlarında birbirinden farklı üç kat göze çarpar. En üst kat pek devamlı değildir. Bu katı teşkil eden ağaçlar 40-50 m. yüksekliğinde olup, gövdeleri çok geniştir. Bu ağaçlar muazzam taçları ile ayrılırlar. Bu katı 25-35 m yüksekliğinde, fakat devamlılık gösteren bir orta kat takip eder. Asıl hacmin 2/3'ünü oluşturur. Buradaki ağaçlar birbirlerine girift bir şekilde karışmış haldedir. Ağaçlara uzaktan bakıldığı vakit kenetlenmiş tek bir satıh halinde görünür. Bu sıklık içinde ağaçların gövdelerini görmeye imkân yoktur. Üçüncü ve en alt kat, daha ufak ağaçlarla yüksek çalılardan meydana gelmiştir. Daha öncede bahsettiğimiz gibi birinci ve ikinci kat ağaçların çok sık yapraklan nedeni ile ışık zemine kafi derecede nüfuz edemez. Ağaçların gövdeleri hayli geniş olup umumiyetle 80 cm çapında olsalar da 23 metre çapında olan ağaçlar da bulunur.
Tropikal yağmur ormanlarını iklimi bütün sene devam eden yüksek ve muntazam bir sıcaklık, yine bütün yıla dağılmış bol bir yağış ve buna ilâveten de, pek kısa süren kurakça bir devre takip eder. Tropikal yağmur ormanlarındaki en sıcak ay ile en soğuk ay arasındaki sıcaklık farkı 2,5 ile 3°'yi pek geçmez. Tropikal yağmur ormanlarını iklim tipinin en karakteristik özelliği ise mevsimlerin arasında yağış rejimleri bakımından bir farkın olmamasıdır. Güneşin ışıldadığı ve ormanların bu ışık huzmeleri altında kaldığı, kuşlar ile diğer canlıların dallardan dallara atladıkları bir sırada aniden güneşin bir bulut tarafından örtüldüğü ve ormanın gölgelendiği görülür. Güneş ışınlarının kesilmesiyle kuşların sustuğu, böceklerin seslerini kestikleri duyulur. Kısa süren bu sessizliği şiddetlibir yağmur sesi bozar. Yağmur ağaçların dalları ve yapraklan üzerinde damla olarak düşer, damlalar sızıntılar halinde aşağılara doğru akar, alttaki dalların ve yaprakların üzerine bu sızıntılar bir çağlayan gibi dökülür; yaprak ile ince dal gibi parçalan kırar ve yere sürükler. Yağmurun başlamasından pek kısa bir zaman sonra arazi üzerinde taşkın sulardan meydana gelmiş dereler teşekkül eder; toprak su istilasına uğramış olur
Dünyanın en canlı, en kuvvetli ve yayılma kabiliyeti en yüksek olan orman tipidir. Orman ekosistemi bu tipte en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Yüksek sıcaklık ve rutubetin biraraya geldiği yörelerde yağmur ormanı teşekkül etmiştir. Yağış miktarı esas itibariyle 2000-4000 milimetre arasında değişmekle beraber bazı mıntıkalarda 10.000 milimetreye ulaşır. Ortalama yıllık sıcaklık 20-30 °C arasında değişir. En soğuk ayda 18 °C'nin altına düşmez. Mevsim değişmeleri olmadığından tropik yağmur ormanı ağaçlarında, ilkbahar ve sonbahar odunu meydana gelişi görülmez.
Büyük çoğunluğu, daimi yeşil yapraklı ağaçlardan meydana gelen tropik yağmur ormanında ağaçların tepeleri zayıf, dallanma gevşek, gövde şekilleri düzensiz, ağaç kabukları parlaktır. Dallar üzerinde epiphyte denen eğrelti, orkide gibi konuk bitkiler, çeşitli sarılıcı ve tırmanıcı bitkiler, ormanın genel görünüşünde büyük rol oynarlar. Tozlaşma, böcekler ve kelebekler yoluyla olur. Tropik yağmur ormanının bazı ağaçları gövde üzerinde de çiçeklenme yapabilirler. Olağanüstü istila edici bir kuvvete sahiptir. Tedbir alınmadığı taktirde yolları, telefon, telgraf vs. gibi yapıları kısa zamanda kullanılmaz hale getirir.Bu orman ekvator bölgelerinde bulunur.
Endonezya Takım Adalarında, Hindistan'da, Kamerun sahilinde, Amazon mıntıkasında, Brezilya'nın doğu sahilinde, Karayip Denizi sahillerinde ve adalarında yayılış gösterir. Tropik yağmur ormanları; Mangrov tropik iğne yapraklı ormanlar ve bambu ormanları olmak üzere üç grupta toplanır.
|
|
|
Bağcilik,asma Ve Üzüm Yetiştiriciliği |
|
Yazar: RasitTunca - 07-10-2019, 02:02 AM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar
- Yorum Yok
|
 |
BAĞCILIK,ASMA VE ÜZÜM YETİŞTİRİCİLİĞİ
Bağ, asma yetiştirilen yer.
Bütün dünyada bağlar 10 milyon hektarlık bir alanı kaplar. Soğuğu sevmeyen asma, Akdeniz ülkelerine özgü bir bitkiyse de sadece Türkiye, İtalya, Yunanistan ve Güney Fransa gibi güneşli ülkelerde yetişmez; yazları kurak geçeri bazı ülkelerde de geniş bağ alanları vardır, hattâ bunlardan bazıları şarap yapımında başta gelen ülkelerdendir: Macaristan (Tokay şarabı), Bohemya, Almanya (Ren şarapları). Amerika’da, özellikle Kaliforniya’da ise iyi cins kokulu üzümler yetişir.
Bileşiminde yüksek oranda şeker (yüzde 17-35) bulunduğu için değerli bir besin olan üzüm ve bundan yapılan maddeler tarih boyunca Türklerin hayatında ayrı bir önem taşımıştır. Şarap Müslümanlıkta haram sayıldığı halde bağ alanları durmadan artmış, Türk halkı üzümü taze veya kuru olarak tükettiği gibi pekmez, bulama, cevizli sucuk, pestil, günbalı şeklinde değerlendirme yollarını bulmuştur.
Türkiye’de en çok üzüm Akdeniz Bölgesi’nde üretilir. Üretimde ikinci sırayı Ege Bölgesi alır. Fakat çekirdeksiz üzüm üretiminde bu bölge başta gelir. Özellikle İzmir, Manisa ve Denizli illeri çekirdeksiz üzümleri ile ünlüdür.
Türkiye’de üretilen üzümün çoğu yurt içinde tüketilir, bir kısmı yurt dışına satılır. 1972′de 14 000 ton yaş üzüm, 101 000 ton kuru üzüm ihraç ş edilmiş, 400 milyon lira döviz sağlanmıştır.
Asma
Bodur bir ağaççık olan asmanın anayurdu Anadolu’dur; 4 000 yıl önce yapılmış Hitit kabartmalarında üzüm salkımları görülür. Asmanın kökü çok derinlere gider (5-10 m). Gövdesine asma kütüğü veya omca denir. Kütü ğün şekli iklime ve budama tarzına göre değişir.
Asma her yıl bakıma muhtaçtır. Asmanın boğazının açılması, buradaki gereksiz köklerin kesilmesi, bağ yetinin çapa veya belle işlenip kabartılması, gübrelenmesi, asmaların budanması şarttır. Külleme, mildiyu ve -filoksera (asma biti) gibi asma hastalık ve asalaklarından korumak için, kütükler yılda birkaç kere bordo bulamacı (göztaşı ve kireç karışımı) ve kükürt ile ilaçlanmalıdır.
Bağ Kurulması
Bağcılıkta asmanın seçimi ve toprağın işlenmesi çok önemlidir. Bağ yerinin 70-80 sm derinlikte kazılması (kirizme) gereklidir. Filokseradan korunmak için aşılı ve köklü Amerikan asma fidanı dikilmelidir. Türkiye’de yakın zamana kadar aşısız Amerikan asma çubukları dikilip sonra aşılanırdı. Şimdi yurdun çeşitli yerlerinde kurulmuş bağcılık istasyon ve fidanlıklarında yetiştirilen aşılı ve köklü Amerikan asma fidanları halka dağıtılmaktadır. Bir yılda dağıtılan fidan miktarı 3 milyonu Amerikan, 1,5 milyonu yerli olmak üzere 4,5 milyonu bulur. Buna rağmen fidan ihtiyacı tam karşılanamıyor. Ülkemizde bağcılığı geliştirmek ve verimi artırmak için (Türkiye’de bir hektar bağdan 350-400 kg, Avrupa’da 1 000 – 1 400 kg üzüm alınır) yeteri kadar aşılı fidan üretmek, bağları gübrelemek, donlardan korumak, 30-40 yılda bir yenilemek, bağ hastalıklarıyla savaşmak, seçkin ve kaliteli üzüm çeşitleri yetiştirmek gereklidir.
Üzerinden salkımlar halinde üzüm alınan bitkiye asma denir. Ayrıca omca, bağ kütüğü de denir. Asmanın anavatanı Kafkasya – Anadolu’ dur. Bağcılığın ülkemizdeki tarihçesi M.Ö. 5000-3500′ lere dayanır. Ülkemizde yaklaşık 1256 üzüm çeşidi yetiştirilmektedir. Bu çeşitler Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsü Milli Koleksiyon Bağı nda canlı olarak muhafaza edilmektedir.
Asma çok serin iklimleri (Doğu Anadolu Bölgesinin 1500 m’ den yüksek yerleri), bol yağış alan (Karadeniz Bölgesi’nin bol yağışlı yerlerini), ayrıca çok killi, ağır ve su tutan toprakları sevmez. Ülkemizde bu yerler dışında, hemen her bölgede bağcılık yapılmaktadır.
Türkiye bağcılık açısından 9 bölgeye ayrılmıştır. Bağcılığın yapıldığı bölgeler alan bakımından sırasıyla, Ege, Akdeniz, Orta Güney Anadolu, Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Ortakuzey Anadolu, Ortadoğu Anadolu, Marmara, Karadeniz ve Kuzeydoğu Anadolu’ dur.
Türkiye’ de 2011 yılı FAO verilerine göre 472.545 ha bağ alanından 4.2969.350 ton ürün alınmaktadır.
Üretim
Aşılı-köklü asma fidanı üretimi en çok Masabaşı Omega Aşısı kullanılarak yapılmaktadır. Ocak-Şubat aylarında anaçlıktan kesilen sürgünler, 35-40 cm uzunluğunda çelikler halinde kesilir. Kesilen aşılık anaç çelikleri 1 yıllık ve 8-12 mm çapında olmalıdır. Budama mevsiminde aynı şekilde kültür çeşidinden de çelikler alınır. Her iki çelik de soğuk hava deposunda +1 – +4 derecede aşı zamanına kadar bekletilir. Soğuk hava deposu olmayan işletmelerde dere kumu içerisinde hendeklenir. Aşı zamanı geldiğinde bu çelikler yıkanır ve bir gece suda bekletilir. Masabaşı Omega Aşısı ile aşılanır. Kaynaştırma Odası koşullarında 26-28 derece ve %85-90 nemde 21 gün tutulur. Buradan çıkarılan aşılı çelikler köklendirilmek üzere fidanlık parsellerine ilkbaharda dikilir. Bir vegetasyon periyodu boyunca kültürel işlemleri (sulama, gübreleme, ilaçlama, vb.) yapılır. Sonbaharda aşılı-köklü asma fidanı olarak sökülürler. Demetlenerek ve ismine doğru etiketlenerek satışa sunulur. Bağ kurulacak yer işaretlenir ve fidanın 1/3 toprak yüzeyinde, 2/3 toprak altında kalacak şekilde dikilir.
Asma, filokseranın olmadığı yerlerde daldırma usulü ile de çoğaltılmaktadır. Uzun bir sürgünün ucu, toprak içine 8-10cm derinlikte daldırılır.
Budama ve Bakım
Asma, şiddetli veya sert budamaya gelebilen ve buna uygun tepki gösterebilen çok yıllık bir kültür bitkisidir.Asmanın budanması çok bilgi ve beceri isteyen bir teknik iştir. Bu nedenle asmanın fizyolojisini ve budama esaslarını bilmek gerekir. Aksi halde üzümün kalitesi düşmekte, verim azalmaktadır.
Ekolojik ve kültürel sebeplerin etken olduğu budamada esas, bir yıllık sürgünler üzerinde, üzüm çeşitlerine göre mahsuldar gözlerin yerinin bilinmesi şartı ile asmanın kaldırabileceği kadar verimli çubuk (göz) bırakmak ve lüzumsuz çubukları kesmektir.
Budama; asmalarda büyüme ve gelişme ile verimlilik ve kalitenin dengeli bir şekilde düzenlenerek, bağlardan sağlanan yararın en üst düzeye çıkarılması amacıyla, canlı toprak üstü organları, özellikle bir yaşlı dallar ve sürgünler üzerinde gerçekleştirilen kısaltma, çıkarma ve seyreltme gibi işlemlerdir. Bağcılıkta özellikle kış budaması önem taşır. Bu budamada bir yıl önce, sürgün halinde oluşan ve budama mevsiminde yıllık dal (çubuk) adını alan organların % 70-80’i kesilip çıkarılır. Yaz budamasında ise uç alma veya benzeri uygulamalarla asmada kesilip çıkarılan kısımlar toplam yeşil aksamın % 30-40’ı kadardır. Asmada budama her yıl mutlaka yapılması gereken önemli kültürel bir işlemdir.
Budama şekli açısından hem daha yüksek bir verim ve kalite elde edilmesi, hem de özellikle boncuklanmanın önlenmesi açısından 5-8 göz üzerinden uzunlu kısalı karışık budamaya imkan sağlayan telli terbiye şekillerinden 60-80 cm gövde yüksekliğine sahip “guyot sistemi” ya da “guyot + T” terbiye şeklinin uygulanması önerilmektedir.
Bağlarda budamanın yararları;
– Sürgün sayısı ve sürgün büyümesine,
– Yaprak sayısına ve fotosentez kapasitesine,
– Ürünün miktarı ve kalitesine,
– Ürünün olgunlaşmasına,
– Gözlerin uyanmasına,
– Göz verimliliğine ve bir yıl sonraki ürün verimine,
– Kök gelişmesine etkisi vardır.
Bağcılıkta budama yöntemleri yapıldığı zamana göre 2’ye ayrılır:
– Kış (ürün) budaması
– Yaz (yeĢil) budama
Bağlarda, budama çok dikkat ister. İlk yıllar şekil, sonraki yıllar ürün budaması yapılır. Budama yapıldığı zaman göre kış ve yaz budaması olmak üzere ikiye ayrılır.
Kış budaması budama ile bırakılan kısmın uzunluğuna göre 4 şekilde yapılır. Kısa budama 2-4 göz, yarı uzun budama 5-8 göz, uzun budama 8 gözden fazla ve karışık budamada kısa ve uzun budama birlikte yapılır. Kış budaması asmanın dinlenme döneminde yapılır. Ayrıca bağlarda Yazlık (yeşil) budama da yapılır. Yazlık budama uygulamaları:
Filiz alma
Salkımsız sürgünlerin (filiz) ve yaşlı kısımlardan çıkan sürgünlerin (obur) alınmasıdır.
Yaprak alma
Salkımları örten ve dipteki yaşlı yaprağın koparılmasıdır.
Uç alma
Sürgünlerin uzunluğuna büyümesini sınırlandırmak, salkım gelişmesi ve tane tutumunu artırmak için yapılan işlemdir.
Tepe alma
Kuvvetli büyüyen yazlık sürgünlerin uç kısımlarının 30-60cm kesilmesidir.
Dip sürgünleri alma
Toprak altından çıkmış sürgünlerin alınmasıdır.
Koltuk alma
Aktif gözlerden süren koltuk sürgünlerinin koparılmasıdır.
Salkım ve tane seyreltme
Fazla oluşan salkımların veya tanelerin, tane tutumundan sonra alınarak seyrekleştirilmesidir.
Hasat
Üzümlerin olgunlaşma durumu dikkate alınarak, bir veya birkaç defada yapılır. Bu amaçla, olgunlaşan salkımlar, budama makasıyla kesilerek, sepetlere veya derin olmayan kasalara, kutulara doldurulur, satışa sunulur.
Üzümün Değerlendirme Şekilleri;
Sofralık
Taze olarak tüketilmektedir. Ülkemizde yetiştirilen yerli-beyaz sofralık üzüm çeşitleri: Atasarısı, Barış, Çavuş, Hafızali, İtalya, Müşküle, Razakı, Yalova İncisi, Ergin Çekirdeksizi, Samancı Çekirdeksizi, Tarsus Beyazı, Tahannebi, vb. Ayrıca ülkemizde yetiştirilen yerli-renkli sofralık üzüm çeşitleri: Trakya İlkeren, Uslu, Yalova Misketi, Tekirdağ Çekirdeksizi, Karagevrek, Adana Karası, Horoz Karası, Burdur Dimriti, vb.
Kurutmalık
Doğal veya bandırmalı olarak kurutulur. Çekirdekli kurutmalık üzüm çeşitleri: Besni, Dımışkı, Karadimrit, Rumi, Sergi Karası, Ekşikara, İskenderiye Misketi, vb. Çekirdeksiz kurutmalık üzüm çeşitleri: Sultani Çekirdeksiz, Yuvarlak Çekirdeksiz.
Şaraplık
Hasat edilen üzümler işlenmek üzere fabrikaya getirilir ve işlenir. Ülkemizde yetiştirilen yerli-beyaz şaraplık üzüm çeşitleri: Emir, Narince, Beylerce, Akdimrit, Bornova Misketi, Hasandede, Dökülgen, Kabarcık, Sungurlu, Vasılaki, vb. Ülkemizde yetiştirilen yerli-renkli şaraplık üzüm çeşitleri: Boğazkere, Öküzgözü, Adakarası, Çalkarası, Kalecik Karası, Karalahana, Karasakız, Papazkarası, vb.
Diğer
Pekmez, sirke, üzüm suyu, reçel, bulama, köfter, muska, sucuk, vb. Ayrıca son yıllarda üzüm çekirdeği sanayi,ilaç ve kozmetik alanlarda kulanılmaya başlanmıştır.
Üzüm Hangi Bölgede Yetişir: Kışın –40ºC ye kadar dayanabilir. Bundan dolayı meyveler içinde yetişme alanı en geniş olanıdır. Üzüm üretiminde başta Ege Bölgesi (Manisa, İzmir, Denizli) gelir. 2. G.Doğu Anadolu Bölgesidir. 3. İç Anadolu Bölgesidir. Dünya kuru üzüm üretimde birinciyiz ve ihracat yapmaktayız. En az üretim Karadeniz’de yapılır.
Toprak İsteği: Asma kökleri derine giden bir bitkidir. Bu yüzden yumuşak dokulu topraklardan hoşlanır. Bağlar yazları kurak veya az yağışlı yerlerde en iyi geliştiğinden bağ toprağının derin ve su tutma kapasitesinin yüksek olması istenir. Toprak yapısı fidan köklerin gelişmesine müsait olduktan sonra fakir topraklarda bile yetişir. Yerli asmalar kendi kökleri üzerinde yetiştirildiğinde topraktaki kirece oldukça fazla tolerans gösterirler. Fakat, Amerikan asma anacı kullanılması gerekirse, toprak seçimine dikkat edilmesi gerekir.
Bölgemizde, su geçirir olmak şartıyla killi topraklar çok verimli ve bağcılığa elverişli topraklardır. Tinli topraklar ise, kalite bağcılığı bakımından orta derecede, fakat kantite bağcılığı için besin maddelerince zengin topraklardır.
Kalkerli topraklar şaraplık kırmızı üzüm çeşitlerinin sevdiği topraklardır. Ancak bazı Amerikan asma anaçları yetişmez. Humuslu toprakların bağcılık açısından önemi olmamasına rağmen iyi bir bağ toprağında % 5-10 humusun bulunması arzu edilir.
Toprak Hazırlığı: Bağ yeri seçildikten sonra toprağın hazırlanması işlemine geçilir. Arazide varsa, büyük kayalar, ağaçlar ve çalılar temizlenir. Omcaları muntazam ve düzgün dikebilmek için tümsekler düzeltilir, çukurlar doldurularak toprak tesviyesi yapılır. Fazla su tutan yerlerde drenaj için önlemler alınır.
Asmanın ekonomik ömrü bakım koşullarına göre değişmekle birlikte 40 yılın üzerindedir. Bu nedenle ömrü bitinceye dek fidanın dikildiği yerde kalacağından, tesisinde çok titiz davranılmalıdır. İyi hazırlanmayan bir yere tesis edilen bağ iyi gelişemez, ömrü kısa, verimi az olur ve hastalıklara daha kolay yakalanır.
Yeni kurulacak bağ yeri, hiç işlenmemiş bir toprak üzerinde olacaksa alan iyi bir şekilde işlenmelidir. Eğer eski bir bağ alanı ise toprağı bir kaç yıl dinlendirilerek bol yeşil gübre ile gübrelenmelidir.
Asmanın iyi büyüyebilmesi, köklerinin derine gitmesi, toprak içinde iyi gelişmesine bağlıdır. Gelişme toprak yapısı ile ilgilidir. Tınlı kumlu topraklarda kökler çok derine gider. Sert yapı gösteren topraklarda köklerin derine gitmesi sınırlıdır. Bu tip toprakların krizma yapılmasi şarttır. Bilhassa yeni bağcılıkta krizma işine daha çok önem vermek lazımdır. Çünkü yeni bağcılıkta kullanılan Amerikan asma anaçlarının kökleri, çok kuvvetli ve süratli büyüdüklerinden toprağın gevşek ve süzek olması lazımdır. Asmaların gelişmemesi ve bazı bağların zamanından önce kuruması, krizmanın yapılmaması veya yüzlek yapılmasından ileri gelmektedir.
Krizma, bağ toprağının en az 40 cm derinlikte işlenmesidir. Bu işlem günümüzde krizma pullukları ile yapılmaktadır. Krizma pullukları, beygir gücü yüksek traktörlerle çekilir ve toprak 40-50 cm derinlikte işlenir. Krizmanın yapılma zamanı sonbahar mevsimidir. Krizma erken yapılmalı ve krizmanın bitimi ile asma fidanı dikimi arasında en az 6-8 haftalık bir zaman olmalıdır.
Dikim: Sonbaharda krizma yapılmış arazi ilkbaharda düzeltildikten sonra, hayvan veya makina gücü ile işlenebilecek aralık ve uzunlukta çukurlar açılır. Bölgemiz iklimi sıcak olduğundan güneş zararlarını azaltmak için sıralamanın doğu-batı yönünde yapılması, meyilli arazilerde dik olması gerekir. Şimdiye kadar yapılan denemeler yeni tesis edilecek bağlarda sıra üzerinin 1,5-2 m. sıra arasının 2,5-3 m. olması gerektiğini ortaya koymuştur.
İşaretlenmiş yerlere iki kürek derinliğinde, bir kürek genişliğinde çukur açılır. Çukur açmanın makina ile yapılması daha avantajlıdır. Çukurların dip kısmına yanmış çiftlik gübresi, ince toprakla karıştırılarak konmalıdır. Dikim için fidanda budama yapılır. Yan ve boğaz kökleri tamamiyle, dip kökler ise 10 cm üzerinden çepeçevre kesilir. Oluşmuş sürgünlerin en kuvvetlisi bırakılır.sifalibitkileriniz.com Budaması yapılan köklü çubuk veya aşılı köklü topraklı fidan, açılan çukurun tam ortasına gelecek şekilde konur, fidanın gövde kısmının en az 10-15 cm.i toprak üzerinde kalacak şekilde açılan çukurlara 10-15 cm kalınlığında toprak atıldıktan sonra fidan hava almayacak şekilde sıkıştırılmalıdır. Daha sonra can suyu verilir ve fidanın yerini belli etmek için yanına bir herek dikilir.
Fidan dikimi yapılırken kısır çeşitler (morfolojik erdişi, fizyolojik dişi) saf olarak dikilmemelidir. Çünkü bu çeşitlerin polen tozlarının döllenme yeteneği yoktur. Bunun için dikim planı sekiz omcaya bir babalık veya iki sıraya bir dölleyici dikmek suretiyle yapılmalıdır. Yalnız babalık olarak kullanılan çeşitlerin çiçek açma tarihleri döllenecek çeşitle aynı tarihe denk gelmelidir. Bağcılıkta standart dikim şekilleri vardır. Bunlar;
a. Kare dikim: İnsan gücü ile toprağı işlenen, zayıf, toprağa dikilmiş ve kısa budama isteyen çeşitlerde uygulanır. Bu şekilde dikimlerde mesafe 1-2 m. dir.
b. Dikdörtgen dikim: Yüksek terbiye sistemleri ile kurulmuş bağlara verilen şekildir. Bu şekilde bağların işlenmesi hayvan veya makina gücü ile yapılır. Sıra üzeri dar, sıra araları ise geniş tutulur. Sıra üzerlerinin araları 1-2 m, sıra araları ise 2-3 m arasında değişir.
c. Üçgen dikim: Bu dikimde her üç kenar birbirine eşittir. Altı omca birleştirilince bir heksagonal şekil oluşur zor bir dikim şeklidir. Daha çok küçük işletmelerde uygulanır.
Gübreleme: Doğru, dengeli ve zamanında yapılan gübreleme bağcılıkta ürün miktarını ve kalitesini artırmakta ve bağların hastalık, zararlı , dona karşı dirençlerini de yükseltmektedir. Bu sebepten bağlarda iyi gelişmeyi sağlamak ve yeterli ürün alabilmek için topraktan kaldırılan besin maddelerini yeniden toprağa ilave etmek gereklidir.
Genelde bağlar organik maddece fakir olan topraklarda tesis edilmektedir. Bu nedenle bağlar için çiftlik gübresinin önemi daha fazladır. Ancak, çiftlik gübresi asmanın tüm besin elementleri ihtiyacını karşılamayacağı için ticari gübreler de kullanılmalıdır.
Bağlara verilecek gübre miktarının tesbiti çok fazla faktöre bağlı olan ve önceden bazı tahlilleri gerektiren bir işlemdir. Her bölgede hatta her bağda ihtiyaç duyulan mineral ve organik madde miktarını ayrı ayrı tesbit etmek daha sonra buna göre gübreleme yapmak en isabetli yoldur. Bizim bölgemiz için tavsiye edilen gübre miktarı saf madde olarak kuru koşullarda yerli bağ için 10 kg/da azot, 8 kg/da fosfor, sulu koşullarda kültür bağ için ise 14 kg/da azot, 9 kg/da fosfordur.
Çiftlik gübresi ile fosforlu gübreler sonbahar toprak işlemesi sırasında sıralar arasına verilerek toprakla karışması sağlanır. Azotlu gübrenin ise bağlara en uygun verilme zamanı ilkbaharda ilk toprak işlemesinden hemen önce şubat-mart aylarıdır. Arzu edilirse azotlu gübrenin ikinci yarısı nisan-mayıs aylarında da verilebilir.
Sulama: Bağların sulanması konusu, özellikle yurdumuzda sulama sistemlerinin giderek yaygınlaşması nedeniyle önem kazanmaktadır. Asmanın büyüyüp gelişmesi için topraktaki su miktarının daimi solma noktasının üstünde olması gerekir.
Asmanın hızlı gelişme devresi olan mayıs-haziran ayları ile salkımların ben düşme zamanında (Temmuz) kök bölgesinde yeterli su bulunmadığı hallerde omcaların gelişmesi yavaşlar, yapraklar pörsür ve renkleri solar.
Salkımlardaki taneler normal iriliklerini alamaz ve rengi donuklaşır, üzerlerinde güneş yanıkları artar. Böyle durumlarla karşılaşınca bağın suya ihtiyacı olduğu anlaşılmalıdır.
Kış yağmurları normal düşmüşse toprak tarafından tutulmuş olan su bağların bahar gelişmesine yeterli olmaktadır. Sulama imkanı olan taban bağlarda iki defa sulama ve sulamalardan sonra tava gelince toprak işleme çok iyi sonuç vermektedir. Kışın kurak geçmesi halinde bir de bağlar uyanmadan önce bir su verilip ardından toprak işleme yapılması yerinde olur.
Bağlarda çiçeklenmenin hemen sonrasında ve tanelere ben düşme başlangıcında sulamaya özellikle dikkat etmek gerekir. Kurutmalık ve şaraplık bağlarda ise meyvenin olgunlaşmasından 3-4 hafta önce sulama kesilmelidir.
Bağa verilecek su miktarı iklime, toprağa ve çeşide göre değişiklik gösterir. Toprağın üstten 60-70 cm’lik kısmı suya doymalıdır. Bunu anlayabilmek üzere sulama yapıldıktan sonra bir demir çubuk toprağa batırılmalı ve rahatça ilerlediği derinlik suyun işleme seviyesi olarak kabul edilmelidir. Karığın suyla doldurularak suyun sıra sonuna ulaşması da verilecek su miktarının yeterliliğinin tesbitinde bir ölçü olarak kullanılmaktadır.
Yurdumuzda bağlarda sulama çoğunlukla karık usulüyle yapılmaktadır. Ancak son yıllarda damla sulama ve sprink yöntemi ile bağların sulanması önem kazanmıştır.
Budama ve Bakım
Bağlarda, budama çok dikkat ister. İlk yıllar şekil, sonraki yıllar ürün budaması yapılır. Budama yapıldığı zaman göre kış ve yaz budaması olmak üzere ikiye ayrılır.
Kış budaması budama ile bırakılan kısmın uzunluğuna göre 4 şekilde yapılır. Kısa budama 2-4 göz, yarı uzun budama 5-8 göz, uzun budama 8 gözden fazla ve karışık budamada kısa ve uzun budama birlikte yapılır. Kış budaması asmanın dinlenme döneminde yapılır. Ayrıca bağlarda Yazlık (yeşil) budama da yapılır. Yazlık budama uygulamaları:
*Filiz alma
Salkımsız sürgünlerin (filiz) ve yaşlı kısımlardan çıkan sürgünlerin (obur) alınmasıdır.
*Yaprak alma
Salkımları örten ve dipteki yaşlı yaprağın koparılmasıdır.
*Uç alma
Sürgünlerin uzunluğuna büyümesini sınırlandırmak, salkım gelişmesi ve tane tutumunu artırmak için yapılan işlemdir.
*Tepe alma
Kuvvetli büyüyen yazlık sürgünlerin uç kısımlarının 30–60 cm kesilmesidir.
*Dip sürgünleri alma
Toprak altından çıkmış sürgünlerin alınmasıdır.
*Koltuk alma
Aktif gözlerden süren koltuk sürgünlerinin koparılmasıdır.
*Salkım ve tane seyreltme
Fazla oluşan salkımların veya tanelerin, tane tutumundan sonra alınarak seyrekleştirilmesidir.
Bakım
Toprak İşleme: Kültür bitkileri içinde en fazla toprak işlemesi isteyen bitki asmadır. Yıllık yağış miktarı düşük, buna karşılık sıcaklık toplamı yüksek olan bölgede toprak işlemesine gereken önem verilmelidir. Sonbaharda yaprak dökümünden sonra, budamadan önce yapılacak toprak işleme yabancı otlarla savaşımda ve kış yağmurlarının toprakta birikmesinde etkili olmaktadır. Daha sonra biri budamadan sonra, bir de ilkbahar geç donlarından sonra yapılacak bir toprak işleme toprağın havalanmasını ve suyun toprakta muhafazasını sağlamaktadır. Bu sırada çapa ile boğaz açma ve boğaz köklerinin temizliği de önemli bakım işlerindendir. Ayrıca tane bağlamadan sonra yapılacak toprak işlemesi ve çapa da yararlı olmaktadır. Bağlarda yabancı ot için ilkbahar ve yaz aylarında 2-4 çapa yeterli olmaktadır.
Budama: Asmanın budanması çok bilgi ve beceri isteyen bir teknik iştir. Bu nedenle asmanın fizyolojisini ve budama esaslarını bilmek gerekir. Aksi halde üzümün kalitesi düşmekte, verim azalmaktadır.
Ekolojik ve kültürel sebeplerin etken olduğu budamada esas, bir yıllık sürgünler üzerinde, üzüm çeşitlerine göre mahsuldar gözlerin yerinin bilinmesi şartı ile asmanın kaldırabileceği kadar verimli çubuk (göz) bırakmak ve lüzumsuz çubukları kesmektir.
Bölgemiz bağları genel olarak karışık budama şeklinde budanmakta ve şekil olarak da düzgün olmayan gobleyi andırmaktadır. Budama zamanı olarak görülen en hatalı uygulama sonbaharda yapılan budamadır. Bölgemizde budama ocak-şubat, hatta mart aylarında yapılması uygundur.
Budama şekli açısından hem daha yüksek bir verim ve kalite elde edilmesi, hem de özellikle boncuklanmanın önlenmesi açısından 5-8 göz üzerinden uzunlu kısalı karışık budamaya imkan sağlayan telli terbiye şekillerinden 60-80 cm gövde yüksekliğine sahip “guyot sistemi” ya da “guyot + T” terbiye şeklinin uygulanması önerilmektedir.
Üzüm Aşısı Nasıl Yapılır
Yarma Aşı: Amerikan asma anaçları dikiminden sonra 2-3 yıl içinde baş parmak kalınlığına gelince İlkbaharda Mart, Nisan aylarında aşılanır. Aşı için önce anacın çevresindeki topraklar çapa ile açılır ve anaç toprak seviyesinin 10-15 cm üzerinden kesilir. Aşı bıçağı ile üst yüzeyi düzeltilir, perdahlanır. Anacın fazla yarılmasını önlemek için alttan rafya ile sıkıca bağlamak gerekir. Aşı baltası ile tam ortadan 3-4 cm kadar yarılır. Aşı baltasının uç kısmı yarığa sokulur. Aşılanacak çeşidin iki gözlü kalemi alt gözün 1 cm altından ve göz dışarı gelecek şekilde kama gibi kesilir. Kamanın bir tarafında öz diğer tarafında odun kısmı görülmeli anaçtaki yarık kadar olmalıdır. Kalemin kabuğu anacın kabuğu ile aynı hizaya gelecek ve boşluk kalmayacak şekilde kalem anaçta açılan yarığa yerleştirilerek balta çıkarılır. Altta önceden bağlanmış olan rafya yukarı doğru sıkıca sarılarak aşının hemen altından düğümlenir. Aşının üzeri gevşek toprakla yavaşça kapatılıp kümbet yapılır ve yanına bir işaret çubuğu konur. Baş parmak kalınlığındaki anaçlara iki gözlü bir kalem yeterlidir. Kalın anaçlara iki kalem konmalıdır.
Kakma Aşı: Yapılışı yarma aşıya benzemektedir. Bu aşıda anaç toprak seviyesinin hemen üzerinden kesildikten sonra ortadan baltayla yarma yerine bir kenarına karşılıklı olarak içe doğru daralan V şeklinde yuva açılır. İki gözlü kalem açılan yere tam oturacak, şekilde hazırlanır. bunun için kalemin alt gözü dışta olacak şekilde kama gibi kesilir ve anaçtaki yerine kabuk kabuğa değecek biçimde ve boşluk kalmadan sıkıca oturtulur. Aşı tamamlandıktan sonra rafya ile bağlanır. Üstü yavaşça tavlı toprakla kapatılır ve yanına bir herek dikilir.
Göz Aşısı: Biz burada bağlarda en çok uygulanan yongalı göz aşısını öğreneceğiz. Bağda yongalı göz aşısı iki dönemde yapılmaktadır.
1- İlkbaharda bağlarda su yürüdüğü dönemde yapılanına sürgün göz aşısı,
2- Yazın sonunda gelişmenin durduğu zaman yapılan aşıya ise durgun göz aşısı denir.
Yongalı göz aşısı genellikle çapı 1-2,5 cm arasında olan anaçlarda en iyi sonucu vermektedir. Yapılışına gelince; Bu aşının yapılabilmesi için anaca su yürümesi gerekmektedir. Aşıdan bir gün önce başın hemen altından makas veya bağ bıçağı ile anacın tepesi kesilir. Anacın toprağa yakın veya boğaz kök oluşmasını önlemek için toprâğın 10-15 cm kadar üzerinden iki boğum arasındaki düzgün bir yerden 3 cm’lik kısmın kabukla birlikte çıkarılır. Bu yere aşılanacak çeşidin göz kaleminden aynı büyüklükte bir yongalı göz alınarak yerleştirilir.sifalibitkileriniz.com Burada dikkat edeceğimiz nokta, göz parçasındaki kambiyum (kabuk altındaki odunla kabuk arasındaki kısım) tabakası ile anacın kambiyum tabakasının üst üste gelmesidir. Göz yerleştirildikten sonra enli esnek bantla sıkıca ve hava almayacak şekilde bağlanması gerekir. Aşıdan 7-10 gün sonra aşılar kontrol edilir, tutmayanlar yenilenir. İyice kaynamış aşıların tırnakları gözün hemen yanından meyilli olarak kesilir.
Asma Fidanı Dikim Zamanı
Sonbaharda krizma yapılmış arazi ilkbaharda düzeltildikten sonra, hayvan veya makina gücü ile işlenebilecek aralık ve uzunlukta çukurlar açılır. Bölgemiz iklimi sıcak olduğundan güneş zararlarını azaltmak için sıralamanın doğu-batı yönünde yapılması, meyilli arazilerde dik olması gerekir. Şimdiye kadar yapılan denemeler yeni tesis edilecek bağlarda sıra üzerinin 1,5-2 m. sıra arasının 2,5-3 m. olması gerektiğini ortaya koymuştur.
Fidan dikim tarihi iklim bölgelerine göre değiştiğinden bir tarih tespit etmek mümkün değildir. Esas itibariyle fidan dikim mevsimi Sonbaharda ağaçlar yapraklarını döktükten itibaren başlayarak tomurcuklar patlayıncaya kadar devam eder.Kışı şiddetli geçen iklim ,bölgelerinde fidanların ilkbaharda dikilmesi daha uygun olur. Bu tarih şiddetli soğuk ve donlardan sonra gelen günlere rastlar ilkbaharın başlangıcı sayılan bu tarih donların çözüldüğü ve cemrelerin sona erdiği ve havaların yumuşamaya başladığı günlerdir.
Fidan dikilecek çukurlar Sonbaharda yağışlardan önce açılmalı ve havalanması sağlanmalıdır. Çukurlar 60 cm. genişliğinde 60 cm. derinliğinde olmalıdır Dikilecek fidanların çukurları açılırken. üstten çıkan toprak bir tarafa, alttan çıkan başka bir tarafa yığılarak iyice karıştırılırlar böylece üstten çıkan toprak dikilen fidan çukurunun tabanına ve alttan çıkan da çukurun üst kısmına konur. Çukurun orta kısmına da topraktan malç yapılarak fidan bunun üzerine oturtulur.
Fidan çukurlarını en az 2 -3 ay öncesinden açmak faydalıdır. Fidan çukurunu açarken taş ayrık vs. gibi yabancı maddeıer tamamen ayıklanır. Eğer çukurun dip kısmı kireçli,taşlı,çakıllı ve molozlu ise burada çukur açmaktan vazgeçmelidir. Çünkü ağacın kök kısmı ileriki yıllar bu gibi kısımlara rastlayınca kurumasına sebep olur.
Fidan dikilirken kök boğazı ve aşı yerinin toprak seviyesinden muhakkak surette 3 -4 parmak yukarıda kalmasına dikkat edilmelidir .Fidan dikildikten sonra çukurun etrafına bir çanak yapılır. Fidan dikilirken kök boğazı ve aşı noktalarının toprak seviyesinden aşağı düşmemesine dikkat edilir. Aksi takdirde derin dikimden dolayı boğaz kısmında arızi (yalancı) kökler meydana geleceğinden dışındaki esas kökler havasızlıktan çürümeye başlayacağından çok geçmeden fidanın kurumasına sebep olur .Fidan dikildiğinde hereğe bağlanmalı ve önce herek sonra fidan dikilmeli ve fidan hereğe ters sekiz şeklinde ve oynak bağlanmalıdır. Dikim işi sona erince derhal bir can suyu verilmelidir. Dikimde her fidan için 10 kg. yanmış yıllanmış çiftlik gübresi ile 400 gr. Amonyum Sülfat. 200 gr. Potasyum Sulfat, 200 gr. Super Fosfat verilmesi çoğu zaman uygun olur.
Küskü ile Dikim:
iyi işlenmiş hafif ve derin topraklarda tercih edilebilir. Bu sistemin maliyeti işçilik yönünden daha uygundur. Demir veya tahtadan yapılır. Ucu
sivri, yüksekliği bir insanın çalışabileceği yükseklikte, genellikle 100-110 cm, yerden itibaren 40-50 cm yüksekliğinde bir ayaklık yapılır. Ancak bu sistem killi, milli, ağır topraklarda kesinlikle kullanılmamalıdır.
Çukura Dikim:
Çukurlar ya bel küreği ile ya da traktör kuyruk milinden hareket alan çukur açma aletleri ile açılır. Derinliği 40-50 cm, genişliği 30-40 cm olan bu çukurlardan çıkan topraklar, çukurun yan tarafına yığılmalıdır.
Dikim Budaması:
Gerek aşılı asma fidanları, gerekse Amerikan Asma Fidanları dikimden önce dikim budamasına tabi tutulur.
Dikim budaması aşılı asma fidanlarında yapılırken kalemdeki dallardan en kuvvetli olanı bırakılır, diğerleri dipten çıkartılır. Bırakılan bu
dal da iki göz üzerinden kesilir. Gövde de ve aşı bölgesindeki kökler tamamen temizlenir ve dip köklerde 2-3 cm’den kesilir. Ayrıca dip
köklerinden yaralı kökler var ise bunlar da kökten çıkartılmalıdır. Amerikan Asma Fidanı dikim budaması yapılırken de kök ve gövdenin, kök tuvaleti aşılı asma fidanlarında olduğu gibidir. Bunların da sürgünlerinden en kuvvetli olanı seçilerek iki göz üzerinden kesilir. Diğer sürgünler tamamen temizlenir. Dikim yapılırken aşılı asma fidanlarında aşı noktası toprak seviyesinin 2-3 cm üstünde kalacak şekilde dikilmelidir. Amerikan Asma Fidanı dikiminde de fidanın dallanma yeri toprak seviyesinin 2-3 cm üzerinde kalacak şekilde olmalıdır.
Dikim Sistemleri:
Modern bağcılıkta uygulanan dikim sistemleri,
1- Kare Dikim: En basit ve en çok kullanılan sistemdir.Omcaların sıra arası ve sıra üzeri aynı aralıklarla dikilir.
2-Dikdörtgen Dikim: Bu sistemde sıra arası mesafe sıra üzeri mesafesine göre daha fazladır. Sıra aralarının geniş olması kültürel işlemlerin motorla vasıtalarla yapılmasını kolaylaĢtırır. Telli sistem bağlar için en uygun dikim şeklidir.
3- Üçgen Dikim: Bu sistem eşkenar üçgen şeklinde yapılan dikim sistemidir. ikinci sıradaki omcalar, birinci sıradaki omcalarla aynı hizada değil de iki omca arasına gelecek şekilde dikilir. Kültürel iĢlemler zor uygulandığından fazla tercih edilmemelidir.
Bağlarda Görülen Hastalıklar ve Zararlılar;
Bağ Antraknozu Hastalığı (Elsinoe Ampelina)
Bağ Küllemesi Uncinula Necator (Schw.)
Bağ Mildiyösü (Plasmopara Viticola)
Bağlarda Kurşuni Küf Hastalığı (Botrytis Cinerea)
Bağlarda Kav (Esca) Hastalığı (Stereum Hirsutum, Phellinus İgniarius)
Bağlarda Kök Uru Hastalığı(Agrobacterium Vitis)
Bağlarda Ölü Kol Hastalığı (Phomopsis Viticola)
Asma Gövde Çukurlaşması Virüsü (Rugose Wood Complex)
Asma Yaprak Kıvırcıklığı Virüsü (Grapvein Leaf Roll Virus)
Asma Yelpaze Yaprak Virüsü (Grapvein Fanleaf Virus)
Salkım Güvesi (Lobesia Botrana)
Bağda İkinoktalı Kırmızıörümcek (Tetranychus Urticae)
Bağ Maymuncukları Ve Asma Hortumluböceği
(Otiorhynchus Scitus, O. Peregrinus, O. Sulcatus, O. Anatolicus, O. Ligustici,
O. Turca, O. Aurifer, O. Carceli, O. Rugosostriatus,
Megamecus Shevketi, M. Albomarginatus)
Bağ Thripsleri
Bağ Thripsi (Anaphothrips Vitis),
Asma Thripsi (Drepanothrips Reuteri),
Bağ Kahverengi Thripsi (Haplothrips Globiceps)
Bağ Yaprakuyuzu (Colomerus (=Eriophyes) Vitis)
Filoksera (Viteus Vitifolii)
Bağda Unlu Bit (Planococcus Citri, P. Ficus)
Bağ Yaprak Pireleri (Asymmetrasca (=Empoasca) Decedens Empoasca Decipiens )
Bağda Haziranböcekleri
Haziran Böceği (Polyphylla Fullo )
İzmir Haziran Böceği (P. Turkmenoglui)
Bağ Salkım Maymuncuğu (Strophomorphus Ctenotus)
Bağ Çadır tırtılı (Arctia Villica )
Asma Ağustos böceği (Klapperichicen (=Chloropsalta) Viridissima)
Bağ Göz kurdu (Theresimima Ampelophaga)
Bağ Üvezi (Arboridia (=Erythroneura) Adanae)
Dürmece ( Bağ Pirali) (Sparganothis Pilleriana)
BağcılıkTarım Takvimi
OCAK Ayı Bağcılık Tarım Takvimi
– Yeni bağ tesisi yapılacak yerlere kirizma yapılır. Dikim çukurları açılır.
– Çeliklerdeki mantari hastalıklara karşı , bordo bulamacı (%2’lik)ile mücadele edilir. Bu uygulama , gözlerin bir hafta kadar geç uyanmasını da sağlar.
– Amerikan asma anaçlıklarında;budama ve çelik hazırlama işlemleri sürdürülür.
– Köklü asma fidanı sökümü yapılır.
– Ilıman bölgelerde , hava koşullarının uygun olduğu zamanlarda açılan çukurlara asma dikimi yapılır.
– İklim elverişli olduğu takdirde , kış budamalarına devam edilir. Don ve kırağı düşen yerlerde, yalnız aralama yapılması, budamanın çubuklar üzerindeki gözler kabardıktan sonra yapılması gerekir.
– Bağlar budandıktan sonra , phoma hastalığına karşı mücadele yapılır.
– Sonbaharda çiftlik gübresi verilmeyen bağlara, çiftlik gübresi verilir.
ŞUBAT Ayı Bağcılık Tarım Takvimi
– Bağlarda kış budamasına devam edilir.
– Anaçlıklarda asma çeliği kesimine devam edilir ve kesilen çelikler kum içine ters olarak bütünüyle katlanır.
– Uygun havada fidan dikimi yapılır.
– Ay sonunda birinci kış ilaçlaması yapılır.
– Toprak işlemesi yapılır, gübreleme ve uygun bir tarımsal kireç ile kireçleme yapılır.
MART Ayı Bağcılık Tarım Takvimi
– Bağlarda budama bitirilir.
– Bağ tesisi için fidan dikimi yapılır.
– Anaçlıklardan alınan asma çelikleri , köklendirilmek üzere, hazırlanan yerlere dikilir.
– Gübreleme yapılmamışsa bu ayda yapılır.
– Yarma ve dilcikli ingiliz aşısı yapımına başlanır.
– Geçen ay yapılamayan birinci kış ilaçlaması bu ay yapılmalıdır.
– Çırpı toplama , yüksek sistemde direk dikimi, tel çekme ve germe işleri yapılır.
– Sürgün bağlama, dikim , sürüm, gübreleme yapılır.
– Uyanmaya başlayan bağlarda sürgünler bir karış olunca bordo bulamacı atılır. Hemen arkasından, kükürt atılmalı;yağışlı havalarda kükürt atımı tekrarlanmalıdır. İlaçlamalar 15-20 gün ara ile yenilenir.
– Göz kurdu ve maymuncuğa karşı mücadele edilir. Maymuncuk böcekleri omcalara çıktıklarında , omca çevreleri Carbaryl terkipli ilaçlarından biri ile ilaçlanabilir.
NİSAN Ayı Bağcılık Tarım Takvimi
– Toprak işlemi bitirilir.
– Aşılama ayın ortasında sonuçlandırılır.
– Bağlar ,bağ göz kurtlarına karşı ilaçlanır. Carbaryl terkipli ilaç kullanmakla, göz kurtlarının yanında maymuncuk,thirips, çadır tırtılı , dürmece, boynu eğri ve sigara böceğine karşı da önlem alınmış olur.
– Sürgün kurumasına karşı da ilk yaz ilaçlaması yapılır.
MAYIS Ayı Bağcılık Tarım Takvimi
– Yeni tesislerde yeşil sürgün budaması yapılır. Kültürel tedbirler sürdürülür.
– Küllemeye karşı, kükürtlü mücadele yapılır.(Dekara 3 kg. kükürt atılır. Birinci kükürt atma , sürgünler 15-20 cm olunca , ikinci kükürt ise, mutlaka çiçeklenmeden sonra yapılmalıdır. Bağlara kükürt atmakla, bağlarda Eriophys akarının da yaprakları deforme etmesi, çukurcuklar ve kabarcıklar meydana getirmesini önler.)
– Bağ mildiyösüne (Pronos) karşı bakırlı ilaçlarla ilaçlama yapılır.
– Salkım güvesi, maymuncuk ve sigara böceğine karşı, nisan ayında kullanılan ilaçlarla mücadeleye devam edilir.
HAZİRAN Ayı Bağcılık Tarım Takvimi
– Yabancı ot mücadelesi yapılır.
– Aşıların bakım ve kontrolleri yapılır.
– Bağ mildiyösüne karşı ikinci ilaçlama , bakırlı ilaçlarla yapılır.
– Küllemeye karşı kükürtleme yapılır. Salkım güvesine karşı, mayıs ayında kullanılan ilaçlarla, zararlıların durumuna göre mücadeleye devam edilir.
TEMMUZ Ayı Bağcılık Tarım Takvimi
– Ot alma ve sulama işlerine devam edilir.
– Yüksek terbiye sisteminde kurulmuş bağlarda, asmalar tele yatırılır.
– Filiz alma yapılır.
– Salkım güvesine karşı üçüncü ilaçlama yapılır. Carbaryl terkipli ilaç ile ilaçlama yapılır. Her iki ilaç da mildiyö için kullanılacak ilaçlarla karıştırılıp uygulanabilir.
AĞUSTOS Ayı Bağcılık Tarım Takvimi
– Yeni kurulan bağlarda yabancı otlarla mücadele ve sulama yapılır.
– Erkenci çeşitlerde üzüm hasadına başlanır.
– Bu ayda üzümler olgunlaşmaya başlar. Salkım güvesi ile sumak halindeki salkımlardan, neferiye aşamasındaki küçücük üzüm salkımlarına kadar , hemen her aşamada zararlı olur. Hasat söz konusu olduğu için, uzun süre kalıcı etkisi olmayan ilaçlar kullanılmalıdır.
– Olgun danelere üşüşen, içini boşaltan sarıca arıların zararı oldukça fazladır. Bazen omcada işe yarar tek salkım bırakmazlar. Bağ çevresinde, taş kovukları veya duvarlardaki deliklerde sarıca arı petekleri vardır. buralara ilaç tozutmak ve delikleri sıvamak gerekir.
EYLÜL Ayı Bağcılık Tarım Takvimi
– Yabancı ot mücadelesi yapılır.
– Salıkım güvesi mücadelesi yapılır.
– Üzüm hasadı yapılır.
EKİM Ayı Bağcılık Tarım Takvimi
– Üzüm hasadına devam edilir.
– Hasadı tamamlanan bağlarda toprak işlemesi ile birlikte, çiftlik gübresi uygulamasına başlanır.
KASIM Ayı Bağcılık Tarım Takvimi
– Çiftlik gübresi tatbikatı ve toprak işlemesi yapılır.
– Aralama işine başlanır. Yaprakları yarı yarıya sararıp düşmeye başlayan bağlarda aralama yapılır. Aralama, budamanın ilk işidir. Aralama ile, asma üzerinde oduna kaçmış ve uzamış dallar kesilir. Esas budama daha sonraya bırakılır. Bu suretle, asmanın daha geç uyanması ve ilkbaharın tehlikeli donlarını atlatması sağlanmış olur. Don tehlikesi olmayan yerlerde, aralama ve budama aynı anda yapılabilir.
– Yeni bağ tesis edecek yerlerde kirizma yapılır.
– Kışın sert geçtiği yerlerdeki bağlarda, söküm ve hendekleme yapılır.
– Müşküle üzümü ince plastik torbalar içerisine alınarak, asma üzerinde muhafaza edilir.
ARALIK Ayı Bağcılık Tarım Takvimi
– Kış budaması yapılır.
– Asma söküm işleri ile, boylarına ayırıp, hendekleme işlerine devam edilir.
– Nüvelik bağ tesisi için açılan çukurlara dikim yapılır.
– Toprak tavlı olduğundan, sürüm ve çiftlik gübresi uygulaması yapılabilir.
– Boş zamanlarda, bağ yollarına çakıl dökülür.
– Kış ilaçlamasına, sahil kesimlerinde ay sonunda başlanabilir.
Bağcılıkta Gübreleme
Doğru, dengeli ve zamanında yapılan gübreleme bağcılıkta ürün miktarını ve kalitesini artırmaktadır. Bağların hastalık, zararlı, dona karşı dirençlerini de yükseltmektedir. Bağlarda gelişmeyi sağlamak ve yeterli ürün alabilmek için topraktan kaldırılan besin maddelerini yeniden toprağa ilave etmek gereklidir. Bağlarda uygun ve dengeli bir gübrelemenin yapılabilmesi için öncelikle bağ toprağının verimlilik düzeyinin ve nem kapsamının bilinmesi gerekir. Özellikle sulama yapılamayan ve fazla yağış almayan bağ bölgelerinde, su faktörü daha da önem taşımaktadır. Çünkü su noksanlığı, gübrelemenin olumlu etkisini büyük oranda azaltmaktadır.
Bağlarda diğer gerekli kültürel işlemlerle birlikte gerçekleştirilecek etkili ve dengeli bir gübreleme toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik yapısını iyileştirmektedir. Ayrıca asmaların her yıl gelişme ve ürün için kullanmak üzere topraktan kaldırdığı bitki besin maddelerini toprağa yeniden kazandırmaktadır. Asmanın normal bir gelişme gösterebilmesive istenilen verim ve kalitede ürün alınabilmesi için her yıl topraktan kaldırdığı besin maddelerinin düzenli bir gübreleme ile toprağa tekrar verilmesi gerekir. Bağlarda gübre veriminde hem organik hem de inorganik gübrelerden yararlanılmaktadır.
Genelde bağlar organik maddece fakir olan topraklarda tesis edilmektedir. Bu nedenle bağlar için çiftlik gübresinin önemi fazladır. Ancak, çiftlik gübresi asmanın tüm besin elementleri ihtiyacını karşılamayacağı için ticari gübreler de kullanılmalıdır. Bağlara verilecek gübre miktarının tam tespiti için önceden bazı tahlilleri yapmak gerekir. Her bölgede, her bağda ihtiyaç duyulan mineral ve organik madde miktarı tespit edilmeli ve buna göre gübreleme yapılmalıdır. Genellikle uygulanacak gübre miktarı: saf madde olarak kuru koşullarda yerli bağ için dekara 10 kg azot, 8 kg fosfor; sulu koşullarda ise 14 kg azot, 9 kg fosfordur.
Çiftlik gübresi ile fosforlu gübreler sonbahar toprak işlemesi sırasında, sıralar arasına verilerek toprakla karışması sağlanır. Azotlu gübrenin ise bağlara en uygun verilme zamanı ilkbaharda ilk toprak işlemesinden hemen önce şubat ve mart aylarıdır. Arzu edilirse azotlu
gübrenin ikinci yarısı nisan ve mayıs aylarında da verilebilir.
Bağlarda element noksanlığının ne olduğuna karar vermeden önce bazı konulara dikkat etmek gerekir. Yaprakta veya meyvede görülen bozukların nedeni araştırılmalıdır. Bu belirtilerin toprak tuzluluğu, taban suyu seviyesi yüksekliği, aşırı kuraklık, bazı bakteri, mantar ve virüs gibi hastalık etmenlerinden kaynaklandığı düşünülmelidir. Ayrıca herhangi
bir entomolojik (böcek) etmen zararı olup olmadığı kontrol edilmelidir. Eğer herhangi bir sebep bulunamazsa usulüne uygun yaprak örneği alınıp analize gönderilmelidir. Analiz sonuçları ile gözle yapılan teşhis karşılaştırılarak ne gibi uygulama yapılması gerektiğine karar verilmelidir.
Bağlarda Element Noksanlıkları
Bağlarda element noksanlığının ne olduğuna karar vermeden önce, yapraklarda veya eyvede görülen bozukların toprak tuzluluğu, taban suyu seviyesi yüksekliği, aşır kuraklık, bazı bakteri, mantar ve virüs hastalık etmenlerinden ileri gelip gelmediği, herhangi bir entomolojik (böcek) etmen zararı olup olmadığı kontrol edilmeli ve bunların hiçbiri yok ise, usulüne uygun yaprak örneği alıp analize gönderilmelidir. Analiz sonuçları ile gözle yapılan teşhis karşılaştırılarak ne gibi uygulama yapılması gerektiğine karar verilmelidir
Asma Fidanının Toprak İstekleri
Asma değişik toprak tiplerine uyum yeteneği yüksek olan bir bitki türü olmakla birlikte tınlı veya kumlu-tınlı topraklarda en yüksek randıman alınmaktadır. Asmanın yetiştiği toprağın en az 60-70 cm derinliğe sahip olması, bir miktar kireç ve organik madde içermesi istenir.
Asma,kökleri derine giden bir bitkidir. Bu yüzden yumuşak dokulu topraklardan hoşlanır. Bağlar yazları kurak veya az yağışlı yerlerde en iyi geliştiğinden bağ toprağının derin ve su tutma kapasitesinin yüksek olması istenir. Toprak yapısı fidan köklerin gelişmesine müsait olduktan sonra fakir topraklarda bile yetişir. Yerli asmalar kendi kökleri üzerinde yetiştirildiğinde topraktaki kirece oldukça fazla tolerans gösterirler. Fakat, Amerikan asma anacı kullanılması gerekirse, toprak seçimine dikkat edilmesi gerekir.
Kalkerli topraklar şaraplık kırmızı üzüm çeşitlerinin sevdiği topraklardır. Ancak bazı Amerikan asma anaçları yetişmez. Humuslu toprakların bağcılık açısından önemi olmamasına rağmen iyi bir bağ toprağında % 5-10 humusun bulunması arzu edilir.
Vitis vinifera (yerli asma) toprak bakımından seçici olmamakla birlikte Amerikan Asma Anaçlar (AAA) seçicidir. Bu nedenle toprak analizi yapılmalıdır. Kumlu topraklarda floksera yaşamadığı için yerli bağcılık yapılabilir. Çakıllı topraklar kaliteli şarap bağcılığı için düşünülebilir.
– Taşlı ve çakıllı topraklar orta mevsim şaraplık bağları,
– Tınlı topraklar kurutmalık üzümlere,
– Kalkerli topraklar kırmızı şaraplık üzümlere uygundur.
-Yalnız kirece dayanıklı anaçlar kullanılmaktadır. Kumlu topraklarda yetişen bağlarda alkol fazla olur. Fakat aroma ve buket denilen kalite maddeleri az olur.
– Fazla humuslu topraklarda asma iyi olgunlaşmaz.
Bağ Hastalıkları, Zararlıları ve Mücadelesi
Bağ Hastalıkları ve Mücadelesi
Bağ Küllenmesi (Uncinula Necator): Kurak bölgelerde daha çok rastlanır. Omcanın tüm yeşil organlarında (yaprak, sap, sürgün, salkım ve tane) görülür. Yapraklar çok küçükken hastalığa yakalanabilir ancak, belirtileri yapraklar büyüdükten sonra kendini gösterir. Hastalığa yakalanan yapraklar önce normal yeşil rengini kaybeder, yaprağın alt ve üst yüzeyleri kirli beyaz renkte kül serpilmiş gibi bir görünüm kazanır daha sonra yaprakların kenarları kıvrılır ve normal şekillerini kaybeder. Hastalığa yakalanan çubukların üzerinde yer yer gri renkli lekeler belirir. Meyveler ben düşme zamanına kadar hastalığa yakalanabilirler ve hasta taneler çatlar ve küçük kalırlar.
Çiçeklerin ve yaprakların hastalanmasıyla ürün azalmasına, salkımların hastalanmasıyla ürünün kalitesinin düşmesine, çubukların hastalanmasıyla da kış soğuklarından zarar görmesine neden olur.
Mücadelesi :
Kültürel Tedbirler : Hastalığın görüldüğü yerlerde bağlar sürgün vermeden önce kabuklar temizlenmeli hastalığın bulaşma ihtimaline karşı % 3-4 lük bordo bulamacı püskürtülmeli, verimi etkilemeyecek derecede kısa budama yapılmalıdır.
Kimyasal Mücadele : Bir yıl önce hastalığın görüldüğü yerde mücadele yapılır. Hastalığın görüldüğü yerlerde mücadelenin her yıl yapılması gerekir. İlkbaharda hastalık belirtileri görülmeden ve sürgünler 20-40 cm boylandığında ilk ilaçlamaya başlanır. Çeşit ve şartlara göre 3-5 ilaçlama yapılır. Bağ küllemesine karşı kullanılan klasik ve ekonomik ilaç toz kükürt'tür.
İlaçlama Zamanları :
1. İlaçlama: Çiçekten önce, sürgünler 20-40 cm boylanınca, saf kükürt'ten dekara 1,5-2 kg veya 3-4 kg bağ kükürdü kullanılır.
2. İlaçlama: Çiçeklenmenin sonunda salkımlar tane bağladığı zaman saf kükürt'ten dekara 3-4 kg veya 6-8 kg bağ kükürdü kullanılır.
3. İlaçlama: İkinci ilaçlamadan 15 gün sonra koruklar saçma iriliğini aldığı zaman saf kükürtten dekara 4.5-5 kg veya 7-10 kg bağ kükürdü kullanılır.
4. İlaçlama: Son ilaçlamadan 15 gün sonra dekara 4.5 kg saf kükürt veya 7-10 kg bağ kükürdü atılır.
Toz kükürdün dışında hazır kükürtlü ıslanabilir toz preparatlarda gerektiğinde hastalığa karşı kullanılabilir.
Bağ Mildiyösü (Plasmopara Viticola) : Hastalık omcanın bütün yeşil kısımlarında görülür. ilkbaharda yapraklarda yağ lekesi şeklinde lekeler meydana gelir, sonra bu yağ lekelerinin altında beyaz kadife gibi bir örtü meydana gelir ki bunlar sporangisporlardır. Enfeksiyona uğrayan üzüm taneleri kahverengileşir buruşur ve kabuğu meşin görünümünü alır.
Yaprak altlarında meydana gelen bu örtü sonradan salkımlarda yeşil sürgünlerde ve omcanın bütün yeşil kısımlarında görülür. Hava sıcak ve kurak geçerse bu örtü kahverengine döner. Hastalıklı salkımlar bir müddet sonra tamamen kururlar. Fazla hastalanan omcalardan hiç ürün alınmaz. Hasta yapraklar dökülür ve çubuklar çıplak kalır. Bir sene mildiyö hastalığı geçiren bir omca iki sene kendini toparlayamaz.
Mücadelesi:
Kültürel Tedbirler : Mantarın sporlarına yataklık sebebi ile omcaların altında bulunan bir sene önceki yapraklar ilkbahar başlangıcında toplanıp yakılmalıdır.
Kimyasal Mücadele : Mildiyö'ye karşı kullanılan ilaçlar koruyucu ve hastalığı durdurucu etki yaptığından genç sürgünlerin yapraklarında yağ lekelerine benzeyen sarılıklar görülür görülmez hemen ilaç atılmalıdır. Salgın yıllarında 15 günde bir olmak üzere en az üç ilaçlama yapılmalıdır. Mildiyö ile mücadelede bordo bulamacı denilen, göztaşı ve bunun yarısı kadar sönmemiş kireçle karıştırılarak hazırlanan ilaç en etkili yoldur. Hazır bakırlı preparatlarda kullanılabilir.
İlaçlama Zamanları :
1. İlaçlama: Sürgünler 25-30 cm olduğunda % 0.75 lik doz,
2. İlaçlama: Çiçeklenmeden sonra % 1 lik doz,
3. İlaçlama: Koruklar saçma iriliğini aldığı zaman % 1.5 lik doz tatbik edilir. ilaçlamadan sonra yağmur yağarsa ilaçlama tekrar edilir. Havalar kurak giderse son iki ilaçlamaya gerek kalmaz.
Bağ Antrakozu: Hastalık asmanın yeşil olan her organında görülür. Hasta yapraklar deforme olur, salkımlar danelerini silker, daneleri üzerinde koyu kahverengi, ortası gri ve çatlak lekeler, yaz ortasında da danelerde çatlama görülür.
Mücadelesi;
Kültürel Tedbirler: Pathojen misel halinde kışladığı için kış budaması yapılırken üzerinde Antrakoz lekeleri bulunan çubukları dikkatle budayıp imha etmek gerekir.
Kimyasal Mücadele: Bağlar budandıktan sonra, gözler henüz uyanmadan bordo bulamacı ile kış ilaçlaması yapılır.
Yağışların getireceği yeni bulaşmadan korunmak için bordo bulamacı ile yaz ilaçlamasının sürdürülmesi yararlı olmaktadır.
Bağ Zararlıları
Bağ Filokserası : Bir çeşit yaprak biti olup Amerikan asmasında hem kök ve yaprakta, yerli asmada ise kök formu bulunur. Kökte yaşayan formları kışı nimf halinde asmanın ana köklerinde geçirmektedir.
Filoksera omcaların köklerini emmek suretiyle zarar verir. Kök uçlarının emilmesi sonucu köklerde anormal büyümeler ortaya çıkar. Ayrıca, sürgünlerde durgunlaşma olur, boğum araları kısalır, yapraklar küçülür ve sonuçta omcalar kurur.
Mücadelesi kültürel önlemlerle yapılmaktadır. Filoksera ile bulaşık olanlardan hiçbir şekilde çubuk alınmamalı, bulaşık alanlarda kurulacak bağlar Amerikan asma anaçları üzerinde aşılanmalı, anaçlar temiz olmalı ve gerekirse çubuklar karbonsülfür ile dezenfekte edilmelidir.
Salkım Güvesi: Ergin kelebek olan bağ zararlısının tahribatı larva döneminde olur. Kelebeklerin üst kanatları kahve rengi, gridir. Yumurtaları oldukça küçük olup, erginler mayıs ayında çıkar ve yumurtalarını salkımlara koyarlar.
Salkım güvesinin en etkin zararları koruk ve bilhassa olgunlaşmış daneleri delerek yerler ve çürümelere neden olurlar.
Zararın önlenebilmesi için kelebekler yumurtalarını bırakmadan yok edilmesi şarttır. Zararı daha çok çiçek devresinden itibaren arttığından bu dönemde mücadeleye başlanmalı ve 15-20 gün aralıklarla 3-4 ilaçlama yapılmalıdır.
Bağ Göz Kurdu : Bağ göz kurdu larvaları ilkbaharda gözler uyanmadan önce kışladıkları yerlerde gözlere doğru tırmanırlar. Gözün içini yiyerek gözün ölmesine ve dolayısıyla açılmasına engel olurlar. Böyle bir bağa bakıldığında don vurmuş gibi görünür.
Kültürel mücadelede, bağ göz kurdu kışı larva halinde omcanın çubuklarında geçirdiğinden ilkbahara girerken kesilen çubuklar imha edilmelidir. Ayrıca bağ göz kurdunun zararlı olduğu bağlar Mart ayının ikinci yarısından itibaren gözlem altında tutularak bir omcada 1-2 larva saptandığında ilaçlı mücadeleye geçilmelidir.
Etiketler : Pekmez, sirke, üzüm suyu, reçel, bulama, köfter, muska, sucuk, Bağcilik,asma , Üzüm Yetiştiriciliği,üzüm,Bag Budama ve Bakım,Bağ tarım,Filiz alma,Yaprak alma,Uç alma,Üzümün Değerlendirme Şekilleri,Sofralık üzüm,Kurutmalık üzüm,Şaraplık üzüm,üzüm yetiştiriciliği,bağcılık,bağbozumu,Bağ hastalık ve zararlılar, asmada kış budaması,
|
|
|
Bahceyle Ilgili Pratik Bilgiler |
|
Yazar: RasitTunca - 07-10-2019, 01:43 AM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar
- Yorum Yok
|
 |
Bahceyle Ilgili Pratik Bilgiler
Doğal hayata ve yeşile duyulan özlemi, penceremizin önüne yerleştirdiğimiz saksıdaki çiçeklerimizle veya bahçemizde oluşturduğumuz ağaç, çim ve mevsim çiçekleriyle gidermeye çalışıyoruz.
Zevk bireysel bir konu olduğundan, bahçe düzenlemenin kesin ve katı kuralları yoktur. Çalılar, ağaçlar, çimler, sarılıcılar ve yer örtücülerle güzel bir görüntü sağlayacak şekilde bahçemizi tanzim etmeye çalışırız.Bu çalışmayı yaparken genel peyzaj bilgileri ile, bazı tavsiyeleri dikkate almalıyız.
HERDEMYEŞİLLER VE YAPRAK DÖKENLER
Çam, Göknar ve Ardıç gibi iğne yapraklı yada kozalaklı bitkiler yıl boyunca aynı formda ve yeşil kaldıklarından ''herdemyeşiller''
olarak adlandırılırlar.Yaprak döken bitkiler ise sonbaharda renk
cümbüşü içerisinde göz zevki oluştururlar ve çiçekleriyle bahçemizde hoş
kokulu bir atmosfer yaratırlar.Kelebek çalısı ve çoğu meyveli türler, bazı kuş türleri için cazip bir ziyaret mekanıdır.Sığla ve akçaağaç türleri, sonbaharda yapraklarını dökmeden önce fevkalade gösterişli renk değişiklikleri oluştururlar.
PEYZAJ TASARIMI
Peyzaj bitkileri doğru
olarak seçilip bilinçli olarak yerleştirildiklerinde, ahenkli renkleri,
büyüklük ve dokuları, çiçekleri ve meyveleri ile evimizi daha çekici
hale getirirler.
Bitkiler durağan değildirler ve durumları büyüme mevsimleri boyunca sürekli olarak değişir.
Bilgili ve deneyimli kişiler bir süs bitkisini seçerken ve yerleştirirken bütün mevsimsel değişimleri gözönüne alırlar.
Peyzaj Tasarımı yaparken;
-Bahçenin ve evin yerleşim planı,
-Güneşin ve rüzgarın yönleri,
-Manzaralı alan,
-Arsanın kurak veya sulak alanda yeralması çok önemlidir.
Çünkü; Ortanca gölge, Oya güneşi seven bitkilerdir.
Manzaraya doğru açılan mekanların önü boylu bitkilerle kesilmemelidir.
Bitki dokuları, gerek dokunma gerekse görme duyumuzu etkiler.Yaprak ve dallanma
özelliklerinin tümü, yani yaprak ölçüleri, rengi, biçimi, alt ve üst
yüzeylerinin görüntüsü, yaprakların sıklığı ve saplarının uzunluğu ve
buna bağlı olarak rüzgarda hareketleri hep dokuyu oluşturan
faktörlerdendir.
Bitki renkleri, insanı en çok etkileyen peyzaj unsurudur.Çok az peyzaj bitkisi sürekli
olarak çiçeklidir.Bununla beraber çalı,çit veya yerörtücü bitkiler sırf
çiçeksiz olduğu için sıkıcı sayılamaz.Tek başına ele alındığında hemen
her çiçek güzel bir renge sahiptir.Fakat bu renk, tasarımdaki diğer
renklerle de uyum içinde olmalıdır.Bu sebeple bitkileri çiçekli iken
seçmeliyiz.
Çiçekli bitkinin arkasında kalan fon çok önemlidir.Örneğin beyaz çiçekli bir kızılcık, Zakkum, Geyikdikeni ,
Lale, Safran yada Zambak bembeyaz bir evin önüne dikildiği takdirde
kaybolur ve istenen görsel etkiyi sağlayamaz.Mor renkli Açelyalar
kırmızı tuğla bir duvarın önüne dikildiklerinde karanlık ve solmuş
görünürken beyaz bir evin önünde çok daha çekici olurlar.
Peyzajda ağaçlar
Peyzajda ağaçlar görsel açıdan toplanmayı sağlayan ''vurgu'' özelliği taşıyabilir, yaprak dökmeyen ağaçlar yere kadar ulaşan dalları ile ''fon'' teşkil edebilir veya evlerin köşelerine dikilen ağaçlar evi ''çerçeveleme'' etkisi yaratabilir.
Ağaçları ön bahçe kenarlarına, ön kapıdan veya evin merkezinden 30 veya45 derece
açı oluşturacak şekilde yerleştirirsek daha samimi ve sıcak bir görüntü
elde etmiş oluruz.
Çim alanlarda kullanılacak ağaçlar, yoğun gölge vermeyen, hafif gölgeli ve derin köklü olmalıdır.
''Melez Servi'' gibi ağaçlar mülkünüzün sınırına sırayla ve sık olarak dikilirse komşulardan ayrı, özel ve mahrem bir alan yaratırlar.
Yanda melez servi örneği
Geniş yapraklı yaprak döken ağaçlar, gölge ağaçlarıdır.Eğer yaz-kış gölge istiyorsanız herdemyeşil türlerden dikmelisiniz.
ÇİÇEK BAHÇESİ DİZAYN TEMELLERİ
-Simetrik veya geometrik bahçe tasarımı;
Peyzaj tasarımlarında, doğrusal çizgiler ve dik açılar kullanılabileceği gibi,
yuvarlağımsı ve düzensiz çizgiler de oluşturabiliriz. Küçük bahçelerde
sınırlılık, açık alanların korunması ve fonksiyonel bir dinlenme
alanının oluşturulması önemlidir.Günümüzde bahçe tasarımlarında
geometrik olmayan düzenlemeler tercih edilmektedir.Lale, Sümbül ve
Zambakların tek çeşit olarak geometrik çiçekliklere dikilmesi güzel bir
görsel etki bırakır.
-Bitkilerin görülebilirliği;
Bahçemizdeki bitkilerin görülebilirliği için uzun boylu olanların arkaya, küçük
çiçeklerin ve bodurların öne doğru ekilerek, güzel bir görüntü
sağlanmalıdır.
-Çiçekleri gruplama;
Değişik renk ve türdeki bitkileri biraraya getirerek renklerle bir ahenk
oluşturabiliriz.Bu yerleşimi düzensizce dağılmış şekilde oluşturarak,
dinamik bir görünüm oluşturabiliriz.Aynı renkte ve farklı büyüklükte
çiçekleri yanyana getirerek de hareketli renk kümeleri oluşturabiliriz.
-Çiçek açma zamanlarının ayarlanması;
Uygun seçilen türlerle, ikbahardan sonbahara kadar sürekli arka arkaya açan
çiçekli bahçeler, tatmin edici bir görüntü oluştururlar.İlkbahardan
sonbahara, uyumlu bir renk görüntüsü ard arda devamlı bir çiçekçilik
için senelik, çok senelik ve soğanlı çiçeklerin yerleşiminin çok iyi tasarlanması gerekmektedir.Böylece sene boyunca hiç çiçeksiz kalmayacak bir bahçe elde edebilirsiniz.
-Çiçek biçimleri;
Zıt yuvarlaklar, sivri ve düzensiz siluetler ile birlikte dramatik bir
görsel etki bırakırlar.Birlikte guruplanmış pek çok başak ve papatya
şekilleri ise monoton bir görüntü verebilir.İyi bir görünüm elde etmek
için Delfinyum başakları ve daha küçükpeygamber çiçeği toplarıyla,
dayanık ve yuvarlak şakayık çiçeklerini biraraya getirebilirsiniz.
BAHÇE SULAMA VE YÖNTEMLERİ
Bitki kökleri toprağa iyice uyum sağlayıncaya kadar en az 2 yıl süreyle düzenli olarak sulanmalıdır.Yağmurlama sistemi en iyi yöntem olmakla birlikte pahalı bir sistemdir.Bu yöntem çok sık dikilmiş yer örtücüleri sulamakta pek etkili değildir.Hortumla sulama etkili ve ucuza malolan bir sulama yöntemidir. Bununla beraber, bu yöntem de yabani otların yayılmasına sebebiyet verebilir.
Yeni dikilmiş bitkiler kökleri toprakla iyice uyum sağlamadığından kolaylıkla kuruyabilirler.Dikimden sonraki ilk mevsimde bitki köklerinde fazla ıslak olmayan hafif bir nemlilik faydalı olacaktır.
Yazın kurak günlerinde susuzluğa dayanıksız olan çalılar, sarılıcı ve yer örtücü bitkiler, yağış durumu da gözönünde tutularak haftada bir sulanmalıdır.
Ağaçlarınkökleri daha derinde olduğundan kuraklıktan daha az etkilenirler.
Kışın toprağın donduğu soğuk bölgelerimizde çalılar kışa kesinlikle susuz girmemelidirler.Toprak bir kere dondumu kökler su alamaz ve ayaz ile kış güneşi bitkileri kurutur.
DİKİM ZAMANI
Dikim için en uygun mevsimler ilkbahar ve sobahardır.Kışı çok sert geçen bölgelerde ilkbaharda dikim uygundur.Böylece bitkiler kışa kadar soğuğa dayanacak şekilde toprağa intibak şansı bulurlar.Toprağın hiç donmadığı, ya da kısa süreli donduğu ılıman bölgelerde ise sonbahar dikimi tercih edilmelidir.Çünkü bu bölgelerde yaz sıcağı yeni bitkilere kış soğuğundan daha fazla zarar verecektir.İklim nasıl olursa olsun yaz dikimi önerilmezse de, kaplı fidan kullanımı ve özenli bakım ile bu kuralın dışına çıkılabilir.
BİTKİ DİKİM VE BAKIMINDA TOPRAK SEÇİMİ
Genel olarak topraklar;
-Kumlu,
-Killi,
-Humuslu olurlar.
Pek çok bitkinin en iyi humuslutoprakta gelişiminini sürdürdüğü gözlemlenmiştir.
Çünkü humuslu topraklar;
Organik maddelerce zengindir.(bitkilerin su ve besin maddelerini daha iyi kullanmasını sağlarlar)
Suyu iyi tutarlar.(suyu bünyelerinde toplar ve bitkinin daha uzun süre sudan faydalanmasını sağlar.)
Gevşek bir toprak çeşididir.(böylelikle drenajları iyi olur ve sulama ile göllenme olmaz.Aynı zamanda kökler gevşek yapı içinde hızla gelişir ve yayılırlar.)
Kumlu topraklar'da gevşek yapısıyla suyu çabuk süzer, drenajı iyidir ancak organik maddelerden fakirdir.
Killi topraklar, ağır ve suyun süzülmesinin yavaş olduğu toprak çeşididir.Islak toprak içinde uzun bir süre kalan kökler çoğu türde kolaylıkla çürür ve bitkinin ölümüne sebep olurlar.
Bütün bahçeler ideal ve istenen toprağa sahip değildir.Bu yüzden ya bahçedeki toprak yapısına uygun bitkileri seçmeli, yada bitkilerin yetişmesine uygun olmayan toprak türlerini, oganik maddeler ve diğer karışımlardan ilave ederek ıslah etmeliyiz.
|
|
|
|