| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.
|
|
|
Yağmurda Nasıl Fotoğraf Çekilir? |
|
Yazar: RasitTunca - 06-23-2018, 11:26 AM - Forum: Hoby Bilgileri
- Yorum Yok
|
 |
Yağmurda Nasıl Fotoğraf Çekilir?
Alıntı:Arkadaşlar Madride gidicem pazartesi ve bol bol fotoğraf çekmek istiyorum.
Nikon D70s makinam var. Ancak şu zamanlarda Madrid yağmurlu ve fotoğraf çekmeme engel olmasını istemiyorum.
İlk olarak makineyi yağmurdan nasıl koruyabilirim? Ne kadar ıslanması makineye zararlı olur? Bi damla bile ayvayı yedirtirmi ?
İkinci olarak yağmurda hangi ayarlarda fotoğraf çekmeliyim?
Yağmur damlalarını yakalamak mümkün mü makinemde?
Dostum şemsiye gerçekten çok güzel ama öyle bişi nerden bulcam
Bende bi normal şemsiye var büyük olarak bi de pastalara,kokteylere konan şemsiyelerden var
Ortası yok yani
Peki yağmur damlalarını çekmek için hangi değerler en uygun olur?
Tripodumu yanımda götürsem mi?
Yoksa oraya kadar hamallık mı olur?
***Not: Benim aklıma şöle bişi geldi bu buzdolabı poşetleri varya onları kesip biçsem objektif açıkta kalcak şekilde yağmurluk yapsam makineye :D
Alıntı:benimde bu konuda bişeyi merak ediyorum.Penatxlar su geçirmez ama aşırı yağmurda da buna güvenip pentaxımız ile çıkabilirmiyiz vede objektifinde özel su geçirmez olması gerekmezmi? yani kısacası bu su geçirmez gövdeler pratikte ne kadar geçerli?
Alıntı:ben gecen Castol İSt rallisinde çektim bayağıda yağdı makina lens falan bayağı ıslandı ama bişiy olmadı hem sadece çekerken kaldırıyorsun cihazını...
Birde housing tarzı bir şey bakabilirsin naylon cep tel kılıfları gibi yumuşak hem makinanın fonksyonelliği korunuyor hem de yağmurdan falan koruyor 8-10m su altınakadar da dayanıyor galiba... ama 200 usd falan
Alıntı:ben K20D ve 18-55 AL II kitle yaklaşık 15 dk kadar yağmurda dolanmıştım fotoğraf çekmek için..
ne makinede ne lenste sorun olmadı.. yani haybeye su geçirmez yapmamış adamlar
ayrıca asıl uyum star serisi lenslerle oluyor.. onlar toza suya tam dayanıklı..
tak K20D ye 50-135 i, dal yağmur ormanlarına, o derece yani
Alıntı:Yalniz yağmurda çekimden sonra filtre veya lenste su damlalarindan dolayi oluşan lekeleri eve gelince temizlemek lazim.. Uzun süre bırakınca izleri cıkartmak cok zor oluyor.. Ben 15 gün beklettim ,ne lenspenle nede gözlük silme beziyle cıkartamadim. Sirkeyle temizlememi tavsiye ettiler ,filtreyi sirkeye bandircaz zorunlu
Cevap:
Eğer yamur damlalarin keskin cıkmasini istersen diyaframi acip (f en küçük) ,ISO'yu 400 falan yapabilirsin. Ama yagmur damlalari havada keskin cıkmasin dersen ISO en düşükte olur ,diyaframida fotoğrafta keskinlik problemi olmayacak enstanteneyi verene kadar kısabilirsin. Sallıyorum f11de 1/30 diyorsa ,tek elde cekeceğini düşünürsek biraz daha kısabilirsin..
Yağmurda Fotoğraf Çekme İpuçları
Yağmurlu bir günün akşamından merhaba. Mayıs geldi neden yağmurda fotoğraf ipuçları diyorsunuzdur eminim ama bugün buraya öyle bir yağmur yağdı ki sormayın. Bu yüzden de bu ipuçlarını hazırlamaya karar verdim.
Çoğu insandan farklı olarak yağmuru hem evdeyken hem de dışarıdayken seven biri olarak, yağmurda fotoğraf çekmeyi çok sevmişimdir. Fotoğraf makinemin benimle taban tabana zıt düşündüğünün ben de farkındayım, bu yüzden okuyarak ve tecrübe ederek öğrendiğim ipuçlarıyla bu sorunun üstesinden geldim.
Evet, işte birkaç ipucu umarım faydalı olur:
Makineniz için mutlaka bir yağmurluk bulundurun
Herhangi bir fotoğraf market’e veya internet sitesine girdiğinizde milyon çeşit fotoğraf makinesi yağmurluğu görürsünüz. Önemli olan yağmur yağdığında elinizin altında bir tane bulundurmanız. Fırtına, hortum veya kasırga şartlarında fotoğraf çekme ihtimalimizin düşüklüğünü de göz önünde bulundurarak yağmurda fotoğraf çekmek için branda gibi kalın yağmurluk taşımanıza gerek yok. Çantanızda az yer kaplayacak bir yağmurluk işinizi görecektir.
Kocaman bir poşet bulundurun
Migros poşeti işinizi görür sanırım. Şimdi poşeti alın ve alt kısmını lensinizin ucu çıkacak kadar yırtın, sap kısmından da elinizi sokarak makineyi sarın. Çok şiddetli yağmur yağmadıkça makinenizi böyle koruyabilirsiniz. Tabi UV filtre kullandığınızı varsayıyorum.
Saçak altı veya kuytu bir yerde durun
İşleri karmaşıklaştırmaya bazen gerek kalmaz. Saçak altı gibi bir yerde veya bir cafe’nin sokaktaki masasına oturun. Kahvenizi yudumlayarak fotoğrafın size gelmesini bekleyin.
Şemsiye!!
Yağmurda fotoğraf çekerken zaatürre olmamak için yanımda her zaman katlanabilen bir şemsiye taşırım. Hastalığı önlemenin dışında, şemsiyeler fotoğrafa değişik bir dokunuş katabiliyor. En son İstanbul’da yağmura yakalandığımda kendi şemsiyemin yanında başka bir şemsiye daha aldım. (ipucu geliyor!) farklı renklerdeydi çünkü. Fotoğrafı çekerken kadraja şemsiyenin bir kısmını sokmak çok farklı bir görüntü yaratabiliyor.
Şemsiyeee!
Evet yine şemsiye. Çünkü şöyle de bir şey var, şemsiyeyi kadraja dahil ettiğinizde, şemsiyeyle bulutları örtmüş oluyorsunuz. Yağmurlu havalarda bildiğiniz gibi gökyüzü yerden daha aydınlık olur ve bu da ışık ölçerken sıkıntı yaratır. Şemsiye dostumuz burada işini yapıyor ve parlak gökyüzü kadrajdan çıkıyor yerine renkli, güzel bir arkadaş geiyor. İlk yağmurda bunu mutlaka deneyin.
Yansımaları kaçırmayın
Fotoğrafa başlayınca en çok çekilen fotoğraflar arasında yansımalı fotoğraflar mutlaka vardır. Ayna olsun, cam masa olsun kesin vardır. İşte yansımalı fotoğrafların asıl çekilmesi gereken zaman yağmur zamanıdır. Islak zemin muhteşem ışık ve gölge oyunları yapabilir.
Azıcık flash
Evet azıcık flash kullanın. Tabi şemsiyeyi hala fotoğrafa dahil etmiyorken. Yağmurda fotoğraf çekerken flash kullanırsanız, havadaki yağmur damlalarını da yakalarsınız ki çok güzel pırıltılar eklenir fotoğraflarınıza. Yüksek güçte kullanmamaya da özen gösterin.
Yağmuru ters ışıkta çekin
Sokak lambasının altı veya bir reklam panosu gibi ışık kaynaklarının önünde fotoğraf çekin. Böylelikle yağmura ters ışık yapıp damlaları görünür hale getirirsiniz. Flash kullanmanıza da gerek kalmaz.
İfadeleri izleyin
Yağmur insanlara değişik duygular yükler ve bu da hareketlerine, yüz ifadelerine yansır. Bunları kaçırmayın. Gerçekten hakiki duyguları yakalama fırsatınız yağmurdur.
Yağmur yağarken fotoğraf çekmek kimilerine göre asla yapılmayacak bir iş ama en az bir kere yapın derim.
Alıntı:Pentax'ın her modeli WR (weather resistant) değil arkadaşlar. Gaza gelmeyin. WR gövdeyle beraber WR lens kullanmıyorsanız da gaza gelmeyin. Şu resimdekiler gibi şemsiye aradım güzel yurdumda ama başarılı olamadım. Görenlerin, bilenlerin insaniyet namına haber vermeleri...
|
|
|
| Yağlı saçlar için bitkisel tavsiyeler |
|
Yazar: RasitTunca - 06-22-2018, 11:10 PM - Forum: Sağlık Bilgileri
- Yorum Yok
|
 |
Yağlı saçlar için bitkisel tavsiyeler
Birçok kişi saçının çabuk yağlanması nedeni ile sıkıntı yaşar. Öyle ki sırf bu nedenle sürekli duş almaktan bunalan niceleri vardır. Oysa bazı bitkisel yöntemlerle bu sıkıntıyı aşmak mümkündür.
Millet'te yer alan habere göre kadınların da erkeklerin de en çok yakındığı estetik görünüm problemlerinden biri yağlı saçlardır. Sadece söz konusu sebepten dolayı her gün saçını yıkamak zorunda kalan, farklı kozmetik ürünlerle problemine çare arayanların sayısı hiç de azımsanmayacak sayıdadır. Peki, zikredilen derde çare olacak hangi adımları izlemek gerekir?
SICAK YERİNE ILIK DUŞ ALIN
Bir defa duş alırken suyun çok sıcak olmaması gerekir. Çünkü sıcak su saç derisini kurutur. Akabinde vücut daha fazla yağ üretmeye başlar. Bunun önüne geçmek için ılık su ile yıkanmak önemlidir. Yine saç tipine uygun şampuan veya doğal sabunlar tercih edilmelidir. Kremli şampuanlardan özellikle kaçınmak lazımdır. Ayrıca saçları sık sık taramak veya ovmak da yağlanmaya kapı aralar.
DOĞAL BAKIMA KATKI SUNAN TARİFLER
**Malzemeler: 1 tatlı kaşığı bitkisel şampuan, 5 damla limon yağı , 1 limon , 2 yumurta sarısı , Yarım litre su, 5 çorba kaşığı ısırgan otu
Hazırlanışı: İnce kıyılmış ısırgan otunu suda kaynatın. Sonra 15 dakika demlemeye bırakın, ardından süzün. Limonun suyunu sıkıp üzerine yumurta, limon yağı ve şampuan ilave edin. Isırgan otunun suyunu da ekledikten sonra bu karışımla saçları durulayın.
**Malzemeler: 1 çay kaşığı tuz ,1 tatlı kaşığı kekik suyu , 1 fincan elma sirkesi
Hazırlanışı: Bütün malzemeyi bir araya getirip karıştırın. Saç, şampuanla yıkandıktan sonra diplerine karışımı yedirin. Akabinde saçları havluya sarıp 1 saat bekletin ve durulayın. Haftada 2 defa tatbik etmekte sakınca yoktur.
HAFTADA BİR SİRKELİ SU
Saç bakım kremleri kesinlikle, diplere değil uçlara tatbik edilmelidir. Haftada sadece bir defa sirkeli su ile saçlar durulanmalıdır. Saçları kurutmak için makine kullanılmamalıdır.
|
|
|
| Gebelik Çatlakları Nedir? Doğum Çatlakları Nedir? Tedavisi Nedir? |
|
Yazar: RasitTunca - 06-22-2018, 11:04 PM - Forum: Sağlık Bilgileri
- Yorum Yok
|
 |
Gebelik Çatlakları Nedir?
Gebelik çatlakları ciltte oluşan dar, çizgi şeklindeki çatlaklardır. Bazen stria olarak da bilinirler. Gebelik çatlakları başlangıçta kırmızı-mor renkte olurlar ve zamanla sedef (gümüş-beyaz) rengine dönüşürler.
Cilt üç ana tabakadan oluşur.
Epidermis koruyucu bariyer görevi gören dış tabaka.
Dermis cilde sıkılık ve elastikiyet veren ortadaki güçlü, destek tabakası.
Subkutis (hipodermis): Yağ ve bağ dokusundan oluşan en derindeki tabaka.
Cilt kısa süre içinde aşırı gerilirse dermiste çatlaklar oluşur. Bu hızlı gerilme dermisin bazı yerlerde yırtılmasına ve cildin daha alttaki tabakalarının dıştan görünerek çatlakların oluşmasına neden olur.
Gebelik Çatlakları Kimlerde Görülür?
Her hamilede gebelik çatlakları oluşabilir ve hamilelerin yaklaşık %90’ında görülürler. Gebelik çatlaklarının en sık görüldüğü vücut bölgeleri karın, kalçalar ve bacaklardır.
Gebelik Çatlakları Belirtileri
Gebelik çatlakları ciltte, başlangıçta diğer kısımlardan hafif yüksek, kırmızı çizgiler olarak ortaya çıkarlar. Açık tenlilerde çatlaklar genellikle pembe renklidirler. Koyu tenli bir kadında ise çatlak rengi diğer bölgelerden biraz daha açıktır. Daha sonra çatlaklar mor veya mavi renkli bir hal alır. Çatlaklar diğer kısımlarla aynı seviyeye inerken renkleri solar ve doğal renginizden birkaç ton daha açık bir renkle sonuçlanır. En sonunda gebelik çatlaklarının üzerindeki cilt incelmiş ve sedef rengini almıştır. Sıklıkla yara izi gibi görünürler. Birçok vakada gebelik çatlakları zamanla solar ve fark edilmesi zorlaşır ancak bunun için yıllar geçmesi gerekebilir.
Gebelik Çatlakları Vücudun Hangi Kısımlarında Oluşur?
Vücutta cildin gerildiği her bölgede çatlaklar oluşabilir. Ancak genellikle vücudun yağ depolanan kısımlarında oluşurlar:
- karın,
- basenler,
- bacaklar,
- üst kollar ve
-göğüsler.
Gebelik Çatlakları Ne Zaman Başlar?
Gebelik çatlaklarının ortaya çıkma ihtimali hamileliğin özellikle altıncı ayından sonra artar.
Gebelik Çatlakları Nedenleri
Gebelik çatlakları cildiniz hızlı bir şekilde gerildiğinde ortaya çıkarlar. Çatlaklar cildin orta katmanında (dermis) oluşurlar.
Gebelik sırasında doğumu kolaylaştırmak için eklemlerinizi gevşeten hormonlar üretilir. Ancak bu hormonlar cildinizdeki lifleri de yumuşattıkları için gebelik çatlaklarının oluşması kolaylaşır.
Bebeğiniz büyüdükçe karın deriniz gittikçe daha fazla gerildiği için çatlaklar en sık karnınızda ortaya çıkarlar. Çatlaklar, göğüslerinizde ve bacaklarınızda da oluşabilirler.
1) Hızlı büyüme
Dermis birbirlerine bağlı güçlü liflerden oluşmuştur ve vücudunuz büyüdükçe cildinizin esneyebilmesine olanak verir. Ancak vücudunuzun bir kısmı çok kısa bir süre içinde hızla büyürse lifler aşırı gerilip incelebilirler, hatta bazıları kopabilir de.
Dermiste liflerin koptuğu bölgelerde çok küçük yırtıklar oluşur ve cildinizin altındaki kan damarları görünür hale gelirler. Gebelik çatlaklarının ilk ortaya çıktıklarında kırmızımsı görünmelerinin nedeni budur. Sonunda kan damarları kasılarak yalnızca cildinizin altındaki yağ dokusu görünür hale gelir ve gebelik çatlakları solarak sedef rengine dönüşürler.
Gebelik çatlakları herkeste oluşmaz. Bazı kişilerde çatlakların oluşma ihtimali daha fazladır çünkü vücutları kortizol denen bir hormonu daha fazla üretirler. Kortizol cildinizdeki kolajen miktarını azaltır. Kolajen cildinizdeki liflerde bulunan ve bu liflerin esnek kalmasını sağlayan bir proteindir.
2) Hızlı kilo alma
Kısa bir süre içinde fazla kilo alırsanız gebelik çatlaklarının oluşma riski artar. Örneğin ikiz gebeliklerde gebelik çatlakları daha fazla oluşurlar. Doğumdan sonra gebelikte almış olduğunuz kiloları verseniz bile çatlaklarınız kalır. Ancak zamanla solarlar. Sık sık diyet yapıyorsanız hızlı kilo alıp verdikçe çatlaklarınız oluşabilir. Dolayısıyla doğumdan sonra diyet yaparsanız yavaş ve sabit bir şekilde kilo vermeniz çok önemlidir. Böylece cildiniz üzerine aşırı gerilim yüklenmez.
3) Aile öyküsü
Gebelik çatlakları olan yakın akrabalarınız varsa (örneğin anneniz) sizde de çatlakların oluşma ihtimali daha fazladır.
4) Bazı ilaçlar
Egzema gibi hastalıklar için kortizonlu ilaçlar kullanırsanız gebelik çatlaklarınız oluşabilir.
Kortizonlu ilaçlar vücudunuzda doğal olarak bulunan kortizole benzer bir etki gösterirler. Kortizon içeren ilaçlar bazı cilt hastalıklarındaki iltihabı azaltırlar ancak cildinizdeki kolajen miktarını da azaltabilirler. Kolajen cildinizin esnekliği için gereklidir. Dolayısıyla cildinizde ne kadar az kolajen varsa gebelik çatlaklarının oluşma riski o kadar fazladır.
Doğum Çatlaklarını n Tedavisi Nedir?
Hamilelikte Oluşan Çatlaklar Nasıl Giderilir?
Bayanların korkulu rüyası olan çatlaklar, hamilelik dönemlerinde daha da artmakta ve kadınları daha da çok etkilemektedir. Özellikle, psikolojik olarak etkilemekte ve fizyolojilerini bozmaktadır.
Doğum zamanı yaklaştıkça kadınlardaki hormonal değişim, olması gerekenden daha fazla kilo ve çok hızlı kilo almak derinin gerilmesine ve deride çizgiler oluşmasına neden olmaktadır. Doğum çatlaklarının genetik olarak da anneden ve kız kardeşten geçebilmektedir. Esmer tenli bayanlarda doğum çatlakları çok fazla değildir, beyaz tenli bayanlarda görülen çatlaklar, daha fazla ve daha belirgindir. Hamilelik ve sonrasında kadınların bu çatlakları kafaya takıp depresyona girmeleri de bu çatlak sıkıntısını daha da artırmaktadır.
Bu oluşan çatlakların biraz olsun önlenmesi tamamen kadınların elindedir. Hamilelik öncesinde oluşabilecek çatlakların tamamını olmasa bile bir kısmını engelleyebileceğini pek çoğu bilmemektedir. Hamilelik öncesinde düzenli ve bol miktarda sıvı alınması, hamileliğin ilk günlerinde karın ve bacaklara sürülecek olan doktor tarafından tavsiye edilen kremler ile masaj yapılması, çatlakları tamamen önleyemese de, çatlakların büyümesini ve gelişmesini bir nebze olsun yavaşlatmaktadır. Ayrıca hamilelik süresince sıcak su ile duş almamaya dikkat etmeleri gerekmektedir.
Ilık su ile duş almak ve küçük dairesel hareketler ile karın bölgesine masaj yaparak ta çatlakları azaltabilirsiniz. Hatta mümkünse ılık ve bazen de soğuk su ile duş almak deri de şok etkisi yapmakta ve deriyi güçlendirmektedir. Unutulmamalıdır ki çatlakların oluşmasını önlemek, oluşan çatlakları yok etmekten çok daha zahmetsiz ve daha kolaydır.
Uzmanlar, badem ve bebe yağını çatlak tedavisi için uygun görmektedirler. Yeni oluşmuş çatlaklara kökten çözüm bulan bu doğal karışımlar, bebeğe ve anneye herhangi bir yan etkisi bulunmadığından hamilelik esnasında kullanılmasında sakınca görülmemektedir. Derin olan çatlaklarının görünümünü azaltmak için birçok karışım vardır. Ve bu karışımlar tamamen bitkisel maddelerden meydana geldiği için tahriş ve tüylenme gibi sorunlara neden olmuyor. Dermatologların önerdiği kremler ise çatlakların görünümü aza indirmektedir. Eğer çatlaklar pembe renkte ise çözümü daha kolay ve iyileşmesi daha kısa sürede olacaktır. Gebelik evrelerinde karın ve basen bölgesine nemlendirici kremler kullanımı, selülit ve çatlak riskini aza indiriyor ve oluşan çatlakların görünümünü azaltıyor.
Eczane ve dermatologlar tarafından önerilen kürleri düzenli olarak kullandığınızda bu soruna çözüm bulanbilirsiniz. Hakiki zeytinyağı, kakao, kayısı, buğday ve çörekotu yağları da önerilmektedir. Ve çözüm bulmak isteyenler için önerilen en iddialı tavsiye lazer tedavidir. %100 derman olan bu sistem günümüzde çok uygun fiyatlar yapılmaktadır.[/size]
|
|
|
Yürek nevrozu, Kardiyak nevrozu nedir? Tedavisi çaresi nedir? |
|
Yazar: RasitTunca - 06-22-2018, 11:01 PM - Forum: Başağaçlı Raşit Hocanın Makaleleri
- Yorum Yok
|
 |
Yürek nevrozu, Kardiyak nevrozu nedir caresi nedir
BIR HASTANIN SORUSU
Selam, ben 21 yaşındayım. Haziran ayında büyük bir stres yaşadım. Bu nedenle psikoloji doktoruna gittim. Hastalığım yürek nevrozu. Sinirlenince hep kalp ağrılarım oluyor. Kalp doktoruna da gittim ama sorun kalple ilgili değil dediler. Psikiyatrist bana Relanium iğnesi, Stelazin, Seroksat, Ciklodol, Klopiksol, Klonazepam, Fenibut ilaçlarını yazdı. İlaçları kullandıktan sonra zaman zaman iyileşmeye başladım. Doktorum bu nedenle ilaçları kesmeye başladı. Fakat bende yine sorunlar başladı. Bedenimde tüylerim kalkmaya, kalbim ağrımaya başladı yine. Şimdi başka bir psikiyatriste gidiyorum. Bu doktor bana Iqloterapeya ve masaj önerdi. Ama yine de rahatsızım. Acaba nöroloji doktoruna mı gideyim? Lütfen bana cevap yazın. Ne yapmalıyım?
CEVAP:
Tıp da "labia majora" denilen vajinanın, yani kadın cinsel organının dış dudaklarının büyük olması sonucu, onun dışdan gelen titreşimleri hissetmesi, çok daha hassastır, ve kadın eğer bir de hamile olursa, onlar daha da hassaslaşır, ve ve kadının hissettiği titreşimler, çocuğa ve ordan da kalbe varır, ve tehlikelidir. Yani hassas insanlar da olur, yani "gefühl" denilen "his kuvvetleri" yüksek çocuk doğacağı zaman, bu hastalık ortaya çıkar, ve kadın veya doğacak çocuk, altınci hiss denilen bölgesi direk açık olarak doğar, yani o yüzden, böyle bir kadın,hmileliğin son aylarında cinsel ilişkiye girmemelidir. Bu almancası "Libellen" denilen yani yusufcuk böceği cibilliyatında (sıfatında) çocuk doğumu gerçekleşeceği zaman olur. Ve Libellen demek "dış rahim dudağı büyük olan anne" demektir ( "labia majora big" rahim dudağı büyük, yani dudaklı rahim, hatta ruj sürebilcek kadar dudaklı rahim) ve o annenin yusufcuk doğurması, çift kanatlının doğrulması demektir. ve his kuvvetleri, vücüdündaki altıncı cevher, yani altıncı kamerası açık vaziyette doğacağının alametidir. tedavs için yapılması gereken hamileyken çok sık sex yapmamak bu rahatsızlığı engeller, veya rahim dudaklarının titreşimleri duymaması için, iç çamşırının içine, bir adet, rahim dudaklarının üstüne gelecek vaziyette, kapak dikilirse, o titreşimlerin, kalbi rahatsız etmesine engel olunmuş olur. böylece çocugu da rahatsız etmez. kalbi de. Hatta Yeni sünnet olan çocukların da, snnet kabuğu açılan kısmı çok hassas olduğu için, sünnet sonrası, hem yaraya dokunmamak, hemde o hassas yere dokunulunca, zıplamamak ve acı çekmemek için, tas kapatıpta gezerler, yürürürler, yatarlar, iyi olasıya kadar. aynı o gibi yapmak lazımdır, amma o kadar büyük tas olmaz tabiki.
Dr.RA
|
|
|
| Sıcak suyun bilinmeyen 11 faydası |
|
Yazar: RasitTunca - 06-22-2018, 10:58 PM - Forum: Sağlık Bilgileri
- Yorum Yok
|
 |
Sıcak suyun bilinmeyen 11 faydası
Çoğu Çinli gün boyunca içi sıcak su dolu bir termostatla gezer. Bunun sebebi asırlar önce atalarının sıcak suyun vücudumuza yaptığı olumlu etkileri fark etmiş olmasıdır.
Sizler için sıcak suyun mucizevi etkilerini listeledik:
-Burnun ve boğazın temizlenmesi
-Regl sancıları
-Detoks
-Erken yaşlanmanın önüne geçmek
-Sivilceler ve siyah noktaların önlenmesi
-Sağlıklı ve canlı saçlar
-Bağırsak hareketleri
-Kepeğin önlenmesi
-Daha fazla kan dolaşımı ve daha sağlıklı bir sinir sistemi
-Sindirim
-Kilo verme
|
|
|
| Diş fırçalamada doğru bilinen yanlışlar |
|
Yazar: RasitTunca - 06-22-2018, 10:56 PM - Forum: Sağlık Bilgileri
- Yorum Yok
|
 |
Diş fırçalamada doğru bilinen yanlışlar
Muhteşem bir gülümsemenin arkasında sağlıklı dişler vardır. Peki, fark etmeden yaptığınız yanlışların diş sağlığınızı olumsuz etkilediğini biliyor muydunuz?
Herkes için önemli olan diş sağlığında, yapılan yanlışlar neler? Dişlerimizi nasıl fırçalamalıyız? Hangi tip diş fırçası seçmeliyiz?
Doğru fırçalama tekniği ve diş ipi kullanmanın ve rutin diş kontrolleri yaptırmanın diş sağlığının korunmasında çok önemli olduğunu söyleyen Diş Hekimi ve Protez Uzmanı Çağdaş Kışlaoğlu, doğru diş fırçalama tekniğinin nasıl olması gerektiğini anlattı:
Dişler fırçalanırken, diş ve diş etlerine paralel hizada dairesel hareketler uygulanmalıdır. Diş fırçalaması esnasında, dişlere veya diş etlerine çok hafif ya da çok kuvvetli baskı yapmaktan kaçınılmalıdır. Dairesel hareketler sonrasında, diş etinden dişe ve ağız boşluğuna doğru fırçalama devam etmelidir. Sağ, sol ve alt çene dişleri ayrı ayrı özenle fırçalanmalıdır. Diş fırçalama işlemi, dil fırçalamayla devam etmelidir. Dilin arka sırtından başlanarak, öne doğru fırçalama işlemi yapılmalıdır. Dil fırçalama için özel olarak hazırlanmış ve genellikle diş fırçalarının üst, arka kısmında yer alan dil temizleyici başlıklar bu amaçla kullanılabilir.
Ağız yapısına uygun diş fırçası nasıl seçilir
Diş temizliğinde, diş fırçalarının niteliği ve dişlere olan uygunluğu büyük önem taşır. Diş fırçasının sapı rahat bir kullanıma imkan vermesi açısından esnek boyunlu olmalıdır. En sağlıklı diş fırçası, kişinin dişlerini fırçalarken en rahat ettiği diş fırçasıdır. Diş fırçası, çok sert ya da aşırı yumuşak olmamalıdır. Fırça alırken, diş ve ağız yapısına en uygun olanı seçmek için diş hekimine danışmak doğru olacaktır. Diş fırçalama işlemini konforlu bir hale getirmek isteyenler için manuel fırçaların yanı sıra, pilli diş fırçaları da vardır. Bu fırçalar, titreşimli ve döner başlıklarıyla etkili bir şekilde diş yüzeyinin temizlenmesine yardımcı olur. Manuel ya da pilli diş fırçası kullanımı kişisel bir tercihtir.
Her diş fırçalamada diş ipi kullanılır mı
Diş ipi mümkünse günlük yaşamda, diş temizliğinin önemli bir parçası olarak görülmelidir. Çünkü düzenli diş ipi kullanımı, diş fırçalarının ulaşmakta yetersiz kaldığı diş aralarına ulaşarak, gıda artıklarını temizlemektedir. Gıda artıklarının bu yolla düzenli olarak temizlenmesi, diş çürüklerinin oluşumunu önemli ölçüde engellemektedir.
Diş hakkında doğru bilinen yanlışlar
- Sert diş fırçası dişleri daha iyi temizler: Dişleri iyi fırçalamak; fırçanın sertliğiyle değil, fırçalama tekniğiyle ilgilidir. Genellikle orta sertlikte diş fırçaların kullanılması uygundur. Çok sert fırçalar, dişleri aşındırabilir.
- Bastırarak fırçalamak daha iyi temizler: Bastırarak fırçalamak; dişleri temizlemek yerine, fırça çürüğü dediğimiz aşınmalara neden olur. Dişlerin mine tabakası aşındığı için, alttaki sarı tabaka ortaya çıkar ve dişler daha sarı gözükür. Ayrıca sert fırçalamak, dişlerde hassasiyete ve diş eti çekilmesine neden olur.
- Diş macununu fazla kullanmak dişleri çizer: Dişlerin mine tabakasının çizilmesi; macunun fazla kullanılmasıyla ilgili değil, kullanılan macunun granüllerinin büyük olmasıyla ilgilidir. O yüzden, granülleri büyük olan macunların uzun süreli kullanımından kaçınılmalıdır. Fırçanın üzerine konulan macunun miktarı ise, mercimek tanesi büyüklüğünde olmalıdır.
- Dişler, macun ve fırça ıslatılarak fırçalanmalı: Diş fırçası, fırçalamaya başlamadan önce ıslatılmamalıdır. Çünkü fırça kılları ıslatılınca, sertliğini kaybeder. Macunun köpürmesi için yeterli sıvı ağızda mevcuttur.
- Dişler kahvaltıdan sonra fırçalanır: Dişler günde en az iki kez, kahvaltı ettikten sonra ve yatmadan önce fırçalanmalıdır. Dişler fırçalandıktan sonra, dilin üst yüzeyi de yumuşakça temizlenmelidir.
- Diş fırçalarken diş etlerinin kanaması iyidir: Diş fırçalarken görülen kanamalar, diş eti iltihabının belirtilerinden biridir. Vakit geçirmeden bir diş hekimine başvurmak gerekir. Diş etlerinin, kanamadan dolayı fırçalanmaması sonucu, mevcut iltihabi durum şiddetlenecektir. Hastalar kanama olan bölgeyi daha iyi fırçalamalı ve diş hekimine tedavi için başvurmalı.
|
|
|
| Kadınlar kendi rahim ağzı taramalarını yapabilecek |
|
Yazar: RasitTunca - 06-22-2018, 10:54 PM - Forum: Sağlık Bilgileri
- Yorum Yok
|
 |
Kadınlar kendi rahim ağzı taramalarını yapabilecek
Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Tuncer; rahim ağzı kanseri konusunda yeni bir tarama sistemi geliştirdiklerini açıkladı.
Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Tuncer, rahim ağzı kanserinin tespiti amacıyla yeni bir tarama metodolojisi üzerinde çalıştıklarını, geliştirecekleri sistem ile kadınların bir merkeze gitmesine, muayene olmasına gerek kalmadan, kendi kendine alabileceği bir sürüntü örneği ile tarama yapılabileceğini bildirdi.
Kendi taramalarını yapabilecekler
Tuncer, Karadeniz Ülkeleri Meme ve Serviks Kanseri Önleme Koalisyonu Toplantısı'nda yaptığı açıklamada, rahim ağzı konusunda yeni tarama metodolojisi geliştirildiğini ifade etti. Özellikle DNA bazlı olan sistem ile kadınların bir merkeze gitmesine gerek kalmadan, kendilerinin gönderebilecekleri bir kit aracılığıyla taramaların yapılabileceğini anlatan Tuncer, şunları kaydetti:
"Bunun önemli bir tarafı biz kendi sistemimizi, kendimiz geliştirmeye başladık. Yani Türk malı kitler geliştirilecek. Dünyada da inşallah yakın bir zamanda bu kullanılabilecek. Biz üniversite olarak bu araştırma geliştirme projesine destek vereceğiz. Hem kadınlar rahim ağzı kanseri için daha rahat taranabilecek, hem de kendi kendilerine örneklerini alabilecek. Hem de bir Türk tarama ürünü geliştirilmiş olacak."
Bu çerçevede rahim ağzı kanserine neden olan HPV virüsünün tespiti için kadınlara talepleri doğrultusunda bir kit geleceğini ve onun içinden çıkan malzemeye sürüntü örneği verilebileceğini anlatan Tuncer, bunun üzerinden ileri tetkiklerin yapılabileceğini ifade etti.
Sisteme yönelik AR-GE çalışmalarının devam ettiğini bildiren Tuncer, "Bu çok önemli bir gelişme. Rahim ağzı kanserine dönük muayenelerde rahat olmaması nedeniyle bir çok kadın taramalara gitmeyebiliyor. Bu büyük bir devrim olabilir taramalarda" dedi.
"Boğaz kültürü gibi gayet kolay"
Bu testin diğer uygulamadan farkının, kadının tarama yaptırması için bir merkeze ya da doktora gitmesine gerek kalmaması olduğunu vurgulayan Tuncer, şöyle devam etti:
"Taramalar için hasta olmak gerekmez. Zaten kadının bir şikayeti varsa bir doktora görünmesi lazım. Bununla hiç şikayeti olmayan cinsel hayata başlamış evli kadınların tümünün taranmasını hedefliyoruz. Kadınların kendi kendine alabileceği bir sürüntü testi ile tarama yapılabilecek, aynı boğaz kültürü gibi bir şey gayet kolay. Kiti aldıktan sonra, sonuçlar gerekli testin yapılacağı laboratuvara gidecek. Yani bir anlamda herkes kendinin doktoru olabilecek. Sonuçlar pozitif çıktığında kanser olmuş olmuyorsunuz, kanser olma ihtimaliniz yüksek oluyor. Bunu yakalayıp yok ediyoruz, yani kanser olmadan kurtuluyorsunuz. Bu çok önemli"
Söz konusu kitleri 2017 yılına kadar geliştirmeyi hedeflediklerini bildiren Tuncer, geliştirilmesi durumunda bu ürünlerin ihraç da edilebileceğini ve bir çok dünya ülkesinde bunun kullanabileceğini söyledi.
|
|
|
| Güzel dişin sırrı tükürükte gizli |
|
Yazar: RasitTunca - 06-22-2018, 10:52 PM - Forum: Sağlık Bilgileri
- Yorum Yok
|
 |
Güzel dişin sırrı tükürükte gizli
Uzmanlara göre, güzel dişlerin sırrı tükürüğün kalitesinde saklı. Tükürüğün kimyasal özelliği dişlerin sağlıklı olmasını da sağlıyor.
Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Esin Alpöz, tükürüğün dişlerin çürüğe karşı korunması, ağız içerisindeki bakterilerin oluşturduğu asidin tamponlaması ve enfeksiyonların önlenmesi gibi önemli fonksiyonları bulunduğunu söyledi.
Tükürüğün akış hızı bile önemli
Sağlıklı bir bireyin günde ortalama 500-1500 mililitre tükürük salgıladığını dile getiren Alpöz, "Tükürük mikroorganizmaların diş yüzeylerinden uzaklaştırılması ve mekanik temizlemenin oluşmasını sağlar. Salgılanan tükürüğün belirli bir akış hızı vardır ancak bu miktar gün içerisinde değişkenlik göstermektedir" dedi.
Doç. Dr. Alpöz, tükürüğün salgılanması veya akış hızındaki azalmanın ağız kuruluğu olarak isimlendirildiğini, böyle durumlarda da yaygın diş çürükleri ve dilde çatlaklar görüldüğünü anlattı.Tükürüğün dişler üzerinde oluşan bakteri birikimini önleyerek ağız florasını dengede tuttuğuna dikkati çeken Alpöz, şöyle konuştu:
"Bakteri plağı, diş yüzeyinde oluşan yapışkan, renksiz bir birikintidir. Ağızdaki bakterilerden oluşan bu plak, şekerli ve unlu yiyeceklerin ağızda kalan artıklarından asit oluşturabilmektedir. Bu asitler, dişlerin mineral dokusunu çözerek dişin mine tabakasının bozulmasına ve diş çürüğünün başlamasına neden olmaktadır. Tükürüğün akış hızı ve miktarındaki azalma, yetersiz ağız hijyeniyle birleştiğinde hızlı ilerleyen diş çürüklerine ve erken diş kayıplarına yol açar. Tükürük ile diş arasında sürekli bir iyon alışverişi vardır."
Doç. Dr. Alpöz, tükürüğün ağız, dişler ve çevre dokular için vazgeçilmez olduğuna işaret ederek, tükürük miktarı ve içeriğinde değişikliklere neden olan hastalıklarda ve kronik ilaç kullanımında düzenli diş hekimi muayenesinin yapılmasının potansiyel diş çürüğü riskini en aza indireceğini kaydetti.
|
|
|
|