| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.
|
|
|
Kıyamet alametlerinin tevili |
|
Yazar: RasitTunca - 06-24-2018, 01:08 PM - Forum: Kıyamet ve Alametleri Hakkında
- Yorum Yok
|
 |
Kıyamet alametlerinin tevili
Sual: Bazı kimseler, hadislerle bildirilen, güneşin batıdan doğmasını, Dabbe-tül-arz denilen hayvanın, çıkıp elindeki mühürle bu Müslüman, bu kâfir diye mühürlemesini, Hazret-i Mehdinin, Hazret-i İsa’nın ve Deccal’ın gelmesini tevil ediyorlar. (Bu kadar açık şeyler, harikulade haller, imtihana münafidir. O zaman herkes Müslüman olur) diyorlar. Hiçbir İslam âlimi, kıyametin büyük alametlerini böyle tevil etmediğine göre, bunların tevilleri yersiz değil midir?
CEVAP
Elbette yersizdir. Mucize ve keramet, harikulade bir hâldir. Peygamber efendimizin bin kadar mucizesi görülmüştür. Ama yine de, Ebu cehil gibiler inanmamıştır. İsa aleyhisselamın da, birçok mucizesi olmuştur. Körleri iyi etmesi, ölüleri diriltmesi gibi mucizeleri görüldüğü halde, 12 kişiden başka, iman eden olmamıştır. Bu 12 kişi de, mucize gördükleri için değil, Peygamber olduğuna inandıkları için, iman etmişlerdir.
Evliya-i kiramdan da, binlerce kerametler zuhur etmiştir. Bunları gören gayrimüslimlerden, iman etmeyen çoktur.
Demek ki, mucize ve keramet gibi olaylar, imtihanı bozmuyor. Üstelik bunlar olunca iman edin denmiyor ki, aksine imtihan müddetinin bittiğini, bundan sonra imanın kabul edilmeyeceği bildiriliyor. Zaten, iman etseler de, imanları kabul edilmeyecektir. Yani bunları tevil etmek çok yersizdir. İmtihan bittikten sonra, doğru cevapları açıklamak niye imtihana aykırı olsun ki?
Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Rabbinin bazı âyetleri [alametleri] geldiği gün, önce iman etmemiş veya imanında hayır kazanmamış olana, [o günkü] imanı fayda vermez.) [Enam 158]
Âyet-i kerimede bildirilen alametlerden üçünü, Peygamber efendimiz şöyle açıklıyor:
(Güneş batıdan doğmadıkça, Kıyamet kopmaz. O zaman herkes iman ederse de imanı fayda vermez.) [Buhari, Müslim]
(Şu üç şey ortaya çıkınca, iman etmemiş veya imanından hayır kazanmamış olana, imanı fayda vermez: Güneşin batıdan doğması, Deccal ve Dabbet-ül-arz.) [Tirmizi]
Tevil edenlerin maksadı, güneşin batıdan doğması, Deccal’ın ve Dabbe’nin çıkması değildir. Maksat, Hazret-i Mehdi’nin ve Hazret-i İsa’nın gelmesini inkâr etmektir.
Kıyamet alametleri müteşabih mi?
Sual: (Deccal ve Dabbet-ül-arz ile ilgili hadislere, tevil etmeden inanmak gülünç olduğu gibi, o şekilde inanmak insanları dinden çıkarır, çünkü hadislerde bildirildiği gibi meydana gelmesi mümkün değildir. İmtihana da aykırıdır. Böyle bir şey olursa herkes Müslüman olur. Deccal, gözü kör olan bir insan değil, ateizmdir. Dabbet-ül-arz ise yerden çıkacak bir hayvan değil, telefonlardır) diyenler var. Hadislere inanmak insanı dinden çıkarır demek, Resulullah yanlış söylemiştir demek değil midir?
CEVAP
Hadis-i şeriflere inanmak imandandır, inkâr etmek maksadıyla tevile kalkışmak sapıklıktır. Hele mütevatir olan bir hadis-i şerifi inkâr etmek, küfür olur. Bu hadis-i şeriflere kimse inanmaz demek, asırlardan beri gelen âlimlere ve Müslümanlara çok çirkin bir iftiradır. Bu çirkin tevilin sebebi şudur:
Hazret-i Mehdi gelince, Deccal ve Dabbet-ül-arz da çıkacağı için, Mehdi geldi diyebilmek için bunları tevil etmek zorunda kalıyorlar. Tevil etmezlerse kendilerinin veya hocalarının Mehdi olduğunu nasıl söyleyecekler ki?
Güneşin batıdan doğması, Deccal ve Dabbet-ül-arz gibi alametler, olağanüstü yani harikulade olaylardır. Elbette akılla izah edilemez. Peygamber efendimizin bin kadar mucizesi görülmüştür, ama yine de Ebu Cehil gibiler inanmamıştır.
İbrahim aleyhisselamı ateş yakmadığı halde, Nemrut ve avenesi iman etmemiştir.
Musa aleyhisselamın âsâsı büyük bir yılan olduğu halde, Firavun ve taraftarları iman etmemiş, sadece sihirbazlar iman etmiştir.
İsa aleyhisselamın, birçok mucizesi olmuştur. Körleri iyi etmesi, ölüleri diriltmesi gibi mucizeleri görüldüğü halde, 12 kişiden başka, iman eden olmamıştır. Bu 12 kişi de, sadece mucize gördükleri için değil, Peygamber olduğuna inandıkları için, iman etmişlerdir.
Salih aleyhisselamın devesi, her kapıya giderek sütünü sağdırmış ve sütü hiç eksilmediği halde, inanmayıp deveyi kesmişlerdir.
Evliya-yı kiramdan da, binlerce kerametler zuhur ettiği halde, bunları gören gayrimüslimlerden, iman etmeyen çoktur. Demek ki, mucize ve keramet gibi olaylar, imtihanı bozmuyor.
Kıyametin bu büyük alametleriyle, (Akıl alacak şey değil) diye alay etmek büyük felakettir. Hem de, Allah böyle şeyler yaratamaz anlamı çıkar ki, onun kudretinden şüphe etmek olur. Harikulade olaylar olduğu için, bu alametleri tevil etmek, çok yanlış olur. Zaten, Dabbet-ül arz, Deccal ve güneşin batıdan doğması gibi, kıyametin büyük alametleri görüldükten sonra, (İman edin) denmiyor ki, aksine imtihan müddetinin bittiği, bundan sonra imanın kabul edilmeyeceği bildiriliyor. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
(Rabbinin bazı âyetleri [alametleri] geldiği gün, önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış kimseye, o günkü imanı fayda vermez.) [Enam 158]
Bu âyet-i kerimeyi açıklar mahiyetteki iki hadis-i şerif meali şöyledir:
(Şu üç şey ortaya çıkınca, iman etmemiş veya imanından hayır görmemiş olana, imanı fayda vermez: Güneşin batıdan doğması, Deccal ve Dabbet-ül-arz.) [Müslim, Tirmizi, Beyheki] (Bunların peş peşe çıkacağı aşağıda açıkça bildiriliyor. “Deccal ve Dabbet-ül-arz çıktı, ama güneş 100 sene sonra batıdan doğacak” da denemez.)
(Kıyamet alametlerinin ilki, güneşin battığı yerden doğması ve kuşluk vaktinde insanlara Dabbet-ül-arzın çıkmasıdır. Bunlardan hangisi önce çıkarsa, diğeri de onun hemen peşindedir.) [Müslim, Ebu Davud]
(Dabbe, âyette ve hadiste bildirildiği gibi hayvan değildir) demek, âyetleri ve hadisleri tevil yoluyla inkâr etmek demektir. Bu Bâtınîliğin bâtıl yoludur. (Bunun Bâtınî mânâsı var) yahut (Bunlar müteşabihtir) demek gerçek mânâsını inkâr etmektir. Nelerin müteşabih olduğunu dinimiz bildirmiştir. Bunlar da, genelde Allahü teâlânın zatıyla ilgili âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerdir. Yoksa herkes kendi kafasına göre, bu da müteşabihtir diye, istediği âyet ve hadisi tevil ederse, ortada din diye bir şey kalmaz. Mealci denilen mezhepsizler de, (Salât dua demektir, namaz dinimizde yoktur, dua vardır) diyorlar. Böylece namazı inkâr ediyorlar. Salât dua demektir diyerek salâtın namaz olduğunu inkâr etmekle, Dabbe’nin hayvan olduğunu inkâr etmek arasında fark yoktur.
Mutezile denilen fırka da, Sırat, Mizan gibi akılla anlaşılması zor olan hususları, sahih hadislerle bildirilmesine rağmen, akılları almadığı için inkâr etmişlerdir. Hadis-i şerifte, (Sırat köprüsü, kıldan ince, kılıçtan keskindir) buyuruldu. (İ. Ahmed)
Yine hadis-i şeriflerde, Mizanda amellerin terazide tartılacağı bildirilmiştir. Mutezile fırkası, (Amelin ağırlığı mı olur) diyerek kabul edememiştir.
Deccal ve Dabbet-ül-arzı tevil edenler olduğu gibi, güneşin batıdan doğmasını, Hazret-i İsa ve Hazret-i Mehdi’yi de tevil ederek, (Güneşin batıdan doğması, İslamiyet’in batıdan yayılmasıdır. İsa ve Mehdi de birer akım, şahs-ı manevi olarak gelecektir) diyen bid’at ehli sapıklar da çıkmıştır. Görüldüğü gibi, tevilin yolu açılınca, bunun sınırı olmaz. Herkes her şeyi dilediği gibi tevil edebilir. O zaman ortada din diye bir şey kalmaz.
İbni Abbas hazretleri, Hazret-i Ömer’in şöyle buyurduğunu bildirmiştir:
(Recmi, Deccal’ı, güneşin batıdan doğuşunu, kabir azabını, şefaati ve müminlerin günahları kadar yandıktan sonra, Cehennemden çıkartılmasını yalanlayan kimseler çıkacaktır.) [İbni Abdilberr, Kurtubi]
Hazret-i Ömer, kerametle söylediği bu sözüyle, bunları inkâr eden birçok mezhepsize cevap vermiştir. Tevil yoluyla inkâr, mezhepsizlerin ortak özelliğidir. Tevil ederek, Mirac, Şakkul-kamer gibi birçok mucizeyi inkâr etmişlerdir. Açıkça (Deccal gelmeyecek) veya (Güneş batıdan doğmayacak) diyen yoksa da, tevil yoluyla inkâr eden sapıklar çoktur. Hazret-i Ömer’in de kerametle bunları bildirdiği pek açıktır. Zaten aynı tevilciler, yani kıyamet alametlerini tevil edenler; recmi, şefaati, kabir azabını ve affa, şefaate uğramayan müminlerin, günahları kadar yandıktan sonra Cehennemden çıkıp Cennete gireceği gibi birçok hususu inkâr ediyorlar.
İmam-ı a’zam hazretleri de buyuruyor ki:
Yecüc ve Mecüc’ün ortaya çıkması, güneşin batıdan doğması, Hazret-i İsa’nın gökten inmesi, Deccal’ın ve diğer kıyamet alametlerinin hepsinin, aynen hadis-i şerifte bildirildiği gibi, [tevilsiz olarak] zamanı gelince gerçekleşeceğine inanırız. (Fıkh-ı ekber)
Hiçbir Ehl-i sünnet âlimi de bunları tevil etmemiş, müteşabih olduğunu söylememiştir. Hâşâ Resulullah, bilmece gibi mi söz söylüyor? Böyle tevil etmek, çocukların oyunda (Elma dersem çık, armut dersem çıkma) demelerine benzer. (Ben hayvan dersem sen telefon anla, insan dersem ateistliği anla) demek, dini, değiştirmek suretiyle yıkmak olur.
İmam-ı a’zam hazretlerinin bildirdiği gibi, kıyametin bütün alametlerinin, hadis-i şeriflerde bildirildiği şekilde, aynen meydana geleceğini kabul etmeli ve tevil eden inkârcılardan olmamalıdır.
|
|
|
Kıyamet alametlerinden Dabbet-ül-arz |
|
Yazar: RasitTunca - 06-24-2018, 01:06 PM - Forum: Kıyamet ve Alametleri Hakkında
- Yorum Yok
|
 |
Kıyamet alametlerinden Dabbet-ül-arz
Sual: Âyet ve hadisle, kıyametten önce çıkacağı bildirilen Dabbe-tül-arz isimli hayvan için, (Dabbet-ül-arz konuşacağına göre, telefon, radyo veya TV olabilir. Hem Dabbe kelimesinin bir anlamı da debelenen demektir. Cep telefonlarındaki titreşim özelliği de buna benziyor) diyenler çıkıyor. Daha önce de, (Dabbe, hayvan değil, AIDS hastalığıdır) diyenler çıkmıştı. Yarın neler çıkaracakları belli değil. Mehdi’nin ortaya çıktığını da, meleklerin değil, telefonların, radyoların veya TV’lerin haber vereceğini söyleyenler oluyor. Böyle diyenlere göre, Dabbe hakkında Peygamber efendimizin bildirdiklerini eğip bükerek, başka mânâ vermek gerekirmiş, yoksa bu alametler, akla ve bilime aykırı olurmuş. Böyle büyük bir hayvanın yaratılması, 30 metrelik bir hayvanın insanları mümin veya kâfir diye damgalaması mümkün değilmiş. Allahü teâlâ böyle bir hayvanı yaratmaktan niye âciz olsun ki? Böyle denmekle Allahü teâlânın kudretine karşı gelinmiyor mu? Mucize ve keramet, elbette akla zıt olur. Bunlar nasıl inkâr edilir ki?
CEVAP
Hazret-i İsa, peygamber olduğunu bildirince, Yahudiler, mucize göstermesini istediler. (Şu hastayı iyileştir bakalım) dediler. O da mübarek elini sürünce hasta iyileşti. (Şu körün gözünü aç) dediler. O da mübarek elini sürünce, gözleri açıldı. Baktılar, dedikleri oluyor. Daha zor ve imkânsız bir şey istediler. (Şu ölüleri dirilt) dediler. Hazret-i İsa dua edince, o ölüler de dirildi. Çok daha zor bir şey aradılar. (Çamurdan bir kuş yap, memeli ve dişleri olsun, hayz görsün, yavru doğursun) dediler. Onlara göre böyle bir kuşun olması mümkün değildi. Hazret-i İsa, çamurdan yaptığı şekle üfürünce, bildirdikleri vasıfta bir hayvan [yarasa] meydana geldi. (Al-i İmran 49)
Görüldüğü gibi, inanmayacak olan, ölüleri dirilttiği halde yine inanmıyor. Demek ki, harikulade olaylar imtihana aykırı değildir.
Topraktan ilk insanı, çamurdan yarasayı yaratan Allahü teâlâ, Dabbe denilen hayvanı yaratmaktan aciz midir? Böyle bir hayvan olamaz demek, Allahü teâlâ böyle bir hayvan yaratamaz demektir. Kur’an-ı kerimde Allahü teâlâ, Dabbe [hayvan] diyor, hastalık veya alet demiyor. Açıkça, konuşan hayvan diyor. İşte o âyet-i kerimenin meali:
(O söz başlarına geldiği [kıyamet yaklaştığı] zaman, onlara yerden bir Dabbe [hayvan] çıkarırız. Bu Dabbe, onlara, insanların âyetlerimize kesin olarak iman etmediklerini söyler.) [Neml 82]
Âyet-i kerimeyle bildirilen Dabbe’yi peygamber efendimiz nasıl tarif etmiştir?
Feraid-ül fevaid, Muhtasar-ı Tezkire-i Kurtubi, Megarib-üz-zaman ve El kavl-ül muhtasar fi alamat-il Mehdi-yi muntazar kitaplarındaki hadis-i şeriflerden birkaçı şöyle:
(Dabbet-ül-arzın deve ayağı gibi dört ayağı ve kuş gibi kanatları vardır. Başı öküz başına, kulağı fil kulağına, kuyruğu ise koç kuyruğuna benzer.)
(İnsanlar, bu hayvandan kaçarlar. Kimi ondan korkarak namaza durur. Hayvan bunun yanına gelir, “Ey kişi, şimdi mi namaz kılıyorsun” diyerek yüzünü damgalar. Böylece müminler, kâfirlerden ayırt edilerek tanınır.) [İnsanlar telefondan kaçıp, namaza mı duracaklar?]
(Dabbet-ül-arz, Musa’nın asası ile mümine dokunur, alnına Cennetlik yazılır, yüzü nurlanır. Kâfire, Süleyman’ın mührünü vurur, Cehennemlik yazılır, yüzü simsiyah olur.) [Tirmizi]
İmam-ı Kurtubi hazretleri buyuruyor ki:
Dabbe eğer sıradan bir şey veya insan olsaydı, onda olağanüstülük söz konusu olmazdı ve hadis-i şeriflerde sözü edilen alametler kendisinde bulunmazdı. Kâfirlerle mücadele edecek bir insan olsaydı, ona âlim denilmeyip, hayvan denilir miydi? Bu, akıl sahiplerinin yolu değildir. Dabbe bir hayvandır. (Camiu-li-Ahkâm)
Bu hayvanın, deve gibi olacak olan ayakları ve kanatları için bir tevil bulamamışlar. İleride belki, telefonun, radyonun veya TV’nin üstüne konduğu masanın dört ayağını söyleyebilirler. Kanatları için de bir şey uydururlar. Telefondaki, radyodaki ve TV’deki sesler ve görüntüler, bir şehirden başka şehre uçup gittiği için, işte kanat budur diyebilirler. Cennet ve Cehennemi bile, bu dünyadadır diye tevil edenler çıkmıştır. O zaman tevil edilmeyen ne kalır ki?
Hadis-i şeriflerde, hayvanın ayaklarına, kulaklarına, kanatlarına, kuyruğuna ve başına varıncaya kadar tarif ediliyor. Allahü teâlâ ve Resulü hayvan derken, Ehl-i sünnet âlimleri de tevil etmeden, (İnsan veya başka bir şey değil, hayvandır) diye açıklarken, hayvan değil, AIDS, telefon, radyo veya TV’dir denebilir mi? Peygamber efendimiz, (Ben hayvan dersem, siz radyo gibi farklı bir şey anlayın) diyormuş gibi, çirkin bir şey nasıl iddia edilir? O zaman ortada din diye bir şey kalmaz. Hâşâ Allahü teâlâ ve Resulü, insanlar anlamasın diye, şifreli şekilde, bilmece gibi mi konuşuyor? Açıkça Dabbe diyor, hayvan diyor. Bu hayvan değil demek, âyetleri, tevil yoluyla inkâr etmek demektir. Bu Bâtınîliktir, yani (Kur’anın Bâtıni manası var) diyerek gerçek manasını inkâr etmektir. Mealci mezhepsizler de, (Salât dua demektir, namaz dinimizde yoktur, dua vardır. Cami diye bir şey de yoktur. Kalb camiinde Allah’a yalvarmak gerekir) diyorlar. Böylece namazı, camileri inkâr ediyorlar. Günümüzün Bâtınîleri de, Dabbe hayvan değil, başka şey diyerek Bâtıniliğe özeniyorlar.
Allahü teâlâ Dabbet-ül-arzı yerden, topraktan çıkaracağını bildirdiği gibi, insanı da topraktan yarattığını bildirmiştir. Yani, (Allah insanı sudan, Dabbe’yi ise topraktan yarattı) da denemez. Bu âyet-i kerimelerde, insanın da topraktan yaratıldığı bildiriliyor:
(Allah nezdinde İsa’nın durumu, Âdem’in durumu gibidir. Allah onu topraktan yarattı. Sonra ona ol dedi ve oluverdi.) [Al-i İmran 59]
(Sizi topraktan yaratması, Onun [varlığının] delillerindendir.) [Rum 20]
(O sizi yerden [topraktan] yarattı. Ve sizi o yerde yaşattı.) [Hud 61]
(Sizi yerden [toprakta] yarattık; yine sizi o yere [toprağa] döndüreceğiz.) [Taha 55]
Kütüb-ü sitte’de, Abdullah ibni Büreyde’nin rivayet ettiği hadis-i şerifte, Peygamber efendimiz, Dabbet-ül-arzın çıkacağı yeri göstermiştir. Abdullah ibni Büreyde, (Mekke’ye yakın olup etrafı kum olan bir yerde, Resulullah efendimiz, “Dabbet-ül-arz buradan çıkacak” buyurdu. İşaret edilen yerin eni ve boyu birer karıştı) buyurdu. (Telefonun, radyonun veya TV’nin genişliği bir karıştır) da denemez. Hadis-i şerifte, Dabbe’nin değil, çıkacağı yerin bir karış olduğu bildiriliyor. Bir karışlık yer yarılarak, oradan daha büyük bir hayvan da çıkabilir.
Dabbet-ül-arzın çıktığını söyleyen kimse, nasıl olur da, Güneş’in Batıdan doğmasına 80–90 sene var diyebilir? Hâlbuki Peygamber efendimiz, bunların peş peşe çıkacaklarını bildiriyor. Bir hadis-i şerif meali:
(Kıyamet alametlerinin ilki, güneşin battığı yerden doğması ve kuşluk vaktinde insanlara Dabbet-ül-arzın çıkmasıdır. Bunlardan hangisi önce çıkarsa, diğeri de onun hemen peşindedir.) [Müslim, Ebu Davud]
(Bu kadar büyük hayvan olamaz) demek, kıyametin büyük alametlerini inkâr etmek olur. Zaten kıyametin büyük alametlerinin hepsi olağanüstü olaylardır. İnanmayanların kabul etmesi mümkün değildir.
Enam suresinin, (Rabbinin bazı âyetleri [alametleri] geldiği gün, daha önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış kimseye, o günkü imanı fayda vermez) mealindeki 158. âyetini açıklayan Peygamber efendimiz buyurdu ki:
(Şu üç şey ortaya çıkınca, iman etmemiş veya imanından hayır görmemiş olana, imanı fayda vermez: Güneşin batıdan doğması, Deccal ve Dabbet-ül-arz.) [Müslim, Tirmizi, Beyheki]
Kıyametin büyük alametleri çıkmış olsaydı, artık imanın fayda vermemesi gerekirdi. O zaman bu tevilciler, niye ateistleri Allah’a inandırmaya çalışıyorlar ki? Bu hususta İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:
Dabbet-ül-arz denilen hayvan çıkacak, gökleri bir duman kaplayıp, bütün insanlara gelip, canlarını yakacak, herkes bunun acısından dua edip, (Ya Rabbi! Bu azabı üzerimizden kaldır. Sana iman ediyoruz) diyecektir. (2/67)
Görüldüğü gibi, Dabbet-ül-arz çıkınca herkes iman edecek, ama artık büyük alametler çıkmış olduğu için iman kabul edilmeyecektir.
Sual: Kıyametin büyük alametlerinden olan Dabbet-ül-arz için AIDS hastalığı diyenler de olmuştu. Şimdi de, “bilgisayar ve internettir” diyenler çıktı. Yarın ışınlama çıksa, ona da mı Dabbet-ül-arz diyecekler? Bunlar yanlış değil mi?
CEVAP
Elbette yanlış, hem de çok büyük yanlıştır. Pek açık olan âyet ve hadisleri inkâr etmek, büyük veballi bir iştir.
Dabbet-ül-arz, kıyametin kopmasına yakın çıkacak olan bir hayvandır. Kur’an-ı kerimde hayvan olduğu söyleniyor. Hayvan için bilgisayar diyene, zırva tevil götürmez denir. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
(O söz başlarına geldiği [kıyamet yaklaştığı] zaman, onlara yerden bir Dabbe [hayvan] çıkarırız. Bu Dabbe, onlara, insanların âyetlerimize kesin olarak iman etmediklerini söyler.) [Neml 82]
Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Şu üç şey ortaya çıkınca, iman etmemiş veya imanından hayır kazanmamış olana, imanı fayda vermez: Güneşin batıdan doğması, Deccal ve Dabbet-ül-arz.) [Tirmizi]
Bu kadar açık hükümleri tevil edebilmek için, ya deli veya bid’atçi olmak gerekir. Normal insan, hayvana bilgisayar diyemez.
Dabbet-ül-arz gelince artık iman fayda vermez deniyor; çünkü bu, kıyametin büyük ve açık alametlerindendir. Onu görünce, artık kimse inkâr edemeyecektir. Eğer iddia edildiği gibi, AIDS, bilgisayar veya internet olsaydı, bunlar çıkınca imanın fayda vermemesi gerekirdi. Dabbet-ül-arz çıkınca iman etmek artık fayda vermeyeceğine göre, Dabbe bilgisayardır diyenler, niye hâlâ imansızların iman etmesi için uğraşıyorlar ki?
|
|
|
Kıyamet alametleri ve imtihan için gelmek |
|
Yazar: RasitTunca - 06-24-2018, 01:02 PM - Forum: Kıyamet ve Alametleri Hakkında
- Yorum Yok
|
 |
Kıyamet alametleri ve imtihan için gelmek
Sual: Bazıları, (Bizler bu dünyaya imtihan edilmek içi gönderilmişiz. Bu imtihanı bozacak derecede açık deliller gelemez. Mesela güneş batıdan doğmaz. İslamiyet’in batıdan yayılacağı diye tevil gerekir. Dabbet-ül-arz ise hadislerde bildirildiği gibi insanların alnına mühür vuran bir hayvan değil, AIDS hastalığının virüsü olarak tevil gerekir. Mehdi’nin geldiğini herkes bilemez. Davul zurna ile gelecek değil. İsa’nın ve Mehdi’nin gelmesi gibi kıyamet alametleri ile ilgili bütün hadislerin senetleri sahih olsa da, Kur’anın ruhuna aykırıdır. Bütün hadisleri Kur’anın ruhuna uydurarak tevil etmek gerekir) diyorlar. Hem hadislerin senetleri sahih olsa da itibar edilmez derken, bir yandan da onları tevil etmek gerekir deniyor. Bu bir çelişki değil mi?
CEVAP
(Senedi sahih olsa da itibar edilmez) demek, bu sözü Allah Resulü söylemiştir ama yanlış söylemiştir demektir. Senedi sahih olan meşhur hadis-i şeriflere inanmamak küfre kadar götürür. İkincisi, hadis âlimleri, hadislerin hâşâ Kur’ana aykırı olduğunu, imtihan için gönderildiğimizi bilememişler de, şimdiki türediler mi biliyor?
Hadis-i şeriflerle bildirilen kıyamet alametleri niye imtihanı bozsun ki? Bir harikulade olay olunca veya bir keramet görülünce, yahut mucizeler meydana çıkınca imtihan bozulur mu? Din kitaplarında bildiriliyor ki, Peygamber efendimizin bin kadar mucizesi görülmüştür. Buna rağmen Ebu Cehiller, Ebu Lehebler ve bir çok müşrik iman etmemiştir. Demek ki mucize ve keramet gibi olaylar imtihanı bozmuyor. Üstelik, bunlar olunca iman edin denmiyor ki, aksine imtihan müddetinin bittiğini, bundan sonra yazmanın kabul edilmeyeceği bildiriliyor.
Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Rabbinin bazı âyetleri [alametleri] geldiği gün, önce iman etmemiş veya imanında hayır kazanmamış olana, [o günkü] imanı fayda vermez.) [Enam 158]
Âyet-i kerimede bildirilen alametlerden üçünü Peygamber efendimiz şöyle açıklıyor:
(Güneş batıdan doğmadıkça, Kıyamet kopmaz. O zaman herkes iman ederse de imanı fayda vermez.) [Buhari, Müslim]
(Şu üç şey ortaya çıkınca, iman etmemiş veya imanından hayır kazanmamış olana, imanı fayda vermez: Güneşin batıdan doğması, Deccal ve Dabbet-ül-arz.) [Tirmizi]
Avrupa Müslüman olunca, iman fayda vermez mi?
Güneşin batıdan doğması aklen de, ilmen de mümkündür. Tevile ihtiyaç yoktur. Allahü teâlâ, dünyayı şimdiki yörüngesinden çıkarır. Başka yörüngeye girer. Dönüşü değişince, güneş batıdan doğmuş olarak görülür.
Peygamber efendimiz, o hadis-i şerifi Arabistan’da söylemiştir. Arabistan’a göre, Batı, Avrupa değildir, Afrika’dır. Afrika Müslüman olacak dense, biraz daha az yanlış olur. Türkiye’ye göre Avrupa Batı’dadır. Asya’ya göre de Türkiye Batı’dadır. Her ülkenin batısında başka bir ülke vardır. Batı’nın Müslüman olması demek, bütün dünyanın Müslüman olması demektir. Batıda olmayan tek ülke yoktur. Çünkü dünya yuvarlaktır. Bu tevilin ne kadar mantıksız ve saçma olduğu meydandadır.
(Güneş Batı’dan doğunca tevbe kapısı kapanır, iman edenin imanı fayda vermez) hadis-i şerifi, yukarıdaki saçma tevile göre, Afrika veya Avrupa, yahut bütün dünya Müslüman olunca, tevbe kapısı niye kapansın ki? Tevbe kapısı kapalı, iman edene imanı fayda vermiyor, bunlar nasıl Müslüman olacak ki? Öyle ya ötekine tevil bulan buna da bir kulp takabilir. Peygamber efendimizin hadisleri bulmaca bilmece gibi değildir. Müteşabih olanlar hariç, hepsi anlatıldığı gibidir, (Ben elma dersem, sen muz anla, ben koca karı dersem sen kız anla) cinsinden değildir. Hâşâ Resulullah, niye böyle söylesin ki? Bunun gibi, (Salat, duadır, namaz diye bir şey yok) diyenler çıkmıştır. Tevil ederek dini bozmak veya yıkmak mı istiyorlar?
AIDS hastalığına da, Kur'an-ı kerimde bildirilen hayvan olduğunu söylemek yanlıştır. İlgili âyet-i kerime meali şöyle:
(O söz başlarına geldiği zaman, [Kıyamet alametleri zuhur edince], onlara yerden bir hayvan çıkarırız, bu hayvan, onlara, insanların âyetlerimize kesin bir iman etmemiş olduklarını söyler.) [Neml 82, Tefsir-i Kurtubi]
Dabbet-ül-arz hakkında birçok hadis-i şerif vardır. (Feraid-ül fevaid), (Muhtasar-ı Tezkire-i Kurtubi), (Megaribüz zaman) ve (El kavlül muhtasar fi alamatil Mehdil muntazar) isimli kitaplardaki hadis-i şeriflerden birkaçı şöyle:
(Dabbet-ül arzın deve ayağı gibi dört ayağı ve kuş gibi kanatları vardır. Başı öküz başına, kulağı fil kulağına, kuyruğu ise, koç kuyruğuna benzer.)
(Dabbet-ül arz, asa-i Musa ile mümine dokunur, alnına “Cennetlik” yazılır, yüzü nurlanır. Kâfire, mührü Süleymanı vurur, “Cehennemlik” yazılır, yüzü simsiyah olur.)
(İnsanlar, bu hayvandan kaçarlar. Kimi ondan korkarak namaza durur. Hayvan bunun yanına gelir, “Ey kişi şimdi mi namaz kılıyorsun” diyerek yüzünü damgalar. Böylece müminler kâfirlerden ayırt edilerek tanınır.)
Hazret-i Mehdi davul zurna ile gelmeyecek ama, gökten bir melek bunu haber verecek ve bütün dünya duyacaktır. İki hadis-i şerif meali:
(Mehdi’nin başı hizasında bir bulut olacak, buluttan bir melek, “Bu Mehdidir, sözünü dinleyin” diyecektir.) [Ebu Nuaym]
(Ehl-i beytimden bir zat yeryüzüne hakim olmadıkça kıyamet kopmaz. Onun alnı açıktır, kemer burunludur. Yeryüzü zulümle dolu iken, o, dünyayı adaletle doldurur. İdaresi yedi yıl sürer.) [Müslim] (Mehdiyim diyenler geldi de hangisi dünyayı adaletle doldurdu?)
İmam-ı a’zam hazretleri buyuruyor ki:
Yecüc ve Mecüc'ün ortaya çıkması, güneşin batıdan doğması, Hazret-i İsa'nın gökten inmesi, Deccal’ın ve diğer kıyamet alametlerinin hepsi aynen hadis-i şerifte bildirildiği gibi, [tevilsiz olarak] zamanı gelince gerçekleşeceğine inanırız. (Fıkhı ekber)
Kıyamet alametlerini tevil etmek, imam-ı a’zamın sözüne aykırıdır. Hiçbir İslam âlimi kıyamet alametlerini tevil etmemiştir. Buna rağmen tevil etmeye çalışmak, biz bunlara inanmıyoruz, ama bunu da açıkça diyemiyoruz, demenin başka şekli değil midir?
|
|
|
Kıyametin küçük ve büyük alametleri |
|
Yazar: RasitTunca - 06-24-2018, 12:58 PM - Forum: Kıyamet ve Alametleri Hakkında
- Yorum Yok
|
 |
Kıyametin küçük ve büyük alametleri
Bu yazıyı sesli olarak dinleyebilirsiniz
Ses dosyasını dinlemek için Flash Player gereklidir.
Ses dosyasını indirmek için tıklayın.
Sual: Kıyametin kesin olarak ne zaman kopacağı belli değil midir?
CEVAP
Kıyametin ne zaman kopacağı bildirilmedi, (Onu ancak Allah bilir) buyuruldu. (Araf 187, Ahzab 63)
Kıyametin kopmasına yakın önce küçük alametler çıkacaktır. Sonra da büyük alametler çıkacaktır.
Kıyametin küçük alametleri ile ilgili hadis-i şeriflerden bazıları şunlardır:
(İnsanlar camilerle ve camilerin süsüyle övünmedikçe kıyamet kopmaz.) [İbni Mace]
(Erkek erkekle, kadın kadınla yetinmedikçe, kıyamet kopmaz.) [Hatib]
(Fitneler artmadıkça, kıyamet kopmaz.) [Buhari]
(İnsanlarda cimrilik artar ve kıyamet kötülerden başkası üzerine kopmaz.) [İ.Neccar]
(Ahlaksızlık ve fuhuş açık olmadan komşular kötüleşmeden hainler emin, eminler hain sayılmadan, akrabalık arasında soğukluk olmadan kıyamet kopmaz.) [İ. Ahmed]
(Yemin ederim ki, cimrilik, fuhuş meydana çıkmadıkça, emine hıyanet edilip, haine güvenilmedikçe, iyiler helak olup kötüler kalmadıkça kıyamet kopmaz.) [Hakim]
(Yağmurların bereketi kaldıkça kıyamet kopmaz.) [Ebu Ya’la]
(Yer yüzünde Allah diyen Müslüman kaldıkça kıyamet kopmaz.) [Müslim]
(Zamanda yakınlık olmadıkça, bir yıl bir ay gibi, bir ay bir hafta gibi, bir hafta bir gün, bir gün bir saat gibi kısa gelmedikçe kıyamet kopmaz.) [Tirmizi]
(İlim kalkmadıkça, depremler, katliamlar çoğalmadıkça kıyamet kopmaz.) [Buhari]
(Mal çoğalıp artmadıkça kıyamet kopmaz. Öyle ki, zekat verilecek kimse bulunmaz. Birine zekat teklif edilince, “Benim buna ihtiyacım yok” der.) [Buhari]
(İki büyük taife, davaları bir olduğu halde, çarpışmadıkça, kendilerine Allah’ın resulüyüm [peygamberim] diyen yalancılar çıkmadıkça kıyamet kopmaz.) [Buhari]
(Müslümanlar Yahudilerle savaşmadıkça, taşlar bile, “Ey Müslüman şu arkamda gizlenen Yahudi’yi öldür” diye haber vermedikçe kıyamet kopmaz.) [Buhari]
(Yetmiş tane resulüm diyen yalancı çıkmadıkça kıyamet kopmaz.) [Taberani]
(Erkekler azalacak, kadınlar çoğalacak.) [Buhari]
(Bir erkek çocuk bir kadın gibi kıskanılmadıkça kıyamet kopmaz.) [Deylemi]
(Livata mubah sayılmadıkça, gökten taş yağmadıkça kıyamet kopmaz.) [Deylemi]
(Çocuklar öfkeli olmadıkça, büyüğe saygısızlık yapılmadıkça kıyamet kopmaz.) [Harâiti]
(Kıyamet kopmadan yüz yıl öncesinde yeryüzünde Allah’a ibadet eden kalmaz.) [Hakim]
(“Keşke şu kabirdeki ben olsaydım” denmedikçe kıyamet kopmaz.) [Müslim]
(Deprem, fitne, katillik artmadıkça, kıyamet kopmaz.) [Buhari]
(Kardeşler farklı dinden olmadıkça kıyamet kopmaz.) [Deylemi]
(Kötüler dünyaya hakim olmadıkça kıyamet kopmaz.) [Tirmizi]
(Kıyamet ancak kötü insanların başına kopar.) [Müslim, İbni Mace]
(Kur’an-ı kerim kalkmadıkça kıyamet kopmaz.) [Ebu Nuaym]
Kıyamet yaklaştığı zaman şunların da olacağı bildirilmiştir:
(İnsanlar temizlikte fazla titiz olacak, vesvese edip dinde haddi aşacaklar.) [Ebu Davud]
(Çeşitli isimler altında şaraplar çıkacak, helal sayılacak.) [İ. Ahmed]
(Ortalık bozulacak, dine uymak avuçta ateş tutmak gibi zor olacak.) [Hakim]
(Köpek beslemek, evlat yetiştirmekten daha cazip olacak.) [Hakim]
(Kötü kadınlar, çoğalıp, fuhuş bir toplum içinde yayılırsa, halk, daha önce görülmemiş [frengi, aids gibi] bulaşıcı hastalıklara maruz kalacak. Ölçüde, tartıda hile yapılacak ve geçim darlığı baş gösterecek.) [Beyheki]
(Çalgı her yere yayılacak, güvenlik güçleri çoğalacak.) [Beyheki]
(İşler, ehli olmayana verilecek.) [Buhari]
(Bu dinin başlangıcı gibi, sonu da garip olacak!) [Tirmizi]
(Kur'an [Radyo, TV gibi] çalgı aletlerinden okunacak.) [Tergib-üs-salât]
(Sadece tanıdıklara selam verilecek ve yazarlar çoğalacak.) [Hakim]
(Zengine malı için tazim edilecek, fuhuş yayılacak, piçler çoğalacak. Büyüğe hürmet, küçüğe de merhamet edilmeyecek. Kurtlar, kuzu postuna bürünecek.) [Hakim]
(Tehiyyet-ül-mescid namazı kılınmaz olur.) [Taberani]
(İlim kalkar, cehalet, anarşi ve ölüm çoğalır.) [İbni Mace]
(Ulema, halkın istediği yönde fetva verip, helale haram, harama helal derler; Kur'anı ticarete, menfaate alet ederler.) [Deylemi]
(İnsanlar, yalnız malın, paranın gelmesini düşünecekler, helalini, haramını düşünmeyecekler.) [R.Nasıhin]
(Bir camide binden fazla kişi namaz kılacak, fakat, içlerinde bir tane mümin bulunmayacak.) [Deylemi]
(İzinsiz ticaret yapılmaz.) [Müslim]
(Vahşi hayvanlar, insanlarla konuşmadıkça kıyamet kopmaz.) [Tirmizi]
(Kıyamet alametleri bir ipteki boncukların peş peşe kopması gibi birbirini takip eder.) [İ.Ahmed, Taberani]
(Kıyamet Cuma günü kopacaktır.) [Buhari]
Hadis-i şerifle bildirilen kıyametin diğer alametlerinden bazıları da şöyledir:
1- Emanete riayet kalkar.
2- Veled-i zina çoğalır.
3- İçki çok içilir.
4- Zekat verilmez.
5- Hanıma uyup, anneye isyan edilir.
6- Erkekler ipek giyer.
7- Zararından korunmak için insanlara mudara edilir.
8- Gençler fasık olur.
9- Daha önce yaşamış âlimler cahillikle suçlanır.
10- Tefecilik, faiz aşikâre olur.
11- Bilgin veya âlim denilenlerde, zerre kadar iman olmaz.
12- İslam’a uymak ayıp sayılır.
13- Herkese iyilik eden Müslüman ahmak sayılır.
14- İslam’a uymak, ateşi elde tutmak gibi zor olur.
15- Mescitlerde, toplantılarda fasıkların sesi yükselir.
16- Cihad terk edilir.
17- Bid'atler yayılır.
18- Günaha teşvik artar.
19- İyiliğe mani olunur.
20- Emr-i bil maruf ve nehy-i anil münker kalkar.
21- Komşuluk kötüleşir.
22- Camilerde Kur'an-ı kerim teganni ile okunur.
23- Aşağı kimseler söz sahibi olur.
24- Zararından korunmak için insanlara ikram olunur.
25- Çalgı aletleri çoğalır. Her yerde çalgı çalınır.
26- Anarşi çoğalır.
27- Adam öldürmek çoğalır.
28- Dine uymak, güzel ahlaklı olmak ayıp sayılır.
29- Cansızlar da konuşur.
Kıyametin Büyük Alametleri
Müslim, İbni Mace, Ebu Davud, Nesai, Tirmizi, İ. Ahmed, Taberani, İbni Cerir ve İbni Hibban’daki hadis-i şerifte, şu on alametin çıkacağı bildirilmiştir:
1- Hazret-i Mehdi gelecek
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kıyamet kopmadan önce, Allahü teâlâ, benim evladımdan birini yaratır ki, ismi benim ismim gibi, babasının ismi, benim babamın ismi gibi olur. Ondan önce dünya zulümle dolu iken, onun zamanında adaletle dolar.) [Tirmizi]
(Mehdi’nin başı hizasında bir bulut olacak, buluttan bir melek, “Bu Mehdidir, sözünü dinleyin” diyecektir.) [Ebu Nuaym]
2- Deccal gelecek
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Deccal çıkar, tanrı olduğunu söyler. Onun tanrılığına inanan kâfir olur.) [İ.E.Şeybe]
3- Hazret-i İsa gökten inecek:
Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Allah’ın Resulü Meryem oğlu İsa’yı öldürdük dedikleri için Yahudileri lanetledik. Onlar İsa’yı öldürmediler, asmadılar da. Öldürülen, kendilerine İsa gibi gösterildi.) [Nisa 157]
Hazret-i İsa göğe kaldırılmıştır. (Nisa 158)
(Elbette o [Hazret-i İsa’nın Kıyamete yakın gökten inmesi], Kıyametin yaklaştığını gösteren bilgidir. Sakın bunda şüphe etmeyiniz!) [Zuhruf 61, Beydavi]
Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(İsa, âdil bir hakem olarak gökten inecek, haçı kıracak, [Hıristiyanlığı kaldıracak] domuzu öldürecek, [domuz etini yasaklayacak] İslam’dan başka şeyi yasaklayacaktır.) [Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, İbni Ebi Şeybe]
(İsa inince, her yerde sükun, emniyet meydana gelir. Öyle ki aslanla deve, kurtla kuzu serbestçe dolaşır, çocuklar yılanlarla oynar.) [Ebu Davud]
(On alamet çıkmadan kıyamet kopmaz. Biri İsa’nın gökten inmesidir.) [Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, İ. Mace, Nesai, İ.Ahmed, Taberani, İ.Hibban, İ. Cerir]
4- Dabbet-ül-arz çıkacak
Bu husustaki hadis-i şeriflerden birinin meali şöyledir:
(Dabbet-ül arz, Musa’nın asası ile mümine dokunur, alnına Cennetlik yazılır, yüzü nurlanır. Kâfire, Süleyman’ın mührü ile vurur, Cehennemlik yazılır, yüzü simsiyah olur.) [Tirmizi]
Bu hayvandan Kur'an-ı kerimde de bahsedilmektedir. (Neml 82)
5- Yecüc ve Mecüc çıkacak
Kur'an-ı kerimde buyuruluyor ki:
(Yecüc ve Mecüc, set yıkılıp her tepeden akın ederler.) [Enbiya 96]
Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Yecüc ve Mecüc, kıyametin ilk alametlerindendir.) [İbni Cerir]
6- Duman çıkacak
Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Gökten bir duman çıkacağı günü gözetle!) [Duhan 10]
Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:
(Dumanın tesiri mümine nezle gibi gelir, kâfire ise çok şiddetlidir.) [Ebu Davud]
7- Güneş batıdan doğacak
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Güneş batıdan doğmadıkça kıyamet kopmaz. O zaman herkes iman eder, ama imanı fayda vermez.) [Buhari, Müslim]
Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Rabbinin bazı âyetleri [alametleri] geldiği gün, önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış kimseye, o günkü imanı fayda vermez.) [Enam 158]
Âlimler, bu âyetteki alametlerden birinin de güneşin batıdan doğması olarak bildirmişlerdir. Yukarıdaki hadis-i şerif de zaten bunu açıkça bildiriyor.
8- Ateş çıkacak
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Hicazdan çıkan ateş, Basra’daki develerin boyunlarını aydınlatır.) [Müslim]
9- Yer batması görülecek
Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Doğu, Batı ve Ceziret-ül Arab’da yer batışı görülecek.) [Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, İbni Mace]
10- Kâbe yıkılacak
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Bir Habeşli Kâbe’yi tahrip edecektir. Onu şu anda siyah elleri ile Kâbe’nin taşlarını bir bir söker halde görüyorum.) [Buhari, Müslim]
|
|
|
Kıyamet alametlerinden Hazret-i İsa |
|
Yazar: RasitTunca - 06-24-2018, 12:53 PM - Forum: Kıyamet ve Alametleri Hakkında
- Yorum Yok
|
 |
Kıyamet alametlerinden Hazret-i İsa
Sual: Bir yazar, “İsa ölmüştür, Mehdi ve Deccal hurafedir” diyor. Bu hususta bilgi verir misiniz?
CEVAP
Hazret-i Mehdi ve Deccal hakkında diğer maddelerde bilgi verdik. İsa aleyhisselam hakkında tefsirlere geçmeden önce, Nisa suresindeki iki âyetin mealine bakalım:
(Allah’ın resulü Meryem oğlu İsa’yı öldürdük dedikleri için yahudileri lanetledik. Halbuki onlar İsa’yı öldürmediler, asmadılar da, öldürülen kimse kendilerine İsa gibi gösterildi. Onun hakkında ihtilafa düşenler tam bir kararsızlık içinde; bu konuda zandan başka hiçbir bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler. Bilakis Allah İsa'yı kendi nezdine kaldırmıştır.) [Nisa 157-158]
Allahü teâlâ, bu âyetlerde Hazret-i İsa’nın öldürülmediğini kesin olarak bildiriyor. İleride gelecektir, kendi nezdinden maksat, göğe kaldırılmasıdır. Yoksa Allah mekandan münezzehtir, gökte değildir. Gökleri de O yaratmıştır. Yaratılan şey, yaratana mekan olamaz.
En iyi tefsir elbette Resulullah efendimizinkidir. Bu husustaki hadis-i şeriflerden birkaçı şöyledir:
(On alamet çıkmadan kıyamet kopmaz. Biri İsa’nın gökten inmesidir.) [Müslim, E. Davud, Tirmizi, İ. Mace, Nesai, İ. Ahmed, Taberani, İ. Hibban, İ.Cerir]
(İsa, âdil bir hakem olarak gökten inecek, haçı kıracak, [Hıristiyanlığı kaldıracak] domuzu öldürecek, [domuz etini yasaklayacak] İslam’dan başka şeyi yasaklayacaktır.) [Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, İbni Ebi Şeybe]
(İsa, yere inince evlenecek, bir oğlu olacak, kırk yıl kadar yaşayıp ölecek ve benim yanıma defnedilecektir.) [Tirmizi, Mevahib]
(Benim dinim üzerine İsa gelir, Deccalı öldürür, sonra kıyamet kopar.) [İ. Ahmed]
(İsa gelince Deccalı öldürür.) [Müslim, İ. Ahmed, Taberani, Ruyani, Ziya el makdisi]
(İsa, Deccalı öldürdükten sonra iki kişi arasında düşmanlık kalmaz.) [Müslim]
(Bir ümmet ki başında ben, sonunda İsa gelir. Allah onları hor etmez.) [Hakim, Ebu Nuaym]
(Ne mutlu İsa indikten sonraki hayata...) [E. Nuaym]
(Ahir zamanda İsa indikten sonraki hayat ne güzeldir. Yağmur yağdırması için gökyüzüne, bitki bitirmesi için yeryüzüne izin verilir. Tohumu düz bir taşa ekersen yeşerir. Bir kişi aslanın yanından geçer aslan ona zarar vermez. Yılana basar da, onu sokmaz. İnsanlar arasında menfaat mücadelesi, karşılıklı haset ve kin olmaz.) [Ebu Said-en-Nakkaş]
Öldürülen ona benzetildi
Önce kolay bulunması bakımından Tibyan tefsirine bakalım:
Nisa suresinin 157 ve 158. âyeti tefsir edilirken, Hazret-i İsa’nın öldürülmediği, asılmadığı, öldürülenin ona benzetildiği ve Hazret-i İsa’nın ref edildiği, yani göğe kaldırıldığı bildirilmektedir. (Tibyan c.1, s.365)
Al-i İmran suresinin 55. âyetinin tefsirinde ise şöyle buyuruluyor:
(Hazret-i İsa diri olarak göğe kaldırıldı. Buhari ve Müslim’in rivayet ettiği hadiste, Hazret-i İsa, kıyamete yakın yere inecek, İslamiyet ile hükmedecek, Deccalı, domuzu öldürecek ve haçı kıracaktır. Yeryüzünde 7 sene, başka bir rivayette 40 sene kalacak ve vefat ederek cenaze namazı kılınacaktır. 40 sene dünyada kaldığı ömrü olabilir. Göğe kaldırılmadan önce 33, gökten indikten sonra da 7 sene kalacaktır. Toplamı 40 tır. (Tibyan c.1, s. 233)
Zuhruf suresi 61. âyetinin tefsirinde ise şöyle buyuruluyor:
İsa aleyhisselamın inmesi kıyamet alametidir. (Tibyan c.4, s. 137)
Türkçe meallerin en kıymetlisi kabul edilen Hasan Basri Çantay’ın mealinde, Nisa suresinin 157 ve 158. âyetinde diyor ki:
Hazret-i İsa öldürülmedi, asılmadı, öldürülen ona benzetildi ve Hazret-i İsa göğe kaldırıldı. Bu Celaleyn tefsirinden alınmıştır. (Kur’an-ı hakim ve meal-i kerim c.1, s. 150)
Al-i İmran suresinin 55. âyetinin tefsirinde ise diyor ki:
(O zaman Allah, şöyle demişti: Seni öldürecek olan onlar değil, benim, seni kendime yükseltip kaldıracağım.) Dip notunda ise, (Hazret-i İsa, Nisa suresinin 157 ve 158. âyetine göre, düşmanları tarafından öldürülmemiş, Allah onu ruhu ve cesedi ile birlikte, yükseltip kaldırmıştır.) Buhari ve Müslim’deki, Kıyamete yakın ineceğini bildiren hadis-i şerif nakledilmiş ve “Bu hususta sahih başka haberler de var” denmektedir. (Kur’an-ı hakim ve meal-i kerim c.1, s. 92)
Zuhruf suresi 61. âyetinin tefsirinde ise, Hazret-i İsa’nın inmesinin kıyamet alametlerinden olduğu bildirilmektedir. Dipnotta ise, bu bilgileri Beydavi, Celaleyn ve Medarik’ten aldığı bildirilmektedir. İbni Abbas hazretlerinin, (Hazret-i İsa’nın nüzulü (yere inmesi), kıyamet alametlerindendir) ifadesine de yer verilmiştir. Buhari ve Müslim’deki Hazret-i İsa’nın ineceğini bildiren hadis-i şerif de ilave edilmiştir. (Kur’an-ı hakim ve meal-i kerim c.3, s. 900)
İmam-ı Kurtubi, El-camiu liahkamil Kur’an isimli eserinde diyor ki:
Zuhruf süresi 61. âyetinde O muhakkak kıyamet bilgisidir, alametidir ondan şüphe etmeyin buyuruluyor. İbni Abbas, Mücahid, Dahhak, Elsediy ve Katade yine buyurdu ki: Deccalın da kıyamet alametlerinden olduğu gibi âyet-i kerime Hazret-i İsa’nın çıkışının da kıyamet alametlerinden olduğunu bildirir. Çünkü Allahü teâlâ onu kıyametin kopmasından önce gökten indirecektir. İbni Abbas, Ebu Hüreyre, Katade, Malik bin Dinar ve Dahhak alamet olarak bildirdiler. İbni Mesud dedi ki: Resulullah miraca çıkarken Hazret-i İsa’yı gördü. Hazret-i İsa (Kıyamet alameti Deccalın çıkmasıdır, ben inip onu öldüreceğim) dedi. Deccal çıktığı an Allahü teâlâ İsa’yı gönderir onu koklayan kâfirin nefesi kesilip ölür ve Deccalı öldürür. (Müslim, İbni Mace, Ebu Davud, İ. Ahmed, Taberani, Suyuti, İ. Münavi, Nevevi, Kenzil ummal, Mecmul zevaid)
Bir dönmenin sualleri
Bir dönmenin, internetteki şu suallerine cevap verir misiniz?
Sual: 1- İsa'nın tekrar dünyaya gelmesi, Kur’an ile çelişmiyor mu? Son peygamber olan Muhammed'den sonra İsa gelemez. Eğer gelirse son peygamber İsa olmaz mı? Eğer İsa peygamber olarak gelmeyecek denirse, o zaman da İsa’nın peygamberliği inkâr edilmiş olmaz mı?
CEVAP
Bir Müslüman, İsa veya Muhammed diye konuşmaz. Aleyhisselam der veya en azından hazret kelimesini kullanır. Bu ifadeler dönmemiş olduğunu, yani Müslüman olmadığını göstermez mi? Hazret-i İsa son peygamber olarak değil, son peygamber Muhammed aleyhisselamın dinine hizmet etmek üzere peygamber olarak gelecektir. Bir peygamber, başka peygamberin dinini yayabilir. Mesela Harun aleyhisselam, Musa aleyhisselamın dinini, Yahya aleyhisselam Hazret-i İsa’nın dinini yaymak üzere peygamber olarak gönderilmiştir.
Sual: 2- İsa gelince Kur’anı inkâr etmeyeceğine göre, kendisinin peygamber olduğunu bildiren âyetlere de inanacaktır. Bu durumda Muhammed'in son peygamber oluşunu inkâr etmiş olmaz mı?
CEVAP
Hâşâ Hazret-i İsa, kendisinin peygamber olduğunu niye inkâr edecek ki? (Ben Allah’ın peygamberi İsa’yım, son peygamber Muhammed aleyhisselamın dinine hizmet etmek üzere Allahü teâlâ beni göndermiştir) diyecektir.
Sual: 3- Hadis kitaplarınızın iddia ettiği gibi İsa dünyaya tekrar gelse, kendisinin peygamber olduğuna dair Kur'an âyetlerine inanacak mı?
CEVAP
Hadis kitaplarınız diyorsunuz, hadis kitapları sizin değil mi? Allah’ı kabul eden Resulünün sözlerini kabul etmez mi? Senin gerçekten dönme olmadığın anlaşılmaktadır. Hâşâ Hazret-i İsa, Kur’an âyetlerine niye inanmasın ki? Onları yaymak için gelecektir.
Sual: 4- İsa peygamber dünyaya tekrar gelse, Muhammed, son peygamber unvanını koruyabilir mi?
CEVAP
Daha da kuvvetlenir. Son peygamber Muhammed aleyhisselamın dinini yaymak üzere geldim demesi, İslamiyet’e hizmet etmesi, kendisine, annesine ve yüce Allah’a yapılan iftiralara bizzat cevap vermesi, Kur’an-ı kerimin doğruluğunun teyit edilmesine sebep olur.
Sual: 5- İsa geldiğinde bazı haramları helal edeceğine dair hadislere ne diyorsunuz?
CEVAP
Öyle bir hadis yoktur. İslamiyet’le hükmedecektir. Dinimizdeki dört delilden ikincisi olan hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Allah’a yemin ederim ki, Meryem’in oğlu İsa, âdil bir hakem olarak aranıza inecek, haçı kıracak [Hıristiyanlığı kaldıracak], domuzu öldürecek [domuz etini yasaklayacak], İslam’dan başka şeyi yasak edecektir.) [Buhari]
(İsa inince İslamiyet ile hükmedecektir. O zaman Allahü teâlâ, Müslümanlardan başka herkesi helak edecektir.) [Ebu Davud]
İslâm âlimleri Nebiler gibidir
Sual: Peygamber efendimizden sonra, bir peygamber gelmeyeceğine göre, Hazret-i İsa’nın peygamber olarak gelmesi Kur’ana aykırı değil mi? Eskiden her bin senede yeni bir din ile bir resul gönderiliyormuş. Şimdi aradan bin sene geçse de, Peygamberimizden sonra peygamber gönderilmemesinin hikmeti ne olabilir?
CEVAP
Hazret-i İsa, yeni bir peygamber olarak gelmeyecek, İslamiyet’i kuvvetlendirmek için gelecek. Hazret-i Mehdi de aynı görevle gelecek. Eskiden nebiler geliyor, Resullerin getirdiği dini kuvvetlendiriyordu. Muhammed aleyhisselamdan sonra gelen âlimler bu işi yapıyorlar. Onun için Peygamber efendimiz, (Ümmetimin âlimleri beni İsrail peygamberleri gibidir) buyurdu. (İmâm-ı Yâfiî, İmam-ı Rabbani, Abdülgani Nablusi, Neşr-ül-mehasin)
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
İsa aleyhisselam gökten inerek, ahir zaman Peygamberinin dinine uyunca, Onun hakîkati, kendi makamından yükselerek, Ona uyduğu için, hakîkat-i Muhammedînin makamına gelir. Onun dinini kuvvetlendirir. Bunun için, eski dinlerde, ülülazm Peygamberden sonra bin yıl içinde, yeni bir Peygamber gönderilirdi. Bunlarla, o Peygamberin dini kuvvetlendirilirdi. Onun dininin zamanı bitince, başka bir ülülazm Resul ile yeni bir din gönderilirdi. Muhammed aleyhisselam, Peygamberlerin sonuncusu olduğu için ve Onun dini hiç değiştirilemeyeceği için, Onun ümmetinin âlimleri, nebiler gibi oldu. İslamiyet’i kuvvetlendirmek işi bunlara yaptırıldı. Resulullahın vefatından bin yıl geçtikten sonra, gelecek âlimlerin sayısı az ise de, İslamiyet’i tam kuvvetlendirmeleri için, çok yüksek derecede olacaklardır. Bunlardan başka, ülülazm bir Peygambere de [Hazret-i İsa’ya da], Onun dinini kuvvetlendirme işi verildi. (m.209)
Hazret-i İsa niçin gelecek?
Sual: İsa, kıyamete yakın tekrar gelecek demek, (Peygamberimiz görevini yapamadı, İsa tamamlayacaktır) anlamına gelmez mi?
CEVAP
Böyle bir iddia çok çirkindir. Her peygamber görevini yapmıştır. Musa aleyhisselam, dinini yayarken, kardeşi Harun aleyhisselamın yardımcı olmasını istemişti. Allahü teâlâ da, ona yardımcı olarak, kardeşi Harun aleyhisselamı peygamber olarak göndermişti.
Eshab-ı kiram, dinimizin yayılmasına hizmet ettiği gibi, kıyamete kadar gelecek bütün âlimler de, dinimize hizmet etmeye devam edecektir. Bu hizmet, dinimizin emridir. Hâşâ bu, Peygamber efendimizin, görevini yapamadığını göstermez. Her Müslümanın elinden geldiği kadar bunun için çalışması, birinci vazifesidir. Bu hizmete Hazret-i Mehdi ve Eshab-ı Kehf de katılacaktır. İsa aleyhisselam da, Allahü teâlâdan Peygamber efendimize ümmet olmayı istemiş ve isteği kabul edilmiştir. Kıyamete yakın, peygamberlik vazifesi ile değil, bu ümmetin bir ferdi olarak gelecek ve İslamiyet’in yayılması için çalışacak, Hıristiyanlık dahil, diğer bütün bâtıl dinleri kaldıracaktır. Bir âyet-i kerime meali:
(Elbette o [İsa aleyhisselamın Kıyamete yakın gökten inmesi], Kıyametin yaklaştığını gösteren bilgidir. Sakın bunda şüphe etmeyin! Bana tâbi olun; tek doğru yol budur.) [Zuhruf 61, Beydavi]
Resulullah efendimiz, bu âyet-i kerimeyi açıklayarak buyuruyor ki:
(Allah’a yemin ederim ki, Meryem’in oğlu İsa, âdil bir hakem olarak gökten inecek, haçı kıracak, [Hıristiyanlığı kaldıracak] domuzu öldürecek, [domuz etini yasaklayacak] İslam’dan başka şeyi yasaklayacaktır.) [Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, İ. Ebi Şeybe]
(İsa gökten inmedikçe kıyamet kopmaz.) [Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, İbni Mace, Nesai, İ. Ahmed, Taberani, İ. Hibban, İ. Cerir]
(İsa, âdil bir hakem olarak indiği zaman kin, nefret ve haset kalkacaktır.) [Müslim]
(Nasıl helak olur bu ümmet ki, başında ben, sonunda Meryem oğlu İsa ve ortasında da ehl-i beytimden Mehdi vardır.) [Hakim, İ. Asakir]
(İsa, Mehdi’nin arkasında namaz kılacaktır.) [İbni Hacer-i Mekki]
(Eshab-ı Kehf, Mehdi’nin yardımcıları olacak ve İsa bunun zamanında gökten inecektir. İsa Deccal ile savaşırken, Mehdi, onunla beraber olacaktır.) [İ. Süyuti]
(Deccal çıkınca, İsa gelecek, Deccalı helak edecek, bundan sonra iki kişi arasında düşmanlık olmayacaktır.) [Müslim]
(Benim dinim üzerine İsa gelir, Deccalı öldürür, sonra kıyamet kopar.) [İ. Ahmed]
(İsa, inince İslamiyet ile hükmedecektir. O zaman Allahü teâlâ, Müslümanlardan başka herkesi helak edecektir. Sonra yeryüzünde sükun emniyet meydana gelecektir. O kadar ki, aslan deveyle, kaplan inekle ve kurt kuzuyla serbestçe dolaşacak, çocuklar yılanlarla oynayacaktır. İsa, ölünce cenazesini Müslümanlar kaldıracaktır.) [Ebu Davud]
(İsa, inince evlenecek, bir oğlu olacak, kırk yıl kadar yaşayıp ölecek ve benim yanıma defnedilecektir.) [Tirmizi, Mevahib]
İsa aleyhisselam, (Deccal’ın çıkması Kıyamet alametidir. Ben gökten inip onu öldüreceğim) dedi. (Müslim, İ. Mace, Ebu Davud, İ. Ahmed, Taberani, İ. Süyuti, İ. Münavi, İ. Nevevi, Kenzil ummal, Mecmul zevaid)
Bu hadis-i şeriflerin hiçbirini, hiçbir Müslüman, inkâr etmez.
|
|
|
YE´CÜC VE ME´CÜC´ÜN ÇIKIŞI, VASIFLARI VE HELÂKI |
|
Yazar: RasitTunca - 06-24-2018, 12:48 PM - Forum: Kıyamet ve Alametleri Hakkında
- Yorum Yok
|
 |
YE´CÜC VE ME´CÜC´ÜN ÇIKIŞI, VASIFLARI VE HELÂKI
a. Ye´cüc-Me´cüc´ün, Adem AS´ın sulbünden olduğu
134/2. Ye´cüc ve Me´cüc, Adem AS´ın sulbündendir. Şayet onlar insanlar üzerine gönderilirse insanların yaşayışlarını ifsad ederler. Onlardan hiç kimse geride bin veya daha fazla zürriyet bırakmadıkca ölmez. O Ye´cüc ve Me´cüc´ün arkasından üç ümmet daha olacaktır. Te´vil, Te´ris ve Mensek.
Hz. İbn-i Amr RA
245/9. Allah-u Zülcelâl Hazretleri beni, geceleyin yürüttüğünde (Mi´rac´da) Ye´cüc ve Me´cüc´e baas etti. Ben de onları Allah´ın dinine ve ibadetine davet ettim. Bana icabetten yüz çevirdiler. Bunlar, Âdem AS´ın evlâdından isyan edenler ve iblisin taifesi cehennemdedir.
Hz. İbn-i Abbas RA
b. Hz. Hızır ve İlyas´ın Her Gece Sed Üzerinde Buluşması
97/3. Hızır yerde ve İlyas denizdedir. Onlar her gece Zülkarneyn´in insanlar ile Ye´cüc ve Me´cüc arasında yaptığı set üzerinde birleşirler. Senede bir kere de hac ve umre yaparlar ve zemzem içerler. O zemzem, bunlara bir sene yeter.
Hz. Enes RA
322/3. Bugün Ye´cüc ve Me´cüc´ün seddinden şunun kadar açıldı. (Peygamberimiz SAS eliyle dokuz işareti yaptılar.)
Hz. Ebû Hureyre RA
c. Kendileri ile Harb Yapılacak Bazı Kavimler
477/2. Acemlerden Kirman ve Huz ile mukatele etmedikce kıyamet kopmaz. Onların burunları yassı, küçük gözlü, kalkan gibi kırmızı meşin suratlıdırlar. Ve keçe ayakkabıları vardır.
Hz. Ebû Hureyre RA
477/2. Kıyamet kopmaz, siz Türklerle mukatele etmedikçe. Onlar küçük gözlü, basık burunlu, kırmızı meşin suratlı, aynı zamanda keçe ayakkabılıdır.
Öyle zaman gelir ki, sizden biri ehli ve malı da dahil, her ne pahasına olursa olsun beni görmek ister.
Hz. Ebû Hureyre RA
(Burada Türklerden maksad, Moğollar ve Çinlilerdir)
d. Ye´cüc ve Me´cüc´ün Vasıfları
477/7. Sığırların dilleri ile yemeleri gibi, dilleri ile yiyen bir kavim çıkmadıkca kıyamet kopmaz.
160/9. Kıyametin ilk alâmetleri: Deccal, İsâ AS´ın inmesi, Aden toprağından bir ateşin çıkıp halkı mahşere (Şam´a) sürmesi, öyle ki onlar kaylule (öğle uykusu) yaptığı zaman o ateş bekler. (Onlar yürüyünce o da yürür) Ve bir de Duhan, Dabbe ve Ye´cüc ve Me´cüc´ün zuhurudur.
Denildi ki:
"--Yâ Rasûlallah, Ye´cüc ve Me´cüc nedir
Buyurdu ki:
"--Ye´cüc ve Me´cüc bir takım ümmetlerdir ki, her biri dörtyüzbinliktir. Onlardan her bir kişi etrafında, kendi sulbünden gelme bin tane göz görmedikçe ölmez. Bunlar Adem evlâdıdır. Ve dünyanın harab olmasına çalışırlar. Geldiklerinde Fırat ve Dicle´den içerler. Taberiye gölünü kuruturlar. Beytül-Makdis´e vardıklarında ise şöyle derler:
´--Dünya halkını tamanen öldürdük. Şimdi de göktekilerini öldürelim!´
Ve oklarını göğe doğru atarlar da o oklar kana bulaşmış olarak geri dönerler. Bunun üzerine:
´-Semadakileri de öldürdük.´ derler.
O sırada İsâ AS ve Müslümanlar Turi-Sina dağında bulunurlar. Allah, İsâ AS´a şöyle vahyeder:
´--Kullarımı Tur Dağı ve Eyle etrafında muhafaza et!´
Sonra İsâ AS ellerini semaya kaldırıp dua eder. Mü´minler de âmin derler. Bunun üzerine Allah, Ye´cüc ve Me´cüc´ün üzerine "hegaf" denen ve insanların burnundan giren kurtcukları gönderir. Bu kurtcuklar onları Şam´dan Şark´a kadar sarar. Böylece Ye´cüc ile Me´cüc´ün hepsi ölürler. Öyle ki, onların cifelerinden arz kokar.
O zaman Allah, göğe emreder, ve gökten kırbadan boşanırcasına yağmur yağar, onların cife ve kokularından arzı yıkar. İşte ondan sonra güneşin garbden doğma vakti gelir.
Hz. Huzeyfetül-Yemânî RA
e. Ye´cüc ve Me´cüc Hadisesinde Toplanma Merkezinin T�r-u Sînâ Olacağı
351/8. İnsanlar için üç temerküz noktası vardır: Antakya Amik´inde olan Melhame-i Kübra´da toplama merkezi Şam olur. Deccal vak´asında merkezleri Kudüs; Ye´cüc ve Me´cüc hadisesinde T�r-u Sînâ...
Hz. Hüseyin RA
304/7. Müslümanlar Ye´cüc ve Me´cüc´ün ok ve kalkanlarından kalanı yedi sene yakacaklardır.
Hz. Nüvvaz İbni Sin´an RA
510/2. Müslümanlar onların silahlarının kılıflarını, yaylarını, kalkanlarını, oklarını yedi sene yakacaklar.
Hz. Nervas RA
f. Ye´cüc ve Me´cüc´den Sonra da Hac ve Umre Yapılacağı
561/6. Bu Beyt´e, yâni Kâbe´ye Ye´cüc Me´cüc çıktıktan sonra da hac ve umre yapılacaktır.
Hz. Ebû Said RA
109/8. İnsanlar Ye´cüc Me´cüc çıktıktan sonra hacca da giderler, umre de yaparlar, hurma da yetiştirirler.
Hz. Ebû Said RA
NOT: Yukarıdaki hadis-i şeriflerden anlaşılacağı üzere, Ye´cüc ve Me´cüc denilen kavimle yardakçılarının milyonlarca ve belki de milyarlarca oldukları ve bunların Hz. İsâ AS´ın 40 senelik devri zarfında zuhur edecekleri anlaşılıyor. Fakat bu 40 senelik devrin başlarında mı, ortalarında mı yoksa sonlarına doğru mu olduğu pek belli olmuyor. Herhalde sondan 8-10 seneden evvel olacağı yukardaki 304/7 ve 510/2 sayılı hadislerden anlaşılmaktadır.
|
|
|
HZ.İSÂ (A.S)´ın Zuhuru |
|
Yazar: RasitTunca - 06-24-2018, 12:45 PM - Forum: Kıyamet ve Alametleri Hakkında
- Yorum Yok
|
 |
HZ.İSÂ AS´IN ZUHURU
a. Hz. İsâ AS´ın Tekrar Dünyaya Geleceği
344/7. Nasıl helâk olur bu ümmet ki, evvelinde ben, sonunda Meryem oğlu İsâ AS ve ortasında da ehl-i beytimden Mehdî AS vardır.
Hz. İbni Abbas RA
487/12. İş günden güne şiddetini ardırır ve dünyada ancak geilemiyi artırır. İnsanların da ancak hasisliği artar. Kıyamette ancak şerliler üzerinde kopar. Benden sonra Meryem oğlu İsâ AS´dan başka nübüvvet mertebesinde kimse gelmiyecektir.
Hz. Enes RA
b. Hz. İsâ AS´ın Vasıfları ve Devrindeki Durum
191/5. Peygamberler, baba bir ana ayrı kardeşlerdir. Dinleri de birdir. Meryem oğlu İsâ AS da benim kardeşimdir ve aramızda başka peygamber yoktur. O tekrar yeryüzüne gelecektir. Onu gördüğünüzde tanırsınız. Orta boylu, kırmızı beyaz renkli bir zattır. Üzerinde Mısır kumaşından iki parçalı elbise vardır. Su isabet etmediği halde başında damlalar görülür. Haçı kırar, domuzu öldürür, cizyeyi kaldırır ve milletleri İslâm´a davet eder. İslâm´dan başka din kalmaz. Arslanlar develerle, kaplanlar sığırlarla, kurtlar koyunlarla dolaşıp otlarlar. Ve çocuklar yılanlarla oynarlar. Ve hiç biri de diğerine zarar vermezler. O kırk sene yaşayacak ve ölecektir. Cenazesini müslümanlar kaldıracaktır.
Hz. Ebu Hüreyre RA
314/2. Ne mutlu İsâ AS indikten sonraki hayata! Göğe rahmet için, arza da yeşertmek için müsaade edilir. Taş üzerine tohum ekilse biter. İnsanlar arasında kin ve çekememezlik olmaz. Hatta bir adam bir arslana rastlarsa, arslan ona dokunmaz; yılana bassa, yılan onu sokmaz.
Hz. Ebu Hureyre RA
c. Hz. İsa AS´ın Haçı Kırıp, Cizyeyi Kaldırması ve Malın Artması
478/7. Meryemoğlu İsâ AS hakem, adalet dağıtıcı ve imâm-ı àdil olarak nâzil olmadıkça kıyamet kopmaz. Öyleki; o haçı kırar, domuzu öldürür, cizyeyi kaldırır. Mal da çok artar ve onu kabul ettirecek kimse bulunmaz.
Hz. Ebû Hureyre RA
456/4. Vallàhi Meryem oğlu (İsâ AS) adil bir hükümdar olarak inecek, haçı kıracak, hınzırı öldürecek, cizyeyi kaldıracak, deveye lüzum kalmayacak; düşmanlık, boğazlaşma, hasedleşme gidecek. Mala davet edecek, kimse sahip çıkmayacak.
Hz. Ebû Hureyre RA
d. İmanın Medine´de Toplanması
485/5. Nefsim yed-i kudretinde olana yemin ederim ki, bu iş (müslümanlık) başladığı gibi avdet eder ve her iman Medine´ye toplanır. Hattâ bütün iman Medine´de oluncaya kadar.
Hz. Câbir RA
|
|
|
DECCAL´IN ÇIKIŞI, VASIFLARI VE HELÂKI |
|
Yazar: RasitTunca - 06-24-2018, 12:43 PM - Forum: Kıyamet ve Alametleri Hakkında
- Yorum Yok
|
 |
Deccal DECCAL´IN ÇIKIŞI, VASIFLARI VE HELÂKI
a. Ümmet İçinde Çıkacak Yalancılar
RE. 324/6. Ümmetimde yirmiyedi tane yalancı ve deccal olacak ki, onlardan dördü kadındır. Ben peygamberlerin sonuyum. Benden sonra hiçbir peygamber yoktur.
Hz. Huzeyfe RA
RE. 518/3. Deccal´den evvel, yetmiş küsur deccal olacaktır. (73-79 kadar)
Hz. Enes RA
RE. 477/10. Yetmiş tane yalancı çıkmadan kıyamet kopmaz.
Hz. İbni Amr RA
RE. 346/8. İslâmın usülleri (tutanakları) teker teker bozulacak ve halkı dalâlete düşürücü hükümet adamları çıkacak ve ondan sonra da onların izi üzerine üç deccal gelecek.
Hz. Huzeyfe RA
b. Peygamberlerin Kavimlerini Deccal´e Karşı İkazları
RE. 143/1. Nuh AS´dan sonra hiçbir peygamber olmadı ki, kavmini Deccal ile korkutmuş olmasın. Şüphesiz ben de sizi onunla korkutuyorum. Olur ki, beni görüp sözümü işitenlerden ona yetişen bulunur. Ashab dediler ki:
"--O zaman kalblerimiz nasıl olur "
Buyurdu ki:
"--Şimdiki gibi veya daha hayırlı.
Hz. Ebû Ubeyde RA
RE. 373/8. Adem AS´ın yaradılışı ile kıyametin kopması arasındaki zamanda Deccal´den büyük hadise yoktur.
Hz. Hişam ibn-i Amir RA
RE. 362/1. Deccal sizin gibi, belki de sizden hayırlı bir kavme yetişecek. Bir ümmet ki başında ben, sonunda İsâ AS geliyor, Allah onları hor etmez.
Hz. Abdurrahman ibn-i Cübeyr RA
c. Deccal´in Çıkacağı Zaman
RE. 236/18. Melhame-i Kübra, Kostantıniye´nin fethi ve Deccal´in çıkması yedi ay veya (sene) içinde olur.
Hz. Muaz RA
RE. 319/11. Beyt-i Makdis´in mâmur olmasını, Medine´nin harab olması takip eder. Onu da Melhame´nin çıkışı ve onu da Kostantıniyye´nin fethi takip eder. Onu ise Deccal´in çıkması takip eder.
Hz. Muaz RA
RE. 258/4. Dört fitne olacak; kan, mal ve ırz mubah kılınacak ve dördüncü ise Deccal fitnesi olacak.
Hz. İmran ibn-i Husayn RA
RE. 485/9. Bir müslümana, canının çıkmasından hoş bir şey olmadıkça (canından bezmedikçe) Deccal çıkmaz.
Hz. İbn-i Mes´ud RA
RE. 485/11. Deccal insanlarca kendinden bahsedilmekten zuhul edilmedikce (unutulmadıkca) ve imamlar da minberlerde ondan bahsetmeyi terk etmedikce çıkmaz.
Hz. Saab ibni Cessame RA
d. Deccal´in Çıkacağı Yer ve Kendisine Tabi Olacak Kimseler
RE. 508/5. Şark tarafından bir cemaat meydana gelir. Kur´an okurlar hançerelerinden aşağı geçmez. Onlardan bir taife inkiraz ederse diğer taife zuhur eder. Son partileri Deccal ile beraber olurlar.
Hz. İbn-i Amr RA
RE. 207/8. Deccal şarkta, Horasan denilen yerden çıkar ve ona katmerli yüzü olanlar uyar.
Hz. Ebu Bekir RA
RE. 506/9. Deccal´e Isfahan yahudilerinden yetmişbin yahudi tabi olur. Hepsinin üzerlerinde taylasan vardır.
Hz. Enes RA
RE. 508/2. Deccal, Horasan denilen yerden çıkar. Ona bir kavim tabi olur ki, yüzleri meşin gibidir.
Hz. Ebubekir RA
RE. 97/7. Deccal şarktan, Horasan´dan çıkar ve ona kalkan yüzlüler tabi olur. (Yahudiler ve Moğollar vs.)
Hz. Ebubekir RA
e. Deccal´in Vasıfları ve Yapacağı Bazı İşler:
RE. 207/7. Deccal´in sol gözü şaşıdır. Saçları çoktur. Yanında da cennet, ve cehennemi vardır. Onun cehennemi cennet, cenneti de cehennemdir.
Hz. Huzeyfe RA
RE. 97/6. Deccal´in sol gözü kör ve alnında "kâfir" diye yazılıdır. Gözlerinin üzerinde de kalın bir perde vardır.
Hz. Enes RA
RE. 140/11. Benden evvelki peygamberlerden ümmetini Deccal ile korkutmayan hiç kimse olmadı. Onun sol gözü şaşı, sağ gözü ise perdelidir. Ve alnında "kâfir" diye yazılıdır. Yanında cennet, cehennem diye iki vadi olur. Cennet dediği cehennem, cehennemi ise cennettir.
Yanında peygamber kıyafetinde iki melek bulunur; biri sağında, biri solundadır. Bu beraberlik insanları imtihan içindir.
Deccal onlara sorar:
"--Ben sizin Rabbiniz değil miyim Diriltiyorum, öldürüyorum."
Meleklerden biri:
"--Yalan söylüyorsun!" der.
Fakat bu sözü yanındaki melekten başkası duymaz. İkinci melek diğerine:
"--Doğru söylüyorsun." der.
İkinci meleğin sözünü insanlar işitir ve zannederler ki, Deccal´i tasdik etti. Bu da imtihan içindir. Sonra Medine´ye yürür. Giremeyince, "Bu onun ülkesidir!" der. Sonra Şam´a yürür Orada "Akabetü Efik" mevkiinde Allah onu helâk eder.
Hz. Sefine RA
RE. 507/10. Deccal çıkar ve beraberinde bir nehir ve bir de ateş hendeği bulunur. Kim onun nehrine girerse, günahı sabit olur, ecrini ise kaybeder. Kim ki ateş hendiğine girerse, ecri sabit olur, günahı ise sükût eder. Bundan sonra işte o kıyamet saatidir.
Hz. Huzeyfe RA
f. Deccal´in Varamayacağı Yerler
RE. 97/8. Deccal her yere varır, yalnız dört mescidin bulunduğu yere varamaz: Mescid-i Haram, Mescid-i Medine, Mescid-i Aksa ve Mescid-i Tur-i Sinâ.
RE. 486/5. Deccal Mekke ve Medine´ye giremez.
Hz. Aişe RA
RE. 486/4. Medine´ye Deccal korkusu girmez. O günü Medine´nin yedi kapısı vardır ve her birinde de ikişer melek duracaktır.
Hz. Ebubekir RA
g. Hz. İsâ AS´ın Deccal´i Öldürmesi
RE. 512/12. Sizin kalanlarınız, Ürdün nehri üzerinde Deccal´la mukatele edeceksiniz. Siz nehrin doğusunda, onlar ise batısında olduğu halde.
Hz. Nuheyk ibn-i Sarimin RA
RE. 97/5. Hiç şüphe yok ki Deccal çıkacaktır. Onun sol gözü kördür ve üzerinde beyaz bir ben vardır. Gözsüzleri ve abraşı iyi eder. Ölüleri diriltir ve "Ben Rabbinizim!" der. Kim onu tasdik ederse, fitne-i Deccale düştü. Kim de "Rabbim Allah!" der ve böyle ölürse, o zaman Deccal´in fitnesine düşmemiş olur. Ona bir daha fitne ve azab yoktur.
Deccal yerde Allah´ın dilediği kadar kalır. Sonra İsa AS gelir. O bana vekil ve benim dinim üzere gelir. Deccal´i öldürür ondan sonra kıyamet kopar.
Hz. Sümüre RA
RE. 201/2. Gazâ geçerlidir; benim baas olunduğum günden, Deccal´le yapılacak gazaya kadar... Onu zalimin zulmü, adilin adaleti kaldıramaz.
Hz. Enes RA
h. Beklenen Yedi Şey Dolayısıyla Amellere Acele Etmek Lüzumu
RE. 243/1. Beklemekte olduğunuz şu yedi şey için amellere müsâraat (acele) ediniz:
1. Unutturucu fakirlik,
2. Azdırıcı zenginlik,
3. Hayatınızı ifsad edici hastalık,
4. Bunaklık verici ihtiyarlık,
5. Ani ölüm,
6. Deccal ki, o beklenen şerdir.
7. Kıyamet ki, hepsinden daha büyük ve daha dehşetlidir.
Hz. Ebû Hüreyre RA
|
|
|
Güneşin Batıdan Doğuşundan Kıyamete Kadar Olacak Haller |
|
Yazar: RasitTunca - 06-24-2018, 12:41 PM - Forum: Kıyamet ve Alametleri Hakkında
- Yorum Yok
|
 |
GÜNEŞİN BATIDAN DOĞUŞUNDAN KIYAMETE KADAR OLACAK HALLER
a. Fitnelerin Artması
245/2. Ben ve kıyamet --şehadet parmağı ile orta parmağını işaret ederek-- şöyle iki parmak gibi yakın iken gönderilidim.
Hz. Enes RA
136/1. Siz bugün öyle bir zamandasınız ki, sizlere emrolunanın onda birini terketseniz helâk olursunuz. Ama öyle bir zaman gelecektir ki, size emrolunanın onda birini yapanlar kurtulacaklardır.
Hz. Ebû Hüreyre RA
139/10. Öyle zaman gelecek ki, dünyada yalnız fitne, belâ ve fesad olacak. Böyle bir zamanda sizin ameliniz bir kale gibidir. Üstü güzelse, altı da güzel olur.
Hz. Muaviye RA
247/3. Size benden sonra dört fitne gelecektir, dördüncüsü geldiğinde kulağa bir şey girmez, göz görmez ve her tarafı fitne sarar. Ümmet bir belâya mübtelâ olur, yılanın çöreklenmesi gibi. Öyle ki onda ma´ruf inkâr edilir, münker ma´ruf sayılır. Ve bu fitnede insanların bedeni öldüğü gibi, kalbleri de ölür.
Hz. Ebû Hüreyre RA
299/4. Benden sonra yakında karanlık dalgaları gibi bir takım fitneler olacaktır. O fitnelerde adam sabah mü´min akşam kâfir, akşam mü´min sabah kâfir olacak.
Denildi ki:
"--O zaman ne yapalım "
Buyurdu ki:
"--Evlerinize girin, kendinizi unutturun!"
Denildi ki:
"--Bizden birimizin evine girilirse ne dersin "
Buyurdu ki:
"--Elinize sahip olun! Allah´ın katil kulu olmaktansa, mazlum kulu olun! Zira öyle zamanda İslâm adamın ağzında olur. Kardeşinin malını yer, kanını akıtır, Rabbine asi olur, Hàlikına küfreder. Neticede de kendisine cehennem vacib olur.
Hz. Cündeb el-Becelî RA
121/5. Kıyamet önü sıra karanlık geceler gibi fitneler vardır. O fitne devrinde adam sabah mü´min, akşam kâfir olur. Ve akşam mü´min, sabah ise kâfir olur. O zaman oturan, ayakta durandan hayırlıdır. Ayakta duran yürüyenden hayırlıdır, yürüyen ise koşandan hayırlıdır. O devirde okların yayını kırın, kirişlerini koparın, kılıcınızı da taşa vurun, evinize çekilin! Birinizin evine girilse ve üzerinize varılsa, o zaman Âdem AS´ın iki oğlundan hayırlısı gibi olun. (Öldürülen gibi).
Hz. Ebû Musa RA
301/1. İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki, o zamanda adam acz ve fücur arasında muhayyer kalacak. Kim bu zamana yetişirse, fücura aczi tercih etsin.
Hz. İbn-i Mes´ud RA
b. İlk Helâk Olacak Kavimler
161/2. insanlardan ilk önce helâk olacak olan Faris´tir. Sonra onların arkasından Arab gelir.
Hz. Ebu Hüreyre RA
448/4. Arabın helâk olması kıyamet alâmetidir.
Hz. Talha ibn-i Mâlik RA
474/11. Bu günden sonra kıyamete kadar Mekke harp görmez. (Yâni onun üzerine harp olmaz.)
Hz. Hars ibn-i Mâlik RA
c. Bir Takım Gençlerin ve İnsanların Durumu
513/3. Allah-u Zülcelâl Hazretleri ulemayı ve onunla da ilmi kabzeder. Ve bir takım gençler merkebin merkebe sıçradığı gibi, birbirine sıçrar ve ihtiyarlar hakir görülür.
Hz. Ebû Said RA
301/6. Ahir zamanda bir kavim çıkacak. Yaşları genç, akılları hafif olacak. Sözleri ise halkın en iyi sözleri olacak. Kur´an okuyacaklar, lâkin hançerilerinden aşağı geçmeyecek. Ve onlar İslâmiyet´ten okun yaydan çıkması gibi, bir iz kalmamacasına çıkacaklar. Kendilerine rastladığınızda onları öldürün! Zira kıyamet gününde Allah indinde, onları öldüren için nice ecir vardır.
Hz. Ali RA
478/1. Bir kadın üzerine gösterilen kıskançlık gibi, bir erkek çocuğa da yapılmadan kıyamet kopmaz.
Hz. Ebû Hüreyre RA
517/7. Ahir zamanda bir kavim gelecek ki, güvercin kursağı gibi (tüylerini) siyaha boyayacaklar. İşte bu kimseler cennet kokusu koklayamaz.
Hz. İbni Abbas RA
d. Müslümanların Durumu ve Şeytanların Çıkışı
503/6. İnsanlar üzerine bir zaman gelir ki, bir saat düşünürler de kendilerine namaz kıldıracak imam bulamazlar.
Hz. Selâme bint-i Hür RA
301/5. İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, camilerde onlardan binden fazla adam namaz kılacak da, içlerinde hâzâ mü´min bulunmayacak.
Hz. İbni Ömer RA
503/2. İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, mü´min o zaman mü´minlere dua edecek de Allah-u Zülcelâl şöyle buyuracak:
"--Kendi nefsine dua et sana icabet edeyim! Umuma gelince, ben onlara gazablıyım."
Hz. Enes RA
518/1. Kâhinlerin birinden bir adam gelecek de, Kur´an-ı Kerim´i bir okutma okutacak ki, ondan sonra onun kadar okutan olmayacak.
Hz. Ebû Burde RA
480/4. Kıyamet kopmaz, denizden şeytanlar çıkıp da insanlara Kur´an öğretmedikçe.
Hz. Ebu Hüreyre RA
478/6. Şeytan, yollarda yürüyerek, çarşıda gezerek ve "Filân oğlu filân Rasûlallah´tan bunu şöyle şöyle rivayet etti." demeden kıyamet kopmaz.
Hz. Vasile RA
e. Kâbe´nin Yıkılması ve İbadetin Kalmaması
372/5. Sizler dinin karıştığı, kanı döküldüğü, zinanın aşikâre olduğu, binaların debdebesinin arttığı, ihvan arasında bağın azaldığı, Kâbe´nin yıkıldığı zaman ne yapacaksınız
Hz. Meymûne RA
478/4. Kıyamet kopmaz, tâ ki ondan önce, daha yüz sene evvelinden yeryüzünde Allah´a ibadet kalmaz.
Hz. Bureyde RA
f. Bazı Harikulâde Hadiselerin Zuhuru
33/6. Zaman (kıyamet) yaklaştığında müslüman kimsenin rüyası hemen hemen yalan çıkmayacaktır. Rüyası en sadık olan, sözü en doğru olandır.
Hz. Ebû Hüreyre RA
143/4. Muhakkak ki, kıyametin önündeki alâmetlerden biri de şudur: Adam evinden çıkar ve kendisi evde yokken kadının yaptığını ayakkabısı ve kamçısı ona haber verir.
Hz. Ebû Hüreyre RA
476/10. Kıyamet kopmaz, Fırat altından bir dağ açmadıkça. Burada halkın onda dokuzu kırılır.
Hz. Ubey ibn-i Kaab RA
303/10. Yakında madenler meydana çıkacak ve onun peşine düşenler insanların şerlileri olacak.
132/6. İlmin kaldırılması, cehlin artması, zinanın alenîleşmesi, içkilerin meydan alması, erkeklerin gidip kadınların kalması, hatta elli kadına bakan bir erkek kalıncaya kadar erkeklerin azalması kıyamet alâmetlerindendir.
Hz. Enes RA
477/11. Bir adam elli kadının tedbrini deruhde etmedikçe kıyamet kopmaz.
Hz. Kaab ibn-i Ucve RA
g. Zamanda Yakınlık ve Herc ü Merc´in Artması
258/2. Kıyametin önü sıra öyle günler olur ki, ilim kaldırılır, cehil iner ve herc ü merc ve ölüm çoğalır.
Hz. İbn-i Mes´ud RA
476/11. Kıyamet kopmaz, ilim kabz olunmadıkça, zelzeleler çoğalmadıkça, zamanda yakınlık olmadıkça, fitneler zahir olmadıkça, herc çoğalmadıkça ki, o öldürmedir ve aranızda mal çoğalır, taşar.
Hz. Ebû Hüreyre RA
507/1. Zaman yakınlaşır ve ilim kalkar, hasislik ortaya bırakılır, fitneler zahir olur ve herc çoğalır. Denildi ki:
"--Herc nedir yâ Rasûlallah "
Buyurdu ki:
"--Katildir."
476/8. Kıyamet kopmaz, tâ ki zamanda yakınlık oluncaya kadar. Öyle ki bir sene bir ay gibi olur. Bir ay cuma (hafta) gibi, bir cuma bir gün, bir gün bir saat, bir saat de bir ateş yanıncaya kadar geçen zaman gibi sürer.
Hz. Enes RA
33/9. Kıyamet yaklaştığında zamanın akışı hızlanır. Böylece sene ay gibi, ay cuma (hafta) gibi olur. Cumadan cumaya olan vakit de kuru bir hurma dalının yaprakları ile birlikte ateşte yanması gibi kısa olur.
Hz. Ebû Hüreyre RA
360/6. İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki, gökten yere bir taş düşse, ya bir facire kadına veya bir münafığa rast gelecektir.
Hz. Enes RA
477/5. Bir adam bir kabrin yanından geçerken, "Keşke onun yerinde ben olsaydım!" demedikçe kıyamet kopmaz.
Hz. Ebû Hüreyre RA
h. Yere Batma, Taş Yağması ve Sûret Değiştirme Hadiseleri
458/7. Beni hak ile gönderene kasem ederim ki: Bu dünya tükenmez, ehline yere batmak, sûret değiştirmek ve taş yağmadıkça.
"--Bu ne vakit olacak yâ Rasûlallah " dediler. Buyurdu ki,
Ne vakit ki, kadınlar eğer üstüne oturacak, çengiler artacak, yalan şehadetler yapılacak, içki aşikâre olacak, namaz kılanlar ehl-i şirkin kapları olan altın ve gümüşten kaplarla su içecekler ve erkekler erkeklerle, kadınlar kadınlarla iktifâ edecekler... Bu günlerde siz kendinizi çekin ve başınıza taş yağmasına hazırlıklı olun ve korkun.
Hz. Ebû Hüreyre RA
464/10. Gerek yere batmak, sûret değiştirmek ve gerekse taş yağmak zarûrîdir.
Dediler ki
"--Ya Rasûlallah bu ümmette mi "
Buyurdu ki,
"--Evet, onlar şarkıcı cariyeler edindiklerinde, zinayı helâl saydıklarında, ribâ yediklerinde, Harem (Mekke)´de avlanmayı ve ipek giymeyi helâl saydıklarında ve erkekler erkeklerle, kadınlar kadınlarla yetindiklerinde."
Hz. İbn-i Ömer RA
302/8. Ahir zamanda eğlencelerin ve çengilerin meydan aldığı ve içkinin de mübah addolunduğu zaman, yere batma, taş yağma zuhur edecek ve insan kıılğından çıkma olacaktır.
Hz. Sehl ibn-i Saad RA
459/2. Muhammed SAS´in nefsi yed-i kudretinde olana kasem ederim ki, ümmetimden bir cemaat, ifrad, keyif, kibir, oyun ve eğlence üzere geceleyecekler de, sabahleyin kalktıklarında domuz ve maymun sûretinde kalkacaklardır. Buna sebep de haramları helâl saymaları, çalgıcı kadınlar edinmeleri, şarab içmeleri, riba yemeleri ve ipekli giymeleridir.
Hz. Ubade RA
367/6. Ümmetimden bir taife içkiyi ismini değiştirerek içer. Başlarında çalgıcı kadınlar çalar söylerler. Allah-u Zülcelâl Hazretleri bunları yere batırır, maymun ve hınzır sûretine sokar.
Hz. Ebû Mâlik RA
29/11. Kadınlar kadınlarla, erkekler de erkeklerle yetinirlerse, onlara doğu tarafından çıkacak kızıl bir rüzgarı haber ver. O rüzgar onların bir kısmının sûretini değiştirir, bir kısmını da yere batırır. Bu ise onların isyanları ve aşırı gitmeleri sebebiyledir.
Hz. Enes RA
367/10. Bu ümmette yere batmak, taş yağmak ve sûret değiştirmek olacaktır. bu hal; içkileri içtiklerinde, çalgı çaldıkları ve kadınlara şarkı söylettiklerinde vukua gelir.
Hz. Enes RA
246/6. Kıyametin önü sıra mesh (sûret değişmesi), hazif (yere batma), kazif (taş yağması) da vardır.
Hz. İbni Mes´ud RA
478/2. Lût kavminin amelini mübah saymaları sebebiyle, gökten taş yağıp bir takım kavimlerin başları ezilmedikçe kıyamet kopmaz.
Hz. İbni Abbas RA
i. Yağmurlarda Bereket Kalmaması ve Yıldırımların Artması
476/6. Kıyamet kopmaz, ancak yağmurlarda bereket kalmaz.
Hz. Enes RA
256/13. Kıyamet yaklaştığında, yıldırımlar çok olur. Öyle ki bir adam kavmine gelir de şöyle der:
"--Dün aranızda kime yıldırım isabet etti "
Cevap verirler:
"--Falan, falan ve filana yıldırım çarptı."
Hz. Ebu Said RA
j. Kur´an´ın Silinmesi ve Kalkması
510/4. Bir gecede Allah Teàlâ´nın kitabı silinir de, müslümanların içinde silinmedik hiçbir ayet ve harf kalmadığı halde insanlar sabahlar.
Hz. Ebû Huzeyfe
477/9. Rükn ve Kur´an-ı Kerim kaldırılmadan kıyamet kopmaz.
Hz. İbn-i Ömer RA
k. Salihlerin Ölümü ve Kıyametin Kopması
476/7. Kıyamet ancak, yer yüzünde "Allah, Allah" diyen kalmadığı zaman kopar.
Hz. Enes RA
509/5. Salihler birer birer ölürler. Geriye arpanın, hurmanın hışır gibi olanlar kalır ki, Allah-u Zülcelâl Hazretleri bunlara kıymet vermez.
Hz. Mirdes RA
39/10. Kıyamet yaklaştığı zaman, sizden birinin tabakta hurmanın iyisini seçmesi gibi, ölüm de ümmetin en hayırlılarını seçer.
Hz. Ebû Hüreyre RA
354/5. Zaman şiddetten başka bir şeyi artırmaz. İnsanlarda da hasislik artar ve kıyamet de şerirlerden başkası üzerine kopmaz.
Hz. Usâme ibn-i Zeyd RA
301/7. Allah´ın nazarında günlerin seyyidi cumadır. O, Kurban ve Ramazan bayramı gününden de kıymetlidir. Onda beş haslet vardır: Allah o günde Hz. Adem (AS)ı yarattı. O, cennetten arza o gün indirildi. O günde vefat etti. Cuma gününde öyle bir saat vardır ki, bir kul o saatte Allah´tan bir şey diledi mi, Allah onu mutlaka kendisine ihsân eder; ancak istediği günah veya sıla-i rahmi kesen bir şey değilse... Kıyamet de cuma günü kopacaktır. Hiçbir melek-i mukarreb, semâ, arz, rüzgâr, dağ ve taş yoktur ki, bu sebeple cuma gününden korkmuş olmasın.
Hz. Sa´d ibn-i Ubâde RA
|
|
|
|