Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifreniz
  





Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler 12
» Son Üye TalaMAN
» Toplam Konular 7,269
» Toplam Yorumlar 8,405

Detaylı İstatistikler

 
Oku-1 Kuran-ı Kerimdeki Şeytan ile ilgili Ayetler
Yazar: RasitTunca - 07-08-2018, 11:32 AM - Forum: Kuran-ı Kerim Hakkında Bilgiler - Yorum Yok



Kuran-ı Kerimdeki Şeytan ile ilgili Ayetler

Şeytan bir kimseye arkadaş olursa, ne kötü bir  arkadaştır o !  Nisa, 38

(Bu münafıklar)  müminlerle karşılaştıkları vakit "(Biz de) iman ettik" derler.
  (Kendilerini saptıran) şeytanları ile baş başa kaldıklarında ise: Biz sizinle beraberiz,
  biz onlarla (müminlerle) sadece alay ediyoruz, derler. Bakara, 14

Ey insanlar! Yeryüzünde  bulunanların helâl ve temiz olanlarından yiyin,
  şeytanın peşine düşmeyin; zira şeytan sizin açık bir düşmanınızdır. Bakara, 168

Şeytan, sizi fakirlikle korkutur ve hayasızlığa teşvik eder. Allah ise katından
  bağışlanma ve lütuf vaat ediyor. Allah her şeyi kuşatır ve bilir. Bakara,268

Şeytan sizin düşmanınızdır. O halde sizde onu düşman bilin, doğrusu o, taraftarlarını
  cehennemlik olmaya çağırır. Fatır, 6

De ki, sığınırım ben, insanların Rabbine, insanlara kötü şeyler fısıldayan o sinsi
  vesvesenin şerrinden.O ki insanların kalplerine kötü düşünceler fısıldar. Gerek
  cinlerdense gerekse insanlardan olan bütün vesvesecilerin şerrinden Allaha sığınırım
  (Nas Süresi).

Allah hakkında bilmeden tartışan ve her azılı şeytana uyan insanlar vardır.
  O kendisini dost edinen kimseyi saptırır ve alevli azaba götürür.  Hacc, 3-4

İblis dedi ki: Öyle ise beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onları saptırmak
  için senin doğru yolunun üstüne oturacağım.  (Araf,16)

Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve
  sen, onların çoklarını şükredenlerden bulmayacaksın!" dedi. (Araf,17)

Ey Âdem oğulları! şeytan, ana-babanızı, ayıp yerlerini kendilerine göstermek için
  elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de aldatmasın.
  Çünkü o ve yandaşları, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Şüphesiz biz
  şeytanları, inanmayanların dostları kıldık. Araf, 27

Ey İnsanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Ne babanın evlâdı, ne evlâdın babası
  nâmına bir şey ödeyemeyeceği, günden çekinin. Bilin ki, Allah'ın verdiği söz gerçektir.
  Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve şeytan, Allah'ın affına güvendirerek sizi
    kandırmasın. Lokman, 33

...Şüphesiz ki,  şeytanlar sizinle mücadele etmeleri için dostlarına vesvese verirler.
  Eğer onlara uyarsanız, muhakkak ki, Allah'a ortak koşanlar olursunuz. En'am, 121

İblis: "Senin kudretine and olsun ki, onlardan sana içten bağlı olan kulların bir yana,
  hepsini azdıracağım" dedi. Allah: "Doğrudur; işte Ben hakikati Söylüyorum, sen ve
  sana uyanların hepsi ile cehennemi dolduracağım."  Sad, 82-85

De ki. "Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından Sana sığınırım. Mü'minün, 97-98

Şeytan Kötü ruhun, kötü birinin, kötülüğe teşvik edenin, kötülüğün temsilcisinin, karanlık ve delaletin önderinin, Allah'ın ve O'nu seven, O'na kullukta bulunan herkesin büyük düşmanının müşahalaştırılmış şekli veya kötülüğün sembolü olmuş varlık. Evren'de Hz. Adem (a.s.)'den önce yaratılmış melek ve cin adında iki varlık mevcuttu. Şeytan, cin denen varlık grubuna mensup idi. Yüce Allah'ın Adem'e secde emrine karşı gelip isyan ettiği için ilahi rahmetten kovulan ve insanların amansız düşmanı olan, cin taifesinin inkarcı kesiminden gizli bir varlıktır. Hz.Adem'e (a.s) karşı büyüklük taslaması ve secde emrine isyanı neticesinde ilahi rahmetten ebediyen kovuluşu "İblis" adını almasına sebep oldu. O'nun küfrü inkar şeklinde olmayıp, emri yerine getirmeyi kabul etmeme ve itiraz şeklindedir. Lanetlenmesi ve Cennetten Kovulması Hz.Adem'e (a.s) secde emrine kadar hissiyatına dokunan bir teklif yapılmamış ve imtihan olunmamıştı. Onun bu ana kadar, Allah'ın emirlerine göre mi, yoksa öz nefsinin isteklerine göremi hareket ettiği bilinmiyordu. Emir hissiyatına ters düştü ve emri yerine getirmekten kaçındı. Gerekçesi, kendisinin ateşten, Adem'in ise topraktan yaratılmış olmasıydı. Böylece o, ateşin topraktan üstünlüğü gibi iki madde arasında, aslında olmayan bir farklılık görmüştü. Her iki maddenin yaratıcısının da Allah olduğunu itiraf etmesine rağmen Adem'in yeryüzünde Allah'ın halifesi olması, Allah'tan bir ruh taşıması gibi asıl üstünlüklerini bilmezden gelmişti. Adem'de toprak toprak, kendisinde ateşten başka bir mahiyet görmemiş; ölüden diri, diriden ölü yaratan ve bütün meziyetleri bahşeden Allah'ı maddeye mahkum sanmıştı. Bu anlayış, Şeytan'a Allah huzurundan kovulma, rahmetinden ümit kesme ve kıyamete kadar O'nun lanetini haketme dışında hiçbirşey kazandırmadı. Çünkü o dar görüşlüydü, maddenin ötesini görememişti. Maddeyi tek ve gerçek ölçü sanmakla şeytanca bir yanılgıya düşmüştü. Şeytanın bu itirazı, büyüklük taslamaya ve neticede kendisini inkara götüren bir isyana dönüştü. Çünkü o, neticede sahibini alçaltacak olan bir büyüklük anlayışına sahipti. Cenab-ı Hak buyuruyor: Allah, “Şimdi in aşağı oradan. Çünkü senin orada büyüklük taslamak haddine değil! Hemen çık! Çünkü sen aşağılıklardansın” dedi. (Araf, 13) Yücelik sıfatları kendisine ait olan Yüce Allah, bu emirle onu bulunduğu makamdan derhal azledip indirdi. Kibirine karşılık küçüklüğe ve hakarete mahkum etti. Aslının ateş olmasına güvenerek, hayırlılık ve fazileti kendisinde aslından intikal eden bir miras, elinden alınmaz bir kişisel özellik gibi varsayarak bu imtihan zamanına kadar bulunduğu o mutluluk makamından düşmeyeceğini zanneden ve bu zannıyla: Yaratıcı'nın emrini eleştirmeğe kalkışan İblis'e bu ilâhî emir, eşyanın bütün özelliklerinin sadece bir Allah vergisi olduğunu, bu şekilde bir defada fiilen anlatıverdi. (1) Allah, “Öyleyse çık oradan, çünkü sen kovuldun. Şüphesiz hesap gününe kadar lânet senin üzerinedir” dedi. (Hicr,34-35) Cennet'ten Niçin kovuldu? Yüce Allah, İblis'i isyanından dolayı kovuvermemiş, sorguya çekmiştir. Sorgusunda özür beyan etme yerine kibir ve gururla gösterdiği inat ve küfürden dolayı da bulunduğu makamdan indirmiş, yerinden çıkarmış "in oradan çık, artık alçaksın, küçüksün" diye yerinden atıp düşürerek, aşağılamış ve alçatmış, birinci "çık" emrinin mutlak oluşuna göre o anda bu çıkarmanın henüz ebedî bir kovma olmadığı anlaşılmaktadır. Eğer İblis uslanıp edebini takınsa, düzelmeye yüz tutsaymış affı muhtemel bulunuyormuş. Nitekim, zaman tanıma ricası bir dereceye kadar yerine getirilmiştir. Fakat bunun üzerine şükür ve düzelme yerine bütün bütün şımarıp hak yola ve iman edenlere ve doğru yolda bulunanlara karşı kötülük etmeye ebediyyen, azmettiğini ortaya koyduğu zamandır ki emriyle tamamen kınanmaya, kovulmaya ve ahirette de kendisine uyanlarla beraber ebedî azaba mahkûm edilmiştir. İblis'in, yaratıcıyı ve ahireti inkar etmediği halde bu düşme ve bedbahtlığına sebep kibir ve gurur ile hissiyata tabi olması ve bu şekilde arzusuna uygun olmayan hususlarda, ilâhî emre sataşıp saldırma fikrinde bulunması olmuştur. Onda bu hasletin ortaya çıkmasına da, insanın özel bir şeref ile yaratılması ve secde emrini kazanması sebep olmuştur. Buna karşılık İblis'in ecelinin tehir olunmasında da insanın düşmesine yakın sebep, kendi hatalarıdır. Fakat bu hataların karşılıklı olarak birbirleriyle ilgili yönleri vardır. Allah'a karşı serbest kalmak isteyen İblis insan ile imtihan olmuş bulunduğu gibi, İblis gibi serbest kalmak sevdasına düşecek olan insanlar da İblis ile imtihan kılınmışlardır. Şu halde yaratılışlarıyla İblis'in düşmesine sebep olmuş insanlar, kendi iradeleriyle onun akıbetine düşmemek için yaratılışlarına bahşedilen bu ezelî nimetin şükür hakkını yerine getirmeli ve İblis'in izine gitmekten son derece sakınmalıdır. Ve bilmelidir ki, İblis'in gösterdiği huylardan hangisi bir kimsede varsa, onda şeytandan bir huy var demektir. Ve onun düzeltilmesine çalışmalıdır. (1) Mühlet Verilişi Tamamen yalnız kalan şeytan bu defa intikam peşine düştü. Hedef insandı. Çünkü insan yüzünden ilahi rahmetten uzaklaştırılmıştı. Amacına ulaşabilmek için de Allah'tan kıyamete kadar mühlet istedi. Şeytan, "- İnsanların tekrar dirilecekleri güne kadar bana mühlet ver" (Araf, 14) diye Allah'a yalvardı. İnsanların tekrar dirileceği günden maksat ise sur'a ikinci üfürülüş zamanıdır. Bu şekilde yalvarmakla, tekrar dirilmeden sonra artık ölümün olmayacağını biliyor ve böylece ölümden kurtulacağını sanıyordu. Hiçbir yaratığın herhangi bir dilek ve duasını toptan reddetmek, şânından olmayan yüce Allah, huzurundan kovduğu İblis'in bile ricasını mutlak suretle reddetmiyerek: Allah da, “Sen süre verilenlerdensin” dedi. (Araf, 15) Belirli bir zamandan maksat ise, sur'a birinci üfleniş zamanıdır. Bununla o, zillet ve hakaret dolu bir hayatı ölüme tercih etti. Onun için esas düşüş de bu oldu. Görevi Şeytan, hatasını anlayıp tevbe ederek suçunu affettirme yoluna gitmedi Bilakis daha da azgınlaştı. Kendisine, kıyamete kadar meşgul olabileceği bir hedef seçti. Bu insandı. Gönlündeki intikam duygularını cüretkar bir eda ile Yüce Allah'a şöyle açıkladı: "İblis, “Rabbim! Beni azdırmana karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim, içlerinde ihlâsa erdirilmiş kulların hariç, onların hepsini azdıracağım” dedi. " (Hicr, 39-40) O bilinen vakte kadar mühlet müsadesini alan İblis Ya Rabbi! dedi, beni azdırmana karşılık yemin ederim ki veya azgınlığıma hükmetmen sebebi ile; yani Allah katından kovulmuş, iyilik ve rahmetten uzaklaştırılmış bir melûn, böyle bir mühlet müsaadesini elde edince şımarır da onu azgınlığa bir teşvik vasıtası olarak kabul eder. Böyle şımartman hakkı için veya çamurdan yaratılanı küçümseyip secdeetmediğimden dolayı benim azgın âsi olduğuma hükmetmenden dolayı mutlaka ben, yeryüzünde onlara süsleme yapacağım. Yani maddelerini bahane ederek o kuru çamuru, o kokar balçığı, onlar için süsleyip insanlığın esas yükselmesine vesile olan ruhtan daha hoş, daha süslenmiş, daha kıymetli göstereceğim. Ve mutlaka hepsini azdıracağım. Ayetdende anlaşılacağı gibi şeytana, Allah'ın halis kulları üzerinde etki olabilecek hiç bir güç verilmemiştir. Binanyaleyh düşüncesinde, yaşayışında ve huyunda şeytana karşı olan insan, "Allah'ın kulu" sıfatını koruyacaktır. Şeytana ait bir vasfı taşıyan kimsede ise, şeytandan bir haslet var demektir. Havva'nın Yaratılışından Sonra Hz.Adem Adn Cenneti'nde ikamet eiyordu. Kendi cinsinden ve nefsinden eşi de yaratıldı. Eşinin adı Havva idi. Bu arada şetan öç almayı planlıyordu. Bunun üzerine Adem ve eşini Allah şöyle uyardı: "Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun, ikiniz de ondan dilediğiniz yerde bol bol yeyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz." (Bakara 35) Aslında Adem'e ve eşine yaklaşılmaması tavsiye edilen ağaç bir imtihan sahasıydı. Onun meyvasından yemek ise , yasak bir fiilin işlenmesi, sorumluluk sahsına çıkılması ve Allah'ın koyduğu bir yasağın çiğnenmesi demekti. Adem ve eşi, melek olma veya Cennet'te ebedi kalma ihtimallerini duyunca, şeytanın kendilerine düşman olduğunu unuttular. "Derken onların, kendilerinden gizli kalan çirkin yerlerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı: "Rabbiniz, başka bir sebepten dolayı değil, sırf ikiniz de birer melek ya da ebedî kalıcılardan olursunuz diye sizi şu ağaçtan men etti." dedi. Ve onlara: "Elbette ben size öğüt verenlerdenim." diye de yemin etti." (Araf 20-21) "Ağaca yaklaşmayın" emrine sabırsızlık edip ondan yediler. Ağaçtan meyve tadınca ayıp yerleri kendilerine açılıverdi. "Böylece onları aldatarak aşağı sarkıttı Ağacı tadınca, çirkin yerleri kendilerine göründü ve cennet yapraklarını üst üste yamayıp üzerlerini örtmeğe başladılar." (Araf 22) Allah Adem'e görevini hatırlatarak: "... Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi ve şeytan size apaçık düşmandır, demedim mi?" (Araf 22) Fakat hatalarını çok çabuk anladılar, derhal tevbe ettiler. " Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamaz ve bize rahmetinle muamele etmezsen muhakkak ziyana uğrayacaklardan oluruz!" (Araf 23) Allah'da tevbelerini kabul etti. Fakat cennet de daha fazla kalmalarına müsaade etmedi ve şu emri verdi: "Birbirinize düşman olarak inin, sizin yeryüzünde bir süreye kadar kalıp geçinmeniz gerekmektedir. Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve yine oradan çıkarılacaksınız!" (Araf 24-25) Şeytana Karşı Uyarı Şeytanla Adem ve Havva arasında geçen bu hadiseden sonra Allah, şeytana karşı tedbirli olmaları için, insanları da uyardı ve şöyle buyurdu: "Ey Âdemoğulları. Şeytan, ana babanızı, çirkin yerlerini onlara göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi, sizi de bir belaya düşürmesin! Çünkü o ve kabilesi, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Biz, şeytanları, inanmayanların dostu yaptık. " (Araf 27) İblis de cinden olduğundan, o şeytan ve onun hemcinsleri nesil ve insan askerleri gözünden gizlenebilen cin toplulluğundandırlar. Hafiye ve casus gibi insanı görmediği tarafından vurur avlarlar. Tefsirciler demişlerdir ki, bundan insanın şeytanı hiç görmeyeceği sanılmamalıdır. Görülmeyecek yönden görebilmek hiç bir şekilde görülememeyi gerektirmez. Gerçekte bir insan bile diğer insanı göremiyeceği yönden görebilir, şeytan da insanı böyle görmediği tarafından aldatır ve hatta bazan görünür de şeytan olduğunu sezdirmez, şeytan olduğunu gizlemiyerek göründüğü de olur. "Şeytan sizi belaya uğratmasın." yasaklaması da gösterir ki, bir insan için şeytanın fitnesinden geri durmak ve çekinmek mümkündür. Demek ki şeytan, gözle görünmediği halde bile onun şeytanlık ve aldatma noktaları bilinebilir. Ve bilinemediği halde bile takva giysisi, iman ve korku hissi onun fitnesine en kuvvetli bir engel teşkil eder. İnsan dışıyla ve içiyle maddî ve manevî bakımdan silahlanmış olur. Takva elbisesi, ile içinden dışından giyinmiş bulunursa, şeytan ona görmediği tarafından, gördüğü halde bile etki edip aldatamaz. Şu halde şeytandan takva elbisesi ile sakının. Muhakkak ki biz şeytanları iman etmeyen imansızların dostları kılmışızdır. İmansızlıkla şeytanlık arasında bir çekicilik vardır. Korusuz bahçeye haşerelerin üşüştüğü gibi. "Muhakkak biz kâfirlere şeytanları gönderdik, onları günaha sevkediyorlar." (Meryem, 83) âyeti delaletince imansız kalblere de şeytanlar musallat olur. İmansızlar şeytanlığı sever, şeytana mahsus hasletlere, hareketlere meftun olurlar. Hayırsız, hayırsızla düşer kalkar, eşkiyanın reisi, en büyük haydut olur. Bunun gibiimansızların bütün eğilimleri şeytanlıkta olduğundan önlerine şeytanlar düşer, başlarına şeytanlar geçer ve artık onları diledikleri yere sevkeder, soydurur, soyarlar. "Ey insanlar! Bütün yeryüzündeki nimetlerimden helal olmak, temiz olmak şartıyla yiyin. Fakat şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o size belli bir düşmandır. O size hep çirkin ve murdar işleri emreder, Allah'a karşı bilmediğiniz şeyler söylemenizi ister." (Bakara - 168-169) "Onlar, Allah'ı bırakırlar da, yalnız dişilere taparlar. Böylece ancak inatçı şeytana tapmış olurlar. Allah o şeytana lanet etti. Ve o da: "Elbette senin kullarından belirli bir pay alacağım, onları mutlaka saptıracağım, onları boş kuruntulara sokacağım, ve onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, onlara emredeceğim de Allah'ın yaratışını değiştirecekler" dedi.Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost edinirse, şüphesiz o, apaçık bir ziyana uğramış olur. Şeytan onlara vaad eder ve onları boş umutlarla oyalar. Oysa şeytanın onlara vaadi, aldatmadan başka bir şey değildir. Bunların varacakları yer cehennemdir. Ondan kurtulmak için çare bulamazlar." (Bakara 117-121) Bu ayetler aynı zamanda insanın, şeytanın fitnesinden sakınmasının mümkün olduğunu da gösterir. KAYNAKLAR 1) Elmalı Tefsiri, Araf Suresi 2) Diyanet İşleri Başkanlığı Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Meali 3) Şeytan, Ahmet Güç, Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Şamil İslam Ansiklopedisi 4) Gençlere Öğütlerim, Mehmed Emre

Satanizm
Satanizm Modernizmle beraber sosyal organizasyonlarda önemli değişiklikler olmuştur. En başta aile, akrabalık, yaş grupları eski fonksiyonlarını yitirmiş, bunun yerine kazanılan statüler ön palana çıkmış ve akrabalığın yerini uzmanlaşmış teşekküller almıştır. Satanizm'in Tanımı: Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki Satanizm, başlangıç itibariyle ortaçağ büyücülerine ve Hıristiyanlık'tan uzaklaşan ayrılıkcı gruplara (heretiklere) kadar dayandırılmış bulunan ve 19. Asrın sonlarında Amerika ve Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde ortaya çıkan ve günümüze kadar düzensiz olarak da olsa devam ettirilmiş olan bir inanç ve uygulamadır. Ahmet Güç, belki de Türkçe olarak yapılmış en geniş araştırma olan eserinde, çeşitli kaynaklardan Satanizmle ilgili şu tanımları zikretmektedir. Satanizm: "Şeytan'a, diğer bir ifadeyle Yahudi-Hıristiyan geleneği tarafından Tanrı'nın tam karşısında mutlak kötüIük veya mutlak kötülüğün temsilcisi olarak tecessüm ettirilen şahsiyet veya prensibe ibadet etmek demektİr. Aynı zamanda bu ibadet; Yahudi-Hıristiyan dini tahakkümüne karşı bir başkaldırı hareketi olarak da tanımlanmaktadır." "Satanizm; Katolik Hıristiyanlarına karşı aşırı isyankar gruplar tarafından değişik zamanlarda uygulanmış olduğu söylenen, Şeytan'a tanrı diye tapınma faaliyetidir." "Satanizm; Şeytanî tasarruf veya uygulama; Şeytan'a ibadet ve özellikle Hıristiyan ayininin alaylı bir tarzda kutlanışıdır." "Satanizm; netice itibariyle insanı özgürleştirmek; onun hayat, zevk ve mutlak özgürlük arzusunu tatmin etmek amacıyla Tanrı'ya başkaldırma cesaretine sahip Melek olarak Lusifer'e tapınılmış olan, Hıristiyanlık içindeki bir sapkınlıktır"(1) Genel olarak yapılan bu tanımlardan da anlaşılacağı üzere Satanizm; karakteristik olarak bİr protesto hareketi şeklinde, şeytanın en önemli özelliği olan muhalefet ve başkaldırıyı esas alarak özellikle Hıristiyanlığa ve genel olarak da dine ve dînî olan her şeye karşı çıkan bir reaksiyon olarak karşımıza çıkmaktadır. Geleneksel Satanizm: Ülkemiz gündemine, son yıllardaki bir takım hadiselerle gelen Satanizm akımının, bugünkü gençler üzerindeki merak ve tesirini anlamak açısından, daha ziyade önem taşıyan modern Satanizmdir. Ancak Satanizmin bu dönem anlayışını daha iyi kavramak açısından, temellerini oluşturan geleneksel anlayışa da temas etmek yararlı olacaktır. Genel olarak ifade etmek gerekirse geleneksel Satanizm; Hıristiyanlığın Şeytan anlayışını, Hıristiyan ahlak ve felsefesini, Hıristiyanlığın hayat ve dünya görüşünü baz alan ve fakat tamamen Hıristiyanlık karşıtı bir görüş ve düşünceye sahip bulunan bir grubun temsil ettiği Satanist anlayıştır.(2) Geleneksel Satanizmde yedi basamaklı bir sistem söz konusu olup, bunun ilki kişinin önce "BIack Mass" gibi Satanist törenlere katılması ve daha sonra ise Satanist bir grup meydana getirmesi şeklinde olur. Ayinler, büyüsel gruplar ve belirli sinistler (kötü, karanlık) görevleri üstlenme yolu ile kötülüğün doğrudan tecrübelerini gerektiren bu yolun ilk safhalarından sonra birey daha da ilerler. Bu tür ilk görevlerden birini söylemek gerekirse, bu, insan kurbanını veya şeytana kurban sunmayı gerektirir. Daha sonraki safhalarda ise kişi, uzun yıllar isteyen birtakım denemelerden geçilir ve yedi basamaklı bu denemeler sonunda gerçek bir üstat olmaya hak kazanır.(3) Modern Satanizm: "LaVeyan Satanizm" diye de adlandırılan modern Satanizm, Anton Szandor LaVey tarafından kurulan ve organize bir teşkilat haline getirilen Satanist grubun adıdır. LaVey 1966'da San Fransisko'da "Şeytan'ın Kilisesi'ni (The Church of Satan) kurmuş ve onun başrahibi olmuştur. LaVey, organize faaliyetlerinin çoğunu kilise mensupları dışındakilere çevirmiş ve kitaplar yazmaya başlamıştır. İşte bu tür faaliyetlerinin bir sonucu olarak "The Satanic Bible (Şeytan'ın Kutsal Kitabı)" 1969 yayınlanmış, onu 1972'de "The Satanic Rituals (Satanist Ayinler)" takip etmiştir. Üçüncü kitabı '"The compleat Witch" ise Avrupa'da basılmıştır.(4) LaVey'in kurucusu olduğu bu Satanist grubun temel hedefi, özel olarak Hıristiyanlığa fakat genel olarak bütün dinlere karşı "alternatif bir din" oluşturmaktır. Bu günkü Satanist anlayışla ilgili internette, İngilizce ve Türkçe olarak hazırlanmış bir çok yayına ve siteye rastlamak mümkün. Araştırmanın baş kısmında da, ülkemizde Satanizmi gündeme getiren hadiseleri zikrederken, bu gençlerin genellikle internetteki Satanist yayınlarla ilgilendikleri ve bu siteleri sürekli ziyaret ettiklerine dair haberleri aktarmıştık. Hem bu yayınlara bir örnek teşkil etmesi açısından, hem de kendi ifadeleriyle satanizmi nasıl algıladıklarını anlamak açısından, LordSATAN takma ismiyle bir Satanistin hazırlamış olduğu yazıyı olduğu gibi veriyoruz: "Şu anda kendime yer vermek istemiyorum. Önemli olan diğer bilgileri bir an önce bitirebilmek ve sizlere satanizm'i açıklamak. Ama belli başlı bilinmesi gereken yönlerini. Özel kısımları açıklanmayacak. Ayinlere yer vermiyeceğim. Yüzeysel olarak zaten basın sizin gözünüzü boyuyor. Bizler bebek kurban etmeyiz maalesef... Ama şunu da söylemek gerekir her dinde tanrıya bir kurban verilir bizim kurban ettiğimiz varlıklar oğlak burcunun yaratıklarıdır... İnsanların inançları özgürdür ve buna kimse karışamaz. Sonuçta ben neye inanmak istiyorsam ona inanırım ve gerekirse de taparım. Çok kısa bir zamanda diğer eksikliklerimi de halledeceğim ve sizlere bir kaynak sunmaya çalışacağım." Satanizm nedir? Ve Ekoller: Webster's Encyclopedic Unabridged Dictionary of the English Language sözlüğüne baktığımızda, şu cümleleri okuruz; "Şeytan'a ve şeytanî güçlere tapmak -Hıristiyan ayinlerinin dönüştürülerek Şeytan'a tapılması- Şeytani tavırlar ve Eylemler" Bu yeterli bir açıklama değildir. Hiçbir özetleme veya komprime tanımlama Satanizm'i açıklayamaz. Çünkü tüm doktrinler ve kutsal metinler genellikle Satanistler tarafından reddilmektedir. Ancak Satanistler, kendilerini tanımlayabilirler ama bunu yaparken paylaşma oranları çok küçüktür. Tarihin derinliklerinde, gerçek veya imajinatif Satanizmin geleneksel düşmanının Hıristiyanlık olduğu görülür. Şimdilerde ise, Satanistler daha ılımlıdırlar ve düzene daha çok insan hakları ve özgürlük çizgisinde karşı çıkarlar. Buna bir anlamda; liberalizm de denilebilir, birçok Satanist liberal çizgide parti ve dernek üyesidirler. Ama sonuç olarak sözlük anlamında olduğu gibi, tüm Satanistler ve Satanizm "Şeytan" karakterini taşırlar ve sergilerler. Geçerli ahlak kurallarına karşı çıkmaları, kendilerine aşırı güvenleri, isyanları ve düzene zıtlıkları bu görüşü kanıtlar. Tüm inanç sistemlerinde olduğu gibi, Satanik gruplar da çeşitlidir. Faklılıklar ya da akımlar günümüzdeki birçok sosyal etkiden kaynaklanır; Dabbler: Daha çok bu yola eğlence için sapanlar; ciddi bir amaçları yoktur. Bu kategoriye daha çok gençler girerler. Şeytan Kilisesi: Anton LaVey'in öğretisine göre kurulmuş ve çalışmaktadır. Bireyselliğe, egonun tatmin edilmesine, öz güvene ve Nietzche tarzı üstün insana inanırlar. Bu gruplar majiyi dünyasal güç için araç olarak kullanırlar. Şeytan'ı insanlığın ardındaki itici güç olarak kabul ederler. Gnostikler: iki gruba ayrılırlar; -Promethean Gnostikleri: Edebî Şeytan'a inanırlar ama dünyayı yaratan "Jehovah"ın kötü bir ilah olduğunu kabul ederler. Şeytan "Işığı Getiren" dir. Bu çok eski veya mitolojik tanımlama. Anadolu'daki Yezidiler'de ve Ophitler'de de görülür. -Karanlık Gnostikler: Doğanın karanlık güçlerine inanırlar. Geçici ve kaprisli bir tanrıya inanırlar, birçok batılıya göre bu kötü güçtür. Burada, bazı tarihsel Hristiyan akideleri görülür; örneğin Hindû ilahı Kali'ye tapanlar da bu grubun içindedir. İkincil Satanistler; Hrıstiyanlığa karşıdırlar. Çoğu Satanist tanımlamasını ve kimliğini kabul etmez; kuşkucudurlar ve sabit inançların tümünden kaçarlar. Bazı Voodoo inançları Orta Çağ türü Cadıcılık ve Tantrik Budizm'in bazı formları bu kategoriye girerler. Cehennem Kulüpleri: 18. Yüzyıl'dan kalma bir ekol. Ekolün kurucusu Wharton Dükü'dür. İçlerinde, Sir Françis Dashwood, Benjamin Franklin ve İngiliz asili Earl of Sandwich'in adlarının geçtiği bu özel kulüp, gizli ayinlerinin yanısıra, politik entrikaların, hizipleşmelerin ve okkült eylemlerin merkezi olarak bilinir. Günümüzde New York ve Londra'da halâ yaşamaktadır. Romanlik/Promethean Satanistler: Sadece edebidirler. İzledikleri önemli isimler Wiliam Blake, Charles Baudelaire, Maupertin. Lautremont and Gabriele D'Anmunzio'dur. Sol El Yolu Paganları: Daha çok küçük gruplar halinde Avrupa'da görülürler ve bazıları Satanist olarak tanımlanır. İki ana grup dikkat çeker; "Fraternity of Baelder" ve "Order of Nine Angles-ONA" Bu gruplar gelenekçidirler ve antik kaynaklara saygı gösterirler, daha keskin ve katı, yaklaşımları vardır. Satanism Destructive Task Force: Temel olarak Satan Kilisesinin öğretilerini uygular (majikal güç) ama eski Pagan inanışlarına da saygı gösterirler. Voodoo ve diğer büyü kolları ile yakından ilgilidirler. Kurucu: Lord Satan. Arthur Desmond ve World Deniad Org. Crowley'ler. Order the Evil Eye. 12- Luciferian Light Group. Copyright © 1999 Satanizm Destructive, Task Force Kaynak: Diyanet Aylık Dergisi, Mayıs, 2001 1- Güç, Ahmet, Satanizm, İst.,1999, s. 47-48. 2- a.g.e., 119. 3- bkz., a.g.e., s.127-138. 4- LaVey'in hayatı ve kişiliği için bkz. Güç, 105. vd.

İblis'in Allah'a isyanı
Kuran'a göre şeytan, ilk insan olan Hz. Adem'den bu yana insan neslini Allah yolundan saptırmak için çaba harcayan ve kıyamete kadar da harcayacak olan varlıkların genel adıdır. Tüm şeytanların atası ve en büyüğü ise, Hz. Adem'in yaratılmasıyla birlikte Allah'a isyan eden İblis'tir.

Kuran'dan öğrendiğimize göre Allah Hz. Adem'i yaratmış ve meleklerden ona secde etmelerini istemişti. Melekler Allah'ın emrini yerine getirirken, cinlerden olan İblis Hz. Adem'e secde etmedi. Kendisinin insandan daha üstün bir yaratık olduğunu öne sürdü. Bu itaatsizliği ve küstahlığı yüzünden Allah'ın huzurundan kovuldu.*

Allah'ın huzurundan ayrılmadan önce, bu duruma düşmesine neden olan insanları kendisi gibi saptırmak için Allah'tan süre istedi. Allah da ona kıyamet gününe kadar süre tanıdı. Böylece İblis'in insana karşı verdiği mücadele başladı. Allah İblis'i ve ona uyanları cehenneme dolduracağına hükmetti. Allah, Kuran'da bu olayı şöyle haber vermiştir:

    Andolsun, biz sizi yarattık, sonra size suret (biçim-şekil) verdik, sonra meleklere: "Adem'e secde edin" dedik. Onlar da İblis'in dışında secde ettiler; o, secde edenlerden olmadı.
    (Allah) Dedi: "Sana emrettiğimde, seni secde etmekten alıkoyan neydi?" (İblis) Dedi ki: "Ben ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın."
    (Allah:) "Öyleyse oradan in, orada büyüklenmen senin (hakkın) olmaz. Hemen çık. Gerçekten sen, küçük düşenlerdensin."
    O da: "(İnsanların) dirilecekleri güne kadar beni gözle(yip ertele.)" dedi.
    (Allah:) "Sen gözlenip-ertelenenlerdensin" dedi.
    Dedi ki: "Madem öyle, beni azdırdığından dolayı onları (insanları saptırmak) için mutlaka senin dosdoğru yolunda (pusu kurup) oturacağım."
    "Sonra muhakkak önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Onların çoğunu şükredici bulmayacaksın."
    (Allah) Dedi: "Kınanıp alçaltılmış ve kovulmuş olarak oradan çık. Andolsun, onlardan kim seni izlerse, cehennemi sizlerle dolduracağım." (Araf Suresi, 11-18)

İblis böylece Allah'ın huzurundan kovulduktan sonra, kıyamete kadar sürecek olan mücadelesine başladı. İnsanları aldatarak saptırmak için onlara sokuldu. İlk büyük tuzağı, cennette yaşamakta olan Hz. Adem'i ve eşini kandırarak onları Allah'ın emrine isyana sürüklemesiydi. İnsanlık tarihinin başlangıcındaki bu olay Kuran'da şöyle anlatılır:

    Ve ey Adem, sen ve eşin cennete yerleş. İkiniz dilediğiniz yerden yiyin; ama şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz.
    Şeytan, kendilerinden "örtülüp gizlenen çirkin yerlerini" açığa çıkarmak için onlara vesvese verdi ve dedi ki: "Rabbinizin size bu ağacı yasaklaması, yalnızca, sizin iki melek olmamanız veya ebedi yaşayanlardan kılınmamanız içindir."
    Ve: "Gerçekten ben size öğüt verenlerdenim" diye yemin de etti.
    Böylece onları aldatarak düşürdü. Ağacı tattıkları anda ise, ayıp yerleri kendilerine beliriverdi ve üzerlerini cennet yapraklarından örtmeye başladılar. (O zaman) Rableri kendilerine seslendi: "Ben sizi bu ağaçtan menetmemiş miydim? Ve şeytanın sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememiş miydim?"
    Dediler ki: "Rabbimiz, biz nefislerimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan ve esirgemezsen, gerçekten hüsrana uğrayanlardan olacağız."
    (Allah) Dedi ki: "Kiminiz kiminize düşman olarak inin. Yeryüzünde belli bir vakte kadar sizin için bir yerleşim ve meta (geçim) vardır."
    Dedi ki: "Orda yaşayacak, orda ölecek ve ordan çıkarılacaksınız." (Araf Suresi, 19-25)

İşte insanlığın dünyadaki yaşamının başlangıcı, Hz. Adem'in üstteki ayetlerde anlatılan hatasıydı. Ancak Hz. Adem Allah'a tevbe etti ve Allah onu bağışladı. Ancak İblis'in insanların aleyhine yürüttüğü mücadelesi son bulmadı. Kuran'ın Maide Suresi'nde bildirildiği gibi, Hz. Adem'in iki oğlundan birini ayarttı ve onu kardeşini öldürmeye sürükledi. (Maide Suresi, 27)

O tarihten sonra da İblis insan neslinden pek çok kişiyi kandırdı ve kendi safına çekti. Öte yandan diğer cinlerden de pek çok yandaşı oldu. İblis'in yolunu izleyen bu cinler, aynı onun gibi insanları saptırmak için onlara sokulmaya, onların "kalplerine gizlice vesvese vermeye" (Nas Suresi, 4) başladılar. İblis'in yandaşı olan bu cinler ve insanlar da onun sahip olduğu "şeytan" sıfatını kazandılar. (Şeytan, "uzak olmak" kökünden gelen bir kelimedir ve Allah'ın rahmetinden kovulup uzaklaştırılmış her azgın ve isyankar kulun sıfatıdır.)

Dolayısıyla insanoğlunun karşı karşıya olduğu en büyük tehlike olan şeytan, liderliğini İblis'in yaptığı bir grup cin ve insandır. Bu cin ve insanlar, İblis'in yolunu izlerler, kendileri saptıkları gibi diğer insanları da saptırmaya çalışırlar. "Cinni" (cinlerden olan) şeytanlar, insanlar tarafından görülmedikleri için onlara fark edilmeden yanaşır, zihinlerine saptırıcı düşünceler sokarlar. "İnsi" (insanlardan olan) şeytanlar ise diğer insanlara açıkça sokulur, onları Allah'ın yolundan alıkoymak için telkinde bulunurlar. Bu, insanın yakın dostu gibi görünen bir insan olabileceği gibi, bir zorba ya da bir "fikir adamı" da olabilir. Kuran'da, bu tehlikeye karşı müminlere şu dua öğretilmektedir:

    De ki: İnsanların Rabbine sığınırım.
    İnsanların malikine,
    İnsanların (gerçek) ilahına;
    "Sinsice, kalplere vesvese ve şüphe düşürüp duran" vesvesecinin şerrinden.
    Ki o, insanların göğüslerine vesvese verir (içlerine kuşku, kuruntu fısıldar);
    Gerek cinlerden, gerekse insanlardan. (Nas Suresi, 1-6)

Şeytan insana bu denli sinsice yaklaşabilen bir düşman olduğuna göre, ondan sakınmak için azami dikkat göstermek gerekir. Bunun en başta gelen şartı, şeytanı tanımaktır. Şeytanı tanımak için ona baktığımızda ise, oldukça garip, oldukça esrarengiz bir mantığa sahip olduğunu görürüz. Önce İblis tarafından kullanılan ve sonra da onun tüm takipçileri tarafından devralınan bu mantığın temelinde, kibir ve büyüklenme yatmaktadır.


Şeytanın Özellikleri
Şeytan her insanın hayatı boyunca binlerce defa karşılaşacağı en büyük düşmanıdır. Düşmandır çünkü, insan yüzünden Allah katındaki makamını kaybetmiştir. Yeryüzünde bulunmasının tek nedeni de insanları saptırmak için Allah'tan aldığı izindir. Kıyamete kadar, bu izin doğrultusunda olabildiği kadar çok insanı cehennem ateşine sürükleyecek, bunu başarmak için her türlü yolu deneyecektir. Bu amaçla şeytan, insanları her an gözler (Araf Suresi, 27), insana zarar verecek planlar ve oyunlar hazırlar.

Çoğu insan şeytanın ne kadar büyük bir tehlike olduğunun farkında bile değildir. Şeytan bu insanların mantığına göre, uzak, hatta hayali bir varlıktır. Onlara göre yalnızca çok büyük kötülükleri yapan, vahşi, cani kimseler şeytana uyarlar. Kendilerini ve kendileri gibi normal insanları zaten temiz kalpli görürler. Ancak arada yapılan ufak tefek hatalar için "şeytana uydum" denir.

Oysa bu gaflet, insanın hayatı boyunca yapabileceği en büyük hatalardan biridir. Çünkü şeytan —iman eden küçük bir grup dışında— insanların tamamına yakınını kendi kontrolü altına almıştır. Bu insanlar farkında olmadan en büyük düşmanları olan şeytanın istediği hayatı yaşar ve onun peşinden cehenneme giderler. Oysa insanların yapması gereken, şeytanı çok iyi tanımak ve onu düşman edinmektir. Allah bunu insanlara Fatır Suresi'nde emretmiştir:

    Gerçek şu ki, şeytan sizin düşmanınızdır, öyleyse siz de onu düşman edinin... (Fatır Suresi, 6)

Şeytanın farkına varmak, onu bir düşman olarak kavramak insanı kurtuluşa götüren adımlardan biridir. Bunun için öncelikle şeytanın özelliklerini, daha sonra da kullandığı taktikleri bilmek gerekir. Birçok Kuran ayetinde ayrıntılı olarak tarif edilen bu özellikler aşağıda ana başlıklar altında sıralanmıştır.

Sinsi ve Yalancıdır
Şeytan, insanları doğru yoldan alıkoyabilmek için öncelikle gerçekleri örter. Bunun en geçerli yolu ise sinsice yalan söyleyerek insanları kandırmaktır. Yalan yoluyla, sahte ve boş vaadler vererek insanları kendi tarafına çekmeye çalışır. Daha iyi bir sosyal statü, daha çok para, daha çok cinsellik, daha rahat bir hayat, hatta ahirette daha üstün bir konum bile vaad eder. Ancak yalan söylediğini ve boş vaadlerde bulunduğunu ahirette kendisi itiraf edecektir:

    İş hükme bağlanıp-bitince, şeytan der ki: "Doğrusu, Allah, size gerçek olan vaadi vaadetti, ben de size vaadde bulundum, fakat size yalan söyledim…(İbrahim Suresi, 22)

Fakat bu itiraf ancak dünya hayatı sona erdikten sonra, şeytan ve dostları kıyamet günü haşredildikleri zaman gerçekleşir. Elbette bu gerçeği öğrenmek şeytanın dostlarına hiçbir fayda sağlamaz. Hepsi tarih boyu şeytana tabi olan diğer insanlarla beraber cehenneme girerler.

İtaatten Çıkmış, Saygısız ve Nankördür
Şeytan kendisini yoktan var eden ve sahip olduğu bütün özellikleri veren Allah'a karşı büyük bir nankörlük içindedir. (İsra Suresi, 27) Bu nankörlük ve kendini bilmezlik içinde kendi yaratıcısına başkaldırmış ve itaatten çıkmıştır.

Azgın ve Kaypaktır
Şeytanın dikkat çekilen bir başka özelliği de hem azgın, hem de kaypak (Hac Suresi, 3) oluşudur.

İtaatten Düzeni İnanlar İçin Çok Zayıftır
Şeytanın iman edenlere karşı kurduğu tuzaklar ve hileli düzenler dıştan bakıldığında güçlü gibi gözükse de bu aslında bir aldanıştır. Çünkü gerçekte şeytanın hileli düzeni zayıftır ve yıkılmaya mahkumdur:

    İman edenler Allah yolunda savaşırlar; inkar edenler ise tağut yolunda savaşırlar, öyleyse şeytanın dostlarıyla savaşın. Hiç şüphesiz, şeytanın hileli-düzeni pek zayıftır. (Nisa Suresi, 76)


Gücü Yalnızca Çağırmaya Yeter
Şeytanın insan üzerinde zorlayıcı bir gücü yoktur. O yalnızca insanları davet eder. Bu davete uyan insanın kendisidir. Yani insan bir vicdansızlık yaptığında, bunun sorumluluğunu şeytana yükleyip bırakamaz. Asıl kınaması gereken şeytana uyan nefsidir. Şeytan bu gerçeği ahirette kendisini suçlayan inkarcılara karşı şöyle bildirecektir:

    ...Benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu, yalnızca sizi çağırdım, siz de bana icabet ettiniz. Öyleyse beni kınamayın, siz kendinizi kınayın. (İbrahim Suresi, 22)


İnsanların Düşmanıdır
Şeytan'ın insanın başdüşmanı olduğu birçok ayette belirtilmiştir. (En'am Suresi 142, Kehf Suresi 50, Yasin Suresi 60) Çünkü şeytanın insana vermek istediği zarar, yeryüzünde hiç kimsenin veremeyeceği kadar büyüktür. Şeytan insanın cehennemde sonsuza kadar yanmasını ister. Bu sebeple de insanın en büyük düşmanıdır. Bu gerçek ayetlerde bildirilmektedir:

    Ey insanlar, yeryüzünde olan şeyleri helal ve temiz olarak yiyin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Gerçekte o, sizin için apaçık bir düşmandır. (Bakara Suresi, 168)

    Çünkü şeytan, insan için apaçık bir düşmandır. (Yusuf Suresi, 5)


İyilikten ve Hayırdan Yana Hiçbir Yönü Yoktur
Varlığını insana zarar ve sıkıntı vermeye adamış olan şeytan, insanlar için hiçbir hayır ve iyilik sahibi değildir. Şeytanın bu özelliği ayetlerde de "her türlü hayırla ilişkisi kesilmiş" (Nisa Suresi, 117) olarak bildirilmiştir.

İnsanlar Üzerinde Bir Pisliktir
Şeytanın insan üzerindeki etkisi, Kuran'da "pislik" olarak tanımlanır:

    ...Sizi kendisiyle tertemiz kılmak, sizden şeytanın pisliklerini gidermek, kalplerinizin üstünde (güven ve kararlılık duygusunu) pekiştirmek ve bununla ayaklarınızı (arz üzerinde) sağlamlaştırmak için size gökten su indiriyordu. (Enfal Suresi, 11)


Allah Katından Kovulmuştur
Şeytan itaatsizliği ve nankörlüğü yüzünden Allah katından aşağılanarak ve horlanarak kovulmuştur. Zaten "şeytan" kelimesi de bizzat bu kovulmuşluk anlamını içermektedir. Şeytanın bu özelliği Al-i İmran Suresi 36, Tekvir Suresi 25 ve Hicr Suresi 17

Şeytan'ın Gücü Zayıftır
Şeytan hakkında unutulmaması gereken çok önemli bir gerçek vardır. Şeytan Allah'tan müstakil bir güç değildir. Allah tarafından yaratılmıştır ve O'nun kontrolündedir. Düşmanlığı insana karşıdır.

Şeytanın Allah'tan bağımsız bir güç olduğunu düşünenler yanılırlar. Bu kimseler şeytanın Allah'a karşı bir mücadelesi olduğunu zannederler. Oysa şeytanın insanlara Allah'ın dinini yaşatmak istememesinin nedeni, bunun insanları yıkıma uğratmak için tek yol olduğunu bilmesidir. Yoksa şeytanın Allah'a karşı bir düşmanlığı söz konusu olamaz. Sonuç olarak o da Allah'ın yarattığı bir kuldur ve O'nun izniyle faaliyetini sürdürmektedir. Kendisine tanınan süre bittiğinde, cezasını çekmek üzere o da saptırdığı insanlarla beraber cehenneme atılacaktır.

    Andolsun, senden ve içlerinde sana tabi olacak olanlardan tümüyle cehennemi dolduracağım. (Sad Suresi, 85)

Unutulmaması gereken, şeytanın müminler üzerinde bir gücü olmadığıdır. Şeytanın gücü yalnızca Allah'ın tespit ettiği, daha doğrusu cehennem için özel olarak yarattığı insanlar üzerinde geçerlidir.

Şeytan Allah'ın mümin olarak yarattığı bir kulu saptıramaz. Sadece, müminin dünya hayatındaki imtihanı gereği bazı küçük hatalar yapmasına vesile olabilir. Şeytanın saptırma etkisi yalnızca kalbinde hastalık bulunan kimseler üzerindedir. Bu gerçek Kuran'da şöyle bildirilir:

    Gerçek şu ki, iman edenler ve Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun (şeytanın) hiçbir zorlayıcı-gücü yoktur.
    Onun zorlayıcı-gücü ancak onu veli edinenlerle, onunla O'na (Allah'a) ortak koşanlar üzerindedir. (Nahl Suresi, 99-100)

Bir başka ayette müminlerin şeytan tarafından saptırılamayacakları şöyle bildirilmiştir.

    "Benim kullarım; senin onlar üzerinde hiçbir zorlayıcı gücün (hakimiyetin) yoktur." Vekil olarak Rabbin yeter. (İsra Suresi, 65)

Şeytan da Allah tarafından yaratılmış bir varlık olduğuna göre, herşeyde olduğu gibi onun yaratılışında da sonsuz hikmet vardır.

Örneğin, şeytanla beraber büyük bir insan topluluğunun cehenneme sürüklenmesi, kıyamet günü müminlerin Allah'a şükürlerini, cennete karşı duyacakları sevinci artıracak bir unsurdur.

Şeytan aynı zamanda mümin topluluğun içinde gizlenen münafıkların ortaya çıkmasını sağlar. Bu hastalıklı kimseleri etkisi altına alarak, müminler aleyhine faaliyette bulundurur. Böylece münafıklar mümin topluluğu içinde gizlenemeyerek kendi kendilerini deşifre etmiş olurlar. Müminler de içlerinde barınmaya çalışan bu pislik grubunu kolaylıkla teşhis ederler. Dahası şeytanın faaliyetlerinin ve münafıklar üzerindeki etkisinin farkına varan müminlerin —Kuran 'da geçen bir ayetin tecellisini gördükleri için— imanları ve Allah'a yakınlıkları artar:

    Şeytanın (bu tür) katıp bırakmaları, kalplerinde hastalık olanlara ve kalpleri (her türlü) duyarlılıktan yoksun bulunanlara (Allah'ın) bir deneme kılması içindir. Şüphesiz zalimler, (gerçeğin kendisinden) uzak bir ayrılık içindedirler.
    (Bir de) Kendilerine ilim verilenlerin, bunun (Kuran'ın) hiç tartışmasız Rablerinden olan bir gerçek olduğunu bilmeleri için; böylelikle ona iman etsinler ve kalpleri ona tatmin bulmuş olarak bağlansın. Şüphesiz Allah, iman edenleri dosdoğru yola yöneltir. (Hac Suresi, 53-54)

Bu mümin topluluğun içinde bir tür temizlik anlamına gelir. Zaten Allah'ın şeytana süre tanımasının hikmetlerinden biri budur. Allah bu durumu Kuran'da şöyle açıklar:

    Andolsun, İblis, kendileri hakkında zannını doğrulamış oldu, böylelikle iman eden bir grup dışında, ona uymuş oldular.
    Oysa onun, kendilerine karşı hiçbir zorlayıcı-gücü yoktu; ancak Biz ahirete iman edeni, ondan kuşku içinde olandan ayırdetmek için (ona bu imkanı verdik). Senin Rabbin, her şeyin üzerinde gözetici-koruyucudur. (Sebe Suresi, 20-21)

Cahiliye toplumu tarafından bilinmeyen bir başka nokta ise şeytanın yaptırım gücünün olmadığıdır. O yalnızca insanı davet eder. Eğer insanın kalbinde bir hastalık varsa bu çağrıya uyar. Yoksa şeytanın insanlar üzerinde zor kullanabilecek bir gücü yoktur. Kendisine uyanların hatta tapanların hepsinin aslında ne kadar büyük bir gaflet içinde olduklarını bilir. Şeytanın kıyamet günü kendisine uyanlara yapacağı itiraf ayette şöyle geçer:
İş hükme bağlanıp-bitince, şeytan der ki: "Doğrusu, Allah, size gerçek olan vaadi vaadetti, ben de size vaadde bulundum, fakat size yalan söyledim. Benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu, yalnızca sizi çağırdım, siz de bana icabet ettiniz. Öyleyse beni kınamayın, siz kendinizi kınayın. Ben sizi kurtacak değilim, siz de beni kurtacak değilsiniz. Doğrusu daha önce beni ortak koşmanızı da tanımamıştım. Gerçek şu ki, zalimlere acı bir azap vardır." (İbrahim Suresi, 22)


Etiketler :
Kuran-ı Kerimdeki Şeytan ile ilgili Ayetler,Şeytan ile ilgili Ayetler,Şeytan hakkindaki Ayetler,Şeytan,Kuran-ı Kerimdeki ,Kuran-ı Kerimdeki Şeytan,

Bu konuyu yazdır

Dini-1 Müslümanın Bilmesi Gereken Sorular ve Cevapları Nedir?
Yazar: RasitTunca - 07-08-2018, 11:10 AM - Forum: Dini Genel Bilgiler - Yorum Yok



Müslümanın Bilmesi Gereken Sorular ve Cevapları Nedir? Kabirde Neler Sorulacak?

Muslumana sorular
   Müslümanmısın?
   Elhamdülillah Müslümanım.

   Müslümanım demenin manası nedir?
   Allah'ı bir bilmek, Kur'an-ı Kerim'i ve Muhammed Aleyhisselam'ı tasdik etmektir.

   Ne zamandan beri Müslümansın?
   "Bela" dediğimiz zamandan beri Müslümanım.

   "Bela" zamanı neye derler?
   Misak'a derler. Yani Cenab-ı Hakk ruhlarımızı yarattığı vakit bunlara hitaben: - Elestü birabbiküm (Ben sizin rabbiniz değil miyim?) diye sordu. Onlar da: "Bela (Evet Rabbimizsin)" dediler. O zamandan beri Müslümanım demektir.

   Rabbin kimdir? Seni kim yarattı?
   Allah

   Sen kimin kulusun ?
   Allah'ın kuluyum

   Dinin hangi dindir?
   İslam dinidir.

   Kitabın hangi kitaptır?
   Kur'an'dır.

   Din nedir?
   Akıl sahibi insanları kendi istek ve arzularıyla sırf hayır ve saadete ulaştıran, ilahi bir kanundur.

   İslam nedir?
   Peygamber Efendimizin tebliğ ettiği hükümleri kalb ile tasdik, dil ile ikrar edip, yaşamaktır.

   İman Nedir?
   Hz.Peygamber'in, Allah'tan getirdiği hükümlerin doğruluğunu kabul ve tasdik etmektir.
   
   
   INGİLİZCESİ
   
   Are you a Muslim?
   Thanks be to Allah (Alhamdulillah), I am a Muslim

   What does it mean to be a Muslim?
   Knowing that there is only one Allah, and accepting the Holy Qur'an and Prophet Muhammed (s.a.s.)

   Since when have you Muslim?
   I have been a Muslim since the time of the world (Balaa)

   What does "Balaa" mean?
   It is a covenant (mithaq). That is, Allah asked whwn He created all souls: "Am I not your Lord (Rabb)"? They answered "Yes, for certain you are our Lord (Rabb) (Balaa)." Thus, I have been a Muslim from that time.

   Who is your Lord (Rabb)?  Who created you?
   Allah

   Whose slave are you?
   I am the slave of Allah.

   What is your religion?
   My religion is İslam.

   Which  book do you believe in?
   I believe in the Holy Quran.

   What is Din?
   It is the set of laws which guides the sane people who believe with their free will to the most right, the most beautiful, and everlasting happiness.

   What is Islam?
   It is the name of the last divine religion which was sent to human beings by God through His Prophet Muhammad?

   What is Iman (Belief)?
   It is the acceptance and attestation of the decrees which are known in certainty that they are brought from God by the Prophet.

Kabirde Ne Sorulacak, Cevapları Nedir? İşte Her Müslümanın Bilmesi gereken o 13 soru

Kabir sualleri ve cevapları

Ölümü hatırlamak ve ölüden ibret almak için kabir ziyaret etmek ve salihlerin, velilerin kabirlerinden bereketlenmek müstehaptır.

Ölümü hatırlamak ve ölüden ibret almak için kabir ziyaret etmek ve salihlerin, velilerin kabirlerinden bereketlenmek müstehaptır. Ölümü ve kabirde sorulacak sualleri her zaman hatırlamalıdır. Mü’minlerden dokuz kimseye de kabirde sual olmaz: Şehit, düşman karşısında nöbette iken ölen, veba, kolera gibi bulaşıcı hastalıktan ölen, böyle hastalıklar yayıldığı zaman kaçmayıp sabrederek başka sebeple ölen, sıddîklar, baliğ olmayan çocuklar, Cuma günü veya gecesi ölenler, her gece Tebâreke ve Secde sûresini okuyanlar ve ölüm hastalığında İhlâs sûresini okuyanlara kabir suali olmaz. Kabirde Münker ve Nekir meleklerine cevap olarak şunları ezberlemelidir:

Ayrıca aşağıdaki esasları da bilmek lazımdır:

Kimin zürriyetindensin?

CEVAP

Âdem aleyhisselamın.

Kimin milletindensin?

CEVAP

İbrahim aleyhisselamın.

İman nedir? Amentü’nün esasları nelerdir?

CEVAP

İman, Muhammed aleyhisselamın Allahü teâlâ tarafından getirdiği emir ve yasaklara inanmak ve inandığını dil ile söylemek demektir.

İman, Amentü’de bildirilen altı esasa inanmak ve Allahü teâlâ tarafından bildirilen emir ve yasakların tamamını kabul etmek ve beğenmektir.

Amentü şöyledir:

Âmentü billahi ve melaiketihi ve kütübihi ve rüsülihi vel yevmil ahiri ve bilkaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ vel ba’sü ba’del mevti hakkun. Eşhedü en lâ ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resülühü.

[Yani, Allah’a, meleklerine, gönderdiği kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna, öldükten sonra dirilmeye inanıyorum. Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed aleyhisselamın da Allah’ın kulu ve son Peygamberi olduğuna şehadet ediyorum.]

İslam’ın şartları nelerdir?

CEVAP

Şunlardır:

1- Kelime-i şehadet getirmek

Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü demek. Manası şudur:

(Ben şehadet ederim ki, [Yani görmüş gibi bilirim ve bildiririm ki] Allah’tan başka ilah yoktur. Ve yine şehadet ederim ki, Muhammed aleyhisselam Onun kulu ve resulüdür.)

Resulullaha inanmak demek, Onun bildirdiklerinin tamamını kabul etmek, inanmak ve hepsini beğenmek demektir.

2- Namaz kılmak

3- Zekât vermek

4- Oruç tutmak

5- Hac etmek

Allahü teâlânın sıfatları nelerdir?

CEVAP

Allahü teâlânın Sıfat-ı zatiyye’si altıdır:

1- Vücûd

2- Kıdem

3- Bekâ

4- Vahdaniyyet

5- Muhalefetün-lilhavadis

6- Kıyâm bi-nefsihi

Allahü teâlânın Sıfat-ı sübûtiyye’si sekizdir:

1- Hayat

2- İlm

3- Sem’

4- Basar

5- İrade

6- Kudret

7- Kelam

8- Tekvîn

BİR MÜSLÜMANIN KENDİSİNE SORMASI GEREKEN SORULAR

Bir Müslüman her gece yaşadığı günün muhâsebesini yapmalı ve kendine şu sualleri sormalıdır. İşte 41 maddede bir Müslümanın günlük nefis muhasebesi…

Bir Müslüman her gece yaşadığı günün muhâsebesini yapmalı ve kendine şu sualleri sormalıdır. İşte 41 maddede bir Müslümanın günlük nefis muhasebesi…

Nasıl ki, güzel ve hayırlı bir netice için güzel bir gidişat zarurî ise, mesut bir âhiret hayatı için de îman ve sâlih amellerle müzeyyen, istikâmet üzere bir dünya hayatı elzemdir. Ebedî saâdete açılan bir ölüm, ancak îman ve Kur’ân nurları altında geçen nezih bir hayatın mükâfâtıdır.

Dolayısıyla bir müslümanın, İslâm’ı hayatının hiçbir safhasında unutmaması gerekir. Yirmi dört saatini, kendisine en zirve rehber olarak takdim edilen Peygamberler SultânıEfendimiz gibi değerlendirme gayreti içinde bulunması îcâb eder. Bu hususta da kendi hâlini ciddiyetle ve sık sık mîzân etmesi gerekir.

Zira Hazret-i Ömer (r.a.) şöyle buyurmuştur:

“Hesâba çekilmeden evvel kendinizi hesâba çekiniz. En büyük arz (yani Allah Teâlâ’nın huzûruna çıkarılıp O’na arz edileceğiniz gün) için (sâlih amellerle) süsleniniz! Şüphesiz dünyadayken nefsini hesâba çeken kimse için kıyâmet günündeki hesap hafif olacaktır.” (Tirmizî, Kıyâmet, 25/2459)

BİR MÜSLÜMANIN GÜNLÜK NEFİS MUHASEBESİ

Bir müslüman her gece; yaşadığı günün muhâsebesini yapmalı ve kendine şu sualleri sormalıdır:

1- Bu sabah hayat defterini nasıl açtın? Sana yeni bir gün bahşeden Rabbine şükrettin mi?

2- Cenâb-ı Hakk’ın seni istiğfâra dâvet ettiği seher vaktinde, O’nunla buluşmaya koşabildin mi? O vakitte tuğyân eden ilâhî rahmet ve mağfiretten ne kadar nasiplenebildin? Yoksa o husûsî fırsat demlerini, uykuyla zâyî mi ettin?

3- Seher vaktinin feyzini bütün gününe taşıyabildin mi? Bugün, hayatın ne kadar zikrullah ikliminde geçti? Ne kadar Rabbini hatırlayabilme-nin rûhâniyeti içinde oldun?

4- Bugün, nefsânî lezzetleri yok eden ölümü tefekkür ettin mi?

5- Bugün hayatın gereksiz telâşlarından sıyrılıp ne kadar Rabbine yöneldin? Karşılaştığın ilâhî kudret ve azamet nakışları, gönlünde ne kadar bir tefekkür derinliği meydana getirdi?

6- Minarelerden yükselen ilâhî dâvete kulak verip kaç vaktini cemaatle kılabildin? Namazlarını Hakk’ın râzı olduğu kıvamda; yani huşû içinde, kalp ve beden âhengiyle edâ edebildin mi?

7- Bugün kazancının, yediğinin, içtiğinin ve giydiğinin; helâl mi, şüpheli mi, haram mı olduğuna dikkat ettin mi? Haramlardan sakınma duygusu her davranışında seninle beraber oldu mu?

8- Bugün kul haklarına dikkat ettin mi? “Üzerime hiçbir kul hakkı geçmedi, kimseyi incitmedim.” diyebilir misin?

9- Bugün mahlûkâta, Hâlık’ının şefkat, merhamet ve muhabbet nazarıyla bakabildin mi?

10- Kapındaki kedinin ve köpeğin hakkına dikkat ettin mi? Kedisini aç bırakarak ölümüne sebep olan bir kişinin ilâhî azâba, susuz bir köpeğe su veren bir kişinin de ilâhî affa nâil olduğunu düşünerek, mahlûkâta merhametle muâmelede bulundun mu?

11- Bugün, annenin, babanın, akrabalarının hâlini hatırını sorup gönüllerini alabildin mi? Eğer onlar âhirete intikal etmiş iseler, ruhları için bir Fâtiha okuyup hediye edebildin mi?

12- Bugün aile yuvanı gönül gözüyle seyredip, oranın bir cennet bah-çesi olduğu idrâkiyle; sokakların, çarşı-pazarın, modaların, reklâmların, televizyonun, internetin menfî tesirlerinden kendini ve çoluk-çocuğunu koruyabildin mi?

Bu hususta;“Ey îmân edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun!..” (et-Tahrîm, 6) emr-i ilâhîsini hayatına ne kadar tatbik edebildin?

13- Şayet evinin hanımı isen, beyini güler yüz ve muhabbetle uğurlayıp helâl rızık getirmesi için duâ ettin mi? Akşam yine onu tebessüm ve tatlı dille karşılayıp yorgunluğunu gidermeye, nezih ve örnek bir aile olmaya çalıştın mı?

14- Şayet evinin beyi isen, hanımına ve evlâtlarına karşı ne kadar müşfik ve merhametli davrandın? Senin onlara bırakabileceğin en büyük mîrâsın, âhiret mîrâsı olduğunu düşünüp onların dînî, ahlâkî ve mânevî te-rakkîleri için ne kadar gayret gösterebildin?

15- Allâh’ın sana emânet olarak ihsân ettiği evlâtlarına, bugün terbiye ve âdâb olarak ne öğrettin? Allah ve Rasûlü’nün aşkını, enbiyâ ve evliyânın sevgisini onların gönüllerine aşılayabildin mi?

16- Yarın seni temsil edecek, senin devam eden parçan olacak evlâtlarına İslâm şahsiyeti kazandırabilmek için bugün neler yaptın?

17- Kıyâmet günü, senin için yüz akı ve göz aydınlığı olmaları gayesiyle bugün yavrularının gönül bahçelerine hangi fazîlet tohumlarını ektin?

18- Evlâtlarına dînin, îmânın, vatanın, bütün mukaddesâtın bir emânet olduğu şuurunu verebildin mi? Bu cennet vatanı bizlere hediye eden ecdâdını ve Allah yolunda canlarını seve seve fedâ eden aziz şehidleri, onların îman heyecanlarını evlâtlarına hatırlatabildin mi? Allâh’ın en büyük nîmeti olan Kur’ân’ın, semâlarımızda yankılanan ezanların ve hür bir şekilde dalgalanan bayrağımızın, en büyük şeref ve haysiyetimiz olduğunu idrâk ettirebildin mi?

19- Evlâdının dünyevî tahsili için yıllarca emek, zaman ve masraf sarf ediyorsun; ya onun âhiret tahsili için ne yaptın? Evlâdının ebedî istikbâlini ilgilendiren bu tahsil için, sadece yaz mevsiminde bir-iki ay câmiye göndermeyi yeterli mi gördün?

20- Bugün hidâyete muhtaç insanlara; yumuşak bir dil, hayranlık uyandıran bir hâl ve rahmet tevzî eden bir kalp ile yaklaşabildin mi? Onlara emr-i bi’l-mârûf ve nehy-i ani’l-münker’de bulunup hidâyetleri için duâ ettin mi? Onlara hâlinle de örnek bir “müslüman şahsiyeti” sergileyebildin mi?

21- Bugün selde sürüklenen kütükler misâli nesiller kaybolurken; başta aile efrâdın olmak üzere, mes’ul olduğun insanları devrin fitne ve şerlerinden muhafaza için hangi tedbirleri aldın?

22- Bir çocuğun yahut bir gencin elinden tutup câmiye götürebildin mi? Birkaç genci etrafına toplayıp, maddî-mânevî ikramlarda bulunarak hak ve hakîkati sevdirmeye çalıştın mı? Allah için sevdiğin bir kişiye hediye olarak ne verdin?

23- Bugün Allâh’ın sana ihsân ettiği nîmetleri kimlerle ve ne kadar paylaşabildin? Bugün infâk ehli olabildin mi?

24- Bugün bir mü’mini sevindirmenin kalbî hazzını tadabildin mi?

25- Bugün bir yetim başı okşadın mı? Bir hastayı ziyaret ettin mi? Bir cenâze teşyîinde bulundun mu?[1]

26- Bugün komşularınla ve civarındaki muhtaçlarla alâkadar oldun mu? Aç yatan komşunun, soğukta titreyen gariplerin ıztırâbı yüreğini sızlattı mı?

27- Bugün memleketimize sığınan Suriye muhâcirleriyle imkânlarını paylaşabildin mi? O Muhâcirlere Ensâr olma yolunda mesafe katedebildin mi?

28- Bugün dünyanın diğer ucunda da olsa ümmet-i Muhammed’in derdiyle dertlendin mi? Mazlumların çektiği çilelerden dolayı yüreğinde bir ıztırap hissettin mi?

29- Bugün açların doyması, hastaların şifâ bulması, borçları altında ezilenlerin feraha çıkması için herhangi bir gayret gösterdin mi? Bu maksatla kalbî, kavlî ve en mühimi de fiilî duâlar ettin mi?

30- Bugün, tanıdığın tanımadığın herkese Allah için selâm verebildin mi? Tebessümü sadaka bilip insanları mütebessim bir çehre ile karşılayabildin mi?

31- Bugün sana sert ve kaba davranan, kötülük yapan bir kişiye Allah için iyilikle mukâbelede bulunup onu affedebildin mi?

32- Bugün hiç dost kazanabildin mi? Kaç dostunla dostluğunu tazeledin?

33- Bugün bir Allah dostuyla veya sâlih insanlarla beraber olmaya gayret ettin mi? Sana -nefsinin hoşuna gitmese bile- Hak rızâsı için dâimâ doğruları söyleyecek sâlih ve sâdık bir dost edindin mi? Fâsık ve fâcirlerle beraberlikten kalbini koruma endişesi taşıdın mı?

34- Bugün yoldan, insanlara ezâ verecek bir şeyi kaldırdın mı?

35- Bugün faydalı ilmini artıran, irfânını geliştiren herhangi bir hizmet veya faaliyet içinde bulundun mu?

36- Bir gönül eczahânesi olan sohbetlerden, kalbine ve rûhuna şifâ olacak, feyzini artıracak mânevî ilâçları alabildin mi?

37- Kıyâmete kadar devam edecek en büyük mûcize olan Kur’ân-ı Kerîm’den bugün kaç sayfa okudun? Orada sana verilen mesajları tefekkür ederek mûcibince amel ettin mi? En hayırlılardan olmak için; Kur’ân’ı öğretenlerden, Kur’ân hizmetine koşanlardan, yardım edenlerden oldun mu?

38- Bugün, hayatına sızmaya çalışan kötü alışkanlıklara karşı koyma irâdesini gösterebildin mi?

39- Bugün dilini, boş ve lâubâlî konuşmalardan, yalan ve dedikodu-dan, gıybet ve münâkaşadan ve bir gönle diken batırmaktan muhafaza ede-bildin mi?

40- Bugün hayat defterini nasıl kapattın? Amel defterinin bugüne ait sayfalarına neler yazıldı? İlâhî hesap gününde bugünkü sayfanın hesâbını verebilecek misin?

41- Velhâsıl bugün; dâimî bir hayat kaseti doldurmakta olduğunu, her hâl ve hareketinin ilâhî kameralarla kayda alındığını hiç düşündün mü? Ge-çirdiğin son yirmi dört saatin muhâsebesini yapıp nefsinle hesaplaştın mı?..

İşte bu nevî muhâsebelerle gayrete gelip ölüme lâyıkıyla hazırlanabilen mü’minler, ölümden korku duymak yerine onu ebedî bir vuslat vesilesi olarak telâkkî ederler. Böyle olunca da, her iki âlem arasında geçit vazifesi gören ölüm güzelleşmeye başlar.

Demek ki ölümün soğuk ürpertilerinden kurtulmanın yegâne çâresi; “Ölmeden evvel ölünüz!” ifâdesinin tefekküründe derinleşerek sâlihâne bir ömür yaşamaya gayret etmektir.

Dipnot:
[1] Bkz. Müslim, Fedâilu’s-Sahâbe, 12.

Kaynaklar:
peygamberlerhayati com
Osman Nuri Topbaş, Ebediyet Yolculuğu, Erkam Yayınları

Etiketleri :
Müslümanın Bilmesi Gereken Sorular, ve Cevapları Nedir?,Müslümana sorulari ve cevaplari,kabirde neler sorulcak,sual melekleri neler soracak,öldükten sonra melekler neler soracak,münker nekirin sorulari,

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Kelime-i Tevhid Zikrinin Anlamı ve Faziletleri - Arapça Türkçe Tafsilatlı Yazılışı
Yazar: RasitTunca - 07-08-2018, 10:35 AM - Forum: Zikir ve Tesbihat Hakkında Bilgiler - Yorum Yok



Kelime-i Tevhid Zikrinin Anlamı ve Faziletleri - Arapça Türkçe Tafsilatlı Yazılışı

   İmâm-ı Rabbânî Hazretleri kelime-i tevhîdin mânâsını şöyle îzah eder: “«La ilahe illallah» zikrinden maksat, âfâkî ve enfüsî, yani dıştaki ve içteki bâtıl ilâhları yok etmektir. Âfâkî ilâhlar, Lât ve Uzzâ gibi, kâfirlerin bâtıl ilâhlarıdır. Enfüsî ilâhlar ise, nefse âit arzulardır.

İmâm-ı Rabbânî Hazretleri; kelime-i tevhîdin yüceliğini anlatırken şöyle buyurur:

“Allah Teâlâ’nın gazabını teskin hususunda «La ilahe illallah» sözünden daha faydalı bir şey yoktur. Bu söz, cehenneme girmeye sebep olan gazabı teskin ediyorsa, başka gazapları daha çabuk teskin eder. Zira diğer gazaplar, cehennem azâbını doğuran gazaptan çok daha hafiftir. Nasıl teskin etmesin ki, kul bu sözü tekrarlayarak mâsivâdan yüz çevirmiş, onları reddetmiş ve kalbinin kıblesi Cenâb-ı Hak olmuştur. Zâten gazabın sebebi de, kulun müptelâ olduğu farklı farklı yönelişlerdir. Kelime-i tevhîd ile bunlar yok olduğuna göre gazap da sükûnete erecektir.

Bu mânâya mecaz âleminden şöyle bir misâl verebiliriz: Bir kimse hizmetkârından rahatsız olsa ve ona gazaplansa, o esnâda hizmetkâr aklını kullanarak bütün meşgaleleri terk edip bütün varlığıyla efendisine yönelse, efendisinde hizmetkâra karşı tabiî olarak şefkat ve merhamet hisleri uyanır ve öfkesi sükûn bulur.

KELİME-İ TEVHİDİN FAZİLETİ

“La ilahe illallah” sözünün, âhiret için saklanan ilâhî rahmetin yüzde doksan dokuzunun anahtarı olduğunu görüyorum. Küfür karanlıklarını ve şirk tortularını bertaraf etmede bu güzel kelimeden daha tesirli bir şey olmadığını biliyorum…

Kelime-i tevhîdin fazîleti karşısında şu dünyanın tamamı bile bir kıymet ifâde etmez! Keşke büyük bir okyanusa nisbetle bir damla hükmünde olabilseydi! (O kadar bile değildir.) Ancak bu kelime-i tayyibenin kıymet ve azameti, onu söyleyenin mânevî derecesi nisbetindedir. Söyleyenin derecesi ne kadar yüksek olursa bu kelimenin azameti de o kadar artmaktadır…

Bir insanın bir köşeye çekilip mânevî hazzına vararak bu mübârek zikirle meşgul olmayı arzu etmesine denk olabilecek başka bir temennî şu dünyada yoktur. Ancak ne yazık ki her temennîye kavuşmak müyesser olmuyor. Bâzen gaflet hâli buna mânî oluyor ve halka karışmak gerekiyor.”[1]

“LA İLEHE İLLALLAH” ZİKRİNDEN MAKSAT NEDİR?

Yine İmâm-ı Rabbânî Hazretleri kelime-i tevhîdin mânâsını şöyle îzah eder:

“«La ilahe illallah» zikrinden maksat, âfâkî ve enfüsî, yani dıştaki ve içteki bâtıl ilâhları yok etmektir. Âfâkî ilâhlar, Lât ve Uzzâ gibi, kâfirlerin bâtıl ilâhlarıdır. Enfüsî ilâhlar ise, nefse âit arzulardır. Nitekim Cenâb-ı Hak; «Nefsini ilâh edinen kişiyi gördün mü?..» (el-Câsiye, 23) buyurur. Şerîatin insanları mükellef tuttuğu ve kalben tasdîk etmekten ibâret olan «îman» için, âfâkî ilâhların yok edilmesi kâfîdir. Enfüsî bâtıl ilâhların yok edilebilmesi için ise nefs-i emmârenin tezkiye edilmesi lâzımdır. Ehlullâh’ın yoluna girmenin gâyesi ve neticesi de budur. Hakîkî îmâna ulaşmak için, bu her iki türden bâtıl ilâhları yok etmek îcâb eder… Îmânın hakîkati, enfüsî ilâhları da bertaraf etmeye bağlıdır.”[2]

İmâm-ı Rabbânî Hazretleri evlâtlarını ısrarla zikre teşvik ederdi. Nitekim, oğlu Muhammed Mâsûm Hazretleri’ne yazdığı bir mektubunda şöyle buyurur:

“Zaman, zikir zamanıdır. Bütün nefsânî arzularınızı «La» kelimesinin içine koyun ki onları kökünden yok edip geriye hiçbir arzu ve gâye bırakmayın… O’nun takdîrine râzı olun!

Kelime-i tevhîd zikri esnâsında «La ilahe: Sadece Allah vardır» sözüne geldiğiniz vakit, bütün bilinen ve hayâl edilenlerin ötesinde bulunan ve bizim için tam bir gayb olan Allâh’ın zâtından başka bir şey gönlünüze gelmesin! Evler, köşkler, çeşmeler, bahçeler, kitaplar ve diğer şeyler insanın zihnine kolayca geliverir. Bunlar sizin vaktinizi almasın!”[3]

HER DURUMDA ALLAH’I ZİKRET

İmâm-ı Rabbânî Hazretleri’nin dâimâ zikir hâlinde olmayı tavsiye ettiği ifâdelerinden bir kısmı da şöyledir:

“Bu tarîkati isteyen kişi, hak ehlinin görüşleri istikâmetinde îtikādını düzeltip fıkhî hükümleri öğrenerek bildiklerinin îcâb ettirdiği şekilde amel ettikten sonra, bütün vakitlerini Allâh’ın zikrine sarf etmelidir. Ancak bu zikrin kâmil ve mükemmil bir şeyhten alınması şarttır. Çünkü kendisi noksan olan, başkalarını kemâle erdiremez… Abdestli, abdestsiz, ayaktayken, otururken devamlı zikirle meşgul olmalıdır. Gelirken, giderken, yerken, yatarken aslâ zikri terk etmemelidir.”[4]

“Mâlûmdur ki, bu dünya çalışma yurdudur, boş durma ve dinlenme yeri değildir. Gayretinizi tamamıyla çalışmaya yönlendirmelisiniz. Boş durmayı ve eğlenmeyi bir kenara bırakınız! Dilinizi «La ilahe illallah» zikri ile öylesine meşgul ediniz ki, lisânınız zaruret olmadıkça bu kelime-i tayyibenin dışında bir şey söylemesin! Zikir, hem dil hem de kalp ile hafî yolla yapılmalıdır… Tembellik ve gevşeklik, düşmanların nasîbi olsun! Amel-i sâlihler işlemeli, çalışmalı, yine çalışmalı…”[5]

“Şunu iyi biliniz ki, sizin ve hattâ bütün insanların saâdet ve selâmeti, Cenâb-ı Hakk’ı zikretmeye bağlıdır. İmkân nisbetinde bütün vakitleri Allah Teâlâ’nın zikri ile geçirmek îcâb eder. Bu hususta bir anlık gaflet bile doğru değildir.”[6]


   Lâ ilahe illallah nedir? Lâ ilahe illallah zikrinin faziletleri nelerdir? Yetmiş bin (70 000) kelime-i tevhid okumanın dinî dayanağı var mıdır?

Kelime-i tevhid sözlük anlamı ile “Allah’ı birleme cümlesi” demektir. “Lâ ilahe illallah” sözünden ibarettir ve “Allah’tan başka ilah yoktur.” anlamına gelir. Bu cümlenin ifade ettiği mana İslam’ın temel ilkesini oluşturur. Hz. Peygamber, “Kıyamet gününde benim şefaatim sayesinde en mutlu olacak insan, kalbinden içtenlikle, Lâ ilâhe illallah diyendir.” (Buhârî, İlim, 33; Rikâk 51) buyurmuştur.

   EN FAZİLETLİ ZİKİR – EN FAZİLETLİ DUA

Zikir, hatırlamak ve hatırlatmak demektir. Kelime-i tevhidi zikir olarak okumak, okuyana ve dinleyenlere Allah’ı hatırlatacağı için sevap kazandıran bir ameldir, zikirlerin en güzelidir. Resûlullah, “En faziletli zikir ‘Lâ ilahe illallah’; en faziletli dua da ‘Elhamdülillah’ demektir.” (İbn Mâce, Edeb, 55) buyurmuştur.

   GÜNDE 100 DEFA “LA İLAHE İLLALLAH” DEMENİN FAZİLETİ

Bunun yanında günde yüz defa “Lâ ilâhe illallah” diyenin çeşitli şekillerde mükâfatlandırılacağı yönünde hadisler bulunmaktadır. (İbn Mâce, Edeb, 54) Sahih hadislerde belirtilenler dışında dua veya zikirlerin belli sayılarda yapılması gerektiğine inanıp bunu iddia etmek doğru değildir.

---------------
“Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâ şerike leh..” – Anlamı, Fazileti ve Arapça Yazılışı

Sabah ve akşam namazından sonra tekrarı pek çok fazileti bulunan ve bir sahih rivayette İsm-i Âzam mertebesini taşıyan cümle-i tevhidiye

Lâ ilâhe illallàhu vahdehû lâ şerîke leh, lehül-mülkü

ve lehül-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.

Arapça Yazılışı:

لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

Anlamı:

Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur; o tektir, ortağı yoktur. Mülk onundur, hamd ona mahsustur ve o her şeye kàdirdir.

لاَ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِى وَيُمِيتُ وَهُوَ حَىٌّ لاَ يَمُوتُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ وَاِلَيْهِ الْمَصِيرُ  

Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâ şerike leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hâmdü yuhyi ve yumit ve hüve hayyun lâ yemût biyedihi’l-hayr ve hüve alâ külli şey’in kadir.

“Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O birdir; Onun hiçbir şeriki yoktur. Mülk Ona ait, hamd Ona mahsustur. Hayatı veren de O’dur, ölümü veren de O’dur. O, kendisine asla ölüm ârız olmayan Hayy-ı Ezelîdir. Bütün hayır Onun elindedir. O her şeye hakkıyla kàdirdir. Her şeyin ve herkesin dönüşü de O’nadır.”

(Buharî, Ezân: 155; Teheccüd: 21; Müslim, Zikir: 28, 30, 74, 75, 76; Tirmizî, Mevâkıt: 108; Hac: 104; Nesâî, Sehiv: 83-86; İbni Mâce, Dua: 10, 14, 16; Ebu Davud, Menâsik: 56; Dârîmî, Salât: 88, 90; Muvatta’, Hac: 127, 243; Kur’an: 20, 22; Müsned, 1:47; 2:5; 3:320; 4:4; 5:191.)

Amr İbnu Şuayb an Ebîhi an Ceddihî (radıyallâhu anh)’dan rivayet edildiğine göre:

“Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

“Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz; Lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh lehü’l mülkü ve lehü’l hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr. (Allah’tan başka ilah yoktur, O tektir, O’nun ortağı yoktur, mülk O’nundur, hamd O’na aittir. O, herşeye kâdirdir) sözüdür.”

[Muvatta, Kur’ân 32,; Tirmizî, Da’avât 133]

Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh)’dan rivayet edildiğine göre:

“Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

“Kim, “Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu’l mülkü ve lehu’l hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.” duasını bir günde yüz kere okursa, kendisine 10 köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez.

Kim de bir günde yüz kere “Sübhânallahi ve bihamdihi” derse hataları dökülür, hatta denizin köpüğü kadar çok olsa bile.”

[Buhârî, Daavât 54, Bed’ü’l-Halk 11; Müslim, Zikr 28; Muvatta, Kur’ân 20; Tirmizî, Daavât 61,]

Ebu Sa’id radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre:

“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

“Kim, sabah namazının peşinden ‘Lâ ilâhe illallahu vahdehu la şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehû’l-hamdü bi-yedihi’l-hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr.’ (Allah’tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O’nun elindedir. O her şeye kadirdir.) derse kendisine, Hz. İsmail evlatlarından bir köleyi âzâd etmiş gibi sevap yazılır.”

Kelime-i Tevhid "Lâ ilahe illallah, Muhammedun Rasulualalh" Yazili Resimler


DİPNOTLAR

[1] İmâm-ı Rabbânî, a.g.e, II, 591-594, no: 37.

[2] Maârif-i Ledünniyye, s. 69, 24. Bölüm.

[3] İmâm-ı Rabbânî, a.g.e, III, 169, no: 2.

[4] İmâm-ı Rabbânî, a.g.e, III, 454, no: 84.

[5] İmâm-ı Rabbânî, Mükâşefât-ı Gaybiyye, 29. kısım.

[6] İmâm-ı Rabbânî, Mektûbât, I, 569, no: 190.

Kaynaklar:
Osman Nuri Topbaş, Altın Silsile, Erkam Yayınları
Diyanet Fetva Kurulu

----
Etiketler : Kelime-i Tevhid Zikrinin Anlamı ve Faziletleri,Arapça Türkçe Tafsilatlı Yazılışı,Kelime-i Tevhid Arapça Yazılışı,لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ ,Kelime-i Tevhid Türkçe  Yazılışı,Kelime-i Tevhid  Yazılı Resimler,

Bu konuyu yazdır

Dini-1 Şehitlerimiz için Yapılabilecek Dua Örneği
Yazar: RasitTunca - 07-08-2018, 06:31 AM - Forum: Güzel Dualar Zikirler Tesbihatlar - Yorum Yok



güzel dualar, şehit duaları, şehitlere dua, şehit duaları, şehitlere dua


بسم الله الرحمن الرحيم

اَ لْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ لْعأَ لَمِين

و لصَّلأ ةُ و ا لسَّلأمُ علىَ رَ سؤُ لِنأَ مُحَمَّدِ وَ عَلَى األٍهِ وَ صَحْبِهِ اَجْمَعِىنَ

Ya rabbi senin rızan için ellerimizi açtık, sana yalvarıyoruz, ya rabbi bizi huzurundan boş çevirme, bizi kendinden başkasına muhtaç etme, bizi kendinden başkasına yalvartma ya rabbi.

Şu cennet vatanımızın her karış toprağı senin uğrunda canlarını veren, şehit kardeşlerimizin kanlarıyla sulanmış, biz bu vatana sahip çıkmak için tarih boyu canlarımızı vermişiz, bugün vatanımız tehlikeye girdiğinde 7’den 70’e kadınıyla erkeğiyle canlarımızı feda etmek üzere ebrehenin ordusunun karşısında ebabil kuşlarının attığı taşlar misali hiçbir güç kuvvet yetiremez, silahların tankların önüne başlarını koyan ve ta istikal savaşından bu zamana kadar vatanımız kurtarmaya çalışan tüm şehit kardeşlerimizin ruhlarını şad eyle..

Ya rabb bizim vatanımızı düşman çizmeleriyle çiğnetme, bizi vatansız bırakma, bizi bayraksız bırakma, bizim hürriyet ve istikalalimize musallt olanlara fırsat verme ya rabbi.bizi hürriyet ve istikalimiziden mahrum bırakma ya rabbi. Minarelerimizde okunan ezanı Muhammedileri dindirme, ayyıldızlı bayrağımızı gönderlerden indirme ya rabbi, indirme ya rabbi, düşmanlarımıza fırsat verme ya rabbi.özellikle yeryüzünde ebu cehiller, ebu lehepler, ebreheler olduğu gibi firavunlar, nemrutlar olduğu gibi onlar tarihin hiçbir devrinde eksik olmadılar, bugünkü firavunların, bugünkü ebu cehillerin ebu leheplerin şerrinden muhafaza eyle .

Ya rabbi. Şurada toplanan kardeşlerimiz sana ellerini açtılar sana olan imanları sana olan güvenleri, sana olan tevekküleri ile sana yalvarıyorlarlar . ya rebbel alemin bunlar bedirde,bunlar uhutta, bunlar çanakkalede, bunlar kurtulus savaşında, vatanlarını milletlerini dinlerini inançlarını korumak için savaşan kardeşlerimiz gibi ya rabbi bu uğurda can veren şehitlerimizi okunan kuranlar hurmetine Yasinler hurmetine, aşırlar hurmetine ruhlarını şad eyle makamlarını cennet eyle, bedir şehitleri ile haşr eyle. Uhut şehitleri ile beraber haşr eyle.

Ya rabbel alemin bizleri ve şu kardeşlerimizide bedirden uhuttan sağ olarak dönen kardeşlerimizle haşr eyle. Burada toplandığımız gibi yarın mahşer gününde peygamberimizin sancağı altında toplanmayı haşru cem eyle. Peygamberimizi vatan sevgisi imandandır buyuruyor vatan uğruna şehit olan tüm şehitlerimize merhamet eyle. Bizi rahmetinden mahrum bırakma bizi her türlü tehlikelerden kötülerden kötü insanların şerrinden iblis kılıklı hainlerden, ebu cehil kılıklıların şerrinden, özellikle hürriyet ve istikalimize tasallut eden bizi köleleştirmek bizi diz çöktürmek bize emir verildiğinde emirlerini yerine yetirtmek isteyenlere ya rabbi fırsat verme, bize güç ve kuvvet nasip eyle bizi kendinden başka hiç kimseye muhtaç etme ya rabbi.

Ya rabbel alemin şu güzen cennet vatanımızda ayaklarımızı bastğımız her yerde şehitlerimizin kanları ve kemikleri var.Onların kanlarını ve kemiklerini sızlatacak yanlış işler yapmaktan bizleri muhafaza eyle. O şehit kardeşlerimizin uğrunda şehit oldukları davalarına sahip çıkacak ihlaslı imanlı vatanını ve milletini seven nesiller yetiştirmeyi nasip eyle ya rabbi.. bizi kendinden başkasına muhtaç etme. Dualarımızı ve okunan kuranları kabetüllah, ravzai mutahharada yapılan dualar zümresine dahil eyle.

Bu necip bu asil millete şu cennet vatanımıza hizmet etmek isteyenlere güç ve kuvvet nasip eyle. Onların ömürlerini hayırlı bereketler ihsan eyle.. Sayıni ve sayımızi meşkur eyle, amellerini ve amellerimizi makbul eyle..Onları beddua edenlerin beddularından koru ya rabbi. Onların beddualarını kendi başlarına makus eyle ya rabbi.. ya rabbi cehennem ateşlerini onların başlarına makus eyle. Makus eyle ya rabbi. Makus eyle ya rabbi. Onları kahhar ismi şerifin hurmetine kahru perişan eyle ya rabbi. Yaralalanan kardeşlerimize acil şifalar ihsan eyle ya rabbi.

Devletimizi miletimizi payidar eyle, vatanımızı milletimizi ve tüm İslam vatanlarını muhafaza eyle. bütün şehitlerimize rahmet eihsan eyle. Kabirlerini pür nur eyle makamlarını ali eyle cennetinele cemalinle müşerref eyle a rabbi,

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Astrolojide Burçlar ve Tarihleri Hangi burç ne zaman doğdu?
Yazar: RasitTunca - 07-08-2018, 05:50 AM - Forum: Fallar Ve Burçlar Hakkında Bilgiler - Yorum Yok




Astrolojide Burçlar ve Tarihleri Hangi burç ne zaman doğdu?


Koç Burcu : 21 Mart - 20 Nisan
Boğa Burcu : 21 Nisan - 21 Mayıs
İkizler Burcu : 22 Mayıs - 22 Haziran
Yengeç Burcu : 23 Haziran - 22 Temmuz
Aslan Burcu : 23 Temmuz - 22 Ağustos
Başak Burcu : 23 Ağustos - 22 Eylül
Terazi Burcu : 23 Eylül - 22 Ekim
Akrep Burcu : 23 Ekim - 21 Kasım
Yay Burcu : 22 Kasım - 21 Aralık
Oğlak Burcu : 22 Aralık - 21 Ocak
Kova Burcu : 22 Ocak - 19 Şubat
Balık Burcu : 20 Şubat - 20 Mart

Hangi burç ne zaman doğdu?

Oğlak burcu tarihleri

   1 Ocak günü —> Oğlak Burcu
   2 Ocak günü —> Oğlak Burcu
   3 Ocak günü —> Oğlak Burcu
   4 Ocak günü —> Oğlak Burcu
   5 Ocak günü —> Oğlak Burcu
   6 Ocak günü —> Oğlak Burcu
   7 Ocak günü —> Oğlak Burcu
   8 Ocak günü —> Oğlak Burcu
   9 Ocak günü —> Oğlak Burcu
   10 Ocak günü —> Oğlak Burcu
   11 Ocak günü —> Oğlak Burcu
   12 Ocak günü —> Oğlak Burcu
   13 Ocak günü —> Oğlak Burcu
   14 Ocak günü —> Oğlak Burcu
   15 Ocak günü —> Oğlak Burcu
   16 Ocak günü —> Oğlak Burcu
   17 Ocak günü —> Oğlak Burcu
   18 Ocak günü —> Oğlak Burcu
   19 Ocak günü —> Oğlak Burcu
   20 Ocak günü —> Oğlak Burcu

Kova burcu tarihleri

   21 Ocak günü —> Kova Burcu
   22 Ocak günü —> Kova Burcu
   23 Ocak günü —> Kova Burcu
   24 Ocak günü —> Kova Burcu
   25 Ocak günü —> Kova Burcu
   26 Ocak günü —> Kova Burcu
   27 Ocak günü —> Kova Burcu
   28 Ocak günü —> Kova Burcu
   29 Ocak günü —> Kova Burcu
   30 Ocak günü —> Kova Burcu
   31 Ocak günü —> Kova Burcu
   1 Şubat günü —> Kova Burcu
   2 Şubat günü —> Kova Burcu
   3 Şubat günü —> Kova Burcu
   4 Şubat günü —> Kova Burcu
   5 Şubat günü —> Kova Burcu
   6 Şubat günü —> Kova Burcu
   7 Şubat günü —> Kova Burcu
   8 Şubat günü —> Kova Burcu
   9 Şubat günü —> Kova Burcu
   10 Şubat günü —> Kova Burcu
   11 Şubat günü —> Kova Burcu
   12 Şubat günü —> Kova Burcu
   13 Şubat günü —> Kova Burcu
   14 Şubat günü —> Kova Burcu
   15 Şubat günü —> Kova Burcu
   16 Şubat günü —> Kova Burcu
   17 Şubat günü —> Kova Burcu
   18 Şubat günü —> Kova Burcu
   19 Şubat günü —> Kova Burcu

Balık burcu tarihleri

   20 Şubat günü —> Balık Burcu
   21 Şubat günü —> Balık Burcu
   22 Şubat günü —> Balık Burcu
   23 Şubat günü —> Balık Burcu
   24 Şubat günü —> Balık Burcu
   25 Şubat günü —> Balık Burcu
   26 Şubat günü —> Balık Burcu
   27 Şubat günü —> Balık Burcu
   28 Şubat günü —> Balık Burcu
   29 Şubat günü —> Balık Burcu
   1 Mart günü —> Balık Burcu
   2 Mart günü —> Balık Burcu
   3 Mart günü —> Balık Burcu
   4 Mart günü —> Balık Burcu
   5 Mart günü —> Balık Burcu
   6 Mart günü —> Balık Burcu
   7 Mart günü —> Balık Burcu
   8 Mart günü —> Balık Burcu
   9 Mart günü —> Balık Burcu
   10 Mart günü —> Balık Burcu
   11 Mart günü —> Balık Burcu
   12 Mart günü —> Balık Burcu
   13 Mart günü —> Balık Burcu
   14 Mart günü —> Balık Burcu
   15 Mart günü —> Balık Burcu
   16 Mart günü —> Balık Burcu
   17 Mart günü —> Balık Burcu
   18 Mart günü —> Balık Burcu
   19 Mart günü —> Balık Burcu
   20 Mart günü —> Balık Burcu

Koç burcu tarihleri

   21 Mart günü —> Koç Burcu
   22 Mart günü —> Koç Burcu
   23 Mart günü —> Koç Burcu
   24 Mart günü —> Koç Burcu
   25 Mart günü —> Koç Burcu
   26 Mart günü —> Koç Burcu
   27 Mart günü —> Koç Burcu
   28 Mart günü —> Koç Burcu
   29 Mart günü —> Koç Burcu
   30 Mart günü —> Koç Burcu
   31 Mart günü —> Koç Burcu
   1 Nisan günü —> Koç Burcu
   2 Nisan günü —> Koç Burcu
   3 Nisan günü —> Koç Burcu
   4 Nisan günü —> Koç Burcu
   5 Nisan günü —> Koç Burcu
   6 Nisan günü —> Koç Burcu
   7 Nisan günü —> Koç Burcu
   8 Nisan günü —> Koç Burcu
   9 Nisan günü —> Koç Burcu
   10 Nisan günü —> Koç Burcu
   11 Nisan günü —> Koç Burcu
   12 Nisan günü —> Koç Burcu
   13 Nisan günü —> Koç Burcu
   14 Nisan günü —> Koç Burcu
   15 Nisan günü —> Koç Burcu
   16 Nisan günü —> Koç Burcu
   17 Nisan günü —> Koç Burcu
   18 Nisan günü —> Koç Burcu
   19 Nisan günü —> Koç Burcu
   20 Nisan günü —> Koç Burcu

Boğa burcu tarihleri

   21 Nisan günü —> Boğa Burcu
   22 Nisan günü —> Boğa Burcu
   23 Nisan günü —> Boğa Burcu
   24 Nisan günü —> Boğa Burcu
   25 Nisan günü —> Boğa Burcu
   26 Nisan günü —> Boğa Burcu
   27 Nisan günü —> Boğa Burcu
   28 Nisan günü —> Boğa Burcu
   29 Nisan günü —> Boğa Burcu
   30 Nisan günü —> Boğa Burcu
   1 Mayıs günü —> Boğa Burcu
   2 Mayıs günü —> Boğa Burcu
   3 Mayıs günü —> Boğa Burcu
   4 Mayıs günü —> Boğa Burcu
   5 Mayıs günü —> Boğa Burcu
   6 Mayıs günü —> Boğa Burcu
   7 Mayıs günü —> Boğa Burcu
   8 Mayıs günü —> Boğa Burcu
   9 Mayıs günü —> Boğa Burcu
   10 Mayıs günü —> Boğa Burcu
   11 Mayıs günü —> Boğa Burcu
   12 Mayıs günü —> Boğa Burcu
   13 Mayıs günü —> Boğa Burcu
   14 Mayıs günü —> Boğa Burcu
   15 Mayıs günü —> Boğa Burcu
   16 Mayıs günü —> Boğa Burcu
   17 Mayıs günü —> Boğa Burcu
   18 Mayıs günü —> Boğa Burcu
   19 Mayıs günü —> Boğa Burcu
   20 Mayıs günü —> Boğa Burcu

İkizler burcu tarihleri

   21 Mayıs günü —> İkizler Burcu
   22 Mayıs günü —> İkizler Burcu
   23 Mayıs günü —> İkizler Burcu
   24 Mayıs günü —> İkizler Burcu
   25 Mayıs günü —> İkizler Burcu
   26 Mayıs günü —> İkizler Burcu
   27 Mayıs günü —> İkizler Burcu
   28 Mayıs günü —> İkizler Burcu
   29 Mayıs günü —> İkizler Burcu
   30 Mayıs günü —> İkizler Burcu
   31 Mayıs günü —> İkizler Burcu
   1 Haziran günü —> İkizler Burcu
   2 Haziran günü —> İkizler Burcu
   3 Haziran günü —> İkizler Burcu
   4 Haziran günü —> İkizler Burcu
   5 Haziran günü —> İkizler Burcu
   6 Haziran günü —> İkizler Burcu
   7 Haziran günü —> İkizler Burcu
   8 Haziran günü —> İkizler Burcu
   9 Haziran günü —> İkizler Burcu
   10 Haziran günü —> İkizler Burcu
   11 Haziran günü —> İkizler Burcu
   12 Haziran günü —> İkizler Burcu
   13 Haziran günü —> İkizler Burcu
   14 Haziran günü —> İkizler Burcu
   15 Haziran günü —> İkizler Burcu
   16 Haziran günü —> İkizler Burcu
   17 Haziran günü —> İkizler Burcu
   18 Haziran günü —> İkizler Burcu
   19 Haziran günü —> İkizler Burcu
   20 Haziran günü —> İkizler Burcu
   21 Haziran günü —> İkizler Burcu

Yengeç burcu tarihleri

   22 Haziran günü —> Yengeç Burcu
   23 Haziran günü —> Yengeç Burcu
   24 Haziran günü —> Yengeç Burcu
   25 Haziran günü —> Yengeç Burcu
   26 Haziran günü —> Yengeç Burcu
   27 Haziran günü —> Yengeç Burcu
   28 Haziran günü —> Yengeç Burcu
   29 Haziran günü —> Yengeç Burcu
   30 Haziran günü —> Yengeç Burcu
   1 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
   2 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
   3 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
   4 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
   5 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
   6 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
   7 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
   8 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
   9 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
   10 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
   11 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
   12 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
   13 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
   14 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
   15 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
   16 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
   17 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
   18 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
   19 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
   20 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
   21 Temmuz günü —> Yengeç Burcu
   22 Temmuz günü —> Yengeç Burcu

Aslan burcu tarihleri

   23 Temmuz günü —> Aslan Burcu
   24 Temmuz günü —> Aslan Burcu
   25 Temmuz günü —> Aslan Burcu
   26 Temmuz günü —> Aslan Burcu
   27 Temmuz günü —> Aslan Burcu
   28 Temmuz günü —> Aslan Burcu
   29 Temmuz günü —> Aslan Burcu
   30 Temmuz günü —> Aslan Burcu
   31 Temmuz günü —> Aslan Burcu
   1 Ağustos günü —> Aslan Burcu
   2 Ağustos günü —> Aslan Burcu
   3 Ağustos günü —> Aslan Burcu
   4 Ağustos günü —> Aslan Burcu
   5 Ağustos günü —> Aslan Burcu
   6 Ağustos günü —> Aslan Burcu
   7 Ağustos günü —> Aslan Burcu
   8 Ağustos günü —> Aslan Burcu
   9 Ağustos günü —> Aslan Burcu
   10 Ağustos günü —> Aslan Burcu
   11 Ağustos günü —> Aslan Burcu
   12 Ağustos günü —> Aslan Burcu
   13 Ağustos günü —> Aslan Burcu
   14 Ağustos günü —> Aslan Burcu
   15 Ağustos günü —> Aslan Burcu
   16 Ağustos günü —> Aslan Burcu
   17 Ağustos günü —> Aslan Burcu
   18 Ağustos günü —> Aslan Burcu
   19 Ağustos günü —> Aslan Burcu
   20 Ağustos günü —> Aslan Burcu
   21 Ağustos günü —> Aslan Burcu
   22 Ağustos günü —> Aslan Burcu
   23 Ağustos günü —> Aslan Burcu


Başak burcu tarihleri

   24 Ağustos günü —> Başak Burcu
   25 Ağustos günü —> Başak Burcu
   26 Ağustos günü —> Başak Burcu
   27 Ağustos günü —> Başak Burcu
   28 Ağustos günü —> Başak Burcu
   29 Ağustos günü —> Başak Burcu
   30 Ağustos günü —> Başak Burcu
   31 Ağustos günü —> Başak Burcu
   1 Eylül günü —> Başak Burcu
   2 Eylül günü —> Başak Burcu
   3 Eylül günü —> Başak Burcu
   4 Eylül günü —> Başak Burcu
   5 Eylül günü —> Başak Burcu
   6 Eylül günü —> Başak Burcu
   7 Eylül günü —> Başak Burcu
   8 Eylül günü —> Başak Burcu
   9 Eylül günü —> Başak Burcu
   10 Eylül günü —> Başak Burcu
   11 Eylül günü —> Başak Burcu
   12 Eylül günü —> Başak Burcu
   13 Eylül günü —> Başak Burcu
   14 Eylül günü —> Başak Burcu
   15 Eylül günü —> Başak Burcu
   16 Eylül günü —> Başak Burcu
   17 Eylül günü —> Başak Burcu
   18 Eylül günü —> Başak Burcu
   19 Eylül günü —> Başak Burcu
   20 Eylül günü —> Başak Burcu
   21 Eylül günü —> Başak Burcu
   22 Eylül günü —> Başak Burcu
   23 Eylül günü —> Başak Burcu

Terazi burcu tarihleri

   24 Eylül günü —> Terazi Burcu
   25 Eylül günü —> Terazi Burcu
   26 Eylül günü —> Terazi Burcu
   27 Eylül günü —> Terazi Burcu
   28 Eylül günü —> Terazi Burcu
   29 Eylül günü —> Terazi Burcu
   30 Eylül günü —> Terazi Burcu
   1 Ekim günü —> Terazi Burcu
   2 Ekim günü —> Terazi Burcu
   3 Ekim günü —> Terazi Burcu
   4 Ekim günü —> Terazi Burcu
   5 Ekim günü —> Terazi Burcu
   6 Ekim günü —> Terazi Burcu
   7 Ekim günü —> Terazi Burcu
   8 Ekim günü —> Terazi Burcu
   9 Ekim günü —> Terazi Burcu
   10 Ekim günü —> Terazi Burcu
   11 Ekim günü —> Terazi Burcu
   12 Ekim günü —> Terazi Burcu
   13 Ekim günü —> Terazi Burcu
   14 Ekim günü —> Terazi Burcu
   15 Ekim günü —> Terazi Burcu
   16 Ekim günü —> Terazi Burcu
   17 Ekim günü —> Terazi Burcu
   18 Ekim günü —> Terazi Burcu
   19 Ekim günü —> Terazi Burcu
   20 Ekim günü —> Terazi Burcu
   21 Ekim günü —> Terazi Burcu
   22 Ekim günü —> Terazi Burcu
   23 Ekim günü —> Terazi Burcu

Akrep burcu tarihleri

   24 Ekim günü —> Akrep Burcu
   25 Ekim günü —> Akrep Burcu
   26 Ekim günü —> Akrep Burcu
   27 Ekim günü —> Akrep Burcu
   28 Ekim günü —> Akrep Burcu
   29 Ekim günü —> Akrep Burcu
   30 Ekim günü —> Akrep Burcu
   31 Ekim günü —> Akrep Burcu
   1 Kasım günü —> Akrep Burcu
   2 Kasım günü —> Akrep Burcu
   3 Kasım günü —> Akrep Burcu
   4 Kasım günü —> Akrep Burcu
   5 Kasım günü —> Akrep Burcu
   6 Kasım günü —> Akrep Burcu
   7 Kasım günü —> Akrep Burcu
   8 Kasım günü —> Akrep Burcu
   9 Kasım günü —> Akrep Burcu
   10 Kasım günü —> Akrep Burcu
   11 Kasım günü —> Akrep Burcu
   12 Kasım günü —> Akrep Burcu
   13 Kasım günü —> Akrep Burcu
   14 Kasım günü —> Akrep Burcu
   15 Kasım günü —> Akrep Burcu
   16 Kasım günü —> Akrep Burcu
   17 Kasım günü —> Akrep Burcu
   18 Kasım günü —> Akrep Burcu
   19 Kasım günü —> Akrep Burcu
   20 Kasım günü —> Akrep Burcu
   21 Kasım günü —> Akrep Burcu
   22 Kasım günü —> Akrep Burcu

Yay burcu tarihleri

   23 Kasım günü —> Yay Burcu
   24 Kasım günü —> Yay Burcu
   25 Kasım günü —> Yay Burcu
   26 Kasım günü —> Yay Burcu
   27 Kasım günü —> Yay Burcu
   28 Kasım günü —> Yay Burcu
   29 Kasım günü —> Yay Burcu
   30 Kasım günü —> Yay Burcu
   1 Aralık günü —> Yay Burcu
   2 Aralık günü —> Yay Burcu
   3 Aralık günü —> Yay Burcu
   4 Aralık günü —> Yay Burcu
   5 Aralık günü —> Yay Burcu
   6 Aralık günü —> Yay Burcu
   7 Aralık günü —> Yay Burcu
   8 Aralık günü —> Yay Burcu
   9 Aralık günü —> Yay Burcu
   10 Aralık günü —> Yay Burcu
   11 Aralık günü —> Yay Burcu
   12 Aralık günü —> Yay Burcu
   13 Aralık günü —> Yay Burcu
   14 Aralık günü —> Yay Burcu
   15 Aralık günü —> Yay Burcu
   16 Aralık günü —> Yay Burcu
   17 Aralık günü —> Yay Burcu
   18 Aralık günü —> Yay Burcu
   19 Aralık günü —> Yay Burcu
   20 Aralık günü —> Yay Burcu
   21 Aralık günü —> Yay Burcu

Oğlak burcu tarihleri

   22 Aralık günü —> Oğlak Burcu
   23 Aralık günü —> Oğlak Burcu
   24 Aralık günü —> Oğlak Burcu
   25 Aralık günü —> Oğlak Burcu
   26 Aralık günü —> Oğlak Burcu
   27 Aralık günü —> Oğlak Burcu
   28 Aralık günü —> Oğlak Burcu
   29 Aralık günü —> Oğlak Burcu
   30 Aralık günü —> Oğlak Burcu
   31 Aralık günü —> Oğlak Burcu

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Vazelin nelere iyi gelir, Vazelinin kullanım alanları nelerdir
Yazar: RasitTunca - 07-08-2018, 05:34 AM - Forum: Sanal Dergi - Yorum Yok



Vazelin nelere iyi gelir, Vazelinin kullanım alanları nelerdir, Vazelinin faydaları nelerdir?

Vazelin (parafin yağı) vücudunuzun birçok bölgesinde birçok cilt probleminizi gidermek için kullanabileceğiniz bir kremdir. Makyaj temizliğinden nasır tedavisine, cilt bakımından saç bakımına kadar yaygın bir kullanım alanı bulunan vazelin ve faydalarını sizler için derledik.
Vazelin Nedir? Vazelin 1859 yılında Amerika Birleşik Devletlerinde petrol kuyularında çalışan işçilerin kesik ve yaralarını iyileştirmek için kullandıkları, daha sonra bunu fark eden bir kimyagerin 1870 yılında Vazelin petrol jeli ismiyle piyasaya sunduğu, şimdilerde ise kozmetik sahasında adından sıkça bahsettiren bir kremdir.

Genellikle renksiz ve kokusuz olan vazelinin artık pembe, soluk sarı, beyaz renkli ve koku aromalı da üretilmektedir.

Her şeyden önce belirtmekte fayda gördüğümüz diğer bir konu da vazelin okside olmaz ve havayla temasında herhangi bir kimyasal madde ortaya çıkmaz.

Vazelin ham petrol, mineral yağ ve bal mumu karışımından elde edilen bir tür yağlı merhemdir. Vazelin Robert Chesebrough adlı bir kimyager tarafından keşfedilmiş bir maddedir. Hatta Robert Chesebrough’ın vazelinin ömrü uzatacağını iddia ederek, 96 yaşına kadar her sabah 1 kaşık vazelin yediği rivayet edilir. Elbette biz vazelin yemenizi asla tavsiye etmesek de vazelinin çok geniş kullanım alanı olduğu muhakkaktır. Bunların arasında, vazelinin nemlendirici olarak kullanılmasından bitlerden kurtulmaya yardımcı olmaya kadar pek çok amaçla kullanmak yer alır. İşte vazelinin muhteşem faydaları, kullanım alanları;



Bitlerden kurtarır


Vazelin, bit ve sirkeleri yok etmek için kullanılan en etkili maddelerdendir. Bol miktarda vazelini alın saç diplerine bit ve sirke olan yerlere sürün. Bit tarağı kullanmadan önce bir saat bekleyin. Bit tarağı ile saçınızı tarayıp yıkayın, şampuanlayın ve durulayın. Sirkeler, bitler geçene kadar her gün bu uygulamaya devam edin.

Parfüm Kalıcılığı Sağlar

Eğer sizde parfümünüzün çabuk uçtuğunu düşünüyorsanız, parfüm sıkmadan önce el bilekleri ve boyun gibi bölgelerinize biraz vazelin sürüp parfümü bu bölgeye sıkın. Gün boyu koku üzerinizde kalacak ve parfümdeki kimyasaldan bir nebze cilt temasını engellemiş olacaksınız.

Dudak Peelingi

var reklamstore_region_id = 516102;var reklamstore_location="manuel"; Vazelin en etkili doğal dudak peelingi maddesidir. Dudaklarınızda solgun, kuru ve çatlaksa vazelin ile peeling yaparak bu sorundan kurtulabilirsiniz. Bunun için, biraz toz şeker ile az miktar vazelini dudaklarınıza sürün. Hafif dairesel hareketler ile dudaklarınızı ovun. Dudaklarınızı ılık su ile durulayın ve dudak kremi sürün.

Topukları yumuşatır

Genellikle topuklarda görülen çatlamaların yumuşatılması ve pürüzsüz bir hale gelmesi vazelin kullanımı ile mümkün olmaktadır. Bunun için yatmadan önce çatlamış bölgeye vazelin sürün. Temiz çorap giydikten sonra uyuyabilirsiniz. Sabah kalktığınızda gözle görülür etkisini fark edeceksiniz.

Tırnak bakımı

El tırnakları ve çevresindeki deride gerek çevre şartları gerekse cilt kuruluğundan dolayı kötü bir görüntüye bürünebilmektedirler. Gece yatmadan önce bir miktar vazelini tırnaklarınıza, tırnak altına ve etrafındaki deriye sürün. Bir çift ameliyat eldivenini giyin ve sabah kalktığınızda nemli ve yumuşak parmaklarınızı kullanmaya başlayın. Bu yöntem aynı zamanda tırnak kırılmalarını da önler. Bunun nedeni tırnaklarında atık hücrelerden oluşmasıdır. Nemini kaybeden tırnakta kırılma kaçınılmazdır. Bu yüzden haftada en az iki gece tırnaklarınıza vazelin sürüp yatmanız tırnak nem dengesini koruyacaktır.

Pişiği önler

Sizde sabah koşu ve sporu yapanlardan iseniz vazelinin bu faydasından yararlanmalısınız.Birbirine sürterek tahriş olabilecek apış arası bölgelerinize spora başlamadan vazelin sürün. Bunun yanı sıra soğuk havalardan etkilenecek yüz, dirsekler veya kulak gibi açıkta kalan bölgelerde de kullanımı, kızarıklık ve tahrişleri önleyecektir.

Doğal highlighter

Highlightere dünya kadar para vermenize gerek yok! Vazelini highlighter olarak kullanabilirsiniz. Makyaj yaparken elmacık kemikleri ve kaş kemiklerine süreceğiniz az miktarda vazelin daha belirgin hatlar oluşturur. Aynı zamanda cilt parlamasının da önüne geçerek daha sağlıklı ve güzel görünmenizi sağlar.

Eklem Yerlerine Uygulanması

Dirsek ve diz gibi devamlı hareket halinde bulunan eklem yerleri zamanla çatlak ve pürüzlü bir hal alır. İşte tam bu noktada vazelin imdadımıza yetişir. Gün içinde 1-2 defa bu bölgelere uygulayacağınız bir miktar vazelin cildinizi yumuşatacak ve nemli tutarak kendini onarmasını kolaylaştıracaktır.

Küpe Takma

Uzun süre küpe takmadıysanız ilk takımı biraz acılı olmaktadır. Vazelin burada etkili bir yumuşatıcı görevi görerek acı duymanızı engeller. Küpeyi takmadan önce az miktarda vazelini kulak memenize ve küpe deliğine yedirin ve acısız olarak küpelerinizi kullanın.

Saç karışıklığını giderir

Bazı durumlarda özellikle saçlarımızın uç kısımları birbirine karışır ve çözümü can yakabilmektedir. Bunun içinde minik bir parça vazelin kullanarak saçlarınızın daha kolay açılmasını sağlayabilirsiniz. Bu yöntem ile saçlarınızın uç kısımlarındaki kuru görüntüde ortadan kalkmış olur. Dikkat etmeniz gereken fazla vazelin kullanmamaktır, çünkü fazla kullanımı saçlarınızda yağlı bir görüntü oluşturur.

Sıkışan Çekmeceler

Zamanla aşınan ahşap çekmecelerde zor açılıp kapanma veya ses yapma gibi sorunlar oluşmaktadır. Böyle bir sorununuz varsa, çekmecenin ray kısmına veya sürtünen kısma bir miktar vazelin sürün ve bu dertten de kurtulun.

Ruj Lekelerini Önler

Ruj yaparken dişinize bulaşan ruj bazı kadınların çok sık başına gelen bir sorundur. Sizde bundan kaçınmak istiyorsanız, ruj yapmadan önce dişinizin dış yüzeyine vazelin süzerek bu sorundan kurtulabilirsiniz.

Sıkışan Fermuarlar


Vazelin çok can çıkıcı olan kapanmayan fermuar sorununda da en pratik çözümdür. Fermuarın her iki tarafına süreceğiniz vazelin ile açılıp kapanması oldukça kolaylaşacaktır.

Ateş Tutuşturma

Kamp ve piknik gibi yerlerde ateş yakıp yemek yemek veya eğlenmek için ateş yakmanız gerektiğinde, bir bez veya pamuğa vazelin sürün ve bunu diğer malzemelerin tutuşturmasında kullanın. Vazelin hızlı bir şekilde tutuşacak ve uzun süre yanarak çalı çırpının tutuşmasına yardımcı olacaktır

Kapak Açıcı

Oje gibi makyaj malzemelerinizi kullandıktan sonra, şişenin ağzına bulaşmış boya bir dahaki kullanımda açılmasını zorlaştırmaktadır. Sizde kullandıktan sonra şişe ağzına biraz vazelin sürerseniz daha sonra açılırken bir zorluk çıkarmayacaktır.

Makyaj Çıkarıcı

Yan etkileri olmayan ve kolay bir yöntemde vazelin kullanarak makyajınızı çıkarabilirsiniz. Vazelin uyguladıktan sonra su ile temizliği sonlandırın.

Vazelinin belki de yüzlerce kullanım alanı bulunmaktadır. Biz burada bir kadın için en çok kullanabileceğiniz uygulamalardan bahsettik. En iyisi elinizin altında bir kavanoz vazelin bulundurarak gün içinde diğer kullanım alanlarını kendinizin keşfetmesi.


Vazelinin Müthiş Kullanım Alanları ve Faydaları

Aslında vazelin birçok cilt problemimize derman olacak bir kremdir. Yaralardan kesiklere, bazı yanık çeşitlerinde kullanılabilen vazelinin faydalarını ve kullanım alanlarını siz okuyucularımız için aşağıya sıralıyoruz:

1- Cilt Bakımında
Aslında vücudumuz için kullandığımız birçok losyon ve kremin özünde bulunan vazelini cilt bakımınızda gönül rahatlığı ile kullanabilirsiniz. Cildinizi nemlendirmede (özellikle çok kurumuş ciltler üzerinde son derece etkilidir.), cildiniz üzerinde oluşan kurulukların ve çatlakların giderilmesinde kullanabileceğiniz gibi cildiniz üzerinde oluşan kesiklerin, yanıkların ve çiziklerin iyileştirilmesinde de kullanabilirsiniz. Vazelin kullanarak cildinizin nemli kalmasını ve yumuşak kalmasını sağlayabilirsiniz.

2- İyileşmez sandığınız nasırların tedavisinde
Galiba bunun en önemli tanığı benimdir. Yıllar önce ayağımda çıkan ve sebep olduğu ağrılardan dolayı neredeyse yürüyemez hale geldiğim nasırlarımdan vazelinin sayesinde kurtuldum. Yatmadan önce nasırlı bölgenize vazelini sürün yatağınızın krem olmaması için de ayağınıza bir çorap giyip sabaha kadar yatın. Kısa zaman içerisinde nasırlarınızdan kurtulduğunuzu göreceksiniz.
Ayrıca ayaklarınızın altında oluşan çatlakları da nasır ile tedavi edebilirsiniz.

3– Saç bakımında
Kullandığınız şampuanların ve saç kremlerinin içerisinde saçlarınızı yumuşatması için vazelin kullanıldığını biliyor musunuz? Saçlarınızın yumuşak, daha parlak ve kolay taranması için vazelin kullanmanızı tavsiye ederim. Vazelin kurumuş saçlarınızı besler, onları yumuşatır. Ayrıca saç uçlarınızdaki kırıkların giderilmesini sağlar.

4- Kaş şekillendirici
Vazelin sayesinde dökülmüş olan kaşlarınızın yeniden çıkmasını ve kaşlarınızın istediğiniz şekilde şekillenmesini sağlayabilirsiniz.

5- Tırnak koruyucu
Vazelin kullanarak tırnaklarınızın çabuk kırılmasını önleyebilir, tırnaklarınızı daha dayanıklı hale getirebilirsiniz. Vazelin tırnaklarınızın daha esnek olmasını sağlar.

6- Bebek bakımında
Bebeğinizde bezlenmeden kaynaklı oluşan pişikleri vazelin ile giderebilirsiniz. Kaldı ki birçok bebek yağının bileşeninde de vazelin kullanılır.

7- Makyajınızı temizlemede
Vazelini makyaj temizlemede de kullanabilirsiniz. Hem de cildinizi tahriş etmeden. Ayrıca bu sayede cildinizde kızarıklıkta meydana gelmez.

8- Cildinizin parlak görünmesinde
Cildinize süreceğiniz vazelin cildinizin parlak ve canlı görünmesini sağlar.

9- Dövme yaptırdıktan sonra oluşan hassasiyetin giderilmesinde
Yaptırdığınız dövmelerden sonra dövme yaptırdığınız bölgede haliyle ağrılı bir hassasiyet oluşacaktır.Dövme yaptırdığınız yerin iyileşmesini hızlandırmak için vazelin kullanmanızı tavsiye ederiz.

Vazelinin zararı var mıdır?

Tabiki her şeyde olduğu gibi vazelini de aşırı kullanmanız bazı sorunlara neden olabilir. Örneğin güneşli havalarda kullanacağınız vazelin cildinizde kararmaya neden olabileceği gibi, aşırı kullanımının meme kanseri riskini artırabilir. Ayrıca havayla temas eden yerlerinize sürdüğünüz vazelin çevresel tozların cildinize yapışmasına neden olabilir.

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Paraben Nedir ne işe yarar, Parabenin zararları nelerdir, Paraben neden kullanılır
Yazar: RasitTunca - 07-08-2018, 05:08 AM - Forum: Sanal Dergi - Yorum Yok



Paraben Nedir ne işe yarar, Parabenin zararları nelerdir, Paraben neden kullanılır, Raf ömrünü uzatmak

Paraben Nedir, Zararları Nelerdir?

Günümüz dünyasında doğal yaşam, doğal beslenme ve hatta kişisel temizlik bile artık eskisinden çok daha zor. Çünkü, günlük hayatta kullandığımız kozmetik ürünlerin, ilaçların, cilt bakım ürünlerinin, gıdaların ve temizlik ürünlerinin çoğunda paraben var. Peki, tüm uzmanların “uzak durun” diye uyardığı bu paraben nedir?

Paraben bir koruyucu; ürünlerin raf ömrünü uzatıyor ve zararlı bakteri ve mantar oluşumunu engelliyor. Düşük maliyetli olduğundan, birçok kozmetik ve kişisel bakım ürününde kullanılıyor. Eğer kozmetik ürünlerinin arka etiketlerinin üzerinde methylparaben, ethylparaben, propylparaben, butylparaben ya da benzylparabenisimlerini görüyorsanız, bilin ki o üründe paraben bulunuyor.

Ürünlerin içinde genellikle birden fazla paraben kullanılıyor. Ayruca, mikroorganizmaların geniş etki alanlarına karşı koruyucu olduklarından, sıkça diğer koruyucu maddelerle de birlikte kullanılıyorlar. Karışımların içinde düşük seviyede kullanılan parabenin aktivasyonu, koruyucunun da aktivasyon müddetini uzatıyor.

Kozmetik ürünlerin içinde yüzde 0,01 ile yüzde 0,3 arası oranda bulunan paraben, ürünü bozulmaya karşı dayanıklı hale getirdiği ve raf ömrünü uzattığı için bugün günlük hayatımızda kullandığımız pek çok ürünün içinde var. Bu tip özellikleri nedeniyle, paraben oldukça zehirli. Deride egzama, tahriş gibi alerjik reaksiyonlara yol açıyor. Yalnızca uygulandığı bölgenin yüzeyinde kalmıyor, cilde, dokulara, kana ve idrara dahi geçiyor.

Yapılan deneylerde, meme kanseri olan kadınlardan alınan tümör örneklerinde paraben olduğu dahi tespit edildi. Vücuttaki hormonal reaksiyonları artıran kimyasal bileşikler içeriyor, bir de vücuttaki östrojen hormonu taklit ediyor; bu sebeple meme kanseri riskinin artmasına yol açıyor. Memedeki yağ oranı, vücuttaki toksinlerin memede birikmesine sebebiyet veriyor ve bu nedenle kadınlarda en çok meme kanserine rastlanıyor.

Edinburgh Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmaya göre 20 ayrı tümörün 18’inde paraben olduğu tespit edilmiştir. Bu oran yüzdeliğe vurulduğunda yüzde 90 gibi korkunç bir rakam çıkıyor. Sonuç olarak, günlük hayatta sürekli olarak kullandığımız ve vazgeçemediğimiz pek çok deodoran, antiperspirant sprey, el ve yüz kremi gibi ürünler meme kanseri olma riskimizi ciddi anlamda yükseltiyor.

Danimarka Çevre Koruma Ajansı’nın 3 yaş altı çocuklarda yaptığı araştırma, parabenin endokrin yapısını bozucu etkisini kanıtladıktan sonra, Danimarka’da, propyl ve butylparaben isimli paraben türleri, 3 yaş altı çocuklara özel tüm ürünlerde yasaklanmıştır.

Aynı zamanda, Kasım 2011’de yapılan, kadınlarda kozmetik ürün kullanımıyla kandaki paraben seviyesi arasındaki ilişkiyi masaya yatıran çalışmaya göre, 332 deneğin yüzde 22’sinde kanda ethyl parabene ve yüzde 29’unda ise propyl parabene rastlanmıştır. Bununla birlikte, kozmetik ürünün kullanım frekansı arttıkça, kandaki paraben seviyesinin de yükseldiği saptanmıştır.

Yine 2011 yılında Türkiye Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu parabenin vücutta zehirli etki oluşturacak ölçüde biriktiğini ve direkt olarak kansere sebep olduğuna yönelik kanıtlanmış bilimsel veri olmadığını belirtmiştir. Sağlık Bakanlığı, ülkemizde ilaçların, kullanıma sunulmadan önce, içerik ve katkı maddesi açısından paraben de dahil olmak üzere kontrol edildiğini ve mevzuat sınırları içindeyse ruhsatlandırıldığını söylemiştir. Türkiye’nin ilaç ruhsatlandırmayla alakalı mevzuat sınırları Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri ile uyumludur.

Aynı açıklamada, Sağlık Bakanlığı ebeveynleri de uyararak, bebek ve çocukların korunması için, paraben içeren ürünlerin hekim ve eczacıya danışarak kullanılmasını önermiştir.

Parabenin Zararları Nelerdir?

    Toksiktir, vücutta toksin birikmesine yol açar.

    Egzama ve tahriş gibi alerjik reaksiyonları tetikler.

    Vücuttaki östrojen hormonunu taklit eder ve meme kanseri riskini ciddi orana artırır.

    Cilt tarafından emildiği için tüm vücuda, tüm dokulara, hatta kana ve idrara bile karışabilir.

    Endokrin sisteme büyük zarar verir. Yani, beze oluşumu ve hormon üretimine müdahale eder.

    Bebek ve çocuklarda gelişim ve bağışıklık sistemi sorunlarına sebep olur.

    Erkek üreme fonksiyonlarının bir kısmına zarar verme riski vardır. Bazı çalışmalardan elde edilen bilgilere göre, erkeklerde testesteron seviyesinde azalma meydana getirir ve sperm sayısını düşürür.

    Vücuttan atılan ya da atık ürünlerin içerisinde kalmış olan paraben, parçalanamadığı için göller, dereler, ırmaklar ve kanalizasyon sularına karışarak, tarımda ve günlük olarak kullanılan sulara karışır. Dolayısıyla, vücuttan attığımızı ve tamamen kurtulduğumuzu sandığımız bu toksik madde, çevresel etkenlerle, belirli bir döngü içerisinde vücudumuza geri dönebilir ve sağlığımızı tehdit etmeye devam edebilir.

    Erken yaşlanmaya sebebiyet verir. Cildi gençleştirmek ve güzelleştirmek amacıyla üretilen ürünlerin içerisinde olan parabenin erken yaşlanmaya yol açması ironik görünse de, uzmanlar, bu konuda insanları uyarıyor. Yapılan araştırmalar, parabenin güneş ışınına karşı hassasiyet geliştirerek güneşin vücuda verdiği hasarı artırdığını ve cilt hücrelerinin normalden daha hızlı öldüğünü gösteriyor.

Hangi ürünlerde paraben var, alırken en çok dikkat edilmesi gereken ürünler neler?

[color=#0000]Kozmetik ve cilt bakım ürünleri:[/color]

    Fondöten
    Kapatıcı
    Pudra
    Göz farı
    Allık
    Maskara
    Makyaj çıkarıcı ürünler
    Ruj ve parlatıcı
    Oje (özellikle hızlı kuruyanlar)
    El ve yüz kremleri
    Nemlendirici ve losyonlar
    Diş macunu
    Güneş yağı
    Tonik
    Deodorant
    Vücut spreyi
    Antiperspirant spreyler
    Parfüm
    Sabun
    Şampuan
    Saç kremi
    Tıraş losyonu

İlaçlar:

    Tüm krem ve merhem türleri
    Kulak, burun ve göz damlası
    Rektal ve vajinal ilaçlar
    Bandaj ve sargı bezi
    Lokal anestezik ilaçlar

Gıdalar:

    Salata soslar
    Ketçap, mayonez, hardal ve diğer soslar
    Reçeller
    Dondurulmuş yiyecekler
    Hazır meyve suları

ÖNEMLİ:

    Bazı kortizon krem ve merhemlerinin içinde paraben bulunabilir.

    Paraben içeren krem ve merhemler, kronik cilt sorunu yaşayan kişiler tarafından kullanılmamalıdır.

    İnsanların paraben konusunda artık daha bilinçli olması nedeniyle, bazı markalar, paraben içermeyen kozmetik ürünleri de üretip satmaktadır. Piyasadan ürün satın alırken bu ürünleri tercih etmeye dikkat etmek gerekir.

    Yasa gereği, kozmetik ve cilt bakım ürünlerinde kullanılan ham maddelerin müşteriyi bilgilendirmek amacıyla arka etiket üzerinde yazılması zorunludur. Ürünlerin arkasındaki bu etiketlerin üzerinde “paraben içermez”, “paraben free” ya da “parabensiz” ibaresinin olup olmadığını kontrol etmek ve satın alımı buna göre yapmak sağlık açısından çok önemlidir.

    Eğer alınabiliyorsa, organik ürünler daima tercih edilmelidi

Bu konuyu yazdır

Dini-1 Dini Bilmeceler
Yazar: RasitTunca - 07-06-2018, 10:20 PM - Forum: Sanal Dergi - Yorum Yok



Dini Bilmeceler 1- 2

DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ YARIŞMA SORULARI VE CEVAPLARI

Soru 1 İslam Dinine göre su bulunmadığı zaman toprakla sembolik olarak alınan abdeste ne denir?
Cevap 1 Teyemmüm
Soru 2 Hz. Muhammed’in farz ve vacip dışında yaptığı ve bizden de yapmamızı istediği iş ve davranışlara ne denir?
Cevap 2 Sünnet
Soru 3 Hz. Muhammed’in kızı, damadı ve torunlarıyla devam eden soyuna ne ad verilir?
Cevap 3 Ehl-i Beyt
Soru 4 Hz. Muhammed’in güvenilir olması nedeniyle daha genç yaşta iken aldığı lakab (isim) nedir?
Cevap 4 Emin lakabı (Muhammed’ül Emin)
Soru 5 İslam’ın ilk inen ayetinde geçen emir nedir?
Cevap 5 Oku
Soru 6 Hz. Muhammed’in Medine’de yaptığı ve kabrinin de bulunduğu mescidin adı nedir?
Cevap 6 Mescid-i Nebi
Soru 7 Süleyman Çelebi’nin yazdığı Hz. Muhammed’in doğumunu anlatan şiirin adı nedir?
Cevap 7 Mevlid
Soru 8 Ruh çağırma, falcılık ve türbelerde mum yakma gibi gerçek olmadığı halde sonradan uydurulan, yaygınlaştırılan aslı esası olmayan inançlara ne denir?
Cevap 8 Batıl İnanç (Hurafe)
Soru 9 Hinduizm ve Budizm’de önemli bir yeri olan ruhun bir bedenden başka bir bedene geçmesi anlamına gelen inancın adı nedir?
Cevap 9 Reenkarnasyon (Ruh Göçü)
Soru 10 Bir dini inancı ve görüşü yaymak için yapılan tüm etkinlikler olarak değerlendirilen ve temel amacı başka din inanç ve düşüncede olan insanları kendi dinlerine kazandırmak amacıyla yapılan faaliyetlere ne denir?
Cevap 10 Misyonerlik
Soru 11 Allah’ın emir, yasak ve öğütlerini peygamberlere bildirmesine ne denir?
Cevap 11 Vahiy
Soru 12 İslam dini Peygamberi Hz. Muhammed’in doğum ve vefat tarihleri nedir?
Cevap 12 doğum: 571 – vefat: 632
Soru 13 Hz. Muhammed ve beraberindeki müslümanların 622 yılında Mekke’den Medine’ye göç etmesine ne denir?
Cevap 13 Hicret
Soru 14 Kur’an-ı Kerim 114 sureden oluşmaktadır. İlk inen ayetler hangi surede yer almaktadır.
Cevap 14 Alak Suresi
Soru 15 İnsanın ruhuna ve kişiliğine yerleşen diğer insanların da yapılmasından hoşnut olacağı iyi, güzel ve doğru davranışlara ne denir?
Cevap 15 Güzel Ahlak
Soru 16 Bir inanç ve düşünceye körü körüne bağlanıp başka inanç ve düşüncelere karşı olumsuz tutum içinde olmaya ne denir?
Cevap 16 Taassup (Bağnazlık)
Soru 17 Oruca başlama vaktine ne denir?
Cevap 17 İmsak
Soru 18 Müslümanların hacc mevsimi dışında kabeyi ve kutsal yerleri ziyaret etmeye ne denir?
Cevap 18 Umre
Soru 19 Hz. Muhammed’in gençlik yıllarında üye olduğu, haksızlıklara karşı oluşturulan birliğin adı nedir?
Cevap 19 Erdemliler Birliği (Hılfu’l-Fudul)
Soru 20 İslam dininde mali bir ibadet olan Kurban ibadetinde geçen “Kurban” kelimesi ne anlama gelmektedir?
Cevap 20 Yakın olmak, yakınlaşmak
Soru 21 İslam inancına göre maddi yeterliliği ve sağlılığı yerinde olan insanların ömründe bir defa yerine getirmesi zorunlu olan ibadet hangisidir?
Cevap 21 Hacc
Soru 22 İslam’da sevgi ve hoşgörü anlayışının en önemli temsilcilerinden olan ve Mesnevi adlı eserin de sahibi dünyaca ünlü İslam Bilginin adı denir?
Cevap 22 Mevlana
Soru 23 Allah’a kulluk etmek, saygı göstermek ve O’nun bize verdiği nimetlere şükretmek amacıyla yapılan iş ve davranışlara ne denir?
Cevap 23 İbadet
Soru 24 İslam inancına göre kişinin bir işinin olması için elinden geleni yapıp sonucunu Allah’a bırakıp ve sonucuna da razı olmasına ne denir?
Cevap 24 Tevekkül
Soru 25 Namaz kılan bir müslümanın namazda yönelmesi gereken yön hangi yöndür?
Cevap 25 Kıble
Soru 26 Müslümanlara, günde beş kez, belli bir yerde namaz kılmaları ve namaz için toplanma vaktinin geldiğini ilân etme çağrısına ne denir?
Cevap 26 Ezan
Soru 27 Hz.İsa’ya verilen Kutsal kitabın ismi aşağıdakilerden hangisidir.
Cevap 27 İncil
Soru 28 Kur’an-Kerim’in indirilişi yaklaşık kaç yıl sürmüştür?
Cevap 28 23 Yıl
Soru 29 Hz. Muhammed’e gelen vahiy ifadeleri onun döneminde kimler tarafından yazılmıştır?
Cevap 29 Vahiy Katipleri
Soru 30 Ayet sayısı bakımından Kur’an-ı Kerim’in en kısa ve en uzun sureleri nedir?
Cevap 30 En kısa sure: Kevser – En uzun sure: Bakara
Soru 31 Sabrın sembolü olarak kabul edilen peygamber hangi peygamberdir?
Cevap 31 Hz. Eyyüp
Soru 32 Büyükbaş hayvanlardan kurban kesilirken bir kurbana en fazla kaç kişi ortak olabilir?
Cevap 32 7 kişi
Soru 33 Kurban ibadeti hangi peygamberle birlikte başlamıştır.
Cevap 33 Hz. İbrahim
Soru 34 İslam dinine göre tabiat olaylarını düzenlemekle görevli melek hangisidir.
Cevap 34 Mikail
Soru 35 Sinagog, Yahova, Sebt Günü, Haham gibi terimler hangi dine aittir?
Cevap 35 Yahudilik (Musevilik)
Soru 36 Ramazan ayına özgü bir ibadet olan ve Ramazan Bayramı sabahına kadar gücü yeten herkesin hem kendisi hem de bakmakla sorumlu olduğu kişiler için vermekle yükümlü olduğu sadaka hangisidir?
Cevap 36 Fıtır Sadakası (Fitre)
Soru 37 Câmide imamın namaz kılarken cemaatin önünde durduğu, kıble tarafındaki duvarın ortasında bulunan, oyuk, girintili yere ne ad verilir?
Cevap 37 Mihrap
Soru 38 İslam tarihinde ilk siyasi ayrılık hangi olaydan sonra ortaya çıkmıştır?
Cevap 38 Cemel Vakası (Cemel Olayı)
Soru 39 İnsanların doğruya ve iyiye yöneltmek için ALLAH’ın peygamberleri aracılığıyla bildirdiği ilahi kurallar bütününe ne denir?
Cevap 39 Din
Soru 40 Her yıl Nisan ayının üçüncü haftası Hz. Muhammed’in doğumunun kutlanması etkinliklerine ne ad verilmektedir.
Cevap 40 Kutlu Doğum Haftası Etkinlikleri
Soru 41 Yahudilerin ibadet yerlerine ne ad verilir?
Cevap 41 Havra veya Sinagog
Soru 42 Dince uygun görülüp yasaklanmayan iş ve davranışlara ne denir
Cevap 42 Helal
Soru 43 Akşam vakti olup orucu açma zamanına ne denir?
Cevap 43 İftar
Soru 44 İnanan insanların Allah’tan istekte bulunmalarına ne denir?
Cevap 44 Dua
Soru 45 İslam dinine göre Allah’ın insanlara yapılmasını kesin olarak emrettiği şeylere ne ad verilir?
Cevap 45 Farz
Soru 46 İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in söz ve davranışlarına verilen özel isim nedir?
Cevap 46 Sünnet
Soru 47 Ramazan ayı boyunca Kur’an-ı Kerim’i okumasını bilen birinin ezberden veya yüzünden okurken diğerlerinin okunann bölümleri Kur’an’dan takip etme geleneğine ne ad verilir?
Cevap 47 Mukabele
Soru 48 İslam Peygamberi Hz. Muhammed’e ilk vahiy nerede gelmiştir?
Cevap 48 Hira Mağarası
Soru 49 İslam Peygamberi Hz. Muhammed’e ilk vahiy ne zaman gelmiştir?
Cevap 49 610 yılında
Soru 50 İslam Peygamberi Hz. Muhammed’e ilk vahiydeki ilk emir nedir?
Cevap 50 Oku
Soru 51 Ramazan ayı dışında bir işin olması ve bir isteğin gerçekleşmesine bağlı tutulan oruca ne ad verilir?
Cevap 51 Adak Orucu
Soru 52 Ramazan ayında yatsı namazından sonra vitir namazından önce kılınan 20 rekatlık namaza ne ad verilir?
Cevap 52 Teravih namazı
Soru 53 Ramazan ayında hastalık,yaşlılık,yolculuk gibi durumlar nedeniyle tutulmayan oruçların ramazandan sonra gününe gün tutulmasına ne ad verilir?
Cevap 53 Kaza Orucu
Soru 54 Yılın bir ayında bedenle yapılan ibadete ne denir?
Cevap 54 Oruç
Soru 55 Ramazan ayı dışında sevap kazanmak amacıyla tutulan oruçlara ne ad verilir?
Cevap 55 Nafile Orucu
Soru 56 Camilerde imamın hutbe okuduğu yere ne ad verilir?
Cevap 56 Minber
Soru 57 Ezan okuyan din görevlisine ne ad verilir?
Cevap 57 Müezzin
Soru 58 Cuma ve Bayram namazlarında minberde imam tarafından okunan dua ve öğütlere verilen ad nedir?
Cevap 58 Hutbe
Soru 59 Zengin Müslümanların, mallarının kırkta birini fakirlere vererek yerine getirdikleri ibadete ne ad verilir?
Cevap 59 Zekat
Soru 60 Mekke’deki Kâbe ve çevresindeki kutsal yerlerin ziyaret edilmesi şeklinde yapılan ibadete ne denir?
Cevap 60 Hacc
Soru 61 İslam dinine göre kişinin kendisine, topluma ve doğaya yararlı olmak için yaptığı işlere ne denir?
Cevap 61 Salih Amel
Soru 62 İslam’ın 5 şartı içinde, hem malla (para) , hem bedenle yapılan ibadet hangi ibadettir?
Cevap 62 Hacc
Soru 63 Su bulunamadığı zaman toprakla yapılan abdeste ne ad verilir?
Cevap 63 Teyemmüm
Soru 64 İslam Peygambere inanan, onu gören arkadaşlarına ne ad verilir?
Cevap 64 Sahabe
Soru 65 Bir günde kılınan namazlarda toplam kaç rekat vardır?
Cevap 65 40
Soru 66 Vitir Namazı hangi namazla birlikte kılınır?
Cevap 66 Yatsı Namazı
Soru 67 KAMET ne zaman okunmaya başlar?
Cevap 67 Farz namaza başlamadan önce
Soru 68 Bir kişinin arkasından , onun duyunca hoşlanmayacağı sözler söylemeye ne denir?
Cevap 68 Gıybet (Dedikodu)
Soru 69 Sadece mal ile yapılan ibadet hangisidir?
Cevap 69 Zekat
Soru 70 Hz. Musa ya verilen kutsal kitabın adı nedir?
Cevap 70 Tevrat
Soru 71 Müslümanların Mekke den Medine ye göç etmesine ne ad verilir?
Cevap 71 Hicret
Soru 72 Hac ayının dışında bir zamanda Mekke ve Medine’deki kutsal yerleri ziyaret etmeye ne denir ?
Cevap 72 Umre
Soru 73 Ahirette hayatında günah ve sevapların tartılacağı yerin adı nedir?
Cevap 73 Mizan
Soru 74 Kıyametin başladığını Sür’a üfleyerek bildirecek olan melek hangisidir?
Cevap 74 İsrafil
Soru 75 Hacer-ül Esved den başlayarak Kabe’nin çevresinde 7 defa dönmeye ne ad verilir?
Cevap 75 Tavaf
Soru 76 Hacıların giydiği özel dikişsiz elbiseye ne ad verilir ?
Cevap 76 İhram
Soru 77 Kunut duaları hangi namazda okunur?
Cevap 77 Vitir
Soru 78 Günah çıkarma aşağıdaki hangi dine ait bir ritüeldir?
Cevap 78 Hiristiyanlık
Soru 79 “Bir kez gönül yıktın ise, Bu kıldığın namaz değil. Yetmiş iki millet dahi Elin yüzün yumaz değil.” Bu dizelerin sahibi hangi Türk İslam şahsiyetidir?
Cevap 79 Yunus Emre
Soru 80 “Esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adıyla (başlarım)” ifadesi neyin Türkçe karşlılığıdır?
Cevap 80 Bismillahirrahmanirrahim (Besmele)
Soru 81 İslâm dininin kesin olarak yasakladığı iş ve davranışlara ne ad verilir?
Cevap 81 Haram
Soru 82 Müslümanların haftada bir gün toplu olarak kılması farz olan namaz hangi namazdır?
Cevap 82 Cuma Namazı
Soru 83 Hz. Muhammed’in doğumunun kutlandığı kandil gecesi hangi gecedir?
Cevap 83 Mevlid Kandili
Soru 84 Bütün dinler tarafından tavsiye edilen ve savurganlık ile cimrilik arasında olan güzel huy nedir?
Cevap 84 Cömertlik
Soru 85 Allah’ın istediği dinî hükümleri ve diğer haberleri peygamberlerine bildirmesine ne ad verilir?
Cevap 85 Vahiy
Soru 86 Peygamberler kendilerine peygamberlik gelmeden önce de sonra da kötü davranışlarda bulunmamışlardır. Onların bu şekilde davranmaları hangi sıfatlarının bir gereğidir?
Cevap 86 İsmet Sıfatı
Soru 87 Cemaat (topluluk) olmadan kılınamayan ve hutbe okunma şartı olan namazlar hangi namazlardır?
Cevap 87 Cuma Namazı ve Bayram Namazı
Soru 88 İnsanda doğuştan var olan, hakkı kabul ve idrak etme, Allah’ı bulma ve O’na inanma yeteneğine ne denir?
Cevap 88 Fıtrat
Soru 89 İslâmiyetten önce, eski Türklerde görülen Tanrı inancı hangisidir?
Cevap 89 Gök Tanrı İnancı
Soru 90 Bireyler arasında sevgi ve saygı bağlarını güçlendiren, gelir dengesizliğinin giderilmesine katkı sağlayan ibadet aşağıdakilerden hangisidir?
Cevap 90 Zekat Vermek
Soru 91 Akıllı ve ergenlik çağına gelmis olmanın dışında herhangi bir şart aranmaksızın her müslümana farz olan ibadet aşağıdakilerden hangisidir?
Cevap 91 Namaz kılmaz
Soru 92 Bütün dinlerde kutsal yerleri ziyaret (Hacc) etmek bulunmaktadır. Buna göre; Efes’teki “Meryem Ana” hangi din mensuplarının ziyaret yeridir?
Cevap 92 Hıristiyanlar
Soru 93 Müslümanların kıblesi neresidir?
Cevap 93 Kabe
Soru 94 Kur’an-ı Kerim’de kaç sure bulunmaktadır?
Cevap 94 114
Soru 95 Kur’an-ı Kerim ‘in ilk suresi hangi suredir?
Cevap 95 Bakara Suresi
Soru 96 Kur’an-ı Kerim ‘in son suresi hangi suredir?
Cevap 96 Nas
Soru 97 Kur’an-ı Kerim’ın her 30 sayfalık bölümüne ne ad verilir?
Cevap 97 Cüz
Soru 98 Vahiy meleği hangi melektir?
Cevap 98 Cebrail
Soru 99 İslam dininin en önemli iki kaynağı hangileridir?
Cevap 99 Kur’an ve Sünnet
Soru 100 Allah’ın ,peygamberlere,Cebrail vasıtasıyla veya doğrudan ilahi bilgileri aktarmasına ne ad verilir?
Cevap 100 Din
Soru 101 Allah’ın varlığını , birliğini Hz. Muhammed’in peygamberliğini kabul edene ne ad verilir?
Cevap 101 Müslüman
Soru 102 Hicret hangi yılda gerçekleşmiştir?
Cevap 102 622
Soru 103 Kur’an sayfalarının birleştirilip tek kitap haline getirilmesi hangi halife zamanında olmuştur?
Cevap 103 Hz. Ebubekir
Soru 104 Kur’an-ı Kerim’ın çoğalatılması hangi halife zamanında olmuştur?
Cevap 104 Hz. Osman
Soru 105 Bir kimsenin sahip olduğu üstünlükleri,faziletleri nimetleri çekememek,bunların yok olmasını istemeğe ne denir?
Cevap 105 Haset
Soru 106 İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in bütün kötülüklerin anası olarak nitelediği fiil hangi fiildir?
Cevap 106 İçki İçmek
Soru 107 Beş vakit namaz hangi gecede farz kılınmıştır?
Cevap 107 Miraç Gecesi
Soru 108 Müslümanların ilk kıblesi neresidir ve nerede bulunur.
Cevap 108 Mescid-i Aksa – Kudüs
Soru 109 Namazda ayakta durmaya ne denir?
Cevap 109 Kıyam
Soru 110 Namazda Kuran okumaya ne denir?
Cevap 110 Kıraat
Soru 111 Zebur hangi peygambere indirilmiş bir kitaptır?
Cevap 111 Hz. Davud
Soru 112 İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in anne ve babasının adı nedir?
Cevap 112 Amine – Abdullah
Soru 113 İslam Peygamberi Hz. Muhammed kaç yaşında peygamber olmuştur?
Cevap 113 40
Soru 114 İslam Peygamberi Hz.Muhammed kaç yılında nerede vefat etmiştir?
Cevap 114 632 yılında Medine
Soru 115 Birden fazla kişiyle imam eşliğinde birlikte kılınan namaza ne ad verilir?
Cevap 115 Cemaatle namaz
Soru 116 Kur’an surelerini oluşturan cümlelerden her birine ne ad verilir?
Cevap 116 Ayet
Soru 117 Mekke’nin yönetciliğini yapıp düşmanlardan koruyan Hz. Muhammed’in dedesinin adı nedir?
Cevap 117 Abdülmuttalip
Soru 118 İlk ve son peygamber hangi peygamberdir?
Cevap 118 Hz. Adem – Hz. Muhammed
Soru 119 Allah’ın emri ve yardımıyla gemi yapıp kendisine inanları koruyan peygamber kimdir?
Cevap 119 Hz. Nuh
Soru 120 Hıristiyanlığın Kutsal kitabı ve peygamberi kimdir?
Cevap 120 İncil – Hz. İsa
Soru 121 Başkalarını aldatmak amacıyla bilerek ve gerçeğe aykırı olarak söylenen söze ne denir?
Cevap 121 Yalan
Soru 122 İlk dört müslüman kimlerdir?
Cevap 122 Hz.Hatice, Hz.Ebubekir, Hz. Ali, Hz. Zeyd
Soru 123 Teslis (üçleme) inancı hangi dinde vardır?
Cevap 123 Hristiyanlık
Soru 124 Herhangi bir araştırma,kesin bilgi ve delile dayanmadan başkaları hakkında yapılan olumsuz tahmin ve görüşlere ne denir?
Cevap 124 Kötü Zan
Soru 125 Şit (as) kaç sayfa kitap (suhuf) verilmiştir?
Cevap 125 50 sayfa
Soru 126 Vefat eden İnsanların kıyamete kadar kabirde geçecek hayatlarını adı nedir?
Cevap 126 Berzah
Soru 127 Kur’an-ı Kerim’i açıklayan, yorumlayan bilim dalına ne denir?
Cevap 127 Tefsir
Soru 128 Geleceği öğrenmek, şans ve kısmeti anlamak amacıyla oyun kağıdı, kahve telvesi , el ayası gibi şeylere bakarak anlam çıkarmaktır. İslam dininin yasakladığı yanlış bir davranış olan bu batıl inanç nedir?
Cevap 128 Falcılık
Soru 129 Tabiat olaylarıyla ilgilenen meleğin adı nedir?
Cevap 129 Mikail
Soru 130 Şeytanı Tanrı edinme şeklinde tanımlanan her türlü kötülüğü serbest sayan sapkın inanç nedir?
Cevap 130 Satanizm
Soru 131 İnsanın günah ve sevaplarını yazmakla görevli melekler hangi meleklerdir?
Cevap 131 Kiramen Katibin
Soru 132 Bir dinin görüş ve anlayış farklılığı neticesinde ortaya çıkan kollarına ne denir?
Cevap 132 Mezhep
Soru 133 Aynı dinin içinde tasavvufa dayanan ve Allah’a ulaşma arzusuyla tutulan yollara ne ad verilir?
Cevap 133 Tarikat
Soru 134 İnsan hangi yeteneği ile iyiyi ya da kötüyü dileyip ister ve ya tercih eder?
Cevap 134 İrade
Soru 135 Hz İsa’ ya inanan ilk kişilere ne denir?
Cevap 135 Havari
Soru 136 Hacıların şeytan taşladıkları ve kurban kestikleri yerin adı nedir?
Cevap 136 Mina
Soru 137 Musevi din adamına ne ad verilir?
Cevap 137 Haham
Soru 138 Hindistan’da bir zamanlar yaygın olarak uygulanmış olan, insanları sınıflara bölmüş Hinduizmi de etkilemiş sınıf sisteminin adı nedir?
Cevap 138 Kast Sistemi
Soru 139 Yahudilerin kutsal günleri hangi gündür?
Cevap 139 Cumartesi
Soru 140 Hristiyanların kutsal günleri hangi gündür?
Cevap 140 Pazar
Soru 141 Müslümanların kutsal günü hangi gündür?
Cevap 141 Cuma
Soru 142 Ahirette herkese dağıtılacak olan ve içinde insanın dünyada yaptığı iyilik ve kötülüklerin yazılı olduğu deftere ne denir?
Cevap 142 Amel Defteri
Soru 143 Hacc ibadeti esnasında Kabenin yakınlarındaki Safa ve Merve tepeleri arasında gidip gelmeye ne denir ?
Cevap 143 Sa’y
Soru 144 İslamın en temel inancı olan Allah’ın var ve bir olması inancının terim adı adı nedir?
Cevap 144 Tevhid
Soru 145 Bir insanın dinen sorumlu olabilmesi için ilk şart (ön şart) nedir?
Cevap 145 Akıl sahibi olması
Soru 146 Mekke’de inen ayetlere ne ad verilir?
Cevap 146 Mekki ayet
Soru 147 Hz. Muhammed’e verilmiş en büyük mucize nedir?
Cevap 147 Kur’an-ı Kerim
Soru 148 Kitapçık biçimindeki ilahi kitaplara ne ad verilir?
Cevap 148 suhuf
Soru 149 Bir suçu veya kötü bir davranışı bilerek başkasına yüklemeye ne denir?
Cevap 149 İftira
Soru 150 Bir insanın kendisini diğer insanlardan üstün görmesine ne denir?
Cevap 150 Kibir
Bir sözdür ki şeytan kaçar, Bir anahtardır, her kapıyı açar…
Bismillah

Minarede ses, Ölümsüz nefes
Ezan
Eğilirsin kalkarsın, Engelleri yıkarsın, Bazen perde açılır, Sen Kabe’ye bakarsın.
Namaz

Duygular içinde pirdir, Onsuz hayat zehirdir.
Sevgi

Senede verir otuz okka üzüm
Ramazan

Özü tatlı, Sözü tatlı, Candan daha kıymetli.
Anne

Dört köşedir beş değil, Kimse ondan hoş değil.
Kabir

Maldan paradan verilir, Kırkta bir. Onunla Cennete varmadan, Cennet olur kabir…
Zekât

Gökten ay ile yıldızı kopardılar, kanımızın içine koydular.
Bayrak

Nar tanesi nur tanesi, Bu dünyanın bir tanesi.
Kur’an

Bir küçük minare, beyler ona dayana.
Baston

Hasretleri kavuşturur, Dalgınları barıştırır.
Bayram

Talebe toplar, Öğretmen dağıtır.
İlim

Âdem peygamberin sahip olmadığı ama çocukların sahip olduğu şey nedir?
Anne-baba

Gelir bir bir Gider bir bir Gelen gider Giden gelmez
Doğum-ölüm

“Çinde bile olsa arayın bulun!” diyor Peygamber. Akıllara nur, yüreklere fer, Onu bilenindir başarı, zafer…
İlim

Dil ile verilir, Sadaka denilir.
Güzel söz

Son sözümüz o olsun, Ruhumuz nurlarla dolsun…
Kelime-i Şehadet

Ağız kapalıdır Yenmez içilmez… İslam’ın şartıdır, Asla vazgeçilmez..
Oruç

Bir odadan bir odaya geçiştir, İnanmayana pek zorlu iştir.
Ölüm

Tufandı bütün dünyayı su bastı. O gemi yaptı, Herkes gemide toplandı. Sular çekildi, yağmur durdu, Gemi Cudi dağına oturdu..
Hz. Nuh

Bilgi verir herkese, En güzel dosttur bize.
Kitap

Geldi mi gider, Gitti mi gelmez!
Gençlik, ihtiyarlık

Bir adam bir komutla, Bin adamı devirir.
İmam, cemaat

Kat kat içinde, Kat kitap içinde, Ne molla bilir; Ne kitap içinde.
Alınyazısı

El eker dil biçer.
Yazı

Asla barınamaz öfke ve kin, Bir saray ki kapısı yürekteki sevgin…
Din

Hz. Musa’nın elindeki nur, Onun iniş yeri Cebel-i Tur
Tevrat

Hz. İsa’ya indi,İnançsızlık silindi. Dertlere ilaç oldu, Bütün acılar dindi…
İncil

Her varlık onu söyler, Her şey O söz ile dirilir…O söz ile cennete girilir.
La ilahe illallah

Dünya bir tarla, ahiret harman, Çalış çabala, Oraya girmeninİlk şarttır iman.
Cennet

Son sözümüz o olsun, Ruhumuz nurlarla dolsun…
Kelime i Şahadet.

Bir sözdür ki şeytan kaçar, Bir anahtardır, her kapıyı açar…
Bismillah

Evliyaların başı en birincisidir, Hz. Muhammed (s.a.v) soyunun bir incisidir.
Abdülkadir Geylani (k.s)

Parmağıyla işaret etti ay parçalandı,Parmaklarından su aktıHerkes içti suya kandı.
Hz. Muhammed (a.s.v)

Tufandı Bütün dünyayı su bastı.O gemi yaptıHerkes gemide toplandı.Sular çekildi, yağmur durdu, Gemi Cudi dağına oturdu..
Hz. Nuh

Demiri avcuna alır yoğururdu hamur gibi.. Buydu onun mucizesi. Zebur’u okurken dağlar taşlar dinlerdi. Pek güzeldi sesi…
Hz. Davut (a.s)

Kuyuya atıldı, kuyudan çıktı,İşi hizmetçilik oldu, Zindana atıldı, zindandan çıktı,Mısır’a melik oldu.
Hz. Yusuf (s.a)

Her tarafı yara oldu, Sanki bir gül gibi soldu. En son yara dilini sardı,O Allah’a yalvardı:“Dilimle seni zikrediyorum, Onu iyileştirmeni diliyorum!”Bu yüzden kurtuldu tüm yaradan, Onu iyileştirdi Yaratan..
Hz. Eyüp (a.s)

Ölüleri diriltmek mucizesi, Mesih’tir bir ismi Hz. Meryem annesi, Hanne ninesi, İmran dedesi..
Hz. İsa

Altı şartı var, Onsuz hayat dar. Onlara uyan, Nurlanır par par.
İmanın şartları

Tek isteği insanı cehenneme sokmak, Ona uyanlarsa ahmaktan daha ahmak.
Şeytan

Bir odadan bir odaya geçiştir,İnanmayana per zorlu iştir.
Ölüm

Başı elham sonu nas, iç nurundan tas be tas.
Kur’an

Çivisi yok bir gün kopar, Bazı insanlar ona sanki tapar, Fanidir, onun da sonu var, Ecel bir gün onu da kapar…
Dünya

Akılla bilinmez, kalble bilinir, Saygıyla silinmez, kinle silinir.
Sevgi

Bir nedir? Beş nedir? Kabedeki taş nedir?
Allah, Namaz, Hacer-ûl Esved

Bilene gereksiz, Bilmeyene yetersiz; Büyükler söyler, Küçükler dinler.
Öğüt

Az gitti, uz gitti, Dere tepe düz gitti. Altı ay bir güz gitti; Uyanınca hep bitti.
Rüya

Ünü gelir ürkütür, Beyi, paşayı korkutur.
Azrail

Dizi dizi yıldızlar Ne erkek ne de kızlar Işıktan öte hızlar Güzel kokuyu özler.
Melekler

Gelir bir bir, gider bir bir, kalır bir, Ne yerdedir, ne göktedir, o bir sır.
Allah (c.c.)

İstanbul’un surlarına bayrağı dikti, Her tarafı mızrak ve ok yarası,Sonra gözlerini göklere dikti.
Ulubatlı Hasan

Kosova savaşında şehit düşen Ölürken “Attan inmeyesüz.” diyen.
Murat Hüdavendigar

İnsanda var bir kabe Onsuz insan harabe.
Kalb

Zıddıdır küfür, Bunca nimete karşıGerektir ………
Şükür

Her işe onunla başlarız, Odur her kapıyı açan anahtar,İlk dua, ilk yakarışVe ilk niyazımız…
Besmele

Sayıları beştir, ışıl ışıl kardeştir, Âlemlere güneştir.
İslam’ın şartları

Konya’da fener Allah der döner.
Mevlana

Ezelden ebede giden yolcu, Allah’a ulaşır yolunun ucu.
İnsan

Öyle günler ki nurlar saçılır, O günlerde Cennet kapıları açılır.
Pazartesi-Perşembe

Kabartmalı bir kitap Özlü, hikmetli hitap Harfleri atom, yıldız, Hakk’ı anlatır yalnız.
Tabiat

Bir küçücük aynacık İçinde bütün varlık
Kalb

Anneler söyler İlahi gibi Bebekleri uyutur Tatlı iklimi…
Ninni

Bir ağaç ismi Osmanlının kurulduğu yer Oradan çıktı ilk filizler.
Söğüt

Adaletiyle ünlü, Dört halifeden biri Hattapoğlu lakabı Gönlü ebedi diri…
Hz. Ömer

“Şahadet parmağı gibi” göğe yükselir, Her gün beş vakit Allah u ekber denir.
Minare

Namaz için kıbleye Döneriz Allah diye, Bil bakalım nereye?
Kabe

Kelimeler bir çiçek Özünde has içecek, Arı, böcek, kelebek, Herkesi cezbedecek.
Güzel Söz

Sağı, solu, altı, üstü nur, Dışı mutluluk içi dolu huzur…
Kur’an

Yuvarlaktır, düz değil; Doksan dokuz, yüz değil.
Tesbih

Gözden damlar; Bazen çağlayana döner. Allah için olursa, Cehenneme düşse Cehennem söner…
Göz yaşı

Denize atıldı, balık yuttu, Kayboluyordu Allah elinden tuttu…
Hz. Yunus

Allah’tan aldığı emri ulaştırır peygambere. İşte o vahiy meleği. Selam onun üzerine
Cebrâil (a.s.)

Ömrümüz sona erince ruhu bedenden ayırır. Mü’min olan korkmaz ondan çünkü hep hazırlıklıdır
Azrâil (a.s.)

Vakti saati gelince iki kere üfler Sûr’a. İlkinde ölür her canlı. Ardından gelir huzura
İsrâfil (a.s.)

Kar ve yağmuru yağdırır. O estirir rüzgârları. Allah’ın izniyle yapar elbette bütün bunları
Mikâil (a.s.)

İki güzel melek vardır. Yaptıklarımızı yazar. Sağdaki iyilikleri soldaki kötülükleri.
Kirâmen Kâtibîn

Onlar sorular sorar İnsan kabre girdiğinde “Rabbin kimdir, dinin nedir?” Bilemezsen vay haline!
Münker ve Nekir

Sanki elimizden tutar tam düşeceğimiz zaman. Çoğunlukla korur bizi ufak tefek kazalardan.
Hafaza melekleri

Ne de güzel bir yer cennet Orda meleklerin başı
İnşallah bize olacak o da cennet arkadaşı
Rıdvan

Rabbim korusun bizleri azabından, gazabından
Sığınırız o Rahîm’e Cehennemin başkanından
Mâlik
Doksan dokuz cemaat iki müeezzin bir imam.

Tesbih

Yapan satar, alan kullanmaz, kullanan hiç bilmez.
Tabut

Hasretleri kavuşturur, dargınları barıştırır.
Bayram

Kaş ile gözden yakın, söylenen sözden yakın. .

Ecel

Gökten bir elma düştü, oniki parçaya ayrıldı on birini yediler, birine hayır dediler.

Ramazan ayı


Tags: Aile ve Sağlık, Dini Bilmece, Dini Bilmeceler, Dini Chat, DİNİ HİKAYELER, dini sohbet, islam, iSlami Chat, iSlami Haberler, iSlami Rüya Tabirleri, islami site, Islami Sohbet Platformu, iSlami Sohbetler, islamisohbet, Peygamberler Tarihi ve Hayatı,

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Fatıma'nın Elinin (Hamse Elinin) SIRRI Nedir ?
Yazar: RasitTunca - 07-06-2018, 10:14 PM - Forum: Sanal Dergi - Yorum (1)



Fatıma'nın Elinin (Hamse Elinin) SIRRI Nedir ?

Birçok kültürde kutsallığına inanılan “Fatma’nın Eli” koruyucu ve şifalandırıcı etkisi sebebiyle günlük yaşamda da çeşitli objelerde kullanılmaktadır. Fatma kimdir, eli neden kutsaldır?

Hz. Muhammed ve Hz. Hatice’nin en küçük kızı olan Hz. Fatma, Mekke’de Hz. Muhammed’e vahyin ilk geldiği yıl dünyaya gelmiştir. Küçük yaşta annesini kaybetmiştir. Üç ablası da o dönemde evli oldukları için annesinin yokluğunda ve Müslümanlığı yaymak için mücadelesinde babasının en büyük destekçisi olması, ona “babasının annesi” lakabını kazandırmıştır.

Bizzat babasının terbiyesi altında, İslami eğitimin en yüksek derecesini almıştır. Çok mütevazi ve örnek bir hayat sürmüştür. Kuran’ı yorumlama kabiliyeti vardır. Bu anlamda İslam aleminin önemli bir şahsiyetidir. Hz. Muhammed, Fatma‘nın bu üstün vasıfları kendi çabasıyla elde ettiğini vurgulamış, ”Bu alemde bazı mertebelere erişmek için peygamber kızı olmak da yeterli değildir.” demiştir. Ve kızı Fatma’yı kazandığı bu vasıflarla ‘ilklerin ve sonların seyyidesi’ (efendisi) olarak tanıtmıştır.

Hz. Fatma, Kevser Suresi’nin iniş sebebidir. Erkek evladı olmadığı için soyunun devam etmeyeceği söylentilerine karşı, Hz Muhammed’e Kevser Suresi’yle soyunun Hz. Fatma ile devam edeceği müjdelenmiştir. Peygamber, bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “Kızım Fatma, bedenimin bir parçasıdır, gözümün nurudur, kalbimin meyvesidir, bedenimdeki ruhumdur, insan şeklinde bir huridir. İbadet mihrabında ayağa kalktığında yıldızlar yeryüzündekilere nur saçtığı gibi, onun nuru da gökteki meleklere öyle nur saçar.”

Böyle özel bir şahsiyet olan Fatma, Peygamberin izniyle “Eti etimden, kemiği kemiğimdendir” dediği amcasının oğlu Hz. Ali ile evlenmiştir. Hasan ve Hüseyin adını verdikleri 2 çocukları olmuştur. İşte bu aile; Hz. Ali, Hz. Fatma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin, Hz. Muhammed’in Ehl-i Beyt’idir.

Mütevazi yaşamıyla Müslümanlar’a örnek olan, Hz. Muhammed’in “Vücudumun bir parçası, gözümün nuru; kalbim, ruhum ve vicdanım” dediği, soyunu devam ettiren kızı Hz. Fatma, halk inançlarında farklı bir konuma sahiptir. Anadolu’dan Hindistan’a kadar “Fatma’nın Eli”nin kötülüklerden koruduğuna inanılır. En son Topkapı Sarayı ve Türk Kadınları Derneği’nin ortaklaşa düzenledikleri “Osmanlı Devleti’nde Ehl-i Beyt Sevgisi” konulu sergi ve Salih Suruç’un “Hz. Fatıma” kitabıyla anılan Hz. Fatma’nın kısa süren hayatı ilginç ayrıntılarla dolu.

Hz. Muhammed’in kızı Fatma, bir gün mutfakta helva kavururken, eşi Hz. Ali‘yi genç ve güzel bir kızla görür ve pişen helvaya elini daldırır ancak hiçbir şey olmaz, helvayı böyle kavurmaya devam eder. Kocası durumu fark edince Fatma’nın elini tencereden çıkartır. O günden sonra elinin kutsallığına, gücüne, adeta yenilmezliğine inanılır. Her güçlük adeta onun eliyle aşılacaktır. Sahiplerine şans getirdiğine ve onlara sabır ve sadakat erdemleri verdiğine inanılan bir tılsım haline gelir.

Bu nesne genellikle ‘Fatma’nın Eli’ olarak bilinse de Araplar arasında ‘Hamse Eli‘ diye anılır. Hamse, beş demektir ve bir elin parmak sayısını gösterir. Hindu’lar ‘Humsa Eli’, Museviler ise ‘Hameş Eli’ veya ‘Miryam’ın Eli’ adını vermişlerdir. Bazı kültürlerde yukarıya dönük, bazı kültürlerde aşağıya dönük el şeklinde bulunmaktadır. İslam ve Musevilik’te yer alan bu ortak sembolün gücüne günümüzde de halen geniş bir coğrafyada inanılmaktadır.

Avcu açık ve içinde nazardan koruduğuna inanılan göz sembolüyle tamamlanan bu el figürü, yıllardır evlerin, iş yerlerinin uğur sembolü olarak kullanılmaktadır. Elin içinde bulunan göz, farklı boyutlara açılan kapıların ve bu boyutlarda yer alan varlıkların enerjilerinin sembolüdür.

Anadolu’da kadınlarımız yemek pişirirken, ”Fatma’nın Eli”yle yaptıklarına niyet ederler ki yemekleri lezzetli olsun. Anneler karnı ağrıyan çocuğuna, ”Fatma’nın Eli” ile dokunurlar ki, yavrularını şifalandırsınlar.

Başarılı futbolcu Maradona 1986 yılında, ülkesine Dünya Kupası’nı getiren eliyle attığı gol sonrası “O el benim elim değil, ‘Fatma’nın Eli’ idi” şeklinde yaptığı açıklamayla herkesi şaşırtmıştır. Dünyaca ünlü tasarımcıların parçalarında yer alan bu sembol, her geçen gün daha fazla evin duvarlarını süslemekte, daha fazla kadının vazgeçemediği aksesuarı olmaktadır.

2008 yılından itibaren, birçok ünlü tasarımcının koleksiyonlarında Fatma Ana'nın eli sıklıkla görülmeye başlandı. Üstelik sadece takılarda, dekorasyonda da değil. Tişörtlerin, çanta üzerlerinde artık Fatma Ana'nın elini görmek mümkün. Avrupa ve Amerika'daki butikler dahi İslam ve Musevi dünyasının bu ortak simgesiyle donatılmış durumda.

Fatma Ana'nın elinin anlamı nedir?

Fatma'nın Eli' olarak bilinse de Arapça'da 'Hamse Eli' diye anılır. Hamse, beş anlamına gelir ve bir elin parmak sayısını gösterir. Hindu'lar 'Humsa Eli', Museviler ise 'Hameş Eli' veya 'Miryam'ın Eli' adını vermişlerdir. Özellikle Kuzey Afrika'da özellikle çok değerlidir. Güç, bereket, dayanıklılık gibi insanlığın en manevi ihtiyaçlarına kucak açan bu sembolün keşfedilmesinin altında bir kıskançlık hikâyesi yatar.

Neden güç simgesi?
Hz.Fatma bir gün mutfakta helva kavururken, eşi Hz. Ali'yi genç ve güzel bir odalıkla görür ve pişen helvaya elini daldırır ancak hiç bir şey olmaz, helvayı böyle kavurmayı devam eder. O günden sonra elinin kutsallığına, gücüne adeta yenilmezliğine inanılır. Her güçlük adeta onun eliyle aşılacaktır. İslam ve Musevilik'te yer alan bu ortak sembolün, geniş bir coğrafyada gücüne günümüzde halen inanılmakta.

Neden tasarımcıların gözbebeği?
Dünya küresel bir krize 2008 yılında girdi. İngiltere ve Amerika'nın başı çektiği ülkelerde, birçok kişi işlerini kaybetti. Avrupa'daki birçok ülke halen işsizlikle mücadele ediyor. Bunların dışında da, yeryüzünde milyonlarca kimse son yıllarda artan kanser ve tedavisi güç hastalıklara daha sık yakalanır oldu. Terör, doğal afet gibi insanlığın bir anda hayatlarında kökten değişiklik yaratan olaylar kuşkusuz kişilerin maneviyata sığınmalarında büyük bir etken. Aktuel.com.tr olarak şans ve sembol kolye tasarımları ile ünlü Antik Takı tasarımının tasarımcılarından Sevim İsot'a fikrini sorduk.


İnsanlar zor dönemlerinde mücadele ederken, böyle simgelere ihtiyaç duyabiliyorlar. Ekonomik krizler de çok etkiliyor. Tasarımları boyunlarında taşımaları elbette batıl inanç ama kendilerini iyi hissediyorlar. Uğur getirdiğine inanıyorlar. Biz de bir çok farklı tasarımlar bulunuyor ve geneldetasarımlarımız hep bu yönde, kişilerin kendilerini iyi hissetmelerine yönelik şeyler. Nazar dualarımız var bunların hepsi kişilerin zor dönemlerinde daha çok sarıldıkları ürünler. İşte böyle bir tabloda, en çok üzerimizde taşımaya ihtiyaç duyduğumuz simgelerden biri oluyor, Fatma Ana'nın eli. Hem bize bereket, hem de tüm olumsuzluklara dayanma gücü getiriyor. Tasarımcıların da bu güzel simgeyi kullanmak çok hoşlarına gidiyor.

Hangi yabancı tasarımcılar bu figürü kullanıyor?
Amerika'da Urban Outfitters mağazaları koleksiyonlarında Fatma Ana'nın elinin olduğu tişörtleriyle dikkatleri üzerlerine çektiler. Müslüman kesimlerden bu sembolün herkesin üzerinde yer almasının aşağılayıcı olduğuna dair tepkiler alırlarken, geniş bir kesim tarafında da çok büyük beğeni aldı. Lüks sevenlerin tasarımcısı Celine Leora'da yardım sevenler için düzenlenen bir gecede Fatma Ana'nın elini parfüm şişelerinin üzerine tasarlayarak herkesin ilgi odağı haline gelmişti. Ünlü takı tasarımcısı Ileana Makri'de 18 ayar pembe altın ve pırlanta işlemeli eli de New York Barneys mağazalarında satışa sunuldu. Türkiye'den de birçok isim son dönemlerde bu kutsal simgeyi tasarımlarına taşıdı: Paşabahçe'de dekorasyonda kullanırken, bir çok takı tasarımcısı pırlanta ve nazar boncukları kullanarak Fatma Ana'nın eline koleksiyonlarında yer verdi.

HZ. MUHAMMED'İN SOYUNU DEVAM ETTİREN HZ. FATMA, HALK İNANÇLARINDA DA ETKİLİ

Mütevazı yaşamıyla Müslümanlara örnek olan, Hz. Muhammed'in "Vücudumun bir parçası, gözümün nuru; kalbim, ruhum ve vicdanım" dediği, soyunu devam ettiren kızı Hz. Fatma, Aleviler arasında özel bir değere, halk inançlarında farklı bir konuma sahip. Anadolu'dan Hindistan'a kadar "Fatma'nın Eli"nin kötülüklerden koruduğuna, inanılıyor. En son Topkapı Sarayı ve Türk Kadınları Derneği'nin ortaklaşa düzenledikleri "Osmanlı Devleti'nde Ehl-i Beyt Sevgisi" konulu sergi ve Salih Suruç'un "Hz. Fatıma" kitabıyla anılan Hz. Fatma'nın kısa süren hayatı ilginç ayrıntılarla dolu.

"Hz. Muhammed'in kızı Fatma, kocası Hz. Ali'yi genç ve güzel bir odalıkla görünce o sırada pişirmekte olduğu helvaya şaşkınlıkla elini daldırır ve karıştırmaya başlar. Kocası durumu fark edince Fatma'nın elini tencereden çıkartır. Fatma'nın eli yüzyıllardır sahiplerine şans getirdiğine ve onlara sabır ve sadakat erdemleri verdiğine inanılan bir tılsım haline gelir. Bu nesne genellikle 'Fatma'nın Eli' olarak bilinilirse de Araplar arasında 'Hamse Eli' diye anılır. Hamse, beş demektir ve bir elin parmak sayısını gösterir. Hindu'lar 'Humsa Eli', Museviler ise 'Hameş Eli' veya 'Miryam'ın Eli' adını vermişlerdir. Bazı kültürlerde yukarıya dönük, bazı kültürlerde aşağıya dönük el şeklinde bulunmaktadır."

Bu sözler, Fatma'nın Eli'nin seramikle yeniden yorumlayan sanatçı Sara Aji'ye ait. Hz. Muhammed'in soyunu, ataerkil bir toplumda bir kadından devam ettiren, Müslümanlığın en önemli kişiliklerinden biri olan Hz. Fatma'ya dair bir yazıya, bir sanatçıdan alıntıyla başlamamın sebebi ise aşikâr! Hz. Fatma, salt dinsel boyutuyla değil, mitolojik bir efsane olarak da Anadolu'dan Hindistan'a kadar uzanan bir coğrafyada etkili. Gaziantep Üniversitesi'nden Doç. Dr. Ruhi Ersoy, "Kadın Kamlardan Ebelere" çalışmasında Mersin yöresi Tahtacı Türkmenleri arasında, doğum esnasında ebenin işe "Benim elim değil, Fatma Ana'nın eli" diyerek başladığını, doğum yapacak kadının karnını eliyle ovup doğumu gerçekleştirmeye çalıştığını belirtiyor. Ünlü tasavvuf uzmanı Annemarie Schimmel de, "Tanrı'nın Yeryüzündeki İşaretleri" adlı kitabında Fatma'nın Eli'nin önemine dikkat çekiyor: "Parlak gümüş veya altın mücevherler üzerine kazınan veya kırmızı boyayla çizilen, bazen de evi koruması için duvara çizilen 'Fatma'nın Eli', İslam dünyasında en sevilen muskalardan birine kaynak olmuştur. Bu el genellikle Sufilerin kullandıkları asa veya değneklerin baş tarafını oluşturur. Ayrıca Ali veya Oniki İmam'ın isimleri bazen metal bir 'Fatma'nın Eli'nin üzerine kazınır".

"Babasının annesi"
Anadolu'nun pek çok yerinde Fatma'nın Eli ile ilgili inançlar mevcut. Konu hakkında görüşlerini aldığımız Prof. Dr. Beyza Bilgin, halk arasında genellikle kolye olarak kullanılan Fatma'nın Eli'ndeki 5 parmağın, sülalenin 5 üyesi, Hz. Muhammed, Hz. Fatıma, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'i sembolize ettiğini belirtiyor. "Annem fırına yemek koyarken dahi 'Benim elim değil, Fatma'nın eli koyuyor' derdi. İlaçla geçmeyen ya da ilaca gerek olmayan hastalıkların, Fatma'nın Eli'yle dokunulduğunda, dua okunduğunda iyileşeceğine inanılır" sözleri ise bu inancın ne kadar hayatın içinde olduğunu kanıtlıyor. Prof. Bilgin, Hz. Fatma'nın Hz. Muhammed'in kızı olduğu ve bilgileri ilk elden öğrendiği için önemli olduğunun da altını çiziyor. Bu noktada kısaca Hz. Fatma'nın yaşamına göz atmak gerekiyor.
Hz. Muhammed ve Hz. Hatice'nin en küçük kızı olan Hz. Fatma, Mekke'de doğdu. Küçük yaşta annesini kaybetti. Üç ablası da o dönemde evli oldukları için annesinin yokluğunda ve Müslümanlığı yaymak için mücadelesinde babasının en büyük destekçisi olması, ona "babasının annesi" lakabını kazandırdı. Kaynakların büyük bölümüne göre 18 yaşındayken Hz. Ali ile evlendi. Camile Adams Helminski'nin "Sufi Kadınlar" kitabında yer verdiği bu evliliğe dair bir ayrıntı, aile ilişkilerini aydınlatıyor: "Fatma ve Ali'nin evlilikleri Cebrail tarafından vahyedilmiş bir evlilik olmasına rağmen birçok evlilik gibi iniş çıkışları olan bir evlilikti. Bir gün Ali ve Fatma birbirlerine dargın iken Hz. Muhammed onların ziyaretine gelir. Kendisinin ikisinin arasına uzandığı ve her ikisinin de ellerini alarak kendi karnı üzerine koyduğu söylenir. Peygamber onlara kendisiyle beraber nefes almalarını ve içleri huzur doluncaya kadar bu konumlarını muhafaza etmelerini söyler. Bir süre sonra onların kulübesinden yüzünde tebessüm ile ayrılır. Niçin gülümsediğini soran bir arkadaşını şöyle yanıtlar: 'En sevdiğim iki kişi artık huzura kavuştular'".
Hz. Fatma ve Ali'nin beş çocukları oldu, ancak üçü çocuk yaşta öldü ve Hz. Muhammed'in soyu Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin ile devam etti. İslam kaynakları o günün şartlarında son derece ataerkil bir toplum olan Arabistan'da, peygamber soyunun bir kadından devam etmesini çok önemsiyor. Parıldayan anlamında "Zehra", temiz anlamında "Betül" lakaplarına da sahip olan Hz. Fatma'nın kişiliğine dair Tevfik Ebu İlm'in İnsan Yayınları tarafından yayımlanan "Hz. Fatıma" kitabında şu satırlar dikkat çekiyor: "Kırmızıya çalar beyaz bir ten, siyah ve uzun saçlar. (Kemal ve güzelliğin en üstün örneği idi. Arap yarımadasındaki tüm kadınların sahip oldukları bilgi ve ilimlerden haberdardı ve hepsini kavramıştı. Kuran ayetlerine dayanarak Ebu Bekir ile girdiği tartışmalar, onun Kuran ayetlerine vâkıf olduğunu ortaya koymaktadır". Hz. Fatma'nın dış görünüşü, konuşması, hal ve tavırlarıyla Hz. Muhammed'e en çok benzeyen kişi olduğunu Hz. Ayşe de belirtmiş. Baba ile kızı arasındaki çok yakın ilişki, Hz. Muhammed'in bir sefere çıkarken en son, geldiğinde ise ilk önce kızını ziyaret etmesi, kızını gördüğünde ayağa kalkarak yerini ona vermesi gibi örneklerden anlaşılıyor. Ebu İlm'in kitabında yer alan yine Hz. Ayşe'ye ait şu satırlar da manidar: "Resulullah'a Fatıma'yı sanki bal şerbeti içer gibi öylesine öpmesinin sebebini sordum. Bana 'Beni miraca götürdükleri gece Cebrail beni cennetin içine götürdü ve bana bir elma verdi. Onu yedim. Ne zaman o elmayı özlesem Fatma'yı öpüp, cennetin kokusunu ondan alıyorum. (O benim kalbim, ruhum ve vicdanımdır. Her kim onu üzerse beni, her kim beni üzerse Allah'ı üzmüştür".
Alevilerin "Fatma Ana"sı
Aynı kitapta yer verilen Hz. Muhammed'in "Ben sizin aranızda iki değerli şey bırakıyorum. Biri Allah'ın kitabı; O, hidayet ve nurdur, onunla amel edin. Diğeri Ehl-i Beytim" hadisini özellikle Aleviler çok önemsiyor. Alevilerin çoğu, Hz. Fatma ve Hz. Ali'nin nikâhının Allah'ın huzurunda, meleklerin şahitliği ile kıyıldığına, Hz. Fatma'nın Hz. Ali ile evlenmek için Allah'a, kadın soyunun tek şefaatçisi, yani kurtarıcısı olmak için şart koştuğuna, Allah'ın bu şartı kabul ettiğine inanıyor. İbrahim Bahadır "Alevi ve Sünni Tekkelerinde Kadın Dervişler" kitabında "Fatma Ana"nın, 12 İmam'ı Hz. Muhammed'e dayandıran şahsiyet olarak Sufilerin manevi lideri olduğunu belirtiyor: "Alevi Bektaşi yoluna gönül vermiş kadınlar, Hz. Fatma'yı veli, ermiş olarak kabul edip, kendilerini onun manevi mirasçısı saymışlardır. Birçok Alevi tekkesinde ya da dini mekânlarda bulunan ocakların çoğunun adı Fatma Ana Ocağı'dır."

Hz. Fatma'nın savaşlara katıldığı, babasının ve eşinin ev dışındaki bazı işlerini üstlendiği, aynı zamanda şiir de yazdığı söyleniyor. Babasının kendisine miras olarak bıraktığı Fedek arazisini, halifeliğine karşı çıktığı Ebu Bekir'in, peygamberin kendisine "Benden miras kalmaz" dediğini iddia ederek el koyması üzerine peygamberin mescidinde yaptığı, Ebu İlm'in kitabında yer alan konuşma, hitabet yeteneğine de işaret ediyor: "Peygamberin kızı olduğum, sizin için gökteki güneş kadar açıktır. Siz Müslümanlar acaba babamın mirası konusunda yenilgiye uğramama ve haksızlığa uğratılmama vicdanınızla razı mısınız? (…) Uyanık olun; duraksamadan eğrilik ve yıkım yoluna yöneldiğinizi, toplumun idaresini eline alması gereken kişiyi yönetimden ve makamından uzaklaştırdığınızı görüyorum". Yine aynı kitapta, Ebu Bekir ve Ömer'e hitaben "Siz ikiniz beni öfkelendirdiniz, huzur ve rahatımı sağlamadınız. Peygambere kavuştuğum an sizi şikâyet edeceğim, adaletin yerine getirilmesini isteyeceğim" sözleri ise Müslümanlar arasındaki temel fikir ayrılıklarından birine işaret ediyor.

Türk Kadınları Derneği Başkanı Cemalnur Sargut:
"Kuran'ı yorumlama kabiliyetine sahiptir"
"Hz. Fatıma İslam tasavvufunda hem kendi yapısı, hem Peygamberimizin ruhunu taşıması, hem de soyunu devam ettirmesi sebebiyle çok önemli. Kevser suresinin iniş sebebidir. Erkek evladı olmadığı için soyunun devam etmeyeceği söylentilerine karşı Kevser Suresi'nde soyunun Hz. Fatıma ile devam edeceği müjdelenmiştir. Peygamberimizin, içeri girdiğinde ayağa kalktığı tek kişidir. Peygamberimizin kadındaki tecelliyi bu şekilde kabul edişi çok büyük bir lütuftur İslam alemi için. Peygamberimiz kendi hakikatini görmüş Hz. Fatıma'da.
Hepimiz için örnek bir hayat sürmüş, çok mütevazı yaşamış. Tasavvuf insanı onun yaşantısını örnek alır. Evlatlarını kaybedeceğini bildiği halde, gözünde bir damla yaşla Hz. Peygamber'den Hz. Hüseyin ve Hz Hasan için gözyaşı döken insanlara şefaat etmesi için izin istemiş, bunun üzerine Cebrail onu bütün İslam kadınları için şefaatçi ilan etmiştir. Kuran'ı yorumlama kabiliyetine sahiptir. Devrimizin Meryem'idir. Betül'dür, adet görmediği halde çocuk doğurmuştur. Acılı bir ana ama nefsini susturmuş, ruhunu konuşturmuştur. Babasındaki Allah tecellisinden başka bir şeye önem vermemiş, Hz. Ali'yi de aynı tecelli için sevmiştir. Aralarındaki muhabbet her Müslüman aile için örnektir ama salt mecazi aşk olarak düşünmek bence hakarettir."

Türkiye Diyanet Vakfı Kadın Kolları Başkanı Ayşe Sucu:

"Yeniden okunması gereken bir şahsiyet"
"İslam tarihinde ve Kur'an'da rol-model kadın şahsiyetler arasında yer alan Hz. Fatma, sadece kadınlar için değil, bütün inananlar için oynadığı rol açısından yeniden okunması gereken bir şahsiyettir. Peygamberimizin kendinden sonra dinin öğrenileceği adres olarak bir kadını 'Hz. Ayşe' yi göstermesi ve yine altı kız çocuğundan biri olan Hz. Fatma ile soyunun ve aile bağının, kurumsal ve manevi anlamada sürdürülüyor olması, kadınlar üzerinden topluma ve tüm insanlığa verilen bir mesaj olarak algılanması gerekir. Yine peygamberimizin sünnetini bütün olarak okumamız gerekirse, sosyal şartların da getirdiği bir durum belki de bir zorunluluk olarak kendilerinin çok eşli olmasına rağmen Hz. Fatma'nın eşi Hz. Ali'nin ikinci eş almak istemesine şiddetle karşı çıkması, çok eşliliğe "sünnet" gözüyle bakanlar için de dikkate alınması gereken bir mesajdır. Dönemin toplumsal ve kültürel yapısına baktığımızda kadına ve kız çocuklarına verilen değer öncelikle peygamberimizle Hz. Fatma arasındaki baba kız ilişkisi, tüm babalar için örnek teşkil etmelidir. Bütünüyle sevgi, saygı, şefkat, merhamet ve muhabbet içerikli bu ilişki sağlıklı ve örnek bir aile kurumunun oluşmasına zemin teşkil etmiştir. "Ehl-i beyt" kavramını maddi ve manevi boyutuyla bu açıdan da okumamız gerektiğine inanıyorum."

El Sembolü

El motifi genelde duvarlara asılmak üzere yapılan resimlerde kullanılmıştır. Falname’deki bir minyatürde yer alan el motifinde parmakların üstünde yukarıda sözü edilen 5 kişinin adı yazılıdır.[1]

El simgesi ayrıca İslam’a göre en kutsal 2 kadın olan Hz. Fatıma ve Hz. Meryem’in sembolüdür. İnanışa göre Hz. Meryem İsa Mesih’i doğuracağı sırada tuttuğu dal bir el seklini almıştır. Bunun yanısıra el, Hz. Muhammed’in amcası Abbas’ın simgesi olarak da kullanılmıştır. Hangi anlama gelirse gelsin bu simgenin nazarlık olarak insanları kötülüklere karsı koruyacağına inanılmıştır.[2]

El motifinin Hz. Muhammed ve onun ailesine duyulan sevginin bir işareti olarak mezar taşlarına islendiği de belirtilmektedir. Bu mezar taslarının Caferi mezhebine mensup yörelerde yoğunlaştığı görülmektedir. El motifinin aynı zamanda İslam sancağının ellerde taşındığını ve bunun sürekliliğini simgelediği ileri sürülmektedir.[3]

Fatma, kocası Hz. Ali'yi genç ve güzel bir odalıkla görünce o sırada pişirmekte olduğu helvaya şaşkınlıkla elini daldırır ve karıştırmaya başlar. Kocası, durumu fark edince Fatma'nın elini tencereden çıkartır. Fatma'nın eli, yüzyıllardır sahiplerine şans getirdiğine ve onlara sabır ve sadakat erdemleri verdiğine inanılan bir tılsım haline gelir. Bu nesne genellikle 'Fatma'nın Eli' olarak bilinilirse de Araplar arasında 'Hamse Eli' diye anılır. Hamse, 5 demektir ve bir elin parmak sayısını gösterir. Hindu'lar 'Humsa Eli', Musevilerse 'Hameş Eli' ya da 'Miryam'ın Eli' adını vermişlerdir. Kimi kültürlerde yukarıya dönük, kimi kültürlerde aşağıya dönük el şeklinde bulunmaktadır." [4]

Parmakların açık tutulduğu el motifi, 5 parmaktan ötürü Arapça 5 anlamına gelen “hams” olarak da isimlendirilmektedir. 11. yüzyılda büyük olasılıkla Şii etkileriyle “Ali’nin eli” (Pençe-i Ali) olarak nitelendirilen sekil Kerbela’da bir elini kaybeden Ali’nin oğullarından birinin anısını da yaşatıyor olabilir. Aynı motif Mağrip’te Fatıma’nın Eli olarak saygı görür.[5][6]

Fatma’nın eli Ortadoğu'daki kültürlerde kullanılan bir uğur, bereket, şans ve mutluluk sembolüdür. Pek çok formda kullanılır. Gümüş, altın kolye, takı olarak, duvarlara asılan figür olarak yaklaşık 3000 yıldır Anadolu’da ve Ortadoğu’da kullanılmıştır. Elin ortasındaki Mısır geleneğinden kalma Horus’un gözü, ya da “her şeyi gören gözün” şans getireceğine ve nazarı uzaklaştıracağına, kem gözlerden insanları sakınacağına inanılırdı. Elin ortasındaki 3 balık, bereket sembolüdür. Genellikle elin çeşitli taraflarına kimi dualar da yazılırdı. Fatma’nın eli diğer kültürlerde, Meryem’in eli, Miriam'ın Eli ya da Khamsa olarak da bilinir. Bu eli taşıyan kişilerin şanslarının açılacağına, nazar gelmeyeceğine, bereketlerinin açılacağına inanılırdı. Aslında bu semboller Mısır’da da kullanılmaktaydı ve yaklaşık bu sembollerin tarihi 4000 yıl önceye gitmektedir. Benzer sembolleri çok çeşitli kültürlerde ya da Masonluk gibi gizli teşkilatlarda da rastlanmaktadır. Ortadoğu’da yerleşen hemen her kültürde bu sembol yerel kültür ve dinle bütünleştirilip yüzyıllardır kullanılmıştır.

Daha da eskiye gidersek, Finikelilerin tanrıçası Tanit’in elinin de nazardan koruduğuna ve iyi şans getirdiğine inanılıyordu.

Yahudilik'te Hamsa ya da Miryam'ın Eli


Hamsa; İslam ve pagan kültürünün bir ürünü de olmasına rağmen günümüzde Yahudiliğin ve İsrail’in sembolü olarak anılıyor.Açık bir elin içine gömülü olan bir göz şeklinde olan, her kültürde değişik isimleri bulunan Hamsa’nın, Fatma’nın eli ve Miryam’ın eli gibi isimleri bulunuyor. Aynı zamanda İbranicede 5 anlamına “Hamesh” de bu sembol için kullanılan isimlerden biridir.[7]

Yahudi kültürüne göre bu 5 parmak Torah'ın 5 kitabını sembolize eder. Elin sağ ve sol parmakları yanlara dönüktür. Diğer 3 parmaksa dikeydir. Hamsa'nın tıpkı nazarlık gibi şeytanı uzak tuttuğuna inanılır. Ağırlıklı olarak açık mavi rengindedir. Fakat turistlerin ilgisini çekmek için farklı renk ve desenlerde de yapılıyor. Hamsa evin bir köşesine asıldığı gibi kolye, yüzük, bilezik gibi de kullanılabiliyor.[8]

İslam kültüründe “Fatıma Eli” diye bilinen figürün Yahudi kültüründe de “Abla Meryem’in Eli” (Sister of Moshe Rabenu) diye bilinir. Meryem (Miryam), Hz. Musa'nın ablasıdır. Yahudi, Hıristiyan ve Müslüman araştırmacılar Hamsa’yı birçok değişik şekilde tanımlarlar.3 din için de muska anlamı taşıdığı, nazardan koruduğu ve Paganlar için de bereket sembolü olduğuna dair inanışlar var.Aynı zamanda Kabalistik bir sembol de olan Hamsa, Yahudi sanatında birçok dalda bu sembole rastlayabiliriz.İslam kültürüne göre ise; 5 parmak İslam’ın 5 şartını ve 5 duyuyu temsil eder.

Günümüzde Kabala öğretisinin popüler bir hal almasıyla birlikte Hamsa takan ünlüler artmıştır. Madonna, Brittany Spears ve Demi Moore gibi ünlüler Hamsa takanlardan sadece bazıları.[7]

Şiilere göre 5 sayısı; Peygamber Sülalesindeki 5 “kutsal kişiyi” vurgulamaktadır. Bunlar; Muhammed, Fatma, Ali, Hasan ve Hüseyin’dir. Değişik formatlarda Hamsalar’a rastlamak mümkündür. Üzerinde kalp olan, Davud’un Yıldızı olan ya da Allah yazan Hamsalar da bulabilirsiniz.[7]


Fatıma'nın Eli

Fatıma‘nın Eli, nazarlık olarak ve kötülüklerden korunmak, kem bakışlara karşı kullanılır. Hz. Muhammed‘in kızı Hz. Fatıma‘ya gönderme yapılır. Fatıma‘nın eli şans getiren bir tılsım olarak da kullanılmaktadır. Eski Türk‘lerde de Umay Ana‘nın elidir. Umay Ana sıkıntıda ve doğum yapmakta olan kadınlara yardım eder. Fatıma‘nın eli, birçok kültürde, kapılara çizilir. Endülüs‘teki Elhamra Sarayı‘nın girişindeki büyük taş el bir tılsımdır ve en güzel bir örnektir. Yaygın olarak kullanılan nazarlık ve takıdır.

Fatıma’nın elinin kem gözlerden koruduğuna inanılmaktadır. Kapı girişlerinin üzerine kötülükleri koruma amacıyla islenen motif biçimsel olarak Arapça harflerle “Ya Allah” yakarışını anımsatmaktadır.[9][6]

Fatıma'ya yönelik anlatılan mit şöyledir:

"Tanrı kâinatı yarattığında, daha siyah parçaları yokken, yer ve gök su iken, Kandilde bir Nur parladı. Bu nur’un içinde bir kadın gözüktü. Başında bir Taç, 2 kulağında 2 Küpe, belinde de bir Kemer vardı. Cebrail Nur içinde Kadın’ı görünce şaşkınlığa düştü. Hakk’a niyaz etti, kim olduğunu bilmek istedi.
Hakk’tan bir nida geldi; dedi: “Ey Cibril, O, Cennetin Seyyidesi Fatıma-tüz Zehra’dır.”
Cibril sual etti: “Ey Tanrım, ne kadar güzeldir.”
Tanrı buyurdu: “Biz O’nu nur âlâ nur’dan yarattık.”
Cibril sual etti: “Ya Rab, başındaki nedir?”
Tanrı buyurdu: “Başındaki Taç, Tac-ı Devlettir ki bu Muhammed Mustafa’dır.”
Cibril, belindekini sual eyledi.
Hakk buyurdu: “Ya Cibril, belindeki de Kemer olup, Fatıma’nın helâli olan Ali’dir.”
Cibril sual etti: “Kulaklarındaki nedir?”
Hakk buyurdu: “Şebber-ü Şübber (Hasan ve Hüseyin) Cennetin Efendileri.”

Bu mitik anlatımda Fatıma, başında tâcıyla bir kraliçe olarak tanımlanır. Nasıl ki Meryem Ana’ya cennetin kraliçesi denir, aynı şekilde Hz. Muhammed de Fatıma’nın cennet kadınlarının efendisi olduğunu söyler. Babası Hz. Muhammed, ona ayrıca “Ümmü Ebîha” yani "Babasının Annesi" takma adını verir. Ayrıca Hz. Muhammed'in soyu "kevser" olarak nitelenen Fatıma'dan devam eder ve kâh bereket kâh şifa için "Fatıma'nın Eli"nden yardım istenir. Bu benzerlikler ve niteliklerden hareketle Ana Tanrıça arketipiyle Fatıma arasında bir bağ kurulabileceği öne sürülür.[10]

Annemarie Schimmel de, "Tanrı'nın Yeryüzündeki İşaretleri" adlı eserinde Fatma'nın Eli'nin önemine dikkat çekiyor:

"Parlak gümüş ya da altın mücevherler üzerine kazınan ya da kırmızı boyayla çizilen, bazen de evi koruması için duvara çizilen 'Fatma'nın Eli', İslam dünyasında en sevilen muskalardan birine kaynak olmuştur. Bu el, genellikle Sufilerin kullandıkları asa ya da değneklerin baş tarafını oluşturur. Ayrıca Ali ya da 12 İmam'ın isimleri, bazen metal bir 'Fatma'nın Eli'nin üzerine kazınır".[4]

Anadolu'nun pek çok yerinde Fatma'nın Eliyle ilgili inançlar mevcut. Konu hakkında görüşlerini aldığımız Prof. Dr. Beyza Bilgin, halk arasında genellikle kolye olarak kullanılan Fatma'nın Eli'ndeki 5 parmağın, sülalenin 5 üyesi, Hz. Muhammed, Hz. Fatıma, Hz. Ali, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'i sembolize ettiğini belirtiyor. "Annem fırına yemek koyarken dahi 'Benim elim değil, Fatma'nın eli koyuyor' derdi. İlaçla geçmeyen ya da ilaca gerek olmayan hastalıkların, Fatma'nın Eli'yle dokunulduğunda, dua okunduğunda iyileşeceğine inanılır" sözleriyse bu inancın ne kadar hayatın içinde olduğunu kanıtlıyor. Prof. Bilgin, Hz. Fatma'nın Hz. Muhammed'in kızı olduğu ve bilgileri ilk elden öğrendiği için önemli olduğunun da altını çiziyor.[4]

Sinema ve Popüler Kültür

Karımı Nasıl Parçaladım (Picking Up The Pieces)

Filmin konusu: ex (Woody Allen) bir Yahudi kasaptır. Uzmanlığı Yahudilik'te haram olmayan etlerdir. Karısı Candy (Sharon Stone) ne yazık ki pek sadık bir eş değildir. Tex onu iş üstünde yakalayınca cinnet geçirip öldürür. Suçu gizlemek için Candy'nin güzel bedenini parçalara ayırarak Meksika'da çöle gömer.Fakat talihsiz kadının kesik eli ortaya çıkar ve ona dokunan kör bir kadının tekrar görmesine yol açar. Bunun üzerine Candy'nin eli 'Bakire Meryem'in Eli' olarak ün yapar. Kilisenin gözden düşmüş rahibinin tüm itirazlarına rağmen kasabanın belediye başkanını fırsatı değerlendirmek isteyince ortalık birbirine girer. Böylece aralarında mûcizeyi görmek isteyenler, televizyoncular ve tövbekar hayat kadınlarının da bulunduğu bir kitlenin 'el'in peşine düşmeleri sonucu kasaba adeta bir sirke döner.

Dabbe 3: Bir Cin Vakası

Filmin konusu: Film Konusu: Ceyda T, yaşamını Ankara’da sürdüren sıradan bir annedir. Eşi Sinan ve kızları Burcu’ya fiziksel dünyada olmayan bir mahlukat musallat olur. Nereden çıktığı belli olmayan bu cin, bedensiz bir varlıktır ve aileye olan şiddetli saldırıları durmak bilmez. Ankara GATA Tıp Fakültesi’ne müracaat eden ailenin evlerine video kayıt sistemi kurularak, evin takip altına alınmasına karar verilir. Herkes ailenin aklını yitirdiğinden şüpheleniyorken kamera kayıtları gerçeğin ortaya çıkmasını sağlayacaktır.

Yönetmen Hasan Karacadağ'ın 'Dabbe' serisinin son filmi 'Dabbe-Bir Cin Vakası' filmi vizyona girdiği ilk hafta 140000 kişi tarafından izlendi. Türk korku sinemasının başarılı örneklerinden olan film; izleyenlerde şok etkisi yaratıyor ve nazar boncuğunun tehlikeli bir tılsım olduğunu savunuyor. Çoğu kültürlerde ve dinlerde, kötülüklerden korunmak için güçlü bir tılsım olarak kabul edilen nazar boncuğu, Türkiye'de de 'kem gözlere' karşı korunmak için kullanılıyor.

Karacadağ ise 'Dabbe-Bir Cin Vakası'nın izleyicide yarattığı şoku anlamak için öncelikle inanç sistemini sorgulamak gerektiğine inanıyor. Yönetmen şöyle konuşuyor: "Nazar ve büyü İslamiyet'e göre haktır. Bilim de artık bunu kabul etmiştir. Psikokinezi denilen; bakışlardan yayılan zararlı elektromanyetik dalgaların insan ve hayvanlar üstünde etkili olduğu deneysel olarak kanıtlanmıştır. Kimi hayvanların; gözleriyle avlarını hipnoz ederek zayıflattığı, ardından saldırıya geçtiği net olarak gözlemlenmiştir. Aynı durum insanlar için de geçerlidir. Hz. Muhammed de hadislerinde hem insanların, hem de cinlerin nazar değdirebildiklerini söylüyor. Fakat bunu önlemek için vücuda takılan herhangi bir nesne ve tılsımın işi daha da kötüleştireceğini yine hadislerinde anlatıyor." Eski Mısır ve Babil'de 'nazar'a inanıldığını anlatan Hasan Karacadağ; özellikle o dönemlerdeki yazıtlarda, nazar boncuğunun simgesi 'tek göz'ün şeytanla ilgili olduğunu belirtti. Babil'de insanların tapındığı 5'ler tanrısı Hamsa'nın (Fatıma'nın eli olarak bilinir) da nazar boncuğunun çıkış noktası olduğunu söyleyen Karacadağ şu tespitte bulundu: "Nazar boncuğundaki tek göz; cini yani şeytanın bakışını temsil etmektedir. Bu durumda nazar boncuğunu koruma amaçlı takan herkes şeytan ve cinlerle anlaşma yapmıştır diyebiliriz." Yönetmen nazar boncuğu takanları da şöyle uyardı: "Nazar boncuğu takanların bir an önce onlardan kurtulması ve yok etmesi gerekmektedir.

Kaynaklar

[1] Metin And, Minyatürlerle Osmanlı- İslam Mitologyası, stanbul, 1998, 41-42; Halit Çal, “Osmanlı Kapı Halkaları ve Kapı Tokmakları”, Osmanlı, 11, Ankara, 1999, 275-284.
[2] "Metin And, Minyatürlerle Osmanlı- İslam Mitologyası", İstanbul, 1998, 41-42.
[3] Timur Sili, “Taşların Dili”, Bilig, 2, Kazakistan, 1996, 223.
[4] "Her Derde Deva Görülen Fatıma'nın Eli", Haber Aktüel, sayı:165.
[5] Selçuk Mülayim, "Değişimin Tanıkları", İstanbul, 1999, s.39.
[6] Gülşen Baş, "Diyarbakır'daki İslam Dönemi Mimarisinde Süsleme" (Doktora tezi), Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Sanat Tarihi anabilim Dalı, Van 2006.
[7] "Yahudiliğin ve İslamiyet’in Ortak Sembolü: Hamsa", israilblogu.com/2012/09/07/Yahudiligin-ve-islamiyetin-ortak-sembolu-hamsa/
[8] cnnturk.com/2010/yasam/diger/08/06/islamiyet.ve.Yahudiligin.ortak.sembolu/585854.0/index.html
[9] Annemarie Shimmel, "Sayıların Gizemi", (Çev. Mustafa Küpüsoglu) İstanbul, 2000,129.
[10] Elif Ersoy, "Ana Tanrıça Kültü", Anadolu Aydınlanma Vakfı.


Etiketler : Fatıma'nın Elinin SIRRI Nedir ? , Hamse Elinin SIRRI Nedir ?, Fatıma'nın Eli ,(Hamse Eli), Resimleri , Fatıma Calligraphy , Nazar Boncuğu Resimleri,nazar,boncuk,nazar boncuk,mavi boncuk,mavi boncuk takisina,Mavi boncuk takışına ölürüm TÜRKİYEM,Mavi boncuk takışına,,Mavi boncuk, takışına, ,TÜRKİYEM,

Bu konuyu yazdır

TOPLIST
AraBul Efsane TB-List Tiryaki Tlist-K Web-Tunca