| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.
|
|
|
Yatağa Yatmadan önce yapılması gereken Dualar ve 5 şey |
|
Yazar: RasitTunca - 08-17-2018, 10:13 PM - Forum: Güzel Dualar Zikirler Tesbihatlar
- Yorum Yok
|
 |
Yatağa Yatmadan önce yapılması gereken Dualar ve 5 şey
Peygamberimizin (a.s.m.) uykuya nasıl hazırlandığını ve ümmetine bu hususta neler tavsiye ettiğini bizzat hadis-i şeriflerin meâlerini vererek anlamaya çalışalım:
Hz. Âişe anlatıyor:
“Resulullah (a.s.m.) Felâk ve Nâs Sûrelerini (Kul eûzu’leri) okur, ellerine üfler, daha sonra ellerini bedeninin her tarafına sürerdi."3
Berâ bin Âzib, Peygamberimizin (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet eder:
“Yatağına gireceğin vakit, namaz için aldığın abdest gibi abdest al. Sonra cephen kıbleye gelecek şekilde sağ tarafına yat. Sonra şöyle duâ et: 'Allah’ım, Senin rızanı dileyerek ve Senin azabından korkarak kendimi Sana teslim ettim. Sırtımı Sana dayadım. Bütün işimi Sana hâvale ettim. Senin azabından, ancak Senin rahmetine iltica edilir. İndirdiğin kitabına, gönderdiğin Peygamberine de iman ettim.’ Bunlar son sözlerin olsun. Sen böyle söyledikten sonra, eğer o gece ölürsen fıtrat (İslâm dini) üzerine ölürsen. Şayet sabaha kavuşursan çok hayır kazanmış olarak sabaha ulaşmış olursun.”4
Ebû Hüreyre’den (r.a.) rivayete göre, Peygamberimiz (a.s.m.) yatağa girmeden önce şöyle duâ ederdi:
“Allah’ım! Ey göklerin, yerin ve büyük Arşın Rabbi! Ey bizim ve her şeyin Rabbi! Ey taneyi, çekirdeği yaratan Allah’ım! Tevrat, İncil ve Furkan’ı indiren Allah’ım! Hükümdarlığın altında bulunan her şeyin şerrinden Sana sığınırım. Allah’ım, Evvel Sensin, Senden önce hiçbir şey yoktur. Âhir de Sensin, Senden sonra hiçbir şey yoktur. Zâhir Sensin, Senin üstünde hiçbir şey yoktur. Batın da Sensin, Senden gayrı hiçbir şey yoktur. Borcumuzu kolayca ödememizi nasip et. Bizi fakirlikten kurtarıp zenginleştir.”5
Uyku saatini bu şekilde değerlendiren bir mü’minin, artık sabaha kadar geçen vakti nurlu, bereketli ve sevaplı olacaktır.
Peygamber efendimiz, bir rivayette hazret-i Ali’ye buyurdular
bir rivayette de Hz. Âişe Annemize Buyurdularki :
şu 5 şeyi yapmadan yatma!
1. Kur’ân-ı kerîmin hepsini okumadan
2. 4000 dirhem sadaka vermeden
3. Kâbe’yi ziyaret etmeden
4. Cennette yerini hazırlamadan
5. Küs olduğun biriyle barışmadan
Hazret-i Ali; “Yâ Resûlallah! Bu nasıl olur?” diye
sorunca, buyurdular ki:
1. 3 İhlâs 1 fatiha okumak, Kur’ân-ı kerîmi hatmetmek
gibidir.
2. 4 Fâtiha okumak, 4000 dirhem sadaka vermeye
eşittir. baska bir rivayettede
3. 10 defa; “Lâ ilâhe illallah vahdehu lâ-şerîke-leh
lehül- mülkü ve lehül hamdü yuhyî ve yümît ve hüve
alâ külli şey’in kadîr.” demen de Kâbe’yi ziyarete
eşittir
. 4. 10 defa; “Lâ havle velâ kuvvete illâ
billâhil’aliyyil’azîm.” demen, Cennette yerini
hazırlamana vesîledir
5. 10 defa; “Estağfirullahel’azîm ellezî lâ ilâhe illâ hu
el-hayyel kayyûm ve etubü ileyh.” demen, dargın ve
husûmetli olduğun insanlarla barışmış derecesinde
mükâfata vesiledir..
6. Tavaf’ın birinci şavtında şu dua okunur:
“Sübhannahi velhamdülillahi vela ilahe illallahü vallahü ekber, vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim."
öyle olunca bu duayi okumak tavaf etmekle eş degerdedir
7. Rabbena Dualarını okuman bütün müminler ile ve inslarla barışmandır
Rabbenâ âtina
Rabbenâ âtina fid'dunyâ haseneten ve fil'âhirati haseneten ve kınâ azâbennâr.
"Allah'ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik, güzellik ver. Bizi ateş azabından koru."
Rabbenâğfirlî
Rabbenâğfirlî ve li-vâlideyye ve lil-Mu'minine yevme yegûmu'l hisâb.
"Ey bizim Rabbimiz! Beni, anamı ve babamı ve bütün mü'minleri hesap gününde (herkesin sorguya çekileceği günde) bağışla"
Nebe’ sûresinde meâlen, “Uykunuzu size bir dinlenme vasıtası yaptık.”1 buyuran Yüce Rabbimiz, uykunun bir nimet olduğunu bildirmektedir.
Uyku bir istirahat vasıtası, gün boyu yorulan vücut makinasının dinlenmesine yardımcı olması, bir sonraki güne daha zinde ve canlı bir şekilde başlanmasına vesile olduğu için nimet olmuştur. Ancak bu nimeti yerli yerinde kullanmak lâzımdır. Çünkü, uykuyu ihtiyacımız miktarınca ve yeterince kullanmadığımız zaman pekçok nimetten mahrum kalabilmekteyiz. Bundan dolayı, bir gaflet ânı olan uyku vaktini iyi ayarlamamız, ondan ancak ihtiyacımız kadarıyla istifade etmemiz gerekmektedir.
Bir hadis-i şerifte, uykuyu ölümün küçük kardeşi olarak vasıflandıran Peygamberimiz (a.s.m.), bundan dolayı uyku ve ölümün Cennette bulunmadığını da ifade ederler.2 Birkaç saat için maddî olarak dünya ile alâkamız kesildiğinden dolayı da uyku, “küçük ölüm” olmakta değil midir? İşte ölüme böyle bir benzerliği olan uykuya dalmadan önce, o ânımızın ibadet içinde geçmesi için hazırlıklı bulunmamızda fayda vardır. Bu durumda, nasıl ölmeden önce mümkün oldukça dua, ibadet ve zikirle ona hazır olmaya çalışıyorsak, uykudan önce de aynı şekilde hazırlıklı davranmamız gerekir. Çünkü uyuduktan sonra tekrar uyanabileceğimize dair garantimiz yoktur.
İşte, uyumadan evvel neler yapılması gerektiğini, nasıl bir hazırlık icap ettiğini Peygamberimiz (asv)'in tatbikî sünnetinden öğreniyoruz. Peygamber Efendimiz (a.s.m.) yatağa girmeden önce abdest alır, bazı duâlar okur, cephesi kıbleye gelecek şekilde sağ avucunu sağ yanağına koyar, İlâhî tefekkür ve zikir içinde mânâ âlemine dalardı. Seher vakti de erkenden kalkar, huzur ve hüşû içinde Rabbinin dergâhına yönelirdi. Resul-i Ekrem Efendimiz (asv)'in uyku ânı bizimki gibi değildi. Onun gözleri uyusa da kalbi uyumaz, gaflet içinde bulunmazdı.
|
|
|
Yedigimiz şeylerin zararından korunmak ve sıkıntılara karşı okuncak Dua |
|
Yazar: RasitTunca - 08-17-2018, 09:52 PM - Forum: Güzel Dualar Zikirler Tesbihatlar
- Yorum Yok
|
 |
Yedigimiz şeylerin zararından korunmak için ve günlük gelecek sıkıntılara karşı okuncak Dua
Yedigimiz şeylerin zararından korunmak için ve günlük gelecek sıkıntılara karşı okuncak Dua günde iki defa sabah ve akşam olmak üzere her defasında üç defa tekrarlanarak okunur.
بِسْمِ اللَّهِ الَّذِى لاَ يَضُرّ ُ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ فِي اْلاَرْضِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ وَ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمْ
Bismillahillezi Duasının Türkçe Okunuşu
“Bismillâhillezi lâ yedurru ma’asmihi şey’ün fil erdi ve lâ fissemâi ve hüves-semi’ul alim.”
Anlamı
Allah’ın yüce ismine sığınana yerde ve gökte hiç bir şey zarar veremez! O, her şeyi işitir ve her şeyi bilir.
Her gün Okunacak Dualar
Sabah-akşam, 3 defa, “Bismillahillezi lâ yedurru maasmihi şeyün fil erdi velâ fissemâi ve hüvessemiulalim” okuyan, büyücü ve zalimden emin olur. [İbni Mace]
“Bismillahillezi lâ yedurru.” Duasının Fazileti
(Korunma Duası)
İmam-ı Rabbani Hazretleri, talebeleri ile uzak bir diyara yolculuk ederken, gece, bir handa kaldılar. “Bu gece bir bela zuhur edecektir. (Bismillâhillezi lâ yedurru ma’asmihi şey’ün fil erdı ve lâ fissemâi ve hüves-semi’ul alim) duasını üç defa okuyun.” buyurdu. Gece büyük yangın oldu. Her odada eşyalar yandı. Duayı okuyanlara bir şey olmadı.
Eğer kendinize büyü yapıldığını, haset edildiğini düşünüyorsanız sabah-akşam üçer kez bu duayı zikredin.
Dert, bela, fitne, hastalık, nazar, sihir ve zalimlerin şerrinden korunmak için, sabah akşam, İmam-ı Rabbani Hazretlerinin bildirdiğini hatırlayarak, üç defa okumalıdır. Âyât-i hırz okununca da, bu duayı okumalıdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: Bu duayı sabah üç kere okuyana, akşama kadar, akşam okuyana da, sabaha kadar hiç bela gelmez.” (İbni Mace)
Hiç bir kul yoktur ki, her günün sabahı ve her gecenin akşamında üç kere: “Bismillâhillezî lâ yedurru ma’asmihî şey’ün fil ardı velâ fissemâ’ ve hüve semî’ul alim.” desin de sonra ona bir şey zarar versin.
Ravi: Hz. Osman (r.a.)
Arapça Yazılışı ;
بِسْمِ اللَّهِ الَّذِى لاَ يَضُرّ ُ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ فِي اْلاَرْضِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ وَ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمْ
Anlamı : Allah’ın yüce ismine sığınana yerde ve gökte hiç bir şey zarar veremez! O, her şeyi işitir ve her şeyi bilir.
Bu duayı sabah-akşam 3 defa okuyana hiç bir şey zarar veremez
“Bismillâhillezî lâ yedurru measmihi Şey’ün fil’ardi velâ fissemâi ve Hüvessemi’ul Aliym.”
MANASI:
Yüce Allah’in ismiyle hareket ederim. O yüce Allah ki O’nun mübârek ismiyle hareket edildigi (O’nun ismi söylendigi) vakit yerde ve gökte hiçbir sey okuyana zarar veremez. O yüce Allah her seyi en iyi isiten ve en mükemmel bir sekilde bilendir.
Yukarıdaki dua sabah ve aksam 3 defa okunması çok faziletlidir.
Bu Duanın Havassı:
Enes bin Malik’e (R.A.) Peygamber Efendimiz (Sallallâhu Aleyhi Vesellem) buyurdular ki: “Her kim her sabah bu duayı okursa, kimsenin ona yolu yoktur. Yani ne zehir, ne sihir (büyü), ne de zalim bir sultan (ya da bir yönetici, patron) ona zarar veremez.”
Enes bin Mâlik’e RA Peygamberimizin (S.A.V) öğrettiği çok tesirli bir dua:
Bu duayı sabah (mümkünse güneş doğmadan) 3 kere ve akşam güneş battıktan hemen sonra okuyan korkmaya tek layık olan yalnız ALLAH ‘tan C.C. korksun . Başta zalim devlet başkanı şeytan cin ve insanların şerrinden büyü ve efsunlardan hiçbiri ALLAH ‘ın C.C. izniyle hiçbir şekilde zarar veremez. Hz Osman’dan (RA) bildirildiğine göre ani belalardan da korunur. Ayrıca Zehir verilse tesir etmez ALLAH ‘ın izniyle (hergün okumak lazımdır)
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
“Bismillâhillezi lâ yedurru ma’asmihi şey’ün fil erdi ve lâ fissemâi ve hüves-semi’ul alim” duasını sabah 3 kere okuyana, akşama kadar, akşam okuyana da, sabaha kadar hiç bela gelmez. [İbni Mace]
İmam-ı Rabbani hazretleri, talebeleri ile, uzak bir yere giderken, gece, bir handa kaldılar.
Bu gece bir bela zuhur edecektir.
Besmele ile “Bismillâhillezi lâ yedurru ma’asmihi şey’ün fil erdı ve lâ fissemâi ve hüves-semi’ul alim” duasını üç defa okuyun) buyurdu.
Gece büyük yangın oldu. Her odada eşyalar yandı. Duayı okuyanlara bir şey olmadı.
|
|
|
Kara Basan'dan Korunmak için Peygamberimizin Ebû Dücâne'ye Verdiği Cin Mektubu |
|
Yazar: RasitTunca - 08-17-2018, 09:41 PM - Forum: Güzel Dualar Zikirler Tesbihatlar
- Yorum Yok
|
 |
Peygamberimizin Ebû Dücâne'ye Verdiği Mektup "Cin Mektubu-Name-i Peygamber"
Ebû Dücâne (ra) Resûlullah’a (asm) geldi ve: “Yâ Resûlallah! Yatağıma geldiğim zaman değirmen sesi ve arı vızıltıları gibi sesler işitiyorum. Şimşek parıltısı gibi bir şeyler görüyorum. Başımı kaldırıp baktığımda evimin orta yerinde siyah ve uzun gölge gibi bir şeyin olduğunu görüyorum. Yakalamak için elimi uzattığımda, derisinin üzerindeki kılların kirpi kılları gibi olduğunu ve ağzından yüzüme karşı ateş parçaları attığını görüp beni yakacağını zannediyorum ve korkuyorum” dedi. Resûl-i Ekrem Efendimiz (asm): “Yâ Ebû Dücâne! Evinize gelen korkunç bir mahluktur. Bana kâğıt kalem getiriniz” buyurdu. Kâğıt ve kalem getirilince Hazret-i Ali’ye (ra) verdi ve: “Yaz,” buyurdu:
Aşağıdaki mektubu Peygamber Efendimiz (s.a.v.), şeytan ve cinlere karşı yazdırmıştır. Böyle bir belaya maruz kalanlar, bu mektubu yazdırıp yastığının altına koymalıdırlar. İnşaallah şifa ve deva Allah-ü Teala´dandır.
Name-i Peygamberin - Cin Mektubunun Arapçası Arapça Text Halinde Yazılışı
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
هَذَا كِتاَبٌ مِنْ مُحَمَّدٍ رَسُولِ اللهِ رَبِّ العَالَمِينَ إلَى مَنْ طَرَقَ الدَّارَ مِنَ الْعُمَّارِ وَالزُّوَّارِ وَالسَّائِحِينَ إلاَّ طَارِقاً يَطْرُقُ بِخَيْرٍ ياَ اللهُ. أَمَّا بَعْدُ فَإنَّ لَناَ وَلَكُمْ فِي الْحَقِّ سِعَةً فَإنْ تَكُ عَاشِقاً مُولِعاً أوْ فَاجِراً مُقْتَحِماً أَوْ رَاعِياً مُبْطِلاً فَهَذاَ كِتاَبُ اللهِ تَعَالىَ يَنْطِقُ عَلَيْنَا وَعَلَيْكُمْ بِالْحَقِّ إنَّا كُنَّا نَسْتَنْسِخُ مَا كُنْتُمْ تَعْمَلوُنَ وَرُسُلُنَا يَكْتُبُونَ مَا تَمْكُرُونَ اُتْرُكُوا صَاحِبَ كِتَابِي هَذاَ وَانْطَلِقوُا إلىَ عَبَدَةِ اْلأصْنَامِ وَاْلأوْثاَنِ وَإلىَ مَنْ تَزْعُمُ أَنَّ مَعَ اللهِ إلَـهاً آخَرَ لاَ إلَـهَ إلاَّ هُوَ كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ إلاَّ وَجْهَهُ لَهُ الْحُكْمُ وَإلَيْهِ تُرْجَعُونَ، حم لا يُنْصَرُونَ، حمعسق تُغْلَبُونَ حم وَالْكِتَابِ الْمُبِينِ تُفْرَقُ أعْدَاءُ اللهِ وَبَلَغَتْ حُجَّةُ اللهِ وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قَوَّةَ إلاَّ بِاللهِ فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
Name-i Peygamberin - Cin Mektubunun Arapçası Latin harfleri ile Türkçe Text Halinde Yazılışı
“Bismillahi’r-rahmâni’r-rahîm. Hâzâ kitâbün min Muhammedin resûli Rabbi’l-âlemîne ilâ men taraka’d-dâra mine’l-ummâri ve’z-zuvvâri ve’s-sâlihîne illâ târıkin yetruku bihayrin yâ Rahmânü. Emmâ ba’dü: Fe inne lenâ ve leküm fi’l-hakkı si’aten fe’in tekü âşikan mûli’an ev fâciran muktehimen ev râiyen hakkan mubtılen hâzâ kitâbullahi yentıkü aleynâ ve aleyküm bi’l-hakkı innâ künnâ nestensihu mâ küntüm ta’melûne ve rusulünâ yektübûne mâ küntüm temkürûne. Ütrükû sâhibe kitâbî hâzâ! Ve’ntalikû ilâ abedeti’l-esnâm ve ilâ men yez’umu enne me’allâhi ilâhen âhera lâ ilâhe illâ hüve küllü şey’in hâlikün illâ vechehû lehû’l-hükmü ve ileyhi türce’ûne tuğlebûne hâ-mîm lâ tünsarûne hâ-mîm ayn-sîn-kâf teferreka e’adâ’ullahi ve beleğat hüccetu’llâhi velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi feseyekfîkehümüllahü ve hüve’s-semî’u’l-alîm.”
Name-i Peygamberin - Cin Mektubunun Türkçe Anlamının Text Halinde Yazılışı
(Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla. Bu mektup âlemlerin Rabb’inin Resûlü olan Muhammed’den (asm) hayır veya şer niyetiyle evi ziyârete gelenlere, ancak hayırla gelmelerini dilemek için yazılmıştır. İmdât yâ Rahmân! Muhakkak bizim ve sizin için, hakta genişlik olmalıdır. İsteyerek, istemeyerek veya sürüklenerek, bozgunculuk yapmaksızın, Allah hakkı için evi boşaltmanızı isteyen bu mektup, bize ve size hakkı konuşur. Biz bu mektuba yaptıklarınızı kaydediyoruz. Elçilerimiz, sizin yaptığınız hîleleri yazıyorlar. Bu mektup sahibinin evini derhal terk ediniz! Putlara kulluk yapanlara ve Allah’tan başka ilâh edinenlere gidiniz. O’ndan başka ilah yoktur. O’ndan başka her şey helâk olacaktır. Hüküm O’nundur ve Hâ-Mîm hakkı için ister istemez O’na döndürüleceksiniz. Hâ-Mîm ve Ayn-Sîn-Kâf hakkı için yardım görmezsiniz. Allah düşmanları bölük pörçük oldular. Çünkü Allah’ın delili ve âyeti ulaşmıştır. Allah’tan başka güç ve kudret yoktur. Allah size yeter. O işiten ve bilendir.”)
Ebû Dücâne (ra) diyor ki: “Resûl-i Ekrem’in (asm) yazdırdığı bu mektubu götürüp okudum, baş ucuma koydum ve yattım. Gece yarısı uyanmıştım. Kulağıma şöyle bir korkunç ses geliyordu: “Lât ve Uzza’ya yemin ederim ki, bizi yaktın! Bu mektup sahibinin hakkı için bu mektubu kaldır. Senin evine ve etrafına artık bir daha gelmeyeceğiz.”
Ebû Dücâne (ra) devam ediyor: “Bunun üzerine sabahleyin erkenden kalkıp Resûl-i Ekrem’in (asm) arkasında sabah namazı kıldım. Cinlerin feryadını Resûl-i Ekrem’e (asm) haber verdim. Resûlullah Efendimiz (asm) bana:
“Yâ Ebû Dücâne! O mektubu kaldır. Beni hak Peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki, eğer o mektubu kaldırmazsan, onlar kıyâmete kadar azap içinde kıvranırlar” buyurdu.
Ebû Dücâne Hakkında Bilgiler
Resûlullah efendimizin fedâisi.
Uhud harbinde sevgili Peygamberimiz, son emirlerini verdiler. İslâm Ordusunun, nelere dikkat etmesi gerektiğini, açık açık bildirdiler...
Sonra, mübârek ellerinde tuttukları kılıcı göstererek buyurdular ki:
- Bu kılıcın hakkını yerine getirmek şartıyla, kim almak ister?
Mücâhidlerin hepsi istiyordu. Fakat Hazret-i Ebû Dücâne, yüksek sesle sordu:
- Yâ Resûlallah! Bu kılıcın hakkı nedir?
Kılıcın hakkı
- O'nun hakkı, eğilip bükülünceye kadar; düşmanın yüzüne vurmaktır, vurmaktır. Onun hakkı, Müslüman öldürmemen, onunla kâfirlerin önünden kaçmamandır. Onunla Allahü teâlâ sana zafer yahut şehitlik nasîb edinceye kadar, Allah yolunda çarpışmandır.
Hazret-i Ebû Dücâne, Medîneli mücâhidlerin en bahadırlarından biriydi. Şunları söyledi:
- Kılıcı, o şartla alabilirim yâ Resûlallah.
Peygamber efendimiz, tebessüm ettiler. Sonra, kılıcı uzattılar. Üzerine, Arapça şu beyt oyulmuştu:
"Korkaklıkta zillet, utanç; ileri atılmakta, izzet, şeref vardır. İnsan, korkaklık etse bile; kaderinden kaçamaz."
Ebû Dücâne hazretleri o kadar sevindi ki, keyfinden, pehlivanlar gibi yürümeye başladı. Geniş ve dik adımlar atıyordu. Başına, kırmızı bir tülbent sardı. Sanki fırtına gibi, düşmana esmek için hazırlanıyordu.
Aslında Eshâb-ı kîrâm, ya'nî Peygamber efendimizin sevgili arkadaşları; mütevâzi, alçak gönüllü, kibirsiz insanlardı. Halbuki şimdi Ebû Dücâne hazretleri biraz gururlu görünüyordu. Kendi aralarında konuşuyorlardı:
- Böyle yürümek, Müslümana yakışır mı?
- Gurur ve kibir, bize göre değil ki.
Fakat Resûl-i Ekrem efendimiz, onları susturdular ve buyurdular:
- Bu bir yürüyüştür ki, harp meydanları dışında Allahü teâlânın gadabına sebeptir...
Hazret-i Ebû Dücâne, şâhin gibi düşman üstüne atılıyordu. Elindeki kılıcın hakkını vermek için, canını vermeye hazırdı. Önüne çıkan dinsizleri, müşrikleri kılıçladı, kılıçladı. Kimini öldürdü, kimini yaraladı. Zâten yürüyüşünden, heybetinden korkan hâinler; çil yavrusu gibi dağılıyorlardı.
O kurtulursa
Uhud Savaşında müşriklerin azılılarından Âsım bin Ebî Avf, kudurmuş bir canavar gibi Müslümanlara saldırıyor, bir taraftan da:
- Ey Kureyş cemaatı! Akrabâlık haklarını gözetmeyen, kavminizi bölen kimse ile çarpışmaktan geri durmayınız. Eğer O kurtulursa ben kurtulmayayım, diye bağırarak Kureyş kâfirlerini harbe teşvik ediyordu.
Ebû Dücâne hazretleri bu azılı kâfirin susturulması îcab ettiğini anlamış ve çarpışa çarpışa ona yaklaşıp, bu İslâm düşmanını öldürerek gerekli cezâsını vermişti.
Ebû Dücâne hazretleri bununla meşgul iken, müşriklerden Ma'bed bin Vehb, Ebû Dücâne'ye müthiş bir kılıç darbesi indirmişti. Ebû Dücâne hazretleri çok seri bir şekilde yere çökerek bu öldürücü darbeden kurtulmuş, hemen sonra acele kalkıp hücum ederek, Ma'bed'i yaralamış, bir çukura düşürmüştü.
Sonra da çukura atlayıp başını kesip kâfirlere doğru fırlattı. Bu hâl, Kureyş kâfirlerinin zaten bozulmuş olan morallerini daha da bozmaya sebep olmuştu.
Uhud savaşının iyice kızıştığı sırada muhâcirinden Zübeyr bin Avvâm, kılıcın kendisine verilmemesinden dolayı üzgün idi. Kendi kendine dedi ki:
"- Ben Resûlullahtan kılıcı istedim. Onu bana vermedi, Ebû Dücâne'ye verdi. Halbuki ben halası Safiyye'nin oğluyum. Üstelik de Kureyşliyim. Halbuki önce ben istemiştim. Gidip bakayım, Ebû Dücâne benden fazla ne yapacak?"
Ebû Dücâne'yi takibe başladı. Ebû Dücâne hazretleri beytler okuyor, müşriklerden kime rastlarsa, onu vurup öldürüyordu. Müşriklerin en azılılarından, iri cüsseli Ebû Zûl-Kerş her tarafı zırhlarla kaplı, sadece gözleri görünüyordu. Ebû Dücâne hazretleri ile karşı karşıya geldi. Kâfir bağırıyordu:
- Ben Ebû Zûl-Kerş'im!
Bu isim kendisine uzun boyuna rağmen büyük göbeğinden dolayı verilmişti.
İkiye biçti
Önce Ebû Dücâne hazretlerine hücum etti. Ebû Dücâne, onun darbesinden kalkanıyla korundu. Ebû Zûl-Kerş'in kılıcı Ebû Dücâne hazretlerinin kalkanına gömüldü. Kılıcına asıldı fakat çıkaramadı. Sıra Ebû Dücâne hazretlerine gelmişti. Bir kılınç darbesiyle omuzundan, tâ uyluklarına kadar ikiye biçti. Canını Cehenneme yolladı.
Bundan sonra Ebû Dücâne, önüne çıkan her kâfiri devirerek dağın eteğinde defleriyle müşrikleri kışkırtan kadınların yanına geldi. Ebû Dücâne buyuruyor ki:
- Uzaktan bir kadın gördüm ki, müşriklere son derece kızıyor, bağırıyor ve harbe teşvik ediyordu. Üzerine yürüdüm. Etrafından imdat istedi, bağırmaya başladı. Onun bir kadın olduğunu görünce Resûlullahın kılıcının şerefini gözettim ve kılıcı kadına vurmadım.
Tir tir titreyen Kureyşli kadın bile, bu civânmertlik karşısında şaşırıp kaldı!
Bu kadın Ebû Süfyân'ın hanımı Hind idi. Daha sonra Mekke'nin fethinde Müslüman oldu.
Ebû Dücâne'nin her yere yetiştiğini, kılıcını kaldırdığı halde Ebû Süfyan'ın karısı Hind'i öldürmekten vazgeçtiğini gören Zübeyr bin Avvâm hazretleri, kendi kendine buyurdu ki:
- Kılıcın kime verileceğini Allahın Resûlü benden daha iyi bilir. Vallahi ben onun çarpışmasından daha üstün çarpışan, vuruşan bir kimse görmedim.
Sonra Ebû Dücâne'nin yanına vararak dedi ki:
- Yaptığın her şeyi gördüm. Kadına kılıcını kaldırıp sonra vurmaktan vazgeçtiğini de gördüm.
Ebû Dücâne cevap verdi:
- Resûlullahın kılıcına hürmet ettim ve onu kadın kanına bulaştırmadım.
Daha sonra Ebû Dücâne hazretleri, Hazret-i Hamza ve Hazret-i Ali ve diğer Eshâb-ı kirâm ile beraber yeniden düşman saflarına umumî taarruz için ileri atıldı. Birçok Sahâbî şehit düştü, fakat müşrikler de kaçmaya başlamışlardı.
Peygamberimiz duâ etmiş idi
Uhud savaşında Müslümanlar bir ara dağılınca, Peygamber efendimizin yanında yedisi muhâcirlerden, yedisi de ensârdan olmak üzere ondört sahâbi kalmıştı. Bu yedi ensârdan biri de Ebû Dücâne idi.
Ebû Dücâne, aynı zamanda ölmek ve ayrılmamak üzere üçü muhacirlerden beşi ensârdan olan sekiz sahâbiden biri olarak Resûlullaha biat etmişti. Bu sekiz sahâbiden hiçbiri Uhud'da şehit olmadı, çünkü bunlara Peygamberimiz duâ etmiş idi.
Uhud savaşında, müşriklerin azılılarından Abdullah bin Hüneyd, Peygamberimizi görünce atını mahmuzladı. Kendisi tepeden tırnağa silahlı ve zırhlar içerisinde olup, başında da miğfer vardı.
- Ben Züheyr'in oğluyum. Bana Muhammed'i gösteriniz. Ya ben O'nu öldürürüm yâhut onun yanında ölürüm, diye haykırıyordu.
Ebû Dücâne hazretleri hemen onun karşısına çıkarak dedi ki:
- Gel yanıma! Ben vücudumla Resûlullahın vücudunu koruyan bir kişiyim.
Abdullah bin Hüneyd'in atının bacaklarına bir kılıç çaldı. Atın ayakları çökünce kılıcını kaldırıp:
- Al bunu da Hareşe'nin oğlundan, deyip bir vuruşta onu Cehenneme gönderdi.
Sen de râzı ol
Peygamber efendimiz bu olanları görüyordu ve buyurdu ki:
- Allahım, Ebû Dücâne'den ben nasıl râzı isem, Sen de râzı ol.
Ebû Dücâne hazretleri Uhud'da çok kahramanlık gösterdi. Resûlullah efendimiz Uhud gazâsından dönünce, Ebû Dücâne hazretlerine vermiş olduğu kılıçlarını almıştı. Kılıcın üzerindeki müşrik kanlarını silmek üzere mübârek kerîmeleri Hazret-i Fâtıma'ya uzattı. Bu esnâda, Hazret-i Ali de kendi kılıcını uzatarak dedi ki:
- Şunu da al, bu gazâda çok iyi işime yaradı.
Bunun üzerine Peygamberimiz buyurdu ki:
- Sen muharebede sadâkat gösterdin, başarılı oldun; Sehl bin Hâris ve Ebû Dücâne de başarılı olmuşlardır.
Böylece Ebû Dücâne ve Sehl hazretlerinin yapmış olduğu üstün hizmeti beyân buyurmuşlardır.
Cin mektubu
Ebû Dücâne hazretleri anlatır:
Bir gece yatıyordum. Değirmen sesi gibi ve ağaç yapraklarının sesi gibi ses duydum ve şimşek gibi parıltı gördüm. Başımı kaldırdım. Odanın ortasında, siyah bir şey yükseldiğini farkettim. Elimle yokladım. Kirpi derisi gibi idi. Yüzüme, kıvılcım gibi şeyler atmaya başladı. Hemen Resûlullaha gidip, anlattım. Buyurdu ki:
- Yâ Ebâ Dücâne! Allahü teâlâ, evine hayır ve bereket versin!.
Kalem ve kâğıt istedi. Hazret-i Ali'ye bir mektup yazdırdı. Mektubu alıp eve götürdüm. Başımın altına koyup, uyudum. Feryâd eden bir ses, beni uyandırdı. Diyordu ki:
- Yâ Ebâ Dücâne! Bu mektupla, beni yaktın. Senin sâhibin, bizden elbette çok yüksektir. Bu mektubu, bizim karşımızdan kaldırmaktan başka, bizim için kurtuluş yoktur. Artık senin ve komşularının evine gelemiyeceğiz. Bu mektubun bulunduğu yerlere gelemeyiz.
Sâhibimin izni olmadıkça
Ona dedim ki:
- Sâhibimden izin almadıkça bu mektubu kaldırmam.
Cin ağlamasından, feryâdından dolayı, o gece, bana çok uzun geldi.
Sabah namazını, mescidde kıldıktan sonra, cinnin sözlerini anlattım. Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem" buyurdu ki:
- O mektubu kaldır. Yoksa, mektubun acısını, kıyâmete kadar çekerler!
Bir kimse, bu mektubu, yanında taşısa veya evinde bulundursa, bu kimseye, eve ve etrafına cin gelmez ve dadanmış olup zarar veren cin de gider.
Ebû Dücâne hazretleri hicretin 13. yılında yalancı peygamber Müseylemet-ül Kezzâb ile yapılan Yemâme savaşında şehit olmuştur.
|
|
|
Gece Namazına Kalkabilmek İçin Dua |
|
Yazar: RasitTunca - 08-17-2018, 09:34 PM - Forum: Güzel Dualar Zikirler Tesbihatlar
- Yorum Yok
|
 |
Gece Namazına Kalkabilmek İçin Dua
1- İmam Sadık (as) dedesinden (as) rivayetle buyurur ki: Kim gece namazına kalkmak isterse, uyumadan önce şöyle söylesin:
“Allâhumme lâ tu’minî mekrak ve lâ tunsinî zikrak ve lâ tec’alnî me’al ğâfili^n, eqûmu inşâ’allâhu sâ’ate kezâ ve kezâ”
[Allah’ım, beni çarelerinden mahrum etme, zikrini bana unutturma ve beni gafillerden eyleme. Allah dilerse, falan saatte uyanırım.]
Burada falan saatte (keza ve keza) yerine uyanmak istenen saat belirtilmelidir. Böylece Allah, bu duayı okuyan kimseyi uyandırması için bir meleği görevlendirecektir.
2- Felahu’s-Sail’de, İmam Musa Kâzım’dan (as) şöyle rivayet edilmiştir: Gece namazı için uyanmak isteyen kimse şu duayı okusun:
“Allâhumme lâ tu’minnî ve lâ tunsinî zikrak ve lâ tuvellî annî vechek ve lâ annî sitrak ve lâ te’huznî alâ temerrudî ve lâ tec’alnî minel ğafilîn vey qiznî min raqadetî ve sehhil liyel qiyâme fi hâzihil leyle fî ehebbil evqâti ileyk verzuqnî fîhes salVte veşşukre vedduâ’e hattâ es’eluke fetu’tînî ve ed’ûke fetestecîbu lî ve esteğfiruke feteğfir lî, inneke entel ğafûrur rahîm.”
[Allah’ım, beni çarelerinden mahrum etme, zikrini bana unutturma, yüzünü benden çevirme, seninle aramda olan (hayâ) perdesini yırtma, isyanımla beni cezalandırma, beni gafillerden eyleme, uykumdan uyandır; bu gecede, senin hoşlandığın en güzel zamanda ayağa kalkabilmeyi bana kolay kıl; bu gecede beni namazla, şükürle ve duayla rızıklandır. Ta ki senden isteyeyim, sen de bana veresin; seni çağırayım, sen de bana icabet esin; senden bağışlanma dileyeyim, sen de beni bağışlayasın. Şüphe yok ki, sen çok bağışlayansın, rahimsin.]
|
|
|
Akil Hastalarina Okunacak Dua Ve Sureler |
|
Yazar: RasitTunca - 08-17-2018, 09:08 PM - Forum: Güzel Dualar Zikirler Tesbihatlar
- Yorum Yok
|
 |
AKIL HASTALARINA OKUNACAK DUA VE SURELER
Rasûlullah (sav) zamanında bir kervan yolda giderken kervanda bir hastaları vardı.
Hazret (ks) bu sohbetinde Hastaları okumak konusundan bahsetti:
Hastaya okumak (Fatiha veya başka sureler) ve muskaya (Ayet) yazmak İslam da vardır.
Rasûlullah (sav) zamanında bir kervan yolda giderken kervanda bir hastaları vardı. Hastayla ilgilenmek üzere kervan yolda mola verdi mola verdikleri suyun başında bir kişiye rastladılar bu kişi kervandaki tedirginliği görünce hayırdır ne oldu ne var bu telaşınız nedir diye sordu? Kervandakilerde o yolcuya, bizim bir hastamız var uzun zamandır rahatsız ne yaptıysak sağlığına kavuşmadı yine durumu ağırlaştı, burada onun için istirahat verdik ne yapacağımızı şaşırdık bilmiyoruz dediler. O yolcu kişi ben bir hastayı göreyim dedi o kişiyi hastanın yanına götürdüler hastayı gördü ve kervandakilere şöyle dedi.
Ben Allah’ın (c.c.) izniyle bu hastaya okur iyi ederim, ancak yirmi koyun alırım dedi. Kervandakilerde sen yeter ki iyi et, sana yirmi koyun verelim dediler. O kişi o hastaya Fatiha suresini okudu. Hasta Allah’ın (c.c.) izni ile şifa buldu, adam koyunları aldı. Ancak kervandakiler sonradan bu adamı Rasûlullah Efendimize (sav) geldiler şikayet ettiler.
Allah Resulü (sav) o kişinin aldığı koyunlar helâldir dedi. Ancak türbelere çaput bağlamak mum yakmak bidattir, dinde yoktur. Türbe ziyaretinde türbedeki zattan değil Allah’tan (c.c.) orda yatan zatın hatırına istenecek. Allah (c.c.) istemeden, izin vermeden hiçbir evliyaullah hatta Rasûlullah (sav) dâhil kimse kimseye yardım edemez. Bu hiç unutulmamalıdır, ancak istenirken bu zatların hatırına istenecek. Vesselâm. (Vesselâm: İşte bu kadar!)
Hazret (k.s) Akıl hastalarına okunacak dua ve süreleri açıkladılar:
Ebu Leyla el-Ensarî (r.a) anlatıyor: "(Bir gün) ben Rasûlullah’ın (sav) yanında otururken, Efendimize bir bedevi geldi: "Hasta bir erkek kardeşim var" dedi.
Rasûlullah Efendimiz (sav): "Kardeşinin hastalığı nedir?" Diye sordu.
"Kardeşimde biraz delilik var!" Dedi.
Rasûlullah Efendimiz (sav): "Git onu bana getir!" Buyurdular.
Adam gitti kardeşini getirdi. Rasulullah’ın önüne oturttu.
Rasûlullah Efendimiz (sav):
* Fatiha-ı Şerife
1-Bismillahirrahmanirrahim 2-El hamdü lillahi Rabb’il âlemin 3-Er rahmanir rahiym
4-Maliki yevmid din 5-İyyake na'büdü ve iyyake nesteiyn 6-İhdinas siratal müstekiym
7-Siratallezine en'amte aleyhim ğayril mağdubi aleyhim ve lad dallin
Meal’i:
1- Rahman (ve) rahîm (olan) Allah'ın adıyla.
2-Hamd (övme ve övülme), âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.
3-Hamd (övme ve övülme), âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.
4-Ceza gününün malikidir
5-(Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız.
6- Bize doğru yolu göster.
7-Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu; Gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil!
* Bakara suresinin başından ilk dört ayeti,
Bismillahirrahmanirrahim
1- Elif lam mim
2- Zalikel kitabü la raybe fih, hüdel lil müttekiyn
3- Ellezine yü'minune bil ğaybi ve yükiymunas salate ve mimma razaknahüm yünfikun
4- Velelzine yü'minune bi ma ünzile ileyke ve ma ünzile min kablik, ve bil ahirati hüm yukinun
Meal’i:
1- Elif. Lâm. Mim.
2- O kitap (Kur'an); onda asla şüphe yoktur. O, müttakîler (sakınanlar ve arınmak isteyenler) için bir yol göstericidir.
3-Onlar gayba inanırlar, namaz kılarlar, kendilerine verdiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar.
4-Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; ahiret gününe de kesinkes inanırlar.
Bakara suresi’nin ortalarından 163. Ayeti,
Bismillahirrahmanirrahim
163- Ve ilahüküm ilahüv vahid, la ilahe illa hüver rahmanür rahiym
Meal’i: İlâhınız bir tek Allah'tır. O'ndan başka ilâh yoktur. O, rahmandır, rahîmdir.
Bakara suresinden- 255 ayeti (Ayetel Kürsi’yi)
Bismillahirrahmanirrahim
255- Allahü la ilahe illa hüvel hayyül kayyum, la te'huzühu sinetüv vela nevm, lehu ma fis semavati ve ma fil ard, men zellezi yeşfeu indehu illa bi iznih, ya'lemü ma beyne eydihim ve ma halfehüm, ve al yühiytune bi şey'im min ilmihi illa bi ma şa', vesia kürsiyyühüs semavati vel ard, ve la yeudühu hifzuhüma, ve hüvel aliyyül aziym
Meal’i:
255- Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. O daima diridir (hayydır), bütün varlığın idaresini yürüten (kayyum)dir. O'nu ne gaflet basar, ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi o’nundur.
İzni olmadan huzurunda şefaat edecek olan kimdir? O, kullarının önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise, O'nun dilediği kadarından başka ilminden hiç bir şey kavrayamazlar.
O'nun kürsisi, bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır. Onların her ikisini de görüp gözetmek O'na bir ağırlık vermez. O çok yücedir, çok büyüktür.
Bakara süresinin sonundan ise üç ayeti;
Bismillahirrahmanirrahim
284- Lillahi ma fis semavati ve ma fil ard, ve in tübdu ma fi enfüsiküm ev tuhfuhü yühasibküm bihillah, fe yağfiru limey yeşaü ve yüazzibü mey yeşa', vallahü ala külli şey'in kadir
Meal’i:
Göklerde ve yerdekilerin hepsi Allah'ındır. İçinizdekileri açığa vursanız da gizleseniz de Allah ondan dolayı sizi hesaba çekecektir, sonra dilediğini affeder, dilediğine de azap eder. Allah her şeye kadirdir.
285- Amener rasulü bi ma ünzile ileyhi mir rabbihi vel mü'minun, küllün amene billahi ve melaiketihi ve kütübihi ve rusülih, la nüferriku beyne ehadim mir rusülih, ve kalu semi'na ve eta'na ğufraneke rabbena ve ileykel masiyr
Meal’i:
Peygamber, Rabbi tarafından kendisine indirilene iman etti, müminler de (iman ettiler). Her biri Allah a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler. "Allah'ın peygamberlerinden hiçbiri arasında ayırım yapmayız. İşittik, itaat ettik. Ey Rabbimiz, affına sığındık! Dönüş sanadır" dediler.
286- La yükellifüllahü nefsen illa vüs'aha, leha ma kesebet ve aleyha mektesebet, rabbena la tüahizna in nesina ev ahta'na, rabbena ve la tahmil aleyna isran kema hameltehu alellezine min kablina, rabbena ve la tühammilna ma la takate lena bih, va'fü anna, vağfir lena, verhamna ente mevlane fensurna alel kavmil kafirin
Meal’i:
Allah her şahsı, ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef kılar. Herkesin kazandığı (hayır) kendine, yapacağı (şer) de kendinedir. Rabbimiz! Unutursak veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma. Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği işler de yükleme! Bizi affet! Bizi bağış.
*Al-i İmran’dan 18. ayeti;
Bismillahirrahmanirrahim
Şehidellahü ennehu la ilahe illa hüve vel melaiketü ve ülül ilmi kaimem bil kist, la ilahe illa hüvel azizül hakim
Meal’i:
Allah, adaleti ayakta tutarak (delilleriyle) şu hususu açıklamıştır ki, kendisinden başka ilâh yoktur. Melekler ve ilim sahipleri de (bunu ikrar etmişlerdir. Evet) mutlak güç ve hikmet sahibi Allah'tan başka ilâh yoktur.
*A'raf suresinden 54. ayeti;
Bismillahirrahmanirrahim
İnne rabbekümüllahüllezi halekas semavati vel erda fi sitteti eyyamin sümmesteva alel arşi yuğşil leylen nehara yatlübühu hasisev veş şemse vel kamera ven nücume müsehharatim bi emrih ela lehül halku vel emr tebarakellahü rabbül alemin
Meal’i:
Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra Arş'a istivâ eden, geceyi, durmadan kendisini kovalayan gündüze bürüyüp örten; güneşi, ayı ve yıldızları emrine boyun eğmiş durumda yaratan Allah'tır. Bilesiniz ki, yaratmak da emretmek de O'na mahsustur. Alemlerin Rabbi Allah ne yücedir!
*Mü'minün süresinden 117 ayeti;
Bismillahirrahmanirrahim
Ve mey yed'u meallahi ilahen ahara la bürhane lehu bihi fe innema hisabühu inde rabbih innehu la yüflihul kafirun
Meal’i:
Her kim Allah ile birlikte diğer bir tanrıya taparsa -ki bu hususla ilgili hiçbir delili yoktur- o kimsenin hesabı ancak Rabbinin nezdindedir. Şurası muhakkak ki kâfirler iflah olmaz.
*Cin süresinden 3 . ayeti,
Bismillahirrahmanirrahim
Ve ennehu te'ala ceddu rabbina mettehaze sahibeten ve la veleden.
Meal’i:
Hakikat şu ki, Rabbimizin şânı çok yücedir. O, ne eş ne de çocuk edinmiştir.
* Saffât suresinin başından on ayeti,
Bismillahirrahmanirrahim
1-Vessaffati saffa 2-Fezzacirati zecra 3-Fettaliyati zikra 4- İnne ilaheküm le vahid 5- Rabbüs semavati vel erdi ve ma beynehüma ve rabbül meşarik 6- İnna zeyyennes semaed dünya bi zinetinil kevakib 7- Ve hifzam min külli şeytanim marid 8- La yessemmeune ilel meleil a'la ve yukzefune min külli canib 9- Dühurav ve lehüm azabüv vasib 10- İlla men hatfel hatfete fe etbeahu şihabün sakib
Meal’i:
1-Saf saf dizilenlere, 2- O haykırıp sürenlere, 3- Ve o zikir okuyanlara, 4- Yemin ederim ki, ilâhınız birdir. 5- O, hem göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi, hem de doğuların Rabbidir. 6- Biz yakın göğü, bir süsle, yıldızlarla süsledik. 7- Ve (gökyüzünü) itaat dışına çıkan her şeytandan koruduk. 8- Onlar, artık mele-i a'lâ'ya (yüce topluluğa) kulak veremezler. Her taraftan taşlanırlar. 9- Kovulup atılırlar. Ve onlar için sürekli bir azap vardır. 10- Ancak (meleklerin konuşmalarından) bir söz kapan olursa, onu da delip geçen bir parlak ışık takip eder.
*Haşir suresinin sonundan üç ayeti;
Bismillahirrahmanirrahim
22-Huvallahulleziy la ilahe illa huve 'alimulğaybi veşşehadeti huverrahmanurrahiymu.
23- Huvallahulleziy la ilahe illa huve elmelikulkuddususselamul mu'minul muheyminul 'aziyzul cebbarul mutekebbiru subhanallahi 'amma yuşrikune.
24- Huvallahul halikul bariyulmusavviru lehum'esma ulhusna yusebbihu lehu ma fiyssemavati vel'ardi. Ve huvel'aziyzulhakiymu.
* (İhlâs) Kulhüvallahu Ahad suresi,
Bismillahirrahmanirrahim
1- Kul hüvallahü ehad
2- Allahüs samed
3- Lem yelid ve lem yuled
4- Ve lem yekün lehu küfüven ehad
Meal’i:
(1- 4) De ki: O, Allah birdir. Allah Samed’dir. O, doğurmamış ve doğmamıştır. Onun hiçbir dengi yoktur.
* (Felâk- Nas) Muavvizateyn surelerini
Bismillahirrahmanirrahim
1- Kul e'uzü birabbilfelak 2- Minşerri ma halak 3- Ve min şerri ğasikin iza vekab 4- Ve min şerrinneffasati fiyl'ukad 5- Ve min şerri hasidin iza hased
Meal’i:
(1-5) De ki: Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden ve kıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım!
Bismillahirrahmanirrahim
1-Kul e'uzü birabbinnas 2- Melikinnas 3- İlahinnas 4- Min şerrilvesvasil hannas 5- Elleziy yüvesvisü fiysudurinnas 6- Minel cinnetivennas
Meal’i:
(1-6) De ki: İnsanların kalplerine vesvese sokan, (insan Allah'ı andığında) pusuya çekilen cin ve insan şeytanının şerrinden insanların Rabbine, insanların Melikine (mutlak sahip ve hakimine) insanların İlâhına sığınırım!
Okuyarak ona afsun yaptığını işittim. Bunun üzerine bedevi ayağa kalktı. Tamamen iyileşmişti."
Hastaya okunacak dua:
Kim şu duayı, bir hasta üzerine yedi defa okursa, Allah’u Teâlâ (c.c) o hastaya şifa gönderir. Ancak ölüm hastası hariçtir. Dua şudur: << Es’elullahe-l-azim Rabbel- Arş-il azim en yeşfike >>. Hasta ziyaretinin faydası, o hastanın kırık gönlünü almak, Fatiha ve dua ile ona yardımcı olmandır.
Hasta ziyareti:
Mademki alamazsın elemini hastadan,
Bari gidip sormayı, sen esirgeme ondan;
Binlerce tatlı şerbet ve hoş kokulu meyve,
Daha iyi değildir, onunla bulunmandan.
Zengin olsun, Fakir olsun, hasta ziyaretinden geri kalma. Dostları acı içinde görmek sana tam dert ve gam ise de, onları unutmak hoş değildir aramak sormak lâzımdır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:
“Allah’u Teâlâ (c.c) kime iyilik dilese, ona dert ve hastalık gönderir.”
“Mü’min kul hasta olunca yahut sefere çıkınca, Allah’u Teâlâ (c.c) ona, sıhhatli, ya da mukim iken olan amellerinin misli kadar sevap yazmayı meleklerine emreder.”
“Mü’mine gelen bir dert, sıkıntı, hastalık ve üzüntü, onun küçük günahlarına kefarettir.”
“Sabahleyin, bir Müslüman hastayı ziyaret eden Müslümana, yetmiş bin melek, sabahtan akşama kadar mağfiret dilerler. Akşam hastayı ziyaret ederse, yetmiş bin melek onun için sabaha kadar mağfiret dilerler ve onun için Cennette bir bahçe olur.” Buyurmuşlar.
Ancak şu hususa çok dikkat etmemiz gerekir: Hastayı ziyaret etmek sünnettir ama hastanın yanında uzun oturmak bidat’tir.
Akıl hastaları okunacak dua ve süreler:
Ebu Leyla el-Ensarî (r.a) anlatıyor:
"(Bir gün) ben Rasûlullah’ın (sav) yanında otururken, Efendimize bir bedevi geldi: " hasta bir erkek kardeşim var" dedi.
Rasülullah (sav): "Kardeşinin hastalığı nedir?" Diye sordu.
"Kardeşimde biraz delilik var!" dedi.
Rasülullah (SAV): "Git onu bana getir!" buyurdular.
Adam gitti kardeşini getirdi. Rasulullah’ın önüne oturttu.
Rasülullah Efendimiz (sav):
Fatiha-ı şerife:
Bismillahirrahmanirrahim
El hamdü lillahi rabbil alemin
Er rahmanir rahiym
Maliki yevmid din
İyyake na'büdü ve iyyake nesteiyn
İhdinas siratal müstekiym
Siratallezine en'amte aleyhim ğayril mağdubi aleyhim ve lad dallin
Meal’i:
1- Rahman (ve) rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 2-Hamd (övme ve övülme), âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur. 3-Hamd (övme ve övülme), âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur. 4-Ceza gününün malikidir 5-(Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız.
6- Bize doğru yolu göster. 7-Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu; Gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil!
Bakara suresinin başından ilk dört ayeti,
Bismillahirrahmanirrahim
1- Elif lam mim 2- Zalikel kitabü la raybe fih, hüdel lil müttekiyn 3- Ellezine yü'minune bil ğaybi ve yükiymunas salate ve mimma razaknahüm yünfikun 4- Velelzine yü'minune bi ma ünzile ileyke ve ma ünzile min kablik, ve bil ahirati hüm yukinun
Meal’i:
1- Elif. Lâm. MÎm. 2- O kitap (Kur'an); onda asla şüphe yoktur. O, müttakîler (sakınanlar ve arınmak isteyenler) için bir yol göstericidir. 3- Onlar gayba inanırlar, namaz kılarlar, kendilerine verdiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar. 4- Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; ahiret gününe de kesinkes inanırlar.
Bakara suresi’nin ortalarından 163. Ayeti,
Bismillahirrahmanirrahim
وَإِلَـهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ لاَّ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الرَّحْمَنُ الرَّحِيمُ
Bismillahirrahmanirrahim
Ve ilahüküm ilahüv vahid, la ilahe illa hüver rahmanür rahiym
Meal’i:
İlâhınız bir tek Allah'tır. O'ndan başka ilâh yoktur. O, rahmândır, rahîmdir.
Ayete'l-Kürsi,
اللّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ
Bismillahirrahmanirrahim
Allahü la ilahe illa hüvel hayyül kayyum, la te'huzühu sinetüv vela nevm, lehu ma fis semavati ve ma fil ard, men zellezi yeşfeu indehu illa bi iznih, ya'lemü ma beyne eydihim ve ma halfehüm, ve al yühiytune bi şey'im min ilmihi illa bi ma şa', vesia kürsiyyühüs semavati vel ard, ve la yeudühu hifzuhüma, ve hüvel aliyyül aziym
Meal’i:
255- Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. O daima diridir (hayydır), bütün varlığın idaresini yürüten (kayyum)dir. O'nu ne gaflet basar, ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmadan huzurunda şefaat edecek olan kimdir? O, kullarının önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise, O'nun dilediği kadarından başka ilminden hiç bir şey kavrayamazlar.
O'nun kürsisi, bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır. Onların her ikisini de görüp gözetmek O'na bir ağırlık vermez. O çok yücedir, çok büyüktür.
Bakara süresinin sonundan ise üç ayeti; (284- 285- 286)
Bismillahirrahmanirrahim
لِّلَّهِ ما فِي السَّمَاواتِ وَمَا فِي الأَرْضِ وَإِن تُبْدُواْ مَا فِي أَنفُسِكُمْ أَوْ تُخْفُوهُ يُحَاسِبْكُم بِهِ اللّهُ فَيَغْفِرُ لِمَن يَشَاء وَيُعَذِّبُ مَن يَشَاء وَاللّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Bismillahirrahmanirrahim
284- Lillahi ma fis semavati ve ma fil ard, ve in tübdu ma fi enfüsiküm ev tuhfuhü yühasibküm bihillah, fe yağfiru limey yeşaü ve yüazzibü mey yeşa', vallahü ala külli şey'in kadir
Meal’i:
Göklerde ve yerdekilerin hepsi Allah'ındır. İçinizdekileri açığa vursanız da gizleseniz de Allah ondan dolayı sizi hesaba çekecektir, sonra dilediğini affeder, dilediğine de azap eder. Allah her şeye kadirdir.
آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ آمَنَ بِاللّهِ وَمَلآئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِ وَقَالُواْ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ
Bismillahirrahmanirrahim
285- Amener rasulü bi ma ünzile ileyhi mir rabbihi vel mü'minun, küllün amene billahi ve melaiketihi ve kütübihi ve rusülih, la nüferriku beyne ehadim mir rusülih, ve kalu semi'na ve eta'na ğufraneke rabbena ve ileykel masiyr
Meal’i:
Peygamber, Rabbi tarafından kendisine indirilene iman etti, müminler de (iman ettiler). Her biri Allah a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler. "Allah'ın peygamberlerinden hiçbiri arasında ayırım yapmayız. İşittik, itaat ettik. Ey Rabbimiz, affına sığındık! Dönüş sanadır" dediler
لاَ يُكَلِّفُ اللّهُ نَفْسًا إِلاَّ وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلاَ تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلاَ تُحَمِّلْنَا مَا لاَ طَاقَةَ لَنَا بِهِ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ
Bismillahirrahmanirrahim
286- La yükellifüllahü nefsen illa vüs'aha, leha ma kesebet ve aleyha mektesebet, rabbena la tüahizna in nesina ev ahta'na, rabbena ve la tahmil aleyna isran kema hameltehu alellezine min kablina, rabbena ve la tühammilna ma la takate lena bih, va'fü anna, vağfir lena, verhamna ente mevlane fensurna alel kavmil kafirin
Meal’i:
Allah her şahsı, ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef kılar. Herkesin kazandığı (hayır) kendine, yapacağı (şer) de kendinedir. Rabbimiz! Unutursak veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma. Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği işler de yükleme! Bizi affet! Bizi bağış.
Al-i İmran suresinden- 18. ayeti;
شَهِدَ اللّهُ أَنَّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ وَالْمَلاَئِكَةُ وَأُوْلُواْ الْعِلْمِ قَآئِمَاً بِالْقِسْطِ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
Bismillahirrahmanirrahim
Şehidellahü ennehu la ilahe illa hüve vel melaiketü ve ülül ilmi kaimem bil kist, la ilahe illa hüvel azizül hakim
Meal’i:
Allah, adaleti ayakta tutarak (delilleriyle) şu hususu açıklamıştır ki, kendisinden başka ilâh yoktur. Melekler ve ilim sahipleri de (bunu ikrar etmişlerdir. Evet) mutlak güç ve hikmet sahibi Allah'tan başka ilâh yoktur.
A’raf suresinden -54. ayeti;
إِنَّ رَبَّكُمُ اللّهُ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ يُغْشِي اللَّيْلَ النَّهَارَ يَطْلُبُهُ حَثِيثًا وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ وَالنُّجُومَ مُسَخَّرَاتٍ بِأَمْرِهِ أَلاَ لَهُ الْخَلْقُ وَالأَمْرُ تَبَارَكَ اللّهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ
Bismillahirrahmanirrahim
İnne rabbekümüllahüllezi halekas semavati vel erda fi sitteti eyyamin sümmesteva alel arşi yuğşil leylen nehara yatlübühu hasisev veş şemse vel kamera ven nücume müsehharatim bi emrih ela lehül halku vel emr tebarakellahü rabbül alemin
Meal’i:
Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra Arş'a istivâ eden, geceyi, durmadan kendisini kovalayan gündüze bürüyüp örten; güneşi, ayı ve yıldızları emrine boyun eğmiş durumda yaratan Allah'tır. Bilesiniz ki, yaratmak da emretmek de O'na mahsustur. Alemlerin Rabbi Allah ne yücedir!
Mü'minün süresinden 117 ayeti;
وَمَن يَدْعُ مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ لَا بُرْهَانَ لَهُ بِهِ فَإِنَّمَا حِسَابُهُ عِندَ رَبِّهِ إِنَّهُ لَا يُفْلِحُ الْكَافِرُونَ
Bismillahirrahmanirrahim
Ve mey yed'u meallahi ilahen ahara la bürhane lehu bihi fe innema hisabühu inde rabbih innehu la yüflihul kafirun
Meal’i:
Her kim Allah ile birlikte diğer bir tanrıya taparsa, -ki bu hususla ilgili hiçbir delili yoktur- o kimsenin hesabı ancak Rabbinin nezdindedir. Şurası muhakkak ki kâfirler iflah olmaz.
Cin süresinden 3 . ayeti,
Bismillahirrahmanirrahim
Ve ennehu te'ala ceddu rabbina mettehaze sahibeten ve la veleden.
Meal’i:
Hakikat şu ki, Rabbimizin şânı çok yücedir. O, ne eş ne de çocuk edinmiştir.
Saffat suresinin başından on ayeti,
Bismillahirrahmanirrahim
Vessaffati saffa > Fezzacirati zecra > Fettaliyati zikra> İnne ilaheküm le vahid x Rabbüs semavati vel erdi ve ma beynehüma ve rabbül meşarik x İnna zeyyennes semaed dünya bi zinetinil kevakib x Ve hifzam min külli şeytanim marid x La yessemmeune ilel meleil a'la ve yukzefune min külli canib x Dühurav ve lehüm azabüv vasib x İlla men hatfel hatfete fe etbeahu şihabün sakib
Meal’i:
Saf saf dizilenlere, x O haykırıp sürenlere, x Ve o zikir okuyanlara, x Yemin ederim ki, ilâhınız birdir. X O, hem göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi, hem de doğuların Rabbidir. X Biz yakın göğü, bir süsle, yıldızlarla süsledik. X Ve (gökyüzünü) itaat dışına çıkan her şeytandan koruduk. X Onlar, artık mele-i a'lâ'ya (yüce topluluğa) kulak veremezler. Her taraftan taşlanırlar. X Kovulup atılırlar. Ve onlar için sürekli bir azap vardır. X Ancak (meleklerin konuşmalarından) bir söz kapan olursa, onu da delip geçen bir parlak ışık takip eder.
Haşir suresinin sonundan üç ayeti;
Bismillahirrahmanirrahim
22-Huvallahulleziy la ilahe illa huve 'alimulğaybi veşşehadeti huverrahmanurrahiymu.
23- Huvallahulleziy la ilahe illa huve elmelikulkuddususselamul mu'minul muheyminul 'aziyzul cebbarul mutekebbiru subhanallahi 'amma yuşrikune.
24- Huvallahul halikul bariyulmusavviru lehum'esma ulhusna yusebbihu lehu ma fiyssemavati vel'ardi. Ve huvel'aziyzulhakiymu.
(İhlâs) Kulhüvallahu Ahad suresi,
Bismillahirrahmanirrahim
1- Kul hüvallahü ehad 2- Allahüs samed 3- Lem yelid ve lem yuled 4- Ve lem yekün lehu küfüven ehad
Meal’i:
(1-4) De ki: O, Allah birdir. Allah sameddir. O, doğurmamış ve doğmamıştır. Onun hiçbir dengi yoktur.
(Felâk- Nas) Muavvizateyn surelerini
Bismillahirrahmanirrahim
1- Kul e'uzü birabbilfelak 2- Minşerri ma halak 3- Ve min şerri ğasikin iza vekab 4- Ve min şerrinneffasati fiyl'ukad 5- Ve min şerri hasidin iza hased
Meal’i:
(1-5) De ki: Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden ve kıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım!
Bismillahirrahmanirrahim
Kul e'uzü birabbinnas 2- Melikinnas 3- İlahinnas 4- Min şerrilvesvasil hannas 5- Elleziy yüvesvisü fiysudurinnas 6- Minel cinnetivennas
Meal’i:
(1-6) De ki: İnsanların kalplerine vesvese sokan, (insan Allah'ı andığında) pusuya çekilen cin ve insan şeytanının şerrinden insanların Rabbine, insanların Melikine (mutlak sahip ve hakimine) insanların İlâhına sığınırım!
Okuyarak ona afsun yaptığını işittim. Bunun üzerine bedevi Allah'ın izniyle ayağa kalktı. Tamamen iyileşmişti."
|
|
|
Kelime-i tevhidin Fazileti |
|
Yazar: RasitTunca - 08-17-2018, 09:03 PM - Forum: Güzel Dualar Zikirler Tesbihatlar
- Yorum Yok
|
 |
Kelime-i tevhidin Fazileti
Sual: Müslüman olan bir kimseye, ilk önce La ilahe illallah, Muhammedün resulullah kelimesinin manasını bilmek ve inanmak farz mıdır?
CEVAP
Evet farzdır. Bu kelimeye Kelime-i tevhid denir. Kısaca manası, (Allah’tan başka ilah yoktur. Muhammed aleyhisselam da Onun Resulüdür) demektir.
Müslümanın her fırsatta söylediği Kelime-i tevhidin fazileti çoktur. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(La ilahe illallah diyen bela ve sıkıntılardan kurtulur.) [Bezzar]
(La ilahe illallahı çok söyleyerek imanınızı tazeleyin!) [Taberani]
(Amellerin kıymetlisi La ilahe illallah demektir.) [Hakim]
(Zikrin [Allah’ı anmanın] en faziletlisi La ilahe illallah demektir.) [Nesai]
(La ilahe illallah demek 99 belayı önler. Bunun en aşağısı sıkıntıdır.) [Deylemi]
(Benim ve diğer Peygamberlerin dediği en üstün şey, La ilahe illallah sözüdür.) [Tirmizi]
(La ilahe illallah diyenin günahları silinir, yerine o kadar sevap yazılır.) [E.Ya’la]
(La ilahe illallah Cennetin anahtarıdır.) [İ.Ahmed]
(La ilahe illallah diyen, sözünde sadık ise, bütün günahları affedilir.) [İ.Gazali]
(Ölüm halindekilere La ilahe illallah söylemesini telkin edin, onları Cennetle de müjdeleyin. Şeytanın insana en yakın olduğu an bu vakittir.) [Ebu Nuaym]
(Ağır hastayı, La ilahe illallah demeye zorlamayın, sadece telkinde bulunun.) [Dare Kutni]
(Son sözü La ilahe illallah olanın, ruhu kolay çıkar ve o söz kıyamette ona nur olur.) [Hakim]
(Ahiret, dünyaya tercih edilince, La ilahe illallah sözü, Allah’ın gazabından korur. Dünya kârını, ahirete tercih eden, La ilahe illallah dediği zaman, Allahü teâlâ, "Yalan söylüyorsun, sözünde sadık değilsin" buyurur.) [Beyheki]
(La ilahe illallah diyene, işlediği günahlardan dolayı kâfir demeyiniz! Buna kâfir diyenin kendisi kâfir olur.) [Buhari]
(Günde yüz defa La ilahe illallah diyenin yüzü kıyamette dolunay gibi parlar.) [Taberani]
[Yüzüncüyü söylerken "Muhammedün resulullah" ilave etmek iyi olur. Tecvide göre okununca "Muhammedür-resulullah" denir.]
(İhlasla La ilahe illallah diyen Cennete girer. İhlasla söylemek, söyleyeni haramlardan alıkoymasıdır.) [Taberani]
İhlas, kalbde Allah sevgisinden başka şeye yer bırakmamak, başka şeyleri temizlemek demektir.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Allahü teâlânın birliğine iman edip, şirk koşmadan ve ihlasla namazını kılıp, zekatını verenden Allah razı olur.) [İbni Mace]
(İhlasla amel edin! Allahü teâlâ ancak ihlasla yapılan ameli kabul eder.) [Dare Kutni]
(İbadetleri ihlas ile yap! İhlas ile yapılan az amel, kıyamette sana yetişir.) [Ebu Nuaym]
(İbadetlerini ihlas ile yapanlara müjdeler olsun! Bunlar hidayet yıldızlarıdır. Fitnelerin karanlıklarını yok ederler.) [Ebu Nuaym]
(Kırk gün ihlasla ibadet edenin, kalbinden diline hikmet pınarı akar.) [Ebuşşeyh]
Sual: Hatm-i tehlil nedir?
CEVAP
Kelime-i tevhid veya tehlil La ilahe illallah demektir. 70 bin kelime-i tehlil okumaya hatm-i tehlil denir.
Mazher-i Can-ı Canan hazretleri, bir kabrin yanına oturmuştu. (Bu mezarda Cehennem ateşi var. Hadis-i şerifte (Kendisi için veya başka müslüman için 70 bin kelime-i tevhid okuyanın günahları affolur) buyuruluyor. Ruhuna Hatm-i tehlil sevabı bağışlayacağım. İnşallah affolur) buyurdu. Hatm-i tehlilin sevabını bağışladıktan sonra, (Elhamdülillah bu günahkâr kadın, Kelime-i tehlil sayesinde azaptan kurtuldu) buyurdu. (Makamat-ı Mazheriyye)
70 bin Kelime-i tevhidi bir kimse veya birkaç kimse okuyabilir. (Menâhic-ül-ibâd)
Hatm-i tehlilin dirilere de faydası çoktur. (Mekatibi şerife)
Sual: Kelime-i tehlil dakikada şu okunur diye tahmini çekilir mi?
CEVAP
Hayır. Böyle çekileni hesaba katmamalı.
Sual: Kelime-i tehlili 99 mu,100 mü şaşıran, 99 kabul etse caiz mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Muayyen kelime-i tehlil söyledikten sonra, sayısını bilmeden daha çok söylemek de caiz mi?
CEVAP
Elbette, çok iyi olur.
Sual: Kelime-i tehlilin, her yüzüncüde, (Muhammedün resulullah) demeyi unutunca mahzuru olur mu?
CEVAP
Mahzuru olmaz.
Sual: Kelime-i tehlili okurken, şaşırıp yeniden başlamak caiz mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Namaz kılarken, yatağa girince, dua veya kelime-i tevhid okurken, ağzımız kapalı olarak kalbden sessiz okumak uygun mudur?
CEVAP
Kıraat, ağız ile okumak demektir. Kendi kulakları işitecek kadar sesli okumaya, hafif okumak denir. Yanında olan kimselerin de işitecekleri kadar sesli okumaya, yüksek sesle okumak denir. Hafif sesle okuyanı bir iki kişinin işitmesi mekruh olmaz. Sesli okumak, çok kişinin işitmesi demektir. (Bezzâziyye)
Kendi işiteceği kadar sesle okumadan kılınan namaz sahih olmaz. Dua ederken de, kendi işiteceği sesle okuması, söylemesi gerekir.
Kelime-i tehlili de, ibadet sevabı hasıl olması için, dil ile, kendi işitecek kadar sesli söylemek gerekir. Hatm-i tehlil okuyanların da, en az kendi işitecekleri kadar sesli okumaları gerekir. Kelime-i tehlil, ibadet olarak değil de, kalbi temizlemek için okunurken, dil oynatılmaz. (Redd-ül Muhtar)
Resulullaha inanmayan mümin olamaz
Sual: “Kelime-i tevhidin La ilahe illallah kısmını söyleyen, fakat Muhammedün Resulullah kısmını söylemeyen insanlara da merhametle bakmalı, çünkü ahirette onlar da Allah’ın sonsuz rahmetine kavuşacak” diyenler çıkıyor. Böyle inanan Müslüman olur mu, Cennete girer mi?
CEVAP
Allahü teâlânın rahmeti, dünyada herkesedir. Ahirette, gayri müslimlere zerresi yoktur. Allahü teâlâ, (Rahmetim her şeyi kaplamıştır) dedikten sonra, (Rahmetim, benden korkup, haramdan kaçan, zekatını veren ve Kur'ana inananlar içindir) buyuruyor. Daha sonra da Resulüne iman edip uymamızı emrediyor. (Araf 156-158)
Resulullaha inanmayan Müslüman olamaz, Cennete giremez. Resulullaha inanmak demek, Onun bildirdiklerinin tamamını kabul etmek, inanmak ve hepsini beğenmek demektir.
Kur’an-ı kerim baştan sona kadar Muhammed aleyhisselama iman edip uymayı emrediyor, uymayan Müslüman olamaz, kâfir olur buyuruyor. İşte bazı âyet-i kerime mealleri:
(Allah’a ve Resulüne itaat edin!) [Enfal 20]
(Resulüme uyun ki, doğru yolu bulun!) [Nur 54]
(Allah ve Resulüne itaat eden, en büyük kurtuluşa ermiştir.) [Ahzab 71]
(Resule itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur.) [Nisa 80]
(De ki, “Allah’a ve Peygambere itaat edin! Eğer [uymayıp] yüz çevirirlerse, [kâfir olurlar] Elbette Allah kâfirleri sevmez.) [Al-i İmran 32]
(Allah ile resullerinin arasında farklı bir yol tutmak isteyenler kâfirdir.) [Nisa 150,151]
(Biz her Peygamberi kendisine itaat edilsin diye gönderdik.) [Nisa 64]
(Allah ve Resulüne itaat eden Cennete, isyan eden Cehenneme gider.) [Nisa 13,14]
(Allah’a ve Resulüne inanmayan [kâfir olur] kâfirler için de çılgın bir ateş hazırladık.) [Feth 13]
(Allah’a ve Resulüne karşı gelen, apaçık bir sapıklıktadır.) [Ahzab 36]
(Aralarında hüküm verilmek üzere Allah’a ve Peygambere çağırıldıkları vakit: Müminler, “İşittik, itaat ettik” derler, işte kurtuluşa erenler bunlardır.) [Nur 51]
(Allah’a ve Resulüne karşı gelen, bilsin ki, Allah’ın azabı çok şiddetlidir.) [Enfal 13]
(Allah ve Resulü, bir işte hüküm verince, artık inanmış kadın ve erkeğe, o işi kendi isteğine göre, tercih, seçme hakkı kalmaz.) [Ahzab 36]
(O Peygamber, güzel, temiz şeyleri helal, çirkin, pis şeyleri haram kılar.) [Araf 157]
(Kendilerine kitap verilenlerden, Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, Allah'ın ve Resulünün haram ettiği şeyi haram tanımayan ve hak dini [İslamiyet'i] din edinmeyen kimselerle; zelil bir halde kendi elleriyle [boyun eğerek] cizye verinceye kadar savaşın.) [Tevbe 29]
(Resulümün verdiğini alın, yasakladığından da sakının!) [Haşr 7]
(O, [Resulüm] vahiyden başkasını söylemez.) [Necm 3,4]
Resulullah efendimiz, Kur’an-ı kerimi açıklayarak, imanı şu şekilde tarif etmiştir:
(İman; Allah’a, meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahiret gününe [Cennete, Cehenneme, hesaba, mizana], kadere, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna ölüme, öldükten sonra dirilmeye, inanmaktır. Allah’tan başka ilah olmadığına ve benim Onun kulu ve resulü olduğuma şehadet etmektir.) [Buhari, Müslim, Nesai]
Mümin olmak için bütün Peygamberlere inanmak gerekir. Yahudiler ve Hıristiyanlar, diğer küfürleri bir yana, Muhammed aleyhisselama inanmadıkları için de kâfir oluyorlar. İbni Abidin hazretleri buyuruyor ki: İman edilecek şeylerden birine bile inanmayan kimse, (La ilahe illallah Muhammedün resulullah) dese de, Müslüman olmaz. Amentü’deki altı şeye inanan ancak Müslüman olur. (Redd-ül Muhtar)
Hatm-i tehlil
Sual: Hatm-i tehlilin, yani 70 bin kelime-i tevhidin, sadece ölülere mi faydası vardır?
CEVAP
Hatm-i tehlilin, ölü diri, herkese faydası vardır. (Mekatib-i şerife)
|
|
|
Kur’an’da Geçen Makbul Olmuş Dua Örnekleri |
|
Yazar: RasitTunca - 08-17-2018, 08:58 PM - Forum: Güzel Dualar Zikirler Tesbihatlar
- Yorum Yok
|
 |
Kur’an’da Makbul Olan Dua Örnekleri
Sonsuz güç ve şefkat sahibi olan Allah, insanlar için bir yardımcı, destekleyici, koruyucu ve kollayıcıdır. O bize bizden yakın olan, dua ve isteklerimizi karşılayandır. Ona hangi dilde ve ne şekilde dua edersek edelim, o bizi duyar ve dualarımızı kabul eder. O güçsüzlerin, çaresizlerin yardımcısı ve en büyük dostudur. Yüce Rabb’imiz Kur’an’da dua örnekleri sunarak bize nasıl dua edeceğimizi öğretmektedir. Bunlardan bazıları şunlardır:
Hiç kuşkusuz duanın kalbi insan, takdim edilen makamı Yüceler Yücesi Allah’tır. Ve o makamın Sahibi tevazu hisleri ile salih bir niyetle gerçekleşen yönelişe olumlu karşılık vereceğine söz vermiştir;
Kur’an-ı Mubin’de:
وَاِذَا سَاَلَكَ عِبَادى عَنّى فَاِنّى قَريبٌ اُجيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ اِذَا دَعَانِ فَلْيَسْتَجيبُوا لى وَلْيُؤْمِنُوا بى لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ
“Eğer kullarım sana Benim hakkımda soru sorarlarsa (bilsinler ki) Ben çok yakınım, dua edenin yakarışına her zaman karşılık veririm. Öyleyse onlar da Bana karşılık versinler ve Bana gönülden iman etsinler ki, doğru yolu bulabilsinler.” (Bakara,2/186.)
Yukarıdaki ayet Yüce Allah’ın her duayı kabul edebileceği anlamına gelmiyor. Hangi duanın makbul olduğunu, hangilerinin makbul olmadığını Musa peygamberin kıssasından iki örnekle izah edebiliriz.
Birinci örnek Musa peygamberin halkının su ihtiyacı için yaptığı duadır. Bu samimi ve mütevazı yakarış makbul olmuş, Asa’nın vuruşu ile on iki kaynak Allah’ın bir lütfu olarak insanların ihtiyaçlarına sunulmuştur.
İkinci örnek de yine İsrail oğullarıyla ilgilidir. Hz. Musa’nın kabul edilmiş duasının akabinde gelen ayette beyan edildiğine göre, İsrail oğulları kendilerine sunulmuş olan bıldırcın etini tek çeşit olduğu için az bulmaları ve daha çeşitli yiyecekler için masaya rabbine dua etmesini istemeleri fakat sonunda bu isteklerinin kabul olmayışı.
Kur’an’da Geçen Makbul Olmuş Dua Örnekleri
Samimi ve mütevazi bir kuldan Allah’a doğru gönderilmiş ubudiyet mesajı mahiyetindeki bu sözlü duaların ortak temaları şunlardır: Tevhid, hidayet, tefekkür, tevekkül, istiane, tesbih, hamd, şükür, istğfar, istiâze, tenzih...
1-İstiâze Duaları
İstiaze, cin ve insan şeytanlarından Allah’a sığınmak demektir. İnsan ve cin şeytanlarının kurdukları planlardan Allah’a sığınmak gerekir. Toplumsal hayat içindeki saf gerçekleri cin ve insan şeytanlarının dayanışması bulandırabilmektedir. Bu nedenle daima istiaze duası yapmak, kalplerimizin paklığını korumak için şarttır. Çok şükür Rabbimiz bunu da nasıl yapacağımızı kazandırdığı bilinçle birlikte öğretmiştir:
قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ (1) مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ (2) وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ اِذَا وَقَبَ (3) وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِى الْعُقَدِ (4) وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ اِذَا حَسَدَ (5
“De ki: Sığınırım ben yükselen şafağın Rabbine. O’nun yarattıklarının şerriden ve kıskançlık duyduğunda kıskancın şerrinden.” (Felak, 113/1-5.)
قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ (1) مَلِكِ النَّاسِ (2) اِلهِ النَّاسِ (3) مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ (4) اَلَّذى يُوَسْوِسُ فى صُدُورِ النَّاسِ (5) مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ (6)
“De ki: Sığınırım ben insanların Rabbine, insanların hakimine, insanların ilahına, fısıldayan sinsi ayartıcının şerrinden, insanların kalbine fısıldayan cinlerin ve insanların bütün ayartmalarından.” (Nas,114/1-6.)
2-İstiâne Duası
Allah’ın dışındaki güçlerden -insanlardan, ölülerden veya canlı-cansız nesnelerden- yardım istemek bir ibadet formu ve muhtevası ile yapılıyorsa şirktir. Biz müminler bu şirkten her gün beş vakit namazda Allah’a sığınmakta ve ortak koşmamaya söz vermekteyiz:
اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَعينُ
“Yalnız sana ibadet eder, yalnız senden yardım dileriz.” (Fatiha Suresi,1/5.)
3-Tesbih Duası
Allah’ı noksan sıfatlardan uzak tutup, O’na gerçek sıfatlarıyla yalvarıp yakarma, her türlü eksiklikten tenzih ederek olur. Tenzih dualarıyla bu gayemizi en güzel yakarış formlarına gerçekleştirebiliriz. Tenzih duasını derli toplu, en güzel örneğini Haşır Suresi’de bulmaktayız.
هُوَ اللّهُ الَّذى لَا اِلهَ اِلَّا هُوَ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ هُوَ الرَّحْمنُ الرَّحيمُ (22) هُوَ اللّهُ الَّذى لَا اِلهَ اِلَّا هُوَ اَلْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَزيزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُ سُبْحَانَ اللّهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ (23) هُوَ اللّهُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ لَهُ الْاَسْمَاءُ
“Allah O’dur ki, O’ndan başka ilah yoktur. Mutlak Hakim, Kutsal, Kurtuluşun Tek Kaynağı, İman Bağışlayan, Doğru ile Yanlışın Tek Belirleyicisi, Üstün, Eğriyi Düzeltip Doğruyu İhya Eden, Bütün İhtişamın Sahibi! Şanı Yüce Olan Allah her şeyden münezzehtir. O, Allah’tır; Yaratıcı, Bütün Özlere ve Görüntülere Şekil Veren Yapıcı! Bütün mükemmellik vasıfları yalnız o’nundur. Göklerde ve yerde olan her şey O’nun sınırsız şanını yüceltir. Çünkü yalnız o’dur kudret ve hikmet sahibi olan.” (Haşr, 59/22-24.)
4-Tenzih Duası
Allah’ın yetkilerini çiğneyip sınırlarına giren şefaatçiler edinmek tesbih ilkesine aykırı bir fiildir. Rabbimizi tüm mükemmel isimleri ve sıfatları anmak ve zikrullaha halel getirebilecek tasavvurlar geliştirmekten sakınmak ise O’nu tesbih etmektir. Tesbih’in derli toplu mükemmel örneklerini yine en güzel Rabbimizin kelamından öğrenebiliriz; Ayet el-Kürsi’de olduğu gibi:
اَللّهُ لَا اِلهَ اِلَّا هُوَ اَلْحَىُّ الْقَيُّومُ لَا تَاْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ لَهُ مَا فِى السَّموَاتِ وَمَا فِى الْاَرْضِ مَنْ ذَا الَّذى يَشْفَعُ عِنْدَهُ اِلَّا بِاِذْنِه يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْديهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يُحيطُونَ بِشَىْءٍ مِنْ عِلْمِه اِلَّا بِمَا شَاءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّموَاتِ وَالْاَرْضَ وَلَا يَؤُدُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِىُّ الْعَظيمُ
“Allah O’ndan başka ilah yoktur. Her zaman diridir, bütün varlıkların kendi kendine yeterli yegane kaynağıdır. Ne uyuklama tutar O’nu, ne uyku. Yeryüzünde ve göklerde ne varsa O’nundur. O’nun izni olmaksızın nezdinde şefaat edebilecek olan da kimdir? O, insanların gözlerinin önünde olanı da, onlardan gizli tutulanı da bilir. Oysa O dilemedikçe insanlar O’nun ilminden hiçbir şey edinemez, hiçbir şey kavrayamazlar. O’nun sonsuz kudret ve egemenliği gökleri ve yeri kaplar ve onların korunup desteklenmesi O’na ağır gelmez. Gerçekten Yüce ve büyük olan yalnızca O’dur.” (Bakara,2/255.)
5-Hamd Duaları
Hamd kısaca en güzel sıfatlarla O’nu övmek demektir. Rabbimiz kendisini nasıl övüp yüceltmememiz gerektiğini bize Kur’an’ın çeşitli yerlerindeki beyanlarında öğreterek yanlış takdirlerden bizi korumuştur. Bu sebeple dışarıdan ithal isim ve sıfatlar uydurmaktan kaçınmalıyız. O’nu O’nun istediği gibi övmeliyiz:
اَلْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمينَ (2) اَلرَّحْمنِ الرَّحيمِ (3) مَالِكِ يَوْمِ الدّينِ (4)
“Her türlü hamd/övgü yalnızca bütün alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim, Hesap Günü’nün yegane hakimi olan Allah’a mahsustur.” (Fatiha,1/1-4.)
اَلْحَمْدُ لِلّهِ الَّذى خَلَقَ السَّموَاتِ وَالْاَرْضَ وَجَعَلَ الظُّلُمَاتِ وَالنُّورَ ثُمَّ الَّذينَ كَفَرُوا بِرَبِّهِمْ يَعْدِلُونَ
“Her türlü övgü, gökleri ve yeri yaratan, karanlığı ve parlak aydınlığı var eden Allah’a özgüdür. Hakikati bile bile inkâr edenler başka güçleri Rableri ile eş tutarlar.” (Enam,6/1.)
اَلْحَمْدُ لِلّهِ الَّذى اَنْزَلَ عَلى عَبْدِهِ الْكِتَابَ وَلَمْ يَجْعَلْ لَهُ عِوَجًا
“Bütün övgüler Allah’a yakışır. O Allah ki, kuluna ilahi kelamı indirmiş ve onun anlaşılmasını güçleştirecek hiçbir çapraşıklığa yer vermemiştir.” (Kehf,18/1.), (Sebe,34/1-2.), (Fatır,35/1-2.)
6-Tevekkül Duası
Firavun’un zulüm düzeninden korkmayıp cesareti Allah’a iman etmekte bulan ve O’na güvenip dayanan müminlerin yakarışı:
فَقَالُوا عَلَى اللّهِ تَوَكَّلْنَا رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِلْقَوْمِ الظَّالِمينَ (85) وَنَجِّنَا بِرَحْمَتِكَ مِنَ الْقَوْمِ الْكَافِرينَ
“Ey Rabbimiz! Bizi zalim bir toplumun elinde rezil-rüsva etme/fitneleriyle onurumuzu çiğnetme ve bizi lütfunla kafirler toplumunun elinden kurtar.” (Yunus,10/85-86.)
7-Tevazu İle Dile Gelen Tevhit İnancı
Allah’a kulluk bilincine sahip olan müminler böbürlenmez, büyüklenmezler. Çünkü bilirler ki, evrendeki kendi konumları bir nokta kadar bile değildir. Onlar hadlerini bilir, nefislerini ilahlaştırmazlar. İlahlığı, Rabliği bir tek Allah’a yakıştıran Rahman’ın mütevazı kulları, acziyetlerini itiraf ile ve en güzel övgülerle Yaratıcıyı tesbih ederler. Aşağıdaki ayetlerde olduğu gibi:
قُلِ اللّهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِى الْمُلْكَ مَنْ تَشَاءُ وَتَنْزِعُ الْمُلْكَ مِمَّنْ تَشَاءُ وَتُعِزُّ مَنْ تَشَاءُ وَتُذِلُّ مَنْ تَشَاءُ بِيَدِكَ الْخَيْرُ اِنَّكَ عَلى كُلِّ شَىْءٍ قَديرٌ (26) تُولِجُ الَّيْلَ فِى النَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِى الَّيْلِ وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الْمَيِّتَ مِنَ الْحَيِّ وَتَرْزُقُ مَنْ تَشَاءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ
“Ey Egemenlik Sahibi Allah’ım! Sen egemenliği dilediğine verirsin, dilediğinden alırsın; dilediğini yüceltir dilediğini alçaltırsın. Bütün iyilikler Senin elindedir. Doğrusu Sen istediğini yapmaya kadirsin. Gündüzü kısaltarak geceyi uzatır, geceyi kısaltarak gündüzü uzatırsın ve dilediğine her türlü hesabın üstünde rızık bağışlarsın.” (Ali İmran,3/26-27.)
8-Sonsuz Hidayet Duaları
Allah’tan daimi bir hidayet üzere bulunmayı dilerken, vahiy nimetine karşı duyarsız davrananlardan ve onun saflığını bulandıran tahrifçilerden beraat dileme yakarışı:
اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقيمَ (6) صِرَاطَ الَّذينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَاالضَّالّينَ
“Bizi dosdoğru yola ilet! Nimet verdiklerinin yoluna, gazabına uğrayanların ve sapkınların yoluna değil.” (Fatiha Suresi,1/6-7.)
İman ettikten sonra insanların kalplerinin eğrilmesi mümkündür. Bunun için hidayetten sonra Allah’ın Hadi ve Mü’min sıfatlarının sağlayacağı güvenlik şemsiyesi altında kalıp, daimi bir koruma istemek gerekir; işte bu arzumuzu dillendirebileceğimiz bir yakarış örneği:
رَبَّنَا لَاتُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ اِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً اِنَّكَ اَنْتَ الْوَهَّابُ
“Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi hakikaten bir daha saptırma ve bizi rahmetinle bağışla. Sensin gerçek Lütuf Sahibi.
رَبَّنَا اِنَّكَ جاَمِعُ النَّاسِ لِيَوْمٍ لَا رَيْبَ فيهِ اِنَّ اللّهَ لَا يُخْلِفُ الْميعَادَ
Ey Rabbimiz! Geleceğinde hiç şüphe olmayan o Günü görüp yaşamaları için mutlaka insanlığı bir araya toplayacaksın. Allah vadini getirmekten asla kaçınmaz.” (Ali İmran, 3/8-9.)
9-Gayelilik Duası
Bütün zamanlarda iman nimetine sahip olan müminlerin duasındaki ortak temalar, kalpteki güzelliklerin şahitliğini yaparak gizlememek, Allah’a teslimiyetle birlikte uhrevi hüzünden ebedi muafiyet dileğidir. Varoluşun gerçek amacını tefekkür ve tefekkuh ile kavradıkları için İlahi kelamın övgüsüne mazhar olmuş müminlerin bu ortak yakarışı:
اَلَّذينَ يَذْكُرُونَ اللّهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلى جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فى خَلْقِ السَّموَاتِ وَالْاَرْضِ رَبَّنَا مَاخَلَقْتَ هذَا بَاطِلًا سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ (191) رَبَّنَا اِنَّكَ مَنْ تُدْخِلِ النَّارَ فَقَدْ اَخْزَيْتَهُ وَمَا لِلظَّالِمينَ مِنْ اَنْصَارٍ (192) رَبَّنَا اِنَّنَا سَمِعْنَا مُنَادِيًا يُنَادى لِلْايمَانِ اَنْ امِنُوا بِرَبِّكُمْ فَامَنَّا رَبَّنَا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّاَتِنَا وَتَوَفَّنَا مَعَ الْاَبْرَارِ (193) رَبَّنَا وَاتِنَا مَا وَعَدْتَنَا عَلى رُسُلِكَ وَلَا تُخْزِنَا يَوْمَ الْقِيمَةِ اِنَّكَ لَا تُخْلِفُ الْميعَادَ
“Ey Rabbimiz! Sen bu Kainat’ın uçsuz bucaksız ufuklarında yer alan şeylerin hiç birini boşuna yaratmadın. Sen yücelikte sınırsızsın. Bizi ateşin azabından koru. Rabbimiz! Kimi ateşe mahkum edersen onu alçaltmış olursun. Ve zalimler hiçbir yardımcı da bulamazlar.
Ey Rabbimiz! Bizi imana çağıran, ‘Rabbinize gönülden iman edin!’ bir ses duyduk: Ve böylece imana geldik. Rabbimiz! Günahlarımızdan ötürü bizi affet ve kötülüklerimizi sil ve iyilerle birlikte olduğumuz halde canımızı al.
Ey Rabbimiz elçilerin vasıtasıyla vaad ettiğin şeyi bize bahşet ve bizi Kıyamet mahcup etme. Şüphesiz Sen sözünden caymazsın.”(Ali İmran,3/191-194.)
10-- Adayış-Adanış Duaları
Hayatı bir dua duayı da bir hayat tarzı haline getirebilmiş müminler tarih boyunca var ola gelmiştir. Rabbimiz bu tür müminleri insanlık âlemine rahmet taşıyan bir örnek olarak Kur’an-ı Mubin’de anmıştır. Salih bir anne-babanın çocuğuna hangi gözle bakması gerektiğinin Meryem as’ın annesi, İmran’ın eşinden öğrenebiliriz. İşte Allah’a adanmışlığın ve O’nun için adamanın övgüye değer bir numunesini tarihe silinmez bir şekilde kazıyan Meryem as’ın annesi (İmran’ın eşi)’nin yakarışı:
اِذْ قَالَتِ امْرَاَتُ عِمْرنَ رَبِّ اِنّى نَذَرْتُ لَكَ مَا فى بَطْنى مُحَرَّرًا فَتَقَبَّلْ مِنّى اِنَّكَ اَنْتَ السَّميعُ الْعَليمُ
“Ey Rabbim! Rahmimdeki çocuğumu senin hizmetine adayacağıma söz veriyorum. Benden bunu kabul buyur. Doğrusu yalnız sen her şeyi duyan, her şeyi bilensin.” (Ali imran,3/35)
Kurban ibadeti de bu adayış duasında var olan bilinçle anlaşılmalıdır. Yüce Allah insanlığa yeryüzünde yaşama imkânı verdiği günden bu yana emanet olarak verdiklerinin olumlu değerler için feda edilmesini istemiştir.
Adayışla kurban ibadeti arasındaki ilişki İbrahim-İsmail Peygamberlerinin kıssasının anlatıldığı ayetlerde görülebilir. ( 37/Saffat, 102.)
Kur’an’da Makbul Olan Dua Örnekleri
Vaazın İlk Bölümü
11-Cihad ve Direniş Duası
Allah yolunda karşılaşılan zorluklara direnmek, sebatkar müminlerin başarabileceği yüce bir salih ameldir. Talut ile birlikte direnen az sayıdaki mümini Rabbimiz Kur’an’da bize örnek olarak göstermektedir. İşte imanını fitnelerden muhafaza etmiş, sabır, direniş ve cihad konusundaki kararlı tutumlarıyla sözlü ve fiili duayı birleştiren Talut’un ordusundaki mümin askerlerin yakarışı:
وَلَمَّا بَرَزُوا لِجَالُوتَ وَجُنُودِه قَالُوا رَبَّنَا اَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ اَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرينَ
“Ey Rabbimiz! Bize zorluklara tahammül gücü bağışla. Adımlarımızı sağlam kıl ve hakikati inkar eden bu kafirler güruhuna karşı bize yardım et.”(Bakara,2/250.)
12-Ebedi Hicret Duası
Allah’a tevekkül edişin ve O’nun yolunda hicretin ender numunelerini Kıyamete kadar yaşayacak müminlere miras bırakan bir grup adanmış gencin/Ashab-ı Kehf’in, şartlar ne olursa olsun yeryüzünde daima bir çıkış yolu bulunduğunu ispatlayan örnek yakarışı:
اِذْ اَوَى الْفِتْيَةُ اِلَى الْكَهْفِ فَقَالُوا رَبَّنَا اتِنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ اَمْرِنَا رَشَدًا
“Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet bahşet ve içinde bulunduğumuz harici şartlar ne olursa olsun bizi doğruluk bilinciyle donat.” (Kehf,18/10.)
13-Şahitlik Duaları
Allah’a imanın sağladığı duyarlılıkla tekâmülün zirvesine çıkan müminlerin hakikatin şahitliğini ilan etmekten çekinmeyen yakarışı:
وَاِذَا سَمِعُوا مَا اُنْزِلَ اِلَى الرَّسُولِ تَرى اَعْيُنَهُمْ تَفيضُ مِنَ الدَّمْعِ مِمَّا عَرَفُوا مِنَ الْحَقِّ يَقُولُونَ رَبَّنَا امَنَّا فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِدينَ (83) وَمَا لَنَا لَا نُؤْمِنُ بِاللّهِ وَمَا جَاءَنَا مِنَ الْحَقِّ وَنَطْمَعُ اَنْ يُدْخِلَنَا رَبُّنَا مَعَ الْقَوْمِ الصَّالِحينَ
“Ey Rabbimiz! Biz iman ediyoruz, öyleyse bizi hakikate şahitlik yapanlarla bir tut. Ve Rabbimizin bizi salihler arasına katmasını o kadar şiddetle arzuladığımız halde nasıl Allah’a ve bize indirilen hakikate inanmakta zaaf gösterebilirdik ki?(Maide,5/83-84.)
İsa peygamberin elbiseleri gibi yürekleri de bembeyaz-tertemiz olan arkadaşlarının tevazu içinde Allah’a teslimiyet bildirirken yaptıkları yakarışı:
رَبَّنَا امَنَّا بِمَا اَنْزَلْتَ وَاتَّبَعْنَا الرَّسُولَ فَاكْتُبْنَا مَعَ الشَّاهِدينَ
“Ey Rabbimiz! Bize yücelerden indirdiklerine iman ettik ve bu Elçi’ye tabi oluyoruz. O halde bizi hakikate şahitlik yapanlarla bir tut.”(Ali İmran,3/53.)
14-İmamet Duası
Müminlerin nasıl bir aile ve nasıl bir gelecek tasarımı kurmaları gerektiğine ilişkin, göz nuru olacak yeni nesilleri irşad ederken Allah’tan istenecek olan yardımlar için sorumluluğa en ön safa talip olan irşad ve imamet ufkuna sahip müminlerin, göğe doğru yükselen yakarışı:
وَالَّذينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ اَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ اَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقينَ اِمَامًا
“Ey Rabbimiz! Bize göz nuru olacak eşler ve çocuklar bahşet; bizi sana karşı sorumluluk bilinci taşıyan muttakiler için örnek ve öncü yap!”(Furkan,25/74.)
15-Ebeveyn Duası
Anne-baba İçin Yapılacak Dualar
Ahlakı ilahi vahiyle oluşmuş bir müminin kendi yanında ihtiyarlayan anne-babasına karşı nasıl davranması gerektiği bir dua formuyla Kur’an’da yer almıştır. Bu mesajdan, anne-babalara karşı davranış şekillerini belirleyecek ince bir ruha kavuşmak için, iki ders çıkarabiliriz: birincisi, bizi besleyip büyüttükleri için onlara duymamız gereken minnet hissi; ikincisi ise dua formunda dillendirilen anne-baba hakkının ilahi güvence altında oluşu.
Salih bir evladın anne-babasına hangi gözle bakıp nasıl bir değer vermesi gerektiğini, rahmeti sonsuz Rabbimiz dua formunda yapacağımız yakarışın sözünü ve muhtevasını, dürüstlüğü ve erdemliliği ahlak edinen müminlere öğretmektedir:
وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ وَقُلْ رَبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانى صَغيرًا
“Ey Rabbim! Anne-babamın beni küçükken sevgi ve şefkatle besleyip büyüttükleri gibi, Sen de onlara merhamet eyle (benim de sevgi ve şefkatle onlara öf bile demeden davranabilmeyi kolaylaştır.)”(İsra,17/24.)
Şükür Duası
Öncelikle Allah’a verdiği nimetlerden dolayı, nankörlük yapmayan her kulun sürekli şükr etmesi gerekir. Daha sonra da yine ilahi birer nimet olan anne-babanın şefkat ve merhamet kanatları altında otuz ay devam eden bağımlılık ve olgunlaşma serüveni esnasında, emeği geçenlere gereken ilgi ve alakayı gösterdikten sonra, aşağıdaki duanın hissettirdiği duyarlılığı her olgun müminin göstermesi lazımdır:
وَوَصَّيْنَا الْاِنْسَانَ بِوَالِدَيْهِ اِحْسَانًا حَمَلَتْهُ اُمُّهُ كُرْهًا وَوَضَعَتْهُ كُرْهًا وَحَمْلُهُ وَفِصَالُهُ ثَلثُونَ شَهْرًا حَتّى اِذَا بَلَغَ اَشُدَّهُ وَبَلَغَ اَرْبَعينَ سَنَةً قَالَ رَبِّ اَوْزِعْنى اَنْ اَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّتى اَنْعَمْتَ عَلَىَّ وَعَلى وَالِدَىَّ وَاَنْ اَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضيهُ وَاَصْلِحْ لى فى ذُرِّيَّتى اِنّى تُبْتُ اِلَيْكَ وَاِنّى مِنَ الْمُسْلِمينَ
“Ey Rabbim! Bana ve anne-babama lutfettiğin nimetler için ebediyyen şükretmemi ve senin kabulüne mazhar olacak şekilde doğru ve yararlı işler yapmamı nasip et. Benim soyuma da iyilik bağışla. Gerçek şu ki, pişmanlık içinde sana döndüm: elbette ben Sana teslim olanlardanım.”(Ahkaf,46/15.)
16-İstiğfar Duaları
Kur’an’da çok sayıda istiğfar/bağışlanmak için yalvarış duası örneği vardır. Rahmeti sonsuz olan Allah’tan ümit kesmeyenlerin yakarışı dünyada yapılmalıdır. Ahirette kafirler tarafından yapılacak af dileme yakarışlarının bir anlamı yoktur. İstiğfarın dünyada yapılması gerekir; aşağıdaki ayetteki gibi en içten gelen arzu ve gönülden yapılan haykırışlarla:
وَقُلْ رَبِّ اغْفِرْ وَارْحَمْ وَاَنْتَ خَيْرُ الرَّاحِمينَ
“Ey Rabbim! Beni bağışla, bana acı, çünkü gerçekten acıyıp bağışlayabilecek tek güç sensin.”(Mü’minun,23/118.)
İnsanın gücünü itiraf ederek tevazu ya yönelmesi ve yapamadıklarından dolayı Allah’ı tesbih edip O’ndan bağışlanma dilemesi gerekir. Tevazu, istiğfar, takat ve ihlâsın birlikte dillendirildiği örnek bir yakarış:
امَنَ الرَّسُولُ بِمَا اُنْزِلَ اِلَيْهِ مِنْ رَبِّه وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ امَنَ بِاللّهِ وَمَلئِكَتِه وَكُتُبِه وَرُسُلِه لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ اَحَدٍ مِنْ رُسُلِه وَقَالُوا سَمِعْنَا وَاَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَاِلَيْكَ الْمَصيرُ (285) لَا يُكَلِّفُ اللّهُ نَفْسًا اِلَّا وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَااكْتَسَبَتْ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَا اِنْ نَسينَا اَوْ اَخْطَاْنَا رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَا اِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذينَ مِنْ قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِه وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَناَ وَارْحَمْناَ اَنْتَ مَوْلينَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرينَ
“Ey Rabbimiz! Peygamberlerin getirdiği mesajları işittik itaat ettik, bize mağfiret et; zira bütün yolculukların varış yeti Sen’sin.
Ey Rabbimiz! Unutur veya bilmeden hata yaparsak bizi sorguya çekme. Bizden öncekilere yükediğin gibi bize de ağır yük yükleme. Güç yetiremeyeceğimiz yükleri bize taşıtma. Günahlarımızı affet, bizi bağışla ve rahmetini yağdır üstümüze. Sen yüce mevlamızsın, hakikati inkar eden topluma karşı bize yardım et.”(Bakara,2/285-286.)
Dua şüphesiz her zaman yapılabilir; ancak yine de zaman ve mekan unsurları samimiyet ve duyarlılığa katkı sağlayabilecek öğelerdir. Yürekten Allah’a bağlı olanlar, servetlerini inançlarının hâkimiyeti için feda edenler, zorluklara karşı direnişi bir yol bilen müminler, seher vakitlerinde tüyleri diken diken eden bir duyarlılıkla tâ derinden Allah’a şöyle yakarırlar:
اَلَّذينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا اِنَّنَا امَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
“Rabbimiz! Sana iman ediyoruz, bizi affet, günahlarımızı bağışla. Bizi ateşin azabından emin kıl!” (Ali imran,3/16.)
اِنَّهُ كَانَ فَريقٌ مِنْ عِبَادى يَقُولُونَ رَبَّنَا امَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَاَنْتَ خَيْرُ الرَّاحِمينَ
“Ey Rabbimiz! Biz sana iman ettik. Öyleyse bizim günahlarımızı bağışla ve bize acı. Çünkü gerçek acıyanımız, esirgeyenimiz Sensin.” (Mü’minun,23/109.)
Değil mi ki dünya sınavı devam etmektedir? Öyleyse münafıkların dahi yanlıştan dönme ihtimali ölünceye kadar vardır. Bu nedenle rahmeti sonsuz Rabbimizin af kapısına gelen her grup insan için bağışlanma olasılığı vardır; işte bu imkânı kullanmak isteyen herkes için örnek bir yakarış:
وَمَنْ يَعْمَلْ سُوءًا اَوْ يَظْلِمْ نَفْسَهُ ثُمَّ يَسْتَغْفِرِ اللّهَ يَجِدِ اللّهَ غَفُورًا رَحيمًا (110) وَمَنْ يَكْسِبْ اِثْمًا فَاِنَّمَا يَكْسِبُهُ عَلى نَفْسِه وَكَانَ اللّهُ عَليمًا حَكيمًا
“Her kim kötülük yapar yahut da başka bir şekilde kendisine zulmeder de, daha sonra affetmesi için Allah’a yalvarırsa, Allah’ı çok bağışlayıcı ve rahmet kaynağı olarak bulacaktır. Çünkü günah işleyen kimse yalnız kendine zarar verir. Ve Allah her şeyi bilen, hikmet sahibidir.” (Nisa,4/110-111.)
17-Ahiret’e Öncelik Veren Dualar
Firavunların sarayında dahi imana erişmeyi başaran, dünya sevabını değil Ahiret sevabını tercih eden Firavun’un mümin olan karısı dünyanın bütün nimetleri ayaklarının önüne serildiği halde, Ahiret’i tercih ettiğini bu duasıyla ortaya koymuş, zalimlerden ebedi bir hicretle kopmayı niyaz etmiştir:
رَبِّ ابْنِ لى عِنْدَكَ بَيْتًا فِى الْجَنَّةِ وَنَجِّنى مِنْ فِرْعَوْنَ وَعَمَلِه وَنَجِّنى مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمينَ
“Ey Rabbim! Senin katında olan cennette benim için bir köşk inşa et; beni Firavun’dan ve yaptıklarından koru ve beni şu zalim halkın elinden kurtar.”(Tahrim, 66/11.)
Müminler dualarında ve eylemlerinde öte dünyanın güzelliklerinde öncelik vererek tercihte bulunurlar. ve işte dünyadan tamamıyla kopmadan Ahiret’e öncelik vermenin, her iki alemde de ihsan ile bütünleşme talebinin yakarış olarak beyan edilmesi:
رَبَّنَا اتِنَا فِى الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِى الْاخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
Ey Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, Ahiret’te de ve bizi ateşin azabından koru.”(Bakara,2/201.)
18-Azaptan Muhafaza Duaları
a) Musibet Duası
Allah’tan gelen musibet karşısında yapılması gereken ideal yakarış şöyle olmalıdır:
قَالُوا اِنَّا لِلّهِ وَاِنَّا اِلَيْهِ رَاجِعُونَ
“Biz Allah’a aitiz. Ve elbette O’na doğrudur yönelişimiz.” (Bakara, 2/156.)
b) Kıyamet Azabı’ndan Muhafaza Duası
Kıyamet sahnesinde yaşanacak azaplardan Allah’a sığınış duası:
رَبَّنَا اكْشِفْ عَنَّا الْعَذَابَ اِنَّا مُؤْمِنُونَ
“Ey Rabbimiz! Bizi Kıyamet’in sahnelerinde yer alan acı duman gibi korkunç azaplardan bizi uzak tut; çünkü biz sana inanıyoruz.” (Duhan,44/12.)
c)Cehennem Azabı’ndan Muhafaza Duası
Yeryüzünde tevazu ile dolaşan, gecelerini kıyamda rüku ve secdelerde geçiren, seccadeleri gözyaşlarına boğulan kullarının Allah’a sonsuz bağlılıklarını ve Gayb’a kuşkusuz iman edişlerini gösteren Rahman’ın mütevazı kullarının kesintisiz yakarışı:
رَبَّنَا اصْرِفْ عَنَّا عَذَابَ جَهَنَّمَ اِنَّ عَذَابَهَا كَانَ غَرَامًا (65) اِنَّهَا سَاءَتْ مُسْتَقَرًّا وَمُقَامًا
“Ey Rabbimiz! Cehennem azabını bizden uzaklaştır; çünkü onun çektireceği azap gerçekten pek korkunç pek yaralayıcı olacaktır. Gerçekten o ne kötü bir yer ne kötü bir duraktır.” (Furkan,25/65-66. )
19-Cennet Ehli’nin Ahirette Yapacakları Dualar
a) Mutlak Kopuş Duası
رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا مَعَ الْقَوْمِ الظَّالِمينَ
“Ey Rabbimiz! Bizi şu cehenneme doluşmuş zalim insanlar arasına katma.” (Araf,7/47.)
b) Sonsuz Nur Duası
Gönüllerini aydınlatacak, kalplerdeki günahın tüm izlerini silecek pak bir şuanın sonsuza dek kendileriyle daim olmasını cennet ehli Rablerinden şu sözlerle dileyeceklerdir:
رَبَّنَا اَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَاغْفِرْلَنَا اِنَّكَ عَلى كُلِّ شَىْءٍ قَديرٌ
“Ey Rabbimiz! Cennetteki ışığımızı ebediyyen parlat ve günahlarımızı bağışla; çünkü sen her şeye kadirsin.” (Tahrim,66/8.)
c) Hamd Duaları
Cennete girdikten sonra orada bulunan nimetleri gören müminler daha önce dünya hayatında yaptıkları gibi, ondan daha bir içtenlikle Allah’ı hamd ederek öveceklerdir:
وَقَالُواالْحَمْدُ لِلّهِ الَّذى هَدينَا لِهذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِىَ لَوْ لَا اَنْ هَدينَا اللّهُ لَقَدْ جَاءَتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِالْحَقِّ وَنُودُوا اَنْ تِلْكُمُ الْجَنَّةُ اُورِثْتُمُوهَا بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
“Bütün övgüler bizi bu bahtiyarlığa eriştiren Allah’a yakışır. Çünkü eğer O bize yol göstermeseydi biz asla doğru yolu bulamazdık. Rabbimizin elçileri gerçekten de bize doğruyu söylemişlerdir.” (A’raf,7/43.)
وَقَالُواالْحَمْدُ لِلّهِ الَّذى اَذْهَبَ عَنَّا الْحَزَنَ اِنَّ رَبَّنَا لَغَفُورٌ شَكُورٌ (34) اَلَّذى اَحَلَّنَا دَارَ الْمُقَامَةِ مِنْ فَضْلِه لَايَمَسُّنَا فيهَا نَصَبٌ وَلَا يَمَسُّنَا فيهَا لُغُوبٌ
“Hamd, bize acı ve üzüntü tattırmayan Allah’a mahsustur. Rabbimiz gerçekten çok bağışlayıcıdır. Şükrün karşılığını anında verendir. O lütfuyla bizi bu konağa yerleştirdi. Orada bize ne bir çatışma ve gerginlik bulaşır ne bir yorgunluk ne de bıkınlık.” (Fatır,35/34-35.)
|
|
|
|