| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.
|
|
|
Sabah Kalkınca ve Güneş Batıp Akşam Olunca Okunacak Sığınma Duasi |
|
Yazar: RasitTunca - 08-17-2018, 10:48 PM - Forum: Güzel Dualar Zikirler Tesbihatlar
- Yorum Yok
|
 |
Sabah Kalkınca ve Güneş Batıp Akşam Olunca Okunacak Sığınma Duasi
أعوذ بكلمات الله التامات من شر من خلق
Eûzü bi kelimâtillâhi't tâmmâti min şerri mâ halak.
“Eûzü bi kelimatillahi't-tammati min şerri ma haleka ve zerae ve berae ve minşerri ma yenzilü minessemai ve min şerri ma ya'rucu fiha ve min şerri fitnetilleyli vennehari ve min şerri külli tarikın illa tarikan yatruku bihayrin ya Rahman.”
Bu duada geçen bazı ifadeler hadislerde ve ayetlerde vardır. Örneğin “Bütün yaratıkların şerrinden Allah'ın kusursuz kelamlarına (âyetlerine yani Kur'an’a) sığınırım.” kısmı hadislerde geçiyor.
Yine “Yere giren ve oradan çıkan, gökten inen ve oraya yükselen ne varsa O, hepsini bilir. O rahîmdir, gafurdur (merhamet ve ihsanı boldur, çok affedicidir)." (Sebe’, 34/2) ayetinde geçen ifadeler de bu duada yer almıştır. Demek ki ayet ve hadislerde geçen ifadelerden toplanmış bir dua olduğu söylenebilir.
Ancak bu şekliye ve tamamı bir arada olarak bir rivayete ulaşamadık.
Yukarıda geçen duanın anlamı özetle şudur:
"Bütün yaratıkların şerrinden; gökten inen ve göğe çıkan her şeyin şerrinden; gecenin ve gündüzün fitnesinden; hayra açılan yollar hariç bütün yolların şerrinden, Allah'ın kusursuz kelamlarına (âyetlerine yani Kur'an’a) sığınırım. Ey Rahman olan Allah'ım (beni muhafaza eyle)."
Süheyl ibni Salih(r.a) şöyle der:"Ben,Peygamberimiz(s.a.v)'in huzurunda oturuyordum.
Ashabdan bir Zât geldi ve"Ey Allah'ın Resûlü!Bu gece zehirlendim de sabaha kadar uyuyamadım."dedi
Bunun üzerine Peygamber Efendimiz"Ne ile zehirlendin".diye sordu."Akrep sokması ile"dedi
Peygamber Efendimiz"Ama sen akşamleyin,(Eûzü bi-kelimâtillâhi't-tâmmâti küllihâ min şerri mâhalak)diye dua etseydin,inş akrep sana zarar vermezdi".buyurdu.
Bu duanın meali:'Allah'ın yaratmış olduğu bütün mahlükâtın şerrinden,onun tam kelimelerine(kitaplarına veya sıfatlarına)sığınırım.'
evet bol bol tesbih edilecek bır dua..hadi
Bismillahirrrahmanirrahim
Eûzü bi-kelimâtillâhi't-tâmmâti küllihâ min şerri mâhalak
Euzu bi kelimâtillâhi't-tâmmeti min kulli şeytanin ve hammetin ve min külli aynin lammeh bu korunma duası Mumsema euzu bi kelimâtillâhi't-tâmmeti min kulli şeytanin ve hammetin ve min külli aynin lammeh
bu korunma duası ve anlamı
عَيْنٍ لَامَّةٍ أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّةِ مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ وَهَامَّةٍ وَمِنْ كُلِّ
Okunuşu:”Euzü bikelimatillahi’t-tammati min şerri ma halak.”
Anlamı:“Tamam olan kelimelerine tutunup bütün yarattıklarının şerrinde Allah’a sığınırım.”
Bu duayayı sabah akşam 3 veya 7 defa okuyan üzerine gelecek her türlü zarar ve müsibetten Allah’ın korunmasına girer.
EL-HAFIZ İSMİNİN ANLAMI
Âlimler bu ismin Allah (c.c) için koruma anlamında kullanıldığını belirtmişlerdir. Bunun aynında diğer anlamların da Allah (c.c) için sözkonusu olduğunu belirtenler vardır. Koruma namlıyla beraber “bilen” anlamının da muhtemel olduğunu (Ebulhasen, Eşarî, F.Razî) Allah’a (c.c) hiçbir şeyin gizli kalmadığı anlamında olduğunu (Maturidî) da söylemişlerdir.
Sözkonusu olan HAFÎZ ve HÂFIZ isimlerini, alimlerin anlamlandırmaları dikkate alındığından şu üç gurupta mütalaâ etmek mümkün olabilir
1–Kâinatın düzenini koyup sürdüren :Yani düzenin sürmesi için kuralları koyarak bunu sağlayan ve kâinatı koruyan,
2–İnsanları değişik tehlikelere karşı koruyan, niyetlerini ve sırlarını bilen, davranışlarını kaybolmaktan meleklere tescil ettirerek koruyan, dostlarını koruyan,
3–Kur’ân-ı Kerîm’i unutulmaktan, tahriften, ihmalden koruyan.
SABAH AKSAM 4 KERE
اللّهُـمَّ بِكَ أَصْـبَحْنا وَبِكَ أَمْسَـينا ، وَبِكَ نَحْـيا وَبِكَ نَمـوتُ وَإِلَـيْكَ النِّـشور اللّهُـمَّ بِكَ أَمْسَـينا، وَبِكَ أَصْـبَحْنا، وَبِكَ نَحْـيا، وَبِكَ نَمـوتُ وَإِلَـيْكَ المَصـير
Allahumme bike esbehana we bike emseyana we bike nehya we bike nemutu ve ileyke nuşurç
"Allah'ım! Seninle sabahladık ve seninle akşamladık. Seninle yaşar ve seninle ölürüz. Ve dönüş sanadır." (Tirmizi; Bkz. Sahihu't-Tirmizi: 3/142)
|
|
|
şehid sevabi kazanmak için ve ayrica her türlü bela ve kazaya karsi okunacak dua |
|
Yazar: RasitTunca - 08-17-2018, 10:16 PM - Forum: Güzel Dualar Zikirler Tesbihatlar
- Yorum Yok
|
 |
Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:
“Kim sabahleyin üç defa "E'ûzü billâhissemîil alîmi mineş-şeytânirrâcîm" dedikten sonra Haşr sûresinin sonundaki üç âyeti okursa, Allah kendisine yetmiş bin melek vazifelendirir.
Bunlar akşama kadar o kişiye duâ ve istigfâr ederler. Eğer o gün vefât ederse şehid olarak ölür. Bu âyetleri akşamleyin okuyan da aynı şeylere kavuşur.”
“Haşr sûresinin sonunu okuyan kimsenin, geçmiş ve gelecek günahlarını [Farz ve kul borçları hâriç] Allahü teâlâ affeder.”
Âlimlerimiz buyuruyor ki:
"Her sabah ve akşam Haşr sûresinin sonunu okuyanlar âhiret şehidi olurlar."
Haşr Suresi Son Ayetler (Levenzelna veya Hüvallahüllezi) Arapca Okunuşu 21 ile 24. Ayetler
سُوۡرَةُ الحَشر
لَوۡ أَنزَلۡنَا هَـٰذَا ٱلۡقُرۡءَانَ عَلَىٰ جَبَلٍ۬ لَّرَأَيۡتَهُ ۥ خَـٰشِعً۬ا مُّتَصَدِّعً۬ا مِّنۡ خَشۡيَةِ ٱللَّهِۚ وَتِلۡكَ ٱلۡأَمۡثَـٰلُ نَضۡرِبُہَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمۡ يَتَفَكَّرُونَ (٢١) هُوَ ٱللَّهُ ٱلَّذِى لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَۖ عَـٰلِمُ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَـٰدَةِۖ هُوَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ ٱلرَّحِيمُ (٢٢) هُوَ ٱللَّهُ ٱلَّذِى لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلۡمَلِكُ ٱلۡقُدُّوسُ ٱلسَّلَـٰمُ ٱلۡمُؤۡمِنُ ٱلۡمُهَيۡمِنُ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡجَبَّارُ ٱلۡمُتَڪَبِّرُۚ سُبۡحَـٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يُشۡرِڪُونَ (٢٣) هُوَ ٱللَّهُ ٱلۡخَـٰلِقُ ٱلۡبَارِئُ ٱلۡمُصَوِّرُۖ لَهُ ٱلۡأَسۡمَآءُ ٱلۡحُسۡنَىٰۚ يُسَبِّحُ لَهُ ۥ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ
HAŞR SURESİ SON 3 AYET
Bismillahirrahmanirr ahim
Huvallahulleziy la ilahe illa huve 'alimulğaybi veşşehadeti huverrahmanurrahıymu.
Huvallahulleziy la ilahe illa huve elmelikulkuddususselamul mu'minul muheyminul 'aziyzul cebbarul mutekebbiru subhanallahi 'amma yuşrikune.
Huvallahul halikul - bariy-ulmusavviru lehul'esma ulhusna yusebbihu lehu ma fiyssemavati vel'ardı. Ve huvel'aziyzulhakiymu.
ANLAMI
O, öyle Allah'tır ki O'ndan başka tanrı yoktur. Görülmeyeni ve görüleni bilendir. O, esirgeyen bağışlayandır.
O, öyle bir Allah'tır ki, kendisinden başka hiçbir tanrı yoktur. O, mâlik ve sahiptir, münezzehtir, selâmet verendir, emniyete kavuşturandır, gözetip koruyandır, üstündür, istediğini zorla yaptıran, büyüklükte eşi olmayandır. Allah puta tapanların ortak koştukları şeylerden münezzehtir.
O, yaratan, var eden, varlıklara şekil veren Allah'tır. En güzel isimler O'nundur. Göklerde ve yerde olanlar O'nun şânını yüceltmektedirler. O, gâlib olan, her şeyi hikmeti uyarınca yapandır.
Haşr Suresi'nin tamamı veya sadece son üç, dört ve altı ayeti ile ilgili hadisi şerifler bulunmaktadır:
“Kim sabah kalkarken üç defa ‘Eûzü billâhi’s-Semî’ıl-Alîmi mine’ş-Şeytânirracîm = Allah’ın rahmetinden kovulmuş olan şeytandan, işiten ve bilen Allah’a sığınırım’ der ve Haşir Sûresi'nin sonundan üç âyet okursa, Allah o kimseye akşama kadar duâ ve istiğfar etmek üzere yetmiş bin melek vazifelendirir. O günde ölürse şehid olarak ölür. Kim geceye girerken okursa o da aynı dereceye ulaşır.” (Tirmizî, Fedâilü`l-Kur`ân 22, Mevakıt 65; Müsned, 5/26)
Rivayetlerin çoğunda son üç ayetten bahsedilmekle beraber, surenin son dört ayeti kasdedilerek "Levenzelnâ`dan aşağısı" diyen rivayetler olduğu gibi, sadece "Haşr Sûresi'nin sonu" şeklinde ayet sayısı bildirilmeyen rivayetler de vardır. (bk. Kurtubî, ilgili ayetlerin tefsiri)
Diğer taraftan, "Ism-i A`zam, Haşr Sûresinin son altı ayetindedir." rivayeti de vardır. (Suyuti, ed-Dürrü l-Mensûr, 8/121; Alûsî, ilgili ayetlerin tefsiri)
Dikkat çeken bir nokta da, rivayetlerde bu ayetlerin sabah ve akşam namazlarını müteakip okunacağına dair bir açıklığın bulunmamasıdır. Sabah ve akşam denmiş, ama sabah ve akşamın neresinde okunacağı söylenmemiştir. Bunun sabah ve akşam namazlarının bitiminden sonraya alınması, alimlerimizce belli bir yer tesbitiyle, düzenli okunmalarını sağlamak için olmalıdır.
Sabah ve akşam namazlarından sonra, Haşr Suresi'nin son beş ayetinin okunmasına dair bir rivayet bulamadık. Ancak son üç ayetten önce okunan ayetlerde, cennetliklerle cehennemliklerin bir olmadığı ve Kur'an-ı Kerim'in azametini anlatması açısından ve insanı tefekkür etmeye teşvik etmesinden dolayı okunmasında fayda vardır.
Hem Kur'an-ı Kerim'in her harfine en az on sevap verilmektedir. Böylece elde edilen sevap sayısı daha da artmış olacaktır.
Namazlardan sonra Kur'an-ı Kerim'den her hangi bir ayet de okunabilir. Ancak rivayetlerde bildirilen ayet ve surelerin okunması daha faziletlidir.
Diğer taraftan, Abdullah b. Mes'ud (r.a.) Hazretlerinin, "Kur'ân'ın indirilişinin asıl amacı, onu yalnız okumak değil, gereğince amel etmektir." (bk. Elmalılı, Hak Dini, Haşr Suresi tefsirinin sonu) şeklindeki sözünü de unutmamak gerekir. Onun için her derde şifa olan bu âyetlerden maksat, sayılamayacak kadar faydasının yanında, Kur'an'ın verdiği bilgi ile bezenip Allah korkusu ile dolarak "Ey insanlar Allah'tan korkun ve kişi, yarın için ne (yapıp) gönderdiğine baksın..." (Haşr, 59/18) âyeti gereğince yarın için hazırlanmaktır. Çünkü yarın insan O, Azîz ve Hakîm'in huzurunda imtihana çekilecektir.
Sabah veya akşam namazlarından sonr 40 gün (40) defa okuyanın muradı kabul olur.
|
|
|
Yatağa Yatmadan önce yapılması gereken Dualar ve 5 şey |
|
Yazar: RasitTunca - 08-17-2018, 10:13 PM - Forum: Güzel Dualar Zikirler Tesbihatlar
- Yorum Yok
|
 |
Yatağa Yatmadan önce yapılması gereken Dualar ve 5 şey
Peygamberimizin (a.s.m.) uykuya nasıl hazırlandığını ve ümmetine bu hususta neler tavsiye ettiğini bizzat hadis-i şeriflerin meâlerini vererek anlamaya çalışalım:
Hz. Âişe anlatıyor:
“Resulullah (a.s.m.) Felâk ve Nâs Sûrelerini (Kul eûzu’leri) okur, ellerine üfler, daha sonra ellerini bedeninin her tarafına sürerdi."3
Berâ bin Âzib, Peygamberimizin (a.s.m.) şöyle buyurduğunu rivayet eder:
“Yatağına gireceğin vakit, namaz için aldığın abdest gibi abdest al. Sonra cephen kıbleye gelecek şekilde sağ tarafına yat. Sonra şöyle duâ et: 'Allah’ım, Senin rızanı dileyerek ve Senin azabından korkarak kendimi Sana teslim ettim. Sırtımı Sana dayadım. Bütün işimi Sana hâvale ettim. Senin azabından, ancak Senin rahmetine iltica edilir. İndirdiğin kitabına, gönderdiğin Peygamberine de iman ettim.’ Bunlar son sözlerin olsun. Sen böyle söyledikten sonra, eğer o gece ölürsen fıtrat (İslâm dini) üzerine ölürsen. Şayet sabaha kavuşursan çok hayır kazanmış olarak sabaha ulaşmış olursun.”4
Ebû Hüreyre’den (r.a.) rivayete göre, Peygamberimiz (a.s.m.) yatağa girmeden önce şöyle duâ ederdi:
“Allah’ım! Ey göklerin, yerin ve büyük Arşın Rabbi! Ey bizim ve her şeyin Rabbi! Ey taneyi, çekirdeği yaratan Allah’ım! Tevrat, İncil ve Furkan’ı indiren Allah’ım! Hükümdarlığın altında bulunan her şeyin şerrinden Sana sığınırım. Allah’ım, Evvel Sensin, Senden önce hiçbir şey yoktur. Âhir de Sensin, Senden sonra hiçbir şey yoktur. Zâhir Sensin, Senin üstünde hiçbir şey yoktur. Batın da Sensin, Senden gayrı hiçbir şey yoktur. Borcumuzu kolayca ödememizi nasip et. Bizi fakirlikten kurtarıp zenginleştir.”5
Uyku saatini bu şekilde değerlendiren bir mü’minin, artık sabaha kadar geçen vakti nurlu, bereketli ve sevaplı olacaktır.
Peygamber efendimiz, bir rivayette hazret-i Ali’ye buyurdular
bir rivayette de Hz. Âişe Annemize Buyurdularki :
şu 5 şeyi yapmadan yatma!
1. Kur’ân-ı kerîmin hepsini okumadan
2. 4000 dirhem sadaka vermeden
3. Kâbe’yi ziyaret etmeden
4. Cennette yerini hazırlamadan
5. Küs olduğun biriyle barışmadan
Hazret-i Ali; “Yâ Resûlallah! Bu nasıl olur?” diye
sorunca, buyurdular ki:
1. 3 İhlâs 1 fatiha okumak, Kur’ân-ı kerîmi hatmetmek
gibidir.
2. 4 Fâtiha okumak, 4000 dirhem sadaka vermeye
eşittir. baska bir rivayettede
3. 10 defa; “Lâ ilâhe illallah vahdehu lâ-şerîke-leh
lehül- mülkü ve lehül hamdü yuhyî ve yümît ve hüve
alâ külli şey’in kadîr.” demen de Kâbe’yi ziyarete
eşittir
. 4. 10 defa; “Lâ havle velâ kuvvete illâ
billâhil’aliyyil’azîm.” demen, Cennette yerini
hazırlamana vesîledir
5. 10 defa; “Estağfirullahel’azîm ellezî lâ ilâhe illâ hu
el-hayyel kayyûm ve etubü ileyh.” demen, dargın ve
husûmetli olduğun insanlarla barışmış derecesinde
mükâfata vesiledir..
6. Tavaf’ın birinci şavtında şu dua okunur:
“Sübhannahi velhamdülillahi vela ilahe illallahü vallahü ekber, vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim."
öyle olunca bu duayi okumak tavaf etmekle eş degerdedir
7. Rabbena Dualarını okuman bütün müminler ile ve inslarla barışmandır
Rabbenâ âtina
Rabbenâ âtina fid'dunyâ haseneten ve fil'âhirati haseneten ve kınâ azâbennâr.
"Allah'ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik, güzellik ver. Bizi ateş azabından koru."
Rabbenâğfirlî
Rabbenâğfirlî ve li-vâlideyye ve lil-Mu'minine yevme yegûmu'l hisâb.
"Ey bizim Rabbimiz! Beni, anamı ve babamı ve bütün mü'minleri hesap gününde (herkesin sorguya çekileceği günde) bağışla"
Nebe’ sûresinde meâlen, “Uykunuzu size bir dinlenme vasıtası yaptık.”1 buyuran Yüce Rabbimiz, uykunun bir nimet olduğunu bildirmektedir.
Uyku bir istirahat vasıtası, gün boyu yorulan vücut makinasının dinlenmesine yardımcı olması, bir sonraki güne daha zinde ve canlı bir şekilde başlanmasına vesile olduğu için nimet olmuştur. Ancak bu nimeti yerli yerinde kullanmak lâzımdır. Çünkü, uykuyu ihtiyacımız miktarınca ve yeterince kullanmadığımız zaman pekçok nimetten mahrum kalabilmekteyiz. Bundan dolayı, bir gaflet ânı olan uyku vaktini iyi ayarlamamız, ondan ancak ihtiyacımız kadarıyla istifade etmemiz gerekmektedir.
Bir hadis-i şerifte, uykuyu ölümün küçük kardeşi olarak vasıflandıran Peygamberimiz (a.s.m.), bundan dolayı uyku ve ölümün Cennette bulunmadığını da ifade ederler.2 Birkaç saat için maddî olarak dünya ile alâkamız kesildiğinden dolayı da uyku, “küçük ölüm” olmakta değil midir? İşte ölüme böyle bir benzerliği olan uykuya dalmadan önce, o ânımızın ibadet içinde geçmesi için hazırlıklı bulunmamızda fayda vardır. Bu durumda, nasıl ölmeden önce mümkün oldukça dua, ibadet ve zikirle ona hazır olmaya çalışıyorsak, uykudan önce de aynı şekilde hazırlıklı davranmamız gerekir. Çünkü uyuduktan sonra tekrar uyanabileceğimize dair garantimiz yoktur.
İşte, uyumadan evvel neler yapılması gerektiğini, nasıl bir hazırlık icap ettiğini Peygamberimiz (asv)'in tatbikî sünnetinden öğreniyoruz. Peygamber Efendimiz (a.s.m.) yatağa girmeden önce abdest alır, bazı duâlar okur, cephesi kıbleye gelecek şekilde sağ avucunu sağ yanağına koyar, İlâhî tefekkür ve zikir içinde mânâ âlemine dalardı. Seher vakti de erkenden kalkar, huzur ve hüşû içinde Rabbinin dergâhına yönelirdi. Resul-i Ekrem Efendimiz (asv)'in uyku ânı bizimki gibi değildi. Onun gözleri uyusa da kalbi uyumaz, gaflet içinde bulunmazdı.
|
|
|
Yedigimiz şeylerin zararından korunmak ve sıkıntılara karşı okuncak Dua |
|
Yazar: RasitTunca - 08-17-2018, 09:52 PM - Forum: Güzel Dualar Zikirler Tesbihatlar
- Yorum Yok
|
 |
Yedigimiz şeylerin zararından korunmak için ve günlük gelecek sıkıntılara karşı okuncak Dua
Yedigimiz şeylerin zararından korunmak için ve günlük gelecek sıkıntılara karşı okuncak Dua günde iki defa sabah ve akşam olmak üzere her defasında üç defa tekrarlanarak okunur.
بِسْمِ اللَّهِ الَّذِى لاَ يَضُرّ ُ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ فِي اْلاَرْضِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ وَ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمْ
Bismillahillezi Duasının Türkçe Okunuşu
“Bismillâhillezi lâ yedurru ma’asmihi şey’ün fil erdi ve lâ fissemâi ve hüves-semi’ul alim.”
Anlamı
Allah’ın yüce ismine sığınana yerde ve gökte hiç bir şey zarar veremez! O, her şeyi işitir ve her şeyi bilir.
Her gün Okunacak Dualar
Sabah-akşam, 3 defa, “Bismillahillezi lâ yedurru maasmihi şeyün fil erdi velâ fissemâi ve hüvessemiulalim” okuyan, büyücü ve zalimden emin olur. [İbni Mace]
“Bismillahillezi lâ yedurru.” Duasının Fazileti
(Korunma Duası)
İmam-ı Rabbani Hazretleri, talebeleri ile uzak bir diyara yolculuk ederken, gece, bir handa kaldılar. “Bu gece bir bela zuhur edecektir. (Bismillâhillezi lâ yedurru ma’asmihi şey’ün fil erdı ve lâ fissemâi ve hüves-semi’ul alim) duasını üç defa okuyun.” buyurdu. Gece büyük yangın oldu. Her odada eşyalar yandı. Duayı okuyanlara bir şey olmadı.
Eğer kendinize büyü yapıldığını, haset edildiğini düşünüyorsanız sabah-akşam üçer kez bu duayı zikredin.
Dert, bela, fitne, hastalık, nazar, sihir ve zalimlerin şerrinden korunmak için, sabah akşam, İmam-ı Rabbani Hazretlerinin bildirdiğini hatırlayarak, üç defa okumalıdır. Âyât-i hırz okununca da, bu duayı okumalıdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: Bu duayı sabah üç kere okuyana, akşama kadar, akşam okuyana da, sabaha kadar hiç bela gelmez.” (İbni Mace)
Hiç bir kul yoktur ki, her günün sabahı ve her gecenin akşamında üç kere: “Bismillâhillezî lâ yedurru ma’asmihî şey’ün fil ardı velâ fissemâ’ ve hüve semî’ul alim.” desin de sonra ona bir şey zarar versin.
Ravi: Hz. Osman (r.a.)
Arapça Yazılışı ;
بِسْمِ اللَّهِ الَّذِى لاَ يَضُرّ ُ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ فِي اْلاَرْضِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ وَ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمْ
Anlamı : Allah’ın yüce ismine sığınana yerde ve gökte hiç bir şey zarar veremez! O, her şeyi işitir ve her şeyi bilir.
Bu duayı sabah-akşam 3 defa okuyana hiç bir şey zarar veremez
“Bismillâhillezî lâ yedurru measmihi Şey’ün fil’ardi velâ fissemâi ve Hüvessemi’ul Aliym.”
MANASI:
Yüce Allah’in ismiyle hareket ederim. O yüce Allah ki O’nun mübârek ismiyle hareket edildigi (O’nun ismi söylendigi) vakit yerde ve gökte hiçbir sey okuyana zarar veremez. O yüce Allah her seyi en iyi isiten ve en mükemmel bir sekilde bilendir.
Yukarıdaki dua sabah ve aksam 3 defa okunması çok faziletlidir.
Bu Duanın Havassı:
Enes bin Malik’e (R.A.) Peygamber Efendimiz (Sallallâhu Aleyhi Vesellem) buyurdular ki: “Her kim her sabah bu duayı okursa, kimsenin ona yolu yoktur. Yani ne zehir, ne sihir (büyü), ne de zalim bir sultan (ya da bir yönetici, patron) ona zarar veremez.”
Enes bin Mâlik’e RA Peygamberimizin (S.A.V) öğrettiği çok tesirli bir dua:
Bu duayı sabah (mümkünse güneş doğmadan) 3 kere ve akşam güneş battıktan hemen sonra okuyan korkmaya tek layık olan yalnız ALLAH ‘tan C.C. korksun . Başta zalim devlet başkanı şeytan cin ve insanların şerrinden büyü ve efsunlardan hiçbiri ALLAH ‘ın C.C. izniyle hiçbir şekilde zarar veremez. Hz Osman’dan (RA) bildirildiğine göre ani belalardan da korunur. Ayrıca Zehir verilse tesir etmez ALLAH ‘ın izniyle (hergün okumak lazımdır)
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
“Bismillâhillezi lâ yedurru ma’asmihi şey’ün fil erdi ve lâ fissemâi ve hüves-semi’ul alim” duasını sabah 3 kere okuyana, akşama kadar, akşam okuyana da, sabaha kadar hiç bela gelmez. [İbni Mace]
İmam-ı Rabbani hazretleri, talebeleri ile, uzak bir yere giderken, gece, bir handa kaldılar.
Bu gece bir bela zuhur edecektir.
Besmele ile “Bismillâhillezi lâ yedurru ma’asmihi şey’ün fil erdı ve lâ fissemâi ve hüves-semi’ul alim” duasını üç defa okuyun) buyurdu.
Gece büyük yangın oldu. Her odada eşyalar yandı. Duayı okuyanlara bir şey olmadı.
|
|
|
Kara Basan'dan Korunmak için Peygamberimizin Ebû Dücâne'ye Verdiği Cin Mektubu |
|
Yazar: RasitTunca - 08-17-2018, 09:41 PM - Forum: Güzel Dualar Zikirler Tesbihatlar
- Yorum Yok
|
 |
Peygamberimizin Ebû Dücâne'ye Verdiği Mektup "Cin Mektubu-Name-i Peygamber"
Ebû Dücâne (ra) Resûlullah’a (asm) geldi ve: “Yâ Resûlallah! Yatağıma geldiğim zaman değirmen sesi ve arı vızıltıları gibi sesler işitiyorum. Şimşek parıltısı gibi bir şeyler görüyorum. Başımı kaldırıp baktığımda evimin orta yerinde siyah ve uzun gölge gibi bir şeyin olduğunu görüyorum. Yakalamak için elimi uzattığımda, derisinin üzerindeki kılların kirpi kılları gibi olduğunu ve ağzından yüzüme karşı ateş parçaları attığını görüp beni yakacağını zannediyorum ve korkuyorum” dedi. Resûl-i Ekrem Efendimiz (asm): “Yâ Ebû Dücâne! Evinize gelen korkunç bir mahluktur. Bana kâğıt kalem getiriniz” buyurdu. Kâğıt ve kalem getirilince Hazret-i Ali’ye (ra) verdi ve: “Yaz,” buyurdu:
Aşağıdaki mektubu Peygamber Efendimiz (s.a.v.), şeytan ve cinlere karşı yazdırmıştır. Böyle bir belaya maruz kalanlar, bu mektubu yazdırıp yastığının altına koymalıdırlar. İnşaallah şifa ve deva Allah-ü Teala´dandır.
Name-i Peygamberin - Cin Mektubunun Arapçası Arapça Text Halinde Yazılışı
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
هَذَا كِتاَبٌ مِنْ مُحَمَّدٍ رَسُولِ اللهِ رَبِّ العَالَمِينَ إلَى مَنْ طَرَقَ الدَّارَ مِنَ الْعُمَّارِ وَالزُّوَّارِ وَالسَّائِحِينَ إلاَّ طَارِقاً يَطْرُقُ بِخَيْرٍ ياَ اللهُ. أَمَّا بَعْدُ فَإنَّ لَناَ وَلَكُمْ فِي الْحَقِّ سِعَةً فَإنْ تَكُ عَاشِقاً مُولِعاً أوْ فَاجِراً مُقْتَحِماً أَوْ رَاعِياً مُبْطِلاً فَهَذاَ كِتاَبُ اللهِ تَعَالىَ يَنْطِقُ عَلَيْنَا وَعَلَيْكُمْ بِالْحَقِّ إنَّا كُنَّا نَسْتَنْسِخُ مَا كُنْتُمْ تَعْمَلوُنَ وَرُسُلُنَا يَكْتُبُونَ مَا تَمْكُرُونَ اُتْرُكُوا صَاحِبَ كِتَابِي هَذاَ وَانْطَلِقوُا إلىَ عَبَدَةِ اْلأصْنَامِ وَاْلأوْثاَنِ وَإلىَ مَنْ تَزْعُمُ أَنَّ مَعَ اللهِ إلَـهاً آخَرَ لاَ إلَـهَ إلاَّ هُوَ كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ إلاَّ وَجْهَهُ لَهُ الْحُكْمُ وَإلَيْهِ تُرْجَعُونَ، حم لا يُنْصَرُونَ، حمعسق تُغْلَبُونَ حم وَالْكِتَابِ الْمُبِينِ تُفْرَقُ أعْدَاءُ اللهِ وَبَلَغَتْ حُجَّةُ اللهِ وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قَوَّةَ إلاَّ بِاللهِ فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
Name-i Peygamberin - Cin Mektubunun Arapçası Latin harfleri ile Türkçe Text Halinde Yazılışı
“Bismillahi’r-rahmâni’r-rahîm. Hâzâ kitâbün min Muhammedin resûli Rabbi’l-âlemîne ilâ men taraka’d-dâra mine’l-ummâri ve’z-zuvvâri ve’s-sâlihîne illâ târıkin yetruku bihayrin yâ Rahmânü. Emmâ ba’dü: Fe inne lenâ ve leküm fi’l-hakkı si’aten fe’in tekü âşikan mûli’an ev fâciran muktehimen ev râiyen hakkan mubtılen hâzâ kitâbullahi yentıkü aleynâ ve aleyküm bi’l-hakkı innâ künnâ nestensihu mâ küntüm ta’melûne ve rusulünâ yektübûne mâ küntüm temkürûne. Ütrükû sâhibe kitâbî hâzâ! Ve’ntalikû ilâ abedeti’l-esnâm ve ilâ men yez’umu enne me’allâhi ilâhen âhera lâ ilâhe illâ hüve küllü şey’in hâlikün illâ vechehû lehû’l-hükmü ve ileyhi türce’ûne tuğlebûne hâ-mîm lâ tünsarûne hâ-mîm ayn-sîn-kâf teferreka e’adâ’ullahi ve beleğat hüccetu’llâhi velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi feseyekfîkehümüllahü ve hüve’s-semî’u’l-alîm.”
Name-i Peygamberin - Cin Mektubunun Türkçe Anlamının Text Halinde Yazılışı
(Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla. Bu mektup âlemlerin Rabb’inin Resûlü olan Muhammed’den (asm) hayır veya şer niyetiyle evi ziyârete gelenlere, ancak hayırla gelmelerini dilemek için yazılmıştır. İmdât yâ Rahmân! Muhakkak bizim ve sizin için, hakta genişlik olmalıdır. İsteyerek, istemeyerek veya sürüklenerek, bozgunculuk yapmaksızın, Allah hakkı için evi boşaltmanızı isteyen bu mektup, bize ve size hakkı konuşur. Biz bu mektuba yaptıklarınızı kaydediyoruz. Elçilerimiz, sizin yaptığınız hîleleri yazıyorlar. Bu mektup sahibinin evini derhal terk ediniz! Putlara kulluk yapanlara ve Allah’tan başka ilâh edinenlere gidiniz. O’ndan başka ilah yoktur. O’ndan başka her şey helâk olacaktır. Hüküm O’nundur ve Hâ-Mîm hakkı için ister istemez O’na döndürüleceksiniz. Hâ-Mîm ve Ayn-Sîn-Kâf hakkı için yardım görmezsiniz. Allah düşmanları bölük pörçük oldular. Çünkü Allah’ın delili ve âyeti ulaşmıştır. Allah’tan başka güç ve kudret yoktur. Allah size yeter. O işiten ve bilendir.”)
Ebû Dücâne (ra) diyor ki: “Resûl-i Ekrem’in (asm) yazdırdığı bu mektubu götürüp okudum, baş ucuma koydum ve yattım. Gece yarısı uyanmıştım. Kulağıma şöyle bir korkunç ses geliyordu: “Lât ve Uzza’ya yemin ederim ki, bizi yaktın! Bu mektup sahibinin hakkı için bu mektubu kaldır. Senin evine ve etrafına artık bir daha gelmeyeceğiz.”
Ebû Dücâne (ra) devam ediyor: “Bunun üzerine sabahleyin erkenden kalkıp Resûl-i Ekrem’in (asm) arkasında sabah namazı kıldım. Cinlerin feryadını Resûl-i Ekrem’e (asm) haber verdim. Resûlullah Efendimiz (asm) bana:
“Yâ Ebû Dücâne! O mektubu kaldır. Beni hak Peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki, eğer o mektubu kaldırmazsan, onlar kıyâmete kadar azap içinde kıvranırlar” buyurdu.
Ebû Dücâne Hakkında Bilgiler
Resûlullah efendimizin fedâisi.
Uhud harbinde sevgili Peygamberimiz, son emirlerini verdiler. İslâm Ordusunun, nelere dikkat etmesi gerektiğini, açık açık bildirdiler...
Sonra, mübârek ellerinde tuttukları kılıcı göstererek buyurdular ki:
- Bu kılıcın hakkını yerine getirmek şartıyla, kim almak ister?
Mücâhidlerin hepsi istiyordu. Fakat Hazret-i Ebû Dücâne, yüksek sesle sordu:
- Yâ Resûlallah! Bu kılıcın hakkı nedir?
Kılıcın hakkı
- O'nun hakkı, eğilip bükülünceye kadar; düşmanın yüzüne vurmaktır, vurmaktır. Onun hakkı, Müslüman öldürmemen, onunla kâfirlerin önünden kaçmamandır. Onunla Allahü teâlâ sana zafer yahut şehitlik nasîb edinceye kadar, Allah yolunda çarpışmandır.
Hazret-i Ebû Dücâne, Medîneli mücâhidlerin en bahadırlarından biriydi. Şunları söyledi:
- Kılıcı, o şartla alabilirim yâ Resûlallah.
Peygamber efendimiz, tebessüm ettiler. Sonra, kılıcı uzattılar. Üzerine, Arapça şu beyt oyulmuştu:
"Korkaklıkta zillet, utanç; ileri atılmakta, izzet, şeref vardır. İnsan, korkaklık etse bile; kaderinden kaçamaz."
Ebû Dücâne hazretleri o kadar sevindi ki, keyfinden, pehlivanlar gibi yürümeye başladı. Geniş ve dik adımlar atıyordu. Başına, kırmızı bir tülbent sardı. Sanki fırtına gibi, düşmana esmek için hazırlanıyordu.
Aslında Eshâb-ı kîrâm, ya'nî Peygamber efendimizin sevgili arkadaşları; mütevâzi, alçak gönüllü, kibirsiz insanlardı. Halbuki şimdi Ebû Dücâne hazretleri biraz gururlu görünüyordu. Kendi aralarında konuşuyorlardı:
- Böyle yürümek, Müslümana yakışır mı?
- Gurur ve kibir, bize göre değil ki.
Fakat Resûl-i Ekrem efendimiz, onları susturdular ve buyurdular:
- Bu bir yürüyüştür ki, harp meydanları dışında Allahü teâlânın gadabına sebeptir...
Hazret-i Ebû Dücâne, şâhin gibi düşman üstüne atılıyordu. Elindeki kılıcın hakkını vermek için, canını vermeye hazırdı. Önüne çıkan dinsizleri, müşrikleri kılıçladı, kılıçladı. Kimini öldürdü, kimini yaraladı. Zâten yürüyüşünden, heybetinden korkan hâinler; çil yavrusu gibi dağılıyorlardı.
O kurtulursa
Uhud Savaşında müşriklerin azılılarından Âsım bin Ebî Avf, kudurmuş bir canavar gibi Müslümanlara saldırıyor, bir taraftan da:
- Ey Kureyş cemaatı! Akrabâlık haklarını gözetmeyen, kavminizi bölen kimse ile çarpışmaktan geri durmayınız. Eğer O kurtulursa ben kurtulmayayım, diye bağırarak Kureyş kâfirlerini harbe teşvik ediyordu.
Ebû Dücâne hazretleri bu azılı kâfirin susturulması îcab ettiğini anlamış ve çarpışa çarpışa ona yaklaşıp, bu İslâm düşmanını öldürerek gerekli cezâsını vermişti.
Ebû Dücâne hazretleri bununla meşgul iken, müşriklerden Ma'bed bin Vehb, Ebû Dücâne'ye müthiş bir kılıç darbesi indirmişti. Ebû Dücâne hazretleri çok seri bir şekilde yere çökerek bu öldürücü darbeden kurtulmuş, hemen sonra acele kalkıp hücum ederek, Ma'bed'i yaralamış, bir çukura düşürmüştü.
Sonra da çukura atlayıp başını kesip kâfirlere doğru fırlattı. Bu hâl, Kureyş kâfirlerinin zaten bozulmuş olan morallerini daha da bozmaya sebep olmuştu.
Uhud savaşının iyice kızıştığı sırada muhâcirinden Zübeyr bin Avvâm, kılıcın kendisine verilmemesinden dolayı üzgün idi. Kendi kendine dedi ki:
"- Ben Resûlullahtan kılıcı istedim. Onu bana vermedi, Ebû Dücâne'ye verdi. Halbuki ben halası Safiyye'nin oğluyum. Üstelik de Kureyşliyim. Halbuki önce ben istemiştim. Gidip bakayım, Ebû Dücâne benden fazla ne yapacak?"
Ebû Dücâne'yi takibe başladı. Ebû Dücâne hazretleri beytler okuyor, müşriklerden kime rastlarsa, onu vurup öldürüyordu. Müşriklerin en azılılarından, iri cüsseli Ebû Zûl-Kerş her tarafı zırhlarla kaplı, sadece gözleri görünüyordu. Ebû Dücâne hazretleri ile karşı karşıya geldi. Kâfir bağırıyordu:
- Ben Ebû Zûl-Kerş'im!
Bu isim kendisine uzun boyuna rağmen büyük göbeğinden dolayı verilmişti.
İkiye biçti
Önce Ebû Dücâne hazretlerine hücum etti. Ebû Dücâne, onun darbesinden kalkanıyla korundu. Ebû Zûl-Kerş'in kılıcı Ebû Dücâne hazretlerinin kalkanına gömüldü. Kılıcına asıldı fakat çıkaramadı. Sıra Ebû Dücâne hazretlerine gelmişti. Bir kılınç darbesiyle omuzundan, tâ uyluklarına kadar ikiye biçti. Canını Cehenneme yolladı.
Bundan sonra Ebû Dücâne, önüne çıkan her kâfiri devirerek dağın eteğinde defleriyle müşrikleri kışkırtan kadınların yanına geldi. Ebû Dücâne buyuruyor ki:
- Uzaktan bir kadın gördüm ki, müşriklere son derece kızıyor, bağırıyor ve harbe teşvik ediyordu. Üzerine yürüdüm. Etrafından imdat istedi, bağırmaya başladı. Onun bir kadın olduğunu görünce Resûlullahın kılıcının şerefini gözettim ve kılıcı kadına vurmadım.
Tir tir titreyen Kureyşli kadın bile, bu civânmertlik karşısında şaşırıp kaldı!
Bu kadın Ebû Süfyân'ın hanımı Hind idi. Daha sonra Mekke'nin fethinde Müslüman oldu.
Ebû Dücâne'nin her yere yetiştiğini, kılıcını kaldırdığı halde Ebû Süfyan'ın karısı Hind'i öldürmekten vazgeçtiğini gören Zübeyr bin Avvâm hazretleri, kendi kendine buyurdu ki:
- Kılıcın kime verileceğini Allahın Resûlü benden daha iyi bilir. Vallahi ben onun çarpışmasından daha üstün çarpışan, vuruşan bir kimse görmedim.
Sonra Ebû Dücâne'nin yanına vararak dedi ki:
- Yaptığın her şeyi gördüm. Kadına kılıcını kaldırıp sonra vurmaktan vazgeçtiğini de gördüm.
Ebû Dücâne cevap verdi:
- Resûlullahın kılıcına hürmet ettim ve onu kadın kanına bulaştırmadım.
Daha sonra Ebû Dücâne hazretleri, Hazret-i Hamza ve Hazret-i Ali ve diğer Eshâb-ı kirâm ile beraber yeniden düşman saflarına umumî taarruz için ileri atıldı. Birçok Sahâbî şehit düştü, fakat müşrikler de kaçmaya başlamışlardı.
Peygamberimiz duâ etmiş idi
Uhud savaşında Müslümanlar bir ara dağılınca, Peygamber efendimizin yanında yedisi muhâcirlerden, yedisi de ensârdan olmak üzere ondört sahâbi kalmıştı. Bu yedi ensârdan biri de Ebû Dücâne idi.
Ebû Dücâne, aynı zamanda ölmek ve ayrılmamak üzere üçü muhacirlerden beşi ensârdan olan sekiz sahâbiden biri olarak Resûlullaha biat etmişti. Bu sekiz sahâbiden hiçbiri Uhud'da şehit olmadı, çünkü bunlara Peygamberimiz duâ etmiş idi.
Uhud savaşında, müşriklerin azılılarından Abdullah bin Hüneyd, Peygamberimizi görünce atını mahmuzladı. Kendisi tepeden tırnağa silahlı ve zırhlar içerisinde olup, başında da miğfer vardı.
- Ben Züheyr'in oğluyum. Bana Muhammed'i gösteriniz. Ya ben O'nu öldürürüm yâhut onun yanında ölürüm, diye haykırıyordu.
Ebû Dücâne hazretleri hemen onun karşısına çıkarak dedi ki:
- Gel yanıma! Ben vücudumla Resûlullahın vücudunu koruyan bir kişiyim.
Abdullah bin Hüneyd'in atının bacaklarına bir kılıç çaldı. Atın ayakları çökünce kılıcını kaldırıp:
- Al bunu da Hareşe'nin oğlundan, deyip bir vuruşta onu Cehenneme gönderdi.
Sen de râzı ol
Peygamber efendimiz bu olanları görüyordu ve buyurdu ki:
- Allahım, Ebû Dücâne'den ben nasıl râzı isem, Sen de râzı ol.
Ebû Dücâne hazretleri Uhud'da çok kahramanlık gösterdi. Resûlullah efendimiz Uhud gazâsından dönünce, Ebû Dücâne hazretlerine vermiş olduğu kılıçlarını almıştı. Kılıcın üzerindeki müşrik kanlarını silmek üzere mübârek kerîmeleri Hazret-i Fâtıma'ya uzattı. Bu esnâda, Hazret-i Ali de kendi kılıcını uzatarak dedi ki:
- Şunu da al, bu gazâda çok iyi işime yaradı.
Bunun üzerine Peygamberimiz buyurdu ki:
- Sen muharebede sadâkat gösterdin, başarılı oldun; Sehl bin Hâris ve Ebû Dücâne de başarılı olmuşlardır.
Böylece Ebû Dücâne ve Sehl hazretlerinin yapmış olduğu üstün hizmeti beyân buyurmuşlardır.
Cin mektubu
Ebû Dücâne hazretleri anlatır:
Bir gece yatıyordum. Değirmen sesi gibi ve ağaç yapraklarının sesi gibi ses duydum ve şimşek gibi parıltı gördüm. Başımı kaldırdım. Odanın ortasında, siyah bir şey yükseldiğini farkettim. Elimle yokladım. Kirpi derisi gibi idi. Yüzüme, kıvılcım gibi şeyler atmaya başladı. Hemen Resûlullaha gidip, anlattım. Buyurdu ki:
- Yâ Ebâ Dücâne! Allahü teâlâ, evine hayır ve bereket versin!.
Kalem ve kâğıt istedi. Hazret-i Ali'ye bir mektup yazdırdı. Mektubu alıp eve götürdüm. Başımın altına koyup, uyudum. Feryâd eden bir ses, beni uyandırdı. Diyordu ki:
- Yâ Ebâ Dücâne! Bu mektupla, beni yaktın. Senin sâhibin, bizden elbette çok yüksektir. Bu mektubu, bizim karşımızdan kaldırmaktan başka, bizim için kurtuluş yoktur. Artık senin ve komşularının evine gelemiyeceğiz. Bu mektubun bulunduğu yerlere gelemeyiz.
Sâhibimin izni olmadıkça
Ona dedim ki:
- Sâhibimden izin almadıkça bu mektubu kaldırmam.
Cin ağlamasından, feryâdından dolayı, o gece, bana çok uzun geldi.
Sabah namazını, mescidde kıldıktan sonra, cinnin sözlerini anlattım. Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem" buyurdu ki:
- O mektubu kaldır. Yoksa, mektubun acısını, kıyâmete kadar çekerler!
Bir kimse, bu mektubu, yanında taşısa veya evinde bulundursa, bu kimseye, eve ve etrafına cin gelmez ve dadanmış olup zarar veren cin de gider.
Ebû Dücâne hazretleri hicretin 13. yılında yalancı peygamber Müseylemet-ül Kezzâb ile yapılan Yemâme savaşında şehit olmuştur.
|
|
|
Gece Namazına Kalkabilmek İçin Dua |
|
Yazar: RasitTunca - 08-17-2018, 09:34 PM - Forum: Güzel Dualar Zikirler Tesbihatlar
- Yorum Yok
|
 |
Gece Namazına Kalkabilmek İçin Dua
1- İmam Sadık (as) dedesinden (as) rivayetle buyurur ki: Kim gece namazına kalkmak isterse, uyumadan önce şöyle söylesin:
“Allâhumme lâ tu’minî mekrak ve lâ tunsinî zikrak ve lâ tec’alnî me’al ğâfili^n, eqûmu inşâ’allâhu sâ’ate kezâ ve kezâ”
[Allah’ım, beni çarelerinden mahrum etme, zikrini bana unutturma ve beni gafillerden eyleme. Allah dilerse, falan saatte uyanırım.]
Burada falan saatte (keza ve keza) yerine uyanmak istenen saat belirtilmelidir. Böylece Allah, bu duayı okuyan kimseyi uyandırması için bir meleği görevlendirecektir.
2- Felahu’s-Sail’de, İmam Musa Kâzım’dan (as) şöyle rivayet edilmiştir: Gece namazı için uyanmak isteyen kimse şu duayı okusun:
“Allâhumme lâ tu’minnî ve lâ tunsinî zikrak ve lâ tuvellî annî vechek ve lâ annî sitrak ve lâ te’huznî alâ temerrudî ve lâ tec’alnî minel ğafilîn vey qiznî min raqadetî ve sehhil liyel qiyâme fi hâzihil leyle fî ehebbil evqâti ileyk verzuqnî fîhes salVte veşşukre vedduâ’e hattâ es’eluke fetu’tînî ve ed’ûke fetestecîbu lî ve esteğfiruke feteğfir lî, inneke entel ğafûrur rahîm.”
[Allah’ım, beni çarelerinden mahrum etme, zikrini bana unutturma, yüzünü benden çevirme, seninle aramda olan (hayâ) perdesini yırtma, isyanımla beni cezalandırma, beni gafillerden eyleme, uykumdan uyandır; bu gecede, senin hoşlandığın en güzel zamanda ayağa kalkabilmeyi bana kolay kıl; bu gecede beni namazla, şükürle ve duayla rızıklandır. Ta ki senden isteyeyim, sen de bana veresin; seni çağırayım, sen de bana icabet esin; senden bağışlanma dileyeyim, sen de beni bağışlayasın. Şüphe yok ki, sen çok bağışlayansın, rahimsin.]
|
|
|
Akil Hastalarina Okunacak Dua Ve Sureler |
|
Yazar: RasitTunca - 08-17-2018, 09:08 PM - Forum: Güzel Dualar Zikirler Tesbihatlar
- Yorum Yok
|
 |
AKIL HASTALARINA OKUNACAK DUA VE SURELER
Rasûlullah (sav) zamanında bir kervan yolda giderken kervanda bir hastaları vardı.
Hazret (ks) bu sohbetinde Hastaları okumak konusundan bahsetti:
Hastaya okumak (Fatiha veya başka sureler) ve muskaya (Ayet) yazmak İslam da vardır.
Rasûlullah (sav) zamanında bir kervan yolda giderken kervanda bir hastaları vardı. Hastayla ilgilenmek üzere kervan yolda mola verdi mola verdikleri suyun başında bir kişiye rastladılar bu kişi kervandaki tedirginliği görünce hayırdır ne oldu ne var bu telaşınız nedir diye sordu? Kervandakilerde o yolcuya, bizim bir hastamız var uzun zamandır rahatsız ne yaptıysak sağlığına kavuşmadı yine durumu ağırlaştı, burada onun için istirahat verdik ne yapacağımızı şaşırdık bilmiyoruz dediler. O yolcu kişi ben bir hastayı göreyim dedi o kişiyi hastanın yanına götürdüler hastayı gördü ve kervandakilere şöyle dedi.
Ben Allah’ın (c.c.) izniyle bu hastaya okur iyi ederim, ancak yirmi koyun alırım dedi. Kervandakilerde sen yeter ki iyi et, sana yirmi koyun verelim dediler. O kişi o hastaya Fatiha suresini okudu. Hasta Allah’ın (c.c.) izni ile şifa buldu, adam koyunları aldı. Ancak kervandakiler sonradan bu adamı Rasûlullah Efendimize (sav) geldiler şikayet ettiler.
Allah Resulü (sav) o kişinin aldığı koyunlar helâldir dedi. Ancak türbelere çaput bağlamak mum yakmak bidattir, dinde yoktur. Türbe ziyaretinde türbedeki zattan değil Allah’tan (c.c.) orda yatan zatın hatırına istenecek. Allah (c.c.) istemeden, izin vermeden hiçbir evliyaullah hatta Rasûlullah (sav) dâhil kimse kimseye yardım edemez. Bu hiç unutulmamalıdır, ancak istenirken bu zatların hatırına istenecek. Vesselâm. (Vesselâm: İşte bu kadar!)
Hazret (k.s) Akıl hastalarına okunacak dua ve süreleri açıkladılar:
Ebu Leyla el-Ensarî (r.a) anlatıyor: "(Bir gün) ben Rasûlullah’ın (sav) yanında otururken, Efendimize bir bedevi geldi: "Hasta bir erkek kardeşim var" dedi.
Rasûlullah Efendimiz (sav): "Kardeşinin hastalığı nedir?" Diye sordu.
"Kardeşimde biraz delilik var!" Dedi.
Rasûlullah Efendimiz (sav): "Git onu bana getir!" Buyurdular.
Adam gitti kardeşini getirdi. Rasulullah’ın önüne oturttu.
Rasûlullah Efendimiz (sav):
* Fatiha-ı Şerife
1-Bismillahirrahmanirrahim 2-El hamdü lillahi Rabb’il âlemin 3-Er rahmanir rahiym
4-Maliki yevmid din 5-İyyake na'büdü ve iyyake nesteiyn 6-İhdinas siratal müstekiym
7-Siratallezine en'amte aleyhim ğayril mağdubi aleyhim ve lad dallin
Meal’i:
1- Rahman (ve) rahîm (olan) Allah'ın adıyla.
2-Hamd (övme ve övülme), âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.
3-Hamd (övme ve övülme), âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.
4-Ceza gününün malikidir
5-(Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız.
6- Bize doğru yolu göster.
7-Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu; Gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil!
* Bakara suresinin başından ilk dört ayeti,
Bismillahirrahmanirrahim
1- Elif lam mim
2- Zalikel kitabü la raybe fih, hüdel lil müttekiyn
3- Ellezine yü'minune bil ğaybi ve yükiymunas salate ve mimma razaknahüm yünfikun
4- Velelzine yü'minune bi ma ünzile ileyke ve ma ünzile min kablik, ve bil ahirati hüm yukinun
Meal’i:
1- Elif. Lâm. Mim.
2- O kitap (Kur'an); onda asla şüphe yoktur. O, müttakîler (sakınanlar ve arınmak isteyenler) için bir yol göstericidir.
3-Onlar gayba inanırlar, namaz kılarlar, kendilerine verdiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar.
4-Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; ahiret gününe de kesinkes inanırlar.
Bakara suresi’nin ortalarından 163. Ayeti,
Bismillahirrahmanirrahim
163- Ve ilahüküm ilahüv vahid, la ilahe illa hüver rahmanür rahiym
Meal’i: İlâhınız bir tek Allah'tır. O'ndan başka ilâh yoktur. O, rahmandır, rahîmdir.
Bakara suresinden- 255 ayeti (Ayetel Kürsi’yi)
Bismillahirrahmanirrahim
255- Allahü la ilahe illa hüvel hayyül kayyum, la te'huzühu sinetüv vela nevm, lehu ma fis semavati ve ma fil ard, men zellezi yeşfeu indehu illa bi iznih, ya'lemü ma beyne eydihim ve ma halfehüm, ve al yühiytune bi şey'im min ilmihi illa bi ma şa', vesia kürsiyyühüs semavati vel ard, ve la yeudühu hifzuhüma, ve hüvel aliyyül aziym
Meal’i:
255- Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. O daima diridir (hayydır), bütün varlığın idaresini yürüten (kayyum)dir. O'nu ne gaflet basar, ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi o’nundur.
İzni olmadan huzurunda şefaat edecek olan kimdir? O, kullarının önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise, O'nun dilediği kadarından başka ilminden hiç bir şey kavrayamazlar.
O'nun kürsisi, bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır. Onların her ikisini de görüp gözetmek O'na bir ağırlık vermez. O çok yücedir, çok büyüktür.
Bakara süresinin sonundan ise üç ayeti;
Bismillahirrahmanirrahim
284- Lillahi ma fis semavati ve ma fil ard, ve in tübdu ma fi enfüsiküm ev tuhfuhü yühasibküm bihillah, fe yağfiru limey yeşaü ve yüazzibü mey yeşa', vallahü ala külli şey'in kadir
Meal’i:
Göklerde ve yerdekilerin hepsi Allah'ındır. İçinizdekileri açığa vursanız da gizleseniz de Allah ondan dolayı sizi hesaba çekecektir, sonra dilediğini affeder, dilediğine de azap eder. Allah her şeye kadirdir.
285- Amener rasulü bi ma ünzile ileyhi mir rabbihi vel mü'minun, küllün amene billahi ve melaiketihi ve kütübihi ve rusülih, la nüferriku beyne ehadim mir rusülih, ve kalu semi'na ve eta'na ğufraneke rabbena ve ileykel masiyr
Meal’i:
Peygamber, Rabbi tarafından kendisine indirilene iman etti, müminler de (iman ettiler). Her biri Allah a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler. "Allah'ın peygamberlerinden hiçbiri arasında ayırım yapmayız. İşittik, itaat ettik. Ey Rabbimiz, affına sığındık! Dönüş sanadır" dediler.
286- La yükellifüllahü nefsen illa vüs'aha, leha ma kesebet ve aleyha mektesebet, rabbena la tüahizna in nesina ev ahta'na, rabbena ve la tahmil aleyna isran kema hameltehu alellezine min kablina, rabbena ve la tühammilna ma la takate lena bih, va'fü anna, vağfir lena, verhamna ente mevlane fensurna alel kavmil kafirin
Meal’i:
Allah her şahsı, ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef kılar. Herkesin kazandığı (hayır) kendine, yapacağı (şer) de kendinedir. Rabbimiz! Unutursak veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma. Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği işler de yükleme! Bizi affet! Bizi bağış.
*Al-i İmran’dan 18. ayeti;
Bismillahirrahmanirrahim
Şehidellahü ennehu la ilahe illa hüve vel melaiketü ve ülül ilmi kaimem bil kist, la ilahe illa hüvel azizül hakim
Meal’i:
Allah, adaleti ayakta tutarak (delilleriyle) şu hususu açıklamıştır ki, kendisinden başka ilâh yoktur. Melekler ve ilim sahipleri de (bunu ikrar etmişlerdir. Evet) mutlak güç ve hikmet sahibi Allah'tan başka ilâh yoktur.
*A'raf suresinden 54. ayeti;
Bismillahirrahmanirrahim
İnne rabbekümüllahüllezi halekas semavati vel erda fi sitteti eyyamin sümmesteva alel arşi yuğşil leylen nehara yatlübühu hasisev veş şemse vel kamera ven nücume müsehharatim bi emrih ela lehül halku vel emr tebarakellahü rabbül alemin
Meal’i:
Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra Arş'a istivâ eden, geceyi, durmadan kendisini kovalayan gündüze bürüyüp örten; güneşi, ayı ve yıldızları emrine boyun eğmiş durumda yaratan Allah'tır. Bilesiniz ki, yaratmak da emretmek de O'na mahsustur. Alemlerin Rabbi Allah ne yücedir!
*Mü'minün süresinden 117 ayeti;
Bismillahirrahmanirrahim
Ve mey yed'u meallahi ilahen ahara la bürhane lehu bihi fe innema hisabühu inde rabbih innehu la yüflihul kafirun
Meal’i:
Her kim Allah ile birlikte diğer bir tanrıya taparsa -ki bu hususla ilgili hiçbir delili yoktur- o kimsenin hesabı ancak Rabbinin nezdindedir. Şurası muhakkak ki kâfirler iflah olmaz.
*Cin süresinden 3 . ayeti,
Bismillahirrahmanirrahim
Ve ennehu te'ala ceddu rabbina mettehaze sahibeten ve la veleden.
Meal’i:
Hakikat şu ki, Rabbimizin şânı çok yücedir. O, ne eş ne de çocuk edinmiştir.
* Saffât suresinin başından on ayeti,
Bismillahirrahmanirrahim
1-Vessaffati saffa 2-Fezzacirati zecra 3-Fettaliyati zikra 4- İnne ilaheküm le vahid 5- Rabbüs semavati vel erdi ve ma beynehüma ve rabbül meşarik 6- İnna zeyyennes semaed dünya bi zinetinil kevakib 7- Ve hifzam min külli şeytanim marid 8- La yessemmeune ilel meleil a'la ve yukzefune min külli canib 9- Dühurav ve lehüm azabüv vasib 10- İlla men hatfel hatfete fe etbeahu şihabün sakib
Meal’i:
1-Saf saf dizilenlere, 2- O haykırıp sürenlere, 3- Ve o zikir okuyanlara, 4- Yemin ederim ki, ilâhınız birdir. 5- O, hem göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi, hem de doğuların Rabbidir. 6- Biz yakın göğü, bir süsle, yıldızlarla süsledik. 7- Ve (gökyüzünü) itaat dışına çıkan her şeytandan koruduk. 8- Onlar, artık mele-i a'lâ'ya (yüce topluluğa) kulak veremezler. Her taraftan taşlanırlar. 9- Kovulup atılırlar. Ve onlar için sürekli bir azap vardır. 10- Ancak (meleklerin konuşmalarından) bir söz kapan olursa, onu da delip geçen bir parlak ışık takip eder.
*Haşir suresinin sonundan üç ayeti;
Bismillahirrahmanirrahim
22-Huvallahulleziy la ilahe illa huve 'alimulğaybi veşşehadeti huverrahmanurrahiymu.
23- Huvallahulleziy la ilahe illa huve elmelikulkuddususselamul mu'minul muheyminul 'aziyzul cebbarul mutekebbiru subhanallahi 'amma yuşrikune.
24- Huvallahul halikul bariyulmusavviru lehum'esma ulhusna yusebbihu lehu ma fiyssemavati vel'ardi. Ve huvel'aziyzulhakiymu.
* (İhlâs) Kulhüvallahu Ahad suresi,
Bismillahirrahmanirrahim
1- Kul hüvallahü ehad
2- Allahüs samed
3- Lem yelid ve lem yuled
4- Ve lem yekün lehu küfüven ehad
Meal’i:
(1- 4) De ki: O, Allah birdir. Allah Samed’dir. O, doğurmamış ve doğmamıştır. Onun hiçbir dengi yoktur.
* (Felâk- Nas) Muavvizateyn surelerini
Bismillahirrahmanirrahim
1- Kul e'uzü birabbilfelak 2- Minşerri ma halak 3- Ve min şerri ğasikin iza vekab 4- Ve min şerrinneffasati fiyl'ukad 5- Ve min şerri hasidin iza hased
Meal’i:
(1-5) De ki: Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden ve kıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım!
Bismillahirrahmanirrahim
1-Kul e'uzü birabbinnas 2- Melikinnas 3- İlahinnas 4- Min şerrilvesvasil hannas 5- Elleziy yüvesvisü fiysudurinnas 6- Minel cinnetivennas
Meal’i:
(1-6) De ki: İnsanların kalplerine vesvese sokan, (insan Allah'ı andığında) pusuya çekilen cin ve insan şeytanının şerrinden insanların Rabbine, insanların Melikine (mutlak sahip ve hakimine) insanların İlâhına sığınırım!
Okuyarak ona afsun yaptığını işittim. Bunun üzerine bedevi ayağa kalktı. Tamamen iyileşmişti."
Hastaya okunacak dua:
Kim şu duayı, bir hasta üzerine yedi defa okursa, Allah’u Teâlâ (c.c) o hastaya şifa gönderir. Ancak ölüm hastası hariçtir. Dua şudur: << Es’elullahe-l-azim Rabbel- Arş-il azim en yeşfike >>. Hasta ziyaretinin faydası, o hastanın kırık gönlünü almak, Fatiha ve dua ile ona yardımcı olmandır.
Hasta ziyareti:
Mademki alamazsın elemini hastadan,
Bari gidip sormayı, sen esirgeme ondan;
Binlerce tatlı şerbet ve hoş kokulu meyve,
Daha iyi değildir, onunla bulunmandan.
Zengin olsun, Fakir olsun, hasta ziyaretinden geri kalma. Dostları acı içinde görmek sana tam dert ve gam ise de, onları unutmak hoş değildir aramak sormak lâzımdır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:
“Allah’u Teâlâ (c.c) kime iyilik dilese, ona dert ve hastalık gönderir.”
“Mü’min kul hasta olunca yahut sefere çıkınca, Allah’u Teâlâ (c.c) ona, sıhhatli, ya da mukim iken olan amellerinin misli kadar sevap yazmayı meleklerine emreder.”
“Mü’mine gelen bir dert, sıkıntı, hastalık ve üzüntü, onun küçük günahlarına kefarettir.”
“Sabahleyin, bir Müslüman hastayı ziyaret eden Müslümana, yetmiş bin melek, sabahtan akşama kadar mağfiret dilerler. Akşam hastayı ziyaret ederse, yetmiş bin melek onun için sabaha kadar mağfiret dilerler ve onun için Cennette bir bahçe olur.” Buyurmuşlar.
Ancak şu hususa çok dikkat etmemiz gerekir: Hastayı ziyaret etmek sünnettir ama hastanın yanında uzun oturmak bidat’tir.
Akıl hastaları okunacak dua ve süreler:
Ebu Leyla el-Ensarî (r.a) anlatıyor:
"(Bir gün) ben Rasûlullah’ın (sav) yanında otururken, Efendimize bir bedevi geldi: " hasta bir erkek kardeşim var" dedi.
Rasülullah (sav): "Kardeşinin hastalığı nedir?" Diye sordu.
"Kardeşimde biraz delilik var!" dedi.
Rasülullah (SAV): "Git onu bana getir!" buyurdular.
Adam gitti kardeşini getirdi. Rasulullah’ın önüne oturttu.
Rasülullah Efendimiz (sav):
Fatiha-ı şerife:
Bismillahirrahmanirrahim
El hamdü lillahi rabbil alemin
Er rahmanir rahiym
Maliki yevmid din
İyyake na'büdü ve iyyake nesteiyn
İhdinas siratal müstekiym
Siratallezine en'amte aleyhim ğayril mağdubi aleyhim ve lad dallin
Meal’i:
1- Rahman (ve) rahîm (olan) Allah'ın adıyla. 2-Hamd (övme ve övülme), âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur. 3-Hamd (övme ve övülme), âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur. 4-Ceza gününün malikidir 5-(Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız.
6- Bize doğru yolu göster. 7-Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu; Gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil!
Bakara suresinin başından ilk dört ayeti,
Bismillahirrahmanirrahim
1- Elif lam mim 2- Zalikel kitabü la raybe fih, hüdel lil müttekiyn 3- Ellezine yü'minune bil ğaybi ve yükiymunas salate ve mimma razaknahüm yünfikun 4- Velelzine yü'minune bi ma ünzile ileyke ve ma ünzile min kablik, ve bil ahirati hüm yukinun
Meal’i:
1- Elif. Lâm. MÎm. 2- O kitap (Kur'an); onda asla şüphe yoktur. O, müttakîler (sakınanlar ve arınmak isteyenler) için bir yol göstericidir. 3- Onlar gayba inanırlar, namaz kılarlar, kendilerine verdiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar. 4- Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; ahiret gününe de kesinkes inanırlar.
Bakara suresi’nin ortalarından 163. Ayeti,
Bismillahirrahmanirrahim
وَإِلَـهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ لاَّ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الرَّحْمَنُ الرَّحِيمُ
Bismillahirrahmanirrahim
Ve ilahüküm ilahüv vahid, la ilahe illa hüver rahmanür rahiym
Meal’i:
İlâhınız bir tek Allah'tır. O'ndan başka ilâh yoktur. O, rahmândır, rahîmdir.
Ayete'l-Kürsi,
اللّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ
Bismillahirrahmanirrahim
Allahü la ilahe illa hüvel hayyül kayyum, la te'huzühu sinetüv vela nevm, lehu ma fis semavati ve ma fil ard, men zellezi yeşfeu indehu illa bi iznih, ya'lemü ma beyne eydihim ve ma halfehüm, ve al yühiytune bi şey'im min ilmihi illa bi ma şa', vesia kürsiyyühüs semavati vel ard, ve la yeudühu hifzuhüma, ve hüvel aliyyül aziym
Meal’i:
255- Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. O daima diridir (hayydır), bütün varlığın idaresini yürüten (kayyum)dir. O'nu ne gaflet basar, ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmadan huzurunda şefaat edecek olan kimdir? O, kullarının önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise, O'nun dilediği kadarından başka ilminden hiç bir şey kavrayamazlar.
O'nun kürsisi, bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır. Onların her ikisini de görüp gözetmek O'na bir ağırlık vermez. O çok yücedir, çok büyüktür.
Bakara süresinin sonundan ise üç ayeti; (284- 285- 286)
Bismillahirrahmanirrahim
لِّلَّهِ ما فِي السَّمَاواتِ وَمَا فِي الأَرْضِ وَإِن تُبْدُواْ مَا فِي أَنفُسِكُمْ أَوْ تُخْفُوهُ يُحَاسِبْكُم بِهِ اللّهُ فَيَغْفِرُ لِمَن يَشَاء وَيُعَذِّبُ مَن يَشَاء وَاللّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Bismillahirrahmanirrahim
284- Lillahi ma fis semavati ve ma fil ard, ve in tübdu ma fi enfüsiküm ev tuhfuhü yühasibküm bihillah, fe yağfiru limey yeşaü ve yüazzibü mey yeşa', vallahü ala külli şey'in kadir
Meal’i:
Göklerde ve yerdekilerin hepsi Allah'ındır. İçinizdekileri açığa vursanız da gizleseniz de Allah ondan dolayı sizi hesaba çekecektir, sonra dilediğini affeder, dilediğine de azap eder. Allah her şeye kadirdir.
آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ آمَنَ بِاللّهِ وَمَلآئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِ وَقَالُواْ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ
Bismillahirrahmanirrahim
285- Amener rasulü bi ma ünzile ileyhi mir rabbihi vel mü'minun, küllün amene billahi ve melaiketihi ve kütübihi ve rusülih, la nüferriku beyne ehadim mir rusülih, ve kalu semi'na ve eta'na ğufraneke rabbena ve ileykel masiyr
Meal’i:
Peygamber, Rabbi tarafından kendisine indirilene iman etti, müminler de (iman ettiler). Her biri Allah a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler. "Allah'ın peygamberlerinden hiçbiri arasında ayırım yapmayız. İşittik, itaat ettik. Ey Rabbimiz, affına sığındık! Dönüş sanadır" dediler
لاَ يُكَلِّفُ اللّهُ نَفْسًا إِلاَّ وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلاَ تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلاَ تُحَمِّلْنَا مَا لاَ طَاقَةَ لَنَا بِهِ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ
Bismillahirrahmanirrahim
286- La yükellifüllahü nefsen illa vüs'aha, leha ma kesebet ve aleyha mektesebet, rabbena la tüahizna in nesina ev ahta'na, rabbena ve la tahmil aleyna isran kema hameltehu alellezine min kablina, rabbena ve la tühammilna ma la takate lena bih, va'fü anna, vağfir lena, verhamna ente mevlane fensurna alel kavmil kafirin
Meal’i:
Allah her şahsı, ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef kılar. Herkesin kazandığı (hayır) kendine, yapacağı (şer) de kendinedir. Rabbimiz! Unutursak veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma. Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği işler de yükleme! Bizi affet! Bizi bağış.
Al-i İmran suresinden- 18. ayeti;
شَهِدَ اللّهُ أَنَّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ وَالْمَلاَئِكَةُ وَأُوْلُواْ الْعِلْمِ قَآئِمَاً بِالْقِسْطِ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
Bismillahirrahmanirrahim
Şehidellahü ennehu la ilahe illa hüve vel melaiketü ve ülül ilmi kaimem bil kist, la ilahe illa hüvel azizül hakim
Meal’i:
Allah, adaleti ayakta tutarak (delilleriyle) şu hususu açıklamıştır ki, kendisinden başka ilâh yoktur. Melekler ve ilim sahipleri de (bunu ikrar etmişlerdir. Evet) mutlak güç ve hikmet sahibi Allah'tan başka ilâh yoktur.
A’raf suresinden -54. ayeti;
إِنَّ رَبَّكُمُ اللّهُ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوَى عَلَى الْعَرْشِ يُغْشِي اللَّيْلَ النَّهَارَ يَطْلُبُهُ حَثِيثًا وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ وَالنُّجُومَ مُسَخَّرَاتٍ بِأَمْرِهِ أَلاَ لَهُ الْخَلْقُ وَالأَمْرُ تَبَارَكَ اللّهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ
Bismillahirrahmanirrahim
İnne rabbekümüllahüllezi halekas semavati vel erda fi sitteti eyyamin sümmesteva alel arşi yuğşil leylen nehara yatlübühu hasisev veş şemse vel kamera ven nücume müsehharatim bi emrih ela lehül halku vel emr tebarakellahü rabbül alemin
Meal’i:
Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra Arş'a istivâ eden, geceyi, durmadan kendisini kovalayan gündüze bürüyüp örten; güneşi, ayı ve yıldızları emrine boyun eğmiş durumda yaratan Allah'tır. Bilesiniz ki, yaratmak da emretmek de O'na mahsustur. Alemlerin Rabbi Allah ne yücedir!
Mü'minün süresinden 117 ayeti;
وَمَن يَدْعُ مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ لَا بُرْهَانَ لَهُ بِهِ فَإِنَّمَا حِسَابُهُ عِندَ رَبِّهِ إِنَّهُ لَا يُفْلِحُ الْكَافِرُونَ
Bismillahirrahmanirrahim
Ve mey yed'u meallahi ilahen ahara la bürhane lehu bihi fe innema hisabühu inde rabbih innehu la yüflihul kafirun
Meal’i:
Her kim Allah ile birlikte diğer bir tanrıya taparsa, -ki bu hususla ilgili hiçbir delili yoktur- o kimsenin hesabı ancak Rabbinin nezdindedir. Şurası muhakkak ki kâfirler iflah olmaz.
Cin süresinden 3 . ayeti,
Bismillahirrahmanirrahim
Ve ennehu te'ala ceddu rabbina mettehaze sahibeten ve la veleden.
Meal’i:
Hakikat şu ki, Rabbimizin şânı çok yücedir. O, ne eş ne de çocuk edinmiştir.
Saffat suresinin başından on ayeti,
Bismillahirrahmanirrahim
Vessaffati saffa > Fezzacirati zecra > Fettaliyati zikra> İnne ilaheküm le vahid x Rabbüs semavati vel erdi ve ma beynehüma ve rabbül meşarik x İnna zeyyennes semaed dünya bi zinetinil kevakib x Ve hifzam min külli şeytanim marid x La yessemmeune ilel meleil a'la ve yukzefune min külli canib x Dühurav ve lehüm azabüv vasib x İlla men hatfel hatfete fe etbeahu şihabün sakib
Meal’i:
Saf saf dizilenlere, x O haykırıp sürenlere, x Ve o zikir okuyanlara, x Yemin ederim ki, ilâhınız birdir. X O, hem göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi, hem de doğuların Rabbidir. X Biz yakın göğü, bir süsle, yıldızlarla süsledik. X Ve (gökyüzünü) itaat dışına çıkan her şeytandan koruduk. X Onlar, artık mele-i a'lâ'ya (yüce topluluğa) kulak veremezler. Her taraftan taşlanırlar. X Kovulup atılırlar. Ve onlar için sürekli bir azap vardır. X Ancak (meleklerin konuşmalarından) bir söz kapan olursa, onu da delip geçen bir parlak ışık takip eder.
Haşir suresinin sonundan üç ayeti;
Bismillahirrahmanirrahim
22-Huvallahulleziy la ilahe illa huve 'alimulğaybi veşşehadeti huverrahmanurrahiymu.
23- Huvallahulleziy la ilahe illa huve elmelikulkuddususselamul mu'minul muheyminul 'aziyzul cebbarul mutekebbiru subhanallahi 'amma yuşrikune.
24- Huvallahul halikul bariyulmusavviru lehum'esma ulhusna yusebbihu lehu ma fiyssemavati vel'ardi. Ve huvel'aziyzulhakiymu.
(İhlâs) Kulhüvallahu Ahad suresi,
Bismillahirrahmanirrahim
1- Kul hüvallahü ehad 2- Allahüs samed 3- Lem yelid ve lem yuled 4- Ve lem yekün lehu küfüven ehad
Meal’i:
(1-4) De ki: O, Allah birdir. Allah sameddir. O, doğurmamış ve doğmamıştır. Onun hiçbir dengi yoktur.
(Felâk- Nas) Muavvizateyn surelerini
Bismillahirrahmanirrahim
1- Kul e'uzü birabbilfelak 2- Minşerri ma halak 3- Ve min şerri ğasikin iza vekab 4- Ve min şerrinneffasati fiyl'ukad 5- Ve min şerri hasidin iza hased
Meal’i:
(1-5) De ki: Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden ve kıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım!
Bismillahirrahmanirrahim
Kul e'uzü birabbinnas 2- Melikinnas 3- İlahinnas 4- Min şerrilvesvasil hannas 5- Elleziy yüvesvisü fiysudurinnas 6- Minel cinnetivennas
Meal’i:
(1-6) De ki: İnsanların kalplerine vesvese sokan, (insan Allah'ı andığında) pusuya çekilen cin ve insan şeytanının şerrinden insanların Rabbine, insanların Melikine (mutlak sahip ve hakimine) insanların İlâhına sığınırım!
Okuyarak ona afsun yaptığını işittim. Bunun üzerine bedevi Allah'ın izniyle ayağa kalktı. Tamamen iyileşmişti."
|
|
|
|