| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.
|
|
|
Ağızdaki kan ve abdest meselesi |
|
Yazar: RasitTunca - 10-13-2018, 08:49 PM - Forum: ibadetlerimiz Hakkında Bilgiler
- Yorum Yok
|
 |
Ağızdaki kan ve abdest meselesi
Ağızdaki kan ve abdest
Sual: Dişimiz kanasa, ağzımızdan dışarı çıkmasa, abdest bozulmuş olur mu?
CEVAP
Ağızdan dışarı çıkmadığı müddetçe bozmaz. Bütün fıkıh kitaplarında, ağızdan kan çıkınca, kan kusunca bozulur buyuruluyor. Hiçbir kitapta, kan yutunca abdest bozulur diye bir ifade yoktur.
S. Ebediyye’de diyor ki:
Ağzın içi, abdestin bozulmasında, iç organ sayılır. Orucun bozulmasında, bedenin dışı sayılır. Bunun için, dişten ve ağızdaki yaradan çıkıp ağızdan dışarı çıkmayan kan abdesti bozmaz. Ağızdan dışarı çıkınca, tükürükten çoksa bozar. Baştan gelen katı kan, çok olsa da bozmaz. Mideden, ciğerden gelen kan sıvı ise, Şeyhayn’a [İmam-ı azam ve İmam-ı Ebu Yusuf’a] göre az olsa da, abdesti bozar. Bir şeyi ısırınca, o şey üzerinde kan görürse, bozulmaz. Misvak, kürdan üzerinde kan görünce, ağzına bulaşmadıysa, bozulmaz. Yani oraya parmağını koyunca, parmağında kan görürse bozulur. [Çünkü ağızdan dışarı kan çıkmış oluyor.] (Abdesti bozan şeyler bahsi)
Ağızda hâsıl olan kan, ağız dolusu değilse, bunun hâsıl olması ve bunu yutmak, abdesti de, namazı da bozmaz. Kay da böyledir. (Namazın mekruhları bahsi)
(Bahr-ür-raık) kitabının sahibi diyor ki: (Ağız bazen bedenin içi sayılır. Bunun için, oruçlu kimse, tükürüğünü yutarsa, orucu bozulmaz. İnsanın içindeki necasetin mideden bağırsağa geçmesi gibi olur. Ağızdaki yaradan veya diş çektirmeden, iğne yapılan yerden yahut mideden ağza kan çıkması, abdesti ve orucu bozmaz. Bu kanı tükürünce veya yutunca, tükürük kandan çoksa, yani sarı ise, yine bozulmazlar. Mideden gelen başka şeyler ağza geldiği zaman da böyle olup, abdest ve oruç bozulmaz. Ağız dolusu olup, ağızdan dışarı çıkarsa, ikisi de bozulur. Ağzın içi, bazen de, bedenin dışı gibi olur. Ağzına su alınca oruç bozulmaz.) Cevhere’de de böyle yazılıdır. Görülüyor ki, diş çıkartınca, çok kan geliyorsa, tükürünce orucu bozulmaz. Yutunca, abdesti bozulmaz. (Ramazan orucu bahsi)
Dürr-ül-muhtar’da diyor ki:
Ağız dolusu safra, pıhtılaşmış kara kan, yemek veya su kusmak abdesti bozar. [Kusulduğu yani ağızdan dışarı çıktığı için bozuluyor.] (Abdest bahsi)
Abdesti bozan şey pisliğin çıkmasıdır. Yoksa çıkmak şartıyla pisliğin kendisi değildir. Yellenmenin abdesti bozması, kendisi necis olduğu için değil, necaset yerinden kopup geldiği içindir. (İbni Abidin)
Kan ve diğer necis şeylerin, vücuttan dışarı çıkmadıkça, abdesti bozmadığı buradan da anlaşılmaktadır. Kanlı basuru olanın, kanı dışarı çıkmadığı sürece abdesti bozulmaz. Abdestin bozulmasında ölçü necasetin vücuttan dışarı çıkmasıdır.
Dürer ve Gurer’de diyor ki:
Kan ve irin tükürükten fazla olursa veya tükürüğe eşit olursa abdesti bozar. Eğer tükürük fazla olursa abdesti bozmaz. (Abdesti bozanlar bahsi)
[Burada da ağızdan dışarı çıkmak kast ediliyor. Hiçbir kitapta, kan yutmak abdesti bozar demiyor.]
Ağızdaki kanı yutmak abdesti bozmadığı gibi namazı da bozmaz. Hindiyye’de diyor ki:
Namaz kılan, dişlerinin arasındaki kanı yutsa, bu kan tükürüğünden çok olsa da, namazı bozulmaz. Namaz kılan bir kimse, ister kasten olsun, ister unutarak olsun, bir şey yiyip içerse namazı bozulur; fakat namaz kılan kimse, dişlerinin arasından çıkan kanı yutsa, bu kan, ağız dolusu değilse, namazı bozulmaz. Fetava-yı Kadıhan’da ve Hulasa’da da böyledir. (Namazı bozanlar bahsi)
Ağızdan tükürüğe eşit veya fazla miktarda kan çıkarsa abdest bozulur. (Halebi-yi sagir, Nimet-i İslam) [Ağızdan kan çıkması deniyor, ağızda hâsıl olan kandan bahsedilmiyor.]
Kan, baştan kulağa veya burna aksa, eğer o kan gusülde yıkanması gereken burun deliklerinin ve kulağın deliğine aksa; fakat dışarı çıkmasa abdesti bozmaz. (Halebiyi sagir)
Burada da, kanın meydana gelmesi değil, dışarı çıkması abdesti bozuyor. Ağzın içi abdestin bozulmasında vücudun içi kabul edildiğinden dolayı, dişler kanasa, fakat kan dışarı çıkmadığı sürece abdesti bozmuyor; yutulsa da bozmuyor.
|
|
|
Abdest ve Teyemmüm imkanı Yoksa Ne Yapmak Lazım Gelir |
|
Yazar: RasitTunca - 10-13-2018, 08:39 PM - Forum: ibadetlerimiz Hakkında Bilgiler
- Yorum Yok
|
 |
Abdest ve Teyemmüm imkanı Yoksa Ne Yapmak Lazım Gelir
Sual: Abdest için su bulamayan ve teyemmüm etme imkânı da olmayan kimse, namazının kazaya kalmaması için Hanbelî mezhebini taklit ederek, abdestsiz ve teyemmümsüz namaz kılabilir mi?
CEVAP
Teyemmüm edememek imkânsız denecek kadar zordur; çünkü toprakla, mermerle, taşla, tuğlayla, kiremitle, cilasız çanak çömlekle, testiyle, kumla, kireçle, toprak tozuyla ve daha başka şeylerle teyemmüm etme imkânı olur. Namazın önemini bilen, yanında bunlardan birini bulundurabilir. Teyemmüm etme imkânı olmayan kimse, iki namazı cem eder. Mesela öğle namazını kılamayan kimsenin, akşama kadar su veya teyemmüm edecek bir şey bulamaması çok zor bir ihtimaldir. Belki ancak hapiste, hücrede olabilir.
Temiz yer, su ve toprak bulamayan hapisteki kimse, okumadan, namaz kılar gibi yapar. Hapisten kurtulunca, hepsini iade eder. (İslam Ahlakı)
Teyemmüm imkânı ve iki namazı da cem edecek durumu da olmayan kimse, ancak o zaman Hanbelî mezhebini taklit ederek teyemmümsüz olarak namazını kılabilir.
Hanbelî’de su ve toprak bulamayan kimse, abdestsiz ve teyemmümsüz olarak namaz kılar; ancak o namazlarda, sadece farzlarına ve namazın sıhhat şartlarına riayet eder. Sünnet ve mendub olan şeyleri yapmaması gerekir.
(El-fıkh-u alel-mezahib-il-erbea)
|
|
|
Yellenmek Osurmak Abdesti Bozar |
|
Yazar: RasitTunca - 10-13-2018, 05:18 PM - Forum: ibadetlerimiz Hakkında Bilgiler
- Yorum Yok
|
 |
Yellenmek Osurmak Abdesti Bozar
Yel abdesti bozar
Sual: İlmihal bilgilerine zıt çıkışlarıyla tanınan ilahiyatçı bir hoca, yellenmenin abdesti bozmayacağını köşesinde yazdı. Bu konuda hadis yok mu? Mezheplerin kavli nedir?
CEVAP
Dört mezhepte de yellenmek abdesti bozar.
(Mezahib-i Erbea)
Bu konuda hadis-i şerifler de vardır. Birkaçı şöyledir:
(Namaz kılarken yellenen namazdan çıkıp abdest alsın, namazı da iade etsin.)
[Tirmizi, Nesai, Ebu Davud, İ.Ahmed, Beyheki, Taberani]
(Yellenenin abdesti bozulur.)
[Ebu Davud, İ.Ahmed]
(Şeytan namaz kılanın makadına hafifçe dokunur. O kimse bunu yel zanneder. Böyle durumda, koku veya ses duymadıkça namazınızı bozmayın.)
[İ.Ahmed]
(Abdesti olmayanın namazı kabul olmaz. Makattan sesli veya sessiz yel çıkınca hades vaki olur, yani abdest bozulmuş olur.)
[Buhari]
(Makatında bir kıpırtı hisseden, ses ve koku duymadıkça, mescidden çıkmasın [namazına devam etsin].)
[Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesâî]
|
|
|
Abdestle ilgili Çeşitli Sorular ve Cevapları |
|
Yazar: RasitTunca - 10-13-2018, 04:28 PM - Forum: ibadetlerimiz Hakkında Bilgiler
- Yorum Yok
|
 |
Abdestle ilgili Çeşitli Sorular ve Cevapları
Sual: Namaz âyeti Mekke’de, abdest âyeti ise Medine’de indiğine göre, Mekke’de namaz abdestsiz mi kılınıyordu?
CEVAP
Abdest, Mekke’de [Miracda] namaz ile birlikte farz oldu. Hatta, evvelki ümmetlere de farz idi. Miracdan önce, Eshab-ı kiram da abdestle namaz kılardı. Kıyamete kadar, ümmetin ihtilafa düşmemesi için, Maide suresinde emredilerek önemi bildirildi. (Redd-ül-muhtar)
Tuvalet yanında abdest
Sual: Banyomuzda alafranga tuvalet de var. Böyle banyoda abdest alınır mı?
CEVAP
Banyoda tuvalet olsa da, abdest alınır, abdest duaları okunur, gusledilir.
Abdest alana selam
Sual: Abdest alana selam verilir mi?
CEVAP
Evet.
Karanlıkta abdest
Sual: Zifiri karanlıkta abdest almak caiz mi?
CEVAP
Evet.
Abdestmatik
Sual: Abdestmatik aletiyle abdest almanın mahzuru var mıdır?
CEVAP
Şu şartlar yerine getirilirse mahzuru olmaz:
1- Her uzuv ayrı ayrı üç kere, ayrı su ile yıkanabiliyorsa,
2- Su israf edilmiyorsa,
3- Her uzvu yıkarken, delk yapılabiliyorsa yani ovalanabiliyorsa.
Abdestten sonraki vesvese
Sual: Abdestten sonra ara sıra, (Acaba başımı mesh ettim mi?) veya (Abdestim var mı?) diye şüphe eden ne yapar?
CEVAP
Vesvesedir, buna itibar etmez, yeniden abdest almaz.
İhtilam ve abdestli yatmak
Sual: Abdestli yatan ihtilam olmaz mı?
CEVAP
İhtilam olmak tabii haldir. Abdestli yatmakla bir ilgisi yoktur. Yani abdestli yatan da ihtilam olabilir.
Abdestsiz camiye girmek
Sual: Namaz kılıp camiden çıkınca abdesti bozulan kimse, camide şemsiyesini unuttuğunu hatırlasa, şemsiyesini almak için camiye abdestsiz girmesi caiz mi?
CEVAP
İhtiyaç olduğu için girip hemen çıkması caizdir.
Hayrını gör
Sual: Abdest almış olana, (Hayrını gör) demek caiz midir?
CEVAP
Evet caizdir; çünkü o bir duadır.
İç sürmesi
Sual: Tam İlmihal’de özür bahsinde, abdesti bozduğu bildirilen iç sürmesi ne demektir?
CEVAP
İç sürmesi, ishal demektir.
Abdesti bozanlar
Sual: Hanefî birinin, diğer üç mezhepte abdesti bozacak şeyi yapınca, mesela yabancı kadının eline veya kendinin yahut çocuğun avret yerine dokununca, ölü yıkayınca, abdesti bozulur mu?
CEVAP
Hayır, kendi mezhebinde bozmayan hususlar, abdesti bozmaz. Ancak, başka mezhepte farz olan bir şeyi yapmak, kendi mezhebimizde mekruh değilse, bunu yapmak müstehab olur.
Yara kabuğunun düşmesi
Sual: Yara kabuğunun düşmesiyle, su değmemiş kuru yer kalacağı için, abdest bozulmuş olur mu?
CEVAP
Hayır, abdest bozulmuş olmaz. (S. Ebediyye)
Kullanılan elle mesh
Sual: Abdestte kollardan artan suyla baş mesh edilebilir mi?
CEVAP
Kollardan artan suyla başı mesh etmek caiz değildir. (Redd-ül-muhtar)
Abdest alırken
Sual: Abdest uzuvlarını, bildirilen huduttan daha fazla yıkamak uygun mudur?
CEVAP
Bildirilen huduttan çok fazla yıkamamalı, fakat yüzü, kolları, ayakları yıkarken, farz olan yerlerden biraz fazlasını yıkamak müstehabdır. Mesela, kolları dirsekleri biraz aşarak yıkamak iyi olur, ama aşırı davranıp omuzlara kadar yıkamak uygun olmaz.
Meal abdestsiz tutulmaz
Sual: Latin harfleriyle yazılmış Kur'an-ı kerim meallerini veya tefsirlerini abdestsiz tutmak caiz midir?
CEVAP
Hayır, abdestsiz tutmak caiz değildir.
Abdesti tez almalı
Sual: Kuru yer veya delk edilmemiş, ovulmamış yer kalır endişesiyle, abdest almayı uzatıyorum. Bunun bir sakıncası var mıdır?
CEVAP
Abdest almayı uzatmak vesveseden kaynaklanır. Vesvese ise günahtır. Birkaç dakika içinde almalı. Namazı ise acele etmeden tâdil-i erkâna riayet ederek kılmalı.
Abdestin tez alınması, namazın yavaş kılınması hakkında halk arasında çeşitli sözler söylenir: Mesela, (Abdesti yel gibi, namazı yıl gibi) ve (Abdesti kuş gibi, namazı taş gibi) dendiği gibi, (Abdesti deli gibi almalı, namazı ölü gibi kılmalı) veya (Veli gibi kılmalı) da denir.
Başı mesh etmek
Sual: Kur’anda, abdestin farzları arasında, (Başı mesh etmek) ifadesi geçiyor. Peygamberimiz, tatbikatıyla başın ne kadarının mesh edileceğini bildirmemiş mi de, mezheplerde farklılık gösteriyor?
CEVAP
Evet, Peygamber efendimiz "sallallahü aleyhi ve sellem", nasıl abdest alındığını tatbiki olarak göstermiştir. Başın tamamını mesh etmiştir. Ancak Peygamber efendimizin her yaptığı sünnet olmuyor, farz olanları da yapıyor. Resulullah "sallallahü aleyhi ve sellem" başın tamamını sünnet olarak mı, yoksa farz olarak mı mesh etti? Bu durum açıkça bilinemediği için müctehidler, farklı ictihad ettiler.
(Abdestte başınızı mesh edin!) âyet-i kerimesi için, İmam-ı Mâlik ile İmam-ı Ahmed bin Hanbel, (Baş denince başın tamamı anlaşılır ve başın tamamını mesh etmek farzdır) şeklinde ictihad ettiler. İmam-ı a’zam hazretleri ise, (Bir şeyin dörtte biri tamamı yerine geçer. Başın dörtte birini mesh eden tamamını mesh etmiş olur) buyurdu. İmam-ı Şâfiî ise, (Mesh demek yıkamak demek değildir, ıslak eli sürmektir. Başa bir parmakla sürülse de mesh edilmiş olur) diye ictihad etti.
İmam-ı Mâlik ile İmam-ı Ahmed, (Resulullah başın tamamını farz olarak mesh etmiştir) hükmüne varırken, İmam-ı a'zam ve İmam-ı Şâfiî, (Resulullah başın tamamını sünnet olarak mesh etmiştir) hükmüne vardılar. Diğer iki hak mezhepte farz olduğu için, başın tamamını mesh etmeyi hiç terk etmemelidir.
Kaynak :
Dinimiz islam
|
|
|
Hastalıkta Abdest ve Hükümleri |
|
Yazar: RasitTunca - 10-13-2018, 04:17 PM - Forum: ibadetlerimiz Hakkında Bilgiler
- Yorum Yok
|
 |
Hastalıkta Abdest ve Hükümleri
Sual: Yatalak bir hasta, nasıl abdest alır, nasıl namaz kılar?
CEVAP
Abdest alması veya aldırtılması mümkün değilse, teyemmüm eder, namazlarını ima ile kılar. (Merakıl-felah)
Kesilen yeri yıkar
Sual: Ayağı topuk kemiğinden kesik olan, kesilen yeri abdestte yıkaması gerekir mi?
CEVAP
Evet.
Ayağında protez olan
Sual: Ayağım topuk kemiğinden kesik olduğu için protez kullanıyorum. Protezi giyip çıkarmam zordur. Bu özür olur mu?
CEVAP
Evet. Protezin üstünden mesh etmek caizdir.
Elde olmadan yel kaçıran
Sual: Akıntısı olan ve yel kaçıran hanımlar da Maliki’yi taklit edebilir mi?
CEVAP
Evet. Sadece erkeklere mahsus değil. Kadın da yel kaçırır. Elinde olmadan kaçırmak Maliki’yi taklit edenin abdestini bozmaz. Namaz kılarken böyle bir durum meydana gelirse namaz bittikten sonra abdesti devam eder, namazı da bozulmaz.
Abdestini bozmaz
Sual: Bir insanın hem yel hem idrar özrü varsa, nasıl yapmalı?
CEVAP
Maliki’yi taklit etmeli. İsterse beş tane özrü olsun, hiçbirisi abdesti bozmaz. Yani elde olmadan çıkan yel, idrar, akıntı, ishal, basur kanı, yaradan çıbandan çıkan kan irin, burun kanaması, gözden ağrı ile gelen yaşlar vs. abdesti bozmaz. Başka abdesti bozan bir şey olmazsa, sabahtan yatsıya kadar namaz kılar Kur’an okur. Çünkü abdesti bozulmadı. Ama Hanefi mezhebinde farklı, Hanefi’de her namaz vakti girince abdest alması gerekir.
İdrar kaçıran kimse
Sual: İdrar kaçıran bir özürlü kimse, isteyerek idrar yapsa, abdesti bozulur mu?
CEVAP
İdrardan özürlü olduğu için bozulmaz.
İdrar kaçıranın namazı
Sual: Günde bir defa veya iki günde bir defa idrar kaçırıyorum. Bazen namazda kaçırdığımı sanıyorum. Namazım sahih oluyor mu?
CEVAP
İdrar kaçıran, fakat sizin gibi özür sahibi olmayan kimse, temiz olarak bağladığı bezde yaşlık görür, ne vakit damladığını bilmezse, hayz kanında olduğu gibi, gördüğü anda damladı sayılır. Şüphe eden kimse, namaza dururken beze bakar, yaşlık görürse, yeniden abdest alır. Namazda iken şüphelenirse, selam verince hemen bakıp, damlamış olduğunu görürse, namazını iade eder. Selamdan birkaç dakika sonra bakıp görürse, namazını abdestli kılmış sayılır.
Bu durumda olan kimse, Hanefi’de özürlü sayılmaz ise de, Maliki’de özürlü sayılır. Onun için Maliki mezhebini taklit ederse, idrar kaçırmakla abdesti bozulmuş olmaz ve namazda iken beze veya çamaşıra akan idrar da necis sayılmaz. Bu ruhsattan faydalanıp kendimizi sıkıntıya sokmamalıyız.
Necasetli çamaşırla namaz
Sual: İdrar için, sonda takıldı. İdrar, bir torbada birikiyor. Üstüm başım necasetlidir. Bu durumda Maliki’yi taklit edip necasetli çamaşır ile namaz kılmam caiz midir? Yoksa kılmayıp iyi olunca mı kaza etmeliyim?
CEVAP
Kazaya bırakmak haramdır, başka çareniz olmadığı için, o hâliyle kılmak caizdir. Maliki’de necaset namaza mani değildir.
Ameliyatlı hastadan gelen necaset
Sual: Ameliyatla, karnımdan delik açılarak torba bağladılar. Torbadan bazen necaset sızıyor. Maliki’yi taklit caiz mi?
CEVAP
Evet.
Kendiliğinden olan akıntı
Sual: İdrar yollarımı üşüttüğüm için devamlı tuvalete gitme ihtiyacı duyuyorum. Namaz kılarken beni rahatsız ediyor, bu durumda kılmam mekruh olur mu? Kaza namazlarına iyileşinceye kadar ara vermem daha mı iyi olur?
CEVAP
Mekruh olmaz. Maliki’yi taklit ederseniz, kendiliğinden akıntı olursa abdestiniz bozulmaz. Kaza kılmayı geciktirmeyin. Maliki’yi taklit edip, o hâlinizle kılın.
Ağızdan gelen kan
Sual: Dişini çektiren kimsenin kanaması devam ediyorsa, vaktin sonunu mu bekler, yoksa hemen kılabilir mi?
CEVAP
Vaktin sonunu beklemesine lüzum yoktur, hemen kılabilir. Çünkü ağızdan kan çıkmadığı müddetçe, abdest bozulmuş olmaz.
Ağzı tuz ile gargara yaptıktan sonra, pamuk konur. Sonra abdest alıp namaz kılınır. Şayet namaz kılarken ağızdan dışarı kan çıkarsa abdest bozulur. Abdestin bu sebeple bozulmaması için, abdest alırken Maliki taklit edilir. O zaman dişten gelen kan, ağızdan dışarı çıksa da abdest bozulmuş olmaz.
Diş etleri kanayan
Sual: Diş etleri kanayan nasıl abdest alır?
CEVAP
İki namaz arasında bir kere kanıyorsa özür sahibi olur, her beş vakitte abdest alması gerekir. Eğer Maliki’yi taklit ederse, diş kanamaları abdesti bozmaz. Bir abdest ile, abdesti bozan başka şey olmasa istediği kadar namaz kılar mesela sabah abdesti ile yatsıyı bile kılar.
Yardımcısız hasta
Sual: Bir yardımcısız hasta, nasıl abdest alır ve gusleder?
CEVAP
Abdest alamayan bir hasta, bir yardımcı bulamazsa, teyemmüm edip namaz kılar.
Yaşlıların abdesti
Sual: Yaşlı anne babam abdestte çok sıkıntı çekiyorlar. Ne tavsiye edersiniz?
CEVAP
Yaşlılar genelde özür sahibi olurlar. Bunlar Maliki’yi taklit ederse akıntıları, yel kaçırmaları, idrar kaçırmaları, kanamaları abdestlerini bozmaz. Nasıl diş dolgusu için Maliki taklit ediliyorsa, hastalık için de aynen taklit edilir.
Haram işlememek için
Sual: Çalışan bir bayanım. Tenha yer bulup abdest almakta zorluk çekiyorum. Hastalığım sebebiyle iğne oluyorum, kan çıkabiliyor. İçinde bulunduğum durumdan dolayı Maliki’yi taklit etmem caiz olur mu?
CEVAP
Evet, caiz olur. Yabancı erkekler yanında kolları açmak haramdır. Haram işlememek için de mezhep taklit edilir.
Yaradan kan akarken
Sual: Bir yerimiz kanıyor. Kan az da olsa akıyor. Namaz vakti de çıkacaksa veya daha vakit var ise ne yapmalıyız?
CEVAP
Yaranın üstüne yara bandı sarmalı. Abdest alıp Maliki’ye uyarak namaz kılmalıdır. Bandın üstünü mesh etmek yeterlidir. Bu abdestle, abdesti bozan başka bir şey olmadığı müddetçe sayısız vakit namaz kılınabilir. Yaradan kan akıyor diye tekrar abdest almak gerekmez.
Elinde yara olanın abdesti
Sual: Elinde çatlak, yara veya egzama olan nasıl abdest alır ve gusleder?
CEVAP
Elindeki çatlak, yara veya egzamayı ıslatmak zarar verirse, eline eldiven takıp, eldiven ile abdest alabilirse, böyle abdest alması gerekir. Eldiven bulamazsa, ellerine su alamaz ve yüzünü, başını, ayaklarını suya sokamaz ise, teyemmüm eder. Yaralı kısımları ıslatmadan gusledemezse, yine teyemmüm eder.
Ellerini kullanamayan
Sual: İki eli çolak veya felçli olup kullanamayan nasıl taharet edip abdest alır?
CEVAP
Elleri çolak olan, taharetlenmez. Kollarını toprağa, yüzünü duvara sürüp teyemmüm eder.
Abdest uzuvları yaralı olan
Sual: Abdest uzuvlarının bir kısmı yaralı olan nasıl abdest alır?
CEVAP
Abdest uzuvlarından hepsinin yarıdan çoğu veya dört abdest uzvundan ikisi sağlam ise, abdest alıp, yaralı yerleri mesh eder. Mesh zarar verirse, sargı üzerine mesh eder. Abdest uzuvlarının yarıdan çoğu yaralı ise teyemmüm eder. Teyemmüm edenin, bazı yerleri yıkaması caiz değildir.
Başı ve yüzü yara olan
Sual: Başım ve yüzüm tamamen yara beredir. Vücudumu yıkarken yüzüme de su sıçrayabiliyor. Doktor, su değmemesini söyledi. Bu durumda nasıl abdest alırım ve nasıl guslederim?
CEVAP
Baştan boynunuza kadar olan kısma renksiz bir poşet geçirirsiniz. Vücudunuzun diğer yerlerini yıkarsınız. Islak el ile, baş ve yüzünüzü poşetin üstünden mesh edersiniz. Eğer poşetin üstünden başınızdan aşağı su dökerseniz mesh yerine geçer. Ayrıca mesh etmenizin de mahzuru olmaz.
Sargı üzerine mesh
Sual: Abdest veya gusülde, su değmemesi gereken bir yerin üstüne sarılan sargının veya poşetin, üstünü mesh etsek, sonra bunları kaldırınca yıkanmamış yeri mesh etmek gerekir mi?
CEVAP
Yaranın, çıbanın, derideki çatlak veya yarıkların üzerine veya içine konan merhem, pamuk, fitil, gazlı bez, sargı gibi şeylerin çözülmesi, çıkarılması yaraya zarar verirse veya bunlar çıkınca, yıkamak veya mesh etmek zarar verirse, bunlardan merhem, poşet gibi, su geçirmeyenler üzerine su akıtılır. Su geçirenler üzerine mesh edilir. Zarar vermek, şifanın gecikmesi yahut ağrının artması demektir.
Mesh ettikten sonra, bunlar, yara iyi olmadan alınır veya düşerlerse, mesh bozulmaz. Yara iyi olup da düşerlerse, altlarını yıkamak gerekir. Bunlar üzerine mesh, altlarını yıkamak yerine geçer. Bunlara mesh edenler özür sahibi olmaz. Bunlar, sağlam kimselere imam olabilir. Salih ve uzman doktorun (ıslatılmaması lazımdır) dediği bir yer, yara gibi olur. Bunlara mesh etmekte, abdestsiz ve cünüp arasında, fark yoktur. (S. Ebediyye)
Alçının üstü mesh edilir
Sual: Sağ ayağım burkulduğu için alçıya aldılar, herhangi bir kanama veya yara yok, buna rağmen her vakit namazda abdest tazelemem lazım mı, yoksa bir abdestle iki üç vakit namazı kılabilir miyim?
CEVAP
Evet, abdest bozulmadan beş vakit de kılabilirsiniz. Bozulunca, abdest alırken alçının üstü mesh edilir.
Özür sahibi
Sual: Trafik kazası geçirdim. Birkaç haftadır, alçılı koluma mesh ederek abdest alıyorum. Bir hoca, (Sen özürlüsün, vaktin sonuna kadar bekleyerek her namaz vaktinde abdest alman gerekir) dedi. Doğru mudur?
CEVAP
Çok yanlıştır. Bir kere, kolu sargılı olan özürlü olmaz, bir akıntısı olan özür sahibi olabilir. Sabah aldığı abdestle, abdesti bozan bir şey olmadıkça, yatsıyı da aynı abdestle kılabilir. İkincisi, özürlü olan da yine vaktin sonunu beklemez. Özür sahibi olmayıp da, akıntısı ilk defa olan kimse, vaktin sonuna kadar bekler. Bunun, alçılı kol ile alakası yoktur.
Spiral taktırınca
Sual: Spiral taktırıldığında birkaç gün kanama olabiliyormuş. Bu durumda diş dolgusu sebebiyle Maliki mezhebini taklit eden bir kişi bu süre zarfında namazlarını kılabilir mi?
CEVAP
Önceki temiz ve hayzının bilmesi gerekir. Bilinmezse cevap verilemez. Eğer 15 temiz gün içinde spiral takılmışsa ve kan gelmişse, namazını kılar. Spiral âdet düzenini de bozabilir. Her namaz vakti abdest alarak kılabilir. Maliki’yi taklit ederse, her namaz vakti abdest almaya lüzum yok. Abdesti bozan başka bir şey olmadıkça, spiralden meydana gelen kanama abdesti bozmaz. Ancak 15 günden sonra gelmişse hayız kabul edilir.
Sık sık kusanın abdesti
Sual: Hastalık veya hamilelik sebebiyle sık sık kusan kimsenin abdesti bozulur mu?
CEVAP
Maliki’yi taklit ederse bozulmaz.
Burnu kanayanın abdesti
Sual: Bir hastalık sebebiyle zaman zaman burun kanasa abdest bozulmuş olur mu?
CEVAP
Burundan kan akarsa elbette abdest bozulur; ama Maliki’yi taklit edenin abdestini bozmaz; çünkü elinde olmadan akıyor. Semavi bir özürle aktığı için abdesti bozmaz. Burnunu bir yere vurup kanatsa semavi özür olmadığı için abdesti bozulur.
Namazda burnu kanayan
Sual: Sık sık veya ara sıra burnu kanayan kimsenin, namazda iken burnu kanasa abdesti ve namazı bozulur mu?
CEVAP
Maliki’yi taklit ederse, abdesti de namazı da bozulmuş olmaz.
Malikiyi taklit eden beklemez
Sual: Bir vaktin girmesiyle eli veya herhangi bir yeri kanayan bir kimse, farzı kılacak kadar bir zamanda kan durmazsa, vaktin sonuna doğru o haliyle vaktin farz namazını kılabiliyorken, yatsı vaktinin girmesiyle eli kanayan ve kanaması devam eden bir kimse yatsı namazını ve vitri kılmak için yatsının son vakti olan imsak vaktine kadar mı beklemesi lazım?
CEVAP
Evet; ancak Maliki taklit edilirse hemen kılınır, sabaha kadar beklenmez.
Ayaktaki yaradan çıkan kan
Sual: Ayağında mantar ve yara olan, ayakta durunca tazyikten dolayı kan veya irin çıkan abdestinin bozulmaması için oturarak kılması caiz midir?
CEVAP
Evet, caizdir. (Hindiyye)
Böyle hallerde Maliki mezhebini taklit etmek iyi olur. Maliki taklit edilirse, çıkan kan, irin abdesti bozmaz. Bunun gibi sebeplerle veya başka bir özürden dolayı Maliki mezhebi taklit edilirken, gusülde, abdestte ve namazda Maliki’nin farzlarına ve müfsitlerine riayet etmek gerekir.
Basurdan akan kan
Sual: Basur hastasıyım, kanama oluyor, çamaşırım kirleniyor. Abdestli durmam zor. Bir kolayı yok mu?
CEVAP
Kolayı var. Maliki mezhebini bu konuda taklit ederseniz, basurdan akan kan, abdesti bozmadığı gibi, necis de sayılmaz. Yani namaz içinde kan gelse, hem abdestiniz bozulmaz, hem de çamaşırı kirleten kan, necis sayılmadığı için o hâliyle kılabilirsiniz.
Namazdan önce kan gelirse, yine abdestinizi bozmaz ancak imkan ve vakit varsa çamaşırınızı değiştirmeniz gerekir, çünkü kendi mezhebimizden çıkmış değiliz. İmkan yoksa, o hâliyle kılmak caizdir.
Günde bir defa
Sual: Kadın, günde bir defa gelen akıntı için, Maliki’yi taklit eder mi?
CEVAP
Evet.
Maliki’de özür sahibi olur
Sual: Günde 2-3 sefer akıntısı olan bir hanım özür sahibi midir? Akıntısının ne zaman olduğunu hissetmediği zaman da oluyor. Abdestinden devamlı şüpheleniyor. Bu durumda ne yapması gerekir?
CEVAP
Hanefi’de özürlü olabilmek için iki namaz arasında en az bir kere gelmesi gerekir. Yani günde beş kere akıntı gelmesi lazım ki özürlü olasınız. Maliki’de ise günde bir kere gelse hatta üç beş günde bir kere gelse bile yine özürlü oluyor. Onun için Maliki’yi taklit ederseniz akıntılar abdesti bozmaz, isterse namazda gelsin mahzuru olmaz.
Abdestte kolaylık
Sual: Doktor bir bayanım. Bayanlarda mensturuel sıklusun yani aylık âdet döngüsünün dönemlerine bağlı olarak miktarı ve kıvamı değişen fizyolojik yani doğal akıntı vardır. Bu akıntı meselesi abdest ve namaz konusunda bayanların yaşadığı en büyük sıkıntı. Ancak benim birçok tesettürlü arkadaşım var ve hiçbirinin böyle bir şeyden yani Maliki mezhebini taklitten haberleri yok. O zaman kadınlar Maliki’yi neden taklit etmiyorlar?
CEVAP
Bilmedikleri için taklit etmiyorlar. Çekinip rahatça soru soramamalarından bu sıkıntıyı çekiyorlar. Maliki’yi taklit etseler rahat edecekler. Bu akıntılar ne abdestlerini ne de namazlarını bozacak.
Ayrıca, iç çamaşırına akıntı bulaşmış ise, temizini bulmak zor olursa, bunu değiştirmeden namaz kılabilir. Maliki’de necaseti temizlemek farz değil. İhtiyaç halinde necasetle namaz kılmak caizdir.
Doğal akıntı nasıl olur?
Sual: Doğal akıntı sarı akıntı mı, rengi nasıl? Evlide bekârda değişir mi? Menopozdan sonra da doğal akıntı olur mu? Bu doğal akıntı nedir, diğerlerinden farkını nasıl anlayacağız?
CEVAP
Nisaiye uzmanı bayan doktor diyor ki:
Doğal akıntı denilen şeyin rengi aslında şeffaf-beyaz arasıdır. Ancak bu akıntı çamaşırda veya pamukta birikince ve biraz bekleyince sarımsı renk alır. Dolayısıyla çamaşırda görülen sarı renk doğaldır. Evlide bekârda aynıdır. Menopozdan sonra olmaz, ancak eğer hormon hapı kullanılıyorsa, bir rahatsızlık varsa olabilir.
Maliki’de bozmaz
Sual: Kadınların hayzı bittikten sonra, istihaza yani özür hâli oluyor. Normal akıntıları da oluyor. Bunlar için Maliki’yi taklit edebilir mi?
CEVAP
Evet, taklit eder ve bu durumlar abdesti bozmaz.
Akıntısı olan
Sual: 13 yaşında buluğa eren kızım akıntıdan dolayı Maliki mezhebine uyabilir mi?
CEVAP
Elbette, akıntısı o zaman abdestini bozmaz.
|
|
|
Abdestin Bozulduğundan Şüphe Etmek ve Vesvese Nedir? |
|
Yazar: RasitTunca - 10-13-2018, 04:05 PM - Forum: ibadetlerimiz Hakkında Bilgiler
- Yorum Yok
|
 |
Abdestin Bozulduğundan Şüphe Etmek ve Vesvese Nedir?
Abdestte şüphe ne demek
Sual: Hanefi’de ve Maliki'de abdesti bozan şüphe nedir? Hangi şüpheler abdesti bozmaz? Abdestinin bozulduğunda şüphe eden veya abdestli olduğunu unutan kimse, daha sonra abdestinin olduğunu hatırlasa yine önceki şüpheden dolayı abdesti bozulmuş olur mu?
CEVAP
Daha sonra bozulmadığını hatırlarsa Maliki’de de bozulmamış olur.
Hanefi’de, abdest aldığını bilip, sonra bozulduğunda şüphe ederse, abdesti var kabul edilir. Abdesti bozulduğunu bilip, sonra abdest aldığında şüphe ederse, abdest alması gerekir.
Maliki’de, abdest alıp almadığını hatırlamazsa, abdesti yok kabul edilir. Daha sonra abdesti olduğunu hatırlarsa yine abdesti var demektir. Yani abdestli olduğunu unutmak abdesti bozmuş olmaz. Yine Maliki’de abdestini bozup bozmadığını kesin olarak bilemiyorsa, şüphe içinde ise yeniden abdest alması gerekir.
Abdestli olduğunu unutmak
Sual: Abdestli olduğumuzu hep hatırda tutmak mı gerekir? Bir işle meşgul olunca abdestli olduğumuzu da unutuyoruz. Unutunca abdestimiz bozulmuş mu olur?
CEVAP
Hayır, unutmakla abdest bozulmuş olmaz. Zaten hep hatırda tutmak imkânsızdır.
Bir kimse, abdest aldığını bilip, sonra bozulduğunda şüphe ederse, abdesti var kabul edilir. Abdestini bozduktan sonra abdest aldığını hatırlamasa, abdest alması gerekir.
Unutmak bozmaz
Sual: Bir kimse abdest aldığını biliyor. Aradan saatler geçiyor. Sonra diyor ki ben abdestimi unuttum. Hanefi ve Maliki’de bu kimsenin abdesti var mıdır?
CEVAP
Abdestli olduğunu unutmak her iki mezhepte de abdesti bozmaz. Yani o kimse abdest aldığını hatırlıyorsa ve abdestini bozmadığını biliyorsa, abdestli olduğunu unutmuş olması Hanefi’de de, Maliki’de de abdestine zarar vermez.
Abdestli olup olmadığını unutan ya da abdestinden şüphe eden bir kimse ne yapmalıdır?
Bir kimse abdest aldığından emin olduğu hâlde, abdestini bozup bozmadığı konusunda şüpheye düşerse, o kimse abdestli sayılır. Öte yandan abdestini bozduğunu bildiği hâlde, sonradan abdest alıp almadığından şüphe eden kimse ise abdestsiz sayılır. Çünkü kesin olarak bilinen bir şey şüphe ile ortadan kalkmaz. (Mevsılî, el-İhtiyâr, I, 56; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, I, 283)
Abdestinin bozulup bozulmadığını hatırlamayan, abdest almalı mı?
İster Hanefi ister Şafi olsun, Abdest aldığını kesin olarak bilen, ancak aldıktan sonra hades (abdestsizlik) halinin meydana gelip gelmediği hususunda şüpheye düşen kişinin bu şüpheden dolayı abdesti bozulmaz ve abdesti var demektir.
Diğer taraftan, bir kimse abdestinin bozulduğunu kesin olarak hatırlar da bozulduktan sonra abdest alıp almadığı hususunda tereddüt ederse, abdestsiz sayılır ve abdesti yok demektir.
Bu durumların özeti aslında kısaca şudur; kesin olarak bilinen bir şey, şüphe ile ortadan kalkmaz.
Demek ki, her iki mezhebe göre de, bir kimse abdest aldığını hatırlıyorsa ve abdestini bozduğunu bilmiyorsa, abdestli olduğunu unutmuş olması abdestine zarar vermez.
Abdestli iken yellenme oluyor, abdestim kaçıyor gibi vesvese geliyor ne yapmalıyım?
Bu rahatsızlığınız vesvese ile ilgilidir. Şeytan insanı ibadetten uzaklaştırmak için, dübürüne üfürür. insan da "yellendim ve abdetim bozuldu" deyip, abdestini tekrar almaya çalışır, oysa abdesti bozulmamıştır. işte bu duruma mani olmak için hadiste şöylebuyurulmuştur:
"Sesini veya kokusunu almadığınız şeylerden dolayı abdest almayınız." [Müslim, Hayz, 99 (362); bk. Buhari, Vudû, 4, 36)]
Burnun koku hissetmesi veya kulağın bir ses duymasından maksat, abdestin bozulduğunu kesin olarak bilmektir. Yoksa ses duymadığı veya koku hissetmediği halde yel çıkardığını bilen bir kimsenin abdesti bozulur. Çünkü çıkan her yelde mutlaka koku ya da ses olacak diye bir şart yoktur... Kesin bir şekilde yellendiğini bildiği halde, "sesini ve kokusunu almadım" deyip, abdest almamak da tehlikelidir.
Vesveseye müptela olan insanların en çok karşılaştıkları vesvese türü budur. İdealinde en mükemmel ibadeti yapma düşüncesi vardır. Yanlışsız ve eksiksiz en iyi amel ve hizmeti yapma zannına kapılmıştır. Buna bir de takva düşüncesi girmişse, meselenin üstüne üstüne gider. Gittikçe de vesvesenin şiddeti artar. Zaman içinde öyle bir dereceye varır ki, amel ve ibadetin en iyisine ulaşayım derken harama düşebilir. Bazen sünnet olan bir ibadeti ideal mânada yapmaya çalışırken, farkında olmadan bir farzı terk eder. Sonunda da "Acaba ibadetim sahih oldu mu?" diye peş peşe o ibadeti iade eder durur. Zaman içinde bu hal devam eder, sonunda büyük bir ümitsizliğe düşer. Şeytan şu halinden istifade eder ve onu yaralar.
Bu tür vesveseye kapılan bir insan abdest almaya başlar, o anda vesveseye yakalanır, kollarını yıkarken tekrar başa döner, ayağını yıkayıp abdestini bitirmesi gerekirken bir daha başa döner veya abdestini aldıktan sonra "Herhalde sağ kolumu yıkamadım, başımı meshetmedim,.." gibi bahanelerle üst üste üç-beş defa abdest alır. İşte burada şeytanın attığı vesvese oku hedefini bulmuştur. Bu durum artık o insanda bir hastalık haline gelmiştir.
Bu tür vesveseye kapılan birçok insan tanıdım. İbadetlerine yeni yeni başlayan bir genç kardeşimiz vardı. Ezan okunmazdan yarım saat önce abdest almaya başlar, namazın farzına zor yetişirdi. Üst üste en az beş defa abdest aldığı olurdu. Meseleye vakıf olunca, bunun bir vesvese olduğunu anlattım, süreyi biraz azalttı, ancak tam muvaffak olamadı, inşallah bu vesveseden kurtulmuştur.
Boy abdestinde de vesveseye kapılan insanlar, bir kere gusül yeterliyken, kurulandıktan sonra kendilerini tekrar tekrar yıkanmaya mecbur hissediyorlar.
Bu çeşit vesvese abdest ve gusülde görüldüğü gibi, en çok da namazda karşılaşılıyor. Normal olarak namazda insanın aklına her türlü düşünce gelebiliyor. Özellikle şeytanın işlettiği bu düşünce akımına kapılan insan namazını bir türlü bitiremiyor, şayet camide ise cemaate yetişemiyor. Gerek sünneti, gerekse farzı dönüp dönüp yeni baştan kılıyor. Namazın içinde ise Fatiha ve sureleri birkaç defa okumak zorunda hissediyor kendini. Yahut namazın müstehap ve sünnetlerini en ideal bir şekilde yapayım derken, ya vaciplerini veya farzını terk etmek gibi bir duruma düşüyor, hata üstüne hata yapıyor.
Bir de meselenin şu yönü vardır: İnsan bu çeşit vesvesenin şeytandan kaynaklandığını bildiği halde veya sevdiği, itimat ettiği, bilgisine güvendiği birisi tarafından kendisine haber verildiği halde, hiç aldırmadan vesvese etmeye devam ederse, bu sefer vebal altına girmiş, hatta günah işlemiş olur. Çünkü bu takdirde Allah'ı ve Allah dostlarını dinlemiyor, şeytana kulak veriyor demektir. Bu durumda tercihini belirleyecektir: "Allah'a mı itaat edeceğim, yoksa şeytana mı kulak vereceğim?" Birinci tercih kendisini hep güzelliklere götürecektir, ikinci tercih ise musibetten musibete sürükleyecektir (Allah korusun)...
Abdestte karşılaşılan vesveseye karşı nasıl hareket edilmesi gerektiği hususunda Efendimizin (a.s.m.) tavsiyelerine kulak verelim:
Ubey bin Ka'b'in rivayetine göre Resulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Abdeste musallat olan bir şeytan vardır ki, ona velehan (şaşkınlık veren) derler. Onun için abdest ve gusülde su vesvesesinden korunun."(1)
Abdest işinde vesvese veren şeytana bu adın verilmesinin sebebi, mü'mini abdest esnasında vesveseye itme yolundaki aşırı hırsıdır. Yahut şeytan vesvesesiyle insanı öyle telaşa sokar ki, insan şaşırır kalır, şeytanın kendisiyle oynadığını bile anlamaz. Abdest alırken azasını ıslatıp ıslatmadığını ve kaç defa yıkadığını bilemez hale gelir.
Abdestte görevli şeytandan kaçınmanın manası da şöyledir: Yani abdest azası ıslandı mı ıslanmadı mı, bir defa mı iki defa mı yıkandı, su temiz mi, kirli mi gibi Velehan adlı şeytanın suyla ilgili yapmak istediği bu ve benzeri vesveseden kaçının demektir.
Abdestte gelen vesveseyi temelinden halleden ve herkesin rahatça tatbik edebileceği Peygamberimizin (asm) bir tavsiyesi de şu şekildedir:
Bedevinin birisi Resulullaha (a.s.m.) gelerek abdestin nasıl alınacağını sordu. Resulullah (a.s.m.) azalarını üçer defa yıkayarak ona abdest almayı gösterdi. Sonra da şöyle buyurdu:
"İşte abdest budur. Bundan fazla yapan sünneti terk ederek hata yaptı, sınırı aştı ve nefsine zulmetti demektir."(2)
Bu hadisin izahında İbni Hacer der ki:
"Elini yüzlerce defa yıkadığı halde abdestsizliğinin kalkmadığına inanan çok vesveseli insan gördük."
İbni Hacer Hazretleri beş asır önce yaşamış bir hadis âlimidir. Demek ki, ibadetlerdeki vesveseyle sadece günümüz insanı karşılaşmıyor, asırlar öncesinden beri insanlık hep bu musibetle muhatap oluyor. Zira şeytan her zaman aynı taktiği kullanarak Allah'a verdiği, salih kulları saptıracağına dair sözünü hep tutuyor.
Abdestte olduğu gibi, namazda da yanılma, şüphe ve vesveselere karşı neler yapılacağı hususunda hadis-i şeriflerde pratik çözümler verilmektedir.
Bu hadislerden bazılarının mealini verelim:
Abdullah bin Amr'in rivayetine göre Resulullah (a.s.m.) şöyle buyurmuştur:
"Herhangi biriniz namazda iken şeytan ona gelerek, 'Falan şeyi ve şu şeyi hatırla.' Ta ki, kul gafletle namazdan çıkıp gitsin. Ve her hangi biriniz yatağında uzanmış iken şeytan onun yanına varır ve kişi uyuyuncaya kadar şeytan durmadan onu uyutmaya çalışır."
Başta abdest ve namaz olmak üzere ibadetlerde unutabiliriz, ne okuduğumuzu, ne kadar okuduğumuzu, kaç rekât kıldığımızı bir an için aklımızda tutamayabiliriz. Böyle durumlarda da hemen telâşa kapılmamalı, çareyi yine ibadetin kendi içinde aramalıyız. Hiçbir insan unutkanlıktan kurtulamadığı gibi, en üstün insan olan Peygamberimiz (a.s.m.) bile çok az da olsa unutkanlığa maruz kalabiliyordu. Çünkü o ne kadar büyük ve mükemmel bir insan olsa da, insanî halleri itibariyle bizden birisi gibiydi. Acıktığı, susadığı, hasta olduğu ve sıkıntıya düştüğü gibi, unuttuğu da olurdu. Bu meseleyi hadiste şu şekilde görüyoruz:
Abdullah bin Mes'ud şöyle rivayet eder:
"Resulullah (a.s.m.) namaz kıldırdı. Ya fazla yaptı, ya eksik yaptı. Bunun üzerine, 'Yâ Resulallah! Namaza bir şey mi ilave edildi?' denildi. Resulullah (a.s.m.) şöyle buyurdu:
"Ben ancak bir insanım. Siz unuttuğunuz gibi ben de unuturum. Biriniz unuttuğu vakit, oturduğu halde iki secde yapı-versin."
buyurdu. Sonra Resulullah kıbleye dönerek iki secde etti.(3)
Şeytanın tek isteği ve görevi vardır, o da insanı ibadetten, özellikle namazdan alıkoymak, kendisi namaz ve secdeden mahrum kaldığı gibi, insanlığı da bu nimetten mahrum etmek ve uzak tutmaktır. Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam İblis'in bu hedefini açığa çıkarırlar.
Dipnotlar:
1. Tirmizi, Taharet:43; İbni Mâce, Taharet:48.
2. İbni Mâce, İkame: 48.
3. ibni Mâce, ikame: 129.
Kaynaklar:
Sorularla İslamiyet
Dinimiz islam
|
|
|
Abdestin ve Guslün Faydaları ve Hikmetleri Nelerdir? |
|
Yazar: RasitTunca - 10-13-2018, 03:48 PM - Forum: ibadetlerimiz Hakkında Bilgiler
- Yorum Yok
|
 |
Abdestin ve Guslün Faydaları ve Hikmetleri Nelerdir?
Gusül, âkıl-bâliğ olan her Müslümana, kendisinde guslü gerektiren bir hal meydana geldiği takdirde farzdır. Gusül temizliğinde, mânevî ve uhrevî birçok faydalar yanısıra, pek çok maddî fayda ve güzellikler de bulunmaktadır. Bu sebeble İslâmiyet, gusle büyük ehemmiyet vermiştir. İnsan bu vecibeyi yerine getirmekle, hem Allah`ın muhabbetini kendine celbetmekte ve rızasına nâil olmakta; hem de maddeten sıhhat ve âfiyet kazanmaktadır. Gusül, aynı zamanda küçük günahlara da keffârettir. Peygamber Efendimiz (asm), Enes bin Mâlik Hazretlerine hitâben:
"Ey Enes! Guslederken mübalâğa et. Böylece yıkanma mahallinden ayrılırken üzerinde günah ve hatâlardan arınmış olarak çıkarsın." buyurmuşlardır. Hz. Enes de:
"Yâ Resûlâllah, mübalâğa nasıl olur?" diye sorduklarında, şu cevabı almışlardır:
"Saç diplerini ıslat ve deriyi de pisliklerden arındır."
Cünüplük, ibadetleri ifaya mâni, mânevî bir kirlilik hâli olduğu için, en başta mü`minin kendine ağır gelen, huzursuz kılan, ruhunu daraltan bir durumdur. Rivâyetlerde, yeryüzünün cünüp gezen insanlardan tiksinti duyup onları Allah`a şikâyette bulunduğu zikredilmiştir. Cünüp insanların yanına rahmet meleklerinin gelmeyeceği de yine rivâyetler arasındadır. Bu sebeble salâhat ve takvâ sahibi kimseler, kendilerinde cünüplük hâli meydana geldiğinde, bu halden kurtulmak konusunda acele etmişler; geceyi cünüp olarak geçirmekten şiddetle kaçınmışlardır. Bu, işin takvâ yönüdür. Bütün bunlar, cünüp olan bir insanın, uğursuz ve maddeten pis ve necis olduğu mânasına gelmez.
Cünüp kimse ile görüşülüp konuşulmayacağı söylenemez. Dikkat edilmesi gereken husus; namaz vaktini geçirmeden yıkanmaktır. İnsan, namaz vaktini geçirmemek şartıyle, yıkanmayı te`hir edebilir ve bu halde iken cünüp kimseye yapması harâm olan işlerin dışında kalan her şeyi yapabilir. Bu da, işin fetvâ yönüdür.
Ebû Hüreyre, bir gün yolda, cünüp iken, Resûlüllah Efendimize (asm) rastlamış, fakat bu cünüp hâliyle O`nun yanında bulunmaktan sıkılarak savuşup gitmiş, yıkanıp geri dönmüştü. Resûl-i Ekrem (asm), kendisine nereye kaybolduğunu sorunca da durumu olduğu gibi anlatmış idi. Resûlüllah Efendimiz (asm) bunun üzerine Ebû Hüreyre`ye şu cevabı vermişlerdi:
"Sübhânallah, mü`min hiç necis (pis) olur mu?"
Bu hadîsten anlaşıldığına göre, cünüp olan bir mü`min, kimse ile görüşüp konuşamıyacağı bir pislik ve uğursuzluk içine düşmüş değildir. Şu halde, yeryüzünün tiksinip, rahmet meleklerinin kendisinden kaçtığı insanlar, cünüplüğü hafife alan ve cünüp gezmeyi âdet hâline getiren kimseler olmaktadır.
Dinî açıdan bu derece kıymet ve ehemmiyet taşıyan guslün biraz da maddî ve tıbbî yönü üzerinde duralım. Guslün insan sağlığına yaptığı müsbet tesir şu şekilde îzah edilmektedir:
Cinsî boşalma olayı, insandaki bütün sinir sistemini seferber eden ve bütün organizmayı sarsan fizyolojik bir hâdisedir. Bu olay esnasında vücutta büyük bir hücre yıkımı meydana gelir. Bu esnada solunum ve dolaşım cihazları bu olaya bütün güçleriyle katıldıklarından, solunum adedi artar. Kan dolaşımı hızlanır. Hattâ bu esnada sarfedilen kuvvet, bin beş yüz metre koşmaya eşittir. Yahut başka bir benzetme ile, yedi katlı bir apartmanın en üst katına koşarak çıkmak kadar yorucudur. Bu hâdise vuku bulduktan sonra, uzviyet müdhiş bir yorgunluk ve ezici bir bitkinlik hisseder. Ağır bir yük taşımış gibi olur. İşte büyük bir hücre yıkımına uğrayan ve büyük bir sarsıntı geçiren insan vücudu, yıkanmak sayesinde derhal bir rehavet ve gevşeme ile sükûnete kavuşur. Vücuda yeni bir zindelik ve canlılık gelir.
İşte bu sebeble gusül, insan için mükemmel bir temizlik, maddeten ve mânen dinlenme ve huzur bahşeden bir yıkanmadır.
Vücûdumuzun normalde bir statik elektrik dengesi vardır. Vücut sağlığı bu elektriksel denge ile yakından alâkalıdır. Bu denge, psikolojik gerilimler, iklim şartları, giyim eşyaları, yaşama ve işyerleri ve bu arada guslü gerektiren hâllerle bozulur. Bu elektriksel yük, öfke hâlinde normalin dört katına, guslü gerektiren hallerde on iki katına çıkmaktadır.
Günümüzde "Kızıl ötesi" (Enfra-rouje) ışınlarla dış derinin özel fotoğrafları çekilmiş, bu fotoğraflarda cinsî münasebetten sonra, vücûdun bütün yüzeyinin fazla statik elektrik tabakasıyla örtüldüğü tesbit edilmiştir. Bu tabaka, derinin oksijen alışverişine engel olduğu gibi, cildin renginin bozulmasına ve çabuk kırışmasına sebep olur. Bu durumdan kurtulmak için, vücûdun iğne ucu kadar yer dahi kalmayacak şekilde tamamen yıkanması gerekir. Böylece su zerreleri, olumsuz elektrik gerilimini alarak, vücûdu topraklıyor ve yeniden normale döndürüyor. Bu açıdan gusül, tıbbî yönden de mutlaka yapılması gereken bir temizliktir.
Abdest ve gusül, dolaşım sistemi üzerinde de olumlu etkilerde bulunmaktadır. Damarlardaki sertleşme ve daralmayı önler. Abdestte mevzi bir uyarılma vardır. Lenf sistemi, en önemli merkezlerinden biri olan burun arkası ve bademcikler yıkanarak uyarılmaktadır. Ayrıca boyun ve yanlarının yıkanması da, lenf sistemine tesir eder. Abdest ve gusülle kolaylaşan lenf dolaşımı sâyesinde, lenfosit denen savaşçı hücreler vücûdu zararlı unsurlardan korurlar ve vücut direncini arttırırlar
Su bulunmadığı zaman toprakla yapılan teyemmüm de büyük ölçüde vücuttaki statik elektriği yok etmekte, topraklamaktadır.
İslâm’da asıl olan rûh temizliği olmakla birlikte, zâhirî temizlik bunun vazgeçilmez bir vâsıtası kabul edilmiştir. Vasıta olmadan gayeye ulaşmak mümkün olmadığı gibi gâyeye ulaştırmayan vasıtanın da kıymeti yoktur. Bu sebeple Cenâb-ı Hak, kullarının hem maddî hem de mânevî olarak her türlü kirlerden arınmasını istemektedir. Yeni iman eden kişiye guslün,[1] ibadet edecek kişiye de abdestin emredilmesi bundan kaynaklanır.
İSLAM TEMİZLİK DİNİDİR
İslâm, temizlik dînidir. Cenâb-ı Hak Müslümanlara namaz, tavaf, Kur’ân okumak gibi bazı ibadetlerden önce abdest almalarını, bedenlerini, elbiselerini ve çevrelerini temiz tutmalarını emretmiştir. Bu sebeple Müslümanların temel kaynakları olan ilmihal, fıkıh ve hadis kitapları temizlik konularının işlendiği bölümlerle başlar. Âyet-i kerimede şöyle buyrulur:
“Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman yüzlerinizi, dirseklerinize kadar ellerinizi yıkayın; başlarınızı meshedip, topuklara kadar ayaklarınızı da (yıkayın)! Eğer cünüp oldunuz ise, boy abdesti alın! Hasta yahut yolculuk hâlinde bulunursanız yahut biriniz tuvaletten gelirse yahut da kadınlara dokunmuşsanız (cinsî münasebette bulunmuşsanız) ve bu hallerde su bulamamışsanız temiz toprakla teyemmüm edin de yüzünüzü ve (dirseklere kadar) ellerinizi onunla meshedin! Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez; fakat sizi tertemiz kılmak ve size (ihsan ettiği) nimetini tamamlamak ister; umulur ki şükredersiniz.” (Mâide, 6)
Sual: Abdest ve guslün, sağlığa faydası var mıdır?
CEVAP
Evet faydaları çoktur; fakat sırf faydasından dolayı abdest almak caiz olmaz. Maddi hiç faydası olmasa bile, Allahü teâlânın emri olduğu için yapmak gerekir.
Abdest ve guslün sağlığa faydalarından birkaçı şöyledir:
1- Her gün, ellerimiz çeşitli yerlere dokunuyor, mikroplar bulaşıyor. El, yüz ve ayakları yıkamak, cilt hastalıkları ve iltihapları için iyi bir korunmadır.
2- Burnu yıkamakla, burnun süzüp bıraktığı toz ve mikrop yığınlarının vücuda girmeleri önlenmiş olur.
3- Yüzün yıkanması da cildi kuvvetlendirir, baştaki ağırlığı ve yorgunluğu hafifletir. Damarları ve sinirleri harekete geçirir. Devamlı abdest alan, yaşlansa bile, yüzündeki güzellik, tazelik gitmez.
4- Gusülle vücut eski zindeliğini kazanır. Vücudu belirli aralıklarla yıkamak, koruyucu hekimlik yönünden çok önemlidir. Dinimiz her Cuma günü gusletmeyi emretmektedir.
5- Vücutta bir statik elektrik dengesi vardır. Bu elektriksel yük, öfkelenince normalin 4 katına, cünüp olunca, 12 katına çıkar. Günümüzde, kızıl ötesi ışınlarla dış derinin fotoğrafları çekilmiş, bu fotoğraflarda, ilişkiden sonra, vücudun bütün yüzeyinin fazla statik elektrik tabakasıyla örtüldüğü tespit edilmiştir. Yıkanınca su zerreleri, olumsuz elektrik gerilimini alarak, vücudu topraklayıp, yeniden normale döndürüyor. Bu açıdan gusül, tıbbi yönden de, yapılması gereken bir temizliktir.
6- Abdest ve gusül, dolaşım sistemini de olumlu yönden etkiler. Damarlardaki sertleşme ve daralmayı önler. Lenf sistemi, en önemli merkezlerinden biri olan burun arkası ve bademcikler yıkanarak uyarılır. Ayrıca boyun ve yanlarının yaş elle mesh edilmesi de, lenf sistemine tesir eder. Abdest ve gusülle kolaylaşan lenf dolaşımı sayesinde, lenfosit denen savaşçı hücreler vücudu zararlı unsurlardan korur ve vücut direncini arttırırlar.
7- Toprakla yapılan teyemmüm de, büyük ölçüde vücuttaki statik elektriği yok eder, topraklar.
Guslü ve abdesti, Allah’ın emri olduğu için yerine getiren, dünyada geçici faydalarını gördüğü gibi, ahirette sonsuz faydalara kavuşur.
ABDEST VE GUSLÜN İNSANA SAĞLADIĞI FAYDALAR
Âyet-i kerimenin son kısmından anladığımıza göre abdest ve guslün insana sağladığı pek çok nimetler ve faydalar mevcuttur. Allah Teâlâ bunları emretmekle kullarına olan nimetlerini tamamlamak istemektedir.
Temizlik, meleklere yaklaştırıp şeytandan uzaklaştıran ve kabir azabından kurtaran güzel bir haslettir. Temizlik, rûhun yücelip ihsân mertebesine çıkmasına ve Allah’a yaklaşmasına yardım eder. Bu yüzden âyet-i kerimede:
“…Allah temizlenenleri sever” buyrulmuştur. (Bakara, 222)
Resûlullah (s.a.v) Efendimiz de:
“Allah temizdir, temizliği sever” (Tirmizi, Edeb, 41/2799)
“Temizlik imanın yarısıdır” buyurmuştur. (Müslim, Tahâret, 1)
Resûlullah (s.a.v), abdest alan mü’minlerin küçük günahlarından kurtulacağını müjdelemiş[2], abdestli olduğu hâlde yeniden abdest alanlara Allah Teâlâ’nın on hasene yazacağını haber vermiştir. (Tirmizî, Tahâret, 44/58, 59)
ABDESTİN ZAHİRİ FAYDALARI
Abdestin zâhirî faydalarından bir kısmına şöyle temas edebiliriz: Abdest âzâları açıkta olduğu için çabuk kirlenir. Bu sebeple onları günde beş defa yıkamak, insana maddî ve mânevî sıhhat verdiği gibi aklen ve zihnen uyanık olmasını da sağlar. Diğer taraftan insandaki tabiî menfezlerin günde birkaç defa temizlenmesi gerekir. Bunun sebebi daha çok buraların kirlenmesi ve neticede hastalıklara yol açmasıdır. Ağız ve burundan hava ve besin maddelerini aldığımızdan buraların sık sık temizlenmesi elbette faydalıdır. Abdest öncesi tuvalette yapılan taharet, istibra ve istincanın da çok büyük bir ehemmiyeti vardır.
Abdest suyu sıcaksa damarları genişleterek, soğuksa daraltarak, bilhassa kalpten uzak olan damarların esnekliğini ve zindeliğini sağlar. Bu ısı farkı, dolaşımın yavaşlaması sebebiyle dokularda biriken besinleri umûmî dolaşıma katar. Nitekim küçük yaşlardan beri abdest alan insanların damar sertliği, dolaşım bozukluğu, bunama gibi hastalıklara yakalandığı nâdir görülmüştür. Abdest lenf dolaşımının (korunma sisteminin) düzenli çalışmasına da yardımcı olur. Bunun yanında vücûdun statik elektriğini de dengede tutar. Normalde bu elektrik deri altındaki minik kasları gerer ve sonunda işlemez hale getirir. Yüzde oluşan erken kırışmalar bu sebepledir. Devamlı abdest alan insanların nur yüzlü olup derilerinin fazla kırışmamasının bir sebebi de, vücutlarındaki statik elektriğin devamlı dengede durmasıdır.[3]
MİSVAKIN FAYDALARI
Abdest alırken misvak kullanmak da mühim bir sünnettir. Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“Misvak, ağzı temizler, Rabbin rızâsını kazandırır.” (Nesâî, Tahâret, 5/5)
“Eğer ümmetime zor gelmeyeceğini bilseydim, her namaz (hazırlığın)da misvak kullanmalarını emrederdim.” (Buhârî, Cum’a, 8)
Allah Resûlü (s.a.v), sâir vakitlerde de misvağa ehemmiyet verirdi. Gece teheccüd için kalktığında hemen misvakla dişlerini temizler, abdest alır ve namaz kılardı. Yine evine girdiği zaman ilk yaptığı işi, dişlerini misvaklamak olurdu. (Müslim, Müsâfirîn, 139; Tahâret, 43-44)
GUSLÜN (BOY ABDESTİ) FAYDALARI
Gusül (boy abdesti) ise sinir sistemini düzenler. Âsâb bozukluğunu hafifletip gönül huzuru bahşeder. Yorgunluğu giderir, vücûdun dinlenmesini ve dinçleşmesini sağlar. Deri ve vücut sağlığı açısından da guslün ehemmiyeti âşikârdır. Zira gusül abdesti, derideki gözeneklerin açılıp rahatlamasını, vücûdun kolayca teneffüste bulunmasını sağlar.[4]
İSLAM’DA TEMİZLİĞİN ÖNEMİ
Görüldüğü gibi İslâm, her insanın mecbûren yapması gereken temizliği, ibadet hüviyetine büründürmüş, böylece insanın, temizlik yaparken aynı zamanda bir ibadet neşvesi içinde olmasını da temin etmiştir.
Hâsılı, temizlik ve nezâket Müslümanların şiârıdır. Onlara göre temizlik, maddî, mânevî, sıhhî ve dînî yönlerden zaruridir. Temizlik olmadan ibadetleri hakkıyla îfâ etmek bile mümkün değildir. Müslümanın hayatı temiz olduğu gibi vefâtı da temizdir. Vefât ettiğinde cenâzesi güzelce yıkanır, boy abdesti aldırılır ve tertemiz beyaz bir kefene sarılarak yine temiz bir toprağa emânet edilir. Kıyâmet günü yine oradan temiz bir şekilde kalkması için dua edilir.
Pislik ise bazen ölümle neticelenen, çoğu kez de bedeni zayıflatan ve güçsüz bırakan birçok hastalığın sebebidir. İnsanların ve hayvanların salgın hastalıklara yakalanmaları da umûmiyetle pislik sebebiyledir. Pis ve hasta bir bedendeki kafa, doğru dürüst düşünemez. Hasta, cılız ve arık bir neslin zürriyeti de sağlıksız olur.[5]
Dipnotlar:
[1] Ebû Dâvûd, Tahâret, 129/355.
[2] Müslim, Tahâret, 32; Tirmizî, Tahâret, 2/2.
[3] Mevlüt Özcan, Gusül Abdesti -Alınışı ve Hikmetleri-, İstanbul 1991, s. 85-91.
[4] Mevlüt Özcan, a.g.e., s. 12.
[5] Prof. Dr. Süleyman Uludağ, İslâm’da Emir ve Yasakların Hikmeti, s. 73.
Kaynaklar:
Sorularla İslamiyet
Dinimiz islam
islam ve ihsan
|
|
|
istibra İstinca ve istinka Nedir? |
|
Yazar: RasitTunca - 10-13-2018, 03:33 PM - Forum: ibadetlerimiz Hakkında Bilgiler
- Yorum Yok
|
 |
istibra İstinca ve istinka Nedir?
İstibra
Sual: İstibra nedir?
CEVAP
İstibra, idrar yolunu idrardan temizlemek demektir. Erkeklerin yürüyerek, öksürerek veya sol tarafa yatarak istibra etmesi, yani idrar yolunda damlalar bırakmaması vaciptir. İdrar damlası kalmadığına kanaat gelmeden abdest almamalıdır. Bir damla sızarsa, hem abdest bozulur, hem de çamaşır kirlenir. Çamaşıra avuç içinden az sızarsa, abdest alıp kıldığı namaz mekruh olur. Daha çok sızarsa, namaz sahih olmaz.
Sual: İstinca nedir?
CEVAP
Önden ve arkadan necaset çıkınca, bu yerleri temizlemeye istinca denir. İstinca, sünnet-i müekkededir. Gaz, taş çıkınca temizlemek, yani taharetlenmek gerekmez.
Gazete ile istinca
Sual: Gazete ile istinca caiz mi?
CEVAP
Her türlü yazılı kağıt ile ve yazı yazmaya müsait kağıtla istinca caiz değildir. Tuvalet kağıtları, kurulamak için kullanılır.
Kâğıtla taharetlenmek
Sual: Kâğıtla taharetlenmek caiz midir?
CEVAP
Kâğıtla taharetlenmek mekruhtur. Taharetlendikten sonra, arta kalan yaşlığı kurulamak müstehabdır. Tuvalet kâğıdı veya bir bez yoksa elle kurulanabilir.
İstinka
Sual: İstinka nedir?
CEVAP
İstinka, idrar yolunda idrar kalmadığına veya vücutta necaset kalmadığına kalbinin mutmain olması demektir.
Taharet
Sual: Kadınların taharetleri erkeklerinkinden farklı mı?
CEVAP
Bayanlar, büyük abdestlerini önden arkaya doğru parmakla alırlar. Arkadan öne doğru alınırsa, ön tarafa pislik bulaşır ve mikrop kapar. Kadınlar parmakla büyük abdestlerini aldıktan sonra ön taraflarına elleri ile dokunmamalıdır yoksa aynı elden mikrop kapabilirler
|
|
|
Teyemmüm Nedir? Farzları ve Sünnetleri Nelerdir? Teyemmüm Nasıl Yapılır? |
|
Yazar: RasitTunca - 10-13-2018, 03:22 PM - Forum: ibadetlerimiz Hakkında Bilgiler
- Yorum Yok
|
 |
Teyemmüm
Sual: Teyemmümü gerektiren haller nelerdir?
CEVAP
Abdest almak veya gusletmek için, su bulunmazsa veya su olduğu halde kullanılması mümkün olmayan durumlarda, temiz toprak, kum, kireç ve taş gibi toprak cinsinden temiz bir şey ile Hanefi’de vakit girmeden önce de teyemmüm edilir. Diğer üç mezhepte, vakit girmeden önce caiz değildir.
Teyemmümü gerektiren başlıca haller şunlardır:
1- Abdest ve gusül için temiz su bulamamak (Şehirde her zaman su aramak farzdır.)
2- Su kullanmaya mani olan hastalık, su kullanınca soğuktan ölmek veya hasta olma tehlikesi.
3- Suyun yanında zarar verecek olan düşman veya yırtıcı, zehirli hayvan bulunmak.
4- Hapiste olup, su kullanamamak.
5- Ölümle tehdit edilmek.
6- Yolcu olup, yanında içme suyundan fazla su bulunmamak.
7- Kuyu olsa da, su çıkarma imkanı olmamak.
Sual: Teyemmümün farzı kaçtır?
CEVAP
Teyemmümün farzı üçtür:
1- Niyet etmek.
2- İki elin içini temiz toprağa sürüp, yüzün tamamını mesh etmek.
3- Elleri temiz toprağa vurup, önce sağ ve sonra sol kolu mesh etmek.
Teyemmümün farzı ikidir, diyenlere göre, ikinci ve üçüncü farz, bir farz olarak söylenir.
Sual: Teyemmümün sünnetleri nelerdir?
CEVAP
Teyemmümün sünnetleri şunlardır:
1- Toprağa avucun içini koymak.
2- Avuçları toprak üzerinde ileri ve geri çekmek.
3- Avuçta toprak varsa, toprak kalmayıncaya kadar, iki eli, baş parmakları ile birbirine çarpmak.
4- Elleri toprağa koyarken parmakları açmak.
5- Besmele ile başlamak.
6- Önce yüzü, sonra kolları mesh etmek.
7- Abdest alır gibi, çabuk yapmak.
8- Misafir bir mil [1920 metre] içinde su bulunduğunu bilirse, araması farz, zan ederse sünnettir.
9- Önce sağ, sonra sol kolu mesh etmek.
10- Elleri, toprağa vurarak, kuvvetle koymak.
11- Kolları aşağıda anlatılan şekilde mesh etmek.
12- Parmakların arasını mesh etmek ve bunu yaparken yüzüğünü oynatmak.
Sual: Teyemmümde dikkat edilecek hususlar nelerdir?
CEVAP
Teyemmümde dikkat edilecek hususlar şunlardır:
1- Abdestsiz bir kimse talebesine göstermek için, teyemmüm ederse, bununla namaz kılamaz.
2- Teyemmüm ile namaz kılabilmek için, yalnız teyemmüme niyet etmek yetişmez. Namaz için de niyet etmek gerekir.
3- Bir topraktan birkaç kimse teyemmüm edebilir. Çünkü, teyemmüm edilen toprak ve benzerleri müstamel olmaz. Teyemmümden sonra elden, yüzden dökülen toz müstameldir.
4- Şafii ve Hanbeli’de teyemmüm yalnız toprak ile yapılır. Diğer mezheplerde, toprak cinsinden olan her temiz şey ile, üzerinde bunların tozu olmasa bile, teyemmüm edilir. Yanıp kül olan veya sıcakta eriyebilen şeyler, toprak cinsinden değildir. O halde, ağaç, ot, tahta, demir, pirinç, yağlı boya sıvalı duvar, bakır, altın, cam ile teyemmüm edilemez. Kum ile olur. İnci, mercan ile olmaz. Kireç ve alçı ile yıkanmış mermer, çimento, sırsız fayans, sırsız porselen çanak çömlekle, çamur ile olur. Yalnız çamur varsa, suyu yarıdan az ise, bununla teyemmüm edilir.
5- Bir teyemmüm ile çeşitli namaz kılmak caizdir.
6- Misafir, iki kilometreden az uzakta su bulunacağını alametlerle veya akıllı, baliğ ve adil bir Müslümanın haber vermesi ile, çok zan ettiği zaman, her tarafa doğru iki yüz metre giderek veya birini göndererek araması farz olur. Çok zan etmezse, suyu araması lazım olmaz.
7- Bir kimse, suyu sormadan teyemmüm edip, namaza dursa, sonra yanında bulunan adil bir şahıstan, su olduğunu haber alsa, abdest alıp, namazını iade eder.
8- İki kilometreden uzakta su varken, teyemmüm ile namaz kılmak caizdir.
9- Eşyası arasında su bulunduğunu unutan, şehir ve köyde değilse, teyemmüm ile namaz kılabilir.
10- Suyun bittiğini sanan, namazdan sonra suyunu görse, teyemmüm ile kıldığı namazı iade eder.
11- Çölde, yollarda içmek için konulan su varken, teyemmüm edilebilir.
12- Cünüp, teyemmümden sonra, abdesti bozulsa, cünüp olmaz. Az su varsa, yalnız abdest alır.
13- Cünüp kimsenin vücut yüzeyinin yarıdan fazlası yara veya çiçek, kızıl gibi ise teyemmüm eder. Derisinin çoğu sağlam ise ve yaralı kısımları ıslatmadan yıkaması mümkün ise, gusleder. Yaralı kısımları ıslatmadan yıkanamazsa yine teyemmüm eder.
Sual: Teyemmüm nasıl yapılır?
CEVAP
1- Önce cünüplükten veya abdestsizlikten temizlenmek için niyet edilir.
Teyemmüm ile namaz kılabilmek için, yalnız teyemmüme niyet etmek yetişmez. İbadet olan bir şeyi, mesela, cenaze namazı, secde-i tilavet yapmak için veya abdest için veya gusül için teyemmüm etmeye niyet gerekir.
Teyemmüme niyet ederken, abdest ile guslü ayırmaya lüzum yoktur. Abdest için niyet etmekle, cünüplükten de temiz olur. Cünüplükten temizlenmeye niyet edilen teyemmüm ile namaz kılınabilir. Abdest için ikinci teyemmüme lüzum yoktur.
2- İki kolu dirseklerinden yukarı sıvalı olarak, iki elin içini temiz toprağa, taşa, toprak veya kireç sıvalı duvara sürüp, en az üç parmağı değmek üzere, iki avucu ile yüzünü bir kere mesh etmek, yani sığamak. Eli, yüzünün iğne ucu kadar yerine değmezse, teyemmüm yapılmış olmaz.
Yüzü tam mesh edebilmek için, avuçlar açık ve dört parmak birbirlerine yapışık ve iki elin ikişer uzun parmaklarının uçları birbirlerine değmiş olarak, avuç içleri saç kesimine koyup, çeneye doğru yavaşça indirilir. Parmaklar yatay vaziyette alnı, göz kapaklarını, burnun iki yanını ve dudakların üzerlerini ve çenenin yüz kısmını iyice sığamalıdır. Bu esnada avuç içleri de yanakları sığar.
3- İki avucu tekrar toprağa sürüp, birbirine çarparak, tozu toprağı silkeledikten sonra, önce sol elin dört parmağı içi ile, sağ kolun alt yüzünü, parmak ucundan dirseğe doğru sığayıp sonra, kolun iç yüzünü, sol avuç içi ile, dirsekten avuca kadar sığamak ve sonra sol baş parmak içi ile, sağ baş parmak dışını sığamaktır. Yüzüğü çıkarmak gerekir. Sonra, yine böyle sağ el ile, sol kol sıvanır. El ayasını toprağa sürmek gerekir. Toprağın, tozun elde kalması lazım değildir.
Abdest ve gusül için teyemmüm aynıdır.
Sual: Teyemmümü bozan şeyler nedir?
CEVAP
Teyemmümü gerektiren özür hali ortadan kalkınca, su bulununca, abdesti ve guslü bozan hallerde, teyemmüm de bozulur.
Sual: Su olup olmadığını sormadan namaz kılan, yanında su olduğunu görse namazını iade eder mi?
CEVAP
Yanında adil biri bulunduğu halde, su var mı diye ona sormadan teyemmüm edip namaza duran, sonra su olduğunu haber alsa, abdest alıp namazı iade eder.
Sual: Su kuyusu varken, suyu çıkaramayan, teyemmüm edip namaz kılsa, sonra suyu çıkarma imkanına kavuşsa namazı iade eder mi?
CEVAP
Kuyudan su çıkarmak için, kova, ip veya para ile su bulamayan kimse, teyemmüm eder ve su bulunca, namazı iade etmez.
Sual: Salih bir tabibin yıkanmasını yasakladığı hasta, gusül için teyemmüm eder mi?
CEVAP
Evet eder.
Sual: Teyemmüm bile edemeyen felçlinin namaz kılması gerekir mi?
CEVAP
Hizmetlerini yapan teyemmüm ettirir. Namazı ima ile kılar. Gerekirse iki namazı cem eder.
Sual: İğne ucu kadar yere el değmezse teyemmüm sahih olur mu?
CEVAP
Bilirse sahih olmaz. Ama bilmeden daha çok yer kalsa teyemmüm sahih olur.
Sual: Teyemmümde, şüphelenip birkaç defa sıvamak caiz mi?
CEVAP
Evet. Fakat vesvese etmemelidir.
Sual: Çok yaşlı ve hasta abdest aldırılınca çok yoruluyor. Yorulmaması için, teyemmüm etse caiz mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Kibrit kutusu kadar bir tuğla ile teyemmüm caiz mi?
CEVAP
Hayır.
Sual: Tahta külü ile teyemmüm caiz mi?
CEVAP
Hayır.
Sual: Nöbetçi iken, mescitte yatıyorum. Sık sık dışarı çıkmam gerekiyor. Her defasında abdest almam gerekir mi?
CEVAP
Hayır. Sonraki girişlerde teyemmüm etmek iyi olur.
Sual: Parmakları arızalı olup teyemmüm ederken el değmeyen yer kaldığını sanan ne yapar?
CEVAP
Şüphe edince başkasına yaptırır. Başkası yoksa yapabildiği kadar yapar.
Sual: Sudan bir mil kadar uzaktakinin arabası olsa, yine teyemmüm edebilir mi?
CEVAP
Evet.
Sual: Teyemmüm ederek mest giyen, su ile abdest alırken mestlere meshetmesi caiz mi?
CEVAP
Teyemmümle mest giyen, su ile abdest alırken, mesh edemez. Ayaklarını da yıkaması gerekir.
Sual: Gusledince, hastalık artacaksa ve iyileşme gecikecekse teyemmüm etmek caiz olur mu?
CEVAP
Hastanın, abdest almak veya gusletmek veya hareket etmek ile, hastalığının artacağı veya iyi olması uzayacağı, kendi tecrübesi ile veya uzman ve salih bir doktorun söylemesi ile anlaşılırsa, teyemmüm eder.
Sual: Guslederken avret yerini başkalarının görmesi haram mıdır?
CEVAP
Evet. Gusletmek için, zaruret olunca erkek, erkekler arasında, kadın da, kadınlar arasında avret yerini açamaz. Gusül yerine teyemmüm eder. Çünkü bir emri yapmak, bir haram işlemeye sebep olursa, haramı işlememek için, o emir terk edilir, yapılmaz. Bir sünneti yapmak için, mekruh veya haram işlemek zorunda kalanın da sünneti terk etmesi lazım olur.
Sual: Abdest almış olan kimse, teyemmüm etmiş olan imama uyabilir mi?
CEVAP
Abdest alan, teyemmüm etmiş olana; ayakta kılan, oturarak kılana uyabilir.
Sual: Sağlamken kazaya kalmış namazları hasta iken teyemmüm edip kaza etmek caiz midir?
CEVAP
Evet caizdir. İma ile kaza etmek de caizdir.
Sual: Cuma namazını kaçırmamak için teyemmüm etmek caiz midir?
CEVAP
Abdest almak için vakit az olup, Cumayı kaçırmamak için, teyemmüm etmek, caiz değildir. Çünkü Cuma namazını kılamayan öğle namazını kılar.
Sual: Su bulamadığı için teyemmüm eden kimsenin abdesti bozulsa cünüp mü olur?
CEVAP
Hayır, Hanefi’de cünüp olmaz. Maliki’de cünüp olur.
Sual: Kışın çok soğukta arazide, gusledince hastalanacağını bilen kimse ne yapar?
CEVAP
Gusledince, soğuktan ölmek veya hastalanmak tehlikesi varsa, gusül için teyemmüm eder ve su ile abdest alır. Şehirde olup hamam parası yoksa ve başka çare bulamazsa, yine gusül için teyemmüm eder ve su ile abdest alır.
Sual: Su yanında tehlike varsa, abdest veya gusül için teyemmüm edilir mi?
CEVAP
Su yanında düşman, yırtıcı veya zehirli hayvan, ateş veya nöbetçi varsa veya kendisi hapis ise veya (abdest alırsan seni öldürürüz, malını alırız) diye korkutulursa, teyemmüm ederek namazını kılar. Fakat bu sebepler kul tarafından olduğu için, gusül ve abdest alınca, bu namazları tekrar kılması gerekir. Vakti içinde kılmak mümkün olmazsa, vakti çıktıktan sonra da kılmak gerekir. (Redd-ül-muhtar)
Sual: Alınan bir teyemmüm ile bu teyemmüm bozuluncaya kadar birkaç vakit namaz kılınabilir mi?
CEVAP
Hanefi’de, bir teyemmümle, dilediği kadar farz kılabilir. Yani teyemmüm bozulana kadar birkaç vaktin namazı ve istenildiği kadar kaza namazı kılınabilir. Diğer üç mezhepte, ancak vakit girdikten sonra teyemmüm edilir ve bir teyemmümle sadece vaktin farzı kılınır, aynı vakit içinde kaza namazı kılınsa yine teyemmüm etmek gerekir, fakat istediği kadar nafile veya sünnet kılabilir. Sünnetleri kılarken kazaya da niyet edilince, yeniden teyemmüm almak gerekir. Yeni bir vakit girince de tekrar teyemmüm edilir. (Mizan-ül Kübra)
Sual: Vücudumun 3 yerinde, bacaklarımda ve yüzümde ağır derecede dikişler var. Bu yüzden gusül ve normal abdest alamıyorum. Dikişlere su değmesi yasak. Namazı kazaya bıraksam olur mu?
CEVAP
Namazları şer’i bir özür olmadan kazaya bırakmak haramdır. Yaraların üstünü kapatarak da yıkanma imkanı yoksa, teyemmüm edilip namazlar ima ile kılınır. Oturarak kılınma imkanı yoksa yatarak kılınır.
Sual: Vitir namazını gece yarısından sonra kılmaya niyetlenen kimse kalktığında cünüp olduğunu görse fakat suların kesik olması sebebiyle evde gusledecek kadar su bulunmasa teyemmüm edebilir mi?
CEVAP
Şehirde su bulamamak mazeret değildir, teyemmüm caiz olmaz. 2-3 litre su ile rahat gusledilir. Bu kadar su da bulunabilir. Yani memba suyu içme suyu bulunur. Komşudan istenebilir. Bunun gibi veya başka acil durumlar için tedbir almalı, evde su bulundurmalıdır. Su ve elektrik kesintisi şehirlerde her zaman olabilecek şeylerdir. Tedbirli olmalıdır.
Sual: Namaz vaktinin çıkacağından korkan kimse, su varken teyemmüm edebilir mi?
CEVAP
Su varken teyemmüm edilmez. Namazı kaçırsa da abdest alması gerekir. (Kuduri)
Sual: Ameliyat oldum, abdest alamıyorum. Teyemmüm topraktan başka hangi maddelerle yapılır?
CEVAP
Teyemmüm toprakla veya toprak cinsinden olan kum, kireç, alçı, taş, mermer, çimento, sırsız fayans, sırsız porselen, sırsız çanak çömlekle, tuğla yahut kiremitle olur. Kireçli, topraklı veya taşlı duvara elleri sürmekle de teyemmüm edilir. Hangisi kolaysa o yapılır.
Sual: Bir toprak ile kaç defa teyemmüm edilebilir?
CEVAP
Bir topraktan birkaç kimse teyemmüm edebilir. Çünkü, teyemmüm edilen toprak ve kum ve benzerleri, müstamel olmaz. Yani o toprakla aylarca teyemmüm edebilir. Teyemmümden sonra, elden, yüzden dökülen toz müstameldir.
Sual: Diğer hak mezheplerimize göre teyemmümün hükümleri nasıldır?
CEVAP
Teyemmümde besmele çekmek Hanbeli’de vacip, diğer mezheplerde sünnettir. Hanefi’de teyemmüm toprak cinsinden olan kum, kireç, alçı mermer, çimento, sırsız fayans, sırsız porselen çanak çömlekle, tuğla ile olur. Kireçle badana edilmiş duvardan teyemmüm edilir. Toprak tozu olan eşyalarla da olur. Şafii’de teyemmüm yalnız toprakla yapılır. Hanbeli’de de yalnız toprakla olur. Fakat toprak, yanmamış, gasp edilmemiş ve tozlu olmalıdır. Maliki’de kum, ot, ağaç ve karla da olur.
Hanefi’de, bir teyemmüm ile, dilediği kadar farz kılabilir. Diğer üç mezhepte, teyemmüm, namaz vaktinden önce alınmaz ve bir teyemmüm ile birden fazla farz kılınmaz.
Sual: Vücudu yaralı olan kimse, nasıl gusleder?
CEVAP
Vücut yüzeyinin yarıdan fazlası yara olan gusül için teyemmüm eder. Azı yaralı ise ve yaralı kısımları ıslatmadan yıkanması mümkün ise, su ile gusledip, yaraların üzerini mesh eder. Mesh zarar verirse, üzerine koyduğu bezi mesh eder.
Sual: Abdest uzuvlarının bir kısmı yaralı olan nasıl abdest alır?
CEVAP
Abdest uzuvlarından hepsinin yarıdan çoğu veya dört abdest uzvundan ikisi sağlam ise, abdest alıp, yaralı yerleri mesh eder. Mesh zarar verirse, sargı üzerine mesh eder. Abdest uzuvlarının yarıdan çoğu yaralı ise teyemmüm eder. Teyemmüm edenin, bazı yerleri yıkaması caiz değildir.
Sual: Elinde çatlak, yara veya egzama olan nasıl abdest alır ve gusleder?
CEVAP
Elindeki çatlak, yara veya egzamayı ıslatmak zarar verirse, eline eldiven takıp, eldiven ile abdest alabilirse, böyle abdest alması gerekir. Eldiven bulamazsa, ellerine su alamaz ve yüzünü, başını, ayaklarını suya sokamaz ise, teyemmüm eder. Yaralı kısımları ıslatmadan gusledemezse, yine teyemmüm eder.
Sual: İki eli çolak veya felçli olup kullanamayan nasıl taharet edip abdest alır?
CEVAP
Elleri çolak olan, taharetlenmez. Kollarını toprağa, yüzünü duvara sürüp teyemmüm eder.
Sual: Maliki mezhebinde farz olan muvalatı, abdest uzuvlarının kurumaması, diye tarif edenler var. Muvalat nedir?
CEVAP
Muvalat, her uzvu, birbiri arkasından ara vermeden, acele olarak yıkamaktır. Başka bir ifade ile, normal şartlar altında, bir önce yıkadığı uzuv kuruyacak kadar ara vermemektir.
Çok kısa zamanda yapılan bir iş, muvalata engel olmaz. Mesela, abdest alırken kapıdan biri girse, gelenin kim olduğuna bakılsa, muvalata mani olmaz. Musluktan su kesilse, kovadaki suyu almak veya bitişik odadaki musluğa gidip, o musluktan abdest almak, muvalatı engellemez. Sağ ayağı yıkadıktan sonra, kolayca giren bir çorabı hemen giyerek, öteki ayağı yıkamaya başlamak da muvalata mani olmaz. Yavaşça giyerse, normal şartlarda, bir uzuv kuruyacak kadar ara verilirse, muvalata mani olur. Abdest alırken çorabın birisini veya ikisini çıkarmak muvalata mani olmaz.
Uzuvların kuruyup kurumaması mutlak ölçü değildir. Çünkü sıcak ve rüzgarlı havada, uzuvlar hemen kuruyabilir. Yahut soğuk ve rüzgarsız bir yerde, uzuvlar geç kuruyabilir. Uzuvlar kurumadı diye, başka bir iş yapmak muvalata mani olur. Hararetli vücutta, uzuv tez kuruyabilir. Demek ki, kuruyup kurumaması kesin ölçü değildir.
İbni Âbidin hazretleri de, Hanefi'ye göre muvalatı anlatırken, (Toprakla teyemmüm ederken de, su ile yıkamak olmadığı halde, normal şartlarda bir uzuv kuruyacak kadar ara vermek muvalata manidir) buyuruyor.
Sual: Teyemmüm ederken sadece niyet ettim teyemmüme desek bununla namaz kılınabilir mi? Mushafı tutup bir yere koymak niyetiyle teyemmüm etsek, bu teyemmümle namaz kılmamız caiz mi? Bir de hem teyemmüme, hem de cünüplükten temizlenmeye niyet etmek mi gerekir?
CEVAP
Sadece teyemmüme niyet etmekle namaz kılmak caiz olmadığı gibi, Mushafı tutmak için teyemmüm edilince de, bu teyemmümle namaz kılınmaz. İbadet olan başka bir şeyi, mesela, secde-i tilavet yapmaya veya abdest için teyemmüm etmeye niyet gerekir. Teyemmüme niyet ederken, abdest ile guslü ayırmaya gerek yoktur. Abdest için niyet etmekle, cünüplükten de temiz olur. Cünüplükten temizlenmeye niyet edilen teyemmüm ile namaz kılınır. Abdest için ikinci teyemmüme lüzum yoktur. (S. Ebediyye - Redd-ül-muhtar)
İmam Züfer'e göre, abdest de olduğu gibi, teyemmümde de niyet farz değildir. Teyemmüme niyet etmeden teyemmüm alıp namaz kılan kimse, imam-ı Züfer’e göre teyemmümünün sahih olduğunu, yani o kavle uyduğuna niyet ederse, kıldığı namaz sahih olur. İhtiyaç olmadan başka bir kaville amel edilmez.
Ev tozu ile teyemmüm olmaz
Sual: Ev tozlu eşyaya, mesela yastığa teyemmüm caiz midir?
CEVAP
Caiz değildir. Ancak kumaş, elbise, yastık gibi, teyemmüm caiz olmayan eşya üzerindeki, teyemmüm caiz olan toprak cinsi şeylerin tozu ile veya kül ile tozlanırsa veya silkildikleri zaman havaya böyle toz çıkarsa, bunlarla teyemmüm caizdir. Ev eşyası üzerinde bulunan organik tozlar böyle değildir. Ev tozu toprak tozu değildir, organik tozdur. Organik tozlarla teyemmüm olmaz. Toprak cinsinden olan her temiz şey ile, üzerinde bunların tozu olmasa bile, teyemmüm edilir.
Hanefi’de teyemmüm şunlarla olur:
1- Toprak ve kum ile,
2- Kireç ve alçı ile,
3- Taş ile, cilasız ve yıkanmış mermer ile,
4- Çimento, tuğla ve kiremit ile, [Bunların tozu ile],
5- Sırsız yani cilasız olmak şartı ile fayans, porselen çanak çömlek, testi ile,
6- Çamur ile, [Çamurun suyu yarıdan az ise, bununla teyemmüm edilir. Suyu çoksa, bir bez çamura sokulup, çıkarılıp rüzgarda kurutup, bu tozlu bezle teyemmüm edilir.]
7- Toprak kerpiçle, kerpiç duvar ile, Kireçle badana edilmiş duvar ile teyemmüm caizdir.
Teyemmüm caiz olmayan maddeler:
Yanıp kül olan veya sıcakta eriyen şeyler, toprak cinsinden değildir. Teyemmüm caiz olmayanlar:
1- Ağaç ile,
2- Ot, meyve ve sebze yaprakları ile,
3- Tahta ile,
4- Hasır ile,
5- Demir, pirinç, alüminyum bakır, altın gibi madenler ile,
6- Yağlı boya sıvalı duvar ile, naylon ile, plastik ile,
7- Cam ile teyemmüm edilemez.
Şafii ve Hanbeli mezheplerinde, teyemmüm yalnız toprakla ve tozlu kum ile olur. Maliki’de yer cinsinden olanlarla da olur. Mesela taş, kum, çamur, kireç, ağaç ve ot ile teyemmüm caizdir. Hatta altın, gümüş ve mücevher hariç, madenlerle de teyemmüm caizdir. Yanmış kiremitle caiz değildir.
Şafii, Hanbeli ve Maliki’de, teyemmüm ancak vakit girdikten sonra yapılır. Bir teyemmümle ancak bir vaktin farzı kılınır.
Kar ile teyemmüm etmek
Sual: Buzlu kutup bölgesinde yaşayan kimse nasıl abdest alır? Çünkü su yoktur. Toprak da bulamaz ki teyemmüm etsin. Her yer buzla ve karla kaplıdır. Bu adam nasıl gusleder?
CEVAP
Bu adamın evi barkı yok mu? Namaz kılan birisi, niye yanında teyemmüm edeceği çanak, çömlek, taş, mermer, tuğla gibi bir şey taşımıyor? Karların ve buzların üstünde ne iş yapıyor? Yemek yemiyor mu, su içmiyor mu? Böyle yerde nasıl yaşıyor ki? Önce siz buna cevap verin, sizin sualinizin cevabı kolaydır.
Bu ateistlerin sorusuna benziyor. Çünkü onlardan çok duyduk, kutuplarda nasıl namaz kılınır veya oruç nasıl tutulur diye.
İslamiyet cihanşümul [evrensel, üniversal] bir dindir. Her asra, her bölgeye, her iklime uygun emir ve yasakları vardır. Dinde, ölüm hariç, çaresiz hiç bir şey yoktur. Peygamber efendimiz, (Mezhepler rahmettir) buyurmuştur. Dört mezhebin birisinde bir çıkış yolu bulunur. Dört mezhebin birinde de bulunmayan şey de zarurettir. Zaruret halinde de bir çok haramlar mubah hâle gelir. Yani namazı, abdesti tehir etmek günah olmaz.
Maliki mezhebinde kar ile, buz ile teyemmüm etmek de caizdir. İhtiyaç olunca Maliki mezhebi taklit edilir. Maliki mezhebini de taklit etme imkanı olmasaydı, herhangi bir sebeple teyemmüm de edemeyen, suya kavuşuncaya kadar abdesti veya guslü tehir ederdi.
Sual: Teyemmümü toprak ile yapmak şart mıdır? Başka bir şey ile teyemmüm yapılmaz mı?
CEVAP
Kum, kireç ve taş gibi toprak cinsinden temiz bir şey ile, mesela kiremit ile veya sırsız mermer ile de yapılabilir.
Kül ile teyemmüm
Sual: Kül ile teyemmüm yapmak caiz midir?
CEVAP
Hayır. Sadece taş külü müstesnadır. Mesela kireç, taş külüdür. (Redd-ül-muhtar)
Sual: Teyemmüm ederek namaza duran, namazda iken su görse, ne yapması gerekir?
CEVAP
Suyu görünce, teyemmüm bâtıl olur. Hemen selam verip, namazdan çıkar. Vakit çıkmadan abdest alıp, namazını baştan tekrar kılar. (Redd-ül-muhtar)
Sual: Sabah uyandığımda, suların gece yarısı kesilmiş olduğunu görsem, dışarısı da karanlık ve soğuksa teyemmüm edebilir miyim?
CEVAP
Hayır. Önceden böyle durumlar için tedbir alınmalıdır. Şehirde su bulamamak, özür olmaz. Komşudan da olsa, bir kova su alınabilir.
Az su ve teyemmüm
Sual: Abdest alacak kadar suyumuz olsa, nasıl guslederiz?
CEVAP
Cünüpken yanında, abdeste yetecek kadar suyu bulunan bir kimse, teyemmüm eder. O suyla abdest alması gerekmez; fakat bu kadar suyu olan bir kimse, cünüp olur ve bununla birlikte abdest almayı gerektiren bir durum olursa, onun abdest alması gerekir. (Hindiyye)
Abdest ve teyemmüm
Sual: Su az olup abdeste yetmezse nasıl abdest alırız?
CEVAP
Abdest azalarından bir kısmını yıkayacak kadar birazcık suyu olan bir kimse, o su ile bir yerini yıkamaz, teyemmüm eder. (Hindiyye)
Teyemmüm edebilir
Sual: 80 yaşındaki ninem, yalnız başına zor abdest alıyor, düşerim de bir yerim kırılır diye korkuyor. Acaba teyemmüm edebilir mi?
CEVAP
Düşme ihtimali varsa teyemmüm eder. Soğuk havada hastalanma ihtimali olan sağlam kimse de, gusletmek yerine teyemmüm eder.
Sual: Teyemmüm namaz vakti girmeden önce alınsa sahih olur mu?
CEVAP
Evet, Hanefî’de sahihtir. Diğer üç mezhepte, vakit girmeden önce alınan teyemmüm, vakit çıkınca bozulmuş olur. Yeni vakit girince, namaz kılmak için yeniden teyemmüm almak gerekir. Mâlikî veya Şâfiî’yi gusül, abdest ve namazda taklit edenlerin de, buna dikkat etmesi gerekir
|
|
|
|