Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifreniz
  





Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler 12
» Son Üye TalaMAN
» Toplam Konular 7,244
» Toplam Yorumlar 8,378

Detaylı İstatistikler

 
Oku-1 Bilimsel Açidan Mutluluğun Sirri
Yazar: RasitTunca - 01-12-2019, 12:02 AM - Forum: Sanal Dergi - Yorum Yok



BİLİMSEL AÇIDAN MUTLULUĞUN SIRRI
Gerçekten mutlu hissetmenin bilimsel bir formülü olduğunu biliyor muydunuz? Araştırmalar; mutluluğun yolunun küçük değişikliklerden geçtiğini gösteriyor.

Dünyanın dört bir yanında yapılan bilimsel araştırmalar; mutluluğun formülünü bulmaya çalışıyor. Son yıllarda mutluluk, yaşama sevinci ve pozitif olma konularına sıkça eğilen bilim adamları, ortaya hayatı güzelleştirecek öneriler çıkardı. İşte o öneriler…
YARDIMSEVER OLUN
Psychological Bulletin’de yayınlanan araştırmaya göre; kendiniz için değil de, başka insanlar için para harcamak, size kendinizi daha iyi hissettirecek. En mutlu insanların, en büyük vericiler olduğunu ortaya koyan araştırmaya göre; bağış yaparak ve başkalarına para vererek mutluluğu yakalayabilirsiniz.
BOL BOL ŞÜKREDİN
Pennsylvania Üniversitesi’nden Profesör Martin Seligman; her gece onları mutlu eden üç iyi şeyi akıllarından geçiren insanların, diğerlerinden daha mutlu olduğunu kanıtladı. Sizi mutlu eden şeylerin önemli olması da gerekmez; eşinizin, sevdiğiniz tatlıyı almayı hatırlaması bile şükretmeniz için yeterli.
YENİ BİR ŞEY DENEYİN
Çalışmalar; maceraya katılan, yeni deneyimler yaşayan ve rutinlerini değiştiren insanların daha mutlu olduğunu ortaya çıkardı. Yeni şeyler denemek, beyin dalgalarını da uyarıyor.

HEDEFLER BELİRLEYİN
Psikolog Jonathan Freedman, kendilerine kısa veya uzun vadeli hedefler koyanların, koymayanlara göre daha mutlu olduğunu iddia ediyor. Wisconsin Üniversitesi’nden Richard Davidson, “Bir amaç doğrultusunda çalışmak, olumlu duyguları devreye sokar” diyor.

TARAFSIZ OLUN
‘Ultimate Happiness Prescription’ adlı kitabın yazarı Dr. Deepak Chopra; mutlu olmak ve aydınlanmak için tarafsız olmak gerektiğini söylüyor. Chopra, “Eğer kendi bakış açınızı savunmayı bırakırsanız, enerjinizin yüzde 99’unu tasarruf edersiniz ve çok daha mutlu olursunuz” diyor.

İNANÇLI OLUN
Yapılan yeni çalışmalara göre; inançlı insanlar, olmayanlara göre hayatlarından çok daha memnun ve daha mutlu. Doç. Bruce Headey’in, Melbourne Üniversitesi’nde yaptığı 25 yılık araştırmanın sonucunda; inançlı insanların, kariyer endişesinden kaçındıkları ve duygusal açıdan daha istikrarlı oldukları ortaya çıktı.

EN AZ ALTI SAAT UYUYUN
İngiltere’de yapılan bir çalışma; günde en az 6 saat 15 dakika kesintisiz uyumanın, insanları mutlu ettiğini gözler önüne serdi.

10 İYİ ARKADAŞ EDİNİN
Nottingham Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırma; en az 10 iyi arkadaşa sahip olduğunu söyleyen yetişkinlerin, beş veya daha az yakın arkadaşa sahip olanlardan daha mutlu olduğunu ortaya koydu. Çalışmaya göre; daha mutlu hissetmek için, arkadaş çevremizi genişletmemiz gerekiyor.

SIK SIK GÜLÜMSEYİN
Gülümsemek ve mutluymuş gibi davranmak, gerçekten üzgün olduğunuzda kendinizi daha iyi hissetmenize neden oluyor. Birçok araştırmaya göre; sadece gülümseme hareketi bile, insanların kendilerini daha mutlu hissetmelerine sebep oluyor.

ROMANTİZM ÖNEMLİ
İlişkilerin, mutluluk üzerinde büyük bir etkisi var. Biliminsanlarının Cornell Üniversitesi’nin yaptığı araştırmaya göre; ilişkisi olan insanlar; olmayanlara göre daha mutlu.

İŞE YAKIN OTURUN
İngiltere’de yapılan son araştımalarda ise; iş yerine 20 dakika mesafede oturan kişilerin, daha mutlu olduğu iddia ediliyor. Her gün kat edilen yolun uzunluğu; sağlığı ve formda kalmayı doğrudan etkiliyor.

GENÇ GÖRÜNMEK İÇİN BU 8 GIDAYI SINIRLAYIN!
Gençliğinizi korumanız için sadece gece kremleri ve anti-aging ürünler kullanmanız yeterli değil. Günlük hayatınızda sıkça tükettiğiniz sekiz gıdayı azaltırsanız; hem zahmetsizce, hem de ekonomik yoldan daha genç bir görünüme kavuşabilirsiniz. İşte o besinler:
TUZ: Tuz, göz çevresi gibi ince deriyle kaplı alanlarda, cildi zayıflatarak kırışıklıklara neden olabilir.
ŞEKER: Aşırı şeker tüketimi, derinin yaşlanma sürecini hızlandırır. Bir hafta şeker yemezseniz, cildiniz parlayacaktır.
KAHVE: Cildinizi kurutan kahve, göz çevresindeki kırışıklıkları da artırır. Kahve yerine, yeşil çay içebilirsiniz.
ALKOL: Vücuttaki suyun atılmasına neden olan alkol, göz altı torbalarına neden olabilir.
KIRMIZI ET: Kırışıklıkların erken oluşmasına yol açabilir. Kırmızı et tüketimini, haftada bir veya iki kezle sınırlandırmak gerekir.
BASİT KARBONHİDRATLAR: Ekmek veya makarna gibi gıdalar, ciltteki kolajeni parçalayarak cildin esnekliğini yitirmesine neden olur.
BAHARATLI GIDALAR: Kan damarlarını kurutan bu gıdalar, menopoz sonrası dönemde cildin hızla kırışmasına yol açabilir.
SODA: Soda; diş minesini savunmasız hale getirir. Ayrıca şişkinliğe ve cildin matlaşmasına neden olur.

DAHA FAZLA MAVİ
Sussex Üniversitesi araştırmacıları; mavi rengin stresi yok ettiğini, mutluluğu artırdığını ve özgüveni geliştirdiğini tespit etti. Çalışmaya göre; çevrelerinde mavi rengi görenler, kendilerini daha mutlu hissediyor. İngiliz Daily Mail gazetesinde yayınlanan bir araştırmaya göre de; mavi sevgisi, atalarımıza kadar uzanıyor. Özellikle akşam saatlerinde mavi renkle iç içe olmak kişiyi çok daha mutlu ediyor.
KAYNAK Bilim ve SAĞLIK

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Hacivat ile Karagöz’ün Gerçek Hikayesi
Yazar: RasitTunca - 01-11-2019, 11:58 PM - Forum: Sanal Dergi - Yorum Yok



HACİVAT İLE KARAGÖZ’ÜN GERÇEK HİKAYESİ

Orhan Gazi babası Osman Bey’in anısına o dönem ki başkent Bursa’da büyük bir camii yaptırmaya karar vermiş. Emrindeki bütün mimarları çağırmış huzuruna. “Babam Osman Gazi’nin anısına güzelolduğu kadar görkemli bir camii yapılmasını istiyorum. En güzel projelerinizi yapın getirin bana.” demiş onlara. Kısa bir süre sonra bütün mimarlar en güzel projeleriyle Orhan Gazi’ninhuzuruna gelirler. Bütün projeleri tek tek inceleyen Orhan Gazi içlerinden enbeğendiğinin sahibi mimarı çağırtmış ve ona kusursuz bir işçilik istediğini söylemiş; “Yörenin en iyi ustaların bulacaksın ve en kaliteli malzemeleri kullanacaksın, hiçbir masraftan da kaçınmayacaksın” diye de belirtmiş. Mimarbaşı birkaç gün içerisinde ülkenin dört bir tarafından en iyi ustaları toplamayı, en kaliteli ve güzel malzemelerin getirtilmesini sağlamış ve sultanın
huzurunaçıkmış. Mimarbaşı; “Padişahım” demiş, “Yörenin en iyi duvar, demir, ahşap ustalarıyla en becerikli hat sanatçıları ve nakkaşlarını topladım. İnşatta kullanılacak bütün malzemeler kılı kırk yararak seçildi. Biz hazırız, emir verirsen hemen başlamak isteriz bu kutlu işe” Mimarbaşı’nın anlattıklarından son derece memnun görünen Orhan Gazi, ” Mimarbaşı beni çok iyi dinle” demiş. “Söylediklerin güzel, hemen başlayabilirsiniz camiyi inşa etmeye ama aç kulaklarını dinle şimdi. Bil ki bu camii benim için çok önemli. Bu yüzden ,her kim ki inşaatın yavaşlamasına veya işlerin aksamasına sebep olursa o an kellesini vurdururum. Şimdi çıkın gidin başlayın camiyi yapmaya.”
İnşaat hemen başlamış tabii ki. Mimarbaşı Kambur Bali Çelebi’yi (Karagöz) demirci ustası, Halil Hacı İvaz’ı da (Hacıvat) duvar ustası olarak görevlendirmiş.
Bu iki ustayı da işlerini her ne pahasına olursa olsun aksatmamaları için de sıkı sıkı tembihlemiş. Karagöz, mektep okumamış ama inşaatlarda ustaların yanında çalışa çalışa iyice ustalaşmış artık işinin en iyisi olarak anılmaya başlamış cevahir birisiymiş. Tez canlılığı ve hazırcevaplığı yüzünden sürekli başını belaya sokan Karagöz, bu belalardan kıvrak zekasının marifetiyle kurtulmaya çalışırmış. Bu belalar artık onun içinden çıkamayacağı bir hal alınca da yardımına en yakın dostu Hacıvat koşarmış. Hacıvat ise bu yakın dostunun aksine, medrese de eğitim görmüş, her konuda bilgisi olan görgülü ve bilgili birisiymiş. Karagöz’le hemen her konuda sürtüşse de yine de en iyi dostuymuş Karagöz onun.Sultan’ın babası için yaptırdığı inşaat çalışmaları tüm hızıyla sürüyormuş. İşçiler, ustalar, mimarbaşı camiyi sultanlarının istediği şekilde ve zamanda hazır etmek için var güçleriyle çalışıyorlarmış. Mimarbaşı ve ustalar, didişmeleri bütün ülke tarafından bilinen Hacıvat ve Karagöz’ü de birbirlerinden ayrı tutmak için de uğraşıyorlarmış bir yandan. Bu duruma en çok kızanların başında da hiç şüphesiz can dostu Hacıvat’la didişemeyen Karagöz geliyormuş. Gözünü kestirdiği Hacıvat’a mimarbaşı’nın yanında sokulamayan Karagöz, mimarbaşı’nın malzeme almak için şehre gitmesini fırsat bilmiş ve yanına sokulmuş Hacıvat’ın. Hacıvat can dostunu yanında görünce sevinmiş ve ona dönmüş demiş ki;


– Şuh levendim, şuh pesendim hoş geldin
– Şule levendim, turp dikenim hoş geldin diye karşılık vermiş Karagöz.

Hacıvat Karagöz’ün huyunu bildiği için kızmamış ve yine güleç yüzüyle konuşmuş;
– Şuh levendim, şuh pesendim hoş geldin
– Kehlelendim, sirkelendim, boş geldim.
– Samur kaşlı, ok kirpikli hoş geldin
– Salak kaşlı, bok kirpikli boş geldim
– Yusuf-ı Beytül Hazenim hoş geldin
– Yasef’im, bitli avramım boş geldim
– Ahu gözlüm, inci dişlim hoş geldin
– Ayı gözlüm, kazma dişlim hoş geldin

Hacıvat ile Karagöz böyle birbirleriyle atışırlarken bütün diğer işçiler de başlarında toplanmış onların bu keyifli ve eğlenceli didişmelerini izleyip eğleniyorlarmış.İnşaattaki bütün işçi ve ustaların en büyük eğlencesi haline gelmişler zamanla. Artık ne zaman mimarbaşı inşaattan ayrılsa Hacıvat ve Karagöz birbirleriyle atışmaya başlar hale gelmişler. Diğer bütün çalışanlar da etraflarında toplanıp onları izlermiş. Onlar atıştıkça izleyiciler kendilerinden geçer ve bütün yorgunluklarını unuturlarmış. Günlerden bir gün Padişah babası için yaptırdığı caminin inşaatını kontrole gelmiş.Fakat inşaatın istediği hızda gitmediğini görünce keyfi kaçmış ve hemen mimarbaşını çağırtmış.

Mimarbaşı, padişahın caminin inşaatı konusundaki hassasiyetini bildiği için de korkmuş.

Padişaha demiş ki ” Sultanım nedendir bilmem ama ben malzeme almak, veya başka bir iş için inşaattan her ayrıldığımda işler yavaşlıyor. Bunun sebebini en yakın zamanda öğrenip gereken tedbirleri alacağım.

” Orhan Gazi sinirlenmiş ama yine de sorunun sebebini öğrenip, çözmesi için mimarbaşının istediği süreyi vermiş ona. Mimarbaşı bir gün yine “ben malzeme almaya gidiyorum” deyip inşaattan ayrılmış ama hemen yakında bir tümseğin ardına gizlenip işçileri izlemeye başlamış. Bir de bakmış ki kendisinin ayrılmasını fırsatbilen Hacıvat ve Karagöz atışmaya başlamışlar ve bütün çalışanlar da onların bu atışmalarını izlemek için etraflarında toplanmış. Mimarbaşı hemen soluğu Orhan Gazi’nin sarayında almış ve padişahın huzurunaçıkmış. Padişaha olup bitenleri ve inşaatın yavaşlamasının sebeplerini anlatmış. Bunu duyan Orhan Gazi çok sinirlenmiş ve derhal bu iki işçinin asılmasını emretmiş.”Onlar asılsın ki bu diğer bütün işçilere ders olsun” demiş. Padişahın emri derhal yerine getirilmiş ve Hacıvat ve Karagöz çalıştıkları inşaattan apar topar alınarak asılmışlar hemencecik. Padişahın bu kararı inşaatta olduğu kadar bütün şehirde de büyük bir üzüntüyle karşılanmış. İnsanlar merhametli, şefkatli, halkı ve ulemayı seven padişahlarının böyle bir şey yapmasına çok üzülmüş ve her taraftan bu hoşnutsuzluklarını hissettirmişler padişaha.

Orhan Gazi de kısa bir süre sonra hatasını anlayıp vicdan azabı duymaya ve yaptığı bu yanlışa üzülmeye başlamış.

Padişahın bu üzüntüsünü gören Şeyh Kuşteri adındaki uleması sultanının üzüntüsünü hafifletmek için kendince bir yol bulmuş o anda. Başındaki beyaz sarığını çözen Şeyh Kuşteri sarığını açarak mum ışığının önünde germiş. Ayağından çıkardığı çarıklarını da kukla gibi kullanarak sarığın arkasında Hacıvat ve Karagöz’ün atışmalarını taklit etmeye başlamış:

Hacıvat: Hasretinle beni koyup gidenin, hoş geldin.
Karagöz: Hasta iken turşu suyu içenim, boş geldin
Hacıvat: Gel Kargöz, gidelim Göksu’ya yiyelim dolma.
Karagöz: Sümüklü burnumu ye de, namerde muhtaç olma..


GÖLGE OYUNLARI - KARAGÖZ OYUNLARININ TARİHÇESİ

Gölge oyunu;deriden yapılan tasvirlere arkadan vuran ışığın tasvirlerin gölgesini beyaz bir perde üzerine yansıtması temeline dayanır.
Doğu kültürlerine özgü bir sanat olan gölge oyununun ortaya çıkışı hakkında değişik rivayetler vardır. Bir rivayete göre Çin hükümdarı Wu (M.Ö. 140-87) karısının ölümü üzerine derin bir üzüntüye kapılır. Şav Wong adlı bir çinli, hükümdarın üzüntüsünü hafifletmek için sarayın bir odasına gerdiği beyaz bir perdenin arkasından geçirdiği bir kadının perde üzerine düşen gölgesini ölen kadının hayali diye sunar. Bir başka rivayete göre ise Hint’ten çıkmış 4. ve 5. yüzyıllarda Java’ya geçmiş ve buradan da batı dünyasına yayılmıştır.

Gölge oyunu tekniğinin Türk toplumunda ne zaman kullanılmaya başlandığı hakkında kesin bir bilgi yoktur. Bir görüşe göre Çinlilerden Moğollara onlardan da Türklere geçmiştir. Daha sonra da Türk akınlarının istikametine paralel olarak batıya geçmiştir. Bu tekniğin Türk halk kültüründe ne zaman Karagöz olarak ortaya çıktığı hakkında değişik görüşler vardır. Bunlardan en yaygın olanı Sultan Orhan devrinde (1324-1362) Ulucami’nin inşaatı sırasında Bursa’da geçmiştir. Cami inşaatında çalışan demirci ustası Kambur Bâli Çelebi (Karagöz) ile duvarcı ustası Halil Hacı İvaz (Hacıvat) arasında geçen nükteli konuşmaları dinlemek isteyen işçiler işi gücü bırakıp onların etrafında toplanır,bu yüzden de inşaat yavaş ilerlermiş. Bu durumu öğrenen padişah her ikisini de idam ettirmiş.(Bir rivayete göre ise Karagöz idam edilmiş, Hacıvat ise hacca giderken yolda ölmüştür). Daha sonra çok pişman olan padişahı teselli etmek isteyen Şeyh Küşterî başından beyaz sarığını çıkarıp germiş ve arkasına bir şema(ışık) yakarak ayağından çıkardığı çarıkları ile de Karagöz ve Hacıvat’ın tasvirlerini canlandırıp nükteli konuşmalarını tekrar etmiş. O tarihten sonra da Karagöz oyunları değişik mekanlarda oynanır olmuş. Günümüzde de Karagöz perdesine Şeyh Küşterî meydanı denir ve Şeyh Küşterî Karagözcülüğün pîri kabul edilir.

D.T.C.F Tiyatro kürsüsü eski başkanlarından Prof. Metin And’a göre ise, 1517 yılında Mısır’ı fetheden Yavuz Sultan Selim’in Memlük sultanı Tumanbay’ın Nil nehri üzerindeki Roda adasında asılışını hayal perdesinde canlandıran bir hayal sanatçısını, oğlu Kanuni Sultan Süleyman’ın da görmesini arzu ederek İstanbul’a getirmesiyle gölge oyunu Anadolu’ya girmiştir: “Türkler 16. yüzyılın başında perde gerisinden gölge yansıtma tekniğini Mısır’dan almışlardır. Mısır oyunlarında birbirinden kopuk sahneler bulunduğu için ilk başlarda Türk gölge oyunlarında da buna uyulmuştur. Ayrıca, Mısır gölge oyunlarında belirli, kalıplaşmış kişilere pek rastlanmaz. Nitekim 16. yüzyılda Karagöz ve Hacıvat’ın adını pek duymayız. Böylece, Mısır’dan alınmış olan bu yeni oyuna zamanla Türk yaratıcılığı katılmış, çok renkli, hareketli bir biçim verilmiş, kesin biçimini aldıktan sonra da Osmanlı İmparatorluğunun etki alanı çevresinde yayılmıştır. Böylece gölge oyunu Mısır’a yani geldiği yere bu yeni biçimiyle dönüp yerleşmiştir. Nitekim bir çok gezgin, 19. yüzyılda Mısır’daki gölge oyununu anlatırken, bunun karagöz olduğunu, Mısır’a Türkler tarafından sokulduğunu ve çoğunlukla Türkçe oynatıldığını belirtmişlerdir.”*

Evliya Çelebi’ye göre ise; Efelioğlu Hacı Eyvad, Selçuklular çağında Mekke’den Bursa’ya gidip gelen Yorkça Halil diye tanınmış biridir. Bu yolculuklardan birinde kendisini eşkiyalar öldürmüştür. Karagöz ise Bizans Tekfuru Kostantin’in seyisi olup Edirne dolaylarında Kırk Kilise’den kıptî Sofyozlu Balî Çelebidir. Yılda bir kez Tekfur kendisini Alaeddin Selçuki’ye gönderdiğinde Hacıvat ile buluşup konuşurlardı. Gölge oyunu sanatçıları onların söyleşmelerini gölge oyunu olarak oynatırlardı. Ancak bilindiği gibi Anadolu Selçuklu devleti 1308-1318 yıllarında son bulmuştur, Evliya Çelebi ise 1611 yılında doğmuştur. Evliya Çelebi’nin kendi doğumundan yaklaşık 300 yıl önceki bir olay hakkındaki görüşlerinin güvenilirliği yoruma açıktır. Karagöz ile Hacıvat’ın gerçekten yaşayıp yaşamadıkları ise hiçbir şekilde ispat edilememiştir.

İslam dünyasında bu oyuna zıll-i hayâl (hayal gölgesi), hayâl-el sitare (perde hayâli) gibi adlar verilmiştir.Bazı islam tasavvufçularının eserlerinde hayâl sahnesi Dünya’ya, insanlar ve diğer varlıklar perdedeki geçici hayallere benzetilmiş,oyundaki hayaller nasıl perde arkasındaki sanatçı tarafından oynatılıyorsa, evrendeki varlıkları da görünmeyen bir yaratıcının hareket ettirdiği anlatılmıştır.

16. yüzyılda hayâl oyununun yaygınlığını ve Osmanlı eğlence sanatlarının başlıcalarından olduğunu gösteren pek çok belge vardır. Şeyhülislam Ebussuut Efendi’nin (1490-1574) hayâl oyununu ibret gözüyle seyretmenin cezayı gerektirmeyeceği yolundaki fetvası bunların en önemlisidir.Ebussuut Efendi;

Rayetu hayâl al-zılli ekbera ibrâtın
Limen huva fi ilmil-hakikatı râkı
Şuhusun ve eşbahun temerru ve tankadî
Vatefna serian vel-muhariku bakî.

(Gerçek biliminde yükselmek isteyenler için gölge oyununda büyük ibretler olduğunu gördüm. Kişiler, kalıplar gölge gibi gelip geçiyor ve çabucak yok oluyor, onları oynatan ise durucu kalıyor) demiştir.

17. yüzyılda belgeler daha da çoğalmaktadır .Evliya Çelebi, Naima gibi yerli yazarların eserlerinden ve o çağda İstanbul’da bulunmuş Avrupalıların anı ve gezi kitaplarından öğrenildiğine göre ramazan ayında kahvehanelerde, başka zamanlarda da evlenme, doğum, sünnet düğünü vs. dolayısıyla saray, konak ve evlerde yapılan şenliklerde oynatılan bu oyunlar Osmanlı toplumunun belli başlı eğlencelerinden biriydi.

19. yüzyılda da yine sarayın ve halk toplantılarının gözde eğlencelerinden olan olduğunu yerli ve yabancı kaynaklardan öğreniyoruz. Söz konusu yerli kaynaklara göre, II. Mahmut devrinde şehzadelerin sünnet düğününde geceleri on bir ayrı yerde Karagöz oynatılmıştır. Abdülaziz ve II. Abdülhamit devirlerinde bazı Karagöz sanatçıları Mızıkayı Hümayun himayesine alınmışlardır. Bu dönemde yetişen karagöz sanatçılarının kimisinin tekkelerden (Şeyh Fehmi efendi, Müştak Baba), kimisinin medreseden (Darphaneli Hafız efendi, Hafız Mehmet efendi). Kimisinin Enderundan (Enderunlu Hakkı bey, Enderunlu Tevfik efendi), kimisinin katiplikten (Katip Salih efendi), kimisinin cerrahlıktan (Cerrah Salih efendi), pek çoğunun da esnaflıktan (Yorgancı Abdullah Efendi, Püskülcü Hüsnü Efendi, Kantarcı Hakkı Efendi, Hamamcı Süleyman Efendi, Yemenici Andon Efendi, Çilingir Ohannes Efendi) olduğu görülür.

Esnek yapısı itibariyle doğaçlamaya ve güncel olayların işlenmesine son derece açık olan Karagöz perdesi, zamanının en önemli toplumsal yergi vasıtasıydı. Halkın beğenmediği hükümet kararlarını eleştirdiği ve kamuoyunu temsil ettiği dönemler vardır. Osmanlı’nın son dönemlerinde Karagöz sanatçıları devlet ileri gelenlerinden bazılarının hırsızlığını,rüşvetçiliğini vs. perdede canlandırdıkları için bu taşlamalar çok keskin bulunmuş, oyunlar yasaklanmış, devlet ileri gelenlerinin perdeye yansıtılmaları ağır cezalara bağlanmış, bu yasaklamalardan sonra Karagöz sıradan, kaba saba bir güldürü durumuna düşmüştür. 20. yüzyılın ilk çeyreğinde bir süre daha yaşayan Karagöz, zaman içinde tiyatronun, sinemanın daha sonra da televizyonun hayata girmesiyle tamamen etkisini kaybetmiştir. Ancak Karagöz oyunlarının etkisini kaybetmesindeki sebep sadece teknoloji alanındaki gelişmeler olmamıştır. 17. yüzyılda başlayan batılılaşma çabaları yirminci yüzyılın başlarında etkisini göstermeye başlamış, geleneksel Türk tiyatrosunun en önemli özelliği olan doğaçlama geleneği terkedilmiş bunun yerini batı tiyatrolarında olduğu gibi yazılı metinler almıştır. Yazılı metne bağlı kalarak oynatılan Karagöz oyunları, yeni oyunlar yazılamadığı için çağa ve insanların kültürel gelişimlerine ayak uyduramamış, eskiden oynatılan oyunların aynısının tekrar tekrar perdeye getirilmesi insanların ilgisini çekmez olmuştur. Ancak doğaçlama geleneğine geri dönülmesi durumunda Karagöz eskiden olduğu gibi saygın ve yaygın bir duruma gelebilecektir, aksi takdirde önümüzdeki on yıllar içinde Karagöz sanatımız tarih kitaplarının arasında kalıp yok olmaya mahkumdur.Ne yazık ki günümüzde artık bir avuç gönüllü tarafından yaşatılmaya çalışılmaktadır..

[attachment=44970]

-------------------
Etiketler  : Hacivat, ile ,Karagöz’ün ,Gerçek Hikayesi,gölge oyunlari,tarihin ilk sinamasi,ilk sinema,Tarihdeki ilk dizi,ilk tiyatro oyunu,

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Ekolojik Yaşamaya Katkimiz Olmali
Yazar: RasitTunca - 01-11-2019, 11:55 PM - Forum: Sanal Dergi - Yorum Yok



EKOLOJİK YAŞAMAYA KATKIMIZ OLMALI

Batıdaki ortalama insan her 3 ayda bir kendi kilosuna eşit çöp atar. Evlerimizden çıkan çöp atıkları için oldukça fazla bir alan ve çöp arabaları kullanılır. Çöplerimizin miktarı düşürüldüğünde çevremize ve sağlığımıza büyük katkılarda bulunabiliriz. Çöplerimizi azaltma yolumuz ise çöplerimizi geri döndürmektir.

Evimizden çıkan çöpleri azaltmak çevremiz için yaptığımız en faydalı davranışlardandır. Çöpümüzün yüzde 75’i satın aldığımız malzemelerin paketlemelerinden oluşur.

Azalt

Mümkün olduğu kadar az paketlemesi olan ürünleri tercih edin,

Meyve ve sebzelerinizi alırken mümkün olduğu kadar az paketleme kullanın,

Büyük miktarlarda almayı tercih edin. Bir büyük paket, iki küçük paketden daha az paketleme malzemesi içerir.

Tekrar kullanılabilen paketlemeleri tercih edin,

Yiyecekleri çocuk boylarına bölünmüş olarak almak yerine, büyük boy paketlemeleri almayı tercih edip, evinizde tekrar kullanılabilen paketlere bölebilirsiniz.

Arabanızda veya çantanızda alışverişe gittiğiniz zaman kullanmak üzere ya sağlam bez alışveriş torbalarını, ya da daha önce kullandığınız plastik torbaları tutun, gerektiği zaman onları kullanın.

Alışveriş torbalarını evinizde çöp için veya köpeğiniz varsa onun dışkısını toplamak için kullanabilirsiniz.

Tekrar kullanmayacağınızı düşündüğünüz plastik torbaları tekrar kullanılabilecek marketlere iade edin.

Kağıt peçete yerine bez peçete tercih edebilirsiniz. Hem daha şık bir görünüş verecektir hem de bolca aldığınız bez peçeteleri yıkayarak tekrar kullanabileceksiniz.

Hediye verirken sadece bir kerelik kullanılacak ve atılacak hediye paketleri yerine, yaratıcılığınızı kullanarak hem daha şık hem de işe yarayan malzemelerden hediye paketi yapabilirsiniz. (Örneğin ipek bir atkıdan veya şaldan veya daha sonra başka bir amaç için kullanılabilecek şık bir kutudan.)

Alüminyum kutuların geri döndürülmesi tekrar üretiminin %5 enerjisiyle yapılır ve bir kutunun geri döndürerek yapımından kazanılan enerji, bir televizyonun 2 saat açık tutulmasına eşittir.

Geri döndürülmüş bir cam şişe üretmek, kumdan yeni bir tane üretmenin yarısı kadar su tüketir ve 100 vatlık bir ampülün dört saat açık olmasına bedel enerji harcamasına eşittir.

Geri döndürülmüş kağıttan üretilen kağıt, işlenmemiş kağıt hamurunu işlemenin yüzde 60-70 kadar daha az enerji ve yüzde 55 daha az su tüketimine eşittir.

Bir buçuk metre yüksekliğinde geri döndürülmüş gazete, bir ağaca bedeldir. Bir ağaç, 700 kağıt alışveriş torbasına bedeldir.

Geri döndürmek ülkemizde hala oldukça yeni bir kavram olduğu için çoğu belediye şimdilik sadece kağıt ve pil için özel çöpler sağlıyor. Fakat eğer siz çöplerinizi kağıt, plastik, alüminyum, cam ve diğer olarak ayırıp, mahallenizde bulunan büyük kutulara atarsanız, hem aileniz hem de dünyanız için büyük katkılarda bulunursunuz. Cam ürünlerinin birçoğunu geri götürdüğünüz zaman verdiğiniz paranın belirli bir kısmını iade alabilirsiniz. Belediyenizle geri döndürmenin faydaları üzerine konuşup, dünyanız için büyük değişiklikler yaratabilirsiniz.

Doğanız için yapacağınız en iyi şey çöplerinizi mümkün olduğu kadar azaltmaktır. Eğer aldığınız malzemelerin paketlemelerine ve kullandığınız gereksiz paketlemelere özen gösteririrseniz, tek bir ev halkı olarak bile doğaya oldukça faydalı bir davranışta bulunup, kendinizi daha iyi hissedeceksiniz. Marketten meyve aldığınız zaman fazladan torba kullanmamaya özen gösterin. Mümkünse aldığınız ürünlerin geri döndürülmüş olmasına da dikkat edin.

Hangi ürünleri geri döndürebiliriz?

Kağıt;

fazla beklediğiniz takdirde çürürler, o yüzden kullanım biter bitmez geri döndürünüz.

Karton;

mısır gevreği kutusu, ambalaj kağıdı, yumurta kartonları temiz oldukları takdirde geri döndürülebilir.

Cam;

geri döndürmek için cam şişeleri ve kavanozları çalkalayın ve üzerindeki metal veya plastikleri çıkartın. Temiz ve kırılmamış cam kapları geri döndürebilirsiniz. Kırılmış, kuvvetlendirilmiş ve pencere camları geri döndürülemez.

Plastik şişeler;

üretilen plastik şişelerin birçoğu tekrar kullanılabilen ürünlerden elde edilir. Altlarında 1 ve 2 yazan şişeler, tekrar kullanılmaya en uygunlarındandır. 7’ye kadar çıkan numaralarda 7 en az geri döndürülenidir.

Plastik torbalar;

temiz olarak geri döndürülebilir fakat doğaya faydalı olmak için bir başka yöntem ise plastik torbaları alışverişte tekrar kullanmak veya alternatif olarak daha uzun ömürlü bez torbalar kullanmaktır.

Tekstil;

vakıflar bağışlanmış kıyafetleri satarak para kazanırlar.

Piller;

toksik metaller içeren piller sularımızı kirletir. Pilleri bazı belediyelerde sıkça bulunan pil çöplerine atarsanız, içerisinde bulunan toksik metaller çıkarılır ve doğaya zararı engellenir.

Metal;

sodalı içecekleri koyduğumuz alüminyum kutular ve alüminyum folyalar geri döndürülen çöpler arasında üretimi en pahalı olan materyallardır, temiz olarak geri döndürebilirsiniz.

Gübre;

eğer bahçeniz varsa mutfak ve bahçenizden çıkan çöpleri kompost ettikten sonra bahçenizde gübre olarak tekrar kullanabilirsiniz.

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Tarihe Yön Veren Komutan Ve Liderler
Yazar: RasitTunca - 01-11-2019, 11:48 PM - Forum: Sanal Dergi - Yorum Yok



TARİHE YÖN VEREN KOMUTAN VE LİDERLER

Odysseus

Yunan mitolojisinde İthaka Adasının kralı olarak geçen Odysseus, Homeros’un adını verdiği kitabında elde ettiği büyük başarıları ile ölümsüzleştirildi. Odysseus’un en büyük özelliği savaşlardaki cesareti ve kurnaz zekâsıydı. Truvalılarla yapılan savaşta ahşap bir at inşa ederek şehre sızmak onun fikriydi. Odysseus, savaştayken İthaka’yı yönetmeye başlayan ve karısına koca olmak için her türlü yolu deneyen tiranları döndüğü zaman devirmiş ve krallığını korumuştu.


Büyük İskender

Acımasız ve efsanevi askeri taktikleri ile Büyük İskender, adını tarihe en iyi askeri kumandanlardan biri olarak yazdırdı. Darios’un barış teklifine rağmen Gaugamela Savaşında onun sonunu getiren Büyük İskender, Asya fethine başlaması ile ordusunun isyanları ile karşılaşmış, Anadolu’ya geçişinin ardından bir daha Makedonya’ya dönemeden, 27 yaşında ölmüştü.


Hannibal

M.Ö. 248 senesinde doğan, dünya tarihinin en büyük askeri dehalarından biri olan Kartacalı kumandan Hannibal, verdiği karar ile İkinci Pön Savaşları’nda neredeyse dize getirdiği Roma İmparatorluğu’nun yok olmasını önleyen insan oldu. Hannibal’in birçok farklı medeniyetten insanla mükemmel anlaşabilmek gibi bir yeteneği vardı. Ordularının neredeyse tamamı farklı dil ve kültüre sahip paralı askerlerden oluşuyordu. Hannibal, M.Ö 218 senesinde 50 bin kişilik ordusu ve savaş filleri ile Alpleri geçerek İtalya’ya ilerledi. Alpleri geçişi ordusunun yarısından fazlası yok etti ancak, Hannibal her geçtiği yerde diplomatik kabiliyetleri ile asker toplamayı başardı.

M.Ö. 216 baharında kazandığı zaferler ile Roma’ya iyice yaklaşan Hannibal, Cannae Savaşında 70 bin kişilik Roma ordusunu yok ederek şehrin surları arasındaki tüm engelleri ortadan kaldırdı. Hannibal, yapılması halinde yıllar sürecek Roma kuşatmasını komutanlarının tepkilerine rağmen reddetti ve 100 bin nüfuslu şehrin yanından geçip gitti. M.Ö. 206 senesindeki Zama Savaşında Scipio Africanus’a yenilen Hannibal, sonuna giden yolu başlatmış oldu.

Jül Sezar

Roma İmparatorluğu’nun ilk imparatoru olan Sezar, M.Ö 27 senesinde İmparator oldu. Gelecekte Sezar adı, kendisinden sonra gelen tüm imparatorlara verilen isim oldu. Ömrünün sekiz senesini geçirdiği Galya’yı Alesia savaşı ile dize getiren askeri taktik dehası Sezar, Roma’da patlak veren iç savaşta Pompey’e üstünlük sağlamaktan da geri kalmadı


Şarlman

768’de krallık koltuğuna oturan Şarlman, Frank krallıklarını bir araya getirerek ülkesini bir bütün haline getirmiş olan isimdi. Şarlman yaptığı reformlar ile Avrupa’nın demokratik temellerini atan liderlerden biri olarak tarihe geçen bir isim oldu. Altına dayalı para sistemini gümüş üzerinde tekrar düzenleyen Şarlman, muhasebe kayıtları üzerine katı kurallar koyması ve yatırımlarda borcu yasaklaması ile ekonomide büyük atılımlar yaptı. Tüm Latin eserlerin çevrildiği, dini yazıların tekrar yorumlandığı dönemde edebiyat ve sanat alanındaki gelişmeler tarihe Şarlman Rönesansı olarak geçti.

Cengiz Han

Tarihe acımasızlığı kadar büyük başarıları ile geçen bir lider olan Cengiz Han, Orta Asya’da doğan en büyük güç, Moğol İmparatorluğu’nun kurucusuydu. Asya’daki Moğol kabilelerini bir araya getirerek kurduğu Moğol İmparatorluğu ile bitmek bilmeyen seferlere başlayan Cengiz Han, önüne çıkan tüm kentleri kılıçtan geçirerek Batı’ya kadar uzanan bir korku yaratmıştı.

Fatih Sultan Mehmet


Babası İkinci Murat’ın ölüm haberi üzerine atını Edirne’ye koşan ve hiçbir direnişle karşılaşmadan Sultanlığını ilan eden İkinci Mehmet, henüz 21 yaşında bir çağın ve bir İmparatorluğun sonunu getirerek dünya tarihine damgasını vurdu. Bizans İmparatorluğu’nun başkenti Konstantinopoli’de gemileri karadan Haliç Körfezi’ne taşıyan Sultan, dönemin en büyük topunu döktürerek askeri kabiliyetlerini ortaya koydu. İki aydan daha kısa bir sürede yeni adıyla İstanbul’u ele geçirmek gibi inanılmaz bir başarı gösteren Fatih Sultan Mehmet, sadece askeri gücü ile var olan bir lider değildi. Çok iyi eğitim görmüş olan Sultan İkinci Mehmet, yedi dil konuşur, Arapça ve Farsça’dan çevrilmiş felsefi eserleri okumaktan hoşlanırdı. Bilime çok düşkün olan Sultan, özellikle astronomiye ilgi gösterirdi. Döneminde İstanbul’a birçok bilgin ve düşünür getirtmişti. 1480 yılında İtalya’yı işgal eden ve Roma’yı ele geçirmek istediği düşünülen Fatih Sultan Mehmet, bir yıl sonra halen nedeni tartışılan ölümüyle hayata gözlerini yumdu.

Birinci Elizabeth

İngiltere ve İrlanda’nın tahtına 1558 yılında oturan Birinci Elizabeth’in lakabı Bakire Kraliçeydi. Sebebi ise ömrü boyunca hiçbir krala bağımlı kalmamış olmasıydı. Kraliçe Elizabeth dünyanın kadınların yönetimini bilmediği bir dönemde en güçlü kadın olarak kendini göstermişti. Onun dönemine kadar kadınlar kralların eşleri olmaktan öteye gidemiyorlardı. Yaşadığı dönemde evliliği Avrupa’nın önemli konularından biri olan Elizabeth, İkinci Philip, Avusturya Arşidük’ü Charles, Fransız Anjou Dükü Henri ve kardeşi François’nın da aralarında bulunduğu birçok erkeği reddetmişti.

İkinci Joseph

Kutsal Roma İmparatorluğu’nu 1765’ten 1790’a kadar başında olan en ünlü imparatoruydu. İkinci Joseph, belki de tarihin gördüğü en fedakâr lider olması ile adını ölümsüzleştirdi. Mutlak gücün mutlak yolsuzluğa giden yol olduğunu düşünen İkinci Joseph, tarihin rastladığı hükümdarlara nazaran halkını ön planda tutan bir liderdi. En büyük reformlarından biri, derebeylik sisteminin ezdiği köleleri özgür kılmasıydı.

Napolyon

Politika ve savaşa doymak bilmeyen bir lider olan Napolyon, Fransız Devrimi ardından Fransa’nın İmparatoru olmuştu. Osmanlı’yı müttefik yapmak için uzun süre uğraşan Napolyon’un, III. Selim’e yazdığı mektup ünlüdür. Devrimin ardından tek öğün yemekle geçinmeye çalışan Fransa’da birçok reform yapan Napolyon, merkezi yönetim ve vergi, eğitim sistemi gibi birçok alanda gelişim sağlamasının yanında; ülkenin yol ve kanalizasyon sistemleri gibi altyapı çalışmalarını da başlattı. Kamu alanında Napolyon yasaları, askeri alanda ise Napolyon taktikleri ile ülkesini yönlendiren Napolyon, 1812’de Rusya işgali ile gücünü yitirmeye başlamış, son şansı Waterloo’da aldığı yenilgi ile Avrupa sahnesinden çekilmişti.

Abraham Lincoln

ABD’nin 16’ıncı başkanı olan Abraham Lincoln, ülkesinin en zor döneminde, İç Savaş esnasında başkanlık yapmıştı. Ülkesinin en bunalımlı döneminde tek parça halinde kalabilmesi için büyük uğraş veren Lincoln, köleliği kaldırması ile dünyanın kaderini değiştiren insanlardan biri oldu. Amerika’nın ilk vergi gelirini düzenleyen ve ulusal bankacılık sistemini oluşturan Lincoln, Şükran Günü’nü ilk uygulayan insan olarak Amerika’nın ekonomik ve sosyal hayatına önemli etkide bulunmuştu. Yedi yüz binden fazla insanın öldüğü iç savaşın ardından ekonomi başta olmak üzere ülkesinin yaralarını sarmaya başlayan Lincoln, reformlarına fazla vakit bulamadan, Konfederasyon fanatiği tiyatrocu John Wilkes Booth tarafından öldürüldü.

Vladimir Lenin

Demokratik eğitim için mücadele veren bir fizik öğretmeninin oğlu olarak dünyaya gelen Vladimir Ilyich Ulyanov, babasını beyin kanamasından kaybetti, erkek kardeşi Çar Üçüncü Aleksandr’ın suikastına karıştığı gerekçesiyle idam edildi, kız kardeşi sürgüne gönderildi. Parçalanmış aile yapısı hayatını çok etkileyen Lenin, 1892’de St. Petersburg üniversitesinde hukuktan mezun oldu. Üniversite sonrası yıllarda Marksist hareketlere katılan Ilyich Ulyanov, yazdığı makale ve kitaplarda Lenin adını kullanmaya başladı. Rusya Sosyal Demokrat Partisine katılan Lenin, 1902 senesinde yayınlanan “Ne Yapmalı?” adlı eseriyle Çarlık Rusya’sında bir anda tanınan ve dinlenen bir kişi olmayı başardı.

Üç sene sonra Sosyal Demokrat Partinin başına geçen Lenin, Avrupa’daki faaliyetlerine başladı. Birinci Dünya Savaşı’ndaki barış hareketleri ile Almanya ile olan savaşın sona ermesini sağlayan Lenin, 1917 yılındaki Şubat Devrimi ardından Halk Komiserleri Konsey Başkanı seçilen Lenin, derhal eğitim, sağlık ve ekonomi alanlarındaki reform çalışmalarına başladı. Ülkesindeki iç savaşı 1920’de sonlandıran Lenin, 1922’deki suikast girişiminden sonra felç geçirdi. Lenin’in 1924 yılındaki ölüm nedeninin aynı neden olduğu ileri sürülse de, bu konuda kesin bir bilgi yok.


Churchill

İngiltere’de köklü bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Churchill, gençliğinde asker üniforması altında Küba, Hindistan ve Afrika’da görevlerde bulundu ve önemli askeri tecrübe edindi. İngiltere’ye dönüşünde ise parlamentoya girdi. Churchill başarılı bir politikacı olmasına rağmen alkol sorunu ön plana çıkıyordu. Baskın karakteri ile ön planda kalmayı başaran Churchill, kendi planı olan ve sorumluluğu üzerine kalan Çanakkale felaketi ile kendi kendini bitirdi. İkinci Dünya Savaşı olmasaydı, belki de adı hatırlanmayacaktı.


Mustafa Kemal Atatürk

11 Ocak 1905 tarihinde Harp Akademisini bitiren Mustafa Kemal, orduya kurmay yüzbaşı olarak katıldı. İlk olarak Suriye’de, ardından 1911 senesinde tabur komutanı olarak Trablusgarp’ta savaştı. Çanakkale Savaşı’nda1915 yılında müttefiklere geçit vermeyen Mustafa Kemal, 1916’da Muş, Bitlis ve Van’ı Rus işgalinden kurtardı. Bir yıl sonra korgeneral rütbesine yükseldikten sonra Filistin cephesinde Arapları yanına alan İngilizlere karşı müdafaa yaptı.

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından işgalci karıncalar gibi Anadolu’ya yayılan ittifak ülkelerine dur diyen yine Mustafa Kemal’di. Samsun’a 1919’da geçişinin ardından Erzurum ve Sivas kongrelerini düzenleyen Mustafa Kemal, milli mücadelenin planını çizdikten sonra Ankara’da TBMM’yi açtı. Sakarya ve Dumlupınar Medyan Muharebelerinde yenilen Yunanlıları Büyük Taarruz ile Anadolu’dan çıkaran Mustafa Kemal, İngiliz, Fransız, İtalyanlar dâhil olmak üzere tüm Anadolu’yu düşman kuvvetlerinden temizledi.

Mustafa Kemal 1923 yılında, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdu. Ekonomik, politik ve sosyal alanda yaptığı reformlar ile Türkiye’nin kalkınmasında ilk adımı atan Atatürk, döneminde oldukça ünlü bir insandı. Birinci Dünya Savaşı’nda Bolşevik rejimini yıkan Çanakkale zaferi ve Suriye cephesinde dağılmakta üzere olan ordusu ile yaptığı müdafaa ününü tüm dünyaya yaymıştı.


Mussolini

Elinde güç olan fantezi düşkünlerinin ne kadar tehlikeli olabileceğine dair en iyi örneklerden biri olan Mussolini, kendini Roma İmparatoru Augustus’un reenkarnasyon ile dünyaya gelmiş hali zannediyordu. Nihai amacı da, tıpkı Augustus gibi tüm Akdeniz’i ele geçirmek ve Roma’nın eski ihtişamını tekrar yaratmaktı. Bu hayallerine rağmen en ilginç olan şey, 1922 yılında İtalya’nın Başbakanı olmuş olan Mussolini’nin, ne kadar iyi geçiniyor gözükmesine rağmen Hitler’i bir kaçık olarak görmesiydi. Düşünce düşmanı olan Mussolini, İtalya Komünist Partisinin bir dönem lideri ve en büyük düşünürlerinden Antonio Gramsci’yi 1926’da hapse attırmıştı.

İkinci Dünya Savaşı’na Hitler’in Fransa işgali ardından sırasının geldiğine inanarak giren Mussolini, Afrika cephelerinde alınan ağır yenilgilerin ardından itibarını hızla kaybetmiş, geri çekilen Alman güçleri arasında kaçarken yakalanarak idam edilmişti. Milano’daki Lareto Meydanı’nda, bir zamanlar kendini alkışlayan binlerin önünde cesedi teşhir edilmiştir.

Politikaları ile 10 milyonlarca insanın ölümüne neden olan İkinci Dünya Savaşını başlatan ve milyonlarca Yahudi’nin katledilmesine neden olan Hitler, politik ve liderlik yetenekleri ele alındığı zaman tarihte öne çıkan bir kişiydi.

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Türkler Neden Bozkurdu Kendilerine Sembol Olarak Seçtiler
Yazar: RasitTunca - 01-11-2019, 11:44 PM - Forum: Sanal Dergi - Yorum Yok


TÜRKLER NEDEN BOZKURDU KENDİLERİNE SEMBOL OLARAK SEÇTİLER

Cenabı ALLAH bütün varlıkları yaratırken farklı özeliklerle yaratmıştır.
Ruslar ayıyı, İngilizler aslanı, Amerikalılar kartalı, İspanyollar boğayı milli sembol saymışlar.

Biz? Neden başka bir hayvan değil de
Gök yeleli Bozkurt’u sembol edindik?

Bozkurt’un özelliklerini temel olarak şu şekilde sıralamak mümkündür

1 – Bozkurtlar atasına bağlıdır; Bozkurt sürüsünden ayrılan bir erkek bozkurt karşılaştığı
bir kara kurt sürüsüne girer. Girdiği sürünün liderliğini alır;

2 – Bozkurt özgürlüğüne düşkündür. Dünyada evcilleştirilememiş tek hayvan olma unvanı
Orta Asya bozkurtlarındadır.

Hayvan yakalandığında tüm hayvanların aksine gırtlak kısmında bulunan öd denen keseyi parçalar
ve intihar eder.

Bozkurt esareti kabul etmeyen bir varlıktır.

Bozkurt’un boynuna tasma takıp bir kafese koyamazsınız.
Bozkurt ölümü kabul eder kendisini parçalar ve intihar eder.

3 – Bir bozkurt sadece yiyeceği kadarını avlar ve yavrusu olan bir hayvana saldırmaz, avlamaz.

Bozkurt leş eti yemez.
Kendi avını kendisi avlar.
Başka hayvanların avladığı leşi yemez.

4 – Bozkurtlar eşlerini kıskanırlar.

Bozkurt dişisi asla bir kara kurtla çiftleşmez.
Bozkurt yaşamından tek eş seçer.
Eşi ölmeden başka eş aramaz.

5 – Bozkurt sürüsü sağdan ve soldan giden öncüler, akabinde de göbekten gelen ana kuvvetle saldırırlar düşmanına.

Bozkurt cesaretli ve ölümüne mücadele eden bir yapıya sahiptir esareti kabul etmez.

6 – Bozkurtların bir lideri vardır ve sürü o liderin emrinden çıkmaz.

Bozkurt liderine bağlıdır, dinlenme anında da lideri etrafında koruma tedbirleri alır.

Bozkurtlar avlamaları, toplu yaşama kurallarına uyma vb. açılardan bir sistem içerisindedirler, yani asildirler.

7 – Bozkurtlar teşkilat halinde bir yaşam sürerler.
Bozkurt ekip çalışması yapar ve Hürriyetine son derece düşkündür.

8 – Karda yürüyen 40 bireylik bir Bozkurt grubunu takip etseniz ancak
Beş, altı ayak izi görebilirsiniz, o kadar dikkatli ve organizedirler
Çünkü grup önde giden lider bozkurt’un ayak izlerine basarak ilerler.
Bozkurtlar asla organizesiz ve plansız hareket etmez, avlanmazlar.

9 – Bozkurtlarda bir yavrunun hem annesi, hem de babası ölse dahi yavru hayatta kalır.

Bozkurtlarda grup hiyerarşisi buna müsaade etmez.
Diğer grup üyeleri yavruyu evlat edinir ve kendi yavruları gibi büyütürler.

10 -Bizim sembolümüz, Gök yeleli bozkurttur. Yani “GÖKBÖRÜ”.
Bu kurt türü sadece Orta Asya dolaylarında yaşamaktadır.
Türk milleti Bozkurt’u bu taşıdığı özelliklerden dolayı kendine sembol edinmiştir.

11- Türk milleti asırlarca bozkurt’laşan şahsiyetler yetiştirmiştir.

Bozkurt bu nedenle tarihimiz içinde bayrak olarak da kullanılmıştır.


Etiketler :
----------------
Türkler, Neden, Bozkurdu, Kendilerine, Sembol Olarak Seçtiler, bozkurt türkü,türk,Türklerin sembolü,türklerin atasi,orta asya,orta asya türkleri,

Bu konuyu yazdır

Oku-1 En Uzun Oruc Kac saat - Ülkelere Göre Oruç Kaç Saat Tutuluyor
Yazar: RasitTunca - 01-11-2019, 11:42 PM - Forum: Sanal Dergi - Yorum Yok



ÜLKELERE GÖRE ORUÇ KAÇ SAAT TUTULUYOR

Türkiye’de yaklaşık 17 saat oruç tutulurken, beyaz gecelerin yaşandığı ve güneşin hemen hemen hiç batmadığı İskandinavya ülkelerinde bu süre 21 saati buluyor. En kısa süre ise 9 saat 20 dakika ile Arjantin’de. Dünya genelindeki 1,5 milyardan fazla Müslüman, yaşadıkları ülkelere göre birbirinden oldukça farklı sürelerle oruç tutuyor
Hangi ülke kaç saat oruç tutuyor?Oruçlu kalma süresinin en uzun olduğu İskandinavya’da, İzlanda’nın başkenti Reykjavik’de 21 saat 13 dakika. Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de 19 saat 50 dakika, Stockholm, Oslo ve Kopenhag’da ise yaklaşık 19 buçuk saat oruç tutuluyor.
RUSYA DA BİZDEN UZUN

Ramazan coşkusunun yaşandığı bir diğer ülke olan Rusya’nın başkenti Moskova’da ise Müslümanlar 18 saat 37 dakika oruç tutuyor.

ABD’DEKİ ORUÇ SAATLERİ

Amerika kıtasında, ABD’nin en büyük kenti New York’ta Müslümanlar 16 saat 21 dakika, Kanada’nın başkenti Ottawa’da 18 saat 23 dakika oruç tutuyor.

EN KISA ORUÇ TUTULAN ÜLKE

Ramazan ayı yaz mevsimine denk geldiği için güney ülkelerinde oruç tutma süreleri kuzey ülkelerine göre daha kısa.

Şili ve Arjantin’in güney kentleri dünyada en kısa süreli oruç tutulan yerler olarak göze çarpıyor.

Buna göre, Arjantin’in Ushuaia kenti 9 saat 20 dakika ile sürenin en kısa olduğu yer. Avusturalya’nın Hobart kentinde ise oruç tutma süresi 11 saat 7 dakika.

ARAP ÜLKELERİNDEKİ SAATLER

Ordunun yönetime el koyması nedeniyle Ramazan’a zor koşullarda giren Kahire’de 14 saat 52 dakika.

Filistin’in Gazze kentinde 16 saat oruç tutuluyor.

Beyrutluların orucu 14 saat 20 dakika, Şam’dakilerin yaklaşık 15 saat, Bağdatlıların ise 14 saat 15 dakika sürüyor.

AFRİKA KITASI’NDAKİ SÜRELER

Afrika’nın en önemli ülkelerinden Güney Afrika’nın başkenti Cape Town’da 11 saat 50 dakika, Kenya’nın başkenti Nayrobi’de 13 saat 34 dakika, Dakar’da ise 14 saat 33 dakika oruç tutuluyor.

ÇİN’DE BİZDEN KISA

Dünyanın en büyük nüfusuna sahip Çin’in başkenti Pekin’de Müslümanlar 12 saat oruç tutuyor.

Malezya’nın başkenti Kuala Lumpur’da13 saat 50 dakika, çeşitli dinlere mensup insanların bir arada yaşadığı Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de ise yaklaşık 16 saat oruçlu kalınıyor.

GURBETÇİLER NE KADAR TUTUYOR

Orucun süresi, gurbetçilerin en yoğun olduğu Berlin’de 17 saat 6 dakika.

Brüksel’de 17 saat 49 dakika

Amsterdam’da 18 saat 4 dakika

Paris’te 16 saat 36 dakika.

Londra’daki Müslümanlar ise yaklaşık 20 saat oruçlu kalacak.

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Lokman Hekim (حکیم لقمان) Kimdir -Sözleri Hekimin İksirleri İlaç Olacak
Yazar: RasitTunca - 01-11-2019, 11:38 PM - Forum: Sanal Dergi - Yorum Yok



Lokman Hekim (حکیم لقمان) Kimdir -Sözleri - Efsaneleri -Lokman Hekimin İksirleri İlaç Olacak


Lokman veya Lokman Hekim (حکیم لقمان), Kur'an'da ve halk efsanelerinde bahsi geçen, hikmet sahibi olduğuna inanılan kişi.

Lokman Hekim'in İslam'a göre peygamber olduğuna dair iddialar bulunmakla beraber İslam alimlerinin genel görüşü peygamber olmadığı yönündedir [1]. Kur'an'da Lokman Hekim'den Lokman Suresi'nde bahsedilir. Allah tarafından Lokman'a hikmet verildiği belirtilir. Oğluna verdiği öğütler anlatılır.

LOKMAN HEKİM KİMDİR?


Lokman Aleyhisselâm Hazret-i Davud (as) devrinde yaşamış bir ulu ve bilge kişidir. Bir rivayete göre Hazret-i Davud’dan (as) ilim ve hikmet öğrenmiş ve Hazret-i Davud’un (as) vezirliğini yapmıştır. Kur’ân-ı Kerim’de adı ve oğluna verdiği nasihatler bulunmakla beraber, peygamber olup olmadığı konusunda kesin bir bilgi yoktur. Kur’ân’da adı bir sûreye ad olarak verilmiştir. Babasının adı Baure olduğu ve Hazret-i Eyyub’ün kız kardeşi veya teyzesinin oğlu olduğu rivayet edilir.
Lokman Aleyhisselâm terzi ve marangoz idi. Halkın giydiği elbiseyi diker ve halkın kullandığı ev âletlerini tahtadan yapardı. Kısa boylu, yassı ve çökük burunlu, simsiyah tenli, kalın dudaklı, enli ve yarık ayaklı idi. Çok düşünür, az konuşurdu. Keskin görüşlüydü. Bir defa konuşur, hikmet gereği olmadıkça sözünü tekrarlamazdı.


Beni İsrail’de kadılık yaptığı da rivayet edilen Lokman Aleyhisselâma peygamberlik mi, krallık mı, hikmet mi istediği sorulmuş, o hikmeti tercih (bilgiyi) etmiştir. Bundan dolayı kendisine ilim ve hikmet verilmiştir. Kur’ân’da bu hususta Cenâb-ı Allah şöyle buyurur: “And olsun ki, Biz Lokman’a Allah’a şükretsin diye hikmeti verdik.”1 Hikmet; doğru bilgi, ilim, dinde derin görüş ve isabetli fikir demektir. Lokman Aleyhisselâm Beytülmakdis yakınlarındaki Remle şehrinde oturur, yanına gelenlere vaaz ve nasihat eder, hikmetli sözler söylerdi. Lokman Aleyhisselâm yeryüzündeki bitkilerden her derde deva araştırır, Allah’ın izniyle bulur ve hastalara Allah’ın Şafi isminin tecellisine vesile olurdu, şifa dağıtırdı.

Lokman’ın kimliği
Efsanevi bir kişilik olan Lokman’ın kimliği ile ilgili tefsir kitaplarında çok farklı anlatımlar tefsir yazarlarının değişik kaynaklardan duyumsadıkları görüşlerini yansıtır ve birbirlerinden farklı kimlik ve soy bilgileri bu kaynaklarda yer alır. İslami düşünür Muhammed Esed'e göre Lokman tıpkı Hızır gibi kurgusal bir kişiliktir ve prototip bir derlemedir.

Efsaneler


Lokman'ın ölümsüzlük iksirini bulduğu ancak formülünü kaybettiğine dair efsaneler mevcuttur. Formülü nasıl kaybettiği ise değişik kaynaklarda değişik şekillerde anlatılır. Bir efsaneye göre içinde ölümsüzlük iksiri bulunan şişeyi köprüden geçerken düşürüp kaybetmiş, bir başka efsaneye göre ise eline yazdığı ölümsüzlük formülü yağmurda silinmiştir. Bir rivayete göre de iksir, Allah'ın emriyle Cebrail tarafından yok edilmiştir.

Bir rivayete göre Davud Lokman'a bir koyun kesmesini ve kendisine en iyi yerinden iki parça et getirmesini söyler. Lokman koyunun yüreğini ve dilini getirir. Başka bir gün Davud kendisine koyunun en kötü yerinden iki parça et getirmesini söyler. Lokman yine yüreğini ve dilini getirir. Davud neden böyle yaptığını sorunca Lokman şöyle cevap verir: "İyilik için kullanıldığında yürekten ve dilden daha iyi bir şey yoktur. Kötülük için kullanıldığında da yürekten ve dilden daha kötü bir şey yoktur.


LOKMAN HEKİM’E SORMUŞLAR
“BU DÜNYADA NE ÖĞRENDİN?”



1- Namazda kalbime sahip olmayı öğrendim.
2- Misafirlikte gözüme sahip olmayı öğrendim.
3- Yemekte elime sahip olmayı öğrendim.
4- Cemiyette dilime sahip olmayı öğrendim.
5- Yaptığım iyiliği unutmayı öğrendim.
6- Bana yapılan kötülüğü unutmayı öğrendim.
7- Allah’ın kudret ve kuvvet sahibi olduğunu
öğrendim.
8- Ölümün hak olduğunu öğrendim.


Lokman Hekim'e Sormuşlar

- Bu güzel ahlakı kimden öğrendin? demiş:
- Ahlaksızlardan!


Lokman Hekim'e Sormuşlar


- Bunca bilgiyi kimden öğrendin? demiş:
- Körlerden. Onlar önce kontrol ederler, sonra adım atarlar


Lokman Hekime Sormuşlar...

-Hastalarımıza ne yedirelim, diye...
Lokman Hekim.
-Acı söz yedirmeyin de ne yedirirseniz yedirin, demiş.

En iyi en kötü şey:

Lokman Hekime Sormuşlar:

- İnsan bedeninde en zararlı ve en faydalı organ hangisidir? Dilini göstererek:

- İşte demiştir.

Anlatıldığına göre, Lokman Hekim aslında, Habeşistanlı bir köle idi. Düşünce ve hikmet alanındaki üstünlüğünü ilk gösteren olay şu olmuştu:
Bir gün efendisi ona:
"Şu koyunu kes ve etinin en temiz iki parçasını pişirip getir." dedi.
Lokman Hekim koyunun kalbini ve dilini pişirip getirdi.
Başka bir gün efendisi bu defa:
"Şu koyunu kes de, etinin en pis iki parçasını pişirip getir." dedi.
Bu defa da, yine koyunun kalbini ve dilini pişirip getirdi.
Efendisi, neden böyle yaptığını sorunca, Lokman Hekim söyle cevap verdi:
"Vücudun en temiz parçası kalp ve dil olduğu gibi, en pis iki parçası yine kalp ile dildir."

(Buradan şunu anlıyoruz ki, Allah-u Zülcelal"in yarattığı dilimiz; hem en iyi ve temiz, hem de en kötü ve pis bir organımız oluyor. Bu da insanın kendi elindedir. İyi yerlerde kullanmak istersek iyi oluyor. Kötü yerlerde kullanmak istersek, hem bu dünyada hem de ahirette başımıza dert açıyor. Onun için bizimde kalbimizi ve dilimizi daima Allah-u Zülcelal"in zikri ile meşgul edip, temiz ve güzel hale getirmeye çalışmamız gerekmektedir.)


Bir gün Lokman Hekim’e sormuşlar:

“İnsanların en zavallısı kimdir?”
Lokman Hekim demiş ki:
“İnsanların en zavallısı, işlediği günahları hatırladığında üzüntü duymayan kimsedir. Bir kimse günah işlediğinde derhal kendini toparlayıp bundan üzüntü duymalıdır. Yoksa hem günah işleyip, hem de üzüntü duymamak helâkettir.”


Lokman Hekim’e sormuşlar:


“Uzun yaşamanın sırları nedir?” Lokman, “Beş şartı vardır, az taam, az kelam, az selam, az intikam ve çok sabır” demiş…

Birisi bir gün Lokman Aleyhisselâmın siyah yüzüne ve kalın ve çatlak dudaklarına bakıp onunla alay etmek, onu aşağılamak istemişti.
Lokman Aleyhiselaâm bu adama hiç kızmadı ve dedi ki:
“Yüzümün siyah, dudaklarımın kalın ve çatlak oluşuna bakıp alay etme. Çünkü onu siyaha ben boyamadım. Dudaklarımı da kalın ve çatlak yapan ben değilim. Benim elimde olan, o kalın dudaktan kötü söz çıkarmamak, siyah yüzü ayıp işte utandırmamaktır. Kalbim beyaz, sözüm inci gibi güzel olduktan sonra, yüzümün siyah, dudağımın kalın oluşunun ne ehemmiyeti var?”

Lokman Aleyhisselâmın bir oğlu vardı. Bir gün oğlunu yanına alarak şefkat ve muhabbetle kucakladı ve Kur’ân’da bildirildiği üzere oğluna şöyle nasihatler verdi:

“Oğulcağızım! Allah’a şirk koşma. Çünkü şirk elbette çok büyük bir zulümdür.

“Yavrucuğum! Yaptığın iş (iyilik veya kötülük), bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa ve bu, bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, yine de Allah onu (senin karşına) getirir. Doğrusu Allah, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır. Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabret. Doğrusu bunlar, azmedilmeye değer işlerdir. Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah, kendini beğenmiş övünüp duran kimseleri asla sevmez. Yürüyüşünde tabiî ol, sesini alçalt. Unutma ki, seslerin en çirkini eşeklerin sesidir.”2

Yine Lokman Hekim’in oğluna şöyle nasihatler ettiği rivayet edilir:

“Yavrucuğum! Oruç tut, şehveti keser. Tövbeni sonraya bırakma. Çünkü ölüm ansızın geliverir. Allah’tan kork. Günahkâr olduğun halde, ikram etsinler diye kendini insanlara faziletli gösterme. Oğulcağızım! Ben susmamdan ötürü hiçbir zaman pişman olmadım. Fakat konuşmamdan ötürü pişman olduğum vakidir. Unutma: Konuşmak gümüş ise, susmak altındır. Âlimlerin meclislerine devam et. Hâkimlerin sözlerini iyi dinle. Çünkü Allah ölü kalpleri hikmet nuruyla diriltir. Nasıl ki, yeri yağmur suyuyla diriltiyor.”

Lokman Hekim'in İslam dinine göre Peygamber olduğuna ilişkin iddialar bulunmakla birlikte İslam büyüklerinin bütün görüşü peygamber olmadığı yönündedir. Kur'an-ı Kerimde Lokman Hekim'den Lokman Suresi'nde bahsedilir. Allah tarafından Lokman'a hikmet verildiği belirtilir oğluna verdiği nasihatlar anlatılır. Efsaneler Lokman Hekim'in ölümsüzlük iksirini bulduğu yalnız formülü kaybettiğine ilişkin efsaneler mevcuttur. Formülü nasıl kaybettiği ise değişik kaynaklarda değişik şekillerde anlatılır. Bir efsaneye göre içinde ölümsüzlük iksiri bulunan şişeyi köprüden geçerken düşürüp kaybetmiş, bir başka efsaneye göre ise eline yazdığı ölümsüzlük formülü yağmurda silinmiştir. Bir rivayete göre de iksir, Yüce Allah'ın emriyle Cebrail [a.s] tarafından yok edilmiştir. Bir rivayete göre ise Davud Peygamber Lokman'a bir koyun kesmesini vede kendisine en iyi yerinden iki parça et getirmesini söylemiş, Lokman koyunun yüreğini ve dilini getirir. Başka bir gün Davud peygamber [a.s.] kendisine koyunun en kötü yerinden 2 parça et getirmesini söyler. Lokman tekrar yüreğini ve dilini getirir. Davud [a.s] niçin böyle yaptığını sorunca Lokman hekim şöyle cevap verir: (İyilik için kullanıldığında yürekten ve dilden daha iyi bir şey yoktur Kötülük için kullanıldığında da yürekten ve dilden daha kötü bir şey yoktur.) Kur'an'da Lokman: (Andolsun biz Lokman'a: Allah'a şükret! diyerek hikmet verdik. Şükreden yalnız kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden de bilsin ki, Cenab-ı Hak hiçbir şeye muhtaç değildir, her çeşit övgüye layıktır Lokman, oğluna nasihat vererek: Yavrucuğum! Yüce Allah'a şirk koşma! Doğrusu ortak koşmak, büyük bir zulümdür, demişti ) [Lokman, nasihatlarına sürekli şöyle demişti]: Yavrucuğum! Yaptığın iş [iyilik yada kötülük], bir hardal tanesi ağırlığında dahi olsa ve bu, bir kayanın içinde yada göklerde veya yerin derinliklerinde bulunsa, gene de Allah onu [senin karşına] getirir. Gerçeği Allah, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabret doğrusu bunlar, azmedilmeye değer işlerdir küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme Zira Cenab-ı Hak, kendini beğenmiş övünüp duran kimseleri asla sevmez Yürüyüşünde tabii ol, sesini alçalt unutma ki, seslerin en çirkini merkeplerin sesidir] Lokman Hekim, inanışa göre bütün hekimlerin piri, üstadıdır. Her çiçeğin, her otun özelliklerini tanıyan Lokman, ilaç yapar, derilere deva bulunmuş tüm dünyayı dolaşmış, Çukurova'ya gelince ovanın bereket ve güzelliğine hayran olarak Misis'e yerleşmiştir. Çevredeki tüm hastaları iyileştirmiş anık hastalığın ne olduğunu unutan Çukurovalılar, ölümsüz hayatın peşine düşmüşler kendileri için ölümsüzlük ilacını yapmasını istemişlerdir. Çukurova'yı Lokman Hekim adım adım dolaşmış, tüm bitkileri incelemiş bir gece dolaşmaktan yorgun düşmüş ve ulu bir çınarın altında uyuyakalmış bir ara bir ses işitmiş: "Ey Lokman, artık araman bitsin, ben ölümsüz hayatın devasıyım Bundan böyle insanlara ve hayvanlara ölüm yok" Lokman Hekim, sesin geldiği bitkiye doğru yönelerek koparmış. Bu sırada Cenab-ı Allah, Cebrail'e: "Yetiş Cebrail, Lokman ölümsüzlüğe çare bulursa bu insanların hali ne olur?" demiş Bunun üzerine Cebrail, pir-i fani kılığında Misis Havraniye tarafına bir gelmiş, Misis Köprüsü'nün üstünde Lokman Hekimle karşılaşmış Cebrail: [Selamün aleyküm] söyledikten sonra Lokman'ın elindeki kitaba bakmak istemiş, kitabı alıp coşkuyla akan Ceyhan Nehri'ne atmış. Kitabın arkasından Lokman da suya atlamış; ancak bulamamış Yaz gelip sular çekilince, ırmak boyunda aramaya devam etmiş sonunda kitabın yalnızca bir yaprağını, arpa tarlasında bulmuş, bugünkü tıp biliminin, o günkü yapraktan geliştiğine inanılır. Yörede hala, efsanenin izlerine rastlanılmaktadır. Kitabın bulunduğu arpa tarlasının toprağı kutsal sayılır. Çocukların karınları ağrıdığında bu toprağı ısıtıp, beze sararak çocuğun karnına bırakırlardı. İkinci bir Lokman Hekim hikayesi de şöyledir: Lokman Hekim doktor ve eczacıymış, dükkanında her türlü hastalığın derman olan ilaçlar varmış. Hastalar içeri girdiklerinde, hastalıklarına iyi gelecek olan ilaç şişesi sallanırmış bir defasında, içeri bir kişi girmiş yalnız hiçbir şişe sallanmamış Lokman Hekim, bunun üzerine: "Senin hastalığının dermanı yok, öleceksin" demiş Adam ölümden kurtuluşun olmadığını duyunca çok üzülmüş. Her şeyini satmış yanına bir at tüfek ayrıca av köpeği alarak dağlara çıkmış vurduğu hayvanları yiyip, yörüklerden süt, yoğurt alarak yaşıyormuş. Bu sırada hastalığı da iyice artmış Bir ağacın dibine gelmiş, atını bağlayıp köskelmiş o sırada bir yörük kadını, bir tas sütü saylığa koymuş yılanların sütü sevdikleri bilinir tasa yaklaşan bir yılan, sütü içmiş, sonra da zehrini süte kusmuş tas, yemyeşil olmuş. Ağrıları iyice azan adam: "Gidip şu zehri içeyim de ölüp kurtulayım" diyerek zehirli sütü içmiş. Bir müddet sonra ishal olmuş ve kusmaya başlamış, yalnız oldukça hafiflediğini hissediyormuş, ölmek için içtiği zehirden sonra daha iyi olduğunu görmüş, gün geçtikçe iyileşmiş ve hastalığı tamamen geçmiş Lokman Hekim'e gidip: "Sen, bana öleceğimi belirtmiştin Ancak ölmedim" demiş. Bunun üzerine Lokman: (Ben, sana ala ineğin sütünü nereden bulayım, sütü yılana içirip, nasıl tasa kusturayım. Hastalığının çaresi vardı; ancak bu ilacı temin etmek zor olduğu için öyle dedim" diye cevap vermiş, o gün bu gündür tas ve yılanın eczacılık ve tıp biliminin simgesi olması, halk tarafından Lokman Hekim'e dayandırılmaktadır. Şahmeran ve Lokman Hekim Efsanesi Zamanında binlerce yılanın yaşadığı bir mağaraya yanlışlıkla giren bir adam yılanlar tarafından padişahları Şahmeran'a götürülür. Şahmeran adama canını bağışlayacağını yalnız kendisini misafir etmek zorunda olduğunu söyler. Yerini bilen birini özgür bırakarak kendi hayatını tehlikeye atmak istememektedir. Şahmeran ona fazla iyi davranır. Adam bir dediği iki edilmeden bütün ihtiyaçları karşılanarak yaşamakta günlerinin büyük bölümünü Şahmeran'la sohbet ederek geçirmektedir. Ne kadar rahat da olsa gerçek dünyadan uzak bir mağarada süren bu hayattan sıkılan adam bir gün yeryüzüne dönmek için Şahmeran'dan izin ister. Şahmeran adama güveninin tam olduğunu yerini kimseye söylemeyeceğine inandığını belirterek gitmesine izin verir. Yalnız kendisini gördüğü için vücudunun pul pul olacağını bu yüzden vücudunu kimseye göstermemesi gerektiğini de ikaz eder.Yeryüzünde normal hayatına dönen adam Şahmeran'ı gördüğünü hiç kimselere söylemez. Bu esnada padişahın kızı hasta olmuş tedavisi için tüm ülke seferber edilmiştir. Kızın iyileşmesini en fazla isteyenlerden biri ise vezirdir. Gerçek amacı kızla evlenip oğlu olmayan padişahın yerine ülke yönetimini ele geçirmek olan vezir tüm büyücüleri toplayarak bu hastalığa çare bulmalarını ister. Büyücülerden birisi Şahmeran'ın bulunup öldürülmesi ve vücudundan alınacak bazı parçaların kaynatılıp içirilmesi durumunda kızın iyi olacağını belirtir. Şahmeran'ı bulabilmek için de vücudu pullu kimselerin aranması gerektiğini ekler. Vezir ülkedeki herkesi zorunlu olarak hamama götürüp soydurarak Şahmeran'ı gören kişiyi bulur. Adam Şahmeran'ı öldüreceğini vaat ederek mağaraya gider. Şahmeran'a tüm gerçekleri anlattıktan sonra ne yapması gerektiğini sorar. Şahmeran: (Ölümümün senin elinden olacağını zaten anlıyordum) söyleyerek kendisini öldürmesini yalnız bunun gizli tutulmasını ister. Zira öldüğü duyulursa dünyadaki bütün yılanlar insanlardan öç almaya kalkacaklardır. Daha sonra Kuyruğumun suyunu kaynat ayrıca vezire içir ki kısa vakitte ölsün. Gövdemin suyunu kaynat ve kıza içir ki iyileşsin. “Kafamın suyunu kaynat ve iç ki Lokman Hekim olasın" diye ekler. Adam biraz da buruk bir şekilde bunları dinler. Şahmeran yılanlara adamın misafiri olarak gideceğini fazla uzun yıllar dönmeyeceğini kendisini merak etmemelerini söyler ve yeryüzüne çıkarlar. Adam Şahmeran'ın dediklerini yapar. Vezir ölür. kız iyileşir kendisi de Lokman Hekim olur.

Efsaneler

Lokman Hekim'in ölümsüzlük iksirini buldugu ancak formülü kaybettiğine dair efsaneler mevcuttur. Formülü nasıl kaybettiği ise değişik kaynaklarda degişik sekillerde anlatılır. Bir efsaneye göre içinde ölümsüzlük iksiri bulunan şişeyi köprüden geçerken düşürüp kaybetmiş, bir başka efsaneye göre ise eline yazdığı ölümsüzlük formülü yağmurda silinmiştir. Bir rivayete göre de iksir, Allah'ın emriyle Cebrail tarafından yokedilmiştir.

Bir rivayete göre Davud peygamber Lokman'a bir koyun kesmesini ve kendisine en iyi yerinden iki parça et getirmesini söyler. Lokman koyunun yüreğini ve dilini getirir. Başka bir gün Davud peygamber kendisine koyunun en kötü yerinden iki parça et getirmesini söyler. Lokman yine yüreğini ve dilini getirir. Davud neden böyle yaptığını sorunca Lokman şöyle cevap verir: "İyilik için kullanıldığında yürekten ve dilden daha iyi bir şey yoktur. Kötülük için kullanıldığında da yürekten ve dilden daha kötü bir şey yoktur.

Lokman Hekim Efsanesi Adana ve çevresinde yüzyıllardır yaygın olarak Lokman Hekim efsaneleri anlatılmaktadır. Bunlardan bir tanesi şöyledir:

Lokman Hekim inanışa göre bütün hekimlerin piri üstadıdır. Her çiçeğin her otun özelliklerini tanıyan Lokman ilaç yapar dertlilere deva bulurmuş. Bütün dünyayı dolaşmış. Çukurova'ya gelince ovanın bereket ve güzelliğine hayran olarak Misis'e yerleşmiş. Çevredeki bütün hastaları iyileştirmiş. Artık hastalığın ne olduğunu unutan Çukurovalılar ölümsüz hayatın peşine düşmüşler. Kendileri için ölümsüzlük ilacını yapmasını istemişler.

Lokman Hekim Çukurova'yı adım adım dolaşmış bütün Bitkileri incelemiş. Bir gece dolaşmaktan yorgun düşmüş ve ulu bir çınarın altında uyuya kalmış. Bir ara bir ses duymuş: "Ey Lokman artık araman bitsin ben ölümsüz hayatın devasıyım. Bundan böyle insanlara ve hayvanlara ölüm yok". Lokman Hekim sesin geldiği Bitkiye doğru yürüyüp koparmış.

Bu arada Tanrı Cebrail'e Yetiş Cebrail Lokman ölümsüzlüğe çare bulursa bu insanların hali ne olur?" demiş. Bunun üzerine Cebrail pir-i fani kılığında Misis Havraniye tarafına bir gelmiş. Misis Köprüsü'nün üstünde Lokman Hekimle karşılaşmış. Cebrail: "Selamün-aleyküm" dedikten sonra. Lokman'ın elindeki kitaba bakmak istemiş. Kitabı alıp coşkuyla akan Ceyhan Nehri'ne atmış. Kitabın ardından Lokman da suya atlamış ama bulamamış. Yaz gelip Sular çekilince ırmak boyunda aramaya devam etmiş. Sonunda kitabın sadece bir yaprağını Arpa tarlasında bulmuş.

Bugünkü tıp biliminin o günkü yapraktan geliştiğine inanılır. Yörede hâlâ efsanenin izlerine rastlanılmaktadır. Kitabın bulunduğu arpa tarlasının toprağı kutsal sayılır. Çocukların karınları ağrıdığında bu toprağı ısıtıp beze sararak çocuğun karnına koyarlar.

Lokman Hekim Efsanesi II Lokman Hekimle ilgili olarak anlatılan efsanelerden bir tanesi de şöyledir.

Lokman Hekim doktor ve eczacıymış. Dükkânında her türlü hastalığın devası olan ilaçlar varmış. Hastalar içeri girdiklerinde hastalıklarına iyi gelecek olan ilaç şişesi sallanırmış. Bir gün içeri birisi girmiş. Ancak hiçbir şişe sallanmamış. Lokman Hekim bunun üzerine: "Senin hastalığının çaresi yok öleceksin" demiş.

Adam ölümden kurtuluşun olmadığını öğrenince çok üzülmüş. Her şeyini satmış. Yanına bir at yay ile ok ve av köpeği alarak dağlara çıkmış. Vurduğu hayvanları yiyip yörüklerden yoğurt süt alarak yaşıyormuş. Bu arada hastalığı da iyice artmış. Bir Ağacın Altına gelmiş. Atını bağlayıp köskelmiş. O sırada bir yörük kadını bir tas sütü saylığa koymuş. Yılanların sütü sevdikleri bilinir. Tasa yaklaşan bir yılan sütü içmiş sonra da zehirini süte kusmuş. Tas yemyeşil olmuş. Ağrıları iyice azan adam: "Gidip şu zehiri içeyim de ölüp kurtulayım" diyerek zehirli sütü içmiş. Bir süre sonra ishal olmuş ve kusmaya başlamış. Ancak oldukça hafiflediğini hissediyormuş. Ölmek için içtiği zehirden sonra daha iyi olduğunu görmüş. Gün geçtikçe iyileşmiş ve hastalığı tamamen geçmiş.

Lokman Hekim'e gidip Sen bana öleceğimi söylemiştin. Ama ölmedim" demiş. Bunun üzerine Lokman: "Ben sana ala ineğin sütünü nereden bulayım sütü yılana içirip nasıl tasa kusturayım. Hastalığının çaresi vardı ama bu ilacı temin etmek zor olduğu için öyle dedim" diye cevap vermiş.

O gün bu gündür tas ve yılanın eczacılık ve tıp biliminin simgesi olması halk tarafından Lokman Hekim'e dayandırılır

--------------
Lokman Hekimin İksirleri İlaç Olacak
Koruyucu ve tedavi edici etkisi olduğu bilinen bitkiler, vatandaşla Geleneksel bitkisel tıbbi ürün adı altında buluşacak.

Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Saim Kerman, 2 yıl önce yayımlanan Geleneksel Bitkisel Tıbbi Ürünler Yönetmeliği ile tıbbi etkiye sahip, özellikle ülke coğrafyasında yetişen endemiklerin ticari hayata kazandırılmasının amaçlandığını söyledi.

Yönetmeliğin, insan sağlığına olumsuz etkisi bulunmadığı kanıtlanan bu bitkisel ürünlerin, belirli formlarda ruhsatlandırılıp piyasaya sürülmesine imkân tanıdığını anlatan Kerman, şunları belirtti:

''Şimdiye kadar 19 başvuru aldık. Üretim yerlerinin kurallara uygun hale getirilmesi ve ürün dosyalarının hazırlanması zaman alıyor. Bunun dışında yeni ruhsat dosyaları bekliyoruz. Ülke içinde ya da dışında kullanılsın, tıbbi etkileri bilimsel olarak kanıtlanmış, endikasyonları olan, doktor tavsiyesine gerek duyulmadan da kullanılabilecek güvenlikte ürünler tasarladık. Bu ürünleri geleneksel bilginin ışığında ruhsatlandırmayı amaçladık. Firmaların bu alanda faaliyet göstermesi için yasal ortamı hazırladık. Bu ürünlerin, ülkemizin geniş coğrafyasında bize özgü ürün çeşitliliği dikkate alındığında faydalı olacağını düşünüyoruz.''
Dipnotlar:
-----------------

1- Lokman Sûresi: 12, 2- Lokman Sûresi: 16-19.

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Tıbbi bitkilerin latince isimleri
Yazar: RasitTunca - 01-11-2019, 11:32 PM - Forum: Sanal Dergi - Yorum Yok



Tıbbi bitkilerin latince isimleri


Abdestbozanotu  Sarcopoterium spinosum (L.) Spach
Acem lalesi  Escholzia californica Cham.
Acı badem Amygdalus communis L. var. amaraDC.
Acı bakla  Lupinus albus L.
Acı hodan  Trachystemon orientalis (L.) G. Don                             
Acı kavun                                Ecballium elaterium (L.) A. Rich.
Acı pelin                                Artemisia absinthium L.
Ada soğanı                            Urginea maritima (L.) Baker
Adaçayı yapraklı laden  Cistus salviifolius L.
Adaçayı  Salvia triloba L.
Adamotu  Mandragora autumnalis Bertol.
Adi ardıç  Juniperus communis L.
Adi çörekotu  Nigella sativa L.
Adi dişbudak  Fraxinus excelsior L.
Adi engerekotu  Echium vulgare L.
Adi erikotu  Prunella vulgaris L.
Adi fındık                                Corylus avellana L.
Adi kargaotu                            Lysimachia vulgaris L.
Adi kekik                                  Thymus vulgaris L.
Adi şimşir                            Buxus sempervirens L.
Afrika ağaç hatmisi  Hibiscus trionum L.
Afşarotu  Asarum italicum L.
Agav                      Agave americana L.
Ağaç mürver  Sambucus nigraL.                   
Ağaç sütleğen  Euphorbia dendroides L.
Ağaç tatula Datura arborea L.
Ahududu  Rubus idaeus L.
Ak asma  Clematis vitalba L.
Ak damkoruğu  Sedum acre L.
Ak huş                                  Betula pendula Roth
Ak pelin                                  Artemisia alba Turra
Ak söğüt                              Salix alba L.
Akdeniz karnıyarığı  Plantago afra L.
Akdeniz servisi                    Cupressus sempervirens L.
Akşam çiçeği  Oenothera biennis L.
Akşamsefası  Mirabilis jalapa L.
Alacalı Cezayir menekşesi  Vinca major L. 'variegata’
Alacalı nane  Mentha suaveolens ‘variegata’ Ehrh.
Alıç                                        Crataegus laevigata (Poir.) DC.
Altınotu  Ceterach officinarum DC.
Amberparis - Kadıntuzluğu Berberis vulgaris L.
Amerikan sığlası                      Liquidambar styraciflua L.
Amerikan sumağı                  Rhus typhina L.
Amla Phyllanthus emblica L.
Anadolu adaçayı                                Salvia fruticosa Miller
Anadolu keteni  Linum hirsutum L.
Andızotu  Inula helenium L.                 
Arap hurması Phoenix dactylifera L.
Arap kahvesi Coffea arabica L.
Arap yasemini Jasminum sambac (L.) Aiton
Armut  Pyrus communis L.
Arnavut biberi  Capsicum frutescens L.
Arslanpençesi                      Alchemilla vulgaris L.
Aslanağzı                          Antirrhinum majus L.
Asma                                  Vitis vinifera L.
Aspir  Carthamus tinctorius L.
Atdili  Ruscus hypoglossum L.
Ateşdikeni  Pyracantha coccinea M. Roem
Atkuyruğu  Equisetum arvense L.
Atlas sediri                        Cedrus atlantica(Endl.) G. Manetti ex Carrière
Avokado Persea gratissima Gaertn.
Avrupa ladini                          Picea abies (L.) Karsten
Ayçiçeği  Helianthus annuus L.
Ayıüzümü                            Vaccinium arctostaphylos L.
Ayrıkotu Agropyron repens (L.) P. Beauv.
Ayva                                        Cydonia oblonga Miller
Ayvadana  Achillea nobilis L. 
Ayvadana                            Artemisia vulgaris L.
Bahar yıldızı  Gysophila paniculata L.
Bahçe hanımelisi                    Lonicera caprifoliumL.
Bahçe karanfili  Dianthus caryophyllus L.
Bahçe nanesi  Mentha angustifolia L.
Bakla  Vicia faba major Harz.
Bal kabağı  Cucurbita moschata L.
Baldıran                                  Conium maculatum L.
Ballıbaba  Lamium amplexicaule L.
Bamya  Hibiscus esculentus L.
Barut ağacı Rhamnus frangula L.
Bataklık kediotu  Valeriana dioica L.
Batı mazısı                                Thuja occidentalis L.
Begonvil Bougainvillea glabra Choisy
Bektaşi üzümü                    Ribes uva-crispa L.
Bektaşi üzümü                      Ribes grossularia L.
Benekli mum çiçeği  Cerinthe major L.
Benekli yılanyastığı  Arum italicum Miller
Beyaz banotu  Hyoscyamus albus L.
Beyaz civanperçemi        Achillea millefolium L. 
Beyaz çiçekli atkestanesi            Aesculus hippocastanum L.
Beyaz dut                              Morus alba L.
Beyaz hardal  Sinapis alba L.
Beyaz sirken  Chenepodium albumL.
Beyaz şahtere  Fumaria capreolata L.
Beyaz yasemin Murraya paniculata (L.) Jack
Beyaz yasemin                        Jasminum officinale L.
Bezelye  Pisum sativum L.
Biber  Capsicum annuum L.
Biberiye                                Rosmarinus officinalis L.
Bilimbi Averrhoa bilimbi L.
Bitotu Delphinium staphisagria L.
Bodur çam                                Pinus mugo Turra
Bodur süsen Iris suaveolens  Boiss. Et Reuter
Boğumlu sıracaotu  Scrophularia canina L.
Boyacı papatyası Anthemis tinctoria L.
Boyacı sumağı                          Cotinus coggygria Scop.
Bozot  Marribium vulgare L.
Böğürtlen                              Rubus fruticosus L.
Börülce  Vigna sinensis L.
Brokoli  Brassica oleracea L. var. italicaPlenck
Brüksel lahanası  Brassica oleracea L. var. gemmiferaZenker
Buğday Triticum dicoccon Schrank
Buğday çiçeği Agrostemma githago L.
Buhurumeryem  Pallenis spinosa (L.) Cass.
Büyük ayıpençesi  Acanthus mollis L.
Büyük Cezayir menekşesi      Vinca major L.
Büyük çiçekli manolya  Magnolia grandiflora L.
Büyük ebegümeci                                Malva sylvestris L.
Büyük havlıcan Alpinia galanga (L.) Willd.
Büyük ısırgan    Urtica dioica L.                     
Büyük papatya  Leucanthemum vulgare Lam.
Büyük sinirliot                          Plantago major L.
Cedvar Curcuma zedoaria (Christm.) Roscoe
Cennet elması Malus pumila Miller
Ceviz                                      Juglans regia L.
Cüce muz Musa ornata Roxb.
Cüce mürver                            Sambucus ebulus L.
Çakal eriği Prunus spinosa L.
Çakşır  Ferula communis L.
Çarkıfelek Passiflora incarnata L.
Çarkıfelek                              Passiflora incarnata L.
Çay  Camellia sinensis (L.) O. Kuntze
Çayır papatyası Bellis sylvestris Cyr.
Çekur Kaempferia galanga L.
Çemen  Trigonella foenum – graecum L.
Çeşme papatyası  Chrysanthemum frutescens L.
Çiğdem  Crocus cancellatus Herbert
Çilek Fragaria vesca L.
Çilek guavası Psidium cattleianum Sabine
Çin şakayığı  Paeonia lactiflora Pall. 
Çin tekedikeni                            Lycium chinense Miller
Çin zencefili Boesenbergia rotunda (L.) Mansf.
Çirişotu  Asphodelus firtulosus L.
Çitlenbik                                Celtis australis L.
Çivitotu  Isatis glauca Aucher ex. Bois.
Çobançantası  Capsella bursa-pastoris (L.) Medik.
Çobanpüskülü  Ilex aquifolium L.
Çöven  Gypsophila arrostii Guss.
Çuhaçiçeği  Primula vulgaris Huds. subsp. sibthorpii(Hoffmanns) W.W. Sm. & Forrest
Dağ akçaağacı  Acer pseudoplatanus L.
Dağ çileği Fragaria virginiana Duchesne
Dağ mayasıl otu  Ajuga reptans L.
Dağlama  Chrysanthemum corenaria L.
Dallı sığırkuyruğu    Verbascum speciosum Schrader
Dar yapraklı acıbakla  Lupinus angustifolius L.
Dar yapraklı sinirliot                Plantago lanceolata L.
Defne yapraklı ladenotu  Cistus laurifolius L.
Defne                                        Laurus nobilis L.
Delta inciri Ficus deltoidea Jack
Demirağacı  Casuarina tenuissima Ait.
Demirdikeni  Tribulus terrestrisL.
Demirhindi Tamarindus indica L.
Deniz börülcesi Salicornia europaea L.
Deniz üzümü  Ephedra campylopoda C. A. Mey.
Dereotu                          Anethum graveolens L.
Derici sumağı                          Rhus coriaria L.
Devedikeni                              Silybum marianum (L.) Gaertn.
Devekulağı                              Sanicula europaea L.
Dikenli sıracaotu  Xanthium spinosum L.
Dioscorid kediotu  Valeriana dioscoridis Sm.
Dişi kızılcık  Cornus sanguinea L.
Doğu bohçaotu Helleborus orientalis Lam.
Doğu çınarı                            Platanus orientalis L.
Doğu günlük ağacı  Liquidambar orientalisMill.
Doğu Karadeniz göknarı  Abies nordmanniana (Stev.) Spach
Doğu karakafesotu                  Symphytum orientale L.
Doğu mazısı                            Thuja orientalis L.
Doğu ölümsüzçiçeği  Helichrysum orientale (L.) Gaertn.
Domates  Lycopersicon esculentum Miller
Dört kanatlı sarı kantaron  Hypericum tetrapterum Fries
Dört mevsim menekşe Viola odorata L.
Dövülmüşavratotu  Tamus communis L.
Dulavratotu  Arctium lappa L.
Duvar sarmaşığı                      Hedera helix L.
Düğünçiçeği  Ranunculusacris L.
Ekinazya  Echinacea purpurea (L.) Moench
Engerekotu Echium plantagineum L.
Enginar                                    Cynara scolymus L.
Erik                                          Prunus domestica L.
Erkek kızılcık  Cornus mas L.
Fasulye  Phaseolus vulgaris L. 
Fesçitarağı  Dipsacus laciniatus L.
Fesleğen  Ocimum basilicum L.
Fıstık çamı                                Pinus pinea L.
Firavun inciri Opuntia ficus-indica(L.) Miller
Fransız lavantası  Lavandula dentata L.
Frenk maydanozu  Anthriscus cerefolium (L.) Hoffm.
Frenk soğanı  Allium schoenoprasum  L.
Funda                                Calluna vulgaris (L.) Hull
Gelincik  Papaver rhoeas L. 
Geyikdikeni                          Crataegus monogyna Jacq.
Geyikdikeni                          Crataegus oxycantha L.
Gıvışgan  Silene pendula L.
Gilaburu                                    Viburnum opulus L.
Ginkgo  Ginkgo biloba L.
Gladiçya  Gladitschia triacanthos L.
Göl soğanı                                Leucojum aestivum L.
Greyfurt Citrus x paradisiMc. Fad.
Grindelya                                  Grindelia robusta Nutt.
Gül hatmi                        Alcea rosea L.
Gülibrişim  Albizzia julibrissin (Willd.) Durazz.
Gümüşdüğme  Tanacetum parthenium (L.) Schultz Bip.
Gümüşi akasya            Acacia dealbata Link
Gümüşi beşparmakotu            Potentilla anserina L. subsp. anserina
Gümüşi ıhlamur                      Tilia tomentosa Moench
Güveyfeneri Physalis alkekengi L.
Güveyotu  Origanum vulgare L. 
Güzelavratotu  Atropa belladonna L.
Halep çamı  Pinus halepensis Mill.
Hanımsallandı Polygonum orientale L.
Haseki küpesi  Aquilegia olympica Boiss
Haşhaş  Papaver somniferum L.
Hatmi  Alcea pallidaWaldst. & Kit. ex Willd.
Hayıt                                      Vitex agnus-castus L.
Hazeran  Consolida ajacis (L.) Schur
Hercai menekşe  Viola tricolor L.                     
Hıyar  Cucumis sativus L.
Hindistan cevizi Cocos nucifera L.
Hintyağı ağacı  Ricinus communis L.
Hodan Borago officinalis L.
Hünnap    Zizyphus jujuba Miller
Hüsnüyusuf                          Dianthus barbatus L.
Ilgın                                            Tamarix tetrandra Pall. ex M. Bieb.
Isırgan  Urtica membranacea Poriet
Ispanak  Spinacia oleracea L.
Isparta gülü Rosa × damascena Mill.
Itır Pelargonium graveolens L'Hér. ex Aiton
İğde                                Elaeagnus angustifolia L.
İncir                                          Ficus carica L.
İspanya göknarı  Abies pinsabo L.
İspanyol kekiği  Thymus zygis L.
İstanbul kekiği                          Origanum vulgare L. subsp. hirtum(Link) Letswaart
İzmir kekiği                              Origanum onites L.
Japon iğ ağacı  Euonymus japonicaThunb.
Japon keçisakalı  Spirea japonica L.
Japon soforası                              Sophora japonica L.
Kadife çiçeği  Tagetes patula  L.
Kafir lime Citrus histrixDC.
Kafkas duvarsarmaşığı  Hedera colchica C.Koch
Kağıt çiçeği Helichrysum bracteatum (Vent.) Andrews
Kağıtdutu  Broussonetia papyrifera (L.) Vent.
Kalanşo Kalanchoe pinnata (Lam.) Pers.
Kanada şifaotu Eupatorium cannabium L.
Kapari  Capparis spinosa L.
Kara çalı  Paliurus spina-cristi Miller
Kara çam                                Pinus nigra Arnold
Kara ısırgan      Urtica piluliferaL.                   
Kara kavak                                Populus nigra L.
Karabaş kekik                              Thymbra spicata L.
Karabaşotu  Lavandula stoechas L.
Karabiber Piper nigrum L.
Karanfil Syzgium aromaticum (L.) Merr.
Kargagözü  Withania somnifera (L.) Dunal                             
Karnabahar  Brassica oleraceae L. var. botrytis
Karnıyarıkotu                            Plantago ovata Forssk.
Karpuz  Citrullus lanatus (Thunb.) Matsum. & Nakai
Katalpa  Catalpa bignonoides Walt.
Katran ardıcı                            Juniperus oxycedrus L.
Kayısı                                Armeniaca vulgaris Lam.
Kaymak ağacı Acca sellowiana (O.Berg.) Burret.
Keçiboynuzu                        Ceratonia siliqua L.
Keçisakalı Spirea vanhouttei Zabel
Keçisedefotu                          Galega officinalis L.
Kedibıyığı Orthosiphon aristatus (Blume) Miq.
Kedibıyığı Ortosiphon stamineusBenth.
Kediotu  Valeriana officinalis L. subsp. officinalis                                 
Kekik                                      Thymus pulegioides L.
Keklikgözü  Adonis flammea Jacg.
Kereviz                          Apium graveolens L.
Kestane Castanea sativa Miller
Keten  Linum usitatissimum L.
Kırlangıçotu                              Chelidonium majus L.
Kırmızı ateşçiçeği Salvia splendens Selow.
Kırmızı ateşfeneri  Heuchera sanquinea Engelm.
Kırmızı çınar yapraklı akçaağaç  Acer platanoides L.
Kırmızı çiçekli yüksükotu  Digitalis purpurea L.
Kırmızı çobançantası Capsella rubella Reuter.
Kırmızı dut                              Morus rubra L.
Kırmızı Frenk üzümü                Ribes rubrum L.
Kırmızı köklü horozibiği  Amaranthus retroflexus L.
Kırmızı pancar  Beta vulgarisL. subsp. rapaf. rubra
Kırmızı yapraklı kadıntuzluğu    Berberis thunbergii DC.
Kış tatlısı  Chimonathus praecox (L.) Link.
Kıvırcık nane                          Mentha spicata L. subsp. spicata
Kıvrık söğüt  Salix matsudana Koidz.'tortuosa'
Kızıl çam                                Pinus brutia Ten.
Kızılağaç  Almus glutinosa L.
Kiraz                        Cerasus avium (L.) Moench
Kişniş  Coriandrum sativum L.
Kivi  Actinidia chinensis Planch.
Koca yemiş                          Arbutus unedo L.
Kokarağaç                          Ailanthus altissima (Mill.) Swingle
Komar  Rhododendron ponticum L.
Koyungözü  Gazania splendens Hort. ex Hend
Koyunkıran  Hypericum calycinum L.
Koyunotu  Agrimonia eupatoria L.
Köpekdili  Cynoglossum creticum Miller
Köpeküzümü  Solanum nigrum L. subsp. schultesii(Opiz) Wessely                   
Kudretnarı Momordica charantia L.
Kudretnarı  Momordica charantia L.
Kuduzotu  Lobularia maritima (L.) Desv.
Kulaklı su yosunu Salvinia natans (L.) All.
Kum zambağı  Pancratium maritimum L.
Kumkuat Fortunella japonica (Thunb.) Swingle
Kurtayağı                              Lycopus europaeus L.
Kurtbağrı                                    Ligustrum vulgare L.
Kuş ekmeği  Briza maxima L.
Kuşburnu                                  Rosa canina L.
Kuşotu  Senecio cineraria silver DC.
Kuzukulağı  Rumex acetosa L.
Küçük Cezayir menekşesi        Vinca minor L.
Küçük çiçekli yakıotu              Epilobium parviflorum Schreb.
Küçük çuhaçiçeği                  Primula veris L.
Küçük ebegümeci  Malva neglacta L.
Küçük fesleğen  Ocimum minimum L.
Labada  Rumex cristatus DC.
Lale ağacı                              Liriodendron tulipifera L.
Lavanta                                    Lavandula angustifolia Miller
Lavantin                                  Santolina chamaecyparissus L.
Leylak                                    Syringa vulgaris L.
Limon Citrus limon (L.) Burm. f.
Limon kekiği            Thymus × citriodorus (Pers.) Schreb. ex Schweigg. & Korte
Limon servi  Cupressus macrocarpa Hartw. ex Gordon
Limonotu Cymbopogon citratus (DC.) Stapf
Limonotu                              Aloysia triphylla (L’Hérit.) Britton
Lübnan sıracaotu  Scrophularia libanotica Boiss.
Malta eriği Eriobotrya japonica (Thunb.) Lindl.     
Malta eriği                              Eriobotrya japonica (Thunb.) Lindl.
Mandalina Citrus reticulataBlanco.
Mango Mangifera indica L. 
Marsuvanotu Tanacetum balsamita L.
Marul  Lactuca sativa L.
Mavi adaçayı  Salvia viridis L.
Mavi yıldız Amsonia orientalis Decne.
Maydanoz                            Petroselinum crispum (Mill.) Nyman ex A.W. Hill
Meksika çayı    Chenopodium ambrosioides L.
Melez hasekiküpesi  Aquilegia x hybrida Sims
Melez lavanta  Lavandula x intermedia Emeric. ex Loisel.
Melez taşkıran çiçeği  Astilbe x arendsii Arends
Melisa                                    Melissa officinalis L. subsp. officinalis
Menengiç  Pistacia terebinthus L.
Mercanköşk  Origanum majorana L.
Mersin                                      Myrtus communis L.
Meyveli çarkıfelek Passiflora edulis Sims 
Mısır  Zea mays L.
Mızrak yapraklı kuzukulağı Rumex acetosella L.
Misk adaçayı                      Salvia sclarea L.
Mor adaçayı Salvia farinacea Benth.
Mor peygamberçiçeği  Centaurea triumfetti All.
Mor salkım                              Wisteria sinensis (Sims) Sweet
Mor süsen                              Iris germanica L.
Muz Musa x paradisiacaL.
Nane                                        Mentha suaveolens Ehrh.
Nar                                        Punica granatum L.
Nem ağacı Azadirachta indica A. Juss.
Nilüfer Nymphaea lotusL.
Orman güneşi  Doronicum orientale Hoffm.
Ottos  Osteospermum jucundum (E.Phillips) Norl.
Ökaliptus  Eucalyptus gunii Hook
Ökseotu Viscum album L.
Öksürükotu  Tussilago farfara L.                           
Ölümsüz çiçeği  Helichyrsum bracteatum (Vent.) Willd.
Pamuk dikeni  Picnomon acarna(L.) Cass
Pandanotu Pandanus amaryllifolius Roxb.
Papatya  Anthemis austriaca Jacq.
Papaya  Carica papaya L.
Pas renkli yüksükotu  Digitalis ferruginea L.
Patlıcan  Solanum melongena L.                               
Pazı  Beta vulgaris L. var. ciclaL.
Pembe gıvışgan  Silene dioica (L.) Clairville
Pembe kleomçiçeği  Cleome serrulata Pursh.
Pembe ladenotu  Cistus creticus L.
Pembe mercanköşk  Origanum sipyleum L.
Pepino Solanum muricatumAit.
Phagnalon Phagnalon graceum Boiss.
Pırasa  Allium porrum L.
Porsuk ağacı                        Taxus baccata L.
Portakal Citrus sinensis (L.) Osbeck
Ravent  Rheum palmatum L.
Rezene  Foeniculum vulgare Miller
Roka  Eruca sativa Miller
Sabunotu                                  Saponaria officinalis L.
Safran  Crocus sativus L.
Sakız ağacı                            Pistacia lentiscus L.
Sakız kabağı  Cucurbita pepo L.
Sakız sardunya  Pelargonium peltatum roulettii
Sap kereviz  Apium graveolens L. var. dulce  L.
Saparna  Smilax excelsa L.
Saplı meşe                          Quercus robur L. subsp. robur
Saraypatı Callistephus chinensis (L.) Nees
Sardunya  Pelargonium zonale (L.) L'Hér. ex Aiton
Sarı boynuzlu gelincik  Glaucium flavum Crantz
Sarı civanperçemi                Achillea wilhelmsii C. Koch
Sarı çam  Pinus sylvestris L. 
Sarı dağlama  Chrysanthemum segetum L.
Sarı guava Psidium guajava L.         
Sarı kantaron Hypericum perforatum L.
Sarı süsen  Iris pseudacorusL.
Sarı şebboy                            Cheiranthus cheiri L.
Sarı yasemin                          Jasminum fruticans L.
Sarı yoğurtotu Galium verum L.
Sarı yurops  Euryops pectinatus L.
Sarılan karabiber Piper sarmentosum Roxb.
Sarımsak  Allium sativum L.
Sarımsakotu Alliaria petiolata (Bieb.) Cavara Et Grande
Sarısabır Aloe ferox Miller
Sarısabır  Aloe vera (L.) Burm. f.
Sater  Satureja hortensis L.
Sedefotu Ruta chalapensisL.
Semizotu Portulaca oleracea L.
Sentella Centella asiatica (L.) Urb.
Seylan tarçını Cinnamomum verum J. Presl
Sığırkuyruğu    Verbascum thapsus L.
Sıklamen  Cyclamen cilicium Boiss. & Heldr
Sıracaotu  Scrophularia lucida L.
Sikas Cycas revoluta Thunb.
Siyah banotu  Hyoscyamus niger L.
Siyah hardal  Brassica nigra (L.) W.D.J. Koch
Siyah havuç  Daucus carota L. var. atrorubens (Alef.) E. Small
Soğan                Allium cepa L.
Soluk çiçekli ekinazya                                Echinacea pallida (Nutt.) Nutt.
Soluk damkoruğu                  Sedum pallidum Bieb.
Soya  Glycine max. (L.)  Merr.
Su karanfili  Geum urbanum L.
Su mercimeği Lemna minor L.
Su nanesi                                Mentha aquatica L.
Su sümbülü Eichhornia crassipes (Mart.) Solms
Su teresi Nasturtium officinaleR. Br.
Su teresi  Nasturtium officinale R. Br.
Süpürge katırtırnağı                              Cytisus scoparius (L.) Link
Süs elması  Malus floribunda Siebold. ex Van Houtte.
Süs kabağı  Cucurbita maxima  Duch
Süs kirazı Prunus serrulata Lindl.
Sütleğen                                  Euphorbia lathyris L.
Şam çörekotu                          Nigella damascena L.
Şeftali  Persica vulgaris Miller
Şeker elması Annona squamosa L.
Şekerciboyası Phytolacca americana L.
Şerbetçiotu  Humulus lupulus L.
Şerimoya Annona cherimola Miller
Şevketibostan  Cnicus benedictusL.
Taflan                                      Prunus laurocerasus L.
Tarhun  Artemisia dracunculus L.
Tarla farekulağı  Anagallis arvensis L. 
Tarla sarmaşığı  Convolvulus arvensis L.
Taşkıran  Saxifraga arendsii L.
Tatlı badem                  Amygdalus communis L. var. dulcisDC.
Tatlı kerdeme                    Apium nodiflorum (L.) Lag.
Tatlı meyan    Glycyrrhiza glabra L.
Tatlı patates Ipomea batatasL.
Tatlı patates Ipomoea batatas (L.) Lam.
Tatlıot  Stevia rebaudiana (Bertoni) Bertoni
Tatula  Datura stramonium L.
Tavşan kirazı Ruscus aculeatus L.
Tavşancılotu                              Heracleum sphondylium L.
Tavusçiçeği  Caesalpinia gilliesii (Wall. ex Hook.) Wall. ex D. Dietr.
Teke otu  Epimedium pubigerum (DC.) Moren & Decaisne
Tere  Lepidium sativum L.                                           
Tesbih ağacı Melia azedarach L.
Tıbbi adaçayı                    Salvia officinalis L.
Tıbbi çayırdüğmesi                  Sanguisorba officinalis L.
Tıbbi hatmi                            Althaea officinalis L.
Tıbbi hevhulma                        Lythrum salicaria L.
Tıbbi karakafesotu                  Symphytum officinale L.
Tıbbi kokulu yonca  Melilotus officinalis (L.) Ders.
Tıbbi kuşkonmaz                  Asparagus officinalis L.
Tıbbi Mineçiçeği      Verbena officinalis L.                         
Tıbbi nergis  Calendula officinalis L.
Tirşon  Polygonum lapathifoliumL. 
Trabzon hurması  Diospyros kaki Thunb.       
Turp  Raphanus sativus L.
Turunç Citrus aurantium L.
Tükürükotu  Ornithogalum sigmoideum Freyn & Sint.
Türkistan gülü  Rosa rugosa Thunb.
Tütün  Nicotiana tabacum L.
Tüylü kısamahmutotu  Teucrium polium L.
Tüylü nane  Mentha longifolia (L.) Huds.
Tüylü tatula  Datura innoxia Miller
Tüylü yakıotu                          Epilobium hirsutum L.
Üç renkli adaçayı  Salvia tricolor L.
Üç yapraklı beneke Poncirus trifoliata (L.) Rafin.
Üvez  Sorbus aucuparia L.
Üzerlik Peganum harmala L.
Vapurdumanı  Ageratum houstonianum Mill.
Venüssaçı Adiantum capillus-veneris L.
Vişne                                      Cerasus vulgaris Miller
Yaban yasemini                      Solanum dulcamara L.
Yabani akasma  Clematis cirrhosa L.
Yabani çilek                                          Fragaria vesca L.
Yabani dağ lalesi  Anemone sylvestris L.
Yabani havuç                            Daucus carota L. var. carota
Yabani hindiba  Cichorium intybus L.
Yabani karanfil  Dianthus calocephalus Boiss.
Yabani kuşkonmaz                Asparagus acutifolius L.
Yabani melekotu            Angelica sylvestris L.
Yabani miskçiçeği  Knautia orientalis L.
Yabani pırasa  Allium ampeloprasum L.
Yabani şebboy Matthiola tricuspidata (L.) R. Br.
Yabani tere  Cardaria draba (L.) Desv.
Yabani tıbbi nergis Calendula arvensis L.
Yakıotu                                        Epilobium angustifolium L.
Yalancı akasya                                    Robinia pseudoacacia L.
Yalancı çivit  Amorpha fruticosa L.
Yalancı ısırgan                      Ballota nigra L.
Yalancı iğde  Hippophae rhamnoides L.
Yalancı şebboy Matthiola incana (L.) R. Br.
Yapışkanotu                            Parietaria judaica L.
Yavşan  Veronica anagalloides Guss.
Yayılıcı ardıç                          Juniperus horizontalis Moench
Yaz çirişotu  Asphodelus aestivus Brot.
Yemlik  Tragopogon sinuatus L.
Yer çamı Ajuga chamaepitys (L.) Schreber
Yer fesleğeni                          Mercurialis annua L.
Yer minesi Verbena bipinnatifidaNutt.
Yerelması  Helianthus tuberosus L.
Yılanbıçağı  Dracunculus vulgaris Schott.
Yılanekmeği  Arisarum vulgareTarg.- Tozz
Yılanyastığı                          Arum maculatum L.
Yıldızotu  Plantago coronopus L.
Ylang ylang Cananga odorata (Lam.) Hook. f. & Thomson
Yoğurtotu  Galium aparine L.
Yonca  Trifolium repens L.
Yulaf  Avena sativa L.
Yünlü yüksükotu                  Digitalis lanata Ehrh.
Zakkum                                      Nerium oleander L.
Zencefil Zingiber officinale Roscoe
Zerdali dikeni  Centaurea solstitialisL.
Zerdeçal Curcuma longa L.
Zeytin                                        Olea europaea L. var. europea
Zifin Rhododendron luteum (L.) Sweet.
Zufaotu                                  Hyssopus officinalis L. subsp. officinalis

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Türklerden vize istemeyen ülkeler
Yazar: RasitTunca - 01-11-2019, 11:30 PM - Forum: Sanal Dergi - Yorum Yok



Türklerden vize istemeyen ülkeler

Vizesiz ülkeler 2014 yılında toplamda 73'e ulaştı

Türklerden vize istemeyen ülkeler şöyle:“Antigua-Barbuda, Arjantin, Arnavutluk, Bahamalar, Barbados, Belize, Bolivya, Bosna-Hersek, Brezilya, Brunei Sultanlığı, Ekvador, El Salvador, Fas, Fiji, Filipinler, Guatemala, Gürcistan, Haiti, Hırvatistan, Honduras, Hong Kong,İran , Jamaika, Japonya, Karadağ, Kazakistan, Kırgızistan, KKTC, Kolombiya, Kore Cumhuriyeti (Güney Kore), Kosova, Kosta Rika, Libya, Lübnan, Makau Özel Bölgesi, Makedonya, Maldivler, Malezya, Mauritius, Nikaragua, Pakistan ( işadamları vizeden muaf), Palau Cumhuriyeti, Paraguay, Rusya, Seyşeller, Saint Kitts and Nevis, St. Lucia, St. Vincent-Grenadines, Sırbistan, Singapur, Solomon Adaları, Sri Lanka, Suriye , Svaziland, Şili, Tayland, Trinidad-Tobago, Tunus, Tuvalu, Uruguay, Ürdün, Venezuela.”

Türkiye’den vize istemeyen ülkeler son yıllarda dış politikada önemli adımların atılması ile birlikte sayıca artıyor, ancak yine de vizesiz gidilebilen ülkeler sayısı hala yeterli değil. İşte vize problemi yaşamadan gidebileceğimiz o ülkeler...

1. Burnumuzun dibinde muazzam bir tarih: Rusya

Dünya’nın en büyük siyasi güçlerinden Rusya, matruşkasından, Kremlin Sarayı’na ve edebiyatına kadar güzel bir deneyim için sizi çağırıyor.

2. Bir dolmuşluk mesafe: Gürcistan

Karadeniz’in tüm illerinden otobüsle, hatta Artvin’den dolmuşla gidilen bu güzel ülke için vizelerin kaldırılması her iki ülke için büyük bir fırsat sundu. Gürcistan doğası ve hamamları ile ziyaretçileri cezbeden bir ülke haline geldi.

3. Kuzey komşumuz: Ukrayna

Tarihi değerleri, doğa harikası tabiatı, edebiyatı, siyaseti, limanları, parkları ile görülmeye değer bir ülke.

4. En yakın komşumuz: KKTC

Yavru vatan KKTC dünyanın birçok ülkesi tarafından resmi olarak tanınmasa da bizim en yakın komşumuz. Yaz turizmi, deniz ve kumu ile de ciddi bir turizm potansiyeline sahip.

5. Balkanlarda bir Türk şehri: Prizren (Kosova)

Gündelik hayatın koşuşturmasından yorulduysanız kendinizi toplamanız ve yenilemeniz için İlkbahar da gidilebilecek doğru bir rota. Yemekleriyle, doğasıyla, tarihiyle görülmesi gereken bir yer..

6. “Ortadoğu’nun Paris’i”: Lübnan

“Ortadoğu’nun Paris’i” unvanına sahip Lübnan’ın başkenti Beyrut ve Beyrut Civarı haftalık izninizi dolu dolu dolduracak, gerek yakın kültürümüzün bize eşlik edeceği tanışıklık, gerek bizden uzak yabancı bir toplum yaşamının doyuracağı keşif arzusu ile müthiş bir turizm potansiyeline sahip.

7. Sahra çöllerinde safari keyfi: Tunus

Libya ve Cezayir’le birlikte Akdeniz’e kıyısı olan 5 Afrika ülkesinden Tunus, vizesiz bir seyahat için mükemmel bir yer. Sahra’nın içine kadar uzanan çöllerinde safari yapabilir, kıyılarından dalabilir, meraklısıysanız büyük pistlerde golf oynayabilirsiniz.

8. Dünya’nın en eski antik şehiri: Fas

Doğası, tarihi, ülke plajları, ihtişamlı dağları, kraliyet sarayları,vahaları ve yerel kültürün en güzel yansıması olan köyleriyle baharat kokuları eşliğinde düşük bütçeli, yakın, vizesiz turistik bir cennet.

9. Hafta sonu kaçamağı: Sırbistan

Sırbistan'ın başkenti Belgrad son yıllarda Türkler'in en sık tercih ettiği yurt dışı tatil rotalarından biri. Vize zorunluluğunun olmaması ve ucuz uçak biletleri bu tercihteki önemli sebeplerden.

10. Balkanların en zengin deniz ülkesi: Karadağ

Keşfedilmemiş bir cennet olarak adlandırılan Karadağ, turistler tarafından sıklıkla tercih edilen bir yer.

11. Uzak Doğu’nun vazgeçilmezi: Japonya

Özellikle iş seyahatlerinde çalışanların tercihi olan Japonya, gelişmiş teknolojisi, şehirciliği, farklı bir kültürü ve bunu koruyan insanları ile uzak ve dünyanın en pahalı ülkelerinden biri olsa da havasını solumaya değer.

12. Uzak Doğu’nun bize en yakın ülkesi: Tayland

Düşük bütçeli bir seyahatin vazgeçilmezi Tayland, balayı turizminin tercih edilen yerlerinden. Tayland; Phuket doğa harikası plajları ve adalarıyla, kültürüyle davetkar.

13. Hadi gidelim demek için biraz pahalı: Arjantin

Avrupalı koloniciler tarafından kurulmasının mirası ile Avrupalı bir yaşamı Güney Amerika’nın neşesiyle birleştirmiş, eğlenceli, canlı, renkli bir ülke olarak Arjantin, fiziki mesafenin uzaklığı ve pahalı uçak biletlerine rağmen görülmeye değer.

Bu konuyu yazdır