Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifreniz
  





Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler 12
» Son Üye TalaMAN
» Toplam Konular 7,270
» Toplam Yorumlar 8,406

Detaylı İstatistikler

 
Dini-1 Akika Kurbanı Nedir, Niçin ve Ne Zaman Kesilir?
Yazar: RasitTunca - 08-05-2019, 11:54 AM - Forum: ibadetlerimiz Hakkında Bilgiler - Yorum Yok



Akika Kurbanı Nedir, Niçin ve Ne Zaman Kesilir?

Yeni doğan çocuğun başındaki tüye “akîka” denir. Bu çerçevede yeni doğan erkek veya kız çocukları için Allah’a şükür amacıyla kesilen kurbana da “akîka” denmiştir. Başka bir ifadeyle akika, yeni doğan çocuğun, saçlarının kesilmesi ile eş zamanda kesilen hayvandır. Sağlık ve sıhhat içinde çocuk gibi bir meyve lütfetmesinden dolayı Allah’a şükrü ifâde eder.

Akika kurbanının hükmü sünnettir. Kesilmesinde sevap ve feyiz vardır; kesilmemesi halinde ise günah ve vebal yoktur. İmam-ı Muhammed  :  “İsteyen keser” demiştir.1 Diğer üç mezhepte de sünnettir. Peygamber Efendimiz ( asm), torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin için birer koçu akîka kurbanı olarak kesmiş ve ümmetine de tavsiye etmiştir.

Hanefî mezhebinde Resul-i Ekrem Efendimizin ( asm) bu tavsiyesi bir vecibe olarak değil; doğum ve düğün gibi mutlulukların ve sevinçlerin yakın çevre ile paylaşılması ve bu vesileyle sosyal bünye ile bütünleşmenin ve kaynaşmanın sağlanması için güzel bir nafile ibadet olarak algılanmış ve akika kurbanı kişinin ihtiyarına bırakılmıştır. Erkek çocuğa iki, kız çocuğa bir kesmek şeklinde erkek çocuğun kız çocuktan ayrı tutulması ise, dini bir anlayış değildir. Bu anlayış bidattir.

Akîka kurbanı çocuğun doğduğu günden ergenlik çağına kadar kesilebilir. Tavsiye edilen, doğumun yedinci günü kesilmesidir. Yedinci gün akika kesmek, aynı gün çocuğa isim vermek ve saçı kesilerek ağırlığınca altın tasadduk etmek bu işin en hayırlı zamanıdır. Fakat bu şart değildir; bunun ergenlik dönemine kadar zamanı vardır.

Kurban edilebilecek her hayvan, akîka kurbanı olarak da kesilebilir. Kesilen bu kurbanın etinden kurban sahibi yiyebileceği gibi, aile fertleri, yakın dostları ve çevre komşuları da yiyebilirler.

Akîka kurbanını kesmemek günah değildir. Bu hususta, imkânlar ölçüsünde hareket edilmesi uygun olur. Peygamber Efendimiz ( asm), “Bir çocuğu doğan kimse, ondan dolayı kurban kesmek isterse kessin.” buyurarak, 2 tercihi ebeveyne bırakmıştır.

SORU  : 
Yeni doğan çocuklar için kesilen akîka kurbanının hükmü nedir?

CEVAP  : 
Çocuğun doğumu sebebiyle Allah’a şükür için kesilen kurbana “akîka kurbanı” denir.

Akîka ( العقيقة), Arapçada yeni doğan çocuğun başındaki saçın adıdır. Akîka kurbanı kesildiği gün çocuğun başı tıraş edildiği için kurban bu adı almıştır. Nebîmiz, bir şükür ifadesi olarak kesilen bu kurban için “itaat ve ibadet” anlamına gelen “nüsük” kökünden türetilmiş “nesîke” tabirini kullanmayı tercih etmiştir. ( Muvatta, Akika, 1; Nesâî, Akika, 1; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 2/182)

Âişe validemizin rivayetine göre, Resûlullâh, torunları Hasan ile Hüseyin’in doğumlarının yedinci günü akîka kurbanlarını kesmiş ve adlarını koymuştur.  ( Tecrîd-i Sarîh Tercümesi, c  :  11, s  :  401)

O, Cahiliye döneminde sadece erkek çocukları için kesilen bu kurbanın kız çocukları için de kesilmesini tavsiye etmiştir.

Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre bu kurbanı kesmek sünnettir. Hanefi mezhebine göre mubah, bazı kaynaklara göre ise mendubtur. Bu bilgilere göre akîka kurbanını kestirmeyen kişi günahkar olmaz.

Akîka kurbanı çocuk doğduğu günden bulûğ çağına kadar kesilebilirse de ilk günlerde özellikle de doğumunun yedinci gününde kesilmesi müstehab kabul edilmiştir.

Akîka kurbanı, eşe-dosta, konu-komşuya dağıtılabileceği gibi kesen kişi ve ailesi tarafından da yenilebilir.

Akika kurbanı nedir

Sual  :  Akika kurbanı nedir?
CEVAP
Akika, çocuk nimetine karşılık, Allahü teâlâya şükretmek için hayvan kesmektir. Akika hayvanı, kurbanlık hayvan gibi olmalıdır.

Sonra da kesilebilir. Her zaman kesilebilir. Kurban bayramında da kesilebilir. Resulullah efendimizin nübüvvetten sonra, kendisi için akika kestiği ( Şir’a)da yazılıdır.

Akika kurbanı akikanın adı olduğu için akika kurbanı denilince kurbanda kesilmesi lazım değildir. Onu da kurban olarak söylenirse o zaman kurbanda kesmek gerekir. Akika kurbanını kurban edeceğim derse kurbanda keser.

Akika, çocukları belalardan, hastalıklardan korur. Kıyamette, anaya, babaya, ayrı bir şefaat ederler. Erkek çocuk için iki, kız çocuk için bir akika hayvanı kesilir. Kesilen akikadan kendisi ve zengin fakir herkes yiyebilir, pişmiş veya çiğ olarak zengin fakir herkese verebilir.

Akikayı kesmeyip bedelini fakire tasadduk etmek, akika yerine geçmez. Akika bedeli kadar din kitabı tasadduk etmek, akika yerine geçmez.

Şefaat etsin diye ölmüş çocuk için, torun için, hatta yaşlı kimse, kendisi için de kesebilir. Peygamber efendimiz de, kendisi için akika kesmiştir. Bunun için hangi mezhepten olursa olsun, herkesin akika kesmesi çok iyi olur.

Adak, akika veya ölüler için kesilecek kurban da, ilim neşri ile meşgul bir vakfa kestirilebilir. Böylece ilim neşrine katkımız olduğu için farz sevabı alırız. İlim tahsili yapılan yerlere, zekat, fıtra, adak, akika veya sadaka şeklinde yapılan yardım, insanı kazalardan, belalardan korur. Dünyada, sıhhat ve afiyet içinde bir ömür sürmeye sebep olur. Ayrıca farz olan ilim yayma sevabına kavuşulur.

Sual  :  Ölmüş olan çocuk için de akika kesilir mi?
CEVAP
Kesilirse iyi olur, şefaat etmesine sebep olur.

Sual  :  Akikayı kesmeyip, bedelini fakire tasadduk etmek, akika yerine geçer mi?
CEVAP
Hayır geçmez. Ancak farz olan ilimleri neşreden kurumlara vermek caiz olur. Çünkü akika müstehabdır, ilim neşri ise farzdır. Farz, müstehaba tercih edilir.

Sual  :  Çocuk nimetine karşılık, Allahü teâlâya şükretmek için, kesilen akika hayvanı, çocuk baliğ olduktan sonra da kesilebilir mi?
CEVAP
Evet, kesilebilir. Hatta şefaat etsin diye ölmüş çocuk için yahut yaşlı kimse, kendisi için de kesebilir. Peygamber efendimiz de, kendisi için akika kesmiştir. Bunun için herkesin akika kesmesi çok iyi olur.

Sual  :  Çocukları belalardan, kazalardan korumak maksadıyla, erkek çocuk için, iki akika hayvanı kesmek gerekiyor. Durumu müsait olmayan kimse, bir tane de kesse mahzuru olur mu?
CEVAP
Fakir olan, bir tane de kesebilir. Yahut ikincisini daha sonra da kesebilir. Yani ikisini aynı anda kesmesi şart değildir.

Akika kurbanı
Sual  :  Akika kesmek isteyen kimse, ( Allah rızası için akika kurbanı keseceğim) dese, kurban kelimesini kullandığı için kurban bayramında mı kesmesi lazımdır?
CEVAP
Akika kurbanı, akikanın adı olduğu için, akika kurbanı denilince kurban bayramında kesilmesi gerekmez. Eğer ( Allah rızası için akika hayvanını kurban edeceğim) denirse, o zaman kurban bayramında kesmek gerekir.

Şafiî mezhebine göre akika kurbanının etinden aile yiyebilir mi?

Açıklama  :  Yurtdışında yaşıyorum ve bir kız çocuğum dünyaya geldi. Akika kurbanı kestirmek istiyorum. Türkiye’deki birine vekalet vererek kestirebilir miyim? Etinden ailem ve yakın çevrem yiyebilir mi? Çocuğun saçları ağırlığınca sadakayı yakınım olan öğrenciye para olarak verebilir miyim?

Cevap  :  Akika kurbanı çocuğun doğumundan itibaren ergenlik çağına girmesine kadar geçen zaman içinde kesilebilirse de yedinci gününde kesilmesi müstehaptır. Yedinci günde çocuğun başının traş edilmesi, ona güzel bir isim verilmesi, kesilen saçlarının ağırlığınca altın veya gümüş sadaka verilmesi müstehaptır. Akika kurbanını çocuğun babasının kendi imkanlarıyla temin edip kesmesi sünnettir. Kurban olma vasıflarını taşıyan her hayvan akîka kurbanı olarak kesilebilir. Erkek çocuk için iki, kız çocuk için bir davar kesilir. Peygamberimiz’in torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin için bir koç kurban ettiğine dair rivayetler de vardır. ( Ebû Dâvud, Dahâyâ 21). Buna göre yeni doğan erkek çocuğu için bir davar kesmekle de akîka sünnetini yerine getirmiş olur. Akîka kurbanını eti, udhiyye kurbanın da olduğu gibi yenilir, sadaka olarak dağıtılır ancak asla satılamaz. Çocuğun kazasız belâsız bir hayat sürmesine vesile olsun diye bu kurbanın kemiklerini kırmadan etlerini ve organlarını kesip parçalamak müstehaptır. ( Mehmed Keskin, Büyük Şafiî İlmihali, Çağrı Yayınları, s. 405-406)

Kurbanda vekalet geçerli olduğu için Türkiye’den bir kimseye vekalet vererek bu kurbanı kestirebilir ve yukarıda ifade edildiği üzere aile ve yakın çevrenize bu kurbanın etini dağıtabilirsiniz. Bunun yanında çocuğunuzun saçları ağırlığınca imkanınıza göre altın veya gümüş olarak sadaka verebilirsiniz. Bunun para karşılığını yakınınız olan muhtaç öğrenciye de verebilirsiniz. Allah hayırlı mübarek etsin…

Akîka kurbanı, kurban bayramında kesilebilir mi?


Kurban bayramı udhiyye kurbanlarının kesildiği günlerdir ancak bu günlerde diğer nafile kurbanlarının kesilmesine mani bir durum yoktur. Buna göre akîka kurbanı kurban bayramı günlerinde kesilebilir.

Bazı yerlerde akika erkek çocuk için iki, kız çocuk için bir tane kesilir diyorlar. Bu doğru mudur?

Erkeğe iki tane akika kurbanı kesildiğine dair hadisi şerifler vardır. ( Ebû Dâvud, Edâhî 21; Tirmizî, Edâhî 17)Ancak erkeğe de kıza da birer tane kurban kesildiğine dair de rivayetler mevcuttur. ( Ebû Dâvud, Edâhî 21)Demek ki, gücü yeten erkeğe iki tane keser, gücü yetmeyen bir tane keser. Akika kurbanı kesmek, Hanefilerde mübah, diğer mezheplerde ise sünnettir. Dolayısıyla da gücü kurban kesmeye yetmeyen insanlar, kesmezler. Kesenler ise bir sünnet sevabı kazanmış olurlar.

Bir kurban üzerine iki ayrı niyet geçerli midir?

Kurban bayramında hem vacip kurban niyeti hem de akika kurbanı niyeti ile kurban kesen kimsenin vacip kurban niyeti geçerli olur. Mesela ramazan ayında hem farz oruca hem de nafile oruca niyet eden kimsenin sadece ramazan orucu geçerlidir. Dolayısıyla tek hisse olarak kesilen kurbanda hem vacip kurban hem de akika kurbanına niyet edilemez.

Akika kurbanı hükmü nedir?

Yeni doğan çocuğun başındaki tüye “akîka” denir. Bu çerçevede yeni doğan erkek veya kız çocukları için Allah’a şükür amacıyla kesilen kurbana da “akîka” denmiştir. Başka bir ifadeyle akika, yeni doğan çocuğun, saçlarının kesilmesi ile eş zamanda kesilen hayvandır. Sağlık ve sıhhat içinde çocuk gibi bir meyve lütfetmesinden dolayı Allah’a şükrü ifâde eder.

Akika kurbanının hükmü sünnettir. Kesilmesinde sevap ve feyiz vardır; kesilmemesi halinde ise günah ve vebal yoktur. İmam-ı Muhammed  :  “İsteyen keser” demiştir.1 Diğer üç mezhepte de sünnettir. Peygamber Efendimiz ( asm), torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin için birer koçu akîka kurbanı olarak kesmiş ve ümmetine de tavsiye etmiştir.

Hanefî mezhebinde Resul-i Ekrem Efendimizin ( asm) bu tavsiyesi bir vecibe olarak değil; doğum ve düğün gibi mutlulukların ve sevinçlerin yakın çevre ile paylaşılması ve bu vesileyle sosyal bünye ile bütünleşmenin ve kaynaşmanın sağlanması için güzel bir nafile ibadet olarak algılanmış ve akika kurbanı kişinin ihtiyarına bırakılmıştır. Erkek çocuğa iki, kız çocuğa bir kesmek şeklinde erkek çocuğun kız çocuktan ayrı tutulması ise, dini bir anlayış değildir. Bu anlayış bidattir.

Akîka kurbanı çocuğun doğduğu günden ergenlik çağına kadar kesilebilir. Tavsiye edilen, doğumun yedinci günü kesilmesidir. Yedinci gün akika kesmek, aynı gün çocuğa isim vermek ve saçı kesilerek ağırlığınca altın tasadduk etmek bu işin en hayırlı zamanıdır. Fakat bu şart değildir; bunun ergenlik dönemine kadar zamanı vardır.

Kurban edilebilecek her hayvan, akîka kurbanı olarak da kesilebilir. Kesilen bu kurbanın etinden kurban sahibi yiyebileceği gibi, aile fertleri, yakın dostları ve çevre komşuları da yiyebilirler.

Akîka kurbanını kesmemek günah değildir. Bu hususta, imkânlar ölçüsünde hareket edilmesi uygun olur. Peygamber Efendimiz ( asm), “Bir çocuğu doğan kimse, ondan dolayı kurban kesmek isterse kessin.” buyurarak, 2 tercihi ebeveyne bırakmıştır.

Akika kurbanının hükmü nedir ve bu kurban fakir olandan düşer mi?

Allah Teâlâ bana bir erkek çocuğu verdi. Kocamın, bu erkek çocuğu için iki koyun kesmesi, çok borçları olduğundan dolayı maddî imkânları elverişli değil ise, sadece bir koyun kesmesi gerektiğini işitmiştim. Gerçekten ( bu sebepten dolayı) Akika kurbanı kocamdan düşer mi?

Akika kurbanın hükmü konusunda âlimler üç görüşe ayrılmışlardır  : 

Bazı âlimler, Akika kurbanının farz olduğu görüşüne varmışlardır.

Bazı âlimler, Akika kurbanının müstehap olduğu görüşüne varmışlardır.

Başka âlimler ise, Akika kurbanının müekked sünnet olduğu görüşüne varmışlardır. Sanırım en tercihli görüş, bu görüştür ( müekked sünnetir).

İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi âlimleri şöyle demişlerdir  : 

"Akika kurbanı, müekked sünnettir.Erkek çocuk için, Kurban bayramında kesilmesi geçerli olan iki koyun veya iki keçi, kız çocuğu için ise bir koyun veya bir keçi, doğduktan sonra yedinci günde kesilir.Bir kimse, Akika kurbanını yedinci günden sonraya ertelerse, herhangi bir zamanda kesmesi câizdir ve ertelemesinde kendisine hiçbir günah yoktur. Fakat en fazîletlisi; mümkün olduğunca bir an önce kesmesidir." ( İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi Fetvâları; c  :  11, s  :  934)

Fakat âlimler, borçlu olan kimseyi bir tarafa bırakın, fakir kimseye, Akika kurbanının gerekip-gerekmediği konusunda ihtilaf bile etmemişlerdir. Ayrıca Akika kurbanından daha önce gelen ve daha büyük ibâdet olan hac farizası gibi bir ibâdet bile, borcu ödemekten önceye alınmaz ( borç ödenmeden hac farizası yapılmaz).

Bu sebeple, kocanızın mâddî şartları uygun olmadığından dolayı size Akika kurbanı gerekmez.

İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi âlimlerine  : 

"Bana birden fazla evlat verildiği halde, maddî zorluklar sebebiyle -ki ben, devlet memuruyum, maaşım sınırlıdır ve sadece aylık masraflarıma yetmektedir-, hiçbir çocuğum için Akika kurbanı kesmemişsem,İslâm'a göre çocuklarımın Akika kurbanları hakkında bana düşen görev nedir ( ne yapmam gerekir)?"

Diye sorulmuş, bunun üzerine İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi âlimleri şöyle cevap vermişlerdir  : 

"Durum, sizin de zikrettiğiniz gibi maddî zorluklar sebebiyle ve aldığınız maaşınızın sadece size ve âilenize yetiyorsa, çocuklarınız için Akika kurbanları kesmek sûretiyle Allah Teâlâ'nın rızâsına yakınlaşmamanızda ( bunu terk etmenizde) size bir günah yoktur. Çünkü Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur  : 

  ( (  لاَ يُكَلِّفُ اللهَ نَفْساً إِلاَّ وُسْعَهَا لَهَا...)) [ سورة البقرة من الآية  :  286 ]

"Allah, bir kimseye gücünün üzerinde yük yüklemez."( Bakara Sûresi  :  286)

Yine şöyle buyurmuştur  : 

( (  ... وَمَا جَعَلَ عَلَيْكُمْ فِي الدِّينِ مِنْ حَرَجٍ ...)) [ سورة الحج من الآية  :  78 ]

"O ( Allah), dînde sizin için bir zorluk kılmamıştır." ( Hac Sûresi  :  78 ) ( İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi Fetvâları; c  :  5, s  :  411)

Başka bir âyette şöyle buyurmuştur  : 

( (  فَاتَّقُوا اللهَ مَا اسْتَطَعْتُمْ...)) [ سورة التغابن من الآية  :  16 ]

"( Ey mü’minler!) O halde gücünüz yettiği kadarıyla Allah’tan korkun ( Allah’tan korkmada güç ve takatinizi harcayın)." ( Teğâbun Sûresi  :  16)

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den de sâbit olduğuna göre o şöyle buyurmuştur  : 

( (  إِذَا أَمَرْتُكُمْ بِأَمْرٍ فَأْتُوا مِنْهُ مَا اسْتَطَعْتُمْ، وَإِذَا نَهَيْتُكُمْ عَنْ شَيْءٍ فَاجْتَنِبُوهُ.))[ رواه البخاري ومسلم ]

" Size bir şeyi yapmanızı emrettiysem, ondan gücünüz yettiği kadarını yapın ( yerine getirin).Sizi bir şeyden de yasakladıysam, ondan sakının. " ( Buhârî; hadis  :  7288. Müslim; hadis no  :  1337)

Ne zaman bir kolaylık bulursanız, o fiile başlarsınız." ( İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi Fetvâları; c  :  11, s  :  436-437)

Yine İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi âlimlerine  : 

"Bir kimsenin çocukları dünyaya gelmelerine rağmen, fakir bir halde olduğundan dolayı onlar için hiçbir Akika kurbanı kesmedi.Uzun bir aradan sonra Allah Teâlâ onu lütfundan zenginleştirince, çocukları için Akika kurbanı kesmesi gerekir mi?"

Diye sorulmuş, bunun üzerine İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi âlimleri şöyle cevap vermişlerdir  : 

"Durum, zikredildiği gibi ise, bu kimse hakkında meşrû olan; her erkek çocuk için iki koyun kesmesidir." ( İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi Fetvâları; c  :  11, s  :  441-442)

Değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn'e -Allah ona rahmet etsin-  : 

"Bir kimsenin birden fazla erkek ve kız çocukları bulunmaktadır. Ya bilgisizliğinden ya da hafife aldığından ( tembellikten) dolayı hiçbirisi için Akika kurbanı kesmemiştir.Bu çocuklarından kimisi büyük ise, şimdi bu kimseye ne gerekir?"

Diye sorulmuş, bunun üzerine o şöyle cevap vermiştir  : 

"Bu kimse, bilgisiz olduğundan veya yarın keserim diyerek hep erteleyip üzerinden uzun zaman geçtiğinden dolayı çocukları için Akika kurbanını şimdi keserse, güzel olur. Akika kurbanını kesmek meşru olduğu ( çocukları doğduğu) zaman fakir idi ise, kendisine bir şey gerekmez." ( "Açık Kapı Görüşmesi"; c  :  2, s  :  17-18 )

Doğan çocuğu için eşinin ( hanımının), kocasının yerine Akika kurbanını kesmesi gerekmez. Ama eğer Akika kurbanını keserse, bu câizdir.

Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- iki torunu Hasan ve Hüseyin'in yerine ikişer koyun kesmiştir.

İbn-i Abbas'tan -Allah ondan ve babasından râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir  : 

( (  أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَقَّ عَنِ الْحَسَنِ، وَالْحُسَيْنِ كَبْشَيْنِ كَبْشَيْنِ.)) [ رواه أبو داود والنسائي وصححه الألباني في صحيح أبي داود ]

"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, Hasan ve Hüseyin için ( Akika olarak) ikişer ikişer koç kesti." ( Ebu Davud; hadis no  :  2841. Nesâî; hadis no  :  4219. Elbânî; "Sahih-i Ebî Davud"; hadis no  :  2466'da "hadis sahihtir," demiştir.)

İkincisi  : 

Eğer hac farizanız ile Akika kurbanı çakışırsa ( aynı zamana denk gelirse), kesinlikle hac farizası öne alınır.Çocuklarınız büyümüş olsalar bile onların her birisi için Akika kurbanı kesmeniz câizdir. Dâvetlilere  :  "Bu ziyâfet, Akika kurbanı yemeğidir" demeniz gerekmez. Dâvetlilerin de sizin bu fiilinizle alay etmesi câiz değildir. Çünkü siz, doğru olanı yaptınız. Akika kurbanının etini pişirmeniz ve bunun için insanları dâvet etmeniz şart değildir.Aksine Akika kurbanının etini çiğ olarak dağıtmanız da câizdir.

İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi âlimleri şöyle demişlerdir  : 

"Akika  :  Çocuğun doğumundan dolayı yedinci günde, erkek veya kız olsun, onu kendisine bahşettiğinden dolayı Allah Teâlâ'ya şükrün bir ifâdesi olarak kesilen kurbandır.

Akika kurbanı sünnettir. Çünkü bu konuda birçok hadis gelmiştir.

Çocuğu için Akika kurbanı kesen kimsenin, onun etinden yemeleri için insanları evine veya başka bir yere dâvet edebilir veya etini pişirmeden çiğ olarak dağıtabilir veyahut da pişirdikten sonra onu fakirlere, akrabalarına, komşularına, arkadaşlarına veya başka kimselere dağıtabilir." ( İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi Fetvâları; c  :  11, s  :  442)

Akika kurbanını kesmemek veya geciktirmekle günahkâr olunur mu?


Allah Teâlâ bana bir kız çocuğu verdi ve kızım şimdi üç aylık oldu. Fakat ben kızımın Akika kurbanını kesmedim, Akika kurbanının yerine sadaka da vermedim. Bundan dolayı bana bir günah var mıdır? Bu konuda çözüm nedir?

Akika kurbanı müekked sünnettir ve bu kurbanı kesmeyene bir günah yoktur.

Bunun sebebi; Amr b. Şuayb'ın, babasından, o da dedesinden rivâyet ettiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur  : 

( (  مَنْ وُلِدَ لَهُ وَلَدٌ فَأَحَبَّ أَنْ يَنْسُكَ عَنْهُ فَلْيَنْسُكْ، عَنِ الْغُلَامِ شَاتَانِ مُكَافِئَتَانِ، وَعَنِ الْجَارِيَةِ شَاةٌ.)) [ رواه أبو داود وحسنه الألباني في صحيح أبي داود ]

"Her kimin bir çocuğu dünyaya gelir de onun için kurban ( Akika kurbanı) kesmek isterse, onu kessin. Erkek çocuğu için birbirine denk iki koyun, kız çocuğu için ise tek koyun kessin." ( Ebu Davud rivâyet etmiş, Elbânî de "Sahîh-i Ebî Davud"da hadis hasendir" demiştir.)

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Akika kurbanının işini onu kesecek olanın sevmesine/istemesine bağlamıştır. Bu ise, Akika kurbanının müstehap olduğuna, farz veya vâcip olmadığına delâlet eder.

Bu konuda bkz  :  İbn-i Kayyim; "Tuhfetu'l-Mevdûd", s  :  157.

Fakat Akika kurbanı konusunda ihmalkâr davranmamak gerekir. Çünkü Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur  : 

( ( كُلُّ غُلَامٍ رَهِينٌ بِعَقِيقَتِهِ تُذْبَحُ عَنْهُ يَوْمَ سَابِعِهِ وَيُحْلَقُ رَأْسُهُ وَيُسَمَّى.)) [ رواه النسائي والترمذي وابن ماجه وصححه الألباني في صحيح أبي داود ]

"Yeni doğan her çocuk, akikası karşılığında rehindir ( Akikası kesilmeden ölürse, kıyâmet günü anne ve babasına şefaat etmekten men edilir). Akikası doğumunun yedinci gününde kesilir, o günde başı tıraş edilir ve ona isim verilir." ( Nesâî; hadis no  :  4220. Ebu Davud; hadis no  :  2838. Tirmizî; hadis no  :  1522. İbn-i Mâce; hadis no  :  3165. Elbânî; 'Sahîh-i Ebî Davud'da "hadis sahihtir," demiştir.)

Şimdi sizin kız çocuğunuz için, Akika kurbanı niyetiyle bir koyun kesmeniz gerekir.

İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi'nin fetvâların şöyle gelmiştir  : 

"Akika kurbanı, müekked sünnettir.Erkek çocuk için, Kurban bayramında kesilmesi geçerli olan iki koyun veya iki keçi, kız çocuğu için ise bir koyun veya bir keçi, doğduktan sonra yedinci günde kesilir.Bir kimse, Akika kurbanını yedinci günden sonraya ertelerse, herhangi bir zamanda kesmesi câizdir ve ertelemesinde kendisine hiçbir günah yoktur. Fakat en fazîletlisi; mümkün olduğunca bir an önce kesmesidir." ( İlmî Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi Fetvâları; c  :  11, s  :  934)

Not  : 

Soruda zikrettiğiniz  :  "Akika kurbanının yerine sadaka da vermedim" sözünüz için bilinmesi gerekir ki, Akika kurbanının yerine mal infak etmek, Akika kurbanının yerine geçmez.Çünkü Akika kurbanından maksat; bu kurbanı keserek Allah Teâlâ'nın rızâsına yakınlaşmaya çalışmaktır.

Bu konuda ( 34974) nolu sorunun cevabına bakabilirsiniz.

Allah Teâlâ en iyi bilendir.
---------------------
Dipnotlar  : 

1- F. Hindiye, 12/147,
2- Ebû Dâvûd, 2842,
------------------
Kaynaklar  : 
Hikmet net
Dinimizislam
Fikih info
islamqa
Fetva net

-------------------
Etiketler  :  Akika Kurbanı Nedir, Niçin, ve ,Ne Zaman Kesilir?,    akika kesmek,akika kesmek gerekli mi,akika kurbanı,akika kurbanı farz mı,akika kurbanı nedir,akika kurbanı sünnet mi,akika kurbanının hükmü,akika nedir,akika nesike,akika neye denir,bebek için akika,çocuk için akika,Hanefi mezhebinde akika kurbanı,mezheplere göre akika kurbanı,Peygamberimiz akika kesti mi,Peygamberimiz ve akika kurbanı,yeni doğan çocuklar için akika

Bu konuyu yazdır

Dini-1 Sela Sözleri - Arapça Yazılışı - Türkçe Latince Okunuşu - Türkçe Anlamı
Yazar: RasitTunca - 08-03-2019, 04:38 PM - Forum: Dini Genel Bilgiler - Yorum Yok



Sela Sözleri - Arapça Yazılışı - Türkçe Latince Okunuşu - Türkçe Anlamı

Selâ (salât) Arapça’da “duâ” ve “namaz” anlamlarına gelir. Selâ; Hz. Muhammed’e (s.a.v.) Allah’tan rahmet ve selâm temenni eden, onu metheden, onun şefaatini dileyen, aile fertlerine ve yakınlarına duâ ifadeleri içeren, çeşitli şekillerde tertiplenmiş hürmet ve duâ cümlelerini ihtiva eden, belirli bestesiyle veya serbest şekilde okunan güftelerin genel adıdır.

Sela, cuma namazından yaklaşık 1 saat önce ve bir kişi vefat ettiğinde onun haberini vatandaşlara iletmek için okunmaktadır. Ayrıca perşembe günü yatsı namazından 15 dakika önce de okunmaktadır. Ek olarak perşembe günleri yatsı namazından 15 dakika önce okunan selalar, 15 temmuz ve diğer tüm şehitlerimiz(Allah onlardan razı olsun mekanları cennet olsun) için son zamanlarda hemen hemen tüm camilerde okunmaktadır. 5-10 yıl kadar önce bildiğimiz kadarıyla her camide okunmuyordu.

Sela duyulduğu zaman Müslümanların manevi atmosfer içerisinde değişik duygular hissettiği bir güzel sesleniştir. Genel itibari ile Peygamber Efendimize yapılan medhu senalardan oluşmaktadır.

Bu güzel sesleniş genellik ile müezzin tarafından bir Müslümanın cenaze duyurusundan önce veya her haftanın cuma günü Cuma namazının vaktinden kırk beş dakika kadar öncede insanları bir nevi uyarmak, haberdar etmek maksadı ile okunan güzel bir duadır. Bu güzel duanın içeriğine aşığı da yer verilmiştir.

Cuma ve Cenaze Namazlarından Önce Okunan Selanın Arapçası

Selâ Duasının Arapçası


أصلاة وسلام عليك يا رسول الله
أصلاة وسلام عليك يا حبيب الله
أصلاة وسلام عليك يا نور عرشي لله
أصلاة وسلام عليك يا ځير ځلق لله
أصلاة وسلام عليك يا سيدان اولین و آخرين
والحمد لله رب العالمين


Cuma ve Cenaze Namazlarından Önce Okunan Selanın Türkçe Latince Okunuşu

Sela duasının Arapçasının Türkçe okunuşu şöyledir.

    Es Salatu Ve’s-Selamu Aleyke Ya Rasulallah!
    Es Salatu Ve’s-Selamu Aleyke Ya Habiballah!
    Es Salatu Ve’s-Selamu Aleyke Ya Nûre Arşillah!
    Es Salatu Ve’s-Selamu Aleyke Ya Hayra Halgillah!
    Es Salatu Ve’s-Selamu Aleyke Ya Seyyidel Evveline Vel Ahirin!
    Vel Hamdü Lillahi Rabbil Alemin!”

Cuma ve Cenaze Namazlarından Önce Okunan Selanın Anlamı

Efendimize medhu sena dolu bu güzel duanın anlamı ise şöyledir.

    Ey Allah’ın Resulü, salat ve selam senin üzerine olsun!
    Ey Allah’ın Habibi, salat ve selam senin üzerine olsun!
    Ey Allah’ın Arşının nuru, salat ve selam senin üzerine olsun!
    Ey Allah’ın mahlukatının en hayırlısı, salat ve selam senin üzerine olsun!
    Öncekilerin vede sonrakilerin Efendisi, salat ve selam senin üzerine olsun!
    Hamd alemlerin Rabbi olan Allah mahsustur!”





Bu konuyu yazdır

Oku-1 Kedilerde 10 Davranış Problemi ve Çözüm Yolları
Yazar: RasitTunca - 08-03-2019, 04:02 PM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar - Yorum Yok



Kedilerde 10 Davranış Problemi ve Çözüm Yolları

Kedilerin davranışları hiçbir zaman yüzde 100 çözümlenemese de, kedilerde davranış sorunları kolayca gözlemlenebilir.

“Kedim tuvaletini yapmıyor, kedim idrar püskürtüyor, kedim evin her yerini tırmalıyor, kedim sert oynuyor, kedim beni sık boğaz ediyor, kedim sürekli miyavlıyor” gibi sorularınız varsa bu durum son derece doğal.

Kedilerde 10 davranış problemi ve çözüm yolları şöyle:

♦ Kum kabından kaçınmak
Kediniz kum kabını boykot mu ediyor? Bu durum genellikle kumunu ya da kum kabını sevmediğinden meydana gelir.

♦ İdrarla işaretleme ya da püskürtme
Kediler idrarlarını diğer kedilerden kaçınmak için kullanabilirler. Başka bir kediyle kavga ettiklerinde, kendilerini güvende hissetmediklerinde ya da bir dost aradıklarında bu yola başvururlar.

♦ Tırmalama
Kediler oyun oynamak, gerinmek, pençelerini keskinleştirmek ve kendi alanlarını işaretlemek için tırmalama yoluna giderler.

Peki, içeride yaşayan kediler nasıl mutlu edilir? Yanıtını da sizler için araştırdık.

♦ Kediler ve ‘sert’ oyun
Kediler oynamaya başladıklarında bunun bir oyun ya da gerçek olduğunu söylemek zordur. Üzerinize atlarlar, size vururlar, tırnaklarıyla çizerler ve ısırırlar.

♦ Sınırlarınızı zorlayıcı davranışlar
Bazen kediniz bir şeyi sürekli ve sürekli yaparak sizin canınızı sıkabilir. Bu durum genellikle normaldir.

♦ Hiperaktif geceler
İnsanların uykusunun en ağır dönemleri olan geceler, kedinizin en hareketli zamanları olabilir. Oradan oraya zıplarlar ve genellikle uykunuzu bölmenize yol açarlar. Kedinizin sizi uyandırmasını engellemek için ne yapmalısınız? Siz uyumadan önce kedinizi besleyebilir ve / veya kedinizi yorulana kadar oynatabilirsiniz fakat aşırıya kaçmamanız gerekir.

♦ Sürekli miyavlama
Kediler en çok insanlara miyavlar. Kedilerin miyavlaması ne anlama gelir? Size merhaba diyebilirler, mama isteyebilirler ya da ilgi isterler.

♦ Ayrılık endişesi
Kediler oldukça sosyal hayvanlardır. Etrafınızda gezmenizden hoşlanırlar. Yalnız bırakıldıklarında sinirlenebilir ya da evi spreyleyebilirler.

♦ Takıntılı derecede bakım
Güzel görünmek ve sakinleşmek için kendilerine sürekli bakım yaparlar.

♦ Saldırganlık
Kediniz saldırganlaşırsa hemen veteriner hekiminize durumu bildirin. Ayakta sert biçimde durup püskürtme yaptığında, gözleri genişlediğinde ya da kediniz hırladığında ona yaklaşmayın.

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Benjamin Franklin Kimdir?
Yazar: RasitTunca - 08-03-2019, 03:46 PM - Forum: Biyografiler - Yorum Yok



Benjamin Franklin Kimdir?

Benjamin Franklin (17 Ocak 1706, Boston - 17 Nisan 1790[1] Philadelphia), Amerikalı yayımcı, yazar, mucit, felsefeci, bilim insanı, siyasetçi ve diplomattır.

Yaşamı

On yedi çocuklu bir sabun ve mum imalatçısının onuncu oğlu olarak dünyaya geldi. On yaşında okulu bıraktı. 12 yaşındayken basımevi yöneten ve liberal bir gazete yayınlayan ağabeyi James'in yanına çırak olarak girdi. Basımcılık mesleğini öğrendi ve edebiyat çalışmalarına başladı. 1730'da Philadelphia'da bir basımevi ve gazete kurdu. Poor Richard’s Almanac'ı (Fakir Richard'ın Almanak'ı) yayınlamaya başladı. 1732­-1757 yılları arasında yönetmenliğini yaptığı Almanac'da Richard Sounders imzasıyla yazılar yazdı. Siyaset, felsefe, bilim, iş ilişkileri gibi konuların tartışıldığı Junto adlı bir kulüp; kütüphane, hastane ve yangına karşı sigorta şirketi kurdu. Basımevlerini çoğalttı.

Franklin, 1736'da Philadelphia meclis sekreteri oldu ve siyasete atıldı. 1750'de Pensilvanya meclisine seçildi, arazi vergisine karşı olan büyük ailelerle mücadele etti. İngiliz Amerika'sı postalarının genel müdürlüğüne getirildi. Posta servisinde çeşitli düzenlemeler yaptı. Özellikle elektrik olaylarıyla ilgili araştırmalar yapan Franklin, elektrik yüklerindeki artı ve eksi uçlarını keşfetti ve elektrik yükünün korunumu ilkesini ortaya attı. Fırtınalı bir havada uçurtma uçurarak gerçekleştirdiği deneyi sonunda şimşeğin elektriksel bir olay olduğunu keşfetti. Elektrikten etkilenmeleri sebebiyle kendisinin kurtulmasına rağmen iki yardımcısının öldüğü bu deneyden yola çıkarak paratoner'i keşfetti, güneş ışığından daha fazla yararlanmak için saat uygulamasını başlattı.

1757'de Kuzey Amerika Sömürgeler isyanının başlangıcında sömürgelerde yaşayanlar Franklin'i, şikayetlerini Londra'ya iletmekle; 1765'te de damga resmi kanununa karşı itirazları William Grenville'e bildirmekle görevlendirdi. 1772'de Massachusetts Valisi Hutchinson'un sömürge halkına karşı hakaretlerle dolu mektuplarını ele geçirerek yayınladı. Sömürge halkı karşısındaki itibarı arttı. Amerikan Kongresi'ne milletvekili seçildi. 1776'da Thomas Jefferson ve John Adams ile birlikte bağımsızlık bildirgesini hazırladı. Eylül 1776'da kongre, ekonomik ve askeri yardım istemek üzere aralarında Franklin'in de bulunduğu üç kişilik bir komisyonu Fransa'ya gönderdi. Franklin, Fransız dışişleri bakanı Charles Gravier ile görüşmelerinde çok başarılı oldu. 1775-1783 Amerikan Bağımsızlık Savaşı sonunda İngiltere ile barış görüşmelerini sürdürmek üzere seçilen diplomatlardan birisi olarak İngiltere'ye gitti. İngiltere ile barış antlaşmasının imzalanmasından sonra 1785'te Amerika'ya döndü. 1787'de Philadelphia Anayasa Kurultayının çalışmalarına katıldı. Bir müddet sonra da öldü. Onun renkli yaşamı, bilimsel ve politik başarıları Amerika'nın en etkili Kurucu Babaları olarak, Franklin para ve onur gördü; savaş gemileri; birçok şehir, ilçe, eğitim kurumları, namesakes bir isim ve şirketler ve ölümünden sonra en fazla iki yüzyıl, sayısız kültürel referanslara onun adı verildi.

Biyografi

Ataları

Franklin'in babası bir iş adamı olan Josiah Franklin idi. Annesi Abiah Folger ise Püriten bir ailenin çocuğuydu.
Püritenlik İngiltere Protestan hareketinin ilk adımı Roma'daki Katolik, din elemanlarını temizlemek oldu.
Benjamin Franklin'in annesi Abıah Folger, Kral Charles zamanında dini özgürlük eziyeti başladığında en iyisinin kaçmak olduğu, bir zamanda ve bir püriten ailenin çocuğu olarak doğdu.
Buluşları ve bilimsel araştırmaları

Franklin'in birçok buluşları oldu. Bunlar; yıldırımsavar (paratoner), Cam Armonica, Franklin sobası, bifokal gözlüktü.

Cam Armonica

Posta müdürü yardımcısı olarak, Franklin Kuzey Atlantik Okyanusu'na ilgi duydu. Franklin 1768 yılında posta işleri için ortalama bir tüccar gemisi aldı ve uzun İngiltere'den New York'a ulaşmak için paketlerin birkaç hafta zamanı vardı. Newport'a, Rhode Island'a ulaşabildi.Yani paketleri yerine ulaştırabilmişti.
Su konulu Franklin bildirisinden bir çizim.


1743 yılında Franklin bilimle ilgilenen erkeklere kendi buluşları hakkında ve teoriler ile bilgilerde yardımcı olmak için Amerikan Felsefe Derneği'ni kurdu. O elektrik araştırmaları ve diğer bilimsel araştırmaları ile birlikte hayatının geri kalan kısmı için, siyasetin ve para kazanmanın onu işgal edeceğini anladı. Franklin enerjilerin pozitif ve negatif olarak ikiye ayrıldığını fark etti. Ayrıca yıldırımın elektrikten oluştuğunu keşfetti.Franklin elektrikle ilgili deneylerinden dolayı yıldırımsavarı buldu.

Müzik çabaları

Franklin, keman ve gitar çalabilen biriydi. Kendi icat ettiği Cam Armonica'yı ve onun birçok geliştirilmiş sürümlerini çalardı.

Satranç

Franklin, satranca büyük ilgi duyan biriydi. Çok iyi bir satranç oyuncusu idi. Onun satranç oynaması üzerine Amerikan Colombian Dergisi, Franklin'in ABD'de 2. satranç bilen kişi olduğunu yazmıştı. Franklin'in ABD'de beğenilen bir satranç oyuncusu olduğu 1999 yılında ortaya çıkmıştır.

Genel yaşamı

Franklin, 1736 yılında Amerika'nın ilk gönüllü itfaiye şirketlerini kurdu. Franklin, kamu işleri için gittikçe daha fazla endişe etmeye başladı. 1743 yılında 4. Akademisi'ni açtı ve 13 Kasım 1749'da akademi başkanlığına atandı. Franklin, siyasete girmiş ve hızla gelişmişti. Siyasette hep barışçıl bir tutum içinde olmuştur.

Masonluk yılları

Benjamin Franklin, 1730 yılında Philadelphia'da St. Johns Locası'na katıldı, 1732'de Pennsylvania Kolonisi Büyük Locası'nın Büyük İkinci Nazırı oluşundan iki yıl sonra Haziran 1734'te de Pennsylvania Bölge Büyük Locası'na Büyük Üstat olarak seçildi. 1735-38 yılları arasında Loca Sekreterliği'ni yürütmüştür.

1734 ve 1735 yıllarında inşa edilen Philadelphia Devlet Başkanlığı ve Özgürlük Hol'ü Benjamin Franklin'in Büyük Üstatlık dönemine rast gelmektedir. Benjamin Franklin, 1752 yılında Philadelphia Büyük Loca binasının inşaatını başlattı ve üç yıl sonra yapının tamamlanmasıyla 1755 yılında, Amerika'daki ilk masonik bina olarak sayılan Philadelphia Büyük Loca'sının tahsis merasimini düzenledi. Bir dönem Benjamin Franklin'in oğlu da Büyük Sekreter görevinde bulunmuştur. ABD'de ilk halk kütüphanesini organize edenlerden biri olarak bilinen Franklin, aynı zamanda ABD'deki ilk masonik kitabı yayımlayan kişidir.

Ölümü

Franklin, 17 Nisan 1790 tarihinde, 84 yaşında hayatını kaybetti. Onun cenazesine yaklaşık 20.000 kişi katıldığı söyleniyor. Onun ölümü Benjamin Franklin of Dr. John Jones ve hesabından aktardığı kitapta açıklanmıştır:

Ne zaman ağrı ve nefes darlığı başlarsa ve akciğerlerinde bir imposthume, aniden tüm umut ve gururunu kaybediyordu. Yine de epeyce gücü vardı; ama solunum organları yavaş yavaş gördüğü baskıya dayanamadı. 17 Nisan 1790 tarihinde bir gece vakti usulca, Franklin'in seksen dört yıl ve üç aylık ömrü sona erdi.
Benjamin Franklin'in, Philadelphia'daki mezarı

Franklin miras olarak Boston ve Philadelphia şehirlerine 1000'er poundluk para bırakmıştı. Ancak ölümünden sonra 200 yıl boyunca bu paraya herhangi bir şekilde dokunulmamasını ve faizde bekletilmesini şart koşmuştur. 1990'larda Boston ve Philadelphia için bırakılan para milyonlarca dolara ulaşmıştır.

Sergiler

"The Princess and the Patriot: Ekaterina Dashkova , Benjamin Franklin and the Age of Enlightenment" sergisi Şubat 2006'da başlayıp Aralık 2006'da bitti. Benjamin Franklin ve Dashkova yalnızca bir kez, Paris'te 1781 yılında bir araya geldi. Franklin 75 ve Dashkova 37 yaşında idi. Franklin ve tek kadın Amerikan Felsefi Toplumu'na katılan ilk kadın olması için Dashkova'yı davet etti. Daha sonra, Dashkova'yı Rus Bilimler Akademisi'ne ilk üye yaptı.

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Musevi Takvimi - Yahudilerde Bayram ve Kutlama Günleri
Yazar: RasitTunca - 08-03-2019, 02:56 PM - Forum: Peygamberler Tarihi Hakkında Bilgiler - Yorum Yok



Musevi Takvimi - Yahudi Bayram Günleri

Yahudi kutlamalar ve bayramlar 2019: Esther-Lent, Purim ve Passover için şu anki tarihler ne zaman?

Yahudilik, dünya çapında iş gören Hanuka veya Fısıh gibi bayram ve bayramlarla doludur. Her yıl aynı tarihte düşmezler - en azından her takvimde değil. Yahudi takvimi ve Yahudi festivalleriyle ilgili tüm bilgileri bir bakışta burada bulabilirsiniz.

Yahudilik , 21 Mart 2019'da kutlanan Esther oruç (20.03.2019) veya Purim gibi, her zaman aynı tarihte olan çok sayıda festival ve bayram bilir. Ancak tarihler her zaman aynı değildir ve takvimde her yıl değişir. Ama neden bu?
Yahudilikte takvim ve dönüşümü

Bunun nedeni aslında oldukça basittir. Yahudilikte, Yahudi takviminde bayram günleri ve yıldönümleri için sabit tarihler olması için farklı bir takvim sistemi kullanılıyor, ancak bunlar farklı hesaplamalar nedeniyle takvimimizle uyuşmuyor.

Çünkü Yahudi takvimi güneşe değil, aya yöneliktir ve bu nedenle ay takvimidir. Bu nedenle, yıl bir güneş takviminde olduğundan on bir gün daha az sayılır. Bunu telafi etmek için, tatiller her zaman aynı mevsimde olur, her iki veya üç yılda bir artık ay vardır. Adar'ın altıncı ayından Şubat / Mart aylarında Adar Rishon, 30 günlük bir 13. ay eklenir. Öyleyse birinci ve ikinci Adar var.
Yahudi takvimindeki aylar ve zamana göre cari yıl

Yahudi takviminde her biri 29 veya 30 gün süren aylar, Gregoryen takvimindeki aylarla tam olarak örtüşmüyor. Ve yeni yıl 1 Ocak'ta başlamaz, sonbaharın ortasında ve eylül sonu arasında başlar. Bu nedenle, Yahudi Yeni Yılı kutlamaları Rosh Hashanah 1. ve 2. Tishri'ye yeni bir yıl girdi .

Yahudi takviminde aylar genel olarak:

1. Tishri, eylül-ekim ayları arası
2. Heshvan, Ekim-Kasım
3. Kislew, Kasım-Aralık
4. Tewet, aralık-ocak arası
5. Schwat, Ocak-Şubat
6. Adar, Şubat-Mart
7. Nissan, mart-nisan ayları arası
8 temmuz, nisan-mayıs arası
9. Siwan, mayıs-haziran arası
10. Tammuz, haziran-temmuz arası
11. Aw, Temmuz-Ağustos
12. Elul, Ağustos-Eylül

Aylara ek olarak, dönem Yahudilikte de farklılaşıyor. Yahudi inancına göre, dünyayı MÖ 3761'de yarattı.
Yahudi festivalleri ve resmi tatiller - Yom Kippur, Hanuka ve Fısıh ne zaman?

Yahudilikte en önemli günler, her haftanın yedinci günü olan Sabbath veya Sabbath sorusudur. Haftanın diğer günlerinin aksine sıra numarası değil, isim taşır. Dinlenme günü olarak kabul edilir ve cumadan cumartesi akşamına akşama doğru çalışır. Ancak bu tek tatil değil. Yahudilikte en yüksek tatiller arasında Yeni Yıl Günü Roş Aşana ve Kefaret Günü Yom Kippur vardır.
5780 yılına ait genel Yahudi bayram takvimi

Diğer önemli kutlamaların, bayramların ve anma günlerinin hâlâ Yahudilikte olduğunu, alttaki tabelada görebilirsiniz.

Diğer önemli kutlamalar

[Resim: Musevi-Bayram-Gunleri2.PNG]

Bu konuyu yazdır

Dini-1 Peygamberlerin Geliş Sıralaması Nasıldır?
Yazar: RasitTunca - 08-03-2019, 01:38 PM - Forum: Peygamberler Tarihi Hakkında Bilgiler - Yorum Yok



Peygamberlerin Geliş Sıralaması Nasıldır?

1. Âdem (as).

2. Şit (as): Babası: Âdem Aleyhisselâm, Annesi de, Hz. Havvâ'dır.

3. İdris (as): İdris (as)'ın soyu, Yerd (yahud Yarid) b. Mehlâil b. Kay­narı (yahud Kaynen) b. Enuş, b. Şit, b. Âdem Aleyhisselâm.

4. Nuh (as): Nuh b. Lemek (veya Lemk), b. Mettu Şelah, b. Ahnuh (veya Uhnuh) (Yani İdris Aleyhisselâm), b. Yerd (veya Yarid), b. Mehlâil, b. Kayn (veya Kaynarı), b. Enuş, b. Şis, b.Âdem Aleyhisselâm.

5. Hud (as): Hûd (Âbir) b. Abdullâh, b. Rebah, b. Halud b. Âd, b. Avs, b. İrem, b. Sâm, b. Nuh Aleyhisselâmdır.

6. Salih (as): Salih b. Ubeyd, b. Esif veya Asit, b. Kemaşic b. Ubeyd, b. Hadir b. Semud, b. Âbir b. İrem, b. Sâm, b. Nuh Aleyhisse!amdır.

7. İbrahim (as): İbrahim b. Târah (Âzer), b. Nahor, b. Sarug (Şarug) b. Rau (Ergu), b. Falığ, b. Âbir, b. Şalıh, b. Erfahşed, b. Sâm, b. Nuh Aleyhisselâmdır.

8. İsmail (as): İsmail Aleyhisselâm; İbrahim Aleyhisselâmın, Hz. Hâcer'den doğan ilk ve bü­yük oğludur.

9. İshak (as): İshak Aleyhisselâm; İbrahim Aleyhisselâmın ikinci oğlu olup Hz. Sâre'den doğ­muştur.

10. Lut (as): Lût b. Hâran, b. Târah, b. Nahor, b. Saruğ'dur. Lût Aleyhisselâm; İbrahim Aleyhisselâmın Yeğeni, yani kardeşi Haran'ın oğlu idi.

11. Yakub (as):  Yâkub b. İshak, b. İbrahim Aleyhisselâmlardır. Yâkub Aleyhisselâmın Annesi: Refaka'dır.

12. Yusuf (as): Yûsuf b. Yâkub, b. İshak, b. İbrahim Aleyhisselâmlardır. Yûsuf Aleyhisselâmın annesi: Râhıl bint-i Leban'dır.

13. Eyyub (as): Eyyûb b. Mûs, b. Ra'vil, veya Razıh b. Ays b. İshak, b. İbrahim Aleyhisselâmlardır. Eyyûb Aleyhisselâmın annesi Lut Aleyhisselâmın kızı idi.

14. Zülkifl (as): Bişr (Zülkifl) b. Eyyûb Aleyhisselâm'dır.

15. Şuayb (as): Şuayb b. Mîkâil, b. Yeşcür, b. Medyen, b. İbrahim Aleyhisselâmdır. Şuayb Aleyhisselâmın annesi: Lut Aleyhisselâmın kızı Mîkâil'dir. Şuayb Aleyşhisselâm, Mûsâ Aleyhisselâmın Kayınpederi idi.

16. Musa (as): Mûsâ b.İmran, b.Yashür, b.Kahis, b.Lâvi, b.Yâkub, b.İshak, b.İbrahim Aleyhisselâm'dır. Mûsâ b.İmran Aleyhisselâmla Hârûn b.İmran Aleyhisselâm, Ana-Baba bir kardeş idiler. Harun Aleyhisselâm, Mûsâ Aleyhisselâmdan bir yaş büyüktü.

17. Harun (as): Musa (as)'ın kardeşidir.

18. Hızır (as): Rivayete göre: Hızır Aleyhisselamın soyu: Belya (veya İlya) b. Milkân, b.Falığ, b.Âbir, b.Salih, b.Erfahşed, b.Sâm b.Nuh Aleyhisselam olup babası, büyük bir kraldı. Kendisinin; Âdem Aleyhisselamın oğlu veya Ays b. İshak Aleyhisselamın oğullarından olduğu veya İbrahim Aleyhisselama iman ve Babil'den, Onunla birlikte hicret edenlerden birisinin ya da Farslı bir babanın oğlu ol­duğu, kral Efridun ve İbrahim Aleyhisselam devrinde yaşadığı, büyük Zülkarneyn'e Kılavuzluk ettiği, İsrailoğulları krallarından İbn. Emus'un zamanında İsrailoğullarına peygamber olarak gönderildiği, halen, sağ olup her yıl, Hacc Mevsiminde İlyas Aleyhisselamla buluştukları da rivayet edilir.

19. Yuşa (as): Yûşa' b. Nûn, b. Efrâim, b. Yûsuf, b. Yâkub, b. İshak, b. İbrahim Aleyhisselâm'dir.

20. Kâlib b. Yüfena (as): Kâlib b. Yüfena, b. Bariz (Fariz), b. Yehuza, b. Yâkub b. İshak, b. İbra­him Aleyhisselâmdır. Kâlib b. Yüfenna Aleyhisselâm, Mûsâ Aleyhisselâmın kız kardeşi Meryem'in kocası veya Mûsâ Aleyhisselâmın damadı idi.

21. Hızkıl (as): Hızkıl b. Nûridir. Hızkıl Aleyhisselâmın annesi yaşlanıp çocuk doğurmaz hale geldikten sonra, Yüce Allâh'dan bir oğul dilemiş ve Hızkıl Aleyhisselâm, ihsan olunmuştur. Bunun için, Hızkıl Aleyhisselâm (İbnül'acûz = Koca Karının Oğlu) diye anılmıştır.

22. İlyas (as): İlyas b. Yasin, b. Finhas, b. Ayzar, b. Hârûn, b. İmran (as)'dır.

23. Elyesa (as): Elyesa' b. Ahtub, b. Adiy, b. Şütlem, b. Efrâîm, b. Yûsuf, b. Yâkub, b. İshak, b. İbrahim Aleyhisselâm'dır. Elyesa Aleyhisselâm'ın, İlyas Aleyhisselâm'ın amcasının oğlu olduğu da söylenir.

24. Yunus (as): Yûnus b. Matta; Bünyamin b. Yâkub b. İshâk, b. İbrahim Aleyhisselâm oğulla­rı soyundandı. Matta, Yûnus Aleyhiselâmın annesi idi. Peygamberlerden, Yûnus b. Matta ile İsâ b. Meryem Aleyhisselâmlardan baş­ka hiçbiri, annesine nisbetle anılmamıştır.

25. Şemûyel (as): Şemûyel b. Bali, b. Alkama, b. Yerham, b. Yehu, b. Tehu, b. Savf'dır. Şemuyel Aleyhisselâm, İsrailoğullarından ve Hârûn Aleyhisselâmın zürriyetindendi. Şemuyel Aleyhisselâmın annesi Hanne olup Lâvi b.Yâkub Aleyhisselâmın Hanedanına mensuptu.

26. Davud (as): Dâvûd b. İşâ Aleyhisselâm; Yehûza b. Yâkub, b. İshak, b. İbrahim Aleyhisselâmın soyundandır.

27. Süleyman (as): Dâvûd b. İşa Aleyhisselâmın oğlu olan Süleyman Aleyhiselâmın da soyu, Yehûza b. Yâkub, b. İshak, b. İbrahim Aleyhisselâmlara dayanır.

28. Lukman (as): Lukman b. Sâran, b.Mürîd, b. Savun. Lukman Aleyhisselâm; Dâvûd Aleyhisselâmın devrinde yaşamıştır. Kendisi; Mısır Nub kabilesine mensubtu. Medyen ve Eyke halkındandı. İsrailoğullarından bir adamın kölesi iken, onun tarafından âzâd edilmiş ve kendisine ayrıca mal da, verilmişti.

29. Şâ'yâ (as): Şâ'yâ b. Emus veya Emsıya'dır.

30. İrmiya (as): İrmiya b. Hılkıya; Lavi b. Yâkub Aleyhisselâm'ın soyundan gelen Hârûn b. İmran Aleyhisselâmın soyundandı.

31. Danyal (as): Danyal b. Hızkıl'ül 'asgar, Peygamber oğullarından, Süleyman b. Dâvud Aleyhisselamların soyundandı.

32. Uzeyr (as): Uzeyr b. Cerve Hârûn Aleyhisselâmın zürriyetindendir.

33. Zulkarneyn (as): Zülkarneyn Aleyhisselâmın ismi, soyu ve Peygamber olup olmadığı... Hakkın­da birçok ve çelişkili rivayetler bulunmaktadır. Kendisinin, Sa'b b. Abdullah'ülkahtânî olduğu söylendiği gibi, babasının Hımyerîlerden olduğu da ileri sürülmektedir.

İbn. Habîb de Hımyer krallarının isimlerini Hişam b. Kelbî'den sırasıyla kitabı­na geçirirken, Sa'b b. Karîn b. Hemal'ı, -Yüce Allah'ın, Kitabında- Zülkarneyn diye anmış olduğunu kayd ettikten sonra, kral Zeyd b.Hemal'ı kayd edip ona da Yü­ce Allah'ın Tübba' adını vermiş olduğunu açıklar.

Zülkarneyn Aleyhnisselâm hakkında: "Hem Nebi idi, hem Resul idi." diyenler olduğu gibi, "Hayır! O, Resul olmayan bir Nebi idi. Resul olmayan bir Nebî oluşu, inşâallâh, Sahih'dir!" diyenler de vardır. Hz. Ali'ye göre, Zülkarneyn Aleyhisselâm: Ne bir Nebi, ne de, bir kraldı. Fakat, Allan'ın Salih bir kulu idi ki, o, Allâhı, sevmiş, Allah da, onu, sevmişti.

34. Zekeriyya (as): Zekeriyyâ b. Berahyâ Aleyhisselâmın soyu, Süleyman b. Dâvûd Aleyhisselâmlara, Süleyman b. Dâvûd Aleyhisselâmların soyu da, Yehûza b. Yâkub Aleyhisselâma dayanır.

35. Yahya (as): Yahya (as), Zekeriyya (as)'ın oğludur.

36. İsa (as): Hz. Meryemin oğludur ve bir mucize olarak babasız dünyaya gelmiştir. Hz. Meryem'in babası İmran b.Mâsân olup Hub'um b. Süleyman Aleyhisselâmın soyundandı.

37. Hz. Muhammed (asm): Muhammed b. Abdullah, b. Abdulmuttalib, b. Hâşim, b. Abdi Menaf, b. Kusayy, b. Kilab, b. Mürre, b. Ka'b, b. Lüey, b. Galib, b. Fihr, b. Mâlik, b. Nadr, b. Kinane, b. Huzeyme, b. Müdrike, b. İlyas, b. Mudar, b. Nizar, b. Maadd, b. Adnan. Bütün kaynaklar Muhammed (a.s.)ın, Adnan'a kadar olan atalarının gerek isimlerinde, gerek sıralarında, ittifak halinde bulundukları gibi, Adnan'ın da İsmail (a.s.) b. İbrahim (a.s.)ın öz be öz soyundan geldiğinde de müttefiktirler.

Kaynak:

(M. Asım KÖKSAL, Peygamberler Tarihi)

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Amenerrasulünün - Türkçe Okunuşu - Arapça Yazılışı - Türkçe Anlamı
Yazar: RasitTunca - 08-03-2019, 01:35 AM - Forum: Kuran-ı Kerim Hakkında Bilgiler - Yorum (1)



Amenerrasulünün - Türkçe Okunuşu - Arapça Yazılışı - Türkçe Anlamı


Arapça Yazılışı

ءَامَنَ ٱلرَّسُولُ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِۦ وَٱلْمُؤْمِنُونَ ۚ كُلٌّ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَمَلَٰٓئِكَتِهِۦ وَكُتُبِهِۦ وَرُسُلِهِۦ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِۦ ۚ وَقَالُوا۟ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا ۖ غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ ٱلْمَصِيرُ لَا يُكَلِّفُ ٱللَّهُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا ۚ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا ٱكْتَسَبَتْ ۗ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَآ إِن نَّسِينَآ أَوْ أَخْطَأْنَا ۚ رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَآ إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُۥ عَلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِنَا ۚ رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِۦ ۖ وَٱعْفُ عَنَّا وَٱغْفِرْ لَنَا وَٱرْحَمْنَآ ۚ أَنتَ مَوْلَىٰنَا فَٱنصُرْنَا عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْكَٰفِرِينَ

Türkçe Latince Okunuşu

Bismillahirrahmanirrahim

Amenerrasûlü bimâ unzile ileyhi min rabbihî vel mu’minûn, kullun âmene billâhi ve melâiketihî ve kutubihî ve rusulih, lâ nüferrigu beyne ehadin min rusulih, ve gâlû semi’nâ ve eta’nâ ğufrâneke Rabbenâ ve ileykel masîr. Lâ yükellifullâhu nefsen illâ vüs’ahâ lehâ mâ kesebet ve aleyhâ mektesebet rabbenâ lâ tuâhıznâ in nesînâ ev ahta’nâ, rabbenâ ve lâ tahmil aleynâ ısran kemâ hameltehu alellezîne min gablinâ, rabbenâ ve lâ tuhammilnâ mâ lâ tâkate lenâ bih, va’fu annâ, vağfir lenâ, verhamnâ, ente mevlânâ fensurnâ alel gavmil kâfirîn.

Türkçe Anlamı

"Rahman ve rahim olan Allah' ın Adıyla"

"Peygamber, Rabbinden kendisine indirilene iman etti, mü’minler de (iman ettiler). Her biri; Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler ve şöyle dediler: “Onun peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” Şöyle de dediler: “İşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız sanadır.” Bakara 285 Allah bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, kötülük de kendi zararınadır. (Şöyle diyerek dua ediniz): “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.”

(Bakara Suresi 285 ve 286 ayetler)





Bu konuyu yazdır

Mustafa-Kemal-Atatürk-3 Atatürk ve Çevrecilik ve Yürüyen Köşk
Yazar: RasitTunca - 08-03-2019, 12:50 AM - Forum: Mustafa Kemal ATATÜRK - Yorum Yok



Atatürk ve Çevrecilik ve Yürüyen Köşk

Yürüyen Köşk

Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü arazisi içinde bulunan iki katlı dörtgen planlı, ahşap karkas küçük bir yapıdır. Deniz tarafından 11 sütun ile çevrili mermer tabanlı açık bir alana ve 30 metre uzunlu unda ahşap bir iskeleye sahiptir. Köşkün giriş katında, küçük bir çay oca ı, küçük bir oturma odası ve üç cephesi kristal camlarlar kaplı toplantı salonu ile tuvalet ve duş bulunmaktadır. Ahşap bir merdivenle çıkılan ikinci katta ise dinlenme odası ile küçük bir yatak odası, tuvalet ve banyo bulunmaktadır. Bu küçük Köşk'e Atatürk'ün iste i ile mutfak yapılmamıştır.



Ahşap olan bölüm, iki katlı, üstü Marsilya tipi kiremitle örtülü oturma çatılıdır. Cepheler ahşap kaplamalı olup kat arasında profilli kat silmesi ve de işik süslemeli tahtalarla kaplanmıştır. Pencereler ve pencere kepenkleri klasik yapılı katlanır kanatlıdır. Kat döşemeleri girişi karo mozaik ve mermerdir. Üst kat ise normal ahşap döşemelidir. Duvarlar, Ba dadi üzeri çimento harçlı sıvalı ve sıvanın üstü boyalıdır. Merdiven altına yarı bodrum şeklinde, dışarıdan girilen su ısıtma merkezi bulunmaktadır. şu, burada ısınmakta, ısınan su, borularla yukarı katlara çıkarak duş ve banyonun sıcak suyu elde edilmektedir.

Betonarme olan kısım ise, üç taraflı camekanlı olup camlar kristal, do ramaları ahşap, döşemesi mermer kaplama ve üstü yine mermer kaplama olup, teras olarak kullanılmaktadır. Binanın etrafı, mermer kaplamalı iki kollu merdivenle mendire e inilmektedir. Mendire in iskeleti betonarme, üstü a ırlıklı ahşap latalarla kaplıdır. Bahçenin etrafı güzel süslemeli babalar ve babaların üstünde aydınlatma elemanları bulunmaktadır.

Ayrıca, Köşk'ün içinde Atatürk'ün kullandı ı özel eşyaları ile son derece mütevazi oda takımları bulunmaktadır.

Atatürk tarafından sahilde, çınar a acının hemen yanında yapılması istenen Köşk'ün yapımı 1929 Eylülünde bitirilmiştir.

13 Eylül 1929 tarihli gazetede "Atatürk'ün Millet Çiftli i'ndeki inşa edilen Köşk'ü bugün ikmal edildi" haberi yer almaktadır.


"Bina kaydırılacak"

Atatürk bir gün çiftli e gitti inde, Köşk'ün hemen yanındaki Ulu Çınar a acının dallarını kesmeye çalışan bir bahçıvan ile karşılaşır. Hemen bahçıvanı yanına ça ırarak bunun nedenini sorar. Görevli bahçıvanın cevabı şöyledir: A acın dalları uzamış binanın duvarlarına dayanmıştır. Aldı ı cevaptan tatmin olmayan Atatürk, düşünülmesi bile imkansız olan bir emir verir:

"Ağaç kesilmeyecek, bina kaydırılacak."

Görev ıstanbul Belediyesi'ne intikal eder. Belediye Fen ışleri Yollar-Köprüler şubesi sorumlulu unu üstlenir. Ünlü bestecimiz Ferit Alnar'ın kardeşi olan Başmühendis Ali Galip Alnar (bazı kaynaklarda Ali Nuri Alnar olarak geçer) yanına aldı ı teknik elemanlarıyla Yalova'ya gelerek çalışmalarına başlar.

8 A ustos 1930 tarihinde önce bina çevresindeki toprak büyük bir dikkatle kazılıp yapının temel seviyesine inilir. ıstanbul'dan getirilen tramvay rayları döşenir. Santim, santim çalışılarak bina yapı altına sokulan raylar üzerine oturtturulur. Artık binanın raylar üzerinde kaydırılarak Ağaçtan uzaklaştırılması aşamasına gelinmiştir.

Güzel ve sıcak bir yaz akşamında Büyük Atatürk ile birlikte, kardeşi Mahbule Atadan, Vali vekili Muhittin Bey, Emanet Fen Müdürü Ziya bey ve Cumhuriyet Gazetesi Başmuhabiri Yunus Nadi nezaretinde bina 4.80 m. civarında kaydırılır. Bu ola anüstü ve riskli iş 10 A ustos 1930 tarihinde tamamlanır ve Ulu Çınar A acı'da kesilmekten kurtulur.

Atatürk ve Yalova konusunda önemli araştırmalara imza atan Araştırmacı-Yazar Ahmet Akyol'a göre, Köşk'ün yürütülmesi işlemi iki safhada yapılır. 8 A ustos 1930 tarihinde öncelikle yapının teras bölümü (toplantı salonu olarak kullanılan, üç yanı camlarla kaplı bölüm) kaydırır. Geri kalan iki gün içerisinde de ana binanın raylar üzerinde yürütülmesi işlemi tamamlanır. Ahmet Akyol'un bu görüşünün do ru olabilece i bazı resimlerden anlaşılmaktadır.

Köşk kaydırılması olayı 10 A ustos 1930 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nde aynen şu şekilde yer almıştır.

"Gazi Hazretlerinin Köşkü nakledildi.

Gazi Hazretlerinin Yalova'daki köşkünün yürütülme ameliyesi dün muvaffakiyetle icra ve ikmal edilmiştir.

Kendileri de bu ameliyeye bizzat nezaret etmişlerdir."


10 A ustos 1930 tarihli gazetedeki bu haberi okuyanlar ülkenin içinde yaşadı ı onca önemli meseleler arasında, bu olayın o tarihte ne ifade etti ine belki bir anlam veremediler. Belki de, bir çınar a acının bir metrelik dalının kesilmemesi için bir köşkün kaydırılmasını hayretle karşıladılar.

Çünkü, o devirde ne ozon delinmesi vardı, ne global kirlilik, ne asit ya murları, ne orman katliamı... Dünyada hiçbir ülkenin hiçbir devlet başkanının gündeminde dahi yoktu, ÇEVRENıN ÖNEMı. Yalnızca bir ülkenin kurtarıcısı milletini özgürlü e, ba ımsızlı a kavuşturmak için mücadele veren, bir karış topra ını, bir tutam yeşilini koruyan tek bir liderdi Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK.

Bu lider, Dünya ülkelerinin henüz 1970'li yıllardan sonra anlayıp düşünmeye başladı ı çevrenin önemini 1930'lu yıllarda benimsiyor, "Çevreyi korumak aklın gere idir" özdeyişi ile yalnızca Türk insanına de il, tüm dünya ülkelerine çok önemli bir mesaj veriliyordu.


ınsan sevgisinin yanısıra do a tutkusu, do a sevgisiyle dopdolu bir Liderin bir dehanın, çevre duyarlılı ı, tüm dünya insanları için örnek olacaktır.

2 Mart 1998 tarihinde ulusal televizyonlarda yer alan Amerika'da tarihi bir müzikholün raylar üzerinde elli metre kaydırdı ı haberi yayınlandı. 68 yıl önce Atatürk'ün gerçekleştirdi i bir olay 1998 yılında, 2000 li yılların teknolojisi ile ancak uygulanabiliyordu. Üstelik bu olay bir a acı, bir canlıyı kurtarmak amacıyla de ildi...

Ne mutlu ki, Atatürk gibi bir yol göstericimiz, bir önderimiz var. Bir Ağaç dalı için verilen bu emek aslında tüm dünya insanları duyurulmak istenen bir çevre anlayışının göstergesidir.

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Einstein'in Atatürk'e Yazdığı Mektup...
Yazar: RasitTunca - 08-03-2019, 12:36 AM - Forum: Mustafa Kemal ATATÜRK - Yorum Yok



Einstein'in Atatürk'e Yazdığı Mektup...

Berlin Üniversitesi’nde ders vermekte olan Einstein, Nazilerin etkilerini artırmalarının ardından Almanya’da daha fazla kalamayacağını görmüş ve Paris’e geçmişti. Radikal Gazetesi'nin 17 Eylül 1933’te Almanya’daki Yahudi profesörleri kurtarmak amacıyla bu mektubu Türkiye Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu’na gönderdi:

Altında imzası olmasına rağmen, mektubu kaleme alan Albert Einstein değil OSE yönetimiydi. Özel sekreterinin açıkladığına göre Albert Einstein 17 Eylül’ü kapsayan 10 gün boyunca Paris’te değildi. Ama OSE antetli boş kâğıtlara imzalar atmış, gerektiğinde kullanılması için OSE yönetimine bırakmıştı. Bu durumda bu belge bir Einstein mektubu sayılabilir miydi? Bence sayılırdı, çünkü birçok politikacının konuşmalarını ‘ghost writer’ların yazmasına rağmen, bunlar o liderlerin sözleri olarak kabul edilmiyor muydu? Bu da öyle bir şeydi. Kendisi Paris dışında olsa da, mutlaka bu mektupta neler yazıldığından haberdardı. Albert Einstein imzası ile gelen mektup, onun kişisel değil ama resmi bir mektubuydu. (...) O dönemde Başbakan İsmet Bey’di. Daha soyadı kanunu kabul edilmediği için henüz İnönü soyadını almamıştı. Başbakan, bu mektubu alınca kendi el yazısıyla kenarına bir not düşüp Milli Eğitim Bakanı Dr. Reşit Galip’e göndermişti. Ama sonra ortaya çıkan sonuç olumsuzdu. Başbakan İsmet Bey, Einstein’ın isteğini reddetmiş ve 14 Kasım 1933 tarihinde şöyle bir mektup göndermişti: ,

Başbakan’ın bu mektubu kapıları Alman bilim adamlarına kapatmış gibi görünüyordu ama sonuç öyle olmamıştı. Sadece Einstein’ın mektubunda teklif ettiği 40 bilim insanı değil 190 bilim insanı Türkiye tarafından kabul edilmişti. Bu bilim insanları önce Almanya’dan, 1938’teki Anschluss’tan sonra Avusturya’dan ve 1939’daki Nazi istilasından sonra Prag’dan gelmişlerdi. (...) Bu dönemde Türkiye’nin katkıları işe yaramış, mesela dokuz ay toplama kampında kaldıktan sonra kurtarılan diş hekimi Alfred Kantorowicz gibi bilim adamları İstanbul’da yeni bir hayat kurma olanağı bulmuşlardı. Başbakanın ve bakanlar kurulunun olumsuz tavrına rağmen, bu Türkiye’ye gelmelerini sağlayan güç neydi?

ATATÜRK BİLİM İNSANLARINA KAPILARI AÇTI

Bazı kaynaklar bunu o sırada Cumhurbaşkanı olan ve Türkiye’nin acilen modernleşmesini arzulayan Kemal Atatürk’e bağlıyorlardı. Bu araştırmacılara göre Atatürk devreye girmiş ve kapıları sonuna kadar açmıştı. İlk bilim insanı grubu geldiği zaman onları Dolmabahçe Sarayı’nda konuk İran Şahı şerefine verilen bir ziyafete davet eden de oydu. Hepsiyle tek tek görüşmüş, onlara hoş geldiniz demişti.(...)
Anladığım kadarıyla Anschluss, Avusturya’nın Nazi Almanyası tarafından işgal edilmesine verilen isimdi. 1806’da sona eren Kutsal Roma Germen İmparatorluğu’ndan sonra Alman ırkını birleştirmek ideal haline gelmiş, Adolf Hitler de bunun ilk adımını Avusturya’yı ilhak ederek atmıştı. Konuyu kafama yerleştirebilmek için tarihi bilgilere kısaca göz attım. Türkiye İkinci Dünya Savaşı’na girmediği için bu konudaki bilgilerimiz kısıtlıydı. Almanya’da 1932 sonbaharında yapılan seçimleri, Adolf Hitler başkanlığındaki Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi kazanmıştı. Hitler 30 Ocak 1933 günü başbakan olmuştu. Nazilerin o günden sonraki hedefi Almanya’daki Yahudilerin kökünün kazınmasıydı. Aslında Nazilerin Yahudi karşıtı hareketi bu tarihten daha önceleri başlamıştı ama iktidara gelmeleriyle birlikte Yahudiler üzerindeki baskı çok artmıştı. Bunu üzerine birçok Yahudi ülkeyi terk etmeye başlamıştı.

EINSTEIN'IN MEKTUBU

“Ekselansları,
OSE Dünya Birliği’nin şeref başkanı olarak, Almanya’dan 40 profesör ve doktorun bilimsel ve tıbbi çalışmalarına Türkiye’de devam etmelerine müsaade vermeniz için başvuruda bulunmayı ekselanslarından rica ediyorum. Sözü edilen kişiler, Almanya’da yürürlükte olan yasalar nedeniyle mesleklerini icra edememektedirler. Çoğu geniş tecrübe, bilgi ve ilmi liyakat sahibi bulunan bu kişiler, yeni bir ülkede yaşadıkları takdirde son derece faydalı olacaklarını ispat edebilirler. Ekselanslarından ülkenizde yerleşmeleri ve çalışmalarına devam etmeleri için izin vermeniz konusunda başvuruda bulunduğumuz tecrübe sahibi uzman ve seçkin akademisyen olan bu 40 kişi, birliğimize yapılan çok sayıda başvuru arasından seçilmişlerdir. Bu bilim adamları, bir yıl müddetle, hükümetinizin talimatları doğrultusunda kurumlarınızın herhangi birinde hiçbir karşılık beklemeden çalışmayı arzu etmektedirler. Bu başvuruya destek vermek maksadıyla, hükümetinizin talebi kabul etmesi halinde sadece yüksek seviyede bir insani faaliyette bulunmuş olmakla kalmayacağı, bunun ülkenize de ayrıca kazanç getireceği ümidimi ifade etme cüretini buluyorum.
Ekselanslarının sadık hizmetkârı olmaktan şeref duyan,
Prof. Albert Einstein”

İNÖNÜ'NÜN YANITI

“Saygıdeğer profesör,
İktidardaki hükümetin politikası gereği Almanya’da bilimsel ve tıbbi çalışmalarını yerine getiremeyen 40 profesör ve doktorun Türkiye’ye kabulünü dileyen mektubunuzu aldım. Bu beylerin hükümetimiz kuruluşlarında bir yıl ücretsiz çalışmayı kabul ettiklerini gördüm. Teklifiniz çok çekici olmasına rağmen ülkemiz kanun ve nizamları gereği size olumlu cevap verme imkânı göremiyorum. Saygıdeğer profesör, bildiğiniz gibi şu anda 40’tan fazla profesör ve doktor istihdam etmiş durumdayız. Çoğu benzer nitelik ve kapasitede olan bu şahıslar da aynı politik şartlar altındadırlar. Bu profesör ve doktorlar burada geçerli kanun ve şartlar altında çalışmayı kabul etmişlerdir. Şimdiki halde, çeşitli kültür, dil ve kökenlerden gelmiş üyelerle çok hassas bir oluşum geliştirmeye çalışıyoruz. O nedenle içinde bulunduğumuz şartlar gereği daha fazla personel istihdam etmemizin mümkün olmadığını üzülerek bildiririm.
Saygıdeğer profesör,
Arzunuzu yerine getirememenin üzüntüsünü ifade eder, en iyi duygularıma inanmanızı rica ederim.”
İsmet İnönü

Bu konuyu yazdır

TOPLIST
AraBul Efsane TB-List Tiryaki Tlist-K Web-Tunca