| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.
|
|
|
Atatürk'ten yadigar Savarona Yatı |
|
Yazar: RasitTunca - 08-02-2019, 06:58 PM - Forum: Mustafa Kemal ATATÜRK
- Yorum Yok
|
 |
Atatürk'ten yadigar Savarona Yatı
SAVARONA YATI
İsmini Hint okyanusundaki bir deniz kuşundan alan Savarona yatı, Golden Gate ve
Brooklyn köprülerini imal ederek servet sahibi olmuş olan John Roebling isimli
mühendisin torunu, Richard M. Cadwallader’in dul eşi Bayan Emily Roebling
Cadwallader tarafından Almanya’nın Hamburg şehrinde, Blohm und Woss tersanesine
Gibbs ve Cox dizaynı olarak sipariş edilmiştir. Yapımına 29 Temmuz 1930 tarihinde
başlanan yat 28 Mart 1931 tarihinde denize indirilmiştir. Yat 4.000.000 USD‘a
imal edilmiştir.
Yat, döneminin en büyük özel yatı olup, içi antika meraklısı sahibinin isteği
doğrultusunda dünya’nın dört bir yanından getirilmiş özel ve tarihi eşyalarla
zenginleştirilmiştir.
Savarona denize indikten sonra Atlantik’te, Akdeniz’de ve Kuzey Afrika sularında
dolaştı. Yatını çok seven Bayan Cadwallader, Amerikan hükümetince ülke dışında
imal edilmiş teknelerden istenen tescil ile teknenin bedeli kadar gümrük
vergilerinin yüksekliği nedeniyle yatını Amerika’ya götürememişti. Bu sebeple
yatını kullanamayan sahibesi onu satmaya karar verdi.
Ulu Önder Atatürk döneminde uzun bir süre ‘Cumhurbaşkanlığı Yatı’ olarak Ertuğrul
Yatı kullanılmıştı. Atatürk, denize olan büyük sevgisi nedeniyle İstanbul’da
bulunduğu yaz aylarında özellikle Moda Koyu’nda yapılan yelken ve kürek
yarışlarını Acar Motoru ve Ertuğrul Yatı’ndan izlemekten de büyük bir zevk
alırdı.
Atatürk; İran Şahı Rıza Pehlevi, İngiliz Kralı VIII. Edward ve Ürdün Kralı
Abdullah’ı da Ertuğrul Yatında ağırlamıştır. 1938 yılında Kral VII. Edward
İstanbul’u ziyaret ettiğinde bacadan dökülen kurum Majestelerinin beyaz
pazenlerini kirletince, Atatürk Ertuğrul’un hurdaya gönderilmesine karar vererek
yeni bir cumhurbaşkanlığı yatı araştırılması için emir vermiştir.
Başbakan Celal Bayar’ın girişimleri ile Bayan Cadwallader görüşmeler sonunda,
takdir edip hayranı olduğu Atatürk’ün kullanabilmesi için gemiyi imalat değerinin
çok altında ucuz bir fiyatla Türk hükümetine satmıştır.
Ancak Alman tekniğinin bir harikası olan Savarona’yı elinden kaçırmak istemeyen
Almanya, Krupp firmasının desteği ile Savarona Yatı’na haciz koyar. Fakat daha
sonra, Atatürk’e karşı büyük sempatisi olan Amerika’nın o zamanki başkanı
Roosvelt, Savarona Yatı’nın üzerindeki Almanya’nın koymuş olduğu hacizin en kısa
zamanda kaldırılarak, Türkiye’ye satılmasını; aksi halde o sıralarda, New York
Limanı’nda bulunan ünlü Alman transatlantiğinin haczedileceğini Hitler’e
bildirir. Sonunda Almanya haczi kaldırarak, Savarona’nın Hamburg Limanı’ndan
çıkmasına izin verir. Bundan sonra Amerikan bandırası ile İngiltere’nin
Sauthampton Limanı’na getirilen Savarona’ya, 24 Mart 1938 tarihinde Türk Bayrağı
çekilerek, satın almak için gelen heyet üyelerine (Londra Büyükelçimiz Fethi
Okyar, Cumhurbaşkanlığı Başkatibi Hasan Rıza Soyak, Hava Müsteşarı Sadullah
Güney, İş Bankası Genel Müdürü Muammer Eriş, Etibank Genel Müdürü İlhami Nafiz
Pamir) teslim edilir.
12.04.1938 tarihinde her türlü hazırlığını yapmak üzere İngiltere’nin Southampton
limanından tekrar Almanya’nın Hamburg Limanı’na gelen Savarona Yatı, bazı
döşemeleri yenilendikten sonra 22.05.1938 tarihinde Gemi Süvarisi Sait Özege ve
45 kişilik personeli ile İstanbul’a hareket etti. Atatürk’ün ölümcül hasta olduğu
sırada 01 Haziran 1938 Çarşamba günü saat 6.30′da Florya önlerinde demirleyen
Savarona, aynı gün saat 12.30′da hareket ederek 13.45′de Dolmabahçe Sarayı’nın
önünde demirlemiştir. Atatürk aynı gün saat 15.30′da yanında Hasan Rıza Soyak,
Salih Bozok, Kılıç Ali ve Yaver Celal olduğu halde, Acar motoru ile Savarona
Yatı’na gelmiştir.
Atatürk evvelce planları görmüş ve yatı çok beğenmişti. Son zamanlarda giderek
artan rahatsızlığı nedeniyle pek sevdiği bu yatta çoğu zamanını yatakta geçirdi.
Bir gün şöyle dedi:
– Bir çocuk oyuncağını bekler gibi bu yatı beklemiştim. Mezarım mı olacak bu
tekne benim?
Atatürk’ün Savarona’da geçirdiği altı hafta boyunca, kabine toplantıları
düzenlendi, Romanya Kralı Carol da dahil olmak üzere önemli konuklar, devlet
başkanları ağırlandı. Atatürk’ü ölüm yatağına Savanora’daki kamarasından bir
koltuk içinde ancak götürebildiler. Yat Dolmabahçe Sarayı önünde boynunu bükerek
Atatürk’ü boşuna bekledi. Atatürk, 10 Kasım 1938’de Dolmabahçe sarayında öldü.
Yat Cumhurbaşkanı İsmet İnönü döneminde de Cumhurbaşkanlığı yatı olarak korundu.
Kanlıca koyunda uzun süre hareketsiz yatan Savarona yatının 1951 yılında
donanmaya devredilerek, okul gemisi olarak kullanılmasına karar verildi. Gemi
kısa bir süre İstinye’de havuza alındı, daha sonra da Haliç’te havuza alınarak,
gerekli bakımı, tamir ve tadilatı yapıldı. Bu arada baş ve kıç kısmına ikişer
adet top yerleştirildi. Gemi, bir müddet Haliç’te, Kasımpaşa’daki tarihi
divanhane binasının önünde demirli kaldı. 2 Temmuz 1951 tarihinde Savarona yatı
Deniz Kuvvetleri Komutanına devredilerek okul gemisi olarak kullanılmaya
başlandı.
70 gün süren ilk inceleme ve tatbikat gezisini, 65 öğrenciyle 1 Ekim 1951-8
Aralık 1951 tarihleri arasında, Hindistan’ın Bombay şehrine yaptı.
Savarona da, uzun süre Atatürk’ün kullanmış olduğu özel daire eşyalarıyla
birlikte müze olarak muhafaza edildi.
Savarona yatı, Heybeli ada açıklarında 3 ekim 1979 sabahı çıkan yangın sonucu
ağır bir şekilde hasar gördü. Gölcük tersanesinde 6 ay içinde onarılan gemi, bir
müddet daha okul gemisi olarak hizmete devam ettikten sonra kadro dışı bırakıldı.
Savarona okul gemisinin yangından kurtarılabilen bir kısım eşyası 1986 yılında,
teşhiredilmek üzere İstanbul Deniz Müzesi’ne devredildi. Atatürk’ün Savarona
yatında kalmış olduğu 54 gün süresince kullandığı karyola, komodin ve komple
yatak takımları da Deniz Müzesinde, müzenin Atatürk salonunda teşhir
edilmektedir.
1989 yılında Savarona’yı hurdaya çıkarma kararı alındı; ancak Kahraman Sadıkoğlu
son dakika kararıyla yatı 49 yıllığına kiraladı ve Savarona’yı önceki görkeminden
daha iyi bir hale kavuşturmak için çok çaba isteyen yeniden döşeme işine başladı.
İçi Donald Starkey tarafından tasarlanan yatı yenilemek için 425 işçi yaklaşık üç
yıl çalıştı. Toplam restorasyon bedeli yaklaşık 25 milyon dolar kadardır.
Savarona’nın içinde Atatürk’ün kütüphanesi ve yatak odasıyla birlikte 19 suit
bulunuyor. Süper lüks döşenen suitlerin bazılarının genişliği 50 metrekareye
ulaşıyor. Savarona’nın içinde bulunan Türk Hamamında kullanılan Mermerlerin
ağırlığı ise 260 ton dur. Yatın en geniş salonu başta bulunup ve burası aynı
zamanda yemek salonu görevi de görmektedir. Salonda gerçek XV. Lui’ye ait yemek
masası ve 12 iskemlesi vardı. Köşede gayet güzel bir şömine ve karşısında antika
bir komodin ile siyah orjinal bir etejer bulunuyordu. Hemen bitişiğinde
Atatürk’ün kısa bir süre için çalışma odası olarak kullandığı, çok şık ve çok
güzel döşenmiş bir bölüm vardı, içinde de yaklaşık 1500 kitaptan oluşan bir
kütüphanesi vardı. Yat sahibinin kullanacağı bütün kapı kulpları, banyo
muslukları ve diğer madeni aksam, altın kaplama idi.
Tekne safrası civalı olarak yapılarak 90 derece yatmadıkça devrilmemesi
sağlanmıştır.
ATATÜRK'ÜN YADİGARI SAVARONA YENİLENDİ!
Atatürk'ün yatı 'Savarona' kullanıma hazır
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından devralınan Atatürk'ün yadigarı Savarona
yatı, seçkin günlerine tekrar kavuştu.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün son günlerini geçirdiği
83 yıllık Savarona, bakanlık tarafından 10 ay süren restorasyon ve bakımın
ardından devlet büyüklerinin tarihi toplantılarında ve önemli kabullerinde
kullanabilmesi için son aşama olan "tecrübe seferi"nden de başarıyla döndü.
Cumhurbaşkanı seçilen Başbakan Recep (:::) Erdoğan'ın talimatıyla 2013 yılının
sonlarında Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca kiralık bulunduğu iş adamı Kahraman
Sadıkoğlu'ndan devralınan Savarona'daki bakım ve restorasyon sona erdi.
İstanbul Kuruçeşme Limanı'nda ocak ayından bu yana demirli bulunan Atatürk'ün
yadigarı yat, tarihine yakışır şekilde devlet büyüklerinin Türkiye'de ve yabancı
ülkelerde gerçekleştireceği toplantı ve görüşmelerde prestij amaçlı olarak
değerlendirilmek üzere hazırlandı.
SAVARONA KULLANIMA HAZIR
Tarihi yat, önemli konuklarını ağırlamadan önce "tecrübe seferi" için Kuruçeşme
Limanı'ndan demir aldı.
Vatandaşların meraklı bakışları altında bütün ihtişamıyla İstanbul Boğazı'ndan
geçen yat, Avşa'ya gitti.
Halen dünyanın en güzel yatlarından biri olma özelliğini koruyan Savarona,
seferini başarıyla gerçekleştirdi.
Atatürk'ün yatı 'Savarona' kullanıma hazır
Tarih kokan Savarona
Savarona'nın tecrübe seferine, Anadolu Ajansı (AA) ekibi de eşlik etti.
Başta Atatürk'ün kaldığı oda ve kullandığı eşyalar olmak üzere, yatın son halini
ayrıntılarıyla tarihe not düştü.
Başta Atatürk'ün kaldığı oda olmak üzere bütün odaların ve diğer birimlerin tek
tek elden geçirildiği yat, bütün ihtiyaçlara cevap verecek şekilde hazırlandı.
Yatın bakımında ince elendi sık dokundu. Savarona'nın elektronik tesisatı ve
cihazları başta olmak üzere lüzum görülen kısımları yenilendi, her yeri boyandı.
Savarona, son teknolojiyle de donatıldı.
Atatürk'ün yatı 'Savarona' kullanıma hazır
Gemide dinlenme salonu ve süitlerin yanı sıra Türk ve dünya mutfağından
yemeklerin yapılabildiği son teknoloji ile donatılmış mutfak da yer alıyor.
Şu anda koltuk grupları ile bir piyanonun süslediği geniş salonu ise gerektiğinde
oturma, gerektiğinde yemek, gerektiğinde ise geniş katılımlı toplantılar için
düzen alınabilecek şekilde düşünüldü.
Atatürk'ün yatı 'Savarona' kullanıma hazır
Atatürk'ün odası ilgi çekecek
Savarona'da en çok ilgiyi Atatürk'ün kaldığı oda çekiyor. Atatürk'ün 55 gününü
geçirdiği odaya, söz konusu dönemde çalışma odası olarak kullandığı bölümden
girilebiliyor. Odaya girişte sağda "Atatürk" yazılı tabela göze çarpıyor.
Atatürk'ün yatı 'Savarona' kullanıma hazır
Atatürk'ün çalışma odasında fotoğraflarından oluşan albümler, çok sayıda kitap ve
Savarona'ya ait yazılı belgeler bulunuyor.
Mustafa Kemal'in odasına girince her şeyin o döneme uygun şekilde yerleştirildiği
görülüyor. Selanik'te kullandığı belirtilen ahşap karyolası ve yatağı,
ziyaretçileri tarihi bir yolculuğa çıkarıyor.
Atatürk'ün yatı 'Savarona' kullanıma hazır
Atatürk'ün fotoğraflarının da yer aldığı odada üzerinde MKA yazılı sigarasının
yanı sıra mendili ve eldiveni dikkati çekiyor. Atatürk'ün el yazısının yer aldığı
tabloyla Cumhurbaşkanlığı forsu, bardakları, bastonu da odada bulunan diğer
eşyalardan bazıları.
Geminin güvertesine çıkış noktasında bulunan ve Savarona'ya ait o dönemden kalma
tek belge olan kroki de gözlerden kaçmıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan Savarona Yatı'nda yabancı konuğu İzzetbegoviç ile resmi
temaslarda bulundu
04 Mart 2015 Çarşamba,
Atatürk'ten yadigar Savarona Yatı artık devletin zirvesini ve önemli konuklarını
ağırlayacak. Bu kapsamda ilk buluşma da bugün gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Erdoğan,
Bosna Hersek'li İzzetbegoviç ile tarihi yatta görüştü
Cumhurbaşkanı Recep (:::) Erdoğan ilk kez bir yabancı konuğunu Savarona Yatı’nda
ağırladı. Türkmenistan Devlet Başkanı Berdimuhamedov ile Savarona buluşması iptal
olan Erdoğan Bosna Hersek Cumhurbaşkanlığı Konseyi Üyesi Bakir İzzetbegoviç'i
kabul ederek Savarona ile Boğaz'a açıldı.
Atatürk’ün yadigârı Savarona yatı, seçkin günlerine tekrar kavuştu
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün son günlerini geçirdiği
83 yıllık Savarona, bakanlık tarafından 10 ay süren restorasyon ve bakımın
ardından devlet büyüklerinin tarihi toplantılarında ve önemli kabullerinde
kullanabilmesi için son aşama olan “tecrübe seferi”nden de başarıyla döndü.
Tarihi yat, önemli konuklarını ağırlamadan önce “tecrübe seferi” için İstanbul
Kuruçeşme Limanı’ndan demir aldı. Vatandaşların meraklı bakışları altında bütün
ihtişamıyla İstanbul Boğazı’ndan geçen yat, Avşa’ya gitti. Yatın bakımında ince
elendi sık dokundu.Savarona’nın elektronik tesisatı ve cihazları başta olmak
üzere lüzum görülen kısımları yenilendi, her yeri boyandı. Savarona, son
teknolojiyle de donatıldı. Gemide dinlenme salonu ve süitlerin yanı sıra Türk ve
dünya mutfağından yemeklerin yapılabildiği son teknoloji ile donatılmış mutfak da
yer alıyor. Şu anda koltuk grupları ile bir piyanonun süslediği geniş salonu ise
gerektiğinde oturma, gerektiğinde yemek, gerektiğinde ise geniş katılımlı
toplantılar için düzen alınabilecek şekilde düşünüldü. Atatürk’ün 55 gününü
geçirdiği odaya, çalışma odası olarak kullandığı bölümden girilebiliyor. Odaya
girince her şeyin o döneme uygun şekilde yerleştirildiği görülüyor.Atatürk’ün
Selanik’te kullandığı belirtilen ahşap karyolası ve yatağı, ziyaretçileri tarihi
bir yolculuğa çıkarıyor.Geminin güvertesine çıkış noktasında bulunan ve
Savarona’ya ait o dönemden kalma tek belge olan kroki korundu. Savarona'da en çok
ilgiyi Atatürk'ün kaldığı oda çekiyor
|
|
|
Köpek Cinsleri - Köpek Türleri |
|
Yazar: RasitTunca - 07-27-2019, 09:23 PM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar
- Yorum Yok
|
 |
Köpek Cinsleri - Köpek Türleri
Kangal Köpeği
Kangal köpekleri genellikle çoban köpeği olarak nitelendirilirler ancak bekçi köpeği tanımına daha çok uyarlar.
Zira diğer çoban köpeği türleri sürüyü korumaktan ziyade yönlendirme ve yönetmekte ustadırlar.
Kangal köpeğinin en belirgin özelliği ise sahibine duyduğu aşırı sadakat ve buna bağlı olarak sahibine ait olduğunu düşündüğü şeyleri korumaya yönelik kuvvetli içgüdüsüdür.
Bu nedenle çok iyi bir dövüşçüdür.
Kurt, çakal gibi yabani hayvanlara karşı çok etkin bir muhafız olmakla beraber aile fertlerine ve özellikle de çocuklara karşı hiçbir tehdit oluşturmazlar.
Kangal köpekleri, örnek olarak Namibya'da üstün koruyucu yeteneklere sahip oldukları için, yaygın bir şekilde yerli çiftçiler tarafından kulanılırlar.
Evliya Çelebi, Seyahatnâme'sinde kangaldan bahseder. Bu köpeklerin “aslan kadar güçlü” ve cüsseli olduğunu yazar.
Kangal Köpegi Resimi
---oOo---
K9 Köpekleri
K9 köpek kavramı koruma amacıyla, bomba arama, narkotik, bodyguard, iz takibi yapma, asayiş, askeri ve polis köpeği gibi eğitimleri almış olan bir köpekler için kullanılır. K9 köpek genellikle halk arasında Alman çoban köpeğiyle karıştırılır. Fakat bu doğru bir kavram değildir. Farklı ırklardan olan köpekler K9 olarak eğitim alabilir. Fakat bu eğitimin belli standartları bulunmaktadır.
K9 köpek hangi ırklardan olabilir?
K9 köpek asayiş ve koruma görevi yapması için ya da arama görevi yapması için eğitim verilebilir. Asayiş köpeği olarak eğitim verilecek köpeklerin sahip olması gerekli bazı özellikler bulunmaktadır. Bu özellikler içinde olanlar;
Vücut ölçüleri: Bu eğitimi alacak köpeklerin vücut ölçüleri çok iri olmamalı, ancak çok küçük boyda da olmamalıdır. En ideal vücut büyüklüğü 25-50 kg arasında olan köpeklerdir. Büyük yapılı olan köpekler hantal olacağından, dar alanlardan geçerken zorlanır ve zapt edilmeleri güç olur. Ayrıca bu köpeklerde kalça displazi riski daha yüksektir. Küçük boydaki köpekler ise, karşısındakine caydırıcılık hissi uyandırmaz. Asayişte en fazla kullanılan K9 köpek ırkları ise, Alman çoban köpeği, dev snautzer, Belçika çoban köpeği, doberman, Belçika malinois, boxer ve rottweiller cinsinden köpeklerdir.
İtaat kapasitesi: Bu görevde kullanılacak köpeklerin itaat etme özelliği iyi olmalıdır. Bu eğitimde itaatsiz olan ve itaat eğitimini tamamlamayan köpekler kullanılmaz. Bu nedenle pitbull, kangal ve Sibirya kurdu gibi köpek ırkları itaat eğitimi almakta zorlandığından bu görevler için uygun değildirler.
Genel görünüm: K9 köpek denilince, insanlar tarafından iyi eğitim almış, görünümü mükemmel köpekler düşünülür. Bu tanım insanlar için saygınlık ve ciddiyeti anlatır. Bu özelliklerin bir arada olmaması halinde, düşünceler daha farklı olur. K9 köpek itaat etmediğinde, sahibini dinlemediğinde, etrafta saygınlığı olmaz. Görünümünde kusur olan köpekte, aynı etkiyi yapacaktır. Bu yüzden dış görünüm K9 köpekte çok önemlidir. Köpekte fiziki kusurlar olmamalıdır.
Vücut sağlığı: Bu köpeklerde görevlerini yapmasını engelleyecek sağlık sorunlarının olmaması gerekir. Ancak tedavisi yapılabilen sağlık sorunlarının olması halinde, tedavi edildikten sonra doktor onayıyla eğitime başlayabilirler. Bu köpekler öncesinde seçilmiş olsalar bile, belirli aralıklarla veteriner kontrolleri yapılmalıdır. Daha sonradan oluşabilecek hastalıkların belirlenmesi için, bu konu çok önemlidir.
Psikolojik durum: Köpekler ilk doğduklarında 3 haftalıktan 3 aylık oluncaya kadar sosyalleşme sürecinden geçerler. Bu dönemin ardından köpeklerin çevresindeki insanlara ve diğer hayvanlara alışması çok zordur. Köpeklerde karakter yapıları ise, 18 aylık olduklarında oturur. Bu sürede kötü deneyimler yaşamış olan köpekler, ortamlarda istenmeyen davranışlar sergileyebilir, sahibine ve diğer insanlara zarar verici hareketler yapabilir. Bu yüzden K9 olarak eğitim verilecek olan köpekler, küçük yaşlardan itibaren eğitilmelidir.
Yaş: Koruma ve asayiş için eğitim verilip, kullanılacak olan K9 köpeklerin, ilk göreve başlayacakları yaş 1 yaşıdır. Bu zamandan itibaren 9-10 yaşına gelinceye kadar görevlerini yaparlar. Bu yaşlara gelmiş olanlar görevden alınmalıdır. Bu koruma görevi yapan köpeklerde yıpranma daha fazla olduğundan, bunlar erken yaşta ölür. Bu köpeklerin görevleri bitince bir çiftlikte yaşamaları en doğrusudur.
Oyunculuk: K9 köpekler arama için yetiştirildiklerinde, herhangi bir oyuncakla ya da topla oynama konusunda hırslı olması daha iyi olur. Bu nedenle köpekler bunların arasından seçilir. Böyle köpekler nadir bulunur. K9 köpekler için uygun ırklar arasında bile sadece % 10′u bu özelliğe uygun olur. Bu sebeple köpekler özenle seçilerek, önyargılı davranılmamalıdır.
K9 köpek eğiticilerinin özellikleri nedir?
Bu kişiler her şeyden önce köpek eğitmeyi ve bakmayı seven, sabırlı kişilerden olmalıdır. Disiplinli ve düzenli çalışabilen, alkol alışkanlığı olmayan, kötü alışkanlıkları olmayan, köpeklerle iyi diyalog kurabilen, ona sevgiyle yaklaşan kişiler K9 köpek eğitmeni olarak görev yapmalıdır. Köpek eğitimini veren kişilerin geçerli bir sertifikası olmalıdır. Bu konuda en az 1 yıl süreyle tecrübesi bulunmalıdır. Vücudunda herhangi bir özrü ve sakatlığı bulunmamalıdır. Eğitimcilerin her altı ayda bir köpeklerden insanlara geçebilen hastalıklar için, sağlık kontrollerini ihmal etmemesi gerekir.
K9 Köpegi -Alman Kurdu Resimi
---oOo---
İskoç Çoban Köpeği (Collie)
Temel Özellikleri
Huyu birbiriyle çelişen özellikler taşır. Aristokrat tavırlıdır. Apartman hayatı için tavsiye edilmez. Ev içinde çok hareketli olmasalar da çevresi çitlerle çevrili en az orta büyüklükte bir bahçeye gereksinimi vardır. Sıcak havalarda bol su ve gölge sağlandığından emin olunmalıdır.
Saldırgan değildir. Fakat hoşlanmadığı insanlara karşı kuşkulu davranma eğilimindedir. Collie'nin duyarlılık ve nezaketle ikna edilerek eğitilmesi gerekir. Aksi halde en basit şeyleri bile öğrenmeyi reddedebilir.
Tüylerinin güzelliğini korumak için sık sık fırçalamak gerekir. Arada bir yıkanmalıdır. Yazları sıcaktan rahatsız olur. Bu nedenle daima gölgede tutulmalıdır.
Neler Yapar?
Asil ve oldukça zeki bir köpektir. Duyarlı, sevimli, eğitimi kolay ve sadıktır. Genellikle diğer ev hayvanları ve köpeklerle arası iyidir. Sevdiklerine karşı çok yakın ve koruyucudur.
Bir Collie kaybolduktan sonra ailesini bulmak için 2000 mil yol katetmiştir. Bazı istisnalar hariç çocuklara mükemmel bir dost ve kibar bir oyun arkadaşıdır. İnatçı olacağından sabırlı ve kibar yöntemlerle eğitilmelidir. Aksi takdirde iş birliği yapmak istemeyecektir.
Bazıları yavruyken insanların topuklarını ısırarak gütme eğilimi sergileyebilir. Erişkin köpekler bu davranışı zamanla unutur veya bu huyu devam ettirir. Collie yavruları, yaklaşık 10-12 haftalık olduktan sonra bir hafta gibi bir sürede tuvalet eğitimi alabilir.
İyi huylu ve dost canlısı köpeklerdir. Yabancılara karşı mesafeli olabilirler. Sahibine, özellikle de çocuklara karşı güçlü koruma duyguları vardır. Saldırgan değillerdir, ancak tanımadıkları insanlara karşı şüpheci olma eğilimindedirler.
Collie, güçlü, dikkatli ve aktif bir köpektir. Hala çoban köpeği olarak kullanılmaktadır. Zeki olduğu için, bekçi köpeği, kurtarma köpeği (özellikle sudan ya da ateşten) ve kör çocuklara rehber olarak kullanılır. Güzelliği nedeniyle öncelikle insana eşlik eden köpek haline gelmiştir.
Tarihçesi
Yüzyıllar boyunca Uzun Tüylü Collie, İskoçya'nın dışında neredeyse hiç tanınmadı, ancak şimdi dünyanın en popüler köpek ırklarından biridir. İşkolik çoban köpekleri nesilinden gelen bu köpek oldukça zekidir. Yüzyıllar boyunca sürülerin korunması ve güdülmesinde insana hizmet etmişlerdir.
Irkın adı muhtemelen korumakla görevlendirildikleri Colley denen siyah suratlı İskoç koyunundan gelmektedir. İlk Uzun Tüylü Collie'ler daha geniş ve kısa suratlarıyla daha küçük köpeklerdi.
Collie öylesine zekidir ki kurtarma köpeği, körlere rehber, tv yıldızlığı ve koruma köpekliği gibi çeşitli görevleri başarıyla yerine getirebilmektedir. Kraliçe Victoria, İskoçya'daki Balmoral Kalesinde Collie beslemiş ve onun bu ilgisi ırkın popülerliğinde büyük rol oynamıştır. J.P. Morgan ve yüksek sınıfın diğer üyeleri da daha sonra Collie beslemişlerdir.
Irkın güzelliği onları aranan aile ve show köpeği yapmıştır. Kısa Tüylü Collie, İngiltere'de Amerika'dan daha yaygındır. Kısa Tüylü Collie, uzun tüyleri hariç Uzun Tüylü Collie ile tamamen aynıdır. AKC (Amerikan Köpek Kulübü) Uzun ve Kısa Tüylü Collie'leri aynı ırkın iki farklı tipi olarak görür. Kürkleri dışında aynı standarda göre değerlendirilirler. İlk Collie 1860'da bir köpek yarışmasında sergilenmiştir.
Kötü Kokmayan Köpek Irkları
Her köpek cinsinin derisi kokmaz. İşte kokmayan ve gönül rahatlığıyla evde besleyebileceğiniz ırklar.
Poodle
Kötü Kokmayan Köpek Irkları
Düşük kokulu bünyeye sahip bir köpek edinmek istiyorsanız, uzmanlar bu ırkı öneriyorlar. Üstelik bu ırkın 3 farklı boyda olanı var. Yani evde ya da bahçede besleyebilirsiniz. Üstelik hipoalerjenik kürkleri sayesinde alerji de yapmıyorlar.
Bichon Frise
Kötü Kokmayan Köpek Irkları
Alerjisi olanlara bir zararı olmayan diğer bir ırk da Bichon Frise’dir. Üstelik fazla da tüy dökmeyen bu ırk düzenli taranmaya ihtiyaç duyar. Son derece aktif ve enerjiktir. Bu nedenle fiziksel aktivitelerden hoşlanır.
İskoç Çoban Köpeği (Collie)
Lassie filminden tanıdığımız Collie ırkı, son derece sadık ve itaatkardır. Üstelik derileri koku yapmaz fakat tüy dökümleri fazladır ve düzenli taranmaya ihtiyaç duyarlar.
İskoç Çoban Köpeği (Collie) Resimleri
---oOo---
Rottweiler hakkinda bilgi
Temel Özellikleri
Rottweiler'ın iri ve güçlü bir bedeni vardır. Adaleli ve atletik olan bu ırk, geniş bir kafaya ve yuvarlak bir alına sahiptir. çeneler iyi gelişmiştir ve dişler makas ısırışı ile kapanır. Gözler ırkın iyi huy ve sadakatinin ifadesini yansıtır ve koyu renklidir. Dengeli, sakin, itaatkar, cesur ve kolay eğitilir. Yalnızca efendisi ve ailesi saldırıya uğradığı zaman sertleşir.
Neler Yapar?
Rottweiler, sakin, eğitilebilir, cesur ve ailesine kendini adayan bir köpektir. Güvenilir bir karakteri vardır. Ailesini büyük bir kararlılıkla korur. Acıya karşı duyarsız ve güçlü köpeklerdir. Ciddi, kendinden emin ve güvenilirdir.
Dikkatli ve disiplinli bir eğitim şarttır, aksi takdirde güçlü ve saldırgan bir köpekle karşı karşıya kalınabilir. Ancak sabırlı bir eğitimle güvenilir, sadık ve sevgi dolu birer arkadaş olabilirler. Böylesine iri cüsseli bir köpeği kontrol edebilecek bir sahibe gereksinim duyar. Rottweiler, sakin yaradılışlı doğal bir koruma köpeğidir.
Oldukça zekidir ve pek çok ülke de polis, askeri ve gümrük gibi görevlerde kendilerini kanıtlamışlardır. Boyutlarından dolayı eğitim erken başlamalı ve köpeğin vahşileştirilmemesine büyük dikkat edilmelidir. Bu ırk, bol ilgi ve diğer hayvanlar ve insanlarla sosyalleştirilmeye ihtiyaç duyar. Diğer köpeklerle anlaşamayacağından toplum içinde tasmasız dolaştırılmamalıdır.
Rottweiler, tutarlı bir biçimde yetiştirilip eğitildiğinde çocuklar için iyi bir oyun arkadaşı olur. Henüz yavruyken onlarla olumlu tecrübeler yaşadığı sürece kediler ve diğer ev hayvanlarını kabullenir. Aile dostları ve akrabalar sevinçle içeri kabul edilirken yabancılar kaldırımdan öteye geçemez. Irk itaat yarışmaları ve iz sürme alanlarında başarılıdır.
çoban ve polis köpeği olarak kullanılır, daha önemlisi çok iyi bir bekçi ve muhafızdır. İnsana eşlik eden köpek olarak da değerlidir. özellikle aile üyeleriyle arası çok iyidir.
Rottweiler'ın bol egzersize gereksinimi vardır. Bu güçlü köpeğe ne kadar iş verirseniz verin memnuniyetle kabul edecektir. Ormanda koşturmak ya da açık alan yürüyüşleri yapmak onları çok mutlu eder ve yanınızdan ayrılma eğitilimleri yoktur.
Kısa ve parlak tüylerin bakımı kolaydır. Günlük tarama yıkamaya gerek bırakmayacaktır. Orta düzeyde tüy dökücüdür.
Bir batında 12 yavruya kadar doğurabilir.
Tarihçesi
Muhtemelen İtalyan Mastiff'inden gelmektedir. Ortaçağ'da çoban köpeği olarak kullanıldı. Wuttember'deki bir Alman kasabasında, Rottweil'da yetiştirildi. 1800'lerde nesli tükendi. 20. yüzyıl başlarında Stuggart'ta toplanan coşkulu köpek yetiştiricileri sayesinde, yeniden popüler hale geldi.
Rottweiler Resimleri
---oOo---
Dogo Argentino Köpeği ve Özellikleri
Dogo Argentino yeryüzündeki en yeni köpek ırklarından biridir. Bu köpek Arjantinlilerin ulusal övünç kaynağıdır ve onunla en az futbol ve tango kadar gurur duyarlar. Birçok köpek ırkının aksine, Dogo'nun hikayesi "Bu köpek ırkının hikayesi tarihin derinliklerinde saklıdır..." cümlesiyle başlamaz. Tam tersi, Dogo'nun tarihi oldukça yenidir ve çok iyi bilinmektedir.
Irkın yaratıcısı Prof. Dr. Antonio Nores Martines bir genetik uzmanı ve tutku dolu bir avcıydı. 20.yy başlarında Arjantin'de av düpedüz tehlike demekti, çünkü gerek uçsuz bucaksız kayalıklar ve çalılıklardan oluşan arazi, gerekse de tehlikeli hayvanlar (puma, jaguar ve avrupa yaban domuzu) her avı gerçek maceraya dönüştürüyordu.
Dünyadaki hiçbir köpek bu koşullarda avlanamıyor, denendiklerinde ise kendileri "av" oluyorlardı.
Antonio Martines'in hayali av içgüdülerine sahip olan, uzun mesafeleri koşabilen, iyi koku alabilen, bir pumayla teke tek dövüşüp onu alt edebilecek kadar güçlü, dövüş sırasında alabileceği yaralar yüzünden mücadeleyi bırakmayan ama aynı zamanda ve en önemlisi de insanlara ve diğer köpeklere karşı gereksiz agresiflikten yoksun bir köpek cinsi yaratmaktı.
Antonio Martines'in hayalini kurduğu köpeğin özellikleri yeryüzündeki hiçbir köpekte birarada yoktu. İstediğini elde etmek için birçok köpek cinsinin en iyi özelliklerini biraraya getirmesi gerekiyordu. Karşısındaki işin çok uzun, yorucu ve belki de imkansız olduğunu biliyordu, ama başaracak olursa bütün dünyayı hayrete düşürecek bir köpek cinsinin ortaya çıkacağını da çok iyi biliyordu.
Yeni ırkın temeli olarak Perro de Pelea'yı (Kordoba Beyaz Dövüş Köpeği - günümüzde soyu tükenmiştir) aldı. (Bazı kaynaklara göre 30 dişi) Buna tam 9 farklı köpek ırkı ekledi ve uzun yıllar sonunda amacına ulaştı. Kullandığı bütün köpekler safkandı ve çiftleşmeler sonucu doğan yavrular arasından en elitlerini seçiyordu.
Seçilen ırklar da tabii ki dikkatli inceleme sonunda belirleniyordu.
1. Bir puma veya yaban domuzuna yetişmek ve ona saldırmak için hızlı ve cesur köpeklere ihtiyaçları vardı ve Antonio Nores Martines ve kardeşi Avgustin Nores Martines'e göre bu köpek İrlanda Kurt Tazısı'ndan başkası olamazdı..
2. Elde edilen köpeğin büyüklüğünü korumak ve kas yapısını daha da geliştirmek için İspanyol Mastifi kullandıkları bir sonraki cins oldu.
Dogo Argentino Köpeği Resimleri
---oOo---
Sibirya Kurdu
Sibirya kurdu bütün dünyada tanınan ve oldukça da ilgi gören bir köpek türüdür. Bu türün dünyada bu denli tanınmasının nedeni ise, on yıllar önce Alaskada yaşanan bir difteri hastalığı salgınında ilaç sevkiyatı esnasında oldukça büyük bir rol oynamıştır.
Bu tarihten itibaren, bu köpek türü bütün dünyaca tanınmaya başlamıştır. Sibirya kurtları yüzyıllar boyunca, Sibirya bölgesinde Chukshi isimli bir halk tarafından bekçi, kızak çekmek ve de ren geyiklerini gütmek amacıyla kullanılıştır. Aynı zamanda, güzelliği, gösterişi ve de kendilerine olan güveniyle insanlar için de çok iyi bir dost olmuşlardır. Sibirya kurtlarının en önemli özelliklerinin başında, bu köpeklerin oldukça sevgi dolu bir karaktere sahip olmaları gelmektedir. Bu köpekler, uzaktan oldukça dikkat çekicidir. Bunun nedeni ise, hem dış görünümleri hem de buz mavisi gözleridir. Bu köpekler, özgürlüğüne çok düşkün ve de inatçılardır. Bu köpekler, özellikle çocuklar için çok özeldirler. Çünkü bu köpekler, çocuklara karşı oldukça hoşgörülü ve de sevgi doludurlar. Aynı zamanda, yalnızlığı hiç sevmezler. Bu nedenle de, insanlarla iyi geçinmeye çalışırlar.
Fareler ve de kuşlar, Sibirya kurtlarının avlamaktan en çok hoşlandığı hayvanlar arasında yer alırlar. Eğer evde yalnız bırakılırlarsa, evdeki eşyaları kemirerek dikkat çekmek isterler. İsminden de anlaşılabileceği gibi, sıcak havaları asla sevmezler. Soğuk havalara alışkındırlar. Öyle ki bu köpekler -60 derecede dahi hiç zorlanmadan yaşamlarını sürdürebilmektedirler. Köpek deyince akla gelen havlama huyu bu köpeklerde çok yoktur. Çok olmasa da bazen uluyabilmektedirler. Bu köpekler, 10 ile 13 yaşına kadar yaşayabilmektedirler. Ağırlıklarına bakıldığında ise, yetişme çağındaki erkek Sibirya kurtlarının ağırlıkları 20 ile 27 kg arasında değişirken, dişilerin ağırlıkları 16 ile 26 kg arasında değişmektedir. Bu köpekler, oldukça kuvvetli bir vücut yapısına sahiptirler. Yüzleri ve de vücutlarının alt bölgeleri beyaz bir renge sahipken, diğer bölgeler ise cinslere göre gümüş grisi, kurt grisi ya kum sarısı gibi renklere sahiptir. Uzun tüylere sahiptirler. Bu uzun tüyler, onlara buzlu ve de karlı havalarda patilerini korumaya yardımcı olmaktadır. Bu köpeklerin kulakları ise, dik ve de yukarıya doğrudur.
Sibirya kurtlarının karakteristik özellikleri incelendiğinde, karşımıza ilk olarak bu köpeklerin haylaz, zeki, oyuncu, inatçı ve de soysal oldukları çıkmaktadır. Bakıcı ailelerine karşı oldukça bağlıdırlar. Bu özelliğiyle, bakıcı kişilerin büyük sevgisini kazanmıştır. Bu köpeklerin eğitimi ise diğer köpeklere oranla daha kolaydır. Öğretilmek istenen şeyleri algılamaları ve öğrenmeleri kolay bir şekilde olmaktadır. Tuvalet eğitimi biraz zahmetli olabilmektedir. Eğer öğretilmek istenen şey onlara mantıksız gelirse, o öğretilen şeyi yapmamak için direnmektedirler. Bunun nedeni ise, bu köpeklerin oldukça inatçı bir yapıya sahip olmalarıdır. Bu nedenle de, bu köpeklerin eğitimi esnasında kişilerin oldukça tutarlı ve de sabırlı olmaları gerekmektedir. Genel anlamda, diğer hayvanlarla oldukça iyi bir şekilde geçinmektedirler. Eğer havalar çok sıcak değilse, oynamayı çok severler. Yine bu köpekler soğuğa alışkın oldukları için, sıcak yerlerde yetiştirilmemelidir. Serin yerlerde yetiştirilmelidir.
Bu köpekler özgürlüklerini çok sevdikleri için, dışarıda kendi başlarına dolaşmayı çok severler. Fakat bunu bir kaybolma ya da kaçma olarak değerlendirmezler. Eğer Sibirya kurdu yetiştirilmek isteniyorsa, bu köpekler yalnızlıktan hiç hoşlanmadıkları için tek değil de, iki Sibirya kurdunu bir arada yetiştirmek daha uyun bir davranış olabilmektedir.
sibirya kurdu Resimleri
---oOo---
Bullmastiff Köpeği
Bu köpekler 19. yüzyılda Mastiff ile Bulldog melezlenerek üretilmişlerdir.Üretilme amaçları toprak sahiplerinin arazilerinde kaçak avcılığı engellemektir.Sert ve tehdit edici olan bu köpeklere kaçak avcıları yakaladıklarında ısırmamaları öğretilirdi.
Hantal olmayan oldukça güçlü köpeklerdir.Neşeli,korkusuz,itaatkardırlar.Bu köpeklerin sahipleri de en az onlar kadar enerjik olmalıdır.Egzersiz ihtiyaçları karşılanırsa apartman hayatına adapte olabilirler.Sıcak havalara karşı hassastırlar.
Düzenli egzersiz yaptırılarak bu köpeklerin tembelleşmesinin önüne geçilmelidir,kilolarına dikkat edilmelidir.Tüyleri sert ve kısadır haftalık fırçalama yeterlidir,tırnaklarının uzunluğu kontrol edilmelidir.Bazen inatçı olabilen bu tür köpekler iyi huyludurlar ver dikkatli bekçidirler,kışkıltılmadıkça sakindirler.Nedensiz saldırmaz ancak bir tehlike sezdikleri anda tehlikenin kaynağını yere yatırabilirler.Çocuklarla iyi anlaşırlar.
Bu köpekler ilgiyi severler.Güvenlik açısından sıkı bir itaat eğitimi şarttır,tasmayı çekmeden yürümeyi öğrenmeli diğer insanlarla ve hayvanlarla sosyalleşmeyi yadırgamamalıdır.Bullmastiff'ler diğer köpeklere karşı saldırgan ve insanlara karşı soğukturlar.Zor köpekler değilledir sadece disiplinli bir eğitime ve otoriter sahiplere ihtiyaçları vardır,azarlanmaya duyarlıdırlar.Bullmastiff asla bir yere kapatılmamalıdır.
Bullmastiff Köpeği Resimi
Chihuahua
Chihuahua ya da Çivava, dünyanın en küçük türlerinden biri olan köpek ırkıdır. Adını Aztek eyaleti Chihuahua’dan alır. Ağırlığı 0,5 – 2,7 kg, omuzdan yere yüksekliği en fazla 13 cm’dir. Bu köpek cinsinin kulakları iridir. Postu, çeşitli renk karışımları halindeyse de Meksika’da en değerlileri açık kahverengi-beyaz renkli olanlardır. Chihuahua cinsi köpekler, soğuk havaları sevmezler ve ufak oldukları için hemen üşürler. Serin havalarda bir kazak giydirilmesi faydalıdır. Apartman hayatı için uygun bir köpektir. Bu sevimli küçük köpekleri kucakta taşımak çok kolay olsa da düzenli olarak yürütülürse çok daha sağlıklı olurlar. Düz ve kısa tüylü olan Chihuahualar haftalık bakımla temiz tutulabilir. Uzun kürklü olanlar ise yumuşak bir tarakla her gün fırçalanmalıdır. Irk orta derecede tüy döker. Kendi oyuncaklarını ve diğer eşyalarını aşırı sahiplenirler. Oyuncaklarını kimi zaman sahiplerine bile vermezler.Chihuahua oldukça inatçı bir köpektir. Bazıları için eğitimi biraz zor olsa da zeki ve öğrenmeye açıktır. Chihuahua keskin dişlere sahiptir ve bu dişlerini savunma amaçlı kullanır; çünkü tehlike durumunda kaçamayacak kadar küçüktür. Kızdırıldığında da bu yolu tercih edebilir. Bu nedenle çocuklarla oynayabilecek bir köpek türü değildir.
Chihuahua Köpeği Resimi
---oOo---
Yorkshire Terrier
Temel Özellikleri : Yorkshire Terrier diğer tüm terrier cinsleri gibi çok hareketli ve neşelidir.Diğer hayvanlarla kesinlikle anlaşamaz fakat sahiplerine çok bağlıdırlar.Ev ortamı için birebirdir ve yabancılara karşı çok kuşkucu davranırlar.
Boy : Boyları genellikle 23-29 cm arasında değişmektedir.
Kilo : Genellikle 3-4 kilogram arasında görülmektedirler
Yaşam Tarzı : Tüm dünyada artık yaygınlaşmış olarak insana eşlik eden en yakın köpek cinslerinden birisidir. Bu onun müthiş güzelliği, hareketleri, neşesi ve sempatikliğinin bir eseridir. Ancak yinede ne olursa olsun bir terrier olduğunu unutmamak gerekir.Apartmanda kalmaya bayılır. Dışarıda gezmektende çok hoşlanırlar fakat soğuğa karşı zayıf olduklarından soğuk havalarda mutlaka üzerine birşey giydirilmelidir.
Yorkshire Terrier Resimi
---oOo---
Wirehaired Pointing Griffon
Temel Özellikleri
Canlı, zeki, hareketli ve duygulu bir köpektir.
Ortalama Ömür: 12-14 yıl
Kilo Erkek/Kilo Dişi: 23-27/23-27 kg
Boy Erkek/Boy Dişi: 56-61/51-56 cm
Neler Yapar?
Olağanüstü gelişmiş bir koku alma duyusu vardır. Avda özellikle, bıldırcın ve yaban tavşanı avında çok coşkuludur.
Kökeni
Hollandalı köpek yetiştiricisi E.K. Korthals tarafından samur tazısı, setter, pointer ve spaniel cinsi köpeklerin çiftleştirilmesiyle 1870 ve 1873 yılları arasında geliştirildi.
Wirehaired Pointing Griffon Genel Yapısı
Wirehaired pointing griffon (Telsi Tüylü Griffon) becerikli bir av köpeğidir, iz sürme ve avı geri getirme konusunda çok iyidir, genel olarak avcının menzilinde bekler.Kendi özgür iradesini avcının komutlarıyla beraber harika kombine eder. Çok becerikli,kesinlikle sadık, sahibini sürekli memnun etmeye çalışan, cana yakın ve genelde neşelidir. Genel olarak diğer insanlara, köpeklere ve diğer hayvanlara arkadaşca yaklaşır.
Wirehaired Pointing Griffon Bakımı
Wirehaired pointing griffon (Telsi Tüylü Griffon) günlük egzersize ihtiyaç duyar, günlük düzenli yürüyüş, oyunlar ve sahada koşmak onun için olmazsa olmazlardandır. Özellikle yüzmeyi çok sever. Evde ve bahçede yaşamasına izin verilirse, sahibi için elinden gelenin en iyisini yapar. Sert tüylerinin haftada bir ya da iki defa fırçalanması gerekmektedir, tüylerinin yenilenmesi için yılda iki defa traş olması gerekmektedir.Kulaklarının düzenli olarak temizlenmesi ve kulak içerisindeki tüylerin herhangi bir kulak sorunu yaşamaması için kesilmesi gerekmektedir.
Wirehaired Pointing Griffon Sağlık Bilgileri
Temel görülen problemler: -
Daha az gözlenen sorunlar : CHD, otitis externa, entropion, ectropion
Nadiren rastlanan sorunlar: -
Uygulanması gereken testler: (hip), (göz)
Ortalama Yaşam Süresi: 12-14 yıl
Wirehaired Pointing Griffon Resimi
---oOo---
Whippet Cinsi
Temel Özellikleri
Mutlu, duygulu, gururlu, zeki ve uysaldır.
Ortalama Ömür: 12-15 yıl
Kilo Erkek/Kilo Dişi: 9-18/9-18 kg
Boy Erkek/Boy Dişi: 48-56/46-53 cm
Neler Yapar?
Kısa mesafeli yarışlarda kullanılır. Saatte 60 km. hızla koşabilir.
Mükemmel karakteri sayesinde insana eşlik edebilir, gerektiğinde dikkatli bekçi köpeği olarak da eğitilebilir.
Narin görünüşüne rağmen hastalıklara karşı dirençlidir ve uzun ömürlüdür.
Kökeni
19. yüzyıl sonunda greyhound, İtalyan tazısı ve terrier cinsi köpeklerin çiftleştirilmesiyle geliştirildi.
İsmi hızlı hareket etmek anlamına gelen “whip it” sözcüklerinden gelir.
Whippet Cinsi-Köpek-Resimi-Whippet -Fotos
---oOo---
Westphalia Basseti Cinsi
Temel Özellikleri
Westphalia Basseti mücadeleci, zeki, arkadaş canlısı bir ırktır. Evde uyuması gerekir, iyi huyludur. Koklayarak iz sürer.
Ortalama Ömür: 10-14 yıl
Kilo Erkek/Kilo Dişi: 15-18/14-17 kg
Boy Erkek/Boy Dişi: 30-35/28-33 cm
Neler Yapar?
Tazı ve basetin avcılık yeteneklerini kendi kişiliğinde birleştirmiştir. İz sürer, avcıyı uyarır, inlere girebilir. Güzel görünüşünün yanı sıra taşıdığı melankolik ama aynı zamanda canlı ifade onu insana arkadaşlık eden bir köpek olarak popüler hale getirmiştir. çok az bilinen bir cinstir. Bu nedenle köpek gösterilerinde pek görülmez.
Kökeni
Alman tazıları ve bassetlerinin çiftleştirlmesiyle üretilmiştir.
Westphalia Basseti Cinsi Köpek Resimi
---oOo---
West Highland White Terrier
Temel Özellikleri
Geniş göğsünden kaslı bacaklarına kadar sağlam yapılı, fakat küçük gövdeli bir köpektir. Ateşli, hareketli ve kendine güvenlidir.
Ortalama Ömür: 12-14 yıl
Kilo Erkek/Kilo Dişi: 7-10/7-10 kg
Boy Erkek/Boy Dişi: 25-30/23-28 cm
Neler Yapar?
Pek çok terrier gibi avındaki hayvanları yakalayabilen bir cinstir. Bu rolde ne kadar kararlı ve amansız olduğunu kanıtlamıştır.
Ancak günümüzde bu sempatik, küçük, hareketli köpek çok değerli ve aranan bir aile dostu haline gelmiştir. Bir apartmanda rahatlıkla yaşayabilir, ama özgürlük duygusunu sevdiği unutulmamalıdır. Bir terastan ya da küçük bir avludan hoşlanır.
Kökeni
19. Yüzyıl'ın ortasında, İngiltere'nin Argyll bölgesinde yaşayan bir cins terrier yetiştiricisi kendi köpeklerinin arasında bazı beyaz yavrular buldu. Bu köpekler seçildi ve West Highland White Terrier elde etmek amacıyla çiftleştirildi.
West Highland White Terrier Fotos-West Highland White Terrier Resimi
---oOo---
Welsh Terrier Cinsi
Temel Özellikleri
Estetik bakımından Airedale'in minyatürüdür. Bu köpeğin öteki terrierlerle çiftleştirilmesiyle elde edilmiştir. Canlı, bağımsız, neşeli, duygulu, itaatkar ve cesur bir köpektir.
Tüylerinin sık sık fırçalanması gerekir, yılda iki kez de kırpılmalıdır.
Ortalama Ömür: 12-14 yıl
Kilo Erkek/Kilo Dişi: 16-18/14-16 kg
Boy Erkek/Boy Dişi: 46-48/43-46 cm
Neler Yapar?
Ağıl ve inlerde avcı olarak kullanılır. Tazılarla birlikte sürülerin korunmasında da kullanılır.
Günümüzde sadece insana eşlik eden köpek olarak kullanılır. Apartman hayatına çok iyi uyum sağlar, aynı zamanda iyi bir bekçi köpeğidir. Efendisine çok bağlıdır, ancak yabancılara karşı biraz ürkektir.
Kökeni
Bu cins 1700'lerde üretilmesine karşın ilk kez 1885'te resmi olarak tanıtıldı. Ancak bir süre Kırmızı Wire Fox Terrier olarak anılmıştır.
Welsh Terrier Cinsi Resimleri
---oOo---
Welsh Springer Spaniel Cinsi
Temel Özellikleri
Neşeli, duyarlı ve bağımsızdır. Güçlü, sağlam bir köpektir.
Ortalama Ömür: 12-15 yıl
Kilo Erkek/Kilo Dişi: 16-20/16-20 kg
Boy Erkek/Boy Dişi: 46-48/43-46 cm
Neler Yapar?
En zor arazilerde avlanmaya uyum sağlar ve avı getirme konusunda yeteneklidir. Her türlü kötü hava koşuluna dirençlidir.
“Daima neşeli” olduğu söylenir. çok soğuk havalardan korkmaz ve yorgunluk belirtisi göstermeden saatlerce çalışabilir.
Av alanından çok fazla uzaklaşma eğilimindedir. Bu nedenle altı aylıkken bu konuda sürekli eğitilmelidir.
Kökeni
özellikle av için spaniel stock cinsinden türetilmiştir.
Welsh Springer Spaniel Cinsi Köpek Resimleri
---oOo---
Dalmaçyalılar
Dalmaçyalılar Hakkinda (Ozellikleri,Ilginc Bilgiler ..)
Merhaba Arkadaslar,Dalmacyalilar ile ilgili turkce kaynak ve bilgi cok az oldugu için bugun birkac sayfa ingilizce yayinlardan bilgim yettiginde ceviriler yaptim.Dalmacyali almak isteyenler için aydinlatici olucagini ve Dalmacyali sahipleri icinde referans niteliginde olmasini umuyorum,,,,
DALMACYALILAR HAKKINDA ILGINC BILGILER
Dalmacyalilar yillarca itfaiyeci kopegi olarak bilindiler.Yillar once dalmacyalilar itfayeciler tarafindan istasyonlarindaki fareleri kovalamalari için tutulmuslardir.(Dalmacyalilar kedi gibi fare kovalamalari ile unlenmislerdir)
2.Dunya savasi sirasinda gizli mesaj ve tibbi malzeme tasimak için kullanildiklari bilinmektedir.
Atlarla aralarinin iyi olmasindan dolayi ayni zamanda itfayeciler yangin sondurmeye giderken at arabalarina eslik etmis ve yollarini acmislardir.ingilterede halen bazi modern itfaiye istasyonlarinda Dalmacyalilar bulundurulmaktadir.
Dalmacyalilarin iyi bir sirk sovmenleri oldugunu biliyormuydunuz?
Bunun nedeni Dalmacyalilarin atlarla cok iyi dost olabilmeleri ve dogustan ilgiyi uzerine cekme istegine sahip olmalaridir.Yaptiklari numaralar arasinda Fici yuvarlama,Takla atma,dar ince bir alanda yurume…
Dalmacyalilarin diger bilinen adlari : Itfaiyeci kopegi , Arabaci Palisi, Maskot , Dal
Bilinen en meshur Dalmatian sahiplerinden bazilari :George Washington ,Ressam Pablo Picasso, Benjamin Franklin
Dalmacyalilar yavruyken (Ve yavruluk donemi oldukca uzun surmektedir)cocuklarla birbirlerine cok benzerler.Her ikiside dogustan oyuncu.yakinindakiler için ilgi cekici ve cok cabuk sikilarlar.Sinirlar skildiklari zaman cok zorlarlar.
Erkek Dalmacyalilar disi dalmacyalilara gore iri ve agirdirlar.
Dalmacyalilarin mukemmel duyu yetenekleri vardir.En kotu duyu sahibi olani bir insanin isitebildiginden dort kat fazlasini duyma yetisine sahiptir.(Unutulmamasi gereken Dalmacyalilar da dogustan sagirlik gozukebilmektedir)
Dalmacyalilar yuzmeyi cok severler.
Dalmacyalilarin benekleri siyah veya kahverengidir.Fakat ilginc olani dalmacyalilarda dogduklarindan sut kadar beyaz dogar ve sonradan beneklerine kavusurlar.
Dalmacyalilar en insancil sicakkanli kopeklerden biridir.Onlar için hayatta onemli olan sey insanlarla birlikte olup oyun oynamaktir.(Gun icerisinde insana ihtiyac duyarlar ve yanliz kalmayi sevmezler)
Dalmaçyalılar Hakkinda (Ozellikleri,Ilginc Bilgiler ..)
Merhaba Arkadaslar,Dalmacyalilar ile ilgili turkce kaynak ve bilgi cok az oldugu için bugun birkac sayfa ingilizce yayinlardan bilgim yettiginde ceviriler yaptim.Dalmacyali almak isteyenler için aydinlatici olucagini ve Dalmacyali sahipleri icinde referans niteliginde olmasini umuyorum,,,,
DALMACYALILAR HAKKINDA ILGINC BILGILER
Dalmacyalilar yillarca itfaiyeci kopegi olarak bilindiler.Yillar once dalmacyalilar itfayeciler tarafindan istasyonlarindaki fareleri kovalamalari için tutulmuslardir.(Dalmacyalilar kedi gibi fare kovalamalari ile unlenmislerdir)
2.Dunya savasi sirasinda gizli mesaj ve tibbi malzeme tasimak için kullanildiklari bilinmektedir.
Atlarla aralarinin iyi olmasindan dolayi ayni zamanda itfayeciler yangin sondurmeye giderken at arabalarina eslik etmis ve yollarini acmislardir.ingilterede halen bazi modern itfaiye istasyonlarinda Dalmacyalilar bulundurulmaktadir.
Dalmacyalilarin iyi bir sirk sovmenleri oldugunu biliyormuydunuz?
Bunun nedeni Dalmacyalilarin atlarla cok iyi dost olabilmeleri ve dogustan ilgiyi uzerine cekme istegine sahip olmalaridir.Yaptiklari numaralar arasinda Fici yuvarlama,Takla atma,dar ince bir alanda yurume…
Dalmacyalilarin diger bilinen adlari : Itfaiyeci kopegi , Arabaci Palisi, Maskot , Dal
Bilinen en meshur Dalmatian sahiplerinden bazilari :George Washington ,Ressam Pablo Picasso, Benjamin Franklin
Dalmacyalilar yavruyken (Ve yavruluk donemi oldukca uzun surmektedir)cocuklarla birbirlerine cok benzerler.Her ikiside dogustan oyuncu.yakinindakiler için ilgi cekici ve cok cabuk sikilarlar.Sinirlar skildiklari zaman cok zorlarlar.
Erkek Dalmacyalilar disi dalmacyalilara gore iri ve agirdirlar.
Dalmacyalilarin mukemmel duyu yetenekleri vardir.En kotu duyu sahibi olani bir insanin isitebildiginden dort kat fazlasini duyma yetisine sahiptir.(Unutulmamasi gereken Dalmacyalilar da dogustan sagirlik gozukebilmektedir)
Dalmacyalilar yuzmeyi cok severler.
Dalmacyalilarin benekleri siyah veya kahverengidir.Fakat ilginc olani dalmacyalilarda dogduklarindan sut kadar beyaz dogar ve sonradan beneklerine kavusurlar.
Dalmacyalilar en insancil sicakkanli kopeklerden biridir.Onlar için hayatta onemli olan sey insanlarla birlikte olup oyun oynamaktir.(Gun icerisinde insana ihtiyac duyarlar ve yanliz kalmayi sevmezler)
Tum kopeklerin (Dalmacyalilarda dahil)renkleri goremedigini biliyormuydunuz?Bu demek oluyorki butun kopekler siyah ve beyaz gorurler.Renkleri bilmedikleri halde cok keskin ayirt edebilme gudusune sahiptirler.
Dalmaçyalılar Hakkinda (Ozellikleri,Ilginc Bilgiler ..)
Merhaba Arkadaslar,Dalmacyalilar ile ilgili turkce kaynak ve bilgi cok az oldugu için bugun birkac sayfa ingilizce yayinlardan bilgim yettiginde ceviriler yaptim.Dalmacyali almak isteyenler için aydinlatici olucagini ve Dalmacyali sahipleri icinde referans niteliginde olmasini umuyorum,,,,
DALMACYALILAR HAKKINDA ILGINC BILGILER
Dalmacyalilar yillarca itfaiyeci kopegi olarak bilindiler.Yillar once dalmacyalilar itfayeciler tarafindan istasyonlarindaki fareleri kovalamalari için tutulmuslardir.(Dalmacyalilar kedi gibi fare kovalamalari ile unlenmislerdir)
2.Dunya savasi sirasinda gizli mesaj ve tibbi malzeme tasimak için kullanildiklari bilinmektedir.
Atlarla aralarinin iyi olmasindan dolayi ayni zamanda itfayeciler yangin sondurmeye giderken at arabalarina eslik etmis ve yollarini acmislardir.ingilterede halen bazi modern itfaiye istasyonlarinda Dalmacyalilar bulundurulmaktadir.
Dalmacyalilarin iyi bir sirk sovmenleri oldugunu biliyormuydunuz?
Bunun nedeni Dalmacyalilarin atlarla cok iyi dost olabilmeleri ve dogustan ilgiyi uzerine cekme istegine sahip olmalaridir.Yaptiklari numaralar arasinda Fici yuvarlama,Takla atma,dar ince bir alanda yurume…
Dalmacyalilarin diger bilinen adlari : Itfaiyeci kopegi , Arabaci Palisi, Maskot , Dal
Bilinen en meshur Dalmatian sahiplerinden bazilari :George Washington ,Ressam Pablo Picasso, Benjamin Franklin
Dalmacyalilar yavruyken (Ve yavruluk donemi oldukca uzun surmektedir)cocuklarla birbirlerine cok benzerler.Her ikiside dogustan oyuncu.yakinindakiler için ilgi cekici ve cok cabuk sikilarlar.Sinirlar skildiklari zaman cok zorlarlar.
Erkek Dalmacyalilar disi dalmacyalilara gore iri ve agirdirlar.
Dalmacyalilarin mukemmel duyu yetenekleri vardir.En kotu duyu sahibi olani bir insanin isitebildiginden dort kat fazlasini duyma yetisine sahiptir.(Unutulmamasi gereken Dalmacyalilar da dogustan sagirlik gozukebilmektedir)
Dalmacyalilar yuzmeyi cok severler.
Dalmacyalilarin benekleri siyah veya kahverengidir.Fakat ilginc olani dalmacyalilarda dogduklarindan sut kadar beyaz dogar ve sonradan beneklerine kavusurlar.
Dalmacyalilar en insancil sicakkanli kopeklerden biridir.Onlar için hayatta onemli olan sey insanlarla birlikte olup oyun oynamaktir.(Gun icerisinde insana ihtiyac duyarlar ve yanliz kalmayi sevmezler)
Tum kopeklerin (Dalmacyalilarda dahil)renkleri goremedigini biliyormuydunuz?Bu demek oluyorki butun kopekler siyah ve beyaz gorurler.Renkleri bilmedikleri halde cok keskin ayirt edebilme gudusune sahiptirler.
Dalmacyalilar kisa tuylu kopeklerdir.Duzenli olarak taranmalari gerekir.Evinize tuy dokme zamanlarinda halinizin ustune kar yagmis gibi beyaz tuyler gormeniz olasidir.
Dalmacyalilar cok az koku birakir ve kendisini kediler gibi temizler.
DALMACYALI IYI OZELLIKLERI
Itaatkar (Zaman zaman inatci olduklarida bilinir)
Zeki
Iyi bir gozcu olmasi
Orta derecede koruma kopegidir
Kendini temiz tutar
Cok az koku birakir
Surekli saka yapar ve sizing sakalariniza karsida anlayislidir
Atlari cok sever
Kolay itaat egitimi alir
Iyi hafizasi vardir.
DALMACYALILARIN OLUMSUZ OZELLIKLERI
Havlayabilir
Soguga karsi dayaniksizdir
Yeteri derecede eksersiz yapmazsa yaramazlasir ve hiperaktif duruma gelir.
Kiskanclik besler
** Yukarida verilen bilgilerin tamami dalmacyalilarin hakkinda bilinenn genel kanaatlar uzerine kurulmustur.Bu kanaatlere uymayan bir dalmacyali kotu bir dalmacyali degildir.
DALMACYALI BENIM için UYGUN BIR IRK’MI?
Kopegime evin icinde bakabilecek durumdamiyim?
Gunde bir saat egzersiz yaptirabilecekmiyim ?
Ben benden bagimsiz basina buyruk hareket eden bir kopek istiyormuyum ?
Ben kopegimin egitimine zaman ayirabilecekmiyim? (Dalmacyalilar muhakkak egitim ihtiyaci duyar)
Kopegimle oyun oynucak zaman ayirabilecekmiyim ?
Ben onun yapabilecekleri daginikliklari toplamaya katlanabilecekmiyim ?
Ben Fiziksel olarak hiperaktif bir kopekle zaman gecirip onu control edebilecek egitebilecek guc ve enerjiye sahipmiyim?
Benim butun aile fertlerim evin icindeyken ona ilgi gosterebilecek durumdami?Ve bir dalmacyaliya ve onun sebep olabilecegi seylere katlanabileceklermi? (Her bir bireyin ev icinde hayvan sevgisi duymasi onemlidir)
Dalmaçyalı Köpek Resimi-Dalmatian-Fotos
|
|
|
Sivas Kangal Çoban Köpeği - Sivas Kangalı Hakkında Bilgiler |
|
Yazar: RasitTunca - 07-27-2019, 08:25 PM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar
- Yorum (1)
|
 |
Sivas Kangal Çoban Köpeği - Sivas Kangalı Hakkında Bilgiler Sivas Kangalı Yavruları - Sivas Kangalı Resimleri - Kangal Çoban Köpeği, Karabaş
Kangal köpeği
Kangal, Türkiye kökenli bir çoban ve bekçi köpeği ırkı. Adını Sivas'ın Kangal ilçesinden alır.[1] Henüz FCI, AKC ve TKC gibi dünyadaki büyük köpek kulüpleri ve federasyonları tarafından tanınmamaktadır ancak Türkiye'deki otoritelerce dünyada safkan bir köpek ırkı olarak tanınması için çalışmalar yapılmaktadır
Kangal Çoban Köpeği
GENEL ÖZELLİKLER
Dünyada emsali görülmemiş bir köpek türü olan Kangal Çoban köpekleri, Türkiye'de ve yabancı devletlerde haklı bir üne sahiptir. Özellikle İngiltere ve Amerika'da bu köpekleri sevenler tarafından dernekler kurulmuş, yarışmalar yapılmıştır. Ne acıdır ki yabancı devletlerin göstermiş oldukları ilgiyi, bizler maalesef son 10 - 15 yıldır göstermekteyiz.
Kangal Çoban Köpekleri çok cesur, gayet hızlı ve çeviktirler. Kadın ve çocuklara karşı gayet muhlis, kötü niyetli kişilere karşı son derece caydırıcı bir silah olan Kangal köpekleri çok zeki, ön sezileri kuvvetli ve sahibine aşırı bağlıdırlar. Sahibi tarafından azarlandığı zaman suçlu bir çocuk gibi başını öne eğer, sahibinin gözlerine mahsun mahsun bakarak af edilmesini bekler. Hislerini yalnız hal, hareket, mimik ve jestlerle değil çıkardıkları çeşitli tonlardaki havlamalarla belli ederler.
Kangal Çoban Köpekleri görevlerine çok sadıktırlar. Şöyle ki; dağda sürüden ayrılan veya geride kalan koyunun başından günlerce aç ve susuz bekledikleri Kangal çiftçileri tarafından anlatılmaktadır.
Kangal Çoban Köpeğine sahip çiftçilerin en büyük gurur kaynağı köpeklerinin kurt boğmalarıdır. Kurt boğan köpeğe sahip olmak onlar için bir ayrıcalık ve övünç kaynağıdır.
Yüzyılların ihmaline rağmen ne ırk vasıflarından ne de yüksek ruh yapısından en ufak bir taviz vermemiştir. Kan asaletine çok bağlıdır. Doğuda serbestken bile başka bir karnivorla çiftleşmesi mümkün değildir. 1975 yılında askeri amaçla eğitime alınmış ve asırlardır bu yönde eğitim gören köpek türlerinden çok daha yetenekli olduğunu kanıtlamıştır.
İyi bir köpekte bu özellikler olmalıdır:
Zeka : Orta-yüksek düzeyde
Güvenirlilik : Sürü hayvanına ve sahiplerine zarar vermemelidir.
Dikkatlilik : Görevine karşı ilgi ve dikkati bulunmalıdır.
Koruyuculuk : Yabancıya karşı reaksiyoner (havlama - saldırı) olmalıdır.
Güç : Olası düşmanı durduracak (kurt - hırsız) güçte olmalıdır.
Hız : Olası düşmanı kovalayıp yakalayacak hızda olmalıdır.
Cesaret : En önemli özellik olarak cesareti söyleyebiliriz. Çünkü cesareti olmayan bir köpek diğer 6 özelliğe sahip olsa da etkili olamaz.
Tüm bu özelliklerin hepsini en yüksek düzeyde Kangal köpeklerinde bulmamız mümkündür. İşte bu özelliklerinden dolayı Kangal köpekleri dünya köpekleri arasında hak ettiği değeri ve birinciliğini her zaman koruyacaktır.
Kökeni
Kangal ilçesine de adını verdiği düşünülen, Orta Asya'dan göç eden Kanglı (Kangar) Türk boyunun, göç ederken bu köpek ırkını da getirdiği düşünülür.[1] Orhan Yılmaz, "Kangal Köpeği / Tarihi-Tanıtımı-Yetiştirilmesi-Islahı" adlı kitabında “Kanglı” Türk boyunun Orta Asya'dan göç ederken yanlarında üç şeyi getirdikleri; bunların at, it ve koyun olduğunu söyler. 11 Temmuz 2003'te düzenlenen I. Uluslararası Kangal Köpeği Sempozyumu'nun sonuç bildirisinde, “büyük Türk göçleri sırasında Türkistan'dan Anadolu'ya getirilen bir köpek ırkı olduğu” kabul edilmiştir.[kaynak belirtilmeli]
Kangallar en geç 17. yüzyıldan itibaren Osmanlı sultanları tarafından üretilmiş ve samson olarak adlandırılmıştır.[1] Doğan Kartay, hem "Türk Çoban Köpeği Kangal" kitabında hem de I. Uluslararası Kangal Köpeği Sempozyumunda sunduğu bildiride, Kangalların, Osmanlı döneminde Yeniçeriler tarafından hem askeri işlerde hem de savaşlarda kullanıldığından bahsetmektedir. Kartay'ın bildirisinde, Romalılarda “aslan” sözcüğünün karşılığı olan “samson” kelimesine atfen kangalları kullanan birliğe “Samsoncular” denildiğini söylemektedir.
KANGAL ÇOBAN KÖPEĞİ TARİHÇESİ
Kangal çoban köpeği, Anadolu insanının yüzyıllar boyu çobanın yanında onun sürüsünün kötü niyetli kimselerden ve vahşi hayvanlardan korumuş bir köpek ırkıdır. Babiller zamanından beri varlığı bilinmektedir. Bu köpekler savaş köpeği olarak kullanıldığı gibi at ve aslan avında da kendisinden yararlanılmıştır.
Kökeninin Sivas İli Kangal İlçesinden geldiği tahmin edilmektedir. Buna rağmen Yozgat, Kayseri, Çorum, Tokat, Erzurum ve Erzincan'da da saf kanlılarına rastlamak mümkündür. Keza ülkemiz köpek ırklarından Karakaya ve Kızılkaya gibi isimlerle anılan ve ancak kanlarında Türk çoban köpeği gibi bir başka yabancı isim taşımayan ırklarımızla melezlerine ülkemizin her yöresinde rastlamak mümkündür. Ancak birinci derecede saf Kangal Çoban Köpeğini Sivas veya özellikle Kangal İlçesinde bulmamız mümkündür.
17. Yüzyılda Evliya Çelebi Seyahatnamesinde aslan kadar kuvvetli olarak tarif ettiği bu köpeklerden bahsetmektedir. Osmanlı İmparatorluğu kurucularının bu köpeği beraberlerinde Anadolu'ya getirdikleri ve Osmanlının Avrupa'ya yayılmasıyla çoğu Avrupa Çoban Köpeğinin de bu ırktan türediği sanılmaktadır.
Osmanlı İmparatorluğu dönemi arşivlerinde, Kangal köpeklerinden bahsedilmekte pedigrili yetiştiriciliği yapıldığı bahsedilmektedir.
Kangal Çoban Köpeklerinin bu kadar eskilere dayanan tarihi geçmişten günümüze kadar ırk özelliğini bozmadan gelebilmesini, geçimini koyunculuktan sağlayan çiftçilerin en güvenilir dostu olmasına ve Dünya köpek ırkları arasında kurtlara karşı koyabilen tek köpek ırkı olmasına bağlanmaktadır. Kangal köpekleri en zor iklim ve çalışma şartlarında verilen görevi cani pahasına yerine getirirler. Bakım ve beslenme şartları diğer köpek ırklarına göre daha basit ve ekonomik olması neslinin devamını sağlamıştır.
Özellikleri
Kangal köpekleri genellikle çoban köpeği olarak nitelendirilirler ancak bekçi köpeği tanımına daha çok uyarlar. Zira diğer çoban köpeği türleri sürüyü korumaktan ziyade yönlendirme ve yönetmekte ustadırlar. Kangal köpeğinin en belirgin özelliği ise sahibine duyduğu aşırı sadakat ve buna bağlı olarak sahibine ait olduğunu düşündüğü şeyleri korumaya yönelik kuvvetli içgüdüsüdür. Bu nedenle çok iyi bir dövüşçüdür. Kurt, çakal gibi yabani hayvanlara karşı çok etkin bir muhafız olmakla beraber aile fertlerine ve özellikle de çocuklara karşı hiçbir tehdit oluşturmazlar.
Kangal köpekleri, örnek olarak Namibya'da üstün koruyucu yeteneklere sahip oldukları için, yaygın bir şekilde yerli çiftçiler tarafından kulanılırlar.
Evliya Çelebi, Seyahatnâme'sinde kangaldan bahseder. Bu köpeklerin “aslan kadar güçlü” ve cüsseli olduğunu yazar.
IRK ÖZELLİKLERİ
Burun Ağız Yapısı: Ağız burun yapısı kısa küt çene kuvvetlidir. Dişler sivri ve sağlam, dudakları sarkıktır. Göz, kulak, ağız etrafı ve burun üstüne kadar siyahtır.
Gözler: Kafatasına göre oldukça küçük yuvarlakça olup altın ve kahverengi arasında bir renktedir. Göz etrafı siyahtır. Bakışlar canlı ve asildir.
Kulaklar: Orta boyda üçgen şeklinde, uçları yuvarlak, kafasına yapışık ve sarkıktır.
Kafanın ve Göğüsün Görünümü: Önden bakıldığında aslanı andırır. Kafa iri, güçlü bir boyun ile desteklidir.
Boyun: Hafifçe eğik, güçlü ve adaleli, orta boyda, oldukça ayrık, düz, kalın kemikli, ayak bilekleri kuvvetli ve uzundur. Ön göğüs arkasına göre daha geniş ve omuzlar adalelidir.
Gövde: Gövde baştan sonra bir kare şeklindedir. Vücut güçlü, adaleli, hiçbir zaman şişman değildir. Dirsek hizasına kadar göğüs derin, karin hafifçe içine çekiktir.
Bacaklar: Bacaklar güçlüdür. Ön bacaklar arka bacaklara göre daha güçlüdür. Ayaklar iri yapılı, kuvvetli, parmak bombeli ve siyahtır.
Kuyruk: Oldukça yüksek olup, rahat durumda iken düşük ve kıvrık, uyarıldığı zaman sırt üzerinde yüksek ve kıvrıktır.
Vücut Rengi: Bozdan çelik rengine kadar olabilir. Göğüste beyaz bir madalyon bulunabilir.
Post: Sık bir alt post üzerinde kısa ve yoğun bir tüy yapısına sahiptir.
Ağırlık: Erkeklerde 50 - 60 kg , Dişilerde 41 - 59 kg
Bakım
Kangalın, uzun bir yürüyüş veya kısa bir koşu şeklinde, her gün egzersiz yapmaya gereksinimi vardır.[1] Ilık ila serin hava şartlarında dışarıda barınabilir. Kürk bakımı ihtiyacı azdır. Haftada bir ölü tüyleri temizlemek için tımarlanması gerekir.
DÖL VERİM ÖZELLİKLERİ
Kızgınlık gösterme zamanı: Kızgınlıklar bütün bir yıla yayılmakla beraber, belli mevsimlerde yoğunlaşmak tadır. Kangal köpeklerinde kızgınlık daha çok ilkbahar, yaz ve kış mevsiminde görülür. Bu farklılığın muhtemelen bölgesel iklim ve bakım beslenmeden kaynaklandığı söylenebilir.
Östrus siklusu süresi: Kangal köpeklerinde östrus siklusu gebeliğin olduğu dönemlerde 180 gün civarındadır.
İlk kızgınlığa ulaşma yaşı: Bu köpek ırkında ilk kızgınlık yaşı 13,8 ay dolayındadır.
Çiftleşme süresi: Ortalama 20 dakikadır.
Kızgınlık gösterme oranı: Bu oran bakım beslenme şartları ile çok etkilendiğinden % 64 ile % 94 arasında değişir.
Gebelik oranı: Gebelik oranı da bakım ve beslenme farklılıklarından dolayı % 64 ile % 94 arasında değişir.
Ortalama yavru sayısı: Kangal köpeklerinde bir doğumda ortalama yavru sayısı 7 - 8 civarındadır.
Ölü doğum oranı: Ölü doğum oranı % 2 ile % 14 arasında değişmekle beraber, çoklu doğum tipinin artışı ile birlikte ölü doğum oranı da artmaktadır.
Yaşama gücü oranı: 15. gün ile bir yaş yaşama gücü oranı sırası ile % 85 ile % 75 civarındadır.
Büyüme: Ortalama doğum ağırlığı 550 gr civarındadır. Doğum sayısının artması ile birlikte doğum ağırlığı azalmaktadır. Cinsiyet, ana yaşı, doğum yılı ve mevsimi doğum büyüklüğü üzerine etkisi önemlidir. Bir yaş civarında ortalama ağırlık ise 35 - 40 kg arasındadır. Kangal köpeği yavrularında canlı ağırlık artışının en yüksek olduğu dönem 6. ay ile 8. ay - 1 yaş arasında 10,5 kg olarak gerçekleşmiştir. Yavruların 6. ay sonu ağırlığı 1 yaş canlı ağırlıklarının yarısından fazladır. 8. ay sonu canlı ağırlıkları ise 1 yaş canlı ağırlığından yaklaşık 6 kg daha fazladır.
KIZGINLIK BELİRTİLERİ VE ÇİFTLEŞME
DAMIZLIK SEÇİMİ
Dişi damızlık seçimi
- Üstün ırk vasıflarını taşımalıdır.
- Vücut normal gelişimini tamamlamalıdır.
- Vücudu teşkil eden organlar arasında bir uyum olmalıdır.
- En az sekiz adet meme başı bulunmalıdır.
- Yavrulara geçebilecek kalıtsal bir hastalık (kalça displazisi) taşımamalıdır.
- Uysal yapılı ve iyi huylu olmalıdır.
Erkek damızlık seçimi
- Üstün ırk vasıflarını taşımalıdır.
- Baş ve ağzın büyük olmasına dikkat edilmelidir.
- Vücut normal gelişimini tamamlamış ve kuvvetli bir yapıya sahip olmalıdır.
- Yavruya geçebilecek kalıtsal bir kusuru olmamalıdır.
Bir buçuk yaşındaki bir erkek köpek ilk çiftleşme için ideal yaşa gelmiş sayılır. Bu yaşta erkek Kangal köpeğinin yapısı tam olarak gelişmiştir. Dişiler için uterusun gerekli büyüklüğe ulaşacağı 2. veya 3. kızışma dönemine kadar beklenmesi tavsiye edilir. Dişiler yaklaşık 180 günde bir kızışma dönemine girerler. Cinsel dürtü daima erkek köpekte görülürse dişinin kızışma döneminde bıraktığı kokulu bir salgı sayesinde harekete geçer. Verimli bir çiftleşme sağlamak için en uygun zaman 2. haftanın sonuna doğrudur. Bu sırada dişi köpek kendisine yaklaşan erkek köpeklerden seçtiğine uygun karşılık verir. Çünkü: Bu sırada ovulasyon tamamlanmış olur. Çiftleşmeden emin olmak için çiftleşmeyi takip eden 24 ile 48 saat sonra tekrarlamak gerekir. Üreyebilme yaş ilerledikçe azalır. Önce dişide, sonra erkekte kaybolur.
Çiftleşmeyi köpek yavrularının baharda doğmalarını sağlayacak şekilde düzenlemek daha iyi olur. Bu durumda gelişme ve sağlıklı büyüme için uygun hava koşullarından yararlanmak mümkün olur. Güneşli günler, gerekli yürüyüşler ve erken eğitim için daha uygun olur.
Kızgın hayvan huzursuz olup alışık olmadığı hareketler yapar. Vulva şişer ve birkaç gün içerisinde bol ve kanlı, özel kokulu vajina akıntısı başlar. Bu koku erkekleri yüzlerce metre uzaktan etkileyebilecek niteliktedir.
Çiftleşmede kullanılacak erkek köpeğin diğer köpekler tarafından yaralanmaması ve istenen köpekten iyi döl alınması için dişi ile beraber üç gün kapalı bir yere alınması gerekir. Bu süre sonunda gebe kalan dişi artık erkeği kabul etmez ve uysallaşır.
GEBELİK VE DOĞUM
Gebelik süresi: Kangal köpeklerinde 58 - 63 gün dür. Gebeliğin 5. haftasından sonra köpeğe ağır ve yorucu görev verilmemelidir. Gebe köpekler çok soğuk ve sıcaktan korunmalı, koşmalarına ve atlamalarına izin verilmemelidir. Ayrıca soğuk su, donmuş gıda, ekşimiş ve küflü gıdalar verilmemelidir. Köpeklere iyi kalitede gıdalar verilmeli fakat aşırı yağlanmamasına dikkat edilmelidir.
Doğum anı: Dişinin huzursuzluğu, iştah kaybı, vücut ısısının 37 oC ye düşmesi ve göğüslerinden sarımsı bir sıvının akması doğum anının yaklaştığını gösteren belirtilerdir. Gebe köpek genellikle çevrede ne bulursa kullanarak kendine bir çeşit yatak hazırlar.
Doğum anında köpek sancıların etkisiyle inler. Kasılmalar güçlenirken köpek bir yanına yatar ve vücuduna bakar. Sonunda yavruyu dışarı bırakır. Genelde doğumlar normal olur. Dişi köpek yavruların içinde olduğu zarı kendi çabasıyla soyar, göbek bağını keser, yavruların bütün deliklerini temizler ve hem temizlemek, hem de canlandırmak amacıyla onları diliyle yalar. Eğer dişi köpek bütün bunları kısa süre içinde yapmazsa, keseyi açmak, yavruların ağızlarını, burunlarını temizlemek ve nefes almasını sağlamak size düşer.
Yavrular birkaç dakika ile bir saat arasında değişen düzensiz aralıklarla gelirler. Köpeğin doğurma çabalarının boşa çıktığı açıkça anlaşılmadığı sürece telaşa gerek yoktur. Böyle bir durumla karşılaşıldığında Veteriner hekime başvurulmalıdır. Doğum süresi 8 saat hatta daha da fazla sürebilir.
Doğumdan sonra dişi köpeğin karnını doyurması normaldir. Olası güç doğumların önüne geçmek için gebe köpeğin diyeti dengeli olmalı, egzersiz ve dolaşma yaparak fazla kilo alması engellenmelidir.
Gebelikte ve Doğumda Anaya Gösterilecek Özen
İleri gebelikte hayvan dış parazitler yönünden kontrol edilerek, gerektiğinde ayıklama yapılmalıdır. Gebelik süresince hayvan fazla gıda alması için zorlanmamalıdır. Kırkıncı günden önce gıdanın miktarını arttırmak ender durumlarda gerekli olabilir. Gündelik doyurma işlemi az miktarlarda, ancak sık aralıklarla yapılmalıdır. Bu sürede gıdaya kalsiyum eklemekten kaçınmak gerekir.
BESLENME
Gebe ve Laktasyondaki Köpeklerin Beslenmesi
Köpeklerde fötüs, uterus, plesanta ve memelerdeki en büyük gelişme toplam 9 hafta süren gebeliğin son üç haftasında meydana gelir. Gebeliğin ilk dört haftasında normal beslenmeye devam edilmeli, 5. ve 60. haftadan itibaren yiyecek miktarı her hafta % 10 düzeyinde arttırılarak doğum esnasında % 50'ye kadar arttırılmalıdır.
Fazla sayıda yavru taşıyan gebe Kangal köpeklerinde gebeliğin son 7 - 10 gününde iştahsızlık görülebilir. Bu durumda azar azar ve lezzetli yiyecekler vermek faydalı olabilir. Gebeliğin son üç haftalık döneminde uterusun büyümesiyle karın hacmi daraldığı için gebe köpekler günde üç kere beslenmelidir. Gebelik süresince enerji gereksinimi ortalama % 20 artar. Gebelik ve doğum sırasında taze karaciğer, haftada iki - üç defa 15 - 30 g miktarında verilerek; oldukça etkili bir takviye yapılabilir. Keza protein düzeyinin % 2 - 4 oranında arttırılması yavrularında daha güçlü olmalarını sağlar.
Anne köpek, doğumu izleyen birkaç gün yemek defekasyon ve işeme gereksinimleri dışında yavruların yanında olmayı ister. Laktasyon dönemi ortalama 6 haftadır. Kolostrum (ağız sütü) bir-üç gün salgılanır ve bunu giderek çoğalan normal süt izler.
Süt salgısı 5. - 6. haftaya kadara artar, sonra azalır. Laktasyon döneminde normal bir süt verimi için ana optimum düzeyde beslenmelidir. Gıda alımı doğumdan sonra artarak, doğumdan 3 - 4 hafta sonra maksimuma ulaşır.
Ergin Köpeklerin Beslenmesi
Ergin Kangal köpekleri günde bir defa hep ayn saatlerde beslenmelidir. Orta boy bir köpek için yaklaşık 2 kg'lık bir diyet düzenlenir. Böyle bir diyetin yaklaşık 1/3 'ü et, 1/3 ü tahıl ve sebze karışımı 1/3'ü de su şeklindedir. Diyetin miktarı hayvanın canlı ağırlığına, kondisyonuna ve yaptığı işe göre ayarlanmalıdır. Örneğin köpek zayıf ise ya da fazla çalışıyorsa ilave olarak bir miktar süt, 1 yumurta, bir miktar sebze veya tahıl verilmelidir.
Ergin köpeklerde halk arasında yal denilen arpa ununun sıcak su ile hamur haline getirilmesiyle elde edilen mamülden günde 2 kg kadar verilir. Buna ilaveten günde 25 gr. Et, haftada 3 kere haşlanmış ve fazla sert olmayan kemik verilir.
YAVRULARA GÖSTERİLECEK ÖZEN VE BESLENMELERİ
Kangal Köpekleri bir batımda ortalama 7 - 8 adet yavru verirler. Yavruların gözleri 9. - 13. günde açılır. Kulakları ise 13 - 15 güne kadar kapalıdır. 10 günlük iken ayakta durabilir, 21. günde ise rahatça dolaşabilirler. 4. haftadan itibaren önlerine konan sütü içebilirler.
Normal olarak yavrular 3 - 4 haftalık olana kadar anneleri tarafından beslenir, bu yüzden bu yaştan önce ilave beslenmeye gerek yoktur. Bununla birlikte ananın sütü yoksa veya yavru sayısı fazla ise eniklere ilave beslenme uygulanmalıdır. Bu amaçla; inek sütü, krema, yumurta sarısı, kemik unu ve vitamin takviyesi yapılabilir. Fakat bu işlem oldukça zahmetlidir. Zira sütün her öğünde taze olarak hazırlanması gerekir. Bunun yerine ticari yavru köpek mamaları, ılık suda eritilerek verilebilir.
Yavrular 3 haftalık olduklarında, ana sütüne veya süt ikamelerine ilaveten çeşitli yiyeceklere alıştırılmaya başlanır. Bu yiyecekler ilk önce lapa halinde olmalıdır. Ve yavaş yavaş et, karaciğer, kaynatılmış yumurta ile desteklenmelidir. Ayrıca, ticari yavru mamaları sütle ıslatılarak verilebilir. Öğle öğününde ise süt verilmeye devam edilir.
Yavru maması miktarı yavaş yavaş çoğaltılarak kuru madde tüketimi arttırılmaya çalışılır, ancak süt miktarı değiştirilmez.
Yavrular 6 haftalıkken sütten kesilir yada analarından ayrılırlar. Ancak yavrular en az 6 - 7 aylık olana kadar süt verilmeye devam edilmelidir. Sütten kesme belli aralıklarla analarından uzaklaştırılarak yavaş yavaş yapılmalıdır. Bu yaştan önce dişler tam olarak gelişmediği için sert yiyeceklerden kaçınılmalıdır.
Ölüm, hastalık, emzirme yetersizliği veya ihmal neticesi analarını ememeyen eniklere, kaynatılmış ve 35 oC ye soğutulmuş su ile % 5 lik glikoz çözeltisi hazırlanarak; doğumdan sonra bir saat içinde, bir biberon veya sonda ile 5-10 ml verilir. Bundan yaklaşık iki saat sonra süt verilir. Böyle durumlarda inek sütü kullanılabilir. Ancak besleyici değeri köpek sütünden azdır ve sürekli kullanım için uygun değildir. Bunun yerine Tablo 2'de bileşimi verilen, buzdolabında saklanılarak içirileceği zaman 30 oC ısıtılan süt ikamesi kullanılabilir. Yavrulara verilecek süt veya benzeri sıvı miktarları ve öğün sayıları tablo 3'de verilmiştir.
Yavrular sütten kesildikten sonra sindirilme derecesi ve biyolojik değeri yüksek protein, yeterli vitamin ve kalsiyum içeren, kalsiyum-fosfor oranı uygun olan maddelerle beslenmelidir.
Genç köpeklerde 3 aylık olana kadar günde 4 - 5 kere, 3 - 5 ay arasında 3 kere, 5 - 10 ay arasında 2 kere, daha sonra bir veya 2 kere mümkün olduğunca aynı saatlerde mama verilir. Büyüme çağındaki köpeklere ihtiyaçlarından fazla mama verilmemelidir. Çünkü çok hızlı büyüme iskelet bozukluklarına yol açabilir. Bunun için canlı ağırlık artışı düzenli olarak kontrol edilmeli ve büyüme oranına göre diyet düzenlenmelidir. Dokuz aylık yavruların günlük mama tüketimleri, ergin köpeklerinkinden yaklaşık % 10 fazladır. 18 Aylıkken de ergin köpeklerin tükettiği miktar kadardır.
Yavrular hava cereyanından ve soğuktan korunmalıdır. Çevre sıcaklığı:
Eğer yavru ememeyecek kadar zayıfsa yumuşak lastikten yapılmış, 3 - 4 mm çapında bir sondayla verilebilir. Hazırlanan gıda 8 saatte bir verilmeli ve her beslemeden sonra işeme ve defakasyon için karın ve perineum bölgelerine masaj yapılmalıdır. Fazla besleme ishale sebep olabilir. Böyle durumlarda yapay gıda sulandırılmalı ve miktarı azaltılmalıdır. Yapay beslenen yavrular yaşamın ilk üç haftasında daha az kilo alırlar, sonraki ağırlık kazanımı normaldir. Anasını emen yavrular bir haftada iki misli olurken yapay beslenenlerde ikinci haftaya kadar bu gelişme görülmez.
GÜNLÜK BAKIM
Özellikle dışarıdaki kulübelerde barındırılan, bekçilik gibi görev yapan köpeklerin, sağlığını korumak için Tımar denilen temizliğin her gün bir defa uygulanması gerekir.
Tımar için çeşitli fırçalar yapılmıştır. İçlerinde madeni telli olanlar vardır. Köpeğin tüyleri uzun ve sert ise madeni fırçalar kullanılır. Fırça önce tüy yatımı tersine, sonra tüy yatımı yönüne olmalıdır. Üzeri tüm yüzeyi tarayacak şekilde uygulanmalıdır. Fırçalama esnasında kırılan ve dökülen kıllar, parmak uçları deride bir tarak gibi kullanılarak temizlenmelidir.
Tüyleri yumuşak ve çok dökülen köpeklerde, parmaklar açık bir durumda, el suya batırılarak ve ıslak bir şekilde vücut tarakla taranıyormuş gibi taranarak temizlenmelidir. Keza, bu suyun içine Veteriner Hekimin tavsiye edebileceği dezenfektan bir madde de katılabilir. Bu el masajından sonra bütün vücut bir defa fırçalanıp, özel taraklarla taranmalıdır. Köpeği sık sık yıkayarak temizlemek sağlığı yönünden zararlıdır. Çünkü köpeklerde deride bir terbezi yoktur. Ancak bol miktarda yağ bezleri vardır. Yağ bezleri deride yumuşaklık ve tüylere parlaklık verir. Bol yıkama deriyi kurutur, çatlatır, tüyleri donuklaştırır, çeşitli deri hastalıklarına zemin hazırlar.
Yıkama işleri Veteriner Hekimin uygun gördüğü hallerde, saf zeytin yağı ile yapılmış sabunlarla ve ılık suyla yapılmalıdır. Köpek çok kirlenmemişse ayda bir kez yıkanmalıdır. Yıkama köpeğin kuyruğun- dan başlar, başına doğru devam eder. Bu sırada kulaklar ve göze sabun kaçmamasına dikkat edilmelidir. Kulaklar yıkama esnasında pamukla tıkanmalıdır. Bir köpeğin sağlığı bazı organlarına bakılarak kolayca anlaşılır.
Gözler: Pembe, sarı görünüşlü ve parlaktır. Akıntı yoktur, bakışlar canlı ve dikkatli olmalıdır. Gözlerde hastalık bulunmamalıdır (Katarakt gibi).
Kulak: İç ve kenarları temizdir. Akıntı yoktur, ayrıca kulakta yabancı maddeler, leke, pire bit ve kene gibi parazitler de bulunmamalıdır.
Ağız: İç kısımları sarı-pembe görünüşte, dil açık kırmızı, ağızda fena bir koku ve dişlerde diş taşı olmamalıdır.
Anüs: Anüs normal bir görünüşte ve temizdir. Pislik ve parazitler görünmez.
Ayaklar: Tırnaklar normal uzunlukta, tırnak araları temiz olup, taban normal görünümde ve kabuklanma yoktur. Tırnaklar köpeğin normal yürümesini zorlaştırmayacak ölçüde makasla kısaltılmalıdır.
Vücut: Elle temasta hiçbir bölgede köpek irkilme göstermemelidir. İrkilme gösterince o bölgede anormalliğin olduğu muhakkaktır.
KÖPEK YETİŞTİRİCİLİĞİNDE KULLANILAN MALZEMELER
Barınaklar: Barınaklar tek ve toplu yetiştiriciliğe göre farklıdır.
Tek köpek için kulübe şeklinde barınak yapılmalıdır. Bu kulübeler ahşap, betonarme veya plastik olabilir. Kulübelerin çatı kısmı meyilli olup, öne doğru çıkıntılı bir bölme olmalıdır. Çatı sac, atermit veya ondülin ile kapatılmalıdır. Bu kulübeler içi düz, boyalı, çivi çıkıntısı ve kıymık çıkıntısının olmaması gerekir. Bir köpek kulübesi 1 m uzunluğunda ve 90 cm yüksekliğinde yapılabilir. Kulübenin içi ve dışı kötü hava koşullarının çürütücü etkisini ve parazit yuvalarının oluşmasını önlemek için boyanmalıdır.
Toplu olarak barındırılacak köpekler için, barınakların genelde, hayvanın soğuk havalarda girebileceği bir bölümünün olması gerekir. Ayrıca doğum bölmeleri ve çiftleşme bölmelerinin olması gerekir. Bu bölmeler aynı çatı altında ve birbirine bitişik olarak ortada 2 m'lik bir koridor olmalıdır. Koridorun sağ ve solunda 3 - 5,5 m 'lik kulübeler ve kulübe yüksekliği 2,5 m olmalıdır. Kulübelerin aydınlık olması gerekir. Kulübelerin önündeki dış gezinti yerlerinin 2,5 x 5 m lik genişlik ve uzunlukta olup, etrafı köpeğin atlamasını önlemek amacıyla 180-200 cm yükseklikte olması gerekmektedir.
Yemek kabı: Krom-çelikten yapılmış, kalın cidarlı ve 3 lt kapasiteli olmalıdır. Her yemekten sonra sabunlu su ile iyice yıkanıp, bol su ile durulanmalıdır.
Su kabı: Bu malzeme paslanmaz çelik veya galvanizli sacdan (beton veya mermer olabilir) yapılmalıdır. Su kabı en az 15 lt olma lıdır. Her an temiz tutulmalı ve taze suyla dolu bulundurulmalıdır.
Deri tasma: 75 cm uzunlukta, 3 - 4 cm eninde, 5 mm kalınlığında yumuşak köseleden yapılmış olmalıdır. Köpeğin boyun çapına göre ayarlanabilmelidir. Tasma boyuna iki parmak genişliğinde takılmalıdır. Yani ne kolayca çıkmalı nede boynunu sıkmalıdır. Bu tasma, köpeği yedekte gezdirmek, bir yere bağlamak veya saldırganlık eğitiminde sevk kayışı ile birlikte kullanılmalıdır.
Sevk kayışı: Köpeği sevk için kullanılan bir gereçtir. Deriden ve ipten dokunmuş olanları da vardır. Bir ucunda tasmaya iliştirilmek amacıyla yerleştirilen bir mandal ve diğer tarafta elin bileğine geçecek bir şekilde halka bulunur. Normal uzunluğu 150 cm, eni 2 cm, kalınlığı en az 6 - 8 mm olmalıdır.
Bağlama zinciri: Köpeği kulübede veya arazide herhangi bir yere bağlamak amacıyla kullanılır. Bağlama zinciri mutlaka deri tasma ile kullanılmalıdır. En az 2 m uzunluğunda olmalıdır. Bu zincirin ucunda, deri tasmaya bağlanacak bir mandal ve orta kısmında birkaç adet fırdöndü bulunmalıdır.
Ağızlık: Köpeğin etrafındaki canlılara zarar vermesini önlemek için kullanılan özel bir gereçtir. Köpeğin toplum içinde gezdirilmesi, araba içinde nakledilmesi, gerekli sağlık muayenesi ile aşı ve enjeksiyon uygulamalarında kullanılır. Ağızlığın yapıldığı kayış yumuşak deriden veya plastikten olmalıdır.
Tarak: Paslanmaz çelikten yapılmış ve dişler arasında bir milimetredir.
Fırça: Sert plastikten veya hafif metalden yapılmış, çeşitli sertlik dereceleri olan gereçlerdir.
Mandal: Deri veya bez sevk kayışları ile bağlama zincirlerini birbirine bağlamaya yarar. Mümkün olduğu kadar kuvvetli mandallar tercih edilmelidir.
KANGAL KÖPEĞİNİN KURT BOĞMASI
Kangal köpekleri topluca kurt boğdukları gibi tek başlarına da kurt boğabilirler. Eğer köpek tek başına kurt boğmuşsa günlerce yerinde kalkamaz. Zira hem yaralı olur hem de gösterdiği üstün efordan dolayı aşırı yorgun olur. Yarasının çoğu tırnak yarasıdır. Kurdu boğmak için altına aldığında yaraların çoğu karın bölgesindedir. Kurt arka ayağının tırnaklarıyla üstündeki köpeği kaldırıp atmaya çalışırken yaralar. Kurdun arka ayak kasları çok kuvvetlidir. Kurdun açmış olduğu diş yarası ise bıçakla kesilmiş gibidir.
Kangal köpeği kurdu çok süratli kovalar ve yetiştiği zaman bazen yan taraftan süratli döş vurur, bazen de rast gele arkadan da çarpar. Bu çarpışma sırasında haliyle kurtta köpekte yıkılır. Sonra her ikisi birden kalkmaya çalışır. Eğer köpek kurttan evvel kalkarsa, hemen kurdun boğazından tutar ve ölünceye kadar bırakmaz. Fakat kurt daha evvel kalkarsa bu kovalamaca devam eder. Eğer köpek iki veya daha fazla ise kurt kalkmadan köpeğin öbür eşleri kurdu boğarlar.
Bu köpekler kurdun ölüsüne kulağını dayayarak dinler ve en ufak bir harekette yeniden boğarlar. Bu anda köpeklerin sahibi dahi gelse o hırsla hücum edip kurdun ölüsünün yanına yaklaştırmazlar.
Bu olaydan birkaç saat sonra köpekler uysallaşırlar ve boğazlarına kaçan kurdun kılları dolayısıyla öksürmeye başlarlar. Bunun için köpeklere hemen bir koyun kesilir ve koyunun kuyruğu yedirilir.
Böyle bir olaya tanıklık etmek ve böyle bir köpeğe sahip olmak sahibi için övünç kaynağıdır.
NASIL TEMİN EDEBİLİRSİNİZ?
Kangal Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği bünyesindeki üretim çiftliğinden veteriner hekim tarafından kontrolü ve aşıları yapılmış sertifikalı yavru kangal çoban köpeklerini temin edebilirsiniz.
Başvuru Adresi ve Telefonlar
Adres : Kangal Kaymakamlığı Kangal / SİVAS
Tel : 0 346 457 10 01
Faks : 0 346 457 25 65
Kangal Köpeği Çiftliği ve İrtibat
Büro : 0 346 457 15 36
Çiftlik : 0 346 457 26 56
Faks : 0 346 457 17 66
__________________
KAYNAKLAR :
__________________
Wikipedia Halk Ansiklopedisi
Sivas Valiliği
|
|
|
Köpeklerde Hastalıklar ve Bakımları |
|
Yazar: RasitTunca - 07-27-2019, 08:17 PM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar
- Yorum Yok
|
 |
Köpeklerde Hastalıklar ve Bakımları
KÖPEKLERDE HASTALIK VE BAKIMLARI
KÖPEĞİN VÜCUT BAKIMI, TEMİZLİĞİ VE EGZERSİZLERİ
Bakım, köpeğin sağlığını ve iş verimini olduğu kadar, görünümünü ve güzelliğini de etkiler. Bakımı gereğince yapılan köpek, kendini daha ilk bakışta belli eder. Tüylerinin parlaklığı ve düzeninden, hareketlerinin canlılığına, bakışlarındaki dikkat ve zekadan, davranışlarındaki güven ve uyuma değin her şey bunu yansıtır. Hepsinden önemlisi, bakılan köpek sevilen köpek demektir, değer verilen köpek demektir. Bu ise, bir köpeğin yetiştirilmesinde besin kadar önemli bir öğedir. Köpek bakımı belirli başlıklar altında toplanabilir. Bunları şöyle sıralayabiliriz:
1. Tüylerin ve Derinin Bakımı:
Köpek postlu bir hayvandır. Bu post, onun dış etkilere karşı korunmasını sağladığı gibi görünümünü güzelleştiren bir değer de taşır. Köpeklerin bir bölümünün tüyleri kısa, bir bölümünün orta uzunlukta, bir bölümünün ise oldukça uzundur. Doğal olarak uzun tüylü türler, daha büyük ve özenli bir bakım gerektirir. Özellikle tüy değiştirme zamanı olan ilkbahar, ve sonbahar süresince, bu iş daha büyük bir önem kazanır. Gerekli bakım yapılmadığı takdirde, köpeğin yaşadığı tüm çevre tüy döküntüleriyle dolar. Bu ise insanların sağlığı açısından büyük sakıncalar içerir. Köpek için ise başka açıdan önem taşır.
KÖPEK HASTALIKLARI
Fırçalanmayan ve bakılmayan tüyler, köpeği rahatsız eder, kaşındırır. Onları kendi çabasıyla düşürmeye çalışır. Bu ise yaralanmasına, cildinin çizilmesine ve mikrop kapmasına yol açabilir. Bazı deri hastalıkları ortaya çıkabilir. Bütün bu sakıncaları önlemek, köpeğin sağlıklı bir cilde ve tüylere sahip olmasını sağlamak için, normal zamanlarda günaşırı, tüy dökümü süresince günde bir kez fırçalamak yararlı ve gereklidir. Ancak, derinin bu devre içinde son derece hassaslaştığı unutulmamalı, sert kıllı fırçalar kullanmaktan kaçınılmalıdır.
Köpeğin özel bakım gerektiren bir tür olmadığı durumlarda, genel olarak şöyle bir yol izlenebilir. Tüylerin fırçalanmasına baş üstünden başlanılır ve orta sertlikteki kıl fırça ile hayvanın gerisine doğru sıkıca sıvazlanarak taranır. Sırt bölgesinin taranması bitince, göğüs yöresi ve köpeğin yanları aşağıya doğru ayaklara varıncaya değin düzenli sıralar halinde fırçalanır. Bundan sonra kıllar çıkış yönünün tersine, bir kez daha fırçalanır. Bu tarayış, kıl diplerini güçlendirdiği, deriye masaj yerine geçtiği gibi, kıl diplerine yerleşmiş bulunan toz ve zararlı maddeleri de kabartır. Bundan sonra, yeniden düzgün yönde bir fırçalama ile tüy bakımının birinci aşaması bitirilir.
Islatıldıktan sonra sıkılarak suyu iyice alınan pamuklu bir bez parçası, eski bir fanila ile köpeğin tüyleri çıkış yönünde bastırılarak silinir. Göğüs, karın, bacak ve bacak araları iyice temizlenir. Bu arada deri iyice araştırılarak, kene, pire gibi zararlıların bulunup bulunmadığına bakılır. Eğer görülürse önlemleri alınır.
Kısa Tüylü Köpeklerin Taranması: Kısa tüylü köpeklerin taranmasında kısa ve yumuşak kıllı fırçalardan yararlanılır. Sert ve uzun kıllı fırçalar kullanım bakımından elverişsiz olduğu gibi, köpeğin derisini de çizebilir. Bundan sonra tüylerin çıkış yönüne doğru yapılan fırçalanmayla bütün toz ve pislikler atılır. Köpeğin tüyleri düzenli, parlak ve sağlıklı bir görünüm kazanır.
Uzun Tüylü Köpeklerin Taranması: Uzun tüylü köpeklerin taranmasında, uzun ve sert kıllı fırçalardan yararlanılır. Böylece sık ve uzun tüylerin arasına girip onları temizlemek ve havalandırmak, düzen vermek mümkün olur. Bu amaçla, dişleri aralıklı taraklardan, tel fırçalardan da yararlanılabilir. Özellikle Kaniş gibi tüyleri kıvırcık ve sert olan türlerin tüy bakımında böyle taraklar ve tel fırçalar gereklidir.
2. Dişlerin Bakımı:
Genç ve sağlıklı köpeklerin dişleri beyaz, parlak ve diş taşlarından arınmıştır. Diş sağlığının, yaşla olduğu kadar beslenme ve bakımla da büyük ilişkisi vardır. Gelişme çağlarında kalsiyum gereksinimi yeterince karşılanan köpeklerin dişleri güçlü ve sağlam olur. Erişkin olduğunda, gevrek, iri sığır kemiği verilen köpeklerin dişlerinde diş taşları oluşamaz ve dişler aşınmalara karşı direnç kazanır.
Dişlerdeki renk sararması, kötü ağız kokuları her zaman diş taşlarından ileri gelmez. Kimi kere bunların nedeni sindirim bozukluklarıdır. Dişlerde görülen önemli arızalar ve diş taşları için mutlaka bir veteriner doktora gitmek gerekir. Ancak, kirli ve sararmış dişler, sertçe bir bezi limon suyuna batırarak silmek veya hidrojen perokside batırılmış bezle oymak suretiyle temizlenip beyazlatılabilir. Dişleri temizlemek amacıyla, kullandığımız türde diş fırçalarından da yararlanmak mümkündür.
3. Göz ve Kulak Temizliği:
Sağlıklı bir köpeğin gözü temiz, parlak ve canlıdır. Çapaklı, donuk ve kanlı gözler sağlıksızlık belirtisidir. Köpeklerde göz temizliğine özen göstermek, çapaklanma ve kanlanma olduğunda, asit borikli suya batırılmış bir pamukla gözleri silip temizlemek gerekir. Çoğunlukla üşütmeden ileri gelen çapaklanmalarda Camomile ve Borasit solüsyonlarının kullanılması yarar Sağlar. Aşırı ve inatçı olaylarda veteriner doktora başvurulmalıdır.
Kulaklar, köpeklerin önemli olduğu kadar duyarlı ve hastalıklara açık bir organıdır. Köpeğin tüylerinin fırçalanması sırasında kulaklar bilhassa incelenmeli kulağın içine doğru giden kıllar dışa doğru taranmalıdır. Köpeklerin kulaklarında, havadaki tozların kulak içlerine girmesini önleyen bir nemlilik vardır. Bunu, kulakta bulunan salgı bezleri sağlar. Böylece kulak kepçesinde tutulan kirler, duyarlı bölgelere girme olanağı bulamazlar. Ancak bunların kulak kepçesinde de fazla oranda birikmesi hastalıklara yol açar, sakıncalar doğurur. Bunların, asit borikli Suyla hafifçe ıslatılmış veya zeytinyağı ile nemlendirilmiş bir pamuk parçasıyla gerektikçe temizlenmesi zorunludur. Ancak bu temizleme sırasında büyük özen gösterilmeli kulak iç
Kulak kepçelerinde biriken kirlerin temizlenmesi, kulak sağlığı konusunda ilerde doğabilecek sorunların önüne geçer.
Kulakta görülebilecek akıntılarda dikkatli olunmalı, böyle durumla karşılaşıldığında zaman yitirilmeksizin veterinere başvurulmalıdır. Çünkü bu belirti, önemli bazı hastalıkların habercisi olarak görülebilmektedir.
4. Ayak ve Tırnakların Bakımı:
Özellikle ev dışında yaşayan, av gibi yürüyüş gerektiren görevler yüklenmiş bulunan köpeklerin ayaklarında aşınmalar, yaralanmalar, çizilmeler, tırnak kırılmaları görülebilmektedir. Bu nedenle, yapılan bakım sırasında ayaklar da gözden geçinilmeli, hayvana rahatsızlık veren bir durum olup olmadığı araştırılmalıdır.
Ayak ve tırnaklar bu iş için kullanıma elverişli bir fırça ile fırçalanmalı, eğer varsa, tırnak arasına sıkışmış olan kurumuş çamur parçaları, toz ve kinler temizlenmelidir. Dolaşılan yerlerde bulunan keskin kenarlı kayalar veya kırık cam parçaları, köpeğin taban yastıklarında derin kesiklere neden
Tırnaklarda kırılmalar olabilir, taban yastıklarına kıymık, diken batabilir. Bu gibi durumların bakım ve tedavisi anında yapılmalı, kesik, çizik ve tırnak yaralarının ihmal edildiğinde bazen büyük sorunlar çıkartabileceği unutulmamalıdır.
Kırılan tırnaklar gibi aşırı uzayan tırnaklar da bakım gerektirir. Normalden fazla uzayan tırnaklar kimi kere kıvrılarak köpeğin etme batar ve iltihaplanmalara yol açar. Kimi kere ise, sağa sola takılarak köpeği rahatsız eder ve sonunda kötü bir biçimde kırılır. Bütün bu nedenlerle zaman zaman köpeğin tırnağını kesmek gerekir. Köpeğin tırnağı, ya bu iş için özel olarak yapılmış bulunan Papağan Gagası adıyla anılan özel bir makasla, ya da manikür takımlarında bulunan herhangi bir tırnak pensi ile kesilebilir.
Tırnak kesilmesi,düşünüldüğü kadar basit bir iş değildir. Yanlış ve hatalı kesim büyük sorunlar yaratabilir. Tırnağın kesim sırasında fazla derin alınması kanamalara ve iltihaplanmalara yol açar. Resimdeki kesime dikkat ediniz. Tırnak, fazla derine gitmeden ve tırnak ucu kütleştirilmeden kesilmektedir. Pürüzlü ve kırık tırnakları törpülemek gerekir. Bu amaçla bildiğimiz tırnak törpüleri kullanılır. Törpülemenin, tırnağın çıkış yönünde olması gerekir. Ters yöne doğru yapılan törpüleme tırnak köklerini zedeler ve iltihaplandırır.
Bakımlı ve sağlıklı bir köpeğin ayaklarında, tırnaklar arasında yabancı herhangi bir madde bulunmaz. Tırnaklar bakımlı ve düzgündür. Uzamış, çatlamış, kırılmış tırnak yoktur. Taban yastıkları bakımlıdır, kesikler, yaralar ve kabuklanmalar görülmez.
5. Yıkama ve Temizleme.
Köpeklerin cilt dokusu, insanlarınkine oranla çok değişiktir. Köpeklerin ter bezleri yoktur. Yani terlemezler. Köpeğin derisi insanınki gibi hava almaya elverişli yapıda da değildir. Buna karşın köpek zengin sayılabilecek yağ dokusuna sahiptir. Bu yağ bezleri deriyi yumuşak ve dirençli kılan. Köpekleri, koktukları gerekçesiyle sık ve aşırı yıkayanlar, onların sağlığıyla oynar. Köpek, zorunluluk olmadıkça yıkanmamalıdır. Yıkanması gerektiğinde, bu sıcak yaz aylarına rastlatılmalıdır ya da çok iyi kurulanmasına özen gösterilmelidir. Aşırı yıkama derideki yağların yitirilmesine, derinin kuruyarak çatlamasına, tüylerin canlılığını kaybetmesine yol açar. Soğuk havalarda, özellikle ev dışında barındırılan köpeklerin yıkanması şiddetli soğuk algınlıklarına neden olabilmektedir.
Köpek, sağlığı açısından gerekli olduğunda veya sıcak yaz aylarında sı olmamak koşuluyla yıkanabilir. Köpeğin yıkanmasında bazı noktalara dikkat edilmelidir. Köpeğin yıkama suyu veya soğuk olmamalı, 35 C0 dolaylarında bulun malıdır. Köpeğin yıkanmasında kullanılacak şampuan, içinde yağ ihtiva etmelidir.
Kulaklara su kaçmaması için, birer parça pamukla kulakların kapatılması yerinde bir önlemdir. Çünkü, kulağa kaçan su büyük sakıncalar doğurur. Yıkanacak köpek, bir banyo küvetine, genişçe bir lavaboya veya leğene yerleştirilir. Baş kısmı hariç tüm gövde güzelce ıslatıldıktan sonra şampuan dökülerek köpürtülür ve bu köpükler, başın dışında bütün vücuda yayılır. Parmaklarla köpeğin vücuduna masaj yapılarak kirler kabartılır. Daha sonra, bu köpükler tümüyle temizleninceye, tüyler arasında sabun zerrelerinin kalmadığına emin olununcaya değin, uygun sıcaklıktaki suyla yıkanır. Bu arada, bir sünger ıslatılıp iyice sıkıldıktan sonra, köpeğin başı, yüzü, ağzının çevresi, gözlerin etrafı iyice silinip temizlenir. Bundan sonra köpek, yıkanılan yerden bir havluyla alınır. ılık, rüzgarsız, hava cereyanı olmayan bir yerde, eğer varsa elektrikli kurutma makinesi ile, yoksa havlu ile mümkün olduğunca kurulanır. Tüyler çıkış yönünde taranıp fırçalanır.
Eğer hava soğuksa, vücuttaki rutubet tamamıyla gidinceye kadar ev içinde tutulur. Hava güneşli ve sıcaksa, serbest bırakılarak, hareket hainde iken tüylenin kuruması ve güneşlenmesi için olanak tanınır. Ağız çevresinde uzun tüylere sahip olan köpekler, yemek sırasında bunarı kirletir. Böyle özellik taşıyan köpeklerin ağız yöresindeki tüyler, suyu sıkılmış ıslak bez veya süngerle temizlenebilir.
Köpeklerin sık sık yıkanması, yukarda belirttiğimiz gibi, türlü sakıncalar doğurur. Bu nedenle, köpeğin temizliğinde başka yöntemler de uygulanır. Bu amaçla testere talaşı denilen çok ince tahta talaşından yararlanılır. Toz halindeki bu talaş, köpeğin kıllarının arasına avuç avuç dökülerek tüylerle birlikte iyice ovuşturulur. Daha sonra, bunları dökmek için köpeğin tüyleri fırçalanır. Küçük yapılı, uzun ve seyrek tüylü, beyaz renkli bazı köpekler, beyaz tebeşir pudrası ile temizlenmekte iseler de, bu işlem tebeşir tozlarının çevreye dağılması nedeniyle pek pratik değildir.
6. Köpeğin Gezdirilmesi ve Egzersizleri:
Bütün köpekler, türden türe süresi ve niteliği değişmekle birlikte, hareket etme ve egzersiz yapma gereksinimi duyar. Sürekli olarak evde yaşayan, narin yapılı bir süs köpeği, bile, bu gereksinimi yeterince sağlanmazsa, normal halini, hareketliliğini, neşesini ve bazen de sağlığını yitirir. Bu tür köpeklerin zaman zaman bahçeye çıkartılarak gezdirilmesi gerekir. Onların sağı solu dolaşmaları, öteyi beriyi koklamaları içgüdülerini canlı tutmaya, türlerine özgü koklama ve işitme duyularını doğal ortam içinde sınayarak özgüvenlerini kazanmalarına yarar. Bununla birlikte, böyle narin türlerin, fazla alışık olmadıkları dış ortamda uzun süre bırakılmaları, elverişsiz havalarda çıkartılmaları sağlıkları üzerinde iyi etki bırakmaz.
İri yapılı köpeklerin, bilhassa özel amaçlarla eğitilip çalıştırılan görev köpeklerinin bu gereksinimi çok daha fazladır. Bunlar, açık havada koşma, serbest kalma, eğitildikleri alanda egzersiz yapma gereksinimi duyarlar. Yarış köpekleri, av köpekleri, koruma ve bekçi köpekleri, çoban köpekleri uzun süre etkinlikten uzak ve hareketsiz bırakılmamalıdır. içgüdüsel tepkilerini doyurmak, eğitildikleri alandaki beceri ve yeteneklerini körleştirmemek için, sık sık uygun yörelere götürülerek serbest bırakılmalı. egzersiz ve antrenman yaptırılmalıdır.
İÇ PARAZİTLER:
Bu parazitlerin çoğu beslenip çoğaldıkları köpek bağırsaklarında hayatlarını sürdürürler. Yerde bulunan parazitlerle bulaşmış bir hayvan dışkısındaki yumurtalar, onu koklayan veya üzerinde yürüyen köpeklere bir tehlike oluşturur. Tedavisinden sonra köpeğinizi dışkı bulunan yerlerden uzak tutunuz. Teşhisleri en iyi şekilde Veteriner Hekiminiz tarafından saptanabilir. Bu parazitlerin bulunup bulunmadığını saptamak için o sizden köpeğinizin dışkısından bir örnek getirmenizi isteyecektir.
KURTLAR: Yuvarlak kurtlar : Anneleri tarafından köpek yavrularına doğum öncesi (plazental yolla) veya anne bakımı sırasında bulaşabilir. Bu 5 cm. uzunluğunda ince, beyazımsı veya açık kahverengi parazit bazen bulaşmış olduğu köpeğin dışkısında da görülebilir. Bazen de kusarak bu paraziti çıkarabilirler. Yavru köpeklerde yaygındır ve onlara şişkin göbekli bir görünüm verebilir. Larvası köpeğin bedeninde dolaşır. Bir yuvarlak kurt enfeksiyonundan büyüme bozukluğu, ishal, kusma, dışkıda kan, su kaybı, ve bazen zattüre oluşabilir. Tedavinin tekrarlanması ve uzun süre devam edilmesi gerekir.
KANCALI KURTLAR :Barsak parazitleri arasında en tehlikeli olanlar arasındadır. Annelerinden köpek yavrularına doğum öncesi veya anne bakımı sırasında bulaşabilir .Kancalı kurtların belirtisi arasında bitkinlik, kansızlık, iştahsızlık, siyah ve kanlı dışkıdır.
Trişin: Bu parazit köpeğin sindirim sisteminin alt ucuna yerleşir ve kronik barsak iltihaplanmasına, dışkıda mukus, kilo kaybı ve ishale yol açar.
BARSAK ŞERİTLERİ (TENYALAR):Bu parazitlerden bazıları larva şeklindeyken köpeğin pireyi yuttuğu zaman ortaya çıkar. İştah kaybı, kansızlık,ishal v.b belirtilere neden olurlar. Bazı tenya türleri insan sağlığı açısından çok önemli riskler içermektedir. Düzenli olarak mutlaka iç parazitlere karşı tedavi ve koruyucu tedavilerini yaptırmayı ihmal etmeyiniz.
KALP KURDU: Bir sivri sineğin sokması ile bulaşır. Bu son derece tehlikeli parazit köpeğin kalbine yerleşir ve gerek kalp gerekse de akciğer hasarına , öksürük, durgunluk ve bitkinliğe yol açar Bu hastalık akciğerleri, akciğerlere kan taşıyan damarları ve kalbi etkilemektedir. Belirtiler çabuk yorulma, öksürük, kusma, kilo kaybı, solunum güçlüğü ve bazen ani ölümdür.
Sivrisinekler olmadan bu hastalık yayılamaz. Subtropikal iklimli bölgelerde hastalık çok sık görülmektedir. Ancak göl, nehir ve deniz kenarlarında sivrisineklerin yoğun olduğu bölgelerde hastalık yine yoğun olarak görülmektedir. Köpeklerle karşılaştırıldığında kediler bu hastalığa karşı daha dirençlidir. Ancak enfekte olduklarında bu hastalık kedilerde daha şiddetli seyretmektedir.
Kalp kurdundan koruma çok basittir. Koruyucu ilaçlar sivrisinekler tarafından bulaştırılan larvaları öldürür. Birçok durumda aylık olarak kullanılan tabletler etkili bir koruma sağlamaktadır.
Kalp kurtların bulunup bulunmadığını saptamak için bir kan muayenesi yapılır Kalp kurdunun tedavisi zordur, ancak ona karşı önlem almak kolaydır. Bu konuyla ilgili Veteriner Hekiminizin belirleyeceği koruyucu programı onunla görüşünüz .Bir Veteriner Hekimin denetimi dışında hiç bir zaman bir köpeğe kalp kurdu tedavisi uygulamayınız. Detaylı bilgi için Friends Veteriner Poliklinliğini ararsanız size yardımcı olabiliriz.
DIŞ PARAZİTLER :Dış parazitler pireler, bitler, ve kenelerdir. Köpeğinizin derisinde yaşayan bu böcekler onu sadece rahatsız etmekle kalmaz aynı zamanda çeşitli hastalıklar bulaştırır ve iritasyonlarına bağlı değişik alerjik hastalıklara neden olurlar. Bazıları insanlara da hastalıklar bulaştırır.Bu yüzden onların varlığını dikkatli bir şekilde izlemekte fayda vardır.
PİRELER :Eğer köpeğinizde pire varsa büyük olasılıkla sizin bundan haberiniz vardır. Genelde onları görmek kolaydır. Pireler köpeğin kanını emerek beslenirler . Kaşıntıya ,alerjilere ve yutulduklarında barsak şeritlerini bulaştırırlar. Rutin pirelere karşı mücadele etmek en etkin yöntemdir. Yaşadığınız bölgeye göre,pire mevsimi birçok ay sürebilir. Pirelerin yumurtaları köpek üzerinde açılmaz bulunduğu ortamda uygun koşullarda açılır ve larval gelişimini tamamladıktan sonra köpeğe veya ortamdaki diğer hayvan ve insanlara geçer. Onun için sizin hem hayvanınızı hem de çevrenizi(hayvanın bulunduğu yeri ) ilaçlamanız gerekir. Her 1-2 haftada onun yatağını yıkayınız. Halıları ve aralıkları iyice makineden geçiriniz.(sonra kir torbasını atınız) Ve hayvanınıza Veteriner Hekiminizin önerdiği pire tozu, sprey, veya sıvı ilacı kullanınız.
KENELER: Kenelerin birçok çeşiti vardır iyi ki pireler kadar yaygın değiller. Bir kenenin ısırması hayvanlara birtakım kan parazitlerini bulaştırabilir. İnsanlarda da lyme dizisse neden olurlar. Köpeğinizin derisinde bir kene gördüğünüz zaman mümkün olduğu kadar onu kafasına yakın bir yerden bir cımbız ile sıkıştırarak onu çıkarabilirsiniz. Enfeksiyonu engellemek için ısırdığı yere alkol veya oksijen dökünüz. Eğer yüksek oranda kenelerin bulunduğu bir bölgede yaşıyorsanız Veteriner Hekiminizden hem köpek hem de çevrenizdeki diğer kenelerle nasıl mücadele edileceğini öğrenebilirsiniz.
UYUZ: Uyuzun birçok çeşiti vardır en çok yaygın olanları sarkoptes ve demodeks uyuzudur. Uyuz böcekleri hayvanın derisi içinde ve üstünde tüy folüküllerinde yaşarlar ve çıplak gözle görülmezler. Sarkoptesler derinin altında tünel şeklinde girintilerde yumurtlarlar. Şiddetli kaşıntıya , derinin kalınlaşmasına,tüylerin dökülmesine ve kabuklanmasına neden olur .Sarkoptes İnsanlara da son derece bulaşıcıdır.
Demodeks uyuz böceği tüy foliküllerinde yaşar .Vücudun genelinde özellikle çıplak yerlerinde koltuk altında deri lezyonlarına neden olur. Her iki tip uyuz böceği çabuk yayılabilir ve tedavisi zor olabilir. Tedavi için Veteriner Hekiminizin önerilerini dinleyiniz.
KUDUZ
Hızlı seyreden ölümle sonuçlanan viral bir hastalıktır.Tüm sıcak kanlı hayvanlarda ve insanlarda görülür.Etkeni sinir dokusuna yerleşir ve hastalık 10 günden bir kaç aya kadar ilerler.Şuur kaybı ,huzursuzluk,su korkusu ve felçlerle karakterizedir.Bu gibi belirtiler ortaya çıktıktan sonra en geç 10 gün için de ölümle sonuçlanır.Genellikle bulaşma salyadan,hayvan ısırması ile gerçekleşir.Hastalığın seyri 3 dönem gösterir. 1-Sukunet Dönemi:Hareket değişikliği,korkaklık,sinirlilik,evden uzaklaşma,yabancı cisim yeme,yutkunma zorluğu,salya akışı (1-3 gün sürer ) 2-Saldırgan Dönem:Huzursuzluk artar,ısırma arzusu fazladır,çok saldırgandır(3 gün sürer) 3-Felç Dönemi:Ölümden kısa süre önce oluşur,vücudun çeşitli yerlerinde felçler oluşur,yutma güçtür,alt çene felçtir,salya akışı fazladır(3-4 gün sürer,ölümle sonuçlanır) Bu hastalığın tedavisi mümkün değildir.Aşı, yavrular 12-13 haftalıkken yapılır ve her yıl tekrarı gerekir.
KENNEL COUGH
Öksürükle seyreden solunum sistemi hastalığıdır.Etkeni aldıktan 4 gün sonra başlayan öksürüğün karakteri kuru veya yaş olabilir ve mükoz bir salgı çıkartılır.İlerlerse pneumoni oluşur.Aşısı,yavrulara 8 ve 12. haftalarda 2 doz şeklinde yapılır.Her yıl tekrarı gerekir.
CORONA VIRUS ENFEKSİYONU
Kusma ve ishalle seyreden yavrularda ölümle sonuçlanan hastalıktır.Depresyon ve iştahsızlık vardır.Dışkı sulu,sarı,yeşil veya turuncu renktedir.Belirgin bir kokusu vardır.İshal 2-3 gün sürer.Yavrularda ölümle sonuçlanabilir.Aşısı 7-12. haftalarda yavrulara 2 doz yapılır.Her 6 ayda bir tekrarı gerekir.
KANLI İSHAL (PARVOVIRAL ENTERITIS)
Aşılanmamış yavrular da ölümle sonuçlanan çok bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalıklı bir köpekle temas eden herhangi bir canlı bu hastalığı diğer köpeklere taşır. Etken 0-C’nin altında dahi uzun süre yaşayabilir.Kusma,kan veya mukoz bir katmanla kaplı dışkı en tipik belirtidir.İştah azalması, depresyon ve yüksek ateşle seyreder. Rottweiler,Doberman Pinscher,English Spaniel gibi ırklar özellikle hassastır. Aşısı, yavrulara üçer hafta ara ile 3 doz şeklinde yapılır ve yıllık tekrarı gerekir.
KÖPEK GENÇLİK HASTALIĞI (DISTEMPER)
Solunum,sindirim ve merkezi sinir sistemini etkileyen ölümcül bir hastalıktır. Ateş,burun ve göz yaşı akıntısı,depresyon,iştahsızlık,ishal görülür. Daha sonra titremeler, koordinasyon bozukluğu ve 2-4 hafta süre içersinde ölüm görülür. Aşısı yavrularda 10,13 ve 16.haftalarda 3 doz şeklinde yapılır,her yıl tekrarı gerekir.
KAN İŞEME HASTALIĞI (LEPTOSPIRA ENFEKSIYONU)
Köpeklerde ve diğer hayvanlarda görülen özellikle karaciğer, böbrek ve üreme organlarını etkileyen bir hastalıktır.Etken vücudun her tarafına yayılır. Ateş, kan işeme,anemi görülür.Ölüm böbrek yetmezliği sonucu oluşur. Kalp,merkezi sinir sistemi ve göz etkilenen diğer bölgeler arasındadır. Şehir köpeklerinde daha sık rastlanır.Depresyon, ishal, öksürük, güç solunum görülür. Yavrular 10, 13 ve 16.haftalarda 3 kere aşılanır. Yurtdışında, özellikle yaygın bölgelerde 4-6 ayda bir tekrarı yapilir. Ülkemizde ise senelik tekrar yapılmaktadır.
KÖPEKLERİN KARACİĞER ENFEKSİYONU(CAV-1)
Özellikle karaciğer, böbrek, göz ve kan damarlarını etkileyen bir hastalıktır. Ateş, titreme, koordinasyon bozukluğu görülür. Aşılanmamış köpeklerde 1-2 saatte ölümle sonuçlanır. Bağışıklığı düşük olan yavrularda depresyon , iştahsızlık, ateş, sancı, karaciğer büyümesi, göz hastalıkları, kusma meydana gelir. Yavrular 10-13-16.haftalarda 3 doz aşılanır. Aşının yıllık tekrarı gerekir.
EKİNOKOK KİSTİ(Hidatid-Hidatik Kist)
Kist hidatik insan ve hayvan sağlığını tehdit eden, ülkemizde çok yaygın olan, önemli bir paraziter hastalıktır. Hastalığın etkeni E.granulosus’dur. Parazitin olgunu köpek, kurt, çakal gibi etçil hayvanların ince bağırsağında yaşar. Yumurta ve larva formu ise, insan ve diğer memelilerin iç organlarinda yaşar. Parazit, kedilerde bulunsa bile üreyemediğinden dolayı insanlar için bir tehlike arz etmez. Parazitlerin yumurtası, köpeklerin dışkısı ile atılır ve çevreye yayılır. Bu yumurtalar çok dayanıklıdır, toprakta ve soğukta 1 yıl kadar canlı kalabilirler. Yumurta, ağız yolu ile insan ve diğer memelilerin bağırsaklarına ve oradanda kan yoluyla iç organlara özellikle akciğere ve karaciğere taşınır ve larva formuna dönüşür. Larva formuna kist hidatik denir ve bunlar içi sıvı dolu keselerdir. Köpekler, kisli bir memelinin etini çiğ olarak yedikleri zaman ,parazitle enfekte olurlar.Bu parazitler köpeklerin bağırsağında olgunlaşarak yumurta verirler ve bu döngüyü devam ettirirler. Kist hidatik, zannedildiği gibi tüylerden kaynaklanan bir hastalık değildir; ancak köpekler dışkısını yaparken, dışkıdaki yumurtalar tüylere bulaşır. Memelilerdeki kistler yavaş büyürler. Dokularda, kistler kapsülle sarılarak sınırlandırılır ve maksimum portakal büyüklüğüne ulaşabilir. Göğüs ve karın boşlugu gibi boşluklu organlarda ise 10-20 yıl gibi bir süre zarfında 20cm çapa erişirler ve bu aşamada fiziksel belirtiler oluşur. Kistler çoğunlukla klinik belirtiler göstermese de lokalize olduğu organ veya dokuya yaptığı basınç, kapladığı hacim nedeni ile normal fonksiyonları bozar ve ağrı yapabilir. Diğer bir tehlikesi ise kistlerin kendiliğinden veya ameliyatta yanlıslıkla patlatılmasıdır ki bu da anaflaktik soka ve tekrar enfeksiyonun alınmasına neden olur. Kist hidatik’in dışında yine Ekinokok cinsine bağli E.alveolaris türünün larvasina ise alveolar kist denir. Bu parazitin taşıyıcıları kemiriciler, çesitli memeliler ve insandir. Bu etkenin yaşam döngüsü ise genellikle yabani hayvanlar ve tarla fareleri arasında olur. Yol açtığı hastalık diğer yönleriyle kist hidatik’in neden oldugu hastalığa benzerdir. Teşhis, köpek kili üzerinde veya dışkısında parazitimsi segmentlerin bulunması ile yapılır. Kist hidatik’ten korunmak için petlerinize çiğ veya az pişmis et vermekten çekinmeli ve Veteriner Hekiminizin belirleyeceği bir paraziter mücadele programını takip etmelisiniz. Kist Hidatikle mücadele programı, ya 4 ayda bir dışkı muayenesi ya da mevcut paraziti dökmek amacıyla paraziquantel etken maddesini içeren antiparaziter ilaçların kullanılmasi şeklinde olur. Etken insanlara sindirin yoluyla bulaştığı için aldığımız gıdaların temiz olmasına dikkat etmemiz korunmak için yeterli olmaktadır.
Köpekler Sinir sistemi hastalıkları:Epilepsy (Sara)
Köpekler Sinir sistemi hastalıkları:Kuyruk Felci
Köpekler Sinir sistemi hastalıkları:Intervertebral Disc Hernia (İntervertabral Disk Fıtığı)
Köpekler Sinir sistemi hastalıkları:Alt Çenenin Felci
Köpekler Kulak Hastalıkları:Otitis Externa (Dış Kulak Yolu İltihabı)
Köpekler Kulak Hastalıkları:Otitis Media (Orta Kulak İltihabı)
Köpekler Kulak Hastalıkları:Othaemotom (Kulak Kepçesinde Kan Toplanması)
Köpekler Kulak Hastalıkları:Otomycosis (Kulak Mantarı)
Köpekler Kulak Hastalıkları: Deafness (Sağırlık)
Köpekler Otitis Interna (İç Kulak İltihabı)
Köpekler Göz Hastalıkları:Conjunctivitis (Konjonktivit İltihabı)
Köpekler Göz Hastalıkları:Uveitis (Gözün Orta Tabakasının Yangısı)
Köpekler Göz Hastalıkları:Glaucoma (Glakom)
Köpekler Göz Hastalıkları:Conjunctivitis Follicularis (Üçüncü Göz Kapağının Follikülleri)
Köpekler Göz Hastalıkları:Amaurosis (Bakarkörlük)
Köpekler Göz Hastalıkları:Kornea Yaraları
Köpekler Göz Hastalıkları:Ectropium (Göz Kapaklarının Dışa Dönmesi)
Köpekler Göz Hastalıkları:Enophthalmus (Göz Küresinin Küçülmesi)
Köpekler Göz Hastalıkları:Keratoconjunctivitis Sicca
Köpekler Göz Hastalıkları:Exophthalmus (Göz Çıkığı)
Köpekler Göz Hastalıkları:Lens Luxationu (Lens Çıkığı)
Köpekler Göz Hastalıkları:Nystagmus (Göz Titremesi)
Köpekler Göz Hastalıkları: Panophthalmus (Göz Küresinin İrinli Yangısı)
Köpekler Göz Hastalıkları: Strabismus (Şaşılık)
Köpekler Göz Hastalıkları:Cataract (Katarakt)
Köpekler Göz Hastalıkları:Gözün Anatomik Yapısı Hakkında Genel Bilgi
Köpekler Göz Hastalıkları:Larenks Ödemi
Köpekler Göz Hastalıkları:Laryngitis (Larenks Yangısı)
Köpekler Göz Hastalıkları:Farengitis (Farenks Yangısı)
Köpekler Göz Hastalıkları:Farenksi Etkileyen Yabancı Cisimler
Köpekler Göz Hastalıkları:Rhinitis (Burun Mukozasının Yangısı)
Köpekler Alt Solunum Sistemi Hastalıkları:Akciğere Yabancı Cisim Kaçması
Köpekler Alt Solunum Sistemi Hastalıkları:Emphysema (Anfizem)
Köpekler Alt Solunum Sistemi Hastalıkları:Akciğer Ödemi
Köpekler Alt Solunum Sistemi Hastalıkları:Akciğerlerin Yangısı
Köpekler Alt Solunum Sistemi Hastalıkları:Bronchitis (Bronşit)
Köpekler Alt Solunum Sistemi Hastalıkları: Pneumonia (Zatürre)
Köpekler Deri Hastalıkları:Yavru Köpeklerin Pustüler Deri Hastalığı
Köpekler Deri Hastalıkları:Trichophytosis (Mantar)
Köpekler Deri Hastalıkları: Pyoderma (Deri İltihabı)
Köpekler Deri Hastalıkları:Flea Allergic Disease (Pire Alerjisi)
Köpekler Deri Hastalıkları:Gıda Alerjisi
Köpekler Deri Hastalıkları: Dermatitis Solaris Nasi (Burun Ucunun Güneşe Bağlı Dermatiti)
Köpekler Deri Hastalıkları: Dermatitis (Deri Yangısı)
Köpekler Deri Hastalıkları:Eczema (Ekzema)
Köpekler Deri Hastalıkları:Acanthosis Nigricans (Deri Sertleşmesi)
Köpekler Deri Hastalıkları:Allopecia (Kıl Dökülmesi)
Köpekler Deri Hastalıkları: Pruritis Cutaneus (Kaşıntı)
Köpekler Deri Hastalıkları:Acne (Kıl Kökü İltihabı)
Köpekler Rectum ve Anus Hastalıkları:Rectal Prolapse (Rectumun Dışarı Çıkması)
Köpekler Rectum ve Anus Hastalıkları:Anal Keselerin İltihabı
Köpekler Pankreas Hastalıkları: Pancreatitis (Pankreas Yangısı)
Köpekler Pankreas Hastalıkları: Pankreatik Yetmezlik
Köpekler Özafagus ve Mide Hastalıkları:Mide Torsiyonu (Mide Dönmesi)
Köpekler Özafagus ve Mide Hastalıkları:Midede Yabancı Cisim
Köpekler Özafagus ve Mide Hastalıkları:Gastritis (Mide Yangısı)
Köpekler Bağırsak Hastalıkları:Coccidiosis (Koksidiyoz Enfeksiyonu)
Köpekler Bağırsak Hastalıkları:Constipation (Kabızlık)
Köpekler Bağırsak Hastalıkları:İnce Bağırsaklarda Yabancı Cisim
Köpekler Bağırsak Hastalıkları:Colitis (Kalın Bağırsak İltihabı)
Köpekler Bağırsak Hastalıkları:Coccidiosis (Koksidiyoz Enfeksiyonu)
Köpekler Bağırsak Hastalıkları:Canine Rotavirus (Rotavirüs Enfeksiyonu)
Köpekler Ağız ve Yutak Hastalıkları:Epulis
Köpekler Ağız ve Yutak Hastalıkları:Tonsillitis (Bademcik İltihabı)
Köpekler Ağız ve Yutak Hastalıkları: Stomatitis-Glossitis-Gingivitis
Köpekler Ağız ve Yutak Hastalıkları: Periodontitis (Dişin Çevre Dokularının İltihabı)
Köpekler Ağız ve Yutak Hastaları:Yutma Güçlüğü Bozuklukları
Köpekler Ağız ve Yutak Hastalıkları:Üst Damak Yırtığı
Köpekler Ağız ve Yutak Hastalıkları:Ağızda Yabancı Cisim
Köpekler Zehirlenmeler:Barbituratlar İle Zehirlenme
Köpekler Zehirlenmeler: Striknin Zehirlenmesi
Köpekler Zehirlenmeler:Fosfor Zehirlenmesi
Köpekler Zehirlenmeler: Dicumarol Bileşikleri İle Zehirlenme
Köpekler Zehirlenmeler:Arı Sokması Sonucu Zehirlenme
Köpekler Zehirlenmeler:Antu (Alfa Naftil Tyoure) Zehirlenmesi
Köpekler Zehirlenmeler:Organik Fosforlu İnsektisidler İle Zehirlenme
Köpekler Zehirlenmeler:Antifiriz Zehirlenmesi
Köpekler Zehirlenmeler:Genel Bilgi
Köpekler Alt Üriner Sistem Hastalıkları:İdrar Kesesi Divertikulumu
Köpekler Alt Üriner Sistem Hastalıkları:İdrar Kesesi Tümörleri
Köpekler Alt Üriner Sistem Hastalıkları:Cystitis (İdrar Kesesi yangısı)
Köpekler Alt Üriner Sistem Hastalıkları:İdrar Kesesi Yırtıkları
Köpekler Alt Üriner Sistem Hastalıkları: Prostat Büyümesi
Köpekler Alt Üriner Sistem Hastalıkları: Phimosis (Penis Kılıfının Darlığı)
Köpekler Alt Üriner Sistem Hastalıkları:İdrar Kesesi Taşları
Köpekler Alt Üriner Sistem Hastalıkları:İdrar Kaçırma
Köpekler Üst Üriner Sistem Hastalıkları: Pyelonephritis (Böbrek Yangısı)
Köpekler Üst Üriner Sistem Hastalıkları:Ectopic Ureter (Üreter Anomalisi)
Köpekler Üst Üriner Sistem HastalıklarGlomerulonephritis (Böbrek Kılcal Damarlarının İltihabı)
Köpekler Üst Üriner Sistem Hastalıkları:Nephritis (Böbrek İltihabı)
Köpekler Üst Üriner Sistem Hastalıkları:Hydronephrosis (Hidronefroz)
Köpekler Üst Üriner Sistem Hastalıkları:Böbrek Kistleri
Köpekler Üst Üriner Sistem Hastalıkları:Böbrek Tümörleri
Köpekler Üst Üriner Sistem Hastalıkları:Renal Dysplagia (Böbrek Gelişim Bozukluğu)
Köpekler Üst Üriner Sistem Hastalıkları:Böbrek Yetmezliği
Köpekler Metobolizma Hastalıkları:Hypoadrenocorticism (Addison Hastalığı)
Köpekler Metobolizma Hastalıkları:Hypothyroidizm (Troid Bezlerinin Yetersiz Çalışması)
Köpekler Metobolizma Hastalıkları:Hyperthyroidizm (Troid Bezlerinin Aşırı Çalışması)
Köpekler Metobolizma Hastalıkları:Hypoparathyroidizm (Paratroid Bezlerinin Yetersiz Çalışması)
Köpekler Metobolizma Hastalıkları:Hyperparathyroidizm (Paratroid Bezlerinin Aşırı Çalışması)
Köpekler Metobolizma Hastalıkları:Hyperadrenocorticism (Cushing Hastalığı)
Köpekler Metobolizma Hastalıkları:Hypoglycemia (Düşük Kan Şekeri)
Köpekler Metobolizma Hastalıkları: Diabetes Insipidus (Şekersiz Diyabet)
Köpekler Metobolizma Hastalıkları: Diabetes Mellitus (Şeker Hastalığı)
Köpekler Dişi Genital Sistem Hastalıkları:Uterus (Rahim) Yırtıkları
Köpekler Dişi Genital Sistem Hastalıkları: Prolapsus Uteri (Uterusun Dışarı Çıkması)
Köpekler Dişi Genital Sistem Hastalıkları:Transmissible Veneral Tumour-TVT (Bulaşıcı Tümör)
Köpekler Dişi Genital Sistem Hastalıkları:Meme Tümörleri
Köpekler Dişi Genital Sistem Hastalıkları:Eclampsia (Gebelikde Kalsiyum Yetmezliği)
Köpekler Dişi Genital Sistem Hastalıkları:Vulvutis (Vulva Yangısı)
Köpekler Dişi Genital Sistem Hastalıkları:Vajinitis (Vajen Yangısı)
Köpekler Dişi Genital Sistem Hastalıkları:Metritis (Rahim Yangısı)
Köpekler Dişi Genital Sistem Hastalıkları:Mastitis (Meme Bezlerinin Yangısı)
Köpekler Erkek Genital Sistem Hastalıkları:Testes Atrophy (Testis Küçülmesi)
Köpekler Erkek Genital Sistem Hastalıkları:Testes Hypertrophy (Testis Büyümesi)
Köpekler Erkek Genital Sistem Hastalıkları:Cryptorchidism (Testislerin İnmemesi)
Köpekler Erkek Genital Sistem Hastalıkları:Urethritis (Üretra Yangısı)
Köpekler Erkek Genital Sistem Hastalıkları:Testis Tümörleri ve Kistleri
Köpekler Erkek Genital Sistem Hastalıkları:Transmissible Veneral Tumour-TVT (Bulaşıcı Tümör)
Köpekler Erkek Genital Sistem Hastalıkları:Orchitis (Testis Yangısı)
Köpekler İskelet ve Kas Sistemi Hastalıkları:Mandibula Kırıkları (Alt Çene Kemiği Kırığı)
Köpekler İskelet ve Kas Sistemi Hastalıkları: Patella Çıkığı (Diz Kapağı Çıkıkları)
Köpekler İskelet ve Kas Sistemi Hastalıkları:Omuz Çıkığı
Köpekler İskelet ve Kas Sistemi Hastalıkları:Myasthenia Gravis
Köpekler İskelet ve Kas Sistemi Hastalık:Omurların Yangıya Bağlı Hasarı
Köpekler İskelet ve Kas Sistemi Hastalıkları:Legg-Calve-Perthes Hastalığı (LCPD)
Köpekler İskelet ve Kas Sistemi Hastalıkları:Luxatio Femoris (Kalça Çıkığı)
Köpekler İskelet ve Kas Sistemi Hastalıkları:Hip Dysplaisa (Kalça Displazisi)
Köpekler İskelet ve Kas Sistemi Hastalıkları:Myositis Eosinophylica
Köpekler İskelet ve Kas Sistemi Hastalıkları:Alt çenenin Felci
Köpekler Beslenme Hastalıkları:Wobbler Sendromu
Köpekler Beslenme Hastalıkları:Rachitism (Raşitizm-Kemik Gelişimindeki Yetersizlik)
Köpekler Beslenme Hastalıkları:Osteomalacia (Kemik Yumuşaması)
Köpekler Beslenme Hastalıkları:Osteodystrophy (Kemik Gelişim Bozukluğu)
Köpekler Beslenme Hastalıkları:Obesity (Aşırı Şişmanlık)
Köpekler Beslenme Hastalıkları:Eclampsia (Gebelikde Kalsiyum Yetmezliği)
Köpekler Beslenme Hastalıkları:Anorexia (İştahsızlık)
Köpekler Beslenme Hastalıkları:Allotriophagia (Taş Toprak Yeme)
Köpekler Bağışıklık Hastalıkları:Vogt – Koyanagi – Harada Sendromu
Köpekler Bağışıklık Hastalıkları:Immun Thrombocytopenia (Trombosit Azalması)
Köpekler Bağışıklık Hastalıkları: Systemic Lupus Erythematosus
Köpekler Bağışıklık Hastalıkları:Myasthenia Gravis
Köpekler Bağışıklık Hastalıkları:Autoimmun Hemolitik Anemi (AIHA)
Köpekler Kalp Ve Dolaşım Hastalıkları:Endokardiosis
Köpekler Kalp Ve Dolaşım Hastalıkları:Von Willebrand’s Disease
Köpekler Kalp Ve Dolaşım Hastalıkları:Myocarditis (Kalp Kası Yangısı)
Köpekler Kalp Ve Dolaşım Hastalıkları:Heartworm (Kalp Kurdu)
Köpekler Paraziter Enfeksiyonlar:Canine Hemobartonellosis
Köpekler Paraziter Enfeksiyonlar:Echinococcosis (Kist Hydatik)
Köpekler Paraziter Enfeksiyonlar:Toxoplasmosis (Toksoplazma Enfeksiyonu)
Köpekler Protozoal Enfeksiyonlar:Isosporoidosis (İsospora Enfeksiyonu)
Köpekler Protozoal Enfeksiyonlar:Coccidiosis (Koksidiyoz Enfeksiyonu)
Köpekler Bakteriyel Enfeksiyonlar:Tetanus (Tetanoz)
Köpekler Bakteriyel Enfeksiyonlar: Salmonellosis (Salmonella Enfeksiyonu)
Köpekler Bakteriyel Enfeksiyonlar:Nocardiosis (Nokardiyazis Enfeksiyonu)
Köpekler Bakteriyel Enfeksiyonlar:Lyme Disease (Lyme Hastalığı)
Köpekler Bakteriyel Enfeksiyonlar:Leptospirosis (Leptospira Enfeksiyonu)
Köpekler Bakteriyel Enfeksiyonlar:Brucellosis (Brusella Enfeksiyonu)
Köpekler Bakteriyel Enfeksiyonlar:Campylobacteriosis (Campylobakter Enfeksiyonu)
Köpekler Viral Enfeksiyonlar:Rabies (Kuduz)
Köpekler Viral Enfeksiyonlar:Infectious Canine Hepatitis (Viral Karaciğer Enfeksiyonu)
Köpekler Viral Enfeksiyonlar:Infectious Tracheobronchitis-Kennel Cough (Barınak Hastalığı)
Köpekler Viral Enfeksiyonlar:Canine Parvo Virus (Kanlı İshal)
Köpekler Viral Enfeksiyonlar:Canine Herpesvirus Infection (Herpes Virüs Enfeksiyonu)
Köpekler Viral Enfeksiyonlar:Canine Coranavirus Infection (Corona Virüs Enfeksiyonu)
Köpekler Viral Enfeksiyonlar:Aujesky (Yalancı Kuduz)
Köpekler Canine Distemper (Gençlik Hastalığı)
Köpekler Zoonoz Hastalıkları:Trichophytosis (Mantar)
Köpekler Zoonoz Hastalıkları:Rabies (Kuduz)
Köpekler Zoonoz Hastalıkları: Salmonellosis (Salmonelloz Enfeksiyonu)
Köpekler Zoonoz Hastalıkları:Leptospirosis (Leptospiroz Enfeksiyonu)
Köpekler Zoonoz Hastalıkları:Campylobacteriosis (Campylobacter Enfeksiyonu)
Köpekler Zoonoz Hastalıkları:Echinococcosis (Kist Hydatik)
Köpekler Zoonoz Hastalıkları:Lyme Disease(Lyme Hastalığı)
HAYVAN HASTALIKLARINDA SIKÇA SORULAN SORULAR
Kedime Konserve mi yoksa Kuru Mama mı vermeliyim?
Çoğu kedi sahibi kuru mamanın mı ya da konserve mamanın mı daha iyi olduğunu bilmek istiyor. Veteriner hekimler genlede, kuru kedi mamasını, belirli beslenme ihtiyacı ya da alerjik durumları olmayan kediler için ana beslenme kaynağı olarak önerirler. Kuru mama genelde daha az pahalıdır, daha temizdir ve kullanımı daha kolaydır. Ayrıca açıldıktan sonra daha uzun süre dayanır ve genel diş sağlığını korumakta da çok daha iyidir. Ziyan olacağı endişesi olmadan kediye istenildiği kadar verilebilir (eğer kediniz aşırı obur değil ya da kilo almaya yatkın değilse). Özel ihtiyaçları olan kediler her zaman veteriner hekiminizin önerdiği şekilde beslenmelidir. Çünkü, diyet programına uymamak, ciddi sağlık sorunları getirebilir. Yani her zaman olduğu beslenme tarzını veteriner hekiminizin kedinize özel belirlediği şekilde uygulamak en iyisidir.
Evde kedi beslemek istiyorum. Tüyü boğazıma kaçsa hastalanır mıyım ?
Kedi ve köpeklerin sağlık kontrolleri veteriner hekim tarafından düzenli bir şekilde yapılırsa, aşıları zamanında uygulanırsa evde kedi ve köpek beslemenin hiç bir sakıncası bulunmamaktadır. Çünkü uygulanan aşılarla hem hayvan sağlığı hem de insan sağlığı korunmuş olunuyor.
Köpekler yaralarını yalayarak iyileştirebilirler mi ?
Yarayı yalaması gerçekten de yaranın temizlenmesine yardım eder ve köpeğin salyasında bulunan enzimlerin kısmen antiseptik etkisi vardır ama aşırı miktarda yalama, faydadan çok zarar verir. Yaranın iyileşmesi için veteriner hekiminizin önerilerini dinleyin.
Köpeğimin burnunun ıslak veya kuru olması köpeğimin sağlık durumu hakkında fikir verir mi ?
Genelde halk arasında köpeğin burnu ıslak ise sağlıklı olduğu, kuru ise de bir hastalık belirtisi olduğu yönünde bir kanaat vardır. Oysa, köpeğin burnu, sağlığı hakkında kesin bir işaret değildir. Köpekte normal beden ısısı 37,5 – 39,5 derece arasıdır; ancak veteriner hekimler, köpeğin ateşi 40 dereceye çıksa bile, burnunun soğuk ve ıslak olabileceğini belirtiyorlar. Burnu ıslak ve kuru olsa bile, asla köpeğinizdeki diğer hastalık belirtilerini göz ardı etmemelisiniz. Öte yandan, burnunun kuru olması da korkulara kapılmanıza neden değildir. Sıcak bir yaz öğleden sonrasındaki bir uyku, köpeğinizin burnunu oldukça kurutabilir. Her zaman, köpeğiniz için bol taze su bulundurun. Burnunun kuruluğu iki-üç gün devam eder ve başka belirtiler de ortaya çıkarsa, veteriner hekiminize danışın.
Kedim her yeri tırmalıyor ne yapmalıyım ?
Kedinizin evinizdeki eşyaları tırmalaması tamamen doğal bir içgüdüdür. Tırmalama, kedilerde esneme hareketi ve dolayısıyla kaslarının sağlıklı kalabilmesi için gereklidir. Bölgelerini belirlemek için kaplan ve aslanların da bu davranışı sergilediklerini görürüz. Tırnak ve tendolarının sağlığı için de mutlaka yapmaları gereken bir harekettir. Bu durum eşyalarınıza zarar veriyorsa çözüm olarak kedinize tırmalama tahtası veya benzeri bir eşya alabilirsiniz.Ancak kediler sıklıkla belirli bölgeleri tırmalamayı tercih ederler. Dolayısıyla tırmalaması için alacağınız bu eşyanın kediniz eve ilk geldiğinde mevcut olması onu seçmesi açısından faydalı olacaktır. Ayrıca kedinizi tırmalamasını istediğiniz yere alıştırmak için Veteriner Kliniklerinde ve evcil hayvan mağazalarında satılan “catnip” adı verilen spreyler mevcuttur. Uzak durmasını istediğiniz bölgeler için de, uzaklaştırıcı ürünler bulunsa da bazı kedilerde bu ürünler hiç bir etki göstermemektedir. Asla dayak veya ceza ile istenmeyen bölgeden uzak tutmayı denemeyin. Daha da fazla zarar vermesine ya da sizden soğumasına neden olabilirsiniz.
Köpeğim / Kedim ishal oldu ne yapmalıyım?
İshal tanım olarak; sıvı kıvamlı, gün içerisinde fazla miktarda ve sıkça yapılan dışkılamadır. Hayvanınızın dışkısını bir veya iki sefer sulu kıvamda yapması normal olabilir. Bu durum devam edecek olursa mutlaka Veteriner hekiminize danışınız. Unutmayınız ki, ishal bir hastalık değildir. Vücutta birşeylerin ters gittiğinin bir belirtisidir.
Köpeğim / Kedim neden çok tüy döküyor ?
Hayvanınızın tüyleri belirli mevsimlerde doğal olarak değişmekte ve dökülmektedir. Mevsim geçişlerinde vahşi hayvanlar kalın tüyleri ile ince tüylerini değiştirirler. Evimizde baktığımız hayvanlarımız da bu atalarından gelen biyolojik durumu sergilerler. Ancak tüylerin aniden, çok fazla dökülmeye başlaması ya da bölgesel kellik şeklinde, derisi görünecek kadar dökülmesi bir hastalığa işaret edebilir. Bu durumda mutlaka hekiminize danışmanız gerekmektedir. Dostunuzun tüy sağlığı ayrıca yedikleriyle de alakalıdır. Ne kadar kaliteli besinler alırsa, metabolizması okadar sağlam olacak ve karaciğer gibi deriyi kolaylıkla etkileyen organları çok daha düzgün çalışacaktır. Bu şekilde hem sizin hem de onun sağlığı korunmuş olacaktır.
Köpeklerde Neden Salya Olur?
Köpekler de bizler gibi memeli hayvanlardır ve beslenme ihtiyaçları belirli fizyolojik durumlar ile kontrol edilmektedir. Beyindeki açlık ve iştah merkezlerinin uyarılması sonucu mideyi gelecek olan yemeğe hazırlamak adına tükürük bezlerinden salya yani tükürük salgılanır. Bu durum özellikle ev yemeği ile beslenen hayvanlarda çok daha fazla gözlenmektedir. Köpeğinizin kuru mama ile beslenmesinin pekçok faydasından birisi de sizi rahatsız etmeyecek seviyede salya salgılanmasını sağlamasıdır.
Tersine Hapşırık Nedir?
Köpeklerde sıklıkla görülen tersine hapşırık durumu pek çok köpek sahibinin farketmediği veya yanlış yorumladığı bir durumdur. Kedilerde çok daha nadir görülen tersine hapşırık; boğaza bir yabancı cisim kaçmışcasına, hayvanın hırıltılar çıkarması, boynunu ileri uzatması ve öksürüğe benzer sesler çıkarması ile karakterizedir. Bu durum son derece doğaldır ve yumuşak damağın kısa süreli kasılmaları neticesinde oluşur. Bu durumu bizlerde de görülen hıçkırık ile benzeştirmek mümkündür.
Köpeğimin Kulağı Çok Kokuyor. Neden ?
Dış kulak kanalı; bakteri, mantar ve kulak uyuzlarının çok sevdikleri; sıcak ve nemli bir ortamdır. Özellikle uzun kulaklı köpeklerin kulaklarının düzenli bakımı ve temizliği, sağlıkları açısından elzemdir. Kulaktan gelen kötü kokular mutlaka Veteriner Hekiminiz tarafından muayene edilmelidir. Uzun süren enfeksiyonlar tedaviyi zorlaştıracak ve durumun ciddiyetini arttıracaktır.
Kedimin Gözlerinde Sürekli Çapak ve Lekeler Var. Ne Yapmalıyım ?
Özellikle İran kedilerinde sıklıkla gözlenen bu durum erken teşhiste rahatlıkla tedavi edilebilen ve önüne geçilebilen bir sağlık problemidir. Tedavi edilmediği takdirde gözyaşı kanallarının tıkanması ya da göz çevresinde kalan çapakların Kornea (gözün saydam tabakası)’ya zarar vermesi sonucunda ciddi göz hastalıklarına neden oldukları görülmektedir. Düzenli olarak gözlerin temizlenmesi ve bakımı bu hastalıkların oluşumunu engelleyecektir. Kullanabileceğiniz solusyonlar ile ilgili lütfen hekiminize danışınız.
Kedimin / Köpeğimin Ağzı Çok Kokuyor. Neden ?
Ağız kokusunun en büyük nedenleri diş ve diş eti hastalıklarıdır.Bunların başında da diş taşları gelmektedir. Ancak ağız kokusuna neden olabilecek diğer sistemik hastalıklar da göz önünde bulundurulmalıdır (böbrek hastalıkları gibi). Ağız sağlığı ve bakımı konularında lütfen hekiminize danışınız.
Köpeğim Arkasını Yere Sürterek Yürüyor, Neden ?
Büyük ihtimalle köpeğiniz anal kese yangısı adını verdiğimiz hastalık nedeni ile kaşıntı hissini gidermek için bu hareketi yapıyordur. Çok iyi bakım koşulları altında dahi oluşabilen bu hastalık, dışkıların daha kolay çıkmasını sağlayan, anüs bölgesindeki keselerin iltihap toplaması ya da içeriklerinin aşırı miktarda birikmesi olarak özetlenebilir. Lütfen gerekli müdahale ve tedavi için en kısa sürede hekiminize danışınız.
Kediler neden mırlar?
Kedilerin yavruluktan itibaren içgüdüsel olarak çıkardıkları bu sesin esas amacı, anne kediye herşeyin yolunda olduğuna ve kendisini iyi hissettiğine dair mesaj vermektir. Kedilerin büyüdükten sonra bu sesleri çıkarmalarının sebebi, çocukluk içgüdüleri ile sahiplerine aynı mesajı vermeleridir.
Acil kanamalarda veteriner hekime götürene kadar ne yapmalıyım?
Derin bir kesik veya yaradan gelen kanamayı durdurabilmek için iki temel yöntem vardır, doğrudan baskı ve turnike. Önce kanamayı doğrudan baskı ile durdurmaya çalışın. Yaranın üzerine bir kaç kat steril gazlı bez koyup sıkıca ve düzgün ve baskı uygulayın. Yarayı silmeyin veya yara temizleyicileri ya da merhemler sürmeyin. Eğer kan gazlı bezden geçiyorsa, bezi almayın bu pıhtılaşmayı önleyip kan akışını yeniden hızlandırabilir. Üzerine yeni bir gazlı bez koyup bastırın. Bacak ya da kuyruktaki kanama baskıya rağmen durdurulamıyorsa, bir turnike kullanmayı deneyin. Bunu ancak son çare olarak kullanın. Turnike uygulaması 2 saatten fazla sürmemelidir. Fazla uzun bir süre uygulanan turnike, uzvun kaybedilmesine yol açabilir. Turnike uygulamak için uzvu ya da kuyruğu 2,5 cm eninde bir gazlı bez ya da geniş bir kumaş parçası ile sarın ve yarım düğüm atın. Dar bir bant veya ip kullanmayın. Üzerine bir kalem yada çubuk takın ve düğümü tamamlayın. Kanama duruncaya kadar yavaşça kalemi döndürün. Yapışkan bant ile yapıştırın. Kan dolaşımının devamını sağlamak için turnikeyi her beş dakikada bir gevşetin. Yarayı steril gazlı bez ile örtün ve köpeği tedavisi için mümkün olduğunca çabuk veteriner hekiminize götürün.
Yalancı Gebelik?
Seksüel siklusun kızgınlık evresinde ( 2. Evresi olan Östrus) eğer dişi hayvan çiftleşmemiş ise bunu takip eden siklus döneminde (metostrus) “Yalancı Gebelik” adını verdiğimiz durum gelişir. Bu fizyolojik olarak seksüel siklusun akışında yaşanan doğal bir süreçtir. Bunun sebebi kan prolaktin seviyesinin yükselmesidir. Bu artış bazen daha yüksek seviyelere ulaşmakta ve buna bağlı olarak ta dış klinik semptomlar ortaya çıkmaktadır. Bazen de bu seviyedeki (prolaktin) artış fizyolojik sınırlar içerisinde kaldığından dış klinik semptomlar gözlenmez. Başlıca klinik semptomlar; memelerin büyümesi, sıkıldığında süt veya sekret gelmesi, köpeğin memelerini yalaması, bazen memelerde kızarıklık ve ağrı. Karanlık yerlere saklanma, evdeki çeşitli taşınabilir eşyaları sahiplenme ve saklama, sinirlilik hali, iştahta azalma veya tam tersi artış gibi dış klinik semptomlar gözlenebilir. Mevcut bu olgu fizyolojik bir seyir izliyorsa müdahale edilmeden kendiliğinden 10 – 15 gün içerisinde düzelir. Ancak memelerde kızarıklık, şişkinlik, ağrı, ateş, genel durumda bozulma (iştahsızlık, durgunluk, vucut ısısında artış) gibi genel semptomlar oluştuğunda Veteriner Hekim tarafından müdahale edilmesi gerekir.Müdahale yapılmaz veya geciktirilirse karşılaşılabilecek olgular; mastit, apse, meme kistleri ve ilerleyen yaşlarda meme tümörleridir.
Güneş, sıcak çarpmasında ne yapmalıyım?
Aşırı derecede güneş altında kalmış bir kedi / köpek sıcak çarpmasına maruz kalabilir. Bu ölüme kadar götürebilen oldukça ciddi bir durumdur. Güneş çarpmasının belirtileri hızlı soluma, koyu renkli dişetleri ve dil, salyada artış, bitkinlik ve kusmadır. Eğer bu belirtilerden en az ikisi bir arada ise, ilk hedefiniz kedinizi / köpeğinizi serinletmek olmalı. Kedi / köpeğiniz hafif şekilde etkilenmiş görünüyorsa, onu daha serin bir yere taşıyın (klimalı bir oda, banyo küveti, fayans, vs.) veya ıslak serin bir havluya sarın. Köpeğin ateşini ölçün ve eğer 40°C ve üzerinde ise üzerine serin su tutun (soğuk değil) veya serin su ile dolu bir küvete koyun. Tabi acilen veteriner hekiminize danışmayı ihmal etmeyin.
Kedi / Köpek de Yanık?
Birinci ve ikinci derecede yanıklar için (kızarıklık ve hafif şişkinlik ya da kabarcıklar ve aşırı hassasiyet), yanık bölgeyi serin suya batırın veya üzerine buz paketleri uygulayın. Tereyağ, diş macunu veya insanlar için yapılmış ilaçlar sürmeyin. Yanık yeri yumuşakça kurulayıp sarın ve veteriner hekiminize gidin. Üçüncü derecede yanıklarda deri beyaz görünür, tüyler kolayca çıkar ve acı şiddetlenir. Böyle durumlarda veteriner hekiminizi derhal çağırın. Herhangi bir şey uygulamayın, sadece yanık bölgenin üzerini yapışmayacak bir bez ile örtün.
Kedi / Köpek de Donma?
Donma genellikle ayak parmaklarını, kulakları ve testisleri etkiler. Kediyi / Köpeği sıcak bir yere götürün ve etkilenmiş bölgeyi, sıcak suya batırılmış bezler veya nemli sıcak su torbaları ile ısıtın. Bölgeyi ovalamayın ve aşırı derecede sıcak uygulamayın. Veteriner hekiminizi çağırın.
Kedim kısırlaştırıldığı halde neden hala kızgınlık gösteriyor ?
Bunun sebebi vücudun hormonal dengesinin diğer endokrin bezlerce oluşturulmasıdır. Cinsiyet hormonlarını salgılayan bezler uzaklaştırılınca adrenal (böbrek üstü) bezler bu işlevi kısmi de olsa kompanze ederler. Dolayısıyla kediniz daha az da olsa, belli başlı kızgınlık belirtilerini gösterecektir.
Yaşlı Köpek Bakımı
En uzun yaşayan köpek 29 yaşında ölmüştür 20 yaşına kadar yaşayanlara rastlamak da artık çok nadir değildir Ancak, yaşlanma sürecinin hızı kalıtsal olmasına rağmen küçük ırklar uzun yaşarken büyük ırklar kısa ömürleriyle ünlüdür Irkı ne olursa olsun beslenmesine ve olası problemlerin hemen tedavisine dikkat edildiğinde her köpeğin yaşam kalitesi ve ömrü artacaktırKöpeğiniz Yediğinin AynasıdırDoğru besleme özellikle de yaşlı köpekler için çok önemlidir Çoğu köpek yedi yaşını geçtikten sonra yaşlı köpekler için özel olarak formüle edilmiş “senior” köpek mamalarıyla beslenir Senior dietler hareket düzeyi azaldığından yaşli köpekler için daha düşük kalori içerir Sodyum (Na) ve potasyum (K) oranları düşürülerek kalp ve böbrek hastalıklarının gelişiminin önüne geçilirken esansiyel yağ asitleri, vitamin ve mineral düzeyleri arttırılarak azalan emilimlerinin dengelenmesi amaçlanırSenior dietlerdeki lif kalitesi de ayrıca yaşlı sindirim sistemlerine uygun olacak şekilde ayarlanır Dışardan esansiyel yağ asitleri, vitamin ve mineral katkısı köpek dengeli bir senior mama ile besleniyorsa gereksizdir Yine de atritis ve deri allerjisinden şikayetçi yaşlı köpekler özellikle de linolenic ve linoleic asit katkısında fayda görebilirHastalıkların Farkedilmesi
Yaşla birlikte hastalık riski de artar Ancak, belirtilerin erken farkedilmesi tedavi şansını yükseltecektir
Her türlü belirti için dikkatli olunmalıdır Köpeğinizin beslenme alışkanlığını, egzersiz yeteneği ve genel davranışını iyi tanırsanız her türlü değişikliği hemen farkedebilirsiniz
Haftalık kontroller deride nükseden her türlü şişlik ile ayrıca diş ve dişetlerindeki anormallikleri tespit etmenizi kolaylaştıracaktır
Göz şeffaflığının erken tespiti de bu sırada farkedilebilir Gözdeki lenslerde katarak sağlıklı köpeklerde de gözlenebilir ve ilerleyici görüş kaybına neden olur Normal olarak yavaş yavaş ilerleme gösterdiğinden köpeğin yaşam kalitesini pek etkilemez Ancak şeker hastası kedi ve köpeklerde lenslerde süratli şeker depolanması görülebilir
Yıllık aşıları için veterinerinize gittiğinizde genel bir kontrol olası sağlık problemlerinin önceden tespit edilmesinde yardımcı olacaktır Paranın büyük problem olmadığı duurmlarda genel muayenenin yanısıra kan ve idrar testleri de değerlendirme de faydalıdır
Kalp Hastalıkları
Köpeklerde yaşla alakalı en yaygın hastalıkların başında dejeneratif kalp kapakçığı problemleri gelirKapakçıklar sıkı kapanma yeteneklerini kaybederek her kalp atışında odacığa geri kan sızmaya başlar Bu, kan dolaşımını zayıflatırken akciğerlerde kan birikimine neden olur
Sızdıran valflar (kapakçıklar) kalpte miriltiya neden olurken bu ses steteskopla duyulabilir Azalan dolaşım köpekte halsizliğe neden olur ve akciğerdeki birikim öksürük ve derin solumaya yol açar Bu belirtiler özellikle köpek heyecanlığında ya da egzersiz yaptıktan sonra ortaya çıkar
Hasta köpekler kalp atışını güçlendirecek ilaçlar ile rahatlatılırken dietlerindeki tuzun azaltılmasından da fayda sağlarlar Bu, kalpteki yükü azaltırken kalp hastalığının gelişimini de yavaşlatır
Akciğer hastalıkları da yaşlanmayla beraber ortaya çıkabilir Röntgen, ECG ve ultrason ile tespit edilebilir
Sızlayan Eklemler
Yaşlı köpeklerde şişmanlık ciddi bir problemdir Kalp ve akciğer hastalığı riskini arttırırken eklemlerin üzerine ekstra ağırlık bindirerek atritise neden olur
Atritis ya da dejeneratif eklem hastalığı, eklemlerdeki yaşlanmayla alakalı değişiklikleri takip eder Eklemlerdeki kayganlığın azalması sürtünmeyi arttırır Eklemler genellikle sertleşerek şişer ve köpek topallamaya başlar Çok şişman köpekler acilen zayıflatılmalıdır
Köpekbalığı kıkırdağının yanısıra esansiyel yağ asidi katkısı faydalı olacaktır
Röntgen tanı için gereklidir ve çoğu vakada anti-steroidal anti-inflamatuvar ilaçlarla tedavi yapılır Bu ilaçlar gastro-intestinal sistemde iritasyona neden olabileceğinden her türlü ishal vs belirtisi veteriner hekime bildirilmelidir
İncelen Deri
Esansiyel yağ asidi katkıları elastikiyetini kaybeden, incelen ve donuklaşan derinin kendini korumasını sağlar Bu tür durumlara hormonal hastalığı olan köpeklerde daha sık rastlanır Çoğu hormonal hastalık deri başta olmak üzere vücudun başka kısımlarını da etkiler
Hormonal hastalıklar kendini hemen belli etmediğinden durgunluk, halsizlik, kusma ve su içmede artış belirtilerine dikkat edilmelidir Diğer hastalıklarla karıştırılmaması için veteriner hekiminizce kontrol edilmelidir
Diğer Problemler
Karaciğer ve böbrek hastalıkları benzer belirtilere neden olabilir Böbrek hastalıkları özellikle kedilerde yaygın olmasına rağmen köpeklerde de görülür Tipik olarak aşırı su içme kilo ve adele kaybı temel belirtilerdir Vücut idrarda protein kaybettiğinden protein ihtiyacını adelelerden karşılar
Karaciğer ve şeker hastalığı benzer belirtiler gösterir Bu hastalikların tanısı kan ve idrar testi gerektirir
Ayrıca tuz, protein ve şeker düzeyinde azalma bu hastalıkların gelişimini yavaşlatacaktır Veteriner hekiminizde uygun “diet”ler bulunmaktadır
Hasta köpekler çok su içtğinden idrar tutamama bir belirti olabilir Ancak idrari tutamama yaşla alakalı başka hastalıklarda da görülebilir
Bazı dişilerde bölgedeki sinir fonksiyonlarındaki azalmayla birlikte pelvisdeki atritik değişmeler idrar hatta dışkı tutamamaya neden olabilir Bu durumlar veteriner hekim müdahalesiyle genellikle iyileşir
Yaşlı ve yüksek lif düzeyi içeren dietlerle beslenen köpeklerde kabızlık da gözlenebilir Dikkatli müshil kullanımı burada faydalı olacaktır
Yaşlanmayla alakalı diğer bir problem türü ise tümörlerdir (özellikle de kısırlastırılmamış olanların üreme organlarında ve dişilerin süt bezlerinde) Rahim enfeksiyonları dişilerde hayatı tehdit edici sorunlara neden olabilir ve belirtileri genellikle kusma, yüksek ateş ve vajinal akıntıdır
İlerleyen yaş sağırlıkdan bunamaya kadar sinir ağında zayıflamaya neden olabilir İlaçla beyne giden kan miktarını arttırırken yaşlanma ile alakalı bunama vs belirtilerini yavaşlatacaktır
Köpek sahipleri genellikle belirtileri yaşa bağlayarak önemsemez Pek çok durumda bu belirtiler tedavi edilebilirBu nedenle çabuk veteriner hekim müdahalesi çok önemlidir
|
|
|
Rotvaydır – Rottweiler Köpekleri |
|
Yazar: RasitTunca - 07-27-2019, 08:07 PM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar
- Yorum Yok
|
 |
Rotvaydır – Rottweiler Köpekleri
ROTVAYDIR (ROTTWEİLER)KÖPEKLERİ
Temel Özellikleri
Rottweiler’ın iri ve güçlü bir bedeni vardır. Adaleli ve atletik olan bu ırk, geniş bir kafaya ve yuvarlak bir alına sahiptir. çeneler iyi gelişmiştir ve dişler makas ısırışı ile kapanır. Gözler ırkın iyi huy ve sadakatinin ifadesini yansıtır ve koyu renklidir. Dengeli, sakin, itaatkar, cesur ve kolay eğitilir. Yalnızca efendisi ve ailesi saldırıya uğradığı zaman sertleşir.
Neler Yapar?
Rottweiler, sakin, eğitilebilir, cesur ve ailesine kendini adayan bir köpektir. Güvenilir bir karakteri vardır. Ailesini büyük bir kararlılıkla korur. Acıya karşı duyarsız ve güçlü köpeklerdir. Ciddi, kendinden emin ve güvenilirdir.
Dikkatli ve disiplinli bir eğitim şarttır, aksi takdirde güçlü ve saldırgan bir köpekle karşı karşıya kalınabilir. Ancak sabırlı bir eğitimle güvenilir, sadık ve sevgi dolu birer arkadaş olabilirler. Böylesine iri cüsseli bir köpeği kontrol edebilecek bir sahibe gereksinim duyar. Rottweiler, sakin yaradılışlı doğal bir koruma köpeğidir.
Oldukça zekidir ve pek çok ülke de polis, askeri ve gümrük gibi görevlerde kendilerini kanıtlamışlardır. Boyutlarından dolayı eğitim erken başlamalı ve köpeğin vahşileştirilmemesine büyük dikkat edilmelidir. Bu ırk, bol ilgi ve diğer hayvanlar ve insanlarla sosyalleştirilmeye ihtiyaç duyar. Diğer köpeklerle anlaşamayacağından toplum içinde tasmasız dolaştırılmamalıdır.
Rottweiler, tutarlı bir biçimde yetiştirilip eğitildiğinde çocuklar için iyi bir oyun arkadaşı olur. Henüz yavruyken onlarla olumlu tecrübeler yaşadığı sürece kediler ve diğer ev hayvanlarını kabullenir. Aile dostları ve akrabalar sevinçle içeri kabul edilirken yabancılar kaldırımdan öteye geçemez. Irk itaat yarışmaları ve iz sürme alanlarında başarılıdır.
çoban ve polis köpeği olarak kullanılır, daha önemlisi çok iyi bir bekçi ve muhafızdır. İnsana eşlik eden köpek olarak da değerlidir. özellikle aile üyeleriyle arası çok iyidir.
Rottweiler’ın bol egzersize gereksinimi vardır. Bu güçlü köpeğe ne kadar iş verirseniz verin memnuniyetle kabul edecektir. Ormanda koşturmak ya da açık alan yürüyüşleri yapmak onları çok mutlu eder ve yanınızdan ayrılma eğitilimleri yoktur.
Kısa ve parlak tüylerin bakımı kolaydır. Günlük tarama yıkamaya gerek bırakmayacaktır. Orta düzeyde tüy dökücüdür.
Bir batında 12 yavruya kadar doğurabilir.
Tarihçesi
Muhtemelen İtalyan Mastiff’inden gelmektedir. Ortaçağ’da çoban köpeği olarak kullanıldı. Wuttember’deki bir Alman kasabasında, Rottweil’da yetiştirildi. 1800’lerde nesli tükendi. 20. yüzyıl başlarında Stuggart’ta toplanan coşkulu köpek yetiştiricileri sayesinde, yeniden popüler hale geldi.
Huy ve Davranış
Genel olarak, gürültülü köpekler değillerdir. Havlamak yerine, sessiz ve dikkatlice herşeyi izlemeyi tercih ederler. Herhangi bir olayda, kendilerini ya da ailelerini tehlike altında hissederlerse, genellikle saldırmadan ve uyarmadan direkt saldırıya geçerler. Bu özellik, rottweiler köpeklerinin karakteristik bir özelliğidir. Eğer evinize bir hırsız girerse, köpeğinizde evinizin içinde yaşıyorsa, asla havlayarak hırsızı ürkütmez. Tam tersine, onu sessizce takip eder ve en uygun zamanda hırsızı pasif hale getirir. Eğer köpeğiniz havlıyorsa, önemsemediği fakat yaklaşmasını istemediği bir durum vardır. Örneğin bir kedi ya da kuş gibi…
Tüm köpekler gibi, iyi eğitilmemiş ve sevgiyle büyütülmemiş rottweilerlar da tehlikeli olabilir. Sert köpek olsun, keskin köpek olsun diye küçük yaşta karanlık mekanlara kapatılmış, kulakları kesilmiş rottweilerlar, agresyonu en yüksek köpekler arasındadır. Güçlü vücut yapısı nedeniyle de, oldukça tehlikeli bir hale gelirler. Herhangi bir yabancıya, ölümüne saldırabilir. Psikolojisi bozuk bir insan nasıl katil oluyor ise, köpeğiniz de aynı duruma düşebilir. Bu nedenle rottweiler alırken iki kez düşünmeli ve onu henüz yavru iken sosyalleştirmelisiniz.
Sosyalleşmemiş ve psikolojisi bozulmuş rottweilerlar, genellikle diğer hayvanlar ile geçinemezler. Örneğin yolda sizinle birlikte yürürken bir kedi görürse, kediyi kovalamak için sizi yerlerde bile sürüyebilir. Bu tarz köpekler, genellikle her tanıştığı köpeğe liderlik yapmak ve köpekler arasında alfa rolü üstlenmek ister. Bu nedenle de, karşılaştığı her köpeğe önce güzellikle, eğer güzellikle olmuyorsa zorla boyun eğdirmeye kalkar. Bu da istenmeyen kavgalara ve sizin çok zor durumda kalacağınız olaylara sebep verebilir. Acı eşiği çok yüksek olan ve çok güçlü olan bu köpekler mutlaka sosyalleştirilmeli ve asla agresyonunun yükselmesine izin verilmemelidir. Zira sonuçları, bir felakete sebep verebilir.
Rottweiler Karakteri
Rottweilerlar, diğer köpeklere nazaran, sahiplerine daha fazla düşkün olurlar. Hatta bunu aşk derecesinde bile düşünebilirsiniz. Sahibini birkaç gün göremeyen bir rottweiler, sabaha kadar ağlayabilir. Eğer terk edilirse, intihar etme eğilimi de oldukça yüksektir.
Yavruluğundan beri birlikte olduğunuz bir rottweilerın, tek bir isteği vardır, o da sizin ile hoş vakit geçirmek ve sizi mutlu etmek. Bunun için hiç tahmin etmediğiniz kadar efor sarfeder ve birçok köpeğin asla yapamayacağı cefakar işlerde bulunabilir. Eğer bir rottweiler alacaksanız, köpeğinize temel itaat eğitimi vermeye hazır olun. Çünkü rottweilerlar güçlü ve sert köpeklerdir. Sahibine mutlak itaat etmeyi ve onu üzmemeyi mutlaka öğrenmelidir. Köpeğinizin sizin yanınızdaki yerini bilmesi, düzgün bir eğitim için oldukça önemlidir.
Rottweilerlar, müthiş aile canlısı köpeklerdir. Rottweiler isteyen biri, mutlaka onunla oldukça fazla zaman geçireceğini ve ailesinden ayırmayacağını bilmesi gerekiyor. Çünkü bu köpekler, çok büyük bir yüreğe ve sevgi dolu gözlere sahiptirler. Ailelerinden uzun zaman ayrı kalamazlar.
Eğer uzun bir yolculuğa çıkacaksanız bile, mutlaka en az bir kişinin gelip köpeğinizle konuşması ve iletişim kurması gerekmektedir. Onu uzun süreli olarak asla yalnız bırakmayın. Çünkü rottweiler o güçlü görünüşün ardında oldukça hassas bir duygusal yapıya sahiptir ve ilişkiniz çok çabuk zedelenebilir.
Eğer fabrikanıza ya da uğramadığınız bir bahçenize bekçi köpeği almayı düşünüyorsanız, lütfen rottweiler almayın. Unutmayın ki, rottweiler sadece bir bekçi köpeği değildir ve bu şekilde mutsuz olacaktır.
Rottweilerlar, güçlü bacaklara ve vücut yapısına sahip oldukları gibi, kilo almaya da çok müsaittirler. Bu nedenle sık sık yürüyüş yapamadıkları ya da enerjilerini boşaltamadıkları alanlarda mutsuz olurlar.
Irk standardı
İsimlerinin “Rottweil” kasabasından geldiği bilinmektedir.Bu nedenle “rottweiler kasap köpeği” olarak da bilinmektedir. Bu şekilde tanınmalarının sebebi performans çıtalarının yüksekliği ve bedensel dayanıklıklarının son derece iyi olmasıdır. 20. yüzyıla gelindiğinde polis teşkilatında kullanılmak üzere yapılan ırk seçim testlerinde Rottweiler ırkının görevlere en uygun görülen ırkalardan biri olduğu görülmüş ve 1910 yılından bu yana polis teşkilatında ihtiyaç duyulan servislerde Rottweilerlar eğitim sürecinin ardından görevlerde kullanılmaya başlanmıştır.
Rottweiler, genel olarak vahşi ve tehlikeli bir ırk olarak görülür.Fakat bu sevecen köpekler aslında sakin, güvenilir ve sadık bir yapıya sahiptir. Bedeni çok güçlü olduğundan vahşi davranışlar sergilediğinde tehlikeli olur. Bu durum, yetersiz veya yanlış eğitilmesinden kaynaklanır.
Rottweiler yetiştiricileri; çok güçlü, belirgin kahverengi lekelere sahip siyah kürklü, güçlü bir görünüme sahip ancak aynı zamanda bu görüntüsünde asilliğini de barındıran ve arkadaş, hizmet ve iş köpeği olmaya son derece uygun bir köpek hedeflemektedirler.
Görünüm
Rottweiler, orta – büyük yapıda, sadık, ne ağır ne hafif, ne uzun bacaklı, ne de yere yakın bir köpektir. Doğru orantılı, sıkı ve güçlü yapısı, büyük güç, çeviklik ve dayanıklılığa yol açmaktadır.
Orantılar
Vücudun, sternum (göğüs-kemiği’ nden) ischiatic tuberosity ‘ye kadar olan uzunluğu, cidago yüksekliğini %15’ten fazla geçmemelidir.
Baş
Kafatası: Orta uzunlukta, kulaklar arası geniştir. Yandan bakıldığında alın çizgisi hafifçe kavislidir. Art kafa kemiği (oksipital kemik) bariz olmayacak şekilde iyi gelişmiştir.
Stop: Belirgindir ve düzdür.
Burun: İyi belirlenmiş, yuvarlaklığına kıyasla daha geniş, nispeten büyük burun delikli, her zaman siyahtır.
Ağız: Yüzün ön tarafı kafatasına göre ne uzatılmış ne de kısaltılmış gibi durmalıdır. Düz burun köprüsü, başlangıcı geniş ucuna doğru hafifçe sivrilir.
Dudaklar: Siyah, sıkıca kapanan, ağzın köşesi gözükmeyen, damak mümkün olduğunca koyu renktedir.
Çene ve dişler: Üst ve alt çene güçlü ve geniştir. Makas gibi kapanan güçlü 42 diş vardır. Üst ön dişler alt ön dişlerin üzerine sıkıca gelirler.
Yanaklar: Elmacık kemiğinin bombesi belirgindir.
Gözler: Orta büyüklükte, badem şeklinde ve koyu kahve renklidir. Göz kapakları sıkıca kapanabilmelidir.
Kulaklar: Orta büyüklükte, sarkık, üçgen şeklindedir. Kulakların kafanın iki yanında durması, suratını genişlemiş gibi gösterir.
Boyun: Güçlü, makul uzunlukta, gelişmiş kaslı, hafif kavisli, gerdansız, boğazsızdır.
Gövde
Sırt: Düz, güçlü, sağlamdır.
Bel: Kısa, güçlü ve derindir.
Croup: (Sağrısı-kuyruk sokumu) Geniş, orta uzunlukta, hafif yuvarlaktır. Ne düz ne de çöküktür.
Göğüs: Ferah, geniş ve derindir (omuz yüksekliğinin yaklaşık %50’si kadar), iyi gelişmiş göğüs kafesi ve güçlü kaburgaya sahiptir.
Bel: Kambur böğüre sahip değildir.
Kuyruk : Doğru şeklinde sırt çizgisinin bir uzantısı gibi görünür, rahat durumdayken sallanabilir.
Eklemler
Ön çeyrek: Önden görüldüğü şeklinde, ön ayaklar düz ve birbirine çok yakın durmaz. Ön kol, yandan bakıldığında, düz ve dik olarak uzanır. Omuz kemiğinin eğimi yatay olarak bakıldığında yaklaşık 45 derecelik açı yapar.
Omuzlar: İyice geriye atılmış vaziyettedir.
Üst kol: Vücuda yakındır.
Ön Kol: Güçlü ve kaslı yapıdadır.
Bukağı: Hafif yağlı, güçlü ve dik değildir.
Ön ayak: Yuvarlak, sıkı ve kavisli, tabanı sert, tırnaklar kısa, siyah ve güçlüdür.
Arka Çeyrek: Arkadan bakıldığında, bacaklar düz ve birbirine çok yakın değildir. Düz durduğunda, köpeğin kalçası ile üst butu, üst butu ile alt butu ve alt butu ile ayak tarak kemiği arasında geniş açı oluşur.
Üst but: Nispeten uzun, geniş ve güçlü kaslıdır.
Alt but: Uzun, güçlü ve geniş kaslı, adalelidir.
Ayak Bileği: Dayanıklı, düzgün açılı, dik değildir.
Arka Ayak: Ön ayaktan hafifçe daha uzundur. Ayak parmakları güçlü, kavisli ve ön ayaktakiler kadar sıkıdır.
Yürüyüş
Rottweiler tırıs koşan köpektir. Hareket halinde sırt düz ve nispeten sabittir. Hareketleri ahenkli, ciddi, enerji dolu ve uzun adımlarla sınırsızdır.
Deri ve kürk
Kafasındaki deri, sıkı ve tam oturur. Köpek bir şeye dikkat kesildiğinde hafif kırışıklıklar görülebilir.
Tüyler: Kürkü üst kürk ve alt kürkten oluşur. Üst kürk orta uzunlukta, kaba, yoğun ve düzdür. Alt kürk üst kürkten gözükmemelidir. Ayakların arkasındaki tüyler bir miktar daha uzundur.
Renk: Yanaklar, ağız, boyun, göğüs ve bacaklar ve iki gözün üstünde ve kuyruğun başlangıcının altında belirgin kahverengi lekelere sahiptir.
Davranış
İyi huylu, genelde uysal ve çocuklarla çok iyi geçinen, sadık, itaatkar, yumuşak başlı ve çalışmaya heveslidir. Görünümü doğal ve basittir, davranışları öz güven doludur, ciddi ve korkusuzdur. Etrafına büyük bir atiklik ile tepki verir.
Geçmiş yıllarda ve bugün de Rottweiler ırkı basında çıkan olumsuz eleştiriler yüzünden yara almıştır.Tartışma konusu, bu ırkın doğru ellerde olsa bile güvenilir olup olmadığı yönünde idi.Ne yazık ki bu olumsuz eleştiriler Rottweiler ırkının adını daha önce duymamış ve sahibi olmak istemeyen kötü niyetli kişilerin harekete geçmesine neden oldu ve daha önce sempati duymadıkları bu ırka sahip olmaya başladılar.Bu kişilerin yanlış tutumları ve eğitimleri ile Rottweiler ırkı pek çok kişinin korktuğu bir ırk olarak anılmaya başlandı.Gerçi bu köpek ırkı ilk bakışta gelişmiş kasları ile verdiği güçlü görünümü,güçlü çene kasları, sert bakışları ve savaşçı görünümü ile oldukça deneyimli bir eğitmene veya üreticiye bile korku vermektedir.Köpeğin karakteri ve bir adım sonra neler yapabileceği, yatık kulağı ve kesik kuyruğu nedeni ile tahmin edilmesini güçleştirmektedir.Bu yüzden herkesin kuşku ile yaklaştığı bir ırk olduğu tartışmasız gerçektir
Rottweiler ırkı bir iş köpeğidir ve Rottweiler sahiplerinin bunu unutmaması gerekir,o bir aksesuar değildir.Ataları bir çoban köpeği iken (Bu özelliğin yitirmiş değildir.) Rottweiler gelişmiş zekası,eğitilebilirliği ve kabiliyeti ile başarılı bir polis köpeği,rehber köpek,iz takip köpeği,arama&kurtarma köpeği,koruma köpeği,terapi köpeği ve iyi bir aile köpeği olma gibi özellikleri ile kendisini kabul ettirmiştir.
Rottweiler ırkına sahip olmak isteyen kişiler köpeğin zekasını muhakkak değerlendirmeli,köpeğin zekasını kullanmasını ve geliştirmesini sağlayacak aktiviteler ile köpeği kontrol altına almak için mutlaka itaat eğitimine başvurmalıdır.Köpeğin kendini aile içinde lider olarak kabul etmemesi için küçük yaşlarda eğitime başlanmalı ve köpeğin saldırı içgüdüsünü çalıştıracak oyunlara izin verilmemelidir.Bir Rottweiler mutlak ve ve mutlak sahibinin emirlerini yerine getirmeli ve gereken itaati göstermelidir.Köpek çok iyi sosyalleştirilerek insanlar ve özellikle çocuklar ile tanıştırılmalı, köpeğin insanlar ile pozitif diyalog kurmasına olanak tanınmalı özellikle ev içi yaşamında ziyaretçilerin köpek ile tanışmasına büyük önem gösterilmelidir
Rottweiler özellik olarak kurallarını değiştirmeyen ve karakterinden ödün vermeyen bir köpektir bu yüzden köpeğin uyması gereken kurallar özenle ve hassas bir eğitim ile köpeğe aşılanmalıdır. Eğer köpek; ünlü, köpekleri sosyalleştiren ve iyi bakım sağlayan bir üreticiden alındı ise sadık ve iyi huylu bir Rottweiler sahibi olmak için yapmanız gerekenler azalmıştır,ancak bugünden sonra siz köpeğe ne verirseniz köpek de karşılığında bu davranışı aynen yansıtacak,size ve çevreye cevap verecektir.
Aile yaşamı
Rottweiler zeki bir iş köpeğidir ve aile yaşamı içinde de köpeğin oyunlar ve egzersiz ile gün içindeki enerjisinin boşaltılması gerekir.Köpek kapalı kapılar ardında kalmaya tahammül edememektedir.Aile bireyleri köpeğin eğitim ve disiplinin ne kadar önemli olduğunun farkına varmalı, bireyler köpek için konulan kurallardan asla taviz vermemeli ve köpeğin itaati için hep birlikte çalışmalıdırlar.
Rottweiler yavrusu ne yapacağını, yapmayacağını ve nereye gidip gitmeyeceğini öğrenmelidir.Sekiz haftalık bir yavru hırlayabilir yemeğini ve oyuncaklarını sizden koruyabilir.Bu davranışların önüne hemen geçilmeli ve yavruya doğru davranışlar öğretilmelidir.Yavrunun altıncı ayına kadar çok fazla egzersizlerden kaçınılmalıdır,fazla egzersiz yavrunun hassas gelişen kemik ve kas yapısı için tehlikeli olabilir.Rottweiler her köpek gibi kendine ait bir bölge ister,geniş kafes ile kendini rahat hissedecek ve uyurken aile içindeki gürültülerden etkilenmeyecek bir yer hazırlamak iyi bir fikirdir.
Yavru Rottweiler Seçimi
Rottweiler yavruları arasında, erkekler de, dişiler de iyi köpeklerdir. Erkekler biraz daha büyük olurlar. Üstelik büyüyünce de, kendi bölgelerini işaretlemek için evinizin belli yerlerine, duvarlarınıza, mobilyalarınıza ya da bahçenizin bazı köşelerine işeyebilirler. Ayrıca genetik olarak, diğer erkek köpekler ile kavga etmeye ve agresyona daha müsaittirler. Dişiler de, diğer dişiler ile genelde iyi geçinemezler fakat bunu kavga boyutuna getirecek kadar uzatmazlar. Ayrıca dişiler, yılda iki kez, belli dönemlerde adet görürler.
Rottweiler yavrusu almaya karar verdiğinizde, mümkün olduğunca en iyi huylu anne ve babanın yavrusunu seçmeye çalışın. Unutmayın ki, tüm Rottweiler yavruları çok tatlıdır ve büyüyünce hepsi de yakışıklı köpekler olacaktır. Bu nedenle, seçiminizi en tatlı olana göre yapmayın. Eğer böyle bir seçim yaparsanız, bir Rottweiler alırken kıstas olarak alınabilinecek en son kıstas ile yavru almış olursunuz ve bu da yanlış bir karar demektir.
Rottweiler cinsi köpeklerin, tümünde belli özellikler standart olarak vardır. Örneğin, tümü güçlü ve kaslı görünür. Özellikle yavru iken, oldukça hızlı ve enerjiklerdir. Bir süre yavruları ve yavruların ebeveynlerini izlemek gerekir. Anne ve babanın hareketlerini, tepkilerini takip edin. Genellikle yavrular da, ebeveynlerinin karakteristik yapısını taşır. Ayrıca ailesi uzun yaşamış bir yavru da, başına bir olay gelmezse, uzun ve sağlıklı bir ömür yaşamaya eğilimlidir.
Yavruların kendi arasındaki uyumlarını da izlemeniz, doğru yavruyu seçmeniz açısından yararlı olacaktır. Daha dominant olan yavrular, oyun esnasında diğerlerini ısırarak, üstünlük taslamaya çalışırlar. Bu tarz yavruları sahiplenmek, liderlik konusunda sıkıntılar da doğuracaktır. Ayrıca birçok konuda sakin ve tepkisiz olan bir yavru, diğerlerine göre daha iyi bir seçim olabilir.
Bunun çok kolay bir seçim olmadığını, lütfen unutmayın. Karar verdiğiniz anda alacaksınız diye bir kural yok. Çiftlik sahibinden izin alın ve mümkün olduğunda yavrular ile zaman geçirin. Onları ne kadar çok izlerseniz, onların karakter yapıları ile ilgili daha fazla bilgi edinir ve kendinize en uygun olan yavruyu seçersiniz.
Eğitim İpuçları
— Köpeğiniz ( yavru iken ) yemek yerken, önünden yemeğini alın. Birkaç saniye bekledikten sonra, yemeği tekrar önüne koyun ve yemesine izin verin. Bunu defalarca yapın. Çünkü bu, yemeği sizin kontrol ettiğinizi köpeğinize anlatacak ve onun sizi lider olarak kabul etmesine yol açacaktır. Bu eğitimle aynı zamanda, köpeğiniz büyüdüğü zamanda, klişe bir agresyon olan yemek problemini de aşmış olacaksınız.
— Köpeğiniz ile gözgöze geldiğinizde, kesinlikle gözlerinizi ondan kaçırmayın. Bir lider, asla gözünü kaçırmaz. Köpeğiniz, gözlerini sizden kaçırana kadar, onun gözbebeklerine, sert bir bakışla bakın.
2) Köpeğinizin istediği herşey ile oynamasına ve istediği her davranışı sergilemesine asla izin vermeyin. Tatlılığı ya da şirinliği, onun evinizin kurallarını ihlal etmesine yol açmasın. Sizin yaşam biçiminizi ve kurallarınızı öğrenmesi gerekiyor. Tabi aynı zamanda, kendini herşeyin sahibi olarak görmemesi ve her istediğinin olmadığını da anlaması çok önemli.
3) Köpeğinize, mümkün olduğunca erken, ‘Bırak’ ve ‘Bekle’ komutlarını öğretin. Bu onun ve sizin güvenliğiniz için, olmazsa olmaz bir durumdur. Bu komutlara köpeğinizin yanıt vermemesi, onun bir trafik kazasına kurban gitmesine, yolda bulduğu zehirli bir yiyeceği yemesine ve daha nice problemlere yol açacaktır.
4) Eğitiminizde, hiç bir zaman negatif davranışlar da bulunmayın. Komutları ilk öğrettiğiniz zamanlarda, biraz rüşvet ( sevdiği bir yiyecek, hediye köpek çukolatası ) verebilirsiniz. Fakat bunu her defasında yapmanız, köpeğinizin menfaatçi olmasına yol açacaktır. Komutları öğrettikten sonra, tekrar size itaat ettiğinde onu sevmeniz ve okşamanız da aynı ödül vermiş gibi bir etkiye yol açacaktır.
5) Yavru köpekler, muhteşem duygu sömürüsü yaparlar. Bu konuda kesinlikle etkilenmeyin. Örneğin, ilk yalnız yattıkları gece, muhtemelen ağlayacaklardır. Eğer kıyamaz ve ağladıkları zaman bir tepki gösterirseniz, köpeğiniz her yaptırmayı istediği şey için ağlayacaktır. Bu da bir süre sonra tahammül edilemez bir duruma yol açar.
6) Köpeğinize karşı daima ama daima kararlı olmalısınız. Rottweilerlar, o kadar akıllı hayvanlardır ki, zaman zaman sizin kararlılığınızı test edebilirler. Örneğin, asla yanınıza yatmasına izin vermediğiniz köpeğiniz, bir gece ansızın yatağınıza gelebilir. Eğer bir geceden birşey olmaz diyerek, onu yatağınıza alırsanız, bundan sonraki yaşamını sizin yatağınızda sürdürebilir.
Bu nedenle köpeğinize karşı olan kararlarınızda ve davranışlarınızda, daima düz bir çizgi ile ilerlemelisiniz. Bu test süreci köpeğiniz 2 yaşına gelene kadar devam eder. Sonra biraz yavaşlasa bile, asla sona ermez.
Bu da en çok, en sadık dostlarımız olan, köpeklerimizin işine yarıyor.
Biliyor muydunuz?…
– Hayvan barınaklarındaki köpeklerin %30′ u, sahipleri tarafından alındıktan sonraki, 1 sene içerisinde terk edilmişlerdir
– İki sene terk edilenleri oranı ise %70′ tir.
– Köpek sahiplerinin %90′ ı ise, aldıkları köpeklerinden 5 sene sonra bıkmakta ve değiştirmek istemektedir…
Tüm bu üzücü istatistiklerin sebebi, bilinçsiz köpek almak ve alınan köpeği de bilinçsizce büyütmektir. Unutmayalım ki; tıpkı insan yavruları gibi, hiç bir köpek yavrusu da hayatı tam olarak bilerek doğamaz. Yavru iken aldığınız ya da sahiplendiğiniz bir köpek, hayatı sizden öğrenecektir. Hangi olaylar karşısında nasıl tepki vereceğini, ne zaman şımaracağını, ne zaman üzgünlük duyacağını ve ne zaman korkacağını, hep sizden öğrenir. Bir çok kişi, köpeklerini bilinçsiz bir şekilde büyüttükten sonra, büyük halleri ile başa çıkamayıp, ya barınaklara bırakmaktadır ya da uzak bir yere götürüp, terk etmektedir. Bu davranış, bir hayvana yapılabilinecek en büyük eziyetlerden biridir. Nasıl ki, şımarık yetiştirdiğiniz bir çocuk, büyüyünce de başınıza işler açıyorsa, köpeğiniz de aynı pozisyondadır ve ona hayatı doğru öğretmek, onu aldıktan sonra yapmanız gereken en önemli iştir.
Eğitimin İlk Kuralı
Köpekler, köpektir ve kendilerine ait bir dünyaları, kendilerine ait bir görüşleri vardır. İletişimi en çok vücut dili ile kurarlar. Bu nedenle, karşılarındaki kişilerin de vücut dillerini, çok iyi okurlar. Asla sözümüz ile özümüzün bir olmadığı bir davranışı köpeğimize sergilememeliyiz ve onlardan, bizim gibi düşünüp hareket etmelerini beklememeliyiz. Rottweiler’ ımızın bir köpek olduğunu unutmamak ve ondan abartı isteklerde bulunmamak, eğitimin birinci ve temel kuralıdır.
Eğitimin İkinci Kuralı
Köpekler, bir hiyerarşi içerisinde yaşarlar ve tanıdıkları herkesi bu hiyerarşik tablo da bir yere yerleştirirler. Onlara göre, herkesin bu tablo da bir yeri vardır ve insan, hayvan ayırımı yapmaksızın, davranışlarını bu tabloya göre şekillendirirler. Burada dikkat etmeniz gereken bir nokta da, köpeğinizin sizi de köpek olarak gördüğüdür. Köpekler, bir üstlerinden aldıkları emirleri yerine getirirken, bir altlarına da emir vermeye ve uygulattırmaya çalışırlar. Yüzyıllar boyunca bu şekilde varlıklarını devam ettirmiş hayvanlardan, içgüdülerinin aksini beklemek de, yanlış bir davranıştır. Şimdi lütfen, aşağıdaki testi yapalım ve inceleyelim.
1) Köpeğiniz, patilerini sizin belinizden yukarıya yasladı ve size bakıyor, acaba köpeğiniz ne demek istiyor? :
A) Seni seviyorum.
B) Haydi, benimle ilgilen.
C) Sana üstünlük kuruyorum.
D) Haydi, dışarı çıkalım.
Eğer A, B ve D yanıtlarını verdiyseniz birçok kişi gibi yanıldınız. Çünkü cevap C şıkkı. Köpeğiniz, patilerini sizin üzerinize atarak, sizi kontrol etmek ve sizi domine etmeye çalışmaktadır. Bu köpeklerin, vücut dili olarak kullandıkları çok sık bir davranış şeklidir. Köpeğinizin, size karşı kesinlikle bu davranışı sergilemesine izin vermemelisiniz ve bu davranışı sergilediği anda, her ne yapıyorsanız ( oyun oynama, birlikte vakit geçirme ) derhal birlikte yaptığınız eylemi sona erdirmelisiniz. Böylece köpeğiniz, sizin bu durumdan hoşnut olmadığınızı anlayacak ve zamanla bu davranışından vazgeçecektir.
2) Yabancı bir köpek ile karşı karşıyasınız. Köpek kulaklarını dikmiş ve gözlerini ayırmaksızın size bakıyor. Sırtındaki tüylerin bir kısmını kabartmış ve kuyduğunu da dikmiş. Hafif hareketler ile size doğru yavaş yavaş geliyor. Ne yaparsınız?
A) Bana karşı şüphe duyduğunu fark eder ve agresiflik yapacağını düşünerek geri çekilirim.
B) Bana karşı, sevgi gösterisinde bulunduğunu düşünür ve gider onu severim.
Doğru cevap A şıkkı. Köpekler, kızdıkları zaman genel vücut dili olarak bu ifadeye bürünürler. Boyunları ile sırtı arasındaki tüyleri kabarır, kulakları dikilir ve kuyruklarını dikleştirirler. Bu davranış, köpeğinizin herhangi bir nedenden dolayı tetikte olduğunu gösterir. Köpeğinizin havlama, hırlama ya da saldırma gibi eylemlere geçmeden önce bu vücut dilini okuyabilirseniz, birçok olumsuz durumdan da kurtulabilirsiniz demektir.
3) Köpeğiniz sizi karşıladı. Başını önüne eğdi ve kuyruğunu bacaklarının arasına aldı. Geldi yanınıza uzandı ve ters dönerek yattığı yerden kuyruğunu sallıyor, aynı zamanda gözlerini de sizden kaçırıyor. Sizce neler oluyor?
A) Hiç bir şey olmuyor, köpeğim bana oyun yapıyor.
B) Köpeğim, utanmış ve beni tavlamaya çalışıyor.
C) Köpeğim benim liderliğimi kabul ediyor ve bu durum karşısında saygı sunuyor.
Doğru cevap C şıkkı. Köpekler, lider olarak kabul ettikleri kişi ya da köpekler karşısında bu davranışlarda bulunurlar. Genellikle başlarını önde tutar ve kuyruklarını arka bacaklarının arasına alırlar. Hatta mümkünse, ters yatar ve diğer köpeğin kendilerini koklamasına izin verirler. Asla lider kabul ettikleri kişilerin gözlerine uzun süre bakamaz ve gözlerini mutlaka kaçırırlar.
4) Bir yaşında bir Rottweiler köpeğe sahipsiniz. Sabahları en az 30 dakika, akşamları da 45 dakika yürüyüşe çıkıyor ve egzersiz yapıyorsunuz. Gündüz ise köpeğiniz, evde tamamen yalnız. Fakat köpeğinizi banyoya kilitlemek zorunda kalıyorsunuz, çünkü evde tek başına kalınca, evi darmadağın ediyor. Sizce neler oluyor?
A) Bir şey olmuyor, köpeğim kötü bir karaktere sahip, aldığım yere iade ederim.
B) Köpeğimin bir davranış problemi olabilir, en kısa zamanda veterinerime götürürüm.
C) Evde benim olmamamı protesto ediyor.
D) Köpeğimin, daha fazla egzersize ihtiyacı var.
Böyle bir durumda, hem B şıkkı hem de D şıkkı doğru olabilir. Muhtemelen köpeğiniz günlük egzersiz ihtiyacını karşılayamamakta olup, yüksek enerjiye sahip bir köpek. Enerjisini boşaltamadığı için, evinize zarar veriyor. Bu durumda, köpeğiniz ile yaptığınız yürüyüş süresinde, ya zamanı biraz daha uzatmalı ya da tempoyu biraz daha arttırmalısınız. Diğer bir ihtimal ise, köpeğinizin bir sorunu olduğudur. Eğer egzersizi arttırdığınız halde, köpeğiniz aynı davranışlarına devam ediyorsa, veterineriniz ile görüşmeli ve en kısa zamanda köpeğinizin bu davranış bozukluğunu neden yaptığını öğrenerek, bu sorunu gidermelisiniz.
Eğer çocuğunuz varsa, mutlaka ‘pozitif eğitim’ tabirini duymuşunuzdur. Çocuğunuz güzel birşey yaptığında onu ödüllendirmek, pozitif eğitimin temelidir. Aynı prensipleri, bu defa köpeğimize uyguluyoruz…
Pozitif Eğitim Alıştırmaları
Birinci Adım: Hangi davranışı istediğinizi seçin.
Adım İki: İstediğiniz davranışı gerçekleştirirse, onu ödüllendirin.
Üçüncü Adım: İstediğiniz davranış gerçekleşmezse, tepkisiz kalın.
Öncelikle hatırlatmalıyız ki, bu eğitim yönteminde asla ve asla cezalandırma yok. İstemediğimiz hiç bir davranışı, ne gazete kağıdı ile ne de başka birşey ile cezalandırmıyoruz. Çünkü cezalandırmak, bir tepki vermek demektir ki, köpeklerin tümü etki-tepki yöntemi ile hareket ederler. Oysa tepkisiz kalmak, onlara verilebilinecek en mantıklı cezadır ve fiziksel herhangi bir cezadan çok daha işe yarar bir yöntemdir.
Örnek: Eve geldiğinizde, köpeğinizin üzerinize atlayıp, patilerini omuzlarınıza koymasını istemiyor musunuz? Bunun yerine, gelip sizi karşılamasını, mutlu bir şekilde çevrenizde kuyruk sallamasını mı istiyorsunuz? Hemen, bunu ona pozitif eğitim yöntemimiz ile öğretelim.
Eve geldiniz ve köpeğiniz üzerinize atladı. Görmemezlikten gelin. Sanki o yokmuş gibi, yürümeye devam edinv e hiç bir şey söylemeyin. Eğer sizden herhangi bir tepki alırsa, davranışını devam ettirmesi için bu bir neden olacaktır. Köpeğiniz, sanki yokmuş gibi davranın. Köpeğiniz, çok kısa bir süre sonra sıkılacak ve ayaklarını yere koyarak, üzerinizeden inecektir. İşte şimdi ikinci adımı hatırlayalım. Ona ilgi gösterin ve ödüllendirin.
Peki, acaba hemen öğrendi mi? Hayır, çok aceleci olmayın. Bu davranışınızı bir süre sürdürmeniz gerekecek. Sonraki günlerde, eve gelişinizde de, hep aynı davranışı sergileyin ve asla taviz vermeyin. Yine eve geldiğiniz bir gün, köpeğiniz artık üzerinize atlamak yerine gelip yanınızda oturunca, çok mutlu olacağınıza emin olun…
Bir Örnek Daha: Diyelim ki, evden kaçmalara engel olmak için evde yavru köpeğiniz için bir kafes kullanıyorsunuz. Yavrunuz da, birçok yavrunun yaptığı gibi kafesten çıkmak için bağırıyor ve ağlıyor. Yapmanız gereken tek şey, onu görmezden ve duymazdan gelmek. İşte pozitif eğitim, bu kadar basit. Köpeğiniz susuncaya kadar ona karşı hiç bir tepki vermeyin. Sustuktan birkaç dakika sonra gidip onu sevin ve ödüllendirin. Ardından tekrar yanından ayrılın. Muhtemelen tekrar ağlamaya başlayacaktır. Yine görmezden gelin ve bu davranışınızı sık sık yapın. Birkaç gün sonra, köpeğiniz ağlamaları ve bağırmaları tamamen bırakarak sessiz bir köpek olacaktır.
Peki, istemediğiniz bir davranışı tamamen nasıl sonlandırabilirsiniz?
Elbette, bazen her şeyi görmezden gelmek, sorunları çözmeyebilir. Bazı zamanlarda, yanlış davranışları durdurmak için, onu ya da başkasını incitmeden müdahale etmeniz gerekir. Peki, Nasıl?
“Arp!” diye bir ses tonunu hatırlıyor musunuz? Evet, yavrunuzun sık sık çıkardığı bir ses. Eğer kendi aralarında oynayan yavruları izlediyseniz, bu sesi daha iyi tanırsınız. Yavrular birbirleri ile oynarken, değişik sesler çıkartırlar. Örneğin, bir yavru, başka bir yavruyu farkında olmadan incitirse, incinen yavru ‘Dur’ manasına gelen bu sesi çıkartır “Arp!” Böylece yavrular, dozu kaçan oyunlarda, birbirlerine sınırlar koymak için bu sesi kullanırlar.
İşte bizde, eğitimimizde bu sesi kullanacağız. Malesef, yavrular evinize yeni geldiğinde, çok az şey bilirler ve yabancılık çekerler. Nasıl iletişim kuracaklarını bile bilmezler. Bu gibi durumlarda, yavrunun yaptığı ve istemediğiniz ( görmezden gelerek çözemeyeceğiniz ) bir davranış karşısında, ani ve yüksek bir ton ile bu sesi çıkartabilirsiniz. Bu sesi duyan yavru, bir an için duracaktır. Fakat, bir süre sonra davranışına devam edecektir. Bu durumda, siz de aynı tepkiyi tekrar vermelisiniz, ta ki yavrunuz duruncaya kadar. Durduğu anda onu oturtun, doğru davranışı gösterin ve ardından hemen ödüllendirin. Emin olun ki, bu basit yöntem birkaç defa tekrarlandıktan sonra hemen işe yarayacak ve birçok konuda, kimsenin çözemediği sorunları çözecektir.
Tabiki de, köpeğinizin büyüyeceğini düşünerek ‘Hayır’ komutuna da alıştırmanız gerekiyor. Çünkü büyük bir köpeğe, herkesin içinde “Arp!” diye bağırmak, bir süre sonra tuhaf olacaktır. Bu yüzden, bir süre sonra, bu yöntemi kullanırken, “Arp!” sesinin ardından, hemen yüksek ve tok bir ton ile ‘Hayır’ komutunu da verin. Böylece yavrunuz, iki komutu ilişkilendirecek ve ilerde sadece ‘Hayır’ komutunu algılayarak, ne manaya geldiğini bilecektir.
Peki davranışları kontrol etmek için, daha başka neler yapabiliriz?
Çok basit yöntemler ile, köpeğinize hiç bir köpeğin bilmediği komutları öğretebilirsiniz. Örneğin, köpeğiniz her tuvalet ihtiyacını giderirken, tuhaf bir ses çıkartırsanız, bu sesi ne zaman çıkartsanız, köpeğiniz tuvalet ihtiyacını giderebilir… Diyelim ki, ‘Hov’ diye bir komut öğreteceksiniz. Bu komutu verdiğinizde, köpeğinizin havlamasını istiyorsunuz. Yapacağınız çok basit. Köpeğiniz havlarken, bu komutu tekrarlar ve onu severseniz, bir süre sonra köpeğiniz siz ‘Hov’ komutunu verdiğiniz anda havlamaya başlayacaktır…
3-4 Aylıkken Öğrenebilecekleri
Oturmayı ve beklemeyi öğrenebilir
Yatmayı öğrenebilir
İsmini öğrenir
Her çağırdığınızda gelir
Yanınızda, tasma ile yürümeyi öğrenir
Bırak komutunu öğrenir
Havladığında, komut ile susmayı öğrenir
Diğer insan ve hayvanları tanır
4-6 Aylıkken Öğrenebilecekleri
Konuştuklarınızı dinlemeye başlar
Eve giriş ve çıkışları öğrenir
Top getirme, yakalama oyunları oynar
Misafirlere karşı centilmen olamyı öğrenir
Kendince konuşur, dans eder, daireler çizer, oyunlar yapar
Tuvalet eğitimini rahatlıkla öğrenir
Saklambaç oynamayı öğrenebilir
Diğer Konular
Yavrunuz ile muhatap olurken, komutları hep doğru ses tonu ile verin.
Çağırdığınızda gelmez ise, tutun ve yanınıza getirin
Mümkün olduğunca, sosyalleşmesi için çalışın
Agresif ya da korkak davranışlarda bulunmasına izin vermeyin
Önünden yemeğini sık sık alıp, tekrar geri verin. Yemeğini kıskanmamayı öğretin.
Mümkün olduğunca çok onunla konuşun, sizi anlayacaktır
Tasmalı gezdirmeye, serbest bırakmamaya alıştırın
Oyunlarda asla heyecan yapmamasına ve hep sakin olmasına dikkat edin
Uyuyacağı yeri özenle seçin
4 aylık olana kadar sinir sistemleri gelişmeyeceği için, tuvalet eğitimini tam olarak alamayacak ve bazen tuvaletini tutamayacaktır. Ona kızmayın, ama eğitime devam etmeyi de unutmayın.
Rottweiler Beslenme
Unutmayın ki, şişman köpekler, sadece düşüncesiz sahipleri yüzünden şişmandır…
Besleme Kuralları;
Köpeğinizin içeceği su daima temiz ve taze olsun.
Yiyecek ve içecek kapları, daima temiz olsun
Düzenli zamanlarda ve hep aynı yerde yemeğini yesin
Onu asla yemek masasından beslemeyin
Yemek düzenini, asla aniden değiştirmeyin
Köpeğiniz 1 yaşını geçinceye kadar günde 1 öğüne düşmeyin.
Kuru Mama
Kaliteli, kuru köpek mamaları kullanabilirsiniz. İçlerinde her türlü ihtiyacı giderek karışımlar olduğu için, köpeğiniz rahatsız olmayacaktır.
Et
Köpeğinizin yiyeceğinin, ancak %20′ çi et olabilir. Et olarak, kuzu eti, tavuk eti, hindi eti, dana eti kullanabilirsiniz. Eğer sadece et veriyorsanız ( ki tavsiye etmeyiz ) mutlaka kalsiyum ve potasyum takviyesinde bulunmalısınız.
Kalsiyum
Sadece, tamamen et verdiğiniz zaman gereklidir ve her 500 gram et için 2 çay kaşığı kalsiyum kullanabilirsiniz.
Konserve Mamalar
Kaliteli tüm konserve mamaları kullanabilirsiniz. İçeriğine dikkat ederek almanız ve köpeğiniz daha önce hiç yemediyse, yedikten sonraki dışkı durumunu ( ishal, kabızlık ) kontrol etmelisiniz.
Kemikler
Köpeğinizin ağız yapısına ve yaşına uygun kemikleri kullanabilirsiniz. Fakat dikkat etmeniz gereken birkaç husus var. Bunlardan ilki; halk arasında yaygın bir görüş olan köpek, kemik yer görüşü yanlıştır. Kemiğin hiç bir besleyici değeri yoktu ve köpeğiniz kemik ile doymaz. Kemiği daha çok çene kaslarını kullanmak ve dişlerini rahatlatmak amacıyla yer. İkincisi ise; köpeğinize asla pişmiş kemik vermeyin. Pişmik kemikler, midede kılçık gibi ince ince ayrılacaktır ve bu durum köpeğinizin mide ve bağırsak hastalıklarına yakalanmasına yol açacaktır.
Tavsiye Edilen Diyet
8 Haftalık Yavru İçin;
Kahvaltı : Yulaflı çorba ya da yulaf lapası verebilir ve bunu iki yemek kaşığı süt ile takviye edebilirsiniz. Ya da, bir ölçek kuru yavru köpek mamasına bir bardak ( yarısı sulandırılmış ) süt ilave edebilirsiniz.
Öğle Yemeği : Yarım bardak, koyun etinden yapılmış yahni, biraz sebze verebilirsiniz. Yahut yine yarım bardak, süt ve su ile ezilmiş yulaflı bisküit verebilirsiniz.
Akşam Yemeği : Yarım bardak kuru yavru köpek maması ve yanında iyi kesilmiş çok az maydanoz ile kızartılmış ve iyi kesilmiş havuç verebilirsiniz. Bunların yanı sıra, çiğnemesi için de ufak bir kaburga kemiği olabilir.
Bu süre zarfında köpeğinize yoğurt ve peynir yedirtmeyi de unutmayın. Ona vereceğiz her sütü %50 oranında su ile karıştırın. Aksi taktirde, midesi enzimler nedeniyle bozulacak ve yavrunuz ishal olacaktır.
10 Haftalık; Daha önce verilen miktarı iki katına çıkartın.
16 Haftalık; Günde üç öğün vermeye devam edin.
6 Aylık; Yemek öğününü, günde ikiye düşürün. Öğün miktarlarını yükseltin.
1 Yaşında; Hızlı büyüme dönemi sona erdi. Yemek öğününü günde 1 e indirin ve kaliteli kuru köpek mamaları kullanın. Ara sıra, yoğurdu, kemiği ve peyniri de ihmal etmeyin.
Anksiyete Bozukluğu Nedir?
Anksiyete bozukluğu, Rottweiler’ ınızın başa çıkamadığı psikolojik problemlere sahip olması ve sizin onu terk edeceğinizden, kendinin yalnız kalacağından korkması demektir. Bu durumlarda, aşağıdaki olaylar görülür.
Evi Kirletmek – Strese girmiş bir rott, bağırsaklarının kontrolünü kaybeder. Normal de, iki saatte bir çalışan sindirim sistemi, stres durumunda sık sık saatte bir kaç defa çalışabilir. Bu da köpeğinizin evinizi kirletmesine ve pisletmesine yol açar.
Yıkma / Dökme – Anksiyete bozukluğu, Rottweilerlar’ ı, adeta bir buldozere çevirebilir. Köpeğiniz evinizdeki eşyaları kırıp, döktüğü gibi, parkenizi kazmaya ya da masanızı çiğnemeye kalkabilir.
Havlama – Köpeğiniz aralıksız ve düzensiz olarak, sizi ve çevrenizdeki herkesi rahatsız edecek kadar havlayabilir. Bu havlama zaman zaman ağlamaya ve ardından tekrar havlamaya dönüşebilir.
Abartılı Salya – Strese girmiş Rottweilerlar’ da, tükürük bezleri abartılı bir çalışma içerisine girip, köpeğinizi salya içerisinde bırakabilirler.
Kendini Sakatlamak – Kendi bacaklarını ısırmak, kuyruğunu sağa sola vurarak canını yakmak gibi, kendine zarar verici davranışlarda bulunabilir.
Genel Sağlık – İleri düzeydeki anksiyete bozukluklarında, köpeğiniz duyma kaybı, görme kaybı, bilinç kaybı yaşayabilir. Acilen veteriner hekime götürülmesi gerekmektedir.
Agresyon – Evinize yaklaşan kişilere karşı aşırı agresif davranabilir ya da hiç bir koruma eğilimi göstermeyebilir.
Anksiyete bozukluğunda görülen tüm bu semptomlar, köpeğiniz düzeldiği zaman kaybolmaktadır. Bu nedenle köpeğinizi bu davranışları yüzünden üzmemeli ve asla yanlış ve geri dönüşü olmayan bir karar almamalısınız.
Anksiyete Bozukluğu Nasıl Tedavi Edilir?
Bu hastalığın, tek bir tedavi yöntemi ve şekli yoktur. Köpeğinizin tekrar iyileşebilmesi için, öncelikle neden bu rahatsızlığa yakalandığını tespit edebilmeniz gerekmektedir ki; bunun da birden fazla sebebi olabilir.
Analiz : Köpeğinizin, neden yalnız kalmak korkusu yaşadığını tespit edin. Acaba iş yerine gittiğiniz için mi böyle davranıyor? Ya da düzenli geliş saatiniz, bir süredir bozuldu mu? Yeni bir çocuğunuz mu oldu? Yahut başka bir köpek sahiplenip, Rottweiler’ ınızı ihmal mi ettiğiniz? Kısaca tüm bu sebepleri enine boyuna düşünmeli ve köpeğinizin, sizin hangi davranışınız yüzünden bu hastalığa yakalandığını iyi analiz etmelisiniz. Unutmayın ki, sorunu bulmak, çözmek yolunda en büyük adımdır.
Çözüm Teknikleri : Eğer köpeğiniz, işinize gittiğiniz için, yalnız kalma korkusu yaşıyor ise, bunu birkaç şekilde çözebilirsiniz. Örneğin, bir haftasonu, sanki işe gidiyormuş gibi sabah tüm hazırlıklarınızı yapın. Ardından tam iş saatinizde, evden dışarı çıkın. 30 dakika sonra tekrar eve dönün ve köpeğiniz ile hiç ilgilenmeden içeri girip, evden bir şey alın ve tekrar çıkın. 50 dakika sonra, eve tekrar dönün ve aynı hareketi tekrarlayın. Bu davranışınızı, birkaç gün, en az 30′ ar dakika aralıklarla tekrarlayın. Köpeğiniz, artık siz işe giderken, yalnız kalacağı ve sizin dönmeyeceğiniz korkusundan uzaklaşacaktır. Bu arada işe giderken, köpeğinize bir fanilanızı bırakmak da, yine denenebilinecek çözümlerdendir.
Oyuncakları, yine bu konuda çok iyi kullanabilirsiniz. Köpeğinizin en sevdiği oyuncakları ayırın ya da ona çok özel yeni birkaç oyuncak alın. İşe giderken, oyuncakları köpeğinizin önüne bırakın ve gidin. Döndüğünüzde ise, köpeğiniz ile görüşmeden önce, oyuncakları alın ve oynayamacağı bir yere kaldırın. Böylece, köpeğiniz, oyuncakların sadece özel zamanlarda oynanabileceğini anlar ve siz yokken, onlarla epey vakit geçirir.
Yine iş yerine giderken, radyoyu ya da cd çaları açık bırakmak ve tekrara almak da, köpeğinizin kendini yalnız hissetmemesi açısından önemli bir etkendir.
Peki Rottweiler’ ınız ciddi boyutlarda hasta ise ne yapmalısınız?
Eğer köpeğiniz, oldukça ciddi boyutda panik yaşıyor ve stres yapıyorsa ( ki semptomları yukarıda verdik ) mutlaka ama mutlaka veteriner hekimlerinize götürmelisiniz. Bu konuda alacakları tedavi, artık medikal düzeyde olacaktır ve sakinleştirici iğne ya da haplar ile bir süre stresten uzaklaşmaları sağlanacaktır. Bu arada, sakinleştirici ilaçların yavru köpeklere uygun olmadığını tekrar hatırlatalım.
Bazı Rottweiler sahipleri, eğer köpeklerinin kronik bir alerjisi varsa, her sene aynı sıkıntıyla uğraşmaktan ve çözememekten dolayı hayal kırıklığına uğrarlar. Üstelik, alerji zaman geçtikçe ve doğru yöntem ile müdahale edilmedikçe daha kötüye gidebilir. Bu gibi durumlarda yapılması gereken şey, veteriner hekim ile doğru bir iletişim kurmak ve alerjiye neyin sebep olduğunu tespit edebilmektir.
Alerjiler genellikle, vücut iyi korunmadığında ortaya çıkarlar ve müdahale edilmediği taktirde köpeğin bağışıklık sistemini giderek zayıflatırlar. Ayrıca strese ve davranış bozukluğuna sebep olurlar. Daha ileri yaşlarda ise, kanser gibi çok daha ciddi rahatsızlıklara kapı açarlar.
Bazı alerjiler, bağışıklık sisteminde olan bir dengesizlikten oluşabilir. Genellikle bu dengesizlik de, bir maddeye karşı aşırı hassasiyetten doğar. Alerjisi olan köpeklerde yapılan tespitler sonucunda, %80′ inde bu teşhis konuşmuştur. Alerjilere karşı en iyi koruma, köpeğinizin yediklerine ve ilaçlarına karşı hassas olmanızdır. Aşılarını zamanında yaptırmanız, vücut temizliğine dikkat etmeniz ve ev yemeği vermemeniz, köpeğinizin alerjiye yakalanma riskini düşürür. Unutmamalınız ki, köpeğinizin başına gelebilecek herhangi bir hastalık, muhtemelen sizin ihmalinizden dolayı oluşmuştur. Çünkü Rottweiler’ ınız genetik açıdan oldukça güçlü ve sağlıklı bir köpektir. Bu nedenle, dostlarımıza gereken ilgiyi göstermenizi rica ediyoruz…
Rottweiller tarihçesinde de belirttiğim gibi, ülkemizde rottweiler ırkı tam anlamı ile yeni yeni anlaşılmaya başlanmıştır, Son zamanlarda halk arasında bu ırkın, ırk isminin başına çeşitli ülke takıları eklenmeye başlanmış (alman rottweiler’ı, macar rottweiler’ı, rus rottweiler’ı, kazak rottweiler’ı …), kafa, kulak, ayak, tüy ve renk, değişikliklerine göre, ırkı çeşitli ülke ve bölgelere göre ayırt edilmiş ve rottweiler ırkı içinde yeni ırklar türetilmeye başlanmıştır. Her zaman söylediğim gibi, rottweiler ırk standartları, dünyanın neresinde olursanız olun, aynıdır. Ülkemizin göz bebeği Kangal ırkının macar’ı, alman’ı, rus’u olmayacağı gibi, rotweiller ırkının da standartları ve özellikleri net olarak bellidir. Köpeğin ırk ıslahı ve standartlarını belirleyen ve kontrol eden FCI federasyonunun safkan rottweiler ırkı hakkındaki veri ve standartları aşağıda açık ve net olarak gösterilmektedir.
GENEL GÖRÜNÜM
İdeal bir rottweiler orta boyda, sağlam ve güçlü bir köpektir. Rengi siyah, kahverengi lekeleri çok belirgindir. Sağlam yapısı, gücünü, çevikliğini ve dayanıklılığını sergiler. Erkek köpekler, dişilere göre daha iri, kemikleri daha kalındır. Dişiler belirgin bir şekilde feminen yapılıdır, ama dayanıklıkları ve güçlerinden hiçbir şey kaybetmezler.
BOY ORAN YAPI :Erkekler 61-68 m, dişiler 56-63 cm. arası, her birinde orta ölçüler tercih edilir. Doğru oranları yükseklik ve standardın sınırları içinde kalan vücudu çok önemlidir. Enseden kuyruk sokumuna kadar olan beden uzunluğu, cidago (omuz) yüksekliğinden biraz fazladır, en ideali yükseklik/uzunluk oranının 9/10 olmasıdır. Kemik ve kas yapısı, bedenini taşımaya yeterli olmalı ve ona son derece güçlü bir görünüm vermelidir.
ERKEK DİŞİ
Erkek omuz yüksekliği 61-68 cm
Dişi omuz yüksekliği 56-63 cm.
61- 62 cm kısa 56-57 cm kısa
63-64 cm orta 58-59 cm orta
65-66 cm iri İDEAL 60-61 cm iri İDEAL
67-68 cm çok iri 62-63 cm çok iri
Erkeklerde ağırlık yaklaşık : 50 kg. Dişilerde ağırlık : yaklaşık 42 kg.
Önemli Kusurlar :Orantısal bozukluk, küçük boy, büyük boy, cinsiyet karakteristiklerinin yer değiştirmesi (diş gibi erkek köpek;erkek köpek gibi dişi)
BAŞ : Orta boyda, kulaklar arasında geniş, yandan bakıldığında alın çizgisi hafif kubbeli, stop çok belirgin üst ve alt çene çok güçlü, alın kırışıksız olması tercih edilir, ancak köpek bir şeye dikkat ederken kırışıklıklar görülebilir. İfade asıl dikkatli ve kendinden emin.Gözler orta boyda, badem şeklinde, ne patlak ne de içe gömük değildir. İstenilen göz rengi koyu kahvedir.
Önemli Kusurlar : Sarı renkte gözler, farklı renk ve yapıda gözler, göz kenarlarında tüy bulunmaması.
Diskalifiye nedenler : patlak göz, içe gömük göz.
KULAKLAR : Orta boyda, sarkık, üçgen biçiminde. Köpek dikkat kesildiğinde kulaklar kafası çizgisi ile aynı düzeyde olur ve sanki genişlemiş gibi görünürler. Kulaklar birbirinden ayrı olmalı, aşağı sarkık durmalı ve iç kısmı kafaya yatık olmalıdır, kulak ucu hemen hemen yanak ortasında son bulur.
Önemli Kusurlar : Kulakların yanlış taşınması ( yanaktan/kafadan uzak durmaları)
AĞIZ : Ağız çizgisi düzdür, stopta geniş başlayarak uca doğru hafifçe incelir. Yine de ağız ucu geniş ve çene belirgindir. Burun ucu her zaman siyah, yuvarlak değil, daha çok geniştir.
DUDAKLAR : Her zaman siyah, köşeleri kapalı, ağız içindeki renk pigmentasyonun da siyah olması istenir.
Önemli Kusurlar : Ağız pigmentasyonunun olmaması (pembe ağız) .
DİŞLER : 42 adet diş, (üstte 20, altta 22 adet), güçlü doğru yerleşmiş, makas şeklinde kapanırlar. Alt kesici dişler, üst kesici dişlerin iç kısmına değerler.
Önemli Kusurlar : Dişlerin karşılıklı kapanması, her hangi bir dişin eksik olması, üst kapama, alt kapama dişer, iki yada daha çok sayıda dişin eksik olması.
ENSE, SIRT ÇİZGİSİ, BEDEN:
Ense : güçlü, iyi adaleli, biraz uzunca, hafif kubbelidir.
Sırt çizgisi : Sırt sağlam ve düz bir çizgidedir, cidagonun arkasından başlayarak düz bir hat şeklinde kalçalara kadar uzanır. Köpek dururken de, yürürken de, sırt çizgisi düz kalır.
Beden : Göğüs geniş ve derindir, dirseklere kadar iner, göğsün ön kısmı yapılı, kaburgalar ovaldir. Sırt düz ve güçlü, kasıklar kısa, derin ve iyi adalelidir.
KUYRUK : Kuyruk kısa kesilir, bir yada iki kuyruk omurgası bırakılır. Kuyruğun duruşu, boyundan daha önemlidir. Doğru şeklinde sırt .çizgisinin bir uzantısı gibi görünür.Köpek heyecanlı iken veya yürürken biraz dikleşir.
ÖN KISIM : Omuzlar uzun ve arkaya yatıktır. Üst kolun boyu, kürek kemiği ile aynıdır. Cidagodan dirseğe kadar olan uzunluk ile dirsekten yere kadar olan uzunluk birbirleri ile eşittir.Bacaklar güçlü, düz ve kalın kemiklidir, birbirlerine yakın değillerdir. Ayaklar yuvarlak, ne içe nede dışa dönük değildir. Yastık kalın ve serttir, tırnaklar kısa, güçlü ve siyahtır.Mahmuzlar alınabilir.
ARKA KISIM : Arka kısımdaki açılar, ön kısımdaki açıları dengeler. Üst kalça oldukça uzun, çok geniş ve iyi adalelidir. Diz eklemi belirgindir. Alt bacak uzun, geniş ve güçlüdür. Arkadan bakıldığında arka bacaklar düz, kuvvetli ve geniş, bir bedeni taşıyacak kadar, birbirlerinden uzaktır. Arka ayaklar ön ayaklara göre biraz daha uzundur, ne içe ne dışa dönük değildir. Yastıklar kalın ve sert, tırnaklar kısa, kuvvetli siyah olmalı, mahmuzlar alınmalıdır.
TÜYLER : Dış tüyler düz, sert, sıkı ve orta boyda. Alt tüyler ense ve kalçalarda bulunmamalı, ama iklime bağlı olarak daha az veya daha çok olabilir. Alt tüyler, dış tüylerin arasından görünmemeli. Tüyler kafa, kulaklar ve bacaklarda çok kısadır. Rottweiler’ın tüyleri traş edilmez. Kusurlar, dalgalı tüyler.
Önemli Kusurlar :Açık, aşırı kısa ve kıvırcık tüyler, alt tüylerin hiç bulunmaması, doğal tüylerin boyunu değiştirecek tüy tıraşı.
Diskalifiye nedeni : Uzun tüyler.
RENK : Her zaman siyah, maun ile pas rengi arası lekeler. Siyah ile lekeler arasındaki çizgiler çok belirgin olmalıdır. Lekelerin yeri şu şekilde olmalıdır; her bir gözün üzerinde birer leke, yanaklarda, ağzın her iki yanında bir çizgi halinde, ama burun üzerinde değil; ön bacaklarda ayaklara doğru; arka ayakların iç kısımlarında diz kapağına doğru ve topuktan parmaklara kadar öne doğru genişleyerek, ama siyah rengi de tamamen ortadan kaldırmadan, parmaklar üzerinde siyah çizgiler olmalı.
Alt tüyler gri, ten rengi veya siyahtır. Lekelerin miktarı ve yeri önemlidir ve beden renginin % 10’unu aşmamalıdır.
Önemli Kusurlar : Saman renginde, aşırı miktarda veya az miktarda lekeler, köpeğin her hangi bir yerinde beyaz lekelerin bulunması (birkaç tane beyaz tüy, leke anlamına gelmez)
Diskalifiye nedenleri : Beden renginin siyah dışında her hangi bir renkte olması, lekelerin bulunmaması.
YÜRÜYÜŞ : Yürüyüşü dengeli, uyumlu, emin, güçlü olmalı, ön bacaklar ileriye doğru iyi uzanmalı, arka bacakların itişi güçlü olmalı. Yürüyüşü zorlamdan, etkindir. Ön ve arka bacaklar ne içe, ne de dışa doğru atılmaz, arka bacaklar ön bacakların adımlarına dokunmalı. Sırt çizgisi hareket halinde iken düz kalır. Hız arttıkça, bacaklar merkez çizgiye doğru karın altına doğru sürülür.
Lütfen dikkat:
Bu konu sadece insanları bu köpekler hakkında bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.Bizden eğitim için yardım istemeyiniz.Bizler rottweiler eğitimcisi,satıcısı,aracısı ve veteriner değiliz.Bu konuda eğitim veren firma ve kişilerle hiç bir bağlantımız yoktur.
|
|
|
|