Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifreniz
  





Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler 12
» Son Üye TalaMAN
» Toplam Konular 7,244
» Toplam Yorumlar 8,378

Detaylı İstatistikler

 
Oku-1 Atatürk’ün İslam Hakkında Görüşleri
Yazar: RasitTunca - 08-02-2019, 07:27 PM - Forum: Mustafa Kemal ATATÜRK - Yorum Yok



Atatürk’ün İslam Hakkında Görüşleri

    (1930)Din vardır ve gereklidir.Din gerekli bir kurumdur.Dinsiz ulusların yaşamasına imkan yoktur.Yalnız şurası var ki din,Tanrı ile kul arasında ki bağlılıktır.
    (1923)Ulusumuz din ve dil gibi güçlü iki erdeme sahiptir.Bu erdemleri hiç bir güç ulusumuzun yürek ve vicdanından çekip alamamıştır.
    (1923)Arkadaşlar,Tanrı kavramı insan beyninin çok zor kavrayabileceği fizik ötesi bir konudur.Tanrı’nın buyruğu çok çalışmaktır.Çalışmak demek boşuna yorulmak,terlemek değildir.Zamanın gereklerine göre bilim her türlü uygar buluşlardan en çok dercede yararlanmak zorunludur.
    (1923)Büyük dinimiz,çalışmayanın insanlıkla hiç alakası olmadığını bildiriyor.Kimi kimseler çağdaş olmayı kafir olmak sanıyorlar.Asıl kafirlik onların sanısıdır.Bu yanlış yorumu yapanların amacı Müslümanların kafirlere tutsak olmasını istemek değilde nedir?Her sarıklıyı hoca sanmayın,hoca olmak sarıkla değil akılladır.
    (1923)Tanrı,dünya üzerinde yarattığı bu kadar nimetleri,bu kadar güzellikleri insanlar yararlansın arlık ve bolluk içinde olsun diye yaratmıştır.En çok derecede yararlanabilmek için de bugün evrenden esirgediği zekayı,aklı insanlara vermiştir.
    (1926)O (Hz.Muhammed) Tanrının birinci ve en büyük kuludur.o’nun izinde milyonlarca insan yürüyor.Benim,senin adın silinir.Ancak sonsuza kadar O ölümsüzdür.
    (1927)Bunca yüzyıllardır olduğu gibi bugünde ulusların bilgisizliğinden ve bağnazlığından yararlanarak binbir türlü siyasal,kişisel çıkar ve çıkar sağlamak için dini alet ve araç olarak kullanak girişiminde bulunanların varlığı bizi,bu konuda söz söylemekten ne yazık ki henüz uzak bulundurmuyor.İnsanlıkta dine ilişkin uzamanlık ve bilgi,her türlü boş inanışlardan sıyrılarak gerçek bilimin ışıklarıyla,temiz mükemmel oluncaya dek din oyunu aktörlerine her yerde raslanacaktır.
    (Konya Türk Ocağı 20 Mart 1923) Sahte din alimlerine karşı benden bir şeyler anlamak istersenizderim ki:”Ben şahsen ,onların düşmanıyım.Onların olumsuz yönde atacakları her adım,yalnız benim kişisel inacıma değil,yalnız benim amacıma değil o adım,benim ulusumun yüreğine savrulmuş zehirli bir kamadır.Benim ve benimle aynı düşüncede ki arkadaşlarımın yapacağı şey,mutlak o adımı atanları tepelemektir.Sizlere  bununda üstünde bir söz söyeyeyim; varsayalım bunu sağlayacak yasalar olamasa,bunu sağlayacak  Meclis olmasa öyle adımlar atanlar karşısında herkes çekilse ve kendi başıma yalnız kalsam yine de tepelerim.
    (1923)Temeli sağlam bir dinimiz vardır;malzemesi iyi ancak bina yüzyıllardır savsaklanmış,harçlar döküldükçe yeni harç yapıp binayı takviye etmek gereği hissedilmemiş.Tersine olarak bir çok yabancıöge,yorumlar,boş inançlar binayı daha çok hırpalamış.Bizi yanlış yola sevk eden kötü yaratılışlılar bilirsiniz ki çoğu zaman din perdesine bürünmüşler,saf temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aldatagelmişlerdir.Tarihimizi okuyunuz,dinleyiniz.Görürsünüz ki ulusu mahveden,tutsak eden,yıkan kötülükten gelmiştir.Onlar her türlü hareketi dinle karıştırdılar.Oysa , elhamdülilllah,hepimiz müslüman’ız,hepimiz dindarız.Artık bizim dinin gereklerini öğrenmek için şundan bundan  derse ve akıl hocalığına gereksinimiz yoktur.Analarımızın,babalarımızın kucaklarında verdikleri dersler bile bize,dinimizin esaslarını anlatmaya yeterlidir.Buna karşı hafta tatili,dine aykırıdır gibi iyi,akla ve dine uygun konulara ilişkin,sizi kandırmaya,ayak diremeye çalışan kötülükçülere güvenmeyin.Ulusumuzun içinde gerçek ve ciddi bilgiler vardır.Ulusumuz bu bilgilerle övünmektedir.Onlar ulusun güvenini ve ümmetin saygınlığını kazanmışlardır.Bu gibi bilgilere gidin.Bu bey bize böyle diyor,siz ne diyorsunuz deyiniz.Ancak genelde bunada gerek yoktur.Bizim dinimiz için herkesin elinde bir değer ölçüsü vardır.Bu ölçüyle herhangi bir şeyin bu dine uygun olup olmadığını kolayca anlayabilirsiniz.Hangi şey ki akla,mantığa,toplum çıkarına uygundur;biliniz ki o dinimize de uygundur.Bir şey akla ve mantığa,ulusun çıkarına,İslam’ın çıkarına uygunsa kimseye sormayın o şey dinseldir.Bizim dinimiz akıl ve mantığa uygun bir dil olmasaydı,en mükemmel din olamazdı;en son din olamazdı.

Bu konuyu yazdır

Mustafa-Kemal-Atatürk-1 Mustafa Kemal Atatürk ve işte "O" anlar
Yazar: RasitTunca - 08-02-2019, 07:23 PM - Forum: Mustafa Kemal ATATÜRK - Yorum Yok

iste "O" anlar

[attachment=57879]

Yıl: 1928... Türkiye Cumhuriyeti
henüz 5 yaşında... Dünyaya meydan okuyan lider... Yeni Türkiye
Cumhuriyeti'ni saygın bir devlet olarak kabul ettirmesinin haklı
gururunu yaşıyor o anda... Çünkü bu masadakiler O'nun ve Türkiye'nin
gücü karşısında saygı duymaktan başka birşey yapamayan dünya
liderleri... Bu masada... Yani Atatürk'ün masasında o anda tam 32 kral
ve 62 cumhurbaşkanı var...

[attachment=57880]


Düşmana diz çöktüren lider...
''Milletin Efendisidir dediği'' köylülerle birlikte memleket
meselelerini konuşuyor... Onlardan biri gibi... Onların yanıbaşında...
Bir taşın üstünde dikkatle dinliyor onları... Ve bir milleti uyandıran
lider, o milletle birlikte yürüyor atiye...

[attachment=57881]


1930'un Kasımında çekilmiş bu o an... Sivas'ta bir
genç bir sorununu paylaşıyor Ata'sıyla... Bir dilekçe yazmış ''O bizim
liderimiz... Bir çözüm bulur'' diyerek hemen yanına koşmuş... Ve işte o
lider... Milletin... Halkın lideri... Çok önemsiyor bu genci...
Dilekçesini inceliyor ve yakından ilgileniyor...

[attachment=57882]


O sadece bir asker... Bir devlet
adamı değildi... O her anlamda bir öğretmendi... Matematik...
Geometri... Tarih bilgisiyle yeni nesli Yeni Türkiye Cumhuriyeti'ne
yetiştirdi... İzmir Atatürk Lisesi'nde bir Şubat 1931'de öğrencilerle
matematik dersindeydi... Kendine güvenen... Kendinden emin duruşuyla tam
bir başöğretmendi...

[attachment=57883]


1929'un 15 Eylül günüydü...
Mustafa Kemal ve arkadaşları Yalova'daydı... Atatürk yolda gördüğü 9
yaşlarındaki bir çocuğa yolu sordu... İşte o çocuk Sığırtmaç
Mustafa'ydı... Birgün sonra Mustafa'yı tekrar buldu ve himayesine
aldı... Okuttu... Her iki Mustafa takım elbiseleriyle 15 haziran 1930'da
sohbet ederken böyle yansıdı o an'a.

[attachment=57884]


Manevi çocuklarından biri de Afet İnan'dı
Atatürk'ün... Ekim 1925�te izmir�e geldiği günlerde bir ilkokulda
karşılaşmıştı Afet Hanım'la... Afet İnan'ın isteği, öğrenimini sürdürmek
ve yabancı dil öğrenmekti... Atatürk de O'nu İsviçre'ye gönderdi... Bu
fotoğraf da 27 Ağustos 1934'te İzmir Vapuru'nda çekilmiş... Modern...
Çağdaş Türkiye'nin lideri Afet Hanım'la dans ederken...

[attachment=57885]


Her zaman çağdaş... Her zaman
şık ve karizmatikti... Ama o hep bizden biriydi... Samimiydi...
Cumhuriyet'in 10'uncu yılı kutlamaları için sunulan sayfalar dolusu
sloğanı okumuş ve birinin altını çizmişti... ''Bunu beğendim'' demişti. .
O slogan şöyleydi: ''Atatürk, içimizden biri... ''İşte içimizden biri
Atatürk o anda Kızılcahamam'da yere bağdaş kurmuş dinleniyordu...

[attachment=57886]

Cumhuriyeti kuran... Devrimleri yapan ve Türk halkının
yönünü çağdaş dünyaya çeviren Atatürk sık sık yurt gezileri yapardı...
İşte o gezilerden birinde çekilmiş bu o an... Türk kadınına hak ettiği
çağdaş değerini kazandıran Atatürk'ün çevresi yine o çağdaş türk
kadınlarıyla çevrelenmiş...

[attachment=57887]

Ölümünden önceki yıllardı...
Hastaydı... Ama durup dinlenmeden çalışmaya devam ediyordu... Türkiye
Cumhuriyeti'nin geldiği yeri yeterli bulmuyor... Çağdaş medeniyet
seviyesinin üstüne çıkarmak istiyordu... Yorgundu... Ama biliyordu... Bu
işte yorulmak yoktu... Zira O'nun yolundan devam edecek bir nesil
düşlüyordu... Siyah-beyaz bir ülkeyi... Karanlıklar içindeki bir ulusu
işte böyle renkli

Bu konuyu yazdır

Mustafa-Kemal-Atatürk-3 Atatürk'ten yadigar Savarona Yatı
Yazar: RasitTunca - 08-02-2019, 06:58 PM - Forum: Mustafa Kemal ATATÜRK - Yorum Yok



Atatürk'ten yadigar Savarona Yatı

SAVARONA YATI

İsmini Hint okyanusundaki bir deniz kuşundan alan Savarona yatı, Golden Gate ve

Brooklyn köprülerini imal ederek servet sahibi olmuş olan John Roebling isimli

mühendisin torunu, Richard M. Cadwallader’in dul eşi Bayan Emily Roebling

Cadwallader tarafından Almanya’nın Hamburg şehrinde, Blohm und Woss tersanesine

Gibbs ve Cox dizaynı olarak sipariş edilmiştir. Yapımına 29 Temmuz 1930 tarihinde

başlanan yat 28 Mart 1931 tarihinde denize indirilmiştir. Yat 4.000.000 USD‘a

imal edilmiştir.

Yat, döneminin en büyük özel yatı olup, içi antika meraklısı sahibinin isteği

doğrultusunda dünya’nın dört bir yanından getirilmiş özel ve tarihi eşyalarla

zenginleştirilmiştir.

Savarona denize indikten sonra Atlantik’te, Akdeniz’de ve Kuzey Afrika sularında

dolaştı. Yatını çok seven Bayan Cadwallader, Amerikan hükümetince ülke dışında

imal edilmiş teknelerden istenen tescil ile teknenin bedeli kadar gümrük

vergilerinin yüksekliği nedeniyle yatını Amerika’ya götürememişti. Bu sebeple

yatını kullanamayan sahibesi onu satmaya karar verdi.

Ulu Önder Atatürk döneminde uzun bir süre ‘Cumhurbaşkanlığı Yatı’ olarak Ertuğrul

Yatı kullanılmıştı. Atatürk, denize olan büyük sevgisi nedeniyle İstanbul’da

bulunduğu yaz aylarında özellikle Moda Koyu’nda yapılan yelken ve kürek

yarışlarını Acar Motoru ve Ertuğrul Yatı’ndan izlemekten de büyük bir zevk

alırdı.

Atatürk; İran Şahı Rıza Pehlevi, İngiliz Kralı VIII. Edward ve Ürdün Kralı

Abdullah’ı da Ertuğrul Yatında ağırlamıştır. 1938 yılında Kral VII. Edward

İstanbul’u ziyaret ettiğinde bacadan dökülen kurum Majestelerinin beyaz

pazenlerini kirletince, Atatürk Ertuğrul’un hurdaya gönderilmesine karar vererek

yeni bir cumhurbaşkanlığı yatı araştırılması için emir vermiştir.

Başbakan Celal Bayar’ın girişimleri ile Bayan Cadwallader görüşmeler sonunda,

takdir edip hayranı olduğu Atatürk’ün kullanabilmesi için gemiyi imalat değerinin

çok altında ucuz bir fiyatla Türk hükümetine satmıştır.

Ancak Alman tekniğinin bir harikası olan Savarona’yı elinden kaçırmak istemeyen

Almanya, Krupp firmasının desteği ile Savarona Yatı’na haciz koyar. Fakat daha

sonra, Atatürk’e karşı büyük sempatisi olan Amerika’nın o zamanki başkanı

Roosvelt, Savarona Yatı’nın üzerindeki Almanya’nın koymuş olduğu hacizin en kısa

zamanda kaldırılarak, Türkiye’ye satılmasını; aksi halde o sıralarda, New York

Limanı’nda bulunan ünlü Alman transatlantiğinin haczedileceğini Hitler’e

bildirir. Sonunda Almanya haczi kaldırarak, Savarona’nın Hamburg Limanı’ndan

çıkmasına izin verir. Bundan sonra Amerikan bandırası ile İngiltere’nin

Sauthampton Limanı’na getirilen Savarona’ya, 24 Mart 1938 tarihinde Türk Bayrağı

çekilerek, satın almak için gelen heyet üyelerine (Londra Büyükelçimiz Fethi

Okyar, Cumhurbaşkanlığı Başkatibi Hasan Rıza Soyak, Hava Müsteşarı Sadullah

Güney, İş Bankası Genel Müdürü Muammer Eriş, Etibank Genel Müdürü İlhami Nafiz

Pamir) teslim edilir.

12.04.1938 tarihinde her türlü hazırlığını yapmak üzere İngiltere’nin Southampton

limanından tekrar Almanya’nın Hamburg Limanı’na gelen Savarona Yatı, bazı

döşemeleri yenilendikten sonra 22.05.1938 tarihinde Gemi Süvarisi Sait Özege ve

45 kişilik personeli ile İstanbul’a hareket etti. Atatürk’ün ölümcül hasta olduğu

sırada 01 Haziran 1938 Çarşamba günü saat 6.30′da Florya önlerinde demirleyen

Savarona, aynı gün saat 12.30′da hareket ederek 13.45′de Dolmabahçe Sarayı’nın

önünde demirlemiştir. Atatürk aynı gün saat 15.30′da yanında Hasan Rıza Soyak,

Salih Bozok, Kılıç Ali ve Yaver Celal olduğu halde, Acar motoru ile Savarona

Yatı’na gelmiştir.


Atatürk evvelce planları görmüş ve yatı çok beğenmişti. Son zamanlarda giderek

artan rahatsızlığı nedeniyle pek sevdiği bu yatta çoğu zamanını yatakta geçirdi.

Bir gün şöyle dedi:

– Bir çocuk oyuncağını bekler gibi bu yatı beklemiştim. Mezarım mı olacak bu

tekne benim?

Atatürk’ün Savarona’da geçirdiği altı hafta boyunca, kabine toplantıları

düzenlendi, Romanya Kralı Carol da dahil olmak üzere önemli konuklar, devlet

başkanları ağırlandı. Atatürk’ü ölüm yatağına Savanora’daki kamarasından bir

koltuk içinde ancak götürebildiler. Yat Dolmabahçe Sarayı önünde boynunu bükerek

Atatürk’ü boşuna bekledi. Atatürk, 10 Kasım 1938’de Dolmabahçe sarayında öldü.

Yat Cumhurbaşkanı İsmet İnönü döneminde de Cumhurbaşkanlığı yatı olarak korundu.
Kanlıca koyunda uzun süre hareketsiz yatan Savarona yatının 1951 yılında

donanmaya devredilerek, okul gemisi olarak kullanılmasına karar verildi. Gemi

kısa bir süre İstinye’de havuza alındı, daha sonra da Haliç’te havuza alınarak,

gerekli bakımı, tamir ve tadilatı yapıldı. Bu arada baş ve kıç kısmına ikişer

adet top yerleştirildi. Gemi, bir müddet Haliç’te, Kasımpaşa’daki tarihi

divanhane binasının önünde demirli kaldı. 2 Temmuz 1951 tarihinde Savarona yatı

Deniz Kuvvetleri Komutanına devredilerek okul gemisi olarak kullanılmaya

başlandı.

70 gün süren ilk inceleme ve tatbikat gezisini, 65 öğrenciyle 1 Ekim 1951-8

Aralık 1951 tarihleri arasında, Hindistan’ın Bombay şehrine yaptı.

Savarona da, uzun süre Atatürk’ün kullanmış olduğu özel daire eşyalarıyla

birlikte müze olarak muhafaza edildi.

Savarona yatı, Heybeli ada açıklarında 3 ekim 1979 sabahı çıkan yangın sonucu

ağır bir şekilde hasar gördü. Gölcük tersanesinde 6 ay içinde onarılan gemi, bir

müddet daha okul gemisi olarak hizmete devam ettikten sonra kadro dışı bırakıldı.

Savarona okul gemisinin yangından kurtarılabilen bir kısım eşyası 1986 yılında,

teşhiredilmek üzere İstanbul Deniz Müzesi’ne devredildi. Atatürk’ün Savarona

yatında kalmış olduğu 54 gün süresince kullandığı karyola, komodin ve komple

yatak takımları da Deniz Müzesinde, müzenin Atatürk salonunda teşhir

edilmektedir.

1989 yılında Savarona’yı hurdaya çıkarma kararı alındı; ancak Kahraman Sadıkoğlu

son dakika kararıyla yatı 49 yıllığına kiraladı ve Savarona’yı önceki görkeminden

daha iyi bir hale kavuşturmak için çok çaba isteyen yeniden döşeme işine başladı.

İçi Donald Starkey tarafından tasarlanan yatı yenilemek için 425 işçi yaklaşık üç

yıl çalıştı. Toplam restorasyon bedeli yaklaşık 25 milyon dolar kadardır.

Savarona’nın içinde Atatürk’ün kütüphanesi ve yatak odasıyla birlikte 19 suit

bulunuyor. Süper lüks döşenen suitlerin bazılarının genişliği 50 metrekareye

ulaşıyor. Savarona’nın içinde bulunan Türk Hamamında kullanılan Mermerlerin

ağırlığı ise 260 ton dur. Yatın en geniş salonu başta bulunup ve burası aynı

zamanda yemek salonu görevi de görmektedir. Salonda gerçek XV. Lui’ye ait yemek

masası ve 12 iskemlesi vardı. Köşede gayet güzel bir şömine ve karşısında antika

bir komodin ile siyah orjinal bir etejer bulunuyordu. Hemen bitişiğinde

Atatürk’ün kısa bir süre için çalışma odası olarak kullandığı, çok şık ve çok

güzel döşenmiş bir bölüm vardı, içinde de yaklaşık 1500 kitaptan oluşan bir

kütüphanesi vardı. Yat sahibinin kullanacağı bütün kapı kulpları, banyo

muslukları ve diğer madeni aksam, altın kaplama idi.

Tekne safrası civalı olarak yapılarak 90 derece yatmadıkça devrilmemesi

sağlanmıştır.

ATATÜRK'ÜN YADİGARI SAVARONA YENİLENDİ!

Atatürk'ün yatı 'Savarona' kullanıma hazır

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından devralınan Atatürk'ün yadigarı Savarona

yatı, seçkin günlerine tekrar kavuştu.

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün son günlerini geçirdiği

83 yıllık Savarona, bakanlık tarafından 10 ay süren restorasyon ve bakımın

ardından devlet büyüklerinin tarihi toplantılarında ve önemli kabullerinde

kullanabilmesi için son aşama olan "tecrübe seferi"nden de başarıyla döndü.

Cumhurbaşkanı seçilen Başbakan Recep (:::) Erdoğan'ın talimatıyla 2013 yılının

sonlarında Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca kiralık bulunduğu iş adamı Kahraman

Sadıkoğlu'ndan devralınan Savarona'daki bakım ve restorasyon sona erdi.

İstanbul Kuruçeşme Limanı'nda ocak ayından bu yana demirli bulunan Atatürk'ün

yadigarı yat, tarihine yakışır şekilde devlet büyüklerinin Türkiye'de ve yabancı

ülkelerde gerçekleştireceği toplantı ve görüşmelerde prestij amaçlı olarak

değerlendirilmek üzere hazırlandı.

    SAVARONA KULLANIMA HAZIR


Tarihi yat, önemli konuklarını ağırlamadan önce "tecrübe seferi" için Kuruçeşme

Limanı'ndan demir aldı.

Vatandaşların meraklı bakışları altında bütün ihtişamıyla İstanbul Boğazı'ndan

geçen yat, Avşa'ya gitti.

Halen dünyanın en güzel yatlarından biri olma özelliğini koruyan Savarona,

seferini başarıyla gerçekleştirdi.

Atatürk'ün yatı 'Savarona' kullanıma hazır

Tarih kokan Savarona

Savarona'nın tecrübe seferine, Anadolu Ajansı (AA) ekibi de eşlik etti.

Başta Atatürk'ün kaldığı oda ve kullandığı eşyalar olmak üzere, yatın son halini

ayrıntılarıyla tarihe not düştü.

Başta Atatürk'ün kaldığı oda olmak üzere bütün odaların ve diğer birimlerin tek

tek elden geçirildiği yat, bütün ihtiyaçlara cevap verecek şekilde hazırlandı.

Yatın bakımında ince elendi sık dokundu. Savarona'nın elektronik tesisatı ve

cihazları başta olmak üzere lüzum görülen kısımları yenilendi, her yeri boyandı.

Savarona, son teknolojiyle de donatıldı.

Atatürk'ün yatı 'Savarona' kullanıma hazır

Gemide dinlenme salonu ve süitlerin yanı sıra Türk ve dünya mutfağından

yemeklerin yapılabildiği son teknoloji ile donatılmış mutfak da yer alıyor.

Şu anda koltuk grupları ile bir piyanonun süslediği geniş salonu ise gerektiğinde

oturma, gerektiğinde yemek, gerektiğinde ise geniş katılımlı toplantılar için

düzen alınabilecek şekilde düşünüldü.

Atatürk'ün yatı 'Savarona' kullanıma hazır

Atatürk'ün odası ilgi çekecek

Savarona'da en çok ilgiyi Atatürk'ün kaldığı oda çekiyor. Atatürk'ün 55 gününü

geçirdiği odaya, söz konusu dönemde çalışma odası olarak kullandığı bölümden

girilebiliyor. Odaya girişte sağda "Atatürk" yazılı tabela göze çarpıyor.

Atatürk'ün yatı 'Savarona' kullanıma hazır

Atatürk'ün çalışma odasında fotoğraflarından oluşan albümler, çok sayıda kitap ve

Savarona'ya ait yazılı belgeler bulunuyor.

Mustafa Kemal'in odasına girince her şeyin o döneme uygun şekilde yerleştirildiği

görülüyor. Selanik'te kullandığı belirtilen ahşap karyolası ve yatağı,

ziyaretçileri tarihi bir yolculuğa çıkarıyor.

Atatürk'ün yatı 'Savarona' kullanıma hazır

Atatürk'ün fotoğraflarının da yer aldığı odada üzerinde MKA yazılı sigarasının

yanı sıra mendili ve eldiveni dikkati çekiyor. Atatürk'ün el yazısının yer aldığı

tabloyla Cumhurbaşkanlığı forsu, bardakları, bastonu da odada bulunan diğer

eşyalardan bazıları.

Geminin güvertesine çıkış noktasında bulunan ve Savarona'ya ait o dönemden kalma

tek belge olan kroki de gözlerden kaçmıyor.


Cumhurbaşkanı Erdoğan Savarona Yatı'nda yabancı konuğu İzzetbegoviç ile resmi

temaslarda bulundu
04 Mart 2015 Çarşamba,
Atatürk'ten yadigar Savarona Yatı artık devletin zirvesini ve önemli konuklarını

ağırlayacak. Bu kapsamda ilk buluşma da bugün gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Erdoğan,

Bosna Hersek'li İzzetbegoviç ile tarihi yatta görüştü

Cumhurbaşkanı Recep (:::) Erdoğan ilk kez bir yabancı konuğunu Savarona Yatı’nda

ağırladı. Türkmenistan Devlet Başkanı Berdimuhamedov ile Savarona buluşması iptal

olan Erdoğan Bosna Hersek Cumhurbaşkanlığı Konseyi Üyesi Bakir İzzetbegoviç'i

kabul ederek Savarona ile Boğaz'a açıldı.

Atatürk’ün yadigârı Savarona yatı, seçkin günlerine tekrar kavuştu
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün son günlerini geçirdiği

83 yıllık Savarona, bakanlık tarafından 10 ay süren restorasyon ve bakımın

ardından devlet büyüklerinin tarihi toplantılarında ve önemli kabullerinde

kullanabilmesi için son aşama olan “tecrübe seferi”nden de başarıyla döndü.

Tarihi yat, önemli konuklarını ağırlamadan önce “tecrübe seferi” için İstanbul

Kuruçeşme Limanı’ndan demir aldı. Vatandaşların meraklı bakışları altında bütün

ihtişamıyla İstanbul Boğazı’ndan geçen yat, Avşa’ya gitti. Yatın bakımında ince

elendi sık dokundu.Savarona’nın elektronik tesisatı ve cihazları başta olmak

üzere lüzum görülen kısımları yenilendi, her yeri boyandı. Savarona, son

teknolojiyle de donatıldı. Gemide dinlenme salonu ve süitlerin yanı sıra Türk ve

dünya mutfağından yemeklerin yapılabildiği son teknoloji ile donatılmış mutfak da

yer alıyor. Şu anda koltuk grupları ile bir piyanonun süslediği geniş salonu ise

gerektiğinde oturma, gerektiğinde yemek, gerektiğinde ise geniş katılımlı

toplantılar için düzen alınabilecek şekilde düşünüldü. Atatürk’ün 55 gününü

geçirdiği odaya, çalışma odası olarak kullandığı bölümden girilebiliyor. Odaya

girince her şeyin o döneme uygun şekilde yerleştirildiği görülüyor.Atatürk’ün

Selanik’te kullandığı belirtilen ahşap karyolası ve yatağı, ziyaretçileri tarihi

bir yolculuğa çıkarıyor.Geminin güvertesine çıkış noktasında bulunan ve

Savarona’ya ait o dönemden kalma tek belge olan kroki korundu. Savarona'da en çok

ilgiyi Atatürk'ün kaldığı oda çekiyor



Bu konuyu yazdır

TC-Bayrak-3 Ezan Dinmez, Bayrak İnmez, Şehitler Ölmez, Vatan Bölünmez
Yazar: RasitTunca - 08-02-2019, 06:51 PM - Forum: Mustafa Kemal ATATÜRK - Yorum Yok

Ezan Dinmez, Bayrak İnmez, Şehitler Ölmez, Vatan Bölünmez


[Resim: 50766636qn.gif]

Smileys-45 Smileys-45 Smileys-45 Smileys-45

Bu konuyu yazdır

TC-Bayrak-3 Yurtta Sulh Cihanda Sulh
Yazar: RasitTunca - 08-02-2019, 06:40 PM - Forum: Mustafa Kemal ATATÜRK - Yorum Yok

Yurtta Sulh Cihanda Sulh

Kemal Atatürk

Yurtta Sulh, Cihanda Sulh,kemal atatürk,mustafa kemal,atatürk,

Smileys-45

Bu konuyu yazdır

TC-Bayrak-3 Ne Mutlu Türküm Diyene
Yazar: RasitTunca - 08-02-2019, 06:24 PM - Forum: Mustafa Kemal ATATÜRK - Yorum Yok

Ne Mutlu Türküm Diyene

Mustafa Kemal Atatürk


Smileys-45

Smileys-46

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Köpek Cinsleri - Köpek Türleri
Yazar: RasitTunca - 07-27-2019, 09:23 PM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar - Yorum Yok



Köpek Cinsleri - Köpek Türleri

Kangal Köpeği
Kangal köpekleri genellikle çoban köpeği olarak nitelendirilirler ancak bekçi köpeği tanımına daha çok uyarlar.
Zira diğer çoban köpeği türleri sürüyü korumaktan ziyade yönlendirme ve yönetmekte ustadırlar.
Kangal köpeğinin en belirgin özelliği ise sahibine duyduğu aşırı sadakat ve buna bağlı olarak sahibine ait olduğunu düşündüğü şeyleri korumaya yönelik kuvvetli içgüdüsüdür.
Bu nedenle çok iyi bir dövüşçüdür.
Kurt, çakal gibi yabani hayvanlara karşı çok etkin bir muhafız olmakla beraber aile fertlerine ve özellikle de çocuklara karşı hiçbir tehdit oluşturmazlar.

Kangal köpekleri, örnek olarak Namibya'da üstün koruyucu yeteneklere sahip oldukları için, yaygın bir şekilde yerli çiftçiler tarafından kulanılırlar.

Evliya Çelebi, Seyahatnâme'sinde kangaldan bahseder. Bu köpeklerin “aslan kadar güçlü” ve cüsseli olduğunu yazar.

Kangal Köpegi Resimi


---oOo---

K9 Köpekleri


K9 köpek kavramı koruma amacıyla, bomba arama, narkotik, bodyguard, iz takibi yapma, asayiş, askeri ve polis köpeği gibi eğitimleri almış olan bir köpekler için kullanılır. K9 köpek genellikle halk arasında Alman çoban köpeğiyle karıştırılır. Fakat bu doğru bir kavram değildir. Farklı ırklardan olan köpekler K9 olarak eğitim alabilir. Fakat bu eğitimin belli standartları bulunmaktadır.

K9 köpek hangi ırklardan olabilir?

K9 köpek asayiş ve koruma görevi yapması için ya da arama görevi yapması için eğitim verilebilir. Asayiş köpeği olarak eğitim verilecek köpeklerin sahip olması gerekli bazı özellikler bulunmaktadır. Bu özellikler içinde olanlar;

Vücut ölçüleri: Bu eğitimi alacak köpeklerin vücut ölçüleri çok iri olmamalı, ancak çok küçük boyda da olmamalıdır. En ideal vücut büyüklüğü 25-50 kg arasında olan köpeklerdir. Büyük yapılı olan köpekler hantal olacağından, dar alanlardan geçerken zorlanır ve zapt edilmeleri güç olur. Ayrıca bu köpeklerde kalça displazi riski daha yüksektir. Küçük boydaki köpekler ise, karşısındakine caydırıcılık hissi uyandırmaz. Asayişte en fazla kullanılan K9 köpek ırkları ise, Alman çoban köpeği, dev snautzer, Belçika çoban köpeği, doberman, Belçika malinois, boxer ve rottweiller cinsinden köpeklerdir.

İtaat kapasitesi: Bu görevde kullanılacak köpeklerin itaat etme özelliği iyi olmalıdır. Bu eğitimde itaatsiz olan ve itaat eğitimini tamamlamayan köpekler kullanılmaz. Bu nedenle pitbull, kangal ve Sibirya kurdu gibi köpek ırkları itaat eğitimi almakta zorlandığından bu görevler için uygun değildirler.

Genel görünüm: K9 köpek denilince, insanlar tarafından iyi eğitim almış, görünümü mükemmel köpekler düşünülür. Bu tanım insanlar için saygınlık ve ciddiyeti anlatır. Bu özelliklerin bir arada olmaması halinde, düşünceler daha farklı olur. K9 köpek itaat etmediğinde, sahibini dinlemediğinde, etrafta saygınlığı olmaz. Görünümünde kusur olan köpekte, aynı etkiyi yapacaktır. Bu yüzden dış görünüm K9 köpekte çok önemlidir. Köpekte fiziki kusurlar olmamalıdır.

Vücut sağlığı: Bu köpeklerde görevlerini yapmasını engelleyecek sağlık sorunlarının olmaması gerekir. Ancak tedavisi yapılabilen sağlık sorunlarının olması halinde, tedavi edildikten sonra doktor onayıyla eğitime başlayabilirler. Bu köpekler öncesinde seçilmiş olsalar bile, belirli aralıklarla veteriner kontrolleri yapılmalıdır. Daha sonradan oluşabilecek hastalıkların belirlenmesi için, bu konu çok önemlidir.

Psikolojik durum: Köpekler ilk doğduklarında 3 haftalıktan 3 aylık oluncaya kadar sosyalleşme sürecinden geçerler. Bu dönemin ardından köpeklerin çevresindeki insanlara ve diğer hayvanlara alışması çok zordur. Köpeklerde karakter yapıları ise, 18 aylık olduklarında oturur. Bu sürede kötü deneyimler yaşamış olan köpekler, ortamlarda istenmeyen davranışlar sergileyebilir, sahibine ve diğer insanlara zarar verici hareketler yapabilir. Bu yüzden K9 olarak eğitim verilecek olan köpekler, küçük yaşlardan itibaren eğitilmelidir.

Yaş: Koruma ve asayiş için eğitim verilip, kullanılacak olan K9 köpeklerin, ilk göreve başlayacakları yaş 1 yaşıdır. Bu zamandan itibaren 9-10 yaşına gelinceye kadar görevlerini yaparlar. Bu yaşlara gelmiş olanlar görevden alınmalıdır. Bu koruma görevi yapan köpeklerde yıpranma daha fazla olduğundan, bunlar erken yaşta ölür. Bu köpeklerin görevleri bitince bir çiftlikte yaşamaları en doğrusudur.

Oyunculuk: K9 köpekler arama için yetiştirildiklerinde, herhangi bir oyuncakla ya da topla oynama konusunda hırslı olması daha iyi olur. Bu nedenle köpekler bunların arasından seçilir. Böyle köpekler nadir bulunur. K9 köpekler için uygun ırklar arasında bile sadece % 10′u bu özelliğe uygun olur. Bu sebeple köpekler özenle seçilerek, önyargılı davranılmamalıdır.

K9 köpek eğiticilerinin özellikleri nedir?

Bu kişiler her şeyden önce köpek eğitmeyi ve bakmayı seven, sabırlı kişilerden olmalıdır. Disiplinli ve düzenli çalışabilen, alkol alışkanlığı olmayan, kötü alışkanlıkları olmayan, köpeklerle iyi diyalog kurabilen, ona sevgiyle yaklaşan kişiler K9 köpek eğitmeni olarak görev yapmalıdır. Köpek eğitimini veren kişilerin geçerli bir sertifikası olmalıdır. Bu konuda en az 1 yıl süreyle tecrübesi bulunmalıdır. Vücudunda herhangi bir özrü ve sakatlığı bulunmamalıdır. Eğitimcilerin her altı ayda bir köpeklerden insanlara geçebilen hastalıklar için, sağlık kontrollerini ihmal etmemesi gerekir.

K9 Köpegi -Alman Kurdu Resimi


---oOo---


İskoç Çoban Köpeği (Collie)

Temel Özellikleri
Huyu birbiriyle çelişen özellikler taşır. Aristokrat tavırlıdır. Apartman hayatı için tavsiye edilmez. Ev içinde çok hareketli olmasalar da çevresi çitlerle çevrili en az orta büyüklükte bir bahçeye gereksinimi vardır. Sıcak havalarda bol su ve gölge sağlandığından emin olunmalıdır.

Saldırgan değildir. Fakat hoşlanmadığı insanlara karşı kuşkulu davranma eğilimindedir. Collie'nin duyarlılık ve nezaketle ikna edilerek eğitilmesi gerekir. Aksi halde en basit şeyleri bile öğrenmeyi reddedebilir.

Tüylerinin güzelliğini korumak için sık sık fırçalamak gerekir. Arada bir yıkanmalıdır. Yazları sıcaktan rahatsız olur. Bu nedenle daima gölgede tutulmalıdır.

Neler Yapar?
Asil ve oldukça zeki bir köpektir. Duyarlı, sevimli, eğitimi kolay ve sadıktır. Genellikle diğer ev hayvanları ve köpeklerle arası iyidir. Sevdiklerine karşı çok yakın ve koruyucudur.

Bir Collie kaybolduktan sonra ailesini bulmak için 2000 mil yol katetmiştir. Bazı istisnalar hariç çocuklara mükemmel bir dost ve kibar bir oyun arkadaşıdır. İnatçı olacağından sabırlı ve kibar yöntemlerle eğitilmelidir. Aksi takdirde iş birliği yapmak istemeyecektir.

Bazıları yavruyken insanların topuklarını ısırarak gütme eğilimi sergileyebilir. Erişkin köpekler bu davranışı zamanla unutur veya bu huyu devam ettirir. Collie yavruları, yaklaşık 10-12 haftalık olduktan sonra bir hafta gibi bir sürede tuvalet eğitimi alabilir.

İyi huylu ve dost canlısı köpeklerdir. Yabancılara karşı mesafeli olabilirler. Sahibine, özellikle de çocuklara karşı güçlü koruma duyguları vardır. Saldırgan değillerdir, ancak tanımadıkları insanlara karşı şüpheci olma eğilimindedirler.

Collie, güçlü, dikkatli ve aktif bir köpektir. Hala çoban köpeği olarak kullanılmaktadır. Zeki olduğu için, bekçi köpeği, kurtarma köpeği (özellikle sudan ya da ateşten) ve kör çocuklara rehber olarak kullanılır. Güzelliği nedeniyle öncelikle insana eşlik eden köpek haline gelmiştir.

Tarihçesi
Yüzyıllar boyunca Uzun Tüylü Collie, İskoçya'nın dışında neredeyse hiç tanınmadı, ancak şimdi dünyanın en popüler köpek ırklarından biridir. İşkolik çoban köpekleri nesilinden gelen bu köpek oldukça zekidir. Yüzyıllar boyunca sürülerin korunması ve güdülmesinde insana hizmet etmişlerdir.

Irkın adı muhtemelen korumakla görevlendirildikleri Colley denen siyah suratlı İskoç koyunundan gelmektedir. İlk Uzun Tüylü Collie'ler daha geniş ve kısa suratlarıyla daha küçük köpeklerdi.

Collie öylesine zekidir ki kurtarma köpeği, körlere rehber, tv yıldızlığı ve koruma köpekliği gibi çeşitli görevleri başarıyla yerine getirebilmektedir. Kraliçe Victoria, İskoçya'daki Balmoral Kalesinde Collie beslemiş ve onun bu ilgisi ırkın popülerliğinde büyük rol oynamıştır. J.P. Morgan ve yüksek sınıfın diğer üyeleri da daha sonra Collie beslemişlerdir.

Irkın güzelliği onları aranan aile ve show köpeği yapmıştır. Kısa Tüylü Collie, İngiltere'de Amerika'dan daha yaygındır. Kısa Tüylü Collie, uzun tüyleri hariç Uzun Tüylü Collie ile tamamen aynıdır. AKC (Amerikan Köpek Kulübü) Uzun ve Kısa Tüylü Collie'leri aynı ırkın iki farklı tipi olarak görür. Kürkleri dışında aynı standarda göre değerlendirilirler. İlk Collie 1860'da bir köpek yarışmasında sergilenmiştir.


Kötü Kokmayan Köpek Irkları

Her köpek cinsinin derisi kokmaz. İşte kokmayan ve gönül rahatlığıyla evde besleyebileceğiniz ırklar.
Poodle

Kötü Kokmayan Köpek Irkları

Düşük kokulu bünyeye sahip bir köpek edinmek istiyorsanız, uzmanlar bu ırkı öneriyorlar. Üstelik bu ırkın 3 farklı boyda olanı var. Yani evde ya da bahçede besleyebilirsiniz. Üstelik hipoalerjenik kürkleri sayesinde alerji de yapmıyorlar.
Bichon Frise       

Kötü Kokmayan Köpek Irkları

Alerjisi olanlara bir zararı olmayan diğer bir ırk da Bichon Frise’dir. Üstelik fazla da tüy dökmeyen bu ırk düzenli taranmaya ihtiyaç duyar. Son derece aktif ve enerjiktir. Bu nedenle fiziksel aktivitelerden hoşlanır.
İskoç Çoban Köpeği (Collie)

Lassie filminden tanıdığımız Collie ırkı, son derece sadık ve itaatkardır. Üstelik derileri koku yapmaz fakat tüy dökümleri fazladır ve düzenli taranmaya ihtiyaç duyarlar.

İskoç Çoban Köpeği (Collie) Resimleri

---oOo---

Rottweiler hakkinda bilgi

Temel Özellikleri
Rottweiler'ın iri ve güçlü bir bedeni vardır. Adaleli ve atletik olan bu ırk, geniş bir kafaya ve yuvarlak bir alına sahiptir. çeneler iyi gelişmiştir ve dişler makas ısırışı ile kapanır. Gözler ırkın iyi huy ve sadakatinin ifadesini yansıtır ve koyu renklidir. Dengeli, sakin, itaatkar, cesur ve kolay eğitilir. Yalnızca efendisi ve ailesi saldırıya uğradığı zaman sertleşir.

Neler Yapar?
Rottweiler, sakin, eğitilebilir, cesur ve ailesine kendini adayan bir köpektir. Güvenilir bir karakteri vardır. Ailesini büyük bir kararlılıkla korur. Acıya karşı duyarsız ve güçlü köpeklerdir. Ciddi, kendinden emin ve güvenilirdir.

Dikkatli ve disiplinli bir eğitim şarttır, aksi takdirde güçlü ve saldırgan bir köpekle karşı karşıya kalınabilir. Ancak sabırlı bir eğitimle güvenilir, sadık ve sevgi dolu birer arkadaş olabilirler. Böylesine iri cüsseli bir köpeği kontrol edebilecek bir sahibe gereksinim duyar. Rottweiler, sakin yaradılışlı doğal bir koruma köpeğidir.

Oldukça zekidir ve pek çok ülke de polis, askeri ve gümrük gibi görevlerde kendilerini kanıtlamışlardır. Boyutlarından dolayı eğitim erken başlamalı ve köpeğin vahşileştirilmemesine büyük dikkat edilmelidir. Bu ırk, bol ilgi ve diğer hayvanlar ve insanlarla sosyalleştirilmeye ihtiyaç duyar. Diğer köpeklerle anlaşamayacağından toplum içinde tasmasız dolaştırılmamalıdır.

Rottweiler, tutarlı bir biçimde yetiştirilip eğitildiğinde çocuklar için iyi bir oyun arkadaşı olur. Henüz yavruyken onlarla olumlu tecrübeler yaşadığı sürece kediler ve diğer ev hayvanlarını kabullenir. Aile dostları ve akrabalar sevinçle içeri kabul edilirken yabancılar kaldırımdan öteye geçemez. Irk itaat yarışmaları ve iz sürme alanlarında başarılıdır.

çoban ve polis köpeği olarak kullanılır, daha önemlisi çok iyi bir bekçi ve muhafızdır. İnsana eşlik eden köpek olarak da değerlidir. özellikle aile üyeleriyle arası çok iyidir.

Rottweiler'ın bol egzersize gereksinimi vardır. Bu güçlü köpeğe ne kadar iş verirseniz verin memnuniyetle kabul edecektir. Ormanda koşturmak ya da açık alan yürüyüşleri yapmak onları çok mutlu eder ve yanınızdan ayrılma eğitilimleri yoktur.

Kısa ve parlak tüylerin bakımı kolaydır. Günlük tarama yıkamaya gerek bırakmayacaktır. Orta düzeyde tüy dökücüdür.

Bir batında 12 yavruya kadar doğurabilir.

Tarihçesi
Muhtemelen İtalyan Mastiff'inden gelmektedir. Ortaçağ'da çoban köpeği olarak kullanıldı. Wuttember'deki bir Alman kasabasında, Rottweil'da yetiştirildi. 1800'lerde nesli tükendi. 20. yüzyıl başlarında Stuggart'ta toplanan coşkulu köpek yetiştiricileri sayesinde, yeniden popüler hale geldi.

Rottweiler Resimleri


---oOo---


Dogo Argentino Köpeği ve Özellikleri

Dogo Argentino yeryüzündeki en yeni köpek ırklarından biridir. Bu köpek Arjantinlilerin ulusal övünç kaynağıdır ve onunla en az futbol ve tango kadar gurur duyarlar. Birçok köpek ırkının aksine, Dogo'nun hikayesi "Bu köpek ırkının hikayesi tarihin derinliklerinde saklıdır..." cümlesiyle başlamaz. Tam tersi, Dogo'nun tarihi oldukça yenidir ve çok iyi bilinmektedir.


Irkın yaratıcısı Prof. Dr. Antonio Nores Martines bir genetik uzmanı ve tutku dolu bir avcıydı. 20.yy başlarında Arjantin'de av düpedüz tehlike demekti, çünkü gerek uçsuz bucaksız kayalıklar ve çalılıklardan oluşan arazi, gerekse de tehlikeli hayvanlar (puma, jaguar ve avrupa yaban domuzu) her avı gerçek maceraya dönüştürüyordu.
Dünyadaki hiçbir köpek bu koşullarda avlanamıyor, denendiklerinde ise kendileri "av" oluyorlardı.

Antonio Martines'in hayali av içgüdülerine sahip olan, uzun mesafeleri koşabilen, iyi koku alabilen, bir pumayla teke tek dövüşüp onu alt edebilecek kadar güçlü, dövüş sırasında alabileceği yaralar yüzünden mücadeleyi bırakmayan ama aynı zamanda ve en önemlisi de insanlara ve diğer köpeklere karşı gereksiz agresiflikten yoksun bir köpek cinsi yaratmaktı.

Antonio Martines'in hayalini kurduğu köpeğin özellikleri yeryüzündeki hiçbir köpekte birarada yoktu. İstediğini elde etmek için birçok köpek cinsinin en iyi özelliklerini biraraya getirmesi gerekiyordu. Karşısındaki işin çok uzun, yorucu ve belki de imkansız olduğunu biliyordu, ama başaracak olursa bütün dünyayı hayrete düşürecek bir köpek cinsinin ortaya çıkacağını da çok iyi biliyordu.

Yeni ırkın temeli olarak Perro de Pelea'yı (Kordoba Beyaz Dövüş Köpeği - günümüzde soyu tükenmiştir) aldı. (Bazı kaynaklara göre 30 dişi) Buna tam 9 farklı köpek ırkı ekledi ve uzun yıllar sonunda amacına ulaştı. Kullandığı bütün köpekler safkandı ve çiftleşmeler sonucu doğan yavrular arasından en elitlerini seçiyordu.

Seçilen ırklar da tabii ki dikkatli inceleme sonunda belirleniyordu.

1. Bir puma veya yaban domuzuna yetişmek ve ona saldırmak için hızlı ve cesur köpeklere ihtiyaçları vardı ve Antonio Nores Martines ve kardeşi Avgustin Nores Martines'e göre bu köpek İrlanda Kurt Tazısı'ndan başkası olamazdı..

2. Elde edilen köpeğin büyüklüğünü korumak ve kas yapısını daha da geliştirmek için İspanyol Mastifi kullandıkları bir sonraki cins oldu.

Dogo Argentino Köpeği Resimleri


---oOo---


Sibirya Kurdu

Sibirya kurdu bütün dünyada tanınan ve oldukça da ilgi gören bir köpek türüdür. Bu türün dünyada bu denli tanınmasının nedeni ise, on yıllar önce Alaskada yaşanan bir difteri hastalığı salgınında ilaç sevkiyatı esnasında oldukça büyük bir rol oynamıştır.

Bu tarihten itibaren, bu köpek türü bütün dünyaca tanınmaya başlamıştır. Sibirya kurtları yüzyıllar boyunca, Sibirya bölgesinde Chukshi isimli bir halk tarafından bekçi, kızak çekmek ve de ren geyiklerini gütmek amacıyla kullanılıştır. Aynı zamanda, güzelliği, gösterişi ve de kendilerine olan güveniyle insanlar için de çok iyi bir dost olmuşlardır. Sibirya kurtlarının en önemli özelliklerinin başında, bu köpeklerin oldukça sevgi dolu bir karaktere sahip olmaları gelmektedir. Bu köpekler, uzaktan oldukça dikkat çekicidir. Bunun nedeni ise, hem dış görünümleri hem de buz mavisi gözleridir. Bu köpekler, özgürlüğüne çok düşkün ve de inatçılardır. Bu köpekler, özellikle çocuklar için çok özeldirler. Çünkü bu köpekler, çocuklara karşı oldukça hoşgörülü ve de sevgi doludurlar. Aynı zamanda, yalnızlığı hiç sevmezler. Bu nedenle de, insanlarla iyi geçinmeye çalışırlar.

Fareler ve de kuşlar, Sibirya kurtlarının avlamaktan en çok hoşlandığı hayvanlar arasında yer alırlar. Eğer evde yalnız bırakılırlarsa, evdeki eşyaları kemirerek dikkat çekmek isterler. İsminden de anlaşılabileceği gibi, sıcak havaları asla sevmezler. Soğuk havalara alışkındırlar. Öyle ki bu köpekler -60 derecede dahi hiç zorlanmadan yaşamlarını sürdürebilmektedirler. Köpek deyince akla gelen havlama huyu bu köpeklerde çok yoktur. Çok olmasa da bazen uluyabilmektedirler. Bu köpekler, 10 ile 13 yaşına kadar yaşayabilmektedirler. Ağırlıklarına bakıldığında ise, yetişme çağındaki erkek Sibirya kurtlarının ağırlıkları 20 ile 27 kg arasında değişirken, dişilerin ağırlıkları 16 ile 26 kg arasında değişmektedir. Bu köpekler, oldukça kuvvetli bir vücut yapısına sahiptirler. Yüzleri ve de vücutlarının alt bölgeleri beyaz bir renge sahipken, diğer bölgeler ise cinslere göre gümüş grisi, kurt grisi ya kum sarısı gibi renklere sahiptir. Uzun tüylere sahiptirler. Bu uzun tüyler, onlara buzlu ve de karlı havalarda patilerini korumaya yardımcı olmaktadır. Bu köpeklerin kulakları ise, dik ve de yukarıya doğrudur.

Sibirya kurtlarının karakteristik özellikleri incelendiğinde, karşımıza ilk olarak bu köpeklerin haylaz, zeki, oyuncu, inatçı ve de soysal oldukları çıkmaktadır. Bakıcı ailelerine karşı oldukça bağlıdırlar. Bu özelliğiyle, bakıcı kişilerin büyük sevgisini kazanmıştır. Bu köpeklerin eğitimi ise diğer köpeklere oranla daha kolaydır. Öğretilmek istenen şeyleri algılamaları ve öğrenmeleri kolay bir şekilde olmaktadır. Tuvalet eğitimi biraz zahmetli olabilmektedir. Eğer öğretilmek istenen şey onlara mantıksız gelirse, o öğretilen şeyi yapmamak için direnmektedirler. Bunun nedeni ise, bu köpeklerin oldukça inatçı bir yapıya sahip olmalarıdır. Bu nedenle de, bu köpeklerin eğitimi esnasında kişilerin oldukça tutarlı ve de sabırlı olmaları gerekmektedir. Genel anlamda, diğer hayvanlarla oldukça iyi bir şekilde geçinmektedirler. Eğer havalar çok sıcak değilse, oynamayı çok severler. Yine bu köpekler soğuğa alışkın oldukları için, sıcak yerlerde yetiştirilmemelidir. Serin yerlerde yetiştirilmelidir.

Bu köpekler özgürlüklerini çok sevdikleri için, dışarıda kendi başlarına dolaşmayı çok severler. Fakat bunu bir kaybolma ya da kaçma olarak değerlendirmezler. Eğer Sibirya kurdu yetiştirilmek isteniyorsa, bu köpekler yalnızlıktan hiç hoşlanmadıkları için tek değil de, iki Sibirya kurdunu bir arada yetiştirmek daha uyun bir davranış olabilmektedir.

sibirya kurdu Resimleri


---oOo---

Bullmastiff Köpeği

Bu köpekler 19. yüzyılda Mastiff ile Bulldog melezlenerek üretilmişlerdir.Üretilme amaçları toprak sahiplerinin arazilerinde kaçak avcılığı engellemektir.Sert ve tehdit edici olan bu köpeklere kaçak avcıları yakaladıklarında ısırmamaları öğretilirdi.

Hantal olmayan oldukça güçlü köpeklerdir.Neşeli,korkusuz,itaatkardırlar.Bu köpeklerin sahipleri de en az onlar kadar enerjik olmalıdır.Egzersiz ihtiyaçları karşılanırsa apartman hayatına adapte olabilirler.Sıcak havalara karşı hassastırlar.
Düzenli egzersiz yaptırılarak bu köpeklerin tembelleşmesinin önüne geçilmelidir,kilolarına dikkat edilmelidir.Tüyleri sert ve kısadır haftalık fırçalama yeterlidir,tırnaklarının uzunluğu kontrol edilmelidir.Bazen inatçı olabilen bu tür köpekler iyi huyludurlar ver dikkatli bekçidirler,kışkıltılmadıkça sakindirler.Nedensiz saldırmaz ancak bir tehlike sezdikleri anda tehlikenin kaynağını yere yatırabilirler.Çocuklarla iyi anlaşırlar.
Bu köpekler ilgiyi severler.Güvenlik açısından sıkı bir itaat eğitimi şarttır,tasmayı çekmeden yürümeyi öğrenmeli diğer insanlarla ve hayvanlarla sosyalleşmeyi yadırgamamalıdır.Bullmastiff'ler diğer köpeklere karşı saldırgan ve insanlara karşı soğukturlar.Zor köpekler değilledir sadece disiplinli bir eğitime ve otoriter sahiplere ihtiyaçları vardır,azarlanmaya duyarlıdırlar.Bullmastiff asla bir yere kapatılmamalıdır.

Bullmastiff Köpeği Resimi

Chihuahua

Chihuahua ya da Çivava, dünyanın en küçük türlerinden biri olan köpek ırkıdır. Adını Aztek eyaleti Chihuahua’dan alır. Ağırlığı 0,5 – 2,7 kg, omuzdan yere yüksekliği en fazla 13 cm’dir. Bu köpek cinsinin kulakları iridir. Postu, çeşitli renk karışımları halindeyse de Meksika’da en değerlileri açık kahverengi-beyaz renkli olanlardır. Chihuahua cinsi köpekler, soğuk havaları sevmezler ve ufak oldukları için hemen üşürler. Serin havalarda bir kazak giydirilmesi faydalıdır. Apartman hayatı için uygun bir köpektir. Bu sevimli küçük köpekleri kucakta taşımak çok kolay olsa da düzenli olarak yürütülürse çok daha sağlıklı olurlar. Düz ve kısa tüylü olan Chihuahualar haftalık bakımla temiz tutulabilir. Uzun kürklü olanlar ise yumuşak bir tarakla her gün fırçalanmalıdır. Irk orta derecede tüy döker. Kendi oyuncaklarını ve diğer eşyalarını aşırı sahiplenirler. Oyuncaklarını kimi zaman sahiplerine bile vermezler.Chihuahua oldukça inatçı bir köpektir. Bazıları için eğitimi biraz zor olsa da zeki ve öğrenmeye açıktır. Chihuahua keskin dişlere sahiptir ve bu dişlerini savunma amaçlı kullanır; çünkü tehlike durumunda kaçamayacak kadar küçüktür. Kızdırıldığında da bu yolu tercih edebilir. Bu nedenle çocuklarla oynayabilecek bir köpek türü değildir.

Chihuahua  Köpeği Resimi

---oOo---

Yorkshire Terrier

Temel Özellikleri : Yorkshire Terrier diğer tüm terrier cinsleri gibi çok hareketli ve neşelidir.Diğer hayvanlarla kesinlikle anlaşamaz fakat sahiplerine çok bağlıdırlar.Ev ortamı için birebirdir ve yabancılara karşı çok kuşkucu davranırlar.

Boy : Boyları genellikle 23-29 cm arasında değişmektedir.

Kilo : Genellikle 3-4 kilogram arasında görülmektedirler

Yaşam Tarzı : Tüm dünyada artık yaygınlaşmış olarak insana eşlik eden en yakın köpek cinslerinden birisidir. Bu onun müthiş güzelliği, hareketleri, neşesi ve sempatikliğinin bir eseridir. Ancak yinede ne olursa olsun bir terrier olduğunu unutmamak gerekir.Apartmanda kalmaya bayılır. Dışarıda gezmektende çok hoşlanırlar fakat soğuğa karşı zayıf olduklarından soğuk havalarda mutlaka üzerine birşey giydirilmelidir.

Yorkshire Terrier Resimi


---oOo---

Wirehaired Pointing Griffon

Temel Özellikleri
Canlı, zeki, hareketli ve duygulu bir köpektir.

Ortalama Ömür: 12-14 yıl

Kilo Erkek/Kilo Dişi: 23-27/23-27 kg

Boy Erkek/Boy Dişi: 56-61/51-56 cm

Neler Yapar?
Olağanüstü gelişmiş bir koku alma duyusu vardır. Avda özellikle, bıldırcın ve yaban tavşanı avında çok coşkuludur.

Kökeni
Hollandalı köpek yetiştiricisi E.K. Korthals tarafından samur tazısı, setter, pointer ve spaniel cinsi köpeklerin çiftleştirilmesiyle 1870 ve 1873 yılları arasında geliştirildi.

Wirehaired Pointing Griffon Genel Yapısı
Wirehaired pointing griffon (Telsi Tüylü Griffon) becerikli bir av köpeğidir, iz sürme ve avı geri getirme konusunda çok iyidir, genel olarak avcının menzilinde bekler.Kendi özgür iradesini avcının komutlarıyla beraber harika kombine eder. Çok becerikli,kesinlikle sadık, sahibini sürekli memnun etmeye çalışan, cana yakın ve genelde neşelidir. Genel olarak diğer insanlara, köpeklere ve diğer hayvanlara arkadaşca yaklaşır.
Wirehaired Pointing Griffon Bakımı
Wirehaired pointing griffon (Telsi Tüylü Griffon) günlük egzersize ihtiyaç duyar, günlük düzenli yürüyüş, oyunlar ve sahada koşmak onun için olmazsa olmazlardandır. Özellikle yüzmeyi çok sever. Evde ve bahçede yaşamasına izin verilirse, sahibi için elinden gelenin en iyisini yapar. Sert tüylerinin haftada bir ya da iki defa fırçalanması gerekmektedir, tüylerinin yenilenmesi için yılda iki defa traş olması gerekmektedir.Kulaklarının düzenli olarak temizlenmesi ve kulak içerisindeki tüylerin herhangi bir kulak sorunu yaşamaması için kesilmesi gerekmektedir.
Wirehaired Pointing Griffon Sağlık Bilgileri
Temel görülen problemler: -
Daha az gözlenen sorunlar : CHD, otitis externa, entropion, ectropion
Nadiren rastlanan sorunlar: -
Uygulanması gereken testler: (hip), (göz)
Ortalama Yaşam Süresi: 12-14 yıl

Wirehaired Pointing Griffon Resimi

---oOo---

Whippet Cinsi

Temel Özellikleri
Mutlu, duygulu, gururlu, zeki ve uysaldır.

Ortalama Ömür: 12-15 yıl

Kilo Erkek/Kilo Dişi: 9-18/9-18 kg

Boy Erkek/Boy Dişi: 48-56/46-53 cm

Neler Yapar?
Kısa mesafeli yarışlarda kullanılır. Saatte 60 km. hızla koşabilir.
Mükemmel karakteri sayesinde insana eşlik edebilir, gerektiğinde dikkatli bekçi köpeği olarak da eğitilebilir.
Narin görünüşüne rağmen hastalıklara karşı dirençlidir ve uzun ömürlüdür.

Kökeni
19. yüzyıl sonunda greyhound, İtalyan tazısı ve terrier cinsi köpeklerin çiftleştirilmesiyle geliştirildi.

İsmi hızlı hareket etmek anlamına gelen “whip it” sözcüklerinden gelir.

Whippet Cinsi-Köpek-Resimi-Whippet -Fotos

---oOo---


Westphalia Basseti Cinsi

Temel Özellikleri
Westphalia Basseti mücadeleci, zeki, arkadaş canlısı bir ırktır. Evde uyuması gerekir, iyi huyludur. Koklayarak iz sürer.

Ortalama Ömür: 10-14 yıl

Kilo Erkek/Kilo Dişi: 15-18/14-17 kg

Boy Erkek/Boy Dişi: 30-35/28-33 cm

Neler Yapar?
Tazı ve basetin avcılık yeteneklerini kendi kişiliğinde birleştirmiştir. İz sürer, avcıyı uyarır, inlere girebilir. Güzel görünüşünün yanı sıra taşıdığı melankolik ama aynı zamanda canlı ifade onu insana arkadaşlık eden bir köpek olarak popüler hale getirmiştir. çok az bilinen bir cinstir. Bu nedenle köpek gösterilerinde pek görülmez.

Kökeni
Alman tazıları ve bassetlerinin çiftleştirlmesiyle üretilmiştir.

Westphalia Basseti Cinsi Köpek Resimi

---oOo---

West Highland White Terrier

Temel Özellikleri
Geniş göğsünden kaslı bacaklarına kadar sağlam yapılı, fakat küçük gövdeli bir köpektir. Ateşli, hareketli ve kendine güvenlidir.

Ortalama Ömür: 12-14 yıl

Kilo Erkek/Kilo Dişi: 7-10/7-10 kg

Boy Erkek/Boy Dişi: 25-30/23-28 cm

Neler Yapar?
Pek çok terrier gibi avındaki hayvanları yakalayabilen bir cinstir. Bu rolde ne kadar kararlı ve amansız olduğunu kanıtlamıştır.

Ancak günümüzde bu sempatik, küçük, hareketli köpek çok değerli ve aranan bir aile dostu haline gelmiştir. Bir apartmanda rahatlıkla yaşayabilir, ama özgürlük duygusunu sevdiği unutulmamalıdır. Bir terastan ya da küçük bir avludan hoşlanır.

Kökeni
19. Yüzyıl'ın ortasında, İngiltere'nin Argyll bölgesinde yaşayan bir cins terrier yetiştiricisi kendi köpeklerinin arasında bazı beyaz yavrular buldu. Bu köpekler seçildi ve West Highland White Terrier elde etmek amacıyla çiftleştirildi.

West Highland White Terrier Fotos-West Highland White Terrier Resimi


---oOo---


Welsh Terrier Cinsi

Temel Özellikleri
Estetik bakımından Airedale'in minyatürüdür. Bu köpeğin öteki terrierlerle çiftleştirilmesiyle elde edilmiştir. Canlı, bağımsız, neşeli, duygulu, itaatkar ve cesur bir köpektir.

Tüylerinin sık sık fırçalanması gerekir, yılda iki kez de kırpılmalıdır.

Ortalama Ömür: 12-14 yıl

Kilo Erkek/Kilo Dişi: 16-18/14-16 kg

Boy Erkek/Boy Dişi: 46-48/43-46 cm

Neler Yapar?
Ağıl ve inlerde avcı olarak kullanılır. Tazılarla birlikte sürülerin korunmasında da kullanılır.

Günümüzde sadece insana eşlik eden köpek olarak kullanılır. Apartman hayatına çok iyi uyum sağlar, aynı zamanda iyi bir bekçi köpeğidir. Efendisine çok bağlıdır, ancak yabancılara karşı biraz ürkektir.

Kökeni
Bu cins 1700'lerde üretilmesine karşın ilk kez 1885'te resmi olarak tanıtıldı. Ancak bir süre Kırmızı Wire Fox Terrier olarak anılmıştır.

Welsh Terrier Cinsi Resimleri


---oOo---

Welsh Springer Spaniel Cinsi

Temel Özellikleri
Neşeli, duyarlı ve bağımsızdır. Güçlü, sağlam bir köpektir.

Ortalama Ömür: 12-15 yıl

Kilo Erkek/Kilo Dişi: 16-20/16-20 kg

Boy Erkek/Boy Dişi: 46-48/43-46 cm

Neler Yapar?
En zor arazilerde avlanmaya uyum sağlar ve avı getirme konusunda yeteneklidir. Her türlü kötü hava koşuluna dirençlidir.
“Daima neşeli” olduğu söylenir. çok soğuk havalardan korkmaz ve yorgunluk belirtisi göstermeden saatlerce çalışabilir.

Av alanından çok fazla uzaklaşma eğilimindedir. Bu nedenle altı aylıkken bu konuda sürekli eğitilmelidir.

Kökeni
özellikle av için spaniel stock cinsinden türetilmiştir.

Welsh Springer Spaniel Cinsi Köpek Resimleri


---oOo---

Dalmaçyalılar

Dalmaçyalılar Hakkinda (Ozellikleri,Ilginc Bilgiler ..)

Merhaba Arkadaslar,Dalmacyalilar ile ilgili turkce kaynak ve bilgi cok az oldugu için bugun birkac sayfa ingilizce yayinlardan bilgim yettiginde ceviriler yaptim.Dalmacyali almak isteyenler için aydinlatici olucagini ve Dalmacyali sahipleri icinde referans niteliginde olmasini umuyorum,,,,

DALMACYALILAR HAKKINDA ILGINC BILGILER

Dalmacyalilar yillarca itfaiyeci kopegi olarak bilindiler.Yillar once dalmacyalilar itfayeciler tarafindan istasyonlarindaki fareleri kovalamalari için tutulmuslardir.(Dalmacyalilar kedi gibi fare kovalamalari ile unlenmislerdir)

2.Dunya savasi sirasinda gizli mesaj ve tibbi malzeme tasimak için kullanildiklari bilinmektedir.

Atlarla aralarinin iyi olmasindan dolayi ayni zamanda itfayeciler yangin sondurmeye giderken at arabalarina eslik etmis ve yollarini acmislardir.ingilterede halen bazi modern itfaiye istasyonlarinda Dalmacyalilar bulundurulmaktadir.

Dalmacyalilarin iyi bir sirk sovmenleri oldugunu biliyormuydunuz?
Bunun nedeni Dalmacyalilarin atlarla cok iyi dost olabilmeleri ve dogustan ilgiyi uzerine cekme istegine sahip olmalaridir.Yaptiklari numaralar arasinda Fici yuvarlama,Takla atma,dar ince bir alanda yurume…

Dalmacyalilarin diger bilinen adlari : Itfaiyeci kopegi , Arabaci Palisi, Maskot , Dal

Bilinen en meshur Dalmatian sahiplerinden bazilari :George Washington ,Ressam Pablo Picasso, Benjamin Franklin

Dalmacyalilar yavruyken (Ve yavruluk donemi oldukca uzun surmektedir)cocuklarla birbirlerine cok benzerler.Her ikiside dogustan oyuncu.yakinindakiler için ilgi cekici ve cok cabuk sikilarlar.Sinirlar skildiklari zaman cok zorlarlar.

Erkek Dalmacyalilar disi dalmacyalilara gore iri ve agirdirlar.

Dalmacyalilarin mukemmel duyu yetenekleri vardir.En kotu duyu sahibi olani bir insanin isitebildiginden dort kat fazlasini duyma yetisine sahiptir.(Unutulmamasi gereken Dalmacyalilar da dogustan sagirlik gozukebilmektedir)

Dalmacyalilar yuzmeyi cok severler.

Dalmacyalilarin benekleri siyah veya kahverengidir.Fakat ilginc olani dalmacyalilarda dogduklarindan sut kadar beyaz dogar ve sonradan beneklerine kavusurlar.

Dalmacyalilar en insancil sicakkanli kopeklerden biridir.Onlar için hayatta onemli olan sey insanlarla birlikte olup oyun oynamaktir.(Gun icerisinde insana ihtiyac duyarlar ve yanliz kalmayi sevmezler)


Dalmaçyalılar Hakkinda (Ozellikleri,Ilginc Bilgiler ..)

Merhaba Arkadaslar,Dalmacyalilar ile ilgili turkce kaynak ve bilgi cok az oldugu için bugun birkac sayfa ingilizce yayinlardan bilgim yettiginde ceviriler yaptim.Dalmacyali almak isteyenler için aydinlatici olucagini ve Dalmacyali sahipleri icinde referans niteliginde olmasini umuyorum,,,,

DALMACYALILAR HAKKINDA ILGINC BILGILER

Dalmacyalilar yillarca itfaiyeci kopegi olarak bilindiler.Yillar once dalmacyalilar itfayeciler tarafindan istasyonlarindaki fareleri kovalamalari için tutulmuslardir.(Dalmacyalilar kedi gibi fare kovalamalari ile unlenmislerdir)

2.Dunya savasi sirasinda gizli mesaj ve tibbi malzeme tasimak için kullanildiklari bilinmektedir.

Atlarla aralarinin iyi olmasindan dolayi ayni zamanda itfayeciler yangin sondurmeye giderken at arabalarina eslik etmis ve yollarini acmislardir.ingilterede halen bazi modern itfaiye istasyonlarinda Dalmacyalilar bulundurulmaktadir.


Dalmacyalilarin iyi bir sirk sovmenleri oldugunu biliyormuydunuz?
Bunun nedeni Dalmacyalilarin atlarla cok iyi dost olabilmeleri ve dogustan ilgiyi uzerine cekme istegine sahip olmalaridir.Yaptiklari numaralar arasinda Fici yuvarlama,Takla atma,dar ince bir alanda yurume…

Dalmacyalilarin diger bilinen adlari : Itfaiyeci kopegi , Arabaci Palisi, Maskot , Dal

Bilinen en meshur Dalmatian sahiplerinden bazilari :George Washington ,Ressam Pablo Picasso, Benjamin Franklin

Dalmacyalilar yavruyken (Ve yavruluk donemi oldukca uzun surmektedir)cocuklarla birbirlerine cok benzerler.Her ikiside dogustan oyuncu.yakinindakiler için ilgi cekici ve cok cabuk sikilarlar.Sinirlar skildiklari zaman cok zorlarlar.

Erkek Dalmacyalilar disi dalmacyalilara gore iri ve agirdirlar.

Dalmacyalilarin mukemmel duyu yetenekleri vardir.En kotu duyu sahibi olani bir insanin isitebildiginden dort kat fazlasini duyma yetisine sahiptir.(Unutulmamasi gereken Dalmacyalilar da dogustan sagirlik gozukebilmektedir)

Dalmacyalilar yuzmeyi cok severler.

Dalmacyalilarin benekleri siyah veya kahverengidir.Fakat ilginc olani dalmacyalilarda dogduklarindan sut kadar beyaz dogar ve sonradan beneklerine kavusurlar.

Dalmacyalilar en insancil sicakkanli kopeklerden biridir.Onlar için hayatta onemli olan sey insanlarla birlikte olup oyun oynamaktir.(Gun icerisinde insana ihtiyac duyarlar ve yanliz kalmayi sevmezler)

Tum kopeklerin (Dalmacyalilarda dahil)renkleri goremedigini biliyormuydunuz?Bu demek oluyorki butun kopekler siyah ve beyaz gorurler.Renkleri bilmedikleri halde cok keskin ayirt edebilme gudusune sahiptirler.


Dalmaçyalılar Hakkinda (Ozellikleri,Ilginc Bilgiler ..)


Merhaba Arkadaslar,Dalmacyalilar ile ilgili turkce kaynak ve bilgi cok az oldugu için bugun birkac sayfa ingilizce yayinlardan bilgim yettiginde ceviriler yaptim.Dalmacyali almak isteyenler için aydinlatici olucagini ve Dalmacyali sahipleri icinde referans niteliginde olmasini umuyorum,,,,

DALMACYALILAR HAKKINDA ILGINC BILGILER




Dalmacyalilar yillarca itfaiyeci kopegi olarak bilindiler.Yillar once dalmacyalilar itfayeciler tarafindan istasyonlarindaki fareleri kovalamalari için tutulmuslardir.(Dalmacyalilar kedi gibi fare kovalamalari ile unlenmislerdir)

2.Dunya savasi sirasinda gizli mesaj ve tibbi malzeme tasimak için kullanildiklari bilinmektedir.

Atlarla aralarinin iyi olmasindan dolayi ayni zamanda itfayeciler yangin sondurmeye giderken at arabalarina eslik etmis ve yollarini acmislardir.ingilterede halen bazi modern itfaiye istasyonlarinda Dalmacyalilar bulundurulmaktadir.


Dalmacyalilarin iyi bir sirk sovmenleri oldugunu biliyormuydunuz?
Bunun nedeni Dalmacyalilarin atlarla cok iyi dost olabilmeleri ve dogustan ilgiyi uzerine cekme istegine sahip olmalaridir.Yaptiklari numaralar arasinda Fici yuvarlama,Takla atma,dar ince bir alanda yurume…

Dalmacyalilarin diger bilinen adlari : Itfaiyeci kopegi , Arabaci Palisi, Maskot , Dal

Bilinen en meshur Dalmatian sahiplerinden bazilari :George Washington ,Ressam Pablo Picasso, Benjamin Franklin

Dalmacyalilar yavruyken (Ve yavruluk donemi oldukca uzun surmektedir)cocuklarla birbirlerine cok benzerler.Her ikiside dogustan oyuncu.yakinindakiler için ilgi cekici ve cok cabuk sikilarlar.Sinirlar skildiklari zaman cok zorlarlar.

Erkek Dalmacyalilar disi dalmacyalilara gore iri ve agirdirlar.

Dalmacyalilarin mukemmel duyu yetenekleri vardir.En kotu duyu sahibi olani bir insanin isitebildiginden dort kat fazlasini duyma yetisine sahiptir.(Unutulmamasi gereken Dalmacyalilar da dogustan sagirlik gozukebilmektedir)

Dalmacyalilar yuzmeyi cok severler.

Dalmacyalilarin benekleri siyah veya kahverengidir.Fakat ilginc olani dalmacyalilarda dogduklarindan sut kadar beyaz dogar ve sonradan beneklerine kavusurlar.

Dalmacyalilar en insancil sicakkanli kopeklerden biridir.Onlar için hayatta onemli olan sey insanlarla birlikte olup oyun oynamaktir.(Gun icerisinde insana ihtiyac duyarlar ve yanliz kalmayi sevmezler)




Tum kopeklerin (Dalmacyalilarda dahil)renkleri goremedigini biliyormuydunuz?Bu demek oluyorki butun kopekler siyah ve beyaz gorurler.Renkleri bilmedikleri halde cok keskin ayirt edebilme gudusune sahiptirler.



Dalmacyalilar kisa tuylu kopeklerdir.Duzenli olarak taranmalari gerekir.Evinize tuy dokme zamanlarinda halinizin ustune kar yagmis gibi beyaz tuyler gormeniz olasidir.

Dalmacyalilar cok az koku birakir ve kendisini kediler gibi temizler.


DALMACYALI IYI OZELLIKLERI

Itaatkar (Zaman zaman inatci olduklarida bilinir)
Zeki
Iyi bir gozcu olmasi
Orta derecede koruma kopegidir
Kendini temiz tutar
Cok az koku birakir
Surekli saka yapar ve sizing sakalariniza karsida anlayislidir
Atlari cok sever
Kolay itaat egitimi alir
Iyi hafizasi vardir.

DALMACYALILARIN OLUMSUZ OZELLIKLERI

Havlayabilir
Soguga karsi dayaniksizdir
Yeteri derecede eksersiz yapmazsa yaramazlasir ve hiperaktif duruma gelir.
Kiskanclik besler


** Yukarida verilen bilgilerin tamami dalmacyalilarin hakkinda bilinenn genel kanaatlar uzerine kurulmustur.Bu kanaatlere uymayan bir dalmacyali kotu bir dalmacyali degildir.



DALMACYALI BENIM için UYGUN BIR IRK’MI?

Kopegime evin icinde bakabilecek durumdamiyim?

Gunde bir saat egzersiz yaptirabilecekmiyim ?

Ben benden bagimsiz basina buyruk hareket eden bir kopek istiyormuyum ?

Ben kopegimin egitimine zaman ayirabilecekmiyim? (Dalmacyalilar muhakkak egitim ihtiyaci duyar)

Kopegimle oyun oynucak zaman ayirabilecekmiyim ?

Ben onun yapabilecekleri daginikliklari toplamaya katlanabilecekmiyim ?

Ben Fiziksel olarak hiperaktif bir kopekle zaman gecirip onu control edebilecek egitebilecek guc ve enerjiye sahipmiyim?

Benim butun aile fertlerim evin icindeyken ona ilgi gosterebilecek durumdami?Ve bir dalmacyaliya ve onun sebep olabilecegi seylere katlanabileceklermi? (Her bir bireyin ev icinde hayvan sevgisi duymasi onemlidir)

Dalmaçyalı Köpek Resimi-Dalmatian-Fotos


Bu konuyu yazdır

Oku-1 Sivas Kangal Çoban Köpeği - Sivas Kangalı Hakkında Bilgiler
Yazar: RasitTunca - 07-27-2019, 08:25 PM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar - Yorum (1)



Sivas Kangal Çoban Köpeği - Sivas Kangalı Hakkında Bilgiler Sivas Kangalı Yavruları - Sivas Kangalı Resimleri - Kangal Çoban Köpeği, Karabaş

Kangal köpeği

Kangal, Türkiye kökenli bir çoban ve bekçi köpeği ırkı. Adını Sivas'ın Kangal ilçesinden alır.[1] Henüz FCI, AKC ve TKC gibi dünyadaki büyük köpek kulüpleri ve federasyonları tarafından tanınmamaktadır ancak Türkiye'deki otoritelerce dünyada safkan bir köpek ırkı olarak tanınması için çalışmalar yapılmaktadır

Kangal Çoban Köpeği

GENEL ÖZELLİKLER

Dünyada emsali görülmemiş bir köpek türü olan Kangal Çoban köpekleri, Türkiye'de ve yabancı devletlerde haklı bir üne sahiptir. Özellikle İngiltere ve Amerika'da bu köpekleri sevenler tarafından dernekler kurulmuş, yarışmalar yapılmıştır. Ne acıdır ki yabancı devletlerin göstermiş oldukları ilgiyi, bizler maalesef son 10 - 15 yıldır göstermekteyiz.

Kangal Çoban Köpekleri çok cesur, gayet hızlı ve çeviktirler. Kadın ve çocuklara karşı gayet muhlis, kötü niyetli kişilere karşı son derece caydırıcı bir silah olan Kangal köpekleri çok zeki, ön sezileri kuvvetli ve sahibine aşırı bağlıdırlar. Sahibi tarafından azarlandığı zaman suçlu bir çocuk gibi başını öne eğer, sahibinin gözlerine mahsun mahsun bakarak af edilmesini bekler. Hislerini yalnız hal, hareket, mimik ve jestlerle değil çıkardıkları çeşitli tonlardaki havlamalarla belli ederler.

Kangal Çoban Köpekleri görevlerine çok sadıktırlar. Şöyle ki; dağda sürüden ayrılan veya geride kalan koyunun başından günlerce aç ve susuz bekledikleri Kangal çiftçileri tarafından anlatılmaktadır.

Kangal Çoban Köpeğine sahip çiftçilerin en büyük gurur kaynağı köpeklerinin kurt boğmalarıdır. Kurt boğan köpeğe sahip olmak onlar için bir ayrıcalık ve övünç kaynağıdır.

Yüzyılların ihmaline rağmen ne ırk vasıflarından ne de yüksek ruh yapısından en ufak bir taviz vermemiştir. Kan asaletine çok bağlıdır. Doğuda serbestken bile başka bir karnivorla çiftleşmesi mümkün değildir. 1975 yılında askeri amaçla eğitime alınmış ve asırlardır bu yönde eğitim gören köpek türlerinden çok daha yetenekli olduğunu kanıtlamıştır.

İyi bir köpekte bu özellikler olmalıdır:

Zeka : Orta-yüksek düzeyde

Güvenirlilik : Sürü hayvanına ve sahiplerine zarar vermemelidir.

Dikkatlilik : Görevine karşı ilgi ve dikkati bulunmalıdır.

Koruyuculuk : Yabancıya karşı reaksiyoner (havlama - saldırı) olmalıdır.

Güç : Olası düşmanı durduracak (kurt - hırsız) güçte olmalıdır.

Hız : Olası düşmanı kovalayıp yakalayacak hızda olmalıdır.

Cesaret : En önemli özellik olarak cesareti söyleyebiliriz. Çünkü cesareti olmayan bir köpek diğer 6 özelliğe sahip olsa da etkili olamaz.

Tüm bu özelliklerin hepsini en yüksek düzeyde Kangal köpeklerinde bulmamız mümkündür. İşte bu özelliklerinden dolayı Kangal köpekleri dünya köpekleri arasında hak ettiği değeri ve birinciliğini her zaman koruyacaktır.

Kökeni

Kangal ilçesine de adını verdiği düşünülen, Orta Asya'dan göç eden Kanglı (Kangar) Türk boyunun, göç ederken bu köpek ırkını da getirdiği düşünülür.[1] Orhan Yılmaz, "Kangal Köpeği / Tarihi-Tanıtımı-Yetiştirilmesi-Islahı" adlı kitabında “Kanglı” Türk boyunun Orta Asya'dan göç ederken yanlarında üç şeyi getirdikleri; bunların at, it ve koyun olduğunu söyler. 11 Temmuz 2003'te düzenlenen I. Uluslararası Kangal Köpeği Sempozyumu'nun sonuç bildirisinde, “büyük Türk göçleri sırasında Türkistan'dan Anadolu'ya getirilen bir köpek ırkı olduğu” kabul edilmiştir.[kaynak belirtilmeli]

Kangallar en geç 17. yüzyıldan itibaren Osmanlı sultanları tarafından üretilmiş ve samson olarak adlandırılmıştır.[1] Doğan Kartay, hem "Türk Çoban Köpeği Kangal" kitabında hem de I. Uluslararası Kangal Köpeği Sempozyumunda sunduğu bildiride, Kangalların, Osmanlı döneminde Yeniçeriler tarafından hem askeri işlerde hem de savaşlarda kullanıldığından bahsetmektedir. Kartay'ın bildirisinde, Romalılarda “aslan” sözcüğünün karşılığı olan “samson” kelimesine atfen kangalları kullanan birliğe “Samsoncular” denildiğini söylemektedir.

KANGAL ÇOBAN KÖPEĞİ TARİHÇESİ

Kangal çoban köpeği, Anadolu insanının yüzyıllar boyu çobanın yanında onun sürüsünün kötü niyetli kimselerden ve vahşi hayvanlardan korumuş bir köpek ırkıdır. Babiller zamanından beri varlığı bilinmektedir. Bu köpekler savaş köpeği olarak kullanıldığı gibi at ve aslan avında da kendisinden yararlanılmıştır.

Kökeninin Sivas İli Kangal İlçesinden geldiği tahmin edilmektedir. Buna rağmen Yozgat, Kayseri, Çorum, Tokat, Erzurum ve Erzincan'da da saf kanlılarına rastlamak mümkündür. Keza ülkemiz köpek ırklarından Karakaya ve Kızılkaya gibi isimlerle anılan ve ancak kanlarında Türk çoban köpeği gibi bir başka yabancı isim taşımayan ırklarımızla melezlerine ülkemizin her yöresinde rastlamak mümkündür. Ancak birinci derecede saf Kangal Çoban Köpeğini Sivas veya özellikle Kangal İlçesinde bulmamız mümkündür.

17. Yüzyılda Evliya Çelebi Seyahatnamesinde aslan kadar kuvvetli olarak tarif ettiği bu köpeklerden bahsetmektedir. Osmanlı İmparatorluğu kurucularının bu köpeği beraberlerinde Anadolu'ya getirdikleri ve Osmanlının Avrupa'ya yayılmasıyla çoğu Avrupa Çoban Köpeğinin de bu ırktan türediği sanılmaktadır.

Osmanlı İmparatorluğu dönemi arşivlerinde, Kangal köpeklerinden bahsedilmekte pedigrili yetiştiriciliği yapıldığı bahsedilmektedir.

Kangal Çoban Köpeklerinin bu kadar eskilere dayanan tarihi geçmişten günümüze kadar ırk özelliğini bozmadan gelebilmesini, geçimini koyunculuktan sağlayan çiftçilerin en güvenilir dostu olmasına ve Dünya köpek ırkları arasında kurtlara karşı koyabilen tek köpek ırkı olmasına bağlanmaktadır. Kangal köpekleri en zor iklim ve çalışma şartlarında verilen görevi cani pahasına yerine getirirler. Bakım ve beslenme şartları diğer köpek ırklarına göre daha basit ve ekonomik olması neslinin devamını sağlamıştır.

Özellikleri

Kangal köpekleri genellikle çoban köpeği olarak nitelendirilirler ancak bekçi köpeği tanımına daha çok uyarlar. Zira diğer çoban köpeği türleri sürüyü korumaktan ziyade yönlendirme ve yönetmekte ustadırlar. Kangal köpeğinin en belirgin özelliği ise sahibine duyduğu aşırı sadakat ve buna bağlı olarak sahibine ait olduğunu düşündüğü şeyleri korumaya yönelik kuvvetli içgüdüsüdür. Bu nedenle çok iyi bir dövüşçüdür. Kurt, çakal gibi yabani hayvanlara karşı çok etkin bir muhafız olmakla beraber aile fertlerine ve özellikle de çocuklara karşı hiçbir tehdit oluşturmazlar.

Kangal köpekleri, örnek olarak Namibya'da üstün koruyucu yeteneklere sahip oldukları için, yaygın bir şekilde yerli çiftçiler tarafından kulanılırlar.

Evliya Çelebi, Seyahatnâme'sinde kangaldan bahseder. Bu köpeklerin “aslan kadar güçlü” ve cüsseli olduğunu yazar.

IRK ÖZELLİKLERİ

Burun Ağız Yapısı: Ağız burun yapısı kısa küt çene kuvvetlidir. Dişler sivri ve sağlam, dudakları sarkıktır. Göz, kulak, ağız etrafı ve burun üstüne kadar siyahtır.

Gözler: Kafatasına göre oldukça küçük yuvarlakça olup altın ve kahverengi arasında bir renktedir. Göz etrafı siyahtır. Bakışlar canlı ve asildir.

Kulaklar: Orta boyda üçgen şeklinde, uçları yuvarlak, kafasına yapışık ve sarkıktır.

Kafanın ve Göğüsün Görünümü: Önden bakıldığında aslanı andırır. Kafa iri, güçlü bir boyun ile desteklidir.

Boyun: Hafifçe eğik, güçlü ve adaleli, orta boyda, oldukça ayrık, düz, kalın kemikli, ayak bilekleri kuvvetli ve uzundur. Ön göğüs arkasına göre daha geniş ve omuzlar adalelidir.


Gövde: Gövde baştan sonra bir kare şeklindedir. Vücut güçlü, adaleli, hiçbir zaman şişman değildir. Dirsek hizasına kadar göğüs derin, karin hafifçe içine çekiktir.

Bacaklar: Bacaklar güçlüdür. Ön bacaklar arka bacaklara göre daha güçlüdür. Ayaklar iri yapılı, kuvvetli, parmak bombeli ve siyahtır.

Kuyruk: Oldukça yüksek olup, rahat durumda iken düşük ve kıvrık, uyarıldığı zaman sırt üzerinde yüksek ve kıvrıktır.

Vücut Rengi: Bozdan çelik rengine kadar olabilir. Göğüste beyaz bir madalyon bulunabilir.

Post: Sık bir alt post üzerinde kısa ve yoğun bir tüy yapısına sahiptir.

Ağırlık: Erkeklerde 50 - 60 kg , Dişilerde 41 - 59 kg

Bakım


Kangalın, uzun bir yürüyüş veya kısa bir koşu şeklinde, her gün egzersiz yapmaya gereksinimi vardır.[1] Ilık ila serin hava şartlarında dışarıda barınabilir. Kürk bakımı ihtiyacı azdır. Haftada bir ölü tüyleri temizlemek için tımarlanması gerekir.

DÖL VERİM ÖZELLİKLERİ


Kızgınlık gösterme zamanı: Kızgınlıklar bütün bir yıla yayılmakla beraber, belli mevsimlerde yoğunlaşmak tadır. Kangal köpeklerinde kızgınlık daha çok ilkbahar, yaz ve kış mevsiminde görülür. Bu farklılığın muhtemelen bölgesel iklim ve bakım beslenmeden kaynaklandığı söylenebilir.

Östrus siklusu süresi: Kangal köpeklerinde östrus siklusu gebeliğin olduğu dönemlerde 180 gün civarındadır.

İlk kızgınlığa ulaşma yaşı: Bu köpek ırkında ilk kızgınlık yaşı 13,8 ay dolayındadır.

Çiftleşme süresi: Ortalama 20 dakikadır.

Kızgınlık gösterme oranı: Bu oran bakım beslenme şartları ile çok etkilendiğinden % 64 ile % 94 arasında değişir.

Gebelik oranı: Gebelik oranı da bakım ve beslenme farklılıklarından dolayı % 64 ile % 94 arasında değişir.

Ortalama yavru sayısı: Kangal köpeklerinde bir doğumda ortalama yavru sayısı 7 - 8 civarındadır.

Ölü doğum oranı: Ölü doğum oranı % 2 ile % 14 arasında değişmekle beraber, çoklu doğum tipinin artışı ile birlikte ölü doğum oranı da artmaktadır.

Yaşama gücü oranı: 15. gün ile bir yaş yaşama gücü oranı sırası ile % 85 ile % 75 civarındadır.

Büyüme: Ortalama doğum ağırlığı 550 gr civarındadır. Doğum sayısının artması ile birlikte doğum ağırlığı azalmaktadır. Cinsiyet, ana yaşı, doğum yılı ve mevsimi doğum büyüklüğü üzerine etkisi önemlidir. Bir yaş civarında ortalama ağırlık ise 35 - 40 kg arasındadır. Kangal köpeği yavrularında canlı ağırlık artışının en yüksek olduğu dönem 6. ay ile 8. ay - 1 yaş arasında 10,5 kg olarak gerçekleşmiştir. Yavruların 6. ay sonu ağırlığı 1 yaş canlı ağırlıklarının yarısından fazladır. 8. ay sonu canlı ağırlıkları ise 1 yaş canlı ağırlığından yaklaşık 6 kg daha fazladır.

KIZGINLIK BELİRTİLERİ VE ÇİFTLEŞME

DAMIZLIK SEÇİMİ

Dişi damızlık seçimi

- Üstün ırk vasıflarını taşımalıdır.

- Vücut normal gelişimini tamamlamalıdır.

- Vücudu teşkil eden organlar arasında bir uyum olmalıdır.

- En az sekiz adet meme başı bulunmalıdır.

- Yavrulara geçebilecek kalıtsal bir hastalık (kalça displazisi) taşımamalıdır.

- Uysal yapılı ve iyi huylu olmalıdır.

Erkek damızlık seçimi

- Üstün ırk vasıflarını taşımalıdır.

- Baş ve ağzın büyük olmasına dikkat edilmelidir.

- Vücut normal gelişimini tamamlamış ve kuvvetli bir yapıya sahip olmalıdır.

- Yavruya geçebilecek kalıtsal bir kusuru olmamalıdır.

Bir buçuk yaşındaki bir erkek köpek ilk çiftleşme için ideal yaşa gelmiş sayılır. Bu yaşta erkek Kangal köpeğinin yapısı tam olarak gelişmiştir. Dişiler için uterusun gerekli büyüklüğe ulaşacağı 2. veya 3. kızışma dönemine kadar beklenmesi tavsiye edilir. Dişiler yaklaşık 180 günde bir kızışma dönemine girerler. Cinsel dürtü daima erkek köpekte görülürse dişinin kızışma döneminde bıraktığı kokulu bir salgı sayesinde harekete geçer. Verimli bir çiftleşme sağlamak için en uygun zaman 2. haftanın sonuna doğrudur. Bu sırada dişi köpek kendisine yaklaşan erkek köpeklerden seçtiğine uygun karşılık verir. Çünkü: Bu sırada ovulasyon tamamlanmış olur. Çiftleşmeden emin olmak için çiftleşmeyi takip eden 24 ile 48 saat sonra tekrarlamak gerekir. Üreyebilme yaş ilerledikçe azalır. Önce dişide, sonra erkekte kaybolur.

Çiftleşmeyi köpek yavrularının baharda doğmalarını sağlayacak şekilde düzenlemek daha iyi olur. Bu durumda gelişme ve sağlıklı büyüme için uygun hava koşullarından yararlanmak mümkün olur. Güneşli günler, gerekli yürüyüşler ve erken eğitim için daha uygun olur.

Kızgın hayvan huzursuz olup alışık olmadığı hareketler yapar. Vulva şişer ve birkaç gün içerisinde bol ve kanlı, özel kokulu vajina akıntısı başlar. Bu koku erkekleri yüzlerce metre uzaktan etkileyebilecek niteliktedir.

Çiftleşmede kullanılacak erkek köpeğin diğer köpekler tarafından yaralanmaması ve istenen köpekten iyi döl alınması için dişi ile beraber üç gün kapalı bir yere alınması gerekir. Bu süre sonunda gebe kalan dişi artık erkeği kabul etmez ve uysallaşır.

GEBELİK VE DOĞUM

Gebelik süresi: Kangal köpeklerinde 58 - 63 gün dür. Gebeliğin 5. haftasından sonra köpeğe ağır ve yorucu görev verilmemelidir. Gebe köpekler çok soğuk ve sıcaktan korunmalı, koşmalarına ve atlamalarına izin verilmemelidir. Ayrıca soğuk su, donmuş gıda, ekşimiş ve küflü gıdalar verilmemelidir. Köpeklere iyi kalitede gıdalar verilmeli fakat aşırı yağlanmamasına dikkat edilmelidir.

Doğum anı: Dişinin huzursuzluğu, iştah kaybı, vücut ısısının 37 oC ye düşmesi ve göğüslerinden sarımsı bir sıvının akması doğum anının yaklaştığını gösteren belirtilerdir. Gebe köpek genellikle çevrede ne bulursa kullanarak kendine bir çeşit yatak hazırlar.

Doğum anında köpek sancıların etkisiyle inler. Kasılmalar güçlenirken köpek bir yanına yatar ve vücuduna bakar. Sonunda yavruyu dışarı bırakır. Genelde doğumlar normal olur. Dişi köpek yavruların içinde olduğu zarı kendi çabasıyla soyar, göbek bağını keser, yavruların bütün deliklerini temizler ve hem temizlemek, hem de canlandırmak amacıyla onları diliyle yalar. Eğer dişi köpek bütün bunları kısa süre içinde yapmazsa, keseyi açmak, yavruların ağızlarını, burunlarını temizlemek ve nefes almasını sağlamak size düşer.

Yavrular birkaç dakika ile bir saat arasında değişen düzensiz aralıklarla gelirler. Köpeğin doğurma çabalarının boşa çıktığı açıkça anlaşılmadığı sürece telaşa gerek yoktur. Böyle bir durumla karşılaşıldığında Veteriner hekime başvurulmalıdır. Doğum süresi 8 saat hatta daha da fazla sürebilir.

Doğumdan sonra dişi köpeğin karnını doyurması normaldir. Olası güç doğumların önüne geçmek için gebe köpeğin diyeti dengeli olmalı, egzersiz ve dolaşma yaparak fazla kilo alması engellenmelidir.

Gebelikte ve Doğumda Anaya Gösterilecek Özen

İleri gebelikte hayvan dış parazitler yönünden kontrol edilerek, gerektiğinde ayıklama yapılmalıdır. Gebelik süresince hayvan fazla gıda alması için zorlanmamalıdır. Kırkıncı günden önce gıdanın miktarını arttırmak ender durumlarda gerekli olabilir. Gündelik doyurma işlemi az miktarlarda, ancak sık aralıklarla yapılmalıdır. Bu sürede gıdaya kalsiyum eklemekten kaçınmak gerekir.

BESLENME

Gebe ve Laktasyondaki Köpeklerin Beslenmesi

Köpeklerde fötüs, uterus, plesanta ve memelerdeki en büyük gelişme toplam 9 hafta süren gebeliğin son üç haftasında meydana gelir. Gebeliğin ilk dört haftasında normal beslenmeye devam edilmeli, 5. ve 60. haftadan itibaren yiyecek miktarı her hafta % 10 düzeyinde arttırılarak doğum esnasında % 50'ye kadar arttırılmalıdır.

Fazla sayıda yavru taşıyan gebe Kangal köpeklerinde gebeliğin son 7 - 10 gününde iştahsızlık görülebilir. Bu durumda azar azar ve lezzetli yiyecekler vermek faydalı olabilir. Gebeliğin son üç haftalık döneminde uterusun büyümesiyle karın hacmi daraldığı için gebe köpekler günde üç kere beslenmelidir. Gebelik süresince enerji gereksinimi ortalama % 20 artar. Gebelik ve doğum sırasında taze karaciğer, haftada iki - üç defa 15 - 30 g miktarında verilerek; oldukça etkili bir takviye yapılabilir. Keza protein düzeyinin % 2 - 4 oranında arttırılması yavrularında daha güçlü olmalarını sağlar.

Anne köpek, doğumu izleyen birkaç gün yemek defekasyon ve işeme gereksinimleri dışında yavruların yanında olmayı ister. Laktasyon dönemi ortalama 6 haftadır. Kolostrum (ağız sütü) bir-üç gün salgılanır ve bunu giderek çoğalan normal süt izler.

Süt salgısı 5. - 6. haftaya kadara artar, sonra azalır. Laktasyon döneminde normal bir süt verimi için ana optimum düzeyde beslenmelidir. Gıda alımı doğumdan sonra artarak, doğumdan 3 - 4 hafta sonra maksimuma ulaşır.

Ergin Köpeklerin Beslenmesi

Ergin Kangal köpekleri günde bir defa hep ayn saatlerde beslenmelidir. Orta boy bir köpek için yaklaşık 2 kg'lık bir diyet düzenlenir. Böyle bir diyetin yaklaşık 1/3 'ü et, 1/3 ü tahıl ve sebze karışımı 1/3'ü de su şeklindedir. Diyetin miktarı hayvanın canlı ağırlığına, kondisyonuna ve yaptığı işe göre ayarlanmalıdır. Örneğin köpek zayıf ise ya da fazla çalışıyorsa ilave olarak bir miktar süt, 1 yumurta, bir miktar sebze veya tahıl verilmelidir.

Ergin köpeklerde halk arasında yal denilen arpa ununun sıcak su ile hamur haline getirilmesiyle elde edilen mamülden günde 2 kg kadar verilir. Buna ilaveten günde 25 gr. Et, haftada 3 kere haşlanmış ve fazla sert olmayan kemik verilir.


YAVRULARA GÖSTERİLECEK ÖZEN VE BESLENMELERİ

Kangal Köpekleri bir batımda ortalama 7 - 8 adet yavru verirler. Yavruların gözleri 9. - 13. günde açılır. Kulakları ise 13 - 15 güne kadar kapalıdır. 10 günlük iken ayakta durabilir, 21. günde ise rahatça dolaşabilirler. 4. haftadan itibaren önlerine konan sütü içebilirler.

Normal olarak yavrular 3 - 4 haftalık olana kadar anneleri tarafından beslenir, bu yüzden bu yaştan önce ilave beslenmeye gerek yoktur. Bununla birlikte ananın sütü yoksa veya yavru sayısı fazla ise eniklere ilave beslenme uygulanmalıdır. Bu amaçla; inek sütü, krema, yumurta sarısı, kemik unu ve vitamin takviyesi yapılabilir. Fakat bu işlem oldukça zahmetlidir. Zira sütün her öğünde taze olarak hazırlanması gerekir. Bunun yerine ticari yavru köpek mamaları, ılık suda eritilerek verilebilir.

Yavrular 3 haftalık olduklarında, ana sütüne veya süt ikamelerine ilaveten çeşitli yiyeceklere alıştırılmaya başlanır. Bu yiyecekler ilk önce lapa halinde olmalıdır. Ve yavaş yavaş et, karaciğer, kaynatılmış yumurta ile desteklenmelidir. Ayrıca, ticari yavru mamaları sütle ıslatılarak verilebilir. Öğle öğününde ise süt verilmeye devam edilir.

Yavru maması miktarı yavaş yavaş çoğaltılarak kuru madde tüketimi arttırılmaya çalışılır, ancak süt miktarı değiştirilmez.

Yavrular 6 haftalıkken sütten kesilir yada analarından ayrılırlar. Ancak yavrular en az 6 - 7 aylık olana kadar süt verilmeye devam edilmelidir. Sütten kesme belli aralıklarla analarından uzaklaştırılarak yavaş yavaş yapılmalıdır. Bu yaştan önce dişler tam olarak gelişmediği için sert yiyeceklerden kaçınılmalıdır.

Ölüm, hastalık, emzirme yetersizliği veya ihmal neticesi analarını ememeyen eniklere, kaynatılmış ve 35 oC ye soğutulmuş su ile % 5 lik glikoz çözeltisi hazırlanarak; doğumdan sonra bir saat içinde, bir biberon veya sonda ile 5-10 ml verilir. Bundan yaklaşık iki saat sonra süt verilir. Böyle durumlarda inek sütü kullanılabilir. Ancak besleyici değeri köpek sütünden azdır ve sürekli kullanım için uygun değildir. Bunun yerine Tablo 2'de bileşimi verilen, buzdolabında saklanılarak içirileceği zaman 30 oC ısıtılan süt ikamesi kullanılabilir. Yavrulara verilecek süt veya benzeri sıvı miktarları ve öğün sayıları tablo 3'de verilmiştir.


Yavrular sütten kesildikten sonra sindirilme derecesi ve biyolojik değeri yüksek protein, yeterli vitamin ve kalsiyum içeren, kalsiyum-fosfor oranı uygun olan maddelerle beslenmelidir.

Genç köpeklerde 3 aylık olana kadar günde 4 - 5 kere, 3 - 5 ay arasında 3 kere, 5 - 10 ay arasında 2 kere, daha sonra bir veya 2 kere mümkün olduğunca aynı saatlerde mama verilir. Büyüme çağındaki köpeklere ihtiyaçlarından fazla mama verilmemelidir. Çünkü çok hızlı büyüme iskelet bozukluklarına yol açabilir. Bunun için canlı ağırlık artışı düzenli olarak kontrol edilmeli ve büyüme oranına göre diyet düzenlenmelidir. Dokuz aylık yavruların günlük mama tüketimleri, ergin köpeklerinkinden yaklaşık % 10 fazladır. 18 Aylıkken de ergin köpeklerin tükettiği miktar kadardır.

Yavrular hava cereyanından ve soğuktan korunmalıdır. Çevre sıcaklığı:

Eğer yavru ememeyecek kadar zayıfsa yumuşak lastikten yapılmış, 3 - 4 mm çapında bir sondayla verilebilir. Hazırlanan gıda 8 saatte bir verilmeli ve her beslemeden sonra işeme ve defakasyon için karın ve perineum bölgelerine masaj yapılmalıdır. Fazla besleme ishale sebep olabilir. Böyle durumlarda yapay gıda sulandırılmalı ve miktarı azaltılmalıdır. Yapay beslenen yavrular yaşamın ilk üç haftasında daha az kilo alırlar, sonraki ağırlık kazanımı normaldir. Anasını emen yavrular bir haftada iki misli olurken yapay beslenenlerde ikinci haftaya kadar bu gelişme görülmez.


GÜNLÜK BAKIM


Özellikle dışarıdaki kulübelerde barındırılan, bekçilik gibi görev yapan köpeklerin, sağlığını korumak için Tımar denilen temizliğin her gün bir defa uygulanması gerekir.

Tımar için çeşitli fırçalar yapılmıştır. İçlerinde madeni telli olanlar vardır. Köpeğin tüyleri uzun ve sert ise madeni fırçalar kullanılır. Fırça önce tüy yatımı tersine, sonra tüy yatımı yönüne olmalıdır. Üzeri tüm yüzeyi tarayacak şekilde uygulanmalıdır. Fırçalama esnasında kırılan ve dökülen kıllar, parmak uçları deride bir tarak gibi kullanılarak temizlenmelidir.

Tüyleri yumuşak ve çok dökülen köpeklerde, parmaklar açık bir durumda, el suya batırılarak ve ıslak bir şekilde vücut tarakla taranıyormuş gibi taranarak temizlenmelidir. Keza, bu suyun içine Veteriner Hekimin tavsiye edebileceği dezenfektan bir madde de katılabilir. Bu el masajından sonra bütün vücut bir defa fırçalanıp, özel taraklarla taranmalıdır. Köpeği sık sık yıkayarak temizlemek sağlığı yönünden zararlıdır. Çünkü köpeklerde deride bir terbezi yoktur. Ancak bol miktarda yağ bezleri vardır. Yağ bezleri deride yumuşaklık ve tüylere parlaklık verir. Bol yıkama deriyi kurutur, çatlatır, tüyleri donuklaştırır, çeşitli deri hastalıklarına zemin hazırlar.

Yıkama işleri Veteriner Hekimin uygun gördüğü hallerde, saf zeytin yağı ile yapılmış sabunlarla ve ılık suyla yapılmalıdır. Köpek çok kirlenmemişse ayda bir kez yıkanmalıdır. Yıkama köpeğin kuyruğun- dan başlar, başına doğru devam eder. Bu sırada kulaklar ve göze sabun kaçmamasına dikkat edilmelidir. Kulaklar yıkama esnasında pamukla tıkanmalıdır. Bir köpeğin sağlığı bazı organlarına bakılarak kolayca anlaşılır.

Gözler: Pembe, sarı görünüşlü ve parlaktır. Akıntı yoktur, bakışlar canlı ve dikkatli olmalıdır. Gözlerde hastalık bulunmamalıdır (Katarakt gibi).

Kulak: İç ve kenarları temizdir. Akıntı yoktur, ayrıca kulakta yabancı maddeler, leke, pire bit ve kene gibi parazitler de bulunmamalıdır.

Ağız: İç kısımları sarı-pembe görünüşte, dil açık kırmızı, ağızda fena bir koku ve dişlerde diş taşı olmamalıdır.

Anüs: Anüs normal bir görünüşte ve temizdir. Pislik ve parazitler görünmez.

Ayaklar: Tırnaklar normal uzunlukta, tırnak araları temiz olup, taban normal görünümde ve kabuklanma yoktur. Tırnaklar köpeğin normal yürümesini zorlaştırmayacak ölçüde makasla kısaltılmalıdır.

Vücut: Elle temasta hiçbir bölgede köpek irkilme göstermemelidir. İrkilme gösterince o bölgede anormalliğin olduğu muhakkaktır.


KÖPEK YETİŞTİRİCİLİĞİNDE KULLANILAN MALZEMELER


Barınaklar: Barınaklar tek ve toplu yetiştiriciliğe göre farklıdır.

Tek köpek için kulübe şeklinde barınak yapılmalıdır. Bu kulübeler ahşap, betonarme veya plastik olabilir. Kulübelerin çatı kısmı meyilli olup, öne doğru çıkıntılı bir bölme olmalıdır. Çatı sac, atermit veya ondülin ile kapatılmalıdır. Bu kulübeler içi düz, boyalı, çivi çıkıntısı ve kıymık çıkıntısının olmaması gerekir. Bir köpek kulübesi 1 m uzunluğunda ve 90 cm yüksekliğinde yapılabilir. Kulübenin içi ve dışı kötü hava koşullarının çürütücü etkisini ve parazit yuvalarının oluşmasını önlemek için boyanmalıdır.

Toplu olarak barındırılacak köpekler için, barınakların genelde, hayvanın soğuk havalarda girebileceği bir bölümünün olması gerekir. Ayrıca doğum bölmeleri ve çiftleşme bölmelerinin olması gerekir. Bu bölmeler aynı çatı altında ve birbirine bitişik olarak ortada 2 m'lik bir koridor olmalıdır. Koridorun sağ ve solunda 3 - 5,5 m 'lik kulübeler ve kulübe yüksekliği 2,5 m olmalıdır. Kulübelerin aydınlık olması gerekir. Kulübelerin önündeki dış gezinti yerlerinin 2,5 x 5 m lik genişlik ve uzunlukta olup, etrafı köpeğin atlamasını önlemek amacıyla 180-200 cm yükseklikte olması gerekmektedir.

Yemek kabı: Krom-çelikten yapılmış, kalın cidarlı ve 3 lt kapasiteli olmalıdır. Her yemekten sonra sabunlu su ile iyice yıkanıp, bol su ile durulanmalıdır.

Su kabı: Bu malzeme paslanmaz çelik veya galvanizli sacdan (beton veya mermer olabilir) yapılmalıdır. Su kabı en az 15 lt olma lıdır. Her an temiz tutulmalı ve taze suyla dolu bulundurulmalıdır.

Deri tasma: 75 cm uzunlukta, 3 - 4 cm eninde, 5 mm kalınlığında yumuşak köseleden yapılmış olmalıdır. Köpeğin boyun çapına göre ayarlanabilmelidir. Tasma boyuna iki parmak genişliğinde takılmalıdır. Yani ne kolayca çıkmalı nede boynunu sıkmalıdır. Bu tasma, köpeği yedekte gezdirmek, bir yere bağlamak veya saldırganlık eğitiminde sevk kayışı ile birlikte kullanılmalıdır.

Sevk kayışı: Köpeği sevk için kullanılan bir gereçtir. Deriden ve ipten dokunmuş olanları da vardır. Bir ucunda tasmaya iliştirilmek amacıyla yerleştirilen bir mandal ve diğer tarafta elin bileğine geçecek bir şekilde halka bulunur. Normal uzunluğu 150 cm, eni 2 cm, kalınlığı en az 6 - 8 mm olmalıdır.

Bağlama zinciri: Köpeği kulübede veya arazide herhangi bir yere bağlamak amacıyla kullanılır. Bağlama zinciri mutlaka deri tasma ile kullanılmalıdır. En az 2 m uzunluğunda olmalıdır. Bu zincirin ucunda, deri tasmaya bağlanacak bir mandal ve orta kısmında birkaç adet fırdöndü bulunmalıdır.

Ağızlık: Köpeğin etrafındaki canlılara zarar vermesini önlemek için kullanılan özel bir gereçtir. Köpeğin toplum içinde gezdirilmesi, araba içinde nakledilmesi, gerekli sağlık muayenesi ile aşı ve enjeksiyon uygulamalarında kullanılır. Ağızlığın yapıldığı kayış yumuşak deriden veya plastikten olmalıdır.

Tarak: Paslanmaz çelikten yapılmış ve dişler arasında bir milimetredir.

Fırça: Sert plastikten veya hafif metalden yapılmış, çeşitli sertlik dereceleri olan gereçlerdir.

Mandal: Deri veya bez sevk kayışları ile bağlama zincirlerini birbirine bağlamaya yarar. Mümkün olduğu kadar kuvvetli mandallar tercih edilmelidir.

KANGAL KÖPEĞİNİN KURT BOĞMASI

Kangal köpekleri topluca kurt boğdukları gibi tek başlarına da kurt boğabilirler. Eğer köpek tek başına kurt boğmuşsa günlerce yerinde kalkamaz. Zira hem yaralı olur hem de gösterdiği üstün efordan dolayı aşırı yorgun olur. Yarasının çoğu tırnak yarasıdır. Kurdu boğmak için altına aldığında yaraların çoğu karın bölgesindedir. Kurt arka ayağının tırnaklarıyla üstündeki köpeği kaldırıp atmaya çalışırken yaralar. Kurdun arka ayak kasları çok kuvvetlidir. Kurdun açmış olduğu diş yarası ise bıçakla kesilmiş gibidir.

Kangal köpeği kurdu çok süratli kovalar ve yetiştiği zaman bazen yan taraftan süratli döş vurur, bazen de rast gele arkadan da çarpar. Bu çarpışma sırasında haliyle kurtta köpekte yıkılır. Sonra her ikisi birden kalkmaya çalışır. Eğer köpek kurttan evvel kalkarsa, hemen kurdun boğazından tutar ve ölünceye kadar bırakmaz. Fakat kurt daha evvel kalkarsa bu kovalamaca devam eder. Eğer köpek iki veya daha fazla ise kurt kalkmadan köpeğin öbür eşleri kurdu boğarlar.

Bu köpekler kurdun ölüsüne kulağını dayayarak dinler ve en ufak bir harekette yeniden boğarlar. Bu anda köpeklerin sahibi dahi gelse o hırsla hücum edip kurdun ölüsünün yanına yaklaştırmazlar.

Bu olaydan birkaç saat sonra köpekler uysallaşırlar ve boğazlarına kaçan kurdun kılları dolayısıyla öksürmeye başlarlar. Bunun için köpeklere hemen bir koyun kesilir ve koyunun kuyruğu yedirilir.

Böyle bir olaya tanıklık etmek ve böyle bir köpeğe sahip olmak sahibi için övünç kaynağıdır.



NASIL TEMİN EDEBİLİRSİNİZ?


Kangal Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği bünyesindeki üretim çiftliğinden veteriner hekim tarafından kontrolü ve aşıları yapılmış sertifikalı yavru kangal çoban köpeklerini temin edebilirsiniz.

Başvuru Adresi ve Telefonlar

Adres : Kangal Kaymakamlığı Kangal / SİVAS

Tel : 0 346 457 10 01

Faks : 0 346 457 25 65



Kangal Köpeği Çiftliği ve İrtibat


Büro : 0 346 457 15 36

Çiftlik : 0 346 457 26 56

Faks : 0 346 457 17 66



__________________

KAYNAKLAR :

__________________

Wikipedia Halk Ansiklopedisi
Sivas Valiliği

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Köpeklerde Hastalıklar ve Bakımları
Yazar: RasitTunca - 07-27-2019, 08:17 PM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar - Yorum Yok



Köpeklerde Hastalıklar ve Bakımları


KÖPEKLERDE HASTALIK VE BAKIMLARI

KÖPEĞİN VÜCUT BAKIMI, TEMİZLİĞİ VE EGZERSİZLERİ

Bakım, köpeğin sağlığını ve iş verimini olduğu kadar, görünümünü ve güzelliğini de etkiler. Bakımı gereğince yapılan köpek, kendini daha ilk bakışta belli eder. Tüylerinin parlaklığı ve düzeninden, hareketlerinin canlılığına, bakışlarındaki dikkat ve zekadan, davranışlarındaki güven ve uyuma değin her şey bunu yansıtır. Hepsinden önemlisi, bakılan köpek sevilen köpek demektir, değer verilen köpek demektir. Bu ise, bir köpeğin yetiştirilmesinde besin kadar önemli bir öğedir. Köpek bakımı belirli başlıklar altında toplanabilir. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

1. Tüylerin ve Derinin Bakımı:

Köpek postlu bir hayvandır. Bu post, onun dış etkilere karşı korunmasını sağladığı gibi görünümünü güzelleştiren bir değer de taşır. Köpeklerin bir bölümünün tüyleri kısa, bir bölümünün orta uzunlukta, bir bölümünün ise oldukça uzundur. Doğal olarak uzun tüylü türler, daha büyük ve özenli bir bakım gerektirir. Özellikle tüy değiştirme zamanı olan ilkbahar, ve sonbahar süresince, bu iş daha büyük bir önem kazanır. Gerekli bakım yapılmadığı takdirde, köpeğin yaşadığı tüm çevre tüy döküntüleriyle dolar. Bu ise insanların sağlığı açısından büyük sakıncalar içerir. Köpek için ise başka açıdan önem taşır.

KÖPEK HASTALIKLARI

Fırçalanmayan ve bakılmayan tüyler, köpeği rahatsız eder, kaşındırır. Onları kendi çabasıyla düşürmeye çalışır. Bu ise yaralanmasına, cildinin çizilmesine ve mikrop kapmasına yol açabilir. Bazı deri hastalıkları ortaya çıkabilir. Bütün bu sakıncaları önlemek, köpeğin sağlıklı bir cilde ve tüylere sahip olmasını sağlamak için, normal zamanlarda günaşırı, tüy dökümü süresince günde bir kez fırçalamak yararlı ve gereklidir. Ancak, derinin bu devre içinde son derece hassaslaştığı unutulmamalı, sert kıllı fırçalar kullanmaktan kaçınılmalıdır.

Köpeğin özel bakım gerektiren bir tür olmadığı durumlarda, genel olarak şöyle bir yol izlenebilir. Tüylerin fırçalanmasına baş üstünden başlanılır ve orta sertlikteki kıl fırça ile hayvanın gerisine doğru sıkıca sıvazlanarak taranır. Sırt bölgesinin taranması bitince, göğüs yöresi ve köpeğin yanları aşağıya doğru ayaklara varıncaya değin düzenli sıralar halinde fırçalanır. Bundan sonra kıllar çıkış yönünün tersine, bir kez daha fırçalanır. Bu tarayış, kıl diplerini güçlendirdiği, deriye masaj yerine geçtiği gibi, kıl diplerine yerleşmiş bulunan toz ve zararlı maddeleri de kabartır. Bundan sonra, yeniden düzgün yönde bir fırçalama ile tüy bakımının birinci aşaması bitirilir.

Islatıldıktan sonra sıkılarak suyu iyice alınan pamuklu bir bez parçası, eski bir fanila ile köpeğin tüyleri çıkış yönünde bastırılarak silinir. Göğüs, karın, bacak ve bacak araları iyice temizlenir. Bu arada deri iyice araştırılarak, kene, pire gibi zararlıların bulunup bulunmadığına bakılır. Eğer görülürse önlemleri alınır.

Kısa Tüylü Köpeklerin Taranması: Kısa tüylü köpeklerin taranmasında kısa ve yumuşak kıllı fırçalardan yararlanılır. Sert ve uzun kıllı fırçalar kullanım bakımından elverişsiz olduğu gibi, köpeğin derisini de çizebilir. Bundan sonra tüylerin çıkış yönüne doğru yapılan fırçalanmayla bütün toz ve pislikler atılır. Köpeğin tüyleri düzenli, parlak ve sağlıklı bir görünüm kazanır.

Uzun Tüylü Köpeklerin Taranması: Uzun tüylü köpeklerin taranmasında, uzun ve sert kıllı fırçalardan yararlanılır. Böylece sık ve uzun tüylerin arasına girip onları temizlemek ve havalandırmak, düzen vermek mümkün olur. Bu amaçla, dişleri aralıklı taraklardan, tel fırçalardan da yararlanılabilir. Özellikle Kaniş gibi tüyleri kıvırcık ve sert olan türlerin tüy bakımında böyle taraklar ve tel fırçalar gereklidir.

2. Dişlerin Bakımı:

Genç ve sağlıklı köpeklerin dişleri beyaz, parlak ve diş taşlarından arınmıştır. Diş sağlığının, yaşla olduğu kadar beslenme ve bakımla da büyük ilişkisi vardır. Gelişme çağlarında kalsiyum gereksinimi yeterince karşılanan köpeklerin dişleri güçlü ve sağlam olur. Erişkin olduğunda, gevrek, iri sığır kemiği verilen köpeklerin dişlerinde diş taşları oluşamaz ve dişler aşınmalara karşı direnç kazanır.

Dişlerdeki renk sararması, kötü ağız kokuları her zaman diş taşlarından ileri gelmez. Kimi kere bunların nedeni sindirim bozukluklarıdır. Dişlerde görülen önemli arızalar ve diş taşları için mutlaka bir veteriner doktora gitmek gerekir. Ancak, kirli ve sararmış dişler, sertçe bir bezi limon suyuna batırarak silmek veya hidrojen perokside batırılmış bezle oymak suretiyle temizlenip beyazlatılabilir. Dişleri temizlemek amacıyla, kullandığımız türde diş fırçalarından da yararlanmak mümkündür.

3. Göz ve Kulak Temizliği:

Sağlıklı bir köpeğin gözü temiz, parlak ve canlıdır. Çapaklı, donuk ve kanlı gözler sağlıksızlık belirtisidir. Köpeklerde göz temizliğine özen göstermek, çapaklanma ve kanlanma olduğunda, asit borikli suya batırılmış bir pamukla gözleri silip temizlemek gerekir. Çoğunlukla üşütmeden ileri gelen çapaklanmalarda Camomile ve Borasit solüsyonlarının kullanılması yarar Sağlar. Aşırı ve inatçı olaylarda veteriner doktora başvurulmalıdır.

Kulaklar, köpeklerin önemli olduğu kadar duyarlı ve hastalıklara açık bir organıdır. Köpeğin tüylerinin fırçalanması sırasında kulaklar bilhassa incelenmeli kulağın içine doğru giden kıllar dışa doğru taranmalıdır. Köpeklerin kulaklarında, havadaki tozların kulak içlerine girmesini önleyen bir nemlilik vardır. Bunu, kulakta bulunan salgı bezleri sağlar. Böylece kulak kepçesinde tutulan kirler, duyarlı bölgelere girme olanağı bulamazlar. Ancak bunların kulak kepçesinde de fazla oranda birikmesi hastalıklara yol açar, sakıncalar doğurur. Bunların, asit borikli Suyla hafifçe ıslatılmış veya zeytinyağı ile nemlendirilmiş bir pamuk parçasıyla gerektikçe temizlenmesi zorunludur. Ancak bu temizleme sırasında büyük özen gösterilmeli kulak iç

Kulak kepçelerinde biriken kirlerin temizlenmesi, kulak sağlığı konusunda ilerde doğabilecek sorunların önüne geçer.

Kulakta görülebilecek akıntılarda dikkatli olunmalı, böyle durumla karşılaşıldığında zaman yitirilmeksizin veterinere başvurulmalıdır. Çünkü bu belirti, önemli bazı hastalıkların habercisi olarak görülebilmektedir.

4. Ayak ve Tırnakların Bakımı:

Özellikle ev dışında yaşayan, av gibi yürüyüş gerektiren görevler yüklenmiş bulunan köpeklerin ayaklarında aşınmalar, yaralanmalar, çizilmeler, tırnak kırılmaları görülebilmektedir. Bu nedenle, yapılan bakım sırasında ayaklar da gözden geçinilmeli, hayvana rahatsızlık veren bir durum olup olmadığı araştırılmalıdır.

Ayak ve tırnaklar bu iş için kullanıma elverişli bir fırça ile fırçalanmalı, eğer varsa, tırnak arasına sıkışmış olan kurumuş çamur parçaları, toz ve kinler temizlenmelidir. Dolaşılan yerlerde bulunan keskin kenarlı kayalar veya kırık cam parçaları, köpeğin taban yastıklarında derin kesiklere neden

Tırnaklarda kırılmalar olabilir, taban yastıklarına kıymık, diken batabilir. Bu gibi durumların bakım ve tedavisi anında yapılmalı, kesik, çizik ve tırnak yaralarının ihmal edildiğinde bazen büyük sorunlar çıkartabileceği unutulmamalıdır.

Kırılan tırnaklar gibi aşırı uzayan tırnaklar da bakım gerektirir. Normalden fazla uzayan tırnaklar kimi kere kıvrılarak köpeğin etme batar ve iltihaplanmalara yol açar. Kimi kere ise, sağa sola takılarak köpeği rahatsız eder ve sonunda kötü bir biçimde kırılır. Bütün bu nedenlerle zaman zaman köpeğin tırnağını kesmek gerekir. Köpeğin tırnağı, ya bu iş için özel olarak yapılmış bulunan Papağan Gagası adıyla anılan özel bir makasla, ya da manikür takımlarında bulunan herhangi bir tırnak pensi ile kesilebilir.

Tırnak kesilmesi,düşünüldüğü kadar basit bir iş değildir. Yanlış ve hatalı kesim büyük sorunlar yaratabilir. Tırnağın kesim sırasında fazla derin alınması kanamalara ve iltihaplanmalara yol açar. Resimdeki kesime dikkat ediniz. Tırnak, fazla derine gitmeden ve tırnak ucu kütleştirilmeden kesilmektedir. Pürüzlü ve kırık tırnakları törpülemek gerekir. Bu amaçla bildiğimiz tırnak törpüleri kullanılır. Törpülemenin, tırnağın çıkış yönünde olması gerekir. Ters yöne doğru yapılan törpüleme tırnak köklerini zedeler ve iltihaplandırır.

Bakımlı ve sağlıklı bir köpeğin ayaklarında, tırnaklar arasında yabancı herhangi bir madde bulunmaz. Tırnaklar bakımlı ve düzgündür. Uzamış, çatlamış, kırılmış tırnak yoktur. Taban yastıkları bakımlıdır, kesikler, yaralar ve kabuklanmalar görülmez.

5. Yıkama ve Temizleme.

Köpeklerin cilt dokusu, insanlarınkine oranla çok değişiktir. Köpeklerin ter bezleri yoktur. Yani terlemezler. Köpeğin derisi insanınki gibi hava almaya elverişli yapıda da değildir. Buna karşın köpek zengin sayılabilecek yağ dokusuna sahiptir. Bu yağ bezleri deriyi yumuşak ve dirençli kılan. Köpekleri, koktukları gerekçesiyle sık ve aşırı yıkayanlar, onların sağlığıyla oynar. Köpek, zorunluluk olmadıkça yıkanmamalıdır. Yıkanması gerektiğinde, bu sıcak yaz aylarına rastlatılmalıdır ya da çok iyi kurulanmasına özen gösterilmelidir. Aşırı yıkama derideki yağların yitirilmesine, derinin kuruyarak çatlamasına, tüylerin canlılığını kaybetmesine yol açar. Soğuk havalarda, özellikle ev dışında barındırılan köpeklerin yıkanması şiddetli soğuk algınlıklarına neden olabilmektedir.

Köpek, sağlığı açısından gerekli olduğunda veya sıcak yaz aylarında sı olmamak koşuluyla yıkanabilir. Köpeğin yıkanmasında bazı noktalara dikkat edilmelidir. Köpeğin yıkama suyu veya soğuk olmamalı, 35 C0 dolaylarında bulun malıdır. Köpeğin yıkanmasında kullanılacak şampuan, içinde yağ ihtiva etmelidir.

Kulaklara su kaçmaması için, birer parça pamukla kulakların kapatılması yerinde bir önlemdir. Çünkü, kulağa kaçan su büyük sakıncalar doğurur. Yıkanacak köpek, bir banyo küvetine, genişçe bir lavaboya veya leğene yerleştirilir. Baş kısmı hariç tüm gövde güzelce ıslatıldıktan sonra şampuan dökülerek köpürtülür ve bu köpükler, başın dışında bütün vücuda yayılır. Parmaklarla köpeğin vücuduna masaj yapılarak kirler kabartılır. Daha sonra, bu köpükler tümüyle temizleninceye, tüyler arasında sabun zerrelerinin kalmadığına emin olununcaya değin, uygun sıcaklıktaki suyla yıkanır. Bu arada, bir sünger ıslatılıp iyice sıkıldıktan sonra, köpeğin başı, yüzü, ağzının çevresi, gözlerin etrafı iyice silinip temizlenir. Bundan sonra köpek, yıkanılan yerden bir havluyla alınır. ılık, rüzgarsız, hava cereyanı olmayan bir yerde, eğer varsa elektrikli kurutma makinesi ile, yoksa havlu ile mümkün olduğunca kurulanır. Tüyler çıkış yönünde taranıp fırçalanır.

Eğer hava soğuksa, vücuttaki rutubet tamamıyla gidinceye kadar ev içinde tutulur. Hava güneşli ve sıcaksa, serbest bırakılarak, hareket hainde iken tüylenin kuruması ve güneşlenmesi için olanak tanınır. Ağız çevresinde uzun tüylere sahip olan köpekler, yemek sırasında bunarı kirletir. Böyle özellik taşıyan köpeklerin ağız yöresindeki tüyler, suyu sıkılmış ıslak bez veya süngerle temizlenebilir.

Köpeklerin sık sık yıkanması, yukarda belirttiğimiz gibi, türlü sakıncalar doğurur. Bu nedenle, köpeğin temizliğinde başka yöntemler de uygulanır. Bu amaçla testere talaşı denilen çok ince tahta talaşından yararlanılır. Toz halindeki bu talaş, köpeğin kıllarının arasına avuç avuç dökülerek tüylerle birlikte iyice ovuşturulur. Daha sonra, bunları dökmek için köpeğin tüyleri fırçalanır. Küçük yapılı, uzun ve seyrek tüylü, beyaz renkli bazı köpekler, beyaz tebeşir pudrası ile temizlenmekte iseler de, bu işlem tebeşir tozlarının çevreye dağılması nedeniyle pek pratik değildir.

6. Köpeğin Gezdirilmesi ve Egzersizleri:

Bütün köpekler, türden türe süresi ve niteliği değişmekle birlikte, hareket etme ve egzersiz yapma gereksinimi duyar. Sürekli olarak evde yaşayan, narin yapılı bir süs köpeği, bile, bu gereksinimi yeterince sağlanmazsa, normal halini, hareketliliğini, neşesini ve bazen de sağlığını yitirir. Bu tür köpeklerin zaman zaman bahçeye çıkartılarak gezdirilmesi gerekir. Onların sağı solu dolaşmaları, öteyi beriyi koklamaları içgüdülerini canlı tutmaya, türlerine özgü koklama ve işitme duyularını doğal ortam içinde sınayarak özgüvenlerini kazanmalarına yarar. Bununla birlikte, böyle narin türlerin, fazla alışık olmadıkları dış ortamda uzun süre bırakılmaları, elverişsiz havalarda çıkartılmaları sağlıkları üzerinde iyi etki bırakmaz.

İri yapılı köpeklerin, bilhassa özel amaçlarla eğitilip çalıştırılan görev köpeklerinin bu gereksinimi çok daha fazladır. Bunlar, açık havada koşma, serbest kalma, eğitildikleri alanda egzersiz yapma gereksinimi duyarlar. Yarış köpekleri, av köpekleri, koruma ve bekçi köpekleri, çoban köpekleri uzun süre etkinlikten uzak ve hareketsiz bırakılmamalıdır. içgüdüsel tepkilerini doyurmak, eğitildikleri alandaki beceri ve yeteneklerini körleştirmemek için, sık sık uygun yörelere götürülerek serbest bırakılmalı. egzersiz ve antrenman yaptırılmalıdır.

İÇ PARAZİTLER:

Bu parazitlerin çoğu beslenip çoğaldıkları köpek bağırsaklarında hayatlarını sürdürürler. Yerde bulunan parazitlerle bulaşmış bir hayvan dışkısındaki yumurtalar, onu koklayan veya üzerinde yürüyen köpeklere bir tehlike oluşturur. Tedavisinden sonra köpeğinizi dışkı bulunan yerlerden uzak tutunuz. Teşhisleri en iyi şekilde Veteriner Hekiminiz tarafından saptanabilir. Bu parazitlerin bulunup bulunmadığını saptamak için o sizden köpeğinizin dışkısından bir örnek getirmenizi isteyecektir.

KURTLAR:
Yuvarlak kurtlar : Anneleri tarafından köpek yavrularına doğum öncesi (plazental yolla) veya anne bakımı sırasında bulaşabilir. Bu 5 cm. uzunluğunda ince, beyazımsı veya açık kahverengi parazit bazen bulaşmış olduğu köpeğin dışkısında da görülebilir. Bazen de kusarak bu paraziti çıkarabilirler. Yavru köpeklerde yaygındır ve onlara şişkin göbekli bir görünüm verebilir. Larvası köpeğin bedeninde dolaşır. Bir yuvarlak kurt enfeksiyonundan büyüme bozukluğu, ishal, kusma, dışkıda kan, su kaybı, ve bazen zattüre oluşabilir. Tedavinin tekrarlanması ve uzun süre devam edilmesi gerekir.

KANCALI KURTLAR :Barsak parazitleri arasında en tehlikeli olanlar arasındadır. Annelerinden köpek yavrularına doğum öncesi veya anne bakımı sırasında bulaşabilir .Kancalı kurtların belirtisi arasında bitkinlik, kansızlık, iştahsızlık, siyah ve kanlı dışkıdır.
Trişin: Bu parazit köpeğin sindirim sisteminin alt ucuna yerleşir ve kronik barsak iltihaplanmasına, dışkıda mukus, kilo kaybı ve ishale yol açar.

BARSAK ŞERİTLERİ (TENYALAR):Bu parazitlerden bazıları larva şeklindeyken köpeğin pireyi yuttuğu zaman ortaya çıkar. İştah kaybı, kansızlık,ishal v.b belirtilere neden olurlar. Bazı tenya türleri insan sağlığı açısından çok önemli riskler içermektedir. Düzenli olarak mutlaka iç parazitlere karşı tedavi ve koruyucu tedavilerini yaptırmayı ihmal etmeyiniz.

KALP KURDU: Bir sivri sineğin sokması ile bulaşır. Bu son derece tehlikeli parazit köpeğin kalbine yerleşir ve gerek kalp gerekse de akciğer hasarına , öksürük, durgunluk ve bitkinliğe yol açar Bu hastalık akciğerleri, akciğerlere kan taşıyan damarları ve kalbi etkilemektedir. Belirtiler çabuk yorulma, öksürük, kusma, kilo kaybı, solunum güçlüğü ve bazen ani ölümdür.
Sivrisinekler olmadan bu hastalık yayılamaz. Subtropikal iklimli bölgelerde hastalık çok sık görülmektedir. Ancak göl, nehir ve deniz kenarlarında sivrisineklerin yoğun olduğu bölgelerde hastalık yine yoğun olarak görülmektedir. Köpeklerle karşılaştırıldığında kediler bu hastalığa karşı daha dirençlidir. Ancak enfekte olduklarında bu hastalık kedilerde daha şiddetli seyretmektedir.
Kalp kurdundan koruma çok basittir. Koruyucu ilaçlar sivrisinekler tarafından bulaştırılan larvaları öldürür. Birçok durumda aylık olarak kullanılan tabletler etkili bir koruma sağlamaktadır.

Kalp kurtların bulunup bulunmadığını saptamak için bir kan muayenesi yapılır Kalp kurdunun tedavisi zordur, ancak ona karşı önlem almak kolaydır. Bu konuyla ilgili Veteriner Hekiminizin belirleyeceği koruyucu programı onunla görüşünüz .Bir Veteriner Hekimin denetimi dışında hiç bir zaman bir köpeğe kalp kurdu tedavisi uygulamayınız. Detaylı bilgi için Friends Veteriner Poliklinliğini ararsanız size yardımcı olabiliriz.

DIŞ PARAZİTLER :Dış parazitler pireler, bitler, ve kenelerdir. Köpeğinizin derisinde yaşayan bu böcekler onu sadece rahatsız etmekle kalmaz aynı zamanda çeşitli hastalıklar bulaştırır ve iritasyonlarına bağlı değişik alerjik hastalıklara neden olurlar. Bazıları insanlara da hastalıklar bulaştırır.Bu yüzden onların varlığını dikkatli bir şekilde izlemekte fayda vardır.

PİRELER :
Eğer köpeğinizde pire varsa büyük olasılıkla sizin bundan haberiniz vardır. Genelde onları görmek kolaydır. Pireler köpeğin kanını emerek beslenirler . Kaşıntıya ,alerjilere ve yutulduklarında barsak şeritlerini bulaştırırlar. Rutin pirelere karşı mücadele etmek en etkin yöntemdir. Yaşadığınız bölgeye göre,pire mevsimi birçok ay sürebilir. Pirelerin yumurtaları köpek üzerinde açılmaz bulunduğu ortamda uygun koşullarda açılır ve larval gelişimini tamamladıktan sonra köpeğe veya ortamdaki diğer hayvan ve insanlara geçer. Onun için sizin hem hayvanınızı hem de çevrenizi(hayvanın bulunduğu yeri ) ilaçlamanız gerekir. Her 1-2 haftada onun yatağını yıkayınız. Halıları ve aralıkları iyice makineden geçiriniz.(sonra kir torbasını atınız) Ve hayvanınıza Veteriner Hekiminizin önerdiği pire tozu, sprey, veya sıvı ilacı kullanınız.

KENELER: Kenelerin birçok çeşiti vardır iyi ki pireler kadar yaygın değiller. Bir kenenin ısırması hayvanlara birtakım kan parazitlerini bulaştırabilir. İnsanlarda da lyme dizisse neden olurlar. Köpeğinizin derisinde bir kene gördüğünüz zaman mümkün olduğu kadar onu kafasına yakın bir yerden bir cımbız ile sıkıştırarak onu çıkarabilirsiniz. Enfeksiyonu engellemek için ısırdığı yere alkol veya oksijen dökünüz. Eğer yüksek oranda kenelerin bulunduğu bir bölgede yaşıyorsanız Veteriner Hekiminizden hem köpek hem de çevrenizdeki diğer kenelerle nasıl mücadele edileceğini öğrenebilirsiniz.

UYUZ:
Uyuzun birçok çeşiti vardır en çok yaygın olanları sarkoptes ve demodeks uyuzudur. Uyuz böcekleri hayvanın derisi içinde ve üstünde tüy folüküllerinde yaşarlar ve çıplak gözle görülmezler. Sarkoptesler derinin altında tünel şeklinde girintilerde yumurtlarlar. Şiddetli kaşıntıya , derinin kalınlaşmasına,tüylerin dökülmesine ve kabuklanmasına neden olur .Sarkoptes İnsanlara da son derece bulaşıcıdır.
Demodeks uyuz böceği tüy foliküllerinde yaşar .Vücudun genelinde özellikle çıplak yerlerinde koltuk altında deri lezyonlarına neden olur. Her iki tip uyuz böceği çabuk yayılabilir ve tedavisi zor olabilir. Tedavi için Veteriner Hekiminizin önerilerini dinleyiniz.

KUDUZ

    Hızlı seyreden ölümle sonuçlanan viral bir hastalıktır.Tüm sıcak kanlı hayvanlarda ve insanlarda görülür.Etkeni sinir dokusuna yerleşir ve hastalık 10 günden bir kaç aya kadar ilerler.Şuur kaybı ,huzursuzluk,su korkusu ve felçlerle karakterizedir.Bu gibi belirtiler ortaya çıktıktan sonra en geç 10 gün için de ölümle sonuçlanır.Genellikle bulaşma salyadan,hayvan ısırması ile gerçekleşir.Hastalığın seyri 3 dönem gösterir. 1-Sukunet Dönemi:Hareket değişikliği,korkaklık,sinirlilik,evden uzaklaşma,yabancı cisim yeme,yutkunma zorluğu,salya akışı (1-3 gün sürer ) 2-Saldırgan Dönem:Huzursuzluk artar,ısırma arzusu fazladır,çok saldırgandır(3 gün sürer) 3-Felç Dönemi:Ölümden kısa süre önce oluşur,vücudun çeşitli yerlerinde felçler oluşur,yutma güçtür,alt çene felçtir,salya akışı fazladır(3-4 gün sürer,ölümle sonuçlanır) Bu hastalığın tedavisi mümkün değildir.Aşı, yavrular 12-13 haftalıkken yapılır ve her yıl tekrarı gerekir.

KENNEL COUGH

    Öksürükle seyreden solunum sistemi hastalığıdır.Etkeni aldıktan 4 gün sonra başlayan öksürüğün karakteri kuru veya yaş olabilir ve mükoz bir salgı çıkartılır.İlerlerse pneumoni oluşur.Aşısı,yavrulara 8 ve 12. haftalarda 2 doz şeklinde yapılır.Her yıl tekrarı gerekir.

CORONA VIRUS ENFEKSİYONU

    Kusma ve ishalle seyreden yavrularda ölümle sonuçlanan hastalıktır.Depresyon ve iştahsızlık vardır.Dışkı sulu,sarı,yeşil veya turuncu renktedir.Belirgin bir kokusu vardır.İshal 2-3 gün sürer.Yavrularda ölümle sonuçlanabilir.Aşısı 7-12. haftalarda yavrulara 2 doz yapılır.Her 6 ayda bir tekrarı gerekir.

KANLI İSHAL (PARVOVIRAL ENTERITIS)

    Aşılanmamış yavrular da ölümle sonuçlanan çok bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalıklı bir köpekle temas eden herhangi bir canlı bu hastalığı diğer köpeklere taşır. Etken 0-C’nin altında dahi uzun süre yaşayabilir.Kusma,kan veya mukoz bir katmanla kaplı dışkı en tipik belirtidir.İştah azalması, depresyon ve yüksek ateşle seyreder. Rottweiler,Doberman Pinscher,English Spaniel gibi ırklar özellikle hassastır. Aşısı, yavrulara üçer hafta ara ile 3 doz şeklinde yapılır ve yıllık tekrarı gerekir.

KÖPEK GENÇLİK HASTALIĞI (DISTEMPER)

    Solunum,sindirim ve merkezi sinir sistemini etkileyen ölümcül bir hastalıktır. Ateş,burun ve göz yaşı akıntısı,depresyon,iştahsızlık,ishal görülür. Daha sonra titremeler, koordinasyon bozukluğu ve 2-4 hafta süre içersinde ölüm görülür. Aşısı yavrularda 10,13 ve 16.haftalarda 3 doz şeklinde yapılır,her yıl tekrarı gerekir.

KAN İŞEME HASTALIĞI (LEPTOSPIRA ENFEKSIYONU)

    Köpeklerde ve diğer hayvanlarda görülen özellikle karaciğer, böbrek ve üreme organlarını etkileyen bir hastalıktır.Etken vücudun her tarafına yayılır. Ateş, kan işeme,anemi görülür.Ölüm böbrek yetmezliği sonucu oluşur. Kalp,merkezi sinir sistemi ve göz etkilenen diğer bölgeler arasındadır. Şehir köpeklerinde daha sık rastlanır.Depresyon, ishal, öksürük, güç solunum görülür. Yavrular 10, 13 ve 16.haftalarda 3 kere aşılanır. Yurtdışında, özellikle yaygın bölgelerde 4-6 ayda bir tekrarı yapilir. Ülkemizde ise senelik tekrar yapılmaktadır.

KÖPEKLERİN KARACİĞER ENFEKSİYONU(CAV-1)

    Özellikle karaciğer, böbrek, göz ve kan damarlarını etkileyen bir hastalıktır. Ateş, titreme, koordinasyon bozukluğu görülür. Aşılanmamış köpeklerde 1-2 saatte ölümle sonuçlanır. Bağışıklığı düşük olan yavrularda depresyon , iştahsızlık, ateş, sancı, karaciğer büyümesi, göz hastalıkları, kusma meydana gelir. Yavrular 10-13-16.haftalarda 3 doz aşılanır. Aşının yıllık tekrarı gerekir.

EKİNOKOK KİSTİ(Hidatid-Hidatik Kist)

    Kist hidatik insan ve hayvan sağlığını tehdit eden, ülkemizde çok yaygın olan, önemli bir paraziter hastalıktır. Hastalığın etkeni E.granulosus’dur. Parazitin olgunu köpek, kurt, çakal gibi etçil hayvanların ince bağırsağında yaşar. Yumurta ve larva formu ise, insan ve diğer memelilerin iç organlarinda yaşar. Parazit, kedilerde bulunsa bile üreyemediğinden dolayı insanlar için bir tehlike arz etmez. Parazitlerin yumurtası, köpeklerin dışkısı ile atılır ve çevreye yayılır. Bu yumurtalar çok dayanıklıdır, toprakta ve soğukta 1 yıl kadar canlı kalabilirler. Yumurta, ağız yolu ile insan ve diğer memelilerin bağırsaklarına ve oradanda kan yoluyla iç organlara özellikle akciğere ve karaciğere taşınır ve larva formuna dönüşür. Larva formuna kist hidatik denir ve bunlar içi sıvı dolu keselerdir. Köpekler, kisli bir memelinin etini çiğ olarak yedikleri zaman ,parazitle enfekte olurlar.Bu parazitler köpeklerin bağırsağında olgunlaşarak yumurta verirler ve bu döngüyü devam ettirirler. Kist hidatik, zannedildiği gibi tüylerden kaynaklanan bir hastalık değildir; ancak köpekler dışkısını yaparken, dışkıdaki yumurtalar tüylere bulaşır. Memelilerdeki kistler yavaş büyürler. Dokularda, kistler kapsülle sarılarak sınırlandırılır ve maksimum portakal büyüklüğüne ulaşabilir. Göğüs ve karın boşlugu gibi boşluklu organlarda ise 10-20 yıl gibi bir süre zarfında 20cm çapa erişirler ve bu aşamada fiziksel belirtiler oluşur. Kistler çoğunlukla klinik belirtiler göstermese de lokalize olduğu organ veya dokuya yaptığı basınç, kapladığı hacim nedeni ile normal fonksiyonları bozar ve ağrı yapabilir. Diğer bir tehlikesi ise kistlerin kendiliğinden veya ameliyatta yanlıslıkla patlatılmasıdır ki bu da anaflaktik soka ve tekrar enfeksiyonun alınmasına neden olur. Kist hidatik’in dışında yine Ekinokok cinsine bağli E.alveolaris türünün larvasina ise alveolar kist denir. Bu parazitin taşıyıcıları kemiriciler, çesitli memeliler ve insandir. Bu etkenin yaşam döngüsü ise genellikle yabani hayvanlar ve tarla fareleri arasında olur. Yol açtığı hastalık diğer yönleriyle kist hidatik’in neden oldugu hastalığa benzerdir. Teşhis, köpek kili üzerinde veya dışkısında parazitimsi segmentlerin bulunması ile yapılır. Kist hidatik’ten korunmak için petlerinize çiğ veya az pişmis et vermekten çekinmeli ve Veteriner Hekiminizin belirleyeceği bir paraziter mücadele programını takip etmelisiniz. Kist Hidatikle mücadele programı, ya 4 ayda bir dışkı muayenesi ya da mevcut paraziti dökmek amacıyla paraziquantel etken maddesini içeren antiparaziter ilaçların kullanılmasi şeklinde olur. Etken insanlara sindirin yoluyla bulaştığı için aldığımız gıdaların temiz olmasına dikkat etmemiz korunmak için yeterli olmaktadır.

    Köpekler Sinir sistemi hastalıkları:Epilepsy (Sara)
    Köpekler Sinir sistemi hastalıkları:Kuyruk Felci
    Köpekler Sinir sistemi hastalıkları:Intervertebral Disc Hernia (İntervertabral Disk Fıtığı)
    Köpekler Sinir sistemi hastalıkları:Alt Çenenin Felci
    Köpekler Kulak Hastalıkları:Otitis Externa (Dış Kulak Yolu İltihabı)
    Köpekler Kulak Hastalıkları:Otitis Media (Orta Kulak İltihabı)
    Köpekler Kulak Hastalıkları:Othaemotom (Kulak Kepçesinde Kan Toplanması)
    Köpekler Kulak Hastalıkları:Otomycosis (Kulak Mantarı)
    Köpekler Kulak Hastalıkları: Deafness (Sağırlık)
    Köpekler Otitis Interna (İç Kulak İltihabı)
    Köpekler Göz Hastalıkları:Conjunctivitis (Konjonktivit İltihabı)
    Köpekler Göz Hastalıkları:Uveitis (Gözün Orta Tabakasının Yangısı)
    Köpekler Göz Hastalıkları:Glaucoma (Glakom)
    Köpekler Göz Hastalıkları:Conjunctivitis Follicularis (Üçüncü Göz Kapağının Follikülleri)
    Köpekler Göz Hastalıkları:Amaurosis (Bakarkörlük)
    Köpekler Göz Hastalıkları:Kornea Yaraları
    Köpekler Göz Hastalıkları:Ectropium (Göz Kapaklarının Dışa Dönmesi)
    Köpekler Göz Hastalıkları:Enophthalmus (Göz Küresinin Küçülmesi)
    Köpekler Göz Hastalıkları:Keratoconjunctivitis Sicca
    Köpekler Göz Hastalıkları:Exophthalmus (Göz Çıkığı)
    Köpekler Göz Hastalıkları:Lens Luxationu (Lens Çıkığı)
    Köpekler Göz Hastalıkları:Nystagmus (Göz Titremesi)
    Köpekler Göz Hastalıkları: Panophthalmus (Göz Küresinin İrinli Yangısı)
    Köpekler Göz Hastalıkları: Strabismus (Şaşılık)
    Köpekler Göz Hastalıkları:Cataract (Katarakt)
    Köpekler Göz Hastalıkları:Gözün Anatomik Yapısı Hakkında Genel Bilgi
    Köpekler Göz Hastalıkları:Larenks Ödemi
    Köpekler Göz Hastalıkları:Laryngitis (Larenks Yangısı)
    Köpekler Göz Hastalıkları:Farengitis (Farenks Yangısı)
    Köpekler Göz Hastalıkları:Farenksi Etkileyen Yabancı Cisimler
    Köpekler Göz Hastalıkları:Rhinitis (Burun Mukozasının Yangısı)
    Köpekler Alt Solunum Sistemi Hastalıkları:Akciğere Yabancı Cisim Kaçması
    Köpekler Alt Solunum Sistemi Hastalıkları:Emphysema (Anfizem)
    Köpekler Alt Solunum Sistemi Hastalıkları:Akciğer Ödemi
    Köpekler Alt Solunum Sistemi Hastalıkları:Akciğerlerin Yangısı
    Köpekler Alt Solunum Sistemi Hastalıkları:Bronchitis (Bronşit)
    Köpekler Alt Solunum Sistemi Hastalıkları: Pneumonia (Zatürre)
    Köpekler Deri Hastalıkları:Yavru Köpeklerin Pustüler Deri Hastalığı
    Köpekler Deri Hastalıkları:Trichophytosis (Mantar)
    Köpekler Deri Hastalıkları: Pyoderma (Deri İltihabı)
    Köpekler Deri Hastalıkları:Flea Allergic Disease (Pire Alerjisi)
    Köpekler Deri Hastalıkları:Gıda Alerjisi
    Köpekler Deri Hastalıkları: Dermatitis Solaris Nasi (Burun Ucunun Güneşe Bağlı Dermatiti)
    Köpekler Deri Hastalıkları: Dermatitis (Deri Yangısı)
    Köpekler Deri Hastalıkları:Eczema (Ekzema)
    Köpekler Deri Hastalıkları:Acanthosis Nigricans (Deri Sertleşmesi)
    Köpekler Deri Hastalıkları:Allopecia (Kıl Dökülmesi)
    Köpekler Deri Hastalıkları: Pruritis Cutaneus (Kaşıntı)
    Köpekler Deri Hastalıkları:Acne (Kıl Kökü İltihabı)
    Köpekler Rectum ve Anus Hastalıkları:Rectal Prolapse (Rectumun Dışarı Çıkması)
    Köpekler Rectum ve Anus Hastalıkları:Anal Keselerin İltihabı
    Köpekler Pankreas Hastalıkları: Pancreatitis (Pankreas Yangısı)
    Köpekler Pankreas Hastalıkları: Pankreatik Yetmezlik
    Köpekler Özafagus ve Mide Hastalıkları:Mide Torsiyonu (Mide Dönmesi)
    Köpekler Özafagus ve Mide Hastalıkları:Midede Yabancı Cisim
    Köpekler Özafagus ve Mide Hastalıkları:Gastritis (Mide Yangısı)
    Köpekler Bağırsak Hastalıkları:Coccidiosis (Koksidiyoz Enfeksiyonu)
    Köpekler Bağırsak Hastalıkları:Constipation (Kabızlık)
    Köpekler Bağırsak Hastalıkları:İnce Bağırsaklarda Yabancı Cisim
    Köpekler Bağırsak Hastalıkları:Colitis (Kalın Bağırsak İltihabı)
    Köpekler Bağırsak Hastalıkları:Coccidiosis (Koksidiyoz Enfeksiyonu)
    Köpekler Bağırsak Hastalıkları:Canine Rotavirus (Rotavirüs Enfeksiyonu)
    Köpekler Ağız ve Yutak Hastalıkları:Epulis
    Köpekler Ağız ve Yutak Hastalıkları:Tonsillitis (Bademcik İltihabı)
    Köpekler Ağız ve Yutak Hastalıkları: Stomatitis-Glossitis-Gingivitis
    Köpekler Ağız ve Yutak Hastalıkları: Periodontitis (Dişin Çevre Dokularının İltihabı)
    Köpekler Ağız ve Yutak Hastaları:Yutma Güçlüğü Bozuklukları
    Köpekler Ağız ve Yutak Hastalıkları:Üst Damak Yırtığı
    Köpekler Ağız ve Yutak Hastalıkları:Ağızda Yabancı Cisim
    Köpekler Zehirlenmeler:Barbituratlar İle Zehirlenme
    Köpekler Zehirlenmeler: Striknin Zehirlenmesi
    Köpekler Zehirlenmeler:Fosfor Zehirlenmesi
    Köpekler Zehirlenmeler: Dicumarol Bileşikleri İle Zehirlenme
    Köpekler Zehirlenmeler:Arı Sokması Sonucu Zehirlenme
    Köpekler Zehirlenmeler:Antu (Alfa Naftil Tyoure) Zehirlenmesi
    Köpekler Zehirlenmeler:Organik Fosforlu İnsektisidler İle Zehirlenme
    Köpekler Zehirlenmeler:Antifiriz Zehirlenmesi
    Köpekler Zehirlenmeler:Genel Bilgi
    Köpekler Alt Üriner Sistem Hastalıkları:İdrar Kesesi Divertikulumu
    Köpekler Alt Üriner Sistem Hastalıkları:İdrar Kesesi Tümörleri
    Köpekler Alt Üriner Sistem Hastalıkları:Cystitis (İdrar Kesesi yangısı)
    Köpekler Alt Üriner Sistem Hastalıkları:İdrar Kesesi Yırtıkları
    Köpekler Alt Üriner Sistem Hastalıkları: Prostat Büyümesi
    Köpekler Alt Üriner Sistem Hastalıkları: Phimosis (Penis Kılıfının Darlığı)
    Köpekler Alt Üriner Sistem Hastalıkları:İdrar Kesesi Taşları
    Köpekler Alt Üriner Sistem Hastalıkları:İdrar Kaçırma
    Köpekler Üst Üriner Sistem Hastalıkları: Pyelonephritis (Böbrek Yangısı)
    Köpekler Üst Üriner Sistem Hastalıkları:Ectopic Ureter (Üreter Anomalisi)
    Köpekler Üst Üriner Sistem HastalıklarGlomerulonephritis (Böbrek Kılcal Damarlarının İltihabı)
    Köpekler Üst Üriner Sistem Hastalıkları:Nephritis (Böbrek İltihabı)
    Köpekler Üst Üriner Sistem Hastalıkları:Hydronephrosis (Hidronefroz)
    Köpekler Üst Üriner Sistem Hastalıkları:Böbrek Kistleri
    Köpekler Üst Üriner Sistem Hastalıkları:Böbrek Tümörleri
    Köpekler Üst Üriner Sistem Hastalıkları:Renal Dysplagia (Böbrek Gelişim Bozukluğu)
    Köpekler Üst Üriner Sistem Hastalıkları:Böbrek Yetmezliği
    Köpekler Metobolizma Hastalıkları:Hypoadrenocorticism (Addison Hastalığı)
    Köpekler Metobolizma Hastalıkları:Hypothyroidizm (Troid Bezlerinin Yetersiz Çalışması)
    Köpekler Metobolizma Hastalıkları:Hyperthyroidizm (Troid Bezlerinin Aşırı Çalışması)
    Köpekler Metobolizma Hastalıkları:Hypoparathyroidizm (Paratroid Bezlerinin Yetersiz Çalışması)
    Köpekler Metobolizma Hastalıkları:Hyperparathyroidizm (Paratroid Bezlerinin Aşırı Çalışması)
    Köpekler Metobolizma Hastalıkları:Hyperadrenocorticism (Cushing Hastalığı)
    Köpekler Metobolizma Hastalıkları:Hypoglycemia (Düşük Kan Şekeri)
    Köpekler Metobolizma Hastalıkları: Diabetes Insipidus (Şekersiz Diyabet)
    Köpekler Metobolizma Hastalıkları: Diabetes Mellitus (Şeker Hastalığı)
    Köpekler Dişi Genital Sistem Hastalıkları:Uterus (Rahim) Yırtıkları
    Köpekler Dişi Genital Sistem Hastalıkları: Prolapsus Uteri (Uterusun Dışarı Çıkması)
    Köpekler Dişi Genital Sistem Hastalıkları:Transmissible Veneral Tumour-TVT (Bulaşıcı Tümör)
    Köpekler Dişi Genital Sistem Hastalıkları:Meme Tümörleri
    Köpekler Dişi Genital Sistem Hastalıkları:Eclampsia (Gebelikde Kalsiyum Yetmezliği)
    Köpekler Dişi Genital Sistem Hastalıkları:Vulvutis (Vulva Yangısı)
    Köpekler Dişi Genital Sistem Hastalıkları:Vajinitis (Vajen Yangısı)
    Köpekler Dişi Genital Sistem Hastalıkları:Metritis (Rahim Yangısı)
    Köpekler Dişi Genital Sistem Hastalıkları:Mastitis (Meme Bezlerinin Yangısı)
    Köpekler Erkek Genital Sistem Hastalıkları:Testes Atrophy (Testis Küçülmesi)
    Köpekler Erkek Genital Sistem Hastalıkları:Testes Hypertrophy (Testis Büyümesi)
    Köpekler Erkek Genital Sistem Hastalıkları:Cryptorchidism (Testislerin İnmemesi)
    Köpekler Erkek Genital Sistem Hastalıkları:Urethritis (Üretra Yangısı)
    Köpekler Erkek Genital Sistem Hastalıkları:Testis Tümörleri ve Kistleri
    Köpekler Erkek Genital Sistem Hastalıkları:Transmissible Veneral Tumour-TVT (Bulaşıcı Tümör)
    Köpekler Erkek Genital Sistem Hastalıkları:Orchitis (Testis Yangısı)
    Köpekler İskelet ve Kas Sistemi Hastalıkları:Mandibula Kırıkları (Alt Çene Kemiği Kırığı)
    Köpekler İskelet ve Kas Sistemi Hastalıkları: Patella Çıkığı (Diz Kapağı Çıkıkları)
    Köpekler İskelet ve Kas Sistemi Hastalıkları:Omuz Çıkığı
    Köpekler İskelet ve Kas Sistemi Hastalıkları:Myasthenia Gravis
    Köpekler İskelet ve Kas Sistemi Hastalık:Omurların Yangıya Bağlı Hasarı
    Köpekler İskelet ve Kas Sistemi Hastalıkları:Legg-Calve-Perthes Hastalığı (LCPD)
    Köpekler İskelet ve Kas Sistemi Hastalıkları:Luxatio Femoris (Kalça Çıkığı)
    Köpekler İskelet ve Kas Sistemi Hastalıkları:Hip Dysplaisa (Kalça Displazisi)
    Köpekler İskelet ve Kas Sistemi Hastalıkları:Myositis Eosinophylica
    Köpekler İskelet ve Kas Sistemi Hastalıkları:Alt çenenin Felci
    Köpekler Beslenme Hastalıkları:Wobbler Sendromu
    Köpekler Beslenme Hastalıkları:Rachitism (Raşitizm-Kemik Gelişimindeki Yetersizlik)
    Köpekler Beslenme Hastalıkları:Osteomalacia (Kemik Yumuşaması)
    Köpekler Beslenme Hastalıkları:Osteodystrophy (Kemik Gelişim Bozukluğu)
    Köpekler Beslenme Hastalıkları:Obesity (Aşırı Şişmanlık)
    Köpekler Beslenme Hastalıkları:Eclampsia (Gebelikde Kalsiyum Yetmezliği)
    Köpekler Beslenme Hastalıkları:Anorexia (İştahsızlık)
    Köpekler Beslenme Hastalıkları:Allotriophagia (Taş Toprak Yeme)
    Köpekler Bağışıklık Hastalıkları:Vogt – Koyanagi – Harada Sendromu
    Köpekler Bağışıklık Hastalıkları:Immun Thrombocytopenia (Trombosit Azalması)
    Köpekler Bağışıklık Hastalıkları: Systemic Lupus Erythematosus
    Köpekler Bağışıklık Hastalıkları:Myasthenia Gravis
    Köpekler Bağışıklık Hastalıkları:Autoimmun Hemolitik Anemi (AIHA)
    Köpekler Kalp Ve Dolaşım Hastalıkları:Endokardiosis
    Köpekler Kalp Ve Dolaşım Hastalıkları:Von Willebrand’s Disease
    Köpekler Kalp Ve Dolaşım Hastalıkları:Myocarditis (Kalp Kası Yangısı)
    Köpekler Kalp Ve Dolaşım Hastalıkları:Heartworm (Kalp Kurdu)
    Köpekler Paraziter Enfeksiyonlar:Canine Hemobartonellosis
    Köpekler Paraziter Enfeksiyonlar:Echinococcosis (Kist Hydatik)
    Köpekler Paraziter Enfeksiyonlar:Toxoplasmosis (Toksoplazma Enfeksiyonu)
    Köpekler Protozoal Enfeksiyonlar:Isosporoidosis (İsospora Enfeksiyonu)
    Köpekler Protozoal Enfeksiyonlar:Coccidiosis (Koksidiyoz Enfeksiyonu)
    Köpekler Bakteriyel Enfeksiyonlar:Tetanus (Tetanoz)
    Köpekler Bakteriyel Enfeksiyonlar: Salmonellosis (Salmonella Enfeksiyonu)
    Köpekler Bakteriyel Enfeksiyonlar:Nocardiosis (Nokardiyazis Enfeksiyonu)
    Köpekler Bakteriyel Enfeksiyonlar:Lyme Disease (Lyme Hastalığı)
    Köpekler Bakteriyel Enfeksiyonlar:Leptospirosis (Leptospira Enfeksiyonu)
    Köpekler Bakteriyel Enfeksiyonlar:Brucellosis (Brusella Enfeksiyonu)
    Köpekler Bakteriyel Enfeksiyonlar:Campylobacteriosis (Campylobakter Enfeksiyonu)
    Köpekler Viral Enfeksiyonlar:Rabies (Kuduz)
    Köpekler Viral Enfeksiyonlar:Infectious Canine Hepatitis (Viral Karaciğer Enfeksiyonu)
    Köpekler Viral Enfeksiyonlar:Infectious Tracheobronchitis-Kennel Cough (Barınak Hastalığı)
    Köpekler Viral Enfeksiyonlar:Canine Parvo Virus (Kanlı İshal)
    Köpekler Viral Enfeksiyonlar:Canine Herpesvirus Infection (Herpes Virüs Enfeksiyonu)
    Köpekler Viral Enfeksiyonlar:Canine Coranavirus Infection (Corona Virüs Enfeksiyonu)
    Köpekler Viral Enfeksiyonlar:Aujesky (Yalancı Kuduz)
    Köpekler Canine Distemper (Gençlik Hastalığı)
    Köpekler Zoonoz Hastalıkları:Trichophytosis (Mantar)
    Köpekler Zoonoz Hastalıkları:Rabies (Kuduz)
    Köpekler Zoonoz Hastalıkları: Salmonellosis (Salmonelloz Enfeksiyonu)
    Köpekler Zoonoz Hastalıkları:Leptospirosis (Leptospiroz Enfeksiyonu)
    Köpekler Zoonoz Hastalıkları:Campylobacteriosis (Campylobacter Enfeksiyonu)
    Köpekler Zoonoz Hastalıkları:Echinococcosis (Kist Hydatik)
    Köpekler Zoonoz Hastalıkları:Lyme Disease(Lyme Hastalığı)



HAYVAN HASTALIKLARINDA SIKÇA SORULAN SORULAR

Kedime Konserve mi yoksa Kuru Mama mı vermeliyim?
Çoğu kedi sahibi kuru mamanın mı ya da konserve mamanın mı daha iyi olduğunu bilmek istiyor. Veteriner hekimler genlede, kuru kedi mamasını, belirli beslenme ihtiyacı ya da alerjik durumları olmayan kediler için ana beslenme kaynağı olarak önerirler. Kuru mama genelde daha az pahalıdır, daha temizdir ve kullanımı daha kolaydır. Ayrıca açıldıktan sonra daha uzun süre dayanır ve genel diş sağlığını korumakta da çok daha iyidir. Ziyan olacağı endişesi olmadan kediye istenildiği kadar verilebilir (eğer kediniz aşırı obur değil ya da kilo almaya yatkın değilse). Özel ihtiyaçları olan kediler her zaman veteriner hekiminizin önerdiği şekilde beslenmelidir. Çünkü, diyet programına uymamak, ciddi sağlık sorunları getirebilir. Yani her zaman olduğu beslenme tarzını veteriner hekiminizin kedinize özel belirlediği şekilde uygulamak en iyisidir.

Evde kedi beslemek istiyorum. Tüyü boğazıma kaçsa hastalanır mıyım ?

Kedi ve köpeklerin sağlık kontrolleri veteriner hekim tarafından düzenli bir şekilde yapılırsa, aşıları zamanında uygulanırsa evde kedi ve köpek beslemenin hiç bir sakıncası bulunmamaktadır.  Çünkü uygulanan aşılarla hem hayvan sağlığı hem de insan sağlığı korunmuş olunuyor.

Köpekler yaralarını yalayarak iyileştirebilirler mi ?

Yarayı yalaması gerçekten de yaranın temizlenmesine yardım eder ve köpeğin salyasında bulunan enzimlerin kısmen antiseptik etkisi vardır ama aşırı miktarda yalama, faydadan çok zarar verir. Yaranın iyileşmesi için veteriner hekiminizin önerilerini dinleyin.


Köpeğimin burnunun ıslak veya kuru olması köpeğimin sağlık durumu hakkında fikir verir mi ?

Genelde halk arasında köpeğin burnu ıslak ise sağlıklı olduğu, kuru ise de bir hastalık belirtisi olduğu yönünde bir kanaat vardır. Oysa, köpeğin burnu, sağlığı hakkında kesin bir işaret değildir. Köpekte normal beden ısısı 37,5 – 39,5 derece arasıdır; ancak veteriner hekimler, köpeğin ateşi 40 dereceye çıksa bile, burnunun soğuk ve ıslak olabileceğini belirtiyorlar. Burnu ıslak ve kuru olsa bile, asla köpeğinizdeki diğer hastalık belirtilerini göz ardı etmemelisiniz. Öte yandan, burnunun kuru olması da korkulara kapılmanıza neden değildir. Sıcak bir yaz öğleden sonrasındaki bir uyku, köpeğinizin burnunu oldukça kurutabilir. Her zaman, köpeğiniz için bol taze su bulundurun. Burnunun kuruluğu iki-üç gün devam eder ve başka belirtiler de ortaya çıkarsa, veteriner hekiminize danışın.

Kedim her yeri tırmalıyor ne yapmalıyım ?

Kedinizin evinizdeki eşyaları tırmalaması tamamen doğal bir içgüdüdür. Tırmalama, kedilerde esneme hareketi ve dolayısıyla kaslarının sağlıklı kalabilmesi için gereklidir. Bölgelerini belirlemek için kaplan ve aslanların da bu davranışı sergilediklerini görürüz. Tırnak ve tendolarının sağlığı için de mutlaka yapmaları gereken bir harekettir. Bu durum eşyalarınıza zarar veriyorsa çözüm olarak kedinize tırmalama tahtası veya benzeri bir eşya alabilirsiniz.Ancak kediler sıklıkla belirli bölgeleri tırmalamayı tercih ederler. Dolayısıyla tırmalaması için alacağınız bu eşyanın kediniz eve ilk geldiğinde mevcut olması onu seçmesi açısından faydalı olacaktır. Ayrıca kedinizi tırmalamasını istediğiniz yere alıştırmak için Veteriner Kliniklerinde ve evcil hayvan mağazalarında satılan “catnip” adı verilen spreyler mevcuttur. Uzak durmasını istediğiniz bölgeler için de, uzaklaştırıcı ürünler bulunsa da bazı kedilerde bu ürünler hiç bir etki göstermemektedir. Asla dayak veya ceza ile istenmeyen bölgeden uzak tutmayı denemeyin. Daha da fazla zarar vermesine ya da sizden soğumasına neden olabilirsiniz.


Köpeğim / Kedim ishal oldu ne yapmalıyım?
İshal tanım olarak; sıvı kıvamlı, gün içerisinde fazla miktarda ve sıkça yapılan dışkılamadır. Hayvanınızın dışkısını bir veya iki sefer sulu kıvamda yapması normal olabilir. Bu durum devam edecek olursa mutlaka Veteriner hekiminize danışınız. Unutmayınız ki, ishal bir hastalık değildir. Vücutta birşeylerin ters gittiğinin bir belirtisidir.

Köpeğim / Kedim neden çok tüy döküyor ?

Hayvanınızın tüyleri belirli mevsimlerde doğal olarak değişmekte ve dökülmektedir. Mevsim geçişlerinde vahşi hayvanlar kalın tüyleri ile ince tüylerini değiştirirler. Evimizde baktığımız hayvanlarımız da bu atalarından gelen biyolojik durumu sergilerler. Ancak tüylerin aniden, çok fazla dökülmeye başlaması ya da bölgesel kellik şeklinde, derisi görünecek kadar dökülmesi bir hastalığa işaret edebilir. Bu durumda mutlaka hekiminize danışmanız gerekmektedir. Dostunuzun tüy sağlığı ayrıca yedikleriyle de alakalıdır. Ne kadar kaliteli besinler alırsa, metabolizması okadar sağlam olacak ve karaciğer gibi deriyi kolaylıkla etkileyen organları çok daha düzgün çalışacaktır. Bu şekilde hem sizin hem de onun sağlığı korunmuş olacaktır.

Köpeklerde Neden Salya Olur?

Köpekler de bizler gibi memeli hayvanlardır ve beslenme ihtiyaçları belirli fizyolojik durumlar ile kontrol edilmektedir. Beyindeki açlık ve iştah merkezlerinin uyarılması sonucu mideyi gelecek olan yemeğe hazırlamak adına tükürük bezlerinden salya yani tükürük salgılanır. Bu durum özellikle ev yemeği ile beslenen hayvanlarda çok daha fazla gözlenmektedir. Köpeğinizin kuru mama ile beslenmesinin pekçok faydasından birisi de sizi rahatsız etmeyecek seviyede salya salgılanmasını sağlamasıdır.

Tersine Hapşırık Nedir?

Köpeklerde sıklıkla görülen tersine hapşırık durumu pek çok köpek sahibinin farketmediği veya yanlış yorumladığı bir durumdur. Kedilerde çok daha nadir görülen tersine hapşırık; boğaza bir yabancı cisim kaçmışcasına, hayvanın hırıltılar çıkarması, boynunu ileri uzatması ve öksürüğe benzer sesler çıkarması ile karakterizedir. Bu durum son derece doğaldır ve yumuşak damağın kısa süreli kasılmaları neticesinde oluşur. Bu durumu bizlerde de görülen hıçkırık ile benzeştirmek mümkündür.

Köpeğimin Kulağı Çok Kokuyor. Neden ?

Dış kulak kanalı; bakteri, mantar ve kulak uyuzlarının çok sevdikleri; sıcak ve nemli bir ortamdır. Özellikle uzun kulaklı köpeklerin kulaklarının düzenli bakımı ve temizliği, sağlıkları açısından elzemdir. Kulaktan gelen kötü kokular mutlaka Veteriner Hekiminiz tarafından muayene edilmelidir. Uzun süren enfeksiyonlar tedaviyi zorlaştıracak ve durumun ciddiyetini arttıracaktır.

Kedimin Gözlerinde Sürekli Çapak ve Lekeler Var. Ne Yapmalıyım ?

Özellikle İran kedilerinde sıklıkla gözlenen bu durum erken teşhiste rahatlıkla tedavi edilebilen ve önüne geçilebilen bir sağlık problemidir. Tedavi edilmediği takdirde gözyaşı kanallarının tıkanması ya da göz çevresinde kalan çapakların Kornea (gözün saydam tabakası)’ya zarar vermesi sonucunda ciddi göz hastalıklarına neden oldukları görülmektedir. Düzenli olarak gözlerin temizlenmesi ve bakımı bu hastalıkların oluşumunu engelleyecektir. Kullanabileceğiniz solusyonlar ile ilgili lütfen hekiminize danışınız.

Kedimin / Köpeğimin Ağzı Çok Kokuyor. Neden ?

Ağız kokusunun en büyük nedenleri diş ve diş eti hastalıklarıdır.Bunların başında da diş taşları gelmektedir. Ancak ağız kokusuna neden olabilecek diğer sistemik hastalıklar da göz önünde bulundurulmalıdır (böbrek hastalıkları gibi). Ağız sağlığı ve bakımı konularında lütfen hekiminize danışınız.

Köpeğim Arkasını Yere Sürterek Yürüyor, Neden ?

Büyük ihtimalle köpeğiniz anal kese yangısı adını verdiğimiz hastalık nedeni ile kaşıntı hissini gidermek için bu hareketi yapıyordur. Çok iyi bakım koşulları altında dahi oluşabilen bu hastalık, dışkıların daha kolay çıkmasını sağlayan, anüs bölgesindeki keselerin iltihap toplaması ya da içeriklerinin aşırı miktarda birikmesi olarak özetlenebilir. Lütfen gerekli müdahale ve tedavi için en kısa sürede hekiminize danışınız.

Kediler neden mırlar?

Kedilerin yavruluktan itibaren içgüdüsel olarak çıkardıkları bu sesin esas amacı, anne kediye herşeyin yolunda olduğuna ve kendisini iyi hissettiğine dair mesaj vermektir. Kedilerin büyüdükten sonra bu sesleri çıkarmalarının sebebi, çocukluk içgüdüleri ile sahiplerine aynı mesajı vermeleridir.

Acil kanamalarda veteriner hekime götürene kadar ne yapmalıyım?

Derin bir kesik veya yaradan gelen kanamayı durdurabilmek için iki temel yöntem vardır, doğrudan baskı ve turnike. Önce kanamayı doğrudan baskı ile durdurmaya çalışın. Yaranın üzerine bir kaç kat steril gazlı bez koyup sıkıca ve düzgün ve baskı uygulayın. Yarayı silmeyin veya yara temizleyicileri ya da merhemler sürmeyin. Eğer kan gazlı bezden geçiyorsa, bezi almayın bu pıhtılaşmayı önleyip kan akışını yeniden hızlandırabilir. Üzerine yeni bir gazlı bez koyup bastırın. Bacak ya da kuyruktaki kanama baskıya rağmen durdurulamıyorsa, bir turnike kullanmayı deneyin. Bunu ancak son çare olarak kullanın. Turnike uygulaması 2 saatten fazla sürmemelidir. Fazla uzun bir süre uygulanan turnike, uzvun kaybedilmesine yol açabilir. Turnike uygulamak için uzvu ya da kuyruğu 2,5 cm eninde bir gazlı bez ya da geniş bir kumaş parçası ile sarın ve yarım düğüm atın. Dar bir bant veya ip kullanmayın. Üzerine bir kalem yada çubuk takın ve düğümü tamamlayın. Kanama duruncaya kadar yavaşça kalemi döndürün. Yapışkan bant ile yapıştırın. Kan dolaşımının devamını sağlamak için turnikeyi her beş dakikada bir gevşetin. Yarayı steril gazlı bez ile örtün ve köpeği tedavisi için mümkün olduğunca çabuk veteriner hekiminize götürün.

Yalancı Gebelik?

Seksüel siklusun kızgınlık evresinde ( 2. Evresi olan Östrus) eğer  dişi hayvan çiftleşmemiş ise bunu takip eden siklus döneminde (metostrus) “Yalancı Gebelik” adını verdiğimiz durum gelişir. Bu fizyolojik olarak seksüel siklusun akışında yaşanan doğal bir süreçtir. Bunun sebebi kan prolaktin seviyesinin yükselmesidir. Bu artış bazen daha yüksek seviyelere ulaşmakta ve buna bağlı olarak ta dış klinik semptomlar ortaya çıkmaktadır. Bazen de bu seviyedeki (prolaktin) artış fizyolojik sınırlar içerisinde kaldığından dış klinik semptomlar gözlenmez. Başlıca klinik semptomlar; memelerin büyümesi, sıkıldığında süt veya sekret gelmesi, köpeğin memelerini yalaması, bazen memelerde kızarıklık ve ağrı.  Karanlık yerlere saklanma, evdeki çeşitli taşınabilir eşyaları sahiplenme ve saklama, sinirlilik hali, iştahta azalma veya tam tersi artış gibi dış klinik semptomlar gözlenebilir. Mevcut bu olgu fizyolojik bir seyir izliyorsa müdahale edilmeden kendiliğinden 10 – 15 gün içerisinde düzelir. Ancak memelerde kızarıklık, şişkinlik, ağrı, ateş, genel durumda bozulma (iştahsızlık, durgunluk, vucut ısısında artış) gibi genel semptomlar oluştuğunda Veteriner Hekim tarafından müdahale edilmesi gerekir.Müdahale yapılmaz veya geciktirilirse karşılaşılabilecek olgular; mastit, apse, meme kistleri ve ilerleyen yaşlarda meme tümörleridir.

Güneş, sıcak çarpmasında ne yapmalıyım?

Aşırı derecede güneş altında kalmış bir kedi / köpek sıcak çarpmasına maruz kalabilir. Bu ölüme kadar götürebilen oldukça ciddi bir durumdur. Güneş çarpmasının belirtileri hızlı soluma, koyu renkli dişetleri ve dil, salyada artış, bitkinlik ve kusmadır. Eğer bu belirtilerden en az ikisi bir arada ise, ilk hedefiniz kedinizi / köpeğinizi serinletmek olmalı. Kedi / köpeğiniz hafif şekilde etkilenmiş görünüyorsa, onu daha serin bir yere taşıyın (klimalı bir oda, banyo küveti, fayans, vs.) veya ıslak serin bir havluya sarın. Köpeğin ateşini ölçün ve eğer 40°C ve üzerinde ise üzerine serin su tutun (soğuk değil) veya serin su ile dolu bir küvete koyun. Tabi acilen veteriner hekiminize danışmayı ihmal etmeyin.

Kedi / Köpek de Yanık?

Birinci ve ikinci derecede yanıklar için (kızarıklık ve hafif şişkinlik ya da kabarcıklar ve aşırı hassasiyet), yanık bölgeyi serin suya batırın veya üzerine buz paketleri uygulayın. Tereyağ, diş macunu veya insanlar için yapılmış ilaçlar sürmeyin. Yanık yeri yumuşakça kurulayıp sarın ve veteriner hekiminize gidin. Üçüncü derecede yanıklarda deri beyaz görünür, tüyler kolayca çıkar ve acı şiddetlenir. Böyle durumlarda veteriner hekiminizi derhal çağırın. Herhangi bir şey uygulamayın, sadece yanık bölgenin üzerini yapışmayacak bir bez ile örtün.

Kedi / Köpek de Donma?

Donma genellikle ayak parmaklarını, kulakları ve testisleri etkiler. Kediyi / Köpeği sıcak bir yere götürün ve etkilenmiş bölgeyi, sıcak suya batırılmış bezler veya nemli sıcak su torbaları ile ısıtın. Bölgeyi ovalamayın ve aşırı derecede sıcak uygulamayın. Veteriner hekiminizi çağırın.

Kedim kısırlaştırıldığı halde neden hala kızgınlık gösteriyor ?

Bunun sebebi vücudun hormonal dengesinin diğer endokrin bezlerce oluşturulmasıdır. Cinsiyet hormonlarını salgılayan bezler uzaklaştırılınca adrenal (böbrek üstü) bezler bu işlevi kısmi de olsa kompanze ederler. Dolayısıyla kediniz daha az da olsa, belli başlı kızgınlık belirtilerini gösterecektir.

Yaşlı Köpek Bakımı

En uzun yaşayan köpek 29 yaşında ölmüştür 20 yaşına kadar yaşayanlara rastlamak da artık çok nadir değildir Ancak, yaşlanma sürecinin hızı kalıtsal olmasına rağmen küçük ırklar uzun yaşarken büyük ırklar kısa ömürleriyle ünlüdür Irkı ne olursa olsun beslenmesine ve olası problemlerin hemen tedavisine dikkat edildiğinde her köpeğin yaşam kalitesi ve ömrü artacaktırKöpeğiniz Yediğinin AynasıdırDoğru besleme özellikle de yaşlı köpekler için çok önemlidir Çoğu köpek yedi yaşını geçtikten sonra yaşlı köpekler için özel olarak formüle edilmiş “senior” köpek mamalarıyla beslenir Senior dietler hareket düzeyi azaldığından yaşli köpekler için daha düşük kalori içerir Sodyum (Na) ve potasyum (K) oranları düşürülerek kalp ve böbrek hastalıklarının gelişiminin önüne geçilirken esansiyel yağ asitleri, vitamin ve mineral düzeyleri arttırılarak azalan emilimlerinin dengelenmesi amaçlanırSenior dietlerdeki lif kalitesi de ayrıca yaşlı sindirim sistemlerine uygun olacak şekilde ayarlanır Dışardan esansiyel yağ asitleri, vitamin ve mineral katkısı köpek dengeli bir senior mama ile besleniyorsa gereksizdir Yine de atritis ve deri allerjisinden şikayetçi yaşlı köpekler özellikle de linolenic ve linoleic asit katkısında fayda görebilirHastalıkların Farkedilmesi

Yaşla birlikte hastalık riski de artar Ancak, belirtilerin erken farkedilmesi tedavi şansını yükseltecektir

Her türlü belirti için dikkatli olunmalıdır Köpeğinizin beslenme alışkanlığını, egzersiz yeteneği ve genel davranışını iyi tanırsanız her türlü değişikliği hemen farkedebilirsiniz

Haftalık kontroller deride nükseden her türlü şişlik ile ayrıca diş ve dişetlerindeki anormallikleri tespit etmenizi kolaylaştıracaktır

Göz şeffaflığının erken tespiti de bu sırada farkedilebilir Gözdeki lenslerde katarak sağlıklı köpeklerde de gözlenebilir ve ilerleyici görüş kaybına neden olur Normal olarak yavaş yavaş ilerleme gösterdiğinden köpeğin yaşam kalitesini pek etkilemez Ancak şeker hastası kedi ve köpeklerde lenslerde süratli şeker depolanması görülebilir

Yıllık aşıları için veterinerinize gittiğinizde genel bir kontrol olası sağlık problemlerinin önceden tespit edilmesinde yardımcı olacaktır Paranın büyük problem olmadığı duurmlarda genel muayenenin yanısıra kan ve idrar testleri de değerlendirme de faydalıdır

Kalp Hastalıkları

Köpeklerde yaşla alakalı en yaygın hastalıkların başında dejeneratif kalp kapakçığı problemleri gelirKapakçıklar sıkı kapanma yeteneklerini kaybederek her kalp atışında odacığa geri kan sızmaya başlar Bu, kan dolaşımını zayıflatırken akciğerlerde kan birikimine neden olur

Sızdıran valflar (kapakçıklar) kalpte miriltiya neden olurken bu ses steteskopla duyulabilir Azalan dolaşım köpekte halsizliğe neden olur ve akciğerdeki birikim öksürük ve derin solumaya yol açar Bu belirtiler özellikle köpek heyecanlığında ya da egzersiz yaptıktan sonra ortaya çıkar

Hasta köpekler kalp atışını güçlendirecek ilaçlar ile rahatlatılırken dietlerindeki tuzun azaltılmasından da fayda sağlarlar Bu, kalpteki yükü azaltırken kalp hastalığının gelişimini de yavaşlatır

Akciğer hastalıkları da yaşlanmayla beraber ortaya çıkabilir Röntgen, ECG ve ultrason ile tespit edilebilir

Sızlayan Eklemler

Yaşlı köpeklerde şişmanlık ciddi bir problemdir Kalp ve akciğer hastalığı riskini arttırırken eklemlerin üzerine ekstra ağırlık bindirerek atritise neden olur

Atritis ya da dejeneratif eklem hastalığı, eklemlerdeki yaşlanmayla alakalı değişiklikleri takip eder Eklemlerdeki kayganlığın azalması sürtünmeyi arttırır Eklemler genellikle sertleşerek şişer ve köpek topallamaya başlar Çok şişman köpekler acilen zayıflatılmalıdır

Köpekbalığı kıkırdağının yanısıra esansiyel yağ asidi katkısı faydalı olacaktır

Röntgen tanı için gereklidir ve çoğu vakada anti-steroidal anti-inflamatuvar ilaçlarla tedavi yapılır Bu ilaçlar gastro-intestinal sistemde iritasyona neden olabileceğinden her türlü ishal vs belirtisi veteriner hekime bildirilmelidir

İncelen Deri


Esansiyel yağ asidi katkıları elastikiyetini kaybeden, incelen ve donuklaşan derinin kendini korumasını sağlar Bu tür durumlara hormonal hastalığı olan köpeklerde daha sık rastlanır Çoğu hormonal hastalık deri başta olmak üzere vücudun başka kısımlarını da etkiler

Hormonal hastalıklar kendini hemen belli etmediğinden durgunluk, halsizlik, kusma ve su içmede artış belirtilerine dikkat edilmelidir Diğer hastalıklarla karıştırılmaması için veteriner hekiminizce kontrol edilmelidir

Diğer Problemler

Karaciğer ve böbrek hastalıkları benzer belirtilere neden olabilir Böbrek hastalıkları özellikle kedilerde yaygın olmasına rağmen köpeklerde de görülür Tipik olarak aşırı su içme kilo ve adele kaybı temel belirtilerdir Vücut idrarda protein kaybettiğinden protein ihtiyacını adelelerden karşılar

Karaciğer ve şeker hastalığı benzer belirtiler gösterir Bu hastalikların tanısı kan ve idrar testi gerektirir

Ayrıca tuz, protein ve şeker düzeyinde azalma bu hastalıkların gelişimini yavaşlatacaktır Veteriner hekiminizde uygun “diet”ler bulunmaktadır

Hasta köpekler çok su içtğinden idrar tutamama bir belirti olabilir Ancak idrari tutamama yaşla alakalı başka hastalıklarda da görülebilir

Bazı dişilerde bölgedeki sinir fonksiyonlarındaki azalmayla birlikte pelvisdeki atritik değişmeler idrar hatta dışkı tutamamaya neden olabilir Bu durumlar veteriner hekim müdahalesiyle genellikle iyileşir

Yaşlı ve yüksek lif düzeyi içeren dietlerle beslenen köpeklerde kabızlık da gözlenebilir Dikkatli müshil kullanımı burada faydalı olacaktır

Yaşlanmayla alakalı diğer bir problem türü ise tümörlerdir (özellikle de kısırlastırılmamış olanların üreme organlarında ve dişilerin süt bezlerinde) Rahim enfeksiyonları dişilerde hayatı tehdit edici sorunlara neden olabilir ve belirtileri genellikle kusma, yüksek ateş ve vajinal akıntıdır

İlerleyen yaş sağırlıkdan bunamaya kadar sinir ağında zayıflamaya neden olabilir İlaçla beyne giden kan miktarını arttırırken yaşlanma ile alakalı bunama vs belirtilerini yavaşlatacaktır

Köpek sahipleri genellikle belirtileri yaşa bağlayarak önemsemez Pek çok durumda bu belirtiler tedavi edilebilirBu nedenle çabuk veteriner hekim müdahalesi çok önemlidir

Bu konuyu yazdır