| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.
|
|
|
Sekte Nedir? Kuranda Nerelerde Sekte Vardır? ve Nasıl Okunur? |
|
Yazar: RasitTunca - 01-19-2020, 05:23 PM - Forum: Dini Genel Bilgiler
- Yorum Yok
|
 |
SEKTE
Sekte nefes almadan bir elif miktârı kadar bir süre sesi kesmeye denir. Aynen bir horuzun "ü'ürü'üüüüüü" diye öterken, ordaki her kesme işareti olan yerdeki, sesini ve nefsini kesmesi gibi, ses ve nefes kesilerek okumaya denilir.
SEKTE:Kelime anlamı olarak susmak ve iki ses arasını nefes almaksızın ayırmak demektir.. Geniş anlamı ile sekte nefes almadan sesi kesmeye denir.Sesin kesilme süresi ise okuyuş tarzımıza bağlıdır.Ancak normal bir okuyuş tarzına göre bir elif miktarı kadar geçecek bir zaman, nefes almaksızın susulmasına sekte diyoruz.Lakin az önce belirttiğimiz gibi üç okuyuş tarzına göre(Tahkîk:Ağır okuyuş; Tedvir:Orta halli okuyuş; Hadr ise hızlı okuyuş şekline denir.) sektenin duruş zamanı değişir.
Kıraat İmamız Asım'a göre Kur'an-i Kerim'de dört yerde sekte vardır.Bunları, geçtikleri ayetlerle birlikte görelim:
Kur’ân’da şu dört yerde sekte vardır ve sekte yapılacak yerde harfin altında سكته yazılıdır.
1- Kehf Sûresi’nin 1. âyetinde: قَيِّمًا--- عِوَجًا
الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَنزَلَ عَلَى عَبْدِهِ الْكِتَابَ وَلَمْ يَجْعَل لَّهُ عِوَجَا قَيِّمًا لِّيُنذِرَ بَأْسًا شَدِيدًا مِن لَّدُنْهُ وَيُبَشِّرَ الْمُؤْمِنِينَ الَّذِينَ يَعْمَلُونَ الصَّالِحَاتِ أَنَّ لَهُمْ أَجْرًا حَسَنًا
Arkadaşlar kefh suresinin birinci ve ikinci ayetini görüyorsunuz.Birinci ayetin sonu ile ikinci ayetin başındaki kelimeleri mavi olarak yazdık.Birinci kelimeyi okuduktan sonra ikinci ayetin başındaki "kaf " harfine geçmeden önce normal bir okuyuş tarzı ile okuyorsanız bir elif miktarı uzatılacak bir zaman nefesinizi tutarak sessizce kalmalısınız.Sonra da okumaya devam etmelisiniz.İşte bu uygulamaya bizler sekte diyoruz.Sanıyorum sizin de dikkatinizden kaçmamıştır.Birinci kelimenin sonundaki kırmızı renkte yazmış olduğumuz tenvinli elifi "ivecen" diye okuduktan sonra bir elif miktarı nefes almadan sessizce bekledikten sonra ikinci kelimenin başındaki kırmızı ile yazdığımız kaf harfi başlayan "kayyimen" kelimesini okuyarak devam ediyoruz.
2- Yâsîn Sûresi’nin 52. âyetinde:هَذَا---مَرْقَدِنَامِنْ
قَالُوا يَا وَيْلَنَا مَن بَعَثَنَا مِن مَّرْقَدِنَا هَذَا مَا وَعَدَ الرَّحْمَنُ وَصَدَقَ الْمُرْسَلُونَ
Yasin Suresinin 52.ayetini okurken yeşil renkteki birinci kelime (mim merkadina)bittikten sonra ses ve nefesi bir elif miktarı keserek sessizce bekleriz. Daha sonra da mavi olarak yazmış olduğumuz ikinci kelimeyi (haza) okuyarak devam ederiz.
3- Kıyâme Sûresi’nin 27. âyetinde: رَاقْ --- وَقِيلَمَنْ
وَقِيلَ مَنْ رَاقٍ
Kıyame Suresinin 27 ayetini de okurken bir önceki örnekte olduğu gibi birinci kelimeyi (men) okuduktan sonra ses ve nefesimizi bir elif miktarı zaman geçecek kadar bekler daha sonra da mavi olarak yazdığımız ikinci kelimeyi (râk)okumaya devam ederiz.
4- Mutaffifîn Sûresi’nin 14. âyetinde: رَانَ---كَلاَّ بَلْ
كَلَّا بَلْ رَانَ عَلَى قُلُوبِهِم مَّا كَانُوا يَكْسِبُونَ
Son olarak Mütaffifin Suresi 14.ayeti görelim.Burada yeşil olarak yazdığımız birinci kelimemizi (bel) okuduktan sonra bir elif miktarı geçecek kadar bir süre bekliyoruz.Daha sonra da mavi olarak yazdığımız (râne)kelimesini okuyarak yukarıdaki örneklerde olduğu gibi devam ederiz.
SEKTE
Sekte, nefes almadan bir elif miktarı kadar bir süre sesi kesmeye denir. Kuran’da şu dört yerde sekte vardır ve sekte yapılacak yerde harfin altında سكته yazılıdır:
a. Kehf 18/1, s. 294’un sonundaki عِوَجًا kelimesinde: … وَلَمْ يَجْعَلْ لَهُ عِوَجًا (1) قَيِّمًا Burada sekte yapılmasaydı عِوَجًا derken ihfa yapılması gerekirdi. Buradaki sekte, “ıvecâ” denilerek yapılır. Burası ayet sonu olduğu ve “tı” durak işareti bulunduğu için burada durmak (ve sekte yapmamak), sekte yapmaktan efadaldir. Eğer durmayacak isek sekteli okumalıyız.
b. Yâsin 36/52, s. 444’deki مَرْقَدِنَا kelimesinde: … مِنْ مَرْقَدِنَا هَذَا …
Buradaki sekte, “merkadinâ” denilerek yapılır. Bu ayette vakıf işareti bulunması sebebiyle durulabilir de (Kuran’da “merkadinâ” nın sonunda mim durak işareti var). Durulursa sekte yapılmaz.
c. Kıyame 75/27, s. 579’daki مَنْ kelimesinde: وَقِيلَ مَنْ رَاقٍ
Burada sekte yapılmasaydı idğâm-ı bilâ gunne olacaktı ve anlam değişecekti. Şöyle ki: Burada iki ayrı kelime vardır ve “doktor kimdir?” anlamındadır. Eğer idğam yapılırsa, iki ayrı kelime, مَرَّاقٍ şeklinde tek kelime haline getirilmiş olur ve anlamı “çorbacı” olur.
d. Mutaffifîn 83/14, s. 589’daki بَلْ kelimesinde: … كَلَّا بَلْ رَانَ
Burada sekte yapılmasaydı idgâm-ı mütegaribeyn olacaktı ve anlam değişecekti. Şöyle ki: Burada iki ayrı kelime vardır ve “bilakis paslanmıştır” anlamındadır. Eğer idğam yapılırsa, iki ayrı kelime, بَرَّانَ şeklinde tek kelime haline getirilmiş olur ve anlamı “küpçü” olur.
----------------------------------
Sözlükte “susmak, iki nağme arasını nefes almadan ayırmak” anlamındaki sekt masdarından türeyen sekte terim olarak “Kur’an tilâvet ederken iki kelime veya harf arasında nefes alıp vermeden çok kısa bir süre duraklamak demektir. Sektenin uygulanışı şöyledir: Kur’an okurken sekte yapılacak harf veya kelime üzerinde durulur, nefes almadan kısa bir süre beklenir, ardından okumaya devam edilir. Bekleme süresi vakıf süresinden daha azdır ve okuyuş hızına göre değişiklik göstermekle birlikte ortalama iki hareke (bir elif) miktarı kadardır. Bir yerde sekte yapılabilmesi için bazı şartlar gerekir. 1. Sekte vasla özel bir uygulama olup bir kelime veya bir harften sonraki kelimeye veya harfe vakfedilmeden geçilecekse yapılır. 2. Sekte ancak sâkin harf üzerinde uygulanır, harekeli harf üzerinde sekte yapılmaz. 3. Sektenin yapılacağı yer hakkında sahih bir rivayet bulunmalıdır.
Bazı kıraatlere göre sekte kelime içinde yapılabileceği gibi (شَيْ - ء؛ دفْ - ءٌ) iki kelime arasında da gerçekleştirilebilir (قَدْ - أَفْلَحَ؛ مَنْ - رَاقَ) Kırâat-i seb‘a imamlarından Âsım b. Behdele’nin kıraatinin Hafs b. Süleyman rivayetine göre Kur’ân-ı Kerîm’de dört yerde sekte yapılır. 1. Kehf sûresinin 1. âyetinin son kelimesiyle 2. âyetinin ilk kelimesi arasında (عِوَجًا - قَيِّمًا). Burada vakfetmenin evlâ, sekte yapmanın câiz olduğu belirtilmiştir. İki âyet vasledilip okunduğunda “عِوَجًا” kelimesindeki tenvin elife çevrilir ve nefes almadan elif üzerinde kısa bir süre durularak “قَيِّمًا” kelimesine geçilir. 2. Yâsîn sûresinin 52. âyetindeki “مِنْ مَرْقَدِنَا - هَذَا” sözünde. Burada da vakfetmek evlâ, sekte yapmak câiz görülmüştür ve sekte “مَرْقَدِنَا” üzerinde icra edilir. 3. Kıyâme sûresinin 27. âyetindeki ” وَقِيلَ مَنْ - رَاقَ“ sözünde “مَنْ” kelimesi üzerinde. Burada ”مَنْ“ üzerinde vakfın cevazı söz konusu olmayıp sekte yapılması gerekir. 4. Mutaffifîn sûresinin 14. âyetinde ”كَلَّا بَلْ - رَانَ“ üzerinde. Burada da sektenin hükmü ve yapılışı bir öncekinde olduğu gibidir. Hafs’tan bu dört yerin sektesiz okunuşu da nakledilmiştir (İbnü’l-Cezerî, I, 425-426).
Kendisinden en çok sekte rivayet edilen kıraat âlimi kırâat-i seb‘a imamlarından Hamza b. Habîb ez-Zeyyât’tır. Bazı kaideler çerçevesinde hemzeden önce gelen sâkin harf üzerinde Hamza’dan hem sekte hem sektesiz olarak iki vecih nakledilmiş, böylece Kur’an tilâvetinde pek çok yerde sekte ortaya çıkmıştır (متاع - إلى؛ - أرض [الأرض]؛ شي - ء) Meşhur yedi kıraat imamından Nâfi‘ b. Abdurrahman’ın râvisi Verş, Ebû Amr b. Alâ, İbn Âmir ve kırâat-i aşereden Ya‘kūb el-Hadramî iki sûre arasında besmele okudukları gibi ayrıca besmelesiz sekte yaparak tilâvet etmişlerdir. Ancak sekteden sonra okunacak sûrenin birinci sûreden sonraki sûre olması gerekir. Ebû Ca‘fer el-Kārî ise bazı sûrelerin başında bulunan hurûf-ı mukattaalar arasında sekte yapmıştır. Genel anlamda sekte yapmaktan maksat mânanın daha iyi kavranması ve bazı durumlarda yanlış anlamanın önlenmesidir. Hemzeden önce veya hurûf-ı mukattaa arasında yapıldığında ise bu harflerin beyan edilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Yukarıda zikredilenlerden başka Kur’ân-ı Kerîm’de ”لَمْ يَتَسَنَّهْ“ (el-Bakara 2/259), ”اقْتَدِهْ“ (el-En‘âm 6/90), ”كِتَابِيَهْ“ (el-Hâkka 69/19, 25), ”حِسَابِيَهْ“ (el-Hâkka 69/20, 26), ”مَالِيَهْ“ (el-Hâkka 69/28), ”سُلْطَانِيَهْ“ (el-Hâkka 69/29), ”مَا هِيَهْ“ (el-Kāria 101/10) kelimelerinin sonlarında kendilerinden önceki harfi veya harekeyi beyan için ziyade olarak bulunan ve “hâ-i sekt” denilen “hâ”ların vakıf halinde belirtilerek okunuşlarında kıraat imamları arasında ihtilâf bulunmamakla birlikte vasıl halinde farklı okuyuşlar söz konusudur (Dânî, s. 82, 105, 214, 225; İbnü’l-Cezerî, II, 142-143).
BİBLİYOGRAFYA
Tehânevî, Keşşâf, I, 633; Kāmus Tercümesi, I, 578; Ebü’l-Hasan İbn Galbûn, et-Teẕkire fi’l-ḳırâʾâti’s̱-s̱emân (nşr. Eymen Rüşdî Süveyd), Cidde 1991, II, 412, 514, 605, 619; Dânî, et-Teysîr (nşr. O. Pretzl), İstanbul 1930, s. 62, 82, 105, 142, 214, 225; Zerkeşî, el-Burhân, I, 344 vd.; İbnü’l-Cezerî, en-Neşr, I, 240-243, 259-261, 419-428; II, 142-143; Bennâ, İtḥâfü fużalâʾi’l-beşer (nşr. Şa‘bân M. İsmâil), Beyrut 1407/1987, I, 219-224; Mehmed Zihni, el-Kavlü’s-sedîd fî ilmi’t-tecvîd, İstanbul 1328, s. 39, 64-65; Abdülfettâh Pâluvî, Zübdetü’l-ʿirfân, İstanbul, ts., (Hilâl Yayınları), s. 137.
|
|
|
Sünnet-i Seniyye Nedir? Neden Uymalıyız? |
|
Yazar: RasitTunca - 01-19-2020, 04:47 PM - Forum: Dini Genel Bilgiler
- Yorum Yok
|
 |
Sünnet-i Seniyye Nedir? Neden Uymalıyız?
SÜNNET-İ SENİYYE NE DEMEKTİR?
Sünnet kelime itibari ile yol demektir. Istılahta ise peygamber efendimizin yolu anlamına gelir ve hürmeten “sünnet-i seniyye” (çok mühim ve kıymetli olan âli yol) denilmiştir.
Sünnet-i seniye’nin menba’ı üçtür. Akvâli, efâli ve ahvâlidir. Yani peygamber efendimizin sözleri, fiilleri ve hâli sünneti seniyye’nin kaynağıdır. Bu üç menba’dan gelen sünnet-i seniyeler hüküm itibari ile de Farz, nafile ve âdât-ı hasene olarak yine üç kısma ayrılır.
Farz ve vacib olan kısmına uymakla bütün müslümanlar mükelleftir. Zira, Peygamber(asm) de Kur’an’ın emir ve yasaklarına uymakla mükellef olduğu için hem farz ibadet hem de sünnet olmuş oluyor. Mesela, farz namazlar, namazların farz ve vacib rükünleri, namazda Fatiha’nın okunması, bayram namazı, kurban kesmek gibi ibâdât, sünnet-i seniyyenin farz ve kısmındandır. Bunların İttibaında büyük sevaplar, terkinde ise, azap ve ceza vardır.
Nevâfil, yani nafile olan sünnetlerde ise namazların sünneti, duha, teheccüd gibi namazlar, ramazan ayı dışında tutulan oruçları sayabiliriz. Bu kısım sünnetlere ehl-i iman emr-i istihbabî (müstehab olması) cihetiyle yine mükelleftir. Terkinde ceza ve azap yoksa da; büyük kâr ve o sünnetin nurundan istifadesiz kalmak vardır.
Sünnet- seniyye dünya ve ahiret saadetinin temel taşıdır. Kemâlât-ı insaniyenin madeni ve menbaıdır. Konuşma veya yürüme kabiliyetini annesinin yardımıyla öğrenen bir çocuk gibi, nihayetsiz istidat ve techizatla donatılmış, binler hissiyat kendisine ihsan edilen insan, bu maddi ve manevi cihazatını keşf edip, Rabb’imizin rızası dairesinde hayra sevk etmeyi öğreten peygambere(asm) tabi olmakla mahlukatın en eşrefi olarak ahsen-i takvim vaziyetini alır.
Peygamber efendimizin beşere getirdiği hidayet müjdesini kabul edip sünnet-i seniyesine ittiba’ eden ümmetinin sünnet-i seniyeye ittiba’ ve Dîn-i İslam’a bağlılık nispetinde ulaştığı medeniyet seviyesi ve saadet her daim “Dîn-i İslâm” ve “sünnet-i seniyyeden istifade” nimetleri için şükretmeye vesile olmuştur.
NEDEN SÜNNET-İ SENİYEYE UYMALIYIZ?
Nasılki herhangi bir işe başlayacağımızda ilk olarak yapacağımız şey o işi, bizden daha önce yapmış ve o işte muvaffak olmuş şahısların, o işi nasıl başardıklarını öğrenmek olacaktır. Bu, bize kısa zamanda uzun mesafe kat’ etmek gibi bir fayda sağlayacak.
Veya bir yolculuğa çıkacağımızda, daha önce o yolda gitmiş kişilerden o yolu tarif etmelerini isteriz ki; o yolda tereddütsüz, selametle ilerleyelim..
Öyle de; alem-i ervahtan başlayıp, saadet-i ebediyeye uzanan beşer yolculuğunda en emin rehberimiz, o yolu en güzel şekilde tarif eden, tarif etmekle de kalmayıp kendisine uyanları, binler meşakkat ve imtihanlar içindeki o yoldan en selametli bir şekilde geçiren, Peygamber efendimiz(asm) ve onun sünnetidir.
O yolda gidenler, asla şaşırmadıkları gibi, o rehbere uyanlar beşeriyetin en mümtaz şahısları olarak anılmışlar, arkalarından gelenlerin de saadet kapısından girmesine vesile olmuşlardır.
“De ki; eğer Allah’ı seviyorsanız; bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin”(Al-i İmran-31) ayetinden de anlaşılacağı üzere, Allah’ı sevmenin alameti ve onu razı etmenin yolu sünnete tabi olmaktan geçiyor. Rabbimiz Kur’ân-ı Kerîm’de buyuruyor ki:
"Allah`ın Resûlünde sizin için kendisine uyulacak en güzel örnek ve nümûneler vardır." (El-Ahzâb, 21).
AHİRZAMAN VE SÜNNETE UYMAK
Peygamber efendimiz(asm) “Ben şüphesiz evlerinizin içine yağmur gibi girecek fitneler görüyorum” buyurmuştu(Sahihu’l-Buhari, VIII, 89). Bir hadis-i şeriflerinde de, “Zaman yavaş yavaş yaklaşıyor. Amel azalacak, (kalplere) cimrilik atılacak, fitne hâkim olacak, ölümler artacak”(Sahihu’l-Buhari, VIII, 89). Buyurarak ahir zamana işaret buyurmuş.
Ümmetin fesada uğradığı yani bozulduğu, hak ile batılı fark edemediği bir zaman olarak bildirilen “ahirzaman”da sünnete-i seniyyeye tabi olmak daha ziyade kıymetlidir. Fesad-ı ümmet zamanında ve bid’aların istilası hengâmında sünnet-i seniyyeye uymak, bid’aları fark edip ondan kaçınmak ehemmiyetli bir takvayı ve kuvvetli bir imanın varlığını gösterir.
Peygamber efendimiz bir hadis-i şeriflerinde “Fesad-ı ümmetim zamanında kim sünnetime sarılırsa ona yüz şehid sevabı vardır”(Et-terğib vet-terhibc:1 s:80). Buyurarak ahir zamanda sünneti seniyeniyeye uymanın kıymetine işaret etmiştir. Bid’ayla mücadele etmek, sünnete riayet etmek vazifesi, düşmanla mücadeleye denk tutulmuş, Hatta ondan üstün tutulmuştur. Sünnete uyanlar şehidlik müjdesiyle müjdelenmiştir.
Cenab-ı Hak, cümlemizi ahir zaman fitnelerinden ve bid’alardan muhafaza etsin. Habîb-i Ekrem’ine hakiki ümmet eyleyip, sünnet-i seniyesine a’zamî ittiba ile en yüksek ahlakı nasip etsin..
Âmin.
|
|
|
Mübarek Kandil Gecelerini Nasıl Değerlendirmeliyiz? |
|
Yazar: RasitTunca - 01-19-2020, 04:45 PM - Forum: Dini Genel Bilgiler
- Yorum Yok
|
 |
Mübarek Kandil Gecelerini Nasıl Değerlendirmeliyiz?
1. Kur'an-ı Kerim okuyarak,
2. Peygamberimiz ( a.s.m)’ın mübarek duası olan Cevşen-ül Kebiri okuyarak,
3. Aile bireyleriyle birlikte günün mana ve ehemmiyeti hakkında sohbet ederek,
4. Allah rızası için namaz kılarak,
5. Hayatımızın geçmiş günleri ve yılları hakkında muhasebe yaparak,
6. Günahlarımızın bağışlanması için Allah'tan af dileyerek,
7. Sevgili Peygamberimize bol bol salât ve selâm okuyarak,
8. Dünya ve ahirete ait dileklerimiz için dua ederek,
9. Hastaları, yaşlıları ziyaret ederek; yoksulları, öksüz ve yetimleri sevindirerek,
10. Eş, dost ve yakınlarımızla tebrikleşerek,
11. Dargın ve küskünleri barıştırarak, değerlendirebiliriz
|
|
|
Esmaül Hüsna Ve Sırları |
|
Yazar: RasitTunca - 01-19-2020, 04:26 PM - Forum: Dini Genel Bilgiler
- Yorum Yok
|
 |
Esmaül Hüsna Ve Sırları
ALLAH:
Allah zikrine devam eden kişinin derecesi hem Allah katında hemde insanlar katında artar. İnsanlar arasında; sevilen, sayılan, sözü geçen kıymetli bir kişi olur. Duaları kabul görür. Nefis şeytanının şerrinden kurtulur. Güneş doğarken gümüş veya altın levha üzerine Allah ismini yazan ve üzerinde taşıyan şeytan şerrinden korunur. Soğuk havada bu levha üzerinde iken Allah diye zikrederse soğuğu hissetmez. Balgam hastalığı olan kişi taşırsa balgam hastalığından kurtulur. Kişi 7 gün oruç tutup, gece yarısıda 2 rekat Allah rızası için namaz kılıp, ardından 66 defa Allah zikrini yaparsa; Allah bir melek görevlendirir. O melek, o kişiyi tüm kötülüklerden koruduğu gibi, hal ve hareketlerinde, işlerinde o kişiyi yönlendirir, yönetir ve yardımcı olur. Allah ismini kağıda gül suyu, safran ve misk karışımıyla yazıp, üzerinde taşıyanı Allah her türlü kötülükten korur. Amir veya makam sahibi kişilerin yanında riayet görür. Düşmanlarına karşı galip gelir. Cuma günü oruçlu olarak, sabaha doğru gümüş yüzüğe Allah ismini yazıp, sağ elinin parmağına takan kişinin her isteği insanlar tarafından karşılanır. İşi görülür. Sol elinin parmağına takıp bir mahkemeye giden kişi haksızlığa uğramaz. Allah Cenabı Hakk'ın Celal ve Cemal gibi bütün isimlerini kapsamaktadır. Allah diye zikreden Cenabı Hakk'ı bütün isimleri ile anmış olur. Bütün isimler Allah isminde gizlidir. Diğer isimler Allah İsmi Azamına birer sıfattır. Allah ismi hiç bir isme sıfat olmaz. Cenabı Hakk'ın Zatına mahsus bütün isimlerin özellikleri Allah isminde vardır. Allah ismi; ruhi hastalıklardan, kalp katılığından, küfürden, maddi ve manevi bataklıktan, nefsin istek ve arzularından kurtulmak, düşmanlarını yenmek, merhamet sahibi olmak, Allah'ın istediği şekilde hayat sürmek, son nefeste imanlı ölmek, kalbin nurlanması, imanlı olması ve şifa bulmak, güç, kuvvet ve rızık kazanmak, gizli sırlara vakıf olmak, hem dünya, hemde ahiret saadetine ermek için zikredilir. Allah ismi 2 şekilde zikr olunur. 1) Ya Allah 2)Allah, Allah... diyerek Ya: Yardım isteme, aman ve ah gibi medet talep etmeyi ifade eder.
Zikretmek 2 şekilde olur:
1)Kişiye Cenebı Hakk'ın ilham yoluyla telkin etmesi şekliyle yapılan zikir.
2)Kişinin alim bir zat'a el verip (nispet edip), onun dediği ve tavsiye ettiği şekilde zikretmek.
Zikre başlamadan önce abdest alınır. Niyet edilir. Boyun bir tarafa kırılarak; dünya kelamından uzak, dünyayı unutarak, ismin hem dil, hemde kalb ile birlikte ifadesine başlanır. Manevi alemlerin sultanı olmak için YA HU YA ALLAH ismi azamı zikredilir. Bu zikir Allah dostlarının, veli kullarının zikridir. HU ismi şerifi dışında Allah isminin önüne hiç bir isim geçemez. Allah ismini insanlardan uzak, tenha bir yerde abdestli olarak zikredene; Meleklere mahsus alemlerin kapıları açılır. Maneviyatı güçlenir. Yüksek makamlara ulaşır, nurlanır. Hergün Ya Allah Ya Hu diye 1000 defa zikirde bulunanı Allah, kemaliyle rızıklandırır. Şifa için Allah ismi 70 defa bir kağıda yazılıp, yazı su içinde silindikten sonra, hastaya içirilirse; hasta şifa bulur.
ER RAHMAN:
Farz namazlarının ardından 100 defa Ya Rahman ismini zikreden; Allah'ın rızasını kazandığı gibi, Allah'ın nimetleride ona sunulur. 40 gün riyazet halinde 1000 defa Ya Rahman ismini zikredenin kalp gözü açılır. 5 V akit namazların ardından 2500 defa Ya Rahman ismini zikreden, her olaydan haberdar olur. Olay olmadan haberi olur. Er Rahman ismini; misk, safran, gül suyu karışımı mürekkep ile kağıda yazıp üzerinde taşıyan; insanlar arasında sevgi, saygı görür. Günde 290 defa zikredenin her arzusu gerçekleşir.
ER RAHİM:
Ya Rahim ismini zikretmeye devam eden kişi; belalardan, kazalardan ve afetlerden korunur. Uykusunda ağlayan veya korkan çocuğun üzerine 269 defa Er Rahim isminin yazıldığı kağıt konulursa; çocuk bu durumdan kurtulur. 5 vakit namazlarının sonunda Ya Rahim ismini 269 defa okuyanın ahlakı düzelir. Rızkı ve bereketi artar. Hastaysa şifa bulur. Tüm nimetler okuyanın ayağına gelir. Errahmanirrahim veya Ya Rahman Ya Rahim isimlerini zikredenler; sıkıntıdan, darlıktan ve korkularından kurtulurlar. Günde 100 defa okuyanın kalbi yumuşar, Allah'ın rahmetini kazanır. Kötülüklerden muhafaza olur.
EL MELİK:
Sabah namazının ardından 121 defa Ya Melik ismini zikreden fakirlikten kurtulur. Bu ismi hergün okumaya devam edenler bazı sırlara vakıf olurlar. İlim ve marifet sahibi olurlar.
EL KUDDÜS:
Ya Kuddüs ismini zikreden kişi şehvetten kurtulur, ahlakı düzelir. Günde 100 defa okuyan kalbin manevi hastalıklarından kurtulup, insanlar arasında sevilen, saygı duyulan kişi olur. Vesveseden kurtulur. Şeytanın hilelerinden uzak olur.
ES SELAM:
Hasta üzerine 121 veya 161 defa Ya Selam ismi okunursa hasta iyileşme gösterir. Es Selam ismini kağıda yazıp üzerinde taşıyan ve sürekli zikr eden; fenalık ve kötülüklerden emin olur. Ya Selam isminin zikrine devam eden kişi; cin, şeytan ve insanların hile ve vesveselerinden uzakolur. 66 defa bir kaba yazıp, 40gün aç karnına bu sudan içen vesvese hastalığından kurtulur. Günde 360 defa okuyanın her duası kabul olur.
EL MÜ'MİN:
Hergün sabah namazının ardından 167 defa Ya Mü'min ismini zikreden sıkıntıya düşmez. Dili, yalan ve küfürden uzaklaşır. Riyadan, zinadan, kibirden, hasedden, kötü ahlaktan uzak olur. Hergün 1132 defa Ya Mü'min ismini zikreden hastalıklardan ve sıkıntılardan kurtulur. 43 gün, 5 vakit namazların ardından, 136 defa Ya Mü'min ismini zikreden arzusuna kavuşur. Hergün okumayı adet haline getiren muhtaçlık hissetmez, kimseye muhtaç olmaz, düşman şerrinden muhafaza olur, dili kötü söz söylemez.
EL MÜHEYMİN:
Ya Müheymin zikrine devam eden unutkanlıktan kurtulur. Bu zikre bir Ulema ile devam eden gizli sırlara vakıf olur. Yatsı namazının ardından 145 defa okuyup konuşmadan, sağ tarafına yatıp uyuyana rüyasında olacak hadiselerden haber verilir. Günde 100 defa tenha bir yerde okuyanın kalbi nurlanır. Günde 145 defa okuyan bela, musibet ve düşman şerrinden korunur. İlim ve imanı artar. Yazıp üzerinde taşıyanın rızkı ve malı artar. Allah'ın himayesinde olur.
EL AZİZ:
Ya Aziz ismini zikreden kişi, kendini insanlara sevdirir. İşi ve istekleri geri çevrilmez. Hem insanlara, hemde ruhanilere karşı sözü geçen, itibar sahibi bir kişi olur. Ya Aziz ismi 7 gün düşmanının helakı niyetiyle okunursa, kişinin düşmanı helak olur. 40 gün sabah namazından sonra 40 defa okuyan fakirlikten kurtulur. Kimseye muhtaç olmaz. Hergün evden çıkarken, 94 defa Ya Aziz ismini zikreden dünya ve ahirette bahtiyar olur.
EL CEBBAR:
Ya Cebbar ismini zikreden kişiye bütün insanlar itaat edeler, o kişiye kötülük yapmaya cesaret edemezler. Ya Cebbar ismi bir düşmanın helakı için 206 defa okunur. Ya Cebbar ve Zülcelali Vel İkram isimlerini beraber yazıp üzerinde taşıyan bütün insanlara güzel görünür. Her gören saygı ve sevgide bulunur.
EL GAFFAR:
Ya Gaffar zikrine devam eden günahlarından, hata ve isyanlarından mağfiret bulur. Affolunur. Hasımlarının gözünde görünmez olur. Kavga ve savaş durumunda düşmanları tarafından görülemez. Gaffar ismini zikreden Allah'dan merhamet istemiş olur. Günde 1200 defa okuyan maddi ve manevi halini düzeltir. Gizli şeylerin esrarına vakıf olur. Sinirlenip herşeye parlayan kişiler bu ismi okursa öfkeleri yatışır. Kurşun levha üzerine yazıp üzerinde taşıyan zalimlerin şerrinden korunur.
EL KAHHAR:
Kahhar ismi; düşmanı kahretmek ve düşmanı helak etmek gibi bir tesire sahiptir. Ya Kahhar ismini her gün okuyanların kalbinde dünya sevgisi kalmaz. Nefsine yenik düşmez. Düşmanlarını hezimete uğratır. Düşmanına karşı beddua da bulunsa düşmanı helak olur. Şehvet ve hırstan kurtulur.
EL VEHHAB:
Ya Vehhab ismini sürekli zikreden kişinin rızkı artar, maddi sıkıntılarından kurtulup, refaha erer. Mahlukata karşı güçlü ve heybetli görünür. Dua edilirken 7defa zikr olunursa duanın kabulune vesile olur. Zeka ve anlama güçlüğü olanlara yazılarak içilirse faydası olur.
ER REZZAK:
Her sabah namazından sonra 308 defa Ya Rezzak ismini zikredenin rızkı artar, maddi sıkıntıları sona erer. Aç karnına günde 20 defa okuyanın zekası ve zihni açılır. İşini gördüreceği kişinin yüzüne 26 defa okunursa işi görülür. Kötülüklerden ve fitnelerden korunmak için sabah namazı vakti girmeden evin dört tarafına onar defa Ya Rezzak ismi okunarak üflenir. Ya Fettah Ya Rezzak isimlerini hergün beraber okuyana; kapalı kapılar açılır, maddi sıkıntıya uğramaz, rızkı artar.
EL BARİ':
Ya Bari' ismini 7gün 100defa okuyan selamete erer ve afetlerden korunur. Günde 210 defa şems saatinde okuyan; düşmanlarını yener, feraha erer ve zihni, aklı gelişir. En az bir sene okumaya devam eden şifa verir. Şifacı olur. Ağır işler kolaylaşır. Ya Bari' ismini 45360 defa abdestli ve kıbleye yönelerek okuyan; ardından isteği doğrultusunda dua ederse isteği gerçekleşir, duası kabul görür. Başı ağrıyan kişi El Bari' ismini gümüşe yazıp başında taşırsa baş ağrısından kurtulur.
EL MUSAVVİR:
Ya Musavvir ismini zikreden başladığı işte başarılı olur, geri kalmaz ve yaptığı iş bozulmaz. Sanatkarsa sanatında başarılı ve üstün olur. Ya Musavvir ismini 365 defa hergün okuyan ruhanilerle irtibata geçer. Ya Musavvir ismini zikreden sıkıntılarından kurtulur, çocuğu ahlaklı olur. Günde 336 adet okuyankişi düşmanını dost yapar. Bir istek veya arzu için okunursa okuyanın arzusu gerçekleşir.
EL MÜTEKEBBİR:
Ya Mütekebbir ismini hergün okuyan konuştuğu zaman karşısındakileri tesiri altında bırakır. Okuyanın hayır ve bereketi çoğalır. Her gün sabah namazının ardından 664 defa Ya Mütekebbir ismini zikreden itibarlı olur. Karşısındakiler ona itaat eder, sözü geçen bir kişi olur. Her gün müşteri saatinde 262 defa okuyanın bereketi artar. Kötü davranışları olan ve sürekli haram işleyen kişinin üzerine 262 defa okunursa o kişi davranışlarını düzeltir.
EL HALIK:
Ya Halık ismini zikredenin kalbi nurlanır. Her işte başarılı olur. Bela ve kötülüklerden korunur. İyileşmesi zor akıl hastalığı olanlar bu ismi yazıp taşımaları halinde faydasını görürler. Çözülmesi zor olan bir işi olan kişi; kıbleye yönelip 5115 defa Ya Halık ismini zikredip, işinin çözülmesi için dua ederse işi halolur.
EL FETTAH:
Ya Fettah isminin zikrine devam edene Allah hayır ve bereket ihsan eder. Darlık ve sıkıntı çekmez. Okuyanın kalbi nurlanır, işleri kolaylaşır. Makam ve mertebesi yükselir, kimseye muhtaç olmaz. Sabah namazlarının ardından sağ elini kalbine koyarak 71 defa okuyanın kalbi temizlenir. Yatarken okuyana rüyasında bilmediği şeyler gösterilir. Zor bir durumdan kurtuluşa ermek için niyet ederek utarit saatinde 489 defa okunur. Düşmanının dost olması niyetiylede utarit saatinde 489 defa okunmaya devam edilirse düşmanı dost olur.
EL ALİM:
Ya Alim zikrine devam eden gizli sırlara vakıf olur. Herşey ona beyan olur. Okuyanın ilmi artar, hikmetli konuşur ve yüce makamlara erişir. El Alim ismini yazıp suda silip içenin anlayışı ve zekası artar.
EL KABID:
Ya Kabid ismini okumaya devam eden kişi heybetlilik ve celallik kazanır. Kimse düşmanlık etmeye, hakkında dedikodu yapmaya cesaret edemez. Okuyan kötü huylarından kurtulur. Düşman şerrinden korunmak için 903 defa okunur. İki ay günde 10000 defa okuyana bazı sır perdeleri açılır.
EL BASIT:
Ya Basıt ismini zikreden kişi korktuğu şeylerden emin ve güven içinde olur. Kalbindeki korku ve endişeler gider. Kalbi geniş olur. Keyfi ve neşesi artar. Sıkıntılarından kurtulur. Rızkı ve itibarı artar. Kalp gözü açılır. Hergün sabah namazından sonra 72 defa Ya Basıt ismini zikredenin rızkı bollaşır.
EL VEKİL:
Ya Vekil ismini zikreden musibetlerden korunur. Rüzgar ve gök gürültüsü korkularından emin olur. Rızık kapıları açılır. Hergün sabah vakti 66 defa Ya Vekil ismini zikredenin rızkı artar. Düşman üzerine zöhre saatinde 66 defa Ya Vekil ismini 66 defa okuyarak beddua edilirse düşman hezimete uğrar.
EL KAVİYY:
Ya Kaviyy ismini zikredenin himmeti artar. Kuvvetlenir. Okuyan yolculuk sırasındaki kaza, bela ve hastalıklardan korunur. Günde 126 defa Ya Kaviyy ismini zikredenin kalp ve ruh kuvveti artar. Ağır bir yük kaldırırken Ya Kaviyy ismi zikredilirse zorluk çekilmez.
EŞ ŞEHİD:
Asi olan insanlar için okunursa asilikleri geçer. Ana-babaya karşı gelen kişinin veya kocasına karşı isyan eden kadının başından tutularak Ya Şehid ismi okunursa isyanları ve asilikleri geçer. Veya alın bölgesinden bir kıl koparılıp, kılın üzerine 1000 defa Ya Şehid ismi okunup, Allah'dan itaatli olması istenirse; o kişi itaatkar olur. Ya Şehid ismini zikreden kişi; nefis ahlakının kötülüklerinden kendini korumaya alır. Her gün sabah namazlarının ardından 122 defa Ya Şehid ismini zikreden şahadet nimetine kavuşur. İftiraya uğrayan Ya Allah Ya Şehid isimlerini gece yarısında 329 defa okumaya devam ederse iftiradan kurtulur. Zulme uğrayan kişi 1ay süreyle 319 defa Ya Şehid ismini zikredip, o kişiye beddua ederse zulumden kurtulur; zulmedende cezasını bulur.
EL HAKK:
Ya Hakk ismini zikreden kişi gizli sırlara vakıf olur. Halk arasında sözü geçen, dinlenen bir kişi olur. Kulluk görevlerini yerine getirmede zorlanmaz. Ahlakı ve durumu düzelir. Batıldan uzak olur.
EL METİN:
Ya Metin ismini hergün 500 defa zöhre saatinde okuyanlar; fakirlikten, hırstan, zulümden, kötü ahlaktan kurtulur. Zayıflığa düşmezler. Maddi ve manevi kuvvete ererler. Bir ay süreyle günde 1000 defa okuyanlar bazı sırlara vakıf olurlar. Kötü işlerle uğraşan kişinin, o huylarından vazgeçmesi için; Ya Kaviyy Ya Metin isimleri onar defa birlikte okunarak, Allah'dan o kişinin hidayete ermesi için dua edilir.
EL VELİYY:
Ya Veliyy ismini zikreden kıyamet gününde hesabı kolayca görülür. Okuyanın derecesi Allah katında artar. İçi ve dışı temizlenir. Kötülüklerden uzak olur. Gece ve gündüz 10000 defa okuyan Allah'ın veli kullarından olur.
EL HAMİD:
Ya Hamid ismini zikredenlerin ahlakı, amelleri ve sözleri güzel olur, övgüye layık olur. Mahlukatın sevgisini kazanır. Maddi ve manevi olarak güçlenir. Bütün zor işleri kolaylaşır. 5 Vakit namazların ardından 100 defa okuyan salih kullardan olur. Dünya o kulun hizmetçisi olur.
EL MUHSİ:
Ya Muhsi ismini zikredene bütün kalpler itaat eder. Okuyan kötü ahlaktan kurtulur. Unutkanlık kalmaz. Vücudundaki hastalıklardan şifa bulur. Allah zihin açıklığı verir, idrak ve anlayışı artar.
EL MÜBDİ:
Ya Mübdi ismini zikreden hikmet sahibi olur, hikmetli konuşur. Gizli olan işlerden haberdar olur. Hergün 56 defa Ya Mübdi ismini zikreden başladığı her işi başarıyla bitirir. İşe başlarken okunursa işte muvaffak olunur. Bir işe başlamada karar veremeyen 1000 defa bu ismi zikrederse karar verme gücü kazanır.
EL MUİD:
Ya Muid ismini zikredenlerin elinden gitmiş olan herşey yerine gelir. Bir işi bozulan 7 gün sabah namazının ardından 124 defa Ya Muid ismini zikrederse bozulan işi yoluna girer. Bir şeyi unutan kişi bu ismi okursa unuttuğunu hatırlar.
EL MUHYİ:
Ya Muhyi ismini hergün 68 defa zikreden kişinin kalbine iman ve irfan nuru dolar. Kötüye giden işleri düzelir. Ya Muhyi ismini halvet ve riyazet ile zikreden manevi sırlara erer. Hastalıklara şifa verici olur. Nefsine hakim olamayan kişi geceleri okumaya devam ederse; nefsi kendisine riayet eder. Bir ay süre ile 5 vakit namazların ardından okuyan kişi tüm hastalıklardan şifa bulur.
EL MUMİT:
Ya Mumit ismini zikreden, nefsinin şerrinden emin olur. Allah okuyanı Hak yoluna sokar. Düşmanlarının kötülüklerinden kurtulur. Nefsini yola getirir. Merih saatinde 409 defa okuyan hasımlarının şerrinden korunur.
EL HAYY:
Ya Hayy ismini zikreden kişinin ömrü uzun ve afiyette olur. Kalbi tevhid nuru ile nurlanır. Hastaysa şifaya kavuşur. Ya Hayyu Ya Kayyum isimlerini birlikte 184 defa zikredenin her muradı gerçekleşir. Ya Allah Ya Hayy Ya Kayyum isimlerini birlikte zikreden Allah yolundan ayrılmaz.
EL KAYYUM:
Ya Kayyum ismini zikreden kişinin tüm işleri zahmetsizce halolur. Teşebbüs ettiği her iş başarılı ve hayırlı olur. Uykusu hafifleşir, unutkanlıktan kurtulur. Ezber gücü artar.
EL VACİD:
Ya Vacid ismini 5 vakit namazların ardından 14 defa zikreden sahip olduğu ve elde ettiği şeyleri kaybetmez. Elindekiler zayi olmaz. Aradıklarını bulma gücüne sahip olur. Hileci ve büyücülerin kötülüklerinden korunur.
EL MACİD:
Ya Macid ismini zikredenin kalbi nurlanır. 5 Vakit namazların ardından 465 defa okuyanın malı, mülkü artar, muteber bir insan olur. Herkez tarafından sevilip sayılır. Hergün zöhre saatinde 48 defa okuyan her türlü bela ve musibetten uzak olur. Yaptığı dualar kabul görür.
EL KADİR:
Ya Kadir ismini zikreden arzu ettiği her şeyde muvaffak olur. Hasta olan şifaya kavuşur. Her abdest aldıktan sonra 100 defa okuyan düşmanına karşı zafer kazanır.
EL MUKTEDİR:
Ya Muktedir ismini zikreden kişi teşebbüs ettiği her işte başarılı olur. Hiç bir şeyden bıkmaz, usanmaz. Yaptığı işi ve sanatı kolaylıkla yapar. Ruhu kuvvetlenir. Cin, insan ve şeytan şerrinden uzak olur.
EL VAHİD:
Ya Vahid ismini günde 1000 defa okuyanın kalbi; yorgunluktan ve bütün kötü düşüncelerden uzaklaşır. Mahlukatın şerrinden emin olur. Kalbi ve ruhu kuvvetlenir. Günde 4000 defa okuyanın kalbindeki tüm istek ve arzuları gerçekleşir.
ES SAMED:
Ya Samed ismini zikreden kişi; yeme, içme, giyim, kuşam gibi zaruri ihtiyaçların temininde kimseye muhtaç olmaz, zorluk çekmez. Azlığından veya çokluğundan dolayı elem ve keder duymaz. İrfan sahibi olur. Ya Samed ismini 520 defa okuyan açlık hissi duymaz. 100 Defa okuyan salaha erer. Yazılarak suyu içilirse içenin iradesi kuvvetlenir.
EL MECİD:
Ya Mecid ismini sürekli zikredene şeytan yaklaşıp vesvese veremez. İnsanlar arasında izzeti ve sevgisi artar. Fakirlikten kurtulur, rızkı çoğalır. Arabi ayın ortasında oruç tutup, iftar zamanı Ya Mecid ismini zikreden; maddi ve manevi hastalıklardan şifaya kavuşur.
EL BAİS:
Ya Bais ismini zikreden kişiden gaflet ve şiddet kalkar. Okuyanda Allah korkusu meydana gelir. İbadet ve taatını isteyerek, severek yapar. Dert ve sıkıntılarından kurtulup, huzura erer. Düşman ve zalimlerin şerrinden kurtulmak için günde 573 defa Ya Bais, zikredilir. İftiradan kurtulmak için 7073 defa okunur.
EL VASİ:
Ya Vasi ismini zikreden; hırs ve sıkıntılardan kurtulur. Ahlakı güzelleşir. Rızkı bollaşır ve ömrü uzar. Zor işlerinde daima kolaylık bulur. Kin ve hased çeken kişi okumaya devam ederse durumu düzelir. İhlasla okumayı sürdürenler; bazı sırlara ererler ve manevi perdeler o kişiye kalkar.
EL VEDUD:
Ya Vedud ismini zikreden kişiyi bütün insanlar sever, sayar, hürmet görür. Okumaya devam eden kişi başkalarına tesir eder ve karşısındakini hükmü altına alır. Kalbi nurlanır, huzura kavuşur. Günde 270 defa Ya Vedud ismini zikreden borçlarından ve fakirlikten kurtulur.
EL CELİL:
Ya Celil ismini zikreden insanlar arasında sevgi, saygı ve hürmet görür; heybetli ve güçlü görünür. Kimse kötü gözle bakamaz, düşmanları onu görünce korkuya kapılır. Bu ismi zikreden kişide manevi bir güç meydana gelir. Zalimleri dize getirir. Kimse kötülük yapamaz. Tehlikeli yerlerde emin olur. Okuyanın ahlakı düzelir.
EL KERİM:
Ya Kerim ismini zikreden kolay yoldan rızık kazanır. Hayır kapıları açılır, fakirlik çekmez. Dünya ve ahirette izzetli ve şerefli olur. Her kazancı bereketlenir.
ER RAKİB:
Ya Rakib ismini okuyanlar yitiğini bulur, başına gelecek bela ve musibetlerden korunur. Allah'ın himayesine girer. Sabah namazının ardından 612 defa Ya Rakib ismini zikreden Allah'ın himayesine girer. 40gün oruç tutup hergün 4440 defa Ya Rakib ismini okuyan bazı sırlara vakıf olur. Kalb gözü açılır, kuşların konuşmalarını anlar.
EL CELİL:
Ya Celil ismini zikreden dünya ve ahiret saadetini kazanır. Hakkında dedikodu ve hased edenler etkisiz hale gelir. Aleyhinde kimse konuşamaz. Duaları kabul görür.
EL MUKİT:
Ya Mukit ismini zikredenin rızkı artar, malı eksilmez. Açlık hissetmez. Fenalıklardan korunur, rızkı kolaylaşır, bereketi artar.
EL HASİB:
Ya Hasib ismini her gün zikredenin duaları kabul olur. Başkaları tarafından sevilip, sayılır. Düşman şerrinden korunur. Kötülüklerden muhafaza olur. Rızkı çoğalır.
EL KEBİR:
Ya Kebir ismini zikredenin ilmi ve bilgisi artar. İnsanlardan hürmet görür. Onu görenler, ondan çekinir. Yüce mertebelere erer. Borçlu kişiler günde 1000 defa okurlarsa borçlarını ödemeye muvaffak olurlar. İşinden haksız yere uzaklaştırılanlar, görevlerine ve işine geri döner.
EL HAFIZ:
Ya Hafız ismini zikreden; korku, telaş, kötülük ve fenalıklardan emin olur ve korunur. Okuyana düşman saldıramaz. Cin, şeytan ve insan şerrinden korunur. Bu isim; korunması için, neye okunursa, o şey muhafaza olur, korunur.
EL HAFID:
Ya Hafıd ismini zikreden kişi; zalim ve kötülerin şerrinden korunur. Düşmanlarına güçlü görünür ve düşmanlarına karşı üstün olur. Bir zalime beddua ederse, bedduası gerçekleşir.
EL AZİM:
Ya Azim ismini zikreden korktuğu ve çekindiği şeylerden korunur. Hastaysa şifa bulur. İnsanlar arasında itibarlı olur, şerefi yücelir. İstek ve arzularına kavuşur. İşlerinde başarıya ulaşır. Yüksek mertebelere ulaşır.
EL GAFUR:
Ya Gafur ismini zikredeni Allah af ve mağfirette bulunur. Fakirlikten kurtulur. Korktuklarından emin olur, korunur. Şiddet ve öfkeli kişilere karşı Ya Gafur ismi okunursa öfkeleri yatışır. Her farz namazının ardından Ya Gafur ismini okumaya devam edene; ruhaniler gelerek isteklerini yerine getirir.
EŞ ŞEKUR:
Ya Şekur ismini zikreden kişinin refahı artar, sıhhat ve huzur içinde olur. Her işinde kolaylık bulur. Kazandığını kaybetmez. Nimetleri eksilmez. Zalim ve düşman şerrinden korunur.
EL ALİYY:
Ya Aliyy ismini zikreden kişi hor görülmez, onu gören herkez sever, sayar. Sözü dinlenir. Ahlakı düzelir, hikmetli konuşur. Kısmeti açılır, kötü huylarını bırakır.
EL HABİR:
Ya Habir ismini zikredende ruhaniyet kesbeder, eşyanın sırrına vakıf olur. Kötü ahlak ve zalim şerrinden kurtulur. Rüyasında istediği şey hakkında bilgi alır. 40 gün 7000 defa okuyan bu ismin hadimi ile görüşür.
EL HALİM:
Ya Halim ismini zikreden arifler zümresinden olur. Merhametli ve sözü geçen bir kişi haline gelir. Dünyayı bırakıp, taata yönelir. Sinirli ve asabi olan kişiler okursa durumları düzelir.
EL LATİF:
Ya Latif ismi; insana her hususta fayda veren, havassı en çok olan isimlerden biridir. Ya Latif ismini zikreden huzura kavuşur, her şeyde başarılı olur. Maddi durumu düzelir. Hasta olan iyileşir. Sıkıntı ve bunalımdan kurtulur. Arzu ve isteklerine kavuşur. Günde 16641 defa okunması tavsiye edilmiştir.
EL HAKEM:
Ya Hakem ismini zikredenin içi, alemin sırlarıyla dolar. Sözü geçerlive tesirli olur. Allah katında mertebesi yükselir. Eşyaların sırrına vakıf olur. Anlama ve kavrama gücü artar.
EL ADL:
Ya Adl ismini zikredenin maddi ve manevi hali düzelir. Hakim ve hükümet görevlileri her gün sabahları 104 defa Ya Adl ismini zikrederlerse, adalet üzere hareket ederler, adaletten ayrılmazlar. Gece yarısından sonra 104 defa Ya Adl ismi zikredildikten sonra bir zalime beddua edilirse; o zalim perişan olur.
ES SEMİ:
Ya Semi ismini zikredenin duaları kabul olur. 7 gün oruç tutup, halvete girerek Ya Semi ismini zikreden ulvi ruhların sesini işitir.
EL BASIR:
Ya Basır ismini zikredenin dünya ve ahiret korkuları kalmaz. Basiret gözü açılır. Tüm kötülüklerden korunur. İstek ve arzuları gerçekleşir. Ya Basır ismini her sabah 302 defa zikreden gizli husus ve hadiseleri öğrenir. Ya Allahü Ya Basır isimlerini zikredenin içi temizlenir. Allah'ın rahmetini kazanır. Gözleri nurlanır.
ER RAFİ:
Ya Rafi ismini zikreden her türlü hayırlara vesile olur. Rızkı ve derecesi artar. İnsanlar arasında yüksek mertebelere ulaşır. Düşmanlarının kalbinde korku ve ürperti olur. Fakirlikten ve zalim şerrinden muhafaza olur.
EL MUİZZ:
Ya Muizz zikrine devam eden kişi aziz olur. Gücü, kuvveti artar. Kadri yücelir. Mahlukata karşı heybetli görünür. Kimseden korkmaz.
EL MUZİLL:
Ya Muzill ismini zikreden kişiye, istediği düşmanını Allah zelil kılar. Düşman ve zalim şerrinden emin olur, korunur. Düşmanını hezimete uğratır.
EZ ZAHİR:
Ya Zahir ismini zikredenin kalbi nurlanır. Gizli işlere, sırlara erer. Kalbi üzerindeki perdeler açılır. Rüyasında istediği şeylerden haberdar olur. Güzel ahlak sahibi olur.
EL BATIN:
Ya Batın ismini zikreden; korktuklarından emin, kalbi geniş olur. İnsanlar, ona itaat edip, isteklerini yerine getirirler. Sözü dinlenir. Sohbeti etkili ve tesirli olur. İstediği şeylerden rüyada ve uyanık halde haberdar olur.
EL VALİ:
Ya Vali ismini zikreden çeşitli afetlerden muhafaza olur. Makam ve mevkisi yükselir. Emrindeki herkes ondan korkar ve itaat eder. Emir ve istekleri yerine getirilir. Gece ve gündüz 10000 defa okuyan veli kullar mertebesine yükselir. Evliyalar ile görüşür.
EL MÜTEALİ:
Ya Müteali ismini zikreden salaha erer. Hakim ve amirler nezdinde hürmet ve riayet görür. Onlardan beklediği istekleri kabul görür. Zorluklardan, şiddetten ve zahmetlerden kurtulur. Kötülüklerden muhafaza olur. Her bakımdan güçlenir ve kuvvetli olur. Makam ve mevkisi yükselir. Dua ve istekleri geri çevrilmez.
EL MÜNTEKİM:
Ya Müntekim ismini okuyanlar düşmanlarının şerrinden korunurlar. Allah; okuyanın düşmanınına karşı intikamını alır. Hiç kimse Ya Müntekim ismini zikredene bir kötülük yapamaz.
EL AFÜVV:
Ya Afüvv ismini zikreden kişi, iyi ahlak sahibi olur. Allah'ın mağfiretine nail olur, Allah'ın rızasını kazanan kullardan olur. Öfke anında 10 defa Ya Afüvv ismini zikredip ardından salatü selam okursa sakinleşir.
EL BERR:
Ya Berr ismini okumaya devam edenler tüm mahlukatın şerrinden emin olur. Bütün hal ve hareketlerinde lutuf ve kereme mazhar olur. Dilleri hikmetlenir. Makamı, mertebesi, derecesi yükselir. Alkolik ve isyan halinde olanlar günde 700 defa Ya Berr ismini zikrederlerse; kötü alışkanlıklarından kurtulurlar, durumları düzelir.
ET TEVVAB:
Ya Tevvab ismini zikreden kişinin tevbesi kabul olur. Zalimin zulmünden kurtulur. Para ve geçim sıkıntısı ortadan kalkar. Rızık kapıları okuyana açılır. Günde 409 defa Ya Tevvab ismini zikreden kişinin dünyevi ve uhrevi bütün işleri halolur.
ER RAUF:
Ya Rauf ismini zikredenin kalbinde şefkat, ruhunda letafet meydana gelir. İnsanlar arasında sevgi, saygı ve şefkat görür. Eşiyle arasında geçimsizlik ve uyuşmazlık olan hergün utarit saatinde 286 defa Ya Rauf ismini zikrederse; sorunlar ortadan kalkar, sevgi ve muhabbet meydana gelir.
MALİKÜL MÜLK:
Ya Malikel Mülk ismini zikredenin mülkü çok olur. Fakirlikten kurtulur. Rütbe ve makamı yükselir. Kimseye muhtaç olmaz. Halk arasında sevilen, sayılan, aziz biri olur. Kalbinde süphe ve vesvese olan Ya Malikel Mülk zikrine devam ederse kurtulur. Halvet ve riyazet halinde 40 gün, günde 8000 defa okuyan ve okuma esnasında tütsü yaparsa bu ismin hadimi ile görüşür.
ZÜLCELALİ VELİKRAM:
Ya Zülcelali Velikram ismini zikreden her isteğine kavuşur. İzzet ve şerefe nail olur. Duaları kabül olur. Vesveseden korunur. Dünya; okuyanın hizmetçisi olur.
EL MUKSİT:
Ya Muksit ismini zikreden vesveseden, öfkeden, hiddetten, kalp sıkıntısından, şeytan şerrinden kurtulur. Bu isim ateş söndürme, insanı sakin kılma hususunda etkilidir.
EL CAMİ:
Ya Cami ismini zikredenin dostları çoğalır, ayrılık ve hasret çekmez. Her maksadına kolayca ulaşır. Dünya ve ahiret saadetine erer. Bir şeyi zayi olan, eşi, hayvanı kaçan; Ya Cami ismini 114 defa okuyup ararsa aradığını bulur.
EL GANİYY:
Ya Ğaniyy ismini zikreden; maddi ve manevi zenginliğe ulaşır, hiç bir şeye muhtaç olmaz. Zenginlerden olur.
EL MUĞNİ:
Ya Muğni ismini zikreden bütün işlerinde kolaylık bulur. Fakirlikten kurtulur. Rızkı bol, maişesi geniş olur. Her gün zöhre saatinde 1100 defa okuyan ruhi bunalımdan ve fakirlikten kurtulur. Muhtaçlık çekmez.
EL MANİ:
Ya Mani ismini zikreden çok korktuğu ve çekindiği şeylerden emin ve muhafaza olur. Gelecek zararlardan korunur. Ya Mani ismi insanı şehvet ve nefsin arzularından korur. Yatarken okunursa eşler arasındaki soğukluk kalkar. Yolculuk sırasında okunursa her türlü bela ve kazalardan uzak olunur.
EN NUR:
Ya Nur ismini zikredenin kalbini iman nuru ve hikmet kaplar. Kalbinden taşan nur yüzündede görülür. Kalpleri ve bedenleri nurlanır. Okuyan doğru yolu bulur.
EL HADİ:
Ya Hadi ismini zikreden hidayete erer. Hükmedecek kuvvete erer. Her işinde başarılı olur. Bütün mahlukat itaat eder. Rızkını kolay kazanır.
EL DARR:
Ya Darr ismi düşmana ve zalimlere çeşitli hastalıklar verdirme hususunda etkilidir. Bu ismi okuyan insanların şerrinden korunur.
EN NAFİ:
Ya Nafi ismini zikreden güzel bir hayat yaşar. Darlık, hastalık, musibet, stres ve sıkıntılardan kurtulur. Sırlara vakıf olur. Bir hastayı eliyle mesh ettiğinde, o hasta şifa ve afiyet bulur.
EL VARİS:
Ya Varis ismini zikreden kişi; mal, mülk ve itibar sahibi olur. İnsanlar arasında nüfuz ve merci sahibi olur. İsteklerine çabuk kavuşur. Kötülüklerden muhafaza olur.
ER REŞİD:
Ya Reşid ismini zikredenin ameli kabul görür. Duası, niyazı, yalvarış ve yakarışları kabul olur. Okuyan ıslah olur. Pişman olacağı şeyler yapmaz. İşleri kolaylaşır.
ES SABUR:
Ya Sabur ismini zikreden; şiddet ve zorluk görmez. Müşkülat anında Allah, sabır ve sebat ihsan eder. Teşebbüs ettiği her işi tamamlamadan bırakmaz. O işten acizlik getirmez, ondan vaz geçmeden sonunu getirir. Kalbi Allah sevgisi ile dolar. Bela, zulüm ve iftiralardan uzak olur.
EL BEDİ:
Ya Bedi ismini zikreden sanatında ilerler, başarılı olur. Görülmemiş icatlarda bulunur. Bilmediğini anlama gücü oluşur. Zarar ve ziyandan kurtulur. İşsiz olan iş bulur, işini kaybeden işine kavuşur.
EL BAKİ:
Ya Baki ismini zikredenin ömrü uzun ve sıhhatli olur.Afet ve belalardan uzak olur. Makam ve mevki edinir. Makamı, mülkü elinden gitmez. Korkularından kurtulur.
EL EVVEL:
Ya Evvel ismini zikreden her isteğine ve dileğine kavuşur. Yolculuğa çıkarken okunursa okuyan yol sıkıntılarından kurtulur.
EL AHİR:
Ya Ahir ismini zikredenin düşmanları helak olur. Düşmanlarına karşı kuvvet kazanır. Kalbi Allah sevgisiyle dolar. Rızkı artar. Ya Evvel Ya Ahir isimlerini birlikte günde 838 defa zikreden; dünya ve ahirette üstün makamlara ulaşır. Tüm mahlukat okuyana hürmet ve itibarda bulunur.
EL MUKADDİM:
Ya Mukaddim ismini zikreden kişi kuvvet ve iktidar sahibi olur. Halk içinde heybetli olur. Makamı, mevkisi yükselir. Allah katında kadri artar. İstek ve dilekleri gerçekleşir. Savaş meydanında okunursa, düşmana karşı, okuyan kuvvetli olur.
EL MÜAHHİR:
Ya Müahhir ismini okuyan tevbe edip takvaya erer. Kalbi Allah sevgisiyle dolar. İsteklerine kolayca kavuşur. Allah'ın rızasını kazanan kullardan olur. İbadet etmede zorlanmaz. Basiret gözü açılır. Kötü işlerden uzak durur.
Havas ve esrarı:
doğru yolu bulmak,zararlı şeylerden korunmak ve uzaklaşmak için Ya Reşid Celle Celaluhu diyerek 514 defa okunur.
Bu ismi şerifi yatsıdan sonra 100 kere zikreden hidayet ve doğruluğa erer
Şehîd 51 : 21 kere seher vakti veya sabah, asi çocuğun ve asi hanımın üzerine okunursa islah olur. Şehitlik isteği ile çokça okuyan şehit olur.
Hakk 52 : Batıldan korunmak, sözlerin geçerli olması, hayır işlerinde başarılı olmak ve adaletle hüküm verebilmek için 208 kere okunur.
Lâilâhe illallahül hakkul mübiyn
Zikrini hergün 100 defa okuyan fakirlikten kurtulur, işleri kolaylaşır. 1000 kere okuyanın ahlakı düzelir.
Vekîl 53 : Maddeten ve manen zengin olmak için 66 kere okunur.Bu ism-i şerifin zikrine devam edenlerin kalbine sükunet iner, üzüntüleri yok olur.Rüzgardan ve yıldırımdan korkan kimse okursa Cenab-ı Hakk bunların şerrini def eder.
Kaviyyü 54 : Kalp ,ruh ve bedenin kuvvetli olması düşman tarafından mağlub edilmemek için 166 kere okunur.
Maddi ve manevi güçlenir. Mazlum 1000 kere okursa zalim bi iznillâh helak olur.
Metîn 55 : Tembellikten , madden ve manen zayıflıktan kurtulmak için 500 kere okunur.
Günahkar genç kız ve erkek üzerine El-Kaviyyül Metîn şeklinde 10 kere okunursa facirlikleri gider.
Veliyyü 56 : Allah'ın veli bir kulu olabilmek ve uykusundan korkup uyanan çoçukların korkularından kurtulmaları için 46 kere okunur.
Her Cumâ gecesi 1000 defa okuyan kimse veliyullahtan olur.işleri kolaylaşır.
Hamîd 57 : Güzel ahlak, iyi amel sahibi olup insanlar tarafından övülmek için 62 kere okunur.
Zikrine devam eden zengin olur. Sabah namazından sonra 99 kere okuyup ellerine üfleyip yüzünü sıvazlayanı Allah c.c aziz kılar, yardım eder ve yüzünü aydınlık kılar. Akşam ve sabahtan sonra 66 kere okuyan işleri öğülen kişi olur.
Muhsî : Zihin açıklığı ,iyi anlama ve güzel idrak için 148 kere okunur. Cumâ gecesi 1000 kere okuyanı Cenab-ı Hakk c.c hesap ve azaptan korur.
Mübdiü 59 : Yazılarında estetiği, araştırmalarında doğruyu yakalamak ve hayırlı bütün işlerinde başarılı olmak için 56 kere okunur.Bu İsmi Şerif-i okuyanın ahlakı güzel olur.
Muîd 60 : Elden çıkan maddi ve manevi nimetlerin geri dönmesi ve bozulmuş işlerin düzelmesi için 124 kere okunur. 1000 kere okuyan doğru yolu bulur. 7 gün evin dört tarafına 70 kere okunursa kaybolan şey salim olarak çıktığı yere gelir.
Muhyî 61 : Kalbinin iman nuru ve irfan ile dirilmesi ve içine yaşama sevincinin doğması için 68 kere okunur.Kahrolmaktan korkanlar bu ism-i celili ekmek kırıntılarına okuyup yemelidir.
Mümît 62 : Zalim ve düşmanların helaki için 490 kere okunur. Bu ism-i şerifi çok zikreden kimseye manevi hal galip gelir.Zalim ve fasık bir kimsenin helaki için dua ete o kimse hemen ölür.Bilhassa nefsi emmare
Hayyü 63 : Uzun ömürlü, kalbin tevhid nuru ile hayat bulması ve her türlü muradın gerçekleşmesi için 18 kere okunur. 3000 defa okuyan hasta olmaz. Misk ve gül suyu ile yazıp karıştırıp içilirse hasta iyi olur.
Kayyûm 64 : İşlerinde başarılı olmak, rızık genişliği, düşmanlara galebe çalmak ve ilâhî yardım için 156 kere okunur. Ayrıca denizde boğulmamak için ''Ya hayyü Ya Kayyûm'' zikrine devam edilir. Bu ism-i şerifi boş bir mekanda hergün 16 kere okuyan unutkanlıktan kurtulur, hafızası kuvvetli olur, kalbi nurlanır.Uykusu çok olanın kafası üzerine '' Elif Lam Mîm Allâhu lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm'' okunur.Kalbinin daima diri kalmasını isteyen kimse hergün 40 defa ''Ya Hayyü Ya Kayyûm lâ ilâhe illâ ente'' zikrine devam eder.
Vâcid 65 : Sevdiği şeylerin kayıp olmaması için 14 kere okunur.Yemekte her lokmada okunduğunda kalp kuvvetlenir , çok okuyanın ilmi artar.
Mâcid 66 : Malın çok, mülkün geniş, sözlerin geçerli, insanların yanında makbul ve sevimli olmak için 48 kere okunur. Çok okuyanın ilmi nurlanır.Sabah akşam 400 kere okuyan hayvanların konuşmasını anlar.
Vâhid 67 : İzzet , vakar, heybet ve insanlar tarafından sevilmek için 19 kere okunur. Çok zikreden şirkten uzak kalır. 1000 kere okuyanın kalbilden masivaullah ,halk korkusu çıkar. Manen acayip haller zuhur eder.
Samed 68 : Yeme , içme ve uyku gibi şeylerde kimseye muhtaç olmamak ve bunların azlığında üzülmemek için 134 kere okunur.
Seher vakti 125 defa okyanda sıdk alametleri görülür.Açlık elemi duymaz.
Kadir 69 : Arzu ettiği şeye gücünün yetmesi ve düşmanların kendisine zarar vermemesi için 305 kere okunur. 2 rekat namazdan sonra 100 veya 200 kere zikreden ibadette zahiren ve batinen kuvvetli olur.
Muktedir 70 : Zalimlerin helaki için 744 kere okunur. Uykudan uyanmak için okuyan kimse istediği an uyanır.
Mukaddim 71 : Duanın kabulü, rütbe ve makamın yükselmesi için 184 kere okunur. Harbe girildiği zaman zikredilirse Allah c.c onu kuvvetlendirir ve zafer bulur.
Muahhir 72 : Arzu edilmeyen kişi veya şeylerin geciktirilmesi için 846 kere okunur. Bu İsm-i Şerifi çok zikredene tevbe ve takva kapıları açılır.
Evvelü 73 : Bütün arzu ve emellerin bir an önce gerçekleşmesi için 37 kere okunur.
Vâlî 77 : Makam,rütbe ve kadr-ü kıymetin yücelmesi için 47 kere okunur. Bu İsm-i Şerifin zikrine devam eden kimse yıldırım ve afatlardan korunur.
Müteâlî 78 : Düşmanlarına galip olmak ve herkes tarafından sözünün kabulü için 541 kere okunur. Düşmanın helaki için 7 gün devamla hergün bin kere okunur.
Muntekım 81 : Düşmanın şerrinden korunmak, cin, şeytan ve kötü niyetli insanların fitnelerinden emin olmak için 630 kere okunur. Güç yetirilemeyen bir kimsenin üzerine okunursa Allah ondan intikamını alır.
Afuvvü 82 : Güzel ahlak sahibi olmak, günahların affı ve kabahatlerin örtülmesi için 156 kere okunur.
Bu İsm-i Şerifi çok zikredene rıza kapısı açılır, güzel ahlak sahibi olur. Ya Gafûr ismi le birlikte zikredilirse duanın kabulü çabuklaşır.
Mâlikü'l Mülk 84 : Mülkün genişlemesi ve rızkın bol olması için 212 kere okunur. Bu İsm-i Şerifin zikrine devam eden kimseye Allah c.c zenginlik verir.
Zü'l Celâli Ve'l İkrâm 85 : Dünya işlerinin kolay olması, hayır kapılarının açılması ve şer kapılarının kapanması için 1100 kere okunur.
'' Mâlikel mülki zilcelâli vel ikram'' hergün 333 defa okunursa dünya ona bağlanır.
Muksıt 86 : Gadap , hiddet ve kızgınlığı söndürmek, hakk ve adaletin ortaya çıkması ve düşmanların şerrinden korunmak için 209 kere okunur.
Bu İsm-i Şerife devam edenin ibadetlerinde vesvesesi sona erer.
Câmi'u 87 : Kayıp bir eşyayı bulmak ve iki kişinin arasında sevgi birlik ve beraberliğin temini için 114 kere okunur.
Bu İsm-i Şerifin zikrine devam eden meşru maksatlarına ulaşır.
Ganiyyü 88 : Mahlukata muhtaç olmamak, ticaretin iyi olması zengin olmak için 1060 defa okunur. Hastalık ve bela üzerine okunduğunda hastalık ve bela gider. Bir kimse okusa ve eliyle bütün azalarını sıvazlasa bela ondan uzaklaşır.
Muğniy 89 : Rızkın bol, maişetinin geniş ve kalbinin kanaat ile dolması için 1100 kere okunur.
Mâni'u 90 : Bütün korkularından emin olmak için 161 kere okunur.Uyumadan önce okunursa hanımı ile kocası arasındaki öfke gider.
Dârru 91 : Zalimlerin maddeten ve manen zarara uğraması için 1001 kere okunur. Bu ismi şerifin zikrine her Cuma gecesi 100 kere okumaya devam eden kimsenin vücudu afiyette olur, kavmine yakın olur.
Nâfi'u 92 : Maddi ve manevi hastalıklardan şifa bulmak için 201 kere okunur.Bu İsm-i Şerifin zikrine her Cuma gecesi 100 kere okumaya devam eden kimsenin vücudu afiyette olur, kavmine yakın olur.
Bâkî 96 : Ömrünün sıhhatli, hayırlı ve uzun ,mülkün ve işin daimi olması için 113 kere okunur.1000 kere okuyan zarar ve üzüntüden kurtulur.100 kere okuyanın amelleri makbul olur.
Vârisü 97 : Mal, mülk, vakar ve itibar sahibi olmak için 707 kere okunur.
Sıkıntısı olan akşam ile yatsı arasında 1000 kere okursa sıkıntısı gider. Güneş doğmadan önce 100 kere okunursa hayatta ve öldükten sonra cesedine hiçbirşey zarar vermez.
Sabûr 99 : Başladığı işi zevkle bitirebilmek, acizlikten kurtulmak, musibet ve bela zamanı dayanabilme gücünün kendisine verilmesi için 298 kere okunur. Güneş doğmadan önce 100 kere zikreden kimseye meşakkat isabet etmez ve sebatkâr olur .
|
|
|
Kötü Anlamlı Ve Anlamı Yanlış Bilinen isimler (Ecrin, Aleyna, irem, Vs) |
|
Yazar: RasitTunca - 01-19-2020, 03:26 PM - Forum: Dini Genel Bilgiler
- Yorum Yok
|
 |
Kötü Anlamlı Ve Anlamı Yanlış Bilinen isimler (Ecrin, Aleyna, irem, Vs)
Kötü anlamli veya anlami yanlış bilinen o kadar isim var ki.. İşte o isimlerden bir kaç tanesi
Aleyna
Çocuklarına Kuran-i Kerim'de geçen bir isim koyma telaşında olan anne ve babalar, tercihlerini bazen Aleyna isminden yana kullanıyorlar.
Aleyna her ne kadar Kuran’da geçsede, anlamsız bir isimdir! Kuran’da geçen her kelime isim olarak kullanılmaz.
Aleyna gibi ‘bize ait, bizim üzerimize, bize ' anlamına gelen saçma bir kelimeyide isim olarak koymakta bu yüzden mantıksız.
Araplar Aleyna kelimesini zaten isim olarak kullanmıyorlar.
Peki biz neden kullanıyoruz? Sadece kulağa hoş geldiği için mi?
Koyduğunuz ismin Kuran’da geçmesine gerek yok, güzel anlamlı olması yeterlidir.
Aleyna bu tarife uymadığı için koyulması önerilmiyor.
Aleyna'nın geçtiği ayet: إِنَّ عَلَيْنَا لَلْهُدَى (İnne aleynâ lel hudâ) Türkçe’de anlamı: Şüphesiz, bize ait
olan, yol göstermektir.
Aleyna'nın internette dolaşan manaları ise ‘esenlik, Allah'ın iyi kulları,’.
Fakat Aleyna kesinlikle ‘esenlik’ veya ‘Allah'ın iyi kulları’ anlamına gelmez!
Bu anlamların nereden uyduruldugun açıklamak istiyorum.
Arapların ‘Esselâmü aleyna ve alâ ibâdillâhis-Sâlihîn’ diye bir sözleri vardır. ‘Esenlik üzerimize ve Allah'ın bütün iyi kulları üzerine olsun’ demektir.
Bade
Anlam: Şarap, içki, kadeh.
şarkılardan da Bade'nin anlami anlasiliyor zaten:
1.Erkilet güzeli
Tek tek basaraktan
Bade süzerekten
Inci dizerekten
Gel canım gel aman
2. Ercişli Emrah - Bade İçerler Nazınan
Bade içerler nazınan
Sohbet ederler sazınan
Kırk ince belli kızınan
Selvi han bağdadır bağda
3.Karacaoğlan - Aşk Olmayınca Bade İçilmez
Aşk olmayınca bade içilmez
İçip içip nazlı yardan geçilmez
Açılır çiçekler gönül açılmaz
Ne değniyo'n dört yanını tor gibi gibi
vs. vs.
Belinay
Çoğu sitede Belinay'in anlamı ‘Peygamber Çiçeği’ olarak belirtilmiştir, fakat bu kesinlikle yanlıştır.
Belinay ‘Peygamber Çiçeği’ anlamına gelmeyen ve Kuran-i-Kerim’de yer almayan bir isimdir!
Kuran Arapça yazıldığı için Kuran’da geçen her kelimenin, her ismin kökeni Arapçadır.
Fakat Belinay’ın kökeni Türkçedir. Burdan anlaşıldığı gibi bu ismin Kuran’da geçmesi imkansız.
Belinay aynı Selenay,Sevilay ve Doğanay gibi birleşik bir isim.
Sevilay ismini örnek olarak alıyorum. Sevilay ‘sevilen ay, ay gibi sevil’ anlamına gelir.
Belinay ise belinmek+ay kelimelerinden birleştirilmiştir. Eski bir kelime olan ‘belinmek’, ‘bölünmek’ anlamına gelir.Bu yüzden Belinay da ‘belinen ay, bölünen ay, ay gibi belin, ay gibi bölün’ anlamını taşır.
Berre/Berra
Peygamber Efendimiz"in, güzel manalı olan bazı isimleri daha güzeliyle değiştirdiği de olmuştur. Mesela Peygamberimiz, "iyi insan, kusursuz kimse, günahsız" anlamına gelen Berre/Berra ismini Zeynep"e çevirmiştir. Bu ismi taşıyanın zihninde, kendini beğenme gibi bir mana oluşabilir. Bu da ismi taşıyan kişinin karakterini olumsuz yönde etkileyebilir.
Buğlem
Internette yazan anlami: Cenneti müjdeleyen melek
Gerçek anlami: eski bir kızılderili dilinde 'bereket yüklü bulut'
Cemre
Peygamberimiz bazı isimleri anlamlarının kötülüğünden dolayı değiştirirken ateş parçası manasına gelen Cemre'yi de güzel kız manasına gelen Cemile'yle değiştirmiş.
Ceylin
Çoğu yerde Ceylin’in anlamı ‘Cennet kapısı’ olarak belirtilmiştir. Fakat Ceylin Kuran-ı-Kerim’de geçmeyen ve ‘Cennet kapısı’ anlamına gelmeyen bir isimdir! Cennetin sekiz kapısı vardır: Salat, Cihad, Reyyan, Sadaka, Hac, Af, Eymen ve Zikir-İlim kapısı. Gördüğünüz gibi Ceylin bu kapılar arasında yer almıyor.
Ceylin Ingiliz bir isim olan Jaylin’in Türkçeleştirilmiş halidir. Jaylin ‘sakin’ manasına gelen bir isimdir. Ceylin veya Jaylin ismini koymak bir Müslüman için uygun değildir.
Ceyl Farsçada 'yengeç' demek. Ceylin'in baska bir anlami: yengeç yuvasi.
Ecrin
Bu aralar popüler olan Ecrin’in anlamı çoğu yerde ‘Allah’ın hediyesi’ olarak geçiyor. Fakat Ecrin’in anlamı ‘Allah’ın hediyesi’ değil!
Ecrin isminin kökeni Arapça olan ‘ecr’ kelimesinden gelir. Ecr ‘ücur, ücret’ demektir, ve Ecrin de ‘ücret’ demektir.
Ücret kelimesini ‘ecret’ olarakta yazabiliriz, ama bu kelimenin telaffuzu daha zor olduğu için tercih edilmiyor.
Değerli hocamız Nihat Hatipoğlu da programında Ecrin ismi hakkındaki gerçekleri açıklamıştı.
Ecrin’in Kuran’da geçtigi ayet: قُلْ مَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ وَمَا أَنَا مِنَ الْمُتَكَلِّفِينَ (Kul mâ es’elukum aleyhi min ecrin ve mâ ene minel mutekellifîn(mutekellifîne))
Türkçe’de anlamı: De ki: Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Ve ben olduğundan başka türlü görünenlerden de değilim.
Eflal
Internette yazan 'Cennetteki bir meyve ağacı' anlami kesinlikle yanliş! Eflal 'Yara, zarar, bozukluk'demektir.
Eflin
Eflin'in anlami çogu sitede 'Cennet kapisi' olarak geçiyor, fakat bu kesinlikle dogru degil.
8 Cennet kapisi var, isimleri söyle: Salat, Cihad, Reyyan, Sadaka, Hac, Af, Eymen, Zikir-ilim
Efl Farsçada 'Gurub etmek, batmak' demektir. Eflin bu kelimeden türetilmiştir.
Efnan
Internette Efnan’ın anlamı ‘Cennetteki güzel gözlü kız’ olarak belirtilmiş.
Bu biçilen anlam tamamen yalandan ibarettir.
Efnan ‘Cennetteki güzel gözlü kız’ anlamına gelmez! Efnan Arapça bir kelime olan Afnan’ın Tùrkçe karşılığıdır. Efnan’ın (Afnan’ın) anlamı ‘ince dallar,çeşitler, şubeler’.
Efra
Anlam:
1.İşi gücü olmayan adam. Boş dolaşan kişi.
2.Kuruntulu, vesveseli adam.
3. Başının saçı tamam olan kimse
(Efra Alper Tunga'nın lakabı değildir, Efrasiyap Alper Tunga'nın lakabıdır)
Efsa
Efsa’nın anlamı çoğu sitede ‘Cennet ırmağı’ olarak geçiyor.
Cennete dört ırmak var: Tesnim, Selsebil, Kevser ve Kafur.
Gördüğünuz gibi Efsa Cennet ırmaklarından biri değil!
Bu ortaya biçilmiş anlam kim tarafından uyduruldu, çok merak ediyorum..
Efsa Farsça olan afsūn kelimesinden gelir. Afsūn Türkçemize Efsun olarak geçmiştir ve ‘sihir, büyü,hile, ’ gibi anlamlar taşır.
Efsa ise ‘sihirbaz, büyücü, hileci’ demektir.
Her ne kadar kulağa hoş gelse de, Efsa koyulmaması gereken bir isim.
Sihir, büyü ve hile gibi olaylar İslamiyetçe men'edilmiş ve büyük günahlardan sayılmıştır.
Efsun
Anlam:
1. Sihir, büyü, üfürük
2. Sihirbazların tuzağı
3. Hile ile yapılan kötü işler
(Efsun İslâmiyetçe men'edilmiş ve büyük günâhlardan sayılmıştır.)
Eliz
Anlam:
1. Tekme, çifte
2. Sıçrama
3. El izi
Elvin
'Renkler, rengarenk, renkli, gökkuşağının renkleri' demek.
Internette biçilen 'Cennet çiceği'anlami kesinlikle doğru değil!
Esila
Çoğu anne ve baba isim koyarken iki şeye dikkat ediyor: kulağa hoş gelmesine ve Kuran-i-Kerim’de geçmesine.
Bu yüzden son zamanlarda Esila ismi ön planda.
Fakat Esila Asila’yla karıştırılıyor. Asila Kuran’da geçen ve ‘akşam’ anlamına gelen bir kelimedir.
Araplar Asila kelimesini isim olarak kullanmıyorlar.
Esila ise Kuran’da geçmeyen ve anlamsız olan bir isimdir!
Asila'nın geçtiği ayet: وَاذْكُرِ اسْمَ رَبِّكَ بُكْرَةً وَأَصِيلًا (Vezkurisme rabbike bukreten ve asîlâ)
Türkçe’de anlamı: Sabah akşam Rabbinin adını an
Ikra
Anlam:
1.‘Oku’ diye emretmek
2. Selam göndermek
3. Kiraya vermek
Irem
Irem = Cennet bahçesi.
Evet, lk okuyuşta iyi güzel gibi gözükse de değildir aslında!
Irem, Allahın sevmediği yalan Cennettir.
Allah'a isyan ederek Cennet'e benzetmek iddiasiyle İrem bağını yaptırmış, bu bağdaki köşke girmeden kavmi ile yani taraftarlariyle birlikte gazaba uğramış, çarpılmış.
Allahın gazabına uğramış bir yerin ismini koymak hiç doğru değil.
Isra
Isra Kuran-ı-Kerim’in 17. suresi.
Resulullah'ın Kur'an-ı Kerim'den sonra en büyük mucizesi olan Hz. Peygamberimiz’in miraç gecesi anlatıldğı bu sure Türkçemize ‘Esra’ olarak geçmiştir.
Orjinal bir isim arayışında olan anne ve babalar kızlarına bazen Isra ismini veriyorlar.
Isra’nın Araplar tarafından kullanılan bir isim olması bu tercihin sebebi olabilir.
Ama atladıkları bir nokta var:
Evet, Araplar bu isimi Isra olarak yazıyor, fakat Esra olarak telaffuz ediliyor!
Yazıldığından farklı okunan bir fonetik yapıya sahip olan bir isim son derece zor olduğu için de zaten biz Türkler hem Esra yazıyoruz hem de Esra olarak telaffuz ediyoruz.
Isra ismini kızlarına koyan Türkler ise bu isimi ‘Isra’ olarak telaffuz ediyorlar, bu yanlıştır.
Esra aynı zamanda Isra’dan daha fazla anlama sahip olan bir isimdir, ‘asma filizi, Tanrı’nın yardımı, çol çiçegi, çok çabuk’ gibi.
Esra Isra’ya tercih edilmesi gereken bir isimdir.
Furqan ve Maida sureleri yerine nasıl Furkan ve Maide'yi kullanıyorsak, Isra’ nın yerine de Esra kullanılmalı.
Jülide
Jülide Farsça bir kelimedir ve 'dağınık, perişan, karma karışık' demektir.
Lara
Anlam:
1.Latin mitojisinde adı geçen ölüm perisi. Sır tutamadıgı için dili kesilmiştir.
2.Parlak
Lina
Lina isminin Türkçe yazılışı budur: Line.
Nasıl Aisha'nın yerine Ayşe, Mohammed'in yerine Muhammed/t, Khadija'nın yerine Hatice koyuyorsak, Lina'nın yerine de Line koymamiz lazim.
Line Kuran-ı Kerim'in 59. suresi olan Haşr Suresinde geçiyor ve 'hurma ağacı' anlamına geliyor.
Melis
Melis Melisa'nin kisaltılmışı sanılıyor çoğu zaman.
Bu yüzden 'Yunan mitolojisinde geçen bir rahibenin adı, Bir tür kokulu bitki, bal, sevgili' gibi anlamlar yaziliyor Melis için,
fakat bu anlamlar Melisa'nin anlamlari.. Melis'in degil!
Gerçek anlam:
1. Şişman ve tenbel olan kişi
2. Bir şeyi şiddetle tutmak
Merza
Merza'nın sitelerde yazan anlamı 'Meleklerin kraliçesi'..
Fakat Merza 'mariz' kelimesinden gelir ve 'hastalıklar, illetler, hastalar' anlamına gelir!
Minel
Çoğu sitede Minel’in anlamı ‘Cennetteki inci tanesi ‘ olarak geçiyor.
Bu anlamı okuduğumda resmen şok oldum..
Minel kesinlikle ‘Cennetteki inci tanesi’ değildir!
Bu anlamı maalesef bir kaç şahıs tarafından uydurulmuştur.
Minel Kuran-i Kerim’de geçen, fakat tek başına hiç bir ifade etmeyen bir kelimedir!
Minel kelimesinin anlamını anlamak için bir kaç örnek veriyorum.
Iki tane cümle: ‘Ben böceklerden korkmuyorum’ ve ‘Bu Allah’tan gelen bir iyilik’. Bu cümlülerdeki ‘den’ ve ‘tan’,
Minel’in Arapçadaki manasıdır. Yani Minel’in bizim tarafimizdan isim olarak konulması son derece komik ve saçmadır.
Minel’in anlamını (anlamsızlığını) anlamak için size Minel’in geçtigi bir ayeti sunuyorum: بَرَاءَةٌ مِنَ اللَّهِ وَرَسُولِهِ إِلَى الَّذِينَ عَاهَدْتُمْ مِنَ الْمُشْرِكِينَ
(Berâetun minallâhi ve resûlihî ilellezîne âhedtum minel muşrikîn).
Türkçede anlamı: Müşriklerden, ahd aldığınız kimselere Allah'tan ve O'nun resûlünden bir beraattir.
Nilda
Nilda son zamanlarda hakkında en çok soru aldığım isimlerden biri.
Bazı sitelerde Nilda’nın anlamı ‘Cennet kapısındaki meleklerden birinin adı’ olarak geçiyor.
Nilda her ne kadar kulağa hoş gelen bir isim olsa da, anlamı bu değil...
Nilda Ispanyol/Italyan kökenli bir isimdir ve 'savaşa hazır olan kadın,kadın asker' gibi anlamlar taşır.
Iddia edildiği gibi Cennet kapısında bir melek değil!
Nira
Nira Ibranice bir isim ve 'dokuma tezgâhı' demektir.
Internette yazan anlami ise 'Ancak rüyada karşılaşılabilen nadide güzel'.
Bu anlam uydurulmuş bir anlam tabii...
Sanem
Anlam:
1. Kâfirlerin, önünde ibadet ettikleri heykel, put.
2. Çok güzel olan
Sare
Anlam:
1. Susuzluk
2. Cemaat, topluluk
3. Ihtiyaç
4. Oldu
(Sare Hz. İbrahim'in (A.S.) birinci hanımının ismi değildir, Sara’dır o)
Selcen
Internetteki bazi isim sözlüklerinden anlami 'Cennetteki kuş ve çiçek ismi' olarak geçiyor, fakat bu anlam dogru degil!
Selcen 'ruhu güçlü, kuvvetli olan' demektir.
Sidelya
Bu isimin internette yazan anlami: Cennette açan çicek.
Fakat Sidelya ismi Kuran'da geçmeyen bir isimdir.
Bu isimin kökeni Latincedir ve 'yıldız çiçeği' anlamına gelir.
Sude
Anlam:
1. Ezilmiş, dövülmüş,sürülmüş
2. Terleyen
3. Boyalı, sürmeli
Suden
Bazı insanlar yaratıcılıkta sınır tanımıyor.
Suden’in anlamı bazı sitelerde ‘Peygamber efendimizin Cennetteki en çok sevdiği ağaç’ olarak belirtilmiş.
Fakat Suden kesinlikle Hz. Peygamberimiz’in Cennetteki en sevdiği ağaç değil!
Kuran’da her geçen kelimenin isim olarak konulmaması gerektiğinin en iyi örneklerden biri Suden kelimesidir.
Evet, Suden Kuran’da geçiyor, ama ‘başıboş, sorumsuz’ gibi kötü bir anlam taşıyor.
Bu yüzden Suden önerilmeyen bir isim.
Suden’in geçtigi bir ayet: أَيَحْسَبُ الْإِنْسَانُ أَنْ يُتْرَكَ سُدًى (E yahsebul’insânu en yutreke suden)
Türkçe’de anlamı: İnsan başıboş bırakılacağını mı sanır?
Talya
Talya, daha doğrusu Thalia, Yunan mitolojisinde bir tanrıça.
Bir Müslümanım çocuğuna koyduğu isimin Islam dinine uygun olması gerekiyor.
Talya hem başka bir dinin tanrıçası olduğu için hem de Allahın tek olduğunu inkar ettigi için , Islam’a uygun olmayan bir isimdir!
(Talya Talia ismiyle ayni anlama gelmez)
Tuana
Tuana’nın anlamı çogu insan tarafından beğeniliyor, çünkü bu ismin anlamını ‘Cennet bahçesine düşen ilk yağmur damlası’ sanıyorlar.
Fakat Tuana ‘Cennet bahçesine düşen ilk yağmur damlası’ anlamına gelmiyor!
Kuran-i Kerim'in Arapça yazıldığını herkes biliyor.
Tuana ise Arapça kökenli bir isim olmadığı için Kuran’da geçemez ve cennet ile ilgili bir anlam taşıyamaz!
Tuana’nın gerçek anlamları ‘ay ışığı, güçlü, kuvvetli’.
|
|
|
Tilâvet Secdesi Nedir? Kuranda Nerelerde Secde Ayetleri Vardır? |
|
Yazar: RasitTunca - 01-19-2020, 03:21 PM - Forum: Dini Genel Bilgiler
- Yorum Yok
|
 |
Tilâvet Secdesi Nedir? Kuranda Nerelerde Secde Ayetleri Vardır?
Tilavet’in kelime manası “Okumak”dir. Kur’an-i Kerim’in muhtelif sûrelerinde “Secde” Ayet-i Kerimeleri mevcuddur. İmam-i Mergidani: “Kur’an-i Kerim’de Tilavet secdesi, ondört yerdedir.”(450) hükmünü zikreder.
Bunlar: A’raf Sûresi: 206, Ra’d Sûresi: 15, Nahl Sûresi: 60, Neml Sûresi: 25, Secde Sûresi: 15, Sa’d Sûresi: 24′ün sonu, Fussilet Sûresi: 37-38, Necm Sûresi: 62, Insikâk Sûresi: 18-19 ve Alak Sûresi: 19. ayetin sonundadır.(451) Bu Ayet-i Kerimeleri okuyan ve onu dinleyen üzerine secde etmek vacib olur.
Zira Resûl-i Ekrem (sav)’in: “Secde etmek, okuyan ve işiten kimse üzerine vaciptir, gereklidir”(452) buyurduğu sabittir.Mükellef; ister Kur’an-i Kerim’i dinlemeyi kastetsin, isterse kastetmesin, Tilavet secdesi üzerine vacib olur. Mesru bir özürü varsa (Hayiz, nifas gibi) secde vacib olmaz. Hanefi Fûkahasi; üzerine edâ ve kaza hesabıyla namaz lazım gelen bir kimse, secde Ayet-i Kerime’lerini okursa ona secde vacib olur”(453) hükmünde ittifak etmiştir. Bu durumda Tilavet secdesi, secde ayetini okuyan sağır kimseye de vacibtir. Zira sağır; edâ ve kaza ehlindendir.
Secde Ayet-i Kerimelerini okuyan cünüb, abdestsiz ve sarhoş kimseye de “Tilavet secdesi” vaciptir. Zira bunlar kaza ehlindendir. Ancak kafir, mecnun, çocuk, hayızlı ve nifaslıya vacip değildir. Çünkü bunlar (namazı) edâ ve kaza için ehil değildirler.Hz. Abdullah b. Mes’ud (ra)’den rivayet edildiğine göre; Tilavet secdesi üzerine vacib olan mükellef; ellerini kaldirmaksizin tekbir alır ve secde eder. Secde halinde iken üç defa “Sübhane Rabbiyel âla” veya bir defa “Sübhane Rabbina in kane vâdu Rabbina lemef’ûlâ” denilir. Sonra “Allahû Ekber” diyerek secdeden kalkar. Ayaga kalkarken “Gufraneke Rabbenâ ve ileykel masiyr” denilmesi müstehabtir. Feteva-i Hindiyye’de: “Tilavet secdelerinde üç defa “Sübhane Rabbiye’l âlâ” denir. Farz namazlarda olduğu gibi, secde halinde üç defadan fazla da söylenebilir. Fakat üçten daha az söylenemez. Hulasa’da da böyledir.
Tilavet secdesi yapmak isteyen mükellef; kalbi ile niyet eder ve diliyle: “Allah rızası için Tilavet secdesi yapmaya niyet ettim” der, sonra tekbir alir. Siracû’l Vehhac’da da böyledir. Giyasiye’de: “Tilavet secdesinin edâsı fevri değildir. Ne zaman yapılırsa yapılsın kaza değil, edâ olur. Tatarhaniyye’de de böyledir. Ancak bu hüküm namazın dışındaki Tilavet secdeleri içindir. Namazın içinde ise fevri olarak vaciptir. Kıraat uzun sürdüğü için, Tilavet secdesi geciktirilirse, kaza edilir. Bunu kasden yapmak ise günahtır. Bahru’r Raik’te böyledir”(454) hükmü kayıtlıdır. Molla Hüsrev: “Tilavet secdesinin şartları; tekbir alırken niyet etmek, kıbleye yönelmek, setr-i avrete riayet, hadesten ve necasetten temizlenmektir”(455) buyurmaktadır.
Kur’an-i Kerim’deki secde Ayet-i Kerimelerini okuyan ve dinleyen mü’minler, üzerlerine vacib olan secde hususunda titizlik göstermelidirler. Çünkü bu amel; şeytani ve tağuti güçleri hüsrana uğratan bir olaydır.
Numara - Sûre No - Ayet No:
1. 7 Araf 206
2. 13 Rad 15
3. 16 Nahl 49
4. 17 İsra 107
5. 19 Meryem 58
6. 22 Hacc 8
7. 25 Furkan 60
8. 27 Neml 25
9. 32 Secde 15
10. 38 Sad 24
11. 41 Fussilet 37
12. 53 Necm 62
13. 84 İnşikak 21
14. 96 Alak 19
|
|
|
Kuran'a göre yetkisi olmadığı halde bilmişlik yapıp akıl verenlerin durumu |
|
Yazar: RasitTunca - 01-19-2020, 02:54 PM - Forum: Dini Genel Bilgiler
- Yorum Yok
|
 |
Kuran'a göre yetkisi olmadığı halde bilmişlik yapıp akıl verenlerin durumu
Dediler ki: "Yahudi veya Hıristiyan olmayan hiç kimse kesin olarak cennete giremez." Bu, onların kendi kuruntularıdır. De ki: "Eğer doğru sözlüyseniz, kesin-kanıtınızı (burhan) getirin." (Bakara Suresi, 111)
Kendilerine; "Elinizi (savaştan) çekin, namazı kılın, zekatı verin" denenleri görmedin mi? Oysa savaş üzerlerine yazıldığında, onlardan bir grup, insanlardan Allah'tan korkar gibi- hatta daha da şiddetli bir korkuyla- korkuya kapılıyorlar ve: "Rabbimiz, ne diye savaşı üzerimize yazdın, bizi yakın bir zamana ertelemeli değil miydin?" dediler. De ki: "Dünyanın metaı azdır, ahiret, ise muttakiler için daha hayırlıdır ve siz 'bir hurma çekirdeğindeki ip-ince bir iplik kadar' bile haksızlığa uğratılmayacaksınız." (Nisa Suresi, 77)
Hani Rabbin meleklere: "Muhakkak Ben, yeryüzünde bir halife var edeceğim" demişti. Onlar da: "Biz Seni şükrünle yüceltir ve (sürekli) takdis ederken, orada bozgunculuk çıkaracak ve kanlar akıtacak birini mi var edeceksin?" dediler. (Allah:) "Şüphesiz sizin bilmediğinizi Ben bilirim" dedi. (Bakara Suresi, 30)
(Allah:) "Ey Adem, bunları onlara isimleriyle haber ver" dedi. O, bunları onlara isimleriyle haber verince de dedi ki: "Size demedim mi, göklerin ve yerin gaybını gerçekten Ben bilirim, gizli tuttuklarınızı ve açığa vurduklarınızı da Ben bilirim." (Bakara Suresi, 33)
Ne zaman onlara: "Allah'ın indirdiklerine uyun" denilse, onlar: "Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (geleneğe) uyarız" derler. (Peki) Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış idiyseler? (Bakara Suresi, 170)
Musa'dan sonra İsrailoğulları’nın önde gelenlerini görmedin mi? Hani, peygamberlerinden birine: "Bize bir melik gönder de Allah yolunda savaşalım" demişlerdi, O: "Ya üzerinize savaş yazıldığı halde savaşmayacak olursanız?" demişti. "Bize ne oluyor ki Allah yolunda savaşmayalım? Ki biz yurdumuzdan çıkarıldık ve çocuklarımızdan (uzaklaştırıldık.) " demişlerdi. Ama onlara savaş yazıldığı (öngörüldüğü) zaman, az bir kısmı hariç yüz çevirdiler. Allah zalimleri bilir. (Bakara Suresi, 246)
Onlara peygamberleri dedi ki: "Allah size Talut'u (melik olarak) gönderdi." Onlar: "Biz hükümdarlığa, ona göre daha çok hak sahibiyken ve ona bir mal (servet) bolluğu verilmemişken, nasıl bizi (yönetmek üzere) hükümdarlık (mülk) onun olabilir?" dediler. O (şöyle) demişti: "Doğrusu Allah size onu seçti ve onun bilgi ve bedenî gücünü arttırdı. Allah, kime dilerse mülkünü verir; Allah (rahmeti ve gücü) geniş olandır, bilendir." (Bakara Suresi, 247)
(Allah) Dedi: "Sana emrettiğimde, seni secde etmekten alıkoyan neydi?" (İblis) Dedi ki: "Ben ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın." (Araf Suresi, 12)
Dedi ki: "Madem öyle, beni azdırdığından dolayı onlar (ı insanları saptırmak) için mutlaka Senin dosdoğru yolunda (pusu kurup) oturacağım." (Araf Suresi, 16)
Dediler ki: "Sen bize yalnızca Allah'a kulluk etmemiz ve atalarımızın tapmakta olduklarınızı bırakmamız için mi geldin? Eğer gerçekten doğru isen, bize vadettiğin şeyi getir, bakalım." (Araf Suresi, 70)
(Firavun) Dedi ki: "Eğer gerçekten bir ayet getirmişsen ve doğru sözlülerden isen, bu durumda onu getir (bakalım) ." (Araf Suresi, 106)
İsrailoğulları’nı denizden geçirdik. Putları önünde bel büküp eğilmekte olan bir topluluğa rastladılar. Musa'ya dediler ki: "Ey Musa, onların ilahları (var; onların ki) gibi, sen de bize bir ilah yap." O: "siz gerçekten cahillik etmekte olan bir kavimsiniz" dedi. (Araf Suresi, 138)
Eğer yakın bir yarar ve orta bir sefer olsaydı, onlar mutlaka seni izlerlerdi. Ama zorluk onlara uzak geldi. "Eğer güç yetirseydik muhakkak seninle birlikte (savaşa) çıkardık." diye sana Allah adına yemin edecekler. Kendi nefislerini helaka sürüklüyorlar. Allah onların gerçekten yalan söylediklerini biliyor. (Tevbe Suresi, 42)
Andolsun, daha önce onlar fitne aramışlardı. Ve sana karşı birtakım işler çevirmişlerdi. Sonunda onlar, istemedikleri halde hak geldi ve Allah'ın emri ortaya çıkıp-üstünlük sağladı. (Tevbe Suresi, 48)
Onlardan bir kısmı: "Bana izin ver ve beni fitneye katma" der. Haberin olsun, onlar fitnenin (ta) içine düşmüşlerdir. Hiç şüphesiz cehennem, o inkar edenleri mutlaka çepeçevre kuşatıcıdır. (Tevbe Suresi, 49)
Allah'ın elçisine muhalif olarak (savaştan) geri kalanlar oturup-kalmalarına sevindiler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmeyi çirkin görerek: "Bu sıcakta (savaşa) çıkmayın" dediler. De ki: "Cehennem ateşinin sıcaklığı daha şiddetlidir." Bir kavrayıp-anlasalardı. (Tevbe Suresi, 81)
Onlara ayetlerimiz apaçık belgeler olarak okunduğunda, Bizimle karşılaşmayı ummayanlar, derler ki: "Bundan başka bir Kur'an getir veya onu değiştir." De ki: "Benim onu kendi nefsimin bir öngörmesi olarak değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, yalnızca bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbim'e isyan edersem, gerçekten ben, büyük günün azabından korkarım." (Yunus Suresi, 15)
İnkar edenler: "Ona Rabbinden bir ayet (mucize) indirilseydi ya!" derler. De ki: "Şüphesiz Allah, dilediğini şaşırtıp-saptırır, Kendisi'ne katıksızca yöneleni de dosdoğru yola yöneltip-iletir." (Ra’d Suresi, 27)
Dedi ki: "Ey İblis, sana ne oluyor, secde edenlerle birlikte olmadın?" (Hicr Suresi, 32)
Dedi ki: "Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattığın beşere secde etmek için var değilim." (Hicr Suresi, 33)
Dedi ki: "Rabbim, beni kışkırttığın şeye karşılık, andolsun, ben de yeryüzünde onlara, (sana başkaldırmayı ve dünya tutkularını) süsleyip-çekici göstereceğim ve onların tümünü mutlaka kışkırtıp-saptıracağım." (Hicr Suresi, 39)
Hani, meleklere: "Adem'e secde edin" demiştik. İblis'in dışında (hepsi) secde etmişlerdi. Demişti ki: "Bir çamur olarak yarattığın kimseye ben secde eder miyim?" (İsra Suresi, 61)
Demişti ki: "Şu bana karşı yücelttiğine bir bak; andolsun, eğer bana kıyamet gününe kadar süre tanırsan, onun soyunu -pek az dışında- kuşkusuz kendime bağlı kılacağım. (İsra Suresi, 62)
Dediler ki: "Bize yerden pınarlar fışkırtmadıkça sana kesinlikle inanmayız." (İsra Suresi, 90)
"Ya da sana ait hurmalıklardan ve üzümlerden bir bahçe olup aralarından şarıl şarıl akan ırmaklar fışkırtmalısın." (İsra Suresi, 91)
"Veya öne sürdüğün gibi, gökyüzünü üstümüze parça parça düşürmeli ya da Allah'ı ve melekleri karşımıza (şahid olarak) getirmelisin." (İsra Suresi, 92)
"Yahut altından bir evin olmalı veya gökyüzüne yükselmelisin. Üzerimize bizim okuyabileceğimiz bir kitap indirinceye kadar senin yükselişine de inanmayız." De ki: "Rabbim'i yüceltirim; ben, elçi olan bir beşerden başkası mıyım?" (İsra Suresi, 93)
Böylece ikisi yola koyuldu. Nitekim bir gemiye binince, o bunu (gemiyi) deliverdi. (Musa) Dedi ki: "İçindekilerini batırmak için mi onu deldin? Andolsun, sen şaşırtıcı bir iş yaptın." (Kehf Suresi, 71)
(Musa:) "Beni, unuttuğumdan dolayı sorgulama ve bu işimden dolayı bana zorluk çıkarma" dedi. (Kehf Suresi, 73)
Böylece ikisi (yine) yola koyuldular. Nitekim bir çocukla karşılaştılar, o hemen tutup onu öldürüverdi. (Musa) Dedi ki: "Bir cana karşılık olmaksızın, tertemiz bir canı mı öldürdün? Andolsun, sen kötü bir iş yaptın." (Kehf Suresi, 74)
(Yine) Böylece ikisi yola koyuldu. Nihayet bir kasabaya gelip yemek istediler, fakat (kasaba halkı) onları konuklamaktan kaçındı. Onda (kasabada) yıkılmaya yüz tutmuş bir duvar buldular, hemen onu inşa etti. (Musa) Dedi ki: "Eğer isteseydin gerçekten buna karşılık bir ücret alabilirdin." (Kehf Suresi, 77)
Bunun üzerine, kavminden inkara sapmış önde gelenler dediler ki: "Bu, sizin benzeriniz olan bir beşerden başkası değildir. Size karşı üstünlük elde etmek istiyor. Eğer Allah (öne sürdüklerini) dilemiş olsaydı, muhakkak melekler indirirdi. Hem biz geçmiş atalarımızdan da bunu işitmiş değiliz." (Müminun Suresi, 24)
Biz'e kavuşmayı ummayanlar, dediler ki: "Bize meleklerin indirilmesi ya da Rabbimiz'i görmemiz gerekmez miydi?" Andolsun, onlar kendi nefislerinde büyüklüğe kapıldılar ve büyük bir azgınlıkla baş kaldırdılar. (Furkan Suresi, 21)
"Artık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin. (Şuara Suresi, 110)
Dediler ki: "Sana, sıradan aşağılık insanlar uymuşken inanır mıyız?" (Şuara Suresi, 111)
Dediler ki: "Bizim için farketmez; öğüt versen de, öğüt verenlerden olmasan da." (Şuara Suresi, 136)
"Bu, geçmiştekilerin 'geleneksel tutumundan başkası değildir." (Şuara Suresi, 137)
"Ve biz azab görecek de değiliz." (Şuara Suresi, 138)
Dediler ki: "Sen ancak büyülenmişlerdensin." (Şuara Suresi, 153)
"Sen yalnızca bizim benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin; eğer doğru sözlü isen, bu durumda bir ayet (mucize) getir-görelim." (Şuara Suresi, 154)
Dediler ki: "Sen ancak büyülenmişlerdensin”. (Şuara Suresi, 185)
"Sen, yalnızca benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin ve biz senin gerçekte yalancılardan olduğunu sanıyoruz." (Şuara Suresi, 186)
"Eğer doğru sözlü isen, bu durumda gökten üstümüze bir parça düşürüver." (Şuara Suresi, 187)
Ayetlerimiz onlara, gözler önünde sergilenmiş olarak gelince dediler ki: "Bu, apaçık olan bir büyüdür." (Neml Suresi, 13)
Vicdanları kabul ettiği halde, zulüm ve büyüklenme dolayısıyla bunları inkar ettiler. Artık sen, bozguncuların nasıl bir sona uğratıldıklarına bir bak. (Neml Suresi, 14)
Dedi ki: "Gerçekten hükümdarlar bir ülkeye girdikleri zaman, orasını bozguna uğratırlar ve halkından onur sahibi olanları hor ve aşağılık kılarlar; işte onlar, böyle yaparlar." (Neml Suresi, 34)
Kavminin cevabı: "Lut ailesini şehrinizden sürüp çıkarın. Temiz kalmak isteyen insanlarmış" demekten başka olmadı. (Neml Suresi, 56)
İnkar edenler dedi ki: "biz ve atalarımız toprak olduktan sonra mı, gerçekten biz mi dirilip-çıkartılacakmışız?" (Neml Suresi, 67)
"Andolsun, bu (azab ve dirilme tehdidi) , bize ve daha önce atalarımıza va'dolunmuştur. Bu, olsa olsa geçmişlerin uydurma masallarından başkası değildir." (Neml Suresi, 68)
Derler ki: "Eğer doğruyu söylüyor iseniz, bu va'dolunan (azab) ne zaman?" (Neml Suresi, 71)
"Ve kardeşim Harun; dil bakımından o benden daha düzgün konuşmaktadır, onu da benimle birlikte bir yardımcı olarak gönder, beni doğrulasın. Çünkü onların beni yalanlamalarından korkuyorum." (Kasas, 34)
Musa, onlara apaçık olan ayetlerimizle geldiği zaman: "Bu, düzüp uydurulmuş bir büyüden başkası değildir. Biz geçmiş atalarımızdan bunu işitmedik" dediler. (Kasas Suresi, 36)
Firavun dedi ki: "Ey önde gelenler, sizin için benden başka ilah olduğunu bilmiyorum. Ey Haman, çamurun üstünde bir ateş yak da, bana yüksekçe bir kule inşa et, belki Musa'nın ilahına çıkarım çünkü gerçekten ben onu yalancılardan (biri) sanıyorum." (Kasas Suresi, 38)
Fakat onlara kendi katımızdan hak geldiği zaman: "Musa'ya verilenlerin bir benzeri buna verilmeli değil miydi?" dediler. Onlar, daha önce Musa'ya verilenleri inkar etmemişler miydi? "İki büyü birbirine arka çıktı" dediler. Ve: "Gerçekten biz hepsini inkar edenleriz" dediler. (Kasas Suresi, 48)
Dediler ki: "Eğer seninle birlikte hidayete uyacak olursak, yerimizden (yurdumuzdan ve konumumuzdan) çekilip-kopartılırız." Oysa biz onları, kendi katımızdan bir rızık olarak her şeyin ürününün aktarılıp toplandığı, güvenli bir harem'de yerleşik kılmadık mı? Fakat onların çoğu bilmiyorlar. (Kasas Suresi, 57)
Dedi ki: "Bu, bende olan bir bilgi dolayısıyla bana verilmiştir." Bilmez mi, ki gerçekten Allah, kendisinden önceki nesillerden kuvvet bakımından kendisinden daha güçlü ve insan-sayısı bakımından daha çok olan kimseleri yıkıma uğratmıştır. Suçlu-günahkarlardan kendi günahları sorulmaz. (Kasas Suresi, 78)
İnkar edenler, iman edenlere dedi ki: "Siz bizim yolumuzu izleyin, hatalarınızı biz yüklenelim.” Oysa kendileri, onların hatalarından hiç bir şeyi yüklenecek değildir. Gerçekten onlar, elbette yalancıdırlar. (Ankebut Suresi, 12)
"Siz, (yine de) erkeklere yaklaşacak, yol kesecek ve bir araya gelişlerinizde çirkinlikler yapacak mısınız?" Bunun üzerine kavminin cevabı yalnızca: "Eğer doğru söylüyor isen, bize Allah'ın azabını getir" demek oldu. (Ankebut suresi, 29)
Dedi ki: "Onun içinde Lut da vardır." Dediler ki: "Onun içinde kimin olduğunu biz daha iyi biliriz. Kendi karısı dışında, onu ve ailesini muhakkak kurtaracağız. O (karısı) arkada kalacak olanlardandır." (Ankebut Suresi, 32)
Dediler ki: "Ona Rabbinden ayetler (birtakım mucizeler) indirilmeli değil miydi?" De ki: "Ayetler yalnızca Allah'ın katındadır. Ben ise, ancak apaçık bir uyarıcıyım." (Ankebut Suresi, 50)
Görmüyor musunuz ki, şüphesiz Allah, göklerde ve yerde olanları emrinize amade kılmış, açık ve gizli sizin üzerinizdeki nimetlerini genişletip-tamamlamıştır. (Buna rağmen) İnsanlardan öyleleri vardır ki, hiç bir ilme dayanmadan, bir yol gösterici ve aydınlatıcı bir kitap olmadan Allah hakkında mücadele edip durur. (Lokman Suresi, 20)
Onlara; "Allah'ın indirdiklerine uyun" denildiğinde, derler ki; "Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız." Şayet şeytan, onları çılgınca yanan ateşin azabına çağırmışsa da mı (buna uyacaklar) ? (Lokman Suresi, 21)
Dediler ki: "Biz yer (toprağın için) de yok olup gittikten sonra, gerçekten biz mi yeniden yaratılmış olacağız?" Hayır, onlar Rablerine kavuşmayı inkar edenlerdir. (Secde Suresi, 10)
Suçlu-günahkarları, Rableri huzurunda başları öne eğilmiş olarak: "Rabbimiz, gördük ve işittik; şimdi bizi (bir kere daha dünyaya) geri çevir, salih bir amelde bulunalım, artık biz gerçekten kesin bilgiyle inananlarız" (diye yalvaracakları zamanı) bir görsen. (Secde Suresi, 12)
Derler ki: "Eğer doğru söylüyor iseniz, şu fetih ne zamanmış?" (Secde Suresi, 28)
Allah ve Resûlü, bir işe hükmettiği zaman, mü'min bir erkek ve mü'min bir kadın için o işte kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Resûlü’ne isyan ederse, artık gerçekten o, apaçık bir sapıklıkla sapmıştır. (Ahzab Suresi, 36)
İçinde onlar (şöyle) çığlık atarlar: "Rabbimiz, bizi çıkar, yaptığımızdan başka salih bir amelde bulunalım." Size orda (dünyada) , öğüt alabilecek olanın öğüt alabileceği kadar ömür vermedik mi? Size uyaran da gelmişti. Öyleyse (azabı) tadın; artık zalimler için bir yardımcı yoktur. (Fatır Suresi, 37)
(Allah) Dedi ki: "Ey İblis, iki elimle yarattığıma seni secde etmekten alıkoyan neydi? Büyüklendin mi, yoksa yüksekte olanlardan mı oldun?" (Sad Suresi, 75)
Dedi ki: "Ben ondan daha hayırlıyım; sen beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın." (Sad Suresi, 76)
Onlara "Yalnızca Allah'a kulluk edin" diye önlerinden ve arkalarından elçiler gelince, dediler ki: "Eğer dileseydi Rabbimiz melekler indirirdi. Bundan dolayı biz, sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyi inkar edicileriz.” (Fussilet Suresi, 14)
Oysa ona dokunan bir zarardan sonra Tarafımız'dan bir rahmet taddırsak, mutlaka: "Bu benim (hakkım) dır. Ve ben kıyamet-saatinin kopacağını da sanmıyorum; eğer Rabbim'e döndürülsem bile, muhakkak O'nun Katında benim için daha güzel olanı vardır." der. Ama andolsun Biz, o kafirlere yaptıklarını haber vereceğiz ve andolsun onlara, en kaba bir azaptan taddıracağız. (Fussilet Suresi, 50)
Dediler ki: "Eğer Rahman dilemiş olsaydı, biz onlara ibadet etmezdik." Onların bundan yana hiçbir bilgileri yoktur. Onlar, yalnızca 'zan ve tahminle yalan söylüyorlar.' (Zuhruf Suresi, 20)
(Cehennem bekçisine:) "Ey Malik (bekçi) , Rabbin bizim işimizi bitirsin" diye haykırdılar. O: "Gerçek şu ki siz, (burda) kalacak kimselersiniz" dedi. (Zuhruf Suresi, 77)
Yoksa onlar: "Bunu uydurdu" mu diyorlar? Hayır; o, Rabbinden olan bir haktır; senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş bir kavmi uyarman için (onu sana indirdik) . Umulur ki hidayet bulurlar. (Secde Suresi, 3)
Dediler ki: "Biz yer (toprağın için) de yok olup gittikten sonra, gerçekten biz mi yeniden yaratılmış olacağız?" Hayır, onlar Rablerine kavuşmayı inkar edenlerdir. (Secde Suresi, 10)
Derler ki: "Eğer doğru söylüyor iseniz, şu fetih ne zamanmış?" (Secde Suresi, 28)
Hani, münafık olanlar ve kalplerinde hastalık bulunanlar: "Allah ve Resulü, bize boş bir aldanıştan başka bir şey vadetmedi" diyorlardı. (Ahzab Suresi, 12)
Onlardan bir grup da hani şöyle demişti: "Ey Yesrib (Medine) halkı, artık sizin için (burada) kalacak yer yok, şu halde dönün." Onlardan bir topluluk da: "Gerçekten evlerimiz açıktır" diye Peygamberden izin istiyordu; oysa onlar (ın evleri) açık değildi. Onlar yalnızca kaçmak istiyorlardı. (Ahzab Suresi, 13)
(Geldiklerinde de) Size karşı 'cimri ve bencildirler.' Şayet korku gelecek olsa, ölümden dolayı üstüne baygınlık çökmüş kimseler gibi gözleri dönerek sana bakmakta olduklarını görürsün. Korku gidince, hayra karşı oldukça düşkünlük göstererek sizi keskin dilleriyle (eleştirip inciterek) karşılarlar. İşte onlar iman etmemişlerdir; böylece Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır. Bu Allah'a göre pek kolaydır. (Ahzab Suresi, 19)
Dediler ki: "Herhalde biz, sizlerden dolayı uğursuzluğa uğradık. Eğer (bu söylediklerinize) bir son vermeyecek olursanız, andolsun, sizi taşa tutacağız ve mutlaka bizden yana size acı bir azap dokunacaktır." (Yasin Suresi, 18)
İçlerinden kendilerine bir uyarıcının gelmesine şaştılar. Kafirler dedi ki: "Bu, yalan söyleyen bir büyücüdür." (Sad Suresi, 4)
"İlahları bir tek ilah mı yaptı? Doğrusu bu, şaşırtıcı bir şey." (Sad Suresi, 5)
Onlardan önde gelen bir grup: "Yürüyün, ilahlarınıza karşı (bağlılıkta) kararlı olun; çünkü asıl istenen budur" diye çekip gitti. (Sad Suresi, 6)
"Biz bunu, diğer dinde işitmedik, bu, içi boş bir uydurmadan başkası değildir." (Sad Suresi, 7)
Dediler ki: " (Bütün olup biten,) Bu dünya hayatımızdan başkası değildir, ölürüz ve diriliriz; bizi "kesintisi olmayan zaman' (dehrin akışın) dan başkası yıkıma (helake) uğratmıyor." Oysa onların bununla ilgili hiçbir bilgileri yoktur; yalnızca zannediyorlar. (Casiye Suresi, 24)
Onlara açık belgeler olarak ayetlerimiz okunduğu zaman, onların (sözde) delilleri: "Eğer doğru sözlüler iseniz, atalarımızı (diriltip) getirin" demekten başkası değildir. (Casiye Suresi, 25)
"Gerçekten Allah'ın va'di haktır, kıyamet-saatinde hiçbir kuşku yoktur" denildiği zaman, siz: "Kıyamet-saati de neymiş, biz bilmiyoruz; biz yalnızca bir zan (ve tahmin) da bulunup zannediyoruz; biz, kesin bir bilgiyle inanmakta olanlar değiliz" demiştiniz. (Casiye Suresi, 32)
Dediler ki: "Sen, bizi ilahlarımızdan çevirmek için mi bize geldin? Şu halde eğer doğru söylüyorsan, tehdit ettiğin şeyi, bize getir." (Ahkaf Suresi, 22)
Dediler ki: "Bizi kendisine çağırdığın şeye karşı kalplerimiz bir örtü içindedir, kulaklarımızda bir ağırlık, bizimle senin aranda bir perde vardır. Artık sen, (yapabileceğini) yap, biz de gerçekten yapıyoruz." (Fussilet Suresi, 5)
Onlara "Yalnızca Allah'a kulluk edin" diye önlerinden ve arkalarından elçiler gelince, dediler ki: "Eğer dileseydi Rabbimiz melekler indirirdi. Bundan dolayı biz, sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyi inkar edicileriz.” (Fussilet Suresi, 14)
İşte böyle, senden önce de (herhangi) bir memlekete bir elçi göndermiş olmayalım, mutlaka onun 'refah içinde şımarıp azan önde gelenleri' (şöyle) demişlerdir: "Gerçekten biz, atalarımızı bir ümmet (din) üzerinde bulduk ve doğrusu biz, onların izlerine (eserlerine) uymuş kimseleriz." (Zuhruf Suresi, 23)
(O peygamberlerden her biri de şöyle) Demiştir: "Ben size atalarınızı üstünde bulduğunuz şeyden daha doğru olanını getirmiş olsam da mı?" Onlar da demişlerdi ki: "Doğrusu biz, kendisiyle gönderildiğiniz şeye kafir olanlarız." (Zuhruf Suresi, 24)
Ancak kendilerine hak gelince, dediler ki: "Bu bir büyüdür, doğrusu biz ona (karşı) kafir olanlarız." (Zuhruf Suresi, 30)
Ve dediler ki: "Bu Kur'an, iki şehirden birinin büyük bir adamına indirilmeli değil miydi?" (Zuhruf Suresi, 31)
Ve onlar dediler ki: "Ey büyücü, sende olan ahdi (sana verdiği sözü) adına bizim için Rabbine dua et; gerçekten biz hidayete gelmiş olacağız." (Zuhruf Suresi, 49)
Bedevilerden geride bırakılanlar, sana diyecekler ki: "Bizi mallarımız ve ailelerimiz meşgul etti. Bundan dolayı bizim için mağfiret dile." Onlar, kalplerinde olmayan şeyi dilleriyle söylüyorlar. De ki: "Şimdi Allah, size bir zarar isteyecek ya da bir yarar dileyecek olsa, sizin için Allah'a karşı kim herhangi bir şeyle güç yetirebilir? Hayır, Allah yaptıklarınızı haber alandır." (Fetih Suresi, 11)
(Savaştan) Geride bırakılanlar, siz ganimetleri almaya gittiğiniz zaman diyeceklerdir ki: "Bizi bırakın da sizi izleyelim." Onlar, Allah'ın kelamını değiştirmek istiyorlar. De ki: "Siz, kesin olarak bizim izimizden gelemezsiniz. Allah, daha evvel böyle buyurdu." Bunun üzerine: "Hayır, bizi kıskanıyorsunuz" diyecekler. Hayır, onlar pek az anlayan kimselerdir. (Fetih Suresi, 15)
Hayır, onlara kendilerinden bir uyarıcı gelmesine şaştılar da, o kafirler: "Bu şaşılacak bir şey" dediler. (Kaf Suresi, 2)
"Biz öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (yeniden diriltilecek mişiz) ? Bu uzak bir dönüş (iddiasıdır) ." (Kaf Suresi, 3)
Onun yakın-dostu (saptırıcı) dedi ki: "Rabbimiz, ben onu kışkırtıp-azdırdım. Ancak kendisi (haktan) uzak bir sapıklık içindeydi." (Kaf Suresi, 27)
(Allah buyurur:) "Benim Huzurum'da çekişip-durmayın. Ben size daha önce 'kesin bir uyarı' göndermiştim." (Kaf Suresi, 28)
Onlar bir ayet (mucize) görseler, sırt çevirirler ve: " (Bu,) Süregelen bir büyüdür" derler. (Kamer Suresi, 2)
Dediler ki: "Bizden biri olan bir beşere mi uyacağız? Bu durumda gerçekten biz bir sapıklık (delalet) ve çılgınlık içinde kalmış oluruz." (Kamer Suresi, 24)
"Zikr (vahy) içimizden ona mı bırakıldı? Hayır, o çok yalan söyleyen, kendini beğenmiş bir şımarıktır." (Kamer Suresi, 25)
Münafıklık edenleri görmüyor musun ki, Kitap Ehlinden inkar eden kardeşlerine derler ki: "Andolsun, eğer siz (yurtlarınızdan) çıkarılacak olursanız, mutlaka biz de sizinle birlikte çıkarız ve size karşı olan hiç kimseye, hiçbir zaman itaat etmeyiz. "Eğer size karşı savaşılırsa elbette size yardım ederiz." Oysa Allah, şahidlik etmektedir ki onlar, gerçekten yalancıdırlar. (Haşr Suresi, 11)
Onlar ki: "Allah'ın Resûlü yanında bulunanlara hiçbir infak (harcama) da bulunmayın, sonunda dağılıp gitsinler," derler. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır. Ancak münafıklar kavramıyorlar. (Münafikun Suresi, 7)
Bu, kendilerine apaçık belgelerle elçiler geldiği halde "bizi bir beşer mi hidayete ulaştıracak?" demeleri ve bu yüzden inkar edip saparak yüz çevirmeleri nedeniyledir. Allah da (onlara karşı) müstağni olduğunu (hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını) gösterdi. Allah Ğani'dir, Hamid'dir. (Teğabün, 6)
Musa'nın haberi sana geldi mi?
Hani Rabbi ona, kutsal vadi Tuva'da seslenmişti:
"Firavun'a git; çünkü o, azdı."
Ona de ki: “Temizlenmek ister misin?"
"Seni Rabbine yönelteyim, böylece (O'ndan) korkmuş olursun."
(Musa) Ona büyük mucizeyi gösterdi.
Fakat o, yalanladı ve isyan etti.
Sonra (karşı yönde) çaba harcayıp sırtını döndü.
Sonunda (yardımcı güçlerini) topladı, seslendi;
Dedi ki: "Sizin en yüce Rabbiniz benim." (Nazi’at Suresi, 15-24)
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman: "Geçmişlerin masallarıdır" dedi. (Mutaffifin Suresi, 13) 12 Temmuz 2009
|
|
|
|