Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifreniz
  





Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler 12
» Son Üye TalaMAN
» Toplam Konular 7,244
» Toplam Yorumlar 8,378

Detaylı İstatistikler

 
RasitTunca-4 intihar edenin namazi kilinmaz meselesi Bir Karoglan Makalesi
Yazar: RasitTunca - 02-23-2020, 05:02 PM - Forum: Başağaçlı Raşit Hocanın Makaleleri - Yorum Yok



intihar edenin namazi kilinmaz meselesi Bir Karoglan Makalesi

intihar edenin namazi kilinmaz meselesine bir aciklik, kilnir amma, kilinmama sebebine gelince, intihar eden kimse, hem ona verilen cani alma hakki olmadigi için, hemde ona aynen, azraile büyük kiyamet kopmazdan önce, herkesin canini almasini emredip, herkes ölüp sonrada o tek kalinca, sende git ve öl diyecek Rabbimiz, yani onada intihar et diyecek, ve intihar edenler azrail meleginin sünnetini ve görevini yapanlardir, ve o intihar edince, onun namazini kilacak başka kimse yok ki, o ölünce artik namazsiz ölen, yani cenaze namazi kililnmayan kimse azraildir, öyle olunca, intihar edeninde namazi kilinmaz giibi bir hüküm var, amma kilmak efdaldir, cünkü müminlerin onu (öleni) ugurlama törenidir o cenaze namazi sadece, yani o adam hicmi iyi bir amel etmediki, onu ugurlamaya bile mehel görmemek, ne ayip yani, onuda bir anne dogurdu, el bebe gül bebe büyüttü, amma bazi dertler ona agir geldi, ve intihar etti, ve azrailin o sünnetini üstlendi, evet azrailde diyecekmiş işte o zaman, keşke kimsenin canini almasaydim diyecekmiş, ona cok zor gelecekmiş intihar etmek kendi canini almak, evet cok zor görev. ve Bu yüpzden Kılınmamasıda efdaldir, çünkü Azraillik görevi öyle gerektirir.

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 08 Mayıs 2018 Vaazi Salı

Original Kar©glan

Bu konuyu yazdır

RasitTunca-4 "Âlimin yüzüne bakmak ibadettir." Hadisinin Tevili Bir Karoglan Makalesi
Yazar: RasitTunca - 02-23-2020, 03:09 PM - Forum: Başağaçlı Raşit Hocanın Makaleleri - Yorum Yok




"Âlimin yüzüne bakmak ibadettir." Hadisinin Tevili Bir Karoglan Makalesi

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Âlimin yüzüne bakmak ibadettir.

( Hadis-i Şerif , Ebu Davud)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Âlim ile oturmak, yüzüne bakmak ibadettir.

( Hadis-i Şerif , Hâkim)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Kâbe’ye, ana babanın yüzüne ve Mushaf’a bakmak, Âlimin yüzüne bakmak ibadettir.

( Hadis-i Şerif , Ebu Davud)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Üç şeye bakmak ibadettir: Ana babanın yüzüne, Mushaf’a ve denize bakmak

( Hadis-i Şerif , Ebu Nuaym)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Şu beş şey ibadettendir: Az yiyip içmek, camide oturmak, Beytullaha bakmak, Mushaf’ı açıp okumadan bakmak ve salih âlimin yüzüne bakmak.

( Hadis-i Şerif , Deylemi)


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Ali’nin güzel yüzüne bakmak ibadettir. (Hazret-i Ali, Eshab-ı kiramın en âlimlerinden birisi idi.)

( Hadis-i Şerif , Hâkim)


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Ali’nin yüzüne nazar etmek ibadettir.

( Hadis-i Şerif , C.Y.Güzin)

Hocanin birisi diyor ki : adamin birine bakmak, 500 yillik ihlasli amelden daha faziletliymiş diye, bir admanin yanina gidip gelip ona bakiyorlar, bu kadar beleşci müslümanlik olmaz diyor, öyle olsaydi, ashab sadece muhammede bakarlardi, ibadet falanda etmezlerdi, oysaki ibdet olacak olan onun sünneti, onun dediklerini tutmak, kuran ve sünnete uyup, uygulamakdir, yoksa yüzüne bakmak degildir diyor.
Bu Konuya yorumumuz :
Bunu daha önceki vaazlarimizda anlattik, inşallah bir risale olarak da yazip, yeniden yayinlariz, o vaazi bulup, dinleyip, anlattiklarimizi kaleme alacak birisi yokmu yani?
Dedik ki bir berber, yanina kücük bir cocugu cirak alir, ve o cocuk, o berberin yaninda o traş ederken, ona baka baka traşi ögrenir, ve ilk günlerde ancak, akşam kapanirken, dükkani süpürmek müşteriye kolanya tutmak, ustaya makas bicak jilet hazirlamak, veya müşterinin boynuna örtüyü sarmak kadar kolay işleri yapar, amma berberlik, traş etme sanati, öyle hemen iki günde ögrenilmez, bir sene iki sene,... gibi tecrübe ister, ve bir gün eger ögrendi ise, güvendigi bir müşterisine teklif edip, berber onun traşini ciraaginin yapmasini ister, ve eger işte bu hakkal yakin derecesine cikan cirak, eger başarabilirse, artik kalfaliga gecer demişdik, ve önce bir ilim, ilmel yakin, sonra aynel yakin, sonrada hakkal yakin ögrenilir diye bahsetmişdik, ve işte muhammede bakan ashab, namaz nasil kilinir, oruc nasil tutlur, hac nasil yapilir, bir gün yine o gibi giyinmeyi ögrendi, o gibi tirnak kesmesini ögrendi, bugün bizler nasil seve seve onun sünnetlerine uymak için, nasil namaz kilabiliyorsak, yahuttta sagdan giyip sagdan yiyorsak, yine tirnaklarmizi bile, onun gibi kesiyorsak, işde ashabin, onu ne kadar cok bakip izledikleri, ve o ne yaptiysa aynini taklid ettikleri için, bizler bu gün bilip yapabiliyoruz, onlar bakmasalardi ona, biz nereden duyacak ögrenecekdik, muhammedin bunlari böyle yaptigini, ve öyle olunca, Allahin veli kullari ise, işte onlarda O nun mirasini devralan, zamanin müceddidirler, ve onlarda muhammedin sünnetilerinden bir cikarima gidip, bu günün fiil ve amlerinde onu tatbik edenlerdir, mesela internet nasili kullanilir, yahut patates yenirmi, yahut su hangi bardak ile icilir, yeni bardaklardan nasil icilir, misavak yerine diş fircasi kullansak olurmu, elimizil yemek yerine kaşik kullansak olurmu, taharet kagitla yerterli olurmu gibi sorulara cevap olcak bir yöntem geliştirirler, onlarda hayat tarzlarinda, bir sünnet ve yol izlerler ki, Allahin emrine muhalefelet etmeyen bir yaşayiş tarzi, işde onlarada bakmak gözetlemek böylecece bunlari ögrenme hususunda ibadettir sevaptir, cünkü gelecekdeki insanlarin, bu günün yeni icadlarinin kullanimi nasil olmali diye muhammede soramayiz degilmi, o yokdu ama, bu mirasi devralan bugünün alimlerindende, bu icadlarin kullanma sünneti sakli, yarinlarda, onlari kullanacak genc müminler de, bir evliyanin bunlari kullanmadaki sünnetine ittiba ederse, yahut mehdiye ittiba ederse, yine salih amel etmiş olurlar deglimi, şimdi muhammedi kabrinden kaldirip, "ya muhammed facebookda hesap acalimmi? acmayalimmi? diyemi soracagiz, yoksa yeni bir ilmi, bunu nasli kulanmakda ona bakip bu sünneti ögrencegiz haaa, eey M. hoca, sadece alime bakmak elbet yeterli degil, bizatihi tatbikde lazim tabiki, aynen ciragin on gün, iki ay, 3 yil ustasi olan berbere bakdikdan sonra, alip bir müşteriyi traş etmesi gibi, önce bir ilmi ögrenip, sonra onu zamanin alimi ve veli kullari nasil kullaniyor bakip, sonrada sende o sünnete uygun tatbik edip kullanman işde, bu ilmi daha ileriye taşimak olur, hakkal yakin ögrenme ve yaşaman demek, öyle olunca bir fiil taat ve ibadete dönüşdü işde bu sayede, ve sena sevab kazandiran bir amel oldu, cünkü muhammedin sagdan giyme sünnetini uyguladikca, sen nasil sevap kazanirsan, ayni bu gün face ve tiwitter hesap acip acmamakda elinde, ve eger dogru kullanirsan, sen yine sevap kazanabilirisin, ama nasil kullanirsan? bunu bir alimden ögrenip tatbik edersen, tabiki de sevap kazanirsin, yani bu bir misal M. hoca, anladinmi! yani yok öyle yüze bakmakla ibadet sevabi deme sakin bu yüze bakmakdan ibaret degil, yoksa cok zarar edersin, yarin ruzu mehşerde senden davaci olurum, insanlari bundan uzaklaştirdigin için.

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 28 Nisan 2018 Vaazi Cumartesi

Original Kar©glan

Bu konuyu yazdır

RasitTunca-4 Cennette 33 Yaşında Olmak - Ölümün ve Gençlğin Çaresi Bir Karoglan Makalesi
Yazar: RasitTunca - 02-23-2020, 01:01 AM - Forum: Başağaçlı Raşit Hocanın Makaleleri - Yorum Yok



Cennette 33 Yaşında Olmak - Ölümün ve Gençlğin Çaresi Bir Karoglan Makalesi

Bir Amerikali vaiz kadin diyor ki : Biz diyor mehdiye (veya isaya ve jesusa) niye yardım edecegiz, Allah kiyamet ile 11 milyar insani öldürsün diyemi yardım edecegiz, Allah bu 11 milyar insani niye öldürcek, yada öldürcekdi niye yaratti madem, ve biz niye ona yardım edelim diyor, ve mehdiye ve Allaha savaş acmiş oluyorlar, ve sebebleride bariz ve acik, peki ne cevap verelim? evet

Elcevap :

Annen ve baban birlikte olup, seni dünyaya getirdiler, sen yokdun, varlikda bile degildin, ve varliga geldin, ve var olma sevincini yaşadin, ceşitli lokmalarla seni beslediler büyüttüler, ve bir gün, daha cocuk iken, sen yanliş şeyler yapacakken, baban sana bir tokat atip seni durdurdu, yada azarladi seni durdurdu ki yanliş yapmayasin diye, amma o yanliş, ona göre bir yanliş, senin acindan, o yanliş degil olabilir, ama onun kuralina göre onlar yanliş, ve seni durdurur, ve "bu yasak, yapma!" dedi diye, sen anneni veya babani sevmemeyide ögrenirisin, anna ve baba o kadar cok iyi degilmiş demeye başlarsin. Halbuki o ana ve baba, senin, vatana, millete, ve ailesine ve coluk cocguna, iyi bir anne ve baba, ve vatandaş olarak yetişmen için gayret ediyordu, belkide dindardi, yine Allah a kitaba ve dine aykiri hareket etmene engel olmaya calişiyordur, senin bunun için annene kizma hakkin varmi? ve yine başka bir hal evet dünyada böyle bir hak yok, annen sana hayat bahşetti ama, senden onu alma hakki yok, yasalar ile böyle bir hak yok, yani sana kizinca seni öldürme hakki yok degilmi, peki Allah niye öldürüyor o zaman deyince
Dedikya bir gün insanlik cennete varinca, yada cennet olmuş vakte erince, artik ölüm öldürülmüş olacak, ölümsüzlük keşfedilmiş olcak, insani öldüren nasil ana babasi degil de, insanin yaptigi hatalari, yada yanliş beslenmeleri, yada ihtiyarlamasi ise, öyle olunca ölümü öldürmekden öncede, önce gencligin sirri keşfedilmeli dedik, ve muhammedin sünnetleri ve sözlerinde bunuda, cennetlikler 30 veya 33 yaşinda olcaklar dedigini biliyoruz, hatta bir kadin ashaba şaka yollu :

Taberani Hz. Aişe’den naklen konuyla ilgili olayı şöyle aktarmıştır:

“Bir gün Ensar kadınlarından yaşlı bir kadın Resulullah’ın (asm) yanına geldi ve “Ya Resulellah! Allah’ın beni cennete koyması için dua buyur!” dedi.

Hz. Peygamber: “Şu bir gerçek ki yaşlılar cennete gitmezler.” buyurdu ve (namaz vakti olduğu için) namaz kılmak için camiye gitti.

Hz. Aişe’nin yanına (eve) döndüğünde Hz. Aişe: “Ya Resulallah! Senin ö sözünden ötürü gerçekten büyük bir sıkıntı ve dehşet aldım.” dedi. Resulullah:

“O söylediklerim doğrudur. Çünkü Allah kadınları cennete koyduğu zaman onları (yaşlı olarak değil) genç kızlar haline çevirir, buyurdu.”

( Hadis-i Şerif , Taberanî, Evsat, 5/357)

Bu hadisin yorumu ise, biz dünlerin cennetiyiz,yarinlarda bizlerin cenneti tezimize uygun, her yeni dogan fatma, hatice, ali, cocuk dogup, sonra genc kiz ve delikanli olmakda, onlarin dogdugu yer, doguranlarin cenneti olmakda ise, bu hadis de de böyle bir hal olabilir.

ve yine Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Cennet halkı kıyamet günü Âdem’in suretinde, otuz üç yaşında, karagözlü bir sima hâlinde haşr edilirler. Sonra cennette bulunan bir ağacın yanına götürülürler ve ondan elbise giyinirler, artık ne elbiseleri eskir ve ne de gençlikleri kaybolur.”

( Hadis-i Şerif ,Kenzu’l-Ummal, H. No: 39383)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“(Ruh üflenmiş) bir düşükten bir pirifâniye kadar (cennetlik olan) her kes otuz üç yaşında, Âdem’in suretinde, Yusuf’un güzelliğinde, Eyyub’un ahlakında bıyıklı, bedenleri kılsız ve karagözlü bir simayla haşr edilirler.”(Bu günün genclerinin sixpack görünmek için gögüs killarini felan aldirmalari temsili olabilir)

( Hadis-i Şerif , H. No: 39384)

zaten sen o günlere ersen artik ölmeyeceksin ey Amerikali Vaiz Teyze, ancak bugünlerde ölüm var, ve genclikde bir SIR, öyle olunca, niye musanin cep telefonu yokdu diye, musa rabbina itirazmi etsin gidipde, muhamed niye benim ferrarim yokduda, mehdinin vaktinde ferrari , porshce arablar var ucaklar var diye şikayetmi etsin, zaman ve insanligin gelişmesi ve dünyanin imari bir sürec ve zaman istiyor.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Alametlerin birbiri arkasından gelmesi, aynı ipte dizili incilerin peş peşe dökülmesi gibidir.”

( Hadis-i Şerif , İbni Hibban Sahih 1883, Mecmau’z-Zevaid 7/331, Taberani Mucemu’l-Evsat, Albani Sahihu’l-Cami 3227)

işde yeni alametler, birbir boncuklarin dökülmesi gibi hizla takip ediyor, belki o günlere biz bile erişiriz, yani öyle olunce seni yaratan, seni var ederken, beslerken büyütürken iyide, verdigini geri isteyincemi kötü oldu, evet bizler dünyadayiz, ve mesela evin vardir, kiraya verirsin, ve sonra evin lazim olur, yada daha iyi kira veren biri gelmiştir, eski kiraciya cik deyince, senden kötü ev sahibi olmaz, sen en kötü insansindir artik onu için, yine birine borc para veririsin, ve zaman gecer gelmez, ve seninde paraya ihtiyacin olur, ve geri isteyince parani, senden kötü kimse olmaz, Allah da verdiği cani geri isteyince, bazilarinin aklinda ve fikrinde ondan kötü kimse yokdur, ki o geri alirda seni başka bir yerde başka bir memlekette ve zamanda, yeni bir cocuk, taze, teri taze cocuk olarak yeniden dünyaya getirir, halbuki sen, o eski kaportan olan bedneninde kalsan, yaşamak daha zor olcak, cünkü gencligin sirri cözülmedi, ve Allah insanliga bunun için yardım edip, onu öldürüpde yeniden dogurtuyor ve, öyle ounca, sen yeni ve ahir zamanda, bir başka bedene cikmak durumundasin, belki eskisini hatirliyorsun, belki hatirlamiyorsun, amma bir gün gencligin sirrida cözülcek, bir gün ölümün sirrida cözülcek, işde o günlerde, Allah artik insanlari öldürmeyecek, ve vaiz teyze Allahin kasdi belkide 11 milyonu öldürmek falan degil, amma mesela bir cocuk, oynamak için oyuncaklarini cikarip, oynar oynar sonundan bikar, yemek yemesi lazim, uyumasi lazim, ve o uyuyunca belki annesi oyuncaklarini toplar, ve kutuya koyar, yarin başka gün, ve yine oynamak isterse, kutundan yine cikarip oynar, öyle olunca hayat oyuncaklarla oynamak gibi, artik bikinca, bu dünyadan göc olunuyur, öyle olunca eger insan her eski hayatini hatirlasa idi, bikardi yorulurdu belkide degilmi, cocuk bazi oyuncaklardan bikar, ve oynamak istemez, ve onlar kutunun en dibinde kalir, onlarla oynamaz artik, yeni oyuncaklar ister degilmi, Allah da yeni bedenler ve ve yeni yerler ve yeni buluşlar ile, insanoglunu teri tapteze tutmakda, zaten Allah kulllarini cok sever, diyor ki muhammed :

Kudsî hadiste şöyle bildiriliyor:

– Rabbimiz kulunun işlediği amelleri içinde en çok tövbesini sever.

– Neden?

– Çünkü tövbe eden kul cehennemden kurtulur da ondan. Rabbimiz de kulunu cehennemden kurtaran ameli çok sever. Hatta bir ana, yavrusunu ateşe atmayı nasıl istemezse, Rabbimiz de kulunu cehenneme atmayı ondan çok daha fazla istemez.

Nitekim bir defasında ashabdan biri bir çocukluk hatırasını anlatırken demişti ki:

– Çalılıkta dolaşırken, bulduğum bir kuş yuvasından yavruları alıp koynuma koymuştum. Tam bu sırada yavrunun anası başımda dolaşmaya başladı, acıdım, yavruları bırakmak için ihramımı açmaya çalıştığım sırada kuş hemen koynumdaki yavrusunun yanına daldı, kanatlarını yavruları üzerine gerip kollamaya başladı.

Efendimiz (asm)'in buna sorusu şöyle oldu:

– Bu annenin yavrusuna bu kadar acıması sizi hayrete mi düşürdü?

Efendimiz (sav) şunu ilave etti:

– Hiç şüpheniz olmasın, Allah (cc)'ın kullarına acıması, bu annenin acımasından (kıyas kabul etmeyecek derecede) fazladır.

Bir defasında kadının biri çocuğunu kaybetmiş, deli gibi bir oraya bir buraya koşuyor, yavrusunu arıyor, bulduğu yabancı çocukları da bağrına basıp hemen oracıkta emdiriyordu.

Kadının bu heyecanını gören Efendimiz (asm) yanındakilere sordu:

– Böylesine şefkatli şu kadın hiç yavrusunu ateşe atar mı?

– Atmaz, dediler.

Efendimiz (asm) de tasdik etti;

– Ben de öyle biliyorum, atmaz, dedikten sonra buyurdu ki:

– İşte Allah (cc) da bu kadından çok fazla merhametlidir. Kullarını ateşe atmaz, onlar kendilerini ateşlik amelin içine atmadıkça!

Evet, evet. Allah (cc) kullarını ateşe atmaz, kullar kendilerini ateşlik işin içine atmadıkça!

Bir yolculuktan dönülüyordu. Mola verilmiş, bir kadın da ateş yakarak hazırlık yapmaya başlamıştı. Ateşin alevleri yükselince kadın koşuşturan çocuğunun ateşe düşmesinden korktuğu için hemen onu bağrına bastı ve ateşe düşmesi halindeki dehşeti de tasavvur ederek buna gönlünün dayanamayacağını hayal edip orada bulunan Efendimiz (asm)'e dönerek sordu:

– Sen Allah (cc)'ın peygamberisin değil mi? Efendimiz (asm) de

– Hiç şüphen olmasın, buyurdu.

Bunun üzerine kadın şöyle dedi:

– Allah (cc)'ın kullarına merhameti bir ananın yavrusuna olan merhametinden daha çok değil mi?

Efendimiz (asm):

– Hiç şüphen olmasın öyledir, buyurunca kadın:

– Öyle ise bir ana yavrusunu ateşe atmaz, diye sızlandı.

Efendimiz (asm)'in gözleri yaşardı da buyurdu ki:

– Yüce Allah (cc) ancak kendisine isyan edenleri ateşe atar. Müstahak olmayanları asla!..

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 28 Nisan 2018 Vaazi Cumartesi

Original Kar©glan

Bu konuyu yazdır

RasitTunca-4 Hz. Ademi Halife eyledi ibrahimi halil eyledi onun ümmetini.. Karoglan Makalesi
Yazar: RasitTunca - 02-22-2020, 11:42 PM - Forum: Başağaçlı Raşit Hocanın Makaleleri - Yorum Yok



Hz. Ademi Halife eyledi ibrahimi halil eyledi onun ümmetini bu dinin bekcisi olan hanif eyledi, sonra muhammedi rasul eyledi, ona tabi olanlarida ümmet eyledi, ve parca ve bütün ilişkisi Bir Karoglan Makalesi


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَمَنْ أَحْسَنُ دِينًا مِّمَّنْ أَسْلَمَ وَجْهَهُ لله وَهُوَ مُحْسِنٌ واتَّبَعَ مِلَّةَ إِبْرَاهِيمَ حَنِيفًا وَاتَّخَذَ اللّهُ إِبْرَاهِيمَ خَلِيلاً

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve men ahsenu dînen mimmen esleme vechehu lillâhi ve huve muhsinun vettebea millete ibrâhîme hanîfâ(hanîfen). Vettehazallâhu ibrâhîme halîlâ

Meali :

Kimin dini, iyilik yaparak kendini Allah’a teslim eden ve hakka yönelen İbrahim’in dinine tabi olan kimsenin dininden daha güzeldir? Allah, İbrahim’in ümmetini hanif İbrahim’i de onlara Halil eyledi.

Sadakallahul Aziym NİSA Suresi 125. ayet

yani öyle olunca Hz. ibrahimin dini, bizimde hanif dinimiz demekdir, peki biz hanif ne demek diye nasil acikladik, yani Hanif bekci veya korucu ve koruyucu demek demişdik
yani ibrahimin dinini kimler koruyabilir, tabiki ona inen yasaklari yapmayan, sevaplarida yapan kullar, onun dininin koruyuculari ve hanifleri demek olur, halil demek ise hulul etmek demek, ve dedikki muhamed ümmeti için, muhammedin dünyaya dagilmiş olan parcalari olan eti kani cani, yani ümmetinde dagilmis parcalari demek dedik,  yani birisi onun misavak tutuşunda kabul olmuş ameli olmuş artik o hep öyle misavak ve firca tutuyor, yine birisi yün takke giymesi olmuş,.... Hz. ibrahim için ise millet kavrami var kuranda, ümmet degil, yani bir büyük boy.
Yani mesela gezegenlerimiz ve güneş bir sistem, güneş sistemimizin üstünde  ise galaksimiz var, güneşimiz ise galaksideki  bir ana yildiza tabi olarak, galaksi icinde bir harekete sahip yani, yine o galaksi bir nebule icinde belki, yani yine başka bir misal ile tirnak parmaga bagli, parmak ele bagli, el kola bagli gibi, yani öyle olunca muhmmed ümmeti, ibrahim milletinden kasit da budur, ibrahimin icinde, biz sanki galaksinin icndeki güneş sistemiyiz demekdir gibi, öyle olunca, halillik ise hulul eden  demek, Allah hulul etmez diyenlere kapi gibi ayet, ve diyorki ibrahimi milletine halil eyledi, yani dost eyledi, veya ibrahim milletinin gözünde hulul etti, ve Allah yeryüzünde Adem ile hulul eyledi ve yeryüzünde gezdi ve yeryüzünü inşa  ve imar etti, amma ibrahim vaktinde, ibrahim ile hulul eyledi, adem ile halife eyledi, ibrahim ile hulul eyledi ve muhmmed ile et ve kan eyledi, yani bedenin parcaciklari gibi, hücre, et ,kan, kemik, böbrek, dalak gibi, işde Hz. Ademi Halife eyledi ibrahimi halil eyledi onun ümmetini bu dinin bekcisi olan hanif eyledi, sonra muhammedi rasul eyledi, ona tabi olanlarida ümmet eyledi, ve parca ve bütün ilişkisi sadece yani.


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 28 Nisan 2018 Vaazi Cumartesi

Original Kar©glan

Bu konuyu yazdır

RasitTunca-4 Kötü Ahlak ile Güzel Ahlak Meselesinde Çok Zikretmenin Faydası - Bir Karoglan Makales
Yazar: RasitTunca - 02-22-2020, 11:30 PM - Forum: Başağaçlı Raşit Hocanın Makaleleri - Yorum Yok



Kötü Ahlak ile Güzel Ahlak Meselesinde Çok Zikretmenin Faydası - Bir Karoglan Makalesi

insandaki azalarin iki tanesinin bekcisi var, yani agiz ve gözlerin bekcisi var, gözünü yumunca görmezsin, ve agzini kapatinca söylemezsin, bu iki aza ile günaha girmek veya girmemek hakkini, allah bize birakmiş, ve deneme yapiyor, harama bakacakmi? bakmayacakmi, bakabilirde bakmyabilir de, yine kötü söz söyliyecekmi? söylemeyecek mi, yani dilini tuttun mu yine söylemezsin, ve agzini yumdunmu söylemezsin, bunda bir nevi, hatta külli irade sende, amma kulak öyle degil, kulaga bütün sesler gelir, fakat sen ellerinle kulaklarinida tikayabilirsin bütün seslere, yada sen ancak duymak istemezsen, oradan uzaklaşman lazim, yani ayaklarina emredersin haydi buradan gidelim dersin.
Peygamberimiz vaktinde, herşeyi bilen, bir kahin çocuk türedi, ve Hz. Muhammed, Ali, ömer ve Ebu Bekir ile ona gitti, bir kac soru sordu, bildi cocuk, aklindan bir sure tuttu, sordu : aklimdan ne tuttum dedi, cocuk tam cevap verecekdi, peygamberimiz "dur dur" dedi burayi şeytanlar basti, haydi gidelim ömer dedi [2]
yani eger ortamda şeytanlar varsa, ayaklarina dersinki burayi şeytanlar basti, haydi gidelim ayaklarim dersin, senin ayaklarin elbet seni ordan uzaklaştiracakdir, yani öyle olunca, yine irade bizde, günah işlemek yada işlememek, yani yine elin senin kumandanda, yanliş birşeyi calabilirsin yada calmaya bilirisin, brini elinle dövebilirsin dövmeye bilirsin, elinin kumandasi sende degilmi, yani iradeyi rabbbim bize vermiş, sen eline söz geciremiyormusun? yani
Kleptomani Nedir ?
İhtiyacı olmadığı, hemen kullanmayacağı halde ve maddi değeri nedeniyle satma düşüncesi olmadan bir takım nesneleri izinsiz olarak alarak, onlara sahip olma şeklinde bir dürtü kontrol bozukluğudur.
Nedeni ?
Kişinin aslında o malı satın alabilecek yeterli maddi birikime sahip olduğu, ancak buna rağmen bu davranışı gerçekleştirdiği gözlenmiştir. Bu davranış daha önceden düşünülmemiş ve planlanmamış olup, aniden gerçekleştirilir. Bu davranış birinden intikam alma amacıyla yapılmamıştır. Birey bu davranışın yanlış ve uygunsuz olduğunun bilincindedir. Kişiler bu davranışı gerçekleştirmek için başkalarından yardım istemezler.
Rahatsızlığın çocukluk yaşlarında başladığı belirlenmiştir. Kişi bu davranışı gerçekleştirmeden önce, yoğun bir gerilim hisseder. Bu davranış akabinde, mutluluk, rahatlama ve büyüklük hissi içine girmektedir.
Rahatsızlık hakkında yapılan çalışmaların azlığı ve bu durumların kişiler tarafından gizlenmesi ve bu durumu gerçekleştiren kişilerin sağlık hizmetlerinden çok, adli makamlara sevk edilmeleri nedeniyle gerçek sıklığı tam olarak bilinemese de bin kişide altı kişide rastlandığı saptanmıştır. Yakalanan dükkan hırsızlarının % 5-25 inde saptanmıştır.[3]
Yani eline söz gecirmekde senin elinde, ancak mesele calmak hastaligi, yapa yapa, sende bu dürtü halini aldiysa, yani ahlak ve meleke halini aldiysa, artik ondan kurtulmak zor, yine icmek, sigara olsun , alkol olsun, ilk başta senin elinde, amma sen bunu yapa yapa dürtü haline döndürdün ve alkolik oldunsa, artik o sende meleke oldu demekdir, artik ondan kurtulamazsin
Yine iyi ve güzel ahlaklarda böyledir, yine zikirde böyledir, sen Allah i zikrederekden, işte Allahi hatirlamak ile, sende bu kötü ahlaklarin dürtü halini almasinin önüne gecersin. cünkü zikireden kalp, Allah iledir, ve Allahin oldugu yerde şeytan barinamaz, ve öyle olunca, Allah i zikirederek, şeytanin sana o kötü ahlaklari, vesvese vererek empoze edip seni hasta etmesinin, onlarin sende alkolik yada sapik halini almasinin önüne gecmiş olursun, cünkü Rabbimiz

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلَا تَكُونُوا كَالَّذِينَ نَسُوا اللَّهَ فَأَنسَاهُمْ أَنفُسَهُمْ أُوْلَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve lâ tekûnû kellezîne nesûllâhe fe ensâhum enfusehum, ulâike humul fâsikûn

Meali :

Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da kendilerine kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar fasık kimselerin ta kendileridir.

Sadakallahul Aziym HAŞR-19 ayet

Eşrefoğlu Rumî Hazretleri Müzekkin Nüfus kitabında "Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır." Sözü işte burda devrede, sen, nefsine ve şeytanin verdiği vesveslere uyarsan, bir gün seni alkolik yapar, diger gün kumarbaz, ve helakini, kendi elinle diline meydana getirirsin, şeytan burda nerde? işde o sana icinden bir dürtü olarak gelir, ve seni fistekleri ile kandirir, ve bir gün büyücü olursun, diger gün zinakar, diger gün,.... yani

Adem (as)’ı cennette kandıran, günahkar eden ve Allah (cc)’a asi eden şeytandır. Adem (as) sonunda tevbe etti de affoldu. Ulul Azim Peygamber olan İbrahim (as) önde, İsmail (as) arkada giderken ikisinin arasına girip, baban seni boğazlamaya götürüyor. Babana asi gel, gitme diye aralarını açmaya çalışan bu şeytan, Peygamberimiz (sav) Ashâba namaz kıldırırken kara koyun suretinde şeytanın aranızda dolaştığını görüyorum. Safları sık tutun şeytan aranızda dolaşmasın. Peygamberimiz (sav)’in camisinde onun Ashâbının arasında dolaşan şeytan:
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Şeytan insanın kan damarlarında dolaşır. Oruç ile onun yollarını daraltın"

( Hadis-i Şerif , Buhari, Ahkam, 31)

insanların damarlarının içinde gezmek için, Allah (cc)’dan müsaade alan yine bu şeytandır. Bu şeytan bizlere neler yapmaz. Kur’ân-ı Kerim’de:

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّ الْمُنَافِقِينَ يُخَادِعُونَ اللّهَ وَهُوَ خَادِعُهُمْ وَإِذَا قَامُواْ إِلَى الصَّلاَةِ قَامُواْ كُسَالَى يُرَآؤُونَ النَّاسَ وَلاَ يَذْكُرُونَ اللّهَ إِلاَّ قَلِيلاً

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İnnel munâfikîne yuhâdiûnallahe ve huve hâdiuhum, ve izâ kâmû ilâs salâti kâmû kusâlâ yurâunen nâse ve lâ yezkurûnallâhe illâ kalîlâ

Meali :

Münafıklar, Allah’ı aldatmaya çalışırlar. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah’ı pek az anarlar Ve Allah'ı pek az zikrederler.

Sadakallahul Aziym NİSÂ Suresi 142. ayet

“Vela yezkurunallahe illa galiyla…ila ahir.”

Münafıklar Allah’ı zikretmez değil, illa az zikrederler.

Çok zikretmeyen münafıklıktan kurtulamıyor. Münafıklıktan kurtulamayınca nasıl şeytan müdahale etmesin. İşte şeytan vesvese ve evham ile karıştırıyor. Kur’an okurken, her işimizin başında Euzu Besmele çekiyoruz.

Manâsı: Euzu, sığınırım. Billahi, Allah’a sığınırım. Mineşşeytanirraciym, Allah’ın dergahından kovulmuş olan şeytandan Allah’a sığınırım.

Şeytan bir şey yapamayacaksa bu sığınma neden?
Her sığınan kurtulamaz. Peygamberimiz (sav) zamanında münafıklar hem namaz kılar, hem Kur’an okur, hem Euzu besmele çekerlerdi. O Euzu besmele o sığınma kendini kurtaramıyor, kurtarsa münafık olmazdı.
Hadîs-i Şerîf:

“Men arefe nefsehu fegad arefe rabbehu”
Manâ’sı: Her kim nefsini bildi ise rabbısını bildi.
Nefsini bilme nasıl olur?
Şeytan nefisle birleşip kendini yanılttığını, aldatıldığını bilirse nefsini bildi. Nefsin hilesinin kendini aldattığını bildi. Bunu bilen de Rabbısını bildi. Anlaşılıyor ki, nefsinin, şeytanın kendini aldattığını bilen Rabbısını o zaman bildi. “Beni nefis, şeytan aldatamıyor diye kendine güvenen, aldatıldığını bilemeyen Rabbısını bilemez. Rabbısını bilemeyeninde Şeyhi şeytan olur.[4]

Ve biz Raşidi Tarikati mensublari Günde en az 100 defa istiaze ile yani

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Zikiri ile 100 defa Allaha siginiriz, kimden o azili veseves dürtükleyici şeytan dan, istiaze bunun için önemlidir, işde gece olunca, orada gündüz yokdur artik, yani gündüz oluncada, gece yokdur. Tabi gölgede ve işiksiz kalan kücük bölgeler olabilir, yine gecedede yildizlarin ve aylarin lambalarin aydinlattigi kadar aydinlik olabilir, amma gece gecedir, gündüzde gündüz, öyle olunca, sen Allahi anip zikredip, Allahla olunca Allah dan gafil olmadikca, şeytan senin kulagina kalbine vesves verip, yanliş ve günah işletemez, sen ne zaman rahatladin ve Allahi unuttun, gafil oldun, o hemen yanina gelir, ve sana fisteklemeye başlar, eger sen bir şeyh yada salih kimseyi hatirlarsan, onlardaki hal sende de, ayna neron sistemi ile, sende de, o Allahla olma , allahi zikretme hali meydana gelir, ve onlar Allahla olduklari için, sende Allah la olursun, onlari görünce allah hatra gelir bunun için önemlidir, Allahi hatirlayinca, ve Alllahin oldugu yerde, şeytan barinmaz, melek varsa, yine şeytan yokdur, yok şeytan ve karanlik galipse, ordada melek durmaz, yani öyle olunca, işde ya şeyhin seni dürtükleyip yöneten şeytanindir, yada seni dogru yola ileten bir veli kul, yada peygamber, salih bir kimse, yada Allah dan gafil olmamandir, bu Allahdan gafil olmama raddesine ulaşmak cok zordur, pazarda gezerken dahi Allahla beraber olma sanati, cok büyük faziletli bir deger, amma ona ulaşmak zor, etrafa bakarken kendini kaybettin, ve yanina bir pazar şeytani sokuluverir, yani öyle olunca, daimi zikiri kazanmak için, cooookca Allahi zikretmek lazimdir, tabiki bu zikir sadece dilden zikir olmamali, zikrederken Allahi davet ettigini bilmeli, ve Allah gelincede şeytanin ordan gittiignide bilmeli, yani zaten bizim zikirimizin başindaki istiazeyi cekince belli olur, eger yaninda bir şeytan ve hizbi varsa, ve hatta damarlarinda geziyor ise, o zikir, istiazeyi cekince, seni esnetir ve vücudundan cikip kacmak durumunda kalir, esnedinse onu cekince, bilki damarlarinda geziyormuş o an, ve sen istiazeyi cekince, işde cikdi ve kacdi demek olur bu, ve ardina 100 nromal istiaze ve besmele daha, artik unuttugumuz anlarimizda da besmele cekmiş olmak için 100 istiazeli besmele ne güzel degilmi.

Nitekim hastalik bile, şeytanin azabli dokunmsi olarak yer alir kuranda, Hz Eyub dedi ki

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَاذْكُرْ عَبْدَنَا أَيُّوبَ إِذْ نَادَى رَبَّهُ أَنِّي مَسَّنِيَ الشَّيْطَانُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Vezkur abdenâ eyyûb(eyyûbe), iz nâdâ rabbehû ennî messeniyeş şeytânu bi nusbin ve azâb

Meali :

(Ey Muhammed!) Kulumuz Eyyûb’u da an. Hani o, Rabbine, “Şeytan bana bir yorgunluk dert ve azap dokundurdu” diye seslenmişti.

Sadakallahul Aziym SAD Suresi 41. ayet

ve burada şeytanin bir nevi, mikrop türünden birisi oldugunu anliyoruz, cünkü yorgunluk hormonu salgilanmasi bir hormon, ve o damarlarda, yada vücudun icine salgilanir, yani yorgunluk hormonu denen şey, işde eyyubun kuranda andigi, ve ondan Allah sigindigi bu "bi nusbin ve azâb" dedigi şey yani, ve onun icinde başka bir surede de rabbimize ondan, şöyle sigindigi yer aliyor.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَقُل رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve kul rabbi eûzu bike min hemezâtiş şeyâtîn, Ve eûzu bike rabbi en yahdurûn.

Meali :

De ki: “Ey Rabbim! Şeytanların vesveselerinden ve dürtüklemelerinden sana sığınırım. Ey Rabbim! Onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım.”

(Sadakallahul Aziym MU'MİNÛN Suresi 97 ve 98. ayet)

Ve biz Raşidi Tarikati mensublari, Günde en az 1 defa, ve en fazla 10 defa zikirederiz bu duayida, amma bu demek degildir sadece ona defa zikredecgiz, düşmanin onu kuşattigini veya ona yaklaştigini bilen kimse, silahi ve mermisi varsa, ona ateş acip, onu vurmak istemezmi, onu kendisinden uzaklaştirmak istemezmi, o halde baktinizki, o ve hizbi yaklaşti, cokca bu zikiri zikredin, ve rabbimize siginin, istiaze edin.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ إِنِّي لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ وَلَا تَجْعَلُوا مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ إِنِّي لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Fe firrû ilâllâh(ilâllâhi), innî lekum minhu nezîrun mubîn.Ve lâ tec’alû meallâhi ilâhen âhar(âhara), innî lekum minhu nezîrun mubîn.

Meali :

Öyleyse Allah’a firar edin (kaçın ve sığının). Muhakkak ki ben(Allahu Teala), sizin için O’ndan (şeytan ve hizbinden) kurtulmaniz için bir bekci ve bir nezirim. Ve Allah ile beraber başka ilâhlara sığımayın. Muhakkak ki ben, sizin için O’ndan (şeytan ve hizbinden) kurtulmaniz için bir bekci ve nezir olarak yeterim.

Sadakallahul Aziym ZARİYAT Suresi50 ve 51. ayet

yani ondan (şeytan ve hizbinden), Allah dogru kacmak lazimdir, bu da ona istiaze ile ve zikir ve fikir ile siginmak ile olur. yani kalbinizin nur lambasini yakmak ile olur,

Sadakallahul Aziym ENFÂL Suresi 34. ayetten pasaj

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِن تَنصُرُوا اللَّهَ يَنصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yâ eyyuhâllezîne âmenû in tensurûllâhe yansurkum ve yusebbit akdâmekum.

Meali :

Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz (emrini tutar, dinini uygularsanız), O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır.

Sadakallahul Aziym MUHAMMED Suresi 7. ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

لَهُ مُعَقِّبَاتٌ مِّن بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِ يَحْفَظُونَهُ مِنْ أَمْرِ اللّهِ إِنَّ اللّهَ لاَ يُغَيِّرُ مَا بِقَوْمٍ حَتَّى يُغَيِّرُواْ مَا بِأَنْفُسِهِمْ وَإِذَا أَرَادَ اللّهُ بِقَوْمٍ سُوءًا فَلاَ مَرَدَّ لَهُ وَمَا لَهُم مِّن دُونِهِ مِن وَالٍ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Lehu muakkibâtun min beyni yedeyhi ve min halfihî yahfezûnehu min emrillâh(emrillâhi), innallâhe lâ yugayyiru mâ bi kavmin hattâ yugayyirû mâ bi enfusihim, ve izâ erâdallâhu bi kavmin sûen fe lâ meredde lehu, ve mâ lehum min dûnihî min vâl

Meali :

İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. Allah’ın emriyle onu korurlar. Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Allah, bir kavme kötülük diledi mi, artık o geri çevrilemez. Onlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur.

Sadakallahul Aziym RA'D Suresi 11. ayet


Rabbim Zülcelal ve ikram hazretleri, bizi ve müntesiblerimizi, ve ehli beytimizi, cookca rabbimizi zikrederekden, ondan gafil düşmeyen, daimi zikir ehli zümresine ilhak eylesin, ve O nu ve meleklerini, peygamberlerini, ve salih kullarini, ve onlar görülünce allah akla gelen velilerini, ve dostlarini unutupda, O nunda kendilerini unutturdugu, sonrada onlar için azabi müstehak gördügü, gafil kimselerden olmakdan, muhafaza eyleyip, emaninda ve emniyetinde tutsun bizleri. amin.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِن تُبْدُواْ خَيْرًا أَوْ تُخْفُوهُ أَوْ تَعْفُواْ عَن سُوَءٍ فَإِنَّ اللّهَ كَانَ عَفُوًّا قَدِيرًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

İn tubdû hayran ev tuhfûhu ev ta’fû an sûin fe innallâhe kâne afuvven kadîrâ.

Meali :

Bir hayr ve kulluk veya bir günah ve kötülük yaparak, ya siz affedilcek bir duruma düşersiniz, yada siz birilerini affedip bağışlarsınız, ki muhakkak ki Allah da çok affedicidir, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

Sadakallahul Aziym NİSA Suresi 149. ayet

------------------
DiPNOTLAR :
[1] sorularlaislamiyet com-allahin-veli-kullari-gizliyse-muminler-nasil-evliya-olur
[2] Mustafa islamoglu
[3]saglikbilgisi com -hirsizlik-hastaligi-kleptomani
[4] kadiritarikati com-seyhi-olmayanin-seyhi-seytandir-sozune-itiraz-edenlere-devami


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 28 Nisan 2018 Vaazi Cumartesi

Original Kar©glan

Bu konuyu yazdır

RasitTunca-4 "e lâ innehu bi kulli şey’in muhît" - "O, her şeyi kuşatandır" Ne Demektir?
Yazar: RasitTunca - 02-22-2020, 10:59 PM - Forum: Başağaçlı Raşit Hocanın Makaleleri - Yorum Yok



"E lâ innehu bi kulli şey’in muhît" - "O, her şeyi kuşatandır" Ne Demektir? Bir Karoglan Raşit Tunca Makalesi

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

أَلَا إِنَّهُمْ فِي مِرْيَةٍ مِّن لِّقَاء رَبِّهِمْ أَلَا إِنَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ مُّحِيطٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

E lâ innehum fî miryetin min likâi rabbihim, e lâ innehu bi kulli şey’in muhît

Meali :

İyi bilin ki, onlar Rablerine kavuşma konusunda şüphe içindedirler. İyi bilin ki, O, her şeyi kuşatandır ihata edendir.

(Sadakallahul Aziym FUSSİLET Suresi 54. ayet)

Bunu şu misallerle anlatalim :

1.örnek : Bilgisayar ekrani, yada televizyonlarda bir sürü görüntü gösteriliyor, bu mesela : sanatci ahmet şarki söylerken, veya mühendis mehmet, mühendislik yaparken, yahutda, fatma teyze yemek yaparken ki görüntüleri, ve ordaki alet erdavat, veya dometes biber, yahut bir alim kuran okuyup vaaz ediyor, önünde kitaplar var, ve hepsi görüntü , ve bu görüntüler cok farkli farkli olmasina ragmen, aslinda görüntülerin hepsi, ayni parcalardan oluşuyor, cünkü, eski televizyon ekranlari, bircok noktacikdan, ışığın yanıp yanip sönerek, sinyal vermesi halinde, görüntü oluştuluyordu, yine şimdiki LCD lerde işte bu noktalarin ismine pixel deniyor, her bir pixel, ya kare halinde, yada yuvarlak nokta halinde, yine noktalardan oluşuyor, öyle olunca, ahmet amcayi gösterirkende, o noktalardan meydana geliyor, dometesi gösterirken de noktalardan oluşuyor, öyle olunca ahmet amcanin asli, bir adet veya binler adet noktadir, diyebiliriz degilmi? o noktanin cogalip, degişik şekillerde görünmesine, işde ekrandaki ahmet amca diyoruz.

2. örnek : Bir cocuk meydana gelirken, önce tek bir hücre idi, o hücre cogalip, bölüne, bölüne, binlerce, milyonlarca hücreye bölündü, ve o hücrelerin toplamindan, bir bebek meydana geldi, o bebek yine büyüdü delikanli oldu, yine ne ile, hücrelrin cogalmasi ile, ve sonra adam oldu, sonra dede oldu, sonrada öldü topraga geri döndü, yani ne oldu o zaman, o cocuk tek bir hücre idi yani bir nokta idi degilmi?

3. örnek : Hz Adem ilk yaratildi, ve ondan dogacak bütün insanlik ve cocuklarin ana maddesini ve yapisini oluşturacak sperm, hz Ademin icinde meydana geldi, ve o sperm, havaya girdi, ve cocuk oldu, ondan cikdi ,..bilmem ademin diger cocuklarina girdi, onlardanda cikdi, taaaaa sonra Hz. idris oldu, ondanda cikdi,... bu sefer nuh oldu,.... sonra hud oldu. sonra salih oldu.... musa oldu, isa oldu, muhammed oldu,.... sonra bizim mahalledeki fatma oldu, mehmet oldu fadime oldu degilmi, amma o tek bir insan Hz Adem idi, o bölündü ve, bir idi, binler oldu, aslinda adem veya insan tek idi, o yüzden hz adem demek, insan demek, ve ademin icinde hepimiz bütün halde idik, sonra doga doga dagildik, ve dönüşümüz ona ise, ademden geldik, ademe geri dönecegiz, insandan meydana geldik yine başka bir insana geri dönececgiz, yani işde nuh dogdu büyüdü peygamber oldu, sonra öldü topraga geri döndü, toprakdan bir daha cikdi, ve yine bir başka ademdeki cocuk oldu ve dogdu, öyle olunca adem ise toprakdandi ve

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ مِن سُلَالَةٍ مِّن طِينٍ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve lekad halaknâl insâne min sulâletin min tîn

Meali :

Andolsun ki biz insanı, balçık çamurdan (süzüp çıkarılmış nemli organik ve inorganik toprağın) özünden yarattık.

(Sadakallahul Aziym MU'MİNÛN Suresi 12. ayet)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَمَا لِي لاَ أَعْبُدُ الَّذِي فَطَرَنِي وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve mâ liye lâ a’budullezî fataranî ve ileyhi turceûn

Meali :

Bana ne olmuş ki, beni yaratana ibadet ve kulluk etmeyecekmişim. Halbuki hepiniz O’na döndürüleceksiniz.

(Sadakallahul Aziym YASİN Suresi 22. ayet)

o zaman, O Allah ise, o zaman toprakda Allah mi demek cünkü "e lâ innehu bi kulli şey’in muhît", yani Cünkü "O, her şeyi kuşatandır ihata edendir kaplayandir."

öyleyse toprakdada Allah var, toprak ise elementlerden, minarellerden oluşuyor, ve toprakdaki element ve minareller ise, bitikler veya sular ile bedenimize giriyor, ve bizi ve neslimizi oluşturuyor, öyleyse Hz Adem gibi, toprakda bütün olan, ve bizler onun parcalariyiz, insan toprakdir demek yanliş olmaz, ve elementler ise atomlardan ve atom alti parcalardan oluşuyor, yani öyle olunca, atom demek ise, kücük noktalardan oluşuyor demek, ve öyle ise, insan atomdur demek yanliş olmaz, güneşler, aylar feleklerde bu atom parcaciklarindan oluşuyorsa, heryeri atomlar kuşatmiş demek olmazmi, peki atom ne, Allah mi, yani Allah atomlar ve atom alti parcaciklarla, yine her yeri kuşatandır, ihata edendir kaplayandir. o zaman "Allah bize şah damarimizdan bile dah yakindir" kelami hak sözdür. ve bizim özümüz zaten Allah parcaciklarindan oluşuyorn yokki ondan başka bir nesne bir şey "la mevcuda ila hu" Tasavufdaki "ondan başka bir varlik ve mevcudat yok." sözüde hak o zaman. Bütün, parcalardan oluşur, veya parcalar bütünü oluşturur hikmeti ile bütüne varim, veya bütünden gelim, "Toprakdan geldik, topraga geri dönecegiz" veya "Allah dan geldik yine Allah a geri dönecegiz" yine atomlarmiza elementlerimize ayrilip, döndürelecegiz demek olmazmi bu?

4. örnek :yine sayilar, mesala 1, vahid ve tek ve bütün olan, ve mesala 10 ise, 10 tane birin, bir araya gelmesinden oluşuyor, yine 100 demek, 100 tane bir demek, 8000 demek yine 8000 tane bir, bir araya geldi demek. bölsen birin katlari, carpsan birin katlari, cikarsanda birin katlari ve toplasam yine birin katlari, ve birde sifir var, o ne peki, varlik ve yokluk,hayat ve ölüm, biri sifir ile carparsan, bir sifir olur, yine 800 ü sifir ile carparsan, 800 de sifir olur, yine 100 000 i sifir ile carparsan, yine sifir olur," ya mümit" olan Allah sifirlayan Allah hikmeti, öldüren Allah, yok eden Allah, yine bir ve 1 vahid ve var eden, hayat veren, can veren Allah, vahidul kahhar olan Allah in , kendisini bize tanittigi birer misali, yani sifiri 1 ile topla etkisiz eleman, 1 ne artar, ne de eksilir, yani yine 10 dan sifir cikar, ne artar ne eksilir, yani etkisiz eleman, yani "Allah sameddir hikmeti", senin kulluk etmen namz kilman zikretmen, yada kurban kesmen, oruc tutman, yada kafirlik etmen , kötü ve günah işler ile meşgul olman, ona zarar vermez, senin yaptiklarin ondan birşey eksiltmez , senin yaptiklarin birşey O nda artirmaz, o Artmayan eksilmeyendir, yine sifira bir ekle 1 oldu, 10 ekle 10 oldu, eksi 10 ekle, eksi 10 oldu yani rahman ve rahimdir O. 10 lu rahman, yani Baba ve 10 lu tabanca veya eksi 10 lu rahim, Anne, artan dogup ve üreyip cogalabilen, amma bu kadin ve rahim olarak, amma bu erkek ve Rahman olarak.....

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 19 Şubat 2018 Pazartesi

Original Kar©glan

Bu konuyu yazdır

RasitTunca-4 "zikran kesîrân" "Allah’ı çokça zikredin" Ayetinin Sebebi Hikmeti
Yazar: RasitTunca - 02-22-2020, 10:51 PM - Forum: Başağaçlı Raşit Hocanın Makaleleri - Yorum Yok




"zikran kesîrân" "Allah’ı çokça zikredin" Ayetinin Sebebi Hikmeti - Bir Karoglan Raşit Tunca Makalesi


Bütün Hak Tarikatlar, Kemala giden, Kemaline Ermişlige Giden yolda, Yaptirdiklari Seyri Sülük yolculugunda, Sofi ve Müridlerini, Bu Yolda Zikir ve Rabita yolu ile terbiyet ederek, tekamül yolunu secmişler.
Peki Zikirin rolü nedir burada? ve zikirde önce "Allah" zikrini ele almiş, ve sonra baziliarida Letaiflerin Zikrini ele almişlar, ve mesala Nakşibendi Tarikatina intisab eden, yeni başlayan brine 5000 Allah zikiri cekeceksin günde diyor. peki Bu sistemde, Allah sağırmı, duymazmiki, bir insan, Allah a kendini duyurmak için 5000 kere "Allah" desin. Birak 5000 i, 100 bin "Allah" Zikri cekenler var günde, peki Allah sağırmı ki, duyuramiyorsun Allaha.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِ نَفْسُهُ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve lekad halaknâl insâne ve na’lemu mâ tuvesvisu bihî nefsuhu, ve nahnu akrabu ileyhi min hablil verîd

Meali :

Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. Çünkü biz, ona şah damarından daha yakınız.

(Sadakallahul Aziym KAF Suresi 16. ayet )

Halbuki Allah bize, şah damarimizdan daha yakin, o senin her nefesinden bile haberdar iken, peki nedir bu zulum, 5000 kere Allah demek, ben temsili misal : Ahmetten bir bardak su istiyecek olsam, Ahmet e Ahmet in isimini 5000 kere söyleyipdemi isterim suyu, yoksa bir seslendim duymadi, bir defa daha ona duyurcak kadar bagiririm, ve ona duyururum isterim, peki nerden cikdi bu 5000 Allah zikri? yada 50 000 veya 100 000 Allah zikri
peki bunlar safsatami, uydurukmu? yoksa alimlerece test edilmiş şeylermi?

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اذْكُرُوا اللَّهَ ذِكْرًا كَثِيرًا

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yâ eyyuhâllezîne âmenûzkurûllâhe zikran kesîrân.

Meali :

Ey iman edenler! Allah’ı çokça zikredin.

(Sadakallahul Aziym AHZAB Suresi 41. ayet)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

سَنُقْرِؤُكَ فَلَا تَنسَى إِلَّا مَا شَاء اللَّهُ إِنَّهُ يَعْلَمُ الْجَهْرَ وَمَا يَخْفَى وَنُيَسِّرُكَ لِلْيُسْرَى فَذَكِّرْ إِن نَّفَعَتِ الذِّكْرَى سَيَذَّكَّرُ مَن يَخْشَى وَيَتَجَنَّبُهَا الْأَشْقَى لَّذِي يَصْلَى النَّارَ الْكُبْرَى ثُمَّ لَا يَمُوتُ فِيهَا وَلَا يَحْيَى قَدْ أَفْلَحَ مَن تَزَكَّى وَذَكَرَ اسْمَ رَبِّهِ فَصَلَّى

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Se nukriuke fe lâ tensâ. İllâ mâ şâallâh(şâallâhu), innehu ya’lemul cehra ve mâ yahfâ. Ve nuyessiruke lil yusrâ. Fe zekkir in nefeatiz zikrâ. Se yezzekkeru men yahşâ. Ve yetecennebuhâl eşkâ. Ellezî yaslân nâral kubrâ. Summe lâ yemûtu fîhâ ve lâ yahyâ. Kad efleha men tezekkâ. Ve zekeresme rabbihî fe sallâ.

Meali :

(Kur’ân’ı) sana, Biz okutacağız, bundan sonra sen unutmayacaksın. Ancak (bu) Allah’ın dilediği şeydir. Muhakkak ki O, açık ve gizli olanı bilir. Ve kolay gelmesi için Biz (O’nu), sana kolaylaştıracağız.O halde, fayda verecek zikri zikret (zikri öğret, öğüt ver). Allah’a karşı huşû duyan kişi seninle birlikte zikir yapacaktır (ve Zakir olup tezekkür edecektir). Ve şâkî olan, ondan (zikirden) içtinap edecek (kaçınıp zikretmeyecektir). Ki o (şâkî), büyük ateşe atılacak. Sonra onun içinde (ateşte) ölmez ve de hayat bulmaz. Nefsini tezkiye eden kimse felâha (kurtuluşa) ermiştir. Ve (o nefsini tezkiye edecek olan kimse) Rabbinin İsmi’ni zikredip ve de namaz kılsın.

(Sadakallahul Aziym A'LA Suresi 6 dan 15. ayete kadar, 15 dahil)

öyleki gecen haftalarda anlattigimiz "Allah" Esmasinin Ebced Degeri, yani sayisal degeri, frekans degeri 66 dir. ve öyleki günde 5000 Allah cekmeye başlayan biri yeni acemi sofi 5000X66=330 000

MEGAHERTZ – DERECE – MEGAHERTZ ÇEVİRME

1 megahertz kaç derece eder? 359999971 derece/sn yapar.
1 derece kaç megahertz eder? 0.0000000027 mhz yapar.

MEGAHERTZ – HERTZ – MEGAHERTZ ÇEVİRME

1 megahertz kaç hertz eder? 1000000 hz yapar.
1 hertz kaç megahertz eder? 0.000001 mhz yapar.

ve 66 demek bir "Hertz" demekdir, yani kalbin bir birim frekensina Hertz diyoruz, Hertz Demek kalp frekansi demekdir, Kalbin bir Defa Allah demesidir. ve sen kalpden 5000 Allah dedin, 5000 Allah zikri ceken bir sofi 330 000 Hertz freknasindan yayin yapip, yayin aliyor demek olur, ve oda 0,3030 Megahertz eder,

Mesela Avusturya FM Radyosu Hitradio Ö3, " 88,3 Megahertz" den yayin yapiyor

yani öyle olunca, sen En basit hali ile, kainat ile iletişim haline gectiginde, ilk acemi amatör radyocu yayini ile 0,3030 megahertzden yayin alip veriyorsun, peki 100 000 Allah ceken bir kimse ise 100 000x66=6 600 000 Hertz yapar, onuda Megahertze cevirirsek
6 600 000/1 000 000 = 6,6 Megahertz eder yani o kimsenin kalbi artik 6,6 mehgahertzden yayin alip, yayin yapar, yani hangi melek grubu hangi frekansdan alip verir biliyormusun sen? bilmiyorsun, peki letaif zikri nedir, artik dahada yüksek zikir, mesala kalp ve ruh ve hafa ahfa vardir o baştaki ayette gecen hafi yani gizli denilen yer, yani hafa cakrasini caliştiran bir sofi, artik bu rakami 4 e katlamiş olur, yani 4x6,6=26,4 megahertzden yayin yapmaya ve almaya başlar, yani öyle olunca
zikirde sayi mühimdir, ve en kolay zikirin birimi 66 dir, ve bir hertzdir işde ve Allah in diger isimleri ve kurandaki diger zikir olan ayetlerin frekansi ise, onlar hep ayri bir frekans biriminden yayin alip yayin yapar.

Ve insan nefsin mertebelerinde kemal dercesini yükselttikce, bir üst melek grbunun frekans alanaina girer, ve oradan onlarin, o nun kemala ermsi için yardım niteligindeki ilhamlarini duymaya başlar, ve onlarin dogrultusunda hareket edip, duruma uygun tedbirini alip, ve yanliş yapmazsa, bir üst zikir grubuna yükselir, ve artik bir üst melek grubunun frekans araligina girmeye başlar, o zikre devam ettikcede, bir üst melek grubunun frekansindan duyar, ve onlar ile mülakat edebilir.
ve bazi esmalarin ebced degeri, sayisal frekans araligi

ya Rahman = 298 ya Kavîy= 116
ya Semi = 180 ya Müta’âlî= 551
ya Hakk=108 ya Kuddûs= 170
ya Bâtın= 62 ya Adl= 104
ya Rahîm= 258 ya Metin= 500
gibi her esmanin ebced degeri, yani frekans araligi farklidir, ve farkli bir melek grubuna taalluk eder. her esmanin ayri bir melek grubu oldugu gibi, birde nasil biz isim olarak esmalari dünyada, insanlara isim koymakda isek, aynen cinlerde, ayni esmalari isim olrak koymakdalar, ve öyle olunca mesala Abdurahman bizlerin koydugu isim oldugu gibi, ayni ismi cinlerde koydugu için, o esmanin frekans araligini girilnce, ayni frekans araliginda o cin taifeside yer almakda, öyle olunca bunlar sufli veya ulvi olabilir. işde insan o zikri cekdikce o frekans araligina girer, ve fakat o aralikda, o aralagi kullanan, korsan kullanan bu cinler ve şeytanlar taifeside vardir, öyle olunca, işde zikir cekdikce insan, ulvi ruhlarin, yani meleklerin sesini duymamaya başladigi gibi, o frekans üzerinden korsan yayin yapan şeytanlarida duymaya başlar, onlar ise seni dogru yoldan alip saptirmak üzere ayarlilardir. o yüzden adimlari cok dikkatle atmak gerekir yani. şeriatin zahirine uymayan her hal ve ilham ve ve his, ulvi bir ruhden geliyor olabilcegi gibi, sufli ve habis bir ruhdanda geliyor olabilir, burda devreye giren ise, bir zikirin 40 hassasi veya havasi olabilir, amma bunlar mesala bir cismin rengi, kokusu, boyu, eni , 2d hali , 3d hali, üsten perspektif, altan perspektif, aydinlkdaki hali, karanlikdaki hali, yaz mevsimi ve sicakdaki hali, kiş mevsimindeki ve sogukdaki hali gibi 40 hassasi olsa, sen bunlardan hangisini elde etmek için o zikre talipsin, o muhim, yani mesala insan ekmek firinina ya ekmek almak için, yada börek cörek almak için, yada ekmek yapmak için, yada satmak için,.. gidiyor olabilir, amma firina elektrik faturasi ödemek için gitmez degilmi, bu bir misal, yani eger sana o zikir araliginda gelen ilham işde böyle, o zikirin havasinin ve hassalarinin dişinda bir mucize ve keramete taalluk ediyorsa, bu yani 10 tl verip jaguar araba almak gibi birşeyse, o zaman bu sufli bir ruhun, seni saptirmak için kullandigi bir yem olabilir, ancak baligi ve fareyi avlamak için, en sevdgi lokma önüne yem olarak konulurki, cazip olup, onu almak yada yemek, ona cazip gelsin, ve sonunda kapana kisilip yakalansin, öldürelebilsin degilmi, işde sufli ruhlarda senin imani calip bedenine hükmetmek isterlerki, kendilerinin bir bedeni olmadigi için, senin bedenini istedikleri gibi kullabilmek için, önce senin bedenindeki senin hükmünü iptal etmeleri lazimdir, ve sen onlarin emrine harfiyyen uymaya başlayinca, sen sanirsinki ha elimden mucize meydana geldi, yada keremet meydana geldi, halbuki hepsi istidracdir, sufli habis ruhalrin oluşturdgu durumlardir, artik senin imanini caldiklari için onlar kendi menfeatleri dogrultusunda, senin bedenini kullanmakdalardir, yoksa senin bedeninden o haller zuhur etmez yani.

[Resim: Letaif-Merkezleri.JPG]

Her bir Letaifin merkezi, farkli yerdedir, ve o melek grubunun sesini duydugunda, yani Ruh Letaifini, nefsini kemala erdirmiş bir ruh duyabilir, yani cigerinin sesini duymaya başlamak ve öyleki, kötü ruh, iyi ruh kimdir bakinca hemen o kimseye malum oluverir, yani artik o insani cigerinden, akcigerinden tanimaya başlar, bir digeri mideden bilir, yani ne yiyor, ne iciyor helalmi harammi yiyor, nefsi levvame, o sadece temizler ve pisler, birde helaller haramlar ve şüphelileri ayirt edebilirse, artik midesinin sesini, mide meleklerininin sesisini duymaya başlar, işde midenin sesini duymak için, önce şeriata uyacak, ve sonra helale harama dikkat edecek, sonra temiz ve semiz şeyler yiyip icecek, ve sonra şüphelilerdende kacacak, ve namazina ve zikirinede devam edecek, ve frekans boyutu mide meleklerinin boyutuna ulaşinca, artik ona bakinca, veya tadinca, ne temiz, ne helal, ne haram, ne şüpheli ayirt edebilcek, bir organ verilir, yani hisleri ve bedeni onun bunlari hissetmeye başlar, ve haram girince bedene, namazlar, zikirler sekteye ugrar, ve eger dogrulari yapiyorsa, bir ileri yürür ve şüpheliler ise gaflet verir, ve bunu ayirt edebilcek bir insan olunca, işde midesi onunla konuşuyor demekdir, ve o zaman işde, o kötü bir iş yapinca, farkeder, bu kötü ve yanliş demeye başlar, ve vicdani calişir hale gelir, vicdanli bir insan olur......
yine mülhime nefse cikan artik dalaginin sesini duymaya başlar, dalak midenin komutanidir, midenin üstüne yapişikdir, neler kan olcak neler kan olmaycak ayirt eden organ, ve yani kan ise kara cigerde imal edilir, ve kara cigere gidecek yolculari tespit eden organ demekdir, yani ne ekşi, ne tatli bilen organ, ekşiler safra kesesine, tatlilar kara cigere gidecekdir, ve bu organin melekerinin sesini duyunca, artik insan ilhamlanmaya başlar, ve artik tatli insan, aydinlik insan, aydinlik ulvi ruh, veya karanlik ekşi sufli ruh, ve yiyecek ayirt edilir, ve onlarin vücutta yada kainatta gidecegi yer ve yol bellidir, ekşi ve karanlik olanlar, safraya oradanda bübrekler, ve oradanda ferc uzvuna incekdir, ve ciş olarak atilcakdir eger sufli ise, eger ulvi ise safra kesesinde karar kilcakdir. ve tatli olanlar ise, ya ulvi ise ciger, kara cigere gidecek, ve orada kan halini alacakdir, veya kötülerden ise, mideden alinip kalin barsaklar ve defi hacet olarak atilcakdir. ve karacigerin sesini marziye makamina cikanlar duyar, raziye makami ise safra kesesinin sesinim duymaya başlar, ve kainat, insan bedeninde derc olmuş ise, ayni yerde, yani kainatin o bölgesindede o melek grubu ikamet etmekdedir, yani hem yukarda aynisi var, hem icde aynisi var, nefsi safiye ise tezekki olan, temizlenen nefis, yani böbrekler, temizleyici olarak görev yapar, böbreklerin sesinide safiye makamina cikanlar ve arinan temizlenenler duyar, yani temiz müminler duyar.


Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

النظافة من الايمان

En-Nedzafetü minel iman.

Temizlik imandandır

( Hadis-i Şerif )

ve Böbrek Meleklerinin sesini duymaya başlayan bir mümin, temiz ve naif bir mümin olur, "SIR "cevherinin yükselmesi sonucu yani, "nefsi safiyeye" yükselen bir kimse bu sesleri frekans düzeyini işitebilir, ondanda sonrasi ise, "hafa" cevheri ve letaifi, yani o da karaciger meleklerinin sesi, artik ondan sonra kandaki hücrelerin sesini duyabilcek kivamdaki kimse, kim dost, kim düşman ayirt edebilen bir yapidaki kimseler. Kimler Allah askeri olacak ,kimler olmaycak ayirt edildigi nokta, ve diyorki yukardaki ayette, sana onu biz okutacagiz, ve ögretecigiz ki, artik bir daha unutmayacaksin, yani hafa meleklerinin sesini duymaya başlayan bir insan, artik duydugunu ögrendigini artik bir daha unutmayan insanlar olur unutsa bile ona hatirlatilr, yani extern festplattede hepsi kayitli, yani öyle olunca, hafa cevherini yani letaifini caliştirabilen bir sofi, artik levhi mahfuzdan, ana hafiza kartindan okumasini ögrenen sofi olur,

Ayeti kerimelerdeki Levhi mahfuz ise şöyle tenimlanir

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
Allah, dilediğini ortadan kaldırır ve bırakır. Kitabın anası O'nun Katındadır. (Ra'd Suresi, 39)
Şüphesiz o, Bizim Katımız'da olan Ana kitaptadır; çok yücedir, hüküm ve hikmet doludur. (Zuhruf Suresi, 4)
Doğrusu Biz, yerin onlardan ne eksilttiğini bilmişizdir. Katımız'da (bütün bunları) saklayıp-koruyan bir kitap vardır. (Kaf Suresi, 4)
Yeryüzünde olan ve sizin nefislerinizde meydana gelen herhangi bir musibet yoktur ki, Biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (yazılı) olmasın. Şüphesiz bu, Allah'a göre pek kolaydır. (Hadid Suresi, 22)
O (Kur'an), 'şerefli-üstün' sahifelerdedir. (Abese Suresi, 13)
Yüceltilmiş, tertemiz (mutahhar) kılınmış. (Abese Suresi, 14)
Katiplerin ellerinde. (Abese Suresi, 15)
(Ki onlar,) Üstün değerli, 'iyilik ve dürüstlük sembolü.' (Abese Suresi, 16)
Levh-i Mahfuz'dadır. (Buruc Suresi, 22)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

بَلْ هُوَ قُرْآنٌ مَّجِيدٌ فِي لَوْحٍ مَّحْفُوظٍ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Bel huve kur’ânun mecîdun. Fî levhın mahfûz.

Meali :

Hayır, O Kur’ân, Mecid’dir (yüce ve şerefli Kur’ân’dır). Kaybolmayan korunmuş iyi muhafaza edilen bir levhada(Festpalettede merkezî kompüter sisteminde kayıtlıdır) kayıtlıdır.

(Sadakallahul Aziym BURUC Suresi 20 ve 21. ayet)

artik herşey orada yazili, orayi okuyan artik bilgiye merkezden ulaşir, nefsi marziye yani Allahin razi oldugu kullar ve askerler, yani kan askerleri, hangi meyvayi yiyince, o meyva kan olcak mi, yahut hangisi olmayacak, onlarin karari artik cigerdedir, yani bir sofi Allah askeri yani, canini malini, ibadetlerini Allah rizasi için yapabilcek feda edebilcek kimsemi? degilmi ayirt edilir.



Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 11 Şubat 2018 Pazar

Original Kar©glan

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Unutkanlık Yapan Şeyler ve Hafızayı Kuvvetlendirme Bir Karoglan Raşit Tunca Makalesi
Yazar: RasitTunca - 02-22-2020, 10:36 PM - Forum: Başağaçlı Raşit Hocanın Makaleleri - Yorum Yok




Unutkanlık Yapan Şeyler ve Hafızayı Kuvvetlendirme  Bir Karoglan Raşit Tunca Makalesi


Unutkanlığın bir çok maddi ve manevi sebepleri vardır. İşte onlardan bazıları:

1-Yeşil havuç yemek
2-Ekşi ve ham elma yemek
3-Fare artığı yemek
4-Durgun suya bevletmek(işemek)
5-Yere bit atmak
6-İdam edilen kişiye bakmak
7-İki katar(birbirine bağlı olan iki deve ve yük taşıyan şeylerin )arasından geçmek
8-Evi bez ile süpürmek
9-Mezar taşlarını okumak
10-Uzun süre denize bakmak
11-Cünüp iken yemek içmek
12-Çok balık eti yemek
13-Karnı tıka basa doldumak
14-Çok bakla yemek
15- Geceleri Sakız çiğnemek
16-Siyah terlik giymek
17-Enseden hacamat yaptırmak
18-Küçük üzüntüler
19-Avret mahalline bakmak
20-Karşı cinsi düşünmek
21-kişinin ferce bakması
22-Ferc Uzvuna  bakmak (Yani Bugünkü deyim ile, Por no filim ve ero tik icerikli filim ve resimlere bakmak, veya kendisinin ve eşinin veya başkasinin cinsel organlarına, ve cinsel münasebetine bakmak seyretmek)
Rivayet olurki Hz. Ali efendimiz Akıl  ve ilmin Babasıdır, çünkü hiç ferç uzvuna bakmamıştır , hatta ne kendi ferç uzvuna nede başkalarınin ferç  uzvuna bakmamıştır. o yüzden Hafızası çok kuvvetlidir.
23-ikindiden sonra  ve gece ev süpürmek
24- Perşembe ikindiden sonra  Cuma  Günü öglenden sonraya kadar Ev süpürmek
25-Nakıs Vakitlerde (Kısa vakitlerde, ikindi vakti veya, akşam vakti gibi kısa vakitlerde)  saçları kısaltmak, tırnakları kesmek.
26-Kerahat vakitlerinde uyumak
27-Akarsuya bevletmek (işemek)
28-Tuvalet Yaparken Avret yerinden çıkan pisliklere bakmak
28-Yol üzerine, mescit civarına, mezarlığa, durgun ve akarsulara, ırmak kenarlarına, ağaç altlarına abdest bozmak veya  bevletmek (işemek)  banyoya çiş yapmak.
29-Tuvalette Helada iken konuşmak
30-İdrarın içine tükürmek
31-Helada (Tuvalette) kıbleye yönelik  veya güneşe karşı oturmak
32-Banyodayken veya hamamdayken, banyo ve hamama bevletmek (işemek)
33-Bir kadının oturupda kalktığı yere, hemen ardından oturmak.
34-Örtünmeden Çıplak olarak cinsi münasebette bulunmak.
"Peygamberimizin bu konuda hadisleri var. Sizden biriniz ailesiyle cinsel birleşimde bulunduğunda, eşeklerin yaptığı gibi tamamen soyunmasın. Bu da haram değil ama böyle diyor peygamberimiz. Niçin diyeceksiniz; çünkü melekler vardır ve oradan uzaklaşırlar. Onlar uzaklaşınca da, o ilişkiden şeytanın da nasibi olur."
35-Çok ekşi yemek veya ekşi elma yemek , yani asit ve balgam yapıcı şeyleri çok yemek.
36-Mezar isimlerini okumak - Kabir Taşlarındaki Hitabeleri okumak.
(Bu konuya, bu sahih hadis degil cünkü peygamber vaktinde mezar taşlarina yazi yazilmiyordu diye itiraz edenler var, o zaman firavunun piramitlerinde yazilanlar, yazi degilde ne  aa ah ma k.
orada firavunun kabiri degilmi, yani degil muhammed zamani taaa bu zülkarneyn vakti oguz yazitlari var, zamanini bilebiliyonmu sen, yani cok eski, yani yazi ve kabir başina konan hitabeler cok eski. bundan kasit gidip kabirde bütün isimleri ve orda yazanlari okumak ve bunu yaygin hale getirmek, yani hani mesala internette dolaşan kamyon arkasi yazilari gibi, bunuda kabir taşi yazilarini reklam etmek, yani öldükden sonra akli başina gelen yada haala gelmeyenler gibi olmamak meselesi, yani firavun ölcegini anlayinca iman ettti, ahmagin daniskasi, yani ne demek, sofraya sonradan gelen  tuz gibi, iş işten gectikten sonra gelen akil gibi, keşke şöyle yapsaydim yada, keşke şöyle yapmasydim gibi, yani faydasi olmayan iilim ve bilgi. yani firavunlaşmak bir nevi yani.

Hafızayı Güçlendirmek için Neler Yapmalı

Hafiza ve akil, Allah in yaratma ilkesine göre, caliştirdikca  acilan ve gelişen bir yapida,
yani atalar demişki  "İşleyen demir ışıldar yani (pas tutmaz)." bunun terside "İşlemeyen demir pas tutar." yani Allah kuranda bir cok kere boşuna  "akletmezmisiniz?" diye buyurmuyor. o yüzden bu alltaki örneklerde aklinizi caliştirmanizi saglaycak kücük örnekler var . Hafızayı Kuvvetlendirmek için Ne Yapmak Gerekir?
Sakinleşmek, stresten uzak durmak, egzersiz yapmak, yeşil yapraklı ve parlak renkli sebze ve meyve yemek, şarkı ezberlemek hafızayı güçlendiriyor, kuran okumak ve kuran ayetlerini ezberlemek.

Hafızayı Güçlendirmek için Yapılacak Dua ve Zikirler ve Fiil ve Ameller

Öncelikle Proğramlı ve Planlı olarak yaşamak, Allah bize eger bir ömür 5 vakit namaz emrettiyse sebeblerinden biri, plan ve progamli yaşamamiz için. yani hayati rutine baglamamak, neden cünkü mesala ikindi namazi yaz ve bahar vakitlerinde, her gün, yada iki günde bir, iki dakika yada 1 dakika, daha gec girip, daha gec cikiyor, kiş ve sonbahar mevsimlerinde ise, her gün, yada iki günde bir, iki dakika yada bir dakika kadar, daha erken girip, erken cikiyor, yani öyle olunca hayati rutine baglama, hergün saat 5 de iş başi, akşam altida paydos, yada öglen onikide yemek gibi, rutine baglama, bak Allah namaz ile, ne ögretiyor, hergün kafani caliştir, zamanini ayarla, işini ona göre ayarla. Ramazn bazen yazin, bazen kiş, bazen baharda yine orucu rutine baglama, yani programli ol amma, rutine baglama, her an uyanik ol. şeytani görevlendirmiş, geliyor namazda vesvese verip, seni namazda unutturuyor,  sen onunla namazda beş dakika mücadele ederek, yine aklini ve ve fikrini ve dinini savunup, uyanik olmak durumundasin, yoksa sevaplarini calacak şeytan. şeytan ne işe yariyor? senin mücadele etmene yariyor, sen ounla mpücadele ettikce, aklin ve imanin ayakda yine, ve yine ramazanda orucu tutmak imsak ve acmak iftar etmek hergün iki dakika erken yada gec mevsime göre, öyle olunca akşam yada ögle yemegini rutine baglama yine, proglamli ol, amma rutine baglama, yani her an uyanik ol, cünkü kişin akşam erken, yazin gec, öyle olunca kiş mevsimini ele alip, saat dörtte akşam yemegi yersen, yaz geldimi vücut ayari bozulur, gece yine acikirsin bu sefer, yani rutin yok, rutin yok, porogramli ama rutin degil.

yani dedik yukarda Allah dan faydali ilim vermsi için dua etmek lazim, cünkü bir deyim vardir.
"Türkün aklı ya sıçarken ya kaçarken gelir" yani firavunun aklida başina, denizlerin dibini boylayinca gelmiş, yani Allah dan faydali ilim taleb edip, faydasiz ilimdende Allah a siginmak lazimdir. cünkü son nefesde iman, insani firavununki kadar kurtarir, ancak denizlerin agirligini yüklenmek, sivi, deniz gibi, amma cok agir, kulle gibi, yani öyle olunca, bu yükün altina girmemek için, dünyada hayattayken, Allah in emirlerine ve peygamberin sünnetlerine ittiba, yine aklin ve hafizanin kuvvetlenmesini saglar.
"yumurta götünün agzina gelince folluk aranmaz" deyimi ile tedbirli olmak gerektigi, tehlike  zamanindan önce,  tedbir alma, yani sen asker ve silah hazirlamazsan, yarin biri saldirirsa,  düşmana yenik düşersin. öyle olunca, ögrencide imtihandan bir gün önce, derse calışmak, elbette ögenciye cok az fayda verir, cünkü bir ay yada, bir senede ögrenilen dersi, bir günde tekrar etmek, ve hatirlamak ne kadar zor ise, yani köyde ekmek eden birisi, bir tekne ekmek yapar, amma o ekmeklerin hepsini bir günde yemiyecek, yani iki haftada yada bir ayda yiyecek mesela. yani işde ne kadar ac olursan ol, en fazla yiyecegin,
iki dilim, üc dilim ekmek, bir tabak yemek oldugu gibi, yani sen derse calişma calişma, ve son gün haril haril ders caliş, orada ögrenebilcegin, ancak bir dilimdir o ilimden, yani calişmayi bütün seneye yay, her gün derslerini müteala et.
o yüzden bizde diyoruzki  Raşidi Tarikati mensublari ve zikir ehli kimseler, haftada bir, mesala Pazar günleri, bütün bildigin sureleri bir kere müteala etki, unutmayasin.
ve biz zikirlerimizde Raşidi zikir evradinda
"Ya Hafizu, Ya Muhafizu" cekeriz, sizede tavsiye ediyoruz.
yine zikirlerimizden biride Zemzem duasidir ve günde 33 defaya kadar okunur

اَللَّهُمَّ اِنِّى اَسْئَلُكَ عِلْماً ناَفِعاً وَرِزْقاً وَاسِعاً وَشِفآءً مِنْ كُلِّ دَآءٍ

"Alllaahümme innii es'elüke ilmen naafian ve rızgan vaasian ve şifaaen min külli daain "

Allahım senden, menfaat ve fayda veren (yararlı ) ilim, geniş rızık ve her türlü dert ve hastalıklara karşı şifa niyaz ederim.

işin espirisi ise

Yüzme bilmeyen bir turist denize düşmüştü. Suda çırpınırken can havliyle bağırıyordu.
-Help! Help!
Yoldan geçen Temel onu gördü. Kızgın bir şekilde bağırdı:
-Ula ingilizce ögreneceğine, yüzme ögrenseydin ya!..

yani fayda vermeyen ilim, son nefesde bile kurtarmaz.

[attachment=26327]

ve elektrikde Kondensator diye bir parca vardır, bazı eski motorlar bu kondensator ile calışır, eski radyolar telvizyonlar, camaşir makinlerinde kullanilir. nedir o? yani elektrigi kapazitesi kadar icine depo eder, ve sonra onun ile motoru caliştirir, o bitince birdefa daha tersine dogru döner, oraya elektrigi depo eder, ve ordakini kullanir, yani bir o yanna bir yanna, ayni TIPDA oksijen alamayan hastalarin, oksijen almasini saglayan aletin, bir yukari doldurup üfürmesi, birde geri cekmesi gibi, yani nefes vermesinide bilmiyor unutmuş o hasta,  almasinida unutmuş, o insan kendinde degil, yani öyle olunca, ona hem vermek, hemde birde geri almak lazim degilmi yani, kondensatarorda ayni sistem üzere calişir, yani öyle olunca bunlar eski motor sistmeleridir, yani öyle olunca, bazi eski kafa insanlarin beyin sistemide böyle calişir, yani ona önce ögreteceksin, sonra soracaksin, o da sadece ögrendigini söyler, yani papagan gibi sadece ezberci, kafasini o konuda yürütemez, sadece ezberci, sor o ezberin manasinida bilmez, ayni şimdi namaz kilipda kulhu fatiha okuyupda, kulhu de ne diyor, elhamda ne diyor bilmiyen  müslümanlar gibi. yani

[attachment=26328]

ve birde eger bir insan yaratilirken, "Ram" kücük ise, onun ram ini yükseltebilecegin, sadece belli bir miktar var, yani ondan fazlada artiramazsin, AKIL  artarmi? evet artar, amm belli mikdar, yani Allah, alak sureside, "Ek-ram dan oku" diyor yani ram dan ana karttan oku,  ve ram gecici bellek demekdir, yani bakdin o an bir olay gördün, düsündün, ve kafan o konuya sardi, ve bir fikir oluşdu, bilgiler oluşdu. sonra başka bir olay ve başka birşey gördün, oradan gecdin, bu sefer ram da sadece o konu ile bilgiler var, dün başka olaylar ve fikirler vardi, bugün yeni gün, yeni bilgiler, ve dünküler kaybolmadi, eger lazim ise, hafiza kartina kaydedildi. ve hafiza karti ise, fest platte, yada flaş bellek, yada SD kart gibi bazisi intern, bazisi ise dişda cikarilabilir hafiza kartlari. nedir bunlar : mesala Doktorda bir randevun var o randevunu sana doktor  yazdi verdi, ve doktor yazdi bir not kagidina verdi, ve dedi "martin 15 inde yine kontrole gel" ve sen onu unutmamak için her zaman kontrol edip görecegin yere asarsan, onun zamani gelince, hatirlar ve terminine yani randevuna gidersin, yani öyle olunca, yaziya dökülmeyen ilimde, unutulur demiş alimler öyle olunca yine hafizayi kuvvetlendirmek, yada bilgi ögrenmek için, bir yöntemde yazarak, not tutarak calişmakdir, bize eskiden okulda ögretmenlerimiz, yarin şu sayfadan şu sayfaya kadar calişin, ve konunun özetini yazin derdi, celalettin hocam vardi, sosyal ve cografya derslerinde bu yöntemi kullanirdi. yani özetini yazin. önce okuyacaksin, sonra anladigin ve hatirladigin kadarini yazacacaksin ki unutmayasin. ve yani not  tutmak ve yazmak, bir yerlere yazmak, yine zamani geldimi usb sticki, yada, sd karti, nasil takip bilgiye ulaşabiliyorsak, o özetledigimiz konuyu, işde gereketigi zaman cikarip, bir defa okuyunca, yine hatirlayacagizdir, yani ezberleme ve ögrenme yöntemelerinden biride, yazmak not tutmakdir, yani extern festplatteye, yada flaş belleke, yada sd karta, yada cd veya DVD ye yazdidirmak gibi.

[attachment=26326]

Ve yine senin meslegin ve egitimin, ve bilgilerin, ve sevdigin alanlarda, bilgilerini güncelle, yeni neler olmuş, o konuda araştir ögren, ve güncel tut, ve gerici olma, her an yenliklere ve yeni bilgilere acik ol.
ve Hz Ali veya Hz Ömer demiş ki :
"onlar bizi görselerdi de li derlerdi, biz onlari görsek, kafir der boyunlarini vururduk."

yani eskide gecmişde  kalma, eskilerin bildigi, o zaman icindi,  mesela ashabdan bir misal ve örnek : Ashabdan genc birisi sokakdan gecerken, bir bayani banyo ederken ciplak yerleini görmüş, ve istek ve şehvetle, o an o na bakmiş, sonr ise helak oldugunu söyliyerek muhammede gelmiş, Allah beni affedermi demiş sormuş. ve zina ise haram, ha bu göz zinasi olmuş, yada bugünün tabiri ile röntgencilik, yani sapiklik, ve hoş görülmeyen bir hal, ha bu bu bizatihi zina olsun, yasak ve kerih görülen amel. amma bu gün, herkesin evinde, internet veya televizyonunda, mayolu bayanlar seyrediliyor, dünkü o ashabin halni düşün, ve bugünkü muhammed ümmetinin halini düşün, öyle olunca onlara bu günküleri ve telvizyonlari interneti göstersek, bunlar kafir deyip boynumuzu vurmaya kalkarlar, biz ise onlarin Allah kitap peygamber diye, fakir fukara, bicare yaşamlarina baksak, bunlar  de li derdik degilmi, o günler dündü, dünde kalamayiz bugün böyle azizim. kim bu gün internetinden vazegecer kim bilmem instagram face  ve twitsiz durabiliyor, ancak dah tanimaynlar bilmiyenler imkani olmayanlar onlar,
ve yine veda hutbesinde peygamberimiz diyorki

"Bu vasiyetimi burada bulunanlar bulunmayanlara ulaştırsın. Olabilir ki burada bulunan kimse, bunları daha iyi anlayan birisine ulaştırmış olur. "
yani dünde kalma, yarina dogru yürü, bunun icinde her an yeni bilgileri, ara bul ögren, o konuda senin ilmin ve egitimin dogrultusunda yeni neler olmuş  ögren, olaki senin bildiklerin bile, yeni bilgilere göre, yanlişdir. cünkü dün atom en kücük diyen bilim adamlrinin bildigi  bilgi bile artik eski bilgi oldu, atomunda parcalari  oldugu yeni bilgiler keşfoldu. eger sen haala eski bilgi, atom son parcada kalirsan, allaturka olursun azizim, yani bilgi, yine güncelliklelri takip etmekle olur. yoksa sen ayni eski şerkicilarin ve filim yildizlarinin, iş yapamama sebeblerinden biri olan, eskide saplanip kalmaktir, o yüzden muhammed dedi, bilgiyi ilerir taşiyin, olaki ilerdeki bunu daha güzel yorumlar ve anlar.
ve dedi işde

"Bu vasiyetimi burada bulunanlar bulunmayanlara ulaştırsın. Olabilir ki burada bulunan kimse, bunları daha iyi anlayan birisine ulaştırmış olur. "
(Hz Muhammed)

yani ögrenme yöntemlerinden biriside, ögrendigini başkalarina anlatmak, ve bilgiyi cogaltmak, ve bilgi cogalinca, sen unutsan, birisi hatirlar, başk bir insanda o bilgi hala saklidir, ve vardir. öyle olunca o ndan duymasan bundan duyarsin o bilgiyi, ve yine unutmamak için ögrendigini şeyi  birilerine hemen anlatmak, onu cogaltmak.  islam bizlere bu yöntem ile ieltildi, buna "Tevatür" denilir.Anlatma ile tekrar etme  ve başkalarina ögretme ile tekrar. Tevatür yani.


Nefsini Kemale erdiren bir kimse, en son halinde, mehdi olabilecek, veya mehdi askeri olabilcek kivama gelince, artik onun tekamül yolunda son hali, artik bilgiyi cebrailden alir, yani "AKLI KÜL" den alir bilgiyi. yani öyle olunca, hafiza ve akil kuvveti, korunmuş kaynakdan alininca, yani hani eski disketler vardi, yada SD kartlardada var, altinda yada yaninda bir dügme var, onu cekince, yani acinca, artik o SD deki yada eski disketteki yaziyi, bir daha takildigi bilgisayarda oynama ve degiştirme imkani yok, yani copyright kilidi, yani öyle olunca, cebraildeki bilgi, onun bilgi aldığı yerdeki bilgi, copyrigt kilidi ile kilitli bilgi, artik onun degiştrilme imkani olmayan bilgi, yani kader tahtasinin arka yüzü, yani kader tahtasi alin ve ön beyin, cebrail ise arka beyin, ve beyincik, yani copyrigtli bölge, artik o yazilim, o insanda asla degişmeyen  mutlak kaderini temsil eder.  belli oranlar sabit şekilde korunmak zorundadir, onlar bozulursa o ahmet se ahmet olmakdan fatma ysa fatma olmakdan cikar, onlar onun temel degişmeyen ve degişmeyecek kadar ve özellikleridir,  mutlak kadirinde yazili oldugu yer, oraya ancak ve ancak, mesela : Allah in ibrahimi ateşden kurtarip, ateşe" serin ol " dedigi yer olan,  ilahi müdahele dişinda, müdaleye izin verilmeyen korunmuş yazilim, artik onun secimlerinin ve tercihlerinin meyva verdiği yerdeki yazilim, ve AKLI KÜL, Akli Küle l ulaşan için, artik her an vahiy vardir, artik o cebrailden vahiy alir, yani  vahiy sedece kuran ve incil gibi bir din ve ahkami degil, her amelinde dogruyu yapabilmen için, sana yol gösterecek olan ilim ve bilgidir, ve  marifet makamidir. insan icad edecegi bir icadin planinida, ordaki merkezden alir.  Her ayri  kimsenin fitarinda yazili ve sakli olan bilgiye ermek demek, marifet demek, ve marifet ehli bir kimsenin, hic kimsenin bilmedigi bir bilgisi ve SIRRI vardir, mesala adam motor icad etmiş, ona motorun bütün ahkami yolu yolagi ögretildi, bu bin sene sonrayada gelsek ayni yolun farkli eteplarda işletilmesi ile, yoksa ana yol belli, yani alti ana yön gibi, ve 12 ara yön gibi

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 11 Şubat 2018 Pazar

Original Kar©glan

Bu konuyu yazdır

RasitTunca-4 Karoglan Raşit Tunca nın Uzay /Sema Birimleri Hakkindaki Makalesi
Yazar: RasitTunca - 02-19-2020, 06:48 PM - Forum: Başağaçlı Raşit Hocanın Makaleleri - Yorum Yok



Karoglan Raşit Tunca nın Uzay /Sema Birimleri Hakkindaki Makalesi

Bir rivayete göre 124 000 Peygamber geldi gecdi, bir rivayete göre, 224 bin peygamber geldi gecdi deniliyor.
o zaman kisaca ortalama, dünyanin en az ömrünü hesap edersek, eski peygamberlerin çok ömür yaşadigini biliyoruz ve fakat, ortalam bir ömürü örnek alirsak, ve her peygamber 120 sene ömür yaşadi yaparsak, bu azlari coklarla birleştirip, coklarida azlarla birleştirip, ortalama 120 sene dersek, 120x124000=14 Milyon 880 bin sene eder. ve mesela isa ile peygamberimizin arasında peygamber gelmeyen, eski peygamberin hükmünün sürüldügü birde 571 sene var, ve bunuda ortalam yaparsak, ve en az arada olan zamanlari 800 sene diye hesap edersek, yine bunuda 800x124 000=99 200 000 sene eder ve yukardaki ile toplayinca 14 880 000 + 99 200 000 = 100 688 000 sene eder
ve bu insanoglu yaratilipda dünyaya indirildiginden sonraki gecen zaman dilimi, ve ondan önce ise, bir o kadarda dinazorlar vakti olsa, bir o kadardarda cinler vakti varsa, bir o kadarda şeytanin şeytan olmadan burda gecirdigi zamani ele alirsak, yani toplam olarak buda = bir insanlar zamani, birde hayvanlar zamani, bir de bitkiler zamani, birde maddeler zamani, birde cinler zamani (Gaz halindeyken yani) birde şeytanlar zamani yani (ateş topu iken gecen zaman) olarak toplam bunu 6 ile carparsak, ortlama olarak toplam
100 688 000 x 6 = 604 128 000 yani kelime olarak 604 milyon 128 bin sene eder. ve kurandaki Allah isminin ebced degeri 66 dir, ve insan 666 dir, kuran bir büyük ebced 6 666 ayet ve muhammed, yani güneş bir üst 66 666, ve ondan bir üst kainattaki güneşimizin bagli odugu galaksi 666 666 666, ve onun üstü, onun üstü derken, bu dünyanin en büyük galaksi icindeki bir deviri ömrü demek olur, yani bir deviri bir ömrü, onuda yaptigimiz hesap ile ortalama" 604 128 000" bulduk, ve bilim adamlari diyorki, 8 milyar yaşinda diyorlar, hayir bu altin oran ile hesap edilirse, ve 66 katli hali ile katlarsak, o zaman dünyamizin kainatin toplam seyri olan yörüngesinde bir defa tur atmasi onun bir ömrü demek, ve kainatin ömrü demek olur, da o da o kainat peki neye bagli ve neyin etrafinda dönüyor, birde o var, ve bu ise bu hesabimiz ile 6 milyar 666 milyon 666 bin 666 sene eder, ve fakat baslangic 66 oldugu için, Allah isminin ebcedi 66 oldugu için, o zaman en son haddeside, Allahu alem, 6 milyar degilde 66 milyar 666 milyon 666 bin 666,6666666.................etmeli ve yine kuranda diyorki, Allah kainati 6 günde yaratti, ilk ebced allah isminin ebcedi olan 66 danda az olan sadece 6 oldugu ele alinirsa, en kücük yada az elekrronlu elementin elektronunun cekirdek etrfinda dönüşü, 6 birim demek olur, ve bu en dişdaki yada en icdeki dönen elektronun dönüşü ise, işde kainatimizin ömrü ile eş degerde olcagini tahmini olarak hesap edebiliriz, ve öyle olunca kainatin devrini tamam etmesi, işde bir tur atmasi ise, 66 milyar 666 milyon 666 bin 666,6666666........ demişdik, yani yine dünyanin 365 gün 6 satte güneşin etrafini döndügünü ele alirsak yine

Uluslararası Gökbilim Birliği'nin (IAU), 1919 yılından bu yana kabul ettiği Güneş Sistemi'nin 8 gezegeni, Güneş'e yakınlık sıralarına göre şunlardır:

1. ☿ Merkür
2. ♀ Venus
3. ⊕ Dünya
4. ♂ Mars
5. ♃ Jupiter
6. ♄ Satürn
7. ♅ Uranüs
8. ♆ Neptün

yani güneş ateş topu ve ateş canlilarinin oldugu yer, orda canli yaşarmi, Eğer canli yaşamasa ateş olmaz zaten, ne var orda, gecen dedik hidrojen ve helyum, yani ateş canlilari, cinler, ve ondan bir üst demir, merkür, ve merkür yani ateşden bir üst canlilar, yani şeytanlar sisteminin elektronu, bir üst venüs, ve melekler, ondan bir üst ise dünya ve insanlar hem melek hemde insan olabilen terakki edebilen canlilar, peki insandan üst ne var, insan ucamaz, amma kuşlar ve gazlar ucabilir, yani oksijen ucabilir ve şeffaf ici gözükür, yine su bir alt ve şeffaf ici gözükür, huri ve gilmanlar....... onlardan bir üst varliklar kim? onlar esas melekler , onlar ne? nurdan yartiklar, yani Işık hüzmeleri, nurdan yaratiklar (yani gözümüzün mavi nuru, mavi renk, kirmizi nuru, kirmizi renk, sariyi sari renk diye, renkleri görmemizi, yani nurlari, işigin yedi beyzasini görmemizi saglayan canlilar. ve onlar ise 3gen prizma ile ancak güneşin bir işigi, yediye bölününce ortaya cikan canlilar halbuki, yani renkler ve melekeler, yani güneşin parcalari, ondan bir üst ziya, yani alfa Işıması yapanlar, yani güneşler, yani 1 alfayi yediye bölünce, yedi renk ortaya cikiyor, ve bu bölündükce, bölündükce, milyonlarca, milyarlarca, gözümüzün gördügü, ve görmedigi renkler ve melekler, nurdan canlilar, kaynaklari ise güneş ve alfa. peki alfa neyin parcasi, güneş neden halk oldu? helyum ve hidrojen, hidrojenin keindisini iki parcaya bölmesine helyum diyoruz, ve helyumun ise, yediye bölüncegi yere kadar uzaklaşmasina, Diya veya ziya veya Dziya diyoruz yanmi 1 ALFA diyoruz.


sene 365gün 6saat, ve saat 60 dakika, dakika 60 saniye, yine saniye 60 salise dir, yani bu saat ve dakikanin altili birim olcagini bunlara kim vahyetti ögretti?
yine hafta alti gün, yedinci gün tatil, yani pazar başlar hafta, ve cuma hafta sonu, ve cumartersi tatil, etti 6 gün, ve yine 1 gün 24 saat, ve altinin katlari halinde, yani 4x6=24 eder, Eğer 6 bir birim ise, o zaman dünya kendi etrafinda o birimin 4 kati zamanda dönüyor demek olur. ve yine insanda kafada iki kulak, iki göz, ve bir agiz, birde burun, etti yine 6
ve yine su muslukda, nerden akiyor, en alt kisim, yada, en son kismidan akip iniyor, degilmi ve öyle olunca, insan yine iki kol, iki ayak ve baş üst kisim, ve kic veya ferc uzvu alt kisim, ve eti yine 6. ve insan tohumu en aşagi indirlipde öyle doguyor, onu aşagilarin aşagisina indirdik ayeti, insanin dibi ayaklari degil, oturunca ferc uzvunun oldugu yeri dibidir. yani en alt noktasidir, yani öyle olunca, yine insan olcak tohum en aşagi inipde dogmak zorunda .

Yine insan kainatin Haritası ise, yine kainatin alti ciheti vardır, sağı, yani yemanisi, solu şimali, ve sağ el, sol el gibi, ve önü, ve arkasi, etti dört, ve sonra alti ve üstü, ve etti alti cihet, alti ana cihet ve alti birim yine.

Ve küp alti kutuplu, kabe alti kutuplu yani Küp halinde, nereden dönersen dön, kabeye dönebilirsin, kible alti kutuplu, demişdik ve Kabe yeryüzünün ve kainatin cekirdegi hükmünden ve atomlarda elektronlar nasil cekirdegin etrafinda dönüyorsa, bizlerde ana cekirdek etrafinda, temsilen, ona döner, ve hac edip onun etrafini döneriz.

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 02 Şubat 2018 Cuma

Original Kar©glan

Bu konuyu yazdır