Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifreniz
  





Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler 12
» Son Üye TalaMAN
» Toplam Konular 7,269
» Toplam Yorumlar 8,405

Detaylı İstatistikler

 
Dini-1 Hızır Aleyhisselam
Yazar: RasitTunca - 02-16-2019, 08:53 AM - Forum: Peygamberler Tarihi Hakkında Bilgiler - Yorum (1)



Hızır Aleyhisselam

İbrahim aleyhisselamdan sonra yaşamış bir peygamber veya velî. Avrupa ve Asya kıtalarına hâkim olan Zülkarneyn aleyhisselamın askerinin kumandanı ve teyzesinin oğludur. İsminin, Belkâ bin Melkan, künyesinin Ebü'l-Abbâs olduğu ve soyunun Nûh aleyhisselamın Sam isimli oğluna dayandığı bildirilmiştir. Bâzıları da Hızır aleyhisselamın İsrailoğullarından olduğunu söylemişlerdir.

Hızır lakabıyla meşhur olmasının sebebi, kuru bir yere oturup kalktığı zaman, oranın yeşerip yemyeşil olmasından dolayıdır. Sahîh-i Buhârî'de bildirilen bir hadîs-i şerîfte Peygamber efendimiz; "Hızır (aleyhisselam), otsuz kuru bir yerde oturduğunda, o yer birdenbire yemyeşil olur, peşi sıra dalgalanırdı." buyurdu. Musa aleyhisselamla görüşüp yolculuk yaptı. Fakat vefatından sonra rûhu insan şeklinde gözüküp, garîblere yardım etmektedir.

Hızır aleyhisselam, Allahü teâlânın sevgili kullarındandı. Doğdu, büyüdü ve vefat etti. Ancak Allahü teâlâ onun rûhuna insan şeklinde görünmek ve kıyâmete kadar yardım isteyen Müslümanların imdâdına yetişmek, yardım etmek, konuşmak, ilim öğrenmek ve öğretmek özelliklerini verdi. Bâzı âlimler "nebî" (peygamber), bâzı âlimler de "velî"dir dediler. Hızır aleyhisselamda, yaşayan insanlarda görülen hâller bulunduğu için yaşıyor zannedilmektedir.

Hızır aleyhisselam, güzel ahlâk sâhibi, cömert ve insanlara karşı çok şefkatliydi. Allahü teâlânın izni ile kerâmet ehli olup, kimyâ ilmini bilirdi. Hak teâlânın bildirmesiyle ledünnî ilme sâhipti.

Hızır aleyhisselamın Musa aleyhisselam ile buluşması, görüşmesi ve yolculuk yapması Kur'ân-ı kerîm'de Kehf sûresi 60 ve 80. âyetlerinde ve hadîs-i şerîflerde bildirilmiştir.

Peygamber efendimiz Eshâb-ı kirâm ile Tebük Harbindeyken ikindi namazını kıldıktan sonra iki beyit işittiler. Fakat şiiri söyleyeni göremediler. Resûlullah efendimiz; "Bu iki beytin söyleyicisi kardeşim Hızır'dır. Sizi övüyor." buyurdu.

Hızır aleyhisselam birçok zâtın tasavvufta yetişmesine rehberlik etmiş, feyz vermiştir. Hızır aleyhisselamın tasavvufta yetiştirdiği en meşhûr âlim ve velîlerden biri Abdülhâlık Goncdüvânî hazretleridir.

Hızır aleyhisselam, İlyas aleyhisselamla birlikte Peygamber efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) vefatında hâne-i saâdetlerine gelip Ehl-i beyt için sabır tavsiyesinde bulundu. Onların geldiklerini ve sabır tavsiye ettiklerini hazret-i Ebû Bekr, Ehl-i beyte bildirdi

Bu konuyu yazdır

Dini-1 Yuşa Aleyhisselam
Yazar: RasitTunca - 02-16-2019, 07:00 AM - Forum: Peygamberler Tarihi Hakkında Bilgiler - Yorum (1)



Yuşa Aleyhisselam

İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden. Musa aleyhisselamdan sonra gönderilmiş olup Musa aleyhisselamın yeğeni veya vekîliydi. İsmi Yuşa olup, Hıristiyanlar Yeşû diyorlar. Yusuf aleyhisselamın neslinden gelen Nûn’un oğludur. Annesi Musa aleyhisselamın kız kardeşidir. Yuşa aleyhisselam Musa aleyhisselama bildirilen dînin esaslarını insanlara tebliğ etti.

Mısır’da doğan Yuşa aleyhisselam, Musa aleyhisselamın husûsî talebesi, hâlis hizmet görücüsü ve en yakın dostlarındandı. Musa aleyhisselam Firavun’un zulmü üzerine Allahü teâlânın emriyle kendine inanan ve tâbi olanlarla birlikte Mısır’dan Tîh Sahrasına hicret ederken Yuşa aleyhisselam da onunla berâber bulundu. Musa aleyhisselamın Hızır aleyhisselamla görüşmek üzere çıktığı yolculukta onunla berâber bulundu. Musa aleyhisselam Hızır aleyhisselamla karşılaşınca Yuşa aleyhisselam geriye döndü.

Allahü teâlâ, Musa aleyhisselamın kavmine Arz-ı Mev’ûdu (Filistin ve Şam bölgesini) ihsân edeceğini bildirdi. Fakat İsrailoğulları o beldelerde zâlim ve zorba bir kavim olan Amâlikalıların bulunduğunu ileri sürerek gitmek istemediler. Allahü teâlâ Musa aleyhisselama vahyedip:
“Ey Musa! Ben burayı sizin için memleket ve yerleşme yeri olarak yazdım; takdir ettim. Oraya git ve düşmanlardan kim varsa onlarla harp et. Zîrâ onlara karşı sizin yardımcınız benim. Kavminden her koldan bir temsilci (nakib) seç al. Onlar vefâkar ve itâatkar olsunlar.” buyurdu.

Bunun üzerine Musa aleyhisselam her bir koldan iyi haber toplayan, sözünde sâdık ve vefâkar birer temsilci seçti. Bunları Erîha Şehri ve ahâlisi hakkında bilgi toplamak için gönderdi. Aralarında Yuşa bin Nûn’un da bulunduğu haber toplamakla vâzifeli kimseler Erîha’ya gittiler. O belde ahâlisinin iri cüsseli, çok kuvvetli ve kalabalık olduğunu görünce korktular. Geriye dönüp kavimlerine gördüklerini anlatarak onların harbe gitmelerine mâni oldular. Musa aleyhisselamın kavmi, gelen temsilcilerin anlattıklarını dinleyip harp etmekten vaz geçtiler. İçlerine korku düşüp, feryâda başladılar: “Keşke Mısır’da ölseydik. Yâhut burada ölsek de, Allah bizi o zâlimlerin memleketine sokmasa, yoksa hanımlarımız, çocuklarımız ve mallarımız ganîmet olarak kalacak.” dediler.

Temsilciler içinde bulunan, Allahü teâlânın kendilerinden “İsmet ve tevfik” ile haber verdiği Yuşa bin Nûn ile Kâlib bin Yuknâ ise kavimlerine gelip, Erîha beldesi ahâlisinin kötü hallerinden bahsetmediler. Diğer kabîlelerden o belde ahâlisi hakkındaki haberleri duyanlara ise korkulacak birşey olmadığını, Allahü teâlânın yardım ve inâyetiyle Erîha’nın fethedileceğini bildirip, Musa aleyhisselama yardımcı olmaya çalıştılar. Onlara dediler ki:
“Ey İsrailoğulları! Cebbarların (zâlimlerin) şehrinin kapısından hemen girin (onların vücutlarının büyüklüğünden korkmayın. Biz onları gidip gördük ve öğrendik. Onların bedenleri büyük ve kuvvetli fakat kalpleri zayıftır. Sizinle harp etmeye rûhî metânetleri yoktur). Bir defâ kapıdan girdiniz mi (Allahü teâlânın vâd ettiği yardımın size gelmesiyle) elbette siz gâliblerden olursunuz. Siz gerçekten inanan, Allahü teâlânın vâdini tasdik eden kimseler iseniz, (Allahü teâlânın kudretine, size yardım edeceği hakkındaki vâdine, Musâ aleyhisselamın peygamber olduğuna inanıyor, îmân ediyorsanız, düşmanların boy ve cüsselerine bakarak aldanmayınız. Onlardan korkmayınız. Size ilâhi yardımın geleceği husûsunda ve bütün her hâlinizde) Allahü teâlâya tevekkül ediniz. (O’na îtimâd ediniz. Yalnız O’na güveniniz ve cihâddan geri durmayınzı.)” (Mâide sûresi: 23)

Fakat İsrailoğulları onların söylediklerine inanmadılar ve Musa aleyhisselamın nasîhatlerine uymadılar. Yuşa bin Nûn ve Kâlib bin Yuknâ aleyhimesselâmı taş ve sopalarla öldürmek istediler.

İsrailoğulları Yuşa bin Nûn ve Kâlib bin Yuknâ’yı taşlayıp, Musa aleyhisselama karşı gelerek Allahü teâlâya isyân edince Musa aleyhisselam üzüldü. Allahü teâlâ İsrailoğullarını kırk sene müddetle Arz-ı Mev’ûd denilen bölgeye girmelerini haram kıldığını ve onların Tîh Sahrasından çıkamıyacaklarını bildirdi. “Biz harbe gitmeyiz.” diyerek isyân eden kimseler kırk sene müddetle Tîh Sahrasında şaşkın bir halde dolaştılar. Kırk sene içinde öldüler. Kırk senenin sonuna doğru Harun aleyhisselam ve ondan üç sene sonra da kardeşi Musa aleyhisselam vefat etti.

Musa aleyhisselam vefat ederken yerine Yuşa aleyhisselamı halîfe bıraktı. Allahü teâlâ Yuşa aleyhisselamı da İsrailoğullarına peygamber olarak vazîfelendirdi. Bu sırada Musa aleyhisselama karşı çıkıp; “Biz harbe gitmeyiz.” diyen kimseler ölmüş, onların yerlerine oğulları ve torunları çoğalmıştı. Allahü teâlâ Yuşa aleyhisselama İsrailoğullarını toplayıp Tîh Sahrasından çıkarmasını ve Arz-ı Mev’ûd denilen bölgeye gidip cebbârlarla (zâlimlerle) harp etmesini emretti.

Yuşa aleyhisselam İsrailoğullarını toplayarak Erîha şehrini kuşattı. Kuşatma altı ay sürdü. Nihâyet bir Cumâ günü Akşam üzeri mucizeler göstererek şehri fethetti. Yuşa aleyhisselam ve O’na inananlar Erîha’yı fethettikten sonra İlyâ (Eyliyâ) şehrini de aldılar. Bu şehrin Yuşa aleyhisselam tarafından fethedildiğini duyan çevre şehirlerin hükümdarlarından beşi bir araya gelip İsrailoğullarıyla topluca savaşa girdiler. Sonunda hepsi de yenilerek hezîmete uğradılar.

Yuşa aleyhisselam Erîha ve İlyâ şehirlerini ve civârını fethettikten sonra Belka şehri üzerine yürüdü. Belka şehrini de fethedip, Belâk adındaki hükümdârını ve İsm-i A’zâm duasını bildiği halde Yuşa aleyhisselamın ordusuna karşı beddua etmeye teşebbüs eden, fakat ibret için dili göğsü üzerine sarkık kalan Bel’âm bin Bâûrâ’yı öldürdü. Böylece Belka şehri de fethedilmiş oldu.

Erîha, İlyâ ve Belka şehirlerinin fethedilmesinden sonra Arz-ı Mev’ûd diye bilinen Filistin ve Şam diyarı da peyderpey İsrailoğullarının eline geçti. Fetihler yedi sene devâm edip Kudüs şehri de Yuşa aleyhisselam ve ona inananlar tarafından fethedildi. Bu bölgedeki diğer şehirleri de fetheden Yuşa aleyhisselam batıda beş şehre gidip orayı da düşmanlardan aldı. Daha sonra Şam diyârına giderek orada yerleşmiş otuz bir hükümdârlığın beldelerini zaptetti. Putperest ve Allahü teâlâya isyân eden hükümdarları öldürtüp memleketlerini İsrailoğulları arasında taksim etti. İsrailoğullarını Arz-ı Mev’ûd’a yerleştiren Yuşa aleyhisselam, onlara Musa aleyhisselama nâzil olan Tevrat’ı okudu ve hükümlerini açıkladı. Onların Allahü teâlâya îmân ve ibâdet üzere kalmalarına çalıştı.

Yuşa aleyhisselam, Musa aleyhisselamın vefatından sonra yirmi yedi yıl insanlara Allahü teâlânın emirlerini bildirdi. Ömrünün sonuna doğru hastalandı. Yerine Kâlib bin Yuknâ’yı halîfe tâyin etti. Yüz yirmi yedi yaşında vefat etti. Kabrinin Nablûs veya Haleb yakınındaki Mearre şehrinde olduğu rivâyet edilir.

Yuşa aleyhisselam İstanbul’a hiç gelmedi. Beykoz Tepesinde ziyâret edilmekte olan kabrin Yuşa peygambere âit olduğu söyleniyorsa da târihî bilgilere uygun değildir. Bu bir velî veyâ havârilerden birine âit olabilir. Böyle ise yine kıymetlidir. Kabrin Yuşa peygambere âit olup olmadığını kesin olarak söylemek uygun değildir.

Yuşa aleyhisselam karayağız, orta boylu, güzel yüzlü, iri gözlü, yassı göğüslü bir görünüşe sâhipti. Yüzünün güzelliği Yusuf aleyhisselama çok benzerdi. Cesûr, kahraman, yiğit, harp taktik ve tekniğinde mahâret sâhibiydi. Musa aleyhisselama gönderilen Tevrat’ın hükümleriyle amel edip, insanlara tebliğ etmekle vazîfelendirilmişti. Tefsir âlimleri Mâide sûresi 23. âyetinde bildirilen Allahü teâlâya îmân edip, O’ndan korkanlardan iki kimseden birisinin ve Kehf sûresi 60-65. âyetlerinde bildirilen Musa aleyhisselamın Hızır aleyhisselamla görüşmek üzere yolculuk ettiği sırada yanında bulunan gencin Yuşa aleyhisselam olduğunu bildirmişlerdir.

Yuşa aleyhisselamın mucizeleri
1. Yuşa aleyhisselam, Erîha’yı fethetmek üzere İsrailoğullarını topladı. Yolculuk esnâsında Şeria (Ürdün) Nehrinin suları çok olduğu için geçemediler. Nehrin üstünde köprü de yoktu. Yuşa aleyhisselam dua edince Şerîa Nehrinden bir yol açıldı. İsrailoğulları o yoldan geçtikten sonra sular tekrar eskisi gibi akmaya devâm etti.

2. Bir şehrin fethi esnâsında kuşatma uzun sürmüştü. Bütün çalışmalara rağmen surlarda gedik açılmamıştı. Yuşa aleyhisselam dua etti. Allahü teâlânın kudretiyle yer sarsılıp kalenin surları yıkıldı. Yuşa aleyhisselam ve ona inananlar şehre girip fethettiler.

3. Yuşa aleyhisselam Kudüs şehrini fethetmek için muhâsara etti. Bir Cumâ günü akşam üzeri güneş batarken, güneşin bir müddet daha batmaması için Allahü teâlâya yalvardı: “Ey Allah’ım! Güneşi geri al!” diye dua etti. Allahü teâlânın emri ve takdiri ile batmak üzere olan güneş yükseldi. Bir müddet daha gündüz devâm edip Kudüs fethedildikten sonra battı.

Ahmed bin Hanbel’in Müsned’inde bildirdiği hadîs-i şerîfte; “Güneş hiçbir kimse için batmaktan alıkonulmaz. Ancak Beyt-i Mukaddesi fethetmek için gittiği gecelerden birinde Yuşa aleyhisselam için batmaktan alıkondu.” buyuruldu

Bu konuyu yazdır

Dini-1 İlyas Aleyhisselam
Yazar: RasitTunca - 02-16-2019, 06:56 AM - Forum: Peygamberler Tarihi Hakkında Bilgiler - Yorum (1)



İlyas Aleyhisselam

Benî İsrail’e gönderilen peygamberlerden, Musa aleyhisselamın dînini insanlara bildirmek için Allahü teâlâ tarafından vazîfelendirildi.

Hazret-i Musa’dan sonra Benî İsrail kavmine gönderilen peygamberlerin hepsi Tevrat’ın hükümlerini unutan, yerine getirmeyen insanlara bunları bildirmek için gönderildi. Benî İsrail, o zaman Şam ve civârında dağınık küçük devletler hâlinde yaşıyordu. Çünkü Yuşa bin Nûn, Şam kıtasını fethedip, Benî İsrail’e taksim etmişti. Bir kabîleye de Baalbek ve etrâfını verdi. İlyas aleyhisselam Baalbek’in kabilesinde bulunuyordu.

Benî İsrail zamanla yoldan çıkmış, aralarında fesat ve karışıklık başlamıştı. Tevrat’taki Allahü teâlânın emirlerini unutmuşlar, putlara tapmaya başlamışlardı. İlyas aleyhisselam peygamber olarak gönderildiği zaman, Ba’l adında 8-10 metre büyüklüğünde bir puta tapıyorlardı. Hazret-i İlyas; “Ba’l’den vazgeçiniz ve her şeyin yaratıcısı olan Allah’a ibâdet ediniz.” diye nasîhat etti. Fakat dinlemediler. Onları Allah’ın azâbı ile korkuttu ise de, beldelerinden çıkarttılar. Allahü teâlâ da onlardan feyz ve bereketi kaldırdı. Yağmurlar kesildi, kıtlık başladı. Hayvanlar susuzluktan öldü. Başlarına çeşitli belâlar geldi.

İlyas aleyhisselam bu kıtlık yıllarında îmânı gizlice halka anlatıyordu. Bütün evlerde kıtlık varken, inananların evlerine, İlyas aleyhisselamın bir mucizesi olarak, bolluk ve bereket gelmişti. Herkes kokmuş leş yerken, bunların evi yiyecek doluydu. Baalbek hükümdârının hazîneleri doluydu. Fakat satın alacak yiyecek bulamıyorlardı. Nihâyet hatâlarını anladılar ve hazret-i İlyas’ı bularak af dileyip îmân ettiler. İlyas aleyhisselama, sen bize dua et, dediler. Her ne söylerse ona tâbi olacaklarına söz verdiler. Hazret-i İlyas, Allahü teâlâya dua etti. Belâ ve musîbetin kalkmasını diledi. Allahü teâlâ hazret-i İlyas’ın duasını kabul etti. O belde yeniden feyz ve berekete kavuştu. Bol bol yağmur yağdı. Her taraf yeşerdi. Memlekette büyük bir ferahlık meydana geldi. İsrailoğulları sonra hazret-i İlyas’a: “Senin duan ile kurtulduk. Ancak ekebileceğimiz tohum yok. Duâ et de tohum elde edelim.” dediler.

Hazret-i İlyas dua etti. Allahü teâlâ tuz ekmelerini bildirdi. Tarlalara tohum yerine tuz ektiler. Mucize olarak yerde nohut yetişti. İsrailoğulları bu hâl üzere bir müddet hazret-i İlyas’a tâbi oldular. Fakat hak yolda sebât etmeleri uzun sürmedi. Yine nankörlük edip, doğru yoldan ayrıldılar. Bu durum üzerine hazret-i İlyas, Allahü teâlânın izni ile onların arasından ayrılınca, isyanları sebebiyle gitgide perişan oldular. Kur’ân-ı kerîm’de Sâffât sûresinde bunların isyânları sebebiyle Cehennem’e gidecekleri bildirilmektedir.

Abdullah ibni Abbâs’tan rivâyet edildiğine göre; hazret-i İlyas Baalbek’ten çıkınca, ilâhî emirleri bildirmek üzere dolaşırken yolu bir köye düştü. Bu köydeki insanlara nasihat etti. Onları îmâna dâvet etti. Köylüler onu severek köylerinde bir müddet kalmasını istediler. O da kabul etti ve İsrailoğullarından ihtiyâr bir kadının evinde misâfir oldu. Bu kadının hasta bir oğlu vardı. Hastalığına bir türlü şifâ bulunamamıştı. İhtiyâr kadın oğlunun durumunu hazret-i İlyas’a anlatarak çocuğunun şifâ bulup bu dertten kurtulması için Allahü teâlâya dua etmesini istedi. Hazret-i İlyas, üzülme şifâ Allahü teâlâdandır, dedi. Abdest alıp iki rekât namaz kıldı. Hasta çocuğa şifâ vermesi için Allahü teâlâya yalvardı. Allahü teâlâ duasını kabul etti. Hasta çocuk iyileşti. Bu çocuğun adı Elyesa idi. Şifâ bulduktan sonra hazret-i İlyas’a îmân etti. Yanından ayrılmadı. Ondan Tevrat’ı öğrendi. Hazret-i ilyâs’ın vefatından sonra da İsrailoğullarına peygamber olarak gönderildi.

Kur’ân-ı kerîm’in Sâffât ve En’âm sûrelerinde İlyas aleyhisselamla ilgili haberler vardır

Bu konuyu yazdır

Dini-1 Elyesa Aleyhisselam
Yazar: RasitTunca - 02-16-2019, 06:53 AM - Forum: Peygamberler Tarihi Hakkında Bilgiler - Yorum (1)



Elyesa Aleyhisselam


İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden. İlyas aleyhisselamdan sonra gönderilmiştir. Her ikisi de Musa aleyhisselamın dînini yaymakla vazifelendirilmiş nebî idiler.

İlyas aleyhisselam, İsrailoğullarını Allahü teâlâya îmâna ve ibâdete çağırdı. Onu dinlemediler, hattâ memleketlerinden kovdular. Ba’l adındaki puta tapmaya ısrarla devâm ettiler. Bu isyânları ve azgınlıkları sebebiyle, Allahü teâlâ onlar üzerine belâ ve musîbet gönderdi. Çeşitli sıkıntılarla cezâlandırıldılar. Memleketlerinden bereket kaldırıldı. Yağmur yağmaz oldu, kıtlık başgösterdi ve mahsûl alamadılar. Yiyecek bulamaz oldular. Açlıktan leş yemeye başladılar. Sonunda İlyas aleyhisselamı bulup, nasîhatini dinlediler. îmân ettikleri için, üzerlerinden belâlar ve musîbetler kaldırıldı. Bir müddet sonra, tekrar dinden dönüp puta tapmaya ve çeşitli günahları işlemeye başladılar. Küfürde ısrâr edip, îmân etmeye bir türlü yanaşmadılar.

İlyas aleyhisselam, Allahü teâlânın izniyle Ba’lbek’te yaşayan bu kabîle arasından ayrılıp gitti. Başka beldelerde yaşayanları, Allahü teâlâya îmân ve ibâdet etmeye dâvet etti. Bu dâvetleri sırasında uğradığı bir belde halkı tarafından çok sevilip, orada kalması istendi. Bunun üzerine bir müddet kaldı. Bu sırada ihtiyâr bir kadının evinde misâfir olmuştu. Bu kadın Elyesa aleyhisselamın annesiydi. Elyesa aleyhisselam, o sırada genç olup hastaydı. Annesi, İlyas aleyhisselamdan, oğlunun sıhhate kavuşması için dua istedi. İlyas aleyhisselam da dua etti. Elyesa aleyhisselam hastalıktan kurtulup sıhhate kavuştu. Bundan sonra İlyas aleyhisselamın yanından hiç ayrılmadı. Ondan Tevrat-ı şerîfi öğrendi. İlyas aleyhisselamdan sonra Elyesa aleyhisselam, Allahü teâlâ tarafından peygamber olarak görevlendirildi.

Elyesa aleyhisselam, İsrailoğullarının ıslâhı için uğraştı, tebliğ vazifesi yaptı. Azgınlık ve taşkınlıklarını günden güne arttıran bu kavim, Allahü teâlânın kendilerine gönderdiği kitâbın gösterdiği yoldan ayrıldı. Kabîleler, devletin başına geçmek yarışına girdi. Aralarındaki ayrılık ve başka memleket meseleleri yüzünden birbirlerine düştüler. İsrailoğulları arasındaki fitnenin kavga ve çekişmelerin sonu gelmez oldu. Nihâyet Allahü teâlâ üzerlerine Asûr devletini musallat kıldı. Esir olup zelîl ve perîşân bir hayat sürmeye başladılar. Bu hâdiselerin vukû bulduğu sıralarda, Yunus aleyhisselam, Asûrluların başşehri olan Ninova’da dünyâya gelmişti.

Elyesa aleyhisselamdan Kur’ân-ı kerîmde bahsedilmiş olup meâlen; “(Yâ Muhammed!) İsmail’i, Elyesaı, Zülkifl’i de hâtırla. (Kavmine anlat.) Bunlar hayırlılardan idiler.” (Enbiyâ sûresi: 85) buyrulmaktadır.

Mucizeleri:
Erîha şehri ahâlisinin içme suları acılaşmıştı. Bu durumu Elyesa aleyhisselama bildirip, kendilerine yardımcı olmasını istemişlerdi. Bunun üzerine, Elyesa aleyhisselam acılaşan suyun içine bir parça tuz atıp, “Tatlı ol!” deyince, Allahü teâlânın izniyle su tatlı ve lezzetli olmuştur.

Borçlu ve dul bir kadın, Elyesa aleyhisselama gelip, fakirliğinden şikâyetçi olmuştu. “Evinde neyin var?” deyince, kadın; “Bir kaşık kadar yağım var.” dedi. Elyesa aleyhisselam, kadına; “Git, o yağı bir kab içine koy.” buyurdu. Kadın da gidip yağı bir kabın içine koydu. Elyesa aleyhisselamın mucizesiyle o yağ o kadar arttı ki, pekçok kap yağ ile doldu. Fakir kadın bundan borçlarını ödediği gibi, zengin de oldu.

İsrailoğulları, Elyesa aleyhisselama bâzan uyup, bildirdiği emirleri yerine getirdiler. Bâzan da muhâlefet ettiler. Elyesa aleyhisselam vefatına yakın Zülkifl aleyhisselamı yanına çağırıp, kendinden sonra onu yerine halîfe tâyin etti

Bu konuyu yazdır

Dini-1 Zülkifl Aleyhisselam
Yazar: RasitTunca - 02-16-2019, 06:50 AM - Forum: Peygamberler Tarihi Hakkında Bilgiler - Yorum (1)



Zülkifl Aleyhisselam

İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerden. Peygamberliği kesin olarak belli olmayıp, âlimlerin ekserisi peygamber olduğunu söylemişlerdir. Asıl ismi Bişr olup, lakâbı Zülkifl’dir. Elyesa aleyhisselamdan sonra, kızmadan sabır göstererek dînin emirlerini ve yasaklarını İsrailoğullarına bildirmeyi üzerine aldığı, kefil olduğu için kefâlet sâhibi mânâsında Zülkifl denilmiştir. Elyesa aleyhisselamın amcasının oğludur. İsrailoğullarına Musa aleyhisselamın dîninin emir ve yasaklarını tebliğ etmiştir.

Allahü teâlânın İsrailoğullarına gönderdiği peygamberlerden Elyesa aleyhisselamın eceli gelip vefatı yaklaşınca Allahü teâlâ rûhunu kabz edeceğini vahiyle bildirdi ve “Mülkünü, İsrailoğullarından gece sabaha kadar ibâdet eden, namaz kılan, gündüzleri oruç tutan ve insanlar arasında kızmadan hükm edecek birine ver.” buyurdu. Bu peygamber kendisine verilen emri İsrailoğullarına bildirdi. Aralarından bir genç kalkıp: “Bu işe ben kefil olurum, üzerime alırım.” dedi. Peygamber o gence; “Bu kavmin içinde senden daha büyükleri var, sen otur.” dedi. Sonra ikinci defâ aynı teklifi yaptı o genç yine “Kefil olurum.” dedi. Üçüncü defâ aynı teklif tekrarlanınca cevap veren yine o genç oldu. Bunun üzerine Elyesa aleyhisselam, onu yerine halîfe bıraktı. Bu genç Bişr idi. Bu sebeple o gence Zülkifl lakabı verildi.

Bu genç aldığı vazîfeyi eksiksiz olarak yerine getirmek için çalışırken İblis (Şeytan) onu kıskandı ve bu vazîfeyi yaptırmamak için çeşitli hîlelere başvurdu. Fakat bu genç İblisin hîlelerine aldanmadan aldığı vazîfeyi eksiksiz yerine getirdi. Bu hâlinden dolayı Allahü teâlâya şükr etti.

Allahü teâlâ Zülkifl aleyhisselama peygamberlik vazîfesi verdi.Zülkifl aleyhisselam Musa aleyhisselamın dîninin emir ve yasaklarını insanlara bildirdi. Tevrat’ı okuyup hükümlerini yerine getirdi. Tebliğ vazîfesini hakkıyla yerine getirdikten sonra Şam beldelerinden birinde vefat etti.

Kur’ân-ı kerîmin Enbiyâ sûresi 85-86. âyet-i kerîmelerinde, Sâd sûresi 48. âyetinde Zülkifl aleyhisselamla ilgili haberler verilmektedir

Bu konuyu yazdır

Dini-1 Yunus Aleyhisselam
Yazar: RasitTunca - 02-16-2019, 06:48 AM - Forum: Peygamberler Tarihi Hakkında Bilgiler - Yorum (1)



Yunus Aleyhisselam

Musul yakınlarındaki Nineve (Ninova) ahâlisine gönderilen peygamber. Babası Metâ adında bir zât olup sâlih kimselerdendi. Yunus aleyhisselam kendisini balık yuttuğu için Zinnûn ve Sâhib-i Hût adlarıyla da anılmıştır.

Yunus aleyhisselam, Asûr Devletinin başşehri ve önemli bir ticâret merkezi olan Nineve şehrinde doğdu. Babası Metâ ve annesi, Allahü teâlâya dua edip, kendilerine bir erkek evlâd ihsân etmesini dilediler. Cenâb-ı Hak onlara Yunus’u ihsân etti. Ancak Yunus aleyhisselam ana rahmindeyken babası vefat etti. Annesi onun doğum ve çocukluğu sırasında birçok hârikulâde, olağanüstü haller gördü. Yunus aleyhisselam Nineve’de büyüdü. Kavmi içinde emin, yalan söylemeyen, yardım seven bir kişi olarak meşhur oldu.

Otuz yaşına gelince Nineve ahâlisine peygamber olarak gönderildi. Putlara tapan Nineve halkını senelerce Allahü teâlâya îmân ve ibâdet etmeye dâvet etti. Kavmi ona îmân etmedikleri gibi birçok ezâ ve cefâda bulundular. Onunla alay ettiler. Fakat Yunus aleyhisselam yılmadan ve ümitsizliğe kapılmadan onları hak dîne dâvet etti. Allahü teâlânın azâbıyla korkuttu. Fakat Nineve halkı, “Tek bir kişinin hatırı için azap inip herkesi yok edecekse müsâde et bu azap gelsin.” deyip alay ettiler.

Yunus aleyhisselam kavminin küfürde isrâr etmesine üzülüp onların arasından ayrıldı. Allahü teâlâ ona vahyedip; “Kullarımın arasından ayrılmakta acele ettin. Geri dön, kırk gün daha onları îmâna çağır.” buyurdu. Yunus aleyhisselam bu ilâhi emir üzerine kavmine döndü ve onları hak dîne dâvete devam etti. Otuz yedi gün aralarında kaldı. Kavmi yine inanmadı. Bunun üzerine Yunus aleyhisselam “O halde üç güne kadar başınıza gelecek azâbı bekleyin. Bunun alâmeti önce benizleriniz sararacaktır.” buyurdu ve ilâhî bir emir gelmeden üzüntüyle aralarından ayrıldı.

Yunus aleyhisselamın haber verdiği gün gelince Ninevelilerin benizleri sarardı. Gökyüzü karardı. Şehri simsiyah bir duman kapladı. Herkesi korku ve telâş sardı. Feryad ve figâna başladılar. “Yunus aleyhisselam aramızda ise korkmayın, eğer gitmişse azâb bizi helâk edecektir.” diye söyleştiler. O zaman Allahü teâlâ kalplerine pişmanlık hissini verdi. Onlar tövbe etmek arzusu ile yaşlı sâlih bir zâta geldiler ve ne yapmaları gerektiğini sordular. O zât da henüz azâbın gelmesine iki gün olduğunu ve tövbe etmelerini ve azâbı kaldırması için dua etmelerini tavsiye etti.

Bunun üzerine Nineve halkı şehrin yakınındaki bir yüksek tepeye çıkıp Allahü teâlâya ve O’nun peygamberi Yunus aleyhisselama îmân ettiler. Allahü teâlâya dua edip azâbı kaldırmasını niyaz ettiler. O zamana kadar yaptıkları her türlü kötülük ve haksızlığa da tövbe ettiler. Hattâ öyle oldu ki, evlerindeki başkasına âit olan taşları söküp sâhiplerine iâde ettiler. Bunun üzerine Allahü teâlâ tövbelerini kabul edip, azâbı üzerlerinden kaldırdı. Duânın yapıldığı gün Cumâ olup, Aşûre günüydü. Sonra sevinç içinde şehre dönen Nineve halkı şehirde Yunus aleyhisselamı aramaya başladılar.

Yunus aleyhisselam da ayrılışından bir müddet sonra kavminin hallerini öğrenmek için Nineve’ye yakın bir yere geldiğinde azâbın rahmete tebdil olduğunu gördü. Fakat şehre girmedi. “Eğer şehre girersem beni yalancılıkla ithâm ederler.” diyerek sahra (çöl) tarafına yöneldi ve oradan uzaklaştı ve Dicle Nehri kenarına vardı. Fakat buraya Allahü teâlâdan emir almadan gelmişti. Dicle Nehri kenarındayken yolcularla dolu olan bir gemiye bindi. Gemi hareket edip kıyıdan uzaklaştı. Gemi bir müddet seyrettikten sonra durdu ve kımıldamaz oldu. Gemidekiler şaşırıp kaldılar. Ne kadar çalıştılarsa da gemiyi bir türlü yürütemediler. Sonra da; “Aramızda bulunan bir suçlu yüzünden gemi yürümüyor.” diye aralarında söylendiler. Geminin batacağından endişe edip paniğe kapıldılar. Durumu uğursuzluk kabul edip: “Burada efendisinden kaçan bir kul vardır. Kur’a atalım o meydana çıkar!” diye söyleştiler.

O zamâna kadar âdetleri kur’a kime isâbet ederse onu cezâ olarak denize atmaktı. Âdetleri gereği kur’a çektiler. Kur’a Yunus aleyhisselama çıktı. O zaman Yunus aleyhisselam bunun kendisi hakkında ilâhi bir imtihan olduğunu kabul edip tevekkülle; “O âsi kul benim!” dedi. Gemidekiler Yunus aleyhisselama bakıp sâlih bir kimse olduğunu anlayıp; “Bu zât köleye benzemiyor!” diyerek yeniden kur’a çektiler. Kur’a yine hazret-i Yunus’a isâbet etti. Üçüncü defâ çekilen kur’a da Yunus aleyhisselama isâbet etti. Bâzıları; “Şüphesiz bu kişinin suçu olmalı!” dediler.

Yunus aleyhisselam yolcuları Allahü teâlâya îmân etmeye dâvet etti. Fakat gemidekiler Yunus aleyhisselamı denize attılar. O an gece vaktiydi. Yunus aleyhisselamı bir balık yuttu. O zaman cenâb-ı Hâk balığa emredip onu yaralamamasını, kemiklerini kırmamasını bildirdi. Balık bu hal üzere hazret-i Yunus’u alıp denizin derinliklerinde kayboldu. Yunus aleyhisselam balığın karnında sağ, aklı başında ve şuûru yerindeydi. Balığın karanlık vücûdunda çok üzgün bir halde: “Yâ Rabbî! Emir ve hüküm senindir. Fakat Nineve’ye dönmeye ve kavmimi îmânlı bir şekilde görmeye ümîdim sonsuzdur. Bütün bunlara rağmen senin takdirin ne ise ona râzıyım.” dedi.

O sırada bâzı sesler işitti. “Bu nedir acabâ?” diye söylendi. Allahü teâlâ ona balık karnında olduğunu vahyederek: “Ey Yunus! Bu sesler beni denizde zikreden canlıların sesleridir!” buyurdu.

Yunus aleyhisselam balığın karnında dahi her zaman zikre devam ediyordu. Melekler onun sesini işitip Allahü teâlâya arz ettiler. Allahü teâlâ; “Bu kulum Yunus’un sesidir. Bir hâli sebebiyle onu denizde bir balığın karnında hapsettim.” buyurdu. Yunus aleyhisselam, “Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke inni küntü minezzâlimîn (Senden başka hiçbir ilâh yoktur. Seni bütün noksanlıklardan tenzih ederim. Gerçekten ben haksızlık edenlerden oldum.” (Enbiya sûresi 87)” duasına devam etti. Bu duası ve tesbihi onun kurtuluşuna sebep oldu. Balığın karnında üç, yedi veya kırk gün kaldıktan sonra kurtuluşa erdi. Yunus aleyhisselam balığın karnından Muharrem ayının onuncu (Aşûre) günü çıktı.

Balık onu çıkarıp sâhile bıraktığında; Yunus aleyhisselam zayıflamış, bitkin, hasta bir durumda ve himâyeye muhtâçtı. Cenâb-ı Hak ihsânıyla orada hazret-i Yunus’u güneşin yakıcı sıcağından gölgelendirerek geniş yapraklı, çabuk büyüyüp yükselen bir ağaç veya bitki bitirdi. Bu ağaç sinek ve haşerâtın zararını da önlemekteydi. Cenâb-ı Hak bir rivâyette o bitkiden hazret-i Yunus’a süt damlattı. Diğer bir rivâyette dağ keçisini emrine verdi. İyice kuvvetleninceye kadar o dağ keçisi sabah akşam gelip hazret-i Yunus’u emzirdi. Yunus aleyhisselam kendine gelince Allahü teâlâya şükredip ibâdete başladı. Birgün kendisine gölge veren ağacın kuruduğunu görüp üzüldü. Allahü teâlâ ona vahy edip kavmine dönmesini emir buyurdu ve kavminin tövbelerini kabûl ettiğini bildirmesini emretti.

Yunus aleyhisselam kavmine gitmek üzere yola çıkıp, Nineve şehri yakınlarına gelince gördüğü bir çobana kavminin durumunu sordu. Çoban da; “Peygamberleri olan Yunus aleyhisselam onlara darılıp gittiğinden kendi başlarına kaldı. Cenâb-ı Hak onlara azâb gönderdi. Azâb bulutları başları üzerinde üç gün üç gece durdu. Fakat onlar bin bir pişmanlıkla ağlaştılar. Yunus aleyhisselamı aramalarına rağmen bir yerde bulamadılar. Neticede Allahü teâlâ onları bağışladı. Üzerlerinden azâbı kaldırdı. Şimdi yolları gözetip kendilerine emir ve yasakları öğretecek Yunus aleyhisselamın gelmesini bekliyorlar.” dedi. Yunus aleyhisselam kendisinin bekledikleri kimse olduğunu ve gidip onlara haber vermesini istedi. Çoban Nineve’ye gidip Yunus aleyhisselamın geldiğini haber verdi.

İlk anda Yunus aleyhisselamın geldiğine inanmayan Nineve halkı ağacın ve koyunun dile gelip, konuşması netîcesinde inandılar. Yunus aleyhisselamın bulunduğu tarafa gittiler. Yunus aleyhisselamı namaz kılarken buldular. Namazdan sonra onu hasretle kucaklayıp özür dilediler. Berâberce şehre döndüler. Bundan sonra Yunus aleyhisselam onlara Allahü teâlânın emir ve yasaklarını anlattı. Kavmi mesut ve iyilik üzere oldular. Yunus aleyhisselam seksen üç yaşında ibâdet hâlindeyken Nineve’de vefat etti. Vefât ettiği yer hakkında başka rivâyetler de vardır.

Yunus aleyhisselamın mucizeleri:
1. Yunus aleyhisselam, Kur’ân-ı kerîmde bildirildiği üzere balığın karnında üç, yedi veya kırk gün yaşamıştır.

2. Yunus aleyhisselamın duası bereketiyle bulutlardan ateş çıkardı. Bir gün Nineve ahâlisi kendisinden bulutlardan ateş çıkarılmasını istediklerinde dua etti ve bulutlardan ateş düşüp memleketin bir bölgesindeki ağaçları yaktı.

3. Yunus aleyhisselamın duası bereketiyle dağdan su çıkmıştır.

4. Yunus aleyhisselamın peygamberliğine bir keler şehâdet etmişti. Nineveliler Yunus aleyhisselamdan mucize isteyince, Allahü teâlânın emriyle dağa işâret etti. Dağdan çıkan bir keler dile gelerek; “Ey insanlar! Biliniz ki, Yunus hak peygamberdir. Sizi Cennet’e, Rabbinizin mağfiretine dâvet ediyor.” dedi.

5. Yunus aleyhisselam Nineve hâkimini îmâna dâvet etti. O zaman Hâkim; “Kapımda bulunan şu demir halka altın olursa îmân ederim.” dedi. Yunus aleyhisselam Allahü teâlânın emriyle elini kapının halkasına koydu. Demir halka altın hâline geldi.

6. Yunus aleyhisselam odun olmadığı halde su üstünde ateş yakmıştır.

7. Yunus aleyhisselam, Davud aleyhisselam gibi güzel sesli olduğundan, tatlı sesi vahşî ve yırtıcı hayvanlara da tesir eder, onu dinlemek için etrâfında toplanırlardı.

Yunus aleyhisselamın hayâtı ve başına gelen hâdiseler hakkında Kur’an-ı kerîmin Sâffat, Nisâ, Yunus, Enbiyâ, Kalem, sûrelerinde haber verilmektedir. Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem de hadîs-i şerîfte buyurdu ki:
“Balığın karnındayken Yunus’un (aleyhisselam) yaptığı dua; “Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minez-zâlimîn” idi. Müslüman bir kişi bu duayı her ne şey için okursa, Allahü teâlâ elbette onu kabul eder. Hiçbir kula, Yunus bin Metâ’dan (aleyhisselam) daha hayırlıyım, demek yakışmaz.”

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Arama Motoru Nedir? Ne İşe Yarar? En iyi ve En Yaygın Arama Motorları Nelerdir?
Yazar: RasitTunca - 02-15-2019, 04:30 PM - Forum: internet Bilgileri - Yorum Yok



Arama Motoru Nedir? Ne İşe Yarar? En iyi ve En Yaygın Arama Motorları Nelerdir?

Arama Motoru Nedir? Ne İşe Yarar?

Teknolojinin gelişmesine paralel olarak internet kullanımı da her geçen gün artmaktadır. İnterneti kullanan kişiler günde en az bir kez de olsa arama motoru kullanmaktadır. Yapılan araştırmalara göre, dünya genelinde 3,5 milyar civarında internet kullanıcısı ile 1,15 milyar civarında web sitesi bulunmaktadır.

Her biri farklı bir siteye ait olan sayfalara erişmek için URL web adresi kullanılmaktadır. Bu noktada, internet kullanıcılarının ihtiyacı olan bir bilgiyi içeren en iyi web sayfalarına arama motoru sayesinde ulaşılmaktadır. Herhangi bir markanın web sitesine, herhangi bir kişinin sosyal medyadaki profiline, herhangi bir ürün ya da hizmete ve yerel bir habere arama motorları ile ulaşabilirsiniz.

Arama Motoru Nedir?

En popüler arama motorlarından biri olan Google,  yazılan anahtar kelimeleri sistem üzerinde araştırarak tüm bilgileri kullanıcılara sunar. Milyarlarca web sitesinin bulunduğu internet ortamında, istenilen sitenin ya da bilginin elde edilmesi kişilere bırakılmamıştır.

Günümüz teknoloji çağında işlemler daha kolay hale getirilerek arama motorları geliştirilmiştir. En çok kullanılan arama motorlarından biri de Yandex olarak karşımıza çıkar. İhtiyacınız olan her bilgiye kolay bir şekilde ulaşabiliyorsunuz.

Arama motorlarının bilgiyi bularak kullanıcısına ulaştırma işlemleri 3 temel aşamada gerçekleştirilmektedir. En çok kullanılan Google,  kullanıcılarına ücretsiz hizmetler vererek her geçen gün daha da ilerlemiş ve en büyük şirketler arasındaki yerini almıştır.

Arama motoru olan Yahoo ya da diğer yazılımlara, aramak istediğiniz kelimeleri yazdıktan sonra ‘’ ara ‘’ butonuna bastıktan sonra arama motoru harekete geçer ve istenen kelime ile ilgili içeriklerin tamamını karşınıza getirir. Bilgiler alt alta sıralanır ve incelemeniz için biz dizi haline getirilir. Bu sıralamada en çok kullanılan ve tercih edilen popüler siteler üst sıralarda yer alır.

Arama Motorları Ne İşe Yarıyor?

Dünya genelinde en çok Google kullanılsa da, Yandex gibi arama motorları da oldukça gelişmiştir. İnternetteki her bilgiyi kodlar aracılığı ile okuyan arama motorları, HTML şeklinde bu bilgileri sunmaktadır.

Son dönemlerde oldukça gelişen ve popüler olan Yahoo sayesinde de istediğiniz bilgilere ulaşabilirsiniz. Arama motorlarında kelime dışında görüntü ve video arama işlemi de yapabiliyorsunuz. Web sitelerin arama sonuçlarına göre daha üst sıralarda yer alması ve bu sayede daha çok kişiye ulaşarak kar oranını artırması, arama motoru optimizasyonu sayesinde olmaktadır.

En iyi ve en yaygın arama motorları

En iyi arama motoru söz konusu olduğunda internetteki en uygun ve en zengin sonuçları gösteren arama motorları aklımıza gelir. Özellikle en sık kullanılan arama motorları hayatı kolaylaştırmak açısından tartışılmaz araçlardır. Gün geçtikçe yaygın olarak kullanılmaya başlanan bu araçlar yavaş yavaş  daha da bilinir hale gelmektedir. En önemli en etkili özelliklerinden biri ise internet dünyasını bizim için daha kolay hale getirmektir. Gönül isterdi ki türk arama motoru ile karşınıza çıkalım. Fakat yerli arama motoru olarak ön planda olduğumuz yüksek bütçeli bir arama motorumuz mevcut değil. Ama ileride olmasını ümit ediyoruz.  Gelin hep beraber en iyi ve en yaygın arama motorlarına göz atalım. İşte dünyadaki arama  motorları arasından en çok kullanılan ve en iyi arama motorları;

YANDEX
yandex.com
Yandex: Gün geçtikçe daha sık duyduğumuz  arama motorlarından biri yandex yeni arama motoru. 1996 yılında Yandex’i yaratan Ruslardı. Yandex, reklam sistemi aracılığıyla gelir elde ederek büyüdü ve navigasyon sistemi ile ülkemizde yaygınlaştı ve türkçe arama motoru denildiğinde aklımıza gelebileceklerden oldu. Şu anda en çok kullanılan arama motorları arasında popüler bir konumda olan yandex görsel arama motoru için de bir alternatif sunuyor.

BAIDU
baidu.com

Baidu: Google ve Çin arasındaki sanal savaş 2010’da kendini gösterdi ve bu durum Baidu arama motorunun doğmasına sebep oldu. Arama motorları açısından düşünüldüğünde gün geçtikçe Baidu arama motoru, Çin hükümetinin desteğiyle Asya’nın en önemli ve en iyi arama motoru olmayı başardı ve özellikle Asya pazarında ciddi bir alternatif haline geldi.
AOL
aol.com

AOL.com: E-posta, arama motorları, haber kaynakları ve sosyal ağ bağlantıları ile  ön plana çıkan AOL yeni arama motoru, Google’ın en büyük muadillerinden biridir. Bu sitenin arama motoru, Google tarafından desteklenmektedir ve içerik konusunda oldukça iddialıdır.

ASK
ask.com

Ask: Yaygın arama motorlarının en büyük rakiplerinden biri Ask.com olarak bilinir.   Ask ingilizce bir  kelime olarak sor anlamına gelmektedir ve Ask arama motoru arayüz tasarımı açısından Google arama motoruyla büyük benzerlik göstermektedir. Dünyada yaygın olarak kullanılan bu arama motoruna soruları sorup cevaplarınızı alabilirsiniz.

DUCKDUCKGO
duckduckgo.com

duckduckgo.com: Yakın gelecekte Google’ın en büyük rakiplerinden biri olabileceği düşünülen bu arama motoru değişik bir isim ve sembole sahip. En çok kullanılan arama motorları arasında bulunan Duckduckgo.com, ördek logosuyla ve ilginç adıyla dikkatleri çekerken, arama sonuçlarınıza göre ördek ikonunuz da değiştirmektedir.

BING
bing.com

Bing.com : Dünyanın en büyük arama motorları arasındaki Bing adlı  arama motorunu Microsoft, google arama motoruna rakip olarak  ortaya çıkardı. Yazılım devi microsoft tarafından milyonlarca dolar harcanarak geliştirilen bu arama motorunun  en etkileyici özelliği değişken arka plan sistemidir. Arama yaparken, arama sayfasının ekranında istediğiniz herhangi bir resmi kullanabilirsiniz. Bu özellik  Google tarafından taklit edilmiştir.

YAHOO
yahoo.com

Yahoo.com: En iyi arama motorları listesinin en iyilerinden biri olan yahoo arama motoru karşımızda. Google’ın kurucuları henüz daha öğrenme sürecinde iken, Yahoo’ya basit ve işlevsel arama motoru fikri sunmuşlardı. O zamanda en büyük internet güçlerinden biri olan Yahoo, gençlerin bu teklifini kabul etmedi. Fakat belki de bu google için iyi birşeydi çünkü şu an Google büyüdü ve arama motoru konusunda Yahoo’dan daha başarılı bir konuma geldi. Google basit ve sade bir arayüze sahip ancak Yahoo’nun canlı ve hareketli bir arayüzü var.

GOOGLE
google.com

Google.com: Herkesin bildiği gibi en iyi arama motorları arasından şu an sahip olduğumuz en iyi arama motorudur google. Bilgi grafiğiyle, arama yaparken bize yardımcı oluyor ve ek sonuçları sunuyor. Rönesans’ta yaşayan bir ressamın adını yazarken bize Rönesans’da yaşayan başka bilgileri de resimleri ile birlikte  gösterebiliyor. İngilizce literatürüne google arama motorunda da arama yapmak fiili “google” lamak olarak eklenmiştir.


Bu konuyu yazdır

Oku-1 Browser Web Tarayıcı Nedir? En iyi Browserler Hangileridir?
Yazar: RasitTunca - 02-15-2019, 04:12 PM - Forum: internet Bilgileri - Yorum Yok



Browser Web Tarayıcı Nedir? En iyi Browserler Hangileridir?

İnternet kullanırken bazı kavramlar hakkında bilgi sahibi olmak, daha bilinçli bir kullanıcı olmamızı sağlar ve bu bilgiler de zamanı geldikçe mutlaka işimize yarar. Çünkü artık internet sadece bir eğlence aracı değil. Yaşamımızda iş yerimizden, kazançlarımıza kadar her alanda etkili olan bu muhteşem bilgi hazinesi... Eğer doğru ve yerinde kullanılırsa, bize yeni kazançların dahi kapılarını aralayabilecek kadar mükemmel bir nimettir.

Browser Nedir?

İnternet sayfalarına ulaşmamızı sağlayan yazılım ve programlara browser adı verilmektedir. Bunun bir diğer adı da tarayıcıdır. Biraz daha kolay bir dille ifade edersek internete bağlanırken her gün kullandığımız Google Chrome, Mozilla, İnternet Explorer gibi platformlar birer browser yani tarayıcıdır. Ve eğer bu platformlar olmasaydı bugün internete bağlanmak söz konusu olmayacaktı.

Browserlar Nasıl Çalışır?

Browser, www yani world wide web üzerinde yer alan bütün dokümanların görüntülenmesini sağlar ve bu bütün dokümanlar ile uyumlu bir niteliğe sahiptir. Diyelim ki, bir hosting hizmeti almak istiyoruz ve bu hizmet ile birlikte bir web sitesine sahip olacağız... Bu alacağımız hosting hizmetinin, dünya çapında kullanılan tüm browser hizmetleri ile uyumlu olması şarttır. Çünkü bu uyum sağlanmazsa, internet sitemizin, ziyaretçiler tarafından görüntülenmesi mümkün olmaz.

Her browser servisi, farklı bir protokolü kullanır. Örneğin: www servisinin kullandığı protokol http veya https'dir. Ftp ise ftp protokolünü kullanmaktadır.

Tarihi Süreçte İnternet Browser'ları

Bu süreç için bundan bir yirmi, yirmi beş yıl öncesine uzanmak gerekli. İnternet hakkında henüz hiçbir şey bilmediğimiz bu zamanlarda temelleri atılan sistem, güçlenerek günümüze kadar geldi. İlk internet browser'ı olarak bilinen Unix'in hemen ardından Netscape şirketi, Navigator ile öne çıkmayı başarmıştı. Bunlar tarihte bilinen ilk servis sağlayıcıları ama serüven asıl olarak İnternet Explorer ile başladı. İnternet Explorer, sahip olduğu özellikleri ile diğer browser'lardan bir adım daha öndeydi. Ardından da Opera adındaki browser öne sürülmüştü.

Google Chrome ve Mozilla'nın sahneye çıkışı, diğerlerinden daha sonra oldu. Ancak bu konuda Google Chrome'un başarısı bugün tüm browserlar arasında en üst sırada...

Browser'ların Özellikleri

Opera: Software firması tarafından sağlanan Opera hizmeti, birçok platformda rahatça çalışabilme özelliği ile beğeni almaktadır. Ayrıca standartlara uyumlu oluşu ve hızı da, onu kullananların bir diğer tercih sebebi durumunda.

Mozilla: The Mozilla Group tarafından tasarlanan Mozilla, Gecko tarayıcı motorunu geliştirmiş olmasıyla da bir hayli gündemde kalmayı başardı. Mozilla, çeşitli platformlara uyum sağlamakta oldukça başarılı ve üstelik hızı da gayet iyi.

Mosiac: The NCSA firmasının geliştirdiği Mosiac browser, grafik tabanlı bir tarayıcıdır ve özgün kalıplarla inşa edilmiştir.

Lynx: Metin tabanlı bir tarayıcı olan Lynx, çok sık güncelleme yapılmaması dolayısıyla kullanıcıları tarafından eleştiri alsa da bu browser'ı kullananların sayısı hiç de az değil.

Google Chrome: Google'ın internet dünyasına adım atması ile birlikte, ezberlerin bozulması söz konusu oldu. Bugün dünyada internet kullanıcıları tarafından en çok tercih edilen tarayıcı olan Google Chrome, hem hızlı kullanımı hem de sorunsuz erişimi sayesinde beğeni toplamaya devam ediyor.

Browser'ların Yapısı

Bir browser yedi ana temelden oluşur. Bunlardan ilki kullanıcı ara yüzüdür. Bu kısımda yer imleri, adres çubuğu, ileri geri butonları bulunur. İkinci kısım,Tarayıcı motorudur. Hemen ardından Rendering motoru gelir ki, sizin yaptığınız aramaları görüntüleyen kısım burasıdır. Diğer unsurlar ise ağ iletişimi, Ul arka uç, Java Script yorumlayıcı ve son olarak veri belleğidir. Bu unsurlar ile tarayıcınız kusursuz biçimde çalışarak aramalarınızda size doğru yanıt verir.

En iyi internet tarayıcısı 2018: Hangisi daha hızlı, işlevsel ve güvenli

Bilgisayarda yaptığımız işlerin başında web’de gezinmek geliyor. Doğru internet tarayıcısını seçmek ise neredeyse her gün gerçekleştirdiğiniz bu işlemden elde ettiğiniz verimde büyük farklılıklar yaratabilir. Önceliğiniz ister daha hızlı performans, ister daha yüksek güvenlik, ister indirilebilir eklentilerle elde edilebilecek daha fazla esneklik olsun, doğru internet tarayıcısını seçmek oldukça önemlidir.

Kullanmakta olduğunuz internet tarayıcısı en iyisi olmayabilir, ancak yıllar boyunca alışkanlıklarınız doğrultusunda ondan en iyi performansı aldığınızı düşünüyor olabilirsiniz. Ancak diğer seçenekleri de gözden geçirmek yararlı olabilir, belki bu şekilde hayatınızı daha da kolay hâle getirecek bir seçeneğe geçiş yapmanız mümkün olabilir.

Bu dosya konusunda internetin en büyük tarayıcılarını mercek altına alıyor, her birisinin artılarını ve eksilerini detaylandırıyoruz. Yazının devamında internet tarayıcılarına dair önemli noktaları ve bunların indirme bağlantılarını bulabilirsiniz.

1. Mozilla Firefox

Firefox geçtiğimiz aylarda 13 yıldaki en büyük güncellemesini aldı. Oldukça fazla performans kazanan ve kullanışlılığı da artan bu internet tarayıcısı listemizin de tepesine yerleşmeye hak kazandı.

Firefox her zaman esnekliği ve uzantı desteğiyle bilinir. Ancak son zamanlarda hız anlamında rekabetin gerisinde kalmaya başlamıştı. Geçen yılın sonlarına doğru yayınlanan Firefox Quantum ile birlikte internet tarayıcısının kodlarında önemli güncellemeler yapıldı. Böylelikle hız anlamında Google Chrome ile rekabet edebilir hâle geldi. Yeni Firefox RAM kullanımı konusunda oldukça tutumlu davranıyor. Bu sayede sadece üst sınıf bilgisayarlarda değil, giriş veya orta seviye PC’lerde bile, birçok sekme açık olsa bile iyi performans gösteriyor.

Firefox gizilik tarafında da iyi performans sergiliyor. Mozilla kazanç amacı gütmeyen bir kuruluş. Bu nedenle verilerinizi başka internet tarayıcısı geliştiricilere satmak gibi bir derdi bulunmuyor. Ayrıca kuruluş çıkardığı düzenli güncellemelerle kullanıcıların gizliliğini korumaya çalışıyor. Günümüzde kullanıcıların verilerinin nasıl saklandığı konusunda artan tartışmaları dikkate aldığımızda bu, daha da önemli hâle geliyor.

Quantum sürümüyle birlikte kötü niyetli geliştiricilerin tarayıcının dahili kodunda kötü niyetli değişiklikler yapmasını önleyen yeni bir uzantı sistemi de getirilmişti.

Bazı web sayfalarının açılmasında Chrome hâlâ en yüksek performansı sergiliyor. Ancak Mozilla’nın kendi hazırladığı videonun da gösterdiği gibi, yeni Firefox oldukça iyi bir performans sergiliyor ve 2018’in en iyi internet tarayıcısı listemizin başında yer almayı hak ediyor.

Downloaden-2

Mozilla Firefox indir

2. Google Chrome

Google, Chrome ile birlikte genişletilebilir ve verimli bir internette gezinme deneyimi sunuyor. Bu açıdan internet tarayıcıları sıralamasında en tepede yer almayı hak ediyor. w3schools tarafından gerçekleştirilen internet tarayıcıları eğilimler analizinde, kullanıcı kitlesi en hızlı şekilde yükselen tarayıcı Chrome oluyor. Bunun başlıca nedenleri arasında birden fazla platformda çalışması ve mükemmel derecede kararlı olması yer alıyor.

Geniş yelpazeye yayılmış ve kolaylıkla kurulabilir eklentileri sayesinde Chrome’u ileri seviyede özelleştirebilir, kendinize özel bir tarayıcı hâline getirebilirsiniz. Ebeveyn kontrolleri, kapsamlı özelleştirme araçları ve en yüksek verimliliği elde etmeyi sağlayan ayarlar da Chrome’un artıları arasında bulunuyor.

Ne var ki, Chrome’un birtakım dezavantajları var. Sistem kaynaklarını kullanım bakımından Chrome en cömert davranan tarayıcılardan bir tanesi. Bu nedenle kısıtlı RAM’e sahip sistemlerde Chrome iyi performans sergileyemeyebiliyor. Benchmark testlerinde de diğerlerinin seviyesine ulaşamayabiliyor. Bununla birlikte söz konusu Google’ın internet tarayıcısı olunca, dolaşma verilerinizin nasıl değerlendirildiği konusunda birtakım soru işaretleri de kafanızda oluşabilir.

Yine de, Google güvenlik tarafında bazı adımlar atarak kullanıcılarının içini rahat ettirmeye çalışıyor. Özellikle HTTPS konusunda oldukça aktif davranıyor. İnternet tarayıcısının gelecek versiyonlarında HTTPS şifreleme kullanmayan web sitelerinde, sitenin güvenli olmadığına dair ibare açık şekilde gösterilecek. Google, HTTPS’in bir web standardı hâline gelmesi için büyük çaba gösteriyor.

Firefox gibi Chrome da WebAuth üzerinden şifresiz kullanıcı girişlerini destekliyor. Bu yöntem geleneksel şifre girişlerinin yerini alıyor, ya da iki aşamalı kimlik doğrulama türünde işliyor. İnternet tarayıcısı web uygulama geliştiricileri için de daha fazla özellik sunuyor. Farklı VR başlıkları için tutarlı kullanıcı deneyimleri sunma konusunda çeşitli nitelikler kazanan Chrome, telefonun ortam ışık sensörü veya ivme ölçeri gibi sensörlerden gelen girişleri de kullanma yeteneğine sahip.

Downloaden-2

Google Chrome indir

3. Opera

Yıllardır internet tarayıcı pazarında yer alan Opera’nın sadece yüzde 1 gibi çok düşük bir pazar payı elde edebildiğini görmek oldukça üzücü. Hızlı çalışan, kullanıcı arayüzü mükemmel derecede sade olan bu internet tarayıcısı rakiplerinin yapabildiği her şeyi yapıyor. Buna ek olarak onların üstüne ek birtakım özellikler ve yetenekleri de bünyesinde barındırıyor.

Opera’yı da bilgisayarınızda ikinci bir internet tarayıcısı olarak tutmanızda fayda var. Opera Turbo özelliği bu tavsiyeyi yapmamızdaki en büyük neden. Opera Turbo, web trafiğinizi sıkıştırıyor, onu Opera’nın sunucuları üzerinden iletiyor. Böylelikle düşük hızlı internet bağlantısının söz konusu olduğu durumlarda internette gezinme hızlarında büyük fark yaratılıyor.

Eğer bir mobil internet bağlantısı kullanıyorsanız, Opera Turbo iletilen veri miktarını da azaltıyor. Trafiğin yeniden yönlendirilmesi internet servis sağlayıcınızın içerik konusunda getirdiği kısıtlamaları da aşmanıza yardımcı oluyor. Bu açıdan da Turbo, kullanışlı bir özellikl sayılır. Opera, bankalar gibi güvenli siteleri kullanıyorsanız, otomatik olarak aradan çekiliyor, böylelikle trafiğiniz özgür biçimde, normal ağ üzerinden iletiliyor, arada Opera’nın sunucuları olmuyor. Böylelikle gizilik ihlâli gibi bir durum da ortaya çıkmıyor.

Ayrıca Opera’da entegre reklam engelleme aracı da bulunuyor. Ana gelir kaynağı reklamlar olan bir yayıncı olarak bu tarz araçları kullanmanız bizi mutlu olmuyor, ancak eğer arzun ederseniz, bunu açık hâle getirebilir ve reklamsız biçimde internette gezinebilirsiniz. Ayrıca pil tasarruf modu sayesinde dizüstü bilgisayarınız şarjda daha uzun süre gidebilir.

Downloaden-2

    Opera indir

4. Microsoft Edge

Windows 10’un varsayılan internet tarayıcısı olan Microsoft Edge, daha eski sürüm işletim sistemlerinde kullanılamıyor. Microsoft, Edge’in daha kullanıcı dostu bir seçenek olduğunu belirtirken, Internet Explorer’ın biraz daha kurumlara hitap eden bir çözüm olduğunun altını çiziyor.

Windows 10’un temelleriyle entegre olması Edge’in en güçlü özelliklerinden bir tanesi. Windows 10’un tablet modunda, modern kullanıcı arayüzü eşliğinde mutlu mesut biçime çalışıyor. Aynı zamanda destekleyen ülkelerde Cortana ile de iyi biçimde çalışıyor. Öte yandan günümüzün web eğilimlerine uyum gösteriyor. ActiveX gibi güvenli olmayan protokolleri desteklemiyor, bunları kullanmak isteyenleri Internet Explorer’a yönlendiriyor.

Bazı yeteneklerden yoksun olsa da, Edge’i kullanmak mükemmel derecede memnun edici bir deneyim sunuyor. Çok hızlı olan ve bunu benchmark test sonuçlarıyla da gösteren internet tarayıcısı, okuma modu sayesinde web sitelerinde gezinmeyi daha hoş hâle getiriyor. Edge’i işletim sisteminin gerisinden soyutlayan Microsoft, Edge’in daha yaşlı kardeşi gibi güvenlik açıklarından muzdarip olmasını da önlüyor.

Microsoft’un Windows 10 kullanıcılarına Edge’i dayatma konusunda çok ısrarlı davranmasını anlamak zor. Mail uygulamasından bağlantılar için Edge varsayılan konumunda. Aynı durum masaüstüne eklenen web site kısayolları için de geçerli.

Downloaden-2

    Microsoft Edge’li Windows 10’u indirin

5. Microsoft Internet Explorer

Microsoft Internet Explorer’ın on yıllar süren hayatı boyunca bazı iniş ve çıkışları oldu. Bir zamanlar pazarın hakimi konumunda bulunan bu yazılım artık en büyük iki rakibinin çok gerisinde bulunuyor. Özellikle Microsoft’un kullanıcılara başka internet tarayıcısını kullanma zorunluluğunun, belirli ülkelerde getirilmesinin ardından Internet Explorer kan kaybetmeye başladı. Ancak ondan daha önemlisi, Microsoft’un emektar tarayıcısı gelişen web teknolojilerine destek verme konusunda rakiplerinin çok gerisinde kaldı.

Internet Explorer 11, kullanıcı alışkanlıkları konusunda geride kalmış olabilir. Ancak, özellikle kurumsal uygulamaları ve kullanım alanlarını desteklemek konusunda en yüksek yeterliliği sergileyen internet tarayıcılarından bir tanesi. Sade kullanıcı arayüzü, yüksek uyumluluğu, gücü dikkat çekerken, benzer sayfalarda Chrome ve Firefox’a göre daha az RAM ve CPU kullanmasıyla da biliniyor.

Tabii ki, bu internet tarayıcı mükemmel değil. Örneğin, Google’ın V8 benchmark testinde bu tarayıcı epey bocalıyor. Ayrıca IE, rakipleri gibi eklentileri ve uzantıları da destekleme konusunda yetenekli değil. Eğer daha fazla özelleştirilmiş ve verimli bir internette gezinme deneyimi istiyorsanız, o hâlde diğer alternatifleri değerlendirmenizde fayda var gibi görünüyor.

Downloaden-2

  Microsoft Internet Explorer indir

6. Safari

Apple’ın iMac, MacBook ve MacBook Pro’larında yüklü olarak gelen Safari, sadece Mac platformunda hizmet veren bir internet tarayıcısı. macOS’in de varsayılan internet tarayıcısı olma özelliğini taşıyor. Eğer bir PC sahibiyseniz, Safari’yi kullanma imkanınız bulunmuyor.

Eğer Mac kullanıcısıysanız, Safari internette gezinmek için size fazlasıyla yardımcı olacaktır. Sistem kaynaklarını optimum biçimde kullanması, düzenli sekme yapısı, iCloud ile eş zamanlama ve Devamlılık özellikleri sayesinde internette gezintiye iPad veya iPhone gibi mobil cihazlarda devam etme imkanı Safari’nin imkanları arasında yer alıyor. Okuma görünümü de tarayıcının artıları arasında bulunuyor. Okuma Listesi de karşınıza çıkan ilginç yazıları veya haberleri kaydederek sonra okumanıza imkan sağlıyor.

7. Vivaldi

Vivaldi pazara yeni girmiş olarak nitelendirebileceğimiz bir internet tarayıcısı. Kullanıcılara mümkün olduğu kadar kişiselleştirilmiş ve memnun edici bir internette gezinme deneyimi sunmayı amaçlıyor.

Vivaldi’nin tüm yapısı ve tasarımı tamamen sizin istek ve beklentilerinize göre özelleştirilebiliyor. Dahili not alma sistemi var, web sitelerini kenar panelleri olarak sabitleyebilir, bu sırada ana pencerede gezintinize devam edebilirsiniz. Yenilikçi sekme yığınlama teknolojisi de sekmeleri gruplandırmanızı ve bunların yerini toplu olarak değiştirmeyi mümkün kılıyor. Böylelikle fazla kalabalık yaratmadan, birden fazla sayfada düzenli şekilde gezinebilirsiniz.

Vivaldi Chromium tabanlı bir internet tarayıcısı. Yani Chrome Web Store’daki eklentileri yükleyerek tarayıcının yeteneklerini daha da artırabilirsiniz. İstediğiniz eklentiyi seçin ve Chrome’a Ekle seçeneğine tıklatarak bunu tarayıcınıza ekleyin. Bazı eklentiler Vivaldi’de Chrome’da olduğundan daha farklı davranabilir, ancak çoğu mükemmel biçimde çalışacaktır.

Vivaldi, web tarayıcılarına getirilen yenilikçi ve yaratıcı bir yaklaşım niteliğini taşıyor. Sürekli eklenen yeni özelliklerle de gelişmeye devam ediyor. Önümüzdeki birkaç yıl içinde Vivaldi’nin adını daha fazla duyabilirsiniz.

Downloaden-2

    Vivaldi’yi indir


İnternet tarayıcısı karşılaştırması 2019: En iyisi hangisi?

İnternet tarayıcısı seçimi birçok açıdan akıllı telefon, tablet, bilgisayar ve işletim sistemi seçimine benziyor. Ancak platform veya cihaz kısıtlaması olmadığı için hareket alanınız daha geniş. Üstelik aynı anda birden fazla internet tarayıcısı kullanmanız da mümkün. Yine de, çoğu kullanıcı farklı internet tarayıcılarında bölünmek yerine, tek bir internet tarayıcısı kullanmayı, tüm ayarlarını ve favori sitelerini orada tutmayı tercih edecektir.

En iyi internet tarayıcısı 2019 karşılaştırma konulu dosya yazımızda; Chrome, Firefox, Edge gibi internet tarayıcılarından hangisinin daha iyi olduğuna yakından bakıyoruz. Bu yazı, en iyisini seçme konusunda size yardımcı olacaktır. Tabii ki, son karar size kalmış durumda.
Google Chrome: En iyisi, yaygını, kullanışlısı o, ancak kaynak tüketmekte çok cömert

chrome en iyi internet tarayıcısı 2019

Chrome en kapsamlı ve yaygın internet tarayıcısı. En iyi internet tarayıcısı 2019 karşılaştırmamızda da önde çıkması şaşırtıcı olmuyor.

Özellikler bakımından güçlü oluşu, Google Hesabı ile kolay entegrasyonu, geniş uzantı ekosistemi ve güvenilir mobil uygulamaları sayesinde Chrome, internet tarayıcıları için de kral pozisyonunda bulunuyor. Hatta Chrome, daha da ileri giderek sektör standartlarına uyum göstermeyen bazı reklamları bile engelliyor.

Chrome’un mobil entegrasyon tarafındaki gücü da tartışılmaz. Her büyük platformda mobil uygulaması bulunuyor, mobil uygulamayla masaüstü arasında verileri eş zamanlamak, farklı cihazlar arasında gezintiye kalınan yerden devam etmek çok kolay oluyor. Bunun için bir cihazda Google hesabınızda giriş yapmanız yeterli. Daha sonra tüm yer imleriniz, saklanan verileriniz, yüklü uzantılarınız ve tercihleriniz eş zamanlanıyor. Hatta hangi uzantının aktif durumda olduğu bilgisi de eşleştiriliyor, böylelikle yeni bir cihaza Chrome yüklediğinizde her bir uygulamayı yeniden yüklemenize gerek kalmıyor.

Chrome’un şifre yöneticisi de güçlendirildi. Şifre yöneticisi, bir web sayfasında yeni bir kullanıcı hesabı açarken güçlü şifre önerilerinde bulunuyor. Aynı zamanda kullanıcı adı ve şifrelerini kaydediyor. Adres çubuğu da zengin sonuçlar sunuyor. Böylelikle bir hesaplama işlemini yapma, maç sonucunu öğrenme gibi işler için Chrome’un adres çubuğunu pratil biçimde kullanabilirsiniz. Favori sitelere de daha kolay erişim sağlanıyor.

Chrome internet tarayıcıları içinde en iyisi durumunda. Çoğu web geliştiricisi de web sitelerini ya da web tabanlı uygulamalarını tasarlarken Chrome’u baz alıyor. Bu nedenle web siteleri genel olarak en yüksek performansı Chrome ile gösteriyor. Ancak Chrome’un sistem kaynaklarını tüketmekte oldukça cömert davrandığını belirtmemiz gerekiyor. Bu nedenle Chrome’u kullanırken kullandığınız uzantılara dikkat etmeniz, bunları gözlemlemenizde fayda olacaktır. Tabii ki, bu söylediğimiz Chrome’un masaüstü versiyonu için geçerli.

Mozilla Firefox: İkinci en iyi o

firefox en iyi internet tarayıcısı 2019

Firefox, Chrome’un hemen arkasından gelen ikinci internet tarayıcısı oluyor. Mozilla, son zamanlarda internet tarayıcısını performans açısından fazlasıyla geliştirdi. Firefox Quantum adını verdiği yeni çatısı ve VR odaklı alternatif internet tarayıcısı Firefox Reality ile de geleceğe yatırım yapıyor. Mozilla Firefox, sade ve modern arayüzüyle verdiği his bakımından Chrome’u aratmıyor.

Mozilla, Firefox’un yapısını değiştirirken perde arkasında birçok değişiklik gerçekleştirdi. Firefox Quantum, işlemcilerin birden fazla çekirdeğinden yararlanarak rakiplerinin yapmadığını yapma yoluna girişti. Belki bu durum normal internette gezinme alışkanlıklarında bir değişiklik yaratmayabilir. Ancak gelecekte Quantum’un yararlarını daha fazla biçimde görmeniz mümkün olabilir. İşlemciler daha da hızlandıkça Firefox Quantum’un farkı da daha açık biçimde ortaya çıkacaktır.

Firefox’un da Chrome gibi geniş bir uzantı kütüphanesi mevcut. Aynı zamanda kullanıcı arayüzü de özelleştirilebiliyor. Bu arada Firefox Mobile uygulaması da masaüstündeki gezintiyi mobile taşıyor ya da tersini gerçekleştiriyor. Firefox Mobile mobil internet tarayıcısının kalbinde de Quantum var. Bu nedenle oldukça hızlı ve düzenli bir mobilde gezinti deneyimi sunuyor. Firefox uygulamaları arasında da senkronizasyon mevcut, ancak bunun için bir Firefox kullanıcı hesabı açmanız gerekiyor.

Firefox’un sunduğu uzantı desteği ve kullanışlılık Chrome kadar geniş olmayabilir. Ancak Chrome’u yüksek sistem kaynağı tüketimi nedeniyle bırakmak isteyenler için Firefox’u, başvurulabilecek ilk alternatif olarak işaret edebiliriz.

Opera: Chrome’dan kaçanlar için çekici bir alternatif

opera en iyi internet tarayıcısı 2019

Opera, Chrome ile birçok açıdan ortak noktaya sahip bir internet tarayıcısı. Her iki internet tarayıcısı da Google’ın Chromium motoru üzerinde inşa edilmiş. Sonuç olarak çok benzer bir kullanıcı deneyimi sunuyor. Her ikisi de hibrit adres ve arama çubuğuna sahip. Aynı zamanda her ikisi de hızlı çalışıyor.

Ne var ki, çeşitli farklılıklar da mevcut. Örneğin Opera’nın birtakım dahili özellikleri fark yaratıyor. Chrome daha çok uzantı ekosistemine güvenirken, Opera ise internet tarayıcısına yerleştirilmiş dahili özelliklere bağlı bir deneyim sunuyor. Web sitelerini tahmine dayalı biçimde önceden yükleme yeteneği ve arama sonuçlarını kendi pencerelerinde yalıtılmış biçimde tutan Anında Arama özelliği işe yarıyor.


Öte yandan Chrome uzantılarını Chrome Web Mağazası üzerinden Opera’ya yükleme imkanı da bulunuyor. Yani, Chrome’dan alıştığınız uzantıları Opera’da da kullanabilirsiniz. Üstelik bunları arayıp bulmak da Google’ın internet tarayıcısındaki kadar kolay olacaktır. Chrome’un geniş uzantı yelpazesi sizin için önemliyse, Opera sizin için çekici bir alternatif olacak demektir. Bunlara ek olarak, son zamanlarda yapılan iyileştirmelerle Opera, web sayfalarında hızlı gezinti yapmak için tercih edilebilecek en iyi internet tarayıcısı konumuna geldi.

Opera’da web sayfalarını sonradan okumak için kaydetmeyi sağlayan “Stash” özelliği de bulunuyor. Pocket veya Evernote gibi hesaplarla uğraşmadan, ilginizi çeken yazıları, haberleri daha sonra okumak amacıyla saklayabilirsiniz. Aynı zamanda Opera’da en çok ziyaret ettiğiniz sitelere hızlıca erişmenize olanak sağlayan bir hızlı erişim menüsü de bulunuyor. Chrome da aynı işlevi yeni açılan sekme sayfasında sunuyor.

Opera, kendine has görünüme ve deneyime sahip, Firefox ve Chrome’un en iyi bazı özelliklerini birleştiriyor. Performans tarafında Chrome’dan da biraz daha önde olduğunu söyleyebiliriz.

Microsoft Edge: Windows kullanıcıları ona mahkûm değil

microsoft edge en iyi internet tarayıcısı 2019

Microsoft Edge, Windows 10 ile birlikte gelen bir internet tarayıcısı. Internet Explorer 11’in yerine varsayılan internet tarayıcısı olan Edge; daha yumuşak hatları, daha az ikonu, düzgün görünümlü ve daha işlevsel araç çubuğuyla Internet Explorer’ın dağınık havasını dağıtıyor. Adres çubuğu ekranın bir ucundan bir ucuna uzanıyor. PDF yetenekleri, Windows Mağaza ile bağlanmış e-kitap okuyucusu desteği, Windows Ink desteği, okuyucu görünümü ve Cortana entegrasyonu da Edge’in sundukları arasında bulunuyor.

Ne var ki, Edge geliştirici desteği konusunda diğer tarayıcılarının gerisinde yer alıyor. Microsoft Edge’i tasarlamaya başladığında kendi tarayıcı motoru EdgeHTML’i geliştirmişti. Ancak yakın zamanda Chrome’un da temel aldığı Chromium’a geçiş yapacağını açıkladı. Yenilenen Edge geldiğinde, web siteleri daha iyi performans gösterebilir, yazılar ve grafikler daha iyi görüntülenebilir. Şu an için Edge’i tercih edenleri görsel açıdan biraz daha eksik bir deneyim bekliyor.

Yine de, Edge’i tercih edenler için Microsoft’un sunduğu birtakım entegrasyon imkanları mevcut. Eğer Edge’in iOS veya Android versiyonlarını yüklerseniz, sık kullanılan siteleri veya şifreleri diğer cihazlarınızdaki Edge internet tarayıcılarıyla eş zamanlı tutabilirsiniz.
Vivaldi: Şu an emekliyor, ancak gelecekte bir Opera olabilir

vivaldi

Vivaldi daha kurulum aşamasında size nasıl bir internet tarayıcısı deneyimi istediğinizi soruyor. Bu nedenle her bir kullanıcı için Vivaldi, farklı nitelikler taşıyor. Sekmelerinizin ve adres çubuğunuzun nerede olacağını, sekmelerin sayfanın tepesinde mi, yoksa ayrı bir kenar panelinde mi tutulacağı, tüm bunlar seçiminize kalmış. Bu internet tarayıcısı sıfırdan, eşsiz bir kullanıcı deneyimi sunmak amacıyla tasarlanmış. Yakın zamanda gelen Vivaldi 2.0 sürümüyle birlikte özelleştirme seçenekleri arttı, bunlara erişim daha da kolaylaştı.

Vivaldi’nin mükemmelliği özelleştirilebilir olmasında saklı. Birbirinden farklı tarayıcı temaları arasında seçim yapabilirsiniz. Aynı zamanda gizlilik odaklı bazı özellikler de mevcut. DuckDuckGo iş birliğiyle geliştirilmiş, gizli göz atma moduna özel arama çubuğu bunlar arasında yer alıyor. Aynı zamanda güçlü sekme yönetimi, Web Panelleri gibi genişletmelerle daha akıllı web’de gezinti deneyimi de Vivaldi’nin kaydettiği aşamalar arasında yer alıyor.

Vivaldi’de de farklı cihazlar arasında senkronizasyon mevcut. Bu şu anda hâlâ masaüstüyle sınırlı. Yine de, Vivaldi Sync özelliği sayesinde yer imlerini, hızlı erişilen web sitelerini, otomatik doldurma bilgilerini, tarayıcı geçmişini, uzantılarını ve notları platformlar arasında taşımak mümkün. Vivaldi; Windows 10, MacOS ve Linux ile şu anda sadece masaüstüyle sınırlı. Aynı zamanda Windows’un tam sürümünü çalıştıran tabletlerde de kullanılabiliyor. Mobil cihazlarıyla internette sık gezinenler için Vivaldi, şu anda pek uygun bir seçenek değil gibi görünüyor.

Safari: Mac kullanıcıları için en güvenli seçeneklerden biri

safari

Safari’yi sadece macOS yüklü sistemlerde kullanabilirsiniz. Bu nedenle Windows veya Linux kullanıcıları için Safari bir seçenek değil. Ancak Mac kullanıyorsanız, başka internet tarayıcılarını yüklemek yerine, Apple’ın sizin için sunduğu varsayılan internet tarayıcısını kullanmaya devam edebilirsiniz.

Safari, güçlü gizlilik ve güvenlik özellikleri, hızı, okuma modu ve benzeri kullanışlı özellikleriyle internette gezinmeyi sıkıntısız hâle getiriyor. Uzantı desteği Chrome veya Firefox kadar geniş değil, yine de çeşitli servisler ve web siteleri Safari uzantıları için de destek sunuyor. Safari iCloud ile entegre biçimde çalışıyor. Bu sayede iPhone veya iPad kullanıcıları yer imlerini, tarayıcı geçmişlerini, otomatik tamamlama bilgilerini iOS ve macOS cihazları arasında eş zamanlayabiliyor.

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Margaret Thatcher Kimdir? Biyografisi
Yazar: RasitTunca - 02-11-2019, 09:08 AM - Forum: Biyografiler - Yorum Yok



Margaret Thatcher Kimdir? Biyografisi

Margaret Hilda Thatcher (d. 13 Ekim 1925, Grantham, Lincolnshire - ö. 8 Nisan 2013, Londra[1]) Britanyalı siyasetçi. Birleşik Krallık'ta en uzun süre başbakanlık yapan kişi ve ülkenin ilk kadın başbakanı. Yakın tarihte ülkeyi en çok etkileyen kişilerden oldu. Uyguladığı politikalar nedeniyle hem büyük destek gördü, hem de ciddi bir muhalefetle karşılaştı.

İngiltere'de küçük bir şehirde yaşayan inançlı bir Protestan esnaf ailesinden geliyordu. Gençliğinde parlak bir öğrenci olduğu gibi muhafazakâr bir öğrenci derneğinde siyasi etkinlikte de bulundu. Muhafazakâr Parti'ye genç yaşta üye oldu. Zengin bir iş adamıyla evlendi.

Thatcher 1975-1990 arasında Muhafazakâr Parti başkanlığı, 1979-1990 arasında da başbakanlık yaptı. Genel siyasi çizgisi liberal-muhafazakâr doğrultudaydı. 1980'li yıllarda batılı ülkelerinde devletin iktisadi yatırımlardan çekilmesi, özelleştirme, serbest pazar ekonomisinin desteklenmesi ve işçi haklarının törpülenmesi ile kendisini gösteren neoliberal siyasetin Birleşik Krallık'taki uygulayıcısı oldu.

Ülkesi içinde sol muhalefetle, uluslararası alanda ise Soğuk Savaş kapsamında Doğu Bloğu ülkeleriyle mücadele yürüttü. O dönem için radikal sayılabilecek sağ politikaları taviz vermeden uygulaması nedeniyle kendisine takılan Demir Leydi lakabını severek benimsedi.

Thatcher, partisi içindeki bölünmeler nedeniyle başbakanlığı ve aktif siyaseti bırakmak zorunda kaldı. Ancak etkisi öyle güçlüydü ki, başbakanlığı sonrasında devam etmekle kalmadı, İşçi Partisi'ni de etkileyecek şekilde İngiliz siyasetini temelden dönüştürdü.

Gençlik dönemi

Margaret Hilda Roberts, Doğu İngiltere Lincolnshire'daki Grantham kasabasında doğdu. Annesi Lincolnshire'lı Beatrice Ethel'di. Babası Alfred Roberts bakkaldı, aynı zamanda yerel siyasette aktifti ve Metodist kiliselerinde vaaz veriyordu. Margaret da inançlı bir Metodist Hıristiyan olarak yetişti. Çocukluğu babasının bakkal dükkanının üzerindeki evlerinde geçti. Huntingtower Road İlkokulu'na gitti, ilerleyen yıllarda Kesteven and Grantham Kız Okulu'na burs kazandı.[2] Okul kayıtlarına göre çalışkan ve sürekli kendisini geliştiren bir öğrenci idi. Dersler dışında piyano, hokey, şiir okuma, yüzme ve yürüyüşle ilgilendi.[2] 1942-1943 arasında öğrenci başı oldu

Altıncı sınıfta Oxford Üniversitesi'ne bağlı Somerville Koleji'nde kimya okumak için burs başvurusu yaptı. Önce reddedildi, ancak başka bir adayın çekilmesi üzerine kabul edildi.[2][4] Oxford'a 1943'te geldi, 1947'de ikinci sınıf onur derecesiyle kimya bölümünden mezun oldu.[5][6] 1946'da Oxford Üniversitesi Muhafazakârlar Derneği Başkanı seçildi. Üniversitede Friedrich von Hayek'i okudu, onun devletin iktisada karışmasının otoriter rejimlere yol açtığı görüşünden etkilendi.[7]

Mezun olduktan sonra kimya sektöründe çalışmak üzere Essex'te Colchester'e yerleşti.[8] Burada yerel Muhafazakârlar Derneği'ne katıldı, Llundadno'daki Muhafazakâr Parti kongresinde derneği temsil etti.[9] Oxford'daki arkadaşlarından biri onu Kent'teki Dartford Muhafazakârlar Derneği başkanıyla tanıştırdı.[9] Dernek yöneticileri o sırada milletvekili aday adayları arıyorlardı, ondan o kadar etkilendiler ki, Muhafazakâr Parti'nin onayladığı listede bulunmamasına rağmen Ocak 1951'de onu aday seçtiler.[10] Resmen Muhafazakâr Parti Dartford adayı ilan edilmesinin ardından verilen bir akşam yemeğinde eşinden boşanmış varlıklı bir iş adamı olan müstakbel eşi Denis Thatcher ile tanıştı. Seçimlere daha iyi hazırlanmak için evini Dartford'a taşıdı.[9][10] Burada kimya sektöründe çalışmayı sürdürdü, Dondurmanın erimeden saklanmasını sağlayan teknolojiyi geliştiren ekibin üyesiydi.[9]
1950-1970 arası siyasi kariyer

1950 ve 1951 seçimlerine Muhafazakâr Parti'nin en genç adayı olarak katıldı,[11] İşçi Partisi'ne karşı bu partinin kalelerinden Dartford'da mücadele etti. Siyasi çalışmaları sırasında tanıştığı Denis Thatcher ile 1951'de evlendi.[12] Zengin bir iş adamı olan Denis Thatcher, eşinin çalışmalarını mali olarak destekledi.[13] 1953 yılında ikiz çocukları oldu,[14] aynı yıl Thatcher vergi hukuku uzmanı olarak baroya girdi.

Thatcher, Muhafazakâr Parti'nin kalelerinden birinde aday olmak için çaba gösterdi. Birkaç kez reddedilmesinin ardından, 1959 seçimlerinde Finchley'den aday oldu ve Avam Kamarası'na seçildi.[15][16] Parlamentodaki ilk konuşmasında sıradışı olarak yerel meclislerin toplantılarını halka açık yapması için çağrıda bulundu, bu teklif daha sonra kanunlaştı. 1961'de Partisine karşı çıkarak sopanın bir ceza aracı olarak kullanılmasının kaldırılması için oy verdi. Erkek eşcinselliğinin suç olmaktan çıkarılmasını savunan az sayıdaki Muhafazakâr Parti milletvekilinden biriydi. Kürtaja izin verilmesi yönünde oy kullandı. Öte yandan, idam cezasının kaldırılmasına karşıydı ve boşanmanın kolaylaştırılması için getirilen teklife karşı oy verdi. 1966'da İşçi Partisi'nin vergi siyasetine karşı yaptığı başarılı konuşmada, bu siyasetin "sadece sosyalizme değil, komünizme doğru atılan adımlar" olduğunu öne sürdü.[17] 1967'deki gölge hükümette yakıttan, ulaştırmadan ve nihayet eğitimden sorumlu bakan oldu.[18]

Bakanlık

Muhafazakâr Parti 1970 seçimlerini kazanınca, Thatcher, Heath kabinesinde Eğitim ve Bilim Bakanı oldu. Bakanlığının ilk aylarında, bütçe kısıntısı yapmak zorunda kaldı ve yedi ila on bir yaşındaki çocuklara verilen bedava süt dağıtımını kaldırdı.

[*]Bu nedenle halk arasında "süt hırsızı" (Thatcher Thatcher, Milk Snatcher) olarak anılmaya başlandı ve protestolarla karşılaştı. 2001'de açıklanan Bakanlar Kurulu tutanaklarına göre, Thatcher kamuoyu tepkisinden korktuğu için anaokullarını süt kesintisi dışında bırakmış, okul yemeği fiyatlarındaki zamları da muhtemel tepkilere göre ayarlamayı önermişti. Thatcher, okul ve kütüphane ücretlerine de zam yapmayı, böylece Hazine'nin kendisinden beklediğinden fazla bir tasarruf sağlamayı önermişti. Kütüphane ücretleri hariç bu öneriler kabinede kabul edilecekti.[19]

Thatcher, bakanlığı döneminde "solcu" olarak nitelenebilecek bir kararla sınavlı ortaokulların kaldırılması, eşit eğitim veren liselerin yaygınlaşması için çalıştı. Ayrıca Birleşik Krallık'ta açık öğretim yapan ve tasarruf amacıyla kapatılması düşünülen Open University'i (Açık Üniversite) kapanmaktan kurtardı. Thatcher, bunun genç yaşta üniversite eğitimi fırsatını kaçırmış fakat kendisini geliştimek isteyen yetişkinler için ucuz bir imkân olduğunu düşünüyordu.[20]

Muhafazakâr Parti'nin 1974 Şubatı seçimlerindeki yenilgisinden sonra yine gölge kabineye atandı, bu kez Çevre ve İskân Bakanı oldu. Bu konumdayken, yerel yönetimlere gelir sağlayan oransal vergi sistemini kaldırıp kelle vergisine geçişi savunan siyasetini oluşturmaya başladı.[21] Bu siyaset, üst düzey Muhafazakâr Partililer arasında yandaş toplayacaktı.[22]

Heath hükümetinin mali politikalarda ipin ucunu kaçırdığını savunan Keith Joseph'i destekledi. Heath'in 1974'te ikinci kez seçim kaybetmesi üzerine, Joseph ona karşı aday olmaya karar verdi, fakat sonra vazgeçti. Bunun üzerine Thatcher, Heath'a rakip olmaya karar verdi ve Muhafazakâr Parti Başkanlığına adaylığını koydu. İlk turda beklenmedik şekilde Heath'tan fazla oy alan Thatcher, 11 Şubat 1975'te yapılan ikinci turda gerekli oy çoğunluğunu sağlayarak başkan oldu. Heath'ın kendisine selef olarak seçtiği William Whitelaw'ı başkan yardımcılığına getirdi.

Muhalefet lideri

19 Ocak 1976'daki bir konuşmasında Sovyetler Birliği'ne ağır eleştiriler getirdi:[23]
“ Ruslar dünya hâkimiyeti peşinde ve tarihin tanıdığı en yayılmacı devlet olabilmek için gerekli tüm imkânları hızla topluyor. Sovyet politbürosundaki adamlar kamuoyunun ne düşündüğüyle ilgilenmek zorunda değil. Silahları tereyağının önüne koyuyorlar, bizse hemen her şeyi silahların önüne koyuyoruz. „
Margaret Thatcher muhalefet lideri, 1975.

Buna cevap olarak Sovyet Savunma Bakanlığı gazetesi Krasnaya Zvezda (Kızıl Yıldız), Thatcher'a "Demir Leydi" lakabını taktı. Lakap, kısa zamanda Moskova Radyosu tarafından tüm dünyaya yayıldı. Thatcher bu lakabı sevdi ve boyun eğmez - kararından dönmez kişiliğinin simgesi olarak benimsedi.[24]

Kurduğu gölge kabinede Heath taraftarlarına da yer verdi ve Muhafazakâr Parti içindeki farklı görüşlerin temsil edilmesine gayret etti.[25] Monetarist maliye görüşlerini Parti'ye kabul ettirmek için dikkatli davranmak zorundaydı. Heath hükümetinin adem-i merkeziyetçi İskoçya siyasetine son verdi. Ocak 1978'de Granada Televizyonu'na verdiği bir mülakatta "İnsanlar bu ülkenin başka bir kültürün insanları tarafından işgal edileceğinden ciddi endişe duyuyor." demesi, kamuoyunda tartışma başlattı.[26] %43 seviyesindeki Muhafazakâr Parti halk desteği, mülakattan hemen sonra %49'a fırladı.[27] Bazı yorumcular, Thatcher'ın bu konuşmayla aşırı sağcı Britanya Ulusal Cephesi (British National Front) yandaşlarını Muhafazakâr Parti saflarına çektiğini öne sürdüler.

1979 genel seçimlerinden önce yapılan anketler, çoğunluğun Muhafazakâr Parti'yi desteklemekle birlikte, İşçi Partisi başkanı James Callaghan'ın başbakan olmasını tercih ettiğini gösteriyordu. İşçi Partisi, 1978-79 kışında sanayi kesimindeki anlaşmazlıklar, grevler, yüksek işsizlik oranı ve kamu hizmetlerindeki gerilemeler nedeniyle yıprandı. Muhafazakârlar, "İşçi Partisi çalışmıyor"[28] gibi sloganlarla rekor düzeydeki işsizliği ve hükümetin işgücü pazarına aşırı müdahalesini eleştirdiler.

Callaghan hükümeti, güvenoyu alamaması üzerine 1979 ilkbaharında düştü. Genel seçimler sonucunda Muhafazakâr Parti Avam Kamarası'nda 43 sandalyelik çoğunluk yakaladı ve Margaret Thatcher başbakan seçildi.
Başbakanlık

1979 - 1983

Thatcher ve müttefik ülke ABD başkanı Ronald Reagan, 26 Şubat 1981
Thatcher'in bakanlığı Reagan'ın kabinesiyle Beyaz Saray'da toplantıda, 26 Şubat 1981

Thatcher, Birleşik Krallık 'ın ekonomik çöküşünü önleme ve devletin iktisattaki rolünü küçültme vaatleriyle 4 Mayıs 1979'da hükümeti kurdu. Britanya bürokrasisinde hâkim olan görüşten etkilenerek, Birleşik Krallık'ın İmparatorluk günlerinden beri gerilemekte olan etkisini artırarak uluslararası ilişkilerde daha etkin olmasını ve liderliğe oynamasını istiyordu. 1980'de ABD başkanı olan Ronald Reagan ve (daha az ölçüde) 1984'te Kanada Başbakanı olan Brian Mulroney ile pek çok noktada benzeşiyordu. Muhafazakârlık sadece anglosakson ülkelerinde baskın siyasi ideoloji haline gelmekle kalmıyor, diğer ülkelerde de yayılıyordu. 1983'te başbakan olan Turgut Özal da liberal muhafazakârlığı Türkiye'de uyguladı ve Thatcher'a benzer bir iktisadi siyaset yürüttü.[29]

20 Mayıs 1980'de İrlanda Başbakanı Charles Haughey ile Kuzey İrlanda sorunu hakkında görüşmeden bir gün önce Avam Kamarası'nda "Kuzey İrlanda'nın anayasal sorunları sadece Kuzey İrlanda halkını, bu hükümeti, bu parlamentoyu ilgilendirir ve başka hiç kimseyi ilgilendirmez!" dedi.[30]

1981'de Kuzey İrlanda'daki Maze Hapishanesi'nde bulunan İrlanda Cumhuriyet Ordusu (IRA) ve İrlanda Ulusal Özgürlük Ordusu mahkûmları, beş yıl önce ellerinden alınan siyasi mahkûm konumunu tekrar kazanmak için açlık grevine başladılar. Thatcher önceleri "Suç suçtur, siyaset değil" diyerek mahkûmlarla uzlaşmayı reddetti.[31] Ancak on mahkûmun ölümüyle grevin sona ermesinin ve kamuoyundaki huzursuzluğun giderek artmasının ardından siyasi mahkûmlara verilen bazı haklar yeniden tanındı.

Thatcher, diğer yandan önceki İşçi Partisi hükümetinin Kuzey İrlanda'nın güvenlik işlerini yerel güçlere bırakma anlamına gelen "Ulsterleştirme" siyasetini sürdürdü.[32] Thatcher'a göre, Birleşik Krallık'la birliği savunan Kuzey İrlanda, IRA'ya karşı kendini savunmalıydı. Bu durum, Britanyalı askerlerin Kuzey İrlanda'da ölmesi sonucu kamuoyunda meydana gelen tepkileri ve ordunun üzerindeki yükü azaltacaktı.[33][34]

İktisat alanında, Thatcher, öncelikli sorun olarak özel sektör yatırımları önündeki en büyük engel olarak değerlendirdiği ve 1980'de %21'e ulaşan enflasyonu görüyordu. Ona göre enflasyonu artıran başlıca etkenler aşırı kamu harcamaları ve borçlanmaydı. Bu sorunu çözmek için para arzını kontrol altına aldı; borçlanmayı azaltmak için faizleri arttırdı. Thatcher iktidara geldiğinde %14 olan faiz oranları 6 ay içinde %17'ye yükselmişti.[35] Gelir üzerinden vergi almaktansa dolaylı vergiyi tercih ettiğinden, KDV oranlarını aniden %15'e çıkarttı, bunun sonucu olarak enflasyon da hızla arttı.[36]

Bu siyasetin neden olduğu iktisadi durgunluk[37] yüzünden işsizlik 1979'da İşçi Partisi iktidarının son günlerindeki 1,3 milyon kişiden 1981'de iki buçuk milyon kişiye yükseldi. Hızla artan işsizliğin bir diğer nedeni, sanayi sektörünün yeniden yapılanmasıydı. Thatcher, İşçi Partisi'nin aksine, gerilemekte olan sektörleri sübvanse etmiyordu. İşsizlik, Thatcher dönemi iktisadının en önemli sorunlarından biri olacaktı.[38]

Siyasetçiler Thatcher'ın bu siyasetten U dönüşü yapmasını beklerken, o 1980 parti kongresinde siyasetini savundu:[39]"Nefesini tutup medyatik deyimiyle U dönüşü yapmamı bekleyenlere tek bir sözüm var: İsterseniz siz dönün, Leydi dönmeyecek." Bu sözler 1981 bütçesiyle teyit edildi: 364 ünlü iktisatçıdan[40] gelen açık mektupta dile getirilen endişelere rağmen, hükümet, durgunluğun tam ortasında vergi oranlarını artırıyordu. Ocak 1982'de enflasyon yeniden tek haneli rakamlara düştü ve faizler de düşürülmeye serbest bırakıldı. İşsizlik artmaya devam etti ve Ocak 1982'de 3 milyonu geçti.[41] İşsizlik tanımında yapılan değişiklik yüzünden resmi rakamların düşük olduğunu söyleyen yorumcular ise gerçek işsizliğin beş milyona ulaştığını tahmin ediyordu. Ancak Thatcher hükümeti önce işsizlik sigortası hakkı kazanmayı zorlaştırdı[42], sonra Çalışma Bakanı Norman Tebbit işsiz sayısının belirlenmesi kurallarını değiştirip sadece işsizlik sigortası alanların sayılmasını sağladı. Böylece işsiz sayısı yapay bir şekilde düşürülmüş oluyordu.[43]

1983'te Birleşik Krallık'ın sanayi üretimi, 1978'deki düzeye göre %30 gerilemişti.[44][45]

Bu esnada, Arjantin'de işbaşına gelen cunta yönetimi, ekonomik alanda yaşadığı sıkıntılar nedeniyle kaybettiği halk desteğini tekrar kazanmanın yollarını arıyordu. 2 Nisan 1982'de Arjantin, 1830'dan beri hak iddia ettiği Falkland (İspanyolca: Malvinas) adalarını işgal etti. Bu, II. Dünya Savaşı'ndan beri bir Birleşik Krallık toprağının ilk işgal edilişiydi. Birkaç gün içinde Thatcher, bir deniz filosunu adaları geri almak için gönderdi.[46] Falkland Savaşı'nda Birleşik Krallık'ın başarılı olması, Thatcher'ın halk desteğini arttırdı.

Falkland Savaşı ve muhalefetin bölünmüşlüğü sayesinde, Muhafazakâr Parti Haziran 1983 genel seçimlerinden önemli çoğunluk sağlayarak çıktı. 1983 başlarında iktisatta görülen düzelme emareleri de Muhafazakârların başarısında rol oynadı. Bu başarı Thatcher'ın kariyerinde bir zirveydi.

1983 - 1987

Thatcher, sendikaların gücünü kırmaya kararlıydı, ama Heath hükümetinin aksine, bunu tek bir kanunla zorlamak yerine yavaş yavaş gerçekleştirmeyi tercih etti. Çeşitli sendikalar, Thatcher'ı yıpratmayı hedefleyen grevler düzenledi. Bunlardan en önemlisi, 1984-85'te Millî Madenciler Sendikası'nın düzenlediği grevdi. Thatcher, önceden kömür stoklayarak greve hazırlanmıştı, böylece 1972'dekinin aksine hiç elektrik kesintisi olmadı. Grev sırasında polisin uyguladığı yöntemler, insan hakları savunucularının tepkisini çekse de, grevci işçilerin greve katılmayanların çalışmasını önlemek için şiddet kullandığını gösteren fotoğrafların basında yer alması, kamuoyunun grevcilere karşı dönmesini sağladı. Madencilerin grevi bir yıl sürdü ve sendikalar herhangi bir kazanım elde etmeden grevi sona erdirmek zorunda kaldılar. Thatcher, bunun üzerine 15'i hariç tüm ocakları kapattı ve kalanlar da 1994'te özelleştirildi.[47]

Kaçakçıların, Birleşmiş Milletler'in silah ambargosu altındaki Güney Afrika Cumhuriyeti apartheid yönetimine Birleşik Krallık'tan silah kaçırdığının ortaya çıkması üzerine, Thatcher, Birleşik Krallık'ın önemli yatırımları bulunan ve gitgide Birleşmiş Milletler'in iktisadi yaptırımlarıyla karşılaşma ihtimali artan bu ülkenin Başkanı P.W. Botha ve Dışişleri Bakanı Pik Botha'yı Birleşik Krallık'a çağırdı. Thatcher, Botha'yı apartheid siyasetini sona erdirmesi, Nelson Mandela'yı serbest bırakması, siyahların özgürlüğünü savunanları kovuşturmaktan vazgeçmesi, komşu ülkelerdeki Afrika Ulusal Kongresi (ANC) üslerini bombalamaktan vazgeçmesi, Namibya'dan çekilmesi ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına uyması konusunda uyardı. Ancak Botha bu uyarıları dikkate almadı. Haziran 1986'da Guardian gazetesine verdiği bir mülakatta Thatcher, Güney Afrika Cumhuriyeti'ne iktisadi yaptırım uygulamanın ahlaki olmadığını, zira bu yaptırımların milyonlarca siyahın işsiz kalmasına neden olacağını söyledi.[48]

12 Ekim 1984 sabahı, 59. yaşgününden bir gün önce, Thatcher, Muhafazakâr Parti kongresi için kalmakta olduğu Brighton Oteli'ne IRA tarafından konulan bombanın patlamasından kıl payı kurtuldu. Patlamada beş kişi öldü. Thatcher, eğer banyoya girmesi biraz gecikmiş olmasaydı, patlamadan etkilenecekti.[49] Thatcher'ın kongrenin ertesi gün programa uygun olarak toplanmasını istemesi ve bombacılara rağmen konuşmasını yapması, siyasi çevrelerde takdir topladı.

15 Kasım 1985'te Thatcher, İrlanda Başbakanı Garret FitzGerald ile bu ülkeye ilk defa (tavsiye mahiyetinde de olsa) Kuzey İrlanda yönetiminde söz hakkı tanıyan Hillsborough Antlaşması'nı imzaladı[50]. Antlaşma, Kuzey İrlanda'daki birlik taraftarlarınca öfkeyle karşılandı. Birlik yanlısı partiler parlamentodan toplu halde istifa ederek büyük çoğunluk sağladıkları erken seçimler yoluyla bir tür referandum yaptılar. Buna karşın, antlaşmayı iptal ettiremediler.

Thatcher'ın siyasi ve iktisadi felsefesi, serbest pazar ve girişimcilik üzerine kuruluydu. İktidara geldiğinde, deneysel mahiyette, küçük bir kamu işletmesini işçilerine satmış ve çok olumlu tepkiler almıştı. 1983 seçimlerinden sonra hükümet daha cesur hareket etti ve British Telecom'dan başlayarak 1940'lardan beri kamu mülkiyetinde olan pek çok büyük işletmeyi elden çıkarttı. Halkın yaygın bir kesimi satılan hisseleri aldı, ne var ki çoğu kişi kısa sürede kâr gerçekleştirmek için hisselerini sattı. Sol siyasetçilerin şiddetle karşı çıktığı özelleştirme politikası, Thatcherizm'le birlikte anılır oldu. Hisse senetlerinin tabana yayılması, bu politikaya destek verenler tarafından halk kapitalizmi olarak adlandırıldı.[51]

Ronald Reagan ve Margaret Thatcher Camp David'de, 1986.

Soğuk Savaşta Thatcher, Reagan'ın caydırma siyasetini destekledi. Bu, 1970'lerde Batı'nın yürüttüğü yumuşama siyasetine karşıttı ve yumuşamaya bağlı müttefiklerle sürtüşmeye neden oldu. Thatcher, ABD'nin nükleer seyir (cruise) füzelerinin Birleşik Krallık adalarında konuşlanmasına izin vererek Nükleer Silahsızlanma Hareketi'nin tepkisini çekti. Bununla birlikte, reformist Sovyet lider Gorbaçov'un iktidara gelmesini olumlu karşılayan ilk Batılı lider de o oldu. Gorbaçov'un iktidara gelmesinden üç ay önce yapılan bir buluşma sonrasında, Thatcher, onun için "Bay Gorbaçov'u sevdim. Birlikte iş yapabileceğimiz birisi." şeklinde yorum yaptı.[52] Bu yorumu izleyen yıllarda Batılı güçler Sovyetler ile 1991'de bu ülkenin yıkılışına kadar tekrar bir yumuşama dönemine girecekti. Thatcher'ı destekleyenler, hem caydırma hem de yumuşama siyasetleriyle, Batı'nın kazandığı zaferde rolü olduğunu savundular.

1985'te Oxford Üniversitesi, eğitim bütçesinde kısıntı yapması nedeniyle, Oxford mezunu başbakanlara geleneksel olarak verilen fahri doktora unvanını kendisine vermeyi reddetti.[53]

1986'da diğer NATO müttefiklerinin protestolarına karşın, ABD'nin Birleşik Krallık'taki üslerden Libya'yı bombalamasına destek verdi. Savunma alanında ABD ile işbirliği yapmayı tercih ettiğinden, Britanyalı helikopter üreticisi Westland'ın İtalyan Augusta şirketi yerine Amerikalı Sikorsky şirketiyle ortak olmasını sağladı. Augusta ile çoktan anlaşmış olan Savunma Bakanı Michael Heseltine, Thatcher'ın bu kararını ve yönetim tarzını protesto etmek için istifa etti. Heseltine, daha sonra da parti içinde Thatcher'la rekabet etti ve 1990'da iktidardan düşmesini sağlayanlardan biri oldu.[54]

İkinci iktidarında Thatcher, iki önemli dış siyaset başarısına imza attı:

    1984'teki Çin ziyaretinde, Deng Şiaoping ile Çin-Birleşik Krallık Ortak Deklerasyonu'nu imzaladı. Buna göre, Çin, Hong Kong'a "Özel Yönetim Bölgesi" statüsü tanıyacak, 1 Haziran 1997'de yönetimini ele aldıktan sonra dahi "tek ülke, çift sistem" ilkesi gereğince elli yıl daha iktisadi durumunu değiştiremeyecekti.[55]
    Kasım 1979'da Dublin'de toplanan Avrupa Konseyi'nde, Thatcher, Birleşik Krallık'ın Avrupa Ekonomik Topluluğu'na (AET) verdiklerinin aldıklarından çok daha fazla olduğunu iddia etmişti. Zirvede "Topluluktan veya başka herhangi birisinden para istemiyoruz. Sadece kendi paramızı geri istiyoruz." demişti.[56] Thatcher'ın savları kabul gördü ve Haziran 1984'te Fontainebleau Zirvesi'nde AET,Birleşik Krallık'ın katkılarıyla kazanımlarının arasındaki farkın %66'sını yıllık taksitler halinde iade etmeyi kabul etti. Bu antlaşma hala yürürlüktedir ve Avrupa Birliği üyeleri arasında zaman zaman tartışmalara neden olmuştur.[57]

1987 - 1990

İktisadi patlama ve İşçi Partisi'nin tek taraflı nükleer silahsızlanmayı savunması sonucu 1987 seçimlerini 102 sandalye farkla kazanan Thatcher, Lord Liverpool'dan beri en uzun süre görevde kalan ve Lord Palmerstone'dan beri ilk defa üç seçimi üst üste kazanan başbakan oldu. Daily Mirror, Guardian ve Independent dışındaki tüm Britanya gazeteleri onu destekliyor, buna karşılık basın sekreterinden düzenli brifingler alıyordu. Tabloid gazeteler ona sevimli bir lakap takmıştı: "Maggie". Rakipleriyse bu lakabı "Maggie dışarı!" şeklinde aleyhine bir slogana dönüştürdü. Sol çevrelerde kendisine duyulan tepki, dönemin bazı şarkılarına yansımıştı: Stand Down Margaret (Otur Aşağı Margaret, The Beat), Tramp the Dirt Down (Pisliği Ez, Elvis Costello), Margaret On The Guillotine (Margeret Giyotinde, Morrissey), Mother Knows Best (Anne En İyisini Bilir, Richard Thompson).

Erkek eşcinselliğini önceleri desteklemiş olmasına karşın (bkz. 1950-1970 arası siyasi kariyer), Thatcher 1987'deki parti kongresinde "Geleneksel ahlaki değerlere saygı göstermeyi öğrenmesi gereken çocuklarımıza, eşcinsel olmanın temel bir hak olduğu öğretiliyor." dedi.[58] Bazı Muhafazakâr milletveklilleri eşcinselliğin "teşvik edilmesine" karşı çoktan bir hareket başlatmıştı. Aralık 1987'de çıkarılan tartışmalı bir kanunla okullarda eşcinselliğin "meşru bir ilişki türü" olabileceğinin öğretilmesi yasaklandı. Bu kanun sonraki yıllarda iptal edildi.

Sosyal reformlar sonucu yetişkinler için ABD'dekine benzer bir İş Bulma Eğitimi sistemi kuruldu.

1980'lerin sonunda, aslında bir kimyacı olan Thatcher, çevre sorunlarıyla ilgilenmeye başladı. 1988'de, küresel ısınma, ozon deliği ve asit yağmuru sorunlarını kabul eden önemli bir konuşma yaptı.[59] 1990'da meteorolojik tahmin ve araştırmalar için Hadley Merkezi'ni kurdu.[60] 2002'de yayımlanan kitabı Devlet Sanatı'nda (Statecraft), küresel ısınmaya insanların neden olduğu fikrine destek verdiği için pişmanlık duyduğunu anlatır:
“ Çevresel sorunlara karşı hangi uluslararası önlemleri almaya karar verirsek verelim, iktisatlarımızın büyümesine ve gelişmesine engel olmamalıyız, zira gelişme olmadan çevre koruma maliyetlerini karşılamak için gerekli refahın yaratılması mümkün değildir. „

1988'de Belçika, Bruges'de yaptığı bir konuşmada, Avrupa Ekonomik Topluluğu'nun (AET) federal bir yapıya dönüştürülmesi önerilerine ve karar alma mekanizmasının merkezileşmesine karşı görüşlerini açıkladı. Birleşik Krallık'ın üyeliğini desteklese de, Thatcher AT'nin rolünün serbest pazar ve etkin rekabet koşullarını yerine getirmek olduğuna inanıyor, yeni AT düzenlemelerinin Birleşik Krallık'ta yaptığı reformları geriye döndürmesinden korkuyordu:[61]
“ Birleşik Krallık'ta devletin sınırlarını başarıyla daraltmamızın nedeni, bunların Avrupa düzeyinde tekrar genişletildiğini ve bir Avrupa üst-devletinin Brüksel'de yeniden tahakküm kurmasını seyretmek değildir. „

AT'nin hazırlanmakta olduğu İktisadi ve Parasal Birliğe, tek bir para biriminin millî paraların yerine geçmesine özellikle karşıydı. Bu konuşma diğer Avrupalı liderlerin protestolarına neden oldu ve Muhafazakâr Parti içinde Avrupa siyaseti konusunda derin bir çatlağın olduğunu ortaya çıkardı.[62]

6-8 Nisan 1988'de Türkiye'ye resmi bir ziyarette bulundu.[63] Yapılan görüşmelerde ele alınan başlıca konular, Türkiye'nin Avrupa Ekonomik Topluluğu'na üyelik başvurusu, yeni Türkiye iktisadı ve Birleşik Krallık'tan yatırım talepleri, Kıbrıs sorunu, İran-Irak Savaşı ve Filistin sorunu oldu. Thatcher, Turgut Özal ile birlikte yaptığı basın toplantısında "Bildiğiniz üzere Birleşik Krallık , Türkiye'nin ve Avrupa'nın büyük bir dostu olmuştur ve Türkiye ile Avrupa Ekonomik Topluluğu arasındaki Birlik Anlaşması'nın daha etkin çalışmasını görmeyi istemektedir" dedi.[64]

1989'da, sürdürülemez haldeki iktisadi patlamayı durdurmak için faiz oranlarını arttırması üzerine Thatcher'ın kamuoyu desteği bir kez daha düştü. Thatcher, Avrupa para birliğine hazırlanma siyaseti izleyen Hazine Bakanı Nigel Lawson'u suçladı. Kasım 1987'de Financial Times gazetesine verdiği bir demeçte, Thatcher, bu siyasetten haberdar olmadığını ve tasvip etmediğini söyledi.[65]

Haziran 1988'de Madrid'deki Avrupa Ekonomik Topluluğu zirvesi öncesi yapılan bir toplantıda, Lawson ve Dışişleri Bakanı Geoffrey Howe, Thatcher'ı parasal birliğin hazırlık aşaması olan Döviz Kuru Mekanizması'na katılmak için gerekli koşulları kabul etmeye zorladı. Toplantıda ikisi de Thatcher'ın koşulları kabul etmemesi halinde istifa edeceklerini söylediler.[66] Thatcher, buna Howe'u azlederek ve iktisadi konularda daha çok danışmanı Alan Waters'a danışarak karşılık verdi. Lawson, Thatcher'ın kariyerinin altını oyduğunu düşünerek Ekim 1989'da istifa etti.[67] Ancak Howe ve Lawson gibi tecrübeli siyasetçilerin ayrılmaları, Thatcher'ın ekibini zayıflattı. Bu durum, ayrıca, Thatcher'ın farklı görüşlere müsamaha gösteremeyen bir başbakan olduğu imajını güçlendirdi.[68]

Aynı yılın Kasımında, Thatcher, Muhafazakâr Parti liderliği için Anthony Meyer'in rekabetiyle karşılaştı. Thatcher Meyer'i kolayca yense de, altmış kişi Meyer'e oy verdi veya seçime katılmadı - ki bu iktidardaki bir başbakan için yüksek bir sayıydı. Öte yandan, partideki taraftarları, Thatcher'ın on yıldır başbakanlık koltuğunda yıprandığını ve toplam oy sayısının 370 olduğunu vurgulayarak bu sonucun başarlı olduğunu öne sürdüler.[69]
Thatcher Bermuda'lı askerleri denetlerken, 12 Nisan 1990.

Thatcher'ın yerel yönetim vergilerini kaldırmak üzere önerdiği 1987 seçimlerinde Muhafazakâr Parti programında da yer alan yeni vergi sistemi, İskoçya'da 1989'da, İngiltere ve Galler'de 1990'da uygulamaya alındı. Mal varlığına dayalı hesaplanan yerel vergilerin yerine kelle vergisi olarak bilinen ve herkes için genelde eşit olan (düşük gelirlilere bazı indirimler vardı) vergi tepkilere ve sokak gösterilerine yol açtı.[70]

Thatcher'ın başbakanlıktaki son icraatlarından biri, ABD Başkanı George H. W. Bush'a Saddam Hüseyin'i Kuveyt'ten çıkarmak için Orta Doğu'ya asker göndermesi yönünde baskı yapmak oldu. Bush'un bu plan hakkında bazı çekinceleri vardı, ama Thatcher ona "tereddüt edecek vaktimiz yok!" diye karşılık verdi.[71]

Ekim 1990'daki Muhafazakâr Parti kongresinden önceki Cuma günü, yeni Hazine Bakanı John Major'a faiz oranlarını %1 indirmesi talimatını verdi. Major, onu, parasal istikrarı korumak için tek yöntemin "Madrid koşulları"na uymasalar bile aynı zaman zarfında Döviz Kuru Mekanizması'na katılmak olduğuna ikna etti.[72]
İktidardan düşüş

Thatcher'ın siyasetten uzaklaştırılması, Alan Clark'a göre Britanya siyasi tarihinin en dramatik olaylarından biridir.[73] Uzun süre iktidarda kalan, seçimlerde mağlup edilemeyen bir başbakanın parti içi oylamayla azledilmesi ilk bakışta inanılmaz gözükmektedir. Mamafih, 1990'a gelindiğinde, Thatcher'ın yerel yönetim vergi politikası, hükümetinin iktisadı kötü yönettiğine ilişkin kamuoyunda yayılan görüş (özellikle %15 mertebesine ulaşan yüksek faiz oranları, ev sahipleri ve işadamlarının desteğinin aşınmasına yol açtı) ve Avrupa ile bütünleşme konusunda Muhafazakâr Parti içinde ortaya çıkan bölünmeler, hem kendisinin hem de partisinin siyasi alanda giderek zayıfladığını gösteriyordu.

1 Kasım 1990'da, Thatcher'ın en eski ve sadık müttefiklerinden Geoffrey Howe, Thatcher'ın Avrupa siyasetini protesto etmek için Başbakan Yardımcılığı görevinden istifa etti.[74] Eski rakibi Michael Heseltine, parti liderliği için kendisine meydan okudu ve ilk turda oylamayı ikinci tura taşıyacak kadar fazla oy elde etti. Önceleri ikinci turda da yarışmak istediğini söylemekle birlikte, Thatcher, kabine üyelerine danıştıktan sonra seçimden çekilmeye karar verdi. 22 Kasım günü saat sabah 09:30'da Kabine'ye ikinci turda aday olmayacağını açıkladı. Hemen ardından, kamuoyuna istifasıyla ilgili bir açıklama yapıldı:[75]
“ Meslektaşlarıma etraflıca danıştıktan sonra, Parti'nin birliği ve gelecek seçimlerde başarı sağlaması için seçimden çekilip diğer hükümet üyelerine liderlik için aday olma imkânı vermemin daha uygun olacağına karar verdim. Gerek hükümetten gerekse hükümet dışından bana fedakârca destek veren herkese teşekkür ederim. „

Mağlup Thatcher, Avam Kamarası'nda hükümetine karşı yapılan bir güven oylaması sırasında, etkileyici konuşmalarından birini yapma fırsatını yakaladı:
“ ...tek para birimi Avrupa siyasetiyle ilgilidir, bu Avrupa Federasyonu'nun arka kapıya dayanmasıdır. „

Selefi olarak John Major'ı destekledi ve o da liderlik yarışını kazandı. İstifasının ardından yapılan bir ankette, Britanya halkının %52'si "son kertede Thatcher'ın ülkeye yararlı olduğunu" söylerken, %48'i "kötü" olduğunu söyledi.[76] 1991'de Parti'nin yıllık kongresine girdiğinde daha önce görülmemiş şekilde dakikalarca ayakta alkışlanarak karşılandı, ancak konuşma yapması için yapılan çağrıları reddetti. Mamafih, Başbakanlıktan istifa ettikten sonra zaman zaman Avam Kamarası'nda konuştu. 1992 seçimlerinden sonra parlamentodan ayrıldı.

Siyaset sonrası hayatı

1992'de barones unvanı aldı. Bu sayede Lordlar Kamarası'na girme imkânı elde etti.[77] Kamara'da Maastricht Antlaşması'nı eleştiren bir dizi konuşma yaptı. "Fazla ileri giden bir antlaşma" olarak niteledi, Haziran 1993'te ise "Ben bu antlaşmayı asla imzalamazdım." dedi.[78] Antlaşmanın referanduma sunulmasını talep etti, üç büyük parti de onay verdiğine göre halkın görüşünün sorulması gerektiğini savundu.[79]

Ağustos 1992'de NATO'ya Gorajde ve Saraybosna'daki Sırp saldırısını durdurması ve Bosna-Hersek Cumhuriyeti'ni koruması için çağrıda bulundu. Bosna'daki olayların "Nazilerin en kötü azgınlıklarını hatırlattığını" söyledi.[80][81] Aynı yılın Aralık ayında Bosna'da bir soykırım olabileceğini söyledi. Nisan 1993'te, Srebrenica'daki ilk katliamın ardından Thatcher bunun "Avrupa'da bir daha asla görmeyeceğimizi düşündüğü türden bir ölüm tarlası" olduğunu söyledi.[82]

1990'da Başbakanlıktan istifa ettikten kısa süre sonra Kraliçe tarafından Birleşik Krallık 'nin en büyük nişanlarından Liyakat Nişanı ile ödüllendilmişti.[83] Ayrıca, eşi Denis Thatcher'a 1991'de baronetlik verildi (böylece oğulları Mark, bir soyluluk unvanı devralabilecekti).[83][84] Bu, 1965'ten beri baronetlik unvanının ilk verilişiydi.

Haziran 1992'de tütün devi Philip Morris şirketine yılda 250.000$ maaş ve vakfına yıllık 250.000$ bağış karşılığı, jeopolitik danışman oldu.[85]

1993'ten 2000'e kadar, 1693 kraliyet beratıyla kurulan Virjinya, ABD'deki William ve Mary Koleji'nde rektörlük yaptı. Ayrıca Birleşik Krallık'ın tek özel üniversitesi olan Buckingham Üniversitesi'nin rektörlüğünü yürüttü. Bu işinden 1998'de emekliye ayrıldı.

1995'te Thatcher'a, Birleşik Krallık 'ın en yüksek şövalyelik örgütü olan Garter Örgütü üyeliği verildi.[86] 1997'de ise Ronald Reagan Özgürlük Ödülü'nü eski ABD first lady'si Nancy Reagan'dan aldı.[87]

Hatıralarını Güce Giden Yol ve Downing Street Yılları adında iki cilt halinde kaleme aldı. 1993'te BBC televizyonunda yayımlanan Downing Street Yılları'nda Thatcher, başbakanlıktan istifa etmesine neden olan bakanlar kurulu isyanını "yüzü gülen ihanet" olarak tasvir etti.

Kamuoyu nezdindeki desteğini sürdürmekle birlikte, özel konuşmalarında Thatcher, John Major'a siyasetinden duyduğu rahatsızlığı belli etti. Bu görüşleri basına da sızdı ve yayımlandı. Major hükümetinin kamu harcamalarını artırmasını, vergi artırımlarını ve Avrupa bütünleşmesine verdiği desteği eleştirdi. 1994'te Tony Blair'in İşçi Partisi lideri seçilmesinin ardından Mayıs 1995'te verdiği bir mülakatta, Blair'i "Muhtemelen Hugh Gaitskell'den beri en müthiş İşçi Partisi lideri. Onların ön saflarında çok sosyalist görüyorum ama Bay Blair bunlardan biri değil. Gerçekten değiştiğine inanıyorum." diye övdü.[88]

Muhafazakâr Parti'nin İşçi Partisi tarafından hezimete uğratıldığı seçimlerin ardından yapılan parti başkanlığı seçiminde, Thatcher, "devlet hakkında modası geçmiş fikirlere sahip ve Avrupa'nın bütünleşmesini savunan" Kenneth Clarke'tan "sonsuz kere daha iyi bir başkan olabilecek" dediği Iain Duncan Smith'i destekledi.[89]

2002'de yayımladığı Devlet Sanatı: Değişen Dünya İçin Stratejiler adlı kitabında, 1990'daki istifasından beri uluslararası ilişkiler konusunda geliştirdiği düşünceleri dile getirdi. Kitabın özellikle Avrupa Birliği konusundaki bölümleri tartışma yaratıcı mahiyetteydi: Birleşik Krallık 'nin millî egemenliğini koruması için üyelik koşullarının gözden geçirilmesini, bunun başarısız olması halinde, Avrupa Birliği'nden ayrılarak NAFTA'ya katılmayı öneriyordu. Bu bölümler, The Times gazetesinde yazı dizisi halinde yayımlanmaya başladığı 18 Mart Pazartesiden, sağlık sebepleriyle demeç vermesinin doktorları tarafından yasaklandığının açıklandığı 22 Mart Cumaya kadar siyasi alanda öfkeye neden oldu. Thatcher, bir dizi küçük felç geçirmiş, sağlık durumu çok hassas bir duruma gelmişti.

Denis Thatcher, 26 Haziran 2003'te vefat etti, 3 Temmuz'da naaşı yakıldı.[90] Thatcher, Downing Street Yılları kitabında eşini andı: "Başbakanlık yalnız olduğunuz bir görevdir. Bir bakıma da öyle olmalıdır: Kalabalığın içinden yönetemezsiniz. Ama Denis sayesinde asla yalnız kalmadım. Ne adam. Ne koca. Ne arkadaş.".[91]

11 Haziran 2004'te, Thatcher, eski ABD Başkanı ve dostu Ronald Reagan'ın Washington Ulusal Katedralindeki cenaze töreninde video kaydıyla gösterilen dokunaklı bir veda konuşması yaptı. Art arda geçirdiği felç nöbetleri nedeniyle zihni melekelerinin gerilemekte olduğu göz önüne alınarak, konuşma birkaç ay önce kaydedilmişti.
Thatcher eski ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld ve General Peter Pace ile Pentagon'da sohbet ederken, 12 Eylül 2006

Aralık 2004'te Muhafazakâr milletvekilleriyle yaptığı özel bir toplantıda, Britanya Hükümeti'nin nüfus kağıdı çıkarma projesine karşı olduğunu açıkladığı söylenir. Thatcher'ın nüfus kâğıtları için "bu ülkeye tamamen yabancı, Cermenik bir kavram" dediği iddia edilir.[92]

13 Ekim 2005'te, Thatcher, Hyde Park'taki Mandarin Oriental Oteli'nde, Kraliçe ve Edinburgh Dükü'nün de katıldığı bir partiyle 80. doğumgününü kutladı. Orada, artık Aberavon Lordu unvanını almış olan Geoffrey Howe, Thatcher'ın siyasi kariyeri için "Onun gerçek zaferi sadece bir değil iki partiyi değiştirmiş olmasıdır, öyle ki İşçi Partisi tekrar iktidara geldiğinde, Thatcherizmin ana gövdesinin artık değiştirilemez olduğu kabul edilmişti." dedi.[93]

Eylül 2006'da, Thatcher, Washington'da 11 Eylül saldırılarının 5. yıldönümü için düzenlenen resmî anma toplantısına ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney'in misafiri olarak katıldı. Ziyareti sırasında ABD Devlet Bakanı Condoleezza Rice ile de görüştü.

2008'de Lordlar Kamarası tarafından verilen bir akşam yemeğinde fenalaşan Thatcher, hastaneye kaldırıldı. Kızı Carol, hafıza kaybı sorunu olduğunu belirtti.

2010 yılında Muhafazakâr Parti kongresinde yeni Başbakan David Cameron, Thatcher'ı 85. doğumgününü kutlamak için başbakanlık konutu Downing Street 10 Numara'ya çağırdığını açıkladı. Thatcher sağlık sorunları nedeniyle bunu geri çevirdi.[94] Prens William ile Kate Middleton'un düğününe de davet edildi ama yine sağlık sorunları yüzünden kabul etmedi.[95]

2011'de Amerika Bağımsızlık Günü'nde (4 Temmuz) Thatcher'ın Ronald Reagan'ın Londra'daki ABD Büyükelçiliği önünde 3,5 metrelik bir heykelinin açılışına katılması bekleniyordu, ancak sağlık durumunun hassasiyeti nedeniyle katılamadı.[96] 31 Temmuz 2011'de Thatcher'ın Lordlar Kamarası'ndaki ofisinin kapatıldığı açıklandı.[97] Yine Temmuz 2011'de Ipsos Mori kamuoyu araştırma şirketi tarafından yapılan ankette geçmiş 30 yılın en başarılı Birleşik Krallık Başbakanı seçildi.[98]

Ölümü


Margaret Thatcher, 8 Nisan 2013 sabahı Londra'daki evinde felç geçirdi, ardından son nefesini verdi. Cenazesi Chelsea, Londra'daki Royal Hastanesi'nin bahçesinde eşinin yanında defnedildi.[99]
Etkileri

Thatcher, kutuplaşmalara neden olan bir isimdi, siyaset yaptığı çağın ideolojik iklimi nedeniyle, siyasi yelpazenin farklı yönlerinden tepkilerle karşılaştı.

Kendisine yöneltilen en önemli eleştirilerden biri, refah toplumunu yok ettiği iddiasıdır. Nitekim Thatcher'in en hatırlanan sözlerinden biri[100] "toplum diye bir şey yoktur", bu iddiayı destekler niteliktedir. Thatcher, bu sözü gazeteci Douglas Keay'ın Womens' Own dergisi için yaptığı röportajda söylemiştir:[101]
“ Çoğu kişinin bir sorunla karşılaştığında hükümetin bunu çözmesi gerektiğini düşündüğü bir devirdeyiz bence. "Bir sorunum var, yardım almalıyım." veya "Evsizim, hükümet bana ev versin." diyerek kişisel sorunlarını topluma mâl ediyorlar. Biliyor musunuz toplum diye bir şey yoktur aslında. Erkek ve kadın bireyler ve aileler vardır. Hiçbir hükümet bireyler olmadan bir şey yapamaz. Bu sebepten insanlar önce kendi başlarının çaresine bakmalıdır. „

Bazı yorumcular, Thatcher'ın Britanya ekonomisini durgunluktan kurtardığını söyleyerek onu överler. New Statesman dergisinin 2006'da düzenlediği bir ankette, Thatcher "Zamanımızın kahramanları" arasında beşinci seçilmiştir.[102] Reason dergisi ise onu "Özgürlük kahramanı" ilan etmiştir.[103] 1970'lerde Birleşik Krallık , pek çok kişi tarafından 20.yüzyılın başındaki Türkiye gibi "Avrupa'nın hasta adamı" kabul ediliyordu, öyle ki bazı yorumcular bir devlet olarak varlığını sürdüremeyeceğini iddia ediyordu. Buna karşın, Birleşik Krallık, modern Avrupa'daki en gelişkin ekonomilerinden biri haline geldi.

Tenkitçiler, 1970'lerdeki iktisadi sorunların abartıldığını, bunların petrol krizi sonucu benzin fiyatlarının artması gibi Britanya hükümetlerinin kontrolü dışındaki etkenlerden ortaya çıktığını, aynı etkenlerin hemen tüm gelişmiş iktisatları vurduğunu söylerler[104][105] . Sonuç olarak, Thatcher yanlılarının iddialarının aksine, iktisadi durgunluğun sosyalizm veya sendikalar nedeniyle oluşmadığını söylerler. Tenkitçiler, ayrıca, Thatcher döneminde iktisatta görülen düzelmenin aynı dönemde dünya ekonomisinde yaşanan canlanmadan ve Kuzey Denizi petrol yataklarından alınan vergilerden kaynaklandığını iddia eder[104][105].

Britanya kamuoyunun Thatcher hakkındaki görüşleri değişkenlik gösterir. Thatcher yönetimi hakkındaki görüşlerin farklılığı, televizyon anketlerinde ortaya çıkmaktadır: Thatcher, 2002'de yapılan "En Büyük 100 Britanyalı" listesinde, hayattaki kişiler arasında ulaşılan en yüksek derece olan on altıncılığı almıştır.[106] 2003'te yapılan ve sadece hayattaki kişileri içeren "En Kötü 100 Britanyalı" listesinde ise üçüncü olmuştur.[107] Ancak, neticede, Thatcher'ın 20. yüzyılda dünya çapında en etkin rol oynayan kadın olduğuna da pek kimse itiraz etmez. Belki de en içten takdir, İşçi Partisi lideri ve üç kez başbakan seçilen Tony Blair'in Thatcher'ın iktisadi siyasetini sürdürmesi olmuştur. Thatcher da Mayıs 1995'teki bir röportajda Blair'i takdir etmiştir:[108]
“ Muhtemelen Hugh Gaitskell'den beri gelen en iyi İşçi Partisi lideri. O partinin arka sıralarında sosyalizmi görüyorum ama Bay Blair'de değil. Bence o gerçekten değişti „

Bir diğer görüşe göre, iktisadi etkileri ikiye ayrılır: Pazar etkinliği ve uzun vadeli büyüme. Bunların ilki oldukça tartışmalıdır. İşsizlik oranı nihai olarak azalsa dahi, bu önemli ölçüde iş kaybı ve işgücü pazarında radikal reformlardan sonra meydana geldi. Bu reformlar sendikaların güçsüzleşmesine neden olan kanunları ve mali piyasaları düzenleyen kuralların kaldırılmasını kapsamaktaydı. Bu sayede, Londra bir iş merkezine, şehrin the City bölgesi Avrupa'nın mali başkenti konumuna geri döndü. Haberleşme ve diğer kamu hizmetlerinin rekabete açılması da önemli reformlar arasındaydı. Uzun vadeli büyüme ise yeni veriler ışığında başarısız görülmektedir zira araştırma-geliştirme yatırımları ve eğitim kalitesi düşmüştür[105].

Halkın Thatcher hakkındaki görüşleri değişkenlik gösterir. İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda'nın büyük bölümünde, Kuzey İngiltere şehirlerinde ve eski madencilik yörelerinde hâlâ hakkında kötü konuşulmaktadır[105]. Pek çok kişi, pek çok madenci ailesinin çökmesi ve ağır sanayinin yok olmasıyla sonuçlanan madenciler grevi dönemindeki güçlükleri hatırlar.

Madencilik ve sanayi kesimlerinin Thatcher hakkındaki olumsuz görüşleri, güney İngiltere'de ve kırsal kuzey yörelerinde aldığı oylar sayesinde büyük farkla kazandığı 1987 seçimlerine yansımıştır. Thatcher, ülkenin diğer kesimlerinden çok az oy alabilmiştir. Ortak Tarım Siyaseti sayesinde Britanya tarımı hâlâ ciddi ölçüde sübvanse edilmektedir, öte yandan iktisadın gerileyen diğer kesimleri kendi kaderine bırakılmıştır. Thatcher'a verilen desteğin coğrafi olarak bu denli değişmesi, ülkenin İskoçya ve Galler gibi bazı bölgelerinin giderek yabancılaşmasına ve özerklik isteklerinin artmasına yol açmıştır[105].

Yurtdışındaki görüşler de bunlara paraleldir. Sol kesimde Thatcher, halk hareketlerini ezmek için güç kullanan, işçi sınıfının çıkarlarına karşı sosyal reformlar yapan ve orta sınıflarla işadamları gibi varlıklı kesimleri destekleyen bir lider olarak görülür. Satiristler tarafından karikatürize edilmiştir. Örneğin Fransız şarkıcı Renauld, Miss Maggie adındaki şarkısında, kadınları erkeklerin çeşitli salaklıklarını yapmayan bir cins olarak anlatır - Thatcher bu kadınların tek istisnasıdır. Merkez sağda ise Thatcher, güçlü sendikalara karşı çıkabilen, iktisattaki darboğazları ortadan kaldıran bir muhafazakâr olarak sempatiyle hatırlanır. Ancak çoğu kişi Thatcherizm kelimesinin yarattığı olumsuz tepkiler nedeniyle onu izlediğini açıkça itiraf etmez.

İrlanda milliyetçileri arasında Thatcher, IRA ile müzakereye oturmaktan kaçınan, katı bir siyasetçi olarak hatırlanır. Tenkitçileri, bu durumun Kuzey İrlanda'daki huzursuzlukların yatışmasını geciktirdiğini savunur. Thatcher hükümetinin Kuzey İrlanda sorununu hafifletmek için İrlanda Cumhuriyeti ile antlaşma imzalaması durumu pek değiştirmemiştir.

1996'da yapılan Scott soruşturmasında, İran-Irak Savaşı sırasında Thatcher hükümetinin Irak'a yüksek teknolojili silah satışına göz yumduğu, hatta desteklediği ortaya çıktı.[109][110]

Sol ve sağ görüşlü yorumcuların fikir birliğinde olduğu bir konu, Thatcher'ın Britanya siyaset sahnesini ciddi ölçüde değiştirdiği, önemli partilerin sağa kaymasına neden olduğudur. Yeni İşçi hareketi ve Blairism, Thatcherizmin siyasi ve ekonomik ilkelerinden çoğunu kabul eder. Bu durum, 1950'lerden Edward Heath hükümetine kadar Muhafazakâr Parti'nin İşçi Partisi hükümetleri tarafından ortaya konan refah devleti ilkelerini kabul etmesine benzemektedir. Thatcher'ın yok ettiği refah devleti uygulamaları, Thatcher sonrası dönemde geri gelmemiştir. Yine Thatcher tarafından başlatılan özelleştirme siyaseti de devam etmiştir. Aslında müteakip İşçi Partisi ve Muhafazakâr Parti hükümetleri devletin iktisat üzerindeki etkisini daha da azaltmış, kamu sektörünün rolünü daha da küçültmüştür.

Thatcher'ın Britanya sendikaları üzerindeki etkisi de sürmektedir. 1984-1985'teki madenci grevleri, bir eşik noktası olarak kabul edilir. Bu grevlerden sonra sendikalar 1970'lerdeki gücüne asla kavuşamadı. Sendikalılık oranı düştü ve grevlerin etkisini azaltmak için yapılan hukuki düzenlemeler kalıcı hale geldi. Hatta İşçi Partisi bile sendika hareketiyle bağlarını gevşetme çabasına girdi.

Thatcher'ın etkisi Muhafazakâr Parti üzerinde kuvvetle devam etmektedir. İktidarda John Major, muhalefette William Hague, Iain Duncan Smith ve Michael Howard, Thatcher'ın hangi etkilerinin sona erdirilmesi, hangilerinin sürdürülmesi gerektiği konusunda mecliste ve parti içinde çeşitli hiziplerle mücadele ettiler. 2006'da başlayan David Cameron yönetimi, parti içindeki bu takıntıyı sona erdirmeyi hedeflemektedir[111].
Günümüz kültürüne etkisi

Şubat 2007'de Thatcher, sağlığında Avam Kamarası'na heykeli dikilen ilk Birleşik Krallık başbakanı oldu.[112] Heykel bronzdan yapılmıştır ve hayranı olduğu Winston Churchill'in heykelinin karşısında durur.[113] Antony Dufort tarafından yapılan heykel, Thatcher'i meclise konuşma yapıyormuş gibi, sağ kolu havada göstermektedir. Thatcher, heykele hayran olduğunu belirtmiş, "demirden yapılsaydı daha iyi olurdu." demiştir.[114]

Margaret Thatcher birçok tiyatro oyunu, televizyon programı, belgesel, TV ve sinema filmine konu oldu. Michael Samuels tarafından yönetilen The Falklands Play (2002) filminde Patricia Hodge Thatcher'ı canlandırdı. Doğrudan Thatcher'ı konu eden üç önemli film bulunmaktadır. Niall MacCormick tarafından yönetilen Margaret Thatcher: The Long Walk to Finchley (2008) adlı TV filminde Andrea Riseborough, James Kent tarafından yönetilen Margaret (2009) filminde Lindsay Duncan ve Phyllida Lloyd tarafından yönetilen ve Alzheimer hastalığına da değinen[115] Demir Leydi (2011)[116] filminde Meryl Streep Thatcher'ı canlandırdı.

Payeler

    Asil Dizbağı Nişanı Örgütü leydisi
    Liyakat Nişanı
    Majestelerinin Privy Konseyi üyesi
    Kraliyet Derneği üyesi
    Carlton Kulübünün onursal üyesi, kulübün tüm üyelik hakları tanınan tek kadın üyesi
    Başkanlık Özgürlük Madalyası (ABD)
    Cumhuriyetçi Senatoryal Özgürlük Madalyası (ABD)
    Ronald Reagan Özgürlük Ödülü (ABD)


Kaynak :

Halk Ansiklopedisi Wikipedia

Bu konuyu yazdır

TOPLIST
AraBul Efsane TB-List Tiryaki Tlist-K Web-Tunca