Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifreniz
  





Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler 12
» Son Üye TalaMAN
» Toplam Konular 7,244
» Toplam Yorumlar 8,378

Detaylı İstatistikler

 
Oku-1 Browser Web Tarayıcı Nedir? En iyi Browserler Hangileridir?
Yazar: RasitTunca - 02-15-2019, 04:12 PM - Forum: internet Bilgileri - Yorum Yok



Browser Web Tarayıcı Nedir? En iyi Browserler Hangileridir?

İnternet kullanırken bazı kavramlar hakkında bilgi sahibi olmak, daha bilinçli bir kullanıcı olmamızı sağlar ve bu bilgiler de zamanı geldikçe mutlaka işimize yarar. Çünkü artık internet sadece bir eğlence aracı değil. Yaşamımızda iş yerimizden, kazançlarımıza kadar her alanda etkili olan bu muhteşem bilgi hazinesi... Eğer doğru ve yerinde kullanılırsa, bize yeni kazançların dahi kapılarını aralayabilecek kadar mükemmel bir nimettir.

Browser Nedir?

İnternet sayfalarına ulaşmamızı sağlayan yazılım ve programlara browser adı verilmektedir. Bunun bir diğer adı da tarayıcıdır. Biraz daha kolay bir dille ifade edersek internete bağlanırken her gün kullandığımız Google Chrome, Mozilla, İnternet Explorer gibi platformlar birer browser yani tarayıcıdır. Ve eğer bu platformlar olmasaydı bugün internete bağlanmak söz konusu olmayacaktı.

Browserlar Nasıl Çalışır?

Browser, www yani world wide web üzerinde yer alan bütün dokümanların görüntülenmesini sağlar ve bu bütün dokümanlar ile uyumlu bir niteliğe sahiptir. Diyelim ki, bir hosting hizmeti almak istiyoruz ve bu hizmet ile birlikte bir web sitesine sahip olacağız... Bu alacağımız hosting hizmetinin, dünya çapında kullanılan tüm browser hizmetleri ile uyumlu olması şarttır. Çünkü bu uyum sağlanmazsa, internet sitemizin, ziyaretçiler tarafından görüntülenmesi mümkün olmaz.

Her browser servisi, farklı bir protokolü kullanır. Örneğin: www servisinin kullandığı protokol http veya https'dir. Ftp ise ftp protokolünü kullanmaktadır.

Tarihi Süreçte İnternet Browser'ları

Bu süreç için bundan bir yirmi, yirmi beş yıl öncesine uzanmak gerekli. İnternet hakkında henüz hiçbir şey bilmediğimiz bu zamanlarda temelleri atılan sistem, güçlenerek günümüze kadar geldi. İlk internet browser'ı olarak bilinen Unix'in hemen ardından Netscape şirketi, Navigator ile öne çıkmayı başarmıştı. Bunlar tarihte bilinen ilk servis sağlayıcıları ama serüven asıl olarak İnternet Explorer ile başladı. İnternet Explorer, sahip olduğu özellikleri ile diğer browser'lardan bir adım daha öndeydi. Ardından da Opera adındaki browser öne sürülmüştü.

Google Chrome ve Mozilla'nın sahneye çıkışı, diğerlerinden daha sonra oldu. Ancak bu konuda Google Chrome'un başarısı bugün tüm browserlar arasında en üst sırada...

Browser'ların Özellikleri

Opera: Software firması tarafından sağlanan Opera hizmeti, birçok platformda rahatça çalışabilme özelliği ile beğeni almaktadır. Ayrıca standartlara uyumlu oluşu ve hızı da, onu kullananların bir diğer tercih sebebi durumunda.

Mozilla: The Mozilla Group tarafından tasarlanan Mozilla, Gecko tarayıcı motorunu geliştirmiş olmasıyla da bir hayli gündemde kalmayı başardı. Mozilla, çeşitli platformlara uyum sağlamakta oldukça başarılı ve üstelik hızı da gayet iyi.

Mosiac: The NCSA firmasının geliştirdiği Mosiac browser, grafik tabanlı bir tarayıcıdır ve özgün kalıplarla inşa edilmiştir.

Lynx: Metin tabanlı bir tarayıcı olan Lynx, çok sık güncelleme yapılmaması dolayısıyla kullanıcıları tarafından eleştiri alsa da bu browser'ı kullananların sayısı hiç de az değil.

Google Chrome: Google'ın internet dünyasına adım atması ile birlikte, ezberlerin bozulması söz konusu oldu. Bugün dünyada internet kullanıcıları tarafından en çok tercih edilen tarayıcı olan Google Chrome, hem hızlı kullanımı hem de sorunsuz erişimi sayesinde beğeni toplamaya devam ediyor.

Browser'ların Yapısı

Bir browser yedi ana temelden oluşur. Bunlardan ilki kullanıcı ara yüzüdür. Bu kısımda yer imleri, adres çubuğu, ileri geri butonları bulunur. İkinci kısım,Tarayıcı motorudur. Hemen ardından Rendering motoru gelir ki, sizin yaptığınız aramaları görüntüleyen kısım burasıdır. Diğer unsurlar ise ağ iletişimi, Ul arka uç, Java Script yorumlayıcı ve son olarak veri belleğidir. Bu unsurlar ile tarayıcınız kusursuz biçimde çalışarak aramalarınızda size doğru yanıt verir.

En iyi internet tarayıcısı 2018: Hangisi daha hızlı, işlevsel ve güvenli

Bilgisayarda yaptığımız işlerin başında web’de gezinmek geliyor. Doğru internet tarayıcısını seçmek ise neredeyse her gün gerçekleştirdiğiniz bu işlemden elde ettiğiniz verimde büyük farklılıklar yaratabilir. Önceliğiniz ister daha hızlı performans, ister daha yüksek güvenlik, ister indirilebilir eklentilerle elde edilebilecek daha fazla esneklik olsun, doğru internet tarayıcısını seçmek oldukça önemlidir.

Kullanmakta olduğunuz internet tarayıcısı en iyisi olmayabilir, ancak yıllar boyunca alışkanlıklarınız doğrultusunda ondan en iyi performansı aldığınızı düşünüyor olabilirsiniz. Ancak diğer seçenekleri de gözden geçirmek yararlı olabilir, belki bu şekilde hayatınızı daha da kolay hâle getirecek bir seçeneğe geçiş yapmanız mümkün olabilir.

Bu dosya konusunda internetin en büyük tarayıcılarını mercek altına alıyor, her birisinin artılarını ve eksilerini detaylandırıyoruz. Yazının devamında internet tarayıcılarına dair önemli noktaları ve bunların indirme bağlantılarını bulabilirsiniz.

1. Mozilla Firefox

Firefox geçtiğimiz aylarda 13 yıldaki en büyük güncellemesini aldı. Oldukça fazla performans kazanan ve kullanışlılığı da artan bu internet tarayıcısı listemizin de tepesine yerleşmeye hak kazandı.

Firefox her zaman esnekliği ve uzantı desteğiyle bilinir. Ancak son zamanlarda hız anlamında rekabetin gerisinde kalmaya başlamıştı. Geçen yılın sonlarına doğru yayınlanan Firefox Quantum ile birlikte internet tarayıcısının kodlarında önemli güncellemeler yapıldı. Böylelikle hız anlamında Google Chrome ile rekabet edebilir hâle geldi. Yeni Firefox RAM kullanımı konusunda oldukça tutumlu davranıyor. Bu sayede sadece üst sınıf bilgisayarlarda değil, giriş veya orta seviye PC’lerde bile, birçok sekme açık olsa bile iyi performans gösteriyor.

Firefox gizilik tarafında da iyi performans sergiliyor. Mozilla kazanç amacı gütmeyen bir kuruluş. Bu nedenle verilerinizi başka internet tarayıcısı geliştiricilere satmak gibi bir derdi bulunmuyor. Ayrıca kuruluş çıkardığı düzenli güncellemelerle kullanıcıların gizliliğini korumaya çalışıyor. Günümüzde kullanıcıların verilerinin nasıl saklandığı konusunda artan tartışmaları dikkate aldığımızda bu, daha da önemli hâle geliyor.

Quantum sürümüyle birlikte kötü niyetli geliştiricilerin tarayıcının dahili kodunda kötü niyetli değişiklikler yapmasını önleyen yeni bir uzantı sistemi de getirilmişti.

Bazı web sayfalarının açılmasında Chrome hâlâ en yüksek performansı sergiliyor. Ancak Mozilla’nın kendi hazırladığı videonun da gösterdiği gibi, yeni Firefox oldukça iyi bir performans sergiliyor ve 2018’in en iyi internet tarayıcısı listemizin başında yer almayı hak ediyor.

Downloaden-2

Mozilla Firefox indir

2. Google Chrome

Google, Chrome ile birlikte genişletilebilir ve verimli bir internette gezinme deneyimi sunuyor. Bu açıdan internet tarayıcıları sıralamasında en tepede yer almayı hak ediyor. w3schools tarafından gerçekleştirilen internet tarayıcıları eğilimler analizinde, kullanıcı kitlesi en hızlı şekilde yükselen tarayıcı Chrome oluyor. Bunun başlıca nedenleri arasında birden fazla platformda çalışması ve mükemmel derecede kararlı olması yer alıyor.

Geniş yelpazeye yayılmış ve kolaylıkla kurulabilir eklentileri sayesinde Chrome’u ileri seviyede özelleştirebilir, kendinize özel bir tarayıcı hâline getirebilirsiniz. Ebeveyn kontrolleri, kapsamlı özelleştirme araçları ve en yüksek verimliliği elde etmeyi sağlayan ayarlar da Chrome’un artıları arasında bulunuyor.

Ne var ki, Chrome’un birtakım dezavantajları var. Sistem kaynaklarını kullanım bakımından Chrome en cömert davranan tarayıcılardan bir tanesi. Bu nedenle kısıtlı RAM’e sahip sistemlerde Chrome iyi performans sergileyemeyebiliyor. Benchmark testlerinde de diğerlerinin seviyesine ulaşamayabiliyor. Bununla birlikte söz konusu Google’ın internet tarayıcısı olunca, dolaşma verilerinizin nasıl değerlendirildiği konusunda birtakım soru işaretleri de kafanızda oluşabilir.

Yine de, Google güvenlik tarafında bazı adımlar atarak kullanıcılarının içini rahat ettirmeye çalışıyor. Özellikle HTTPS konusunda oldukça aktif davranıyor. İnternet tarayıcısının gelecek versiyonlarında HTTPS şifreleme kullanmayan web sitelerinde, sitenin güvenli olmadığına dair ibare açık şekilde gösterilecek. Google, HTTPS’in bir web standardı hâline gelmesi için büyük çaba gösteriyor.

Firefox gibi Chrome da WebAuth üzerinden şifresiz kullanıcı girişlerini destekliyor. Bu yöntem geleneksel şifre girişlerinin yerini alıyor, ya da iki aşamalı kimlik doğrulama türünde işliyor. İnternet tarayıcısı web uygulama geliştiricileri için de daha fazla özellik sunuyor. Farklı VR başlıkları için tutarlı kullanıcı deneyimleri sunma konusunda çeşitli nitelikler kazanan Chrome, telefonun ortam ışık sensörü veya ivme ölçeri gibi sensörlerden gelen girişleri de kullanma yeteneğine sahip.

Downloaden-2

Google Chrome indir

3. Opera

Yıllardır internet tarayıcı pazarında yer alan Opera’nın sadece yüzde 1 gibi çok düşük bir pazar payı elde edebildiğini görmek oldukça üzücü. Hızlı çalışan, kullanıcı arayüzü mükemmel derecede sade olan bu internet tarayıcısı rakiplerinin yapabildiği her şeyi yapıyor. Buna ek olarak onların üstüne ek birtakım özellikler ve yetenekleri de bünyesinde barındırıyor.

Opera’yı da bilgisayarınızda ikinci bir internet tarayıcısı olarak tutmanızda fayda var. Opera Turbo özelliği bu tavsiyeyi yapmamızdaki en büyük neden. Opera Turbo, web trafiğinizi sıkıştırıyor, onu Opera’nın sunucuları üzerinden iletiyor. Böylelikle düşük hızlı internet bağlantısının söz konusu olduğu durumlarda internette gezinme hızlarında büyük fark yaratılıyor.

Eğer bir mobil internet bağlantısı kullanıyorsanız, Opera Turbo iletilen veri miktarını da azaltıyor. Trafiğin yeniden yönlendirilmesi internet servis sağlayıcınızın içerik konusunda getirdiği kısıtlamaları da aşmanıza yardımcı oluyor. Bu açıdan da Turbo, kullanışlı bir özellikl sayılır. Opera, bankalar gibi güvenli siteleri kullanıyorsanız, otomatik olarak aradan çekiliyor, böylelikle trafiğiniz özgür biçimde, normal ağ üzerinden iletiliyor, arada Opera’nın sunucuları olmuyor. Böylelikle gizilik ihlâli gibi bir durum da ortaya çıkmıyor.

Ayrıca Opera’da entegre reklam engelleme aracı da bulunuyor. Ana gelir kaynağı reklamlar olan bir yayıncı olarak bu tarz araçları kullanmanız bizi mutlu olmuyor, ancak eğer arzun ederseniz, bunu açık hâle getirebilir ve reklamsız biçimde internette gezinebilirsiniz. Ayrıca pil tasarruf modu sayesinde dizüstü bilgisayarınız şarjda daha uzun süre gidebilir.

Downloaden-2

    Opera indir

4. Microsoft Edge

Windows 10’un varsayılan internet tarayıcısı olan Microsoft Edge, daha eski sürüm işletim sistemlerinde kullanılamıyor. Microsoft, Edge’in daha kullanıcı dostu bir seçenek olduğunu belirtirken, Internet Explorer’ın biraz daha kurumlara hitap eden bir çözüm olduğunun altını çiziyor.

Windows 10’un temelleriyle entegre olması Edge’in en güçlü özelliklerinden bir tanesi. Windows 10’un tablet modunda, modern kullanıcı arayüzü eşliğinde mutlu mesut biçime çalışıyor. Aynı zamanda destekleyen ülkelerde Cortana ile de iyi biçimde çalışıyor. Öte yandan günümüzün web eğilimlerine uyum gösteriyor. ActiveX gibi güvenli olmayan protokolleri desteklemiyor, bunları kullanmak isteyenleri Internet Explorer’a yönlendiriyor.

Bazı yeteneklerden yoksun olsa da, Edge’i kullanmak mükemmel derecede memnun edici bir deneyim sunuyor. Çok hızlı olan ve bunu benchmark test sonuçlarıyla da gösteren internet tarayıcısı, okuma modu sayesinde web sitelerinde gezinmeyi daha hoş hâle getiriyor. Edge’i işletim sisteminin gerisinden soyutlayan Microsoft, Edge’in daha yaşlı kardeşi gibi güvenlik açıklarından muzdarip olmasını da önlüyor.

Microsoft’un Windows 10 kullanıcılarına Edge’i dayatma konusunda çok ısrarlı davranmasını anlamak zor. Mail uygulamasından bağlantılar için Edge varsayılan konumunda. Aynı durum masaüstüne eklenen web site kısayolları için de geçerli.

Downloaden-2

    Microsoft Edge’li Windows 10’u indirin

5. Microsoft Internet Explorer

Microsoft Internet Explorer’ın on yıllar süren hayatı boyunca bazı iniş ve çıkışları oldu. Bir zamanlar pazarın hakimi konumunda bulunan bu yazılım artık en büyük iki rakibinin çok gerisinde bulunuyor. Özellikle Microsoft’un kullanıcılara başka internet tarayıcısını kullanma zorunluluğunun, belirli ülkelerde getirilmesinin ardından Internet Explorer kan kaybetmeye başladı. Ancak ondan daha önemlisi, Microsoft’un emektar tarayıcısı gelişen web teknolojilerine destek verme konusunda rakiplerinin çok gerisinde kaldı.

Internet Explorer 11, kullanıcı alışkanlıkları konusunda geride kalmış olabilir. Ancak, özellikle kurumsal uygulamaları ve kullanım alanlarını desteklemek konusunda en yüksek yeterliliği sergileyen internet tarayıcılarından bir tanesi. Sade kullanıcı arayüzü, yüksek uyumluluğu, gücü dikkat çekerken, benzer sayfalarda Chrome ve Firefox’a göre daha az RAM ve CPU kullanmasıyla da biliniyor.

Tabii ki, bu internet tarayıcı mükemmel değil. Örneğin, Google’ın V8 benchmark testinde bu tarayıcı epey bocalıyor. Ayrıca IE, rakipleri gibi eklentileri ve uzantıları da destekleme konusunda yetenekli değil. Eğer daha fazla özelleştirilmiş ve verimli bir internette gezinme deneyimi istiyorsanız, o hâlde diğer alternatifleri değerlendirmenizde fayda var gibi görünüyor.

Downloaden-2

  Microsoft Internet Explorer indir

6. Safari

Apple’ın iMac, MacBook ve MacBook Pro’larında yüklü olarak gelen Safari, sadece Mac platformunda hizmet veren bir internet tarayıcısı. macOS’in de varsayılan internet tarayıcısı olma özelliğini taşıyor. Eğer bir PC sahibiyseniz, Safari’yi kullanma imkanınız bulunmuyor.

Eğer Mac kullanıcısıysanız, Safari internette gezinmek için size fazlasıyla yardımcı olacaktır. Sistem kaynaklarını optimum biçimde kullanması, düzenli sekme yapısı, iCloud ile eş zamanlama ve Devamlılık özellikleri sayesinde internette gezintiye iPad veya iPhone gibi mobil cihazlarda devam etme imkanı Safari’nin imkanları arasında yer alıyor. Okuma görünümü de tarayıcının artıları arasında bulunuyor. Okuma Listesi de karşınıza çıkan ilginç yazıları veya haberleri kaydederek sonra okumanıza imkan sağlıyor.

7. Vivaldi

Vivaldi pazara yeni girmiş olarak nitelendirebileceğimiz bir internet tarayıcısı. Kullanıcılara mümkün olduğu kadar kişiselleştirilmiş ve memnun edici bir internette gezinme deneyimi sunmayı amaçlıyor.

Vivaldi’nin tüm yapısı ve tasarımı tamamen sizin istek ve beklentilerinize göre özelleştirilebiliyor. Dahili not alma sistemi var, web sitelerini kenar panelleri olarak sabitleyebilir, bu sırada ana pencerede gezintinize devam edebilirsiniz. Yenilikçi sekme yığınlama teknolojisi de sekmeleri gruplandırmanızı ve bunların yerini toplu olarak değiştirmeyi mümkün kılıyor. Böylelikle fazla kalabalık yaratmadan, birden fazla sayfada düzenli şekilde gezinebilirsiniz.

Vivaldi Chromium tabanlı bir internet tarayıcısı. Yani Chrome Web Store’daki eklentileri yükleyerek tarayıcının yeteneklerini daha da artırabilirsiniz. İstediğiniz eklentiyi seçin ve Chrome’a Ekle seçeneğine tıklatarak bunu tarayıcınıza ekleyin. Bazı eklentiler Vivaldi’de Chrome’da olduğundan daha farklı davranabilir, ancak çoğu mükemmel biçimde çalışacaktır.

Vivaldi, web tarayıcılarına getirilen yenilikçi ve yaratıcı bir yaklaşım niteliğini taşıyor. Sürekli eklenen yeni özelliklerle de gelişmeye devam ediyor. Önümüzdeki birkaç yıl içinde Vivaldi’nin adını daha fazla duyabilirsiniz.

Downloaden-2

    Vivaldi’yi indir


İnternet tarayıcısı karşılaştırması 2019: En iyisi hangisi?

İnternet tarayıcısı seçimi birçok açıdan akıllı telefon, tablet, bilgisayar ve işletim sistemi seçimine benziyor. Ancak platform veya cihaz kısıtlaması olmadığı için hareket alanınız daha geniş. Üstelik aynı anda birden fazla internet tarayıcısı kullanmanız da mümkün. Yine de, çoğu kullanıcı farklı internet tarayıcılarında bölünmek yerine, tek bir internet tarayıcısı kullanmayı, tüm ayarlarını ve favori sitelerini orada tutmayı tercih edecektir.

En iyi internet tarayıcısı 2019 karşılaştırma konulu dosya yazımızda; Chrome, Firefox, Edge gibi internet tarayıcılarından hangisinin daha iyi olduğuna yakından bakıyoruz. Bu yazı, en iyisini seçme konusunda size yardımcı olacaktır. Tabii ki, son karar size kalmış durumda.
Google Chrome: En iyisi, yaygını, kullanışlısı o, ancak kaynak tüketmekte çok cömert

chrome en iyi internet tarayıcısı 2019

Chrome en kapsamlı ve yaygın internet tarayıcısı. En iyi internet tarayıcısı 2019 karşılaştırmamızda da önde çıkması şaşırtıcı olmuyor.

Özellikler bakımından güçlü oluşu, Google Hesabı ile kolay entegrasyonu, geniş uzantı ekosistemi ve güvenilir mobil uygulamaları sayesinde Chrome, internet tarayıcıları için de kral pozisyonunda bulunuyor. Hatta Chrome, daha da ileri giderek sektör standartlarına uyum göstermeyen bazı reklamları bile engelliyor.

Chrome’un mobil entegrasyon tarafındaki gücü da tartışılmaz. Her büyük platformda mobil uygulaması bulunuyor, mobil uygulamayla masaüstü arasında verileri eş zamanlamak, farklı cihazlar arasında gezintiye kalınan yerden devam etmek çok kolay oluyor. Bunun için bir cihazda Google hesabınızda giriş yapmanız yeterli. Daha sonra tüm yer imleriniz, saklanan verileriniz, yüklü uzantılarınız ve tercihleriniz eş zamanlanıyor. Hatta hangi uzantının aktif durumda olduğu bilgisi de eşleştiriliyor, böylelikle yeni bir cihaza Chrome yüklediğinizde her bir uygulamayı yeniden yüklemenize gerek kalmıyor.

Chrome’un şifre yöneticisi de güçlendirildi. Şifre yöneticisi, bir web sayfasında yeni bir kullanıcı hesabı açarken güçlü şifre önerilerinde bulunuyor. Aynı zamanda kullanıcı adı ve şifrelerini kaydediyor. Adres çubuğu da zengin sonuçlar sunuyor. Böylelikle bir hesaplama işlemini yapma, maç sonucunu öğrenme gibi işler için Chrome’un adres çubuğunu pratil biçimde kullanabilirsiniz. Favori sitelere de daha kolay erişim sağlanıyor.

Chrome internet tarayıcıları içinde en iyisi durumunda. Çoğu web geliştiricisi de web sitelerini ya da web tabanlı uygulamalarını tasarlarken Chrome’u baz alıyor. Bu nedenle web siteleri genel olarak en yüksek performansı Chrome ile gösteriyor. Ancak Chrome’un sistem kaynaklarını tüketmekte oldukça cömert davrandığını belirtmemiz gerekiyor. Bu nedenle Chrome’u kullanırken kullandığınız uzantılara dikkat etmeniz, bunları gözlemlemenizde fayda olacaktır. Tabii ki, bu söylediğimiz Chrome’un masaüstü versiyonu için geçerli.

Mozilla Firefox: İkinci en iyi o

firefox en iyi internet tarayıcısı 2019

Firefox, Chrome’un hemen arkasından gelen ikinci internet tarayıcısı oluyor. Mozilla, son zamanlarda internet tarayıcısını performans açısından fazlasıyla geliştirdi. Firefox Quantum adını verdiği yeni çatısı ve VR odaklı alternatif internet tarayıcısı Firefox Reality ile de geleceğe yatırım yapıyor. Mozilla Firefox, sade ve modern arayüzüyle verdiği his bakımından Chrome’u aratmıyor.

Mozilla, Firefox’un yapısını değiştirirken perde arkasında birçok değişiklik gerçekleştirdi. Firefox Quantum, işlemcilerin birden fazla çekirdeğinden yararlanarak rakiplerinin yapmadığını yapma yoluna girişti. Belki bu durum normal internette gezinme alışkanlıklarında bir değişiklik yaratmayabilir. Ancak gelecekte Quantum’un yararlarını daha fazla biçimde görmeniz mümkün olabilir. İşlemciler daha da hızlandıkça Firefox Quantum’un farkı da daha açık biçimde ortaya çıkacaktır.

Firefox’un da Chrome gibi geniş bir uzantı kütüphanesi mevcut. Aynı zamanda kullanıcı arayüzü de özelleştirilebiliyor. Bu arada Firefox Mobile uygulaması da masaüstündeki gezintiyi mobile taşıyor ya da tersini gerçekleştiriyor. Firefox Mobile mobil internet tarayıcısının kalbinde de Quantum var. Bu nedenle oldukça hızlı ve düzenli bir mobilde gezinti deneyimi sunuyor. Firefox uygulamaları arasında da senkronizasyon mevcut, ancak bunun için bir Firefox kullanıcı hesabı açmanız gerekiyor.

Firefox’un sunduğu uzantı desteği ve kullanışlılık Chrome kadar geniş olmayabilir. Ancak Chrome’u yüksek sistem kaynağı tüketimi nedeniyle bırakmak isteyenler için Firefox’u, başvurulabilecek ilk alternatif olarak işaret edebiliriz.

Opera: Chrome’dan kaçanlar için çekici bir alternatif

opera en iyi internet tarayıcısı 2019

Opera, Chrome ile birçok açıdan ortak noktaya sahip bir internet tarayıcısı. Her iki internet tarayıcısı da Google’ın Chromium motoru üzerinde inşa edilmiş. Sonuç olarak çok benzer bir kullanıcı deneyimi sunuyor. Her ikisi de hibrit adres ve arama çubuğuna sahip. Aynı zamanda her ikisi de hızlı çalışıyor.

Ne var ki, çeşitli farklılıklar da mevcut. Örneğin Opera’nın birtakım dahili özellikleri fark yaratıyor. Chrome daha çok uzantı ekosistemine güvenirken, Opera ise internet tarayıcısına yerleştirilmiş dahili özelliklere bağlı bir deneyim sunuyor. Web sitelerini tahmine dayalı biçimde önceden yükleme yeteneği ve arama sonuçlarını kendi pencerelerinde yalıtılmış biçimde tutan Anında Arama özelliği işe yarıyor.


Öte yandan Chrome uzantılarını Chrome Web Mağazası üzerinden Opera’ya yükleme imkanı da bulunuyor. Yani, Chrome’dan alıştığınız uzantıları Opera’da da kullanabilirsiniz. Üstelik bunları arayıp bulmak da Google’ın internet tarayıcısındaki kadar kolay olacaktır. Chrome’un geniş uzantı yelpazesi sizin için önemliyse, Opera sizin için çekici bir alternatif olacak demektir. Bunlara ek olarak, son zamanlarda yapılan iyileştirmelerle Opera, web sayfalarında hızlı gezinti yapmak için tercih edilebilecek en iyi internet tarayıcısı konumuna geldi.

Opera’da web sayfalarını sonradan okumak için kaydetmeyi sağlayan “Stash” özelliği de bulunuyor. Pocket veya Evernote gibi hesaplarla uğraşmadan, ilginizi çeken yazıları, haberleri daha sonra okumak amacıyla saklayabilirsiniz. Aynı zamanda Opera’da en çok ziyaret ettiğiniz sitelere hızlıca erişmenize olanak sağlayan bir hızlı erişim menüsü de bulunuyor. Chrome da aynı işlevi yeni açılan sekme sayfasında sunuyor.

Opera, kendine has görünüme ve deneyime sahip, Firefox ve Chrome’un en iyi bazı özelliklerini birleştiriyor. Performans tarafında Chrome’dan da biraz daha önde olduğunu söyleyebiliriz.

Microsoft Edge: Windows kullanıcıları ona mahkûm değil

microsoft edge en iyi internet tarayıcısı 2019

Microsoft Edge, Windows 10 ile birlikte gelen bir internet tarayıcısı. Internet Explorer 11’in yerine varsayılan internet tarayıcısı olan Edge; daha yumuşak hatları, daha az ikonu, düzgün görünümlü ve daha işlevsel araç çubuğuyla Internet Explorer’ın dağınık havasını dağıtıyor. Adres çubuğu ekranın bir ucundan bir ucuna uzanıyor. PDF yetenekleri, Windows Mağaza ile bağlanmış e-kitap okuyucusu desteği, Windows Ink desteği, okuyucu görünümü ve Cortana entegrasyonu da Edge’in sundukları arasında bulunuyor.

Ne var ki, Edge geliştirici desteği konusunda diğer tarayıcılarının gerisinde yer alıyor. Microsoft Edge’i tasarlamaya başladığında kendi tarayıcı motoru EdgeHTML’i geliştirmişti. Ancak yakın zamanda Chrome’un da temel aldığı Chromium’a geçiş yapacağını açıkladı. Yenilenen Edge geldiğinde, web siteleri daha iyi performans gösterebilir, yazılar ve grafikler daha iyi görüntülenebilir. Şu an için Edge’i tercih edenleri görsel açıdan biraz daha eksik bir deneyim bekliyor.

Yine de, Edge’i tercih edenler için Microsoft’un sunduğu birtakım entegrasyon imkanları mevcut. Eğer Edge’in iOS veya Android versiyonlarını yüklerseniz, sık kullanılan siteleri veya şifreleri diğer cihazlarınızdaki Edge internet tarayıcılarıyla eş zamanlı tutabilirsiniz.
Vivaldi: Şu an emekliyor, ancak gelecekte bir Opera olabilir

vivaldi

Vivaldi daha kurulum aşamasında size nasıl bir internet tarayıcısı deneyimi istediğinizi soruyor. Bu nedenle her bir kullanıcı için Vivaldi, farklı nitelikler taşıyor. Sekmelerinizin ve adres çubuğunuzun nerede olacağını, sekmelerin sayfanın tepesinde mi, yoksa ayrı bir kenar panelinde mi tutulacağı, tüm bunlar seçiminize kalmış. Bu internet tarayıcısı sıfırdan, eşsiz bir kullanıcı deneyimi sunmak amacıyla tasarlanmış. Yakın zamanda gelen Vivaldi 2.0 sürümüyle birlikte özelleştirme seçenekleri arttı, bunlara erişim daha da kolaylaştı.

Vivaldi’nin mükemmelliği özelleştirilebilir olmasında saklı. Birbirinden farklı tarayıcı temaları arasında seçim yapabilirsiniz. Aynı zamanda gizlilik odaklı bazı özellikler de mevcut. DuckDuckGo iş birliğiyle geliştirilmiş, gizli göz atma moduna özel arama çubuğu bunlar arasında yer alıyor. Aynı zamanda güçlü sekme yönetimi, Web Panelleri gibi genişletmelerle daha akıllı web’de gezinti deneyimi de Vivaldi’nin kaydettiği aşamalar arasında yer alıyor.

Vivaldi’de de farklı cihazlar arasında senkronizasyon mevcut. Bu şu anda hâlâ masaüstüyle sınırlı. Yine de, Vivaldi Sync özelliği sayesinde yer imlerini, hızlı erişilen web sitelerini, otomatik doldurma bilgilerini, tarayıcı geçmişini, uzantılarını ve notları platformlar arasında taşımak mümkün. Vivaldi; Windows 10, MacOS ve Linux ile şu anda sadece masaüstüyle sınırlı. Aynı zamanda Windows’un tam sürümünü çalıştıran tabletlerde de kullanılabiliyor. Mobil cihazlarıyla internette sık gezinenler için Vivaldi, şu anda pek uygun bir seçenek değil gibi görünüyor.

Safari: Mac kullanıcıları için en güvenli seçeneklerden biri

safari

Safari’yi sadece macOS yüklü sistemlerde kullanabilirsiniz. Bu nedenle Windows veya Linux kullanıcıları için Safari bir seçenek değil. Ancak Mac kullanıyorsanız, başka internet tarayıcılarını yüklemek yerine, Apple’ın sizin için sunduğu varsayılan internet tarayıcısını kullanmaya devam edebilirsiniz.

Safari, güçlü gizlilik ve güvenlik özellikleri, hızı, okuma modu ve benzeri kullanışlı özellikleriyle internette gezinmeyi sıkıntısız hâle getiriyor. Uzantı desteği Chrome veya Firefox kadar geniş değil, yine de çeşitli servisler ve web siteleri Safari uzantıları için de destek sunuyor. Safari iCloud ile entegre biçimde çalışıyor. Bu sayede iPhone veya iPad kullanıcıları yer imlerini, tarayıcı geçmişlerini, otomatik tamamlama bilgilerini iOS ve macOS cihazları arasında eş zamanlayabiliyor.

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Margaret Thatcher Kimdir? Biyografisi
Yazar: RasitTunca - 02-11-2019, 09:08 AM - Forum: Biyografiler - Yorum Yok



Margaret Thatcher Kimdir? Biyografisi

Margaret Hilda Thatcher (d. 13 Ekim 1925, Grantham, Lincolnshire - ö. 8 Nisan 2013, Londra[1]) Britanyalı siyasetçi. Birleşik Krallık'ta en uzun süre başbakanlık yapan kişi ve ülkenin ilk kadın başbakanı. Yakın tarihte ülkeyi en çok etkileyen kişilerden oldu. Uyguladığı politikalar nedeniyle hem büyük destek gördü, hem de ciddi bir muhalefetle karşılaştı.

İngiltere'de küçük bir şehirde yaşayan inançlı bir Protestan esnaf ailesinden geliyordu. Gençliğinde parlak bir öğrenci olduğu gibi muhafazakâr bir öğrenci derneğinde siyasi etkinlikte de bulundu. Muhafazakâr Parti'ye genç yaşta üye oldu. Zengin bir iş adamıyla evlendi.

Thatcher 1975-1990 arasında Muhafazakâr Parti başkanlığı, 1979-1990 arasında da başbakanlık yaptı. Genel siyasi çizgisi liberal-muhafazakâr doğrultudaydı. 1980'li yıllarda batılı ülkelerinde devletin iktisadi yatırımlardan çekilmesi, özelleştirme, serbest pazar ekonomisinin desteklenmesi ve işçi haklarının törpülenmesi ile kendisini gösteren neoliberal siyasetin Birleşik Krallık'taki uygulayıcısı oldu.

Ülkesi içinde sol muhalefetle, uluslararası alanda ise Soğuk Savaş kapsamında Doğu Bloğu ülkeleriyle mücadele yürüttü. O dönem için radikal sayılabilecek sağ politikaları taviz vermeden uygulaması nedeniyle kendisine takılan Demir Leydi lakabını severek benimsedi.

Thatcher, partisi içindeki bölünmeler nedeniyle başbakanlığı ve aktif siyaseti bırakmak zorunda kaldı. Ancak etkisi öyle güçlüydü ki, başbakanlığı sonrasında devam etmekle kalmadı, İşçi Partisi'ni de etkileyecek şekilde İngiliz siyasetini temelden dönüştürdü.

Gençlik dönemi

Margaret Hilda Roberts, Doğu İngiltere Lincolnshire'daki Grantham kasabasında doğdu. Annesi Lincolnshire'lı Beatrice Ethel'di. Babası Alfred Roberts bakkaldı, aynı zamanda yerel siyasette aktifti ve Metodist kiliselerinde vaaz veriyordu. Margaret da inançlı bir Metodist Hıristiyan olarak yetişti. Çocukluğu babasının bakkal dükkanının üzerindeki evlerinde geçti. Huntingtower Road İlkokulu'na gitti, ilerleyen yıllarda Kesteven and Grantham Kız Okulu'na burs kazandı.[2] Okul kayıtlarına göre çalışkan ve sürekli kendisini geliştiren bir öğrenci idi. Dersler dışında piyano, hokey, şiir okuma, yüzme ve yürüyüşle ilgilendi.[2] 1942-1943 arasında öğrenci başı oldu

Altıncı sınıfta Oxford Üniversitesi'ne bağlı Somerville Koleji'nde kimya okumak için burs başvurusu yaptı. Önce reddedildi, ancak başka bir adayın çekilmesi üzerine kabul edildi.[2][4] Oxford'a 1943'te geldi, 1947'de ikinci sınıf onur derecesiyle kimya bölümünden mezun oldu.[5][6] 1946'da Oxford Üniversitesi Muhafazakârlar Derneği Başkanı seçildi. Üniversitede Friedrich von Hayek'i okudu, onun devletin iktisada karışmasının otoriter rejimlere yol açtığı görüşünden etkilendi.[7]

Mezun olduktan sonra kimya sektöründe çalışmak üzere Essex'te Colchester'e yerleşti.[8] Burada yerel Muhafazakârlar Derneği'ne katıldı, Llundadno'daki Muhafazakâr Parti kongresinde derneği temsil etti.[9] Oxford'daki arkadaşlarından biri onu Kent'teki Dartford Muhafazakârlar Derneği başkanıyla tanıştırdı.[9] Dernek yöneticileri o sırada milletvekili aday adayları arıyorlardı, ondan o kadar etkilendiler ki, Muhafazakâr Parti'nin onayladığı listede bulunmamasına rağmen Ocak 1951'de onu aday seçtiler.[10] Resmen Muhafazakâr Parti Dartford adayı ilan edilmesinin ardından verilen bir akşam yemeğinde eşinden boşanmış varlıklı bir iş adamı olan müstakbel eşi Denis Thatcher ile tanıştı. Seçimlere daha iyi hazırlanmak için evini Dartford'a taşıdı.[9][10] Burada kimya sektöründe çalışmayı sürdürdü, Dondurmanın erimeden saklanmasını sağlayan teknolojiyi geliştiren ekibin üyesiydi.[9]
1950-1970 arası siyasi kariyer

1950 ve 1951 seçimlerine Muhafazakâr Parti'nin en genç adayı olarak katıldı,[11] İşçi Partisi'ne karşı bu partinin kalelerinden Dartford'da mücadele etti. Siyasi çalışmaları sırasında tanıştığı Denis Thatcher ile 1951'de evlendi.[12] Zengin bir iş adamı olan Denis Thatcher, eşinin çalışmalarını mali olarak destekledi.[13] 1953 yılında ikiz çocukları oldu,[14] aynı yıl Thatcher vergi hukuku uzmanı olarak baroya girdi.

Thatcher, Muhafazakâr Parti'nin kalelerinden birinde aday olmak için çaba gösterdi. Birkaç kez reddedilmesinin ardından, 1959 seçimlerinde Finchley'den aday oldu ve Avam Kamarası'na seçildi.[15][16] Parlamentodaki ilk konuşmasında sıradışı olarak yerel meclislerin toplantılarını halka açık yapması için çağrıda bulundu, bu teklif daha sonra kanunlaştı. 1961'de Partisine karşı çıkarak sopanın bir ceza aracı olarak kullanılmasının kaldırılması için oy verdi. Erkek eşcinselliğinin suç olmaktan çıkarılmasını savunan az sayıdaki Muhafazakâr Parti milletvekilinden biriydi. Kürtaja izin verilmesi yönünde oy kullandı. Öte yandan, idam cezasının kaldırılmasına karşıydı ve boşanmanın kolaylaştırılması için getirilen teklife karşı oy verdi. 1966'da İşçi Partisi'nin vergi siyasetine karşı yaptığı başarılı konuşmada, bu siyasetin "sadece sosyalizme değil, komünizme doğru atılan adımlar" olduğunu öne sürdü.[17] 1967'deki gölge hükümette yakıttan, ulaştırmadan ve nihayet eğitimden sorumlu bakan oldu.[18]

Bakanlık

Muhafazakâr Parti 1970 seçimlerini kazanınca, Thatcher, Heath kabinesinde Eğitim ve Bilim Bakanı oldu. Bakanlığının ilk aylarında, bütçe kısıntısı yapmak zorunda kaldı ve yedi ila on bir yaşındaki çocuklara verilen bedava süt dağıtımını kaldırdı.

[*]Bu nedenle halk arasında "süt hırsızı" (Thatcher Thatcher, Milk Snatcher) olarak anılmaya başlandı ve protestolarla karşılaştı. 2001'de açıklanan Bakanlar Kurulu tutanaklarına göre, Thatcher kamuoyu tepkisinden korktuğu için anaokullarını süt kesintisi dışında bırakmış, okul yemeği fiyatlarındaki zamları da muhtemel tepkilere göre ayarlamayı önermişti. Thatcher, okul ve kütüphane ücretlerine de zam yapmayı, böylece Hazine'nin kendisinden beklediğinden fazla bir tasarruf sağlamayı önermişti. Kütüphane ücretleri hariç bu öneriler kabinede kabul edilecekti.[19]

Thatcher, bakanlığı döneminde "solcu" olarak nitelenebilecek bir kararla sınavlı ortaokulların kaldırılması, eşit eğitim veren liselerin yaygınlaşması için çalıştı. Ayrıca Birleşik Krallık'ta açık öğretim yapan ve tasarruf amacıyla kapatılması düşünülen Open University'i (Açık Üniversite) kapanmaktan kurtardı. Thatcher, bunun genç yaşta üniversite eğitimi fırsatını kaçırmış fakat kendisini geliştimek isteyen yetişkinler için ucuz bir imkân olduğunu düşünüyordu.[20]

Muhafazakâr Parti'nin 1974 Şubatı seçimlerindeki yenilgisinden sonra yine gölge kabineye atandı, bu kez Çevre ve İskân Bakanı oldu. Bu konumdayken, yerel yönetimlere gelir sağlayan oransal vergi sistemini kaldırıp kelle vergisine geçişi savunan siyasetini oluşturmaya başladı.[21] Bu siyaset, üst düzey Muhafazakâr Partililer arasında yandaş toplayacaktı.[22]

Heath hükümetinin mali politikalarda ipin ucunu kaçırdığını savunan Keith Joseph'i destekledi. Heath'in 1974'te ikinci kez seçim kaybetmesi üzerine, Joseph ona karşı aday olmaya karar verdi, fakat sonra vazgeçti. Bunun üzerine Thatcher, Heath'a rakip olmaya karar verdi ve Muhafazakâr Parti Başkanlığına adaylığını koydu. İlk turda beklenmedik şekilde Heath'tan fazla oy alan Thatcher, 11 Şubat 1975'te yapılan ikinci turda gerekli oy çoğunluğunu sağlayarak başkan oldu. Heath'ın kendisine selef olarak seçtiği William Whitelaw'ı başkan yardımcılığına getirdi.

Muhalefet lideri

19 Ocak 1976'daki bir konuşmasında Sovyetler Birliği'ne ağır eleştiriler getirdi:[23]
“ Ruslar dünya hâkimiyeti peşinde ve tarihin tanıdığı en yayılmacı devlet olabilmek için gerekli tüm imkânları hızla topluyor. Sovyet politbürosundaki adamlar kamuoyunun ne düşündüğüyle ilgilenmek zorunda değil. Silahları tereyağının önüne koyuyorlar, bizse hemen her şeyi silahların önüne koyuyoruz. „
Margaret Thatcher muhalefet lideri, 1975.

Buna cevap olarak Sovyet Savunma Bakanlığı gazetesi Krasnaya Zvezda (Kızıl Yıldız), Thatcher'a "Demir Leydi" lakabını taktı. Lakap, kısa zamanda Moskova Radyosu tarafından tüm dünyaya yayıldı. Thatcher bu lakabı sevdi ve boyun eğmez - kararından dönmez kişiliğinin simgesi olarak benimsedi.[24]

Kurduğu gölge kabinede Heath taraftarlarına da yer verdi ve Muhafazakâr Parti içindeki farklı görüşlerin temsil edilmesine gayret etti.[25] Monetarist maliye görüşlerini Parti'ye kabul ettirmek için dikkatli davranmak zorundaydı. Heath hükümetinin adem-i merkeziyetçi İskoçya siyasetine son verdi. Ocak 1978'de Granada Televizyonu'na verdiği bir mülakatta "İnsanlar bu ülkenin başka bir kültürün insanları tarafından işgal edileceğinden ciddi endişe duyuyor." demesi, kamuoyunda tartışma başlattı.[26] %43 seviyesindeki Muhafazakâr Parti halk desteği, mülakattan hemen sonra %49'a fırladı.[27] Bazı yorumcular, Thatcher'ın bu konuşmayla aşırı sağcı Britanya Ulusal Cephesi (British National Front) yandaşlarını Muhafazakâr Parti saflarına çektiğini öne sürdüler.

1979 genel seçimlerinden önce yapılan anketler, çoğunluğun Muhafazakâr Parti'yi desteklemekle birlikte, İşçi Partisi başkanı James Callaghan'ın başbakan olmasını tercih ettiğini gösteriyordu. İşçi Partisi, 1978-79 kışında sanayi kesimindeki anlaşmazlıklar, grevler, yüksek işsizlik oranı ve kamu hizmetlerindeki gerilemeler nedeniyle yıprandı. Muhafazakârlar, "İşçi Partisi çalışmıyor"[28] gibi sloganlarla rekor düzeydeki işsizliği ve hükümetin işgücü pazarına aşırı müdahalesini eleştirdiler.

Callaghan hükümeti, güvenoyu alamaması üzerine 1979 ilkbaharında düştü. Genel seçimler sonucunda Muhafazakâr Parti Avam Kamarası'nda 43 sandalyelik çoğunluk yakaladı ve Margaret Thatcher başbakan seçildi.
Başbakanlık

1979 - 1983

Thatcher ve müttefik ülke ABD başkanı Ronald Reagan, 26 Şubat 1981
Thatcher'in bakanlığı Reagan'ın kabinesiyle Beyaz Saray'da toplantıda, 26 Şubat 1981

Thatcher, Birleşik Krallık 'ın ekonomik çöküşünü önleme ve devletin iktisattaki rolünü küçültme vaatleriyle 4 Mayıs 1979'da hükümeti kurdu. Britanya bürokrasisinde hâkim olan görüşten etkilenerek, Birleşik Krallık'ın İmparatorluk günlerinden beri gerilemekte olan etkisini artırarak uluslararası ilişkilerde daha etkin olmasını ve liderliğe oynamasını istiyordu. 1980'de ABD başkanı olan Ronald Reagan ve (daha az ölçüde) 1984'te Kanada Başbakanı olan Brian Mulroney ile pek çok noktada benzeşiyordu. Muhafazakârlık sadece anglosakson ülkelerinde baskın siyasi ideoloji haline gelmekle kalmıyor, diğer ülkelerde de yayılıyordu. 1983'te başbakan olan Turgut Özal da liberal muhafazakârlığı Türkiye'de uyguladı ve Thatcher'a benzer bir iktisadi siyaset yürüttü.[29]

20 Mayıs 1980'de İrlanda Başbakanı Charles Haughey ile Kuzey İrlanda sorunu hakkında görüşmeden bir gün önce Avam Kamarası'nda "Kuzey İrlanda'nın anayasal sorunları sadece Kuzey İrlanda halkını, bu hükümeti, bu parlamentoyu ilgilendirir ve başka hiç kimseyi ilgilendirmez!" dedi.[30]

1981'de Kuzey İrlanda'daki Maze Hapishanesi'nde bulunan İrlanda Cumhuriyet Ordusu (IRA) ve İrlanda Ulusal Özgürlük Ordusu mahkûmları, beş yıl önce ellerinden alınan siyasi mahkûm konumunu tekrar kazanmak için açlık grevine başladılar. Thatcher önceleri "Suç suçtur, siyaset değil" diyerek mahkûmlarla uzlaşmayı reddetti.[31] Ancak on mahkûmun ölümüyle grevin sona ermesinin ve kamuoyundaki huzursuzluğun giderek artmasının ardından siyasi mahkûmlara verilen bazı haklar yeniden tanındı.

Thatcher, diğer yandan önceki İşçi Partisi hükümetinin Kuzey İrlanda'nın güvenlik işlerini yerel güçlere bırakma anlamına gelen "Ulsterleştirme" siyasetini sürdürdü.[32] Thatcher'a göre, Birleşik Krallık'la birliği savunan Kuzey İrlanda, IRA'ya karşı kendini savunmalıydı. Bu durum, Britanyalı askerlerin Kuzey İrlanda'da ölmesi sonucu kamuoyunda meydana gelen tepkileri ve ordunun üzerindeki yükü azaltacaktı.[33][34]

İktisat alanında, Thatcher, öncelikli sorun olarak özel sektör yatırımları önündeki en büyük engel olarak değerlendirdiği ve 1980'de %21'e ulaşan enflasyonu görüyordu. Ona göre enflasyonu artıran başlıca etkenler aşırı kamu harcamaları ve borçlanmaydı. Bu sorunu çözmek için para arzını kontrol altına aldı; borçlanmayı azaltmak için faizleri arttırdı. Thatcher iktidara geldiğinde %14 olan faiz oranları 6 ay içinde %17'ye yükselmişti.[35] Gelir üzerinden vergi almaktansa dolaylı vergiyi tercih ettiğinden, KDV oranlarını aniden %15'e çıkarttı, bunun sonucu olarak enflasyon da hızla arttı.[36]

Bu siyasetin neden olduğu iktisadi durgunluk[37] yüzünden işsizlik 1979'da İşçi Partisi iktidarının son günlerindeki 1,3 milyon kişiden 1981'de iki buçuk milyon kişiye yükseldi. Hızla artan işsizliğin bir diğer nedeni, sanayi sektörünün yeniden yapılanmasıydı. Thatcher, İşçi Partisi'nin aksine, gerilemekte olan sektörleri sübvanse etmiyordu. İşsizlik, Thatcher dönemi iktisadının en önemli sorunlarından biri olacaktı.[38]

Siyasetçiler Thatcher'ın bu siyasetten U dönüşü yapmasını beklerken, o 1980 parti kongresinde siyasetini savundu:[39]"Nefesini tutup medyatik deyimiyle U dönüşü yapmamı bekleyenlere tek bir sözüm var: İsterseniz siz dönün, Leydi dönmeyecek." Bu sözler 1981 bütçesiyle teyit edildi: 364 ünlü iktisatçıdan[40] gelen açık mektupta dile getirilen endişelere rağmen, hükümet, durgunluğun tam ortasında vergi oranlarını artırıyordu. Ocak 1982'de enflasyon yeniden tek haneli rakamlara düştü ve faizler de düşürülmeye serbest bırakıldı. İşsizlik artmaya devam etti ve Ocak 1982'de 3 milyonu geçti.[41] İşsizlik tanımında yapılan değişiklik yüzünden resmi rakamların düşük olduğunu söyleyen yorumcular ise gerçek işsizliğin beş milyona ulaştığını tahmin ediyordu. Ancak Thatcher hükümeti önce işsizlik sigortası hakkı kazanmayı zorlaştırdı[42], sonra Çalışma Bakanı Norman Tebbit işsiz sayısının belirlenmesi kurallarını değiştirip sadece işsizlik sigortası alanların sayılmasını sağladı. Böylece işsiz sayısı yapay bir şekilde düşürülmüş oluyordu.[43]

1983'te Birleşik Krallık'ın sanayi üretimi, 1978'deki düzeye göre %30 gerilemişti.[44][45]

Bu esnada, Arjantin'de işbaşına gelen cunta yönetimi, ekonomik alanda yaşadığı sıkıntılar nedeniyle kaybettiği halk desteğini tekrar kazanmanın yollarını arıyordu. 2 Nisan 1982'de Arjantin, 1830'dan beri hak iddia ettiği Falkland (İspanyolca: Malvinas) adalarını işgal etti. Bu, II. Dünya Savaşı'ndan beri bir Birleşik Krallık toprağının ilk işgal edilişiydi. Birkaç gün içinde Thatcher, bir deniz filosunu adaları geri almak için gönderdi.[46] Falkland Savaşı'nda Birleşik Krallık'ın başarılı olması, Thatcher'ın halk desteğini arttırdı.

Falkland Savaşı ve muhalefetin bölünmüşlüğü sayesinde, Muhafazakâr Parti Haziran 1983 genel seçimlerinden önemli çoğunluk sağlayarak çıktı. 1983 başlarında iktisatta görülen düzelme emareleri de Muhafazakârların başarısında rol oynadı. Bu başarı Thatcher'ın kariyerinde bir zirveydi.

1983 - 1987

Thatcher, sendikaların gücünü kırmaya kararlıydı, ama Heath hükümetinin aksine, bunu tek bir kanunla zorlamak yerine yavaş yavaş gerçekleştirmeyi tercih etti. Çeşitli sendikalar, Thatcher'ı yıpratmayı hedefleyen grevler düzenledi. Bunlardan en önemlisi, 1984-85'te Millî Madenciler Sendikası'nın düzenlediği grevdi. Thatcher, önceden kömür stoklayarak greve hazırlanmıştı, böylece 1972'dekinin aksine hiç elektrik kesintisi olmadı. Grev sırasında polisin uyguladığı yöntemler, insan hakları savunucularının tepkisini çekse de, grevci işçilerin greve katılmayanların çalışmasını önlemek için şiddet kullandığını gösteren fotoğrafların basında yer alması, kamuoyunun grevcilere karşı dönmesini sağladı. Madencilerin grevi bir yıl sürdü ve sendikalar herhangi bir kazanım elde etmeden grevi sona erdirmek zorunda kaldılar. Thatcher, bunun üzerine 15'i hariç tüm ocakları kapattı ve kalanlar da 1994'te özelleştirildi.[47]

Kaçakçıların, Birleşmiş Milletler'in silah ambargosu altındaki Güney Afrika Cumhuriyeti apartheid yönetimine Birleşik Krallık'tan silah kaçırdığının ortaya çıkması üzerine, Thatcher, Birleşik Krallık'ın önemli yatırımları bulunan ve gitgide Birleşmiş Milletler'in iktisadi yaptırımlarıyla karşılaşma ihtimali artan bu ülkenin Başkanı P.W. Botha ve Dışişleri Bakanı Pik Botha'yı Birleşik Krallık'a çağırdı. Thatcher, Botha'yı apartheid siyasetini sona erdirmesi, Nelson Mandela'yı serbest bırakması, siyahların özgürlüğünü savunanları kovuşturmaktan vazgeçmesi, komşu ülkelerdeki Afrika Ulusal Kongresi (ANC) üslerini bombalamaktan vazgeçmesi, Namibya'dan çekilmesi ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına uyması konusunda uyardı. Ancak Botha bu uyarıları dikkate almadı. Haziran 1986'da Guardian gazetesine verdiği bir mülakatta Thatcher, Güney Afrika Cumhuriyeti'ne iktisadi yaptırım uygulamanın ahlaki olmadığını, zira bu yaptırımların milyonlarca siyahın işsiz kalmasına neden olacağını söyledi.[48]

12 Ekim 1984 sabahı, 59. yaşgününden bir gün önce, Thatcher, Muhafazakâr Parti kongresi için kalmakta olduğu Brighton Oteli'ne IRA tarafından konulan bombanın patlamasından kıl payı kurtuldu. Patlamada beş kişi öldü. Thatcher, eğer banyoya girmesi biraz gecikmiş olmasaydı, patlamadan etkilenecekti.[49] Thatcher'ın kongrenin ertesi gün programa uygun olarak toplanmasını istemesi ve bombacılara rağmen konuşmasını yapması, siyasi çevrelerde takdir topladı.

15 Kasım 1985'te Thatcher, İrlanda Başbakanı Garret FitzGerald ile bu ülkeye ilk defa (tavsiye mahiyetinde de olsa) Kuzey İrlanda yönetiminde söz hakkı tanıyan Hillsborough Antlaşması'nı imzaladı[50]. Antlaşma, Kuzey İrlanda'daki birlik taraftarlarınca öfkeyle karşılandı. Birlik yanlısı partiler parlamentodan toplu halde istifa ederek büyük çoğunluk sağladıkları erken seçimler yoluyla bir tür referandum yaptılar. Buna karşın, antlaşmayı iptal ettiremediler.

Thatcher'ın siyasi ve iktisadi felsefesi, serbest pazar ve girişimcilik üzerine kuruluydu. İktidara geldiğinde, deneysel mahiyette, küçük bir kamu işletmesini işçilerine satmış ve çok olumlu tepkiler almıştı. 1983 seçimlerinden sonra hükümet daha cesur hareket etti ve British Telecom'dan başlayarak 1940'lardan beri kamu mülkiyetinde olan pek çok büyük işletmeyi elden çıkarttı. Halkın yaygın bir kesimi satılan hisseleri aldı, ne var ki çoğu kişi kısa sürede kâr gerçekleştirmek için hisselerini sattı. Sol siyasetçilerin şiddetle karşı çıktığı özelleştirme politikası, Thatcherizm'le birlikte anılır oldu. Hisse senetlerinin tabana yayılması, bu politikaya destek verenler tarafından halk kapitalizmi olarak adlandırıldı.[51]

Ronald Reagan ve Margaret Thatcher Camp David'de, 1986.

Soğuk Savaşta Thatcher, Reagan'ın caydırma siyasetini destekledi. Bu, 1970'lerde Batı'nın yürüttüğü yumuşama siyasetine karşıttı ve yumuşamaya bağlı müttefiklerle sürtüşmeye neden oldu. Thatcher, ABD'nin nükleer seyir (cruise) füzelerinin Birleşik Krallık adalarında konuşlanmasına izin vererek Nükleer Silahsızlanma Hareketi'nin tepkisini çekti. Bununla birlikte, reformist Sovyet lider Gorbaçov'un iktidara gelmesini olumlu karşılayan ilk Batılı lider de o oldu. Gorbaçov'un iktidara gelmesinden üç ay önce yapılan bir buluşma sonrasında, Thatcher, onun için "Bay Gorbaçov'u sevdim. Birlikte iş yapabileceğimiz birisi." şeklinde yorum yaptı.[52] Bu yorumu izleyen yıllarda Batılı güçler Sovyetler ile 1991'de bu ülkenin yıkılışına kadar tekrar bir yumuşama dönemine girecekti. Thatcher'ı destekleyenler, hem caydırma hem de yumuşama siyasetleriyle, Batı'nın kazandığı zaferde rolü olduğunu savundular.

1985'te Oxford Üniversitesi, eğitim bütçesinde kısıntı yapması nedeniyle, Oxford mezunu başbakanlara geleneksel olarak verilen fahri doktora unvanını kendisine vermeyi reddetti.[53]

1986'da diğer NATO müttefiklerinin protestolarına karşın, ABD'nin Birleşik Krallık'taki üslerden Libya'yı bombalamasına destek verdi. Savunma alanında ABD ile işbirliği yapmayı tercih ettiğinden, Britanyalı helikopter üreticisi Westland'ın İtalyan Augusta şirketi yerine Amerikalı Sikorsky şirketiyle ortak olmasını sağladı. Augusta ile çoktan anlaşmış olan Savunma Bakanı Michael Heseltine, Thatcher'ın bu kararını ve yönetim tarzını protesto etmek için istifa etti. Heseltine, daha sonra da parti içinde Thatcher'la rekabet etti ve 1990'da iktidardan düşmesini sağlayanlardan biri oldu.[54]

İkinci iktidarında Thatcher, iki önemli dış siyaset başarısına imza attı:

    1984'teki Çin ziyaretinde, Deng Şiaoping ile Çin-Birleşik Krallık Ortak Deklerasyonu'nu imzaladı. Buna göre, Çin, Hong Kong'a "Özel Yönetim Bölgesi" statüsü tanıyacak, 1 Haziran 1997'de yönetimini ele aldıktan sonra dahi "tek ülke, çift sistem" ilkesi gereğince elli yıl daha iktisadi durumunu değiştiremeyecekti.[55]
    Kasım 1979'da Dublin'de toplanan Avrupa Konseyi'nde, Thatcher, Birleşik Krallık'ın Avrupa Ekonomik Topluluğu'na (AET) verdiklerinin aldıklarından çok daha fazla olduğunu iddia etmişti. Zirvede "Topluluktan veya başka herhangi birisinden para istemiyoruz. Sadece kendi paramızı geri istiyoruz." demişti.[56] Thatcher'ın savları kabul gördü ve Haziran 1984'te Fontainebleau Zirvesi'nde AET,Birleşik Krallık'ın katkılarıyla kazanımlarının arasındaki farkın %66'sını yıllık taksitler halinde iade etmeyi kabul etti. Bu antlaşma hala yürürlüktedir ve Avrupa Birliği üyeleri arasında zaman zaman tartışmalara neden olmuştur.[57]

1987 - 1990

İktisadi patlama ve İşçi Partisi'nin tek taraflı nükleer silahsızlanmayı savunması sonucu 1987 seçimlerini 102 sandalye farkla kazanan Thatcher, Lord Liverpool'dan beri en uzun süre görevde kalan ve Lord Palmerstone'dan beri ilk defa üç seçimi üst üste kazanan başbakan oldu. Daily Mirror, Guardian ve Independent dışındaki tüm Britanya gazeteleri onu destekliyor, buna karşılık basın sekreterinden düzenli brifingler alıyordu. Tabloid gazeteler ona sevimli bir lakap takmıştı: "Maggie". Rakipleriyse bu lakabı "Maggie dışarı!" şeklinde aleyhine bir slogana dönüştürdü. Sol çevrelerde kendisine duyulan tepki, dönemin bazı şarkılarına yansımıştı: Stand Down Margaret (Otur Aşağı Margaret, The Beat), Tramp the Dirt Down (Pisliği Ez, Elvis Costello), Margaret On The Guillotine (Margeret Giyotinde, Morrissey), Mother Knows Best (Anne En İyisini Bilir, Richard Thompson).

Erkek eşcinselliğini önceleri desteklemiş olmasına karşın (bkz. 1950-1970 arası siyasi kariyer), Thatcher 1987'deki parti kongresinde "Geleneksel ahlaki değerlere saygı göstermeyi öğrenmesi gereken çocuklarımıza, eşcinsel olmanın temel bir hak olduğu öğretiliyor." dedi.[58] Bazı Muhafazakâr milletveklilleri eşcinselliğin "teşvik edilmesine" karşı çoktan bir hareket başlatmıştı. Aralık 1987'de çıkarılan tartışmalı bir kanunla okullarda eşcinselliğin "meşru bir ilişki türü" olabileceğinin öğretilmesi yasaklandı. Bu kanun sonraki yıllarda iptal edildi.

Sosyal reformlar sonucu yetişkinler için ABD'dekine benzer bir İş Bulma Eğitimi sistemi kuruldu.

1980'lerin sonunda, aslında bir kimyacı olan Thatcher, çevre sorunlarıyla ilgilenmeye başladı. 1988'de, küresel ısınma, ozon deliği ve asit yağmuru sorunlarını kabul eden önemli bir konuşma yaptı.[59] 1990'da meteorolojik tahmin ve araştırmalar için Hadley Merkezi'ni kurdu.[60] 2002'de yayımlanan kitabı Devlet Sanatı'nda (Statecraft), küresel ısınmaya insanların neden olduğu fikrine destek verdiği için pişmanlık duyduğunu anlatır:
“ Çevresel sorunlara karşı hangi uluslararası önlemleri almaya karar verirsek verelim, iktisatlarımızın büyümesine ve gelişmesine engel olmamalıyız, zira gelişme olmadan çevre koruma maliyetlerini karşılamak için gerekli refahın yaratılması mümkün değildir. „

1988'de Belçika, Bruges'de yaptığı bir konuşmada, Avrupa Ekonomik Topluluğu'nun (AET) federal bir yapıya dönüştürülmesi önerilerine ve karar alma mekanizmasının merkezileşmesine karşı görüşlerini açıkladı. Birleşik Krallık'ın üyeliğini desteklese de, Thatcher AT'nin rolünün serbest pazar ve etkin rekabet koşullarını yerine getirmek olduğuna inanıyor, yeni AT düzenlemelerinin Birleşik Krallık'ta yaptığı reformları geriye döndürmesinden korkuyordu:[61]
“ Birleşik Krallık'ta devletin sınırlarını başarıyla daraltmamızın nedeni, bunların Avrupa düzeyinde tekrar genişletildiğini ve bir Avrupa üst-devletinin Brüksel'de yeniden tahakküm kurmasını seyretmek değildir. „

AT'nin hazırlanmakta olduğu İktisadi ve Parasal Birliğe, tek bir para biriminin millî paraların yerine geçmesine özellikle karşıydı. Bu konuşma diğer Avrupalı liderlerin protestolarına neden oldu ve Muhafazakâr Parti içinde Avrupa siyaseti konusunda derin bir çatlağın olduğunu ortaya çıkardı.[62]

6-8 Nisan 1988'de Türkiye'ye resmi bir ziyarette bulundu.[63] Yapılan görüşmelerde ele alınan başlıca konular, Türkiye'nin Avrupa Ekonomik Topluluğu'na üyelik başvurusu, yeni Türkiye iktisadı ve Birleşik Krallık'tan yatırım talepleri, Kıbrıs sorunu, İran-Irak Savaşı ve Filistin sorunu oldu. Thatcher, Turgut Özal ile birlikte yaptığı basın toplantısında "Bildiğiniz üzere Birleşik Krallık , Türkiye'nin ve Avrupa'nın büyük bir dostu olmuştur ve Türkiye ile Avrupa Ekonomik Topluluğu arasındaki Birlik Anlaşması'nın daha etkin çalışmasını görmeyi istemektedir" dedi.[64]

1989'da, sürdürülemez haldeki iktisadi patlamayı durdurmak için faiz oranlarını arttırması üzerine Thatcher'ın kamuoyu desteği bir kez daha düştü. Thatcher, Avrupa para birliğine hazırlanma siyaseti izleyen Hazine Bakanı Nigel Lawson'u suçladı. Kasım 1987'de Financial Times gazetesine verdiği bir demeçte, Thatcher, bu siyasetten haberdar olmadığını ve tasvip etmediğini söyledi.[65]

Haziran 1988'de Madrid'deki Avrupa Ekonomik Topluluğu zirvesi öncesi yapılan bir toplantıda, Lawson ve Dışişleri Bakanı Geoffrey Howe, Thatcher'ı parasal birliğin hazırlık aşaması olan Döviz Kuru Mekanizması'na katılmak için gerekli koşulları kabul etmeye zorladı. Toplantıda ikisi de Thatcher'ın koşulları kabul etmemesi halinde istifa edeceklerini söylediler.[66] Thatcher, buna Howe'u azlederek ve iktisadi konularda daha çok danışmanı Alan Waters'a danışarak karşılık verdi. Lawson, Thatcher'ın kariyerinin altını oyduğunu düşünerek Ekim 1989'da istifa etti.[67] Ancak Howe ve Lawson gibi tecrübeli siyasetçilerin ayrılmaları, Thatcher'ın ekibini zayıflattı. Bu durum, ayrıca, Thatcher'ın farklı görüşlere müsamaha gösteremeyen bir başbakan olduğu imajını güçlendirdi.[68]

Aynı yılın Kasımında, Thatcher, Muhafazakâr Parti liderliği için Anthony Meyer'in rekabetiyle karşılaştı. Thatcher Meyer'i kolayca yense de, altmış kişi Meyer'e oy verdi veya seçime katılmadı - ki bu iktidardaki bir başbakan için yüksek bir sayıydı. Öte yandan, partideki taraftarları, Thatcher'ın on yıldır başbakanlık koltuğunda yıprandığını ve toplam oy sayısının 370 olduğunu vurgulayarak bu sonucun başarlı olduğunu öne sürdüler.[69]
Thatcher Bermuda'lı askerleri denetlerken, 12 Nisan 1990.

Thatcher'ın yerel yönetim vergilerini kaldırmak üzere önerdiği 1987 seçimlerinde Muhafazakâr Parti programında da yer alan yeni vergi sistemi, İskoçya'da 1989'da, İngiltere ve Galler'de 1990'da uygulamaya alındı. Mal varlığına dayalı hesaplanan yerel vergilerin yerine kelle vergisi olarak bilinen ve herkes için genelde eşit olan (düşük gelirlilere bazı indirimler vardı) vergi tepkilere ve sokak gösterilerine yol açtı.[70]

Thatcher'ın başbakanlıktaki son icraatlarından biri, ABD Başkanı George H. W. Bush'a Saddam Hüseyin'i Kuveyt'ten çıkarmak için Orta Doğu'ya asker göndermesi yönünde baskı yapmak oldu. Bush'un bu plan hakkında bazı çekinceleri vardı, ama Thatcher ona "tereddüt edecek vaktimiz yok!" diye karşılık verdi.[71]

Ekim 1990'daki Muhafazakâr Parti kongresinden önceki Cuma günü, yeni Hazine Bakanı John Major'a faiz oranlarını %1 indirmesi talimatını verdi. Major, onu, parasal istikrarı korumak için tek yöntemin "Madrid koşulları"na uymasalar bile aynı zaman zarfında Döviz Kuru Mekanizması'na katılmak olduğuna ikna etti.[72]
İktidardan düşüş

Thatcher'ın siyasetten uzaklaştırılması, Alan Clark'a göre Britanya siyasi tarihinin en dramatik olaylarından biridir.[73] Uzun süre iktidarda kalan, seçimlerde mağlup edilemeyen bir başbakanın parti içi oylamayla azledilmesi ilk bakışta inanılmaz gözükmektedir. Mamafih, 1990'a gelindiğinde, Thatcher'ın yerel yönetim vergi politikası, hükümetinin iktisadı kötü yönettiğine ilişkin kamuoyunda yayılan görüş (özellikle %15 mertebesine ulaşan yüksek faiz oranları, ev sahipleri ve işadamlarının desteğinin aşınmasına yol açtı) ve Avrupa ile bütünleşme konusunda Muhafazakâr Parti içinde ortaya çıkan bölünmeler, hem kendisinin hem de partisinin siyasi alanda giderek zayıfladığını gösteriyordu.

1 Kasım 1990'da, Thatcher'ın en eski ve sadık müttefiklerinden Geoffrey Howe, Thatcher'ın Avrupa siyasetini protesto etmek için Başbakan Yardımcılığı görevinden istifa etti.[74] Eski rakibi Michael Heseltine, parti liderliği için kendisine meydan okudu ve ilk turda oylamayı ikinci tura taşıyacak kadar fazla oy elde etti. Önceleri ikinci turda da yarışmak istediğini söylemekle birlikte, Thatcher, kabine üyelerine danıştıktan sonra seçimden çekilmeye karar verdi. 22 Kasım günü saat sabah 09:30'da Kabine'ye ikinci turda aday olmayacağını açıkladı. Hemen ardından, kamuoyuna istifasıyla ilgili bir açıklama yapıldı:[75]
“ Meslektaşlarıma etraflıca danıştıktan sonra, Parti'nin birliği ve gelecek seçimlerde başarı sağlaması için seçimden çekilip diğer hükümet üyelerine liderlik için aday olma imkânı vermemin daha uygun olacağına karar verdim. Gerek hükümetten gerekse hükümet dışından bana fedakârca destek veren herkese teşekkür ederim. „

Mağlup Thatcher, Avam Kamarası'nda hükümetine karşı yapılan bir güven oylaması sırasında, etkileyici konuşmalarından birini yapma fırsatını yakaladı:
“ ...tek para birimi Avrupa siyasetiyle ilgilidir, bu Avrupa Federasyonu'nun arka kapıya dayanmasıdır. „

Selefi olarak John Major'ı destekledi ve o da liderlik yarışını kazandı. İstifasının ardından yapılan bir ankette, Britanya halkının %52'si "son kertede Thatcher'ın ülkeye yararlı olduğunu" söylerken, %48'i "kötü" olduğunu söyledi.[76] 1991'de Parti'nin yıllık kongresine girdiğinde daha önce görülmemiş şekilde dakikalarca ayakta alkışlanarak karşılandı, ancak konuşma yapması için yapılan çağrıları reddetti. Mamafih, Başbakanlıktan istifa ettikten sonra zaman zaman Avam Kamarası'nda konuştu. 1992 seçimlerinden sonra parlamentodan ayrıldı.

Siyaset sonrası hayatı

1992'de barones unvanı aldı. Bu sayede Lordlar Kamarası'na girme imkânı elde etti.[77] Kamara'da Maastricht Antlaşması'nı eleştiren bir dizi konuşma yaptı. "Fazla ileri giden bir antlaşma" olarak niteledi, Haziran 1993'te ise "Ben bu antlaşmayı asla imzalamazdım." dedi.[78] Antlaşmanın referanduma sunulmasını talep etti, üç büyük parti de onay verdiğine göre halkın görüşünün sorulması gerektiğini savundu.[79]

Ağustos 1992'de NATO'ya Gorajde ve Saraybosna'daki Sırp saldırısını durdurması ve Bosna-Hersek Cumhuriyeti'ni koruması için çağrıda bulundu. Bosna'daki olayların "Nazilerin en kötü azgınlıklarını hatırlattığını" söyledi.[80][81] Aynı yılın Aralık ayında Bosna'da bir soykırım olabileceğini söyledi. Nisan 1993'te, Srebrenica'daki ilk katliamın ardından Thatcher bunun "Avrupa'da bir daha asla görmeyeceğimizi düşündüğü türden bir ölüm tarlası" olduğunu söyledi.[82]

1990'da Başbakanlıktan istifa ettikten kısa süre sonra Kraliçe tarafından Birleşik Krallık 'nin en büyük nişanlarından Liyakat Nişanı ile ödüllendilmişti.[83] Ayrıca, eşi Denis Thatcher'a 1991'de baronetlik verildi (böylece oğulları Mark, bir soyluluk unvanı devralabilecekti).[83][84] Bu, 1965'ten beri baronetlik unvanının ilk verilişiydi.

Haziran 1992'de tütün devi Philip Morris şirketine yılda 250.000$ maaş ve vakfına yıllık 250.000$ bağış karşılığı, jeopolitik danışman oldu.[85]

1993'ten 2000'e kadar, 1693 kraliyet beratıyla kurulan Virjinya, ABD'deki William ve Mary Koleji'nde rektörlük yaptı. Ayrıca Birleşik Krallık'ın tek özel üniversitesi olan Buckingham Üniversitesi'nin rektörlüğünü yürüttü. Bu işinden 1998'de emekliye ayrıldı.

1995'te Thatcher'a, Birleşik Krallık 'ın en yüksek şövalyelik örgütü olan Garter Örgütü üyeliği verildi.[86] 1997'de ise Ronald Reagan Özgürlük Ödülü'nü eski ABD first lady'si Nancy Reagan'dan aldı.[87]

Hatıralarını Güce Giden Yol ve Downing Street Yılları adında iki cilt halinde kaleme aldı. 1993'te BBC televizyonunda yayımlanan Downing Street Yılları'nda Thatcher, başbakanlıktan istifa etmesine neden olan bakanlar kurulu isyanını "yüzü gülen ihanet" olarak tasvir etti.

Kamuoyu nezdindeki desteğini sürdürmekle birlikte, özel konuşmalarında Thatcher, John Major'a siyasetinden duyduğu rahatsızlığı belli etti. Bu görüşleri basına da sızdı ve yayımlandı. Major hükümetinin kamu harcamalarını artırmasını, vergi artırımlarını ve Avrupa bütünleşmesine verdiği desteği eleştirdi. 1994'te Tony Blair'in İşçi Partisi lideri seçilmesinin ardından Mayıs 1995'te verdiği bir mülakatta, Blair'i "Muhtemelen Hugh Gaitskell'den beri en müthiş İşçi Partisi lideri. Onların ön saflarında çok sosyalist görüyorum ama Bay Blair bunlardan biri değil. Gerçekten değiştiğine inanıyorum." diye övdü.[88]

Muhafazakâr Parti'nin İşçi Partisi tarafından hezimete uğratıldığı seçimlerin ardından yapılan parti başkanlığı seçiminde, Thatcher, "devlet hakkında modası geçmiş fikirlere sahip ve Avrupa'nın bütünleşmesini savunan" Kenneth Clarke'tan "sonsuz kere daha iyi bir başkan olabilecek" dediği Iain Duncan Smith'i destekledi.[89]

2002'de yayımladığı Devlet Sanatı: Değişen Dünya İçin Stratejiler adlı kitabında, 1990'daki istifasından beri uluslararası ilişkiler konusunda geliştirdiği düşünceleri dile getirdi. Kitabın özellikle Avrupa Birliği konusundaki bölümleri tartışma yaratıcı mahiyetteydi: Birleşik Krallık 'nin millî egemenliğini koruması için üyelik koşullarının gözden geçirilmesini, bunun başarısız olması halinde, Avrupa Birliği'nden ayrılarak NAFTA'ya katılmayı öneriyordu. Bu bölümler, The Times gazetesinde yazı dizisi halinde yayımlanmaya başladığı 18 Mart Pazartesiden, sağlık sebepleriyle demeç vermesinin doktorları tarafından yasaklandığının açıklandığı 22 Mart Cumaya kadar siyasi alanda öfkeye neden oldu. Thatcher, bir dizi küçük felç geçirmiş, sağlık durumu çok hassas bir duruma gelmişti.

Denis Thatcher, 26 Haziran 2003'te vefat etti, 3 Temmuz'da naaşı yakıldı.[90] Thatcher, Downing Street Yılları kitabında eşini andı: "Başbakanlık yalnız olduğunuz bir görevdir. Bir bakıma da öyle olmalıdır: Kalabalığın içinden yönetemezsiniz. Ama Denis sayesinde asla yalnız kalmadım. Ne adam. Ne koca. Ne arkadaş.".[91]

11 Haziran 2004'te, Thatcher, eski ABD Başkanı ve dostu Ronald Reagan'ın Washington Ulusal Katedralindeki cenaze töreninde video kaydıyla gösterilen dokunaklı bir veda konuşması yaptı. Art arda geçirdiği felç nöbetleri nedeniyle zihni melekelerinin gerilemekte olduğu göz önüne alınarak, konuşma birkaç ay önce kaydedilmişti.
Thatcher eski ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld ve General Peter Pace ile Pentagon'da sohbet ederken, 12 Eylül 2006

Aralık 2004'te Muhafazakâr milletvekilleriyle yaptığı özel bir toplantıda, Britanya Hükümeti'nin nüfus kağıdı çıkarma projesine karşı olduğunu açıkladığı söylenir. Thatcher'ın nüfus kâğıtları için "bu ülkeye tamamen yabancı, Cermenik bir kavram" dediği iddia edilir.[92]

13 Ekim 2005'te, Thatcher, Hyde Park'taki Mandarin Oriental Oteli'nde, Kraliçe ve Edinburgh Dükü'nün de katıldığı bir partiyle 80. doğumgününü kutladı. Orada, artık Aberavon Lordu unvanını almış olan Geoffrey Howe, Thatcher'ın siyasi kariyeri için "Onun gerçek zaferi sadece bir değil iki partiyi değiştirmiş olmasıdır, öyle ki İşçi Partisi tekrar iktidara geldiğinde, Thatcherizmin ana gövdesinin artık değiştirilemez olduğu kabul edilmişti." dedi.[93]

Eylül 2006'da, Thatcher, Washington'da 11 Eylül saldırılarının 5. yıldönümü için düzenlenen resmî anma toplantısına ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney'in misafiri olarak katıldı. Ziyareti sırasında ABD Devlet Bakanı Condoleezza Rice ile de görüştü.

2008'de Lordlar Kamarası tarafından verilen bir akşam yemeğinde fenalaşan Thatcher, hastaneye kaldırıldı. Kızı Carol, hafıza kaybı sorunu olduğunu belirtti.

2010 yılında Muhafazakâr Parti kongresinde yeni Başbakan David Cameron, Thatcher'ı 85. doğumgününü kutlamak için başbakanlık konutu Downing Street 10 Numara'ya çağırdığını açıkladı. Thatcher sağlık sorunları nedeniyle bunu geri çevirdi.[94] Prens William ile Kate Middleton'un düğününe de davet edildi ama yine sağlık sorunları yüzünden kabul etmedi.[95]

2011'de Amerika Bağımsızlık Günü'nde (4 Temmuz) Thatcher'ın Ronald Reagan'ın Londra'daki ABD Büyükelçiliği önünde 3,5 metrelik bir heykelinin açılışına katılması bekleniyordu, ancak sağlık durumunun hassasiyeti nedeniyle katılamadı.[96] 31 Temmuz 2011'de Thatcher'ın Lordlar Kamarası'ndaki ofisinin kapatıldığı açıklandı.[97] Yine Temmuz 2011'de Ipsos Mori kamuoyu araştırma şirketi tarafından yapılan ankette geçmiş 30 yılın en başarılı Birleşik Krallık Başbakanı seçildi.[98]

Ölümü


Margaret Thatcher, 8 Nisan 2013 sabahı Londra'daki evinde felç geçirdi, ardından son nefesini verdi. Cenazesi Chelsea, Londra'daki Royal Hastanesi'nin bahçesinde eşinin yanında defnedildi.[99]
Etkileri

Thatcher, kutuplaşmalara neden olan bir isimdi, siyaset yaptığı çağın ideolojik iklimi nedeniyle, siyasi yelpazenin farklı yönlerinden tepkilerle karşılaştı.

Kendisine yöneltilen en önemli eleştirilerden biri, refah toplumunu yok ettiği iddiasıdır. Nitekim Thatcher'in en hatırlanan sözlerinden biri[100] "toplum diye bir şey yoktur", bu iddiayı destekler niteliktedir. Thatcher, bu sözü gazeteci Douglas Keay'ın Womens' Own dergisi için yaptığı röportajda söylemiştir:[101]
“ Çoğu kişinin bir sorunla karşılaştığında hükümetin bunu çözmesi gerektiğini düşündüğü bir devirdeyiz bence. "Bir sorunum var, yardım almalıyım." veya "Evsizim, hükümet bana ev versin." diyerek kişisel sorunlarını topluma mâl ediyorlar. Biliyor musunuz toplum diye bir şey yoktur aslında. Erkek ve kadın bireyler ve aileler vardır. Hiçbir hükümet bireyler olmadan bir şey yapamaz. Bu sebepten insanlar önce kendi başlarının çaresine bakmalıdır. „

Bazı yorumcular, Thatcher'ın Britanya ekonomisini durgunluktan kurtardığını söyleyerek onu överler. New Statesman dergisinin 2006'da düzenlediği bir ankette, Thatcher "Zamanımızın kahramanları" arasında beşinci seçilmiştir.[102] Reason dergisi ise onu "Özgürlük kahramanı" ilan etmiştir.[103] 1970'lerde Birleşik Krallık , pek çok kişi tarafından 20.yüzyılın başındaki Türkiye gibi "Avrupa'nın hasta adamı" kabul ediliyordu, öyle ki bazı yorumcular bir devlet olarak varlığını sürdüremeyeceğini iddia ediyordu. Buna karşın, Birleşik Krallık, modern Avrupa'daki en gelişkin ekonomilerinden biri haline geldi.

Tenkitçiler, 1970'lerdeki iktisadi sorunların abartıldığını, bunların petrol krizi sonucu benzin fiyatlarının artması gibi Britanya hükümetlerinin kontrolü dışındaki etkenlerden ortaya çıktığını, aynı etkenlerin hemen tüm gelişmiş iktisatları vurduğunu söylerler[104][105] . Sonuç olarak, Thatcher yanlılarının iddialarının aksine, iktisadi durgunluğun sosyalizm veya sendikalar nedeniyle oluşmadığını söylerler. Tenkitçiler, ayrıca, Thatcher döneminde iktisatta görülen düzelmenin aynı dönemde dünya ekonomisinde yaşanan canlanmadan ve Kuzey Denizi petrol yataklarından alınan vergilerden kaynaklandığını iddia eder[104][105].

Britanya kamuoyunun Thatcher hakkındaki görüşleri değişkenlik gösterir. Thatcher yönetimi hakkındaki görüşlerin farklılığı, televizyon anketlerinde ortaya çıkmaktadır: Thatcher, 2002'de yapılan "En Büyük 100 Britanyalı" listesinde, hayattaki kişiler arasında ulaşılan en yüksek derece olan on altıncılığı almıştır.[106] 2003'te yapılan ve sadece hayattaki kişileri içeren "En Kötü 100 Britanyalı" listesinde ise üçüncü olmuştur.[107] Ancak, neticede, Thatcher'ın 20. yüzyılda dünya çapında en etkin rol oynayan kadın olduğuna da pek kimse itiraz etmez. Belki de en içten takdir, İşçi Partisi lideri ve üç kez başbakan seçilen Tony Blair'in Thatcher'ın iktisadi siyasetini sürdürmesi olmuştur. Thatcher da Mayıs 1995'teki bir röportajda Blair'i takdir etmiştir:[108]
“ Muhtemelen Hugh Gaitskell'den beri gelen en iyi İşçi Partisi lideri. O partinin arka sıralarında sosyalizmi görüyorum ama Bay Blair'de değil. Bence o gerçekten değişti „

Bir diğer görüşe göre, iktisadi etkileri ikiye ayrılır: Pazar etkinliği ve uzun vadeli büyüme. Bunların ilki oldukça tartışmalıdır. İşsizlik oranı nihai olarak azalsa dahi, bu önemli ölçüde iş kaybı ve işgücü pazarında radikal reformlardan sonra meydana geldi. Bu reformlar sendikaların güçsüzleşmesine neden olan kanunları ve mali piyasaları düzenleyen kuralların kaldırılmasını kapsamaktaydı. Bu sayede, Londra bir iş merkezine, şehrin the City bölgesi Avrupa'nın mali başkenti konumuna geri döndü. Haberleşme ve diğer kamu hizmetlerinin rekabete açılması da önemli reformlar arasındaydı. Uzun vadeli büyüme ise yeni veriler ışığında başarısız görülmektedir zira araştırma-geliştirme yatırımları ve eğitim kalitesi düşmüştür[105].

Halkın Thatcher hakkındaki görüşleri değişkenlik gösterir. İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda'nın büyük bölümünde, Kuzey İngiltere şehirlerinde ve eski madencilik yörelerinde hâlâ hakkında kötü konuşulmaktadır[105]. Pek çok kişi, pek çok madenci ailesinin çökmesi ve ağır sanayinin yok olmasıyla sonuçlanan madenciler grevi dönemindeki güçlükleri hatırlar.

Madencilik ve sanayi kesimlerinin Thatcher hakkındaki olumsuz görüşleri, güney İngiltere'de ve kırsal kuzey yörelerinde aldığı oylar sayesinde büyük farkla kazandığı 1987 seçimlerine yansımıştır. Thatcher, ülkenin diğer kesimlerinden çok az oy alabilmiştir. Ortak Tarım Siyaseti sayesinde Britanya tarımı hâlâ ciddi ölçüde sübvanse edilmektedir, öte yandan iktisadın gerileyen diğer kesimleri kendi kaderine bırakılmıştır. Thatcher'a verilen desteğin coğrafi olarak bu denli değişmesi, ülkenin İskoçya ve Galler gibi bazı bölgelerinin giderek yabancılaşmasına ve özerklik isteklerinin artmasına yol açmıştır[105].

Yurtdışındaki görüşler de bunlara paraleldir. Sol kesimde Thatcher, halk hareketlerini ezmek için güç kullanan, işçi sınıfının çıkarlarına karşı sosyal reformlar yapan ve orta sınıflarla işadamları gibi varlıklı kesimleri destekleyen bir lider olarak görülür. Satiristler tarafından karikatürize edilmiştir. Örneğin Fransız şarkıcı Renauld, Miss Maggie adındaki şarkısında, kadınları erkeklerin çeşitli salaklıklarını yapmayan bir cins olarak anlatır - Thatcher bu kadınların tek istisnasıdır. Merkez sağda ise Thatcher, güçlü sendikalara karşı çıkabilen, iktisattaki darboğazları ortadan kaldıran bir muhafazakâr olarak sempatiyle hatırlanır. Ancak çoğu kişi Thatcherizm kelimesinin yarattığı olumsuz tepkiler nedeniyle onu izlediğini açıkça itiraf etmez.

İrlanda milliyetçileri arasında Thatcher, IRA ile müzakereye oturmaktan kaçınan, katı bir siyasetçi olarak hatırlanır. Tenkitçileri, bu durumun Kuzey İrlanda'daki huzursuzlukların yatışmasını geciktirdiğini savunur. Thatcher hükümetinin Kuzey İrlanda sorununu hafifletmek için İrlanda Cumhuriyeti ile antlaşma imzalaması durumu pek değiştirmemiştir.

1996'da yapılan Scott soruşturmasında, İran-Irak Savaşı sırasında Thatcher hükümetinin Irak'a yüksek teknolojili silah satışına göz yumduğu, hatta desteklediği ortaya çıktı.[109][110]

Sol ve sağ görüşlü yorumcuların fikir birliğinde olduğu bir konu, Thatcher'ın Britanya siyaset sahnesini ciddi ölçüde değiştirdiği, önemli partilerin sağa kaymasına neden olduğudur. Yeni İşçi hareketi ve Blairism, Thatcherizmin siyasi ve ekonomik ilkelerinden çoğunu kabul eder. Bu durum, 1950'lerden Edward Heath hükümetine kadar Muhafazakâr Parti'nin İşçi Partisi hükümetleri tarafından ortaya konan refah devleti ilkelerini kabul etmesine benzemektedir. Thatcher'ın yok ettiği refah devleti uygulamaları, Thatcher sonrası dönemde geri gelmemiştir. Yine Thatcher tarafından başlatılan özelleştirme siyaseti de devam etmiştir. Aslında müteakip İşçi Partisi ve Muhafazakâr Parti hükümetleri devletin iktisat üzerindeki etkisini daha da azaltmış, kamu sektörünün rolünü daha da küçültmüştür.

Thatcher'ın Britanya sendikaları üzerindeki etkisi de sürmektedir. 1984-1985'teki madenci grevleri, bir eşik noktası olarak kabul edilir. Bu grevlerden sonra sendikalar 1970'lerdeki gücüne asla kavuşamadı. Sendikalılık oranı düştü ve grevlerin etkisini azaltmak için yapılan hukuki düzenlemeler kalıcı hale geldi. Hatta İşçi Partisi bile sendika hareketiyle bağlarını gevşetme çabasına girdi.

Thatcher'ın etkisi Muhafazakâr Parti üzerinde kuvvetle devam etmektedir. İktidarda John Major, muhalefette William Hague, Iain Duncan Smith ve Michael Howard, Thatcher'ın hangi etkilerinin sona erdirilmesi, hangilerinin sürdürülmesi gerektiği konusunda mecliste ve parti içinde çeşitli hiziplerle mücadele ettiler. 2006'da başlayan David Cameron yönetimi, parti içindeki bu takıntıyı sona erdirmeyi hedeflemektedir[111].
Günümüz kültürüne etkisi

Şubat 2007'de Thatcher, sağlığında Avam Kamarası'na heykeli dikilen ilk Birleşik Krallık başbakanı oldu.[112] Heykel bronzdan yapılmıştır ve hayranı olduğu Winston Churchill'in heykelinin karşısında durur.[113] Antony Dufort tarafından yapılan heykel, Thatcher'i meclise konuşma yapıyormuş gibi, sağ kolu havada göstermektedir. Thatcher, heykele hayran olduğunu belirtmiş, "demirden yapılsaydı daha iyi olurdu." demiştir.[114]

Margaret Thatcher birçok tiyatro oyunu, televizyon programı, belgesel, TV ve sinema filmine konu oldu. Michael Samuels tarafından yönetilen The Falklands Play (2002) filminde Patricia Hodge Thatcher'ı canlandırdı. Doğrudan Thatcher'ı konu eden üç önemli film bulunmaktadır. Niall MacCormick tarafından yönetilen Margaret Thatcher: The Long Walk to Finchley (2008) adlı TV filminde Andrea Riseborough, James Kent tarafından yönetilen Margaret (2009) filminde Lindsay Duncan ve Phyllida Lloyd tarafından yönetilen ve Alzheimer hastalığına da değinen[115] Demir Leydi (2011)[116] filminde Meryl Streep Thatcher'ı canlandırdı.

Payeler

    Asil Dizbağı Nişanı Örgütü leydisi
    Liyakat Nişanı
    Majestelerinin Privy Konseyi üyesi
    Kraliyet Derneği üyesi
    Carlton Kulübünün onursal üyesi, kulübün tüm üyelik hakları tanınan tek kadın üyesi
    Başkanlık Özgürlük Madalyası (ABD)
    Cumhuriyetçi Senatoryal Özgürlük Madalyası (ABD)
    Ronald Reagan Özgürlük Ödülü (ABD)


Kaynak :

Halk Ansiklopedisi Wikipedia

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Elvis Presley Kimdir? Biyografisi
Yazar: RasitTunca - 02-11-2019, 08:32 AM - Forum: Biyografiler - Yorum Yok



Elvis Presley Kimdir? Biyografisi

Elvis Aaron Presley[1][2] (8 Ocak 1935, Tupelo, Mississippi – 16 Ağustos 1977, Memphis, Tennessee), Amerikalı şarkıcı, müzisyen, aktör. Dünya çapında Rock'n Roll'un kralı ya da kısaca kral olarak tanınır. Diğer lakabı olan Elvis The Pelvis ise 1950'li yıllarda kendisine takılmıştır.[3] Böyle söylenmesinin nedeni ise ilginç dansı olduğu kadar argo bir ifade ile o zamanların tutucu toplumunda yakışıklı ve seksi olduğunu ifade etmek amaçlı uygun bir argo söylem daha doğrusu modern bir deyim olmasıdır.[4] Presley'in sahip olduğu en büyük avantajlardan biri ise sesiydi. Zenci ve beyaz tonlarını rahatlıkla kullanabiliyordu. Kilise müziğinden, popüler müziğe; Rock'n Roll'dan Blues tarzına kadar çok çeşitli türlerde eserler verdi. It's Now or Never gibi opera tarzında yakın parçalar seslendirdi. My Way gibi bazı cover çalışmalarının şöhreti asıllarını dahi geride bıraktı.

Yaşamı boyunca her türlü şöhret, unvan ve zenginliği yaşayan Presley'in şöhreti hayata gözlerini kapatmasından bu yana onyıllar geçmesine rağmen hiç azalmadı. Dünyanın her köşesinde taklit yarışmaları yapıldı. Hayran kulüpleri ve web siteleri kuruldu. Sayısız televizyon, radyo programı ve belgesele konu oldu. Hayranları ona o kadar bağlandılar ki halen onun ölmediğine ve ıssız bir yerde şöhretten uzak bir yaşam sürdüğüne inananlar dahi vardır. Ayrıca özellikle ABD'de ölümden dönen insanların Işıklı bir tünel gördüm. Elvis bana tünelin sonundan el sallıyordu anlatımları bilimsel araştırmalara konu olan bir fenomene dönüştü.

Yaşamı

Elvis Presley, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Richard Nixon ile birlikte, 21 Aralık 1970.

Elvis'in babası, Vernon (10 Nisan 1916 – 26 Haziran 1979), tarlalarda düşük ücretle çalışır ve zaman zaman da kamyon şoförlüğü yapardı. Annesi, Gladys Love Smith (25 Nisan 1912 – 14 Ağustos 1958) ise bir dikiş makinesi operatörüydü. Tupelo, Mississippi'de tanışıp 17 Haziran 1933 tarihinde evlendiler.[5][6]

Presley babasının yaptığı iki odalı bir evde doğdu. İkizi doğumdan önce öldüğünden tek çocuk olarak büyüdü ve annesine daha yakındı. Yoksulluk sınırına çok yakın şartlarda yaşayan Presley ailesi kilise'ye de düzenli olarak giderdi. Vernon sorumluluğunun bilincinde ve çalışkan bir adamdı ancak 1938 yılında sadece 8 dolarlık bir borç yüzünden hapse girdi. Onun yokluğunda Elvis'in annesi borçlar yüzünden evlerini kaybetti.[7]. Annesi daha sonraları eşi Priscilla tarafından alkolik olarak nitelendirilecekti.

Elvis okulda arkadaşlarınca hor görülüyordu. Sakin bir anne kuzusu olarak tanınırdı ve sessizliğinden yararlanan arkadaşları ona meyve parçaları gibi şeyler fırlatırdı. 10 yaşında iken Mississippi-Alabama Fuar ve süt ürünleri şovundaki bir şarkı yarışmasına katılarak ilk performansını sergiledi. Elvis burada kovboy kıyafeti giymişti ve mikrofona ulaşmak için bir sandalyede olduğu halde, "Old Shep" adlı şarkıyı söyledi ve ikincilik ödülü kazandı.[8]. Bu arada Elvis zaman zaman Pentecostal kilise korosunda şarkılar söyledi. 1946 yılında, Presley ilk gitarını aldı.[9] 1948 kasım ayında Presley ailesi alelacele Memphis, Tennessee'ye taşındı. Bu ani taşınmanın nedeni hem Vernon'un yasadışı içki işinden dolayı kanundan kaçması hem de acele yeni bir işe ihtiyaç duymasıydı.[7][10]. 1949 yılına gelindiğinde ailecek Lauderdale Courts adı verilen Memphis'in en fakir semtlerinden birinde yaşıyorlardı. Elvis çamaşır yıkama odasında gitarıyla pratik yapıyor ve aynı zamanda dört gençle birlikte bir grupta çalıyordu.[kaynak belirtilmeli] Komşularından, Johnny Burnette, onun için, Nereye gitse gitarı sırtında asılı olurdu diyordu...Aynı kişinin anlattığına göre o bir kafe ya da bara gittiğinde bazıları hemen: Hadi bize birşeyler söyle çocuk derlerdi.[11] Elvis L. C. Humes Lisesi'ne devam ederken daha büyükçe olan öğrenciler onun tarzı ve müziğinden pek hoşlanmıyorlardı. Öğrencilerden birinin anlattığına göre o utangaç, mutsuz ve hiç de çekici olmayan bir çocuktu ve gitarıyla birlikte söylediği şarkıların hiç şansı yoktu. Başkaları da Elvis için işe yaramaz züppe müziği yapan işe yaramaz adamın teki diyorlardı.[12] Elvis ara sıra aile bütçesine katkı amacıyla akşamları çalışıyordu.[13] Bu arada favorilerini uzatmaya başladı be Beale sokağındaki Lansky Kardeşler mağazasından alınmış olan parlayan ve dikkat çeken kıyafetler giymeye başladı.[14] Okuldan mezun olduğunda halen ailesinden ayrı bir gece bile geçirmemiş utangaç bir gençti. Crown Elektrik firması için kamyon şoförlüğü yapıyordu ve favorilerini de o zamanki kamyoncularınkine ayak uydurmaya başlamıştı.

Değişik müzik tarzlarından esinlenmesi

Ailesi ile birlikte gittiği Pentecostal kilisesinde dinlediği kilise şarkıları ona müzikal anlamda ilk etkileri bırakmaya başladı. İncil o günlerde onun karakteri ve yaşamı üzerinde oldukça etkiliydi. Meşhur olduktan sonra dahi bazı konser ve kayıtların ardından tek başına veya başkalarıyla ilahiler söylemeyi huy edinmişti. Genç Presley sıklıkla yerel radyo'yu dinlerdi. Müzikal anlamda ilk kahramanı aynı zamanda bir aile dostları olan Tupelo şehri WELO radyosunda program yapan şarkıcı Mississippi Slim di. Presley zaman zaman Slim’in cumartesi sabah programı olan Singin’ and Pickin’ Hillbilly de şarkılar söylüyordu. Slimin küçük kardeşi ve Elvis'in altıncı sınıftan arkadaşı olan James Ausborn onun için "Müzik için çıldırıyordu... Konuştuğu tek şey müzikti" diyordu. O sıralar müzik onun en çok tükettiği tutkusuydu.

İlk kayıt ve performansları

Blues ve caz müzikle tanışması ve bu müzik türlerine ilgi duyması onu şarkı söylemeye itti. 1953 yılında Lise’den mezun olduğunda daha 18 yaşındayken müzik firmalarının kapısını aşındırmaya başladı. ‘My Happiness’ ve ‘That’s When Your Heartaches Begin’ parçalarını annesine doğum günü armağanı olarak yazmıştır. Memphis Recording ve Sun Recording’e giderek sesini dinlemelerini istedi. Plak yapımcısı ve müzik şirketi sahibi Sam Phillips, Elvis’in ses tonundan ve müzik tarzından çok etkilendi. 1954 yılında Gitarda Scotty Moore, basgitarda Bill Black ile birlikte üçlü ilk stüdyo kayıtlarını yaptılar. "That's All Right" ve "Blue Moon of Kentucky" country, blues tarzında hareketli rock’n roll parçalarıydı. Sun Records’la yaptığı kontrat RCA Record firmasına satılınca yavaş yavaş kariyer basamaklarını tırmanmaya başlamıştı. Bu sıralarda çıkardıkları 5 single gençlerin ilgisini çekerek müzik listelerinde ilk ona girmeye başlamıştı. Bu 5 single içinde en ilgi çeken parça ise "I Forgot to Remember to Forget" ti ve Country listelerine 1 numaradan girmişti.

"Heartbreak Hotel" parçası ise Elvis Presley’in tekrar müzik listelerine girip 8 hafta boyunca listelerde kalmasıyla son buldu. Ed Sullivan’ın televizyon programına çıkan Elvis Presley, hareketleri ve konuşmasıyla ilgi çekti. Bu ilginin farkına varan ve onların doğrudan kalplerinde son bulan parçalarla karşılık veren Elvis bu dönemde "Don't Be Cruel," "Hound Dog," "Love Me Tender," "All Shook Up" ve "Jailhouse Rock." parçalarını yaptı.

"I Want You", "I Need You", "I Love You" parçasıyla 11 hafta boyunca listerde kalan Elvis hızla yükseliyordu. 1956 Kasım’ında "Love Me Tender" filmiyle kamera karşısına geçti, böylece ileride 31 filmde yer alacağı Hollywood stüdyolarıyla tanışmıştı. Bu filmden iki ay once Ed Sullivan’ın televizyon programında ‘Love Me Tender’ı televizyon ekranlarında onu izleyen 54 milyon izleyici önünde söyleyerek ününe ün katmıştı, artık Amerika onu konuşmaya, onu dinlemeye başlayacaktı. Bir gün şöyle demişti: 'Çocukken gerçek anlamda hayaller kuruyordum. Çizgi roman okur, kendimi çizgi kahraman hayal ederdim. Film seyreder, filmdeki kahramanla kendimi özdeşleştirirdim. Aslında tüm kurduğum hayaller bir gün gerçek oldu. Hatta defalarca. Çocukluğumda öğrendiğim bir cümle var: Şarkısız bir gün yaşanmış değildir. Yaşamınızda müzik yoksa arkadaşınız da yoktur. Şarkısız yolculuk bitmez. Ben de hep şarkı söylüyorum. Kendim için, sizler için

1959 yılında askerliğini Almanya'da yaparken NATO ülkelerine ziyaret kapsamında Türkiye'de konser vermesi planlanmış, ancak bu konser daha sonradan iptal edilmiştir.[15]

Ölümü

Elvis Presley'in, Graceland, Memphis, Tennessee'deki kabri

Elvis son yıllarda obezite'ye yakalanmıştı. Sabahları kahvaltıda onlarca sosis, bal, tereyağı ve ekstra malzemeler içeren hemen hemen yarım metrelik bir sandviç yiyordu. 1973 yılında eşinden boşanan Elvis Presley, 1977 yılında Indianapolis’deki son konserinden sonra 16 Ağustos 1977 tarihinde öldü. Ölümünden sonra açıklama yapan Doktor Jerry Francisco ölümüne kalp yetmezliğinin neden olduğunu söyledi. Tüm dünyada milyonlarca hayranı bulunan Elvis Presley, Rock’n Roll müziğinin öncüsü, kralı ve babası olarak anılır. Onlarca filmde oynamıştır ve milyonlarca insanın gönlünde taht kurmuştur. Kral'ın cenaze törenine yüzbinlerce hayranı ve seveni katılırken, o dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter ın isteği üzerine resmî bir başsağlığı mesajı yayınlamış, Elvis Presley'in Graceland'daki evi ise daha sonra müzeye çevrilerek önemli bir turizm mekanı haline dönüştürülmüştür. Elvis'in evi önünde her sene ölüm yıldönümünde sevenleri toplanarak onu anarlar. Sayıca hiç de az olmayan bir kısım hayranı ise onun ölmediğini, ölemeyeceğini başka bir diyarda olduğunu anlatan sözler sarfeder ve bunu anlatan giysiler giyerler.

Filmografi

Spielfilme

    1956: Pulverdampf und heiße Lieder (Love Me Tender)
    1957: Gold aus heißer Kehle (Loving You)
    1957: Rhythmus hinter Gittern (Jailhouse Rock)
    1958: Mein Leben ist der Rhythmus (King Creole)
    1960: Café Europa (G.I. Blues)
    1960: Flammender Stern (Flaming Star)
    1961: Lied des Rebellen (Wild in the Country)
    1961: Blaues Hawaii (Blue Hawaii)
    1962: Ein Sommer in Florida (Follow That Dream)
    1962: Kid Galahad – Harte Fäuste, heiße Liebe (Kid Galahad)
    1962: Girls! Girls! Girls!
    1963: Ob blond, ob braun (It Happened at the World’s Fair)
    1963: Acapulco (Fun in Acapulco)
    1964: Tolle Nächte in Las Vegas (Viva Las Vegas)
    1964: Die wilden Weiber von Tennessee (Kissin’ Cousins)
    1964: König der heißen Rhythmen (Roustabout)
    1965: Kurven-Lilly (Girl Happy)
    1965: Cowboy-Melodie (Tickle Me)
    1965: Verschollen im Harem (Harum Scarum)
    1966: Frankie und Johnny (Frankie and Johnny) (Regie: Frederick de Cordova)
    1966: Südsee-Paradies (Paradise Hawaiian Style)
    1966: Sag niemals ja (Spinout)
    1967: Zoff für zwei (Double Trouble)
    1967: Seemann, ahoi! (Easy Come, Easy Go)
    1967: Nur nicht Millionär sein (Clambake)
    1968: Harte Fäuste, heiße Lieder (Stay Away Joe)
    1968: Speedway
    1968: Liebling, lass das Lügen (Live a Little, Love a Little)
    1969: Charro!
    1969: Immer Ärger mit den Mädchen (The Trouble With Girls)
    1969: Ein himmlischer Schwindel (Change of Habit)

Konzertfilme

    1970: Elvis – That’s the Way It Is
    1972: Elvis On Tour

TV-Specials

    1968: ELVIS – NBC TV-Special (wurde später als The '68 Comeback Special bekannt)
    1973: Aloha from Hawaii via Satellite
    1977: Elvis in Concert



Elvis hakkında söylenenler

    O Harika Bir İnsandı. Onun Gibileri Bir Daha Bulamayacağız. Onu Kaybedince Bir Anda Her Şeyimi Kaybettim Sandım.

Michael Jackson

    Elvis'den önce, hiçbir şey ama hiçbir şey yoktu

John Lennon

    Onun büyüklüğü hakkında hiçbir fikriniz yok, gerçekten yok! . Size neden çok yüce bir insan olduğunu anlatamam ama o öyle işte. Tarif edilemez. O sansasyonel, o heyecan verici.

Phil Spector

    Ne zaman canım sıkkın olsa bir Elvis şarkısı dinler ve çok iyi hissederdim.

Paul McCartney

    Elvis'i duyana kadar hiçbir şey beni bu denli etkilememişti. Eğer Elvis olmasaydı Beatles da olmazdı.

John Lennon

    Hollywood'a yakışan bir şey varsa o da bir Presley filmidir.

Hal Wallis

    Birçok sağlam adam geldi geçti. Taklitçiler türedi. Rakipler de yok değildi. Ancak sadece bir kral var.

Bruce Springsteen

    O, benzersiz bir sanatçıydı. Taklitçilerin arasında bir orijinal.

Mick Jagger

    Bu oğlanın, her şeyi vardı. Onun bakışları, hareketleri, idareciliği ve yeteneği vardı. Ve O bizim ve birçoklarının beğendiği gibi bakmadı. O'nun konuşma tarzı, oyun tarzı... O gerçekten farklıydı.

Carl Perkins

    Ben, sadece onun bir hayranı değildim; ben onun kardeşiydim. O, benim iyi olduğumu söyledi; ben, onun iyi olduğunu söyledim. Bu konuda hiç tartışmamız olmadı. Elvis çalışkandı, kendini adadı, ve Tanrı da onu sevdi. En son Graceland'da birlikte iken bir incil şarkısı olan Old Blind Barnabus'ı söyledik. Onu seviyorum ve cennette onu görmeyi umarım. Onun gibi bir başkası olmayacak

James Brown

    Kalbin atmayı kestiğinde içinde olanı bilmenin dünyada bir yolu yok. Tüm dünya sarsıldı. Senden geriye yeller esiyordu.

Robbie Williams

Kaynak :
Halk Ansiklopedisi Wikipedia

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Friedlieb Ferdinand Runge Kimdir Biyografisi
Yazar: RasitTunca - 02-08-2019, 06:57 AM - Forum: Biyografiler - Yorum Yok



Friedlieb Ferdinand Runge Kimdir Biyografisi
Ferdinand Runge neyi buldu?
1795 Almanya doğumlu mucit ve kimyager Friedrich (Friedlieb) Ferdinand Runge, uzun yıllar kahvenin içinde gizli kalan Kafein'i 1819 yılında bulmuştur. Almanca Kaffein olarak adlandırılmış, İngilizce de Caffeine olarak adlandırılmış olup Türkçe'de direkt okunuşu ön plana alınıp Kafein adını almıştır. Kafein doğada en az 63 bitkide (kakao, çay, yerba mate, guarana, kahve vs) bulunurken ilginç bir kimyasal etkiye sahiptir. Öyle ki bazı bitkilerin yapraklarında bulunmakta ve onları yiyerek yok eden böcekleri zehirlemekte veya öldürmektedir. İnsanlarda ise uyarıcı bir etkiye sahip olurken kimyasal değişikler meydana getirmektedir.  Kaynak: Doodle konusu Friedlieb Ferdinand Runge kimdir? Neyi buldu?

Normal koşullarda beyindeki adenozin miktarı, belirli bir düzeyin üzerine çıktığında vücut uyku ve dinlenme ihtiyacı vermektedir. Vücutta birbirlerinden farklı olarak birkaç adenozin alıcısı (reseptör,sinir uçları; hücre dışındaki sinyali hücre içine taşır) bulunmakla beraber, A1 adenozin reseptörü kafeinin en fazla etkileşim içinde olduğu reseptördür. Vücuda alınan kafein adenozine olan benzerliklerinden dolayı reseptörlerce hemen kabul edilmektedir. Adenozinler kafeinle dolarak, reseptörleri etkisiz hale getirmekte veya yerinde geçmektedir ki bu da vücuttaki doğal uyarıcıları harekete geçirmektedir. Yani özgürce hareket etmeyi, dinçliği ve enerjiyi sağlayan tam olarak bu olurken, reseptörleri ise duyu organlarımızda bulunan alıcılar olarak hesaba katmalıyız. Vücuttaki doğal uyarıcıların izin verdiği ölçüde performans artışı sağlayan kafein alışkanlığa dönmüş, ezber bir kullanım sonrasında etkisini fazlasıyla azaltmaktadır. Yani sabahları içilen kahve kişiyi daha dinç hissettirirken bir hafta boyunca uyumadan kahve içerek ayakta kalmak ya da aynı performansı vermek mümkün değildir. Etkisi kişiden kişiye değişen kafein yasal olarak kullanılan bir çeşit psikoaktif (duygu ve algı durumunu değiştiren madde) maddedir. Diğer pek çok psikoaktif maddenin kullanımı yasal olmasa da kafein dünya genelinde en çok kullanılan psikoaktif maddedir. Kaynak: Doodle konusu Friedlieb Ferdinand Runge kimdir? Neyi buldu?

KAFEİN NEDİR?

Kafein, aslen çay ve kahveden tanıdığımız bir kimyasal madde olsa da, aslında hayvanların merkezi sinir sisteminde bulunan bir uyarıcı maddedir. Sadece hayvanlarda değil, bazı bitkilerde de metilzantin (İng: methylxhantine) sınıfına ait bir maddedir.Kafeinin kimyasal formülü C8H10N4O2'dir. Aslında kafein, çok daha karmaşık bir kimyasal molekülün kısa adıdır. Kafeinin sistematik adı 1,3,7-trimethylxanthine veya 3,7-dihydro-1,3,7-trimethyl-1H-purine-2,6-dione olarak bilinmektedir. Kafein daha iyi bir isim, öyle değil mi? Kaynak: Doodle konusu Friedlieb Ferdinand Runge kimdir? Neyi buldu?

KAFEİN NERELERDE BULUNUR?

Çay ve kahvede bulunan en etkin madde olmasının yanı sıra kafein, kolalı içecekler, çikolata ve bazı ilaçlarda da bulunur. Kafeinin ağrı kesici ilaçlarda, kardiyovasküler hastalıklar ve sinir sistemi hastalıklarında etkili olduğu bilinmektedir. Çay ve kahve yıllardır sosyal etkinliklerde ortak bir içecek olarak tüketilmiştir. Araştırmalar kahve tüketiminin giderek arttığını göstermektedir.

ÇAY VE KAHVEDE NE KADAR KAFEİN VARDIR?

100 mililitrelik bir bardak çayda 11 miligram, 100 mililitrelik bir bardak kahvede ise 41 miligram kafein bulunmaktadır. Yani ortalama 1 fincan kahve, kafein açısından yaklaşık 4 bardak çaya denk gelmektedir. Kaynak: Doodle konusu Friedlieb Ferdinand Runge kimdir? Neyi buldu?

GÜNDE NE KADAR KAFEİN TÜKETİLMELİDİR?

Elbette herkese genel geçer olarak uyan bir kafein miktarı belirlemek mümkün değil. Ancak ortalama ve sağlıklı bir bireyde kafeinin etkisi, kabaca 250 miligram ve üzeri dozlarda başlamaktadır ve günde 400 miligrama kadar tüketiminde herhangi bir sakınca bilinmemektedir. Kafeinin, aşırıya kaçmayacak miktarda alınmasının çok sayıda faydası vardır. Kafein miktarının "normal"i kişiden kişiye değişiklik gösterir; ancak ortalama olarak günde 2-3 fincandan fazla kahve veya 5-6 fincandan fazla çay içmemenizi tavsiye ederiz. Bu noktadan sonra fazla kafein vücudunuza zarar vermeye başlayabilir.Ayrıca kafein, sanılanın aksine, içildiği anda etki etmez; vücuda girdikten yaklaşık 30-60 dakika sonra etkisini gösterir.Kafeinin insan vücudundaki yarı ömrü 5 saat kadardır; yani her 5 saatte bir vücudunuzdaki kafein oranı %50 oranında azalır. Örneğin saat 8'de 100 miligram kafein içtiyseniz, saat 13'te bu 50 miligrama, saat 18'de 25 miligrama düşecektir. Kaynak: Doodle konusu Friedlieb Ferdinand Runge kimdir? Neyi buldu?

KAFEİN NASIL ÇALIŞIR?

Kafein, merkezi sinir sistemini, özellikle de sinirsel iletimin gerçekleştiği sinapsları doğrudan etkileyerek kişinin uyanık kalmasını sağlar. Temel olarak yaptığı, yorgunluğa ve bitkinliğe sebep olan ve sinir boşluklarında biriken asetilkolinin ve adenozinin parçalanmasını sağlayarak sinirsel iletimi rahatlatmaktır.

KAFEİNİN FAYDALARI NELERDİR?

Bugüne kadar kafein tüketiminin sayısız faydası tespit edilmiştir. Bunlardan bir kısmı şöyle:Kafeinin uyarıcı etkisi nedeniyle astım, prematüre apnesi ve brankopulmonari displesi gibi hastalıkların tedavisinde de etkili olduğu rapor edilmiştir. Kimyasal yapısı, astım hastalarının tedavisinde kullanılan teofilin isimli madde ile benzerdir.Bazı araştırmalar bir takım ilaçlar ile kafein alınmasının, ilaçların etkisini arttırdığını göstermiştir.Bunun haricinde kafeinin metabolizmayı hızlandırıcı etkisi de vardır. Bu yüzden diyetisyenlerin çoğu yeşil çay içilmesini önermektedirler.Kafein tüketimi, karaciğer hastalıklarına yakalanma oranını düşürmektedir.Doğruluğu henüz kesin olmamakla birlikte, Hepatit C tedavisinde kullanılan peginterferon ve ribavirin ile birlikte tedavide etkili olduğu iddia edilmektedir.Atletler üzerinde yapılan bir çalışma, kilogram başına 10 miligram kafein alan atletlerin performansında artış gözlenmiştir.Kafein sadece insanlarda değil, insan-harici canlılarda da kullanılan bir moleküldür. Örneğin birçok bitki kafein salgılayarak böcekleri öldürebilmektedir. Yani kafein, bitkilerde "böcek ilacı" olarak kullanılan bir moleküldür. 

KAFEİNİN ZARARLARI NELERDİR?

Daha önce de belirttiğimiz gibi, kafeinin zararları belirli bir dozun üzerinde tüketildiğinde ortaya çıkar. Bugüne kadar tespit edilmiş zararlardan bazıları şöyledir:Psikolojik hastalıkları tetikleyip; sinirlilik, depresyon, uykusuzluk gibi sorunları doğurabilir.İdrar miktarını ve sıklığını arttırır, vücuttan gerekenden fazla mineral ve vitamin atılmasına sebep olabilir.Migreni tetikleyebilir.Günde 300 miligram kafein başına vücuttan 15 miligram fazladan kalsiyum atılmaktadır.Kalp problemleri olanlarda kalp ritmini bozar ve yüksek tansiyon hastalarında tansiyon artışını tetikler.Yemek sırasında ya da sonrasında alınması çinko ve demir emilimini azaltır.Mide asit salgısını arttırarak gastrite sebep olur.Aşırı dozda alınması ölümcüldür. Örneğin farelerde ölümcül kafein dozu kilogram başına 192 miligramdır. İnsanlarda ise bir oturuşta 200 kafeinli soda veya 125 bardak çay veya 75 fincan kahve içilirse çok büyük ihtimalle solunum yetmezliği veya kardiyovasküler şoktan ötürü ölüneceği not edilmiştir.Kafeinin düzenli ve uzun süreler alınması, beynin hipokampüs bölgesini etkileyerek öğrenmeyi zorlaştırmaktadır.Kafein, köpekler ve kuşlar için özellikle ölümcüldür. Metabolizmaları, kafeini sindirmeye uygun değildir. Bu sebeple evcil hayvanlarınızın kafein içeren yiyecek ve içeceklerden kaçınmasına özen gösteriniz.Her ne kadar kesin bir bulguya varılamasa da, hamile kadınlar arasında günde 200 miligram veya üzeri kafein tüketimi olanlarda düşük yapma oranı ciddi miktarda arttığı gözlenmiştir. Bir diğer araştırma, bunun doğru olmadığını ortaya çıkarmış olsa da, İngilitere Yiyecek Standartları Ajansı hamilelerin günde 200 miligramdan fazla kahve tüketmemesini önermektedir.Belli bir miktardan fazla kafein tüketenlerin göz-içi basınçları artmaktadır. Bu da bazı hastalıkların tetiklenmesine sebep olmaktadır. Kaynak: Doodle konusu Friedlieb Ferdinand Runge kimdir? Neyi buldu?

ÇOCUKLAR KAFEİN TÜKETEBİLİR Mİ?

Kimi kültürlerde çocuklar ve gençlerin kahve ve çay içmesi "tehlikeli" olduğu için yasaktır. Kimi kültürlerde ise kahvenin çocukların büyümesine yardımcı olduğu düşünülmektedir. Bilimsel araştırmalar, iki tarafın da yanlış olduğunu ispatlamıştır. Kafeinin çocuklar üzerinde ne büyüme, ne de uyku sorunları açısından yetişkinlerde olduğundan hiçbir farklı etkisi yoktur. 

KAFEİN ALIŞKANLIĞI, KAFEİN BAĞIŞIKLIĞI

Kafein, daha önce de belirttiğimiz adenozin ile etkileşerek uykuyu gidermektedir. Ancak vücudumuz, adenozine daha duyarlı olduğu için kafeine kısa sürede bağışıklık kazanabilir. Yapılan araştırmalarda, 7 gün boyunca, günde 3 defa, her seferinde 400 miligram kafein alan birinin, 1 hafta içerisinde kafeine tamamen bağışıklık kazanacağı ve etkisinin %95'ten fazla azalacağı tespit edilmiştir. Benzer şekilde 18 gün boyunca günde 3 defa, 300'er miligram kafein alanlarda da bağışıklık gelişmiştir.Dolayısıyla eğer kahve/çay içtiğiniz halde uyku problemi çekiyorsanız bu, vücudunuzun kafeine alışmasından ötürüdür. Size tavsiyemiz, kafeini bir süre kestikten sonra, yavaş yavaş sıfırdan başlayarak kullanımını arttırmanızdır. Bu şekilde bir döngü kurarsanız, uykusuzluğun önüne geçebilirsiniz. Kaynak: Doodle konusu Friedlieb Ferdinand Runge kimdir? Neyi buldu?

Kaynak :

bolgegundem com

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Jorge Luis Borges Kimdir Biyografisi
Yazar: RasitTunca - 02-08-2019, 06:13 AM - Forum: Biyografiler - Yorum Yok


Jorge Luis Borges Kimdir Biyografisi

Jorge Luis Borges 24 Ağustos 1899 tarihinde Buenos Aires'te doğdu. Babasının annesi İngiliz olduğu ve evde iki lisan birden konuşulduğu için daha çocukken her iki lisanı da çok güzel konuşabiliyordu. Oğluna satranç tahtasında Zeno'nun paradoksunu öğreten Jorge Guillermo Borges avukat ve psikoloji öğretmeniydi. Evlerinde Borges'in muhayyilesini sürekli olarak işgal edecek bir bahçe ve kütüphane vardı.

Babasının görme yetisinin azalması üzerine, âile tedavi için I. Dünya Savaşı’ndan önce (1914) Cenevre’ye taşındı. Burada kaldıkları süre boyunca Borges Calvin Koleji'ne devam ederek, Lâtince, Fransızca ve Almanca öğrendi. Sembolizm akımının örneklerinden Verlaine, Rimbaud ve Mallarmé'in eserleriyle bu sırada tanıştı. Schopenhauer'a olan sevgisi ve Walt Whitman'ı keşfetmesi de Cenevrede'yken başladı.

Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra âilesiyle birlikte İspanya'ya taşındı. Borges artık yazar olmaya karar vermişti, babasına 1870'lerde geçen bir roman yazmaya yardım ediyordu.

Birkaç edebî gruba girme çalışmasından sonra, kendine akıl hocası buldu: Endülüs'lü şair Rafael Cansinos-Asséns. Onun etkisiyle kendisini 'ultraistler' grubundan saymaya başladı ama kısa zamanda aidiyet hissinden sıkılarak kimseye bağlı olmadan bir şeyler yapmaya çalıştı. Denemelerle ve şiirle pasifizm, anarşi, Rus devrimi gibi bâzı şeyleri övdüğü, genel düşüncelerini dile getirdiği iki kitap yazdı. Ama sonra yazdıklarından utanarak, her iki kitabı da İspanya'dan ayrılmadan önce imha etti.

1921’de âilesiyle Buenos Aires’e geri dönmesinden sonra, babasının arkadaşı Macedonio Fernandéz'in düşüncelerinden etkilenmesi, düşüncenin yeni yollarına yönelmesine neden oldu.

Fernandez'in düşünceleri Schopenhauer, Berkeley ve Hume'ün bir yansıması idi. Edebî stili ekzantrik ve düşünce tarzı karmaşıktı. Borges'e en büyük etkisi her şeye kuşkuculukla bakmasını sağlamasıdır.

1923’te ilk kitabı olan Buenos Aires Tutkusu (Ferver de Buenos Aires) 'i çıkardı. 1924-1933 arası Borges için oldukça heyecan verici bir zamandı. Bu dönemde pek çok yazısı ve şiiri basıldı. Luna de Enfrente 1925'te, San Martin DefteriCuaderno San Martín 1929'da basıldı. 1933-1934 yıllarında Crítica'da Alçaklığın Evrensel Tarihi(Historia universal de la infamia) yayımlandı. Bu öykü dizisi, önceden basılmış bâzı hikâyelerden alınan karakterler ve fikirler üzerine yeniden hikâye yazmakla oluşmuştu. Gerçeği ve hikâyeyi harmanladığı bu hikâyeler gerçeküstü bir otantizm taşıyorlardı. Daha sonraları bu tarz 'büyülü gerçekçilik'in ilk örneklerinden sayılacaktı. Ama onun asıl kariyeri 1935'te yazdığı 'Borges stili'nin ilk örneği denilen, hayâlî bir romanı eleştirdiği 'Al-Motasim'e Bir Bakış' isimli öyküsüdür.

1936'da denemelerini topladığı Sonsuzluğun Tarihi Historia de la Eternidad basıldı. Bu sırada maddî sıkıntılar çekiyordu, bu nedenle 1937'de Belediye Kütühânesi'nde çalışmaya başladı. Kütüphânedeki işi hafif olan yazar, iş günlerinin kalanını klâsikleri okuyarak ve modern edebiyatın uluslar arası örneklerini İspanyolca’ya çevirerek geçirmiştir. Virginia Woolf’un ve William Faulkner’ın kitapları İspanyolca’ya ilk kez bu dönemde Borges tarafından kazandırılmıştır. Yaratıcılığını kaybetmekten korkan Borges, eşşiz bir eser yazmak istedi ve “Pierre Menard, Don Quixote'un Yazarı”'nı kaleme aldı. Ardından da “Tlön, Uqbar, Orbis Tertius” geldi. Her iki hikâye Victoria Ocampo’nun Sur edebiyat dergisinde yayınlandı. Bunların başarısının verdiği motivasyonla Babil Kütüphanesi'nin çalışmalarına başladı. 1941'de bu öykülerin toplandığı Yolları Çatallanan Bahçe basıldı. Aynı hikâyeler toparlanarak 'Artifices'e eklendi ve ve 1944'de Ficciones adıyla yeniden basıldı.

1942'de “Bustos Domecq” takma adı altında Adolfo Bioy Casares ile birlikte polisiye hikâyeler dizisi olan Don İsidro İçin Altı Problem'i yazdılar. Felsefe, gerçekler, fantazi ve gizemleri harmanladığı bu yeni öykülerin yanında, El Hogar'da anti-semitizmi, faşizmi ve nazizmi eşeltiren politik makaleler de yazıyordu. Bu makalelerle oldukça tanındı. 1946’da Juan Peron’un iktidara gelişiyle, kütüphânedeki işinden atıldı. Bu işten atılma onun için bir tür kurtuluş olmuştu, çünkü hem Arjantin'den Uruguay'a kadar pek çok yeri gezip, Budizm'den Blake'e kadar pek çok konuda seminerler veriyor, hem de iyi para kazanıyordu. Ama âilesi Peron'un baskıcı rejiminde zor günler geçirdi, annesi ve kız kardeşi hapse girdi. 1949'da ikinci önemli kısa hikâyeler kitabı Alef (El Alef) basıldı.

1955’de Peron devrilince Borges hayâlindeki meslek olan Arjantin Ulusal Kütüphânesi Müdürlüğü’ne getirildi. Âilesinden gelen hastalık nedeniyle görme bozukluğu çeken Borges bu dönemde görme yetisini tamamen kaybetti. 'Beni aynı anda hem 800,000 kitabı hem de karanlığı veren Tanrı'nın muhteşem ironisi' diyerek bu gerçeği kabûllenmiştir. 1956'da Buenos Aires Üniversitesi’nde İngiliz ve Amerikan edebiyatı profesörlüğüne atandı ve 12 yıl bu görevi yürüttü.

1961’de Samuel Beckett’le birlikte Uluslararası Yayımcılar Ödülü’nü (Formentor Ödülü) kazandı. Bu ödül ona gecikmiş bir uluslararası ün kazandırdı. Gözlerinin görmeyişini şiire yönelerek telâfi etmeye çalıştı. 1970'li yıllarda ABD'de çeşitli üniversitelerde dersler verdi. 1973'te Peron geri dönünce, görevinden istifa etti. Ders vererek ve yolculuk yaparak geçirdiği zamanın meyvesi 1975'te basılan toplama hikâyelerin olduğu Kum Kitabı (El libro de arena) oldu. Dünya gezilerinin sonucu ona eşlik eden Maria Kodama'nın resimlerini çektiği yazılarını ise kendi yazdığı Atlas(1984) 'la sonuçlandı.

Zannedilenin aksine, Nobel ödülünü alamadan 86 yaşında, 14 Haziran 1986’da Cenevre’de karaciğer kanserinden hayatını kaybetti.

Arjantinli ünlü yazar Jorge Luis Borges’in ”Yolları Çatallanan Bahçe” isimli eserinde zaman, sonu gelmeyen labirentler olarak sıralanır karşımızda. Önümüzdeki yollar sonsuza kadar çatallanıp durur. Kitaptan çarpıcı 10 cümleyi sizin için derledik.

Jorge Luis Borges (1899-1986) Arjantinli öykü, deneme yazarı, şair ve çevirmen. Dünya edebiyatının özgün kalemlerinden olan Borges, nesirle şiiri birbirine yaklaştıran yazım tarzıyla kaleme aldığı eseriyle zihnimizin en ücra köşelerine kadar sızar. Kader, özgürlük, gerçeklik gibi çetrefilli konularla huzurumuzu kaçırır.
Yolları Çatallanan Bahçe de onun üslubundan nasibini fazlaca almış bir kitap. Bu eserinde Borges zamanı işler. Zaman, 18 hikâyede farklı mekânlar farklı karakterlerle ünsiyet kurarak bir bilmeceye dönüşür adeta. Kısa ama içten bir üslupla kaleme alınan hikâyeleri okurken kendinizi, zaman-mekân-kader üçlüsünün tasarladığı bir labirentte bulursunuz. Önünüzdeki yollar çatallanıp durur sonsuza kadar. Tam sonuna geldiğinizi düşündüğünüz anda, zaman ve kaderin el ele verip hazırladıkları, yeni sınamalarla burun buruna gelirsiniz. Bir girdaptan diğerine savrulursunuz.
Zaman ve kader kıskacında, insanoğlunun köşeye sıkışmışlığını ve acziyetini iliklerimize kadar hissettiren kitaptan derlediğim 10 cümle:
1. “Zaman sayısız geleceğe doğru hiç durmamacasına çatallanıyor.”
2. “Düşünmek, çözümlemek, uydurmak kuraldışı edimler değildir, zekânın olağan soluk alıp verişidir.”
3. “Her türden eksiklikle mücadele ederim ve kuvvetle muhtemel gelirim de üstesinden, fakat nasıl baş ederim gaybla; kader bazen yolları çatallanan bahçe ve sık sık sınanıyor bir şeylerle sadakatimiz garpla ve şarkla ve başka insanlarla.”
4. “Karanlıkta yol alan hikâye karanlıkta son bulur.”
5. “Tennyson bir zamanlar tek bir çiçeği anlayabilsek kendimizin ve dünyanın ne olduğunu bilebileceğimizi söylemişti.”

6. “Bir ölüyü bekletirken, çürüme sürecinin cesede eski yüzlerini kazandırdığı görülür.”
7. “Bütün estetik devrimler insanı sorumsuzluğa ve kolaycılığa kışkırtır.”
8. “Bir sözcüğü hiç kullanmamak, onun yerine yetersiz benzetmeler ve dolambaçlı anlatım yollarına başvurmak, onu vurgulamanın belki de en etkili yoludur.”
9. “O zaman gerçeğin, çoğunlukla bizim gerçek hakkındaki beklentimizle örtüşmediğini düşündü.”
10. “Uykuya daldığı geceler, ona kendini içlerine bırakabileceği derin, karanlık kuyular gibi geliyordu.”

Eserleri

Fervor de Buenos Aires (Buenos Aires Tutkusu) , 1923 Şiir
Luna de enfrente (Yolun Ötesinde Ay) , 1925 Şiir
El tamaño de mi esperanza, 1925, Denemeler.
El idioma de los argentinos, 1928, Denemeler.
Cuaderno San Martin (San Martin Defteri) , 1929 Şiir
Evaristo Carriego, 1930, Denemeler
Discusión, 1932, Denemeler ve Eleştiriler.
Historia universal de la infamia (Alçaklığın Evrensel Tarihi) , 1935, Hikayeler
Historia de la eternidad (Sonsuzluğun Tarihi) , 1936, Denemeler
El jardín de senderos que se bifurcan (Yolları Çatallanan Bahçe) , 1941, Hikayeler.
Seis problemas para don Isidro (Don İsidro İçin Altı Problem) 1942, Adolfo Bioy Casares’le yazılmış detektif hikâyeleri
Poemas: 1922-1943, 1943, Şiir.
Ficciones (Ficciones Hayaller ve Hikayeler) 1944, Kısa hikâyeler
Un modelo para la muerte, 1946, Adolfo Bioy Casares’le yazılmış detektif hikâyeleri
Dos fantasías memorables, 1946 Adolfo Bioy Casares’le yazılmış fantastik hikâyeler
El Aleph (Alef) 1949, Denemeler Hikayeler
Aspectos de la poesía gauchesca, 1950, Eleştiriler.
Antiguas literaturas germánicas, 1951, Eleştiriler
La muerte y la brújula,(Ölüm ve Pusula) 1951, Kısa hikâyeler
Otras inquisiciones 1937-1952 (Öteki Soruşturmalar) , 1952, Denemeler ve Eleştiriler.
Historia de la Eternidad (Sonsuzluğun Tarihi) , 1953, Denemeler, Kısa hikâyeler, ve Eleştiriler.
El 'Martín Fierro', 1953, Denemeler
Poemas: 1923-1953, 1954, Şiirler
Los orilleros; El paraíso de los creyentes, 1955, Adolfo Bioy Casares ile İki Senaryo.
Leopoldo Lugones, 1955, Eleştiriler Betina Edelborg’le beraber.
La hermana de Eloísa, 1955, Kısa hikâyeler.
Manual de zoología fantástica (Hayali Varlıklar Kitabı) 1957, Margarita Guerrero ile yazılmış hayali hayvan metinleri.
Libro del cielo y del infierno, 1960, Denemeler, Adolfo Bioy Casares ile beraber.
El Hacedor, 1960, Şiirler
Antología Personal, 1961, Denemeler, Şiir, Eleştiriler,
El lenguaje de Buenos Aires, 1963 Uzun denemeler, José Edmundo Clemente ile beraber
Introducción a la literatura inglesa, 1965, Eleştiri, María Esther Vázquez ile beraber. Türkçesi: İngiliz Edebiyatı Tarihi
Para las seis cuerdas, 1965, Tango ve milongalar için sözler
Literaturas germánicas medievales (Ortaçağ Alman Edebiyatı) 1966, Eleştiri, María Esther Vázquez’le beraber
Crónicas de Bustos Domecq, Denemeler, 1967, Adolfo Bioy Casares’le beraber.
Introducción a la literatura norteamericana(Amerikan Edebiyatına Giriş) (1967) , Eleştiri, Esther Zemborain de Torres ile beraber.
Conversations with Jorge Luis Borges(Borges'le Konuşmalar) , 1968, Richard Burgin, İngilizce.
Nueva Antología Personal, 1968, Denemeler, Şiirler, Eleştiriler.
Elogio de la Sombra(Karanlığa Övgü) , 1969, Şiir
El otro, el mismo, 1969, Şiir
El informe de Brodie (Brodie Raporu) , Kısa hikâyeler, 1970.
El congreso, 1971, Denemeler.
Nuevos Cuentos de Bustos Domecq, Adolfo Bioy Casares ile beraber.
El oro de los tigres, 1972, Şiir.
El libro de arena (Kum Kitabı) , 1975, Kısa hikâyeler
La Rosa Profunda (Sonsuz Gül) , 1975, Şiir
La moneda de hierro, 1976, Şiir.
Diálogos, 1976 Borges ve Ernesto Sabato, arasında konuşmalar.
¿Que es el Budismo? , 1976, Dersler
Historia de la Noche, 1977, Şiir.
Prólogos con un Prólogo de Prólogos, 1977, Kitap önsözleri.
Borges El Memorioso, 1977, Antonio Carrizo ile konuşmalar
Rosa y Azul: La rosa de Paracelso; Tigres Azules, 1977
Borges, oral, 1979, dersler.
Siete noches (Yedi Gece) 1980, dersler
La cifra, 1981, Şiir.
Nueve ensayos dantescos (Dantevari Denemeler) , 1982, Denemeler Dante üzerine
Un argumento, 1983,
Veinticinco Agosto 1983 y otros cuentos, 1983, Kısa hikâyeler
Atlas (Atlas) , 1984, Hikayeler ve Denemeler, María Kodama ile beraber.
Los conjurados, 1985, Şiir.
Textos cautivos, 1986, Eleştiriler
This Craft of Verse, 2000, dersler.

Kaynak :

antoloji com
goktepeliler com


Bu konuyu yazdır

Oku-1 Dinimizde burçların yeri var mıdır?
Yazar: RasitTunca - 02-02-2019, 10:01 PM - Forum: Fallar Ve Burçlar Hakkında Bilgiler - Yorum Yok



Dinimizde burçların yeri var mıdır?

Soru "Ümit"  :  “Dinimizde burçların yeri var mıdır? Bir takım karakterlerimizin doğum tarihlerimizle ilgisi var mıdır? Risâle-i Nur’da bu konuda bilgi var mıdır? Konu hakkında bilgi verebilir misiniz?”

Sözlükte kale, kule, hisar mânâlarına gelen “burç” kelimesi, astronomi dilinde, güneş sisteminde yer alan on iki takım yıldızının her birisine verilen addan ibârettir. Çoğulu burûctur.

Buruc, aynı zamanda Kur’ân’ın 85. sûresinin de adıdır. Bu sûre, gökyüzünün burçlarına yeminle başladığı için Burûc Sûresi adını almıştır. İfâde ilk âyette geçer. Mânâsı şöyledir :  “Yemin olsun burçlarla dolu gökyüzüne.”1

Dînimizde burçların yeri, astronomi ilminin konusunu teşkil edecek derecede vardır. Astronomi ilmi bu konuda derinleşebilir. Araştırmalarını ilerletebilir ve bu yıldızlarla ilgili bir çok bilinmeyeni ortaya çıkarabilir. Teleskop ve sâir uzay inceleme araçlarından istifade edebilir. Bu yollar açıktır. Nitekim, NASA’nın ve sâir uzay merkezlerinin yaptığı iş bundan ibârettir. Netice olarak, konu genel itibarıyla pozitif bilimlerin, özel olarak da astronomi ilminin konusu oldukça İslâmiyet’e ters düşmez.

Fakat konuyla astroloji denilen, gök bilgilerini fal alanına çekerek kullanan fal-bilim (  !) de ilgileniyor. Her ne kadar insanoğlu astrolojiye, yani yıldız falıyla ilgilenen bu özel alana bilim süsü vermeye çalışsa da, bunun pozitif bilimlerden uzak, yıldız ve galaksi hareketlerine dayalı olarak yapılan muhtelif kişilik ve karakter yorumlamalarından ibâret bir dal olduğu açıktır. Bu yorum dalı (  bilgi dalı veya bilim dalı değil), yıldızların, galaksilerin, takım yıldızlarının veya gezegenlerin hareketleriyle insan kişiliği, insan karakteri ve insan davranışları arasında ilişki kuruyor, insanın doğumunun veya önemli olayların meydana geliş tarihine göre insanları gruplara ayırıyor. İnsanların karakter yapılarını doğum tarihlerine göre çözmeye çalışıyor. Bu yorum dalına eskiler yıldız falcılığı mânâsında “müneccimlik” diyorlardı.

Böyle ispattan, delilden ve burhandan, yani pozitiflikten uzak yorumlamaları İslâmiyet’in onaylamasını “beklemek bile” doğru değildir. Yapılan yorumlar sadece yapanları bağlar. Yorumun yanlışlığının sorumlusu kişinin kendisidir. Nitekim kişinin karakter yapısını doğrudan Allah’a vermek gibi bir Tevhid inancı dururken; bu yapıyı Allah’ın elinden alıp yıldızların bir takım hareketleriyle ilişkilendirilecek biçimde doğum tarihlerine vermek, Tevhid inancıyla da, pozitif gerçeklerle de bağdaşmaz.

Tevhid inancına göre kişiyi karakteriyle birlikte yaratan Allah’tır. Kişinin, sahip olduğu karakteri çerçevesinde terbiye edicisi de Allah’tır. Allah kullarını doğrudan terbiye ettiği gibi, din göndererek kullarının irâdesine kapı açmak sûretiyle de terbiye eder. İnsan davranışlarını sahip oldukları karakterler içinde eğiterek dizginleyen müessese dindir. Neticede kul, karakteri nasıl olursa olsun, terbiye edilmeye hazır bir potansiyel hüviyetindedir.

Oysa yıldız falcılığında doğum tarihine göre kişiye sabitlenen karakter, eğitilir olmaktan uzaktır. Kişiye doğum tarihine göre bir karakter biçeceksiniz ve onu bu biçilmiş karaktere göre yargılayacaksınız, ona buna göre davranacaksınız. Meselâ, eğer müneccim (  yıldız falcısı) hesabına göre kişiye çok alıngan olduğu söylenmişse, artık kişiye alıngan nazarıyla bakılacak, artık ona bu yaklaşımla davranılacaktır. Alıngan olmasının sebepleri araştırılmayacak. Kişi eğitime alınmayacak. Alıngan değilse bile, bu ithamla kişinin kendisini alıngan bilmesi gibi bir ucube ortaya çıkacaktır. Oysa alınganlık belirli ölçülerde herkeste vardır. Eğer birisinde fazla miktarda alınganlık varsa da, bu, doğum tarihiyle ilgili bir olay olmadığı gibi, olumlu yaklaşımlarla ve eğitimle kişinin bu yanını düzeltmesi zor değildir. Oysa yıldız falcılığı anlayışında bu çabaya yer yoktur.

Kaldı ki, kişinin karakterini doğum tarihine göre tespit etmenin pozitif bir değeri de yoktur. Konu pozitif bilimle ispatlanmış değildir. Binlerce yıldır insanoğlu boş yere yıldız falcılığıyla uğraşıyor. Konu hâlâ burhana, delile ve ispata muhtaçtır. Konu hâlâ zanna dayalı yorumlamalardan ibârettir.

Risâle-i Nûr Kur’ân’a bağlı olarak ayı, güneşi, yıldızları, gök cisimlerini ve semâvâtı bolca tefekkür sâhâsına çekiyor; ama hiçbir zaman astroloji malzemelerini kullanarak ve burçlara dayanarak gelecekle ilgili veya gaybî yorumlara yer vermiyor. Hiç şüphesiz, bu mânâda burçlarla ilgili yorumlara inanılmasını da onaylamıyor. On Dördüncü Lem’a’da değinilen burçlar, İlm-i Nücumun teşbîhâtı arasında yer alan burçlardan başka bir şey değildir.2

Netice olarak, eskiden “ilm-i nücum” olarak bilinen astronomi, bir ilimdir. Kur’ân’dan destek alır. Fakat, astronomi bilgilerini burçlara dayalı bir takım gaybî haberler üretmekte ve gelecek hesapları yapmakta kullanmanın, yani “astroloji” olarak bilinen falcılığın gerçekliği yoktur. Bu açıdan, Tevhîd inancı da böyle fiillere değer vermiyor.

--------------

Burçlar ve Falcılığın İslam Dininde Yeri Nedir?

Kur’an, falcılık ve dolaysı ile burçlara inanmanın şeytan pisliği olduğunu şu ayette açıkça belirtmektedir :
-“Ey İnananlar! İçki, kumar, putlar ve fal okları şüphesiz şeytan işi pisliklerdir, bunlardan kaçının ki saadete eresiniz. Şeytan şüphesiz içki ve kumar yüzünden aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah’ı anmaktan, namazdan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçersiniz değil mi? (  Maide Suresi Âyet :  90-91)

  Peygamber (  s.a.v.) Efendimiz buyurdular ki :
-“Ahir zamanda fala(  burçlara) inanıp, kaderi inkâr edenler  çıkacaktır” (  Hadis-i Tirmizi)
  Esefle görülmektedir ki, zamanımızda bu hadisi şerifin manası gerçekleşmiş durumdadır. İnsanlar üzerinde hiçbir etkisi olmayan, sadece  dünyanın 365 günde güneş etrafında aldığı mesafenin dönemeç yerlerinden başka bir manası bulunmayan burçlara göre kendilerine yön veren insanlar düştükleri bilgisizlik çukurunun hiç farkında değiller. İslamdan uzak bazı kimseler, taklidi iman sahibi kimselere hurafeleri benimsetmek için fal gibi, burçlar gibi batıl şeyleri yüce İslam dinine dayandırmaya çalışarak cahil kimseleri kandırmaktalar. Bu kimseler her gün yıldız falı saçmalıkları ile insanların kaderi hakkında bir takım yorumlarda bulunarak insanları gerçek dinden uzaklaştırıyorlar.
   O halde insanların huylarını, karakterlerini ve kaderlerini hiç bir şeyden haberi olmayan burçların belirleyeceğine inanmak, putperestlik değilde nedir?
İnsanların karakterlerini bu aciz burçlar belirlemiş olsaydı Tevrat, İncil ve Kur’an’ın inzal olmasına gerek kalır mıydı?
– “De ki :  göklerde ve yerde gaybı Allah’tan başka bilen yoktur.” (  en-Neml, 27/65).
Burçlara göre insanların kaderini belirlemek bir çeşit sapık Cebriye inancına dayanır. İslâm’da burçlar yani falcılık kesinlikle haramdır. Gelecekten haber veren kâhini tasdik etmek küfürdür. (  Elfâz-ı Küfür/ Mâturidiyye Akaidi) Peygamber (  s.a.v.) Efendimiz bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmuştur, mealen :
-“Bir kimse gider de verdiği haber konusunda kâhini (  Cinci Hocayı) tasdik ederse, Allah’ın Muhammed’e indirdiğini inkâr etmiş olur.” (  Tirmizî, Tahâret,102; Ahmed İbn Hanbel, II, 408 ).

   İslâm âlimleri, sâbiîler gibi, tesiri yalnız yıldızlardan bilerek onlardan bir takım hükümler çıkarmaya kalkışmanın küfür ve şirk olduğunda ittifak etmişlerdir. (  Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, VII, 5207).

  Peygamber (  s.a.v.) Efendimiz buyurdular ki, mealen :
-“Allah bu yıldızları üç şey için yaratmıştır :  Onları göğün süsü kıldı, şeytanlara atılacak taşlar(  meteor taşları) kıldı, kendileriyle yön tayin edilen işaret kıldı. Kim yıldızlar hakkında bunlardan başka yorumlar yapmaya kalkarsa hata eder ve nasibini kaybeder, kendisini ilgilendirmeyen ve bilgisi olmayan hatta bilmekte peygamberler ve meleklerin bile acze düştükleri bir hususta kendini külfete sokar.” Kütüb-ü Sitte(  Hadis No  :  5759)



  İbni Halid el-Cühenî (  Radiyallahu Anh) şöyle dedi :

“Rasulullah (  Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hudeybiye’de gece yağan yağmurun ardından sabah namazını kıldırdı. Namazı bitirince insanlara yöneldi ve şöyle dedi :
-“Rabbinizin ne dediğini biliyor musunuz?”
Eshab-ı Kiram :
−Allah ve Rasulü daha iyi bilir dediler.
Rasulullah (  Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdular, mealen :
−”Allahu Teâlâ buyurdu ki; “Kullarımdan bazıları bana inanmış, bazıları da inkâr etmiş oldu. Kim Allah’ın kerem ve rahmetiyle bize yağmur yağdı derse o kimse, inanmış ve burçların etkisini inkâr etmiştir. Kim de şu ve şu yıldızın(  burcun) etkisiyle bize yağmur yağdı derse, o kimse beni inkâr etmiş ve burçların tesirine inanmıştır.” (  Hadis-i Buhari)

---------------

Falcılık, Bâtıl inanç ve Hurafeler

Sual :  Fal günah mıdır? Falcılık ve büyücülük aynı şey midir?
CEVAP
Yıldız falı, kahve falı, el falı gibi her çeşit fal hurafedir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki :
(  Falcının, büyücünün söylediklerine inanan, Kur'an-ı kerime inanmamış olur.) [Taberani]

(  Fal baktıran, falcıya inanmasa bile, kırk gün namazı kabul olmaz.) [Müslim]

Cincilere ve büyücülerin, söylediklerine, yaptıklarına inanmak, bazen doğru çıksa bile, Allah’tan başkasının her şeyi bildiğine ve her dilediğini yapacağına inanmak olup, küfürdür. Büyü öğrenmek de, öğretmek de haramdır. Müslümanları zarardan korumak için öğrenmek de haramdır. Hayırlı iş yapmak için de haram işlemek, büyü çözmek için büyü yapmak da caiz değildir. Büyü yaparken, küfre sebep olan bir şey yapmak küfürdür. Böyle olmazsa, büyük günahtır. Hadis-i şerifte (  Büyü yapan ve yaptıran ve bunlara inanan bizden değildir) buyuruldu. (  Bezzar)

Burçlara göre fal açmak da hurafedir. Her burçta doğan aynı karaktere sahip olsa, bütün dünyadaki insanlar burç sayısı kadar yani 12 karakterli olurlar. Aynı burçta doğan iki kişiden biri âlim, diğeri zalim, biri sert, öteki yumuşak olabilir. İnsanların karakterlerini burçlar tayin etmez.

Siftah olarak alınan parayı çeneye sürmek, güvercine kağıt çektirmek, misafir giden evi 3 gün süpürmemek, salı günü yola çıkmamak, sabunu elden ele vermemek, kötü bir şey söylendiği vakit eliyle bir yere tıklayarak şeytan kulağına kurşun demek, cenazede küreği birinin eline vermeyip yere atmak, lohusa kadının kırkı çıkıncaya kadar, dışarı çıkmaması, yanında birinin bulunması, hatta yanına bir süpürge olsun koymalı demek, kırkı çıkmamış iki çocuğu birbirinin yanına getirmemek bâtıl inançtır.

Hıdrellezi, Nevruzu, Noeli kutlamak, dert ve dilek için yatırlarda bulunan ağaçlara çaput bağlamak, türbelere mum dikmek, cenazeyi yüksek sesle tekbirle veya marşla götürmek, matem işaretleri taşımak, çelenk götürmek caiz değildir.

Bid’at olmayanlar

Bid’at ehli, aşağıdakileri de hurafe saymışsa da yanlış söyledikleri çeşitli kitaplarda yazılıdır :

Kur'an ve hadiste olmayıp da, icma veya kıyası fukaha ile meydana gelen hükümler bid’at değildir.

İki bayram arasında nikah yapmak caizdir. Peygamber efendimiz, Cuma gününe rastlayan bir bayram günü, namazdan sonra, nikah yapması istenince, (  İki bayram arası nikah olmaz) buyurdu. Yani vakit dar, bayramlaştıktan sonra tekrar Cuma namazı için mescide geleceğiz demek istemiştir.

Nazar için kurşun dökmek, nazar boncuğu takmak, tarlaya at kafası takmak bid’at değildir. Bunlara bakılınca, gözlerdeki şua ilk defa oraya gider ve nazar önlenir. (  Hindiye)

Ölü işittiği için, ölüye telkin vermek sünnettir.

Devir ve iskat bid’at değildir.

Definden sonra, mezarlıkta, cenaze sahiplerine taziyede bulunmak bid'at değildir.

Peygamber efendimizin âdet olarak yaptığı şeyleri yapmamak [mesela entari giymemek] yahut da yapmadığı şeyleri yapmak, [mesela çatal kaşık kullanmak] bid'at değildir.

Ölmüş evliyaya adak yapmak, yani mübarek bir zatı vesile edip, Allahü teâlâya yalvarmak caizdir. Mesela (  Hastam iyi olursa, sevabı Seyyidet Nefise hazretlerine olmak üzere, Allah için, adak olarak bir koyun keseceğim) demek. Burada, Allahü teâlâ için kesilen adağın sevabı Seyyidet Nefise hazretlerine bağışlanıyor, onun şefaati ile, Allahü teâlâ, hastaya şifa veriyor kazayı, belayı gideriyor. Koyunu mezar başında kesmek haramdır. Puta tapanların, put yanında kesmelerine benzememeli. Türbenin avlusu genişse, bir kenarda kesilebilir.

İşleri, Allahü teâlânın yaptığına inanarak, türbelerdeki evliyadan yardım istemek, onların hürmetine dua etmek de bid’at değildir. Hazret-i Mevlana, (  Ben ölünce, beni düşünün, imdadınıza yetişirim) buyurdu. Deylemi’nin bildirdiği (  Kabirdekiler olmasa, yeryüzündekiler yanardı) hadis-i şerifi de, Allahü teâlânın izni ile, ölülerin dirilere yardım ettiğini göstermektedir.

Fal ve din istismarı

Kabataş parkında çoluk çocuk oturuyorduk. Esmer bir kız, yanımıza yaklaşıp, (  Şu gözlüğümü bir takayım, falınıza öyle bakayım. Neyse halın, çıksın falın) dedi. Ben de, başımdan savmak için, (  Biz fala mala inanmayız) dedim. Hemen, (  İyi ama beyim, “Fala inanma, falsız da kalma” dememişler mi? Sen yine inanma. Falına bakar, karamsarlıktan kurtulursun, rahata kavuşursun) dedi. Falcıyı uygun şekilde uzaklaştırdıktan sonra, Peygamber efendimizin, (  Falcının söylediklerine inanan, Kur’an-ı kerime inanmamış olur) buyurduğunu oradakilere söyledim. Benim hadis-i şeriften bahsettiğimi gören, bid’at sakallı bir genç, yanıma yaklaşarak, (  Amca, duamı almak istemez misin?) dedi. Onun ne demek istediğini anlayamadım. Elimdeki galetayı ona verip, (  Dua edersen et, bana niye soruyorsun?) dedim. Eli ile para işareti yaptı. Sonra anladım ki, (  Para ver, sana dua edeyim) demek istiyormuş. Halbuki dini alet etmek doğru değildir. Çünkü Allahü teâlâ, Âdem aleyhisselama, (  Sakın ola ki, neslin dini geçim vasıtası yapmasın, din ile dünya menfaatini talep edenlere yazıklar olsun!) buyurmuştur.

Kabir fareleri
Kabataş’a gelmeden önce de, Beşiktaş’a uğramıştım. Mezarlığın yanından geçerken bir Fatiha okuyayım, dedim. Hemen yanıma bir genç gelip dedi ki :
- Amca hazır hatim var.
- Kaça satıyorsun?
- Amca Kur’an satılır mı, satılsa ona değer biçilir mi?
- İyi ama sana ne vereceğiz?
- Gönlünden ne koparsa...
- Sen hâfız mısın?
- Elbette amca.
Cebimden çıkardığım Tebareke cüzünü gösterip sordum :
- Şunu bir okur musun?
- Amca, hâfız olan hoca efendidir. Hatmi de o hazırladı. Ben sadece vazifeliyim.
- Hatimlerin parasını hoca efendi ile müşterek mi paylaşıyorsunuz?
- Hayır, ben aldıklarımın hepsini veriyorum. O da duruma göre az çok veriyor.
- Hoca efendi para ile Kur’an okumanın caiz olmadığını bilmiyor mu?
- Bilmez olur mu hiç?
- Biliyor da niye hatim sattırıyor?
- Amca biz hatim satmıyoruz. Hediye ediyoruz. Para veren olursa alıyoruz.
- Delikanlı müftiyüssekaleyn diye birini duydun mu? Sen şu hoca efendinin adını söyler misin?
Genç, söylediğim kelimeyi anlamadı galiba. Müftü müfettişi mi ne zannetti.
- Hoca efendi öldü, sağlığında verdiği hatimleri bağışlıyorum.
- Anlaşıldı. Bak sağlığın yerinde, alnının teri ile kazansan olmaz mı?
- Olur, bundan sonra öyle yaparım, diyerek uzaklaştı.

Dini alet etmek

Malını müşteriye gösterirken, tüccarın Allah demesi, Kelime-i tevhid okuması günahtır. Bunları para kazanmaya alet etmek olur. Müşteri çekmek için dükkanına dini levhalar asmak da, dini ticarete alet etmek olur.

Gerek şahsi, gerek siyasi menfaat veya nüfuz sağlama işine din istismarı denir ki, bunun dinimizdeki adı riyadır. Koltuk kapmak, alkış toplamak, bir grup insanı peşine takmak, herhangi bir menfaat gibi Allah rızasından başka niyetlerle yapılan her iş riya olur. Riya çok büyük günahtır. İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki :  İyi bil ki, riya haramdır. Peygamber efendimiz, (  Ahir zamanda dünya menfaati için dini alet eden, gösteriş yapan, sözleri baldan tatlı kimseler çıkar. Bunlar kuzu postuna bürünmüş birer kurttur) buyurdu. (  Tirmizi)

Din alet edilerek elde edilen mala şair lanet ederek der ki :
Lanet ola ol male [makama, şöhrete] ki,
tahsiline anın ya din ola, ya ırz, ya namus ola alet.

Sual :  Halk arasında, bir hanım ölünce, saçları göğsünü örtecek uzunlukta olmalıdır diye bir inanış var. Bu doğru mu?
CEVAP
Doğru değildir, aslı yoktur.

Sual :  Kulak çınlaması kötüye alamet midir? Çınlayınca okunacak dua var mı?
CEVAP
Kulak çınlaması kötüye alamet değildir. Çok kimsenin kulağı çınlar. Hadis-i şerifte buyuruldu ki :
(  Kulağı çınlayan beni hatırlasın, bana salevat-ı şerife getirsin. Sonra da "Beni hayırla anana Allah rahmet etsin!" desin!) [Müslim]

Sual :  Göz seğirmesi kötüye mi alamettir?
CEVAP
Hayır.

Sual :  Gözü seğiren, bir şey olacağına inansa, günah mıdır?
CEVAP
Hayır. Tefeül caizdir. [Hayra yormak]

Sual :  Gazetelerdeki burç sayfalarını okumanın hükmü nedir?
CEVAP
Caiz değildir.

Sual :  İnsan karakterleri burçlara göre midir?
CEVAP
Halk arasında, zodyak (  burçlar kuşağı) üzerinde yer alan 12 takım yıldıza "burçlar" adı verilir. Zodyak, gökyüzünde güneş ve başlıca gezegenlerin yolu üzerinde bulunduğu tasarlanan hayali bir kuşaktır. Burçlar kuşağı olarak da söylenir. Güneşin burçlara karşı olan durumunun değişmesi yüzünden, bugün burçlardan hiçbiri kendi adıyla anılan bölgede bulunmamaktadır. Bu yüzden 20. yüzyılda Güneş, 1 Ocak’ta Oğlak burcunda olmayıp Yay burcundadır. Bu yüzden de burçlarda doğanların belli bir karakter sahibi olduğu söylenemez. Her burçta doğan aynı karaktere sahip olsa, bütün dünyadaki insanlar 12 karakterli olurlar. Aynı burçta doğan iki kişiden biri âlim, diğeri zalim, biri sert, öteki yumuşak olabilir. İnsanların karakterlerini burçlar tayin etmez.

Sual :  Gece tırnak kesilmez diyorlar. Ne zaman kesmeli, tırnak kesmenin dinimizdeki yeri nedir?
CEVAP
Tırnak gece veya gündüz her zaman kesilebilir. Haftanın her günü kesilebilir. Cuma günü, cuma namazından sonra kesmek daha iyi olur.

Tırnağı uzun olanın rızkı meşakkat ile, sıkıntı ile hasıl olur. Hadis-i şerifte, (  Cuma günü tırnağını kesen, bir hafta, beladan emin olur) buyuruldu. Cuma namazı için gusletmek, güzel koku sürünmek, yeni, temiz giyinmek, saç, tırnak kesmek sünnettir. Tırnakları Cuma namazından önce veya sonra kesmek sünnettir. Namazdan sonra kesmek efdaldır. (  Dürr-ül-muhtar)

Hadis-i şerifte, (  Cuma günü tırnak kesmek şifaya sebeptir) buyuruldu. (  E.Şeyh)
Başka bir hadis-i şerifte, Peygamber efendimizin Cuma günü namaza gitmeden önce, tırnaklarını keserdi. Perşembe günü de tırnak kesmek caizdir. Kesilen tırnakları gömmek iyi olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki :
(  Saç ve tırnağınızı toprağa gömün, büyücüler onlarla sihir yapmasın!) [Deylemi]

Sual :  Bir dileğin kabul olması için, Mekke veya Medine’den getirilen bir miktar hamur, bir gece evde kaldıktan sonra, bir bardak un, şeker ve süt katılıyor. 10 gün bu hamurun yanında hacet namazı kılınıyor. Sonra bu hamur dörde bölünüyor. Bir parçası ile tatlı yapıp ev halkı yiyor. Diğer üç parçası komşulara veriliyor. Onlar da aynı şeyleri yaparak dilekte bulunuyor. Böyle bir şeyin dinimizde yeri var mıdır?
CEVAP
Bunların aslı yoktur, uydurma şeylerdir. Dilek için çeşitli dualar vardır. [Duanın önemi ve çeşitli dualar maddesine bakınız.]

Sual :  Hocalar Yıldız nameye bakıyor, günah mıdır?
CEVAP
Yıldız name fal kitabıdır, bakmak ve inanmak haramdır büyük günahtır, küfre kadar götürür.

Sual :  Yasin okunup düğümleniyor, kırk adet olunca kabre konuyor, böyle yapmak uygun mudur?
CEVAP
Uygun değil, bid'attir.

Sual :  Bazı yatırlara para atılıyor. Mahzuru var mıdır?
CEVAP
Kabirlere para atmak, iplik bağlamak gibi şeyler dinimizde yoktur. Bunların hiç bir faydası olmadığı gibi, bid'at olduğu için de zararlıdır.

Sual :  Makas gibi kesici aletler elden ele alınmaz deniyor. Alınırsa o iki kişi kavga eder deniyor. Makas hep kapalı durmalı deniyor. Açık durursa kefen biçer deniyor. Bunların aslı var mı?
CEVAP
Aslı yoktur, hurafedir.

Hurafelerin çıkışı
Sual :  Araştırmalara göre, hurafeler, dini bilmeyen veya çok az bilen kimseler, özellikle de, kadınlar arasında çok yaygındır. Bu hurafeleri kimler, niye çıkarıyor?
CEVAP
Genelde bunları misyonerler çıkarıyor. Cahiller eliyle, bunları yaymaya çalışıyorlar. Bunların maksatları, Müslümanları kendi uydurdukları hurafelerle uğraştırmak ve itikatlarını sarsmaktır. (  Medine’den gelen mektup), (  Mekke’den gelen mesaj), (  Rüyada görülen dua) gibi hurafeler çıkarıyorlar, sonra, (  Bakın, Müslümanlar hurafelerle uğraşıyor) diyorlar. (  Bu duayı 7 kişiye veya 13 kişiye gönderin, göndermezseniz başınıza şöyle bir bela gelir. Gönderen bir sürprizle karşılaşacaktır) gibi hurafeler internette dolaşmaktadır. Bu işlere alet olup da, misyonerlerin oyununa gelmemelidir.

Hıdırellez nedir?
Sual :  Hıdırellez nedir? Kimi, (  Hıdırellez bir âdettir, kutlamanın hiç mahzuru olmaz) derken, bazıları da, kâfirlerin kutsal günü diyor. S. Ebediyye’de ise, (  Nevruz ve Hıdırellez günleri kâfirler arasında değerli sayılır) deniyor. Hıdırellez’i kutlamakta bir mahzur var mıdır?
CEVAP
Âdet demek yanlış olur. Müslümanlıkta, miladî aylar içinde mübarek gün ve gece yoktur. 6 Mayıs Hıdırellez günü Müslümanlıkla bağdaşmaz. Hazret-i Hızır’la Hazret-i İlyas’ın buluştuğu gün diye kutlanan bir hurafedir. Kutlamak günahtır. O gün birçok hurafeler yapılmaktadır.

Bebeğin banyo suyu
Sual :  (  Yeni doğan bebeğin ilk banyo suyunun toprağa dökülmesi gerekir) deniyor. Böyle bir şey var mı?
CEVAP
Öyle bir şey yoktur.

Nübüvvet mührü demek
Sual :  Yuvarlak mühür şeklinde elle yazılmış bir kelime-i tevhidi, nübüvvet mührü diye dağıtıyorlar. Bir de, yaptıkları o yazılı şekle bakan kimse için, (  O sene içinde ölürse, imanla âhirete göçmüş olur) deniyor. Nübüvvet mührü diye bu yazıyı dağıtmak uygun mudur?
CEVAP
Öyle yazmaları da, dağıtmaları da uygun değildir. Çeşitli fitnelere sebep olabilir. Ayrıca itikadı düzgün değilse, dinin emrine uyulmuyorsa, kelime-i tevhide senede bir kere değil, bin kere de bakılsa, imanla ölüneceğini söylemek çok yanlış olur.

İmanla ölmek için nelerin yapılması gerektiğini dinimiz bildirmiştir. Böyle yazılara itibar edilmemelidir.

----------------------
Dipnotlar  :
1- Buruc Sûresi :  1
2- Lem’alar, s. 96

---------------------
Kaynaklar  :
Fikih info
islam Dergisi
Dinimizislam

--------
Etiketler :
Dinimizde, burçların, yeri var mıdır?,Falcılık, Bâtıl inanç ,ve, Hurafeler,Burçlar, ve Falcılığın, İslam Dininde Yeri Nedir?,

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Burçların Arapça İsimleri
Yazar: RasitTunca - 02-02-2019, 09:53 PM - Forum: Fallar Ve Burçlar Hakkında Bilgiler - Yorum Yok



Burçların Arapça İsimleri

KOÇ: Davar-ül kurban
BOĞA: Sığır-ül camış
İKİZLER: Adem-ül çifti aynen
YENGEÇ:Mahluk-ül bocekvari
ASLAN:mahlukat-ül vahşi
BAŞAK: Nebat-ül arpa-ü yulaf
TERAZİ: Endaze-i kantar
AKREP:Haşerei-ül zehr-i zıkkım
YAY: Silah-ül zemberek
OĞLAK: Davar-ül veled-i inat
KOVA: Damacana
BALIK: Mahsülat-ül derya

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Burcunuza Göre Burç Taşları
Yazar: RasitTunca - 02-02-2019, 09:48 PM - Forum: Fallar Ve Burçlar Hakkında Bilgiler - Yorum Yok



Burcunuza Göre Burç Taşları

BURÇLAR VE TAŞLAR

KOÇ BURCU (21 Mart – 20 Nisan)



Burç Taşları : Elmas, Safir, Hematit, Granat, Ametist


Ritm Taşları : Sardonlks, Lapla, Agat, Jasper


Tılsım Taşları : Heliotrop

Horoskop Taşları : Ateş Opal, Kırmızı Opal


Enerji Taşları : Safir, Opal


Element : Ateş
Gezegen : Mars (Güç ve Enerjinin Simgesi)
Renk : Turuncu, Sarı, Kırmızı



BOĞA BURCU (21 Nisan– 20 Mayıs)


Burç Taşları : Aventurin, Matakit, Pembe Kuvars, Yeşim, Zümrüt



Ritm Taşları : Turkuvaz, Agat, Moss Agat



Tılsım Taşları : Azurit, Malakit, Agat

Horoskop Taşları : Krizokrol

Enerji Taşları : Turmalin, Opal


Element : Toprak
Gezegen : Venüs (Aşkın, Ahenk ve Uyumun Simgesi)
Renk : Açık Mavi, Pembe, Yeşil, Kahverengi



İKİZLER BURCU (21 Mayıs– 20 Haziran)


Burç Taşları : İnci, Kehribar, Sitrin, Akuamarin, Kuvars, Opal.


Ritm Taşları : Turmalin, Agat, Granat, Beril

Tılsım Taşları : Moss Agat

Horoskop Taşları : Moss Agat



Enerji Taşları : Aleksandrit, Mavi Topaz


Element : Hava
Gezegen : Merkür(Mantığın Simgesi)
Renk : Sarı, Mavi, Gri


YENGEÇ BURCU (21 Haziran– 20 Temmuz)

Burç Taşları : Yakut, Beyaz Mercan, Labradorit, Opal, Turmalin



Ritm Taşları : Tatlı su incisi, Moss Agat, Aventurin

Tılsım Taşları : Pembe Kuars, Ametist, İnci

Horoskop Taşları : Kerneol


Enerji Taşları : Topaz, Zümrüt, Kalsedon


Element : Su
Gezegen : Ay (Anneliği ve Güçlü Hisleri Simgeler)
Renk : Mor, Siyah, Mavi



ASLAN BURCU (21 Temmuz – 20 Ağustos)



Burç Taşları : Peridot, Granat, Kehribar, Kaplan Gözü, Stirin, Jasper


Ritm Taşları : Tatlı su incisi, Moss Agat, Aventurin

Tılsım Taşları : Pembe Kuars, Ametist, İnci

Horoskop Taşları : Kerneol

Enerji Taşları : Topaz, Zümrüt, Kalsedon


Element : Ateş
Gezegen : Güneş (Kendine Güven ve Güçlü Aşkın Simgesi)
Renk : Altın Rengi, Sarı Turuncu



BAŞAK BURCU (21 Ağustos – 20 Eylül)



Burç Taşları : Safir, Karneol, Kaplan Gözü, Stirin, Jasper


Ritm Taşları : Heliotrop, Ametist, Akamarin


Tılsım Taşları : Kaplan Gözü, Granat, Opal

Horoskop Taşları : Ametis

Enerji Taşları : Mavi Topaz, Kalsedon Safir


Element : Toprak
Gezegen : Merkür (İlişki Kurma Simgesi)
Renk : Mavi, Gri, Kahverengi

TERAZİ BURCU (21 Eylül – 20 Ekim)


Burç Taşları : Opal, Tatlı Su İncisi, Kırmızı Mercan, Akuamarin


Ritm Taşları : Yeşim, Rodonit, Malakit, Kuvars

Tılsım Taşları : Kalsedon, Yeşim

Horoskop Taşları : Jasper

Enerji Taşları : Zümrüt, Beril



Element : Hava
Gezegen : Venüs (Aşkın, Güzelliğin ve Uyumun Simgesi)
Renk : Pembe, Yeşil, Açık Mavi



AKREP BURCU (21 Ekim – 20 Kasım)



Burç Taşları : Hematit, Granat, Onix, Agat, Ametist, Sarı Yakut

Ritm Taşları : Dumanlı Kuvars, Sitrin, Agat

Tılsım Taşları : Ametist


Horoskop Taşları : Malakit


Enerji Taşları : Jasper, Beril, Akuamarin

Element : Su
Gezegen : Pluton (Enerji ve Güçlü Simgesi)
Renk : Kırmızı, Kahve, Açık Mavi



YAY BURCU (21 Kasım – 22 Aralık)

Burç Taşları : Ametist, Kalsedon, Granat, Moss, Agat, Turkuvaz


Ritm Taşları : Oniks, Sitrin

Tılsım Taşları : Kehribar, Mavi Topaz

Horoskop Taşları : Opsidisyen

Enerji Taşları : Yıldız Safir, Zümrüt


Element : Ateş
Gezegen : Jüpiter
Renk : Mor Siyah, Mavi


OĞLAK BURCU (23 Aralık– 21 Ocak)


Burç Taşları : Ametist, Kalsedon, Granat, Moss, Lal

Ritm Taşları : Oniks, Sitrin

Tılsım Taşları : Kehribar, Mavi Topaz

Horoskop Taşları : Opsidisyen

Enerji Taşları : Yıldız Safir, Zümrüt


Element : Ateş
Gezegen : Satürn
Renk : Mor Siyah, Mavi



KOVA BURCU (22 Ocak – 18 Şubat)



Burç Taşları : Turkuvaz, Lapis, Akuamarin, Ametist

Ritm Taşları : Siyah Opal, Hematit, Karneol

Tılsım Taşları : Aventurin, Yeşim, Oniks

Horoskop Taşları : Azurit

Enerji Taşları : Ametist, Safir

Element : Hava
Gezegen : Uranüs, Satürn
Renk : Koyu Mavi, Mor Siyah



BALIK BURCU (19 Şubat – 20 Mart)



Burç Taşları: Akuvamarin/Turkuvaz, İnci, Mercan

Ritm Taşları: Zümrüt, Turkuvaz, Dumanlı Kuvars

Tılsım Taşları: Krizopras, Mavi Agat

Horoskop Taşları: Turkuvaz

Enerji Taşları: Rodonit, Malakit



Element: Su

Gezegen: Neptün-Jüpiter (Duygusallık ve Hassaslığın Simgesi)

Renk: Yeşil, Mor, Mavi

Akik:
Kullanıcısının engelleri başarıyla aşmasını sağlar. Ekonomik başarı ve özellikle de manevi güç verir. Cesaret ve kendine güven getirir. En büyük özelliği güçlü bir irade vermesidir.

Ametist: Zeka ile bağdaştırılır. Akla dinginlik ve sakinlik verir. Dengesiz duyguları ve gereksiz endişeleri uzaklaştırır. Sarhoşluğa karşı direnç sağladığı düşünülmüştür.

Aquamarine: Gençlik ve canlılık getirdiği, iyimserlik ve umut sağladığı söylenir. Özellikle deniz yolculuklarında ve denizi seven insanlarca kullanılmıştır. Kanaatkarlığın ve yaratıcılığın simgesidir. Enerjiyi yükseltici etkisi olduğu söylenir. Epilepsi ve nefrit hastalığına iyi geldiği söylenmiştir.

Ay taşı: Selenit olarak tanınır. Aşkı ve sağlığı pekiştirir. Sakinleştirici ve koruyucu etkisi olduğu söylenmiştir.

Citrine: Açık kalplilik sembolüdür. Geleceğe dönük umutlara ulaşmakla bağdaştırılır. Vücudu rahatlattığı, toksinlerden ve zararlı maddelerden temizlediği düşünülmüştür. Mide ve bağırsak sorunlarına iyi geldiği söylenir.

Elmas: Vücut ve ruhun dayanıklılığını arttırır. Kudret ve dayanıklılığın sembolüdür. Eski zamanlarda aşklarını arttırması için eşler tarafından kocalarına hediye edilirmiş. Aşkı kötü gözlerden koruduğu düşünülürmüş. Saflık ve masumiyeti simgeler.

Garnet:
Lal taşı olarak bilinir. Dostluk, sadakat ve samimiyetle bağdaştırılır. Sağlığı güçlendirdiği ve özellikle seyahatlerde taşıyıcısını koruduğu düşünülmüştür.

İnci: Sadelik ve alçak gönüllülüğü simgeler. Böyle gözükmekle beraber, aslında çok kıymetli olmayı anlatır. Bu yüzden bilgeliğin ve alimliğin simgesi olarak da görülmüştür. Cilt ve kalp sağlığına iyi geldiği, anne sütünü arttırdığı düşünülürmüş.

Kuvars: Özellikle pembe kuvars aşk konusunda çekicilik ve şans getirir. Uyumluluk ve adaptasyonu arttırıcı, zihni açıcı olduğu söylenir.

Kehribar: Kuzey altını olarak tanınır. Bademcik hastalıklarına iyi geldiği söylenir.

Malakit: Parasal konularda şans getiricidir. Sakin ve dengeli olmaya yardımcı olduğu ve aşırılıklardan uzaklaştırdığı söylenir.

Onyx:
Öz kontrol ve dayanıklılıkla bağdaştırılır. Dürüstlüğü ve manevi gücü temsil eder. Eskilere göre, doğum sancılarını hafifletirmiş. Döl yatağı hastalıklarının tedavisinde kullanılmış. Uykusuzluğa iyi geldiği söylenir.

Opal: Sadakat ve kendine güvenle bağdaştırılmıştır. Zihni keskinleştirir, hüznü uzaklaştırır, dinsel inançları kuvvetlendirir. Kalp rahatsızlıkları için ve gözler için çok yararlı olduğu söylenir.

Peridot: Dostluk getirir, kıskançlık ve hasedi uzaklaştırır. İlahi konularda derinleşmek için yardımcıdır. Depresyon ve gereksiz endişelerden korur. Kullanılan ilaçların etkisini arttırır ve kişinin konuşma gücü üzerinde olumlu etkileri vardır.

Safir: Aklı sakinleştirir ve zihni temizler. Kişisel hırslardan uzaklaştırır, inancı kuvvetlendirir. Aldatılmalardan, sahtekarlıklardan, düşmanca davranışlardan, nazardan korur. Eski zamanlarda çıbanların tedavisinde kullanılmıştır.

Topaz:
Kullanıcısına sakinlik ve sabır getirir. Aşk ve sadakatin sembolüdür. Görüşleri güçlendirir, çabuk ve pratik çözümler üretmede yardımcıdır. Birçok hastalığın tedavisinde kullanılmıştır. Kanlı yaraları, safrayı iyileştirdiği, kolera tedavisinde kullanıldığı söylenir.

Turkuaz:
Özellikle sağlıkla ve sağaltımla bağdaştırılır. Göz tedavisinde kullanılırmış. Eski çağlarda Güneş’ in ve ateşin sembolü olarak görülmüş. Tüccarlara bolluk ve servet getirdiği düşünülürmüş.

Yakut: Coşkunluk, ihtiras ve tutkunun sembolüdür. Mücadele gücü verir. Kullanıcısına dinçlik, şans ve aşk getirir. Dostça olmayan kötü enerjilere karşı koruyucu olduğu düşünülürmüş. Beyin ve zihin hastalıklarının tedavisinde, Ortaçağ’ da veba salgınından korunmak için kullanılmış.

Yeşim: Nefrit taşı olarak bilinir. Aşkta cazibe getirir. Uzakdoğu’ da altınla eşdeğer olarak görülmektedir. Mükemmelliğin simgesi olarak görülür. Eskilerce böbrek hastalarına iyi geldiği söylenmiştir.

Zümrüt:
Bereket ve neşe getirir. Serveti geleceği iyi bir şekilde yönlendirmek için kullanmayı kolaylaştırır. Samimiyet ve sadakatin sembolüdür. Geleceği okuyabilme gücü verir ve zihni keskinleştirir. Eski zamanlarda sara ve göz hastalıklarının tedavisinde kullanılmıştır.

Bu konuyu yazdır

Oku-1 İslâm Alimlerine Göre Burçlar..
Yazar: RasitTunca - 02-02-2019, 09:38 PM - Forum: Fallar Ve Burçlar Hakkında Bilgiler - Yorum Yok



İslâm Alimlerine Göre Burçlar..

وَلَقَدْ جَعَلْنَا فِي السَّمَاء بُرُوجًا وَزَيَّنَّاهَا لِلنَّاظِرِينَ

Ve lekad cealnâ fîs semâi burûcen ve zeyyennâhâ lin nâzırîn.

Andolsun, biz gökte burçlar yaptık ve onu, bakanlar için süsledik.

[Hicr (16)]

تَبَارَكَ الَّذِي جَعَلَ فِي السَّمَاء بُرُوجًا وَجَعَلَ فِيهَا سِرَاجًا وَقَمَرًا مُّنِيرًا

Tebârakellezî ceale fîs semâi burûcen ve ceale fîhâ sirâcen ve kameran munîrâ

Göğe burçlar yerleştiren, orada bir ışık kaynağı (güneş) ve aydınlatıcı bir ay yaratanın şanı çok yücedir.

[Furkan (61)]

وَالسَّمَاء ذَاتِ الْبُرُوجِ

Ves semâi zâtil burûc

Burçlarla dolu göğe andolsun,

[Büruc (1)]


Tasavvufun en önde gelen simâlarından Muhyiddin A'râbî, âlemin ve burçların oluşu hakkında şöyle buyuruyor:

Hakk Teâlâ, kendinde bir şey yok iken, mevcûdiyet sıfatıyla sıfatlanmıştır. Diyebilirim ki, Hakk Teâlâ, mevcûdiyetin ta kendisidir.

Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz:

"Allah vardı ve onunla beraber hiç bir şey yoktu." Buyurmuşlardı.

Hakk Teâlâ kendi nefsi ve hüviyeti yönünden bilinmez; bu bilinmezlik ve görünmezlik keyfiyetine de İLİM denmiştir.

Hakk Teâlâ'nın evvelki şekli, buluta benzer bir duman şeklinde olmasıdır. Burada âlem Bâtın hükmüyle mevcuttu. Bâtınî hükümden ise âlemin zuhuru imkânsızdır.

İşte bu ilk duman da Rahman'ın Zâhir adı olmuştur. Bu durumda kendi nefsini görerek ilmî ve özel bir tecelli ile ruhi şekillerden birini seçmiştir. Bundan sonra Zâtıyla nefsine bakınca nefsini sayısız sıfatlarla muttasıf olarak buldu. İşte bu buluşu meydana getiren ilk bakış İLİM'di.

İlimde mevcût olan bu sıfatlara da makûlât dendi. Aynı zamanda «Aklı evvel» adını bu bakışı yapması hasebi ile aldı. Bu akıl, âlemlerin duman ve bulut içinde gizli olan sıfatlar olduğunu, bunun da kendi nefsi olduğunu seyreyledi. Ve bu sanki gölge olan aklın zâtından uzanan varlık o tecellinin nurundan oluştu.

Buna da Levhi Mahfuz veya Zâti Tabiat denildi. Bununla beraber bu boyutta bunun tümüne Hayat, İlim, İrade, Kelâm denildi.

Rükünler boyutunda ateş-hava-su-toprak; cisimler âleminde Sıcaklık, rutubet, soğukluk, kuruluk; Canlılar düzeyinde de kan, safra, sevda, balgam denilir.

Bundan sonra «akl-ı evvel» çehresini o dumâna çevirerek, kendisinden neler kaldığını görmek istedi. Fakat bu sıfatların varlığının dışında hiçbir şey göremedi. İşte bütün âlemin sûret ve şekilleri bu zulmet ve gizlilik içinde bulunmaktadır. Hakk Teâlâ’nın ARŞI da bu zulmet içindedir. Arşın etrafında da kürsü, felekler, cennetler, semâlar, rükünler ve doğurucular vardır. Bu varlığın babası Akıldır, anası Nefs.

Şunu da bil ki, Hakk Teâlâ daha evvelce anlattığımız kürsü içinde şeffaf dairevi bir cisim yaratmıştır. Bunu da 12 eşit parçaya ayırmış ve bu parçalara BURÇLAR adını vermiştir.Bu burçlar toprak, su, hava, ateş gibi unsurlardan olup, tıpkı dünya ehlinin unsurlarına benzer.
Hakk Teâlâ her bir burçta cennet ehlinden bir melâikeyi orada iskân ettirir. İşte bu burçlardan cennetlerde tekevvün edecek şeyler tekevvün eder. Değişiklikler ve karışıklıkların tümü bu burçların değişmesiyle ve kurulan düzenin bozulmasıyla olur.

Gerçek olarak âlemimizin öncülüğünü bu 12 burçta bulunan 12 melâike yapmaktadır. Böylelikle bu 12 burç, âlemlerimizin gerçek olarak imamlığını yapmaktadır. Arşın esası 4 kâide üzerine oturtulduğundan, bu burçlar 12 olmasına rağmen, 4 mertebe üzerine bulunurlar.Konaklar üçtür. Dünya, Berzah, Âhiret. Bu konaklardan her bir konağın dört menzili vardır. Bu konaklarda bunların hükmü geçer. Üç konağı dört menzile çarparsak 12 eder bu da 12 burca delalet eder.
Şu anda bize cennet gibi gelen dünyamız âhıret günü itibariyle ateşe döneceği için Berzahta bu dört menzilin hükmü altındadır. Cennet de bu dördün etkisindedir.

Bunlardan Koç, Aslan, Yay aynı mizaç ve mertebededir.

Boğa, Başak ve Oğlak başka mertebede ve aynı mizaçtadır.

İkizler, Terazi ve Kova başka mertebe ve aynı mizaçtadır.

Nihayet Yengeç, Akrep ve Balık başka mertebede ve aynı mizaçtadır. Bunlar dört hâkim vali olarak bir menzilde bulunurlar.Dünyanınki ise Yengeç burcudur.

Berzah âlemi ise Başak burcunun hüküm ve etkisi altındadır. Ayrıca bir de dünyanın ateşe dönmesi durumunda sahibi Yengeç Burcu olmaktan çıkar ve Terazi burcunun hükmüne girer. Cehennem ateşine düşenlerin azabı sona erdiğinde ise ikizler burcu dünyayı teslim almış olur.Cenâb-ı Hakk Teâlâ oniki burcun mümessili olan her bir melaikeye otuz ilim hazinesi vermiştir. Bu burçlardaki melâikeler kâinatta lüzumlu olan şeyleri bu ilim dolabı olan burçlardan olarak indirirler ve bir sene ile yüz sene arasında dünyada bırakırlar.Cennet ve Cehennem ehline nezaret hakkı da bu 12 burca verilmiştir. Cennetteki hükümler hep bu 12 burçtan çıkar.

Cennetlerdeki meydana getirişlerden tutun da; yemek ve içmek, nikâh ve hareket, değişiklik ve şehvet gibi şeyler hepsi o hazinelerden inen 12 burcun temsilcileri eliyle ve Allâh'ın izniyle olur. Adn cenneti hariç, diğer cennetleri bu 12 burcun mümessilleri bina etmişlerdir.

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri Marifetname adlı eserinde burçlar hakkında şöyle buyurmuştur:

Burçlar sahibi göğü; burçların şekillerini ve isimlerini; burçların katlarını ve sabit yıldızları; ayın menzillerini; gök cisimlerinin uzaklıklarını dört madde ile bildirir.

Birinci Madde:

Sekizinci feleği bildirir.

Ey aziz, malum olsun ki, astronomlar demişlerdir ki: Feleklerin ve unsurların üç tabakası birbirini kuşatıp, biri birine bir derece teğet ve çakışır olmuştur ki, feleklerde ve unsurlarda zerre kadar boşluk kalmayıp, her tarafı dopdoludur. Hepsinin dönüşü başka türlü olup, kuşakları kendilerine kabuk ve zarf olmuştur. Şimdi, en dışta olan kuşak, yukarıda anlatıldığı gibi büyük felektir. Onun içinde bulunan kuşak, sekizinci felektir ki, burçlar feleği ve sabit yıldızlar feleği namıyle meşhurdur. Büyük felek boşluğunda durması ve sabit olması ile anılmıştır. Merkezi, âlemin merkezi olup; kutbu, âlemin kutbundan bir tarafa 23,5 derece eğilimli olup, paralel iki yüzüyle kuşatılmış bir kürevî cisimdir. Yumru sathının üzerinde olan büyük feleğin dip yüzeyine teğettir. Dip yüzeyinde olan boşluğunda, zühal feleğinin yumru yüzeyine teğet olmuştur. Sayısız sabit yıldızlarla işlenmiş ve süslenmiştir. Hayallerde şekillenen on iki burçla nakışlanmış ve renklenmiştir. Umumi eksen olan felekler feleği (büyük felek) ile âlemin merkezi çevresinde doğudan batıya hareket eder, bütün uydularıyla yirmi dört saatte bir devresini tamamladığından başka, kendine has hareketiyle âlemin kutbundan başka olan kutbu üzere ve güneşitleyiciden gayri iki tarafa kutbu kadar eğilmiş olan kuşağı üzere, batıdan doğuya yavaş yavaş döner. Aheste hareketiyle altında dikilmiş olan sabit yıldızları toptan o tarafa alıp gider. Yetmiş güneş senesinde kendi kuşağı yörüngesinde ancak bir derece yol alır. O halde ikibinyüz senede bir, bir burcu geçer ve yirmibeşbin ikiyüz senede bir devresini tamam eder. Filozoflar: Bu süre tamamında, denizlerin ve karaların yer değiştirmesinden, bütün âlemin işleri, sırları en iyi bilen Allah'ın takdiri ile baştan ayağa değişir, demişlerdir. Bu feleğin dahi altında, küçük felekler varsaymaya hacet kalmayıp, ancak büyük dairelerden burçlar dairesi; bu feleğin çevresinde, iki kutbu arasında farzolunup, oniki burcun şekilleri bu kuşağının bizzat kendinde olarak belirlenmiştir. Altı büyük daire dahi, bu feleğin iki kutbu üzerinde kesişir farzolunup, sekizinci felek, bu altı daire ile kavun ve karpuz üzerindeki çizgiler şeklinde oniki kısım olup; her bir kısmına bir isim ile burç adı verilip: Meselâ, koç burcu, kova burcu vs. denilmiştir.

İkinci Madde:

Belirlenmiş yıldızlar ile bulunan şekilleri ve burçlar semasının dört katını bildirir.

Ey aziz, malum olsun ki, astronomlar demişlerdir ki: Oniki burcun her birinde, mesela karpuzun her dilimi ortasında yani sekizinci feleğin oniki diliminin her birinin yarısında; belirlenmiş yıldızların toplu görünümü, bir şekle benzer olarak gözetlenip, o burçların isimleri görüntülerine göredir. Mesela koç burcu, sekizinci feleğin sahasında bir dilimdir ki, onun dilimlerinde gözlenen yıldızlar, birer çizgi ile birbirlerine bağlansa, ondan koç şekli görünür. Öteki burçlar da böyledir ve görünüşlerine göre isim alırlar. Bu feleğin tamamen boşluğunu dolduran "sayısız yıldızlardan, eski filozofların gözlemleri gereğince; binyirmiiki ışıklı yıldızı içeren hayvan ve eşyaya benzer kırksekiz suret hayal edilmiştir. Üçyüzkırkaltı gözetlenmiş yıldızın şekillenmesiyle oniki şekil belirlenmiş ve oniki burç adıyla isimlendirilmiştir. Bu suretlerin yirmibiri kuşağın kuzeyinde bulunup, onlarla üçyüzaltmışaltı yıldız zat olunmuştur. Kırk sekiz suretin kalanı olan onbeş suret, kuşağın güneyinde bulunup; gözetlenmiş yıldızlardan üçyüzonaltı yıldız dahi bunların sahasında belirlenip, sayılan binyirmiiki yıldız tamamıyla tesbit edilmiştir.

Ek: Malûm olsun ki, merhum yazarın (İbrahim Hakkı) saydığı üzere, yıldızlar iki kısma ayrılıp; bir kısmına sabit yıldızlar ve diğerine gezegen adı
verilir. Bir kısmına sabit adı verilmesinin sebebi: Birbirlerine olan uzaklığın miktarı daima eşit olup; fazlalaşıp, eksilmediklerine dayanır. Onlar, bu bahiste anlatılan sabit feleklerdir. Öteki kısmına gezegen denilmesinin sebebi: Bunlar başka başka yürüyüp hareket ettikçe, birbirlerine kâh uzak kâh yakın olduklarına binaendir. Bunlar yedi gezegendir ki, her biri bir felekte bulunur. Bu gezegenler, bazen bir yerde toplanıp kümelenerek, ufuk dairesinin birbirine karşı derecelerinde karşı karşıya bulunurlar. Sabit yıldızların miktarı, sonraki filozofların sözüne göre; binyüzoniki adet yıldız olup, ışıklı cisimler oldukları belirlenmiştir. Birbirlerinden ayrılmak ve her birine bir isim konulmak imkânsız olmakla: Bilginler toplu görünümlerini altmışa bölüp, her birine bir şekil üzere isimler vermeyi uygun görüp ve her bir şekle, eski filozoflar arasında şöhret yapmış kimselerin isminden, bazı hayvan, bitki, cisim ve âlet isimlerinden birer isim koymuşlardır ki, aşağıya konulan felekler şeklinde görülmektedir. Adları geçen seksen şeklin her biri, birkaç yıldızdan bir topluluk olarak düşünülüp, onların onikisi, burçlar kuşağındadır. Bu yıldızlardan ayılan üçyüzkırkaltı yıldızı içine alır.

Oniki burcun isimleri şunlardır:
1- Koç,

2- Boğa, 3- İkizler, 4- Yengeç, 5- Aslan, 6- Başak, 7- Terazi, 8- Akrep,

9- Yay, 10- Oğlak, 11- Kova, 12- Balık.

Burçlar kuşağının kuzeyinde üçyüzaltmış yıldız gözlenmiş olup, yirmi bir surete tatbik edilmiştir. İsimleri şunlardır: Küçük ayı, büyük ayı, Keykavuş, kuş... Güneydeki dörtyüzaltı yıldıza, yirmiyedi surete benzeyip, isimleri böyledir: Kitas, cebbar, tilki, köpek, gemi... Bütün bunlar sadece gözetlenebilen yıldızlardır. (Bugünkü bulgularla bu sayı seksensekiz olarak tesbit edilmiştir). Mesela kehkeşan (samanyolu) da bulunan yıldızların henüz sayıları tesbit edilememiştir. Öte yandan yıldızların, yere uzaklığı ve yakınlığından mı küçük veya büyük göründükleri henüz meçhuldür. Doğrusunu ancak Allah Taâlâ bilir.

Oniki burcun altısı, güneşitleyici dairenin kuzeyinde olmakla, bunlara: Kuzey burçları derler. Altısı dahi güneşleyicinin güneyinde olduğu için, onlara: Güney burçları derler. Kuzey burçları: Koç, boğa, ikizler, yengeç, arslan ve başaktır. Güney burçları: Terazi, akrep, yay, oğlak, kova ve balıktır. Bu burçların dördüne: Değiştiren derler; dördüne: Sabit ve dördüne: Karıştıran derler. Değiştiren burçlar: Koç, yengeç, terazi ve oğlaktır. Bunlara değiştiren denmesinin sebebi: Güneş unlardayken bir mevsimden bir mevsime geçmiş olur. Ama koçta güneş bulunduğunda, zaman kıştan bahara döner. Güneşin yengece girmesiyle zaman, bahardan yaza döner. Güneş teraziye girdiğinde, zaman, yazdan sonbahara döner. Güneş oğlağa girdiğinde, zaman, sonbahardan kışa döner. Koç burcunun başlangıcına, ilkbahar noktası; yengeç burcunun başlangıcına, yaz dönümü; terazi burcunun başlangıcına, sonbahar noktası; oğlak burcunun başlangıcına, kış dönümü derler. Sabit burçlarsa: Boğa, aslan, akrep, kova burçlarıdır. Bunlara sabit denmesinin sebebi: Ne değiştirenler gibi değişme noktasında kalır, ne karıştıranlar gibi iki surette belirirler. Karıştıranlar: İkizler, başak, yay ve balıktır. Bunlara bu ismin verilmesinin sebebi: Güneş bu burçların paralelinde iken, her birinde zaman, bulunduğu durumla diğer durum arasında karışmıştır. İkizlerde, zaman, ilkbahardayken, yaza dönüp yazla karışır; Başakta zaman, yazdayken sonbaharla karışır; yazdayken, zaman, sonbahardayken kışla karışır. İkizlerde, zaman, kıştayken ilkbaharla karışır. Sonraki filozoflar, nazarında oniki burçla yedi gezegen, tıpkı dört unsur gibi değişik tabiatlar üzeredirler. Onlar, her üç burcu bir tabiatta bulup, burçlar tirigonometresi adını vermişlerdir Koç, aslan ve yay burçlarına ateş üçlüsü derler ki,her birinin tabiatı, sıcaklık ve kuruluktur. Boğa, başak ve oğlak, toprak üçlüsüdürler ki, her birin tabiatı; soğukluk ve kuruluktur. İkizler, terazi ve kova, hava üçlüsüdürler ki, her birinin tabiatı, sıcaklık ve rutubettir. Yengeç, akrep ve balık, su üçlüsüdürler ki, her birinin tabiatı, rutubet ve soğukluktur. Şimdi sırasıyla bu burçlara: Ateşsel burç, topraksal burç, havaî burç ve susal burç derler. Oniki burcu bu minval üzere sayarlar. Öte yandan oniki burcun bazısını erkek, bazısını dişi tabiatte bulup, bazılarını gündüze, bazılarını geceye nispet etmişlerdir ki: Altı burç erkek, altısı dişidir. Erkek olanlar: Koç, ikizler, aslan, terazi, yay ve kova burçlarıdır ki, bunlar tekil burçlardır. Dişiler: Boğa, yengeç, başak, akrep, oğlak ve balıktır ki, bunlar ikildir. Şimdi, koç burcundan başlayıp, sırasıyla burçları, bir erkek, bir dişi sayarlar ve oniki burcun tamamına değin giderler. Ateşî ve havaî üçlerde erkek burçlar bulunup; topraksal ve susal üçlülerin tümü dişi bulunup: Gündüzsel erkek ve gecesel dişi olmuştur.

Burçlarla ilgili tablolar aşağıdadır.

Burcun durumları  -    İlkbahar          Yaz              Sonbahar        Kış

Değiştirenler        -    Koç                Yengeç          Terazi            Oğlak

Sabitler              -    Boğa              Aslan              Akrep            Kova

Karıştıranlar        -    İkizler              Başak            Yay              Balık



Kaynaklar :

Kuran -Kerim
Marifetname - Erzurumlu Ibrahim Hakki
Fütuhatı Mekkîye - Muhyiddin A'râbî

Bu konuyu yazdır