| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.
|
|
|
Ribozom Hakkinda Bilgiler |
|
Yazar: RasitTunca - 04-14-2019, 06:05 AM - Forum: Sanal Dergi
- Yorum Yok
|
 |
RİBOZOM HAKKINDA BİLGİLER
Ribozom, ribozomal RNA (rRNA) ve proteinlerden oluşmuştur ve hücrenin protein sentez yerlerine verilen addır. Virüsler hariç tüm hücrelerde bulunur. Sitoplazmada serbest veya endoplazmik retikulum’a bağlı olarak bulunan 120-200 Ã… (angstrom) çapında yapılardır. Ribozomun yaklaşık %60 kadarı rRNA, geri kalan %40’lık bir kısmı ise proteinden oluşur. Ribozom iki alt birimden oluşur. Ökaryotlarda büyük alt birim 60S (S = Svedberg birimi = Sedimantasyon katsayısı), küçük alt birim ise 40S’tir.
Ribozomlar protein sentezlerinin yapıldığı merkezlerdir. Protein sentezleneceği zaman DNA’nın yarım dizisi karşısında sentezlenen mRNA zinciri ribozomun 40S’lik küçük alt birimine bağlanır. Ribozomlar tek yahut gruplar halinde bulunurlar. Tek bulunanlara monomer ribozom, gruplar halinde bulunanlara ise polizom veya poliribozom denir. Bunlar ayrıca hücrenin tipi, gelişmesi ve fonksiyonuna göre ya endoplazmik retikulum’a bağlı veya sitoplazmada serbest olarak bulunurlar. Endoplazmik retikulum’a bağlı olanlar hücre dışına verilecek proteinleri (pankreas, sindirim enzimleri v.b) serbest ribozomlar ise hücrenin ihtiyaç duyduğu yapısal proteinleri sentezler.[1]
Ribozomlar, virüsler hariç tüm canlılarda bulunur. Yaklaşık 15-20 nm. (150-200 A°) çapında, hepsi birbirinin benzeri, küremsi ya da oval partiküllerdir. Hücrelerin en küçük organelidir. özünde taban kısımlarıyla birbirine mRNA (messenger RNA) aracılığıyla yapışmış biri büyük (moleküler ağırlığı yaklaşık 1.300.000 dalton) diğeri küçük (moleküler ağırlığı yaklaşık 600.000 dalton) iki alt birimden meydana gelmiştir.
Bu birimler ancak mRNA’nın varlığında birbirlerine yapışırlar, sentezleme işlemi bittiğinde, ayrılır ve tekrar diğer bir mRNA’nın varlığında başka bir alt birimle bir araya gelirler. Sayıları, genç ve özellikle sentez yapan hücrelerde fazladır; örneğin Escherichia coli bakteri hücresinde 6000, tavşanların retikülosit hücrelerinde ise 100.000 kadardır. Hücrelerde ya tek tek (monomer ribozomlar) ya da mRNA aracılığıyla iki alt birimi birleştirilmiş birçok ribozom taşıyan bir tespih şeklindedir (Şekil 8.18 ve 34). Bu sonunculara poliribozomlar ya da sadece potizomlar denir, Polizomdaki ribozom sayışı mRNA’nın uzunluğuna bağlıdır. Örneğin, bu, hemoglobin sentezi yapan polizomlarda 5’dir. Protein, büyük ölçüde poliribozomlarda sentezlenir. HücÂreler gençken sitoplazmada daha çok serbest halde bulunmalarına karşın, yaşlanÂdıkça ER kanalcıklarına (her zaman dış yüzüne) bağlanma oranları yükselir (tanecikli ER). Bir görüşe göre ER’a bağlı ribozomlar hücre dışına salınan proteinleri yapar (pankreasın sindirim enzimlerinde olduğu gibi). Serbest ribozomlar da hücrenin kendi içinde kullanılan proteinlerini sentezler
Ribozomlar, rRNA ve proteinlerden yapılmıştır. Proteinler, sitoplazmadan gelmedir. Buna karşın, rRNA kromozomun belirli yerlerinin kodlanmasıyla oluşur, çekirdekçik içerisinde depolanır ve daha sonra sitoplazmaya geçer..
Aynı türdeki hücrelerde ribozomiarın protein ve amino asit bileşimi aynıdır. Değişik türlerde ve canlı gruplarında ise ribozomiarın yapılışı birbirine çok benzer. Hatta evrensel bir yapıya sahiptirler. Yani izole edilmiş ribozomlar, hücre dışında, herhangi bir mRNA (alındığı canlının türü ve grubu önemli değildir), uygun amino asitler, gerekli enerji kaynağı, enzimler ve taşıyıcı RNA (tRNA) bulduğu zaman, protein sentezleyebilir.[2]
Ribozomlar mikroskopla gözlendiklerinde küçük partiküller halinde görülürler.Yalın gibi görünen bu partiküllerin bile fonksiyonlarını kusursuzca yerine getirebilmeleri açısından uygun bir morfolojik yapıya sahip olması, hücre içerisindeki dizaynı gözler önüne sermektedir.
Ribozomlar bildiğimiz gibi mRNA’yı okuduktan sonra doğru tRNA’yı mRNA üzerine yerleştirip protein sentezini gerçekleştiren organeldir.Fakat mRNA’yı okuma ve tRNA’yı yerleştirme işlemi hücre tarafından hassasiyetle yürütülen bir sentez işlemidir.Ribozom ise üstlendiği bu hassas görevi mükemmel anatomik yapısı sayesinde yerine getirir.
Şekilde biri büyük diğeri küçük iki adet ribozom “Alt birimi” görülmektedir.Bu alt birimlerin şekli bizim için oldukça anlamsız gibi gelse de protein üretimi için oldukça büyük önem taşır.Bu alt birimler bir araya gelip bağ kurduktan sonra “Ribozom kompleksi”ni meydana getirirler
Ribozomlar, RNA ve proteinlerden meydana gelirler. Ribozom üzerinde mRNA nın bağlanacağı bir bölge bulunur ki bu bölge mRNA’yı tanı(Zeker) ribozoma tutunmasını sağlar. Ribozom aynı zamanda tRNA’yı da tanıyacak şekilde özelleşmiştir.mRNA nın ribozoma nasıl bağlandığını ve tRNA’ların ribozom üzerinde nasıl konumlanıp protein sentezlediklerini bir şekille görelim.
Birinci şekilde ribozom kompleksi ve bu kompleksin içerisinde ayırt edilen iki bölge görülmekte. Birisi P bölgesi diğeri A bölgesi olarak adlandırılan bu bölgeler, tRNA’ların bağlanma bölgelerini temsil etmektedirler.
İkinci şekilde, protein sentezini birinci tRNA ile başlatmış olan bir ribozom görülüyor.Proteini oluşturacak olan ilk amino asiti taşıyan tRNA ribozomun A bölgesine bağlanır.Bağlanmadan hemen sonra ribozom mRNA nın ikinci kodonunu (3’lü dizi) okumaya başlar ve tRNA’yı P bölgesine doğru kaydırır.
A bölgesi böylelikle boşalmış olur (3.şekil).Ribozom böyle yaparak birinci amino asitin hemen arkasından gelen ikinci amino asit için yer açmış olur.İkinci amino asit A bölgesine bağlandığında amino asitlerde yan yana gelecek ve birbirleriyle bağ yapacaklardır. Bu bağa “Peptid” bağı denir.Binlerce amino asitin bağlanmış haline ise “Polipeptid” adı verilir.
İnsanı hayranlık içerisinde bırakan bu sistem yalnızca bununla da sınırlı değildir.Hücre, proteine çok fazla ihtiyacı olduğu zamanlarda derhal protein sentezini başlatır. Fakat mRNA’nın okunup tRNA’ların okunan bu kodonlara göre bağlanması hücre için hızlı bir işlem değildir.
Bu yüzden mRNA tıpkı kağıt fabrikalarında bir merdaneden çıkıp diğer bir merdaneye giren kağıtlar gibi, seri olarak dizilmiş ribozom kompleksleri tarafında ardı ardına okunur.Bunu aşağıdaki şekle bakarak açıklamaya çalışalım.
Şekilde bir protein sentez aşamasının gerçek halini görmektesiniz.
Ribozomlar tıpkı bir boncuk dizisi gibi yan yana dizilmişlerdir.Biraz zor fark edilen mRNA ise bir ribozomdan çıkıp diğer bir ribozoma ardı ardına girmektedir.Resmin sağ tarafındaki protein zinciri sol tarafındaki protein zincirlerinden daha uzundur. Çünkü mRNA, ilk olarak en sağdaki ribozom tarafından okunmaya başlanmış ve ilk protein sentezi sağdaki ribozomlarda başlamıştır. Buradan da anlaşılacağı gibi mRNA’nın ilerleme yönü sağdan sola doğrudur.
Hücre böyle bir mekanizma kullanarak birim sürede ürettiği protein zinciri sayısını, ribozom sayısı oranında artırmış ve zamandan tasarruf etmiştir. Hücrenin zamandan tasarruf etmek için bu derece mükemmel bir sistem kullanması, üstün bir güç tarafında yaratıldığını apaçık ortaya koymaktadır.
Sizler şu an bu yazıları okurken vücudunuzdaki trilyonlarca hücre bu kusursuz mekanizma ile sessiz bir şekilde hiç durmadan protein üretmektedir.[3]
Kaynaklar
wikipedia
Prof. Dr. Ali Demirsoy, “Ribozomlar”
biyolojidunyasi net
|
|
|
Süt Hakkinda Bilmeniz Gerekenler |
|
Yazar: RasitTunca - 04-14-2019, 05:56 AM - Forum: Sanal Dergi
- Yorum Yok
|
 |
SÜT HAKKINDA BİLMENİZ GEREKENLER
Süt, büyük besin değerine sahiptir. Süt 40’dan fazla besin öğesini bir arada içeren sağlıklı doğal sıvı besindir.
Kalsiyum, protein başta olmak üzere bebeklikten itibaren ihtiyacımız olan birçok besin öğesini içerir.
Her yaş döneminde süt içmek, sağlıklı bir yaşam sürmenin temel unsurlarındandır. Süt, vücudumuzun ihtiyacı olan besin elementlerinin tamamına yakın kısmını bileşiminde bulunduran tek gıdadır. Sütte, bağışıklık sistemine tesir eden ve canlı organizmanın hastalıklara karşı direncini artıran maddelerin olması onu daha da önemli hale getirir. Dünyaya gelir gelmez ilk gıdamız olan anne sütünün bu tür maddeleri biraz daha fazla ihtiva etmesi çok daha manidar ve düşündürücüdür.
SÜTÜN FİZYOLOJİK OLUŞUMU
Hayvanlarda süt, rastgele değil önemli ve karmaşık diyebileceğimiz birçok safhalardan sonra oluşmaktadır.
Hayvan, ağzına aldığı ot veya yemi tükürük yardımıyla iyice öğüttükten sonra doğruca işkembesine gönderir. Burada 80 ila 100 litre su mevcuttur (ineklerde). İşkembenin iki önemli vazifesi vardır: Gelen besinleri, yeniden geviş getirerek öğütmek üzere stok etme ve mayalama.
Mayalama odasındaki mikroorganizmalar, hazmedilemeyen bitki hücrelerini parçalar (selüloz). Burada inekle ortak yaşayan (sembiyoz) ve çürütme vazifesini gören bakteriler selülozu iyice işlerler ve sütün ihtiva ettiği protein ve diğer elementleri üretirler.
Bu halleriyle besinler midenin ikinci kısmı olan börkeneğe aktarılırlar ve kabarcık şeklini alarak son kez öğütülmek üzere hayvanın ağzına gönderilirler. Son öğütme işi de tamamlandıktan sonra kırkbayıra(midenin üçüncü kısmı) ulaşır. Burada iyice mayalandıktan sonra hemen altındaki şirderiye (midenin son kısmı) geçerek ince bağırsağa gelir, hazmı hiç mümkün olmayan arta kalan kısım dışkı halinde vücuttan atılır. Esas besleyici maddeler ve bir miktar su doğrudan kana karışır. Kan dolaşımı vasıtasıyla da milyonlarca küçük kabarcıklar halinde süt bezlerine ve çeşme vazifesi yapan memelere ulaşırlar.
“Üretilen sütün üçte biri süt sağılırken oluşur” Burada salgılanan prolactin hormonu milyonlarca süt bezlerinin faaliyete geçmesini sağlar ve ayrıca oxytocin hormonu da sütün süt sarkıçlarına dolmasını ve memeden akmasını temin eder. Ancak bu süt bezlerinde, sütün nasıl imal edildiği halen bilim adamlarınca tam olarak anlaşılamamaktadır. Sadece “bu oluşum dünyanın en mükemmel; rafine edilmiş, tabii ve dolayısıyla karmaşık üretimidir” demekle yetiniyorlar.
– Özellikle, bebek, çocuk ve yaşlılar için süt vazgeçilmez bir besin kaynağıdır.
SÜTÜN BİLEŞENLERİ
Ortalama inek sütünün bileşiminde şunlar bulunur:
• Su % 87,3
• Mineral maddeler % 0,75
• Protein % 3,40
• Laktoz % 4,70
• Yağ % 3,50
• Vitaminler % 0,35
Protein
Proteinler, besin maddelerinin en önemlilerinden biridir. Protein, vücut dokularının yapısını ve esas unsurunu teşkil eder. Karbonhidrat ve yağlar gibi daha ziyade kalori sağlayan besin maddeleri, proteinin yerini tutamaz. Yeni dokuların oluşumunda, onarımında ve faaliyetlerinde proteinlerin, alınmaları zorunludur. Hayvansal proteinler bitkisel proteinlerden daha kıymetlidir. Süt proteini bütün esansiyel amino asitlerini ihtiva etmektedir. İnek sütlerinde ortalama %3,1 oranında yer alır.
Karbonhidrat – Süt şekeri
Sütün karbonhidratı süt şekeri olarak da adlandırılan laktozdur. Doğada yüksek oranda, yalnız sütte bulunur. Sütü meydana getiren su dışındaki bileşenlerin arasında miktar olarak en fazlası, yani %37,3’ü süt şekeridir. Enerji açığa çıkaran bu şeker türü kalsiyumun emilmesini temin ederek omuriliğin yapılmasını sağlayan önemli bir karbonhidrattır. Ayrıca damardaki hastalık yapıcı bakteriler üzerinde de tesirlidir. Mineral maddelerinin, magnezyum, sodyum, fosfor, iyot ve çinkonun emilmesinde olumlu tesiri vardır.
Süt şekeri gerek sütün ve gerekse süt mamullerinin yapısında ve niteliğinde geniş ölçüde etkisi olan bir maddedir. Yoğurt, tereyağı ve peynir gibi süt mamullerinin işlenmesinde süt şekerinin rolü vardır. Ayrıca çeşitli süt ürünlerinin renginde, besin değerinde, aromasında, hatta yapısında kendini hissettirir. Süt şekerinin aromadaki rolü de çeşitli yönlerden önemlidir. Bilindiği gibi laktoz taze süte tatlımsı bir aroma verir.
Süt yağı
Bütün gün formda kalmak, sıcak ve soğuğun etkisinde kalmamak için yağ maddelerinin bir kısmını almamız gereklidir. Bir litre sütte 36 gr yağ bulunur. Bu yağlar A ve D vitaminlerinin emilimini kolaylaştırır. Süt yağı, en başta büyük bir enerji kaynağıdır. Süt yağındaki folfolipitler beyin ve sinir hücrelerinin hayati önem taşıyan kısımlarını oluşturur.
Sütün bileşimini etkileyen faktörlerin en önemlileri ise şunlardır:
• Besleme
• İklim
• Hayvanın türü ve ırkı
• Hastalıklar
• Mevsimsel değişmeler
• Laktasyon dönemi
• Çevre faktörleri
SÜTÜN BESİN DEĞERİ
Çok mükemmel bir gıda maddesi olan sütün besin değerini, bileşimine göre beş ana başlık altında toplayarak açıklayabiliriz.
Laktoz (Süt şekeri)
• Doğada yüksek oranda sadece sütte bulunan laktoz enerji sağlar.
• Sütte bulunan galaktoz, beyin ve sinir dokularının oluşumunda rol oynar.
• Laktozun hidrolizi sonucu oluşan laktik asit bağırsaklarda istenmeyen mikroorganizmaların gelişimini dolaylı olarak inhibe eder ve tipik barsak florasını geliştirici etki yapar.
• Laktoz vücudun kalsiyum ve fosfordan daha iyi yararlanmasını sağlar. Bu nedenle kemik ve diş oluşumunda, bebeklerin beslenmesinde önemli rol oynar.
• Laktoz enzimi yetersizliği nedeniyle laktoz intoleransı gösteren kişilerin süt yerine fermente süt ürünlerini tüketmeleri önerilmektedir.
Süt yağı
Dengeli beslenmede yeterli miktarda yağın gıdalarla birlikte alınması önemlidir.
• Süt yağı enerji kaynağıdır.
• Süt yağı, laktozun en iyi şekilde kullanımını ve vücudumuz için gerekli olan A, D, E, K vitaminlerinin taşınmasını sağlar.
• Süt yağındaki fosfolipitler, beyin ve sinir hücrelerinin hayati önem taşıyan kısımlarını oluşturur.
• Vücut için gerekli olan doymamış yağ asitlerini bünyesinde bulundurmasından dolayı süt yağının beslenmede önemli fonksiyonları bulunmaktadır.
• Çeşitli gıda maddelerinde bulunan kolestrol miktarına göre süt, sanıldığı kadar yüksek oranda kolesterol içermemektedir. 100 mililitre sütün içerdiği kolestrol miktarı sadece 12 gramdır.
Süt proteini
Vücudun yapı taşı olarak kabul edilen proteinlerin beslenmede önemli bir yeri bulunmaktadır.
• Süt proteininin biyolojik değeri bitkisel proteinlere göre daha yüksek olduğundan, vücut diğer proteinlere oranla süt proteininden daha iyi yararlanmaktadır.
• Süt proteini hücre ve dokuların oluşmasında önemli rol oynar,
• Büyüme ve gelişmeyi sağlar,
• Saç ve tırnakların oluşumunda büyük rol oynar,
• Kasların kasılmasına yardımcı olur,
• Vücutta ödem yapan sıvıların toplanmasını önler,
• Süt proteinlerinde büyük bir kısmı “esansiyel amino asit” olan yaklaşık 23 adet amino asit bulunmakta olup, bunların bir kısmı hayati önem taşımaktadır.
Mineral maddeler
Sütte bulunan başlıca mineraller fosfor ve kalsiyumdur.
• Kalsiyum özellikle çocukların kemik ve diş oluşumlarının tamamlanmasında büyük rol oynar.
• Kemik yoğunluğunun en üst noktaya ulaştığı 25-30 yaşlarına kadar alınan kalsiyum kemik yoğunluğunun artmasına neden olmaktadır. Bu yaşlardan sonra kemik yoğunluğu artmamakta ancak kalsiyum alımına düzenli olarak devam edildiğinde kemik yoğunluğundaki azalma yavaşlamakta veya gecikmektedir. Süt içmenin kemik yapısına olan olumlu etkisi en fazla çocukluk ve gençlik yıllarında görülmektedir. Bu dönemlerde yeterli süt tüketimi, dolayısıyla kalsiyum alımı, tüm yaşam boyunca kemik sağlığı için önemlidir.
• Kalsiyum ihtiyacı özellikle hamilelik ve emzirme döneminde de önemli olup, bu dönemlerde yetersiz kalsiyum alımı, ileri yaşlarda “osteomalacia” ve “osteoporosis” gibi kemik hastalıklarına yol açmaktadır.
• Sütte bulunan fosfor, kemik oluşumunda önemli rol oynamaktadır.
Vitaminler
Süt, beslenmemiz için gerekli olan, yağda ve suda eriyen vitaminlerin hepsini içermektedir.
• Özellikle zekâ gelişiminde etkili olan, deri ve göz sağlığında gerekli B2 vitamini (riboflavin) için süt en iyi kaynaktır.
• Vücudun ihtiyacı olan B12, A ve C vitaminleri süt içerek önemli ölçüde karşılanabilmektedir.
• Sütteki vitaminler hastalıklara karşı direnci arttırır.
• Sütteki vitaminler büyümeye yardım eder.
Sütte farklı miktarlarda olmak üzere bütün vitaminler tam mevcuttur.
Bir litreinek sütünde; Mineral 7.3 gr., Kalsiyum 1.20, Fosfor 0.94, Potasyum 1.59, Sodyum 0.45, Klor 1.6, Magnezyum 0.12, Kükürt 0.33 gr. dır.
SÜTÜN YAŞA GÖRE TÜKETİMİ
0–6 ay 210 mg (anne sütü) 1 su bardağı süt
6- 12 ay 270 mg 1 su bardağı süt
1- 3 yaş 500 mg 2 su bardağı süt
4- 8 yaş 800 mg 3,5 su bardağı süt
9 – 18 yaş 1300 mg 3 su bardağı süt
YETİŞKİN (19–65 yaş) 800 mg 2 su bardağı süt
HAMİLE 1500 mg 3 su
bardağı süt
YAŞLI 65+ 1200 mg 2 su bardağı süt
Sadece 1 su bardağı SÜT içerek aldığımız 240 mg kalsiyumu karşılamak için;
4 kibrit kutusu kadar beyaz peynir veya
1-2 kibrit kutusu kaşar peyniri veya
1 kase yoğurt veya
1 su bardağı kefir veya
2 bardak ayran tüketilebilir.
– Her insanın günde yarım litre süt içmesi gerekir. Çocuklar için 2-3 yaşlarına kadar 1/5lt. , daha büyüler için ½lt. süt içmeleri tavsiye edilmektedir.
– Yetişkin bir insan günde bir litre süt içtiğinde günlük gıda ihtiyacının % 20-25’ini karşılayabilmektedir.
SÜTÜN FAYDALARI
Kemiklerin gelişimini sağlar.Kemik erimesini önler
Mikrobik enfeksiyonlara karşı etkilidir, vücudu korur.
Mide rahatsızlıklarını giderir.
Sindirim sistemini düzene sokar.
Beyne enerji verir, sinir sistemini rahatlatır.
Diş çürüklerini önler. diş eti hastalıklarına iyi gelir.
Kronik bronşiti önler.
Tansiyonu düşürür.
Kan basıncını ve kan elektrolit dengesini sağlar.
Yağsız süt, kolesterolü düşürür.
Kanserin önlenmesine yardımcı olur.
Saç ve tırnakların oluşumunda büyük rol oynar.
Yaşlanmayı geciktirir.
Kan şekerinin dengelenmesini sağlar.
Cilt üzerinde nemlendirici etki yaparak cildin yıpranmasını engeller.
Süt insan mizacını yumuşatır. Evham, vesvese, sıkıntı, gam, keder gibi psikolojik rahatsızlıklara iyi gelir. Halsizliği, yorgunluğu ve asabiyeti giderir.
Nezle için; bir bardak çiğ süte 5 diş sarımsak ince doğranır, hafif ateşte 10 dakika kaynatılır vesüzülür, içine bir çorba kaşığı bal ilave edilir, iki saat ara ile birer kaşık sıcak olarak içilir.
Nefes darlığına ve akciğer hastalıklarına iyi gelir. Mide ve bağırsak yaralarını, gastriti iyi eder, bağırsakları parazitlerinden temizler; bal ile karıştırılıp içilir.
Karaciğer ve dalak rahatsızlıkların da yağsız süt içilir. Kalbi ve zihni kuvvetlendirip, unutkanlığı giderir.
Öksürük giderici, nefes açıcıdır; iki adet pırasanın beyaz kısımları ve saçakları iyice yıkanır ve kurulanır. İncecik doğranır. İki bardak süt içinde hafif ateşte 15 dk. Kaynatılıp demlenip süzülür. Üç defa birer fincan sıcak olarak içilir. Bir bardak çiğ süte, iki adet kuru incir doğranır. Hafif ateşte 10 dk. Kaynatılıp 20 dk. Demlenir. Sıcak olarak günde iki fincan içilir.
Bu içecek aynı zamanda bağırsaklara da çok etkilidir. Kabızlık için sabah aç karnına içilir.
Kansızlığa da iyi gelir.
Günde yarım litre süt içen çocuklarda bir tür kemik hastalığı olan “raşitizm”i önler.
Göz ağrılarında, göze damlatılırsa iyi gelir.
Afrodizyak etkisi vardır.
Çocukluktan itibaren yeterli miktarda içildiği zaman, kemiklerin gelişimi ve ileriki yaşlarda da kemiklerin erimesini önleyerek sağlığımızı korumamıza yardım eder.
Keçi sütü mesane ve böbrek iltihaplarında kullanılabilir.
Emziklilerde sütün kesilmemesi için içine nane atılır.
Makbul olanı inek sütüdür .
SÜT-KANSER İLİŞKİSİ
Süt, başta protein olmak üzere, içerdiği protein, fosfor, B grubu vitaminleri, sfingolipidler ve diğer bileşikleri sayesinde kanser oluşumunu engellemektedir. Sütün %87,5’i su, %3,5’i ise mineraldir. İçerdiği minerallerin kanser oluşumunu engellediğine dair önemli çalışmalar yapılmaktadır. Süt tüketimi, prostat, barsak, rahim, mesane kanseri gibi sık görülen kanser türlerini önlemede etkilidir.
Yapılan bir çalışma sonucunda, günde 2 bardak süt tüketen bireylerde bağırsak kanserlerine pek rastlanmadığı ortaya konulmuştur. Uzmanların yaptığı açıklamaya göre Süt içtikten sonra bir bardak civarında su içilmelidir. Çünkü ağızda kalan süt bekleyerek bakteri oluşumuna neden olmaktadır.
Kanser düşmanı süt; kanseri özellikle de bağırsak kanserini önlemeye yardımcı olur.
Kaliforniya Universitesi’nden Doktor Cedric Garland’ın 20 yıllık bir araştırması, süt tüketen kişilerin daha sağlıklı bağırsaklara sahip olduğunu gösterdi. 20 yıl boyunca 2000 kişiyi inceleyen Garland, günde 2-3 bardak süt içen kişilerde bağırsak sorunlarına, hatta bağırsak kanserine pek rastlamadığını belirtti. Bu yüzden Garland, bağırsak kanserini önlemek için günde 2-3 bardak süt tüketilmesini öneriyor. Tıpkı diğer bilim adamları gibi, Garland da sütün içerdiği kalsiyum ve D vitamininden dolayı bu kadar yararlı olduğunu ileri sürüyor. 1987 yılında yapılan bir araştırmada, Avusturya’da bol miktarda bağırsak kanserine rastlanması dikkat çekti. Haftada en az 2-3 bardak süt tüketmeyen kişilerde, bağırsak kanserine yakalanma olasılığının daha yüksek olduğu tespit edildi.
Uzmanlar, sütte bulunan kalsiyumun bağırsaklardaki, kansere yol açabilen fazla asitleri yok ettiğini ve böylece sindirim sisteminin sağlıklı bir şekilde çalıştığını belirtiyorlar. New York Kanser Araştırma Merkezi’nde kanser hastaları incelendi ve süt içen hastaların kanser hücrelerine bakıldığında, hücre gelişmelerinde yavaşlamaya rastlandı. Böylece, kalsiyumun kanser hücrelerini yavaşlattığı kanıtlanmış oldu.
Bostonlu bilim adamları, fermente sütün içerdiği “Asidofilis” bakterisinin de bağırsak kanserine karşı etkili olduğunu söylüyorlar. Yapılan araştırmalarda, bu bakterinin kanser üreten hücreleri yok ettiği ortaya çıktı.
Japon araştırmacılar, her gün süt içerek mide kanserinden de uzak durulabileceğini savunuyorlar. Yapılan birçok uluslararası araştırmalarda, süt tüketen kişilerde akciğer kanserine de pek rastlanmadı.
Johns Hopkins Üniversitesi araştırmacıları, süt içen kişilerde kronik bronşite pek rastlamadıklarını dile getirdiler. Uzmanlar sütün; sigara, alkol ve bol miktarda kahve gibi bağımlılık yapan maddeleri tüketen kişileri bile koruduğuna dikkat çektiler. Yapılan araştırmalarda 1-2 paket sigara içen ve süt tüketmeyen kişilerde, kronik bronşite yakalanma olasılığının daha yüksek olduğu görüldü.
Dünyanın en yararlı içeceği süt, insanların doğumlarından itibaren ilk aldıkları besindir. İlk günlerinde annelerinin sütüyle beslenen bebeklere, daha sonraları hem anne sütü hem de hayvani sütler verilir. Süt bebeklerin narin vücutlarını sağlamlaştırır, güçlendirir. Süt binlerce yıldır olduğu gibi yine insan vücudunun en fazla ihtiyaç duyduğu içecek olmayı sürdürüyor.
Bu değerlerden de rahatlıkla anlaşılıyor ki keçi sütü vitaminler ve mineral maddeler yönünden çok güçlü bir besin maddesidir. A vitamini yönünden İnsan sütünden bile güçlüdür. İnsan sütünde A vitamini ( İ.Ü. /gr Yağda) % 31 dolaylarındadır. Her şeyden önce süt beyaz bir sıvı değildir.
Keçi sütünün diğer sütlerden ayrılan bazı özellikleri
1-Keçi sütü, inek sütü gibi içimlik süt olarak tüketilebilme özelliğine sahiptir.
2-Keçi sütünde, daha fazla miktarda küçük yağ globülleri vardır. Ayrıca keçi sütü yağı doğal olarak hemojenize özelliğine sahiptir. Bu özellikleri ile keçi sütünün sindirilmesi daha yüksektir. Bu durum keçi sütünü, sindirim sistemleri tam olarak gelişmemiş bebeklerin ve yaşlıların beslenmesinde önemli bir besin kaynağı olduğunu ortaya koymaktadır.
3-Bunların yanında keçi sütü prematüre bebeklerin beslenmesinde intestinal, koroner hastalıkların tedavisinde önem taşır.
4-Stres-gerginlik, sinirsel nedenlerle hazımsızlık ve kabızlık durumlarında da keçi sütünün kolay hazmı ve yüksek B1, B2 vitamin içeriği yararlı olmaktadır.
5-Keçi sütü proteinleri diğer memeli sütlerinde bulunan amino asit komposizyonları bakımından çok belirgin farklılıklar gösterir. Bu durum özellikle inek sütüne alerjisi olan bebeklerin beslenmesinde keçi sütünü alternatif besin maddesi olarak devreye sokmaktadır.
6-Keçi sütünün kolay hazmı bebeklerde normal olarak zaten zor olan sindirim işlemi ve yetişkinlerde de ketozis ve karaciğer hastalıklarında ayrı bir önem taşır.
7-Keçi sütünün düzenli olarak tüketilmesinin, egzama, astım, sindirim rahatsızlıkları, varisle ilgili bazı rahatsızlıkların ve alerjikdurumların tedavisinde yararlı olmaktadır .Bu nedenle birçok Avrupa ülkesinde keçi sütünden yapılan mamuller özel sağlık dükkanlarında (Health Shop) özel fiyatlarla satılmaktadır.
8- Keçi sütünün yüksek fosfor içeriği, yeterince et ve balık tüketmeyen toplum kesimlerinin beslenmesinde önem taşır.
9-İlaçların kullanılmasını gerektiren hazım sorunlarında ve peptik ülserlerin tedavisinde keçi sütünün yüksek “buffer” özelliği yarar sağlar.
10- Bakteri oranı diğer sütlere göre daha azdır. Tüberküloz ve brusellos gibi patojenler de görülmemektedir.
11-Annesi ölmüş tay ve köpek yavruları için ideal bir besin maddesi özelliği taşır.
Keçi sütünün de eksik yönleri vardır. Folik asit bakımından eksiktir. Bu bir vitamindir eksik alınırsa, gelişim bozukluğu ortaya çıkar. Ayrıca vitamin D açısından da geridedir.
KOYUN SÜTÜ
Koyun sütü; protein, yağ ve mineral maddeler açısından zengindir. Bileşimindeki protein ve yağ oranının fazlalığı ile diğer sütlerden ayırt edilmektedir.
Kurumadde oranı inek sütünden %50 oranında daha fazla olup, yaklaşık %19 civarındadır. Bunun %6 – %8 ‘i süt yağı, %4 -%5′i kazein. %4,5 -%5′i laktoz, %0,5 -%1!i albumin ve %0,9 -%1′i tuzlardan meydana gelmektedir.
Bileşimindeki proteinli maddelerin yaklaşık %80′i kazeinden oluştuğu için, kazeinli sütler gurubuna dahildir. Kurumaddesinin yüksek olması nedeniyle sahip olduğu kalori değeri de yüksektir. Rengi inek sütüne oranla daha beyazdır. Doğal asitliği daha yüksektir ve sonradan oluşan asitlik biraz yavaş gelişmektedir. Kendine bir tadı ve kokusu vardır. Buna karşın kazein oranının yüksek olması nedeniyle peynir ve yoğurt üretiminde, yağ oranı yüksek olduğu için de tereyağı üretiminde tercih edilmektedir.
Koyun sütü yağının lesitin miktarı daha fazladır ve riboflavin açısından zengindir. İnek sütüne göre daha fazla miktarda amino grup asit içermektedir. C vitamini ve nikotinik asit açısından inek sütüne oranla daha fakirdir. Kurumadde ve yağ oranı daha yüksek olduğundan sindirimi inek sütüne göre daha güçtür.
Koyun sütü ile verem hastalığının bulaşma olasılığı çok zayıftır, çünkü koyunlarda verem hastalığına pek rastlanmaz.
-Koyun sütü devamlı içilirse cildi beyazlaştırır. Falza yağlı olduğundan balgam yapar. Süte su katıp içmek gerekir.
MANDA SÜTÜ
Beslenme fizyolojisi açısından; Süt yağı miktarı fazla olduğu İçin fizyolojik açıdan değerli bir süt olarak kabul edilir. Süt çocuklarının beslenmesinde tercih edilir. Böyle olduğu için içilen manda sütü vücuttaki enerji miktarını da 2 katına çıkarıyor. Onun için enerji içeceği yerine günde bir bardak manda sütü içilmesini tavsiye edilir.
Riboflavin miktarı az, karoten ise eser miktarda bulunur.
Kurumadde oranı ortalama % 17 civarında olup, bunun % 7’si süt yağı, % 3,5-4’ü protein, % 5-5.5’i laktoz ve % 0.8’i külden oluşur. Manda sütünün asitliği 6.7-lO.O°SH ve yoğunluğu 1.027-1.040 g/ml arasında değişir. Bileşimindeki proteinli maddelerin yaklaşık % 77’si kazein olduğu için, kazeinli sütler grubuna dahildir. Süt yağının bileşiminde doymuş yağ asitlerinin oranı daha fazla olduğu için, manda yağlarının kıvamı, donma ve erime noktaları ile iyot sayısı inek sütüne göre bir hayli farklıdır. Laktoz ve tuz oranları oldukça stabildir. Mandalar yeşil yemlerle aldıkları karotenin tamamını A vitaminine çevirdikleri için sütlerinin rengi, inek sütüne oranla daha beyazdır.
Teknolojik açıdan; Tereyağı, lüle kaymağı ve yoğurt üretiminde kullanılır. Bazı ülkelerde manda sütünden peynir de yapılmaktadır.
İtalya’da üretilen mesur Mozarella-peyniri sadece hakiki manda sütü ile üretilmektedir. -Vikipedi-
Manda sütünün, diğer sütlerden belirli bir üstünlüğü vardır. Oda, manda sütünün yaklaşık yüzde 6 civarında yağa sahip olduğu için yağda eriyen vitaminler açısından çok zengindir.
Günde bir bardak içilen manda sütü her türlü besin ihtiyacını karşılar. Buda manda sütünün vitamin ve protein oranlarının inek sütüne göre daha üstün olmasındandır. Laktoz (süt şekeri) ise manda sütünde daha düşük. Bazı insanlar laktoza alerjik tepki verirler. Bu çocuklar içinde geçerlidir. Manda sütünde laktoz oranı düşük olduğu için büyüklerde ve çocuklarda alerjiye neden olmaz.
Manda sütü A vitamini yönünden de çok zengindir. A vitaminin gelişmekte olan çocuklar veya vitamin metabolizmasında sıkıntısı olanlar için, manda sütü tüketmesi çok faydalı olacaktır.
-Saf manda sütü limon karışımı yüksek şekere birebir ama özellikle manda sütünün saf diğer sütlerle karışık olmamalı mandra veya herhangi manda sütü satılan yerden alınmalı.
-1kilo manda sütünü kaynattıktan sonra 10 limonun kabugunu soyup çekirdeklerini çıkarıp blendırdan geçirin karıştırıp 1 gün bekletin yoğurt gibi mayalanacak sabahları aç karnına kahvaltıdan yarım saat önce 1 yemek kaşığı için bu birkaç defa tekrarlanması gereken karışımdır şekeri düşürüyor.
|
|
|
Kurban Etinin Saklama Ve Tüketme Koşullari |
|
Yazar: RasitTunca - 04-14-2019, 05:51 AM - Forum: Sanal Dergi
- Yorum Yok
|
 |
KURBAN ETİNİN SAKLAMA VE TÜKETME KOŞULLARI
Kurban etlerinin, kesimin ardından yaklaşık 5-6 saat 14 derecenin altında bekletildikten sonra buzdolabına kaldırılması ve en az bir gün sonra tüketilmesinin gerektiği bildirildi.
Kurbanlık seçimi, hayvanlardan bulaşan hastalıklar, kurban kesimi, hayvanı yatırma yöntemleri, kesimde hijyen, karnın açılması ve organlarının çıkarılması gibi bilgilerin bulunduğu rehberde, etlerin korunması ve tüketilmesiyle ilgili bölümde, tüketicilerin dikkat etmesi gereken önemli ayrıntılara yer veriliyor.
Kesimden sonra kurban etlerinin, parçalar halinde temiz kaplara konulması ve güneş görmeyen yerde, 14 derecenin altında hava almadan dinlendirilmesinin önerildiği rehberde, şu bilgiler yer alıyor:
”Kesim sıcaklığının düşmesi için, en az 5-6 saat bekletildikten sonra buzdolabına kaldırılmalıdır. Kurbanlık etler, henüz kesim sıcaklığında iken buzdolabına, poşet içinde veya hava almayacak durumda büyük parçalar halinde üst üste konulmamalıdır. Bu durumda buzdolabının ısısı, etin iç kısmını soğutmaya yetmeyeceği için çok kısa sürede (2. gün) bozulma ve kokuşma, hatta yeşillenme görülür. Böyle kısımlar kesinlikle tüketilmemeli, hemen atılmalıdır. Kurbanlık etin dayanma süresi, kesim kalitesine ve et parçasının büyüklüğüne göre değişmekle beraber, normal buzdolabı koşullarında 5-6 gündür. Bu süre, kıymada genellikle 3 gündür. Eğer daha uzun süre muhafaza düşünülüyorsa etler derin dondurucuda (eksi 18 derece) muhafaza edilmelidir.”
KESİMDEN SONRA TÜKETİLEN ETİN HAZMI ZOR OLUR
Hayvan kesildiğinde etinin sert olduğuna işaret edilen rehberde, taze etin pişirilmesi ve hazmının zor olduğu bilgisi veriliyor. Kesilen etlerin, en az 24 saat buzdolabında bekletilmesi öneriliyor.
Çok yüksek ısıda uzun süre pişirme ve kızartma yönteminin, kanserojen maddelerin oluşumuna yol açtığı belirtilen rehberde, şunlar kaydediliyor:
”Bu nedenle etlerin sebzelerle birlikte pişirilmesi ve tüketilmesi, besin çeşitliliğinin sağlanması, sebzelerde bulunan C vitamininin etlerde bulunan demirin emilimini artırması açısından sağlıklı bir yöntemdir. Etler ızgarada pişirilirken, ateşle arasındaki uzaklık eti yakmayacak, kömürleşme sağlamayacak şekilde ayarlanmalıdır. Etlerin iç sıcaklığı en az 75 derece olmalıdır. Çok yüksek ısı, dış yüzeyinin yanmasına ve su kaybının fazla olmasına yol açacağı için besin kaybını artırır. Etlerin haşlanarak pişirilmesi, sağlıklı olmasının yanı sıra ette olması muhtemel parazitlerin insana geçmesini de büyük ölçüde engeller.”
Etlerin küçük parçalar halinde buzdolabının buzluk kısmında veya derin dondurucuda saklanması gerektiğine değinilen rehberde, etlerin buzlukta (eski 2 derece) birkaç hafta, derin dondurucuda (eksi 18 derece) ise 3 ay saklanabileceği bildirildi.
DONMUŞ ETLERİ, KALORİFER YA DA SOBA ÜZERİNDE ÇÖZDÜRMEYİN
Buzdolabından çıkarıldıktan sonra çözdürülen etlerin tekrar dondurulmaması tavsiyesinde bulunulan rehberde, şu öneriler yer alıyor:
”Donmuş etler, buzdolabında çözdürülmelidir. Çabuk çözünmesi amacıyla kalorifer ve soba üzerinde ya da oda sıcaklığında bekletme sakıncalı yöntemdir. Ete dokunurken ellerin temiz ve kuru olmasına dikkat edilmelidir. Pişmiş etler, oda sıcaklığında 2 saatten fazla kalmamalıdır. Çiğ eti hazırlamadan, hazırlarken ve sonra, ellerin 20 saniye boyunca yıkanması gerekiyor. Çapraz bulaşmayı önlemek için 2 ayrı kesme tahtası kullanın. Kesme tahtalarından birini çiğ etler, öbürünü meyve ve sebzeler için kullanın.”
Kurban Bayramı nedneiyle etlerin bir bölümü ileriki günlerde tüketmek için saklamayı düşüneneler dikkat. Ette saklama süresi son derece önemli.
İşte Kurban etlerini saklama koşulları:
1-Elbette öncelikle saklamak yerine daha hızlı tüketme ve ihtiyaç sahiplerine tasadduk ekme son derece önemli. Yine de etin bir kısmı saklamak isteyenlerin özellikle derin dondurucular da uzun süreli saklama konusunda dikkatli olması gerekiyor. Veterinerlere göre kurban etleri, birer tüketimlik halinde buzdolabı poşetine konularak saklanmalı.
2-Et, kesimden sonra önce temiz kaplara alınmalı sonra güneş görmeyen bir ortamda, 14 derecenin altında bir sıcaklıkta hava almadan dinlendirilmeli.
3-Ekler buz dolabına hemen konulmamalı kesimden sonra etin kendi sıcaklığının düşmesi için en az 5-6 saat bekletildikten sonra buzdolabına kaldırılmalıdır.
4-Et, buz dolabında 0-2 santigrat derecede 6 gün, buzlukta bir iki hafta saklanabilir. Et kıyma haline dönüştürülmüşse bu süre en fazla 3 gündür.
5-Derin dondurucu da ise yani eksi 18 derecede en fazla 3 ay saklanmalı.
6-Taze et hazmı zor olduğundan 24 saat bekletildikten sonra tüketilmesi önerilir.
7-Donmuş etlerin buzları çözüldükten sonra yeniden buzdolabına konulması son derece sakıncalı. Bu nedenle çözdürülen et tekrar dondurulmamalı, hemen pişirilmeli ve tüketilmeli. Aksi durumda beklenmedik zehirlenmeler meydana gelebilir.
8-Bu nedenle de etlerinin bir yemeklik olacak kadar küçük parçalar halinde buzdolabında poşetlerde saklanmasına özen gösterilmeli.
Kurban Bayramı'nda ET Tüketmenin Altın Kuralları
Kurban Bayramı’nda artış gösteren et ve tatlı tüketimi, ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Birbirinden lezzetli hazırlanan bayram sofraları özellikle tansiyon, diyabet, kalp damar rahatsızlıkları ile sindirim sisteminde ülser veya benzeri rahatsızlıkları olan kişiler için tehlike oluşturabiliyor.
Bayramı sağlıklı ve keyifli geçirmek için beslenme düzenine büyük özen gösterilmesi gerekiyor. Kurban Bayramı’nda etlerin tüketilmesi ve saklanması konusunda tavsiyelerde bulunan Yeni Yüzyıl Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cüneyt Ulutin, kurban eti konusunda dikkat edilmesi gereken en önemli konunun, mutlaka veteriner denetiminden ve sağlık kontrolünden geçmiş hayvanların kurban olarak satın alınması olduğunu belirtti.
"Bayramın gelmesi herkes için farklı düşünceler oluşturuyor. Çocuklarda alacakları şekerler, cep harçlıkları olurken erişkinlerde tatlılar ve kurban etleri oluyor" diyen Prof. Dr. Cüneyt Ulutin, "Öncelikle dikkat edilmesi gereken ilk nokta kurban eti için seçilen hayvanın uygun olması. Bunun için de mutlaka veteriner denetiminden ve sağlık kontrolünden geçmiş hayvanların kurban olarak satın alınmasını öneriyorum. Diğer önemli nokta ise kurban etlerinin tüketimi ile ilgili. Tüketimde önemli olan ilk aşamada etler taze olduğu için ve et zaten sindirimi zor bir besin olduğu için kalp, tansiyon ve şeker hastaları ile sindirim sisteminde ülser veya benzeri hastalıkları olan kişilerde daha da zor olacaktır. Bu nedenden dolayı etlerin kesimden sonra hemen yenmesi yerine en az 2 gün dinlendirildikten sonra yenmesini öneriyoruz" açıklamalarında bulundu.
TÜKETECEĞİNİZ ETİ PORSİYONLARA AYIRIN
Bayram eti olmasından dolayı hemen tüketmek istenilen durumlarda etin miktarının porsiyon olarak belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Cüneyt Ulutin, "Bir tencere kavurma piştiği zaman bunun hepsini bitirmek zorunda değiliz. Belirli bir porsiyonda tüketip yanında gereken sebze ve meyve ihtiyacımızı da belirleyerek öğünü o şekilde tamamlamamız gerekiyor" dedi.
Kurban etlerinin saklanması konusunda da tavsiyelerde bulunan Prof. Dr. Ulutin, açıklamalarına şöyle devam etti: "Saklanacak etler, derin dondurucuda -18 derecede birkaç aya kadar kalırken buzlukların alt tarafında ve buzluktaki -2, -3 derecede 1-2 hafta rahatlıkla saklanabilir. Ancak eti tüketmek için çıkardığımızda eğer porsiyonlara ayırmamış iseniz hepsini birden çözüp daha sonra tekrar buzluğa koyarsınız. Bu yapılabilecek en büyük hatalardan birisi. Çünkü eti bir kere çözdükten sonra tekrar dondurduğunuzda içinde kişiyi zehirleyebilecek ve hastalıklara sebep olabilecek mikro organizmalar üreyecektir. Dolayısıyla etleri porsiyonlara ayırıp muhafaza etmek daha sağlıklı olur. Ayrıca dondurucudan çıkarttığınız etleri lütfen dışarıda bırakmayın, buz dolaplarının çözünme bölümlerinde çözün. Yavaş yavaş dereceli olarak çözünmesini sağlayın. Çünkü etlerin birden bire çözünmesi yine mikro organizmaların üreyip hastalığa sebep olması açısından sıkıntı yaratacaktır."
ETLERE KESİNLİKLE İLAVE YAĞ KATMAYIN
Et pişirme aşaması için de önerilerde bulunan Ulutin, "Etleri pişirmemiz konusunda ise, en önemlisi etlere ilave yağ katılmamasıdır. Etler kendi yağıyla pişirilmelidir. Etleri kızartma olarak tüketmemeye çalışacağız. Tercihen ızgara veya haşlanmış olarak tüketmek oluşabilecek sağlık sorunlarını ortadan kaldıracaktır. Izgara ve mangal aşamasında ise, etleri çok ateşte harlı olarak pişirirsek dışları pişmiş görünürken içleri çiğ kalacaktır. Bu durumda etlerin iç tarafında çeşitli parazitler veya mikro organizmalar varsa bunlar da ister istemez bedenimize girecektir. Diğer yandan eğer çok pişsin istiyorsak da kömür gibi yakmamalıyız. Çünkü bu durumda mangaldan veya ızgaradan gelen kömürümsü siyah parçalar bizi hem sindirim sistemi kanseri hem de akciğer kanseri açısından tehlikeye sokacaktır" açıklamalarında bulundu.
Kurban'da sağlıklı beslenme ve doğru et pişirme yöntemine uyulmalı
Diyetisyen Ayşe Duran, kurban bayramında kesilen kurbanların etlerinin en sağlıklı şekillerde pişirilmesi, tüketilmesi ve saklanması gerektiğinin altını çizerek doğru et tüketimiyle ilgili önemli ipuçları verdi. Kurban etinin kesildikten hemen sonra tüketilmemesi gerektiğinin altını çizen Duran, kesildikten hemen sonra ette bulunan rigor mortis denilen ölüm sertliğinin, sindirimi çok güçleştiren bir unsur olduğunu ifade etti. Etin 24 saat buzdolabında bekletildikten sonra tüketilmesini öneren Duran, bu durumda hem sindiriminin daha kolay olacağını hem de daha çabuk pişip lezzetli olacağını vurguladı.
Duran, Kurban Bayramı'nda et tüketimi ve pişirme yöntemleri ve saklama koşullarıyla ilgili şu tavsiyelerde bulundu:
"Kırmızı et sıcaklığa duyarlı olduğu için saklama koşulları çok önemlidir. Küçük parçalara ayrılıp buzdolabında +4 derecede 2-3 gün, buzlukta -2 derecede 1-2 hafta, derin dondurucuda -18 derecede 3 ay kadar süreyle saklanabilir. Etlerinizi kuşbaşı veya kıyma şeklinde buzdolabının derin dondurucu kısmında saklayabilirsiniz. Büyük parçalar halinde derin dondurucuda saklamayın. Pişireceğiniz miktarda buzdolabı poşetlerine koyup dondurun.
Pişirmek için çıkardığınız etler buzdolabının alt kısmında (+ 4 derecede) çözdürülmeli. Çözdürülen etler hemen pişirilmeli, tekrar dondurulmamalıdır.
Etlerinizi doğrarken, et doğrama tahtalarınız ve bıçaklarınız ayrı olsun. Çiğ sebze ve meyveleri aynı tahtada kullanmayın. Besin zehirlemesi ihtimali yüksek bir olaydır. Etlerinizi doğradığınız tahtanın ve bıçakların hijyenik olduğuna dikkat edin.
Etlerinizi doğrarken görünür yağlarını et kısmından ayırın.
Etlerinizi pişirme yöntemi olarak; haşlama, ızgara, fırında, yağsız tavada tercih edin. Izgarayı tercih ederseniz ateşten 15 cm yüksekte olmasına ve dumana çok maruz kalmamasına özen gösterin. Etlerinizin yanına garnitür olarak haşlanmış sebze koyabilirsiniz ya da etli sebze yemeklerini tercih edebilirsiniz.
Kızartma tarzı pişirme yöntemlerinden uzak durun. Etlerinizi pişirirken içerisine ekstra yağ eklemeyin. Kavurma yapacağınız vakit, et önce kendi suyunu bırakıp sonra çeksin. Suyunu çektikten sonra kendi haline yağ eklemeden kavurun. Etlerinizi çok yüksek sıcaklıkta pişirmeyin.
Sakatat tüketimine dikkat edilmelidir. Diyabet, kalp damar hastalığı riski, trigliserid, kolesterol riski olanlar özellikle sakatat tüketiminden uzak dursun.
Kırmızı etin zengin olduğu besin öğeleri; demir, çinko, fosfor, magnezyum mineralleri, A vitamini, B12- B6- B1 vitaminleri bulunmaktadır.
Et yemeklerinizin yanına sarma ve dolma tüketeceğiniz vakit miktarları 5-6 taneyi aşmasın. Pilav ve makarna tercihleriniz kepekli makarna ve bulgurdan yana olsun."
TATLI TÜKETİMİNE DİKKAT
Bayramlarda artan tatlı tüketimine de dikkat çeken Duran, baklava ve şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlıların tercih edilmesini istedi. Duran, bayramdaki beslenme alışkanlıklarıyla ilgili de şu önerilerde bulundu:
"Günlük 2,5 litre su içmeye özen gösterin. Ana yemeklerle birlikte su tüketmeyin. Ana yemeklerden 30 dk önce veya sonra su tüketimine dikkat edin.
Kurban Bayramı boyunca kırmızı et tüketim miktarı fazla olmaktadır. Bunun sonucunda özellikle kalp damar, diyabet, böbrek, hipertansiyon hastaları risk altındadır. Düzenli ve dengeli beslenme örüntüsü bozulmamalıdır. Günlük olarak 60-120 gram arası et tüketimi aşılmamalıdır. Muhakkak et yemeklerinin yanında sebze yemekleri de tüketilmelidir. Beyaz ekmek, yufka, bazlama tüketimine özellikle dikkat edin. Çünkü bir adet orta boy yufka tükettiğiniz zaman ortalama 6 dilim ekmek (150 gram) tüketmiş olursunuz. Bir bazlama ortalama 4 dilim ekmek (100 gram) tüketimine eş değerdir."
Sağlıklı bir bayram için öneriler
Kırmızı et tüketiminin arttığı Kurban Bayramı’nda etin saklama ve pişirme koşulları büyük önem taşıyor. Bayramı hem lezzetli hem de sağlıklı geçirmek için doğru et tüketiminin önemine dikkat çeken uzmanlar, etlerin pişirilmeden önce dinlendirilmesinin önemli olduğunu söylüyor.
Bayram telaşı ve ziyaretleri nedeniyle öğün düzeni değişip kırmızı et tüketimi artıyor. Beslenme düzeninde oluşan bu değişiklikler uygun tedbirler alınmazsa sindirim güçlüğü, mide ağrısı, tansiyon yükselmesi gibi sorunlara neden oluyor. Pişirilecek etlerden maksimum lezzet almak isteyenler ise çoğu zaman yanlış yöntemlere başvuruyor. Etin marinasyon ve dinlendirme yöntemlerinde altı çizilen ve doğru sanılan yanlışları da et tutkunlarıyla paylaşıyor.
Et Yıkanmamalı, Dinlendirilmeli, Tuzlanmalı
Bayramda etlerin kesilir kesilmez pişirilmesi yerine mutlaka dinlendirilmesi gerekiyor. Etlerin yıkanmaması gerekiyor. Tuz eti sertleştirdiği ve genellikle pişirildikten sonra tuzun katıldığı etler için çözüm pişirmeden önce kaya tuzuyla marinasyon yönteminin uygulanması.
Kurban Bayramı’nda dikkat edilmesi gereken püf noktalar
Doğru yöntemlerle pişirilmediği takdirde kanserojen öğelerin oluşumuna, vitaminlerin kaybına ve besin zehirlenmelerine neden olan kırmızı etlerin, ızgara, fırın ve haşlama yöntemiyle pişirilmesi öneriliyor. Weber Stephen Türkiye Genel Müdürü Cem Yılmaz ‘’Kurban bayramında özellikle kırmızı etin tüketimi artış gösteriyor. Ancak kırmızı et pişirirken birkaç konuya dikkat edilmesi gerekiyor. Ülkemizde kurban kesilir kesilmez hemen evlerde çeşitli yöntemlerle pişirilir ve sonra etin kuruluğu ve sertliğinden şikâyet edilir. Oysa eti dinlendirmek ve tuzlamak kurban etinin hak ettiği lezzeti sağlayacaktır.
Özellikle Kurban Bayramı’nda kesilen kurban etlerinde büyükbaş hayvanların etlerinin en az 24 saat dinlendirilmesi, küçükbaş hayvanların ise en az 8 saat kadar dolapta dinlendirilmesi gerekiyor. Kurbanın derisi yüzüldükten sonra etler bir kez yıkanmalı sonrasında ise herhangi bir yıkama işlemine maruz kalmamalı böyle durumlarda tekrar yıkanan etler üzerinde mikro organizmalar üreyebilir. Ayrıca bir diğer konuda eti sertleştirenin tuz olduğu öne sürülür. Bu aslında doğru olsa da pişmeden önce kaya tuzuyla eti marine etmek, etinizi hem lezzetli hem de sulu pişirmenize olanak sunacaktır.’’
Etinizi nasıl muhafaza edeceğinizi biliyor musunuz?
Kurban bayramına sayılı günler kala herkesin aklında aynı soru : Kurban etleri daha sağlıklı bir şekilde uzun zaman nasıl muhafaza edilir? Bu sorunun yanıtı haberimizde...Kurban yaklaştı ve kurban ibadetini yerine getiren herkes belli bir miktarını ihtiyaç sahiplerine dağıttıktan sonra geri kalan etini ailesi için saklayacak. En sağlıklı saklama koşulları neler? Et nasıl muhafaza edilir?
Kurban bayramına sayılı günler kala herkesin aklında aynı soru : Kurban etleri daha sağlıklı bir şekilde uzun zaman nasıl muhafaza edilir? Bu sorunun yanıtı haberimizde...Kurban yaklaştı ve kurban ibadetini yerine getiren herkes belli bir miktarını ihtiyaç sahiplerine dağıttıktan sonra geri kalan etini ailesi için saklayacak. En sağlıklı saklama koşulları neler? Et nasıl muhafaza edilir?
Özel Optimed Hastanesi Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Tuğçe Ünlüdağ etlerin nasıl saklanması gerektiği ile ilgili açıklamalarda bulundu.
Etlerin kolay bozulduğundan ve iyi saklanması gerektiğini söyleyen Ünlüdağ, "Kesilen etlerin korunması ve saklanması insan sağlığı açısından çok önemlidir. Kurban etleri, büyük parçalar şeklinde değil, birer yemeklik olacak şekilde küçük parçalara ayrılarak buzdolabı poşetine veya yağlı kağıda sarılmalı ve buzdolabının buzluk kısmında veya derin dondurucuda saklanmalıdır. Bu şekilde hazırlanan etler, buzlukta -2 derecede birkaç hafta, -18 derece derin dondurucuda ise daha uzun süreyle saklanabilir. Etlerin dondurulduktan sonra tekrar çözünmesi bazı mikroorganizmalar için üreme ortamı oluşturur ve bu da sağlığımızı tehdit eder. Çözünen et hemen pişirilmeli ve tekrar dondurulmamalıdır" diyerek önerilerde bulundu.
Bayram günlerinde öğünlerin düzeninin değişebileceğini fakat bu durumun ciddiye alınması gerektiğini söyleyen Ünlüdağ, "Bayram telaşı ve ziyaretleri nedeniyle öğün düzeni değişir ve kırmızı et tüketimi artar. Beslenme düzeninde oluşan bu değişikliklere uygun tedbirler alınmazsa sindirim güçlüğü, mide ağrısı, bulantı, kabızlık, reflü gibi sindirim sistemi sorunlarının yanında kalp çarpıntısı, tansiyon yükselmesi ve besin zehirlenmesi görülme sıklığı da artar" şeklinde konuştu.
Elbette öncelikle saklamak yerine daha hızlı tüketme ve ihtiyaç sahiplerine tasadduk ekme son derece önemli. Yine de etin bir kısmı saklamak isteyenlerin özellikle derin dondurucular da uzun süreli saklama konusunda dikkatli olması gerekiyor. Veterinerlere göre kurban etleri, birer tüketimlik halinde buzdolabı poşetine konularak saklanmalı. Et, kesimden sonra önce temiz kaplara alınmalı sonra güneş görmeyen bir ortamda, 14 derecenin altında bir sıcaklıkta hava almadan dinlendirilmeli. Ekler buz dolabına hemen konulmamalı kesimden sonra etin kendi sıcaklığının düşmesi için en az 5-6 saat bekletildikten sonra buzdolabına kaldırılmalıdır. Et, buz dolabında 0-2 santigrat derecede 6 gün, buzlukta bir iki hafta saklanabilir. Et kıyma haline dönüştürülmüşse bu süre en fazla 3 gündür. Derin dondurucu da ise yani eksi 18 derecede en fazla 3 ay saklanmalı. Taze et hazmı zor olduğundan 24 saat bekletildikten sonra tüketilmesi önerilir. Donmuş etlerin buzları çözüldükten sonra yeniden buzdolabına konulması son derece sakıncalı. Bu nedenle çözdürülen et tekrar dondurulmamalı, hemen pişirilmeli ve tüketilmeli. Aksi durumda beklenmedik zehirlenmeler meydana gelebilir. Bu nedenle de etlerinin bir yemeklik olacak kadar küçük parçalar halinde buzdolabında poşetlerde saklanmasına özen gösterilmeli.
|
|
|
Tüketici Hakları - Fazla çalışma Hakları - Özlük Hakları Nelerdir |
|
Yazar: RasitTunca - 04-12-2019, 08:17 PM - Forum: Sanal Dergi
- Yorum Yok
|
 |
Haklarınızı biliyor musunuz? - tüketici hakları nelerdir maddeler halinde - Fazla çalışma haklarınızı biliyor musunuz? - Özlük Hakları Nelerdir
İnsanca Yaşama Hakkı:
İnsanca yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahipsiniz. Size hiç kimse işkence ve eziyet yapamaz; insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamazsınız.
Hürriyet:
Kişi hürriyeti ve güvenliğine sahipsiniz. Bu hürriyet ve güvenliğiniz, kanunlarla belirlenen tutuklama, göz altına alma, ıslah evine gönderme ve resmi müessesede gözlem altına alınma hallerinin dışında hiçbir kişi veya kuram tarafından ihlal edilemez, kesintiye uğratılamaz. Yasa tarafından belirtilmeyen gerekçelere ve usullere dayanılarak özgürlüğünüz kısıtlanamaz. Bu en tabii hakkınız, bunu sağlamak da en önemli görevimizdir.
Tutuklanma Nedenini Öğrenme Hakkı:
Kanunlarla belirlenen usul ve esaslar doğrultusunda; tutuklanma sebebinin en kısa zamanda tarafınıza bildirilmesi, haklarınızın neler olduğunun anlatılması ve tutuklandığınızın yakınlarınıza bildirilmesi zorunludur. Yakalanmanız veya tutuklanmanız durumunda en kısa sürede hakim önüne çıkarılmanız, tutuklanmanız veya yakalanmanızda kanuna uygun olmayan bir unsurun varlığında hemen serbest bırakılmanızı sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma
hakkına sahipsiniz.
Özel Hayatın Gizliliği:
Özel hayatınıza ve aile hayatınıza saygı gösterilmesini isteme hakkına sahipsiniz. Özel hayatınızın ve aile hayatınızın gizliliğine dokunulamaz. Kanunlarla belirlenen esaslara göre verilen arama kararları bu konuda bir istisnadır.
Konut Dokunulmazlığı:
Konut dokunulmazlığı en tabii hakkınızdır. Kanunun açıkça gösterdiği hallerde usulüne göre verilen hakim kararı olmadıkça, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise Cumhuriyet Savcıları ve onların yardımcıları sıfatıyla emirlerini yerine getirmeye memur olan Güvenlik Güçleri dışında hiç kimse konutunuza giremez, arama yapamaz ve buralardaki eşyanıza el koyamaz.
Avukat İsteme Hakkı:
Herhangi bir suçlamayla yakalanmanız veya göz altına alınmanız durumunda; soruşturmanın her hal ve derecesinde bir veya birden fazla avukatın hukuki yardımından faydalanma hakkına sahipsiniz. Zabıta amir veya memurlarınca yapılan sorgu işleminde ancak bir avukat bulundurabilir, sonraki savunmalarda ise ancak üç avukat bulundurabilirsiniz.
Hangi makam veya kişi tarafından yapılırsa yapılsın soruşturmanın her safhasında avukatınızın sizinle görüşmesi, ifade alma ve sorgu müddetince yanınızda bulunup, hukuki yardımda bulunması engellenemez veya kısıtlanamaz. Maddi yetersizliklerden dolayı avukat seçebilecek durumda olmamızın halinde ise 'Barolar Birliği' tarafından görevlendirilecek bir avukatın hukuki yardımından ücretsiz faydalanabilirsiniz.
Delil Toplatma Hakkı:
İfadenizin alınması veya sorgunuz sırasında üzerinizde yoğunlaşan şüpheden kurtulmak gayesiyle belirteceğiniz konularda somut delillerin toplanmasını talep edebileceğinizin ve aleyhinize olan şüpheleri ortadan kaldıracak somut delilleri ileri sürme hakkınızın olduğunun da hatırlatılması zorunludur.
Geçersiz İfade:
Herhangi bir nedenle alınan ifadenin özgür iradenizle alınmış ve aynı doğrultuda kayıtlara geçirilmiş olması zorunludur. İradenizi baskı altına alma, kötü davranma, işkence, zorla ilaç verme, yorma, aldatma, bedensel cebir ve şiddette bulunma, araçlar vasıtasıyla cebir ve şiddet uygulama gibi iradeyi bozan, istenmeyenleri söylemek zorunda bıraktıran bedeni veya ruhi zorlama ile kanunlara aykırı herhangi bir eylem yapılamaz. Kanuna aykırı menfaat vaat edilemez. Bu tür yasak yöntemlerle elde edilen ifadeleriniz rızanız olsa da delil olarak değerlendirilemez.
Susma Hakkı:
Zabıta amir ve memurları ile C. Savcısı tarafından ifade alınma ve hakim tarafından sorguya çekilmede; ne ile suçlandığınızın açıkça belirtilmesi, isnat edilen suçlamayla ilgili olarak açıklamada bulunmamızın (yani susmanızın) kanuni haklarınızdan olduğunun hatırlatılması da zorunludur.
Tüketici hakları nelerdir maddeler halinde
Ülkemizin de taraf olduğu 1985 tarihli Birleşmiş Milletler Evrensel Tüketici Hakları Bildirgesine göre 9 tane temel ve evrensel tüketici hakkı mevcuttur.
Bunlar aşğıdaki gibidir:
1) Temel İhtiyaçların Karşılanması Hakkı: Barınma,ısınma, aydınlanma, içecek ve kullanacak su bulma,haberleşme, ulaşım tüketicilerin en temel ihtiyaçlarıdır. Her tüketici, bu temel ihtiyaçların karşılanmasını talep edebilir.
2) Sağlık Ve Güvenlik Hakkı: Satışa sunulan her türlü mal ve hizmetin insan yaşamı ve sağlığı açısından kullanıcısına zarar vermeyecek durumda olmasıdır.
3) Bilgi Edinme Hakkı: Tüketicinin mal ve hizmeti satın alırken doğru karar verebilmesinin sağlanması için tüketicinin gerekli bilgilere ulaşabilmesi ve zararlı, yanıltıcı reklamdan, etiketten, ambalajdan korunmasıdır.
4) Eğitilme Hakkı: Tüketicinin hak ve çıkarlarını koruyabilmesi, tüketici bilincine sahip olması için eğitim kurumlarında eğitilmesidir.
5) Zararların Giderilmesi Hakkı: Satın alınan mal veya hizmetten dolayı tüketicinin uğramış olduğu zararın giderilmesi, o mal veya hizmetin yeniden tüketiciye ulaştırılmasıdır.
6) Sağlıklı Bir Çevrede Yaşama Hakkı: Sağlık koşullarına uygun bir çevrenin oluşumunda ülke ve
Doğal kaynakların doğru kullanımı ile çevrenin korunması, temiz ve sağlıklı bir şekilde gelecek nesillere bırakılmasıdır.
7) Ekonomik Çıkarların Korunması Hakkı: Tüketiciye kıyaslama imkanı verecek çeşitte mal ve hizmetin en uygun fiyattan sunulması, satış sonrası her türlü teknik destek ve servisin tüketiciye ulaştırılmasıdır.
8 ) Seçme Hakkı: Tüketicilerin çeşitli ürün ve hizmetlere istedikleri zaman ulaşabilmeleri anlamındadır. Rekabetin tam olarak işlemediği pazarlarda devlet aksaklıların giderilmesi için yapacağı düzenlemeler ile uygun kalite ve fiyatlarda mal ve hizmetlerin tüketicilere sunulmasını sağlamalıdır.
9) Temsil Edilme, Örgütlenme, Sesini Duyurma Hakkı: Yukarıda sayılan hakların elde kullanılabilmesi, tüketicilerin haklarını koruyabilmeleri, mağduriyetlerinin giderilmesinde bir araya gelerek güç birliği oluşturmaları ve hükümetlerin ekonomik ve siyasi politikaların da dikkate alınma ve kamu kurumlarında temsil edilebilmesidir.
KUSURLU MAL ALANLARIN HAKLARI NELERDİR?
Alışverişlerinizde:
Satın aldığınız mallardan belirli standartları bekleme hakkına sahipsiniz.
Aldığınız malda hiçbir ayıp olmamalıdır.
Ambalajında , kılavuzunda yada reklamlarında belirtilen veya satıcının vaat ettiği özelliklere sahip olmalıdır.
Herhangi bir malı satın alırken sözleşme yapmadıysanız,satıcı ile olan her türlü konuşmanız sözleşme sayılır.
Bir malı aldıktan sonra ayıplı olduğunu fark ederseniz; Satın aldığınız tarihten itibaren 15 gün içinde şunlardan birini yapma hakkına sahipsiniz.
Ayıplı malın değiştirilmesini,
Ödediğiniz bedelin iadesini,
Ayıbın neden olduğu değer kaybının bedelden indirilmesini,
Ücretsiz olarak tamirini talep edebilirsiniz.
Eğer malın ayıbı gizli ise veya hile ile gizlenmişse, hakkınız 2 yıldır.
Ayıplı bir maldan dolayı maddi veya manevi bir zarara uğramışsanız bu zararınızı, satıcı veya üretici veya ithalatçı karşılamak zorundadır.
Bir şikâyetin çözümlenmesinde zorlanıyorsanız daha fazla çaba gösterin.
Size zorluk çıkaran veya yardımcı olmayan satıcıya, hakem heyetine gideceğinizi söylemeniz bile yeterli olabilecektir.
Haklı olduğunuza inanıyorsanız, hakkınızı aramak için size gösterilen tüm yollara başvurun.
Zira böyle bir durumda hakkınızı aramazsanız sadece sizin zarara uğramanız değil, aynı zamanda tüketiciye saygılı olmayan satıcıyı ödüllendirmek ve başkalarının da benzer zararlara uğramasına sebep olmak anlamına gelir.
‘Fazla çalışma haklarınızı biliyor musunuz?’
Kırşehir Barosu’na kayıtlı Av. Ahmet Akdağ, işçilerin fazla çalışmayla ilgili bilmesi gerekenleri gazetemize açıkladı.
Fazla çalışma hakkında bilgiler veren Av. Ahmet Akdağ, açıklamasına şöyle devam etti;
“4857 sayılı İş Kanununun 41-47 nci maddeleri arasında fazla çalışma ücreti açıklanmıştır.
“Fazla çalışma ücreti
“Madde 41 - Ülkenin genel yararları yahut işin niteliği veya üretimin artırılması gibi nedenlerle fazla çalışma yapılabilir. Fazla çalışma, Kanunda yazılı koşullar çerçevesinde, haftalık kırkbeş saati aşan çalışmalardır. 63 üncü madde hükmüne göre denkleştirme esasının uygulandığı hallerde, işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık iş süresini aşmamak koşulu ile, bazı haftalarda toplam kırk beş saati aşsa dahi bu çalışmalar fazla çalışma sayılmaz.
“Her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde elli yükseltilmesi suretiyle ödenir.
“Haftalık çalışma süresinin sözleşmelerle kırk beş saatin altında belirlendiği durumlarda yukarıda belirtilen esaslar dahilinde uygulanan ortalama haftalık çalışma süresini aşan ve kırk beş saate kadar yapılan çalışmalar fazla sürelerle çalışmalardır. Fazla sürelerle çalışmalarda, her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde yirmi beş yükseltilmesiyle ödenir.
“Fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma yapan işçi isterse, bu çalışmalar karşılığı zamlı ücret yerine, fazla çalıştığı her saat karşılığında bir saat otuz dakikayı, fazla sürelerle çalıştığı her saat karşılığında bir saat on beş dakikayı serbest zaman olarak kullanabilir.
“İşçi hak ettiği serbest zamanı altı ay zarfında, çalışma süreleri içinde ve ücretinde bir kesinti olmadan kullanır.
“63 üncü maddenin son fıkrasında yazılı sağlık nedenlerine dayanan kısa veya sınırlı süreli işlerde ve 69 uncu maddede belirtilen gece çalışmasında fazla çalışma yapılamaz.
“Fazla saatlerle çalışmak için işçinin onayının alınması gerekir.
“Fazla çalışma süresinin toplamı bir yılda iki yüz yetmiş saatten fazla olamaz.
“Fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışmaların ne şekilde uygulanacağı çıkarılacak yönetmelikte gösterilir.
“Zorunlu nedenlerle fazla çalışma
“Madde 42 - Gerek bir arıza sırasında, gerek bir arızanın mümkün görülmesi halinde yahut makineler veya araç ve gereç için hemen yapılması gerekli acele işlerde, yahut zorlayıcı sebeplerin ortaya çıkmasında, işyerinin normal çalışmasını sağlayacak dereceyi aşmamak koşulu ile işçilerin hepsi veya bir kısmına fazla çalışma yaptırılabilir. Bu durumda fazla çalışma yapan işçilere uygun bir dinlenme süresi verilmesi zorunludur.
“Şu kadar ki, zorunlu sebeplerle yapılan fazla çalışmalar için 41 inci maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları hükümleri uygulanır.
“Olağanüstü hallerde fazla çalışma
“Madde 43 - Seferberlik sırasında ve bu süreyi aşmamak şartıyla yurt savunmasının gereklerini karşılayan işyerlerinde fazla çalışmaya lüzum görülürse işlerin çeşidine ve ihtiyacın derecesine göre Bakanlar Kurulu günlük çalışma süresini, işçinin en çok çalışma gücüne çıkarabilir.
“Bu suretle fazla çalıştırılan işçiler için verilecek ücret hakkında 41 inci maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları hükümleri uygulanır.
“Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma
“Madde 44 - Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde işyerlerinde çalışılıp çalışılmayacağı toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmeleri ile kararlaştırılır. Sözleşmelerde hüküm bulunmaması halinde söz konusu günlerde çalışılması için işçinin onayı gereklidir.
“Bu günlere ait ücretler 47 nci maddeye göre ödenir.
“Saklı haklar
“Madde 45 - Toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmelerine hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatillerde işçilere tanınan haklara, ücretli izinlere ve yüzde usulü ile çalışan işçilerin bu Kanunla tanınan haklarına aykırı hükümler konulamaz.
“Bu hususlarda işçilere daha elverişli hak ve menfaatler sağlayan kanun, toplu iş sözleşmesi, iş sözleşmesi veya gelenekten doğan kazanılmış haklar saklıdır.
“Hafta tatili ücreti
“Madde 46 - Bu Kanun kapsamına giren işyerlerinde, işçilere tatil gününden önce 63 üncü maddeye göre belirlenen iş günlerinde çalışmış olmaları koşulu ile yedi günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az yirmi dört saat dinlenme (hafta tatili) verilir.
“Çalışılmayan hafta tatili günü için işveren tarafından bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücreti tam olarak ödenir.
“Şu kadar ki;
“a) Çalışmadığı halde kanunen çalışma süresinden sayılan zamanlar ile günlük ücret ödenen veya ödenmeyen kanundan veya sözleşmeden doğan tatil günleri,
“b) Evlenmelerde üç güne kadar, ana veya babanın, eşin, kardeş veya çocukların ölümünde üç güne kadar verilmesi gereken izin süreleri,
“c) Bir haftalık süre içinde kalmak üzere işveren tarafından verilen diğer izinlerle hekim raporuyla verilen hastalık ve dinlenme izinleri,
“Çalışılmış günler gibi hesaba katılır.
“Zorlayıcı ve ekonomik bir sebep olmadan işyerindeki çalışmanın haftanın bir veya birkaç gününde işveren tarafından tatil edilmesi halinde haftanın çalışılmayan günleri ücretli hafta tatiline hak kazanmak için çalışılmış sayılır.
“Bir işyerinde işin bir haftadan fazla bir süre ile tatil edilmesini gerektiren zorlayıcı sebepler ortaya çıktığı zaman, 24 ve 25 inci maddelerin (III) numaralı bentlerinde gösterilen zorlayıcı sebeplerden ötürü çalışılmayan günler için işçilere ödenen yarım ücret hafta tatili günü için de ödenir.
Yüzde usulünün uygulandığı işyerlerinde hafta tatili ücreti işverence işçiye ödenir.
“Genel tatil ücreti
“Madde 47 - Bu Kanun kapsamına giren işyerlerinde çalışan işçilere, kanunlarda ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışmazlarsa, bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücretleri tam olarak, tatil yapmayarak çalışırlarsa ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücreti ödenir.
Yüzde usulünün uygulandığı işyerlerinde işçilerin ulusal bayram ve genel tatil ücretleri işverence işçiye ödenir” dedi.
Soru ve cevaplarla fazla çalışma ücreti hakkında bilinmesi gerekenler ise şöyle;
Haftada 44 saat çalışma yapıyorum fazla çalışma ücreti alabilir miyim?
Fazla çalışma ücreti alamazsınız. Çünkü, 4857 sayılı İş Kanununun 41'inci maddesinde haftalık 45 saatten fazla çalışma yapılırsa fazla çalışma ücreti ödeneceği belirtilmektedir.
Haftada 3 saat fazla çalışma yapıyoruz, ücretini nasıl alacağız?
Her bir saat fazla çalışmanın ücretinin %50 fazlasıyla ödenmesi gerektiği 4857 sayılı İş Kanununun 41'inci maddesinde belirtildiğinden toplam 4,5 saate denk gelen fark ücret almalısınız.
Sözleşmede haftalık 40 saat çalışacağım belirtilmesine rağmen, işverenim beni haftada 44 saat çalıştırıyor, ücretimi ne kadar zamlı ödemelidir?
% 25 fazlasıyla ödemelidir. Yani 4 saatlik fazla sürelerle çalışma için 5 saate tekabül eden ücret ödemelidir.
İşçinin hak ettiği fazla çalışma ya da fazla sürelerle çalışma nedeniyle serbest zamanı ne kadar sürede kullandırmalı dır?
6 ay zarfında kullandırmanız gerektiği 4857 sayılı İş Kanununun 41'nci maddesinde belirtilmektedir.
Haftada 5 saat fazla çalışma yapıyorum, ücreti yerine izin almak istiyorum, alabilir miyim, alabilirsen ne kadar alabilirim?
4857 sayılı İş Kanununun 41'nci maddesinde fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışmada işçi isterse zamlı ücret yerine fazla çalıştı her saat karşılığı 1 saat 30 dakikayı, fazla sürelerle çalıştığı her saat karşılığında 1 saat 15 dakikayı serbest zaman olarak kullanabileceği belirtildiğinden toplam 7,5 saat size serbest zaman iş saatleri içinde verilmelidir.
Fazla saatlerle çalışma için işçinin onayını almalı mıyım?
İşçinin onayını almanız gerektiği 4857 sayılı İş Kanununun 41'inci maddesinde belirtilmektedir.
Bir yılda toplam ne kadar fazla çalışma yaptırma hakkım var?
4857 sayılı İş Kanunu'nun 41'inci maddesinde fazla çalışma süresinin toplamının bir yılda 270 saatten fazla olmayacağı belirtilmektedir.
Özlük Haklarınızı Biliyor musunuz?
Mesai günlerinde görevleri başında bulunmaları gereken Devlet memurları hakkında, mazeretsiz veya izinsiz olarak göreve gitmedikleri veya görevlerini terk ettikleri sürelere göre çeşitli yaptırımlar uygulanması konusu 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile hükmetmiştir.
Kanundaki düzenlemelere göre, mesai günlerinde görevi başında olmayan memurlar hakkında, görevle ilişiklerinin kesilmesi sonucunu doğuran yaptırımlar uygulanabileceği gibi sadece disiplin cezası verilmesi de söz konusudur. Görevi başında bulunmayan memur hakkında, görevden uzak kaldığı süreye bağlı olarak uygulanabilecek yaptırımları şu şekilde sıralayabiliriz.
Mesai saatleri içinde kısa süreli olarak görev yerinde bulunmama Mesai saatleri içerisinde mazeretsiz veya izinsiz olarak görevine geç giden veya erken ayrılan ya da görev yerini terk eden memura; görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazılı olarak bildirilmesi suretiyle UYARMA CEZASI verilir. 1 veya 2 gün göreve gitmeme Mazeretsiz veya izinsiz olarak 1 veya 2 gün görevine gitmeyen memura; brüt aylığından (fiilin ağırlık derecesine göre) 1/30 - 1/8 aralığında kesinti yapılmak suretiyle AYLIKTAN KESME CEZASI verilir. Kesintisiz 3, 4, 5, 6, 7, 8 veya 9 gün göreve gitmeme Mazeretsiz veya izinsiz olarak kesintisiz şekilde 3, 4, 5, 6, 7, 8 veya 9 gün görevine gitmeyen memura; bulunduğu kademedeki ilerlemesinin (fiilin ağırlık derecesine göre) 1, 2 veya 3 yıl durdurulması suretiyle KADEME İLERLEMESİNİN DURDURULMASI CEZASI verilir. Kademe ilerlemesi cezası verilmesini gerektiren işe gitmeme sürelerinin hesabında, kesintili olarak işe gidilmemiş olan süreler dikkate alınmaz.
Örneğin, her defasında birer gün arayla 1 gün ve toplamda 4 gün göreve gitmeyen memura kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilmez. Bu şekilde davranmış memur hakkında uyarma cezası ve tekerrüre ilişkin hükümler uygulanır. Kesintisiz 10 gün göreve gitmeme Mazeretsiz veya izinsiz olarak kesintisiz şekilde 10 gün süre ile görevine gitmeyen memur, yazılı müracaatına gerek olmaksızın, Devlet memurluğundan çekilme isteğinde bulunulmuş (istifa etmiş) sayılır. Memurun bu şekilde çekilmiş sayılabilmesi için, göreve gitmediği günlerin kesintisiz olarak 10 güne ulaşmış olması gerekir. Yıl içinde göreve gelinmeyen günlerin toplanması suretiyle 10 günlük süreye ulaşılmaz. Bu şekilde memuriyetten ayrılanlar, 1 yıl geçmedikçe yeniden Devlet memurluğuna dönemezler.
Bir yıl içerisinde kesintili olarak toplam 20 gün göreve gitmeme Mazeretsiz veya izinsiz olarak bir takvim yılı içerisinde toplam 20 gün göreve gitmeyen memura; bir daha Devlet memurluğuna atanmamak DEVLET MEMURLUĞUNDAN ÇIKARMA CEZASI verilir. Devlet memurluğundan çıkarma cezası verilmesini gerektiren göreve gelmeme süresi (toplam 20 gün), yıl içerisinde kesintili olarak göreve gelmeme sürelerinin toplamı olmalıdır. Çünkü, kesintisiz olarak göreve 10 gün gelmeyen memur hakkında ÇEKİLMİŞ SAYILMA hükümleri uygulanması gerekeceğinden, kesintisiz 20 gün göreve gitmeme halinden söz etme imkanı olamayacaktır.
Örneğin, göreve gitmediği günlerden dolayı memur hakkında ilgili sürelere isabet eden disiplin cezalarının verilmiş olması veya tekerrür hükümlerinin uygulanmış olması, yıl içerisinde göreve kesintili olarak gitmediği günler toplamı 20’ye ulaştığında hakkında Devlet Memurluğundan Çıkarma cezası verilmesine engel teşkil etmeyecektir. Devlet memurluğundan bu şekilde çıkarılanlar, bir daha devlet memuru olamazlar.
|
|
|
Gasp ve Soygunlardan Korunma Konusunda Emniyet Amirliginden Bayanlara Öğütler |
|
Yazar: RasitTunca - 04-12-2019, 08:14 PM - Forum: Sanal Dergi
- Yorum Yok
|
 |
Gasp ve Soygunlardan Korunma Konusunda Emniyet Amirliginden Bayanlara Öğütler
Genel olarak bayanlarımız yükte hafif, pahada ağır ve bilhassa altından yapılmış olan ziynet eşyasını kullanmaktan zevk alırlar. Bundan dolayı yankesicilik, dolandırıcılık, kapkaççılık gibi hırsızlık olaylarına ve ziynet eşyalarının alınması esnasında meydana gelen boğuşmalarda yaralanmalara bazen de maalesef ölümlere maruz kalmaktadırlar.
Alış- verişe çıktığınızda bilhassa semt pazarlarına gidişinizde tüm ziynet eşyalarınızı takarak çıkmayın. Semt pazarlarında ve büyük alış-veriş merkezlerinde ziynet eşyalarını takanların kötü niyetliler tarafından takip edilebileceğini unutmayınız.
Alış-veriş merkezlerinden veya semt pazarlarından dönerken kesinlikle ıssız yerleri tercih etmeyin. Apartmanınıza girerken arkanıza dönerek takip edilip edilmediğinizi kontrol ediniz.
Bu tür alış-veriş merkezlerinde veya düğünlerde kötü niyetli olabilecek kişilere karşı dikkatli olun, dönerken de mümkün oluğunca yalnız dönmemeye gayret ediniz.
Semt pazarlarında alışveriş yaparken poşetlerin fazlalığından dolayı, yardımcı olmaya çalışan kişilere kısa süreli de olsa çantanızı emanet etmeyiniz.
Bu tür alış-veriş merkezi, semt pazarı vb. yerlere giderken çantanızda çift cüzdan bulundurmak ve fazla miktardaki paranızı, kredi kartlarınızı, kimlik kartınızı, ehliyetinizi vb. değerli evrakınızı başka cüzdanda bulundurmak mağduriyetinizi önleyecektir.
Evinizin elektrik, su telefon, doğal gaz vb. donanım ve şebekelerini kontrol için geldiklerini söyleyen tamirci, tesisatçı, belediye görevlisi kılığındaki kişilere dikkat ediniz.
Resmi görevli olduklarını belirten kişilerden kimlik göstermelerini isteyiniz.
Kapıya gelen satıcı, dilenci, bohçacı, falcı vb. kişiler her zaman mal satmak için gelmezler. Kötü niyetli kişiler toplumun bu istemini her zaman kendileri için fırsat olarak değerlendirmek isterler. Bunlara karşı her zaman dikkatli olunuz.
Evinizde yalnız olduğunuz bir zaman kapınızı tanımadığınız kişilere açmayın. Kapınızda mutlaka zincir bulundurun. Önce kapı dürbününden bakın, sonra zinciri açmadan ne istediğini anlayın. Ancak tanımadığınız şahıslara kesinlikle kapınızı açmayınız.
Evden çıktığınız zaman bırakmak zorunda olduğunuz değerli eşyalarınızı alışılagelmiş yerlerin dışında ve en son düşünülen veya hiç düşünülmeyen yerlerde saklayınız.
Ziynet eşyalarınızı evde bırakma imkanınız olmadığından üzerinizde taşımak zorundaysanız, dikkat çekmemek için değerli takılarınızı örtecek giysiler giymeniz mağduriyete uğramanızı önleyecektir.
Toplu taşıma araçlarında seyahat ederken çantalarınızın kapaklarını iç yüze getiriniz veya çantanızı ön tarafında tutarak elinizle kontrol altına alınız.
Taşıtlarda seyahat ederken özellikle kucağında çocuk taşıyan bayanlara ekstra eşyalarını tutmayı teklif eden kişilere karşı dikkatli olunuz.
Kalabalık alış-veriş merkezlerinde veya marketlerde alış-veriş yaparken cüzdanınızı çantanızdan çok sık olarak çıkarmamaya, elinizde tutmaya, tezgah üstüne veya başka yerlere koymamaya dikkat etiniz.
Issız mahallerden geçmemeye özen gösteriniz.
|
|
|
Hirsizlikla-Mucadelede-Emniyet Amirliginden Tavsiye Edilen - Alinacak-Tedbirler |
|
Yazar: RasitTunca - 04-12-2019, 08:11 PM - Forum: Sanal Dergi
- Yorum Yok
|
 |
Hirsizlikla-Mucadelede-Emniyet Amirliginden Tavsiye Edilen - Alinacak-Tedbirler
BİLİNEN HIRSIZLIK ÇEŞİTLERİ
Yankesicilik: Belediye ve özel halk otobüslerinde, otogar, tren garı havayolu terminalleri, pazarlarda, alışveriş yerlerinde, kalabalık arasında dalgınlığınızdan istifadeyle bir ve birden fazla kişi tarafından ceplerinizden veya çantanızdan paralarınızın çalınması olayıdır.
Tırnakçılık: Para bozdurmak için başvuran ve genellikle turist rolü yapan kişilerin kasanızdan veya tezgah üzerine çıkarttığınız paraların içerisinden karıştırmak suretiyle dalgınlığınızdan istifade ederek bir miktar para çalma olayıdır.
Muslukçuluk: Cami şadırvanlarında abdest alınırken askıya asılan elbiselerin ceplerinden para çalma olayına 'muslukçuluk' denir.
Falcılık: Çeşitli ihtiyaç beyanıyla ikametgahınıza ihtiyaç gidermek için gelen bazı bayanların sizin zaaflarınızdan faydalanarak falınıza bakmak istediğini, falınıza bakmak istemesi, falınızın daha iyi çıkabilmesi için mücevherlerinizi kullanmak istemesi ve sizin dalgınlığınızdan istifade ederek bu altınlarınızı çalması olasıdır.
Dolandırıcılık: İyi niyetinizden istifade edilerek hile ve desiseyle para ve eşyalarınızın alınması olayı dolandırıcılıktır.
Banka, postane ve vergi dairelerine para yatırmanıza yardımcı olacağını söyleyip parayı elinizden alan, sizi de pul almak için yanından uzaklaştırmak isteyen kötü niyetli kişiye güvenmeyin.
Emekliler; bankadan ikramiyelerini aldıktan sonra yanlarına gelen ve bankada görevli olduğunu, yanlış ödeme yapıldığını, paranın eksik kalan kısmını ödemesi için bankaya gelinmesini isteyen ve kendilerini pul alma bahanesiyle uzaklaştırmaya çalışana inanmamalıdırlar.
Dükkanınıza gelerek bozuk para ihtiyacınızın olup olmadığını soran kişilere inanmayın. Ayrıca, doktor olduğunu söyleyerek size ücretsiz tedavi öneren ve buna karşılık bir miktar para isteyen kişilere inanmayın.
Gümrük Muhafaza Memuru kisvesiyle gümrükten ucuz fiyatla mal alacağını vaat eden şahıslara inanmayın.
Alınacak Basit Ama Etkili Önlemler
Evlerinizin birinci, ikinci kat balkon ve pencerelerinin kilitlerinin sağlam ve demir olmasına,
Kapılarda çift kilit bulundurup geceleri kapı arkalarına emniyet zinciri takılmasına,
Evlerinizi kısa süreli olarak terk edeceğiniz zaman bilhassa geceleri bir lambanın yanık kalmasına, Apartman kapılarının muntazam ve sağlam olması, gerektiğinde zil tertibatı takılması,
Apartman yöneticisi tarafından apartmanın kapıcısının dikkati çekilerek apartmana giren yabancı şahısların takip edilmesi, Sokak lambalarının yanık vaziyette tutulmasına, İşyerinizin kapılarına sağlam kilit takılmasına ve camlarının demirli kepenkler ile muhafaza altına alınmasına,
Mahallenizdeki şüpheli şahısları her an 155 numaralı telefona ihbarda bulunmaya,
İşe alacağınız şahıslar hakkında ön bilgi sahibi olmak için geçmişleri hakkında bilgi toplamaya, herhangi bir olay vukuunda en yakın bölge karakoluna bilgi vererek görevli isteyip, olay yerinin incelenmesinin sağlanmasına, görevliler olay yerini tetkik edinceye kadar olay yerinin muhafaza altına alınmasına özen gösterin.
Otolarınızı herhangi bir nedenden dolayı park etmek zorunda kaldığınızda aşağıdaki önlemlere uymaya çalışın. Basit gibi görünen önlemlerin; kazançlarınızın başkaları tarafından çalınmamasında çok etkili önlemler olduğunu göreceksiniz.
Oto park edildiğinde, oto içerisinde ehliyet, ruhsat, para ve kıymetli evrak bulundurulmamalı,
Otoların ön ve arka bölümlerinde dışarıdan bakınca ilgi çekici eşyalar bulundurulmamalı,
Otolara hırsızlık olaylarına karşı bir önlem olarak alarm tertibatı taktırmalı.
|
|
|
Konut-Guvenligi-için- Emniyet Amirliginden Tavsiye Edilen-Tedbirler |
|
Yazar: RasitTunca - 04-12-2019, 08:09 PM - Forum: Sanal Dergi
- Yorum Yok
|
 |
Konut-Guvenligi-için- Emniyet Amirliginden Tavsiye Edilen-Tedbirler
Mekanik Yönden:
Yapılış itibariyle tek tek, arka arkaya dizilmiş bir şekilde bulunan evlerde, mekanik mi yoksa alarm tertibatımı kullanılacak, buna bilinçli bir şekilde karar verilmelidir. Öncelikle evin açılabilecek yerleri;kapı pencere, bodrum penceresi çatı aralıkları, balkon-teras ve garaj kapıları vb. gibi yerler masraftan kaçınmayıp demir koruyucularla korunmalıdır. Sadece zemindeki kapı veya pencereleri kapayıp da üst kattakileri kapatmamak mantıksızlık olur. Kolay bir şekilde merdiven temin edilerek buralardan evlere girebilir. Bu sebeple buralar da korunmalıdır.
Kapı Bölümü:
Birçok hırsız kapıyı kullanarak eve girer. Bu durumlarda balkon sürgüleri, çok sayıda kilit ya da güvenli sağlam kapılar tavsiye edilir. Balkon ve teras kapıları kilitlenebilen bir sisteme sahip olmalıdır. Daha çok güvenliği ise, kilitler ya da çok sayıda kilitler ile sağlam kapılar sağlar.
Pencere Bölümü:
Pencereler, iteklemelere karşı ek kilitlerle kilitlenebilen kollarla veya çok sayıda kilitlerle korunabilir. Daha çok güvenli olmasını istiyorsanız en az 19 mm kalınlığında ve 12x12 cm aralığında bitişik yerleri kaynaklı ve duvara en az 10 cm girmiş olan parmaklıklar kullanınız. Eğer cam kullanılırsa, kırılmaya müsait olmayan camlar kullanılmalı ve uçları betona girecek şekilde ayarlanmalıdır. Kesişen uçlara kaynak yapılmalıdır.
Diğer bir imkan ise kırılmayan camların kullanılmasıdır. Bu arada pencerelerde de bir çok kilit ya da ek kilit kullanmalıdır. Özel naylonlar ise, kısa bir süre için de olsa girişleri önlemektedir. Yapılması çok kolay ve ucuzdur.
Bodrum pencereleri demir parmaklıklara kapatılmalıdır. Bodrum parmaklıklarının boşlukları sık bir şekilde, sağlam içi dolu, paslanmayan bir tür madenden ve soygunlara karşı sağlam olmalıdır.
Kasalar:
Kasalarda mutlaka çok kullandığınız eşyaları muhafaza ediniz. Pahalı mücevherat, çok miktarda nakit para önemli evraklar bankalardaki kasalarda muhafaza edilmeli. Ev için kullanılacak kasalardan duvar ya da yer kasaları tavsiye edilmektedir. Evinizden herhangi bir nedenle ayrılmanız durumunda mutlaka anahtarlarınızı yanınıza alınız. Şifreli bir kasa kullanıyorsanız şifrenizi her hangi bir yere not etmeyiniz. Eğer duvara gömülü kasaların kullanımı mümkün değilse, aynı şekilde yere gömülü olarak yerleştirilebilen ağaçtan kasa da kullanabilirsiniz. İsteğinize uygun bir kasayı piyasadan temin etmeniz mümkündür.
Davranışlara Yönelik Önlemler:
Alarm tertibatları, sürgülü kilitler yada zorlamaya dayanıklı kapılar vb mülkünü korur, bu da çok önemlidir. Böylece bir çok dertten ve masraftan kurtulursunuz.
Önemli olan, yokluğunuzu belli etmemenizdir Tatilde olduğunuz zamanlar, evinizin posta kutusuna gelen mektupları ve reklam kağıtlarını tanıdıklarınıza aldırtmalısınız.
Evdeki yokluğunuzdan dolayı hiçbir surette kapınıza not yazmayınız. Evde daima birisi varmış hissini verecek şeyler yapınız. Evinizde tele sekreterli telefon kullanınız ve yokluğunuzu belirtmemek için mesaj bırakınız (mesela; arayan şahsın size kısa bir süre için ulaşamayacağını belirtiniz).
Komşuluk yardımlaşması ile soygunların önüne geçilebilir:
Güvenebileceğiniz bir komşunuz sizin evde bulunduğunuzu göstermeye çalışmalı. Kendisi belirli zamanlarda evinizdeki ışıkları yakabilir veya zaman ayarlı olarak yanan lambalar kullanabilirsiniz. Arada sırada komşunuzun evini kollamak da bir önlemdir.
Aynı zamanda yabancılara merdiven aralığında gözetlemek de bir önlemdir. Böyle kişilerle karşılaşırsanız kime gitmek istediklerini veya onlara yardımcı olup olmayacağınızı sorunuz. Şüpheli durumlarda yaptığınız gözlemlere ya da bir alarmın çalışması durumunda mümkün olduğu kadar kısa bir sürede komşunuzu arayınız ve durumu açıklamaya çalışınız. Belli bir yanlışlık sonucu alarm çalmış olabilir.
Bir zanlıyı ya da şüpheliyi kendiniz yakalamaya çalışmayınız. Sizin dikkat edeceğiniz hususlar elbisesi boyu, saç rengi gibi göze çarpan özellikleri, kaçış yönü ve özellikle de kaçtıkları araçların markası elde ettiğiniz bilgileri hemen polise aktarınız.
Tekniğin doğru olarak kullanılması:
Dış aydınlatma mümkün olduğu kadar her yeri aydınlatmalıdır. Size tavsiyemiz devamlı olarak yanan bir ışık kullanmanızdır. Herhangi bir elektronik aracın prize takılmaması için prizin içeriden kapatılabilmesi gerekir. Bu yüzden de elektrik hatları da dış duvarlardan çekilmemeli. Evinizin elektrik bağlantıları ise dışardan kolayca kesilmeyecek şekilde olmalıdır.
Telefon kabloları ise dışardan bağlantı yapılmayacak şekilde olmalıdır. En iyisi yeraltından döşenen kablolardır. Polise daha çabuk ulaşabilmek için de, mutlaka evinizde ikinci bir telefon (paralel) bulundurunuz.
Evinizin önüne bırakacağınız merdiven, sandık ve oturma bankları, tırmanma aracı olabilir. Bir hırsızın kullanabileceği bütün malzemeleri kilitleyebileceğiniz yerlere bağlayarak güven altına alınız. Yağmur boruları veya yıldırım önleyicileri de hırsızın tırmanmasında kolaylık sağlar.
Kapıdaki konuşma sistemleri ise, sadece ev sakinlerinin doğru kullanımlarında yararlı olmaktadır. Birisi zili çaldığında düşünmeden açarsa, ev sahipleri tehlike ile baş başa kalırlar. İçeri girmek isteyenin kim olduğunu öğrenmeye çalışınız (bu şahıs işçi veya resmi bir görevli olsa bile).
Köpekler ise soygunlara karşı çok kullanışlıdırlar. Alarm tertibatlarından sonra en çok yıldırmaya yönelik olarak (büyüklüğü fark etmez) köpekler gelmektedir. Köpek diğerleri gibi kapanma aleti olmayıp yaşayan bir canlıdır.
Aldığınız bütün önlemlere rağmen evinizde bir hırsızlık olduğunda polise çalınan mallarınızı ne kadar detaylı bir şekilde belirtirseniz, çalınan eşyalarınızın geriye gelme şansı da o kadar büyüktür.
Alarm Tertibatı Takmak İster misiniz?
Evlere kolayca erişilebilen pencere, balkon veya çekme kapılar bulunuyorsa, masraftan kaçınmayıp, demir parmaklık veya panjur gibi mekanik tedbirlerin yanında alarm tertibatını da taktırmanız gerekmektedir. Bu konuda yapılan araştırmalar sonucu yapılan olaylarının % 60'ında, şahısların başarısız olduğu tespit edilmiştir. Bu oran, alarm tertibatları için erişebilecek en yüksek orandır. Böyle bir alarm sisteminin çalışmasının dışarıdan da algılanacak biçimde siren veya lamba ile belirgin hale getirilmesi işlevinin daha fazla olmasını sağlar.
Nasıl Bir Montaj?
Alarm sistemlerinin montajının sadece yetkili servisler tarafından yapılması gerekmektedir. Devreye sokulan alarm tertibatının bakımının uzman birisi tarafından düzenli olarak yapılması gerekir. Güvenliğin sağlanması, planlama ile başlar. Bundan dolayı konunun uzmanına isteklerinizi zamanında bildirin. Yanlış montaj veya planlamadan dolayı alarm sisteminin gereksiz olarak devreye girme riski fazladır. Dış güvenliğe yönelik alarm sisteminde bütün açılan yerlerin ve canlı kısımların bulunduğu bölgelerin kontrol altına alınması sağlanır. İç güvenliğe yönelik alarm sisteminde ise evin içindeki belirli noktalarda oluşan hareketlere duyarlık gösteren sistemle güvenlik sağlanır.
Evinizde evcil hayvan besliyorsanız iç güvenliğe yönelik alarm sistemi taktırmanız uygun olmaz. Sistem ile oluşturulan duyarlılık bu evcil hayvanlar vasıtasıyla bozulur ve alarmınız gereksiz olarak çalar. Hareketlere duyarlılık gösteren alarm cihazlarının seçilmesi tamamen mekanın fiziki durumuna bağlıdır. Bu durumda yanlış bir yer seçimi yapmayın.
Alarm sisteminin enerji ihtiyacı şebeke cereyanı ve akü vasıtasıyla birbirinden bağımsız olarak sağlanmalıdır. Alarm sistemi, kullanımı mümkün olduğu kadar basit ve anlaşılabilir olanlardan tercih edilir.
Alarm sisteminin çocuklar tarafından da kullanılabilecek özelliklerde olmasına dikkat edilmelidir. Soygunlar için güvenlik tedbirleri alınmalı ve böyle durumlarda alarm sistemi devreye girecek şekilde dizayn edilmelidir
Nereye Alarm Takalım?
Alarm tertibatı akustik veya optik olarak telefon hattına yerleştirilmelidir. "Sessiz alarm" sistemi telefon aracılığıyla bağlandığı ilgili birime ulaştırılır. Kullanılan alarm sistemlerinin devamlı kontrol edilmesi ve polisin gereksiz yere meşgul edilmemesi gerekir. Bunun yanında sessiz alarm sistemi kuramamanız durumunda, kendiniz de tatbik edebileceğiniz siren ve ışıklandırma sistemini tavsiye ederiz. Monte edilen ışıklandırmalar erişilmeyecek noktada olmalı ve biri açıkça görülebilir, diğeri ise saklı olmalıdır.
Konut Kapılarının İmal Hataları:
Yuvanın içerisinden çıkmış halde bulunan kilit göbekleri,
Dış taraftan vidalanmış kol çerçevesi,
Kapı kolları için iğreti olarak demirlenmiş çok kısa çerçeve,
Kilitlenme yerindeki kapı çerçevesi çok zayıf,
Çok ince veya zayıf kapı materyali,
Çok ince veya zayıf kapı malzemeleri
Konut Kapıları Nasıl Olmalı:
Delinme imkanı olmayan emniyetli kilit göbekleri kullanılmalı. Silindir, her ihtimale karşı kapandıktan ve kilitlendikten sonra da emniyet olmalı,
Silindir, özel bir emniyet çerçevesi içinde bulunmalı, bu silindir içeriden vidalanabilir olmalı ve çerçeve ile birlikte kilitlenmeli çerçeveyle korunmalı,
Kullanacağınız çerçeve en azından 3 cm uzunluğunda 3 mm kalınlığında olup duvar kısmına dübel ile sıkıca vidalanmalıdır. Metal çerçeve kullanılıyorsa, kilitleme yeri güvenli bir şekilde sağlamlaştırılmalı.
Ana kilit zorlamalara karşı sağlam yapılmalıdır.
Bu önlemlere ek olarak güvenlik tedbiri olması bakımından zincir ve emniyet kilidi de bulundurulmalıdır. Bu durumda, davetsiz misafirlerin zararına maruz kalınmadan kapı açıldığından görülecek kadar mesafe bırakılmış olur
Güvenliği Nasıl Sağlayabilirsiniz?
Kapınızın her iki kanadı için de güvenli olan sürgülü kilitleri giriş kapınıza taktırınız.
Aynı zamanda dikey kilitleme sürgüleri de tavsiye edilir. Önemli olan duvarların dolu olması, demirlenme işinin sağlam yapılmasıdır.
Daire kapısının monte edilmesine azami derecede özen gösterin. Menteşe vidalarını duvara takmadan önce mutlaka tutkala batırın. Bu eylem sonrasında vida üzerine bulaşan tutkal donacağından vidayı sıkacak ve menteşeler laçka olmayacaktır.
Daha yüksek etkili bir güvenliğin sağlanması için özel olarak yapılmış ve zorlamaya karşı çok dayanıklı kilitlerle donatılmış kapıların kullanılmasında yararlar vardır
Kapıların zorlanmasına karşı diğer önlemler:
Kapların kaplanmasında kullanılacak olan materyal en az 3 mm olmalıdır.
Kapının iç bölümleri çelik saç ile ya da çelik çubuklarla güçlendirilmeli, ya da aynı zamanda katkı maddesi olmayan saf ağaç ile yapılmalıdır.
Özellikle kapı menteşelerinin sağlam olmasına önem verilmelidir.
Silindir ve menteşeler matkap ile delinmelere karşı sağlam olmalıdır.
Kapınıza mutlaka 170 derecelik göz merceği taktırınız. Apartman içi ışıklar, ev içinden bir düğmeyle de yakılabilir olmalıdır.
|
|
|
Emniyet Amirliginden Tavsiye Edilen Bilgiler Bunlari-Biliyormusunuz |
|
Yazar: RasitTunca - 04-12-2019, 08:07 PM - Forum: Sanal Dergi
- Yorum Yok
|
 |
Emniyet Amirliginden Tavsiye Edilen Bilgiler Bunlari-Biliyormusunuz
Şüpheli Olabilirsiniz:
Şüpheli olarak ifadenizin alınmak istenmesi durumunda ne ile suçlandığınızın bildirilmesinin gerektiğini, avukat tayin etme hakkınızın bulunduğunu, avukat tayin edebilecek durumunuzun olmamasına karşılık baro tarafından tayin edilecek bir avukat isteyebileceğinizi, onun avukatlığından faydalana bileceğinizi biliyor musunuz?
Tanık Olabilirsiniz:
Şahit olarak ve usulüne uygun bir şekilde mahkemeye çağrılmanıza rağmen mazeret bildirmeden gelmemeniz durumunda zorla getirileceğinizi, gelmemenizden dolayı doğan masrafların ödettirilmesi ile birlikte hafif para cezasına da çarptırılacağınızı biliyor musunuz?
Suç Alet ve Eşyaları:
Savcı veya onun yardımcısı olan zabıta görevlileri tarafından yürütülen tahkikat sırasında suçun ispatına yarayacak veya zoralıma tabi olan eşyanızın muhafaza veya başka bir suretle emniyet altına alınabileceğini, bu eşyaların yanınızda bulunması veya tesliminden kaçınmanız durumunda el konulabileceğini biliyor musunuz?
Arama:
Suç üstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde veya firar eden mahkum veya tutuklunun tekrar yakalanmasını sağlamak amacının dışında geceleyin evinizde arama yapılamayacağını, arama kararının yetkili hakimin vereceğini, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Başsavcılarının ve onların yardımcısı sıfatı ile emirlerini yapmaya memur olan zabıta görevlilerinin arama yapabileceğini biliyor musunuz?
Şahsi Dava Açmak Sizin de Hakkınız:
Tehdit, gündüz haneye tecavüz, başkasının sırrını açıklama, darp ve yaralama zarar verme, ticarette kanunsuz rekabet, özel kanunlarda yazılı edebi ve sınai mülkiyetler ile güzel sanatlara ait mülkiyetlerinize ait işlenen suçlardan dolayı zarar görmeniz durumunda avukatınız vasıtasıyla veya bizzat dava açabileceğinizi biliyor musunuz?
Kısıtlanan Hakkınızı Geri Alabilirsiniz:
İşlediğiniz herhangi bir suçtan dolayı mahkum olmanızın yanında elinizden alınan bazı haklarınızın iadesini, ikametinizin bulunduğu yerin tabi olduğu ağır ceza mahkemesine vereceğiniz bir dilekçe ile isteyebileceğinizi biliyor musunuz?
|
|
|
|