| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.
|
|
|
Hangi besinler neye iyi gelir? |
|
Yazar: RasitTunca - 06-29-2019, 10:36 AM - Forum: Yemek Tatli Tarfileri
- Yorum Yok
|
 |
[attachment=66038]
Hangi besin, neye iyi gelir?
Yoğun çalışma temposu ve stres nedeniyle sıklıkla karşılaşılan unutkanlık sorunu, bazı besinlerin düzenli tüketilmesiyle giderilebiliyor.
Güçlü bir hafızaya sahip olmak için Uzman Diyetisyen Şebnem Kandıralı, şu besinlerin tüketilmesi önerisinde bulundu:
“Ispanak : B grubu vitaminler ve folat içerir ,E vitamininden zengindir . Beyin hücrelerini zararlı serbest radikallere karşı korur . E vitamini zengini diğer besinler : badem , brokoli , kivi , mango , ayçiçek tohumu , domates .
Balık ( Omega 3 ) : Omega 3 beyin fonksiyonlarında önemli bir rola sahiptir . Davranış ve bilişsel olaylarda etkilidir . En iyi kaynakları : somon , uskumru , hamsi , sardalye , ringa balığı . Ceviz ve keten tohumuda iyi kaynaklarındandır . Eksikliğinde depresyon , disleksi ( öğrenme bozukluğu ) , dikkat eksikliği vb. görülür.
Bitter çikolata : Beyin reseptörlerini aktive etmek için endorfin salınımını arttır .Yüksek kakao içeriğine sahip birkaç bitter karesi güçlü antioksidanlar içerir, doğal uyarıcıları sayesinde odaklanma ve konsantrasyonu artırır .
Yaban mersini, çilek, böğürtlen : Beyini serbest radikal hasarından korumada etkilidirler . Bellek arttırıcı fitokimyasal olan antosiyaninden zengindirler . Kırmızı üzüm, kivi, portakal ve elma da beyin gücünün artışı için diğer mükemmel besinlerdir.
Süt, yoğurt, peynir : Mükemmel birer protein kaynağıdırlar . Vücuda yavaş ve sabit bir enerji kaynağı sağlayıp, gün içinde hafızamızın ayakta kalmasına destek olurlar . Protein içeren besinler aynı zamanda vücudu uyaran kimyasallar olan epinefrin ve dopamin seviyelerini de arttırırlar.
Yumurta : Beyindeki hafıza bölümü için gerekli olan vitaminleri ( A , D , B12 , B grubu ) barındırır . Beyinden sinyal alıp , gönderme için gerekli önemli bir aminoasit olan tirozini içerir , vücudun uyanık kalmasını sağlar.
Tam tahıllar : Esmer pirinç , esmer ekmek , yulaf , darı vb. B6 , B12 ve folik asit içerirler . Hafızayı korumak , konsantrasyon ve beyine kan akışını sağlamak için gereklidirler .
Kuruyemiş ve tohumlar : Ruh halini pozitif yonde etkilerler . Kabak ve ayçekirdeği kognitif fonksiyonları arttırırlar . Uykusuzluk ve hafif depresyon durumlarında rahatlamaya yardımcı olur .
Kırmızı lahana : Beyin hücre hasarını azaltmak ve uzun süreli hafızayı canlandırmak için gerekli polifenolleri ( fisetin ) içerir , bu Alzheimer hastalığının önlenmesi ve tedavisinde yararlıdır. Kırmızı soğanda iyi bir seçimdir .
Brokoli ve kuşkonmaz : K vitamininin zengin kaynaklarıdır . Bilişsel fonksiyonları ve beyin gücünü arttırmada etkilidirler.
Fıstık ezmesi : Beyinin odaklanması ve dikkat için gerekli olan B6 vitamininden zengindir . Kızarmış bir dilim ekmek üstüne 1 yemek kaşığı kadar fıstık ezmesi ve üzerine eklenmiş muz dilimleri ile B6 vitamininden zengin bir ara öğün yapabilirsiniz.
Su : Dehidratasyon ( susuzluk ) beynin kortizol denen bir hormon salgılamasına neden olur . Bu hormondaki artış beynin bilgi depolama kısmının küçülmesine ve hafıza gücünün azalmasına neden olur. Kortizol adrenalin üretimini de arttırır , bu artış beyin fonksiyonunu etkiler ve hafızayı bozar.”
Sağlımızla ilgili bir problemle karşılaştığımızda mutfağımızdaki gıdalara bir göz atmakta fayda var. Çok severek tükettiğimiz besinlerin belki de vücut üzerindeki etkilerini bilmiyoruz.
Baş ağrısı çekiyorsanız, kabızlık probleminiz varsa, saçlarınız cansızlaşmışsa sorunlarla baş etmek için sebze ve meyvelerden faydalanabilirsiniz. Süt içerek kemiklerinizi güçlendirebilir, kuru cilt için ton balığı, kanserle savaşta domates ve tofu tüketebilirsiniz…
Hangi besin neye iyi geliyor
- Ton balığında bulunan yağ asitleri kan basıncını düşürücü, migrene bağlı baş ağrılarını baskılayıcı, egzamayı önleyici ve kuru cilde nem desteği sağlayıcı özelliğe sahip bulunuyor. Besleyici, bağışıklık sistemini güçlendirici, kilo vermeye yardımcı özellikleri bulunan mantar kalori değeri de düşük olduğu için çok yense bile kilo aldırmaz.
- Bol miktarda bitki selülozu bulunan mantar; kabızlığı önlüyor, kandaki kolesterol miktarını azaltıyor, ortalama bir meyveden daha fazla C vitamini içeren mantar, bu nedenle metabolizmayı da çalıştırıyor.
- Süt ise D Vitamini ve kalsiyum içermesi nedeniyle kemikleri ve dişleri güçlendiriyor.
- Kanseri önleyici birleşimi olan portakal, kişinin günlük C vitamini gereksinimini karşılıyor ve bakterilere karşı direnci artırıyor. Portakal, sağlığa zararlı olan ve tümör hücrelerinin gelişimine yardım eden serbest radikaller ile hızla savaşıyor.
- A vitaminince zengin olan havuç, saça ve cilde iyi geliyor.
- Ceviz ise beynin gıdasıdır. 1 pound ceviz (453 gr) yaklaşık 5 pound yumurtaya veya 9 pound süte eşdeğerdir. Cevizde bulunan proteinler arasında lysine maddesi bulunur. Bu madde beyin için faydalıdır ve göz altı torbalanmalarına da iyi gelir.
- Cilde iyi gelen maden suyu, sindirime ve toksinlerin atılmasına da yardımcı oluyor.
- Çilek suyu lezzetli olduğu kadar, sağlık açısından da faydalı özellikleri bulunuyor. Cilt dokusunu düzgünleştiren çilek, ishale iyi gelir, karaciğer ve idrar atılım sistem rahatsızlıklarında faydalıdır. Ayrıca diş eti rahatsızlıklarına iyi gelir; nefesi tazeler ve boğazı yumuşatır.
- Kansere karşı savaşta etkili olan domates iştah açıcı, enerji verici ve cilt tonu açıcı özelliklere de sahip bulunuyor.
- Lif ve C vitaminince zengin olan lahana sindirim sistemine iyi geliyor, detoksifikasyona da yardımcı oluyor.
- Östrojen bakımından zengin olan soya fasulyesi kadın sağlığı için son derece önemli bir besin. Soya fasulyesinden elde edilen bir tür peynir olan ve iyi bir protein kaynağı olan tofunun, içeriğinde bulunan isoflavin adlı maddeler östrojeni azaltabiliyor. Göğüs kanserinden endişelenenlerin tofu yemesi öneriliyor.
- Menopozdaki sıcak basmalarına, kabızlığa iyi gelen patates göz altı morluklarını da azaltıyor.
- Sindirimi kolaylaştıran yoğurt, bağırsak enfeksiyonunu önlüyor ve vücudun bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Sütle karşılaştırıldığında; düşük yağ ve yüksek kalsiyum oranı nedeniyle yoğurt tercih edilmeli. B2 vitaminince zengin olan yoğurdun vücuda çok faydası bulunuyor.
- Antioksidanlar, C vitamini, karotenoidlerden ve proteinden son derece zengin olan brokolinin; en iyi anti-aging gıdalardan biri ve anti kanser gıda olduğu biliniyor.
- B12 vitamini içeren kabuklu deniz ürünlerinin cilt sağlığı, esnekliği ve parlaklığı için faydaları bulunuyor.
- Özellikle kahvaltıların vazgeçilmezi yumurta ise hafızayı güçlendirmenin yanında, H vitamini (Biyotin) alımına ve sentezine yardım ediyor.
- Çikolata yatıştırıcı özelliği, dokusu ve tadı ile beynin kortikal zevk merkezini uyarıyor. İşte bu nedenle çikolata yiyince kendimizi iyi hissediyoruz.
- Selüloz, C vitamini ve şeker içeren elma; uçuk oluşmasını önlüyor, cildin parlaklığını korumasına yardımcı oluyor.
Gün içinde tüketilen tüm besinler ve alınan sıvı miktarı cildin kusursuz bir görünüme kavuşmasında büyük rol oynuyor. Memorial Wellness Kozmetik Dermatoloji Uzmanı Dr. Makbule Dündar, cilt sağlığını korumak için tüketilmesi gereken gıdalar hakkında bilgi verdi.
Cildin A, E ve C vitamini ihtiyacının karşılanması önemli
A vitamini; dokuların, cildin sağlıklı olmasını sağlayan ve bağışıklık sistemini güçlendiren bir özelliğe sahiptir. Havuç, zengin bir A vitamini kaynağıdır. Özellikle yeşil yapraklı sebzelerde olan E vitamininin; yaraların çabuk iyileşmesi, yaşlanmanın cilt üzerindeki belirtilerinin engellenmesi, cildin daha parlak olması ve kırışıklıkların hafiflemesine önemli katkısı vardır.
C vitamini bağ dokusunu destekleyici özelliği ile cildin daha parlak bir görünüme kavuşmasına yardımcı olur. Bunun yanı sıra saç ve tırnak sağlığı üzerinde de oldukça etkilidir. Kuvvetli bir C vitamin deposu olan limon, cilt sağlığı ve parlaklığı için tüketilmesi gereken bir besindir.
Brokoli, enginar ve kerevizin gücünü gözlerinizle görebilirsiniz
Cilt sağlığı için lifli besin tüketimi artırılmalıdır. Lifli besinler, vücuttaki toksinlerin atılmasına ve arınmaya yardımcı olur. Brokoli, enginar ve kereviz bu konudaki en önemli yardımcılardır. Brokoli cildi esnek ve genç tutmaktadır. Bunun için haftada birkaç kez pişmiş olarak brokoli tüketilebilir.
Kerevizin içindeki K vitamini ise daha sağlıklı bir kan dolaşımına destek vermektedir. Brokoli, güneşten hasar gören cildin korunması açısından önemli bir kaynaktır. Bir enginar günlük lif ihtiyacının neredeyse yüzde 25-30’unu karşılar. Enginar vücuttaki iltihaplanmayı ve kızarıklıkları azaltan bir antioksidandır.
Badem ve ceviz ile saç ve tırnaklar güçleniyor
Çinko, cildin ve kasların erken yaşlanmasını önlemektedir. Hücre yenilenmesini destekleyerek cildi güzelleştirir, tırnakları güçlendirir ve saç dökülmesini önler. Vücudun ihtiyacı olan çinko, kavrulmamış ceviz, fındık, badem gibi kuru yemişlerde, kuru baklagiller ve kırmızı ette bulunmaktadır. Kuruyemişlerin tuzlanmamış, kızartılmamış ve işlem görmemiş olanlarının tercih edilmesi önemlidir.
Sağlıklı görünümün sırrı kefir
Kefirin cilt güzelliğine ve parlaklığına olumlu etkileri bulunmaktadır. Ciltteki yağlanmayı ve kepeklenmeyi önler, saçları kuvvetlendirir. Kefirde bir takım mikroorganizmalar ve mayalar mevcuttur. Bunlar bağırsakta bir takım reaksiyonlara sebep olup sindirimi düzenleyerek cildi çok daha sağlıklı hale getirmektedir. Günde bir bardak kefir tüketimi cildin sağlıklı ve ışıltılı olmasını sağlamaktadır.
Susuz kalan cilt kuruyor ve çabuk yaşlanıyor
Tüm yararlı besin kaynakları dışında cilt için en önemli noktalardan birisi yeterli miktarda su tüketimidir. Susuz kalan vücutta cilt kurur ve kırışıklıklar daha kolay ortaya çıkmaya başlar. Her gün 2,5 litre su tüketmek cilt sağlığı için önemlidir. Bunun yanı sıra günde 1 fincan yeşil çay içilmesi de sağlıklı bir cilt görünümü için önerilmektedir.
Bitter çikolata pürüzsüz bir görünüm sağlar
Bitter çikolatanın içeriğinde flavonoidler ve antioksidan maddeler bulunmaktadır. Bu maddeler cilt dostu ve güneş hasarına karşı koruyucu özelliktedir. Bitter çikolatanın içindeki kakao, atardamarları genişleterek cilde giden kan miktarını artırmakta ve cildin daha sağlıklı görünmesini sağlamaktadır. Bitter çikolata konusunda tüketim miktarı ve içindeki kakao oranının yüzde 70 olmasına dikkat edilmelidir.
|
|
|
| Kurban Etini Tüketmeden Önce Mutlaka Bilmeniz Gereken Detaylar |
|
Yazar: RasitTunca - 06-29-2019, 10:25 AM - Forum: Yemek Tatli Tarfileri
- Yorum Yok
|
 |
Kurban Etini Tüketmeden Önce Mutlaka Bilmeniz Gereken Detay
Fatih Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hayrettin Mutlu, kurban etinin ilk 12-24 saat dinlendirilmesinin çok önemli olduğunu söyledi. Mutlu, “Özellikle büyükbaş hayvan etinde ölüm sertliğinin geçmesi için 12-24 saat bekletilmesi gerekiyor. Etleri kesinlikle açıkta ve uzun süre buzdolabı dışında bırakmayın. Derin dondurucuda saklayacağınız etleri bir öğünlük parçalar halinde hazırlayın.” dedi.
Yaklaşan Kurban Bayramı’yla ilgili beslenme konusunda bilgi veren Beslenme ve Diyet Uzmanı Hayrettin Mutlu, bayramın ilk günü kurban etine dokunulmamasını gerektiğini söyledi. Mutlu, “Özellikle büyükbaş hayvan etinde ölüm sertliğinin geçmesi için 12-24 saat bekletilmesi gerekiyor. Etleri kesinlikle açıkta ve uzun süre buzdolabı dışında bırakmayın. Derin dondurucuda saklayacağınız etleri bir öğünlük parçalar halinde hazırlayın. Etler derin dondurucuda -18 derecede uzun süre, buzdolabında ise -2 derecede bir hafta saklanabilir. Bayramın 2’nci günü dinlenmiş etlerinizi rahatlıkla tüketebilirsiniz. Etlerin yağlı kısımlarını kesinlikle tüketmeyin. Bayramın 3’üncü gününü çok hareketli geçirin.” önerilerinde bulundu. Bayram ziyaretlerinde 3 kilometreden kısa mesafelere yürüyerek gidilmesi tavsiyesinde bulunan Mutlu, şu ifadelere yer verdi:
* Bayramın son gününde 2 saat yürüyüş yapın.
* Egzersiz öncesi beslenmekten kaçının.
* Sık sık ama azar azar beslenin ve son günler diye kalan tatlıları bitirmeye çalışmayın.
* Yolculuğa çıkacaksanız yanınıza mutlaka atıştırmalık meyveler hazırlayın.
* Yolculuk yapmayacaksanız mutlaka 45 dakika tempolu yürüyüş yapın.
* Alışveriş merkezinde vakit geçirmek yerine piknik, spor aktiviteleri ve küçük geziler yapabilirsiniz.
* Ayrıca şişkinlik ve hazımsızlık için; 1-2 çay kaşığı kimyon, rezene, kişniş karışımı 20 dakika kaynatılmış suda bekletilerek sabah akşam tüketilebilir. Şişkinlik ve hazımsızlığı önleyen, sindirim sistemini rahatlatan bu çay karışımı özellikle et tüketilen öğünlerden 1-2 saat sonra içilebilir. Uykuyu açmada ve dinçlik meydana getirmede meyveler, çay ve kahveden 10 kat daha güçlüdür.
Birliğin ve beraberliğin paylaşıldığı bayramdır Kurban Bayramı. İkramlar çoğalır, ev bereketlenir, bayram kavurması ağır ağır pişirilir. Sohbet, muhabbet ve lezzet sofrada her daim yerini alır. Evdeki et oranı da birden bire artış göstermeye başlar. Birçok tarifte etleri kullanıyoruz ancak etleri birden tüketmek gibi bir durumumuz da olmuyor.
Bu aşamada geleneklerimiz devreye giriyor ve kavurmalar pişiriliyor. Kışlık enfes kavurmalardan pilavın yanına sıcacık yenecek kemikli kavurmalara kadar kavurma çeşitleriyle ilgili tüm sorularınıza yanıt olmaya geliyoruz. Dillere destan kavurmaların da püf noktaları mevcut. Onları da bilmek şart! Etleriniz hazırsa biz başlıyoruz kavurmaları anlatmaya.
Kuşbaşı et nasıl pişirilir?
Etin orta boylardaki, küp küp doğranmış haline kuşbaşı deniliyor. Kuşbaşı etleri pişirmek ise oldukça mühim. Etin en lezzetli hallerinden biri olan kuşbaşı, fazla pişse lastik gibi sert bir kıvama geliyor. Bazı etlerde hatalı pişirme sonucunda lezzetli bir kıvama gelmiyor. Bu nedenle kuşbaşı etleri pişirirken bilmeniz gerekenler var.
Kuşbaşı etleri yıkamamaya özen gösterin. Yüksek ısıda pişecekleri için içlerinde varsa zararlı maddeler yok olacaktır. Etlerinizi yanmaz yapışmaz, kalın tabanlı, mümkünse demir döküm bir tavaya ya da tencerenin içerisine alın. Az zeytinyağı ile birlikte yüksek ısıda mühürleyin. Mühürleme işleminden kasıt, arkasının ve önünün hızlı bir şekilde renk değiştirmesini sağlamak. Bu şekilde etin suyu içerisinde kalacaktır. Ardından eklemek istediğiniz diğer malzemeleri alın ve etinizi orta ateşte pişirin. Kuşbaşı etlerinizi en yumuşak bu şekilde pişirebileceğiniz gibi ocakta mühürlendikten sonra diğer malzemelerle buluşturup fırına da verebilirsiniz.
Et nasıl kavrulur?
Eti kavurmak için çok yanmaz ve yapışmaz, çiziği olmayan, kalın tabanlı bir tava ya da tencereye ihtiyacımız var yine. Kavurma işleminde mutlaka tereyağı ve sıvı yağ kullanmak gerekiyor. Kavurmak istediğiniz eti bu tavanızın ya da tencerenizin içerisine alın. Orta ateşte bir tahta kaşık yardımıyla karıştıra karıştıra pişirmeye başlayın. Etiniz suyunu salacak ve tekrar çekecektir. Bu aşamalarda karıştırma işlemine devam edin.
Etinizin rengi dilediğiniz kıvama gelince tuz, karabiberini ya da diğer malzemeleri de ekleyerek biraz daha kavurun ve ocaktan alıp servis edin.
Yumuşak kavurma nasıl yapılır?
En sevdiğimiz en kavurmaların yumuşacık olmasının sırları var. Önce güzelce mühürleyip lezzetini içinde bırakmak, tuzunu en son ilave etmek, içerisine mutlaka iç yağı ve kuyruk yağı ilave etmek bunlardan birkaçı. Hemen tüketmek istediğiniz sulu, sebzeli, kemikli kavurmalar hazırlamak istiyorsanız; kurban etinizi bir süre dinlendirdikten sonra pişirme işlemine geçebilirsiniz. Her tarifin içerisine mutlaka kuyruk yağı ya da iç yağı koymayı ihmal etmeyin. Bu şekilde lezzetlerine lezzet katmış olacaksınız.
Kışlık, dolaba koyacağınız kavurmaların yumuşacık olması için ise tuzunu son anda ilave etmeye ve bolca yağ kullanmayı ihmal etmeyin. Etlerinizi önce güzelce soteleyin. Ardından yağlarla birlikte kavurun ve etler yumuşayıp yağlarla özdeşleşince tuzunu ilave edip ocaktan alın. Bu şekilde oda sıcaklığında bekletin bir süre. Ardından kapların içerisine koyup buzdolabında kışlık kavurmalarınızı saklayabilir, dilediğiniz zaman çıkarıp tüketebilirsiniz.
Kurban eti buzdolabında kaç gün durabilir?
Kurban etleri oda sıcaklığında birkaç saat dinlendirildikten sonra kapların içerisinde üzeri kapalı bir şekilde 3 gün kadar saklanabilir. Buzlukta ise buzluğun sıcaklığı değişkenlik göstermediği sürece 5-6 aya kadar tazeliğini koruyabilir. Kavurma olarak buzluğa konulan etler ise yine 6-7 ay kadar kalabilir.
Şimdiden herkese afiyet olsun!
|
|
|
| Kavurma Hazırlarken Dikkat Etmemiz Gerekenler |
|
Yazar: RasitTunca - 06-29-2019, 10:14 AM - Forum: Yemek Tatli Tarfileri
- Yorum Yok
|
 |
![[Resim: Kavurma%20Haz%C4%B1rlarken%20Dikkat%20Et...kenler.png]](https://efsane1turk.net/EfsaneUploads2/Kavurma%20Haz%C4%B1rlarken%20Dikkat%20Etmemiz%20Gerekenler.png)
Kavurma Hazırlarken Dikkat Etmemiz Gerekenler :
Bayramlık kavurmayı hazırlarken dana etinden hazırlıyorsak, kuşbaşı olarak doğradığımız eti
düdüklüye koyup, üzerini örtecek kadar su ilave edip, haşlıyoruz. Dana kavurmayı haşladıktan sonra
geniş ve yayvan bir tencereye alıp, kapağı açık bir şekilde pişmeye bırakıyoruz.
Doğradığımız kuyruk yağını tavaya alıyoruz. Kuyruk yağı eridikten sonra, kıkırdağını süzerek yağsız
olarak pişirdiğimiz dana kavurmanın üzerine boşaltıyoruz. Tuz ilave ediyoruz. Tane karabiberi
değirmenden çekiyoruz. Tahta kaşığımızla karıştırarak sıcak olarak servis ediyoruz.
Burada önemli bir ayrıntı kavurma yerken ve yedikten sonra soğuk bir şeyle içmeyin. Midenizin
rahatsız olmaması için mümkünse sıcak bir şeyler içmeliyiz. Bayramlık kavurmayı kuzu etinden
hazırlıyorsak; Kuzu etini küçük küçük kuşbaşı şeklinde doğruyoruz.
Tenceremize doğradığımız eti boşaltıyoruz. Yarım çay bardağı su ilave ederek tencerenin kapağı açık
şekilde pişmeye bırakıyoruz. Kuyruk yağını küçük küçük doğrayıp, başka bir tavaya alıyoruz. Kuyruk
yağı eridikten sonra, kıkırdağıyla birlikte etin pişmesine yakın tencereye boşaltıyoruz.
Etimiz piştikten sonra tuz serpip, karabiberi değirmenden çekiyoruz. Ve servise hazırlıyoruz.
Kavurma Hakkında Bilgiler:
Kıyma etini hazırlarken dananın döşünden seçiyoruz. Kıymanın içinde sırt kısmı olmamalıdır.
Üzerindeki sinirleri almalıyız. En iyi kıyma az yağlı olmalıdır.
Kavurma yapacağımız eti hazırlarken, butun iç kısmından seçiyoruz. Kavurma daha yumuşak
olacaktır. Antrikot eti ile ilgili olarak; Antrikot etinin ortası yağlıdır. Antrikot eti dövülmez ve ince
kesilmelidir.
Antrikot eti, bonfile etden daha lezzetlidir. Antrikot eti pişirilirken; iki taraflı tuz serpiyoruz. Tek taraflı
olarak bir tarafına tane karabiberi değirmenden çekiyoruz. Biberiye koyuyoruz. Ve ızgara tavaya
sıvıyağ dökerek pişiriyoruz.
Burada pişirme ile ilgili olarak da önemli bir nokta belirtmek isteriz ki; eti tavada tek taraflı olarak
pişiriyoruz. Yani ilk önce tavanın sağ tarafına ete tuz döktüğümüz yeri alta gelecek şekilde koyuyoruz.
Daha sonra eti tavanın sol tarafına alarak biberiye ve karabiber döktüğümüz yeri pişiriyoruz.
Ve bu şekilde tavanın bir sağ, bir sol tarafına alarak pişiriyoruz. Bu şekilde pişirdiğimizde etimiz daha
yumuşak olacaktır.
Misafirlerinizi Mest Edecek Harika Bir Kavurma Tarifi
Malzeme Listesi
3 Kg Dana Eti
300 Gram Kuyruk Yağı
Tuz
Tane Karabiber
Hazırlanışı:
Kuşbaşı olarak doğradığımız eti düdüklüye koyup, üzerini örtecek kadar su ilave edip, haşlıyoruz.
Dana kavurmayı haşladıktan sonra geniş ve yayvan bir tencereye alıp, kapağı açık bir şekilde pişmeye
bırakıyoruz. Doğradığımız kuyruk yağını tavaya alıyoruz. Kuyruk yağı eridikten sonra, kıkırdağını süzerek yağsız
olarak pişirdiğimiz dana kavurmanın üzerine boşaltıyoruz. 2 tatlı kaşığı kadar tuz ilave ediyoruz. Tane
karabiberi değirmenden çekiyoruz. Tahta kaşığımızla karıştırıp, servis tabağımıza alıyoruz. Sıcak olarak servis ediyoruz.
|
|
|
| Erkek Çocuk Annesi Olmak |
|
Yazar: RasitTunca - 06-29-2019, 07:51 AM - Forum: Sağlık Bilgileri
- Yorum Yok
|
 |
Erkek Çocuk Annesi Olmak
Evlat sahibi olmak hayatta başınıza gelebilecek en güzel şey… Oğlum olmadan önce çocuk sesine tahammül edemeyeceğimi düşünürken oğlumun yeri gelip üstüme çiiş yaptığına, yüzüme kustuğuna, elime kaka yaptığına çok kez şahid oldum
Bunları çekinmeden yazıyorum çünkü sizde annesiniz ve eminim bunların bir çoğu başınıza gelmiştir.
Tabii bir de ‘oğlunuz’ varsa isterse tüm gün üstünüze çişini yapsın Kız anneleri alınmasın lütfen evlat ayrımcılığı yapmak değil asla ama erkek anneleri her yönden çok şanslı neden mi? Buyurun bu yüzden
- Hayatınızda babanızdan ve eşinizden sonra ki kahramanınız dır.
– Kız evlat büyüyüp yuvadan uçar ama erkek evlat hep yanınızdadır.
– Kız çocukları gibi sevgilerini pek gösteremeseler de erkek evlat daima annelerine aşıktır.
– Erkek annesi olmak içindeki erkeği keşfetmektir.
– Erkek annesiyseniz erkek oyunları oynamanız kaçınılmazdır.
– Daha 1 yaşında olmasına rağmen kıskanmaktır herkesten.
– Eşinize aşıkken bir gün onun sevgisinin önüne geçen tek varlıktır erkek evlat.
– Erkek annesiyseniz eğer bir gün ayakta işemeniz kaçınılmaz bir gerçektir
– Ve en acısı da şu ki; siz sevip öpmeye kıyamazken birgün biri çıkar gelir ve oğlunuzu alıp gider. O zaman oğlunuz artık bir başkasına ait olur ve artık sizin o top oynadığınız, birlikte araba yarışı yaptığınız oğlunuz artık başkasına ait olur her istediğinizde öpüp koklayamazsınız.
Yinede erkek annesi olmak ayrıcalıktır.
Oğullarımızın hayatına pek çok prenses girse de, her zaman kraliçe biz olarak kalacağız
Erkek annesi olmak gelecekte ki kaynanalığın ispatıdır…
Erkek çocuğu olan anneler için 8 altın öneri
Huzurlu, özgüveni yüksek, saygılı bir erkek çocuğu yetiştirmek isteyen ebeveynlere bazı tavsiyeler vereceğiz. İşte o tavsiyeler...
OĞLUNUZA SAKIN GÜLMEYİN!
Genel olarak erkeklerde bir kadının alay etmesi onlar için daima travmatiktir. Annenin alaycı olması ise erkek çocukalarda çok daha derin üzüntülere neden olabilir.
Çorabını ters giydiği için, kedilerden korktuğu ya da bir kızdan hoşlandığı için hiç fark etmez, aonunla alay etmeniz asla hafızasından silinmez.
SORULARINA HER ZAMAN CEVAP VERİN
Asla ‘çünkü öyle’ ya da ‘büyüyünce anlarsın’ diyerek geçiştirmeyin. Eğer ne söyleyeceğinizi bilmiyorsanız, önce kendiniz öğrenin ve sonra ona anlatın. Utanç verici sorular karşısında ise biraz zamana ihtiyacınız olduğunu söyleyin.
KARAR VERİRKEN ÖNERİDE BULUNMASINI İSTEYİN
Sizi çok zorlayan bazı konularda, akıl almaz tavsiyeleri ve çözümleri olabilir. Üstelik onu fikri sorulan bir insan ve erkek olarak büyüterek karakterini geliştirmesini sağlayabilirsiniz.
'SANA DEMİŞTİM' KALIBINI UNUTUN!
Bu kalıp annenin zaferini kutladığı sıfır toplamlı rekabettir. Çocuğa hiçbir şekilde yararı dokunmaz.
ONU ÖVÜN
“Güzel ama bunun düzeltilmesi gerekiyor”demek yerine “süper” deyin.
HAYALLERİNİ DESTEKLEYİN
İleride yapmak istediği mesleğe dair alanıyla ilgili şeyler alın. Eğer bir müzisyen olmak istiyorsa, ona hangi müzik aletini çalmak istediğini sorun.
Sonra resim yapmakta daha hevesli hissetmeye başladı. Bir kursa gitmek ister mi? Oğlunuz yirmili yaşlarına kadar asla net fikir veremez.
Pozitif ve sağlı iletişim kurabilen çocukların aynı zamanda mutlu ve neşeli olduğunu vurgulayan uzmanlar, mutlu çocukların sırrını açıkladı.
|
|
|
Kız Annesi Olmak |
|
Yazar: RasitTunca - 06-29-2019, 07:39 AM - Forum: Sağlık Bilgileri
- Yorum Yok
|
 |
Kız Annesi Olmak
Daha önce ki yazımda erkek annesi olmanın yanlarını yazmıştım. Şimdiki konumuz ise kız annesi olmak. Ben henüz bir kız evlada sahip değilim o yüzden bir deneyimim yok. Alternatif Anne’nin konuk yazarının kaleminden okuyacağız kız annesi olmanın yanlarını…
Alternatif Anne’nin Konuk Yazarından Kız Annesi Olmak
- Anne olmak zor, bir çocuk yetiştirmek zor, ama kız annesi olmak daha zor. Hayır, hayır, çoğu kişinin düşündüğü gibi kız çocuğunun namusuna sahip çıkmak, adı çıkmasın diye onu sakınmak yüzünden değil.
-Birincisi kız çocuk büyürken, önce annesine hayran olur, ergenlik döneminde ise onu birinci düşmanı ilan eder, artık anne-kız arasında bir sidik yarışı başlamıştır, anne aslında hiçbir şey bilmiyordur, kız ise dünyalar yaratacak kadar her şeyi biliyordur, işte anne bu durumda dengeyi kurmak zorundadır, yoksa ergenlik tam bir savaş alanı haline dönüşüverir.
- Anne bir dişi olarak hayattaki yerini sağlam tutmalıdır ki kızına örnek olabilsin. Oturması, kalkması, yerinde davranması, sinirlenmesi, tepkileri, olayları çözmesi, organize olması, hayatın ve evin düzeni… her şeyiyle kızına örnek olur. Bu ne demektir? Kız çocuğunun ilerideki yaşamında hayatı ne kadar kolay ya da zor karşılayacağı ve yaşayacağı ile doğrudan orantı.
- Annenin bağımlılık potansiyelinin sevgiyle karıştırılması hayattaki en büyük handikaplardan biridir, kızını sevdiği için koruduğunu sanan, ama içinde aslında bağımlılık zincirleriyle kızını kendisine bağlamış olan anne, kızın geleceği için zehirli bir sarmaşıktır. 35 yaşına gelmiş kızının evlenme potansiyelleri karşısında sürekli hastalanarak, kızını eve bağlamaya çalışan anneden, 60 yaşına geldiği halde annesinden ve annesinin arkadaşlarından başka arkadaşı olmayan, annesinin yanında hala minik kız çocuğu gibi olan, hiçbir zaman anne olamamış bir kadına kadar türlü örnekler var çevremde.
- Kız annesi olmanın en zor yanı, aslında evlilik oyununu düzgün oynamak zorunda olmaktır, çünkü kadın olmak içinde şeytaniliği, manipülasyonu da barındırır, bunlar aslında hayatın tadı tuzu küçük oyunlardır, ama bazen evliliği ayakta tutar, bazen de yıkarlar. Bir annenin babayla olan ilişkisi kızın ilerideki kadın-erkek ilişkileri için temeli oluşturur. Annesi babası tarafından dayak yiyen bir kız çocuğu ileride erkek arkadaşının ya da eşinin kendisini dövmesini normal karşılayabilir, çünkü çocukluğunda gördüğü ve normal olarak beynine kaydedilen görüntü budur, bunu dönüştürmek mümkündür, ama güç ve cesaret ister.
- Kızının büyüdüğünü kabul etmek zordur bir anne için. Kız çocuğunun regl olması, artık geri dönülmez büyüme aşamasını gösterir ve kabullenmek zaman alır. Başkalarının kızları için normal karşılanılan bu durum, annenin kendi kızının başına gelince bambaşka bir hale bürünür, hele de annenin regl dönemi sancılı geçiyorsa, aynı acıları kızının yaşayacağını düşünmek bile insanı anında üzmeye yeter. Ve artık kızın bedenindeki değişikliklerin erkeklerin gözünde farklı bir yere konabileceği düşüncesi… artık sokakta yürürken, sadece vitrinlere değil, kızına bakan gençlerin ve yaşıtı erkek çocukların bakışları da izlenir olur.
- Sadece anne için değil, kız çocuk için de zorluklar vardır, anne giden gençliğini kızının bedeninde seyrederken, bir şeyleri kanıtlama çabasında kızıyla yarışa girebilir, giyim tarzı, gidilen yerler, programlar bir anda gençleşebilir, tabii artık botoks, vs sayesinde bu eskiye oranla çok daha kolay oluyor, bir o kadar da daha komik aslında.
- Velhasıl kelam zor şey kız annesi olmak, güçlü olmak gerekli, dengeli olmak gerekli, tutarlı olmak gerekli.
Aras’a hamileyken hep bir kızım olsun diye dua ederdim. Artık kendimi öyle kaptırmıştım ki adı bile hazırdı ”Defne”… Cinsiyetini öğrenmeye gittik ben hep kendimden emin bir şekilde ‘kız olacak’ diyordum, doktorum ”bu bebek erkek” deyince ağladım ne yalan söyleyeyim :) Oğlum doğdu ve ben iyi ki dedim, iyi ki oğlum olmuş. Şuan tam 14 aylık ve peşimde ‘anne anne’ diye geziniyor ve o her ”anne” deyişinde içim titriyor. İyi ki doğurmuşum seni canım oğlum…
İyi ki erkek annesiyim, ilerde kız annesi olmak dileğiyle
Sevgiler
Alintidir
|
|
|
Anneliğin Yüceliğini ve Değerini Anne Olmadan Anlayamazsın |
|
Yazar: RasitTunca - 06-29-2019, 07:31 AM - Forum: Sağlık Bilgileri
- Yorum Yok
|
 |
Anneliğin Yüceliğini ve Değerini Anne Olmadan Anlayamazsın
”Anneliğin yüceliğini ve değerini anne olmadan anlamazsın” derlerdi inanmazdım… insanların hayatlarında öncesi ve sonrası vardır benim öncem belki çok asi belki vurdum duymaz belkide sabırsızlıklarla doluydu, fakat o minik bedeni içimde hissetmeye başladıktan sonra anneliğin bütün tanımı an ve an yerleşiyordu hücrelerime… 19nisan 2012 tarihinde anne olacağımı öğrenmiştim çift çizgi sayesinde eşiminde benimde yüzümüzde heyecanlı,korkulu ve bir o kadar da mutluluk dolu tebessüm belirmişti… inanmak istiyor fakat içimde bir canlının olduğuna inanamıyordum. İlk hastane randevusuna gittim o minik mucizeyi yakından tanımak için… gittik… içimde yinede bir şüphe vardı ya test yanlışsa diye,ultrason cihazında göründü o mucize artık emindim haykırmak istiyordum ”ben anne olacağım” diye 5. haftalıkmış bizimki doktorum diğer kontrolde kalp atışlarını duyabiliriz dedi şimdi kolaysa ikinci randevuyu bekle 19 nisan’la birlikte araştırmalarım hep annelik ve bebek üzerine oldu…
Ne güzelmiş hamilelik içinde kendi canından kanından birini 9 ay büyütmek onu daha cinsiyetini öğrenmeden benimseyip kabullenmek ve her zarar ve kötülükten korumak ne güzelmiş… Annemde beni böyle bu zamanlara getirmiş şimdi daha iyi anlıyorum annemi…
Günler aslında hızlı geçiyordu ama ben farkında değildim bebeğimin cinsiyetini öğrenmeye gidicektik benim hep isteğim kızdan yana olsada içimde o minik mucize erkekmiş… Ve erkek annesi olmak bir ayrı gururmuş bunuda doktor ”erkek” diyip pipisini gösterince anladım birden bire bir gurur ve koltuk altlarımda kabarma hissettim
Biz eşimle birbirimizi çok severek evlendik ve onu ilk tanıdığım gün ona ” mucizem” dedim. o zamanlar bilemezdim hayatıma ondan sonra bir başka mucizenin gireceğini hem duada etmişimdir gireceksede ondan olan bir mucizeye yer var artık kalbimde…. 1,5 sene içinde evlendik,evliliğimizin 7.ayında 3 kişilik aile olmaya karar verdik. 8 aralık 2012 tarihinde minik mucizem ARAS’ı dünyaya getirdim. iyikide getirdim… hayatım boyunca yaptığım en güzel ve en doğru şey oğlum. Rabbim bana anneliği nasip etti ne kadar şükretsem azdır…
Şuan oğlum 6 aylık,onun günden güne büyüyor olması beni çok mutlu ediyor. Bir insana sıfırdan şekil vermek,onu geleceğe sunmak ve yoğurmak muhteşem bir duygu. Allah isteyen herkese anneliği nasip etsin. bir kadını kadın yapan en güzel şeydir annelik…
Anne olmak her kadının merakla ve heyecanla beklediği bir duygu. Annelerimiz ne der; “Anne olmadan anlayamazsın”. İşte bu cümlenin bizler için ne demek olduğunu anlamak için bile anne olmaya değer bence.
Anne olmanın çok keyifli ancak zor olduğunun 20 kanıtı
1- "Ne zaman çocuk yapmayı düşünüyorsunuz?" sorusunu duymaktan bıkacaksınız. - - - - - -
2- Zaten bir çocukla evlendiğinizi unutmayın - - - - - -
3- Çocuğunuzun ne istediğini anlamak biraz zaman alacak, kabul. - - - - - -
4- Çocuk sizindir ancak onunla ilgili hiçbir şeye siz karar veremezsiniz. - - - - - -
5- Anneliğin ne demek olduğunu anladığınız anların çoğalmasıdır. - - - - - -
6- Her yere çocuğunuzla gitmektir - - - - - -
7- Sadece çocuğunuzla değil, bütün ev işleriyle ilgilenmeyi öğrenmektir. - - - - - -
8- 2 saat artık sizin için uzun bir zaman dilimi olacaktır. - - - - - -
9- Oyuncaklar sizin ezeli düşmanınız olacak. - - - - - -
10- Ama miss kokulu öpücükler, size her şeyi unutturur - - - - - -
11- Kendinize zaman yaratmak için elinizden geleni yapacaksınız. - - - - - -
12- Ağzından çıkacak her cümlenin, virgülüne kadar tanımaktır. - - - - - -
13- Kızgınlıklarınızı törpülemeyi öğrenirsiniz. - - - - - -
14- Eşinizi şaşırtmak hiç bu kadar keyifli olmamıştı - - - - - -
15- Ne ara büyüdüğünü anlamayacaksınız. Zaman onunla su gibi akıp, gidecek. - - - - - -
16- Artık en yakın arkadaşınız, çocuğunuz - - - - - -
17- "şişman mı görünüyorum?" Korkutucu sorular sormak . - - - - - -
18- Onunla ilgili konuşmaktan hiç bir zaman sıkılmayacaksınız. - - - - - -
19- Onu tanımak zaman alacaktır, sabırlı olmayı unutmayın. - - - - - -
20- Onun sevdiği şarkıyı ezberlemek hatta en sevdiğiniz şarkı artık onun en sevdiği kahvedir.
Sevgiyle Kalın…
Alintidir
|
|
|
Çocuk Psikiyatri Doktoru, Pedagog ve Psikolog Kimdir? Pedagog Kontrolü Nedir? |
|
Yazar: RasitTunca - 06-29-2019, 07:10 AM - Forum: Sağlık Bilgileri
- Yorum Yok
|
 |
Çocuk Psikiyatri Doktoru, Pedagog ve Psikolog Kimdir? Pedagog Kontrolü Nedir?
Pedagog Kimdir?
Bütün anne ve babalar; çocukları iyi beslensin, iyi okullara gitsin, iyi arkadaşları olsun ister. Aslına bakarsanız herşeyin en iyisi olması için ellerinden geleni yaparlar. Çocukların yaşam kalitesini belirleyen bu süreçte anne ve babalara destek olabilecek kişi, pedagogtur.
Eski Yunan’da zengin ailelerde birçok hizmetli bulunurdu. Hizmetlilerden biri çocukları korumak ve onlara eğitim veren öğretmene götürmekle görevliydi. Bu hizmetlilere paidagogos denilirdi. Pedagog kelimesi de buradan gelmektedir. Günümüzde pedagog, çocuk psikolojisi, eğitimi ve gelişimi üzerinde uzman olmuş kişilere denilmektedir. Pedagogların çocuklar üzerindeki en önemli rolü, ebeveynlerinin farkedemedikleri ya da önemsemedikleri semptomları belirleyerek, onları psikiyatriye yönlendirmesidir. Aynı zamanda bu süreçte çocuğa terapi desteği verirken, ailesini de bilinçlendirir. Çocuğun ailesiyle yaşadığı problemlerde ailesine rehberlik ederek çocuğun gelişimini kontrol altına alır.
Pedagog Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli?
Çocuğunuzun psikolojisini emanet edeceğinizin pedagogu seçerken ilk yapmanız gereken, diplomasına ve aldığı eğitimlere bakmaktır. Bu şekilde, sıradan bir pedagog mu yoksa alanında yeterli bir pedagog mu olduğuna karar verebilirsiniz. Sadece günlük katıldıkları seminerlerden sertifika alan, diplomasını para karşılığında elde etmiş olan fakat kendini uzman pedagog diye tanıtan kişilere dikkat edin. Birkaç seansta çocuğunuzu tedavi edeceğini söyleyenlere inanmayın. Çünkü klinik ortamda çocuğunuzun psikolojisi değerlendirilmeden bu tür söylemlerde bulunulması doğru değildir. Hiçbir pedagog ya da psikolog çocukların yaşadıkları ruhsal bozuklukları tek başına tedavi edemez ve ilaç yazamaz. Böyle durumlarda pedagogunuzun psikiyatristiyle iş birliği içinde çalışmak zorunda olduğunu aklınızdan çıkarmayın.
Çoçuğunuzu yetiştirirken pedagoga gitmekten çekinmeyin. Etrafınızdakilerin çocuğunuzu problemli göreceği düşüncesinden kurtulun. “Çocuktur bu geçer.” gibi düşüncelere kapılmayın ve bu şekilde söyleyenlere aldırmayın. Unutmayın ki her anne ve baba farkında olmadan çocuğuna hatalı yaklaşımlarda bulunarak, psikolojisini olumsuz yönde etkileyebilir. Ancak erken farkedilecek sorunlar ileride ortaya çıkacak problemlerin önüne geçer. Çocuğunuzun gelişimini destekleyerek sağlıklı ve mutlu bireyler yetiştirebilirsiniz.
Aras’ın Pedagog Kontrolü
Uzun zamandır evimizde Aras’ın huysuzluğu baş roldeydi. Artık hem ben hemde o işin içinden çıkamaz olmuştuk. Bende tahammül kalmamıştı ve bir gün ailemizle toplandığımız gün sinir krizi geçirmemle artık bir uzmana görünmekte fayda olabileceğine karar verip hemen bir psikiyatr araştırmasıyla çocuk ve ergen psikoloğu Esra Bulanık’a randevu alıp gittik.
Detaylı bir şekilde sohbetimizi size anlatmak istiyorum;
Doktorun önünde iki sayfalık bir kağıt vardı. Öncelikle Aras’ın adını, yaşını, doğum şeklini sordu. Daha sonra benim ve eşimin yaşlarımızı, öğrenim durumumuzu, mesleğimizi sorup ailemizde ve Aras’ta herhangi bir hastalık olup olmadığını sordu. Notları alınca şikayetimizin ne olduğunu sordu ve anlattık. Açıkçası ilk gittiğimde kafamdaki soru işaretleri yanıtlarını bulmadı, yani pek bir sonuç alamadık. Esra hanım bizi perşembe günü (18 Eylül 2014) pedagog gözetiminde “Denver Testi” denilen diğer adı gelişim testine yönlendirdi. Ve şunu söyleyebilirim ki, bu Denver Testini her anne babanın çocuklarına mutlaka yaptırması gerekiyor.
İki gün bekledikten sonra Çocuk Gelişimi Uzmanı Buket Akın’a doğru yola koyulduk. Araştırdığımız kadarıyla nasıl bir test ile karşı karşıya kalacağımızı biliyorduk. Yine sorularla başladık konuşmaya. “Şikayetiniz nedir?” diye sordu ve huysuzluğunu anlattım doktora, oda “Aras’ın kaç aylık olduğunu” sordu ve “normal” dedi.
Kısaca bana sorduğu sorular şu yönde oldu;
Kullandığı kelimeleri, Ce ee oyununu biliyor mu?, Siz ev işi yaptığınızda sizi taklit ediyor mu?, Seslendiğinizde bakıyor mu? Vs. gibi. Daha sonra küçük bir çanta çıkartıp Aras’a “sandalyeye yanıma oturur musun?” dedi ve Aras’ta oturdu. Kare şeklinde ve değişik renklerde küpler çıkardı ve Aras’tan üst üste dizmesini istedi düzgün bir şekilde üst üste koydu ve babasıyla hayretle izledik çünkü, biz bu tarz sorular sorduğumuzda canı istemedikçe yapmıyor. Daha sonra çantadan bardak çıkardı ve küpleri içine atmasını söyledi onuda eksiksiz yaptı. Ufak bir şişe ve bir adet siyah kuru üzümü şişenin içine atıp Aras’tan üzümü çıkarmasını istedi onuda yaptı. Ufak bir et bebek çıkartıp Aras’tan bebeğin burnunu ve gözünü göstermesini istedi ve Aras orada tıkandı yapamadı. Tenis topuyla oynadılar. Zıpladılar ve kovalamaca oynadılar. Tek sorunumuz bebekteki duyu organlarını gösterememesi oldu. Çığlık atmasının sebebi konuşup derdini anlatamadığı için o şekilde ifade ediyor kendini dedi ve onunla sürekli oyun oynamamız gerektiğini söyledi.
Birkaç tavsiyede bulundu; yere örtü serip ufak kaplar ve kaşıkla bulgur,nohut gibi şeyleri bir kaptan bir kaba aktarma oyunu oynayabileceğimizi söyledi. Veya yine bir kaba su doldurup kaşıkla diğer kaba su aktarabilirsiniz gibi örnekler verdi.
Tam gün kreş için henüz erken olsa da yarım gün oyun gruplarına gönderebileceğimizi ve eğer okula adapte olup severek gidiyorsa 2,5 yaşında tam güne çıkarabileceğimizi söyledi. Her şeyden önemlisi televizyonu hayatımızdan çıkarmamız gerektiğini söyledi, bu çocuklarda konuşma geriliği, sosyalleşememe ve algı eksikliğine yol açıyormuş. Test bitiminde dosyamıza sonucu ekleyip 3 ay sonra tekrar görüşüp gözlemleyelim dedi ve ayrıldık.
Gerçekten bunca zaman boşuna beklemiş ve sinir krizlerine girmişim. Çok şükür Aras’ta ciddi bir sorun yok sadece biraz fazla ilgi bekliyor. Gereken bütün ilgiyi vermeye hazırız. Tüm anne babanın mutlaka gitmesi gerektiğini düşünüyorum. Huysuz çocuklara nasıl yaklaşmak gerektiği hakkında çok faydalı bilgiler veriyorlar. Biz artık televizyonu hayatımızdan yemek saatleri dışında çıkardık. Onun yerine bol bol vakit geçiriyoruz ve parka gidiyoruz. Bu aralar parmağıyla bazı nesneleri gösteriyor ve bende en ince ayrıntısına kadar ne olduklarını anlatıyorum. Hastane dönüşünün ertesinde bay bay yapmayı bile öğrendi
Çocuğum konuşamıyor, geç öğreniyor gibi şeylere takılmayın sevgili anneler, her çocuğun kendine özgü bir kapasitesi ve algılama gücü vardır. Veya ailenizden birinde genetik bir huyda olabilir. Eğer ayına göre belli hareketler yapmıyor, sesler çıkartamıyor ve kelimeler söylemiyorsa o zaman ciddiye alıp bir uzmana danışmakta fayda var. Azıcık sabır ve bir uzman yardımıyla bunun üstesinden gelmek çok basit.
Sağlıklı ve mutlu günler…
Sevgiler
|
|
|
Çocuk Gelişimi Uzmanı E E’den 2 Yaş Sendromu ve Özellikleri |
|
Yazar: RasitTunca - 06-29-2019, 06:55 AM - Forum: Sağlık Bilgileri
- Yorum Yok
|
 |
Çocuk Gelişimi Uzmanı Emine Ergün’den 2 Yaş Sendromu ve Özellikleri
2 YAŞ SENDROMU VE ÖZELLİKLERİ
Çocuklar dünyaya geldikleri ilk andan itibaren anne baba bakımına muhtaçtırlar. Temel ihtiyaçları anne babaları ya da bakıcıları tarafından karşılanır. Genel gelişim özellikleri gereği bağımsız iş yapabilme ve kendini ifade edebilme becerisi kazanana kadar devam eden bu süreçte ciddi sorunlar yaşanmaz.
Ancak 2 yaş dönemi bu anlamda bir dönüm noktası niteliğindedir. Çünkü 2 yaşına gelmiş olan çocuk artık pek çok alanda kendini özgür hissediyor ve bu özgürlüğünü de sonuna kadar kullanmak istiyordur. İşte bu noktada çocuğu bu talebi ile anne babaların tepkileri çakışır ve “2 yaş sendromu” denilen dönem ortaya çıkar.
Aslında her çocuk 2 yaş sendromu yaşar diye bir kural yoktur. Her çocuk bu gelişimsel dönemden geçer fakat kimi çocuk bunu hafif şiddetli atlatır, kimi çocuk da sendrom niteliğinde atlatır. Bunun en büyük sebebi de anne baba tutumlarıdır.
Anne babaların bu dönemde çocuklarla girdikleri güç mücadelesi ve inatlaşma çocukların bu dönemi şiddetli geçirmesinin en önemli etkenlerinden biridir.
2 yaş sendromunda çocukta şu özellikler vardır:
Çocuk her şeyi ister ama aslında hiçbirşeyi de istemez
Genellikle anne babasının tersi düşünceyi savunur
Ağlama krizleri vardır
İsteklerini ağlayarak ifade eder
Her şeyi kendisi yapmak ister, yardım kabul etmez
Yaşıtlarıyla da pek anlaşamaz
Evde ve ev dışı ortamlarda uyumsuz davranışlar sergiler
Vurma, ısırma gibi davranışlar sergileyebilir
Kural ve sınır tanımaz
inatçıdırlar
Anne babalara öneriler:
Bu davranışların gelişimsel bir dönemden kaynaklandığını bilerek sakin ve sabırlı olmaya çalışın
Davranışlarınızda tutarlı olun, bugün izin verdiğiniz şeye yarın izin vermemeniz çocuğunuzu öfkelendirecek ve olumsuz davranışları artacaktır.
Anne baba olarak da birbiriniz ile tutarlı olun
Çocuğunuzdan beklentileriniz üst düzey olmasın, o daha bir çocuk
Uymasını istediğiniz kuralların sınırlarını ona siz çizin, kendiliğinden sizin istediğiniz gibi davranmasını beklemeyin, ona model olun
Çocuğunuzun inadını inat ile çözmezsiniz. Bu sadece işleri çıkmaza sürükler ve aranızdaki iletişim ve ilişki zarar görür
Çocuğunuzu başkaları ile kıyaslamayın
Ona davranışları için yaptırım uygularken adaletli olun. Yaptığı davranıştan daha büyük bir ceza vermeyin
Vurma, ısırma gibi davranışlarına karşılık olarak gülmeyin ya da siz de ona vurmayın. Bu, davranışın pekişmesine sebep olur.
Çocuğunuzla konuşun. Çocuklar dünyaya geldikleri ilk andan itibaren bizi duyar ve anlarlar. Ondan ne beklediğinizi, ne istediğinizi, olumsuz davranışlarını neden onaylamadığınız, doğruyu yanlışı anlatın.
Çocuk Gelişimi Uzmanı
Emine Ergün
|
|
|
Rita Ora – Ritual Şarkısı Sözleri ve Sözlerinin Türkçe Çevirisi |
|
Yazar: RasitTunca - 06-27-2019, 04:23 PM - Forum: Şiirler Şarkılar
- Yorum Yok
|
 |
Rita Ora – Ritual Şarkısı Sözleri ve Sözlerinin Türkçe Çevirisi
[Verse 1]
(1. Versiyon)
Too high, too deep
Çok yüksek, çok derin
It’s you, it’s me
Bu sensin, bu ben
Too wide, too steep, oh yeah
Çok genis, çok dik, ah evet
One thing to me
Bana dair tek sey
Three words, I speak
Üç kelime, söyledigim
When you’re with me, babe
Sen benimleyken, bebegim
[Pre-Chrous]
(Koro Hazirlik)
Oh come on, come on
Ah hadi, hadi
However I act you know how much I care
Ancak ne kadar umursadigimi bilirsin
Come on, come on
Hadi, hadi
You know what I want now meet me if you dare
Bilirsin ki su an istedigim sey cesaret edebiliyorsan benimle bulusman
Now run, now run, now run, now run, now run
Simdi kaç, simdi kaç, simdi kaç, simdi kaç
To anything to be there, be there
Orada olmak için her seyinle, orada olmak için
[Chorus]
(Koro)
And I’ll always be singing it like a prayer
Ve ben her dair bir inanan gibi bunu çalacagim
Oh, when you touch me there
Ah, sen bana dokundugunda
Oh, you’ll always be my ritual
Ah her daim benim ritualim olacaksin
Always, love you all through the night and
Her zaman, tüm gece düsüncelerinde seni sevmek ve
Be there when the sun is rising
Günes dogdugunda (da hâlâ) orada olmak
Oh, you’ll always be my ritual
Ah, benim her zaman ritualim olacaksin
[Post-Chorus]
(Çikis Korosu)
Oh, you’ll always be my ritual
Ah, sen her zaman benim rituelim olacaksin
Oh, you’ll always be my ritual
Ah, sen her zaman benim rituelim olacaksin
[Verse 2]
(2. Versiyon)
Your worry should be
Senin endisen
Beneath the sheets
Carsaflarin altinda kalmali
All love unique, and even when
Tüm askin süphesiz, ve
You’re in my bed, you’re in my head
Sen benim yatagimda, aklimda oldugunda bile
You’re all I need
Sen benim tüm ihtiyacim olansin
|
|
|
|