Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifreniz
  





Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler 12
» Son Üye TalaMAN
» Toplam Konular 7,244
» Toplam Yorumlar 8,378

Detaylı İstatistikler

 
Oku-1 Kedi Bakımı
Yazar: RasitTunca - 07-25-2019, 01:14 AM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar - Yorum Yok



Kedi Bakımı

Kediler; evde ,sokakta ,parkta ,bahçede ,piknikte ,köyde,şehirde ve her yerde etrafımızda görebileceğimiz küçük tatlı tüy yumakları… Sevimli durdukları gerçektir ama aslında yırtıcılar familyasından olan kedilerin avcı hayvanlar olduğunu unutmamak gerekir.Doğal yaşam ortamlarından uzak olan kediler evde minik patileriyle gezen küçük oyuncak bir ev arkadaşı oluverirler size…                       

Öncelikle kedi bakımının sandığımız kadar kolay olmadığını bilmemiz gerekiyor. Bunu geçici bir heves için mi yoksa gerçekten gönülden isteyerek mi yapıyoruz? Diye düşünmeden bu işe başlamamalıyız. Ev ortamında uzun süre yaşadıktan sonra sokağa atılan kedilerin çoğunluğunun bir sure sonra öldüğünü bilmeniz gerekiyor. Bunun başlıca sebepleri şunlar;

                        Kediler yemekleri mama kabından yedikleri ve uzun süre avlanmadıkları için sokağa çıktıklarında adaptasyon sıkıntısı yaşıyorlar.
                        Sıcak ev ortamından soğuk hava şartlarına geçince ne yapacaklarını bilemez hale geliyorlar.
                        Tırnakları ev ortamında zarar vermesin diye kesilince dış ortamda yükseklerden geçerken düşme riskleri artıyor.
                        Tırnakları olmadığından sokak hayvanları tarafından sıkıştırıldıklarında yenilgi neticesinde yaralanmalarına veya yemek kavgalarında başarısız olduğunda aç kalmalarına sebep oluyor.
                        Kediler evde kaldığı sure içinde uysallaşıyor insana alışıyor. Fakat sokağa çıktığında maalesef her zaman iyi insanlarla karşılaşamıyor…

img-20161120-wa0002       
Tüm bunları enine boyuna düşündüysek ve artık kedi sahibi olmaya eminsek güzel günler bizi bekliyor. Öncelikle minik ev arkadaşımızın bulunduğu ortamı tanımasına izin verelim. Eve ilk kez giren kediler tüm odaları dolaşır koklar etrafı incelerler. Özellikle saklı gizli kuytu köşeler,koltukların arkaları,masanın altı,dolabın üstü gibi yerleri sabırla incelerler. Bu içgüdüsel bir harekettir. Daha öncesinde bir hayvan beslemişseniz veya evde şuan beslediğiniz bir hayvan varsa,onun alanında yaşamayı pek istemezler. Ancak zamanla bu duruma alışacaklardır. Eğer evde kediden başka hayvanınız yoksa ve şu an tek hayvan olarak minik kedi arkadaşınız bulunuyorsa alışması çok daha kolay olacaktır.
Başlangıç olarak o istemedikçe yaklaşmaya veya onu zorla sevmeye çalışmayın… Bu hırçınlaşmasına sebep olur. Bir süre sonra onun gelip size yaklaştığını göreceksiniz. Kediler emir altına girmeyi sevmeyen hayvanlardır. Köpeklerde olduğu gibi onu komutlara alıştıramazsınız. Eğer bir şeyi kendi istemiyorsa ona yaptırmanız imkansızdır. Bu yönleriyle bile eşsiz varlıklardır aslında…
Minik ev arkadaşımızı öncelikle iyi bir veterinere götürmeniz gereklidir. Bu süreçte çevrenizde evcil hayvan besleyen insanlardan yardım alabilirsiniz. Onların veteriner tecrübelerine dayanarak bir secim yapmanızı tavsiye ederim. Hekiminizin muayenesi sonrası minik arkadaşınızın karnesi çıkarılmakta ve genel aşı takvimleri düzenlenmektedir.
Eğer veterinere gitmek için vaktiniz yoksa bile ilk aşamada kendimiz gözle görülebilecek dış parazitleri için incelemeniz önemlidir. Bebek kedilerde genelde görülen gözlerde iltihaplanma, karında sert şişlikler gibi rahatsızlıklar gözle fark edilebilir.Bunların dışında kediniz çok durgun ve halsizse, yemek yemiyorsa su içmiyorsa ve mırlama sesi çıkarmıyorsa bir an evvel veteriner götürerek kontrolünü yaptırarak ve bir an önce tedavisine başlamanız gerekir.
Her insanın damak zevki aynı olmadığı gibi her kedinin de damak zevki aynı olmadığından mama seçimi çok önemlidir. Bazı kediler balıklı,etli,tavuklu,mamalar yemekten hoşlanmazlar. Sebzeli mamalara ise bayılırlar. Eğer kedi arkadaşınız henüz 6 aylıktan büyük değilse yavru (young) kedi mamalarını tercih etmeliyiz. İnsanlarda olduğu gibi büyürken bebek kedilerinde belli vitaminlere ihtiyaçları var. Yavru kedi mamaları bu aşamada bize yardım edecektir. Eğer kedimiz 1 yaşını geçmiş ise artık o bir yetişkindir. Yetişkin kedi mamaları (adult) kullanılabilir. Ben mama olarak kalite açısından ve besleyicilik bakımından kaliteli marka mamaları tavsiye ediyorum. Ama maddi açıdan zorlandığımdan diğer uygun fiyat olan mamayla yarı yarıya karıştırmakta buldum çözümü. Kedi arkadaşımız bu şekilde hazırlanan mamasını afiyetle yiyecektir.

    Kuru mamanın saklandığı poşet yada çantanın ağzı sıkı şekilde kapatılmalıdır. Bu şekilde mama taze kalır ve kokusu üstünde kalır. Unutmayın kediler mamanın tadından çok kokusuna öncelik verir.
    Mama kabına çok fazla mama koymayın. Tepeleme doldurulmuş kaptaki mamayı kediniz bir sure sonra beğenmeyecek ve mecbur kalmadıkça o mamayı yemek istemeyecektir.

Sıkça yapılan hatalardan en önemlisi de yavru kedilere inek sütü içirmektir. İyilik yapmak isterken aslında çok büyük bir kötülük yapma ihtimaliniz an meselesi ! İnek sütü yarı yarıya sulandırılmadığı taktirde yavru kediler de ölümcül olan ishale neden olacaktır.
Gelelim kedilerimizin tuvalet eğitimlerine. Onlar aslında bu konuda doğuştan eğitimliler. Size düşen petshopdan alacağınız bir kum kabı ve kum… Sonraki aşamada ise kedinizin kum kabı temizliğine özen göstermelisiniz. Çünkü kediler içi kaka dolmuş olan kaba girmekten hoşlanmazlar. Yanınıza gelip sebepsizce miyavlayan kabının yanına gidip miyavlayan kedinizin demek istediği şey tamda budur. Kediniz kum kabı ve kumu olmasına rağmen çişini veya kakasını buraya yapmıyorsa psikolojik bir sorun yaşıyor olabilir. Bir sure ilgisiz kaldıysa dikkat çekmeye çalışıyor olabilir. Evinize başka bir hayvan gelmişse sinir strese bağlı bu davranışı sergileyebilir.
Yazımın sonuna gelirken belirtmek isterim ki bu yazı sadece benim gözlemlerime dayanarak yazdığım kedi beslerken yaşadığım tecrübeleri aktardığım bir metindir. Senelerdir barınak ve sokakta beslediğim kedi dostlarım ve ev arkadaşı edindiğim minik kedi arkadaşlarımla geçirdiğim sürede edindiğim bilgilerdir. Kedinizde en ufak garip davranış ve ya en ufak farklılık gördüğünüz an uzmana danışmanızı öneriyorum.

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Kedinizi Yakından Tanıyın
Yazar: RasitTunca - 07-25-2019, 01:09 AM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar - Yorum Yok



Kedinizi Yakından Tanıyın

Hayvanlar arasında merakıyla tanınan kedilerin, kuyruğunun 7 katı yüksekliğe kadar sıçrayabildiğini ya da hafızalarının bir köpekten 200 kat daha güçlü olduğunu biliyor muydunuz? İşte kediler hakkında az bilinenler...

Kediler; özgürlüğüne düşkündür. Başına buyruk hareket etmeyi severler. Öyle her çağırdığında gelmezler. Bazen köşelerine çekilir etrafı gözlerler, bazen de etrafta dolanmaya başlar, yaptığınız işe engel olmak için ellerinden geleni yaparlar. Örneğin bir şeyler yazmaya çalışırsınız klavyeye boylu boyunca yatarlar. Bazen de bir bakarsınız bir sinek görmüş kovalayıp dururlar, garip sesler çıkararak. Çoğu zaman da uyurlar... Tabii bunlar bildiklerimiz, gördüklerimiz. Kediler hakkında çok bilinmeyen özellikler...

- Kedileri okşamak, kan basıncını düşürür ve yüksek tansiyon hastalarına iyi gelir. Bu bilimsel olarak da kabul ediliyor.
- Karanlıkta insanlardan 6 kat daha iyi görürler. Kediler renkli görebilmekle birlikte kısmi renk körüdürler aslında. Bu renk körlüğü insanlarda görülen renk körlüğüne çok benziyor. Daha çok mavi ve yeşil tonlarında görüyorlar.
- Bıyıkları çevredeki hareketlere karşı son derece duyarlı, ani bir hareket hemen bıyıklar tarafından algılanıyor.
- Kendilerine ait sahayı yoğunlaşmış sidik ile işaretleyerek diğer kedilerin o alana girmemesi için bir tür uyarı özelliği taşıyor.
- Nabızları yaşlarına bağlı olarak dakikada 160-240 arasında atıyor.
- Evde yaşayan kediler ev eşyalarının ve özellikle kendi eşyalarının (su, yemek kaplarının, tuvaletlerinin) yerlerinin değişmesinden hiç mi hiç hoşlanmazlar. Ayrıca yemeklerini ayak altı bir yere koymayın.
- Vücutlarında 290 kemik ve 517 kas bulunuyor. Köprücük kemikleri olmadığı için de kafalarının sığabildiği her yerden geçebilirler.
- Kediler, tüm memeliler arasında uykuya en düşkün olanlardır. Her gün ortalama 16 saati uyuyarak geçirirler. Bu açıdan bakıldığında, yedi yaşındaki bir kedi hayatının sadece iki senesini uyanık geçiriyor. Genelde derin uykuya dalmak yerine şekerleme yaparlar.
- Son derece meraklılar. Ne olduğunu keşfetmek için her türlü şeyin içine girip tırmanmaya çalışırlar.
- Kedilerin en belirgin özelliklerinden biri de mırlamaktır. Özellikle çok sakin huzurlu ve mutlu olduklarında mırlarlar. Fakat derin mırıltılar rahatsız olduklarını veya acı çektiklerini de ifade edebilir. Kedinizin keyifli anlarında nasıl mırıldadığını biliyorsanız bu iki durum arasındaki farkı kolayca ayırt edebilirsiniz.
- Kediler çikolata yediklerinde hastalanabilir veya ölebilirler.
- Kediler insanlar gibi cezalandırmalardan anlamazlar. Tam tersi ödüllendirildikleri davranışı tekrar etme eğilimindedirler.
- İnsan gözünde bulunmayan bir tabaka sayesinde dış dünyadan gelen çok az miktarda ışığı bile yansıtırlar. Ayrıca göz bebekleri insanınkinden üç kat daha fazla açılabilir. Böylece gözlerine daha fazla ışık girer. Yansıtıcı tabaka, ışığı yansıtarak yakın çevreyi aydınlatır. Kediler bu sayede karanlıkta rahatça dolaşabilirler. Loş bir ortamda yüzüne ışık vuran kedilerin gözleri bu tabakadan yansıyan ışık nedeniyle fosforlu gibi parlak görünür.
- Kediler için insanlar çok iridirler. Kediyi azarlarsanız onu korkutursunuz. Ve kedinin gözlerine, onu eğitmek için dik dik bakarsanız sizi rakibi olarak görmeye başlar. Rekabet ortamında, güçlü bir kedi hasmına dik dik bakar ve rakibi düşmanlığı tırmandırmaktansa bakışlarını kaçırmayı tercih edebilir. Yani kediniz siz ona ısrarla baktığınızda bakışlarını kaçırıyorsa teslim anlamına geliyor.
- Kedi kendini rahatsız hissettiğinde kuyruğu hafif titremeye başlar. Eğer kuyruğun tamamı dikleştiyse ve şiddetle sallanıyorsa bu çok heyecanlandığını gösterir. Yumuşakça bir o yana bir bu yana sallanan kuyruk memnuniyet göstergesi. Kedi sessizce oturuyor ve kuyruğunu hızlıca sallıyorsa bir şeye odaklanmaya çalışıyor. Eğer kuyruk şiddetle kamçı gibi sallanırsa kedi öfkeli, kuyruk bir hızlı bir yavaş sallanıyorsa, bu da kararsız kaldığı anlamına gelir.
- Kedi kafasını veya çenesinin yanlarını size, mobilyaya veya herhangi bir nesneye sürtüyorsa, bu bölgesini işaretlemek için koku bıraktığını gösterir. Kafasının önündeki, ağız çevresindeki ve çenesindeki dokular feremon isimli bir kimyasal salgılar ve sürtünmeyle karşı tarafa geçer. Kediler kokuların ne kadar zaman önce bırakıldığını anlar ve buna göre tehlikeye karşı dikkatli olurlar.
- Kediler, izlerini düşmanlarından saklamak amacıyla dışkılarını toprakla örterler.
- Kedilerin hafızası köpeklerinkinden 200 defa daha güçlü. Fakat bu hafıza seçici ve sadece işine yarayacak bilgileri saklıyor.
- Erkek kediler kızgınlık dönemine girdiklerinde her zamankinden farklı tonda yüksek bir sesle miyavlarlar ve yaşadıkları bölgeyi keskin kokulu bir sıvı püskürterek işaretlerler. Bunun amacı civardaki dişi kedilere varlıklarını bildirmek ve olası rakiplerinin bıraktığı kokuyu kendi kokularıyla maskelemek. Yine bu dönemde diğer erkek kedilerle yoğun bir rekabete girerler. Çoğunlukla bu rekabet karşılıklı ses ve gövde gösterisiyle sınırlı kalsa da kimi zaman kavgalar da yaşanabilir.
- Tüm kediler etoburdur. Bu nedenle yemeklerinde yüzde 30 gibi yüksek oranda protein içeriğine gereksinim duyarlar. Besinleri içine yüksek oranda meyve ve sebze girdiğinde sindirim sistemleri bundan rahatsız olur.
- Kedilerin işitme duyuları insanlarınkinden beş kat daha güçlüdür. Kediler kulaklarını 180 derece döndürebilirler ve bir ses kaynağını bir bekçi köpeğinden on kez daha hızlı saptayabilirler.
- Kedi saatte 50 kilometre hızla koşabilir ve kuyruğunun 7 katı yüksekliğe sıçrayabilir.

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Kedilerde Su Tüketiminin Önemi ve Takibi
Yazar: RasitTunca - 07-25-2019, 01:01 AM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar - Yorum Yok



Kedilerde Su Tüketiminin Önemi ve Takibi

KEDİLERİN SUYA İHTİYAÇLARI NELERE BAĞLIDIR ?

Su tüketiminin hedefi, aşağıdaki nedenlerle vücuttan kaybedilen sıvının yerine konulabilmesidir.
- Tükürük ve solunum yolu ile atılan sıvı çok önemli miktarlarda değildir. 31 °C ortam sıcaklığında bu yollarla kaybedilen su günde 40ml civarındadır.
- Dışkı ile atılan sıvı miktarı, yedikleri gıdanın lif içeriğine bağlıdır. Lif oranı yüksak mamalar daha çok su kaybına neden olurlar.
- En çok su kaybına neden olan fizyolojik olgu idrar boşaltımıdır.

Kediler az su içmeleri ve suyu çok fazla sevmemeleri ile ünlüdürler. İdrarlarının yoğunluğu insan ve köpeğinkine göre çok daha fazladır. Ancak bu yoğunluk kristal oluşumlarına zemin hazırlamaktadır. Bu nedenle mutlaka su içmeye teşvik edilmelilerdir. Günlük gerekli su tüketimini hesaplamak için 55-70ml/kg/gün formülünden yararlanabiliriz. 4kg ağırlığında ve günlük 60g lif bakımından zengin kuru mama ile beslenen bir kedinin günde 220-280ml su içmesi gerekmektedir.

Tabii ki bu su ihtiyacı belirli durumlarda artacak ya da azalacaktır. Bu durumlara ortam sıcaklığının yüksek olması, mevsim, hastalık (kusma, ishal vs) ve gebelik örnek olarak gösterilebilir. Veteriner hekiminizin kedinize teşhis koyabilmesinde günlük su tüketimi miktarı çok önemli bir yer tutmaktadır.

SUYUN KAYNAĞI

Kediler su ihtiyaçlarını temel olarak üç şekilde temin ederler: içme suyundan, yemeklerinden ve sindirim esnasında kimyasal bileşenlerin (karbonhidrat, protein ve yağlar) tüketimi sırasında ürün olarak çıkan sudan.Islak mama (konserve mamalar vs.) ile beslenen hayvanların su tüketimi son derece azdır. Ancak kuru mama ile beslenenlerde su kaynağı mutlaka yeminin yanında ve evin çeşitli noktalarında bulundurulmalıdır.

SU SERVİSİ

Kediler su içme konusunda son derece hassaslardır. Kötü bir koku ya da tat su içmelerine engel olacaktır. Kap olarak metal, toprak ürünü ve koku tutan plastik ürünlerden kaçınmanızı tavsiye ederiz. Cam kapta temiz içme suyu bulundurmak çok daha faydalı olacaktır. Aksi durumlarda kedinizin sıkça sizin bardağınızdan su içmeye çalışması çok normaldir. Ülkemiz koşulları göz önünde bulundurulduğunda çeşme suyu kesinlikle kaçınılması gereken bir kaynaktır. Mutlaka içme suyu kullanılmalıdır. Su kabını günde iki kere değiştirmeli ve 5- 18°C sıcaklıkta kalması için gerekli koşulları sağlamanız küçük dostunuzun su içme isteğini tam anlamıyla karşılayacaktır. Bazı kedilerin değişik su içme alışkanlıkları vardır. Sadece musluklar, duş başlıkları gibi suyun aktığı bölgelerden su içebilirler. Kedinizin yeteri kadar su içmediğini görüyorsanız,suyuna çok az süt ilave edebilirsiniz. Ancak bu karışımı oda sıcaklığında çok uzun süre bırakmamanız gerektiğini bilmelisiniz. Ayrıca kuru mama ile besleniyorsa, mamasını ıslatmayı deneyebilirsiniz.

SU İÇME ORANI

Kediler genellikle yemek yeme sıklıkları ile doğru orantılı olarak su içerler. Yemi sürekli önünde bulunan kedilerin mutlaka yemek yerken su da içebilmeleri gerekmektedir. Bu şekilde beslenen kediler günde 10-15 defa yemek yerler ve yine bu sıklıkta su içtikleri düşünülürse her seferinde 6-12 ml su içerler. Bu doğrultuda, mutlaka yem kaplarının yanında sürekli taze ve temiz su bulunduğundan emin olmanız gerekmektedir.

MAMALARIN İÇERİKLERİ

Yüksek proteinli mamalar üre üretimini arttırırlar dolayısıyla idrar üretimi de artacaktır. Bu nedenle atılan sıvıyı yerine koymak adına su tüketimi de artacaktır. Hekim kontrolü ve tavsiyesi dahilinde; kısa süreli uygulamalar için, yeme oranı %2yi kesinlikle aşmayacak derecede tuz katılması da su tüketimini arttıracaktır. Ancak bu şekilde uzun süreli bir besleme kesinlikle yanlış olacaktır. Lütfen hekiminize danışmadan bu şekilde bir besleme yapmayınız.

SONUÇ

Kedilerin idrar yolları hastalıklarından korunmaları açısından su tüketimlerinin önemini vurgulayacak bir kaç noktaya değindik.Kedinizin sağlıklı olduğunu anlamanız ve aksi durumlarda hekiminize teşhis kolaylığı sağlaması açısından, aktardığımız bilgilerin faydalı olması ümidiyle

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Kediniz İçin Temel Temizlik ve Bakım Rehberi
Yazar: RasitTunca - 07-25-2019, 12:53 AM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar - Yorum Yok



Kediniz İçin Temel Temizlik ve Bakım Rehberi


Kedinizin düzenli olarak fırçalanması ve bakımı onun sağlıklı tüylere sahip olması ve güzel görünmesi dışında, onun sağlık durumunu düzenli olarak kontrol etmenizi sağlayan bir araçtır. Çünkü fırçalama, temizlik ve bakım onun dış görüntüsündeki yaralanma, hastalık ya da parazit gibi nedenlerle ortaya çıkmış olabilecek olası değişimleri daha iyi gözlemlemenize olanak sağlar.


Ayrıca özellikle fırçalama kedinizle aranızdaki özel ilişkinin güçlenmesini sağlar. Eğer onu fırçalamaya bebekliğinden itibaren başlarsanız buna alışacak ve her zaman fırçalanmaktan hoşlanacaktır.
Eğer kedinizi temiz tutmak ve nadiren yıkamak istiyorsanız düzenli fırçalama bunun en önemli yöntemidir. Çünkü günlük olarak fırçalama hem kirli ve ölü tüyleri uzaklaştırır hem de tüylerin doğal yağının düzenli olarak dağılmasını sağlar ki bu kirlerin tüylerde kalıcı olarak yapışmasını engeller.

Tüy Dökümü

Doğal ortamda yaşayan evcil olmayan kedilerin yılda sadece bir kez ilkbaharda tüy dökmelerine rağmen evcil kediler yaşadıkları suni ortam ve ısıtma şartları sebebiyle neredeyse tüm yıl boyunca tüy dökümü yaşarlar. Bu sebeple düzenli olarak fırçalanmaları gereklidir. Uznun tüylü kediler eğer düzenli olarak fırçalanmazlarsa mat bir tüy görünümüne sahip olacaklardır. Ayrıca bilinmesi gereken bir diğer konu kedilerin stres altında aşırı tüy dökümüne uğrayacaklarıdır.

Fırçalama Sıklığı

Kısa tüylü kedilerde fırçalama sıklığı haftada 2 veya 3 kere iken uzun tüylü kedilerde günlük olarak fırçalama gereklidir. Unutmayın kediniz kendi kendini temizlerken tüy yutar ve bu tüyler midesinde tüy yumakları oluşturur. tüy yumaklarının oluşumunu mümkün olduğunca azaltmak için düzenli fırçalama ön şarttır.

Kedinizin Fırçalanması

Fırçalama sadece tüy temizliğine fayda sağlamaz, tüylerin parlak, yumuşak ve düz görünmesini sağlar, ölü tüylerin, parazit ve artıkların temizlenmesini sağlar, kan dolaşımına fayda sağlayarak yeni tüy oluşumunu sağlıklı bir düzene koyar.
Hangi tür fırça kullanacağınız elbette kedinizin tüy cinsine bağlıdır. Sürekli fırçalanan bir kedi için ince ve orta aralıklı bir fırça kombinasyonu kullanabilirsiniz. Kısa tüylü kedilerde kısa dişli lastik fırçalar kullanmak yeterlidir, bunlar aynı zaman da tüylerin parlamasını da sağlar. Doğal kıllı fırçalar hem yumuşak bir temas sağlar hem de statik elektrik oluşumunu minimize eder.
İnce tel fırçaları uzun tüylü kedilerde dip masajı ve henüz kopmamış ölü tüylerin ayıklanması için kullanabilirsiniz ama bunları kullanırken deri üzerinde tahriş oluşturmamak için dikkatli ve yumuşak olmalısnız. Aslında uzun tüylü kediler için en iyi seçenek bir tarafı ince tel dişli diğer tarafı doğal kıllı olan çift taraflı fırçaları kullanmaktır. Tel taraf ile önce hafifçe tüyleri tararsınız daha sonra da diğer taraf ile ölü tüyleri temizlersiniz. Fırçalarken dikkatli ve yumuşak hareketlerde bulunun, hatta fırçalama sırasında yumuşak bir ses tonu ile onunla konuşmanız faydalı olacaktır.

Kedinizin Banyosu

Yıkama işleminden önce yukarıda tarif edildiği şekilde onu fırçalayıp ölü tüyleri temizleyin. Kediler genel olarak hiç bir zaman suya ve yıkanmaya büyük aşk duymasalar da küçük yaşlardan itibaren onu banyoya alıştırırsanız tepkileri o kadar büyük olamayacaktır ama yine de bir takım noktalara dikkat etmek sizin ve onun açısından gerelidir. Öncelikle sadece ve sadece kediler için formüle edilmiş bir şampuan kullanın çünkü insanlar için üretilmiş şampuanların ph dereceleri kedi tüylerine uyum sağlamaz ve derisine ve tüylerine zarar verebilir. Onu yumuşak ama güvenli ve sıkı bir şekilde tutun , su akışı tayzikli olmamalı ve yakın mesafeden tutulmalıdır.

Kedinizin Kurulanması

Nazik bir şekilde havlularla kurulayın. Kediler ısıya çok duyarlı olduklarından saç kurutma makinaları ile kurutma tavsiye edilmemektedir. Tüyleri kuruyuncaya kadar onları soğuk ortamlardan uzak tutun.

Kulakların Temizlenmesi

Kedilerde köpeklerde olabileceği gibi kulak içinde tüy çoğalması olmasa bile kulak içinde kir birikmesi olabilir. Kulak temizliğini kulak temizleme çubuklarıyla gerçekleştirebilirsiniz. Kesinlikle çok nazik olun ve derine gitmeyin, sadece ön iç yüzeyler.

Kedinizin Tırnaklarının Kesilmesi

Tırnak kesimi için küçük kedi tırnak makasını kullanın, ev içerisinde yaşayan kedilerde sadece uçtaki kanca kısmı kesin daha uzun değil. Bahçede ve dış ortamlarda yaşayan kedilerde ise tırnak kesilmemelidir, çünkü bu onların dışardaki tehlikelere karşı en güçlü savunmalarıdır. Tırnak kesme işleminden çok hoşnut olmayacakları için onları önce bir havluya sarın ve kendinizi de koruyarak yukarıda anlatılan şekilde tırnaklarını kesin.

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Kedilerde Aşılama
Yazar: RasitTunca - 07-25-2019, 12:43 AM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar - Yorum Yok



Kedilerde Aşılama

Kedilerin sağlığını tehdit eden pek çok enfeksiyöz hastalık vardır. Bu hastalıkların bazılarından aşıyla korunmak mümkündür. Bu hastalıklar:
Feline panleukopenia virüsü (veya feline parvovirüs): Bu virüs son derece yaygındır ve bazen ölümcül ishale sebep olur.
Feline herpesvirüs ve feline calicivirüs: Bu iki virüs, kedi gribi olarak bilinen hastalığın en yaygın sebebidir.
Feline Leukaemia Virus (FeLV): Bu virüs bağışıklık sistemini etkiler. Kedileri pek çok hastalığa karşı savunmasız bırakır. Kansızlık (anemi) ve kanser riski vardır.
Feline chlamydia enfeksiyonu: Kedilerde konjunktivit’e yol açar.

Aşıların Etki Mekanizması

Aşı, vücutta enfeksiyöz bir organizmaya karşı bir immün yanıt (mesela antikor) oluşmasını sağlar. Mesela bir kedi bu organizmaya maruz kalırsa bu antikorlar onu enfeksiyondan korur.

Aşılar canlı aşı ve ölü aşılar olarak ikiye ayrılır. Ölü aşılar hastalık yapabilme yeteneğinden yoksundur. Canlı aşılar modifiye edilmiş ya da zayıflatılmış canlı aşılardır. Bunlar da hastalık yapmazlar.

Kedinize Hangi Aşıları Yaptırmalısınız?

Bütün kediler Panleucopenie virüsü (Parvovirüs) ve kedi gribine karşı (Herpesvirus+ Calicivirus) aşılanmalıdır. Çünkü bu virüsler son derece yaygın ve bulaşıcıdır ve yaptıkları hastalıklar ağır seyreder.

Panleucopenie aşısı son derece başarılı ve günümüzdeki en iyi aşılardan biridir. Bu hastalığa karşı aşılanmamış kediler enfeksiyon riskiyle karşı karşıyadır. Bu virüs dış ortamda yaygın olarak bulunur. Hastalık ortaya çıktığında hızla ölümcül bir rahatsızlığa yol açar ve/veya ağır bir zafiyete neden olur. Başlıca belirtileri kanlı ishal ve kusmadır.

Kedi gribine sebep olan virüsler (Herpevirüs ve Calicivirüs) dış ortamda yine çok yaygın olarak bulunur. Özellikle genç kedileri etkileyen çok yaygın bir enfeksiyondur. Bu hastalık çoğunlukla ölümcül değildir, ama ağır seyreder. Grip benzeri belirtiler vardır (burun tıkanması, iştahın kapanması, göz ve burun akıntısı, boğaz ağrısı, ağız içinde yaralar vs.).

Bu virüslere karşı yapılan aşılama %100 koruyucu değildir, çünkü Calicivirüs’ün bazı suşlarını (türlerini) kapsamaz. Dolayısıyla aşılı kediler, aşılanmış olmalarına rağmen kedi gribine yakalanabilir. Bununla birlikte aşılama, kedinizi ağır enfeksiyonlardan korur.

Bunlardan başka, Chlamydia ve FeLV’ye ( Feline Leukaemia Virus) karşı da aşılar mevcuttur. Bütün kediler bu virüslere karşı aşılanmak zorunda değildir. FeLV genellikle birbiriyle uzun süren yakın temas içinde olan kediler arasında yayılır. Bu virüs dış ortamda uzun süre canlı kalamaz. Chlamydia da buna benzer şekilde, kediler arasında doğrudan veya yakın yemas yoluyla taşınır. Bu yüzden, evde yaşayan kedilerin bu virüslere maruz kalma riski yoktur. Kedinize hangi aşıların yapılması gerektiğini veterinerinize danışmak en doğrusudur.

Ülkemizde kuduz hastalığı mevcut olduğundan evcil hayvanların yılda bir kere kuduz hastalığına karşı aşılanması gerekir. Bu aynı zamanda yasal bir zorunluluktur.

Yavru Kediler Ne Zaman Aşılanmalıdır?

Yavru kediler, yaşamlarının ilk birkaç gününde anne sütünden antikorlar alırlar. Bu antikorlar yavruları hastalıklara karşı korur, ama aynı zamanda aşıların etki mekanizmasını bozar. Bu yüzden aşıların çoğu yavru kedilere en erken 9 haftalıktan itibaren uygulanır. Çünkü bu dönemde kandaki antikor etkinliği azalır. İkinci doz aşı ise 12. haftada yapılır. İkinci doz bağışıklığın oluşması açısından çok önemlidir, o yüzden mutlaka uygulanmalıdır.

Hangi aşılar, ne sıklıkta yapılmalı?

Aşıların çoğu ömür boyu bağışıklık sağlamaz. Bu yüzden, hastalıklara karşı iyi bir bağışıklığın sürekliliği açısından aşı uygulamaları belli aralıklarla tekrarlanmalıdır.

Yavru kedilerin ilk aşıları yapıldıktan 1 yıl sonra bu aşıların tekrarlanması gerekir. Takibeden zamanlarda yıllık aşı tekrarları önerilir. Çünkü pek çok aşının etkinliği sadece 1 yıl sürer.

Bununla birlikte bazı aşılar 1 yıldan daha uzun süren bir koruma sağlar. En iyisi bu konuda da kendi veterinerinize danışmaktır.

Eğer kediniz bir süre için pansiyonda kalacaksa, en azından 7-14 gün önce aşılanmış olmalıdır.

Veterinerklinik.com

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Kedilerde FIV Enfeksiyonu (Kedi AIDS'i)
Yazar: RasitTunca - 07-25-2019, 12:36 AM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar - Yorum Yok



Kedilerde FIV Enfeksiyonu (Kedi AIDS'i)


FIV veya kedi AIDS’i diye bir şey var mı? İnsanlardaki AIDS hastalığı ile ilgisi var mıdır?

Dünyada ilk defa 1987 yılında varlığı ortaya konulan ve FIV (Feline immunodeficiency virus) adı verilen virüs, kedilerde bağışıklık mekanizmasını baskılayarak öldürücü bir hastalık oluşturmaktadır.

Hastalık bu yönüyle “Kedi AIDS’i” ya da “kedilerin edinsel bağışıklık yetmezliği” olarak da adlandırılır. İnsanlardaki AIDS hastalığının etkeni olan HIV (human immunodeficiency virus) virüsü ile aynı gruptan olsa da, hatta bu virüsle bir çok yönden benzerlik taşısa da FIV sadece kedilerde AIDS’e neden olur; yani insanlarda hastalık yapma olasılığı yoktur.

Virüs nasıl bulaşır? Hangi kediler risk altındadır?

Esas olarak kavgalar sırasında oluşan ısırık yaralarına temas eden tükürükle bulaşmaktadır. Kan ve diğer vücut sıvılarında da bulunur. Bu nedenle virüs, en çok kavga veya çiftleşmelerin etkisiyle kediler arasında yayılma olanağı bulur. Anneden de yavruya geçebilir. Sorun daha ziyade sokak kedilerinin sorunudur. Dışarıya serbest girip çıkan ev kedileri veya çok sayıda kedinin bir arada tutulduğu ortamlardaki kediler de risk altındadır. Bütün bunlara rağmen FIV’in bulaşma yeteneği çok yüksek değildir. Yıllardır FIV’li kedilerle birlikte yaşayan diğer kedilere bulaşma olmayabilir.

Hastalık ülkemizde ne zamandan beri ve hangi sıklıkta görülüyor?
Ülkemizde ilk defa 1993 yılında, yani dünyada ilk görüldüğü tarihten 6 yıl sonra, yapmış olduğumuz bir araştırmayla kedilerde hem FIV hem de FeLV (kedilerin lökoz virüsü) saptadık. Hiçbir ev kedisinde rastlamazken sokak kedilerinde yüzde 10’dan fazla bir yayılma olduğunu gözledik. O yıllarda, bu sonuçları duyurduğumuzda hastalık o kadar az tanınıyordu ki, İÜ.Veteriner Fakültesi’nden virolog bir hocamız yaptığı basın açıklamasında, bizim sonuçlarımıza karşı çıkmış ve bu virüsün kedilerde AIDS yapmadığını ileri sürmüştü. Şu an FIV, dünyanın her tarafında kedi AIDS’i olarak gayet iyi bir şekilde tanınıyor.

Hastalık nasıl oluşur? Bağışıklık mekanizması neden olumsuz etkilenir?
Virüs vücuda alındığı zaman T-Lenfosit denilen ve vücutta bağışıklıkta görev alan hücrelerde çoğalmaya başlar. Özellikle CD4+ T hücreleri baskılanır ve böylece hayvan bulaşıcı hastalıklara karşı dayanıksız bir hale gelir.

Hastalığın belirtileri nelerdir? Nasıl anlaşılır?

Hastalığın belirtileri tipik değildir. Ateş, halsizlik ve zayıflama gibi belirtiler ön plandadır. Beyin etkilendiği zaman histeri nöbetleri ya dakörlük gibi sinir sisteminde işlevsel bozukluklara rastlanır. Bazen lenf bezleri büyür. Bağışıklık mekanizmasının baskılanmasını takiben özellikleağızda, diş etlerinde yaralar ve ishal gibi sindirim sistemi sorunları; nezle, zatürre gibi solunum sistemi rahatsızlıkları ortaya çıkar. FIV’le enfekte kedilerde lenfoma (lenf bezinde görülen iyi huylu tümörler) riski artmaktadır.

Hastalık nasıl bir seyir gösterir? Virüs alınır alınmaz hayvan ölürmü?
Virüs, vücuda alındıktan sonra çoğalmaya başlar ve yaklaşık 3 hafta sonra ilk belirtiler görülmeye başlar. Bu belirtiler birkaç hafta devam eder. Bazı kedilerde hiçbir belirti görülmeyebilir. Daha sonra belirtiler kaybolur ve yıllar süren sessiz bir dönem başlar. Bu dönemde dolaşımdaki virüs seviyesi düşüktür; fakat, virüs dokularda üremeye ve çevreye bulaşmaya devam eder. Son evrede bağışıklık zayıflar ve normalde ciddiye alınamayacak enfeksiyonlar bile kediyi öldürebilecek hale dönüşür.

Nasıl teşhis edilir?

Hastalık sırasında görülen belirtiler teşhis için yeterli değildir. Kanda FIV antikorlarının saptanması gereklidir. Bu amaçla, veteriner kliniklerinde pratik testler yapılabilmektedir.Ancak bunlar, hatta bir çok laboratuvarda uygulanan daha güvenilir testler bile %100 doğru sonuç vermeyebilirler. Pozitif sonuçlar hatalı olabilir ve veteriner hekim başka bir testle teyit edilmesini isteyebilir. Hatalı negatif sonuçlar da çıkabilir. Özellikle virüs vücuda alındıktan sonra ilk 3 ay süresince yeterli antikor oluşmadığı için testler negatif sonuç verir. Ölüme yakın dönemlerde bağışıklık mekanizması iyice tahrip olduğu için vücudun antikor üretimi aksar ve testler yine negatif çıkabilir.

Tedavisi nasıldır?

Tedavi şansı hemen hemen yoktur. Anti viral ilaçlarla yapılan tedavi virüs çoğalmasını azaltmak ve hayvana biraz daha uzun ve kaliteli bir yaşam sağlamaya yöneliktir. Bunun yanı sıra , ortaya çıkan belirtileri gidermeye yönelik bir tedavi uygulanır. Hayvanın fırsatçı enfeksiyonlara, iç ve dış parazitlere maruz kalmasına engel olmaya çalışılır. Organizmayı stres altına sokacak uygulamalar, bağışıklığı etkileyecek ilaçlar, canlı virüs içeren aşılar, operasyonlar, nakiller ve hayvanın psikolojisine olumsuz etki yapacak davranışlar konusunda dikkatli olunmalıdır.

FIV çok bulaşıcı bir virüs olmasa da FIV taşıyıcı kedileri diğerlerinden ayırmak, sokağa salmamak, hatta tecrit etmek daha doğru olur. Birden fazla kedi beslenen evlerde tüm kediler testten geçirilmeli ve taşıyıcılar saptanmalıdır. Evdeki kediler arasına özellikle sokaktan alınmış bir kedi katılmadan evvel FIV testi yapılması diğer kedilerin korunması için yararlı bir önlem olacaktır.

Aşısı var mıdır? Bu aşılar tam olarak koruyucu etkiye sahip midir?
Virüsün 5 adet farklı alt tipi olması tam etkili bir aşı geliştirilmesini güçleştirmektedir. Yine de, uygulanmakta olan ticari aşılar korunma açısından %100 etkili olmasa da yararlıdırlar. Özellikle dışarıyla ilgisi olan kediler ya da kedi giriş çıkışı olan bakımevi benzeri ortamlarda yaşayan kediler için aşı faydalı olabilir.

FIV enfeksiyonıu kedilerde yıllarca sessiz seyrettiğine göre hayvan sahipleri kedilerinde FIV baktırmalı mı?
Kedilerini sokaktan almış olanlar veya bir sokak kedisinin yavrusunu almış olanlar herhangi bir hastalık belirtisi görmeseler dahi bu testi yaptırmalıdır. Diğer kedilerle temas etmemiş bir kedide hastalığa ait herhangi bir belirti görülmüyorsa bu testin fazla bir önemi yoktur.

Ameliyat gibi bağışıklığı olumsuz etkileyecek bir uygulama öncesinde FIV testi yapılmalı mıdır?
FIV testi pozitif olsa bile, hastalık belirtisi görülmeyen kedilerde ameliyatın getireceği riskler çok fazla değildir. Ancak, FIV enfeksiyonundan şüphelenilecek bir belirti varsa mutlaka test yapılmalı ve FIV pozitif hayvanlar ameliyat edilmemelidir. Bir ameliyat öncesinde yapılması gereken, FIV testinden çok daha önemli testler vardır. Genellikle veteriner hekimler bu testlere öncelik verirler. Ayrıca, evden dışarı çıkmayan kedilerde bu hastalığın görülme riski çok az olduğu için FIV testi fazla önem taşımaz. Şüphesiz, hayvanla birlikte yaşayanın durumu elveriyorsa bütün bu testlerin yapılması en doğrusudur.


Kaynak :
Veterinerklinik.com
Prof Dr. Tamer DODURKA
İ.Ü. Veterinerlik Fakültesi Öğretim Üyesi

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Cats - Kediler ve Bakimi ve Beslenmesi
Yazar: RasitTunca - 07-25-2019, 12:25 AM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar - Yorum Yok



Cats - Kediler ve Bakimi ve Beslenmesi

Evcil kedi[2][3] (Felis catus[3] ya da Felis silvestris catus), küçük, genelde tüylü, evcilleştirilmiş, etobur memeli. Genelde ev hayvanı olarak beslenenlere ev kedisi,[4] ya da diğer kedigillerden ve küçük kedilerden ayırmak gerekmiyorsa kısaca kedi denir. İnsanlar kedilerin arkadaşlığına ve haşarat ve ev zararlılarını avlayabilme yeteneğine önem vermektedir.

Kediler anatomik olarak güçlü, esnek bedenleriyle, hızlı refleksleriyle, keskin, geri çekilebilen pençeleriyle ve küçük avları öldürmeye uyarlanmış dişleriyle diğer kedigillere benzerler. Kediler insan kulakları için çok zayıf ya da çok yüksek frekanstaki sesleri duyabilirler. Karanlığa yakın ortamlarda görebilirler. Çoğu memeli gibi, kediler insanlara göre daha zayıf renkli görüşe ve daha güçlü koku alma duyusuna sahiptir.

70'ten fazla kedi ırkı olduğu tahmin edilmekle birlikte çeşitli uluslararası organizasyonlar tarafıdan tanınan ırkların sayısı tescil eden kurumun standartlarına göre farklılık gösterebilmektedir. Bu sayı, (IPCBA) International Progressive Cat Breeders Alliance tarafından 73,  ABD merkezli en büyük ikinci organizasyon olan TICA (The International Cat Association) tarafından 58,  CFA (The Cat Fanciers' Association) tarafından 44, Lüksemburg merkezli Federation International Feline (FIFE) tarafından 43 olarak açıklanmıştır.

Kediler, tek başlarına avlanmalarına rağmen sosyal bir türdür. Kedilerde iletişim, kedi feromonu ve kedilere özgü vücut dilinin yanı sıra seslenme çeşitliliğini (miyavlama, mırıltı, sesini titretme, tıslama, hırıltı ve gırtlaksı ses) de içinde barındırır.

Kediler yüksek bir üreme oranına sahiptir. Kontrollü üreme halinde, çoğalabilirler ve tescilli cins hayvanlar olarak gösterilebilirler. Ev kedilerinin üreme kontrolündeki kısırlaştırma ile oluşan başarısızlık ve eski evcil hayvanları terk etme dünya çapında, hayvan nüfus kontrolünü gerektirecek kadar fazla sayıda sokak kedisiyle sonuçlandı. Bu nüfus sadece Birleşik Devletler'de 60 milyona kadar çıkmıştır.


Kediler Antik Mısır'da tapılan hayvanlar olduğundan beri, genellikle orada evcilleştirildiklerine inanılır, ama Neolitik dönem kadar eskiye dayanan evcilleştirme örneklerinin de olma olasılığı vardır.

2007'deki genetik bir çalışma, evcil kedilerin milattan önce 8000'de, Orta Doğu'da Afrika yaban kedisi (Felis silvestris lybica) soyundan türediğini ortaya çıkardı. Scientific American'a göre, kediler Dünya'daki en popüler evcil hayvandır ve günümüzde insanların yaşadığı hemen hemen her yerde bulunmaktadırlar.

Doğal ortamlarında büyüyen kediler kendi gelişimleri için doğru olan en iyi besin maddelerinin ne olduğunu bilirler. Ancak evlerde büyüyen kedilerin avlanma gibi bir fırsatları olmadığından sadece sahipleri tarafından verilen mama veya yemekler ile beslenebilirler. Kedinizin sağlıklı gelişmesi için onların damak zevklerine en uygun beslenme fikirlerini yazımızın devamında bulabilirsiniz.

Etimoloji


Türkçeye muhtemelen Arapçadan geçen kedi adı neredeyse evrenseldir ve pek çok dilde aynı sözcüğün varyasyonları şeklindedir: İngilizce cat, Bulgarca kotka, Polonyaca kot, Arapça qitt (erkek kedi) vs. Kedi sözcüğü muhtemelen Afrasya (Hami-Sami) kökenlidir. Buradan Latinceye ve diğer Avrupa dillerine yayılmıştır. Latincede MS 75 yılında catta şeklinde, Bizans Yunancasında MS 350 yılında katta şeklinde görülür. MS 700'lü yıllarda Avrupa'da, yine Latince kökenli ve kedi anlamına gelen feles sözcüğünün yerini alarak, yaygın şekilde kullanılmaya başlanmıştır.

Pisi ve puss gibi sözcükler ise muhtemelen kedilerin tehdit edildiklerinde çıkardığı his sesine benzetilerek oluşturulmuştur. Bu sözcükler bazı dillerde kedi kelimesi ile birleştirilerek yine kedi anlamında kullanılır: Romence pisica, İngilizce pussycat gibi.
Köken ve tarihçe

Modern memelilerin evriminde "kedi paterni" çok erken dönemlerde belirginleşmiştir. Pek çok memeli türünün ataları birbirinden neredeyse ayırt edilemez şekilde iken kedilerin ataları tipik kedi biçimini almıştı. Kediler ilk olarak Pliyosen Çağında (5,3-3,6 milyon yıl önce) ortaya çıktı ve inanılmaz bir şekilde, günümüze dek çok az değişikliğe uğradı.
Evcilleşme

Antik kökenleri tam olarak bilinmese de evcil kedinin kökenleri en az 9.500 yıl öncesine, Orta Doğu'da ziraatin başladığı dönemlere kadar gider. Güney Kıbrıs'ta bir insan iskeletinin yanında bulunan bir kedi iskeleti aynı döneme denk gelir. Çin'de bulunan yaklaşık 5.300 yıllık fosil kayıtlarına göre de günümüzün evcil kedisi cüssesinde kediler ziraatle uğraşılan bölgelerde tahılla beslenen kemirgenleri avlıyorlardı. Bu bulgulara dayanılarak kedilerin, zararlıları avlamaları için, çiftçiler tarafından beslendikleri veya varlıklarına müsaade edildiği düşünülür. Kediler Çin'de 5. ve 6. hanedanların döneminde (yak. MÖ 2465-2150) kutsal sayılmakla birlikte, bu dönemde henüz evcil olup olmadığı kesin olarak bilinmez. Kediler, muhtemelen, tahılları korumaktaki etkinliğini fark eden Antik Mısırlılar tarafından evcilleştirilmiştir. Kedilerin evcilleştirildiğine dair en güvenilir bulgular, MÖ 1500 tarihinden sonrasına rastlar.

Bugün genetik anlamda geçmişi eski çağlara dayanan evcil kedi cinsi 2 taneyle sınırlıdır. Bunlar Mısır Mau'su ve Habeş cinsi kedilerdir.

Arkeologların ve antropologların, insanoğlunun yaşamış olduğu mağara devri ile ilgili araştırmalarında birtakım kedi kemiklerine rastlanmaktadır, ancak bunların vahşi kedilere ait oldukları düşünülmektedir. Diğer taraftan, arkeolojik incelemeler, kedinin, bundan 3500 yıl önce Mısır toplumunda tamamen evcilleştirilmiş olarak yaşadığını ortaya koymaktadır. Ancak bu evcilleştirme sürecinin ne zaman başlamış olduğu tam olarak tespit edilememektedir.

Bugün, İsrail'in Batı Şeria topraklarında bulunan tarihi Jericho (Arapçası: Eriha) şehri civarında yapılan Neolitik Devire ait kazılarda zamanımızdan 9500 yıl öncesine ait kedi kemikleri bulunmuştur. Bu konuda fikir oluşmasına yarayan bir diğer husus da 1983 yılında Güney Kıbrıs'ta, bundan 9500 yıl öncesine ait bir kazıda, bir kediye ait olduğu tespit edilen bir çene kemiği bulunmuş olmasıdır. Bilinen bir başka gerçek de Kıbrıs adasında hiçbir zaman vahşi kedilerin yaşamamış olduğudur. Bu durumda, bu kedinin ancak deniz yolu ile, insanlarla birlikte Kıbrıs'a gelmiş olacağı sonucuna varılmaktadır. Arkeologlar, insanların o günkü basit teknelerine etrafa saldıran, tırmalayıp parçalayan vahşi bir kediyi alarak yola çıkıp, yeni yerleşim yerleri aramaya kalkışmalarının düşünülemeyeceği noktasından yola çıkarak, bu kedinin ehlileştirilmiş bir kedi olduğu konusunda hemfikirdirler. Bu düşünceden hareketle kedinin ehlileştirilme sürecinin zamanımızdan 8000 yıl önce başlamış olacağı sonucuna varabiliriz.

Diğer taraftan, bugün dünyanın dört bir yanına dağılmış olan kedilerin iki cins vahşi kediden türemiş olduğu tespit edilmiştir:

    Afrika Yaban Kedisi (Felis silvestris lybica)
    Avrupa Yaban Kedisi (Felis silvestris silvestris)

İlk evcilleştirilen vahşi kediler eski Mısırlıların ehlileştirmiş oldukları Afrika kedisi Felis lybica'dır. Ehlileştirilmiş bu kedileri, Fenikelilerin, Akdeniz'in muhtelif yörelerindeki kolonilerine götürdükleri, buradan da İtalya'ya taşıdıkları anlaşılmaktadır. İtalya'dan Avrupa kıtasına geçen bu kediler, Avrupa'nın vahşi kedisi Felis silvestris ile birleşip ikinci bir kol olarak Dünya'ya yayılmışlardır. Daha sonraları, deniz ve kara ticaretinin yeni boyutlar kazanması ile gelişen nakliyecilik sayesinde dünyanın hemen her noktasına ulaşıp çoğalmışlardır. Değişik iklim şartları, gıda rejimleri ve diğer etkenlerle bugünkü kedi türleri ortaya çıkmıştır.

Anatomi


Erkek bir kedinin anatomik şeması

Kedilerin ayak yapıları hep ileriye gitmek için evrilmiştir. Geri geri gidebilirlerse de zorlanır. 230 kemikten oluşan iskelet sistemi insanınkinden oldukça farklı olup iskeletler arası oluşumlar vücudun esnemesine izin verecek şekildedir.

Ortalama değerler esas alındığında yetişkin erkek kediler 3.5 ile 7 kilogram arasında olurken, dişi kediler 2.5 ila 4.5 kilogram arasındadır. Enleri ortalama 30 santim, uzunlukları ise 80 santim civarındadır. Ortalama kedi ömrü 15 yıldır. Ancak kediler iyi bir beslenme ile 20 yıldan fazla yaşayabilirler.

Akciğerin içindeki tüpler oksijenin tüm akciğere dağılmasını sağlar. Akciğerler kedinin her iki tarafında ve diyaframın tam üstünde yer alır. Diyafram kedinin soluk alıp verme hızını kontrol eder. Soluk borusu bir anlamda akciğerlerin havalandırma sistemi olarak kabul edilebilir. Dışarı atılması gereken kirli hava ve alınması gereken temiz hava diyaframın kontrolünde soluk borusu aracılığıyla taşınır. Solunum sitemini oluşturan organlar birçok kedi hastalığının da hedefidirler.

Kedi bıyığı (ya da Latince adıyla vibrissae) kalın kedi tüyünden iki üç kat kalındır. Burun bölgesinde üst dudağın yanlarından çıkan bıyıklar yine kedi tüyüne kıyasla üç kat daha derine gömülüdürler. Kökleri sinir sistemi ile ilinti halindedir. Bıyıklar tarafından algılanan bir hareket hemen köklerden sinirlere ve oradan beyine iletilerek alınacak aksiyon konusunda bilgilendirme ve uyarı işlevi görür.

Kediler bir şey içerken dillerini inanılmaz bir hızla kullanırlar. Dil hızla suya dalar ve çıkar. Bir anlamda fillerin su içmesine benzer. Ağız suya değdirilmez, su dil aracılığıyla ağza taşınır. Kedilerin dili zımpara gibidir. Üzerinde onlarca küçük odacık ve diken gibi uzantılar (papilla konikalar) vardır ve su içme sırasında bu odacıklar su havuzcuklarına dönüşür. Suya dalan dilin üzerindeki odacıklar su ile dolar ve taşımada dökülmemesi için dil ağza doğru bükülür. Dil lapa yiyeceklerin yenmesinde de aynı işlevi görür, ayrıca kemik üzerinde kalan et parçalarını kazıyıp yemesini sağlar.

Kedilerin aynı zamanda dişleri de büyük işlevler görür. Yetişkin kedilerde 30'a yakın diş bulunurken yavrularda bu sayı 25'i pek geçmez.

Kedi beyni 20 ile 30 gram arasındadır. Ama diğer memelilerle kıyaslandığında beyni bedenine göre en büyük olan memelidir. Beynin büyüklüğü ile zeka arasında bir bağlantı olsa da – örneğin suya dalabilen kuşların beyni diğer kuşlara göre yaptıkları eylemin karmaşıklığı sebebi ile daha büyüktür - beynin büyüklüğü ile zeka arasında her zaman için birebir ilinti kurmak doğru değildir. Söz gelimi kediler, kendilerinden çok daha iri olan aslanlarla kıyaslandığında daha zekidirler. Öte yandan kedigiller ailesindeki canlıların beyin yapısı inanılmaz derecede benzerlik gösterir.

Kediler mükemmel bir kulağa sahiptirler. İşittiklerini tek tek ayrıştırıp değerlendirebilirler. Metrelerce uzaktaki bir böceğin yürüyüşünün ya da saklanan bir farenin soluğunu duyabilirler. Hassas işitme ve görme duyuları vardır. İnsan kulağının duyamadığı yüksek frekanslı ses titreşimlerini kaydederek çok hafif sesleri duyarlar. İşitme kediler için hem güvenlikleri hem de avlanmaları için önemlidir. Kediler insanlardan da köpeklerden de daha iyi işitirler. İnsanlar 20 kHz’e kadar sesleri işitirken köpekler 40 kHz’e kadar sesleri işitir. Ama kediler için bu sınır 60 kHz’dir.

Patiler kediler için hareketin ve dengenin temelidir. Tırmanmak, kazmak, savunmak, savaşmak ve döl vermek (cinsel sıvı atımı) için patilere ihtiyacı vardır. Bir kedinin patisi ayağının en son kemiğine bağlıdır. Pençeler esnek ve dönebilirdir. Böylelikle en iyi tırmalama açısını rahatlıkla yakalarlar. Pençeler protein ve keratin dolu bir deri ile çevrilidir. Ön ayakları beş, arka ayakları dört parmaklı olup, kancalı tırnaklarını içeri çekebilirler.

"Kedi Gözü" deyimlere geçecek ve çeşitli adlandırmalara girecek kadar hayranlık uyandırır. Kediler gözleri ve görme yetenekleri ile ayırt edilirler. Bir kedinin gözü doğumdan 7 ila 10 gün sonra açılır. İki ay içinde de gerçek rengini alır. Bir kedinin gözleri, saldırıda yara almaması için göz kapağının içerisindedir ve avı gözleyebilmek için geniş ve büyüktür.Gözlerinin uzaklık duyarlılığı yüksek ve keskindir. Karanlıkta insanlardan 6 kat daha iyi görürler.

Fizyoloji

Normal fizyolojik değerler[14]:330 Vücut sıcaklığı 38.6 °C (101.5 °F)
Kalp ritmi Dakikada 120–140
Nefes ritmi Dakikada 16–40
Termograf
Termograf

Vücut Isısı
38-39 derece
Solunum Sayısı
10-20 / Dakika
Nabız Sayısı
110-140 / Dakika (Yetişkin) 180-200/ Dakika (Yavru)
Diş Sayısı
30 (Yetişkin)
İlk Süt Dişi Çıkışı
1 Aylık Olduğunda
Diş Değişim Yaşı
3 – 4 Aylık Olduğunda
Kızgınlık Süresi
Yılda 2-4 Defa 10-12 Gün
Ergenlik Yaşı
6 - 15 Ay (Irk Ve Beslenme Gibi Faktörlere Bağlı Olarak Değişir)
Gebe Kalma Dönemi
Kızgınlık Süresince
İlk Çiftleşme Yaşı
12 - 18 Aylık Olduğunda
Gebelik Süresi
57 - 62 Gün
Doğumdaki Yavru Sayısı
1-5
Gözler
Parlak Ve Canlı
Ağız Ve Dil
Açık Pembe Renkte
Burun
Hafif Nemli
Kalori İhtiyacı
Yetişkin Kedide 60-88 Kcal/Canlı Ağırlık/Gün Yavru Kedide (5 haftalık) 250 Kcal/Canlı Ağırlık/Gün
Tüy Değiştirme
Senede 2 Kez

Kedilerin fizyolojileri diğer etobur memelilere benzemekle birlikte, kedilere özgü bazı özellikleri de çölde yaşayan türlerinden kendilerine miras kalmıştır. Kediler, su bulabildikleri sürece sıcak iklimlerde hayatta kalabilmektedirler. Ayrıca, derilerine doğru olan kan akışını azaltarak sıcaklığı koruyabilen kediler, ağızlarındaki buharlaşma ile ısıyı düşürebilmektedirler. Kediler, patilerindeki bezler sayesinde çok az da olsa terleme ve termo-regülasyon şansına sahiptirler.

Vücut sıcaklığının gün içerisinde değişiklik göstermemesi ve biyolojik saatlerinin eksikliği, kedilerin hem gündüz hem de gece aktif olabilme eğilimlerine yol açar.

Dışkılarının nispeten daha kuru ve idrarlarının daha koyu olması, kedilerin daha çok su tutabilmelerini sağlayan bir adaptasyondur.

Kediler etoburdur. Sindirim sistemleri eti etkin biçimde işleyecek şekilde evrildiğinden, bitkisel ürünleri zor sindirirler. Sindirim yolunun benzer memelilere göre daha kısa oluşu ve karbonhidratları sindirmek için gereken enzimlerden az miktarda bulunması, kedilerin bitki kaynaklı besinleri ve bazı yağ asitlerini sindirmedeki becerilerini sınırlar. Bununla birlikte kediler arada sırada mevcut besinlerine ilaveten çim yemeyi tercih edebilirler. Çim, kediler için folik asit kaynağı ve sindirim sistemindeki tüyleri kolay atmak için bir lif kaynağıdır.Ev ortamında ise birçok bitki kediler için zehirleyici ve tehlikelidir.

Yavru Bakımı

Dişi kediler çiftleştikten genellikle 58-62 gün sonra 1-5 (nadiren daha fazla) yavru doğururlar. Yavru bakımı doğumla birlikte başlar. Tabi bu bakımın ilk bir ayı hemen hemen tam olarak annenin kontrolündedir. Doğumdan sonra 24 saat içinde yavrunun anneyi emmesi, bu ilk sütün içinde bulunan immunglobulinler (bağışıklık sağlayan maddeler) bakımından çok önemlidir. Hamile kediler evde çoğu zaman sizin hazırladığınız bir yere değil de kendi uygun gördüğü yere doğurur. Bunu genellikle veteriner hekim yardımı almadan yaparlar. Bütün anneler gibi yavrularına karşı çok müşfiktirler. Onları devamlı yalar ve emzirirler. Bu yalama sonunda onları temizledikleri gibi çiş ve kakalarını da yaptırırlar. Belli bir yaşa kadar bu yalama ve çiş yaptırtma olayı hayati önem taşır. Çünkü yavrular doğduklarında henüz böyle bir reflekse sahip değillerdir.

Yavru bir kedinin annesinden ayrılma yaşı ortalama 2 aylıktır. İlk aldığınızda annesinden ve kardeşlerinden ayrıldığı, yeni bir ortama geldiği için, korkmuş ve ürkmüş olabilir. Gidip herhangi bir köşeye saklanıp çıkmayabilir. Onu oradan zorla çekiştirerek çıkarmaya çalışmayın. Bu onu daha da korkutabilir. Yumuşak ve nazikçe onunla konuşun. Bir oyuncak veya ip benzeri bir cisim bulun. Onu hareket ettirin. Kediler çok meraklı ve oyuncu oldukları için dışarı çıkacak ve büyük bir ihtimalle oynamaya başlayacaktır. Bir kaç gün içinde size ve çevresine alışacaktır. Ona ayrıca kediler için üretilmiş özel kokulu (catnip) fare, top ve çorap gibi oyuncaklar alıp verebilirsiniz. Bunlarla genellikle iyi vakit geçirirler.Yumuşak bir battaniye veya kedi yatağı ile onun uyuyabileceği bir yuva alabilirsiniz. Çünkü kediler genellikle içine gömülüp yatabileceği ortamları çok severler.

Dikkat edilmesi gereken diğer bir konu da zamanı geldiğinde onu kısırlaştırmaktır. Aksi halde sokağa çıktıktan sonra ne zaman ve nasıl geleceğini asla tahmin edemezsiniz. Bu yüzden kedi sahibi olduğunuzda bu konuyu veteriner hekiminizle görüşün ve eğer yavru almak istemiyorsanız kısırlaştırma operasyonunu zamanında yaptırın.

Diş Değişimi

Yavru bir kedi 3,5 aylıktan itibaren süt dişlerini değiştirmeye başlar. Dökülen ve yerine çıkan dişler hayat boyu kalıcıdır. 6-8 aylık olana kadar süt dişlerinin tamamı değişir. Siz bu dökülenleri ara ara diş veya dişlerin yerinde kanama şeklinde görebilirsiniz. Zaten dökülenlerin yerine çok kısa zamanda yenileri çıkacaktır. 1-1,5 yaşından sonra tartar oluşumu başlayabileceği için zaman zaman diş temizliği yaptırma ihtiyacı ortaya çıkabilmektedir. Aşılamalar veya diğer işlemler için kliniğe gittiğinizde veteriner hekiminiz gerekli kontrolü yaparak bunun zamanını size belirtecektir.

1 yaşına kadar diş kaşıntısı yoğun olduğu için elinizi, ayağınızı veya bulduğu her şeyi kemirme, ısırma eğiliminde olacaktır. Kedi eğitmek köpekler kadar kolay olmasa da istemediğiniz davranış biçimlerini engellemek için sert ve kararlı bir “ hayır “ çoğu zaman işe yaramaktadır.

Tuvalet Eğitimi

Kediler bu konuda köpekler gibi uğraştırıcı olmadıkları ve içgüdüsel olarak toprağa yaptıkları için, uygun bir kaba, hazır satılan kedi kumlarından koyarak bu problemi çözebilirsiniz. Çişi ve kakası geldiğinde gidip kuma yapacaktır. Size kalan düzenli olarak kakaları toplayıp atmaktır. Bu kumlar emici özelliğe sahip olduğu için belli bir süre ve miktar çişi ve kokuyu emecektir. Ne zaman koku yapmaya başladıysa o zaman kumun tamamını değiştirmelisiniz. Bu süre kedinin yediği yemeğe, içtiği suya, yavru veya yetişkin olmasına göre farklılık gösterir.

Beslenme

Bilinçli ve dengeli bir beslenme yaşamın temel şartlarından birisidir. Bu konuda yapılabilecek yanlışlar yaşam üzerinde ciddi olumsuz etkiler (kas ve iskelet gelişim eksikliği, immun sistem yetersizliği, bozuk tüy yapısı gibi) doğuracak ve bir çok soruna yol açabilecektir.

Özellikle kedi beslenmesi söz konusu olduğunda daha dikkatli olmak bir zorunluluk halini almaktadır. Çünkü kediler daha seçicidirler ve bu nedenle onları belli diyetlere uydurmak oldukça zordur. Yapıları gereği kediler daha fazla protein tüketmek zorundadırlar. Yine yapıları gereği bazı maddeleri (Taurin, A vitamini, Arakidonik asit gibi) hayvansal kökenli gıdalardan karşılamak zorundadırlar. Ayrıca kediler köpeklerden daha sık yemek yeme ihtiyacındadırlar

Örneğin yetişkin bir köpek günde bir veya iki öğün yemek yiyerek yaşamını sürdürürken bu kedilerde 4-5 öğün olmak zorundadır. Ayrıca kedilerin enerji ihtiyacı vücut ağırlıklarına kıyaslandığında çok fazladır. Yavru bir kedinin enerji ihtiyacı ise yetişkin bir kediye göre daha fazladır.

Beslenme yaşamın değişik dönemlerinde farklılıklar gösterir.

Tüy Bakımı ve Fırçalama

Kediler yılda en az 2 kez tüylerini değiştirirler. Kendilerini yalayarak tüylerinin tamamını toplayamazlar. Bu yüzden uygun bir fırça edinip (çoğu zaman uzun tüylüler için tel fırça, kısa tüylüler için eldiven fırçalar) onu fırçalamak tüylerinin çabuk yenilenmesi ve ona yardımcı olmak açısından gereklidir.

Çoğu kedi fırçalanmaktan pek hoşlanmaz. Bu alışkanlığı kazanabilmesi için onu mümkün olduğu kadar erken yaşlarda fırçalamaya alıştırmalısınız. Fırçalamanın sabah akşam yapılması tüylerin daha sağlıklı ve canlı olmasını sağlayacaktır.

Her gün kedinizi fırçalarken aynı zamanda rutin kontrollerini yapmayı ihmal etmeyin. Kulaklarının içini, derisindeki değişiklikleri, gözlerini ve ağzını devamlı kontrol edin. Olabilecek, size ters gelen durumlar için veteriner hekiminizle irtibat halinde bulunun.

Banyo

Normalde kediler kendilerini devamlı yalayarak temizlerler. Bu yüzden köpekler gibi zaman zaman da olsa yıkanmaya (medikal problemler dışında) ihtiyaç göstermezler. Onları yıkamak temizlenme alışkanlıklarını yok edebilir veya azaltabilir.

Notlar

    Evlerde bulunan bazı tropikal bitkiler zehirli olabilmektedir. Bunları kemirme veya yeme eğilimi varsa ona göre tedbirinizi almalısınız.
    Kediler çok iyi birer cambazdırlar. Genellikle evdeki kırılacak eşyalara zarar vermezler. Fakat onların da ara sıra sakar olanlarına rastlanmaktadır. Eğer kediniz eşyalarınızı kırıp dökmeye başladıysa “sakar” sınıfına girebileceği için, onları kapalı bir dolaba kaldırmanızda fayda vardır.
    Hep kedi ile köpeğin düşman olduğu düşünülür. Aslında doğuştan ikisi de birbirine düşman değildir. Bugün sokakta bir çok kedi ve köpek birlikte yaşamaktadır. Sadece ilk başta kedi, köpekle karşılaştığında içgüdüsel olarak korkabilir. Fakat sonradan zarar gelmediğini görürse köpeğe alışır ve sanki kardeş gibi yaşar. Kedi ve köpek evde birlikte yaşayacaksa ikisinin de birlikte yavru olarak alınması en iyisidir. Eğer evde yetişkin bir köpek varsa, kedi seçimi yapılırken bilhassa yavru olarak alınmalıdır.


Kediler Günde Kaç Öğün, Ne Kadar Yemek Yemelidir?

Yemek kedilerin hayatlarında önemli bir yere sahiptir. Doğal ortamlarda ve sokaklarda yaşayan kediler yemek yiyebilmek için avlanmak zorunda olduğundan devamlı hareket halinde olup ev kedilerine göre yemek bulabilmek için daha çok çaba sarf ettiklerinden ve elde ettikleri yemek miktarı ev kedilerine göre daha az olduğundan farkında olmadan sağlıklı bir hayat sürdürebilmeleri için ideal kilolarını koruyabilmektedirler.

Ancak evde neredeyse hiç hareket etmeyen, tüm gün boyunca köşelerinde uyur vaziyette olan kediler üstelik sahipleri beslenme konusunda dikkatli değilse aşırı kilodan kaynaklı olarak birçok sağlık sorunları ile karşılaşmakta ve istemeden ömür süreleri kısalmaktadır.


Birçok kedi sahibinin merakla sormuş olduğu sorunun cevabı birçok nedene bağlı olarak değişmektedir. Kedilere günde kaç öğün yemek verilmesi hususu örneğin kedinin yaşına, kedinin hareketli olup olmadığına ve hatta türüne göre değişebilmektedir.

Yavru kedilerin öğün sayısı yetişkin kedilere göre daha fazladır. Onların hızlı ve sağlıklı olarak büyüyebilmeleri için ilk 3 ay boyunca günde 4 öğün yemek yemeleri önerilmektedir. 3 ayın sonunda yavru kedilere günde 3 öğün, 6 aylıktan sonra ise günde 2 öğün yemek verilmesi en doğru hareket olacaktır. Yavru kedilerin beslenmelerinde yaşlarına göre özel olarak üretilen yavru kedi mamaları tercih edilmelidir.

Bir kedi 8 aylık olduğunda artık yetişkin olduğundan 8 aylık ve sonrasındaki kediler yine günde sabah ve akşam olmak üzere 2 öğün yemek yemelidirler.

Yazımızın başında da belirttiğimiz üzere bir kedinin alması gereken yemek miktarı onun yaşına, büyüklüğüne ve gün içerisindeki hareketlerine bağlı olarak değişmektedir. Hatta verilecek olan hazır mamanın içeriği nedeniyle de kediye verilecek olan yemek miktarı değişmektedir. Ticari olarak hazırlanan kedi mamalarının çoğu, kedilerin ortalama büyüklüklerine göre ihtiyaç duyduğu miktarı gösteren çizelge içermektedir. Söz konusu bu bilgi içeren çizelgeler kedi sahipleri için mutlaka dikkat edilmesi gereken bir kılavuzdur.

Kedi Maması Çeşitleri

Bilindiği üzere kediler mecburi etobur hayvanlardır. Bu onların hayatta kalabilmeleri için beslenmelerinde et ve diğer hayvansal gıdalara ihtiyaç duyduğu anlamına gelmektedir. Hem etçil hem de otçul olan insanlara göre kedilerin beslenme ihtiyaçları oldukça farklıdır.

Ev haricinde sokaklarda ve doğal ortamlarda yaşayan kedilerin beslenmelerinde genellikle karbonhidrat ve yağ oranının düşük öte yandan protein oranının yüksek olduğu ve kendi avladığı hayvanları tercih ettiği görülmektedir. Bu tercih bir kedinin hayatını en sağlıklı şekilde devam ettirebilecek doğru bir tercihtir.

Ev ortamında yaşayan kedilerin avlanma gibi bir şansı olmadığından günümüzde hazır mama olarak tabir edilen hayvansal ve bitkisel ürünlerin karışımından meydana gelen kedi mamaları satılmaktadır. Yazımızın devamında piyasada satılmakta olan kedi maması çeşitlerini detaylı bir şekilde inceleyeceğiz.

Konserve Mama (Islak Mama)

Islak mama olarak da bilinen konserve mamalar kendi içerisinde tahıl ve et içerikli olarak iki ayrı grupta satılmaktadır. Tahıl içerikli konserve mamalar genellikle kilo sorunu yaşayan aşırı şişman kedilerin zayıflama amaçlı diyetleri için tercih edilirken, et içerikli konserve mamalar böyle bir sorunu olmayan kediler için tercih edilmektedir.

Konserve mamalar genellikle %65 ile %85 oranında su içeren hem çok lezzetli olması hem de çok kolay yenilebilmesi nedeniyle kedilerin genellikle ilk tercih ettiği mama türüdür. Kediler konserve mamaları diğer mama çeşitlerine göre çok daha fazla yiyebileceğinden uzun süre bu mama ile beslenmeleri durumunda fazla kilo ve diğer birçok sağlık sorunları ile karşılaşması kuvvetle muhtemeldir.

Yarı Islak Mama

Islak mama olarak bilinen konserve mamaların içerisinde %85 oranında su bulunurken, kuru mamalar %10 oranında su içermektedir. Yarı ıslak mamalar ise genellikle %45 ile %65 oranında su içermektedir.

Ne yazık ki içeriğinde bulunan şeker ve koruyucu maddeler ile yüksek kalori yoğunluğu nedeniyle kedilerin sağlığı açısından son derece zararlı bir mama türüdür. Zamanla kedi sağlığına olan zararları ortaya çıkan yarı ıslak mamalar, bilinçlenen kedi sahiplerinin uzak durması ve tercih etmemesi nedeniyle son zamanlarda artık üretilmemektedir.

Kuru Mama

Son zamanlarda evlerinde kedi besleyen insanların ucuz ve pratik olması nedeniyle çokça tercih ettiği kuru mamalar bir kediyi beslemek ve ihtiyacı olan tüm besin gereksinimlerini karşılamak için en uygun yoldur. Raf ömrü oldukça uzun olan bu mamalar hava almadıkları taktirde uzun süre paketlerinde ilk günkü gibi taze kalabilirler. Genellikle %10 civarında su içerdiğinden kedinizi kuru mama ile beslemeniz durumunda mamanın yanında ayrı bir kapta mutlaka su da verilmelidir.

Kuru mama, ıslak yani konserve maması kadar lezzetli olmasa da kedilerin ideal kilosunu korumak amacıyla tercih edilmesi gereken bir mama çeşididir. Evde kedi besleyenler örneğin haftanın 1 günü konserve mama, geri kalan günlerde ise kuru mama ile ideal beslenme rutinini sağlayabilirler.

Ödül Maması (Kedi Bisküvisi)

Kedi bisküvisi olarak da bilinen kedi ödül maması asla kedilerin karnının doyurulması amacıyla kullanılacak bir mama çeşidi değildir. Bu tür mamalar özellikle alıştırma ve eğitim safhalarında tercih edilir. Adı üstünde olan ödül maması kediye verilecek bir eğitim esnasında doğru yaptığı hareketleri kediye belli etmek ve bu hareketleri kalıcı yapmak amacıyla ödül olarak verilir.

Kedi Maması Değiştirmek, Kediyi Yeni Mamaya Alıştırmak

Bir kedinin beğenerek yediği bir mamayı herhangi bir sebepten dolayı değiştirmek ve bu durumu kediye kabullendirmek oldukça zor bir durumdur. Birçok kedi sahibi kedi mamasını değiştirmek istediğinde kedisinin yeni mamayı yemediğini görmekte ve bu duruma üzülerek eski mamayı vermekte devam etmektedir. Eğer sizde böyle bir durumla karşı karşıya kalmışsanız size bu konuda kolaylık sağlayacak bir yöntemden bahsedeceğiz. Yeni kedi mamasını eski kedi mamasının içerisine ilk günler az miktarda, sonraki günler ise çoğaltarak koyun. Kediniz ilk günler mamasının değiştiğini anlamayacak ve gün geçtikçe yeni kedi mamasına alışacaktır.

Yavru Kediler Nasıl Beslenir?

Normal şartlarda yavru kedinin nasıl beslenmesi gerektiği konusunda en bilgili kişi o kedinin annesidir. Ancak bazı sebeplerden dolayı annesi olmayan bir yavru kediye bakmanız gerekebilir.

Yavru kedilerin beslenmesi yetişkin kedilere göre çok daha farklı ve dikkat edilmesi gereken önemli bir konudur. Yavru kediler yetişkin kediler gibi her şeyi yiyip içemezler. Bu nedenle onları beslerken son derece dikkatli olmalı ve özen göstermelisiniz. Yazımızın devamında yavru kedilerin beslenmesi ve dikkat edilmesi gereken hususlar hakkında önemli bilgiler yer almaktadır.

1 ile 6 Hafta Arası Yavru Kedilerde Beslenme

Bu yaş grubu yavru kedilerde kesinlikle anne kedi sütü tercih edilmeli ve kedi annesinden ayrılmamalıdır. Kedi 6 haftalık olana kadar annesinden emdiği süt ile bağışıklık sistemi ve diğer vücut fonksiyonları son derece gelişerek bundan sonraki hayatında hastalıklara karşı daha güçlü bir kedi olacaktır.

Annesi tarafından terk edilmiş veya annesi ölmüş 1-6 hafta arası yavru bir kedi sahiplenmiş iseniz onun için temiz ve sterilize edilmiş mümkünse kediler için özel üretilmiş bir biberon temin edin, şayet kedi biberonu bulamadıysanız normal biberonun ucundaki plastik kısmı X şeklinde düzgünce kesin, fazla kesmeniz durumunda kedinizin boğulmasına, az kesmeniz durumunda ise kedinizin yetersiz beslenmesine neden olabilirsiniz.

6 Hafta ile 4 Ay Arası Yavru Kedilerde Beslenme

Kediniz 6 haftalık olduğunda artık süte ihtiyacı yoktur. Bu dönemden sonra vereceğiniz süt kedinize fayda değil zarar verir. Zira sütten kesilen kedilerin laktoza karşı dayanıklılığı düşmektedir. Laktoz kedilerde sindirim sorunları ve ishal gibi rahatsızlıklara sebep olur.

6 haftalık ve sonrasında ki kediler için kuru veya yaş konserve mamalar kullanılmalıdır. Mama kedinizin yiyebileceğinden büyükse bir rondo yardımıyla parçalanarak servis edilmelidir. Kediler 4 aylık olana kadar günde en az 4 öğün yemek tüketmelidir.

Kediler 4 aylık olana kadar kesinlikle ev yemeklerinden uzak tutulmalı ve kuru veya yaş mamalara alıştırılmalıdır. Ev yemekleri bu yaştaki kedilerde deride kokma yapabilir.

8 Ay Üstü Kedilerde Beslenme

Kediniz 8 aylık olduğunda artık yavru değil yetişkin bir kedi olacaktır. Bu yaştan sonra kedilerin metabolizması daha yavaş çalışır ve yedikleri kiloya dönüşür. Kilo ise kedilerde önemli sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle 8 ay üstü kedilerde günde 2 öğünden fazla yemek verilmemelidir.

Yavru Kedilerde Hangi Süt Kullanılmalıdır?

İster yavru, isterse yetişkin bir kedi olsun tüm kedilerde bilinenin aksine inek sütü az da olsa zararlıdır. Kedinizde herhangi bir sebep yokken oluşan ishal rahatsızlıkları genellikle inek sütünden kaynaklanmaktadır. Bunun dışında inek sütü kediler için çok yararlı veya besleyici bir süt değildir.

Yavru kediler olabildiğince anne kedi sütüyle beslenmelidir. Anne kedi sütü yavru kedilerde bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklara karşı daha güçlü olmasını sağlayacaktır. Herhangi bir sebepten dolayı annesi yanında olmayan bir yavru kedi sahibiyseniz sütanne yoluyla veya başka bir anne kedinin sütünün sağılması ile kedinize kedi sütü verebilirsiniz.

Ayrıca veteriner ve bazı hayvan mağazalarında bulunan kedi sütü tuzu da kediler için tercih edilebilir.

Kedi sütü veya kedi sütü tozu bulunamaması durumunda pastörize edilmiş inek sütü son çare olarak kediye verilebilir.

Kedi Sütü Tozu Nasıl Kullanılır?

Yavru kediler için özel olarak üretilen kedi biberonuna satın aldığınız kedi sütü tozunu belirtilen oranda koyun. Kedinizi başı hafif eğimli, sırt üstü yatar şekilde kucağınıza alın. Daha sonra biberonu çok fazla dik olmayacak ve eğimli olacak şekilde yavru kedinizin ağzına götürün. Kediniz biberonu emmeye başladığı sırada kesinlikle biberonu sıkmayın. Onun kendi emiş gücüyle sütü içmesine izin verin. Biberonu çok sıkmanız durumunda basıncı fazla olan sütün kedinizin soluk borusundan ciğerlerine kaçmasına ve onun boğularak ölümüne sebep olabilirsiniz.

Yavru Kediler Hangi Aralıklarla Emzirilir?

Yavru kedilerin hangi aralıklarla emzirilmesi konusunda dikkat etmeniz gereken kedinizin yaşı ve ağırlığı olacaktır.

    1 haftalık yavru kediler 2-3 saatte bir
    2 haftalık yavru kediler 4-6 saatte bir
    3 hafta ve sonraki yavru kediler 6-8 saatte bir emzirilmelidir.

Ayrıca ortalama bir yavru kedi her 100 gram vücut ağırlığı için 30 ml süte ihtiyaç duymaktadır. Bu oranı göz önünde bulundurarak kedinizin ihtiyaç duyduğu süt miktarını hesaplayabilirsiniz.

Bu konuyu yazdır

RasitTunca-4 Raşidi Tarikatında - istiaze Duası - 3 (Extern)
Yazar: RasitTunca - 07-24-2019, 06:56 PM - Forum: Raşidi Tarikatı Zikir Evradı - Yorum (3)

[Resim: 50481164dv.png]

Raşidi Tarikatında - istiaze Duası - 3 (Extern)

istiaze Duası -3 Budur
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil kafiriyn,
Rabbenagfir lena zünubenave israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil müşrikiyn,
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil münafikiyn,
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil hasidiyn,
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil fasıkıyn,
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil hainiyn,
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil kazibiyn,
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil müfsidiyn,
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil müsrifiyn,
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil aduvviyn,
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil sahiriyn,
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil neffasatil ukadiyn,
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil mücrimiyn,
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil zalimiyn,
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil vahişiyn,
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna ales seyyietil müseyyi iyn,
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel hıyalil küllü mütehayyilliyn,
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alen nazerel hainiyn,
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil keşfel küfrül kaşifiyn,
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmiş şematati küllü şamitiyn,
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil amelil bahilliyn
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil gafelel gafiliyn
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil amelil yüraun
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil acelel küllü muacciliyn
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil tecavezel mütecaviziyn
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil inkarel münkiriyn
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmil iftirael müfteriin
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmis seerigal müseerigun
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmin naakısel munkısun
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmid deccal ve havaassehü ve euzubike en rabbi yahdzurun.(Dad harfi sağ azı diş ile okunur)
Rabbenagfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena vensurna alel kavmiş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike en yahdzurun. (Dad harfi sol azı diş ile)
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.


„inteha istiaze Duası - 3”
Bina Eden
Başağaçlı Raşit Tunca
Schrems, 24 TEMMUZ 2019 Çarşamba
Original Kar©glan

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Koyun Yetiştirme Metodlari
Yazar: RasitTunca - 07-23-2019, 12:07 PM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar - Yorum Yok

Koyun Yetiştirme Metodlari

Koyun yetiştirmede 2 metod uygulanır.

Saf yetiştirme, Melezleme.

Saf yetiştirme

Saf yetiştirme aynı ırkın geliştirilmesi ve ırk özelliklerinin artırıl-ması için yapılır. Örneğin iyi vasıflı Akkaraman koyunlar çiftleştirilerek iyi vasıflı Akkaraman döller elde edilir. Saf yetiştirmede ana-baba bir döller arasında çiftleştirme uzun süre devam ettirilirse kan yakınlığı doğar. Kan yakınlığının üstün vasıflı hayvanların döllerinin elde devamlı tutulması ve dışarıdan damızlık teminine ihtiyaç duyulmaması gibi avantajlarının yanında ileri derecede kan yakınlığında ölü ve sakat doğumların artması gibi mahsurları da vardır. Saf yetiştirmede kan yakınlığını önlemek için 4-5 yılda bir aynı ırktaki bir başka sürüden koçlar alınarak kan tazelemesi yapılmalıdır.

Melezleme

Melezleme iki ayrı ırkın çiftleştirilerek ya yeni bir ırk geliştirmek, ya da üstün verimli ırkın özelliklerini düşük verimli ırka aktarmak suretiyle yapılır. Örneğin Merinos koçlar ile Akkaraman koyunlar çiftleştirilerek melez yavrular elde edilir. Bu melez yavrular yeniden Merinos koça verilerek Merinosların et ve yapağı verimleri melez yavrulara aktarılmış olunur.

SÜRÜ BÜYÜKLÜĞÜ

Yetiştiriciler mera kapasitesi, kaba ve kesif yem temini, ağıl kapasitesi, yetiştireceği koyunu ırkı ve çoban gibi faktörleri dikkate alarak elde tutacakları sürünün büyüklüğünü hesap etmelidirler.

İŞLETMEDE YAPILACAK İŞLER

Bir koyunculuk işletmesinin kâr edebilmesi için belirli aylarda ve belirli mevsimlerde yapılması gereken işleri vardır. Bu işler zamanında ve bilinçli olarak yapılmazsa ilerde telafisi çok zor durumlarla karşılaşılır ve işletme büyük zararlara uğrayabilir. İşlerin zamanında planlanmaması ve yapılmaması sonucu elde edeceğimiz ürünler azalır, kâr oranı düşer, hatta bir salgın hastalıkta bütün sürünün elden çıkması dahi mümkündür. Bu nedenle bu işleri zamanında planlamamız ve zamanında yapmamız gereklidir. Koyunculu
işletmelerinde yapılması gereken işleri şu şekilde sıralayabiliriz.

Koç katımı

Doğum

Kırkım

Sağım

Yem stoklanması

Aşılama ve paraziter mücadele

Ağılların temizliği

Bu konuyu yazdır