| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.
|
|
|
Koyun Irklari |
|
Yazar: RasitTunca - 07-23-2019, 11:59 AM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar
- Yorum Yok
|
 |
Koyun Irklari
Koyun et, süt, yapağı, deri ve gübreleri ile insanlara ekonomik güç veren önemli bir hayvandır.
Hem çiftçi hem de ülke ekonomisini kalkındırmak için koyunculuğun yaygınlaştırılması gereklidir. Ama bakım ve beslenme koşullarının iyileştirilmesi, öte yandan koyunların saf yetiştirme ve melezleme yolu ile ıslah edilerek verimliliğin artırılması şarttır.
Öyleyse koyunculuğun doğal ve ekonomik koşulların gerektirdiği yönde gelişebilmesi için, mevcut yetiştirme tekniklerinin geliştirilmesi ve yetiştiricilerin yenilikleri bilmesi ve uygulaması gerekir.
Koyunculuk yapmaya karar verdiğimiz takdirde öncelikle yaşadığımız bölgeyi iyi tanımamız ve ona göre uygun ırkla çalışma yapmalıyız.
Genel olarak Anadolu’nun iç kısımlarında yağlı kuyruklular, denize yakın bölgelerde ince kuyruklular yaygındır.
Yağlı kuyruklu koyunlar Morkaraman, Akkaraman, Dağlıç ve İvesidir. İnce kuyruklu koyun ırklarımız ise Kıvırcık, Sakız, Karayaka ve Merinostur.
|
|
|
Damizlik Seçimi |
|
Yazar: RasitTunca - 07-23-2019, 11:52 AM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar
- Yorum Yok
|
 |
DAMIZLIK SEÇİMİ
Damızlık seçiminde şu hususları gözönünde bulundurmak gereklidir.
Damızlık seçerken tek bir verim yönünden değil, birden fazla verim yönünden
seçim yapılmalıdır. Örneğin sadece et verimi veya sadece yapağı verimi değil,
et ve yapağı verimi yönünden üstün ırklar damızlık olarak seçilmelidir. Yani
hayvanlar kombine verimli olmalıdırlar.
Seçilen damızlıklar bölgenin; iklim, mera, ağıl, bakım ve besleme şartlarına uygun olmalıdırlar veya bu şartlara uyacak özellikte olmalıdırlar.
Hayvanlar sağlıklı ve döl verme kabiliyetinde olmalıdırlar.
Damızlık seçiminde hayvanların yaşıda dikkate alınmalıdır. 6 aylıktan küçük hayvanlarda genel ırk özellikleri tam belli olmadığından 6 aylıktan küçük hayvanlar damızlık olarak seçilmemelidir. Koçların 5-6 yaşından, koyunların ise 7 yaşından sonra verim özellikleri azaldığından yaşlı hayvanlarda damızlık olarak seçilmemelidir.
Damızlıklar damızlık yetiştiren işletmelerden veya iyi damızlıklar kullandığı bilinen işletmelerden seçilmelidirler.
Damızlık seçilecek hayvanların koruyucu aşılamaları ve paraziter ilaçlamaları zamanında yapılmış olmalıdır.
DAMIZLIK KOÇLARIN SEÇİMİ
Damızlık olarak seçilecek koçlarda erkeklik organları gelişmiş olmalı, koçlar
tek testisli olmamalıdır. Koçlar kendi ırkının özelliklerini tam göstermelidir.
Ayaklar yere düzgün basmalı, sağlıklı ve güçlü olmalıdırlar. Yapağı verimleri
yüksek olmalı, yapağıda alacalıklar olmamalıdır. Koçların sperma muayeneleri
yaptırılarak sperma özellikleri iyi olanlar seçilmelidir.
DAMIZLIK KOYUNLARIN SEÇİMİ
Koyunlarda koçlar gibi ırk özelliklerini tam göstermelidirler. Hayvanlar
sağlıklı olmalı ve sürüye uyum sağlamalıdırlar. Daha önce doğum yapmış koyunlar
ve ikiz eşi olan koyunlar tercih edilmelidir.
DAMIZLIK KUZULARIN SEÇİMİ
Damızlık seçilecek kuzularda kemik yapısı gelişmeye müsait olmalı, kuyruk çok
büyük ve sarkık olmamalı, yapağısı bir örnek olmalıdır. Cılız ve kavruk kalmış
kuzular damızlık olarak seçilmemelidir.
SIFAT İŞLERİ-KOÇ KATIMI
Yurdumuzda bazı koyun ırkları bazı bölgelerde yılın bütün mevsimlerinde
kızgınlık göstermelerine rağmen yerli koyunlarımız genel olarak ilkbaharda ve
sonbaharda olmak üzere yılda 2 kez kızgınlık gösterirler. Ancak sonbahar
kızgınlığı ilkbahar kızgınlığından daha etkindir. Zaten iklim, bakım ve besleme
şartları da dikkate alınarak koç katımı genellikle sonbaharda yapılarak
kuzuların ilkbaharda doğmaları tercih edilmektedir. Koyunlar ilk
sıfata 1.5 yaşında verilirler. Sıfat mevsimi Bölgesel farklılıklara
göre değişmekle beraber genellikle Ekim-Kasım aylarıdır. Sıfat tabi aşım veya
Suni tohumlama yolu ile olur. Tabi aşımda koçlar serbest aşım yapıyorlarsa sürüde 30-35baş
koyun için 1 baş koç bulundurulur. Elde aşım yaptırılıyorsa 50-60 baş
koyun için 1 baş koç yeterlidir. Suni tohumlama yapılıyorsa günlük alınan 1 doz
sperma 4-5 baş koyun için yeterlidir ki buna göre sürüdeki 150-200
baş koyun için bir baş koç kafi gelir. Elde sıfat veya suni tohumlama
yaptırılıyorsa kızgınlığa gelen koyunlar iyi seçilmeli ve sıfat tarihi
kaydedilmelidir. Koçlar günde 2'den fazla koyuna aşım yaptırılmamalıdır.
Koyunlarda kızgınlık 24-36 saat sürer. Kızgınlık sabah saatlerinde fazladır.
Öğlen saatlerinde azalır, akşam saatlerinde ise çok zayıf olur. Bu nedenle aşım
sabah saatlerinde yaptırılmalıdır. Gebe kalmayan koyunlar 17-18 gün
sonra yeniden kızgınlık gösterirler ve yeniden koça verilmeli-dirler. Koç
katımı 4-6 hafta arasında olmalıdır. Bu süre ne
kadar kısaltı-lırsa doğacak kuzuların yaş farkları o kadar azalır,
kuzuların büyüklükleri birbirine yakın olur, beslenme güçlükleri azalır ve
işçilik en aza iner.
Koyunlarda gebelik oranı
ırklara göre değişmekle beraber genel olarak yüksektir ve
% 80-90civarındadır. Kültür ırkı koyunlarda ikizlik oranı yüksek olmasına
karşın yerli ırk koyunlarımızda ikizlik oranı
% 10-15 kadardır. Döl verimini artırmak için iki yıl üst
üste döl tutmayan koyunlar damızlıkta kullanılmamalı, sıfat döneminde mera
dönüşü koyunlara ek yemleme yapılmalıdır. Koçlar sıfat süresince meraya
gönderilmemeli, ağılda yemlenmelidir. Koçlara üzüm gibi enerjice zengin
yemlerin verilmesi de döl verimini olumlu yönde etkiler.
|
|
|
Koyunlarda Kirkim Neden Yapilmalidir, Sağim Yaparken Dikkat Edilmesi Gerekenler |
|
Yazar: RasitTunca - 07-23-2019, 10:33 AM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar
- Yorum Yok
|
 |
Koyunlarda Kirkim Neden Yapilmalidir, Sağim Yaparken Dikkat
Yurdumuzda koyunlar genellikle Mayıs-Haziran ayı içerisinde kırkılırlar.
Kırkımın başlama zamanı yün yağının erimeye ve yapağının kabarmaya başladığı
zamandır.
Kırkılacak hayvanlar bir gün önceden aç bırakılmalıdır. Kırkım yeri aydınlık, temiz ve geniş
olmalı, rüzgar almamalıdır. Kırkıma önce koçlardan başlanmalıdır,
sonra toklular ve kuzular kırkılır. En sonraya da doğum yapmış
koyunlar bırakılır. Kırkılan yapağılar koç, koyun, toklu ve kuzu yapağıları
olmak üzere ayrı ayrı çuvallara konulmalıdır. Yapağılar rutubetsiz,
aydınlık ve havadar depolarda muhafaza edilmelidir. Yapağı konulan depolarda fare
ve güve mücadelesi de yapılmalıdır.
Kırkım zamanında yapılmazsa yapağılar önce kabarır,
sonra dökülmeye başlar ve bir süre sonra vücut çırılçıplak kalır. Yapağı
dökülmesi çeşitli sebeplerden meydana gelebilir. Bu sebepleri şu şekilde
sıralayabiliriz.
Kırkımın zamanında yapılmaması sonucu dökülmeler, Açlıktan ileri gelen dökülmeler,
Fazla beslemeden ileri gelen dökülmeler Zehirlenmelerden ileri gelen dökülmeler, Bazı gıda maddelerinden ileri gelen dökülmeler,
İç ve dış parazitlerden ileri gelen dökülmeler, İç hastalıklardan ileri gelen dökülmeler, Dış etkenlerden ileri gelen dökülmeler.
SAĞIM
Koyunlarda sağım kuzular sütten kesildikten sonra başlar ve 3-5 ay
devam eder. Koyunlar sabah erken ve öğleden sonra olmak üzere günde iki defa
sağılabilirler. İyi bir sağımcı 1-2dakikada içinde bir koyunu sağabilir.
Koyunun meraya çabuk çıkması için sağımın çabuk bitirilmesi gerekir. Koyunlar
bir kişi tarafından tutulursa sağım hızlandırılır. Koyunlarda sağım makinesi
ile de sağım yapılmaktadır. Büyük sürülerde makinalı sağım tercih
edilmelidir.
|
|
|
Koyunlarin Eti, Sütü, Derisi, Yünü Ve Gübresinden Yararlaniriz |
|
Yazar: RasitTunca - 07-23-2019, 10:27 AM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar
- Yorum Yok
|
 |
Koyunlarin Eti, Sütü, Derisi, Yünü Ve Gübresinden Yararlaniriz
KOYUNLARDA VERİMLER
Koyunların başlıca verimleri döl verimi, et verimi, yapağı verimi,
süt verimi, deri verimi ve gübre verimi olarak sayılabilir.
DÖLVERİMİ
Dölverimi koyunculuğun
devamını sağlayan önemli bir verimdir. dölverimini artırmak için
ikizliğin veya üçüzlüğün artırılması çalışmaları yanında bir yılda 2 kez veya
iki yılda 3 kez yavru alınması çalışmaları ve araştırmaları yapılmaktadır.
Üstün verimli koyunlarda bir yılda birden çok yavru alınması
için embrio transferi çalışmaları da yapılmaktadır.
ET VERİMİ
Koyun eti tüketimi özellikle büyük şehirlerde azalmakta, yağsız et olan sığır
etine veya beyaz et olan tavuk ve [Resim: Emirdag26.JPG]balıketine yönelim olmaktadır. Ancak
nüfusumuzun büyük bir kısmını teşkil eden köy, kasaba ve küçük yerleşim
birimlerinde koyun eti tüketimi fazladır. Özellikle kurban bayramında kesilen
kurbanların büyük bir kısmını koyun teşkil etmektedir. Kurban bayramında 2–3
milyon baş koyun kesildiği tahmin edilmektedir. Buda azımsanmayacak bir
rakamdır ve yıllık koyun eti tüketimini önemli ölçüde artırmaktadır. Koyun eti
tüketimini artıran bir başka önemli etkende adaklardır.
Koyun mevcudumuzun % 82'sini
teşkil eden Akkaraman, Morkaraman, Dağlıç ve İvesi gibi yağlı kuyruklu
koyunların kuyruk yağıda büyük bir yekün tutmaktadır. Alışkanlıklar
hızla değiştiğinden kuyruk yağı tüketimi de azalmakta ve kuyruk yağları çoğu
defa zayi edilmektedir. Tüketiciler canlı koyun alırken küçük kuyruklu
olanlarını tercih etmeye, kasaptan koyun eti alırken kuyruk yağı istememeye
başlamışlardır. Bu nedenle kuyruk yağını azaltıcı melezleme çalışmalarına hız
verilmeli, damızlık hayvan seçerken küçük kuyruklu olanlar seçilmelidir.
YAPAĞI VERİMİ
Koyunlarımızın % 97 gibi büyük bir kısmını yerli koyunlar teşkil ettiklerinden
koyunlarımızın yapağı verimleri düşük olup, fert başına 1,5
kg civarındadır ve elde edilen bu yapağılar kalın ve kaba yapağılar olup,
dokuma sanayiinde kullanılamamaktadırlar. Bu yapağılar ancak halı,
kilim ve keçe imalinde kullanılmakta ve yataklık
olarak dağerlendirilmektedir. Bu nedenle sanayide kullanılan ince
yapağılar gibi ihraç edilememekte ve iyi fiyata satılamamaktadırlar. Yapağı
kalitesini artırmak için başlatılan merinoslaştırma çalışmalarına yeniden hız
kazandırılmalıdır.
SÜT VERİMİ
Koyun sütünden elde edilen yağ, yoğurt ve peynir gibi süt ürünleri halkımız
tarafından tercih edilmekte ve sevilerek yenilmektedir.
Bu nedenlede koyunların büyük bir kısmı sağılmaktadır. Ancak
koyunlarda sağımın güçlüğü ve zaman alması iş gücü kaybına sebep olmakta, sağım
daha çok aile işletmelerinde yapılmaktadır. İvesi ve sakız gibi yüksek süt
verimli koyun ırklarımızın ıslah edilmesi gereklidir. Diğer koyun ırklarımızda
da süt verimini artırıcı melezleme çalışmaları yapılmalıdır.
DERİ VERİMİ
Koyun derileri yeteri kadar değerlendirilememekte, mezbaha dışı kesilen
hayvanların derileri dikkatsiz yüzüm nedeniyle yaralanmakta, yeterince tuzlanıp
iyi muhafaza edilememekte ve zamanında işleme yerlerine ulaştırılamadığından
zayi olmaktadır. Deri zayiatının önlenmesi için mezbahalarda kesim tercih
edilmelidir. Ancak koyunlarda mezbaha dışı kesimin daha fazla olduğunu söylemek
mümkündür.
GÜBRE VERİMİ
Koyunlar yılda ortalama 700 kg gübre çıkarırlar. Ancak koyunlar yılın
büyük bir bölümünü merada geçirdiklerinden toplanan gübre fazla değildir. Kış
mevsiminde ağılda kaldıkları sürece gübreleri toplanır, bu da çoğu zaman
ısınmak için yakılarak değerlendirilir. Zira bütün kış ağılın tabanında
biriken, hayvanlarca çiğnenen, baharda çıkarılan ve kerme diye
bilinen bu koyun gübresinin kalori değeri yüksektir. Oysa koyun gübresi
özellikle bahçelerde ve parkların yeşillendirilmesinde aranan bir gübredir.
Yakıt olarak değerlendirilmesi önlenmeli, tabi gübre olarak tarlalarda ve
bahçelerde kullanılmalıdır.
|
|
|
Koyun Beslenmesi Hakkinda |
|
Yazar: RasitTunca - 07-23-2019, 10:03 AM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar
- Yorum Yok
|
 |
Koyun Beslenmesi Hakkinda
KIŞ BAKIM VE BESLEMESİ
Koyunlar kışın ağılda barındırılır. Ağıllar aydınlık ve havadar olmalıdır. Ağılda her koyun için ortalama 1.25 - 1.5 metre kare yer hesaplanmalıdır. Hayvanın cinsine göre hesaplanacak yer miktarı daha önceki konularda bildirilmiştir. Ağılların ısısı kışın 8 oC' den az, yazın 15 oC'den çok olmamalıdır. Ağılda bulunan yemlikler fenni olmalı ve kolayca temizlenebilmelidir. Mümkünse yemlikler duvarlarda ve sabit olmalıdır. Yemliklere kesif yem ve otlar rahatça konulabilmeli ve artıklar kolayca temizlenebilmelidir. Ağırların duvarları her sene badana edilmeli, tabanı ise her sene temizlenmelidir. Ağıllarda ilkbaharda ve sonbaharda bit, pire, kene ve diğer haşaratlara karşı ilaçlama yapılmalıdır. Ağılların çatısı akmamalı ve tabanı su çekmemelidir.
Kışın koyunlara kaba yem olarak kuru ot, kuru yonca, yulaf samanı, arpa samanı ve buğday samanı verilebilir.
Kesif yem olarak; arpa kırması, buğday kırması, yulaf kırması, mısır, çeşitli değirmen artıkları, çeşitli küspeler ve fenni yem verilebilir. Hayvan başına verilecek yem miktarları günlük olarak Tablo 2'de gösterilmiştir. Bu miktarlar günde 2 öğüne bölünerek verilmelidir.
Gebe hayvanlarda yem miktarlarını biraz artırmak gereklidir. Yemler sabah ve akşam olmak üzere günde 2 öğünde verilmelidir. Hayvanlara verilen yemler bozulmuş ve küflenmiş olmamalıdır. Yemler her gün aynı saatlerde verilmeli, yem saati mümkün olduğunca değiştirilmemelidir. Yem vermeden önce artık yemler alınmalı ve yemlikler temizlenmelidir. Hayvanlar büyüklüklerine göre gruplara ayrılarak yemlenmelidirler. Kış döneminde koyunlar günde iki kez de sulanmalıdır. Hayvanların önünde kaya tuzu veya yalama taşları da bulundurulmalıdır. Bunlar sağlanamıyorsa haftada en az bir kez tuz verilmelidir.
YAZ BAKIM ve BESLEMESİ
Koyunlar ağıldaki kış beslemesinden meraya yaz beslemesine geçerken ani yem değişikliği yapılmamalıdır. İlkbaharda kuru yemden yaş yeme geçerken, sonbaharda yaş yemden kuru yeme geçerken geçişler yavaş yavaş yapılmalı, yemin biri azaltılırken diğeri çoğaltılarak en az bir haftalık bir sürede geçiş yapılmalıdır. Bu geçişin kontrollü yapılamadığı mera dönemi olan anız zamanında hayvanlar mutlaka kılçık ya da başak aşısı denilen Enterotoksemi aşısı ile aşılanmalıdır.
Yazın hayvanlar merada otlatılmalıdır. İlkbaharda hayvanları sabah erken kırağılı saatlerde ve kırağılı günlerde meraya çıkarmamalı, kırağının kalkması beklenilmeli veya o gün meraya gönderilmemelidir. Kırağılı günlerde hayvanlara bir miktar kuru ot verildikten sonra meraya çıkarmak daha iyi olur.
Çok sıcak havalarda özellikle öğlen saatlerinde koyunlar gölgeliklerde dinlendirilmelidir. Zaten koyunlar sıcak saatlerde yayılmazlar.
Koyunlar cüsselerine, yedikleri yemin miktarına ve cinsine, mevsimlere ve hava sıcaklığına bağlı olarak günde 2-5 litre su içerler. Bu su günde 2 defada verilmelidir. Hayvanlara verilecek su temiz kaynak veya çeşme suyu olmalıdır. Sulama yalaklarda yapılıyorsa yalaklar sık sık yıkanarak yosun tutması önlenmelidir. Hayvanları durgun gölet veya bataklık sularında sulamak paraziter hastalıkların bulaşmasına ve yayılmasına sebep olur.
Koyunların gündüz dinlendikleri gölgeliklerine ve gece barındıkları ağıllarına kaya tuzları veya yalama taşları konularak tuz ihtiyaçları karşılanmalıdır.
Koyunlar meralardaki her türlü otları yerler. Ancak zehirli otları ayırt etme içgüdüleri de vardır.
YEM STOKLANMASI
Kışın hayvanlara verilecek kesif ve kaba yem miktarları Tablo 2'de gösterilmiştir. Kış mevsiminin uzunluğuna ve hayvan sayısına göre stoklanacak yem miktarları hesap edilmeli ve buna %10' luk bir zaiyatta ilave edilerek yem stoku yapılmalıdır. Özellikle kaba yem mutlaka sonbaharda stoklanmalıdır. Zira kışın kaba yem bulmak ve nakletmek oldukça güçleşir.
Şimdi 100 başlık anaç koyunu, 10 başlık koçu, 40 başlık toklusu ve 80 baş doğacak kuzusu olan bir işletmenin stoklayacağı kaba ve kesif yem miktarlarını hesap edelim. Hayvanların 150 gün ağılda beslendiğini ve doğacak kuzuların ise 120 gün yem yiyeceğini farzedelim.
Kaba yem olarak;
Koyunlar için: 1250 g x 150 gün x 100 baş = 18.750 kg
Koçlar için : 1500 g x 150 gün x 10 baş = 2.250 kg
Toklular için: 1000 g x 150 gün x 40 baş = 6.000 kg
Kuzular için: 500 g x 120 gün x 80 baş = 4.800 kg
Toplam : 31.800 kg
% 10 zaiyatla beraber 35.000 kg hesap edilmelidir. Bu kaba yem kuru ot, kuru yonca veya saman olabilir.
Kesif yem olarak;
Koyunlar için: 800 g x 150 gün x 100 baş = 12.000 kg
Koçlar için : 1000 g x 150 gün x 10 baş = 1.500 kg
Toklular için: 500 g x 150 gün x 40 baş = 3.000 kg
Kuzular için: 400 g x 120 gün x 80 baş = 3.840 kg
Toplam : 20.340 kg
% 10 zaiyatla beraber 22.500 kg hesap edilmelidir. Bu kesif yem arpa kırma, buğday kırma veya hazır yem olabilir.
|
|
|
Koyunlarda Sağlik Ve Koruma |
|
Yazar: RasitTunca - 07-23-2019, 09:57 AM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar
- Yorum Yok
|
 |
Koyunlarda Sağlik Ve Koruma
Hastalık ve asalaklardan koruma için yapılacak etkinliklerden birisi, koyunların zamanlarının bir kısmını geçirdikleri ağılın temizliği ve dezenfeksiyonudur. Hastalık yapıcı etmenler, gübre ve idrarla kirlenen ağıl tabanında ürerler. Bu nedenle mümkünse, idrar kanallarla akıtılmalı, ağıl tabanı eğimli yapılmalı ve gübre temizliği sık yapılmalıdır. Yataklık kullanılıyor ise yaz giriş ve çıkışında kirlenen yataklıklar dışarı atılmalıdır. Ağılın duvarı, tabanı ve tavanı kireçlenmelidir. Ağaç aksamları (yemlikler, bölmeler gibi) kreozatlanmalı, metal aksamlar boyanmalı ve dezenfekte edilmelidir.
Ağılın giriş ve çıkış kapıları aynı olmalı, özellikle mera dönüşü giriş yerlerinde yüzlek ya da ayak banyoluğu bulunmalıdır.
Mümkünse insanların, ağıla giriş kısmında kireçli ya da dezenfektanlı paspaslar konmalıdır.
Kapalı ağıllarda karasinek ve benzeri zararlıların ağıla girmesini önlemek için pencere ve kapılar tellenmelidir. Kapı ve pencerelerin mavi renge boyanması yararlıdır. Sinekler mavi renkten hoşlanmazlar ve kaçarlar.
Gübrelikler ağıllardan uzak olmalı, sinek ve benzeri zararlıların ürememesi için sık ilaçlama yapılmalıdır.
B. Asalak hastalıkları
Koyunlarda da diğer çiftlik hayvanlarında olduğu üzere asalaklar, hayvanların verimlerini düşürür ve hastalık etmenlerini taşırlar.
I. Helmint hastalıkları
Türkiye koyunculuğunda en önemli helmint hastalıkları; kelebek hastalığı, kum kelebeği hastalığı, mide-bağırsak kıl kurdu hastalığı, delibaş hastalığı, bağırsak şeritleri ve akciğer kıl kurdu hastalığıdır.
Helmint hastalıklarına karşı koruma yolları şunlardır:
- Koyunlarda bölgenin özellikleri de dikkate alınarak birkaç kez uygun ilaç verilir. Gebe koyunlara verilmez.
-Merada otlatma zamanı düzenlenir. Arka konakçı sümüklü böceklerin üreyeceği sulu ve çamurlu yerlerde hayvanlar otlatılmamalıdır.
- Bataklık ve su altındaki otlak alanlar kurutulmalıdır.
- Ara konakçı sümüklü böcekler imha edilmelidir. Bu amaçla göztaşından yararlanılır. Göztaşı, bölge ve dere sularına konularak, otlaklara serpilerek ya da su ile püskürtülerek kullanılır.
- Hastalıklı hayvanlar sağlam hayvanlardan ayrılmalıdır.
- Yeterli ve dengeli beslenme uygulanmalıdır.
II. Protozoon hastalıkları
Ağrıma (koyun sıtması), beyaz ağrıma, anaplazmoz ve kanlı ishal gibi hastalıklardır.
Kan asalaklarına karşı korunmada temel önlem, hasta ya da taşıyıcı hayvanlar ve vektör keneler ile sağlıklı hayvanlar arasındaki bağlantının koparılması ve ayrılmasıdır. Bunun için en uygun korunma önlemi, kenelerle savaşımdır. Kenelerle savaşım; hayvanların üzerinde, ağıllarda ve meralarda yapılır. Koyunlar hastalık mevsiminde kene öldürücü ilaçlarla banyo edilir. Ağıllardaki çatlak ve yarıklar kapatılır. Akarsit maddeler eklenmiş kireçle badana edilir. Bulaşık meralarda kullanılmamalı, ilaçlanmalıdır. Bataklık ve sulak meralar kurutulmalıdır.
III. Arthropoda hastalıkları
Bunlar deri hastalıkları meydana getirmekte, hayvanların besin maddelerini paylaşmakta, toksitoza neden olmakta, felç yapmakta ve çeşitli hastalık etkenlerini, malaria piroplasmoz gibi protozoonlarını nakletmekte, ayrıca virütik ve bakteriyel kökenli hastalıkların etkenlerini de taşımaktadır.
Arthropodalar arasında çeşitli uyuz böceklerini, keneleri, kan emen sinekleri, bit, pire ve tahtakurularını sayabiliriz.
Asalaklara ve özellikle dış asalaklara ve deri hastalıklarına karşı savaşım başlıca üç şekilde yapılır.
- El ile ilaçlama
Zaman alıcıdır. Yayılma yeteneği az, hayvanların belirli vücut kısımlarına yerleşen asalak ve deri hastalıklarına el ile ilaçlama yapılabilir. Ancak bu yöntem, koyunculukta genellikle yeğlenmez.
- Püskürtücülerle ilaçlama
Genellikle ağılların ilaçlanmasında püskürtücülerden (pulvarizatör) yararlanılır. Koyunların ilaçlanmasında ise banyo yapmanın olası olmadığı durumlarda başvurulur.
- Banyolama
Koyun yetiştiriciliğinde en etkili ilaçlama banyo ile yapılır. Banyolama ile hem kısa bir süre içinde çok sayıda koyun etkili bir şekilde ilaçlanır, hem de ilaç kaybı az olur. Banyolar, ayak ve derin banyolar olmak üzere iki tipte yapılırlar. Banyo boyutlarıyla ilgili bilgi daha önce “Koyun Ağılları” bölümünde “Banyoluk” kısmında verilmiştir. Burada kısaca banyo yapımı ve ilaçlamada özen gösterilecek konular anlatılacaktır.
- Banyo suyuna karıştırılacak en etkili ilacı saptamak için koyunlarda bit, kene, uyuz böceği gibi asalakların denetimi yapılır. Denetim sonucu saptanan asalak ve hastalığa karşı etkili ilacın belirlenmesi için en yakın Tarım İl Müdürlüğü’ne veya TİGEM işletmelerine başvurulmalıdır.
- İlaçlar, kuru ve nemsiz yelerde saklanmalıdır. Ayrıca çocuk ve sorumsuz kimselerin ulaşamayacağı yerlere konulmalıdır. Mutfak kapıları ve yiyecek gibi şeylere ilaçlar bulaştırılmamalıdır.
- Banyodaki su miktarına uygun dozda ilaç kullanılmalıdır. İlaç, banyo suyuna birörnek bir şekilde karıştırılmalıdır. Küçük kaplarda eritilen ya da fazlalaştırılan ilaç, banyo suyuna azar azar dökülür ve karışması için uzun bir sopayla bir yöne doğru yavaş yavaş karıştırılır. Ağız, el ve gözlere ilaçlı suyun sıçramamasına dikkat edilmelidir.
C. Salgın hastalıklar
Koyunlarda görülen salgın hastalıkların etmenleri, virüs ve bakterilerdir. Bunların başlıcaları şunlardır:
I. Virüs kökenli koyun hastalıkları
- Koyun çiçek hastalığı ve aşısı
Koyunların vücutlarının yapağısız yerlerinde, çiçek şeklinde yaralar ile kendini belli eder. Yüksek ateş, solunum zorluğu, nabız yükselmesi, gözlerde şişme, işeme ve dışkılama zorluğu diğer belirtileridir.
Hastalıktan korunma, genel sağlık koruma önlemlerinin dışında aşılama ile sağlanır.
Aşı, 20 günlükten büyük kuzulara, her dönem ve yaşta koyunlara ve de gebe koyunlara 0.5 santimetreküp dozda uygulanır. Aşı, göğse ön kol arası bir yere deri altı olarak yapılır.
Bağışıklık aşı yapıldıktan 15 gün sonra başlar ve 6 ay devam eder. Çevrede hastalığın bulunmaması durumunda yılda tek aşı yeterli olabilir.
- Şap (tabak) hastalığı
Her mevsim ortaya çıkabilirse de en çok yaz aylarında görülür. En çok tırnak aralarında yaralarla kendini belli eder. Ender olarak ağızda da şap yaraları şekillenebilir. Diğer belirtileri yüksek ateş, iştahsızlık, yavru atma şeklinde ortaya çıkabilir. Tırnaklardaki yaralar sağaltılmazsa topallık fazlalaşır.
Şaptan korunma, ayırma ve aşılama ile sağlanır.
Aşı yılın her döneminde ve her yaşta koyunlara yapılır. Ancak, kuzulama öncesinde olan gebe koyunlara ve 4 aydan küçük kuzulara uygulanmaz. Aşı, göğüs kemiği civarına ve deri altına 2 santimetreküp yapılır. Aşılamadan 10 gün sonra bağışıklık başlar ve 6 ay devam eder. İkinci 6 aylık aşılamayı izleyen aşılamalar ise yılda bir kez olarak yapılmalıdır.
- Mavi dil hastalığı
Koyunlara özgü bir hastalıktır. Hayvanların ağız, dil, burun kısmında kabarma gözlenir. En tipik belirtisi, dilin morararak şişmesi ve sarkmasıdır. Hayvan solunum zorluğu gösterir.
Hastalıktan korunma, taşıyıcı rolü oynayan sokucu sineklerle savaşım ve aşıyla sağlanır.
Aşı, gebelere yapılmaz. Koçlara ise koç katımından sonra ya da en az iki ay önce yapılmalıdır. Aşı, dirsek kısmına 4 parmak gerisindeki yapağısız bölgeye deri altı yolla 1 santimetreküp dozunda uygulanır.
Bağışıklık 1 ay sonra başlar v 1 yıl sürer.
- Vibriosis (Bulaşıcı yavru atma) hastalığı
Gebeliğin son aylarında koyunlarda yavru atma şeklinde ortaya çıkar. Hastalık ilk girdiği sürüde yüzde 10 – 15 oranında ölümler yapar.
Hastalıktan korunma, aşı ve hastalıklı hayvanların ayrılmasıyla sağlanır.
Aşı, dişi koyunlarda koç katımından 3 – 4 hafta önce uygulanır. Gebe koyunlara ise doğuma 3 hafta kalıncaya kadar yapılır.
Aşı, ön koltuk deri altına 2 santimetreküp dozunda uygulanır. Bağışıklık süresi 24 aydır.
- Ektima hastalığı
Daha çok kuzularda görülür. Kuzuların ağız, dil ve ağız etrafında oluşur. Dilin üstündeki deri soyulur, yaralar kanayabilir. Yaraların sağıtımı yapılmazsa iltihaplanır. Yaralar nedeniyle beslenme tam olarak yapılamaz ve kuzulara zayıflar. Gerekli önlemler alınmazsa kuzularda ölüm oranı yüzde 50’ye değin çıkar.
Hastalıktan korunma aşı ile sağlanır.
Aşı, doğumdan 1-2 gün sonra kasık bölgesine damlatılıp yayılarak yapılır. Ömür boyu bağışıklık sağlar.
- Pieten (Tırnak arası) Hastalığı
Hastalık, sonbahar ve kış aylarında daha çok olur. Meranın ve ağılın çamurlu olması hastalığın hazırlayıcı nedenleridir. Koyunların tırnak araları iltihaplanır ve fena koku yapar. Hayvan topallar. Tırnak şeklini değiştirir. Sağıtımı yapılmazsa tırnağın düştüğü bile olur.
Prieten koyunları korumak için en azından ağıl ve ağıl avlularının çamur olmamasına dikkat edilir. Ayrıca her ağıla bir yüzlek banyo yaptırılır.
Sağıtımı için tırnak araları mikrop öldürücü ilaç katılmış suyla temizlenir.
II. Bakteri kökenli koyun hastalıkları
- Enterotoksemi (Çelertme, ot, yaprak, yumuşak böbrek, barsak zehirlenmesi) Hastalığı
Çeşitli tipleri vardır. Tip B kuzularda, Tip C-D koyunlarda hastalık yapar.
Koyun yetiştiriciliğinde yüksek düzeyde ölümler yapar.
Enterotoksemili kuzular 1 – 14 günlük ishalden kısa zamanda ölürler. Koyunlarda ise belirtileri daha tipiktir. Sağlıklı gözüken hayvanlarda ani sıçramalar ve titremeler gözlenir, aniden düşer ve ölür. Ölen hayvanların mide ve bağırsaklarından kan oturmalarına rastlanır.
Enterotoksemiyle savaşım iki amaca yönelik olarak yapılır. Birincisi hastalığın oluşmasında rol oynayan etmenleri ortadan kaldırmaktır. İkincisi ise aşılatmaktır. Savaşım esasları şöyle sıralanabilir:
Enterotoksemi aşısı, mevsimlere geçişte, yem değişikliklerine başlamadan önce ve besiye alınan hayvanlara besi öncesinde yapılır.
Aşı, koyunlara dirsek gerisi ve deri altı olarak iki defada (birinci 2 santimetreküp, ikincisi 1 santimetreküp) yapılır. Kuzulara ise 21 gün ara ile 1 santimetreküp olarak iki defada yapılır. İkinci aşılamadan 6 ay sonra 2 santimetreküp’lük aşılama ile bir yıllık bağışıklık sağlanır.
- Hepatit nekrozan (Bulaşıcı karaciğer, kara hastalık)
Ani başlayan bir durgunluk, yürümede zorluk, hızlı solunum, göğüs üzerine yatma sırtta kamburlaşma, boyun bükülmesi, diş gıcırtma ve ani ölüm hastalığın belirtileridir.
Hastalığa karşı savaşım, etkin bir asalak savaşımı ile olur. Koyunlar düzenli bir şekilde karaciğer asalaklarına karşı ilaçlanmalıdır. Ara konakçı görevi yapan sümüklülerin ve onların bulundukları bataklıkların ilaçlanması ve yok edilmesi gerekir.
Hepatit nekrozon hastalığına karşı korunmada diğer bir araç da aşılamadır. Aşı, ileri gebe koyunlara yapılmaz. Zaman olarak da, konakçı asalakların mevsimsel gelişmesi dikkate alınarak yaz başlarında uygulanır. Aşı 21 gün ara ile 2 santimetreküp dozda omuz altına verilir. Bir yıl sonra tek doz tekrarlanır.
Bağışıklık süresi 6 aydır.
- Şarbon (Antraks, dalak, kasap çıbanı, karaçıban) Hastalığı
Yüksek ateş, hızlı nabız titreme, ağızdan salya ve arkadan pislikle kan gelişi, kan işeme, hızlı zayıflama ve ani ölümler hastalığın belirtileridir. Kesilen hayvanlarda kanın pıhtılaşmaması ve dalağın normalden büyük oluşu hastalığın tanınmasına da yardım eder.
Aşı, koyunlara 0.5 santimetreküp, kuzulara 0.25 santimetreküp dozda deri altına alt bacağın iç kısmına uygulanır. İki aylıktan küçük kuzulara yapılmaz. Aşı hastalık çıkmadan önce ilkbaharda ve hastalık görülen yerlerde ise hemen uygulanır.
Bağışıklık, aşı yapımında 2 hafta sonra başlar ve 1 yıl sürer.
- Salgın süt kesen (Agalaksi) hastalığı
Türkiye’de sık görülen bir hastalıktır. Koyunların memeleri hastalanır ve sertlikler belirir. Sütün görünüşü değişir ve kesilmiş süt görünümü alır. Bu süt kimi zaman kanla karışık olur.
Hastalıktan korunma için en etkili araç aşılamadır. Aşı, sağım süresinin son 2 ayı ile gebeliğin ilk 2 ayında uygulanır. Koltuk arkası deri altına 1 santimetreküp enjekte edilir. Aşı, canlı ve ölü olmak üzere iki çeşit hazırlanır.
Bağışıklık 15 gün sonra başlar ve 8 ay sürer.
- Bulaşıcı yavru atma (Malta humması, Brusella melitensis) hastalığı
Bu hastalığın belli başlı belirtisi, gebeliğin 2 – 4 aylarında görülen yavru atmadır. Hastalığın tanısı için koyundan kan alınır ve laboratuara yollanır. İnsanlara da kolaylıkla bulaşan bir hastalıktır. Özellikle taze peynir ve sütlerle bulaşır. Yavru atan koyunların döl yataklarından da pis kokulu bir akıntı gelir.
Hastalıktan korunma için öncelikle hastalıklı hayvanlar ayrılır. Etkin korunma ise aşılama ile sağlanır. Aşı, deri altına olmak üzere erkek ve dişi kuzulara 3 – 4 aylıkken, erginler ise koç katımından 1 ay önce ya da sağımların bitiminden 1 santimetreküp olarak yapılır.
Bağışıklık yaşam boyu sürer.
- Basilli kan işeme (Basiller Hemoglobinüri) hastalığı
Hasta hayvanlarda ateş yükselir. Geviş getirme durur. Hastalık ilerlediğinde idrar koyu bir renk alır. Ölen hayvanların etlerinde sarılık görülür. Herhangi bir önlem alınmazsa ölüm oranı çok yükselir.
Korunma, öncelikle bakım ve beslenmeye özen göstermekle sağlanır. Aşı, hayvanların hastalığa yakalanmalarını önler. Aşı dozu 5 santimetreküp’dür. Dirsek bölgesi, deri altına yapılır. Aşı hastalığın görüldüğü yerlerde koruyucu olarak her yıl uygulanmalıdır.
Bağışıklık süresi 6 aydır.
Ç. Zehirli otlar
Beslenmenin büyük ölçüde çayır-meraya dayandığı koyun yetiştiriciliğinde zehirli otlardan korunma önemli bir konudur. Bu nedenle, zehirli otları tanıma, zehirlenme belirtilerini anlama ve başlıca korunma önlemlerini alma koyun yetiştiriciliğinde başarılı artırır.
I. Türkiye’de başlıca zehirli otlar
Başlıcaları; Kestane ağacı, Baldıran otu, Koyun sarmaşığı, Bahçe karapazısı, (Marmara Bölgesi) Meksika çayı (Güney Anadolu Bölgesi), Nezle otu, Yapışkan kazayağı (Karadeniz ve İç Anadolu), Fena kokulu kazayağı (İç Anadolu), Kurşun otu (İstanbul, Ege ve İç Anadolu), Dikenli soda otu, (Karadeniz, İç Anadolu ve Akdeniz’de) Soda otu, Toz otu (İstanbul), Boru çiçeği, Şeytan elması, Çöl sütleyen otu, Güzel avrat otu, Bambu otu (İstanbul, Marmara, Karadeniz ve Doğu Anadolu, Yabansal tütün (Ege Bölgesi)dür.
II. Bitki zehirlenmelerinin belirtileri
Bitkiler çok çeşitli zehir içerirler. Bu nedenle hayvanların bitki türlerine göre ne gibi belirtiler göstereceği hakkında kesin bir şey söylemek olası değildir. Bununla birlikte zehirlenme belirtileri olarak aşağıdaki noktaları sayabiliriz.
- Görünür hiçbir neden olmadan ani ve anlaşılmaz hastalık durumları,
- Ateşli durum görülmeden merkezi sinir sistemi ya da sindirim organlarında ani rahatsızlık görülmesi ve sürü içinde birçok hayvanın aynı durumda olması,
- Kalbin hızlı atışı, mide ve bağırsaklarda bozukluk,
- Takatsizlik, koma durumu ve nefes alma zorluğu,
- Ani ishaller ve ölüm.
III. Bitki zehirlenmesinde koruma
Bitki zehirlenmesinde sağıtım zordur. Korunma daha önemli ve daha kolaydır. Korunma, öncelikle, zehirli bitkinin tanınmasına, o çevrenin funda, çalılık, çayır-mera ve ağaçlarının bilinmesine bağlıdır.
Bitki zehirlenmelerine karşı aşağıdaki önlemler düşünülebilir:
- Koyunların su içmesi ve yürümesi zehirlenme belirtilerini hızlandırabilir. Bu yüzden zehirli bitki yedikleri şüphelenen hayvanlar sudan uzak tutulur ve yürütülmezler.
- Aç koyunlar zehirli bitkilere karşı daha duyarlıdırlar. Bu nedenle aç koyunların meraya gönderilmeden önce ot ve samanla açlıklarının giderilmesi sağlanmalıdır.
- Koyun otlaklarının bakımına ve iyileştirilmesine özen gösterilmelidir.
- Koyunlar yeteri kadar yararlı bitkiler bulunursa zehirli bitkileri yemezler. Zehirli bitkiler aslında daha az lezzetlidir ya da lezzetsizdirler.
- Koyun otladıkları çevre ve meralarda zehirli bitkiler çobanlar tarafından tanınması gerekir. Zehirli bitki tanınırsa bunlardan mera temizlenir ya da bunlara karşı alınacak önlemler bilinir.
Kimi bitkilerde belirli devrelerde zehirlidir. Bu gibi devrelerde koyunlar meraya gönderilmez.
- Zehirli bitkiler, çoğunlukla yararlı bitkilerden daha önce gelişirler. Bu yüzden merada yararlı ve zararsız bitkiler tam olarak gelişmeden koyunları buraya salmamak gerekir.
- Hayvanlar arasında zehirlenme belirtileri görülür görülmez, sürü hızla o bölgeden uzaklaştırılmalıdır.
Özet olarak, koyunlar özellikle meradaki bitkiler, ince yağmurlarla ıslandığı ya da çit ile nemlendiği zaman aç olarak meraya gönderilmemelidir. Bu durumda zehirli bitkilerin etkisi fazla olmakta ve zehirlenmelere neden olmaktadırlar.
D. Ayırma ve karantina
Ayırma kısaca hastalıklı hayvanlarla sağlam hayvanların ayrı yerlere alınması ve bu şekilde hastalığın buluşmasını önleme olarak tanımlanır. Bu işlemde hasta hayvanlarla temas eden çobanların da hareketleri sınırlanır. Muşamba önlük, çizme ve eldiven kullanmaları mutlak olarak sağlanır. Bulaşıcı hastalığın çıktığı ağıllar ve kullanılan aygıtlar iyicice temizlenir ve dezenfekte edilir. Kaba yemlerin açıkta bulunan üst kısımları atılır ve geriye kalan kısımları dezenfekte edilir. Ölen hayvanlar ya yakılır ya da derin çukurlara gömülür. Diğer yandan hastalık ürünü atıkların da bulaşmaları önlenir. Bu işlemler yapılırken çıkan hastalık en yakın Tarım İlçe Müdürlüğü’ne duyurulur. Bölgedeki koyunların tümünün aşılanması sağlanır.
Karantina ise, bir ülkeyi ya da bölgeyi bulaşıcı hastalıklardan korumak için oraya dışarıdan şüpheli olarak gelen hayvanların yarı bir yerde ya da hastalık çıkan yöredeki hayvanların başka yere nakledilmeden bir sür için bekletilmesidir. Bu işlem, özellikle hayvan hareketlerinde mutlak olarak uygulanmalıdır.
|
|
|
Keçi Irklari |
|
Yazar: RasitTunca - 07-23-2019, 09:51 AM - Forum: Bitkiler ve Hayvanlar
- Yorum Yok
|
 |
Keçi Irklari
Kıl Keçisi: Türkiye keçi populasyonun %95’inden fazlasını oluşturan yerli keçi ırkımızdır. Türkiye’nin tüm bölgelerinde yetiştirilmekle birlikte Akdeniz, Güneydoğu Anadolu ve Ege Bölgelerinde yoğunlaşmıştır. iklim ve çevre şartlarına uyum sağlamış, hastalık ve kötü çevre koşullarına dayanıklı, zayıf meralardan yararlanabilen kanaatkâr hayvanlardır.
Yetiştiriciliği genellikle orman içi ve kenarı köylerde yapılmaktadır. Dişileri 45-65 kg, erkekleri 65-90 kg ağırlıktadır. Bir doğuma düşen oğlak sayısı 1’dir. İkizlik oranı düşüktür. Süt verim süresi 180-220 gün arasındadır. Yıllık süt verimi 80-150 litre arasında değişir. Renk ağırlıklı olarak siyah olmakla birlikte beyaz, gri, kahverengi ve bu renklerin alacalarıdır. Türkiye’de sayıları 5 milyon civarındadır. 500–1000 gram kıl verimleri vardır. Son zamanlarda yapılan besi denemesinde kıl keçilerinin gelişme hızının oldukça yüksek olduğu ortaya çıkmıştır.
Alpin Keçisi: Alpin’in birkaç varyetesi vardır (Fransız, İngiliz, İsviçre ve Rock Alpini). En popüleri Fransız Alpini’dir. Vücut orta büyüklüktedir. Alaca, beyaz, kahverengi, gri, siyah, kızıl veya bunların farklı kombinasyonlarına sahip geniş bir renk varyasyonu vardır. Sütü %3.56 yağlıdır. Sütte %3.06 protein bulunmaktadır. Laktasyon süresi 276 gün, süt verimi 759 litredir.
Toggenburg Keçisi: Adını İsviçre’nin Obertoggenburg bölgesinden almaktadır. Çok farklı iklim koşullarına adapte olabilmektedirler. Küçük veya büyük sürüler halinde yetiştiriciliğe uygundur. Griden koyu kahverengiye kadar değişen renk varyasyonları olmakla birlikte en belirgin dışyapı özelliği göz üzerinden buruna doğru inen beyaz akıtmadır. İsviçre’nin dışında, Amerika, İngiltere ve Avustralya’da yaygın olarak yetiştiriciliği yapılmaktadır. 270-275 günde 750-800 kg süt vermektedirler.
Saanen Keçisi: İsviçre kökenli bir sütçü keçi ırkıdır. İsviçre'nin Saanen Vadisi'nden köken alır. Sütçü ırklar içerisinde dünyada en çok tercih edilen ırk konumundadır. İlk defa 19.yüzyılda İngiltere'ye götürülmüştür. Vücudun tümü beyaz, meme derisinde koyu lekeler bulunan bir ırktır. Deri rengi pembedir, kıllar kısa, parlak ve sıktır. Omuz, sırt ve sağrı üzerindeki kıllar uzuncadır. Boynuzlu ve boynuzsuz tipleri bulunmaktadır. İnce uzun ve içbükey görünümde bir başa, dik kulaklara ve canlı gözlere sahiptir. İri bir vücut yapısına sahiptir. Anaç keçilerde canlı ağırlık 50-65 kg, tekelerde 70-80 kg'dır. Meme bezleri gelişmiş ancak sarkık değil, koltuk meme tipine sahiptir. Saanen keçilerinde süt verme süresi 270-280 gün, yıllık süt verimi 700-750 kg'dir. Sütteki yağ oranı %3-4'dür. Oğlak verimi yüksek bir ırk olan Saanen'lerde bir doğuma düşen oğlak sayısı 1.6-1.7 olmaktadır. Oğlaklar hızlı gelişme özelliği gösterirler. Hayvanların memeleri süt tipine uygun, sağım öncesinde dolgun, sağım sonrasında da buruşuk görünümdedir. Sağlıklı ve canlı bir görünüm ve düz bir sırt hattına sahiptir. Vücutta aşırı lekelilik saflıktan uzaklaşmaya işaret eder. Aşırı sıcağa ve çeşitli hastalıklara karşı duyarlıdır.
Nubya: Sudan’dan getirilmiş ülkemizdeki Kilis keçilerinin kökeni bu keçilerdir. Renkleri siyah, sarı, alaca olabilmektedir. Keçiler 35 kg. Tekeler 55 kg. ağırlığındadır. Bu keçilerin döl verimleri yüksek olup, doğumdan sonra 10 ay sağılabilen Nubya keçileri 850–900 kg. Süt vermektedir.
Malta Keçisi: Nubya keçisi ile İspanyol mursiye keçisinin melezlemesi sonucu elde edilmiştir. Renkleri beyazdan siyaha kadar değişir. Altı ay süren laktasyon boyunca 400–500 kg. Süt vermektedir. Döl verimleri yüksek olup, bir doğumda 2–3 hatta 4–5 yavru vermektedirler.
Ankara Keçisi: Ülkemizde kara ikliminin hâkim olduğu 800 metreden yüksek kuru ve yağışı az olan Orta Anadolu’da yetişmektedir. Ayrıca Mardin ve Siirt dolaylarında da yetişmektedir.
Renkleri genelde beyaz olup, Mardin ve Siirt’te siyah, kurşuni, sarı ve bej renkli Ankara keçilerine rastlanmaktadır. Bu bölgede boyamaya ihtiyaç duymadan doğal renkte battaniye gibi ürünler yapılabilmektedir.
Tiftik verimleri yaşa göre değişmekle birlikte dişilerde 1,5–2 kg. Tekelerde 3–4 kg. olmaktadır. Ankara keçisinin etleri kıl keçisine oranla daha lezzetli ve kalitelidir. Ayrıca kıl keçilerinde görülen koku bu keçilerde görülmez. Besiye alındığında randıman % 46–50 arasında olmakta sütü düşük olmasına rağmen oğlakların emdiğinden başka 20–25 kg. Süt vermektedirler.
Kilis Keçisi: Hatay, Gaziantep ve Urfa dolaylarında yetişen bu ırk Şam keçileri ile kıl keçilerinin melezlenmesi ile ortaya çıkmıştır. Sayıları tahminen 100 bin dolayında olup, vücut rengi genelde siyahtır. Ayrıca kırmızımtırak, beyaz ve gri lekeli olanlara rastlanır. Kulakları uzun ve sarkıktır.
Süt verimleri 200–350 kg. Sütteki yağ % 4,7 kıl verimi 500 gram dolayındadır. 100 keçiden 120–160 oğlak alınabilmektedir.
|
|
|
|