Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifreniz
  





Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler 12
» Son Üye TalaMAN
» Toplam Konular 7,244
» Toplam Yorumlar 8,378

Detaylı İstatistikler

 
Oku-1 Zayıflamak için Pratik Bilgiler
Yazar: RasitTunca - 08-19-2020, 11:53 PM - Forum: islamda Sağlık - Yorum Yok

Zayıflamak için Pratik Bilgiler

Sual: Zayıflamak için bazı pratik bilgiler yazmanız mümkün müdür
CEVAP
Pratik bilgi yazmanın pek faydası olmaz. Bu işin esası şu:
Nasıl iyi bir müslüman haramlardan kaçıyorsa, zayıflamak isteyen kimse de, kilo aldıran gıdalardan sakınmalı. Beyin her zaman zayıflamaya hazır olmalıdır. Önüne konulan nefis bir baklava için, “Hayır ben yemem” diyecek azme sahip olmalıdır. Nefsinin çektiği gıdalarda taviz verirse, diyetinden fayda görmez.

Mideyi küçültmeden yapılacak bütün diyetlerin etkisi sınırlı kalır, iradesini kaybettiği an daha fazla yiyip içmesine, daha fazla kilo almasına sebep olur. Her şeyden önce mideyi büyültecek veya mevcut büyük şekli dolduracak kadar çok yiyip içmemeli.

Diyette esas vücudun ihtiyaç duyduğu gıdaları, mineralleri, vitaminleri eksiksiz almalı; ama harcanan kalori alınan kaloriden fazla olmalı.

Zayıflarken vücudun temel çatısını bozmamalı, her gün yeterli proteini mutlaka almalı. Yiyecekler proteince zengin olmalı. En faydalı protein yumurta akında bulunur. Sonra balık, süt, et ve baklagillerde. Protein kaybı ile olan zayıflama, gerçekte vücuttan su kaybedilmesidir. Normal diyete geçince, kaybedilen su vücut tarafından tutulur ve eski kiloya geri dönülür. Ayrıca vücudun adale yapısı da eriyerek vücutta çökme olur.

Zayıflamak geçici bir uygulama değil, ömür boyu sürecek bir iştir. İstenilen kiloya geldikten sonra, en az 6 ay bu kilo muhafaza edilmezse, diyetin gevşetilmesiyle, eski kiloya varılır ve hatta geçilir.

Yapılması gereken bazı şeyleri bildirelim:
1- Zayıflamanın temel şartı, kabız olmamaktır. Bunun için kabız yapan gıdalardan uzak durmalı.

2- Sabahları aç karnına ve yemek arasında, yetecek kadar ılık veya sıcak su yahut çay içmeli. Normalden fazla su içmemeli. Kalb ve böbrek hastaları ve bazı kimselere fazla su zarar verir.

3- Yeteri kadar su içerek kepekli ekmek yemeli, az su içilirse, kepek kabızlık yapar.

4- İki günde üç öğün yemek en uygun olanıdır. Eğer buna dayanamazsa, iştah kesici, kalorisi düşük gıdaları az miktarda almalı. Mesela yoğurt, salatalık, leblebi gibi gıdalar yenmelidir. İştahı azaltmak için yağsız küçük bir yoğurt, az süt gibi gıdalar tercih edilmeli. Çok yemek vücutta çeşitli zararlara sebep olur. Dinimizde de çok yemek haramdır.

5- Acıkmadan sofraya oturmamalı, doymadan sofradan kalkmalı.

6- Unlu, şekerli ve yağlı gıdalardan uzak durmalı.

7- Baklagilleri, sebze ve bazı meyveleri bol yemeli, şekerli meyveleri az yemeli.

8- Yiyecekleri çok yavaş yemeli ve çok çiğnemeli,

9- Meyveleri yemeklerden önce yemeli, aç karnına yemeli.

10- Akşam yemekleri hafif olmalı, çünkü gece enerji sarfı az olur.

11- Yatmadan önce bir şey yememeli, tok karnına yatmamalı.

12- Hareketli olmalı, enerji veren işlerde çalışmalı, bu mümkün olmazsa, bol egzersiz yapmalı. Hızlı yürümek de bir egzersizdir. İlk 20 dakikasından sonra vücuttaki yağ dokusu harcanır. Bunun için yapılan egzersiz 20 dakikadan fazla sürmelidir.

13- Sağlık için sıvı yağları tercih etmeli, ama zayıflamak için bütün yağları az yemelidir. Margarini hiç eve sokmamalıdır. Çünkü Margarin, sıvı bitkisel yağların ve balık yağlarının, hidrojenlenerek katılaştırılmasından elde ediliyor. Margarin, beden sıcaklığında erimiş hale gelmiyor. Zerreler halinde dağılmış olmadığından mide ve bağırsaklarda, taş parçaları gibi katı kalıyor, yüzeylerinden aşınarak güç hazm oluyor. Bu bakımdan margarinli gıdaları yemekten uzak durmalıdır.

14- Yağlı kızartmalardan kaçmalı.

15- Sirke, limon gibi ekşi şeyler, zayıflamaya yardımcı olurlar ise de, iştah açıcı olduğu için, fazla yemek yemeye sebep olabilir. Sofradan kalkarken sirke içilebilir.

16- Yemeklerden sonra, bir çorba kaşığı kekik suyu içmek de faydalıdır.

17- Fındık, fıstık, ceviz gibi kuru yemişleri az yemeli.

18- Bisküvi, pasta, gofret, çikolata gibi gıdalar; margarinli, şekerli ve unlu olduğu için, bunlar zayıflamaya çok zararlıdır.

19- Yiyecekler karbonhidrat [şekerli gıdalar] yönünden fakir olmalı. Ekmek, bulgur, pirinç, makarna, hamur işi gibi maddelerde çok miktarda şeker vardır.

20- Kabız olmamaya dikkat etmeli, kabız olmamanın yolu da, yeterli miktarda lifli gıda almaktır. Lif; tahıllarda, bazı meyve ve sebzelerde çok bulunur. Mesela: Portakal, greyfurt, mandalina gibi meyveler, salatalık, havuç, marul, maydanoz, tere gibi sebzeler liflidir. Yulaf ezmesi de liflidir. % 100 saf olan yulaf ezmesini yoğurtla karıştırıp yemeli.

21- Sıkıntıdan, stresten uzak durmalı. İnsan sıkıntılı iken çok yer, içer. Aile içindeki sevgisizlik, çocukların ana babalarını sevmemeleri, evdeki geçimsizlikler strese yol açar. Stres de çok yemeye sebep olabilir.

22- Ne çok uyumalı, ne de az. Yeterli uykuyu almalı. Yetersiz uykularda, metabolizma hızı düşer, enerji sarfiyatı azalır ve yağ artar.

23- Tok karnına uyumamalı. Özellikle göbek kısmında çok kilo yapar. Bunun için akşam yemekleri biraz erken yenirse iyi olur.

24- Mideyi küçültmeden fazla egzersiz yapmak, metabolizmayı hızlandırdığı için iştahın açılmasına, daha fazla yiyip içmeye sebep olabilir.

25- Bütün zayıflama metotları diyetle beraber olursa istenen netice alınır. Ancak herkesin bünyesi ve ihtiyacı değişiktir. Birine iyi gelen bir şey, ötekine zarar verebilir. Bu diyetleri doktor tavsiyesine uygun yapmalıdır.

[Bu yazı, doktor ve diyet uzmanlarının kontrolünden geçmiştir.]

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Gözün sıhhati için - Göz sağlığını korumak için tavsiye edilenler
Yazar: RasitTunca - 08-19-2020, 11:51 PM - Forum: islamda Sağlık - Yorum Yok

Gözün sıhhati için - Göz sağlığını korumak için tavsiye edilenler

Sual: Göz için ilaçlardan pek faydalanamadım. Gözün sıhhati için ne tavsiye edilir?
CEVAP
Her ilaç, herkese aynı şekilde tesir etmez. Başka doktora da gidip kullanılan ilaçları göstererek başka ilaçları denemek iyi olur. Çünkü hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Allahü teâlâ, her hastalığın ilacını yaratmıştır. Yalnız ölüme çare yoktur.) [Taberani]

Göğe, denize ve yeşile bakmak insanı dinlendirir. Yeşilliğe bakmanın göze cila verdiği, gözü kuvvetlendirdiği, denize bakmanın ibadet olduğu, Peygamber efendimizin akarsuya ve yeşilliğe bakmaktan hoşlandığı hadis-i şerifle bildirilmiştir. (Ebu Nuaym)

Yine hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Üç şey, göze cila verir: Yeşilliğe, akarsuya ve güzel yüze bakmak) [Hakim]
(Sürme çekmek, yeşilliğe ve güzel yüze bakmak gözü kuvvetlendirir.) [İ.Süyuti]
(Aksırınca "Elhamdülillah" diyen göz ağrısı görmez.) [Taberani]

Bakması helal olan kimselere bakmak faydalıdır. Yoksa, yabancı kadınlara bakmak, gözü zayıflatır, kalbi karartır.

Göz ağrısı için, Kur'an-ı kerimi okumasını bilmeyenin de, Mushafa bakması çok faydalıdır. Peygamber efendimiz gözü ağrıyınca, Cebrail aleyhisselam (Mushafa bak!) dedi. (Şir’a)

Gözün Sıhhati İçin Şifalı Bitkiler Nelerdir

Asırlardan beri insanlık âleminin en büyük şifa menbaı diye ifa­de ettikleri, çeşitli bitki ve otlara karşı alâkanın giderek arttığı ve bu bitkilerin bütün dünyada çok yaygın bir şekilde kullanıldığı günü­müzde, memleketimizde de bu ihtiyaca cevap verebilecek bitkiler vardır.insanların hastalıklarının tedavisi cihetinde cidden faydalı reçete­ler ve tavsiyeler sunması bakımından büyük değer taşımakta. Sizde Şifalı Bitkiler ile hastalıklarınıza doğal bitkisel çözüm ile derdinize deva bulabilirsiniz.

Uzun yıllar süren tecrübeler sonucu gerek İslâm tıb âlimleri, ge­rekse diğer tıb bilim adamları çeşitli bitki ve otların insan vücuduna ne gibi faydalar ve zararlar sağladığını belirlemişler ve belirlemiş ol­dukları bilgilerin ışığı altında bitkilerin insan sağlığına faydalı, hasta­lıklarına da çare olması maksadı yada bitkilerle hastalıkları tedavi maksadı wep sayfamızda sizler için Şifalı otlar, Şifalı taşlar, Şifalı bitkiler ile sizler için derledik….

Şifalı Bitkiler Nedir ? Şifalı bitkiler içerdiği çeşitli moleküller ve vitaminler ile insanlar için oldukça faydalı bitkilerdir. Şifalı bitkiler birçok hastalığa iyi geldiği bilinmektedir. Siyatik ağrısı, eklem ağrısı, kas ağrısı, sırt ağrısı, baş ağrısı, kulak ağrısı, diş ağrısı, berelenme, kesik, burkulma, adet sancısı, böcek ısırması gibi durumlarda ağrıları dindirme özelliğinden dolayı iyi geldiği bilinmektedir.

İlaç olarak bitkilerin kullanımı, insanlık tarihinin en eski tıbbi tekniklerinden biridir. Etnobotanik (bitkilerin geleneksel olarak insanlar tarafından kullanımları) gelecek ilaçları keşfetmek için etkili bir yol olarak kabul edilmektedir. Hekimlerin mevcut ilaçların çoğu aspirin, dijitalisten, kinin ve afyon içeren bitkisel ilaçlar olarak kullanımının uzun bir geçmişi var

GÖZ SIHHATİNİ KORUMA

Gözün sıhhatinin korunmasında yapılacak terkipler:


Açıklama:

“Gözün sıhhati için zararlı olan şeyler: Aşırı cinsî münasebet, içki, tuzlu, ışığa bakmak, ince yazı okumak, tok karına uyumak.”

R -1: “Isfahan sürmesi göze çekilirse gözün sıhhatim korur.”

R – 2: “Rezene kaynatılır, elde edilen su ile gözler pansuman yapılır.”

R – 3: “Gözler soğuk su içine batırılarak açılıp kapatılmalı.”

Gözlerin sıhhatim korumak için gözün üzerine taze gül yaprağı koymak gözlerin sıhhatini korur.

BİTKİLERDE TEDAVİDE TEMEL KAİDELER NELERDİR

1-Hastalıklar için mutlaka bir hekime danışılmalıdır. Öncelikle hekimin vereceği reçete kullanılmalıdır. Buna alternatif olarak ta bitkisel reçeteler kullanıl­malıdır.

2- Bitkilerin yan etkisi (zehirli olabilir) araştırılmadan kesinlikle kullanılmamalıdır.

3- Bitkisel tedaviler uzun süreli olmalıdır. Bu süre en az 2-3 aydan az olmamalıdır. Hiç ara vermeden alınmalıdır.

4- Bitkilerin kalite derecesi iyi olmalıdır. Toplanması, kurutulması ve muhafazası uygun şekilde yerine getirilmelidir.

5- Alacağınız bitkileri mutlaka, bitkiler konusunda uzmanlaşmış ve güvenilir aktarlardan alınız. Günümüzdeki büyücüler gibi bitkici tedaviciler de çoğalmıştır. Aman ha! Dikkatli olun! “Yarım hoca dinden, yarım doktor candan eder” Ata sözünü unutmayın.

BİTKİLERLE İLAÇLAR NASIL HAZIRLANIR

1 – Toz Şeklinde:
Bitkilerin kuru halde çekilerek toz haline getirildikten sonra kullanıl­masıdır. Bitkisel reçetede alınacak miktar belirlenmiş olup direkt ağız yo­luyla alınabileceği gibi bir bardak ılık suya karıştırıldıktan sonra da alınabilir.

2 – Haşlanarak Hazırlanması:
Bir kaba bitkisel reçetede geçen miktarda bitki karışımı konur. Daha sonra üzerine belli bir miktarda kaynar su dökülür. (Mesela: 100 gr. su 2 gr. bitki) Kap iyice kapatıldıktan sonra, kaynar su içinde 15 dk. tutulur, sık sık çalkalanır, 45 dk. oda hararetinde soğutulduktan sonra süzülür. Tatlan­dırıcı olarak bal ya da pekmez ilave edilebilir.
Not: Bu tip haşlama yöntemiyle yapılan reçeteler günlük alınacağı doz miktarında tüketilmelidir. Diğer günlere bırakılmamalıdır. (UYARI)

3 – Merhem:
Kullanılacak bitki toz haline getirildikten sonra sıvı yağ maddesi ya­vaşça azar azar ilâve edilir ve iyice yedirilinceye kadar karşıtırılır. Güneş görmeyen bir yerde mümkünse kapalı kapta saklanır.

4 – Yağ:
Kullanılacak bitki zeytinyağı içerisinde karıştırıldıktan sonra 2 hafta güneşte tutulur ve sonra süzülerek kullanılır.

وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْآنِ مَا هُوَ شِفَاء وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ وَلاَ يَزِيدُ الظَّالِمِينَ إَلاَّ خَسَارًا

Duanın Türkçe Okunuşu: “Ve nunezzilu minel kur”ani ma huve şifaun ve rahmetun lil mu”minîne ve la yezîduz zalimîne illa hasara(hasaran).”

Duanın Anlamı: (Biz Kur”an”da mü”minler için şifa ve rahmet olan ayetleri indiriyoruz.” (İsra Suresi: 82 Ayeti)

Güçlü ve sağlıklı gözler için dikkat edilecek noktaları 9 maddeyle özetleyen Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Kemal Yıldırım, “Yakını veya uzağı sorunsuz görmeniz, göz sağlığı konusunda herhangi bir probleme sahip olmadığınızı göstermez” diyor.

Dr. Yıldırım, göz sağlığını korumak için yapılması gerekenleri şöyle sıralıyor:

Doktor kontrolü yaptırın: Birçok göz rahatsızlığı sinsi ilerler ve doktorun derinlemesine analiziyle açığa çıkar. Üstelik düzenli doktor kontrolü, kalıcı görme kayıplarına yol açabilecek göz hastalıklarının erken tanısına ve sistemik birçok hastalığın önceden tespit edilmesine olanak verir. Unutmayın, en tehlikeli hastalıkların ilk belirtileri gözde açığa çıkar. İşte bu sebeptendir ki her yıl 1 kez göz muayenenizi yaptırmak gerekir.

Göz ile ilgili hiçbir belirtiyi görmezden gelmeyin: Günlük hayatta yaşadığımız küçük problemler bile göz sağlığımızda geri dönülemez hasarlar bırakabilir. Gözünüzde yaşadığınız bir kızarıklık veya kaşıntı bile bu süreci başlatabilir. Bu yüzden, kızarıklık/kaşıntı gibi durumlarla karşılaştığımızda öncelikle soğuk su pansumanı yapmalı ve suni gözyaşı takviyesiyle gözün ihtiyaç duyduğu nemi sağlamalıyız. Buna rağmen belirtiler geçmiyor ve artıyorsa (yanma, batma, aşırı çapaklanma, ışık huzmeleri vb.) ihmal etmeden doktorunuza başvurun.

Sağlıklı beslenin: Özellikle göz sağlığımız için olmazsa olmaz besinler vardır. Havuç, havuç suyu, mango, portakal suyu, kavun, lahana, ıspanak ve balığın başı çektiği bu besinleri soframızdan eksik etmemeli ve günlük beslenme rutinin bir parçası haline getirmeliyiz. Ayrıca sağlıklı beslenerek kilonuzu vücut endeksinize göre dengeli tutmalısınız. Çünkü fazla kilo birçok göz rahatsızlığına davetiye çıkarıyor. Yaşa bağlı makule dejenerasyon (AMD) ve karatarak bu hastalıklardan sadece birkaçı.

Mutlaka güneş gözlüğü kullanın: Günümüzde bir moda objesi olarak kıyafetlerin tamamlayıcısı rolünü üstlense de güneş gözlükleri sandığımızdan daha fazla öneme sahiptir. Sertifikalı güneş gözlükleri sizi güneşin zararlı ultraviyole ve kızılötesi ışınlarından korurken gözleriniz için bir kalkan görevi görür. Bu sebeple gözlük seçerken ekstra dikkatli olmalı ve modaya göre değil, gözünüze göre seçim yapmalısınız. Özellikle de gözlüklerin EN 1836 standardına uygun olduğuna dikkat etmelisiniz.

Yoğun bilgisayar kullanımına sınırlama getirin: Bilgisayar ekranına bakmak herhangi bir kırma kusuruna sebep olmaz, daha açık bir ifada ile “gözü bozmaz” ancak “computer vision syndrome” dediğimiz, daha çok göz bulguları ile uyumlu birtakım sorunlar sebep olur. Bilgisayar kullanımı sırasında kişilerin göz kırpma reflekslerinin azaldığı bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır. Bu da günün ilerleyen saatlerinde gözlerde kızarıklık, sulanma, görmede bulanıklık ve yorgunluk hissine neden olabilmektedir. Kısacası; bilgisayar kullanımı doğrudan bir göz problemine yol açmasa da dolaylı yollarla gözlere ciddi zararlar verebiliyor.

Periyodik olarak molalar verin: Eğer yoğun bir iş temposuna sahipseniz ve uzun saatler bilgisayar başında çalışmak zorundaysanız mutlaka belirli aralıklarla molalar verin. Bu aralıkları her saat başı olarak belirleyebilirsiniz. Tek yapmanız gereken uzun saatlerdir odaklandığınız bilgisayar ekranından uzaklaşarak ofiste uzak bir noktaya veya pencereden dışarı bakmak.

Sigara içmeyin: Eğer sigara içiyorsanız bir an önce bırakın. Zira sigaranın gözünün üzerindeki etkilerini saymakla bitmiyor. Sigara yaşa bağlı sarı nokta dejenerasyonun en önemli sebebi. Aynı zamanda katarakt oluşumunu hızlandırıyor ve gözlerinizi kurutuyor. Damar sertliği yaptığı için göz damarlarında tıkanıklığa yol açıyor. Sonuç mu? Geri döndürülemez görme kayıpları.

Numaralı gözlükler kullanın: Çok yaygın bir yanlıştan söz etmemiz gerek. O da numaralı gözlüklerin, gözde tembelliğe ve göz bozulmalarına sebep olduğu yanılgısı. Birçok göz ve görme rahatsızlığı, yaş ilerledikçe artar. Yani numaralı gözlük kullanmak gözlerimizi bozmaz aksine gözlerin daha etkin işlev görmesini sağlar.

Ailenizdeki göz rahatsızlıklarının geçmişini araştırın: Yakınlarınızın sahip olduğu hastalıklar size birçok ipucu verir. Ailedeki göz hastalıklarını gözden geçirerek bazı hastalıklara karşı daha fazla risk altında olup olmadığınıza karar verebilir ve önlem alabilirsiniz.

HER MEVSİM GÜNEŞ GÖZLÜĞÜNÜZÜ YANINIZDA BULUNDURUN

Güneşe karşı gözlerimizin korunmasında güneş gözlüklerinin çok büyük önemi bulunuyor. Dolayısıyla gözlük kullanmak için yoğun güneşte olmayı beklememek gerekiyor. Çünkü her mevsim güneşin zararlı ışınlarından korunmak için gözlük kullanmak önem taşıyor. Bu sayede katarakt, sarı nokta ve pterjium gibi hastalıklara karşı gözü korunma sağlanabiliyor. Ancak bu noktada güneş gözlüğü seçerken de dikkatli olmak ve mutlaka bir uzman görüşünden yararlanmak önem taşıyor.

SİGARA KULLANMAYIN

Birçok hastalık için zemin hazırlayan sigara göz sağlığını da olumsuz yönde etkiliyor. Katarakt ve sarı nokta başta olmak üzere birçok hastalığa neden olabildiği biliniyor. Ayrıca sigara gözyaşı yapısını bozarak, kuru göz şikâyetlerine ve gözde kızarıklığa yol açabiliyor. Dolayısıyla göz sağlığı için de sigara kullanmamak gerekiyor.

DİYABETLİYSENİZ DÜZENLİ OLARAK GÖZ MUAYENESİNİ İHMAL ETMEYİN

Diyabet, gözlerle yakın ilişkili olan bir sorun. Kontrol edilmeyen kan şekerinin gözlerde komplikasyonlara neden olabileceğini söyleyen Prof. Dr. Sinan Tatlıpınar, özellikle diyabet süresi arttıkça hasar yapma riskinin de arttığını belirtiyor. “ Diyabetin neden olduğu retina hasarı, en sık rastlanan ve en önemli görme azlığı nedenleri arasında yer alıyor. Bununla birlikte, göz tansiyonu (glokom) ve kataraktın (göz merceğinin bulanıklaşması) diyabetli kişilerde normal popülasyondan daha fazla görüldüğü biliniyor. Bu nedenle diyabetli kişilerin herhangi bir problem olmasını beklemeden göz hekime muayene olmaları ve bunu düzenli hale getirmeleri gerekiyor. Çünkü, erken evrede tespit edilen problemler çok daha etkin şekilde tedavi edilebiliyor” diyor.

ELLERİNİZİ SIK SIK YIKAYIN

Üst solunum yolu enfeksiyonlarından etkilenen organlardan biri de gözlerimiz oluyor. Özellikle, kızarıklık, çapaklanma, batma, göz kapağında şişlikle kendini gösteren konjonktivit üst solunum yolu enfeksiyonlarıyla ilişkili olarak ortaya çıkabiliyor. Bu belirtilerin önemsenmemesi durumunda ise, gözün en önde yer alan saydam tabakası olan kornea etkileniyor. Ve buna bağlı olarak görmede bulanıklık problemi yaşanabiliyor. Önlemek içinse elin gözle temasını en aza indirmek ve elleri sık sık yıkamak gerekiyor.

KONTAK LENSLERİN TEMİZLİĞİNE DİKKAT EDİN

Kontak lenslerin yanlış kullanımı da göz sağlığını olumsuz etkiliyor. Bu nedenle öncelikle doktor kontrolünde lens kullanılması önem taşıyor. Ayrıca takıp çıkarırken ellerin temizliğine ve genel hijyen şartlarına dikkat etmek, kullanılmadığı dönemlerde de genel bakımına özen göstermek gerekiyor. Hekimin belirlediği süre zarfında kullanmak ve gerekli değişiklikleri yapmak ve çok küçük bir rahatsızlıkta bile bir uzmana danışmak önem taşıyor.

TEKNOLOJİK CİHAZLARLA ARANIZA MESAFE KOYUN

Gelişen teknolojiyle birlikte hayatımızın vazgeçilmesi olan telefon, bilgisayar ve tabletlere uzun süre ve çok yakın mesafede tutmak da göz sağlığını olumsuz yönde etkiliyor. Çünkü ekrana dikkatli şekilde bakarken bir süre sonra göz kırpmayı unutuyoruz. Bu da gözyaşını buharlaştırarak, gözlerde kuruluk oluşmasına neden oluyor. Ayrıca, ekrana odaklanarak ve yakın çalışmak zorunda kalanlarda da stres, yorgunluk ve aşırı yüklenme sonrası gevşeyemediği için yalancı miyopi oluşabiliyor. Dolayısıyla tüm bu istenmeyen sonuçlara ulaşmamak için; Cep telefonuna, bilgisayar ve tablete en az 40 cm mesafeden bakmak, gün içinde kısa aralar vermek önem taşıyor.

ÇALIŞMA ORTAMI IŞIĞINIZI AYARLAYIN

Uzun süre bilgisayarda çalışmak zorunda kalanların dikkat etmeleri gereken en önemli noktalardan biri de bulundukları ortamın ışığı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Sinan Tatlıpınar, önerilerini şöyle sıralıyor; “Monitörünüzün ekran aydınlatması, bulunduğunuz ortamdaki ışıktan daha hafif düzeyde olmalı. Doğal ışıktan yoksun alanda fazla zaman geçirilmesi göz sağlığını bozabildiği için çalışma ortamınızın gün ışığı alması fayda sağlıyor.”

asa başı çalışanlar genel olarak gözle ilgili sorunlarla karşı karşıya kalıyor. Gün içinde uzunsüre bilgisayar ekranına bakmak göz sağlığını olumsuz etkiliyor. Peki göz sağlığı için neler yapmak gerekir? İşte masa başı çalışanların göz sağlığı için dikkat etmesi gereken ipucu noktaları...
Göz sağlığını korumak için neler yapılmalı?

Günümüzde uzun saatler boyunca masa başında çalışmak zorunda olanlar, zaman içinde bir takım sağlık sorunları ile karşı karşıya geliyor. Masa başı çalışanlarda yaygın olarak göz ile ilgili problemlerin yaşandığı biliniyor. Çalışırken uygulayacağınız birkaç yöntemle göz sağlığını korumanız mümkün.

Göz sağlığını korumak için;

- Göz sağlığını korumaya yönelik yapılması gereken ilk uygulamalardan biri, göz yorgunluğunu azaltmak için göz kapaklarına masaj yapmak. Göz çevresindeki kasları gevşetmeyi ve gözlerdeki kuruluğu önlemeyi sağlayacak olan göz masajı, ileriki dönemlerde karşılaşma ihtimali olan göz rahatsızlıklarına karşı korumaya da yardımcı olacak. Uzmanlara göre her gün ortalama 20 saniye kadar göz kapaklarınıza masaj uygulamanız önemle tavsiye ediliyor.

- Basit göz egzersizleri, göz sağlığını korumaya yardımcı olacak bir diğer yöntem. Masa başında çalışırken, gün içinde gözleri birkaç saniye boyunca saat yönünde ve tam aksi yönde çevirmeniz, ardından kısa bir ara verip, aynı işlemi 5-6 defa tekrarlamanız tavsiye ediliyor. Göz sağlığını korumak için bu egzersizi birkaç saatte bir yapın.

- Göz sağlığını korumaya ve göz yorgunluğunu gidermeye yönelik palming de denilen, gözleri avuçlarla kapatma yöntemi gözleri dinlendirmeye yardımcı oluyor. Masa başında otururken gözünüzü kapatın. Avuç içini birbirine sürterek ısıtıp, göz kapaklarınızın üzerine koyun. En az 30 saniye boyunca bu şekilde dinlenin. Göz sağlığınızı korumaya yardımcı olacak bu uygulamayı gün içinde birkaç defa tekrarlamayı alışkanlık haline getirin.

Göz sağlığı için soğuk su ve sıcak su

Göz sağlığını korumak için neler yapılmalı

Göz sağlığını korumaya ve göz yorgunluğunu gidermeye yardımcı olması için soğuk ve sıcak su uygulamalarının son derece önemli olduğu biliniyor.

Soğuk su kan dolaşımını hızlandırmaya ve göz kaslarını gevşetmeye yardımcı oluyor. Bu yüzden özellikle yorucu ve yoğun bir iş gününün ardından eve döndüğünüzde yüzünüzü ve gözlerinizi soğuk su ile yıkamanız göz yorgunluğunu gidermeye yardımcı olacak.

Sıcak su da soğuk su uygulandığında olduğu gibi göz kaslarını gevşetmeye yardımcı oluyor, bunun yanı sıra göz kuruluğunu azalttığı biliniyor. Özellikle göz kuruluğu ile ilgili sorun yaşayanların günde birkaç defa gözlerini sıcak su ile yavaş bir şekilde göze masaj yaparak yıkamaları veya bir bezi ılık suyla nemlendirip, göz kapaklarının üzerinde birkaç dakika bekletmeleri öneriliyor.

Bu yöntemlerin yanı sıra, göz sağlığınızı korumak ve ileride daha ciddi sağlık problemleri ile karşı karşıya kalmamak için mutlaka rutin göz kontrollerinizi yaptırın.

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Meme Kanseri ve Belirtileri ve Anti-Perspirant (Deodorant) ın Etkileri
Yazar: RasitTunca - 08-19-2020, 11:42 PM - Forum: islamda Sağlık - Yorum Yok

Meme Kanseri ve Belirtileri ve Anti-Perspirant (Deodorant) ın Etkileri

Sual: Kadınların meme kanserine yakalanmalarının en büyük sebeplerinden birisi de kullandıkları terlemeyi önleyici deodorantlarmış, doğru mu?
CEVAP
Çevirisini Dr. Himmet Okyay’ın yaptığı yazıda deniyor ki:
“Meme kanserinin neden daha çok koltuk altına yakın bölgede yerleştiğini sordum. Hepinizi her gün kullandığınız ve bizi ölümcül bir hastalığa sürükleyebilecek bir ürün üzerinde yeniden düşünmeye davet ediyorum. Bu günden sonra ben bunu kullanmayacağım. Meme kanserlerinin en önde gelen sebeplerinden birisi anti-perspirant'tır. Toksinlerin konsantrasyonuna ve hücre bölünmesine dolayısıyla kansere yol açar. Evet anti-perspirant .....

Deodorant kombinasyonu olan ürünlerin pek çoğu da anti-perspirant’tır. Deodorantlar zararlı değildir. Ancak terlemeyi engelleyici deodorantlar zararlıdır. Çünkü insan vücudunun toksinleri için sahip olduğu birkaç önemli bölge vardır. Bunlar, Kulak arkaları, Diz arkaları, Apış araları ve koltuk altlarıdır. Toksinler buralardan terleme yoluyla atılır. Adından da anlaşılacağı gibi anti-perspirant (terlemeyi engelleyici) kullanımı koltuk altının terlemesini önlediği için toksinlerin dışarıya atılımını önler. Bu toksinler sihirli bir şekilde yok olmazlar. Bunun yerine vücut onları koltuk altı lenf nodüllerinde biriktirir ve hemen hemen meme kanserlerinin büyük bir bölümü memenin üst dış kadranında oluşur. Burası tam olarak lenflerin olduğu bölgedir. Buna ek olarak erkekler: anti-perspirant’la oluşan meme kanserlerinde kadınlara oranla daha şanslıdırlar. Nedeni koltuk altı kıllarının oluşudur. Kullanılan anti-perspirant'ın çoğu kıllar tarafından tutulur. Cildin direkt teması önlenir. Oysa anti-perspirant'ı kılları tıraş ettikten hemen sonra kullanan kadınlar bu riski arttırırlar. Çünkü traş derinin koruyucu tabakasını zedelediği için kimyasal maddeler girişini kolaylaştırırlar

MEME KANSERİ NEDİR?

Meme dokusundaki süt kanalını oluşturan ve süt yapıcı hücrelerin kontrolsüz olarak çoğalmasıyla ortaya çıkar.

Meme kanseri kadınlarda görülen kanserlerin %33’ünü oluşturuyor. Tüm kanser hastalarının ise %20’sini tehdit ediyor.

Meme kanseri, meme dokusu içinde süt kanalları içerisinde oluşan kanser hücreleridir. Meme kanserlerinin yüzde 80’i invaziv duktal karsinomdur. Invaziv duktal karsinom, meme kanserinin süt kanallarında ortaya çıktığını gösterir. Meme kanserinin yüzde 20’si de invaziv lobüler karsinomdur. Bu türde ise meme kanseri süt kanallarında değil süt bezlerinde gelişir. Meme kanserine neden olan hücrelerin çoğalması ve büyümesi oldukça zaman alır. Ancak çoğaldıktan sonra hücreler lenf ve kan yoluyla vücudun diğer organlarına yayılabilir. Meme kanserinde en önemlisi kanserin kan ve lenf yolu ile diğer organlara yayılmadan tanının konmasıdır. Bu aşamada konulan bir tanı ile tedavi oranı çok yüksektir. Bu nedenle meme kanserinde erken teşhis çok önemlidir.

Meme kanseri kadınlarda en çok görülen kanser türüdür. Her 10 kadından birinde görülen meme kanseri ortalama her 100 bin kadının 20’sinde rastlanıyor. Meme kanseri kadınlara oranla erkeklerde çok nadir görülmektedir. Ancak hastalık geliştiğinde seyri kadınlarda görülen meme kanserine göre daha hızlı ve kötüdür. Her 100 meme kanserinin 1’i erkeklerde görülmektedir. Meme kanserinin nedeni tam olarak bilinmese de kalıtım, beslenme şekli, sosyo-ekonomik durum, regl durumu, doğumlar, doğum kontrol hapları gibi birçok faktörden bahsedilebilir.

Meme kanserinin görülme sıklığı yaş ilerledikçe artar. En çok 50-70 yaş aralığında görülen meme kanserinde risk ailede meme kanseri öyküsü bulunduğunda artmaktadır. Anne ya da kardeşte meme kanseri görüldüğünde hastalığın riski 3 kat artar. Bu nedenle aile hikâyesinde meme kanseri olan kişilerin kontrollerini özellikle 40 yaş ile birlikte sık sık yaptırmaları gerekmektedir. BRCA1 ve BRCA2 genlerinde bozulma yani mutasyon var olan kişilerin hem meme hem de yumurtalık kanserine yakalanma ihtimali riski yüksektir. Menopoz sürecinde 5 yıldan fazla hormon ilacı kullanmak da meme kanseri riskini artıran faktörlerden biridir.

Meme Kanseri Belirtileri Nelerdir?

Meme kanseri belirtilerini bilmek meme kanserini erken evrede yakalamak ve tedavinin başarıya ulaşması için çok önemlidir. Meme kanseri belirtileri arasında en belirgini memede ele gelen kitledir. Ele gelen kitle meme dışında koltuk altında da olabilir. Eğer kitle büyümüş ise meme ucunun içeri doğru çekilmesi de meme kanseri belirtilerindendir. Çok nadir görülse de meme ucundan kanlı ya da kansız akıntı da meme kanserini işaret edebilir. Meme kanserine neden olan tümör çok büyürse meme derisinde ödem oluşur ve şişme görülebilir. Aynı zamanda kızarıklık ve portakal görünümü de karşılaşılan meme kanseri belirtilerindendir. Eğer meme kanseri yayılmış ise yayıldığı bölge ile ilgili şikayetler de görülebilir.

Meme kanseri belirtilerini tanımak meme kanserinin ilerlemesine engel olabilmek adına çok önemlidir. Bu nedenle kişinin kendi meme yapısını tanıması ve risk faktörlerini bilmesi gerekir. Meme kanseri belirtilerini fark edebilmek için her kadın 20 yaşından sonra kendi meme muayenesini yapmaya başlamalıdır. Kendi kendine meme muayenesi adet bitiminden 5-7 gün sonra; adet görmeyen kadınlar ise ayda bir belirdikleri yapılmalıdır.

Meme kanseri belirtilerini şöyle sıralayabiliriz;

Meme üzerinde genellikle ağrısız, sert yapılı, hareket
Memede; genellikle ağrısız, sert yapılı, hareket ettirilebilen veya yerinden oynamayan, zamanla büyüyebilen yapıda ve karakterde ele gelen şişlikler.
Gözle görülebilir şekilde, meme boyutunda veya şeklinde değişiklik.
Meme cildinde kızarıklık, morluk, yara, damar genişlemesi, içeri doğru çöküntü, yaygın küçük şişlikler, portakal kabuğu görünüşü gibi noktasal çekintiler.
Meme başı ve çevresinde, renk ve şeklinde değişiklik, meme başında genişleme, düzleşme, içe çökme, yön değiştirme, kabuklanma, çatlaklar ve yaralar.
Meme başından kanlı veya kansız akıntı gelmesi.
Koltuk altında görülebilen, elle fark edilen ağrılı ya da ağrısız şişlikler.

Meme kanseri erken dönem belirtileri sıralama gerekirse

– Memede kitle

– Meme cildinin portakal kabuğuna benzer bir hal alması

– Meme başının içeri doğru çökmesi

– Meme başından gelen akıntı ve kanlı akıntı

Meme kanseri erken teşhis edilememesi durumda lokal olarak rastlanan bazı bulgular mevcuttur.

Meme kanseri geç dönem belirtileri

– Koltukaltında hissedilen büyük bir kitle

– Meme üzerinde hissedilen ağrılar

– Meme üzerinde oluşan gözle görülür yaralar

ve meme kanseri hücrelerinin diğer organlara ve kemiklere yayılması


Meme Kanseri Risk Faktörleri

Meme kanseri risk faktörlerinin en önemlileri değiştiremeyeceğimiz risk faktörleridir. Özellikle aile hikâyesinde meme kanserinin olması meme kanseri risk faktörlerinin başında gelmektedir. Birinci derce bir akrabada 50 yaşından önce görülen meme kanseri, kişinin meme kanserine yakalanma ihtimalini 3 kat artırmaktadır. Yine 2. derece akrabalarda görülen meme kanseri de önemli meme kanseri risk faktörlerindendir. Ayrıca ailede ne kadar fazla kişi meme kanserine yakalanmış ve ne kadar erken yaşta yakalanmışlar ise o kadar risk artar.

Meme kanserinde bir diğer önemli risk faktörü ise meme dokusunun yoğun olmasıdır. Meme dokusu içerisinde yağ oranı daha az olan kişilerde meme kanseri riski daha çok artıyor. Meme dokusunun yoğunluğunu ise mamaografk ve sonografik yöntemlerle ölçülebilir. Özellikle lenfoma hastalarında göğüs çevresine yakın uygulandığı için maruz kalınan radyoterapi de meme kanseri için sayılabilecek risk faktörleri arasındadır. Bu nedenle özellikle lenfoma hastaları olmak üzere radyoterapi tedavisi alan hastaların tedaviden sonra hayat boyu kontrollerini sıkça yaptırmaları önerilmektedir.

Kadınlarda meme kanseri oluşumunda risk faktörü sayılan erken adet görme de önemsenmelidir. Özellikle 11 yaşından önce adet görenler, geç menopoza girenler meme kanserine yakalanma konusunda daha riskli durumda kabul edilirler. Emzirmemek ya da ilk hamileliğini 30 yaşından sonra yaşamak, aşırı alkol tüketmek ve fazla kilolu olmak da meme kanseri risk faktörleri arasındadır. Ayrıca özellikle menopoza girdikten sonra, menopozun etkilerini azaltmak için kullanılan östrojen hormonu da meme kanseri riskini 1.5. kat artırmaktadır.

Diğer meme kanseri risk faktörleri şunlardır;

Meme kanserinde kadın olmak birinci derece risk faktörüdür.

Ailede meme kanseri öyküsü bulunan kişinin meme kanserine yakalanma riski diğer insanlara göre daha fazladır.

Yaş ilerledikçe meme kanseri görülme riski artar.
Beyaz tenli kadınlar, esmer tenli kadınlara göre %20 daha fazla risk altındadır.
Meme kanseri vakalarının %5-10’u genetiktir. Aileden geçen bozuk genler (mutasyon) sonucu oluşmaktadır. Genetik meme kanserinin en sık rastlanan nedeni, BRCA1 ve BRCA2 genlerinde genetik mutasyondur. BRCA mutasyonuna sahip aile üyeleri için risk, %80 oranındadır.
15 yaşından önce radyoterapi tedavisi görmek, 40 yaşından sonra meme kanseri olma riskini %35’e çıkarmaktadır.
55 yaş ve üstü kadınların 3’te 2’sinde, yayılma gösteren meme kanseri bulunmaktadır.
Yaşlanma veya yaşam şekli gibi faktörler, meme kanseri riskini zaman içinde değiştirebilir.

Yaşlanma veya yaşam şekli gibi faktörler, meme kanseri riskini zaman içinde değiştirebilir.

Uzun süreli fazla sigara tüketiminin meme kanseri riskini arttırdığı tespit edilmiştir.
Fiziksel aktivite ve düzenli spordan uzak, hareketsiz bir yaşam meme kanseri oluşum riskini artırmaktadır.
Şişmanlık, doğurganlık çağındaki kadınlarda meme kanseri riskini 2 katına çıkarır.
Ailesinde meme kanseri olanlarda doğum kontrol hapı kullanımı, kanser riskini 3 kat artırmaktadır.

Meme Kanserine Yakalanma Riskini Azaltmak İçin Neler Yapılabilir?

Egzersiz şeklinde yapılan fiziksel aktivitenin, meme kanseri riskini azalttığına ilişkin kanıtlar artmaktadır. Haftada en az 1,25 – 2,5 saatlik hızlı yürüyüşler, kadındaki meme kanseri riskini %18 oranında azaltmaktadır. Eğer bu yürüyüş, haftada 10 saat olursa, risk oranı biraz daha azaltmaktadır.

Bazı araştırmalar, uzun süreli emzirmenin meme kanserini az da olsa azalttığını öne sürmüştür. Araştırmalar, doğum kontrol hapı kullanan kadınların, kullanmayan kadınlara nazaran az da olsa meme kanseri riski taşıdığını göstermektedir. Hapların kullanımına son verildiğinde, risk oranı normale dönmektedir.

Çok fazla hamilelik geçiren ve genç yaşta hamile kalan kadınlarda, meme kanseri olma riski azalır. Bunun nedeni ise, hamilelik döneminde duran adet döngüsüdür.

Tedavi kararında meme kanserinin hangi alt grubu ile karşı karşıya olduğunuzu bilmek uygulanacak tedavinin başarısı açısından çok önemlidir.

Meme Kanseri Türleri

Meme kanseri türleri biyopsi ile alınan doku üzerinde yapılan patoloji incelemesi sonucunda belirlenir. Meme kanserinin birçok türü bulunmasına rağmen genel olarak iki ayrı başlık altında değerlendirilmektedir:

Meme kanallarını oluşturan hücrelerde oluşan duktal karsinom
Memenin süt bezlerinde oluşan lobüler karsinom

Duktal ve lobüler karsinomlar kendi içlerinde yayılma göstermeyen non-invaziv/in situ tümörler ve yayılma özelliği olan invaziv tümörler olarak ikiye ayrılmaktadır.

Duktal Karsinoma In Situ

Elle muayenede belirlenemeyen ve mamografide düzensiz yapısı ve kireçlenmelerle kendini gösteren bir kanser türüdür. Bu hastalığa sahip olan hastanın meme başı akıntısı da olabilir.
Lobüler Karsinoma In Situ

Her iki memede de meme kanseri oluşma riskini 8-10 kat artıran önemli bir belirtidir. Bu durumda olan hastalar düzenli olarak kontrol ve yakın takip altında tutulmakta ve aynı zamanda hastaya koruyucu ilaçlar da verilmektedir.

Bazı hastalarda koruyucu amaçlı her iki memenin alınması ve meme dokusu içinin boşaltılması gibi işlemler yapılabilmektedir. Hastanın kozmetik açıdan herhangi bir sorun yaşamaması için uygulanan cerrahi yollarla protez ve meme rekonstrüksiyonu gibi işlemler de hastaların sosyal yaşamlarına olumlu katkı sağlamaktadır.

10 yıl öncesine kadar meme kanseri sadece 2 grupta sınıflandırılabilen meme kanseri günümüzde, 4 değişik alt grupta toplanmaktadır. Ayrıca farklı tedavi stratejileri ile birey ve bireyin tümörüne özgü tedavi yöntemleri geliştirilmiştir.

10 yıl öncesine kadar meme kanseri sadece 2 grupta sınıflandırılabilen meme kanseri günümüzde, 4 değişik alt grupta toplanmaktadır. Ayrıca farklı tedavi stratejileri ile birey ve bireyin tümörüne özgü tedavi yöntemleri geliştirilmiştir.
Invaziv (Yayılım Gösteren) Karsinoma

Kanser başlangıç yeri olan hücrenin üst katmanından daha ileri yayılma göstermesi ile invaziv kanser türü oluşur. Meme kanserlerinin çoğu, invaziv karsinomdur. Yayılma özelliği gösteren kanserler arasında, meme kanallarını oluşturan hücrelerden ortaya çıkan duktal karsinom en sık rastlanan meme kanseri tipidir.

Inflamatuvar Meme Kanseri

Meme kanserinin en hızlı ve kötü seyirli tipi olarak bilinmektedir. Memeyi tamamen saran iltihabi hastalıklarıyla belirtileri benzerlik göstermektedir. Kitle belirtisi vermez ve bazen de yalnızca kızarıklık ve sertlik gibi belirtilerle ortaya çıkabilir. Antibiyotik tedavisine rağmen iyileşmeyen meme hastalıklarında mutlaka altta yatan bir kanser olup olmadığı araştırılmalı, aksi ispatlanana kadar hastanın kanser olduğu düşünülerek gerekli tetkik ve incelemeler yapılmalıdır.
Meme Kanseri İstatistikleri

2012 yılında dünyada 1.7 milyon yeni meme kanseri vakasına rastlanmıştır.
Meme kanserinin en çok görüldüğü ilk 3 ülke Belçika, Danimarka ve Fransa’dır.
Türkiye meme kanserinin en çok görüldüğü ülkeler sıralamasında ilk 20’nin dışında yer alır.
Meme kanseri tüm kanserlerin %12’sini oluşturmaktadır.
Kadınlarda görülen kanserlerin %25’i meme kanseridir.

Memede Kitle ve Kist Nedir?

Memede ele gelen kitle, kist ya da solid bir kitle olabilir. Özellikle fibroadenom ve fibrokistler memede çok sık görülen kitlelerdir. Bozuk para şeklinde görülen bu kitleler kansere dönüşmeyen, iyi huylu tümörlerdir. Kadınlar kendi kendine meme kontrolü esnasında fark ettikleri bu kitlelerin meme kanseri ya da zararsız bir fibroadenom kitlesi olup olmadığını anlayamazlar. Özellikle 30 yaş altı kadınlarda hormonal değişikliklere bağlı olarak fibroadenomlar çok sık görülmektedir. Memedeki kitlenin karakteri meme ultrasonu ile anlaşılmaktadır. Bu nedenle kadınlar memelerinde bir değişiklik ya da kitle fark ettiklerinde en kısa zamanda uzman bir doktora görünmelidir. Meme ultrasonu ve gerek görülürse mamografi ile memedeki kitleye dair bir fikir elde edilebilir.

Memede Ağrı Neye İşaret Eder?

Memede ağrı özellikle her iki memede de hissediliyorsa öncelikle hormonal değişiklikleri ve adet döngüsünü işaret eder. Bunun yanı sıra fibroadenom ve fibro kister de memede ağrı yapabilir. Hamile kadınlarda hormonların değişimine bağlı olarak memede ağrı görülürken, emziren kadınlarda da emziremeye bağlı olarak memede ağrı gelişebilir. Meme kanserinin ileri evrelerinde tümörün büyümesine bağlı olarak ödem ve sonrasında memede ağrı oluşabilir. Ancak memede ağrı meme kanseri belirtisi olarak kabul edilmez.

Meme Kanseri Evreleri

Meme kanseri yavaş ilerleyen bir kanser türüdür. 5-7 yıl içerisinde 1 cm büyüklüğe erişen tümör, önce lenf kanalları ile koltuk altı lenf bezlerine sonrasında ise kan yoluyla karaciğer ve kemik gibi uzak organlara yayılabilir. Tümörün hangi aşamada olduğu ve nerelere yayıldığını öğrenmek için evreleme yapılır ve tedaviye buna göre karar verilir. Meme kanserinde evreleme için TNM isimli bir sistem kullanılır. Buna göre T tümör çapını, N hastalıklı koltuk altı lenf bezi sayısını, M ise uzak yayılım (metastaz) durumunu belirtir.

Meme kanserinde 4 evreden bahsedilebilir. Evre I, II ve bazı evre III tümörler erken evre meme kanseri kabul edilir. Evre III tümörlerinin bir kısmı ile evre IV tümörleri ise meme kanserinde ileri evre olarak adlandırılır. Meme kanserinde evreleme yaparken tümörün büyüklüğü, çevredeki lenf nodlarına yayılıp yayılmadığı göz önüne alınır. Buna göre meme kanseri evrelerini şu şekilde tanımlayabiliriz;

Evre 0 – DCIS
Evre I : Tümör 2 cm’den küçük ve henüz lenf nodlarına sıçramamış.
Evre II : Tümör 2- 5 cm arasında bir büyüklükte olup çevredeki lenf nodlarına sıçramış ya da sıçramamamış olabilir.
Evre III: Çevredeki lenf bezlerine daha fazla yayılmış demektir
Evre IV: Diğer organlara (kemik, karaciğer, beyin, akciğer) veya kemiğe, uzaktaki lenf nodlarına metastaz yapmış demektir.

TEŞHİS

Her kadın 20 yaşından itibaren memesini tanımalı, aylık düzenli kontrollerini ve 40 yaşından itibaren de mamografi takibini yapmalı.

Memedeki her 10 kitleden 8’i iyi huyludur; yani kanser değildir.

Meme Kanseri Teşhisi

Meme kanserinin erken teşhisi çok önemlidir. Erken teşhis edilen meme kanserinde hem tedavi çok kolay hem de başarı şansı çok yüksektir. Örneğin Evre 0’da yakalanan meme kanserinde başarı şansı ve hastalığın bir daha tekrar etmeme olasılığı %96’dır. Evre I’de başarı oranı % 93, Evre II’de % 85 şeklindedir. Ne kadar erken evrede teşhis edilirse başarı şansı da o kadar yükselmektedir. Erken teşhis için her kadının 20 yaşından itibaren ayna karşısında ayda bir kez, kendi kendine meme muayenesi yapması gerekmektedir. 35 ile 40 yaş arasında kadınlar ilk meme ultrasonunu çektirmeli, 40 yaşından sonra da yılda 1 kez mamografi yaptırmalıdır.

Meme kanseri teşhisinde görülen her 10 kitlenin 8’i iyi huyludur. Bunların çoğu genç yaşlarda görülen fibroadenom veya kist denilen kanser olmayan kitleler ve orta yaşlarda görülen fibrokistik kitlelerdir. Memedeki kitlenin ağrılı ya da ağrısız olması bunun kanser anlamına gelmez. Ancak Ancak memede ele gelen farklı bir yapı veya kitlenin ne olduğunun mutlaka aydınlatılması kitle fark edildiğinde mutlaka doktora başvurmak gerekir.

Son yıllarda toplumda meme kanserine karşı farkındalık yaratmak amacıyla yapılan sosyal sorumluluk kampanyaları ve bilinçlendirme programları, meme kanserinde erken tanı için kişinin kendi kendine meme muayenesi yapmasının önemine işaret etmektedir.
Meme Kanserinde Erken Teşhis Yöntemleri

Kendi kendine meme kontrolleri
Yıllık mamografi
Yıllık doktor muayenesi

Kendi Kendine Meme Kontrolleri

Meme muayenesi, erken tanı için çok önemli!


Meme kanserinden korunmak ve erken evrede meme kanserini yakalamak için meme muayenesi çok önemlidir. Meme kanseri, meme içinde küçük bir kitleyken müdahale edildiğinde %100’e yakın oranda başarı ile tedavi edilebilmektedir. Meme kanserini diğer kanserlerden ayıran bir başka özellik de “kanser tarama programları” içinde değerlendirilebilir oluşudur. Bu nedenle memesinden hiçbir şikayeti veya kitlesi olmayan kadınlar, “Tarama Yöntemleri”ni önemsemelidir.
Kendi Kendine Meme Muayenesi Nasıl Yapılır?

Kadınların düzenli olarak ayna karşısında her ay kendi memelerini muayene etmesi kolay bir yöntemdir. Meme muayenesi her ay adetin bitiminden 4-5 gün sonra yapılmalı.

Meme muayenesi her ay adetin bitiminden 4-5 gün sonra yapılmalı

Menopoza girenler, rahim veya yumurtalık ameliyatı olan kadınların periyodik olarak ayda bir kez aynı günlere denk getirecek şekilde meme muayenesini yapmaları gerekmektedir. Meme muayenesinde, memesinin simetrisine, meme başında bir akıntı olup olmadığına, herhangi bir deformitenin varlığına, cilt değişikliklerine, ele bir kitlenin gelip gelmediğine dikkat edilmelidir.

3 Adımda Meme Muayenesi

Ayna Karşısında Muayene

Kollarınızı yukarı doğru kaldırın.
Her iki memenizde herhangi bir düzensizlik, deri çekintisi veya çöküntüsü, meme ucunda yara, kabuklanma, çekilme olup olmadığını kontrol edin.
Ellerinizi belinize koyarak kuvvetlice aşağı doğru bastırın. Aynı anda göğüs kaslarınızı iyice kasın. Aynadan meme derinizde çekilme olup olmadığını kontrol edin. Kontrolünüz sonucu memelerinizin birbirine eşit olmadığını görebilirsiniz. Bu, olağan bir durumdur ve hastalık belirtisi olarak görülmemelidir.

Duş Yaparken Muayene

Ayakta sol memenizi muayene ederken, sol elinizi başınızın üzerinde tutun.
Sağ elinizle yukarıdan aşağıya doğru ve aşağıdan yukarıya doğru sol memenizi bastırarak muayene edin.
Sağ elinizle sol memenizin dış tarafından meme başına doğru ışınsal veya daireler çizecek şekilde bastırarak muayene edin.

*Aynı işlemleri sağ memeniz için sol elinizi kullanarak yapın. Meme içinde fındık ya da ceviz büyüklüğünde farklı bir sertlik olması durumunda doktorunuza bildirin.
Sırtüstü Yatarken Muayene

Sağ memenizi muayene ederken, sağ omzunuzun altına yastık yerleştirin ve sağ elinizi başınızın arkasına koyun.
Sol elinizle yukarıdan aşağıya doğru ve aşağıdan yukarıya doğru sağ memenizi bastırarak muayene edin.
Sol elinizle sağ memenizin dış tarafından meme başına doğru ışınsal veya daireler çizecek şekilde bastırarak muayene edin.

*Aynı işlemleri, sol memeniz için sağ elinizi kullanarak yapın. Meme içinde fındık ya da ceviz büyüklüğünde farklı bir sertlik olması durumunda doktorunuza bildirin.

Her iki memenin, meme uçlarını nazikçe sıkın. Meme ucunda akıntı olup olmadığını; oluyorsa açık renkli mi kanlı mı olduğunu kontrol edin. Fark ettiğiniz herhangi bir şişliği, kalınlaşmayı veya akıntıyı doktorunuza bildirin.
Yıllık Mamografi

Referans olması için 30’lu yaşlarda en az bir kez mamografi çektirilmelidir.

Meme kanserinde erken teşhis için memesinde herhangi bir değişiklik fark etmeyen 40 yaş üzerindeki her kadın yıllık mamografi çektirmelidir. Böylece meme kanserinin ele gelen gelen büyüklüğe ulaşmadan yakalanması mümkün olur. Bununla birlikte daha sonraki mamografi çekimlerine referans olması için 30’lu yaşlarda en az bir mamografi çektirilerek filmin saklanması önerilmektedir.

Ailesinde hiç meme kanseri olmayanlar 35 yaşından sonra, ailesinde kanser öyküsü bulunanlar ve genetik meme kanseri riski altında olanlar ise 25 yaşından sonra ilk ultrasonografilerini yaptırmalıdır. Bu kişiler ilk ultrason yaptırdıkları yaştan itibaren her yıl düzenli olarak ultrason takibi altında olmalıdır.
Yıllık Doktor Muayenesi

Meme kanserinin erken evrede fark edilmesi ve teşhisi için düzenli doktor takibi çok önemlidir. Hiçbir şikayeti olmasa bile 40 yaşından sonra tüm kadınların doktora başvurarak muayene olması gerekmektedir.

TEDAVİ
Meme Kanseri Tedavisi


Son yıllarda, meme kanserinin tedavisinde kaydedilen önemli gelişmeler ve yeni tedavi olanakları; hastalığın erken teşhisi ve tedavi ile tamamen yok edilebilmesini sağlamaktadır.

Günümüzde meme kanseri tedavisinde kaydedilen önemli gelişmeler ve yeni tedavi seçenekleri ile hastalığın teşhisi ve tedavisi daha kolay ve başarılı hale gelmiştir. Meme kanseri tedavisinde öncelik memenin korunmasına yönelik tedavisi ve uygulamalardır. Erken evrede yakalanan meme kanserinde meme kaybı olmadan, gelişmiş tekniklerle hastalık yayılımı önceden tespit edilerek önlem alınabiliyor ve tümöre direk olarak müdahale edilmektedir. İleri evre meme kanserinde memenin cerrahi ile alınması söz konusu olduğu durumlarda plastik cerrahi teknikleri ile meme rekonstrüksiyonu (yeni bir meme) yapılabilmektedir.

Meme kanseri erken tanı sayesinde %100’e yakın bir oranda tedavi edilebiliyor.

Meme kanseri tedavisi hastanın hangi evrede olduğuna bağlı olarak değişir. Evre 0’da ameliyat sonrası kemoterapi tedavisine gerek duyulmamaktadır. Çoğu zaman radyoterapi de tedaviye eklenir. Evre I ve II ‘de kitle küçük olduğu için önce ameliyat ardından kemoterapi uygulanıp uygulanmayacağına karar verilir. Evre III’te önce kemoterapi tedavisi uygulanır ardından hasta ameliyata alınır. Evre IV’te ise eğer kanser vücudun çok fazla bölgesine yayılmadıysa cerrahi düşünülebilir. Ancak kanser yayılımı fazla ise sadece ameliyat kesinlikle önerilmez. Sadece kemoterapi ve bazen radyoterapi tedavisi uygulanır.

Özellikle Herceptin, Pertuzumab, Kadcylan ve Palbociclib son dönemde geliştirile etkili kemoterapi ilaçlarından. Yakın dönemde meme kanserine özel aşılar da yakın dönemde tedavide kullanılacak.

Meme Kanseri Tedavi Yöntemleri

Cerrahi Yöntemler

Meme kanseri cerrahisinde öncelikle amaç, tümörün geride kalmayacak şekilde çıkarılması ve koltuk altına yayılım gösteren vakalarda lenf bezlerinin tümüyle alınmasıdır.

Mastektomi

Basit mastektomi: Bu işlem, total mastektomi olarak da adlandırılır. Meme uçları dahil tüm meme alınır, ancak koltuk altı lenf bezleri veya memenin altındaki kas dokuları alınmaz. Günümüzde çok fazla tercih edilmeyen bir yöntemdir.

Cilt koruyucu mastektomi: Bazı kadın hastalarda meme, cerrahi sırasında yeniden yapılandırılabilir. Bu işleme, cilt koruyucu mastektomi olarak adlandırılmaktadır. Memenin üstündeki derinin çoğu (meme ucu çevresi (areola) ve meme ucu dahil) dokunulmadan bırakılır.

Radikal Mastektomi: Bu geniş çaplı operasyonda tüm meme, koltuk altı bezleri ve meme altındaki pektoral (göğüs duvarı) kaslar alınır. Radikal mastektomi, geçmişte oldukça sık kullanılmış olan bir yöntemdir.

Meme Koruyucu Cerrahi

Meme kanseri erken teşhis edildiğinde daha çok memenin etkilenmiş kısmı alınır. Ancak, alınacak kısım tümörün büyüklüğüne, yerine ve başka diğer faktörlere bağlıdır. Lumpektomide sadece memedeki kitle ve etrafındaki dokular alınır. Radyoterapi, lumpektomiden sonra uygulanan bir tedavi yöntemidir.

Hastaya adjuvan kemoterapi de verilecekse, genellikle kemoterapi tedavisi tamamlanana kadar radyoterapi geciktirilir. Kadranektomide, memenin dörtte biri alınır. Cerrahi sonrası genellikle radyoterapi verilir. Yine bu yöntemde de, kemoterapi verilecekse radyoterapi geciktirilir.

Lenf Bezi Cerrahisi

Meme kanserinin koltuk altı lenf bezlerine yayılımını belirlemek için bir veya birden fazla lenf bezi alınarak mikroskop altında incelenir. Bu inceleme, kanserin evrelenmesi, tedavi şeklinin ve sonuçlarının belirlenmesi için önemlidir. Lenf bezlerinde kanser hücreleri bulunursa, kanserin kan dolaşımı yoluyla vücudun diğer bölgelerine yayılmış olma şansı yüksektir. Koltuk altındaki lenf bezlerinde kanser hücrelerinin varlığı, cerrahi sonrası eğer gerekli görülürse ne tür bir tedavi uygulanacağına karar verilmesinde önemli bir rol oynar.

Radyoterapi Tedavisi

Meme kanserinde radyoterapi ile ameliyat sonrası koltukaltı ve meme bölgesine verilen ışınla, kalma olasılığı olan kanser hücrelerini yok etmeye hedeflenmektedir. Meme kanseri tedavisinde radyoterapi, memenin kalan dokusunu korumak amacı ile özellikle yenileme riski yüksek olan hastalarda ve meme koruyucu cerrahi yapılan hastalarda uygulanır.
İlaç Tedavileri

Kemoterapi

Meme kanserinde kemoterapi çoğunlukla cerrahi sonrası uygulanır. Ameliyat sonrası herhangi bir kanserli hücre kalmamasına rağmen koruyucu bir önlem olarak bir süre daha kemoterapi tedavisi devam edebilir.

Hormonoterapi

Hormon tedavisinin amacı, kadın hormonlarına duyarlı meme kanseri vakalarında kanser hastasının hormon miktarını azaltmaktır. Östrojen hormonuna duyarlı olan bazı kanser hücreleri, daha hızlı büyür ve çoğalır. Bu tedavi yöntemi, östrojen etkisini ortadan kaldırarak kanserin gelişmesini önler.

Akıllı Tedaviler

Meme kanseri, farklı tedavi stratejileri ile bireye ve tümöre özgü tedavi gerektiren bir hastalıktır. Eskiden klasik kemoterapi ilaçları ve hormon tedavileri dışında seçenekler bulunmazken günümüzde daha yeni ve daha etkin kemoterapi ilaçları, damardan ve ağızdan hap şeklinde alınabilen hedefe yönelik akıllı ilaçlar ile yeni hormonal tedavi ilaçlarının birlikte kullanımı başarılı sonuçlar getirmektedir.

BESLENME

Kanser hastalarının tedavi sürecindeki beslenme biçimi tedaviyi olumlu yönde desteklemektedir.
Meme Kanseri Sürecinde Besleme

Meme kanseri sürecinde beslenme biçimi meme kanseri tedavisini olumlu yönde etkilemektedir. Meme kanseri hastaları meme kanseri tanısından sonra hekimden bir daha kansere yakalanmaması veya acilen iyileşmesi ve savunma sisteminin güçlenmesi için bir beslenme listesi bekler ve böyle bir liste verilmeyince de hayal kırıklığına uğrar. Hatalı haberler, alternatif tıp ürünü pazarlayan bazı özel kuruluşlar ve bireylerin hasta ve ailesinde oluşturduğu yanlış bilgi yönlendirmeleri altında; hastalar hekimlerden bazı bitkiler önermesini, yiyecekleri gıdaları tek tek oranlarına kadar yazmasını beklerler.

Yapılan araştırmalara göre kanser tanısından sonra beslenme için yapılacak özel takviyeler ancak hastanın iştahının azalması, yeterli beslenememesi ve kilo kaybetmesine neden olmaktadır. Bunun dışında beslenme uzmanları tarafından tüm bireylere önerilen “sebze ve meyve ağırlıklı, kırmızı etten fakir beyaz et oranını artıran beslenme modeli” genel durumu iyi olan ve beslenebilen birçok kanser hastası için yeterlidir.

Çalışmalar göstermiştir ki, kanser tanısından sonra beslenme için yapılacak özel takviyeler ancak hastanın iştahının azalması, yeterli beslenememesi ve kilo kaybetmesine neden olmaktadır.

Meme kanseri tedavisi sürecinde tedaviye ve hastalığa bağlı devam eden kilo kaybı, ağızdan gıda alamama, ağız yaraları, uzun süren ishal, uzun süren bulantı kusma, vitamin eksikliği gibi durumlarında özel beslenme ekiplerince damardan veya ağız yolu ile özel gıdalar ve vitamin ile destekleri yapılmalıdır.

Kanser hastaları, aşırı yemek ve tuzlu gıdadan kaçınmalı!

Erken evre meme kanseri hastaları özellikle tedavileri sırasında aşırı yemek yemekten ve tuzlu gıdalardan kaçınmalı ve tedavi öncesi alerjik yan etkiyi azaltmak amacı ile kullanılan kortizonun iştahı artırıcı, kilo ve ödem yapıcı etkilerine karşı dikkatli olmalılar. Ayrıca, bu dönemde halsiz ve güçsüz kalmama adına tüketilen bal ve pekmez gibi yüksek kalorili gıdalar hastalarda istenmeyen ve sonradan verilmesi son derece güç aşırı kilo alımlarına neden olabilmektedir.

Gerek meme kanseri olsun gerekse diğer tüm kanserlerin tedavisinde bulantı kusma için Zencefil 0.5-1mg ağızdan hap şeklinde kullanımının kanıtlanmış yararı dışında onkoloji literatürüne bilimsel bir kanıt olarak girmeyi başaran bitkisel bir ürün yoktur.

Dikkat! Bitkisel ürünler, hastalara zarar verebilir

Geçen 20 yılda popüler olan vitaminlerin kullanımı, antioksidan özellikleri ile “bizleri genç tutacak cildimizi pürüzsüz kılacak, kanser tedavileri sırasında yan etkilerden koruyacak” varsayımı ile yoğun bir kullanım alanı bulmuştur.

Fakat son 5 yılda yapılan kapsamlı çalışmaların sonucunda gereksiz ve hekim önerisi dışında kullanılan vitaminlerin vücuda yarardan çok zarar verdiği hatta bazı kanser türlerinin artışına bile neden olduğu saptanmıştır.

Bunun üzerine dünyada ve ülkemizde alternatif tıp pazarı ve pazarlayıcıları hedeflerini bitkisel ürünlere çevirmiştir. Ancak doğal gibi görünen bu ürünlerin de özellikle kemoterapi ve diğer tıbbi tedaviler ile istenmeyen etkileşimleri birçok hastayı ve tedavi sorumluluğunu alan hekimi zor durumda bırakmaktadır.

KANSER SONRASI YAŞAM

Meme kanserinin ardından hastaların en kısa sürede eski hayat standartlarına ulaşmaları amaçlanır.

Meme Kanseri Sonrası Yaşam

Hastaya, fiziksel yaşam kalitesi odaklı tedavi modelinin planlanması çok önemlidir. Hastaların çoğunda ameliyat (koltuk altı lenf bezleri alınması) sonrası omuz kısıtlılığı, bazen de lenf ödem ortaya çıkmaktadır. Doğru ve erken dönemde planlanan egzersiz ve rehabilitasyon programları sayesinde hastaların bu sorunları ortadan kaldırılmaktadır. Hastaların yaşam boyu süren takip programları sayesinde kalıcı omuz kısıtlılıkları ve lenf ödem ile karşılaşma ihtimalleri son derece azaltılabilmektedir.

Meme kanserini atlatan hastaların neredeyse %70’inde gözlenen cinsel ve psikolojik problemler, uzmanlar tarafından yönetilebilir ve hastalarda bu yönde gelişebilecek sorunlar ortadan kaldırılabilir. Hastalık boyunca devam edilen egzersizlere, ameliyattan kısa süre sonra tekrar başlanmalı ve düzenli olarak devam edilmelidir. Meme kanseri tekrarlarının çoğu ilk 3 yıl içinde görülmektedir. Bu nedenle tedavi sona erdikten sonraki 3 yıl boyunca hastaların, sağlık kontrollerini ayrıntılı bir şekilde takip etmeleri önemlidir. Meme kanserinin tekrarlama oranı %30 ameliyat alanında, %70 uzak organlarda olduğundan ihmal edilmemelidir.

Hastalık boyunca devam edilen egzersizlere, ameliyattan kısa süre sonra tekrar başlanmalı ve düzenli olarak devam edilmelidir.

Kontrol muayenelerinde hastaların şikayetleri sorgulanır ve hasta ayrıntılı olarak muayene edilir. Yakınması veya şüpheli bir bulgusu olmayan hastalarda hiçbir incelemeye gerek görülmez. Ancak şüpheli bulgusu olanlarda bunları aydınlatmaya yönelik ayrıntılı tetkikler yapılır.

Meme kanseri tedavisi ile birlikte hastalar öncelikle kendilerine yeni bir sayfa açmalı ve endişeden uzak yaşamalılardır.
Meme kanseri tedavisi sürecinde koltuk altı lenf bezlerinin alınması ile omuz omuz kısıtlılığı, bazen de lenf ödem ortaya çıkmaktadır. Doğru ve erken dönemde planlanan egzersiz ve rehabilitasyon programları sayesinde hastaların bu sorunları ortadan kaldırılmaktadır.
Meme kanserinden kurtulan hastalarının %70’nde görülen cinsel problemler için mutlaka uzman yardımı alınmalıdır.
Meme kanseri ameliyatı sonrasında egzersiz, yoga, yürüyüş gibi sporlara devam edilmelidir.
Meme kanserinin tekrar riski ilk 3 yıl içerisinde vardır. Bu nedenle hastalığı atlattıktan sonra sağlık kontrolleri aksatılmamalıdır. Meme kanserinin tekrarlama oranı %30 ameliyat alanında, %70 uzak organlarda olduğundan ihmal edilmemelidir.

SIKÇA SORULAN SORULAR
Meme Kanseri İle İlgili Sıkça Sorulan Sorular


Çok şeker ve şekerli gıdalar tüketmek meme kanserine neden olur mu?

Şekerin direkt olarak meme kanseri ile bağlantısı yoktur. Meme kanserinden korunmak için ideal kilomuzda olmaya dikkat etmemiz yeterlidir.
Meme kanseri tedavisinde kalabalık ortamlardan uzak durmalı mıyım?

Meme kanseri tedavisi sürecinde kalabalık ortamlardan kaçınmak yerine daha çok sosyalleşme ve moral bulma olasılığı olan ortamlarda bulunulmalı. Tedavi sürecinde kalabalık ortamlardan mikrop kapmak gibi bir durum söz konusu değildir.
Parfüm, deodorant, lazer epilasyon, kalıcı makyaj meme kanserine neden olur mu?
Lazer epilasyon, kalıcı makyaj yaptırmak, parfüm, deodorant kullanmak meme kanserine neden olmaz.
Meme muayenesi için en doğru zaman nedir?
Meme muayenesini adet döneminin bitiminden 4-5 gün sonra yapmak gerekir.
İlk mamografi ve ultrason kontrolünü kaç yaşında yaptırmalıyım?
35-40 yaş arasında bir kez mamografi ve ultrasonografi yaptırmalısınız. Bu, “Temel mamografi” olarak adlandırılır. 40 yaşından sonra ise rutin mamografi taraması yaptırmanız gerekir.
Ailemde meme kanseri olanlar var. İlk kontrolünü ne zaman yaptırmalıyım?
25-26 yaşından sonra yıllık rutin ultrason takiplerinizi yaptırmalısınız. Genetik meme kanserlerinde ise ilk mamografi yaşı 26’dır. Ailesel meme kanseri riski altındaysanız 32-34 yaşlarından sonra mamografi ile takip edilmelisiniz.
Mamografinin kanser oluşumuna etkisi var mı?
Mamografinin yararı, zararının çok üzerindedir. Bu nedenle mamografinin verdiği radyasyon asla vücut için bir zarar olarak değerlendirilmemelidir. 1960’lı yıllarda çok yüksek radyasyon oranına sahip olan teknolojilerde 30 sene mamografi ile takip edilen hastalarda mamografinin zararının, yararının çok altında olduğu tespit edilmiştir. Mamografiler ise o dönem teknolojilerden 10 kat daha az radyasyon vermektedir. MR’da da radyasyon olmadığı için hastaya herhangi bir yan etkisi bulunmamaktadır.
Meme kanseri bulaşıcı mıdır?
Hiçbir kanser bulaşıcı değildir. Bir ailenin birçok bireyinde kanser görülmesi bu yanlış düşünceye sebep oluyor olabilir. Kişi kanser hastalığını başka bir kimseye bulaştıramaz. Ancak rahim ağzı (serviks), karaciğer kanseri gibi bazı kanserlerin nedenleri arasında virüsler vardır.
Meme kanserinden korunmak için neler yapabilirim?
Meme kanserinden tamamen korunmak söz konusu değil. Sigara ve alkolden uzak durmak, sağlıklı beslenmek, egzersiz yapmak gibi değiştirilebilir faktörler ile görünme sıklığı azaltılabilir.
Meme kanserine yakalanma riskini azaltmak için spor yapmamın faydası olur mu?
Günlük yaşam içinde kendinize uygun sporu tercih etmelisiniz. Birçok insan için yapılabilecek spor; düzenli ve tempolu bir yürüyüştür. Bununla birlikte yüzme, bisiklete binme, pilates, yoga gibi grupla veya tek başınıza yapılabileceğiniz egzersizleri tercih edebilirsiniz.

Bu konuyu yazdır

Dini-1 islamda Her şeye kızmak doğru değildir
Yazar: RasitTunca - 08-19-2020, 11:27 PM - Forum: islamda Sağlık - Yorum Yok

islamda Her şeye kızmak doğru değildir

Sual: Kızan bir kimse, tansiyonum yükseldi diyor. Kızmak tansiyonun yükselmesine sebep olur mu?
CEVAP
Olur. Kızmak sonucu sinir bozulması ile, kasları büzülerek daralırsa, tansiyon artar. Nikotin gibi bazı zehirler, kana yayılan toksinler de, damarları daraltarak tansiyonu yükseltir. Bedeni ve sinirleri yormamalı, üzülmemelidir. Sinirleri teskin edici ilaç almalı, yeteri kadar uyumalıdır. Az tuzlu ve az yağlı perhiz yapmalı, idrar söken ilaç vermelidir.

Kızan kimse, sinirini yenemeyince, gazabı, nefret halini alır. Kızmak, kanın hareketinin artmasından [tansiyonun artmasından], meydana gelir. Allah için sinirlenmek, iyidir. Dine olan gayretindendir.

İslam âlimleri, sinir sistemi bozukluklarında (La havle...) okumayı da tavsiye etmektedirler. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(“La havle...” okumak, 99 derde devadır. Bunların en hafifi sıkıntıdan kurtulmaktır.) [Ebu Nuaym]

[İmam-ı Rabbani hazretleri, din ve dünya zararlarından kurtulmak için her gün 500 defa “La havle vela kuvvete illa billah” okurdu. Okumaya başlarken ve okuyunca yüzer defa Salevat getirirdi. (Tefsir-i Mazheri)]
(Her gün yüz defa salevat getiren, münafıklıktan ve Cehennem ateşinden uzaklaşır ve kıyamette şehitlerle beraber olur.) [Taberani]

İmam-ı Rabbani hazretleri cinden korunmak için ve korkulu zamanlarda, (La havle vela kuvvete illa billah-il-aliyyilazim) okunmasını emrederdi.

Muhammed Masum hazretleri buyuruyor ki:
Dertlerden kurtulmak ve murada kavuşmak için 500 kere La havle vela kuvvete illa billah demeli, okumaya başlarken ve okuduktan sonra yüzer kere salevat-ı şerife okuyup dua etmelidir

Bu konuyu yazdır

Dini-1 Dinimizce Çok Uyumak Zararlıdır
Yazar: RasitTunca - 08-19-2020, 11:24 PM - Forum: islamda Sağlık - Yorum Yok

Dinimizce Çok Uyumak Zararlıdır

Sual: Çok uyumak zararlı mıdır?
CEVAP
Evet hastalık yoksa çok uyumak zararlıdır. Okuyucularımızdan Ahmet Kanter’in gönderdiği şiirimsi yazı şöyledir:

Az ye kalbini pakla,
uykuyu kabre sakla.

Az uyumak nimettir,
çok uyumak gaflettir.

Gaflet ise zarardır,
kalbimizi karartır.

Fazla uykuyu at,
ihtiyacın kadar yat.

Seher gayet kutludur,
o an kalkan mutludur.

Seherde rahmet kapısı açılır,
uyanık olana nimet saçılır.

Az ye, az uyu, çok konuşma,
bir gün veli olursan şaşma.

Evliyâlığa bunlarla girilir,
sonra sayısız nimetler verilir.

Çok uyku eziyettir,
az uyku meziyettir.

Çok uyku çok fazilet götürür,
gaflet ve tembellik getirir.

Çok sevme sen yatağı ve yorganı,
uyku tembelleştirir her organı.

Unutma ki uyku ölüme eştir,
gafletle yatanın sonu ateştir.

Arifler sehere her an hasrettir,
bilirler çok uyumak musibettir.

Geceleri ne güneşler doğar,
gafletle yatanı zulmet boğar.

Uyanıklık huzurda edeptir,
çok uyku pişmanlığa sebeptir.

Midesi boş olana uyku gelmez,
az uyuyana korku gelmez.

Arif, seherde lezzet alır,
gâfiller bundan mahrum kalır.

Az uyku kalbe ciladır,
çok uyku ise beladır.

Sanma çok yemek kan olur,
çok uyuyan unutkan olur.

Çok uyumak ayıptır,
kıymetli vakitten kayıptır.

Az uyumak nimeti
Sual: Çok uyumanın zararlı, az uyumanın faydalı olduğunu söylüyorlar. Bu hususta bilgi verir misiniz?
CEVAP
Çok eser vermiş zatların hayatı incelenirse, az uyuyup çok çalıştıkları görülür. Ancak ihtiyaç miktarı uyumalıdır! Hikmet ehli buyuruyor ki:

Allah sevgisinin alametlerinden birisi az uyumaktır. Gece çok az, gündüz çok uyumak, hastalığa sebep olur. Az yemek bedene, az uyumak ruha rahatlık verir. Çok uyumak zararlıdır. Çok yiyip içen istemese de çok uyur. Az yiyip içmek ve az uyumak gerekir. Çok yiyen çok su içer. Çok su içen çok uyur. Çok uyuyanın ömrü uyku ile geçtiği için dünya ve ahiret kazancına mani olur. Bir hadis-i şerifte, (İşlerin hayırlısı vasat olanıdır. Din, ifrat ve tefritin ortasındadır) buyuruldu. (Beyheki)

[Vasat, orta yoldur. İfrat, normalden fazla, tefrit, normalden az demektir. Mesela çok uyumak ifrat, pek az uyumak tefrittir. Çok yiyip içmek ifrat, çok az yemek tefrittir.]

Uykuya düşkün murada eremez, gece dağılan nimeti göremez. Cenab-ı Hak her gece, (Dua eden yok mu, duasını kabul edeyim) buyurur. (Buhari)

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Cehennemden kaçıp, Cenneti isteyenin gözüne uyku girmez.) [İ.Mende]

(Ümmetim için en çok korktuğum şey, göbek büyüklüğü, uykuya devam, tembellik ve iman zayıflığıdır.) [Deylemi]

(En üstün amel, herkes uykuda iken gece namaz kılmaktır.) [C.Yolu]
(Yemekten sonra uyumak kalbi katılaştırır.) [İbni Mace]

(Çok uyumak, insanı ahirette fakir eder.) [Beyheki]
(Allahü teâlâ, çok uyuyanı sevmez.) [İ.Gazali]

(Sabah uykusu, acizlik, tembellik, gevşeklik ve unutkanlığa sebep olur.) [İ. Maverdi]

(Sabah namazından sonra, güneş doğana kadar uyumayın!) [Beyheki]

(Sabahları uyuyan sırt ve bel ağrılarına müptela olur.) [İ. Şarani]

(Kuşluk uykusu zamansız, kaylule faydalıdır. Akşam üstü uyumak ahmaklıktır.) [İ. Maverdi]

(Çok yiyip içene ve çok uyuyana Allahü teâlâ buğzeder.) [İ. Gazali]

(Annesi, Hazret-i Süleyman’a "Çok uyuma, çok uyku kıyamette insanı fakir bırakır" dedi.) [İbni Mace]

(Sabah uykusu rızka manidir.) [Beyheki]

Hazret-i Fatıma anlatır: Sabah namazından sonra yattım. Babam, beni uyandırıp, (Kızım kalk, gafillere benzeme! Allahü teâlâ rızıkları, sabah namazının vaktinde verir) buyurdu. [Beyheki]

Allahü teâlâ, (Beni sevdiğini söyleyip de, sabaha kadar uyuyan, yalancıdır. Çünkü dost, dostla sohbet ister. Gafleti bırakıp beni anar, sohbetime kavuşur) buyurdu. (M.Name)

Sabah kalkarken
Erken yatıp erken kalkmaya çalışmalıdır! Özürsüz sabah vakti uyumak uygun değildir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Günün evvelinde uyumak aklı azaltır, ortasında uyumak [kaylule yapmak] enbiya ve evliyanın ahlakındandır. Gündüzün sonunda uyumak tembelliktir.) [Şir’a]

(Şu dört şeye riayet edenin kendisi ve aile efradı muhtaç duruma düşmez:
1- Sabahtan önce kalkıp namaz kılmak,
2- Vakit girmeden abdest almak,
3- Ezandan önce mescide girmek,
4- Vitir namazından sonra konuşmamak.)

Her sabah kalkınca şunları yapmalıdır:
1- Kalkar kalkmaz Allahü teâlâyı anmalı!
2- Durumuna uygun şekilde giyinmeli!
3- Abdest almalı! Hep abdestli durmaya çalışmalı!
4- Namazı vaktinde ve noksansız kılmalı!
5- Rızkı Allahü teâlânın verdiğine inanıp helalden talep etmeli!
6- Allahü teâlânın taksimatına razı olmalı, verdiklerine kanaat etmeli!
7- Allahü teâlâya tam tevekkül etmek.
8- Allahü teâlânın takdirine razı olarak sabretmeli!
9- Onun verdiği bütün nimetlere şükretmeli! En büyük nimet müslüman olmaktır.
10- Helalinden kazanıp helalinden yemelidir! (T. Gafilin)

Uyumak mekruh olan vakitler
Sual: Bir hadis-i şerifte, (Sabah uykusu rızka manidir) buyuruluyor. Sabah ne zaman uyumak uygun değildir? Uyumak uygun olmayan başka hangi vakitler vardır?
CEVAP
Güneş doğduktan 50 dakikaya yani işrak vaktine kadar olan vakitte uyumak mekruhtur. Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:

(Sabah namazından sonra, güneş doğana kadar uyumayın!) [Beyheki]

(Sabahları uyuyan sırt ve bel ağrılarına müptela olur.) [İ. Şarani]

(Sabah uykusu, tembellik ve unutkanlığa sebep olur.) [İ.Maverdi]

Hazret-i Fatıma anlatır:
Sabah namazından sonra yatmıştım. Babam, (Kızım kalk, gafillere benzeme! Allahü teâlâ rızıkları, sabah namazının vaktinde verir) buyurdu. (Beyheki) [Rızkların dağılması sabah namazından sonra olur. Manevi rızkların dağılması ise ikindi namazından sonradır. Bu iki vakitte uyumamaya dikkat etmelidir.]

(Kaylule [öğle üzeri uyumak] faydalıdır. Akşam üstü uyumak ahmaklıktır.) [İ. Maverdi]

Resulullah efendimiz, yatsı namazından önce uyumayı uygun görmezdi.

Yatsıdan önce uyumak ve yatsıyı kıldıktan sonra [ihtiyaçsız] konuşmak mekruhtur. Yatsıdan sonra konuşmak ancak faydasız laf etmeye sebep olacağı için mekruhtur. Mühim bir hacetten dolayı olursa mekruh değildir. Kur'an okumak, zikretmek, evliya menkıbelerini anlatmak, fıkıh okumak ve misafirle konuşmak mekruh olmaz. (Redd-ül muhtar)

Gündüzün ilk vakti
Sual: Bostan-ül ârifin kitabında, (Gündüzün ilk vaktinde uyumak mekruhtur) deniyor. Bu vakit, ne zamandır?
CEVAP
İmsak vaktinden, işrak vaktine kadar olan zamandır

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Bunamak (Alzheimer - Demans) Nedir? - islamda Bunamamak için Bir Çare Var mıdır?
Yazar: RasitTunca - 08-19-2020, 11:21 PM - Forum: islamda Sağlık - Yorum Yok

Bunamak (Alzheimer - Demans) Nedir? - islamda Bunamamak için Bir Çare Var mıdır?

Yakınınızın yaşı ilerlemekteyse, zaman içinde unutkanlaştığını fark edebilirsiniz. Ya da aklı artık daha kolay karışıyor olabilir. Ya da eskiden yaptığı pek çok şeyi artık çok da kolay yapamıyor olabilir. Bu işaretler, ileri yaşlarda yaygın bir hastalık olan bunamanın başlangıcı olabilir. Önemli olan, bunu aklınızda tutmanız ve durumları hakkında olabildiğince fazla bilgi edinmeye çalışmanızdır. Her gün karşı karşıya kaldıkları durumları iyice anlamak, hastanız için mümkün olan en iyi bakımı sunmanız konusunda size yardımcı olacaktır. Bunama konusunda aşağıda yer alan Bunama Forumu‘ndan bilgi alabilirsiniz.

Bunama nedir?

“Bunama” beynin hasar görmesi sonucunda ortaya çıkan çeşitli belirtiler için kullanılan jenerik bir terimdir. Beynin hangi bölümlerinin etkilendiğine bağlı olarak kendini farklı biçimlerde gösterebilir. Genellikle, kişinin zihni ve günlük görevleri planlama, gerçekleştirme yetileri zarar görür.

Dil, kişinin zaman ve yön bulma kapasitesi kötü yönde etkilenen diğer davranışsal becerileri arasındadır. Endişe, depresyon ve bazı davranışsal değişiklikler de hastalığın belirtisi olabilir. Bu belirtiler, bunama sorunu yaşayan kişilerin, yakınlarının desteği olmadan hayatla başa çıkabilmelerini güçleştirir.

“Bunama” terimi, hafıza kaybı, ruh halinde değişiklikler, iletişim güçlüğü ve mantık yürütme ile ilgili sorunların da dahil olduğu çeşitli belirtileri içerir. Pek çok bunama türü mevcuttur. En yaygınları Alzheimer hastalığı ve vasküler bunamadır.

Demans nedir?

Demans; hafızayı, düşünmeyi ve sosyal becerileri etkileyen bir grup semptomu tanımlar. Demans tek bir hastalık değildir. Aksine birçok türü vardır. En sık gözlenen türü olan Alzheimer demansı bütün demansların yaklaşık %60 ila %80’inden sorumludur. Bir inme sonucunda oluşan vasküler demans ise en sık gözlenen ikinci demans türüdür.

Kelime anlamı olarak demans, Latince mens yani zihin kelimesinden türetilmiştir. Demans ise zihnin yitirilmesi anlamına gelmektedir. Bununla beraber demanslar, özellikle Alzheimer demansı bir anda oluşmaz, belirtiler yavaş yavaş ortaya çıkar ve ilerleyicidir. Bazı demanslar ise vücuttaki bir maddenin eksikliğine ya da bir maddenin ya da ilacın yan etkisine bağlı olarak ortaya çıkar. Bu tip demanslar genellikle ilerleyici olmaz ve geri dönüşü vardır.
Demans neden oluşur?

Beyin, her biri farklı işlevlerden (örneğin hafıza, yargılama ve hareket) sorumlu olan birçok farklı bölgeye sahiptir. Belirli bir bölgedeki hücreler zarar gördüğünde, o bölge normal işlevlerini yerine getiremez.

Demans hastalığı, beyin hücrelerinin zarar görmesinden kaynaklanır. Bu hasar, beyin hücrelerinin birbirleriyle iletişim kurma yeteneklerini engeller. Beyin hücreleri normal şekilde iletişim kuramadığında, düşünme, davranış ve duygular etkilenebilir.

Farklı demans türleri, beynin belirli bölgelerindeki, belirli beyin hücre hasarı tipleri ile ilişkilidir. Örneğin, Alzheimer hastalığında, beyin hücrelerinin içindeki ve dışındaki bazı proteinlerin yüksek düzeyde olması, beyin hücrelerinin sağlıklı kalmasını ve birbirleriyle iletişim kurmasını zorlaştırır. Hipokampus adı verilen beyin bölgesi, beyindeki öğrenme ve hafızanın merkezidir ve bu bölgedeki beyin hücreleri Alzheimer hastalığında genellikle zarar gören ilk bölgedir. Bu yüzden hafıza kaybı genellikle Alzheimer'ın ilk semptomlarından biridir.
Demansın türleri nelerdir?

İlerleyici (progresif) demanslar aşağıdaki şekilde sıralanabilir:

Alzheimer nedir?

Alzheimer, yaygın görülen bir demans türü olup beyin hücrelerinin yok olmasına neden olan ilerleyici bir nörolojik hastalıktır. Düşünce, hafıza ve davranış fonksiyonlarında azalmaya neden olan bu hastalıkta belirtiler yaşla birlikte yavaş yavaş ortaya çıkar. Hastalığın ileri evrelere gelmesi yıllar sürebilir. İlerleyici bir hastalık olması nedeniyle Alzheimer'da erken belirtiler genellikle son yaşanan olayların unutulması şeklinde görülürken birkaç yıl içerisinde bireyler günlük aktivitelerini tek başlarına gerçekleştirmekte zorlanacak hale gelebilirler. Sosyal beceriler, davranışlar ve mantıklı düşünme yeteneği de zamanla olumsuz etkilenir. İleri evre Alzheimer hastaları çoğunlukla bir kişiyle karşılıklı olarak sohbet edebilme yeteneğini kaybeder, kendilerine yöneltilen sorulara ve çevrelerinde gelişen olaylara yanıt vermekte güçlük çekmeye başlar. Hastalık çoğunlukla 65 yaş ve üzerindeki bireyleri etkilese de daha genç başlangıçlı örneklerine de sıklıkla rastlanması nedeniyle bir yaşlılık dönemi hastalığı olarak nitelendirilemez.

Alzheimer belirtileri nelerdir?

Alzheimer hastaları, genellikle bilişsel ve davranışsal alanda performans düşüklüğü şikayetleriyle kliniklere başvurur. Hastalığın başlangıç evresine dair belirtiler daha hafif olmakla birlikte ileri evredeki hastalarda bulgular daha belirgindir. Alzheimer başlangıcı belirtileri genellikle küçük çaplı hafıza sorunları olmakla birlikte son günlerdeki konuşmaların, yaşanan olayların unutulması; kişilerin, nesnelerin ve yerlerin isimlerinin hatırlanamaması gibi semptomları içerir. Hastalığın daha da ilerlemesi ile birlikte en yaygın şekilde görülen Alzheimer belirtileri şunlardır:

Bilinç bulanıklığı
Kişinin bulunduğu ortama adapte olmakta zorlanması
Kişinin iyi bildiği yerlerde kaybolması
Konuşma ve dil becerilerine ilişkin sorunlar
Saldırganlık, aile ve arkadaşlarından olağan dışı taleplerde bulunma, çevreye karşı şüphe duyma gibi kişilik bozukluklarının gelişimi
Halüsinasyon ve sanrılar
Motivasyon ve öz saygı düşüklüğü
Kişilerin günlük aktivitelerini yardımsız yapmakta zorluk çekmesi
Kişinin hatırlayamadığı olayları inkar etmesi
Kaygı ve depresyon

Yukarıdaki belirtiler genellikle hastalığın ilk olarak teşhis edildiği dönemde sıklıkla görülen semptomlardır. Hastalığın ilerlemesiyle birlikte bu belirtiler şiddetini artırarak hastanın aile bireylerini tanıyamaması, yakın geçmişini tamamen unutması ve kendini dahi tanımakta güçlük çekmesi gibi çok daha ileri boyutlara ulaşır. Bu durumda hastalar genellikle günlük yaşamlarını devam ettirebilmeleri için bir bakıcıya muhtaç hale gelir.
Alzheimer nedenleri nelerdir?

Alzheimer, uzun yıllardır bilimsel araştırmalara sıklıkla konu olan bir hastalık olsa da hastalığın gelişim nedeni henüz kesin olarak belirlenebilmiş değildir. Bununla birlikte hastalığın ortaya çıkışında risk faktörü olarak değerlendirilen, bir diğer deyişle hastalığın gelişiminde rol oynayabileceği üzerinde durulan olası nedenler şu şekildedir:

İleri yaş
Ailede Alzheimer öyküsünün bulunması
Down sendromlu olmak
Geçmişte yaşanan kafa travmaları
Uyku düzeni bozuklukları
Yetersiz fiziksel aktivite
Obezite
Sigara kullanmak veya sürekli olarak sigara dumanına maruz kalmak
Yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol
Kötü kontrollü tip 2 diyabet hastalığına sahip olmak
Yetersiz, dengesiz ve sağlıksız beslenmek

Alzheimer hastalığının iki farklı cinsiyetteki görülme sıklığını araştıran çalışmalara bakıldığında kadın cinsiyette Alzheimer hastalığnıın görülme sıklığının erkek cinsiyete oranla hafif düzeyde daha yüksek olduğu görülür. Fakat bu durumun kadınlarda ortalama yaşam süresinin daha yüksek olması ile de ilişkili olabileceği ihtimali üzerinde durulmaktadır. Hastalığın gelişiminde risk faktörü olarak değerlendirilen yukarıdaki nedenlerin haricinde Alzheimer hastaları üzerinde yapılan beyin dokusu incelemelerinde ölen beyin hücrelerinin çevresinde görülen beta amiloid plaklarına rastlanır. Hastalarda bu oluşumlara ve beyin hücrelerinin ölümüne neden olabilecek faktörlerin araştırılmasına yönelik çalışmalar gelecekte hastalığın kesin nedeninin belirlenebilmesi için bir umut ışığı teşkil eder

Alzheimer teşhisi nasıl konulur?

Alzheimer hastalığının teşhisine yönelik net olarak bilgi verebilen bir ayırıcı tanı testi bulunmaz. Dolayısıyla hastalığın teşhisinde pek çok tıbbi tanı testi bir arada değerlendirilir. Hastalığa ilişkin belirtilerle sağlık kuruluşlarına başvuran hastalar nöroloji kliniklerine yönlendirilir. Nöroloji uzmanları tarafından öncelikli olarak hastanın detaylı şekilde öyküsü alınır. Bu aşamada hastanın yanı sıra ailesi veya yakın çevresine de bazı soruların yöneltilmesi gerekebilir. Tıbbi öykünün alınmasından sonra hastalarda nörolojik işlevler, denge, duyu, davranış, hafıza ve refleksleri ölçen çeşitli taramalar yapılır. Tanının desteklenmesi ve benzer hastalıkların varlığına ilişkin olasılıkların ekarte edilmesine yönelik olarak kan testleri, ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi (BT), manyetik rezonans görüntülemesi (MR) gibi uygulamalar ve depresyonun araştırılmasına yönelik kişilik taraması testleri de uygulanabilir. Alzheimer hastalığı bazı genetik hastalıklarla benzer belirtiler gösterebildiğinden bu hastalıkların araştırılması amacıyla gen taramalarının da uygulanması gerekebilir. Buna ek olarak Alzheimer hastalığının gelişiminde rol oynadığı öne sürülen APOE-e4 adlı genin araştırılmasına yönelik gen taramaları da uygulanabilse de bu yöntem geçerliliği kanıtlanmış bir tarama yöntemi değildir. Yapılan tüm bu tanı testlerinin sonucunda Alzheimer hastalığına yönelik şüpheleri artırıcı bulguların elde edilmesi durumunda Alzheimer testi olarak da bilinen bilişsel fonksiyonların değerlendirilmesine yönelik testler de yapıldıktan sonra hekim tarafından hastalığın kesin teşhisi konulabilir.

Alzheimer tedavisi nasıl yapılır?

Alzheimer hastalığını işaret eden yukarıdaki belirtileri yaşayan kişiler vakit kaybetmeksizin bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Hekim tarafından yapılacak değerlendirmeler sonucunda Alzheimer teşhisi alan hastalarda tedavi süreci hastanın yaşı, hastalığın ilerlemişlik düzeyi ve eşlik eden diğer hastalıklar da göz önünde bulundurularak kişiye özgü olarak planlanır. Alzheimer hastalığının bilinen kesin bir tedavi yöntemi yoktur. Fakat bazı uygulamalar ile hastalığın hastada oluşturduğu semptomların azaltılması veya ortadan kaldırılması ve hastalığın ilerleyişinin yavaşlatılması mümkündür. Alzheimer hastalarının ev ortamında gerekli düzenlemeler yapılmalı ve özellikle de yalnız yaşamak zorunda olan hastalar için evde unutkanlığı önleyici ve hatırlamayı kolaylaştırıcı önlemler alınmalıdır. Bunlar evin belirli yerlerine asılacak notlar veya dikkat çekici işaretler olabilir. Bilişsel stimülasyon terapileri gibi bireysel veya toplu olarak uygulanabilen psikiyatrik terapiler hafızanın güçlendirilmesine, problem çözme ve dil becerilerinin korunabilmesine katkıda bulunabilir. Hastalığa ilişkin semptomların azaltılması ve yaşam kalitesinin artırılması amacıyla hekim tarafından birtakım ilaçların kullanımı önerilebilir. Donepezil, Rivastigmin, Takmin gibi kolinesteraz inhibitörleri ile Memantin gibi ilaçlar bu amaçla en sık kullanılan ilaç türleridir. Bu ilaçlar direkt olarak hastalığa yönelik tedavi aracı olmayıp semptomatik tedavinin bir parçası olarak değerlendirilebilir.

Ailesinde Alzheimer öyküsü bulunan fakat henüz hastalığa ilişkin bir teşhis almamış bireylerde hastalığın kesin oluşum nedeni bilinemediğinden yalnızca risk faktörlerinin ortadan kaldırılmasına yönelik önlemler alınabilir. Bunlar sigara kullanımından kaçınmak, hareketli yaşam tarzını benimsemek ve sağlıklı beslenmek gibi önlemlerdir. Ayrıca bu bireylerin Alzheimer hastalığına ve hastalığı işaret eden belirtilere ilişkin farkındalık sahibi olmaları sağlanmalıdır. Eğer siz de kendinizde veya bir yakınınızda hafızaya ilişkin sorunlar gibi Alzheimer belirtileri gözlemliyorsanız, derhal bir sağlık kuruluşuna başvurmalı ve hastalığın araştırılmasına yönelik olan muayene ve gerekli tanı testlerini yaptırmalısınız. Hastalığın teşhis edilmesi durumunda tedavi sürecine bir an önce başlanmasını sağlayarak hastalığın ilerleyişini önemli ölçüde yavaşlatabilirsiniz.

Vasküler Demans: Bu ikinci en yaygın demans türü ise beyninize kan sağlayan damarların zarar görmesinden kaynaklanır. Vasküler demansın en yaygın semptomları problem çözme, yavaş düşünme, odaklanma ve organizasyon ile ilgili zorlukları içerir. Bunlar hafıza kaybından daha belirgin olma eğilimindedir.
Lewy Cisimciği Demansı: Lewy cisimleri, beyinde bulunan balon şeklinde anormal protein yığınlarıdır. Yaygın belirti ve semptomlar arasında; uykuda rüya görürken hareket etmek, var olmayan şeyleri görmek (görsel halüsinasyonlar), odak ve dikkat sorunları vardır.
Frontotemporal Demans: Bu hastalık genel olarak kişilik, davranış ve dil ile ilgili alanların yer aldığı beynin ön ve temporal loblarındaki sinir hücrelerinin parçalanması (dejenerasyonu) sonucu oluşan bir hastalık grubudur. Yaygın semptomlar davranış ve kişilik değişikliği, düşünme, yargılama, dil ve harekette bozulmadır.
Karışık demans: Demansı olan 80 yaş ve üstü beyinlerin otopsi çalışmaları, Alzheimer hastalığı, vasküler demans ve Lewy cisimciği demansı gibi birçok etmenin bir arada bulunabildiğini göstermektedir. Demansın karışık olmasının semptomları ve tedavileri nasıl etkilediğini belirlemeye yönelik çalışmalar devam etmektedir.

Demansın sıklığı nedir?

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre; dünya çapında 50 milyon civarında demans hastası bulunup, bunların % 60'ı düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşamaktadır. Her yıl yaklaşık 10 milyon yeni demans vakası görülmektedir. Toplumun yaşlanması ile birlikte demans hastalarının toplam sayısının 2030'da 82 milyona, 2050'de ise 152 milyona ulaşacağı tahmin edilmektedir.
Demansın belirtileri nelerdir?

Demansın en belirgin belirtisi yeni alınan bilgilerin unutulmasıdır. Bunun haricinde bir kişinin, demans hastası olarak kabul edilmesi için aşağıdaki işlevlerden en az ikisinde bozulma gözlenmelidir:

Bellek,
İletişim ve dil,
Odaklanma ve dikkat etme yeteneği,
Muhakeme ve yargı,
Görsel algı.

Kendinizde ya da yakınınızda hafıza sorunları ya da yukarıda belirtilen düşünme becerilerinde bir bozukluk gözlüyorsanız, nedeni belirlemek için en kısa sürede bir uzmana görünmeniz gerekir. Semptomlar geri dönüşümü olmayan bir demansı işaret etse de; erken tanı, bir kişinin mevcut tedavilerden en iyi şekilde faydalanmasını sağlar. Aynı zamanda gelecek için plan yapma konusunda size zaman kazandırmış olur.

Demansın evrelere göre semptomları nelerdir?

Demansın semptomları erken evre orta evre ve geç (son) evre olarak sınıflandırılabilir.

Erken evre: Demansın erken evresi genellikle göz ardı edilir çünkü çok yavaş ilerler. Yaygın semptomlar aşağıdakiler gibidir:

unutkanlık,
zamanı takip edememek,
tanıdık yerlerde kaybolmak.

Orta evre: Demans orta aşamaya ilerledikçe, işaretler ve semptomlar daha belirgin ve kısıtlayıcı hale gelir. Bu semptomlar

son olayları ve insanların isimlerini unutmak,
evde kaybolmak,
iletişim konusunda artan zorluklarla karşılaşmak,
kişisel bakım konusunda yardıma ihtiyaç duymak,
gezinme ve tekrarlayan sorgulama dahil olmak üzere davranış değişikliklerinin yaşanması olarak sıralanabilir.

Geç evre: Demansın geç evresi toplam bağımlılığa ve hareketsizliğe yakındır. Hafıza bozuklukları ciddi ve fiziksel belirti ve semptomlar daha belirgin hale gelir. Belirtiler şunları içerir:

zaman ve mekandan habersiz olmak,
akrabaları ve arkadaşları tanımakta güçlük çekmek,
kişisel bakımda yardımsız yapamamak,
yürüme zorluğu,
saldırganlığı artırabilen davranış değişikliklerinin yaşanması.

Demansın teşhisi nasıl yapılır?

Demansın teşhisine yönelik özel bir test bulunmamaktadır. Hekiminiz detaylı bir klinik incelemeden sonra size sorular içeren bir test uygulayabilir. Diğer hastalıklardan şüpheleniyorsa kan testi ya da beyin görüntüleme testleri isteyebilir.
Demansın tedavisi var mıdır?

İlerleyici demans türlerinin çoğu tedavi edilemez ancak belirtileri ve semptomları yönetmenin bir takım yolları vardır.
İlaçlar

Aşağıdakiler demans semptomlarını geçici olarak iyileştirmek için kullanılır.

Kolinesteraz inhibitörleri: Donepezil, rivastigmin ya da galantamin gibi bir takım ilaçlar hafıza ve karar verme sürecinde etkin olan bazı kimyasal habercilerin seviyelerini arttırarak çalışır. Öncelikle Alzheimer hastalığını tedavi etmek için kullanılsa da, bu ilaçlar vasküler demans, Parkinson hastalığı demansı ve Lewy vücut demansı gibi diğer demanslara da verilebilir. Yan etkileri mide bulantısı, kusma ve ishal olabilir. Diğer olası yan etkiler arasında yavaş kalp atışı, bayılma ve uyku bozuklukları yer alır.
Memantin: Öğrenme ve hafıza gibi beyin fonksiyonlarına dahil olan bir başka kimyasal haberci olan glutamatın aktivitesini düzenleyerek çalışır. Bazı durumlarda memantin bir kolinesteraz inhibitörü ile reçete edilir.
Diğer ilaçlar: Doktorunuz, depresyon, uyku bozuklukları, halüsinasyonlar, parkinsonizm veya ajitasyon gibi diğer semptomları veya durumları tedavi etmek için ilaçlar verebilir.

Terapiler ve İlaçsız Tedaviler

Evinizi nasıl daha güvenli hale getireceğinizi ve değişen davranışlarla başa çıkmayı öğrenebilmek için bir uzmandan yardım alabilirsiniz. Amaç düşme gibi kazaları önlemek, davranışları yönetmek ve sizi demansın ilerlemesi için hazırlamaktır.
Çevre düzenlemesi: Dağınıklığı ve gürültüyü azaltmak, demans hastalarının odaklanmasını ve çalışmasını kolaylaştırır. Bıçaklar ve araba anahtarları gibi güvenliği tehdit edebilecek nesnelerin gizlenmesi gerekebilir.
Görevlerin basitleştirilmesi: Görevleri daha kolay adımlara bölmeniz ve başarıya odaklanmanız gerekmektedir, başarısızlığa değil.

Demans önlenebilir mi?

Demansı önlemenin kesin bir yolu yoktur, ancak hayat standartlarında bazı değişiklikler demansın başlamasını geciktirebilir ya da ilerlemesini yavaşlatabilir.

Zihninizi aktif tutun: Okuma, bulmaca çözme ve kelime oyunu oynama gibi zihinsel olarak teşvik edici faaliyetler demansın başlamasını geciktirebilir ve etkilerini azaltabilir.
Fiziksel ve sosyal olarak aktif olun: Fiziksel aktivite ve sosyal etkileşim, demans başlangıcını geciktirebilir ve semptomlarını azaltabilir. Daha fazla hareket edin ve haftada 150 dakika egzersiz yapmayı hedefleyin.
Sigarayı bırakın: Bazı çalışmalar orta yaş ve üstü sigara içmenin demans ve kan damarı (vasküler) hastalıkları riskinizi artırabileceğini göstermiştir. Sigarayı bırakmak bu riskleri azaltabilir.
Yeterince vitamin alın: Bazı araştırmalar, kanlarında düşük D vitamini seviyesine sahip kişilerin Alzheimer hastalığı ve diğer demans türlerini geliştirme ihtimalinin daha yüksek olduğunu göstermektedir. D vitamini, bazı gıdalar, takviyeler ve güneşe maruz kalma yoluyla elde edilebilir. Her ne kadar bu konuda yeterli çalışma olmasa da yeterli D vitamini aldığınızdan emin olmak diğer sağlık nedenlerinden dolayı iyi bir seçimdir. Günlük bir B kompleksi ve C vitamini almak da yararlı olabilir.
Kardiyovasküler risk faktörlerini yönetin: Yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, diyabet ve yüksek vücut kitle indeksi (BMI) gibi faktörlerin kontrol edilmesi bazı demans risklerini düşürmek için önemlidir.
Diğer sağlık koşullarınızı tedavi ettirin: Eğer işitme kaybı, depresyon veya anksiyete rahatsızlıklarınız varsa bu problemlerin tedavisi için doktora başvurun.
Sağlıklı bir beslenme alışkanlığı edinin: Sağlıklı beslenme birçok nedenden dolayı önemlidir ancak Akdeniz diyetinde - meyveler, sebzeler, tam tahıllar ve bazı balık ve kuru yemişlerde yaygın olarak bulunan omega-3 yağ asitleri gibi besinler – sağlığınızı iyileştirirken demans geliştirme riskini azaltır. Haftada üç kez somon gibi yağlı balıklar ve her gün bir avuç fındık, badem ve ceviz yemeye çalışın.
Kaliteli uyku alın: Kaliteli uyku bir çok hastalığı önleme ve hayat kalitesini yükseltmek için önemlidir. Eğer uyku apneniz varsa ya da yüksek sesle horluyorsanız bir uzmana başvurun.

Eğer siz de demans hastalığı ile ilgili bir şüphe yaşıyorsanız kontrollerinizi yaptırmayı sakın unutmayın.

Farklı bunama türleri

Çoğu bunama türleri ilerleyicidir, yani belirtiler yavaş yavaş başlar ve gittikçe kötüye gider. Hastanız zihinsel zorluklar veya düşünce becerilerinde değişiklikler yaşamaktaysa bunu görmemezden gelmeyin. Nedenini anlamak için gecikmeden bir doktora gidin. Profesyonel bir değerlendirme ile tedavi edilebilir bir durum saptanabilir. Belirtiler bunamaya işaret ediyor olsa bile, erken teşhis, kişinin mevcut tedavilerden en iyi şekilde yararlanmasına izin vererek klinik araştırmalar veya çalışmalara gönüllü olarak katılma fırsatı yaratabilir. Ayrıca gelecek için plan yapmak üzere zaman yaratır.

Hastalıklar

Bunama tek bir hastalık değildir. Çeşitli hastalıklar ve zarar türlerinden gelebilecek çeşitli belirtiler için olan jenerik bir terimdir. Bunamanın en yaygın beş türüne odaklanacak olsak da, diğer türlere de kısaca değineceğiz.

Alzheimer hastalığı - Bu hastalık, iletişim kurmayı oldukça güçleştirir. Erken teşhis önemlidir.

Vasküler bunama - Vasküler bunama, büyük veya küçük inmelerin ardından genellikle daha büyük veya daha küçük aşamalar halinde ilerler.

Fronto-temporal bunama - Fronto-temporal bunama, birincil dejeneratif bunama hastalıklarındandır.

Huntington hastalığı - Huntington hastalığı son derece nadirdir. Her 100.000 kişiden 5’inin bu hastalıktan mustarip olduğu düşünülmektedir.

Lewy cismi bunaması - Lewy Cismi bunaması, bunama durumlarının yüzde 2 ila 20’sini oluşturur.

Karma bunama - Karma bunama, belirtilerin birden fazla bunama türüne aynı anda işaret etmesi sonucu oluşur.

İkincil bunama hastalıkları - İkincil bunama hastalıkları, yaklaşık seksen hastalık ve yaralanmayı kapsar, örn. beyin tümörleri, alkol alımı ve çeşitli yetersizlikler gibi.

Parkinson hastalığı - Parkinson hastalığı, dopamin adı verilen bir sinir taşıyıcısının yetersizliği durumunda ortaya çıkar ve tüm bunama vakalarının yüzde 1,2 ila 3’ünü oluşturur.

Bunama ile yaşama

Bunama hastalığı teşhisi konulması, sizin ve akrabalarınız için bir şok etkisi yaratabilir ve teşhisin ardından karmaşık duygular deneyimleyebilirsiniz. Fakat hayatın yine de sona ermediğini anlamak önemlidir. Hayat, zor durumlarda bile önümüze fırsatlar ve mücadeleler çıkarır.

Alzheimer’in çaresi var mıdır?

Alzheimer hastalığını, beyin hücrelerinin ölmesi ve küçülerek işlevlerini kaybetmesi olarak açıklamıştık. İskoç bilim adamları, geliştirdikleri yöntemlerle, beyinde oluşan bu tahribatı yok edeceklerini ve yaşanılan hafıza sorununu tersine çevirecekleri bir yöntem olduğunu söylemektedirler. Geliştirdikleri bu yöntem ise; amiloid olarak zehirli bir proteinin, beynimizdeki hafıza ve düşünme gibi işlevlerden sorumlu hücreleri öldürmesinden dolayı bir kimyasal geliştirmişlerdir. Bu kimyasalların, yapılan araştırmalar sayesinde, zararlı amiloid proteinlerine yapışarak, onları zararsız hâle getirdiğini ve beyinde yaşanılan tahribatı önleyerek hafıza sorununu önlediği söylenilmektedir. Tek sorun ise; bu kimyasalların, insanlar üzerinde kullanılması için 3 yıllık bir araştırma ve deneyimleme sürecinin gerekmesidir.

Sual: islamda Bunamamak için bir çare var mıdır?
CEVAP
Nahl suresi 70. âyet-i kerimesinde, (Bildikten sonra bilmez olur) buyuruluyor. Yani, yaşlanır, dermansız ve aklı noksan olur. Bir çocuğa benzer. [Beydavi]

Hazret-i İkrime, (Kur'an-ı kerimi okumaya devam eden, âyet-i kerimede bildirilen bunaklık haline düşmez) buyuruyor. Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:
(Kur'an-ı kerim okuyan bunamaz.) [Tirmizi]

Erzel-i ömür

Sual: Erzel-i ömür nedir? Eğer erzel-i ömür, ihtiyarlığın son günleri demekse, niye erzel-i ömür istenmiyor? Çok yaşamanın ne mahzuru var?
CEVAP
Erzel-i ömür, ihtiyarlığın son günlerinde görülen rezil haller demektir. Erzel, en rezil demektir. Bunun gibi elzem, en lazım demektir. Ehem, en ehemmiyetli demektir.

Erzel-i ömürde, insan bunar, oğlunu, kızını, eşini tanıyamaz. Evinin yolunu bilemez. Yatalak hasta olur, pislik içinde yatar. Kimse kokudan yanına yaklaşmayabilir. Bir bardak su vereni bulunmayabilir. Başkalarına muhtaç olunan böyle sıkıntılı ihtiyarlık dönemine, erzel-i ömür deniyor. Alla


Bu konuyu yazdır

Dini-1 Unutkanlığa sebep olan şeyler nelerdir? - Unutkanlık ve çaresi
Yazar: RasitTunca - 08-19-2020, 11:08 PM - Forum: islamda Sağlık - Yorum Yok

Unutkanlığa sebep olan şeyler nelerdir? - Unutkanlık ve çaresi

Sual: Unutkanlığa sebep olan şeyler nelerdir?
CEVAP
Çok şey vardır. Bazıları şunlardır:
Günah işlemek. (İsyanı [günahı] çok olanın, nisyanı [unutması] çok olur) buyuruluyor. Sabah namazı vakti uyumak, dünya için çok üzüntü, dünya ile çok meşgul olmak, tuzlu et yemek, çok sıcak yiyip içmek, çok şaka yapmak, mezarlıkta gülmek, mezar taşlarını okumak, tuvalette abdest almak, çok cünüp durmak, ellerini elbisesine silmek, camiye sol ayakla girmek, avret yerine bakmak, çok aç durmak, hep tok durmak, işlerin dağınık olması, kötü kokulu şeyler yemek, uyuşturucu kullanmak, ekşi elma yemek.

Zihni açan ve unutkanlığı gideren şeyler:
Kereviz, kuru üzüm, çörek otu yemek, koyun sütü içmek, başı, gül yağı ile yağlamak, badem yemek, misk ve karanfil kullanmak, kimyon unu koklamak, öd buharını teneffüs etmek, bal yemek.
Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
(Hacamat, aklı artırır, hafızayı kuvvetlendirir.) [Hakim]
(Hafızayı kuvvetlendirmek için bal yiyin!) [M.Nasihat]
(Kabak dimağı besler, aklı artırır.) [Deylemi, İ.Münavi]

Unutmamak için günah işlememek gerekir. Daima Allahü teâlâyı anmalı, Peygamber efendimiz aleyhisselama salevat-ı şerife getirmelidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Söyleyeceği şeyi unutan, hatırlamak için bana salât-ü selam getirsin!) [İbni Sünni]

Unutmamak için
Sual: Bir şeyi unutmayıp hatırlamak için saatimi sağ koluma takıyorum. Bunun bir mahzuru olur mu?
CEVAP
Hiç mahzuru olmaz, iyi olur. Peygamber efendimizin de, bir şeyi unutmamak için, parmak veya yüzüğüne ip bağladığı, hadis-i şerifle bildirilmiştir. (Hakîm)

Bu konuyu yazdır

Dini-1 islamda Ağız temizliği ve misvak
Yazar: RasitTunca - 08-19-2020, 11:06 PM - Forum: islamda Sağlık - Yorum Yok

islamda Ağız temizliği ve misvak

Sual: Misvakın önemi nedir?
CEVAP
Misvak, erak ağacının dalından, kesilen parçadır. Erak dalı bulunmazsa, zeytin veya başka dallardan da olabilir. Nar dalından misvak olmaz.

Bugün, modern tıbbın diş sağlığı konusunda ortaya koymaya yeni başladığı tedavi usullerini, İslamiyet 14 asır önce öğretmiştir. Diş sağlığına büyük bir fayda temin eden misvak, gayet basit ve en iyi diş temizleme vasıtasıdır. Dişlerin çürümesini önlemek için misvak kullanmak çok faydalıdır.

Bütün diş macunları ve tozları, dişlere zarar verir. En iyisi, sert bir fırçadır. Önce, dişleri kanatırsa da, korkmamalıdır. Diş etlerini kuvvetlendirir ve artık kanamaz. (Larousse İllustre Medical)

Bu şekildeki diş temizliğini sağlayan en iyi vasıta misvaktır. Diş macunları, ağızdaki faydalı ve zararlı bütün mikropları öldürürken, misvak sadece zararlı mikropları öldürür. Dinimiz, temizliğin her çeşidini emretmiştir. Allahü teâlâ, (Temiz olanları severim) buyuruyor. (Bekara 222)

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Cebrail aleyhisselam, misvak kullanmayı o kadar tavsiye etti ki, misvakın farz olacağından korktum.) [İbni Mace]

(Gece namazı için kalkınca, ağzınızı misvakla temizleyin! Çünkü bir melek, namazda Kur'an okuyanın ağzına yaklaşarak dinler.) [Deylemi]

(Misvak; ağzı temizler, görmeyi keskinleştirir, diş etlerini güçlendirir, dişleri beyazlaştırır ve çürümeyi önler, hazmı kolaylaştırır, mideye sıhhat verir, balgamı keser, hasenatı artırır. Allahü teâlâyı razı eder, melekleri sevindirir.) [Ebu Nuaym]

(Misvak erkeğin fesahatini [konuşma güzelliğini] artırır.) [İ. Adiy, Hatib]

Misvakın faydaları çoktur. En aşağısı sıkıntıyı giderir, en iyisi de ölürken şehadet getirmeyi hatırlatır. Sıratı geçmeyi kolaylaştırır, yaşlanmayı yavaşlatır. Resulullah efendimiz her zaman yanında ayna, tarak ve misvak taşırdı. Eshab-ı kiram, savaşlarda bile misvaklarını ihmal etmezlerdi. İmam-ı a'zam hazretleri, “Misvak kullanmak, dinin sünnetlerindendir” buyurdu.

Misvakı kullanmanın en az miktarı üst dişlere üç, alt dişlere de üç defa sürmektir. Misvaklarken dişlerin içi, dışı, üst ve alt kısımları ovuşturulur. Misvakı sağ el ile kullanmalıdır. Misvakı avucunun içine almamalı ve emmemelidir. Misvak, sağ elin küçük ve baş parmağı altta, diğer üç parmak üstte olarak tutulur. Misvaklamaya başlanınca, ağızdaki yaşlığı yutmak iyidir. Ondan sonra yutmak iyi değildir. Kullandıktan sonra misvakı yıkamalıdır. Misvakı yere yatırmamalı, ağız kısmı aşağıya gelecek şekilde dikine koymalıdır. Misvak, çok yaş, çok kuru ve bir karıştan uzun olmamalıdır! Yeni alınan misvakın ucu hafifçe çekiçle dövülünce tel tel ayrılır. Suya koymak gerekmez

Bu konuyu yazdır

Dini-1 Kur’an Müminler için şifadır
Yazar: RasitTunca - 08-19-2020, 11:04 PM - Forum: islamda Sağlık - Yorum Yok

Kur’an Müminler için şifadır

Sual: Baş ağrıma doktorlar bir çare bulamadılar, ağrı kesici almakla midem bozuldu. Bildiğiniz bir ilaç var mıdır? Ayrıca dua ve şifa âyetlerinin önemi nedir?
CEVAP
Sıcak su ile banyo yapıp, banyodan çıkarken ayaklara soğuk su dökmek baş ağrısına iyi gelir. Bu konudaki hadis-i şerif şöyledir:
(Hamamdan çıkarken ayakları soğuk su ile yıkamak baş ağrısını giderir.) [Ebu Nuaym]
Kur’an-ı kerimde mealen, (Kur’an, müminler için şifa ve rahmettir) buyuruldu.

Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
(Kur’an-ı kerimden şifa beklemeyen, şifaya kavuşamaz.) [İbni Mace]

(Yasin suresi yazılı kağıdı suya koyup, o suyu içene bin rahmet, bin bereket, bin şifa girer ve ondan bin hastalık çıkar.) [Râfii]

(Şu iki şifa kaynağını bırakmayın: Bal ve Kur’an.) [İbni Mace]
(Dua belayı önler, duaya devam edin.) [Tirmizi]

(Fatiha, zehre ve her hastalığa şifadır.) [Beyheki]
(Kalbin şifası, zikrullahtır.) [Beyheki]

(Allahü teâlâyı zikir şifa, halkı zikir derttir.) [Beyheki]
(Kalk namaz kıl, namaz elbette şifadır.) [İbni Mace]

(Hastalığı veren, şifasını da verir.) [Hakim]
(Haram olan şeylerde şifa yoktur.) [Buhari]

(Aksırınca elhamdülillah demek her derde şifadır.) [Hakim]
(Cuma günü tırnak kesmek şifa getirir.) [Ebuşşeyh]

(Müminin artığı şifadır.) [Fetava-i Kübra, El-Medhal]
(Cömerdin yemeği şifa, cimrininki hastalıktır.) [Hatib]
(Şifa veren ancak Allahü teâlâdır.) [Ebu Davud]

7 Fatiha okunup ağrı olan yere üflenirse, şifa hasıl olur. (Tefsir-i Azizi)

Baş ağrısı için, abdestli olarak Bekara suresinin 196. âyeti, femen den ev-nüsük’a kadar yazılıp, başa konur. İslam harfleri ile başına Besmele ve sonuna üskün lillah yazılır. (Menâfi’un-nâs)

Osman bin Ebil’âs hasta idi, ağrı ve sancısı çoktu. Resulullah efendimiz, (Ağrıyan yeri sağ elin ile 7 kere mesh et! Her seferinde (Euzü bi’izzetillahi ve kudretihi min şerri mâ-ecidü ve ühâzirü oku!) buyurdu. Aynen yaptı ve hastalığı hiç kalmadı. (Bostân)

Şifa âyetlerini, abdestli olarak yazıp, bu kağıdı, bir kaptaki suya koymalı, bu suyu hasta içerse Allahü teâlâ şifa ihsan eder. (Mevahib)

Bu konuyu yazdır