| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.
|
|
|
Mektubati Şeyh Ahmed El-Haznevi 12.Bölüm |
|
Yazar: RasitTunca - 08-21-2020, 10:09 PM - Forum: Mektubatlar
- Yorum Yok
|
 |
Mektubati Şeyh Ahmed El-Haznevi 111-112-113-114-115-116-117-118-119-120. Mektuplar
Yüzonbirinci Mektub
Heleh köyünden MolIa Ali’ye ev halkından birisinin vefatı üzerine taziyesi. Sevgili Allah’ın yaptığı şey’e razı olmak, kulun haline layık olduğuna, aziz ve yiice Allah sevdiği bir kulunuıı başı¬na getirdiği bela ile onu imtihan ettiği, kul o imtihana neş’elen¬mesinin gerektiği, kendisi ve köy halkını aziz ve yiice Allah’a yönelmeler için teşviki ve bu konu ile ilgili mes’ele hakkındadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM
Kainatta hiç bir şey yok ki, onu hamd ile tesbih etmesin. Salat ü selam, Allah’ın yaratıklarının en hayırlısı olan Muhammed’in, (Sallal¬lahü aleyhi ve sellem) al ve ashabının üzerine olsun!
Sonra bu mektub, yüksek kapı eşiğinin hizmetçisinden Allah için kardeş ve dostu Molla Ali’yedir. Size selam ve dua eder, sizi unutmayız.
Sonra şu arz edilir ki, yüce Rabb, hakkında yaptığı her şey’e razı olması hatta, sevinmesi kulun haline layıktır. Ona irade edip seçtiği şey, kulun kendine seçtiği şeyden daha sevab, daha iyi olduğu, daha kamil olduğunu bilmesi lazımdır. Hele Nakşibendi Sadatının (Kuddise sirruh) tarikatına mensub olan kimse, sevgili olan Allahü tealanın hakkında yaptığı şey’e daha ziyade razı olması gerekir. Zira, ermişler, «Sevgili¬ nin yapacağı her şeyi sevgilidir.» derler. Allâh, Musâ’ya (Aleyhisse1am) vahyeyledi ki: Resullah (Sallâllahü aleyhi ve sellem) : «Be1â cihetinden sizde en şiddetlisiyle belâlandırılan kimseler, Peygamberlerdir. Sonra arkalârından gelen iyi kişiler, onlardan sonra da sırasıyla iyi olanlarıdır.» Bu kavme Nebi ve Resüllerden herhangi birisi gelmedi ki, illâ eziyet ve zârarla karşılaşmasın. Fakat onlar, kendilerine yapılan işkencelere karşı sabrettiler. Dolayısıyle durumlarırının sonucu güzelleşti.
Öyle ise, sen de bu müsibet imtihanına sevinmen lazımdır. Çünkü bu senin Allah ve sâdât-ı kiramın (Kuddise sirruhüm) nezdinde kabulolunduğuna dair bir alâmettir. Bundan sonra mutluluk ve müjde olsun Kalbine halktan bir sıkıntı ve utanma hissinden hiç bir şey gelmesin. Bu musibetten önce yaptığın ibâdetlerden daha ziyade ibâdetini takvâ ve Allahü tealâya olan manevi huzurunu aittir. Emredildiğin gibi cemaat namaz kılmaya, Allah’tan, sadâttan ve ve üstaddan (mürşidinden)balâ etmeye, her gün hatme yapmaya devam et. Amellerinden hiç bir şey eksik etme. Tâ ki, sonucun güzelleşsin. Bütün köy halkına selâm eder onlara ve size, Allah’tan korkmayı ve taat edip Allahü tealânın hukukunu muhafaza etmeyi tavsiye ederiz.
Allah, efendimiz Muhammed’in, (Sallâllahü aleyhi ve sellem) âl ve ashâbının üzerine salât ü selam ve bereket nâzil eylesin!
Yüzonikinci Mektub
(Nusaybin)’e bağlı Tınat köyünden Şeyh Tâhir oğlu Şeyh Ah¬düllatif’e, köyünde şer’an başkasının nikâhı altında bulunduğu halde başkasiyle karı-koca sıfatıyle nikâhsız yaşayan bir kadı¬nın eski kocası tarafından boşanmasının te’mini hakkındadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM
Kulları arasından kendine seçtiği zatın, doğruluk ve safa ehli olan ve ashabının üzerine salât ü selam olsun!
Sonra, bu mektub, günahlarının esiri, Ahmed’den, Allah için kardeşi, temiz sülaleden olan Şeyh Abdülatif’edir. Allah, onu nezdinde makbul kullardan eyleyip, dinde dostlarının yolunda bulundursun!
(Ahrned) size çok senâ ve selamları hediye edip dua eder. En mü¬barek vakitlerde duanızı diler. Kardeşiniz Muhammed Nüri ve Tayfur’a selam edip şerefli validenizin duasını diler.
Sonra şu arz edilir ki, köyünüz halkından sofu Mahmud’un oğlu, şer’an nikahlı bir kadını kaçırdığından dolayı aziz ve yüce Allah’ın ga¬zâbına müstahak olmuştur. Öyle ise, verdiği başlığını alıp onu boşaması için kocasına söylemeniz rica olunur. Dolayısıyla Allah nezdinde büyük sevab kazanacaksınız. Çünkü her ikisinin de büyük günahtan kurtulma¬larına sebeb o1acaksınız. Allah, efendimiz Muhammed’in, (Sallâllahü aleyhi ve sellem) al ve ashabının üzerine salât ü selam eylesin!
Yüzonüçüncü Mektub
Mürşidinin halifesi Şeyh Mahmud’adır. (Allah, dularını yüce sır¬larını kutlasın), Şeyh Mahınud, (Şeyh Ahmed’in) (Kuddise sirruh) vefat eden zevcesi için tehlil hatmesi okumasına dair ken¬disinden vekâlet istemesi. Şam’da ikâmet etmesi veya eski ika¬metgâhına dönmesi hakkında kendisiyle daışması için gönder¬diği mektubunun cevabında: «Şam’da halkı irâşad etmeye fay¬dası varsa orada ikamet etmekte serbestsin, yoksa en güzel ted¬bir eski yerine dönmektir» demesi ve bu konuya benzer mesele hakkındadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM.
Kâinatta hiç bir şey yok ki, onu hamd ile tesbih etmesin. Salat ü selam Allah’ın yaratıklarının en iyisi olan efendimiz Muhammed’in, (Sal¬lâllahü aleyhi ve sellem) bütün âl ve ashâbının üzerine olsun!
Sonra bu mektüb, Rabbinin kölesi Ahmed’den Allah için kardeş ve dostu, övülen ahlâk, güzel menkıbe ve onlarla iftihar edilen vasıflar sa¬hibi, dünya ve âhiret saâdetine nâil olan, evliya makamına, vârisinin ha¬lifesi Şeyh Mahmud’dadır. Allah, ona ve bize rızasının en üstün mertebe¬sini nasib eylesin!
Evvela mübârek ellerinizden öper, yüce cenâbınızdan dua taleb edip, manevi yüksek makamlara ulaşmanıza dua eder, çocukların gözlerinden öperiz. Allah onları güzel yetiştirsin!
İkincisi, hazretinize şunu haber vereyim ki, mübarek mektubunuz bize ulaştı. Dolayısiyle hele çocuklarımın rahmetli anneleri rühuna tehlil hatmesi okumanız için, tarafımızdan vekalet gönderllmesine emir buyur¬duğunuzdan gayet sevindik. Zira bu, dünya ve dünyadaki şeylere, bedel olan bir nimet olduğu gibi, onda muhabbet ve sadâkat, birlikten halis edilmektedir. Bu nimete karşı, Allah’a hamd olsun!
Çocuklarımın annelerine tehlil hatmesini okumasına sizi vekil ettim. Allah karşılığını iyi sevab versin!
Üçüncüsü: Kalbiniz rahat olsun iki, Şeyh Ma’süm ve arkadaşları, selametle Allah’a hamd olsun evlerine ulaşmışlardır.
Evladınız ayakkabınızın tozunu öpmekle teberrük eder. Halis duanızı gözetirler. Evladınızın ellerinden öperler. Bütün talebe ve hazır ola tabiler de keza: Şam’da kalmanız mes’elesine gelince, halk tarikata dahil olup onları irşadla Allah’ın emirlerini yapmak, nehy eylediği şeylerden sakınmaları bakımından bir menfaat varsa, kalıp kalmayacağınız arzunuza bağlıdır. Yoksa, eski yeriniz olan Telilon’a dönmeniz daha güzeldir. Nitekim Şeyh Ma’süm da böyle emr etmişti. Onun emirlerine muhalefet edilmemesi makamınıza münasibdir. Çünkü kendisi bizim ve sizin metubuumuz (ona uyduğumuz zat) olup, tabi metbüuna muhalefet etmesi caiz değildir.
Allah, efendimiz Muhammed’in, (Sallallahü aleyhi ve sellem) al ve ashabının üzerine salat ü selam eylesin!
Yüzondördüncü Mektub
(Hasmı) dünürü hoca Muhammed Baki’ye. Kerimesi ve şeyhin zevcesi ziyaretine gitmesinin tehirinden dolayı özür dilemesi, gecikme sebebinin beyanı, kerimesine havale etmesi ile buna benzer mes’eleler hakkındadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM
Kainatta hiç bir şey yok ki, onu hamd ile tesbih etmesin. Salat ü se1am efendimiz Muhammed’in, (Sallallahü aleyhi ve sellem) bütüıı al ve ashabının üzerine olsun!
Bundan sonra bu mektub, (Ahmed’in) efendisi, Üstadı, a’zamın (Kuddise sirruh) torunu Molla Muhammed Baki’yedir. Dünya ve ahiret te Allah’a manevi yaklaşması artırılsın! Kendisi ve ev halkı afetlerden selamette bulunsun!
(Ahmed) ayakkabılarınızdan öper, duanızı dileyerek, size dua eder Hikmetullah ile kardeşlerinin gözlerinden öper. Ev halkınızın da ayak kabılarından öperek hepsinden dua diler. Bu taraftakiler de ellerinizden öper, duanızı dilerler.
Sonra yüce huzurumuza şu arz edilir ki, kerimenizin ziyaretinize gelmesi çok gecikti. Gönderilmesine gayet arzumuz olduğu halde, Allah nasib eylemeyip, belki AIlahü tealanın kaderi onu gelmekten men etmiştir. Nitekim kerimeniz de, hayvana binmeye kudreti olmadığını size bildirir. Kul tedbir görür, halbuki Allah başka bir şey takdir eder. Tedbiri¬miz aziz ve yüce Allah’ın takdirine uygun olmadı. Bu duruma karşı da Allah’a hamd olsun! Gerçekten biz Allah’ın kuluyuz ve ona döneriz (öle¬ceğiz). Genel olarak Üstad-ı a’zam evlâdının ellerinden öper, hepsinden ve yüce kapı eşiğinde bulunanlardan dua taleb ederiz.
Allah, efendimiz Muhammed’in, (Sallallahü aleyhi ve sellem) âl ve
ashâbının üzerine salât ü selam eylesin!
Yüzonbeşinci Mektub
Üstad-ı a’zamın (Kuddise sirruh) torunu Şeyh Muhammed Ma’¬süm’a kendisinden ve ustadın bütiiıı ev halkından dua talebinde bulunması ve gün begün Sâdâtın (Kuddise sirruhüm) nisbetle¬rinin artması ile bu konuya benzer mes’eleler hakkındadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM
Kâinatta hiç bir şey yok ki, onu hamd ile tesbih etmesin. Salât ü selam, Allah’ın yaratıklarının en iyisi olan efendimiz Muhammed’in. (Sal¬lâllahü aleyhi ve sellem) bütün âl ve ashâbının üzerine olsun!
Bundan sonra bu mektüb, köpeklerin en aşağısı, kötülerin en kötüsü olan kimseden, dergâhıyla iftihar ve kapısının eşiğine itimat edilen, Üs¬tad-ı a’zam (Allah sırlarını kutlasın) torunu, İmâm-ı Rabbâni (Kuddise sirruh) oğlunun Addaşı (Muhammed Ma’sum) a, dünya ve âhirette Al¬lah’a manevi yaklaşması arttırılsın. Kendisi ve ev halkıyle âfetlerden selâmette bulunsun!
Bahsi geçen kimse, ayaklarınızdan, dergahta bulunanların hepsinin ellerinden, küçüklerin (Allah onları güzel olarak yetiştirsin) gözlerinden öper. Sizden ve onlardan dua diler. Ev halkının ve emellerin kâbesi olan zâtın (Hazretin) kerimesinin ayakkabısından öper, hepsinin dualarını di¬ler. Bu tarafta bulunan evladım ve tâbiler ellerinizden öper, dualarını dilerler.
Bu câni kölenizin ahvâlinden soracaksanız, hamd, kendisine lâyık olan Allah’a hamd olsun! Bizler, selâmette olup duanızın lütfuna muh¬tacız ve mülakatımıza rnüştakız. Sâdâtın (Kudidise sirruhum) himmet ve nazarları sayesinde nisbetleri günden güne artmaktadır. Şüphesiz bili¬yorum ki: halkın nazarındaki makbuliyetini, dergâhınızı öptüğüm ve ayakkabınızı hatta köpeklerinizin ayaklarının tozlarını yüzüme sürmek¬tendir. Allah, efendimiz Muhammed’in, (Sallâllahü aleyhi ve sellem) âl ve ashâbının üzerine salât ü selam eylesin!
Yüzonaltıncı Mektub
Kamışlı jandarma komutanına: Hükümet evinin nafakasıyla, köy halkının nafakalarını almak isterken, kendi durumunu, tek¬kesinin masrafının beyanı ve her iksinin nafakalarını almaktan vaz geçmesi ve bu konu ile ilgili mesele hakkındadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM
Kainatta hiç bir varlık yoktur ki, onu hamd ile tesbih etmesin. Salat ü selam Allah’ın yarattıklarının en hayırlısı olan efendimiz Muhammed’in (Sallallahü aleyhi ve sellem) al ve ashabının üzerine olsun!
Bu mektub, Rabbinin kulu Ahmed’den adalet, insaf, övülür ahlak sahibi Kamışlı jandarma komutanına. Allah onu dünya ve ahirette afetlerden korusun! Ahmed, size sena ve selamları hediye edip dua ediyor. Sizi duadan unutmıyacağız.
Sonra şu arz edilir ki, iftihar etmeksizin ben Nakşibendi tarikatı şeyhlerinden, müslüman alim1erden Şeyh Ahmed’im. Çok masraflı büyük bir tekke sahibiyim. Fakirler, yetimler, amalar, alimler, talebeler ile müridler ondan yiyorlar. Açıkça herkes tarafından bilinir ki, tekkenin sayılmayacak kadar çok misafirleri olup, günde en az bu tekkede bulunanların sayıları iki yüz hatta bazı günlerde beş yüz kadardır. Ayrıca, bizde dini bir medrese bulunup, içinde kırk ile elli arasında talebe okumakta olup, masrafları Allah için karşılıksız olarak tekke tarafından karşılanmaktadır.
Dine yardım ve Allah için ilmin hürmetine bu tekke ve medresenin erzakından sarf-ı nazar etmenizi rica ederiz. Dolayısiyle büyük bir sevaba nail olacaksınız. Köyümüz Telma’ruf yüz otuz beş hane olup ahalinin çoğu fakirdir, geçimleri bu tekkeden sağlanır. Tekke ve köy halkının buğdayları vardır. Fakat bizleri harman zamanına yetiştirip yetiştirmeyeceğini bilemiyoruz. Eğer bizde veya köylülerde ihtiyacımızdan ziyade nafaka varsa, hükümetten başkasına satmayacağız. İşte sizden ricamız budur. Müsaadenizle, oğlumuz Muhammed Ma’sum’u size gönderdik. Kendisiyle bu hususta cevab göndermeniz rica olunur.
Peygamber (Sallallahü aleyhi ve sellem), «Din nasihattan ibarettir» diye buyurmuştur. Kış mevsiminde, Hazna köyünde, yazın Telmaruf köyünde ikamet ediyoruz.
Allah, efendimiz Muhammed’in, (Sallallahü aleyhi ve sellem) al ashabının üzerine salat ü selam eylesin.
Yüzonyedinci Mektub
Kendisinden borç para isteyen bazı kimselere istedikleri miktar
veremediğine dair, dilediği özrü hakkındadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM
Kâinatta hiç bir şey yoktur ki, onu hamd ile tesbih etmesin. Salât ü selam Allah’ın yarattıklarının en hayırlısı efendimiz Muhammed’in, (Sallallahü aleyhi ve sellem) bütün âl ve asbabının üzerine olsun!
Sonra, bir çok senâ ve selâmları size hediye ederek, duanızı diler, sizi duadan unutmayız. Daha sonra şu arz edilir ki, Allah’a hamd olsun! Dâhilde ailenin, hariçten gelen gidenlerin çokluğundan dolayı yapılan masraf mevcud maldan daha ziyade olduğundan, bizden istenilen mik¬tarı tamamlayamadık. Size ancak 300 lira bankonotdan başka göndere¬medik. Ve mümkün olan miktarı gönderdik. Nitekim, «Bir şey elde edil¬mediği takdirde o şey tamamiyle terk edilmez» denilmiştir. Size mu¬fassal bir mektub yazmak istiyorduk. Fakat vakit müsait değildi. Yine şunu bildiriyoruz ki, siz olmasaydınız bu miktar parayı da gönderemiye¬cektik.
Allah, efendimiz Muhammed’in, (Sallâllahü aleyhi ve sellem) âl ve ashâbının üzerine salat ü selârn eylesin!
Yüzonsekizinci Mektub
Halifesi Molla Muhammed Latif’e, Hamidi (Mardinli Şeyh Ha¬mid sülalesinden) Şeyh Muhammed Said oğlu Beşir, Molla Ab¬düllatif’in huzurunda Şeyhi’i inkâr ettiği için kıskananların bu tarikat hakkındaki inkârları, bu tarikatın hakkıyetine, doğrulu¬ğuna dair en büyük bir delil olduğu, bu durumun Peygamberler ve evliyâların durumlarına benzediği, kemaliyetin şöhreti ile kıskan¬ma vasıfları birbirlerinden ayrılmaz iki haslet oldukları ve du¬ruma göre Molla Abdüllatif’e yakışacak hareketin beyanı ve bu konu ile ilgili şeyler hakkındadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM
Kâinatta hiç bir şey yoktur ki, onu hamd ile tesbih etmesin. Salât ü selam Allah’ın yarattıklarının en hayırlısı efendimiz Muhammed’in, (Sallallahü aleyhi ve sellem) bütün âl ve asbabının üzerine olsun!
Sonra, ey kardeş! Beşir bize karşı olan kalbindeki düşmanlık ve kıskanması dolayısiyle hakkımızda söylediği şeyleri işittik. Onun böyle söylemesi tarikatımızın doğruluğuna, derecemizin yüceliğine, Sadatın (Kuddise sirruh) himmetleri yalnız bu tarikata hasr olunduğuna dair en büyük delildir. Çünkü halk eskiden peygamberlerin, evliyaların hatta kainatın kayıtsız şartsız efdali olan Hazret-i Muhammed (Sallallahü alayhi ve sellem) gibi zatın zevcesi Hazret-i Aişe’nin (Radıyallahü anha) şerefleriyle oynadıkları gibi, bizi inkar eden, Beşir ve amsali de bize eziyet verip şeref imizin perdesini yırtıyorlar.
İmam-ı Gazali (Rahmetullahi aleyh) buyurdu ki: Kendisinden kıskanılmayıp iftiraya uğramayan kimse, küçük sayılır. Küfür ve sapıklıkla bilinmeyen kimse küçümsenir.
İmamı- Rabbani (Kaddesallahü sirreh) buyurdu ki, fazilet ve kemalatın şöhretleri ile hased edenlerin hasedleri (kıskanmaları), birbirlerinden ayrılmayan şahıs ve gölgesine benzerler. Şairin birisi de şöyle der:
«Eğer benden kıskanırlarsa, onları kıskanmam. Çünkü benden önce fazilet sahibi kimseler de şübhesiz kendilerinden kıskanılmışlardır.» ( ) Diğer birisi de demiş ki:
«Kişinin en kötü günü, içinde kendisini ayıplayacak ve kendisini inkar edecek bir kimsenin bulunmadığı günüdür.» ( ) Kur’an-ı kerim de konumuza münasib olarak şöyle buyrulur:
Hakkımızdaki bu harâket1erden saha ziyâde halk, Üstadı a’zam. ve Gavs-ı mufahham, Mevlanâ Hâlid ile İmâm-ı Rabbâni’ye de (Kuddise sirruhümâ) yöneltilmiştir. Bu olay, Allah’ın kulları arasında Allah’ın câri olmuş bir âdetidir. Öyle ise üzülme, onları Allah’a ve sâdat1ara ha¬vale et! Gerçi o anda kendisine, «Bayram günü dahi bir daha senin evine ve ziyaretine gelmiyeceğiz. Çünkü hayâ imânın bir parçası olduğu halde, ‘bizden utanmazsın ki, tâziyeniz münasebetiyle üzüntülü kalbinize teselli vererek evinize geldik. Maalesef kalbinizin kinle, hasedle dolu oldu¬ğunu müşâhede ediyoruz. Kendisinden kıskandığın kimse de iyi nimet oluşuna dair bir alâmettir. Zira kıskanılan kimsede nimet olmazsa, kıs¬kanan kimsede hased ve kin mevcud olmaz» dedikten sonra, öfkeli ola¬rak meclisini terk etmeye hakkınız vardı.
Allah, hiç bir peygamber kendisi gibi eziyet çekmeyen efendimiz Muhammed’in, (Sallâllahü aleyhi ve sellem) âl ve ashâbının üzerine sa¬lât ü selam eylesin!
Yüzondokuzuncu Mektub
Üstad-ı azamın (Kuddise sirruh) torunu Şeyh Masum’a, oğlu Necmeddin’ iıı zevcesi ile diğer oğlu Ahmed’in kızının ve¬fatları ile onlardan vefât edenlerin tâziyesi, sevgili Allah’ın ya¬pacağı her şey’e râzı olup kendilerinden daha öncekilerin vefat¬larıyla teselli olunması hakkındadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM
Salât ü selam efendimiz Muhammed El-Mustafa’nın, (Sallâllahü aleyhi ve sellem) temiz kalbli âl ve ashâbının üzerine olsun!
Sonra, bu mektub hâkir, zelil, kıymetsiz kimseden, yüce mevlâsı Üstad-ı a’zamın (Kuddise sirruh) torunu Şeyh Muhammed Masum’ adır. Mübarek o kapı eşiğinin toprağına yüz sürüldükten, güzel ayakka¬bılarınızın toprağını sürme gibi göze sürüldükten, yüksek huzurunuzda ve mübarek kapı eşiğinde bulunan büyük ve küçüklerin hepsinden dua diledikten sonra, yüce meclisinize şu arz edilir ki, musibetimiz birdir. Aramızda ferah ve üzüntü de keza....... Ancak birbirimizi tâziye etmek hakkında şeriat sahibinden emir rivâyet edilmesi sebebiyle şu duada bulunuyoruz: «Allah ecrinizi arttırsın. Mâteminizin sonunu güzelleştirip, ölülerinizi bağışlasın. Yüce zâtlar tarafından «mahbubun (Allah’ın) yaptığı her şey nıahbubdur (sevgilidir)» denilen sözlerini düşünüp dar-ı ahirete yeni intikal edenlerden öncekilerini de hatırlayarak musi¬betleriyle teselli edilmesi lâyıktır.
Allah, efendimiz Muhammed’in, (Sallâllahü aleyhi ve sellem) âl ve ashâbının üzerine salât ü selâm eylesin!
Yüzyirminci Mektub
Halifesi ve üstad-ı a’zamın torunu olan Muhammed Ma’şuk’a, şeyhleri hayatta olup da vird taleb edenlerin, şeyhlerine havale edilmeleri evlâ olduğu, hazır olmayan mürşidin râbıtasını yap¬mak isteyenlere vasıflarını zikr etmek râbıtası câiz olduğu, akşam namazı ile yatsı namazı arasında müridleri vird yapmak¬tan men etmesi, râbıta etmelerine emir buyurması, sofularnı (Allah yüce sırlarını kutlasın) ıstılâhına göre murâkabenin beyanı, murâkabeden sonra, emir olunduğu şeyleri hatırlatma¬sı, o şeylere devam etmesi ve şeyhin tâbilerinden birisinin gör¬düğü bir rüya üzerine Muhammed Ma’şuk’un pederi Şeyh Ma’ sum’a kendisine bedelen merkadlarda dua etmesi ile buna, ben¬zer mevzular hakkındadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM
Kainatta hiç bir varlık yok ki, ona hamd ile tesbih etmesin. Salât üselam, Allah’ın mahlukların en hayırlısı olan efendimiz Muhammed’¬in, (Sallallahü aleyhi ve sellem) âl ve sahâbesinin üzerine olsun.
Bundan sonra, bu mektub, Rabbinin kulu Ahmed’den Allah için kardeş ve dostum, kalbimin sevgilisi ve gözlerimin nuru Muhammed Ma’ şük’adır. Allah, ona zati bir muhabbet verip, bunu, kendisine bir kalp melekesi eylesin! Ahmed yüksek kapı eşiğine el dokundurup öper, ora¬daki sakinlerin hepsinin ayaklarını öper, hepsinden özel olarak pederi¬nizden, hocanızdan ve Şeyh Alâüddin’den dua taleb eder. Bütün ev hal¬kının ayakkabılarına yüz sürerek kendilerinden, bilhassa emeller kâbesinin (Kuddise sirruh) kerimesinden dua diler. Bu hafta da tarafınızdan iki mektub geldi. Birincisi sofu Ahmed, ikincisi Karçkânlı sofu Mahmud getirdi. Selamette olduğunuzu anladığımız için her ikisine de çok sevindik. ikincisine daha ziyade sevindik. Çünkü mektub getiren kimse, Gavs¬ azamın (Seyyid Sibğatu1lah’ın Kuddise sirruh) türbesinin toprağından bir miktar bize hediye verdi. Toprağı, başımız ve gözümüz üzerine bıraktık. Hastalıklardan şifâ bulmak için birazını su içine bırakıp kalanı evde muhafaza ettik.
Mektubunuzda sorduğunuz sorular için şu cevabları dinlemeniz gerekir: Yanımızda değil daha önce tarikata dahil olan ve sizden evrâd v zikir yapılmasının talimatını isteyen kimseleri, kendisinden tarikat aldıkları mürşid hayatta ise, mürşidlerine gönder. Yoksa, kendim sadat ve Hazret’in (Allah sırlarını kutlasın) bir hizmetçisi olduğunu bilmek niyetiyle onlara evrâd ve zikir öğretmeniz hususunda hiç bir mahzur yoktur. Zira o kimseler de eskiden Hazret’in (Kuddise sirruh) tâbilerindendirler. Tarikat birdir. Lâkin sizden tarikat alıp, evrâd almak isteyenlere, evrâd, râbıtayı, hatmeyi, teveccühü ve tarikatta lazım olan diğer âdâbları öğ¬ret. Hazır olmayan bir mürşidin müridlerine o mürşidin vasıflarını on¬lara beyan etmekle, râbıtasını yapmaları câizdir. Onları akşam namazı ile yatsı namazı arasındaki vakitte vird çekmesinden, men edip, mezkur zamanda râbıta yapmalarıyla emret. Çünkü Üstad (El-Şeyh Aıbdurrah¬man) ile Hazret (Allah yüce sırlarını kutlasın) bu şekilde emir buyurdular.
Murâkabe ise, size önce söylediğimiz gibi; gece gündüz, aziz ve yü¬ce Allah’ın manevi huzurunda bulunmamız, kendisi bizi görüp yaptığımı¬zı, söylediklerimizi kalbimize gelen bütün hatıralarının bildiğini tasavvur etmemizden ibarettir. Reşâhat kitabının hâşiyesinde, murâkabeyi şöyle tarif eder: Murâkabe, bu tâifenin (sofuların) ıstılâhında Kalbi hatıra¬lardan hıfz edip herhangi bir zikri ve bir mürşidin râbıtası yapılmadan ilâhi feyzin nazil olmasını beklemek, sâlik, Hakk teâlâ. ahvâlinin hepsine muttali olduğu bilgisini devam ettirmek demektir. Buna Cenab-ı Hakk’¬ın, Kur’ân-ı kerimde buyurduğu şu âyetler delâlet eder:
«(Ey Resülum) iman edenlere de ki, içinizdekini ister gizleyin., ister açıklayın. Allah onu biliyor.» (* ) Ve:
«Senin bir işte bulunuşun, Kur’ân âyetlerinden okuyuşun, ne olursa olsun, bütün işlerin, siz o dalgınlık içinde iken biz size şâhidiz.» ( )
«Biz, ona insana boyun damarından daha yakınız.» ( )
«Biz ona, (ruhunuza) sizden daha yakın bulunuyoruz. Ancak siz görmüyorsunuz.» ( ) Ve:
!Nerde bulunursanız bulunun, 0 (Allah) sizinledir.» ( )
İşte bu husuata bu gibi misaller çoktur. Nefiy, isbat, nefesler çekme, dille tahlil yapma talimatını önceden size söylemiştik. Eğer unuttuysanız, Şeyhi Ekber’in (Şeyh Fethullah’ın) risalesi ile Üstad-ı a’zamın (Kuddise sirruh) yazılan işaretine müracat et, orada talimatın tafsilatını yazılı olarak bulacaksın. Çünkü hepsinin burada zikr edilmesi, hem mektubun uzamasına, hemde usanç vermeye sebeb olur.
Tarakattaki emr olunan bazı şeyleri, size göndermesi için bu fakire söylemenize, şu cevab verilir ki: Önceden gece, gündüz yapılmasıyla emr olunduğum şeyleri yapmaya, aziz ve yüce Allah’tan sadat ve üstad (Kuddise sirruhüm) evladından bahs ve sohbet etmeye devam et! İnsan, nisyan (unutma) vasfının mahalli olduğu için, burada tekrar emr olunan şeyleri hatırlatıyoruz: Kalbinle nefiy ve isbatı (La ilahe illallah) lisanı ile de yine beş yüz defa her gün (Sübhanallah ve elhamdülillah ve la ilahe illallah ve Allahü ekber) zikret! Ne sıfatla olursa, günde yüz defa Peygambere (Sallallahü aleyhi ve sellem) salavat ile yüz defa da ihlas süresini oku. Kalb üzerinde yapılan zikrin en azı beş bindir. Mümkünse en az bir zamanda bile Allah’tan gafil olmayacak şekilde bütün vaktini murakabede sarfet! Bunlardan başka, artık yükünü ağırlaştırmana ihtiyaç yoktur.
Molla Kamil, Hüsameddin ve arkadaşlarına ve Molla Ali’ye selam ve dua ederiz. Bütün tarikat adabını öğrenmeleri için Molla Ali ve başkalarının size müracaat etmelerine izin verdik. Çünkü tarikatın bütün adab ve talimatını vermeye sizi vekil ettik.
Hocanızın kerimesi, (eşim) ayaklarınızdan öper. Kendisine ve Abdülgani’ye dua etmenizi diler. Sonra şunu derim ki, Muhacir Fazıl rüyada, bir ay evvel vefat eden komşurnuz hacı Ali’yi görür, kendisine «Bu fakiri kasdederek falana (Ahmed), evladına ve ev halkına de ki; hadise büyümeden önce, Üstad-ı a’zamııı (Kuddise sirruh) veledi Ma’sum’a de¬halet (teslim) olduklarına dair göndersinler. Kendisinden afv talâbinde bulunsunlar.» der. Halbuki bu rüyayı gören kimse, hâdisenin hakikatini bilmez. İşte biz bir değil bin kere teslimiyetimizi, kusurumuzıı afv etmek için talebimizi Şeyh Ma’sum’a gönderiyoruz. Dolayısiyle kusurlarmızı afv etmesini müsamaha ederek bizi hukukundan helâ1 etmesini, her iki türbe sahibinin (Şeyh Abdurrahmân ile Hazret’in Kuddise sirruhüma) nurlu ruhlarından bizim için istimdad ederek ona (Şeyh Ahmed’e) ve ev hal¬kına dua etmesi pederinizden rica olunur. Zira tâbirini bilmediğimiz için, tur.
El-Hac Muhammed Emin, Muhammed Ma’sum, Muhammed Said, Necmeddin ve kardeşleri, Alaaddin ile İzzeddin, sizin ve seyda zâdelerin hepsinin ellerinden öper, hepsinden dua taleb ederler. Burada bulunan ulemâ, talebeler ve tâbilerin hepsi de keza... Başka diyecek sözlerimiz mülakatımız vaktine kalsın! Allah, irâde ederse, muvaffak olacağız.
Allah, efendimiz Muhammed’in, (Sallâllahü aleyhi ve sellem) âl ve ashâbının üzerine salât ü selam eylesin!
|
|
|
Mektubati Şeyh Ahmed El-Haznevi 13.Bölüm |
|
Yazar: RasitTunca - 08-21-2020, 10:07 PM - Forum: Mektubatlar
- Yorum Yok
|
 |
Mektubati Şeyh Ahmed El-Haznevi 121-122-123-124-125-126-127-128-129-130. Mektuplar
Yüzyirmibirinci Mektub
Bu mektublarını derleyen oğlu İzzeddin tifo hastalığına yakala¬nınca kendisine yüz defa İhlâs süresini, kırk defa (Lâ ilâhe il¬lâ ente sübhâneke inni küntü minez-zâlimin) ayetini okuması için emri, sabredip kadere râzı olmasına dair tavsiyesi, kızı ağlamadan kardeşini her gün bir sefer ziyaret etmesine dair emri ve buna benzer mes’eleler hakkındadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM
Allah’a hamd edip Muhammed Resülullah’a (Sallâllahü aleyhi ve sellem) âl ve ashâbına salat ü selâm olsun!
İzzeddin ile yanında bulunanların hepsinin üzerine selam ve Allah’ın rahmet ve bereketi olsun!
Ey İzzeddin! Sen hastalığında yüz defa (Kul hüvallahü) süresi ile kırk defa
(Lailahe illa ente sübhaneke inni küntü minezzâlimin) (* ) «Senden başka mabud yok, seni arzularıın, belli ki ben zâlimlerden imişim.» mealindeki bu âyeti oku. Bu musibete karşı sabretmenizi, sıkılmayıp kader râzı olmanızı tavsiye eder, gece gündüz sana dua ediyorum. Oradan bize gelen herhangi birisi, İzzeddin’in hastalığı evvelkinden daha iyidir der. Fakat gerçek olup olmadığını bilmiyoruz. İzzeddin’i görmek üzere her gün bir sefer ağlamadan Zekiye’ye (kız kardeşine) izin veriniz. Zekiye’nin eve veya Te1-Ma’ruf’a gelmesi daha iyidir. Behiye ise, acele eve gelsin! Ev halkı korkutmadan inşâllah yarın veya teveccüh yaptıktan sonra oraya geleceğim.
Yüzyirmiikinci Mektub
Deyrezorlu Muhammed Said ile Hacı Hayreddin’e halkın eziyet¬lerine karşı sabretmeleri, eziyet ve sıkıntı çekmek Peygamber¬lere, (Aleyhisselâm) Velilere (Rahmetullahi aleyhim) müta¬beat etmek demek olduğu, çok kâmil olanlardan bazısı, halk¬tan gördükleri eziyeti aziz ve yiice Allah’tan kendilerine bir nimet saydıklarını, bilhassa kâfirlerden gelen eziyeti, yaptıkları günahlarının keffârefi olduğu, Muhammed Said’in gördüğu iki rüyasının tabiri, adları geçenlere,mümkün olduğu kadar dünya ve âhirete tam bir önem vermeleri ile buna benzer mes’eleler hakkındadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM
Kainatta hiç bir şey yok ki, onu hamd ile tesbih etmesin. Salât selâm, Allah’ın yaratıklarının en hayırlısı olan Muhammed’in, (Sallallahü aleyhi ve sellem) âl ve ashâbının üzerine olsun!
Sonra, bu mektub eksik ve kusurlarını itiraf eden, fakir köle medden, Allah için, iki dostları: Muhammed Said ile hacı Hayreddin’edir. Allah halletini sevdiği şekilde eyleyip en doğru yolda bulundursun! Sizlere ve yanınızdakilere selâm ve duadan sizden ve onlardan dua taleb ettikten, ferah ve selâmet bakımından ahvalinizden sorduktan sonra, Allah ferah ve sıhhatinizi devamlı kılıp hastalık ve sıkıntı vermesin, der.
Ahvâlimizden soracak olursanız, Allah’a hamd olsun! Hepimiz hat ve afiyet dâiresinde olup o ülkede din ve dünyanızı imâr etmenize duacıyız. Muhammed Ma’sum, A1âüddin, İzzeddin, Muhammed Said, si¬ze selâm ve dua ederler. Bütün tâbiler, u1emâ ve talebeler de keza...
Sonra şu arz edilir ki, hasret, niyaz şevkinizi ve bu Nakşibendiye taifesine olan muhabbetinizi bildirerek. Haseke merkezinde vaki olan hâdiseden dolayı üzüntünüzden haber verici mektubunuz yolda sekiz gün kaybolduktan sonra bize ulaştı.
Ey kardeşler! Büyük veliler hattâ yüce peygamberler bile devamlı olarak çeşitli eziyet ve belâlara giriftar olmuş ve sabretmişlerdir ki, ar¬alarından gelecek başka veliler de böylece sabretmiş, onlara tabi olup zamanımızın avam tabakası dahi bu gibi belâlara maruz kaldıkları za¬man onlara bakıp kötü düşüncelere düşmesinler.
İmam-ı Süyuti (Rahmetullahi aleyh) buyurdu ki, «Allahü teâlânın bana nimet eylediği şeylerin bâzısı eziyet çeken peygamberlere, velilere tabi olmam için, bana eziyet verir, şerefimin perdesini yırtar düşmanım olan bir kimse bana karşı çıkmıştır.» İşte, İmam-ı Süyuti’nin dediğini düşününüz! Ki belayı kendine nimet saymıştır.
Peygamber de (Aleyhissalatü vesselam), İnsanlardan belanın en şiddetlisi evvela peygamberlere, sonra alimlere, daha sonra salih kişile¬redir.» diye buyurmuştur. Demek ki, seleflerin, çağdaşlarıyla olan durum¬ları böyle idi. Sana derim ey Muhammed Said! Kardeş ve dostların sana yaptıkları eziyet ve düşmanlıklarından dolayı şikayetine gelince, sabret! Çünkü bu eziyet ta babamız Adem’den (Aleyhisselam) zamanımıza kadar gelmiş, kulları arasında câri olduğu Allah’ın bir adetidir. Öyle ise, dedikodu için hiç üzülme. Ne kalb, ne lisan ile onların sana karşı dedik¬lerine iltifat etme! Yapılması tavsiye edilen amellere devam ediniz. Hristiyanların meselesi ile dostların senden buğz ettikleri olaylardan sa¬na üzüntü hasıl olmasın. Belki bunları kendinize bir ni’met olduğunu bi¬lip ikinizi de bu hususta dostlarınıza benzettiği için Allahü tealaya şükrediniz! Bu sizin için ne büyük bir nimettir. Çünkü ey Muhammed Said! Sana derim sabırlı isen, insanlardan bilhassa kafirlerden gelen eziyet günahların keffareti olup hasenatı çoğaltır, insanın derecelerini yükselt¬mektedir.
Gördüğün rüya, sana büyük bir müjdedir. Çünkü din ve müslüman¬ların zafere ulaşmalarına, bu tarikata tabi olduğundan kurtuluşuna ve müridimiz Hazret’in (Allah bizi ve sizi onun sırlarıyla kutlasın) tâkib ey1ediği yol, Allah sübhânehü’ya yakın olan yolların en yakını olduğuna delalet eder.
Rüyada ellerinden başka her tarafına pislikler belirmesi, halis gü¬müş suyu gibi alacağın kadar, Nakşibendiye sâdâtı kendi nazar ve him¬rnetlerini sana yönelttiklerine delalât eder. Gördüğün bu iki rüyana karşı Allah’a hamdolsun! Dolayısıyla Hak Sübhanehu tealanın razı ol¬duğu işlere çalışman gerekir. Kalbinde duyduğun elemin ise sebebi, yaptığın zikrin tesirinden başka bir şey değildir. Dininize, keza, ihtiyaca göre dünyanıza da, tam bir önem vermeniz lazımdır. Çünkü yeteri kadar maddi rızkın temin edilmesi herkese lazımdır.
Üç tane mektubunuz bize ulaştı. Birinci mektubunuza cevab olarak bu dan önce bir mektub göndermiştim. Göndereceğiniz mektubunuzun arkasına «Abdi El-Muhammed El-Kevkeb vasıtasiyle» diye yazın! (Acc) kelimesini yazma zira kendisi; bu lakab eskidir buna razı değiliz der.
Allah, bütiin enbiya ve resüllerin (aleyhimüsselam) üzerine salat ü selam eylesin. Muharremü’l-Haram ayı: 3.
Yüzyirmiüçüncü Mektub
Bazı mektublarda adı geçen kayınpederi MoIla Muhammed Baki’ye, kendisinden dua taleb etmesi ve ahvalinden sorması ile buna benzer meseleler hakkındadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM
Kainat’ta hiç bir şey yok ki, onu hamd ile tesbih, etmesin. Salat ü selam efendimiz Muhammed’in (Sallallahü aleyhi ve sellem), al ve ashabının üzerine olsun!
Sonra bu mektub, üstad’ın (Kuddise sirrırh) torunu Muhammed Baki’yedir. Dünya ve ahiret’te Allah’a manevi yaklaşması artsın. Ev halkıyla birlikte dünya ve ahiret afetlerinden selamette bulunsun!. Bu fakir ellerinizden öper, cenabınızdan dua taleb ederek, zatınıza selam eder, şerefli çocuklarınızın gözlerinden öper, onlara da selam edip, size ve onlara dua eder. Bütün üstad zadelerin, ellerinden öperek hepsinden dua diler. Üstadın ev halkı ile sizin ev halkınızdan da dua taleb eder. Kerimenizde, ayaklarınızdaıı, kardeşlerinizin, teyze, anneannelerinizin, halalarınızın ellerinden öper. Allah’a yemin ederim ki; kendi sıhhat ve selamette olup sizden ayrılışından başka, hiç bir üziintüsü yoktur. Molla Ramazan ile gönderilen mektubunuzun bize ulaşmasında sizin ve üstadın (Kuddise sirruh) ev halkının selamette olduklarını anladığımız için cidden kendisi (kerimeniz) sevindiği gibi biz de sevindik. Ramazan ayının evvelinde posta ile size bir mektub göndermiştik. EIinize geçip geçmediğiııi anlamadık.
Bu taraftaki ulema, talebeler, çocuklarım, kardeşlerim ellerinizden öper, hepinizden dua taleb ederler. Mektub göndermek isteyip de kimse bulamadığınız takdirde, Hacı İsmail vasıtasıyla postalayınız!
Allah, efendimiz Muhammed’in, (Sallallahü aleyhi ve sellem) al ve sahabesinin üzerine salat ü selam eylesin.
Yüzyirmidördüncü Mektub
Molla Zeyneddin’e, bazı alimler ramazan-ı şerif orucu ve bay¬ram günlerinin tayini için, Müneccim (Astrolog) ve muhasibin (Günlerin, senelerin hesaplarını tarassuf eden) kimsenin kavli ile amel edilmesini caiz kıldığı ve bir çok alimler ise men ettik¬leri, sadat-ı Kiram (Kuddise sirruhüm) Seyyid Taha (Kuddise sirruh) zamanından bu ana kadar onlara tabi olanlarda men’ine karar verdikleri, dolayısiyle o zamandan beri bu mes’ele her¬kesce o şekilde müttefekun aleyh bir konu olmaya yakın ol¬duğundan hesap meselesinin terk edilmesi, bu hususta ümme¬tin çoğunluğuna uyulmasının evla olduğu ve bu konu ile ilgili mesele hakkındadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM
Hamd, alemin rabbi olan Allah’a olsun! Salat ü selam efendimiz Muhammed’in (Sallallahü aleyhi ve sellem) al ve ashabının üzerine ol¬sun!
Bundan sonra, bu mektub yüksek kapı eşiğinin hizmetçisinden, Al¬lah için kardeşi, dostu, Molla Zeyneddin’edir. Allah, onu nezdinde mak¬bül kimselerden eylesin.
Size selam ve dua edip, sizden de dua taleb ederek, durumunuz¬dan süal ettikten sonra şunu derim ki: Kendiliğinden bir şey yapmadı¬ğınıza dair mektubunuz bize ulaştı. Biz de böyle biliyoruz ki: İlim adam¬ları bir mesele ile amel ettiklerinde, konumuz olan bu mesele gibi velev zaif de olsa, sahih olduğuna dair bir delilleri olması lazımdır. Zira bazı alimler, müneccim ile muhasibin dediklerini tasdik eden kimseler, onla¬rın kavilleriyle amel edilmesini caiz kılmışlardır. Nitekim Cenabınız da bunun (Kelyub) kitabından naklen caiz olduğunu demişsinizdir.
Alimlerin çoğu, müneccim ile muhasibin kendi itikadları ile amel etmeleri caiz ise de, bununla beraber, tuttukları farz oruçları eda olma¬dığı, kavilleriyle amel edilmesi mutlaka caiz değildir, demişlerdir. Mez¬kur alimlerden, Şihab İbni Hacer Tuhfe adlı kitabında, Nevevi de Mec¬mü kitabında Rafii’den naklen bahsetmiştir.
Ay hesabı orucun başlangıç ve bayramına bir delil olduğu farz edil¬se de, genel olmayıp ancak muhasip için bir delildir. Hatta muhasib he¬sabına göre baştan oruç tuttuğunda ramaznın sonunda ay görmezse, gizli bayram etmesi vacibdir. Açık olarak iftar ederse, devlet başkanı, onu aşikar olarak orucunun açmasından menetmesi lazımdır.
Şu da ilave edilir ki, salih seleflerimiz, Gavs-i a’zam, (Seyyid Sıbğa¬tullah) Seyda (El-Şeyh Abdurrahman E1-Tahi), Hazret (El-Şeyh Muhammed Diyaüddin) Allah onların yüce sırlarını kutlasın! Temiz himmetlerinin kokusunu üzerimize saçsın) gibi zatlar ile beraberlerinde bulunan Şeyh Halid El-Öleki, Şeyh Fethullah El-Verkanisi, Taşkesenli Molla Ahmed (Kuddise sirruh) ve daha başka alimler, Siirtli Molla Halil’in torunu Şeyh Abdülkahhar gibi sayılmayacak kadar, zahir ve batın ilmine sahib olanlar, Tuhfe kitabındaki mesele üzerine ittifak edip, kabul etmiş bu artık Seyyid Taha zamanından bugüne kadar alimlerce hakkında ittifaka yakın bir karardır. Kalyubi ile Büceyremi kitablarının ibarelerini o alimler bilmez değillerdir. Mezkür alimlerin yolunda bulunanlarda bu vakte kadar bunu inkar etmeden onlara tabi olmuşlardır.
İşte biz dahi alimlerin en çoğu kabul eden meseleyle devamlı olarak amel ediyoruz. Çünkü mezkur alimler, itimad edilir, yüce zatlar olup, din kitablarını aaib bir şekilde teftiş etmiş, insan ve cinlerin efendisine (Allah onun, bütün al ve ashabının üzerine salat ü selam eylesin) mütabeat etmek gayesiyle ashab (Radıyallahü anhüm) ile birinci asır alimlerin dedikleri sözleriyle temessük etmişlerdir.
Binaenaleyh: Hesapsal, astronomik meseleleri terk edip, alimlerin çoğuna iktida ederek ta ki kınamaya hedef olmadan, halkın dilinden kurtularak evin köşesinde rahat oturmak, senin için evla ve en yararlıdır.
Cevab olarak yazmakta olduğum mektubun yazısını bitirmek üzere iken ikinci mektubunuz da bize ulaştı. Ama hani bizde bulunduğuz gün, zihnimi kurcalayıp size söylediğimiz mesele hakkında izahat vermemişsin. Aynı bu mesele hakkında cemel sahibi kitabı ile talebesi Raşidinin kavilleri kuvvetli olduğu, Raşidinin kendi haşiyesinde mutemed budur, demesi gösteriyor. Mezkür meseledeki necasetin afvı ciheti gitmeyen bir çok mutemed kitabların kavilleri zaif olarak biliniyor. Bunların zaifiyetine ve o bunların kuvvetine delalet eden delil nedir.
Bu müşkili çözen bir ibareyi bulursan, bu fakire yaz. Bizde Behcet şerhi mevcuttur. Size, meselenin necaset babında değil, içtihad babında olduğunu söylemiştik. Adı geçen Reşidi kitabı, Nihayet kitabının haşiyesi olan büyük Reşidi değildir. Çünkü büyük Reşidi de çoğunluğa tabidir. Ben şu ana kadar bu meselede şaşa kalmışım
Ma’sum’un anası, kesb-i afiyet etti. Doktorun ismi, Edib Serdest olup kendisi Dimeşk’teki sancakdar mahallesindedir.
Caminin damını kavak ağacı direkleriyle tahtalarla kapattık. Allah, efendimiz Muhammed’in (Sallallahü aleyhi ve sellem) bütün al ve ashabının üzerine salat ü selam eylesin.
Yüzyirmibeşinci Mektub
Derezorlu Hacı Hayır ile Muhammed Said’e: İnsanların yaradılışından maksad, gizli ve aşikar olarak mevla olan Allah’a itaat edip, Mustafa’nın (Sallallahü aleyhi ve sellem) şeriatına sıkıca sarılmak, ruhsat ve bid’atlardan kaçınmak. Sadatın (Kuddise sırrıhüm) muhabbetinden bir hisseye nail olan, yollarında salik olan kimse, eşsiz bir nimetle rızıklandırılmış olup, sadatın him¬metleri muridin cehdine göre olduğu ve daha başka meseleler
hakkındadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM
Hamd, alemin rabbine mahsustur. Salat ü selam Allah’ın yarattıkla¬rının en hayırlısı olan Muhammed’in, (Sallallahü aleyhi ve sellem) bütün al ve ashabının üzerine olsun.
Sonra bu mektub, şerefli, aziz dostlar, yani muhterem İbrahim La¬tif oğulları Hacı Hayır ile Muhammed Said’edir. Allahü teala Taha El-E¬min Muhammed’in (Sallallahü aleyhi ve sellem) yüzü suyu hürmetine yaşamalarını idame ettirerek, ikisini de dinde dostlarının yolunda git¬melerini muvaffak eylesin, amin!
Evvela, sena kafilelerini, selamların en çoğunu size hediye eder, sıhhat ve selamet cihetinden ahvalinizi sorar, Cenab-ı Allah’tan devam¬larını, hastalık ve sıkıntılarının olmamasını dileriz. Keza ehil ve evladı¬nızın hatırlarını sorarız. Bütün dostlara selam eder size ve onların cüm¬lesine dua ederiz. Faziletinizden dolayı ahvalimizden soracak olursanız, Allah’a hamd ve minnet olsun! Bu tarihe kadar bizler selamette olup, mektub ve haberinizin kesilmesinden başka hiç bir üzüntü ve ke¬derimiz yoktur. Çünkü bu maktubdan başka iki mektub daha size gön¬derdiğimiz halde, sizden ne bir satır yazı, ne de bir haber gelmedi, se¬bebinin hayır olması temenni olıınur.
Biz çölden köyümüz olan Hıznaya döndük.
İkincisi: Malumunuz olduğu üzere, insanların yaradılışından mak¬sad, gizli ve aşikar olarak Mevlaya (ALLAH) itaat etmek, kavil ve fiil¬lerde peygamberin (Sallallahü aleyhi ve sellem) şeriatiyle temessük et¬mek, dindeki ruhsatlardan, eski ve yeni bid’atlardan, bu zamanda kullar, kendilerinden dinde yaptıkları bütün şeylerden korunmakla, alçak, fa¬ni, onunla aldanılan bu dünya ile mağrur olmamaktır. O dünya ki gerçek¬ten güneşi batmaya, halkına hile edip, onları helak etmeye ve Allahü tealanın gazabına atmaya yakındır.
Öyle ise, bağışlayıcı olan Allah’ın taati ve şerefli sadat-ı kiramı (Kuddise sirruhüm) sevmekten ayrılmamanız gerekir. Zira sadatın mu habbetinden bir hisse alan ve tarikatlarında hareket etmesini nefsin üzerine alıp emirlerine itaat ederek, nehy ettikleri şeylerden kaçan kimse, büyük bir devlet ve ebedi bir saadete ulaşır. Çünkü bu nimetlere tekabül edecek hiç bir şey yoktur. Salatın, müride olan himmetleri müridin çalışmasına göredir. Ne kadar taat ve ibadette çalışması cehdi arttıkça, şerefli sadat, ona göre Allahü tealanın huzuruna müridin yükselmesi için yardım ederler. Müride gaflet uykusundan bir uyanma hasıl olup, büsbütün kendisinden gaflet zail olur. Kalbinde Allah yüce manevi huzuruna ilerlemesi için tam bir ıneyl olur. Nefsinin esaret ve arzusundan, şeytandan, dünya ve dünyada bulunan şeylerin hevesinden kurtularak, ebedi saadete ve rabbani zaferlere ulaşır.
Tapucu Said efendiye selamımızı iletip, durumundan sorar, kendisine ve ailesine dua ederiz. Bu. mektubdan önce, kendisine bir mektup gönderip, size gönderdiğimiz iki mektub gibi kendisinden cevab istediğimiz halde ne sizden ne ondan haber alamadık. Sıhhat ve bütün ahvalinizi bildirir, haberinizi bizden kesmeyin! Allah, sizi bunlara muvaffak eylesin! Amin! Son duamız Şüphesiz bütün haındler Alemin rabbine mahsustur. 9 Rebiülevvel.
Yüzyirmialtıncı Mektub
Hesar köyünden Molla Yusuf’a: Ömrünü Sübhanehü tealamn razı olduğu şeylere sarf etmesine dair teşviki, dünya ehlinin sohbeti ve kendileriyle kalkıp oturmanın öldüriicü bir zehir oldu¬ğu, kendisini onlardan korkutması, Aziz ve Yüce Allah ile ara¬sındaki durumu ıslah etmesi ve buna benzer mes’eleler hakkındadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM
Ermiş kimseler, muhabbetiyle kendisine vasıl olan Allah’a hamd olsun. Salat ü selam, arifler, mütabeatıyla manevi makamlara kavuştukları Resulünün, (Sallallahü aleyhi ve sellem) kendileriyle İslamiyet tamamlanıp miislümanlar onlarla hidayetlenmiş olan o Resulün alinin, ashab ve zevcelerinin üzerine olsun! Sonra, bu mektub günahlarının esiri, kusur ve ayıbları çok olandan, büyük üstad, ünlü Alim Molla Yusuf’adır. Allah, kalbini dünyaya meyl etmekten çevirip ahirete yöneltsin!
Adı geçen kişi, ellerinizden öper size dua eder. Sıhhat ve selamet bakımından ahvalinizi sorar. Allah’tan, size selamet verip hastalık olmamasını diler.
Efendim, şunu bil ki, hayatın en şerefli devresi, nefsin arzusu ve hevesi yolunda Allah’ın (Celle şanühu) diişmanlarının arzularında geçiş zayi oldu. Ömrün en rezaletli devresi kalmıştır. Eğer, bugün bunu da saltanatı yüce olan Allah’ın razı olduğu işde harcamayıp geçmiş zaman¬da elden giden faydaları sağlaazsak, az bir meşakkati ebedi rahatı¬mza vesile etmezsek, az hasenatları çok olan günahlarımıza keffaret etmezsek, yarın (kıyamet günü) hangi yüzle Allah’ın huzuruna gidip, hangi bir delil ile temessük edeceğiz Ne zamana kadar bu tavşan uy¬kusuna benzer gaflet devam edecektir Dünya elimi sevmek mane¬viyatın ilerlemesi için, öldürücü bir zehirdir. Onları sevmekten ve onlar¬la sohbet etmekten, aslandan kaçtığın gibi kaç! Hatta daha çok Allah ile aranı ıslah etmeyi tavsiye ederim. Zira tasavvuftan maksad da odur.
Sonra bu gibi kelimeleri sizin gibilere söylemek gerçi mektub sahi¬binin haddi değilse de, lakin Peygamberin (Sallallahü aleyhi ve sellem):
(Din nasihattır» buyurduğu hadisin hükmü mucibince, ondan bir çok merhalelerle uzak olan, bu sözlerin söylemesine cesaret verdi. Beyit:
«Afvetmek şerefli insanlar nezdinde makbuldür.
Her ayıp afvın eteğiyle örtülüdür.»
Köyünüz ahalisine, reisiniz İsmai1’e, Sabri, Aziz ve İbrahim’e selam ederiz. Allah Resüllerinin en şereflisi ve peygamberlerin (Aleyhimüsse¬llam) sonuncusu olanın, al ve ashabının üzerine salat ü selam eylesin.
Yüzyirmiyedinci Mektub
Molla Ahmed El-Ömer’i ile, Deyrezor’lu Muhammed Said ve Hacı Hayreddin’e. Bu tarikatta sevgi ve taleb, iki büyük ni¬met oldukları, bu bozuk zamanda, yapılacak az taat diğer za¬manda yapılan bir çok amelden daha iyi olduğu, mezkür kim¬selere şeriattan ayrılmamalarına dair emri, tarikatın esası, Muhabbet, teslim ve ihlas üzere olduğu, bu üç esas mertebele¬riıı en azının beyanı, onları bid’atlardaıı korkutması, müridin, mürşidin taklid etmesine dair teşviki ve dünyanın kınması ile bununla ilgili konular hakkındadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM
Salat ü selam, Allah’ın Resulüne (Aleyhisselam), ehlullah olan al ve sahabesine olsun.
Bundan sonra bu mektub Allah için kardeş ve doğru dostları Mollâ Ahmed El-Ömeri ile Muhammed Said ve Hacı Hayreddin’edir. Yüce Allah, onları dünya ve ahirette afetlerden korusun. amin!
Arka arkaya tekrarla sevgili mektublarnız bize ulaştı. İçindekilerini anlayınca, çok sevindik. Çünkü onlar, sizin bu yüce tarikata (Allah bizi ve sizi Sadatının himmetleri ile kutlasın!) olan şiddetli muhabbetinizden, samimi azim ve arzunuzun çokluğundan haber vericidirler. Bu muhabbet ve irade ne kadar büyük nimetlerdir. Nasıl büyük olmasınlar ki Bu tarikatın uluları, mürid Allah’tan manevi feyz istemesi kendisine verilen manevi nimetlerin yarısına, arzusunu da Allah’a kavuşmanın yarısı saymışlardır. Zira istek ve taleb ile Allah’a kavuşmak aziz ve yüce Allah’tandırlar. Kerem sahibi olan yüce Allah, kulun kalbine isteme ve arzuyu attığında kendisi o kula manevi bir mertebe vermesine ve kendine kavuşmasını irade eylediğine delalet eder. Nitekim bunu şerefli tarikat mürşidlerimizin ağızlarından işittik.
İşte kardeşlerim! Bu beyandan anlaşıldı ki, sizde hasıl olan taleb sizin için büyük bir ni’met olup dolayısiyle şükretmeniz gerekiyor. Tâ ki, içinizdeki taleb kuvvetten fiiliyete çıksın. Kur’an-ı kerim’in:
«And olsun, eğer şükrederseniz elbette size ni’metiıni arttırırım», ayeti de buna kesin bir delildir. Bununla beraber şu da ilave olumur ki, bu zamanda İslamiyet ve din kıtlığıdır. Bu zamanda az bir dindarlık, di¬ğer zamanlardaki dindarlıktan çok hayırlıdır. Nitekim buna, «Kendisine selavatın en kamili ve selamların en tamamı olsun Peygamberin (Sal¬lallahü aleyhi ve sellem)» buyurduğu hadisi delalet etmektedir.
Yine size şu tavsiye olunur ki, ey kardeşler! Bu parlak şeriata ve mübarek sünnete (peygamberin hadislerine) mütabeat etmeniz lazım¬dır. Zira tarikat şeriatın çekirdeğidir. Hatta bu tarikatın imamı yani Şah-ı Nakşibend (Allah yüce sırlarını kutlasın) buyurdular ki: «Şeri¬at’a aykırı olan herhangi bir tarikat, zındıklıktır». Bu tarikatın sadatı da şöyle buyurdular: «Bu tarikat üç esas üzeredir:
a) Muhabbet,
b) İhlas,
c) Mürşide teslim olmak.
Tarikatın sadatı (Kuddise sirruhüm) bunları şöyle tefsir etmişler:
Muhabbetin en aşağı derecesi, Allah’ı seven kimse, kendini nefsani ar¬zu ve dileklerinden tamamiyle sıyırıp, sevgilisi olan Allah’ın irade eyle¬diği şeylere teslim olmasıdır. İhlasın en aşağı derecesi de: Mürid dünya kutuplarla dolu olsa bile, yine hidayeti ancak mürşidinin kapısının eşiğinde olduğunu kesinlikle bilmeli ve buna kalben karar vermesidir.
Teslimin en aşağı derecesi: Mürid, kendini mürşidinin huzurunda, ölünün, yıkayıcının elinde istediği gibi çevrildiği şekilde olduğunu bil¬mesidir. Hulâsa: Mürid kendi nefsiniıı irâde ve arzusundan sıyrılıp mürşidi¬nin iâdesine bağlanmasıdır. Öyle ise, şeriat ve tarikattaki bidatlardan sakın. Sakın. Sakın... Çünkü sermayemiz sırf taklitten başka bir şey değildir.
Çünkü bütün tarikatların reisi, hattâ bütün İslam ümmetinin reisi, yâni Ebu Bekir Sıddik (Radıyallahü teâla anh) ancak ve ancak Hezret-i Peygambere (Sallâllahü aleyhi ve sellem) yaptığı taklid ile manevi ma¬kama ulaşmıştır.
Özet olarak: Ehlullah nezdinde, dünyanın hiç bir değeri yoktur Zi¬ra dünya bir çok kere kulu yüce rabbinden uzaklaştırıyor. Dünyaya, ku¬lu yüce rabbinin tâatinden alıkoyması ve onu uzak tutması olayı, kötü ve şer vasıfları yönünden dünyaya kâfidir. Yine: Dünyanın kıymeti ne derecede olduğunu anlamak isterseniz, kendilerinde dünya serveti bu¬lunanlara bakınız ki; o servet insanların iyilerinden daha çok, Cenâb-ı Hak nezdinde, en şerir olanların nezdinde bulunmaktadır.
Size, evladınıza, ev halkınıza, yanınızda bulunan dostların cümle¬sine selam ederiz. Çocuklarımız, tabilerimiz, hepsi size selâm edip, dua¬nızı diler. Size dua ederler. Selam sizin ve Mustafanın (aleyhisselam) şeriatına tabi olanların üzerine olsun! Şeyh Ömer, Şeyh Abdülvehhab, Ramazan oğlu Hüseyin, Şeyh Veysi, Cafer efendi ile başkalara da se¬nalar hediye ederiz.
Allah efendimiz Muhammed’in, (Sallâllahü aleyhi ve sellem) al ve ashabının üzerine salât ü selam eylesin. 18 Şevval.
Yüzyirmisekizinci Mektub
Kamışlı Müftüsü Molla Ahmed, Haco oğlu Hasan, Reşat bey ve diğer ilçe ele başlarına: Askerin birisindeıı vaki olan kötü bir şeyden dolayı oğlu İzzeddin’le dövüşünce, ere gereken ce¬zayı verdirmeye çalışmaları için hak ve hukuklara riayete on¬ları teşvik etmesi hakkındadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM
Kainatta hiç bir şey yok ki, onu hamd ile tesbih etmesin. Salat ü selam, Allah’ın yaratıklarının en hayırlısı olan Muhammed’in (Sallalla¬hü aleyhi ve sellem) bütün âl ve ashâbının üzerine olsun! Hamd ve sa¬lavattan, ve Molla Ahmed’e, Haco oğlu Hasan ve Reşat beylere, Abdür¬rezzak El-Hüsso, Eshed oğlu Hüseyn’e, İbrahim oğlu Cemil’e ve civa¬rımızdaki reis ve başka kimselere, duaların tebliğinden, senaların hedi¬ye edilmesinden sonra, şunu diyeyim ki, zulmen, haksız ve sabebsiz olarak oğlum İzzeddin’in dövülmesi, sövülüp hapsedilmesi, şerefimizin zedelenmesi, hatta dine karşı yapılan bu hadiseden size de büyük bir ayıp ve çok büyük bir noksanlıktır.
Ey savcı ve başkanlar. «İzzete ve şerefle ölmek, rezalet1i bir hayattan daha iyidir» denilmiştir. Öyle ise, erin yaptığı bu eyleminden dolayı, ya onun görevinden azledilmesi veya ceza olarak bir müddet hapsedilmesi için çalışmanız lazımdır. Şayet hakkında bir şey yapmazsanız, dine ve alimlere yardım ve zalimleri zulümlerinden men etmekle bir terbiye olmak üzere, hakkında bir zabıt tutup gerekli makamlara göndermek suretiyle onu şikayet ederim. Gerçi Allah’a havale edilmesi herşeyden daha güzeldir.
Allah efendimiz Muhammed’in, (Sallallahü aleyhi ve sellem) al ve ashabının üzerine salat ü selam eylesin!
Yüzyirmidokuzuncu Mektub
Bazı tabilerine, birisi karısına üç defa «falanın kızı falanet boş¬tur» demesiyle Azhar (en zahir) kavle göre, talak lafzının ma¬nasını bildiği halde ikinci ve üçüncü defa söylediği sözlerinden daha önce söylediği sözünün te’kidi veya istinafını kasdetme¬diğinde, üç talakı vaki olduğu, fakat en zahir kavlin mukabili olan zahir kavle göre, tek bir talakı düştüğü, mütemed kavle binaen birisi başkası hakkında değil, kendi nefsi hakkında zaif olan bir akvil ile amel etmesi caiz olduğu ve sarih talakın manasını bilmeyen cahil kimse, sarih olarak talak kelimesini de kullansa bile, talakından hiç bir şey vaki olmayacağını beyanı hakkındadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM
Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun ki, nasihati dinden saymıştır. Salat ü selam «Din, Allah, Resüla, imamlar ve bütün müminler için yapılan nasihattır» söyleyen, bütün halkın efendilerinin (Muhammed’in) (Sallallahü aleyhi ve selleın) hakiki imanla muzaffer olan al ashabının üzerine olsun!
Bundan sonra, şu arz edilir ki, Molla İbrahim El-Arabi Abdülaziz dağından gelip Oğlu, karısına fa1anete kızı falanet boştur, falanete felalanete boştur, felanete kızı felanete boştur» demiş ve bundan ne dedikleri sözünü, ne de istinaf (söze başlama) kasd etmeyerek olarak söylediğine, talak kelimesinin manası olan nikahı bağının çözülmesi olduğunu bilmediğine dair yemin etmiş diye bunun fetvasını taleb etti.
CEVAB: Oğlunun söylediği bu sözleri, (Şafii kitablarından) Mintac kitabının beyan eylediği azhar kavle göre, üç talak vaki olduğu lazım gelir Fakat delil hususunda kuvvetli olan azhar’ın, mukabili ve ona nis¬beten zaif, kendine göre kuvvetli olan zahir kavle göre, yalnız bir talakı vaki olduğu muhtemeldir. Ancak bu ikinci kavil zaif olduğu için, onunla fetva verilmez. Nakşibendiye tarikatının adabı üzere Mürşidiın Hazret (Kuddise sirruh) tarafından bir meselede kendim için zaif kavil ile amel etmiyeceğime dair emrolundum. Ama bir kimse, kendi şahsına ait bir mesele hakkında zaif kavil ile amel etmesi caizdir. Nitekim bu husus fıkıh kitablarında açıkça belirtilmektedir. Binaenaleyh biz dahi, buna göre fetva verip, zaif kavil ile amel etmesi caizdir diye onn irşad ettik. Zira karısı, amcasının kızı olup kendisinden bir küçük kızı olmuş, ana¬siz yaşamaz. Kadın dahi hem utanır, hem de başkasıyla evlense haya¬tından korkmaktadır. İşte mezkür zaruretlerden dolayı, bu kavli beğen¬mediğimiz ve hayatımızda ancak bu gibi zaif kavil ile ancak bir veya iki defa amel ettiğimiz halde, adı geçen Molla İbrahim oğlunu bu zaif ka¬vil ile amel etmeye irşad ettik.
Binaenaleyh kitablardan naklettiğimiz bu fetva ile amel eden mez¬kür adama itiraz eden kimse, parlak İslam şeriatının imamlarının söz¬lerine muhalif olup onlara muhalefet eden günahkardır.
Molla İbrahim’in oğlu için verdiğimiz bu fetva, oğlu arapça olan talak kelimesinin manasını bildiğine göredir. Şayet iddia ettiği gibi cahil olup manasını bilmezse, talakından hiç bir şey vaki olmayıp kadının id¬deti tamam olmamışsa, rücü eder. İddeti bitmişse, tekrar nikahını yapa¬caktır. Meselenin doğrusunu Allah daha iyi bilir.
Yüzotuzuncu Mektub
Diğer mektublarda adı geçen, üstad-ı azam El-Şeyh Abdurrah¬man’ın (Kuddise sirruh) torunıı şeref ve vefa sahibi, Şeyh Mu¬hammed Ma’sum ile Şeyh Fethullah El-Verkanisi’niıı oğlu Şeyh Alaeddiıı’iıı (Kuddise sirruh) oğullarına, Şeyh Alaeddin’in ve¬fatı dolayısiyle taziyeleri, ölümden maksad, hayatta kalanlar ib¬ret almaları, sabretmek şartıyle sevab bakımından musibete hiç bir şey mukabil olmadığı, kulun Allah’ın yaptığı şeylere razı ol¬masının gerektiği, bütün insanların, öleceklerini düşünmeleri, ve bu fani düııyanın işleriyle meşgul olmaktan daha ziyade ahi¬ret işleriyle meşgul olunması hakkındadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM
Hamd o Allah’a olsun ki, ölüm dolayısiyle kullarına ayrılığı tattırıp dostların birbirlerinden ayrılmalarıyla onları gaflet uykusundan ikaz etti. Salât ü selam, Allah’tan haşka her şey fâni olacak diye bizi uyaran efendimiz Muhammed’in, (Sallâllahü aleyhi ve sellem) kader ve musibetlere karşı sabreden al ve ashâbın üzerine olsun!
Bundan sonra, bu mektub, kapınızın eşiğine muhtaç, zelil köleden, üstâd-ı âzam’ın torunu Şeyh Muhammed Ma’sum ile Şeyh Alaeddin’in evlâd ve bütün kardeşlerinedir. (Allah onlara ve bize rızâsını nasib eylesin, âmin.) Çok günahkâr olan bu fakir, el ve ayaklarınızın öpmesiyle teberrük edip, sizin ve halkınızın, akraba ve arkadaşlarınızın devamlı sıhhatinizi Allah’tan diler. Kıyâmet gününde saâdetine mucib olan duânızı rica eder. Sizler şerefli zâtlar olup, sizleri seven ve size az bir yakınlığı olanları unutmıyacağınızı kesin olarak bilirim.
Bu tarafta bulunan çocuklarım ev halkım ile bütün dostlar, iyi olup teveccühünüzü rica ederek izzetinizin devamı için Allah’tan rica ederler. Şeyh Alaeddin’in çocuklarının annelerinin ayakkabısını öper, kendisinden dua diller, çocuklarınızın gözlerinden öperiz. (Allah onları güzel yetiştirsin). Yüce meclisinize şu arz edilir ki: Rıza efendiye çektiğimiz telgrafa cevab olarak bize gelen telgraftan Şeyh Alâeddin’in vefâtını anladığımız günden beri, onu kaybettiğimiz ve uzun zamandan beri kendisini görmediğimiz için üzüntü devam ederek gece, gündüz hatırımızdan çâkmamaktadır. Bu ne kadar buyük bir musibettir ki, hepimiz bunda ortağız:
«Hepimiz Allah’ın kuluyuz ve Allah’a döneceğiz» deriz.
Sonra ey azizler, ölüm, insanın sonunu düşünmesi, gaflet uykusundan ayılması, ondan ibret alması içindir. Beyit:
«Ayıl! Allah’tan başka her şey bâtıldır (fânidir).
Hiç şübhe yok ki, her nimet zâildir (yokluğa mahkumdur) ».
Arifler, «dünya üzerinde bıılunan kimseler fânidirler» diye dünyayı târif etmişlerdir. Dolayısiyle ona önem vermeyip kendilerini sevgisinden uzak tutmuş ölüme hazırlamış, Hakka tabi olup, bâtılı terk edip, dünyanın öldürüeü zehrinden nefislerini rahat etmişlerdir.Hadis-i şerifte «Dünyada sanki bir garib veya yolcu gibi ol» diye buyurur.
Ayrılık yeni olaylardan değlidir. Zira dünya eziyet ve gurur evidir. Müşahede edildiği üzere, onda kardeşler, oğullar, baba ve anneler, birbirlerinden ayrılırlar. Akıllı kimse, ahiret işlerine, aziz ve yüce Allah’ın sevgisini kazanmaya çalışması lâzımdır. Sabretmek şartıyla musibetten gelen sevaba hiç bir şey eşit olmaz. Mürşidimiz Hazret, (Allah bizi ve sizi onun sırlarıyla kutlasın!) Bazı ta¬bilerine gönderdiği taziye mektubunda «ölüm musibeti, musibetlerin en büyüklerindendir. Ondan gafil olmak da, ondan daha büyük bir musi¬bettir» diye buyurdu.
Öyle ise, fukaha’ının kitablarımn cenaiz (cenazeler) babında bahs edildiği üzere, ölüme hazırlanmak, hele dünyadaki hasımlar ve kendisi ile muamelede bulunan kimselerle helallaşınak herkesin üzerine vacib¬dir.
Gerçekten, rahmetlinin musibetinin tahammülü cidden şiddetli ve zor ise de, lakin kul Hak tealanın yaptığına razı olması gerekir. Çünkü dünyada ebedi kalmak için yaratılmadık. Ancak onda Allah’a taat etmek için yaratılmışız. Ekabirlerce «sevgili Allah’ın yaptığı her şey, bizim için sevgilidir» denildiği sözleri düşünmek, rahmetliden önce darı- bekaya göç edenlerin musibetleriyle teselli etmek lazımdır. Herkesin mevlası yüce Allah olup ondan başka hakiki mevla yoktur. Baki ebedi kalacak odur. Başkası değildir. Demek ki, onunla teselli olunmak evladır. Bütün insanlar, ahirete göç ve intikal üzere olduklarının hatta ölüm her şey¬den insana yakın olduğunun bilinmesi gerekir. Öyle ise, dar-ı bekaya hazırlanacak şeylerle, dünyaya lazım olan şeylerden daha ziyade ve şid¬edtle meşgul olmak layıktır. Hatta akıllı kimse, dünyadan yiiz çevirip günlük rızkını temin etmekle yetinir.
Malumunuz olsun ki, musibetimiz ve kalblerimizin yaraları birdir. Neşe ve üzüntü de keza.. Olünün ev halkı örf ve adete göre birbirleri¬ni taziye etmezler. Fakat, birbirlerini taziye etmeleri için Peygamber’den (Sallallahü aleyhi ve sellem) emir rivayet edilmiştir. İşte bu nedenle, hem sizi, hem kendimizi taziye hakkında rivayet olunan şu kelimelerle taziye ederim: Allah bizim ve sizin ecrimizi arttırıp matemimizin ve ma¬teminizin sonunu güzelleştirsin, ölümüzü ve ölünüzü bağışlayıp, bizlere ve sizlere büyük ecir ve güzel sabır ile sizlere uzun ömürler versin! Al¬lahım, vefat edenin kadrini yücelt, türbesini nurlandır, kendisini bizim gibi günahkarlara şefaatçi eyle!
Allah, nezdindeki derecelerinizi yükselterek, sizleri şerefli ecdadı¬nızın izinde bulundursun!
Ev halkımız, ev halkınızın ellerinden öper, hepsinden bilhassa merhum şeyhin hanımı olan validenizden dua rica ederler.
Bu fakirin, sizin gibilere bunu yazması, haddiııi aşmış ise de, lakin kendisi böyle tabirlerden uzak olduğu halde, yazmasına onu sevk eden yegane amil sizinle hitab etmek lezzeti ve dostlarla uzun uzun söz söy¬leme olayları kendisine cesaret verdi. Bu miskin size karşı olan muhabbeti, kapınızın eşiğine olan kalbinin yakınması ve iştiyakı da, size büyük lerin söyledikleri sözleri ile Hazret’in (Kuddise sirruh) sohbetini zikretmeye sevketti. Gerçi, bunlar benden bin kere daha ziyade okudukları malumunuzdur. Lakin bu beyitle özür dilerim:
«Şerefli insanlar nezdinde, (kusurların) afvı ınakbüldür. Her ayıp afvın eteğiyle örtülüdür.
Mektub uzadı, fakat, dostlara yazılan mektublar uzun da olsa, terbiyeye aykırı olmadığı sizin gibi zatların malümudur. Senaların en kami1i selam1arın en çoğunu kapınız eşiğinde bulunan talebelere, tabilere, hediye eder, dualarını dileriz. Allah, bütün peygamber ve resüllerinin sonu olan Muhammed bin Abdullah’ın, (Sallallahü aleyhi ve sellem) Allah yolunda cihad eden al v ashabının üzerine sa1at ü selam eylesin. 12 Rabiu’s-sani 1368.
|
|
|
Mektubati Şeyh Ahmed El-Haznevi 14.Bölüm |
|
Yazar: RasitTunca - 08-21-2020, 10:06 PM - Forum: Mektubatlar
- Yorum Yok
|
 |
Mektubati Şeyh Ahmed El-Haznevi 131-132-133-134-135-136-137-138-139-140. Mektuplar
Yüzotuzbirinci Mektub
Kamışlı kazasının sulh hakimine, suda boğulan bir adamın du¬rumundan haber vermek ve halini bildirmek için mahkemede hazır bulunmadığına dair özür dilemesi ve bir hikmete binaen kendi ahvalinden haber vermesi hakkındadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM
Kainatta hiç bir şey yok ki, onu hamd ile tesbih etmesiıı. Sa1at ü selam, Allah’ın yaratıklarının en hayırlısı olan Muhammed’in (Sallal1ahü aleyhi ve sellem) bütün al ve ashabının üzerine olsun!
Bu mektub, yüce mutluluk ve şeref sahibi Kamışlı hakimine, layık ihtiramlarmın sunmasıyla size dua edip, ahvalinizden sual ettikten sonral duacınız (ben) ilim cemati halkından, tarikatın evladından ve din reislerinden birisiyim. Cami ve medreseden çıkmıyorum. Eskidenberi lüzumsuz olarak mahkemelere gitmek adetlerimiz değildir .Müddet-i hayatımda, ne kimseye şehid ne de kimseyi şikayet etmiş, ne de beni sikavet etmistir. Bunu kendime bir iftihar veya böbürlenme tarzıyla değil, belki serefli ilme hürmeten olmuştur. Şirndi mahkemede bulunmam için celb geldi. Do1ayısiyle bana bedel olarak bu mektubu size yazdım. Kabulü için, tekrarla rica olunur. Müslümanların imamı olup vakit namaz kıldırdığımdan gelmeye imkanırn yoktur. Zaten jandarma erleri ile yazılı olarak gönderdiğim ifadem sizdedir. İşte ikinci defa size söyliyeyim: Şahidlik ederim ki, gerçekten Hacı İbrahim ile arap Muhlif adlı adam bir gece bizde yatın ertesi gün, öğle namazından sonra gittiler. Hangisi evvel gittiğini bilmiyorum, iki gün sonra suda boğulduğunu halkın ağzından duydum. Bundan başka da bilmiyorum. Yüksek hürmetlerimin kabulünü buyurun.! Ağustos 16.
Yüzotuzikinci Mektub
Midyat’a bağlı Derizbin köyünden Molla Abdülvahhab’a, Allah için birbirlerini sevmekten daha ala bir şey olmadığı, ondan da¬ha yakın bir neseb olmadığı, Allah, kendi sevgisini insanlara farzü’l-ayn kıldığı, muhabbetine kavuşmanın en yakın yolu, Nah¬şibendiye tarikatı olduğu ve muhabbetin temelinin beyanı, sa¬lik, mürşidinden uzaklığın kendisinden feyz almasına engel ol¬madığı, amellerle meşgul olması ve adı geçene emrettiği şey¬lerin yapmasına dair emri ve bu konu ile ilgili mesele hakkındadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM
Hamd, o Allah’a olsun ki, muhabbetini kendisine ulaşan yolların en yakını eyledi. Salat ü selam mahbubiyet (segililik) kamaıyla müşer¬ref olan efendimiz Muhammed’in, (Sallallahü aleyhi ve sellem) tebaiyye¬tin’e nail olan al ve ashabının üzerine olsun!
Sonra bu mektub, nefsani hevasına ve arzunun şerlerine dalmış kimseden, Allah için kardeşi ve dostu Molla Abdülvehhab’adır. Allah, onu katına makbul olanlardan eylesin. Ondan bu Nakşibendiye taifesine karşı olan muhabbetinizin kokusu duyulan mektubunuz ona (ba¬na) ulaştı. İçindekilerini anlayınca, gayet sevindi. Çünkü Allah için bir¬birini sevmekten daha üstün bir şey yoktur. Nitekim bu mes’ele hakkın¬da efendilerin efendisinden, (onun, Al’inin ashabının üzerine salavat¬tir. Nitekim İbnü’l-Ferid (Allah’ın aşıkı) da bir beytinde:
«Sevgilim ile aranıızdaki aşk yolu ile olan yakınlık, neseb itibariyle anne ve babamdan bana olan yakınlıktan daha yakındır.»
buyurur.
Ey kardeş! Fıkıh kitablarının beyanına göre, şübhesiz yüce Allah, marifetini (bilinmesini) kullarının üzerine vacib eyledi ve bu büyük bir nimettir. Allah, bunu (bilinmesini,tanınmasına) herkesin üzerine farz kılmıştır. Öyle ise, akıllı kimse, bunun tahsiline çalışması lazımdır. Mu¬habbetin tahsili için ehlullahlar birçok üslüblar kurmuşlardır. 0 yolların en yakını, Nakşibendiyye tarikatıdır. Çünkü esas, iki ana temel üzere¬dir: Biri sünnet-i seniyye (Peygamberin (Sallallahü aleyhi ve sellem) yo¬lunu takib etmek ile Allah ve Resülü onlardan razı olmayan ,bid’atlar¬ dan korumak, diğeri salik kendisine uyduğu mürşidini sevmektir. Işte bu iki temele çalışmak lazımdır. Yani mümkün olduğu kadar şeriatın azimet olan ahkamıyla amel edip, ruhsatlarla amel etmeyi terk etmesi ve bid’atları biç yapmamasıdır. Zira bid’at, hakikatte sapıklıktır. Çünkü yüce Allah’a giden yol, peygamberin (Sallallahü aleyhi ve sellem) yolunu takip etmektir. Bu tarikat ve tarikatın halkını sevmek. Allahü tealnın yaptığı ihsandan sayılması gerekir. Zahiren bu tarikat ehlinden uzak¬laşma, kendilerinden feyz almaktan ve onların yaptıkları amellerle meşgul olmaktan alıkoymaz. Lakin bu tarikatın gaye ve meyvesi belirmek için, tarikat ehline kavuşma ve birleşme hasıl olsa, manevi ilerleme için daha aladır. Zaman da buna manidir. Öyle ise, iş yüce Allah’a havale edilmelidir. Allah, irade eylediği vakitte mülakatımız hasıl oluncaya kadar, daha evvel size söylediğimiz taat ve amelleri yapman lazımdır.
Size selam edip, matlubunuzun hasıl olmasına dua ederek, duanızı taleb ederiz. Yanınızda bulunan dostlara da selam ederiz. Allah, efendimiz Muhammed’in, (Sallallahü aleyhi ve sellem) bütün al ve ashabının üzerine salat ü selam eylesin!
Yüzotuzüçüncü Mektub
Hirbe kavir köyünden Molla Halil’e, gördüğü rüyasının tefsiri, rüyada Peygamber’i (Sallallahü aleyhi ve sellem) görmek, doğ¬ru olmakla beraber, bir şey’i yapmasına emrederse de, yapıl¬ması gerekmediği hakkındadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM
Kainatta hiç bir şey yok ki, onu hamd ile tesbih etmesin. Salat selam Allah’ın yarattıklarının en hayırlısı efendimiz Muhammed’in (Sallallahü aleyhi ve sellem) al ve ashabının üzerine olsun. Molla Halil’e Selam ederiz. Allah, onu sevdiği ve razı olduğu şeylere muvaffak eylesin. Kendisine dua eder, onu duadan unutmayız.
Rüyada görülen şeylerle amel edilmesi vacib değildir. Hatta Peygamberi (Sallallahü aleyhi ve sellem) rüyada görmek doğru olduğu halde, rüyada bir kimseye bir şey’i yapmasını emrederse de, onunla amel edilmesi vacib değildir.
Fakat gördüğün bu rüyanda, sende manevi bir kabiliyet olup tehir ve gevşeklik etmeden tasavvufa çalışmana dair bir işarettir.
Allah efendimiz Muhammed’in (Sallallahü aleyhi ve sellem) al ashabının üzerine salat ü selam eylesin.
Yüzotuzdördüncü Mektub
Deyrezrlu Muhammed Said ile Hacı Hayreddin’e, nefsin Allah yolundaki cimriliği, kişi kulların haklarını elde etmesinde acele etmesi, hak sübhanehü ve tealanın rızasını tahsil etmesi için çalışması gerektiği, dünyanın çirkinliği, dünya ehli, dünya işle¬riyle mübtela oldukları, her fenalığa başı dünyanın sevgisi ol¬duğu, akıllı kimse, zühd ettiği (dince yasak olan şeylerden sa¬kınıp vaktini ibadetle geçirmesi), dünyanııı manen terk edilme¬si, dünyanın terk edilmesinin beyanı, onu bu şekilde terk et¬meyen kimse, münafık hükmünde olduğu ve başka meseleler hakkındadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM
Hamd alemin rabbine olsun. Salat ü selam, Allah’ın yaratıklarının en hayırlısı olan Muhammed’in, (Sallallahü aleyhi ve sellem) al ve asha¬bının üzerine olsun!
Sonra bizden, şerefli iki öz kardeşler: Muhammed Said ile Hacı Ha¬yır’a selam olsun! Allah onları dünya ve ahiret belalarından korusun, amin, amin! Bir çok faziletli vakitlerce, bizden her ikinize, ev halkınıza, evladınıza, sizlere dualar vaki olur. İnşaallah devamlı olarak da size dua ederiz. Sıhhat ve selamet bakımından durumlarınızdan sorarız.
Muhammed Said! Bize ve bu Nakşibendiye taifesine (Allah yüce sırlarını kutlasın) karşı olan muhabbetinize delalet eden üç metktubunuz bize geldiler. Ahvalimizden soracak olursanız, Allah’a hamd ve minnet olsun. Bizler selamette olup, en güzel bir yaşantıdayız. Asla ve asla, bi¬zim için düşünmeyin. İkinci mektubunuz Hazna’ya geldiği vakit, ben Tel¬Ma’rüf köyünde idim. Şimdilik Hükümetin izniyle kurban bayramı için Hızna köyündeyiz.
Muhammed Ma’sum, Alaeddin, İzzeddin, ev halkımız, büyük ve küçükler, amcanız El-Hac Muhammed Emin, çocukları: Muhammed Said, Necmeddin ile ev halkları, bütün alimler, mürid ve sofular size selam ve dua edip ahvalinizden sorarlar. Kalben değil, bedenen sizden ayrılış¬larından başka hiç bir keder ve üzüntüleri yoktur. Ev halkınızın büyük ve küçüklerine selam ederler. Bizim taraftan asla düşünceniz olmasın! Alemin Rabbine hamd olsun! Bizler Allah’ın deniz gibi nimetinde gark olmuşuz.
Şeyh Feyzullah’a selam edip pederine dua ediyoruz. Abdürrezzak’a selam edip ona da çok dua ederiz. Şeyh Hüseyin’e, Ramazan efendiye, Şeyh Abdülvehhab’a, Cafer efendiye, Şeyh Abdullah’a, kardeşi Şeyh Ömer’e, Şeyh Veysi’ye ve Molla Ahmed’e selam ederiz. Oğlunuz Ahmed ile, kardeşlerinin gözlerinden öperiz. Hepsine dua eder, sıhhat ve selâ¬metlerinden sorarız.
Ey kardeş! Nefis, bizâtihi tâat ve ibâdet yapmakta cimridir. Salta¬natı yüce olan Allah’ın ilâhi ahkâmını imtisal etmekten kaçar. Ha1buki o ahkâm1arı memnuniyetle eda etmek lâzımdır. Keza, nefsiıı hevasına tabi olmayıp ibadetlerin edâsında tembellik etmemek, kulların haklarını edâ ederek tâ ki, zimmetinde hiç kimsenin hakkı ka]mayıncaya kadar çalış¬mak lâzımdır. Zira bu dünyada hak edâ, edilmesi kolaydır. Hak sahibine karşı yumuşak davranmakla, yaltaklanmakla da edâsı mümkündür. Ahi¬retde ise, edâsı müşküldür, çâresi yoktur. Akıllı kimse odur ki, bu sayısı az olan dünya hayatının günlerini Allah sübhanehü teâlanın razı olduğu işlerde sarfetmesi lâyıktır. Kulun mevlâsı (Allah), onun fiillerinden razı olmayınca, hayatın da ne gibi bir neşesi ve tadı olabilir Dünya ger¬çekten altın kaplamalı bir nesâset, şeker ile kaplanmış bir zehire ben¬zer. Görünüşte tatlı, fakat hakikatta hiç olgun değildir. Onun tatlılığı¬na ve tazeliğine bakan ve düşünen kimse, kendisinden olacağı hisse, ebedi pişmanlıktır. Gerçekten dünyanın sevgisi, her türlü günahın ba¬şıdır. Allah sübhânehü ve teâla bizi ve sizi sevgisinden ve ehlinin soh¬betinden muhafaza etmesi için ona sığınıyoruz. Ahiret işlerini tehir edenler helâk olmuşlardır. Evet bugün âhiret işleriyle meşgul olmak için önemli dünya işlerinin yarma te’hir edilmesi cidden güzel sayılmaktadır.
Ey kardeş! Dünya ehli ve zenginler büyük bir belâya çarptırılmış¬lardır. Çünkü dünya, Hak tealanın ondan hoşlanmadığı bir şeydir. Amma mezkfâr kişilerin nazarında da şüphesiz o kadar bezenmiş ki, onun açık zinetiyle aldanmışlardır. Alimler demişler ki, bir kimse, malını zamanın en akıllı kişilerine vasiyet ederse, öldükten sonra, malı zâhidlere veri¬lecektir. Zira onlar, olgun olan akılları sayesinde tamamen dünyadan yüz çevirmişlerdir. Demek ki âhirete talib olan kimse, kalbinde dünya sev¬gisini tetik etmesi lâzımdır. Hele bu zamanda dünya sevgisinin terki güç olduğu için hiç olmazsa, mânen onu terk etmek lâyıktır. Mânen terki, salik, dini işlerde Darlak şeriatın hükmüne göre amelde olgun olmasın¬dan, yemek içmekte, elbise giymesinde, kendine mesken edecek binalarda, şeriatın çercevesinden dışarı çıkmayı caiz kılmasından ibarettir. Kendisine şeriat ahkâmiyle tezyin hâsıl o1duğunda, şübhesiz kendisine, bu dünyanın görünen aldatıcı güzelliğinden kurtuluş hâsıl olur. Kendisi¬ne bu kısım dünyanın terki hasıl olmayan kimse ise, konumuz dışı olup münâfıktır. Mevcut olan suri imanı, âhiret gününde ona menfaat vermez. Onun bu şeklen imanı kendisine fâidesi, ancak dünyada kanını, malını müslümanların savaşından kurtarır.
İkinci mektubunuz, 14 Zilhicce ayının eyyamü’t-teşrikin sonunda (kur¬ban bayramının dördüncü günü) salı günü bize ulaştı.
Yüzotuzbeşinci Mektub
Çeçen İzzet bey’e, naib savcı olmaması kendisi için daha iyi ol¬duğu ve bu dünyevi rütbeler yararlı olsa da, başkasına menfa¬at verip sahibi ise, kendini başkaları için helak ettiği ve başka konular hakkındadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM
Halis dost olan Muhammed İzzet Bey’e, Allah, onu nimetlerle be¬zeyip sıkıntılardan korusun! Sıhhatımızdan sual edip selim ile size dua eder, Allah’ın rızası olan şeylere muvaffaikıyetinizi dileriz.
Bize olan sevgi ve ihlasınız, matlübumuz olduğu üzere, durumumuza önem verdiğinize delalet eden mektubumuz bize ulaştı. Gerçekten, de¬irmende sekiz bin lira kadar hasar oldu. Zararın iadesi Allah’a havaledir.
Çocuklar: Alaeddin ve tzzeddin bir aydan beri, hava değişimi için Halebe yakın olan Erbain denilen yere gitmişlerdir. Çünkü oranın havası iyi ve Izzeddin’in bir nevi zafiyeti vardır. Bayramdan sonra, maşallah eve dö¬neceklerdir. Diğerleri: Muhammed Ma’surn, El-Hac Emin ve Muhammed size selam ederler.
Meselenize gelince, eğer maneviyattan malümatınız olsaydı, kendi¬nize tasavvuf yolunu seçecektiniz. Zira bu dünya rutbelerin sahibleri, baş¬kalarına menfaat sağlasa da kendini harcıyorlar. Allahü teala ise, biri¬miz kendi hastamızı zararlı şeylerden koruyorsak, o kadar dostunu koru¬yor. Bizimle danıştığımızda birinci fikir arzümuz idi. Sizin için ona karar vermiştik. İkincisi ise, belediye başkanlığı görev ise, halkın ısrarlan üzerine talebte bulunduğunuz için evet dedik. Daha çok selametinize şükrediniz. Çoktan beri bize gelmediniz. Tarafınızda bulunan dostlara selamımızı iletiniz. Devamlı olarak hoşça kalın. 4 Şevval 1366 H.
YüzotuzaltıncıMektub
Deyrezorlu Muhammed Said’e, rızkın celbi niyetiyle değil, ken¬disi Kur’an-ı kerimden El-Vakıa süresi ile Delailü’l-Hayrat ki¬tabını okumasını kendi reyine bırakması üstadın şekli ha¬yaline gelmezse de, akşam namazı ile yatsı namazı arasında ra¬bıtaya devam etmesi, seher vakitlerinde estağfirullah zikrini yapması, istiğfar kelimesi ve adedinin beyanı ve buna benzer şeyler hakkındadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM
Teşbihten münezzeh olan Allah’a hamd olsun. Salat ü selam kıya¬met gününe kadar bizi küfür karanlığından çıkarıp aydınlatan, sapıklık¬tan doğru yola hidayet edene Muhammed’in (Sallallahü aleyhi ve sellem) al ve ashabının üzerine olsun!
Senaların kafileleri ile çok selamları size hediye edip, size evladı¬nıza dua ederiz. Bizi seven ve sevilen El-Hacı Hayır’a da keza... Sonra şu arz edilir ki: Bir takım sorulan kapsayan iki yazınız bize ulaştı.
Çocuğunuza bu ismi (Ahmed) koyduğuna güzel ettin. Ona mübarek olsun. Bazı alimler demişler ki: Bence, Ahmed kelimesi Muhammed keli¬mesinden daha sevimlidir. Çünkü telaffuzda Muhammed kelimesinde yanlışlık vaki olup Ahmed kelimesinde vaki olmaz. Çocuğunuza uzun ömür salih amel vermesini Allah’tan rica ederiz.
Vakıa süresini okumak için sana izin verilmiştir. Fakat onu rızkını celbi maksadıyla değil, belki okıımasıyla emir olunduğun ve okuması sünnet olduğu niyyetiyle oku! Delaiü’l-Hayrat kitabının okunmasına ge¬linee, onda serbestsin. İster oku, ister okuma! Çünkü ona bedel olarak her gün yüz defa salavat okumanızı emrettik. Fakat vird ve zikirler ma¬nevi ilerlemen için daha yararlıdır. Rabıta ise, üstadın şekli hayaline gelmese de, akşam namazı ile yatsı namazı arasındaki vakitte rabı¬taya devam et! Hayali Rabıta her vakitte sevilir. Seher vaktinde istiğ¬far zikrinln okunması hakkında, Kur’an-ı kerim ve hadis-i şerifte emir varid olduğundan okumasını kaçırma. Okuduğun zaman Allahım! Bizi bağışla» duasıyla yetmiş defa oku.
İkinci Mektubunıız, Saferü’l-Hayr ayının ortasında, birincisi ise, Muharremü’l-Haram ayının sonunda bize ulaştı. Size, Hacı Hayır’a, Molla Ali, Hacı Selim’e, Molla Alımed’e, Seyyid Abdurrahman El-Hazırı haz¬retine, annenize, bütün ev halkınıza, dostların hepsine selam ederiz. Size ve onlara dua eder, hepsinden dua dileriz. Mektublarınızda bahsettiğiniz kimselerin hepsi size selam ve dua eder, duanızı dilerler. Bilhassa Mu¬hammed Ma’sum, Alaeddin, İzzeddin. Muhammed Said ve pederi ile kar¬deşleri, Molla İbrahim, Molla Reşid oğlu, Molla Muhammed, Molla Cuma da ....... Ev halkımız da ev halkınıza selam ederler. Bu mektubun için¬de yazılı iki adet korkuluk kağıtları vardır. Küçüğü çocuk için, büyüğü ise, annesi içindir.
Seyyid Abdurrahman’a, Allah’ı ve Resülü (Sallallahü aleyhi ve sellem) sevmeyi, şeriata tabi olup, evliya ve ulemanın sohbetlerinden ay¬rılmamasını, diğer ülkelere nazaran El-Ceziremizde daha çok bulunan fi¬sık, eşkiya, fitne, fesad, teşvikçi cemattan uzak olmasını tavsiye ede¬rim.
Bu mektubun yazısı bittikten sonra, üçüncü mektubunuz da gelip onda diğerlerinden fazla tafsi1at vardır. Allah’a hamdolsun! Hepimiz, ev¬lad ve tabiler se1ametteyiz.
Allah, efendimiz Muhammed’in (Sa1lallahü aleyhi ve sellem) al ve ashabının üzerine salat ve selam eylesin. 20 Safer ayı.
Yüzotuzyedinci Mektub
Halifesi ve üstad-ı azamın (Kuddise sirruh) torunu Muhammed Ma’şuk’a kendisine hasıl olan mülakat iştiyakını belirtınesi, eş¬yaların huslü, vakitlerin rehineleri oldukları ile, onu teselli et¬mesi, gördüğü rüyanın tabiri ve daha başka mes’eleler hakkındadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM
Kainatta hic bir şey yok ki, onu hamd ile tesbih etmesin. Salat ü se¬lam, Allah’ın yarattıklarının en hayırlısı olan Muhammed’in, (Sallallahü aleyhi ve sellem) al ve ashahının üzerine olsun!
Bundan sonra bu mektub, garib, zelil, uzak ve dergahınızın lütfuna muhtaç olan kimseden gözünün nuru kalbinin meyvesinedir.
İltifatınızdan ve o tarafta bulunanların sıhhat ve selametlerinden ha¬ber verici mektubunuz ona (bana) ulastı. Buna karşı Allah’a hamd ve şükür edip gayet sevindi. Yüzünü ayakkabınızın altındaki tozu ile mesh eder, panzehire benzeyen atlarınızın nalının tozunu gözüne sürme gibi çeker. Ayrılık zamanı uzadı. Size kavuşmak iştiyakının ateşi alevlendi, engeller onu (beni) kavusmaktan men etmistir. Mektupta, bu fakire zikrettiğin şeylere gelince, eşyalar vakitlerin rehin eşi oldukları bilinmelidir. Hasıl olmalanın tehirinde bir hikmet olması umulur. Her ikimizin de sabretmemiz lazımdır. Allah’ın emirlerini muhafaza etmek önemlilerin en önemlisindendir.
Gördüğün rüyanın tabiri ise, buyurduğun gibidir. Emellerin kabesi¬ne benzeyenin (Kuddise sirruh) katında Hazret’in (Kuddise sirruh) türbesi nezdinde bu fakire istimdat etmeniz rica olunur. Daha başka size bir şeylerin yazılması mümkün olmadı. Tarikata ait kitabların ve sadat¬ların (Kuddise sirruhüm) kitablarının mütalası cidden yararlıdır.
Yüzotuzsekizinci Mektub
Üstad-ı azamın (Kuddise sirruh) torunu, Şeyh Muhammed Ma’¬sum’a, kendisinden dua taleb etmesi ve oğlu Muhammed Ma’¬şuk’u yanına göndermesi için, onu teşvik etmesinin ricası, anne ve baba çocuklarına dünyayı kazanmaktaıı daha ziyade ahi¬reti kazanmak için çahşmalarının gerektiği ve başka şeyler hakkınndadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM
Kainatta hiç bir şey yok ki, onu hamd ile tesbih. etmesin. Salat üselam, efendimiz Muhammed’iıı (Sallallahüi aleyhi ve sellem) al ve as¬habının üzerine olsun!
Bundan sonra bu mektuıb, fakir, garib, ayrılık dağı ve oklarıyla ya¬ralanan, mevlası hakkında kusurunu itiraf eden, kendisine iltifat edilmesine layık olan kimseden, efendisi ve belinin kuvveti ve kendisiyle iftihar eden üstadı azam’ın (Kuddise sirruh) torunu Muhammed Masum’adır. Allah, onu temennilerine ulaştırsın.
Mezkür fakir sağ elimizi öpmekle teberrük ederek panzehire ben¬zer ayakakabınızın tozunu gözüne sürme gibi çekip, faziletinden dolayı bu fakiri hatırınıza getirmenızı rica eder. Kendisi o makama ehil olmayıp bin ınerhale mesafe kadar, ıızakdır. Fakat sizler, o makama ehilsiniz, rabbani gayret ve namus sahibisiniz. Allah, kendisine rızanızdan ve o yüce kapı eşiğini muhabbetinden bir hardal tanesi kadar, rızık verene rnutluluklar olsun!
Sonra yüce huzuruna arz edilir ki Gerçekten oğlun Maşuk da bu yüce tarikat için tam bir kabiliyet ve liyakatı vardır. Nitekim bunu ben¬den daha iyi bilirsiniz. Bu fakir, onun bu kabiliyeti sadatııı (Kuddise sir¬ruhum) himmetiyle tam bir lütuf ve genel olan keremiyle kendine min¬net ederek kuvvetten fiiliyata çıkarmasını Allah sübhahehü tealadan ri¬ca eder. Öyle ise, buraya gelmesi için kendisinde bir gevşeklik gördüğü¬nüz vakit, onu davarlarınızın, atlarınızın ahırına (bizim köye) gelme¬si için teşvik etmeniz rica olunur. Çünkü Hazret (Allah bizi ve sizi onun sırlarıyla kutlasın) buyurdular ki: «Anne ve baba, çocuklarının dünya işlerinden daha ziyade, ahiret işlerini tamir etmeleri için, çalışmaları la¬zımdır. Zira yalnız dünya işlerini yapmanın menfaati, ahirette yoktur. Yalnız dünya ile ilgilenmek, zarardan başka fayda vermez. Meta (eşya¬sı) azdır. Onunla mübtela olan kimse zelildir.»
Seyda zadelerin hepsinin ellerinden öper, kendilerinden ve ev hal¬kından dualarını dilerim. Bu taraftakilerin hepsi de dua edip sizden dua taleb ederler. Allah, Muhammed’in (Sallallahü aleyhi ve sellem) ad ve ashabının üzerine salat ü selam eylesin.
Yüzotuzdokuzuncu Mektub
Deyrezorlu Muhammed Said’e, Allahu teala ile Resülünü sev¬meye, şeriat ile tarikat sadatının yolunu takib edip, onları da sevmeye Allah’ın kullarına, hatta hayvanlara karşı da şefkatli olmasına dair tavsiyesi, ömrünü aziz ve yüce Allah’ın ibade¬tinde sarf etmesi ile diğer meseleler lıakkındadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM
Kainatta hiç bir şey yok onu hamd ile tesbih etmesin. Salat ü se¬lam, Allah’ın yaratıklarının en hayırlısı olan Muhammed’in (Sallallahü aleyhi ve sellem) al ve ashabının üzerine olsun!
Sonra bu mektub, ilim ve tarikat hizmetçisinden, doğru dostumuz İbrahim El-Latif Oğlu Muhammed Said’edir. Size selam edip, ahvaliniz¬den sorarak size dua ettikten sonra, şu denilir ki, sizi salih kişilerin yaptık1arı dualarından unutmayız. Eğer bizden soracak olursanız, şim¬dilik Hazna köyündeyiz. Sizin buraya gelmenize dair talebimiz ise, hiç bir dünyevi gaye veya herhangi bir iş için değildir. Belki iki sen’eden beri sizi görmediğimizden dolayı, sizi özlemişiz. İşte bunun için mümkün ise gelin dedik. Fakat şimdi anladık ki, gelmeye imkanınız yoktur. (Cenabı¬ Hak da Kur’an-ı kerimde): Sonra size, Allah’ı (üzerine senaların efdali, selamların kamili olsun)
Allah’ın Resulünü sevmek, parlak şeriatın ve Nakşibendiye sadatının (Kuddise sirruhüm) izlerinde bıılunmak ve onları sevmekle tavsiye ede¬rim. Bilhassa Allahü tealanın bütün kullarına, hatta hayvanlara da şef¬kat ve merhamet edilmesi de onların adabındandır.
Ey kardeş! Ömrün en şerefi devresi (gençlik zamanı) nefsin arzularından geçip, ömrün en rezil devresi (ihtiyar1ık devri) elde kalmıştır. Elde kalan miktarı, Allah’ın rızasında sarfetmezsek, yarın kıyamet gü¬nünde hangi yüz ile Allah’a kavuşacak ve kendimizi kurtarmak için, han¬gi bir delil ile temessük edeceğiz
Hacı Hayır ile bütün dostlara selam edip, hepsinin dualarını dile¬riz. Allah, efendimiz Muhammed’in, (Sallallahü aleyhi ve sellem) al ve ashabının üzerine salat ü selam eylesin! Şevval 15.
Yüzkırkıncı Mektub
Deyrezorlu Muhammed Said’e, kendisine gönderdiği mektublarının sorduğu sorularının ve gördüğü rüyanın tabiri ile buna
benzer ıneseleler hakkındadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM
Kainatta hiç bir şey yok ki, onu hamd ile tesbih etmesin. Salat ü selam, Allah’ın yarattıklarının en hayırlısı olan Muhammed’in, (Sallalla¬hü aleyhi va sellem) bütün al ve ashabının üzerine olsun!
Bu mektub, doğru, halis dostumuz, övülen ahlak sahibi, muhterem İbrahim Latif oğlu Muhammed Said’edir. Size selam ve dua edip bütün ahvalinizden sorar, Hacı Hayır’a, ayrı ayrı olarak da dostlara selam et¬tikten sonra, şu arz edilir ki, gönderdiğin beş mektübların hepsi bize ulaşmıştır. İçlerinde yazılan rüyaları ve maksadları anladık. Yirmi gün¬den beri, sana uzun ve mufassal bir mektub gönderdik. Onda rüyaların tabirlerini, sorulan soruların cevabları beyan edilmiştir. Zarfın içine biri emziren hanımınıza, diğeri çocuğunuza ait iki adet yazılı korkuluk koy¬duk. Size ulaşıp ulaşmadığını bu mektubunda beyan etmediniz.
Gördüğün iki rüyaların tabirleri şudur: Hurma salkımı, sana, tara¬fımızdan Nakşibendiye nisbeti ulaşacağına delalet eder. Peygamberi (Sal¬lallahü aleyhi ve sellem) görmek daha büyük bir nimettir.
Muhammed Masum, Alaeddin, İzzeddin ve Muhammed Said, size selam ve dua edip duanızı dilerler. Hacı Muhammed Emin bütün ule¬ma, talebeler ve müridler size selam edip duanızı taleb ederler.
Allah, efendimiz Muhammed’in, (Sallallahü aleyhi ve sellem) al ve ashabının üzerine salat ü selam eylesin! R.ebiülevvel 21
|
|
|
Mektubati Şeyh Ahmed El-Haznevi 15.Bölüm |
|
Yazar: RasitTunca - 08-21-2020, 10:05 PM - Forum: Mektubatlar
- Yorum Yok
|
 |
Mektubati Şeyh Ahmed El-Haznevi 141-142-143-144-145-146-147-148-149-150. Mektuplar
Yüzkırkbirinci Mektub
Bazı tabilerine, birisi zevcesini kasdederek, «falanın kızı falanın
her üç telaki benden gitmiş olsun.» dediği sözleri talakın ki¬nayesi olduğu ve bu sözlerin arapça tercümesi, boşanmada, ki¬naye olan kelimelerin şöhreti, talakın sarılı olan kısmın hükmüne geçirmediği hakkındadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM
Birisi kendi mahalli lisaniyle zevcesine «falanın kızı falanın üç talaki benden gitmiş olsun» mealinde dediği sözleri, talakın sahihi, yoksa kinayesi midir Kinaye kısmında ise, kendisi böyle söylediğine dair iç¬tiği yemininde musaddak mı (doğrulanır mı) yoksa doğrulanılmaz mı diye soruldu.
Cevab: Gitmek ve ondan türeyen talaka isnad edilmesi, kullanılması talakın kinayesi olur. Gerçi bu vakıalarda meşhur olup halk tarafından çok söylense de, sarih talak olmaz. Cümlede, ister talak kelimesi bulun¬sun veya bulunmasın, talak kelimesinden başka bir kelimenin talak için meşhur olması, onu kinaye hükmünden çıkarıp, sarih talak hükmüne ge¬çirmez. Adamın söylediği mezkür sözlerinin arapça tercümesinin meali şudur: Üç talakın gitmiş olsun. Bu söz, talakın kinayesi olduğunu Fet¬hül-Muin adlı kitab açıkça belirtmektedir. Çünkü talakın gitti mealinde¬ ki cümleyi kinaye kısmından saymıştır. İbni Hacer de El-Fetava kitabın¬da böyle demiş hatta bunu, en zaif kinayeden saymıştır.
Çok alim olan bu iki zat, bu sözleri kinaye olarak kabul eyledikleri sabit olunca, bahs edilen adam, talaka niyeti olmadığına dair edeceği ye¬miniyle musaddaklar doğrulanır. Demek ki adamın zevcesi kendisin¬den boşanmamıştır. Şu da ilave edilir ki, adam, arapça hecelerinden üçüncü harfi olan (te) ile telaffuz eylediği için, söylediği sözleri talakın sarih kısmından değildir. Allah daha iyi bilir. Lakin, adam bunu söyler¬ken, yanında bulunan şahitleri de dinlemek lazımdır ki, verdiği bu ifadesi şahidlerin dediklerine muvafık olup olmadığı anlaşılsın!
Yüzkırkikinci Mektub
Halep’de mukim dostu El-Hac Molla Hafci’ye. Amcasının vefa¬tı dolayısiyle taziyesi, ölüm hazırlığı her mükellefin (Allah’ın emir ve nehiyleriyle yükümlü olanın) üzerine vacib olduğu Kul, Hak sübhanehü ve tealanın fiiline razı olmasının, ölümden ibret alıp müttaiz (vaazlanması)nın, Ahiret zahiresini hazırlamasının ölüye dua ve sadaka yapılmaktan unutulmamasının gerektiği hakkındadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM
Yaptığı işlerden sorumlu olmayan Allah’a hamd olsun. Salat ü se¬lam, Aleme rahmet için, Peygamber olarak gönderilen efendimiz Mu¬hammed’in (Sallallahü aleyhi ve sellem) dinin temellerini takviye eden Al ve ashabının üzerine olsun!
Besmele, hamd ve salavattan sonra, şu denir ki, Bu mektub, ilim ve tarikat hizmetçisi olan Ahmed’den, Allah için kardeşi ve dostu muh¬terem El-Hac El-Haremeyn Seyyid El-Hac Mahfuz’adır. Allah, onu bela¬lardan koruyup sevdiği ve razı olduğu işlere muvaffak eylesin. Dehşetli musibetinizin haberi, bize ulaştı. «Biz Allah’ın kullarıyız ve gerçekten ona döneceğiz.» diye varid olan duada bulunduk ve yüce Allah’tan sizlere sabır ve büyük ecir diledik.
Ey kardeş, şübhesiz ölüm musibetlerin en büyüğüdür. Ondan gafil olmak, ondan daha büyük bir musibettir. Öyle ise, ona, fıkıh Alimlerinin kitablarının cenaze bahsinde yazdıkları üzere hazırlık yapması, her mü¬kellef olan kimsenin üzerine vacibdir. Bilhassa, insan kendi hasımları ve onunla alış veriş yaptığı kimse ile helallaşması gerekir.
Rahmetli Hacı Abdullah’ın vefatının musibeti, ciddeıı çok şiddetli ve tahammülü zor ise de, lakin kul, Hakk sübhanehü tealanın yaptığına razı olması zorunludur. Çünkü bizler dünyada ebedi kalmak için yaratılma¬dık. BeIki, Allah yolunda çalışına için yaratıldık. Dolayısiyle çabalama¬mız layıktır. Hele ölüm, ölen kimse için musibet değil, belki kendi dostu olan aziz ve yüce Allah’ın huzuruna çıkması vardır ki, acaba Allah ona ne gibi bir muamelede bulunur
Ey kardeş! Ölümden bizim alacağımız hisse, ondan ibret almaktır. Ölümden ibret alıp ondan kendine bir ders alan, onda, herkesin gi¬deceği bir yol olup da kimse ondan kurtulamıyacağını bilerek, evliyaları sevmeyi, Allah’ın emir ve nehiylerine imtisal etmeyi rahatına sebeb eden kimseye ne mutlu, ne mutlu ölümden ibret almayan kimse, zararlıdır.
Allah’ın rahmetiııe nail olunanın bizdeki nasibi ise, kendisine mağ¬firet dilemektir. Allahım, onu (ölüyii) bağışlayıp ona rahmet eyle!
İbni Abbas’dan (Allah ondan ve babasından. razı olsun) merfu ola¬rak rivayet edildi: «Ölü, suda boğulmak üzere olan biri gibidir. Babasındaıı, anasından, kardeşinden gelecek bir duayı beklemektedir. Ona bir dua gelince, nezdinde dünya ve dünyadaki şeylerden daha sevimlidir.»
Rahmetli Hacı Abdullah, amcanız olduğundan, size yaptığı iyiliğe karşı, kendisine ihsan olarak ona dua edip, zaman zaman ruhu için sa¬daka vermeniz, onu unutmayıp ölümünden ibret alarak ölümünüzii de hatırlamanız, külliyetinle Hakk sübhanehü tealanın razı olduğu şeylere yönelmeniz, dünya hayatını gururun sermayesinden başka bir şey say¬mamanız gerekir.
Yüzkırküçüncü Mektub
Molla Zeyneddin’e, gönderdigi mektübun cevabı, beşbin defa
zikr-i Celal (Allah) kelimesini çekmesi için, Molla Reşid’e izin vermesi, mümkün olduğu kadar rabıta ile meşgul olması ve baş¬ka meseleler hakkındadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM
Kainatta hiç bir şey yok ki, onu hamd ile tesbih etmesin. Salat ü
selam, Allah’ın yarattıklarının en hayırlısı olan efendimiz Muhammed’in, (Sallallahü aleyhi ve sellem) al ve ashabının üzerine olsun!
Hamd, salat ve selamdan sonra, bu mektub, yüce kapı eşiğinin hizmetçisinden, Allah için kardeş ve dostu, övülür, güzel ahlak sahibi Molla Zeyneddin’edir. Dünya ve ahirette Allah’a manevi yaklaşması art¬sın. Kendisiyle ev halkı selamette bulunsun!
Hizmetçi (ben) seni kafileleri ile en çok selamları size hediye eder, en mübarek vakitlerde size dua edip, inciler gibi duanızı diler.
Sonra arz edilir ki, rrıektubunuz kendisine (bana) ulaştı. Dolayısiyle gayet sevindi. Onda Deyrezor’a gideceğinizi yazıyorsunuz. Sizi başarıp, seferinizi matlüblarınıza kavuşmanıza sebeb olmasını aziz ve yüce Allah’ tan rica ederiz. Yine mektubda, bu fakir, Molla Reşid’e evrâd ve tarikat âdâbından bir şeyler gönderilmesi talebinde bulundun. Her gün evrâdın en azı olan, beşbin def’a zi’kr-i Celâl (Allah) kelimesini vird olarak çek¬mesine ve mümkün olduğu kadar rabıta ile meşgul olması için, kendi¬sine izin verdik. Diğıer talimatın telkini kendisiyle mülâkat edeceğimiz zamana kalsın!
El-Hacc Muhammed Emin, Muhammed Ma’sum, Muhammed Said, Alaeddin, İzzeddin, Necmeddin, size dua edip duanızı dilerler. Hazır olan¬lar: Molla İbrahim, Molla Muhammed, Molla Ahmed, Molla Salih, Mu¬hâcir Molla Abdurrahman, Molla Halil ve Muhammed Latif, selâm edip duanızı diler, selâmette olmanız için Allah’tan rica ederler. - Kermetli Molla Abdülmecid ve Molla Süleyman da keza.. Muhammed Said oğlu İbrahim’e selâmımızı tebliğ edin! Kendisine dua ediyoruz. Şimdilik bizler sürgün olarak ovada olduğumuzu ve bizden mektüularını kesmemesini kendisine bildir. Söyleyeceğimiz bu kadar. Allah’ın selam ve rahmeti üze¬rinize olsun.
Yüzkırkdördüncü Mektub
Çeçen, Molla Sıddik’a halkı tarikata dahil etmesi, onlara tarikat âdâbını bildirmesi ile evrad talimatını öğretmesi için, kendisine izin verdiği, aralarında mahremiyet yakınlığı olmaksızın erkek, kadın cemâatına Hâcegân hatmesinin okunması câiz olmadığı, kendilerine tarikatın âdabını perde arkasında bulunmak şartıyla öğretmesi hakkındadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM
Allah kullarından kendine seçtiği Peygamberlerin (Aleyhimüsselâm)
üzerine bilhassa Muhammed’in, (Sallallahü aleybi ve sellem) doğru ve kalb temizliği ile muttasıf olan âl ve ashâbıının üzerine selam olsun!
Sonra bu mektub, Nurşin dergahının kıtmirinden, (Ashab-ı Kehf kö¬peğinin ismidir) ihlâs sahibi olan dost ve övülür ahlâk sahibi Muhammed Sıddık’adır. Dünya ve ahirette Allah’a yakınlığı arttırılsın. «Bâzı kimse¬ler, tarikata dahil olmaları ve evrad (zikir) çekmelerini arz ediyorlar.
Halbuki bu hususta onlara öğretmeye iznim yoktur’ diye haber veren
mektubunu ona (bana) ulaştı.
Bu andan itibaren, şeyhimizin mürşidi olan, Hazret-i Ömer El-Fâruk’un (Radıyallahü anh) sülâlesinden Şeyh Fethullah El-Verâkanisi’nin (Kuddise sirruh) yazdığı tarikat âdabları hakkındaki risâ1eden istifade etmek şartıyla, halkı tarlkata dahil etmeye, kendilerine evrad ve hacegan hatmesi öğretmeye benden sana izin verildi. Orada yirmi gün kalmak üzere, halifelerden ya Molla Abdüllatif’i veya Molla Salih’i inşaallahü teala göndereceğiz.
Aralarında mahremiyet yakınlığı olmaksızın erkek, kadınlara hace¬gan hatmesinin okuması asla caiz değildir. Ancak perde arkasında onla¬ra tarikatın talimatını verebilir. Sizin, İzzet beyin ve bütürı köy halkının üzerine selam olsun. Şunu bilsinler ki, bu dünya fani olup, yalnız ona çalışmak, aziz ömrü boşa harcamaktır. Ahiret ebedi olup, onun için uyanık olmak gerekir. Sevab arzusuyla köy halkı cemaat ve cum’a na¬mazlarını kılmağa devam etsinler.
Allah, bütün Nebi ve Resüllerin efdalleri olan Allah’ın ResuIü Muhammed’in, (Sallallahü aleyhi ve sellem) al ve ashabının üzerine salat eylesin!
Yüzkırkbeşinci Mektub
Deyrezorlu Muhammed Said’e dünya meşakkat ve aldanma evi olduğu, akıllı kimseye, Peygamberin (Sallallahü aleyhi ve sel¬lem) şeriatına tabi olup Nakşibendiye sadatın (Allah bizi, onla¬rın yüce sırlarıyla kutlasın) yolunu takib etmesi lazım olduğu, onlarm boylarıyla boyalanma, arzuların en alası olduğuna dair beyanı ve diğer meseleler hakkındadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM
Bizi bu nimete (İslamiyete) kavuşturan Allah’a hamd olsun. Eğer Allah, bizi buna hidayet etmeseydi, kendiliğimizden hidayetlenemezdik. Allah’ın salat ve selamı, Resüllerinin, (Aleyhimüsselam) al ve ashabların üzerine olsun!
Besmele, hamd, salat ve selamdan sonra, bu mektub, yüksek ka¬pının hizmetçisinden, Allah için kardeş ve dostu Muhammed Said’edir. Allah, onu nezdinde makbul olanlardan eylesin!
Sevgiden doğan şiddetli ayrılık acısını çektiğinizi haber verici üç mektubunuz ona (bana) ulaştı. Allah, muhahbetinizi arttırsın.
Ey kardeşim! Bilmelisin ki: Dünyada hayatını ahirete vesile eden kimseden başkası için esenlik yoktur. Gerçekten o meşakkat ve aldan¬ma yeridir. Çünkü hakkında: «Allah’ın zikri ve o zikre şamil şeylerden başka dünya mel’undur. İçindeki şeyler de mel’undur.» diye hadis-i şe¬rif rivayet edilmiştir. Allah bizi ve sizi, Allah’ın emirlerine imtisal edip nehiylerinden korunan kimselerden eylesin! İşte, bu sebebten dolayı akıllı kimse için bolluk ve kıtlık, esenlik ve sıkıntılı zamanlarda habibi olan Muhammed’in (Sallallahü aleyhi ve sellem) şeriatına ve Nakşibendiyye Sâdâtının (Kuddise sirruhüm) yollarına mütabeat etmesi lâzımdır. Çün¬kü her kişinin boyalarıyla boyanma arzu edilen iyi şeylerin en sonu ve alâsıdırlar. İşte o boya ile kendisini boyalayana ne mutlu. Pişmanlık o boya ile kendini boyatamayanadır. Beyit «Ömrü beyhude sarf olup da muhabbeten bir nasibi olmayan kimse, kendi nefsinin üzerine ağlasın!»
Hacı Hayır’a ve bütün akrabalara selâm edip kendisine ve onlara dua ederiz. Sizi unutmuyoruz. Evlat ile, ev halkımız, tâbilerin hepsi se¬lâmette olup, size selâın ve dua ederler. Alimler, talebeler de keza... Lakin Alâeddin’in oğlu Muhammed iki aydan beri hastalığı devam etmek¬tedir. Şimdilik Allah ona şifa vermiş fakat çok zayıftır. Allahü sübhâne¬hü ve tealâya hamd ederiz.
Allah, efendimiz Muhammed’in, (Sallâllahü aleyhi ve sellem) âl ve ashâbının üzerine salâtü selam eylesin... Zilhicce/4.
Yüzkırkaltıncı Mektub
Üstad-ı azamın torunu Şeyh Muhammed Ma’sum’a, ondan ve üstadın ev halkından dua taleb etmesi hakkındadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM
Allah’a hamd edip Resulüne, (Aleyhisselâm) Allah yolunda bulu¬nan al ve ashabının (Rıdvanullahi teâla, aleyhim ecmain) üzerine salât ü selâm olsun.
Bu mektüb hakir fakir kimseden efendisi ve gönlünün rahatı, belinin kuvveti olan efendisinedir.
Şerefli ayakkabınızın toprağını öptükten, kapı eşiğinin tozuyla yü¬zümü ışıklandırdıktan sonra, bu fakir, kendisine iltifat etmenizi, başarısı sonucu güzelleşmesi için, bilhassa, beş vakit namaz zamanında ve rah¬met dolu her iki türbenin nezdinde dua etmenizi rica eder. Ev halkınızın, büyük ve küçüklerin ayakkabılarını öpmekle teberrük edip, dualarını ri¬ca eder. Bu tarafta bulunan ev halkımız kardeş ve akrabalar ve diğer kimseler de kezâ... Allah, efendimiz Muhammed’in (Sallâllahü aleyhi ve sellem) al ve ashâbının üzerine salât ü selam eylesin.
Yüzkırkyedinci Mektub
Anteriya köyünde mukim muhâcir Molla Süleyman’a, gördüğü rüyânın tâbiri hakkındadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM
Kâinatta hiç bir varlık yok ki, onu hamd ile tesbih etmesin. Salât üselam, Allah’ın yarattıklarının en hayırlısı Muhammed’in, (Sallâllahü aleyhi ve sellem) â1 ve ashâbının üzerine salât ü selâm eylesin Hamd, salâvattan ve size duamızın tebliğinden selâm ve Allah’ın rahmeti üzeri¬nize olsun deyip, din, ve bedeninizin sıhhatine duada bulunduktan sonra, şu arz edilir ki: Rüyamzın tabirini vermek talebinde bulunduğunuzu bil¬diren mektübunuz geldi.
Rüyâda: Mecliste birisinin sigara içmesinin görünmesi, sâdâtın him¬metiyle sigarayı terk edeceğine, onu dövmem ise, tarafımızdan kendisi¬ne menfâat ulaşacağına, başından saç almam ve kendisi de sakalımızın alt kısmından tutması, ben onu bâzı üzüntülerden kurtarıp kendisi de beni bazı işlerde rahat edeceğine delâlet eder.
Rüyada benim sana Süleyman demeyip de küçülterek SİLO deyi¬şim, sana olan şefkat ve sevgime delâlet eder. Nitekim Cenâb-ı Hak Kur’ân-ı Kerimde Yakub’dan (Aleyhisselâm) hikâyetle: «Ey oğulcuğum.» diye oğlu Yusuf’u (Aleyhisselâm) küçülterek hitâb etmiştir. Rüyada bir şeye intizar etmen, mürşidinin emrine imtisal edeceğine delalet eder. İşte gördüğün bu rüya sana ve ona (mürşidine) bir müjdedir.
Allah, efendimiz Muhammed’in (Sallâllahü aleyhi ve sellem) âlinin ve ashâbının üzerine salat ü selam eylesin. Rebiülevvel/10.
Yüzkırksekizinci Mektub
Bazı tabilerine, şehir veya köy ve köyün merâfıkından (ortak malı olan arâziden) hariç olan camide cum’a namazının kılın¬ması câiz olmayıp diğer ibâdetlerin caiz olduğu ve köy merâfı¬kının tefsiri hakkındadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM
(Şâfii alimlerinden) Ahmed İbni Hacer, kitabında buyurdu ki, «Bir şehrin veya köyün ehalisi, şehirden veya köyden hariç bir cami binâ ederlerse, şehir ve köyden ayrı olduğu için onda cum’a namazının kılın¬ması câiz değildir.» Yine mezkur âlimin El-Tuhfe kitabında bu konuda şöyle geçer: «Şehre bitişik mezarlıklar, çöplük ve çocukların oyun yer¬leri, deve ağılları, halk onda toplanıp sohbet ettikleri alanlar ve diğer lüzumlu yerler şehir ve köyün binalarından sayılır. Bu gibi arsa ve alan¬lara Arapça Merafık denilir.»
Molla Abdullah, köyümüzün camisi köyden ve köyün merafıkından hariçtir der. Binâenaleyh, mezkür camide cuma namazı kılınması sahih olmadığına, fakat başka bütün ibadet ve cemaat namazların kılmması caiz olduğuna dair fetva verdik.
Yüzkırkdokuzuncu Mektub
Mazıdağı kazasına bağlı Halelan köyünden Halifesi MolIa Abdürrezzak’a, kardeşinin vefatı dolayısiyle taziyesi, kul, aziz ve yüce Allah’ın yaptığı işlere razı olması, bütün insanlar, ölüme doğru gittiklerini bilmesi, bu düııyanın işlerinden daha sıkıca ahiret işleriyle uğraşmanın gerektiği hakkındadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM
Selam, Allah’ın bu alemden kendine seçtiği kullarına (Peygamber¬lerine Aleyhirnüsselam) özel olarak Peygamberimizin (Sallallahü aleyhi ve sellem) sıdk ve vefa sahibleri olan al ve ashabının üzerine olsun!
Bundan sonra bu mektub, yüce kapı eşiğinin hizmetçisinden, Allah için kardeşi ve dostu Molla Abdürrazzak’adır. Allah, onu katında mak¬bul olanlardan eylesin.
Aziz kardeşimizin vefat haberi, ona (bana) ulaştı. Dolayısiyle ken¬disine bedel olarak bu mektubu yazdı.
Kardeşim, Allahü tealanın Kur’an-ı kerimde: «Her canlı ölümün ta¬dıcısıdır» kelamının tasdiki için insana ölüm lazımdır. Ömrü uzayıp da ameli çok olana ne mutlu...
Kardeşinizin vefatından ibret alıp kendi ölümünüzü düşünmeniz. Hak sübhanehü ve teatlanın razı olduğu şeylere yönelmeniz, dünya hayatının aldanma eşyasından başka bir şey saymamanız layıktır. Eğer dünyada malın kıl kadar önemi olsaydı, ondan, kafirlere hediye edilmez, şerirlere verilmez idi. Allah sübhanehü ve teala masivadan yüz çevirmeyi, kendi mükaddes cenabına yönelmeyi bize nasib eylesin!
Şeyhimiz Hazret bazı tabilerinin taziyesi hakkında buyurdular ki:
Kula layık olan durum Rabbinin (Celle ve ala) yaptığı işe razı olması ve ona seçtiği şey, kul kendine seçtiği şeyden, daha doğru ve ala ve daha kamil olduğunu bilmesidir. Hele bilhassa, Nakşibendiyye tarikatına men¬sub olduğunu iddia eden kimse sevgilinin (Allah)‘ın yaptığı şeylere razı olması lazımdır. Çünkü Nakşibendiyye uluları, «Mahbübun yaptığı bütün şey sevgilidir, derler.» İşte başına bir musibet gelen kimse, böyle tefekkür ile musibet üzüntüsünün acısı kendisine kolaylaşır. Bu büyük musibetimiz hatırımıza geldiğinde, Peygamberin (Sallalahü aleyhi ve sellem) vefatını düşünmemizle sabretınek de kolay olur. İşte buna ve diğer bela¬lara karşı «Biz, Allah’ın kuluyuz ve gerçekten Allah’a döneceğiz (ölece¬ğiz) deriz. » Rahmetliye dua ve istiğfâr etmek. (Allah’dan mağfiret dilemek), ruhuna sadaka vermek gerekir. Nitekim Peygamber (Sallâllahü aleyhi ve sellem), «Ölü, suda boğulmak üzere olan biri gibidir. Babasın¬dan, anasından, kardeşinden veya dostundan gelecek olan duayı bekle¬mektedir. Ona bir dua gelince, nezdinde dünya ve dünyadaki şeylerden daha sevimlidir.» diye buyurdu.
Sizi, Peygamberden (Sallâllahü aleyhi ve sellern) rivâyet olunan:
«AIlah ecrinizi büyültsün, mateminizi giizelleştirsin, ölünüzii afv edip si¬ze sabır ilham ederek şükretmeyi nasib eylesin.» sözleriyle tâziye ederim.
Size selâm ve dua eder, duanızı dileriz. Bütün tâbi ve dostlara, köy halkına da selâm ederiz. Allah, Muhammed’in (Sallallahü aleyhi ve sel¬lem) âl ve ashâbının üzerine salât ü selâm eylesin!
Yuzellinci Mektub
Bundan evvelki mektubda adı geçen halifesi Molla Abdurrez¬zak’a. Talak ile kadının iddeti ve nikâh akdi hakkındadır.
ALLAH’IN ADIYLA BAŞLARIM
Lâyık olan hamd Allah’a olsun. Salât ü selam, Allah’ın, en hayırlı halkı olan Muhammed’in (Sallâllahü aleyhi ve sellem) âl ve ashâbının üzerine olsun!
Besmele ve hamd, salât ü selamdan sonra, bu mektub, günahların esiri, kusuru çok olan kimseden, Allah için kardeşi ve dostu, Molla Ab¬dürrezzak’adır. Allah onu temenni eylediği şeylere ulaştırsın. Amin.
Sana selam ve dua ederim. Sıhhatinizden sorarım. Allah, şimdi ve gelecekte sizi, kavil ve fiillerinizi hal ve halinizi (iç aleminizi) ıslah etme¬ye muvaffaâk eylesin! Bütiin dost ve tâbilere selam ederiz.
Sonra şu arz edilir ki, Molla Muhammed, dini bir mesele hususun¬da size bir şübhe vâki olduğundan bize haber verdi. Eğer, o mesele ta¬lâk bahsi ise, talak davası, ancak bir adam, karısını boşandığında veya boşadığını ikrar eyledğine dair iki erkeğin şehâdetiyle sabit olur. Şahidin birisi talâk için, diğeri talak ile konuşan kimsenin ikrarına dair şahidlik ederlerse kabul olunmaz. Eğer, vâki olan mesele iddet bahsi ise, aybaşı halinden temizlendiğine dair, kadının edeceği yemini ile velisi varsa, nikahı velinin vereceği izniyle olsun! Velisi yoksa, nikâh, Ebu Hânife’nin (Rahmetullahi aleyh) mezhebine göre olsun!
Kendi memleketinize gideceğinizi, Molla Muhammed’den işittik. Gi¬dip gelmeniz için, Allah sübhânehü ve teâladan sizlere başarı dileriz.
Kardeşinize ve bütün akrabanıza selâm ederiz. Allah, Muhammed’in ve âlinin üzerine salât ü selâm eylesin.
Allah’ın izin ve inayetiyle bu mektübatın tercümesi, Zilhicce 20.1394 H. 3.1.1975 Cuma günü sona erdi.
Cenab-ı Hak bu fakiri yüce zatların ve bu mektubat sahibinin him¬met ve bereketlerinden mahrum eylemesin. Amin!
HASİP SEVEN
NUSAYBİN MÜFTÜSÜ
|
|
|
Yiyip içerken nelere dikkat etmek gerekir? |
|
Yazar: RasitTunca - 08-20-2020, 12:08 AM - Forum: islamda Sağlık
- Yorum Yok
|
 |
Yiyip içerken nelere dikkat etmek gerekir?
Sual: Yiyip içerken, nelere dikkat etmek gerekir?
CEVAP
İslam âlimleri bildiriyor ki:
1- Yemekten önce elleri yıkamak sünnettir. [Ellerimizin bir nevi mikrop deposu olduğu bugün bilinmektedir.]
2- Çok çeşitli değil, tek çeşit gıda yemeli. [Hazım için, her çeşit gıdaya ayrı ayrı salgı, asit yayılır. Bu da mideyi yorar.]
3- Çok sıcak yiyip içmemeli. [Sıcak yiyip içmek, mide kanserine sebep olur.]
4- Yemeğe tuzla başlayıp tuzla bitirmek sünnettir. [Tuz dile dokunduktan sonra, tükürük bezleri hemen çalışmaya başlar. Salgı yayar. Bu salgı, hazım için önemlidir, hazma yardım eder ve kolaylaştırır. Yemeğe tuzla başlanırsa, beyin tarafından gönderilen bir uyarı sayesinde, midede mukus denilen sindirimi kolaylaştırıcı bir tabaka oluşur ve midenin sindirime hazırlıksız yakalanmasını önler. Yemeği tuzla bitirince de, yine hazım için lüzumlu olan salgı salınır. Bu önemli salgı, sadece tuzla çıkar.]
5- Acıkmadan yememeli, doymadan kalkmalı. [Fazla tokluğun unutkanlık yaptığı, kalbi körleştirdiği, alkollü içkiler gibi kanı bozduğu; açlığın, oruç tutmanın ise, aklı temizlediği, kalbi parlattığı bugün bilinmektedir.]
6- Yemek yerken, yerde oturarak, sol ayağı katlayıp, sağ ayağı karna çekerek oturulmalı. [Böyle oturunca, suyla doldurulmuş balon şeklinde olan midenin çıkış kısmını kapatarak, yenilen gıdanın tam sindirilmeden bağırsaklara kaçmasını önler ve mide dolunca da doygunluk hissi vererek, çok fazla yemeden kalkılmasına sebep olur.]
7- Yemek yerken neşeli konuşmalı, yemekte korkunç ve iğrenç şeyler söylememeli. Ölümden, hastalıktan konuşmamalı. [Üzücü şeyler konuşulursa, hazım sistemini çalıştıran sinirlerin dengesi bozulur ve adrenalin salgısının yükselmesine sebep olur.]
8- Her gün et yememeli, kalbe sıkıntı verir, eti az yemekse ahlakı bozar. [Aşırı kırmızı et tüketimi kalın barsak kanserine, meme kanserine, sindirim yolu kanserine yol açar. Boston’daki Tufts Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırma, sık sık kırmızı et yiyenlerin, sindirim yolu kanserlerine yakalanma risklerinin yüksek olduğunu gösterdi. Normal yenen etin, beyin ve sinir sisteminin düzenli çalışması için faydası vardır.]
9- Bitkisel gıda faydalıdır. Yeşillik bulunmayan sofra, akılsız ihtiyara benzer. [Bugün bitkisel gıdaların önemi iyice ortaya çıkmıştır.]
10- Lokma küçük olmalı ve iyi çiğnenmeli. [Tükürük bezleri fazla çalışır. Bu salgı, midedeki salgılarla beraber hazmı kolaylaştırır. Kilo aldırmaz. Aksi olursa salgı eksik olur. Yiyecekler tam çiğnenmeden ve yeterli salgı olmadan mideye gider. Bu tükürük salgısının eksikliği ise, bu yediklerimizi vücudun hazmetmesine engel olur ve kilo aldırır, şişmanlığa sebep olur.]
11- Açken de yavaş yavaş yemeli. [Yavaş yemek, tükürük bezlerinin çalışmasına, salgı yaymasına ve hazmı kolaylaştırmasına sebep olur.]
12- Yemek arasında, bir şey için, hatta namaz için, sofradan kalkmamalı, namazı önce kılmalı. Eğer hazırlanmış yemekler soğuyacak veya bozulacaksa ve namaz vakti, yemekten sonra kılmaya elverişliyse, namazdan önce yemeli. [Yemeğe ara vermek, psikolojik olarak bazı insanlara yaramaz. Hazım sistemi salgılarının çalışma düzeni zayıflar. Ara verilince midede hazım başlar. Tekrar yemek yenince, hazım sisteminin düzeni bozulur.]
13- İçtiği suya bakmalı. Üç nefeste içmeli. Soluğu suya değil, bardağın dışına vermeli. Yazın, serin içmeli. Çok soğuk şeyler içmemeli. Aç karna su içmemeli. Suyu yavaş yavaş, emer gibi içmeli. Ağzı doldurarak içmemeli. Nefes verirken bardağı ağızdan çekmeli. Kaynar şeyi, soluyarak içmemeli. Soğutup sonra içmeli. Suyun hepsini bir solukta içmemeli. [Suyu bir solukta içince, yemek borusunda fıtıklaşmaya yol açabilir. Nefeste, ağız ve dişten çıkan bazı zararlı mikroplar olabilir. Suya üflenince, suyla beraber tekrar vücuda girer. Bu da hastalıklara yol açabilir. Çok soğuk yemek ve içmek, boğaz ağrılarına, bademcik iltihaplarına, bronşit hastalıklarına, eklem ağrılarına, baş ağrısına yol açar. Ayrıca oturularak ve en az üç yudumda içilen su, dil ve ağız bölgesinde daha fazla kaldığından tükürük bezleri için gerekli olan suyun emilimini artırıp anti bakteriyel ve antioksidan etkiye sahip tükürüğün salgılanmasını artırarak, ağız ve diş sağlığına faydası olur.]
14- İçilecek şeyleri ayakta içmemeli. Terliyken de su içmemeli. [Sıcak havada veya aşırı terliyken ayakta su içince, ayaklarda varise yol açar. Soğuk suyu ayakta aç karnına içince, bünyesi zayıf kişilerde mide sarkmasına yol açar.]
15- Bardağın kırık yerinden içmemeli. [Kırık yerleri tam temizlenemediği için mikrop toplar. Hem de eli, ağzı kesebilir.]
16- Yemekten sonra dişleri misvakla, kürdanla veya diş fırçasıyla temizlemeli. [Ağız ve dişlerin temizliği çok önemlidir. Her şeyden önce dişler tedavi edilmeli. Birçok hastalığa sebep olurlar. Diş kökünde iltihap olduktan sonra, siyatik hastalıklara ve kalbi çeviren dış zar iltihaplarına yol açar. Kalb hastalarının çoğunda diş eti hastalığı vardır. Virüsler ana rahmine ulaştığında, erken doğuma bile sebep olabilir.]
17- Ağzında, elinde et, yemek kokusu varken yatmamalı. Çocukların elini de, ağzını da yıkamalı. [Bu, çeşitli rahatsızlıklara sebep olur, hem de diş eti hastalıklarına yol açar. Eşe sıkıntı vermesi bakımından, aile hayatı için de uygun değildir.]
18- Aşırı tokken yatmamalı. [Bu oldukça zararlıdır. Uyku halinde, kalp ve akciğerler hariç, iç organların çalışması çok azalır, bir nevi istirahat ederler. Kalbin ve akciğerlerin de yükleri gündüze nazaran azalır. Tok yatınca, kalp de fazla çalışmak zorunda kalır. Aşırı tok yatmak, kalp ve başka organların yorulmasına, dolayısıyla erken yaşlanmaya, baş ağrısına, kilo almaya, göz hastalıklarına yol açar.]
19- Akşam yatarken, yiyecek ve içecekleri açık bırakmamalı üstü örtülmeli. [Gıdalar bozulabilir, mikrop kapabilir.]
Bu hususlara, sağlığımıza olan faydaları için değil, dinimiz bildirdiği için, dine uymak niyetiyle uymak gerekir. Böyle olunca hem dünyamız, hem de ahiretimiz için faydalı olur. Sırf sağlık için yapılırsa sevabına kavuşamayız
|
|
|
Baş ağrısı için |
|
Yazar: RasitTunca - 08-20-2020, 12:07 AM - Forum: islamda Sağlık
- Yorum Yok
|
 |
Baş ağrısı için
Sual: Tıbbi bir çare bulamayan bir kimse, baş ağrısını önlemek için ne yapması gerekir?
CEVAP
Başka doktorlara da gitmelidir. Bazı gıdaların da baş ağrısına iyi geldiği bilinmektedir:
1- Meyve sebzeler
Çörek otu ekmekle yenirse baş ağrısını dindirir. Badem, haşhaş tohumu, nane, biberiye, çikolata, elma yemek baş ağrısına iyi gelir. Karabiber tarçınla içilirse baş ağrısını giderir. Tere tohumu müzmin baş ağrısına iyi gelir. Kavun, karpuz baş ağrısını giderir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Kabak, baş ağrısına iyi gelir.) [Müslim]
Nane, limon, toz karanfil ve iki çay kaşığı sirkeyi 5 dakika kaynatıp balla tatlandırarak iki-üç bardak içmek, çörek otunu, toz karanfili enfiye gibi koklamak, tuzlu veya sirkeli patatesi veya salatalığı ikiye bölerek alna koymak, çörek otunun dumanının tütsüsünü koklamak, kavrulmuş kahveyi koklamak, kabak suyunu burna çekmek, soğan ezmesine sirke ilave ederek alna koymak, taze marul sirkeyle yemek, haşlanmış nohut yemek, limonu kahve karışımıyla yemek, limon kabuğu tozunu balla yemek, burna 2–3 damla soğan suyu damlatmak, kulağa acı badem yağı damlatmak, servi kozalağı çayını gül suyuyla karıştırarak başa sürmek, baş ağrılarına iyi gelir.
2- Çaylar
Oğul otu çayı, zencefil çayı, şahtere çayı, karabaş otu çayı, papatya çayı, yavşan otu çayı içmek baş ağrısına iyi gelir.
200 gr. üzerlik tohumu 5 kilo üzüm şırasıyla 1,5 kilo kalıncaya kadar kaynatılıp her gün iki bardak bir ay içilirse, müzmin baş ağrısını ve sarayı geçirdiği tecrübe edilmiştir.
Bir avuç arpa, bir litre suda kabukları ayrılıncaya kadar kaynatılır. Cam sürahiye süzülür. Bekletilip ılıklaşınca üzerine bir limon sıkılır. Balla tatlandırılıp içilir yarım baş ağrısına iyi gelir.
Anason çayı içmek, ıhlamur, kiraz sapı çayını içmek, reyhan çayını içmek, kekik suyu içmek, iki gram karabiberi 3 çay kaşığı tarçınla içmek, bir bardak kaynar suya 4–10 gr. kimyon koyup demleyerek içmek de baş ağrılarına iyi gelir.
3- Hareketlerde bulunmak
Deriyi her gün ılık suyla ovmalı, haftada iki kere ılık suyla yıkanmalı. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Hamamdan çıkarken ayakları soğuk suyla yıkamak, baş ağrısını giderir.) [Ebu Nuaym]
Açık havada dolaşmak, yeşilliğe ve akarsuya bakmak da iyidir. Baş ağrısı için, başa kına koymak da faydalıdır.
4- Dua okumak
Abdestli olarak Bekara suresinin 196. âyeti, femen den ev-nüsük’e kadar yazılıp, başa konur. İslam harfleriyle, başına Besmele ve sonuna üskün lillah yazılır. Başağrısına iyi gelir. (Menafi’un-nas)
Hazret-i Ali’nin rivayet ettiği hadis-i şerifin meali şöyledir:
(Ya Ali, başın ağrıyınca, iki elini başın üzerine koyup, Haşr suresinin sonu olan Lev enzelna âyet-i kerimesinden sonuna kadar oku!) [M.Ç.Y. Güzin]
Tedavi Yöntemleri
Baş Ağrısı Tedavisi, Baş Ağrısı Nasıl Geçer?
Gerilim Tipi Baş Ağrısı
Tedavisinde hekiminiz tarafından tavsiye edilen basit ağrı kesiciler, kas gevşeticiler ya da rahatlatıcı, kaygı giderici antidepresanlar kullanılabilir. Bu hastalığın tedavisinde psikolojik terapiler ve gevşeme teknikleri de kullanılır.
Migren Tipi Baş Ağrısı
Migren tedavisinde kullanılan ilaçlar, baş ağrısı atakları sırasında ağrıyı ortadan kaldırmada ya da eşlik eden bulantı, kusma gibi belirtileri durdurmada veya sık gelen baş ağrısı ataklarının sıklığını kontrol etmeye yardımcı olabilir. Migren tedavisine yönelik birçok ilaç mevcuttur.
Epilepsi, hipertansiyon, depresyon gibi başka hastalıkları tedavi etmek için kullanılan bazı ilaçların, aynı zamanda migreni önlemeye veya rahatlatmaya yardımcı olduğu bilinir.
Bunların yanı sıra tanımlanmış kimi tetikleyicilerden uzak durmak da atak sayısını azaltabilir. Açlık, susuzluk, uykusuzluk, aşırı kafein tüketimi, kırmızı şarap ve bazı peynir çeşitlerinin kimi hastalarda migren ataklarını tetiklediği gösterilmiştir.
Küme Tipi Baş Ağrısı
Ağrının şiddetini azaltacak ve süresini kısaltacak hızlı etki eden ilaçlar tedavide kullanılır. Bu ağrıyı tamamen giderecek bir tedavi yoktur ve stresli durumların ve ağrıyı tetikleyen nedenlerin farkında olmanız önemlidir. Ağrıyı yönetmek için nöroloji uzmanınızla iyi bir iletişimde olmanız bu nedenle önemlidir.
Tedaviye dirençli küme tipi baş ağrısı, oksijen uygulamasından sınırlı da olsa fayda görebilir.
Baş Ağrısına Ne İyi Gelir?
Soğuk Pres Deneyebilirsiniz
Eğer migren atağı geçiriyorsanız, alnınıza soğuk presler koyabilirsiniz. Bir havlu veya bir torba dondurulmuş pedleri alnınıza koyabilirsiniz. Yine kafanıza buz kompresi yaparak migren ağrınızın hafiflemesine yardımcı olabilirsiniz. Buz kompresini 15 dakika boyunca kafanızda tutup, 15 dakika ara vererek bu işlemi devam ettirebilirsiniz.
Küme Tipi Baş Ağrısı Çekiyorsanız
Eğer küme tipi baş ağrınız varsa yine soğuk pres veya karanlık bir ortamda oturmayı deneyebilirsiniz. Küme tipi baş ağrısının tedavisinde en etkili yöntem hekim tarafından önerilen ilaçların kullanılması ve hastanelerin acil bölümlerinde saf oksijen verilmesiyle hafifletilebilmektedir.
Sıcak Pres
Eğer gerilim tipi bir baş ağrısı varsa, ısıtma pedini ya da sıcak bir havluyu kafa arkasına yerleştirebilirsiniz. Sinüslere bağlı baş ağrınız varsa, ağrıyan bölgeye sıcak bir bez koyabilirsiniz ya da sıcak bir duş da işe yarayabilir.
Kafa Derisi Üzerine Baskı
Gün içinde saçınızı at kuyruğu yapıyorsanız ve saçlarınızı çok sıkı topladıysanız bu durumda baş ağrısına neden olabilir. Bu "dış kompresyon baş ağrıları ", şapka, kafa bandı ve hatta çok sıkı olan yüzme gözlüklerinin takılmasına bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Baş ağrınız bunlara balı gelişiyorsa eğer saçlarınızı daha gevşek toplayabilirsiniz.
Karanlık Ortam
Bilgisayar ekranından yayılan parlak veya titreşimli ışıklar da migren atağının tetiklenmesine neden olabilir. Eğer ışığa bağlı gelişen baş ağrılarınıza varsa, gün içinde pencerelerinizi koyu fon perdelerle kapatabilir, güneş gözlüğü takabilirsiniz. Ayrıca bilgisayarınızın ekranına parlama önleyici ekranlar ekleyebilir ve aydınlatmanızda gün ışığı spektrumlu floresan ampulleri kullanabilirsiniz.
Biraz Kafein Alın
Çay ve kahve gibi içinde kafein bulunan içeceklerin tüketilmesi de baş ağrısına iyi gelebilir.
Gevşeme Uygulaması
Germe hareketleri, yoga, meditasyon veya kas gevşetme hareketlerinin de baş ağrısına ve diğer ağrı türlerine iyi gelmektedir.
Masaj
Boynunuza birkaç dakika masaj yapmak, stresten kaynaklanabilecek bir gerilim baş ağrısını hafifletmeye yardımcı olabilir.
Düzenli İlaç Kullanımı
Hekim tarafından önerilen ilaçların düzenli kullanımı da son derece önemlidir. Bunun dışında baş ağrıları için eczanelerden alabileceğiniz reçetesiz ağrı kesici ilaçları da kullanabilirsiniz.
Şiddetli baş ağrısına ne iyi gelir?
Toplumda en sık rastlanan sağlık şikayetlerinden birisi baş ağrısıdır. Genel popülasyonun %48.9’unda gözlenen baş ağrısı, her yaştan, ırktan, sosyoekonomik kesitten insanı etkiler. Kadınlarda, erkeklere oranla daha sık rastlanır. Bazı baş ağrıları insanları bitkin düşürebilir ve yaşam kalitesini olumsuz yönde etkiler.
Yapılan çalışmalar aile hekimlerine başvuran 10 kişiden birinin baş ağrısı şikayeti nedeniyle geldiğini göstermiştir. Ayrıca nörolojiye yapılan her 3 sevkten 1 tanesi de baş ağrısı nedeniyle gerçekleşmektedir.
Baş ağrısı çeşitleri nelerdir?
Uluslararası Baş Ağrısı Derneği, baş ağrılarını 14 ana grup ve yüzlerce alt grup halinde sınıflandırmıştır. Baş ağrıları altta yatan başka bir sağlık problemi nedeniyle oluşmuyor ve doğrudan doğruya baş ağrısı tablosuyla ortaya çıkıyorsa, buna primer baş ağrısı denir. En çok gözlenen tipleri migren, gerilim tipi ve küme baş ağrılarıdır. Sekonder baş ağrıları ise yüzde 10 oranında görülen, nedeni belli bir hastalığa bağlı olarak, beyin damar hastalıkları, sinir sistemi hastalıkları, beyin tümörleri, göz hastalıkları, sinüzit, menenjit gibi hastalıkların seyri sırasında ortaya çıkan baş ağrılarıdır.
Baş ağrısı bölgeleri nelerdir?
En sık gözlenen baş ağrısı tipleri, baş ağrısı bölgeleri ile birlikte aşağıdaki gibi sıralanabilir.
Gerilim Baş Ağrısı: Genelde baş etrafında sıkışma şeklinde ağrı yapar. Stres, gerilim ve yorgunluk kaynaklıdır.
Migren: Genelde ağrı başın tek tarafındadır. Ağrı zonklayıcı özellikte, orta veya şiddetlidir. Bulantı ve kusma gerçekleşebilir. Baş ağrısı krizler yani ataklar halinde gelir ve 4-72 saat sürer. Baş hareketleri ve fiziksel aktiviteyle ağrı artar. Migrenli kişi ışıktan ve sesten rahatsız olur.
Küme Baş Ağrısı: Genelde göz arkasında şiddetli bir ağrı şeklinde kendini gösterir. Ağrı genelde günler süren ataklar halinde gelir yani belli zamanlarda kümelenme eğilimindedir. Beraberinde gözde kızarma ve yaşarma görülebilir.
Tansiyona Bağlı Baş Ağrısı: Genelde ense kısmında ağırlıklı ağrı görülür. Tansiyonun yükselmesi ile ilişkilidir.
Trigeminal Nevralji: Yüzde keskin bir ağrı ve yüz kaslarında kasılma yapar.
Baş ağrılarının çoğunluğu birinci basamak tedavi merkezlerinde aile hekimleri tarafından tedavi edilebilmekle birlikte, sekonder baş ağrılarında altta yatan sağlık problemine doğru teşhisi koymak hayati önem taşır.
Baş ağrısı sebepleri nelerdir?
Baş ağrısının nedenleri nelerdir sorusuna verilecek cevap baş ağrısının tipine göre değişmektedir. Örneğin; primer tipi baş ağrılarında, genetik olarak yatkın kişilerde, çevresel faktörler beyinde bir aktivasyon yaratırlar. Bu aktivasyon, beyin damarlarında genişleme yapar ve kimyasal maddeler açığa çıkar. Bunlar sinirleri uyararak ağrıya neden olur.
Sekonder tip baş ağrılarının altında ise çok farklı nedenler olabilir. Örneğin enfeksiyonlar (sinüs, kulak, beyin zarı iltihapları), kan damarlarındaki hasarlar (anevrizma, malformasyonlar, damar tıkanıklıkları),tümörler, hipertansiyon bu nedenlerden sadece birkaç tanesidir. Bu nedenle sekonder tip baş ağrılarının sebebinin belirlenmesi hayati önem taşır.
Ayrıca kadınlarda adet sırasında baş ağrısı görülebilir. Bunun haricinde stres de önemli bir tetikleyici faktördür.
Sürekli baş ağrıları neden olur?
Sürekli ağrılarda sekonder bir neden olup olmadığı araştırılmalıdır. Daha önce periyodik gelen ağrıları olan hastalarda ağrılar süreklilik kazanmışsa hastanın çok sayıda ağrı kesici ilaç kullanmış olabileceği ya da altta psikolojik nedenlerin yatıyor olduğu olasılığı düşünülmelidir.
İçindekiler
Şiddetli baş ağrısına ne iyi gelir?
Baş ağrısı çeşitleri nelerdir?
Baş ağrısı bölgeleri nelerdir?
Baş ağrısı sebepleri nelerdir?
Sürekli baş ağrıları neden olur?
Şiddetli baş ağrısına ne iyi gelir?
Baş ağrısı nasıl geçer?
Başı ağrıyan hasta ne zaman mutlaka doktora başvurmalı?
Şiddetli baş ağrısına ne iyi gelir?
Baş ağrısında eğer altta yatan bir sağlık sorunu varsa (sinüs enfeksiyonu vs. gibi) konunun uzmanı hekimden ilgili tedavi alınır. Bunun haricinde primer baş ağrılarında, özellikle de migrende, nöroloji uzmanı tıbbi özgeçmişinizi alarak ve muayene ederek ilgili tedaviyi başlatır.
Baş ağrısı nasıl geçer?
Baş ağrısı tedavisinde denenecek birçok ilaç bulunmaktadır. Migren tedavisindeki hedef, tetikleyici faktörleri azaltmak, sinir sistemindeki hassasiyeti ve ağrı sırasında ortaya çıkan damar ve damar çevresindeki olayları baskılamaktır. Temel tedavi, koruyucu ve atak tedavisi olmak üzere ikiye ayrılır. Burada hastanın ağrılarının sıklığı tedavi kararında etkilidir. Örneğin; hastanın ağrıları ayda bir iki kez görülüyorsa sadece atak sırasında tedavi önerilir.
Ağrı tedavisinde basit ağrı kesiciler, steroid olmayan anti-inflamatuar ilaçlar, ergotaminli ilaçlar ve triptanlar kullanılır. Ağrı kesici ilaçlar genelde masum ilaçlar olsa da, sürekli kullanıldıklarında böbrek ve diğer organlar üzerinde geri dönüşümsüz hasarları olabilir. Bu nedenle sürekli kullanımı tavsiye edilmez. Ağrı kesiciler atağın başında alınmalıdır. Koruyucu-önleyici tedavi ise bir ay içinde atak sayısı üçü, dördü geçiyorsa uygulanır. Koruyucu tedavide ilaçlar her gün alınır. Kalp ilaçları, depresyon ilaçları, epilepsi ilaçları bu amaçla kullanılmaktadır. Bu tip ilaçlar, kesinlikle doktora danışılmadan alınmamalıdır.
Bütün bu tedaviler dışında baş ağrılarında kullanılan bir takım alternatif tedavi yöntemleri vardır. Bunlara örnek olarak;
Gerilim tipi baş ağrısında biofeedback (geri iletim - gevşeme eğitimi),
Migrende akupunktur,
Kronik ağrılarda doku masajı, Riboflavin, magnezyum, ‘fever few’ bitkisi içeren ilaçlar verilebilir. Bu tedaviler hastaların bir kısmında yararlı olabilmektedir.
Botox son yıllarda baş ağrısı tedavisinde de kullanılmaya başlansa da, sık gelen ve kronik ağrılarda bir tedavi alternatifi olmakla birlikte çok pahalı olması nedeniyle öncelikli olarak kullanılan, pratik bir tedavi değildir.
Baş ağrısını engellemek için bir takım yaşam stili değişiklikleri yapabilirsiniz. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz.
Baş ağrısı tetikleyicilerinizi keşfedin, genelde günün hangi saati ve hangi aktiviteleri yaptıktan sonra başınızın daha fazla ağrıdığını hissettiğiniz not edin. Bu aktiviteleri imkanınız varsa azaltın.
Alkol tüketiminizi sınırlayın. Alkol özellikle de kırmızı şarap baş ağrısına neden olmaktadır.
Nitrat içeren işlenmiş gıdalar, baş ağrısına neden olabilir. Bu gıdalara örnek olarak çikolata, işlenmiş etler verilebilir. Nitratlar vücuttaki kan damarlarına etki ederler. Bu nedenle beyindeki damarlar ile etkileşime girerek baş ağrısına sebep olabileceği düşünülmektedir.
Uyku yoksunluğu: Uyku kalitesi ve süresi sağlıklı yaşam için önemli olmasının yanı sıra migren veya baş ağrısı ataklarından korunmak için de önemli bir unsurdur.
Duruş bozuklukları: uzun süre bilgisayar ya da cep telefonu kullanımı sonrasında ense kaslarında bir takım yorulmalar ve ağrılar gözlenebilir. Bu gibi durumlarda sık sık pozisyon değiştirmek ağrı duymayı engelleyebilir.
Açlık bir baş ağrısı tetikleyici olduğundan dolayı öğünleri atlamamak baş ağrısından korunmak için önemlidir.
Stres: Bazı baş ağrı çeşitleri stres ile doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle yaşamınızda stresle başa çıkmak hem baş ağrılarınızın kontrolü hem de yaşam kalitenizi artırmanız açısından çok önemlidir.
Başı ağrıyan hasta ne zaman mutlaka doktora başvurmalı?
Ağrı sürekli ve artan şiddette ise
İlk kez ağrıyla tanışan kişinin yaşı 10’un altında, 50’nin üstündeyse,
Daha önce mevcut olan ağrının şiddeti, şekli değiştiyse, tedaviye cevap vermiyorsa,
Baş ağrısı şimdiye kadar hayatında karşılaştığı en şiddetli ağrıysa ve ağrı bir fiziksel aktivite sırasında (ağır bir yük kaldırmak, cinsel ilişki) ortaya çıkmış ve şiddetini arttırmışsa mutlaka doktora gitmek gerekir.
Kendinizde yukarıda bulunan etmenleri gözlemliyorsanız muhakkak bir nöroloji uzmanına danışın.
|
|
|
Sağlık için faydalı bilgiler |
|
Yazar: RasitTunca - 08-20-2020, 12:03 AM - Forum: islamda Sağlık
- Yorum Yok
|
 |
Sağlık için faydalı bilgiler
1- Yeteri kadar su içmeye gayret etmeli.
2- Her sebze ve meyveyi mevsiminde yemeli. Mevsim dışında uzak durmalı.
3- Her gün yoğurt ve biraz bal yemeli
4- Nane, kekik, keten tohumu, çörekotu gibi bitkileri evden eksik etmemeli.
5- Her gün bir elma ve bir havuç yemeli.
6- Fazla tuz ve şekerden uzak durmalı.
7- Eti az yemeli.
8- İki günde üç öğün yemeli. Bu mümkün olmazsa, günde iki öğün yemeli. Bu da olmazsa, sabah kahvaltısı iyi, öğle hafif, akşam daha hafif olmalı.
9- Sıcak yemekler için toprak ve cam kap kullanmalı.
10- Kışın narenciyegilleri yemeli.
11- Zihinsel çalışan, kuru üzüm yemeli.
12- Kepekli ekmeği tercih etmeli.
13- Yağlardan zeytinyağını tercih etmeli.
14- Margarinler zararlıdır.
15- Her sabah 20 dakika derin nefes alıp vermeli, her nefeste 4–5 saniye nefesi tutmalı.
16- Sabahları yarım saat kadar yürüyüş yapmalı.
17- Her gün öğle vakti kaylule yapmalı, yani biraz uyumalı.
18- İmkân olunca, toprağa çıplak ayakla basmalı.
19- Acıkmadan yememeli, doymadan kalkmalı.
20- Çok soğuk ve çok sıcak şeylerden uzak durmalı.
21- Sakin olmalı, âni sevinç ve üzüntülerden uzak durmalı.
22- Karı koca birbirini üzmemeli. Üzülünce sinirler bozulur, hastalıklar başlar.
23- Ruhun gıdası dini ilimdir. Ruha da gıdasını vermeli, onu hasta etmemelidir. Her gün, İmam-ı Rabbani hazretleri gibi Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından, nakli esas alan ilmihal kitaplarından, birkaç sayfa okumalı. Namazı da, asla aksatmamalı. Namaz kılmak, maddi ve manevi huzura kavuşturur
|
|
|
Hastalıkta şifa vardır |
|
Yazar: RasitTunca - 08-20-2020, 12:02 AM - Forum: islamda Sağlık
- Yorum Yok
|
 |
Hastalıkta şifa vardır
Sual: İslam âlimleri, “Hastalıkta şifa vardır. Beden ne kadar sıkıntı çekerse, ruh o kadar rahat eder. Bu vücuda rahatsızlık veren her şey insanın âcizliğini anlamasına, Cenab-ı Hakka dönmesine sebep olur. Bu sebeple kalb için şifadır” buyuruyorlar. Fakat ben hastalanınca, ruhum çok acı çekiyor, sanki işkence içinde gibi rahatsız oluyorum. Anlaşılan, hastalıkta şifa olması herkes için değildir. Öyle değil mi?
CEVAP
Siz ruh ile nefsi karıştırdığınızdan dolayı böyle söylüyorsunuz. İnsanın bir yeri ağrıyınca, az veya çok hastalanınca, rahatsız olan, keyfi bozulduğu için, isteklerine kavuşamayacağı için deli divane olan nefsidir. Rahatsızlığımız oranında onun da rahatsızlığı artar. Kulak, renkten zevk almadığı gibi göz de sesten zevk almaz. Hepsinin zevki farklıdır.
Nefs, Allahü teâlânın düşmanıdır, hep haram olan şeylerden zevk alır. Ruhun gıdası namazdır ve diğer ibadetlerdir, haramlar ruhun zehridir. Mesela müzik nefsi besler. Nefsimiz müzikten hoşlanır. Ruh hoşlanmaz, sıkıntı duyar. Nefsi ruh ile karıştırmamalıdır. İnsan hastalanınca, günahları affolur. İsa aleyhisselam, (Hasta olup, musibete, felakete uğrayıp da, günahları affolacağı için sevinmeyen kimse, âlim değildir) buyurdu. Musa aleyhisselam da, bir hastayı görüp, (Ya Rabbi, Bu kuluna merhamet et, hastalıktan kurtar!) dediğinde, Allahü teâlâ, (Rahmetime kavuşması için, gönderdiğim sebepler içerisinde bulunan bir kuluma, nasıl rahmet edeyim. Çünkü, onun günahlarını, bu hastalıkla affedeceğim. Cennetteki derecesini, bununla arttıracağım) buyurdu.
Musibetlere, elemlere sevap olmaz. Bunlara sabretmeye sevap verilir. Fakat, elemlere sabredilmese de, günahların affına sebep olurlar. Hastalık da musibettir, sabredilmezse sadece günahlar affolur. Sabredilir, kimseye şikayet edilmezse, o zaman sevap da alınır. Görüldüğü gibi, hastalık faydalı bir şeydir
|
|
|
Kilo Almak için - Sağlıklı ve Kolay Kilo Alma Yöntemleri |
|
Yazar: RasitTunca - 08-20-2020, 12:01 AM - Forum: islamda Sağlık
- Yorum Yok
|
 |
Kilo Almak için - Sağlıklı ve Kolay Kilo Alma Yöntemleri
Sual: Zayıflamak için pratik bilgiler yazdınız. Ama ben kilo almak istiyorum. Ne yapmalıyım?
CEVAP
Eğer kilo alamamanız, vücut yapısından ise, vücudunuz gıdaları çok yakıyorsa, hormon muayenesi yaptırmak ve ona göre hareket etmek gerekir. Yani uzman doktorun muayene ve teşhisinden sonra, onun tavsiyelerine uymak gerekir.
Normal bir insanın kilo almak için o yazdıklarımızın tersini yapması yeter. Mesela:
1- Her zaman unlu, şekerli ve yağlı gıdalar yemeli. Hamur işi ve yağlı börekler, tatlılar yemeli.
2- Zeytin yağı hem sağlık için hem de kilo almak için çok iyidir.
3- İştah açıcı gıdalar yemeli, sofrada sirkeyi eksik etmemeli.
4- Fındık, fıstık, ceviz gibi kuru yemişler yemeli.
5- Yiyecekler karbonhidrat [şekerli gıdalar] yönünden zengin olmalı. Mesela pilav yemeli.
Kilo almada, ölçü, verilen kaloriden daha çok kalori almaktır. Bunlar yapılırsa normal insan kısa zamanda çok kilo alır.
İştah açan gıdalar
Sual: Zayıfım kilo almak istiyorum. İştah açan, vücuda kuvvet veren gıdalar hangileridir?
CEVAP
Kavun, karpuz: Baş ağrısını giderir, gözlere kuvvet verir, iştah açar.
Greyfurt: Kansere karşı koruyucudur, C vitamini deposudur. İştah açar.
Çörekotu: İştah açar. Vücuda kuvvet ve dinçlik verir.
Defne: İdrar ve âdet söktürür. İştah açar.
Havuç: Görmeyi kuvvetlendirir, kansızlığı giderir, yüz kırışıklıklarını giderir.
Tere: İştah açar, hazmı kolaylaştırır.
İncir: Enerji verir, kilo almaya çok faydalıdır.
Karanfil: Mikropları öldürür. Ağrıları dindirir. Hazmı kolaylaştırır. İştah açar.
Kırmızı biber: C vitamini çoktur. Bağışıklık sistemini güçlendirir. İştah açar, sindirimi kolaylaştırır, sinir hastalıklarını yatıştırır, kolesterolü önler.
Nohut: Vücudu kuvvetlendirir. Kuru fasulye ve pirinç de faydalıdır.
Soğan sarımsak: İştah açar.
Tarçın: Ruhi sıkıntıları giderir. Kalbi kuvvetlendirir. İştah açar, hazmı kolaylaştırır.
Yoğurt: Sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlar.
Çikolatalı puding: Kilo almaya yarar.
Zencefil: İştah açar.
Tuz: İştah açar.
Baharatlar: İştah açar.
Zeytinyağı: En fazla kalori zeytin yağındadır.
Kuru yemişler: Kalori çoktur.
Hurma: Kansızlığa iyi gelir.
Unlu, şekerli ve yağlı gıdalar tercih edilmelidir
Kilo almak için ne yapmalıyım? Yemek zor, metabolizmam hızlı diyenlere ilaç gibi 6 taktik, sağlıklı kilo alma yöntemleri ve besin listesi burada!bigjoy gainer
Kilo almak için daha fazla kalori almayı kolaşlaştıran ürünleriyle sponsorumuz Bigjoy’un ürünlerini inceleyebilirsiniz!
Ben de uzun yıllar kilo almak için çok uğraştım ve sonunda bunun için gerekli şeyleri öğrendim. Kilo almaya başlamam spor performansımı da artırdı, spor yapmam da kilo almamı kolaylaştırdı. Şimdi teker teker size bilmeniz gereken her şeyi anlatacağım:
Neden kilo almak size zor geliyor? Vücut tipinizi öğreneceksiniz.
Kilo almak için hangi besinleri yemeniz gerektiğini öğreneceksiniz.
Kilo almak için ücretsiz beslenme programı vereceğiz, evet yanlış duymadınız!
ve bir daha hiçbir zaman kilo alma problemi yaşamamanız için, iştahınızın açılması için 6 tavsiye vereceğiz. Başlayalım!
Neden Kilo Alamıyorsun?
Birkaç maddede neden kilo alamadığını konuşalım, böylece yanlışlarını daha iyi göreceksin.
Kilo almak için kolay yol arıyorsun!
Evet. Kilo almak için kolay yol yok. Zaten kolay gelseydi almış olurdun.
Yapmamız gereken yanlışları öğrenmek, buna biraz kafa yormak, zaman harcamak ve doğru olanı yapmak. Öyle taktiklerle hilelerle olmaz.
Kilo aldırıcı ilaç diye bir şey yok! En azından sağlıklı şekilde bunu yapamazsın. Evet supplement veya vitamin takviyeleri belki kilo almak için eksiğini giderebilirler. Ama bunlar zaten besin, ilaç değil. Sen doğru beslenmeyi öğrenmelisin önce.
kilo almak için tavsiyeler
Sonra hayatına fitness de girdiği zaman, birazcık ağırlık çalıştığın zaman hızlı ve sağlıklı kilo almak çocuk oyuncağı.
Evde vücut geliştirme makalemizi incele, evde spor yapmaya başla. Çünkü ağırlık çalışmak kaslarınızın besine ihtiyacını artırır ve iştahınız açılır, kilolarınızı da kas olarak alırsınız!
Vücut tipini öğren, kendini kabul et!
Öncelikle vücut tipleri diye bir şey var. Elbette herkes aynı değil. Hepimiz farklıyız, ama birtakım gruplar ile bunu daha basit ifade edebiliriz. Yaradan bizi bir tipte yaratmadı elbette ama biz bunu kolayca anlayalım diye böyle gruplar uyduruyoruz.
Aşağıdaki quizi çözmelisin önce, böylece ektomorf, endomorf, mezomorf nesin ortaya çıkacak.
Genelde ektomorf tipler kilo almakta zorlanır. Ama bu çok önemli değil, ne olursan ol yapman gerekenler aslında aynı prensiplere bağlı. Vücut tipleri hakkında daha fazla bilgi almak için buna özgü bir makalemiz var, öneririm.
Tabii ki yeterince yemiyorsun!
Tek başıma büyük pizza yiyorum diyebilirsin, tamam ama bunu günde kaç kere yaptın? Kaç zaman üst üste yaptın?
Fazla kalori alıyorum, ama kilo alamıyorum diye bir şey yok. Bu dediğin bilimsel olarak imkansız!
Günlük kalori ihtiyacını hesaplaman lazım, buna göre kalorini artırman lazım. Başka bir çıkar yolu yok.
Tabii ki bunu yapmanın bazı taktikleri var. Yani fazla ye demeyle fazla yenmiyor. Bunları ilerleyen kısımlarda paylaşacağız, kilo almak için iştah nasıl açılır göreceğiz.
Çok daha fazla sebep olabilir, ama şimdilik çok uzatmadan kilo almak için ne yapılmalı bakalım.
Kilo Almak için Besin Listesi, Ne Yemeliyiz?
Hangi besinler kilo almamıza yardımcı olur?
Aslında her şey işe yarar, yeterince yenildiği zaman; hiçbir şey işe yaramaz, yeterince toplam kalori almazsaınz.
Ama bu listedeki besinler yüksek kalori içeren besinler. Ne demiştik, fazla kalori yemek lazım ki kilo alalım, tek kural bu. Fazla kalori almamıza yardımcı olacak ne varsa, işimize yarar.
1- Pirinç!
Evet kimilerine göre sağlıksız kalori, eğer kilo vermek istiyorsanız öyle. Ama siz kilo almak istiyorsunuz. Pirinç öyle ki, direk kaslarınızın içinde su tutmanıza yardımcı olacak. Böylece dolu dolu gezeceksiniz!
Pirinç kolayca yenebilir, yüksek kaloridir, hatta protein oranı bile yüksek sayılır!
2- Süt!
Süt sıvı şekilde kalori almanıza yardımcı olur. Eğer laktoza alerjiniz yoksa, süt muazzamdır. Protein tozu dediğimiz şey sütten oluşuyor işte, daha ne bekliyorsunuz!
Eğer süt içmek sizde alerji yaparsa, sivilceniz vb. çıkar; sürekli gaz olursa, çok abartmayın. Günde 1 litre içerek test edin.
Ayrıca sütü gidip light içmeyin sakın! Ne kadar kalori o kadar iyi, yağ da yüksek kalori içerir. Merak etmeyin sağlıksız değil.
3- Kuruyemişler!
Kuruyemiş gibisi yok. İnanılmaz kalorileri var. Oldukça besleyiciler. Kuruyemiş ayrıca midenizi de doldurmaz.
Mesela büyük bir öğün kuru fasülye pilav yediniz, 20 dakika sonra üzerine kuruyemişi ekleyebilirsiniz. 100 gram fındık, fıstık, kaju, badem, ceviz, leblebi bile inanılmaz kalori içerir ve yenmesi de çook kolaydır!
4- Patates
Patates çok sevilen bir besin, kalorisi inanılmaz yüksek değil ama çok yenmeye müsait. Püre olur, hatta çok abartmadan sağlıklı şekilde kızartabilirsiniz de. Kalorisi bu şekilde yükselecektir.
5- Kırmızı et, yağlı
Kırmızı et eğer bir de seviyorsanız, kilo almanıza çok yardımcı olur. İçindeki besinleri, proteini, özellikle de yağlı ise biraz kalorisi oldukça faydanıza olacaktır.
6- Bakliyatlar, nohut mercimek barbunya!
Bakliyat gibisi yok! Hem proteinleri yüksek, hem karbonhidratları. Yağ oranı da düşük, bunu yüksek yağ oranı olan örneğin kuruyemişlerle de beraber yiyebilirsiniz. Böylece kaloriyi tavana vurduracaksınız.
Tabii lif oranları yüksektir, sizi sık sık tuvalete çıkarabilir. Midenizi de biraz şişirebilir, çünkü lif oranı yüksektir.
7- Balıklar
Balık çok yağlı bir ettir. Ayrıca omega 3 oranı da yüksektir. Böylece vücudunuzdaki omega 6 – omega 3 dengesini korumanız da kolaylaşır.
Balığın faydalarını anlatmakla bitiremeyiz. Kesinlikle haftada 2 defa tüketin!
8- Tam yağlı peynir, yoğurt
Sütte bahsettiğimiz şeyler aslında burada da geçerli. Eğer seviyorsanız yemeklerinizin yanında biraz yoğurt, kahvaltılarda da bolca peyniri eksik etmeyin!
9- Bitter çikolata
Biraz temiz beslenmenin dışına çıkmak size çok koymayacaktır. Bitter çikolata ile 2-3 günde bir kendinizi şımartın, kalori değeri de yüksektir. İşinize gelir.
Hatta buyrun direk size bi örnek beslenme programı verelim, kilo almaya başlarken birçok kişi bu listeyle kolayca kütle kazanabilir:
Kalori Protein Karb Yağ
Süt 200 ml 128 7 8 7
Yulaf – 50 gram 178 6 30 3
Yumurta 4 adet – bütün 300 25 1 21
Domates 1 adet 19 1 3 0,2
Peynir 2 dilim 142 10 0 11
Elma 1 adet 78 0,5 17 0,5
Ara Toplam 845 49 59 42
Muz 2 adet 142 2 32 0,2
Badem 1 avuç 256 8 2 24
Ara Toplam 398 10 34 24
Tavuk Göğsü / Hindi – 150 gram 164 38 0 1
Pirinç / Bulgur (pişmemiş) – 200 gram 700 16 152 2
Brokoli 200gr 52 6 5 1
Ara Toplam 916 60 157 4
Tavuk Göğsü / Hindi – 150 gram 164 38 0 1
Nohut yemeği (pişmiş) – 300 gram 519 17 44 28
Yoğurt 3 kaşık 80 4 5 5
Çoban Salata 100 gram 42 1 2 3
Ara Toplam 805 60 51 36
Genel Toplam 2966 179 300 106
Sağlıklı ve Kolay Kilo Alma Yöntemleri
Saydığım şeyleri ben nasıl her gün yapıyorum görmek ve günlük hayatta kalorileri almak için küçük taktikleri kapmak için izlemenizi öneririm. Ben burda 5000 kaloriden fazla yiyorum, hem de zamanım yok demeden!
Kilo Almak İçin Yağ Alımını Artırın
Makro besinler (protein, karbonhidrat, yağ) arasında yağ en yüksek kaloriye sahip olandır.
Dolayısıyla yağ oranı düşük diyetlerin kalorisini yüksek tutmak zordur. O yüzden yapmamız gereken olabildiğince sağlıklı yağ kaynaklarını kullanarak yağ alımımızı arttırmak.
Sanılanın aksine yağ kaynakları tüketmemiz yağlanmamıza sebep olmaz. Yağlanmamıza aktivitesiz kalmamız ve yaktığımızdan çok fazla kalori almamız sebep olur. Tabii yapmamız gereken olabildiğince sağlıklı yağları tüketmek.
Bunlara örnek besinler olarak zeytinyağı, badem, fındık, fıstık, ceviz, avokadoyu verebiliriz. Örnek olarak bir avuç badem tüketerek kolayca 150 kalori alabiliriz. Bunun yanında beslenmemizde takibini sağlarsak tereyağı gibi diğer yağ kaynaklarını da az oranda tüketebiliriz.
Kilo Almak İçin Sıvı Kalori Alın
Kalorileri yemek zor gelmeye başladığında, kalorileri içmeye yönelebiliriz. Sıvı besinler midemizde daha az yer tutacakları için kalori alımımızı arttırmamız daha kolay olacaktır. Bu meyve suyu, süt yada çok içerikli, yüksek kalorili bir shake olabilir.
Sağlığımız için kalorileri içerken rafine şekerli içeceklerden uzak durmamız önemli tabii. Bunu sağlamak için kendi sağlıklı ve yüksek kalorili içeceğimizi kendimiz yapabiliriz.
Yüksek kalorili shake tarifi:
Buz kırıcı blendere:
150 gram yulaf ezmesi
1 muz
2 bardak tam yağlı süt
1 ölçek protein tozu veya 7 yumurta beyazı (Tam yumurta kalori için daha iyi olabilir fakat yağ artışının takibini yapmalıyız.)
2 avuç fındık (Badem, ceviz, fıstık da olabilir.)
1 tatlı kaşığı bal
1 tatlı kaşığı reçel
Besin değerleri: 45g yağ, 170g karbonhidrat, 70g protein / 1349 kalori
Buna benzer başka tarifler için de bu videoyu inceleyebilirsiniz:
Kilo Almak İçin Daha Çok Su!
Su zaten hedefimiz ne olursa olsun beslenmemizdeki en önemli yere sahip. Suyu zaten bol bol içmeliyiz ama kilo alma konusunun altında bu taktiği yazmamın sebebi sindirim ve mide genişliği.
Günlük su alımımızı arttırırsak bu tükettiğimiz besinleri daha rahat sindirmemizi sağlayacaktır. Su sindirim reaksiyonlarında önemli bir rol oynar.
Aynı zamanda su tüketimimizi arttırırsak bu midemizin tolere edebileceği hacmi de arttırabilir. Bu da tıkanmadan daha fazla besin yiyebiliriz demektir.
Bu yemek yeme yarışmacılarının da kullandığı bir taktiktir.
Dikkat etmemiz gereken bir nokta aşırı su alımı çok zor olsa da su zehirlenmesine sebep olabilir. Böbrek problemleri olmayan sağlıklı bir bireyin böbrekleri saatte 800ml-1000ml kadar suyu süzebilir. Bunu göz önünde tutarak su alımımızı arttırırsak su zehirlenmesi yaşamayız.
Kilo Almak İçin Besinleri Karıştırarak Kalorilerini Arttırın
Örnek olarak köfte yaparken içine fazladan tam buğday ekmeği, yulaf unu katılabilir. Aynı zamanda yumurta ile omlet yaparken içine yulaf katılabilir. Makarna yapılırken üstüne kıyma ve tam yağlı kaşar peyniri eklenebilir.
Birinci taktikle de birleştirirsek pişmiş yemeklerin üstüne zeytinyağı eklenebilir. Bu işlemler genel olarak daha fazla yediğimizi hissettirmezken daha fazla kalori almamıza yardımcı olacaktır.
Kilo Almak İçin Bileşik Egzersizler
Sağlıklı kilo almaktan bahsediyorsak, kas kazanımından bahsediyoruz demektir.
Eğer ki yağ oranımız gerçekten çok düşük değilse yağ almak en son istediğimiz şey olmalı.
Eğer çok düşük bir yağ oranında yaşamımızı sürdürmek istiyorsak bu örnek olarak eklemlerimizde problem çıkarabilir. Ama tabi ki bu durumlar çok nadirdir ve genelde sağlıklı bir şekilde kilo almaya başlayınca kendiliğinden hallolur.
Bunun dışında yağ alımını minimumda tutarken kas geliştirmek için ağırlık antrenmanları yapmalıyız. Ağırlık antrenmanlarında da bileşik egzersizlere ağırlık vermeliyiz.
Bileşik egzersizler aynı anda daha fazla kas grubunu çalıştıran egzersizlerdir (squat, deadlift, bench press vs.). Bu egzersizler bizim daha az zaman ve enerji harcayarak daha fazla kas çalışmamızı sağlayacak ve dolayısıyla kas gelişimimizi izole egzersizlere göre daha çok destekleyecektir.
Kilo Almak İçin Kaloride İstikrarı Koruyun!
Kaloriler ve kalori saymak hakkında bilgi almak için beslenme rehberine göz atın!
Son ama en önemli taktik: İstikrar.
Aslında hayatta neyden bahsedersek bahsedelim başarıya ulaşmamız için istikrarlı olmalıyız. Hafta içi her gün için 250 kalori fazlası yaratabildiğimiz bir beslenme planını rakamı rakamına uyguladığımızı düşünelim. Herkes ne kadar çok yediğimizi söylüyor bize.
Fakat hafta sonları bu düzeni bozuyoruz ve 5 günde yarattığımız 1000 kalori fazlalığını hafta sonu toplamda 1500 kalori eksik alarak kaybediyoruz.
Sonra çok yediğimizi ama yine de kilo alamadığımızı söyleyerek yakınıyoruz. Bunun yerine istikrarı korusak, disiplinli olsak ve hafta sonları da beslenmemizi takip etsek sonuçlarımız kaçınılmaz olacaktır. Bu tarz diyet bozma örneklerine birçok farklı şekilde rastlayabiliriz. Bunu düzeltmek için yapmamız gereken istikrarı sürdürebilmek.
Eğer düzeninizin bozulmasına engel olamıyorsanız düzeni değiştirin ama kalori alımınızı değiştirmeyin. Bu öğün saatlerinizi değiştirmeniz, gece yemeniz ya da sabah kalorilerinizin çoğunu tamamlamanız anlamına gelebilir.
Tam optimal olmasa da öyle ya da böyle aynı kalorileri almaya devam edebilirseniz, takibini yapabilir ve kilo almanızı kesin hale getirebilirsiniz.
Hızlı metabolizması olan insanlar için kilo almak mucize değil. Hormonal problemleriniz yoksa bu 6 taktiği uyguladığınız sürece kilo almakta problem yaşamayacaksınız!
Kilo almak kilo vermekten daha mı zor? Öyleyse neden?
Dr. Sinan Akkurt, kilo alma hakkında merak edilenleri anlattı.
Kilo vermek tabii ki çağımızın problemidir ve oldukça zordur. İlginç olan şu ki aslında kilo almak daha zordur. Haftada 1 kg ağırlık kazanımı için fazladan 7 bin kalori, yani günde fazladan bin kalori tüketilmesi gerekir. Bu kişilerin bir bölümünün iştah problemleri vardır ve bu yüzden bu kaloriyi tüketmeleri de zordur. Bunu açıklamak gerekirse yağı çok az, kas kütlesi daha fazla olan vücut, yediği her şeyi kolayca yakabilir. Kilolu bir bireyde ise durum tam tersidir; kilolu bir vücutta yağ miktarının yüksekliğine bağlı olarak metabolizma hızı da düşüktür. Kısır döngü fazla yağların daha da fazla yağ depolanmasını kolaylaştırmasıyla sürüp gider. Yani aslında iki durum da zordur. Ama kilo almak sorun gibi gözükmese de aslında vermek kadar büyük bir sorundur.
Normalden daha az kilolu olmanın ne gibi sakıncaları vardır?
Zayıf olarak sınıflandırdığımız, yani boya göre ağırlıkları yüzde 15-20’nin altında olan bireylerin beden kitle indeksi 18’in altındadır. Kadınlarda vücut yağ oranı 9-10, erkeklerde 7-8 altındaysa bireyler zayıf olarak tanımlanır. Zayıf olmak sadece fiziksel olarak memnuniyetsizlik, özgüven eksikliği hissetmenin yanı sıra aynı zamanda ciddi sağlık problemlerine sebep olabilir ve organların işlevinin bozulmasına neden olur. İştahsızlık, metabolik bozukluklar, psikolojik durum, sindirim problemleri kilo almayı zorlaştırabilir.
Nasıl sağlıklı kilo alınır?
Kilo almak isteyen kişiler öncelikle doktor denetiminden geçmeli; gerekli tahlil ve klinik bulgulara göre kilo almasına engel olan bir rahatsızlık olup olmadığı kontrol edilmelidir. Kilo alamamanın altında kişinin ihtiyacı olan enerjiyi yeterince alamaması ya da aldığı kaloriden fazlasını harcaması, dengesiz beslenme, genetik yapı, hormonal bozukluklar, bazı mineral ve vitamin eksiklikleri, mide ve bağırsak sistemindeki bozukluklar yatıyor olabilir. Kilo alamayan bireyler bazen önlerinde çok fazla yemek görmek istemeyebilirler. Bu yüzden kilo aldırabilmek için öğün sayısını artırıp öğün aralarında sık sık hacim yönünden az, kalorisi yüksek besinler seçmeliyiz.
Mesela bir kase evde yapılmış yoğurt yanında bir avuç öğütülmüş badem ya da ceviz gibi yağlı tohumlar ile servis edilebilir. Yemeklere ve salatalara konulan yağ miktarı bir miktar artırılabilir. Yemeklerin yanında yoğurt, ayran yerine tahin-pekmez, taze sıkma meyve suyu, yağsız peynir yerine tam yağlı peynir, yağsız ekmekler yerine keçiboynuzu unu, pekmez, bal ile zenginleştirilmiş kek gibi alternatifler tercih edilmelidir. Kilo alma aşamasında davranış değişikliği de önemlidir. Birey acıkmamış olsa bile öğünleri atlamadan yemesi ve enerji açığını kapatması gerekmektedir.
Öğün aralarında tercih edilebilecek alternatifler:
1 kase ev yapımı manda yoğurdu ve ceviz ya da badem
Bir bardak meyveli / ballı smoothie
2 dilim siyez ekmeği arası 3-4 tane ceviz, 1 dilim kaşar peyniri
1 dilim fındıklı, keçiboynuzu unlu ev yapımı kek, yanında 1 bardak meyve suyu
1 kase ev yapımı meyveli yoğurt
1 bardak kefir
1 avuç kuru meyve ya da 2 kuru incir, yanında 1 bardak keçi sütü
İdeal kilomuzu nasıl saptayabiliriz?
Kişinin yaşı, boyu ve kilosu arasında kurulmuş ilişkiye göre ideal kiloyu hesaplayan formüller vardır. Bunlardan en sık ve sağlık risklerini en aza indirme amaçlı kullanılanı vücut kitle indeksi isimli metoddur. Bu metod, kalp damar hastalığı, hipertansiyon, şeker hastalığı ve sağlık risk ölçümü için kullanılan metodların başında gelir.
İdeal kilonuzu hesaplamak için önce boyunuzun karesini alın. Daha sonra kilonuzu çıkan sonuca bölün.
Örnek vermek gerekirse:
1.60 x 1.60 = 2.56
70 / 2.56 = 27.34
Elde ettiğiniz sonuç 18,5 ile 25 arasındaysa normal olarak kabul edilir. Eğer 18.5 altı ise zayıf olrak kabul edilir. En sağlıklı indeks 20 ile 23 arasındakilerdir. Eğer sonuç 25 ile 30 arasındaysa kişinin fazla kilolu olduğu görülür. 30 ile 40 arasındaki sonuçlar ise obezite hastalığını gösterir.
|
|
|
|