Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifreniz
  





Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler 12
» Son Üye TalaMAN
» Toplam Konular 7,244
» Toplam Yorumlar 8,378

Detaylı İstatistikler

 
Oku-1 Yeryüzündeki En Yüksek Dağlar Listesi
Yazar: RasitTunca - 09-14-2020, 02:55 AM - Forum: Coğrafya Bilgileri - Yorum Yok

Yeryüzündeki En Yüksek Dağlar Listesi

Dağ, çevresindeki karasal alanlardan daha yüksek olan kara kütlelerine verilen addır. "Dağlık" sıfatı, dağlarla ilişkili ve kaplı alanları tanımlamak için kullanılır.

Dünya'da birçok dağ olup bunların ortaya çıkış nedeni farklıdır. Bazı dağlar yerin sıkışmasıyla oluşurken bazı dağlar lavların yeryüzüne çıkıp donmasıyla oluşur. Yanardağların lavlarının kaynağı, magma denen çok sıcak kütledir.

Asya'nın %54'ü, Kuzey Amerika'nın %36'sı, Avrupa'nın %25'i, Güney Amerika'nın %22'si, Avustralya'nın %17'si ve Afrika'nın %'3'ü dağlarla kaplıdır. Dünya'nın karasal kütlesinin %24'ü bütünüyle dağlıktır. İnsanların %10'u dağlık bölgelerde yaşar. Dünya'nın nehirlerinin çoğu dağlık kaynaklarca beslenir ve insanlığın yarısından fazlası su için dağlara bağımlıdır.[1][2]

Tüm dağlar yalnızca Dünya'da değildir. Diğer gezegenlerde de dağlar vardır. Bunlara örnek olarak Venüs'te Gila Dağı (3 km) ve Türkiye'nin yarısına yakın bir alan kaplayan, Güneş Sisteminin en yüksek dağı Mars'taki Olympus Mons (25 km) örnek verilebilir. Bunların dışıda Ay'da 8 km ve yine Mars'ta 18 km yüksekliğindeki dağlar verilebilir fakat bu dağların yükseliklerinin ölçümü gezegenin yüzeyinden itibaren yapılmaktadır ve Mars'taki dağlar sönmüş birer volkandır. Dünya'nın en yüksek dağları olan Himalaya Dağları'ndaki en yüksek tepe Everest Tepesi ise 8.850 metre yüksekliktedir.

Tanımlamalar

1.344 metre yüksekliğindeki Ben Nevis, munro, Grampian Dağları, İskoçya

Bazı kaynaklar dağı, göze çarpan sivri bir tepesi olan, belirli bir yüksekliğin üzerindeki topoğrafik çıkıntılar olarak tanımlarlar; örneğin Britannica Öğrenci Ansiklopedisine göre, dağlar; "genellikle 610 metre (2.000 ft) üzerinde yükselir".[3] Diğer taraftan, Britannica Ansiklopedisi, yüksekliğe sınır koymadan, kavramı sadece "jeolojik açıdan standartize edilemeyen terim" olarak ifade eder.[4]

Dağın herhangi bir yanına yamaç denir.[5]

Birleşik Krallık'ta

Birleşik Krallık'ta çevre bakanlığı, dağı 600 metrenin üzerinde olan bütün karalar olarak tanımlar. Bu ölçüm yaklaşık olarak 2.000 ft (610 m) karşılık gelir.[6] İskoçya 2003 yasaları, bu tanımdaki gibi görülmez ve dağ tanımı daha öznel şekilde; 914,4 metre (3.000 ft) üzerindeki tepeler için kullanarak, onları "Munro"lar olarak sıralar. Birleşik Krallık'ta, tepe tanımı, yüksekliğine bakmayarak yaygın şekilde bütün tepeler ve dağlar için kullanılır.

Birleşik Devletler'de

Birleşik Devletler'de Coğrafik İsimler heyeti, 304,7 metre (1.000 ft) altı (bazıları 100 ft (30 m) kadar küçüktür) özellikteki yüzlerce kara alanını "dağ" adı altında listeler. Bu Birleşik Devletler'in her yerinde, hatta Cascade Sıradağları olarak bilinen alçak yüksekliklerin baskın olduğu batı kıyıları için de geçerlidir. Ancak heyet henüz, dağları, tepeleri ve diğer yükseklikleri ayırmaya kalkışmamıştır ve hepsini, nasıl isimlendirildiğine veya yüksekliğine bakmayarak basitçe "tepe" (summit) olarak sınıflandırır. Bununla beraber heyet, Tom Sıradağları (en yüksek tepesi 366 m) gibi alçak dağ sıralarını "sıradağ" olarak listeleyip sınıflandırır.[7]

Yükseklik

K2, 8.611 metre, Karakurum Sıradağları, Pakistan.

Bir dağın yüksekliği onun deniz seviyesinden yüksekliğine göre belirlenir. Andlar ortalama 4 km iken Himalayalar, deniz seviyesinden ortalama 5 km yukarıdadır. En yüksek dağ, Himalayalarda bulunan 8.848 metre yüksekliğiyle Everest Tepesidir.

Yüksekliğin diğer tanımları da olabilir. Dünya'nın merkezinden en uzakta bulunan zirve Ekvator'daki Chimborazo volkanıdır. Deniz seviyesinden 6.267 metre yükseklikle Andlar'daki bu zirve "en yüksek" olarak nitenlendirilmemektedir çünkü Chimborazo, Ekvatora'a çok yakındır ve Dünya ekvatorda şişkinleşir; Chimborazo 2.150 metre, Dünya'nın merkezine Everest'den daha uzaktır.[8] Tabanından en yükseğe çıkan zirve Hawaii'deki Mauna Kea'dır, zirve tabanının bulunduğu Pasifik Okyanusu'ndan 10.200 metre yüksekte bulunur.[9]

Bugün Everest Dünya''daki en yüksek dağ olsa da, geçmişte daha yüksek dağlar bulunmuştur. Prekambriyan zamanı boyunca, şu an kıvrılarak küçülmüş olan Kanada Shield 12.000 metre ile en yüksek dağlardan biri olmuştur. Bu dağ, Himalaya ve Rocky Dağları gibi tektonik tabakaların çarpışması sonucu yükselmiştir.

Mars'ta bulunan eski bir volkan olan Olympus Dağı 26 kilometre (Fraknoi et al., 2004) yükseklikle, Güneş Sistemi'ndeki bilinen en yüksek dağdır.

Volkanların Güneş Sistemi'mizdeki diğer gezegenlerde de püskürdükleri bilinmektedir ve bunlar yaşamlarımız boyunca (örneğin Venüs'te) sürekli püskürmektedir, bu dağların bazıları lav yerine buz püskürür. Birkaç yıl önce Hale teleskobu, Güneş Sistemi'mizdeki bir uyduda bulunan bir volkanın püskürmesini ilk kez kayıt etmiştir.

Dağlar iki şekilde oluşur:

Kırıklı dağlar: Jeosenklinallerse biriken tortular kıvrılamayacak kadar sert ise bu dağlar kırıklı dağlar olarak meydana gelir. Bu dağların yükselen kıssımlarına Horst alçalan kısımlarına Graben denir. Bu kırıklı dağlar fay hattını oluşturur.

Dünya'nın en uzun fay hattı Doğu Afrika'da bulunan Victoria Gölü'nden başlayıp Van Gölü'nün kuzeyinde sona erer.

Kıvrım dağlar: Yer kabuğundaki çok geniş çukurluklara denir. Bu çukurluklar akarsular, rüzgarlar, buzulların etkisiyle biriken tortular, kıtaların kaymasıyla yan basınçlara uğrarsa yumuşak olan tabakalar kıvrılarak yükselir ve dağlar oluşur. Bu dağların yükselen kısımalarına antiklinal, çukurda kalan kısımlarına senklinal denir.

Özellikleri

Yüksek dağlar, ve Dünya'nın kutuplarına yakın olarak bulunan dağlar, atmosferin daha soğuk tabakalarıyla birlikte bulunurlar. Bu nedenle sıkça don etkisiyle oluşan buzlanmaya ve erozyona maruz kalırlar.
Yunanistan'daki Olympus Dağı.

Yeterince uzun dağlar tabanlarından tepelerine kadar çok farklı iklimsel şartlara sahip olurlar ve farklı yüksekliklerde farklı yaşam alanları barındırırlar. Bu zonlarda bulunan fauna ve flora yukarıdaki ve aşağıdaki şartlardan izole olmaya, bu zonlardan üyeler almamaya meyillidir. Bu izole olmuş ekolojik sistemler gökyüzü adası ve/veya mikroklima olarak bilinir.

Ağaç ormanları, dağın bir yanında bulunan, ağaçlarla nemlenen, eşsiz ekosistem ormanlardır. Çok uzun dağlar buz ya da karla örtülü olabilirler.

Dağlar aşağılardan daha soğuktur, çünkü Güneş Dünya'yı yerden yukarıya doğru ısıtır. Ayrıca yüksek kesimlerde hava seyrek olduğu için yeterli ısı tutamaz. Güneş'in radyasyonu atmosferden geçerek yere iner ve yerküre ısıyı emer.

Daha düşük rakımdaki hava, genellikle daha ılıktır. Dağda yükselen hava, zor ılınır ve sonuç olarak soğur.[10] Hava sıcaklığı normalde, her 300 metre yükseklikte 1 ila 2 C derece düşer.

Dağlar genellikle insan yaşam alanı olarak düzlüklere göre daha az tercih edilir, buralarda hava daha serttir ve tarım alanları daha az bulunur. Çok büyük yüksekliklerde havada daha az oksijen bulunur ve Güneş radyasyonu UV'ye karşı daha az koruma sağlanır.

Hipoksiya'nın (kanda az oksijen bulunması) neden olduğu Akut Dağ Hastalığı, daha alçak kesimlerde yaşayıp, 3.500 metreden daha yukarılarda birkaç saatini geçirmiş insanların yarısını etkiler.

Dünya'ya dağılan dağların ve dağlık dizilerin bir kısmı kendi doğal hallerinde ve ağaç kesimi, madencilik, otlatma için kullanılabildiği gibi az kısmı hepsi için, bazıları ise eğlence (rekreasyon) için kullanılmaktadırlar.

Bazı dağlar sadece ağaçlıkken, bazılarının zirveleri görülmeye değer muhteşem manzaralara sahiptir. Dağdan dağa geçiş yapılıp zirvelere erişilebilir; yükseklik, diklik, düzlük, arazi yapısı, hava ve yol koşulları bu geçişleri etkileyen faktörler olduğu gibi, teleferikler gibi daha kolay ulaşım için yapılmış araçlar da dağlarda bulunabilir.

Dağcılık, hiking, kaya tırmanışı, buz tırmanışı, tepeden aşağı kayma ve kar sörfü gibi eğlence aktiviteleri dağları eğlenceli hale getiren uğraşlardır. Tepeden aşağı kayma gibi akitivitelerde dağlar özellikle düzlükse eğlenceyi arttırıır. Bununla beraber bu tür uğraşlar her zaman için risk taşımaktadır.

Dağ çeşitleri

Brezilya'daki dağlar

Dağlar birkaç yolla karakterize edilebilir. Dağların bazıları volkanlardır ve püskürme tarihi ve lav tipiyle karakterize edililebilirler. Diğer dağlar buzlanma süreciyle şekillenddirilmiş olabilir ve buzlanma özellikleriyle tarif edebilirler. Bununla beraber, fayları ve Dünya kabuğundaki katlanmalarıyla ya da tektonik katmanların kıtasal çarpışmalarıyla da (örneğin Himalayalar) örneklendirilebilirler.

Karaların baştan başa şekil ve yerleşimi de dağları ve dağlık yapıları ayrıca tanımlar. Sonuçta bazı dağlar bileşenlerini oluşturan kayaların tipine göre karakterize edilebilirler. Dağları genel olarak şu iki gruba ayırabiliriz:

Tektonik dağlar
Volkanik dağlar

Ya da dağlar şu şekilde de gruplandırılabilir:

Tek dağlar
Sıra dağlar


Yeryüzündeki En Yüksek Dağlar Listesi

En yüksek dağlar listesi, yeryüzünde yüksekliği deniz seviyesinin 7200 m üzerinde bulunan 100'den fazla dorukları listelemektedir. Bu dorukların büyük hepsi Orta ve Güney Asya'da bulunmaktadır.
Sıra Dağ Yükseklik (m)[1] Yükseklik (ft) Bölge Koordinatlar[2] Prominence (m)[3] Bulunduğu dağ sırası[4] İlk tırmanış Tırmanış sayısı (deneme) 2004 öncesi [5]
1 Everest Dağı/
Sagarmatha /
Chomolungma 8,848[6] 29,029 Mahalangur Himalaya 27°59′17″K 86°55′31″D 8,848 yok 1953 145 (121)
2 K2/
Qogir/
Godwin Austen 8,611 28,251 Baltoro Karakurum 35°52′57″K 76°30′48″D 4,017 Everest Dağı [7] 1954 45 (44)
3 Kangchenjunga 8,586 28,169 Kangchenjunga, Himalayalar 27°42′09″K 88°08′49″D 3,922 Everest Dağı 1955 38 (24)
4 Lhotse 8,516 27,940 Mahalangur, Himalaya 27°57′42″K 86°55′59″D 610 Everest Dağı 1956 26 (26)
5 Makalu 8,485 27,838 Mahalangur Himalaya 27°53′21″K 87°05′19″D 2,386 Everest Dağı (Lhotse) 1955 45 (52)
6 Cho Oyu 8,188 26,864 Mahalangur Himalaya 28°05′39″K 86°39′39″D 2,340 Everest Dağı 1954 79 (28)
7 Dhaulagiri I 8,167 26,795 Dhaulagiri Himalaya 28°41′45″K 83°29′36″D 3,357 K2 1960 51 (39)
8 Manaslu 8,163 26,781 Manaslu Himalaya 28°32′58″K 84°33′39″D 3,092 Cho Oyu 1956 49 (45)
9 Nanga Parbat 8,126 26,660 Nanga Parbat Himalaya 35°14′18″K 74°35′22″D 4,608 Dhaulagiri 1953 52 (67)
10 Annapurna I 8,091 26,545 Annapurna Himalaya 28°35′43″K 83°49′11″D 2,984 Cho Oyu 1950 36 (47)
11 Gasherbrum I 8,080 26,509 Baltoro Karakurum 35°43′27″K 76°41′44″D 2,155 K2 1958 31 (16)
12 Broad Peak 8,051 26,414 Baltoro Karakurum 35°48′38″K 76°34′05″D 1,701 Gasherbrum I 1957 39 (19)
13 Gasherbrum II 8,034 26,362 Baltoro Karakurum 35°45′27″K 76°39′11″D 1,523 Gasherbrum I 1956 54 (12)
14 Shishapangma 8,027 26,335 Jugal Himalaya 28°21′12″K 85°46′43″D 2,897 Cho Oyu 1964 43 (19)
15 Gyachung Kang 7,952 26,089 Mahalangur Himalaya 28°05′52″K 86°44′47″D 700 Cho Oyu 1964 5 (3)
Gasherbrum III 7,946 26,070 Baltoro Karakurum 35°45′34″K 76°38′31″D 355 Gasherbrum II 1975 2 (2)
16 Annapurna II 7,937 26,040 Annapurna Himalaya 28°32′03″K 84°07′20″D 2,437 Annapurna I 1960 6 (19)
17 Gasherbrum IV 7,932 26,024 Baltoro Karakurum 35°45′33″K 76°36′57″D 715 Gasherbrum III 1958 4 (11)
18 Himalchuli 7,893 25,896 Manaslu Himalaya 28°26′07″K 84°38′24″D 1,633 Manaslu 1960 6 (12)
19 Distaghil Sar 7,884 25,866 Hispar Karakurum 36°19′33″K 75°11′18″D 2,525 K2 1960 3 (5)
20 Ngadi Chuli 7,871 25,823 Manaslu Himalaya 28°30′12″K 84°34′03″D 1,020 Manaslu 1970 2 (6)
Nuptse 7,864 25,801 Mahalangur Himalaya 27°58′02″K 86°53′10″D 319 Lhotse 1961 5 (12)
21 Khunyang Chhish 7,823 25,666 Hispar Karakurum 36°12′19″K 75°12′28″D 1,765 Distaghil Sar 1971 2 (6)
22 Masherbrum 7,821 25,659 Masherbrum Karakurum 35°38′28″K 76°18′21″D 2,457 Gasherbrum I 1960 4 (9)
23 Nanda Devi 7,816 25,643 Garhwal Himalaya 30°22′36″K 79°58′15″D 3,139 Dhaulagiri 1936 14 (12)
24 Chomo Lonzo 7,804 25,604 Mahalangur Himalaya 27°55′48″K 87°06′29″D 590 Makalu 1954 3 (1)
25 Batura Sar 7,795 25,574 Batura Karakurum 36°30′36″K 74°31′27″D 3,118 Distaghil Sar 1976 4 (6)
26 Kanjut Sar 7,790 25,558 Hispar Karakurum 36°12′18″K 75°25′04″D 1,690 Khunyang Chhish 1959 2 (1)
27 Rakaposhi 7,788 25,551 Rakaposhi-Haramosh Karakurum 36°08′33″K 74°29′21″D 2,818 Khunyang Chhish 1958 8 (13)
28 Namcha Barwa 7,782 25,531 Assam Himalaya 29°37′50″K 95°03′19″D 4,106 Kangchenjunga 1992 1 (2)
29 Kamet 7,756 25,446 Garhwal Himalaya 30°55′12″K 79°35′30″D 2,825 Nanda Devi 1931 23 (14)
30 Dhaulagiri II 7,751 25,430 Dhaulagiri Himalaya 28°45′46″K 83°23′14″D 2,396 Dhaulagiri 1971 4 (11)
31 Saltoro Kangri 7,742 25,400 Saltoro Karakurum 35°23′57″K 76°50′51″D 2,160 Gasherbrum I 1962 2 (1)
32 Jannu 7,711 25,299 Kangchenjunga Himalaya 27°40′54″K 88°02′36″D 1,036 Kangchenjunga 1962 17 (12)
33 Tirich Mir 7,708 25,289 Hindukuş Dağları 36°15′19″K 71°50′30″D 3,910 Batura Sar 1950 20 (11)
Molamenqing 7,703 25,272 Langtang Himalaya 28°21′17″K 85°48′39″D 430 Shishapangma 1981 1 (0)
34 Gurla Mandhata 7,694 25,243 Nalakankar Himalaya 30°26′17″K 81°17′53″D 2,788 Dhaulagiri 1985 6 (4)
35 Saser Kangri I 7,672 25,171 Saser Karakurum 34°52′00″K 77°45′09″D 2,304 Gasherbrum I 1973 6 (4)
36 Chogolisa 7,665 25,148 Masherbrum Karakurum 35°36′42″K 76°34′18″D 1,624 Masherbrum 1975 4 (2)
Dhaulagiri IV 7,661 25,135 Dhaulagiri Himalaya 28°44′09″K 83°18′55″D 469 Dhaulagiri II 1975 2 (10)
37 Kongur Tagh 7,649 25,095 Kongur Shan Kunlun 38°35′36″K 75°18′48″D 3,585 Distaghil Sar 1981 2 (4)
Dhaulagiri V 7,618 24,993 Dhaulagiri Himalaya 28°44′02″K 83°21′41″D 340 Dhaulagiri IV 1975 2 (3)
38 Shispare 7,611 24,970 Batura Karakurum 36°26′26″K 74°40′51″D 1,240 Batura Sar 1974 3 (1)
39 Trivor 7,577 24,859 Hispar Karakurum 36°17′15″K 75°05′10″D 980 Distaghil Sar 1960 2 (5)
40 Gangkhar Puensum 7,570 24,836 Kula Kangri Himalaya 28°02′48″K 90°27′21″D 2,995 Kangchenjunga unclimbed 0 (3)
41 Gongga Shan/
Minya Konka 7,556 24,790 Daxue Shan 29°35′43″K 101°52′47″D 3,642 Mount Everest 1932 6 (7)
42 Annapurna III 7,555 24,787 Annapurna Himalaya 28°35′05″K 83°59′28″D 703 Annapurna I 1961 10 (17)
43 Muztagh Ata 7,546 24,757 Muztagata Kunlun 38°16′42″K 75°06′57″D 2,735 Kongur Tagh 1956 many
44 Skyang Kangri 7,545 24,754 Baltoro Karakurum 35°55′35″K 76°34′03″D 1,085 K2 1976 1 (2)
45 Changtse 7,543 24,747 Mahalangur Himalaya 28°01′29″K 86°54′31″D 520 Mount Everest 1982 9 (9)
46 Kula Kangri 7,538 24,731 Kula Kangri Himalaya 28°13′34″K 90°36′54″D 1,650 Gangkhar Puensum 1986 3 (2)
47 Kongur Tiube 7,530 24,705 Kongur Shan Kunlun 38°36′59″K 75°11′55″D 840 Kongur Tagh 1956 2 (3)
48 Mamostong Kangri 7,516 24,659 Rimo Karakurum 35°08′27″K 77°34′39″D 1,803 Gasherbrum I 1984 5 (0)
49 Saser Kangri II E 7,513 24,649 Saser Karakurum 34°48′15″K 77°48′18″D 1,450 Saser Kangri I unclimbed 0 (0)[8]
50 Ismail Samani Peak 7,495 24,590 Pamir (Akademiya Nauk Range) 38°56′32″K 72°00′57″D 3,402 Muztagh Ata 1933
51 Saser Kangri III 7,495 24,590 Saser Karakurum 34°50′44″K 77°47′06″D 850 Saser Kangri I 1986 1 (0)
52 Noshaq 7,492 24,580 Hindu Kush 36°26′00″K 71°49′40″D 2,024 Tirich Mir 1960 33 (3)
53 Pumari Chhish 7,492 24,580 Hispar Karakurum 36°12′40″K 75°15′10″D 890 Khunyang Chhish 1979 1 (2)
54 Pasu Sar 7,476 24,528 Batura Karakurum 36°29′16″K 74°35′16″D 645 Batura Sar 1994 1 (0)
55 Yukshin Gardan Sar 7,469 24,505 Hispar Karakurum 36°15′00″K 75°22′30″D 1,313 Pumari Chhish 1984 4 (1)
56 Teram Kangri I 7,462 24,482 Siachen Karakurum 35°34′48″K 77°04′42″D 1,702 Gasherbrum I 1975 2 (0)
57 Jongsong Peak 7,462 24,482 Kangchenjunga Himalaya 27°52′52″K 88°08′05″D 1,298 Kangchenjunga 1930 2 (3)
58 Malubiting 7,458 24,469 Rakaposhi-Haramosh Karakurum 36°00′12″K 74°52′31″D 2,193 Rakaposhi 1971 2 (6)
59 Gangapurna 7,455 24,459 Annapurna Himalaya 28°36′17″K 83°57′51″D 563 Annapurna III 1965 8 (13)
60 Peak Jengish Chokusu 7,439 24,406 Tian Shan 42°02′06″K 80°07′32″D 4,148 Ismail Samani Peak 1938
61 K12 7,428 24,370 Saltoro Karakurum 35°17′42″K 77°01′18″D 1,978 Saltoro Kangri 1974 4 (2)
62 Yangra (Ganesh I) 7,422 24,350 Ganesh Himalaya 28°23′28″K 85°07′38″D 2,352 Manaslu 1955 1 (6)
63 Sia Kangri 7,422 24,350 Siachen Karakurum 35°39′48″K 76°45′45″D 640 Gasherbrum I 1934 6 (0)
64 Momhil Sar 7,414 24,324 Hispar Karakurum 36°19′04″K 75°02′11″D 980 Trivor 1964 2 (6)
65 Kabru N 7,412 24,318 Kangchenjunga Himalaya 27°38′02″K 88°07′00″D 780 Kangchenjunga 1994 1 (2)[9]
66 Skil Brum 7,410 24,311 Baltoro Karakurum 35°51′03″K 76°25′45″D 1,152 K2 1957 2 (1)
67 Haramosh 7,409 24,308 Rakaposhi Karakurum 35°50′24″K 74°53′51″D 2,277 Malubiting 1958 4 (3)
68 Istor-o-Nal 7,403 24,288 Hindu Kush 36°22′35″K 71°53′55″D 1,040 Noshaq 1969 4 (5)
69 Ghent Kangri 7,401 24,281 Saltoro Karakurum 35°31′03″K 76°48′01″D 1,493 Saltoro Kangri 1961 4 (0)
70 Ultar Sar 7,388 24,239 Batura Karakurum 36°23′54″K 74°42′32″D 700 Shispare 1996 2 (5)
71 Rimo I 7,385 24,229 Rimo Karakurum 35°21′21″K 77°22′05″D 1,438 Teram Kangri I 1988 1 (3)
72 Churen Himal 7,385 24,229 Dhaulagiri Himalaya 28°44′06″K 83°12′58″D 600 Dhaulagiri IV 1970 3 (0)
73 Teram Kangri III 7,382 24,219 Siachen Karakurum 35°35′59″K 77°02′53″D 520 Teram Kangri I 1979 1 (0)
74 Sherpi Kangri 7,380 24,213 Saltoro Karakurum 35°27′58″K 76°46′53″D 1,000 Ghent Kangri 1976 1 (1)
75 Labuche Kang 7,367 24,170 Labuche Himalaya 28°18′15″K 86°21′03″D 1,957 Cho Oyu 1987 1 (0)
76 Kirat Chuli 7,362 24,153 Kangchenjunga Himalaya 27°47′13″K 88°11′40″D 1,168 Kangchenjunga 1939 1 (6)
Abi Gamin 7,355 24,131 Garhwal Himalaya 30°55′57″K 79°36′09″D 217 Kamet 1950 17 (2)
77 Nangpai Gosum 7,350 24,114 Mahalangur Himalaya 28°04′20″K 86°36′52″D 500 Cho Oyu 1996 3 (1)
Gimmigela (The Twins) 7,350 24,114 Kangchenjunga Himalaya 27°44′24″K 88°09′28″D 432 Kangchenjunga 1994 3 (1)
78 Saraghrar 7,349 24,111 Hindu Kush 36°32′51″K 72°06′54″D 1,979 Noshaq 1959 2 (3)
79 Chamlang 7,321 24,019 Mahalangur Himalaya 27°46′30″K 86°58′47″D 1,240 Lhotse 1961 7 (1)
80 Jomolhari[10] 7,315 24,000 Jomolhari Himalaya 27°49′37″K 89°16′28″D 2,065 Gangkhar Puensum 1937 4 (0)
81 Chongtar 7,315 23,999 Baltoro Karakurum 35°54′46″K 76°25′47″D 1,300 Skil Brum 1994 1 (1)
82 Baltoro Kangri 7,312 23,990 Masherbrum Karakurum 35°38′21″K 76°40′24″D 1,200 Chogolisa 1976 1 (0)
83 Siguang Ri 7,309 23,980 Mahalangur Himalaya 28°08′49″K 86°41′06″D 650 Cho Oyu 1989 2 (1)
84 The Crown 7,295 23,934 Yengisogat Karakoram 36°06′22″K 76°12′26″D 1,919 Skil Brum (K2) 1993 1 (3)
85 Gyala Peri 7,294 23,930 Assam Himalaya 29°48′47″K 94°58′03″D 2,942 Mount Everest 1986 1 (0)
86 Porong Ri 7,292 23,924 Langtang Himalaya 28°23′22″K 85°43′17″D 520 Shisha Pangma 1982 5 (0)
87 Baintha Brakk (The Ogre) 7,285 23,901 Panmah Karakurum 35°56′51″K 75°45′12″D 1,891 Kanjut Sar 1977 3 (13)
88 Yutmaru Sar 7,283 23,894 Hispar Karakurum 36°13′40″K 75°22′05″D 620 Yukshin Gardan Sar 1980 1 (1)
89 Baltistan Peak (K6) 7,282 23,891 Masherbrum Karakurum 35°25′06″K 76°33′08″D 1,962 Chogolisa 1970 1 (3)
90 Kangpenqing 7,281 23,888 Baiku Himalaya 28°33′03″K 85°32′44″D 1,340 Shisha Pangma 1982 1 (1)
91 Muztagh Tower 7,276 23,871 Baltoro Karakurum 35°49′38″K 76°21′39″D 1,710 Skil Brum 1956 4 (2)
92 Mana 7,272 23,858 Garhwal Himalaya 30°52′51″K 79°36′56″D 730 Kamet 1937 7 (3)
Dhaulagiri VI 7,268 23,845 Dhaulagiri Himalaya 28°42′29″K 83°16′21″D 485 Dhaulagiri IV 1970 5 (0)
93 Diran 7,266 23,839 Rakaposhi-Haramosh Dağları Karakurum 36°07′19″K 74°39′40″D 1,325 Malubiting 1968 12 (8)
94 Labuche Kang III / East[11] 7,250 23,786 Labuche Himalaya 28°18′01″K 86°23′03″D 570 Labuche Kang unclimbed 0 (0)
95 Putha Hiunchuli 7,246 23,773 Dhaulagiri Himalaya 28°44′50″K 83°08′55″D 1,151 Churen Himal 1954 11 (5)
96 Apsarasas Kangri 7,245 23,770 Siachen Karakurum 35°32′20″K 77°08′59″D 635 Teram Kangri I 1976 2 (0)
97 Mukut Parbat 7,242 23,760 Garhwal Himalaya 30°57′01″K 79°34′07″D 840 Kamet 1951 2 (1)
98 Rimo III 7,233 23,730 Rimo Karakurum 35°22′29″K 77°21′42″D 615 Rimo I 1985 1 (0)
99 Langtang Lirung 7,227 23,711 Langtang Himalaya 28°15′20″K 85°31′02″D 1,525 Shisha Pangma 1978 14 (13)
100 Karjiang 7,221 23,691 Kula Kangri Himalaya 28°15′31″K 90°38′43″D 880 Kula Kangri unclimbed 0 (2)
101 Annapurna Dakshin 7,219 23,684 Annapurna Himalaya 28°31′04″K 83°48′27″D 775 Annapurna 1964 10 (16)
102 Khartaphu 7,213 23,665 Mahalangur Himalaya 28°03′45″K 86°58′39″D 712 Mount Everest 1935 1 (0)
103 Tongshanjiabu[12] 7,207 23,645 Lunana Himalaya 28°11′12″K 89°57′27″D 1,757 Gangkar Puensum unclimbed 0 (0)
104 Malangutti Sar 7,207 23,645 Hispar Karakurum 36°21′51″K 75°08′52″D 515 Distaghil Sar 1985 1 (0)
105 Noijin Kangsang / Norin Kang 7,206 23,642 Nagarze Himalaya 28°56′48″K 90°10′42″D 2,160 Tongshanjiabu 1986 4 (1)
106 Langtang Ri 7,205 23,638 Langtang Himalaya 28°22′53″K 85°41′01″D 650 Porong Ri 1981 4 (0)
107 Kangphu Kang 7,204 23,635 Lunana Himalayalar 28°09′18″K 90°03′45″D 1,200 Tongshanjiabu 2002 1 (0)
108 Singhi Kangri 7,202 23,629 Siachen Karakurum 35°35′56″K 76°58′58″D 790 Teram Kangri III 1976 2 (0)
109 Lupghar Sar 7,200 23,622 Hispar, Karakurum 36°20′54″K 75°01′33″D 730 Momhil Sar 1979 1 (0)

Bu konuyu yazdır

Oku-1 OKYANUSLAR
Yazar: RasitTunca - 09-14-2020, 02:20 AM - Forum: Coğrafya Bilgileri - Yorum Yok



OKYANUSLAR

    Okyanuslar kıtaları birbirinden ayıran engin, açık denizlerdir1. Yeryüzünün yaklaşık üçte ikisini (%70) kaplarlar ve bu alanın yaklaşık yarısında su seviyesi 3000 metrenin üzerindedir.

    Okyanus kelimesi Yunanca "nehir" anlamına gelen "Okeanos"'dan gelmektedir, Yunanlılar Cebelitarık Boğazı'ndan gelen güçlü akıntıyı fark etmişler ve bunun bir nehir olduğunu düşünmüşlerdir.

    Dört milyar yıl önce Dünya yüzeyi suyun sıvı olarak kalmasına olanak tanımayacak kadar sıcaktı. Su,uzayda yok olmak üzere volkanik gazdaki buhar olarak püskürürdü. Yaklaşık 3.85 milyar yıl önce dünya soğuyarak içinde buharında yer aldığı bir volkanik gaz atmosferi oluşturdu. Daha sonra su yoğunlaşmaya başladı ve okyanuslar oluştu. Okyanusların oluşmasından bu yana yağmur toprağa düşmekte ve kayalardaki tuzu denizlere taşımaktadır. Bu nedenle deniz suyu tuzludur. Ortalama olarak okyanus ağırlığının %2.9'unu tuz oluşturur.

    Denize baktığımız, tekneyle açıldığımız veya yüzdüğümüz zaman suyun bir yüzeyi olduğunu biliriz. Ancak; okyanusların ortalama derinliği 5.000 metre civarındadır ve en derin okyanus çukuru 11.000 metreye ulaşır. Everest Tepesi, bu dip derinlikten daha kısadır (iki kilometreden daha fazla). Okyanusun üst birkaç metresi, tropikal bölgelerde 26 santigrat derece sıcaklığında olabilir. Isıyı, gün boyunca güneş ışığından alır ve geceleri atmosferi ısıtırlar. Okyanusun bu katmanı, atmosferin tamamından daha fazla ısı içerir.

    Kıtalar arasındaki büyük çukurlarda kalan geniş ve derin su kütlelerine okyanus denir. Deniz ise karalar arasına veya kenarına sokulmuş kollardır. İç deniz karaların çok fazla içlerine sokulmuş kollardır. Kıtaların kenarında bulunan, okyanuslarla çok daha geniş alanlarda bağlanan denizlere kenar deniz adı verilir.

    Okyanuslar denizlere göre çok daha geniş ve derindir. Dünya üzerinde üç büyük okyanus vardır. Bunlar Amerika kıtaları ile Asya ve Okyanusya arasında bulunan Büyük okyanus,Amerika kıtaları ile Avrupa ve Afrika arasında bulunan Atlas okyanusu, Asya’nın güneyi, Afrika ve Okyanusya arasında ise Hint okyanusu yer alır. Bu okyanuslar güney yarım kürede Antarktika çevresinde birleşerek tek bir su kütlesi oluştururlar

    Büyük Okyanus(Pasifik Okyanusu): Amerika ve Asya kıtaları arasında bulunan dünyanın en büyük okyanusudur. İsmini İspanya krallığı adına Dünya'yı dolaşan Portekizli denizci Ferdinand MAGELLAN vermiştir. MAGELLAN, günler süren zorlu ve fırtınalı şartlar altında adını verdiği Magellan Boğazından geçip
    bu okyanusa açıldığında, fırtınaların dinmesinden ve kendisini sakin suların karşılamasından dolayı Portekizcede "sakin" anlamına gelen "Pasifico" kelimesinden yola çıkarak okyanusa bu ismi vermiştir. 179.7 milyon kilometrekare yüzölçümüne sahip olan bu okyanus, neredeyse Atlas Okyanusu ve Hint Okyanusu'nun toplamı kadardır. Kapladığı alan dünyadaki toplam karaların alanından biraz daha büyüktür. En derin yeri 11.034 metre ile Mariana Çukuru olup burası aynı zamanda Dünya'daki en derin noktadır.


    Atlas Okyanusu (Atlantik): Büyük Okyanus'tan sonraki en büyük ikinci okyanustur. Bir zamanlar tek parça olan ata kıtanın bölünmesiyle oluşmuş olup, Avrupa ve Afrika'yı Amerika Kıtası 'ndan ayırır. Yan denizleri ile birlikte (Akdeniz, Kuzey Denizi ve Baltık Denizi) 106,2 Mil. km² alana sahip olup, yeryüzünün beşte birini kaplar. 3314 metre ortalama derinliği bulunan okyanusun en derin noktası Porto Riko Çukuru’dur.
  Hint Okyanusu: Kuzeyde Asya, batıda Afrika ve Arabistan Yarımadası, doğuda Malezya Yarımadası, Sunda Adaları ve Okyanusya tarafından çevrilen, dünyanın üçüncü büyük okyanusudur. Dünya sularının %20'sini kapsar. Afrika'dan Avustralya'ya kadar okyanusun genişliği 10.000 kilometre kadardır. Bu alanda yaklaşık olarak 73.566.000 km² yer kaplar.

  Hint Okyanusu :Asya, batıda Afrika ve Arabistan Yarımadası, doğuda Malezya Yarımadası, Sunda Adaları ve Okyanusya tarafından çevrilen, dünyanın üçüncü büyük okyanusudur. Agulhas Burnu'nun güneyinde 20° doğu boylamının geçtiği yerde Atlas Okyanusu'ndan; 147° doğu boylamının geçtiği yerde de Pasifik Okyanusu'ndan ayrılır. En kuzeyde Basra Körfezi'nde, 30° enlemine kadar uzanır.Dünya sularının %20'sini kapsar. Afrika'dan Avustralya'ya kadar okyanusun genişliği 10.000 kilometre kadardır. Bu alanda yaklaşık olarak 73.566.000 km² yer kaplar. Hacminin yaklaşık olarak 292.131.000 km³ olduğu tahmin edilmektedir.

  Arktik Okyanusu: Asya, Avrupa ve Kuzey Amerika'nın kuzeylerinde yer alan, Kuzey Kutubu'nu kapsayan, buzlarla kaplı bir okyanustur. Uluslararası Hidrografi Örgütü (IHO) tarafından okyanus olarak kabul edilmektedir (Arctic Ocean). Yüzölçümü 14.090.000 km² olan devasa bir alandır. Diğer okyanuslara göre sığ olup, en derin noktası 4.665 m, ortalama derinlik 1.038 m'dir. Rusya, ABD, Kanada, Grönland, Norveç ile kıyıları vardır.

    Akdeniz :Atlas Okyanusu'na bağlı, kuzeyinde Avrupa, güneyinde Afrika, doğusunda Asya kıtaları bulunan deniz. 2.5 milyon km² bir alan kaplayan deniz Cebelitarık Boğazı ile Atlas Okyanusu'ndan, Süveyş Kanalı ile de Kızıldeniz'den ayrılır.

    Karayip Denizi :Meksika Körfezi'nin güneydoğusunda Atlas Okyanusu'nun uzantısı olan bir denizdir. 2.754.000 km²lik yüzölçümüyle Karayip Denizi dünyanın en geniş tuzlu su denizlerinden biridir. Denizin en derin noktası Küba ile Jamaika arasında olup derinlik 7.686 metredir. Karayip kıyıları birçok koy ve körfeze sahiptir. Honduras, Venezuela ve Darien Körfezi bunlardan en önemlileridir.

  Güney Çin Denizi :Çin'in güneyinde bir kapalı deniz. Büyük Okyanus'a bağlıdır. Sınırlarını batıdan Malakka Boğazı, doğudan Tayvan Boğazı çizer. Malakka Boğazı ile Büyük Okyanus'dan ayrılır.

    Bering Denizi : Kuzey Büyük Okyanus'undan, Alaska Yarımadası ve Aleutian Adaları'nın ayırdığı büyük su kütlesi. İki milyon km² yüzölçümüne sahiptir.
    Doğusunda ve kuzeydoğusunda Alaska, batısında Sibirya ve Kamçatka Yarımadası, güneyinde Alaska Yarımadası ve Aleutian Adaları ile çevrilidir. Kuzeyindeki Bering Boğazı vasıtasıyla, Kuzey Buz Denizi'ndeki Çukçi Denizi'nden ayrılır. İsmini, kaşifi Danimarka'lı seyrüseferci Vitus Bering'den almıştır.

    Bering denizi ekosistem kaynaklarını "Donut Hole" de uluslararası sularda olduğu kadar ABD ve Rusya'nın yetki nüfusunu da ihtiva eder. Birbirini etkileyen akımlar arasında Buz denizi ve hava,dinç,kuvvetli,enerjik ve üretici ekosistem yaratır.

  Meksika Körfezi :Kuzey Amerika kıtası tarafından neredeyse tamamen kapatılmış büyük bir su kütlesidir.

    Körfezin doğu, kuzey ve kuzeybatı kıyılarında Amerika Birleşik Devletleri bulunur. Güneybatı ve güney kıyılarında ise Meksika vardır. Meksika körfezi, Atlantik Okyanusu'na Amerika ve Küba arasındaki Florida boğazlarıyla ve Karayip Deniziyle de Meksika ve Küba arasındaki Yucatan Kanalıyla bağlanır.

    Okhotsk Denizi :(Rusça : Охо́тское мо́ре) Büyük Okyanus'un bir uzantısıdır, Avrupa'lılar tarafından ilk keşfi Rus kâşifler Ivan Moskvitin ve Vassili Poyarkov tarafından olmuştur. Okhotsk Denizi Soğuk Savaş boyuncada İngiliz donanmasının bir çok başarı kazandığı bir yerdir.

    Doğu Çin Denizi : Çin ve Kore kıyılarında, Ryukyu ve Kyushu Adaları ile Pasifik Okyanusu'ndan ayrılan, Büyük Okyanus'unun bir kolu. 1,249,000 km² lik yüzölçümüne sahip olan deniz, Çince'de Doğu Denizi olarak adlandırılır.

    Deniz, doğuda Büyük Okyanus, kuzeyde Güney Kore, güneyde Tayvan ve batıda Çin ana toprakları ile çevrilidir. Yangtze Nehri, denize dökülen en önemli akarsudur.

    Denizin en önemli adası Tong Adası olup, su altında pek çok resif bulunur. Denizin ekonomik kullanım hakkı içinde Çin, Japonya ve Güney Kore arasında bir takım anlaşmazlıklar vardır. Çin ve Japonya arasındaki anlaşmazlıklar, Çin'in varlığını keşfettiği doğalgazın kullanım hakkından kaynaklanır. Çin ve Güney Kore arasındaki anşalmazlık ise Güney Kore'nin üzerine bir doğal araştırma istasyonu kurduğu Socotra Kayalıkları'dır.

    Hudson Körfezi :1,230,000 km²lik alanı ile geniş bir yer kaplayan, Ontario, Quebec, Saskatchewan, Alberta, Manitoba, Minnesota ve Nunavut şehirlerinin kıyısında bulunduğu, Atlas Okyanusu'nun bir uzantısıdır. Körfezin ismi, 1610 yılında bir gemi seyahati sırasında onu bulan Henry Hudson'ın adından gelmektedir.

    Hudson Körfezi'nin tuzluluk oranı dünya okyanuslarından daha düşüktür, bunun sebebi körfezin yılın büyük bir bölümü buzullarla kaplı olması ve bir çok tatlısu ırmağının sularını buraya dökmesinden kaynaklanır. Körfez içerisinde birçok ada vardır, körfezdeki çoğu ada Nunavut şehrine bağlıdır. Tanınmış bir grup ada is Belcher Adaları olarak adlandırılır.

    Japon Denizi :Büyük Okyanus'unun batıdaki bir uzantısıdır. Japonya, Rusya ve Kore tarafından kuşatılmış ve etrafı neredeyse tamamen karalar ile çevrilidir. Akdeniz gibi küçük bağlantılar ile okyanusa açılır. Japon Deniz'ni Büyük Okyanus'unda bağlayan 5 küçük boğaz vardır. En derin noktası 3,742 metredir. Ortalama derinlik ise 1,752 metre olup yüzölçümü 978,000 km²dir. Balıkçılık açısından denizin Japonya ve Kore için büyük önemi vardır. Kıyısı olan 4 farklı ülkenin verdiği 4 farlı ismi vardır :

    * Japonya 日本海 / にほんかい (Nihonkai)
    * Kuzey Kore 朝鮮東海 / 조선동해 (Coseon Donghae)
    * Güney Kore 東海 / 동해 (Donghae)
    * Rusya Япо́нское мо́ре (Yaponskoye more)

    Andaman Denizi :Hint Okyanusu'nda Andaman ve Nicobar Adaları adalarının doğu kıyılarıyla Myanmar ve Tayland'ın batı kıyıları arasındadır. Güneyinde Endonezya'nın Sumatra adası bulunur. Kabaca doğudan - batıya 650 kilometre genişliğinde, kuzeyden güneye 1.200 kilometre uzunluğundadır. Yüzölçümü yaklaşık 797.700 kilometrekaredir. En derin noktası 3.777 metre olan denizde ortalama derinlik 870 metredir.

    Kuzey Denizi :İngiltere ile Avrupa kıtası,arasındaki deniz. Atlantik Okyanusu'nun kuzey-doğu uzantısıdır. Kuzey Denizi'ni Büyük Britanya Adası Shetland ve Orkney Adaları ile Avrupa yakasında Danimarka, Hollanda, Belçika, Almanya, Fransa’nın bir kısmı çevirmiştir.

    Kızıldeniz : Afrika ile Asya (Arap Yarımadası) arasında yer alan, Hint Okyanusu'na bağlı bir denizdir. Uzunluğu 2000 km. civarı olup, bazı kaynaklarda 1900 km. veya 2350 km. diye geçmektedir. Kuzeyde Mısır'daki Süveyş Kanalı ile doğal olmayan yoldan Akdeniz'e bağlanmıştır; güneyde ise Arap Yarımadası ucunda Babü'l Mendep (Bab el Mendeb) boğazı ile Hint Okyanusu'na bağlanır. Kızıldeniz kuzeyde Sina Yarımadası ile ikiye ayrılır; kuzeydoğuya doğru Akabe Körfezi, kuzeybatıda ise Süveyş Körfezi vardır.

    Kızıldeniz'in isminin, mevsimlik olarak coğalma patlaması yasayan Trichodesmium erythraeum adlı alg türlerden kaynaklanır ayrıca etrafındaki kıyılarda yer alan mineral bakımından zengin kızıl renkli dağlardan doğmuş olabileceği tahmin edilen bazı düşüncelerdendir. Denizaltı yaşamına ve üremeye elverişli sıcaklığa sahip olduğundan çok sayıda deniz canlısı barındırmaktadır. bunun sebebi ise zemindeki buyuk sırtda olusan yarık kısmın yeraltından gelen magma ile dolmasıdır. Bu lavlar cok fazla 1.üretici konumunda bulunan bitkisel planktonlar için besin kaynagı oluşturmaktadır. Tuzluluk %040 ile oldukça yüksektir.

  Baltık Denizi : Kuzey Avrupa'da 53° ile 66° kuzey enlemleri ve 20° ile 26° doğu boylamları arasında yer alır. Kuzeyinde Botni Körfezi yeralır.

    Baltık Denizi, Beyaz Deniz'e Beyaz Deniz Kanalı ve Kuzey Buz Denizi'ne Kiel Kanalı ile bağlanmıştır.

    Rusya'nın St. Petersburg şehrine kıyısı vardır, kış aylarında donan bu deniz üzerinde yürümek hatta araba sürmek mümkündür.

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Su Döngüsü - Dünyadaki Su Dağılışı
Yazar: RasitTunca - 09-14-2020, 02:11 AM - Forum: Coğrafya Bilgileri - Yorum Yok



Su Döngüsü - Dünyadaki Su Dağılışı

Bu su kaynakları yönünden zengin görülen bölümlerde de kirlenme hızla

ilerliyor. Kullanılabilecek su potansiyeli azalıyor. Suyun maliyeti artıyor, nüfus artıkça da kişi başına düşen su miktarı azalıyor.

Son olarak ta,16-23 Mart tarihleri arasında Kyoto’da yapılan, “3. Dünya Su Forumu”nda, BM kuruluşlarından olan, “Dünya Su Değerlendirme Programı” nın başkanı Gordon Young tarafından hazırlanan “Dünya Su Gelişme Raporu”nda da benzer değerlendirmeler yer almıştır.

Gordon Young raporunda, içmesuyu olarak kullanılan, kirlenmiş akarsular ve yeraltısularının, hergün onbinlerce insanın yaşamını tehdit ettiğini bildirmekte ve her yıl 200 milyon insan kirli suya bağlı hastalıklara yakalandığını ve bunların 2.2 milyonunun da hayatlarını kaybettiklerini belirtmektedir. Bugün, 6 milyarlık dünya nüfüsunun yaklaşık % 20 sinin güvenli su kaynaklarından yoksun olduğunu söylemektedir.

Ayrıca bu raporda, dünya nüfusunun 9.3 milyara ulaşması beklenen 2050 yılına gelindiğinde, iklim değişiklikleri nedeniyle, 60 ülkedeki 7 milyar insanın su kıtlığı ile karşı karşıya geleceği belirtilmektedir..

Dünyadaki Su Dağılışı

Dünyadaki toplam suyun yaklaşık 1 386 milyon kilometre küp (332,5 milyon mil küp)’nün yani % 96’dan fazlasını tuzlu sular oluşturmaktadır. Bütün tatlı su kaynaklarının % 68’inden fazlası buz ve buzulların içinde hapsedilmiştir.

Tatlı suyun diğer % 30’u ise yer altındadır. Nehirler, göller gibi yüzeysel tatlı su kaynakları, dünyadaki toplam suyun yaklaşık % 1’inin 1/700’ü olan 93 100 kilometre küp (22 300 mil küp)’nü oluşturur.

Günümüzde su doğal kaynakların en önemlilerinden biridir. Dünyadaki nüfus artıkça suyun dağılımıda azalarak etkilenmektedir. Temiz ve içilebilir su kaynakları her geçen gün kirletilerek kullanılamaz hale getirilmektedir.

Var olan su kaynaklarının kirletilmesi, gelecekte su kıtlığının yaşanmasına neden olacaktır. İnsanların günlük kullandığı su kaynağının çoğunu nehirler ve göller oluşturduğundan, bu su kaynakalrının kirletilmesi su azlığının ortaya çıkmasını kolaylaştıracaktır. Zaten kıt olan bu kaynakların korunarak su ihtıyaçlarının bu kaynaklardan sağlanması amaçlanmalıdır.

İhtiyaçları karşılamaya uygun su miktarı Dünya'daki toplam su stoklarının ancak % 0,25'ini (binde 25'ini) oluşturmaktadır. Dünyadaki bütün suyu 4 litrelik bir bidona koyduğumuzu düşünürsek canlıların kullanabileceği su miktarı sadece 1 çorba kaşığı kadardır.

Dünyamıza baktığımızda yüzeyinde hem büyük su kütlelerini hem de kara parçalarını görürüz. Bütün dünya yüzeyinin %71 ini denizler, %29 unu karalar oluşturur. Ancak bu oran kuzey ve güney yarımkürede değişir. Çünkü buralarda kara ve denizlerin oranı farklıdır. Kuzey yarımkürede karalar %39, denizler %61 oranında yer tutar. Güney yarımkürede ise karalar %19, denizler %81 yer kaplar. Gördüğünüz gibi karaların kapladığı alan kuzey yarım kürede daha geniştir. Asya, Avrupa, Kuzey Amerika, Afrika'nın büyük bir kısmı kuzey de kalır. Güney Amerika, Afrika'nın güneyi, Okyanusya ve Antarktika ise güney de kalır.

Bu farklı dağılım bir çok özelliği etkiler.

- Öncelikle iklimi etkiler. Kuzey yarımküre daha karasal bir iklime sahiptir. Bu durum kuzey de ortalama sıcaklığın 2 derece kadar fazla olmasını sağlar.

- Nüfusun büyük çoğunluğu kuzeydedir. Bu ekonomik gelişimi olumlu yönde etkiler.

- Karalar üzerindeki doğal zenginlikler, ormanlar ve yeraltı zenginlikleri kuzey de daha çoktur.

- Ulaşım olanakları ve ülkeler arası iletişim kuzey de daha gelişmiştir.

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Doğal Taşlar
Yazar: RasitTunca - 09-14-2020, 02:07 AM - Forum: Coğrafya Bilgileri - Yorum Yok



Doğal Taşlar

1-KATILAŞIM (PÜSKÜRÜK – VOLKANİK) TAŞLAR :

Magmanın yeryüzünde yada yeryüzüne yakın yerlerde soğumasıyla oluşan taşlardır. İki gruba ayrılırlar:

a)İÇ PÜSKÜRÜK TAŞLAR: Magmanın yeryüzüne çıkmadan, yerkabuğunun içinde soğuyup katılaşmasıyla oluşurlar. Bunlara aynı zamanda derinlik kayaçları da denir. Ör: Granit, Siyenit, Diyorit, Gabro.


İç Püskürük Taşlar-Granit

b)DIŞ PÜSKÜRÜK TAŞLAR: Magmanın yeryüzüne kadar çıkarak soğuması ve katılaşması sonucu oluşurlar. Yeryüzüne çıkan maddeler katı, sıvı ve gaz halinde olabilirler

Dış Püskürük Taşlar-Lav

LAVLAR - Sıvı olarak çıkarlar

KATI MADDELER - Ateş kırıntıları, lapilli, volkan bombaları, Anglomera

GAZ - Su, CO2 gibi

ÖZELLİKLERİ

Yapıları kristallidir.
Tabakalaşma yoktur.
İçlerinde fosil bulundurmazlar.
Kütleler halindedir.
Asitten etkilenmezler.

2) TORTUL (SEDİMANTER) TAŞLAR :

Denizlerde, göllerde, çukur alanlarda biriken maddelerin tortullaşması ve çökelmesiyle düşen taşlardır.

Tortullanma

ÖZELLİKLERİ

Kristalli bir yapıya sahip değildirler.
Tabakalıdırlar.
Fosil bulundururlar.
Tortul taşlar üçe ayrılır:

a)KİMYASAL TORTULLAR: Suyun kimyasal olarak aşındırdığı maddeleri, sıcaklığın azalması ya da içindeki CO2 nin uçmasıyla bu maddeler
birikir ve sonuçta kimyasal tortullar oluşur. Ör: Traverten, sarkıt, dikit.

b)FİZİKSEL TORTULLAR: Akarsular, rüzgârlar, buzullar gibi dış kuvvetlerin taşları aşındırıp taşıması ve çukur alanlarda biriktirmesi sonucuyla oluşurlar. Bu taşlar suda eriyik halde bulunan tabii çimento ile birbirine yapışırlar ve mekanik tortullar oluşur. Kil taşı, kumtaşı, konglomera buna örnektir.

c)ORGANİK TORTULLAR: Ölen canlıların üst üste birikerek katılaşması sonucu oluşan taşlardır. Örnek: Taşkömürü, Linyit, mercan kalkeri, tebeşir dir.

NOT: Petrol, linyit ve kömür dışındaki bütün madenler volkanik kökenlidir. Kömür ve petrol ise organik kökenlidir.

3) BAŞKALAŞIM(Metamorfik) TAŞLARI :

Tortul ve volkanik taşların aşırı basınç ve sıcaklık altında katılaşmasıyla oluşurlar. Bu taşlar eski özelliklerini kaybederek, yeni özellik kazanırlar.

Başkalaşım Taşlar


PÜSKÜRÜK KAYAÇLARIN ÖZELLİKLERİ

Katılaşım Kayaçlarının Kullanımı

Birçok katılaşım kayacı sert, yoğun ve dayanıklı olduğu için tarihi devirlerde insanlar tarafından yaygın olarak kullanılmıştır. Önceleri volkan camı parçaları ok ve mızrak ucu olarak kullanılmış, daha sonra ise heykel yapımında ve konut yapımında katılaşım kayaçları kullanılmıştır. Bugün de özellikle iç püskürük kayaçları işlendikten sonra zemin kaplaması olarak tercih edilmektedir. Ayrıca sünger taşı hafif olduğu için, perlit ise ısı yalıtımına uygun olduğu için inşaatlarda yaygın olarak kullanılmaktadır.


2. TORTUL KAYALAR (Sedimanter Kayaçlar)

Yeryüzünde bulunan kayaçların tümü dış kuvvetler tarafından ayrıştırılarak tahrip edilmektedir. Erozyon, akarsular ve rüzgârlar yardımıyla parçalanarak ayrışmış olan bu kaya parçalarının taşınmasıdır.

Kaya parçacıklarını taşıyan akarsu ya da rüzgâr gücünün tükendiği yerde bu tortulları

biriktirmeye başlamaktadır. Şayet taşıyıcı güç su ise tortulları ve kaya parçalarını göl ya da denizlere ulaştırmaktadır. Tortular taşınıp biriktirildikten sonra çimentolaşma süreçleri ile tortul kayaçlar meydana gelmektedir.

Tortulanmada kaya parçalarının yanında canlı kabukları, bitki artıkları ve diğer canlı artıktan da birikmektedir. Zamanla bu canlı artıkları tortul kayalar içindeki fosilleri oluşturmaktadır.

Gevşek olan tortul tabakalar, milyonlarca yıllık dönemde üzerlerine gelen diğer tabakaların ağırlığı altında kalarak sıkışmaktadır. Üst üste biriken tortullar yeni tabakalar oluşturmakta ve bu tabakalar, alttakileri sıkıştırarak yoğunluğunu artırmaktadır.

Tortulanma alanlarında yoğunlaşma ile birlikte su içerisinde eriyik halde bulunan mineraller tortulların arasına sızmaktadır. Çimentolaşma suda çözünmüş olan minerallerin tortulların arasında kristalleşerek onları birbirine bağlaması işlemidir.


Tortul kayaçlar, kayacı oluşturan tortul tipine göre sınıflandırmaktadır. Kırıntılı (mekanik), organik ve kimyasal olmak üzere üç büyük grup tortul kayaç vardır. Bu tortul kayaç gruplarının her biri farklı süreçlerden geçerek oluşmuştur.

TORTOL KAYAÇLARIN ÖZELLİKLERİ

Kristalli bir yapıya sahip değildirler.

Tabakalıdırlar.

Fosil bulundururlar.


a. Kırıntılı Tortul Kayaçlar

Dış kuvvetlerin etkisiyle parçalanan diğer kayaçların oluşan kırıntıların bir araya

gelerek çimentolaşması sonucunda kırıntılı tortul kayaçlar oluşmaktadır. Tortullar

arasına giren çimento ise kil ya da kalkerdir.Kil parçacıklarının taşlaşmasıyla kil taşı, kum taneciklerinin taşlaşmasıyla kumtaşı,çakılların taşlaşması ile de konglomera oluşmaktadır.

Bu konuyu yazdır

Oku-1 HARİTA BİLGİSİ (Kartoğrafya)
Yazar: RasitTunca - 09-13-2020, 11:55 PM - Forum: Coğrafya Bilgileri - Yorum Yok



HARİTA BİLGİSİ (Kartoğrafya) NEDiR?

Yeryüzünün tamamının ya da bir bölümünün, kuşbakışı görünüşünün, belli bir ölçek dahilinde küçültülerek, bir düzlem üzerine aktarılmasıyla elde edilen çizime harita denir.
Bir çizimin harita özelliği taşıyabilmesi için gerekli olan koşullar şunlardır:
1. Kuşbakışı olarak çizilmiş olması
Haritası çizilen alanın tam tepeden görünüşü kuşbakışı olarak adlandırılır. Haritaların çiziminde tepeden görünüm sağlanamaz ise yeryüzü şekillerinin biçimlerinde, boyutlarında ve birbirlerine göre uzaklıklarında değişmeler olur.
2. Ölçekli olması
Haritalardaki küçültme oranına ölçek denir. Bir başka ifade ile harita üzerindeki uzunlukların gerçek uzunluklara olan oranıdır.
a. Kesir ölçek: Küçültme oranı kesirli sayılarla ifade edilen ve haritalarda en çok kullanılan ölçeklerdir. 1/500, 1/5.000, 1/50.000, 1/500.000 gibi.
Kesir ölçeklerde pay her zaman 1 dir. Paydada yer alan sayı ise, haritası çizilen alanın kaç defa küçültüldüğünü gösterir.
b. Çizik (Grafik) Ölçek: Eşit dilimlere ayrılmış bir çizgi üzerinde harita üzerindeki uzunlukların gerçek uzunluklara oranının gösterildiği ölçeklerdir.
Herhangi bir yerin, kuşbakışı görünüşünün ölçeksiz ve kabataslak olarak bir düzleme aktarılmasına kroki denilmektedir. Harita ile kroki arasındaki fark, krokinin ölçeksiz, haritanın ise ölçekli olmasıdır.
3. Bir düzleme aktarılmış olması
Dünya’nın kutuplardan basık, Ekvator’dan şişkin kendine has küresel bir şekli vardır. Dünya’nın küresel yüzeyi düzleme aktırılırken bazı güçlüklerle karşılaşılır. Bunun nedeni, küresel yüzeyin düzleme aktarılmasının geometrik açıdan imkânsız olmasıdır. Buna bağlı olarak haritalar çizilirken, kara ve denizlerin yerküre üzerindeki biçimleri ve genişlikleri tam olarak yansıtılamamakta ve boyutlarında gerçeğe uymayan bozulmalar olmaktadır. Haritalarda görülen ise, gerçeğin az ya da çok benzeridir.
Harita çizimindeki zorluklar dikkate alınarak bazı metodlar geliştirilmiştir. Buna projeksiyon (izdüşüm) yöntemleri adı verilir.
Projeksiyonlar, izdüşüm (Yükseltinin sıfır m. kabul edilmesi) esasına göre çizildiğinden, yükseltinin fazla olduğu yerlerde ve ülkelerde izdüşüm alan ile gerçek alan arasındaki fark artar.
Türkiye’de, izdüşüm alan ile gerçek alan arasındaki farkın en fazla olduğu bölgeler Doğu Anadolu ve Karadeniz, en az olduğu bölgeler ise Marmara ve Güneydoğu Anadolu’dur.
Başlıca projeksiyon yöntemleri şunlardır:

    Silindir Projeksiyon: Ekvator ve çevresindeki bölgelerin çiziminde kullanılır.
    Konik Projeksiyon: Kutuplar ve çevresindeki bölgelerin çiziminde kullanılır.
    Düzlem (Ufki) Projeksiyon: Bu projeksiyonla elde edilen haritalarda biçim ve alan bozulmaları çok fazladır. Bu haritalar daha çok denizcilik ve havacılıkta kullanılır.

HARİTA ÇEŞİTLERİ

A. KULLANIM AMAÇLARINA GÖRE HARİTALAR

1. İdari ve Siyasi Haritalar
Ülkelerin başka ülkelerle olan sınırlarının gösterildiği haritalara siyasi haritalar adı verilirken, ülkelerin kendi içerisindeki illeri, eyaletleri, bölgeleri gösteren haritalara idari haritalar denilmektedir.
2. Beşeri ve Ekonomik Haritalar
Nüfus, göç, yerleşme, tarım, hayvancılık, sanayi, turizm, vb. dağılışını gösteren haritalardır.
3. Fiziki Haritalar
Yeryüzü şekillerinin fiziki yapısını, dağılış ve yükseltilerini gösteren haritalardır.
4. Özel Haritalar
Belirli bir konu için özel olarak hazırlanan haritalardır. (Jeomorfoloji, meteoroloji, toprak haritaları gibi.)

B. ÖLÇEKLERİNE GÖRE HARİTALAR

1. Büyük Ölçekli Haritalar
a. Plânlar: Ölçeği 1/20.000′e kadar olan haritalardır. Şehir imar plânları, kadastro haritaları bu türdendir.
b. Topoğrafya Haritaları: Ölçeği 1/20.000 ile 1/200.000 arasında olan haritalardır. Ulaşım haritaları ile topoğrafik, jeolojik, morfolojik haritalar bu türdendir.
Büyük ölçekli haritaların genel özellikleri şunlardır:
–  Paydası küçüktür.
–  Dar alanları gösterir.
–  Ayrıntıyı gösterme gücü fazladır.
–  Küçültme oranı azdır.
–  Aynı alanı gösteren küçük ölçekli haritalara göre düzlemde daha fazla yer kaplarlar.
–  İzohipsler arası yükselti farkı azdır.
–  Bozulma oranı azdır.
2. Orta Ölçekli Haritalar
Ölçeği 1/200.000 ile 1/500.000 arasında olan haritalardır.
3. Küçük Ölçekli Haritalar
Ölçeği 1/500.000 den daha küçük olan haritalardır. Bu haritalar Dünya’nın, kıtaların, ülkelerin tamamını veya bir bölümünü gösterir.
Küçük ölçekli haritaların genel özellikleri şunlardır:
–  Paydası büyüktür.
–  Geniş alanları gösterir.
–  Ayrıntıyı gösterme gücü azdır.
–  Küçültme oranı fazladır.
–  Aynı alanı gösteren büyük ölçekli haritalara göre düzlem üzerinde daha az yer kaplarlar.Küçültme
–  İzohipsler arası yükselti farkı fazladır.
–  Bozulma oranı fazladır.

HARİTA PROBLEMLERİ

1. Uzunluk Problemleri
Kısaltmalar;
G.U. = Gerçek Uzunluk
H.U. = Haritadaki Uzunluk
Ölç. P. = Ölçeğin Paydası
a. Gerçek Uzunluk: Harita uzunluğu ile ölçek verilerek gerçek uzunluk sorulduğunda aşağıdaki formül kullanılır.
G.U. = H.U.x Ölç.P.

b. Harita Uzunluğu: Gerçek uzunluk ile ölçek verilerek harita uzunluğu sorulduğunda aşağıdaki formül kullanılır.

c. Ölçek: Gerçek uzunluk ile harita uzunluğu verilerek ölçek sorulduğunda aşağıdaki formül kullanılır.

2. Alan Problemleri
Kısaltmalar;
G.A. = Gerçek Alan
H.A. = Haritadaki Alan
Ölç. P2 = Ölçeğin Paydasının Karesi
a. Gerçek Alan: Haritadaki alan ve ölçek verilerek gerçek alan sorulduğunda aşağıdaki formül kullanılır.
G.A = H.A x Ölç.P2

b. Harita Alanı: Gerçek alan ve ölçek verilerek haritadaki alan sorulduğunda aşağıdaki formül kullanılır.

c. Ölçek: Gerçek alan ile harita alanı verilerek ölçek sorulduğunda aşağıdaki formül kullanılır.

HARİTALARDA YERYÜZÜ ŞEKİLLERİNİ GÖSTERME YÖNTEMLERİ

1. Renklendirme Yöntemi
Fiziki haritalarda yeryüzü şekillerini daha belirgin gösterebilmek için yükselti basamakları renklerle ifade edilir. Renklendirme işlemi, aşağıdaki tabloda gösterildiği gibi olur:
Fiziki haritalarda beyaz renkler buzulları ya da kalıcı karları gösterirler. Göl, deniz ve okyanuslar ise mavi renkle gösterilmektedir. Mavinin tonu koyulaştıkça derinliğin arttığı anlaşılır. Renklendirme yöntemi, günümüzde en çok kullanılan yöntemlerdendir.
2. Gölgelendirme Yöntemi
Yerşekillerinin bir yönden ışıkla aydınlatıldığı düşünülür. Buna göre, ışık alan yerler açık, gölgede kalan yerler koyu renkte boyanır. Haritacılıkta daha çok yardımcı bir yöntem olarak kullanılır.
3. Tarama Yöntemi
Eğim ile orantılı olarak kalınlıkları artan çizgilerle yerşekilleri gösterilir.
Tarama yönteminde, eğim fazla ise çizgiler kalın, kısa ve sık olur. Eğim az ise çizgiler ince, uzun ve seyrek olur. Düz alanlar ise taranmayarak boş bırakılır. Fazla kullanılmayan bir yöntemdir.
4. Kabartma Yöntemi
Yeryüzü şekillerinin belirli bir ölçek dahilinde küçültülerek oluşturulan maketleridir. Bu yöntem, yerşekillerinin gerçeğe en uygun olarak gösterilmesini sağlar. Ancak, kabartma haritaların yapılışı ve taşınması zor olduğundan kullanım alanı dardır.
5. İzohips (Eş yükselti) Yöntemi
Deniz seviyesinden itibaren aynı yükseklikteki noktaların birleştirilmesiyle elde edilen eğrilere izohips eğrileri denir.

Herhangi bir arazi resmi

İzohips haritası
İzohipslerin özellikleri şunlardır:

    İç içe kapalı eğrilerdir.
    Sıfır (0) m izohipsi deniz seviyesinden başlar. Kara ile denizin birleştiği deniz kıyısını düz bir çizgi halinde takip eder. Buna kıyı çizgisi adı verilir.
    İzohips eğrileri dağ doruklarında nokta halini alır. Buralar zirve olarak tanımlanır.
    İzohipsler yeryüzü şekillerinin kuşbakışı görünümünü belirler.
    En geniş izohips halkası en alçak yeri, en dar izohips halkası ise en yüksek yeri gösterir.
    İki izohips eğrisi birbirini kesmez.
    Birbirini çevrelemeyen komşu iki izohipsin yükseltileri aynıdır.
    İzohipslerin sıklaştığı yerler eğimin arttığını, seyrekleştiği yerler ise eğimin azaldığını gösterir.
    Çukurluklar, derinlik istikametinde ok işareti konularak gösterilir. (Krater, polye, obruk gibi)
    Her izohips eğrisi kendisinden daha yüksek bir izohipsi çevreler. Ancak çukur yerlerde bunun tersi geçerlidir.
    İki izohips eğrisi arasındaki yükselti farkına eküidistans (izohips aralığı) denir.
    İzohipslerin sık geçtiği deniz kıyılarında kıta sahanlığı (şelfi) dar, seyrek geçtiği kıyılarda kıta sahanlığı geniştir. Başka bir ifade ile, alçak kıyılarda deniz sığ, yüksek kıyılarda deniz derindir.
    Deniz seviyesine göre aynı derinlikteki noktaların birleşmesi ile elde edilen çizgilere izobat (eş derinlik) eğrileri denir. Kıyı çizgisi, izohips ile izobat eğrilerinin başlangıç çizgisidir.

İZOHİPS HARİTALARINDA BAZI YERYÜZÜ ŞEKİLLERİNİN GÖSTERİLMESİ

1. Boyun
Tepe ve sırtlar arasında nispeten alçakta kalan düzlüklerdir.
2. Vadi
İzohipslerin zirveye doğru “ Ù ” şeklinde girinti yaptıkları yerlerdir. Vadi yamacının eğimine göre “ Ù ” şeklindeki girintinin biçimi de değişir. “ Ù ” nin açık ağzı suyun akış yönünü, kapalı kısmı kaynak yönünü gösterir.
3. Sırt
İki yamacın birleştiği, su bölümü çizgisinin geçtiği sınırdır.
4. Çanak (Kapalı Çukur)
Çevresine göre yükseltisi az olan sahalardır. Çanakların kolaylıkla tanınabilmesi için, eğim yönünde merkezi gösteren bir ok işareti konur.
5. Kıyı Çizgisi
Deniz seviyesini gösteren sıfır metre eğrisidir.
6. Delta
Akarsuların denize döküldükleri yerlerde denize doğru uzanan, üçgen şeklindeki çıkıntılardır.

HARİTALARDAN YARARLANMA

1. İzohips haritalarından profil çıkarma
Yeryüzü şekillerinin yandan görünüşüne (kesitine) profil denir. Profil şu şekilde çıkarılır:

    Profili çıkarılacak olan noktaların arasına bir doğru çizilir.
    Bu doğrunun kestiği izohipslerin yükselti değerleri, alt kısma çizilecek yükselti ölçeği ile kesiştirilir.
    Kesişen noktalar birleştirildiğinde profil çıkarılmış olur.

Şu üç özellik kontrol edilerek profil bulunabilir.
a)Tepe sayısı      b) Eğim          c) Yükselti

2. İzobat haritalarından profil çıkarma
İzobat haritalarından profil çıkarma işleminde, aynen izohips haritalarından profil çıkarılırken izlenen yollar uygulanır.
3.Yükselti Bulma
İki izohips arasındaki yükselti farkı dikkate alınarak, yükseltisi bilinen yerden başlamak üzere izohipsleri sayarak, istenilen noktanın yükseltisi bulunabilir. İzohips aralığı sayısının, iki izohips arası yükselti farkına çarpımı, toplam yükseltiyi verir.
4. Yön bulma
Haritalar genellikle kuzey – güney istikametinde çizilirler. Bundan yararlanarak yön tayin edilebilir.
Ayrıca paralel ve meridyenlerden de yararlanılabilir. Bunun yanında harita üzerindeki yön okları da bize bu konuda bilgi verir.
5. Eğim bulma
Haritalardan yararlanarak, herhangi bir arazinin eğimi ölçülebilir. Herhangi iki noktanın yükselti farkının, yine aynı iki nokta arasındaki yatay mesafeye oranına eğim denir.

    Yatay mesafe arttıkça, eğim azalır,
    Yatay mesafe azaldıkça, eğim artar.


Harita

    Kuşbakışı görünümün
    Ölçekli
    Düzleme aktarılmasıdır.

***Yapılan bir çizimin harita özelliğini gösterebilmesi için çizimin belirli bir ölçek dahilinde yapılması gerekir.

Kroki

    Kuşbakışı görünümün
    Kabataslak (ölçeksiz)
    Düzleme aktarılmasıdır.

Not: Dünya haritalarında yer şekilleri gerçeğe tam uygun olarak gösterilemez. Alan , açı, uzunluk bozulmaları meydana gelir. Sebebi: Küre şeklindeki bir yüzeyin düzleme aktarılmış olmasıdır (dünyanın şekli).  Haritalardaki bozulma Ekvator'dan Kutuplara doğru artar.

Projeksiyon Yöntemleri (haritalardaki bozulmaları azaltmak için)

    Silindir Projeksiyonu: Ekvator çevresini göstermek için kullanılır.
    Düzlem Projeksiyonu: Orta enlemler çevresini göstermek için kullanılır.
    Koni Projeksiyonu: Kutuplar çevresini göstermek için kullanılır.

Harita Çiziminde Dikkat Edilecek Özellikler

    İlk olarak kullanım amacı belirlenmeli ve amaca uygun konu başlığı konulmalı.
    Küçültme oranı (ölçek) belirlenmeli.
    Çizim yöntemi belirlenmeli.
    Enlem ve boylam gösterilmeli. Eğer çok küçük alan ise yön işareti konulmalıdır.
    Lejant belirtilmeli (Lejant: Haritalarda kullanılan işaret ve renklerin ifade edildiği tablodur.)

HARİTA ÇEŞİTLERİ

                        A-Konularına Göre Haritalar

    Fiziki haritalar: Yer şekillerini gösteren haritalardır.

    Siyasi (idari) haritalar: Sınırları gösteren haritalardır.

    Beşeri ve Ekonomik haritalar:  Nüfusun dağılışı, ırk, dil, dinlere göre dağılışı, tarım, hayvancılık, ormancılık, sanayi ,madencilik gibi özellikleri gösteren haritalardır.
    Özel haritalar: Konunun uzmanlarınca çizilen haritalardır. İklim (izoterm, izobar gibi) haritaları, turizm, deprem,toprak, karayolları haritaları gibi.

  B- Ölçeklerine Göre Haritalar

    Büyük ölçekli haritalar:

    Planlar: Ölçeği 1/20.000 ‘den daha büyük  olan haritalardır. En ayrıntılı haritalardır.

        Topoğrafya haritaları: Ölçeği 1/20.000-1/200.000 arasında olan haritalardır.Yer 

        şekillerini en ayrıntılı gösteren haritalardır.

        Orta ölçekli haritalar: Ölçeği 1/200.000-1/500.000 arasındaki haritalardır.
        Küçük ölçekli haritalar: Ölçeği 1/500.000 ‘den daha küçük ölçekli haritalardır.

  Plan –Harita

        Benzer özellikleri:Kuş bakışı olarak çizilme ve ölçekli olmalarıdır.

        Farkları: Ayrıntıları gösterme gücü ve kullanım alanları farklıdır.


            Büyük ölçekli haritalar

            Küçük ölçekli haritalar
            Ölçek paydası küçük Büyük
            Gösterilen alan dar Geniş
            Ayrıntı fazla Az
            Bozulma  az Fazla
            Harita alanı geniş (aynı bölge için) Dar
            İzohipsler arası yükselti farkı az (10-20 m gibi) İzohipsler arası yükselti farkı fazla (100-200 m gibi)     

            1.KESİR ÖLÇEK

            Kesirlerle ifade edilen ölçeklerdir. Kesir ölçekte birim yazılmaz. Her zaman cm cinsindendir.

            Örnek: Gerçekte 90 km olan Manisa-Soma arası haritada 6cm ile gösterilmiştir. Haritanın ölçeği nedir?

            Gerçek Uzunluk= Harita U. x ölçek Paydası

            Örnek:1/200.000 ölçekli haritada 16cm ile ölçülen bir uzunluk gerçekte kaç km’dir? 

            G.U= 16x200.000=3.200.000cm=32 km

            Örnek: Gerçekte 250 km  olan bir yol 1/1.250.000 ölçekli haritada kaç cm ile gösterilir? 

            Ölçeklerle ilgili bütün sorularımızda kullanabileceğimiz formül üçgeni

            ***Ölçek ne kadar değişirse değişsin; gerçek alan , gerçek uzunluk, enlem- boylam ve özel konum  değişmez. 

          2.ÇİZGİ (GRAFİK ) ÖLÇEĞİ

            Çizgilerle ifade edilen ölçeklerdir. Bu ölçekte çentikler arasındaki uzaklık farkı birbirine eşittir.

                Tarama Yöntemi: Bu yöntemde eğimin fazla olduğu yerlerde taramalar sık, kalın ve kısa geçirilirken eğimin azaldığı yerlerde uzun, ince ve seyrek geçirilmektedir. Düz yerler ise boş bırakılmaktadır. 

                Gölgeleme Yöntemi: Haritanın bir köşesinden 45 açıyla ışık geldiği varsayılmaktadır. Buna göre ışık alan yerlerde herhangi bir işlem yapılmazken, ışık almayan yerde gölgeleme yapılmaktadır. Tek başına kullanışlı değildir. 

                Kabartma Yöntemi: Maket türü haritalardır. Yer şekillerini en iyi gösteren haritalardır. Fakat yapılması ve taşınması zor olduğundan pek kullanışlı değildir. 

                    Kafkasya Bölgesinin 1:800 000 yatay ve 1:80 000 düşey ölçeğindeki iki parçadan oluşan renkli kabartma haritası; 140x144 cm. ebadında olup çerçevesi orijinal ve yazıları eski Türkçe'dir (1887 yılında yapılmıştır).
                   
                    İzohips (eş yükselti) Yöntemi:

                    İzobat: Eş derinlik (deniz ve göllerde kullanılır.

                    İzoterm: Eş sıcaklık

                    İzobar: Eş basınç

                    İzohyet: Eş yağış

                    İzohel : Eş güneşlenme

                İZOHİPSLERİN ÖZELLİKLERİ               

                    İç içe kapalı eğrilerdir.

                    Birbirini kesmezler.

                    Yükseltisi en az olan en dıştadır.

                    Yükseltisi en fazla olan en içtedir.

                    Aralarındaki yükselti farkı birbirine eşittir (Equdistance)

                    Aynı izohips çizgisi üzerindeki bütün noktalarda yükselti aynıdır.

                    İzohips çizgisi üzerinde olmayan bir noktanın kesin yükseltisi bilinemez. 

                    Kıyı çizgisi (deniz kıyısı) sıfır metredir.

                    İzohipslerin sık veya seyrek geçmesi yer şekillerine bağlıdır. 

                    İzohipslerin sık geçtiği yerde eğim fazladır. Seyrek geçtiği yerdeeğim azdır. 

                    Dağ dorukları (zirveler ) nokta halinde gösterilir. 

                    Akarsu vadileri yükseltinin arttığı yöne doğru girinti oluşturur.

                    Ok işareti çevresine göre çukur olan (kapalı çukur-çanak-krater) yerleri gösterir. 

                    Tabanı aynı olan iki tepe arasındaki küçük düzlüğe boyun denir.                         

                    Tabanları aynı olan tepelerin başlangıç yükseltileri de aynıdır.

                    Akarsudan sonraki ilk yükseltiler birbirine eşittir.

                    Yükseltinin arttığı yöne doğru "U " harfi oluşmuş ise buna sırt denir.

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Toprak ve iklim değişikliği
Yazar: RasitTunca - 09-13-2020, 11:36 PM - Forum: Coğrafya Bilgileri - Yorum Yok

Toprak ve iklim değişikliği

Toprak, iklim sisteminde önemli ve genellikle ihmal edilen bir unsurdur. Okyanuslardan sonra ikinci en büyük karbon deposu ya da "yutağıdır". Bölgeye bağlı olarak, iklim değişikliği bitki büyümesinden dolayı daha fazla karbonun bitkilerde ve toprakta depolanmasına veya daha fazla karbonun atmosfere salınmasına neden olabilir. Toprak üzerindeki kilit ekosistemlerin yeniden iyileştirilmesi ve kentsel ve kırsal alanlarda toprağın sürdürülebilir bir şekilde kullanılması, iklim değişikliğini hafifletmemize ve uyum sağlamamıza yardımcı olabilir.

İklim değişikliği genellikle sadece atmosferde meydana gelen bir durummuş gibi görünür. Neticede, bitkiler fotosentez yaptıklarında atmosferdeki karbonu çekerler. Ancak, atmosferdeki karbon da toprağı etkiler, çünkü yerüstü bitki büyümesi için kullanılmayan karbon bir bitkinin kökleri boyunca dağılır ve böylece karbonu toprakta bırakır. Toprağın bozulmaması durumunda, bu karbon stabil hale gelebilir ve binlerce yıl gömülü kalabilir. Sağlıklı topraklar bu şekilde iklim değişikliğini hafifletebilir.

Karbon depolaması söz konusu olduğunda tüm topraklar aynı değildir. Karbon açısından en zengin topraklar genellikle kuzey Avrupa'da, Birleşik Krallık'ta ve İrlanda'da bulunan turbalıklardır. Otlak toprakları da hektar başına fazla oranda karbon depolar. Buna karşın, güney Avrupa'daki sıcak ve kuru bölgelerdeki toprak daha az karbon içerir.
İklim değişikliği toprak üzerinde basınç yaratır

Avrupa'nın bazı kısımlarında, yüksek sıcaklıklar daha fazla bitkinin büyümesine ve toprakta daha fazla karbonun depolanmasına yol açabilir. Ancak, yüksek sıcaklıklar topraktaki organik maddelerin ayrışmasını ve mineralizasyonunu da artırarak organik karbon içeriğini azaltabilir.

Diğer bölgelerde, stabil turbalıklardaki karbon içeren organik maddenin sudaki düşük oksijen seviyesi nedeniyle ayrışması engellenir. Bu tür bölgeler kuruduğunda, organik madde hızla ayrışarak atmosfere karbondioksit (CO2) salar.

Toprağın rutubet miktarının, sıcaklıkların yükselmesi ve yağış düzenlerindeki değişikliklerden etkilendiğine dair işaretler vardır. Geleceğe dair yapılan tahminlere göre, bu durum 2021 ile 2050 yılları arasında Avrupa'nın büyük kısmında yaz aylarındaki toprak rutubetindeki genel değişiklikle birlikte, Akdeniz bölgesinde kayda değer düşüşleri ve Avrupa'nın kuzeydoğu kısmında bazı artışları da kapsayacak şekilde devam edebilir.

Atmosferimizdeki karbondioksit konsantrasyonunun artışı, topraktaki mikropların organik maddeyi ayrıştırmak için daha hızlı çalışmasına neden olarak daha da fazla karbondioksit salar. Topraktaki sera gazlarının salınmasının ve donmuş toprağın eritilmesinin, karbondioksitten çok daha kuvvetli bir sera gazı olan metan gazının özellikle kuzey Avrupa ve Rusya'da yüksek miktarda salınılmasına neden olacağı beklenmektedir.

Farklı bölgelerin, sera gazlarını farklı seviyelerde yutması ve salması nedeniyle, genel etkinin nasıl olacağı henüz net değildir. Ancak, ısınan bir iklimin toprağın daha fazla sera gazı salmasına neden olabileceği ve bunun da kendi kendine güçlenen bir sarmal şeklinde iklimi ısıtabileceği konusunda belirgin bir risk vardır.
Karbonu yer altında tutma amacı ile tarım ve ormancılık

İklim değişikliği, toprağı bir karbon yutağından emisyon kaynağına dönüştürme riski taşıyan tek şey değildir. Toprağı kullanma şeklinin, toprağın tutabileceği karbon miktarı üzerinde açık bir etkisi olabilir.

Halihazırda, Avrupa ormanlarının karbon rezervi, orman yönetimindeki değişiklikler ve çevresel değişikliklere bağlı olarak artmaktadır. Bu karbon rezervinin yaklaşık yarısı orman topraklarında depolanır. Ancak, ormanlar azaldığında veya yok edildiğinde, depolanan karbon tekrar atmosfere salınır. Bu durumda, ormanlar atmosfere net karbon katkısı yapabilir.

Tarıma elverişli arazilerde, toprağın sürülmesinin organik maddenin ayrışmasını ve mineralizasyonunu hızlandırdığı bilinmektedir. Karbonu ve besin maddelerini toprakta tutmak için, araştırmacılar toprağın daha az işlenmesini, karmaşık mahsul rotasyonuyla çiftçilik yapılmasını, "koruyucu bitki" denilen bitkilerin kullanılmasını ve toprağın yüzeyinden mahsul artıklarının bırakılmasını önermektedir. Ekim işlemlerinden önce ya da ekim işlemleri sırasında yüzeye mahsul artıklarının bırakılması toprak erozyonu tehlikesine karşı korunmaya yardım edebilir. Bu tür bir koruma, yalnızca bir santimetre toprak oluşumunun binlerce yıl sürebildiğini düşünürsek önemlidir. Toprağın işlenmesinin azaltılması, toprağın daha az parçalanmasını ve karıştırılmasını gerektirir. Ancak, toprağın işlenmediği ya da az işlendiği yöntemler, genellikle kimyasal gübrelerin yüksek miktarda kullanımıyla ilişkilendirilir, kimyasal gübre kullanımının ise çevre üzerinde başka olumsuz etkileri de olabilir.

Benzer şekilde, organik tarım doğal gübre girdileri kullandığı için, toprağın organik karbonunu toprak yüzeyinin çok altında biriktirebilir. Organik tarım sera gazının azaltılması konusunda faydalıdır, çünkü kimyasal gübre kullanılmamaktadır. BM Gıda ve Tarım Örgütünün hesaplarına göre, organik tarım sistemlerinin hektar başına CO2 emisyonu geleneksel sistemlerde olduğundan %48 ila %66 oranında daha düşüktür.

Şaşırtıcı bir şekilde, bazı biyoyakıt üretim biçimleri, toprakta depolanan karbon miktarını gerçekten de azaltabilir. Son zamanlarda yapılan bir çalışmaya göre, mısır artıklarından yapılan biyoyakıtlar sera gazı emisyonlarını genel olarak artırabilir, çünkü organik madde toprağa döndürülmek yerine yakıt olarak yakılır.

Genel olarak, uygun çiftçilik ve ormancılık uygulamalarının benimsenmesi toprağın yenilenmesi ve atmosferin CO2'den temizlenmesi için muazzam bir potansiyel sunar.

Kentleri toprakla korumak

2002 yılında Belçika'daki Sint-Truiden yakınındaki Velm köyündeki evleri beş kez çamurlu suyla sel basınca, köy sakinleri belediyeye bir şeyler yapılması konusunda baskı yapmaya başladı. Çamurlu sel suları, tortuları beraberinde taşı(Zeker) çıplak arazileri aşındırdığından tekrar eden bir sorun haline gelmişti. Bu sorunu çözmek isteyen yetkililer, evleri korumak için topraktan yola çıktılar. Toprağın çıplak ve dolayısıyla taşkın riski altında olduğu kış aylarında, toprağa koruyucu bitki ekimi gibi bir dizi önlem benimsediler. Ayrıca, erozyonu azaltmak için arazide mahsul artıkları da bıraktılar. Doğal sistemleri yenilemeye yönelik bu tür önlemler, çok sayıda şiddetli yağış olayına rağmen 2002'den günümüze kadar çamurlu selleri başarıyla önledi.

Sellerin düzenlenmesi ve önlenmesi, sağlıklı toprağın sunduğu hayati "hizmetlerden" yalnızca biridir. Sel gibi şiddetli hava olayları, daha sık ve şiddetli hale geldikçe bu önleme giderek daha fazla bel bağlayabiliriz.

Toprak kalitesi, iklim değişikliğinin bizi nasıl etkileyeceğini başka birçok şekilde belirler. Geçirgen toprak, büyük miktarda su depolayarak ve sıcaklıkları düşük tutarak sıcaklık dalgalarından koruyabilir. İkinci söylenen etkisi, özellikle sert yüzeylerin (toprak sızdırmazlığı) "ısı adası etkisi" oluşturabildiği kentlerde önemlidir.

Birçok Avrupa şehri toprağın bu işlevlerinden faydalanmaya çalışmaktadır. Örneğin, Madrid'deki Gomeznarro Parkı, geçirgen yüzeyler, bitki örtüsü ve yeraltı su depolaması içerecek şekilde yeniden düzenlenmiştir. Bu çözüm, Madrid'de ve İspanya'nın başka yerlerinde de uygulanmıştır.

Ekosistemlerin yeniden tesis edilmesi

Kanıt niteliğinde olan ikinci konu oldukça açıktır: Bazı ekosistemlerin yeniden tesis edilmesi, atmosferdeki karbonun yakalanmasına yardımcı olabilir. Örneğin, turbalıkların yeniden tesis edilmesinin enerji kullanımı için turba işlenmesinden kaynaklanan organik karbon kaybı için başarılı bir çözüm olduğu ortaya çıkmıştır. Avrupa Komisyonu'nun Ortak Araştırma Merkezi'nde yapılan bir çalışmaya göre, işlenmiş toprakta organik karbonu artırmanın en hızlı yolu ekilebilir arazileri otlaklara dönüştürmektir.

Ne yazık ki, son zamanlarda görülen eğilimlerden bazılarının ters yönde ilerlediği görülmektedir. 1990 ve 2012 yılları arasında Avrupa'da ekilebilir arazi, daimi mahsul, otlak ve yarı doğal bitki örtüsü alanları azalmıştır. Daha somut olarak, Avrupa'da "arazilerin altyapı için alımı" işlenebilir toprak üretim kapasitesinde %0,81 oranında bir kayıpla sonuçlanmıştır, nitekim araziler 1990 ve 2006 yılları arasında şehirlere, yollara ve diğer altyapı tesislerine dönüştürülmüştür.

Bu tür kentsel kalkınma projeleri, genellikle toprağın geçirgen olmayan bir katmanla kaplanmasını gerektirir. Gıda güvenliği ile ilgili kaygılar bir yana, bu aynı zamanda Avrupa'nın organik karbon depolama, selleri önleme ve sıcaklıkları düşük tutma kapasitesinin azaldığı anlamına gelir (35).

Toprak, doğru bir şekilde yönetilmesi durumunda, sera gazlarını azaltmamıza ve iklim değişikliğinin en kötü etkilerine uyum sağlamamıza yardımcı olabilir. Ancak bu konuda başarısız olunması halinde, iklim değişikliği ile ilgili sorunlar hızla artabilir.

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Avrupa’nın Bitki Örtüsü Bronz Çağ’da Değişmeye Başlamış
Yazar: RasitTunca - 09-13-2020, 11:31 PM - Forum: Coğrafya Bilgileri - Yorum Yok

Avrupa’nın Bitki Örtüsü Bronz Çağ’da Değişmeye Başlamış

Neolitik popülasyonlar, uzun zamandır Avrupa’ya tarım uygulamaları konusunda devrim getirmekten sorumlu tutuluyordu. Ancak yeni bir çalışma, birkaç bin yıl sonra Bronz Çağ’a kadar insan faaliyetinin kıtanın doğal ortamında önemli değişikliklere yol açmadığını gösterdi.
Yaklaşık 8.000 yıllık bir süre boyunca Yamnaya kültürü atalarının zaman içinde yayılmasını gösteren bir grafik. C: Fernando Racimo

Araştırmacılar, Holosen dönem Avrupası’nda kaydedilen iki büyük insan göçünün – Neolitik dönemde Anadolu çiftçi popülasyonlarının kuzeybatı yönüne hareketi ve Bronz Çağı sırasında Yamnaya bozkır halklarının batıya doğru hareketi – nasıl geliştiğini araştırdılar.

Araştırmacılar özellikle bu göçlerin, bitki örtüsündeki değişikliklerle nasıl ilişkilendirildiklerini analiz etti. Söz konusu göçler, Avrupa’daki ormanların yerini tarım arazileriyle değiştirmesine neden olmuştu.

Sonuçlar, iki göçün hem yayılmasında hem de çevresel etkilerinde önemli ölçüde farklar olduğunu ortaya koydu. Buna göre Yamnaya kültürünün yayılımı daha hızlı gerçekleşmiş ve önceki Neolitik çiftçi yayılımından daha büyük bitki örtüsü değişikliklerine yol açmıştı.

(İlk Avrupalılar, Farklı Bölgelerden Gelen Göçmenlerdi)

Çalışmada, iklim ve kirliliği modellemek için çevre biliminde yaygın olarak kullanılan teknikler kullanıldı ve bu teknikler, Avrupa tarihinin son 10.000 yılında insan nüfusu hareketlerini analiz etmek için uygulandı.

Araştırma, geniş yapraklı ormanlardaki düşüşün ve mera ve doğal otlak bitki örtüsündeki artışın; avcı-toplayıcı insanlardaki düşüşle eşzamanlı olduğunu ve Bronz Çağ’da bozkır halklarının hızlı yayılımı ile ilişkili olabileceğini gösterdi.

Araştırma aynı zamanda bu dönemde iklim örüntülerindeki doğal farklılıkların, bu arazi örtüsü değişiklikleriyle ilişkili olduğunu gösterdi.

Söz konusu araştırma, eski genomlardaki soyun zamana ve mekana genişlemesini modelleyerek, insan göçlerini ve arazi örtüsü değişiklikleri karşılaştırmak için ilk çerçeveyi sağlarken, aynı zamanda iklimdeki değişiklikleri de hesaba katıyor.

Araştırmanın baş yazarı Dr. Fernando Racimo, “Bronz Çağ’da meydana gelen bozkır halklarının hareketi, Avrupa bitki örtüsü üzerinde özellikle güçlü bir etkiye sahipti. Bu insanlar batıya doğru ilerledikçe, mera arazilerinin sayısında artışlar ve kıtadaki geniş yapraklı ormanlarda düşüşler görüyoruz. Artık genlerin hareketlerini kültürel paketlerin yayılmasıyla karşılaştırabiliriz.” diyor.

Araştırma, Plymouth Üniversitesi’nin Ormansızlaşma Avrupa Projesi ile üretilen ve son 11.000 yılda bitki örtüsü değişimini gösteren arazi örtüsü haritalarından yararlandı.

(Güneydoğu Asya Tarihinde Üç Ana Göç Dalgası Yaşandı)

Bu proje üzerinde çalışan bilim insanları, tarım arazilerine olan talebin artması ve odunun yakıt kaynağı olarak kullanılması nedeniyle, Avrupa ormanlarının yarısından fazlasının son 6.000 yılda kaybolduğunu gösterdi.

Araştırmanın eş yazarı Dr. Jessie Woodbridge, “Avrupa manzaraları binlerce yıldır büyük ölçüde değişime uğramıştır. İnsanların geçmişte çevreleriyle nasıl etkileşime girdiklerinin bilinmesi, günümüzde insanların dünyayı nasıl kullandıklarını ve bu etkileri nasıl kullandığını anlamayı gerektirir.” diyor.

“Palaeo-genetikçilerle yapılan işbirliği, geçmişteki insan popülasyonlarının göçünün Antik DNA kullanılarak takip edilmesini sağladı ve ilk defa farklı tarım popülasyonlarının geçmiş insan-çevre etkileşimine dair yeni anlayışlar sağlayan arazi örtüsü değişimi üzerindeki etkisini değerlendirmemize izin verdi.”

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Dünyadaki İklim Tipleri
Yazar: RasitTunca - 09-13-2020, 07:14 PM - Forum: Coğrafya Bilgileri - Yorum Yok



Dünyadaki İklim Tipleri

Dünya üzerinde görülen İklim tipleri (çeşitleri) nelerdir? Dünya’da görülen iklim tiplerinin özellikleri nelerdir? İşte bu soruların cevapları… Dünyanın kendine has şekli ve bölgelerin özel konumları nedeniyle dünyada çok sayıda iklim tipleri görülür. Birbirine benzeyen iklimler ise büyük iklim kuşaklarını oluştururlar. Yüzlerce kilometrelik alanları etkileyen büyük iklim gruplarına Makroklima iklimler denir.

Dünyada görülen büyük iklim tiplerini şöyle sıralanabilir;

Kutup iklimi, Her yerin buzullarla kaplı olduğu, bu yüzden bitki örtüsünün oluşmadığı, yıl boyunca sıcaklık ortalamalarının sıfır derecenin altında olduğu iklim tipidir.Kuzey kutbu çevresinde, Grödland adasının iç kısımlarında ve Antarktika kıtasın da  etkilidir. Güneşlenme süresi çok uzun olmasına rağmen dünyanın şekli nedeniyle güneş ışınları yıl boyunca eğik açıyla geldiğinden sıcaklıklar çok yükselmez. Yıllık sıcaklık farkı 30 derece kadardır.
Tundra iklimi; Kutup ikliminin yayılış kuşağı arasındaki bölgelerde görülür. Sıcaklıklar çok düşük olmakla birlikte bitki örtüsüne sahiptir. Toprağın üzerindeki buz tabakası yaz aylarında çözünerek bataklıklar oluşturur. Bu topraklar üzerinde yetişen bitkiler bir tür doğal yosun olan likenler ile ot ve cılız çalılıkların oluşturduğu tundra bitki örtüsü adıyla anılır.  Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya kıtalarının  kuzey kesimlerinde yaygındır.
Okyanus İklimi; Her mevsim yağış görülen, genellikle karaların batı kıyılarında hüküm süren iklim tipidir. Kuzey Batı Avrupa ve Kanada’nın batı kıyılarında, Avustralya’nın güneydoğu kıyılarında yaygındır.
Step (Bozkır) İklimi;  Nemli hava kütlelerinin erişemediği kara kütlelerinin iç kısımlarında görülür. Bir geçiş iklimidir. Orta Avrupa’da, Asya’nın iç kısımlarında, Anadolu’nun iç kısımları ve Kuzey Amerika’nın orta kısımlarında hakimdir. Doğal bitki örtüsü ilkbahar yağışlarıyla yeşeren, yazları ise sararıp koruyan ot topluluğudur. Bu bitki örtüsü bozkır olarak adlandırılır.
Akdeniz İklimi; Cephesel yağışların en fazla görüldüğü iklim tipidir. Yaygın olarak Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerde görülmekle birlikte Avustralya’nın güneyinde, Afrika’da Kap bölgesinde, Orta Şili ve Kalifornia bölgelerinde de görülür. Bitki örtüsünü yaz kuraklığına dayanıklı kızıl çamlar ve makiler oluşturur. Yağış miktarı düzensizdir. Kar yağışı ve don olayları nadiren görülür.
Karasal İklim; Deniz etkisinden uzak bölgelerde, Kuzey yarım kürede,  Kanada’nın kuzeyinde, Doğu Avrupa’da ve Sibirya’ da görülen iklim tipidir. Bitki örtüsünü kış soğuklarına dayanıklı iğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar oluşturur. Türkiye’nin deniz etkilerine kapalı iç kesimlerinde de karasal iklim görülür.
Çöl İklimi; 30 derece enlemleri ve dönenceler arasındaki bölgelerde görülür. Yılda 1 ya da 2 defa yağış düşen bu bölgelerde kuraklığa dayanıklı kaktüs türleri yetişmektedir. Gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkı çok yüksektir. Vahaların çevresi dışındaki yerler yaşamaya elverişli değildir.
Ekvatoral İklim; Ekvator etrafındaki 0- 10 derece paralelleri arasında görülen iklim türüdür. Yıllık ortalama sıcaklıkları 25 derecenin üzerindedir. Bitki örtüsünü boyları 40-50 metreyi bulan ve yıl boyunca yeşil kalan geniş yapraklı ağaçlardan oluşan tropikal yağmur ormanları oluşturur.
Savan İklimi; Ekvatoral iklim bölgesinin kuzey ve güneyinde 2 kuşak halinde etki gösterir. Genellikle 10-20 derece paralelleri arasında görülür. Bitki örtüsü Savan’dır.

Bu konuyu yazdır

Oku-1 İklim Tipleri Nelerdir?
Yazar: RasitTunca - 09-13-2020, 07:10 PM - Forum: Coğrafya Bilgileri - Yorum Yok



İklim Tipleri Nelerdir?

Yeryüzündeki iklim türleri nelerdir? Yeryüzünde görülen iklim çeşitleri nelerdir? İşte iklim tipleri…

SICAK İKLİMLER

1. Ekvatoral İklim

Ekvator çevresinde, 0° – 810° Kuzey ve Güney enlemleri arasında görülür. Ekvatoral iklimde yıllık ortalama sıcaklık 25°C dolayındadır.

Ekvatoral iklimde yıllık sıcaklık farkı 2 – 3°C yi geçmez. Yıllık yağış miktarı 2000 mm den fazladır. Her mevsim yağışlı olmakla birlikte, ekinoks tarihlerinde yağış maksimum düzeye erişir. Tabii bitki örtüsü oldukça gür ve geniş yapraklı ormanlardır.

Ekvatoral iklim, Amazon ve Kongo havzalarının büyük bir kesiminde, Gine Körfezi kıyılarına yakın bölgelerde, Endonezya ve Malezya’nın büyük bir bölümünde etkili olmaktadır.

2. Tropikal İklim (Subtropikal – Savan)

10° – 20° Kuzey ve Güney enlemleri arasında ve 0° – 10° enlemlerinde 1000 m. den sonra görülür. Tropikal iklim veya subtropikal iklim ya da savan iklim ekvatoral kuşak ile çöller arasında bir geçiş iklimidir.

Yıllık ortalama sıcaklık 20 °C dolayındadır. Yıllık sıcaklık farkı 4 – 5 °C dir. Yıllık yağış miktarı 1000 – 2000 mm. arasındadır. Güneş ışınlarının dik geldiği yaz ayları yağışlı, kışlar kuraktır. Tabii bitki örtüsü yüksek boylu ve gür bitki toplulukları olan savanlardır.

3. Muson İklimi

Muson iklimi, muson rüzgârlarının etki alanlarında görülür. Yıllık ortalama sıcaklık 15 – 20 °C dir. Yıllık sıcaklık farkı 10 °C civarındadır.

Muson ikliminde, yıllık ortalama yağış 2000 mm. dolayındadır. Yıllık yağışların % 85’i yaz aylarında düşer. Kış mevsimi kurak geçmektedir. Tabii bitki örtüsü kışın yaprağını döken, yazın yeşillenen ormanlardır. Yağışların azaldığı yerlerde ise savanlar görülür.

4. Çöl İklimi (Sıcak ve Kurak İklim)

Çöl iklimi, dönenceler civarında, Asya ve Kuzey Amerika’da karaların iç kısımlarında ve Güney Amerika’da görülür. Bu iklim tipini, yağışların yok denecek kadar az olması belirler. Çöllerdeki nem yetersizliği, günlük sıcaklık farkının büyümesine zemin hazırlamıştır. Günlük sıcaklık farkının 50°C yi bulduğu zamanlar olmaktadır. Yıllık yağış miktarı
100 mm nin altındadır. Yağışlar daha çok sağanak yağmurlar şeklindedir. Tabii bitki örtüsü bazı kurakçıl otlar ve kaktüs bitkileridir.
Afrika’da B. Sahra, Ortadoğu’da Necef, Asya’da Gobi, Taklamakan, Avustralya’da Gobbon ve Gibson, Güney Afrika’da Kalahari ve Namib, Güney Amerika’da Patagonya, Atacama ve Peru yeryüzündeki başlıca çöl alanlarıdır.

ILIMAN İKLİMLER

1. Akdeniz İklimi

Akdeniz iklimi, genel olarak, 30° – 40° enlemleri arasında görülür. Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlıdır. Yıllık ortalama sıcaklık 15 – 20°C dir.

Akdeniz ikliminde yıllık sıcaklık farkı ise 18°C kadardır. Yıllık yağış miktarı 600 – 1000 mm arasında değişir. En fazla yağış kışın, en az yağış yazın görülür. Karakteristik bitki örtüsü, kızılçam ormanlarının tahrip edilmesiyle ortaya çıkan makilerdir.

Makiler, sürekli yeşil kalabilen, kısa boylu, sert yapraklı, kuraklığa dayanabilen, çalımsı bodur bitkilerdir. Mersin, defne, kocayemiş, zeytin, süpürge çalısı, bodur, ardıç gibi bitkiler başlıca maki türleridir. Akdeniz ikliminde yağışın az çok yeterli olduğu orta yükseklikteki yamaçlarda iğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar (Kızılçam, sarıçam, karaçam ormanları gibi) yer alır.

Akdeniz iklimi en belirgin olarak Akdeniz çevresinde görülmekle birlikte, Güney Portekiz, Afrika’nın güneyinde Kap Bölgesi, Avustralya’nın güneybatısı ve güneydoğusu, Orta Şili ve ABD’nin Kaliforniya eyaletinde de etkili olmaktadır.

2. Okyanusal İklim

Okyanusal iklim genel olarak, 30° – 60° enlemleri arasında, karaların batı kıyılarında görülür. Yazlar fazla sıcak, kışlar da fazla soğuk olmaz. Yıllık sıcaklık ortalaması 15°C dir. Yıllık sıcaklık farkı 10°C yi bulmaktadır.

Yıllık yağış ortalaması 1500 mm. dir. En fazla yağış sonbaharda görülür. Tabii bitki örtüsü yayvan ve iğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlardır. Ormanların tahrip edildiği yerlerde çayırlar bulunur.

Okyanusal iklim, Batı Avrupa, Kuzey Amerika’nın kuzeybatısı, Güney Şili, Avustralya’nın kuzeydoğusu ve Yeni Zelanda’da etkili olmaktadır.

3. Karasal İklim

Karasal iklim, genel olarak, 30° – 65° enlemleri arasında, karaların deniz etkisinden uzak iç kısımlarında ve kıtaların doğu kıyılarında görülmektedir. Kışlar çok soğuk geçer ve uzun sürer. Yazlar ise sıcaktır. Karasal iklimde, yıllık sıcaklık ortalaması 0 – 10°C arasında değişir. Yıllık sıcaklık farkı 20 – 40°C dir. Yıllık yağış miktarı 500 – 600 mm dolayındadır.

En fazla yağış yazın, en az yağış kışın düşer. Kış yağışları daha çok kar şeklindedir. Tabii bitki örtüsü iğne yapraklı ormanlardır. Yağışın azaldığı kesimlerde de bozkırlar (step) görülür. Sibirya ve Kanada da iğne yapraklı ormanlara tayga ormanları adı verilir. Taygalar, Dünya ormanlarının % 15’ini oluştururlar.

Karasal iklim, Sibirya, Kanada ve Doğu Avrupa’da geniş bir yayılış sahasına sahiptir.

4. Step İklimi (Yarıkurak İklim)

Step iklimi, bir geçiş iklimi özelliği gösterir. Step iklimlerinde yıllık sıcaklık farkı 15 – 30°C dir.

Step ikliminde yıllık yağış miktarı 300 – 500 mm. dir. Step iklimlerinde en fazla yağış ilkbaharda ve yazın düşmektedir. Tabii bitki örtüsü yağışlı mevsimde yeşeren, kurak mevsimde sararan step (bozkır) tir.
İnsanlar tarafından ağaç kesilerek, yakılarak ormanların ortadan kaldırılması sonucunda oluşan bozkırlara antropojen bozkır denir. Bu tür bozkırlar, ormanların tahrip edilmesi sonucunda ortaya çıktığından yer yer orman ağacı topluluklarına rastlanır.

SOĞUK İKLİMLER

1. Tundra İklimi (Kutupaltı İklimi)

Tundra iklimi genel olarak, 65° – 80° Kuzey enlemleri arasında görülür. Sıcaklığın çok düşük olduğu bir iklim tipidir. Bu iklimde en sıcak ayın ortalaması dahi 10°C yi geçmez. Kışın değerler -30°C ile -40°C ye iner. Tundra ikliminde yıllık sıcaklık farkının 65°C yi bulduğu yerler vardır. Yağışlar ortalama 200 – 250 mm kadardır. En fazla yağış yaz aylarında görülür. Tabii bitki örtüsü çalı, yosun ve yazın yeşeren kurakçıl otlardan oluşan tundralardır.

Tundra iklimi, Avrupa’nın kuzey kıyıları, Kuzey Sibirya, Kuzey Kanada, Grönland Adası kıyıları ve Orta kuşaktaki yüksek dağlarda etkili olmaktadır.

2. Kutup İklimi

Kutup iklimi karlar ve buzullarla kaplı kutup bölgelerinde görülür. Sıcaklık ortalaması bütün yıl boyunca 0°C nin altındadır. Sıcaklık, çoğu zaman -40°C ye, hatta daha altına iner. Yıllık sıcaklık farkı 30°C dolaylarındadır. Yağışlar son derece az ve kar şeklindedir. Ortalama yağış 200 mm. civarındadır. Bu iklim tipinde bitki örtüsü yoktur.

Kutup iklimi, Kuzey Kutbu çevresinde Grönland Adası’nın iç kısımlarında ve Antarktika’da etkilidir

Bu konuyu yazdır