| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.
|
|
|
| İbrahim Düsûki'den Öğütler |
|
Yazar: RasitTunca - 07-29-2022, 07:04 PM - Forum: Tarikati Dusukiye i Muhammediye
- Yorum Yok
|
 |
ŞEYH ÂRİF-İ BİLLÂH İBRÂHİM DÜSÛKÎ (K.S.) HAZRETLERİ
Kısa Hayatı
Hicrî 633'te aşağı Mısır'da doğdu. Ömrünün çoğunu orada geçirdi ve bundan dolayı Düsûkî diye tanındı. Babası Ebü'l-Mecd Abdülaziz, Rifâî tarîkatında önemli bir mevki sahibi idi. Şeceresi Zeynelâbidin, Hz. Hüseyin ve Hz. Fatıma ile Hz. Peygamber'e ulaştığı için, seyyittir.
İbrâhim Düsûkî eğitimine Düsûk'ta başladı; Kur'an'ı ezbeledi; Şafiî fıkhında derinleşti, fakîh oldu. Sonra babasından Rifâiyye hırkasını giydi. Daha sonra Sühreverdî şeyhlerinden Necmeddin Isfahanî'ye intisap etti. Şâzeliyye tarîkatına da bağlıydı.
Düsûkî hazretleri mutasavvıflar tarafından dört büyük kutuptan biri kabul edilir. Diğer üçü ise Abdülkadir Geylânî, Ahmed er-Rifâî ve Ahmed el-Bedevî'dir. İbrâhim Düsûkî yirmi yıl kadar halvethânesinde mücâhede ve tefekküle meşgul oldu. Halvethâneden ancak babasının cenaze namazını kılmak için çıktı. Tekrar buraya dönmek istediyse de dostlarının recâsı üzerine vazgeçti.
Hicrî 676 yılında kırk üç yaşında iken vefât etti, kendisinden sonra vazifeyi kardeşi Şeyh Mûsâ'ya devretti, o da Düsûkî'nin yolunu bir tarikat haline getirdi. Vefât ettiğinde halvethanesine defnedildi.1
Düsûkî hazretleri şeriata çok bağlı idi. "Müidin her konuda şeyhine bağlı olması gerektiği gibi, şeyhin de müidine evlâdı gibi muamele etmesi gerekir" derdi. Helâl yemeye, hak-hukûku gözetmeye ve şeriatın hükümlerine bağlı kalmaya büyük önem verirdi. Şeriatla hakîkatı, zâhirle bâtını birleştirmenin gerekli olduğunu söylerdi. Hakikatı, tasvir ve ifâde olarak değil, zevk ve yaşama olarak kabul ederdi.
Düsûkî hazretlerinin esrarengiz yönleri de vardı. Nitekim onun Süyânî, İbrânî, ve eski Mısır dillerini bildiği, hayvanların ve kuşların lisanından anladığı rivâyet edilir. İmam Şarânî (k.s.), et-Tabakâtü'l-kübrâ adlı eserinde onun hangi dille yazıldığı belli olmayan bir kaç mektubunu nakletmektedir .
İmam Şarânî bu büyük zâtı şu sözleriyle metheder:
"Himmete muhtaç olanların şeyhlerinden ve mukarrabînin önde gelenlerinden idi. Açık kerâmetleri vardı. Üstün basîret ve makama, yüce himmetlere, büyük rutbelere, melekûtî sırlara ve ulvî kelamlara sahipti.
O marifet ilminde yüksek dereceye, hakîkat ilminde üstün makama, yüce âlemde büyük rutbeye, kaynak ilimlerde güçlü bir bilgiye, tasarrufta büyük yetkiye, âyetlerin hakîki manalarını çözmede keşfe, müşâhede âlemine ait sırları anlamada kat kat bilgiye sahipti.
O, Yüce Allah'ın yarattığı müstesnâ bir insandı. Allah onu adetâ insanlara rahmet olarak yaratmış; gerek avâm, gerek havâs herkese sevdirmiş, kendisine tasarruf yetkisi ve velâyet sırrı vermiş, bütün gözleri ona çevirmiş, marifet ilmiyle kendisini konuşturmuştur. Allah kendisinden razı olsun. Onun, tarîkat ehlinin dilinden düşümediği pek çok yüce kelâmları vardır".
Hakîki müşid
Müşid müctehid değilse, onun müidi iflâh olmaz. Çünkü kendisi uyursa müidi de uyur, kendisi ibâdet ederse müidi de ibadet eder. İnsanlara ibâdeti emreder, kendi ibâdeti ise bâtıldır, onları bâtıldan sakındırır, kendisi bâtıl işlerin peşinden koşar. Böyle yapan bir kimseye gülerler, sözlerine kulak asmazlar.
İnsanlar kendisine gelip "Bize nasîhat et, bir-iki misâl ile bizi irşat et" dediklerinde onlara şöyle derdi:
Kendisi himmete muhtaç bîdede
Nerde kaldı gayrıya himmet ede
Müidin şeyhine karşı tutumu
Müid, şeyhinin huzurunda bulunursa onun emri ile konuşmalıdır. Onun izni olmadan aslâ konuşmamalıdır. Şayet şeyhinin huzurunda bulunmazsa, kalbiyle ondan izin istemelidir. Ancak bu şekilde vuslat makamına ve Allah'a ulaşılabilir. Şeyh, müidinin bu edeplere riâyet ettiğini görünce, onu terbiye eder, terbiye suyundan ona kana kana içirir, ilâhî ve manevî sırlarla kendisini gözetir.
Müşidine karşı güzel edebe riâyet etmek ne büyük saâdet!
Bu edeplere riâyet etmemek ne kötü şekâvet!
Allah gizli olarak ibâdet edeni, gizli-açık her şeye muttali kılar.
Kim istikâmet yolunu tutarsa, her çeşit şüpheden ve ihtilafdan kurtulur.
Kim Rabb'inin huzurunda kalbiyle gaybet âlemine dalarsa, gayâleminde bulunduğu bu müddet içerisinde mükellef tutulmaz. Şehâdet âlemine çıktığı zaman, kaçırdığı ibâdetlerini kazâ eder. Bu, mübtedîlerin yani daha işin başında olanların halidir. Müşid-i kâmillere gelince, bu hüküm onlar için geçerli değildir. Onlar, ibâdetlerini edâ etmek için Allah tarafından serbest bırakılırlar.
Müridlere tavsiye
Her kim şeriatle amel eden, hakîkat ehli, temiz, nâmuslu ve şerefli bir müslüman olmazsa, sulbümden gelen oğlum bile olsa, evlâtlarımdan değildir. Müidlerimden her kim de şeriate, hakîkate, tarîkate, diyânete, kendini maddî-manevi günahlardan korumaya, zühde, veraya ve aza kanaate sımsıkı sarılırsa, en uzak memlekette bile olsa, evlâtlarımdandır.
Bir defasında kendisine "Ne istersin?" diye soruldu,
"Allah Teâlâ ne isterse ben de onu isterim" diye cevap verdi.
Allah'a kulluk eden herkes, gereği gibi bu kulluğun tadını alamaz. Her hizmet eden de gereği gibi âdâbıyla hizmet edemez. Bundan dolayı çoğu müid, gayret etmesine rağmen, bu yolda mesâfe alamadı.
Ey evlatlarım! Size daima Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Zira siz, kurbanlık koç gibi bu dünyayı terketmek zorundasınız.
Ey alev alev ateşin derilerini yakacağı insanlar!
Ey kendileri için bıçağın bilendiği kimseler!
Kendinizi ve ailenizi cehennem ateşinden koruyunuz.
Bütün insanlara karşı şefkat ve merhamet
Bir kimse bütün insanları sevmedikçe, onlara karşı şefkatli davranmadıkça ve onların ayıplarını örtmedikçe kâmil bir insan olamaz. Bunlara dikkat etmeyen ve kâmil olduğunu iddia eden kimse yalancıdır.
Hiçbir kimseyi hareketlerinden, elbisesinden, yemesinden ve içmesinden dolayı kınamayın. Çünkü, şeriatın açıkça nehyettiği yasakları çiğneyenin dışında, kimse kınanamaz, ayıplanamaz. Zira bu kınama yalnızlığa, yalnızlık da kulun, Rabb'inin lütfundan uzak kalmasına sebep olur.
İnsanlar kısımlara ayrılırlar:
1) Yola yeni girmiş olanlar (mübtedî),
2) Seçkin (hâss) kullar,
3) Seçilmişlerin seçilmişi olan (havâssulhâs) kullar
4) Allah'a vâsıl olanlar.
Yüce Allah bazı insanlara, bazıları sebebi ile rahmet eder.
Bu yolda kuvvetli ile zayıf yarışamaz.
Allah'ın veli kulları bazen yağmur gibidir, bu onların merhametli olduklarını gösterir; bazen de kılıç gibidir, bu da onların gazap taraflarının olabileceğine işaret eder. Bundan dolayı bir Allah dostu yüzünüze güldüğü zaman ona karşı saygıyı terkedip şımarmayın, ciddiyet ve edebinizi muhafaza edin.
Şeriat-Hakîkat
Şeriat kök, hakîkat ise onun dalıdır. Şeriat meşru olan bütün ilimleri içerisinde toplar. Hakîkat ise gizli ilimleri câmidir. Bütün makamlar şeriat ve hakikatte gizlidir.
Müid farz, vâcip ve sünneti edâ edecek kadar ilim öğrenmelidir. Bütün işi fesâhat ve belâgatla uğraşmak olmamalıdır. Zira bunlar asıl maksada ulaşmaya mani olabilirler. Buna mukabil müid, sâlihlerin yollarını araştırmalı, onlara uymalı ve zikre devam etmelidir.
Erkeklerden tam erkekler bulunduğu gibi, yarım ve dörtte bir olan erkekler de vardır. Yine onlar arasında kemâle ermiş ve Allah'a ulaşmış olanlar da vardır.
Havâssın tevbesi
Havâssın yani Allah'ın en seçkin kullarının tevbesi, mâsivâyı gönülden çıkarmaktır. Havâss olanlar, tevbe ederek terk ettikleri bir davranış ve söze dönüp bakmazlar. Çünkü onlar, tevbe etmekle içlerine benlik duygusu girmesinden korkarlar. Yine onlar "ben, ben" demekten son derece sakınırlar.
Hülâsa onlar bütün hareketlerini kontrol altında bulundururlar.
Ey müidim! Himmetini cem et, dikkatini topla. Tarîkatı ancak bu yolla tanıyabilirsin. Hangi makamda bulunursan bulun, önüne bir perde gerilebilir, ancak sen bütün bu perdeleri yırtmalısın. Zira Allah'tan başka her şey boştur.
Sen bir kimseden yüz çevirirsen o da senden yüz çevirir. Eğer Allah'tan yüz çevirirsen, Allah da senden yüz çevirir.
Ey oğulcuğum! Beni boş şeylerle meşgul etme. Kalıbından kalbine geç. Ona göre hareket et.
____________
1.Hayatı, TDV İslâm Ansiklopedisi Desûkî maddesinden alınmıştır, c.9, s.212-213.
Seher vakti
Kim seher vakitlerinde kalkar ve istiğfara devam ederse, Allah ona bütün nur pencerelerini açar, yakınlık (kurbiyet) âleminden kendisine manevî lezzetler tattırır, kalbinde mana âlemine ait güneşler ve aylar doğar.
Ey gönlümün yavrusu! Sana söylediklerimi yap ki, kurtulanlardan olasın.
İsm-i azam
Nice insan vardır ki, ism-i a'zamı okur da manasını anlamaz. Halbuki Allah dostlarından biri bir ağaca dokunur da ağaç meyve verirse ancak o ismin hümetine verir, yalçın kayalardan su akarsa ancak onun hümetine akar, vahşî bir hayvan bir Allah dostuna teslim olursa ancak onun hümetine olur, bir velî yağmur ister ve yağmur da yağarsa ancak onun hümetine yağar.
Bir müid Allah'tan başka hatırına gelen her şeyi terketmedikçe, bu yolda mesâfe katedemez.
Ah aradaki perde bir kaldırılsa da a'mâ harf ve zarf olmayan harfi bir okusa, kendisine kapalı olan sırları ve düğmelenmiş düğmeleri bir çözebilse, kilidi bir açabilse!... Şevkim daha ilerisini arzu etse de, istediğim işte bu zâtlardır.
Yaptığı iş ve söylediği söz Allah'ın rızasına uygun olmayan kimseye, tevhid makamı kapalıdır.
Hiçbir velî, makam arzusu dahil, mâsivâyı terketmedikçe Rabb'ine varamaz.
Eğer Rabb'in ile birlikte olmak istersen, bütün insanlar için iç âlemini kötü düşünce ve kötü niyetten temizle.
Azîmet-Ruhsat
Ey oğlum! Şeytanın ruhsatlarla ilgili verdiği fetvâlardan ve azîmetle amel ederken seni ruhsatla amel etmeye sevketmesinden sakın. Çünkü o, ruhsatın meşrû olduğunu fısıldayarak, azgınlığa ve isyana sevkeder. Özellikle şeytan seni mahzurlu şeyelere soktuktan sonra şöyle der: "Bu iş senin için mukadderdir, sen kim oluyorsun ki, her şey Allah'ın elindedir?". Bu sözlerle Allah'ın yolundan saptırmak ister. Eğer onun dediklerini yaparsan külliyyen helâk olursun.
Ey oğulcuğum! Bil ki: Yüce Allah sana ancak Nebî (s.a.v.)'e tâbi olmanı emretti, dünya ve âhirette zarar verecek her şeyi yasakladı. Bütün bunlara rağmen neden hâlâ O'na muhalefet ediyorsun?
İcâzet hakkında
Ey oğulcuğum! Eğer bir kâğıt parçasından ibâret olan olan icâzet ile iktifâ ediyorsan, şunu bil ki, senin icâzetin ancak güzel hâlin ve ihlâsındır. İcâzet almış bir kimse, insanların günahlardan en çok uzak duranı, en çok namaz kılanı, en oruç tutanı ve Allah'ı en çok zikredeni olmalıdır. Kul hizmete devam ettiği müddetçe, Rabb'i onu diğer kullarına tercih eder. İşte hakiki icâzet budur. Eğer şeyhlik iddia eder ve Rabb'ine isyan edersen, Rabb'in sana şöyle der: "Yazıklar olsun sana, haya etmiyor musun, nerde kaldı senin bize yakınlık sözün, bizimle birlikte olabilmek için neden kirli elbiselerini yıkamadın (neden tevbe etmedin)? Ne kadar da mideni haramla doldurmuş, günah işlemek için adımlar atmışsın, beni sevenler saf halinde geceleri geçirirken, ne kadar da uyumuşsun, sen ancak bir iddiacı ve bir yalancısın".
Yolumuzda nefsini meşhur eden, yolumuzun hakkını yerine getirmeyen ve bizimle alay eden herkesin Allah hasmıdır.
Kim bu yolda hâinlik ederse helâk olur. Kim de sözlerimizden ibret almazsa, kervanımızda yüüyemez, bizi hakkıyle bilemez. Biz, evlâtlarımızdan ancak kâmil Hakk yolcusu ve iyi huylu olanları severiz. Böyle olan evlâdımıza sır da veririz.
Ey evlâtlarım! Allah'ınızı severseniz yolumuzu kötülemeyin, bu hakîkatlerle oynamayın, hilekârlık yapmayın, hakk ile bâtılı karıştırmayın, ihlâslı olun ki, kurtulabilesininz. Sizi sevdikçe ve diğer insanlardan sizi seçtikçe siz de bizi üzmeyin, yolumuza kötü söz atmayın. Terbiye ve nasîhat konusunda nasıl size hakkınızı ödüyorsak, siz de dinleyerek ve öğüt alarak bizim hakkımızı yerine getirin. Ben size ancak Rabb'inizin emrettiklerini emrediyorum. Bunlar benim değil, Allah'ın emirleridir. Eğer ahdinizi bozarsanız bilin ki, bu bozduğunuz ahd Allah'ın ahdidir. Bizden sadece icâzet belgesi alma niyetinde iseniz, bizim size ihtiyacımız yoktur. İstediğiniz yere gidebilirsiniz
Karşılıksız irşat
Ey evlâtlarım! Mallarınıza dokunmama, mîrâsınızı almama, ellerinizde bulunan dünyalık ile elbisemi kirletmeme konusunda Allah'a bey'at ettim. Dinleyiniz ve itaat ediniz. Mallarınız konusunda benden ve cemaatim içerisinde ihlâslı olanlardan emin olabilirsiniz. Allah'tan, diğer evlâtlarımın da ihlâslı olmasını istiyorum. Onlar da böyle ihlâslı olurlarsa kardeşlerine şefkatte ve nasîhatte bulunurlar, mallarına da dokunmazlar
Her kim ölümünün itaat üzere olmayacağını ümit ederse helâk olmuştur. Zira bütün taatlarımız Allah'ın ihsanı cümlesindendir. Bizim ortada hiçbir katkımız yoktur.
Ey oğulcuğum! İnsanların ve cinlerin ameli kadar amelin olsa bile "ben" demekten sakın, zira Allah ben iddiasında bulunanları acz içerisinde bırakır. Benlik davasında isen maddî-manevî derecen düşer, bunu unutma.
Halvet
Bir yolunu bulsaydık, insanların gözünden kaybolmak için, halvete girerdik. Zira zamanımızda kalpler hasta, ciğerler parça parçadır. Dedi-kodunun çoğaldığı bu zamanda sığınılacak ve kaçacak yer lâzımdır. Fakat bu zamanın insanları ile bizi imtihan eden Allah işlerimizi düzenliyor, sonsuz güç ve kudretiyle yardımını eksik etmiyor.
Her kim nefsini hesaba çekmekten gâfil olursa telef olur, eğer nefsini hesaba çekmekte acele etmezse hezimete uğrar.
Allah Teâlâ bir velî kulunu belâ ile imtihan ederse, onu mânâ erleri derecesine yükseltmek ister. Eğer Allah dostu sabreder, kızmaz, yumuşak huylu, cömert ve affedici olursa Allah onu daha yüksek derecelere yükseltir. Bunlara riâyet etmezse onu bulunduğu yerde bırakır, derecesini yükseltmez.
Kerâmet
Allah'a âsî olmayan bir insan kerâmet eseri olarak vahşî hayvanların sırtında gezmeye başlasa, onun bu hareketi Allah'ın rızasına uygun degildir. Bundan dolayı bu hayvanlar, o insanı sımsıkı yakalayıp eziyet etmek için, Allah'ın kendilerine kuvvet vermesini isterler. Bu insan kuşlara ve vahşî hayvanlara uğrasa bu hayvanlar onu görmekten Allah'a sığınırlar, suya uğrasa su da bu insanın kendisinden içmesini istemez, hülâsa her şey ondan kaçar, Allah'a iltica eder.
Ümmet-i muhammede kılıç çeker ve harbelerinizi onların kanı ile kirletirseniz, Allah'ın sizin için ekin bitirmesini ve mememlerin süt vermesini nasıl talep edebilirsiniz?
Bir Allah dostu Allah'a yönelişinde sadâkat üzere devam ederse, artık ona buğz eden sevmeye, onunla ilişkide bulunmayan kendisini ziyaret etmeye ve ondan hoşlanmayan övmeye başlar. Ama mücrim ve münâfik hâlâ onu sevmemeye devam eder.
Günlük dersi terketmek
Bir müid bir gün virdini bırakırsa Allah da o gün ona yardımını keser.
Ey evlâtlarım! Biliniz ki: Yolumuz hakîkate erme, tasdîk, doğru sözlülük, çalışma, amel, maddî-manevî temizlik, gözleri haramdan sakınma, eli, edep yerini ve dili koruma yoludur. Her kim bunlara riâyet etmezse, istese de istemese de yolumuz onu reddeder.
Kur'an'ı ezberlemek ve hükmü ile amel etmek
Ey Kur'an'ı ezberlemiş olan Kur'an hâmili! Onunla amel etmiyorsan sırf ezberlemekle sevinme. Zira Allah (c.c.) "Tevrat'ı ezberleyip içindekilerle amel etmeyenlerin durumu, kitapları yüklenmiş merkeplerin durumu gibidir" (Cuma, 62/5) buyurmaktadır. Sen, Kur'an'da bulunan bütün hükümlerle amel etmedikçe merkep olmaktan kurtulamazsın ve onda bulunan bütün harfler aleyhinde şâhitlik eder.
Ey evlâtlarım! Bu kadar aldanma, aldatma, oyun, eğlence, cehâlet, hevâ, iftirâ, cimrilik, sözünde durmama, yanılgı, unutma, gaflet, hata, günah, yalan, bıkkınlık nedendir? Nice nasîhatlar dinlersiniz, ibret alıp düzelmezsiniz. Sanki ölüler gibi olmuşsunuz.
Eğer Hakk Teâlâ hazretleri kalplerinizdeki kilidi açsaydı, Kur'an'daki hayret uyandıran hususları, hikmetleri, manaları ve ilimleri anlar, onun dışındakilerden müstağnî olurdunuz. Çünkü mevcûdatla ilgili bütün hususlar onda yazılmıştır. Yüce Allah şöyle buyurur: " Biz bu Kitap'ta hiç bir şeyi eksik bırakmadık" (En'âm, 6/38). Allah her kime bu Kitap hakında bir anlayış verirse her harfin manasını, sebebini, sıfatını da kendisine öğretir. Bu kimse bu harflerle ulvî ve süflî âlemlere ait bilgilerin yanında Arş, Küsü, semâ, su, yıldızlar, hava ve yeryüzü ile ilgili ilimleri de öğrenir.
Şeriata ve Kitab'a tâbi olan kimse eğer emir ve yasaklara vâkıf ise anlayışı da hakîki olur. O bu hakîki anlayışı ile bütün müşkülleri çözer, bütün rumuzları halleder ve bütün kapalılıkları açar. Ama onun anlayışı sadece söz ezberlemek ve bazı zâtların makamını öğrenmekten ibaret ise, bu hakîki anlayış sayılmaz; aksine hakîki anlayışa ve hakîki ilimleri öğrenmeye perde olur. Bütün işi sadece laf üetmekten ibaret olan kimse anlayan, amel eden ve irfan lisânı ile konuşan kimse gibi değildir. Müşâhede makamına ulaşan bir çok insan vardır ki, kendisinden o makamın anlatılması istendiğinde anlatamaz, o ancak yaşanır.
Bütün bunlardan kastım tüm evlâtlarımın laf üeten değil, tadan ve hakîkatı yaşayan kimseler olmaları; ilimleri sadırlardan ve satırlardan değil, rabbânî kaynaktan almalarıdır. Çünkü Allah dostları ancak tattıkları şeyleri söylerler. Onların kalpleri Allah'ın lütfu ve ihsanı ile doludur. O kalplerden âb-ı hayat damlaları akar. İşte, Allah dostlarının ilimleri bütün ilimlerin kaynağı olan ilâhî kaynaktan gelir.
Laf üetene gelince o sadece başkasından hikâye eder, Allah dostlarının yaşadığı zevkten bir nokta veya bir zerre istifâde edemez. Ona şöyle nidâ idilir: "Bu o kimsedir ki, bu aldanma dünyasında kabukla (kışırla) yetindi, halbuki biz öyle insanlar gördük ki, testere ile biçilseler bile ulaşamadıkları makamları aslâ anlatmazlardı".
Tasavvuf konusunda söz söylemek
Ey evlâtlarım! Size birisi tasavvuf, marifet ve muhabbetten sorarsa, Allah dostlarınınki gibi işleriniz düzgün olmadıkça ona dilinizle cevap vermeyiniz. Sizden biriniz dînî emirleri yerine getirip amelde de sâdık olduğu zaman, dili faydalı şeyler söylemeye başlar. İşte bu onun sadâkatinin bir semeresidir. Kim özünde ve sözünde dosdoğru ve ihlâslı olduğunu iddia edip de kendisinde edeb ve tevâzuun semeresi görülmezse yalancıdır, ameli riyâ ve gösteriştir. Onun bu kötü ameli, kendisi istese de istemese de ancak kibir, ucub, nifak ve kötü ahlâka sebep olur. Allah muhafaza buyursun.
Tasavvuf sadece yün giymekten ibaret değildir. Yün, belki tasavvufun alâmetlerinden biridir. Tasavvufun asıl önemli yönü, tasavvuf ehlinin, tasavvufun ince noktalarına ve güzelliklerine uymasıdır. Bu da hemen olmaz, tedrîcen olur. Sûfi, tasavvufun hakîkatına ulaştığı zaman, sert elbise giyemez. Çünkü o, letâfet makamına ulaşmış, iç âlemine dönmüştü. Onun için ayrılık da bitmiştir.
Müid ise böyle değildir. O, nefsini terbiye etmek ve onu Mevlâ'ya boyun eğdirmek için, sert elbise giyebilir, lâtif olmayan gıdalardan yiyebilir. Böylece müid yüksek makamlara hazırlık yapmış olur. Manevî perde inceldikce, elbise de incelmeye başlar.
Hakiki müşidin özellikleri
Allah dostunda haset, gıybet, isyan, aldatma, kendini beğenme, gösteriş, başkalarının önünde eğilme, yalan, kibir, ucub, şımarıklık, övünme, boş söz, nefsin gayr-ı meşrû isteklerine uyma, meclislerde en önde oturma, kendinin de var olduğunu gösterme, münakaşa, başkalarını imtihan etme, onların noksanlarını söyleme, sû-i zanda bulunma gibi hususlar bulunmaz. O güzel ve gösterişli elbise giyen kimseler hakkında kötü zanda bulunmaz, bu yolda hırka giyerek kendini belli edeni ayıplamaz. Ancak bilerek şeriata muhâlefet edenler olursa onlara karşı ilgisiz de değildir.
Allah'ın velî kulu mahlûkâtın kendisine hümet etmesine, ona saygı duymasına, onun için ayağa kalkıp oturmasına, onu kabul veya reddetmesine ve buna benzer zâhirî hallere iltifat etmez. O, yalnız Allah Teâlâ'dan gelecek iltifatı ister.
Muhabbet
Sen ve ben maddî olarak bir araya gelmekle muhabbet oluşmaz. Muhabbet ancak, ruhlarımızın cesetlerimiz ile tek mizac haline gelip kaynaşmasıyla oluşur.
Allah dostlarından hiçbiri bid'at ehli değildir. Onlar edep konusunda sadece Allah Rasûlü (s.a.v.)'i takip ederler. O da bu edebi Kur'an-ı Kerîm'den almıştır. Bir edep kuralı olarak Kur'an'da şöyle buyrulur: "Ey Mü'minler! Sizin eviniz olmayan evlere izin alıp ev halkına selâm vermeden girmeyin" (Nûr, 24/27). İşte Allah dostları bir yere gittikleri zaman üç defa izin isterler. Şayet kendilerine izin verilirse girerler, aksi halde dönüp giderler.
Toplu halde bulunmanın tehlikeler
Bizden önce gelip geçmiş zâtlar, toplu halde bulunmanın tehlikelerinden korkarlar ve bundan dolayı uzleti tercih ederlerdi. Ancak Cuma namazı için dışarı çıkarlardı. Bir de hiçbir riyâ, yersiz münakaşa, ucub ve aldatmanın bulunmadığı ilim meclislerine katılırlardı. Zamanımızda kötü hasletlerden sakınan azdır. Sen, Allah Teâlâ'nın vâcip kıldıklarını öğrendikten sonra yalnızlığı tercih et.
Daha sonra Düsûkî hazretleri hicrî yedinci asrın bazı tehlikelerine dikkat çekerek şöyle der:
Ey yavrucuğum! İnsanların çoğunun Allah'ın şeriatına zarar verdiği ve hakîki muhabbeti bid'at saydığı bir asırda bulunuyorsun. Bu insanlar Allah'ın lütuf ve ihsanlarını, mu'cizevî fiillerini bilmiyor, lütuf ve ihsan kapısının kapandığına inanıyorlar. Kim buna inanırsa Allah'ın irâdesine karşı çıkmış olur, bundan Allah'a sığınırız. Bundan dolayı Allah dostlarının böyle kimselerden uzak durması lâzımdır.
Allah dostlarının kıymetini bilememek cehâlet ve basîretsizliktir. Allah'ın sevgili kulları hakkında kötü söz söylenemez. Bir müslümanın onları reddetmesi aslâ düşünülemez.
Bir defasında Cüneyd (r.a.)'a şöyle dendi: "Bazı evliyâullah vecd hali gösteriyor ve öteye-beriye sallanarak yüüyorlar. Onlar hakkında ne dersiniz?" Bu soruya o şöyle cevap verdi: "Onları kendi haline bırak, Allah ile rahata kuvuşsunlar. Şeriatın açıkça yasakladığı hususlar hariç onların bu hallerini kınama. Dikkat et! Bu yol onların ciğerlerini parçalamış, sa'y ve gayret kendilerini yormuş ve bir çok zorluklara katlanmışlardır. İçerisinde bulundukları halleri aşmak için böyle yaparlar. Bunda da bir mahzur yoktur".
Ey Kardeşim! Sen onların tattıklarını tatsaydın, bağırmalarını ve elbiselerini yırtmalarını mazur görüdün. Allah'tan dileğim odur ki, bütün evlâtlarımı doğru yola iletsin. Çünkü o, herşeyi işiten ve dualara karşılık verendir.
Allah dostlarının ahlâkını öğrenmemek mahrumiyete sebep olur. Onlara karşı edebe riâyet etmemek ise helâke götüü. Allah'ın rahmet kapısı açıktır ve hiç bir zaman kapanmamıştır. Allah dostları daima Allah'ın rahmet kapısında durup yalvarırlar.
Tefsir ilmi
En sağlam tefsir selef-i sâlihînden rivâyet edilen tefsirdir. Sağlam olmayan tefsir de her asırda değişen tefsirdir. Şayet mecbur kalmasaydık ancak selef-i sâlihînden rivâyet edilen tefsiri naklederdik.
Bir âyet hakkında kalbimize bir şüphe geldiği zaman, Rabb'imizin kapısına müacaat eder, ondan izin alır, bu kelâmından muradının ne olduğunu sorar ve bize bildirdiği kadarıyla konuşuruz.
Sözün özü şudur: Bize teslimiyet göterin, kurtulursunuz. Biz ancak Allah'tan aldığımız ilmi söyleriz. Çünkü ilim O'nundur.
Rubûbiyet feyzi taştığı zaman kul fazla gayrete ihtiyaç duymaz.
Gayret sarfeden kimse, manevî âleme ait sayfalardaki ilâhî sırları okumadıkça, eksiktir. Ancak Yüce Allah, bu eksik kuluna, ilmiyle âmil olmayana vermediği hikmetler verir. İşte Allah dostlarının arzusu da bundan başka bir şey değildir. Onlar, marifet ilmini elde ettikleri zaman, zahmet çekmeden onunla her şeyi tanırlar, aradan perde kaldırılır.
Ancak Allah isterse marifet bilgisini alır. Bundan da Allah'a sığınırız.
Kim fâni dünyada fenâ makamına ererse, bâki âlemde sonsuza kadar yaşar. Fâni dünyanın Hakk'a vâsıl olmada bir perde olduğu bilinmelidir. Bâtıl yolda fâni olunmamalıdır. Bazıları fenâ haline Mûsa (a.s.)'ın Sina dağında fâni oluşunu misal verirler .1
Şefkat ve merhamet
Kim Allah'ın yarattıklarına şefkatli davranmazsa, Allah dostu olamaz. Rivâyete göre Mûsâ (a.s.) koyun güderdi. Fakat koyunlardan hiç birine bir değnek bile vurmadı, onları aç bırakmadı, eziyet de etmedi. Allah Teâlâ da onu İsrailoğullarına peygamber olarak gönderdi, onunla konuştu. Mûsâ (a.s.) peygamberliğinden sonra da çobanlığa devam etti ve milletini bir çok kötülüklerden korudu.
Başka söze hacet yok; kim Allah'ın yarattıklarını aziz tutar, onlara şefkatle muamele ederse, Hakk ehlinin ulaştığı derecelere ulaşır.
Müşidin lüzûmu
Eğer insanlar tamamiyle kötülüklerden vazgeçseler ve Allah'ın emri altına girselerdi, şeyhlere ihtiyaç duyulmazdı. Fakat onlar bu yola bir çok illet ve hastalıkla girdiler, manevî bir hekime ihtiyaç duydular.
Bir kimse huzuruna gelip bu yola girmeye karar verince ona şöyle derdi:
Ey falan! Senden, Allah'ın Kitab'ına, Hz. Peygamber'in Sünnet'ine tabi olmanı, namaz kılmanı, oruç tutmanı, haccetmeni, bütün emirlere uymanı ve güzel işlere sarılmanı, söz, fiil ve itikat olarak Allah'a itaatla meşgul olmanı istiyorum.
Ey oğulcuğum! Dünyanın süsüne, bineklerine, giyim-kuşamına ve hazzına bakma. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)'in ahlâkına tâbi ol. Eğer buna muktedir değilsen müşidine tabi ol. Bunu da yapmazsan helâk olursun.
Ey yavrucuğum! Bil ki, tevbe ne kitap sahifelerinde yazıldığı gibidir, ne de amelsiz sözden ibarettir. Tevbe, ölünceye kadar, yaptıklarını bir daha yapmamaya kesin azmetmektir. Bundan dolayı ey oğlum! Karanlık gecelerde ayaklarını sağlam yere bas, boş işlerle uğraştığın halde kendini tarîkat ehli sanma. Bu yol alay etme ve eğlenme yolu değildir. Unutma ki, alay edenle, alay edilir.
Şeyhlik pâyesi
Bir gün Düsûkî hazretlerine bir derviş gelir ve kendisine şeyhlik pâyesi verilmesini ister. Düsûkî (k.s.) bu zâta bakıp şöyle der:
Ey oğulcuğum! Şeyhlik pâyesi ancak uzun müddet çalışan, bu yolda yorulan, bütün işlerinde ihlâslı olan, Allah dostlarının işaretlerindeki manaları sezen, onların hallerine ait haberleri gözeten, yine onların hareketlerinde, duruşlarında, yolculuklarında, halvet ve celvet hallerinde maksatlarını anlayan kimselere verilir. Eğer sâdık bir insan isen utanılacak işler yapma, oyun ve eğlence ile meşgul olma, çocuk gibi davranma.
Kulun kalpten değil de sadece dil ile tevbe ittim demesi tevbe değildir. Kitap yazmak ve bilgi toplamakla da tevbe olmaz. Tevbe, kulun bütün kâinattakileri tevbesinda anması, Mevlâsından başka her şeyi kalbinden çıkarmasıdır. Bu söylenenler bir Hakk yolcusunda bulunursa, Allah dostlarının ulaştığı makamlara ulaşması mümkün olur.
Allah dostlarının yoluna yeni girenler
Bu yola yeni girenin gıdası açlık, yağmuru gözyaşı, ihtiyacını arzedeceği yer Allah Teâlâ'dır. Bu mübtedî zayılayıncaya kadar oruç tutar, böylelikle kalbine incelik girer, kalp gözü açılır, kulağındaki manevî ağırlık kalkar. Bundan sonra o, Kur'an'ı ve onun öğütlerini hem kulak, hem de kalp ile duyar. Buna mukabil kim boş sözler konuşur, ruhsatların peşinde koşar, haddinden fazla yer, içer ve uyur ve "bunları yapanı kimse kınayamaz" derse, ondan hayır gelmez.
Yolumuzda şiddetli deniz dalgaları, ateş, açlık ve yorgunluk gibi bir çok zorluklar bulunmaktadır. Bu yol, manasız ve maksatsız değildir, Allah'a ulaşma yoludur.
Şunu söylemek gerekir ki, maalesef evlâtlarımdan bir tanesini bile hakîki manada, Allah dostlarının izlerini takip ettiğini ve kendilerine sır verilecek kadar derece katettiklerini göremedim. Bu aldatıcı zamanın şerrinden, bütün güç ve kuvvet elinde olan Allah'a sığınırım.
|
|
|
| Tarikati Dusukiye i Muhammediye |
|
Yazar: RasitTunca - 07-29-2022, 07:03 PM - Forum: Tarikati Dusukiye i Muhammediye
- Yorum Yok
|
 |
[attachment=97597]
Tarikati Dusukiye i Muhammediye
Tarikatin Şeyhi Şeyh Muhtardır
Tarikat MISIRDA olup Arka resimdeki Şeyh Muhammed Osman Abdühül Burhani inin (Sudanli(Tarikati Burhamiye))yolundan gelen
Şeyh Muhtar MISIRDA Keram Vadisinde (Karınca Vadisinde) dergaha sahip olup sevenleri ve
müridleri MISIRDAN etrafındaki memleketlerden olup Avusturyadada bir kolu olup sofileri vardır
Şeyh ibrahim Gurşud Dusuki nin silsilede olması hasbiyle Tarikatin Yeni Adı Dusukiyeyi Muhammediye dir .
Tarikat Almak isteyenler yani tarikata katilmak isteyenler bu bölümün altinda mesaj birakip alacaklari talimat dogrultusunda Tarikata katilabilirler
İbrahim Desuki Kimdir
BURHANEDDİN DÜSUKİ (1255-1294)
Mısırlı mutasavvıf. Dusukiye tarikatının kurucusudur. İslam dinine, Mısır insanının yaşayışına uygun bir biçim vermek istemiştir.
Nil kıyısında, Raşid ilçesine bağlı Düsuk köyünde doğdu, orada öldü. Gerçek adı İbrahim Burhaned-din’dir. Babası Seyid Ebülmecid’tir. Eskiden beri tasavvufla ilgilenen, Peygamber soyundan geldiği ileri sürülen bir ailedendir. “Seyid” sanını da babasından almıştır. Tasavvufla ilgili ilk bilgileri babasından edindiği sonra Kahire’de öğrenim gördüğü söylenir. Başka bir söylentiye göre de ramazan ayının birinci gününde doğduğundan, kendisinde “uğur” varmış, çevresini yetiştirmek için görevlendirilmiş. Burhaneddin öğrenimini bitirip köyüne döndükten sonra toplumla ilişkilerini kesmiş, içekapalı bir yaşam sürmeye başlamış. Bu tutumu halkın ilgisini çekince çevresinde büyük bir kalabalık toplanmış. Bundan yararlanan Burhaneddin, düşüncelerini çevresindekilere aşılamaya, onlar aracılığıyla daha geniş bir alana yaymaya başlamış. Kısa bir süre içinde ünü Mısır sınırları dışına taşmış. Suriye, Irak, Iran, Anadolu ülkelerinden kendisini görmeye gelenler olmuş. Burhaneddin’in birçok kitap yazdığı, bunların yalnız tarikata bağlı kimselerce okunduğu söylenir.
Burhaneddin’in kurduğu tarikata, doğduğu yerin Düsuk olmasından ve kendisinin de, doğduğu yere göre “Düsuki” diye anılmasından dolayı “Dusukiye” denir. Tarikat, kurucusunun görüşlerini içeren, onun koyduğu kurallara uyan, buyruklara göre davranan bir yaşam anlayışını benimsemiştir. Bu nedenle tarikatın düşünceleri Burhaneddin’in kişisel görüşleridir. Burhaneddin, bir tasavvuf insanı olmasına karşın, biri Kuran, öteki. Hadis olmak üzere iki kaynağa bağlanmıştır. Ona göre yaşamın ereği bilim edinmek,bilimin görevi de Tanrı’nın birliğini, yüceliğini, Kuran’la bildirilenleri öğretmek, kişinin inanını güçlendirmek-tir. Mutluluğa ulaşmak için başlıca yol azla yetinme, aşırılığa kaçmama, dünya ile ilgili tutkulardan sıyrılmaktır. Azla yetinme (kifafu nefs) kişiyi erdemli kılar, içini arındırır, kendini Tanrı’ya vermesini sağlar, insanın öğrenmesi,bilmesi gereken ne varsa Kuran’la, Hadis’le bildirilmiştir. Tanrı önsüz-sonsuz (ezeli-ebedi) bir varlıktır, evren ve öteki varlık türleri yaratılmıştır, Tanrı’nın belirlediği süre sonunda yok olacaktır. Yargı günü vardır, ölümden sonra dirilme gerçektir. İslam dininin öngördüğü bütün görevleri yerine getirmek imanın özü gereğidir.
Mısır'da sufi tarikatların önde gelen liderlerinden kabul edilen İbrahim Dusuki'nin doğum günü, çevre illerden gelen sevenleri ve halkın yoğun katılımıyla kutlandı.
Kahire'nin 157 kilometre kuzeyinde Kefr eş-Şeyh vilayetine bağlı Dusuk kentinde kabri bulunan İbrahim Dusuki için, çevre il ve kasabalardan gelen tarikat bağlıları ve sevenlerinin katılımıyla mevlid okutuldu.
Mısır'ın Delta bölgesindeki Dusuk şehrinde buluşan İbrahim Dusuki'nin bağlıları, aileleriyle meydana kurdukları çadırlarda mevlid programının yanı sıra çeşitli etkinlikler de gerçekleştiriyor.
Mevlide katılan tarikatlar kendi adlarına kurdukları irili ufaklı geleneksel çadırlarda, misafirlerini ağırlıyor, yemekler, çaylar, ve kahveler ikram ediyor.
Perşembe gecesi düzenlenen mevlid programına "Büyük Gece" adını veriliyor.
İbrahim Dusuki'nin bağlılarından Mısırlı Salah, "Geçtiğimiz yıllarda zikir halkaları binlerce kişiyle dolup taşardı. Ciddi zikir meclisleri kurulurdu. Bu yıl insanlar patlamalardan çekindiği için, çok sayıda tarikat mensubu bu yıl gelmekten vaz geçti" dedi.
Dusuki Mevlidinde defler, ziller ve neylere eşlik eden mevlithanların söylediği ilahiler, kasideler mecliste bulunanları coşturmaya yetiyor.
Etkinliklerin gerçekleştirildiği meydanda, aileleriyle mevlide gelenlerin çocukları için kurulan küçük mobil lunaparklarda, çocuklar oyun ve eğlenceyle vakit geçiriyor.
Mısır'da mevlitlerin vazgeçilmez yiyecekleri herise, mişebbik ve besbuse tatlıları. Leblebi ise mevlütle özdeşleşen bir çerez olarak her zaman rağbet görüyor. Mısırlılar mevlitten leblebi almayı vazgeçilmez bir gelenek olarak kabul ediyor. Bir işte başarılı olmak için çok çalıştığı halde başaramayanlar için de "Mevlitten leblebisiz gelinmez" atasözünü kullanıyor.
Kalabalığı, zikir meclisleri, raksları, müzikleri ve curcunasıyla İbrahim Dusuki mevlidi Mısır kültürünün bir parçası olarak varlığını sürdürmeye devam ediyor.
Dusukiye Tarikatı'nın kurucusu ve Ehli Beyt'ten olduğu bilinen İbrahim Dusuki (1236-1277) Mısır'ın Dusuk şehrinde dünyaya geldi. İslam tasavvuf tarihinde önemli bir yere sahip olan Dusuki, tasavvuf yolunun büyük önderlerinden kabul ediliyor.
Düsukilik (Dusukiye) tarikatının kurucusunun gerçek adı İbrahim Burhaneddin’dir. 1255 te Mısır da Düsuk ilçesinde doğdu 12594 de öldü. Mısır da öğrenim gördükten sonra tasavvufa yöneldi., toplumdan uzak, içine kapanık bir yaşam sürdü. Düsukilik tarikatını kurdu.Şeriata çok bağlı, gövdesel gereksinimleri en aza indiren, çok azla yetinen ir yaşam anlayışı vardır. Mutluluk Allah’ın adlarını anmakla, en azla yetinmekle, başkalarına iyilik etmekle, içe kapanmakla sağlanır.
Düsukilik’e girenlere, tekkede özel tören düzenlenir, belli görevler verilir, içe kapalı bir yaşama biçimi benimsetilir, başarılı olduğu görülürse topluk arasına alınır, anma törenlerine katılınılır.
Düsukilik genellikle Mısır dolaylarında yayılmış, Anadolu’da benimsenmemiştir. Pek gelişmiş bir tarikat değildir. Dört kolu vardır. Bunlar ;
1.Aşurulik (Aşuiye) : Kurucusu Seyyid Salih Aşur Mağribidir.
2.Süyütilik (Suyutiye): Kurucusu Cemaleddin Abdurahman Suyutidir.
3.Şernubilik (Şernubiye) : Ahmed Bin Osman Şernubi tarafındn kurulmuştur. Bu kişi bir süre İstanbul’a gelmiş, Cerrahilik Şeyhi Nureddin le görüşmüş, Halvetilik ilkelerini benimsemiş, ülkesine dönünce kendi adıyla anılan tarikatı kurmuştur.
4.Tazilik (Taziye) : Kurucusu Seyyid İbrahim Tazî dir. Pek gelişmemiştir.
DÜSUKİLİK (Dusukiye)Tarikatı Kütüğü
- İmam Ali
- Hasan Basrî
- Habib Acemî
- Davud Taî
- Maruf Kerhî
- Seriyus – Sakatî
- Cüneyd Bağdadî
- Mümşadül Deynurî
- Mehmed Deynurî
- Mehmed Bekrî
- Vecibeddin Kaadı
- Ömer Bekrî
- Ebülnecib Sühreverdî
- Ömer Şahabedin Sühreverdî
- Necibeddin Ali Şirazî
- Nureddin Abdüssamed
- Necmeddin Mahmud İsfahanî
- İbrahim Düsukî ….
|
|
|
DUALAR HAZiNESi |
|
Yazar: RasitTunca - 07-28-2022, 07:27 PM - Forum: Güzel Dualar Zikirler Tesbihatlar
- Yorum Yok
|
 |
DUALAR HAZiNESi
SELÂMDAN ÖNCE YAPILAN DUÂLAR:
(( اَللَّهُـمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ، وَمِنْ عَذَابِ جَهَنَّمَ، وَمِنْ فِتْنَةِ الْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ، وَمِنْ شَرِّ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ ))
55- (11/1) “Allahım! Kabir ve cehennem azabından, hayat ve ölüm fitnesinden ve Mesih Deccal fitnesinin şerrinden sana sığınırım.”[77]
(( اَللَّهُمَّ إِنَّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ. اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْمَأْثَمِ وَالْمَغْرَمِ ))
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي ظُلْماً كَثِيراً، وَلاَ يَغْفِرُ الذُّنوُبَ إِلاَّ أَنْتَ، فَاغْفِرْ ليِ مَغْفِرَةً مِنْ عِنْدِكَ وَ ارْحَمْنِي إِنَّكَ أَنْتَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ ))
57- (11/3) “Allahım! Ben nefsime çok zulmettim. Günahları ancak sen bağışlarsın. Katından bir mağfiretle beni bağışla ve bana merhamet eyle.Şüphesiz ki sen, çok bağışlayan ve çok merhamet edensin.”[79]
(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْ ليِ مَا قَدَّمْتُ، وَ مَا أَخَّرْتُ، وَ مَا أَسْرَرْتُ، وَ مَا أَعْلَنْتُ، وَ مَا أَسْرَفْتُ، وَ مَا أَنْتَ أَعْلَمُ بِهِ مِنِّي، أَنْتَ الْمُقَدِّمُ، وَ أَنْتَ الْمُؤَخِّرُ لاَ إِلَهَ إِلاَ أَنْتَ ))
58- (11/4) “Allahım! İşlediğim günahları, yapmam gerekip de yapmadığım ibâdetleri, gizli ve aşikâr işlediğim, haddi aştığım ve benden daha iyi bildiğin bütün günahları bağışla.Dilediğini kendine itaatte öne alansın, dilediğini de bundan geciktirensin. Senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.”[80]
(( اَللَّهُـمَّ أَعِنِّي عَلَى ذِكْرِكَ، وَشُكْرِكَ وَحُسْنِ عِبَادَتِكَ ))
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْبُخْلِ،وَ أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْجُبْنِ،وَ أَعُوذُ بِكَ مِنْ أَنْ أُرَدَّ إِلىَ أَرْذَلِ الْعُمْرِ،وَ أعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الدُّنْيَا وَ عَذَابِ الْقَبْرِ ))
60- (11/6) “Allahım!Cimrilikten sana sığınırım.Korkaklıktan sana sığınırım.Ömrümün sonunda güç ve takatten düşmekten sana sığınırım.Dünya fitnesi ve kabir azabından sana sığınırım.”[82]
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْجَنَّةَ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ النَّارِ ))
(( اَللَّهُمَّ بِعِلْمِكَ الْغَيْبَ وَقُدْرَتِكَ عَلَى الْخَلْقِ أَحْيِنِي مَا عَلِمْتَ الْحَيَاةَ خَيْراً ليِ، وَتَوَفَّنِي إِذَا عَلِمْتَ الْوَفَاةَ خَيْراً ليِ، اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ خَشْيَتَكَ فيِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ، وَأَسْأَلُكَ كَلِمَةَ الْحَقِّ فيِ الرِّضَا وَالْغَضَبِ، وَأَسْأَلُكَ الْقَصْدَ فيِ الْغِنَى وَالْفَقْرِ، وَأَسْأَلُكَ نَعِيماً لاَ يَنْفَدُ، وَأَسْأَلُكَ قُرَّةَ عَيْنٍ لاَتَنْقَطِعُ، وَأَسْأَلُكَ الرِّضَا بَعْدَ الْقَضَاءِ، وَأَسْأَلُكَ بَرْدَ الْعَيْشِ بَعْدَ الْمَوْتِ، وَأَسْأَلُكَ لَذَّةَ النَّظَرِ إِلَى وَجْهِكَ وَالشَّوْقَ إِلَى لِقَائِكَ فيِ غَيْرِ ضَرَّاءَ مُضِرَّةٍ وَلاَ فِتْنَةٍ مُضِلَّةِ، اَللَّهُمَّ زَيِّنـَّا بِزِينَةِ الإِيمَانِ وَاجْعَلْنَا هُدَاةً مُهْتَدِينَ ))
62- (11/8) “Allahım! Gayb ilmin ve yaratma kudretin ile hayatın benim için hayırlı olduğunu bildiğin sürece beni yaşat. Ölümün benim için daha hayırlı olduğunu bildiğinde de beni vefat ettir.Allahım!Gizli ve âşikâr hallerimde senden hakkıyla korkmayı dilerim.Senden rıza ve öfke anında hak sözü söylemeyi dilerim. Zenginlik ve fakirlikte senden itidalli olmayı dilerim. Bitmeyen bir göz aydınlığı dilerim.Senden,kazaya rıza göstermeyi ve ölümden sonra kolay bir hayatı dilerim.Yüzüne bakmanın lezzetini, zarar verici bir hastalık ve saptırıcı bir fitneye uğramaksızın sana kavuşmanın özlemini dilerim.Allahım!Bizi îmân zineti ile süsle ve bizi hidâyete ermiş, doğru yolun rehberleri kıl.”[84]
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ يَا اَللهُ بِأَنَّكَ الْوَاحِدُ اْلأَحَدُ الصَّمَدُ الَّذِي لَمْ يَلِدْ وَ لَمْ يُولَدْ وَ لَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُواً أَحَدٌ، أَنْ تَغْفِرَ ليِ ذُنُوبِي، إِنَّكَ أَنْتَ الْغَفُورُ الَّرَحِيمُ ))
63- (11/9) “Allahım!Ey Allah!Sen ki birsin,teksin. Samed’sin. Doğmamış ve doğurmamışsın. Hiç bir benzeri olmayansın. Senden günahlarımı bağışlamanı dilerim.Şüphesiz ki sen, çok bağışlayan ve çok merhamet edensin.”[85]
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِأَنَّ لَكَ الْحَمْدَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ وَحْدَكَ لاَ شَرِيكَ لَكَ، الْمَنَّانُ، يَا بَدِيعَ السَّمَاوَاتِ وَاْلأَرْضِ يَا ذَا الْجَلاَلِ وَاْلإِكْرَامِ، يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْجَنَّةَ وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ النَّارِ ))
64- (11/10) “Allahım!Senden dilerim ki hamd sanadır. Senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.Sen birsin. Senin ortağın yoktur. Sen, çokça verensin.Ey göklerin ve yerin yaratıcısı!Ey celâl ve ikram sahibi! Ya Hayy,Ya Kayyûm! Senden cenneti dilerim ve cehennemden sana sığınırım.”[86]
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِأَنِّي أَشْهَدُ أَنَّكَ أَنْتَ اللهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ اْلأَحَدُ الصَّمَدُ الَّذِي لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُواً أَحَدٌ ))
NAMAZDA SELÂMDAN SONRA YAPILAN DUÂLAR:
(( أَسْتَغْفِرُ اللهَ (ثَلاَثاً) اَللَّهُمَّ أَنْتَ السَّـلاَمُ، وَمِنْكَ السَّـلاَمُ، تَبَارَكْتَ يَا ذَا الْجَـلاَلِ وَالإِكْرَامِ / üç kere))
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، اَللَّهُمَّ لاَ مَانِعَ لِمَا أَعْطَيْتَ، وَلاَمُعْطِيَ لِمَـا مَنَعْتَ، وَلاَيَنْفَعُ ذَا الْجَدِّ مِنْكَ الْجَدُّ ))
67- (8/2) “Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.O, birdir ve hiçbir ortağı yoktur.Mülk O’nundur, hamd da O’nadır.O, her şeye gücü yetendir. Allahım! Senin verdiğine mâni olacak, senin mâni olduğuna da verecek hiç kimse yoktur. Makam sahibinin sahip olduğu şeyler, senin yanında kendisine hiçbir fayda vermez.”[89]
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَ لَهُ الْحَـمْدُ وَ هُوَ عَلَىكُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ. لاَحَوْلَ وَ لاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ، وَلاَ نَعْبُدُ إِلاَّ إِيَّاهُ، لَهُ النِّعْمَةُ وَ لَهُ الْفَضْلُ وَ لَهُ الثَّنَاءُ الْحَسَنُ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ وَ لَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ ))
(( سُبْحَانَ اللهِ، وَالْحَمْدُ ِللهِ،وَاللهُ أَكْبَرُ 33er defa/ Ardındanda
،لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ،لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ))
Her namazın arkasından böyle söyleyenin günahları, deniz köpüğü kadar bile olsa affedilir.” Müslim, (1/418).
70- (8/5) Her namazdan sonra[92]:
{قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ * اللَّهُ الصَّمَدُ * لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ * وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُوًا أَحَدٌ} [سورة الإخلاص]
{قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ * مِن شَرِّ مَا خَلَقَ * وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ * وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ * وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ} [سورة الفلق]
{قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ * مَلِكِ النَّاسِ * إِلَهِ النَّاسِ * مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ * الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ * مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ} [سورة الناس]
71- (8/6) Her namazdan sonra[96]:
{اللَّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ} [سورة البقرة الآية: 255]
72- (8/7) Sabah ve akşam namazından sonra onar defa:
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَ لَهُ الْحَمْدُ يُحْيِي وَ يُمِيتُ وَ هُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ))
73- (8/8) Sabah namazında selamdan sonra;
(( اَللَّهُـمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ عِلْماً نَاِفعاً،وَرِزْقاً طَيِّباً، وَعَمَلاً مُتَقَبَّلاً))
aştıran kimse pişman olmaz.
SABAH VE AKŞAM YAPILAN DUÂLAR:
(( اَلْحَمْدُ للهِ وَحْدَهُ، وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى مَنْ لاَنَبِيَّ بَعْدَهُ ))
Enes b. Mâlik Radıyallahu anh’den; Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-’e isnâden şöyle dediği rivâyet edilmiştir: “Sabah namazından güneş doğana kadar Allah’ı zikreden bir topululukla oturmam, İsmâil soyundan dört kişiyi azad etmemden bana daha sevimlidir. İkindi namazından güneş batana kadar Allah’ı zikreden bir toplulukla oturmam dört kişiyi azad etmemden bana daha sevimlidir.” Ebu Dâvud, (h.3667). Elbâni, hadisin hasen mertebesinde olduğunu söyler. Bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (2/698).
{اللَّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ} [سورة البقرة الآية: 255]
“Her kim bunu her namazın ardından okursa cennete girmesiyle arasında ancak ölümü kalır.” Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.100); İbn-i es-Sünnî (h.121). Elbâni, “hadis sahihtir” der; Bkz. Sahihu’l Câmi (5/339), Silsiletu’l-Ehâdisi’s-Sahiha (2/697-h.972).
“Kim bunu sabahladığı zaman okursa akşam oluncaya kadar cinden kuronur. Kim de akşamladığı zaman bunu okursa sabah oluncaya kadar cinlerden korunur.” Hakim (1/562). el-Elbânî, hadisin sahih olduğunu İmam Nesâi ve Taberâni’ye isnâd ederek söyler ve Taberâni’nin senedinin ceyyid olduğunu ekler. Bkz. Sahihu’t Terğib ve’t Terhib (1/273).
Üç kere:
{قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ * اللَّهُ الصَّمَدُ * لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ * وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُوًا أَحَدٌ} [سورة الإخلاص]
{قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ * مِن شَرِّ مَا خَلَقَ * وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ * وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ * وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ} [سورة الفلق]
{قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ * مَلِكِ النَّاسِ * إِلَهِ النَّاسِ * مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ * الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ * مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ} [سورة الناس]
“Kim bunu (Nas suresi) sabahladığı ve akşamladığı zaman üç kere okursa her şeye karşı onu korur.” Ebu Dâvud (4/322), Tirmizi (5/567). Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/182).
(( أَصْبَحْنَا وَأَصْبَحَ الْمُلْكُ ِللهِ وَالْحَمْدُ ِللهِ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، رَبِّ أَسْأَلُكَ خَيْرَ مَا فيِ هَذَا الْيَوْمِ وَخَيْرَ مَا بَعْدَهُ وَ أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا فِي هَذَا الْيَوْمِ وَشَرِّ مَا بَعْدَهُ، رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكَسَلِ، وَسُوءِ الْكِبَرِ، رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابٍ فِي النَّارِ وَعَذابٍ فِي الْقَبْرِ ))
(( اَللَّهُمَّ بِكَ أَصْبَحْنَا، وَبِكَ أَمْسَيْنَا، وَبِكَ نَحْيَا، وَبِكَ نَمُوتُ وَ إِلَيْكَ النُّشُورُ ))
(( اَللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ خَلَقْتَنيِ وَ أَنَا عَبْدُكَ، وَ أَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَ وَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ، أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلََىَّ، وَأَبُوءُ بِذَنْبيِ فَاغْفِرْ ليِ فَإِنَّهُ لاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ ))
79- (24/5) “Allahım! Sen benim Rabbimsin. Senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.Beni sen yarattın ve ben senin kulunum.Gücüm yettiğince sana verdiğim söz üzereyim. Yaptıklarımın şerrinden sana sığınırım.Üzerimdeki nimetini ve günahlarımı kabul ediyorum.Beni bağışla.Şüphesiz günahları ancak sen bağışlarsın.”
“Kim bunu akşamladığı zaman içtenlikle inanarak söyler de o gece ölürse, cennete girer.Sabahladığı vakit yaparsa da böyledir.” Buhâri, (7/150).
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَصْبَحْتُ أُشْهِدُكَ وَأُشْهِدُ حَمَلَةَ عَرْشِكَ، وَمَلاَئِكَتَكَ وَجَمِيعَ خَلْقِكَ، أَنَّكَ أَنْتَ اللهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ وَحْدَكَ لاَ شَرِيكَ لَكَ، وَأَنَّ مُحَمَّداً عَبْدُكَ وَرَسُولُكَ ))
“Kim sabahladığı veya akşamladığı zaman dört kere bunu söylerse, Allah onu cehennemden azad eder.” Ebu Dâvud (4/317), Buhâri, Edeb’l- Müfred (h.1201); Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.9); İbn-i es-Sünnî, (h.70). Allâme b. Baz, Nesâi ve Ebu Dâvud’un isnadlarının hasen olduğunu söyler; Bkz. Tuhfetu’l-Ahyâr (s.23).
(( اَللَّهُمَّ مَا أَصْبَحَ بِي مِنْ نِعْمَةٍ أَوْ بِأَحَدٍ مِنْ خَلْقِكَ فَمِنْكَ وَحْدَكَ لاَشَرِيكَ لَكَ، فَلَكَ الْحَمْدُ وَلَكَ الشُّكْرُ ))
“Kim bunu sabahladığı vakit söylerse gününün şükrünü eda etmiştir. kim de bunu akşamladığı vakit söylerse gecesinin şükrünü eda etmiştir.” Ebu Dâvud (4/318), Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.7), İbn-i es-Sünnî (h.41), İbn-i Hibbân, Mevârid (h.2361). Abdulaziz b. Baz, isnadın hasen mertebesinde olduğunu söyler; Bkz. Tuhfetu’l-Ahyar (s.24).
(( اَللَّهُمَّ عَافِنِي فيِ بَدَنِي، اَللَّهُمَّ عَافِنيِ فيِ سَمْعيِ، اَللَّهُمَّ عَافِنيِ فيِ بَصَرِي، لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ. اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكُفْرِ وَالْفَقْرِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ، لاَ إِلَهَ إِلاَ أَنْتَ ))(üç kere)
((حَسْبِيَ اللهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ، عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ، وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ ))
(Yedi kere) “Kim bunu sabahladığı vakit söylerse gününün şükrünü eda etmiştir. kim de bunu akşamladığı vakit söylerse gecesinin şükrünü eda etmiştir.” Ebu Dâvud (4/318), Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.7), İbn-i es-Sünnî (h.41), İbn-i Hibbân, Mevârid (h.2361). Abdulaziz b. Baz, isnadın hasen mertebesinde olduğunu söyler; Bkz. Tuhfetu’l-Ahyar (s.24).
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلـُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فيِ الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ، اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلـُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فيِ دِينيِ وَدُنْيَايَ وَأَهْليِ، وَمَاليِ، اَللَّهُمَّ اسْتُرْ عَوْرَاتِي، وَآمِنْ رَوْعَاتِي، اَللَّهُمَّ احْفَظْنيِ مِن بَيْنِ يَدَيَّ، وَمِنْ خَلْفِي، وَعَنْ يَمِينيِ، وَعَنْ شِـمَاليِ، وَمِـنْ فَوْقِي، وَأَعُوذُ بِعَظَمَتِكَ أَنْ أُغْتَالَ مِنْ تَحْتيِ ))
(( اَللَّهُمَّ عَالِمَ الْغَيْبِ وَالشَّهَـادَةِ فَاطِرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ، رَبَّ كُلِّ شَيْءٍ وَمَلِيكَهُ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ نَفْسِي، وَمِنْ شَرِّ الشَّيْطَانِ وَشِرْكِهِ، وَأَنْ أَقْتَرِفَ عَلَى نَفْسِي سُوءاً، أَوْ أَجُرَّهُ إِلىَ مُسْلِمٍ ))
85- (24/11) “Gizli ve âşikarı bilen, göklerin ve yerin yaratıcısı Allahım! Her şeyin Rabbi ve sahibi! Senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah olmadığına şehâdet ederim. Nefsimin şerrinden sana sığınırım.Şeytan ve şirkinin şerrinden, nefsime kötülük etmekten veya o kötülüğü bir müslümana götürmekten sana sığınırım.”[121]
(( بِسْمِ اللهِ الَّذِي لاَيَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ فيِ الأَرْضِ وَلاَ فيِ السَّمَاءِ، وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ ))
(Üç kere) “Sabah ve akşam üç kere söyleyene bir şey zarar vermez.” Ebu Dâvud (4/323), Tirmizi (5/465), İbn-i Mâce ve Ahmed tahric etmiştir. Allâme Abdulaziz b. Baz, isnadının hasen olduğunu kaydeder; Tuhfetu’l-Ahyar (s.39). Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (2/332).
(( رَضِيـتُ بِاللهِ رَبًّا، وَبِالإِسْلاَمِ دِيناً، وَبِمُحَمَّدٍ صَلَّىالله ُعَلَيْهِ وَسَلَّمَ نَبِيّاً ))
“Bunu sabah ve akşam üç kere söyleyeni razı etmesi, kıyamet günü Allah üzerine hak olur.” Ahmed (4/337), Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l Leyle (h.4), İbn-i es-Sünnî (h.68), Ebu Dâvud (4/418), Tirmizi (5/465); Abdulaziz b. Baz, “hadis hasendir” der, Tuhfetu’l-Ahyar (s.39).
(( يَاحَيُّ يَا قَيوُّمُ! بِرَحْمَتِكَ أَسْتَغِيثُ، أَصْلِحْ ليِ شَأْنِي كُلَّهُ، وَلاَ تَكِلْنيِ ِلىَ نَفْسِي طَرْفَةَ عَيْنٍ ))
88- (24/14) “Ya Hayy, Ya Kayyûm!Senin rahmetinle yardım dilerim.Bütün işlerimi düzelt ve beni göz açıp kapayınca kadar –bile olsa- nefsime bırakma.”[124]
(( أَصْبَحْنَا وَأَصْبَحَ الْمُلْكُ ِللهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ،اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ خَيْرَ هَذَاالْيَوْمِ، فَتْحَهُ وَنَصْرَهُ وَنُورَهُ، وَبَرَكَتَهُ، وَهُدَاهُ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا فِيهِ وَشَرِّ مَا بَعْدَهُ“
(( أَصْبَحْنَا عَلَى فِطْرَةِ الإِسْلاَمِ،وَعَلَى كَلِمَةِ اْلإِخْلاَصِ،وَعَلَى دِينِ نَبِيِّنـَا مُحَمَّدٍ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَعَلَى مِلَّةِ أَبِينَا إِبْرَاهِيمَ، حَنِيفاً مُسْلِماً وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ ))
(Yüz kere):(( سُبْحَانَ اللهِ وَبِحَمْدِهِ ))
“Sabahladığı veya akşamladığı zaman yüz kere bunu söyleyen kimse, başkası da onun kadar veya daha çok söylemedikçe; kıyâmet günü’ne onun getirdiğinden daha faziletli bir amel getiremez.” Müslim (4/2071).
On kere, tembellik gösterilirse bir defa[130]:
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ))
Sabahlayınca yüz kere:
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ))
“Bunu günde yüz kere söyleyen, on köle azad etmiş kadar sevap alır. Bununla ona yüz hasene yazılarak ondan yüz günah silinir. Akşamlayıncaya kadar o gün şeytandan korunur. Bundan daha çok amel işleyen bir kimseden başka hiç kimse onun getirdiğinden daha faziletlisini getirmez.”Buhâri (4/95), Müslim (4/2071).
Sabahlayınca üç kere:
(( سُبْحَانَ اللهِ وَبِحَمْدِهِ، عَدَدَ خَلْقِهِ، وَرِضَا نَفْسِهِ، وَزِنَةَ عَرْشِهِ وَمِدَادَ كَلِمَاتِهِ ))
Sabahlayınca:
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ عِلْماً نَافِعاً وَرِزْقاً طَيِّباً وَعَمَلاً مُتَقَبَّلاً ))
Günde yüz kere:(( أَسْتَغْفِرُ اللهَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ ))
Akşamlayınca üç kere:
(( أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللهِ التَّامَّاتِ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ ))“Kim akşamladığı zaman bunu üç kere söylerse, o gecenin humması ona zarar veremez.” Ahmed (2/290), Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.590), İbn-i es-Sünnî (h.68). Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/187), Sahih-i İbn-i Mâce (2/266), Tuhfetu’l-Ahyar (s.45).
On kere:(( اَللَّهُمَّ صَلِّ وَسلِّمْ عَلَى نَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ ))
“Kim sabahladığı zaman on kere ve akşamladığı zaman on kere bana salât getirirse, kıyâmet günü şefaatim ona ulaşır.” Hâdisi Taberâni, biri “Ceyyid” olmak üzere iki senedle hadisi tahric etmiştir. Bkz. Mecmeu’z-Zevâid (10/120), Sahihu’t-Terğib ve’t-Terhib (1/273).
UYKUDAN ÖNCE YAPILAN DUÂLAR:
99- (13/1) İki avucunu bitiştirir; İhlas, Felak ve Nâs sûrelerini okuyarak üfler:
Sonra vücudundan ulaşabildiği yerleri avuçlarıyla, başının üzerinden, yüzünden ve vücudunun ön kısmından [Okuma ve meshetme üç kere tekrarlanır.][141]
{اللَّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ} [سورة البقرة الآية: 255]
“Yatağına uzanınca bunu okuyanın üzerinde sabaha kadar Allah tarafından koruyucu bir melek bulunur ve şeytanı ona yaklaştırmaz.” Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (4/487).
{آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ آمَنَ بِاللَّهِ وَمَلآئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِ وَقَالُواْ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ * لاَ يُكَلِّفُ اللَّهُ نَفْسًا إِلاَّ وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلاَ تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلاَ تُحَمِّلْنَا مَا لاَ طَاقَةَ لَنَا بِهِ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ} [سورة البقرة :285- 286] “Kim bunu okursa gecesi boyunca ona yeter.” Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (9/94), Müslim (1/554).
(( بِاسْمِكَ رَبَّي وَضَعْتُ جَنْبيِ، وَبِكَ أَرْفَعُهُ،فَإِنْ أَمْسَكْتَ نَفْسِي فَارْحَمْهَا، وَإِنْ أَرْسَلْتَهَا فَاحْفَظْهَا،بِمَا تَحْفَظُ بِهِ عِبَادَكَ الصَّالِحِينَ ))
“Biriniz yatağından kalktıktan sonra tekrar dönerse, elbisesinin kenarı ile yatağını üç kere süpürsün ve Allah’ın adını ansın.Zirâ ondan sonra yatağın üzerinde neyin kaldığını o bilemez.Bu yüzden yatağa uzanınca şöyle desin:.. hadis zikredilir”
(( اَللَّهُمَّ إِنَّكَ خَلَقْتَ نَفْسِي وَأَنْتَ تَوَفَّاهَا،لَكَ مَمَاتُهَاوَمَحْيَاهَا إِنْ أَحْيَيْتَهَا فَاحْفَظْهَا،وَإِنْ أَمَتَّهَا فَاغْفِرْلَهَا.اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْعَافِيَةَ ))
(( اَللَّهُمَّ قِنيِ عَذَابَكَ يَوْمَ تَبْعَثُ عِبَادَكَ ))
104- (13/6) (Üç kere) “Allahım! Kullarını yeniden dirilttiğin gün beni azabından koru.”[148]
“Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- yatacağı zaman sağ elini yanağının altına koyar ve şöyle derdi:…hadis zikredilir”
(( بِاسْمِكَ اللَّهُمَّ أَمُوتُ وَأَحْيَا ))
(( سُبْحَانَ اللهِ، وَالْحَمْدُ للهِ، وَاللهُ أَكْبَرُ ))
106- (13/8) -Otuzüç kere- “Sübhânallah” -Otuzüç kere- “Elhamdülillah” -Otuzdört kere- “Allahu Ekber.”[150]
“Fâtıma-Allah ondan râzı olsun-, elindeki bir değirmenle Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’a gelerek şikayette bulundu ve bir hizmetçi istedi.Bunun üzerine Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-: “Sizi, istediğinizden daha hayırlı bir şeye sevk edeyim mi? Yatağınıza girdiğiniz zaman otuzüç defa tesbih, otuzüç defa tahmid, otuzdört defa tekbir getirin.Bu sizin için hizmetçiden daha hayırlıdır.” Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (7/71), Müslim (4/2091).
(( أَللَّهُمَّ رَبَّ السَّمَاوَاتِ السَّبْعِ وَرَبَّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ، رَبَّنَا وَرَبَّ كُلِّ شَيْءٍ، فَالِقَ الْحَبِّ وَالنَّوَى، وَمُنْزِلَ التَّوْرَاةِ وَالإِنْجِيلِ، وَالْفُرْقَانِ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ كُلِّ شَيْءٍ أَنْتَ آخِذٌ بِنَاصِيَتِهِ. اَللَّهُمَّ أَنْتَ الأَوَّلُ فَلَيْسَ قَبْلَكَ شَيْءٌ، وَأَنْتَ الآخِرُ فَلَيْسَ بَعْدَكَ شَيْءٌ وَأَنْتَ الظَّاهِرُ فَلَيْسَ فَوْقَكَ شَيْءٌ، وَأَنْتَ البَاطِنُ فَلَيْسَ دُونَكَ شَيْءٌ، اِقْضِ عَنَّا الدَّيْنَ وَأَغْنِنَا مِنَ الْفَقْرِ ))
(( اَلْحَمْدُللهِ الَّذِي أَطْعَمَنَا وَسَقَانَا، وَكَفَانَا، وَآوَانَا، فَكَمْ مِمَّنْ لاَكَافِيَ لَهُ وَلاَ مُؤْوِيَ ))
(( اَللَّهُمَّ عَالِمَ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَاطِرَ السَّمَاوَاتِ وَاْلأَرْضِ، رَبَّ كُلِّ شَيْءٍ وَمَلِيكَهُ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ نَفْسِي، وَمِنْ شَرِّ الشَّيْطَانِ وَشِرْكِهِ، وَأَنْ أَقْتَرِفَ عَلَى نَفْسِي سُوءاً،أَوْ أَجُرَّهُ إِلىَ مُسْلِمٍ ))
110- (13/12) Secde ve Mülk sûreleri okunur.[154]133
(( اَللَّهُـمَّ أَسْلَمْتُ نَفْسِي إِلَيْكَ، وَفَوَّضْتُ أَمْرِي إِلَيْكَ وَوَجَّهْتُ وَجْهِي إِلَيْكَ وَأَلْجَأْتُ ظَهْرِي إِلَيْكَ، رَغْبَةً وَرَهْبَةً إِلَيْكَ لاَ مَلْجَأَ وَلاَ مَنْجَا مِنْكَ إِلاَّ إِلَيْكَ، آمَنْتُ بِكِتَابِكَ الَّذِي أَنْزَلْتَ وَبِنَبِيِّكَ الَّذِي أَرْسَلْتَ ))
“Yatacağın zaman, namaz için abdest alır gibi abdest al ve sağ tarafına yat; sonra şöyle de:..hadis zikredilir.”
Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- bunu söyleyen birine: “Ölürsen, fıtrat üzere ölürsün” demiştir; Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (11/113), Müslim (4/2081).
VİTİRDE KUNUT DUÂSI:
(( اَللَّهُمَّ اهْدِنِي فِيمَنْ هَدَيْتَ، وَعَافِنيِ فِيمَنْ عَافَيْتَ، وَتَوَلَّنيِ فِيمَنْ تَوَلَّيْتَ، وَبَارِكْ ليِ فِيمَا أَعْطَيْتَ، وَقِنيِ شَرَّ مَا قَضَيْتَ، وَلاَ يُقْضَى عَلَيْكَ، إِنَّهُ لاَ يَذِلُّ مَنْ وَالَيْتَ، ]وَلاَ يَعِزُّ مَنْ عَـادَيْتَ [، تَبَارَكْتَ رَبَّنَا وَتَعَالَيْـت ))
116- (3/1) “Allahım!Hidâyet verdiklerinin arasında bana da hidâyet ver.Âfiyet verdiklerinin arasında bana da âfiyet ver.Dost edindiklerinin arasında beni de dost edin.Verdiğini benim için bereketli kıl, takdir ettiğin şeylerin şerrinden beni koru.Şüphesiz ki ancak sen hükmedersin ve sana hükmedilmez.Kimi dost edinirsen zelil olmaz.[Kimi de düşman edinirsen, o asla aziz olmaz.] Rabbimiz, mübârek ve yücesin.”[164]
(( اَللَّهُمَّ إِنيِ أَعُوذُ بِرِضَاكَ مِنْ سَخَطِكَ،وَ بِمُعَافَاتِكَ مِنْ عُقُوبَتِكَ، وَ أَعُوذُ بِكَ مِنْكَ،لاَ أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ،أَنْتَ كَمَـا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ ))
(( اَللَّهُمَّ إِيَّاكَ نَعْبُدُ، وَلَكَ نُصَلِّي وَنَسْجُدُ، وَاِلَيْكَ نَسْعَى وَنَحْفِدُ، نَرْجُو رَحْمَتَكَ، وَنَخْشَى عَذَابَكَ، إِنَّ عَذَابَكَ بِالْكَافِرِينَ مُلْحَقٌ. اَللَّهُمَّ إِنَّا نَسْتَعِينُكَ، وَنَسْتَغْفِرُكَ، وَنُثْنيِ عَلَيْكَ الْخَيْرَ، وَلاَ نَكْفُرُكَ وَنُؤْمِنُ بِكَ، وَنَخْضَعُ لَكَ، وَنَخْلَعُ مَنْ يَكْفُرُكَ ))
118- (3/3)“Allahım! Ancak sana ibâdet ederiz.Senin için namaz kılar ve secde ederiz.Yalnızca sana yönelir ve koşarız. Rahmetini ümit eder ve azabından korkarız.Azabın kâfirlere erişir. Allahım!Senden yardım ve mağfiret dileriz.Seni hayırla överiz.Seni inkâr etmeyiz.Sana îmân ederiz.Sana boyun eğer ve seni inkâr edeni terk ederiz.”[166]
VİTİRDE SELÂMDAN SONRA YAPILAN DUÂ:(( سُبْحَانَ الْمَلِكُ الْقُدُّوسُ ))
Bunu üç kere söyler, üçüncüsünde yüksek bir sesle ve uzatarak şöyle der: رَبُّ الْمَلاَئِكَةِ وَ الرُّوح ِ
ÜZÜNTÜ VE KEDER ANINDA YAPILAN DUÂ:
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي عَبْدُكَ، ابْنُ عَبْدِكَ، ابْنُ أَمَتِكَ، نَاصِيَتيِ بِيَدِكَ، مَاضٍ فيَّ حُكْمُكَ، عَدْلٌ فِيَّ قَضَاؤُكَ، أَسْأَلُكَ بِكُلِّ اسْمٍ هُوَ لَكَ، سَمَّيْتَ بِهِ نَفْسَكَ، أَوْ أَنْزَلْتَهُ فيِ كِتَابِكَ، أَوْ عَلَّمْتَهُ أَحَداً مِنْ خَلْقِكَ، أَوْ إِسْتَأْثَرْتَ بِهِ فيِ عِلْمِ الْغَيْبِ عِنْدَكَ،أَنْ تَجْعَلَ الْقُرْآنَ رَبِيعَ قَلْبيِ، وَنُورَصَدْرِي، وَجَلاَءَ حُزْنيِ،وَذَهَابَ هَمِّي ))
120- (2/1) “Allahım!Ben senin kulunum.Erkek ve kadın kullarının çocuğuyum.Alnım (kontrolüm) senin elindedir.Benim hakkımda senin hükmün geçerlidir.Senin, benim hakkımdaki takdirin adâlettir.Kendini isimlendirdiğin, Kitabında indirdiğin, kullarından birisine öğrettiğin veya katındaki gayb ilminde kendine has kıldığın sana âit her isimle: Kur’an’ı, kalbimin baharı, göğsümün nûru, hüznümün ortadan kalkması ve kederimin gitmesi (için vesile) kıl(manı isterim).”[168]
(( اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحَزَنِ، وَالْعَجْزِ وَالْكَسَـلِ، وَالْبُخْلِ وَالْجُبْنِ، وَضَلَعِ الدَّيْنِ وَغَلَبَةِ الرِّجاَلِ ))
121- (2/2) “Allahım! Keder ve hüzünden, acizlik ve tembellikten, cimrilik ve korkaklıktan, borcun belimi bükmesinden ve insanların bana galip gelmesinden sana sığınırım.”[169]
SIKINTI ANINDA YAPILAN DUÂ:
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ الْعَظِيمُ الْحَلِيمُ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمُ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَرَبُّ الْعَرْشِ الْكَرِيمُ ))
(( اَللَّهُمَّ رَحْمَتَكَ أَرْجُو، فَلاَ تَكِلْنيِ إِلىَ نَفْسِي طَرْفَةَ عَيْنٍ، وَأَصْلِحْ ليِ شَأْنِي كُلَّهُ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ ))
123- (4/2) “Allahım! Rahmetini umarım.Göz açıp kapayın-caya kadar -bile olsa- beni nefsime bırakma.Bütün işlerimi ıslah et.Senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.”[171]
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ، سُبْحَانَكَ إِنيِّ كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ ))
(( اَللهُ اللهُ رَبيِّ لاَ أُشْرِكُ بِهِ شَيْئاً ))
DÜŞMAN VEYA GÜÇ SAHİBİ BİRİSİYLE KARŞILAŞINCA YAPILAN DUÂ:
(( اَللَّهُمَّ إِنَّا نَجْعَلُكَ فيِ نُحُورِهِمْ، وَنَعُوذُ بِكَ مِنْ شُرُورِهِمْ ))
126- (3/1) “Allahım!Onları bizden uzaklaştırmanı, bizimle onların arasını açmanı ve onların şerrini bizden savmanı dilerim.”[174]
(( اَللَّهُمَّ أَنْتَ عَضُدِي، وَأَنْتَ نَصِيريِ، بِكَ أَحُولُ، وَبِكَ أَصُولُ، وَبِكَ أُقَاتِلُ ))
127-(3/2) “Allahım! Sen dayanağımsın, yardım edenimsin. Senin yardımınla düşmanın hilesini uzaklaştırır, senin yardımınla düşmana saldırır ve senin yardımınla düşmana karşı savaşırım.”[175]
(( حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ ))
GÜÇ VE KUVVET SAHİBİNİN ZULMÜNDEN KORKAN KİMSENİN YAPACAĞI DUÂ:
(( اَللَّهُمَّ رَبَّ السَّمَاوَاتِ السَّبْعِ، وَرَبَّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ، كُنْ ليِ جَاراً مِنْ فُلاَنِ بْنِ فُلاَنٍ، وَأَحْزَابِهِ مِنْ خَلاَئِقِكَ،أَنْ يَفْرُطَ عَلَىَّ أَحَدٌ مِنْهُمْ أَوْ يَطْغَى، عَزَّ جَارُكَ وَجَلَّ ثَنَاؤُكَ، وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ ))
129- (2/1) (Üç kere) “Yedi kat semânın Rabbi, Yüce Arş’ın Rabbi olan Allahım!Falan oğlu falanın ve yarattıklarının içerisinde onun taraftarlarından birisinin kötülükte aşırı gitmesinden ya da azgınlaşmasından beni koru.Sana sığınan güçlü ve senin övdüğün büyük olur.Senden başka hakkıyla ibâdet lâyık hiçbir ilah yoktur.”[177]
(( اَللهُ أَكْبَرُ، اَللهُ أَعَزُّ مِنْ خَلْقِهِ جَمِيعاً، اَللهُ أَعَزُّ مِمَّا أَخَافُ وَأَحْذَرُ، أَعُوذُ بِاللهِ الَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ، اَلْمُمْسِكِ السَّمَاوَاتِ السَّبْعِ أَنْ يَقَعْنَ عَلَى الأَرْضِ إِلاَّ بِإِذْنِهِ، مِنْ شَرِّ عَبْدِكَ فُلاَنٍ، وَجُنُودِهِ وَأَتْبَاعِهِ وَأَشْيَاعِهِ، مِنَ الْجِنِّ وَالإِنْسِ، اَللَّهُمَّ كُنْ ليِ جَاراً مِنْ شَرِّهِمْ، جَلَّ ثَنَاؤُكَ وَعَزَّ جَارُكَ، وَتَبَارَكَ اسْمُكَ، وَلاَ إِلَهَ غَيْرُكَ ))
(Üç kere) “Allah en büyüktür.Allah, bütün yarat-tıklarından daha izzet sahibidir.Allah, korktuğum ve sakındığım şeylerden daha güçlüdür.Kulu falanın, cin ve insan ordularının, taraftarlarının ve ona uyanların şerrinden, O’ndan başka hakkıyla ibâdet lâyık hiçbir ilah olmayan, yedi kat göğün yerin üzerine düşmesini izniyle engelleyen Allah’a sığınırım.Allahım!Onların şerrinden beni koru.Sana sığınan güçlü ve senin övdüğün büyük olur.İsmin mübarektir.Senden başka hakkıyla ibâdet lâyık hiçbir ilah yoktur.”[178]
DÜŞMANA KARŞI YAPILAN DUÂ:
(( اَللَّهُمَّ مُنْزِلَ الْكِتَابِ، سَرِيعَ الْحِسَابِ، إِهْزِمِ اْلأَحْزَابَ، اَللَّهُمَّ اهْزِمْهُمْ وَزَلْزِلْهُمْ ))
131- “Ey Kitabı (Kur’an’ı) indiren, hesabı çabuk gören Allahım! Düşman gruplarını hezimete uğrat! Allahım! Onları hezimete uğrat ve onları (belâlarla) sars.”[179]
BİR TOPLULUKTAN KORKAN KİMSENİN YAPACAĞI DUÂ:(( اَللَّهُمَّ اكْفِنِيهِم بِمَا شِئْتَ ))
132- “Allahım! Beni, onlara karşı dilediğin şekilde koru.”[180]
GÜNAH İŞLEYEN KİMSENİN YAPMASI GEREKEN DUÂ:
140- “Günah işleyen bir kul güzelce abdest alır; ardından kalkıp iki rekat namaz kılar ve sonra Allah’tan bağışlanma dilerse, Allah mutlaka onu bağışlar.”[189]
ŞEYTANI VE VESVESELERİNİ KOVMAK İÇİN YAPILAN DUÂ: “Şeytandan Allah’a sığınmak.”[190]“Ezan okumak.”[191]“Zikir yapmak ve Kur’an-ı Kerim okumak.”[192]
“Evlerinizi kabirlere çevirmeyin. Şeytan içinde Bakara sûresi okunan evden kaçar.” Müslim (1/539). Sabah ve akşam, uykudan önce ve uyanınca okunan zikirler, yine eve girerken ve evden çıkarken, mescide girip çıkarken yapılan zikirler şeytanı uzaklaştırır.Aynı zamanda sahih olan başka zikirler; uykudan önce “Ayete’l Kûrsî” (Bakara Sûresi: 255) ve “Âmene’r-Rasûlü”yü (Bakara Sûresi: 285-286) okumak da şeytanı uzaklaştıran şeylerdendir. “Kim yüze kere: “Allah’tan başka hakkıyla ibâdet lâyık hiçbir ilah yoktur.O, birdir ve hiçbir ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd da O’nadır.O, her şeye gücü yetendir.” derse bu, gün boyunca onu şeytandan korur. Ayrıca ezan da şeytanı defeder.”
HOŞA GİTMEYEN BİR DURUM OLDUĞU VEYA İSTENİLEN ŞEY OLMADIĞI ZAMAN YAPILAN DUÂ:
(( قَدَرُ اللهِ وَمَا شَاءَ فَعَلَ ))
“Kuvvetli mümin, zayıf müminden Allah’a daha hayırlı ve daha sevimlidir. Hepsinde de hayır vardır.Yararına olan şeyde hırslı ol. Allah’tan yardım dile, âciz olma! Sana bir şey isâbet ederse, “keşke şöyle şöyle yapsaydım” deme. Fakat “Allah’ın takdiridir.O ne dilerse, onu yapar” de. Çünkü “keşke” şeytanın ameline yol açar.” Müslim, (4/2052).
DUÂ VE ZİKİRLER
ZİKRİN FAZİLETİ
Allahu Teâlâ buyuruyor ki:
{فَاذْكُرُونِي أَذْكُرْكُمْ وَاشْكُرُواْ لِي وَلاَ تَكْفُرُونِ} [سورة البقرة الآية: 152]
“Beni anın ki, ben de sizi anayım.Bana şükredin, sakın bana nankörlük etmeyin!”[1]
{يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اذْكُرُوا اللَّهَ ذِكْرًا كَثِيرًا} [ سورة الأحزاب الآية: 41]
“Ey îmân edenler! Allah’ı çokça anın.”[2]
{وَالذَّاكِرِينَ اللَّهَ كَثِيرًا وَالذَّاكِرَاتِ أَعَدَّ اللَّهُ لَهُم مَّغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيمًا} [سورة الأحزاب من الآية: 35]
“… Allah’ı çokça anan erkekler ve çokça anan kadınlar var ya; Allah işte bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfat (cennet) hazırlamıştır.”[3]
{وَاذْكُر رَّبَّكَ فِي نَفْسِكَ تَضَرُّعاً وَخِيفَةً وَدُونَ الْجَهْرِ مِنَ الْقَوْلِ بِالْغُدُوِّ وَالآصَالِ وَلاَ تَكُن مِّنَ الْغَافِلِينَ} [سورة الأعراف الآية: 205]
“İçinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam Rabbini an. Gâfillerden olma!”[4]
Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:
(( مَثَلُ الَّذيِ يَذْكُرُ رَبَّـهُ وَالَّذيِ لاَ يَذْكُرُ رَبَّـهُ مَثَلُ الْحَيِّ وَالْمَيِّتِ ))
[ رواه البخاري ومسلم ]
“Rabbini zikreden İle Rabbini zikretmeyenin misâli, diri ile ölü gibidir.”[5]
Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-:
(( يَقُولُ اللَّهُ تَعَالَى: أَنَا عِنْدَ ظَنِّ عَبْدِي بِي،وَأَنَا مَعَهُ إِذَا ذَكَرَنِي فَإِنْ ذَكَرَنِي فِي نَفْسِهِ ذَكَرْتُهُ فِي نَفْسِي، وَإِنْ ذَكَرَنِي فِي مَلإٍَ ذَكَرْتُهُ فِي مَلإٍَ خَيْرٍ مِنْهُمْ، وَإِنْ تَقَرَّبَ إِلَيَّ بِشِبْرٍ تَقَرَّبْتُ إِلَيْهِ ذِرَاعًا، وَإِنْ تَقَرَّبَ إِلَيَّ ذِرَاعًا تَقَرَّبْتُ إِلَيْهِ بَاعًا، وَإِنْ أَتَانِي يَمْشِي أَتَيْتُهُ هَرْوَلَةً )) [ رواه البخاري ومسلم ]
“Allah Teâlâ, «Ben kulumun hakkımdaki zannındayımdır. Beni zikrettikçe onunlayım.Beni bir toplulukta anarsa, ben de onu onlardan daha hayırlı bir toplulukta anarım.Bana bir arşın yaklaşırsa, ben ona on arşın yaklaşırım.Bana bir arşın yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım.Kulum bana yürüyürek gelse, ben ona koşarak gelirim» buyurdu” demiştir.[7]
Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:
((مَنْ قَرَأَ حَرْفًا مِنْ كِتَابِ اللَّهِ فَلَهُ بِهِ حَسَنَةٌ، وَالْحَسَنَةُ بِعَشْرِ أَمْثَالِهَا، لاَ أَقُولُ (الم) حَرْفٌ، وَلَكِنْ أَلِفٌ حَرْفٌ، وَلاَمٌ حَرْفٌ، وَمِيمٌ حَرْفٌ )) [ رواه الترمذي ]
“Kim Allah’ın kitabından bir harf okursa, ona bununla bir hasene vardır ve her hasene on misli ile karşılık görür. Elif, lâm, mîm bir harftir demiyorum. Fakat elif bir harf, lâm bir harf ve mîm bir harftir.”[9]
Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:
(( مَنْ قَعَدَ مَقْعَدًا لَمْ يَذْكُرِ اللَّهَ فِيهِ، كَانَتْ عَلَيْهِ مِنْ اللَّهِ تِرَةٌ، وَمَنِ اضْطَجَعَ مَضْجَعًا لاَ يَذْكُرُ اللَّهَ فِيهِ،كَانَتْ عَلَيْهِ مِنْ اللَّهِ تِرَةٌ ))
[ رواه أبو داود وغيره ]
“Kim bir yerde oturur da orada Allah’ın adını anmazsa, Allah tarafından (bu kusurundan dolayı) bir pişmanlığa uğratılır. Kim de bir yatağa uzanır, orada Allah’ın adını anmazsa, Allah tarafından (bu kusurundan dolayı) bir pişmanlığa uğratılır.”[12]
Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- yine şöyle buyurmaktadır:
((مَا جَلَسَ قَوْمٌ مَجْلِسًا لَمْ يَذْكُرُوا اللَّهَ فِيهِ، وَلَمْ يُصَلُّوا عَلَى نَبِيِّهِمْ إِلاَّ كَانَ عَلَيْهِمْ تِرَةً، فَإِنْ شَاءَ عَذَّبَهُمْ وَإِنْ شَاءَ غَفَرَ لَهُمْ ))
[ رواه الترمذي ]
“Bir mecliste oturup da orada Allah’ın adını anmayan ve peygamberlerine salât getirmeyen bir topluluk, mutlaka Allah tarafından (bu kusurlarından dolayı) pişmanlığa uğratılır.Allah dilerse onlara azap eder, dilerse onları bağışlar.”[13]
Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- yine şöyle buyurmaktadır:
(( مَا مِنْ قَوْمٍ يَقُومُونَ مِنْ مَجْلِسٍ لاَ يَذْكُرُونَ اللَّهَ فِيهِ إِلاَّ قَامُوا عَنْ مِثْلِ جِيفَةِ حِمَارٍ وَكَانَ لَهُمْ حَسْرَةً )) [ رواه أبو داود وأحمد ]
“Oturdukları mecliste Allah’ın adını anmadan kalkan bir topluluk, eşek leşi üzerinden kalkmış gibidirler ve bu meclis, onlar için (kıyâmet günü) pişmanlık olacaktır.”[14]
UYKUDAN UYANINCA YAPILAN DUÂLAR:
(( اَلْحَمْدُ ِللهِ الَّذِي أَحْيَانَا بَعْدَ مَا أَمَاتَنَا وَ إِلَيْهِ النُّشُورُ ))
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ،لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ،وَ هُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ،سُبْحَانَ اللهِ،وَالْحَمْدُ ِللهِ،وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَاللهُ أَكْبَرُ،وَلاَحَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ، رَبِّ اغْفِرْ ليِ ))
“Kim böyle derse bağışlanır, duâ ederse duâsı kabul olunur.Eğer kalkip abdest alır, sonra da namaz kılarsa, namazı kabul olunur.” Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (3/39) ve diğerleri.Lafızlar İbn-i Mâce. Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce
(( اَلْحَمْدُ ِللهِ الَّذِي عَافَانِي فيِ جَسَدِي، وَرَدَّ عَلَيَّ رُوحِي، وَأَذِنَ ليِ بِذِكْرِهِ ))
{إِنَّ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَاخْتِلاَفِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ لآيَاتٍ لِّأُوْلِي الألْبَابِ * الَّذِينَ يَذْكُرُونَ اللَّهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلَىَ جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هَذا بَاطِلاً سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ * رَبَّنَا إِنَّكَ مَن تُدْخِلِ النَّارَ فَقَدْ أَخْزَيْتَهُ وَمَا لِلظَّالِمِينَ مِنْ أَنصَارٍ * رَّبَّنَا إِنَّنَا سَمِعْنَا مُنَادِيًا يُنَادِي لِلإِيمَانِ أَنْ آمِنُواْ بِرَبِّكُمْ فَآمَنَّا رَبَّنَا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّئَاتِنَا وَتَوَفَّنَا مَعَ الأبْرَارِ * رَبَّنَا وَآتِنَا مَا وَعَدتَّنَا عَلَى رُسُلِكَ وَلاَ تُخْزِنَا يَوْمَ الْقِيَامَةِ إِنَّكَ لاَ تُخْلِفُ الْمِيعَادَ * فَاسْتَجَابَ لَهُمْ رَبُّهُمْ أَنِّي لاَ أُضِيعُ عَمَلَ عَامِلٍ مِّنكُم مِّن ذَكَرٍ أَوْ أُنثَى بَعْضُكُم مِّن بَعْضٍ فَالَّذِينَ هَاجَرُواْ وَأُخْرِجُواْ مِن دِيَارِهِمْ وَأُوذُواْ فِي سَبِيلِي وَقَاتَلُواْ وَقُتِلُواْ لأُكَفِّرَنَّ عَنْهُمْ سَيِّئَاتِهِمْ وَلأُدْخِلَنَّهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الأَنْهَارُ ثَوَابًا مِّن عِندِ اللَّهِ وَاللَّهُ عِندَهُ حُسْنُ الثَّوَابِ * لاَ يَغُرَّنَّكَ تَقَلُّبُ الَّذِينَ كَفَرُواْ فِي الْبِلاَدِ * مَتَاعٌ قَلِيلٌ ثُمَّ مَأْوَاهُمْ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ الْمِهَادُ * لَكِنِ الَّذِينَ اتَّقَوْاْ رَبَّهُمْ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا نُزُلاً مِّنْ عِندِ اللَّهِ وَمَا عِندَ اللَّهِ خَيْرٌ لِّلأَبْرَارِ * وَإِنَّ مِنْ أَهْلِ الْكِتَابِ لَمَن يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَمَا أُنزِلَ إِلَيْكُمْ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيْهِمْ خَاشِعِينَ لِلَّهِ لاَ يَشْتَرُونَ بِآيَاتِ اللَّهِ ثَمَنًا قَلِيلاً أُوْلَـئِكَ لَهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ إِنَّ اللَّهَ سَرِيعُ الْحِسَابِ * يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اصْبِرُواْ وَصَابِرُواْ وَرَابِطُواْ وَاتَّقُواْ اللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ} [سورة آل عمران: 190- 200]
ELBİSE GİYERKEN YAPILAN DUÂ:(( اَلْحَمْدُ ِللهِ الَّذِي كَسَانِي هَذَا (الثَّوْبَ) وَرَزَقَنِيهِ مِنْ غَيْرِ حَوْلٍ مِنِّي وَلاَقُوَّةٍ ))
YENİ ELBİSE GİYERKEN YAPILAN DUÂ:(( اَللَّهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ أَنْتَ كَسَوْتَنِيهِ، أَسْاَلُكَ مِنْ خَيْرِهِ وَخَيْرِ مَا صُنِعَ لَهُ، وَخَيْرِ مَا صُنِعَ لَهُ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّهِ وَشَرِّ مَا صُنِعَ لَهُ ))
YENİ ELBİSE GİYEN KİMSE İÇİN YAPILAN DUÂ:(( تُبْلِي وَيُخْلِفُ اللهُ تَعَالَى ))
(( اِلْبِسْ جَدِيداً، وَعِشْ حَمِيداً، وَمُتْ شَهِيدا ً ))
ELBİSE ÇIKARIRKEN YAPILAN DUÂ:(( بِسْمِ اللهِ ))
TUVALETE GİRMEDEN ÖNCE YAPILAN DUÂ:(( [ بِسْمِ اللهِ ] اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْخُبُثِ وَالْخَبَائِثِ ))
TUVALETTEN ÇIKARKEN YAPILAN DUÂ:(( غُفْرَانَـكَ ))
ABDESTTEN ÖNCE YAPILAN DUÂ:(( بِسْمِ اللهِ ))
ABDESTTEN SONRA YAPILAN DUÂ:(( أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّداً عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ ))
(( اَللَّهُمَّ اجْعَلْنيِ مِنَ التَّوَّابِينَ وَاجْعَلْنيِ مِنَ الْمُتَطَهِّرِينَ ))
(( سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْـهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ ))
EVDEN ÇIKARKEN YAPILAN DUÂ:(( بِسْمِ اللهِ، تَوَكَّلْتُ عَلىَ اللهِ، وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ ))
((اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ أَنْ أَضِلَّ، أَوْ أُضَلَّ، أَوْ أَزِلَّ، أَوْ أُزَلَّ، أَوْ أَظْلِمَ، أَوْ أُظْلَمَ، أَوْ أَجْهَلَ، أَوْ يُجْهَلَ عَلَيَّ ))
EVE GİRERKEN YAPILAN DUÂ:((بِسْمِ اللهِ وَلَجْنَا،وَبِسْمِ اللهِ خَرَجْنَا، وَعَلىَ اللهِ رَبِّنَا تَوَكَّلْنَا )) Sonra âilesine selâm versin.“Kişi evine girerken ve yemek yerken Allah’ı zikrettiğinde şeytan (ashabına) “Size burada ne geceleyecek yer, ne de akşam yemeği var” der” Müslim, (h.20
CÂMİYE GİDERKEN YAPILAN DUÂ:
(( اَللَّهُمَّ اجْعَلْ فيِ قَلْبِي نُوراً، وَفيِ لِسَانِي نُوراً، وَفيِ سَمْعيِ نُوراً، وَفيِ بَصَرِي نُوراً، وَمِنْ فَوْقِي نُوراً، وَمِنْ تَحْتيِ نُوراً، وَعَنْ يَمِينيِ نُوراً، وَعَنْ شِمَاليِ نُوراً، وَمِنْ أَمَامِي نُوراً، وَمِنْ خَلْفيِ نُوراً، وَاجْعَلْ فيِ نَفْسِي نُوراً، وَأَعْظِمْ ليِ نُوراً، وَعَظِّمْ ليِ نُوراً، وَاجْعَلْ ليِ نُوراً، وَاجْعَلْنيِ نُوراً، اَللَّهُمَّ أعْطِنيِ نُوراً، وَاجْعَلْ فيِ عَصَبيِ نُوراً، وَفيِ لَحْميِ نُوراً، وَفيِ دَمِي نُوراً، وَفيِ شَعْرِي نُوراً، وَفيِ بَشَرِي نُوراً. اَللَّهُمَّ اجْعَلْ ليِ نُوراً فيِ قَبْرِي وَنُوراً فيِ عِظَامِي، وَزِدْنِي نُوراً، وَزِدْنِي نُوراً، وَزِدْنِي نُورًا، وَهَبْ ليِ نُوراً عَلَى نُورٍ ))
CÂMİYE GİRERKEN YAPILAN DUÂ:
(( أَعُوذُ بِاللهِ الْعَظِيمِ، وَبِوَجْهِهِ الْكَرِيمِ، وَسُلْطَانِهِ الْقَدِيِمِ، مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيم [بِسْمِ اللهِ،وَالصَّلاَةُ] [وَالسَّلاَمُ عَلَى رَسُولِ اللهِ] اَللَّهُمَّ افْتَحْ ليِ أَبْوَابَ رَحْمَتِكَ ))
CÂMİDEN ÇIKARKEN YAPILAN DUÂ:
(( بِسْمِ اللهِ وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى رَسُولِ اللهِ، اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ،اَللَّهُمَّ اعْصِمْنِي مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ ))
EZÂN İLE İLGİLİ DUÂ VE ZİKİRLER:
22- (5/1) Müezzinin dediği tekrarlanır, ancak “Hayye ale’s-Salâh” ve “Hayye ale’l-Felâh” dediğinde;
(( لاَ حَوْلَ وَلاَقُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ ))
“Şehâdeteyn’den sonra şöyle söylenir.”[43]
(( وَأَنَا أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَه،ُ وَأَنَّ مُحَمَّداً عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ،رَضِيتُ بِاللهِ رَباًّ،وَبِمُحَمَّدٍ رَسُولاً، وَبِالإِسْلاَمِ دِيناً))
24- (5/3) Müezzinin (ezân) sözlerini tekrarlamayı bitirdikten sonra Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’e salât (ve selâm) eder.
(( اَللَّهُمَّ رَبَّ هَذِهِ الدَّعْوَةِ التَّامَّةِ، وَالصَّلاَةِ القَائِمَةِ، آتِ مُحَمَّداً الوَسِيلَةَ وَالفَضِيلَةَ، وَابْعَثْهُ مَقَاماً مَحْمُوداً الَّذِي وَعَدْتَهُ إِنَّكَ لاَ تُخْلِفُ الْمِيعَادَ[ ))
Ezan ve kâmet arasında kendisi için duâ eder. Çünkü duâ, o vakitte reddedilmez.[47]
(TEKBİRDEN SONRA OKUNAN) İFTİTAH DUÂSI:
(( اَللَّهُمَّ بَاعِدْ بَيْنِي وَبَيْنَ خَطَايَايَ كَمَا بَاعَدْتَ بَيْنَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ،اَللَّهُمَّ نَقّنِي مِنْ خَطَايَايَ كَمَا يُنَقَّى الثَّوْبُ الأَبْيَضُ مِنَ الدَّنَسِ،اَللَّهُمَّ اغْسِلْنيِ مِنْ خَطَايَايَ بِالثَّلْجِ وَالْمَاءِ وَالْبَرَدِ ))
(( سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، وَتَبَارَكَ اسْمُكَ، وَتَعَالَى جَدُّكَ، وَلاَ إِلَهَ غَيْرُكَ ))
(( وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ السَّـمَاوَاتِ وَالأَرْضَ حَنِيفاً وَمَا أَنَا مِنَ الْمُشْرِكِينَ، إِنَّ صَلاَتِي، وَنُسُكِي، وَمَحْيَايَ، وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ، لاَ شَرِيكَ لَهُ وَبِذَلِكَ أُمِرْتُ وَأَنَا مِنَ الْمَسْلِمِينَ. اَللَّهُمَّ أَنْتَ الْمَلِكُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ. أَنْتَ رَبِّي وَأَنَا عَبْدُكَ، ظَلَمْتُ نَفْسِي فَأغْفِرْ ليِ ذُنُوبِي جَمِيعاً إِنَّهُ لاَيَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ. وَاهْدِنِي ِلأَحْسَنِ اْلأَخْلاَقِ لاَ يَهْدِي لأَحْسَنِهَا إَلاَّ أَنْتَ، وَاصْرِفْ عَنِّي سَيِّئَهَا، لاَيَصْرِفُ عَنِّي سَيِّئَهَا إِلاَّ أَنْتَ، لَبَّيْكَ وَسَعْدَيْكَ، وَالْخَيْرُ كُلُّهُ بِيَدَيْكَ، وَالشَّرُّ لَيْسَ إِلَيْكَ، أَنَا بِكَ وَإِلَيْكَ، تَبَارَكْتَ وَتَعَالَيْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ ))
(( اَللَّهُـمَّ رَبَّ جَبْرَائِيلَ، وَمِيكَـائِيلَ، وَإِسْرَافِيلَ فَاطِرَ السَّماَوَاتِ وَالأَرْضِ، عَـالِمَ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ، أَنْتَ تَحْكُمُ بَيْنَ عِبَادِكَ فِيمَا كَانُوا فِيهِ يَخْتَلِفُونَ. اِهْدِنيِ لِمَا اخْتُلِفَ فِيهِ مِنَ الْحَقِّ بِإِذْنِكَ إِنَّـكَ تَهْدِي مَنْ تَشَاءُ إِلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ ))
((3 kere اَللهُ أكْبَرُ كَبِيراً، اَللهُ أكْبَرُ كَبِيراً، اَللهُ أَكْبَرُ كَبِيراً، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ كَثِيراً، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ كَثِيراً، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ كَثِيراً، وَسُبْحَانَ اللهِ بُكْرَةً وَأَصِيلاً –ثلاثاً– أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ مِنْ نَفْخِهِ، وَ نَفْثِهِ، وَ هَمْزِهِ ))
(( اَللَّهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ أَنْتَ نُورُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ، وَلَكَ الْحَمْدُ أَنْتَ قَيِّمُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ، [وَلَـكَ الْحَمْدُ أَنْتَ رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ] [وَلَكَ الْحَمْدُ لَكَ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ] [وَلَكَ الحَمْـدُ] [أَنْتَ مَلِكُ السَّـمَاوَاتِ وَالأرْضِ] [وَلَكَ الحَمْدُ] [أَنْتَ الْحَقُّ، وَوَعْـدُكَ الْحَقُّ، وَقَوْلُـكَ الْحَقُّ، وَلِقَاؤُكَ حَقُّ، وَالْجَنَّةُ حَقٌّ، وَالنَّارُ حَقٌّ، وَالنَّبِيُّونَ حَقٌّ، وَمُحَمَّدٌ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ حَقٌّ وَالسَّاعَةُ حَقٌّ] [اَللَّهُمَّ لَكَ أَسْلَمْتُ وَعَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ، وَبِكَ آمَنْتُ، وَإِلَيْكَ أَنَبْتُ، وَبِكَ خَاصَمْتُ، وَإِلَيْكَ حَاكَمْتُ. فَاغْفِرْ ليِ مَاقَدَّمْتُ، وَمَا أَخَّرْتُ، وَمَا أَسْرَرْتُ، وَمَا أَعْلَنْتُ أَنْتَ الْمُقَدِّمُ وَأَنْتَ الْمُؤَخِّرُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَنْتَ إِلَهيِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ ))
RÜKÛDA YAPILAN DUÂ:(( سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَظِيمِ ))
(( سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ رَبَّنَا وَبِحَمْدِكَ اللَّهُمَّ اغْفِرْ ليِ ))
(( سُبُّوحٌ، قُدُّوسٌ، رَبُّ الْمَلاَئِكَةِ وَالرُّوحِ ))
(( اَللَّهُمَّ لَكَ رَكَعْتُ، وَبِكَ آمَنْتُ، وَلَكَ أَسْلَمْتُ، خَشَعَ لَكَ سَمْعِي وَبَصَرِي وَمُخِّي وَعَظْمِـي وَعَصَبِي، وَ مَا اسْتَقَلَّ بِهِ قَدَمِي ))
(( سُبْحَـانَ ذِي الْجَبَرُوتِ،وَالْمَلَكُوتِ،وَالْكِبْرِيَاءِ،وَالْعَظَمَةِ ))
RÜKÛDAN DOĞRULURKEN YAPILAN DUÂ:(( سَمِعَ اللهُ لِمَنْ حَمِدَهُ ))
(( رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ، حَمْداً كَثِيراً طَيِّباً مُبَارَكاً فِيهِ ))
(( مِلْءَ السَّمَاوَاتِ وَمِلْءَ الأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا، وَمِلْءَ مَا شِئْتَ مِنْ شَيْءٍ بَعْدُ، أَهْلَ الثَّنَاءِ وَالْمَجْدِ، أَحَقُّ مَا قَالَ الْعَبْدُ. وَكُلُّنَا لَكَ عَبْدٌ. اَللَّهُمَّ لاَ مَانِعَ لِمَا أَعْطَيْتَ، وَلاَ مُعْطِيَ لِمَا مَنَعْتَ، وَلاَ يَنْفَـعُ ذَا الْجَدِّ مِنْكَ الْجَدُّ ))
SECDEDE YAPILAN DUÂ:(( سُبْحَانَ رَبِّيَ الأَعْلَى ))
(( سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ رَبَّنَا وَبِحَمْدِكَ، اللَّهُمَّ إغْفِرْ ليِ ))
(( سُبُّوحٌ، قُدُّوسٌ، رَبُّ الْمَلاَئِكَةِ وَالرُّوحِ ))
(( اَللَّهُـمَّ لَكَ سَجَدْتُ وَ بِكَ آمَنْتُ، وَ لَكَ أَسْلَمْتُ، سَجَدَ وَجْهِيَ لِلَّذِي خَلَقَهُ،وَ صَوَّرَهُ،وَشَقَّ سَمْعَهُ وَبَصَرَهُ، تَبَارَكَ اللهُ أَحْسَنُ الْخَالِقِيَن ))
(( سُبْحَـانَ ذِي الْجَبَرُوتِ،وَالْمَلَكُوتِ،وَالْكِبْرِيَاءِ،وَالْعَظَمَةِ ))
(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْ ليِ ذَنْبِي كُلَّهُ، دِقَّهُ وَجِلَّهُ، وَأَوَّلَهُ وَآخِرَهُ، وَعَلانِيَتَهُ وَسِرَّهُ ))
(( اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَعُوذُ بِرِضَاكَ مِنْ سَخَطِكَ، وَ بِمُعَافَاتِكَ مِنْ عُقُوبَتِكَ وَ أَعُوذُ بِكَ مِنْكَ لاَ أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ أَنْتَ كَمَا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ ))
İKİ SECDE ARASINDAKİ OTURUŞTA YAPILAN DUÂ:
(( رَبِّ اغْفِرْ ليِ، رَبِّ اغْفِرْ ليِ ))
(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْ ليِ، وَ ارْحَمْنِي، وَ اهْدِنِي، وَ اجْبُرْنِي، وَ عَافِنيِ، وَ ارْزُقْنيِ، وَ ارْفَعْنيِ))
TİLÂVET SECDESİNDE YAPILAN DUÂ:
((سَجَدَ وَجْهِيَ لِلَّذِي خَلَقَهُ، وَشَقَّ سَمْعَهُ وَبَصَرَهُ بِحَوْلِهِ وَقُوَّتِهِ، {فَتَبَارَكَ اللَّهُ أَحْسَنُ الْخَالِقِينَ}
(( اَللَّهُمَّ اكْتُبْ ليِ بِهَا عِنْدَكَ أَجْراً، وَضَعْ عَنِّي بِهَا وِزْراً، وَاجْعَلْهَا ليِ عِنْدَكَ ذُخْراً، وَتَقَبَّلْهَا مِنِّي كَمَا تَقَبَّلْتَ مِنْ عَبْدِكَ دَاوُدَ ))
51- (2/2) “Allahım! Bununla katında benim için bir ecir yaz ve benden bir günahı sil. Bunu benim için katında muhafaza eyle ve kulun Dâvud’dan kabul ettiğin gibi, benden de bunu kabul eyle.”[73]
TEŞEHHÜDDE (TEHIYYATTA) YAPILAN DUÂ:
(( اَلتَّحِيَّاتُ ِللهِ،وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّـبَاتُ،اَلسَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ، السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَىعِبَادِ اللهِ الصَّالِحِينَ. أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّداً عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ ))
TEŞEHHÜDDEN SONRA OKUNAN SALAVÂT:
(( اَللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ،اَللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مَحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مَحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ ))
(( اَللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَ عَلَى أَزْوَاجِهِ وَ ذُرِّيَّتِهِ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ. وَ بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ وَ عَلَى أَزْوَاجِهِ وَ ذُرِّيَّتِهِ، كَمَا بَارَكْتَ عَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ. إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ ))
SELÂMDAN ÖNCE YAPILAN DUÂLAR:
(( اَللَّهُـمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ، وَمِنْ عَذَابِ جَهَنَّمَ، وَمِنْ فِتْنَةِ الْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ، وَمِنْ شَرِّ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ ))
55- (11/1) “Allahım! Kabir ve cehennem azabından, hayat ve ölüm fitnesinden ve Mesih Deccal fitnesinin şerrinden sana sığınırım.”[77]
(( اَللَّهُمَّ إِنَّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ. اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْمَأْثَمِ وَالْمَغْرَمِ ))
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي ظُلْماً كَثِيراً، وَلاَ يَغْفِرُ الذُّنوُبَ إِلاَّ أَنْتَ، فَاغْفِرْ ليِ مَغْفِرَةً مِنْ عِنْدِكَ وَ ارْحَمْنِي إِنَّكَ أَنْتَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ ))
57- (11/3) “Allahım! Ben nefsime çok zulmettim. Günahları ancak sen bağışlarsın. Katından bir mağfiretle beni bağışla ve bana merhamet eyle.Şüphesiz ki sen, çok bağışlayan ve çok merhamet edensin.”[79]
(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْ ليِ مَا قَدَّمْتُ، وَ مَا أَخَّرْتُ، وَ مَا أَسْرَرْتُ، وَ مَا أَعْلَنْتُ، وَ مَا أَسْرَفْتُ، وَ مَا أَنْتَ أَعْلَمُ بِهِ مِنِّي، أَنْتَ الْمُقَدِّمُ، وَ أَنْتَ الْمُؤَخِّرُ لاَ إِلَهَ إِلاَ أَنْتَ ))
58- (11/4) “Allahım! İşlediğim günahları, yapmam gerekip de yapmadığım ibâdetleri, gizli ve aşikâr işlediğim, haddi aştığım ve benden daha iyi bildiğin bütün günahları bağışla.Dilediğini kendine itaatte öne alansın, dilediğini de bundan geciktirensin. Senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.”[80]
(( اَللَّهُـمَّ أَعِنِّي عَلَى ذِكْرِكَ، وَشُكْرِكَ وَحُسْنِ عِبَادَتِكَ ))
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْبُخْلِ،وَ أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْجُبْنِ،وَ أَعُوذُ بِكَ مِنْ أَنْ أُرَدَّ إِلىَ أَرْذَلِ الْعُمْرِ،وَ أعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الدُّنْيَا وَ عَذَابِ الْقَبْرِ ))
60- (11/6) “Allahım!Cimrilikten sana sığınırım.Korkaklıktan sana sığınırım.Ömrümün sonunda güç ve takatten düşmekten sana sığınırım.Dünya fitnesi ve kabir azabından sana sığınırım.”[82]
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْجَنَّةَ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ النَّارِ ))
(( اَللَّهُمَّ بِعِلْمِكَ الْغَيْبَ وَقُدْرَتِكَ عَلَى الْخَلْقِ أَحْيِنِي مَا عَلِمْتَ الْحَيَاةَ خَيْراً ليِ، وَتَوَفَّنِي إِذَا عَلِمْتَ الْوَفَاةَ خَيْراً ليِ، اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ خَشْيَتَكَ فيِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ، وَأَسْأَلُكَ كَلِمَةَ الْحَقِّ فيِ الرِّضَا وَالْغَضَبِ، وَأَسْأَلُكَ الْقَصْدَ فيِ الْغِنَى وَالْفَقْرِ، وَأَسْأَلُكَ نَعِيماً لاَ يَنْفَدُ، وَأَسْأَلُكَ قُرَّةَ عَيْنٍ لاَتَنْقَطِعُ، وَأَسْأَلُكَ الرِّضَا بَعْدَ الْقَضَاءِ، وَأَسْأَلُكَ بَرْدَ الْعَيْشِ بَعْدَ الْمَوْتِ، وَأَسْأَلُكَ لَذَّةَ النَّظَرِ إِلَى وَجْهِكَ وَالشَّوْقَ إِلَى لِقَائِكَ فيِ غَيْرِ ضَرَّاءَ مُضِرَّةٍ وَلاَ فِتْنَةٍ مُضِلَّةِ، اَللَّهُمَّ زَيِّنـَّا بِزِينَةِ الإِيمَانِ وَاجْعَلْنَا هُدَاةً مُهْتَدِينَ ))
62- (11/8) “Allahım! Gayb ilmin ve yaratma kudretin ile hayatın benim için hayırlı olduğunu bildiğin sürece beni yaşat. Ölümün benim için daha hayırlı olduğunu bildiğinde de beni vefat ettir.Allahım!Gizli ve âşikâr hallerimde senden hakkıyla korkmayı dilerim.Senden rıza ve öfke anında hak sözü söylemeyi dilerim. Zenginlik ve fakirlikte senden itidalli olmayı dilerim. Bitmeyen bir göz aydınlığı dilerim.Senden,kazaya rıza göstermeyi ve ölümden sonra kolay bir hayatı dilerim.Yüzüne bakmanın lezzetini, zarar verici bir hastalık ve saptırıcı bir fitneye uğramaksızın sana kavuşmanın özlemini dilerim.Allahım!Bizi îmân zineti ile süsle ve bizi hidâyete ermiş, doğru yolun rehberleri kıl.”[84]
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ يَا اَللهُ بِأَنَّكَ الْوَاحِدُ اْلأَحَدُ الصَّمَدُ الَّذِي لَمْ يَلِدْ وَ لَمْ يُولَدْ وَ لَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُواً أَحَدٌ، أَنْ تَغْفِرَ ليِ ذُنُوبِي، إِنَّكَ أَنْتَ الْغَفُورُ الَّرَحِيمُ ))
63- (11/9) “Allahım!Ey Allah!Sen ki birsin,teksin. Samed’sin. Doğmamış ve doğurmamışsın. Hiç bir benzeri olmayansın. Senden günahlarımı bağışlamanı dilerim.Şüphesiz ki sen, çok bağışlayan ve çok merhamet edensin.”[85]
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِأَنَّ لَكَ الْحَمْدَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ وَحْدَكَ لاَ شَرِيكَ لَكَ، الْمَنَّانُ، يَا بَدِيعَ السَّمَاوَاتِ وَاْلأَرْضِ يَا ذَا الْجَلاَلِ وَاْلإِكْرَامِ، يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْجَنَّةَ وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ النَّارِ ))
64- (11/10) “Allahım!Senden dilerim ki hamd sanadır. Senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.Sen birsin. Senin ortağın yoktur. Sen, çokça verensin.Ey göklerin ve yerin yaratıcısı!Ey celâl ve ikram sahibi! Ya Hayy,Ya Kayyûm! Senden cenneti dilerim ve cehennemden sana sığınırım.”[86]
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِأَنِّي أَشْهَدُ أَنَّكَ أَنْتَ اللهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ اْلأَحَدُ الصَّمَدُ الَّذِي لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُواً أَحَدٌ ))
NAMAZDA SELÂMDAN SONRA YAPILAN DUÂLAR:
(( أَسْتَغْفِرُ اللهَ (ثَلاَثاً) اَللَّهُمَّ أَنْتَ السَّـلاَمُ، وَمِنْكَ السَّـلاَمُ، تَبَارَكْتَ يَا ذَا الْجَـلاَلِ وَالإِكْرَامِ / üç kere))
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، اَللَّهُمَّ لاَ مَانِعَ لِمَا أَعْطَيْتَ، وَلاَمُعْطِيَ لِمَـا مَنَعْتَ، وَلاَيَنْفَعُ ذَا الْجَدِّ مِنْكَ الْجَدُّ ))
67- (8/2) “Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.O, birdir ve hiçbir ortağı yoktur.Mülk O’nundur, hamd da O’nadır.O, her şeye gücü yetendir. Allahım! Senin verdiğine mâni olacak, senin mâni olduğuna da verecek hiç kimse yoktur. Makam sahibinin sahip olduğu şeyler, senin yanında kendisine hiçbir fayda vermez.”[89]
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَ لَهُ الْحَـمْدُ وَ هُوَ عَلَىكُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ. لاَحَوْلَ وَ لاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ، وَلاَ نَعْبُدُ إِلاَّ إِيَّاهُ، لَهُ النِّعْمَةُ وَ لَهُ الْفَضْلُ وَ لَهُ الثَّنَاءُ الْحَسَنُ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ وَ لَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ ))
(( سُبْحَانَ اللهِ، وَالْحَمْدُ ِللهِ،وَاللهُ أَكْبَرُ 33er defa/ Ardındanda
،لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ،لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ))
Her namazın arkasından böyle söyleyenin günahları, deniz köpüğü kadar bile olsa affedilir.” Müslim, (1/418).
70- (8/5) Her namazdan sonra[92]:
{قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ * اللَّهُ الصَّمَدُ * لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ * وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُوًا أَحَدٌ} [سورة الإخلاص]
{قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ * مِن شَرِّ مَا خَلَقَ * وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ * وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ * وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ} [سورة الفلق]
{قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ * مَلِكِ النَّاسِ * إِلَهِ النَّاسِ * مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ * الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ * مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ} [سورة الناس]
71- (8/6) Her namazdan sonra[96]:
{اللَّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ} [سورة البقرة الآية: 255]
72- (8/7) Sabah ve akşam namazından sonra onar defa:
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَ لَهُ الْحَمْدُ يُحْيِي وَ يُمِيتُ وَ هُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ))
73- (8/8) Sabah namazında selamdan sonra;
(( اَللَّهُـمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ عِلْماً نَاِفعاً،وَرِزْقاً طَيِّباً، وَعَمَلاً مُتَقَبَّلاً))
İSTİHÂRE DUÂSI:
(( قَالَ جَابِرُ بْنُ عَبْدِ اللهِ رضي الله عنه: كَانَ رَسُولُ اللهِ صلّى الله عليه وسلّم يُعَلِّمُنَا اْلاِسْتِخَارَةَ فيِ الأُمُورِكُلِّهَا كَمَا يُعَلِّمُنَا السُّورَةَ مِنَ الْقُرْآنِ، يَقُولُ صلّى الله عليه وسلّم: إِذَا هَمَّ أَحَدُكُمْ بِالأَمْرِ فَلْيَرْكَعْ رَكْعَتَيْنِ مِنْ غَيْرِ الْفَرِيضَةِ ثُمَّ لِيَقُلْ: (( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْتَخِيرُكَ بِعِلْمِكَ، وَأَسْتَقْدِرُكَ بِقُدْرَتِكَ، وَأَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ الْعَظِيمِ، فَإِنَّكَ تَقْدِرُ وَلاَ أَقْدِرُ، وَتَعْلَمُ وَلاَ أَعْلَمُ، وَأَنْتَ عَلاَّمُ الْغُيُوبِ، اَللَّهُمَّ إِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الأَمْرَ -وَيُسَمِّي حَاجَتَهُ- خَيْرٌ ليِ فيِ دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي -أَوْ قَالَ: عَاجِلِهِ وَآجِلِهِ- فَاقْدُرْهُ ليِ وَيَسِّرْهُ ليِ ثُمَّ بَارِكْ ليِ فِيهِ، وَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الأمْرَ شَرٌّ ليِ فيِ دِينيِ وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي -أَوْ قَالَ عَاجِلِهِ وَآجِلِهِ- فَاصْرِفْهُ عَنيِّ وَاصْرِفْنيِ عَنْهُ وَاقْدُرْ لِيَ الْخَيْرَ حَيْثُ كَانَ ثُمَّ أَرْضِنيِ بِهِ))
74- Câbir b. Abdullah-Allah ondan râzı olsun- şöyle der:
“Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- bize, Kur’an’dan bir sûre öğretir gibi tüm işlerde istihâre etmeyi öğretir ve şöyle buyururdu: “Sizden biriniz bir işi yapmayı içinden geçirirse, farz namazın dışında iki rekat namaz kılsın.Sonra şöyle desin: “Allahım! İlmine başvurarak senden iyilik isterim.Kudretine dayanarak senden güç isterim. Senden, yüce ihsanını isterim.Sen güç yetirirsin, ben güç yetiremem.Sen bilirsin, ben bilemem.Sen bilinmeyenleri en iyi bilensin.Allahım! Bu işi -(burada isteğini/ihtiyacını söyler)- benim için; dinimde, yaşantımda ve işimin sonunda iyi biliyorsan, onu bana takdir et, kolaylaştır ve sonra bereketli kıl.Bu işin benim için; dinimde, yaşantımda ve işimin sonunda şerli olarak biliyor-san onu benden, beni de ondan uzaklaştır. Ve benim için nerede olursa hayrı takdir et. Sonra, beni ondan razı kıl.”[101]
Yaratan Allah Teâlâ’ya istihâre ile danışan, müminlerle de istişâre eden ve işinde araştıran kimse pişman olmaz.
Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
{وَشَاوِرْهُمْ فِي الأَمْرِ فَإِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّلِينَ} [سورة آل عمران الآية: 159]
“(Ey Muhammed! İstişâreye gerek duyulan) iş hakkında onlara danış.(İstişâreden sonra) kararını verdiğin zaman, artık Allah’a tevekkül et.Şüphesiz ki Allah, (kendisine) tevekkül edenleri sever.”[102]
SABAH VE AKŞAM YAPILAN DUÂLAR:
(( اَلْحَمْدُ للهِ وَحْدَهُ، وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى مَنْ لاَنَبِيَّ بَعْدَهُ ))
Enes b. Mâlik Radıyallahu anh’den; Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-’e isnâden şöyle dediği rivâyet edilmiştir: “Sabah namazından güneş doğana kadar Allah’ı zikreden bir topululukla oturmam, İsmâil soyundan dört kişiyi azad etmemden bana daha sevimlidir. İkindi namazından güneş batana kadar Allah’ı zikreden bir toplulukla oturmam dört kişiyi azad etmemden bana daha sevimlidir.” Ebu Dâvud, (h.3667). Elbâni, hadisin hasen mertebesinde olduğunu söyler. Bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (2/698).
{اللَّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ} [سورة البقرة الآية: 255]
“Her kim bunu her namazın ardından okursa cennete girmesiyle arasında ancak ölümü kalır.” Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.100); İbn-i es-Sünnî (h.121). Elbâni, “hadis sahihtir” der; Bkz. Sahihu’l Câmi (5/339), Silsiletu’l-Ehâdisi’s-Sahiha (2/697-h.972).
“Kim bunu sabahladığı zaman okursa akşam oluncaya kadar cinden kuronur. Kim de akşamladığı zaman bunu okursa sabah oluncaya kadar cinlerden korunur.” Hakim (1/562). el-Elbânî, hadisin sahih olduğunu İmam Nesâi ve Taberâni’ye isnâd ederek söyler ve Taberâni’nin senedinin ceyyid olduğunu ekler. Bkz. Sahihu’t Terğib ve’t Terhib (1/273).
Üç kere:
{قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ * اللَّهُ الصَّمَدُ * لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ * وَلَمْ يَكُن لَّهُ كُفُوًا أَحَدٌ} [سورة الإخلاص]
{قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ * مِن شَرِّ مَا خَلَقَ * وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ * وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ * وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ} [سورة الفلق]
{قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ * مَلِكِ النَّاسِ * إِلَهِ النَّاسِ * مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ * الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ * مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ} [سورة الناس]
“Kim bunu (Nas suresi) sabahladığı ve akşamladığı zaman üç kere okursa her şeye karşı onu korur.” Ebu Dâvud (4/322), Tirmizi (5/567). Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/182).
(( أَصْبَحْنَا وَأَصْبَحَ الْمُلْكُ ِللهِ وَالْحَمْدُ ِللهِ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، رَبِّ أَسْأَلُكَ خَيْرَ مَا فيِ هَذَا الْيَوْمِ وَخَيْرَ مَا بَعْدَهُ وَ أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا فِي هَذَا الْيَوْمِ وَشَرِّ مَا بَعْدَهُ، رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكَسَلِ، وَسُوءِ الْكِبَرِ، رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابٍ فِي النَّارِ وَعَذابٍ فِي الْقَبْرِ ))
(( اَللَّهُمَّ بِكَ أَصْبَحْنَا، وَبِكَ أَمْسَيْنَا، وَبِكَ نَحْيَا، وَبِكَ نَمُوتُ وَ إِلَيْكَ النُّشُورُ ))
(( اَللَّهُمَّ أَنْتَ رَبِّي لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ خَلَقْتَنيِ وَ أَنَا عَبْدُكَ، وَ أَنَا عَلَى عَهْدِكَ وَ وَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا صَنَعْتُ، أَبُوءُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلََىَّ، وَأَبُوءُ بِذَنْبيِ فَاغْفِرْ ليِ فَإِنَّهُ لاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ ))
79- (24/5) “Allahım! Sen benim Rabbimsin. Senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.Beni sen yarattın ve ben senin kulunum.Gücüm yettiğince sana verdiğim söz üzereyim. Yaptıklarımın şerrinden sana sığınırım.Üzerimdeki nimetini ve günahlarımı kabul ediyorum.Beni bağışla.Şüphesiz günahları ancak sen bağışlarsın.”
“Kim bunu akşamladığı zaman içtenlikle inanarak söyler de o gece ölürse, cennete girer.Sabahladığı vakit yaparsa da böyledir.” Buhâri, (7/150).
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَصْبَحْتُ أُشْهِدُكَ وَأُشْهِدُ حَمَلَةَ عَرْشِكَ، وَمَلاَئِكَتَكَ وَجَمِيعَ خَلْقِكَ، أَنَّكَ أَنْتَ اللهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ وَحْدَكَ لاَ شَرِيكَ لَكَ، وَأَنَّ مُحَمَّداً عَبْدُكَ وَرَسُولُكَ ))
“Kim sabahladığı veya akşamladığı zaman dört kere bunu söylerse, Allah onu cehennemden azad eder.” Ebu Dâvud (4/317), Buhâri, Edeb’l- Müfred (h.1201); Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.9); İbn-i es-Sünnî, (h.70). Allâme b. Baz, Nesâi ve Ebu Dâvud’un isnadlarının hasen olduğunu söyler; Bkz. Tuhfetu’l-Ahyâr (s.23).
(( اَللَّهُمَّ مَا أَصْبَحَ بِي مِنْ نِعْمَةٍ أَوْ بِأَحَدٍ مِنْ خَلْقِكَ فَمِنْكَ وَحْدَكَ لاَشَرِيكَ لَكَ، فَلَكَ الْحَمْدُ وَلَكَ الشُّكْرُ ))
“Kim bunu sabahladığı vakit söylerse gününün şükrünü eda etmiştir. kim de bunu akşamladığı vakit söylerse gecesinin şükrünü eda etmiştir.” Ebu Dâvud (4/318), Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.7), İbn-i es-Sünnî (h.41), İbn-i Hibbân, Mevârid (h.2361). Abdulaziz b. Baz, isnadın hasen mertebesinde olduğunu söyler; Bkz. Tuhfetu’l-Ahyar (s.24).
(( اَللَّهُمَّ عَافِنِي فيِ بَدَنِي، اَللَّهُمَّ عَافِنيِ فيِ سَمْعيِ، اَللَّهُمَّ عَافِنيِ فيِ بَصَرِي، لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ. اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْكُفْرِ وَالْفَقْرِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ، لاَ إِلَهَ إِلاَ أَنْتَ ))(üç kere)
((حَسْبِيَ اللهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ، عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ، وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ ))
(Yedi kere) “Kim bunu sabahladığı vakit söylerse gününün şükrünü eda etmiştir. kim de bunu akşamladığı vakit söylerse gecesinin şükrünü eda etmiştir.” Ebu Dâvud (4/318), Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.7), İbn-i es-Sünnî (h.41), İbn-i Hibbân, Mevârid (h.2361). Abdulaziz b. Baz, isnadın hasen mertebesinde olduğunu söyler; Bkz. Tuhfetu’l-Ahyar (s.24).
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلـُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فيِ الدُّنْيَا وَالآخِرَةِ، اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلـُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ فيِ دِينيِ وَدُنْيَايَ وَأَهْليِ، وَمَاليِ، اَللَّهُمَّ اسْتُرْ عَوْرَاتِي، وَآمِنْ رَوْعَاتِي، اَللَّهُمَّ احْفَظْنيِ مِن بَيْنِ يَدَيَّ، وَمِنْ خَلْفِي، وَعَنْ يَمِينيِ، وَعَنْ شِـمَاليِ، وَمِـنْ فَوْقِي، وَأَعُوذُ بِعَظَمَتِكَ أَنْ أُغْتَالَ مِنْ تَحْتيِ ))
(( اَللَّهُمَّ عَالِمَ الْغَيْبِ وَالشَّهَـادَةِ فَاطِرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ، رَبَّ كُلِّ شَيْءٍ وَمَلِيكَهُ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ نَفْسِي، وَمِنْ شَرِّ الشَّيْطَانِ وَشِرْكِهِ، وَأَنْ أَقْتَرِفَ عَلَى نَفْسِي سُوءاً، أَوْ أَجُرَّهُ إِلىَ مُسْلِمٍ ))
85- (24/11) “Gizli ve âşikarı bilen, göklerin ve yerin yaratıcısı Allahım! Her şeyin Rabbi ve sahibi! Senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah olmadığına şehâdet ederim. Nefsimin şerrinden sana sığınırım.Şeytan ve şirkinin şerrinden, nefsime kötülük etmekten veya o kötülüğü bir müslümana götürmekten sana sığınırım.”[121]
(( بِسْمِ اللهِ الَّذِي لاَيَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ فيِ الأَرْضِ وَلاَ فيِ السَّمَاءِ، وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ ))
(Üç kere) “Sabah ve akşam üç kere söyleyene bir şey zarar vermez.” Ebu Dâvud (4/323), Tirmizi (5/465), İbn-i Mâce ve Ahmed tahric etmiştir. Allâme Abdulaziz b. Baz, isnadının hasen olduğunu kaydeder; Tuhfetu’l-Ahyar (s.39). Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (2/332).
(( رَضِيـتُ بِاللهِ رَبًّا، وَبِالإِسْلاَمِ دِيناً، وَبِمُحَمَّدٍ صَلَّىالله ُعَلَيْهِ وَسَلَّمَ نَبِيّاً ))
“Bunu sabah ve akşam üç kere söyleyeni razı etmesi, kıyamet günü Allah üzerine hak olur.” Ahmed (4/337), Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l Leyle (h.4), İbn-i es-Sünnî (h.68), Ebu Dâvud (4/418), Tirmizi (5/465); Abdulaziz b. Baz, “hadis hasendir” der, Tuhfetu’l-Ahyar (s.39).
(( يَاحَيُّ يَا قَيوُّمُ! بِرَحْمَتِكَ أَسْتَغِيثُ، أَصْلِحْ ليِ شَأْنِي كُلَّهُ، وَلاَ تَكِلْنيِ ِلىَ نَفْسِي طَرْفَةَ عَيْنٍ ))
88- (24/14) “Ya Hayy, Ya Kayyûm!Senin rahmetinle yardım dilerim.Bütün işlerimi düzelt ve beni göz açıp kapayınca kadar –bile olsa- nefsime bırakma.”[124]
(( أَصْبَحْنَا وَأَصْبَحَ الْمُلْكُ ِللهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ،اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ خَيْرَ هَذَاالْيَوْمِ، فَتْحَهُ وَنَصْرَهُ وَنُورَهُ، وَبَرَكَتَهُ، وَهُدَاهُ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا فِيهِ وَشَرِّ مَا بَعْدَهُ“
(( أَصْبَحْنَا عَلَى فِطْرَةِ الإِسْلاَمِ،وَعَلَى كَلِمَةِ اْلإِخْلاَصِ،وَعَلَى دِينِ نَبِيِّنـَا مُحَمَّدٍ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَعَلَى مِلَّةِ أَبِينَا إِبْرَاهِيمَ، حَنِيفاً مُسْلِماً وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ ))
(Yüz kere):(( سُبْحَانَ اللهِ وَبِحَمْدِهِ ))
“Sabahladığı veya akşamladığı zaman yüz kere bunu söyleyen kimse, başkası da onun kadar veya daha çok söylemedikçe; kıyâmet günü’ne onun getirdiğinden daha faziletli bir amel getiremez.” Müslim (4/2071).
On kere, tembellik gösterilirse bir defa[130]:
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ))
Sabahlayınca yüz kere:
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ))
“Bunu günde yüz kere söyleyen, on köle azad etmiş kadar sevap alır. Bununla ona yüz hasene yazılarak ondan yüz günah silinir. Akşamlayıncaya kadar o gün şeytandan korunur. Bundan daha çok amel işleyen bir kimseden başka hiç kimse onun getirdiğinden daha faziletlisini getirmez.”Buhâri (4/95), Müslim (4/2071).
Sabahlayınca üç kere:
(( سُبْحَانَ اللهِ وَبِحَمْدِهِ، عَدَدَ خَلْقِهِ، وَرِضَا نَفْسِهِ، وَزِنَةَ عَرْشِهِ وَمِدَادَ كَلِمَاتِهِ ))
Sabahlayınca:
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ عِلْماً نَافِعاً وَرِزْقاً طَيِّباً وَعَمَلاً مُتَقَبَّلاً ))
Günde yüz kere:(( أَسْتَغْفِرُ اللهَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ ))
Akşamlayınca üç kere:
(( أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللهِ التَّامَّاتِ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ ))“Kim akşamladığı zaman bunu üç kere söylerse, o gecenin humması ona zarar veremez.” Ahmed (2/290), Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.590), İbn-i es-Sünnî (h.68). Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/187), Sahih-i İbn-i Mâce (2/266), Tuhfetu’l-Ahyar (s.45).
On kere:(( اَللَّهُمَّ صَلِّ وَسلِّمْ عَلَى نَبِيِّنَا مُحَمَّدٍ ))
“Kim sabahladığı zaman on kere ve akşamladığı zaman on kere bana salât getirirse, kıyâmet günü şefaatim ona ulaşır.” Hâdisi Taberâni, biri “Ceyyid” olmak üzere iki senedle hadisi tahric etmiştir. Bkz. Mecmeu’z-Zevâid (10/120), Sahihu’t-Terğib ve’t-Terhib (1/273).
UYKUDAN ÖNCE YAPILAN DUÂLAR:
99- (13/1) İki avucunu bitiştirir; İhlas, Felak ve Nâs sûrelerini okuyarak üfler:
Sonra vücudundan ulaşabildiği yerleri avuçlarıyla, başının üzerinden, yüzünden ve vücudunun ön kısmından [Okuma ve meshetme üç kere tekrarlanır.][141]
{اللَّهُ لاَ إِلَـهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ} [سورة البقرة الآية: 255]
“Yatağına uzanınca bunu okuyanın üzerinde sabaha kadar Allah tarafından koruyucu bir melek bulunur ve şeytanı ona yaklaştırmaz.” Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (4/487).
{آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ آمَنَ بِاللَّهِ وَمَلآئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِ وَقَالُواْ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ * لاَ يُكَلِّفُ اللَّهُ نَفْسًا إِلاَّ وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلاَ تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلاَ تُحَمِّلْنَا مَا لاَ طَاقَةَ لَنَا بِهِ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ} [سورة البقرة :285- 286] “Kim bunu okursa gecesi boyunca ona yeter.” Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (9/94), Müslim (1/554).
(( بِاسْمِكَ رَبَّي وَضَعْتُ جَنْبيِ، وَبِكَ أَرْفَعُهُ،فَإِنْ أَمْسَكْتَ نَفْسِي فَارْحَمْهَا، وَإِنْ أَرْسَلْتَهَا فَاحْفَظْهَا،بِمَا تَحْفَظُ بِهِ عِبَادَكَ الصَّالِحِينَ ))
“Biriniz yatağından kalktıktan sonra tekrar dönerse, elbisesinin kenarı ile yatağını üç kere süpürsün ve Allah’ın adını ansın.Zirâ ondan sonra yatağın üzerinde neyin kaldığını o bilemez.Bu yüzden yatağa uzanınca şöyle desin:.. hadis zikredilir”
(( اَللَّهُمَّ إِنَّكَ خَلَقْتَ نَفْسِي وَأَنْتَ تَوَفَّاهَا،لَكَ مَمَاتُهَاوَمَحْيَاهَا إِنْ أَحْيَيْتَهَا فَاحْفَظْهَا،وَإِنْ أَمَتَّهَا فَاغْفِرْلَهَا.اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْعَافِيَةَ ))
(( اَللَّهُمَّ قِنيِ عَذَابَكَ يَوْمَ تَبْعَثُ عِبَادَكَ ))
104- (13/6) (Üç kere) “Allahım! Kullarını yeniden dirilttiğin gün beni azabından koru.”[148]
“Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- yatacağı zaman sağ elini yanağının altına koyar ve şöyle derdi:…hadis zikredilir”
(( بِاسْمِكَ اللَّهُمَّ أَمُوتُ وَأَحْيَا ))
(( سُبْحَانَ اللهِ، وَالْحَمْدُ للهِ، وَاللهُ أَكْبَرُ ))
106- (13/8) -Otuzüç kere- “Sübhânallah” -Otuzüç kere- “Elhamdülillah” -Otuzdört kere- “Allahu Ekber.”[150]
“Fâtıma-Allah ondan râzı olsun-, elindeki bir değirmenle Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’a gelerek şikayette bulundu ve bir hizmetçi istedi.Bunun üzerine Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-: “Sizi, istediğinizden daha hayırlı bir şeye sevk edeyim mi? Yatağınıza girdiğiniz zaman otuzüç defa tesbih, otuzüç defa tahmid, otuzdört defa tekbir getirin.Bu sizin için hizmetçiden daha hayırlıdır.” Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (7/71), Müslim (4/2091).
(( أَللَّهُمَّ رَبَّ السَّمَاوَاتِ السَّبْعِ وَرَبَّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ، رَبَّنَا وَرَبَّ كُلِّ شَيْءٍ، فَالِقَ الْحَبِّ وَالنَّوَى، وَمُنْزِلَ التَّوْرَاةِ وَالإِنْجِيلِ، وَالْفُرْقَانِ، أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ كُلِّ شَيْءٍ أَنْتَ آخِذٌ بِنَاصِيَتِهِ. اَللَّهُمَّ أَنْتَ الأَوَّلُ فَلَيْسَ قَبْلَكَ شَيْءٌ، وَأَنْتَ الآخِرُ فَلَيْسَ بَعْدَكَ شَيْءٌ وَأَنْتَ الظَّاهِرُ فَلَيْسَ فَوْقَكَ شَيْءٌ، وَأَنْتَ البَاطِنُ فَلَيْسَ دُونَكَ شَيْءٌ، اِقْضِ عَنَّا الدَّيْنَ وَأَغْنِنَا مِنَ الْفَقْرِ ))
(( اَلْحَمْدُللهِ الَّذِي أَطْعَمَنَا وَسَقَانَا، وَكَفَانَا، وَآوَانَا، فَكَمْ مِمَّنْ لاَكَافِيَ لَهُ وَلاَ مُؤْوِيَ ))
(( اَللَّهُمَّ عَالِمَ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَاطِرَ السَّمَاوَاتِ وَاْلأَرْضِ، رَبَّ كُلِّ شَيْءٍ وَمَلِيكَهُ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ نَفْسِي، وَمِنْ شَرِّ الشَّيْطَانِ وَشِرْكِهِ، وَأَنْ أَقْتَرِفَ عَلَى نَفْسِي سُوءاً،أَوْ أَجُرَّهُ إِلىَ مُسْلِمٍ ))
110- (13/12) Secde ve Mülk sûreleri okunur.[154]133
(( اَللَّهُـمَّ أَسْلَمْتُ نَفْسِي إِلَيْكَ، وَفَوَّضْتُ أَمْرِي إِلَيْكَ وَوَجَّهْتُ وَجْهِي إِلَيْكَ وَأَلْجَأْتُ ظَهْرِي إِلَيْكَ، رَغْبَةً وَرَهْبَةً إِلَيْكَ لاَ مَلْجَأَ وَلاَ مَنْجَا مِنْكَ إِلاَّ إِلَيْكَ، آمَنْتُ بِكِتَابِكَ الَّذِي أَنْزَلْتَ وَبِنَبِيِّكَ الَّذِي أَرْسَلْتَ ))
“Yatacağın zaman, namaz için abdest alır gibi abdest al ve sağ tarafına yat; sonra şöyle de:..hadis zikredilir.”
Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- bunu söyleyen birine: “Ölürsen, fıtrat üzere ölürsün” demiştir; Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (11/113), Müslim (4/2081).
UYKUDA BİR YANDAN DİĞER BİR YANA DÖNÜNCE YAPILAN DUÂ:
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُ، رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَاْلأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا الْعَزِيزُ الْغَفَّارُ ))
UYKUDA KORKAN VEYA ÜRKÜTEN BİR ŞEYLE KARŞILAN KİMSENİN YAPACAĞI DUÂ:
(( أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللهِ التَّامَّاتِ مِنْ غَضَبِهِ وَعِقَابِهِ وَشَرِّ عِبَادِهِ، وَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَيَاطِينِ وَ أَنْ يَحْضُرُونِ ))
113-“Gazabından, cezalandırmasından, kullarının şerrinden, şeytanların vesveselerinden ve bana gelmelerinden Allah’ın noksansız kelimelerine sığınırım.”[158]
KÂBUS VEYA KÖTÜ RÜYÂ GÖRENİN YAPMASI GEREKEN ŞEYLER:
(Üç defa) “Sol tarafına hafifçe tükürür.”[159](Üç defa) “Şeytandan ve gördüğü şeyin şerrinden Allah’a sığınır.”[160] “Gördüğünü kimseye anlatmaz.”[161]“Bulunduğu taraftan diğer tarafa döner.”[162] “Dilerse kalkar, namaz kılar.”[163]
VİTİRDE KUNUT DUÂSI:
(( اَللَّهُمَّ اهْدِنِي فِيمَنْ هَدَيْتَ، وَعَافِنيِ فِيمَنْ عَافَيْتَ، وَتَوَلَّنيِ فِيمَنْ تَوَلَّيْتَ، وَبَارِكْ ليِ فِيمَا أَعْطَيْتَ، وَقِنيِ شَرَّ مَا قَضَيْتَ، وَلاَ يُقْضَى عَلَيْكَ، إِنَّهُ لاَ يَذِلُّ مَنْ وَالَيْتَ، ]وَلاَ يَعِزُّ مَنْ عَـادَيْتَ [، تَبَارَكْتَ رَبَّنَا وَتَعَالَيْـت ))
116- (3/1) “Allahım!Hidâyet verdiklerinin arasında bana da hidâyet ver.Âfiyet verdiklerinin arasında bana da âfiyet ver.Dost edindiklerinin arasında beni de dost edin.Verdiğini benim için bereketli kıl, takdir ettiğin şeylerin şerrinden beni koru.Şüphesiz ki ancak sen hükmedersin ve sana hükmedilmez.Kimi dost edinirsen zelil olmaz.[Kimi de düşman edinirsen, o asla aziz olmaz.] Rabbimiz, mübârek ve yücesin.”[164]
(( اَللَّهُمَّ إِنيِ أَعُوذُ بِرِضَاكَ مِنْ سَخَطِكَ،وَ بِمُعَافَاتِكَ مِنْ عُقُوبَتِكَ، وَ أَعُوذُ بِكَ مِنْكَ،لاَ أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ،أَنْتَ كَمَـا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ ))
(( اَللَّهُمَّ إِيَّاكَ نَعْبُدُ، وَلَكَ نُصَلِّي وَنَسْجُدُ، وَاِلَيْكَ نَسْعَى وَنَحْفِدُ، نَرْجُو رَحْمَتَكَ، وَنَخْشَى عَذَابَكَ، إِنَّ عَذَابَكَ بِالْكَافِرِينَ مُلْحَقٌ. اَللَّهُمَّ إِنَّا نَسْتَعِينُكَ، وَنَسْتَغْفِرُكَ، وَنُثْنيِ عَلَيْكَ الْخَيْرَ، وَلاَ نَكْفُرُكَ وَنُؤْمِنُ بِكَ، وَنَخْضَعُ لَكَ، وَنَخْلَعُ مَنْ يَكْفُرُكَ ))
118- (3/3)“Allahım! Ancak sana ibâdet ederiz.Senin için namaz kılar ve secde ederiz.Yalnızca sana yönelir ve koşarız. Rahmetini ümit eder ve azabından korkarız.Azabın kâfirlere erişir. Allahım!Senden yardım ve mağfiret dileriz.Seni hayırla överiz.Seni inkâr etmeyiz.Sana îmân ederiz.Sana boyun eğer ve seni inkâr edeni terk ederiz.”[166]
VİTİRDE SELÂMDAN SONRA YAPILAN DUÂ:(( سُبْحَانَ الْمَلِكُ الْقُدُّوسُ ))
Bunu üç kere söyler, üçüncüsünde yüksek bir sesle ve uzatarak şöyle der: رَبُّ الْمَلاَئِكَةِ وَ الرُّوح ِ
ÜZÜNTÜ VE KEDER ANINDA YAPILAN DUÂ:
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي عَبْدُكَ، ابْنُ عَبْدِكَ، ابْنُ أَمَتِكَ، نَاصِيَتيِ بِيَدِكَ، مَاضٍ فيَّ حُكْمُكَ، عَدْلٌ فِيَّ قَضَاؤُكَ، أَسْأَلُكَ بِكُلِّ اسْمٍ هُوَ لَكَ، سَمَّيْتَ بِهِ نَفْسَكَ، أَوْ أَنْزَلْتَهُ فيِ كِتَابِكَ، أَوْ عَلَّمْتَهُ أَحَداً مِنْ خَلْقِكَ، أَوْ إِسْتَأْثَرْتَ بِهِ فيِ عِلْمِ الْغَيْبِ عِنْدَكَ،أَنْ تَجْعَلَ الْقُرْآنَ رَبِيعَ قَلْبيِ، وَنُورَصَدْرِي، وَجَلاَءَ حُزْنيِ،وَذَهَابَ هَمِّي ))
120- (2/1) “Allahım!Ben senin kulunum.Erkek ve kadın kullarının çocuğuyum.Alnım (kontrolüm) senin elindedir.Benim hakkımda senin hükmün geçerlidir.Senin, benim hakkımdaki takdirin adâlettir.Kendini isimlendirdiğin, Kitabında indirdiğin, kullarından birisine öğrettiğin veya katındaki gayb ilminde kendine has kıldığın sana âit her isimle: Kur’an’ı, kalbimin baharı, göğsümün nûru, hüznümün ortadan kalkması ve kederimin gitmesi (için vesile) kıl(manı isterim).”[168]
(( اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحَزَنِ، وَالْعَجْزِ وَالْكَسَـلِ، وَالْبُخْلِ وَالْجُبْنِ، وَضَلَعِ الدَّيْنِ وَغَلَبَةِ الرِّجاَلِ ))
121- (2/2) “Allahım! Keder ve hüzünden, acizlik ve tembellikten, cimrilik ve korkaklıktan, borcun belimi bükmesinden ve insanların bana galip gelmesinden sana sığınırım.”[169]
SIKINTI ANINDA YAPILAN DUÂ:
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ الْعَظِيمُ الْحَلِيمُ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمُ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَرَبُّ الْعَرْشِ الْكَرِيمُ ))
(( اَللَّهُمَّ رَحْمَتَكَ أَرْجُو، فَلاَ تَكِلْنيِ إِلىَ نَفْسِي طَرْفَةَ عَيْنٍ، وَأَصْلِحْ ليِ شَأْنِي كُلَّهُ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ ))
123- (4/2) “Allahım! Rahmetini umarım.Göz açıp kapayın-caya kadar -bile olsa- beni nefsime bırakma.Bütün işlerimi ıslah et.Senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.”[171]
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ، سُبْحَانَكَ إِنيِّ كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ ))
(( اَللهُ اللهُ رَبيِّ لاَ أُشْرِكُ بِهِ شَيْئاً ))
DÜŞMAN VEYA GÜÇ SAHİBİ BİRİSİYLE KARŞILAŞINCA YAPILAN DUÂ:
(( اَللَّهُمَّ إِنَّا نَجْعَلُكَ فيِ نُحُورِهِمْ، وَنَعُوذُ بِكَ مِنْ شُرُورِهِمْ ))
126- (3/1) “Allahım!Onları bizden uzaklaştırmanı, bizimle onların arasını açmanı ve onların şerrini bizden savmanı dilerim.”[174]
(( اَللَّهُمَّ أَنْتَ عَضُدِي، وَأَنْتَ نَصِيريِ، بِكَ أَحُولُ، وَبِكَ أَصُولُ، وَبِكَ أُقَاتِلُ ))
127-(3/2) “Allahım! Sen dayanağımsın, yardım edenimsin. Senin yardımınla düşmanın hilesini uzaklaştırır, senin yardımınla düşmana saldırır ve senin yardımınla düşmana karşı savaşırım.”[175]
(( حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ ))
GÜÇ VE KUVVET SAHİBİNİN ZULMÜNDEN KORKAN KİMSENİN YAPACAĞI DUÂ:
(( اَللَّهُمَّ رَبَّ السَّمَاوَاتِ السَّبْعِ، وَرَبَّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ، كُنْ ليِ جَاراً مِنْ فُلاَنِ بْنِ فُلاَنٍ، وَأَحْزَابِهِ مِنْ خَلاَئِقِكَ،أَنْ يَفْرُطَ عَلَىَّ أَحَدٌ مِنْهُمْ أَوْ يَطْغَى، عَزَّ جَارُكَ وَجَلَّ ثَنَاؤُكَ، وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ ))
129- (2/1) (Üç kere) “Yedi kat semânın Rabbi, Yüce Arş’ın Rabbi olan Allahım!Falan oğlu falanın ve yarattıklarının içerisinde onun taraftarlarından birisinin kötülükte aşırı gitmesinden ya da azgınlaşmasından beni koru.Sana sığınan güçlü ve senin övdüğün büyük olur.Senden başka hakkıyla ibâdet lâyık hiçbir ilah yoktur.”[177]
(( اَللهُ أَكْبَرُ، اَللهُ أَعَزُّ مِنْ خَلْقِهِ جَمِيعاً، اَللهُ أَعَزُّ مِمَّا أَخَافُ وَأَحْذَرُ، أَعُوذُ بِاللهِ الَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ، اَلْمُمْسِكِ السَّمَاوَاتِ السَّبْعِ أَنْ يَقَعْنَ عَلَى الأَرْضِ إِلاَّ بِإِذْنِهِ، مِنْ شَرِّ عَبْدِكَ فُلاَنٍ، وَجُنُودِهِ وَأَتْبَاعِهِ وَأَشْيَاعِهِ، مِنَ الْجِنِّ وَالإِنْسِ، اَللَّهُمَّ كُنْ ليِ جَاراً مِنْ شَرِّهِمْ، جَلَّ ثَنَاؤُكَ وَعَزَّ جَارُكَ، وَتَبَارَكَ اسْمُكَ، وَلاَ إِلَهَ غَيْرُكَ ))
(Üç kere) “Allah en büyüktür.Allah, bütün yarat-tıklarından daha izzet sahibidir.Allah, korktuğum ve sakındığım şeylerden daha güçlüdür.Kulu falanın, cin ve insan ordularının, taraftarlarının ve ona uyanların şerrinden, O’ndan başka hakkıyla ibâdet lâyık hiçbir ilah olmayan, yedi kat göğün yerin üzerine düşmesini izniyle engelleyen Allah’a sığınırım.Allahım!Onların şerrinden beni koru.Sana sığınan güçlü ve senin övdüğün büyük olur.İsmin mübarektir.Senden başka hakkıyla ibâdet lâyık hiçbir ilah yoktur.”[178]
DÜŞMANA KARŞI YAPILAN DUÂ:
(( اَللَّهُمَّ مُنْزِلَ الْكِتَابِ، سَرِيعَ الْحِسَابِ، إِهْزِمِ اْلأَحْزَابَ، اَللَّهُمَّ اهْزِمْهُمْ وَزَلْزِلْهُمْ ))
131- “Ey Kitabı (Kur’an’ı) indiren, hesabı çabuk gören Allahım! Düşman gruplarını hezimete uğrat! Allahım! Onları hezimete uğrat ve onları (belâlarla) sars.”[179]
BİR TOPLULUKTAN KORKAN KİMSENİN YAPACAĞI DUÂ:(( اَللَّهُمَّ اكْفِنِيهِم بِمَا شِئْتَ ))
132- “Allahım! Beni, onlara karşı dilediğin şekilde koru.”[180]
ÎMÂNDA ŞÜPHEYE DÜŞEN KİMSENİN YAPACAĞI DUÂ:
“Allah’a sığınır.”[181] “Şüphe duyduğu şeyi terkeder.”[182]
(( آمَنْتُ بِاللهِ وَرُسُلِهِ )) “Allah’a ve O’nun peygamberlerine îmân ettim” der.[183] “Allah Teâlâ’nın şu âyetini okur:
{هُوَ الأَوَّلُ وَالآخِرُ وَالظَّاهِرُ وَالْبَاطِنُ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ} [سورة الحديد الآية: 3]
BORCUN ÖDENMESİ İÇİN YAPILAN DUÂ:
(( اَللَّهُـمَّ اكْفِنيِ بِحَلاَلِكَ عَنْ حَرَامِكَ وَأَغْنِنيِ بِفَضْلِكَ عَمَّنْ سِوَاكَ ))
(( اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحَزَنِ، وَالْعَجْزِ وَالْكَسَـلِ، وَالْبُخْلِ وَالْجُبْنِ، وَضَلَعِ الدَّيْنِ وَغَلَبَةِ الرِّجَالِ ))
NAMAZ KILARKEN VE KUR’AN OKURKEN GELEN VESVESEYE KARŞI YAPILAN DUÂ:
(( أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ ))
138- “Allah’ın rahmetinden kovulmuş şeytandan, Allah’a sığınırım” de ve sol tarafına hafifçe üç defa tükür.
Müslim, (4/1729); Osman b. Âs -Allah ondan râzı olsun-: “Böyle yaptım ve Allah, vesveseyi benden giderdi” demiştir.
ZOR BİR İŞLE KARŞILAŞAN KİMSENİN YAPACAĞI DUÂ:
(( اَللَّهُمَّ لاَ سَهْلَ إِلاَّ مَا جَعَلْتَهُ سَهْلاً، وَأَنْتَ تَجْعَلُ الْحُزْنَ إِذَا شِئْتَ سَهْلاً ))
GÜNAH İŞLEYEN KİMSENİN YAPMASI GEREKEN DUÂ:
140- “Günah işleyen bir kul güzelce abdest alır; ardından kalkıp iki rekat namaz kılar ve sonra Allah’tan bağışlanma dilerse, Allah mutlaka onu bağışlar.”[189]
ŞEYTANI VE VESVESELERİNİ KOVMAK İÇİN YAPILAN DUÂ: “Şeytandan Allah’a sığınmak.”[190]“Ezan okumak.”[191]“Zikir yapmak ve Kur’an-ı Kerim okumak.”[192]
“Evlerinizi kabirlere çevirmeyin. Şeytan içinde Bakara sûresi okunan evden kaçar.” Müslim (1/539). Sabah ve akşam, uykudan önce ve uyanınca okunan zikirler, yine eve girerken ve evden çıkarken, mescide girip çıkarken yapılan zikirler şeytanı uzaklaştırır.Aynı zamanda sahih olan başka zikirler; uykudan önce “Ayete’l Kûrsî” (Bakara Sûresi: 255) ve “Âmene’r-Rasûlü”yü (Bakara Sûresi: 285-286) okumak da şeytanı uzaklaştıran şeylerdendir. “Kim yüze kere: “Allah’tan başka hakkıyla ibâdet lâyık hiçbir ilah yoktur.O, birdir ve hiçbir ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd da O’nadır.O, her şeye gücü yetendir.” derse bu, gün boyunca onu şeytandan korur. Ayrıca ezan da şeytanı defeder.”
HOŞA GİTMEYEN BİR DURUM OLDUĞU VEYA İSTENİLEN ŞEY OLMADIĞI ZAMAN YAPILAN DUÂ:
(( قَدَرُ اللهِ وَمَا شَاءَ فَعَلَ ))
“Kuvvetli mümin, zayıf müminden Allah’a daha hayırlı ve daha sevimlidir. Hepsinde de hayır vardır.Yararına olan şeyde hırslı ol. Allah’tan yardım dile, âciz olma! Sana bir şey isâbet ederse, “keşke şöyle şöyle yapsaydım” deme. Fakat “Allah’ın takdiridir.O ne dilerse, onu yapar” de. Çünkü “keşke” şeytanın ameline yol açar.” Müslim, (4/2052).
ÇOCUĞU OLAN KİMSEYİ TEBRİK ETMEK İÇİN YAPILAN DUÂ VE ONUN BUNA KARŞILIK YAPACAĞI DUÂ:
(( بَارَكَ اللهُ لَكَ فيِ الْمَوْهُوبِ لَكَ، وَشَكَرْتَ الْوَاهِبَ، وَبَلَغَ أَشُدَّهُ وَرُزِقْتَ بِرَّهُ ))
145- “Sana bahşedilen (bu çocuğu) Allah, senin için mübârek kılsın.Onu bahşeden (Allah’a) şükredesin.(Çocuğun) buluğa ersin ve onun iyiliğiyle rızıklandırılasın.”
TEBRİK EDİLEN KİMSE İSE ONA ŞÖYLE DUÂ EDER:
(( بَارَكَ اللهُ لَكَ وَبَارَكَ عَلَيْكَ،وَجَزَاكَ اللهُ خَيْراً، وَرَزَقَكَ اللهُ مِثْلَهُ، وَأَجْزَلَ ثَوَابَكَ ))
“Allah sana bereket versin ve bereketini dâim kılsın.Allah seni hayırla mükafatlandırsın.Allah seni de bir benzeri ile rızıklan-dırsın ve sevabını çoğaltsın” şeklinde karşılık verir.[194]
ÇOCUKLARIN KORUNMASI İÇİN YAPILAN DUÂ:
(( أُعِيذُكُمَا بِكَلِمَاتِ اللهِ التَّامَّةِ مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ وَهَامَّةٍ وَمِنْ كُلِّ عَيْنٍ لاَمَّةٍ ))
146- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-, Hasan ve Hüseyin’i, “Sizi, her şeytan ve haşereden, her kötü gözden, Allah’ın noksansız kelimelerine sığındırırım” diyerek sakındırırdı.[195]
HASTA ZİYÂRETİNDE HASTAYA YAPILAN DUÂ:
(( لاَ بَأْسَ طَهُورٌ إِنْ شَاءَ اللهُ ))
(( أَسْأَلُ اللهَ الْعَظِيمَ، رَبَّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ أَنْ يَشْفِيَكَ ))“Müslüman bir kul, eceli gelmemiş bir hastayı ziyâret eder ve yedi kere bu duâyı derse, o hasta şifa bulur.” Tirmizi, Ebu Dâvud. Bkz. Sahih-i Tirmizi (2/210), Sahihu’l-Câmi (5/180).
HASTAYI ZİYÂRET ETMENİN FAZÎLETİ:
149- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurur:“Bir kimse,müslüman kardeşini hastalığında ziyâret ederse, oturuncaya kadar cennet bağlarında yürür.Oturunca onu rahmet kaplar.Sabah ziyâret etmiş ise, akşamlayıncaya kadar yetmiş bin melek ona istiğfâr eder.Akşam ziyâret etmiş ise, sabahlayıncaya kadar yetmiş bin melek ona istiğfâr eder.”[198]
HAYATINDAN ÜMİT KESİLEN HASTANIN YAPACAĞI DUÂ:
(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْليِ، وَارْحَمْنيِ، وَأَلْحِقْنيِ بِالرَّفِيقِ اْلأَعْلَى ))
150- (3/1)“Allahım! Beni bağışla ve bana merhamet eyle. Beni Refîk-i A’lâ’ya kavuştur.”[199]
151- (3/2) Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- vefâtı yaklaştığı zaman ellerini suya daldırıp yüzünü silmeye başlar ve şöyle derdi:
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ، إِنَّ لِلْمَوْتِ لَسَكَرَاتٍ ))
“Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur. Şüphesiz ki ölümün sekerâtı (kendinden geçirme halleri) vardır.”[200]
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَاللهُ أَكْبَرُ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ،لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ،لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ،لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ ))
VEFÂT ETMEK ÜZERE OLAN KİMSEYE TELKİNDE BULUNMAK:
“Kimin (ölmeden önce) son sözü:(( لاَ إِلَهَ إِلاَّاللهُ ))‘La ilâhe illallah’ (Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur) olursa, cennete girer.”[202]
BAŞINA BİR BELÂ GELEN KİMSENİN YAPACAĞI DUÂ:
(( إِنَّا ِللهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ، اللَّهُمَّ أْجُرْنيِ فيِ مُصِيبَتيِ، وَأَخْلِفْ ليِ خَيْراً مِنْهَا ))
154- “Şüphesiz ki biz, (mülk ve yaratılış olarak) Allah’a âitiz ve (âhirette) dönüşümüz yalnızca O’nadır.Allah’ım! Başıma gelen musibet sebebiyle bana ecir ver ve bana ondan daha hayırlısını bağışla.”[203]
VEFÂT EDENİN GÖZLERİNİ KAPATIRKEN YAPILAN DUÂ:
(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْ لِفُلاَنٍ (بِاسْمِهِ) وَارْفَعْ دَرجَتَهُ فيِ الْمَهْدِيِّينَ، وَاخْلُفْهُ فيِ عَقِبِهِ فيِ الْغَابِرِينَ، وَاغْفِرْ لَنَا وَلَهُ يَا رَبَّ الْعَالَمِينَ، وَافْسَحْ لَهُ فيِ قَبْرِهِ وَنَوِّرْ لَهُ فِيهِ ))
155- “Allahım!Falanı (ölenin ismini söyler) bağışla.Hidâyete erenler arasında derecesini yükselt.Geride kalanlarına vekil ol.Ey âlemlerin Rabbi!Bizi ve onu bağışla.Kabrini genişlet ve onu orada nurlandır.”[204]
CENÂZE NAMAZINDA ÖLÜ İÇİN YAPILAN DUÂ:
(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْ لَهُ وَارْحَمْهُ، وَعاَفِهِ، وَاعْفُ عَنْهُ وَأَكْرِمْ نُزُلـَهُ، وَوَسِّعْ مُدْخَلَـهُ، وَاغْسِلْهُ بِالْمَاءِ وَالثَّلْجِ وَالْبَرَدِ، وَنَقِّهِ مِنَ الْخَطاَياَ كَماَ نَقَّيْتَ الثَّوْبَ الأَبْيَضَ مِنَ الدَّنَسِ، وَأَبْدِلْهُ داَراً خَيْراً مِنْ دَارِهِ، وَأَهْلاً خَيْراً مِنْ أَهْلِهِ، وَزَوْجاً خَيْراً مِنْ زَوْجِهِ، وَأَدْخِلْهُ الْجَنَّةَ، وَأَعِذْهُ مِنْ عَذاَبِ الْقَبْرِ ]وَعَذَابِ النَّارِ [))
156- (4/1) “Allahım! Onu bağışla ve ona merhamet et.Ona âfiyet ver ve onu affet.Onu hoş karşıla ve yerini genişlet.Onu su, kar ve dolu ile yıka.Onu, beyaz elbisenin kirden temizlendiği gibi günahlardan temizle.Ona; evinden daha iyi bis ev, âilesinden daha hayırlı bir âile, eşinden daha iyi bir eş ver.Onu cennete koy. Kabir azabından ve [cehennem azabından] koru.”[205]
(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْ لِحَيِّناَ، وَ مَيِّتِناَ، وَ شاَهِدِناَ، وَ غاَئِبِناَ ، وَ صَغِيرِناَ وَ كَبِيرِناَ، وَ ذَكَرِناَ وَ أُنْثاَناَ. اَللَّهُمَّ مَنْ أَحْيَيْتَهُ مِنَّا فَأَحْيِهِ عَلىَ اْلإِسْلاَمِ، وَ مَنْ تَوَفَّيْتَهُ مِنَّا فَتَوَفَّهُ عَلىَ اْلإيِمَانِ، اَللَّهُمَّ لاَ تَحْرِمْناَ أَجْرَهُ وَ لاَ تُضِلَّناَ بَعْدَهُ ))
157- (4/2) “Allahım!Dirimize ve ölümüze, hazır olanımıza ve olmayanımıza, küçüğümüze ve büyüğümüze, erkeğimize ve kadınımıza mağfiret eyle.Allahım!Bizden kimi yaşatırsan, onu İslâm üzere yaşat.Kimi de öldürürsen, onu îmân üzere öldür. Allahım! Onun ecrinden bizi mahrum etme ve bizi ondan sonra saptırma.”[206]
(( اَللَّهُمَّ إِنَّ فُلاَنَ بْنَ فُلاَنٍ فيِ ذِمَّتِكَ، وَ حَبْلِ جِواَرِكَ، فَقِهِ مِنْ فِتْنَةِ الْقَبْرِ َعَذَابِ الناَّرِ، وَ أَنْتَ أَهْلُ الْوَفاَءِ وَالْحَقِّ. فَاغْفِرْ لَهُ وَ ارْحَمْهُ إِنَّكَ أَنْتَ الْغَفوُرُ الرَّحِيمُ ))
158- (4/3) “Allahım! Falan oğlu falan senin emânet ve korumandadır. Onu, kabir fitnesinden ve cehennem azabından koru.Sen vefâ ve hak sahibisin.Onu bağışla ve ona merhamet et.Şüphesiz ki sen, çok bağışlayan vemerhamet edensin.”[207]
(( اَللَّهُمَّ عَبْدُكَ وَابْنُ أَمَتِكَ إِحْتاَجَ إِلىَ رَحْمَتِكَ، وَ أَنْتَ غَنِيٌّ عَنْ عَذَابِهِ إِنْ كـاَنَ مُحْسِناً فَزِدْ فيِ حَسَناَتِهِ وَ إِنْ كاَنَ مُسِيئاً فَتَجاَوَزْ عَنْهُ ))
159- (4/4) “Allahım!Ben, senin kulunum.Rahmetine muhtaç olan kadın kulunun oğluyum.Sen ona azap etmekten müstağni-sin.Eğer iyilik sahibi ise onun iyiliklerini artır.Eğer günahkâr ise, onu bağışla.”[208]
BÜLÛĞ ÇAĞINA ERMEDEN ÖLEN ÇOCUĞUN CENÂZESİNDE YAPILAN DUÂ:
(( اَللَّهُمَّ أَعِذْهُ مِنْ عَذاَبِ الْقَبْرِ ))
160-(2/1) “Allahım! Onu kabir azabından koru.”[209]
Şöyle derse de güzel olur:
(( اَللَّهُمَّ اجْعَلْهُ فَرَطاً وَ ذُخْراً لِوَالِدَيْهِ، وَشَفِيعاً مُجاَباً. اَللَّهُمَّ ثَقِّلْ بِهِ مَواَزِينَهُماَ وَأَعْظِمْ بِهِ أُجُورَهُماَ، وَأَلْحِقْهُ بِصـاَلِحِ الْمُؤْمِنِينَ، وَاجْعَلْهُ فيِ كَفاَلَةِ إِبْراَهِيمَ، وَقِـهِ بِرَحْمَتِكَ عَذاَبَ الْجَحِيمِ، وَأَبْدِلْهُ داَراً خَيْراً مِنْ داَرِهِ وَأَهْلاً خَيْراً مِنْ أَهْلِهِ، اَللَّهُمَّ اغْفِرْ ِلأَسْلاَفِناَ، وَأَفْراَطِناَ، وَمَنْ سَبَقَناَ بِاْلإيماَنِ ))
“Allahım! Onu, ana-babasına (cennete girişte) öncü, onlar için saklanmış bir nimet ve şefaati kabul edilen bir şefaatçi kıl. Allahım!Onunla, ana babasının mizânını ağırlaştır ve ecirlerini büyük eyle.Onu, salih müminlere kat ve (kıyâmet günü) İbrâhim -aleyhisselâm-’ın kefâletinde kıl.Rahmetinle onu cehennem azabın-dan koru.Ona evinden daha iyi bir ev, âilesinden daha hayırlı bir âile ver.Allahım!Evvelimizi, öncülerimizi ve bizden önce îmân edenleribağışla.”[210]
(( اَللَّهُمَّ اجْعَلْهُ لَناَ فَرَطاً، وَسَلَفاً، وَأَجْراً ))
161- (2/2) “Allahım! Onu bizim için bir öncü, selef ve bir mükâfat kıl.”[211]
TAZİYE (BAŞSAĞLIĞI) DUÂSI:
(( إِنَّ ِللهِ ماَ أَخَذَ، وَلَهُ ماَ أَعْطىَ، وَكُلُّ شَيْءٍ عِنْدَهُ بِأَجَلٍ مُسَمًّى، فَلْتَصْبِرْ وَلْتَحْتَسِبْ ))
162-“Aldığı Allah’ındır, verdiği Allah’ındır.Her şey O’nun katında belirli bir ecel iledir.Sabret ve karşılığını Allah’dan bekle.”[212]
Şöyle derse de güzel olur:
(( أَعْظَمَ اللهُ أَجْرَكَ، وَأَحْسَنَ عَزاَءَكَ وَغَفَرَ لِمَيِّتِكَ ))
“Allah ecrini büyük kılsın, sabrını güzel eylesin ve ölünü bağışlasın.”[213]
CENÂZE KABRE KONULURKEN YAPILAN DUÂ:
(( بِسْمِ اللهِ وَعَلىَ سُنَّةِ رَسُولِ اللهِ ))
163 “Allah’ın adıyla ve Rasûlullah’ın sünneti üzere.”[214]192
CENÂZE DEFNEDİLDİKTEN SONRA YAPILAN DUÂ:
(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْ لَهُ، اللَّهُمَّ ثَبِّتْهُ ))
KABİR ZİYÂRETİNDE YAPILAN DUÂ:
(( اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ أَهْلَ الدِّياَرِ، مِن الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُسْلِمِينَ، وَإِناَّ إِنْ شاَءَ اللهُ بِكُمْ لاَحِقُونَ ]وَيَرْحَمُ اللهُ الْمُسْتَقْدِمِينَ مِناَّ وَالْمُسْتَأْخِرِينَ[ أَسْأَلُ اللهَ لَناَ وَلَكُمُ الْعاَفِيَةَ ))
165- “Bu diyarın mümin ve müslüman sakinleri! Selâm sizin üzerinize olsun.Biz de Allah’ın izniyle size kavuşacağız.[Allah, bizden önce gidenlere ve sonraya kalanlara rahmet etsin]. Allah’Tan bizim ve sizin için âfiyet dilerim.”[216]
RÜZGÂR ESERKEN YAPILAN DUÂ:
(( اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَسْأَلُكَ خَيْرَهاَ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّهاَ ))
(( اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَسْأَلُكَ خَيْرَهاَ،وَخَيْرَ ماَ فِيهاَ،وَخَيْرَ ماَ أُرْسِلَتْ بِهِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّهاَ، وَشَرِّ ماَ فِيهاَ وَشَرِّ ماَ أُرْسِلَتْ بِهِ ))
GÖK GÜRLEDİĞİNDE YAPILAN DUÂ:
(( سُبْحاَنَ الَّذِي يُسَبِّحُ الرَّعْدُ بِحَمْدِهِ وَالْمَلاَئِكَةُ مِنْ خِيفَتِهِ ))
168- “Gök gürültüsünün hamd ederek; meleklerin de heybetinden dolayı kendisini tesbih ettiği (Allah’ı) tüm noksanlık-lardan tenzih ederim.”[219]
BAZI İSTİSKA (YAĞMUR İSTEME) DUÂLARI:
(( اَللَّهُمَّ أَسْقِناَ غَيْثاً مُغِيثاً مَرِيئاً مَرِيعاً، ناَفِعاً غَيْرَ ضاَرٍّ، عاَجِلاً غَيْرَ آجِلٍ ))
169- (3/1) “Allahım! Bize hemen, geciktirmeden, faydalı, zararsız,bereketli, hazmı kolay ve imdadımıza yetişen bir yağmur ver.”[220]
(( اَللَّهُمَّ أَغِثْناَ، اَللَّهُمَّ أَغِثْناَ، اَللَّهُمَّ أَغِثْناَ ))
170- (3/2) “Allahım! Bize yağmur ver.Allahım! Bize yağmur ver. Allahım! Bize yağmur ver.”[221]
(( اَللَّهُمَّ اسْقِ عِباَدَكَ، وَ بَهاَئِمَكَ، وَ انْشُرْ رَحْمَتَكَ، وَأَحْيِ بَلَدَكَ الْمَيِّتَ ))
171- (3/3) “Allahım! Kullarına ve hayvanlarına su ver. Rahmetini yağdır ve (bu) cansız beldene hayat ver.”[222]
YAĞMUR YAĞARKEN YAPILAN DUÂ:
(( اَللَّهُمَّ صَيِّباً ناَفِعاً ))
172- “Allahım! Bunu faydalı bir yağmur eyle.”[223]
YAĞMURDAN SONRA YAPILAN DUÂ:
(( مُطِرْناَ بِفَضْلِ اللهِ وَرَحْمَتِهِ ))
173- “Allah’ın lütuf ve rahmetiyle bize yağmur yağdırıldı.”[224]
YAĞMURUN KESİLMESİ İÇİN YAPILAN DUÂ:
(( اَللَّهُمَّ حَوالَيْناَ وَ لاَ عَلَيْناَ. اَللَّهُمَّ عَلىَ اْلآكاَمِ وَ الظِّراَبِ، وَ بُطُونِ الأَوْدِيَةِ، وَ مَناَبِتِ الشَّجَرِ ))
174- “Allahım! Üzerimize değil etrafımıza yağmur yağdır. Allahım!Tepelere, dağlara, vâdilere ve ağaç biten yerlere yağdır.”[225]
HİLÂL GÖRÜLÜNCE YAPILAN DUÂ:
(( اَللهُ أَكْبَرُ، اَللَّهُمَّ أَهِّلْهُ عَلَيْناَ بِاْلأَمْنِ وَ اْلإِيماَنِ، وَ السَّلاَمَةِ وَ اْلإِسْلاَمِ، وَ التَّوْفِيقِ لِماَ تُحِبُّ رَبَّناَ وَ تَرْضَى،رَبُّناَ وَ رَبُّكَ اللهُ))
175- “Allah en büyüktür.Allahım! Bunu üzerimizde emniyet, îmân, selâmet, İslâm ve sevdiğin ve râzı olduğun şeylerde başarı ayı kıl ey Rabbimiz.(Ey hilâl!) Benim ve senin rabbin Allah’tır.”[226]
ORUÇLUNUN İFTARINI AÇTIKTAN SONRA YAPACAĞI DUÂ:
(( ذَهَبَ الظَّمَأُ وَ ابْتَلَّتِ الْعُرُوقُ، وَ ثَبَتَ اْلأَجْرُ إِنْ شاَءَ اللهُ ))
176- (2/1) “(Kuruluğun gitmesiyle) susuzluk gitti; damarlar ıslandı, (yorgunluk ortadan kalktı ve) Allah’ın izniyle ecir sâbit oldu.”[227]
(( اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَسْأَلُكَ بِرَحْمَتِكَ الَّتيِ وَسِعَتْ كُلَّ شَيْءٍ أَنْ تَغْفِرَ ليِ ))
177- (2/2) “Allahım! Her şeyi kaplayan rahmetinle beni bağışlamanı dilerim.”[228]
YEMEKTEN ÖNCE YAPILAN DUÂ:
178- (2/1) “Biriniz yemeğe başlarken;
(( بِسْمِ اللهِ ))
‘Bismillah’ desin.Başında söylemeyi unutursa, hatırladığı zaman;
(( بِسْمِ اللهِ فيِ أَوَّلِهِ وَآخِرِهِ ))
“Başında ve sonunda Bismillah’ desin.”[229]
179-“Allah’ın yemekle nimetlendirdiği kimse şöyle desin:
(( اَللَّهُمَّ باَرِكْ لَناَ فِيهِ، وَ أَطْعِمْناَ خَيْراً مِنْهُ ))
‘Allahım! Bunda bizim için bereket kıl ve bundan daha hayırlısını bize yedir.’”
Allah’ın sütle susuzluğunu giderdiği bir kimse de şöyle desin:
(( اَللَّهُمَّ باَرِكْ لَناَ فِيهِ، وَزِدْناَ مِنْهُ ))
“Allahım! Bunda bizim için bereket kıl ve bize bundan daha fazla ver.”[230]
YEMEKTEN SONRA YAPILAN DUÂ:
(( اَلْحَمْدُ ِللهِ الَّذِي أَطْعَمَنيِ هَذاَ وَ رَزَقَنِيهِ مِنْ غَيْرِحَوْلٍ مِنيِّ وَ لاَ قُوَّةٍ ))
180- (2/1) “Benden hiçbir hareket ve kuvvet harcamaksı-zın bana bu yemeği yediren ve beni onunla rızıklandıran Allah’a hamdolsun.”[231]
(( اَلْحَمْدُ ِللهِ حَمْداً كَثِيراً طَيِّباً مُباَرَكاً فِيهِ، غَيْرَ] مَكْفِيٍّ وَلاَ[ مُوَدَّعٍ، وَلاَ مُسْتَغْنىً عَنْهُ رَبَّناَ ))
181- (2/2) “Riyâdan uzak ve bereketi kesilmeyen çok, sonsuz ve terk olunmayan, kendisinden müstağni olunmayarak yapılan hamd, Rabbimiz Allah’adır.”[232]
MİSÂFİRİN YEMEK SAHİBİ İÇİN YAPACAĞI DUÂ:
(( اَللَّهُمَّ باَرِكْ لَهُمْ فِيماَ رَزَقْتَهُمْ، وَاغْفِرْ لَهُمْ، وَارْحَمْهُمْ ))
182- “Allahım! Onlara rızık olarak verdiklerine bereket ver, onları bağışla ve onlara merhamet et.”[233]
KENDİSİNE SU İÇİREN VEYA İÇİRMEK İSTEYEN KİMSE İÇİN YAPILAN DUÂ:
(( اَللَّهُمَّ أَطْعِمْ مَنْ أَطْعَمَنيِ وَاسْقِ مَنْ سَقاَنِي ))
183- “Allahım! Bana yemek verene yemek ver. Bana su verene su ver.”[234]
ORUÇLUNUN, İFTAR YEMEĞİ VEREN KİMSE İÇİN İFTARINI AÇTIKTAN SONRA YAPACAĞI DUÂ:
(( أَفْطَرَ عِنْدَكُمُ الصَّائِمُونَ، وَأَكـلَ طَعـاَمَكُمُ اْلأَبْراَرُ، وَصَلَّتْ عَلَيْكُمُ الْمَلاَئِكَةُ ))
184- “Oruçlular yanınızda iftar etsin, Yemeğinizi iyiler yesin ve melekler sizin için Allah’a istiğfarda bulunsun.”[235]
ORUÇLU OLDUĞU HALDE YEMEĞE DÂVET EDİLEN VE ORUCUNU BOZMAYANIN YEMEK SAHİBİ İÇİN YAPACAĞI DUÂ[236]:
185- “Sizden biriniz yemeğe dâvet edilirse, icâbet etsin. Oruçlu ise (yemek sahibi için) duâ etsin.Oruçlu değilse yemekten yesin.”[237]
ORUÇLUNUN, KENDİSİNE SÖVEN VEYA KÖTÜ SÖZ SÖYLEYEN KİMSE İÇİN NE SÖYLEYECEĞİ:
(( إِنيِّ صاَئِمٌ، إِنيِّ صاَئِمٌ ))
186- “Ben oruçluyum, ben oruçluyum.”[238]
MEVSİMİN İLK MEYVESİ GÖRÜLÜNCE YAPILAN DUÂ:
(( اَللَّهُمَّ باّرِكْ لَناَ فِي ثَمَرِنَا، وَباَرِكْ لَناَ فيِ مَدِينَتِناَ، وَباَرِكْ لَناَ فيِ صاَعِناَ، وَباَرِكْ لَناَ فيِ مُدِّناَ ))
187- “Allahım!Meyvemizi bize bereketli kıl.Medinemizi bize mübârek eyle.Sa’mıza bereket ver.Müdd’ümüze bereket ver.[239]
AKSIRINCA YAPILAN DUÂ:
188- “Sizden biriniz aksırınca:
(( اَلْحَمْدُ ِللهِ ))
‘Elhamdulillah’ desin.(Bunu işiten) kardeşi veya arkadaşı:
(( يَرْحَمُكَ اللهُ ))
‘Allah sana merhamet etsin’ desin. (Aksıran da ona):
(( يَهْدِيكُمُ اللهُ وَيُصْلِحُ بَالَكُمْ ))
“Allah size hidâyet etsin ve hâlinizi düzeltsin’ desin.”[240]
KÂFİR, AKSIRDIRDIĞI ZAMAN ALLAH’A HAMD EDERSE, ONUN İÇİN YAPILAN DUÂ:
(( يَهْدِيكُمُ اللهُ وَيُصْلِحُ بَالَكُمْ ))
189- “Allah size hidâyet etsin ve hâlinizi düzeltsin.”[241]
EVLENEN KİMSE İÇİN YAPILAN DUÂ:
(( بَارَكَ اللهُ لَكَ، وَباَرَكَ عَلَيْكَ، وَجَمَعَ بَيْنَكُماَ فيِ خَيْرٍ ))
190- “Allah senin için bereketli kılsın ve bereketini dâim etsin. İkinizin arasını hayırda birleştirsin.”[242]218
EVLENEN VEYA YENİ BİNEK SATIN ALAN KİMSENİN YAPACAĞI DUÂ:
191- “Sizden biriniz evlenir veya bir hizmetçi satın alırsa şöyle desin:
(( اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَسْأَلُكَ خَيْرَهاَ وَخَيْرَ ماَ جَبَلْتَهاَ عَلَيْهِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّهاَ، وَشَرِّماَ جَبَلْتَهاَ عَلَيْهِ ))
“Allahım! Bunun hayrını ve bunda yarattığın şeyin hayrını (güzel ahlâkını) dilerim.Bunun şerrinden ve bunda yarattığın şeyin şerrinden (kötü ahlâkından) sana sığınırım.”
“Bir deve (veya binek) satın alınca da hörgücünden tutsun ve böyle duâ etsin.”[243]
EŞİYLE CİNSEL İLİŞKİYE GİRMEDEN ÖNCE YAPILAN DUÂ:
(( بِسْمِ اللهِ. اَللَّهُمَّ جَنِّبْناَ الشَّيْطاَنَ،وَجَنِّبِ الشَّيْطاَنَ ماَ رَزَقْتَناَ ))
192- “Allah’ın adıyla.Allahım! Bizi şeytandan, şeytanı da bizi rızıklandıracağın çocuktan uzak tut.”[244]
ÖFKELENİNCE YAPILAN DUÂ:
(( أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطاَنِ الرَّجِيمِ ))
193- “Allah’ın rahmetinden kovulmuş şeytandan, Allah’a sığınırım.”[245]
BELÂYA UĞRAYANI GÖREN KİMSENİN YAPACAĞI DUÂ:
(( اَلْحَمْدُ ِللهِ الَّذِي عاَفاَنيِ مِمَّا ابْتَلاَكَ بِهِ، وَفَضَّلَنيِ عَلىَ كَثِيرٍ مِمَّنْ خَلَقَ تَفْضِيلاً ))
194- “Sana verdiği belâdan beni âfiyette kılan ve yarattık-larının çoğuna tercih ederek beni üstün kılan Allah’a hamd olsun.”[246]
HER OTURUMDA YAPILAN DUÂ:
195- İbn-i Ömer-Allah ondan ve babasından râzı olsun- şöyle demiştir:
“Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-’in bir oturumda, kalkmadan önce yüz kere şöyle dediği sayılırdı:
(( رَبِّ اغْفِرْ ليِ، وَتُبْ عَلَىَّ، إِنَّكَ أَنْتَ التَّواَّبُ الْغَفُورُ ))
‘Rabbim! Beni bağışla ve tevbemi kabul et.Şüphesiz ki sen, tevbeleri çokça kabul eden ve çokça bağışlayansın.”[247]
OTURUMUN SONUNDA YAPILAN DUÂ:
(( سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَ أَتُوبُ إِلَيْكَ ))
196- “Allahım! Sana hamd ederek, seni tüm noksanlıklar-dan tenzih ederim.Senden başka hakkıyla ibâdet lâyık hiçbir ilah olmadığına şehâdet ederim.Senden bağışlanma diler ve sana tevbe ederim.”[248]
“ALLAH SENİ BAĞIŞLASIN” DİYEN KİMSE İÇİN YAPILAN DUÂ:
(( وَلَكَ ))
197- “Seni de -bağışlasın-.”[249]
İYİLİK YAPAN KİMSE İÇİN YAPILAN DUÂ:
(( جَزاَكَ اللهُ خَيْراً ))
198- “Allah seni hayırla mükafatlandırsın.”[250]
DECCÂL’İN ŞERRİNDEN KORUNMAK İÇİN YAPILAN DUÂ:
199- “Kehf Sûresi’nin ilk on âyetini ezberleyen, Deccal’in şerrinden korunmuş olur.”[251]
Her namazın sonunda teşehhüdde, Deccâl’in fitnesinden Allah’a sığınmak da böyledir.[252]
“SENİ ALLAH İÇİN SEVİYORUM” DİYEN KİMSE İÇİN YAPILAN DUÂ:
(( أَحَبَّكَ الَّذِي أَحْبَبْتَنيِ لَهُ ))
200- “Kendisi için beni sevdiğin (Allah), seni de sevsin.”[253]
MALINI SANA SUNAN KİMSE İÇİN YAPACAĞIN DUÂ:
(( باَرَكَ اللهُ لَكَ فيِ أَهْلِكَ وَماَلِكَ ))
201- “Allah, âileni ve malını senin için bereketli kılsın.”[254]
BORCU ÖDERKEN, BORÇ VEREN KİMSE İÇİN YAPILAN DUÂ:
((باَرَكَ اللهُ لَكَ فيِ أَهْلِكَ وَماَلِكَ،إِنَّماَ جَزاَءُ السَّلَفِ الْحَمْدُ وَالأَداَءُ ))
202- “Allah, âileni ve malını senin için bereketli kılsın. Verilen borcun karşılığı, ancak hamd etmek ve onu ödemektir.”[255]
ŞİRKE DÜŞMEKTEN KORKULDUĞU ZAMAN YAPILAN DUÂ:
(( اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَعُوذُ بِكَ أَنْ أُشْرِكَ بِكَ وَأَناَ أَعْلَمُ، وَأَسْتَغْفِرُكَ لِماَ لاَ أَعْلَمُ ))
203- “Allahım! Bilerek sana şirk koşmaktan sana sığınrım. Bilmediklerim için de senden mağfiret dilerim.”[256]
“ALLAH SENİ MÜBÂREK KILSIN” DİYEN KİMSE İÇİN YAPILAN DUÂ:
(( وَفِيكَ باَرَكَ اللهُ ))
204- “Ve Allah da seni mübârek kılsın.”[257]
BİR ŞEYİ UĞURSUZ SAYMANIN ÇİRKİN OLUŞU İLE İLGİLİ DUÂ:
(( اَللَّهُمَّ لاَ طَيْرَ إِلاَّ طَيْرُكَ، وَلاَ خَيْرَ إِلاَّ خَيْرُكَ،وَلاَ إِلَهَ غَيْرُكَ ))
205- “Allahım! Senin takdir ettiğin (insanların uğursuzluk saydığı) şeyden başka takdir olunan bir şey yoktur.Senin verdiğin hayırdan başka hayır yoktur. Senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.”[258]
BİNEĞE VEYA TAŞITA BİNERKEN YAPILAN DUÂ:
((بِسْمِ اللهِ،الْحَمْدُ ِللهِ {سُبْحانَ الَّذِي سَخَّرَ لَنَا هَذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَ * وَإِنَّا إِلَى رَبِّنَا لَمُنقَلِبُونَ} اَلْحَمْدُ ِللهِ، اَلْحَمْدُ ِللهِ، اَلْحَمْدُ ِللهِ، اَللهُ أَكْبَرُ، اَللهُ أَكْبَرُ، اَللهُ أَكْبَرُ، سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي فَاغْفِرْ ليِ،فَإِنَّهُ لاَيَغْفِرُ الدُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ ))
206- “Bismillah.Hamd, Allah’adır.Bunu bizim hizmetimize veren Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederiz.Yoksa biz buna güç yetiremezdik.Şüphesiz ki biz,(âhirette) Rabbimize döneceğiz. Hamd, Allah’adır.Hamd, Allah’adır.Hamd, Allah’adır.Allah en büyüktür.Allah en büyüktür.Allah en büyüktür.Allahım! Seni tüm noksanlıklardan tenzih ederim.Ben nefsime zulmettim, beni bağışla.Çünkü günahları ancak sen bağışlarsın.”[259]
YOLCULUĞA ÇIKARKEN YAPILAN DUÂ:
(( اَللهُ أَكْبَرُ،اَللهُ أَكْبَرُ،اَللهُ أَكْبَرُ {سُبْحانَ الَّذِي سَخَّرَ لَنَا هَذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَ * وَإِنَّا إِلَى رَبِّنَا لَمُنقَلِبُونَ} اَللَّهُمَّ إِناَّ نَسْأَلُكَ فيِ سَفَرِناَ هَذاَ الْبِّرَّ وَالتَّقْوَى، وَمِنَ الْعَمَلِ ماَ تَرْضَى، اَللَّهُمَّ هَوِّنْ عَلَيْناَ سَفَرِناَ هَذَا وَاطْوِ عَنَّا بُعْدَهُ، اَللَّهُمَّ أَنْتَ الصَّاحِبُ فيِ السَّفَرِ، وَالْخَلِيفَةُ فيِ الأَهْلِ، اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ وَعْثاَءِ السَّفَرِ وَكَآبَةِ الْمَنْظَرِ وَسُوءِ الْمُنْقَلَبِ فيِ الْماَلِ وَاْلأَهْلِ ))
207- “Allah en büyüktür.Allah en büyüktür.Allah en büyüktür.Bunu bizim hizmetimize veren Allah’ı tüm noksanlıklar-dan tenzih ederiz.Yoksa biz buna güç yetiremezdik.Şüphesiz ki biz, Rabbimize döneceğiz.Allahım! Senden, bu yolculuğumuzda iyilik ve takva, râzı olacağın amel dileriz.Allahım! Bu yolculuğu-muzu bize kolaylaştır ve onun uzaklığını bize yakın kıl.Allahım! Sen, yolculukta dost ve âilemiz için vekilsin.Allahım! Yolculuğun meşakkatinden, üzücü manzara (görmekten), âilem ve malımda kötü değişiklikler (ile karşılaşmaktan) sana sığınırım.”
Yolculuktan dönünce bu duâyla birlikte şunu da söyler:
(( آيِبُونَ تاَئِبُونَ، عاَبِدُونَ، لِرَبِّناَ حاَمِدُونَ ))
“Biz, (yolculuktan, vatanımıza selâmet içerisinde) dönenler, tevbe edenler, ibâdet edenler, Rabbimize hamd edenleriz.”[260]
BİR KÖY VEYA BELDEYE GİRERKEN YAPILAN DUÂ:
(( اَللَّهُمَّ رَبَّ السَّماَواَتِ السَّبْعِ وَماَ أَظْلَلْنَ، وَرَبَّ الأَرَضِينَ السَّبْعِ وَماَ أَقْلَلْنَ، وَرَبَّ الشَّياَطِينَ وَماَ أَضْلَلْنَ، وَرَبَّ الرَّياَحِ وَماَ ذَرَيْنَ. أَسْأَلُكَ خَيْرَ هَذِهِ الْقَرْيَةِ وَخَيْرَ أَهْلِهاَ، وَخَيْرَ ماَ فِيهاَ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّهاَ وَشَرِّ أَهْلِهاَ وَشَرِّ ماَ فِيهاَ ))
208- “Yedi kat gök ve onun gölgelediklerinin Rabbi, yedi kat yer ve onun barındırdıklarının Rabbi, şeytanlar ve onların saptırdıklarının Rabbi, rüzgârlar ve onların sürükleyip götürdükle-rinin Rabbi olan Allahım!Bu köyün, bu köy halkının ve bu köyde bulunanların hayırlısını senden dilerim.Bu köyün şerrinden, bu köy halkının şerrinden ve bu köyde bulunanların şerrinden sana sığınırım.”[261]
ÇARŞI VE PAZARA GİRERKEN YAPILAN DUÂ:
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَ لَهُ الْحَمْدُ، يُحْيِي وَيُمِيتُ وَهُوَ حَيٌّ لاَ يَمُوتُ، بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلىَ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ))
209- “Allah’Tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.O, birdir ve O’nun hiçbir ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd da O’nadır.O, yaşatır ve öldürür.O, diridir, ölmez. Her türlü iyilik, O’nun elindedir. O, her şeye gücü yetendir.”[262]
BİNEK TÖKEZLEYİNCE YAPILAN DUÂ:
(( بِسْمِ اللهِ ))
210- “Allah’ın adıyla.”[263]
YOLCUNUN GERİDE KALANLAR İÇİN YAPACAĞI DUÂ:
(( أَسْتَوْدِعُكُمُ اللهَ الَّذِي لاَ تَضِيعُ وَداَئِعُهُ ))
211- “Sizi, kendisine bırakılan emânetler kaybolmayan Allah’a emânet ederim.”[264]
GERİDE KALANLARIN YOLCU İÇİN YAPACAĞI DUÂ:
(( أَسْتَوْدِعُ اللهَ دِينَكَ، وَأَماَنَتَكَ، وَخَواَتِيمَ عَمَلِكَ ))
212- (2/1) “Dinini, emânetini ve işlerinin âkibetini Allah’a emânet ederim.”[265]
(( زَوَّدَكَ اللهُ التَّقْوَى،وَغَفَرَ ذَنْبَكَ،وَيَسَّرَ لَكَ الْخَيْرَ حَيْثُ مَا كُنْتَ ))
213- (2/2) “Allah seni takva ile rızıklandırsın, günahını bağışlasın ve nerede olursan ol, senin için hayırlı olanını kolaylaştırsın.”[266]
YOLCULUK SIRASINDA TEKBİR VE TESBİH GETİRMEK:
214- Câbir-Allah ondan râzı olsun- şöyle dedi:
“Bizler, (Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte) yükseğe çıkınca ‘Allahu Ekber’, aşağı inince de ‘Subhanallah’ derdik.”[267]
YOLCUNUN, SEHER VAKTİNE GİRDİĞİNDE YAPACAĞI DUÂ:
(( سَمِعَ ساَمِعٌ بِحَمْدِ اللهِ، وَحُسْنِ بَلاَئِهِ عَلَيْناَ. رَبَّناَ صاَحِبْناَ، وَأَفْضِلْ عَلَيْناَ عاَئِذاً بِاللهِ مِنَ النَّارِ ))
215- “Üzerimize olan lütfundan dolayı Allah’a yaptığımız hamdi işiten işitti.Rabbimiz! Bize yoldaş ol ve bize ihsanda bulun! Cehennemden Allah’a sığınırım.”[268]
YOLCULUK SIRASINDA VEYA BAŞKA ZAMANDA BİR YERDE KONAKLAYINCA YAPILAN DUÂ:
(( أَعُوذُ بِكَلِماَتِ اللهِ التَّامَّاتِ مِنْ شَرِّ ماَ خَلَقَ ))
216- “Yarattıklarının şerrinden, Allah’ın noksansız kelimele-rine sığınırım.”[269]
YOLCULUKTAN DÖNÜNCE YAPILAN DUÂ:
217- Her tepenin üzerinde üç defa ‘Allahu Ekber’ der, sonra şöyle duâ eder:
(( لاَ إِلَهَ إَلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، آيِبوُنَ، تاَئِبُونَ، عاَبِدُونَ، لِرَبِّناَ حاَمِدُونَ، صَدَقَ اللهُ وَعْدَهُ، وَنَصَرَ عَبْدَهُ، وَهَزَمَ اْلأَحْزَابَ وَحْدَهُ ))
“Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur. O birdir ve O’nun hiçbir ortağı yoktur.Mülk O’nundur, hamd da O’nadır.O, her şeye gücü yetendir.Biz, (yolculuktan, vatanımıza selâmet içerisinde) dönenler, tevbe edenler, ibâdet edenler, Rabbimize hamd edenleriz.Allah va’dinde durdu, kuluna yardım etti ve (düşman) grupları yalnızca O hezimete uğrattı.”[270]
HOŞA GİDEN VEYA GİTMEYEN BİR ŞEYLE KARŞILAŞINCA YAPILAN DUÂ:
218- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- hoşuna giden bir işle karşılaştığında şöyle derdi:
(( اَلْحَمْد ُللهِ الَّذِي بِنِعْمَتِهِ تَتِمُّ الصَّالِحاَتُ ))
“Salih amellerin O’nun nimetiyle tamamlanan Allah’a hamdolsun.”
Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- hoşuna gitmeyen bir işle karşılaştığında ise şöyle derdi:
(( اَلْحَمْدُ ِللهِ عَلَى كُلِّ حاَلٍ ))
“Her hâlukârda Allah’a hamdolsun.”[271]
PEYGAMBER-sallallahu aleyhi ve sellem-’E SALAVÂT GETİRMENİN FAZÎLETİ:
219- Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:
(( مَنْ صَلَّى عَلَيَّ صَلاَةً، صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ بِهَا عَشْرًا ))
“Kim bana bir salât getirirse, Allah da ona bununla on salât getirir.”[272]
220- Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:
(( لاَ تَجْعَلُوا بُيُوتَكُمْ قُبُورًا، وَلا تَجْعَلُوا قَبْرِي عِيدًا وَصَلُّوا عَلَيَّ فَإِنَّ صَلاَتَكُمْ تَبْلُغُنِي حَيْثُ كُنْتُمْ ))
“Evlerinizi kabirlere çevirmeyin.Kabrimi de bayram yerine çevirmeyin.Bana salât getirin.Zirâ getirdiğiniz salavâtınız nerede olursanız olun, bana ulaşır.”[273]
221- Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:
(( اَلْبَخِيلُ الَّذِي مَنْ ذُكِرْتُ عِنْدَهُ فَلَمْ يُصَلِّ عَلَيَّ ))
“Cimri, o kimsedir ki yanında adım anıldığında bana salât getirmeyendir”[274]
222- Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:
(( إِنَّ لِلَّهِ مَلائِكَةً سَيَّاحِينَ فِي الأَرْضِ، يُبَلِّغُونِي مِنْ أُمَّتِي السَّلاَمَ ))
“Şüphesiz ki Allah’ın yeryüzünde gezici melekleri vardır. Onlar ümmetimden bana selâm ulaştırırlar.”[275]
223- Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:
((مَا مِنْ أَحَدٍ يُسَلِّمُ عَلَيَّ إِلاَّ رَدَّ اللَّهُ عَلَيَّ رُوحِي حَتَّى أَرُدَّ عَلَيْهِ السَّلاَمَ ))
“Kim bana selâm verirse, selâmını almam için Allah ruhumu bana geri gönderir.”[276]
SELÂMI YAYMAK:
224- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:
(( لاَ تَدْخُلُوا الْجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا، وَلاَ تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا، أَوَلاَ أَدُلُّكُمْ عَلَى شَيْءٍ إِذَا فَعَلْتُمُوهُ تَحَابَبْتُمْ: أَفْشُوا السَّلاَمَ بَيْنَكُمْ))
“Îmân etmedikçe cennete giremezsiniz.Birbirinizi sevme-dikçe de îmân etmiş olmazsınız. Sizi, yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir şeye yönelteyim mi? Selâmı aranızda yayın.”[277]
225- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:
(( ثَلاَثٌ مَنْ جَمَعَهُنَّ فَقَدْ جَمَعَ الْإِيمَانَ: اَلْإِنْصَافُ مِنْ نَفْسِكَ، وَبَذْلُ السَّلاَمِ لِلْعَالَمِ، وَالْإِنْفَاقُ مِنْ الْإِقْتَارِ ))
“Şu üç haslet kimse biraraya gelirse, o kimse kâmil îmâna kavuşmuş olur.Nefsine zulmetmemek, herkese selâm vermek ve yoksullukta (Allah için) infâk etmektir.”[278]
226- Abdullah b. Ömer’den-Allah ondan ve babasından râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, bir adam Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’e gelerek: “İslâm’ın hangi hasleti daha hayırlıdır?” diye sordu.Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-: “Yemek yedirmen, tanıdığına ve tanımadığına selâm vermendir.”[279] buyurdu.
MÜSLÜMAN,KENDİSİNE SELÂM VEREN KÂFİRE NASIL KARŞILIK VERİR?
227- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:
“Ehli kitap (yahudi ve hıristiyanlar) size selâm verirlerse, onlara:
(( وَعَلَيْكُمْ ))
‘Ve aleykum’ (ve sizin üzerinize) deyin.”[280]
HOROZ ÖTTÜĞÜNDE VE EŞEK ANIRDIĞINDA YAPILAN DUÂ:
228- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:
(( إِذَا سَمِعْتُمْ صِيَاحَ الدِّيَكَةِ فَاسْأَلُوا اللَّهَ مِنْ فَضْلِهِ، فَإِنَّهَا رَأَتْ مَلَكًا. وَإِذَا سَمِعْتُمْ نَهِيقَ الْحِمَارِ، فَتَعَوَّذُوا بِاللَّهِ مِنْ الشَّيْطَانِ، فَإِنَّهُ رَأَى شَيْطَانًا ))
“Horozun öttüğünü işittiğinizde, Allah’ın fazlından isteyin. Çünkü o bir melek görmüştür.Eşeğin anırmasını işittiğinizde ise şeytanın şerrinden Allah’a sığının.Çünkü o bir şeytan görmüştür.”[281]
GECE KÖPEK HAVLADIĞINDA YAPILAN DUÂ:
229- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:
(( إِذَا سَمِعْتُمْ نُبَاحَ الْكِلاَبِ، وَنَهِيقَ الْحُمُرِ بِاللَّيْلِ، فَتَعَوَّذُوا بِاللَّهِ، فَإِنَّهُنَّ يَرَيْنَ مَا لاَ تَرَوْنَ ))
“Geceleyin köpeklerin havlamasını ve eşeklerin anırma-sını işittiğiniz zaman, onlardan Allah’a sığının.Çünkü onlar sizin görmediklerinizi (Allah tarafından gökten inen âfet ve felâketleri) görürler.”[282]
KÖTÜLEDİĞİN KİMSE İÇİN YAPILAN DUÂ:
230- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:
(( اَللَّهُمَّ فَأَيُّمَا مُؤْمِنٍ سَبَبْتُهُ، فَاجْعَلْ ذَلِكَ لَهُ قُرْبَهً إِلَيْكَ يَوْمَ الْقِياَمَةِ ))
“Allahım! Hangi mü’mine kötü söz söylemişsem (hakaret etmişsem), bunu kıyâmet günü onun için sana yakınlık vesilesi kıl.”[283]
MÜSLÜMAN, MÜSLÜMANI ÖVDÜĞÜNDE YAPILAN DUÂ:
231- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmaktadır:
(( إِذَا كَانَ أَحَدُكُمْ مَادِحًا صَاحِبَهُ لاَ مَحَالَةَ، فَلْيَقُلْ: أَحْسِبُ فُلاَنًا وَاللَّهُ حَسِيبُهُ، وَلاَ أُزَكِّي عَلَى اللَّهِ أَحَدًا، أَحْسِبُهُ إِنْ كَانَ يَعْلَمُ ذَاكَ كَذَا وَكَذَا ))
“Sizden birinizin, arkadaşını mutlaka övmesi gerekiyorsa şöyle desin: Falanı (görünüşe göre) iyi sanıyorum.Onu hesaba çekecek olan Allah’tır.Ben, Allah’a karşı kimseyi temize çıkara-mam.(Sonra) o kimseyi gerçekten öyle biliyorsa: Onu şöyle şöyle biliyorum, desin.”[284]
TEZKİYE EDİLEN MÜSLÜMANIN YAPACAĞI DUÂ:
(( اَللَّهُمَّ لاَ تُؤَاخِذْنِي بِماَ يَقُولُونَ، وَاغْفِرْ ليِ ماَ لاَ يَعْلَمُونَ، ] وَاجْعَلْنيِ خَيْراً مِماَّ يَظُنُّونَ [))
232- “Allahım! Onların söyledikleri sebebiyle beni sorumlu tutma.Benim hakkımda bilmedikleri şeyleri benim için bağışla. [ve beni onların zannettiklerinden daha hayırlı kıl].”[285]
İHRAMLI KİMSE HAC VEYA UMREDE NASIL TELBİYE GETİRİR?
(( لَبَّيْكَ اللَّهُمَّ لَبَّيْكَ، لَبَّيْكَ لاَ شَرِيكَ لَكَ لَبَّيْكَ،إِنَّ الْحَمْدَ، وَالنِّعْمَةَ، لَكَ وَالْمُلْكَ، لاَ شَرِيكَ لَكَ ))
233- “Buyur, Allahım buyur! Buyur, senin ortağın yoktur, buyur! Hamd sanadır. Nimet ve mülk sana âittir. Senin hiçbir ortağın yoktur.”[286]
TAVAFTA HACER-İ ESVED’E GELİNCE TEKBİR GETİRMEK:
234- “Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- Beytullah’ı devenin üzerinde tavaf etti.Hacer-i Esved’e her gelişinde yanındaki bir şeyle (bastonuyla) işâret edip tekbir getirdi.”[287]
TAVAFTA RÜKN-Ü YEMÂNÎ İLE HACER-İ ESVED ARASINDA YAPILAN DUÂ:
{وِمِنْهُم مَّن يَقُولُ رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ}
235- “Rabbimiz!Bize dünyada bir iyilik ve âhirette de iyilik (cenneti) ver.Ve bizi cehennem azabından koru.”[288]
SAFA VE MERVE ÜZERİNDE DURUNCA YAPILAN DUÂ:
236- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- Safa’ya yaklaşınca:
{إِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِن شَعَآئِرِ اللَّهِ…} [سورة البقرة الآية: 158]
“Safâ ve Merve, Allah’ın ibâdet için belirlediği yerlerden-dir”(âyetini) okudu; “Allah’ın (âyette) başladığı ile başlıyorum” dedi ve Safâ ile başladı.Beytullah’ı görecek şekilde üzerine çıktı ve kıbleye yöneldi. Allah’ı birleyip tekbir getirdi ve şöyle dedi:
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَىكُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ، أَنْجَزَ وَعْدَهُ، وَنَصَرَ عَبْدَهُ، وَهَزَمَ اْلأَحْزاَبَ وَحْدَهُ ))
“Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur. O, birdir ve hiçbir ortağı yoktur.Mülk O’nundur, hamd da O’nadır. O, her şeye gücü yetendir. Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur. O birdir. Va’dini yerine getirmiş, kuluna (Muhammed-sallallahu aleyhi ve sellem-‘e) yardım etmiş ve (Hendek savaşında düşman) grupları sadece o hezimete uğratmıştır.” Sonra Safa ve Merve arasında duâ etti ve bunu üç defa tekrarladı. Merve üzerinde de Safâ üzerinde yaptığı gibi yapmıştır.”[289]
AREFE GÜNÜ YAPILAN DUÂ:
237- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:
“Duâların en hayırlısı, Arefe günü yapılan duâdır.Benim ve benden önceki tüm peygamberlerin söyledikleri sözlerin en hayırlısı şudur:
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ))
“Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur. O, birdir ve O’nun hiçbir ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd da O’nadır. O, her şeye gücü yetendir.”[290]
MEŞ’AR-İ HARAM’DA (MÜZDELİFE’DE) YAPILAN DUÂ:
238- “Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- ‘Kasvâ’ (isimli devesine) bindi ve Meş’ar-i Harâm’a geldi.Kıbleye yöneldi (Allah’a duâ etti, tekbir getirdi, lâ ilâhe illah dedi ve Allah’ı birledi). Ortalık iyice aydınlanıncaya kadar bu şekilde ayakta kaldı ve güneş doğma-dan önce oradan ayrıldı.”[291]
CEMRELERE TAŞ ATARKEN TEKBİR GETİRMEK:
239- Cemrelere taş atarken her defasında tekbir getirir. Birinci ve ikinci cemreye taşları attıktan sonra öne doğru çıkarak durur; kıbleye yönelerek ellerini kaldırıp duâ eder.Akabe cemre-sine taşları atarken de her defasında tekbir getirir.Taşları attıktan sonra ise oradan ayrılır, cemrenin yanında durmaz.[292]
ŞAŞIRTAN VE SEVİNDİREN BİR DURUM KARŞISINDA YAPILAN DUÂ:
(( سُبْحَانَ اللهِ ))
240- “Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim.”[293]
(( اَللهُ أَكْبَرُ ))
241- “Allah en büyüktür.”[294]
KENDİSİNE SEVİNDİRİCİ BİR HABER GELEN KİMSENİN YAPACAĞI DUÂ:
242- “Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- kendisini sevindiren veya sevinilen bir olayla karşılaştığında Allah Teâlâ’ya şükür için secdeye kapanırdı.”[295]
BEDENDE AĞRI/SANCI HİSSEDİLİNCE YAPILAN DUÂ:
243- Elini vücudundaki acıyan yerin üzerine koy ve üç kere:
(( بِسْمِ اللهِ ))
“Allah’ın adıyla” dedikten sonra yedi kere şöyle de:
(( أَعُوذُ بِاللهِ وَقُدْرَتِه مِنْ شَرِّ مَا أَجِدُ وَأُحاَذِرُ ))
“Bulduğum ve korktuğum (acının) şerrinden, Allah’a ve O’nun kudretine sığınırım.”[296]
NAZAR ETMEKTEN KORKAN KİMSENİN YAPACAĞI DUÂ:
244- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:
“Sizden biriniz, (müslüman) kardeşinde veya kendisinde veyahut da malında hoşuna giden bir şey gördüğünde, [onun için bereketli olmasını dilesin].Çünkü nazar, haktır.”[297]
KORKU VE DEHŞET ANINDA YAPILAN DUÂ:
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ ))
245- “Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur.”[298]
KURBAN KESERKEN YAPILAN DUÂ:
(( بِسْمِ اللهِ وَاللهُ أَكْبَرُ ]اَللَّهُمَّ مِنْكَ وَلَكَ[ اَللَّهْمَّ تَقَبَّلْ مِنيِّ ))
246- “Allah’ın adıyla.Allah en büyüktür.[Allahım!Bu kurban, senden bana bir lütuf olarak geldi ve senin için kurban edildi] Allahım!Bu kurbanı benden kabul eyle!”[299]
İNATÇI ŞEYTANLARIN HİLE VE TUZAĞINI BOŞA ÇIKARMAK İÇİN YAPILAN DUÂ:
(( أَعُوذُ بِكَلِماَتِ اللهِ التَّامَّاتِ الَّتيِ لاَ يُجَاوِزُهُنَّ بَرٌّ وَلاَ فاَجِرٌ مِنْ شَرِّ مَاخَلَقَ، وَبَرَأَ وَذَرَأَ، وَمِنْ شَرِّ مَا يَنْزِلُ مِنَ السَّمَاءِ،وَمِنْ شَرِّ مَايَعْرجُ فِيهَا، وَمِنْ شَرِّ مَا ذَرَأَ فيِ اْلأَرْضِ، وَمِنْ شَرِّ ماَ يَخْرُجُ مِنْهاَ، وَمِنْ شَرِّ فِتَنِ اللَّيْـلِ وَالنَّهاَرِ، وَمِنْ شَرِّ كُلِّ طاَرِقٍ إِلاَّ طاَرِقاً يَطْرُقُ بِخَيْرٍ ياَرَحْمَنُ ))
247- “Yarattıklarının, yoktan var ettiklerinin şerrinden; gök-ten inenin ve göğe yükselenin şerrinden, yere ektiğinin ve yerden çıkanın şerrinden, gece ve gündüz fitnelerinin şerrinden, hayırla kapıyı çalanın dışında her kapıyı çalanın şerrinden, iyi ve kötünün onun dışına çıkamayacağı Allah’ın noksansız kelimele-rine sığınırım; Ya Rahmân!.”[300]
TEVBE VE İSTİĞFAR HAKKINDA:
Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:
(( وَاللَّهِ إِنِّي لَأَسْتَغْفِرُ اللَّهَ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ فِي الْيَوْمِ أَكْثَرَ مِنْ سَبْعِينَ مَرَّةً ))
248-(6/1) “Allah’a yemin olsun ki ben, günde yetmiş defadan fazla Allah’tan bağışlanma diler ve O’na tevbe ederim.”[301]
((يَا أَيُّهَا النَّاسُ تُوبُوا إِلَى اللَّهِ، فَإِنِّي أَتُوبُ فِي الْيَوْمِ إِلَيْهِ مِائَةَ مَرَّةٍ))
249- (6/2) “Ey insanlar! Allah’a tevbe edin.Çünkü ben, günde yüz kere Allah’a tevbe ederim.”[302]
250-(6/3) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:
“ Her kim;
((أَسْتَغْفِرُ اللهَ الْعَظِيمَ الَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ،الْحَيُّ الْقَيُّومُ وَ أَتُوبُ إِلَيْهِ))
‘Hayy ve Kayyûm olan, O’ndan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah olmayan Yüce Allah’tan bağışlanma diler ve O’na tevbe ederim’ derse, savaşta düşmana karşı ordudan kaçmış olsa bile, Allah onu bağışlar.”[303]
251-(6/4) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:
(( أَقْرَبُ مَا يَكُونُ الرَّبُّ مِنْ الْعَبْدِ فِي جَوْفِ اللَّيْلِ الْآخِرِ، فَإِنْ اسْتَطَعْتَ أَنْ تَكُونَ مِمَّنْ يَذْكُرُ اللَّهَ فِي تِلْكَ السَّاعَةِ فَكُنْ ))
“Rabbin kula en yakın olduğu an, gecenin son üçte biridir. O saatte Allah’ı zikredenlerden olabilirsen ol!”[304]
252- (6/5) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:
((أَقْرَبُ مَا يَكُونُ الْعَبْدُ مِنْ رَبِّهِ وَهُوَ سَاجِدٌ،فَأَكْثِرُوا الدُّعَاءَ ))
“Kulun Rabbine en yakın olduğu an, secde anıdır.O halde secdede bol bol duâ edin.”[305]
253- (6/6) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:
(( إِنَّهُ لَيُغَانُ عَلَى قَلْبِي، وَإِنِّي لَأَسْتَغْفِرُ اللَّهَ فِي الْيَوْمِ مِائَةَ مَرَّةٍ ))
“Benim kalbim de dalar, ben de muhakkak günde yüz defa Allah’tan bağışlanma dilerim.”[306]
TESBÎH,TAHMÎD,TEHLÎL VE TEKBÎR GETİRMENİN FAZÎLETİ[307]:
254- (12/1) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:
“Kim bir günde yüz kere;
(( سُبْحاَنَ اللهِ وَبِحَمْدِهِ ))
‘Allah’a hamdederek O’nu tüm noksanlıklardan tenzih ederim’ derse, deniz köpüğü kadar bile olsa günahları silinir.”[308]
255- (12/2) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:
“Kim;
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَعَلَىكُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ))
“Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur. O, birdir ve O’nun hiçbir ortağı yoktur.Mülk O’nundur, hamd da O’nadır.O, her şeye gücü yetendir” derse, İsmâil soyundan dört kişiyi hürriyetine kavuşturmuş gibi sevap kazanır.”[309]
256- (12/3) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:
(( كَلِمَتَانِ خَفِيفَتَانِ عَلَى اللِّسَانِ ثَقِيلَتَانِ فِي الْمِيزَانِ حَبِيبَتَانِ إِلَى الرَّحْمَنِ سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ سُبْحَانَ اللَّهِ الْعَظِيمِ ))
“Söylemesi dile kolay gelen, kıyâmet günü mîzânda ağır basan ve Rahmân’a sevimli olan iki söz vardır ki iki söz şudur: Subhânallahi ve bihamdihi, Subhânallahil-Azîm/Allah’a hamd ederek O’nu tüm noksanlıklardan tenzih ederim.Yüce Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim’”[310]
257- (12/4) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:
(( سُبْحاَنَ اللهِ، وَالْحَمْدُ ِللهِ، وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ، وَاللهُ أَكْبَرُ ))
“Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim.Hamd Allah’adır. Allah’tan başka hakkıyla ibâdet lâyık hiçbir ilah yoktur ve Allah en büyüktür’ demem, güneşin üzerine doğduğu her şeyden bana daha sevimlidir.”[311]
258- (12/5) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:
(( أَيَعْجِزُ أَحَدُكُمْ أَنْ يَكْسِبَ كُلَّ يَوْمٍ أَلْفَ حَسَنَةٍ؟ فَسَأَلَهُ سَائِلٌ مِنْ جُلَسَائِهِ كَيْفَ يَكْسِبُ أَحَدُنَا أَلْفَ حَسَنَةٍ؟ قَالَ: يُسَبِّحُ مِائَةَ تَسْبِيحَةٍ، فَيُكْتَبُ لَهُ أَلْفُ حَسَنَةٍ، أَوْ يُحَطُّ عَنْهُ أَلْفُ خَطِيئَةٍ ))
“Sizden birinizin her gün bin sevap kazanmaya gücü yetmez mi?” Yanında oturanlardan birisi: Bizden birisi nasıl bin sevap kazanır?” diye sordu. Buyurdu ki: “Yüz defa Subhânallah derse, kendisine bin sevap yazılır veya onun bin günahı silinir.”[312]
259- (12/6) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:
“Her kim;
(( سُبْحاَنَ اللهِ الْعَظِيمِ وَبِحَمْدِهِ ))
‘Yüce Allah’a hamd ederek O’nu tüm noksanlıklardan tenzih ederim’ derse, ona cennette bir hurma ağacı dikilir.”[313]
260- (12/7) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:
“Ey Abdullah b. Kays!Sana cennet hazinelerinden birisini göstereyim mi?” “Evet yâ Rasûlallah!” dedim. Buyurdu ki:
(( لاَحَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ ))
“Güç ve kuvvet ancak Allah’tandır.”[314]
261- (12/8) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:
“Sözlerden Allah’a en sevimli olanı dörttür:
(( سُبْحاَنَ اللهِ، وَالْحَمْدُ للهِ، وَلاَ إِلَهِ إِلاَّ اللهُ، وَاللهُ اَكْبَرُ ))
‘Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim.Hamd Allah’a-dır. Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur ve Allah en büyüktür.’ Bunlardan hangisiyle başlarsan başla zararı yoktur.”[315]
262- (12/9) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-’e bir bedevi geldi ve: “Bana söyleyeceğim bir söz öğret” dedi.Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle de, diye buyurdu:
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، اَللهُ أَكْبَرُ كَبِيراً وَالْحَمْدُ ِللهِ كَثِيراً، سُبْحاَنَ اللهِ رَبِّ الْعاَلَمِينَ، لاَحَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ ))
“Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur. O, birdir ve O’nun hiçbir ortağı yoktur.Allah en büyüktür.Allah’a çokça hamd olsun.Âlemlerin Rabbi olan Allah’ı tüm noksanlıklar-dan tenzih ederim.Güç ve kuvvet ancak Azîz ve Hakîm olan Allah’tandır.”
Bunun üzerine bedevi: “Bunlar Rabbim için, peki benim için ne var?”diye sordu.
Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:
(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْليِ، وَارْحَمْنيِ، وَاهْدِنيِ وَارْزُقْنيِ ))
“Allahım! Beni bağışla ve bana merhamet eyle. Beni hidâyete erdir ve beni rızıklandır” de.”[316]
263- (12/10) Bir kimse müslüman olduğunda Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ona namazı öğretir, sonra şu kelimelerle duâ etmesini emrederdi:
(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْ ليِ، وَارْحَمْنيِ، وَاهْدِنيِ، وَعاَفِنيِ، وَارْزُقْنيِ ))
“Allahım! Beni bağışla ve bana merhamet eyle. Beni hidâyete erdir. Bana âfiyet ver ve beni rızıklandır.”[317]
264- (12/11) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:
(( أَفْضَلُ الذِّكْرِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، وَأَفْضَلُ الدُّعَاءِ الْحَمْدُ لِلَّهِ ))
“Zikrin en fazîletlisi, Lâ ilâhe illallah (Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah yoktur)’, duânın en fazîletlisi ise, Elhamdulillah (Hamd, Allah’a mahsustur) (sözüdür).”[318]
265- (12/12) Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:
“Kalıcı salih ameller (şu sözlerdir):
(( سُبْحاَنَ اللهِ، وَالْحَمْدُ ِللهِ، وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ، وَاللهُ أَكْبَرُ، وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَ بِاللهِ ))
‘Subhânallah (Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim). Elhamdulillah (Hamd Allah’a mahsustur).Lâ ilâhe illallah (Allah’tan başka hakkıyla ibâdet lâyık hiçbir ilah yoktur).Allahu Ekber (Allah en büyüktür). Ve Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah (güç ve kuvvet ancak Allah’tandır).”[319]
BAZI HAYIR VE ÂDÂP ÖRNEKLERİ:
267- Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:
“Gece karanlığı olduğu zaman -ya da akşama erişince- çocuklarınızı (dışarı çıkmaktan) alıkoyun.Çünkü şeytanlar o sırada dağılırlar.Geceden bir saat geçince de (dışarıdaki) çocuklarınızı (evlerinize) koyun ve Allah’ın ismini anarak kapıları kapatın.Çünkü şeytan kapalı kapıyı açmaz.Allah’ın ismini anarak kırbalarınızın ağzını bağlayın.Allah’ın ismini anarak enlemesine de olsa, üzerlerine bir şey koyarak kaplarınızın ağzını örtün ve lambalarınızı söndürünüz.”[321]
[1] Bakara Sûresi: 152
[2] Ahzâb Sûresi: 41
[3] Ahzâb Sûresi: 35
[4] A’râf Sûresi: 205
[5] Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (11/203); Müslim, “İçerisinde Allah’ın zikredildiği ev ile içerisinde Allah’ın zikredilmediği evin benzeri, ölü ile diri gibidir” lafzıyla rivayet eder (1/539).
[6] Tirmizi (5/459), İbn-i Mace (2/1245) Bkz.Sahih-i İbn-i Mâce (2/326); Sahih-i Tirmizi (3/139).
[7] Buhâri (8/171), Müslim (4/2061). Lafızlar Buhâri’ye âittir.
[8] Tirmizi (5/458), İbn-i Mâce (2/1246). Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/139), Sahih-i İbni Mâce (2/317).
[9] Tirmizi (5/175), Bkz. Sahihü’t Tirmizi (3/9), Sahih-i Camiu’s-Sağir (5/340).
[10] Buthan ve Akik, Medine çevresinde bulunan iki vadinin adıdır.
[11] Müslim (1/553).
[12] Ebu Dâvud (4/264) ve diğerleri. Bkz. Sahihu’l-Câmi (5/342).
[13] Tirmizi. Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/140).
[14] Ebu Dâvud (4/264), Ahmed (2/389). Bkz. Sahihu’l-Cami (5/176).
[15] Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (11/113); Müslim (4/2083).
[16] “Kim böyle derse bağışlanır, duâ ederse duâsı kabul olunur.Eğer kalkip abdest alır, sonra da namaz kılarsa, namazı kabul olunur.” Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (3/39) ve diğerleri.Lafızlar İbn-i Mâce. Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (2/335).
[17] Tirmizi (5/473). Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/144).
[18] Âl-i İmrân Sûresi:190-200. Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (8/237); Müslim, (1/530).
[19] Nesâi dışında diğer sünen sahipleri tahric etmiştir. Bkz. İrvâu’l-Ğalîl (7/47).
[20] Ebu Dâvud, Tirmizi, Bağavi. Bkz. Elbâni, Muhtasaru Şemâili’t-Tirmizi (s.47).
[21] Ebu Dâvud (4/41). Bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (2/760)
[22] İbn-i Mâce (2/1178); Bağavi (12/41). Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (2/275).
[23] Tirmizi (2/505) ve diğr. Bkz. İrvâu’L-Ğalîl (h.49), Sahihü’l-Câmi’ (3/203).
[24] Buhâri (1/45); Müslim (1/283). [Bismillah/Allah’ın adıyla] ziyadesini ise Said b. Mansur tahric etmiştir. Bkz. Fethü’l-Bâri (1/244).
[25] Nesâi‘den başka diğer sünen sahipleri tahric etmiştir. Nesâi ise Amelül-Yevmi vel-Leyle’de tahric etmiştir.Bkz. Zâdü’l-Meâd (2/387).
[26] Ebu Dâvud, İbn-i Mâce, Ahmed; Bkz. İrvâu’l-Ğalîl (1/122).
[27] Müslim (1/209)
[28] Tirmizi (1/78). Bkz. Sahih-i Süneni Tirmizi (1/18).
[29] Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (s.173). Bkz. İrvâu’l-Ğalil (1/135 – 2/94).
[30] Ebu Dâvud (4/325), Tirmizi (5/490), Bkz. Sahih-i Süneni Tirmizi (3/151).
[31] Sünen sahipleri; Bkz. Sahih-i Süneni Tirmizi (3/152), Sahih-i İbn-i Mâce (2/336).
[32] Ebu Dâvud (4/325) tahric etti. Allâme b. Baz, (Tuhfetü’l-Ahyar s.28) isnadının hasen olduğunu söyler. Bir diğer sahih hadis de şöyledir; “Kişi evine girerken ve yemek yerken Allah’ı zikrettiğinde şeytan (ashabına) “Size burada ne geceleyecek yer, ne de akşam yemeği var” der” Müslim, (h.2018).
[33] Bu hasletlerin hepsi için Buhâri (11/116; h.6316) ve Müslim (1/526, 529, 530; h 763).
[34] Tirmizi h. 3419 (5/483).
[35] Buhâri, Edebü’l-Müfred (s.258; h.695). Elbâni “hadis sahihtir” der, Bkz. Sahihu Edebi’l-Müfred (h.536).
[36] İbn-i Hacer Fethu’l-Bâri ve Kitabu’d-Duâ’da İbn-i Ebî Âsım’a isnaden. Bkz. Fethu’l-Bâri (11/118): “Çeşitli rivâyetlerde yirmibeş haslet toplandı” demiştir.
[37] Ebu Dâvud, Bkz. Sahihü’l-Câmi’ (h.4591).
[38] İbn-i es-Sünnî (h.88); Elbâni “hadis hasendir” der.
[39] Ebu Dâvud (1/126). Bkz. Sahihu’l Cami (1/528)
[40] Müslim (1/126).İbn-i Mâce’nin Sünen’inde Fâtıma-radıyallahu anhâ-’nın hadisin-den:“Allah’ım günahlarımı bağışla ve bana rahmetinin kapılarını aç” Elbâni, Şevâhidi dolayısıyla sahih olduğunu söyler.Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (1/128, 129).
[41] Bkz. (20) rakamlı hadis rivayetlerinin tahrici.[Allahım! Beni kovulmuş şeytandan koru] ziyadesi İbn-i Mâce’de. Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (1/129).
[42] Buhâri (1/152); Müslim (1/288).
[43] Müslim (1/290).
[44] İbn-i Huzeyme, es-Sahih (1/220).
[45] Müslim (1/288).
[46] Buhâri (1/152); Tırnak içindeki kısım Beyhaki’den (1/410) Allâme Abdulaziz b. Baz, (Tuhfetu’l Ahyar s.38) bu ziyadenin geldiği isnadın hasen olduğunu söyler.
[47]Tirmizi, Ebu Dâvud, Ahmed; Bkz. İrvâu’l-Galil (1/262).
[48] Buhâri (1/181); Müslim (1/419).
[49] Sünen sahipleri. Bkz. Sahih-i Tirmizi (1/77); Sahih-i İbn-i Mâce (1/135).
[50] Müslim, (1/534).
[51] Müslim, (1/534).
[52] Ebu Dâvud (1/203); İbn-i Mâce (1/265); Ahmed (4/85). Müslim, İbn-i Ömer -radıyallahu anhümâ-’dan benzerini tahric etmiştir, onda bir de kıssa zikredilir (1/420).
[53] Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-, gece teheccüde kalktığında bu duâyı okurdu.
[54] Buhâri, Bkz.Fethu’l-Bâri (3/3 – 11/116 – 13/371,423,465); Müslim, özetle benzerini rivayet etmiştir (1/532).
[55] Sünen sahipleri ve Ahmed. Bkz. Sahih-i Tirmizi (1/83).
[56] Buhâri (1/99); Müslim (1/350).
[57] Müslim (1/353); Ebu Dâvud (1/230).
[58] Müslim (1/534); İbn-i Mâce dışında diğer sünen sahipleri (Tirmizi, Ebu Dâvud, Nesâi) tahriç etmiştir.
[59] Ebu Dâvud (1/230); Nesâi; Ahmed. İsnâdı ise hasendir.
[60] Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (2/282).
[61] Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (2/284).
[62] Müslim, (1/346).
[63] Sünen sahipleri ve Ahmed tahric etmiştir. Bkz. Sahih-i Tirmizi (1/83).
[64] Buhâri (1/99); Müslim (1/350).Buhâri, Müslim. Tahrici geçti (Bkz. 34, s.39).
[65] Müslim (1/353); Ebu Dâvud (1/230).
[66] Müslim (1/534) ve diğerleri.
[67] Ebu Dâvud (1/230); Nesâi; Ahmed. İsnâdı ise hasendir.
[68] Müslim (1/350).
[69] Müslim (1/532).
[70] Ebu Dâvud (1/231). Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (1/148).
[71] Nesâi dışında diğer sünen sahipleri tahric etmiştir. Bkz. Sahih-i Tirmizi, Sahih-i İbn-i Mâce (1/148).
[72] Tirmizi (2/474); Ahmed (2/30); Hâkim “hadis sahihtir” demiş ve İmam Zehebî de buna muvafakat etmiştir. (1/220) lafızdaki ziyâde Hâkim’in rivayetine aittir.
[73] Tirmizi (2/473); Hakim “hadis sahihtir” demiş ve İmam Zehebî de buna muvafakat etmiştir (1/219).
[74] Buhâri, Bkz. Feth’ul-Bâri (1/13); Müslim (1/301).
[75] Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (6/408).
[76] Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (6/407); Müslim (1/306). Lafızlar, Müslim’e âittir.
[77] Buhâri (2/102); Müslim (1/412). Lafızlar, Müslim’e âittir.
[78] Buhâri (2/202); Müslim (1/412).
[79] Buhâri (8/168); Müslim (4/2078).
[80] Müslim (1/534).
[81] Ebu Dâvud (2/86); Nesâi (3/53); Elbâni, “hadis sahihtir” der. Bkz. Sahih-i Ebi Dâvud (1/284).
[82] Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (6/35).
[83] Ebu Dâvud. Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (2/328).
[84] Nesâi, (4/54-55); Ahmed (4/364); Elbâni, “hadis sahihtir” der; Bkz. Sahih-i Nesâi (1/281).
[85] Nesâi, lafzıyla tahric etmiştir (3/52); Ahmed (4/338); Elbâni, “hadis sahihtir” der, Bkz. Sahih-i Nesâi (1/280).
[86] Sünen sahipleri rivayet etmiştir. Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (2/329).
[87] Ebu Dâvud (2/62), Tirmizi (5/515), İbn-i Mâce (2/1267), Ahmed (5/360), Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (2/329); Sahih-i Tirmizi (3/163).
[88] Müslim (1/414).
[89] Buhâri (1/255); Müslim (1/414).
[90] Müslim (1/415).
[91] Müslim, (1/418); “Her namazın arkasından böyle söyleyenin günahları, deniz köpüğü kadar bile olsa affedilir.” Müslim, (1/418).
[92] Ebu Dâvud (2/86), Nesâi (3/68); Bkz. Sahih-i Tirmizi (2/8), bu üç sûreye “muavvizât” denir. Fethu’l-Bâri (9/62).
[93] İhlas Sûresi
[94] Felak Sûresi
[95] Nas Sûresi
[96] “Her kim bunu her namazın ardından okursa cennete girmesiyle arasında ancak ölümü kalır.” Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.100); İbn-i es-Sünnî (h.121). Elbâni, “hadis sahihtir” der; Bkz. Sahihu’l Câmi (5/339), Silsiletu’l-Ehâdisi’s-Sahiha (2/697-h.972).
[97] Allah’ın Arşı, Kürsü’ye nisbetle daha geniş ve büyüktür.Kürsü ve Arş kavramları için sahih akide kitaplarına başvurulabilir.
[98] Bakara Sûresi: 255
[99] Tirmizi (5/515), Ahmed (4/227). Bkz. Zâdü’l-Meâd (1/300).
[100] İbn-i Mâce ve diğerleri.Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (1/152), Mecmeu’z-Zevâid’e (10/111).
[101] Buhâri (7/162).
[102] Âl-i İmrân Sûresi: 159
[103] Enes b. Mâlik Radıyallahu anh’den; Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-’e isnâden şöyle dediği rivâyet edilmiştir: “Sabah namazından güneş doğana kadar Allah’ı zikreden bir topululukla oturmam, İsmâil soyundan dört kişiyi azad etmemden bana daha sevimlidir. İkindi namazından güneş batana kadar Allah’ı zikreden bir toplulukla oturmam dört kişiyi azad etmemden bana daha sevimlidir.” Ebu Dâvud, (h.3667). Elbâni, hadisin hasen mertebesinde olduğunu söyler. Bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (2/698).
[104] Bakara Sûresi: 255
“Kim bunu sabahladığı zaman okursa akşam oluncaya kadar cinden kuronur. Kim de akşamladığı zaman bunu okursa sabah oluncaya kadar cinlerden korunur.” Hakim (1/562). el-Elbânî, hadisin sahih olduğunu İmam Nesâi ve Taberâni’ye isnâd ederek söyler ve Taberâni’nin senedinin ceyyid olduğunu ekler. Bkz. Sahihu’t Terğib ve’t Terhib (1/273).
[105] İhlas Sûresi
[106] Felak Sûresi
[107] Nas Sûresi
“Kim bunu sabahladığı ve akşamladığı zaman üç kere okursa her şeye karşı onu korur.” Ebu Dâvud (4/322), Tirmizi (5/567). Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/182).
[108] Akşam olunca; “Mülk, Allah’ın olduğu halde akşamladık.” şeklinde söylenir.
[109] Akşam da; “Rabbim Senden bu gece olan ve bu geceden sonraki hayrı ister; bu gecenin şerrinden ve bu geceden sonraki şerden de Sana sığınırım.” şeklinde söylenir.
[110] Müslim (4/2088).
[111] Akşam olunca; “Allah’ım, Senin yardımınla akşamlar ve yine Senin yardımınla sabahlarız. Senin yardımınla yaşar ve yine Senin yardımınla ölürüz. Ve dönüş Sanadır.” şeklinde söylenir.
[112] Tirmizi (5/466), Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/142).
[113] “Kim bunu akşamladığı zaman içtenlikle inanarak söyler de o gece ölürse, cennete girer.Sabahladığı vakit yaparsa da böyledir.” Buhâri, (7/150).
[114] Akşam da; “akşamladım” şeklinde söylenir.
[115] “Kim sabahladığı veya akşamladığı zaman dört kere bunu söylerse, Allah onu cehennemden azad eder.” Ebu Dâvud (4/317), Buhâri, Edeb’l- Müfred (h.1201); Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.9); İbn-i es-Sünnî, (h.70). Allâme b. Baz, Nesâi ve Ebu Dâvud’un isnadlarının hasen olduğunu söyler; Bkz. Tuhfetu’l-Ahyâr (s.23).
[116] Akşamleyin; “akşama çıkan..” şeklinde söylenir.
[117] “Kim bunu sabahladığı vakit söylerse gününün şükrünü eda etmiştir. kim de bunu akşamladığı vakit söylerse gecesinin şükrünü eda etmiştir.” Ebu Dâvud (4/318), Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.7), İbn-i es-Sünnî (h.41), İbn-i Hibbân, Mevârid (h.2361). Abdulaziz b. Baz, isnadın hasen mertebesinde olduğunu söyler; Bkz. Tuhfetu’l-Ahyar (s.24).
[118] Ebu Dâvud (4/324), Ahmed (5/42), Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.22), İbn-i es-Sünnî (h.69), Buhâri Edebu’l-Müfred. Allâme Abdulaziz b. Baz, isnadın hasen mertebesinde olduğunu söyler; Bkz. Tuhfetu’l-Ahyar (s.26).
[119] “Kim bunu sabahladığı ve akşamladığı zaman yedi kere söylerse, onu üzen dünya ve âhiret işlerine Allah kâfidir” İbn-i es-Sünnî (h.71) merfû, Ebu Dâvud (4/321) mevkûfen tahric etmiştir. Şuayb ve Abdülkâdir el-Arnavût isnadının sahih olduğunu söylemişlerdir. Bkz. Zâdu’l-Meâd (2/376).
[120] Ebu Dâvud, İbn-i Mâce; Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (2/332).
[121] Tirmizi, Ebu Dâvud; Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/142).
[122] “Sabah ve akşam üç kere söyleyene bir şey zarar vermez.” Ebu Dâvud (4/323), Tirmizi (5/465), İbn-i Mâce ve Ahmed tahric etmiştir. Allâme Abdulaziz b. Baz, isnadının hasen olduğunu kaydeder; Tuhfetu’l-Ahyar (s.39). Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (2/332).
[123] “Bunu sabah ve akşam üç kere söyleyeni razı etmesi, kıyamet günü Allah üzerine hak olur.” Ahmed (4/337), Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l Leyle (h.4), İbn-i es-Sünnî (h.68), Ebu Dâvud (4/418), Tirmizi (5/465); Abdulaziz b. Baz, “hadis hasendir” der, Tuhfetu’l-Ahyar (s.39).
[124] Hakim’in sahih olduğunu söylemesine, İmam Zehebi muvafakat eder, (1/545). Bkz. Sahihu’t-Terğib ve’t-Terhib, (1/273).
[125] Akşamleyin: “Mülk, Âlemlerin Rabbi Allah’ın olduğu halde akşamladık.” şeklinde söylenir.
[126] Akşam: “Allahım! Senden bu gecenin hayrını, fethini, zaferini, nûrunu, bereketini ve hidâyetini dilerim.Ondaki ve sonrasındaki şerden sana sığınırım.” şeklinde söylenir.
[127] Ebu Dâvud (4/322); Şuayb ve Abdülkâdir el-Arnavût, isnadının hasen olduğunu söylemişlerdir; Bkz. Zâdu’l-Meâd (2/273)
[128] Ahmed (3/406-407); İbn es-Sünnî, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.34). Bkz. Sahihu’l-Câmî (4/209).
[129] “Sabahladığı veya akşamladığı zaman yüz kere bunu söyleyen kimse, başkası da onun kadar veya daha çok söylemedikçe; kıyâmet günü’ne onun getirdiğinden daha faziletli bir amel getiremez.” Müslim (4/2071).
[130] Ebu Dâvud (4/319), İbn-i Mâce, Ahmed (4/60). Bkz. Sahihu’t-Terğib ve’t-Terhib (1/270), Sahih-i Ebî Dâvud (3/957), Sahih-i İbn-i Mâce (2/331), Zâdü’l-Meâd (2/377).
[131] Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.24). Bkz. Sahihu’t -Terğib ve’t-Terhib (1/272); Abdulaziz B. Baz, Tuhfetu’l-Ahyâr (s.44); fazileti hk. bkz. a.g.e. (s.146, h.255).
[132] “Bunu günde yüz kere söyleyen, on köle azad etmiş kadar sevap alır. Bununla ona yüz hasene yazılarak ondan yüz günah silinir. Akşamlayıncaya kadar o gün şeytandan korunur. Bundan daha çok amel işleyen bir kimseden başka hiç kimse onun getirdiğinden daha faziletlisini getirmez.”Buhâri (4/95), Müslim (4/2071).
[133] Müslim (4/2090)
[134] İbn-i es-Sünnî, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.54), İbn-i Mâce (h.925). Şuayb ve Abdulkâdir el-Arnavût, isnadının hasen oldunu söylemişlerdir. Bkz. Zâdü’l-Meâd (2/375).
[135] Bkz. Buharî, Fethu’l-Bâri 11/101 Müslim (4/2075.
[136] “Kim akşamladığı zaman bunu üç kere söylerse, o gecenin humması ona zarar veremez.” Ahmed (2/290), Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.590), İbn-i es-Sünnî (h.68). Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/187), Sahih-i İbn-i Mâce (2/266), Tuhfetu’l-Ahyar (s.45).
[137] “Kim sabahladığı zaman on kere ve akşamladığı zaman on kere bana salât getirirse, kıyâmet günü şefaatim ona ulaşır.” Hâdisi Taberâni, biri “Ceyyid” olmak üzere iki senedle hadisi tahric etmiştir. Bkz. Mecmeu’z-Zevâid (10/120), Sahihu’t-Terğib ve’t-Terhib (1/273).
[138] İhlas Sûresi
[139] Felak Sûresi
[140] Nas Sûresi
[141] Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (9/62), Müslim (4/1723).
[142] Bakara Sûresi: 255
“Yatağına uzanınca bunu okuyanın üzerinde sabaha kadar Allah tarafından koruyucu bir melek bulunur ve şeytanı ona yaklaştırmaz.” Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (4/487).
[143] Bakara Sûresi: 285-286.
“Kim bunu okursa gecesi boyunca ona yeter.” Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (9/94), Müslim (1/554).
[144] “Biriniz yatağından kalktıktan sonra tekrar dönerse, elbisesinin kenarı ile yatağını üç kere süpürsün ve Allah’ın adını ansın.Zirâ ondan sonra yatağın üzerinde neyin kaldığını o bilemez.Bu yüzden yatağa uzanınca şöyle desin:.. hadis zikredilir”
[145] Buhâri (11/126), Müslim (4/2084).
[146] Müslim (4/2083) ve Ahmed lafzıyla (2/79) tahric etti.
[147] “Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- yatacağı zaman sağ elini yanağının altına koyar ve şöyle derdi:…hadis zikredilir”
[148] Ebu Dâvud, lafzıyla (4/311); Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/143).
[149] Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (11/113), Müslim (4/2083).
[150] “Fâtıma-Allah ondan râzı olsun-, elindeki bir değirmenle Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’a gelerek şikayette bulundu ve bir hizmetçi istedi.Bunun üzerine Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-: “Sizi, istediğinizden daha hayırlı bir şeye sevk edeyim mi? Yatağınıza girdiğiniz zaman otuzüç defa tesbih, otuzüç defa tahmid, otuzdört defa tekbir getirin.Bu sizin için hizmetçiden daha hayırlıdır.” Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (7/71), Müslim (4/2091).
[151] Müslim, (4/2084).
[152] Müslim, (4/2085).
[153] Ebu Dâvud, (4/317); Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/142).
[154] Tirmizi, Nesâi. Bkz. Sahihu’l-Câmi (4/255).
[155] “Yatacağın zaman, namaz için abdest alır gibi abdest al ve sağ tarafına yat; sonra şöyle de:..hadis zikredilir.”
[156] Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- bunu söyleyen birine: “Ölürsen, fıtrat üzere ölürsün” demiştir; Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (11/113), Müslim (4/2081).
[157] “Gece bir yandan diğer bir yana dönünce denir.” Hakim, sahih olduğunu söyler ve İmam Zehebi de buna muvafakat etmiştir, (1/540). Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle, İbn-i es-Sünnî, Bkz. Sahihu’l-Câmi (3/213).
[158] Ebu Dâvud, (4/12), Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/171).
[159] Müslim, (4/1772).
[160] Müslim, (4/1772, 1773).
[161] Müslim, (4/1772).
[162] Müslim, (4/1773).
[163] Müslim, (4/1773).
[164] Sünen sahipleri, Ahmed, Dârimi, Beyhaki; Parantez [ ] içindeki lafız Beyhaki’nin rivâyetidir.Bkz.Sahih-i Tirmizi (1/144), Sahih-i İbn-i Mâce (1/194), İrvâu’l-Ğalîl (2/172).
[165] Sünen sahipleri, Ahmed. Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/180), Sahih-i İbn-i Mâce (1/194), İrvâu’l-Ğalîl (2/175).
[166] Beyhaki, isnadının sahih olduğunu söyler,Sünenü’l-Kübrâ (2/211).Allâme Elbâni, “İsnâdı sahih ve Ömer-radıyallahu anh-’a mevkûf bir rivâyettir” der, İrvâu’l-Ğalîl (2/170).
[167] Nesâi (3/244), Dârekutnî ve diğerleri. Parantez [ ] içi Dârekutnî rivâyetinin ziyâdesidir ve isnadı sahihtir, (2/31). Bkz. Zâdu’l-Meâd, (ilgili hadisin tenkidi; Şuayb ve Abdülkâdir el-Arnavût) (1/337).
[168] Ahmed, (1/391). Elbâni, tashih etmştir.
[169] Buhâri, (7/158). Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- bu duayı çokça yapardı. Bkz. Fethu’l-Bâri (11/173).
[170] Buhâri, (7/153), Müslim, (4/2092).
[171] Ebu Davud (4/324), Ahmed (5/42) Elbâni, hadisin hasen olduğunu söyler; bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (3/959).
[172] Tirmizi, (5/529). Hâkim, sahih olduğunu söylemiş, İmam Zehebi de buna muvafakat etmiştir; (1/505). Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/168).
[173] Ebu Davud, (2/87); bkz. Sahih-i İbn-i Mâce, (2/335).
[174] Ebu Dâvud, (2/89); Hâkim, sahih olduğunu söylemiş, İmam Zehebî de buna muvafakat etmiştir.
[175] Ebu Davud (3/42), Tirmizi, (5/572); bkz. Sahih-i Tirmizi, (3/183).
[176] Buhâri, (5/172).
[177] Buhâri, Edebu’l-Müfred, (h.707); Elbâni, sahih olduğunu söylemiştir, bkz. Sahih-i Edebi’l-Müfred, (h.545).
[178] Buhâri, Edebu’l-Müfred, (h.708); Elbâni, sahih olduğunu söyler; bkz. Sahih-i Edebi’l-Müfred, (h.546).
[179] Müslim, (3/1362).
[180] Müslim, (4/2300).
[181] Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (6/336); Müslim (1/120)
[182] Buhâri, Bkz. Fethu’l-Bâri (6/336); Müslim (1/120)
[183] Müslim, (1/119-120).
[184] Hadîd Sûresi: 3. Ebu Dâvud. Elbâni, hadisin hasen olduğunu söyler; bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (3/962).
[185] Tirmizi, (5/560); Bkz. Sahih-i Tirmizi, (3/180).
[186] Buhâri, (7/158).
[187] Müslim, (4/1729); Osman b. Âs -Allah ondan râzı olsun-: “Böyle yaptım ve Allah, vesveseyi benden giderdi” demiştir.
[188] İbn-i Hibban, es-Sahih (Mevârid) (h.2427) ve İbn-i es-Sünnî, (h.351). Hafız İbn-i Hacer, “Bu sahih bir hadistir” der. Abdülkadir El-Arnavût, e-Ezkâr’ın tahricinde sahih olduğunu söyler (s.106).
[189] Ebu Dâvud, (2/86), Tirmizi (2/257); Elbâni, tashih etmiştir; bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (1/2837).
[190] Ebu Dâvud (1/206), Tirmizi. Bkz. Mü’minûn Sûresi: 98-99, Sahih-i Tirmizi (1/77).
[191] Buhâri, (1/151); Müslim, (1/291),
[192] “Evlerinizi kabirlere çevirmeyin.Şeytan içinde Bakara sûresi okunan evden kaçar.” Müslim (1/539). Sabah ve akşam, uykudan önce ve uyanınca okunan zikirler, yine eve girerken ve evden çıkarken, mescide girip çıkarken yapılan zikirler şeytanı uzaklaştırır.Aynı zamanda sahih olan başka zikirler; uykudan önce “Ayete’l Kûrsî” (Bakara Sûresi: 255) ve “Âmene’r-Rasûlü”yü (Bakara Sûresi: 285-286) okumak da şeytanı uzaklaştıran şeylerdendir. “Kim yüze kere: “Allah’tan başka hakkıyla ibâdet lâyık hiçbir ilah yoktur.O, birdir ve hiçbir ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd da O’nadır.O, her şeye gücü yetendir.” derse bu, gün boyunca onu şeytandan korur. Ayrıca ezan da şeytanı defeder.”
[193] “Kuvvetli mümin, zayıf müminden Allah’a daha hayırlı ve daha sevimlidir. Hepsinde de hayır vardır.Yararına olan şeyde hırslı ol. Allah’tan yardım dile, âciz olma! Sana bir şey isâbet ederse, “keşke şöyle şöyle yapsaydım” deme. Fakat “Allah’ın takdiridir.O ne dilerse, onu yapar” de. Çünkü “keşke” şeytanın ameline yol açar.” Müslim, (4/2052).
[194] Bkz. Nevevi, el-Ezkâr (s.349), Selim el-Hilâli, Sahihu’l-ezkâr (2/713).
[195] Buhâri, (4/119), İbn-i Abbas –Allah ondan râzı olsun-, hadisi.
[196] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (10/118).
[197] “Müslüman bir kul, eceli gelmemiş bir hastayı ziyâret eder ve yedi kere bu duâyı derse, o hasta şifa bulur.” Tirmizi, Ebu Dâvud. Bkz. Sahih-i Tirmizi (2/210), Sahihu’l-Câmi (5/180).
[198] Tirmizi, İbn-i Mâce, Ahmed. Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (1/244), Sahih-i Tirmizi (1/286). Merhum Ahmed Şâkir de sahih olduğunu söylemiştir.
[199] Buhâri, (7/10); Müslim, (4/1893).
[200] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri, (8/144).
[201] Tirmizi, İbn-i Mâce. Elbâni, sahihtir der. Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/152), Sahih-i İbn-i Mâce (2/317).
[202] Ebu Dâvud, (3/190). Bkz. Sahihu’l-Câmi (5/432),
[203] Müslim, (2/632).
[204] Müslim, (2/634).
[205] Müslim, (2/663).
[206] İbn-i Mâce, (1/480), Ahmed (2/368); Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce, (1/252).
[207] İbn-i Mâce, Ebu Dâvud, (3/211); Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce, (1/251).
[208] Hâkim, sahih olduğunu söylemiş İmam Zehebi de muvafakat etmiştir, (1/359); Elbâni, Ahkâmu’l-cenâiz (s.125).
[209] Said b. Müseyyib şöyle der: Ebu Hureyre’nin arkasında günahsız bir çocuğun namazını kıldım ve onu şöyle derken işittim:.. hadis zikredilir”. Mâlik, el-Muvattâ (1/288), İbn Ebî Şeybe, el-Musannaf, (3/217), Beyhaki, (4/9). Şuayb el-Arnavût, hadisin sahih olduğunu söyler; bkz. Bağavi, Şerhu’s-Sünne (ilg. hadis tenkidi: 5/357).
[210] Bkz. İbn-i Kudâme, Muğni (3/416); Abdülaziz b. Baz, Durûsu’l-Muhimme (s.15).
[211] “Hasan, çocuğun cenazesinde Fatihâ’yı okur ve şöyle derdi.. Hadis zikredilir”. Beğavi, Şerhu’s-Sünne; Abdürrezzak (h.6588); Buhâri, Kitabu’l-Cenâiz (h.65): ta’likan, Cenazenin Üzerinde Fatiha Okuma Babı, (2/113).
[212] Buhâri, (2/80); Müslim, (2/636).
[213] Nevevi, el-Ezkâr (s.126).
[214] Ebu Dâvud, (3/314); Ahmed: “Allah’ın adıyla ve Rasûlullah’ın milleti üzere” lafzıyla.İki sened de sahihtir.
[215] Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- ölünün defnini bitirince başında durur ve şöyle derdi: “Kardeşiniz için bağışlanma isteyin ve onun için sebat dileyin.Çünkü o şu anda sorguya çekiliyor.” Ebu Dâvud, (3/315); Hakim, sahih olduğunu söylemiş, İmam Zehebi de buna muvafakat etmiştir. (1/370)
[216] Müslim, (2/671); İbn-i Mâce (1/494), Bureyde-Allah ondan râzı olsun-’dan lafızlar, İbn-i Mâce.Parantez [ ] arası; Müslim, Âişe-Allah ondan râzı olsun-’dan (2/671).
[217] Ebu Dâvud, (4/326); İbn-i Mâce, (2/1228).
[218] Müslim, (2/616); Buhâri, (4/76).
[219] Abdullah b. Zübeyr -Allah ondan râzı olsun- gök gürültüsünü işitince konuşmayı bırakır ve şöyle derdi:..Hadis zikredilir”. Muvatta, (2/992). Elbâni, “Mevkuf olarak isnadı sahihtir” der.
[220] Ebu Dâvud (1/303) Elbâni, sahihtir der; bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (1/216).
[221] Buhâri, (1/224); Müslim, (2/613).
[222] Ebu Dâvud (1/305). Elbâni, hadisin hasen olduğunu söyler; bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (1/218).
[223] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (2/518).
[224] Buhâri, (1/205); Müslim, (1/83).
[225] Buhâri, (1/224); Müslim (2/614)
[226] Tirmizi, (5/504); Dârimi, lafzıyla (1/336); bkz. Sahih-i Tirmizi (3/157).
[227] Ebu Dâvud, (2/306) ve Diğerleri. Bkz. Sahih-i-Câmi (4/209).
[228] İbn-i Mâce, (1/557), Abdullah b. Amr –Allah ondan râzı olsun-’ın duâsından. Hafız İbn-i Hacer, hasen olduğunu söyler, el-Ezkâr. bkz. şerhi (4/342).
[229] Ebu Dâvud, (3/347); Tirmizi, (4/288). Bkz. Sahih-i Tirmizi (2/167).
[230] Tirmizi, (5/506). Bkz. Sahih-i Tirmizi, (3/158).
[231] Nesâi dışında diğer sünen sahipleri. Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/159).
[232] Buhâri, (6/214); Tirmizi, lafzıyla (5/507).
[233] Müslim, (3/1615).
[234] Müslim, (3/126).
[235] Ebu Dâvud, Sünen (3/367); İbn-i Mâce, (1/556); Nesai, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.296-298): Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’in bunu bir ev halkı yanında iftar ettiği zaman söylediğini belirtir. Elbâni, sahih olduğunu söyler; bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (2/730).
[236] Nafile oruç tutarken, iftardan önce yanında sofra kurulan.
[237] Müslim, (2/1054.
[238] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (4/103); Müslim, (2/806).
[239] Müslim, (2/1000); Sa’ ve Müdd, bir tür hacim ölçüleridir.
[240] Buhâri, (7/125).
[241] Tirmizi, (5/82); Ahmed (4/400); Ebu Dâvud (4/308); bkz. Sahih-i Tirmizi (2/354).
[242] Nesâi hariç diğer sünen sahipleri .Bkz. Sahih-i Tirmizi (1/316).
[243] Ebu Dâvud, (2/248); İbn-i Mâce (1/617); bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (1/324).
[244] Buhâri, (6/141); Müslim, (2/1028).
[245] Buhâri, (7/99); Müslim, (4/2015)
[246] Tirmizi (5/494); (5/493); bkz. Sahih-i Tirmizi (3/153).
[247] Tirmizi ve diğerleri; bkz. Sahih-i Tirmizi (3/153), Sahih-i İbn-i Mâce (2/321). Lafızlar Tirmizi.
[248] Sünen sahipleri.Bkz. Sahih-i Tirmizi (36153); Âişe-Allah ondan râzı olsun-’un şöyle dediği sabit olmuştur; “Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- bir mecliste oturduğunda, Kur’an okuduğunda ve namaz kıldığında mutlaka sonunu şu kelimelerle tamamlardı:…(Hadis zikredilir)”. Nesâi,Amelü’l-Yevmi ve’l-Leyle (h.308); Ahmed (6/77). Dr.Faruk Hammâde,Amelü’l-Yevmi ve’l-Leyle’nin tahkikinde sahih olduğunu söyler.
[249] Ahmed, (5/82); Nesâi, Amelü’l-Yevmi ve’l-Leyle, thk; Dr. Faruk Hammâde (s.218, h.421).
[250] Tirmizi, (h.2035). Bkz. Sahihu’l-Câmi (h.6244), Sahih-i Tirmizi (2/200).
[251] Müslim, (1/555); Bir başka rivâyette, “Kehf sûresinin sonundan denilir”, (1/556).
[252] Tahrici daha önce geçti.( Bkz. Sayfa:35-36, hadis no: 55-56).
[253] Ebu Dâvud,(4/333);Elbâni, hasen olduğunu söyler,bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (3/965).
[254] Buhâri, bkz. Fethul-Bâri (4/88).
[255] Nesâi, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle (s.300); İbn-i Mâce (2/809). Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (2/55) bak.
[256] Ahmed (4/403) ve diğerleri. Bkz. Sahihu’l-Câmi (3/233), Sahihu’t-Terğib ve’t-Terhib (1/19).
[257] İbn-i es-Sünnî, (s.138, h. 278). Bkz. İbn-i Kayyim, el-Vâbilu’s-Sayyib, thk: Beşir Muhammed Uyûn (s.304).
[258] Ahmed, (2/220); İbn-i es-Sünnî (h.292). Elbâni, sahihtir der; bkz. el-Ehâdîsu’s-Sahiha (3/54).Hayra yormak ise Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’in hoşuna giderdi.Bu nedenle birisinden iyi bir söz işittiğinde bu söz onun hoşuna gitmiş ve ona: “Ağzından çıkan iyimserliğin bizi etkiledi.” Demiştir. Ebu Dâvud, Ahmed; Elbâni, sahih olduğunu söyler, es-Sahiha (2/323).
[259] Ebu Dâvud, (3/34); Tirmizi (5/501); bkz. Sahih-i Tirmizi (3/157).
[260] Müslim, (2 / 998).
[261] Hakim, sahih olduğunu söylemiş İmam Zehebi de muvafakat etmiştir, (2/100); İbn-i es-Sünnî (h.524); Hafız, hasen olduğunu söyler, el-Ezkâr’, thk, (5/154) .Abdulaziz b. Baz; “Nesâi, hasen bir isnadla rivâyet etmiştir” der. bkz. Tuhfetu’l-Ahyar (s.37).
[262] Tirmizi, (5/291); Hâkim, (1/538); Elbâni, Sahih-i İbn-i Mâce (2/21); Sahih-i Tirmizi (3/152).
[263] Ebu Dâvud, (4/296); Elbâni, sahihtir der. Bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (3/941).
[264] Ahmed, (2/403); İbn-i Mâce (26943). Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (2/133).
[265] Ahmed, (2/7); Tirmizi, (5/499). Bkz. Sahih-i Tirmizi (2/155).
[266] Tirmizi. Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/155) bak.
[267] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (6/135).
[268] Müslim, (4/2086). [ سَمِعَ سَامِعٌ ] şeklinde okunduğunda; “Üzerimize olan güzel nimet ve muâmeleleri için Allah’a yaptığımız hamde bir şahit şahitlik yaptı” anlamına gelir. [ سَمَّعَ سَامِعٌ ] şeklinde okunduğunda ise; “Bu sözü işiten, onu bir başkasına iletti ve aynısını söyledi” anlamındadır.Bu, seher vaktinde zikir ve duâ yapmanın öneminin beyanı içindir.“Rabbimiz! Bize yoldaş ol ve bize ihsanda bulun” sözü ise; hoşa gitmeyen şeyleri bizden uzaklaştır, bizi koru, üzerimize nimet, lütuf ve fazlını ihsan et” anlamındadır.Bkz. Nevevi Şerhi (17/39).
[269] Müslim, (4/2080).
[270] Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- hac veya bir gazve için gittiği sefer dönüşünde bu duâyı yapardı. Buhâri, (7/13); Müslim, (2/980).
[271] İbn-i es-Sünnî, Amelu’l-Yevmi ve’l-Leyle ; Hâkim, tashih eder. el-Elbâni de sahih olduğunu söylemiştir; Bkz. Sahihu’l Câmi (4/201).
[272] Müslim, (1/288).
[273] Ebu Dâvud, (2/218); Ahmed, (2/367); Elbâni, “sahihtir” der; Bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (2/383).
[274] Tirmizi, (5/551) ve diğerleri. Bkz. Sahihu’l Câmi (3/25); Sahih-i Tirmizi (3/177).
[275] Nesâi, Hâkim, (2/421); Elbâni, “sahihtir” der; Bkz. Sahih-i Nesâi, (1/274).
[276] Ebu Dâvud, (h.2041); Elbâni, hasen demiştir; Bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (1/383).
[277] Müslim, (1/74) ve diğerleri.
[278] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (1/82); Ammâr-Allah ondan râzı olsun-‘dan mevkuf olarak, ta’lîk olarak.
[279] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (1/55); Müslim, (1/65).
[280] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (1/42); Müslim, (4/1705).
[281] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (6/350); Müslim, (4/2092).
[282] Ebu Dâvud, (4/327); Ahmed, (3/306); el-Elbâni, “sahihtir” der; Bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (3/961).
[283] Buhâri, bkz.Fethu’l-Bâri (11/171); Müslim, (4/2007), “Bunu onun için günahlarına keffâret ve rahmet kıl” lafzıyla.
[284] Müslim, (4/2296).
[285] Buhâri, Edebu’l-Müfred (h.761); Elbâni, senedinin sahih olduğunu söyler.Bkz. Sahih-i Edebi’l-Müfred (h.585). [ ] Parantez içindeki kısım, Beyhaki’nin bir başka rivâyetinin ziyâdesidir, bkz. Şuabu’l-Îman (4/228).
[286] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (4/408); Müslim, (2/841).
[287] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (3/476).
[288] Ebu Dâvud, (2/179); Ahmed, (3/411); Beğavi, Şerhu’s-Sünne (7/128); Elbâni “hasendir” der, bkz. Sahih-i Ebî Dâvud (1/354). Âyet: Bakara Sûresi: 201.
[289] Müslim, (2/888).
[290] Tirmizi, Elbâni, hasen olduğunu söyler; Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/184), Ehâdis es-Sahiha (4/6).
[291] Müslim, (2/891).
[292] Buhâri, lafız için bkz. Fethu’l-Bâri (3/583-584); Aynı şekilde, Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (3/581); Müslim.
[293] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (1/210-414); Müslim, (4/1857).
[294] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (4/441); Bkz. Sahih-i Tirmizi (2/103); Ahmed, Müsned (5/218).
[295] Nesâi dışında diğer sünen sahipleri. Bkz. Sahih-i İbn-i Mâce (1/233), İrvâu’l-Ğalîl (2/226).
[296] Müslim, (4/1728).
[297] Ahmed, Müsned (4/447); İbn-i Mâce, Mâlik; Elbâni, sahih demiştir; Bkz. Sahihu’l-Câmi (1/212); Bkz.Zâdü’l-Meâd, thk. Abdülkâdir el-Arnavût (4/170).
[298] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (6/181); Müslim, (4/2208).
[299] Müslim, (3/1557); Beyhaki, (9/287); [ ] Parantez içindeki kısım Beyhaki ve diğerlerinin, (9/287); son cümle anlam olarak Müslim rivâyetinden.
[300] Ahmed, (3/419) sahih bir isnadla; İbn-i es-Sünnî, (h.637); Abdülkâdir el-Arnavût, sahih demiştir; bkz. thk. Tahâvi (s.133); Mecmau’z-Zevâid, (10/127).
[301] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (11/101).
[302] Müslim, (4/2076).
[303] Ebu Dâvud, (2/85); Tirmizi, (5/69); Hâkim, sahih demiş, Zehebi de muvafakat etmiştir (1/511). Elbâni de sahih der; Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/182); Câmiu’l-Usûl, thk. el-Arnavût (4/389-390).
[304] Tirmizi, Nesâi, (1/279); Hâkim. Bkz. Sahih-i Tirmizi (3/183); Câmiu’l-Usûl, thk. el-Arnavût (4/144).
[305] Müslim, (1/350).
[306] Müslim, (4/2075); İbn-I Esîr, hadisteki [ إِنَّهُ لَيُغَانُ عَلَى قَلْبِي ] ifadesi hakkında şöyle der: Bundan maksat dalmak ve unutmaktır. Çünkü Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-, çokça zikir ve ibâdet yapardı, bazı zamanlar bunlardan unuttuğu da olurdu. Bu yüzden, unuttuğu şeyi günah sayar ve derhal istiğfâra yönelirdi.Bkz. Câmiu’l-Usûl (4/386).
[307] Tesbih: Sübhânallah; Tahmid: Elhamdülillah; Tehlil: Lâ ilâhe illallah,; Tekbir de, Allahu Ekber demektir.
[308] Buhâri, (7/168); Müslim, (4/2071). Sabah ve akşamları bu zikri yapmanın fazileti hk. bkz. s.84.
[309] Buhâri,(7/67); Müslim, lafzıyla (4/2071). Bunu yüz defa demenin fazileti hk. bkz. s.85.
[310] Buhâri, (7/167); Müslim, (4/2072).
[311] Müslim, (4/2072).
[312] Müslim, (4/2073).
[313] Tirmizi,(5/511); Hâkim, (1/501); sahih demiş, Zehebi de buna muvafakat etmiştir. Bkz. Sahihu’l-Câmi (5/531), Sahih-i Tirmizi (3/160).
[314] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (11/213); Müslim, (4/2076).
[315] Müslim, (3/1685).
[316] Müslim, (4/2072); Ebu Dâvud, [Bedevi dönüp giderken, Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem, “Elleri gerçekten hayırla doldu” buyurdu.] ziyâdesiyle, (1/220).
[317] Müslim, (4/2073); bir başka rivayeti, “Bunlar sana dünya ve ahireti birleştirir” şeklindedir.
[318] Tirmizi, (5/462); İbn Mâce, (2/1249); Hâkim, (1/503) tashih etmiş, Zehebi de buna muvafakat etmiştir. Bkz. Sahihu’l Câmi (1/362).
[319] Ahmed, Ahmed Şâkir tertibi ile (h.513); isnadı sahihtir. Bkz. Mecmau’z-Zevâid (1/297).İbn-i Hacer, Ebu Said’in rivâyetini Nesâi’ye isnad ederek hakkında İbn-i Hibbân ve Hâkim’in tashihlerini zikreder, Buluğu’l-Merâm.
[320] Ebu Dâvud, lafzıyla (2/81); Tirmizi, (5/521)); Bkz. Sahihu’l Câmi (4/271, h.4865).
[321] Buhâri, bkz. Fethu’l-Bâri (10/88); Müslim, (3/1595).
|
|
|
Mevlayı ararsan kalbinde ara… |
|
Yazar: RasitTunca - 07-24-2022, 10:37 PM - Forum: Günün Sözü
- Yorum Yok
|
 |
Mevlayı ararsan kalbinde ara…
Gidip de yorulma dostum çok uzaklara
Mevlayı ararsan kalbinde ara…
Umut güneşinin mor bulutlara
Girip girip çıkışında sen varsın
(Dönerci Sofi ismet Abeyin Oglu Erol Abeyin ilahisinden)
|
|
|
Duy Nedir? En Çok Kullanılan Duy Tipleri E14 ve E27 Duy Arasındaki Fark Nedir? |
|
Yazar: RasitTunca - 07-24-2022, 09:35 AM - Forum: Tamirat Yardim
- Yorum Yok
|
 |
Duy Nedir? En Çok Kullanılan Duy Tipleri E14 ve E27 Duy Arasındaki Fark Nedir?
Duy Nedir?
Duy nedir? Sorusuna cevaplar arayalım. Duy, en kısa yoldan bir lambanın takıldığı yerdir. Lambanın elektrik bağlantısını yapan duy aynı zamanda mekanik olarak sabitleme görevini de üstlenir. Ampul yuvası olan duylar arızalandığında yenisi ile değiştirilebilir. Ayrıca duyun bağlı olduğu kablonun kısaltılıp uzatılmasıyla yükseklik ayarı da yapılabilir.
En Çok Kullanılan Duy Tipleri
Lambaların enerji bağlantısını sağlayan duy, ev, iş yeri, alışveriş merkezi, kamu binası gibi tüm yaşam alanlarında kullanılır. İstenildiğinde kolayca bulunabilmesi veya alternatif üreticiler arasında seçim imkânı olması açısından standart hale getirilen duy tipleri standart lamba veya ampul üretimine de olanak tanır.
Ampulün icadını yapan Edison’un ilk harfi ile gösterilen duy tipi, iki rakamla da çeşitlendirilir. Bu iki rakam temelde duyun milimetre cinsinden çap ölçüsünü verir. Örneğin E27 tipi duy 27 mm çapa sahipken piyasada ince duy olarak satılan E14 tipi duy 14 mm çap ile üretilir. Her iki duy tipi de duy nedir? sorusuna “Edison Vidası” cevabını verir.
E27 en çok kullanılan duy tipi olarak bilinir. Vidalı tipte tasarlanan duy, ampulün kolayca takılabilmesini sağlar. Daha ince bir yapıyla üretilen E14 tipi duy ise daha çok dekoratif amaçla kullanılan mum ampuller veya tasarruflu küçük ampuller için tercih edilir.
Duy Arıza Yapar mı?
Genelde arıza yapması beklenmeyen duylar mekanik bir bağlantı elemanıdır. Duylar uzun süre yüksek sıcaklık altında kaldığında yapısı bozulabilir ya da ampul takıp çıkarma işlemi esnasında zorlandığında zarar görebilir. Bunların dışında dış ortamda nem alan duyların iletken kısımlarında korozyon olabilir. Bundan dolayı açık mekânlarda kullanılan duyların suya, toza ve neme karşı yalıtılması gerekir.
Piyasada yaygın şekilde satılan duyların çoğu plastik malzemeden imal edilmiştir. Fırın ya da sauna gibi yüksek sıcaklık olan yerler için seramik duylar üretilmiştir.
Duy Özellikleri Nelerdir?
Çeşitli türlerde üretilen duylar, iletken temas alanı, kesiti veya çapına göre farklı elektriksel dayanıma sahiptir. Örneğin;
E5 ve E10 tipi duylar 24 Volt
E14, E17 ve E27 tipi duylar 220 Volt
Duy Alırken Nelere Dikkat Edilir?
Öncelikle kullanılacak ampulle uyumlu olması açısından duy tipinin doğru belirlenmesi gerekir. Örneğin normal bir ampul E14 duya takılamaz. Bu ampul için normal duy yani E27 duy satın alınmalıdır. Piyasa E27’yi E14’e dönüştüren adaptörler de mevcuttur.
Bir tasarım için duy seçimi yapılacaksa farklı renk ve görünümlerde üretilen dekoratif duylar tercih edilmelidir. Yüksek güce sahip üst düzey bir ampul kullanılacaksa duyun maksimum kaç Watt güce dayanabileceği öğrenilmelidir.
E27 ve E14 Duy Arasındaki Fark Nedir?
Evinizde kullandığınız enkandesan, halojen ya da kompakt floresan lambaları LED ampuller ile değiştirmek istediğinizde veya yeni bir ampul almak istediğinizde E27 ve E14 gibi kavramlarla karşılaşırsınız. E ile başlayan bu kod ampulün duy tipini belirtir. E27 ve E14 evlerde yaygın olarak kullanılan duy çeşitleridir. Peki hangisini tercih etmeniz gerekir?
LED ampuller, düşük güç tüketimi ile yüksek ışığı bir araya getiren enerji verimli aydınlatma aygıtlarıdır. LED ampuller, halojen ve akkor flamanlı ampullere göre 15-20 kat daha uzun ömre sahiptir. Ampul seçimi yaparken dikkat edilmesi gereken ilk şey duy tipidir. Duy tipini öğrenmek için avizeyi veya söktüğünüz eski ampulü kontrol edebilirsiniz.
E14, 14 mm genişlikte ince vidalı duy çeşididir. E27 ise 27 mm genişliğinde kalın vidalı duy çeşididir. Duy genişliğini ölçerek hangi tipte ampule ihtiyacınız olduğunu öğrenebilirsiniz.
Duyu ölçmek için daha pratik bir yol arıyorsanız parmaklarınızı kullanabilirsiniz. Yetişkin bir erkeğin işaret parmağı 15 mm genişliğindedir. İşaret parmağı ile orta parmak birleştirildiğinde ise yaklaşık 30 mm genişliğe ulaşılır. İşaret parmağınızı söktüğünüz ampulün duy kısmına yani vidalı yerine koyun eğer parmağınız duyu kapatıyorsa E14, iki parmak kapatmak için ancak yeterli oluyorsa E27 duya sahiptir.
Diğer bir ölçüm yöntemi de madeni paraları kullanmaktır. 1 lira tam olarak 26,15 mm çapa sahiptir. Bu ölçü E27 duy çeşidinin çapına oldukça yakındır. 5 kuruş ise 17,5 mm çaptadır. Bu da E14 duyun 14 mm genişliğine oldukça yakındır.
E10, E11, E12, E17, E26, E39 ve E40 gibi farklı ölçülerde duylar olsa da evlerde en sık kullanılan duy tipleri E27 ve E14‘tür. Duy çeşidini belirlemede kesin sonuç için duyu ölçmeniz gereklidir.
Eğer avizenizde E14 duy varsa E14 ampul almanız gerekir. Avizenizde E27 duy bulunuyorsa E27 ampul tercih etmelisiniz. E14’ten E27’ye veya E27’den E14’e dönüştürücüler olsa da kaba görünümleri sebebiyle tercih edilmemektedir.
GU10 Halojen Ampuller Nedir?
Çoğu halojen ampul, standart vidalı Edison tabanlarına uyacak şekilde tasarlanmıştır, GU10 halojen ampuller, GU10 tabanlarına uyacak şekilde tasarlanmıştır. GU10 ampul tabanı, bir ampulü güvenli tutmada çok etkili olan iki uçlu, çevir ve kilitle sistemi kullanır. GU10 halojen ampuller gibi halojen ampuller, klasik akkor ampullere benzer şekilde çalışır, ancak ortalama halojen ampul, ortalama akkor ampulden daha verimlidir.
Halojen ampuller, tungsten yapılmış ince bir filament özelliği. Halojen ampullerde tungsten filamanından elektrik akışı görünür ışık sağlar. Tungsten, halojen ampul filamentleri için tercih edilen metaldir, çünkü diğer metallerden daha yüksek bir erime noktası sunar. GU10 halojen ampul filamanları 4.622 derece Fahrenheit'i (2.550 derece Santigrat) aşan sıcaklıklara ulaşabilir; Tungsten erime noktası 6,170 derece Fahrenhayt'tır (3,410 santigrat derece).
Tungsten çok dayanıklı bir malzeme olmasına rağmen, yaşlanmaya ve aşınmaya karşı bağışıklık kazanmaz, bu nedenle GU10 halojen ampullerdeki tungsten filamentleri zamanla buharlaşır. Tüm halojen ampuller, iyot ve bir halojen izleri gibi dolgu gazları kullanır. Tungsten partikülleri bir halojen ampul içindeki bir filamentin yüzeyinden buharlaştıkça, halojen dolum gazları ile reaksiyona girerler ve filamentin yüzeyine tekrar tekrar tepkimeye girerler. Halojen ampuller içindeki bu reaksiyona "halojen döngüsü" denir. Halojen ampulün iç sıcaklıkları, halojen döngüsünün etkili olması için 482 derece Fahrenheit'e (250 derece Santigrat) ulaşmalıdır.
GU10 halojen ampullerde kullanılan halojen teknolojisi, akkor teknolojiye göre verimlilikte iyileşme sağlamıştır. Dolgu gazları, halojen ampulleri akkor ampullerden daha verimli ve daha uzun ömürlü kılar. Işık emisyonları halojen ampullerden daha parlaktır çünkü dolum gazları filamentlerin yüksek sıcaklıklarda yanmasına izin verir. 21. yüzyılın başlarında kullanılan ortalama akkor ampuller yaklaşık 1.000 saat sürdü, ancak GU10 halojen ampuller, vatiyeye bağlı olarak 5.000 saatten fazla dayanacak şekilde tasarlandı. Halojen ampuller, watt başına 10-20 lümen arasında değişen lümen çıkışları üretebilir.
GU10 halojen ampuller birçok aydınlatma uygulaması için idealdir. Temel olarak, bir GU10 tabanının bulunduğu her yerde kullanılabilir. Tüketiciler GU10 halojen ampulleri alan ve geleneksel Edison vida tabanlarına takılabilen adaptörlere bile erişebiliyor.
|
|
|
Watt Nedir? Wh Yani WattSaat Ne Anlama Gelmektedir? Kilowatt MegaWatt GigaWatt Nedir? |
|
Yazar: RasitTunca - 07-24-2022, 08:11 AM - Forum: Tamirat Yardim
- Yorum Yok
|
 |
Watt Nedir? Wh Yani WattSaat Ne Anlama Gelmektedir? Kilowatt MegaWatt GigaWatt Nedir?
Watt enerji dönüşümü ölçen oranın Uluslararası Birimler Sistemi tarafından kabul gören birimidir. Watt elektriksel güç birimidir ve kısaca W ile gösterilir.
Watt ve Watt-Hours Arasındaki Fark Nedir?
Watt-Hours bir elektronik cihazın bir saatte kaç Watt elektrik tükettiğini ifade eden birimdir. Örneğin, 10 WattSaat değerine sahip bir ampul devamlı kullanıldığında güde 240 Watt elektrik tüketir.
Watt Formülü Nedir?
Watt hesaplama formülü şöyledir:
Güç (Watt) = Akım (Amper) x Gerilim (Volt)
Watt formülünde Amper akım şiddetini, Volt ise iletkenin iki ucu arasındaki elektrik yükü farkını ifade eder.
Klasik Mekanikte Watt Formülü Nedir?
Klasik mekanikte, hızı sabit bir cismin 1 metre/saniyede 1 Newtonluk yükü 1 Watt eder. Klasik mekanikte Watt formülü şudur:
1 Watt = 1 Newton x Metre / Saniye
Elektromanyetizmde Watt Formülü Nedir?
Elektromanyetizmde bir iletkenin iki ucu arasındaki 1 Voltluk elektriksel potansiyel farkında 1 Amperlik akım aktığında yapılan iş 1 Watt olur. Elektromanyetizmde Watt formülü şu şekildedir:
Watt = Volt x Amper x PF(Power Factor)
OHM ile Watt Formülü Nasıl İfade Edilebilir?
Ohm, bir elektrik devresindeki direnç birimidir. Ohm’un formülü şu şekildedir:
Ohm = Volt / Amper
Ohm ile Watt hesaplama ise şu formülle yapılır:
Watt = Volt2 / Ohm
Elektrik devresinde Amper’in bilinmediği durumlarda bu formül kullanılarak güç hesaplaması yapılır.
PikoWatt Nedir?
PikoWatt, bir Watt’ın trilyonda biridir. Radyo ve radar alıcıları ile radyo astronomide kullanılır.
NanoWatt Nedir?
NanoWatt, bir Watt’ın milyarda biridir. 1 m2 genişliğindeki bir toprak parçası, görünen durumdaki tek bir yıldızdan 1 nanoWatt güç alır.
MikroWatt
MikroWatt, bir Watt’ın milyonda biridir. EEG ve EKG gibi teknolojilerde ölçüm amacıyla kullanılır.
Miliwatt
MiliWatt, bir Watt’ın binde biridir. İşitme cihazları bir miliWatt’tan daha az, lazer işaretçiler ise yaklaşık 5 miliWatt güç kullanır.
Kilowatt
KiloWatt, bir Watt’ın bin katıdır. Günlük elektronik aletlerin belirli periyotlarda tükettiği elektrik gücünü ifade etmekte kullanılır. KiloWatt, kW şeklinde gösterilir.
MegaWatt
MegaWatt, bir Watt’ın bir milyon katıdır. Hastane, alışveriş merkezi gibi büyük yapıların, uçak gemisi ve kruvazör gibi büyük taşıtların elektrik tüketimini hesaplamada kullanılır. MegaWatt, MW ile gösterilir.
GigaWatt
GigaWatt, bir Watt’ın bir milyar katıdır. Genellikle hidroelektrik santralleri gibi büyük güç üretim tesislerinin kurulu gücünü ifade etmek için kullanılır. Örneğin Atatürk Barajı’nın kurulu gücü 2,4 GigaWatt’tır. GigaWatt, GW ile gösterilir.
TeraWatt
TeraWatt, bir Watt’ın bir trilyon katıdır. Genellikle tüm dünyanın tükettiği elektriği hesaplamada kullanılır. Bir şimşeğin çaktığı andaki gücü 1 teraWatt’tır fakat bu sadece 30 milisaniye sürer.
PetaWatt
PetaWatt, bir Watt’ın bir katrilyon katıdır. Çok büyük, evrensel güç tanımlamaları için kullanılır. Güneş ışığından dünyanın atmosferine yansıyan güç yaklaşık 174 petaWatt’tır.
Elektriksel ve Isısal Wattlar Nedir?
Elektrik güç endüstrisinde MWe, MegaWatt elektriği; MWt ise ısısal megaWatt’ı ifade eder. Örneğin 2109 MWt’lik bir nükleer reaktör 648 MWe’lik elektrik üretir.
Bisiklette Watt Nedir?
Bisiklet sporunda antrenmanlarda en önem verilen ölçüm metodu üretilen elektrik gücüdür. Bisiklet sürücülerinin performans değeri, tekerleklerin dönmesi sonucu üretilen elektriğin ölçümü ile belirlenir.
Ses Sistemlerinde Watt Nedir?
Ses sistemlerinde Watt, ses üretilen birim zamanda harcanan elektrik gücünü ifade eder.
Oto Hoparlör Watt Nedir?
Oto hoparlörlerde Watt, hoparlör sisteminin birim zamanda ses üretmek için harcadığı elektrik gücünü ifade eder. Genellikle oto hoparlörlerde 30-50 Watt gücünde kuvvetlendiriciler kullanılır.
Wattmetre Nedir?
Wattmetre bir elektrik akımındaki elektrik gücünü ölçen ölçüm cihazıdır. Bir devredeki elektrik gücünü tespit edebilmek için o devredeki akım şiddetini ve gerilimi de bilmek gerekir. Dolayısıyla Wattmetre bu iki birimi de tespit ederek çarpar ve elektrik gücünün Watt cinsinden değerini hesaplar.
Alternatif Akımda Güç Formülleri Nedir?
Alternatif akımda aktif güç (P), reaktif güç (Q) ve görünür güç (S) ölçümleri şu formüllerle yapılır:
Aktif Güç (P) Formülü: P = V.I.Cos(ϕ)
Reaktif Güç (Q) Formülü: Q = V.I.Sin(ϕ)
Görünür Güç (S) Formülü: S = V.I
Bir Fazlı Alternatif Akımda Güç Formülleri Nedir?
Temel elektrik teorisine göre alternatif akımda (AC) tek fazlı (monofaze) bir sistem için aşağıdaki güç formülü aşağıdaki şekildedir:
P = V x I x Cos Ф
P = I2 x R x Cos Ф
P = V2 / R (Cos Ф)
Bu formülde;
P= Watt cinsinden güç
V= Volt cinsinden Voltaj
I= Amper cinsinden akım
R= Ohm cinsinden direnç
Cos Ф = Güç faktörü
3 Fazlı Alternatif Akımda Güç ve Güç Formülleri Nedir?
Üç fazlı (trifaze) sistemlerde güç formülü aşağıdaki gibidir:
P = √3 x VL x IL x Cos Ф
P = 3 x VPh x IPh x Cos Ф
P = 3 x I2 x R x Cos Ф
P = 3 (V2 / R) x Cos Ф
Bu formülde;
P= Watt cinsinden güç
V= Volt cinsinden Voltaj
I= Amper cinsinden akım
R= Ohm cinsinden direnç
Cos Ф = Güç faktörü
Omik Almaçlarda Güç Devreleri Nedir?
Üç fazlı tav fırınları ve üç fazlı elektrik sobaları gibi alıcılara omik almaç denir. Omik almaçlarda güç hesaplama formülü şu şekildedir:
P = √3V.I
Endüktif Akımda Güç Problemleri Nedir?
Alternatif akım, elektrik kaynağından çıktıktan sonra meydana gelen gerilimin genlik ve yön bakımından periyodik olarak değişmesidir.
Alternatif akımda 3 farklı güç ortaya çıkar:
Aktif Güç
Reaktif Güç
Görünür Güç
Reaktif güç, iş yapmayan güçtür ve kendi içinde; “endüktif” ve “kapasitif” olarak 2’ye ayrılır. Endüktif akım, elektrik devrelerinde bobinden kaynaklı faz kayması nedeniyle oluşur. Kapasitif güç ise, elektrik devrelerinden kondansatör kaynaklı sorunlardan ortaya çıkar.
Endüktif akımın veya kapasitif akımın belirlenen oranların üzerinde olması kompanzasyon kaynaklı güç problemlerine neden olur.
Watt ve Amper İlişkisi Nedir?
Watt, bir devredeki elektrik gücünü, amper ise devredeki akım şiddetini ifade eder. Amper hesaplamada Watt ve Volt kullanılır:
Amper = Watt / Volt
Watt ve Voltaj İlişkisi Nedir?
Voltaj (Gerilim), bir elektrik devresinde iletkenin iki ucu arasındaki elektrik potansiyeli farkıdır. Voltaj hesaplamada Watt ve Amper kullanılır:
Volt = Watt / Amper
Watt ve OHM İlişkisi Nedir?
Ohm, bir elektrik devresinde iletkenin elektrik akımına karşı gösterdiği dirençtir. Ohm hesaplamada Volt ve Watt kullanılır:
Ohm = V2 / W
Daha fazla bilgi için “Ohm Kanunu” içeriğini okuyabilirsiniz.
Joules ve Watt İlişkisi Nedir?
Joule, bir metre üzerinden 1 Newtonluk kuvvet uygulanarak yapılan işi tanımlayan birimdir. Joule hesaplamada Watt ve zaman kullanılır:
Joule = Watt x saniye
Bir Elektrik Sobası 5 Saat Çalıştığında Ne Kadar Watt Elektrik Harcar?
Elektrik faturası hesaplama işlemi yapıldığında 2500 Watt gücünde bir elektrik sobası 5 saat çalıştığımda 9,39 TL tutarında 12,5 kWh elektrik harcar. Yılda 6 ay ve haftanın her günü 5 saat çalışan bir elektrik sobası yılda 1577,24 TL tutarında 2100 kWh elektrik harcar.
Bir Buzdolabı Kaç Watt Elektrik Harcar?
Buzdolabı elektrik tüketimi hesaplaması yapıldığında A+ enerji sınıfı bir buzdolabı ayda 22,21 TL tutarında 29,57 kWh, yılda 266,49 TL tutarında 354,82 kWh elektrik harcar.
55 İnç Televizyon Kaç Watt Elektrik Harcar?
Televizyon elektrik tüketimi hesaplaması yapıldığında Günde 5 saat kullanılan 55 İnç A+ enerji sınıfı bir televizyon ayda 10,30 TL tutarında 13,72 kWh, yılda 123,66 TL tutarında 164,64 kWh elektrik harcar.
Bilgisayarların Watt Miktarı Nasıl Kontrol Edilir?
Bilgisayar üzerinde yazan Watt cinsinden kullanım miktarı, en yüksek potansiyel güç ihtiyacını belirtir. Bilgisayarın gerçek güç tüketimi, kullanım şekline bağlı olarak değişir. Örneğin internette gezinirken potansiyel güç tüketiminin yalnızda %5’i kadar tüketim gerçekleşir. Yüksek grafik değerlerine sahip bir oyun oynanırken bu oran %50’ye kadar çıkabilir.
Bir Ev Bir Ayda Kaç Watt Elektrik Tüketir?
Bir ev ayda ortalama 283 kWh elektrik tüketir. Elektrikli cihazları kullanan kişi sayısı azaldıkça, elektronik cihazların enerji sınıfı yükseldikçe bu rakam düşer. Elektrik faturası ve elektrik tedarikçisi değiştirme hakkında daha fazla bilgiye “serbest tüketici” içeriğinden ulaşabilirsiniz.
10 Watt'ta Kaç Amper Vardır?
1 Volt gerilim olan bir elektrik devresinde Amper ve Watt değerleri eşit olur. Örneğin, gerilimin 1 Volt olduğu bir devrede 10 Watt, 10 Amper eder.
Her Bir Saatte 700 Watt Elektrik Harcamanın Günlük Bedeli Nedir?
Elektrik fiyatları baz alındığında saatte 700 Watt elektrik tüketiminin günlük tutarı 12,62 TL’dir.
Kaç Watt 220 Volt Eder?
Akım şiddetinin 1 Amper olarak ölçüldüğü bir devrede 220 Watt, 220 Volt eder.
Doğrudan Akım (DC) Watt Değeri Alternatif Akım (AC) Watt Değerine Nasıl Dönüştürülür?
Alternatif akım (AC) gücünü fiziksel olarak doğru akım (DC) gücüne dönüştürmek için dönüştürücü adı verilen bir cihaz kullanılır. Ancak alternatif akım (AC) Watt gücünü doğru akım (DC) Watt gücüne matematiksel olarak dönüştürmek ise oldukça kolaydır.
Genel olarak, DC voltajını AC RMS voltajı olarak ifade ederiz. RMS değeri, İngilizce’de kök ortalama karenin (root mean square) kısaltmasıdır ve kümedeki tüm değerlerin karelerinin ortalamasının (aritmetik ortalama) karekökünü ifade eder. Tipik sinüsoidal AC dalga formları durumunda, dalganın bir periyodunun kök ortalama karesine (RMS değerine) eşittir. Bu, dalganın her dönemde aynı olduğunu varsaydığımız için mümkündür.
Standart bir AC dalga formu için RMS değeri, bu RMS'den DC'ye formülünde gösterildiği gibi, tepe voltajının ikinin kareköküne bölünmesine eşittir:
RMS Değeri = Vp / √2
Bir AC'nin tepe voltajını bilirsek, gerekli DC voltajını hızlı bir şekilde bulabiliriz. Gerekli DC voltajına eşdeğer olan RMS değeri voltajını elde etmek için tepe voltajını ikinin kareköküne bölünür. Bunun gerçek hayattaki herhangi bir dönüşümden kaynaklanacak kesin DC voltajını değil, tepe AC voltajına dayalı teorik DC voltaj eşdeğerini belirlediği unutulmamalıdır.
450 Joules Kaç Wattır?
450 Joules 0,125 Wattsaat’tir. Joules Watt eşitliği şu şekildedir:
1 Joules = 0,000278 Wattsaat
150 Joules Kaç Wattır?
150 Joules 0,0416 Wattsaat’tir. Joules Watt eşitliği şu şekildedir:
1 Joules = 0,000278 Wattsaat
1000 Joules Kaç Wattır?
1000 Joules 0.277778 Wattsaat’tir. Joules Watt eşitliği şu şekildedir:
1 Joules = 0,000278 Wattsaat
Watt ve James Watt Bağlantısı Nedir?
İskoç bilim insanı James Watt, buhar makinesini icat etmiştir. Buhar makinesi, Sanayi Devrimi’nin tetikleyicilerinden biri olarak kabul edilmektedir.
James Watt’ın ismi, 1889'da fizik endüstrisine ve buhar makinesinin geliştirilmesine katkısı nedeniyle British Association for the Advancement of Science (İngiliz Bilim İlerleme Derneği)’nin İkinci Kongresi tarafından elektrik güç birimine verilmiştir.
1 watt, Uluslararası Birimler Sisteminde (SI) saniyede bir joule işe eşittir.
|
|
|
Aydınlatma Lambası Alırken Veya Döşerken Nelere Dikkat Etmeliyiz Watt Lumen Lux Nedir |
|
Yazar: RasitTunca - 07-24-2022, 07:46 AM - Forum: Tamirat Yardim
- Yorum Yok
|
 |
Aydınlatma Lambası Alırken Veya Döşerken Nelere Dikkat Etmeliyiz, Watt Nedir? Lumen Nedir? Lux Nedir?
İster evimizde kullanmak amacıyla, ister bir projede ihtiyacımızı belirlerken kaç watt, kaç lümen gibi bir karmaşanın içinde kendimizi buluruz. LED lamba ya da LED ampul adına her ne derseniz deyin, satın alırken aklımıza gelen ilk soru; evimizi aydınlatmaya yeter mi? Bu sorunun cevabını ararken lümen ve watt terimleri bizi karşılar.
Lümen ve watt, birisi ışığı diğeri gücü belirtiyor. Tüketici de satıcı da bu iki terim arasında kafa karışıklığı yaşayabiliyor.
Geleneksel aydınlatmalarda güç konusu ön plandaydı. İki akkor flamanlı ampul karşılaştırılırken güç değerleri göz önünde bulundurulurdu. Aslında bu yanlış bir durum değil. Çünkü ne kadar güç, o kadar ışık demekti. Bir odayı aydınlatmak için 70 W ampul yeterli olmadığında 100 W’lık bir ampul tercih edilirdi.
Ancak LED teknolojisi pek çok yeniliği beraberinde getirdi. Teknolojik gelişmeler, LED’lerin sürekli daha verimli hale gelmesini, lümen değerlerinin her yıl katlanmasına yol açtı. Bundan birkaç yıl önce 1W güçteki LED 50 lümen ışık akısına sahipken, bugün ticari ürünlerde 260 lümen seviyeleri konuşuluyor.
Bu da gösteriyor ki, söz konusu LED ışık kaynaklı lamba ve armatürler olduğunda güç değeri ile ışığı karşılaştırmamız doğru değil.
Her üretici, ürününde farklı lümen değerine sahip LED’ler kullanabilir. Bu sebeple iki farklı üreticiye ait 10W LED lamba, bir birinden farklı ışık çıktısına sahip olabilir. Basitçe, bir markanın 10W LED lambası odamızı aydınlatırken, diğer markanın 10W ürününden iki tane kullansanız bile aynı parlaklığı elde edemeyebilirsiniz.
Watt, bir şeyin ne kadar elektrik harcadığının ölçüsüdür. Ne kadar elektrik faturası ödeyeceğinizi belirler. Lümen, bir ışık kaynağının toplam ışık çıktısını belirtir. Ne kadar aydınlatma yapacağını gösterir.
Bir projede LED armatüre veya evimizde basit bir LED lambaya ihtiyacımız varsa dikkat etmemiz gereken ilk şey lümen değeridir. İhtiyacımız 1.000 lümen ve üzerinde LED lamba ise, bu değere dikkat etmeliyiz.
Ancak burada bir diğer husus da mümkün olan en düşük güç tüketimiyle bu lümen değerine ulaşmak olmalı. Bu en iyi watt başına lümen değeri yani lm/W ile açıklanır ancak biraz daha basite indirgemeye çalışacağım.
Watt, bir şeyin ne kadar elektrik harcadığının ölçüsüdür. Ne kadar elektrik faturası ödeyeceğinizi belirler. Lümen, bir ışık kaynağının toplam ışık çıktısını belirtir. Ne kadar aydınlatma yapacağını gösterir.
Bir projede LED armatüre veya evimizde basit bir LED lambaya ihtiyacımız varsa dikkat etmemiz gereken ilk şey lümen değeridir. İhtiyacımız 1.000 lümen ve üzerinde LED lamba ise, bu değere dikkat etmeliyiz.
Ancak burada bir diğer husus da mümkün olan en düşük güç tüketimiyle bu lümen değerine ulaşmak olmalı. Bu en iyi watt başına lümen değeri yani lm/W ile açıklanır ancak biraz daha basite indirgemeye çalışacağım.
İki farklı ürün, ikisi de 1.000 lümen ise hangisi daha az güç harcıyorsa o tercih edilmelidir. Yani birisi 10W, 1.000 lümen; bir diğeri de 9W, 1.000 lümen ise 9W olanı seçmek gerekir.
Kamu kuruluşlarımız da şartnamelerini hazırlarken lümen değerleri üzerine yoğunlaşmalı, bu lümen değerini yakalamak için gereken maksimum güç tüketimi de şartname de belirtilmelidir.
Ev, iş yeri ya da diğer alanların aydınlatılmasında alan genişliği ve aydınlatma gereksinimlerine göre toplam lümen ihtiyacını ve kaç tane lamba kullanmanız gerektiği öğrenmek için Aydınlatma Hesabı sayfasındaki hızlı hesaplama aracını kullanabilirsiniz.
Aydınlatma Hesabı sayfamıza
GIRIS - ANTRE
>
CANLI CANLI BÖLÜMÜ
>
Online WIDGETLER
>
Online Aydınlatma Hesabı Yap
Konusundan gidebilirsiniz
Hesaplama aracıyla odada ne kadar ışığa ihtiyacınız olduğunu hızlıca belirleyebilirsiniz. Sizden istenen bilgiler ışık çıktısı, alan genişliği, tavan yüksekliği ve bakım çarpanını girin ve uygulama türünü seçin. Hesaplama sonucunda kaç tane lamba yada armatür kullanmanız gerektiği hızlıca gösterilir.
Her alan için önerilen aydınlatma seviyesi faklıdır. Örneğin, evlerde 100 lüks aydınlatma seviyesi yeterli olurken ofislerde minimum 300 lüks aydınlatma seviyesi gereklidir. Aşağıdaki hesaplama aracında uygulama türünü ve istenilen minimum aydınlık düzeyini seçebilirsiniz. Seçim menüsünde aradığınız uygulama yoksa diğer seçeneğini işaretleyerek istediğiniz lüks seviyesini girebilirsiniz.
Işık çıktısı olarak istenen lümen değeri satın aldığınız lambanın broşüründe veya kutusunun üzerinde yazar. Alanın genişliğini ise eni ve boyunu çarparak bulabilirsiniz. Tavan yüksekliği ise lambanın kurulacağı alanın yerden yüksekliğini ifade eder.
Bakım çarpanı ise lambanın kullanımdan kaynaklı performans kaybını ve kirlenmesi sebebiyle ortaya çıkacak kayıpları ifade eder. Bu değer için varsayılan katsayı 0,8 olarak tanımlanmıştır. Bu değer hakkında bilginiz yoksa değiştirmeniz gerekmez.
Aydınlatma hesabı aracının geliştirmesi halen sürmektedir. Bu hesaplamayla elde edeceğiniz sonuçlar tavsiye niteliğindedir. Uygulama yapmadan önce ilgili simülasyon yazılımlarıyla projenizi doğrulamanız gereklidir.
LED Lamba Alırken Nelere Dikkat Etmek Gerekir?
LED aydınlatma, sağladığı verimli aydınlatmanın yanı sıra 10 yıl kullanım ömrü sunabiliyor. Bu da tüketicinin LED aydınlatmayı neden yoğun ilgiyle takip ettiğini açıklıyor.
LED ve diğer komponentlerin fiyatlarının düşmesiyle, LED lamba fiyatları da hızlı bir şekilde düşmeye başladı. Firmaların, 1 TL’den 30 TL’ye kadar pek çok çeşit LED lambası bulunuyor. Peki bu lambaları nasıl ayırt edeceğiz? LED lamba alırken dikkat edilmesi gereken detayları sizler için bir araya getiriyoruz.
Işık Akısı (Lümen)
Tüketiciler, bir lamba alırken aydınlatma seviyesini güç ile değerlendirmeye alışkındır. Ancak, LED teknolojisi sürekli bir gelişim içerisinde olduğundan bu alışkanlığımızdan vazgeçmeliyiz. Lambaların yaydığı ışık miktarı Lümen değeriyle ifade edilir.
Daha iyi anlaşılması için; iki LED lambayı karşılaştıralım. Bir tanesinin 5W 500 lm, bir diğerinin 10W 450 lm olduğunu varsayalım. Burada 10W olan lamba değil, 500lm olan 5W güçteki LED lamba daha çok ışık verir.
Renk Sıcaklığı (Kelvin)
Dikkat etmeniz gereken bir diğer konu da renk sıcaklığıdır. 2700K ve 3500K aralığı enkandesan lambalara eşdeğer olarak görülür ve ev kullanıcıları için önerilir. Bu aralık sıcak beyaz olarak adlandırılır. Diğerleri ise, beyaz ve soğuk beyazdır.
Bazı tüketiciler, alışkanlıklarından ötürü soğuk beyaz rengin daha iyi olduğunu düşünebilir. Ancak unutmayalım, ev kullanımı için tercih edilmesi gereken renk sıcak beyazdır. Bu konudaki bilimsel çalışmaları portalımızda bulabilirsiniz.
Etkinlik Faktörü (lm/W)
Bir diğer terim de etkinlik faktörü. Lümen değerinin watt cinsinden güce bölünmesiyle elde edilir. Yani watt başına ne kadar ışık verdiğini belirtir. Eğer gerçekten verimli bir aydınlatma ile enerji tasarrufu sağlamak istiyorsanız, yüksek etkinlik faktörüne sahip LED lambaları tercih etmelisiniz.
Yukarıdaki örneğe tekrar dönersek; ilk lambamız 100 lm/W, ikinci lambamız 45 lm/W etkinlik faktörüne sahiptir. Burada daha verimli aydınlatma elde etmek için 100 lm/W etkinlik faktörüne sahip ürünü tercih etmeliyiz.
Soğutma Performansı
Üreticiler, lambalara 50.000 saat, 100.000 saat gibi kullanım ömrü belirtebilir. Ancak bu rakamlar çoğu zaman LED üreticisinin, ürününe belirli koşullar altında yaptığı test sonuçları ile eriştiği rakamlardır.
Lamba üreticisinin bu kullanım ömrüne erişmesi için, LED üretisinin belirlediği sınırların üzerine çıkmaması gerekir. Burada sıcaklık önemli bir husustur ve LED’in ömrünü doğrudan etkiler. Bu yüzden LED lambalar iyi bir termal tasarıma ve soğutucuya sahip olmalıdır.
Fonksiyon Kontrolü
Dim anahtarları, enkandesan lambalar ile çalışması için tasarlanmıştır. Devre tasarımları sebebiyle, LED lambaların bir çoğu dim anahtarlarıyla uyumlu değildir. Kısılabilir LED lambalar için daha fazla ödemeniz gerekebilir.
Dim anahtarları ile uyumlu LED lambaların kutularının üzerinde “dim edilebilir”, “kısılabilir” şeklinde ibareler yer alır. Eğer böyle bir ihtiyacınız varsa bunu kontrol etmelisiniz.
LED’ler geleneksel enkandesan ve halojen aydınlatmalar için kesinlikle iyi bir alternatiftir. LED’lerin en büyük avantajı uzun ömürlü olmalarıdır. Bu sebeple yıllarca kullanmayı planladığımız LED lambaları seçerken biraz daha titiz davranmalıyız.
Ev için ideal ampul kaç watt olmalı?
Doğru LED Ampul Nasıl Seçilir
Eş Değer Güç (W) LED Lümen
15 136
25 249
40 470
60 806
Ev ampulu kaç watt?
Normal bir ampul yaklaşık olarak 60 Watt enerji tüketir. Tasarruflu ampuller ise 16 Watt enerji harcar. Led ampuller ise sadece 9 Watt enerji harcar.
9 watt led ampul ne kadar aydınlatır?
Cata 9W LED Ampul, iç mekan aydınlatmalarında kullanılmak üzere tasarlanmıştır ve 9 W güç tüketimine, 800 lümen ışık çıktısına sahiptir.
5 watt led ampul kaç watt?
5 ADET MAKEL 5 WATT 3000K LED AMPUL GÜNIŞIĞI 5W=41W E27 DUY.
Evde hangi ampul kullanılmalı?
Oturma odası, yemek odası, yatak odası ve evin diğer odalarında sıcak beyaz yani sarı renkte ışık yayan ampullerin kullanılması tavsiye edilmektedir. Çünkü sarı ışık, daha az mavi ışık içerdiğinden, gözler için daha rahatlatıcı bir etki yaratır.
10 watt led ampul ne kadar yakar?
10 Watt ampul bir saatte 10 watt enerji harcamaktadır.
En aydınlık ampul kaç watt?
Osakalight 30W-200watt Yüksek Watt Led Ampul E27 Beyaz
Watt Aralığı 20,1 – 30 W
Watt 30 W
Lümen (Lumen) Nedir?
Bir led ve ampulün ışık sağlamak için çevreye yaydığı toplam (insan gözüne göre) ışık miktarını yada ışık gücüne ışık akısı denir. Ölçmek için kullanılan Uluslararası birimine lümen denir. Basit bir ifadeyle, Lümen (lm) ile gösterilir.
Lümen sıklıkla watt olarak yanlış yorumlanır. Watt, bir ampulün ışık üretmek için harcadığı elektrik enerjisi dir. Ampulün parlaklığı ise lümen cinsinden ölçülür. Ayrıca , monitörler, televizyonlar ve projektörler gibi ışık yayan cihazların parlaklığını ölçmek içinde kullanılır.
Geçmiş yıllarda ampullerin vermiş olduğu ışık miktarını üzerinde yazan watt değerlerine göre ışık gücü bilinmekteydi. Örneğin watt değeri yüksek olan ampuller daha fazla çevreye ışık yaymaktadır. Watt değerleri ışık kullanımını değil enerji kullanımını ölçüyorlardı.
Yeni, enerji tasarruflu LED teknolojisi ile, bir ampulün ne kadar parlak olduğunu belirtmek için artık ışık akısı değeri olan lümen değerine bakılmalıdır. Lümen ne kadar yüksek ise ışık o kadar parlak görünür. 1 lumen = 0.00146 W’ dır.
Bir ampulün ışık gücü ya da ışık değeri lümen şeklinde ifade edilir. Örneğin lümen değeri yüksek olan bir aracın far aydınlatması, gece uzak mesafeleri daha net görülmesine imkan vermektedir. Yani diğer bir deyişle birim yüzeyi daha fazla aydınlatma imkanı, lümen değerine bağlı olarak değişkenlik gösterir. Bir otomobil içerisinde lümen değeri arttıkça far aydınlatması üzerinden daha yüksek bir ışık ortaya çıkar. Bilimsel olarak ele aldığımız zaman ise şu şekilde ifade edebiliriz; Herhangi bir ışık kaynağının 1 metre mesafede 1 m²’lik yüzeye dik olarak gönderdiği ışık miktarıdır. Böylece belli bir alandaki ışık miktarı çok daha yüksek noktaya ulaşmaktadır.
Lümen Ne İşe Yarar?
Belli bir mesafedeki aydınlatma gücü sağlayarak lümen önemli bir görev üstlenir. Yani belli bir yüzeye düşen ışığın parlaklığı ve şiddeti lümen olarak ifade edilmektedir. Özellikle 1 metre alanda verdiği aydınlatma gücü ve ışık miktarı sayesinde, alan çok daha net bir şekilde görülmektedir. Profesyonel cihazlar ile ölçüm yapılmak suretiyle bu mesafedeki ışık miktarı yüzey alanı olarak hesaplanır. Böylece 1 metre alandaki ışık miktarı yüzeyi açısından yüksek bir aydınlatma olanağı sağlamaktadır.
Lümen Neden Kullanılır?
Özellikle araba farlarında örnek vermek gerekirse, şoförlerin yolu daha net ve aydınlık şekilde görebilmesi için lümen kullanılmaktadır. Bu doğrultuda belli bir açı eşliğinde 1 metre yüzey alanı dik bir ışık miktarı getirilerek, çok daha net bir görüş açısı oluşturulur. Tabii bu işlem gerçekleştirilirken, yani lümen kullanılırken, hava şartları ve ortam da dikkate alınır. Böylece 1 metre alanda meydana gelebilecek ışık gücü daha etkin hale getirilir.
Bir Ampulün Lümen Değerleri
Özellikle günümüzde enerji tasarruflu led ampuller çok fazla kullanılıyor. Bu ampullerin teknolojik açıdan ele alındığı zaman en önemli özellikleri lümen değeridir. Yani belli bir alana yüzey noktasında çok daha yüksek Işık miktarı verir. Bu doğrultuda bir ampulün lümen değerleri 0.00146 olarak hesaplanmış durumda.
Lüx (Lux) Nedir?
Lux Rating (Lüx Değeri), bir birim ışık miktarını anlatmaktadır. Bir Lux tahmini olarak bir mumun 1 metrelik mesafeden yaydığı ışık miktarı olarak belirtilmektedir.
Lux derecelendirmesi, genel hatları ile günümüzde kullanılan güvenlik kamera sistemlerinde kameraların az ışıklı ortamlarda hangi oranda ya da hangi kalitede çekim yapabildiğini gösteren bir kavram olarak adlandırılmaktadır.
Lüx (Lux) Nedir?
Bir birim ışık miktarı Lux olarak adlandırılmaktadır. Bir Lux tahmini olarak bir mumun 1 metrelik mesafeden yaydığı ışık miktarı olarak belirtilmektedir. Aşağıda genel olarak ışık kaynaklarının tarif edildiği Lux değerlerini görebilirsiniz;
Yoğun güneş ışığı 10,000 Lux
Ofis ortamı ışığı 500 Lux
Rahat okuma için gereken ortam ışığı 300 Lux
Bulutlu bir ortam ışığı 100 Lux
Alacak karanlık bir ortam ışığı 10 Lux
Gün doğumu ortamı ışığı 1 Lux
Dolunay ortamı ışığı 0,1 Lux
İlk dördün ay ortamı ışığı 0,01 Lux
Karanlık bir ortam ışığı 0 Lux
CCTV sistemlerinde kullanılan kameralar genel olarak 0,1 Lux değerine kadar görüntü alabilmektedir. 0,1 Lux değerinin altında ki ortamlarda ise InfraRed Led lambalarının kullanımı başlar ve karanlık ortamlarda kayıt süreci devam edebilmektedir.
Low Illumination (Minimum Aydınlatma) özelliği olan kameralar çok düşük ışık olan ortamlarda temiz ve kaliteli görüntü kaydı yapabilen kameralardır. Bu özelliğe sahip kameralar aşağıda belirtilen değerlerin ya da ışık ortamlarının oluştuğu durumlarda da çekim ve kayıt yapabilmektedir.
0,1 Lux >> Normal Kayıt
0,01 Lux >> Kaliteli Kayıt
0,001 Lux >> Süper Kayıt
|
|
|
IP Koruma Sınıfı Nedir? Seviyeleri Nelerdir? IP44 Ne Demektir? |
|
Yazar: RasitTunca - 07-24-2022, 06:04 AM - Forum: Tamirat Yardim
- Yorum Yok
|
 |
IP Koruma Sınıfı Nedir? Seviyeleri Nelerdir? IP44 Ne Demektir?
Su Geçirmez IP Derecelendirmesi İçin Eksiksiz Kılavuz – IP44, IP54, IP55, IP65, IP66, IPX4, IPX5, IPX7
IP Koruma Sınıfları ve IP Kodları
Mekanik veya elektrikli ürünleri kullanılacakları ortama uygun olarak seçmemiz gerekmektedir. Kullanılacak ürünün tasarımı, kullanılacağı ortam koşullarına uygun değilse, o zaman ürünün arıza yapma olasılığı oldukça yüksektir. Bu yazıda ürünlerin çalışabileceği ortam şartlarını gösteren IP kodlarını, bu kodların anlamlarını ve kullanım alanlarını okuyabilirsiniz.
Elektrikli ya da mekanik olarak çalışan sistemlerde yer alan tüm ürünlerin tasarım çalışmaları; ürünün kullanılacağı ortam koşulları gözönüne alınarak yapılmaktadır. Bir ürünün dizayn aşamasında belirlenmiş olan çalışma koşullarının dışına çıkılarak kullanılması, ürün veya bağlı olduğu sistem üzerinde ağır zararlar verebilmektedir.
çoğu ürünün üzerinde yazan ve o ürünün hangi dış etkenlere karşı korumalı olduğunu belirten “IP” kısaltmasının sözlükte koruma sınıfı olarak iki farklı açılımı olsa da aslında her iki açılımda da aynı anlamla karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan ilki “Giriş Koruma Kodu” anlamına gelmekte olan “Ingress Protection Code” diğer anlamı ise “Uluslararası Koruma Kodu” anlamına gelen “International Protection Code” dur.
IP Koruma Sınıfı Nedir?
Bir nesnenin toz, kum ve kir gibi katı cisimlere ve sıvılara karşı sahip olduğu koruma ölçüsüne IP Koruma Sınıfı adı verilir.
Evrensel olarak nitelendirilebilen IP koruma kodları; merkezi Brüksel’ de bulunan CENELEC Avrupa Komisyonu (European Committee for Electromechanical Standardization) tarafından yayınlanan IEC-60529 nolu standartına göre belirlenmiş olup, tüm dünya tarafından kabul edilmiştir.
IP derecelendirmesi 2 ya da 3 basamaklı bir sayıdan oluşmaktadır; 3. basamak IEC 60529 da yer almadığı için çoğunlukla kullanılmamaktadır.
[attachment=64766]
IP Sınıflandırmasında Kullanılan Basamaklar ve Anlamları
1. Katı cisimlere karşı koruma
2. Sıvılara karşı koruma
3. Mekanik etkilerden koruma (IEC 60529’da standardında yer almadığı için çok sık kullanılmamaktadır)
IP44, IP54, IP55 veya benzerleri gibi üzerinde veya ambalajında işaret bulunan ürünlere rastlamış olabilirsiniz.Ama bunların ne anlama geldiğini biliyor musunuz?Bu, katı nesnelerin ve sıvıların izinsiz girişine karşı ürünün koruma seviyesini temsil eden uluslararası bir koddur.Bu yazıda IP'nin ne anlama geldiğini, bu kodun nasıl okunacağını ve ayrıca farklı koruma seviyelerini ayrıntılı olarak açıklayacağız.
IP Derecelendirme Denetleyicisi Ürününüzdeki IP derecesinin ne anlama geldiğini bilmek ister misiniz?Bu denetleyiciyi kullanın ve koruma seviyesini gösterecektir.
IP
IP00 derecesine sahip bir ürün, katı cisimlere ve sıvılara karşı korumalı değildir.
IP Derecelendirmesi ne anlama geliyor? IP Derecelendirmesi, üreticinin belirtmesi gereken bir kodu temsil eden Giriş Koruma Derecesi (Uluslararası Koruma İşareti olarak da bilinir) anlamına gelir, böylece müşteri, ürünün katı hal partiküllerinin veya sıvı partiküllerin izinsiz girişlerine karşı korunup korunmadığını bilir.Sayısal derecelendirme, insanların satın aldıkları ürünlere daha iyi bakmalarına ve bunları uygun koşullarda nasıl saklayacaklarını bilmelerine yardımcı olur.Çoğu elektronik üreticisi, ürünleriyle ilgili karmaşık ayrıntıları belirtir, ancak bir IP Derecelendirmesi, insanlar bu konuda bilgilendirilirse çok daha kolay anlaşılır.IP kodu, herkesin daha kaliteli ürünler satın almasına yardımcı olabilecek, jargon ve net olmayan özellikler tarafından yanıltılmadan şeffaf bir araçtır. Giriş Koruması, konumu ne olursa olsun herkesin kullanabileceği, dünya çapında tanınan standart bir derecelendirmedir.Bu elektroteknoloji standartları, sudan katı nesne korumasına kadar ürünün kasasının hangi özelliklere sahip olduğunu insanlara bildirmek için oluşturulmuştur.Kod şuna benzer: Giriş Korumasının kısa versiyonu, ardından iki rakam veya X harfi gelir. İlk rakam nesnenin katı nesnelere karşı direncini, ikincisi ise sıvılara karşı sunulan korumayı temsil eder.X harfi, ürünün ilgili kategori (katı veya sıvı) için test edilmediğini belirtir. Katı Nesne Koruması Bir elektronik ürünün katı hal nesnelerine karşı koruması, ürünün içindeki tehlikeli parçalara erişimi ifade eder.Sıralama 0'dan 6'ya kadar uzanır, burada 0 hiç koruma olmadığı anlamına gelir.Ürün 1'den 4'e kadar katı cisim korumasına sahipse, el ve parmaklardan küçük aletlere veya tellere kadar 1 mm'nin üzerindeki elemanlara karşı korumalıdır.Önerilen minimum koruma, bir IP3X standardıdır.Toz parçacıklarına karşı koruma için ürünün en az bir IP5X standardına sahip olması gerekir.Toz girişi elektronik açısından önemli bir hasar nedenidir, bu nedenle ürün tozlu yerlerde kullanılacaksa, garanti edilen maksimum koruma olan IP6X bir artı olmalıdır. Buna izinsiz giriş koruması da denir.Bir elektronik ürün için en uygun IP Derecesini seçmek çok önemlidir, çünkü bu, ürünün zamanla üründe hasara yol açabilecek şarjlı elektrik temasına karşı direncini etkiler.İnce polimerik filmlerle kaplanan elektronik bileşenler, tozlu ortam koşullarına çok daha uzun süre dayanır.
0- Koruma garantisi yok
1- 50 mm'nin üzerindeki katı cisimlere karşı garantili koruma (örn. eller).
2- 12,5 mm'nin üzerindeki katı cisimlere karşı garantili koruma (örneğin parmaklar).
3- 2,5 mm'den büyük katı nesnelere (örn. teller) karşı koruma sağlanır.
4- 1 mm'nin üzerindeki katı nesnelere karşı garantili koruma (örn. aletler ve küçük teller).
5- Ürünün normal çalışmasına engel olabilecek ancak tamamen toz geçirmez olmayan toz miktarına karşı korumalıdır.Katı nesnelere karşı tam koruma.
6- Tamamen toz geçirmez ve katı cisimlere karşı tam koruma.
Sıvı Giriş Koruması Aynı şey sıvılar için de geçerli.Sıvı Girişi Koruması, nem koruması olarak da bilinir ve değerler 0 ile 8 arasında bulunabilir. Giriş Koruma koduna yakın zamanda 9K daha eklenmiştir.Yukarıda bahsedilen durumda olduğu gibi 0, ürünün kasanın içine sıvı parçacıkların girmesine karşı hiçbir şekilde korunmadığı anlamına gelir.Su geçirmez ürünler, uzun süre su altında tutulduğunda mutlaka direnç göstermez.Düşük IP Dereceli bir ürüne zarar vermek için az miktarda suya maruz kalmak yeterlidir. IPX4, IPX5 ve hatta IPX7 gibi derecelendirmelere sahip ürünlerle karşılaşmış olabilirsiniz.Daha önce de belirtildiği gibi, ilk rakam katı nesne korumasını temsil eder, ancak çoğu zaman üreticiler ürünlerini toz girişi için test etmezler.Bu nedenle, ilk hanenin yerine yalnızca bir X eklenir. Ancak bu, ürünün toza karşı korunmadığı anlamına gelmez.Suya karşı oldukça iyi bir koruması varsa, toza karşı da korunması muhtemeldir. Son olarak 9K değeri, hangi yönden gelirse gelsin, buhar kullanılarak temizlenebilen ve yüksek basınçlı su jetlerinin etkilerini destekleyen ürünleri ifade eder.Daha önce de belirtildiği gibi, IPXX olarak listelenen bir ürün için, ürünlerin suya ve toza dayanıklı olup olmadığı konusunda herhangi bir test yapılmamıştır.XX derecesinin, ürünün hiç korunmadığı anlamına gelmediğini anlamak önemlidir.Elektronik cihazı özel koşullara sokmadan önce üretici ile iletişime geçmek ve her zaman kullanım kılavuzunu okumak zorunludur.
0- Koruma garantisi yok.
1- Dikey su damlalarına karşı koruma sağlanır.
2- Ürün normal konumundan 15°'ye kadar eğildiğinde dikey su damlalarına karşı koruma sağlanır.
3- 60°'ye kadar herhangi bir açıda doğrudan su püskürmesine karşı koruma sağlanır.
4- Her açıdan sıçrayan suya karşı koruma sağlanır.
5- Her açıdan bir nozul (6,3 mm) tarafından yansıtılan su jetlerine karşı koruma sağlanır.
6- Herhangi bir açıdan bir nozul (12,5 mm) tarafından yansıtılan güçlü su jetlerine karşı garantili koruma.
7- Maksimum 30 dakika boyunca 15 cm ile 1 metre arası derinlikte suya daldırmaya karşı koruma sağlanır.
8- 1 metreden fazla derinlikte uzun süreli suya daldırmaya karşı koruma sağlanır.
9K- Yüksek basınçlı su jetleri ve buharlı temizlemenin etkilerine karşı garantili koruma.
IP44 Ne Demektir?
IP44, banyonun bazı bölgelerinde kullanılması onaylanan bir aydınlatma türünü belirtir. IP kodu, Giriş Koruma Derecesi olarak da adlandırılan Uluslararası Koruma Derecelendirmesi anlamına gelir.
IP kodlama sistemi uluslararası IEC 60529 standardında tanımlanmıştır. IP kodları, elektrik muhafazalarına katı madde veya su girmesine karşı koruma derecesini belirtir. Kodlar her zaman IP harfleri artı iki rakamdan ve isteğe bağlı olarak başka bir harften oluşur. İlk sayı katılara karşı koruma derecesini belirtirken, ikinci sayı suya karşı koruma derecesini belirtir.
Ölçek ilk basamakta 0 (koruma yok) ile 6 (toz geçirmez) arasındadır. İkinci hane, 0'dan (korumasız) 8'e (1 metrenin üzerine daldırılabilir) gider. IP44 şu anlama gelir:
ilk basamak olarak 4: çoğu tel, vida, alet ve parmaklara karşı korumalı
ikinci hane olarak 4: muhafazayı herhangi bir yönden sıçrayan suya karşı korumalı
Banyo aydınlatmasına gelince, IP44 derecesi, aydınlatmanın banyo içinde veya duş kabini içinde olması dışında banyoda her yerde kullanılabileceği anlamına gelir. Bölge 0 da denilen bu alandaki aydınlatma IP67 veya tamamen suya batırılabilir olmalıdır. IP44 dereceli aydınlatma, zemin seviyesinden yaklaşık 2 1/2 metre başlayarak banyo veya duşun üzerinde kullanılabilir.
IP45 Ne Demektir?
IP45 derecesi, aydınlatmanın banyo içinde veya duş kabini içinde olması dışında banyoda her yerde kullanılabileceği anlamına gelir. Bölge 0 da denilen bu alandaki aydınlatma IP67 veya tamamen suya batırılabilir olmalıdır. IP45 dereceli aydınlatma, 1,0 mm. den büyük
katı cisimlere karşı korumalı ve Su püskürtmesine karşı korumalı demektir.
* IP 20 Toz olmayan kuru alanlarda
** IP 43 Açık nemli ve ıslak alanlarda
*** IP 44 Açık, nemli ve ıslak alanlarda
*** IP 65 Nemli ve ıslak alanlarda
Bazı Ortak IP Derecelendirmelerinin Anlamları
IP44 Ne Demektir?—— IP44 derecesine sahip bir ürün, 1 mm'den büyük katı cisimlere ve her yönden sıçrayan suya karşı korumalı olduğu anlamına gelir.
IP54 Ne Demektir?——IP54 derecesine sahip bir ürün, ürünün normal şekilde çalışmasını engelleyecek kadar toz girişine karşı korunur ancak toz geçirmez değildir.Ürün, herhangi bir açıdan katı cisimlere ve su sıçramalarına karşı tam korumalıdır.
IP55 Ne Demektir? —— IP55 dereceli bir ürün, ürünün normal çalışması için zararlı olabilecek toz girişine karşı korumalıdır ancak tamamen toz geçirmez değildir.Herhangi bir yönden bir nozul (6,3 mm) tarafından fırlatılan katı cisimlere ve su jetlerine karşı korumalıdır.
IP65 Ne Demektir?——Bir ürün üzerinde IP65 yazısı görürseniz, bu tamamen toz geçirmez ve katı cisimlere karşı korumalı olduğu anlamına gelir.Ayrıca, herhangi bir açıdan bir nozul (6,3 mm) tarafından yansıtılan su jetlerine karşı korumalıdır.
IP66 Ne Demektir?——IP66 derecesi, ürünün toza ve katı nesnelere karşı tamamen korunduğu anlamına gelir.Ayrıca ürün, herhangi bir yönden bir nozul (12,5mm) tarafından fırlatılan güçlü su jetlerine karşı korunmaktadır.
IPX4 Ne Demektir?——IPX4 dereceli bir ürün, herhangi bir açıdan su sıçramalarına karşı korunur.
IPX5 Ne Demektir?——IPX5 derecesine sahip bir ürün, herhangi bir yönden bir nozul (6,3 mm) tarafından yansıtılan su jetlerinden korunur.
IPX7 Ne Demektir?——IPX7 derecesi, ürünün 15 cm ile 1 m arasındaki derinlikte maksimum 30 dakika suya daldırılabileceği anlamına gelir.
|
|
|
|