| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.
|
|
|
| Emirin Göremediği Gerçek |
|
Yazar: RasitTunca - 06-17-2018, 01:20 PM - Forum: Dini Hikayeler Evliya Kıssaları
- Yorum Yok
|
 |
İsa el-Hitan kötü ahlaklı bir kadına uğrar ve ona şöyle der:
- "Bu gece sana geleceğim." Kadın onun sözünden çok memnun olur ve en güzel elbisesini giyinip süslenir. O gece yatsıdan sonra İsa el-Hitan gelip kadının evine girer. iki rekat namaz kılıp evden çıkar gider. Kadın:
- "Senin evden çıkıp gittiğini görüyorum" der. İsa el-Hitan da:
- "Maksut hasıl olmuştur inşaAllah" der gelir.
İsa el-Hitan ın ardından gider, ona tabii olup onun yanında bir daha kötülük yapmamaya tevbe eder. O kadının fakirlerden biri nikahlar. İsa el-Hitan onlara:
- "Düğününüzü insanlara bulamaç yedirmekle yapın. Onun için katık almayın" der.
Onlar da düğünlerini aynı İsa el-Hitan ın söylediği gibi yaparlar. Düğünün böyle olması haberi, kadının arkadaşı olan emire ulaşır.
Emir, İsa el-Hitan ile alay etmek maksadıyla iki sürahi şarap gönderir, kendisine şunları şöyle de, diye de Elçiye tembih eder:
- "Haberiniz bize ulaştı. Biz de çok sevindik. Bunu alın ve katık yapınınız."
İsa el-Hitan emirin gönderdiği kimseyi görünce:
- "Bize gelmekte geciktiniz" dedi ve sürahinin birini alıp eğdi, sürahiden bal aktı. Sonra diğerini alıp eğdi, ondan da yağ aktı. Sonra elçiye oturup kendileriyle yemek yemesini söyledi. Elçi onlarla birlikte, daha evvel hiç yemediği bir yemek yedi. Sonra dönüp emirin yanına gitti ve durumu ona bildirdi.
Emir, doğru olup olmadığını öğrenmek için geldi. O yemekten yediği vakit taaccüp etti ve İsa el-Hitan dan özür dileyerek tevbe etti. İsa nın duası bereketiyle tevbesi kabul olundu.
|
|
|
| Fakire Yardım |
|
Yazar: RasitTunca - 06-17-2018, 01:18 PM - Forum: Dini Hikayeler Evliya Kıssaları
- Yorum Yok
|
 |
Fakire Yardım
Muhammed b. Abdurrahman el-Haşim in şöyle dediği rivayet edilir.
Bir Kurban Bayram günü anneme gitmiştim. Yanında, kirli elbiseli bir kadın gördüm. Annem, bana:
- "Bu kadını tanıdın mı " diye sordu.
- "Hayır, tanımadım" diye cevap verdim. Annem:
- "Bu, kadın, Cafer el-Bermeki nin annesi Utabe dir" dedi.
Kadına selam verdim, sonra:
- "Başından geçenleri anlat " dedim. Kadın bana, şunları anlattı:
- "Sana birkaç cümle söyleyeceğim ki, anlayanlar için onda büyük ibretler vardır. Şöyle ki:
- "Bu Bayram gibi bir bayram girmişti. Benim Cafer bana aşı geldi, bana bakmıyor, derim. Bu gün ise size geldim, iki koyun derisi istiyorum sizden. Birini iç elbise, diğerini de dış elbise yapacağım" dedi. ,
Ben kadına beş yüz dirhem verdim ve kendisine, her ihtiyacı için bize gelmesini rica ettim. Hakikaten kadın ömür boyu bize gelip giderdi.
|
|
|
| Haram Yedirilen Hayvan |
|
Yazar: RasitTunca - 06-17-2018, 01:15 PM - Forum: Dini Hikayeler Evliya Kıssaları
- Yorum Yok
|
 |
Haram Yedirilen Hayvan
Allah yolunda savaşanlardan bir savaşçı, atı ile İlç adında bir kafir öldürmek için ona hücum eder. At onu öldürmekten aciz kalır. Sonra kafir öldürmesi için atı yanlız olarak salar. At yine kafiri öldüremez. Sonra atla ikinci, üçüncü defa ona hücum eder, at yine onu öldüremez. Gazi, İlc ı öldüremediği için mahzun ve mütessir olarak geri döner. Çadırına girip uyur. Atı başının ucunda durur.
Adam rüyasında güya atı onunla konuşuyormuş gibi şöyle görür:
- "Onu öldürmediğim için bana sitem ediyor musun Ama dün bana yiyecek alırken, adama geçmez para verdin" der sahibine.
Adam uykusundan uyanınca hemen gidip, atına yem almış olduğu adamı bulur ve ona vermiş olduğu geçmez parayı alıp, geçerini verir.
|
|
|
| Gerçeği Arayan İki Kişi |
|
Yazar: RasitTunca - 06-17-2018, 01:13 PM - Forum: Dini Hikayeler Evliya Kıssaları
- Yorum Yok
|
 |
Gerçeği Arayan İki Kişi
Zeyd b. Amr b. Nüfeyl b. Abduluzza (O Hz. Ömer (r.a.) nin amcasının oğludur.)
Rasulü Ekrem (s.a.v.) peygamber olarak gönderilmeden önce, İbrahim Aleyhisselam ın dinini istiyordu. Putlara kurban kesmez, ölü eti yemez, kan yemezdi.
Bir gün Varaka b. Nevfel ile birlikte İbrahim Aleyhisselam ın dinini aramaya çıktılar. Yahudiler onlara, kendi dinlerini teklif ettiler. Sonra hristiyanlarla karşılaştılar. Onlar da bunlara kendi dinini teklif ettiler.
Varaka Hristiyanlığı kabul etti, Zeyd ise reddeti. Zeyd şöyle dedi:
- "Bu din bizim kavmimizin dini gibidir. Bunlar şirk ediyorlar, onlar da şirk ediyorlar."
Sonra Zeyd bir rahibe uğradı. Rahib ona şöyle dedi:
- "Sen öyle bir din arıyorsun ki, o din bugün yeryüzünde yoktur." Zeyd:
- "O nasıl bir dindir " diye sordu. Rahib:
- "İbrahim Aleyhisselam ın dinidir" diye cevap verdi. Zeyd:
- "İbrahim Aleyhisselam ın dini nasıl bir dindi " diye sordu. Rahib:
- "Allah a ibadet edip, ona hiçbir şeyi ortak koşmamam, Kabe ye doğru namaz kılmandır" diye cevap verdi. Zeyd ölünceye dek böyle ibadet ederdi.
|
|
|
| Kullara Şefkatin Karşılığı |
|
Yazar: RasitTunca - 06-17-2018, 01:11 PM - Forum: Dini Hikayeler Evliya Kıssaları
- Yorum Yok
|
 |
Kullara Şefkatin Karşılığı
Ömer b. Andülaziz zamanında büyük bir kıtlık oldu. Kendisine Araplardan bir grup insanlar geldi. İçlerinden birini halife ile konuşmak için seçtiler. O Adam halifeye şöyle söyledi:
- "Ey Mü minlerin Emiri! Biz sana büyük bir zaruretle karşı karşıya kaldığımız için geldik. Açlıktan derilerimiz bedenlerimize yapıştı. Bizi selamete çıkaracak olan şey, devlet hazinesinde vardır. Bu mal üç kısımdan hali değildir. Ya Allah için olur, yahut senin için veyahut da Allah ın kulları için. Eğer Allah içinse, Allah ın ona ihtiyacı yoktur. Allah tasadduk edenlerin mükafatını verir. Eğer Allah ın kulları içinse, ondan kulların haklarını kendilerine ver.
Bu sözleri işiten Ömer b. Abdülaziz in gözleri yaşla doldu, sonra dedi ki:
- "İş söylediğin gibidir, ey adam!" Böyle deyip, devlet hazinesinden ihtiyaçlarının giderilmesi hususunda emir verdi. İhtiyaçlarını temin edip çıkıp gitmek istediklerinde, Ömer b. Abdülaziz o adama şöyle dedi:
- "Ey hür olan adam! Allah ın kullarının ihtiyaçlarını bize ulaştırıp, onların sözlerini bize duyurduğun gibi, benim de sözümü ve ihtiyacımı Allah a ilet."
Bunun üzerine sözcü olan adam yüzünü göğe doğru çevirerek şöyle niyazda bulundu:
- "Ey Allah ım! İzzetin ve Celalin hakkı için, Ömer bize muamele etti ise de ona öyle muamele et."
Adamın bu duası bitmemişti ki, bol bol yağmur yağmaya başladı. Gökten büyük bir dolu düşüp bir ağaca çarptı ve kırıldı. İçinden şunlar yazılı bir kağıt çıktı:
- "Bu, Allah tan Ömer b. Abdülaziz e cehennemden kurtulduğuna dair berattır."
|
|
|
| Hükümdar Kavmine Karşı İyiniyetli Olmalıdır |
|
Yazar: RasitTunca - 06-17-2018, 01:08 PM - Forum: Dini Hikayeler Evliya Kıssaları
- Yorum Yok
|
 |
Hükümdar Kavmine Karşı İyiniyetli Olmalıdır
Adil bir hükümdar olan Nuşirevan, bir gün ava çıkar. Av peşinde iken, muhafızlardan ayrı düşer. Susayan hükümdar, yakınında bir köy görüp oraya gider. Bir evin kapısının önünde durup, içmek için su ister. Evden bir çocuk çıkar.
Kendisini gördüğünde eve süratle geri döner ve bir şeker kamışı parçasını sıkıp, suya karıştırır, bir bardakla onu hükümdara sunar. Hükümdar kadehe bakar ki, içinde toprak ve toz bulunur. Yavaş yavaş suyu içer. Sonuna vardığında:
- "Güzel ve tatlı su. İçinde toz toprak bulunmasaydı" der. Kız çocuğu:
- "Ona toz, toprağı ben kasden koydum" der. Hükümdar:
- "Niçin böyle yaptın " diye sorunca, çocuk:
- "Seni çok susamış gördüğümden, suyu birden içersin de sana zarar verir diye korktum" der.
Nuşirevan kızın zeka ve anlayışından dolayı taacüp ederek:
- "Suya kaç şeker kamışı sıktın " diye sordu. Çocuk:
- "Bir tane sıktım" diye cevap verdi.
Nuşirevan buna da çok taacüp etti. Sonra sarayına döndüğünde, o yerin vergi kayıtlarını istedi. Kontrol sonucu, vergisinin az olduğunu gördü. Kendi kendine oranın vergisinin artırılması cihetine gidilmesine karar verdi.
Bir müddet sonra o yere yanlız başına gitti. Aynı kapının önünde durup, içmek için su istedi. Kapıyı yine aynı kız çocuğu çıktı. Kendisini tanıdı. Süratle ona su getirmek için eve girdi. Fakat bu sefer suyu getirmekte geç kaldı. Hükümdarın yanına çıktığı vakit kendisine:
"Geç kaldın" dedi. Çocuk:
- "Senin ihtiyacın bir kamış parçasından çıkmadı. Üç kamış parçasını sıkmak zorunda kaldım" diye cevap verdi.
"Bunun sebebi nedir " diyen hükümdara çocuk şöyle cevap verdi:
- "Sultanın niyetinin bozulmasıdır. Biz işitmişiz ki, Sultanım, kavmi üzerindeki niyeti değiştiği zaman, mahsullerininin bereketi gider ve hayırları azalır."
Bunu işiten Nuşirevan güler ve içinde beslediği vergiye zam hususundaki kararından vazgeçer.
|
|
|
| Emanete İhanet Eden Elçinin Sonu |
|
Yazar: RasitTunca - 06-17-2018, 01:06 PM - Forum: Dini Hikayeler Evliya Kıssaları
- Yorum Yok
|
 |
Emanete İhanet Eden Elçinin Sonu
Kral İskender, Melik Dara ya bir elçi gönderir. Elçi geri gelip, Melik in verdiği cevabı anlatınca, iskender, cevabı mesajda bulunan bir kelimeden şüphelenir. Elçi, İskender e:
- "O kelimeyi ben şu iki kulağımla işittim" der. Bunun üzerine iskender, kelimenin aynını yazıp, Melik Dara ya gönderir. Dara mektubu okuduğunda, bir bıçak isteyip o kelimeyi mektubun içinden keser ve mektubu, iskender e iade eder. İskender e aynı zamanda bir mektup yazarak, durumu izah eder. Mektubunda şöyle diyordu. Dara:
- "Kralın niyeti, anlayışı ve kuvvetli görüşü, gönderdiği elçinin sözlerinin sıhhat derecesine vakıf olduğuna delalet ediyor. Şimdi ben o kelimeyi kestim. Çünkü o kelime benim sözümden değildi. Ben senin elçinin dilini kesmeye bir yol bulamadım" der. Bunun üzerine iskender, elçiye adam göndererek yanına çağırır ve:
- "Melike nin sözlerine o kelimeyi niye ekledin " der. Elçi:
- "Çünkü o, benim hakkımı noksan verdi, beni kızdırdı" der. İskender:
- "Vay haline, biz seni, bizim maslahatımız için mi gönderdik, yoksa kendi maslahatımız için mi " der ve ağzından dilini çekip, keser.
|
|
|
| İzzeti Nefis Sahibi Bir Zat |
|
Yazar: RasitTunca - 06-17-2018, 01:04 PM - Forum: Dini Hikayeler Evliya Kıssaları
- Yorum Yok
|
 |
Emir İmar b. Hamza, Melik Mansur un yanına gelir. Mansur onu yanına oturtur. O gün, mazlumların şikayetlerini dinlediği bir gün idi.
İçlerinden bir adam ayağa kalkıp, yüksek sesle:
- "Ey Müminlerin emiri! Ben mazlum bir adamım" der. Mansur:
- "Sana kim zulmetti " diye sorar. Adam:
- "Bana zulmeden imar b. Hamza dır. Bu benim tarlamı aldı" der.
Mansur, İmar b. Hamza ya hitab ederek, yerinden kalkmasını ve hasmı ile hesaplaşmasını emreder. Bunun üzerine, İmar b. Hamza:
- "Ey müminlerin emiri! Eğer tarla onun ise, ben ondan şikayetçi olmam, eğer benim ise, ben tarlayı ona hibe ettim. Tarla için, müminlerin emirinin bana ikram etmiş olduğu yerimden kalkmam" der.
Mecliste bulunanlar, İmam b Hamza nın bu alicenaplığına taacup ederler.
|
|
|
| İbadeti Seçmenin Bereketi |
|
Yazar: RasitTunca - 06-17-2018, 01:03 PM - Forum: Dini Hikayeler Evliya Kıssaları
- Yorum Yok
|
 |
İsrailoğulları için salih bir adam varmış. Onun da salih bir karısı varmış. Allah Teala o zamanın peygamberine şöyle vahyeder:
- "Filan salih kula git, söyle. Ben onun ömrünün yarısını zengin kıldım, yarısını da fakir. Eğer gençliğinde zengin olmayı seçerse, biz onu gençliğinde zengin kılar, ihtiyarlığında da fakir kılarız. Eğer zenginliği ihtiyarlığında isterse biz onu gençliğinde fakir, ihtiyarlığın da ise zengin kılarız."
O zamanın peygamberi adama bunu bildirir. Adam karısına gelip, durumu anlatır ve:
- "Bu hususta fikrin nedir " diye sorar. Karısı:
- "Sen seç" der. Adam karısına:
- "Ben fakirliğin gençlikte olmasını seçtim. Çünkü ben o zaman yoksulluğa ve Rabbime ibadet etmeye sabredebilirim. İhtiyarladığım vakit, zengin olursam geçim sıkıntısı çekmem, yiyeceğim bulunur, Rabbime ibadet ve taatte bulunmaya da gücüm, kuvvetim bulunur. Bunun üzerine karısı şöyle der:
- "Ey adam! Eğer gençlikte fakir olursan, Allah a ibadet etmeye gücün yetmez, çünkü biz o vakit, geçim derdi ile meşgul olur, Allah a ibadet ve taatta bulunmaya ve tasaddukta bulunmaya eremeyiz. Eğer zenginliği gençlikte seçersek, vücutlarımızın ve bedenlerimizin kuvvetli olmasından dolayı, Allah a ibadet ve itaat etmeye gücümüz yeter. Adam karısına:
- "Görüşün çok güzel, ben de böyle yapacağım" der. Bunun üzerine Allahü Teala o peygambere şöyle vahyeder:
- "O adam karısına, Allahü Teala şöyle buyuruyor de:
- "Siz bizim taatimizi tercih ettiniz. Siz bütün çalışmalarınız bana ibadet etmenize ayırdınız. Ve her ikinizin niyeti hayır işlemekte birleşti, ben de sizin bütün ömrünüzü zenginlik içinde geçirmenizi takdir ettim. Sen ve ailen bana ibadet ve taat üzere olun. Dilediğiniz sadaka olarak verin ki, dünyada ve ahirette nasibiniz olsun. Allah her şeyden müstağnidir."
|
|
|
|