| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.
|
|
|
| Ne Oldum Dememeli Ne Olacağına Bakmalı |
|
Yazar: RasitTunca - 06-17-2018, 01:35 PM - Forum: Dini Hikayeler Evliya Kıssaları
- Yorum Yok
|
 |
Zengin adamın biri yemek yiyordu, sofrasında pişmiş tavuk vardı. Bir dilenci gelip, kendisinden bir şey istedi. Dilenciye bir şey vermeyip, onu eli boş geri çevirdi. Adam çok mal ve servet sahibi idi.
Bir gün karısı ile arası açılıp, boşandılar. Karısı başka kocaya vardı. Kadının ikinci kocası yemek yerken bir dilenci ondan bir şeyler istedi. Sofrasında pişmiş tavuk bulunan adam karısına:
- "Pişmiş tavuğu alıp dilenciye verdi. Kadın dilenciyi görünce, kendisine yabancı gelmedi. Biraz düşündü ve ilk kocası olduğunu anladı. Durumu ikinci kocasına bildirdi.
İkinci kocası:
"Allah a yemin ederim ki, o adamdan bir şeyler isteyen fakir dilenci ben idim. Allah da onun mal ve servetini alıp, bana verdi" dedi.
|
|
|
| Allah´tan Hiç Bağışlanma Dilemedi |
|
Yazar: RasitTunca - 06-17-2018, 01:29 PM - Forum: Dini Hikayeler Evliya Kıssaları
- Yorum Yok
|
 |
Abdullah b. Cedhan ilk günlerinde çok gaddar biri idi. Bunun için bir çok cinayetler işlemiş, hatta babası ve akrabaları kendisine kızarak evden kovmuşlar ve bir daha evlerine almayacaklarına yemin etmişlerdi.
Bunun üzerine Abdullah, mahzun ve mukedder olarak Mekke vadilerine çıkar, ölümünü temenni eder.
Bir gün vadide yürürken, dağda bir yarık görüp, belki bir yılan veya yırtıcı hayvan bulunur da, beni bu ızdıraplı hayattan kurtarır düşüncesiyle, oraya girer. Mağaraya girdiğinde, gözleri lamba gibi ışıldayan büyük bir yılan görür. Yılan kendisine doğru yönelince korkusundan kaçar. Yılan kıvrılıp durur, Abdullah tekrar ona döner. Yılan bu sefer ona bakar, fakat Abdullah kaçmaz. Yılana yaklaşıp durur. Bir de bakar ki, o gümüşten yapılmış, gözleri yakuttan olan gözleri alır. Ordan ayrılırken bir de bakar ki, onun arkasında ev gibi bir yer olup, içinde uzun bir kemik yığını bulunuyor, başuçlarında da, üzerinde tarihleri yazılı olan ve kendilerinin de Cürhüm kabilesinden ve onların krallarından olduğunu bildiren levha vardır.
Sonra az ilerde Yakut, lü lü zeberced ve altından büyük bir yığın gördü. Alabildiği kadar ondan da aldı ve kapısını kapayıp, işaretledi.
Babasının rızasını almak için, bu mücevherlerden bir kısmını ona gönderdi. Sonra aşiretinin başına geçerek, onların idaresinde bulundu. İnsanlara yedirir ve içirirdi. Bu hazineden daima iyilik yapardı. Hatta Peygamber Aleyhisselam şöyle buyurmuşlardır:
- "Abdullah b. Cedan ın büyük gölgeliğinin altında, öğleden sonranın şiddetli sıcağında gölgelenirdim."
Hazreti Aişe validemiz (r.a.) Peygamber Aleyhisselam a:
- "Onun iyilikleri kendisine hiçbir fayda sağladı mı " diye sorunca Peygamber Aleyhisselam:
- "Hayır sağlamadı. Çünkü o, bir gün olsun
- "Ey Rabbim, kıyamet günü benim günahımı bağışla, demedi" buyurdu.
|
|
|
| Duanın Kabul Olmasının Şartları |
|
Yazar: RasitTunca - 06-17-2018, 01:22 PM - Forum: Dini Hikayeler Evliya Kıssaları
- Yorum Yok
|
 |
Horosan emiri olan Yakub b. Leys hastalanır. Doktorlar hastalığını tedavi etmekten aciz kalırlar. Kendisine:
- "Burda salihlerden Sehl b. Abdullah adında birisi vardır. Onu cağırıp buraya getirtirsen ve sana dua ederse iyileşirsin derler. Bunun üzerine o da:
- "Onu mutlaka getirmem lazım" der. Gerçekten yanına geldiği vakit ona:
- "Beni bu hastalıktan kurtarması için Allah a dua et" der. Sehl b. Abdullah:
- "Ben senin için nasıl dua edeyim ki, sen zulumle hükmediyorsun" der.
Bunun üzerine Yakub ibn Leys, tevbe eder, zulümetle hükmetmekten vazgeçer. Halkına güzel ve adalatle muamele etmeye başlar ve bütün mahkumları salıverir. Bunun üzerine Sehl iyileşmesi için Allah a şu duada bulunur:
Ey Allah ım! Ona maşiyetin zilletini gösterdiğin gibi taatin da izzetini göster. Ona şifalar ihsan et, hastalığından onu kurtar."
Yakub b. Leys sanki ipten çözülmüş gibi o anda iyileşip yerinden kalkar. Sonra Sehl b. Abdullah a bir çok mal teklif eder, kabul etmesi için ricada bulunur. Fakat Sehl b. Abdullah malı almaktan kaçınır ve memleketine döner.
Yolda giderken kendisine
- "Keşke emirin verdiği malı alıp fakirlere dağıtmış olsaydın" derler. O sırada yere bakar, yerdeki küçük taşlar cevher olur. Bütün fakirlere:
- "İstediğiniz kadar alın. Bu gibisi kendisine verilen, Yakup b. Leys in malına muhtaç olur mu " der. Fakirler:
- "Bizi muaheze etme" diye ricada bulunurlar.
|
|
|
| Emirin Göremediği Gerçek |
|
Yazar: RasitTunca - 06-17-2018, 01:20 PM - Forum: Dini Hikayeler Evliya Kıssaları
- Yorum Yok
|
 |
İsa el-Hitan kötü ahlaklı bir kadına uğrar ve ona şöyle der:
- "Bu gece sana geleceğim." Kadın onun sözünden çok memnun olur ve en güzel elbisesini giyinip süslenir. O gece yatsıdan sonra İsa el-Hitan gelip kadının evine girer. iki rekat namaz kılıp evden çıkar gider. Kadın:
- "Senin evden çıkıp gittiğini görüyorum" der. İsa el-Hitan da:
- "Maksut hasıl olmuştur inşaAllah" der gelir.
İsa el-Hitan ın ardından gider, ona tabii olup onun yanında bir daha kötülük yapmamaya tevbe eder. O kadının fakirlerden biri nikahlar. İsa el-Hitan onlara:
- "Düğününüzü insanlara bulamaç yedirmekle yapın. Onun için katık almayın" der.
Onlar da düğünlerini aynı İsa el-Hitan ın söylediği gibi yaparlar. Düğünün böyle olması haberi, kadının arkadaşı olan emire ulaşır.
Emir, İsa el-Hitan ile alay etmek maksadıyla iki sürahi şarap gönderir, kendisine şunları şöyle de, diye de Elçiye tembih eder:
- "Haberiniz bize ulaştı. Biz de çok sevindik. Bunu alın ve katık yapınınız."
İsa el-Hitan emirin gönderdiği kimseyi görünce:
- "Bize gelmekte geciktiniz" dedi ve sürahinin birini alıp eğdi, sürahiden bal aktı. Sonra diğerini alıp eğdi, ondan da yağ aktı. Sonra elçiye oturup kendileriyle yemek yemesini söyledi. Elçi onlarla birlikte, daha evvel hiç yemediği bir yemek yedi. Sonra dönüp emirin yanına gitti ve durumu ona bildirdi.
Emir, doğru olup olmadığını öğrenmek için geldi. O yemekten yediği vakit taaccüp etti ve İsa el-Hitan dan özür dileyerek tevbe etti. İsa nın duası bereketiyle tevbesi kabul olundu.
|
|
|
| Fakire Yardım |
|
Yazar: RasitTunca - 06-17-2018, 01:18 PM - Forum: Dini Hikayeler Evliya Kıssaları
- Yorum Yok
|
 |
Fakire Yardım
Muhammed b. Abdurrahman el-Haşim in şöyle dediği rivayet edilir.
Bir Kurban Bayram günü anneme gitmiştim. Yanında, kirli elbiseli bir kadın gördüm. Annem, bana:
- "Bu kadını tanıdın mı " diye sordu.
- "Hayır, tanımadım" diye cevap verdim. Annem:
- "Bu, kadın, Cafer el-Bermeki nin annesi Utabe dir" dedi.
Kadına selam verdim, sonra:
- "Başından geçenleri anlat " dedim. Kadın bana, şunları anlattı:
- "Sana birkaç cümle söyleyeceğim ki, anlayanlar için onda büyük ibretler vardır. Şöyle ki:
- "Bu Bayram gibi bir bayram girmişti. Benim Cafer bana aşı geldi, bana bakmıyor, derim. Bu gün ise size geldim, iki koyun derisi istiyorum sizden. Birini iç elbise, diğerini de dış elbise yapacağım" dedi. ,
Ben kadına beş yüz dirhem verdim ve kendisine, her ihtiyacı için bize gelmesini rica ettim. Hakikaten kadın ömür boyu bize gelip giderdi.
|
|
|
| Haram Yedirilen Hayvan |
|
Yazar: RasitTunca - 06-17-2018, 01:15 PM - Forum: Dini Hikayeler Evliya Kıssaları
- Yorum Yok
|
 |
Haram Yedirilen Hayvan
Allah yolunda savaşanlardan bir savaşçı, atı ile İlç adında bir kafir öldürmek için ona hücum eder. At onu öldürmekten aciz kalır. Sonra kafir öldürmesi için atı yanlız olarak salar. At yine kafiri öldüremez. Sonra atla ikinci, üçüncü defa ona hücum eder, at yine onu öldüremez. Gazi, İlc ı öldüremediği için mahzun ve mütessir olarak geri döner. Çadırına girip uyur. Atı başının ucunda durur.
Adam rüyasında güya atı onunla konuşuyormuş gibi şöyle görür:
- "Onu öldürmediğim için bana sitem ediyor musun Ama dün bana yiyecek alırken, adama geçmez para verdin" der sahibine.
Adam uykusundan uyanınca hemen gidip, atına yem almış olduğu adamı bulur ve ona vermiş olduğu geçmez parayı alıp, geçerini verir.
|
|
|
| Gerçeği Arayan İki Kişi |
|
Yazar: RasitTunca - 06-17-2018, 01:13 PM - Forum: Dini Hikayeler Evliya Kıssaları
- Yorum Yok
|
 |
Gerçeği Arayan İki Kişi
Zeyd b. Amr b. Nüfeyl b. Abduluzza (O Hz. Ömer (r.a.) nin amcasının oğludur.)
Rasulü Ekrem (s.a.v.) peygamber olarak gönderilmeden önce, İbrahim Aleyhisselam ın dinini istiyordu. Putlara kurban kesmez, ölü eti yemez, kan yemezdi.
Bir gün Varaka b. Nevfel ile birlikte İbrahim Aleyhisselam ın dinini aramaya çıktılar. Yahudiler onlara, kendi dinlerini teklif ettiler. Sonra hristiyanlarla karşılaştılar. Onlar da bunlara kendi dinini teklif ettiler.
Varaka Hristiyanlığı kabul etti, Zeyd ise reddeti. Zeyd şöyle dedi:
- "Bu din bizim kavmimizin dini gibidir. Bunlar şirk ediyorlar, onlar da şirk ediyorlar."
Sonra Zeyd bir rahibe uğradı. Rahib ona şöyle dedi:
- "Sen öyle bir din arıyorsun ki, o din bugün yeryüzünde yoktur." Zeyd:
- "O nasıl bir dindir " diye sordu. Rahib:
- "İbrahim Aleyhisselam ın dinidir" diye cevap verdi. Zeyd:
- "İbrahim Aleyhisselam ın dini nasıl bir dindi " diye sordu. Rahib:
- "Allah a ibadet edip, ona hiçbir şeyi ortak koşmamam, Kabe ye doğru namaz kılmandır" diye cevap verdi. Zeyd ölünceye dek böyle ibadet ederdi.
|
|
|
| Kullara Şefkatin Karşılığı |
|
Yazar: RasitTunca - 06-17-2018, 01:11 PM - Forum: Dini Hikayeler Evliya Kıssaları
- Yorum Yok
|
 |
Kullara Şefkatin Karşılığı
Ömer b. Andülaziz zamanında büyük bir kıtlık oldu. Kendisine Araplardan bir grup insanlar geldi. İçlerinden birini halife ile konuşmak için seçtiler. O Adam halifeye şöyle söyledi:
- "Ey Mü minlerin Emiri! Biz sana büyük bir zaruretle karşı karşıya kaldığımız için geldik. Açlıktan derilerimiz bedenlerimize yapıştı. Bizi selamete çıkaracak olan şey, devlet hazinesinde vardır. Bu mal üç kısımdan hali değildir. Ya Allah için olur, yahut senin için veyahut da Allah ın kulları için. Eğer Allah içinse, Allah ın ona ihtiyacı yoktur. Allah tasadduk edenlerin mükafatını verir. Eğer Allah ın kulları içinse, ondan kulların haklarını kendilerine ver.
Bu sözleri işiten Ömer b. Abdülaziz in gözleri yaşla doldu, sonra dedi ki:
- "İş söylediğin gibidir, ey adam!" Böyle deyip, devlet hazinesinden ihtiyaçlarının giderilmesi hususunda emir verdi. İhtiyaçlarını temin edip çıkıp gitmek istediklerinde, Ömer b. Abdülaziz o adama şöyle dedi:
- "Ey hür olan adam! Allah ın kullarının ihtiyaçlarını bize ulaştırıp, onların sözlerini bize duyurduğun gibi, benim de sözümü ve ihtiyacımı Allah a ilet."
Bunun üzerine sözcü olan adam yüzünü göğe doğru çevirerek şöyle niyazda bulundu:
- "Ey Allah ım! İzzetin ve Celalin hakkı için, Ömer bize muamele etti ise de ona öyle muamele et."
Adamın bu duası bitmemişti ki, bol bol yağmur yağmaya başladı. Gökten büyük bir dolu düşüp bir ağaca çarptı ve kırıldı. İçinden şunlar yazılı bir kağıt çıktı:
- "Bu, Allah tan Ömer b. Abdülaziz e cehennemden kurtulduğuna dair berattır."
|
|
|
| Hükümdar Kavmine Karşı İyiniyetli Olmalıdır |
|
Yazar: RasitTunca - 06-17-2018, 01:08 PM - Forum: Dini Hikayeler Evliya Kıssaları
- Yorum Yok
|
 |
Hükümdar Kavmine Karşı İyiniyetli Olmalıdır
Adil bir hükümdar olan Nuşirevan, bir gün ava çıkar. Av peşinde iken, muhafızlardan ayrı düşer. Susayan hükümdar, yakınında bir köy görüp oraya gider. Bir evin kapısının önünde durup, içmek için su ister. Evden bir çocuk çıkar.
Kendisini gördüğünde eve süratle geri döner ve bir şeker kamışı parçasını sıkıp, suya karıştırır, bir bardakla onu hükümdara sunar. Hükümdar kadehe bakar ki, içinde toprak ve toz bulunur. Yavaş yavaş suyu içer. Sonuna vardığında:
- "Güzel ve tatlı su. İçinde toz toprak bulunmasaydı" der. Kız çocuğu:
- "Ona toz, toprağı ben kasden koydum" der. Hükümdar:
- "Niçin böyle yaptın " diye sorunca, çocuk:
- "Seni çok susamış gördüğümden, suyu birden içersin de sana zarar verir diye korktum" der.
Nuşirevan kızın zeka ve anlayışından dolayı taacüp ederek:
- "Suya kaç şeker kamışı sıktın " diye sordu. Çocuk:
- "Bir tane sıktım" diye cevap verdi.
Nuşirevan buna da çok taacüp etti. Sonra sarayına döndüğünde, o yerin vergi kayıtlarını istedi. Kontrol sonucu, vergisinin az olduğunu gördü. Kendi kendine oranın vergisinin artırılması cihetine gidilmesine karar verdi.
Bir müddet sonra o yere yanlız başına gitti. Aynı kapının önünde durup, içmek için su istedi. Kapıyı yine aynı kız çocuğu çıktı. Kendisini tanıdı. Süratle ona su getirmek için eve girdi. Fakat bu sefer suyu getirmekte geç kaldı. Hükümdarın yanına çıktığı vakit kendisine:
"Geç kaldın" dedi. Çocuk:
- "Senin ihtiyacın bir kamış parçasından çıkmadı. Üç kamış parçasını sıkmak zorunda kaldım" diye cevap verdi.
"Bunun sebebi nedir " diyen hükümdara çocuk şöyle cevap verdi:
- "Sultanın niyetinin bozulmasıdır. Biz işitmişiz ki, Sultanım, kavmi üzerindeki niyeti değiştiği zaman, mahsullerininin bereketi gider ve hayırları azalır."
Bunu işiten Nuşirevan güler ve içinde beslediği vergiye zam hususundaki kararından vazgeçer.
|
|
|
|