Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifreniz
  





Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler 12
» Son Üye TalaMAN
» Toplam Konular 7,269
» Toplam Yorumlar 8,405

Detaylı İstatistikler

 
Oku-1 Tardigrada ”Su Ayısı” - Radyasyona Karşı Kalkan Geliştiren CANLI
Yazar: RasitTunca - 07-28-2018, 08:46 PM - Forum: Sanal Dergi - Yorum Yok


Tardigrada ”Su Ayısı” - Radyasyona Karşı Kalkan Geliştiren CANLI

Tardigrada

Mutlak sıfıra yakın sıcaklık, tam vakum ortamı ve kozmik radyasyon… Bir canlı için belki de en zorlu koşul, uzay boşluğu olsa gerek.

Bir insanın uzay boşluğuna korumasız olarak çıkması, saniyeler içinde donmasına, akciğerlerinin çökmesine, kanındaki tüm oksijenin gaza dönüşmesine neden olabilir. Durum, bizim gibi kompleks canlılar için bu kadar vahim iken, sıra dışı bir canlı türü, uzay boşluğunda zarar görmeden günlerce hayatta kalabiliyor. Tardigrad’lar…

Günümüzde, Tardigrada şubesine bağlı 1000 farklı Tardigrad türü tanımlanmış durumda. Habitatları o kadar geniş ki, Himalaya’lardan(+6000 metre) derin denizlere (-4000 metre), ekvatordan kutuplara kadar her yerde bu türlere rastlamak mümkün. Aynı zamanda, göl, tatlı su kaynakları, taş duvarlar ve çatı gibi daha ılımlı ortamlarda da bu canlılar görülebiliyor. Genellikle nemli ortamlarda yaşayan bu türler, düşük nem ortamlarında da hayatta kalabiliyor.

Tardigrad’ların popülaritesi de yaşadığı çevrelerin bu aşırı özelliklerinden kaynaklanıyor. Bir çok canlıyı öldürebilecek olan ortamlarda hayatta kalabiliyor. Mutlak sıfıra (−273 °C) yakın sıcaklıklarda yaşayabilirken, çoğu hayvanın dayanabileceği radyasyondan 1.000 kat daha fazla radyasyona direnç gösterebiliyor.
Küçük Dev!

Aynı zamanda “Su ayısı” olarak da adlandırılan Tardigrad’lar suda yaşayan, mikroskobik boyutlarda ve 8 bacaklı bir hayvan türü. İlk defa 1773’te Johann August Ephraim Goeze tarafından keşfedilen tür, su içinde yaşamasına rağmen bacaklara sahip olması yüzünden “su ayısı” (Kleiner Wasser Bär) lakabını almış. Keşfinden 3 yıl sonra İtalyan biyolog Lazzaro Spallanzani tarafından “Yavaş Yürüyen” anlamındaki Tardigrada adı verilmiş. Işık mikroskoplarında rahatlıkla görünen yetişkinlerinin boyu 1.5 mm’yi bulurken, en küçükleri0.1 mm’nin altında olabiliyor. Hayata yeni başlamış bir larvalarının boyutu ise sadece 0.05 milimetre.

Tardigrad’lar, silindirik bir vücuda bağlı, biraz tombul sayılabilecek 4 çift bacağa sahip. Baş kısmını saymazsak, 4 bölmeli olan vücudu, her bölmesinde eklemsiz ve 4 pençeli bacaklar barındırıyor. Pençeli bacaklar, kum tanelerine veya bitki yüzeylerine tutunmalarını sağlıyor. Kitin’den oluşan dış katmanı (kütikül) ise periyodik olarak yenileniyor.
Yapısal Özellikleri

Tardigrad’ların bir diğer ilginç özelliği ise “eutelic” olması. Bunun anlamı, bireylerin doğum anında sahip olduğu hücre sayısının hayatları boyunca sabit kalması. Aynı türdeki tüm bireyler de aynı sayıda hücreye sahip. Kimi türler 40.000 kadar hücre barındırırken, kimileri daha az hücreye sahip. (“Eutelic” organizmaya diğer bir örnek olarak yuvarlak solucanlar verilebilir.) Üremeleri ise eşeyli olabileceği gibi, partenogenez ile gerçekleşebiliyor. Yani dişi yumurtası, döllenmeden bir birey oluşturabiliyor.

Tardigrad’lar, bizim sahip olduğumuz gibi solunum organlarına sahip değiller. Gaz alışverişi, tüm vücut yüzeyi üzerinden gerçekleştiriliyor. Ağız kısmı ise “stylet” adı verilen keskin, bıçak benzeri yapılara sahip. Bu kısımlar ile bitki hücrelerini, algleri, küçük omurgasızları ve hatta diğer Tardigrad’ları tüketebiliyorlar.
Tardigrad’ları Ne Yok Eder? Hiçbir Şey!

Bu canlılar üzerinde gerçekleştirilen gözlemler, bu türlerin sıcak su kaynaklarında, Himalaya’ların tepe noktalarında, katı buz katmanlarının altında ve okyanus çökeltilerinde yaşam bulabildiğini gösteriyor. Şimdi Tardigrad’ların dayanabildiği bu aşırı çevre şartlarına biraz değinelim, ardından bu dirençlerini neye, hangi mekanizmalara borçlu olduklarına inceleyelim..
Sıcaklık:

Tardigrad’lar, 151 °C sıcaklıkta dakikalarca hayatta kalabiliyor. Aynı şekilde -200 °C’de de zarar görmeden günlerce yaşayabiliyor. Mutlak sıfırın 1 °C üstünde (-272 °C’de) de bir kaç dakika boyunca canlı kalabilir.
Basınç:

Bu türler, aşırı derecede düşük basınçta (vakum ortamında) da canlı kalabiliyor. Benzer şekilde atmosferik basıncın 1200 katı kadar yüksek basınçlarda da canlılığını kaybetmiyor. Yapılan önceki uzay deneylerinde, uzay vakumuna doğrudan 1o gün boyunca maruz kalan Tardigrad’ların Dünya’ya geri getirildiklerinde canlı kaldığı görülmüş. Tardigrad’ların bazı türlerinin ise atmosferik basıncın 6000 katına dayandığı bilinmektedir. Ki bu basınç, okyanus tabanının en derin noktasındaki (Mariana Çukuru) basıncın yaklaşık 6 katı.
Susuzluk:

Tardigrad’lar, mutlak kuru bir ortamda 10 yıl boyunca hayatta kalabilmektedir.
Radyasyon:

Çoğu canlı için ölümcül radyasyon seviyelerinde, Tardigrad’lar hayatta kalabilir. 5000 Gy ve 6200 Gy gibi radyasyon seviyelerinde hayatta kaldığı gözlemlenmiştir. Kıyaslama yapmak istersek, insanlar için 10 Gy’nin ölümcül olduğunu söylemek yeterlidir. 2007 Ekim’de gerçekleştirilen Foton-M3 adlı uzay uçuşu sırasında kozmik radyasyona maruz kalan Tardigrad’lar Dünya’ya geri döndüklerinde%68’den fazla oranda hayatta kalabilmiş ve hatta sağlıklı yavru verebilmiştir. Mayıs 2011 yılında Endeavour mekiğinin son görevi STS-134’te de Tardigrad’lar üzerinde yoğun çalışmalar gerçekleştirilmiştir.
Çevresel Toksinler:

Tardigrad’ları chemobiosis adı verilen evreye girerek, çevresel toksinlere karşı yüksek direnç gösterebilirler. Ancak, bu konuda gerçekleştirilen laboratuvar çalışmaları hala sürmektedir.
Peki Nasıl?

Peki Tardigrad’lar bu aşırı ortamlara nasıl dayanabiliyorlar? Öncelikle, şunu belirtmekte fayda var: Yukarı sayılan aşırı koşullarda, Tardigrad’lar aktif olarak hayatta kalmıyorlar. Onun yerine Cryptobiosis adı verilen yarı-ölü evreye geçiyorlar. Kış uykusuna benzer bu evrede, metabolizma hızı neredeyse sıfırlanıyor. Cryptobiosis evresinde en belirgin değişikliklerden biri ise programlı su kaybı.

Aşırı düşük sıcaklıklarda, Tardigrad’ların vücutlarındaki su oranını %85’ten %3’e kadar azalıyor. Bu şekilde, düşük sıcaklıklarda vücut suyunun donması ile meydana gelecek hasarlar önlenmiş oluyor. (Donma sırasında meydana gelen en büyük hasar, hücre içindeki suyun kristalleşerek hücre zarlarına fiziksel zararlar vermesidir.) Tardigrad’lar hücrelerindeki suyu atarak, olası kristallenmeleri önlüyor. Bu direnç mekanizmasına da Cryobiosis adı veriliyor.

Su kaybı, radyasyon direncinde de rol alıyor. Bu konu ile ilgili çalışmalar sürse de, temel direncin, vücutlarındaki düşük seviye sudan geldiği öne sürülüyor. Radyasyonun hücre içinde meydana getirdiği reaktif moleküller, susuz ortamda tepkime veremiyor. Düşük miktarda su, olabilecek “zararlı” reaksiyonların da meydana gelme riskini bu şekilde azaltıyor.

Tardigrad’lar vücutlarındaki tüm suyu attıklarında, kıvrılıp şekil değiştirerek “tun” adlı formu alıyor. Bu durumda, metabolizma, normal seviyesinin %0.01’inden daha az seviyede çalışıyor. Vücutlarındaki su seviyesi ise normalin %1’ine kadar inebiliyor.
Tardigrad’lar Üzerine Gelecek Çalışmalar

Cryptobiosis üzerinde gerçekleştirilecek çalışmalar, Tardigrad’ların bu “hayatta kalma becerilerini” diğer organizmalara da uygulanmasını sağlayabilir. Nitekim, 2004 yılında bu konu ile ilgili gerçekleştirilen çalışmalar, aşı teknolojilerinde bazı gelişmeleri sağlamış bile. Cryptobiosis özelliği ile, bazı patojenleri öldürmeden kurutmak mümkün. Bu sayede, aşının içeriğindeki “zayıflatılmış organizmalar” kuru şekilde saklanabiliyor. Genel kullanıma açılırsa “kuru aşılar”, soğutuculara gereksinimi ortadan kaldıracak, dağıtım ve depolama açısından önemli avantajlar yaratacak.

Benzer teknolojiler, spermlerin, tohumların kanın ve farklı gıdaların saklanması için de ileride kullanılabilir. Kim bilir, olası insan uygulamalarında, gezegenler arası yolculuklarda, dondurarak uyutma işlemi pek ala mümkün olabilir.
Kaynaklar:https://www.acikbilim.com/2011/12/dosyal...grada.html

Illionis Wesleyan University, Species Distribution Project (https://www.iwu.edu/~tardisdp/tardigrade_facts.html)
Encyclopedia of Life, Tardigrada (https://eol.org/pages/3204/overview)
Wikipedia, Tardigrada (https://en.wikipedia.org/wiki/Tardigrade)
BBC Nature, Tardigrades: Water bears in space (https://www.bbc.co.uk/nature/12855775)
BBC News, High hopes for fridge-free jabs (https://news.bbc.co.uk/2/hi/health/3754504.stm)


Etiketler :
Tardigrada ,”Su Ayısı”,Radyasyona Karşı ,Kalkan Geliştiren, CANLI,Tardigrada Nedir,Su Ayısı Nedir,Nasil, bir hayvan,nasil bir hayvandir,nasil bir canlidir,

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Yaratılış Harikası Kuş Tüyleri
Yazar: RasitTunca - 07-28-2018, 08:43 PM - Forum: Sanal Dergi - Yorum Yok



Yaratılış Harikası Kuş Tüyleri


Bütün canlılar içinde bir tek kuşlar uçabilme özelliğine sahiptir. Uçma eylemini de hiçbir canlıda bulunmayan kanatları sayesinde gerçekleştirirler.

Kuş tüyleri çok hafiftir. Bir kuş tüyünü mikroskop altında incelersek, muhteşem bir tasarımla karşılaşırız. Tüylerin tam ortasında uzun, sert bir boru vardır. Bu borunun iki tarafından yüzlerce tüy çıkar. Bu tüylerin her birinin boyları ve yumuşaklıkları farklıdır. Bu tüyler sayesinde kuşlar hızlı uçabilme özelliğine sahip olurlar.

Ancak daha da ilginci, bu tüylerin üzerinde çok daha küçük tüycüklerin oluşudur. Bu tüycüklerin üzerinde de çengel adı verilen kancalar vardır. Tüycükler, bu çengeller sayesinde bir fermuar gibi birbirine bağlanırlar. Birbirine çengellerle kenetlenmiş tüylerin üzerine duman üflense dahi asla diğer tarafa geçirmezler. Herhangi bir sebepten dolayı çengeller ayrılıp tüylerin arası açılırsa, bunun düzelmesi için kuşun silkelenmesi veya gagasıyla tüylerini düzeltmesi yeterlidir.

Kuşlar hayatlarını devam ettirmek için tüylerini her zaman temiz ve uçuşa hazır tutmak zorundadırlar. Kuyruklarının dibinde yağ kesesi bulunur ve gagalarıyla bu yağdan alıp tüylerini temizler ve parlatırlar. Yüzücü kuşların derilerine, bu yağ sayesinde su ulaşamaz.

Hepsi bu kadar da değil. Kuşlar tüylerini kabartarak kışın soğuktan korunur, yaz aylarında da tüylerini yapıştırarak vücutlarının serin kalmasını sağlarlar.

Bir kuşun vücudunun değişik bölümlerinde bulunan tüylerin her biri farklı özelliklere sahiptir. Mesela büyük tüylerden oluşan kuyruk bölümü, dümen ve fren görevi görür. Kanat tüyleri ise, kanat çırpma esnasında açılarak yüzeyi genişletecek ve kaldırma kuvvetini artıracak yapıya sahiptir.

Şu ana kadar yaşamış olan bütün kuşlar bu muhteşem tüylere sahip olarak yaratılmışlardır. Sadece kuş tüylerindeki bu muhteşem özellikleri düşünmek bile, Allah’ın ne kadar büyük bir güce sahip olduğunu anlamak için yeterlidir
Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. Allah her şeye güç yetirendir. Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün ardı ardına gelişinde temiz akıl sahipleri için gerçekten ayetler vardır. Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki: “Rabbimiz, sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru.” (Al-i İmran Suresi, 189–191)


----------------

Yaratılış delillerinden: Kuş tüyleri

Kuşların tüyleri ilk bakıldığında çok basit gibi görünen bir yapıya sahiptir. Oysa dikkatli incelendiğinde, hafif ama son derece kuvvetli ve su geçirmeyen tüylerin oldukça karmaşık yapısıyla karşılaşılır. Bu detaylı yapının nedeni kuş tüylerinin uçuşu sağlamalarıdır. Uçmak için birçok özelliğin birarada bulunması gerekir ve kuş tüyleri tüm bu özelliklere en mükemmel şekliyle sahiptirler. Kuş tüylerini yakından inceleyen her insan bu tüylerdeki kusursuz tasarıma, fizik kurallarının mükemmel bir biçimde uygulanmış olmasına büyük bir hayranlık duyacaktır. Aklını ve vicdanını kullananlar ise, kuş tüyünün sahip olduğu özelliklerin tesadüfler sonucu bir araya gelemeyeceğini ve bu kusursuzluğun sonsuz akıl ve ilim sahibi bir Yaratıcı olan Allah'ın varlığının delillerinden biri olduğunu göreceklerdir.

Bir kuş tüyü ele alınıp çıplak gözle incelenecek olursa sıralı bir şekilde dizilmiş olan küçük küçük başka tüylerden oluştuğu görülür. Aynı tüye bir büyüteçle bakıldığındaysa çok daha fazla detay ortaya çıkar. Bu detayları oluşturanlar da yine başka tüyler ya da tüycüklerdir. Birazdan da inceleyeceğimiz gibi her tüyün ve her tüycüğün birbirine bağlanışının, duruşunun, yönünün uçuşu sağlayan önemli nedenleri bulunmaktadır.


Her kuşun kanadı, kuşun ağırlığına ve gövdesinin şekline göre onu havaya kaldırabilecek bir yapıya sahiptir. Ayrıca kanatların kuşun havadaki ve yerdeki dengesini ve manevra kabiliyetini sağlayacak bir yapısı da vardır. Kuşların kanat ve kuyruk tüyleri hafif ve esnektir ve birbirleriyle orantılı bir yapıdadır. Yani uçuş için gerekli olan yapı tam anlamıyla sağlanmıştır. Kuşların kolayca uçabilmeleri için mümkün olduğunca hafif olmaları gerekir. Tüyler de bu ihtiyaçlarına en uygun olacak maddeden yaratılmışlardır. Bu madde ise 'keratin proteinleri'dir. Keratin maddesi yalnızca kuşların tüylerinde bulunan bir madde değildir. Aksine bu protein bizlerin çok yakından tanıdığı bir malzemedir. İnsanların saçları ve tırnakları keratinden oluşmaktadır.


Üstelik kuşların tüylerini meydana getiren bu hayati madde aslında bir nevi atıktır. Bu atık derinin alt tabakalarında ölen yaşlı hücrelerden oluşmaktadır. Ölü hücreler yerlerini genç hücrelere terk ederler. Böylece besin ve oksijen kaynaklarından uzaklaşarak sert ve dayanıklı keratin maddesini oluştururlar. Bizim vücudumuzda farklı bir görünüme ve yapıya sahip olan bu protein, kuşların vücudunda bambaşka bir yaratılıştadır. Neden keratin maddesi hiçbir zaman şaşırıp tüy yerine saça veya tırnağa dönüşmez? Gerçekten de her madde ihtiyaç duyulan yerde yine ihtiyaca göre şekillenir. Buna karar veren ise asla varlıkların kendileri elbette ki olamaz.


Bir tüyün sapının her iki tarafında damarlar yer alır ve her bir damarda 400 kadar küçük çengel bulunur. İşte bu çengeller tüy damarlarını oluşturur ve çengellerin her biri kendi başına küçük bir tüy gibi görünür. Bu 400 kancanın her birindeyse 2'şer tane olmak üzere toplam 800 kadar daha küçük kanca vardır ve bunlar "barbül" olarak adlandırılırlar. Barbüller de ön ve arka barbüller olarak ikiye ayrılır. Öndeki barbüller tüyün ön tarafında yer alırlar, diğerleri ise tüyün alt arka tarafında yer alırlar. Bu çok detaylı yapının da detayları vardır. Küçük bir kuş tüyüne sığdırılmış olan 800 küçük kancanın önde yer alanlarında yani öndeki barbüllerde de 20'şer tane daha kancacık vardır. Bu kancacıklar kumaş parçalarının teyellenmesi gibi iki tüyü birbirine tuttururlar.


Tek bir kuş tüyünde yer alan bütün bu yapıları toplayarak bir sayı vermek gerekirse; tek bir tüyde yaklaşık olarak 300 milyon tane küçük kanca vardır. Bir kuşun bütün tüylerindeki toplam kanca sayısıysa yaklaşık olarak 700 milyardır. Toplam olarak 700 milyarı bulan küçük kancaların ve bunlardan da küçük olan kancacıkların her biri teker teker bulundukları yerlere özel olarak yerleştirilmişlerdir. Kuş tüyünün kanca ve çengellerle birbirine sımsıkı kilitlenmiş yapısının çok önemli bir nedeni bulunmaktadır.


Tüylerin kuşun üzerinde sımsıkı tutunması, hiçbir harekette dökülüp gitmemesi gerekir. Kancalar ve çengellerden oluşan mekanizma sayesinde tüyler öylesine sıkıca kuşa tutunur ki ne şiddetli rüzgar, ne yağmur, ne kar onların dökülüp gitmesine sebep olmaz.


Kuşların kanatlarındaki tüyler kesinlikle dağınık ve birbirinden kopuk değildir. Yukarıda söz edilen çengeller tüm tüycükleri birbirine sımsıkı kenetlemiştir. Ayrıca tüyler kuşun derisi üzerinde kusursuzca bir düzende sıralanmışlardır. Bu sıralanmadan dolayı tüyler birbirine tutunduğunda yekpare bir ağ meydana getirir. Bu tek parça yapı kuşların havayı iterek yükselmesini sağlar. Görüldüğü gibi tüylerin diziliminden, birbirlerine olan bağlantılarına kadar herşey fizik kanunları ile kusursuz bir uyum içerisindedir. Herşey bu kanunlara göre açıkça planlanmıştır.


Bilindiği gibi kuşlar itme hareketini yapabilmek için kanat çırparlar. Ancak burada çok önemli bir nokta söz konusudur. Kuşun yükselebilmek için kanadını yukarıdan aşağıya itmesi gerekmektedir, dolayısıyla kanadının altındaki havayı itebilir. Fakat tek bir itme hareketi gövdesini yerden kesmeye yeterli olmayacaktır. Ancak kanatlarını arka arkaya çırparak yerden havalanmayı başarabilir. Bu sırada yukarıdan aşağıya ittiği kanadıyla aynı hareketi tekrarlayabilmek için, bu sefer de onu aşağıdan yukarı kaldırmak zorundadır.


Bu durumda yekpare olan kanadı havayı ters yöne iteceği için hem çok kuvvet harcamak zorunda kalır, hem de gitmek istediği yönün tersine kuvvet uygular. Bu da uçabilmesini engelleyecek ve dengesinin bozulmasına sebep olacaktır. Ancak kuşlar dengelerini kaybetmeden rahatlıkla uçabilmektedirler. Bunu sağlayan mekanizma ise bilim adamlarınca 'kilit sistemi' olarak adlandırılmaktadır. Kancaların birbirine tutunması fermuarın iki tarafının birbirine kenetlenmesine benzemektedir.


Bu yüzden kanat aşağı inerken hava geçirmeyen, yukarı çıkarken ise havayı geçiren bir sisteme sahiptir. İşte yükselmelerini ve havada tutunmalarını sağlayan yapılardan biri bu sistemli tüylerdir. Bu sayede kuşlar çok değerli olan enerjilerini uçuş sırasında fazla harcamaz ve rüzgardan en iyi şekilde faydalanırlar.


Kuş tüyündeki bu inanılmaz detaylı yapı bu kadarla kalmamaktadır. Bir diğer özellik de kancacıkların oyuklara oturmasını sağlayan menteşelerdir. Bu menteşelerin de çok özel bir yapısı vardır. Menteşeler bir yöne doğru harekete izin verirken, diğer yönde bir harekete izin vermezler. Bu da kuş tüyüne sağlam ve dayanıklı yapısını verir. Kuşun karnındaki tüylerle, kanat ve kuyruk tüyleri birbirinin aynı değildir. Büyük tüylerden meydana gelen kuyruk tüyleri dümen ve fren görevini yerine getirirken, kanat tüyleri ise kuşun kanat çırpması esnasında açılarak yüzeyi genişletecek ve kaldırma kuvvetini arttıracak şekildedir. Ayrıca tüylerin bir bölümü izolasyon yaparak ısıyı korur, hatta bazıları su geçirmezdir. Görüntü itibariyle son derece zayıf görünen bu su geçirmez tüyler, uçmak için çok yüksek derecede ısıya ihtiyacı olan kuşların bedenini sararak ısı sağlar. Kuş tüylerinin farklılığı onların rastgele oluşmadıklarının da bir diğer önemli göstergesidir. Birçok tüy çeşidi vardır ve her biri bulunması gereken yerde, sahip olması gereken özelliklerle birlikte yaratılmıştır.


Neredeyse her tarafı tüylerle kaplı olan kuşların temizliği tüm canlılarda olduğu gibi hayati önem taşır. Çünkü bu tüyler rahatlıkla bakteri ve mantarların yaşayabileceği bir ortam oluşturur. Elbette ki kuşlar bu tehlikelere karşı da korunmuşlardır. Kuyruk tüylerinin altında salgı bezleri bulunur. Çoğunun salgı bezleri yağ içerir. Kuyruk tüylerinin altında gizli olan yağ sıradan bir madde değildir. Aksine bu salgı son derece gelişmiş bir dezenfektandır. Bu dezenfektan kuşun tüylerinde bakteri ve mantar üremesini engeller. Ancak etkili olabilmesi için bu yağın tüm tüylere yayılması gerekir. İşte kuşlar da her fırsatta titiz bir çalışmayla tüm tüylerini yağlar. Yalnızca yağlamakla kalmazlar, tüylerinin bakımı için dikkatli bir temizlik ve düzenleme de yaparlar. Yaşamaları için gerekli olan bu çalışmayı gagalarıyla yaparlar. Gagaları ile aldıkları yağı, tüylerinin temizliğinde kullanan kuşlar, bu sayede tüylerinin esnekliğini de korur ve su geçirmesini engeller. Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta da şudur; kuşlar dezenfektanları ile birlikte yaratılmışlardır ve her biri bu dezenfektanı kullanmasını çok iyi bilmektedir. Dahası dünyanın dört bir yanında ve ilk yaratıldığı günden bu yana her kuş bu temizleme işlemini bilmektedir. Allah'ın her canlı üzerindeki koruması ve ilhamı kuşlar üzerinde de açık olarak görülmektedir.


Özellikle su kuşlarında, tüylerin ve vücudun ıslanmaması yeniden sudan havalanabilmeleri için şarttır. Görüldüğü üzere bu özel bileşimli yağın kuşlar için hayati önemi vardır. Ayrıca salgıladıkları bu yağ türlerine göre değişik özelliklere sahip olabilmektedir. Örneğin bazı kuşlarda bu yağ kötü kokar ve bu kötü koku kendilerini savunmalarına yarar. Kırmızı pelikan ve kırmızı deniz kırlangıcı gibi kuşlarda ise salgı kırmızı renk içeren bir bileşikten oluşmaktadır. Bu da sahip oldukları rengin temel maddesini teşkil eder.


Tüm bu itinalı ve ayrıntılı bakıma rağmen tüyler zamanla yıpranır. Ancak buna karşı kuşlar çok köklü bir temizlik daha geçirirler. Evet, mevsime bağlı olarak tıpkı ağaçların yapraklarını dökmesi gibi, tüylerini yenilerler. Böylesine kapsamlı bir sistem yılda en az bir kez kendi kendini tamamiyle yenileyebilmektedir. Üstelik bu değişim kuşun hayatında hiçbir eksikliğe yol açmaksızın gerçekleşir. Tüm tüy sisteminin yeniden kusursuzca yaratılması ancak yaratılıştaki sürekliliğin ve mükemmelliğin bir kanıtı olabilir. Kuşların uçmalarını sağlayan, işte bu son derece kusursuz bir tasarıma sahip olan kompleks tüy yapılarıdır. Evrimciler ise bu kadar karmaşık, bu kadar detaylı ve her biri bir fizik kuralının gerekliliklerini yerine getiren özelliklerin tesadüfler sonucunda ve zaman içinde meydana geldiğini iddia edebilecek kadar akıl dışı bir tavır sergilemektedirler.


Kuş tüylerindeki özelliklerden herhangi biri tesadüfler sonucu oluşsa bile bunların hepsinin tesadüflerle oluşup biraraya gelmesi imkansızdır. Üstelik evrimcilerin iddiasını daha da imkansızlaştıran bir nokta daha vardır; evrimciler sürüngenlerin uğradıkları tesadüfi mutasyonlar sonucunda kuşlara dönüştüklerini iddia etmektedirler. Bu iddialarına göre ise kuş tüylerinin kökeni sürüngen pullarıdır. Ancak çok açık olarak bilinen bilimsel bir gerçek vardır ki; sürüngen pulları ile kuş tüyleri arasında ne kimyasal ne de anatomik açıdan hiçbir benzerlik bulunmamaktadır. Bir düşünün; öyle mutasyonlar rastgelecek ki, sürüngen pulları bir anda 700 milyar çengelin birbirine bağladığı kuş tüyüne dönüşecek. Tesadüflerin milyonlarca tüycüğü yüz milyarlarca çengel ve kanca ile birbirine bağlayarak, uçmak gibi daha önce varolmayan bir mekanizmayı oluşturmaları kesinlikle imkansızdır. Herşeyden önce bunu gerçekleştirecek fizik, kimya ve anatomi bilgisine ihtiyaç vardır. Kusursuz bir tasarım kabiliyeti kesinlikle zorunludur.


Tabii ki tesadüfler bunların hiçbirini yapamazlar. Çok küçük bir alana sığdırılan bu inanılmaz yapılar yine tek bir sonuca bizi götürecektir. Kuş tüylerini yaratan sonsuz ilim ve güç sahibi olan Allah'tır. Kuş tüylerindeki bu muhteşem tasarım, evrim teorisinin kurucusu olan Charles Darwin'i de çok düşündürmüş, hatta tavus kuşu tüylerindeki kusursuz yapı ve estetik kendi ifadesiyle Darwin'i "hasta etmiş"tir. Darwin, arkadaşı Asa Gray'e yazdığı 3 Nisan 1860 tarihli bir mektupta "gözü düşünmek çoğu zaman beni teorimden soğuttu. Ama kendimi zamanla bu probleme alıştırdım" dedikten sonra şöyle devam ediyordu:

    "Şimdilerde ise doğadaki bazı belirgin yapılar beni çok fazla rahatsız ediyor. Örneğin bir tavus kuşunun tüylerini görmek, beni neredeyse hasta ediyor."

Kuş tüyleri gibi iman hakikatleri Allah'ın yaratmasındaki kusursuzluğu görmek istemeyenleri hasta edebilir, ama canlılardaki bu kusursuz tasarım inananları hiçbir zaman hasta etmez, aksine Allah'a olan bağlılıklarını arttırır, Allah'ın ayetlerini görüp bilmelerini sağlar.

    Göklerin ve yerin yaratılması ile onlarda her canlıdan türetip-yayması O'nun ayetlerindendir. Ve O, dileyeceği zaman onların hepsini toplamaya güç yetirendir. (Şura Suresi, 29)

Kaynak :

Harun Yahya
Yenimakale


Etiketler : Kuş tüylerindeki özellikler,Kuş,tüy,Kuş Tüyleri,Kuş tüyü,kanat,Kuş kanadi,Kuş kanatlari,kanatlardaki tüyler,

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Türbülans Nedir ? Nedenleri Sonuçları
Yazar: RasitTunca - 07-28-2018, 08:36 PM - Forum: Sanal Dergi - Yorum Yok



Türbülans Nedir ? Nedenleri Sonuçları


Türbülans - Türbülans Nedir ? Neden Olur ?

Türbülans veya Çalkantı (Latince turbare - dönmek, şaşmak) bir sıvının ya da gazın hareket halindeki düzensizliğidir. Akışkan dinamiklerde, türbülans veya türbülanslı akışı, kaotik, stokastik özellik değişimleriyle tanımlanmış bir akış rejimidir. Bu uzay ve zamanda düşük moment difüsyon, yüksek moment konveksiyon, ve hızlı basınç ve hız varyansyonları içerir. Türbülanslı olmayan akışa katmanlı akış denir. Akış koşullarının katmanlı veya türbülanslı akışa sebep olup olmadığını (boyutsuz) Reynolds sayıları tanımlar; örneğin boru akışı için yaklaşık 2300 türbülansın üstünde olan bir Reynolds sayısıdır.

Türbülans, pek çok fizikçi tarafından ele alınmış, ancak geçerli bir çözüm bulunamamış problemlerden biriydi. Düzgün akışa sahip bir akışkanın molekülleri birbirlerine mümkün olduğu kadar yakın kalmaya ve benzer davranışlar göstermeye meyillidir. 19. yüzyılın başlarında düzenli akışa sahip akışkanlara ait temel problemler çözülmüş ve akışkanlar dinamiğinin temelleri kurulmuştu. Ancak bilim uzun süre türbülans üzerinde çalışmayı reddetmiş, türbülansı daha çok bir mühendislik problemi olarak görmüştür. Türbülans genelde istenmeyen bir etkidir. Bu alandaki çalışmaların büyük bir yüzdesi türbülansı engellemeye yöneliktir.
Uçağın kanatlarının üstü ve altı arasındaki basınç farkı (wingtip vortex, wingtip vortices) ndan uçağın arkasında oluşan girdaplardan kaynaklanan wake türbülansının görselleştirilmiş hali (NASA)

Türbülans, modern bakış açısı ile her ölçek düzeyinde ortaya çıkan düzensizlik olarak tanımlanır. Türbülans üzerine ilk önemli çalışmalar Andrey Kolmogorov tarafından başlatılmıştır. Ancak Kolmogorov'un önermeleri yeterli olmamıştır. Türbülansa yönelik daha başarılı bir teori ise Lev Landau tarafından 1944 yılında ortaya konabilmiştir.

David Ruelle, türbülans üzerine çalışmaya başladığında Floris Takens ile birlikte türbülansın bağımsız üç hareket ile betimlenebileceği önermesini sundular. Lorenz'in denklemleri de üç değişken içeriyordu. Takens ve Ruelle'nin bu çalışmasının en önemli sonucu garip çeker kavramı olmuştur.

Bir çeker ya da çekici (attractor), faz uzayında bir noktadan ibarettir. Eğer sistem sürtünmesiz bir sarkaç gibi periyodik hareket yapıyorsa, sistemin faz uzayındaki yörüngesi bir çemberdir ve bu çemberin merkezi kararlı bir çekerdir. Çeker, sistemin çıkışın bir çekim havzası gibi kendi üzerine kapanmaya zorlamaktadır. Sistem sürtünmesiz ise yörünge doğal olarak bir çember olacaktır. Sistemin enerjisi arttırıldığında değişen tek şey çemberin yarıçapıdır. Sisteme sürtünme eklendiğinde ise tüm olası yörüngeler bir helezon çizerek merkezde son bulur.

Ruelle, türbülans halindeki akışkanın içinde görülen sarmal akıntıların faz uzayında bir çekiciye doğru çekildiğini hayal etti. Hiç kuşkusuz, bu çekici sabit bir nokta değildir. Bu tıpkı bir yay tarafından enerji kazandırılan sürtünmeli bir sarkacın davranışına benzemektedir. Sarkaç bazı başlangıç koşullarında sıfır noktasına dönecek, bazı durumlarda ise salınmaya devam edecektir. Böyle bir sistemin iki çekeri vardır; ilki kapalı bir sarmal, ikincisi ise sabit bir noktadır. Kısa vadede faz uzayındaki her bir nokta dinamik sistemin muhtemel davranış biçimlerinden birini betimler. Uzun vadede ise çekerlerin kendisinden başka mümkün olan davranış biçimi yoktur.

Yukarıda tanımı yapılan çekiciler geleneksel fizik içerisinde yer alan çekicilerdi. Takens ve Ruelle, farklı türden çekerler düşündüler. Bu yeni tür çekici, faz uzayında sınırlı bir bölgede kendini tekrarlamadan bir yörünge çizmeliydi. Yörüngenin kendi kendini kesmesi daha önce geçilen bir noktanın tekrarlanması anlamına gelir ve bu durumda yörünge periyodik olur. Başka bir deyişle yörünge sonlu bir alan içinde sonsuz uzunluklu olmalıydı. Ruelle ve Takens bu çekicinin tarifini yapmış ve olması gerektiğini söylemişlerdi ama Mandelbrot henüz fraktalları icat etmemişti. Ruelle ve Takens'in tarif ettikleri 'garip çeker' ise Lorenz tarafından 1963'te resmedilmişti.


Aniden olan hava hareketleridir. Uçaklar, sıcaklık ya da yükseklik değişimi gibi farklı nedenlerden olan bu hava hareketleri yüzünden sarsıntı geçiriyor.

* Türbülans ile hava boşluğu aynı şey mi?Hava boşluğu türbülans yerine kullanılan yanlış bir terim. Hava gibi gazlarda boşluk meydana gelmesi mümkün değil. Hava boşluğu olarak tarif edilen ve uçağın bir anda düşmesine neden olan olay ise bulutsuz havada oluşan, CAT (Clear Air Turbulance) olarak bilinen ve pilot tarafından önceden görülemeyen açık hava türbülansı.

* Tehlikeli mi?Yolcuların türbülanstan korkmasına gerek yok. Ancak uçuş boyunca ikaz ışıkları yanmasa bile kemerlerini bağlı tutmalarında fayda var. Çünkü uçuş sırasında hava akımlarının yaşanması çok doğal. Ancak bunlar yerinde oturan ve kemeri bağlı olan yolcuları etkilemiyor.

* Uçağı düşürür mü?Hayır. Türbülans uçağın irtifa kaybetmesine neden olabilir ama bugüne kadar türbülans yüzünden hiç uçak düşmedi.

* Pilotlar türbülans olup olmayacağını nasıl anlıyor?Türbülans olup olmayacağına dair en önemli ipucu aynı rotada daha önce uçan uçaklardan alınan bilgi, meteoroloji uzmanlarının hazırladığı tahmin raporları ve yine pilotlar tarafından hazırlanan raporlardır. Ancak radarlardan görülemeyen açık hava türbülansına da sık sık rastlanıyor.

* Açık hava türbülansı neden fark edilmiyor?Türbülans, normal şartlarda radarla tespit edilebiliyor. Ancak açık havalarda meydana gelen türbülans, hava bulutlu olmadığı için radarda görülemiyor. Yani pilotlar da hazırlıksız yakalanıyor.

* Türbülans belirli bir yüksekliğin üstünde mi meydana geliyor?Türbülans olaylarının üçte ikisi 9 bin metrenin üzerinde meydana geliyor. Ancak gerek fırtına gerekse çevrede başka uçakların olması gibi nedenlerden dolayı daha alçakta da türbülansa rastlanabiliyor.

-----------
Wake türbülansı

Wake türbülansı (İngilizce: Wake turbulence), uçağın kanatlarının üstü ve altı arasındaki basınç farkı nedeniyle uçağın arkasında oluşan girdaptan (wingtip vortices) kaynaklanan türbülans. İngilizce wake sözcüğü "bir hava veya deniz taşıtının geçtikten sonra havada veya suda bıraktığı iz" anlamına gelir.[1] Bu nedenle wake türbülansı bazen iz türbülansı olarak da adlandırılır.

Uçuş emniyeti


WT hava meydanlarındaki uçak kazalarının önemli sebeplerinden biridir. ICAO'ya göre uçuş emniyetini artırmak amacıyla inişte wake türbülansı ile karşılaşan pilotların mümkün olan en kısa sürede ilgili hava trafik kontrol ünitesini haberdar etmesi gerekir.

Meydan turunda ağır bir uçağın arkasından gelen hafif bir uçağın birkaç yüz ft üstte veya en az 1000 ft altta ve rüzgâr içinde (geldiği tarafta) uçması tavsiye edilir.[2] Kalkışta hafif uçağın yerden kesilmeyi (tahmini WT bölgesini geçene kadar) geciktirmesi, inişte öndeki uçağın WT'sinin bittiği noktanın ilerisine konması gerekir.

Önlemler
Uçak sınıflandırmaları


ICAO uçağın azami Kalkış Ağırlığı (Maximum Take Off Mass: MTOM)'na göre aşağıdaki gibi kategorileştirmektedir:[4]

    Ağır - Azami kalkış ağırlığı 136.000 kilogram veya daha ağır olan uçaklar.
    Orta - Azami kalkış ağırlığı 7.000 kilogram'dan ağır ve 136.000 kilogram (300.000 pound)'dan hafif olan uçaklar.
    Hafif - Azami kalkış ağırlığı 7.000 kilogram (15.000 pound) veya daha hafif olan uçaklar.

FAA ise ICAO'nun kategorilerinin yerine aşağıdaki kategorileri kullanmaktadır.[5]

    Süper - Airbus A380
    Ağır - Azami kalkış ağırlığı 255.000 pound (116.000 kilogram) veya daha ağır olan uçaklar. (whether or not they are operating at this weight during a particular phase of flight.)
    Büyük - Azami kalkış ağırlığı 41.000 pound (19.000 kilogram) veya daha fazla 255.000 pound'dan daha hafif olan uçaklar.
    Küçük - Azami kalkış ağırlığı 41.000 pounds veya daha hafif olan uçaklar.

Minimum ayrım

Daha aşağı vortex kategorisine ait bir uçak daha üst vortex kategorisine ait uçağın kalkışının ardından belirli bir süre kalkış izni verilmez. ICAO'ya göre daha ağır uçakların ardından kalkış veya iniş yapan hafif uçaklar için ayrım şu şekildedir.[6]
Öndeki uçak Arkadaki uçak Aynı noktadan kalkışta ayrım Ortadaki bir bölgeden kalkışta ayrım
A380-800 Hafif 3 dakika 4 dakika
Ağır Hafif 2 dakika 3 dakika
Üst orta Hafif 2 dakika 3 dakika
Alt orta Hafif 2 dakika 3 dakika
Küçük Hafif 2 dakika 3 dakika
Hafif Hafif Belirtilmemiş Belirtilmemiş
Öndeki uçak Arkadaki uçak Son yaklaşmada yatay mesafe ayrımı
A380-800 Hafif 8 NM
Ağır Hafif 7 NM
Üst orta Hafif 6 NM
Alt orta Hafif 5 NM
Küçük Hafif 4 NM
Hafif Hafif Gerek yok

İz türbülansı kanatlardan geriye ve dış yanlara doğru (genişleyerek) uzaklaşır. Yaklaşık 5 veya daha fazla knotluk yan rüzgar vorteksleri dağıtır. 3 knotluk yan rüzgar, kanatlardan birindeki vorteksi pist üzerine taşıyacağından oldukça tehlikelidir.[7]


Türbülanslar İklimler Yüzünden Artacak

Bir uçuş sırasında türbülansı tecrübe etmek, emniyet kemeriniz bağlı olduğunda çoğunlukla tehlikesizdir fakat istenilen bir durum da değildir. Yapılan yeni bir çalışmaya göre ise, gelecekteki türbülanslar şimdi tecrübe edilenler kadar masum olmayacak. Önümüzdeki yıllardaki türbülanslar daha fazla ve tehlikeli olacaklar. Öyle ki, bu türbülanslar uçakların içerisindeki insanları yerlerinden fırlatabilecek. Advances in Atmospheric Sciences‘da yayımlanan çalışmada, bilim insanları, iklim değişikliğinin bir sonucu olarak türbülansların şiddetinin nasıl değişeceğini incelediler. Sonuçlarsa pek iyi görünmüyor. Çok sık uçuyor olsanız bile, gelecekteki türbülanslar endişe verici olabilir. Çünkü gelecekteki türbülanslarda şimdiye kıyasla %149’a kadar bir şiddet artışından söz ediyoruz. Şiddetli türbülansların tanımında yer alan ‘’uçak geçici olarak kontrol dışına çıkabilir,’’ cümlesini dikkate alacak olursak, gelecekteki türbülanslar yalnızca endişeye yol açmakla kalmayabilir.

Türbülanslar, en hafiften şiddetliye dört kademede gerçekleşir. Türbülans, gök gürültülü fırtınalar, bulutlar, atmosferik basınçtaki değişiklikler veya soğuk ve sıcak hava cepheleri arasındaki geçişler gibi birçok nedene bağlı olabilir. Fakat, bazen gökyüzü açıkken bile beklenmedik şekilde türbülansla karşılaşabilirsiniz. Açık hava türbülansı olarak adlandırılan bu durum, gökyüzünde hiç bulut yokken bir anda gerçekleşiyor. Açık hava türbülansında uçak, rüzgarın yönünde ya da hızındaki ani farklılıklardan dolayı savrulabiliyor. Yani bu türbülans türü, herhangi bir şekilde tahmin edilemiyor. Aniden gerçekleştikleri için de uçak, pilotlar ve yolcular hazırlıksız yakalanıyorlar. Yaralanmalar da genel olarak bu türbülanslar dolayısıyla gerçekleşiyor. Araştırmacılara göre, bu tür türbülanslar, iklim değişikliğinden dolayı daha güçlü ve daha dengesiz olacaklar. Bilim insanları yaptıkları çalışma kapsamında bilgisayar modellemeleri kullandılar ve havadaki CO2 oranlarındaki değişiklik ile türbülansların şiddetlerini karşılaştırdılar. Bulgulara göre en düşük şiddetteki türbülanstan en şiddetli türbülansa kadar bilinen bütün türbülansların etkisi %59 ila %149 arasında artacak. Yeni nesil uçaklar her türlü hava koşulunda güvenli seyahati sağlamak için geliştiriliyor. Dolayısıyla uçağın türbülans dolayısıyla düşmesi oldukça zor, yani bu yönde endişelenmenize gerek yok. Fakat, halihazırda yaşadığımız türbülanslarda bile ciddi yaralanmaların olabildiğini göz önüne alırsak, gelecekteki türbülanslar uçakların iç tasarımlarında birtakım farklılıkları beraberinde getirebilir. İlgili Makale: Williams, P.D. Adv. Atmos. Sci. (2017) 34: 576. doi:10.1007/s00376-017-6268-2



Kaynaklar : 
Wikipedaia
Kerimusta
ilginchersey
bilimfili


Etiketler : Türbülanslar, İklimler Yüzünden, Artacak,Türbülans Nedir ?, Nedenleri ,Sonuçları,Türbülans,hava yoilculugu,ucus,ucus emniyeti,hava yoluyla seyahatin tehlikeleri,

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Instagram Nedir? Nasıl Kullanılır? Ne İşe Yarar?
Yazar: RasitTunca - 07-28-2018, 08:33 PM - Forum: Sanal Dergi - Yorum Yok



Instagram Nedir? Nasıl Kullanılır? Ne İşe Yarar?

Eskiden insanlar fotoğraflarını çeker ve albümlerinde sadece sevdikleriyle paylaşırdı. Ama artık bu durum bambaşka bir boyut aldı. Yaşanılan güzel veya hüzünlü anlar, hemen o dakikada çekiliyor ve bu fotoğraflar tanımadığınız birçok insanla paylaşılıyor. İşte bu olaya olanak sağlayan ve herkesin severek kullandığı Instagram hakkında merak ettiğiniz her şeyi yazımızda bulabilirsiniz.

Son dönemlerde kullanımı artan akıllı telefonlarla birlikte pek çok uygulama hayatımıza girmiş ve oldukça popülerlik kazanmıştır. Fotoğraf paylaşımlarına yönelik olan uygulamalar ise oldukça fazla kullanıcıya sahiptir. İlk olarak iPhone için yapılmış olan Instagram, daha sonra Android işletim sistemine sahip cihazlarda da kullanılmaya başlanmıştır. Şuanda dünyada ve Türkiye’de çok ciddi bir kullanıcı kitlesine sahip olan Instagram günlük hayatta yaşanılan güzel anların, unutulmayacak karelerin paylaşılma imkanını sunmaktadır.

Tıpkı diğer sosyal ağlar gibi Instagram’da da sizin takip ettiğiniz ve sizi takip edenler bulunmaktadır. Sevdiğiniz ünlülerin, arkadaşlarınızın veya markaların Instagram hesaplarını takip ederek, onlardan gelen paylaşımları kaçırmadan görebilirsiniz.

Son dönemlerde büyük markalar için ve yeni başlayanlar için büyük bir reklam platformu olan Instagram her geçen gün önemine önem katarak büyümektedir.

Instagram Nedir?


Instagram fotoğraflar üzerinde filtre ve efekt uygulamalarına izin veren bir fotoğraf paylaşma ve düzenleme uygulamasıdır. İlk olarak iPhone için yapılmış olan bu uygulama Android işletim sistemine sahip cihazlarda da kullanılabilmektedir. Günlük hayatlarında yaşadıkları güzel anları Instagram üzerinden ünlülerle birlikte uygulama kullanıcılarında oldukça büyük bir artış meydana gelmiştir. Gençler arasında sıklıkla kullanılmakta olan bir uygulama olan Instagram ile profesyonel fotoğraflar elde etmek mümkün olmaktadır. Çok kısa bir sürede filtre uygulamaları ve efektlerle birlikte oldukça farklı görünümlerde fotoğraflar elde edilebilmektedir.

Bu uygulamanın kurucuları Mike Krieger ve Kevin Systrom adlı iki girişimcidir. Telefonunuzla çektiğiniz fotoğraflarınıza Instagram uygulaması ile çeşitli efektler ekleyebilir, filtre uygulaması yapabilirsiniz. Ayrıca bu fotoğrafları Facebook, Twitter, Tumblr ve Foursquare gibi sosyal medya üzerinde kolaylıkla paylaşma imkânı bulunmaktadır.

27 milyon kullanıcıya ulaşmış olan Instagram uygulaması iOS ve Android cihazlarda kullanılabilmektedir. Böylece uygulamanın kullanılırlığında artış sağlanmıştır.

Instagram Nasıl Kullanılır?

Uygulamayı kullanabilmek için öncellikle AppStore ya da Google Play üzerinden indirerek cihazınıza kurmanız gerekmektedir. Daha sonra Sign Up kısmından kendinize ait bir kullanıcı adı ve şifre oluşturmalısınız. Share kısmından fotoğraf çekimi yaparak ya da cihazınızda yüklenmiş olan bir fotoğrafı seçerek paylaşmanız mümkün olmaktadır. Cihazınızdan fotoğraf seçmeniz durumunda fotoğrafın boyutlarını yeniden düzenlemeniz gerekmektedir. Bunun sebebi ise Instagram’daki tüm fotoğrafların kare şeklinde olmasıdır.

Fotoğraflarınızı çektikten sonra ya da cihazınızda bir fotoğraf seçtikten sonra istenilen efekt resimlere uygulanabilmektedir. Bu efektlerle resimlerin bir kısmının bulanıklaştırılması, minyatür özelliğin verilmesi gibi pek çok uygulama bulunmaktadır. Böylece resimleriniz oldukça farklı görünümlere ulaşacaktır. İstenilen filtrenin seçilmesinden sonra Next tuşuna basılarak fotoğraflara isim verilir ve konum özelliği ile fotoğraf çekilen yerin coğrafyası belirlenmektedir.

Uygulama üzerinden fotoğrafların Facebook, Twitter, Tumblr, Foursquare, Flickr, Posterous ya da e-mail aracılığıyla paylaşılması mümkün olmaktadır. Bunların ardından “Done” tuşuna basılarak işlem sonlandırılır. Böylece fotoğrafınız Instagram ve paylaşmayı istediğiniz sosyal medya ağlarında görülebilmektedir.

Instagram Ne İşe Yarar?

Ücretsiz bir fotoğraf paylaşma programı olan Instagram, Ekim 2010 tarihinde kurulmuş ve kullanıcılarına çekilen fotoğraflar üzerinde dijital filtre kullanma, efekt ekleme ve Instagram dahil olmak üzere çeşitli sosyal medya platformlarda paylaşma imkânı sunmaktadır. Instagram üzerinde kullanılan pek çok aktif filtre bulunmaktadır. Bunlar; Nashville, Amaro, Inkwell, Mayfair, Rise, Hefe,Valencia, Hudson, X-Pro II, Willow, Walden, Lo-fi, Earlybird, Sutro, Sierra, Toaster, Brannan, 1977, Kelvin gibi filtrelerdir. Bunların yanı sıra Instagram kullanıcılarına pek çok efekt sunmaktadır.

Geçtiğimiz günlerde Instgram’ın Facebook tarafından 1 milyar dolar karşılığında alındığı duyurulmuştur. Oldukça popüler hale gelmiş olan bu sosyal ağ yenilik ve güncellemelerine devam etmektedir. Son güncelleme olarak fotoğraflara “mention” ismi verilen etiketleme özelliği eklenmiştir. Özellikle de gençler tarafından sıklıkla kullanılmakta olan bu sosyal ağda eklenen bu özellik pek çok markanın da dikkatini çekmeye başlamıştır. Markalar da bazı özel günlerde Instagram üzerinden kampanyalar düzenlemeye başlamıştır.

Instagram üzerinden aynı zamanda hangi arkadaşınızın bu uygulamayı kullandığını görebilirsiniz. Böylece sosyal medya arkadaşlarınızla bu uygulama üzerinden bağlantı kurabilme imkânınız bulunmaktadır. Bununla birlikte uygulamada fotoğraf beğenme ve yorum yapma özelliği de yer almaktadır. Yeni eklenen bir özellik sayesinde etiketleme sayesinde kendi fotoğraflarınızı takip etmeniz ve gizlilik ayarları yapabilmenize imkân vermektedir.

----------------
Kaynak :
Bilgihanem

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Patent ve Marka Tescili Nedir? Nasıl Alınır? Patent ve Tescili Verilmeyecek Konular
Yazar: RasitTunca - 07-28-2018, 08:29 PM - Forum: Sanal Dergi - Yorum Yok



Patent ve Marka Tescili Nedir? Nasıl Alınır? Patent ve Marka Tescili Verilmeyecek Konular Nelerdir?

Patent, belli bir icat veya buluşun satış, pazarlanma, üretme gibi tüm yetkilerinin tek bir kişiye ait olmasını gösteren bir belgedir. Tabi her alandaki buluşa patent verilmez, bunun da bazı kuralları vardır. Yazımızda bu kurallara ve patent hakkında bilinmesi gereken her şeye yer verilmiştir. Ülkemizde ürününüz için patent almak istiyorsanız öncelikle, Türk Patent Enstitüsü'ne başvuru yapmanız gerekmektedir.

Patent belgesi, buluşu yapan kişiye, icat etmiş olduğu ürünün pazarlanması, çoğaltılması, ithal edebilmesi haklarını sağlar. Buluş sahibine ve ürününe ayrıcalık getirmiş bir unvandır ve belgeyle tescillenir. Araçlar, kimyasal bileşikler, aygıtlar ve benzeri üretim yöntemleri, patent unvanı koruması altındadır. Patent yasalarının temel amacı, buluş yapılmasını sağlamak ve yenilik faaliyetlerine teşvik etmektir.  Bunlar için gerekli olan güvenceyi yine patent sağlar.

Verilmiş olan patentler ve bunların sanayi alanında uygulanması, ekonomik, sosyal ve teknik alanlarda ilerleme olmasını sağlar. Gelişmiş ülkelerde verilen patent sayısı düşünüldüğünde, buluşların ülkelere katkıları net olarak anlaşılabilir.

Ülkemizde patent verme, marka tescili yapma gibi işlemlerin yetkileri Türkiye Patent Enstitüsü’ne verilmiştir. Enstitü kısaca TPE olarak gösterilir.

Patent Nedir?

Buluş yapan kişinin, keşfe konu olan ürünün belli bir süre içinde üretmesi, kullanması, satması ve ithal edebilme hakkına sahip olmasını sağlayan belgedir. Buluşu yapılan ürünün neredeyse her zerresi, patent koruması altındadır. Ürünün tüm hakları, patenti alan kişiye ait olur. Bu nedenle buluşlarınızı vakit kaybetmeden patent güvencesine almalısınız. Patent konuları belli şartlar ve yasalarla belirlenmiştir. Buluşunuzun incelenebilir olup olmadığına, şartları okuyarak bakabilirsiniz. Böylece zaman kaybetmeden başvurunuzu yapabilirsiniz.

Patent Verilmeyecek Konular ve Buluşlar Nelerdir?


    Matematik metotları, bilimsel teoriler, ticari faaliyetleriyle ilgili usul ve kararlar patent uygulamasın dahil değildir.
    Edebiyat dalına ve sanata ait eserler, bilimsel eserler, bilgisayar yazılımları ve estetik nitelikteki oluşumlar için patent verilmez.
    Bilgilerin derlenmesi, sunulması, iletilmesi gibi durumlarda teknik yönü olmayan usuller için patent verilmez.
    Hayvan ya da insan vücudu üzerinde uygulanacak cerrahiler, tedavi yöntemleri, çeşitli teşhis ürünleri patente uygun değildir.
    Patent verilse de korunmayacak buluşlar; Buluşa konu olacak, kamu düzenine aykırı ve genel ahlakı rencide edecek olan durumlar, bitkilerin ya da hayvanların ciddi biyolojik temellere dayandığı usuller için patent verilmiş olsa bile koruma işlevi gerçekleşmez.

Patent Nasıl Alınır?

Öncelikle patent tescili yapılan buluşun patent kuralları sadece, belgenin alındığı ülke için geçerlidir. Uluslararası olmasını istiyorsanız; farklı prosedürler geçerli olacaktır. İlk olarak buluşunuzu yaptıktan sonra patent verilebilir olup olmadığını kontrol etmelisiniz. Ardından Türk Patent Enstitüsü’ne başvuru yapabilirsiniz. Başvuruyu direkt olarak ya da online yapabilirsiniz. Başvuru değerlendirmesinin ardından netice tarafınıza bildirilmektedir. Patent başvurunuzu kendiniz yapabileceğiniz gibi danışmanlık firmalarından yardım alabilirsiniz. İşi uzmanlarına bırakmak bazen daha doğru bir karar olabilir. İşlemlerin hızlı olması için bu detayı düşünmelisiniz.

Türkiye’de Patent Prosedürleri Nelerdir?

Ülkemizde patent haklarının korunması için çıkarılan yasa 27 Haziran 1995 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Buluşların, yeni, sanayi alanında kullanılabilir olması; ayrıca bulunan tekniğin elde olan verilerin durumundan fazla olması gerekir. Başvuru yapıldıktan sonra TPE, buluşun yasalarla belirtilen şartlara uygun olup olmadığına dair incelemeler yapar. İncelemeler sonucunda eksiklik söz konusu olursa; eksikliğin giderilmesi için 3 ay süre verilmektedir. Şartlarda eksiklik olmaması durumunda ya da belirtilen eksikliklerin giderilmesi durumunda Enstitü tarafından rapor ile birlikte bildirim yapılmaktadır.

Tekniğin durumuyla alakalı araştırma raporu talebinin başvurusu 15 ay içinde yapılmalıdır. Rapor talebi; Avrupa Patent Ofisi, Danimarka Patent Ofisi, İsveç Patent Ofisi, Rusya Patent Ofislerinden bir tanesinde yapılabilir ya da öncesinde herhangi bir uluslararası ofisten alınmış, elde olan araştırma raporunun değerlendirilmesi istenebilir. Araştırma raporunun alınmasının ardından Türk Patent Enstitü’sünce sistem tercihi yoluyla bildirim yapılmaktadır. Bildirimin yapılmasının ardından 3 ay içerisinde inceleme işlemi yapılmalıdır.

Marka Tescili Nedir? Nasıl Yapılır? Önemi ve Tescil Edilemeyecek Markalar Nelerdir?

Bir işletmenin mal veya hizmetini diğer tüm işletmelerinkinden ayıran işarete marka denmektedir. Marka tescili ise bu önemli işaretin yasal yollarla korunması ve tescil edilmesi anlamına gelir. Yani işletmeler için oldukça avantajlı bir durumdur. Türkiye'de markanızı tescil ettirmek için, Türk Patent Enstitüsü’ne başvuru yapmanız gerekmektedir. Peki marka tescilinin önemi nedir, tescil edilemeyecek markalar nelerdir?
Marka, işletmelerin tüm varlıklarını temsil eden önemli bir işarettir. Bu önemli işaret, özenli şekilde korunmalı ve yasal açıdan da tescil edilmelidir. Markanın tescilinin yapıldığına dair belgenin olması şarttır. Marka tescili, işletmeler için oldukça fazla avantaj sağlar. Ülkemizde marka tescili işlemi, Türk Patent Enstitüsü’ne başvuru yoluyla yapılmaktadır. Marka tescili işletmeler için en başta, sizin isminizi kullanarak ve bundan faydalanarak kazanç sağlayan diğer işletmeleri engellemek için önemlidir.

Marka tescili başvurusu için çeşitli birçok detay bulunur. Bunları bilerek doğru zamanda başvuru yapmanız neticeyi hızlandırır. Ayrıca marka tescili olamayacak bazı marka isimleri bulunur.

İşletme tabelalarında görmüş olduğunuz isimlerin çoğu markadır ve birçoğu tescillidir. İşletme sahipleri günümüzde bu konuda daha hassastır. Bu nedenle sizde bir marka ismine karar vermişseniz; avantajlardan faydalanabilmek ve markayı kaybetmemek içinvakit kaybetmemelisiniz.

Marka Tescili Nedir?

Markanın korunmasını sağlayan, ürün veya hizmetin marka sahibini koruyan bir sistemdir. Markanın gerçek sahibi, adı geçen markayı ilk düşünen ve ürünün veya hizmetin kullanımına halen devam eden kişidir. Markayı, işletmenizle bir bütün olarak tercih etmeli ve oldukça ilginç bir marka seçimi yapmalısınız. Aksi halde tescil başvuru süreci olumsuz sonuçlanabilir. Markaya karar verdikten sonra ilk önce tescil edilemeyecek markalar konusunda kendi tespitinizi yaparak önlem alabilirsiniz. Bu durum başvuru sürecini hızlandırabilir. Diğer kişinin başkasına ait markayı kullanması ise hakkın gaspı olarak tanımlanmaktadır.

Marka Tescilinin Önemi Nedir?

Marka tesciline başvuran işletme, hem resmi kurumun hem toplumun onayından geçmiş olacaktır. Buradan hareketle işletme güvende, oldukça sağlam temellere sahip olur. Marka artık hiçbir risk taşımamaktadır. Çünkü elinde resmi kurumdan verilmiş; kanıt niteliğinde belge bulunmaktadır. Böylece işletme, markanın kullanılarak haksız kazanç sağlanması gibi durumlarda önlem alabilir, yaptırım uygulayabilir hale gelmiştir. Bununla beraber sizin hakkınızda marka ile ilgili haksız kazanç şikâyeti söz konusu olursa kolaylıkla bu işin altından kalkmanızı sağlayacak belgeniz olacak demektir.

Marka Tescili Nasıl Yapılır?

Başvurular TPE olarak kısaltılan ve Ankara’da bulunan Türk Patent Enstitüsü’ne yapılmaktadır. Çeşitli illerde şubesi bulunmadığından herkesin buraya gelerek başvuru yapması gerekir. Başvurular doğrudan TPE’ye yapılabileceği gibi elektronik imza sahibi olanlar, enstitünün web sitesinden online olarak da yapabilir. Online başvurular, az zaman alması açısından daha çok tercih edilmektedir. İnternet üzerinden başvurular 30 ila 60 dakika arasında tamamlanır. Marka tescili için danışmanlık firmalarından yararlanılabilir. Markanın tescil edilebilmesi için gerekli bazı hususlar vardır. Bu hususlar dâhilinde olan markaların tescil işlemi kısa sürede halledilmektedir ama uygunsuz semboller, işaretler ve durumlar söz konusuysa başvuru geri dönecektir.

Tescil Edilemeyecek Markalar Nelerdir?


    Bir işletmeye ait hizmet ve malların diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayrıt edici özelliği olmayanlar, baskı yoluyla yayınlanamayan çeşitli işaretler tescil edilmez.
    Malın ve hizmetin, kalitesi, niteliği, coğrafi kaynağı gibi belirtilen hizmetin yapıldığı ya da malın üretildiği zamanı belirten veya hizmetin karakteristik özelliklerini içeren işaretleri bulunduran markalar tescillenmez.
    Yetkili mercilerin izin vermediği amblemler, armalar, nişanları içeren markalar, aynı türdeki hizmet ve mal ile ilgili tescil edilmiş veya daha önceki zamanlarda başvurusu yapılmış marka ile benzerlikler içeren markalar tescil edilmez.
    Sahibince izin verilmeyen, Paris Sözleşmesi’nin maddelerinden birine göre tanınmış markalar, tescil edilemez niteliktedir.
    Dini değerleri sembolize eden, kamu düzenine aykırı ve genel ahlakı zedeleyecek markalar tescil edilmez.


-------------------
Etiketler :
Patent Nedir?, Nasıl Alınır?, Patent Verilmeyecek Konular ,Nelerdir?,Buluşlar,Türkiye’de Patent Prosedürleri Nelerdir?, Marka Tescili Nedir?,Marka Tescili Verilmeyecek Konular Nelerdir?,

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Doğru Karar Vermenin Önemi
Yazar: RasitTunca - 07-28-2018, 08:26 PM - Forum: Sanal Dergi - Yorum Yok



Doğru Karar Vermenin Önemi

Hayatın her alanında olduğu gibi işletmelerde de her gün çok sayıda karar alınır, işletmenin değişik düzeylerinde alınan kararlar değişik önemler taşır. Bu kararlar, dış çevre değişiklikleri, müşteri taleplerindeki değişiklikler, yeni personel alımı, personele eylem düzeltim bildiriminde bulunulması gibi konulara bağlı olarak verilebilir. Kararlar, duruma göre bireysel olarak veya grup tartışmaları sonunda verilir. Yöneticiler, karar verirken var olan kaynaklarını ve hareket alanlarını, diğer kişi ve birimleri ne şekilde etkileyeceğini gözden uzak tutmazlar. Kaynakları yetersiz bir işletmede her zaman iyi karar verilmeyebilir. Kararların etkinliği istenen sonuçların sağlanmasıyla ilgilidir.

Karar verme, belirli bir amaca yönelik olarak eyleme geçmek üzere, var olan veya gerçekleştirilebilecek seçeneklerin belirlenmesi ve bunlardan bir tanesinin tercih edilmesidir. Karar vermede en önemli konu, bireyin veya grubun kendilerini karar verme konumunda görüp görmemesidir. Birçok durumda karar vermesi gereken kişi, bunun farkında olmayabilir. Ya da aksi olup, karar vermemesi gerekenler karar vericiler gibi davranabilir. Bazen karar verme aşamalı bir süreci izler. Gruplar, kendi verdikleri kararları üst yönetime bildirerek yönetimin karar vermesini kolaylaştıran bir işlev görürler. Karar verme, sadece mekanik bir şekilde seçenekleri belirleme ve bunlardan bir tanesini seçme süreci olamaz. Konuların doğru yerde, doğru pozisyonda, doğru zamanda ve seçeneklerin araştırmaya dayalı olarak belirlenmesiyle gerçekleşen bir süreçtir bu.

Karar vermede seçeneklerden bir tanesinin seçilmesi de basit bir şekilde gerçekleşmez. Seçme işlemi her zaman dönülebilecek ve vazgeçilebilecek; diğer üyeleri ikna sürecini gerektirebilecek; geçici nitelikte deneme amaçlı; zorla kabul ettirmeye yönelik; ön karar niteliğinde; personelin tepkilerini belirlemeye yönelik, olabilir. Seçimin bir olgu değil, bir süreç olarak görülmesi bu nedenledir. Alternatifler sürekli yeni şekiller ve bilgilerle zenginleşecek ve karar vericiler ’seçimi’ gelişen bir süreç olarak uygulamaya devam edeceklerdir.

Bu anlatılanlardan ‘karar verme’nin bitmez tükenmez bir süreç olduğunu anlamak yanılgıya düşmek olur. Gündelik yaşamdan örneklemek gerekirse; penaltı atışı karşısında kalecinin, karar vermek için çok fazla zamanı yoktur. O, deneyimleri ve o andaki önseziyle atlayışını hangi yöne yapacağına birkaç saniye içinde karar vermek zorundadır. Ama nikâh masasına evlenmek için oturmuş kadın ve erkek, o ana dek bu konu üzerinde defalarca düşünmüş, önce kendi aralarında konuşmuş, sonra ailelerine ya da dostlarına veya yakın bulduklarına danışarak, yani evlilik konusunda bir karar verme süreci yaşayarak kararlarını vermişlerdir.

Ray Joseph ise ‘Zaman Yönetimi’ adlı kitabında, daha atılgan düşüncelere yer veriyor, karar verme konusunda Charles Flory, ‘En büyük zaman hırsızı kararsızlıktır!’ diyor. Endişe o kadar yıkıcı bir şeydir ki, kişiyi daha günlük işlerine başlamadan yorar. Asıl kabul edilmesi zor olan, kötü bir kararın, hiç karar vermemekten daha iyi olduğudur.

Hata yapma korkusu: Haklı olmaktan sonra, en iyi şey haksız olmaktır; çünkü önünde sonunda bu sonuca varırsınız. Doğruyla yanlış arasında gidip gelirseniz tereddüte düşer hiçbir yere varamazsınız, ama kesinlikle yanılıyorsanız doğru düşünmenizi sağlayacak bir olayla karşılaştığınız için kendinizi şanslı saymanız gerekir. Bir hatanın sonuçlarından korkuyorsanız çekingen biri sayılırsınız. Her kararda risk vardır. Risksiz karar olmaz. İleri görüşlü şirket yönetimi risk alma işini destekler, iş hayatında en büyük kayıplardan biri yenilgi korkusuyla karar vermektir. Hiç hata yapmayan kimse, değerli ve işe yarar bir şey de yapmıyor demektir. Hiçbir hata yapmayan bir işletme ya riski göze almıyordur ya da ölüdür. Önemli olan hatalar değil, onlardan alınan derslerdir.

Zaman kullanımı: Karar açısından zamanın yönetimi çok önemlidir. Zaman sınırlaması konulmuş bir iş daima hızlı bitirilir. Zaman sınırlamaları mantıklı ve adil oldukları sürece iyi sonuç verirler.”

Karar verme süreci genel olarak şu aşamaları izler:

¦ Sorunun tanımlanması

¦ Durum analizi

¦ Seçeneklerin belirlenmesi ve hesaplanması

¦ Seçeneklerin tartışılması ve değerlendirilmesi

¦ Seçimin yapılması

Karar verme, açık ve kapalı olarak sınıflandırılır:

¦ Kapalı karar verme: Burada yöneticiler, sonuca yönelik ve açıkça tanımlanabilen seçenekler üretir. Bu seçenekler içinden amaca en çok yaklaşan seçilir.
¦ Açık karar verme: Bu tarz karar verme sürecinde, bazı öncül sınırlar belirlenir. Bunlar karar verici kişi ya da gruplara ait kişisel faktörler, politika içerikleri ve karar verme kuralları, bilgi iletimi, onaylanmama etkisi, kendini gösteren problemler, tanımlanamayan veya gösterilemeyen seçeneklerdir.

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Kredi Çekmek İçin Kredi Notunun Önemi
Yazar: RasitTunca - 07-28-2018, 08:21 PM - Forum: Sanal Dergi - Yorum Yok



Kredi Çekmek İçin Kredi Notunun Önemi

Finans sektörü içerisinde yer alan bankaların tüm kişi ve kurumlara sunmuş olduğu ürün ve hizmetlerden yaralanabilmek için özellikle finansal sicillerinin iyi bir durumda olması gerekmektedir. İyi bir sicil kaydı yapılan başvuru işlemlerinin sonuçlarının olumlu olması açısından oldukça önemlidir. Kişilerin ve kurumlarının finansal sicilleri ise Kredi Kayıt Bürosu tarafından kayıt altına alının işlemler doğrultusunda oluşturulmaktadır. Kısaca kişi ve kurumların tüm finansal çalışmaları, ödeme alışkanlıkları ve mevcut borç durumları gibi kriterler ele alınarak bir hesaplama yapılmakta ve bu hesaplama sonucunda da KKB puanı (Kredi Kayıt Bürosu Puanı) oluşmaktadır.

Günümüzde gündelik yaşam içerisinde de aktif olarak kullanılmaya başlanan ve KKB tarafından yalnızca bankaların kullanımına değil her bir tüketicinin de sorgulamasına olanak sunulan KKB skoru merak edilen en önemli konu başlıklarını oluşturmaktadır. KKB tarafından yalnızca T.C. kimlik numarası aracılığı ile tek bir tıkla sorgulanmasına olanak sunulan KKB puanlarına anında erişilebilmektedir. Bu durum sonucunda da özellikle acil nakit ihtiyacı bulanan kişi ve kurumlar yapacak oldukları işlem ve başvurular öncesinde KKB puanlarını sorgulamaktadır. Yapılan sorgulamalar sonrasında da başvurularının ve kredi taleplerinin olumlu yanıt alıp alamayacağı hususunda bilgi sahibi olmak isteyen tüketiciler ise KKB puanı kaç olmalı sorusuna yanıt bulmak istemektedirler.

Kredi notu puanları tüketicilerin risk profilleri hakkında bir ön fikir vermesi sebebi ile oldukça önemlidir. Bankalara yapılan kredi ve kart başvurularında ilk olarak ön eleme işlemi için KB skorları incelenmektedir. KKB skorları ise 0 ile 1900 arasında yer alan bir puanlamadan oluşturulmakta ve en az riskli ve riskli müşteri olarak sınıflandırılmaktadır. Bu sınıflandırma içerisinde az riskli ve en az riskli müşteri grubunda yer alan tüketiciler ise kkb skoru kaç olmalı sorusunun yanıtına takılmadan hızlı bir şekilde olumlu yanıt alabilmektedir. Ancak bilinmelidir ki her bankanın farklı çalışma politikası yürütmesi sebebi ile net bir şekilde KKB skorunun seviyesini söylemek ve en ideal kredi notunu ifade etmek mümkün olmamaktadır. En az riskli ya da az riskli müşteri grubunda olmak işlemlerin daha hızlı ve kolay yürütülmesi açısından önem taşıdığını belirtmek gerekir.

Kişilerin ve kurumların finansal çalışmalarını aktif olarak herhangi bir engele ya da olumsuz yanıta takılmadan kolayca yürütebilmesi açısından önem taşıyan KKB skoru hakkında daha detaylı bilgiler ve en çok merak edilen konu başlıkları için bankakredinotum.com adresi içerisindeki makalelerin incelenmesi önerilir. Bu kategori altındaki konu başlıkları ile iyi bir KKB puanına erişmek mümkün olduğu gibi olumsuz yanıtlanan başvuru işlemlerinin nedenlerini ve kredi sicilinin düzeltilmesine ilişkin teknikleri öğrenmek de mümkündür.

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Mossad Nedir - Mossad Kimdir - Ne İş Yapar
Yazar: RasitTunca - 07-28-2018, 07:23 PM - Forum: Sanal Dergi - Yorum Yok



MOSSAD NEDİR – İSRAİL’İN ULUSLARARASI GiZLi ÖRGÜTÜ

Mossad; dünya genelinde faaliyet gösteren, en gizli, en bilinmeyen istihbarat örgütüdür. Çoğu kimse İsrail gibi “küçük” bir devletin niçin ve nasıl böyle bir organizasyona sahip olduğunu anlayamaz. Süper güç ABD’nin CIA’i dışında dünyada bu kadar etkin tek istihbarat örgütünün İsrail’e ait olması aslında oldukça dikkat çekicidir.Mossad’ın kurulmasından önce İsrail Devleti’nin istihbaratı SHAI isimli örgüt tarafından sağlanıyordu. Mossad’ın kurulmasıyla bambaşka bir yapılanma ve dünyanın en tehlikeli cinayet şebekesi oluşturuldu. Bu cinayet şebekesi pek çok ülkede mafyayı, terör örgütlerini ve kontrgerillayı örgütledi.

İtalyan Panorama dergisi, İsrail’in uluslararası cinayet şebekesi Mossad’ı bu kapakla tanıtmıştı.

Mossad’dan önce, onun görevini üstlenen SHAI isimli örgütün görünümü ise şöyleydi:

“SHAI, Sherut Yediot baş harflerinden oluşan bir kısaltma. İbranice’de Bilgi (istihbarat) Servisi anlamına geliyor. Haganah’ın istihbarat kolu. İsrail Devleti’nin kurulmasıyla Haganah, İsrail ordusunun içinde eriyor ve SHAI da yerini altı hafta sonra yeni kurulacak İsrail İstihbarat Servisine bırakıyor. SHAI servisinin en son Başkanı Isser Beeri.” (Every Spy a Prince, Dan Raviv, Yossi Melman, sf.16)

“Isser Beeri SHAI üyeleriyle yaptığı son toplantıda, Ben Gurion’un isteğini açıklıyor: SHAI’nin dağıtılması ve bu üyelerin yeni kurulacak istihbarat servisini şekillendirmesi. Bu sadece SHAI’nin isim değiştirmesi olayı değildi. İsrail’de dört tane yer altı istihbarat grubunun oluşması anlamına geliyordu.” (Every Spy a Prince, Dan Raviv, Yossi Melman, sf.17)

Mossad, 1 Nisan 1951′de kurulmuştur. İbranicesi ‘Ha-Mossad Le-modiin Ule-tafkidim meyuhadim’, yani özel konular ve istihbarat örgütüdür.

“Mossad’ın ilk Başkanı bir hahamın oğlu olan Reuven Shiloah’dır. Shiloah, başkanlığı çok kısa sürmesine rağmen teşkilatın temel kurallarını belirleyen kişi olmuştur.” (Israel’s Most Secret Service Mossad, Ronald Payne, sf. 27)

“Shiloah, II. Dünya Savaşı’ndan sonra Siyonist liderlere yazdığı gizli raporda yabancı istihbaratlarla ilişkiye geçeceklerini özellikle CIA’e bildirmişti. Shiloah tüm dünyadaki Yahudilerle, Yahudi Devleti arasında kurulacak sağlam ilişkinin öneminin farkına varmıştı.” (Every Spy a Prince, Dan Raviv, Yossi Melman, sf.30)

Mossad’ın bölümleri

Mossad, çalışmalarını farklı alanlarda uzmanlaşmış 4 ayrı bölümle yürütür. Bunlar: Askeri İstihbarat, Yerli Gizli Servis, Yabancı İstihbarat Servisi ve Aliyah Beth.

Birinci bölüm: “Askeri İstihbarat”

“Mossad’ın askeri istihbarat bölümü, ‘Aman’ olarak tanınır. İbranice adı ‘Agaf ha-Modi’in’dir. Bunun tercümesi, “istihbarat kanadı”dır. Görevi Müslüman ülkeler hakkında bilgi toplamaktır.” (Every Spy a Prince, Dan Raviv, Yossi Melman, sf. 17)

“Aman” çok iyi organize edilmiş bir askeri birliktir. Altı bölümden oluşur. Özellikle iki bölüm tarafından yönetilir: Toplama ve Prodüksiyon. Toplama bölümü, sınır ötesine ajanlar göndermek, radyo kanallarını ele geçirmek, genellikle ülkelerdeki telefon konuşmalarını dinlemekten sorumludur. Prodüksiyon bölümünde, “Aman”lı 7.000 kişinin 3.000′i çalışır. Konuları, dış ülkelerden çalınan belgelerin ve bilgilerin analizidir. Bu analizler politikacıların karar vermesinde yardımcı olur. “Aman” basına verilen bilgileri de kontrol altında tutar. (Every Spy a Prince, Dan Raviv, Yossi Melman, sf.207-208  )


Mossad’ın Tel Aviv’deki binası.

“Aman’ın sınır ötesi harekatlar için oluşturduğu çok gizli komando birliğinin adı Sayeret Matkal’dır.” (Every Spy a Prince, Dan Raviv, Yossi Melman, sf. 182)
“30 Haziran 1954′te Aman’ın gizli kolu Unit 131 Mısır’da bir operasyon düzenliyor. ‘Operation Susannah’ adlı operasyon bir sabotaj. Bombaların hedefi Mısır askeri örgütleri değil; İngiliz ve Amerikan enstitüleri, tiyatrolar ve postaneler. Bundaki amaç Washington ve Londra’nın Mısır aleyhinde bir politika geliştirmelerini sağlamak. Bu iş için Alman Yahudisi Avraham Seidenwerg seçiliyor. Kibbutz’da Avri El-Ad adını alıyor. Daha sonra Mısır’a Paul Frank adında zengin bir Alman iş adamı karakterinde gidiyor.” (Every Spy a Prince, Dan Raviv, Yossi Melmon, sf. 56)
“Aman’a bağlı ‘Gadna’da değişik bir eylem grubu: “Gadna yarı askeri bir gençlik grubudur.” (Kader Üçgeni, Noam Chomsky, sf.229)
Yerli Gizli Servis”
“(Domestic Secret Service) Yeril Gizli Servis; başına Isser Harel getiriliyor. Bu servis “Shin-Beth” adında. Genel Güvenlik Servisi anlamında. İbranicesi Sherut-ha-Bitachon ha-Khali.” (Every Spy a Prince, Dan Raviv, Yossi Melmon,, sf.7)
“Shin Beth, Destek ve Operasyon olmak üzere iki bölüme ayrılıyordu. Destek bölümünde, sorgulama teknolojileri, koordinasyon ve operasyonlar için lojistik destek vardı. Operasyon bölümü ise üçe ayrılıyordu: 1- Koruma ve güvenlik: İsrail elçiliklerini, Başkan’ı ve İsrail savunma sanayinin korunması, 2- Müslüman ülkelerle ilişkiler, 3- Müslüman olmayan ülkelerle ilişkiler.” (Every Spy a Prince, Dan Raviv, Yossi Melman, sf.50)

Üçüncü bölüm: “Yabancı İstihbarat Servisi”
Bu servisin ilk Başkanı Boris Gurtel’dir.
“Yabancı istihbarat servisi Varash’ın toplantı saati, yeri hiçbir zaman bilinmez. Dikkatlice saklanır. Varash, halka hiç açıklanmamıştır. Varash’ın görevi, çeşitli gizli servisler arasında bağlantı kurmaktır.” (Every Spy a Prince, Dan Raviv, Yossi Melman, sf. 26)

Mossad şefleri: Isser Harel (1952-63), Meir Amit (1963-68  ), Zwi Zamir (1968-74) ve İzak Hofi (1974-82)
“Politika Şubesi, adına rağmen, İsrail istihbaratının denizlerarası kolunu oluşturur. Bu şubenin ajanları diğer gizli servislerle bağlantı kurarlar. Politika Şubesi ajanları Londra, Roma, Paris, Viyana, Bonn ve Cenevre’de İsrail konsolosluklarında diplomasi kisvesi altında operasyonlarını yapıyorlardı. Böylesi daha avantajlıydı, çünkü diplomatların dokunulmazlıkları vardı.” (Every Spy a Prince, Dan Raviv, Yossi Melmon, sf.26-27)
Dördüncü bölüm: “Yer altı Gizli İşleri Servisi”
“‘Aliyah Beth (Yer altı Gizli İşleri Servisi). Bu bölüm yer altı gizli işlerine devam edecekti. Orijinal görevi Yahudilerin Filistin’e kaçmasını sağlamak ve bu işi yasal hak haline getirmekti. 1937′de Haganah tarafından kuruldu. Bu bölümün başında Saul Meyeroff, takma adlı Shiloah, vardı.” (Every Spy a Prince, Dan Raviv, Yossi Melmon, sf.18  )
Mossad’ın Yahudileri Göç Ettiren Kolu: “Aliyah Beth”
Yahudileri Filistin topraklarına göç ettirme görevini Mossad’ın özel bir bölümü üstlenmiştir. Bu iş için kurulmuş olan Aliyah Beth isimli alt örgüt, dünyanın pek çok yerinde düzenlediği provokasyonlarla sahte bir Yahudi aleyhtarı hava estirmiştir.
“Aliyah Beth, ‘Sihirli Halı Operasyonu’ (Operation Magic Carpet) adı altında bir operasyon düzenledi. Bu operasyonda Near East Air Transport Corporation adında, İsrail hükümetiyle gizli bağları olan bir şirket kullanıldı. 1948 ve 1949′da bu şirket Yemen ve Aden’li 50 bin Yahudiyi gizlice İsrail’e taşıdı.”

1964-72 Aman şefi Aharon Yariv, 1950-55 Aman şefi Binyamin Gible

(Soldan sağa)1972-74 yılları arası Eli Zeira, Aman’ın 1974-79 yılları arasındaki şefi Shloma Gazit ve 1986′dan sonra Aman şefliğini yürüten Amnon Shahak.
“Irak’ta 1950 Martı’nda, meclisten çıkan yasayla, isteyen bütün Iraklı Yahudilerin Irak’ı terk edip İsrail’e gidebileceği açıklandı. Tek şart Irak vatandaşlığından vazgeçmeleriydi. Bu sürpriz açıklamanın altında, Irak Başbakanı Tevfik el-Sawidi’ye İsrail ajanları tarafından verilen rüşvetler yatıyordu. Tevfik el-Sawidi aynı zamanda Irak Tur’un başkanıydı ve bu turizm şirketi Near East Air Transport’un bir bölümüydü. Tevfik el-Sawidi değildi. Daha sonra Başbakan olan Nuri as-Said de İsrailli ajanlar tarafından faydalandırılmıştı.” (Every Spy a Prince, Dan Raviv, Yossi Melmon, sf.36)

İsrail eski Cumhurbaşkanı Haim Herzog 1949-50, 1959-62 yılları arasında askeri istihbarat servisi Aman’ın şefliğini yaptı. Bir dönem İsrail Başbakanlığı da yapan Ehud Barak ise, 1983-85 yılları arasında Aman’ın şefliğini yapmıştı.


(Solda) Menahem Begin 1974-81 arasında Shin Beth şefliği yapan Avraham Ahituv’la beraber. (Ortada) 1953-63 arası Shin Beth şefi olan Amos Manor. (Sağda) Yosef Harmel 1964-74 ve 1986-88 yılları arasında Shin Beth şefliği yapmıştır.

“Düzenlenen operasyonları Ben-Porat yönetiyor. 150 binden fazla Yahudi Irak’tan İsrail’e götürülüyor. Ben-Porat Irak istihbaratı tarafından tutuklanıyor. Daha sonra Israil’e kaçıyor. Yehudah Tajar da, Ben-Porat’la çalışan ve tutuklanan ajanlardan; Haganah’ın elit tabakasından. Politika Şubesi tarafından Irak’a gönderiliyor. Tajar, Irak istihbaratı tarafından tutuklanıyor ve ömür boyu hapse mahkum ediliyor. Irak istihbarat servisinin başına Albay Abdel Kerim Quassem geçince Mossad’la antlaşma yapılıyor. Tajar serbest bırakılıyor. İsrailli ajanların yargılanırken suçları arasında Bağdat’taki Masouda Shemtou Sinagogu’nun Yahudiler duadayken bombalanması da sayılıyor. İsrail ajan ağının bir sinagogu bombalaması Iraklı Yahudileri kaygıya düşürdü.” (Every Spy a Prince, Dan Raviv, Yossi Melman, sf.37)
Dünyanın birçok yerinde sinagog bombalama gibi eylemleri bulunan Mossad, daha sonraki yıllarda da bu tip faaliyetlerine devam etti. Mossad’ın kendi düzenlediği bu sahte antisemitik hareketler, çoğu zaman Siyonistler tarafından da takdirle karşılanmıştır. Mossad’ın tarihini anlatan Every Spy a Prince kitabının yazarları da Aliyah Beth’e operasyon nedeniyle teşekkür edenlerdendir.
“Aliyah Beth’nin gizli ajanlarına teşekkürler, kuruluşunun ilk 4 yılında İsrail nüfusunu 2 katına çıkardılar. Aliyah B., İsrail’in en güçlü servisiydi. Bir yer altı seyahat ağı kurmuştu.” (Every Spy a Prince, Dan Raviv, Yossi Melman, sf.38  )
“Aliyah Beth ajanları liderlerle doğrudan ilişkiye geçerlerdi. Bunun örneği sadece Irak Başbakanı değil, aynı zamanda Macar politikacılar, İran Şah’ı gibi kişiler de bunlardandı.” (Every Spy a Prince, Dan Raviv, Yossi Melman, sf.39)


MOSSAD NEDİR – İSRAİL’İN ULUSLARARASI CİNAYET ŞEBEKESİ



ALINTI

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Yunan Mitolojisinde Tanrılar - Eski Yunan Tanrıları - Titanlar - Olimpos Tanrıları
Yazar: RasitTunca - 07-28-2018, 07:20 PM - Forum: Sanal Dergi - Yorum Yok



Yunan Mitolojisinde Tanrılar

Mitolojik tanrılar, genellikle fanilerle pek karışmamış, ayrı ve saf bir soydan gelen, doğa olaylarını yönetip insanların kaderini tayin eden, ölümsüz, doğaüstü varlıklardır. Tanrılar, erkek, dişi, çok cinsiyetli veya cinsiyetsiz olabilirler. Tanrıların dişi olanları "tanrıça" olarak nitelendirilir; "tanrı" denilenlerse çoğunlukla erkek olmakla birlikte bu bir şart değildir. Yunan mitolojisinde tanrıların kimisi doğrudan doğruya belirli bir şeyin kişileşmiş halidir. Örneğin Uranos gökyüzünün, Helios güneşin, Thanatos ölümün, Hypnos ise uykunun temsilidir. Kimi tanrılar ise bir şeyin temsili, ete kemiğe bürünmüş hali değil de o şeyin (mesela bir şehrin, halkın, kurumun, mesleğin, değerin vb.) koruyucusu, gözeticisi durumundadırlar. Örneğin demirci tanrı Hephaistos'a, tanrıça Athena ile birlikte, zanaatkarların koruyucusu gözü ile bakılır. Kimi tanrıların fonksiyonu ise bu kadar basit değildir. Örneğin tanrıların en hızlısı, en kurnazı olduğu söylenen haberci ve mucit Hermes, aynı zamanda hem hırsızların ve kumarbazların hem de tüccarların ve atletlerin tanrısı olabiliyor.

Yunan mitolojisinde tanrılar arasında belirli bir hiyerarşi bulunur, çünkü mitolojik tanrılar büyüklük veya güç bakımından birbirleriyle eşit değildirler. Kendisini tahttan indirecekler korkusuyla öz çocuklarını doğar doğmaz yutan babası Titan Kronos'un (zaman) elinden, daha doğrusu "midesinden" kurtulmayı başaran Zeus, onu bir de savaşta mağlup edince tanrıların kralı olmaya hak kazanmıştır. Bu yüzden, tanrıların mekanı olan Olympos dağının zirvesinde, yani kendisinin yanında hangi tanrıların bulunacağına karar verecek olan Zeus'tur. Benzer şekilde Zeus, bir tanrıyı görevinden alıp o görevi bir başka tanrıya verebilir, hatta ölümlü birine ölümsüzlük bahşederek onu hizmetine sokabilir. Fakat Zeus bu tür sorunlarla fazlaca uğraşmak zorunda kalmaz, bir yerde her şeyin sahibi olmanın tadını çıkarır. "Kral" ya da "baba" olmanın hakkını sorumluluk anlamında verdiği gibi, gönül işlerine ayıracak vakit de bulur.
Yunan Mitolojisi Tanrı isimleri

Aşağıdaki listede Yunan mitolojisi tanrıları isimleri ile birlikte verilmiştir.

Eski Yunan Tanrıları

Eski Yunan tanrıları deyişi ile burada Yunan mitolojisine göre evrenin başlangıcında ortaya çıkmış, en eski ve ilk tanrıları (primordial deities) kast ediyoruz. Bu tanrılara dair bilgilerimizin başlıca kaynağı Hesiodos'un Kozmogoni adlı sözlü edebiyat eseridir.

  Khaos Evren meydana gelmeden önceki maddesiz, şekilsiz boşluk. İlk varlıklar bu "kaos"tan türer.
  Gaia Yeryüzünün kişileşmişi olan tanrıça; Yunan mitolojisinin "toprak ana"sı. Khaos'tan türemiş ilk varlıktır.
  Tartaros (Tartarus) Khaos'tan türemiş ikinci varlık, yerin yedi kat dibini, cehennemi temsil eden Tartaros'tur.
  Eros Varlıkları meydana getirici "aşk" veya aşk tanrısı olan Eros, Khaos'tan türemiş üçüncü varlıktır.
  Erebos Khaos'tan türemiş dördüncü varlık, "koyu karanlık" anlamındaki Erebos'tur; toprak altının karanlığını temsil eder.
  Nyx (Nyks,Niks) Khaos'tan türemiş tanrıça Nyx "gece" demektir ve geceyi temsil eder.
  Uranos Gaia'nın kendi kendine meydana getirdiği bir tanrıdır, "gökyüzü"nü temsil eder.
  Pontos Gaia'nın kendi kendine meydana getirdiği bir tanrıdır, denizleri temsil eder.
  Ourea Gaia'nın kendi kendine meydana getirdiği on adet dağı temsil eden tanrı veya tanrıçalardır.
  Typhon (Tifon) Gaia ile Tartaros'un oğlu, Yunan mitolojisindeki tüm canavarların (Kerberos, Orthros, Ladon, Chimera, Hidra vb.) ilk örneği, babası ve en tehlikelisi. Yarı insan yarı yılan bu dev canavar, Zeus tarafından Etna Yanardağının dibine gömülmüştür. Karısı ise yine kendisi gibi yarı yılan yarı insan olan canavar Ehidna'dır.
  Aether Nyx ile Erebos'un oğlu, göklerin en üst katındaki ışıltılı, tanrısal havayı, ışığın tözünü temsil eden tanrı.
  Hemera Nyx ile Erebos'un kızı, günü temsil eden tanrıça.
  Kharos Nyx ile Erebos'un oğlu, yeraltı tanrısı Hades'in ve Ölüler Ülkesinin kayıkçısı. Yeni ölmüş olanların ruhlarını Styx ve Acheron (veya Akheron) nehirlerinden karşıya geçirmekle yükümlüdür.
  Thalassa Aether ile Hemera'nın kızı, deniz tanrıçası. Rodos Adası halkının mitolojik anasıdır.
  Ananke Zorunluluk ve kader tanrıçası. Orfik yaratılış mitine göre, Khaos'u ve evreni Kronos (zaman) ile Ananke'nin (zorunluluk) birleşmesi meydana getirmiştir.
  Phanes (Protogonos) Orfik kozmogonide Kronos (zaman) ile Aether'in birleşmesinden meydana gelen Kozmik Yumurtadan çıkan ilk varlıktır (ilk doğan, yani protogonus). Işığın tanrısı Phanes, Erikapaeos (güç) ve Metis (düşünce) gibi adlarla da bilinir. Protogonus, "hayat verici aşk" olarak, ayrıca Eros ile de özdeşleştirilmiştir.
  Hydros Orfik kozmogonide Khaos'tan türemiş olan ilk su.
  Thesis Orfik kozmogonide Khaos'tan Hydros ile birlikte türemiş olan, doğa (Physis) ile ilişkili dişi varlık. Hydros ve Thesis'in birlikteliğinden Gaia (yeryüzü) meydana gelmiştir.
  Physis (Phusis) Orfik kozmogonide doğa tanrıçası; bazen hem erkek hem dişi sayılmıştır.
  Tethys Orfik kozmogonide tatlı su akışının ilk örneği olan tanrıça; kocası Okeanos ile birlikte tüm nehir, pınar ve bulutlara sularıyla can verirler.
  Nesoi Orfik kozmogonide adaların ilk örneği olan tanrıçalar; Callimachus'a göre, bunlar Poseidon'un yabasıyla karadan kopartarak denize yerleştirdiği dağlar (Ourea) idi.
  Keto Gaia ile Pontos'un kızı, deniz tanrıçası. Hesiodos'a göre, Ehidna'nın, aralarında Medusa'nın da bulunduğu Gorgonların, gri cadıların ve Ladon gibi canavarların anasıdır.
  Phorkys Gaia ile Pontos'un oğlu, deniz tanrısı. Aynı zamanda Keto'nun eşi ve yukarda saydığımız yaratıkların babasıdır.
  Nereus "Deniz İhtiyarı" Nereus, Gaia ile Pontos'un en büyük oğullarıdır. Bir titandır. Nereidler diye tabir edilen deniz perileri, Nereus'un Okeanos kızı Doris'ten olma kızlarıdır.
  Proteus Homeros'a göre Nereidlerin babası olan "Deniz İhtiyarı", Nereus değil, Proteus'tur. Proteus, şekil değiştirme yetisine sahiptir. Bazı uzmanların görüşüne göre, Nereus ile Proteus aynı deniz tanrısının iki ayrı görünümüdür.
  Glaukos Balıkçıları ve denizcileri fırtınadan koruyan deniz tanrısıdır. Ölümlü iken yediği bir sihirli ot sayesinde ölümsüzlüğe kavuşmuştur.
  Thaumas Gaia ile Pontos'un oğlu, deniz tanrısı. Thaumas, denizin görünmez tehlikelerini temsil eder. Gökkuşağı tanrıçası Iris, Thaumas'ın Okenaos kızı Elektra'dan olma kızıdır.
  Eurybia Gaia ile Pontos'un kızı, deniz tanrıçası. Titan Krios'un karısıdır.
  Eris Nyx'in kendi kendine meydana getirdiği, fitne, fesat, anlaşmazlık tanrıçasıdır.
  Geras Nyx'in kendi kendine meydana getirdiği, yaşlılığın kişileşmişi olan tanrıdır.
  Nemesis Nyx'in kendi kendine meydana getirdiği, intikam tanrıçasıdır.
  Moros Nyx'in kendi kendine meydana getirdiği, felaket tanrısıdır.
  Momos Nyx'in kendi kendine meydana getirdiği, sansür ve iftiranın kişileşmişi olan tanrıdır.
  Philotes Nyx'in kendi kendine meydana getirdiği, cinsel birleşme ve çekim tanrıçasıdır.
  Oneiroi Nyx'in kendi kendine meydana getirdiği, rüya cinleri veya tanrılarıdır. En ünlüleri Morpheus'tur.
  Apate Nyx'in kendi kendine meydana getirdiği, hile tanrıçasıdır.
  Oizys Nyx'in kendi kendine meydana getirdiği, sefalet tanrıçasıdır.
  Moirai Nyx'in kendi kendine meydana getirdiği, üç kader tanrıçasıdır.
  Keres Nyx'in kendi kendine meydana getirdiği, ölüm tanrıçasıır.
  Thanatos Nyx'in kendi kendine meydana getirdiği, ölümün kişileşmişi olan tanrıdır.
  Hypnos Nyx'in kendi kendine meydana getirdiği, uykunun kişileşmişi olan tanrıdır.

Yunan Mitolojisi Titanlar

Yunan mitolojisinde Titanlar ve tanrılar[/color] Titanlar, Gaia ile Uranos'un 12 çocuğuna verilen isimdir. 6 kız, 6 erkek kardeştirler. Titanların temsil ettikleri şeylerle birlikte isimlerinin listesi

  OkeanosOkyanus, eski Yunan inanışında dünyayı saran Okenaos nehri.
  TethysYeraltı ve kaynak suları, tatlı sular. Okenaos'un karısıdır.
  HyperionYüksek kişi; güneş.
  TheiaDeğerli madenler, parıltılı taşlar; Hyperion'un karısıdır.
  KoiosHem kuzey kutbunu hem bilgeliği temsil eder. Leto ve Asteria'nın babasıdır.
  PhoebeGizem ve kehaneti temsil eder. Koios'un karısıdır.
  KronosZamanı temsil eder. En güçlü Titandır ve Zeus'un babasıdır.
  RheaDoğurganlık, bereket. Zeus'un anası ve Kronos'un eşi.
  ThemisAdaleti, ilahi kanunu temsil eden tanrıça.
  MnemosyneBellek tanrıçası. İlham ya da sanat perilerin denen 9 musa (müzler), Zeus ile Mnemosyne'nin çocuklarıdır.
  KriosSavaşla ve takımyıldızlarla ilgili olduğu sanılan Titan.
  IapetosÖlümlülüğü temsil eden Titan. Prometheus, Epimetheus ve Atlas'ın babalarıdır.

Olimpos Tanrıları

Olympos Dağında yaşayan ve Grek "panteon"u, yani eski Yunanlıların inandığı tüm tanrılar içinde en büyük sayılanlarıdır. Olimpos tanrılarının sayısı her zaman 12 olmuştur. 12'nin nümerolojik anlamı geniştir, özellikle de gökle ilgilidir. Bir yıl boyunca Zodyak kuşağında yer alan yıldızların (burçların), bir seneyi oluşturan ayların, bir düzineyi oluşturan şeylerin toplam sayısı hep 12'dir. 12 Olympos Tanrısı şunlardır

  Zeus (Baş tanrı, tanrılar kralı, Titan Kronos (zaman) ile Rhea'nın oğlu; Sembolleri Şimşek, kartal, boğa, meşe ağacı)
  Hera (Zeus'un eşi, tanrılar kraliçesi; evlilik tanrıçası; Sembolleri Nar, tavus kuşu tüyü, taç; Kutsal hayvanları[/color] İnek, aslan, tavus kuşu)
  Poseidon (Zeus'un kardeşi; denizler tanrısı; Sembolleri Üç dişli yaba, balık, yunus, boğa, atlar)
  Demeter (Zeus'un kızkardeşi; hasat, ekin, doğurganlık, bereket, yaşam döngüsü tanrıçası; Amblemi Afyon çiçeği)
  Athena (Zeus'un Metis'ten olma kızı; bilgelik, cesaret, strateji, dayanıklılık, adalet, ilham, sanat, zanaat, yetenek tanrıçası;  Sembolleri Baykuş, zeytin ağaçları, Gorgon başı, yılanlar, miğfer, mızrak, zırh)
  Hestia (Zeus'un kızkardeşi; ev, ocak, aile, geçim, dirlik düzen, mimari, bekaret tanrıçası; Sembolü Ocakta yanan ateş)
  Apollon  (Zeus'un Leto'dan olma oğlu; gün ışığı, doğruluk, kehanet, tıp, müzik, şiir, sanat, veba tanrısı; Sembolleri Lir, defne tacı, piton, kuzgun, ok ve yay)
  Artemis (Zeus'un Leto'dan olma kızı; av, yaban hayat, vahşi hayvanlar, doğum, bekaret, kadın hastalıkları tanrıçası; Sembolleri Ok ve yay, erkek geyik, av köpeği, ay; Kutsal hayvanı[/color] Geyik; Kutsal ağacı[/color] Servi)
  Ares (Zeus'un Hera'dan olma oğlu; savaş tanrısı;  Sembolleri Savaş arabası, kargı, tolga, köpek, erkek yabandomuzu)
  Afrodit (Homeros'a göre Zeus'un Dione'den olma kızı, Hediodos'a göre ise Uranos'un kızı; güzellik, aşk, haz, doğurganlık tanrıçası; Sembolleri Deniz kabuğu, gül, mersin ağacı, serçe, güvercin, yunus, kuğu, bel kuşağı, ayna)
  Hephaistos (Zeus'un Hera'dan olma oğlu; demircilik, zanaat, yontuculuk, metalurji, ateş, yanardağ tanrısı; Sembolleri Çekiç, örs, demirci maşası, bıldırcın)
  Hermes (Zeus'un Ülker kızlarının -Pleiades : -  : en büyüğü olan Maia'dan olma oğlu; tanrıların ulağı ve çobanların, seyyahların, tüccarların, mucitlerin, hatiplerin, şairlerin, hırsızların, sporcuların, atletlerin kurnaz ve çevik tanrısı;  Sembolleri Kadüse -asa-, talaria -kanatlı ayakkabı-, kaplumbağa, lir, yılan, horoz)

12 Olimpos Tanrısı

12 Olimpos Tanrısı isimleri ile birlikte yukarıda verilmişti. 12 kişilik bu kadroda bazen ufak tefek değişiklikler gözlenir ve bu kaynaklarda Hestia'nın yerini Dionysos alır. Ayrıca Hades ve Persephone'nin de zaman zaman yeraltındaki saraylarından çıkıp Olympos'un tepesine yerleştikleri olur. Yine, müthiş işler başardığı için kendisine Zeus tarafından ölümsüzlük bahşedilmiş olan Herakles (Herkül) ile tıp tanrısı Asklepios'un da kimilerine göre Olympos'a teşrif etmiş oldukları anlaşılıyor.
Diğer Yunan Mitolojisi Tanrıları İsimleri

  HadesYeraltındaki Ölüler Ülkesinin tanrısı. Yeraltı zenginlikleri de Hades'e aittir.
  PersephoneHades'in karısı, yeraltı ülkesinin kraliçesi. Zeus ve Demeter'in kızlarıdır.
  HebeZeus ve Hera'nın kızları olup gençlik tanrıçasıdır.
  EnyoZeus ve Hera'nın kızları olup erkek kardeşi Ares gibi o da savaşla ilgilenir, savaş tanrıçasıdır.
  Ilithiya (Eileithyia)Zeus ve Hera'nın kızları olup ebelik ve doğum tanrıçası olan Giritli tanrıça.
  DioneKimi kaynaklara göre güzellik tanrıçası Afrodit'in anası olan tanrıça.
  HeliosHyperion ile Theia'nın oğlu, güneşi temsil eden tanrı.
  EosHyperion ile Theia'nın kızı, şafak tanrıçası.
  SeleneHyperion ile Theia'nın kızı, ay tanrıçası.
  DionysosZeus'un oğlu, şarap, bağbozumu, esrime, esriklik, ritüel kendinden geçme tanrısı. Bacchus (Bakkhos) adıyla bilinen Dionysos'un kültü, eski Yunanda önemli bir külttür. Dionysos takipçisi, taşkın ayinleriyle tanınan kadınlara Bakkhalar denir.
  PanSatirlerin başı olup kırın, yaban hayatının, avın, dağ rüzgarlarının, çobanların ve otlatılan sürülerin, kırda çalınan müziğin tanısıdır. Fakat bu pastoral görünüşe bakarak Pan'ı bir tür peri sanmayın. Keçi ayaklı, keçi sakallı, keçi boynuzlu, korkunç görünümlü bir tanrıdır. İnsanı kırda yalnızken ürkütür, "pan"ikletir. Hermes'in ya da Dionysos'un oğlu olarak kabul edilir.
  Tikhe (Tike)Şehirlerin bahtını, bir kentin kalkınıp kalkınamayacağını tayin eden baht tanrıçasıdır. Hermes ile Afrodit'in (bazı kaynaklara göre de Zeus ile Afrodit'in) kızıdır. Roma mitolojisindeki karşılığı, belki Carl Orff'un Carmina Burana'sının girişinden hatırlayacağınız gibi, Fortuna'dır.
  HekateBüyü, cadılık, rüya yorumu, ay, ışık, ateş, kavşak, antre, ıtriyat ve zehirli bitkiler tanrıçası.
  Rhodos (Rhode)Rodos'un tanrıçasıdır.
  PeithoBaştan çıkarma tanrıçasıdır. Roma mitolojisinde Suadela adıyla geçer.
  EunomiaAdil düzeni, iyi yasaları temsil eden adalet tanrıçasıdır.
  Irene (Eirene)Barış tanrıçasıdır.
  Ploutos (Plutos)Zenginlik tanrısıdır. Roma mitolojisinde Plutus ismi ile geçer.
  HermafroditHermes ile Afrodit'in oğlu olup çifte cinsiyetliliği, efemineliği temsil eden tanrıdır.
  PhobosHermes ile Afrodit'in oğlu olup "korku"nun kişileşmişi olan tanrıdır.
  DeimosHermes ile Afrodit'in oğlu olup "terör"ün kişileşmişi olan tanrıdır.
  HimerosHermes ile Afrodit'in oğlu olup "engellenemeyen aşk tutkusu"nun kişileşmişi olan tanrıdır.
  PothosHermes ile Afrodit'in oğlu olup "aşk özlemi"nin, hasret acısının kişileşmişi olan tanrıdır.
  AnterosHermes ile Afrodit'in oğlu olup "aşkta sadakati, karşılıklılığı" temsil eden tanrıdır.
  HarmoniaHermes ile Afrodit'in kızı olup uyum, ahenk tanrıçasıdır.
  BoreasKuzey rüzgarı tanrısı. Bizdeki "poyraz" sözcüğünün buradan geldiği söylenir.
  KaikiasKuzeydoğu rüzgarı tanrısı.
  EurosDoğu rüzgarı tanrısı.
  ApeliotesGüneydoğu rüzgarı tanrısı.
  ZephyrosBatı rüzgarı, meltem tanrısı.
  SkeironKuzeybatı rüzgarı tanrısı.
  NotosGüney rüzgarı tanrısı. Bizdeki "lodos" sözcüğünün buradan geldiği söylenir.
  LipsGüneybatı rüzgarı tanrısı.
  Skamandros (Ksanthos)Küçük Menderes ırmağı tanrısıdır.
  Telestoİlahi lütfu temsil eden deniz tanrıçası.
  PriaposÇiftlik hayvanlarının, meyve bahçelerinin ve erkek üreme organlarının koruyucu tanrısı. Döl zenginliğini, bereketi, bolluğu, üreme gücünü temsil eder.
  AmfitritPoseidon'un karısı, deniz tanrıçası. Şiirlerde denizi sembolize eder.
  KhioneKar tanrıçası
  AiolosRüzgar tanrısı
  AlastorKan davası tanrısı
  AntheiaFestival ve kutlamalarda saça takılan çiçeklerin, çiçek taçlarının tanrıçası.
  AristaiosArıcılık tanrısı
  AttisYeniden doğum tanrısı
  HesperosGökteki Venüs gezegenini simgeleyen tanrı (gün batımındaki halini[/color]Akşam Yıldızı)
  PhosphorosGökteki Venüs gezegenini simgeleyen tanrı (gün doğumundaki halini[/color]Çoban Yıldızı)
  HygieiaHijyen, sağlık, temizlik tanrıçası
  HymenEvlilik töreni tanrısı
  Iris (Eiris)Gökkuşağı tanrıçası
  KratosGüç, dayanıklılık tanrısı
  PhemeŞöhret tanrıçası
  ZelosŞevk ve heves tanrısı
  BiaGüç tanrıçası
  AgonRekabet ve yarışma tanrısı. Sembolü halterdir.
  LimosAçlık tanrıçası. Demeter ve Plutos'un tersidir.
  PonosAğır, meşakkatli iş tanrısı.
  HorkosYanlış yere yemin edenlerin başına gelecek laneti temsil eden tanrıdır.
  AteAldanış ve budalalık tanrıçası

Bu konuyu yazdır

TOPLIST
AraBul Efsane TB-List Tiryaki Tlist-K Web-Tunca