| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.
|
|
|
Mehdi ve Altınçağ |
|
Yazar: RasitTunca - 01-17-2019, 08:30 PM - Forum: Kıyamet ve Alametleri Hakkında
- Yorum (2)
|
 |
Mehdi ve Altınçağ
65- Altınçağ Ne Demektir?
Peygamber Efendimiz ( sav)'in hadislerinde kıyamete yakın bir zamanda yaşanacak olan ahir zaman hakkında çok detaylı bilgiler ve işaretler yer almaktadır. Peygamberimiz ( sav)'in verdiği bilgilere göre, bu dönemde birbiri ardınca pek
çok önemli olay gerçekleşecektir. Ahir zamanın ilk devresinde dünyada büyük bir bozulma ve karmaşa hüküm sürecek, ikinci aşamada ise gerçek din ahlakının yaşanmasıyla birlikte yeryüzünde barış ve huzur hakim olacaktır.
Ahir zamanın ilk aşamasında, Allah'ı inkar ederek ateizmi ve dinsizliği telkin eden bir takım felsefi sistemler nedeniyle insanlar arasında büyük bir dejenerasyon yaşanacaktır. İnsanlık yaratılış amacından uzaklaşacak, bunun sonucunda
büyük bir manevi boşluk ve ahlaki bozulma oluşacaktır. Büyük felaketler, savaşlar ve acılar yaşanacak ve tüm insanlar bu sıkıntılara son verebilmek için "nasıl kurtuluruz" sorusunun cevabını arayacaklardır.
Peygamberimiz ( sav)'in hadislerindeki, ahir zaman alametleri olarak bildirilen bu gelişmelerin pek çoğu, günümüzde birebir haber verildiği şekilde gerçekleşmiştir. Son zamanlarda yeryüzünde savaş ve çatışmaların, terör, şiddet, anarşi
ve kargaşanın, katliamların, işkencelerin giderek artmış olması ise, yine ahir zamanın ilk döneminin yaşanmakta olduğunun bir göstergesidir.
Peygamberimiz ( sav)'in hadislerindeki bilgilere göre Allah, bu karanlık dönemin ardından insanları ahir zamanın karmaşasından kurtaracak ve büyük bir kurtuluşa ulaştıracaktır. Allah, güzel ahlaktan uzaklaşan insanları, dejenerasyona
uğrayan toplumları doğru yola iletmek için “Mehdi” yani “doğruya götüren” sıfatını taşıyan Hz. Mehdi'yi vesile kılacaktır.
Peygamberimiz ( sav)'in hadislerinde ve islam alimlerinin açıklamalarında, Hz. Mehdi'nin bu doğrultuda üç büyük sorumluluk üstlendiği bildirilmektedir. Hz. Mehdi öncelikle Allah’ı inkar eden ve dinsizliği destekleyen felsefi sistemlerin
fikri olarak çürütülmesini sağlayacaktır. Diğer yandan İslam’ı, Kuran’da ve Peygamberimiz ( sav)'in sünnetinde bildirildiği şekilde özüne döndürecektir. İslamiyet’i tüm bozulmalardan, hurafelerden arındırarak gerçek Kuran ahlakının
yaşanmasını sağlayacaktır. Ahir zamanın ilk döneminde insanlığın içerisinde bulunduğu tüm karışıklıklara, toplumsal sorunlara, sosyal sıkıntılara çözüm getirecek, tüm yeryüzüne barış, huzur, mutluluk ve güzel ahlakın hakim olmasına
vesile olacaktır.
Hz. Mehdi ile aynı dönemde yeryüzüne ikinci kez gelecek olan Hz. İsa ise, özellikle Hıristiyan ve Yahudi dünyasına hitap edecek, onları içine düştükleri hurafelerden sıyrılıp Kuran ahlakını yaşamaya çağıracaktır. Hıristiyanların Hz.
İsa'ya uymasıyla birlikte İslam ve Hıristiyan alemi tek bir inançta birleşecek ve dünya “Altınçağ” adı verilen büyük bir barış, güvenlik, mutluluk ve refah dönemi yaşayacaktır.
İnsanların asırlardır özlemini duydukları bu kutlu dönem, hadislerin işaretlerine göre yarım yüzyıldan fazla sürecek ve Peygamberimiz ( sav)'in zamanında yaşanan “Asr-ı Saadet” benzeri bir dönem olacaktır.
66- Peygamberimiz ( sav)’in Hadislerinde İnsanların Altınçağ’ın Güzelliğine Özenmeleri ve Altınçağ’da Yaşamış Olmayı Dileyecekleri Nasıl Haber Verilmiştir?
Altınçağ’da yaşam o denli güzel olacaktır ki, tüm insanlar bu dönemde yaşamış olmayı isteyeceklerdir. "Zamanın nasıl geçtiğinin farkına varmayacaklar, bu güzelliklerden daha fazla yararlanmak için Allah'tan ömürlerinin
uzatılmasını"temenni edeceklerdir. Altınçağ’a duyulan bu özlem Peygamberimiz ( sav)'in hadislerinde şöyle bildirilmiştir :
Onun zamanında, büyükler "Keşke ben küçük olsaydım", küçükler de "Keşke ben büyük olsaydım" diyeceklerdir. ( El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 48 ) ( Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 17)
Naim b. Hammad, İbni Abbas’dan tahric etti ki :
Hz. Mehdi Bizim Ehli Beyt’ten bir gençtir. İhtiyarlarımız ona yetişemeyecek, gençlerimiz ise onu ümid edeceklerdir. ( Ahir zaman Mehdisinin alametleri, Celalettin Suyuti, s. 23)
Zamanı o kadar adil olacak ki, kabirdeki ölüler dirilere imrenecektir... ( El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 22)
Onlar her zalime ve cebbar oğlu cebbara galip gelir. Onun devrinde ölülerin dirilere imreneceği bir adalet görülür. ( Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 68 )
Hatta yaşayanlar ( kendilerinde bulunan nimetleri görmeleri için) ölülerin de hayatta olmalarını temenni edeceklerdir. ( Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, s. 437)
Peygamberimiz ( sav) hadislerinde, insanların dünyada ve ahiretteki kurtuluşlarına vesile olacak çok kıymetli bir insan olan Hz. Mehdi'ye tabi olunmasını bildirmiş ve onun döneminde yaşanacak tüm bu hayırlara işaret etmiştir :
İbni Ebi Şeybe ve Naim b. Hammad Fiten isimli eserde, İbni Mace ve Ebu Naim ise İbni Mes’ud’dan tahric ettiler. O dedi ki :
... O ( Mehdi) arza sahib olur ve kendisinden önce baskı ve zulümle dolu olan arzı adaletle doldurur. Sizden O’na kim yetişirse, kar üzerinde sürünerek dahi olsa gelsin, O’na katılsın. Zira O Mehdi'dir. ( Ahir zaman Mehdisinin
alametleri, Celalettin Suyuti, s. 14)
İnsanlar, Allah'ın Kuran'da inanan kullarına müjdelediği güzelliklerin hepsini bu dönemde yaşayabileceklerdir. Allah ayetinde iman eden müminleri dünyada da güzel bir hayatla yaşatacağını şöyle bildirmektedir :
Erkek olsun, kadın olsun, bir mümin olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç şüphesiz Biz onu güzel bir hayatla yaşatırız ve onların karşılığını, yaptıklarının en güzeliyle muhakkak veririz. ( Nahl Suresi, 97)
67- Hadislerde Hz. Mehdi Döneminde Yeryüzünün Adaletle Dolacağı Nasıl Haber Verilmiştir?
Allah Kuran’ın “Ey iman edenler, adil şahidler olarak, Allah için, hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın. O, takvaya daha yakındır. Allah'tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, yapmakta
olduklarınızdan haberi olandır.” ( Maide Suresi, 8 ) ayetiyle iman sahiplerine adaletli davranmalarını bildirmiştir. İnsanlar arasında hiçbir ayrım gözetmeden, sadece haktan ve doğrulardan yana, katıksız bir adalet, Kuran ahlakının bir
gereğidir. Ancak Peygamberimiz ( sav)'in hadislerinde bildirildiği üzere ahir zamanda insanlar Kuran’da bildirilen bu ahlaktan uzaklaşacak, adaletsizlik yeryüzüne alabildiğine hakim olacaktır. Nitekim günümüzde dünyanın dört bir yanında
süregelen çatışmalar, savaşlar, öldürülen, sakat kalan, evlerinden yurtlarından sürülen, yüzlerce kilometre yolu yürüyerek barınacak yer arıyan mültecilerin, sokaklarda yaşayan kimsesiz çocukların, yardıma ve bakıma muhtaç, kimsesizliğe
terk edilen yaşlıların durumu, adaletin gereği gibi uygulanmadığının açık bir göstergesidir.
Ancak Hz. Mehdi'nin ortaya çıkışıyla birlikte yeryüzünde hüküm süren bu durum sona erecek, tüm dünyada benzeri görülmemiş bir adalet ortamı sağlanacaktır. Peygamberimiz ( sav)'in hadislerinde Hz. Mehdi döneminde yaşanacak olan bu adil
ortam şöyle haber verilmektedir :
Kıyametin kopması için zamanda sadece bir günden başka vakit kalmamış da olsa Allah benim Ehl-i Beyt’imden bir zatı gönderecek yeryüzü zulümle dolduğu gibi, o yeryüzünü adaletle dolduracak. ( Sünen-i Ebu Davud, 5/92)
Mehdi bendendir, yeryüzü zulüm ve işkence ile dolduğu gibi onu doğruluk ve adaletle doldurur. ( Süneni-i Ebu Davud, 5/93)
Bu ( Emir) de insanlar yeryüzünü daha önce zulüm ile doldurdukları gibi yeryüzünü adaletle dolduracaktır. ( Sünen-i İbn-i Mace, 10/348
Zulüm ve fıskla dolu olan dünya, o ( Hz. Mehdi) geldikten sonra adaletle dolup taşacaktır. ( El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 20)
Hz. Mehdi’nin zamanında adalet o kadar bol olacak ki, zorla alınan her mal sahibine geri verildiği gibi, bir insanın başkasına ait olup da, dişinde kalmış birşey bile sahibine iade edilecektir. ( El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil
Mehdiyy-il Muntazar, s. 23)
Onun adaleti her yeri kaplayacak ve insanlar arasında Hz. Peygamberin sünnet-i seniyyesi ile muamele edecektir. ( El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 20)
Dünya hayatının bir günü kalsa Allahü Teala o günü uzatır, benim ehli beytimden bir adam gönderir. Onun ismi benim ismim gibidir. Babasının ismi babamın ismi gibidir. Zulüm ve kötülükle dolmuş dünyayı, adalet ve dürüstlükle
dolduracaktır. ( Ebu Davud. Tirmizi.) ( Büyük Fitne Mesih Deccal, Saim Güngör, Pamuk Yayınları, s. 80) ( Ebu Davud ve Tırmizi /
Büyük Hadis Külliyatı, Rudani 5.Cilt,s. 365)
68- Peygamberimiz ( sav)’in Hadislerine Göre Hz. Mehdi Yeryüzündeki Tüm Fitneleri Önleyecek midir?
Geride bıraktığımız 20. yüzyıl "Savaşlar Yüzyılı" olarak anılmaktadır. İçinde bulunduğumuz 21. yüzyılda yine savaşlar ve terör olayları ile başlamıştır ve halen de bunlar dünyanın dört bir yanında devam etmektedir. Günümüzde hiçbir ülke
terör saldırılarından yana güvende değildir. Avrupa'dan Amerika'ya, Asya'dan Afrika'ya kadar dünyanın dört bir yanında terörist bombalamalar, kundaklamalar, uçak kaçırmalar, rehin almalar, iç çatışmalar, masum ve sivil insanları hedef
alan terörist saldırılar, günlük hayatta karşılaşılan bireysel şiddet olayları da büyük bir hızla devam etmektedir.
Terörizm, tüm dünyaya büyük yıkım getirmekte, insanların hayatları üzerinde çok olumsuz etkiler oluşturmaktadır. Peygamberimiz ( sav), hadislerinde ahir zamanda yaşanacak bu ortamı şöyle tarif etmektedir :
... Sonunda da belalar, fitneler ve hoşlanmayacağınız birçok kötü işler isabet edecektir. Arka arkaya öyle fitneler gelir ki, sonra gelen gittikçe daha büyük olduğu için önce geleni ince ve hafif bırakır. ( İmam Şa’rani, Ölüm-Kıyamet-
Ahiret ve Ahir zaman Alametleri, s. 394-395, no. 733)
Ancak yine Peygamberimiz ( sav)'in müjdelerine göre, bu korku ve şiddet dolu karanlık dönemin ardından Allah, Hz. Mehdi vesilesiyle tüm insanlığı büyük bir kurtuluşa ulaştıracaktır. Yeryüzündeki tüm fitneler, savaşlar, katliamlar,
terör, şiddet ve anarşi eylemleri son bulacak; yerini aydınlık, barış ve huzur dolu bir döneme bırakacaktır. Hadislerde Hz. Mehdi'nin “fitneleri önleyeceği” şöyle bildirilmektedir :
Fitneleri önlemenin kendisine zor gelmeyeceği ve öldürmenin de onu vazgeçiremeyeceği Ehli Beyt’ime mensup birisi sahip olmadan günler ve geceler bitmeyecektir... ( Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 12)
Tozlu, dumanlı karanlık bir fitne görülecek, bunu diğerleri takib edecek, ta ki Ehli Beyt’imden kendisine Mehdi denilen bir zat çıkıncaya kadar. Şayet Ona yetişirsen, Ona tabi ol ve hidayete erenlerden ol. ( Kitab-ül Burhan fi Alamet-il
Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 26)
69- Altınçağ’da Tüm Dünyada Yaşanan Savaşlar ve Çatışmalar, Terör ve Anarşi Ortamı Son Bulacak mıdır?
Tarih boyunca gönderilen tüm elçiler, yaşadıkları toplumlara barış ve adalet getirmiş, peygamberlerin gelişi ümmetlerin üzerindeki zulmün ve zorbalığın kalkmasına vesile olmuştur. Kuran’da elçilerin bu özelliği şöyle bildirilmektedir :
Her ümmetin bir resulü vardır. Onlara resulleri geldiği zaman, aralarında adaletle hüküm verilir ve onlar zulme uğratılmazlar. ( Yunus Suresi, 47)
Hz. Mehdi de yeryüzüne geldiği dönemde bu özelliği taşıyacak ve Allah’ın izniyle tüm yeryüzündeki zulmün, işkencenin zorbaca uygulamaların son bulmasına vesile olacaktır. Peygamberimiz ( sav) Altınçağ’da gerçekleşecek bu durumu
hadislerinde şöyle müjdelemiştir :
… Yeryüzü zulüm ve işkence ile dolduğu gibi onu doğruluk ve adaletle doldurur. Süneni-i Ebu Davut, 5/93)
Yeryüzü, zulüm ve işkence yerine adaletle dolacaktır. ( Kıyamet Alametleri, s. 163)
Kap su ile dolduğu gibi yeryüzü barışla dolacaktır. Hiçbir kimse arasında bir düşmanlık kalmayacaktır. Ve bütün düşmanlıklar, boğuşmalar, hasetleşmeler muhakkak kaybolup gidecektir. ( ( Sahih-i Müslim, 1/136)
Savaş ( erbabı) da ağırlıklarını ( silah ve malzemelerini) bırakacak. ( Sünen-i İbn Mace, 10/334)
Harp ( erbabi) ağırlıklarını ( yani silah ve saireyi) bırakır. ( Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, s. 496)
Düşmanlık ve kini de kaldıracaktır. Zehirli olan her hayvanın zehri de sökülüp alınacaktır. Hatta küçük oğlan çocuğu, elini yılanın ağzına sokacak da yılan ona zarar vermeyecektir. Kurt, koyun-keçi sürüsü içinde sürünün köpeği gibi
olacaktır. ( Sünen-i İbni Mace, Kitabü-l fiten Tercemesi ve Şerhi- Kahraman Neşriyat, cilt 10, Mütercim : Haydar Hatipoğlu, Bab 33,
s. 331-335)
Onun zamanında kurtla koyun birarada oynayacak, yılanlar çocuklara zarar vermeyecektir. İnsan bir avuç tohum atacak, 700 avuç hasat edecektir. ( El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 43)
70- Peygamberimiz ( sav), Hz. Mehdi Dönemindeki Güvenlikli Ortamı Nasıl Tarif Etmektedir?
Hadislerin işaretlerine göre, Altınçağ'da yaşanacak hayat, barış ve esenlik dolu olacaktır. Dünyadan anarşi, terör, kargaşa, düşmanlık, şiddet tümüyle kalkması sonucunda insanlar cennet benzeri bir ortama kavuşacaklardır. Her türlü adil
sistem oluşturulduğu ve tüm insanlar, Allah korkusunu öğrendiği ve bunun şuuruna vardığı için hırsızlık, sahtekarlık, dolandırıcılık gibi toplumsal sorunlar yaşanmayacaktır. Cinayetler, saldırılar, taciz, iftira ve hakaret içeren
eylemler ve toplum huzurunu bozacak her türlü tavır bozuklukları ve suistimaller ortadan kalkacaktır. Kavgalar, bağırtılar, tartışmalar, uyuşturucu almış insanların veya dengesiz insanların saldırma ihtimali son bulacak, insanlar bu tür
eylemlerden kaynaklanan tüm endişe ve korkularından kurtulacaklardır. Yeryüzünün her köşesi insanların büyük bir rahatlık, huzur ve güven içerisinde yaşayabilecekleri emin beldelere dönüşecektir. Gece gündüz heryerde, sokaklarda güven
içinde dolaşabileceklerdir. Herkes istediği saatte istediği yerde ailesiyle gezebilecek, çocuklarını hiçbir endişeye kapılmadan rahatlıkla okullarına gönderebileceklerdir.
İnsanlar devlete duydukları güven ve saygıyı, onun birimlerine kolaylık sağlayarak göstereceklerdir. Kızgınlıkla hareket eden, ters davranan, zorluk çıkaran insanlar olmayacaktır. Aksine Kuran ahlakını yaşayan insanlar son derece
yardımsever ve hoşgörülü tutumlarıyla, devletin yanında yer alacak, devlet birimlerinin işlerini kolaylaştıracak şekilde hareket edeceklerdir.
Tüm devletler milletlerine güvenecek, halkın sahtekarlık yapma ihtimaline dayalı, halkı potansiyel tehlike olarak gören kontrol sistemleri ortadan kalkacaktır. Halka güven esas alınacak, insanların beyanı yeterli olacak ve buna göre
hareket edilecektir.
Halk araştırmaya, doğruyu öğrenip buna göre hareket etmeye yönlendirilecek, ani infiallerin ve kitlesel eylemlerin oluşması doğal olarak sözkonusu olmayacaktır. İnsanlar her ne sorunları olursa olsun bunu sevgi, saygı ve uyum içerisinde
kolaylıkla halledebileceklerini bilmenin huzur ve güvenini yaşayacaklardır. Hadislerde, o dönemde toplumda hakim olacak olan bu güvenli ortam çok çarpıcı örneklendirmelerle haber verilmiştir. Bu bilgilere göre, Altınçağ’da “kurtla koyun
birarada otlayacak”, “çocuklar yılan ve akreple oynayacak ama zarar görmeyeceklerdir”. Bu güven ortamını tarif eden hadislerden bazıları şöyledir :
... Her yer emin bir hale gelir... ( Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 58 )
... Onun zamanında kurtla koyun bir arada otlayacak, çocuklar yılan ve akreple oynaşacak... ( İmam Suyuti, Kıyamet Alametleri, Ölüm ve Diriliş, s. 179, 1699)
Yeryüzü emniyetle dolacak ve hatta birkaç kadın, yanlarında hiç erkek olmaksızın, rahatlıkla, hacca gidecektir. ( Nuaym b. Hammad, vr. 74b; Suyuti, c. II, s. 77; El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 23)
Daha önce zulümle dolu olan dünyayı, adaletle doldurur. Adaleti o denli olur ki, uykuda olan bir kimse dahi uyandırılmaz ve bir damla kan bile akıtılmaz. Dünya, adeta Asr-ı Saadet devrine geri döner. ( Nuaym b. Hammad, K. Fiten vr. 77b;
Suyuti, c. II, s. 77; El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 29)
Rükun ile Makam arasında kendisine biat edilecektir. Hz. Mehdi o kadar merhametli olacaktır ki, zamanında ne bir kimse uykusundan uyandırılacak, ne de bir kimsenin burnu kanayacaktır. ( El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il
Muntazar, s. 42)
71- Hz. Mehdi Zamanında Tüm Dünyaya Barış ve Huzurun Hakim Olacağı Nasıl Haber Verilmektedir?
Altınçağ'da yaşanacak olan tüm güzelliklerin yanı sıra toplum yaşantısı da son derece huzurlu olacaktır. Allah, iman eden ve dinine yönelen insanlara, o döneme dek görülmemiş güzellikte bir yaşam sunacaktır. Allah Kuran'da, güzellik
yapan, Kuran ahlakına uyan kullarını daha güzeli ve fazlasıyla nimetlendireceğini şöyle müjdelemektedir :
Allah barış yurduna çağırır ve kimi dilerse dosdoğru yola yöneltip-iletir. Güzellik yapanlara daha güzeli ve fazlası vardır. Onların yüzlerini ne bir karartı sarar, ne bir zillet, işte onlar cennetin halkıdırlar; orada süresiz
kalacaklardır. ( Yunus Suresi, 25-26)
Ayette bildirilen "güzellik yapan" insanlara vaat edilen "barış yurdu" Altınçağ'da tam anlamıyla yaşanacaktır. Kuran ahlakının yaşanması, “…Allah'ın verdiği rızıktan yiyin, için ve yeryüzünde bozgunculuk ( fesad) yaparak karışıklık
çıkarmayın.” ( Bakara Suresi, 60) ayeti gereğince, insanların karışıklığa, huzursuzluğa ve sıkıntıya yol açabilecek her türlü tavırdan sakınmalarını sağlayacaktır. Toplumlar, her zaman için Kuran ahlakına uygun huzur ve sükunet dolu,
itidalli, hoşgörülü, sorunları akılcı bir şekilde çözme arayışı içinde olan, olayları tırmandırmayan aksine her zaman uzlaştırıcı yönde olan bir tutum sergileyeceklerdir.
72- Hadislerde Hz. Mehdi’nin İnsanlar Arasındaki Kin, Düşmanlık ve Husumeti Ortadan Kaldıracağı Bildirilmiş midir?
Hz. Mehdi vesilesiyle Kuran ahlakının tüm dünyaya hakim olması sonucunda insanlar arasındaki kin, husumet, düşmanlık gibi duygular son bulacak, tüm yeryüzüne barış ve huzur hakim olacaktır. Peygamberimiz ( sav) Altınçağ’ın bu önemli
özelliğini hadislerinde şöyle haber vermektedir :
Kap su ile dolduğu gibi yeryüzü barışla dolacaktır. Hiçbir kimse arasında bir düşmanlık kalmayacaktır. Ve bütün düşmanlıklar, boğuşmalar, hasetleşmeler muhakkak kaybolup gidecektir. ( Sahih-i Müslim, 1/136)
Yeryüzü zulüm ve düşmanlıkla dolduktan sonra, mutlaka benim Ehli Beytim'den birisi çıkar. Ve nasıl daha önce zulüm ve düşmanlıkla doluysa, O dünyayı adaletle doldurur. ( Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 11)
Hz. Mehdi, önceden aralarında husumet olan halklar arasında çok büyük bir kardeşlik yaşanmasına, tüm sorunlar sevgi ve güzel ahlak ile çözüme kavuşturulmasına vesile olacaktır.
73- Altınçağ’da İnsanlar Arasındaki Sevgi, Kardeşlik ve Muhabbet Nasıl Olacaktır?
Allah bizimle insanları nasıl şirk adavetinden ( düşmanlığından) kurtararak, onların kalplerine ülfet ve muhabbet yerleştirmiş ve din kardeşi yapmışsa, Mehdi ile fitne adavetinden kurtaracak ve kardeş yapacaktır. ( Taberani'den,
Heysemi, c. VII, s. 317; Nuaym b. Hammad, vr 52b; Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 20)
Nasıl bizimle, onlar aralarındaki şirk ve adavetten kurtulmuş ve kalplerine ülfet ve muhabbet yerleştirmişse, ( onun gelişiyle) yine öyle olacaktır. ( Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 20)
Benim evladımdan Muhammed b. Abdullah ( Mehdi) ile Cenab-ı Hak sünnetleri ihya eder. Onun adalet ve bereketi ile müminlerin kalpleri ferahlar. Acem ve Arap milletleri arasında ülfet ve muhabbet yerleşir. ( Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il
Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 66)
74- Peygamberimiz ( sav), Hz. Mehdi Döneminde Tüm Toplumlara Güzel Ahlakın Hakim Olacağını Haber Vermiş midir?
Tüm insanların çok büyük bir huzur, güven ve konfor içinde olacakları Altınçağ’ın en önemli özelliklerinden biri, insanların Kuran'a bağlı ve Kuran ahlakının eksiksiz olarak yaşandığı bir dönem olmasıdır. İnsanlar Allah’tan korktukları
ve ahirette tüm yapıp ettiklerinden sorguya çekileceklerinin bilincinde oldukları için bencillik, kin, öfke, nefret, haset, intikam hisleri gibi kötü ahlak özelliklerinden, yolsuzluktan, haksız kazanç elde etmekten, yalan söylemekten,
insanların canına kast etmekten, rüşvet almaktan titizlikle sakınacaklardır. Bunların yerine insanlar arasında dürüstlük, yardımseverlik, fedakarlık, başkalarının iyiliğini, sağlığını, rahatını, güvenliğini düşünmek, sevgi, saygı,
merhamet, vefa, sadakat, kardeşlik gibi güzel ahlak özellikleri hakim olacaktır.
Allah’tan korkup sakınan, ihlaslı, tevekkül sahibi, herşeyi hayır gözüyle değerlendiren, çokça şükreden, vicdanlı, şefkatli, merhametli, adil, cesur, güvenilir, güçlü, onurlu, alçakgönüllü, anlayışlı, hoşgörülü, insancıl, sevecen, hakkı
söylemekten çekinmeyen, sabırlı, öfkesine kapılmayan, hatalarında direnmeyen, çoğunluğa değil hakka uyan, sözüne sadık, vefakar, iffetli, uzlaştırıcı kimselerin varlığı üstün ahlaklı toplumlar oluşmasını sağlayacaktır.
Allah korkusunun ve Kuran ahlakının yaşanması sonucunda ümitsiz, şevksiz insan kalmayacak, her işlerinde şevkle hareket edecek, topluma ve kendilerine faydalı kimseler haline geleceklerdir.
Allah’ın kendileri için yarattığı güzelikleri ve çevrelerindeki nimetleri çok daha iyi görüp takdir edebilecek ve tüm bunlardan çok daha fazla zevk alabileceklerdir. İnsanlara, çocuklara karşı duyulan sevgi; yaşlılara, muhtaçlara olan
şevkat ve merhamet hisleri çok fazla artacaktır. İnsanlar yanlarında çalışan kimselere karşı sevgi ve saygı dolu bir ahlak göstereceklerdir. Çalışanlarının ailelerini koruyup kollayacak, her sorunlarına ortak olup, her ihtiyaçları
olduğunda toplumun her kesimi birbirinin yardımına koşacaktır.
Toplumda sahtelik, basitlik, yüzeysellik tümüyle ortadan kalkacak; insanların kişiliklerine derinlik, samimiyet, ve kalite hakim olacaktır. İnsan ruhuna ve mümin kişiliğine yakışmayan her türlü adilik ve basitlik Kuran ahlakının
yaşanmasıyla kendiliğinden ortadan kalkacaktır.
Yine Kuran ahlakının bir gereği olarak insanlar temizliğe de büyük önem verecek, hem çevrelerini hem de kendilerini olabildiğince temiz ve güzel hale getireceklerdir. Toplumun her kesiminde, tüm insanlar son derece temiz, şık ve bakımlı
olacaklardır.
Peygamberimiz ( sav)'in hadislerinde Altınçağ’da, Hz. Mehdi döneminde yaşanacak olan bu ahlak güzelliği şöyle ifade edilmiştir :
Tabarani, Evsad’da Amr. B. Ali tariki ile Hz. Ali b. Ebi Talib’den tahric etti :
... Cenab-ı Hak İslamı nasıl Bizimle başlatmışsa O’nunla sona erdirecektir. Nasıl, Bizimle onlar aralarındaki şirk ve adavetten ( husumet ve düşmanlıktan) kurtulmuş ve kalplerine ülfet ( dostluk) ve muhabbet ( sevgi) yerleşmişse, (
Onun gelişi ile) yine öyle olacaktır. ( Ahir zaman Mehdisinin alametleri, Celalettin Suyuti, s. 20)
... Onun döneminde iyi insanların iyiliği artar, kötülere karşı bile iyilik yapılır." ( Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 17)
75- Hadislerde Hz. Mehdi Döneminde İnsanlar Arasında Yaşanacak Olan Sosyal Adalet Nasıl Anlatılmıştır?
Bazı toplumlarda dil, ırk, etnik köken gibi özellikler de çok büyük önem taşımakta ve adaleti uygulayan kimselerin kararlarına etki edebilmektedir. Oysa farklı ırk ve milletlerin bulunmasının bir amacı, çatışma ve savaş değil, kültürel
bir zenginliktir. Bu çeşitlilik Allah'ın yaratışındaki bir güzelliktir. Bunun yanı sıra zenginlik ya da fakirlik gibi etkenler de insanların birbirlerine karşı olan tavırlarına ve adalet anlayışlarına etki edebilmektedir. Oysa Kuran
ahlakına göre, insanlar Allah Katında yalnızca imanlarının ve Allah korkularının derinliği ile üstün olabilirler. Dolayısıyla Kuran ahlakının tüm yeryüzüne hakim olması, yeryüzünde bu anlayış eksikliğine bağlı olarak yaşanan sosyal
adaletsizlikleri ortadan kaldıracak en güzel ve tek çözüm yoludur. Kuran'da tarif edilen İslam ahlakı, adil, şefkatli, merhametli, zengin fakir ayrımı yapmadan ihtiyaç içinde olana yardım etmeyi gerektirmektedir. Kuran’a göre gerçek
adalet, sadece Allah rızası gözetilerek, Allah'tan korkarak sağlanan bir adalettir. Böyle bir adalet hedeflendiğinde, ne şahsi bir menfaat, ne dostluk, ne düşmanlık, ne de kişinin hayata bakış açısı, dili, ırkı, teninin rengi
kararlarında etki edemeyecek, sadece haktan yana karar verilecektir. Allah’ın izniyle Altınçağ’da böyle bir ahlak tüm toplumlara hakim olacak ve gerçek adalet, gerçek huzur ve güven tüm yeryüzüne hakim olacaktır. Peygamberimiz ( sav)'in
hadislerinde Altınçağ’da yaşanacak olan bu durum şöyle haber verilmektedir :
İnsanlar oldukça hayırlı, yaşantıları gayet rahat olacaktır. ( El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 54)
Benim ümmetim o devirde öyle bir refah bulacak ki, o güne dek onun mislini kesinlikle bulmamıştır... ( Sünen-i İbni Mace, 10-347/ Ramuz el Ahadis, s. 508 )
Hadislerin işaretlerine göre Altınçağ’da, toplumda ihtiyaç içinde olanın gözetilmemesi, sadece çok küçük bir zümrenin bolluk içinde yaşaması gibi adaletsizlikler son bulacaktır. Komşusu açken kimse tok yatmayacak, tek yanlı zenginlik
utanç vesilesi haline gelecektir. Egoistlik ve bencillik ortadan kalkacağı için herkes birbirini yemeğe davet edecek, maddi manevi tüm imkanlarını birbiriyle paylaşacaktır. Halkın birbirine karşı olan merhameti alabildiğine artacak,
herkes birbirini zengin etmeye çalışacaktır. Güçlü olan haklı olmayacak, haklı olan güçlü olacaktır. Kuran ahlakının hakim olduğu bu dönemde toplumun her kesimindeki insanlar arasında çok büyük bir eşitlik yaşanacak, huzur ve güven dolu
bir ortam olacaktır. Bu ortamın bir sonucu olarak insanlar hiçbir sahtekarlığa, kötülüğe ve haram fiillere de yanaşmayacaklardır.
76- Altınçağ’da İnsanlar Fikir Hürriyetine Sahip Olacaklar mıdır?
İslam ahlakı, inanç konusunda insanlara tam bir hürriyet tanımaktadır. İslam'ın vahyedildiği dönemden günümüze kadar geçerli olan bu anlayış, İslam ahlakının da temelini oluşturmuştur.
İslam ahlakına göre insan istediği inancı seçmekte özgürdür ve hiç kimse bir diğerini inanç konusunda zorlayamaz. Müslüman İslam olmasını talep ettiği kişiye sadece tebliğ yapmakla, Allah'ın varlığını, Kuran'ın Allah'ın hak kitabı, Hz.
Muhammed ( sav)'in ise O'nun elçisi olduğunu, ahiretin ve hesap gününün varlığını, İslam ahlakının güzelliklerini anlatmakla yükümlüdür. Ama bu yükümlülüğü sadece din ahlakını anlatma ile sınırlıdır. Allah Kuran’da bu durumu şöyle
bildirmektedir :
Dinde zorlama ( ve baskı) yoktur. Şüphesiz, doğruluk ( rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır. Artık kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, o, sapasağlam bir kulba yapışmıştır; bunun kopması yoktur. Allah, işitendir, bilendir. ( Bakara
Suresi, 256)
Kendisine İslam dini anlatıldığı zaman kişi kendi isteğiyle iman eder, hiçbir baskı ya da zorlama altında kalmadan karar verir. İnsan doğruyu ya da yanlışı seçmekte özgürdür. Eğer yanlış seçimi yaparsa ahirette bunun karşılığını
alacaktır.
Peygamberimiz ( sav)'in hadislerindeki bilgilere göre Altınçağ’da, Kuran ahlakının bir gereği olan bu fikir özgürlüğüne dayalı anlayış tüm toplumlara hakim olacaktır. Bunun sonucunda ise siyasi çekişmeler tamamen ortadan kalkacak,
dostluk ve sevgi ortamı içerisinde tam bir demokrasi ortamı oluşacaktır. Başkalarına zarar vermemek şartı ile her türlü inanç özgürce yaşanacak, kargaşa ve çatışmaya sebebiyet vermeden herkes fikrini istediği gibi beyan edebilecektir.
77- Altınçağ’da Farklı Dinler Arasındaki Barış ve Hoşgörü Nasıl Olacaktır?
İslam dini, insanları dini inançlarını seçmede özgür bırakırken, diğer dinlere saygılı olmayı emreder. Bir insan Kuran'da batıl olarak tarif edilen bir inanca sahip olsa dahi, Kuran ahlakını yaşayan insanlar arasında huzur ve barış
içinde yaşayabilir. Kendi inançlarına göre ibadetlerini özgürce yerine getirebilir. Hiç kimse bir diğerini kendi dininin ibadetlerini yerine getirmekten alıkoyamaz. Ya da bir insanı istediği şekilde ibadet etmeye zorlayamaz. Bu İslam
ahlakına aykırıdır ve Allah'ın razı olmadığı bir davranış biçimidir. İslam tarihini incelediğimizde Peygamberimiz ( sav)'in döneminde de herkesin özgürce ibadet edebildiği, inançlarının gereklerini yerine getirebildiği bir toplum
modelinin hakim olduğu görülmektedir. Kuran'da Ehl-i Kitab'ın ibadet yerleri olan manastır, kilise ve havralardan da Allah'ın koruduğu ibadet mekanları olarak söz edilmektedir :
... Eğer Allah'ın, insanların kimini kimiyle defetmesi olmasaydı, manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah'ın isminin çokça anıldığı mescidler, muhakkak yıkılır giderdi. Allah Kendi ( dini)ne yardım edenlere kesin olarak yardım
eder. Şüphesiz Allah, güçlü olandır, aziz olandır. ( Hac Suresi, 40)
Peygamberimiz ( sav)'in hayatında bu ahlakın pek çok örneğine rastlanmaktadır. Peygamberimiz ( sav), kendisiyle görüşmeye gelen Hıristiyanların kendi mescidinde ibadet etmelerini söylemiş ve bu iş için mescidi onların kullanımına
bırakmıştır. ( Ali Bulaç, Çağdas¸ Kavramlar ve Düzenler, İz yayıncılık, 16. Baskı, İstanbul, 1998, s. 241) Peygamberimiz ( sav)'den sonraki halifeler devrinde de bu hoşgörülü anlayış korunmuştur. Şam fethedildiği zaman, camiye çevrilen
bir kilise ikiye bölünmüş, bir yarısında Hıristiyanlar, öbür yarısında Müslümanlar ibadet etmişlerdir. ( Ali Bulaç, Çağdas¸ Kavramlar ve Düzenler, İz yayıncılık, 16. Baskı, İstanbul, 1998, s. 241)
Hadislerde tüm halkların barış ve huzur içerisinde yaşadıkları Asr-ı Saadet dönemi gibi, Altınçağ’da Hz. Mehdi döneminde de aynı hoşgörü anlayışının hakim olacağı bildirilmektedir. Bu bilgilere göre Müslümanlar ile Hiristiyan alemi
arasında karşılıklı hoşgörüye dayalı bir kardeşlik, şevkat ve merhamet anlayışı oluşacaktır. Hıristiyanların ve Yahudilerin tüm ibadethaneleri, havralar, kiliseler ve vakıfları koruma altına alınacak, kilise açmak isteyenlere, dini
inançları doğrultusunda talepte bulunanlara, ibadetlerini yerine getirmek isteyenlere imkan tanınacaktır. Tüm Hıristiyanların ve Yahudilerin kendileri için kutsal sayılan topraklarında barış, huzur ve güvenlik içinde yaşamaları
sağlanacak, her türlü sorun sevgi, saygı ve hoşgörü anlayışıyla kolaylıkla halledilebilecek, tüm halklar birbirleriyle uyum ve dostluk içerisinde yaşamlarını sürdürebileceklerdir.
78- Hadislerde Hz. Mehdi Zamanındaki Benzersiz Bolluk, Zenginlik ve Tüm Ekonomik Sıkıntıların Sona Ermesi Nasıl Haber Verilmiştir?
Peygamberimiz ( sav)'in hadislerinde Altınçağ’da yaşanacak nimetlerin eşşizliği çok detaylı olarak anlatılmaktadır. Bu anlatımlara göre Altınçağ, ürünlerde ve mallarda çok büyük bolluk ve bereketin yaşandığı bir dönem olacaktır. Benzeri
görülmemiş bir zenginlik yaşanacak, hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı, açlık, sefalet ve darlık yılları tümüyle sona erecektir. İhtiyaç içinde olan kimse kalmayacak, herhangi bir talepte bulunana istediğinden kat kat daha fazlası
verilecek, hiçbir şey sayılıp ölçülmeyecektir. Maddi manevi her türlü imkan insanların rahatı, konforu, neşesi ve huzuru için kullanılacak, en ufak bir sıkıntı, yokluk ve açlık yaşanmayacaktır. Peygamberimiz ( sav) Hz. Mehdi döneminde
gerçekleşecek olan bu bolluk ve zenginliği hadislerinde şöyle haber vermektedir :
Ümmetimden Mehdi çıkacaktır.Allahü Teala Hazretleri, insanları zengin kılmak için onu gönderecektir. O zaman ümmetim nimetlenecek, hayvanlar bolluk içinde ve arzın nebatatı çok fazla olacak, Hz. Mehdi, insanlara eşit şekilde bol bol mal
dağıtacaktır. ( El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 23)
... Mal da o gün çok birikmiş olacaktır. ( Sünen-i İbni Mace, 10-347/ Ramuz el Ahadis, s. 508 )
İnsanlara malı ve eşyayı dağıtırken, saymadan bol bol verecektir. ( El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 21)
O zaman ümmetim, iyisi kötüsü hepsi de mislini görmedikleri nimetlerle nimetlenir... ( Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 16)
... Mal da o kadar çoğalacaktır ki, hiçbir kimse mal kabul etmeyecektir. ( Sünen-i Ibn-i Mace, 10/340)
Ahir zamanda bir halife olacak, malı sayıp hesap etmeden taksim edecektir. ( Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 15)
Emirlerinizden bir emir olacak ki, malı saymayacaktır. Birisi ondan mal istediğinde, "Al" der O da elbisesini yayar ve o da doldurur. ( Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 15)
Ümmetim arasında bir halife olacak, malı saymadan verecektir. ( Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 15)
79- Hadislerde Hz. Mehdi Zamanında Tarımda Yaşanacak Gelişmelere Nasıl İşaret Edilmiştir?
Peygamberimiz ( sav)'in hadislerinde, topraktan da herzamankinden çok daha fazla ürün elde edileceği ve bu alanda da benzersiz bir bolluk ve bereketin görüleceği bildirilmektedir :
İnsanlar bir ölçek buğday ektiklerinde karşılığında yedi yüz ölçek bulacak... Onun zamanında, insan birkaç avuç tohum atacak, 700 avuç hasat edecektir... ( Kıyamet Alametleri, s. 164/ El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar,
s. 24)
|
|
|
Mehdi Aleyhisselam Hakkındaki Ayetler Hadisler Rivayetler |
|
Yazar: RasitTunca - 01-17-2019, 08:17 PM - Forum: Kıyamet ve Alametleri Hakkında
- Yorum (4)
|
 |
Hz. Mehdi Aleyhisselam Hakkındaki Ayetler Hadisler Rivayetler
Mehdiyet, Ehl-i Sünnet İnancına Göre Bir İtikat Konusudur
Hazreti Mehdi, ahir zamanda gönderileceği Peygamber Efendimiz ( sav) tarafından müjdelenmiş olan, Müslümanları zulüm ve sıkıntı ortamından kurtaracak, yeryüzündeki fitneleri ortadan kaldıracak, tüm dünyaya barış, adalet, bolluk, huzur,
mutluluk ve refah getirecek kutlu bir şahıstır. Peygamberimiz ( sav)'den aktarılan sahih rivayetlere göre Hz. Mehdi, çeşitli hurafelerle, batıl inanç ve uygulamalarla aslından uzaklaştırılmış olan dini özüne döndürecek, Hz. İsa ile
buluşacak, Allah'ın izniyle yegane hak din olan İslam'ı yeryüzüne yerleşik kılacaktır.
Mehdiyet konusu her dönemde İslam tarihinde önemli bir yer tutmuştur. Peygamber Efendimiz ( sav)'in çok sayıdaki hadisinde, ismiyle, vasıflarıyla, yardımcılarıyla, devrinin özellikleriyle ve yapacağı icraatlarla ayrıntılı olarak tarif
edilen Hz. Mehdi'nin geleceğine dair çeşitli Kuran ayetlerinde de işari manada müjde vardır.
Pek çok İslam alimi, tarihçi ve araştırmacı Mehdi hakkında eserler kaleme almış ya da eserlerinde Mehdiyet konusuna önemli bir yer ayırmıştır. Bu eserler incelendiğinde, Mehdiyet konusunun tartışmaya yer bırakmayacak derecede kesinlik
gösterdiği her akıl ve vicdan sahibi Müslüman tarafından rahatlıkla anlaşılabilir. Tüm Ehl-i sünnet alimleri, Hz. Mehdi'nin ahir zamanda geleceği konusunda ittifak halindedirler. Peygamberimiz ( sav)'in müjdelediği bu şahsın geleceği ve
İslam ahlakını yeryüzüne hakim edeceği hakkında muteber İslam alimleri arasında hiçbir görüş ayrılığı yoktur.
Peygamberimiz ( s.a.v)’in Hz. Mehdi Hakkındaki Hadisleri "Tevatür" Derecesindedir
Hadis imamları Hz. Mehdi hakkındaki hadislerin "mütevatir" olduğunu bildirmişlerdir. Bunun anlamı şudur : Mehdiyet hakkında aktarılan hadisler, bu konuda yalan söylemek kastıyla aralarında anlaşmaları teknik olarak mümkün olmayan
kişilerden, pek çok farklı kanal vasıtasıyla hadis alimlerine ulaşmıştır. "Tevatür", kelime anlamı olarak "kuvvetli haber, içinde yalan ihtimali olmayan ve bir cemaate dayanan kuvvetli haber" demektir. ( Büyük Lugat-Tür-Dav, 3003) Hadis
bilimcilere göre; bir haber birçok kişi tarafından rivayet edilmişse ve bu ravilerin biraraya gelip, haber uydurmaları, durumları itibarıyle mümkün değilse buna "mütevatir" haber denilir. Birçok İslam alimi, Peygamberimiz ( sav)'in Hz.
Mehdi ile ilgili hadislerinin mütevatir olduğunu bildirmiştir.
Ayrıca dinimizde çok önemli bir kaynak olarak kabul edilen "Kütüb-ü Sitte"de de Hz. Mehdi hakkında birçok "sahih" hadis bulunmaktadır. Kütüb-ü Sitte dışındaki diğer hadis kaynaklarında da Mehdiyetle ilgili pek çok sahih rivayet
nakledilmektedir. Alimlerimizin, sahih ve mütevatir hadisleri reddetmenin Peygamber ( sav)'in sözünü reddetmek anlamına geleceği yönündeki ifadeleri de dikkate alındığında Mehdiyet inancının dinimizdeki yeri ve önemi daha iyi anlaşılır.
Hz. Mehdi, yüzyıllardır İslam ümmeti tarafından beklenmektedir. Ancak gerek geçmiş alimlerin izah ve yorumlarından, gerekse günümüzde ve yakın geçmişte yaşayan İslam alim ve mütefekkirlerinin açıklamalarından ve tariflerinden Hz.
Mehdi'nin çıkışının içinde bulunduğumuz döneme denk geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim rivayetlerde Hz. Mehdi'nin çıkış alameti olarak bildirilen olayların pek çoğunun aynen ve kısa aralıklarla ardarda gerçekleşmesi bu büyük şahsın
vazifeye başlamasının yakın olduğunun, belki de başlamış olduğunun açık bir göstergesidir.
Peygamberimiz ( sav)'in mütevatir ve sahih hadislerinde açıkça haber verilen ve pek çok İslam aliminin eserlerinde teferruatlı olarak ele aldıkları Mehdiyet konusunda İslami literatürde pek çok rivayet ve açıklama bulunmaktadır.
Bunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz :
İbni Hacer Askalani Fethü'l-Bari'de; Mehdi'nin bu ümmetten olacağı ve Hz. İsa ( A.S.)'nın onun arkasında namaz kılacağına dair hadisler tevatür etmiştir, der. Şevkani de İsa'nın ineceğine dair hadislerin sayısının 29'a ulaştığını
söyleyerek, bunları bir bir nakletmiş ve sonunda : "Bizim naklettiğimiz hadisler görüldüğü gibi tevatür haddine ulaştı. Bu beyanımızla şu sonuca varılıyor ki, beklenen Mehdi hakkındaki hadisler, Deccal hakkında hadisler ve İsa'nın
inmesine dair hadisler mütevatirdir" demiştir.( Sünen-i İbn-i Mace 10/338 )
Mehdi'nin geleceğine dair olan sahih hadisler tevatür niteliğini taşımaktadır.( Kıyamet Alametleri, s. 193)
Onların zannına göre, Mehdi vefat etti; geçti gitti... Halbuki, bu babda ( konuda) gelen sahih hadis-i şerifler meşhurdur. Hatta tevatür-ü manevi derecesinde olup, taifenin sözlerini tekzip etmektedir. ( Mektubat-ı Rabbani, 2/250)
Mehdi'nin geleceğine dair Resulullah ( sav)'dan tevatür düzeyinde birçok hadis rivayet edilmiştir... ( eb'ul-Hasan Muhammed b. Hasan el-Überi Sicistani, Menakıb'üş-Şafii/Dr.G.Hüseyin Tacirineseb, Mehdilik ve İmam Mehdi, s. 88 ve 405)
Mehdi'nin varlığı ve ahir zamanda zuhur edeceği, Peygamber ailesinden ve Fatıma oğullarından oluşu, tevatür ölçüsüne ulaşan hadislerle açıklanmıştır ve bu hadisleri inkar etmenin hiçbir anlamı yoktur... Tevatür ölçüsünü aşan, doğru ve
açık hadislerde, Mehdi'nin Fatıma soyundan olup, dünya sona ermeden zuhur edeceği, zulüm ve haksızlıkla dolmuş olan dünyaya, adalet ve hakkaniyet getireceği, onun zamanında İsa Mesih'in gökten ineceği ve onun önderliğinde namaz kılacağı
kanıtlanmış bulunmaktadır. ( Şerif Muhammed b. Resul Berazenci Medeni, el-işae, s.184 ve 305 / Mehdilik ve İmam Mehdi, s. 328 )
Kıyamet gününün en büyük alametlerinden birisi de, hakkında tevatür derecesini aşacak derecede hadis bulunan bir kişinin zuhur edeceğidir. Birçok hadis hafızları, Mehdi'nin Peygamber soyundan olduğunu kabul etmişlerdir, böyle mütevatır
bir konuya sırt çevirmek yakışık almaz. Hak ehlinin inancına göre, Mehdi İsa Mesih'ten ayrıdır. Mehdi, Mesih'ten önce zuhur edecektir. Bu konu Sünni bilginleri arasında, onların inancından sayılacak kadar yaygınlık kazanmıştır. (
Şemseddin Muhammed b. Ahmed Sefareyni, Levaih'ül-Envar'ül Behiyye şehri, c. 2, s. 74-76-86'dan özet)
Muhammed b. Ali Şevkani, "et-Tavzih..." isimli kitabında şöyle söylemiştir : ...Bunlar ( Mehdi, Deccal ve Mesih ile ilgili rivayetler) hiç kuşku yok ki, mütevatir hadislerdir, Peygamber'in buyruğu hükmündedir... Buna göre, Deccal ve
Mesih hakkındaki rivayetler mütevatir olduğu gibi Mehdi hakkındakiler de mütevatirdirler... ( Muhib b. Salih el-Bureyni, Ikd'üd-Dürer fi Ahbar'il-Muntazar, s.14-15 /
Ebu (:::) Muhammed Sıddık Kunuci, el-İzaetü... s.95 ve 130 / Mehdilik ve İmam Mehdi s. 329)
Mehdi hakkındaki hadisler, manevi tevatür ölçüsünü geçmiş, inkar edilmelerinin bir anlamı yoktur. ( Şeyh Hasan Advi Hamzavi, Meşarik'ül-Envar, F.2, s. 115, -1307 H. Basımı / Mehdilik ve İmam Mehdi s. 329)
...Mehdi hakkındaki hadisler tevatür ölçüsünden çoktur. "Sünen", "Mesned" ve "Mu'cem" kitaplarında mevcuttur. ( M. Sıddık b. Hasan Kunuci, el-İzaetü... s. 94)
Yukarıda isimlerini verdiğimiz kaynaklar dışında pek çok kişi daha sayısız eserinde, Hz. Mehdi hakkında ulaşan hadislerin tevatür derecesinde olduğunu açıklamışlardır. Bu İslam alimlerinden bazıları ve bu konuda açıklama yaptıkları
eserleri şunlardır :
1. Ebu Abdullah Muhammed b. Yusuf Genci Nufeli, el-Beyan fi Ahbari Sahib'üz-Zaman, s.126
2. Şemseddin Muhammed b. Ahmed Kurtubi, et-Tezkiretü fi Ahval'il-Mevta ve Umur'il-ahireti, s.710
3. İbni Kayyim Cavziye Muhammed b. Ebi Bekr Dımışki, el-Menar'ül-Münif, s.142
4. Şehabeddin b. Hacer Ahmed b. Ali Askelani, Tahzib et-Tahzib, C.9, s.126
5. Celaleddin Abdurrahman Suyuti, Arf'ül-Verdi, eki el-Havi Lilfetavi, C.2, s.165
6. Eb'ul-Abbas b. Hacer Ahmed b. Muhammed Haytemi, Sevaik'ül-Muhrika, s. 99 / El-Kavl'ül Muhtasar, s.23
7. Şerif Muhammed b. Resul Berazenci Medeni, el-İşae, s.147, 185
8. Şemseddin Muhammed b. Ahmed Sefarini, Levaih'ül-Envar'il-Behiyye, C.2, s. 89 / Ahval-i Yevm'ül-Kıyamet, s.33
9. Muhammed b. Ali Sabban Mısri, İs'afur-Rağibin, Nur'ul-Ebsar haşiyesinde matbu s.192 Sevaik'ül-Muhrika'dan naklen.
10. Mü'min b. Hasan Mü'mim Şeblanci, Nur'ul-Ebsar,s.189
11. Muhammed Sedik Hasan Kunuci Buhari, el-İzae, s.120
12. Muhammed b. Cafer İdrisi Ketanı, Nzm'ül-Mütenasır Fi'l-Hadis'il-Mütevatir, s.145
13. Eb'ul-Feyz Ahmed b. Muhammed Ğumari, İbraz'ül Vehm'il-Meknun, s. 3-4
14. Abdülmuhsin b. Muhammed Abbad, Meccelet'ül-Camiat'ül-İslamiyye, sayı 3, s. 598
İslam Alimlerinin Hz. Mehdi'nin Gelişi İle İlgili İzahları
Birçok büyük İslam alimi ahir zamanda Hz. Mehdi'nin gelişinde hiçbir şüphe olmadığını ifade eden açıklamalar yapmıştır. Bunların arasında en ünlülerinden biri Muhyiddin Arabi'dir. Futuhat-ı Mekkiye isimli eserinde Muhyiddin Arabi şöyle
söylemektedir :
Muhakkak ki, yeryüzü zulüm ve haksızlık ile dolduğu sırada Allah'ın halifesi kıyam edecek, yeryüzünü adalet ve eşitlikle dolduracak... Genel kazancı halka arasında eşit olarak paylaştıracak, halka adaletle hükmedecek ve anlaşmazlıklarda
hakemlik edecek... Allah onun işini bir gecede düzene koyacak, zafer hep onun önünde yürüyecek... Ayağını Peygamberin ayağının yerine koyacak ( onun izinde yürüyecek) ve hiçbir zaman sapmayacak... Dağınık dinleri ( batıl inançları)
ortadan kaldırıp, sadece hak dini hakim kılacak...( Muhyiddin Arabi, el-Futuhat El Mekkiye, 366. bab, C.3, s. 327-328 )
Bu konuda açıklama yapan bir diğer kişi ise Mısırlı ünlü yazar Şeyh Mansur Ali Nasif'tir. Bir eserinde Mehdilik inancını şu şekilde tanımlamaktadır :
Ehl-i Beyt'ten Mehdi adında bir zat kaçınılmaz olarak zuhur edecek, İslam topraklarına hakim olacak, Müslümanlar kendisini izleyecek ve O, Müslümanlar arasında adaletle, hakkaniyetle davranacak, dini sağlamlaştıracak. Ondan sonra Deccal
ortaya çıkacak ve Mesih ( Hz. İsa) inerek Deccal'ı öldürecek veya öldürülmesinde Mehdi'ye yardım edecektir. ( Et-Tac'ül-Camiü Lil-Usul, C.5, s. 341)
Mısır el-Ezher Üniversitesi İnançlar Kürsüsü’nde öğretim görevlisi olan yazar Seyyid Sabık ise, İslam Konferansı tarafından seçilmiş bir kitap olarak yayınlanan el-Akaid'ül İslamiyye isimli kitabında Hz. Mehdi'nin gelişi ile ilgili şu
açıklamaları yapmaktadır :
Mehdi hakkında sözün özü şu ki; O, zamanın sonunda, pek yakında zuhur edecektir... Yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolmuş iken, O, adalet ve hakkaniyetle dolduracaktır. O muhakkak surette İslam kanununu ortaya koyacak ve yıpratılmış olan
Peygamber sünnetini canlandıracaktır. ( El-Akaid'ül-İslamiyye, s. 250)
Alaeddin Ali b. Hişam Muttaki Hindi de, "er-Reddü" isimli kitabında şöyle demiştir :
Allah'ın rahmeti sana olsun bil ki; vaad edilen Mehdi'nin varoluşunda hiç kuşku yoktur. Üç yüz hadis ve eserle hatta daha fazlası ile bu kanıtlanmıştır. ( Casim Mühelhil, el-Burhan, c.1, s.339 / Mehdilik ve İmam Mehdi, s. 328 )
Ünlü İslam alimlerinin, bu açıklamaların yanı sıra, Hz. Mehdi'nin gelişi ile ilgili konuların Ehl-i Sünnet inancı olduğuna dair de detaylı açıklamaları mevcuttur. Bu açıklamalardan birkaçını şöyle sıralamak mümkündür :
Ebu Muhammed Hasan b. Ali el-Berbehari Hanbeli "Şerh'üs-Sünnet" isimli kitabında Ehl-i Sünnet inançlarını sıralayarak şöyle yazıyor : "...Ve Meryem oğlu İsa'nın gökten ineceğine, Deccal'ı öldüreceğine ve Muhammed ( SAV) oğullarından
Kaim'in ( Mehdi) arkasında namaz kılacağına inanmak." ( Casim Mühelhil, el-Burhan..., C.1, s. 426)
Doğru hadislere dayanılarak, kesin olarak inanılan bir konu da ( zuhur edecek olan) Mehdi'nin varlığıdır. Onun zamanında Deccal ve Mesih de ortaya çıkacaktır. ( İbni Hacer, Ahmed b. Muhammed Haytemi Şafii, el-Kavl'ül-Muhtasar fi
Alamat'il Mehdiyyül-Muntazar, s. 74)
Eb'ul-Eşbal Ahmed Muhammed Şakir "Şerh-i Müsned-i İmam Ahmed" isimli kitabında : Birçok sahabeden doğru senetlerle ulaşan doğru sünnete göre : ( Mehdi'ye inanmak) kanıtlanmış, bunun doğruluğundan kuşku duymak kimsenin haddinde
değildir. ( Casim Mühelhil, el-Burhan... Mukaddimesi, C.1, s. 343)
Demek ki, Mehdi'nin zuhur edeceğine inanmak vaciptir, ona inanmak Peygamber ( sav)'in buyruğunu doğrulamak için gereklidir. Nitekim bu konu Ehl-i Sünnet inanç kitaplarında kayeddilmiş ve kanıtlanmıştır. ( Eb'ul-Feyz Ahmed b. Muhammed
Ğumari Şafii, İbraz'ül-Vehm'ül-Meknun, s. 3-4)
İslam alimlerinin Hz. Mehdi'nin gelişi ve yapacakları hakkındaki hadisler ile ilgili yaptıkları bu izahlar kuşkusuz son derece önemlidir. Ancak daha da önemlisi Peygamberimiz ( sav)'in ahir zaman ve Hz. Mehdi ile ilgili hadislerinin
günümüzde tek tek ve birbiri ardısıra gerçekleşiyor olmasıdır. Kuşkusuz bu olayların Peygamberimiz ( sav)'in bir mucizesi olarak gerçekleşmesi, doğrulukları üzerinde herhangi bir şüpheye imkan bırakmamaktadır.
---------------------
Hz. Mehdi'nin Mücadelesi
39- Hz. Mehdi Mücadelesine Kaç Yaşlarında Başlayacaktır?
Peygamberimiz ( sav)'in hadislerinde Hz. Mehdi'nin mücadelesine başladığı yıllarda 30 ila 40 yaşları arasında olacağını haber vermiştir :
Yaşı 30 ile 40 arasında olduğu halde gönderilecektir... Mehdi benim evlatlarımdandır. 40 yaşlarındadır. ( El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 41)
40 yaşındadır. Diğer bir rivayete göre 30 ile 40 yaşındadır. ( Kıyamet Alametleri, Berzenci, s. 16)Mehdi benim neslimdendir. O 40 yaşındadır. Sanki yüzü parlak bir yıldızdır... ( Mer'iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-
Makdisi “Fevaidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar”)
40- Hadislerde Hz. Mehdi'nin Mücadelesi ve Kararlılığı Nasıl Anlatılmıştır?
Mehdi işi sıkı tutacak.( Kıyamet Alametleri , s. 175)
İnsanlar hakka dönünceye kadar mücadelesine devam edecektir. ( El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 23)
Fitneleri önlemenin kendisine zor gelmeyeceği ve öldürmenin de onu vazgeçiremeyeceği Ehli Beytime mensup birisi ( Mehdi) sahip olmadan günler geceler bitmeyecektir.( Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 12)
Mehdi hesabını çok seri bir şekilde görecek ve vaadinden dönmeyecektir. ( Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 24)
Mehdi Doğu tarafından çıkacak. Karşısına dağlar bile dikilse onları ezip geçecek, o dağlarda kendisine yol bulacaktır. ( El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 39)
41- Hz. Mehdi Hakkında Olumsuz Propaganda Yapılacak Mıdır?
Peygamberimiz ( sav) devrinde İslam düşmanları, onu kötülemek için o devrin yayın organı sayılan şairleri kullanıyorlardı. Şairler, panayırlarda, çarşılarda Peygamber ( sav)'e cahilce çeşitli hakaretler ediyor, ona deli, büyücü, kahin
şeklinde iftiralar atıyorlardı. Ahir zamanda da inkarı benimseyen kimseler Hz. Mehdi hakkında olumsuz propaganda yapacak, kendilerince halkın nazarında bu mübarek şahsın itibarını sarsmaya çalışacaklardır.
Hadislerde Hz. Mehdi'nin başlangıç yıllarının sıkıntı ve zorluklarla dolu mücadele yılları olduğu anlatılmaktadır. "Altınçağ" ise Hz. Mehdi'nin yeryüzünde bulunduğu son dönemlere aittir. Hz. Mehdi ve Müslümanlar ancak bu devirde rahata,
bolluğa, huzura kavuşacaklar ve sevgiye, barışa, kardeşliğe dayalı bir hayatı bu devirde yaşayacaklardır.
42- Hz. Mehdi Mücadele Yıllarında Zorluk ve Sıkıntıyla Karşılaşacak Mıdır?
İnkar içinde olan toplumları uyarmak ve onları doğru yola davet etmek için gönderilen tüm elçiler, gönderildikleri kavimler tarafından yalanlanmış ve onların çeşitli itham ve iftiralarına maruz kalmışlardır. Peygamberimiz ( sav)'in
hadislerinde Ehl-i Beyt'ten gelecek olan Hz. Mehdi'nin de bu gibi eziyet ve sıkıntılarla karşılaşacağı haber verilmiştir. ( En doğrusunu Allah bilir)
Mehdi, bizden, Ehl-i Beyt’tendir... Biz öyle bir ev halkıyız ki Allah bizim için ahireti dünyaya tercih etmiştir. Benim Ehl-i Beyt’im muhakkak benden sonra bela, kaçırılma ve sürgüne uğrayacaktır. Benden sonra Ehl-i Beytim bela ve
mihnetlerle karşılaşacaklar ve tarda maruz kalacaklardır. ( Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 14)
Peygamberimiz Hz. Muhammed ( sav)'in aşağıdaki hadisi de böyle bir durumu, "Hz. Mehdi'nin biat sırasında, kendisinin birçok kahr ve haksızlığa uğradığını insanlara açıklayacağını" haber vermektedir :
.. Mehdi, Resulullah'ın bayrağı ile, insanların başlarına bela üzerine bela yağdığı ve çıkışından ümit kesildiği bir sırada çıkar. İki rekat namaz kılar. Namazdan dönünce şöyle der :
"Ey insanlar! Ümmet-i Muhammed ve bilhassa onun Ehl-i Beyti çok belalar gördü ve bizler kahr ve haksızlığa maruz kaldık." ( Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 55)
Hadislerde bildirildiği gibi, İslam ahlakının Hz. Mehdi vesilesiyle tüm insanlar arasında hakim olmadan önceki devrede Hz. Mehdi ve yardımcılarına, çeşitli sıkıntılar isabet edecek ancak daha sonra bu sıkıntılar Allah’ın izniyle
kaldırılacaktır.
Allah, Kuran'da birçok peygamberin kavimleri tarafından yalanlandıklarını, delilik ve büyücülük iftiralarına maruz kaldıklarını ve daha pek çok saldırı ve eziyetle karşılaştıklarını bildirmiştir. Elçiler tüm bu saldırılar karşısında
sabretmiş, onlara en güzel şekilde cevap vermişlerdir :
Andolsun senden önce de elçiler yalanlandı... ( Enam Suresi, 34)
... Ve elbette bize yaptığınız işkencelere karşı sabredeceğiz... ( İbrahim Suresi, 12)
Sonra, ondan yüz çevirdiler ve dediler ki : "( Bu,) Öğretilmiştir, bir delidir." ( Duhan Suresi, 14)
İşte böyle; onlardan öncekiler de bir elçi gelmeyiversin, mutlaka : "Büyücü ve cinlenmiş" demişlerdir.( Zariyat Suresi, 52)
Fakat o, 'bütün kişisel ve askeri gücüyle' yüz çevirdi ve : "( Bu,) Ya bir büyücü veya bir delidir" dedi. ( Zariyat Suresi, 39)
( Firavun) dedi ki : "Andolsun, benim dışımda bir ilah edinecek olursan, seni mutlaka hapse atacağım." ( Şuara Suresi, 29)
Ey iman edenler, Musa'ya eziyet edenler gibi olmayın.. ( Ahzab Suresi, 69)
Dediler ki : "Onun için ( yüksekçe) bir bina inşa edin de onu çılgınca yanan ateşin içine atın." ( Saffat Suresi, 97)
Sonra onlarda ( Yusuf'un iffetine ilişkin) delilleri görmelerinin ardından, mutlaka onu belli bir vakte kadar zindana atmak ( görüşü) ağır bastı. ( Yusuf Suresi, 35)
... O inkar edenler, zikri ( Kur'an'ı) işittikleri zaman, seni neredeyse gözleriyle devireceklerdi. "O, gerçekten bir delidir" diyorlar. ( Kalem Suresi, 50-51)
43- Hadislerde Hz. Mehdi ve Cemaatinin İnkar Edenlerin Baskıları Karşısında Gösterecekleri Tavır Nasıl Anlatılmaktadır?
Peygamberimiz ( sav) hadislerinde Hz. Mehdi ve beraberindeki kimselerin, inkar edenlerin olumsuz propagandaları ve baskıları ya da yaşadıkları zorluk ve sıkıntılar karşısında imanlarındaki kararlılıklarından hiçbir şekilde
vazgeçmeyecekleri haber verilmiştir :
Onlar Allah yolunda hiçbir kınayanın kınamasından, dedikodusundan korkmayan İslam ahalisidir. ( Süneni İbni Mace-10-259)
44- Hadislere Göre, Hz. Mehdi İlk Başlarda Çalışmalarını Gizli mi Yokda Açık Olarak mı Yürütecektir?
Peygamberimiz ( sav)'in hadislerinde, Hz. Mehdi'nin henüz halk tarafından tanınmadığı ilk dönemlerinde faaliyetlerini gizli olarak gerçekleştireceği bildirilmiştir :
Geceleri ibadetle meşgul olup, gündüzleri gizli olacak... ( Ukayli “En-Necmu’s-sakıb fi Beyanı Enne’l Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale’t-Temam ve’l kamal”)
Hz. Mehdi'nin geldiği dönem ahlaki dejenerasyonun çok ciddi boyutlara ulaştığı, inkar edenlerin din ahlakına ve inananlara karşı çok şiddetli bir düşmanlık besledikleri, gizli ve açık yoğun bir faaliyet içinde oldukları, çok çetin bir
dönemdir. Böyle bir dönemde insanlardan gizli kalması ve tanınmaması, Hz. Mehdi'nin inkar edenlerin saldırılarından korunmasına vesile olacaktır.
Bu dönem, Hz. Mehdi'nin inkarcı ve müşrik sistemlerle çok büyük bir fikri mücadele yürüttüğü, din ahlakının yayılması için dünya çapında faaliyet yaptığı bir dönem olacaktır. İnsanların çoğunluğu tarafından tanınmaması, faaliyetlerinin
ilk yıllarında Hz. Mehdi için çok büyük bir kolaylık sağlayacak, İslam ahlakının insanlar tarafından kabulünü de hızlandıracaktır ( en doğrusunu Allah bilir).
45- Hadislerde Hz. Mehdin'nin Mücadelesinin İlk Devrelerinde İki Kez Ortadan Kaybolacağı Nasıl Haber Verilmiştir?
Peygamberimiz ( sav)'in hadislerinde Hz. Mehdi'nin mücadelesine başladığı ilk dönemlerde “iki kez ortadan kaybolacağı” haber verilmiştir.
Ebu Abdullah Hüseyin bin Ali aleyhi’s-selâm’dan şöyle buyurduğu rivayet edilir :
Bu işi yapacak olanın ( yani Mehdi’nin) iki gaybeti ( kayboluşu, görünmemesi) vardır. Bu iki gaybetin biri o kadar uzayacak ki, bazıları : “O öldü”, bazıları da : “O gitti” diyeceklerdir. Ne onu sevenler, ne de başkaları onun yerini
bilemeyecekler, sadece ona çok yakın hizmetçisi onun yerini bilir. ( “el-Saa Fi Eşrat-is Saa” s. 93 Mısır bas.)
46- Hadislerde Hz. Mehdi'nin Tebliğ Gücü Nasıl Tarif Edilmiştir?
Hz. Mehdi, kuru bir ağacı diktiğinde de ağaç hemen yeşillenip yapraklanacaktır. ( El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 43)
O ( Mehdi) kuru bir kamış ağacını kuru bir yere dikecek, anında yeşillenip yaprak verecek. ( Kıyamet Alametleri, s. 165)
Mehdi bir yere kuru bir dalı diker ve dal yapraklanıp yeşillenir. ( Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 67)
Bir tevili şudur ki :
Hz. Mehdi, "kuru bir ağaç'a benzetilen bir insana teveccühüyle ve onu irşad etmesiyle; önceleri aynı kuru bir ağaç gibi etrafına faydalı olamayan böyle bir insanın, bu sefer yeşillenmiş ve meyve vermiş bir ağaç gibi etrafına, yani dinine
ve bütün insanlığa faydalı hale geleceğine işaret edilmiştir ( en doğrusunu Allah bilir). Aşağıdaki hadis-i şerifte de benzer bir şekilde; önceleri cahil, cimri ve korkak olan bir insanın, ahir zamanın büyük mürşidinin irşad ve
tedrisiyle ( ders vermesiyle) inşaAllah bilgili, cömert ve cesur bir hale geleceğine, adeta önceleri kuru ve faydasız olan bir ağacın yeşerip yaprak vermesi gibi şahsiyetini değiştireceğine işaret edilmiştir. ( Allahualem)
Asrında cahil, cimri ve korkak olan bir adam hemen alim, cömert ve cesur olacak. ( Kıyamet Alametleri, s. 186)
İmam Rabbani Hazretleri de eserlerinde kendisine verilen gücü aynı benzetmeyle ifade etmektedir :
Allah-ü Taala, hidayet işinde; bana büyük bir güç verdi. O kadar ki : Kuru bir ağaca teveccüh etsem; o kuru ağaç hemen filizlenir.( Mektubat-i Rabbani, 1/18 )
47- Hz. Mehdi İslam Ahlakını Dünyaya Nasıl Hakim Kılacaktır?
Hz. Mehdi İslam ahlakını ilmi çalışmalarıyla hakim edecektir
Hadislerde bildirildiği gibi Hz. Mehdi döneminde hiç kimsenin burnu kanamayacak, hiç kimse zarar görmeyecek, hatta uyuyan kişi dahi uyandırılmayacaktır. Bu da Hz. Mehdi'nin fikri bir mücadele yürüteceğini göstermektedir. Hz. Mehdi,
fikren din ahlakına uygun olmayan akım ve sistemleri susturacak, ilmi çalışmayla İslam ahlakını hakim edecektir.
Zamanında ne bir kimse uykusundan uyandırılacak, ne de bir kimsenin burnu kanayacaktır. ( El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 42)
Mehdi, Peygamberin ( sav) yolunda gidecek, uyuyan kişiyi uyandırmayacak, kan da akıtmayacaktır. ( Kıyamet Alametleri, s. 163)
Mehdi...gayet sükünet içinde yürüyecektir. ( Kıyamet Alametleri, s. 173)
48- Hadislerde Hz. Mehdi'nin Tüm Mezhepleri Ortadan Kaldırarak Dini Özüne Döndüreceği Nasıl Bildirilmiştir?
Hadislerde verilen bilgilere göre Hz. Mehdi, kendisinden önce gönderilmiş olan tüm müceddidlerden farklı birtakım özelliklere sahip olacak ve bu vasıfları taşımasıyla ahir zamanın Büyük Mehdisi olduğu anlaşılabilecektir. Hz. Mehdi'nin bu
önemli özellikleri arasında “en büyük müceddid” ( her yüzyıl başında dini hakikatleri devrin ihtiyacına göre ders vermek üzere gönderilen büyük İslam alimi) ve “en büyük müçtehid” ( ihtiyaç oluştuğunda ayetlerden hüküm çıkaran büyük
İslam alimi) vasıflarını taşıması da olacaktır. “Müceddid” dini hakikatleri devrin ihtiyaçlarına göre açıklayan, “müçtehid” de ihtiyaç oluştuğunda ayetlerden hüküm çıkaran büyük İslam alimi ve önderidir. Bu vasıftaki büyük zatlar, İslam
toplumlarına örnek olmuş, yol göstermiş, zamanın kutbu olmuş önderlerdir. Bu önderlerden kimi içtihat etme ( hükümleri usulüne uygun olarak Kuran ve hadislerden istifade ile ortaya koyma) ve hüküm verme vasıflarından dolayı "mezhep
önderleri" olmuşlardır; Müslümanlar da onlara uymuşlardır. İmam Hanefi, İmam Şafi, İmam Hanbeli, İmam Maliki bu önderlerden olup 4 mezhebin kurucularıdır. Bütün ehl-i sünnet onların verdiği hükümlerle amel etmektedir. Bu müçtehid ve
müceddidlerin en büyükleri ise Hz. Mehdi olacaktır.
Bu da Hz. Mehdi'nin içtihat etme ( hükümleri usulüne uygun olarak Kuran ve hadislerden istifade ile ortaya koyma) ve hüküm vermeye en yetkili kişi olarak, “tüm mezhepleri kaldıracağını” göstermektedir. Zira en büyük mezhep imamı
olduğuna göre zaten tüm diğer mezhepleri kaldırması gerekir. Zamanında herkesin ona uyacağının bildirilmiş olması da bunu doğrulamaktadır. İslam tarihinin en büyük alimlerinden biri olan Muhyiddin Arabi ise "Fütühat-ül Mekkiye" isimli
eserinde bu konuda şöyle bilgi vermiştir :
... Mehdi, dini Peygamber ( sav)'in zamanında olduğu gibi aynen uygulayacak. Yeryüzünden mezhepleri kaldıracak. Halis hakiki dinden başka hiçbir mezhep kalmayacak. ( Muhammed B. Resul El Hüseyin El Berzenci, Kıyamet Alametleri, s. 186
-187)
Hüseyin Hilmi Işık ise, Saadet-i Ebediye adlı eserinde Hz. Mehdi'nin bu özelliğini şöyle haber vermiştir :
Hazret-i Mehdi, ahir zamanda dünyaya gelecektir. Resullulah Efendimiz ( sav)’in soyundan olacaktır. İsa Aleyhisselam’la buluşacak, mezhepleri kaldıracak, yalnız onun mezhebi kalacak. ( H. Hilmi Işık, Saadeti Ebediye, s. 35)
49- Peygamberimiz ( sav), Hz. Mehdi'nin Dine Sonradan Sokulan Tüm Bidatları Ortadan Kaldıracağını Haber Vermiş Midir?
Bidat, ‘dinin aslında olmadığı halde, dine dahil edilen adetler’ anlamına gelir. Peygamberimiz ( sav) de hadislerinde Hz. Mehdi'nin yerine getireceği vazifelerden birinin, ‘dine sonradan sokulan tüm yanlış inanç ve uygulamalardan
arındırarak İslam dinini Peygamberimiz ( sav) döneminde yaşandığı gibi özüne döndürmek’ olduğunu belirtmiştir. Hz. Mehdi'nin bu özelliğini haber veren hadislerden bazıları şöyledir :
Hz. Mehdi hiçbir bidatı bırakmayacak. ( El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 43)
Mehdi kaldırmadık bidat bırakmayacaktır. Ahir zamanda aynı Peygamber ( sav) gibi dinin icablarını yerine getirecektir. ( Kıyamet Alametleri, s. 163)
Hz. Peygamber ( sav) en başta İslam'ı nasıl ayakta tuttuysa, Hz. Mehdi de en sonunda aynı şekilde İslam'ı ayakta tutacaktır. ( El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 27)
50- Hz. Mehdi'nin Mücadelesi Ne Zamana Kadar Sürecektir?
Peygamberimiz ( sav)'in hadislerinde Hz. Mehdi'nin inkarcı felsefeleri fikri olarak tümüyle etkisiz hale getirerek İslam ahlakını tüm dünyaya hakim kılacağı bildirilmiştir. Hz. Mehdi, Kuran ahlakını tüm yeryüzüne hakim kılana kadar
mücadelesine devam edecektir. Bir hadiste bu durum şöyle haber verilmiştir :
İnsanlar, hakka dönünceye kadar mücadelesine devam edecektir. ( El Kavlu-l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 23)
51- Hz. Mehdi'nin Mehdiliğini Herkes Kabul Edecek Midir?
Hz. Mehdi tam manasıyla ortaya çıktığında, Hz. Muhammed'in bildirdiği şekil ve sureti, mücadelesi, yardımcıları, fethedeceği yerler ile ilgili bütün hadis-i şeriflerle uygunluk gösterecek, böylece bu konuda hiç kimsenin kalbinde en ufak
bir şüphe ve tereddüt kalmayacaktır. Herkes tam kanaat getirerek, onun Mehdiliği'ni tasdik edecektir. Hadislerde Hz. Mehdi'nin Mehdiliği’nin, tam olarak ortaya çıkıtğı dönemde herkes tarafından kabul edileceği şöyle bildirilmektedir :
Onun ismiyle semadan nida olunacak ve hiç kimse onun Mehdiliğini inkar etmeyecektir. ( El-Kavlu-l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 47)
Bir adam ( Mehdi) semadan ismiyle mutlaka çağırılacak ve delil onu inkar etmeyecek, zelil ona mani olmayacaktır. ( Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 52)
Gökten bir ses gelecek, onu ne delil inkar edecek ve ne de delil olmaktan o alıkonacak.( Kıyamet Alametleri, s. 200)
52- Hadislerde İnsanların Hz. Mehdi'ye Nasıl Tabi Olacakları Bildirilmiştir?
Peygamberimiz ( sav)'in hadislerinde Hz. Mehdi döneminde insanların arıların kovanlarına gelip sığındığı gibi Hz. Mehdi'ye gelip sığınacakları haber verilmiştir :
Ebu Said Hudri Resulluh'dan rivayet ediyor : Mehdi'nin izleyicileri ona sığınırlar, bal arılarının Kraliçe arıya sığındıkları gibi ( onun yanında güven ve huzur bulurlar), o yeryüzünü adalet ve dürüstlükle dolduracaktır.
--------------------
Hz. Mehdi'nin Özellikleri
1- Mehdi Konusunun Kaynağı Nedir? Güvenilir Kaynaklara Dayanmakta mıdır?
Mehdiyet konusu her dönemde İslam tarihinde önemli bir yer tutmuştur. Pek çok İslam alimi, tarihçi ve araştırmacı Hz. Mehdi hakkında eserler kaleme almış ya da eserlerinde Mehdiyet konusuna önemli bir yer ayırmıştır. Bu eserler
incelendiğinde, Mehdiyet konusunun tartışmaya yer bırakmayacak derecede kesinlik gösterdiği her akıl ve vicdan sahibi Müslüman tarafından rahatlıkla anlaşılabilir. Tüm Ehl-i sünnet alimleri Hz. Mehdi'nin ahir zamanda geleceği konusunda
ittifak halindedirler. Peygamberimiz ( sav)'in müjdelediği bu şahsın geleceği ve İslam ahlakını yeryüzüne hakim edeceği hakkında muteber İslam alimleri arasında hiçbir görüş ayrılığı yoktur.
2- Hz. Mehdi İle İlgili Hangi Güvenilir Kaynaklarda Hadisler Rivayet Edilmiştir?
1) Tirmizi'nin Sünen'inde 3 tane,
2) Ebu Davud'un Sünen'inde 8 tane,
3) İbn-i Mace'nin Sünen'inde 8 tane,
4) Ahmed bin Hanbel'in Müsned'inde 12 tane,
5) Abdülrezzak b. Hemmam'ın el-Musannef'inde 8 tane,
6) İbn Ebi Şeyhe'nin el-Musannef'inde 14 tane,
7) İbn Hibban'ın Sahih'inde 7 tane,
8 ) Heysemi'nin Zevaid'inde 20 tane,
9) Suyuti'nin Cami'us Sağır'ında 8 tane,
10) el-Muttaki el-Hindi'nin Kenzü'l Ummal'inde 59 tane,
11) Hakim'in Müstedrek'inde 12 tane,
12) Deylemi'nin el-Firdevs'inde 7 tane,
13) Darekutni'nin Sünen'inde 1 tane olmak üzere, bu kaynaklarda Hz. Mehdi ile ilgili toplam 159 güvenilir hadis-i şerif bulunmaktadır.
Ayrıca büyük İslam alimlerinden,
İbn Kesir 3,
Hafız Busuri 2,
Zehebi 5,
Munziri 1,
Azimabadi 6,
Elbani 6 güvenilir hadis-i şerife eserlerinde yer vermişlerdir.
Bunlar Hz. Mehdi ile ilgili hadislerin bulunduğu güvenilir kaynakların sadece bir kısmıdır. Bunların dışında da daha pek çok güvenilir kaynakta Hz. Mehdi konusundaki hadisler ve açıklamalar vardır.
3-Hz. Mehdi’nin Muhakkak Çıkacağını Bildiren Hadisler Hangileridir?
Hz. Mehdi’nin ahir zamanda muhakkak çıkacağını bildiren hadislerden bazıları şunlardır :
Eğer dünyadan bir gün bile kalsa, Allah, O ( Hz. Mehdi) idareyi ele alıncaya kadar o günü uzatırdı. ( Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 10)
Eğer dünyadan bir gece bile kalsa, Allah onu uzatır ve Ehli Beytimden birisini ( Hz. Mehdi) melik kılardı. ( Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 10)
Ümmetim arasında Mehdi gelecektir... Ümmetim onun zamanında iyi ve kötünün, benzeriyle nimetlenmediği bir nimetle nimetlenecek, sema üzerlerine bol yağmur yağdıracak, arz nebatından hiçbir şey saklamayacaktır. ( Kitab-ül Burhan Fi
Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 9)
Dünyadan bir gece bile kalsa, Allah o geceyi uzatır ve Ehli Beyt’imden birisi gelerek dünyaya hakim olurdu. Onun adı adıma, babasının adı babamın adına uyar. Daha önce yeryüzü nasıl zulümle dolduysa, o, onu adaletle dolduracaktır. (
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 11)
4- Mehdi Kelimesinin Anlamı Nedir?
"Mehdi", kelime olarak, "hidayete ermiş, hidayet bulmuş kişi" anlamına gelir ( İslam Ansiklopedisi, "Mehdi", c. 5, s. 149). Dini literatürde ve halk arasında ise Peygamberimiz ( sav)'in ahir zamanda geleceğini müjdelediği mübarek zatın
ismi olarak geçmektedir. Bir İslami kaynakta kelimenin tanımı şöyle yapılmaktadır :
"Mehdi" : Allah'ın hakikaten hak yoluna götürdüğü kimsedir. Bu sözcük, isimler arasında o kadar çok kullanılmıştır ki bilinen isimlerden olmuştur. Peygamber'in ahir zamanda geleceğini müjdelediği kimse bu isimle adlandırılmıştır. (
İbn'ül-Esir el-Cezeri, "en-Nihaye fi Garib'il-Hadisi ve'l-Eser", c. 4, s. 244)
Bir başka kaynakta da Hz. Mehdi hakkında şöyle bir açıklama yer almaktadır :
“Mehdi Allah'ın hak yola erdirdiği kimsedir. Mehdi Peygamber'in ( SAV) ahir zamanda geleceğini müjdelediği, kendi ailesinden olan kimsenin adıdır. Yeryüzünü adalet ve eşitlikle dolduracak; zulüm ve haksızlıkla dolmuş iken. O
Konstantiniyye'de ( El-Müncid Fi'l-A'lam) Mesih ile birlikte olacak. Arab’a ve Arap olmayan herkese hükmedecek, Deccal'i öldürecek... Onun zuhur edeceğini dost ve düşman inkar etmiştir. Onun kıyamına dair rivayetler tevatüre ulaşmıştır.
Allah'ım! O'nun zuhurunu çabuklaştır...” ( Fahrettin et-Türeyhi, Mecma'ül-Bahreyn ve Matla'ün-Nayyireyn, c. 1, s. 475-476)
5- Hz. Mehdi Hangi Soydan Olacaktır?
Hadislerde Hz. Mehdi'nin Peygamberimiz ( sav)'in soyundan olacağı bildirilmektedir. Hz. Mehdi'nin bu özelliğini haber veren hadislerden bazıları şöyledir :
Kıyametin kopması için zamanda sadece bir günden başka vakit kalmamış da olsa Allah ( c.c.) benim Ehl-i Beyt’imden ( soyumdan) bir zatı ( Hz. Mehdi'yi) gönderecek. ( Sünen-i Ebu Davud, 5/92)
Benim Ehl-i Beyt’imden bir şahıs bütün dünyaya hakim oluncaya kadar günler ve geceler gitmez. ( En-Necmu's Sakıb, Ukayli)
Mehdi, kızım Fatıma'nın neslindendir. ( Sünen-i İbn Mace, 10/348 )
Mehdi ile müjdelenin. O Kureyş'ten ve Ehl-i Beyt’imden bir kişidir. ( Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 13)
Mehdi, benim çocuklarımdan birisidir. Yüzü gökyüzünde parlayan yıldız gibidir. ( Ali b. Sultan Muhammed el-Kari el-Hanefi’nin “Risaletül Meşreb elverdi fi mezhebil Mehdi”)
Bütün peygamberler birbirinin soyundandır. Hz. Mehdi de hadislerde belirtildiğine göre bu soydan gelmektedir. Halk arasında bu soydan gelenlere "seyyid" denmektedir. “Hz. Mehdi de seyyid olacaktır.”
Allah, Kuran'da birbirlerinin soyundan gelen elçilerden bahsetmektedir. Bu ayetler Hz. Mehdi'nin de aynı soydan geleceğine işaret ediyor olabilir. ( En doğrusunu Allah bilir).
6-Hz Mehdi Nerede Doğacaktır?
O, Medine'de doğacaktır... Nuaym b. Hammad. İmam Ali ( KV) den böyle nakletmiştir.
Kurtubi'nin Tezkiresinde, Onun Mağrib ülkelerinden çıkacağı, oradan gelip denizi geçeceği anlatılmaktadır. ( Kıyamet Alametleri, s.162, 7. baskı)
( Medine kelimesi Arapça’da “şehir” anlamına gelmektedir)
7- Hz. Mehdi'nin İsmi Ne Olacaktır?
Peygamber Efendimiz ( sav)’in pek çok hadisinde, Hz. Mehdi'nin adının Peygamberimiz ( sav)'in adına “muvafık” yani “uygun” olacağı bildirilmektedir. Bu hadislerden bazıları şöyledir :
Ey insanlar, muhakkak Allahu Teala size zalimleri, münafıkları ve onlara uyanları menetmiş ve size ümmeti Muhammed'in en hayırlısı olan ve Mekke'de bulunan, İSMİ AHMED, babasının ismi Abdullah olan Hz. Mehdi'yi reis kılmıştır. Ona
katılınız. ( El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 31)
Gökten şöyle bir ses duyulacak : “Ey insanlar artık Allah Cebbarları, Münafık ve yardımcılarını sizden uzaklaştırdı. Ümmeti Muhammed ( S.A.V)in en hayırlısını başınıza getirdi. Mekke’de ona katılın, O Mehdi’dir. İsmi de Ahmed B.
Abdullah’dır. Diğer bir rivayet : “Size Muhammed Ümmetinin en hayırlısı olan Cabir’i tayin etti. Mekke’de ona yetişin O Mehdi’dir. İsmi MuhammedB.Abdullah’tır!” ( Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul El-Hüseyin El
Berzenci,
Pamuk Yayıncılık, 8. baskı, s. 165)
Rivayetlerin çoğunda Mehdi’nin ismi “Muhammed” olarak geçer; bazı rivayetlerde ise “Ahmed” diye anlatılır...
Ebu Davud ile Tirmızi’nin İbni Mesut ( RA)'dan nakil ettiklerine göre, Allah’ın Resulü ( sav) şöyle buyurmuştur : “Onun ismi ismime, babasının ismi de babamın ismine muvafık olacaktır...” ( Kıyamet Alametleri, Genişletilmiş 9. baskı,
s.159-160)
Peygamberimiz ( sav) “Onun ismi ismime, babasının ismi de babamın ismine muvafık olacaktır...” diyerek, Mehdi ile isimleri arasında bir benzerlik olacağına dikkat çekmiştir. Bu konuya ilişkin bazı hadislerinde ise Mehdi’nin isminin
“Ahmed” olacağını haber vermiştir.
Peygamberimiz ( sav)'in ismi olan “Muhammed” ve hadislerde Mehdi’ye işaret eden “Ahmed” isimleri Arapça’da aynı fiilden gelmektedir ve anlam olarak da hadislerde belirtildiği gibi birbirlerine “muvafık” yani “uygun”dur.
Sözlük anlamlarına bakıldığında da, hadislerde işaret edilen Muhammed ve Ahmed isimlerinin bu anlam benzerliği açıkça görülmektedir :
Ahmed : Daha fazla övülmeye layık, çok, en çok methedilmiş olan.
Muhammed : Pek çok tekrar tekrar övülmüş, methedilmiş mealinde bir isim.
Konuyla ilgili işari manada bir ayette ise şöyle bildirilmektedir :
.. benden sonra ismi "AHMED" olan bir elçinin de müjdeleyicisiyim" demişti... ( Saff Suresi, 6)
8- Hz. Mehdi’nin Kardeşi Olacak mıdır?
Peygamberimiz ( sav)'in hadislerinde Hz. Mehdi'nin kardeşinin az olacağı haber verilmiştir :
Kardeşi az olandır... ( Risalet ül Mehdi s.161)
9- Peygamberlere İndirilen Kitaplarda Hz.Mehdi Hakkında Bilgi Var mıdır?
Naim buyurdu ki : Ben Mehdi'yi Peygamberlerin suhufunda ( sahifelerde; Adem, Şit, İdris ve İbrahim peygamberlere indirilen sahife şeklindeki kitaplarda) şöyle bulurum : "Mehdi'nin amelinde ne zulüm ne de ayıp yoktur." ( Kitab-ül
Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 21)
Peygamberlere dair olan kitaplarda, "Mehdi'nin işi zulüm ve kötülük değildir" şeklinde işaret edilmiştir.( El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 49)
İbni Münavi diyor ki : "Danyal ( a.s.)’in kitabında şöyle yazılıdır" Süfyanlar 3 tanedir, Mehdiler de 3’tür. 1. Süfyan çıkıp adı sanı yayıldığında ona karşı 1. Mehdi, 2. Süfyana karşı 2. Mehdi, 3. Süfyana karşı da Hz. Muhammed Mehdi
çıkacak ve Allah-u Teala daha önce fesada uğrayanları ve iman ehlini onunla kurtaracaktır. Sünnetler onunla ihya edilecek bidat ateşleri de onunla sönecektir. Onun zamanında insanlar aziz olacak ve kendi muhaliflerine galip
geleceklerdir. Güzel bir hayat sürülecek, yer ve gök bereketini artıracak, bu durum 7 yıl sürdükten sonra Mehdi vefat edecektir.( Bu hadis Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman isimli kitabın Süleymaniye Kütüphanesi’nde
bulunan
el yazılı bir nüshasında mevcuttur.)
Peygamberimiz ( sav)'in ashabının Tevrat ve İncil'de müjdelenmeleri gibi, Hz. Mehdi de diğer peygamberlere indirilmiş kitaplarda müjdelenmekte; bu kitaplarda Hz. Mehdi'den övgüyle bahsedilmektedir.
10- Hadislerde Hz. Mehdi'nin Hakimiyetinin Hangi Peygamberlerin Hakimiyetine Benzeyeceği Bildirmiştir?
Kuran'da Zülkarneyn ve Hz. Süleyman'ın yaşadıkları dönemlerde yeryüzünde geniş çapta etkili oldukları haber verilmiştir. Peygamberimiz ( sav)'in hadislerinde ise, Hz. Mehdi'nin de Zülkarneyn ve Hz. Süleyman gibi İslam ahlakını bütün
yeryüzüne hakim edeceği haber verilmiştir :
Mehdi tıpkı Zülkarneyn ve Süleyman gibi dünyaya hükmedecektir. ( El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 30)
Yeryüzüne dört kişi malik olmuştur. İkisi mümin, ikisi kafirdir. Müminler, Zülkarneyn ve Hz. Süleyman, kafirler ise Nemrud ve Buhtunnasır'dır. Beşinci olarak Ehl-i Beytimden birisi ( Hz. Mehdi) gelecek ve o da dünyaya malik olacaktır. (
Kitab'ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy il Ahir Zaman, s. 10)
11- Peygamberimiz ( sav)’in Hadislerde, Hz. Mehdi'nin Gelişinin Mülümanlar İçin Bir Müjde Konusu Olduğu Nasıl Bildirmiştir?
Peygamberimiz ( sav), "Mehdi ile müjdelenin" ( Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 12) buyurarak, Hz. Mehdi'nin gelişini heyecan ve şevkle beklemenin, bu mübarek şahıs için hazırlık yapmanın önemine dikkat çekmiştir.
12- Peygamberimiz, Hz. Mehdi Geldiğinde Mülülmanların Ona Uymalarının Önemini Nasıl Bildirmiştir?
Sizden ona kim yetişirse, kar üzerinde sürünerek dahi olsa ona gelsin. Ona katılsın. Zira o, Mehdi'dir. ( İbn Mace, Fiten, B 34, H 4082; İbn Ebi Şeybe, c. VII, s. 527; Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 14)
----------------------
Hz. Mehdi'nin Fiziksel Görünümü
13- Hadislerde, Hz. Mehdi'nin Fiziksel Özellikleri Hakkında Bilgi Verilmiş midir?
Peygamberimiz ( sav), Hz. Mehdi'nin ahlakı ve mücadelesinin yanı sıra, fiziksel özelliklerini de çok detaylı olarak tarif etmiştir. Peygamberimiz ( sav)'in Hz. Mehdi hakkındaki tasvirleri o kadar detaylı ve açıktır ki, Hz. Mehdi ortaya
çıktığında kendisini görenler bu tasvirlerden hemen kendisini tanıyacaklardır.
Bir ayette, Kitap Ehli'nin Peygamber Efendimiz ( sav)'i "çocuklarını tanır gibi" tanıyacakları bildirilmektedir :
Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu ( peygamberi), çocuklarını tanır gibi tanırlar. Buna rağmen içlerinden bir bölümü, bildikleri halde gerçeği gizlerler. ( Bakara Suresi, 146)
Bu ayet işari manada, Hz. Mehdi'nin tanınmasına da işaret etmektedir. ( En doğrusunu Allah bilir.) Hz. Mehdi de ortaya çıktığında, Peygamberimiz ( sav)'in tasvirleri ışığında, insanlar onu çocuklarını tanır gibi tanıyacaklardır. Ancak
buna rağmen bazı insanlar, bu mübarek şahsı tanımazlıktan gelecekler ve kendisini inkar edeceklerdir.
14- Peygamberimiz ( sav), Hz. Mehdi'nin Fiziksel Özelliklerini Nasıl Tarif Etmiştir?
Güzel ve Nurludur
O ( Mehdi) güzel bir delikanlıdır, güzel yüzlüdür. Yüzünün nuru başına ve saçlarının siyahına kadar yükselir. ( Mehdilik ve İmamiye, s. 153 /İkdüd Dürer'den)
Yüzü parlayan yıldız gibi nurludur.( El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 33/Kitab-ül Burhan Fi Alamatil-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 22)
... Yüzü gökyüzünde parlayan yıldız gibidir. ( Deylemi, c. IV, s. 221, İbnu'l Cevzi, c. II, s. 558; Ali b. Sultan Muhammed el-Kari el-Hanefi “Risaletül Meşreb elverdi fi mezhebil
Mehdi”)
O ( Mehdi), orta boylu ve güzel yüzlü bir gençtir... Yüzünün nuru, saçının, sakalının ve başının siyahlığı üzerine gün gibi parlar ve ona yücelik verir. ( Ukayli “En-Necmu’s-sakıb fi Beyanı Enne’l Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib
Ale’t-Temam ve’l kamal”)
Mehdi benim çocuklarımdandır. Onun yüzü, parlak yıldız gibidir. ( Ukayli “En-Necmu’s-sakıb fi Beyanı Enne’l Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale’t-Temam ve’l kamal”)
Güzel yüzlüdür. Yüzünün nurları ona azamet verir. ( Mer'iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi’si “Fevaidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar”)
... Yüzünde parlak yıldız gibi bir renk vardır...( Fevaidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar, s. 12
Kuran’da da Allah, Hz. Yusuf'un güzelliğini şu şekilde haber vermektedir :
... ( Yusuf'a da : ) "Çık, onlara ( görün)" dedi. Böylece onlar onu ( olağanüstü güzellikte) görünce ( insanüstü bir varlıkmış gibi gözlerinde) büyüttüler... ( Yusuf Suresi, 31)
Siyah Saçlıdır
Yüzünün nuru başına ve saçlarının siyahına kadar yükselir. ( Mehdilik ve İmamiye, s. 153/İkdüd Dürer'den)
Siyah saçlıdır. Siyah sakallıdır. ( Mer'iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi’si “Fevaidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar”)
Yüzünün nuru, saçının, sakalının ve başının siyahlığı üzerine gün gibi parlar ve ona yücelik verir. ( Ukayli “En-Necmu’s-sakıb fi Beyanı Enne’l Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale’t-Temam ve’l kamal”)
Yüzünde Ben Olması
Yüzünde bir ben bulunacaktır.( El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 41)
Omuzunda Peygamberin ( sav) Alameti Vardır
Mehdi'nin omuzunda Peygamber Efendimiz ( sav)'deki alamet bulunacaktır. ( El-Kavlu'l Muhtasarr Fi Alamatil Mehdiyy- il Muntazar, s. 41)
Omuzunda Peygamber ( sav)'in alameti vardır. ( Kıyamet Alametleri, Berzenci, s. 165; Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 23)
Omuzunda Peygamber ( sav)'in nişanı vardır. ( Kıyamet Alametleri, Berzenci, s. 163)
Hadis-i şeriflerden anlaşılacağı üzere Hz. Mehdi'nin iki omuzu arasında Hz. Muhammed ( sav)'de olduğu gibi açık bir işaret olan "Peygamberimiz ( sav)'in alameti" olacaktır. Peygamberimiz ( sav)'in alameti, İslami kaynaklarda şu
şekilde bildirilmektedir :
Ebu Saib b. Yezid'den rivayet edilmiştir : "Gözüm Peygamberimiz'in iki omuzu arasındaki mühüre ilişti." ( Sünen-i Tirmizi, 6/126)
Rengi
Hz. Mehdi'nin rengi arabi… ( İbn Hacer El Mekki; "El-Kavlü'l Muhtasar fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar", s. 15-75)
Not : Arap ırkının ten rengi kırmızıyla karışık beyazdır.
Hz. Peygamber ( sav)'in ten rengi de kırmızıya çalan beyaz renkti. Fakat, teninin görünen kısımları güneş, rüzgar gibi etkenlerle esmere çalıyordu. Rivayetlerden Hz. Mehdi'nin de Peygamber Efendimiz ( sav)'le aynı renkte olacağı
anlaşılmaktadır. Bir rivayette Resulullah ( sav)'ın ten rengi şöyle tarif edilmektedir :
Enes b. Malik, Peygamber ( sav)'in rengi hakkında şöyle dedi : Beyaz idi. Fakat beyazı esmere çalıyordu. ( İbni Kesir, Şemail'ür- Resul, s. 28 )
Esmerden maksat bembeyaz olmayıp az kırmızılığı ispat etmektir. Çünkü Resul-ü Ekrem Hazretleri'nin rengi, hamamdan henüz yeni çıkmış ve kendisine kızıllık gelmiş olan bir beyaz kimsenin o andaki rengi gibidir. Yani Resul-ü Ekrem
Hazretleri'nin mübarek rengi, kırmızı ile karışık nurani beyaz idi. ( İbni Kesir, Şemail'ür- Resul, s. 28 )
Genel Görünümü
Hz. Mehdi'nin boyu, posu sanki Beni İsrail ricalindedir. ( El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 36-29)
Cismi, İsrail cismidir. ( Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 24)
Mehdi sanki Beni İsrail'den bir adamdır. ( Tavrı onlara benzer yani heybetli ve akıllı) ( Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 23-30)
O … heybetli bir adamdır. ( İkdüd dürer)
Hz. Mehdi'nin bedeni İsraili'dir. Hz. Mehdi, sanki Beni İsrail ricalindendir ( önde gelenlerindendir) ( İbn Hacer El Mekki)
Cismi, İsrail bünyesi gibidir. ( Mer'iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi’si “Fevaidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar”)
( Dış görünüşü) sanki İsrailoğullarından bir adama benzemektedir. ( Ukayli “En-Necmu’s-sakıb fi Beyanı Enne’l Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale’t-Temam ve’l kamal”)
Sanki o, İsrailoğullarından bir adam gibidir. ( Nuaym b. Hammad, vr. 52a; Mer'iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi’si “Fevaidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam
El-Mehdi El-Muntazar”)
Geniş Vücutlu Olması
Hadislerde Hz. Mehdi'nin karnının, göğsünün, alnının, bacak aralıklarının, uyluklarının geniş olduğu bildirilmektedir. Alnının geniş olmasıyla orantılı olarak başı da büyük olacaktır. Tüm bu tasvirlerden, Hz. Mehdi'nin tüm vücudunun
geniş olduğu anlaşılmaktadır.
İri gövdeli... ( Ukayli “En-Necmu’s-sakıb fi Beyanı Enne’l Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale’t-Temam ve’l kamal”)
O, alnı açık… karnı büyük, iki uyluk arası açık… ( Fevaidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar, s. 13)
O, açık alınlıdır. ( Mer'iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi’si “Fevaidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar”)
İki uyluk arası açık...( Mer'iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi’si “Fevaidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar”)
Hz. Mehdi, Hz. Hasan'In soyundandır. Bacakları aralıklıdır. ( Ali Bin Hüsamettin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler – Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, s. 22)
... Onun... alnı geniştir. Yeryüzünü adaletle dolduracak v emalı bol bir şekilde dağıtacaktır. ( Ali Bin Hüsamettin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler – Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, s. 22)
Boyu
Mehdi, orta boylu olacaktır. ( El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 41)
Mehdi’nin adı Muhammed b. Abdullah'tır. O, orta boylu... ( Fevaidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar, s. 11)
Peygamber Efendimiz ( sav)'in de aynı boyda olduğunu rivayetlerden öğrenmekteyiz :
Enes B. Malik rivayetlerde buyurdu ki : Resulullah ( sav) orta boylu idi. Bilindiği gibi hadiste geçen "Rab'a" kelimesi normal ve orta boylu demektir. Fakat normal boy için uzun olan şahsa göre bir sınır vardır. Çünkü boyun sahibi
kendi karışı ile yedi karış kadar olan boya normal boy denilir. ( Tirmizi, Şemail-i Şerif, s. 15)
Alnının Açık ve Geniş Olması
Hz. Mehdi'nin alnın açık ve geniş olmasına orantılı olarak başının da büyük olacağı hadislerden anlaşılmaktadır.
Mehdi bendendir... Açık alınlıdır.( Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 21)
Mehdi bizdendir, alnı açık...( Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 21)
Allahü Teala, benim neslimden, alnı açık, yeryüzünü adaletle doldurarak malı ve eşyayı insanlara bol bol ikram eden bir evladımı gönderecektir.( El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 23)
O, açık alınlıdır.( Mer'iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi’si “Fevaidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar”)
Muhakkak ki Allah, benim neslim içinde alnı açık ( olan) bir şahıs gönderecektir.( Fevaidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar, s. 11)
Karnın Geniş Olması
O, alnı açık... karnı büyük, iki uyluk arası açık... ( Fevaidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar, s. 13)
Uylukları Uzundur
Uylukları uzundur, rengi Arap rengidir. ( Kıyamet Alametleri, Berzenci, s. 162-163)
Yürüyüşü
Bir özelliği de yürürken uyluklarının açık ve birbirinden uzak olmasıdır. ( El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 32
Yaşı
Hadislerde belirtilen Hz. Mehdi'nin gönderildiği yaşlardan kasıt, onun vazifeye başlayacağı, insanların kendisini tanıyacakları ve faaliyetini görüp izleyecekleri yaşlardır.
Yaşı 30 ile 40 arasında olduğu halde gönderilecektir... Mehdi benim evlatlarımdandır. 40 yaşlarındadır. ( El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 41)
40 yaşındadır. Diğer bir rivayete göre 30 ile 40 yaşındadır. ( Kıyamet Alametleri, Berzenci, s. 16)
Mehdi benim neslimdendir. O 40 yaşındadır. Sanki yüzü parlak bir yıldızdır... ( Mer'iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdisi “Fevaidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar”)
Sakalı
Sakalı bol ve sık olacaktır. ( El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 23),
Sakalı sıktır. ( Kıyamet Alametleri, Berzenci, s. 163)
Burnu Güzeldir
Onun alnı geniş, burnu ise ince olacaktır. ( Tırmizi, Büyük Hadis Külliyatı, Rudani 5.Cilt, s. 365)
O, açık alınlı, küçük burunlu… ( Muhammed B. Resul Al-Hüseyni El Berzenci, "Kıyamet Alametleri" Pamuk Yayınları, Trc. Naim Erdoğan, s. 163)
O açık alınlı ve ince burunludur. ( Ahmed, b. Hanbel II-291, III-17) ( Süneni Ebu Davud Terceme ve şerhi cilt. 14, Şail yayıncılık, K. el-Mehdi ( 35), s. 404)
Kaşları ve Gözleri
O, açık alınlı, küçük burunlu, iri gözlü... ( Muhammed B. Resul Al-Hüseyni El Berzenci, "Kıyamet Alametleri" Naim Erdoğan, s. 163)
Kaşı kavislidir. ( Muhammed B. Resul Al-Hüseyni El Berzenci, "Kıyamet Alametleri" Pamuk Yayınları, Trc. Naim Erdoğan, s. 163)
Hz. Mehdi'nin kaşları... araları açık... ( El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 41)
Hadiste Hz. Mehdi'nin kaşlarının aralarının açık olmasıyla, gözü ve kaşı arasında mesafenin geniş olduğu ifade edilmektedir.
Dişlerinin Güzelliği ve Parlaklığı
Dişleri parlak olacaktır. ( Nuaym b. Hammad, vr. 52a; El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 41)
Mehdi, gür sakallı, ön dişleri parlak... ( Mer'iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi’si “Feraidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar”)
---------------------
|
|
|
Hz.Mehdi a.s’in Manevi Özellikleri Ve Çikiş Alametleri |
|
Yazar: RasitTunca - 01-17-2019, 08:03 PM - Forum: Kıyamet ve Alametleri Hakkında
- Yorum (4)
|
 |
Hz.Mehdi a.s’in Manevi Özellikleri Ve Çikiş Alametleri
HZ.MEHDİ A.S’IN MANEVİ ÖZELLİKLERİ VE ÇIKIŞ ALAMETLERİ
Hz.Mehdi Hilafet Merkezinin Bulunduğu Yerden Çıkacaktır :
Hz.Mehdi’nin çıkacağı yer konusunda farklı rivayetler mevcuttur.Üstad Bediüzzaman Said-i Kurdi, bu ihtilaflı rivayetler hakkında şöyle bir yorum yapmaktadır : “Ahir zaman hadislerini aktaran alimler, ahir zaman olaylarını kendi dönemlerindeki hilafet merkezlerini esas alarak aktarmışlardır. Mehdiyet olayının gerçekleşeceği yer olarak, her alim kendi zamanının hilafet merkezi olan Irak, Şam, Kûfe, Medine gibi şehirleri belirtmiştir. Ravilerin bu içtihatları da zamanla rivayetlere katılarak günümüze ulaşmıştır. Ancak bu rivayetlerin ortak noktası, bu olayların Hilafet Merkezi’nde gerçekleştiğidir. (24.Söz-5.Şua, 9.Mesele)
Bediüzzman bu sonuca varmıştır. Bilindiği gibi son hilafet merkezi İstanbul’dur. Halifelik geçen yüzyılın başlarında resmi olarak kaldırılmıştır ve o günden bu yana dünya üzerinde başka hiçbir yere de taşınmamıştır. Yani hilafetin son bulduğu yer Türkiye topraklarıdır. Öyleyse ahirzamanda gelmesi beklenen Hz.Mehdi (as) bu topraklar üzerinde doğacaktır. Burada sözü Bediüzzaman Said-i Nursi’ye verecek olursak : “Çok zaman evvel bir ehl-i velâyetten işittim ki; O Zat, eski velilerin gaybi işaretlerinden istihrac etmiş (bir anlam çıkartmış) ve kanaati gelmiş ki : “Şark tarafından bir nur zuhur edecek, bid’atlar karanlığını dağıtacak.” Ben, böyle bir nurun zuhuruna çok intizar ettim (gözledim) ve ediyorum. Fakat çiçekler baharda gelir. Öyle kudsi çiçeklere zemin hazır etmek lâzım gelir. Ve anladık ki, bu hizmetimizle O nurani zatlara zemin hazırlıyoruz” (28.Mektup, 7. Mesele, 5. Sebep)
E)Hz.Mehdi’nin Özellikleri :
aa) Hz.Mehdi Allah’a karşı son derece boyun eğicidir : Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde Hz. Mehdi’nin, Allah korkusu çok güçlü olan bir kimse olacağı bildirilmektedir : “Mehdi, gerges kuşunun kanadı ile titremesi gibi Allah’tan çok korkan bir kimsedir.” Başka bir hadiste : Mehdi Allah’a karşı son derece boyun eğicidir. Ahlak bakımından Peygambere benzer. (Kıyamet Alametleri, sf.163) Ben Mehdi’yi Peygamberlerin sahifelerinde şöyle bulurum : “Mehdi’nin amelinde ne zulüm ne de ayıp vardır.” (Kitab-ül Burhan sf. 21) Hadislerde verilen bu bilgilerden Hz. Mehdi’nin, çevresinde Allah’a olan bağlılığı, ihlası ve üstün ahlakıyla dikkat çeken bir kimse olacağı anlaşılmaktadır.
bb)Çağının en büyük müceddididir :
Müceddid, dini hakikatleri devrin ihtiyaçlarına göre ders vermek üzere gönderilen, kendi çağının en büyük alimi anlamına gelmektedir. Resuluİlah (s.a.v.) buyurdu : “Mehdi, bizden Ehli Beyttendir. Allah Onu bir gecede ıslah eder. (olgunlaştırır).” “O, kimsenin bilemediği gizli bir gücün sahibi olduğu için kendisine Mehdi denilmiştir.”( Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman). Bir tevili şudur ki : Bütün zahiri ilimler, istenildiğinde herkes tarafından okuyarak, araştırılarak öğrenilebilir. Bir de çalışılarak elde edilemeyen, ancak Hz. Allah’ın bir lütfu olan ve onu istediği kuluna verdiği “Vehbi ilim” vardır. Yukarıdaki rivayette “kim- senin bilemediği” denilerek Mehdi’nin böyle bir ilme sahip olduğu anlatılmak istenmiştir. Bu ilmin “Ledün ilmi” olması da muhtemeldir. Kehf suresinde Musa (a.s.) ile ismi verilmeyen mübarek bir şahis arasında geçen kıssada, benzer bir ilimden bahsedilmektedir. (Rivayetlerde bu şahsın Hızır a.s. olduğu anlatılır.)
Bu konuda Bediüzzaman’ın güzel açıklamalarından bazıları : “Allah-u Teala, ahir zamanın en büyük fesadı zamanında, elbette en büyük bir müçtehid, hem en büyük bir müceddid, hem hakim, hem mehdi, hem mürşid, hem kutb-u azam olarak bir nurani zatı gönderecek ve o zat da, ehl-i beytten olacaktır… Kadir-i Zülcelal Hz. Mehdi ile de, alem-i İslam’ın zulümatını dağıtabilir. Ve vaadetmiştir, vaadini elbette yapacaktır. (Mektubat, 411-412).” Mevdudi ise şöyle diyor : “…Tam manasıyla dini ihya edecek, her alanda devrim yapacak ve tam bir başarı kazanacak kamil bir müceddid maalesef şimdiye kadar dünyaya gelmemiştir. Fakat hem akıl ve mantık, hem tabiat kanunları ve dünyanın gidişatı böyle bir müceddid veya önderin doğmasını gerektirmektedir…İşte bu liderin adı “El-İmam-ül Mehdi” olacaktır; ki bu hususta Hz.Peygamber (as)’ın açık hadisleri vardır…Mehdi (as) çağdaş bir lider olacaktır. Çağının bütün ilim ve tekniğine iyice vakıf olacaktır. Hayatın bütün meseleleri hakkında bilgi ve tecrübe sahibi olacaktır. Aklı, zekası, siyasi kabiliyet ve savaş tekniğinin bilgisi bakımından herkesten üstün olacaktır. Kısacası, çağın ilericilerini çok geride bırakacak bilgi, yetenek ve güce sahip olacaktır…”(Mevdudi, Hz.Peygamber’in Hayatı, sf 396-397-398 )
cc)Çağının En Büyük Komutanıdır :
“Çalışanlar üzerine disiplinli olması, malı cömertçe vermesi ve yoksullara karşı çok merhametli olması, Mehdi’nin alametlerindendir.”(Mehdiyy-il Ahirzaman). Ebu’l Ala Mevdudi ne güzel açıklıyor : “Şuna inanı -yoruz ki, İmam Mehdi geldiği zamanın en ideal komutanı, lideri olacaktır. Buradaki idealden maksadım şudur : çağın bütün gerçeklerini bilecek, tam bir yönetici yeteneğine sahip bir insan olacaktır. Korkarım ki, onu ilk reddedecek olanlar gelenekçi ulema sınıfı ve sufi takımından başkası olmayacaktır. Çünkü onlar göreceklerdir ki, bu insanın, tasavvurlarındaki Mehdi ile hiçbir ilgisi yok.”(Mevdudi, İslamda İhya Hareketleri). Aynı konuda Üstad ise şöyle diyor : Büyük Hz. Mehdi’nin çok vazifeleri var. Ve siyaset aleminde, diyanet aleminde, saltanat aleminde, cihad aleminde. (Şualar, 456).
dd) Tebliğ (İrşad) Gücü :
“Asrında cahil, cimri ve korkak olan bir adam hemen alim, cömert ve cesur olacak.”(Kıyamet Alametleri, Berzenci, s. 186). “O (Mehdi) kuru bir kamış ağacını kuru bir yere dikecek, anında yeşillenip yaprak verecek.” Bu ikinci hadis zahiri ma- nalarının dışında farklı şekillerde yorumlanmaktadır. Bu yorumlardan biri şu şekilde olabilir : Mehdi “kuru bir ağaç”a benzetilen bir insana teveccühüyle ve onu irşad etmesiyle; önceleri tıpkı kuru bir ağaç gibi etrafına faydalı olamayan bu insanı, bu kez yeşillenmiş ve meyve vermiş bir ağaç gibi etrafına, yani dinine, halkına ve bütün insanlığa faydalı hale getirecektir.
“Bu önder ve lider, ruhta ve özde İslam olan yeni bir düşünce ekolü ve hareket tarzı belirleyecektir. O’nun başlattığı hareket ve düşünce akımı, kafaları ve insanların yaşantılarını temelden değiştirecektir. Başlattığı hareket öylesine büyük ve geniş kapsamlı olacaktır ki, hem siyasi hem de kültürel nitelikler taşıyacaktır. Cahiliye bütün gücüyle O’na karşı koymaya, O’nu yıkmaya çalışacaktır ama zafer Mehdi (as)’nin olacaktır.” (Mevdudi, Hz. Peygamber’in Hayatı, sf 399)
ee) Mücadelesindeki Kararlılığı :
Hz.Mehdi’nin bu özelliğiyle ilgili rivayetler çoktur. Bunlardan bazıları şöyledir : “Mehdi işi sıkı tutacak.” (Berzenci, s. 175). “İnsanlar hakka dönünceye kadar mücadelesine devam edecektir.” (Mehdiyy-il Muntazar, s. 23). “Fitneleri önlemenin kendisine zor gelmeyeceği ve öldürmenin de onu vazgeçiremeyeceği Ehli Beytim’e mensup birisi (Mehdi) sahip olmadan günler geceler bitmeyecektir.” (Kitab-ül Burhan s.12). “Mehdi (as) hesabını çok seri bir şekilde görecek ve vaadinden dönmeyecektir.” (Kitab-ül Burhan s. 24). “Mehdi Doğu tarafından çıkacak. Karşısına dağlar bile dikilse onları ezip geçecek, o dağlarda kendisine yol bulacaktır.” (Mehdiy-yil Muntazar, s. 39)
ff) Sadece Allah’a Dayanıp Güvenmesi :
Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde “halkın büyük kısmının Hz. Mehdi’ye yardımcı olmaktan kaçınacağı”, fakat sadece Allah-u Teala’ya dayanan Mehdi (as)’ın insanların yardımına tenezzül etmeyeceği şöyle haber verilmiştir : ” Mehdi bizden, Ehl-i Beyttendir. O, benim ümmetimden, tenezzül etmeyen (Allah’tan başka hiçbir varlığa minnet duymayan) bir adamdır.” ” Benim ümmetimden, daima Allah tarafından desteklenen ve onlara yardımcı olmayan halkın zarar veremeyeceği bir cemaat kıyamet kopuncaya kadar hiç eksik olmayacak. Ümmetim içinde daima böyle bir taife (topluluk) bulunacaktır.” (Sünen-i İbni Mace, cilt 1, sf. 16) “Kıyamet ancak, ümmetimden bir taife, insanlara galip olduğu halde kopacaktır. Bu taife ne kendilerine yardımcı olmayanlara ne de yardımcı olanlara bakmayacaklar.” (onların davranışlarına, ehemmiyet vermeyeceklerdir.) (Sünen-i İbni Mace, cilt 1, sf. 19)
F) Mücadelesinin Özellikleri :
aa) Belli Bir Süre Tanınmayacaktır :
Mehdi (as), vakti gelinceye dek gizlenecektir. Vaad olunan vakti gelince de ortaya çıkacaktır…(Beklenen Mehdi, sf 39). Bu durumu Bediüzzaman şöyle ifade etmektedir : “…öyle tefsir etmişlerdir ki, bu eşhas harika çıktıkları vakit bütün dünya onları tanıyacak gibi bir şekil vermişler. Halbuki demiştik : Bu dünya tecrübe meydanıdır. Akla kapı açılır, fakat ihtiyarı elinden alınmaz. Öyle ise o eşhas (Hz.Mehdi), hattâ o müdhiş Deccal dahi çıktığı zaman çokları, hattâ kendisi de başlangıçta Deccal olduğunu bilmez. Belki nur-u îmânın dikkatiyle, o eşhas-ı âhir zaman tanınabilir.” (Mektubat, 54). Aynı konuda Araştırma Dergisi’nde şöyle bir ifade geçmektedir : “Bu hayırlı insanların (Hz.İsa ve Hz.Mehdi) ortaya çıkışlarının ilk dönemlerinde tanınmamalarında elbette ki pek çok hayır ve hikmet vardır. Bu gizlilik, Allah’ın izniyle, Hz. İsa ve Hz. Mehdi’ye pek çok konuda kolaylık sağlayacak ve aynı şekilde onların pek çok kötülükten korunmalarına da vesile olacak olabilir”. (Temmuz sayısı)
bb) Hz.Mehdi, İnsanlar Kendisinden Umut Kesince Çıkacaktır :
Deccal’in sahip olduğu değişik güçler (Askeri,ekonomik, idari, teknolojik güçler ile medya-basın gücü) tüm imkanlarını kullanarak halkı yanlış inançlara, büyük bir korkuya ve umutsuzluğa itmeye çalışacaktır : “İnsanların ümitsiz olduğu ve “Hiç Mehdi falan yokmuş” dediği bir sırada Allah Mehdi’yi gönderir…” (Kitab-ul Burhan sf. 55) “…Mehdi, Resulullah’ın bayrağı ile, insanların başlarına bela üzerine bela yağdığı ve çıkışından ümit kesildiği bir sırada çıkar…” (Kitab-ül Burhan sf. 55). Günümüzde İslam aleminin ve genelde tüm insanlığın savaş, açlık, katliam, dinsizlik gibi belalarla kuşatıldığı ve İslam coğrafyasının galibiyetinden neredeyse umudun kesildiği bu dönemi tasvir eden bir başka hadis ise şöyledir : “Masum insanlar katloluncaya kadar Mehdi çıkmayacak ve katliamlara yerde ve göktekiler, artık tahammül edemez bir hale geldiğinde zuhur edecektir…” (Mehdiyy-il Muntazar, sf. 37)
cc) Hz. Mehdi’nin Üç Asli Görevi Vardır :
Bediüzzaman bu görevleri şöyle sıralamaktadır : “Hz. Mehdi’nin temsil ettiği kudsi cemaatin üç vazifesi var.
“Birincisi her şeyden evvel felsefeyi ve maddecilik fikrini tam susturacak bir tarzda imanı kurtarmaktır. Ehl-i imanı dalâletten muhafaza etmek…Bu konuda Mevdudi de şöyle diyor : Mehdi geldiği zaman, Müslümanlar’ın düşünce ve inançlarında bulunan cahiliye pisliklerini temizlemeye çalışacak, en saf şekliyle İslam’ı ortaya koyacaktır. İslam’ı her alanda hakim kılmak için çalışacaktır. İkinci Vazifesi : şeriatı icra ve tatbik etmektir. Birinci vazife maddi kuvvetle değil, belki kuvvetli itikad ve ihlas ve sadakatle olduğu halde, bu ikinci vazife gayet büyük maddi bir kuvvet lazım ki, o ikinci vazife tatbik edilebilsin.” O zatın üçüncü vazifesi, Hilafet-i İslamiyeyi İttihad-ı İslam’a bina ederek, İsevi ruhanileriyle ittifak edip din-i İslam’a hizmet etmektir.” (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, sf. 9). Mevdudi ise bu vazifeler hakkında şunları söylemektedir : “Mehdi’nin hak davası için olan bütün çalışmaları İslam’ın dünyaya hakim olmasına vesile olacak, bütün dünyada bir İslam nizamı tesis edilecektir. İslam’ın bu hakimiyetini, sadece yönetim biçimi içinde ele almak yanlıştır. Çünkü, İslam’ın hakimiyeti her alanda gerçekleşecektir. Bütün bunların sonunda hadiste de belirtildiği gibi “yerde ve gökte bulunan herkes mutlu olacaktır.” (Hz. Peygamber’in Hayatı)
dd) Hz.Mehdi’ye Katılma Emri :
Resulullah (SAV) şöyle buyurdu : “Biz öyle bir Ehl-i Beytiz ki, Allah bizlere dünyayı değil ahireti ihtiyar etti. Muhakkak ki benden sonra Ehl-i Beytim bela ve mihnetlerle karşılaşacaklar. Şark tarafından siyah bayraklı bir kavim gelinceye kadar…Bunlar hakkı isterler, verilmez; çarpışırlar, muzaffer olurlar; istedikleri verilir. Fakat o hak Ehl-i Beytimden birisine verilmedikçe kabul etmezler. O (Mehdi) arza sahip olur ve kendisinden önce baskı ve zulümle dolu olan arzı adaletle doldurur. Sizden kim O’na yetişirse, kar üzerinde sürünerek dahi olsa gelsin, O’na katılsın.Zira O Mehdi’dir.” (Ahirzaman Mehdi’sinin Alametleri,14)
ee) Birçok sıkıntı ve zorlukla karşılaşacaktır :
Hadislerde Hz.Mehdi’nin başlangıç yıllarının sıkıntı ve zorluklarla dolu mücadele yılları olduğu anlatılmaktadır. “Mehdi, bizden, Ehl-i Beyt’tendir… Biz öyle bir ev halkıyız ki Allah bizim için ahireti dünyaya tercih etmiştir. Benim Ehl-i Beytim muhakkak benden sonra bela, kaçırılma ve sürgüne uğrayacaktır.” “… Mehdi, Resulullah’ın bayrağı ile, insanların başlarına bela üzerine bela yağdığı ve çıkışından ümit kesildiği bir sırada çıkar. İki rekat namaz kılar. Namazdan dönünce şöyle der : “Ey insanlar! Ümmet-i Muhammed ve bilhassa onun Ehl-i Beyti çok belalar gördü ve bizler kahr ve haksızlığa maruz kaldık.”
ff) Hz.Mehdi’nin Askerleri veya yardımcıları :
Hakim’in Müstedrek’inde Hz. Ali’den gelen bir rivayette Hz. Mehdi ve askerlerinin faziletleriyle ilgili olarak şöyle denilir : “Selef onları geçemediği gibi halef de onlara ulaşamaz” (Müstedrek, Mukaddime : 52, Fasıl, s.319) . O’nun (Mehdi’nin) kumandaları, insanların en hayırlısıdırlar. (Muntazar-49)Muhakkak ki onlar hidayet sancaklarıdır. (Ramuz El Ehadis 1/135)
Şehitleri, şehitlerin en hayırlısı; emirleri, emirlerin en üstünüdür. Onlar Allah’ın has kullarıdır. (Kıyamet Alametleri-198 ) “Onlar Allah yolunda hiçbir kınayanın kınamasından, dedikodusundan korkmayan İslam ahalisidir. “(SüneniİbniMace-10-259).
Hz.Mehdi’nin yardımcıları Arap olmayacak, diğer milletlerden olacak. (Kıyamet Alametleri-187). “Ashab-ı Kehf, Mehdi’nin yardımcıları olacaktır.” (Kitab-ul Burhan). İmam Ebu İshak bu konuda şöyle diyor : “Mehdi çıktığı zaman, Ehl-i Kehf’e gidip selam verince, Allah onları diriltecek ve Mehdi’nin yanında yerlerini alacaklardır .Daha sonra yattıkları yere dönüp kıyamete kadar da kalkmazlar.” (Ahirzaman Mehdisi’nin Alametleri,59). “Horasan tarafından çıkan siyah sancaklılar, Hz.Mehdi’nin hakimiyeti için zemin hazırlarlar.”(Fetava-i Hadisiye, 37-42). “Bulutların semada toplandığı gibi, Allah O’nun etrafında bir kavim toplar. Onların kalplerini uzlaştırır. Onlar, içlerinden şehit düşene üzülmez, kendilerine katılana da sevinmezler. Sayıları Bedir Ashabı (313) kadardır. Evvelkiler onları geçmediği gibi, sonrakiler de onlara yetişe- mezler. Onların sayıları TALUD ile nehri geçenler kadardır.” (Kitab-ul Burhan-57) “Aralarında kadınların da bulunduğu 314 kişilik bir grup oluştururlar. Onlar her zalime galip gelirler. Onların kalpleri demir gibidir ve onlar gündüz arslan, gece de abiddirler. Ne evvelkiler, ne de sonrakiler fedakarlıkta onlara yetişemez.” (Kitab-ul Burhan 57-68 ) “Mehdi (a.s)’ın vezirleri 10’dan aşağı ve fakat 5’ten yukarı olacaktır. Memleket işlerinin ağırlıklarını O’nunla paylaşacaklar. Dokuz kişiden ibaret olacaklardır.” (Kıyamet Alametleri-187)
Bediüzzaman Hazretleri de Hz.Mehdi’nin yardımcıları hakkında şöyle demektedir : Bu vazifenin istinad ettiği kuvvet ve manevi ordusu, yalnız ihlas, sadakat ve tenasüd sıfatlarına tam sahip olan bir kısım şakirdlerdir. Ne kadar az da olsalar, manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar. İşte o pek kesretli ve muktedir ordu Al-i Muhammed Aleyhissalatu Vesselamdır ve Hz.Mehdi’nin en has ordusudur. (Emirdağ Lahikası-259).
gg) Mücadelesinden Ayrılanlar da Olacaktır :
“Mehdi’nin ordusu zaman zaman darbeler yiyecek, zaman zaman o çetin görevi üstlenememek, rahatlık meyli; can, mal, mevki korkusu gibi çeşitli sebeplerle kendisinden ayrılanlar olacaktır. Ama “onlar buna aldırmayacak,” (Ramuzü’l Ehadis, s. 476) “Ayrılanlar da, muhalifler de ona zarar veremeyecek. O kendisinden ayrılanlara rağmen muzaffer olarak yoluna devam edecektir.” (Ramazü’l-Ehadis, s. 487) Ancak Peygamber Efendimiz (sav)’in hadislerinde, bu ayrılan kişilerin Hz. Mehdi cemaati için çok büyük bir hayır ve güzellik olduğu da bildirilmektedir. Bu hak topluluk arasında gizlenen samimiyetsiz kişilerin ortaya çıkmasıyla, Allah’ın izniyle Hz. Mehdi cemaatinin birbirlerine bağlılığı daha da artacak, kötülerin ayrılması onları daha da kuvvetlendirecektir.
|
|
|
Hz. Mehdi Kimdir? Mehdi Aleyhisselam Kimdir? |
|
Yazar: RasitTunca - 01-17-2019, 07:24 PM - Forum: Kıyamet ve Alametleri Hakkında
- Yorum Yok
|
 |
HZ. MEHDİ KiMDiR
Hz. Mehdi Kimdir? Mehdi Aleyhisselam Kimdir?
Mehdi kelimesi, "hidayete eren veya hidayete vesile olan" anlamına gelmektedir. Bazı sözlüklerde ve ansiklopedilerde ise kelimenin daha geniş bir tanımı vardır:
Harfiyen "kendisine rehberlik edilen" demek olup, bütün istikametler (yol göstermeler ) Allah'tan geldiği için, kelime nihayet kendisine Allah tarafından yol gösterilen, yani hususi ve şahsi bir tarzda Allah'ın hidayetine nail olan manasını almıştır. (İslam Ansiklopedisi, 7/474 )
Hidayete eren veya hidayete vesile olan. Sahib-üz-zaman. "Hususi ve şahsi bir tarzda Allah'ın hidayetine mazhar olan, kendisine Cenab-ı Hak tarafından yol gösterilen" manasındadır. Bu kelime ihtida etmiş olanlar için de kullanılmıştır. Mehdi-yi Resul, Mehdi-yi Muntazır da denir. Ahir zamanda gelip bütün Müslümanları Hakaik-ı imaniye ve Kur'aniyeyi cami eserleri ile uyandıracak, dinlerini takviye ve imanlarını tevdit edecek olan ve Peygamberimiz Al'inden bir zattır. (Tür-Dav Lugat, 607 )
Mehdi Bütün Dünyaya Hakim Olacaktır
Mehdi'nin tüm dünyaya hakim olacağı Peygamber Efendimiz'in pek çok hadisinde belirtilmiştir. Bu hakimiyet hayatın bütün safhalarında açıkça görülecektir. Bununla ilgili hadislerden bazıları şöyledir:
Tüm olarak yeryüzünün meliki dört tanedir. Onların ikisi: Zülkarneyn ve Süleyman müminlerden, diğer ikisi, Nemrud ve Buhtunnasr kafirlerdendi. Yere beşinci olarak Ehl-i Beyt'imden biri sahip olacak. Yani Mehdi. (Mektubat-ı Rabbani, c. 2, s. 251 )
Mehdi tıpkı Zülkarneyn ile Süleyman gibi bütün dünyaya hükmedecek. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Ahir Zaman, s. 10/El-Kavmu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 32/Kıyamet Alametleri, s. 183 )
Mehdi doğu ile batı arasındaki her yeri fetheder. (El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamat-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 57 )
Kuran'da İslam Ahlakının Dünya Hakimiyetine İşaret Eden Ayetler
Kuran'da İslam ahlakının dünya hakimiyetine işaret eden pek çok ayet bulunmaktadır. Bu ayetler Peygamberimiz'in Mehdi ve Mehdi'nin İslam ahlakını dünyaya hakim kılması hakkındaki haberleriyle çok büyük paralellik göstermektedir. Böyle bir olay bugüne kadar gerçekleşmediğine göre, Kuran ayetlerinde haber verilen geniş çaplı dünya hakimiyetinin, Peygamberimiz'in haber verdiği ahir zamandaki Hz. Mehdi'nin hakimiyetine işaret etmesi çok büyük olasılıktır. Konuyla ilgili ayetlerden bazıları şunlardır:
Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va'detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca bana ibadet ederler ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkar ederse, işte onlar fasıktır. (Nur Suresi, 55 )
Allah, yazmıştır: "Andolsun, ben galip geleceğim ve elçilerim de." Gerçekten Allah, en büyük kuvvet sahibidir, güçlü ve üstün olandır. (Mücadele Suresi, 21 )
Onlar, Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa Allah, kendi nurunu tamamlayıcıdır; kafirler hoş görmese bile. Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O'dur. Öyle ki onu (hak din olan İslam'ı ) bütün dinlere karşı üstün kılacaktır; müşrikler hoş görmese bile. (Saf Suresi, 8-9 )
Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler istemese de Allah, kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor. Müşrikler istemese de O dini (İslam'ı ) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur. (Tevbe Suresi, 32-33 )
Allah, suçlu-günahkarlar istemese de, hakkı (hak olarak ) kendi kelimeleriyle gerçekleştirecektir. (Yunus Suresi, 82 )
Onlardan öncekiler de hileli-düzenler kurmuşlardı; fakat düzen kuruculuğun (tedbirlerin, karşılık vermelerin ) tümü Allah'a aittir. Her bir nefsin ne kazandığını O bilir. Bu yurdun sonu kimindir, inkar edenler pek yakında bileceklerdir. (Rad Suresi, 42 )
Andolsun, sizden önceki nesilleri, resulleri kendilerine apaçık deliller getirdiği halde, zulmettikleri ve iman etmeyecek oldukları için yıkıma uğrattık. İşte biz, suçlu-günahkar olan bir topluluğu böyle cezalandırırız. Sonra, nasıl yapıp-davranacaksınız diye gözlemek için, onların ardından sizi yeryüzünde halifeler kıldık. (Yunus Suresi, 13-14 )
Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmaksızın katıksızca iman edenlerin yeryüzüne mirasçı kılınacakları da Kuran'ın pek çok ayetinde vurgulanan ilahi bir kanundur:
Andolsun, biz Zikir'den sonra Zebur'da da: "Şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi olacaktır" diye yazdık. (Enbiya Suresi, 105 )
"Ve onlardan sonra sizi o arza mutlaka yerleştireceğiz. İşte bu, makamımdan korkana ve tehdidimden korkana ait (bir ayrıcalıktır )." (Peygamberler ) Fetih istediler, (sonunda ) her zorba inatçı bozguna uğrayıp -yok oldu- gitti. (İbrahim Suresi, 14-15 )
Musa kavmine: "Allah'tan yardım dileyin ve sabredin. Gerçek şu ki, arz Allah'ındır; ona kullarından dilediğini mirasçı kılar. En güzel sonuç muttakiler içindir." dedi. Dediler ki: "Sen bize gelmeden önce de, geldikten sonra da eziyete uğratıldık." (Musa: ) "Umulur ki, Rabbiniz düşmanınızı helak edecek ve sizleri yeryüzünde halifeler (egemenler ) kılacak, böylece nasıl davranacağınızı gözleyecek" dedi. (Araf Suresi, 128-129 )
Kendisine bereketler kıldığımız yerin doğusuna da, batısına da o hor kılınıp-zayıf bırakılanları (müstaz'afları ) mirasçılar kıldık. Rabbinin İsrailoğullarına olan o güzel sözü (vaadi ), sabretmeleri dolayısıyla tamamlandı (yerine geldi ). Firavun ve kavminin yapmakta oldukları ve yükselttiklerini (köşklerini, saraylarını ) da yerle bir ettik. (Araf Suresi, 137 )
Hayır, biz hakkı batılın üstüne fırlatırız, o da onun beynini darmadağın eder. Bir de bakarsın ki, o, yok olup gitmiştir. (Allah'a karşı ) Nitelendiregeldiklerinizden dolayı eyvahlar size. (Enbiya Suresi, 18 )
Mehdinin Fiziklel Özellikleri
MEHDİ'NİN FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ
Sağ Bacağında Siyah Bir İz Vardır
(Mehdi'nin ) Sağ bacağında SİYAH BİR İZ VARDIR. (Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 251 )
Alnında Bir Ben Vardır
Ebu Basir der ki: İmam Muhammed Bakır veya Cafer-i Sadık aleyhisselam (tereddüt raviden kaynaklanıyor ). Şöyle buyurdu: "Ey Ebu Muhammed! Kaim'in iki alâmeti (veya alâmetleri ) vardır. BAŞINDA BİR BEN ve bir iz vardır ve iki kürek kemiğinin arasında bir ben vardır.
(Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 253 )
Alnında Bir İz (Yara İzi ) Vardır
Humrân bin A'yân der ki: İmam Muhammed Bâkır aleyhisselam'a şöyle arzettim: ... ALNINDA İZ VARDIR, yüzünde ise ben.
(Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 252 )
Humran bin A'yân der ki: İmam Muhammed Bâkır aleyhisselam'a: ... ALNINDA İZ VARDIR, yüzü güzellerin evladıdır. (Yani yüzü güzeldir )... "
(Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 252-253 )
Ebu Basir der ki: İmam Muhammed Bakır veya Cafer-i Sadık aleyhisselam (tereddüt raviden kaynaklanıyor ). Şöyle buyurdu: "Ey Ebu Muhammed! Kaim'in iki alâmeti (veya alâmetleri ) vardır. BAŞINDA bir ben ve BİR İZ VARDIR...
(Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 253 )
Çekik Gözlüdür
Humrân bin A'yân der ki: İmam Muhammed Bâkır aleyhisselam'a şöyle arzettim: ... Mehdi'nin GÖZLERİ ÇEKİKTİR, ...
(Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 252 )
Sırtında Yaprak Şeklinde Bir Ben Vardır
Ebu Basir der ki: İmam Muhammed Bakır veya Cafer-i Sadık aleyhisselam (tereddüt raviden kaynaklanıyor ). Şöyle buyurdu: "... iki kürek kemiğinin arasında bir ben vardır. SOL KÜREK KEMİĞİNİN SOL ALT TARAFINDAN BİR YAPRAK VARDIR, tıpkı mersin yaprağı gibi."
(Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 253 )
Burada kastedilen, yaprak gibi kenarları olan ben, ten rengi olacağı, fakat zeminden yüksekte kenarlıklı bir ben olduğu ve yapısıyla yaprağı andıran, solmuş yaprak renginde bir ben olacağı anlaşılmaktadır.
PEYGAMBERİMİZ'İN SOYUNDANDIR
Mehdi Peygamber Efendimiz'in soyundandır:
Hz. Ali'nin rivayetine göre Resulullah şöyle buyurdu: "Kıyametin kopması için zaman da sadece bir günden başka vakit kalmamış da olsa Allah (c.c. ) benim Ehl-i Beytimden bir zatı (Mehdi'yi ) gönderecek." (Sünen-i Ebu Davud, 5/92 )
Hz. Ali' den rivayet edilmiştir; Peygamberimiz buyurdu: "El-Mehdi, bizden Ehl-i Beyt'tendir."
Said b. el Müseyyeb'den, Peygamberimiz şöyle buyurdu: "Mehdi, kızım Fatıma'nın neslindendir." (Sünen-i İbn Mace, 10/348 )
Mehdi ile müjdelenin. O Kureyş'ten ve Ehl-i Beyt'imden bir kişidir. (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 13 )
Bütün peygamberler birbirinin soyundandır. Hz. Mehdi de hadislerin belirttiğine göre bu soydan gelmektedir. Halk arasında bu soydan gelenlere Seyyid denmektedir. Allah, Kuran'da birbirlerinin soyundan gelen elçilerden bahsetmektedir. Bu ayetler Mehdi'nin de aynı soydan geleceğine işaret ediyor olabilir. (En doğrusunu Allah bilir )
Gerçek şu ki, Allah, Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini alemler üzerine seçti; Onlar birbirlerinden (türeme tek ) bir zürriyettir. Allah işitendir, bilendir. (Al-i İmran Suresi, 33-34 )
"Rabbimiz, ikimizi sana teslim olmuş (Müslümanlar ) kıl ve soyumuzdan sana teslim olmuş (Müslüman ) bir ümmet (ver ). Bize ibadet yöntemlerini (yer veya ilkelerini ) göster ve tevbemizi kabul et. Şüphesiz, Sen tevbeleri kabul eden ve esirgeyensin." (Bakara Suresi, 128 )
Babalarından, soylarından ve kardeşlerinden, kimini (bunlara kattık ); onları da seçtik ve dosdoğru yola yöneltip-ilettik. (Enam Suresi, 87 )
Güzel ve Nurludur
O (Mehdi ) güzel bir delikanlıdır, güzel yüzlüdür. Yüzünün nuru başına ve saçlarının siyahına kadar yükselir. (Mehdilik ve İmamiye, s. 153 /İkdüd Dürer'den )
Yüzü parlayan yıldız gibi nurludur. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 33/Kitab-ül Burhan Fi Alamatil-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 22 )
Allah, Hz. Yusuf'un güzelliğinden şu şekilde bahsetmektedir:
(Kadın ) Onların düzenlerini işitince, onlara (bir davetçi ) yolladı, oturup dayanacakları yerler hazırladı ve her birinin eline (önlerindeki meyveleri soymaları için ) bıçak verdi. (Yusuf'a da: ) "Çık, onlara (görün )" dedi. Böylece onlar onu (olağanüstü güzellikte ) görünce (insanüstü bir varlıkmış gibi gözlerinde ) büyüttüler, (şaşkınlıklarından ) ellerini kestiler ve: "Allah'ı tenzih ederiz; bu bir beşer değildir. Bu, ancak üstün bir melektir" dediler. (Yusuf Suresi, 31 )
Siyah Saçlıdır
Yüzünün nuru başına ve saçlarının siyahına kadar yükselir. (Mehdilik ve İmamiye, s. 153/İkdüd, Dürer'den )
Omzunda Nübüvvet Mührü Vardır
Mehdi'nin omzunda Peygamber Efendimiz'deki nübüvvet mührü bulunacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasarr Fi Alamatil Mehdiyy- il Muntazar, s. 41 )
Omzunda Peygamber'in alameti vardır. (Kıyamet Alametleri, s. 165/Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 23 )
Omzunda Peygamber'in nişanı vardır. (Kıyamet Alametleri, s. 163 )
Hadis-i şeriflerden anlaşılacağı üzere Hz. Mehdi'nin iki omuzu arasında Hz. Muhammed'de olduğu gibi açık bir alamet olan "nübüvvet mührü" olacaktır.
Cabir b. Semüre'den rivayet edilmiştir: "Resululah'ın mühürü güvercin yumurtası kadar bir yumru idi." (Sünen-i Tirmizi, 6/126 )
Abdullah b. Sercis'ten rivayet edilmiştir: "(Resulullah'ın ) iki küreği arasında sol küreği bölümü tarafında üstü siğilleri andıran beneklerle dolu peygamber mührüne baktım." (İbni Kesir, Şemail-i Resul, s. 53 )
Ebu Saib b. Yezid'den rivayet edilmiştir: "Gözüm Peygamberimiz'in iki omuzu arasındaki mühüre ilişti." (Sünen-i Tirmizi, 6/126 )
Rengi
Hz. Mehdi'nin rengi arabidir. (Kıyamet Alametleri, s. 163/El - Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 29/Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 24 )
Rengi arab rengidir. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 24 )
Not: Arap ırkının ten rengi kırmızıyla karışık beyazdır.
Hz. Peygamber'in ten rengi de kırmızıya çalan beyaz renkti. Fakat, teninin görünen kısımları güneş, rüzgar gibi etkenlerle esmere çalıyordu. Rivayetlerden Hz. Mehdi'nin de Peygamber Efendimiz'le aynı renkte olacağı anlaşılmaktadır. Bir rivayette Resulullah'ın ten rengi şöyle tarif edilmektedir:
Enes b. Malik, Peygamber'in rengi hakkında şöyle dedi: Beyaz idi. Fakat beyazı esmere çalıyordu. (İbni Kesir, Şemail'ür- Resul, s. 28 )
Esmerden maksat bembeyaz olmayıp az kırmızılığı ispat etmektir. Çünkü Resul-ü Ekrem Hazretlerinin rengi, hamamdan henüz yeni çıkmış ve kendisine kızıllık gelmiş olan bir beyaz kimsenin o andaki rengi gibidir. Yani Resul-ü Ekrem Hazretlerinin mübarek rengi, kırmızı ile karışık nurani beyaz idi. (İbni Kesir, Şemail'ür- Resul, s. 28 )
Genel Görünümü
Hz. Mehdi'nin boyu, posu sanki Beni İsrail ricalindedir. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 36-29 )
Cismi, İsrail cismidir. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 24 )
Mehdi sanki Beni İsrail'den bir adamdır. (Tavrı onlara benzer yani heybetli ve acar ) (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 23-30 )
Boyu
Mehdi, orta boylu olacaktır. (Kıyamet Alametleri/El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 41 )
Peygamber Efendimiz'in de aynı boyda olduğunu rivayetlerden öğrenmekteyiz:
Enes B. Malik rivayetlerde buyurdu ki: Resulullah (s.a.v ) orta boylu idi. Bilindiği gibi hadiste geçen Rab'a kelimesi normal ve orta boylu demektir. Fakat normal boy için uzun olan şahsa göre bir sınır vardır. Çünkü boyun sahibi kendi karışı ile yedi karış kadar olan boya normal boy denilir. (Tirmizi, Şemail-i Şerif, s. 15 )
Yaşı
Yaşı 30 ile 40 arasında olduğu halde gönderilecektir... Mehdi benim evlatlarımdandır. 40 yaşlarındadır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 41 )
40 yaşındadır. Diğer bir rivayete göre 30 ile 40 yaşındadır. (Kıyamet Alametleri, s. 163 )
Hadislerde belirtilen, Mehdi'nin gönderildiği yaşlardan kasıt, onun vazifeye başlayacağı, insanların kendisini tanıyacakları ve faaliyetini görüp izleyecekleri yaşlardır.
Sakalı
Sakalı bol ve sık olacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 23 )
Sakalı sıktır. (Kıyamet Alametleri, s. 163 )
Etiketler : Hz. Mehdi Kimdir, Mehdi Aleyhisselam Kimdir?,mehdi,müntezar,mehdiyi müntezar,muhammed mehdi,
|
|
|
Hz. Mehdi Kimdir |
|
Yazar: RasitTunca - 01-17-2019, 07:21 PM - Forum: Kıyamet ve Alametleri Hakkında
- Yorum Yok
|
 |
HZ. MEHDİ KiMDiR
Mehdi kelimesi, "hidayete eren veya hidayete vesile olan" anlamına gelmektedir. Bazı sözlüklerde ve ansiklopedilerde ise kelimenin daha geniş bir tanımı vardır:
Harfiyen "kendisine rehberlik edilen" demek olup, bütün istikametler (yol göstermeler) Allah'tan geldiği için, kelime nihayet kendisine Allah tarafından yol gösterilen, yani hususi ve şahsi bir tarzda Allah'ın hidayetine nail olan manasını almıştır. (İslam Ansiklopedisi, 7/474)
Hidayete eren veya hidayete vesile olan. Sahib-üz-zaman. "Hususi ve şahsi bir tarzda Allah'ın hidayetine mazhar olan, kendisine Cenab-ı Hak tarafından yol gösterilen" manasındadır. Bu kelime ihtida etmiş olanlar için de kullanılmıştır. Mehdi-yi Resul, Mehdi-yi Muntazır da denir. Ahir zamanda gelip bütün Müslümanları Hakaik-ı imaniye ve Kur'aniyeyi cami eserleri ile uyandıracak, dinlerini takviye ve imanlarını tevdit edecek olan ve Peygamberimiz Al'inden bir zattır. (Tür-Dav Lugat, 607)
Mehdi Bütün Dünyaya Hakim Olacaktır
Mehdi'nin tüm dünyaya hakim olacağı Peygamber Efendimiz'in pek çok hadisinde belirtilmiştir. Bu hakimiyet hayatın bütün safhalarında açıkça görülecektir. Bununla ilgili hadislerden bazıları şöyledir:
Tüm olarak yeryüzünün meliki dört tanedir. Onların ikisi: Zülkarneyn ve Süleyman müminlerden, diğer ikisi, Nemrud ve Buhtunnasr kafirlerdendi. Yere beşinci olarak Ehl-i Beyt'imden biri sahip olacak. Yani Mehdi. (Mektubat-ı Rabbani, c. 2, s. 251)
Mehdi tıpkı Zülkarneyn ile Süleyman gibi bütün dünyaya hükmedecek. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Ahir Zaman, s. 10/El-Kavmu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 32/Kıyamet Alametleri, s. 183)
Mehdi doğu ile batı arasındaki her yeri fetheder. (El Kavlu'l Muhtasar Fi Alamat-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 57)
Kuran'da İslam Ahlakının Dünya Hakimiyetine İşaret Eden Ayetler
Kuran'da İslam ahlakının dünya hakimiyetine işaret eden pek çok ayet bulunmaktadır. Bu ayetler Peygamberimiz'in Mehdi ve Mehdi'nin İslam ahlakını dünyaya hakim kılması hakkındaki haberleriyle çok büyük paralellik göstermektedir. Böyle bir olay bugüne kadar gerçekleşmediğine göre, Kuran ayetlerinde haber verilen geniş çaplı dünya hakimiyetinin, Peygamberimiz'in haber verdiği ahir zamandaki Hz. Mehdi'nin hakimiyetine işaret etmesi çok büyük olasılıktır. Konuyla ilgili ayetlerden bazıları şunlardır:
Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va'detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca bana ibadet ederler ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkar ederse, işte onlar fasıktır. (Nur Suresi, 55)
Allah, yazmıştır: "Andolsun, ben galip geleceğim ve elçilerim de." Gerçekten Allah, en büyük kuvvet sahibidir, güçlü ve üstün olandır. (Mücadele Suresi, 21)
Onlar, Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa Allah, kendi nurunu tamamlayıcıdır; kafirler hoş görmese bile. Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O'dur. Öyle ki onu (hak din olan İslam'ı) bütün dinlere karşı üstün kılacaktır; müşrikler hoş görmese bile. (Saf Suresi, 8-9)
Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler istemese de Allah, kendi nurunu tamamlamaktan başkasını istemiyor. Müşrikler istemese de O dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur. (Tevbe Suresi, 32-33)
Allah, suçlu-günahkarlar istemese de, hakkı (hak olarak) kendi kelimeleriyle gerçekleştirecektir. (Yunus Suresi, 82)
Onlardan öncekiler de hileli-düzenler kurmuşlardı; fakat düzen kuruculuğun (tedbirlerin, karşılık vermelerin) tümü Allah'a aittir. Her bir nefsin ne kazandığını O bilir. Bu yurdun sonu kimindir, inkar edenler pek yakında bileceklerdir. (Rad Suresi, 42)
Andolsun, sizden önceki nesilleri, resulleri kendilerine apaçık deliller getirdiği halde, zulmettikleri ve iman etmeyecek oldukları için yıkıma uğrattık. İşte biz, suçlu-günahkar olan bir topluluğu böyle cezalandırırız. Sonra, nasıl yapıp-davranacaksınız diye gözlemek için, onların ardından sizi yeryüzünde halifeler kıldık. (Yunus Suresi, 13-14)
Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmaksızın katıksızca iman edenlerin yeryüzüne mirasçı kılınacakları da Kuran'ın pek çok ayetinde vurgulanan ilahi bir kanundur:
Andolsun, biz Zikir'den sonra Zebur'da da: "Şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi olacaktır" diye yazdık. (Enbiya Suresi, 105)
"Ve onlardan sonra sizi o arza mutlaka yerleştireceğiz. İşte bu, makamımdan korkana ve tehdidimden korkana ait (bir ayrıcalıktır)." (Peygamberler) Fetih istediler, (sonunda) her zorba inatçı bozguna uğrayıp -yok oldu- gitti. (İbrahim Suresi, 14-15)
Musa kavmine: "Allah'tan yardım dileyin ve sabredin. Gerçek şu ki, arz Allah'ındır; ona kullarından dilediğini mirasçı kılar. En güzel sonuç muttakiler içindir." dedi. Dediler ki: "Sen bize gelmeden önce de, geldikten sonra da eziyete uğratıldık." (Musa:) "Umulur ki, Rabbiniz düşmanınızı helak edecek ve sizleri yeryüzünde halifeler (egemenler) kılacak, böylece nasıl davranacağınızı gözleyecek" dedi. (Araf Suresi, 128-129)
Kendisine bereketler kıldığımız yerin doğusuna da, batısına da o hor kılınıp-zayıf bırakılanları (müstaz'afları) mirasçılar kıldık. Rabbinin İsrailoğullarına olan o güzel sözü (vaadi), sabretmeleri dolayısıyla tamamlandı (yerine geldi). Firavun ve kavminin yapmakta oldukları ve yükselttiklerini (köşklerini, saraylarını) da yerle bir ettik. (Araf Suresi, 137)
Hayır, biz hakkı batılın üstüne fırlatırız, o da onun beynini darmadağın eder. Bir de bakarsın ki, o, yok olup gitmiştir. (Allah'a karşı) Nitelendiregeldiklerinizden dolayı eyvahlar size. (Enbiya Suresi, 18)
|
|
|
Mehdi'nin Fiziksel Özellikleri |
|
Yazar: RasitTunca - 01-17-2019, 07:19 PM - Forum: Kıyamet ve Alametleri Hakkında
- Yorum Yok
|
 |
Mehdi'nin Fiziksel Özellikleri
MEHDİ'NİN FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ
Sağ Bacağında Siyah Bir İz Vardır
(Mehdi'nin) Sağ bacağında SİYAH BİR İZ VARDIR. (Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 251)
Alnında Bir Ben Vardır
Ebu Basir der ki: İmam Muhammed Bakır veya Cafer-i Sadık aleyhisselam (tereddüt raviden kaynaklanıyor). Şöyle buyurdu: "Ey Ebu Muhammed! Kaim'in iki alâmeti (veya alâmetleri) vardır. BAŞINDA BİR BEN ve bir iz vardır ve iki kürek kemiğinin arasında bir ben vardır.
(Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 253)
Alnında Bir İz (Yara İzi) Vardır
Humrân bin A'yân der ki: İmam Muhammed Bâkır aleyhisselam'a şöyle arzettim: ... ALNINDA İZ VARDIR, yüzünde ise ben.
(Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 252)
Humran bin A'yân der ki: İmam Muhammed Bâkır aleyhisselam'a: ... ALNINDA İZ VARDIR, yüzü güzellerin evladıdır. (Yani yüzü güzeldir)... "
(Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 252-253)
Ebu Basir der ki: İmam Muhammed Bakır veya Cafer-i Sadık aleyhisselam (tereddüt raviden kaynaklanıyor). Şöyle buyurdu: "Ey Ebu Muhammed! Kaim'in iki alâmeti (veya alâmetleri) vardır. BAŞINDA bir ben ve BİR İZ VARDIR...
(Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 253)
Çekik Gözlüdür
Humrân bin A'yân der ki: İmam Muhammed Bâkır aleyhisselam'a şöyle arzettim: ... Mehdi'nin GÖZLERİ ÇEKİKTİR, ...
(Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 252)
Sırtında Yaprak Şeklinde Bir Ben Vardır
Ebu Basir der ki: İmam Muhammed Bakır veya Cafer-i Sadık aleyhisselam (tereddüt raviden kaynaklanıyor). Şöyle buyurdu: "... iki kürek kemiğinin arasında bir ben vardır. SOL KÜREK KEMİĞİNİN SOL ALT TARAFINDAN BİR YAPRAK VARDIR, tıpkı mersin yaprağı gibi."
(Şeyh Muhammed b.İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani s. 253)
Burada kastedilen, yaprak gibi kenarları olan ben, ten rengi olacağı, fakat zeminden yüksekte kenarlıklı bir ben olduğu ve yapısıyla yaprağı andıran, solmuş yaprak renginde bir ben olacağı anlaşılmaktadır.
PEYGAMBERİMİZ'İN SOYUNDANDIR
Mehdi Peygamber Efendimiz'in soyundandır:
Hz. Ali'nin rivayetine göre Resulullah şöyle buyurdu: "Kıyametin kopması için zaman da sadece bir günden başka vakit kalmamış da olsa Allah (c.c.) benim Ehl-i Beytimden bir zatı (Mehdi'yi) gönderecek." (Sünen-i Ebu Davud, 5/92)
Hz. Ali' den rivayet edilmiştir; Peygamberimiz buyurdu: "El-Mehdi, bizden Ehl-i Beyt'tendir."
Said b. el Müseyyeb'den, Peygamberimiz şöyle buyurdu: "Mehdi, kızım Fatıma'nın neslindendir." (Sünen-i İbn Mace, 10/348)
Mehdi ile müjdelenin. O Kureyş'ten ve Ehl-i Beyt'imden bir kişidir. (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 13)
Bütün peygamberler birbirinin soyundandır. Hz. Mehdi de hadislerin belirttiğine göre bu soydan gelmektedir. Halk arasında bu soydan gelenlere Seyyid denmektedir. Allah, Kuran'da birbirlerinin soyundan gelen elçilerden bahsetmektedir. Bu ayetler Mehdi'nin de aynı soydan geleceğine işaret ediyor olabilir. (En doğrusunu Allah bilir)
Gerçek şu ki, Allah, Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini alemler üzerine seçti; Onlar birbirlerinden (türeme tek) bir zürriyettir. Allah işitendir, bilendir. (Al-i İmran Suresi, 33-34)
"Rabbimiz, ikimizi sana teslim olmuş (Müslümanlar) kıl ve soyumuzdan sana teslim olmuş (Müslüman) bir ümmet (ver). Bize ibadet yöntemlerini (yer veya ilkelerini) göster ve tevbemizi kabul et. Şüphesiz, Sen tevbeleri kabul eden ve esirgeyensin." (Bakara Suresi, 128)
Babalarından, soylarından ve kardeşlerinden, kimini (bunlara kattık); onları da seçtik ve dosdoğru yola yöneltip-ilettik. (Enam Suresi, 87)
Güzel ve Nurludur
O (Mehdi) güzel bir delikanlıdır, güzel yüzlüdür. Yüzünün nuru başına ve saçlarının siyahına kadar yükselir. (Mehdilik ve İmamiye, s. 153 /İkdüd Dürer'den)
Yüzü parlayan yıldız gibi nurludur. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 33/Kitab-ül Burhan Fi Alamatil-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 22)
Allah, Hz. Yusuf'un güzelliğinden şu şekilde bahsetmektedir:
(Kadın) Onların düzenlerini işitince, onlara (bir davetçi) yolladı, oturup dayanacakları yerler hazırladı ve her birinin eline (önlerindeki meyveleri soymaları için) bıçak verdi. (Yusuf'a da:) "Çık, onlara (görün)" dedi. Böylece onlar onu (olağanüstü güzellikte) görünce (insanüstü bir varlıkmış gibi gözlerinde) büyüttüler, (şaşkınlıklarından) ellerini kestiler ve: "Allah'ı tenzih ederiz; bu bir beşer değildir. Bu, ancak üstün bir melektir" dediler. (Yusuf Suresi, 31)
Siyah Saçlıdır
Yüzünün nuru başına ve saçlarının siyahına kadar yükselir. (Mehdilik ve İmamiye, s. 153/İkdüd, Dürer'den)
Omzunda Nübüvvet Mührü Vardır
Mehdi'nin omzunda Peygamber Efendimiz'deki nübüvvet mührü bulunacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasarr Fi Alamatil Mehdiyy- il Muntazar, s. 41)
Omzunda Peygamber'in alameti vardır. (Kıyamet Alametleri, s. 165/Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 23)
Omzunda Peygamber'in nişanı vardır. (Kıyamet Alametleri, s. 163)
Hadis-i şeriflerden anlaşılacağı üzere Hz. Mehdi'nin iki omuzu arasında Hz. Muhammed'de olduğu gibi açık bir alamet olan "nübüvvet mührü" olacaktır.
Cabir b. Semüre'den rivayet edilmiştir: "Resululah'ın mühürü güvercin yumurtası kadar bir yumru idi." (Sünen-i Tirmizi, 6/126)
Abdullah b. Sercis'ten rivayet edilmiştir: "(Resulullah'ın) iki küreği arasında sol küreği bölümü tarafında üstü siğilleri andıran beneklerle dolu peygamber mührüne baktım." (İbni Kesir, Şemail-i Resul, s. 53)
Ebu Saib b. Yezid'den rivayet edilmiştir: "Gözüm Peygamberimiz'in iki omuzu arasındaki mühüre ilişti." (Sünen-i Tirmizi, 6/126)
Rengi
Hz. Mehdi'nin rengi arabidir. (Kıyamet Alametleri, s. 163/El - Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 29/Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 24)
Rengi arab rengidir. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 24)
Not: Arap ırkının ten rengi kırmızıyla karışık beyazdır.
Hz. Peygamber'in ten rengi de kırmızıya çalan beyaz renkti. Fakat, teninin görünen kısımları güneş, rüzgar gibi etkenlerle esmere çalıyordu. Rivayetlerden Hz. Mehdi'nin de Peygamber Efendimiz'le aynı renkte olacağı anlaşılmaktadır. Bir rivayette Resulullah'ın ten rengi şöyle tarif edilmektedir:
Enes b. Malik, Peygamber'in rengi hakkında şöyle dedi: Beyaz idi. Fakat beyazı esmere çalıyordu. (İbni Kesir, Şemail'ür- Resul, s. 28)
Esmerden maksat bembeyaz olmayıp az kırmızılığı ispat etmektir. Çünkü Resul-ü Ekrem Hazretlerinin rengi, hamamdan henüz yeni çıkmış ve kendisine kızıllık gelmiş olan bir beyaz kimsenin o andaki rengi gibidir. Yani Resul-ü Ekrem Hazretlerinin mübarek rengi, kırmızı ile karışık nurani beyaz idi. (İbni Kesir, Şemail'ür- Resul, s. 28)
Genel Görünümü
Hz. Mehdi'nin boyu, posu sanki Beni İsrail ricalindedir. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 36-29)
Cismi, İsrail cismidir. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 24)
Mehdi sanki Beni İsrail'den bir adamdır. (Tavrı onlara benzer yani heybetli ve acar) (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 23-30)
Boyu
Mehdi, orta boylu olacaktır. (Kıyamet Alametleri/El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 41)
Peygamber Efendimiz'in de aynı boyda olduğunu rivayetlerden öğrenmekteyiz:
Enes B. Malik rivayetlerde buyurdu ki: Resulullah (s.a.v) orta boylu idi. Bilindiği gibi hadiste geçen Rab'a kelimesi normal ve orta boylu demektir. Fakat normal boy için uzun olan şahsa göre bir sınır vardır. Çünkü boyun sahibi kendi karışı ile yedi karış kadar olan boya normal boy denilir. (Tirmizi, Şemail-i Şerif, s. 15)
Yaşı
Yaşı 30 ile 40 arasında olduğu halde gönderilecektir... Mehdi benim evlatlarımdandır. 40 yaşlarındadır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 41)
40 yaşındadır. Diğer bir rivayete göre 30 ile 40 yaşındadır. (Kıyamet Alametleri, s. 163)
Hadislerde belirtilen, Mehdi'nin gönderildiği yaşlardan kasıt, onun vazifeye başlayacağı, insanların kendisini tanıyacakları ve faaliyetini görüp izleyecekleri yaşlardır.
Sakalı
Sakalı bol ve sık olacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 23)
Sakalı sıktır. (Kıyamet Alametleri, s. 163)
|
|
|
Hz. Mehdi'nin çeşitli özelliklerini Peygamber Efendimiz şöyle bildirilmiştir: |
|
Yazar: RasitTunca - 01-17-2019, 07:04 PM - Forum: Kıyamet ve Alametleri Hakkında
- Yorum Yok
|
 |
Hz. Mehdi'nin çeşitli özelliklerini Peygamber Efendimiz şöyle bildirilmiştir:
Güzel Ahlaklı Olması
Mehdi Allah'a karşı son derece boyun eğicidir. Ahlak bakımından Peygambere benzer. (Kıyamet Alametleri, s.163)
Ahlakı benim ahlakım olan bir evladım çıkacak. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 21)
Peygamberimiz'in üstün ahlakı Kuran'da şöyle haber verilmiştir:
Şüphesiz sen üstün ve pek yüce bir ahlak üzerindesin. (Kalem Suresi, 4)
Herkes Tarafından Çok Sevilmesi
Allah (c.c.) bütün insanların kalplerini onun (Mehdi'nin) muhabbetiyle dolduracaktır.
(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 42)
Mehdi zuhur eder, herkes sadece ondan konuşur, onun sevgisini içer ve ondan başka bir şeyden bahsetmezler.
(Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 33)
Ümmet-i Muhammed'den memnun olmadık hiçbir fert kalmayacaktır. (Kıyamet Alametleri, s. 163)
Onun hilafetinden yer ve gök ehli, hatta havadaki kuşlar bile razı olacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 29)
Mücadeleci Olması
Mehdi işi sıkı tutacak. (Kıyamet Alametleri, s. 175)
İnsanlar hakka dönünceye kadar mücadelesine devam edecektir. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 23)
Fitneleri önlemenin kendisine zor gelmeyeceği ve öldürmenin de onu vazgeçiremeyeceği Ehli Beytim'e mensup birisi (Mehdi) sahip olmadan günler geceler bitmeyecektir. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s.12)
Mehdi hesabını çok seri bir şekilde görecek ve vaadinden dönmeyecektir. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 24)
Mehdi Doğu tarafından çıkacak. Karşısına dağlar bile dikilse onları ezip geçecek, o dağlarda kendisine yol bulacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 39)
Allah Kuran'da pek çok ayette elçilerinin güzel ahlakı ve mücadeleci karakterlerinden bahsetmektedir. Elçiler kavimlerinin tüm inkarlarına, alaylarına, tuzaklarına ve saldırılarına en güzel şekilde karşılık vermişler ve her zaman için Allah'ın yardımıyla galip gelmişlerdir.
Mehdi hem üstün ahlakıyla, hem de güçlü, mücadeleci karakteriyle tüm inananlara örnek olacaktır.
Öyleyse sen emrolunduğun şeyi açıkça söyle ve müşriklere aldırış etme. (Hicr Suresi, 94)
Öyleyse kafirlere itaat etme ve onlara (Kur'an'la) büyük bir cihad ver. (Furkan Suresi, 52)
Kendilerine yara isabet ettikten sonra, Allah ve elçisinin çağrısına icabet edenler, içlerinden iyilik yapanlar ve sakınanlar için büyük bir ecir vardır. (Ali İmran Suresi, 172)
Tebliğ Gücü (İrşad)
Hz. Mehdi, kuru bir ağacı diktiğinde de ağaç hemen yeşillenip yapraklanacaktır.
(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 43)
O (Mehdi) kuru bir kamış ağacını kuru bir yere dikecek, anında yeşillenip yaprak verecek. (Kıyamet Alametleri, s. 165)
Mehdi bir yere kuru bir dalı diker ve dal yapraklanıp yeşillenir.
(Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 67)
Bu hadisler zahiri manalarının dışında farklı şekillerde yorumlanmaktadır. Bu yorumlardan biri şu şekilde olabilir: Mehdi "kuru bir ağaç"a benzetilen bir insana teveccühüyle ve onu irşad etmesiyle; önceleri aynı kuru bir ağaç gibi etrafına faydalı olamayan bu insanı, bu kez yeşillenmiş ve meyve vermiş bir ağaç gibi etrafına, yani dinine, milletine ve bütün insanlığa faydalı hale getirecektir.
Bu müteşabih hadislerin anlamı, İmam Rabbani'nin kendi tebliğ gücüyle ilgili benzetmesinden de ortaya çıkmaktadır:
Allah-ü Teala, hidayet işinde; bana büyük bir güç verdi. O kadar ki, Kuru bir ağaca teveccüh etsem; o kuru ağaç hemen filizlenir. (Mektubat-ı Rabbani, 1/18)
Aşağıdaki hadis-i şerifte de benzer bir şekilde; önceleri cahil, cimri ve korkak olan bir insanın, ahir zamanın büyük mürşidinin tebliği ve eğitimiyle bilgili, cömert ve cesur bir hale geleceği, adeta önceleri kuru ve faydasız olan bir ağacın yeşerip yaprak vermesi gibi şahsiyetini değiştireceği bildirilmektedir.
Asrında cahil, cimri ve korkak olan bir adam hemen alim, cömert ve cesur olacak. (Kıyamet Alametleri, s. 186)
Hikmeti ve Anlayış Gücü
Hadislerde Hz. Mehdi'nin Allah tarafından kendisine verilmiş özel bir güce sahip olduğu bildirilmektedir:
“Keza (N.b. Hammad) Kaab’dan tahric etti, O dedi ki: O kimsenin bilmediği gizli bir duruma kılavuzlandığı için kendisine “Mehdi” denilmiştir...” (Ahir zaman Mehdi’sinin alametleri, Ali Bin Hüsameddin el Muttaki, sf.77)
Muhyiddin Arabi Mehdi'nin bazı özelliklerini saymaktadır. Aşağıdaki izahında Mehdi'nin dikkat çeken başlıca 9 özelliğine yer vermektedir:
1. Basiret sahibi olması
2. Kutsal kitabı anlaması
3. Ayetlerin manasını bilmesi
4. Tayin edeceği kimselerin hal ve hareketlerini bilmesi
5. Öfkelendiğinde bile merhamet ve adaletten ayrılmaması
6. Varlıkların sınıflarını bilmesi
7. İşlerin girift taraflarını bilmesi
Çünkü bunlardan haberi olan bir lider vereceği hükümlerde yanılmaz. Mehdi kıyas ilmini onunla hükmetmek için değil, ondan kaçınmak için bilir. Çünkü verdiği hüküm doğru bir ilham neticesi olacak. Yani Hz. Muhammed'in getirdiği şeriat üzere hükmedecek. Bu sebepledir ki peygamber onu vasfederken "Benim izimi takip edecek, hataya düşmeyecek" demiştir. Bundan anlıyoruz ki, Mehdi, şeriat sahibi değil, şeriata uyandır.
8. İnsanların ihtiyacını iyi anlaması
Çünkü onların her türlü işlerini görmek için Allah onu diğer insanlar üzerine seçmiştir. Liderlerin davranış ve faaliyetleri kendilerinden ziyade halkın menfaatine olmalıdır... Halkın yararına aykırı şeylerle uğraşıp, onların işlerini görmeyen bir lider azledilmelidir. Çünkü onunla diğer insanlar arasında fark kalmamıştır.
9. Bilhassa kendi zamanında ihtiyaç hissedilen gaibi ilimlere vukufu bulunması. Çünkü ancak o sayede yeni yeni zuhur edilecek meseleleri halledebilir. (Kıyamet Alametleri, s. 189)
Zamanın En Hayırlısı Olması
Muhammed ümmetinin en hayırlısı ve sizin zorlukları gideren veliniz olan kimseye katılın.. O Mehdi'dir." (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 57)
Devrinde yeryüzünün en hayırlısı kendisi olacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 27)
Mehdi (zamanındaki) insanların en hayırlısıdır. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 58)
Cifr (Ebced) İlmini Bilmesi
Mehdi'nin vehbi ilme ait bir başka özelliği de ebced hesabını ve ona ait sırları bilmesidir. Taşköprülüzade Ahmet Efendi "Mevzuatu'l-Ulum" isimli eserinde (11/246) Mehdi'nin cifr ilmine vakıf olacağını kaydetmiştir:
Bazıları dediler ki, bu kitabı kemal-i vukuf ahir zamanda hurucu muntazar Hz. Mehdi'nin hurucuna mevkuftur ki, onlar cifr ilmine vakıf ve sırlarına arif olurlar. Kitab-ı enbiyayı salifeden dahi bu ilim varid olmuştur. (Mehdilik ve İmamiye, s. 252)
Cifr (ebced) ilmi için bkz. Hz. İsa bölümü
Sıkıntı ve Zorluklarla Karşılaşması
Mehdi, bizden, Ehl-i Beyt'tendir... Biz öyle bir ev halkıyız ki Allah bizim için ahireti dünyaya tercih etmiştir. Benim Ehl-i Beytim muhakkak benden sonra bela, kaçırılma ve sürgüne uğrayacaktır.
Benden sonra Ehl-i Beytim bela ve mihnetlerle karşılaşacaklar ve tarda maruz kalacaklardır. (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 14)
İnkar içinde olan kavimleri uyarmak ve onları doğru yola davet etmek için gönderilen tüm elçiler, gönderildikleri kavimler tarafından yalanlanmış ve onların çeşitli itham ve iftiralarına maruz kalmışlardır. Ehl-i Beyt'ten gelecek olan Hz. Mehdi'nin de bu gibi eziyet ve sıkıntılarla karşılaşacağı hadislerde haber verilmiştir. (En doğrusunu Allah bilir.)
Hz. Muhammed'in aşağıdaki hadisi böyle bir durumu, "Mehdi'nin biat sırasında kendisinin birçok kahr ve haksızlığa uğradığını insanlara açıklayacağını" haber vermektedir.
... Mehdi, Resulullah'ın bayrağı ile, insanların başlarına bela üzerine bela yağdığı ve çıkışından ümit kesildiği bir sırada çıkar. İki rekat namaz kılar. Namazdan dönünce şöyle der: "Ey insanlar! Ümmet-i Muhammed ve bilhassa onun ehl-i beyti çok belalar gördü ve bizler kahr ve haksızlığa maruz kaldık." (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 55)
Resulullah efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
Dininde kavi, güçlü olanın başına gelecek belalar büyük olur. (İbni Hibban)
Hak Teala bir kulunu sever veya kendine yaklaştırmak isterse, üzerine bela ve musibetleri ardı ardına gönderir. (İbni Ebi'd Dünya)
Hak Teala bir kimseye bir hayır diledi mi, ona bela ve musibet verir. (İmam Malik ve Buhari)
Aşağıdaki hadis-i şerifte de İstanbul'u fethedecek olan Hz. Mehdi ve yardımcılarına, fetihten önceki devrede hastalık, sıkıntı ve üzüntülerin isabet edeceği ve daha sonra bu sıkıntının kaldırılacağı bildirilmektedir.
Allah Konstantiniyye'yi (İstanbul'u) çok sevdiği dostlarının ehline fethedecek... Onlardan hastalığı ve üzüntüyü kaldıracak (Kıyamet Alametleri, s. 181)
Allah, Kuran'da birçok peygamberin kavimleri tarafından yalanlandıklarından, delilik ve büyücülükle suçlandıklarından ve daha pek çok saldırı ve eziyetle karşılaştıklarından bahseder. Elçiler tüm bu saldırılar karşısında sabretmiş, onlara en güzel şekilde cevap vermişlerdir.
Andolsun senden önce de elçiler yalanlandı; onlara, yardımımız gelinceye kadar yalanlandıkları ve eziyete uğratıldıkları şeye sabrettiler... (Enam Suresi, 34)
"Bize ne oluyor ki, Allah'a tevekkül etmeyelim? Bize doğru olan yolları O göstermiştir. Ve elbette bize yaptığınız işkencelere karşı sabredeceğiz..." (İbrahim Suresi, 12)
Sonra, ondan yüz çevirdiler ve dediler ki: "(Bu,) Öğretilmiştir, bir delidir." (Duhan Suresi, 14)
İşte böyle; onlardan öncekiler de bir elçi gelmeyiversin, mutlaka: "Büyücü ve cinlenmiş" demişlerdir. (Zariyat Suresi, 52)
Fakat o, 'bütün kişisel ve askeri gücüyle' yüz çevirdi ve: "(Bu,) Ya bir büyücü veya bir delidir" dedi. (Zariyat Suresi, 39)
(Firavun) dedi ki: "Andolsun, benim dışımda bir ilah edinecek olursan, seni mutlaka hapse atacağım." (Şuara Suresi, 29)
Ey iman edenler, Musa'ya eziyet edenler gibi olmayın; ki sonunda Allah onu, demekte olduklarından temize çıkardı. O, Allah katında vecihti. (Ahzap Suresi, 69)
Dediler ki: "Onun için (yüksekçe) bir bina inşa edin de onu çılgınca yanan ateşin içine atın." (Saffat Suresi, 97)
Sonra onlarda (Yusuf'un iffetine ilişkin) delilleri görmelerinin ardından, mutlaka onu belli bir vakte kadar zindana atmak (görüşü) ağır bastı. (Yusuf Suresi, 35)
Fakat Rabbi onu seçti ve onu salih olanlardan kıldı. O inkar edenler, zikri (Kur'an'ı) işittikleri zaman, seni neredeyse gözleriyle devireceklerdi. "O, gerçekten bir delidir" diyorlar. (Kalem Suresi, 50-51)
Mehdi'nin Gözetlenmesi - Takip Edilmesi
Deccal çıkınca, ona karşı müminlerden bir adam (Mehdi) yönelir. Derken o mümin kimseye birçok silahlılar, Deccal'ın merkezlerde gözetleme yapan silahlıları karşı çıkarlar. (Mehdilik ve İmamiye s. 37, Sahih-i Müslim, 11/393'den nakil)
Hadisin başlangıcında Mehdi'nin Deccal'ın silahlı adamları tarafından gözetlendiği ve takip edildiği bildirilmektedir. Önceki devirlerde de Allah yolunda mücadelede bulunmuş bazı peygamberlerin de benzer şekilde gözetlendiğini böylece kontrol altında tutulmak istendiğini Kuran'dan öğrenmekteyiz:
"O, kendisinde delilik bulunan bir adamdan başkası değildir, onu belli bir süre gözetleyin." (Müminun Suresi, 25)
Mehdi Hakkında Olumsuz Propaganda Yapılması
Mümin şahıs (Mehdi) Deccal'ı görünce: "Ey insanlar! Resulullah'ın zikrettiği Deccal işte budur" der. Deccal hemen onunla ilgili emrini verir de o zat karnı üzerine uzatılır ve arkasından: "Onu alın da yaralayın!" der. Artık o zatın sırtı ve karnı döve döve genişletilir. Bu sefer onu iki eli ve iki ayağı ile yakalar da fırlatır atar. İnsanlar Deccal'ın onu bir ateş içine attığını sanırlar. Halbuki o bir cennet içine atılmıştır. (Mehdilik ve İmamiye, s. 40)
Hadiste Mehdi'nin "sırtı ve karnından dövüle dövüle genişletilmesi" müteşabih olarak (benzetme yapılarak) söylenmiştir. Mehdilik ve İmamiye kitabının yazarı bu bölüm için "Mehdi'nin ünü "Durmadan etrafa ilan edilip yayılmaktadır" demektedir. Fakat bunu Deccal taraftarları yapacağı için bu propagandanın Mehdi'yi kötüleme şeklinde olacağını söyleyebiliriz.
Peygamberimiz devrinde İslam düşmanları, onu kötülemek için o devrin yayın organı sayılan şairleri kullanıyorlardı. Şairler, panayırlarda, çarşılarda peygambere çeşitli hakaretler ediyor, ona deli, büyücü, kahin şeklinde iftiralar atıyorlardı. Şimdi de İslam düşmanı olan Deccal yanlıları yazılı ve sözlü yayın organlarıyla Mehdi'yi kötüleyecekler, halkın nazarında itibarını sarsmaya çalışacaklardır.
Hadislerde Mehdi'nin başlangıç yıllarının sıkıntı ve zorluklarla dolu mücadele yılları olduğu anlatılmaktadır. "Altınçağ" ise Mehdi'nin yeryüzünde bulunduğu son dönemlere aittir. Mehdi ve Müslümanlar ancak bu devirde rahata, bolluğa, huzura kavuşacaklar ve sevgiye, barışa, kardeşliğe dayalı bir hayatı bu devirde yaşayacaklardır.
|
|
|
Hadislerde Hz. Mehdinin Çikişi Ve Hakimiyet Dönemi |
|
Yazar: RasitTunca - 01-16-2019, 10:29 PM - Forum: Kıyamet ve Alametleri Hakkında
- Yorum Yok
|
 |
HZ. MUHAMMED (SAV)'İN HADİSLERİNDE
HZ. MEHDİ (AS)'IN ÇIKIŞI VE HAKİMİYET DÖNEMİ
32. Kadın, çocuk ve masum insanların katledilmesi:
Bu vakada bir kadının öldürülmesi, bir kırbacın sallanması kadar kolaydır. Bu olay Medine'den yirmi dört mil kadar yayılır. Sonra Hz. Mehdi (as)'a biat edilir. (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler - Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, sf. 34)
Günahsız insanlar öldürülmeden Hz. Mehdi (as) çıkmaz... (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler - Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, sf. 35)
Bu fitnelerin en sonuncusu günahsız insanların öldürülmesidir ki, artık o zaman kendisinden herkesin razı olacağı bir gidişatta olan Hz. Mehdi (as) çıkar. (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, sf. 38)
Masum insanlar katloluncaya kadar Hz. Mehdi (as) çıkmayacak... (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, sf. 37)
Hz. Mehdi (as)'ın çıkışı ile ilgili hadislerde katliamların yaygınlaşmasından bahsedilirken, bu katliamların masum insanları hedef alacağına özellikle dikkat çekilmiştir. Savaşlar veya çeşitli çatışmalar sırasında gerçekleştirilen katliamların yanı sıra özellikle son yıllardaki terörist eylemler de halkın toplu olarak imha edilmesi ile neticelenmektedir. Terörizmin amacı halk arasında korku ve dehşet yaymak olduğundan, bu tür saldırıların asıl yöneldiği kesim çoğunlukla sivil halktır.
Alışveriş merkezleri, restoranlar, kafeteryalar, okullar gibi savunmasız kadınların, gençlerin ve çocukların bulunduğu yerleri hedef alan bu eylemler nedeniyle dünyanın farklı ülkelerinde pek çok insan hayatını kaybetmektedir.
33. Mısırlıların esir alınması:
Şam ehli, Mısırlı kabileleri esir alacaklardır. (El Kavl-ul Muhtasar Fi Alamat-il Mehdiyy-il Muntazar, sf. 49)
Daha önce de belirttiğimiz gibi, Şam bölgesi, Hicaz (Mekke-Medine'nin olduğu bölge)'ın sol tarafında kalan bölgedir. Bugün sözkonusu bölgede yer alan devletler arasında İsrail de bulunmaktadır. Dolayısıyla bu hadisle İsrail Devleti'nin Mısır ile olan savaşlarına ve Mısır topraklarını işgaline işaret ediliyor olabilir. 26 Ekim 1956 tarihinde İsrail Mısır'a saldırdı ve Sina Yarımadası'nı işgal etmeye başladı. Birleşmiş Milletler'in araya girmesiyle sıcak çatışmalar bir süre sonra sona erdi ve İsrail sınırına BM Barış Gücü yerleşti. 1967 yılındaki 6 Gün Savaşı ise İsrail-Mısır arasındaki başka bir savaştı. Bu savaşlar sırasında oldukça fazla sayıda Mısırlı, İsrail askerleri tarafından esir alındı. Pek çok Mısırlı da hayatını kaybetti.
34. Şehirlerin yok olması:
Büyük şehirler dün sanki yokmuş gibi helak olur. (Kitabül Burhan Fi Alametil Mehdiyyil Ahir Zaman, sf. 38)
Mamur beldeler harab edilince... kıyametle senin aranda şu iki parmak arası kadar bir mesafe kalmış demektir. (Kıyamet Alametleri, sf. 143)
Hadislerde belirtilen büyük şehirlerin, mamur beldelerin helak oluşu ve harab edilmesi, savaşlar ve çeşitli doğal afetler sonucunda meydana gelen yıkımları akla getirmektedir. Bunların yanı sıra yakın geçmişte geliştirilen nükleer silahlar, uçaklar, bombalar, füzeler ve benzeri silahların savaşlarda kullanılması da büyük tahribata neden olmuştur. Bu tahrip gücü yüksek silahlar tarihteki benzerleriyle kıyaslanmayacak düzeyde yıkımlara yol açmıştır. Elbette hedef konumundaki "büyük şehirler" de bu yıkımlardan birinci derecede etkilenen yerler olmuştur.
35. Harap olmuş yerlerin imarı:
Dünyanın harap olmuş yerlerinin imarı, imar edilmiş yerlerinin tahribi kıyametin şart ve alametlerindendir. (Kıyamet Alametleri, sf. 138)
Savaşlarla geçen 20. yüzyılda pek çok şehir yerle bir olmuş ve yeniden inşa edilmiştir. Berlin, Leningrad (St. Petersburg), Dresden gibi II. Dünya Savaşı sırasında tanınmayacak hale gelen büyük Avrupa şehirleri, savaş sonrasında yeniden inşa edilmiş ve bugünkü görünümlerini almışlardır.
Benzer bir örnek olarak Japonya'nın Kobe şehri 1995 yılının Ocak ayında büyük bir deprem sonucu harap olmuştur. Depremin gerçekleştiği Kobe ve Osaka kentlerinin bulunduğu bölge, Japonya'nın önde gelen sanayi ve ticaret merkezlerindendi. Bu yüzden deprem sonrasındaki maddi zarar milyarlarca dolar oldu. Japonlar bir süre sonra Kobe şehrini tekrar inşa ettiler.
36. Her yere ulaşan bir fitne:
Hiçbir tarafın ondan mahfuz kalmayacağı bir fitne zuhur edecek, bu fitne kaldığı yerden hemen başka bir tarafa yayılacak ve bu durum bir münadinin semadan seslenerek: "Ey insanlar, emiriniz artık Hz. Mehdi (as)'dır" demesine kadar devam edecektir. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 23)
Hadiste herkese ulaşacak, hızla yayılacak bir fitneden bahsedilmektedir. Yani herkesin haberdar olacağı, din ahlakına ve Allah'a karşı ortaya sürülen bir fitne insanların imanlarını hedef alacaktır. Günümüzde, Allah'ın varlığına ve din ahlakının yaşanmasına karşı öne sürülen en geniş çaplı fikri akım materyalist felsefedir. Bu felsefenin kendisine dayanak aldığı sözde bilimsel temel ise "evrim teorisi"dir. Hiçbir bilimsel ve mantıksal delile dayanmadığı, tamamen akıl ve bilim dışı olduğu halde, yoğun propaganda, aldatmaca ve göz boyama yöntemleriyle bu safsata dünya çapında belirli materyalist odaklar tarafından kitlelere empoze edilmeye çalışılmaktadır.
Bugün evrim teorisinin gerek basın gerekse televizyon yoluyla hemen hemen girmediği hiçbir ev, bu teoriyi duymayan hiç kimse yok gibidir. Dikkat çekici bir nokta daha vardır: Peygamberimiz (sav)'in hadisinde belirttiği gibi bir fitnenin dünyanın her yerine nüfuz etmesi ve hızla yayılması, ancak günümüzdeki teknolojik imkanlarla (basın, yayın, internet, uydu iletişimi...) gerçekleşebilir. Geçmişteki şartlarda, bir fitnenin dünya çapında kısa zamanda bu kadar geniş alana yayılması mümkün değildir. Nitekim bugüne kadar Allah'ın varlığına, yaratılışa ve din ahlakına karşı savaş açmış, dünya çapında yaygın bir başka fitne daha görülmemiştir. Hadislerde Hz. Mehdi (as)'ın çıkışıyla ve Hz. İsa (as)'ın gelişiyle bu fitnenin sona ereceği de müjdelenmektedir.
37. Haramların helal sayılması:
... Bütün haramların helal sayılacağı bir fitne gelir. Sonra da hilafet, yeryüzünün en hayırlısı olan Hz. Mehdi (as)'a evinde otururken gelecektir. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 26)
Hz. Mehdi (as), bütün haramların helal sayıldığı büyük bir fitneden sonra çıkacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 23)
Günümüzde fuhuş, kumar, içki, rüşvet gibi birçok fiil, haram olmalarına rağmen dünyanın pek çok ülkesinde giderek artan bir oranda işlenmektedir. Kimi Batılı gazete ve televizyonlarda bu haramları işleyenler sıkça övülmekte ve teşvik edilmekte, hatta işlemeyenler yerilmektedirler. Yapılan istatistikler ise bu konudaki sayının giderek arttığını göstermektedir.
38. Allah'ın açıkça inkar edilmesi (Allah'ı tenzih ederiz):
Alenen ve apaçık Allah Teala inkar edilinceye kadar Hz. Mehdi (as) gelmez. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 27)
Allah'ı inkar etme sapkınlığı olan ateizm, 19. yüzyılın sonundan itibaren yaygınlaşmıştır. Materyalizm ve Darwinizm'in yaygınlaşmasıyla kendilerine felsefi ve sözde bilimsel dayanak buldukları yanılgısına kapılan ateistlerin sayısı 20. yüzyılda artmıştır. Ateistler bu dönemde sapkın görüşlerinin propagandasını yapma imkanı bulmuşlardır. Ateizm, samimi olarak iman edenlerin yürüteceği fikri mücadelenin vesile olmasıyla Allah'ın izniyle yok olmaya mahkumdur.
39. Materyalist felsefenin yaygınlaşması:
Bismillah harflerinin değeri kaybettirildiği zaman Hz. Mehdi (as) zuhur eder. (Risalet-ül huruc-ül Mehdi, sf. 29)
Hadiste geçen "besmele"den kasıt, insanların din ahlakına bakış açısı ve imani durumları olabilir. Nitekim insanların imanlarının zaafa uğradığı bir dönemde Hz. Mehdi (as) zuhur edecek ve bu akımları fikren ortadan kaldıracaktır. Bu açıdan düşünüldüğünde, hadiste geçen ifade, materyalist ve Darwinist felsefenin insanlar üzerindeki etkisinin çok olacağına işaret ediyor.
Bir diğer hadiste ise, ahir zamanda dinsizlik ve inançsızlığın artacağı şöyle ifade edilmektedir:
Küfür her yanı istila edip hükmü cemiyet içinde aşikare işlenmedikçe Hz. Mehdi (as) zuhur etmez. Bu vakitte vaki olan ise... küfrün istilasıdır. Onun kuvvetidir. (Mektubat-ı Rabbani, 2-259)
40. Din ahlakından uzaklaştıran fitnelerin olması:
Kıyamete yakın karanlık gecelerin parçaları gibi karışıklıklar olacaktır. Bu karışıklıklar içinde kişi mümin olarak sabahlayıp kafir olarak akşamlayacak, mümin olarak akşamlayıp kafir olarak sabahlayacaktır. (Kur'an ve Sünnette Kıyamet ve Ahiret, sf. 155)
Enam Suresi'nin 26. ayetinde insanları "Kuran'dan ve din ahlakından alıkoyanlara" dikkat çekilmektedir:
"Onlar, hem ondan alıkoyarlar, hem kendileri kaçarlar. Onlar, yalnızca kendi nefislerinden başkasını yıkıma uğratmazlar, ama şuurunda değildirler." (En'am Suresi, 26)
Hadislerden de sapkın fikir akımlarının, hak ve hakikatten uzak sistemlerin kıyamet öncesinde, insanları Allah'ın yolundan saptıracak büyük fitneler meydana getireceği anlaşılmaktadır.
Bu fitnelerin çeşitli propaganda ve telkin yöntemleriyle yaygınlaşacağı ise başka hadislerde şöyle bildirilmektedir:
... "O devirde halkı Cehennem kapılarına çağıracak olan birtakım davetçiler (propagandacı çığırtkanlar) olacaktır. Her kim o çığırtkanların davetine icabet ederse onu Cehenneme atacaklar." "Ya Resulullah, o davetçiler zümresinin vasıflarını bize beyan etseniz?" "Peki edeyim, onlar bizim milletimizden olup bizim dilimizle konuşan bir zümredir" buyurdu. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, sf. 382, no. 698)
Yakın gelecekte kör, sağır ve dilsiz (yani insanları kör) edip doğruyu göstermeyen, sağır edip hak olanı duyurmayan ve dilsiz (edip) hak sözleri konuşturmayan birtakım korkunç fitneler olacaktır... Fitne hengamesinde dilin fitneye karışması ve propaganda yapması kılıç darbesi gibi onun yayılmasını sağlar. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, sf. 390, no. 720)
Bahsedilen fitnenin sağır edip duyurmaması ve konuşturmaması pek çok ülkede iktidarda olan baskıcı rejimleri de akla getirmektedir. Bu rejimler fikir ve düşünce özgürlüğünü baskı altına almakta, insanların düşüncelerini, inançlarını diledikleri gibi ifade etmelerini engellemektedirler. Özellikle bazı Arap ve Afrika ülkelerinde, Müslümanların düşüncelerini özgürce ifade edememeleri, inançlı oldukları için baskı altına alınmaları bu durumun örneklerindendir.
41. Mescit ve camilerin yıkılması:
Süfyani kuru bir vadiden çıkar... O, medrese ve mescidleri yıkar, rüku ve secdeye giden herkesi cezalandırır. (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, sf. 35)
42. Sahte Peygamberlerin çoğalması:
Her biri Allah'ın Resulü olduğunu iddia eden otuza yakın yalancı gönderilmedikçe kıyamet kopmayacaktır. (Tirmizi, Fiten 43; Ebu Davud, Melahim 16)
Her birisi kendisinin Tek Mabud olan Allah'tan resul olarak gönderildiğini iddia eden altmış yalancının çıkması. (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler - Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, sf. 36)
43. Dinin bazı insanlar tarafından şahsi çıkarlar için kullanılması:
Alimler ilmi sırf para kazanmak için öğrendiğinde... dini dünyalık karşılığında sattıklarında... hükmü sattıklarında... kıyamet yaklaşmış olacaktır. (Ölüm Kıyamet ve Diriliş, sf. 480)
Ahir zamanda öyle adamlar çıkacak ki, dinlerini dünya menfaatleri karşılığında satacaklardır. (Tirmizi, Zühd, 60)
Kim Kuran okursa (mükafatını) Allah'tan istesin. Zira son zamanlarda Kuran okuyup (mükafatını) insanlardan isteyen birtakım insanlar türeyecektir. (Son Zamanlarla İlgili Hadisler, sf. 9)
44. Salih müminlerin sayıca çok az olması:
İnsanlara bir zaman gelir ki camilerinde toplanıp namaz kılarlar. Fakat aralarında mümin bulunmaz. (Hakim; Son Zamanlarla İlgili Hadisler, sf. 19)
İnsanların... bidatçıların (dinden olmayan şeyleri dindenmiş gibi gösterip kabul ettirmeye çalışanlar) görüşlerini benimseyip farkında olmadan şirk koştukları, ilmi geçim için tahsil ettikleri, dinlerini dünyalıklarına alet ettikleri bir zaman gelecektir. (Deylemi; Son Zamanlarla İlgili Hadisler, sf. 68)
45. Müslümanlara baskının artması:
Yemin ederim ki bu ümmete öyle (şiddetli) belalar gelecek de, kişi zulümden, gaddarlıktan kurtulmak için sığınacak bir yer bulamayacaktır. Öyle sıkıntılı bir sırada Allah Teala akrabamdan, benim hanedanımdan bir kimseyi (Hz. Mehdi (as)'ı) gönderecek. (Ölüm-Kıyamet -Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, sf. 437)
Rüku ve secdeye giden herkesi cezalandırır... Al-i Muhammed'e düşman kesilir... (Ali Bin Hüsameddin El Muttaki, Celaleddin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler - Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Kahraman Neşriyat, sf. 37)
Burada Müslümanların üçte biri öldürülür... (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 73)
Hadislerde bildirilen Hz. Mehdi (as)'ın çıkış alametlerinden biri de, Müslümanların bu dönemde büyük baskı altında ve sıkıntı içinde bulunacak olmalarıdır. Günümüz İslam dünyasına bakıldığında görülen durum, bu alametin gerçekleştiğinin delilidir. Endonezya'dan Filistin'e; Çad'dan Doğu Türkistan'a kadar Müslümanlar, türlü eziyet ve zorluklarla karşı karşıyadırlar. Hadislerde bu zorlukların detaylarıyla ilgili de bilgiler verilmiştir:
- Zalim yöneticilerin olması:
Vay bu ümmete, o öldüren zalim meliklerden dolayı. Bu zalimler kendilerine itaat edenler hariç, sessiz kalanları dahi korkuturlar... (Ebu Nuaym'dan; Suyuti, c. 2, sf. 64)
Liderlerin zulmetmesi, kıyamet alametlerindendir. (Kıyamet Alametleri, sf. 143)
Bu hadisler, Hz. Mehdi (as) gelmeden önce bazı Müslüman ülkelerde, din ahlakından uzak, zalim ve acımasız karakterli kişilerin iktidarda olacaklarına işaret etmektedir.
- Dinsiz ideolojilerin yaygınlaşması:
(Kıyametin bir alameti) mescitler içerisinde günahkarların seslerinin yükselmesi ve günahkarların dinin emrettiklerini yerine getiren samimi müminler üzerine galip gelip onlara tahakküm etmeleridir. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, sf. 450)
- Müminlerin inançlarını gizlemek zorunda kalmaları:
Peygamberimiz (sav) bir başka hadisinde de ahir zamanda samimi müminlerin tüm bu baskılar nedeniyle inançlarını saklamak ve ibadetlerini gizli sürdürmek zorunda kalabileceklerini şöyle haber vermiştir:
Bugün sizin aranızda münafıkların gizli yaşadıkları gibi bir zaman gelir ki mümin olanlar da diğerlerinin arasında gizli olarak dini hayatlarını sürdürmeye çalışırlar. (İbni Sünni; Son Zamanlarla İlgili Hadisler, sf. 12)
46. Siyaset adamlarında dejenerasyon:
Ahir zamanın önemli özelliklerinden biri acımasız, zalim ve halkını felaketlere sürükleyen liderlerin yönetime gelmesidir. 20. yüzyıl bu tarz lider ve yöneticilerin örnekleri ile doludur. Din ahlakına uygun olmayan ideolojileri benimseyen bu kimseler, hem kendi halklarına yaptıkları zulüm hem de neden oldukları savaş ve çatışmalar nedeniyle diğer toplumlara getirdikleri belalar ile ünlenmişlerdir. Hadiste de bu duruma dikkat çekilmektedir. Çin'in komünist diktatörü Mao, yalnızca kendisine muhalif oldukları için binlerce vatandaşını katletmiş, yönetimi boyunca milyonlarca insanın ölümüne neden olmuştur. Mussolini, faşist ideolojisinin etkisiyle ülkesini II. Dünya Savaşı'nın içine sürükleyerek halkına büyük felaketler yaşatmıştır. Mobutu, tarihe Afrika kıtasının en acımasız diktatörlerinden biri olarak geçmiştir.
Haberiniz olsun, şu muhakkak ki başlarınıza birtakım amirler ve devlet başkanları gelecek de onlar, (devlet hazinesinden yardıma ihtiyacı olan) sizlere vermedikleri (hakları olmadığı halde) kendilerine verilmesini hükme bağlayacaklardır. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, sf. 380, no. 697)
Yakında başınıza bazı emirler gelecek. Rızıklarınıza el koyacak, sizi yalanlarla avutacaklar. İş yapacaklar. Lakin yaptıkları fena olacak. En fena tarafları da kötülüklerini siz güzel görmedikçe ve yalanlarını tasdik etmedikçe sizden razı olmayacaklar... (Bagavi, Tabarani; Geleceğin Tarihi 1, sf. 43)
İslam'ın usulleri teker teker bozulacak ve halkı delalete düşürücü hükümet adamları çıkacak... (Hakim; Geleceğin Tarihi 1, sf. 57)
47. Güzel ve kötü ahlak kavramlarının yer değiştirmesi:
Kötülerin çoğaldıkça çoğalması, yalancıların doğru kabul edilmesi kıyamet alametlerindendir. (Beyhaki, İbn-i Neccar; Son Zamanlarla İlgili Hadisler, sf. 107)
Yalancının doğrulanması, doğrunun yalanlanması kıyamet alametlerindendir. (Kıyamet Alametleri, sf. 137)
Yalancı, doğru kabul edilecek ve doğru söyleyen ise tekzib edilecektir. Haine güvenilecek ve güvenilir olana ise hain muamelesi yapılacaktır... İşte o zaman yalan yaygınlaşacak... (Feraidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar; Beklenen Mehdi, 3. baskı, sf. 146-147)
48. Müslümanların birbirleri ile savaşmaları:
... Fikirler ayrılmadıkça, öz kardeşler dinde ihtilafa düşmedikçe kıyamet kopmaz. (Kıyamet Alametleri, sf. 142-143)
Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Müslümanlardan iki grup aralarında savaşmadıkça kıyamet kopmaz. Bunlar aralarında büyük bir savaş yaparlar, fakat davaları birdir." (Buhari, Fiten: 24, Menakıb: 25, İstitabe: 8; Müslim, İman: 248, Fiten: 17)
Peygamberimiz (sav) 1400 sene önce bildirdiği bu hadislerinde günümüzde yaşanacak olan bazı olaylara dikkat çekmiştir. Nitekim hadislerde haber verildiği gibi Hicri 1400 yıllarının başından itibaren bazı Müslüman ülkeler arasında savaş ve çatışmalar yaşanmıştır. İran-Irak Savaşı, Irak'ın 1990 yılında Kuveyt'i işgali bunlara örnektir.
49. Ticaret ve yolların kesilmesi:
Ticaret ve yolların kesildiği ve fitnelerin çoğaldığı zaman... (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 39-40)
Hz. Mehdi (as) çıkmadan önce, milletler arasında ticaret ve yollar kesilecek, insanlar arasında fitneler çoğalacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, sf. 39)
Günümüzde ülkeler arasında yapılan ticari ve ekonomik iş birliği anlaşmalarına rağmen, güvenlik endişesi kimi zaman ticari faaliyetlere engel olmaktadır. Örneğin, Hazar bölgesindeki yeraltı zenginliklerinin diğer bölgelere taşınması konusunda yaşanılan sorunların önemli bir kısmı güvenlik kaynaklıdır. Bu konuda daha pek çok örnek vardır. Dünyanın farklı köşelerinde de çatışmalar ve gerginlikler ekonomik iş birliklerini engellemekte, toplumlar arası ticari faaliyetler çok sınırlı miktarda gerçekleşebilmektedir.
50. Depremlerin çoğalması:
... Depremler çoğalmadıkça... kıyamet kopmaz. (Kıyamet Alametleri, sf. 109)
Ümmetimde zelzeleler olur. Öyle ki, bu zelzelelerde on bin, yirmi bin, otuz bin kişi ölür. (İbni Asakır, Geleceğin Tarihi 1, Orhan Baytan, Mevsim Yayıncılık, sf. 81)
Barınacak evler, sizi taşıyacak hayvanlar bulamayacağınız zaman yaklaşmıştır. Çünkü evlerinizi depremler yıkacak, hayvanlarınızı yıldırımlar yakıp kömüre çevirecektir. (Nuaym bin Hammad, Geleceğin Tarihi 1, sf. 82)
... Bil ki, artık zelzeleler, kederler, büyük hadiseler yakındır. O gün kıyamet insanlara şu elimin başına olan yakınlığından daha yakındır. (Ebu Davud, Cihad 37, sf. 2535, Kütüb-i Sitte, cilt 14, sf. 339)
ABD Jeolojik Araştırma Kurumu (USGS)'nin raporlarına göre 1556-1975 arasındaki yaklaşık 400 yılda meydana gelen 5.0 ve daha büyük şiddetteki depremlerin sayısı sadece 110'dur. Aynı kurumun açıklamasına göre, 1980-2009 yılları arasında sadece 29 sene içinde meydana gelen 6.0 ve daha büyük şiddetteki depremlerin sayısı ise 4.176'dır.8 Kuşkusuz bu rakamlar Hicri 1400 yılının başından itibaren depremlerin sayısındaki artışı çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır.
51. Kuraklığın olması:
Deccal'ın çıkmasından önce gökyüzü üç sene yağmurunu tutar. Birinci senede normal yağmurun üçte birini tutup üçte ikisini yağdırır. Yeryüzü bitkisinin üçte birini bitirmez. İkinci yılda gökyüzü normal yağmurunun üçte ikisini yağdırmaz. Yeryüzü de bitkisinin üçte ikisini bitirmez. Üçüncü yılda ise gökyüzü yağmurunun tamamını keser, yeryüzü de bitkisinden hiçbirini bitirmez. (Ebu Davud, İbni Mace, Taberani; Geleceğin Tarihi 3, sf. 241)
Ahir zamanda belli bir dönem yaşanacak olan kuraklık da, Hz. İsa (as)'ın nüzulünden, Hz. Mehdi (as)'ın zuhurundan hemen önce gerçekleşecek olan çok önemli bir alamettir.
52. Kasırgaların artması:
Kıyametten önce on alamet görmeden o kopmayacaktır. Onuncusu, insanları denize atacak olan kasırga... (Kıyamet Alametleri, sf. 288)
Geçtiğimiz yüzyılın son yıllarında meydana gelen en önemli hava olaylarından birkaçı şöyledir:
1987 yılının Ekim ayında güneydoğu İngiltere 1703 yılından beri meydana gelen en büyük fırtına ile sarsıldı. Fırtına nedeniyle yaklaşık 15 milyon ağaç devrildi ve ormanların büyük bir kısmı yok oldu. 16 kişinin öldüğü fırtınada binalar büyük hasar gördü, gemiler sahile sürüklendi.
20 Mart 1998'de Georgia'da meydana gelen tornado sebebiyle 12 kişi ölmüştür.
27 Mayıs 1997'de Teksas'ta meydana gelen tornado nedeniyle ölen kişi sayısı ise 27'dir.
13 Mayıs 1996'da Bangladeş'in batısında meydana gelen fırtınalarda tahminen 500 ile 1000 kişi arasında ölüm meydana gelmiştir. Aynı fırtınalar 30.000 kişinin yaralanmasına ve 100.000 kişinin evsiz kalmasına neden olmuştur.
1992'de Andrew Kasırgasının neden olduğu hasar yalnızca Meksika Körfezi'nde yaklaşık olarak 0.50 milyar dolardır. Andrew Kasırgası, Bahamalar'da ise yaklaşık 0.25 milyar dolar hasara neden olmuştur. ABD'nin doğusunda 2 milyona yakın insan kasırga nedeniyle evlerinden tahliye edilmiştir.
Ağustos 2002'de Avrupa'nın orta ve doğu bölgelerinde etkili olan sellerde ölenlerin sayısı 114'ü bulmuştur. 21 Eylül 2003'te Güney Kore'de, son 40 yılda meydana gelen en şiddetli kasırgada ise 2 günde yaklaşık 200 kişi ölmüştür.
Ağustos 2005'te meydana gelen Katrina kasırgası, Mississippi'nin 8 şehrini harap etmiş, New Orleans'ın %80'i yerle bir olmuş, yaklaşık 2000 kişinin ölümüne neden olmuştur. Amerikan tarihinin ikinci en büyük kasırgası olarak kabul edilmektedir. Verdiği zarar, 81.2 milyar dolardır. Bu kasırganın dikkat çekici bir özelliği ise, şehri selden koruması için yapılan setin yıkılmasıyla New Orleans'ın neredeyse tamamının sulara gömülmesidir. Hadiste bildirilen, "İnsanları denize atacak kasırga" tarifinin bir tecellisi de bu olabilir.
Kasım 2007'de Bangladeş'i etkisi altına alan ve 250 km hızla esen Sidr Kasırgası ise, 3200 kişinin ölümü ve büyük bir yıkım ile sonuçlanmıştır. Kasırganın etkisiyle 6 metreyi bulan dalgalar, binlerce evi yerle bir ederken, bine yakın insanın da kaybolmasına sebep olmuştur. Beş milyon kişiyi etkileyen bu kasırga, yüzyılın en büyük felaketleri arasında sayılmaktadır.
53. Şiddetli yağmurların olması:
Ev ve kulübe bırakmayan şiddetli bir yağmur yağıncaya kadar kıyamet kopmaz. (Kıyamet Alametleri, sf. 253)
Yağmurun çoğalması, otların azalması... kıyametin yaklaşmasındandır. (Kıyamet Alametleri, sf. 137)
Gökten şiddetli yağmur yağıp taş binalar hariç bütün kerpiç evler yıkılmadıkça kıyamet kopmaz. (Ahmed b. Hanbel, Müsned 13/291, hadis no. 7554)
Özellikle son dönemlerde sel baskınları, dünyanın çeşitli bölgelerinde önemli oranda can ve mal kaybına neden olmuştur. Geçtiğimiz yıllarda Avrupa'da meydana gelen sel baskınları bunun bir örneğidir. Neredeyse tüm Avrupa'yı etkisi altına alan şiddetli yağmurlar, nehirlerin taşmasına neden olmuş, büyük Avrupa şehirlerinde dahi pek çok bölge sular altında kalmıştır.
2002 senesinde Hindistan, Nepal ve Bangladeş'te iki ay etkisini sürdüren mevsimsel muson yağmurlarının yol açtığı felaketlerde ölenlerin sayısı ise yaklaşık 900 olmuştur. Çin'de ise Ağustos 2002'de şiddetli yaz yağmurlarının yol açtığı sel ve toprak kaymalarında ölenlerin sayısı 1.000'e ulaşmıştır. 2002'de Avrupa'da yaşanan sel baskınlarının ardından, 2006 yılında da seller, sadece Macaristan'da 32.000 kişi olmak üzere Romanya, Sırbistan, Çek Cumhuriyeti, Slovakya gibi birçok Avrupa ülkesini etkisi altına almıştır. Endonezya'nın başkenti Jakarta'da, 2007 yılındaki seller binlerce kişiyi evsiz bırakırken; İngiltere'de Temmuz 2007'deki yağışlar, 1 milyon kişinin etkilendiği bir sel felaketine dönüşmüştür.
54. Yıldırımların çoğalması:
Kıyametin yaklaştığı sırada yıldırımlar o kadar çoğalacak ki, insanlar (birbirlerine şöyle) diyecekler: "Dün kime yıldırım isabet etti?" Onlar da (şöyle) cevap verecekler: "Dün falan ve filan (kimseleri) yıldırım çarptı." (El-Hakim, Müstedrek, 4/444)
... Hayvanlarınızı yıldırımlar yakıp kömüre çevirecektir. (Naim bin Hammad; Geleceğin Tarihi 4, sf. 69)
Tam da hadiste belirtildiği gibi, yıldırım düşmesi nedeniyle can ve mal kaybının artması son yıllarda sıkça rastlanılan bir durum olmuştur. Bu kayıplar çoğu zaman haberlerde yer almaktadır. 1998 yılında Kongo'da futbol sahasına düşen yıldırım neticesinde, sahada maç yapan 11 futbolcunun ölümü bu örneklerden biridir. Benzer bir şekilde 2001 yılında Meksika'da futbol sahasına düşen yıldırım nedeniyle de 6 kişi hayatını kaybetmiştir. Bunlar dışında da yıldırım düşmeleri pek çok insanın hayatını kaybetmesine ve hayvanların telef olmasına neden olmaktadır.
Çin'deki veriler ise, yıldırımların her sene belirgin bir oranla arttığını göstermektedir. Bu rakamlar, 2003'te 7.625, 2004'te 8.892, 2005'te 11.026 iken, 2006'da 19.982'ye yükselmiş ve Çin'de sadece 2006 yılında 717 kişi yıldırım çarpması sonucu hayatını kaybetmiştir.
55. Yer çökmelerinin olması:
(Kıyamet) alametlerinin ilki yer çökmeleridir... (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, sf. 518)
56. Evlerin mezar olması:
"İnsanlara ölüm gelip evler mezar olduğu zaman halin nice olur" buyurdu. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, sf. 392, no. 726)
57. Salgın hastalıkların artması:
Veba gibi salgın hastalıklar, yani koyun (davar) kıran denilen hayvan hastalığı ki, o sizi yakalayacak... (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir ZamanAlametleri, sf. 417, no. 761)
"... Kıyamet öncesi altı (alamet) sayayım mı?" Dedim ki: "Onlar nelerdir ya Resulullah?" O da şöyle buyurdu: "... Sizin aranızda kolera ve şarbon gibi ölümcül iki hastalık yaygınlaşacaktır." (Sahih-i Buhari; Beklenen Mehdi, 3. baskı, sf. 147)
Günümüzde sık sık yeni ve bilinmeyen salgın hastalıklar ortaya çıkabilmektedir. Son 20-30 yıl içinde en çok duyulan salgın hastalıklardan birkaçı AIDS, Sars, Ebola, Deli dana, kuş ve domuz gribi gibi hastalıklardır. Bunların insanlar için ne kadar büyük tehlike oluşturdukları çok iyi bilinmektedir.
58. İnsanların birbirinden kaçması:
"Ey Allah'ın Resulü, Ahlas fitnesi nedir?" "Kaçışmak -yani insanlar arasındaki aşırı düşmanlıklardan dolayı birbirlerine güvenemedikleri için birbirlerinden kaçışmaları- ve insanların mallarının yağma edilmesidir," buyurdu. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, sf. 386, no. 714)
Hadiste, insanların güvensizlik ve korku nedeniyle birbirlerinden kaçmalarına dikkat çekilmektedir. Bununla, yurtlarından göç etmek zorunda bırakılan insanlara işaret ediliyor olması muhtemeldir. Gerçekten de çatışmalar nedeniyle evlerini terk eden, savaşlar yüzünden topraklarından sürülen insanların sayısı 20. yüzyılın başlarından itibaren büyük artış göstermiştir.
Özellikle son 20-30 yılda bu artış dikkat çekici bir rakama ulaşmıştır. 2001 yılı itibariyle yaklaşık 23 milyon olan dünyadaki mülteci sayısı, 2002 yılında neredeyse 30 milyona yaklaşmıştır.
59. "İyiliği emredip, kötülükten men etme" ibadetinin terk edilmesi:
İyilik terk edilip emredilmediğinde, kötülük işlenip alıkonulmadığında, kıyamet yaklaşmış olacaktır. (Ölüm Kıyamet ve Diriliş, sf. 480)
Kıyamet yaklaşır, hayırlı işler azalır. (Kıyamet Alametleri, sf. 264)
60. Açlık ve fakirliğin artması:
Açlık ve hayat pahalılığı alabildiğine yayılacak... (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, İmam Şarani, sf. 440)
Fakirler çoğalacak. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, sf. 455)
Deccal'in zuhurundan üç yıl önce, son derece buhranlı günler olacak, açlık hüküm sürecektir. (Kıyamet Alametleri, sf. 220)
Bugün dünyanın dört bir yanında yiyecekten ve içecekten mahrum, sağlıksız koşullar altında yaşayan, barınacak bir yer bulamayan insanlar bulunmaktadır. Bu durum Afrika, Asya, Güney Amerika başta olmak üzere Amerika ve Avrupa ülkelerinde de yoğun olarak sürmektedir. İnsanların küçük bir bölümü çok büyük bir refah içinde yaşarken, 2 milyara yakın insan açlık sınırında yaşamaktadır. Birleşmiş Milletler kaynakları göstermektedir ki 1960 yılında dünya nüfusunun en fakir %20'si ile en zengin %20'si arasındaki gelir oranı 1'e 30 iken, 1995'te 1'e 82 olmuştur.9 Sosyal adaletteki çöküşe bir örnek de dünyanın en zengin 225 şahsının servetinin dünya nüfusunun %47'sinin senelik gelirine eşit hale gelmesidir.10
61. Zekatın terk edilmesi:
Zekatı (ödemeyi ibadet bilmeyip bir angarya ve) ceza telakki ettikleri zaman. (Tirmizi, Fiten: 39, 2211)
O zaman zekat, ceza olarak ve harac da, ganimet olarak zorla alınacaktır. (Feraidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar; Beklenen Mehdi, 3. baskı, sf. 146-147)
Fakirlerin ve ihtiyaç içinde olanların korunup kollanması din ahlakının gereklerinden biridir. Allah iman edenlere, ihtiyaç içinde olanlara sadaka vermeyi, onların ihtiyaçlarını karşılayıp gidermeyi ve onları koruyup gözetmeyi emretmiştir. Din ahlakının yaşandığı toplumlarda, bu ahlakın gereği olan sosyal yardımlaşma yaşandığı için fakirlik sorunu doğal olarak ortadan kalkar. Ahir zamanda ise insanların din ahlakından uzaklaşmalarının neticelerinden biri olarak, zekat ve sadaka vermek neredeyse tamamen ortadan kalkar.
62. Cinayetlerin çoğalması:
... Cinayetler çoğalmadıkça kıyamet kopmaz. (Buhari, İbni Mace, Kıyamet Alametleri, sf. 108)
... İnsanlar öyle günler görecek ki, katil niçin öldürdüğünü, maktul de niçin öldürüldüğünü bilemeyecek. (Müslim, Fiten: 56, (2908))
... Fitneler, korkulu durumlar ve cinayetler görülmesi. (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 39)
63. İntihar vakalarının artması:
İnsanlar kendi canlarına kıyarlar ve yeryüzünü belalar kaplar. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, sf. 482, no. 901; Kitabü'n-Nihaye, İbn-i Kesir, 1/131)
64. Ahlaki dejenerasyon olması:
... Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün): "Gençlerinizin fıska düştüğü zaman haliniz ne olur?" diye sormuştu. (Kütüb-ü Sitte, hadis no: 4752; Heysemi, Mecma'u'z-Zevaid'de kaydetmiştir [7, 281])
Fuhuş açık olmadan... kıyamet kopmaz. (Ramuz-El Ehadis, 91/7)
İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelir ki, onların yüzleri insan yüzü, kalpleri şeytan kalbidir. Kan dökücüdürler, çirkin hareketlerden kaçmazlar. Eğer sen onlara tabi olursan seni gözetirler. Eğer onlara güvenirsen, sana ihanet ederler. Onların çocukları ahlaksız, gençleri arsız olur. Yaşlıları ise marufu (iyiliği) emretmez, münkeri (kötülüğü) nehyetmez (sakındırmaz) olur. (Hatib; Geleceğin Tarihi 1, sf. 23)
65. Zinanın artması:
Zinanın çoğalması kıyamet alametlerindendir. (Buhari, Tecrid: 1/16)
66. Ekonomide bozulma ve sosyal adaletsizlikler olması:
İnsanlar 95. seneye kadar malik olacak, yani işleri iyi gidecek, 97 veya 99. senede mülkleri zail olacak... (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, sf. 54)
Hadisteki "95. sene" şeklindeki ifade ile 1995 yılına dikkat çekiliyor olması muhtemeldir. 1995 yılı insanların nispeten daha müreffeh bir yaşam sürdükleri, yaşam koşullarının çok zorlaşmadığı bir dönemdir. Nitekim hadiste bu yıl içinde "işlerin iyi gideceği" haber verilmektedir. Yani bu dönemde insanlar yaşamlarını idame ettirebilecek bir gelire sahiptirler ve hala mülk edinebilecek kadar zengindirler. Ancak 1997-1999 yılları ekonominin çok kötüleştiği, fakirliğin ve yokluğun arttığı bir dönemdir. Bu yıllar arasında malın ve mülkün değeri kalmamıştır. Yakın geçmişte Arjantin örneğinde de (2001 yılında Arjantin ekonomisi iflas etmiştir) görüldüğü gibi hadiste bildirilen bu olay gerçekleşmiştir.
Ahir zamandaki ekonomik durumla ilgili verilen haberlerden biri de, kazancın azalacak olmasıdır:
Herkesin az kazançtan yakınması... Paraları için zenginlerin saygı görmesi... (Kıyamet Alametleri, sf. 146)
Piyasanın durgun olması, kazançların azalması... (Kıyamet Alametleri, sf. 148)
Hadislerde bildirildiğine göre, ahir zamanda ekonomik bozulmalarla birlikte sosyal adaletsizlikler de yaşanacak, mili servetler eşit olarak dağıtılmayacaktır:
"... Onbeş şeyi yapmaya başlayınca ona büyük belanın gelmesi vâcip olur!" buyurmuşlardı. (Yanındakiler:) "Ey Allah'ın Resûlü! Bunlar nelerdir?" diye sordular. Aleyhissalâtu vesselâm saydı: "Ganimet (yani milli servet, fakir fukaraya uğramadan sadece zengin ve mevki sahibi kimseler arasında) tedavül eden (dolaşan) bir metâ haline gelirse." (Tirmizi, Fiten: 39, (2211))
Peygamberimiz (sav)'in kıyamet alameti olarak haber verdiği bu durum günümüzde dünya genelinde yoğun olarak yaşanmaktadır. Bugün dünyanın en zengin insanları dünyadaki zenginliklerin büyük bir kısmını kontrolleri altında tutarken, milyarlarca insan da fakirlik ve açlık içinde yaşamaktadır. Yalnızca Afrika kıtasındaki milyonlarca insanın yaşadığı açlık ve sefalet tüm dünyanın gözleri önünde sürmektedir.
67. Sosyal bozulmaların olması:
"... İnsanların ihtilaf ve içtima-i (sosyal) sarsıntılar içinde bulundukları zaman..." (Ramuz-El Ehadis, 7/7)
Toplumsal yozlaşmanın en çarpıcı göstergelerinden birisi de yasalara aykırı davranışlardaki büyük artıştır. Suç oranlarındaki artış son derece büyük boyutlara ulaşmıştır. Birleşmiş Milletler Uluslararası Suç Önleme Merkezi'nin hazırladığı "Evrensel Suç ve Adalet Raporu" tüm dünya ülkelerini kapsayan şu genellemeleri içermektedir:
Ortalama olarak, suç oranları 1980'lerde olduğu gibi, 1990'larda da yükselmeye devam etmektedir. Dünyanın neresi olursa olsun, beş yıllık bir periyotta, büyük şehirlerin sakinlerinin üçte ikisi en az bir kere suç sayılan fiillerin hedefi olmaktadır.
Evrensel olarak ciddi suçlara hedef olma olasılığı (soygun, cinsel suçlar, saldırı) beşte birdir.
Bölge ayrımı olmaksızın, gençler kategorisindeki mülkiyete yönelik suçlar ve şiddet suçlarının her ikisi de ekonomik problemler ile ilgilidir.
Son yıllarda yasa dışı uyuşturucu madde türleri sayıca artmış ve nitelik olarak da çeşitlenmiştir.11
68. Ömürlerin uzaması:
Onun (Hz. Mehdi (as)'ın) zamanında... ömürler uzayacaktır. (El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyyil Muntazar sf. 43)
Kayıtlar, ortalama yaşam süresinin içinde bulunduğumuz çağda diğer tüm dönemlerden daha fazla olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Hatta 20. yüzyılın başları ile sonları arasında dahi büyük bir fark vardır. Örneğin 1995 yılında doğmuş olan bir çocuğun 1900'lerde doğmuş birisine göre ortalama 35 yıl daha uzun yaşayacağı tahmin edilmektedir.12
69. Çöllerin yeşertilmesi:
Arabistan'da da nehirler ve bahçeler oluşmadıkça kıyamet kopmaz. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 17/22, hadis no: 8819)
Günümüzde suyun verimsiz çöl topraklarına kadar ulaştırılmasıyla, en kurak topraklarda bile üretim yapılabilmektedir. Bunun için üzerinde çalışılan teknolojilerden biri bilgisayar kontrolünde yapılan sulamadır. Bu teknolojiyle su akışı doğrudan bitkilerin kök bölgelerine yönlendirilmekte, tek bir damla suyun bile israf edilmesi engellenmektedir. Her türlü suyun arıtılarak kullanıma geçirilmesi de çöl tarımında çok önemli bir yer tutar. Bunun için sel ve deniz sularının çok hızlı bir şekilde kullanıma geçirilmesi de tarım teknolojisinin temelini oluşturmaktadır. Bu şekilde çok geniş bir su kaynağı sağlanmış olacak ve ülke ekonomilerine büyük bir destek sağlanacaktır.
Peygamber Efendimiz (sav), hadislerinde suyun verimli şekilde kullanılmasına da işaret etmiştir:
... Ümmetin gerek iyileri ve gerekse de kötüleri, misli asla görülmemiş şekilde, pek çok nimetlere sahip olacaktır. Çok yağmur yağmasına rağmen bir damlası bile boşa gitmeyecek, toprak bir tek tohum istemeden verimli ve bereketli olacaktır. (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, sf. 23)
70. Kişinin kamçısının ucuyla ve kendi sesiyle konuşması
Kişiye kamçısının ucu konuşmadıkça... kıyamet kopmaz. (Ölüm, Kıyamet ve Diriliş, sf. 471)
Kamçı bilindiği gibi, eski çağlarda özellikle at, deve gibi binek hayvanlarını sürerken yaygın olarak kullanılmış bir araçtır. Yukarıdaki hadis incelendiğinde Peygamberimiz (sav)'in bu sözleriyle bir benzetme yaptığı anlaşılmaktadır. Günümüzde "kamçının şekline benzetebileceğimiz ve konuşan nesne nedir?" diye soracak olursak, bu sorunun en mantıklı cevabı, antenleri ile dikkat çeken telsiz, cep telefonu veya benzeri iletişim araçları olacaktır. İleri teknolojinin ürünü olan bu cihazlar sahip oldukları kamçıya benzer antenlerle dikkat çekmektedirler.
Kişiye (kendi) sesi konuşmadıkça... kıyamet kopmaz. (Ölüm, Kıyamet ve Diriliş, sf. 471)
Şüphesiz insanın kendi sesini işitebilmesi için öncelikle sesini kaydetmesi ve sonra da dinlemesi gerekmektedir. Ses kayıt ve reprodüksiyon teknolojisi de 20. yüzyılın ürünlerindendir. Bu gelişme bilimsel bir dönüm noktası olmuş, haberleşme ve medya sektörlerinin doğmasına yol açmıştır. Ses kaydı özellikle bilgisayar ve lazer teknolojilerindeki son gelişmelerle mükemmele ulaşmış durumdadır.
Kısacası, günümüzün elektronik aletleri, mikrofonları ve hoparlörleri sesin kaydedilmesi ve dinlenmesine imkan sağlamakta ve bizlere yukarıdaki hadisin verdiği haberin tecelli ettiğini göstermektedir.
71. Kuş ve domuz gripleri:
Peygamber Efendimiz (sav) bundan 1400 yıl önce, ahir zamanda insanların arasında iki salgın hastalığın yayılacağını bildirmiştir. Ayrıca Peygamberimiz (sav)'in bu hastalıklar hakkında verdiği detay bilgiler, bunları daha kolay tespit edebilmemizi mümkün kılmaktadır. Söz konusu hastalıklar, ahir zaman alametlerinin yoğun olarak yaşandığı son yıllarda birbiri ardınca ortaya çıkan; her ikisi de ölümcül ve salgın hastalıklar olan kuş ve domuz gripleridir. (Doğrusunu Allah bilir.) Bu konudaki bazı hadisler şu şekildedir:
"Altı şey kıyametten önce olur: ... Sonra çok ölen olur. Sizin içinizde koyunların burunlarından akan ve aniden öldüren hastalık gibi ölümcül iki hastalık yaygınlaşacaktır." (Sahih-i Buhari, cizye (2/278 fethul bari))
"İnsanlar, şiddetli bir korku üzerinde olmadıkça, Hz. Mehdi (as) zuhur etmez. Ondan önce zelzeleler, fitneler, insanların başına gelen belalar ve taun (veba) hastalığı zuhur edecektir... İşte o vakit (Hz. Mehdi (as)) zuhur edecektir. Ona yetişene ve onun yardımcılarından olanlara müjdeler olsun. Ona (Hz. Mehdi (as)'a) muhalefet edenlere ve emrine karşı gelenlere yazıklar olsun." (Fera idu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam el-Mehdi el-Muhtazar)
A/H1N1 domuz gribi ile A/H5N1 kuş gribi virüsleri, bu hayvanların solunum yollarındaki hücrelerin alıcılarına yerleşir. Hem kuşlar hem de domuzların milyonlarca yıldır var olan canlılar olmalarına rağmen, Peygamberimiz (sav)'in dikkat çektiği dönemde salgın hastalıklara sebep olmaları, ahir zamanda yaşadığımızın bir başka delilidir. Söz konusu durum, Allah'ın emriyle tam da Hz. Mehdi (as)'ın zuhur edeceği dönemde insanlar arasında yayılmıştır.
72. 2007 yılında başlayan ekonomik kriz:
Peygamberimiz (sav)'in bildirdiği Hz. Mehdi (as)'ın zuhur alametlerinden biri de, ekonomik sıkıntıların artması ve büyük bir ekonomik durgunluk yaşanmasıdır. Hz. Muhammed (sav), ahir zamanda ticaretin durgunlaşacağını, herkesin az kazançtan şikayet edeceğini, hayat pahalılığının artacağını, kısacası ciddi ekonomik bunalımlar yaşanacağını bildirmiştir. 2007 yılında başlayan, 2008 yılında tüm yönleriyle belirginleşen ve dünya çapında oluşan büyük ekonomik kriz, 1400 yıl önce Peygamberimiz (sav) tarafından hadislerde Hz. Mehdi (as)'ın çıkış alametlerinden biri olarak bildirilmiştir:
Çarşı ve pazarların tekarubu kıyamet alametlerindendir. Dedim ki "Pazarların tekarubu ne demektir?" Şunlardır: "Herkesin az kazançtan yakınması..." (İbni Merduveyh Ebu Hüreyre (ra)'dan, Kıyamet Alametleri, Pamuk yayınları, sf. 146)
(Hz. Mehdi (as)'ın zuhurundan (ortaya çıkışından) önce) piyasanın durgun olması, kazançların azalması olacaktır. (Kıyamet Alametleri, sf. 148)
Herkesin az kazançtan yakınması, paraları için zenginlerin saygı görmesi olacaktır. (Kıyamet Alametleri, sf. 146)
İşlerin kesad gitmesi olacaktır. Herkes "satamıyorum, alamıyorum, kazanamıyorum!" diye yakınacak. (Kıyamet Alametleri, sf. 152)
Ticaret ve yolların kesildiği ve fitnelerin çoğaldığı zaman (Hz. Mehdi (as)'ın zuhurundan önceki zamandır). (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, sf. 52)
73. 'İki dişli' Lulin kuyruklu yıldızının ortaya çıkışı:
İmam Rabbani Hazretleri'nin Hz. Mehdi (as)'ın zuhuruyla ilgili Peygamberimiz (sav)'in hadisine dayanarak verdiği bir bilgi, "iki dişli münevver bir yıldızın" dünyanın yakınından geçmesidir:
Mükerrer olarak, şark canibinden doğan amud-u nuraniden (nurlu sütundan) sormaktasınız. Bilesin ki, ashabın verdiği habere göre, Resulullah (sav) Efendimiz şöyle buyurmuştur:
"Vaad edilen Hz. Mehdi (as)'ın zuhur mukaddimeleri olan Abbasi Melik Horasan'a vardığı zaman, şark tarafında iki dişli (1) münevver (2) bir boynuz (3) çıkar."
Bu rivayetin yapıldığı haşiyede yazıldığına göre, o sütunun iki başı vardı.
Bu sütunun ilk doğuşu, Nuh (as) kavminin helakı zamanında oldu. Aynı şey, İbrahim (as) Peygamberi ateşe attıkları sırada dahi doğdu. Firavun'un ve kavminin zamanında dahi doğdu. Bir de, Yahya (as) Peygamberin katledildiği zaman doğdu.
Her kim onu görür, fitnelerin şerrinden Allah'a sığınsın.
Şark tarafında meydana çıkan o beyazlık; önceleri nurlu bir sütun halinde idi. Sonra, ona bir eğrilik geldi; boynuz şeklini aldı.
İhtimaldir ki, onun için:
- iki başlı, isminin verilmesi, şu itibara göre ola: Her iki tarafında da bir incelik olup dişe benzerler; bunun için, her iki tarafta baş itibar edilmiştir. Nitekim, bir süngünün de her iki tarafı incelik taşısa, onun için de:
- iki başlı, tabirini kullanır.
Kardeşim Şeyh Muhammed Tahir Bedahşi Confor'dan geldi. Şöyle anlatıyor:
- O sütunun üst tarafında da iki başı var; iki dişe benziyor. İkisi arasında da kısa bir ayrılık var.
Bu mânanın teşhisi sahrada hasıl oldu.
Aynı haberi, bir başka topluluk da verdi.
Halbuki bu doğuş, Hz. Mehdi (as)'ın zuhuru zamanında olacak zuhur değildir. Zira, onun zuhuru, yüz başlarında olacaktır. Şu anda dahi, yüz başını, on sekiz sene geçmiş vaziyettedir.
Hadis-i şerifte, Hz. Mehdi (as)'ın alâmetleri hakkında şöyle anlatılmıştır:
"Şark tarafında bir kuyruklu yıldız doğup aydınlık verecektir."
Bu yıldız dahi doğmuştur. Amma o mudur, yoksa onun bir benzeri midir?
Bu yıldıza:
- Kuyruklu yıldız, adının verilmesi, ihtimal ki, şu anlatmalara dayanıyor:
- Sabitlerin seyri, mağribden (batıdan) meşrikadır (doğuyadir) (4)...
Bu yıldızın durumu da, onun seyrine göredir. Yani yüzü meşrik canibine doğru, arkası dahi, mağrib tarafınadır. Bu uzun beyazlık dahi, onun arka tarafındadır. Bu mana icabı olarak, ona:
- Kuyruk... isminin verilmesi yerindedir.
Ancak o, kısri (kendine has durumunda ağırlık taşıyan) seyri ile felek-i azamın seyrine bağlıdır.
Hakikat-i hali, en iyi bilen Sübhan Allah'tır. (İmam-ı Rabbani, Mektubat-ı Rabbani, 381. Mektup, sf. 1184)
Peygamber Efendimiz (sav)'in hadisinde ahir zamanda gelmesi beklenen Hz. Mehdi (as)'ın çıkış alameti olarak belirttiği ve İmam-ı Rabbani'nin de detaylı olarak tefsir ettiği " iki dişli münevver (aydınlatıcı) bir boynuz çıkar" ifadesi 24 Şubat 2009 yılında Dünya'ya en yakın noktadan geçen Lulin kuyruklu yıldızına işaret etmektedir. Hadisteki ifadelerin hepsinin Lulin kuyruklu yıldızının özellikleriyle birebir uyum içinde olması çok büyük bir mucizedir ve Hz. Mehdi (as)'ın gelişini bekleyen bütün müminler için de çok büyük bir müjdedir.
(1) ... iki dişli...:
Lulin kuyruklu yıldızının arka kısmındaki kuyruğun çatallı olması, hadisteki iki dişli ifadesiyle birebir bağdaşmaktadır.
(2) ... münevver (aydınlatıcı)...:
Hadiste bahsi geçen münevver (aydınlatıcı) sıfatı, Lulin kuyruklu yıldızının dünyaya yaklaştıkça 6 yıldız parlaklığı kadar artan parlaklığına işaret etmektedir.
(3) ... bir boynuz...:
Lulin kuyruklu yıldızını diğer kuyruklu yıldızlardan ayıran en önemli farklılığı, yıldızının çekirdeğinin arka kısımda yer alan kuyruğunun karşısında, çekirdeğin ön kısmında yani ilerleme yönünde de bir kuyruğunun bulunmasıdır. Lulin kuyruklu yıldızının çekilmiş fotoğraflarına bakıldığında da karşıt yöndeki iki kuyruğun şekil itibariyle bir boynuzu andırdığı ilk bakışta farkedilmektedir.
(4) Sabitlerin seyri mağripten (batıdan) meşrikadır (doğuyadır)...:
Hadisin devamında yer alan "Sabitlerin seyri, mağribden (batıdan) meşrikadır (doğuyadır)..." ifadesi gökcisimlerinin dönüş yönüne işaret etmektedir, ki bu bilgi 20. yüzyılda elde edilen astronomi bilgileriyle birebir uyuşmaktadır. Nitekim bütün gökcisimleri mağripten (batıdan) meşrika (doğuya) hareket etmektedir.
(5) Onun her günkü irtifi (geçiş yönü) ise, meşrikten (doğudan) mağribedir (batıyadır)...:
Burada ise "Onun her günkü irtifi (geçiş yönü) ise..." denilerek, Lulin kuyruklu yıldızının diğer gökcisimlerinden farklı olarak doğudan batıya doğru hareket ettiği bildirilmiştir.
Başka hiçbir gökcisminde görülmeyen bu özelliğin Lulin kuyruklu yıldızında olması ve bunun yaklaşık 1400 sene önce Peygamber Efendimiz (sav) tarafından Hz. Mehdi (as)'ın çıkışının habercisi olarak bildirilmiş olması şüphesiz ki çok büyük bir mucizedir.
74. Uzayda insan eli biçiminde bir görüntü oluşması:
... Esma binti Umeys dedi ki: O günün (Hz. Mehdi (as)'ın zuhurunun) alameti semadan uzatılmış ve insanların kendisine bakıp durduğu bir eldir. (Celalettin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler, Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Ali bin Hüsameddin el Muttaki, sf. 69)
Semadan zuhur eden bir el ve "Emiriniz Hz. Mehdi (as)'dır" şeklindeki bir nida duyuluncaya kadar tefrika ve ihtilaflar devam edecektir. O günün alameti: semadan bir el uzanacak ve insanlar ona bakacak ve göreceklerdir. (Ahmed ibn-i Hacer-i Mekki (Heytemi), Beklenen Mehdinin Alametleri, el-Kavlu'l Muhtasar fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, sf. 53)
... İşte o zaman (Hz. Mehdi (as)'ın zuhuru zamanında) semadan kendini belli eden bir el görünür... (Celalettin Suyuti'nin Tasnifinden Hadisler, Ahir Zaman Mehdisinin Alametleri, Ali bin Hüsameddin el Muttaki, sf. 51)
Peygamber Efendimiz (sav)'den rivayet edilen bu hadislerde gökte bir "el"in görüneceği ve bu elin Hz. Mehdi (as)'ın geliş alametlerinden olduğu bildirilmektedir. Bu döneme kadar ihtilafların devam edeceği ve Hz. Mehdi (as)'ın semadan, yani radyo, televizyon ve internet gibi iletişim araçları vesilesiyle, sürekli gündem olacağı hadislerden anlaşılmaktadır.
Amerika Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi'ne (NASA'ya) bağlı Chandra Röntgen Gözlemevi tarafından çekilen bir uzay fotoğrafında el şeklindeki bir nötron yıldızları kümesi başka bir yıldız kümesini kavrıyormuş gibi görülmektedir. Hadislerde belirtilen el ifadesi, NASA tarafından "Tanrı'nın eli" olarak adlandırılan ve uzayda vuku bulan bir gök olayının vesile olduğu bu görüntüye işari manada bakıyor olabilir. (Doğrusunu Allah bilir.)
Söz konusu yıldız kümesinin oluşturduğu el şeklinin duruşu hadisteki uzanma tanımına da tam uymaktadır. NASA tarafından çekilen fotoğraftaki el şekli bir yere uzanıyormuş görünümündedir. Ayrıca insanların Hz. Mehdi (as) dönemindeki gelişmiş yüksek uzay ve astronomi teknolojisi sayesinde uzayda meydana gelen bu gök olayını teleskoplar vesilesiyle bakarak görebilmeleri de hadisteki ifadelerle birebir uyum içindedir.
|
|
|
|