| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.
|
|
|
Ummu Haram (radiyallahu anha) |
|
Yazar: RasitTunca - 06-30-2020, 07:05 PM - Forum: islam Büyükleri Hakkında Bilgiler
- Yorum Yok
|
 |
Ummu Haram (radiyallahu anha)
O, Rasûlüllah´ın halasıdır. Ummu Haram, Hazrec kabilesinin lideri ve Akabe gecesi Rasûlüllah´a (S.A.V) bey´at eden oniki nakîb´ten biri olan Ubâde İbnu´s-Samît´in nikâhı altındaydı,. O, Peygamber (S.A.V)´e bey´at ettiğinde Ummu Haram da ona bey´at etti. Rasûlüllah CS.A.V) takva üzere inşa edilen ilk mescidde namaz kılmak için Küba´ya gittiğinde, Ummu Haram Bint Milhan´ın evine gitti. O da Rasûlüllah´a [S.A.V) yemek yedirdi.
Bir gün Rasûlüilah (S.A.V] Ummu Haram´ın yanına gitti. Ummu Haram ona yemek ikram etti ve başını tarayıp temizledi. Peygamber [S.A.V) onun evinde öğle uykusuna yattı ve uykusundan gülerek kalktı:
Ummu Haram sordu :
Yâ Rasûlellah! Seni güldüren nedir
Rasûlüllah (S.A.V) ;
Ümmetimden bazı kişiler, Allah yolunda gazi olarak bana gös-terildiler, tahtlar üzerindeki hükümdarlar gibi denize açılmışlardı, dedi.
Ummu Haram Bint Milhan:
Yâ Rasûiellah! Beni onlardan kılması için Allah´a duâ et, dedi.
Hz. Peygamber (Ş.A.V) onun için duâ etti. Daha sonra başını koyup uyudu. Yine gülerek uyandı.
Ummu Haram :
522
Yâ Rasûlellah! Niçin gülüyorsun dedi. Rasûiüllah (S.A.V) :
Ümmetimden bazı kişiler, Allah yolunda gazi olarak bana gös terildiler, dedi.
Daha önceki gibi Ummu Haram :
Yâ Rasûlellah! Beni onlardan kılması için Allah´a duâ et, dedi. Rasûlüllah (S.A.V) :
Sen öncekilerle birliktesin, buyurdu.
Nitekim hicretin kırkikinci yılında Hz. Osman´ın halifeliği sırasında Şam´da vali olan Hz. Muaviye Kıbrıs´a sefer etmek için izin istedi, Hz. Osman da tein verdi. Hz. Muaviye bir ordu iie sefere çıktı ve gemiye bindiler. Ordu içinde Ummu Haram ve kocası Hz. Ubâde de bulunuyordu.
Karaya çıktığında ona binmesi için bir katır verildi. O da bindiği bu katırdan düştü, boynu kırıldı ve öldü.[1] Oraya defnedildi.
V İşte öyle cihâda katılma heyecanı ve özlemiyle doluydu ki her savaşa katılmak için duâ istiyordu. Nitekim o iki savaştan ilkinde şehîd olması takdir edilmişti. Peygamberimiz bu ikincisine de katılmak için duâ etmemişti. Bu yüzden ikincisine katılmak nasib olmadı... [2]
--------------------------------------------------------------------------------
[1] Çıktıkları kara Kıbrıs adaşıdır. Rasûlüllah (S.A.V) zikredilen hadisinde Kıbrıs´ır fethini müjdelemektedir. Bugün Kıbrıs´ta «Halâ Sultan» adıyla bilinen kadın bı hanımdır. Türkler, mezarının bulunduğu yere bir türbe ve bir cami yapmışlar dır. Türbesi Larnaka civarında Tuz Gölü yakınındadır. (Çeviren: T. Uzun).
[2] Abdulaziz eş-Şennavi, Sahabe Hayatından Tablolar (Hanım Sahabiler), Uysal Kitabevi: 522-523.
|
|
|
Ummu´l-Alâ el-Ensariyye (radiyallahu anha) |
|
Yazar: RasitTunca - 06-30-2020, 07:04 PM - Forum: islam Büyükleri Hakkında Bilgiler
- Yorum Yok
|
 |
Ummu´l-Alâ el-Ensariyye (radiyallahu anha)
O, Rasûlüllah (S.A.V) Medine´ye geldiğinde müslüman olmuş ve bey´at etmiştir. Harice İbn Zeyd İbn Sabit´in annesidir.
Umu´l-Ala´ şöyle anlatır:
Muhacirler kura ileEnsar arasında taksim edilmişti. Bizim ailenin payına da Osman İbn Maz´un düşmüştü. Biz Osman´ı misafir ettik. Fakat Osman vefat etti. Onu kendi elbiseleriyle kefenledik. Rasûlüllah (S.A.V) bize geldi. Ben: Ebu Saib! Allah sana rahmet etsin. Senin hakkında bildiğim ve bu cemaate bildirmek istediğim şudur: Sen Allah Ta´âlâ´nm (ahîret âleminde) kerem ve inayetine mazhar olmuş bir zatsın, dedim. Bunun üzerine Rasûlüllah : Allah Taâla´nın bu ölüye ikram ve inayet buyurduğunu nerden biliyorsun dedi. Ben de şöyle cevap verdim: Yâ Rasûlellah: Babam, anam sana feda olsun! Allah, (bu imanlı, itaatkâr kuluna ikram etmez de) ya kime ikram eder dedim. Bu defa da Rasûlüllah: Osman İbn Maz´un ölmüştür. Ben de bu ölü için hayr ve saadet umarım. Allah´a yemin ederim ki, ben, Allah´ın bir Peygamber´! iken bana (ve size yarın) Allah tarafından ne muamele edileceğini bilemem, buyurdu.
Ummu´l-Alâ el-Ensariyye bir rüya gördü. Rüyasında, Osman ibn Maz´un´a ait bir pınar görmüştü.. Uyanınca Rasûlüllah´a gelip rüyasını anlattı. Rasûlüllah (S.A.V) :
İşte o, Osman İbn Maz´un´un amelidir, buyurdu.
Ummu´1-Alâ el-Ensariyye Hayber´e Rasûlüllah´la birlikte gitmiştir.. Ummu´i-Alâ hasta olunca Rasûlüllah (S.A.V) onun ziyaretine giderdi. [1]
--------------------------------------------------------------------------------
[1] Abdulaziz eş-Şennavi, Sahabe Hayatından Tablolar (Hanım Sahabiler), Uysal Kitabevi: 543.
|
|
|
Ummu Mubeşşir (radiyallahu anha) |
|
Yazar: RasitTunca - 06-30-2020, 07:03 PM - Forum: islam Büyükleri Hakkında Bilgiler
- Yorum Yok
|
 |
Ummu Mubeşşir (radiyallahu anha)
Zeyd İbn Harise´nin hanımıydı. Müslüman olup Rasûlüllah´a (S.A.V) bey´at etmiştir. Peygamber (S.A.V) onu ziyaret ederdi.. Ummu Mübeşşîr bir gün kendisine ait hurmalıktayken yanına Rasûlüliah (S.A.V) geldi. Rasûlüliah sordu :
Buradaki ağaçları kim dikti Müslüman mı, kâfir mi Ummu Mubeşşir:
Müslüman, diye cevap verdi. Peygamber [S.A.V) : -
Bir müslümanin diktiği ağacın meyvesinden, ektiği ekinin mahsulünden herhangi bir insan bir kuş veya herhangi bîr hayvan yese, o ağacı diken veya o ekini eken için mutlaka sadaka olur, buyurdu.
Câbir İbn Abdillah şöyle rivayet eder:
Bana Ummu Mubeşşir haber verdi. Kendisi Peygamber´den (S.A.V) duymuştur ki : Rasûlüliah (S.A.V) Hafsa´nın yanında: İnşaallah o ağaç altında bey´at etmiş olan Ashâbu´ş-Şecere´den hiçbir kimse ateşe girmez buyuruyordu. Hafsa : Evet, yâ Rasûleilah! dedi. Peygamber (S.A.S) onu azarladı. Bunun üzerine Hafsa : «Sizden hiçbiriniz müstesna olmamak üzere ille oraya uğrayacaktır. Bu, Rabbinin uhdesine vacip kıldığı bir muhkem kaziyye olmuştu [1] âyetini okudu. Hz. Peygamber de: Aziz ve celîl olan Allah: «Sonra takvaya erenleri kurtarırız, zalimleri ise orada diz üstüdüşmüş bir halde bırakmz» [2] buyurmuştur, dedi. [3]
--------------------------------------------------------------------------------
[1] Kur´anı Kerim, Meryem Sûresi : 71
[2] ) » » » » ; 72.
[3] Abdulaziz eş-Şennavi, Sahabe Hayatından Tablolar (Hanım Sahabiler), Uysal Kitabevi: 544.
|
|
|
Ümmu Varaka (radiyallahu anha) |
|
Yazar: RasitTunca - 06-30-2020, 07:02 PM - Forum: islam Büyükleri Hakkında Bilgiler
- Yorum Yok
|
 |
Ümmu Varaka (radiyallahu anha)
Gece,siyah örtüsünü Medine´nin üzerine sermişti. Ummu Varaka Bint Abdillah Rasûlüllah´ın (S.A.V) mescidine koştu. Kulağına Abdullah İbn Ebî Evfa´nın sesi geldi. O şöyle diyordu:
Rasûlüllah (S.A.V) bir gün dışarı çıkıp ashabına uğradı ve şöyle dedi: Ey Muhammed´in ashabı! Bu gece Allah bana cennetteki yerlerinizi ve benim yerimin yanında yerlerinizin derecesini gösterdi. Sonra Hz. Ali geldi. Şöyle buyurdu. Alî! Cennetteki yerinin benim yerimin karşısında olması hoşuna gitmez mi Hz. Ali: Hoşuma gider, anam babam sana feda olsun, yâ Rasûlellah! Peygamber (S.A.V) : Senin cennetteki yerin benim yerimin karşısındadir, buyurdu. Sonra Hz. Ebû Bekr´e yöneİdi ve şöyle dedi : Ben kendi adıyla, baba ve annesinin adıyla birisini tanıyorum ki, o cennetin kapısına geldiğinde, cennetin bütün kapıları ve bütün odaları ona: Hoşgeldin, hoşgeldin derler. Sel-mânu´l-Fârîsi ona şöyle dedi : Bu, korkmayan kimse içindir, yâ Rasûleilah! Rasûlüllah (S.A.V) : O, Ebû Bekr İbn Ebî Kuhâfe´dir, dedi. Peygamber (S.A.V) Hz. Ömer´e yönelip şöyle dedi: Ömer! Cennette, balkonları, yakutla yapılmış beyaz inciden bir köşk gördüm. Güzelliği hoşuma gitti: Rıdvan! Bu köşk kimindir diye sordum. Şöyle cevap verdi: Kureyş´ten birisine aittir. Onun bana ait olduğunu zannettim. Oraya girmek İçin gittim. Rıdvan bana : Yâ Muhammed! Bu Ömer İbnu´I-Hat-tab´a aittir, dedi. Eğer sen kiskanmasaydm, oraya girerdim. Hz. Ömer ağlayarak : Yâ Rasûleliah! Seni mi kıskanacağım dedi. Daha sonra Hz. Osman´a yönelip : Osman! Her peygamberin cennette bir arkadaşı vardır. Sen de benim cennetteki arkadaşımsın, dedi. Arkasından Rasûlüllah (S.A.V) Talhâ ve ez-Zubeyr´in yanına gitti ve şöyle dedi : Talhâ!
Zubeyr! Her peygamberin bir havarisi [yardımcısı) vardır. Siz ikiniz de benim havâriierîmsiniz. Bu defa da Rasûlüllah (S.A.V) Abdurrahman İbn Avf´a yöneldi ve : Abdurrahman! Bana gelmekte geciktin. Hatta senin ölmüş olmandan korktum. Sonra kan ter içinde geldin. Ben sana : Bana ne kadar geç geldin. Hatta ölmüş olmandan korktum, dedim. Sen de şöyle cevap verdin: Yâ Rasûlellah! Malım o kadar çoğaldı ki, malımı devamlı nerden kazandığımı ve nereye harcadığımı soruyorum. Abdurrahman ağladı ve şöyle dedi: Yâ Rasûlellah! İşte yüz deve daha. Bu gece, üzerleri yüklü olarak Mısır´dan geldiler. Şehâdet ederim ki onlar şu anda Medine halkının dulları ve yetimleri arasındadırlar. Belki Allah o gün benim günâhımı hafifletir.
Mü´minlerin emîri Hz. Ömer gelip müslümanlara yatsı namazını kıldırdı. Cemaat, dehşet içinde Ummu Varaka Bint Abdiliah´a bakıyordu. O, bu gece Rasûlüllah´in mescidine namaz kırnak için niye kendi başına gelmişti Peygamber (S.A.V) onun evinde müezzin tutmasına izin vermemiş miydi O, kendi ev halkına imam olmuyor muydu
Ummu Varaka evine döndü. Birkaç hurma aldı, bir bardak su içti. Yarın oruç tutmaya niyet etti. Daha sonra yatağına yattı.
Ummu Varaka Bint Abdillah, Rasûlüllah´a gidip onun İslâm´ı anlattığı, Kur´an okuduğu, müslüman olduğu ve ona bey´at ettiği günü hatırlattı.. Kıblenin değiştirilmesi, hicretin ikinci senesinin Şaban ayında, Rasûlüllah´ın Medine´ye gelişinin onsekizinci ayının başındaydı, Rasûiüllah (S.A.V) Mekke´deyken, Ka´be´yi önüne alarak Beytü´I-Makdis´e doğru namaz kılıyor ve Ka´be´ye doğru yönelmeyi seviyordu Bunun üzerine Allah Ta´âlâ : «Yüzünü göğe çevirip durduğunu görüyoruz. Hoşnut olacağın Kıbleye seni, elbette çevireceğiz. Artık yüzünü Mescid~i Haram tarafına çevîr» [1] Böylece Ka´be tarafına yöneldi.
Yahudiler üzülüp öfkelendiler ve şöyle dediler: . Yöneldikleri kıbleden onları çeviren nedir
Allah Ta´alâ şu ayet-i .Kerîmeyi indirdi: «Doğu ve batı Allah´ındır. O, dilediğini doğru yola eriştirir» [2]Beyinsiz yahudiierin öfkesi arttı ve :
Es´ad İbn Zurara ve e!-Berâ İbn Ma´rur ve... öldü onlar Beytu´l-Makdîs´e doğru namaz kılıyorlardı.
Aziz ve celîl olan Allah şöyle buyurdu: «Allah îmanınızı zayi edecek değildir.»
Ramazan´ın üçüncü gününde Rasûlüllah Kureyş´e ait bir ticaret kervanının Şam´dan dönmekte oduğunu duydu ve şöyle dedi:
Bu Kureyş´in kervanıdır. O kervanda malları vardır. Ona doğru yola çıkın. Belki Allah onları size ganimet olarak verir, dedi.
Bazı müslümanlar hemen hazırlanıp yola çıktılar. Bazıları da işi ağırdan aldılar. (Onlar Rasûlüllah´ın herhangi bir savaş durumuyla karşı karşıya geleceğini zannetmiyorlardı) Rasûlüllah (S.A.V) şöyle buyurdu :
Kiminb ineği hazırsa, bizimle birlikte binsin.
Olmayanları beklemedi. Rasûlüllah (S.A.V) 305 kişiyle çıktı. Bunlardan altmışdördü muhacirlerden, geri kalanları da Ensar´dandı. Yetmiş de deve vardı. Rasûlüllah fS.A.V) Abdullah İbn Umm-i Mektum´u imam olarak tayin etti. Asım İbn Adiyy´i de ehl-i Aliye´ye yerine bıraktı.
Ummu Varaka Bint Abdillah gelip Rasûlüliah´a (S.AV):
Bana müsaade et, seninle birlikte çıkayım. Hastalarınıza bakarım. Olur ki Allah bana şehitlik verir, dedi.
Rasûlüllah (S.A.V) :
Sen evincfe kal, çünkü Allah sana şehitliği verir, dedi. I
O günden itibaren Ummu Varaka «Şehide» diye anılır oldu. O, Peygamber´den (S.A.V) evinde ezan okutup imam olmaya izin istedi. Rasûlüllah ona izin verdi.
Rasûlüllah (S.A.V) onu evinde ziyaret ederdi. Bir gün, ensarlı bir kadın ölmüştü. Ummu Hâni Rasûlüllah´a :
Yâ Rasûlellah! Öldüğümüz zaman birbirimizi görür müyüz
dedi.
Rasûlüllah (S.A.V) :
Can, ağaca konmuş bir kuş gibidir. Öyle ki kıyamet günü geı-dîğînde, her can cesedine girer, dedi.
Bir kuşluk vakti. Ummu Varaka Bint Abdillah Rasûlüliah´ın evindeydi. Ummu Kesîr Bint Yezîd el-Ensariyye ve kızkardeşi RasûlüMah´ın yanına geldi. Ummu Kesir şöyle dedi :
Ey Allah´ın elçisi! Kızkardeşim sana birşey sormak istiyor ama
utanıyor.
Peygamber (S.A.V) :
Sorsun, çünkü iiim yapmak bir farizadır, buyurdu.
Ummu Kesir Bint Yezîd´in kizkardeşi :
Benim, güvercinlerle oynayan bir oğlum var, dedi.
Rasûlüllah (S.A.V):
O, münafıkların oyunudur, dedi.
Rasûlüllah (S.A.V) vefat edince, Ummu Varaka Bint Abdülah İb-ni´l-Haris, müminlerin annesi Ummu Seleme Bint Ebî Umeyye´ye şunu sordu :
Ebu Hureyre´yle karşılaştım ve ona hacamatı sordum. O da bana şöyle dedi: Rasûlüilah´ın (S.A.V) şöyle dediğini duydum: Cebrail bana haber verdi ki : Hacamat insanların tedavî olundukları şeylerin en faydahsıdır. Rasûlüllah (S.A.V) daman kesmek veya hacamatla (kan aldırmakla] tedavi oluyor muydu
Ummu Seleme Bint Zadi´r-Rakb şöyle cevap verdi:
Damarı kesmek tehlikelidir. Hacamat ondan daha iyidir. Rasûlüliah´ın şöyle dediğini duydum: Miraç gecesi her melek topluluğuna uğradığımda bana hepsi: Muhammed! Hacamat yaptır. Başta yapılan hacamat, delilik, cüzzam, gece körlüğü, abraşlık (yüzde beyaz lekeler olması) ve baş ağrısı gibi her hastalığın ilâcıdır, diyorlardı.
Allah müsümaniara Medain´in fethini nasip edip onlar Kisra´nın eyvanını ganîmet olarak aldığında ve humuslar mü´minlerin emiri Hz. Ömer´e takdim edildiğinde Hz. Ömer onları müslümanlara dağıttı ve şehîde Ummu Varaka Bint Abdillah´ı unutmadı. Onun bir köle ve cariyesi vardı. (Ölümünden sonra hür olmak için) onları âzât etmeyi düşünüyordu.
Ummu Varaka Bint Abdillah İbni´l-Hans oda kapısının önünde bir hareket duydu :
Kim diye seslendi.
Hiçbir cevap alamadı. Köle ve cariyesi zorla odasına girip yanına ´ vardılar. Onu baydıktan sonra öldürdüler.
Sabah olunca mü´minlerin emîri Hz. Ömer:
Vallahi, dün gece, teyzem Ummu Varaka´nın Kur´ân okuduğu-1 nu duymadım, dedi.
Mü´minlerin emîri Hz. Ömer eve girdi. Hiçbir şey göremödi. Odaya girdiğinde Ummu Varaka Bint Abdiliah´ın odanın yanındaki bir kadifenin içine sarılmış olduğunu gördü.
Hz. Ömer şöyle dedi:
Rasûlüllah´ın sözü doğru çıktı. Rasûlüllah (S.A.V) şöyle der dururdu: Şehîde´yi ziyarete gidelim.
Hz. Ömer kalkıp şöyle konuştu :
Kölesi ve cariyesi Ummu Varaka´ya suikast düzenleyip öldürdüler ve kaçtılar. Bu iki kişi hakkında biigisi olan veya onları gören bize haber versin.
Onları getirip sorguladılar. Onlar da öldürdüklerini itiraf ettiler. Mü´minlerin emîri Ömer İbnu´l-Hattab´ın emriyle asıldılar. Onlar Medine´de ilk asılanlar oldular. [3]
--------------------------------------------------------------------------------
[1] Kur´ânı Kerîm, Bakara Sûresi: 144.
[2] 0} » İNİ » » : 142.
[3] Abdulaziz eş-Şennavi, Sahabe Hayatından Tablolar (Hanım Sahabiler), Uysal Kitabevi: 545-549.
|
|
|
Nehdiyye Hatun (radiyallahu anha) |
|
Yazar: RasitTunca - 06-30-2020, 07:01 PM - Forum: islam Büyükleri Hakkında Bilgiler
- Yorum Yok
|
 |
Nehdiyye Hatun (radiyallahu anha)
Nehdiyye Hatun, Nehd b. Zeyd oğullan içinde doğan bir cariye idi. Abduddar Oğullan kadınlarından müşrik bir kadının kölesi olmuştu.
Nehdiyye Hatun´un müslüman olduğunu öğrenen müşrik Sahibesi, ona işkence yapar ve «Vallahi, seni azdıranlardan Muhammed´in Ashabından birisi satın alıp azad etmedikçe, elimden kurtulamayacaksın!» derdi.
Nehdiyye ve kızı, Allah yolunda, işkenceye uğratılanlardandı. Nehdiyye´nin kızı da, o kadın´ın eline düşmüştü.
Müşrik kadın, bir gün, bu iki kölesini, biraz un´la yollayıp kendilerine: «Vallahi, sizi asla âzâd etmeyeceğim!» dediği sırada, oradan, geçmekte olan Hz. Ebû Bekr: «Ey fülanın annesi! Yemininden vaz geçi» dedi.
Kadın «Vaz geçilsin, amma, onların inancını sen bozdun! Onları satın alıp, sen âzâd et!» dedi.
Hazret-i Ebû Bekr «Onların kurtulmalıkları kaça » diye sordu.
Kadın «Şu kadar´a.. Şu kadar´a..» deyince, Hz. Ebû Bekr: «Aldım onları! Hürdür ikisi de!» dedi.
Nehdiyye ile kızına da : «Haydi, ona un´unu geri veriniz!» dedi.
Onİar «Ey Ebû Bekr: Un´un yapılacak işini bitirdikten sonra, kendisine geri versek olmaz mı » diye sordular.
Hazret-i Ebû Bekr «İsterseniz öyle yapınız!» dedi. Allah, onardan razı olsun! [1]
--------------------------------------------------------------------------------
[1] Abdulaziz eş-Şennavi, Sahabe Hayatından Tablolar (Hanım Sahabiler), Uysal Kitabevi: 550.
|
|
|
Esma bint-i Nüman´ül´Kindî (radiyallahu anha) |
|
Yazar: RasitTunca - 06-30-2020, 07:00 PM - Forum: islam Büyükleri Hakkında Bilgiler
- Yorum Yok
|
 |
Esma bint-i Nüman´ül´Kindî (radiyallahu anha)
Esmâ´nın isminin Ümeyme, Ümâme, yahut Ümeyne olduğu da rivayet edilir.
Esmâ´nın babası: Nûman b. Ebilcevn, b. Esvedülkindî, Peygamberimizin yanına Müslüman olarak gelmişti.-Kendisi, Necid´de otururdu. Benî Cevnler, ÂkiI´üI´Mürar´ürKindîlerden bir kabile İdi,
Nûman b. Ebilcevn, Kıral hânedanmdandı..
Nûman b. Ebilcevn «Yâ RasûlaMah! Amucasının oğlu ile e onun ölümüyle dul kalıp Sana varmayı arzu eden, Araplar içinde en güzel bir duiu Sana nikahlayayım mı » diyerek kızını Peygamberimize zevceliğe vermeyi teklif etti.
Peygamberimiz de, onunla evlenmek için on iki buçuk ukıye me-hir verdi.
Nûman b. Ebilcevn «Yâ Rasûlallah! Mehirini kısma!» dedi´.
Peygamberimiz «Ben, ne kadınlarımdan hiç birine, bundan üstün mehir verdim, ne de, kızlarımdan hiç birine hiç bir kimse, bundan üstün mehir verdi!» buyurdu.
Nûman b. Ebilcevn «Yâ Resûlallâh! Aileni, yanına getirmek üzere bir adam gönder. Ben de, göndereceğin adamla birlikte gideyim, aileni, Sana, onun yanında yoilayayım» dedi.
Peygamberimizin Esma bint-i Nüman´üi´Kindî ile nikâhlanması, hicretin dokuzuncu yılında rebîül´evvel ayında idi.
Peygamberimiz, Ashabından Ebû Useyd´üs´Sâidî´yi, Nûman b. Ebilcevn ile birlikte gönderdi.
Bunlar, Esma bint-i Nûman´ın yurduna vardıkları zaman, o, evinde oturuyordu.
Yanına girmesi için Ebû Üseyd´e izin verdi.
Ebû Üseyd «Resûlullâh Afeyhisselamın kadınlarını, erkeklerden hiç bir erkek göremezler!
Senin mahremin olmayan erkekler, seninle, ancak, perde arkasından konuşabilirler!» dedi.
Esma bint-i Nûman, öyle yaptı.
Ebû Üseyd, orada, üç gün kaldıktan sonra, Esma bint-i Nûman´ı, deve üzerinde hevdeç içinde, ebesi olan dadısı da yanında olduğu halde, oradan alıp Medine´ye getirdi ve Benî Sâidelerin köşküne indirdi.
Bu köşk, Ziib´ab dağının arkasındaki Şavtta, Şavt diye anılan hurma bahçesinin içinde idi.
Benî Sâide kadınları, Esma bint-i Nûmanin yanına girerek «Hoş geldin!» dediler.
Yanından çıkanlar, hep onun güzelliğinden bahs ediyorlardı.
Ebû Üseyd´üi´Sâidi, Esmâ´yı getirdiğini, o sırada Benî Amr b. Avf-iarm yanında bulunan Peygamberimize gidip haber verdi.
Hz. Hafsa, Hz. Âişe´ye «Sen, onu kınala! Ben de, onun saçını başını tarayayım!» demiş ve öyle yapmışlardı.
Sonra, bunlardan birisi, Esma bint-i Nûman´ın yüzünün ve vücudunun güzelliğini çekemeyerek ona «Peygamber Aleyhisselâm, yanına girdiği kadının (Senden, Allah´a sığınırım!) demesinden hoşlanır!
Sen, Kıral hânedanındansın!
Resûlüllâh Aleyhisselâm, yanma girip senden hazlanmak isteyince, O´ndan, Allah´a sığın!
O zaman, O´nun hoşuna gider, makbulü ve mergubu olursun´ > diyerek telkinde bulundu.
Peygamberimiz, ashâbile birlikte Şavt bahçesine kadar yürüyerek gittiler. Oradaki iki bahçenin yanına eriştikleri zaman, ikisinin arasına oturdular.
Peygamberimiz, onlara «Siz, şurada oturunuz!» buyurdu. Kendisi de kendisi için getirilmiş olan Esma bint-i Nûman´ın, Şavt´ta konuklandığı eve gitti.
O sırada, Esma (Ümeyme)nm yanında dadısı da bulunuyordu. Peygamberimiz, Esmâ´nın odasına girdi. Kapıyı kapattı.
«Kendini, bana, bağışla!» buyurdu.
Esma «Bir Kıraliçe, hiç kendisini, uydusuna bağışlar mı » dedi. Peygamberimiz, onun hırçınlığını yatıştırmak için, elini, üzerine koymak istedi.
Esma, hoşlanmıyor gibi davranarak «Senden, Allah´a sığınırım!» dedi.
Yüzünü, elleri ile kapattı. Gömleğini, yüzüne çekti. Peygamberimizden gizlendi.
Peygamberimiz «Demek, sen, benden, Allah´a sığınıyorsun ha !» buyurdu.
Esma, sığınma sözünü, üç kerre tekrarladı.
Peygamberimiz «Sen, pek yüce bir Makama sığındın!
Sen, pek yüce bir Makama sığındın!
Sen, benden, Allah´a sığındın!
Allah´a, sığınan, emîn olur!
Gidip ev halkına kavuş!» buyurdu.
Hemen ondan yüzünü çevirdi. Sahabîlerinin yanına vardı.
«Ey Ebû Useyd! Râzife denilen beyaz keten kumaşından yapılmış iki elbise giydir, onu ev halkına götür, kavuştur!» buyurdu.
Ebû Üseyd, Peygamberimizin emrini yerine getirdi.
Esma bint-i Nûman, yanlarına vardığı zaman, kavmi bağırıştılar:
«Sende muhakkak bir yaramazlık var! Başına ne felâket geldi » de-, diler.
Esma «Aldatılmak, tuzağa düşürülmek!»
Bana: «(Şöyle şöyle söyle!) denildi» diyerek kendisine söylenilenleri anlattı.
Esmâ´ya «Sen, bizi Araplar içinde teşhir ettin, dillere düşürdün!» dediler. .
Esma «Olan, oldu artık! Ben, şimdi ne yapayım, onu söyle » diye sordu.
Ebû Üseydüs´Sâidî «Sen, evinde otur! Mahremin olmayanlardan örtünür, sakınırsın.
Rasûlüllah´dan sonra, hiç bir umucu, seninle evlenmeyi umarnaz.
Çünki, sen, Mü´minlerin Analarındansın!» dedi.
Esma, Hz. Osman´ın halifeliği zamanında Necid´deki ev halkının yanında vefat edinceye kadar oturmuş, hiç bir yabancıya görünmemiş ve hiç bir umucu da, kendisile evlenmeyi ummamıştır.
Esma «Beni, Şakıyye (Yaramaz, bedbaht) diyerek çağırınız!» derdi. [1]
--------------------------------------------------------------------------------
[1] Abdulaziz eş-Şennavi, Sahabe Hayatından Tablolar (Hanım Sahabiler), Uysal Kitabevi: 551-553.
|
|
|
Lübeyne Hatun (radiyallahu anha) |
|
Yazar: RasitTunca - 06-30-2020, 06:59 PM - Forum: islam Büyükleri Hakkında Bilgiler
- Yorum Yok
|
 |
Lübeyne Hatun (radiyallahu anha)
Lübeyne Hatun; Müemmel b. Habib... Oğullarının cariyesi iken, Hz. Ömer´den önce müslüman olmuştu.
Hz. Ömer, müslüman olmadan önce müşrik iken, müslümanlıktan döndürmek için Lübeyne Hatun´a en ağır işkenceleri yapardı.
Hassan b. Sabit derki : «Ben, Umre hacısı olarak Mekke´ye varmıştım. Peygamber (S.A.V) halkı İslâmiyete davetle uğraşıyor,ashabı da işkencelere uğratılıyorlardı.
Ömer b. Hattab´ın başucuna dikildim. Kendisi beline izar tutunmuştu. Müemmel oğullarının cariyesinin boğazını elleri gevşeyip yanlarına düşünceye kadar sıktı, durdu!
Kendi kendime (öldü artık kadıncağız) dedim. Sonra onu bırakıp Zinnîre´nin üzerine yürüdü. Ona da bunun gibi yaptı.
Ömer b. Hattab yine bir gün müslümanlıktan döndürmek için Lü-beyne´ye işkence yapıyor, vurup duruyordu. Dövmekten bıkınca, yorulunca da :
«Size acıdığımı sanmayın!.. Sadece dayak atmaktan yoruldum. Dinlenir dinlenmez sizi cezalandırmaya devam edeceğim. Siz bu yeni dini inkâr edip ondan ayrılmadıkça da dayaktan vazgeçmeyeceğim» dedi.
Lübeyne Hatun, ona «Eğer müslüman olmazsan, Allah da sana öyle yapacaktır» dedi.
Hz. Ebu Bekir (R.A) Lübeyne Hatunu da satın alıp âzâd etti. Allah (O.O) onlardan razı olsun...
Bu kadın sahâbîer İslam uğrunda, Allah yolunda gözleri kör edilinceye kadar, öldürülesiye kadar boğazları sıkılarak işkenceler altında iken, yine Allah yolundan asla sapmazlarken bugünkü kadınlarımız ise, her türlü dünya nîmetleHne sahip olduğu halde, Allah rızası için neler yapıyorlar acaba !.. Çocuklarına hangi Peygamberin, sahabenin hayatlarını anlatıyorlar! İslamın hangi hükümlerini öğretiyorlar! Kendileri biliyorlar mı ! Öğrenme gayretini gösteriyorlar mı ! Öğrenmek ve öğretmek için hiç olmazsa ayda bir dinî kitap alıp evlerine götürüyorlar mı ! Ama bunun yanında çocuklarını yarış atları gibi küçükten dersanelerde yarışlara sokuyorlar. Çocuklarının dünyalığı için yemiyorlar, giymiyorlar, çocuklarına Allahıni, Peygamberini, ahiretini öğretme yolunda değil de geçici olan üç günlük dünyalık için hazırlıyorlar. Ebedî Âhiret âlemi için maalesef masrafa ve zamana sıra gelmiyor ne hikmetse!..
Yine kadınlarımız, kızlarımız, masa örtüsü, yastık yüzü, yemek takımı, karyola takımı vesâir cehiz işleriyle ömürlerini tüketiyorlar da Allah için neler yapmalarını öğrenmeye, ibâdet etmeye fırsat bulamıyorlar. İbâdetlerini terkediyorlar iş yapacağız derken, sanki hiç ölmi-yeceklermiş gibi! Allahın huzurunda ömrünün nerelerde, paralarını nerelerde harcadıklarından hesap sorulmayacakmış gibi!..
Yine gafil kadınlarımız, Allah´a kulluğa ve ibâdeti unutup hayır, hasenatta; zekât ve sadakada yarış yerine, geçici dünyanın modasında, koltuk takımlarında,, büfelerde, porselen takımlarında vesâir lüks ve israfta yarışıyorlar... Kocalarını ve ailelerini de gereksiz masrafa boğuyorlar... Sahabelerin İslam anlayışı ve yaşayışı nasıl Bizim anlayışımız ve yaşayışımız nasıl Hiç düşünmeyecekmiyiz halimizi!.. Allahın huzuruna nasıl varacağımızı!..
İslamdan habersiz genç kızlarımız ve gafil kadınlarımız, arkadaşlarının, akrabalarının, âmirlerinin vesâirlerin kınama ve ayıplamasından utanarak başlarını örtmüyorlar, ibâdetlerini yapmıyorlar. Halbuki korkulacak en büyük makam Yüce Allah´tır. Allah´ın kullarının kınamasından veya cezasından korkuyorlar da niçin Allah´ın cehennemdeki azabından ve cezasından korkmuyorlar Yoksa Âhirete mi inanmıyor-lar !..
Yine bazı gafil müslüman aileler, kendileri başlarını örterler, ibâdetlerini yaparlar da, çocuklarına gelince, daha gençler, ilerde yaparlar, önce dünyalıklarını kazansınlar vesâir bahanelerle -sanki yarın ya-şıyacaklarına garantileri varmış gibi- güya sevdikleri ve şefkatlerinden kıyamadıkları çocuklarını bilerek kendi elleriyle cehennem ateşine atıyorlar... Dünyalıklarına kıyamadıkları sevgili yavrularının Âhiretle-rini kendi elleriyle mahvediyorlar hiç aldırış etmeden... [1]
--------------------------------------------------------------------------------
[1] Abdulaziz eş-Şennavi, Sahabe Hayatından Tablolar (Hanım Sahabiler), Uysal Kitabevi: 554-555.
|
|
|
|