| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.
|
|
|
Bunu Okuyana Cennete (Ev) Köşk inşa Edilir |
|
Yazar: RasitTunca - 06-30-2022, 02:41 PM - Forum: Sünnetler Hadisler
- Yorum Yok
|
 |
Bunu Okuyana Cennete (Ev) Köşk inşa Edilir
لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يحي ويميت وَهُوَو هو حيّ لا يموت بيده الخيروَهُوَو عَلىَ كُلِّ شَيْءِِقَدِيرُ
[La ilâhe illallahü vahdehü lâ şerike lehü. Lehül mülkü ve lahül hamdü yuhyi ve yümitü. Ve hüve Hayyün lâ yemütü Biyedihil hayrü ve hüve külli şey’in kadîr.]
“Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur, birdir, ortağı yoktur. Mülk de O’nundur, hamd de O’nundur. Öldürür ve diriltir. O, ölmeyen diridir. Hayr, O’nun elindedir. O’nun her şeye gücü yeter.” derse,
“Allah ona cennette bir ev yapar Köşk inşa Edilir” buyurulmuştur. Tirmizi, Daavat, 3428
“La ilahe illallahu vahdehu la şerike leh, lehu’l-mülkü ve lehu’l-hamdü ve hüve ala külli şey’in kadir” tesbihinin/duasının yazılışı, okunuşu ve anlamı.
Amr İbnu Şuayb an Ebîhi an Ceddihî -radıyallahu anh- anlatıyor:
EN FAZİLETLİ DUA
“Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz buyurdular ki:
“Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz, lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh lehü’l mülkü ve lehü’l hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr. (Allah’tan başka ilah yoktur, O tektir, O’nun ortağı yoktur, mülk O’nundur, hamd O’na aittir. O, her şeye kâdirdir) sözüdür.” [Muvatta, Kur’ân 32, (1, 214, 215); Tirmizî, Da’avât 133, (3579)]
GÜNDE YÜZ GÜNAHI SİLDİREN DUA
Ebû Hüreyre -radıyallahu anh- anlatıyor:
“Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdular ki:
Arapça:
لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يحي ويميت وَهُوَو هو حيّ لا يموت بيده الخيروَهُوَو عَلىَ كُلِّ شَيْءِِقَدِيرُ
[La ilâhe illallahü vahdehü lâ şerike lehü. Lehül mülkü ve lahül hamdü yuhyi ve yümitü. Ve hüve Hayyün lâ yemütü Biyedihil hayrü ve hüve külli şey’in kadîr.]
Okunuşu ve Anlamı: “Kim, (Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu’l mülkü ve lehu’l hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr) duasını bir günde yüz kere söylerse, kendisine on köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez. Kim de bir günde yüz kere (Sübhânallahi ve bihamdihi) derse hataları dökülür, hatta denizin köpüğü kadar (çok) olsa bile.” [Buhârî, Daavât 54, Bed’ü’l-Halk 11; Müslim, Zikr 28, (2691); Muvatta, Kur’ân 20, (1, 209); Tirmizî, Daavât 61, (3464)]
SABAH NAMAZINDAN SONRA OKUYUN
Ebu Said -radıyallahu anh- anlatıyor:
“Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdular ki:
“Kim, sabah namazının peşinden ‘La ilâhe illallahu vahdehu la şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehû’l-hamdü bi-yedihi’l-hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr.’ (Allah’tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O’nun elindedir. O her şeye kadirdir) derse kendisine, Hz. İsmail’in -aleyhisselam- evlatlarından bir köleyi âzâd etmiş gibi sevap yazılır.”
Amr İbnu Şuayb an Ebîhi an Ceddihî (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz, lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh lehü'l mülkü ve lehü'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr. (Allah'tan başka ilah yoktur, O tektir, O'nun ortağı yoktur, mülk O'nundur, hamd O'na aittir. O, her şeye kâdirdir.) sözüdür." [Muvatta, Kur'ân 32, (1, 214, 215); Tirmizî, Da'avât 133, (3579)]
Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Kim, 'Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu'l mülkü ve lehu'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.' duasını bir günde yüz kere söylerse, kendisine on köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez. Kim de bir günde yüz kere 'Sübhânallahi ve bihamdihi.' derse hataları dökülür, hatta denizin köpüğü kadar (çok) olsa bile." [Buhârî, Daavât 54, Bed'ü'l-Halk 11; Müslim, Zikr 28, (2691); Muvatta, Kur'ân 20, (1, 209); Tirmizî, Daavât 61, (3464)]
AÇIKLAMA:
1. Bu dua, bir rivâyette: يُحْيِى وَيُمِيتُ (hayat verir ve ölüm verir), bir başka rivâyette de, بِيَدِهِ اْلخَيْرُ (hayırlar O'nun elinde) ziyâdesiyle gelmiştir.
2. Bu duanın ne zaman okunacağı rivayetten rivâyete sarahat kazanır. Birinde "günde" diye mutlak iken, bir diğerinde "sabah olunca", bir diğerinde "sabah namazından sonra, konuşmazdan önce on defa" diye kayıtlanmıştır.
Ebu Sa'id radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Kim, sabah namazının peşinden 'La ilâhe illallahu vahdehu la şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehû'l-hamdü bi-yedihi'l-hayr ve hüve alâ külli şey'in kadîr.' (Allah'tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O'nun elindedir. O her şeye kadirdir.) derse kendisine, Hz. İsmail evlatlarından bir köleyi âzâd etmiş gibi sevap yazılır."
(Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte)
|
|
|
Resimler ile Arapça Alafabeyi Ve Kuran Okumayı Online Buradan Öğreniyoruz |
|
Yazar: RasitTunca - 06-27-2022, 11:55 AM - Forum: Kuran-ı Kerim Hakkında Bilgiler
- Yorum (15)
|
 |
Resimler ile Arapça Alafabeyi Ve Kuran Okumayı Online Buradan Öğreniyoruz
Kuran Okumayı Bilmiyorum Ama Öğrenmek İstiyorum Diyenler, Okuyunuz..
Kur’an okumayı biliyor musunuz? Bilmiyor musunuz? Öğrenmeye ne dersiniz? Çok mu zor diyorsunuz? Hayır, emin olun hiç zor değil. Hatta hiçbir lisanı bu kadar kısa sürede okuyamazsınız. Allahu Teâla Kuran’ını kulları için çok kolaylaştırmış. Önce ön yargılarımızdan kurtulmamız gerekiyor. Çok zor, yapamam, edemem gibi düşünceleri bir tarafa bırakmamız gerekiyor. Rabbim yardım eder kolay olur inşallah demek daha güzel olmaz mı? Siz Rabbimin yolunda olursunuz da Rabbim size yardım etmez mi zannediyorsunuz? Kuran okuyanlar pek çok sevap alırken, ahiretlerini mamur ederken, ahiret azıklarını, sevapları toplarken siz neden kendinizi bu ganimetten mahrum ediyorsunuz? Kuran okunan yere melekler gelip şeytanlar orayı terk ederken evinizi, kalbinizi, ev halkını Kuran’ın nurundan neden mahrum bırakıyorsunuz?
Şimdi nasıl öğrenebilirsiniz, nereden öğrenebilirsiniz gelin beraberce alternatifleri gözden geçirelim:
1- Bir Kuran kursuna yazılabilirsiniz.
2- Kuran okumayı bilen bir arkadaşınızdan size öğretmesini rica edebilirsiniz.
3- Kuran öğreniyorum setlerinden alıp evde cd yoluyla öğrenebilirsiniz.
4- Bazen yanımızda olan nimetleri es geçebiliyoruz. Evin içinde Kuran okumayı bilen varsa bu nimetten faydalanmayı ihmal etmeyin. Bu kişi sizin minicik evladınız bile olabilir.
5- Kuran elif-ba’sı alarak evde kendi kendinize öğrenmeyi deneyebilirsiniz.
6- İnternetten Kuran öğrenebileceğiniz siteleri araştırabilirsiniz.
7- Hiç biri size uymuyor mu? O zaman bu sayfada vereceğimiz Kuran harflerini ezberleyin.
Yazıcınız varsa sayfanın çıktısını alın ve elinizden düşürmeyin.
Bu konuyu ertelemeyelim kardeşlerim. Yarına çıkacağımızın ne garantisi var.
Her şeyi sonraya bırakarak şeytana bayram ettiriyoruz.
Haydi, Eûzü Besmelemizi çekelim ve bu hayırlı yola adımımızı atalım inşallah.
Allah yardımcınız olsun, kolaylıklar nasip etsin.
|
|
|
Bedeviyye Tarikatı Hakkında |
|
Yazar: RasitTunca - 06-26-2022, 03:24 PM - Forum: Islam Tasavvufu Hakkında Bilgiler
- Yorum Yok
|
 |
Bedeviyye Tarikatı Hakkında
Bedeviyye nedir ?
Ahmediyye olarak da bilinen bu tarikatın temelinde Bedevî'nin fikirleri bulunmakla birlikte âdâb ve erkânının büyük bir kısmı daha sonraki asırlarda teşekkül etmiştir.
Genellikle müstakil bir tarikat olarak değerlendirilen Bedeviyye, Ahmed el-Bedevî'nin mürşidlerinden Şeyh el-Berrî'nin silsilesinin Ahmed er-Rifâî'ye ulaşması sebebiyle Rifâiyye'nin, kendisinin Ebü'l-Hasan eş-Şâzelî ile görüşmesi sebebiyle de Şâzeliyye'nin bir kolu olarak da ele alınmıştır. İtḥâfü'l-aṣfiyâʾ (s. 167) ve ʿİḳdü'l-cevher'de (s. 20) bu tarikatı Şâzeliyye'nin büyük bir kolu olarak gösteren Zebîdî, Harîrîzâde'nin iktibas ettiği Refʿu'n-niḳāb adlı risâlesinde de Bedevî-Şâzelî münasebetleri üzerinde durmuştur (Tibyân, I, vr. 48b).
Tarikatın silsilesi şöyledir: Ahmed el-Bedevî, Abdülcelîl, Hüseyin b. Ali, Abdülcelîl b. Abdurrahman, Abdülmecîd el-Mağribî, Ali b. Hasan, Abdürrezzâk el-Endelüsî, Abdülkuddûs el-Mağribî, Muhammed b. Yûsuf el-Fâsî, Ahmed-i Tebrîzî, Ma'rûf-i Kerhî, Dâvûd et-Tâî, Habîb el-Acemî, Hasan-ı Basrî, Hz. Ali. Tarikat pîrinden sonra Tanta'daki merkez dergâhta postnişin olan sûfîler ise şunlardır: Abdülâl b. Fakīh, Abdurrahman Ali Nûreddin, Şemseddin Muhammed, Şehâbeddin Ahmed, Muhammed Abdurrahman, Abdülkerîm b. Ali, Sâlim, İbrâhim el-Esmer, Muhammed el-Ebyaz, Abdülkerîm, Abdülmecîd, Abdül'âl b. Sâlim, Abdülkerîm. Bedevî'nin ilk halifesi Abdül'âl'in (ö. 733/1332), tarikatın kuruluş ve teşekkülünde önemli hizmetleri olmakla birlikte hayatı hakkında bilgi yoktur. Aynı aileye mensup olan bu şeyhlerden Sâlim ve İbrâhim el-Esmer gibi bazıları çeşitli sebeplerle şeyhlikten azledilmişlerdir. Bu sebeplerin başında cehrî zikir tartışmaları, mevlid törenleri ve beşik şeyhliği (Tibyân, I, vr. 50b) gibi ulemâ ile meşâyihin farklı baktıkları konular gelmektedir.
Tarikat pîrinin Veṣâyâ'sında (Süleymaniye Ktp., Şehid Ali Paşa, nr. 1397) özellikle üzerinde durduğu şu konular tarikatın esasları haline gelmiştir: Kur'an ve Sünnet'e bağlı kalmak, kalbî zikre devam etmek, teheccüd namazı kılmak, sıkıntılara karşı sabır ve tahammül göstermek, sözünde durmak, kötülüklere iyilikle karşılık vermek, gariplere ve misafirlere ilgi göstermek, mütevazi olmak, şeyhlere hürmet etmek, dervişliğin âdâbına dikkat etmek. Ahmed el-Bedevî'ye göre zikirde esas olan kalbî zikirdir. Buna rağmen Bedeviyye'nin zikri tarihî seyir içinde cehrî, kıyâmî-kuûdî olarak icra edilir hale gelmiştir. Bedevî dervişleri âyin sırasında heyecanları artınca birbirlerine sarılarak zikre devam ederler. Buna "Bedevî topu" adı verilir.
Tarikata giriş merasimi şeyh ile mürid arasında cereyan eden soru ve cevaplarla başlar. "Arzu ve isteğin nedir?" sorusuna mürid adayı, "Âriflerin yoluna girmek için bana rehber olmanızı istiyorum" diye cevap verir. Şeyh, "Ben size sadece iyi şeyleri emrediyor ve kötü şeylerden sakınmanızı istiyorum" dedikten sonra adayın şu ifadeleri tekrarlamasını ve mânalarını her zaman düşünmesini söyler: "Allah benimle beraberdir, Allah bana bakmaktadır, Allah bana şahittir." Namaz ve zikirden sonra biat merasimi başlar. Bu sırada şeyh müridin baş parmağını elinin içine alır ve Feth sûresinin 10-18. âyetlerini okur.
Tarikatın hizb ve evrâdı şöyledir: Eûzü besmele, Fâtiha sûresi (bir defa), Kevser sûresi (on defa), İhlâs sûresi (on defa), Muavvizeteyn (bir defa), "ve ilâhüküm ilâhün vâhid" (el-Bakara 2/163), Âyetü'l-kürsî, "Lillâhi mâ fi's-semâvâti..." (el-Bakara 2/284-286), "Yâ erhame'r-râhimîn..." (krş. el-A'râf 7/151; Yûsuf 12/64), "İnnemâ yürîdüllāhü li-yüzhibe anküm..." (el-Ahzâb 33/33), "İnnallāhe ve melâiketehû yüsallûne..." (el-Ahzâb 33/56). Evrâd, salli ve bârik dualarından sonra uzunca bir salavât-ı şerife ile son bulur. Tesbih şekli ise şöyledir: Sübhânellah, el-hamdü lillâh, Allāhü ekber (otuz üçer defa), kelime-i tevhid (bir defa), istiğfar (100 defa), salâtüselâm (100 defa). Bu tesbihler her farz namazdan sonra günde beş defa, bu mümkün olmazsa sabah ve yatsı namazlarından sonra, o da mümkün olmazsa günde bir defa okunur. Bedeviyye'de haftanın günlerine göre de evrâd ve ezkâr vardır. Pazar: Salât ve selâm (elli veya 100 defa), el-hamdü lillâh, Allāhü ekber (en az 100 defa). Pazartesi: Sübbûh, kuddûs (en az 100 defa). Salı: Sübhâne'l-kadîr, el-muktedir. Çarşamba: Sübhâne zi'l-mülki ve'l-melekût. Perşembe: Sübhānellâhi ve bi-hamdihî (1000 defa). Cuma: Sübhâne zi'l-izzi ve'l-ceberût (100 ilâ 1000 defa). Cumartesi: Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi'l-aliyyi'l-azîm (100 defa).
Bedevî hırkası ile tarikatın alem ve sancağı kırmızıdır. Bir gün Abdül'âl bu sancağı taşıyan insanda bulunması gereken şartları mürşidine sorduğunda şu karşılığı almıştı: Yalan söylememek, fuhuştan uzak durmak, haramlardan yüz çevirmek, iffetli olmak, Allah'tan korkmak, Kur'an'ın emirlerine boyun eğmek, zikre yapışmak, tefekküre devam etmek. Bedevî dervişlerinin kullandığı tac da iki terekli olup lenger kısmına kırmızı sarık sarılır.
Bedeviyye'nin Mısır'da bugün mevcut olan kolları şunlardır: Hamûdiyye, Kinâsiyye, Zâhidiyye, Enbâbiyye, Münâviyye, Selâmiyye, Fergāliyye, Sâibiyye, Merâzıkıyye, Şinnâviyye, Halebiyye, Sütûhiyye, Beyyûmiyye.
Bedeviyye'nin Mısır kültüründeki yeri, Bektaşîliğin Anadolu ve Rumeli'deki tesirine benzetilebilir. Ahmed el-Bedevî'nin tarikat silsilesinin Hz. Ali'ye ulaşması, Hüseynî olması, nûr-ı Muhammedî'den bahseden ilk sûfî kabul edilmesi gibi sebeplerle Bedeviyye zaman içinde Alevîmeşrep bir tasavvufî mektep hüviyetini kazanmıştır. Gerçekte Ahmed el-Bedevî'nin fikir ve görüşleriyle bu meşrep arasında bağlantı kurmak mümkün olmamakla birlikte yine de o "Fâtımî casusu" olmakla suçlanmıştır. Ahmed el-Bedevî'nin etrafında oluşan kültürün halk üzerindeki hâkimiyeti asırlar içinde tarikatın yaygınlığı ile birlikte tekkenin de çok zengin malî kaynaklara sahip olmasını sağlamıştır. Devlet yöneticilerinin, özellikle el-Melikü'z-Zâhir Baybars ve Sultan Kayıtbay'ın Bedevîler'e ve Tanta'daki Bedevî Tekkesi'ne ilgi göstermeleri, tarikat mensuplarının siyasî hayatla olan münasebetleri konusunda bilgi vermektedir. Zilhicce ayının son haftasında Ahmed el-Bedevî için düzenlenen mevlid törenleri yüzyıllardan beri devam etmektedir. Bir panayır şenliği gibi kutlanan bu haftada Mısır'ın çeşitli bölgelerinden ve diğer ülkelerden gelen 100.000'lerce insan aynı dinî ve mistik havayı teneffüs etmektedir. Zekî Mübârek'in ifadesiyle, birçok Mısırlı sadece bu törenler sebebiyle Kahire ve Kuzey Mısır'ı görebilme fırsatını elde edebilmektedir. Ulemâ-meşâyih tartışmaları bazı dönemlerde bu törenlerin yasaklanmasına sebep olmuştur. Mısır'daki Bedeviyye kültürü sadece tasavvuf tarihi araştırıcılarına değil ediplere de bolca malzeme verebilecek bir zenginliğe sahiptir. Abdülhakîm Kāsım'ın Eyyâmü'l-insân adlı romanının esas malzemesi bu kültürdür.
Bedeviyye Mısır dışında pek yaygınlık kazanmamıştır. Hatta Kuzeybatı Afrika'da yaygın olan tarikatlar arasında bile görünmemektedir (L. Rinn, s. 551-552). Aziz Mahmud Hüdâyî'nin Vâḳıʿât adlı eserinde Bedevî ile Hacı Bektâş-ı Velî arasında vuku bulan kerametlerden bahsetmesi de dikkat çekicidir. Evliya Çelebi Bursa'da bir Bedevî tekkesinin varlığından bahseder. Kocamustafapaşa Bedevî Tekkesi'nin ilk şeyhinin 1739'da vefat ettiği, Kasımpaşa Uzunyol'daki Arapzâde Bedevî Tekkesi'nin 1828'de yapıldığı dikkate alınırsa bu tarikatın Osmanlı topraklarındaki tarihçesi daha kolay anlaşılmış olur.
Ahmed el-Bedevî'nin dua ve hizipleriyle tarikatın âdâb ve erkânını konu alan eser ve menâkıbnâmelerin en meşhurları şunlardır: 1. Abdüssamed b. Abdullah el-Mısrî, el-Cevâhirü's-seniyye fi'nnisbe ve'l-kerâmâti'l-Aḥmediyye (Mısır 1288). 2. Nûreddin b. İbrâhim el-Halebî, en-Naṣîḥatü'l-ʿaleviyye fî beyâni ḥüsni'ṭ-ṭarîḳati'l-Aḥmediyye (Ezher Ktp., nr. 1540). 3. Zebîdî, Refʿu'n-niḳāb (Tibyân, I, vr. 47a-52b). 4. Hasan Râşid el-Meşhedî, en-Nefeḥâtü'l-Aḥmediyye ve'l-cevâhirü'ṣ-Ṣamedâniyye (Mısır 1321). Bunların dışında bazı kaynaklarda şu eserler de zikredilmektedir: Muhammed b. Selâme, el-Maḳāṣıdü'l-Muḥammediyye fi'l-menâḳıbi'l-Aḥmediyye; Ali b. Muhammed Adevî el-Mâlikî, Şerḥu ṣalavâti Seyyid Aḥmed el-Bedevî; Mustafa b. Kemâleddin el-Bekrî, el-Feyzü'l-eḥadi'r-rûmî ʿalâ ṣalavâti Seyyid Aḥmed el-Bedevî; Harîrîzâde, Fevâʾiḥu ezhâri'l-ḥaḳāʾiḳ ve levâʾiḥu envâri'ṭ-ṭarâʾiḳ.
Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi
|
|
|
|