Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifreniz
  





Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler 12
» Son Üye TalaMAN
» Toplam Konular 7,244
» Toplam Yorumlar 8,378

Detaylı İstatistikler

 
RasitTunca-4 Hal kaal (söz) ile anlatılmaz ancak yaşanır ne demektir- Kimler Hal ehlidir
Yazar: RasitTunca - 06-11-2023, 06:35 AM - Forum: Başağaçlı Raşit Hocanın Makaleleri - Yorum (1)



Hal kaal (söz) ile anlatılmaz ancak yaşanır ne demektir- Kimler Hal ehlidir

Hal söz ile anlatılmaz

Tasavvuf ehlinin bu kelimesi yani hal kaal ile anlatılmaz diye bir söz vardır

"Kaal" demek, Arapça "söz" demektir, hal ancak yaşanır, söz ile anlatılmaz.

Şimdi bu meselenin derinine inersek

Hazreti Muhammed Mustafa mirac ederken mescidi haram'dan mescidi aksa'ya Burak denilen bir
binek ile götürülmüş, bu kuran'da da ayet ile sabittir, peygamberimizin dilinden hadis ile de sabittir,
ve peygamberimiz bu burağı yani bineği tarif ederken diyor ki "hızı öyleydi ki, bir anda ufukta
gördüğü yere adımını atıyordu."
Tarif etmek için elinde o günkü malzeme, bunu tarif etmek için, binek olaraktan örnek verebileceği deve var, at var,
afedersiniz bir de eşşek var, ve bunların hız sisteminde yürümeleri adım atamalarıyla tarif ediliyor.

Fakat o bir at değil, peygamberimiz sadece onu tarif etmek için elinde malzeme o olduğu için hız tarifini adım
şeklinde tarif etmiş, ve o gün onu anlattığı kimseler nice, yani ne kadar anlamışlar, çünkü elde malzeme yok, bugün
biz mesela 500 beygir gücünde bir Ferrari arabaya bindiğimizde, mesela saniyenin üçte birinde 100
km hız sınırına ulaşabiliyor, yani 30 saniye yada salisede ya da 20 salisede 100 km hız yapabilen arabalar
var, ve bu ne demek olur öyle, yoksa bile, yani saniyenin dakikanın üçte birinde, 30 saniyede, yahut bir
dakikada denemez, bir dakikada olmaz herhalde, 30 saniyede 100 km hıza ulaşabilen yani 30 salise içinde
100 km hızı alabilen arabalar var, ve böyle bir arabaya bindiğimiz zaman yaşadığımız hal işte, mesela
gözümüzün gördüğü en uzak noktada yolun kenarında bir ağaç var, biz ufka baktık arabadaki camdan,
ve o ağacı gördük, ve araba çalıştı, bir anda o arabanın hızı ağacın yanına vardı, o ağaca varınca, gözümüz
ileriki ufku gördü, gözümüzün görebildiği en uzak nokta,.. yol düzgün olunca düz yolda gidince ancak bu hıza ulaşabiliriz, yahut ta  bu havadan gidince mümkün ve o günlerde ancak olabilecek bir şey uçan araba, çünkü o günün arabisten ülkesinde henüz asfalt keşfi olmamış ve yine uçak keşfolmamış ve, yol yok, benzinlik yok, ve o gün için şartlar elverişli değil, o gün öyle bir Burak, ancak ufo
şeklinde ya da uçak şeklinde, bir bineğe bindirilmiş olabilir Hz Muhammed. Ya da uçan araba şeklinde bir burak diye tarif
ettiği için, aşağı inen bir şey olduğu için, yani uçan araba, ya da ufo, uçan arabaya da ufo şeklinde, işte
öyle bir bineğe bindirilmiş ve onun hızı da bir anda ufuktaki en uzak noktayı bir anda katedebiliyordu, ve adımını öyle atıyordu diye tarif etmiş peygamber efendimiz. malzeme olarak da deveyi attı ya da  eşeği misal göstermiş ve Burak (Ragabe kükünden mastar ragabe binek) diye tarif etmiş, yani binek diye tarif etmiş.

Bu uçak da olabilir, uçan araba da olabilir, sadece araba dersek olmaz,  çünkü arabaya yol, yerde bir yol olması lazım, asfalt,
düzgün asfalt olması lazım ki, bir de düz bir yol olması lazım ki, o hızı alabilsin, öyle olunca o gün o günün Cumhuriyeti arabistan'da yol yok asfalt yok öyle bir hıza ulaşması arabanın mümkün değil, öyle olunca ancak ve ancak uçan araba ya da ufo ile gitmiş olabilir diye yorum getiriyoruz biz bugün. Baktığımızda uçak denen binek, gözünün gördüğü noktayı bir anda alıyor, evet bunu ancak işte bugün biz arabaya uçağa bindiğimizde anlayabiliriz, o hal, dil ile söz ile anlatılması mümkün olmayan bir şey.

O yüzden hal ehli, işte O'na  gösterilen mucize ve kerametleri tam manası ile anlatamaz, çünkü elinde anlatacak malzeme yoktur o gün, o yüzden, ancak o hali, "hal ehli" yani, o hali ancak yaşayan kimse anlayabilir.

Yine mesela başka bir örnekle örneklendirmirsek :  Sana yüzmeyi söz olaraktan tarif etsek, işte ayaklarını
çırpaacaksın, kollarını çırpacacaksın kafanı da yukardan tutacaksın, birde suyun üstünde durmaya
çalışacaksın,  ve  birde ileri gitmeye çalışacaksın diye, 50 kere tarif etsek sana, sen bunu yani yüzmeyi, ancak, suyun
içine atlayıp, yüzmeyi denediğin zaman, ve yüzmeyi başardığın zaman, yüzmek nedir anlamış olursun, yoksa
50 kere 100 kere sana yüzmeyi tarif etmek senin yüzmeyi gerçek manasıyla anlamana ve
öğrenmene yetmez.

Yine başka bir örnek : Arabaya binmesini sana tarif etmemiz, sana teori olaraktan öğretilen şeyler bile,
arabaya şoförlük yani trafik kurallardır sadece,  sarıda beklemek, kırmızıda durmak, yeşil de geçmek, sarı da
bekleyen, eğer kimse gelmiyorsa geçmek ,.. ve levhaları tanımak,.. fren gaz nerededir
onları tanımak, direksiyonun nasıl kullanıldığı nasıl tutulacak  olduğu onları tanıman sadece teorik bilgilerdir, bunları sana
anlatmakla sen arabaya binmesini öğrenmiş olmazsın, teori ayrı şeydir praktik ayrı şeydir, o yüzden 2
imtihan yapılır teori ve praktik, praktik ancak arabanın üstüne oturup, aynı anda 2 ayağını farklı işlem, yine ellerin ve
kolların farklı işlem, gözlerin aynı anda farklı işlem, ve beynin bunları işlem yaparakdan aynı
fonksiyonu, farklı sinyallerden gelen farklı bilgilere göre tek bir işlemi, yani araba sürme işlemini
yapması, ve buna alışması dır arabayı sürebilmesdir, bunlara da beynin alışması belli bir süre ister, buna "zur Gewohnheit werden" deniyor almancada, alışabildin mi, yani alışabilmen de belli bir süre ve zaman alıyor işte, hani acemi şoför, çarpa riski, frene basınca
durduramaz, freni nerede olduğunu bilemez, ilk arabaya binen kimse nereye basacağını bilemez,
direksiyonu tam çeviremez ve kazalara sebep olur, o yüzden yanında bir şoför ile yardımcı şoför ile
öğretilir, işte arabaya binmesini öğrenmek, ancak senin arabaya binip, direksiyona geçip, sürmeyi
denediğin zaman, ve sana tarif edilenleri yapıp ve uyguladığın zaman ve başardığın zaman
diyebileceğin bir işlem olduğu gibi, bu ancak işte sözle değil, hem sözle hem hal ile yani tatbik ederekten
öğrenebileceği bir şey, yaşayaraktan öğrenebileceğin bir şey dir, o yüzden hal, kaal ile yani
söz ile tarif edilebilecek bir şey değildir.

Tasavvuftaki bu meselede işte, sana belli bir mucize ve keramet gösterirler bu mucize ve kerametler bellki 10 sene sonra keşfolacak bir icadın sana önceden gösterilmesi  ve öğretilmesdir, ve senin bu icatlar mucit tarafından önce onu yapacak  olan  mucide, o icadın keşfi için ışık tutacak bilgilerdir. seni dinlediği izlediği  zaman onun ufkunda yeni bilgiler oluşacak ve belli bir kimseler ve bazı grublar bu
icat üzerine çalışacak ve  belkide takriben 10 sene sonra o icat bulunacak ve kullanıma geçecek, o yüzden sana verilen bu
keramet ve hal, o icadı daha 10 sene önce senin kullanman sayesinde, maneviyatta gizli olaraktan sana bu kermaet vari
verilen bu icadı kullanmayı tatbik etmen sayesinden sana belli haller yaşatılır, ve sen den bunu, o günkü
malzeme ile anlatman istenir, işte aynı peygamberimizin burağı tarif etmesi gibi, sen o günkü
malzemelerle bunu insanlara anlatmaya çalışırsın, o sadece işte ileriye bir ışık tutmaktır. Yoksa o hal
ancak yaşanır, ve söz ile anlatılabilir bir durum değildir, yani tarif etmesi zordur bir manada, yani tarif
etmesi anlatması zordur, çünkü malzeme azdır.
evet bu makalemizde anlatmak istediğimizde bu idi selamun aleyküm ve rahmetullah

Bu bir Karoglan Raşit Tunca Makalesidir

Şifremiz ilçesi 11 Haziran 2023

Bu konuyu yazdır

Dini-1 Hal kaal (söz) ile anlatılmaz ancak yaşanır ne demektir- Kimler Hal ehlidir
Yazar: RasitTunca - 06-11-2023, 06:35 AM - Forum: Islam Tasavvufu Hakkında Bilgiler - Yorum (1)



Hal kaal (söz) ile anlatılmaz ancak yaşanır ne demektir- Kimler Hal ehlidir

Hal söz ile anlatılmaz

Tasavvuf ehlinin bu kelimesi yani hal kaal ile anlatılmaz diye bir söz vardır

"Kaal" demek, Arapça "söz" demektir, hal ancak yaşanır, söz ile anlatılmaz.

Şimdi bu meselenin derinine inersek

Hazreti Muhammed Mustafa mirac ederken mescidi haram'dan mescidi aksa'ya Burak denilen bir
binek ile götürülmüş, bu kuran'da da ayet ile sabittir, peygamberimizin dilinden hadis ile de sabittir,
ve peygamberimiz bu burağı yani bineği tarif ederken diyor ki "hızı öyleydi ki, bir anda ufukta
gördüğü yere adımını atıyordu."
Tarif etmek için elinde o günkü malzeme, bunu tarif etmek için, binek olaraktan örnek verebileceği deve var, at var,
afedersiniz bir de eşşek var, ve bunların hız sisteminde yürümeleri adım atamalarıyla tarif ediliyor.

Fakat o bir at değil, peygamberimiz sadece onu tarif etmek için elinde malzeme o olduğu için hız tarifini adım
şeklinde tarif etmiş, ve o gün onu anlattığı kimseler nice, yani ne kadar anlamışlar, çünkü elde malzeme yok, bugün
biz mesela 500 beygir gücünde bir Ferrari arabaya bindiğimizde, mesela saniyenin üçte birinde 100
km hız sınırına ulaşabiliyor, yani 30 saniye yada salisede ya da 20 salisede 100 km hız yapabilen arabalar
var, ve bu ne demek olur öyle, yoksa bile, yani saniyenin dakikanın üçte birinde, 30 saniyede, yahut bir
dakikada denemez, bir dakikada olmaz herhalde, 30 saniyede 100 km hıza ulaşabilen yani 30 salise içinde
100 km hızı alabilen arabalar var, ve böyle bir arabaya bindiğimiz zaman yaşadığımız hal işte, mesela
gözümüzün gördüğü en uzak noktada yolun kenarında bir ağaç var, biz ufka baktık arabadaki camdan,
ve o ağacı gördük, ve araba çalıştı, bir anda o arabanın hızı ağacın yanına vardı, o ağaca varınca, gözümüz
ileriki ufku gördü, gözümüzün görebildiği en uzak nokta,.. yol düzgün olunca düz yolda gidince ancak bu hıza ulaşabiliriz, yahut ta  bu havadan gidince mümkün ve o günlerde ancak olabilecek bir şey uçan araba, çünkü o günün arabisten ülkesinde henüz asfalt keşfi olmamış ve yine uçak keşfolmamış ve, yol yok, benzinlik yok, ve o gün için şartlar elverişli değil, o gün öyle bir Burak, ancak ufo
şeklinde ya da uçak şeklinde, bir bineğe bindirilmiş olabilir Hz Muhammed. Ya da uçan araba şeklinde bir burak diye tarif
ettiği için, aşağı inen bir şey olduğu için, yani uçan araba, ya da ufo, uçan arabaya da ufo şeklinde, işte
öyle bir bineğe bindirilmiş ve onun hızı da bir anda ufuktaki en uzak noktayı bir anda katedebiliyordu, ve adımını öyle atıyordu diye tarif etmiş peygamber efendimiz. malzeme olarak da deveyi attı ya da  eşeği misal göstermiş ve Burak (Ragabe kükünden mastar ragabe binek) diye tarif etmiş, yani binek diye tarif etmiş.

Bu uçak da olabilir, uçan araba da olabilir, sadece araba dersek olmaz,  çünkü arabaya yol, yerde bir yol olması lazım, asfalt,
düzgün asfalt olması lazım ki, bir de düz bir yol olması lazım ki, o hızı alabilsin, öyle olunca o gün o günün Cumhuriyeti arabistan'da yol yok asfalt yok öyle bir hıza ulaşması arabanın mümkün değil, öyle olunca ancak ve ancak uçan araba ya da ufo ile gitmiş olabilir diye yorum getiriyoruz biz bugün. Baktığımızda uçak denen binek, gözünün gördüğü noktayı bir anda alıyor, evet bunu ancak işte bugün biz arabaya uçağa bindiğimizde anlayabiliriz, o hal, dil ile söz ile anlatılması mümkün olmayan bir şey.

O yüzden hal ehli, işte O'na  gösterilen mucize ve kerametleri tam manası ile anlatamaz, çünkü elinde anlatacak malzeme yoktur o gün, o yüzden, ancak o hali, "hal ehli" yani, o hali ancak yaşayan kimse anlayabilir.

Yine mesela başka bir örnekle örneklendirmirsek :  Sana yüzmeyi söz olaraktan tarif etsek, işte ayaklarını
çırpaacaksın, kollarını çırpacacaksın kafanı da yukardan tutacaksın, birde suyun üstünde durmaya
çalışacaksın,  ve  birde ileri gitmeye çalışacaksın diye, 50 kere tarif etsek sana, sen bunu yani yüzmeyi, ancak, suyun
içine atlayıp, yüzmeyi denediğin zaman, ve yüzmeyi başardığın zaman, yüzmek nedir anlamış olursun, yoksa
50 kere 100 kere sana yüzmeyi tarif etmek senin yüzmeyi gerçek manasıyla anlamana ve
öğrenmene yetmez.

Yine başka bir örnek : Arabaya binmesini sana tarif etmemiz, sana teori olaraktan öğretilen şeyler bile,
arabaya şoförlük yani trafik kurallardır sadece,  sarıda beklemek, kırmızıda durmak, yeşil de geçmek, sarı da
bekleyen, eğer kimse gelmiyorsa geçmek ,.. ve levhaları tanımak,.. fren gaz nerededir
onları tanımak, direksiyonun nasıl kullanıldığı nasıl tutulacak  olduğu onları tanıman sadece teorik bilgilerdir, bunları sana
anlatmakla sen arabaya binmesini öğrenmiş olmazsın, teori ayrı şeydir praktik ayrı şeydir, o yüzden 2
imtihan yapılır teori ve praktik, praktik ancak arabanın üstüne oturup, aynı anda 2 ayağını farklı işlem, yine ellerin ve
kolların farklı işlem, gözlerin aynı anda farklı işlem, ve beynin bunları işlem yaparakdan aynı
fonksiyonu, farklı sinyallerden gelen farklı bilgilere göre tek bir işlemi, yani araba sürme işlemini
yapması, ve buna alışması dır arabayı sürebilmesdir, bunlara da beynin alışması belli bir süre ister, buna "zur Gewohnheit werden" deniyor almancada, alışabildin mi, yani alışabilmen de belli bir süre ve zaman alıyor işte, hani acemi şoför, çarpa riski, frene basınca
durduramaz, freni nerede olduğunu bilemez, ilk arabaya binen kimse nereye basacağını bilemez,
direksiyonu tam çeviremez ve kazalara sebep olur, o yüzden yanında bir şoför ile yardımcı şoför ile
öğretilir, işte arabaya binmesini öğrenmek, ancak senin arabaya binip, direksiyona geçip, sürmeyi
denediğin zaman, ve sana tarif edilenleri yapıp ve uyguladığın zaman ve başardığın zaman
diyebileceğin bir işlem olduğu gibi, bu ancak işte sözle değil, hem sözle hem hal ile yani tatbik ederekten
öğrenebileceği bir şey, yaşayaraktan öğrenebileceğin bir şey dir, o yüzden hal, kaal ile yani
söz ile tarif edilebilecek bir şey değildir.

Tasavvuftaki bu meselede işte, sana belli bir mucize ve keramet gösterirler bu mucize ve kerametler bellki 10 sene sonra keşfolacak bir icadın sana önceden gösterilmesi  ve öğretilmesdir, ve senin bu icatlar mucit tarafından önce onu yapacak  olan  mucide, o icadın keşfi için ışık tutacak bilgilerdir. seni dinlediği izlediği  zaman onun ufkunda yeni bilgiler oluşacak ve belli bir kimseler ve bazı grublar bu
icat üzerine çalışacak ve  belkide takriben 10 sene sonra o icat bulunacak ve kullanıma geçecek, o yüzden sana verilen bu
keramet ve hal, o icadı daha 10 sene önce senin kullanman sayesinde, maneviyatta gizli olaraktan sana bu kermaet vari
verilen bu icadı kullanmayı tatbik etmen sayesinden sana belli haller yaşatılır, ve sen den bunu, o günkü
malzeme ile anlatman istenir, işte aynı peygamberimizin burağı tarif etmesi gibi, sen o günkü
malzemelerle bunu insanlara anlatmaya çalışırsın, o sadece işte ileriye bir ışık tutmaktır. Yoksa o hal
ancak yaşanır, ve söz ile anlatılabilir bir durum değildir, yani tarif etmesi zordur bir manada, yani tarif
etmesi anlatması zordur, çünkü malzeme azdır.
evet bu makalemizde anlatmak istediğimizde bu idi selamun aleyküm ve rahmetullah

Bu bir Karoglan Raşit Tunca Makalesidir

Şifremiz ilçesi 11 Haziran 2023

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Müge Dağıstanlı Kimdir? Biyografisi
Yazar: RasitTunca - 06-10-2023, 09:55 PM - Forum: Biyografiler - Yorum Yok



Müge Dağıstanlı Kimdir? Biyografisi

1968 yılında İstanbul'da dünyaya gelen Müge Dağıstanlı, lisans eğitimini Bahçeşehir Üniversitesi Yeni Medya bölümünde tamamlamıştır. Gazetecilik hayatına Posta Gazetesinde başlayan Müge Dağıstanlı, burada köşe yazarlığı yapmış ve magazin müdürü olarak görev almıştır.

Radikal Gazetesi bünyesinde de çalışan Müge Dağıstanlı, burada sinema ve televizyon üzerine köşe yazıları yazmıştır. 2015 yılından bu yana sabah kuşağında yayınlanan magazin programını sunmaya devam eden Müge Dağıstanlı, partneri Gülşen Yüksel ile birlikte ilk olarak Kanaltürk TV'de yayınlanan "2. Sayfa" adlı programın sunuculuğunu yapmış, sonrasında ise Show TV'ye geçmiştir.

Şubat 2016 tarihinden beri Kanal D ekranlarında yine Gülşen Yüksel ile birlikte "Renkli Sayfalar" adlı magazin programını sunmuştur. Müge Dağıstanlı ve Gülşen Yüksel'in sundukları "Renkli Sayfalar" programı, 2016 Altın Kelebek Ödülleri'nde "Yılın En İyi Magazin Programı" seçilmiştir.

2017 yılında Reha Erdoğan ile dünya evine giren Müge Dağıstanlı'nın nikah şahitliğini Posta Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Rıfat Ababay ve uzun yıllardır birlikte televizyon programı yaptığı Gülşen Yüksel yapmıştır.

Müge Dağıstanlı şimdilerde TV8 ekranlarında Gülşen Yüksel Salt ile birlikte 2. Sayfa programını sunmaktadır.

1968 yılında İstanbul'da dünyaya gelen Müge Dağıstanlı, lisans eğitimini Bahçeşehir Üniversitesi Yeni Medya bölümünde tamamlamıştır. Gazetecilik hayatına Posta Gazetesinde başlayan Müge Dağıstanlı, burada köşe yazarlığı yapmış ve magazin müdürü olarak görev almıştır.

Radikal Gazetesi bünyesinde de çalışan Müge Dağıstanlı, burada sinema ve televizyon üzerine köşe yazıları yazmıştır. 2015 yılından bu yana sabah kuşağında yayınlanan magazin programını sunmaya devam eden Müge Dağıstanlı, partneri Gülşen Yüksel ile birlikte ilk olarak Kanaltürk TV'de yayınlanan "2. Sayfa" adlı programın sunuculuğunu yapmış, sonrasında ise Show TV'ye geçmiştir.

Şubat 2016 tarihinden beri Kanal D ekranlarında yine Gülşen Yüksel ile birlikte "Renkli Sayfalar" adlı magazin programını sunmuştur. Müge Dağıstanlı ve Gülşen Yüksel'in sundukları "Renkli Sayfalar" programı, 2016 Altın Kelebek Ödülleri'nde "Yılın En İyi Magazin Programı" seçilmiştir.

2017 yılında Reha Erdoğan ile dünya evine giren Müge Dağıstanlı'nın nikah şahitliğini Posta Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Rıfat Ababay ve uzun yıllardır birlikte televizyon programı yaptığı Gülşen Yüksel yapmıştır.

Müge Dağıstanlı şimdilerde TV8 ekranlarında Gülşen Yüksel Salt ile birlikte 2. Sayfa programını sunmaktadır.

Bu konuyu yazdır

Dikkat-1 israiloğullarına Sunakta bir adet kızıl saçlı düve yada inek adak etmelerini emretti
Yazar: RasitTunca - 06-10-2023, 06:57 AM - Forum: Günün Ayeti - Yorum Yok



israiloğullarına Sunakta bir adet kızıl saçlı düve yada inek adak etmelerini emretti

وَإِذْ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِۦٓ إِنَّ ٱللَّهَ يَأْمُرُكُمْ أَن تَذْبَحُوا۟ بَقَرَةً ۖ قَالُوٓا۟ أَتَتَّخِذُنَا هُزُوًا ۖ قَالَ أَعُوذُ بِٱللَّهِ أَنْ أَكُونَ مِنَ ٱلْجَٰهِلِينَ
قَالُوا۟ ٱدْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّن لَّنَا مَا هِىَ ۚ قَالَ إِنَّهُۥ يَقُولُ إِنَّهَا بَقَرَةٌ لَّا فَارِضٌ وَلَا بِكْرٌ عَوَانٌۢ بَيْنَ ذَٰلِكَ ۖ فَٱفْعَلُوا۟ مَا تُؤْمَرُونَ
قَالُوا۟ ٱدْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّن لَّنَا مَا لَوْنُهَا ۚ قَالَ إِنَّهُۥ يَقُولُ إِنَّهَا بَقَرَةٌ صَفْرَآءُ فَاقِعٌ لَّوْنُهَا تَسُرُّ ٱلنَّٰظِرِينَ
قَالُوا۟ ٱدْعُ لَنَا رَبَّكَ يُبَيِّن لَّنَا مَا هِىَ إِنَّ ٱلْبَقَرَ تَشَٰبَهَ عَلَيْنَا وَإِنَّآ إِن شَآءَ ٱللَّهُ لَمُهْتَدُونَ
قَالَ إِنَّهُۥ يَقُولُ إِنَّهَا بَقَرَةٌ لَّا ذَلُولٌ تُثِيرُ ٱلْأَرْضَ وَلَا تَسْقِى ٱلْحَرْثَ مُسَلَّمَةٌ لَّا شِيَةَ فِيهَا ۚ قَالُوا۟ ٱلْـَٰٔنَ جِئْتَ بِٱلْحَقِّ ۚ فَذَبَحُوهَا وَمَا كَادُوا۟ يَفْعَلُونَ

Bakara Suresi 67.68.69.70. 71. Ayetler

Bu konuyu yazdır

Youtube-1 Taylor Swift - Extended Set (Live at Capital's Jingle Bell Ball 2019)
Yazar: RasitTunca - 06-10-2023, 12:19 AM - Forum: Yabancı Müzik Konser Videoları - Yorum Yok



Taylor Swift - Extended Set (Live at Capital's Jingle Bell Ball 2019)

Bu konuyu yazdır

RasitTunca-1 Türk'lerde ki el öpmek büyüklerin elini öpmek sünnet midir yoksa sadece bir adet mi
Yazar: RasitTunca - 06-08-2023, 05:52 PM - Forum: Başağaçlı Raşit Hocanın Makaleleri - Yorum Yok



Türk'lerde ki el öpmek büyüklerin elini öpmek  sünnet midir yoksa sadece bir aadet mi

Selamünaleyküm

Bir makalede daha beraberiz

Bu haftaki makalemizin ismi unutulmaya yüz tutmuş adetlerden türklerdeki el öpmek büyüklerin elini öpmek sünnet midir yoksa sadece bir aadet midir?

çok eski vaazlarımda, Münir Özkul ile ilgili bu konuyu anlatmıştım, iki Türk asıllı peygamber, Eyüp aleyhisselam ile Üzeyir aleyhisselam ve Suriye'den bize geçen adet, ve o iki peygamber Suriye'de yaşadıkları varsayılıyor, yada öyle biliniyor, ama Aslı Türkiye olabilir, çünkü Türk asıllı peygamberler, ve bizler bu adeti (Büyüklerin elini öpmek) unutturmamak için, birde bayramlarda el öpmeye gidilir, el öpen küçüklere şeker, büyüklere harçlık verilir ki, bu adet unutulmasın, sevsin ki yapsın diyerekten ödüllendirilir. Bu konuya nereden girdin derseniz :  Bayram yaklaştı, Kurban Bayramı, bir de  şeyh Seyit Abdulbaki nin resimlerini ekledim  forumuma, benimde önceki şeyhimdir kendisi, orada forumda turuncu resimler ekleyip altına emojiler koyuyorum ve, Türk adeti olan işte bu "el öpen emoji" si var mı diye aradım, yok, yani Biz Türkler, nazar boncuğu dışında bir iz bırakamamışız, ne bir markamız var, ne bir arabamız var, ne bir uçağımız var, Hiçbir markamız,be bir Neyi yiyecek bir gıdamızı ünlendirebilmişiz, baklavamız var dönerimiz var ama bizim ismimizde Anılmıyor, iz bırakamamışız, yani sadece bir nazar boncuğumuz var işte, bu Türk adeti olan el öpmekte nereden kaynaklı

şimdi Derine inersek hac'ca gidenler bilir, orada tavafa,  hacer-ül Esved'in  olduğu yerden başlanır,  ve mümkünse onun olduğu yere geldiğin zaman Hacerül Esved öpülür, Eğer öpemiyorsan, ellerini ona doğru tutarsın, dış kulvardan dönüyorsan, ellerini kaldırırsın Hacerül esvedi görecek şekilde, ellerinin yüzünü ona doğru çevirirsin, "Bismillahi Allahu Ekber" dersin, tekrar ellerini kendine döndürüp ellerinin içini öpersin, yedi defa dönersin Kabe'nin etrafını, her dönüşte Hacer'ül Esved'e geldiğimizde Bu işlem yapılır, 7 defa öpersin.
el öpmek biraz öpeni küçülten bir işlem, çünkü Çocuklar öptüğü zaman güzel, Zaten onlar Çocuk, senden küçük, ama büyük kimselerin birbirinin eline öpmesi biraz öpeni küçülten bir durum statü olaraktan.
işte Ömer efendimizde küçülmeyi yeylemediğı için, hacer'ül Esved'in yanına geldiğinde öpmüş ve demiş ki, "sen bir kara taşsın" demiş "Hazreti Muhammed Seni öpmeseydi, ben öpmezdim" demiş. Yani kendini küçük hissetmiş, onu öpmek dolayısıyla küçültücü bir durum gibi. Biz peki taş, yani cansız taşın öpüldüğünü nereden bilecekdik Muhammed öpmeseydi, taşa hürmeten öpüyoruz, hürmet kelimesinin anlamını bilmeyene ben bunu anlatamam, cansız taşa hürmet ediyorsun, Peki senin büyüklerin olan annen, baban, dedenin eli niye öpülmesin, ya da şeyhinin, sana ilim  öğreteninin eli niye öpülmesin. veya senin ekmek  Teknen olan patronun, ya da bir Cumhurbaşkanı, devletin başı, Kral, neden eli öpülür, hürmeten öpülür, saygı duymak için, sana saygı duyuyorum demektir, hürmeten öyle yani, hürmetin manası, Sana saygı duyuyorum demektir, fakat 7-8 yaşından küçük çocukların el öpmesi uygun değildir onların eli öpülür, büyükler onların elini öperler, neden çünkü onlar İlerideki Dede ya da nine olacak, kız ise ilerinin annesi ninesi olacak, oğlan ise ileridekilerin babası olacak, gelecekteki baba, dede, ya da nine, anne, o yüzden onların eli hürmeten öpülür. Çünkü bizim adetlerimizden birisi de, çocuğuna dedesinin ismini koymak adetimiz vardır, Sen dedesinin ismini koyduğun zaman, çocuğun ismine dedenin ismini koyduğun zaman, sen dedenin elini öptün, yarın o çocuk olan Dedenin  ismini taşıyan çocuk, senin ve  onun elini öpecek, senin elini öpecek, bu tatlı hürmeten karşılıklı saygı. Neydi Hani Masallarda vardır ya "ben dedemin beşiğini tıngır mıngır sallar  iken" ne demek bu, Dedem Çocuk olacak benim çocuğum olacak olmuyor mu, biz Türk adeti olaraktan çocuklarımıza dedesinin ismini veririz, ninesinin ismini veririz, babasının ismini veririz, deden senin torunun mu oldu, torununun beşiğini sallamaz mısın sen ağlıyorsa o,  sallarsın ağlamasın diye, yani işte bu karşılıklı hürmettir, yarın o da Dede olacak çocuklarına senin isiminim koyacak,  Sen de onun elini öpeceksin, yani küçükken hürmeten 7-8-9 yaşlarından küçük çocukları elleri öpülür, daha yukarıları dedesinin elinden öper babasının elini ve ninesinin Elini öper, bu adet böyledir, kaybetmememiz lazım, ama  bu pandemi ve korana her şeyi bitirdi, o adetimiz de, eli şimdi Öpmek, Sana mikrop bakteri geçmesine sebep olacak, ne yapalım vaz mı geçelim bu adetten, Hayır vazgeçmeyelim ellerimizi dezenfekte ederiz, yine öperiz, Yani bir iz bırakamamışız, Türk grafikçiler Neredesiniz Türk emojisi yapın, El öpen, dedesinin Elini öpen, Ondan sonra ninesinin elini öpen, emoji, şeyhinin elini öpen emoji, hatunun elini öpen adam emoji,  hatun kocasının elini öpen  hatun emojisi ....

Düşün yani deden ninen canlı, Eğer taşa hürmet ediliyorsa, saygı duyuluyorsa, deden baban seni dünyaya getiren, seni besleyen, büyüten, bakan, koruyan, bu büyüklere saygı neden duyulmasın, ve neden hürmeten eli öpülmesin. Araplar da bile yok bu adet, araplar dahi bu Adati bilmiyor yahut da hoşlarına gitmiyor, küçülmemek istiyor, Halbuki elin Hristiyan dediğin adamların papalık ta papa bgöreve girdiği papa papa olunca  Papaz bir tane kölenin ya da siyah zincinin ayağına su döküyor ayaklarını yıkıyor, adetlerini kaybetmemiş onlar, Papalık töreninde yapılan bir aadet, Papa Papalık görevine çıktığı zaman Hristiyanların başı olan papa göreve çıktığında, bu adeti yerine getiriyor, zenci yani bir nev temsilen köle birisinin ayaklarına su döküp yıkıyor, Sen kendin kaybetmişsin adetlerini, bunun da sünnet olduğunun farkında değilsin, Aslında bunun bir sünnet olduğunun farkında değilsin, taşa hürmet eden adam, neden anasına babasına hürmet etmesin, saygı Duymasın, eli öpülmesin, yanlış bir aadet değil, sadece bir aadet değil bu, Hani Muhammed Çocuklarını öpüyordu da adamın bir tanesi geldi, Sen dedi çocuklarımı Öpüyorsun dedi, dedi, Muhammed  de senin gönlünde Vicdan yoksa ben ne yapayım, ben öpüyorum dedi, Hürmetin saygının işareti, yine sevginin işareti, çocukları sevdiğin için öpersin, sevdiğin için öpülür, çocuklar yanaklarından gözlerinden ellerinden öplülür, kadınında saygı duyulduğu için eli öpülür, kadını da erkeğine saygı duyduğu için eli öpülür. annedir, senin çocuğuna bakacaktır, eli öpülür mü? Evet annedir, çocuğuna bakacak, soyun sopun ondan ilerleyecek, çocuğunu besleyecek, emzirecek, büyütecek, bakacak, yemini suyunu verecek, altını değiştirecek, neden saygı duyulmasın, Yani bunu bir kibarlık alameti diyerekten lanse etmişler yabancılar, yabancılarda bile var, kadının eli öpülüyor, Matmazel diye elini öpüyor, Sen kendi adetlerini kendin yerleştirememişsin iz bırakamamışsın Ey Türk

Türklerde ki el öpmek büyüklerin elini öpmek sünnet midir yoksa sadece bir aadet midir
Varın siz düşünün artık bu bir adet midir yoksa aslında bir sünnet midir


Evet Bayram geldi Büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öperim şurada az kaldı Bayrama Ne kaldı az kaldı

Bu bir Karaglan Raşit Tunca makalesi

Schrems, 8 Haziran 2023

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Şebnem Bozoklu Kimdir? Biyografisi
Yazar: RasitTunca - 06-08-2023, 12:19 PM - Forum: Biyografiler - Yorum Yok



Şebnem Bozoklu Kimdir? Biyografisi

Şebnem Bozoklu (25 Ağustos 1979, İstanbul), Türk tiyatro, dizi ve sinema oyuncusu.

Hayatı

Baba tarafından Ispartalı; anne tarafından Mısır kökenli Siirtli bir ailenin çocuğudur. Çocukluğu Suadiye'de geçmiştir.[2]

1996'da Kadıköy Kız Lisesini bitirdikten sonra Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Bölümünden 2000 yılında mezun oldu. 2001 yılında Müjdat Gezen Sanat Merkezi Oyunculuk Bölümüne başlayan Bozoklu, 2004'te oradan mezun oldu. 2005-2006 yılları arasında Çisenti Tiyatro'da Sanat Dansı ile Mondi'nin yönetmenliğini yaptı. 2006-2007 yılları arasında TRT'nin Hazır mısınız? yapımında canlı yayın sunuculuğu yaptı. Aynı yıllar arasında TRT'nin Elma Kurdu yapımında hem solistlik hem de kukla oynatıcılığı yaptı. Bozoklu, Canım Ailem'deki Meliha rolüyle göstermiş olduğu başarıdan ötürü 36. Hürriyet Altın Kelebek'in (2009) En İyi Kadın Komedi Oyuncu Ödülü'ne layık görülmüştür. 32. Radyo-Televizyon Gazetecileri Derneği Oscarları (2010) En İyi Kadın Oyuncu Ödülü'nü aldı.[3]

Filmografisi
Televizyon

2006 Selena Ceylan atv
2008-2010 Canım Ailem Meliha
2011 Bizim Yenge Filiz Kanal D
2013 Galip Derviş Sevin Sezgin
2014-2015 Ulan İstanbul Yaren
2016 Altınsoylar Gülsüm Altınsoy
Çifte Saadet Perihan FOX
2020 Gel Dese Aşk Yasemin Düdenli atv
2020-2021 Babam Çok Değişti Aslı Pamuk Kanal D
2021 Elbet Bir Gün Nesime Baykan FOX
Yakında Hayatımın Neşesi Neşe TRT 1

İnternet dizi ve filmleri

2018 Şahsiyet Zuhal Çelik puhutv, Disney+
2021 Bunu Bi' Düsüsün Ayfer BluTV
Hamlet Nagehan Tan GAİN
2022 Yılbaşı Gecesi Didem Disney+
2023 Dünya Bu GAİN

Sinema

2013 Soğuk Fincan
2015 İçimdeki İnsan Nejla
2015 Niyazi Gül Dörtnala Hediye
2015 Yok Artık![4] Asuman
2016 Albüm Bahar Bahtiyaroğlu
2016 Yok Artık 2 Merve
2017 Tatlım Tatlım Tatlım
2018 Cebimdeki Yabancı Esra
2019 Türk İşi Dondurma Gülsüm
2020 Biz Böyleyiz Dolunay
2020 9,75 Sevgi
2023 Prestij Meselesi Jale
2023 Mucize Aynalar

    xxxx: Belirsizlik Meselesi (film)
    xxxx: Çisenti Sanat, Alaaddin'in Sihirli Lambası
    xxxx: Çisenti Sanat, Dikkatli Çocuk
    xxxx: Derman
    xxxx: Müjdat Gezen Oyuncuları, A. Pantolonun Kemeridir
    xxxx: Müjdat Gezen Oyuncuları, Karmakarışık
    xxxx: Müjdat Gezen Oyuncuları, Yalancı
    xxxx: Müjdat Gezen Sanat Merkezi Oyuncuları, Sihirli Flüt Müzikali
    xxxx: Müjdat Gezen Tiyatrosu, Hamlet
    xxxx: Müjdat Gezen Tiyatrosu, Böylesi Bir Aşk
    xxxx: Öğleden Sonra (film)
    xxxx: Tesadüfi (film)
    xxxx: Tiyatro Kılçık Ayşegül Hindistan'da
    xxxx: Vesaire Vesaire (film)

Tiyatro oyunları

    2011: Festen/Kutlama, Dot
    2012: Bezirgan, İstanbul Halk Tiyatrosu
    2016: Kaplan Sarılması
    2017: Arzu Tramvayı, BKM & ID İletişim
    2019: Aşk Geçmişim, Uniq Hall

Seslendirme

    TRT, Avrupa Yayın Birliği Çocuk Filmleri
    TRT, Kasaba (animasyon karakter seslendirme)
    TRT, Gezgin ile Fırfır (animasyon karakter seslendirme)

Yardımcı yönetmenlik

    2005: TiyatroKare, İki Oda Bir Sinan
    2003: İstanbul Şehir Tiyatroları, Ben Anadolu

Ödülleri

    2009: 36. Altın Kelebek Ödül Töreni - En İyi Kadın Komedi Oyuncusu[5]
    2017: 22. Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri - Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu (Komedi) - Albüm
    2018: Harbiye Leo Kulübü Ödülleri - En Harbi Kadın Tiyatrocu Ödülü - Arzu Tramvayı
    2018: İstanbul Kültür Üniversitesi Ödülleri - Yılın En Beğenilen Kadın Tiyatro Sanatçısı - Arzu Tramvayı
    2019: Vefa Lisesi 14. Kemal Sunal Kültür Sanat Haftası Ödülleri - En İyi Kadın Tiyatro Oyuncusu - Arzu Tramvayı[6]

Kaynak ve Dipnotlar

Wikipedia

Bu konuyu yazdır

Dinle-1 Gibi Gibi - Bi' baktın sanki zorla getirtmiş gibi
Yazar: RasitTunca - 06-08-2023, 11:52 AM - Forum: Günün Sesi - Yorum Yok

<iframe width="560" height="315" src="https://www.youtube.com/embed/p55EHfTqE-I?clip=Ugkxr5J1BIHFvWR1t-ws6C2k8lzRUVXUBSw2&amp;clipt=ELCPBBi76gU" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen></iframe>

Gibi Gibi - Bi' baktın sanki zorla getirtmiş gibi

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Şebnem Dönmez Kimdir? Biyografisi
Yazar: RasitTunca - 06-08-2023, 11:35 AM - Forum: Biyografiler - Yorum Yok



Şebnem Dönmez Kimdir? Biyografisi

Şebnem Dönmez (d. 17 Mayıs 1974, Salzgitter[1]), Türk oyuncu ve sunucu.
Hayatı ve kariyeri

17 Mayıs 1974 tarihinde Salzgitter'de dünyaya geldi.

1996'da Murat Başoğlu ile sunduğu Sabah Şekerleri ile çıkış yakaladı. Program, bir dönem sabahları yapılan müzik-eğlence programları furyasının öncüsü oldu. Murat Başoğlu ile iyi bir ikili olunca 1997'de Star TV'de Görevimiz Tehlike isimli yarışma programını sundular. 1998'de ise Star TV'de bir showgirl olarak Cumartesi Gecesi Ateşi programını sundu.

2000'lerde dizi ve sinema dünyasındaki başarılarıyla gündeme geldi. Televizyonda Aslı ile Kerem (2002) ve Ölümsüz Aşk (2003) ile kariyerini sağlamlaştırırken sinema macerası 2002 tarihli bağımsız film Kolay Para ile başladı. 2004'te Neredesin Firuze, 2006'da Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü?, 2009'da Vali filmlerinin başrollerinde yer aldı. 2007 yılında BKM'de Oyunun Oyunu isimli tiyatro oyununda beğeni topladı.

Aynı zamanda Live Earth'ün Türkiye temsilcisi olup Al Gore'un İstanbul'da gerçekleştirdiği toplantıya basın sözcüsü olarak katıldı. 2013 yılında kadrosuna dâhil olduğu Kuzey Güney dizisinin finaline kadar "Melda Yalgın" karakterini canlandırdı. Sonrasında Medcezir dizisinde 2 yıl boyunca oynadı.

Filmografisi

Televizyon

1990 Üç Arkadaş
1991 Ahmet Hamdi Bey Ailesi
1993 Üç Kişilik Dünya
1994 Bir Demet Tiyatro
1994 Zzzzt FM
1999 Aşkın Dağlarda Gezer Kejal
1999 Kulaktan Kulağa
1999 Şans Melekleri
1999-2000 Ne Şeker Şey
2000 Eyvah Kızım Büyüdü Roza
2001 Uçur Beni
2001 Kulaktan Kulağa
2002 Aslı ile Kerem Aslı
2003 Ölümsüz Aşk Eylül
2004 Size Baba Diyebilir miyim? Serap
2006 Erkeksen Seyret Leyla
2007 Eşref Saati Truva Feraye
2008 Nerede Kalmıştık?
2010 Küçük Sırlar Ece Altınel
2012 Yalan Dünya Canan
2012-2013 Kuzey Güney Melda Yalgın
2013-2015 Medcezir Asude Sude Beylice
2018-2019 Avlu Nihal Ünal
2020 Zemheri Mehveş Demirkan
2021 Son Yaz Serap Gök
2022-2023 Yasak Elma Handan Kılıç

Sinema


2002 Mumya Firarda Leyla
2002 Kolay Para Hülya
2004 Neredesin Firuze Melek
2006 Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü? Ayşe Hatun
2006 The Net 2.0
2007 O Kadın
2009 Vali Ceyda Aydın
2017 Misafir
2018 Çakallarla Dans 5 Müjgan
2023 Sevda Mecburi İstikamet

Sunuculuk çalışmaları

1996-98 Sabah Şekerleri TV programı, Murat Başoğlu ile
1997-98 Görevimiz Tehlike
1997 3. Kral TV Video Müzik Ödülleri Ödül töreni, Murat Başoğlu ile
1998 Cumartesi Gecesi Ateşi TV programı
2000 6. Kral TV Video Müzik Ödülleri Ödül töreni, Ziya Kürküt ile
2005 42. Altın Portakal Film Festivali Ödül töreni, Korhan Abay ile
2007 Her Şeyi Bilmek Gerekmiyor TV programı
2007 Bak Kim Dans Ediyor
2008 Laf Ebeleri
2009 16. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali Ödül töreni
2014 21. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali Ödül töreni, Mehmet Aslan ile

Tiyatro oyunları

Yıl Oyun Rol Notlar
2003 3. Türden Yakın İlişkiler
2004 Tanrım Beni Baştan Yarat
2007 Oyunun Oyunu

Yer aldığı video klipler


1992 Emmoğlu 1 Haziran 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Ferdi Tayfur
1996 Üzülme 4 Ocak 2011 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Ferda Anıl Yarkın
1997 Kuşu Kalkmaz 31 Ekim 2011 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Sultana
2007 Afili Yalnızlık 8 Temmuz 2011 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Emre Aydın
Kim Dokunduysa Sana Ona Git 9 Temmuz 2011 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
Git 13 Haziran 2012 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
Ödülleri ve adaylıkları
Yıl Ödül Töreni Kategori Yapım Sonuç
2002 35. Sinema Yazarları Derneği Ödülleri En İyi Kadın Oyuncu Kolay Para Adaylık
2012 17. Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri Komedi ya da Müzikal Dalında Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu (Tiyatro) Düğün Adaylık

Kaynak ve Dipnotlar

Bu konuyu yazdır