| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.
|
|
|
Duyu Organları Nelerdir? 5 Duyu Organımız ve Görevleri |
|
Yazar: RasitTunca - 10-01-2023, 03:13 PM - Forum: Eğitim Öğretim Bilgileri
- Yorum Yok
|
 |
Duyu Organları Nelerdir? 5 Duyu Organımız ve Görevleri
Duyu sistemi
Duyu organı, stimülasyonlar (uyarılmalar) sonucu çevreden aldığı bilgileri elektrik impulslarına çeviren organ. Bilgiler, sinirler aracılığıyla beyne iletilirken filtrelenirler; diğer organlardan gelen bilgilerle ve önceden beyinde depolanmış olanlarla karşılaştırılırlar ve beyinde algıya dönüşürler. Duyu organları bilgileri reseptörler (alıcılar) vasıtasıyla toplarlar. En çok bilinen duyu organları, en basit haliyle, "5 duyu" olarak da adlandırılan; görme, koklama, işitme, tat alma ve dokunma işlevlerini yerine getiren göz, burun, kulak, dil ve deridir.
Antik filozoflar duyuları "ruhun pencereleri" olarak tanımlamışlardır. Aristo bugün en çok bilinen 5 duyudan bahsetmiştir.[1] Yaygın olarak bilinen, bu nedenle sıklıkla duyu sistemlerinin tamamını oluşturduğu düşünülen bu beşinin haricinde kaslarda, tendonlarda ve eklemlerde de duyu reseptörleri vardır. Bunlara kinestetik duyular denir.[1] Bunun haricinde iç kulakta dengeyi sağlayan reseptörler vardır ve bunlar denge duyusu sistemini oluştururlar.[1] Dolaşım sisteminde kandaki karbondioksiti, basınç değişimlerini veya kalp atışı oranını tespit eden sensörler vardır. Ayrıca sindirim sisteminde açlık ve susuzluk hissini tespit eden reseptörler vardır. Bunların haricinde duyu sistemleri de vardır. Örneğin beynin alt kısımlarında beynin iç ısısını ölçen hücreler vardır.[1]
Reseptörler
Duyu reseptörleri; ışık, ısı gibi herhangi bir haricî uyarıcıya tepki gösterebilen ve duyu sinirlerine sinyal gönderen organ ya da hücredir.[2] İşlevlerine göre üçe ayrılırlar:
Kemoreseptörler
Kemoreseptörler, burun ve dilde bulunan koku ve tat reseptörleridir. Kimyasal uyarıları algılarlar. Bazı iç organlarda da bulunurlar.
Fotoreseptörler
Fotoreseptörler, gözde bulunan reseptörlerdir. Işığı algılarlar. Koni ve çomak hücreleri olmak üzere iki çeşidi vardır.
Mekanoreseptörler
Mekanik ve fiziksel uyarıları algılarlar. Deride ve kulakta bulunur. Deride bulunan ve sıcak ile soğuğu algılayanlara termoreseptör denir.
Yaşamı çok daha kolay algılayabilmemiz için duyu organlarımız büyük bir öneme sahiptir. Her bir duyu organlarımızın vücudumuzda farklı görevleri bulunmaktadır. Şimdi duyu organlarımızın neler olduğunu öğreneceğiz ve görevlerine bakacağız. İşte 6. sınıf fen bilgisi duyu organları konu anlatımı.
5 tane duyu organımız bulunmaktadır. Bunlar göz, kulak, dil, burun ve deridir. Her birine günlük yaşamımız içerisinde kullanırız ve hayatın farklı kısımlarını algılamaya çalışırız. Duyu organlarının yapısında duyu almaçları bulunmaktadır. Böylece koku, tat, basınç, sıcaklık ve sesler gibi pek çok etkiyi algılayabiliriz.
Duyu Organları
Duyu organlarımız belli bir temel görevi bağlı olarak çalışır. Genelde sinirlerde bir uyartı mesajı oluşmaktadır. Beyin uyartıları değerlendirmek suretiyle bir cevap hazırlar. Böyle durumlarda eğer gerekirse kaslarda aynı zamanda tepkime meydana gelir. Şimdi gelin duyu organlarımızı tek tek inceleyelim.
Göz: Etraftaki nesneleri görmenizi ve renkli şekillerini algılamamızı sağlayan duyu organımız gözlerimizdir. Belli başlı bazı kısımlardan oluşur.
- Sert tabaka (göz akı)
- Damar tabaka
- Ağ tabaka (retina)
Her bir kısmın kendi görevleri bulunmaktadır ve bazıları gözü korurken bazıları ise sinir sistemi vasıtasıyla beyne gerekli bilgileri iletir. Aynı zamanda gözü koruyan bazı tabakalar mevcuttur. Bunlar kaşlar, göz kapakları, kirpikler ve gözyaşlarıdır.
Bazı sebeplerden dolayı ayrıca gözümüzde birtakım hastalıklar oluşabilmektedir.
- Renk körlüğü
- Yaşadık
- Miyop
- Hipermetrop
- Astigmatizm
Kulak: Hem işitme hem de denge organımız olarak kulak öne çıkmaktadır. Gündelik hayatımızda pek çok farklı sesi kulaklarımıza duyarız. Aynı zamanda kulağımız içinde bulunan özel unsurlar dengemiz şaşmadan yürümemizi imkan verir. Kulak farklı bölümlerden meydana gelmektedir.
- Dış kulak
- Orta kulak
- İç kulak
Deri: En büyük duyu organımız deridir. Deri vücudumuzun tamamını kaplar. Üst deri ve alt deri olmak üzere iki farklı kısma ayrılmaktadır. Aynı zamanda derinin bazı görevleri bulunur.
- Vücut ısımızı dengeler.
- Solunum ve boşaltma konusunda yardımcı olur.
- Mikropların vücuda girmesini engeller.
- Vücudumuzu birtakım dış etkilere karşı korur.
- Soğuk ve sıcak ile beraber ağrı ve sızı konusunda farklı reseptörler üzerinden algılama imkanı verir.
Burun: Koku alma ve aynı zamanda solunum organımız olarak öne çıkıyor. Aldığımız havanın ısınmasını, nemlenmesini ve temizlenmesini sağlaması konusunda büyük bir öneme sahiptir. Özellikle kokulu cisimlerden buharlaşmak suretiyle ayrılmış ve havaya karışmış olan tanecikler, sarı bölgedeki mukus sıvısında ayrışarak koku almaçları uyarılır. Böylece uyartılar beyindeki koku alma merkezine iletilir. Bu sayede dünyadaki bütün farklı kokuları alırız.
Sinüzit ya da saman nezlesi ile beraber burun kanaması gibi sorunlar meydana gelebilmektedir. Günümüzde bu tür sorunlara karşı tıp dünyasında çözüm yöntemleri bulunur. Burun sağlığımızı korumak ve bu tür sorunlar ile karşılaşmamak için yapmamız gereken bazı hususlar mevcuttur.
- Burnumuzu karıştırmamamız gerekir.
- Burun kıllarımızı kesinlikle koparmamalıyız.
- Sigara içmemeliyiz ve sigara içilen ortamda durmamalıyız.
- Ne olduğunu bilmediğimiz veya çok keskin olan kokulardan mutlaka uzak durmalı ve koklamamalıyız.
Dil: Tat alma ve çiğneme ile beraber yutma ya da konuşma görevleri üstlendi en önemli duyu organlarımız içerisinde yer almaktadır. Dilin farklı bölgeleri değişik tatları alır ve bu tatlılar beynimize iletilir. Bu konuda arka uçtan başlamak suretiyle ön uca doğru dilin farklı bölümleri farklıdır. Böylece tatlı, tuzlu, acı ve ekşi atlar elimiz var tatile merkezi sinir sistemi üzerinden beynimize iletilir.
Duyu organlarımızın sağlığını korumak için mutlaka gerekli hususlara dikkat etmemiz gerekmektedir. Duyu organlarımız bizim için hayatımızda çok önemlidir.
5 duyu organımız yaşamımız boyunca hiç durmadan çalışarak yeni bilgileri ve verileri sürekli kaydeder. Duyu organlarımızın yapısal hafızaları sonucunda verileri birleştirmek ve anlamlandırmak bizler için çok daha kolay hale geliyor. Duyu organları konu anlatımı yazımızda duyu organlarını detaylı bir şekilde sizlerle birlikte inceleyelim.
Duyu Organları Konu Anlatımı
Duyu organlarının görevi, insanların dış dünyayı algılamalarına ve algıladıkları verilere adapte olabilmelerine yardımcı olmaktır. İnsan bedeninde toplam 5 duyu organı bulunmaktadır. Duyu organları ve duyu organlarının görevi şu şekildedir:
-Göz- Görme Duyusu
-Kulak- Duyma Duyusu
-Burun- Koklama Duyusu
-Dil- Tatma Duyusu
-Deri- Dokunma Duyusu
-Göz- Görme Duyusu
Göz, ışığı algılayabilen reseptörlerle donatılmış duyu organımızdır. Etrafımızdaki nesneleri görebilmemize ve fiziksel olarak diğerlerinden ayırt etmemize yardımcı olur. İnsan gözü, belirli bir uzaklıktaki nesnelerin görüntülerini algılayabilme ve renklerini ayırt edebilme özelliğine sahiptir. Gözü koruyan yapılar ise şu şekildedir; kaşlar, göz kapakları, kirpikler, gözyaşı bezleridir.
Kaşlar: Terin göze gelmesini önler.
Göz kapakları: Gözü dıştan korur, gözün nemli kalmasını sağlar.
Kirpikler: Göze gelen yabancı maddelerin girmesini engeller.
Gözyaşı bezleri: Gözyaşı salgılar, gözün nemli kalmasını ve temizlenmesini sağlar.
Kulak- Duyma Duyusu
Kulak, havada yayılan ses dalgalarını beyne, vücudun dikey ve yatay eksenindeki hareket değişimlerini ise beyinciğe ileten duyu organımızdır. İşitme ve denge organı olarak görev yapar. Kulak, dış kulak, orta kulak ve iç kulak olmak üzere üç kısımdan oluşur.
Duyma dört aşamada gerçekleşir:
1.Kulak kepçesi ile toplanan ses dalgaları, kulak yolu ile iletilerek kulak zarını titreştirir.
2.Çekiç, örs ve üzengi kemikleri bu titreşimi oval pencereye iletir.
3.Titreşimler oval pencereden dalıza, oradan da salyangoza iletilir.
4.Ses, salyangozdaki işitme almaçları tarafından algılanır ve işitme sinirleri aracılığıyla beyindeki işitme merkezine iletilir. Böylece işitme olayı gerçekleşmiş olur.
Burun- Koklama Duyusu
Burun, nefes ve koku alma işlemlerini tamamlayan duyu organımızdır. Solunan havayı ısıtma, temizleme ve nemlendirme gibi görevleri vardır. Burun, insanların koku duyusu, uçucu ve mukusta çözünebilen kimyasalları algılar. Burnumuz, kokunun alındığı ilk saniyede yarı yarıya adaptasyon gerçekleştirir, daha sonra adaptasyon yavaşlayarak devam eder ve birkaç dakika aynı koku ile karşılaşan kimsede burun, kokuyu algılamamaya başlar. Kişinin kendi kokusunu veya üzerine sıktığı parfüm kokusunu bir süre sonra algılayamamasının sebebi budur.
Dil- Tatma Duyusu
Dil, tat alma, çiğneme, yutma ve konuşmaya yardımcı olan duyu organımızdır. Maddelerin tadının alınabilmesi için tükürükte çözünmesi gerekir. Besinlerin tatlarının alınmasında dilde bulunan tat tomurcukları görev yapar.
Tat alma dört aşamada gerçekleşir:
1. Besin maddeleri tükürükte çözünür.
2. Tat tomurcuklarındaki almaçlar uyarır.
3. Almaçlar, aldıkları uyarıları tat alma sinirlerine iletir.
4. Tat alma sinirleri beyindeki tat alma merkezini uyarır ve tat duyusu algılanır.
Deri- Dokunma Duyusu
Deri en büyük duyu organımızdır. Vücudumuzu tamamen örter ve beyne en çok bilgi veren duyu organıdır. Deri; vücut sıcaklığının düzenlenmesi, su kaybının önlenmesi, fiziksel ve kimyasal etkilerden vücudun korunması, solunuma ve boşaltıma yardımcı olma gibi pek çok fonksiyonda görev alır.
Derinin görevleri:
1. Vücut ısımızı ayarlar.
2. Solunum ve boşaltıma yardımcı olur.
3. Vücudumuzu dış etkilerden korur.
4. Sıcak soğuk, ağrı sızı, basıncı algılayan reseptörler bulunur.
Beş Duyu Organımız Arasındaki İlişki
Duyu organlarımız olan; gözler, kulaklar, burun, dil ve deri bir bütün olarak ele alındığında insan yaşamını ilerleten en önemli noktaları oluşturur. Ve 5 duyu organımız yaşamımız boyunca hiç durmadan çalışarak yeni bilgileri ve verileri sürekli kaydeder. Bir duyu organımızla algıladığımız durumu diğer duyu organlarımızla da tamamlarız. Örneğin; duyduğumuz bir sesin neye ait olduğunu anlayabilmek için gözlerimizle bilgiyi netleştiririz. Ya da gördüğümüz bir nesnenin dokusunun nasıl olduğunu anlayabilmek için dokunarak çözümleme yaparız.
Duyu organlarının görevi dış dünyada algılanan durum ve olayları birleştirerek beyinde bir sonuç oluşturmasıdır. Bu yüzden 5 duyu organı arasındaki ilişki ve iletişim oldukça önemlidir. Herhangi bir duyu organımızda hastalık ve rahatsızlık olduğunda insan yaşamını etkileyen olumsuz durumlar ortaya çıkabilmektedir.
Duyu Organı Hastalıkları
Duyu organı hastalıkları kişilerin yaşamlarını olumsuz etkilese de bazı hastalıklar tedavi ile iyileştirilebilir. Duyu organı hastalıkları genel olarak doğuştan gelen kusurlar ve sonradan oluşan kusurlar olmak üzere ikiye ayrılır.
Doğuştan olan göz kusurları: Renk körlüğü, şaşılık.
Sonradan olan göz kusurları: Miyopluk, Hipermetropluk, Astigmatizm, Katarakt, Presbitlik
Doğuştan gelen işitme bozuklukları: Kulak zarı sertleşmesi, orta kulakta kemik kaynaması ve iç kulaktaki zedelenmeler.
Sonradan oluşan işitme bozuklukları: Şiddetli darbeler sonucu kulak zarının yırtılması, işitme duyu sinirlerinin zedelenmesidir. İşitme kaybı olan insanlar, işitme cihazı kullanırlar.
Deri hastalıkları: Deriye kesilme, ezilme, yanma ve kimyasal maddeler zarar verebilir.
Mantar, pire, kene ve parazit ısırmaları deriye zarar verir. Mikroorganizmalar, deri iltihaplanmasına yol açabilir. Alerjik deri hastalıkları kurdeşen ve egzama oluşabilir.
Burun hastalıkları: Sinüzit, Saman nezlesi, Burun kanaması
|
|
|
Süpürge Nedir Süpürgenin Tarihçesi |
|
Yazar: RasitTunca - 09-30-2023, 05:08 PM - Forum: Duymadiklarimiz
- Yorum Yok
|
 |
Süpürge Nedir Süpürgenin Tarihçesi
Süpürge, çoğunlukla süpürge otundan elde edilen çalılar ile yapılan, herhangi bir zemindeki istenmeyen maddeleri sürüklemek vasıtasıyla uzaklaştırmaya yarayan temizlik gereci. Günümüzde süpürmek amacıyla kullanılan elektrikli veya elektriksiz bazı diğer araç gereçler için de bu isim yaygın olarak kullanılır. Bu nedenle süpürge otundan yapılan süpürgeler için, zaman zaman ot süpürge ismi kullanılır. Evlerde süpürge yerine yaygın olarak kullanılan ilk alet, gırgırdı.
Köken bilimi
Süpürge, süpürmek kökünden gelen Türkçe bir sözcüktür.
Yapılışı
Esnaflar geçmişte "süpürgeciler hanı" denen hanlarda yoğunlaşan küçük dükkânlarda süpürge üretirlerdi. Tarladan toplanan süpürge telleri süpürge yapımına uygun uzunlukta kesilir. Tohumları ve yaprakları ayıklanıp demetler haline getirilerek üretici tarafından Borsada satışa çıkarılır. Üreticinin belirlediği fiyatlar üzerinden açık arttırma ile süpürge yapımcıları tarafından satın alınan süpürge telleri, yumuşak olması ve kükürtün kolay ıslanması için su ile ıslatılır. Islatılan teller küçük kapalı ve bir ocağı bulunan penceresiz bir odaya konarak kükürtle ağartılır. Ağartılan bu süpürge telleri "ayıklayıcı" diye anılan kişi tarafından bıçakla ayıklanır. Kalın, dolgun ve etli olanlar tepelik, ince ve cılız tellerde işlik olarak ayrılır. Kısa, kırık, koyu renkte düzgün olmayan teller ayıklanarak küçük el süpürgeleri ve top süpürge yapımında kullanılır. Teller "sarıcı" larca temizlenir. 4-9, ya da daha çoğu bir araya getirilip, yavru demetler yapılır. Bunların ikisi birleştirilir, pamuk ipliğiyle bağlanarak, süpürge taslağı oluşturulur.
Bağlayıcılarca bu taslağın sapına 4-5 tel yerleştirilerek, tepelik yapılır. "Ayakcak" denilen ayak mengenesinden yararlanılarak sap, üç ya da daha çok yerinden galvanize telle bağlanır. Süpürge taslağına "el mengenesi" (falaka) yardımıyla süpürge biçimi verilir. Tokmakla vurularak bu biçim pekiştirilir. Üç ya da daha çok yerinden çuvaldızla dikilir. Gelenek çevresinde, özellikle Edirne'de evlenme geleneklerinde önemli yer tutan ve sapına kabara denilen iri başlı özel bir çivi çakıldığında kullanan bayanın kız olduğunun göstergesi; evin kapısı dışına asıldığında ise burada evlenecek çağda kız bulunduğunu belirten simge olan ve aynalı şekliyle evlenen kızın çeyiz eşyaları arasında vazgeçilemez konumdaki süpürge, yukarıda sözü edilen işlemlerden sonra kullanıma sunulmak üzere satışa çıkarılır.
Süprügeler
Elektrikli süpürge
Uçan Süpürge
Cadı süpürgesi
Fırça
Elektrikli süpürge
Elektrikli süpürge, ortamdaki katı ve sıvı maddeleri emip uzaklaştırmaya yarayan bir ev aletidir. Toz çeken ilk süpürge 1906 yılında Robert Bimm tarafından Birum adıyla Fransa'da yapıldı. Bu, pompayla işleyen bir el süpürgesiydi. Tozun toplandığı kısım kova, toz torbası, boru, vb. biçiminde olabiliyordu. Çok geçmeden yerini elektrik motoru ve fandan oluşan bugünkü elektrikli süpürgelere bıraktı. Hatta Danimarka'daki Fisker ve Nielsen şirketi 1910'da elektrikli süpürge satan ilk şirket oldu. Tasarım 17,5 kg ağırlığındaydı.[1]
Günümüzde süpürgeler üç tipe ayrılmaktadır: Sırt biçimli aletler için düşey hazneli, kayaklı ve tekerlekli modeller için yatak silindirli, özellikle yere çivilenmiş halılar için kullanılan emer-döğer torbalı süpürgeler. Ayrıca toz torbalı (24 Eylül 2015 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.) veya mahfazlı, küçük, özellikle otomobillerin iç kısmı için çok kullanışlı tipler, bundan başka halısız evler için çok pratik, çeşitli biçimlerde emersüpürgeler de vardır.
19. yüzyıla kadar halı ve eşyalar sopayla dövülüp yıkanarak temizleniyordu. Bu şekilde temizlik yapmak oldukça zahmetli ve uzun sürüyordu. İlk elektrik süpürgesi 1898 yılında Londra’da bir fuarda sergilenen ve ticari maksatla kullanılan toz kaldırma makinesiydi. Bu makine üflediği havayla uçurduğu tozları üstünde bulunan metal kutuda topluyordu.
H. Cecil Booth bu toz kaldırma makinesi üzerinde çalışarak, tozu emen ve filtre eden yeni bir makine mekanik bazı sistemler geliştirildi. Döner fırçalı ve kiri emen körüklü temizleyiciler kullanıldı.
Böylece ilk elektrikli süpürge İngiliz Hubert Booth tarafından icat edilmiş oldu. (1871 - 1955)
Booth bu icadın ardından British Vacuum Company adlı bir şirket kurdu. (1901)
Bu alet yakıtla çalışıyor ve taşıması oldukça zahmetli oluyordu. At arabaları sayesinde taşınan bu alet işçiler tarafından kullanılırdı. Pencerelerden uzatılan bir hortum sayesinde zamanın zenginlerinin konaklarının içinde temizlik yapılabiliyordu.
Bu icat çok başarılı oldu. Önce Birleşik Krallık sarayları, ardından Avrupa sarayları, düklerin kontların sarayları, şatoları derken çok iş yaptı.
At arabaları ile çekilir olmaktan kurtuldu. Küçük çaplı kamyonlarla işe gider oldu. Daha küçük kamyonetlere sığdırıldı. Derkeeen..
EVDEN İÇERİ GİRİYOR
1908 yılında Murray Spangler bu devasa süpürgeleri, saraylardan konaklardan küçük burjuvaların evlerine sokmayı başaran adımı attı. Hafif, elle taşınabilir bir elektrikli süpürge üretti ve patentini aldı.
Gelgelelim bunu üretebilecek mali gücü mali gücü yoktu. O sırada devreye William Hoover adlı bir uyanık işadamı girdi.
Süpürgeyi üretmeyi üstlendi.
Elektrikli süpürgeye adını verdi ve piyasaya sürdü
Bu arada pratik gırgırlar çıktı..
Elektrik derdi de olmadığı için kısa sürede yaygınlaştı.
Ancak elektrik süpürgeleri hayli gelişip ucuzlayınca değerleri kalmadı.. Bir ara masa üstü kırıntıları temizleyen avuç içinde kullanılan hallere girdi.
BÜTÜN MESELE TOZDA
Tozu kaldırarak gelişim serüveni başlayan süpürgenin bugün geldiği noktada yine başrolü "toz" oynuyor.
Bugün kullanılan makinelerin bir kısmı tozu haznesine attıktan sonra çektiği havayı filtre etmeden dışarı veriyor ve sigara külü, hayvan dışkısı kalıntısı, polen gibi gözle görülemeyecek kadar küçük parçaları almıyor.
İki durumda da astım veya alerjik hastalık riski oluşabiliyor.
Mite denilen gözle görünmeyen yaratıklar astım ve alerjinin önde gelen sebebi.
Biz evi süpürelim, temiz kalsın derken, bebe beliği ve kendimizi hasta edebiliyoruz.
Onun için artık elektrik süpürgesi alırken mutlaka antibakteriyel olmasına önem vermelisiniz. Hele ki, evde minik yavrularınız varsa..
Antibakteriyel makinelerin özelliği HEPA (High Efficient Particle Arresting / Yüksek Etkinlikte Partikül Yakalayıcı) filtreye sahip olmaları. HEPA filtreler, kedi tüyü ve sigara külü gibi 0.3 mikron büyüklüğüne kadar olan partikülleri yüzde 99.97 oranında emiyor.
Filtre bakterileri haznesinde hapsedip havasız bırakarak ölmelerini sağlıyor.
Bugün Türkiye’de yılda ortalama 2.2 milyon adet elektrik süpürgesi satılıyor. Elektrik süpürgesi için harcanan para ise yaklaşık 300 milyon doları buluyor…
Uçan süpürge
Uçan süpürge, Avrupa mitolojisinde cadıların üzerine binerek uçtuklarına inanılan, otlardan yapılmış, tahta saplı süpürge.
Popüler kültürde cadılar siyah pelerinli, sivri şapkalı ve uçan süpürgeli olarak resmedilirler.[1] Cadı avı yapılan dönemlerde cadıların süpürgenin yanı sıra hayvanlara, yabalara veya sadece sopalara binerek Şeytan'la olan rendevularına uçtuklarına inanılıyordu. Evden çıkarken kapının yanı sıra, pencere veya bacayı da kullanabildikleri düşünülüyordu.
Anton Martin Delrio, 1599 tarihli cadılar hakkındaki detaylı çalışması Disquisitionum Magicarum Libri Sex'te cadıların sihirli bir yağ sürerek nesnelere ve hayvanlara uçabilme yetisi kazandırdıklarını ve bununla Cadıların Şabatı'na (gece buluşması) gittiklerini söyler.
Fırça
Fırça birbirine koşut biçimde dizilmiş kıl topakları ile bunlara bağlanan bir saptan oluşan alettir. Temizlik, kişisel bakım, makyaj ve resim gibi farklı alanlarda kullanılmaktadır.
piren süpürgesi
piren
piren püren (I)-1. 2. Hanımeline benzeyen beyaz çiçekleri güzel kokulu, kökünden kömür yapılan küçük bir ağaç. 3. Yakacak olarak kullanılan kuru çalı çırpı.Süpürge yapılan ot. 2. Küçük, eflatun çiçek açan bir çeşit funda. Su kaynağı. piren Süpürgeotu.
Rüyada Süpürge Görmek Ne Anlama Gelir?
Rüyada Süpürge Görmenin Anlamı ve Yorumu
Rüyada süpürge görmek, kişinin sıkıntı ve dertlerinden kurtularak huzura ereceği anlamına gelir. Rüya sahibinin evini süpürgeyle süpürdüğünü görmesi, evde olan hasta birinin öleceğine ya da başka bir eve taşınmaya delalet eder.
Aynı zamanda rüyada ev süpürmek, yokluk içinde zorlu günler yaşamaya işarettir. Eğer bir kadın evini yeni bir süpürgeyle süpürdüğünü görürse o kadının huzurlu ve güzel bir yaşam süreceğine rivayet eder.
Rüya sözlüğü yazarları rüyada görülen süpürgeyi farklı şekillerde yorumlamaktadır. Rüyadaki süpürgenin işlevine ve niteliğine göre rüyanın yorumu da anlam değiştirir.Kişi nereyi süpürürse o yerle ilgili üzüntülerini süpürüp atacaktır. Mes
Rüyada süpürge görmek, kişinin zor bir hayat geçireceği demektir. Rüya sahibinin zor bir süreç içerisinde çıkıp rahatlayacağına, ailesinin daima yanında olacağına, iş hayatının iyiye gideceği anlamına gelmektedir.
Rüyada Süpürge Aldığını Görmek
Rüyada süpürge almak, kişinin olgunlaşacağı, tecrübe kazanacağı manasına gelir. Rüya gören k
ela rüya sahibinin iş yerini süpürdüğünü görmesi, iş yerindeki bütün kaza ve belaların süpürüp atacağına, bir daha bu sıkıntıları yaşamayacağına işarettir.
Rüyada Süpürge İle Süpürdüğünü Görmek
Rüyada süpürge ile bir yeri süpürdüğünü görmek, o kişinin bütün dertlerini ve sıkıntılarını süpürüp atması anlamına gelir.
rüyada süpürge görmek
işi eğer kendisine süpürge aldığını görürse daha da olgunlaşacağına, aklını başına alacağına ve yaşanılan sıkıntılara bir çözüm yolunu bulacağına işarettir. Rüyada kişinin tanıdığı birine süpürge alması, o kişi iyi anlaşacağına, iş yapacağına; eğer rüyada süpürge aldığı kişi tanınmıyorsa o zaman yakın zamanda rüya sahibinin çok iyi biriyle karşılaşacağı şeklinde yorumlanır. Bu kişi ile kurulan dostluk sayesinde kişinin olgunlaşacağı söylenir.
Rüyada Süpürge İle Sokak Süpürdüğünü Görmek
Rüyada süpürgeyle sokak temizlediğini gören kişi çevresi tarafından sayılan, sevilen ve saygıdan kusur edilmeyen, çevresi tarafından sözlerine değer verilen, önemli biridir. Bu rüyayı gören kişi, insanların her daim fikirlerine değer verdiği muhterem biri olacağına işarettir.
Rüyada Süpürge Makinesi Görmek
Rüyada görülen süpürge makinesi, dert, kedere ve üzüntüleri yok etmek için alınmış bir alettir. Rüya sahibinin kendisini nelerin üzdüğünü bildiği için en yakın zamanda kendisini üzen şeylerden kurtulacağına işarettir.
Rüyada Elektrik Süpürgesi Görmek
Rüya sözlüğü yorumcularına göre rüyada elektrik süpürgesi gören kişinin maddi sıkıntılarının sona ereceğine delalet eder. Huzur dolu bir hayat süreceğine, hayırlı evlatlara sahip olacağına, makam sahibi saygı değer bir insan olacağına, dürüst güvenilir insanlar ile tanışacağına delalet eder.
Rüyada Çalı Süpürgesi Görmek
Rüyasında çalı süpürgesi gören kişinin hayatında bulunan onun kötülüğünü isteyen, arkasında konuşan, sinsi ve fesat bir düşmanının olduğuna yorulmaktadır. Çok dikkat etmesi gerekeceğine, kişinin haksızlıklara uğrayacağına, kazancının azalacağına, kötü sözler ve dedikodular duyacağına rivayet eder.
Rüyada Yeşil Süpürge Görmek
Rüya sahibinin dilediği ve arzu ettiği çoğu şeyin gerçekleşeceği anlamına gelmektedir. Terfi alacağına, herkes tarafından kıskanılan bir insan haline geleceğine, eğitim hayatında da başarıdan başarıya koşacağına, maddi manevi zararların giderileceğine, kişinin üzüntülü ve endişeli olacağı dönemlere gireceğine, hayatında köklü değişimlere sebep olacak adım atılacağına yorumlanmaktadır.
Kaynak ve Dipnotlar
Wikipedia
neoldu
yeniakit
|
|
|
Pötürge Yahut da Pütürge Nedir Nerededir? |
|
Yazar: RasitTunca - 09-30-2023, 04:44 PM - Forum: Duymadiklarimiz
- Yorum Yok
|
 |
Pötürge Yahut da Pütürge Nedir Nerededir?
Pütürge, Malatya ilinin bir ilçesidir. Malatya'ya 74 km mesafededir. Denizden yüksekliği 1.250 metredir. İlçenin 1 bucağı, 1 beldesi, 2 belediyesi ve 62 köyü ile 325 mezrası vardır.
İlçe, arazi olarak engebeli ve sarptır. Düz arazi yok denecek kadar azdır. İlçe toprakları Fırat Nehri'ne dökülen Şiro Çayı'nın geniş vadisinin tabanı ile bu vadi etrafında bulunan dağlık kesimlerden oluşur. Yerleşim yerleri dağlık ve tepelik alanlarda yoğunlaşmıştır. Bunun için tarıma elverişli arazileri dağ ve tepelerin yamaçlarında bulunmaktadır.
Buraya ilk yerleşmenin ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. İlçede Kütahya'dan gelen Samanoğulları'nında var olduğu söylenmektedir. Bunlardan başka, nereden geldiği bilinmeyen Kopuzoğulları da daha sonra buraya gelerek yerleşen bir topluluktur.
İlçede dil olarak Türkçe, Kürtçe ve Zazaca kullanılmaktadır. İnanç bakımından Sünni ve az da olsa Alevi köylerinin yer aldığı bölgede tarımcılık, hayvancılık ve arıcılık başta gelen geçim kaynaklarıdır.
Pütürge halkının büyük çoğunluğu tekstil ve plastik sektöründe çalışmaktadır. Pütürge İstanbul, Ankara, Kayseri, İzmir gibi şehirlere büyük göç vermektedir.
İlçeye bağlı köylerin tamamında tarım ve hayvancılık yapılmaktadır. Bölge halkı gelenek ve göreneklerine bağlıdır. İlçede okuma yazma oranı 1985-1994 dönemlerinde %95'e ulaşmıştır. İlçeye bağlı Uzuntaş Köyünde Perieş (Dilbersen) kalesi bulunmakta M.S. 450 yılında yapıldığı ve yapımında 10.000 askerin çalıştığı söylenmektedir. Yine dünyanın 7. harikası olarak bilinen Nemrut Dağı'nın doğu yakası ilçe hudutları içerisinde bulunmaktadır. Ayrıca Kerar Kalesi Nan-ı Guni ve Battalgazi ziyareti gibi tarihi yerler vardır.[4]
Tarih
[5]Ulubaba dağı
İlk adı güzel yer, istenen yer anlamına gelen İmrunyada "Mürün" bundan 300 yıl önce köy olarak kurulmuş. 1877 yılında bucak haline getirilerek Adıyaman'ın Kâhta ilçesine bağlanmıştır. 1892 yılında ilçe olarak mülki taksimatta Elazığ iline bağlanan Pütürge, Cumhuriyetin ilanıyla Malatya'ya bağlanmıştır.
Önceleri Şiro ve İmran adlarıyla anıldı. Kahta'ya bağlı bir nahiye iken 1870 senesinde Elâzığ'a bağlanarak bir kaza merkezi oldu. Bir süre sonra da Malatya'ya bağlandı. Buraya ilk yerleşmenin ne zaman yapıldığı bilinmiyor. İlçe halkının büyük bir bölümünün Kütahya'dan gelen Samanoğulları tarafından meydana geldiği söylenmektedir. Bunlardan başka, nereden geldiği bilinmeyen Kopuzoğulları da daha sonra buraya gelerek yerleşen bir topluluktur.[6]
Etimolojisi
Pütürge kelimesi Kars ve çevresinde görülür, fakat kökeni Rusça bir kelime olan "Butylka/ Budulga"dır. 'Şişe' anlamındadır, tam karşılığı ise; "Kiloluk şişelere benzer şekilde, tenekeden yapılma, tepesi ters huni, gövdesi silindir biçiminde kap."dır. Zanaat Terimleri Sözlüğü'nde "Pütürge" olarak geçer, [Bkz. Zeitschrift für Balkanologie, XVIII/2, 189/216]. Malatya Pütürge adının kökeni belirsizdir, eğer Kars ve çevresinde kullanılan kelimenin uzantısı ise bu bölgede bu şişenin üretimi yapılmış olabilir. Bir ihtimal ise 93 harbinin akabinde Anadolu'ya' göçen yüz binlerce göçmenden Malatya ve çevre bölgesine yerleştirilen Müslüman Boşnakların (Türkiyede Bosna Göçmenleri, Muammer Demirel) adları olan "Poturice/ Poturce" adının yöreye uymuş şekliydi. Eski adı olan "Şîro" ise kökeni orta-Farsça (Pahlavi/Pehlevi) kuzey ağzında "Şer/ Şîr" olan ve "Aslan" anlamına gelen bir kelimeydi.(“A Concise Pahlavi Dictionary” D.N. MacKenzi, Oxford Universty Press.)Pütürge ile ilgili olarak sürgün inek adlı bir filmde çekilmiştir.
##############
Pötürge Yahut da Pütürge
Yüzölçümü: 1 181 km2
İl Toplam Nüfusu : 812.580
Pütürge Toplam Nüfus : 12.492
Önceki Yıllara Ait Nüfus Bilgileri : 2018 - 2019 - 2020 - 2021
İlk adı güzel yer, istenen yer anlamına gelen (Imrun) Pütürge, bundan 300 yıl önce köy olarak kurulmuş, 1877 yılında bucak haline getirilerek Adıyaman'ın Kâhta ilçesine bağlanmıştır. 1892 yılında ilçe olarak mülki taksimatta Elazığ iline bağlanan Pütürge Cumhuriyetin ilanıyla "Malatya'ya bağlanmıştır.
Malatya'ya 74 km. mesafede olup, yüzölçümü 1.181 km2'dir. Denizden yüksekliği 1.250 metredir. İlçenin 1 belediyesi ve 68 mahallesi vardır.
İlçe, arazi olarak engebeli ve sarptır. Düz arazi yok denecek kadar azdır. İlçe toprakları Fırat Nehri'ne dökülen Şiro çayı'nın geniş vadisinin tabanı ile bu vadi etrafında bulunan dağlık kesimlerden oluşur. Yerleşim yerleri dağlık ve tepelik alanlarda yoğunlaşmıştır. Bunun için tarıma elverişli arazileri dağ ve tepelerin yamaçlarında bulunmaktadır.
İlçeye bağlı köylerin tamamında tarım ve hayvancılık yapılmaktadır. Bölge halkı gelenek ve göreneklerine bağlıdır. İlçede okuma yazma oranı 1985-1994 dönemlerinde % 95'e ulaşmıştır. İlçeye bağlı Uzuntaş Köyünde Perieş (Dilbersen) kalesi bulunmakta M.S. 450 yılında yapıldığı ve yapımında 10.000 askerin çalıştığı söylenmektedir. Yine dünyanın 7. harikası olarak bilinen Nemrut Dağı'nın doğu yakası ilçe hudutları içerisinde bulunmaktadır. Ayrıca Gerar Kalesi Nan-ı Guni ve Battalgazi ziyareti gibi tarihi yerler vardır.
Tarih: Önceleri Şiro ve İmran adlarıyla anıldı. Kahta'ya bağlı bir nahiye iken 1870 senesinde Elazığ'a bağlanarak bir kaza merkezi oldu. Bir süre sonra da Malatya'ya bağlandı. Buraya ilk yerleşmenin ne zaman yapıldığı bilinmiyor. İlçe halkının büyük bir bölümünün Kütahya'dan gelen Samanoğulları tarafından meydana geldiği söylenmektedir. Bunlardan başka, nereden geldiği bilinmeyen Kopuzoğulları da daha sonra buraya gelerek yerleşen bir topluluktur.
Gezilebilecek Yerler: Şiro Çayına bakan Gerar Kalesi harabeleri, Tepehan'daki han, Ormaniçi köyündeki aslan kabartması, Nan-ı Guni, Battalgazi ziyareti, Kubbe Dağı ile oradaki kaynak, yemyeşil sırtlardaki ve düzlüklerdeki yaylalar, gezilebilecek yerlere örnek verilebilir.
Bağlı Bucak ve Mahalleler: 1 belediyesi ve 68 mahallesi vardır. Aktarla, Alhan, Aliçeri, Arınlı, Arıtoprak, Arslankent, Ağalar, Bakımlı, Balpınarı, Bayırköy, Başmezra, Belenköy, Bölükkaya, Bölünmez, Büyüköz, Deredüzü, Erdemler, Ersele (Düvenlik), Esencik, Esenlik, Gökçeli, Gözlüce, Gündeğer, Gündüz, Hatip, Karakaya, Karşıyaka, Kavaklıdere, Kayadere, Korucak, Kozluk, Koçköy, Köklükaya, Körme, Köylü, Meşedibi, Nohutlu, Ormaniçi, Pazarcık, Poskıran (Kökpınar), Sahilköy, Söğütlü, Şükan, Tatlıcak, Taşbaşı, Taşmış, Taştepe, Tekederesi, Teluşağı, Tepehan, Tosunlu, Ulutaş, Uzunkoru, Uzuntaş, Yamaç, Yandere, Yazıca, Yediyol, Yeşildere, Çamlıdere, Çayköy, Çengelli, Çığırlı, Çukuroymağı, Örencik, Örmeli, Örnekköy, Üçyaka
|
|
|
| Kuranda HA HI HE "خ ح ه ﻫ" Harfleri Ve Kelimler ve Ayetler |
|
Yazar: RasitTunca - 09-29-2023, 02:26 AM - Forum: Günün Ayeti
- Yorum Yok
|
 |
Kuranda HA HI HE "خ ح ه ﻫ" Harfleri Ve Kelimler ve Ayetler
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
وَلَوْ أَنَّهُمْ صَبَرُوا۟ حَتَّىٰ تَخْرُجَ إِلَيْهِمْ لَكَانَ خَيْرًا لَّهُمْ ۚ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Hucurât Suresi 5
وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ فِيكُمْ رَسُولَ ٱللَّهِ ۚ لَوْ يُطِيعُكُمْ فِى كَثِيرٍ مِّنَ ٱلْأَمْرِ لَعَنِتُّمْ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ حَبَّبَ إِلَيْكُمُ ٱلْإِيمَٰنَ وَزَيَّنَهُۥ فِى قُلُوبِكُمْ وَكَرَّهَ إِلَيْكُمُ ٱلْكُفْرَ وَٱلْفُسُوقَ وَٱلْعِصْيَانَ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلرَّٰشِدُونَ
Hucurât Suresi 7
إِنَّمَا ٱلْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ فَأَصْلِحُوا۟ بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ ۚ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
Hucurât Suresi 10
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا يَسْخَرْ قَوْمٌ مِّن قَوْمٍ عَسَىٰٓ أَن يَكُونُوا۟ خَيْرًا مِّنْهُمْ وَلَا نِسَآءٌ مِّن نِّسَآءٍ عَسَىٰٓ أَن يَكُنَّ خَيْرًا مِّنْهُنَّ ۖ وَلَا تَلْمِزُوٓا۟ أَنفُسَكُمْ وَلَا تَنَابَزُوا۟ بِٱلْأَلْقَٰبِ ۖ بِئْسَ ٱلِٱسْمُ ٱلْفُسُوقُ بَعْدَ ٱلْإِيمَٰنِ ۚ وَمَن لَّمْ يَتُبْ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ
Hucurât Suresi 11
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱجْتَنِبُوا۟ كَثِيرًا مِّنَ ٱلظَّنِّ إِنَّ بَعْضَ ٱلظَّنِّ إِثْمٌ ۖ وَلَا تَجَسَّسُوا۟ وَلَا يَغْتَب بَّعْضُكُم بَعْضًا ۚ أَيُحِبُّ أَحَدُكُمْ أَن يَأْكُلَ لَحْمَ أَخِيهِ مَيْتًا فَكَرِهْتُمُوهُ ۚ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ تَوَّابٌ رَّحِيمٌ
Hucurât Suresi 12
يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِنَّا خَلَقْنَٰكُم مِّن ذَكَرٍ وَأُنثَىٰ وَجَعَلْنَٰكُمْ شُعُوبًا وَقَبَآئِلَ لِتَعَارَفُوٓا۟ ۚ إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِندَ ٱللَّهِ أَتْقَىٰكُمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرٌ
Hucurât Suresi 13
قَالَتِ ٱلْأَعْرَابُ ءَامَنَّا ۖ قُل لَّمْ تُؤْمِنُوا۟ وَلَٰكِن قُولُوٓا۟ أَسْلَمْنَا وَلَمَّا يَدْخُلِ ٱلْإِيمَٰنُ فِى قُلُوبِكُمْ ۖ وَإِن تُطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ لَا يَلِتْكُم مِّنْ أَعْمَٰلِكُمْ شَيْـًٔا ۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Hucurât Suresi 14
يَمُنُّونَ عَلَيْكَ أَنْ أَسْلَمُوا۟ ۖ قُل لَّا تَمُنُّوا۟ عَلَىَّ إِسْلَٰمَكُم ۖ بَلِ ٱللَّهُ يَمُنُّ عَلَيْكُمْ أَنْ هَدَىٰكُمْ لِلْإِيمَٰنِ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
Hucurât Suresi 17
إِنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ غَيْبَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ وَٱللَّهُ بَصِيرٌۢ بِمَا تَعْمَلُونَ
Hucurât Suresi 18
|
|
|
Mü’minler ancak kardeştirler. Ayeti |
|
Yazar: RasitTunca - 09-29-2023, 02:14 AM - Forum: Günün Ayeti
- Yorum Yok
|
 |
Mü’minler ancak kardeştirler. Ayeti
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
إِنَّمَا ٱلْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ فَأَصْلِحُوا۟ بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ ۚ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
İnnemel mû’minûne ihvetun fe aslihû beyne ehaveykum vettekûllâhe leallekum turhamûn
Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.
Hucurât Suresi 10. Ayet
|
|
|
|