Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifreniz
  





Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler 12
» Son Üye TalaMAN
» Toplam Konular 7,244
» Toplam Yorumlar 8,378

Detaylı İstatistikler

 
Dini-1 KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI BÖLÜM5
Yazar: RasitTunca - 10-12-2023, 04:43 PM - Forum: Dini Genel Bilgiler - Yorum Yok

KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI

Kur’ân okumalarının bir başka şekli de mukabele olarak asr-ı
saadetten bize intikal etmiştir. Mukabele bir kişinin Kur’ân
okuyup diğer kişi ya da kişilerin onu dinlemesi ve okuduğunu
kontrol etmesidir. Bu şekilde hem Kur’ân nüshaları hem de oku-
nan Kur’ân her defasında yeniden kontrol edilir, okuyan ya da
dinleyenler hatalarını düzeltir. Mukabele, Hz. Peygamber (a.s.)
döneminden gelen bir gelenektir. Asr-ı saadette Peygamberimiz
her sene Cebrail ile Kur’ân ayetlerini ve surelerini mukabele
ederlerdi. Bazen Peygamberimiz okur Cebrail dinler, bazen de
Cebrail okur Peygamberimiz (a.s.) dinlerdi. Hicretin 10. yılında
Peygamberimiz (a.s.) ömrünün sonuna yaklaştığını hissetmişti ya
da bu ona bildirilmişti. O sene Cebrail ile iki defa Kur’ân’ı mu-
kabele etmişlerdi. Bu son mukabele idi. Bu şekilde Kur’an karşı
tarafa arz edildiği için buna mukabele veya muaraza denilmiştir.
(Bk. Buhari, Fedailü’l-Kur’ân, 7; Ahmed, II/399; VI/282)
Kur’an sürekli okunması, mukabele ve müzakere edilmesi,
üzerinde düşünülmesi gereken bir kitaptır. Zira Kur’ân’daki her
cüz sanki müstakil bir kitaptır ve farklı konular ile insanlardaki
iman, ibadet ve ahlak bilincini yenilemekte, güçlendirip diri tut-
maktadır. Elinizdeki bu çalışma da Kur’ân okumalarında faydalı
olması ve bir takva (sorumluluk) bilinci kazandırması için her
cüzden 3 temel konu seçilerek oluşturulmuştur. Kur’ân okurken
bitirilen cüzden sonra o cüzdeki temel konuları/meseleleri ve
mesajları yeniden hatırlamak ve genel hatlarıyla anlamak/müza-
kere etmek hayatımızı ve toplumları değiştirecektir. Bu nedenle
camide ya da evde her cüz okumalarından sonra söz konusu
cüzle ilgili bölümün bu eserden okunması ve müzakere edilmesi
güzel sonuçlara yol açacaktır.
Kur’ân’ı her okuyuşta ya da her hatimde; farklı gözle ve he-
defle okumak tavsiye edilir ki hem okuyucunun zihni diri kalsın
hem de her okuyuşta Kur’ân’ın farklı bir yönünü keşfetsin.

YİRMİ BİRİNCİ CÜZ
(s. 401 - 420)


Yirmi birinci cüzde; Ankebut suresinin son tarafı, Rum, Lok-
man, Secde surelerinin tamamı ve Ahzab suresinin baş tarafı
bulunmaktadır. Bu cüzdeki temel konular şunlardır:

1. EHL-İ KİTAP İLE GÜZELCE MÜCADELE

Ankebut suresinin son taraflarında; ehl-i kitap ile güzelce
mücadele edin, Kur’ân’ı tebliğ edin, sıkıntılı durumlarda hicret
ve cihat edin, ölümden korkmayın, mesajları verilmektedir.

2. TARİHİ DEĞİŞTİRENLER

Bu cüzde ayrıca Rum, Lokman ve Secde surelerinin tamamı
bulunmaktadır. Sanki bu üç sure, Ankebut suresinin devamı ni-
teliğinde olup, onun gibi bu sureler de elif-lam-mim (الم) harfleri
ile başlamaktadır. Rum suresinde, tarihin akışını gerekli gördüğü
zamanlarda değişmesine imkan veren Allah’tır (Rûm, 30/1-5), me-
sajı verildikten sonra tarihin akışının değişmesi için yapılması
gereken bazı şeyler zikredilmektedir: İman edip salih amel iş-
lemek, dua edip Allah’a güvenmek, infak edip faizden kaçınmak,
yeryüzünü iyi gözlemleyip analiz etmek, ümitsizliğe düşmemek,
ilim ve iman sahiplerine itaat etmek, ahirete inanmak, sabretmek
(direnmek) ve düşmanı hafife almadan çalışmaya devam etmek
gerekir (Rûm, 30/27-60). Lokman suresinde de önceki suredeki
konu devam etmektedir: Tarihin akışına yön vermek için ayrıca
iki ayrı tavsiye bulunmaktadır:
a. Kur’ân’ı okuyun, anlayın ve emirlerini dinleyin (Lokmân, 31/1-11).
b. Çocuklarınızı doğru eğitin.
Bu bağlamda onlara tevhid inancı, anne-babaya saygılı olmak,
namaz kılmak, doğrunun yanında olup desteklemek, yanlışın
karşısında olup mücadele etmek ve güzel ahlak sahibi olmak
gibi inanç ve değerleri öğretin, onları eğitin tavsiyesinde bulu-
nulmaktadır (Lokmân, 31/12-19). Secde suresinde ise, bu konunun
devamı olarak Kur’ân’ın uyarılarını dikkate alıp yaratılıştaki esrarı
düşünün, yeryüzündeki olayları iyi analiz edin, hidayet önder-
lerine itaat edin; onlar da peygamberler ve Rabbani alimlerdir,
mesajı verilmektedir (Secde, 32/1-30).

3. MÜMİN KADINLARIN VASIFLARI

Bu cüzün son kısmında ayrıca Ahzab suresinin baş tarafı
bulunmaktadır. Ahzab suresinde; değişim için çalışın, Allah’tan
başkasından korkmayın ve fitnelere karşı uyanık olun mesajları
verilmektedir. Surenin başında (Ey Peygamber… diye) Hz. Pey-
gamber’e hitap bulunmakta, sanki onun şahsında bütün Müslü-
manlara seslenilmektedir. Sonra başarılı olmak için dikkat edil-
mesi gereken şeyler anlatılmakta, tehlikelere karşı dikkatli ve
hazırlıklı olun mesajı verilmektedir. Özellikle iç ve dış tehlikelere
karşı hazırlıklı olunması istenmektedir (Ahzâb, 33/1-27). Bundan
sonra Peygamberin hanımlarına özel tavsiyelerde bulunulup
onların şahsında diğer mümin kadınların da bu özelliklere sahip
olmaları gerektiği mesajı verilmektedir. Bu tavsiyeler;
a. Dünyevileşmemek (dünyanın büyüsüne kapılmamak),
b. Hayalı olmak,
c. Allah ve Resûlüne itaat etmek,
d. Tesettüre dikkat etmek, cahiliye kadınları gibi açılıp
saçılmamak,
e. Namaz kılmak, zekat vermek,
f. Kur’ân okuyup düşünmek ve anlamak,
g. Allah’ı zikretmek… şeklinde sıralanmaktadır.
Bu bölüm; söz konusu tavsiyelere (emirlere) dikkat eden ka-
dınlar ve erkeklere Allah’ın affı/mağfireti ve büyük ödülleri müj-
delenmektedir (Ahzâb, 33/28-36).

YİRMİ İKİNCİ CÜZ
(s. 421 - 440)


Yirmi ikinci cüzde; Ahzab suresinin son tarafı, Sebe ve Fatır
surelerinin tamamı, Yasin suresinin de baş tarafı bulunmaktadır.
Bu cüzdeki temel konular şunlardır:

1. SORUMLULUKLAR

Ahzab suresinin son tarafında müminlere bazı uyarılar bu-
lunmakta, sorumluluklar hatırlatılmakta ve sure; dağların kabul
etmediği ağır yükü/sorumluluğu insanın kabul ettiğini beyan
ile tamamlanmaktadır (Ahzâb, 33/37-73).

2. ALLAH’IN NİMETLERİ

Sonra gelen Sebe ve Fatır sureleri hamd ile başlamakta ve
sanki birbirlerinin tamamlayıcısı olduğu mesajı verilmektedir.
Sebe suresinde Allah’ın nimetleri sayılmakta, en büyük nimetin
risalet (peygamberin/kitabın gönderilmesi) olduğu açıklanmak-
ta, bu büyük nimeti inkâr edenlerin ahirette cezalandırılacakları
uyarısı ile sure tamamlanmaktadır (Sebe’, 34/1-54). Bunu takip eden
Fatır suresinde de Allah’ın nimetleri anlatılmaya devam etmekte,
ancak şeytan ve dünya nimetlerinin aldatıcı olduğuna dikkat
çekilip Allah’ın yarattığı varlıklar hatırlatılmakta ve asıl nimet
sahibinin unutulmaması gerektiği açıklanmaktadır (Fâtır, 35/1-
44). Fatır suresi; “Yaptığınız yanlışlar/günahlar sebebiyle Allah
hemen azap gönderseydi, yeryüzünde kimse kalmazdı, ancak
hesap belli bir süreye kadar tehir edilmektedir.” dikkat edin
uyarısı ile tamamlanmaktadır (Fâtır, 35/45).

3. TEVHİD VE KULLUK

Bu cüzde Yasin suresinin baş tarafı da bulunmaktadır. Yasin
suresinde 3 temel mesajı vardır: Allah’ın uyarılarına kulak verin,
peygamberi destekleyin ve ahiret hayatını unutmayın. Surenin
baş tarafında tevhid’e giden yolun risalet ve ahiret inancından
geçtiği hatırlatılmakta (Yâsîn, 36/1-12), sonra örnekler üzerinden
peygamberi destekleyenler ve peygamber karşıtlarının sonla-
rı/akıbetleri açıklanmaktadır (Yâsîn, 36/13-32). Daha sonra yer-
yüzünde Allah’ın kevnî ayetlerine, kainattaki kozmos’a (düzen
ve yüksek sisteme) dikkat çekilmekte ve insanın bu gerçekleri
tefekkür edip sadece Allah’a kul olması gerektiği mesajı veril-
mektedir (Yâsîn, 36/33-47).

YİRMİ ÜÇÜNCÜ CÜZ
(s. 441 - 460)


Yirmi üçüncü cüzde; Yasin suresinin son kısmı, Saffât ve Sâd
surelerinin tamamı, Zümer suresinin baş tarafı bulunmaktadır.
Bu cüzdeki temel konular şunlardır:

1. YARATILIŞ VE TEKRAR DİRİLİŞ

Yasin suresinin son tarafında, yeryüzünde Allah’ın kevnî ayet-
lerine, kainattaki kozmos’a (düzen ve yüksek sisteme) dikkat
çekilmekte ve her insanın bu gerçekleri tefekkür edip sade-
ce Allah’a kul olması gerektiği açıklanmaktadır (Yâsîn, 36/33-47).
Sonra ahiret ve diriliş gerçeği hatırlatılmakta (Yâsîn, 36/48-68), bu
Kur’ân’ın şiir (ve insanların dinleyip sadece zevk alacağı bir kitap)
değil, bilakis diriler için (bugüne ve geleceğe ait) büyük uyarılar
taşıyan önemli bir mesaj olduğu açıklanmaktadır (Yâsîn, 36/34-43).

2. HER ŞEY ALLAH’A İTAAT EDER

Yasin’den sonra Saffât suresi gelmektedir. Sure meleklerin
gücü ile başlamakta, âdeta “siz mi güçlüsünüz, yoksa onlar mı
güçlü, onlar Allah’a itaat ediyorlar, ya siz?” sorusu sorulmakta
(Sâffât,37/1-12), sonra Allah’ın gücünü inkâr edenlerin kaybettik-
leri ve kabul edenlerin kazandıkları anlatılmakta (Sâffât, 37/13-74),
peygamberler ve mücadeleleri aktarılıp müşriklerin meleklerle
ilgili yanlış inançları açıklanarak sure tamamlanmaktadır (Sâffât,
37/75-182). Daha sonra Sâd suresi gelmekte ve bu sure; önceki
ümmetlerin hatalarını tekrar etmeyin, inananlar galip gelecektir
mesajını vermektedir. Surede, Kur’ân’ın, doğruları hatırlatan bir
kitap olduğu, Mekkeli müşriklerin vahiy karşısındaki hallerinin;
gurur, şaşkınlık ve parçalanmışlık olduğu açıklanmakta (Sâd, 38/1-
11), önceki kavimlerin de aynı hataya düştükleri ve helak oldukları
haber verilip (Sâd, 38/12-16), bizim kullarımız daha güçlüdür ve
galip geleceklerdir, yakında bunları bileceksiniz, uyarısı ile sure
tamamlanmaktadır (Sâd, 38/17-48).

3. HER ZÜMRE YAPTIKLARINDAN SORUMLUDUR

Daha sonra Zümer suresi gelmektedir. Bu surede farklılıklara
dikkat çekilmektedir. Surenin başında Kur’ân’ın Allah’tan gelen
bir kitap olduğu ve Allah’ın da gökleri ve yeri yaratan Tek İlah
ve Rab olduğu gerçeği vurgulanmakta; bundan sonra iyi ve kötü
kulların vasıfları açıklanmaktadır (Zümer, 39/1-22).

YİRMİ DÖRDÜNCÜ CÜZ
(s. 461 - 480)


Yirmi dördüncü cüzde; Zümer suresinin son kısmı, Mümin ve
son sayfası hariç Fussilet suresinin tamamı bulunmaktadır. Bu
cüzdeki temel konular şunlardır:

1. İYİ VE KÖTÜ

Zümer suresinin son tarafında farklılıklar anlatılmaya devam
etmektedir. Kizb (yalan) ile sıdk (doğruluk), zulüm ile adalet
ve cehennem ile cennet.. ve sure hamd ile tamamlanmaktadır
(Zümer, 39/23-75).

2. PEYGAMBERE DESTEK OLAN CESUR MÜMİN

Mümin suresinde ise kitapla mücadele edenler anlatılıp (Mü’min,
40/4-15), ahirette hüküm sahibinin Allah olduğu açıklanmakta
(Mü’min, 40/16-22); bu tevhid ve şirk mücadelesinin tarihin her dö-
neminde olduğu belirtilip konu Hz. Musa ve ona kurulan tuzak
üzerinden anlatılmaya devam edilmektedir ve ona yardım eden
cesur bir müminin çalışmaları aktarılmaktadır (Mü’min, 40/23-44).

3. AKIBET FARKLI OLACAKTIR

Sonra gelen Fussilet suresinde ise; “Bu kitapta size Allah, kâi-
nat ve insan hakkında bilgiler verildi.” denilerek inkârcıların/kâ-
firlerin sonu olan azap ile iman edip salih amel işleyenlerin
karşılaşacakları mükâfatlar anlatılmakta, bu iki şey arasındaki
farkın fark edilmesi gerektiği bildirilmektedir (Fussilet, 41/13-40).

YİRMİ BEŞİNCİ CÜZ
(s. 481 - 500)


Yirmi beşinci cüzde; Fussilet suresinin son kısmı ile Şura,
Zuhruf, Duhan sureleri ve son sayfası hariç Casiye suresinin ta-
mamı bulunmaktadır. Önceki cüzde bulunan Zümer suresinden
itibaren Ha-Mim (حم) ile başlayan sureler bu cüzde de devam
etmektedir. Şura, Zuhruf, Duhan ve Casiye sureleri… Sanki bu-
nunla bir toplu mesaj verilmekte ve konu birliği aktarılmaktadır.
Ha-Mim ile başlayan 7 sureye Ha-mim sureleri de denilmektedir.
Buna göre 25. cüzdeki temel konular şunlardır:

1. PEYGAMBERLERİN İNSANLARLA DİYALOĞU

Bu cüzdeki Şura suresinde kitabın toplumları değiştirici mis-
yonu ile ilgili olarak peygamberlerin mücadeleleri ve kavimleriyle
olan iletişimleri/diyalogları aktarılmaktadır (Şûrâ, 42/23-26).

2. TEVEKKÜL VE DUA

Zuhruf suresinde ise Allah yolundaki bir hayatta/mücadelede
Allah’a tevekkül ve dua konusu gündeme getirilmekte (Zuhruf,
43/12-25); dünya hırsına kapılan Hz. İbrahim kavmi, Musa ve İsa
peygamberlerin dünyaya aldanan kavimleri ile mücadeleleri an-
latılmakta ve Muhammed ümmetine bu konuda dikkatli olmaları
gerektiği mesajı verilmektedir (Zuhruf, 43/26-89).

3. KIYAMETİN DEHŞETİ

Duhan suresinde ise, Kur’ân’ın mübarek bir gecede indirildiği
bildirilmekte (Duhân, 44/1-9), sonra kıyamet konusuna geçilmekte-
dir. Sanki iki gün ve gece arasındaki farka burada dikkat çekil-
mekte; birisi Kur’ân’ın indiği mübarek gün-gece, diğeri de kıya-
metin başlangıcı olan dumanlı gün/gece (duhan) ve sonundaki
hesap günleri... (Duhân, 44/10-16). Bundan sonra peygamberlere
savaş açanlar bağlamında Hz. Musa ve Firavun’un mücadelesi
hatırlatılmakta ve safların belirlenmesi gerektiği mesajı veril-
mektedir (Duhân, 44/17-32). Bunu diriliş ve ahiret ile ilgili ayetler
takip etmektedir (Duhân, 44/33-59). Bu cüzde ayrıca Casiye suresi
bulunmaktadır. Casiye suresinde vahiy-insan ilişkisi ve vahiy
karşısındaki insanların davranış biçimleri anlatılmakta (Câsiye,
45/6-17), sonra vahye itaat etmeleri ve boyun eğmeleri isten-
mektedir. Dünyada Allah’a itaat etmeyenlerin; kıyamet ve ahiret
günü korkudan diz çöküp boyun eğecekleri (Casiye) ve Allah’a
hesap verecekleri hatırlatılmaktadır (Câsiye, 45/28-29). Dünyada
itaat edenlerin ise ahirette güzel bir şekilde cennete girecek-
leri bildirilmektedir (Câsiye, 45/30). Sure “Göklerde ve yerde bütün
azamet/ululuk O’na aittir. Yalnız O, izzet ve hüküm sahibidir”
ayeti ile tamamlanmaktadır (Câsiye, 45/37)


Kaynak :

Rıfat ORAL
Ankara - 2020
Diyanet YAYINLARI
KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI BÖLÜM5

Bu konuyu yazdır

RasitTunca-4 “iyyakenabüdü” Zikrimizin Sebebi Hikmeti
Yazar: RasitTunca - 10-12-2023, 01:51 PM - Forum: Raşidi Tarikatı Genel Bilgiler - Yorum Yok

“iyyakenabüdü” Zikrimizin Sebebi Hikmeti


SIHHAT VE HASTALIK DÖRT SINIF SEBEBTEN İLERİ GELİR

1) Maddi sebeplerdir: Bunlar azalar ve onda dolaşan yeller ile kan, safra, balgam, sevda ismi ile maruf bu dört unsur birinci sebebi teşkil ederler

2) Fail sebeplerdir: Bunlar yiyecek ve içecek şeyleri teşkil edeler. Bunların vücuttaki değişiklikleri hava, havanın içinde bulunan yabancı buharlar, dumanlar, gazlar, bunların vücutta toplanmaları, çıkmaları, iklimler, şehirler, oturulacak evler, erkeklik, dişilik ve daha birçak hastalığa tesir eden şeyler; ikinci sınıf sebebi teşkil ederler.

3) Suri sebeplerdir: Bunlar insanın şekline aittir. Bir azanın fazla büyük yada küçük olması, tabii şekilde olup olmaması üçüncü sınıf sebebi teşkil edeler.

4) Tamamlayıcı sebeplerdir: Bunlar vücuttaki kan, safra, sevda, balgam ve azaların fiillerine mahsus olan hallerdir. Bunların kendileri sağlam olur da faaliyetleri bozuk olursa, hastalık meydana gelir.

İnsanın vücudundaki en hararetli şey ruh ve kalbdir. Ruh, kalbte meydana gelir ve oradan bütün azalara yayılır. Bunlardan sonra hararette kan, karaciğer, böbrekler ve adaleler gelir.

İnsan vücudundaki soğuk olan şeyler: Balgam, kemik, kıllar, kıkırdaklar, beyin, yağ ve sümüktür.

İnsan vücudundaki rutubetli olan şeyler: Balgam, yağ, beyin, ilik, akciğer, dalak, böbrek ve adalelerdir.

İnsan vücudundaki kuru olan şeyler: Kıllar ve kemiklerdir.


1- Kanın zahiri sebebi: Normal yemekler, güzel şerbetlerden meydana gelir. Kan fazla sıcak yada soğuk olursa bu normal bir kan değildir.

2- Balgamın vücuttaki oluşunun zahiri sebebi: Soğuk yemekler ve galiz gıdalardan meydana gelir. Yapıcı sebebi ise hararetin azlığıdır. Balgam vücudun bazı ihtiyaçlarını karşılar, bunlar da mafsal gibi oynak yerleri ıslatmaya yarar.

3- Safrayı meydana getiren ise güzel ve sıcak gıdalardır. Yapıcı sebebi fazla hararettir. Faydası, bağırsakları harekete geçirerek hacet hissini uyandırır.

4- Sevdayı meydana getiren zahiri sebepler: Kuru gıdalar ve hararetli yemeklerdir. Sevda normal veya anormal olur. Normal olanı kanın bakiyesidir, karaciğerde meydana gelir, bir kısmı kana karışır, bir kısmı dalağa geçer. Kana karışan kısmı kemik gibi bazı uzuvların beslenmesine hizmet eder, bir kısmı da kanın tahallülüne mani olur.

Vücudun sağlık ve hastalığı bu dört unsura bağlıdır. Bunlar vücutta normal halde bulunurlarsa vücut sağlıklı olur. Biri diğerinden fazla olursa bünyenin sağlığı bozulur, vücutta hastalık belirtileri meydana gelir. Şimdi biz bu dört ahlatın durumlarını, onlardan meydana gelen hastalıkları ve çarelerini açıklayalım.

1- KAN: Tabiatı sıcak ve rutubetlidir. Kan tabii havadan meydana gelir. Vücuttaki yeri karaciğerdir. Tabiatı kuru ve soğuk olan bütün gıdalar kanın ilacıdır. Vücuda kan galip olursa şiddetli baş ağrısı, şişlikler, duygu organlarında tembellik, vücutta ve başta ağırlık ve bayılmalar meydana gelir. Ruyada hacametci, kan ve oyuncular görülmeye başlar. Bu hallerin meydana gelmesi ise daima yağlı, tatlı ve tabiatı sıcak, kan yapıcı gıdaların yenilmesi ile ortaya çıkar.

ÇARESİ: Kan ve kandan meydana gelen hastalıklara karşı; Ekşi nar, ekşi meyve suları ve sirkeli gıdalar yenmelidir. Bu gıdalar bir müddet alınırsa kan normale döner ve kandan meydana gelen hastalıklar da ortadan kalkar.



2- SAFRA: Tabiatı sıcak ve kurudur. Tabii kan unsurundan meydana gelir. Vücuttaki yeri safra kesesidir. Bedeni safra istila ederse baş ağrısı, migren, uykusuzluk, nabız yükselmesi, gözlerin ve vücudun sararması, dil ve burunda kuruluk meydana gelmesi, ağızda acılık, soğuk havadan hoşlanma, başta çıban ve sivilcelerin oluşması, daimi bir sıkıntı hali, uykudayken güneş, savaş ve gök gürültüsü gibi hallerin görülmesi vücudu safranın istila ettiğinin birer belirtisidir.

ÇARESİ: Safranın ve safradan meydana gelen hastalıkların ilacı tabiatı soğuk ve rutubetli olan gıdalarla birlikte şeker, keçi yağı, arpa suyu-ekmeği, hıyar, karpuz, demirhindi şerbetidir. Bu maddelerden biri ve ya birkaç tanesi ağız yolu ile alınmaya devam edilirse safra normale döner safradan meydana gelen hastalıklar da ortadan kalkar.



3- BALGAM: Tabiatı soğuk ve rutubetlidir. Su unsurundan meydana gelir. Vücuttaki yeri akciğerlerdir. Vücudu balgam istila edersebundan sedef, sekte, soğuktan olan baş ağrısı, kaşıntı, ağız ve ter kokusu, yapışkan tükürük çokluğu, vücut soğukluğu, yemeğe isteksizlik, sıcağı sevme, mide zafiyeti, hazımsızlık, ağızdan ekşi gaz çıkarma, unutkanlık, tembellik, çok uyuma, idrarın beyaz oluşu ve uykuda su görme ve yıkanma gibi hallerin görülmesi balgamdan meydana gelen hastalıkların birer belirtileridir.

ÇARESİ: Bal, zencefil, günlük, mesteki, karabiber, deve sütü, susam, mısır ve tabiatı sıcak ve kuru olan bütün gıdalar balgam ve balgamdan meydana gelen hastalıkların ilacıdır. Bu maddelerden yeteri kadar almaya devam edilirse balgam normale döner ve balgamdan meydana gelen hastalıklar ortadan kalkar.



4- SEVDA: Tabiatı soğuk ve kurudur. Toprak unsurundan meydana gelir. Vücuttaki yeri dalaktır. Sevda kanın yanmasından, mercimek, mısır, sığır eti, patlıcan, tuzlu, ekşili, fasulye ve sevdevi gıdaların cok yenmesinden meydana gelir. Belirtileri; vücutta durgunluk, uyku azlığı, şiddetli susuzluk, gözlerde kuruluk, çok su içme, kanın koyu ve siyah oluşu, düşünce bozukluğu, vesvese, idrarın kırmızıya boyanması, kuru öksürük, dalak sancısı, sıkıntı, keder, uykuda korkulu rüyaların yani siyah eşyaların ve cenazelerin görülmesi, herşeyden korkma gibi hallerin meydana gelmesi sevdanın vücudu istila ettiğinin birer belirtileridir.

ÇARESİ: Bir bardak süzme bal şerbetine 3’er gr. Çekilmiş zencefil, karabiber ve mesteki ilave edilerek içilmelidir. Şekerli inek sütü, tereyağı, şeker, pırasa, koyun sütü gibi tabiatı sıcak ve rutubetli gıdalar alınması ile birlikte sevda normale döner ve sevdadan meydana gelen hastalıklar ortadan kalkar.

(ibni Sina)

————————–
işde zikirimize devam eden sofilerde vücutta sevda ile balgamin karişmasi sonucu bazi kötü hal ve ahlaklar vardir, bunlardan kurtulmak için işde zikirimize devam eden sofiler 21 sinifda bu yukarda yazdgimiz “iyyakenabüdü” ayetine devam edince bu balgam ve sevda karişimi olan sari renkli bir balgam maydana gelir zikirin harareti onun dimaga yükselmesini saglar ve onu zikir esnasinda genize gelince tükürüp atmak lazimki, onun verdiği hastalik ve kötü ahlaklardan kurtulabilesin ey sofi. yani işde buna devam etmekle yani duruma göre 3 günde bi,r veya iki günde bir, veya cok olmasi halinda, her gün o zikire 40 gün devam edilir yine kirk günde iki günde bir yapilirsa 40 günde 20 defa okuncak demekdir, üc günde bir okunursa 13 gün okuncakdir ve ondan sonra bunu okumayi birakilir, ve 22. sinifa gecilir, yani sevda ve balgamin verdiği rahatsizliklardan kurtulmak için işde, vücutun hararet ayari degişmişdir artik, yani öyleki dedikya güneş dogmasi için zikirimiz okunur ve 45 dakika birşey yenip icilmez, ne olacak o zman vücut kazani kaynatilmiş olu,r o kaynayan kazan da, işde sevda ve balgam sari renkli koyu bir kivam alirki, bu eger birde safra ile birleşirse mide ve barsakada yanma su kaybi olur, cünkü kaynayan kazandaki su buhar olunca kapagi acinca kazandaki su nasil azalirsa, vücutun suyuda azalir cünkü o su yagmur olarak bir yerlere yagmakdadir, ve senin vücuda su ilavesi yapman lazim demekdir işde o yüzdende saf menbea suyu agzi geniş tasdan iclir dedik, ve böylece yagmurlama sistemi, ve bu sofilerin yavaaş yavaş mevsim zikiri cekebilme ve kar yagmur yagdirabilme özelliklerini kazanmasina yardimci olmaya başlar, taaki güneş makamina cikacak sofi olmaya kadar, yani öyleki hararet onlarda cok fazla olcak, cünkü kalp günde 6666 veya bir üst güneş 66 666 allah zikiri yani kazan cok kaynayacak ve hararet yükselecek, ve güneşlik makami kazanilcak, güneş makmina cikmiş bir sofi, havanin bulutlu oldugu bir yere seyahat etse bir kac saat icinde orda gündüz hava güneş acar.
diyeceklerki bunlarin dinde yeri yok batildir. batil şeyler icad ediyorlar. el cevap lan dangil
bugday nasil eikilir nasil bicilir nasil sulanir nasil sonra denesi alinir sonra degmende ögütülür, dinde bunlar bildiriliyormu? yok. ne kitapda ne sünnetde eeee ne yapacaz bunlar batildir deyip un edip ekmek yapmaycazmi, peki bunlarin dinde olup olmadiginimi arayacaz, yine ameliyat dokdoru mesala amyliyat yapcak bu sonradan dine sokuldumu diyecek, muhammed vakti ameliyat yokdumu diyecez , dangilligin lüzümü yok bunlar tecrübe meselesidir. tecrübe ile sabittir. diyorki bazi doktorlar her gün bir avuc ceviz veya bir avuc findik yiyin, yani adam bilirki onun vücuda faydasi var, ve neye yariyor, neden lazim test edilmiş, ve o yüzden tavsiye ediyor, yoksa muhammed dedi diye degil, artik bunlar muahammeden sonra tecrübe ve araştirma sonucu ögrenilmiş bilgilerdir. zikirde böyledir, her alim kendi zikiri ne sonuclar verir denedikce ögrenir, ve sofilerinide öyle egitir degilmi? bizde yolumuzdan, ardimizdan gelecek olanlara ögretemeye calişiyoruz işde. bunun muhammedde olup olmadigi sünnet olup olmadigi degildir mühim olan yani mesela patates fatihden sonra amerikanin keşfinden sonra amerikadan bu tarafa getirilmiş bir sebze, peki bunu muhammed yemedi diye yemeyelim fetvasimi vercez, yoksa günümüzün ilim bilim bitkicileri bunu yenebelbir görüp ve faydali görüp yenebilir fetvasimi vercez, sen diyebilirmisin memnu patetes yemek bidattir, ha dangil olmamak lazim degilmi.

Bu konuyu yazdır

Dini-1 KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI BÖLÜM4
Yazar: RasitTunca - 10-12-2023, 10:26 AM - Forum: Dini Genel Bilgiler - Yorum Yok

KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI

Kur’ân okumalarının bir başka şekli de mukabele olarak asr-ı
saadetten bize intikal etmiştir. Mukabele bir kişinin Kur’ân
okuyup diğer kişi ya da kişilerin onu dinlemesi ve okuduğunu
kontrol etmesidir. Bu şekilde hem Kur’ân nüshaları hem de oku-
nan Kur’ân her defasında yeniden kontrol edilir, okuyan ya da
dinleyenler hatalarını düzeltir. Mukabele, Hz. Peygamber (a.s.)
döneminden gelen bir gelenektir. Asr-ı saadette Peygamberimiz
her sene Cebrail ile Kur’ân ayetlerini ve surelerini mukabele
ederlerdi. Bazen Peygamberimiz okur Cebrail dinler, bazen de
Cebrail okur Peygamberimiz (a.s.) dinlerdi. Hicretin 10. yılında
Peygamberimiz (a.s.) ömrünün sonuna yaklaştığını hissetmişti ya
da bu ona bildirilmişti. O sene Cebrail ile iki defa Kur’ân’ı mu-
kabele etmişlerdi. Bu son mukabele idi. Bu şekilde Kur’an karşı
tarafa arz edildiği için buna mukabele veya muaraza denilmiştir.
(Bk. Buhari, Fedailü’l-Kur’ân, 7; Ahmed, II/399; VI/282)
Kur’an sürekli okunması, mukabele ve müzakere edilmesi,
üzerinde düşünülmesi gereken bir kitaptır. Zira Kur’ân’daki her
cüz sanki müstakil bir kitaptır ve farklı konular ile insanlardaki
iman, ibadet ve ahlak bilincini yenilemekte, güçlendirip diri tut-
maktadır. Elinizdeki bu çalışma da Kur’ân okumalarında faydalı
olması ve bir takva (sorumluluk) bilinci kazandırması için her
cüzden 3 temel konu seçilerek oluşturulmuştur. Kur’ân okurken
bitirilen cüzden sonra o cüzdeki temel konuları/meseleleri ve
mesajları yeniden hatırlamak ve genel hatlarıyla anlamak/müza-
kere etmek hayatımızı ve toplumları değiştirecektir. Bu nedenle
camide ya da evde her cüz okumalarından sonra söz konusu
cüzle ilgili bölümün bu eserden okunması ve müzakere edilmesi
güzel sonuçlara yol açacaktır.
Kur’ân’ı her okuyuşta ya da her hatimde; farklı gözle ve he-
defle okumak tavsiye edilir ki hem okuyucunun zihni diri kalsın
hem de her okuyuşta Kur’ân’ın farklı bir yönünü keşfetsin.

ON ALTINCI CÜZ
(s. 300 - 320)


Başarılı olmak isteyen gençler sabırla ve
teknolojiyi doğru ve hayırlı yolda kullanarak
çalışmaya devam etmelidirler. Bir İslam
toplumu, peygamberler yolundan ihlasla
gidilerek inşa edilebilir.

On altıncı cüzde; Kehf suresinin son kısmı, Meryem ve Taha
surelerinin tamamı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):

1. İMANLI GENÇLİK

Sabır, Çalışma ve Teknoloji ile Başarılı Olunur
Kehf suresinin son tarafında Zülkarneyn ve ilginç duvar inşası
ile ilgili konu işlenmektedir (Kehf, 18/83-98). Hadislerde de Kehf
suresinin Cuma günü okunması tavsiye edilmekte (Hakim, 12/368
(hasen)) ve deccal fitnesinden koruyacağı ifade edilmektedir (Müs-
lim, Salatü’l-müsafirin, 275 (709)). Gelecekteki fitnelerden korumak,
Kehf suresinin manasının ve mesajlarının anlaşılması ile olabilir.
Ashab-ı kehf ile imanlı bir gençlik yetiştirilmesi, Hz. Musa-Hızır
olayı ile bizlere kadere teslimiyet ve sabır tavsiye edilmekte,
Zülkarneyn kıssası ile teknolojiden yararlanmanın önemi an -
latılmaktadır. İşte bu mesaj ile Müslümanlar gelecekte başarılı
olurlar.

2. DİRİLİŞ ÖRNEKLERİ

Ölüyü Dirilten Allah, İsterse Ölü Bir Toplumdan Yeni Bir
İslam Toplumu Yaratır
Meryem suresinde, dirilişin âdeta örnekleri verilmektedir.
a. İhtiyarlık döneminde Hz. Zekeriya ile kısır hanımından mu-
cizevi olarak bir çocuk doğması, Yahya olarak isimlendirilmesi,
b. Bakire ve iffetli bir kız olan Meryem validemizden mucizevi
olarak (babasız) bir çocuğun doğması ve İsa olarak isimlendiril-
mesi anlatılmaktadır. Hz. Yahya ve İsa, daha doğmadan isimleri
konulan peygamberlerdendir.
c. İhtiyarlık döneminde Hz. İbrahim ile kısır hanımından mu-
cizevi olarak bir çocuk doğması, İshak olarak isimlendirilmesi,
d. Hz. Musa döneminde Turu Sina’da (Sina dağı) diriliş ve
e. Hz. İdris’in göğe çekilmesi (Meryem, 19/1-58). Surenin sonunda
dirilişi inkâr edenlerin ahiretteki halleri anlatılır (Meryem, 19/66-98).

3. BAŞARININ İLK ŞARTI

Sabırla ve İhlasla Tebliğe Devam Etmektir
Bu cüz Taha suresi ile tamamlanmaktadır. Sure, Kur’ân’ın mis-
yonu olan doğruları hatırlatma (tezkire) mesajı ile başlamakta,
Hz. Musa’nın hayatından bir kesit ile devam etmektedir. Burada
Hz. Musa’nın, Medyen başta olmak üzere, Mısır’daki uzun müca-
delesi, Firavun’un zulmünden kurtulması ve sonraki dönemlerde
yaşananlar, ümmetini eğitmek için sarf ettiği çabası ve emeği
teferruatlı bir şekilde anlatılmakta; âdeta Mekke’deki Müslüman-
lara sabırla tebliğe devam ederlerse başarılı olacakları ve zafere
ulaşacakları mesajı verilmektedir (Tâhâ, 20/1-100).

ON YEDİNCİ CÜZ
(s. 321 - 340)


Müminlerin dostu ve destekçisi; Allah,
Peygamber ve müminlerdir. Peygamberin
yolunu ve sünnetini terk edenler dinlerini
parçalarlar ve tahrif ederler. Hac, insanlara
Peygamber yolunu yeniden hatırlatan ve
onları eğiten evrensel bir ibadettir.

On yedinci cüzde; Enbiya ve Hac surelerinin tamamı bulun-
maktadır. Bu cüzdeki 3 temel konu:

1. ALLAH’IN DOSTLARI

Allah; Peygamberlerin ve Kendisinin Yolunda Çalışan
Müminlerin Dostudur/Destekçisidir
Enbiya suresi, peygamberlerin mücadeleleri ve Allah’ın hâ-
kimiyetinden bahseder. Surenin girişinde peygamberlere tavır
alanların durumu anlatılır (Enbiyâ, 21/1-47); daha sonra peygamber-
lerin mücadeleleri ve kurtuluş örnekleri aktarılır:
a. Hz. İbrahim, tevhid mücadelesi ve ateşten kurtuluşu,
b. Hz. Lut, tevhid mücadelesi ve azaptan kurtuluşu,
c. Hz. Nuh, tevhid mücadelesi ve tufandan kurtuluşu,
d. Hz. Eyüb ve sabrı ile sıkıntıdan kurtuluşu,
e. Hz. Yunus, mücadelesi ve cezadan kurtuluşu,
f. Hz. Zekeriya’nın soyunun Hz. Yahya ile devam etmesi,
g. Hz. Meryem’in soyunun Hz. İsa ile devam etmesi.
İşte bunlar İslam ümmetinin tarihsel sürecidir (Enbiyâ, 21/48-91).

2. PEYGAMBER SONRASI DURUM

Enbiya suresinde ise, peygamberlerden sonra ümmetlerinin
halleri aktarılır:
a. Dinlerini parçaladılar, tahrif ettiler,
b. Salih amel işleyenler ve sapmayanlar kurtuldu,
c. Sapanlar dünya ve ahirette cezalandırıldı (Enbiyâ, 21/92-106).

3. HACCIN EVRENSELLİĞİ

İnsanlara Peygamberler Yolunu Gösteren ve Onları Eğiten
Evrensel Bir İbadet
Hac suresinde, Allah’ın yeryüzündeki sembollerini anlamamız
ve onlara karşı saygılı olmamız istenir. Kâbe, tevhidin sembo-
lüdür, Safa ile Merve fedakârlığın sembolüdür. Kurban, Allah’a
yaklaşmanın sembolüdür. Surenin başında insanlar takvaya (so-
rumluluk bilincine) çağrılır, ölüm ve hayat üzerinde düşünmeleri
istenir (Hac, 22/1-24); daha sonra yoğun bir şekilde hac ibadeti,
tevhid inancı, Hz. İbrahim’den bugüne kadar Kâbe’nin konumu
ve önemi, hacda kesilen kurbanlarla ile ilgili hükümler, Allah
için yaşamanın ve mücadele etmenin önemi anlatılır (Hac, 22/25-
76). Bu surede, secde ayeti de bulunmaktadır. Rabbimizin bütün
emirlerine boyun büktüğümüzü ve itaat ettiğimizi secde ile
göstermemiz istenir. İbn Mes’ud şöyle dedi: “ Hac suresi, için-
de secde emri olduğu halde Resûlullah’a inen ilk suredir. Allah
Resûlü sureyi okuduktan sonra secde yaptı ve insanlar da secde
yaptılar…” (Hakim, 1/342 (803), (sahih)). Secde, Allah’a kulluğun zirvesi
ve itaatin bir sembolüdür.

ON SEKİZİNCİ CÜZ
(s. 341 - 360)


İdeal sıfatlar taşıyan her mümin, bu
dünyayı değiştirme potansiyeline sahiptir.
Müminlerin en yüksek sıfatı; ahlak ve haya
sahibi olmalarıdır. Kur’ân bu şekilde ideal
bir insan profili ile toplumda farklılık ve
farkındalık oluşturmaktadır.

On sekizinci cüzde; Müminûn ve Nur surelerinin tamamı,
Furkan suresinin baş tarafı bulunmaktadır. Bu üç surede de
ideal müminin vasıfları anlatılmaktadır. 18. cüzdeki temel ko-
nular şunlardır:

1. KURTULUŞA EREN MÜMİNLERİN SIFATLARI

Müminûn suresinin başında, (cennetlerin en güzeli) Fir-
devs cennetine girecek müminlerin vasıfları kısaca zikredilir.
(Mü’minûn, 23/1-11).
Bu vasıflara göre ideal müminler;
a. Namazlarını huşu içinde kılarlar,
b. Boş/faydasız şeyleri terk ederler (zaman onlar için
önemlidir),
c. Zekât verirler,
d. Namuslarını korurlar,
e. Emanete riayet ederler (onlar güvenilir ve dürüst
insanlardır).
Sonra Allah’ın verdiği nimetler (Mü’minûn, 23/12-22) ve bu nimet-
leri inkâr edenlerin sonları anlatılır (Mü’minûn, 23/23-53). Müslü-
manlardan da aynı hataya düşmemeleri istenir. (Mü’minûn, 23/54-91).

2. AHLAK MÜMİNLERİN EN TEMEL SIFATIDIR

Cüzdeki diğer sure ise Nur suresidir. Bu sure önceki Müminûn
suresinin tamamlayıcısı konumundadır. Buna göre; ideal mümin,
ahlaki seviyesi yüksek olan, başörtüsü ve tesettürü Allah’ın emri
olarak kabul eden, başkalarının ırzına dil uzatmayan, dedikodu-
ların peşinde koşmayan ve dilini koruyan kişidir. Bu surede iki
büyük tehlikeye dikkat çekilir: Zina ve iftira. Bunlara karşı ceza,
boykot (kamuoyu baskısı) ve ahlaki eğitim yöntemleri anlatılır.
Bu surede ideal müminin sıfatları ahlaki açıdan şöyle açıklanır:
a. Zinadan kaçarlar,
b. Başkasına iftirada bulunmazlar,
c. Günah işlediklerinde hemen tövbe ederler ve bir daha o
günahı işlemezler,
d. Hz. Peygamber’e ve eşlerine karşı saygılıdırlar,
e. Tesettüre dikkat ederler,
f. Karşı cinsi gördüklerinde gözlerini indirirler ve harama
bakmazlar.
g. Evliliğe teşvik ederler,
h. Sabah-akşam Allah’ı zikrederler ve farzları yerine getirirler,
ı. Çocuklarını doğru eğitirler,
i. Ticaretleri onları ibadetten alıkoymaz,
j. Evlere girince selam verirler ve eşlerine iyi davranırlar (Nûr,
24/2-61).

3. KUR’ÂN, MÜMİNLERDE BİR FARKINDALIK
OLUŞTURMAYA ÇALIŞIR


Bu cüzün sonunda ise Furkan suresinin giriş kısmı bulunmak-
tadır. İlk ayette; Kur’ân’ın misyonunun, âlemler için bir uyarıcı
olduğu hatırlatılır (Nûr, 24/1), sonra farklı şeylere dikkat çekilir.
Bununla bir farklılık ve farkındalık oluşturulmaya çalışılır:
a. Her şeyi yaratan Allah ile hiçbir şey yaratamayan/aciz
putlar bir değildir,
b. İyiler için cennet, kötüler/zalimler için cehennem söz
konusudur,
c. Ayrıca Kur’ân’ı kabul edenler ve reddedenler,
d. Peygamberler ve ümmetleri,
e. Gündüz ve gece, yağmur ve kıtlık/kuraklık, tatlı su ve tuzlu
su, baki ve fani, gökler ve yerler anlatılır… (Furkân, 25/2-62)
Kur’ân bu şekilde Furkan olma özelliği ile sizde bir farklılık
ve farkındalık oluşturur.
'
ON DOKUZUNCU CÜZ
(s. 361 - 380)


On dokuzuncu cüzde; Furkan suresinin son tarafı, Şuara su-
resinin tamamı ve Neml suresinin baş tarafı bulunmaktadır. Bu
cüzdeki temel konular şunlardır:
1. İDEAL MÜMİNİN SIFATLARI
Furkan suresinin son tarafında; Rahmanın (has) kulları ve ör-
nek vasıfları tanıtılır. Onlar hayatlarını ibadetle geçirip Allah’ın
yasaklarından kaçanlardır. Bu kısımda da ideal müminin vasıfları
anlatılmaya devam etmektedir:
a. Onlar mütevazıdır,
b. Cahillerle tartışmazlar, onlara selam der ve geçerler,
c. Geceleri (teheccüt namazında) Rablerine secde ederler ve
kıyamda dururlar,
d. Dua ederler,
e. Harcamaları dengelidir; ne israf ederler, ne de cimrilik
ederler,
f. Allah’ın haram kıldığı cana kıymazlar ve insan öldürmezler,
g. Zina etmezler,
h. Hata ettiklerinde ve günah işlediklerinde hemen tövbe
ederler ve hatada ısrar etmezler,
ı. Yalancı şahitlik yapmazlar,
i. Boş/faydasız şeyleri vakarlı bir şekilde terk ederler,
j. Rablerinin ayetleri hatırlatıldığında kör ve sağır gibi dav-
ranmazlar (hemen itaat ederler),
k. Onlar şöyle dua ederler: “Bize eşlerimizden ve soyumuzdan
gözümüzün nuru/alnımızın akı olacak nesiller ver ve bizi takva
sahiplerine önder/rehber eyle.”
İşte bu seçkin-temiz insanlar cennetin en yüksek makamında
olacak kişilerdir. Surenin son ayeti şu şekildedir; “De ki: Dua-
nız/kulluğunuz olmasa, Rabbim size ne diye değer versin?...”

2. İDEAL MÜMİN, SANAL GÜNDEMLERİN ETKİSİNDE
KALMAZ


Bu cüzde bulunan Şuara suresinde ise; insanların, peygamber-
lerin yolunu terk edip yapay gündeme takılmaları tenkit edilir ve
bu tehlikeye dikkat çekilir. Çünkü gündemi başkaları belirlemek-
tedir. O günkü cahiliye toplumunda şairler; zalim yöneticilerin
ve zenginlerin isteğine göre yapay bir gündem oluşturuyorlardı.
Burada cahiliye şairleri sanal gündemin ve algı oluşturmanın
sembolüdürler. Şuara suresi bu tehlikeye dikkat çekip insanların
Peygamber ve Kitab’ın yolu olan sırat-ı müstakîmden (doğru
yoldan) nasıl ayrıldıklarını anlatmakta ve önceki peygamberler
dönemi ve ümmetlerinden örnekler vererek bu tehlikenin aslın-
da her asırda yaşandığını açıklamaktadır (Şuarâ, 26/10-190).
3. İDEAL MÜMİNİN REHBERİ KİTAP VE SÜNNETTİR
Bu cüzde Neml suresinin baş tarafı da bulunmaktadır. Neml
suresinde, Kur’ân’ın insanlar için gerçek bir rehber olduğu an-
latılmaktadır. Ayrıca tarihteki Hz. Musa, Süleyman, Salih ve Lut
peygamberlerin rehberliklerinden örnekler verilmekte; insan-
ları doğru yola getirmek ve sapmalarından kurtarmak için bu
peygamberlerin yaptığı tebliğ çalışmaları ve örnek yaşayışları
aktarılmaktadır (Neml, 27/1-58).

YİRMİNCİ CÜZ
(s. 381 - 400)


Yirminci cüzde; Neml suresinin son tarafı, Kasas suresinin
tamamı ve Ankebut suresinin baş tarafı bulunmaktadır. Bu cüz-
deki temel konular şunlardır:

1. HZ. PEYGAMBER’İN REHBERLİĞİ

Neml suresinin son tarafında peygamberimizin rehberliğinden
bahsedilmektedir. Bunlar kısaca;
a. Tevhid inancı,
b. Yaratılış gerçeği,
c. İlmin önemi,
d. Kulluk bilinci,
e. Kur’ân’ın tebliği,
f. Her an hamd etme düşüncesidir (Neml, 27/59-93).

2. HZ. MUSA’NIN REHBERLİĞİ

Yirminci cüzün ortasında ise Kasas suresi bulunmaktadır. Bu
sure, önceki Neml suresinin devamı niteliğindedir. Hz. Musa’nın
hayatı ile ilgili önemli anlatım burada da devam etmektedir;
Hz. Musa’nın Medyen’e hicret edip orada 10 yıl kaldığında ya-
şadıkları anlatılmaktadır (Kasas, 28/20-47); sonra Mekkeli müşrik-
lerin Tevrat ve Kur’ân için; “Birbirini destekleyen iki sihir” söz-
leri aktarılıp onlara âdeta meydan okunmaktadır: “De ki: Allah
RIFAT ORAL | 55
katından gelen bu iki kitaptan daha faydalı/daha güzel rehberlik
edici başka bir kitap varsa, haydi getirin de, ben de ona uyayım.
Eğer sözünüzde sadıksanız (haydi getirin).” (Kasas, 28/48-49). Bu
cüzün son bölümünde ise, Hz. Musa döneminde hak nasıl galip
geldiyse, Hz. Muhammed döneminde de galip gelecektir, mesajı
verilmekte; bunun için Müslümanların Tevhid inancına sarılma-
ları ve ayrılmamaları gerektiği hatırlatılmaktadır (Kasas, 28/50-88).

3. İMAN VE FEDAKÂRLIK

Bu cüzün son kısmında ise, Ankebut suresinin baş tarafı bu-
lunmaktadır. Bu surenin daha ilk ayetlerinde imanın fedakâr-
lık olduğu açıklanmakta, iman ettik demekle işin bitmeyeceği,
bunun (mücadele ve amel-i salih ile) ispat edilmesi gerektiği
anlatılmaktadır. Münafıkların ise bu fedakârlıktan kaçtıkları/ka-
çacakları açıklanmaktadır (Ankebut, 29/1-13). Daha sonra peygam-
berlerin hayatlarından fedakârlık örnekleri verilmektedir: O
fedakâr insanların başında Hz. Nuh, İbrahim, Lut, Şuayb, Musa
ve Muhammed (a.s.) gelmektedir. Onlarla mücadele eden Ad
ve Semud kavimleri, Firavun hanedanı, Karun ve Haman gibi
güçlerin de nasıl helak oldukları, anlatılmakta ve şöyle denilmek-
tedir: “Allah’tan başka (varlıkları) dostlar/yetkililer edinenlerin
durumu, ağ örerek ev yapan örümceğin haline benzer. Evlerin en
zayıfı Ankebut (örümcek) ağıdır. Keşke bu bilince (o müşrikler) bir
ulaşsalar!” (Ankebut, 29/41) . (Ankebut, 29/41).


Kaynak :

Rıfat ORAL
Ankara - 2020
Diyanet YAYINLARI
KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI BÖLÜM4

Bu konuyu yazdır

Dini-1 KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI BÖLÜM3
Yazar: RasitTunca - 10-12-2023, 10:20 AM - Forum: Dini Genel Bilgiler - Yorum Yok

KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI

Kur’ân okumalarının bir başka şekli de mukabele olarak asr-ı
saadetten bize intikal etmiştir. Mukabele bir kişinin Kur’ân
okuyup diğer kişi ya da kişilerin onu dinlemesi ve okuduğunu
kontrol etmesidir. Bu şekilde hem Kur’ân nüshaları hem de oku-
nan Kur’ân her defasında yeniden kontrol edilir, okuyan ya da
dinleyenler hatalarını düzeltir. Mukabele, Hz. Peygamber (a.s.)
döneminden gelen bir gelenektir. Asr-ı saadette Peygamberimiz
her sene Cebrail ile Kur’ân ayetlerini ve surelerini mukabele
ederlerdi. Bazen Peygamberimiz okur Cebrail dinler, bazen de
Cebrail okur Peygamberimiz (a.s.) dinlerdi. Hicretin 10. yılında
Peygamberimiz (a.s.) ömrünün sonuna yaklaştığını hissetmişti ya
da bu ona bildirilmişti. O sene Cebrail ile iki defa Kur’ân’ı mu-
kabele etmişlerdi. Bu son mukabele idi. Bu şekilde Kur’an karşı
tarafa arz edildiği için buna mukabele veya muaraza denilmiştir.
(Bk. Buhari, Fedailü’l-Kur’ân, 7; Ahmed, II/399; VI/282)
Kur’an sürekli okunması, mukabele ve müzakere edilmesi,
üzerinde düşünülmesi gereken bir kitaptır. Zira Kur’ân’daki her
cüz sanki müstakil bir kitaptır ve farklı konular ile insanlardaki
iman, ibadet ve ahlak bilincini yenilemekte, güçlendirip diri tut-
maktadır. Elinizdeki bu çalışma da Kur’ân okumalarında faydalı
olması ve bir takva (sorumluluk) bilinci kazandırması için her
cüzden 3 temel konu seçilerek oluşturulmuştur. Kur’ân okurken
bitirilen cüzden sonra o cüzdeki temel konuları/meseleleri ve
mesajları yeniden hatırlamak ve genel hatlarıyla anlamak/müza-
kere etmek hayatımızı ve toplumları değiştirecektir. Bu nedenle
camide ya da evde her cüz okumalarından sonra söz konusu
cüzle ilgili bölümün bu eserden okunması ve müzakere edilmesi
güzel sonuçlara yol açacaktır.
Kur’ân’ı her okuyuşta ya da her hatimde; farklı gözle ve he-
defle okumak tavsiye edilir ki hem okuyucunun zihni diri kalsın
hem de her okuyuşta Kur’ân’ın farklı bir yönünü keşfetsin.

ON BİRİNCİ CÜZ
(s. 201 - 220)


Mümin; hatada ısrar etmeyen, her zaman
Müslümanca duruşu olan ve şahsiyetli bir
hayat yaşayan insandır.

On birinci cüzde; Tövbe suresinin son tarafı ve Yunus suresi-
nin tamamı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):

1. TÖVBE

Tövbe Etmek ve Hatadan Dönmek Erdemli Bir Harekettir
Tövbe suresinin son tarafında tövbe ve istiğfar konusu iş-
lenmektedir. Bir peygamberin, müşrikler için istiğfar etmesinin
ve af dilemesinin doğru olmadığı belirtilmektedir. Bununla ilgili
olarak Hz. İbrahim üzerinden örnek verilmektedir. Çünkü o da
kâfir olan baba(lığı) için istiğfar etmişti. Allah ise muhacir, ensar
ve diğer samimi müminlerin dua ve istiğfarlarını kabul etmek-
tedir. Bu bağlamda Tebük savaşına keyfi katılmayan, ama sonra
çok pişman olup tövbe eden 3 sahabinin durumu hatırlatılır. Bir
aydan daha fazla süre devam eden bu tövbe/pişmanlık süreci,
toplumsal tepki ve yeryüzünün onları daralttığı bir dönemde
tövbelerin kabul edilmesi ve 3 sahabinin kurtulması bizim için
önemli bir örnektir (Tevbe, 9/118). Rıyazü’s-Salihin isimli hadis ki-
tabının başındaki Tövbe bölümünde, tövbe eden bu 3 sahabinin
ilginç hikayesi ile ilgili rivayet aktarılır (Buhari, Megâzi, 80; Müslim,
Tevbe, 53). Mutlaka oradaki bu olay gibi çok farklı tövbe olayları
okunmalıdır.

2. MÜSLÜMANCA DURUŞ

Kur’ân’dan ve Peygamberlerden Öğrenmek
Bu cüzde Yunus suresi de bulunmaktadır. İlk kısmında Hz. Pey-
gamber’in Mekke’deki risalet çalışması, insanları tevhide çağrışı
ve onların tepkileri karşısında sergilediği Müslümanca duruş
anlatılmaktadır. Burası aslında bütün davetçiler için önemli bir
bölümdür.

3. ŞAHSİYETLİ OLMAK

Peygamberlerin Hayat Tarzı (Sünneti) Budur
Yunus suresinin ikinci bölümünde ise Hz. Yunus’un da içinde
bulunduğu önceki 3 peygamberin tevhid çağrısı, risalet çalışması
ve cahiliye toplumu karşısında sergiledikleri duruşları anlatılır.
Bu tevhidi duruşun bütün peygamberlerin sünneti (hayat tarzı)
olduğu hatırlatılır ve bütün davetçilere bir mesaj verilir.

ON İKİNCİ CÜZ
(s. 221 - 240)


Peygamberler gibi; insanlar tevhid, risalet
ve ahiret inancına davet edilmeli, hayatın tüm
zorluklarına karşı da sabredilmeli/dirençli
olunmalıdır

On ikinci cüzde; Hud suresinin 1. sayfası dışındaki tamamı
ve Yusuf suresinin ilk yarısı bulunmaktadır. Yunus, Hud, Yusuf,
İbrahim, Hicr sureleri aslında Elif-lam-ra (الر) ile başlayan sureler
serisidir. Bununla belki de bu 5 surenin konu bütünlüğüne/bir-
liğine dikkat çekilmekte ve dikkatli okunması gerektiği mesajı
verilmektedir. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):

1. PEYGAMBERLERİN MÜCADELESİ

Peygamberler Tevhid, Risalet ve Ahiret’le İlgili Bilgi Verirler
Hud suresinin girişinde (tebliğ edilmesi emredilen) tevhid, ri-
salet ve ahiret ile ilgili konular aktarılır. Bu girişten sonra önceki
ümmetlere gönderilen peygamberlerin tebliğ sırasında yaşadığı
olaylar (Yunus suresindeki kaldığı yerden) anlatılmaya devam
etmektedir; orada peygamberlerin kavmi ile ilk iletişimleri/teb-
liğleri ve kavimlerinin tepkileri anlatılırken, bu surede ise olay-
ların devamında tebliği reddeden ve peygamberlere savaş açan
o kavimlerin helakı açıklanmaktadır. Hz. Nuh ve kibirli kavminin
helak oluşu (Hud, 11/25-49), Hz. Hud ve hilekâr kavminin helak
oluşu (Hud, 11/50-60), Hz. Salih ve zalim kavminin helakı (Hud, 11/61-
68), Hz. Lut ve ahlaksız kavminin helakı (Hud, 11/77-82), Hz. Şuayb
ve sahtekâr kavminin helakı (Hud, 11/61-68), Hz. Musa ve kendisini
putlaştıran zalim Firavun ile mücadelesi ve zalimlerin sonu (Hud,
11/96-101) anlatılmakta; “Kesinlikle zalimlere meyletmeyin..” (Hud,
11/113) emri ve “Rabbin yaptıklarınızdan gafil değildir” (Hud, 11/123)
hatırlatması ile sure sona ermekte; Muhammed ümmetinin aynı
hatalara düşmemesi istenmektedir.

2. HAYATIN ZORLUKLARI

Sabretmek Gerekir
Bu cüzde Yusuf suresinin ilk kısmı da bulunmaktadır. Yusuf
suresinde sadece Yusuf peygamberin hayatı baştan sona anlatıl-
makta, başka bir yerde Hz. Yusuf ile ilgili bir bilgi verilmemek-
tedir. Sure Hz. Yusuf’un gördüğü bir rüya ile başlar. Bu rüya ile
babası Yakup Peygamberin küçük Yusuf’a sevgisi daha da artar.
Bunu kıskanan kardeşleri küçük Yusuf’tan kurtulmak isterler ve
onu bir kuyuya atarlar. Oraya su ihtiyaçları için uğrayan kervan-
daki kişiler kovalarını sarkıtınca onu bulup kurtarırlar, ancak
Mısır’a götürüp orada köle olarak satarlar.

3. SUÇSUZ OLANLAR KURTULUR

Temiz Halleri Ortaya Çıkar
Hz. Yusuf’u satın alan kişi Mısır’ın üst seviyede yöneticisi olan
bir azizdir. Eşi ile birlikte Yusuf’u büyütürler. Ancak Yusuf güzel
bir genç olunca Aziz’in hanımı tarafından rahatsız edilir ve ka-
dının yararlanma isteği etrafta duyulunca o dönemdeki skandalı
önlemek için; suçsuz olduğu halde Hz. Yusuf’u hapse atarlar.
Çünkü sonuçta o ellerindeki bir köledir ve hiçbir kıymeti yok-
tur. Hapiste Hz. Yusuf iki kişi ile tanışır. Bir gün o ikisi bu temiz
gence gördükleri ilginç rüyalarını anlatırlar. Hz. Yusuf rüyalarını

38 | KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI

tabir etmeden önce onlara tevhid inancını anlatır, İslam’ı tebliğ
eder. Sonra bu rüyayı; o iki kişiden birisinin hapisten kurtulup
kralın yakın adamı olacağı, diğerinin ise asılıp idam edileceği
şeklinde tabir eder ve yorumlar. Daha sonra olaylar bu şekilde
gelişir. Kurtulan kişi kralın yakın adamı olur ve Hz. Yusuf’u unu-
tur. Yıllar sonra kralın gördüğü bir rüyayı kimse tabir edemeyin-
ce, o kişinin aklına zindandaki Hz. Yusuf gelir ve onu çıkartırlar.
Hz. Yusuf bu rüyayı ileride gelecek ve yedi yıl sürecek büyük
bir kıtlık ile tabir eder. O kıtlığa hazırlık yapılması gerektiğini
söyler. Bunun üzerine Hz. Yusuf, kral tarafından Mısır’ın eko-
nomisi ile ilgili olarak görevlendirilir ve büyük hazırlıklar başlar.
Bu dönemde Aziz’in karısı da vicdan azabından dolayı Yusuf’un
suçsuz ve temiz olduğunu itiraf eder…( Sonraki gelişmeler ve
olaylar bir sonraki 13. cüzde devam etmektedir.)
'
ON ÜÇÜNCÜ CÜZ
(s. 241 - 260)


Önemli Olan Şahsiyetli Bir Müslüman
Olarak Yaşamak Zorluklara Karşı Sabretmek
ve Direnmektir

On üçüncü cüzde; Yusuf suresinin son yarısı, Ra’d ve İbrahim
surelerinin tamamı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):

1. SABRIN SONU

Sabreden Kurtulur/Başarılı Olur
Yusuf suresinin son kısmında Mısır ve Ortadoğu’da gerçekle-
şen bir kıtlıktan bahsedilir. Kıtlığa hazırlıksız yakalanan insanlar
Filistin tarafından Mısır’a gelip yiyecek talebinde bulunurlar.
Gelen kişiler arasında Hz. Yusuf’un kardeşleri de vardır. Ancak
Yusuf Peygamber onları affedip yiyecek vermiş, babalarıyla be-
raber Mısır’a gelmelerini ve yerleşmelerini istemiştir. O sıralar
Yakup peygamber üzüntüden gözleri görmüyordu, oğlu Yusuf’un
gömleği gelince onu gözlerine sürdü, Allah’ın izni ile gözleri
açıldı ve görmeye başladı. Sonra hep beraber Mısır’a gittiler.
Yusuf Peygamber’in yanına gelince hepsi ona saygı için eğildiler
(Yakup peygamber ve 11 oğlu). Böylece Hz. Yusuf’un küçükken
gördüğü rüya gerçekleşmiş oldu. Surenin sonunda Hz. Yusuf’un
bir konuşması ve duası bulunmaktadır (Rad, 13/100-101). Yusuf suresi
ile Allah Mekke’de zor durumda olan Hz. Muhammed ve asha-
bına moral vermekte, ileride gerçekleşecek olan hicret ve dev-
lete hazırlamakta, onların da Hz. Yusuf gibi başarılı olacaklarını
müjdelemektedir.

2. GÜÇLÜ MÜMİN

Allah’a İtaatle Güçlenmek
Sonra Ra’d suresi başlar. Burada Kur’ân’ın güç ve kudret sahibi
Allah’tan geldiği ve O’nun gücünün; yerlerin ve göklerin yaratı-
lışı ve sistematik işleyişinde, diriliş, ilim, gök gürültüsü (ra’d) ve
meleklerin itaatinde görüldüğü zikredilir, insanlar iman ve itaate
davet edilir ve kalplerin Allah’ın zikri ile mutmain olacağı açıkla-
nır (Rad, 13/28). Burada ayrıca güçlü müminin sıfatları da zikredilir:
a. Onlar ahitlerinde dururlar,
b. Allah’ın emrettiği ilkelerden ayrılmazlar,
c. Sabrederler,
d. Namaz kılarlar,
e. İnfak ederler,
f. Kötülüğü iyilikle silerler,
g. Risalete de her zaman tabi olurlar (Rad, 13/19-33).

3. PEYGAMBERLERİN DURUŞU

Güçlü Şahsiyetler/Örnek İnsanlar
Bu cüzde ayrıca İbrahim suresi bulunmaktadır. Kitabın ve pey-
gamberin rehberliği anlatılmakta; Hz. Musa, Nuh, Ad ve Semud
kavimlerinden örnekler verilmektedir. Ümmetlerin bir kısmı da
peygamberlerini reddetmiş, ülkelerinden sürme veya öldürme
ile tehdit etmişlerdi. Aynı şeyler Hz. Muhammed ve ashabı için
de söz konusuydu (İbrahim, 14/3-34). Surenin sonunda ise Hz. İb-
rahim’in uzun ve güzel bir duası bulunmaktadır (İbrahim, 14/35-41).
'
ON DÖRDÜNCÜ CÜZ
(s. 261 - 280)


Hayatınızın değerlenmesini istiyorsanız
Allah’ın emrettiği gibi yaşayın. Mazlumlara
karşı mütevazı, zalimlere karşı cesur olun.
Peygamberler gibi dik durun ve eğilmeyin.
(
On dördüncü cüzde; Hicr ve Nahl surelerinin tamamı bulun-
maktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):

1. HAYATI ALLAH İÇİN YAŞAMAK

O’nun İstediği Gibi Bir Mümin Olmak
Hicr suresinde genel olarak Allah için yaşamak ve mücadele
etmek konusu işlenmektedir. (Hicr: Mekke’nin kuzeyinde Semut
kavminin yaşadığı bir yerdir). Bu sure Kur’ân’ın rehberliği ile
başlamaktadır; sonra tarihte tevhid ve şirk mücadelesi özetlen-
mekte, peygamberle mücadele edenlerin akıbetleri açıklanmak-
tadır: Hz. Adem ve şeytan mücadelesi (Hicr, 15/52-84), Hz. İbrahim
ve azap meleklerinin diyaloğu (Hicr, 15/52-60), Lut kavminin hela-
kı (Hicr, 15/61-77), Şuayb peygamberin kavmi Eyke’nin helakı (Hicr,
15/78-79) ve Semut kavminin yurdu Hicr ve helakı (Hicr, 15/80-84)
anlatılmaktadır.

2. MÜMİNLER MÜTEVAZI VE CESURDURLAR

Sonra Hicr suresi şu güzel mesajlarla tamamlanmaktadır:
İnsanlara güzel davran, Kur’ân’ı tebliğ et, onların elindeki güç
sizi etkilemesin, müminlere şefkatli davran, müşriklere aldır-
ma, Rabbini tesbih et ve O’na secde et, ölünceye kadar ibadete
devam et (Hicr, 15/85-99).

3. PEYGAMBERLERİN TEBLİĞİ

Onlar Gibi Tebliğe Devam Etmek ve Sıkıntılara Sabretmek
Gerekir
Burada ayrıca Nahl suresi de bulunmaktadır. Bu surede; tev-
hid inancıyla ilgili yoğun bir tartışma ortamı oluşturulmakta;
vahiy gönderen Allah, kâinatın ve sizin yaratıcınız-Rabbiniz olan
Allah’tır (Nahl, 16/1-34). Müşrikler tek Tanrı olan Allah’a ortak koş-
tukları için yeryüzünde büyük bir fitneye sebep olmakta ve
hadlerini aşmaktadırlar (Nahl, 16/35-47). Siz Hz. İbrahim (a.s.) gibi
olun, tebliğe devam edin ve sıkıntılara sabredin. Takva ve ihsan
sahibi olun (Nahl, 16/120-128).
'
ON BEŞİNCİ CÜZ
(s. 281 - 300)


Bir mümin bulunduğu coğrafyada dinini
yaşamak ve onu tebliğ etmek için uğraşır,
gelebilecek her türlü sıkıntıya katlanır.

On beşinci cüzde; İsra suresinin tamamı ve Kehf suresinin ilk
yarısı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):

1. ALLAH’IN DESTEĞİ

Tebliğe Devam Eden ve Sıkıntılara Sabredenlere Allah
Yardım Eder/Destekler
İsra suresinde Allah’ın sonsuz gücü anlatılmaktadır. Ayrıca
İsra (gece yolculuğu) mucizesi ile İslam’ın, önceki peygamberlere
gönderilen ilahî dinlerin devamı ve sonuncusu olduğu mesajı
verilmektedir. İslam, aslında Hz. Adem’le başlayan bir süreçtir.
O dönemde Mekke’de inşa edilen Kâbe, yeryüzünün ilk mabe-
didir. Daha sonra Kudüs’te Mescid-i Aksa inşa edilmiştir. Son
peygamberin gelişi ile İslam yeniden yeryüzüne Mekke’den ya-
yılmıştır. Bu açıdan Mescid-i Haram (Kâbe) ile Mescid-i Aksa
(Kudüs) arasında bir bağ bulunmaktadır (İsra, 17/1). Surede İsra
olayından sonra Hz. Musa dönemine geçilir. Çünkü o dönem
tarihin önemli kırılma noktalarından birisidir ve Hz. Musa’ya
gönderilen 10 emrin büyük bir bölümü bu surede âdeta yeniden
emredilir. “Allah’a şirk koşmayacaksın, öldürmeyeceksin, zina
etmeyeceksin, çalmayacaksın….vd.” (İsra, 17/11-54).

2. ALLAH İÇİN HİCRET

Surenin ikinci bölümünde Hz. Adem’in yeryüzüne inişi ve
şeytanın yeryüzündeki tuzakları anlatılıp (İsrâ, 17/61-67), ardından
hicret duası zikredilir (İsrâ, 17/80). Bununla sanki bir yıl sonra olan
hicrete bir hazırlık ve asıl imtihanın hicretten sonra başlaya-
cağına dair bir mesaj verilmektedir. Surenin son tarafında ise,
Hz. Peygamber’e ve Müslümanlara önemli uyarılar bulunulmakta
(İsrâ, 17/89-103) ve özellikle İsrailoğullarının bir araya geldikten
sonra yeryüzünde çıkaracakları ikinci büyük fitneye karşı ha-
zırlıklı olma uyarısı yapılmaktadır (İsrâ, 17/4-7, 104).

3. HİCRETLE BAŞARILI OLMAK

Ayrıca bu cüzde Kehf suresinin ilk yarısı bulunmaktadır. Surenin
başında bir grup inanmış gencin hicreti anlatılır. Sığındıkları ma-
ğarada kaderin tecellisi ile 309 sene uyutulurlar, sonra uyanırlar.
Uyandıkları yüzyılda ahiret ve dirilişe imanda bir zayıflık olsa ge-
rek ki, (özgürlüğe giden yolda) insanlara böyle bir “diriliş” örneği
gösterilir. 309 sene sonra bu gençler yeniden yeryüzüne gelirler.
Bu surede de Müslümanları (sahabeyi) hicrete hazırlama ve onlara
moral verme söz konusudur. Allah için hicret edenlerin başarılı
olacakları vurgulanır (Kehf, 18/9-31); Sonra Hz. Musa ve Hızır olayı ile
şer gibi görünen hadiselerin hayır olabileceği/hayırla sonuçlana-
bileceği ve biraz sabredilmesi gerektiği ifade edilir (Kehf, 18/60-82)

Kaynak :

Rıfat ORAL
Ankara - 2020
Diyanet YAYINLARI
KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI BÖLÜM3

Bu konuyu yazdır

Dini-1 KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI BÖLÜM2
Yazar: RasitTunca - 10-12-2023, 04:07 AM - Forum: Dini Genel Bilgiler - Yorum Yok

KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI

Kur’ân okumalarının bir başka şekli de mukabele olarak asr-ı
saadetten bize intikal etmiştir. Mukabele bir kişinin Kur’ân
okuyup diğer kişi ya da kişilerin onu dinlemesi ve okuduğunu
kontrol etmesidir. Bu şekilde hem Kur’ân nüshaları hem de oku-
nan Kur’ân her defasında yeniden kontrol edilir, okuyan ya da
dinleyenler hatalarını düzeltir. Mukabele, Hz. Peygamber (a.s.)
döneminden gelen bir gelenektir. Asr-ı saadette Peygamberimiz
her sene Cebrail ile Kur’ân ayetlerini ve surelerini mukabele
ederlerdi. Bazen Peygamberimiz okur Cebrail dinler, bazen de
Cebrail okur Peygamberimiz (a.s.) dinlerdi. Hicretin 10. yılında
Peygamberimiz (a.s.) ömrünün sonuna yaklaştığını hissetmişti ya
da bu ona bildirilmişti. O sene Cebrail ile iki defa Kur’ân’ı mu-
kabele etmişlerdi. Bu son mukabele idi. Bu şekilde Kur’an karşı
tarafa arz edildiği için buna mukabele veya muaraza denilmiştir.
(Bk. Buhari, Fedailü’l-Kur’ân, 7; Ahmed, II/399; VI/282)
Kur’an sürekli okunması, mukabele ve müzakere edilmesi,
üzerinde düşünülmesi gereken bir kitaptır. Zira Kur’ân’daki her
cüz sanki müstakil bir kitaptır ve farklı konular ile insanlardaki
iman, ibadet ve ahlak bilincini yenilemekte, güçlendirip diri tut-
maktadır. Elinizdeki bu çalışma da Kur’ân okumalarında faydalı
olması ve bir takva (sorumluluk) bilinci kazandırması için her
cüzden 3 temel konu seçilerek oluşturulmuştur. Kur’ân okurken
bitirilen cüzden sonra o cüzdeki temel konuları/meseleleri ve
mesajları yeniden hatırlamak ve genel hatlarıyla anlamak/müza-
kere etmek hayatımızı ve toplumları değiştirecektir. Bu nedenle
camide ya da evde her cüz okumalarından sonra söz konusu
cüzle ilgili bölümün bu eserden okunması ve müzakere edilmesi
güzel sonuçlara yol açacaktır.
Kur’ân’ı her okuyuşta ya da her hatimde; farklı gözle ve he-
defle okumak tavsiye edilir ki hem okuyucunun zihni diri kalsın
hem de her okuyuşta Kur’ân’ın farklı bir yönünü keşfetsin.

ALTINCI CÜZ
(s. 101-120)


İslam toplumu bilinç eğitimi ile yükselir:
Aşırılıktan kaçınıp dengeli üretenler ve
tüketenler, dengeli bir ümmet olma yolunda
beşinci adımı atmış olurlar.

Altıncı cüzde; Nisa suresinin son tarafı ve Maide suresinin ilk
yarısı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):

1. ORTA YOL BİLİNCİ

İfrat ve Tefritten Kaçınmak
Nisa suresinin ortalarındaki bazı ahkam konularından sonra,
bu cüzde de Yahudi ve Hristiyanların ahkam ile ilgili hataları
sıralanır ve Muhammed ümmetinin aynı hatalara düşmemesi
istenir: Yahudiler peygamberlerine verdikleri sözde durmadılar,
kitaplarının hükmünü terk ettiler, Hz. Musa’dan sonra gelen
peygamberleri öldürmeye çalıştılar ve suikastlar düzenlediler.
Hristiyanlar da dinlerinde aşırı/uç yorumlar yaptılar, Allah’ın
kulu ve peygamberi olan Hz. İsa’ya (haşa) “Tanrı’nın oğlu” dediler.

2. HELAL GIDA BİLİNCİ

Maide suresinin baş tarafında; helal ve haram konuları özet-
lenmektedir. Mesela, behiymetü’l-enam denilen (davar, sığır
ve deve cinsi) hayvanlar helal, ama ihramda kara avı yapmak
haramdır. Allah’ın yeryüzündeki sembollerine (mesela, Kâbe
tevhidin sembolü, kurban Allah’a yakınlığın sembolü), ayrıca
savaşın haram olduğu aylara karşı saygılı olmak ve onların kut-
sallığına/saygınlığına halel getirmemek gerekir. Leş, akıcı kan,
domuz eti ve Allah’tan başkası adına (mesela putlar adına) ke-
silen hayvanların eti haramdır. Eti yenen hayvanlar bir yerden
düşerek, boğularak, boğazlanarak ve yırtıcı hayvan tarafından
parçalanarak ölmesi durumunda bunların etleri de haramdır
(ölmeden önce yetişip kesilen helaldir). Eğitimli av hayvanının
tuttuklarını yemek helaldir. Hayvanı avın üzerine gönderirken
besmele çekmek gerekir. Ehl-i kitabın kestikleri helaldir, onla-
rın kadınları ile evlenmek caizdir. Ancak Müslüman kadınlarla
evlenmek efdaldir.

3. DENGE BİLİNCİ: ORTA BİR ÜMMET OLMA

Maide suresinin sonraki bölümlerinde ise, bazı ahkam ko-
nuları açıklanmaktadır. Abdest, gusül, teyemmüm (Maide, 5/6),
şahitlik, cihad, kısas ve irtidat gibi. Ayrıca iman, ibadet ve adalet
gibi hükümleri terk eden önceki ümmetlerin sapmaları aktarılır,
bu sapmaların sonunda Allah’ın gazabına ve lanetine uğradıkları
gerçeği hatırlatılır.
'
YEDİNCİ CÜZ
(s. 121-140)


Kendilerini sürekli sorgulayan ve
hatalarını düzelten insanlar İslam
toplumunu/medeniyetini inşa ederler.



Yedinci cüzde; Maide suresinin son tarafı ve Enam suresinin
ilk yarısı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):

1. HATALARIN BEDELİ

Maide suresinin son tarafı helal gıda ve helal kazanç ile ta-
mamlanmaktadır. Bu arada ayetler bazı hatalar için gerekli olan
keffaretleri de açıklamaktadır. Bunlardan birisi yemin keffareti,
diğeri de ihramlıyken kara avı yapan kişinin ödeyeceği bedel ko-
nusudur (Maide, 5/89, 95). Sonra vasiyet için iki şahit tutma tavsiye
edilir (Maide, 5/106-108). Surenin sonunda ise havarilerin, gökten
mucize bir sofra (maide) inmesi için Hz. İsa’dan dua etmesini
istemeleri ile ilgili bir olay anlatılır. Sonra bir mucize gerçekle-
şir. Aslında bu ayet ile yeryüzünün tümünün mucize bir sofra
(maide) olduğu mesajı verilir.

2. HATALAR DÜZELTİLMELİ

Aksi Takdirde Kişinin Sonu Dinden Uzaklaşmak, Şirk ve
Putperestlik Olabilir
Maide suresinden sonra Enam suresi gelir. Tek parça halinde
inen Mekkî bir suredir. (Bakara, Âl-i İmran, Nisa ve Maide sure-
leri ise Medenî idi.) Önceki Medenî surelerde bir vahiy toplumu
olan Yahudi ve Hristiyanların bozulma süreçleri ve hataları an-
latılmıştı. Enam suresinde de aslında bir vahiy toplumu olan ve
Hz. İbrahim, İsmail gibi peygamberleri kabul eden Arap cahiliye
toplumunun hataları anlatılmakta, nasıl putperest bir toplum
haline geldikleri açıklanmaktadır. Surenin başında kainatın ve
insanın yaratılışı hatırlatılarak tevhid konusu ve önemi açık-
lanmaktadır. Sonra cahiliye Araplarının risalet ile ilgili akıldı -
şı talepleri zikredilmektedir. Onlar peygamberin meleklerden
gönderilmesini istediler. ‘Eğer yeryüzünde melekler yaşasaydı o
zaman melek bir peygamber gönderilirdi.’ şeklinde cevap verildi.
Sonra müşriklerin ahiret ve dünya hayatı ile ilgili yanlış görüşleri
tenkit edildi.

3. PEYGAMBERİN TEBLİĞ GÖREVİ

Vahyin Rehberliğinde Hataları Düzeltmektir
Bu bölümde Hz. İbrahim (a.s.) örnek verilir. O tevhid inancın-
daydı. Hz. İbrahim (a.s.)’ın, tevhid inancını ispat için yıldız, ay ve
güneş gibi varlıkların Tanrı olamayacağına dair bir sorgulaması
aktarılır. Çünkü bunlar yok olan/değişen fani varlıklardır (Enam,
6/74-81). Yıldız, güneş, ay ve diğer varlıkları Allah insan için yarattı
(Enam, 6/96-97), ama insanların bir kısmı bu nimetlere şükrede-
cekleri yerde, bunları Tanrı edinerek Allah’a şirk koştular. Şirk
gerçekten büyük bir zulümdür (haksızlıktır).
'
SEKİZİNCİ CÜZ
(s. 141- 160)


Her dönemde cahiliye düşünce ve
inançları görülür. Çünkü şeytan her asırda
bütün insanları kandırmak ister. Siz bu
mücadelede/yarışta geride ve arada kalmayın,
cennete doğru koşun.
(
Sekizinci cüzde; Enam suresinin son tarafı ve Araf suresinin
ilk yarısı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):


1. CAHİLİYE DÜŞÜNCELERİNDEN KURTULMAK

Enam suresinin ana konusu olan cahiliye dönemi müşrik Arap-
ların hataları sıralanmaya devam etmektedir. Bunlar; Allah’tan
başkasının hükmünü kabul etmek, putlar için kurban kesmek,
çocuklarını diri diri toprağa gömmek, yetime kötü davranmak,
ölçü ve tartıda haksızlık yapmaktır. Enam suresi, cahiliye dü-
şüncesine karşı İslam’ın tevhid inancının ortaya konulduğu bir
söz/dua ile sona ermektedir (Enam, 6/161-165).

2. ŞEYTANA KARŞI DİKKATLİ OLMAK

Bu cüzde ayrıca Araf suresi başlamaktadır. Önceki surelerde
haktan sapan vahiy toplumlarından örnekler verilmişti. Yahu-
diler, Hristiyanlar ve cahiliye Arapları... Bu surede ise tevhid ve
şirk mücadelesinin ilk insan Hz. Adem ile başladığı; bu açıdan
peygamberlerin tevhid ve doğruluğun temsilcileri, şeytanın ve
avenesinin ise şirk ve sapkınlığın temsilcileri/ana sebepleri
olduğu belirtilmektedir. Burada güzel bir uyarı bulunmakta-
dır: “Ey Adem oğulları, dikkat edin! Şeytan, atalarınız (Adem ile
Havva’yı) ayıp yerlerini kendilerine göstermek (rezil etmek) için
elbiselerinden soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de kandır-
masın/aldatmasın. Şeytan ve avenesi, hiç fark edemeyeceğiniz
şekilde pusuda beklerler!..” (A’raf, 7/27). Hz. Adem ve Havva hata-
larını anlayıp tövbe ettiler ve kurtuldular. Şeytan ise hatasında
hâlâ ısrar etmektedir.

3. ARADA KALMAMAK-KARARSIZ OLMAMAK; CENNETE
KOŞMAK GEREKİR


Bu cüzün son kısmında ise, sureye adını veren Araf konusu
zikredilmektedir. Araf, urf kelimesinin çoğulu olup yüksek yerler
manasındadır. Bu terim cennet ile cehennem arasındaki bölgede
bulunan yüksek yerler veya tepeler için kullanılmaktadır. Saha-
beden gelen habere göre, Araf’ta duran kişiler günah ve sevapları
eşit olan Müslümanlardır. Allah onlar hakkında hükmedinceye
kadar bu ara tepede duracaklardır (Bk. Hakim, II/350 (3247); Taberani,
Kebir, XXI/189 (11454)).

DOKUZUNCU CÜZ
(s. 161-180)


Tarihin en önemli dönemleri,
peygamberlerin yaşadıkları asırlardır.
Çünkü onlar tevhid ve şirk mücadelesinde
müminlerin önderleridir, Allah’ın rab
(hakimiyet sahibi) olduğunu bütün dünyaya
tebliğ eden ve insanları dünyevileşme
tehlikesinden koruyan kişilerdir.

Dokuzuncu cüzde; Araf suresinin son tarafı ve Enfal suresinin
baş tarafı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):

1. PEYGAMBERLERİN MÜCADELESİ

Tarihte Tevhid ve Şirk Mücadelesi İnsanoğlu Var Oldukça
Devam Edecektir
Bu cüzde Araf suresi peygamberlerin mücadelelerinden ör-
neklerle tamamlanmaktadır. Söz konusu örneklerden en uzunu
Hz. Musa dönemi ile ilgilidir.
a. Burada Hz. Musa’nın Firavun ile mücadelesi, o dönemde
Müslüman olan sihirbazların Firavun’un katliamı ile şehit olma-
ları gerçeği (A’raf, 7/104-126).
b. Hz. Musa’nın ve ashabının Firavun’un zulmünden kurtulma
çabaları ve hicret talepleri, ayrıca o dönemde yaşanan kıtlık,
tufan, çekirge, haşere, kurbağa ve kan yağması gibi belalar so-
nunda Firavun’un Hz. Musa ve ashabına hicret için izin vermesi,
ancak sonra sözünden dönüp ordusu ile Hz. Musa ve ashabın
takip etmesi ve sonunda ordusuyla beraber denizde helak olması
aktarılır (A’raf, 7/130-136).
c. Bundan sonra Hz. Musa’nın kutsal bölge Sina dağına git-
mesi ve orada 40 gün kalması, daha sonra kendisine vahyin
yazılı levhalar halinde verilmesi, o dönemde Yahudilerin sap-
maları ve ihanetleri anlatılır. Mesela, denizi geçerek Firavun’un
şerrinden kurtulan İsrailoğulları, daha kurtulur kurtulmaz puta
tapan bir kavim görünce Hz. Musa’dan bir put yapmasını iste-
diler; Hz. Musa ise, onlara büyük bir cahillik yaptıklarını söyledi
ve nasihat etti (A’raf, 7/138-140). İsrailoğullarının ikinci ihanet ve
sapmalar ise, yanlarından 40 günlüğüne ayrılan peygamberleri
Hz. Musa’dan sonra hemen altın, gümüş ve mücevherlerden bir
buzağı yapıp tapmalarıdır (A’raf, 7/148-154).
d. Sonra Ashab-ı sebt (Cumartesi ashabı) Yahudilerinin diğer
hileleri (A’raf, 7/162) anlatılır, sıralanır.

2. ALLAH’A OLAN İLK SÖZÜMÜZ-AHDİMİZ

Allah’a İlk Ahdimiz “Sen Bizim Rabbimizsin”, Sözüdür
Bu cüzün ikinci bölümünde ise kalu bela olayı ile başlayan ilk
ahid/söz hatırlatılır. (A’raf, 7/172-173); Allah’ın esma-i hüsnasının
(güzel isimlerinin) doğru anlaşılması gerektiği bildirilir. İnsanın
şirk koştuğu putlar ve şeytanlar açıklanır ve bunlara karşı mü-
cadele edilmesi istenir. Kur’ân okunurken bile şeytanın pusuda
olup vesveselerle kandırabileceği bildirilir ve Euzü besmele ile
şeytanın şerrinden Allah’a sığınmak gerektiği açıklanır. Enam su-
resi; dua, zikir, tesbih ve secde emriyle sona erer (A’raf, 7/204-206).

3. DÜNYEVİLEŞME TEHLİKESİ

Allah Rızası İçin Çalışmayı/Tebliği/Cihadı Terk Etmek
Dünyevileşmektir
Bu cüzün son bölümünde Enfal suresi başlar; Bedir savaşın-
daki ilk galibiyet ve ganimet problemi açıklanır. Çünkü savaştan
sonra bütün gruplar ganimetlerin kendilerine ait olduğunu id-
dia etmiş ve bir husumet ortaya çıkmıştı. Bunun üzerine Enfal
suresinin baş tarafı indirildi ve ganimetlerin hepsinin Allah ve
Resûlüne (devlete) ait olduğu açıklandı, bütün zaferin ve gani-
metlerin Allah’ın yardımıyla kazanıldığı hatırlatıldı. Ancak mü-
minler hatalarını anlayıp pişman oldukları ve tövbe ettikleri
için yeni inen ayetlerde; ganimetlerin humusu (1/5’i) Allah ve
Resûlüne (devlete) kalacak, beşte dördü (4/5’i) ise mücahitler
arasında dağıtılacak şeklinde uygulama başlatılır (Enfal, 8/41). O
dönemde savaş teçhizatını her mücahit kendisi tedarik ettiği için
ganimetten hisse sahibi oluyordu. Ama daha sonraları devlet,
askerinin bütün ihtiyaçlarını ve savaş durumunda teçhizatını
tedarik ettiği için ganimetler tümüyle devlete kaldı. Ayrıca bu 9.
cüzün son tarafında müşriklerin tuzakları, tutarsız talepleri ve
kaçınılmaz savaş gerçeği aktarılır, Müslümanların savaşa hazır
olmaları istenir.

ONUNCU CÜZ
(s. 181 - 200)


Müslüman ahlak temelli bir mücadele
stratejisi geliştirilmelidir. Sosyal problemlerin
çözümü ancak; infak ve gelir dağılımındaki
adaletin sağlandığı ekonomik bir sistemle olur.

Onuncu cüzde; Enfal suresinin son tarafı ve Tevbe suresinin
baş tarafı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):

1. SAVAŞ AHLAKI

Savaşta Bile Ensar-Muhacir Gibi Ahlaklı Olmak ve Kulluğa
Devam Etmek Gerekir
Enfal suresinin son tarafında Bedir savaşı örneği üzerinden
savaş stratejileri anlatılır. Ayrıca savaşta da ahlaklı olma ve kul-
luk emredilir. Bunlara dikkat edilirse Allah’ın yardımı her zaman
Müslümanlarla beraberdir. Bir kavim kendisini değiştirmedikçe
Allah da onlara olan nimetini değiştirmez (Enfal, 8/53). Müslü-
manlara yardım eden ve kalplerini birleştiren Allah’tır (Enfal, 8/63).
Surenin sonunda Medine’ye hicret eden muhacirler ve onlara
yardım eden ensar anlatılır, onlar medh edilir ve imanın topluma
yansımasının muhacir-ensar kardeşliğinden, ayrıca sıla-ı rahime
riayet etmekten geçtiği hatırlatılır ve sure tamamlanır.

2. İSLAM TOPLUMUNUN DÜŞMANLARI

Burada iki düşman üzerinde durulur:
a. Anlaşmaları Bozan Müşrikler/Kâfirler
b. Sürekli Fitne Çıkaran Münafıklar
Onuncu cüzün bu bölümünde Tevbe suresi başlar. Bu sure
Enfal suresinin devamı niteliğinde olduğu için başında besmele
bulunmamaktadır. Ayrıca sure, anlaşmayı bozan ve bölgede sü-
rekli fitne çıkaran müşriklere verilen bir ültimatom ile başlar.
Bu nedenle de surenin başında rahmet ifadesi olan besmelenin
bulunmadığı belirtilir. Bu bölümde yeryüzünde fitne çıkaran
düşmanlara karşı savaşa hazır olunması gerektiği açıklanır. Ay-
rıca önemli bir iç tehlike olan ve İslam toplumunun birliğini bo-
zan, moralini çökertmeye çalışan münafıklar üzerinde durulur.
Onların ahlaki zaafları, çalışma usulleri ve stratejileri anlatılır.
Müslümanların bunlara karşı da dikkatli olmaları ve mücadele
etmeleri gerektiği hatırlatılır. Çünkü bir toplumun iç ve dış gü-
venliği çok önemlidir.

3. İSLAM EKONOMİSİNİN HEDEFLERİ

Özellikle İki Hedef Üzerinde Durulur:
a. İnfak
b. Sermayenin Adil Paylaşımı
Bu cüzün son kısmında infaktan bahsedilir. Ekonomik refahın
sağlanması için çalışma ve teknoloji üretme yanında toplumsal
yardımlaşma modeli olan bir infak stratejisi geliştirilmesi de em-
redilir. Yardıma muhtaç olanların mutlaka korunması gerektiği
hatırlatılır. Toplumsal yardımlaşmanın bir parçası olan zekat ve
sadakaların kimlere verileceği açıklanır (Tevbe, 9/60). Bütün bu
çalışmaların İslam toplumunu güçlendireceği ve kalpleri bir-
leştireceği anlatılır. Bu noktada da olumsuz propaganda yapan
münafıklara yeniden dikkat çekilir.

Kaynak :

Rıfat ORAL
Ankara - 2020
Diyanet YAYINLARI
KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI BÖLÜM2

Bu konuyu yazdır

Dini-1 KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI BÖLÜM1
Yazar: RasitTunca - 10-12-2023, 02:57 AM - Forum: Dini Genel Bilgiler - Yorum Yok

KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI

Kur’ân okumalarının bir başka şekli de mukabele olarak asr-ı
saadetten bize intikal etmiştir. Mukabele bir kişinin Kur’ân
okuyup diğer kişi ya da kişilerin onu dinlemesi ve okuduğunu
kontrol etmesidir. Bu şekilde hem Kur’ân nüshaları hem de oku-
nan Kur’ân her defasında yeniden kontrol edilir, okuyan ya da
dinleyenler hatalarını düzeltir. Mukabele, Hz. Peygamber (a.s.)
döneminden gelen bir gelenektir. Asr-ı saadette Peygamberimiz
her sene Cebrail ile Kur’ân ayetlerini ve surelerini mukabele
ederlerdi. Bazen Peygamberimiz okur Cebrail dinler, bazen de
Cebrail okur Peygamberimiz (a.s.) dinlerdi. Hicretin 10. yılında
Peygamberimiz (a.s.) ömrünün sonuna yaklaştığını hissetmişti ya
da bu ona bildirilmişti. O sene Cebrail ile iki defa Kur’ân’ı mu-
kabele etmişlerdi. Bu son mukabele idi. Bu şekilde Kur’an karşı
tarafa arz edildiği için buna mukabele veya muaraza denilmiştir.
(Bk. Buhari, Fedailü’l-Kur’ân, 7; Ahmed, II/399; VI/282)
Kur’an sürekli okunması, mukabele ve müzakere edilmesi,
üzerinde düşünülmesi gereken bir kitaptır. Zira Kur’ân’daki her
cüz sanki müstakil bir kitaptır ve farklı konular ile insanlardaki
iman, ibadet ve ahlak bilincini yenilemekte, güçlendirip diri tut-
maktadır. Elinizdeki bu çalışma da Kur’ân okumalarında faydalı
olması ve bir takva (sorumluluk) bilinci kazandırması için her
cüzden 3 temel konu seçilerek oluşturulmuştur. Kur’ân okurken
bitirilen cüzden sonra o cüzdeki temel konuları/meseleleri ve
mesajları yeniden hatırlamak ve genel hatlarıyla anlamak/müza-
kere etmek hayatımızı ve toplumları değiştirecektir. Bu nedenle
camide ya da evde her cüz okumalarından sonra söz konusu
cüzle ilgili bölümün bu eserden okunması ve müzakere edilmesi
güzel sonuçlara yol açacaktır.
Kur’ân’ı her okuyuşta ya da her hatimde; farklı gözle ve he-
defle okumak tavsiye edilir ki hem okuyucunun zihni diri kalsın
hem de her okuyuşta Kur’ân’ın farklı bir yönünü keşfetsin.


BİRİNCİ CÜZ
(s. 1-20)

Allah, indirdiği kitap ile insanlara
yol gösterir.


Bu cüz, Fatiha suresi ile başlar ve Bakara suresi ile devam
eder. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj) şunlardır:

1. HAMD BİLİNCİ

İlk ve Son Sözümüz Yüce Allah’a Hamd ve Teşekkür Olmalı
Kur’ân, Fatiha suresi ile başlar. Bu surede Kur’an hakkında
çok önemli özet bilgiler verilir. Fatiha suresi, diğer surelerin
bir anahtarı niteliğindedir. Öncelikle düşünme ve dua adabı
öğretilir. Besmele ile başlayıp hamd (Allah’a teşekkür) ile devam
etmek bu eğitimin bir parçasıdır. Bu surede Kur’ân’ın üç temel
konusu olan; tevhid, risalet ve ahiret özetlenir.
Ayrıca her gün Fatiha suresi ile Allah’a söz veririz:
“(Ey Rabbimiz)! Biz ancak sana kulluk eder ve ancak senden
yardım dileriz.”
Sonra bir dua ile (aslında en önemli duadır bu) Allah’a yöne-
liriz: “Bizi doğru yoldan ayırma.”
Sure bu şekilde Allah’a kulluk sözü (ahid) ve yardım isteme
(dua) bilinci ile tamamlanır.

2. TAKVA BİLİNCİ

Kur’ân, Sorumluluk (Takva) Bilinci Taşıyan İnsanlara
Rehberlik Eder
Bu cüzde Fatiha’dan sonra Bakara suresi gelir. Bakara, Kur’ân’ın
en uzun suresidir. Sure girişinde Kur’an’ın rehberlik misyonun-
dan bahsedilir. Buna göre 3 grup insan ortaya çıkar:
a. Kur’ân’ın rehberliğini kabul edip takva (sorumluluk) bilin-
cine ulaşan müminler,
b. Bu rehberliği kesinlikle kabul etmeyip reddeden ve vahye
karşı gözünü, kulağını ve kalbini kapatan kâfirler (kalpleri mü-
hürlü kişiler),
c. Vahyi kabul etmiş gibi görünen kalpleri hastalıklı, korkak
ve şahsiyetsiz münafıklar.

3. TARİH BİLİNCİ

İlk İnsan Bir Peygamberdir, Hz. Adem’le Birlikte Tarihte
Bütün Peygamberler İnsanlara Rehberlik Etmişlerdir
Bu kısımda vahyin muhatabı insanlar ve davranış biçimleri
ile ilgili tarihten iki örnek verilir; bunlar âdeta tarihin kırılma
noktalarıdır:
a. İlk Dönem: İlk insan Hz. Adem ile başlayan tevhid ve şirk
mücadelesi görülür. Hz. Adem ve eşini kandırması ile cennetten
yeryüzüne indirilen insan ile ebedî düşmanı şeytan arasındaki
savaşın başlama dönemidir.
b. Orta Dönem: İsrailoğulları ile devam eden tevhid ve şirk
mücadelesi dönemidir. Bu dönemde kendilerine vahiy toplumu
misyonu/sorumluluğu verilen Hz. Musa ile İsrailoğulları ve on-
ların başarısız olmalarına sebep olan etkenler anlatılır. Âdeta
Muhammed ümmetinden bu hatalara düşmemeleri istenir.

İKİNCİ CÜZ
(s. 21-40)

İslam toplumu bilinç eğitimi ile inşa edilir:
Allah’a kulluk bilinci ile yönelenler, helal
kazanç ile dengeli aileler kuranlar, günah ve
suç işlemekten kaçınanlar bu konuda ilk adımı
atmış olurlar.
(İkinci cüzde; Bakara suresinin orta kısmı bulunmaktadır.
Önceki cüzde İsrail oğullarının hatalarından ve günahlarından
bahsedildi. Bunlar Kitabı ve Peygamber’in yolunu terk etmekten
kaynaklanıyordu. Bu cüzde de Muhammed (a.s.) ümmetine aynı
hatalara düşmemeleri için temel ahkam konuları hatırlatılmak-
tadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj) şunlardır:

1. İBADET BİLİNCİ

Vahyin Rehberliğinde Sadece Allah’a Kulluk Edilmeli
Burada namaz, oruç, hac ve infak konuları anlatılır. Hz. Adem
(a.s.)’den itibaren emredilen temel ibadetler ile insanlık tarih boyu
eğitilmiştir. Son din İslam ile bu eğitim mükemmele ulaşmıştır.

2. HELAL KAZANÇ VE AİLE BİLİNCİ

Vahyin Rehberliğinde Helal Kazanmak ve İyi Bir Aile
Kurmak Gerekir
Ticaret, helal gıda-helal kazanç, faizden kaçınmak, evlilik ve
boşanma adabı, süt akrabalığı, yemin ve vasiyet gibi konular
açıklanır. İnsanın sosyal hayatı vahye göre yeniden düzenlenir.

3. GÜNAH İŞLEMEME BİLİNCİ

Vahyin Rehberliğinde Salih Bir İnsan Olmak Gerekir
İnsan öldürmenin günahı ve cezası gibi bazı konular aktarılır
ve her konuda Müslümanca tavır göstermemiz istenir. Çünkü
günah ve suç oranının yükseldiği toplumlarda can/mal güvenliği
ve bereket ortadan kalkar.

ÜÇÜNCÜ CÜZ
(s. 41-60)

İslam toplumunda bilinç eğitimi önemlidir:
Akaidi düzgün ve güçlü olanlar bu yolda Allah’a
tam teslim olarak ikinci adımı atmış olurlar.

Üçüncü cüzde; Bakara suresinin son tarafı ve Al-i İmran su-
resinin baş tarafı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):

1. TEVHİD İNANCI VE DUA BİLİNCİ

Vahyin Rehberliğinde Muvahhid Bir İnsan Olmak ve Her
Zaman Allah’a Dua Etmek Gerekir
Bakara suresinin son kısmında inançla ilgili iki bölüm
bulunmaktadır:
a. Birisi Ayetü’l-kürsidir ki, bu ayette tevhid inancı bağlamında
Allah’ın gücü ve otoritesi tanıtılır.
b. Diğeri de Bakara suresinin Amene’r-rasulü olarak bilinen
son iki ayetidir; burada da iman yenileme ve söz verme, ayrıca
hayatî bir dua bulunmaktadır

2. AHİRET BİLİNCİ VE DİRİLİŞ ÖRNEKLERİ

Vahyin Rehberliğinde Ahiret İnancı Güçlenmeli ve Hesap
Günü Unutulmamalı
Bakara suresinin sonundaki bir diğer önemli konu ise diriliş
örnekleridir. Allah Teâlâ insanların ahiret inancını güçlendirmek
için dünyada bazı diriliş örnekleri göstermiştir. Bunlar Hz. İbra-
him (a. s.) ve Hz. Uzeyr (a. s.) döneminde yaşanmış örneklerdir.
Bu örneklerden bir başkası ileride gelecek olan Ashab-ı Kehf’tir.

3. ALLAH’A TESLİMİYET BİLİNCİ

Hayatın Her Alanında Müslümanca Yaşamak
Al-i İmran suresi; Bakara suresinin devamı niteliğindedir. Ba-
kara suresinde Yahudilerin hataları anlatılırken bu surede de
Hristiyanların hataları anlatılır. Daha surenin başında Kur’ân
ayetlerinin muhkem (açık) ve müteşabih (kapalı) olarak iki kısım
olduğu açıklanır. İnanç, ibadet, ticaret, evlilik ve ahlak gibi ko-
nularla ilgili ayetler muhkem kapsamındadır. Muhkem ayetlere
hem iman edilir hem de onlarla amel edilir. Müteşabih ayetlere
gelince onlara sadece iman edilir; yorum, tefsir ve tevil edilmez.
Hz. İsa’nın babasız doğuşu da bu müteşabih konulardandır ve
Allah’ın bir mucizesidir. Önceki ehl-i kitaptan Yahudiler muhkem
ayetlerde (ahkamda) hata ettiler, Hristiyanlar da müteşabih (kapa-
lı, mucizevî) konularda hata ettiler. Bu cüzde Meryem validemiz
ve Hz. İsa’nın doğuşu ve gençliği anlatılır (35-58. ayetler arası), sonra
da konu şu ayetle tamamlanır. ‘İsa’nın durumu Adem’in durumu
gibidir. Allah Adem’i topraktan yarattı..’ Burada Hristiyanlara bir
mesaj verilir: Siz Hz. İsa’nın babasız doğmasını yanlış yorumladınız
ve hemen ‘Tanrı’nın oğlu’ dediniz, haşa.. Halbuki onun durumu
Hz. Adem’in durumu gibidir, mucizedir. Ayrıca Hz. Adem hem
annesiz hem de babasız yaratılmıştır. Bunlara rağmen o insandır
ve insan peygamberdir. Dolayısıyla Hz. İsa da bir insandır ve insan
peygamberdir

DÖRDÜNCÜ CÜZ
(s. 61-80)

İslam toplumu bilinç eğitimi ile inşa edilir:
İnandıklarını tebliğ edenler, sonra kadere
iman edip insanların haklarını çiğnemekten
kaçınanlar bu yolda üçüncü adımı atmış olurlar.

Dördüncü cüzde; Al-i İmran suresinin son tarafı ve Nisa su-
resinin baş tarafı bulunmaktadır. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):

1. TEBLİĞ

Al-i İmran suresinin baş tarafında Hristiyanların hatalarından
bahsedildi. Bu hataları;
a. Müteşabih (akılla bilinmeyen/karmaşık) konularda tevil
yapmaları,
b. Babasız doğmasından dolayı Hz. İsa’ya Tanrı’nın oğlu
demeleri,
c. Bir de ruhbanlık diye bir sınıf uydurup tebliğ ve cihadı terk
etmeleriydi (toplumdaki ve dünyadaki kötülüklere ve haksızlık-
lara sessiz kalmalarıydı).
Onların müteşabihdeki hatalarına; Hz. Adem’in de annesiz ve
babasız yaratıldığı halde ona Tanrı’nın oğlu denilmediği hatır-
latılıp, Hz. İsa’nın da aynı şekilde yaratıldığı ve onun da insan
olduğu açıklandı. Bu cüzde ise onların ikinci hatası ruhbanlığa
cevap verilmektedir. Ruhbanlıkla bir köşeye çekilme yerine, ülke
içinde tebliğ yapılması, ülke dışından gelen saldırılara karşı da
cihad ve savaş yapılması gerektiği anlatılmaktadır. Savaşın bir-
takım sonuçları ve problemleri bulunmaktadır. Bunlardan birisi
de yenilmek ve mağlubiyettir. Allahu Teâlâ burada, Uhud sa-
vaşının sonucu üzerinden Müslümanların nasıl davranmaları
ve münafıkların propagandasına karşı nasıl hazırlıklı olmaları
gerektiğini anlatır.

2. ALLAH’IN TAKDİRİNE TESLİMİYET

Bu cüzün sonunda ise güzel bir dua vardır (bk. Âl-i İmran, 3/191-
194). Bakara suresindeki muhkem ayetlerde hata yapılmaması,
hataların affedilmesi ile ilgili duadan sonra Âl-i İmran suresinde
de müteşabih konularda hata yapılmaması ile ilgili bir dua bulun-
maktadır. Bunun çaresinin Allah’ın gücünü/otoritesini anlamak
ve teslim olmaktan geçtiği açıklanmaktadır.

3. TOPLUMSAL HAK BİLİNCİ

Ayrıca bu cüzde Nisa suresinin baş tarafı da bulunmaktadır.
Nisa suresinde savaş sonrası toplumdaki problemler ve çözüm
yolları anlatılmakta; yetimler, miras, vasiyet ve ahlaki seviyenin
korunması ile ilgili hükümler açıklanmakta ve şahsiyetli bir top-
lumun inşası emredilmektedir.


BEŞİNCİ CÜZ
(s. 81-100)

İslam toplumu bilinç eğitimi ile ihya
edilir: Savaşta ve barışta insan haklarını
çiğnemeyenler doğru bir strateji geliştirerek
bu yolda dördüncü adımı atmış olurlar.

Beşinci cüzde; Nisa suresinin orta kısmı bulunmaktadır. Nisa
suresinin baş tarafındaki aile hukuku konuları burada da devam
etmektedir. Bu kısımdaki 3 konu (mesaj):

1. EVLİLİKTE HAK BİLİNCİ

Evlenilmesi yasak olan kadınlar (mahremlik, süt akrabalığı
veya başkasıyla evli olanlar), helal kazanç, aile içi sorumluluk
ve kocanın görevleri, ibadet bilinci, içki gibi zararlı alışkanlıkları
terk ve tevhid bilincinin oluşması...

2. SAVAŞTA HAK-ADALET BİLİNCİ

Zalimlere karşı savaş, mazlumları korumak, savaşta vakit na-
mazlarını kılma şekli (kasr-ı salat ve salat-ı havf (Nisa, 4/101-102),
ayrıca Allah’ı sürekli zikretmek (Nisa, 4/103) ve sabırlı (dayanık-
lı/dirençli olmak)

3. STRATEJİ BİLİNCİ

Amaçları İslam’ı yok etmek olduğu halde Müslüman görünen
münafıkların nifak hareketleri bilinmeli, onlarla meşru bir şekilde
mücadele edilmelidir.
Müslüman Allah yolunda samimi olarak çevresine güzel bir
örnek olmalı, selamı yaymalı, iyilik ve güzellikte sağduyulu insan-
larla birlikte hareket etmeli, toplumsal sorunlara duyarlı olmalı,
dünyevi arzulara kapılmadan ihsan sahibi olarak hayatında doğru
stratejiler geliştirilmelidir.

Kaynak :

Rıfat ORAL
Ankara - 2020
Diyanet YAYINLARI
KUR’ÂN’IN TEMEL KONULARI BÖLÜM1

Bu konuyu yazdır

Youtube-1 Paranın Kökeni | Pelin Batu ile Her Şeyin Kökeni
Yazar: RasitTunca - 10-08-2023, 11:30 PM - Forum: Tarih ve Mitler - Yorum Yok



Paranın Kökeni | Pelin Batu ile Her Şeyin Kökeni

Bu konuyu yazdır

Punkti-Punkti-6 Bak batıyor yine Akşam güneşi
Yazar: RasitTunca - 10-08-2023, 05:32 PM - Forum: Günün Sesi - Yorum Yok

<iframe width="560" height="315" src="https://www.youtube.com/embed/uL1bzonF-TY?si=NwFXV2r8xCw-hnlB&amp;clip=UgkxWy4Uh_hyVTQkfw2XsSWx7KQCCyd70BU4&amp;clipt=EJ_6BBjwwgc" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen></iframe>

Bak batıyor yine Akşam güneşi

Bu konuyu yazdır

Allah-G “Aranızdan sadece zalimlere dokunmakla kalmayacak olan fitneden sakının.”
Yazar: RasitTunca - 10-07-2023, 05:32 PM - Forum: Günün Ayeti - Yorum Yok

[attachment=109248]

“Aranızdan sadece zalimlere dokunmakla kalmayacak olan fitneden sakının.” Ayeti


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَٱتَّقُوا۟ فِتْنَةً لَّا تُصِيبَنَّ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مِنكُمْ خَآصَّةً ۖ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Vettekû fitneten lâ tusîbennellezîne zalemû minkum hâssah(hâssaten), va´lemû ennallâhe şedîdul ikâb.

Meali :

“Aranızdan sadece zalimlere dokunmakla kalmayacak olan fitneden sakının, ve bilin ki Allah, azabı çetin olandır.”

(Sadakallahul Aziym Enfal Suresi 25. ayet)

[attachment=109250]

Bu konuyu yazdır