| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.
|
|
|
Çatılarda Buzlanma ve Buz Sarkıtlarının Oluşum Sebepleri |
|
Yazar: RasitTunca - 12-06-2023, 04:26 PM - Forum: Sanal Dergi
- Yorum Yok
|
 |
Çatılarda Buzlanma ve Buz Sarkıtlarının Oluşum Sebepleri
Filmleri, dizileri, çizgi filmleri vb. Yansıtan bir kış klasiği. Bunlar buz sarkıtları. Bu, çatıların saçaklarına, ağaç dallarına, arazi çıkıntılarına ve peyzajın diğer birçok unsuruna zorlayan buz parçaları hakkındadır. Genellikle düşük sıcaklıklar ve yoğun kar yağışı nedeniyle kışın ortaya çıkarlar. Bazen kar yağmasına gerek kalmadan oluşturulabilir ve sonbaharda nüfus için ciddi sorunlara neden olabilirler.
Filmlerde, dizilerde, çizgi filmlerde, kartpostallarda ve pek çok yerde muhakkak ki buz sarkıtları gördük. Neye benzediklerini bilmek için onları şahsen görmüş olmanıza gerek yok. Daha soğuk kışların bir klasiğidir ve esas olarak su ile birlikte sürekli sıvı su damlaması nedeniyledir. yılın bu zamanında tipik güçlü donlar. Kış aylarında sıcaklıkların, özellikle geceleri önemli ölçüde düştüğünü biliyoruz. Bir yağmur vakası sırasında çatılardan sürekli olarak sıvı su damlaması, buz sarkıtlarının oluşmasına neden olur.
Sıcaklığın 0 derecenin altına ani düşüşünün bir sonucu olarak, bir saçağı oluşumu için ideal koşulları bulabiliriz. Yani, ortam sıcaklığı 0 derecenin altında olduğunda ve yağmur yağdığında veya yağmur yağdığında, Sıvı suyun sürekli damlamasıyla buz sarkıtları oluşabilir. Bunlar buz sarkıtları adı verilen karakteristik buz sarkıtlarıdır.
Buz sarkıtlarının oluşumu
Genellikle şehirlerde bir çatı saçağında buz sarkıtları oluşur. Daha önce taşımış olmanız gereklidir. Bu şekilde sıcaklığın çok düşük olmasını garanti etmiş olacağız. Su ayrıca çatılarda toplanma ve ardından buz sarkıtları oluşturma eğilimindedir. Günün merkezi saatlerinde meydana gelen kısmi kar erimesi beyaz kar örtüsünün altında çok sayıda küçük su akıntısına yol açar. Geceleri sıcaklıklar düştüğünde ve bu su hatları çatı saçaklarının kenarlarında sona erdiğinde, buz haline gelene kadar soğumaya başlar.
Akşam karanlığında dondurucu soğuk, çatıdaki karda bir buz kabuğu oluşmasına neden olur ve bu mantonun iç kısmı nehirden tamamen izole edilir. İç kısım alttan akmaya bu şekilde devam eder. Ortaya çıkan damlalar çözülür veya içinden geçer. hemen tekrar donana kadar saçak. Ve çok düşük sıcaklıkta olan dış hava ile temas ederler ve saatlerin geçmesiyle oluşurlar. Kışa özgü keskin buz iğneleri bu şekilde üretilir.
Çevre koşulları
Gün boyunca gökyüzünün açılabilmesi ve sıcaklığın hızlı bir şekilde hızlı bir şekilde açılabilmesi oldukça yaygındır. Böylelikle çatı saçaklarında oluşan buz iğnelerinin bir kısmı güneşle aydınlatıldığında veya ısı ile eridiğinde ayrılabilir. Bu, çatıların altından geçen insanlar için tehlike oluşturur. Bazı durumlarda, buz sarkıtları düştüğünde altından yürüyen insanlar buz sarkıtları nedeniyle ölüme neden oldu. Bu tür haberler, Rusya gibi çok soğuk ülkelerde genellikle çatılarda bu tür oluşumlar meydana getiren yoğun soğuğun hemen hemen her kışında ortaya çıkar.
Sadece buz sarkıtlarının adıyla bilinmekle kalmaz, aynı zamanda nerede bulunduğumuza da bağlıdır, başka isimlerle de bilinebilir. Nerede olduğunuza bağlı olarak, bulduğumuz isimlerin bir listesi vardır. sivri uçlar, chipiletes, pinganiles, candelizos, calambrizos, rencellos, suckers veya vantuzlar. Burada, İspanya'da Cantabria'nın iç kesimlerinde cangalitu veya cirriu, Roncal vadisinde ise churro olarak adlandırılır, ancak en garip kelime calamoco'dur. Burundan aşağı kayıyormuş gibi düşen bir mukusu ifade eder. Bu aynı zamanda, bu insanların burnundaki mukusun çok soğukken donduğu çizgi film serilerinde de çok tipiktir.
Olası tehlikeler
Buz sarkıtları sadece bir şehrin çatılarının bulunduğu bölgede oluşmaz, aynı zamanda doğada da üretilir. Bazı uçurumlarda, kayalarda, ağaç dallarında vb. Görebiliriz. Bu buz iğnelerinin nasıl oluştuğu. Sonunda, buz sarkıtlarından ancak şehirlerde üretilirse belirli bir derecede tehlike buluyoruz. Doğal ortamlarda, fotoğraflarla kurtarmaya değer güzel manzaraların oluşumuna sahibiz.
Ancak şehirlerde tehlike barındırabilirler. Çatılarda kar birikmesi ve ardından yukarıda bahsettiğimiz çözülme ile, düşük sıcaklıklar nedeniyle damlacıklar yeniden donar. Yine sıcaklıklarda bir artış olursa, bu buz iğneleri düşmeye başlar ve o zaman yayalar için tehlike oluştururlar. Ülkemizde, kışın genellikle bu kadar düşük sıcaklıklara sahip olmadığımız için bu, izole bir şekilde gerçekleşir. Ancak bu filomena yıl gibi bir kış fırtınasından sonra bu tehlikeler meydana gelebilir.
Rusya'da yılda yaklaşık 100 kişinin saç dökülmesinden öldüğü tahmin edilmektedir. Finlandiya gibi bazı ülkelerde, binaların üzerinde bu fenomenin varlığının tehlikesine karşı uyaran işaretler vardır. Bazı yerlerde ölüm saçağı olarak kabul edilir çünkü bir varyantı da vardır. Derin denizde ilginç bir fenomen meydana geldiğinde 1947'de bunun hakkında konuşmaya başladılar. Kuzey Kutbu veya Antarktik Okyanusu'nun sıcaklıkların -20 ° 30 ° 'ye kadar çıktığı çok soğuk sularda gerçekleşir. Yüzey suyu donduğu için denizin sıcaklığı daha yüksektir. Bu şekilde tuz bu işlemin dışında bırakılır ve yoğunluğu daha yüksek olduğu için suya batırılır. Çevreleyen su donar ve temas ettiği suyu donduran bir sarkıt oluşturulmuştur.
Yoluna çıkan her şeyi dondurduğu için buna ölüm saçağı denir. Yavaş hareket eden bir hayvanla karşılaşırsa, sonunda onu dondurur.
|
|
|
İslam'dan Çıkartan 10 Madde ve Şerhi |
|
Yazar: RasitTunca - 12-05-2023, 07:44 PM - Forum: Dini Genel Bilgiler
- Yorum Yok
|
 |
İSLAM'DAN ÇIKARTAN 10 MADDE ve ŞERHİ
Değerli müslüman ! Aşağıda okuyacağınız maddeler müslümanı ilmi delillerle tevhid ve şirk hakkında bilgilendirmek amacıyla hazırlanmıştır. Okuyacağınız maddelere muhalif bir müslüman gördüğünüzde hemen ona sen kâfirsin, muşriksin diyemezsiniz. Zira hakkı bilmeyene, hakkı tebliğ etmek kuranın, sünnetin ve davet usulünün gereğindendir. Bu risale insanlara hükmetmek için hazırlanmadı. Bu risalenin amacı tevhidle şirk arasındaki farkı beyan etmektir..
1- ALLAH’A ŞİRK KOŞMAK İMANI BOZAR :
İslam dininden çıkaran ilk maddemiz Allah’a şirk koşmaktır. Şirk en büyük günahtır. Yeryüzüne gelen her peygamber şirkten sakındırmış ve kavimlerini şirke karşı bilinçlendirmiştir.
Şirk Luğatta; ortak olmak manasına gelir.
İslami terimde ise; Allah’ın Rububiyet’inde,[2] Uluhiyyetinde,[3] İsim ve Sıfatlarında[4]ortağı olduğuna inanmaktır.
Şirk, günümüzde pek bilinmeyen bir gerçektir. Bu sebeble şirk mutlaka bilinmesi gereken ilk emirdir. Her müslüman ilkin şirk ve çeşitlerini bilmelidir. İzin verirseniz şirkten sakındıran bir ayet okuyalım.
[وَاعْبُدُواْ اللّهَ وَلاَ تُشْرِكُواْ بِهِ شَيْئًا
1. Delil : "Allah'a ibadet edin, O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın." (Nisa, 36)
Delil Cümlemiz : “……hiçbir şeyi ortak koşmayın."
Açıklama : Ayet, Allah’a kulluk etmeyi, yalnız onu birlemeyi ve şirk koşmamayı emretmektedir. İzin verirseniz Kur'an'da şirkle alakalı bir ayeti anlayalım :
[إِنَّ اللّهَ لاَ يَغْفِرُ أَن يُشْرَكَ بِهِ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَلِكَ لِمَن يَشَاء وَمَن يُشْرِكْ بِاللّهِ فَقَدِ افْتَرَى إِثْمًا عَظِيمًا
2. Delil : “Hiç şubhe yok ki Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz, bunun dışındaki günahları dilediği kimse için bağışlar. Her kim, Allah’a ortak koşarsa, hiç şubhe yok ki büyük bir günah ile iftirâ etmiştir. ”(Nisâ 48)
Delil Cümlemiz : “…Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz…”
Açıklama : “Ayet; şirkin asla bağışlanmayacağını, en büyük günahın şirk olduğunu ve şirkin ebedi cehennemlik bir amel olarak beyan edildiğini öğreniyoruz. “
[تَاللَّهِ إِن كُنَّا لَفِي ضَلَالٍ مُّبِينٍ إِذْ نُسَوِّيكُم بِرَبِّ الْعَالَمِينَ
3. Delil : “Allah’a yemin olsun ki biz gerçekten apaçık bir sapıklıkta idik. Çünkü sizi alemlerin Rabbi ile bir tutmuştuk (ona eş koşmuştuk) (Şuara, 97-98)
Delil Cümlemiz : ”…Çünkü sizi alemlerin Rabbi ile bir tutmuştuk (ona eş koşmuştuk) ”
Açıklama : Bu konuşmalar cehennem ehlinin dünyada taptıkları putlar (sistemler, liderler, sanatçılar…) arasında geçen konuşmalardır. Dünya hayatında Allah’a şirk koşmuş olan bu insanlar sapık bir yolda yaşadıklarını itiraf ediyorlar. Ayet içinde bildirilen şirk koşanlar, taptıkları putların rızık veren, hayat bağışlayan, yoktan var eden ve öldüren olduğuna inanmazlardı. Zira onlar bunları hak edenin Allah olduğunu bilirlerdi. Onlar putlara duydukları sevgide, onlara duydukları tutkuda, onlara her hususta itaatte şirk koşmuşlardı. Onlar, Allah ve peygamberlerinden gelen hükümleri hayatlarında tatbik etmeyip bilginlerini, atalarını Allah’a eş koşmuşlardı. Onlar yüceltmeleri gereken Allah’ı yüceltmeyip putları yüceltmişlerdi.[5] Bu yüzden şirke düşmüşlerdi. Allah’a şirk koşmak kişiyi ebedi cehenneme düşürür.
[الَّذِينَ آمَنُواْ وَلَمْ يَلْبِسُواْ إِيمَانَهُم بِظُلْمٍ أُوْلَـئِكَ لَهُمُ الأَمْنُ وَهُم مُّهْتَدُونَ
4. Delil : “ İnanıp da imanlarına herhangi bir haksızlık, zulûm (şirk) bulaştırmayanlar var ya, işte güven onlaradır ve onlar doğru yolu bulanlardır. ” (En’am, 82) ayeti inince ashab “imanlarına herhangi bir haksızlık karıştırmayanlar ” (cümlesini) anlamakta zorlandılar ve Ey Allah Rasulu “Bizden kim nefsine zulmetmez” diye sordular ?
Rasulullah bu sizin sandığınız gibi değildir bu Lokman’ın (a.s.) “ Ey yavrucuğum muhakkak ki şirk büyük bir zulûmdur” sözü gibidir. (Buhari; Muslim; Ahmed bin Hanbel)
Delil Cümlemiz : ” Ey yavrucuğum muhakkak ki şirk büyük bir zulûmdur …”
Açıklama : Rasulullah nefse zulmetmenin şirk koşmak olduğunu Lukman’ın (a.s.) oğluna söylediği sözle açıklamıştır. Şirk koşmak, Allah’a karşı işlenen en büyük günahtır. Şirk asla afvolunmayan ve sahibini de ebediyen cehenneme sürükleyen bir ameldir.
5. Delil: Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur : “ Kulların Allah üzerindeki hakkı, kendisine hiçbir şeyi şirk koşmayana azab etmemesidir. ” (İmam Buhari; Muslim)
Delil Cümlemiz: “………………şirk koşmayana azab etmemesidir.”
Açıklama : Rasulullah (s.a.v.) kulların Allah üzerinde hakkı olduğunu ve bu hakkın da kul şirk işlemediği takdirde azaba düşmemesi olarak açıklamaktadır. Hadis, Şirk işlendiği takdirde azabın hak olduğunu beyan etmektedir.
İzin verirseniz gelin hep birlikte şirkin çeşitlerini öğrenelim :
Şirk : Büyük, Küçük, gizli olmak üzere üç türlüdür.
1- Büyük Şirk:
Bir kimsenin ibadetlerde işlemiş olduğu şirktir. Bu şirk, insanı dinden çıkarır. Misal : Kainatı yöneten düzenleyen olarak salihleri, efendileri, gavs azamları[6] bilmek, kabirlerden fayda-zarar- rızık ve şifa beklemek, kanun koyma hakkını beşeri düzenlere vermek, putların veya bir insanın önünde eğilmek, türbeler önünde mumlar yakarak zenginlik istemek…
Büyük şirk altı kısımdır.
a- Duada şirk:
Kişinin duada Allah'ın dışında birine yönelmesidir. Bir kimsenin yardımı, Allah’tan beklemeyip, istemeyip, ummayıp bir Peygamberden – salihten – veliden - yatan ölüden – alimden - istemesi durumunda gerçekleşen şirktir. Diyelim ki; “ Ey Abdulkadir Geylani derdime şifa ver, Ey Efendim sen sıkıntımı görüyorsun derdime derman ver, Ey filan hazretleri oğlumun rızkını genişlet, kızımın bahtını aç gibi sözlerle dua etmekle…”
[فَإِذَا رَكِبُوا فِي الْفُلْكِ دَعَوُا اللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ فَلَمَّا نَجَّاهُمْ إِلَى الْبَرِّ إِذَا هُمْ يُشْرِكُونَ
1. Delil : " Gemiye bindiklerinde, dini yalnız Allah'a halis kılanlar olarak O'na yalvarırlar. Onları karaya (ulaştırmakla) kurtarınca da, bakarsın ki, onlar ortak koşarlar." (Ankebut, 65)
Delil Cümlemiz : “……dini yalnız Allah'a halis kılanlar olarak O'na yalvarırlar…………..”
Açıklama : Ayet, gemide bir boğulma tehlikesi geçirince hemen Allah’a dönen insanların halini beyan etmektedir. Bu insanlar ne zaman gemi içinde bir boğulma tehlikesi yaşasalar hemen Allah’a dönerler boğulma tehlikesinden kurtulunca da Allah’a şirk koşmaya başlarlardı. Ayet, sıkıntı anında duayı Allah’a yaptıklarını, sıkıntı bitince de duayı (ibadet) putlara doğru yaptıklarını belirtir.
Günümüzde bir çok insan bir kaza, mûsibet, deprem anında Allah diyerek dua eder sonra kurtulunca da Allah’a yine çeşitli varlıkları Allah’a şirk koşarlar.[7]
b- Niyet ve kasıtda şirk :
Kişinin, amelini Allah için ihlaslı kılmayıp, kişiler ve kurumlar adına yapması ve dünya çıkarlarını Allah’ın rıdasını kazanmaktan daha hoş görmesidir.
[مَن كَانَ يُرِيدُ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا وَزِينَتَهَا نُوَفِّ إِلَيْهِمْ أَعْمَالَهُمْ فِيهَا وَهُمْ فِيهَا لاَ يُبْخَسُونَ أُوْلَـئِكَ الَّذِينَ لَيْسَ لَهُمْ فِي الآخِرَةِ إِلاَّ النَّارُ وَحَبِطَ مَا صَنَعُواْ فِيهَا وَبَاطِلٌ مَّا كَانُواْ يَعْمَلُونَ
1. Delil : “Kim (yalnız) dünya hayatını ve onun ziynetini istemekte ise, onların işlerinin karşılığını orada onlara tam olarak veririz ve onlar orada hiçbir zarara uğratılmazlar. İşte onlar ahiratte ateşten başka hiçbir şeyleri olmayacak kimselerdir. Orada işledikleri şeyler boşa gitmiştir. Zaten yapa geldikleri de hep batıldır.” (Hud,15-16)
Delil Cümlemiz : “…………………..Kim (yalnız) dünya hayatını ve onun ziynetini istemekte ise,…………”
Açıklama : Bir kimse Allah için değil de bir başkası için bir amel işlerse o amelin sevabını Allah’tan alması mümkün değildir. Ameliyle dünya nimetlerini kazanmak amacında ise; Allah’ın rıdasını aramadığı kesindir. Bu ameliyle Allah rıdası aramadığı için şirk koşmuş olur. Zira ameller ancak Allah için yapılır.
c- İtaatte Şirk:
Bir kimsenin, Allah’ın emrine hükmüne bildirdiklerine itaat etmeyip kişilerin sistemlerin kurumların- patronların şıhların emrine uyması durumunda gerçekleşen şirktir. Allah ve Rasulunün ilkesine muhalif hüküm koyanlara itaat etmek bu şirk içine girer.
[يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ وَلَا تُبْطِلُوا أَعْمَالَكُمْ
1. Delil : "Ey İman edenler, Allah’a itaat edin, Peygambere itaat edin, işlerinizi boşa çıkarmayın " (Muhammed-33)
Delil Cümlemiz :“……Allah’a itaat edin,………”
Açıklama : Ayet itaatin ancak Allah ve Rasulune olması gerektiğini beyan eder. Bir kimse Allah’ın namaz kılma emrini hiçe sayarak bir patronun-müdürün-amirin emrini dinleyerek namaz kılmaz ise, bu Allah’a değil de emir verene kul olmuş ve Allah’a şirk koşmuş olur. Müslüman ancak Allah’ın emrini dinler ve ona itaat eder.
[اتَّخَذُواْ أَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَانَهُمْ أَرْبَابًا مِّن دُونِ اللّهِ
2. Delil : "Onlar hahamlarını ve rahiplerini Rabb'ler edindiler." (Tevbe, 31)
Delil Cümlemiz : “…….Rabler edindiler."
Açıklama : Yahudiler ve Hıristiyanlar Allah’ın emirlerine ve hükümlerine itaat etmeyip bilginlerine itaati seçince, Allah onların bilginlerini Rabb'ler (kanun belirleyenler-nizam koyanlar) edindiler buyurmuştur. Bir kimse Allah’ın emrini yerine getirmeyip bir insanın veya kurumun emrini yerine getirirse bu yaptığı şirk olur. Zira bu amelle Allah emrini küçük görüp uygulamamış ve emredenin hükmünü ise üstün görmüş olur.
d- Sevgide Şirk:
Kişinin, bir kimseyi -sistemi- kurumu- alimi- Şeyhi- takımı- partiyi- artisti- sanatçıyı- ideolojiyi Allah’tan daha çok düşünmesi ve sevmesidir. Kişinin, bu varlığı, Allah’tan daha çok düşünme ve sevme sebebi, bu varlığa Allah’tan daha çok değer vermesindendir.
[وَمِنَ النَّاسِ مَن يَتَّخِذُ مِن دُونِ اللّهِ أَندَاداً يُحِبُّونَهُمْ كَحُبِّ اللّهِ
1. Delil : "İnsanlardan bazıları vardır ki Allah'tan başka ilahları Allah'ı sever gibi severler." (Bakara,165)
Delil Cümlemiz : “……Allah'tan başka ilahları Allah'ı sever gibi severler."
Açıklama : Ayet, bir kimseyi veya sistemi Allah’ı sever gibi sevmenin şirk olduğunu beyan eder. Bir insan Allah’ın emirlerine, hükmüne itaat etmek için hiçbir çaba harcamayıp, dünyanın çeşitli varlıklarını daha çok sevmeye çalışırsa bu amel kişiyi şirke düşürebilir. Zira bir kimse, birini Allah’dan daha çok düşünmesi, onu daha çok sevmesi, ona her emirde itaat etmesi onun kulu olduğunun delilidir.
e- Tasarrufta Şirk:
Allah’ın, Alemi düzenleme- oluşturma- yağmuru yağdırma- öldürme- diriltme- rızık verme hususlarda ki hakkını, Salihlerin ve velilerin hakkıdır, diyerek onlara vermek, onların güç sahibi olduğuna inanmaktır.
[وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ لَيَقُولُنَّ اللَّهُ فَأَنَّى يُؤْفَكُونَ
1. Delil : "Eğer sen onlara Göklerle yeri kim yarattı ve güneşi ve ay'ı kim emrinize verdi diye sorsan onlar elbette Allah diyeceklerdir. O halde nasıl yüz çevirip döndürülüyorlar." (Ankebut, 61)
Delil Cümlemiz : “…….Göklerle yeri kim yarattı ve güneşi ve ay'ı kim emrinize verdi diye sorsan onlar elbette Allah diyeceklerdir……”
Açıklama : Yerde ve gökte düzenleyen, meydana getiren, yaratan sadece Allah’tır. Kim yerde ve gökte seyyidlerin, efendilerin, kutbu Azamların, ölülerin, şıhların düzenleyen, meydana getiren, yardım eden olduğunu kabul ederse tasarrufta şirk işlemiş olur. Zira Allah’ın yerdeki ve gökteki tasarruf hakkını bir insan vermiş olur ki buda Allah’a ortak koşmaktır.
f- Korkuda Şirk:
Kişinin; Allah dışında birilerinin, kendisine aleme fayda ve zarar verdiğine inanması-onlardan korkması ürkmesidir. Kişinin, Şirk sistemlerin baskısından-tehdidinden korkması. Allah korkusunu hiçe sayması, Rabb'inin hesab soruculuğunu hiçe sayarak beşerden ve sistemlerden korkması, ölülerin yaşayanlara zarar vereceğine inanılması, Şeyhlerin haram işlendiği takdirde çarpmasından korkulmasıdır.
[الَّذِينَ قَالَ لَهُمُ النَّاسُ إِنَّ النَّاسَ قَدْ جَمَعُواْ لَكُمْ فَاخْشَوْهُمْ فَزَادَهُمْ إِيمَاناً وَقَالُواْ حَسْبُنَا اللّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ
1. Delil : " Onlar öyle kimselerdir ki, insanlar kendilerine "Düşmanlarınız olan insanlar size karşı bir ordu hazırladılar. O halde onlardan korkun dediler de bu söz onların (mûminlerin) imanlarını artırdı. Ve "Allah bize yeter. O ne güzel vekildir" dediler." (Al-i İmran, 173)
Delil Cümlemiz : “…O halde onlardan korkun dediler de bu söz onların (mûminlerin) imanlarını artırdı…”
Açıklama : Müslüman ancak Allah’dan korkar. Eğer bir kimse ölülerden, efendilerden, cinlerden zarar gelecek diye onlardan korkup, Allah’dan korkmuyorsa bu insan şirk işlemiş olur. Diyelim ki cinlerin, şıhların beni çarpmasından korkuyorum demek caiz değildir. Zira zarar ve fayda veren ancak Allah’dır.
[يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اصْبِرُواْ وَصَابِرُواْ وَرَابِطُواْ وَاتَّقُواْ اللّهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
2. Delil : "Allah'tan korkun ki kurtuluşa eresiniz." (Al-i İmran, 200)
Delil Cümlemiz : “….Allah'tan korkun ki……..”
Açıklama : Ayet Allah’dan korkmak gereğini beyan eder. Müslüman ancak Allah’dan korkmalıdır.
2- Küçük şirk: Bu şirk çeşidi, Tevhidin kemaline zarar verir. Küçük şirk, insanı dinden çıkarmayan şirk olub, büyük şirke taşıyan bir vesiledir. Misal: Namazda gösterişte bulunmak,
a- Sözlü şirk :
Kişinin, Allah adına değil de bir başkası adına yemin etmesi, (namusuma-şerefime-ulusumun üzerine…) veya Kur'an çarpsın -iki gözüm aksın-şeyhim çarpsın - ekmek çarpsın gibi sözlerle koşulan şirktir.
[قُلْ بَلَى وَرَبِّي لَتُبْعَثُنَّ ثُمَّ لَتُنَبَّؤُنَّ
1. Delil : "De ki Hayır, Rabbime Andolsun ki mutlaka diriltileceksiniz." (Tegabun, 7)
Delil Cümlemiz : “…Rabb'ime Andolsun……….”
Açıklama : Ayet, Allah üzerine yemin edilmesi gerektiğini açıkça beyan etmektedir. Yemin ancak Allah üzerine olur.
2. Delil : "Kim yemin edecekse ya Allah'a yemin etsin, ya sussun." (İmam Buhari; Muslim)
Delil Cümlemiz : “..ya Allah'a yemin etsin, ya sussun."
Açıklama : Hadis, yeminin ya Allah üzerine edilmesi gerektiğini ya da susmanın zorunluluğunu ispat eder. İnsanlar günümüze değişik varlıkların üzerine yemin ederek Allah’a şirk işlemekteler.
b- Fiili şirk:
Kişinin, insanı-kuşu-kediyi-yaşlı birini-şeyhi-at nalını-koç boynuzunu-mavi boncuğu uğurlu sayması ve şans getirdiğine inanması, -fala inanması-şeyh ekmeklerini bereketli sanması-ellerinden şifa beklemesi -yüzünden nurlar dökülerek kalbinde nur pınarlarının aktığına inanması- gibi farklı farklı akıl almaz, Şeriat kabul etmez, ayet emretmez, hadis bahsetmez, sapık ve hurafe akidelere inanmasıdır.
[وَإِن يَمْسَسْكَ اللّهُ بِضُرٍّ فَلاَ كَاشِفَ لَهُ إِلاَّ هُوَ وَإِن يَمْسَسْكَ بِخَيْرٍ فَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدُيرٌ
1. Sem’i Delil : "Eğer Allah seni bir zarara uğratırsa, onu kendisinden başka giderecek yoktur." (En'am, 17)
Delil Cümlemiz : “….Allah seni bir zarara uğratırsa, onu kendisinden başka giderecek yoktur."
Açıklama :Ayet, zarar ve fayda verenin ancak Allah olduğunu, koç boynuzlarının – boncuklarının - uğur getirdiğine inanmanın batıl olduğunu beyan eder. Bize hayır ve bereket ancak Allah’dan gelir.
2. Delil : “Uğura inanmak şirktir." (Muslim)
Delil Cümlemiz : Hadisin tümü delil cümlemizdir.
Açıklama : Uğur asla yoktur. Bir insandan, bir yerden, bir ağaçtan, bir boncuktan, asla uğur gelmez. Zira fayda ve zarar ancak Allah’dan gelir. Hadis çok açık bir şekilde uğura inanmanın şirk olduğunu beyan eder.
Eser delil : " Şansa ve uğura inanmak şirktir." (İmam İbn Kayyim)
Delil Cümlemiz : İbn Kayyım’ın tüm sözü delil cümlemizdir.
Açıklama : İbn kayyım’ın sözü çok açık bir şekilde şansa ve uğura inanmanın şirk olduğunu beyan eder. Günümüzde insanlar şansım yok gibi tabirleri çok kullanırlar, bu tabirler ise asla caiz değildir.
c- Kalbi Şirk:
Kişinin, kendini insanlara-kurumlara-patronlara sevdirmek için gösterişte bulunması. Riyakar amellerle insan takdiri toplamak bu çeşit şirktir.
[إِنَّمَا يَتَقَبَّلُ اللّهُ مِنَ الْمُتَّقِينَ
1.Delil : “Allah ancak takva sahiblerinden kabul eder.” (Maide-27)
Delil Cümlemiz : Ayetin tümü delil cümlemizdir.
Açıklama : Allah ancak amellerini sırf kendi rıdasını kazanmak için yapanlardan kabul eder. Allah riyakar olarak yapılan ameli asla kabul etmez. Radı edilemeye bir insan veya kurum değil de Allah’dır. Kim Allah’ı değil de bir başkasını radı etmek için amel edilirse bu amel Allah’a kalbi boyutta işlene şirktir.
2. Delil : Rasulullah (s.a.v.) “Her kim ki Allah için yaptığı bir amele başkasını da ortak koşmuş ise; o amelin sevabını gidip ortak koştuğu kimseden istesin. Allah, kendisine ortak koşulan şeylerden munezzehtir.” (Ahmed İbn Hanbel)
Delil Cümlemiz : “…bir amele başkasını da ortak koşmuş ise; o amelin sevabını gidip ortak koştuğu kimseden istesin…”
Açıklama : Hadis, amellerin ancak Allah için olması gerektiğini ve bir başkası için yapılan amelin sevabının alınmayacağını, beyan eder.
3. Delil : Rasulullah (s.a.v.) “ Sizin hakkınızda en çok korktuğum şey küçük şirktir.” buyurdu.
Ya Rasulullah “küçük şirk nedir ?” diye sorduklarında şu cevabı verdi. "Riyadır." (Ahmed İbn Hanbel)
Delil Cümlemiz : “……“küçük şirk nedir ? ”
Açıklama : Bir ameli Allah için değil de bir başkasının rızasını kazanmak için yaparsak bu amel küçük şirk olur ki bu amelin sevabı olmaz.
3- Gizli şirk:
Kişinin, Allah ve sen dilersen diye konuşması ve o kişiyi Allah’a farkında olmadan denk koşması ki, tehlikeli bir sözdür. Kişi “ senin sayende- sen olmasaydın- sen el atmasaydın- sen dilersen olur ” gibi sözlerle kişiyi "her işi o yapanmış" gibi Allah’a denk koşmasıdır.
[قُلْ إِنَّمَا أَنَا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يُوحَى إِلَيَّ أَنَّمَا إِلَهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ فَمَن كَانَ يَرْجُو لِقَاء رَبِّهِ فَلْيَعْمَلْ عَمَلًا صَالِحًا وَلَا يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّهِ أَحَدًا
1. Delil : “De ki Ben de ancak sizin gibi bir beşerim. Yalnız bana ilahınızın ancak tek bir ilah olduğu vahy ediliyor. Artık kim Rabb'ine kavuşmayı ümit ediyorsa; Salih bir amel işlesin ve Rabb'ine ibadetinde kimseyi ortak koşmasın." (Kehf, 110)
Delil Cümlemiz : “..kim Rabb'ine kavuşmayı ümit ediyorsa; Salih bir amel işlesin ve Rabb'ine ibadetinde kimseyi ortak koşmasın."
Açıklama : Müslüman bir işe başlarken ilkin Allah dilerse sonra da filan veya sen dilersen demelidir. Aksi halde ameline şirk katmış olur. Müslüman bilmeli ki Allah diledikten sonra kimse Allah’ın dilemesini ortadan kaldıramaz. Allah bir şeyi diledi mi o oluverir.
2-İNSANIN ALLAH İLE KENDİ ARASINDA yardım DİLEDİĞİ, TEVEKKÜL ETTİĞİ, DUADA YÖNELDİĞİ VASITALAR [b][u][8] KILMASI İMANI BOZAR :[/u][/b]
İnsanın, Allah dışında birilerini vasıta kılmasıdır. Günümüz insanın en çok yaptığı ameldir. Bu dua şekli iki şekildedir.
a- Allah’a yönelerek dua etmeyip direk peygamberlere, nebilere, salihlere, velilere, seyyidlere, ölülere, türbelerde yatırlara doğru duada yönelerek şirk işlemektir.
Örnek, “Ya Muhammed şifa ver, sıkıntımı gider, rızkımı gönder. Ya seyyidim dertlerime derman ver, başımdaki şu sıkıntımı al. Ya Abdulkadir Geylani şu şu işimi hayra çevir. Ey yüce gök kurtar beni, ey yüce güç sen yardımcımsın ” gibi dualarla dua etmektir. Bu dua şekli şirki duadır ve icma ile küfürdür.[9] Bu amel ebedi cehennem getiren bir ameldir.
b- Bir peygamberin, nebinin, seyyidin, efendinin, Allah katında faziletli olduğunu düşünerek ihtiyaçları, sıkıntıları, dertleri, Allah katında gideren defeden olarak onu görmekle işlenen şirktir.
Örnek, “Ey Seyyidim, Ey Efendim, Ey Abdulkadir Geylani hazretleri bana Allah katında yardım et, şifa ver, beni azabdan koru ” gibi dualarla Allah ile kendi arasında vasıta (aracı) kılmakla meydana gelen şirktir. Bu duayı (ibadeti) başkasına yapmaktır ki bu şirktir ve icma ile küfürdür. Çünkü kişi Allah dışında birinin duayı işittiğine ve duasına icabet ettiğine inandığı takdirde onu ilah konumuna koymuş olur ki bunun şirk olduğunda ihtilaf yoktur.[10]
[له دَعْوَةُ الْحَقِّ وَالَّذِينَ يَدْعُونَ مِن دُونِهِ لاَ يَسْتَجِيبُونَ لَهُم بِشَيْءٍ
1.Delil : “Hak olan davet yalnız O’nadır. O’nu bırakıp çağırdıkları ise, kendilerine hiçbir şekilde cevab veremezler.”(Rad 14)
Delil Cümlemiz : “…………O’nu bırakıp çağırdıkları ise, kendilerine hiçbir şekilde cevab veremezler.”
Açıklama : “Ayetten, Allah dışında duaya layık görülen, ibadet edilen kim varsa asla fayda ve zarar veremediklerini, fayda ve zarar verenin ancak Allah olduğunu, Allah ile kul arasında duada asla kimsenin olamayacağını öğreniyoruz.”
[وَلاَ تَدْعُ مِن دُونِ اللّهِ مَا لاَ يَنفَعُكَ وَلاَ يَضُرُّكَ فَإِن فَعَلْتَ فَإِنَّكَ إِذًا مِّنَ الظَّالِمِينَ
2.Delil : “Allah’tan başka (zatlara ölülere seyyidlere) sana fayda ve zarar vermeyen şeylere de ibadet etme. Eğer böyle yaparsan, o takdirde şubhesiz ki sen zalimlerden olursun.” (Yunus, 106)
Delil Cümlemiz : “Allah’tan başka (zatlara-ölülere-seyyidlere) sana fayda ve zarar vermeyen şeylere de ibadet etme............”
Açıklama : Ayet açık bir ifade ile Allah dışında kime yönelerek dua (ibadet) edilirse bunun fayda ve zarar vermediğini, bunun da şirk olduğunu beyan eder.
[فَلَا تَدْعُ مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ فَتَكُونَ مِنَ الْمُعَذَّبِينَ
3.Delil : “Allah ile birlikte başka bir İlah dua etme. O takdirde azab edilenlerden olursun.” (Şuara, 213)
Delil Cümlemiz : Ayetin tümü delil cümlemizdir.
Açıklama : Allah ayetinde, Allah dışında birine dua edildiği takdirde bu duanın şirk olduğunu beyan eder.[11]
3-MUŞRİKLERİ ŞİRK EHLİ GÖRMEMEK, ŞİRKLERİNDE ŞUBHEYE DÜŞMEK VEYA YOLLARINI DOĞRULAMAK İMANI BOZAR.[b][12][/b]
Muşrikleri ve akidelerini [13] şirk saymamak ve şirklerinde tereddüt etmek, gittikleri yolu desteklemek insanı muşrik eder. Yahudilerin, Hıristiyanların, Allah’ın şeriatı ile hükmetmeyenlerin, küfründe şubhe duymak onları doğrulamak küfürdür. Onların belirledikleri sistemleri, menhecleri, yolları benimsemek, desteklemek küfürdür.
[يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى أَوْلِيَاء بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاء بَعْضٍ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَإِنَّهُ مِنْهُمْ إِنَّ اللّهَ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ
1.Delil: “Ey İman edenler, Yahudileri de Hıristiyanları da dostlar edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar.” (Maide 51)
Delil Cümlemiz : “………………….Yahudileri de Hıristiyanları da dostlar edinmeyin.”
Açıklama : “Ayet, Yahudilerin, Hıristiyanların, muşriklerin, asla dost-sevilen-desteklenen olmaması gerektiğini beyan eder. ”
[فَمَنْ يَكْفُرْ بِالطَّاغُوتِ وَيُؤْمِن بِاللّهِ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقَىَ لاَ انفِصَامَ لَهَا
2. Delil : “Kim Tağutu inkar sonra da Allah’a iman ederse sapasağlam bir kulpa yapışmış olur.” (Bakara, 256)
Delil Cümlemiz : “ ….Tağutu inkar sonra da Allah’a iman ederse…”
Açıklama : Allah ilkin Tağutun (şeytan-küfür-Allah dışında tapılan varlıklar, Allah’a isyana çağıran her kişi ve sistem) inkar edilmesini sonra da Allah’a iman edilmesini emretmektedir. Tağut inkar edilmeden iman gerçekleşmez.
3. Delil : Rasulullah (s.a.v.) : “Herkim Allah’tan başka hak üzere bir ilah olmadığını kabul eder ve Allah’ın dışında kendisine ibadet edilen her şeyi inkar ederse, artık onun kanı ve malı (diğer Müslümanlara) haram olmuştur.” (İmam Muslim )
Delil Cümlemiz : “……………Allah’ın dışında kendisine ibadet edilen her şeyi inkar ederse,…”
Açıklama: Allah Rasulu, Allah dışında tapılanların, muşriklerin, küfür ehlinin asla inkar edilmesi gerektiğini söylemektedir.[14]
4. Delil : Rasulullah (s.a.v.) : “Allah muşrik birinin müslüman olduktan sonra muşrikleri terk edip müslümanlara dönmedikçe yaptığı ameli kabul etmez.” (Nesai ve diğer sünen kaynakları / senedi ceyyid )
Delil Cümlemiz : “…….muşrikleri terk edip müslümanlara dönmedikçe yaptığı ameli kabul etmez.”
Açıklama : Rasulullah müslüman olmuş bir muşrikin, muşrikleri terk etmedikçe onun amelini kabul etmeyeceğini söylemekle müşriklerden uzak kalmanın önemini beyan etmektedir.
4- ALLAH RASULUNUN GETİRDİĞİ TERTEMİZ SÜNNET [b][u][15] YOLUNDAN DAHA ÜSTÜN, BİR YOL-SİSTEM OLDUĞUNA İNANMAK İMANI BOZAR :[/u][/b]
Bir kimsenin Rasulullah’ın getirdiği saf ve tertemiz sahih sünnet yolunu, ortaya koyduğu tertemiz ameli, söylediği şerefli sözü hakir görerek, basite indirerek bir başka yolu, ameli üstün görmesi-tutması durumunda düştüğü küfürdür. Kim Allah Rasulunun ortaya koyduğu tertemiz sünnet yolunu, şeriat yolunu bir başka yolla kıyas ederek hafif görürse icma ile kafirdir.[16] Diyelim ki; Tağutun hükmünü Allah ve Rasulunun hükmü önüne geçirmesi, Rasulullah’ın sünnetinden dışarı çıkma hakkım vardır demesi, Rasulullah’ın hükmü beni ilgilendirmez ben batılı kanunları üstün görürüm diyerek düşünmesi, Yahudilerin ve Hıristiyanların dinini-yollarını şeriattan üstün görmesi, beşeri bir kanunu-düşünceyi Kuran ve sünnetten öne alması, karşılıklı rıda oldukça zina suç değildir inancını savunması, günümüzde hırsızın elini kesmek çağdışılıktır düşüncesi benimsemesi gibi ... [17]
[أَلَمْ يَعْلَمُواْ أَنَّهُ مَن يُحَادِدِ اللّهَ وَرَسُولَهُ فَأَنَّ لَهُ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِدًا فِيهَا ذَلِكَ الْخِزْيُ الْعَظِيمُ
1. Delil : “Hala bilmezler mi ki, Kim Allah’a ve Rasulüne karşı sınır mucadelesine kalkışırsa ona, içinde ebedi kalacağı cehennem ateşi vardır.” (Tevbe 63)
Delil Cümlemiz : “…Kim Allah’a ve Rasulune karşı sınır mucadelesine kalkışırsa…….”
Açıklama : ”Ayetten, Allah ve Rasulunun koyduğu hükümler -emirler- karşısında hüküm koyanların, kanun belirleyenlerin, bir başka dini veya ideolojiyi üstün görenlerin imanı olmadığını öğreniyoruz.
[ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ كَرِهُوا مَا أَنزَلَ اللَّهُ فَأَحْبَطَ أَعْمَالَهُمْ
2. Delil : “Onlar, Allah’ın indirdiğini hoş görmediler. Bundan dolayı amellerini boşa çıkartmıştır. ” (Muhammed 9)
Delil Cümlemiz : “ Allah’ın indirdiğini hoş görmediler. Bundan dolayı amellerini boşa çıkartmıştır.”
Açıklama : Allah, indirdiği hükümleri hoş görmeyenleri kafirler olarak kitabında zikretmiştir. Bir kimse Allah ve Rasulunun emrettiklerin hoş görmediği takdirde küfre düşer.
[يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ أَطِيعُواْ اللّهَ وَأَطِيعُواْ الرَّسُولَ وَأُوْلِي الأَمْرِ مِنكُمْ فَإِن تَنَازَعْتُمْ فِي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى اللّهِ وَالرَّسُولِ إِن كُنتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ ذَلِكَ خَيْرٌ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلاً
3. Delil : ”Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah’a ve ahirat gününe inanıyorsanız onu Allah’a ve Rasulune götürün, bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir. ” (Nisa, 59)
Delil Cümlemiz : ”……………… onu Allah’a ve Rasulune götürün, bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir. ”
Açıklama : Allah ve ahirate iman eden müslüman gerçekten imanında ihlaslı ise ihtilafa düştüğü bir meseleyi Alalh ve Rasulune götürmek zorundadır. Bir kimse Allah ve Rasulünün şeriatını en üstün şeriat, yol, nizam görmediği müddetçe dini ve imanı istikamet etmez.
4. Delil : “Sözlerin en güzeli Allah’ın, yolların en güzeli de Muhammed’indir. ” (Muslim ve diğer sünen kaynakları)
Delil cümlemiz : “………..yolların en güzeli de Muhammed’indir. ”
Açıklama : Rasulullah (s.a.v.) hadislerinde çok açık bir dille yolunun en güzel yol olduğunu beyan eder. Yoldan maksad; Rasulullah’ın sözlerini, amellerini, takrirlerini içeren sünnetidir.[18]
5- ALLAH RASULUNDEN GELEN BİR SÖZE-AMELE BUĞZETMEK, BU BUĞZ EDİLEN AMEL KİŞİ TARAFINDAN YAPILSA BİLE İMANI BOZAR:
İnsanın, Allah Rasulunden duyduğu bir söze, amele, itikadi prensibe, ameli bir ibadete, yasaklanan bir emre, bu söylenenleri bizzat amel etse de buğz etmesi durumunda imanı bozulur. Zira her insan Rasulullah’dan gelene iman etmeli, kalben doğrulamalı, hükmünü ameli olarak uygulamalıdır. Rasulullah’ın sünneti vahiy hükmündedir. Ehli sünnet kuran ve sünneti iki vahiy görür. Zira Rasulullah hevasından asla konuşmaz. Onun konuşması ancak Allah’ın emri iledir. [19] İki kadının bir erkeğe denk olmasını inkar eden, sakalı uzattığı halde hakir gören, Rasulullah’ın iki elini rüku öncesi ve sonrası kaldırmasını inkar eden veya bu sünneti küçümseyen bir kimse gibi.
[ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ كَرِهُوا مَا أَنزَلَ اللَّهُ فَأَحْبَطَ أَعْمَالَهُمْ
1. Delil : “Onlar, Allah’ın (Muhammed’e) indirdiği Kuran’dan hoşlanmayıp onu yalanladılar. Bundan dolayı Allah, onların amellerini boşa çıkardı.” (Muhammed 9)
Delil Cümlemiz : “………Allah’ın (Muhammed’e) indirdiği Kuran’dan hoşlanmayıp onu yalanladılar..”
Açıklama : “Ayetten, Kuran’a buğzedenlerin, onu inkar edenlerin, hükmünü istemeyenlerin imanı olmadığını öğreniyoruz.”
2. Delil : Rasulullah (s.a.v.) “ Kim muhlis bir kalble La İlahe İllAllah derse cennete girer. ” (Ahmed bin Hanbel; İbn Hibban )
Delil Cümlemiz : “ Kim muhlis bir kalble La İlahe İllallah derse……….”
Açıklama : Muhlis kalble iman ve amel eden munafıklıktan kurtulur. Kişinin İslamın veya Rasulullah’ın bir amelini yaparken muhlis bir kalble yapması durumunda cennete girmesi mümkündür. Müslüman Rasulululah’tan gelen bir sözü ve ameli hem kalbiyle hem de ameliyle kabullenmelidir.
6- RASULULLAH’IN DİNİNDEN SAYILAN CENNETİN SEVAB CEHENNEMİNDE CEZA YERİ OLDUĞU GİBİ HUSUSLARLA ALAY ETMEK İMANI BOZAR :
Rasulullah’ın dininden bir emirle, hükümle, alay etmek, sakalla, el kesmekle, şeriatla, cennetle alay etmek icma ile küfürdür. Bir kimse cennet müminlerin gideceği bir yerde bizlerin gideceği yerde cehennem mi diyerek cennet ve cehennemle alay etse küfre düşer. Zira bu Allah ayetiyle alay etmektir. Munafıklar Tebuk Gazvesinde Rasulullah ve ashabı hakkında “Onlar gibi çok yiyenler, yalan konuşanlar, düşman önünde onlardan daha korkaklar yoktur ” demiş alay etmişler Allah da şu ayeti indirmiştir. [20]
[قُلْ أَبِاللّهِ وَآيَاتِهِ وَرَسُولِهِ كُنتُمْ تَسْتَهْزِؤُونَ لاَ تَعْتَذِرُواْ قَدْ كَفَرْتُم بَعْدَ إِيمَانِكُمْ
1. Delil : “(Ey Muhammed! Onlara) de ki: Siz, Allah ile, âyetleri ile ve elçisiyle mi alay ediyordunuz? Hiç özür dilemeyin. Çünkü siz, alay ettiğiniz bu sözünüzle îmân ettikten sonra kâfir oldunuz.” (Tevbe : 65-66)
Delil Cümlemiz : “………elçisiyle mi alay ediyordunuz?...................................... ...”
Açıklama : Munafıklar Rasulullah ve ashabıyla yukarıda söylediğimiz şekilde alay etmişlerdi, peki Diniyle alay edenin durumu nasıl olur kardeşim?
[ذَلِكَ جَزَاؤُهُمْ جَهَنَّمُ بِمَا كَفَرُوا وَاتَّخَذُوا آيَاتِي وَرُسُلِي هُزُوًا
2. Delil : “ İşte böyle onların cezası kafir oldukları, ayetlerimi ve peygamberlerimi alaya aldıkları için, cehennemdir. ” (Kehf, 106)
Delil Cümlemiz : “…ayetlerimi ve peygamberlerimi alaya aldıkları için…..”
Açıklama : Allah ayeti, ayetleri ve Rasulleri alaya alanların akıbetini çok açık beyan eder.
7- SİHİR YAPMAK, ONA RADI OLMAK İMANI BOZAR :
İnsanın Sihirle Uğraşması, Yapanların Yanına Giderek Doğrulaması, Radı Olması, imanı bozar. Sihirbazlar kişiye sihir yaparak zevcesinden ayıra bilmekteler, kişiye rahatsızlık-hastalık tattırabilmekteler, sihirle bir başksına zarar verdirebilmekteler. Sihirbazların insan üzerindeki etkileri Allah’ın izniyledir. Sihirbaz, cin şeytanlarla bağ kurarak şeytani ameller yapar. [21]
[وَمَا أُنزِلَ عَلَى الْمَلَكَيْنِ بِبَابِلَ هَارُوتَ وَمَارُوتَ وَمَا يُعَلِّمَانِ مِنْ أَحَدٍ حَتَّى يَقُولاَ إِنَّمَا نَحْنُ فِتْنَةٌ
1. Delili: “Oysa o iki melek, (Hârût ve Mârût) insanlara (nasihat ederek sihri öğrenmemeyi îkâz eder ve) : ‘Biz ancak imtihan için gönderildik, sakın sihri öğrenerek şeytanlara itaat edip kâfir olma demedikçe de hiç kimseye sihir ilmini öğretmezlerdi” (Bakara 102)
Delil Cümlemiz : “……sakın sihri öğrenerek şeytanlara itaat edip kâfir olma» demedikçe de hiç kimseye sihir ilmini öğretmezlerdi ”
Açıklama : İki melek, Harut ve Marut insanlara nasihat ederek bildikleri sihir öğretmezlerdi. Öğrettiklerine de sakın şeytan yolunda giderek, ona itaat ederek küfre düşmeyin diyerek uyarırlardı.
[وَلَـكِنَّ الشَّيْاطِينَ كَفَرُواْ يُعَلِّمُونَ النَّاسَ السِّحْرَ
2. Delil : “Lakin şeytanlar kafir oldular. Çünkü insanlara sihri öğretiyorlardı.” (Bakara, 102)
Delil Cümlemiz : “Ayetin tümü delil cümlemizdir.
Açıklama : Allah Şeytanların kafir olduklarını, sebebinin de İnsanlara sihir öğretmeleri olduğunu beyan etmektedir.
3.Delil : Rasulullah (s.a.v.) : “Yedi helak edici şeyden kaçınınız, Allah’a şirk (eş) koşmak, sihir yapmak ve……..” (Muslim)
Delil Cümlemiz“………sihir yapmak………….”
Açıklama : Rasulullah (s.a.v.) sihir yapmanın helak edici olduğunu beyan ederken, Allah’a şirk koşmak olduğunu da söylemektedir.
8- MUŞRİKLERE SEVGİ GÖSTERMEK, MÜSLÜMANLAR KARŞISINDA ONLARA DESTEK VERMEK, İMANI BOZAR :
Kafirlere ve dostlarına sevgi duymak, onları desteklemek, yollarında gitmek, müslümanlara karşı mücadelelerinde onlara yardım etmek, kişiyi kafir eder.
Kafirlere yapılan yardım müslümanların gücünü, izzetini, nusretini, mücadelelerini kırıyorsa yapılan yardım ve destek kişiyi kafir eder. Kafirleri izzetli müslümanları zelil kılacak her söz ve amel kafirlere destek hükmündedir.
Günümüzde bazıları müslümanların İslam uğrandaki izzetlerine leke, kafirlerin İslam önündeki düşmanlıklarına destek verebilmekteler. Kafirler karşısında hoşgörü ilkesini bilenler, Müslümanlar karşısında nefret tohumlarını ekebilmekteler.
[يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى أَوْلِيَاء بَعْضُهُمْ أَوْلِيَاء بَعْضٍ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَإِنَّهُ مِنْهُمْ إِنَّ اللّهَ لاَ يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ
1. Delil : “Sizden her kim, onları (Yahûdî ve Hıristiyanları) dost edinirse, o da onlardandır. Şubhesiz ki Allah, (kâfirleri dost edinen) zâlimleri asla doğru yola iletmez.” (Mâide 51)
Delil Cümlemiz : “…………………….Yahûdî ve Hıristiyanları dost edinirse, o da onlardandır………………”
Açıklama : Allah Yahudileri ve Hıristiyanları dostlar edinmemek gerektiğini beyan eder.
[يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَتَّخِذُواْ الَّذِينَ اتَّخَذُواْ دِينَكُمْ هُزُوًا وَلَعِبًا مِّنَ الَّذِينَ أُوتُواْ الْكِتَابَ مِن قَبْلِكُمْ وَالْكُفَّارَ أَوْلِيَاء وَاتَّقُواْ اللّهَ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ
2. Delil : “Ey iman edenler ! sizden evvel kendilerine kitab verilenlerden dininizi bir eğlence ve bir oyuncak edinenleri ve kafirleri veli edinmeyin.” (Maide, 57)
Delil Cümlemiz : “ …………..dininizi bir eğlence ve bir oyuncak edinenleri ve kafirleri veli edinmeyin. ”
Açıklama : Allah, dinimizi oyun ve eğlence edinen kafirleri asla dostlar edinmememiz gerektiğini ortaya koymaktadır.
9- ALLAH’IN ŞERİATININ [b][u][22] VE RASULULLAH’IN ORTAYA KOYDUKLARININ DIŞINA ÇIKILABİLECEĞİNE, MÜSLÜMANIN BUNA HAKKI OLDUĞUNA İNANMAK, İMANI BOZAR :[/u][/b]
İnsanın İslam’ın dışında ki bir başka şeriata, yola, sisteme, nizama, dine, hayat programına uyabileceğine inanması kişiyi kafir eder. Müslüman için İslam ve onun hükümden başka seçeceği bir din ve hüküm yoktur. Her müslümanın Şeriatı, Rasulullah’ın sünnetini yüceltmesi farzdır. Kim Demokrasiyi, Komünizmi, Liberalizmi, Sosyalizmi ve diğer beşeri ideolojileri İslam’ın önüne geçirerek bir başka dine uyma-itaat etme hakkı olduğuna inanırsa kafir olur. Zira bu seçim Allah ve Rasulunun şeriatını dışlamak o batıl şeriatlara uymaktır ki hiçbir alim bunun küfür olduğunda şüphe etmemiştir.
[وَمَن يَبْتَغِ غَيْرَ الإِسْلاَمِ دِينًا فَلَن يُقْبَلَ مِنْهُ وَهُوَ فِي الآخِرَةِ مِنَ الْخَاسِرِينَ
1. Delil : “Her kim, İslâm’dan başka bir dîn ararsa, o dîn ondan asla kabul olunmayacaktır. Ve o, âhiratte hüsrana uğrayanlardan olacaktır.” (Âl-i İmrân 85)
Delil Cümlemiz : “ Her kim, İslâm’dan başka bir dîn ararsa, o dîn ondan asla kabul olunmayacaktır…..”
Açıklama : Ayet, İslam dışında bir dine mensub olanın, şeriatın dışında nizam arayanın, Allah ve Rasulunun emirlerini hiçe sayanların Allah huzurunda hüsrana düşerler.
[وَأَنَّ هَذَا صِرَاطِي مُسْتَقِيماً فَاتَّبِعُوهُ وَلا تَتَّبِعُوا السُّبُلَ فَتَفَرَّقَ بِكُمْ عَنْ سَبِيلِهِ
2. Delil : “Şubhesiz ki bu benim dosdoğru yolumdur. O halde ona uyun. Başak yollara uymayın. Sonra sizi O’nun yolundan ayırırlar.“ (Enam, 153)
Delil Cümlemiz : “ Şubhesiz ki bu benim dosdoğru yolumdur. O halde ona uyun……”
Açıklama : Allah peygambere de ki bu yol (tevhid-iman-sünnet) benim yolumdur, bu yola uyun, asla başka yola uymayın.
3. Delil : Rasulullah (s.a.v.) bir gün ashabının huzurunda bir çizgi çizdi : 'Bu Allah’ın yolu' sonra da sağına soluna çizgiler çizdi ve dedi ki, “ Bunlar şeytanın yolu bu yol üzerinde birer şeytan yoluna davet eder. “ (Ebu Davud, Ahmed, Darimi )
Delil Cümlemiz : “…… “ Bunlar şeytanın yoludur, bu her bir yol üzerinde şeytan (bulunur) yoluna davet eder. “
Açıklama : Kim Allah’ın dininden çıkabileceğine, bu hakkı olduğuna inanırsa kişi küfre düşer.
4. Delil : Müfessirlerin İmamı Mucahid “O, dini dosdoğru tutun, onda ayrılığa düşmeyin, diye dinden Nuh’a tavsiye ettiğini, sana vahyettiğimizi, İbrahim, Musa ve İsa’ya tavsiye ettiğimizi, size de şeriat yaptı. ” ayetinin tefsirinde, diyor ki ; “Ey Muhammed sana bir tek dini emrettik.” ve “Sana ve tüm nebilere bir tek dini emrettik.” demektedir. (İbn Hacer Askalani, Fethu'l Bari şerhu sahihu’l Buhari, İbn Cerir et-Tabari Tefsirinde )
Delil Cümlemiz : “……..diye dinden Nuh’a tavsiye ettiğini, sana vahyettiğimizi,……… size de şeriat yaptı. ”
Açıklama : Allah tüm Rasullere ve nebilere bir tek din olan İslam’ı tavsiye etmiştir. Gelen tüm peygamberlerin dini birdir. Allah’ın emrettiği tek dine tutunmak her müslüman üzerine farzdır. Kim resullerin dini olan İslam’dan başka bir din ararsa ondan kabul edilmez.
10- ALLAH’IN DİNİNDEN, YÜZ ÇEVİRMEK, ÖĞRENMEMEK, AMEL ETMEMEK İMANI BOZAR :
Kişi kendisini müslüman kılan, imanlı eden, şirke götüren, azaba düşüren hükümleri bilmekten-öğrenmekten kaçınması imanını bozar. Kişinin Allah’ın ayetlerinden, emirlerinden, hükümlerinden, yüz çevirmesi, dinini öğrenme hırsı taşımaması, amel etmemesi, İslam zıddına hayat sürmesi kişiyi küfre düşürür. Müslüman dünya ve ahirette kendisini selamete götürecek emirlere hükümlere önem verir, öğrenir, onlarla amel eder ve müslüman kimliğinin izzetini bilir.
[وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنْ ذُكِّرَ بِآياتِ رَبِّهِ ثُمَّ أَعْرَضَ عَنْهَا إِنَّا مِنَ الْمُجْرِمِينَ مُنْتَقِمُونَ
1. Delil : “Kendisine Rabb'inin âyetleri hatırlatıldığı halde, onlardan yüz çevirerek öğüt almayıp kibirlenen kimseden daha zâlim kim olabilir. Şubhesiz ki biz, (âyetlerimizden yüz çevirerek onlardan faydalanmayan) günahkârlardan intikam alacağız.” (Secde 22)
Delil Cümlemiz : “Kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatıldığı halde, onlardan yüz çevirerek öğüt almayıp kibirlenen kimseden daha zâlim kim olabilir…………”
Açıklama : Allah, ayette kendisine Allah ayetleri okunan sonra bu ayetin hükmünden-emrinden yüz çeviren-öğüt almayan bir kimsenin zalim olduğunu beyan etmektedir. Allah ayetlerini öğrenmemek, onlarla amel etmemek ayetler okunduğunda rahatsızlık duymak kişiyi Allah korusun küfre düşürür.
[وَالَّذِينَ كَفَرُوا عَمَّا أُنْذِرُوا مُعْرِضُونَ
2. Delil : “İnkar edenler ise, uyarılıp korkutuldukları şeyden yüz çevirmektedirler. ” (Ahkaf, 3)
Delil Cümlemiz : “ ……………….uyarılıp korkutuldukları şeyden yüz çevirmektedirler. ”
Açıklama : Yüz çevirmek, inkar etmek kafirlerin sıfatlarındandır. Kafirlere Allah’ın ayetleri ve Rasulullah’ın hadisleri öğretildiğinde, hatırlatıldığında hemen yüz çevirirler, dinlememek için kaçınırlar, öğüt almamak için çalışırlar. Bu sıfatlar ayette çok açık beyan edilmektedir.
[وَمَنْ أَعْرَضَ عَنْ ذِكْرِي فَإِنَّ لَهُ مَعِيشَةً ضَنْكا
3. Delil : “Kim de zikrimden yüz çevirirse, gerçekten onun için dar bir geçim vardır.” (Taha, 124)
Delil Cümlemiz : “ ………….zikrimden yüz çevirirse, gerçekten onun için dar bir geçim vardır.”
Açıklama : Allah dünyada kullarının geçim darlığını ayetlerinden yüz çevirmek olarak beyan etmektedir. Eğer kişi Allah ayetinden yüz çevirince dünyada dar geçime düşüyorsa sizce ahirette ki cezası nasıldır ? O halde Allah ayetlerinden yüz çevirenleri, Allah cezalandırmaz mı ?
4. Delil : “ Kişinin kulağını ve kalbini Rasulullah’a çevirmemesi, (Rasulullah’dan gelenleri) ne yalanlaması ne doğrulaması, ne dost ne de düşman bilmesidir. ” (İbn Kayyim, Medarucu’s Salikin)
Delil Cümlemiz : İbn Kayyım’ın tüm sözü.
Açıklama : Kişi dünya ve ahiret selameti taşıyan dinin aslını, temelini öğrenmekten yüz çevirmek, kulak asmamak, hak ve batılı öğrenmek için umursamamak kişinin imanını bozar.
Kulunu bu risalede muvaffak kılan Allah’a hamd olsun.
[2] Rububiyyet : Allah’ın Rabb, yaratan, düzenleyen, hakim, alemi tasarrufu altında bulunduran, yöneten, olarak tanımak ve iman etmektir.
[3]Uluhiyyet: Allah’ın ibadete, kulluğa, itaate, layık tek hak mabud, ilah olarak tanımak ve iman etmektir.
[4] İsim ve sıfatlar: Allah’ın şerefli isimlerinin (Metin-Samed-Hakim-Halık) ve yüce sıfatlarının (Semi, Alim, Basir) tek hak sahibinin Allah olduğunu bilmek Allah’ın zatının benzerliğine inanmamaktır.
[5] Suleyman Ulvan, Şerhu navagidu’l İslam 5
[6] Gavs azamlar : Bazılarına göre, göklerde salihler yaşar ve bu salihler ihtiyaçları-sıkıntıları-dertleri giderir. İşte bu insanlara gavs azamlar denilir. Buna inanmak Allah’ın Rububiyyetinde şirk işlemektir.
[7] 17 Ağustos depreminin ilk günleriydi. İnsanlar depremin henüz acısını atamamışlardı. O gün deprem bölgesinde her cami tıklım tıklım dolmuş, eller Allah’a doğru açılmış, alınlar secde yüzü görmüş ve namaz kılanların sayısı artmıştı. Fakat aradan çok zaman geçmeden insanlar yeniden Allah’a yapmaları gereken kulluğu bırakarak çeşitli varlıklara doğru yöneldiler ve isyan etmeye başladılar. Endonezya’da meydana gelen Tsunami depreminde de aynı şeyleri yaşadık. Tsunami depreminde tüm sahiller Lut kavminin helakı gibi helak olmuşlardı fakat şimdilerde ise sahiller aynı haramlara yönelmişlerdir.
[8] Vasıtalar : insanın sığındığı -dayandığı-andığı- yöneldiği şeyhler-efendiler- babalar evliyalardır. Oysa, müslüman, Allah’a sığınır.
[9] Abdulaziz er-Racihi, Şerhu navagidu’l İslam-5
[10] Abdulaziz er-Racihi, Şerhu navagidu’l İslam-6
[11] Lütfen konumuzla alakalı şu ayetleri de okur musunuz: (Lokman-13, Mûminun 117, Fatır, 13-14, Cin- 18 ve 20, Zumer-38, Bakara-186)
[12] Muşrikleri şirk içinde görmemek kişiyi şirke sokar. Kuran ve sünnet bu hususu açık beyyinelerle açıklamıştır.
[13] Akide: İnsanın kati delillerle inandığı, kabullendiği din düşüncedir. Müslümanın akidesi ehli sünnet akidesidir.
[14] Lütfen konumuzla alakalı şu ayetleri de okur musunuz, (Ali-İmran, 28 / Zuhruf, 26-27 / Tevbe,123 / Mucadele 22 Mumtehine,1)
[15] Sünnet: Allah Rasulunun sözleri, amelleri takrirleridir. Sünnete uymak farzdır.
[16] Abdulaziz er-Racihi, Şerhu navagidu’l İslam, 9 er-Racihi diyor ki; Kim Rasulullah’ın yolundan daha güzel bir yol olduğuna inanırsa veya Rasulullah’ın koyduğu hükümden daha güzel bir hüküm olduğuna inanırsa icma ile kafirdir. Çünkü bu şahıs Allah’ın Rasulu Muhammed olduğuna şehadet etmiş olmaz zira ona şehadet etmek ona itaat etmeyi, bildirdiklerini doğrulamayı, yasaklarından sakınmayı gerektirir.
[17] Zina, içki, faiz, helaldir haram değildir diyerek Allah ve Rasulunun ortaya koyduklarını küçük görmek ve beşeri kanunları üstün görmekle düşülen küfür.
[18] Lütfen konumuzla alakalı şu ayetleri de okur musunuz, Nisa, 60-65
[19] İmam Buhari“ Nebinin Rabb'inden rivayet ettikleri” diyerek başlık atmış ve sünneti Rabb'inden aldığına dair delil getirmiştir.
Darimi, Ebu Davud; Hatib Bağdadi, Abdulber, Mervezi, Evzai yoluyla Hasan bin Atiyye’nin şu sözünü beyan eder “ Cibril, Kuran’ı indirdiği gibi sünneti de indirirdi.” Abdulaziz et- Tarifi Rasulullah’ın sünneti hakkında : “Kuran ve sünnet iki vahiydir.” demektedir (Abdulaziz er-Tarifi Şerhu Navagidu’l İslam 28)
[20] Dinle , şeriatla, alay edenlerle oturmak kişiyi o alay edenlerin safına sokar.
[21] İmam Ebu Hanife, İmam Malik, İmam Ahmed (r.h) sihirbazın tövbesinin asla kabul edilmeyeceğine ve öldürülmesi gerektiği hükmetmişlerdir. (Abdulaziz er-Tarifi Şerhu Navagidu’l İslam 43)
[22] Şeriat: Allah’ın insanoğlu için sunduğu saadet-huzur-yolu-nizamının adıdır.
|
|
|
Zara Larsson & David Guetta – On My Love İngilizce Şarkı Sözleri & Türkçe Çevirisi |
|
Yazar: RasitTunca - 12-01-2023, 07:51 PM - Forum: Şiirler Şarkılar
- Yorum Yok
|
 |
Zara Larsson & David Guetta – On My Love İngilizce Şarkı Sözleri & Türkçe Çevirisi
(That’s on my love)
– (Bu benim aşkım üzerine)
(That’s on my love)
– (Bu benim aşkım üzerine)
Now, I don’t need the time to make up my mind (yeah, yeah)
– Şimdi, karar vermek için zamana ihtiyacım yok (evet, evet)
That’s on my love (yeah)
– Bu benim aşkım üzerine (evet)
That’s on my love (yeah), yeah
– Bu benim aşkım üzerine (evet), evet
Hear my pain, can you hear my prayer?
– Acımı duy, duamı duyabiliyor musun?
Take my breath, can you take me there? (Yeah)
– Nefesimi tut, beni oraya götürür müsün? (Evet)
That’s on my love, yeah, yeah
– Bu benim aşkım üzerine, evet, evet
Into the dark, into the light, baby, I go
– Karanlığa, ışığa bebeğim, gidiyorum
Whether it’s wrong, whether it’s right, I will follow
– Yanlış olup olmadığı, doğru olup olmadığı, takip edeceğim
I’ll pay the price, I’ll sacrifice
– Bedelini ödeyeceğim, fedakarlık edeceğim
That’s on my love, yeah
– Bu benim aşkım üzerine, evet
On my love, on my love
– Aşkım üzerine, aşkım üzerine
I put that on my, on my love, on my love
– Bunu benim, aşkımın, aşkımın üzerine koydum
I put that on my love
– Bunu aşkımın üzerine koydum
I put that on my love
– Bunu aşkımın üzerine koydum
On my love, on my love
– Aşkım üzerine, aşkım üzerine
I put that on my, on my love, on my love
– Bunu benim, aşkımın, aşkımın üzerine koydum
I put that on my love
– Bunu aşkımın üzerine koydum
I put that on my love
– Bunu aşkımın üzerine koydum
That’s on my love
– Bu benim aşkım üzerine
That’s on my love
– Bu benim aşkım üzerine
I still need you deep in my heart (yeah, yeah)
– Hala kalbimin derinliklerinde sana ihtiyacım var (evet, evet)
That’s on my love (yeah)
– Bu benim aşkım üzerine (evet)
That’s on my love (yeah), yeah
– Bu benim aşkım üzerine (evet), evet
You’re the one thing I can’t escape
– Kaçamayacağım tek şey sensin
You’re the fire to my warm embrace, yeah
– Sen benim sıcak kucaklamamın ateşisin, evet
That’s on my love
– Bu benim aşkım üzerine
Into the dark, into the light, baby, I go
– Karanlığa, ışığa bebeğim, gidiyorum
Whether it’s wrong, whether it’s right, I will follow
– Yanlış olup olmadığı, doğru olup olmadığı, takip edeceğim
I’ll pay the price, I’ll sacrifice
– Bedelini ödeyeceğim, fedakarlık edeceğim
That’s on my love, yeah
– Bu benim aşkım üzerine, evet
On my love, on my love
– Aşkım üzerine, aşkım üzerine
I put that on my, on my love, on my love
– Bunu benim, aşkımın, aşkımın üzerine koydum
I put that on my love (I put that on my love)
– Bunu aşkıma koydum (Bunu aşkıma koydum)
I put that on my love (I put that on my love)
– Bunu aşkıma koydum (Bunu aşkıma koydum)
On my love, on my love
– Aşkım üzerine, aşkım üzerine
I put that on my, on my love, on my love
– Bunu benim, aşkımın, aşkımın üzerine koydum
I put that on my love (my love)
– Bunu aşkıma koydum (aşkım)
I put that on my love (I put that on my love)
– Bunu aşkıma koydum (Bunu aşkıma koydum)
(That’s on my love)
– (Bu benim aşkım üzerine)
(That’s on my love) I put that on my love
– (Bu benim aşkımın üzerine) Bunu aşkımın üzerine koydum
I put that on my love
– Bunu aşkımın üzerine koydum
On my love, on my love
– Aşkım üzerine, aşkım üzerine
I put that on my, on my love, on my love
– Bunu benim, aşkımın, aşkımın üzerine koydum
I put that on my love (my love)
– Bunu aşkıma koydum (aşkım)
I put that on my love (I put that on my love)
– Bunu aşkıma koydum (Bunu aşkıma koydum)
|
|
|
Cihan Ünal Kimdir? Biyografisi |
|
Yazar: RasitTunca - 12-01-2023, 01:40 AM - Forum: Biyografiler
- Yorum Yok
|
 |
Cihan Ünal Kimdir? Biyografisi
Yalnız Kurt dizisinde Kumandan Davut Bahadır Cihan Ünal Kimdir? Biyografisi
Cihan Ünal (d. 22 Ocak 1946, Kastamonu), Türk oyuncu ve seslendirme sanatçısıdır.[2]
Hayatı
İlkokulu Tosya ve Kırıkkale’de okudu. Ortaokulu Ankara Cebeci Ortaokulu'nda ve liseyi Kurtuluş Lisesi'nde bitirdi. 1960-1964 yıllarında Ankara Radyosu'nun Çocuk Kulübü'nde, eğitim programları ve radyo tiyatrolarında çocuk seslendirme sanatçısı olarak çalıştı.
Yine aynı yıllarda çocuk tiyatrosu ve özel tiyatrolarda amatör olarak oyunculuk yaptı. 1962 yılınd89a Ankara Halkevi'nde tiyatro kurslarına katıldı. Ardından aynı kurumda oyunculuk yaptı. Nüzhet Şenbay, Nurettin Sevin, Suat Taşer, Haldun Marlalı ve Mahir Canova'dan eğitim aldı. Ayrıca Suat Taşer’in yönettiği Öteye Doğru başlıklı oyunda başrolde oynadı. 1963-1964 yılları arasında Ankara Devlet Tiyatrosu oyunlarında küçük rollerde görev aldı. 1964 yılında Ankara Devlet Konservatuvarı'na girdi.
1969'da konsevatuvarın tiyatro bölümününde mezun oldu ve aynı yıl Ankara Devlet Tiyatrosu'nda oyuncu olarak göreve başladı. İlk sinema rolünü 1971 yılında Damdaki Kemancı filminde oynadı. İkinci defa oynadığı sinema filmi ilk Türk korku klasiklerinden olan Şeytan oldu. 1971-1973 yılları arasında Ankara Devlet Konservatuvarı oyunculuk bölümünde Cüneyt Gökçer’in asistanlığını yaptı. 1973-1982 yıllarında yine aynı okulda öğretim görevlisi olarak diksiyon, mimik, rol ve sahne derslerine girdi.
1982 yılında British Council bursu ve Ankara Devlet Tiyatroları bilgi-görgü hakkı ile Londra’ya gitti. Burada Ulusal Kraliyet Tiyatrosu ve Royal Shakespeare Company’de çeşitli provalara katılarak eğitimini devam ettirdi. Yine Londra’da misafir eğitmen olarak Kraliyet Dramatik Sanatlar Akademisi'nde bulundu. 1983 yılına kadar Ankara Devlet Tiyatrosu'nda çalıştı. 1987-2000 yılları arasında Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı tiyatro bölümünde rol, diksiyon, mimik ve sahne dersleri verdi.
1992 British Council ve Royal Shakespeare Company’nin davetlisi olarak Stratford’da ses ve nefes seminerlerine katıldı. 1997'de özel bir diksiyon ve spikerlik kursunda öğretmenlik yaptı. 1999 yılında Yeditepe Üniversitesi'nde oyunculuk ve diksiyon derslerine girdi. 2000 yılından beri görev yaptığı Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda, 2001 yılında tiyatro anasanat dalı başkanı oldu.
Ankara Devlet Tiyatrosu sanatçısı Hepşen Akar'ın kardeşi olan Cihan Ünal, ilk evliliğini Sabiha Tarhan ile yaptı. Bu evlilikten Irmak adında bir kızı oldu. İkinci evliliğini ise Mine filminin setinde tanıştığı Türkân Şoray ile yaptı. Bu evlilikten Yağmur adında bir kızı daha oldu.
Cihan Ünal, İngiltere merkezli Centre for Performance Research ve Tiyatro Oyuncuları Derneği üyesidir.
KISACA HAKKINDA
Cihan Ünal
Doğum 22 Ocak 1946 (77 yaşında)
Taşköprü, Kastamonu, Türkiye
Meslek Oyuncu, seslendirme sanatçısı
Etkin yıllar 1960-günümüz
Evlilik Sabiha Tarhan
(e. 1970; b. 1978)
Türkân Şoray
(e. 1983; b. 1987)
? (e. ?–?)
Nazlı Tazebay
(e. 2000; b. 2002)
Çocuk(lar) 2; Irmak Ünal, Yağmur Ünal[1]
Tiyatro oyunları
Rol aldığı bazı oyunlar
Devlet Tiyatroları - 1980
1963: Julius Sezar, William Shakespeare - Ankara Devlet Tiyatrosu
1964: Peter Pan, James Matthew Barrie - Ankara Devlet Tiyatrosu
1964: Rüya Oyunu, August Strindberg - Ankara Devlet Tiyatrosu
1967: Bir Bardak Su Yahut Sebeb ve Neticeler, Eugène Scribe - Ankara Devlet Tiyatrosu
1968: Andromak, Jean Racine - Ankara Devlet Tiyatrosu
1969: Damdaki Kemancı: Sholom Aleichem - Ankara Devlet Tiyatrosu
1970: IV. Murat, Turan Oflazoğlu - Ankara Devlet Tiyatrosu
1971: Romeo ile Juliet, William Shakespeare - Ankara Devlet Tiyatrosu
1971: Becket Yahut Tanrılarının Şerefi: Jean Anouilh - Ankara Devlet Tiyatrosu
1971: Mança'lı Don Kişot: Dale Wasserman - Ankara Devlet Tiyatrosu
1972: Hastalık Hastası, Moliere - Ankara Devlet Tiyatrosu
1972: Fatih, Turan Oflazoğlu - Ankara Devlet Tiyatrosu
1973: Bu Hesapta Yoktu, Nikolay Ostrovski - Ankara Devlet Tiyatrosu
1974: Yunus Emre, Recep Bilginer - Ankara Devlet Tiyatrosu
1976: Sevgili Doktor, Neil Simon / Anton Çehov - Ankara Devlet Tiyatrosu
1976: My Fair Lady: Alan Jay Lerner - Ankara Devlet Tiyatrosu
1977: Harould ve Maude, Colin Higgins - Ankara Devlet Tiyatrosu
1978: Özgürlüğüne Kavuşturulan Don Kişot, Anatoli Lunaçarski - Ankara Devlet Tiyatrosu
1980: Bağdat Hatun, Güngör Dilmen - Ankara Devlet Tiyatrosu
1979 Egemen Bostancı Tiyatrosu
1979: Yedi Kocalı Hürmüz: Sadık Şendil - Egemen Bostancı Tiyatrosu
1989-1995 İstanbul Şehir Tiyatrosu
1989: Evita: Andrew Lloyd Webber / Tim Rice - İstanbul Şehir Tiyatrosu
1994: Vanya Dayı: Anton Çehov - İstanbul Şehir Tiyatrosu
Dormen Tiyatrosu
1991: Günaydın Mr. Weill, Haldun Dormen - Dormen Tiyatrosu
İstanbul Devlet Opera ve Balesi
Şen Dul
Tiyatro İstanbul
Çetin Ceviz
Aktör Kean, Raymond Fitz Simons - Tiyatro İstanbul (1996)
Yeni Baştan
Sanat-(Art)
Bu Adreste Bulunamadı
Dönme Dolap
Altı Haftada Altı Dans Dersi
Yönettiği oyunlar
1975: Sihirli Kelimeler, Karl Herz Gies - Ankara Devlet Tiyatrosu
2008: Altı Haftada Altı Dans Dersi, Richard Alfieri - Tiyatro İstanbul
Filmografisi
1971: Damdaki Kemancı
1974: Şeytan
1975: Yargıç ve Celladı
1977: Gül ve Bülbül
1980: IV. Murat
1987: Kuruluş "Osmancık"
1981: Herhangi Bir Kadın
1982: Seni Kalbime Gömdüm
1982: Mine
1983: Seni Seviyorum
1985: Bir Kadın Bir Hayat
1983: İhtiras Fırtınası
1984: Bir Sevgi İstiyorum
1985: Körebe
1982: O Kadın
1982: Gazap Rüzgarları
1987: Kalbimdeki Düşman
1988: Gece Dansı Tutsakları
2001: Nisan Yağmuru
2004: Kadın İsterse
2007: Aşk Yeniden
2016: Muhteşem Yüzyıl Kösem
2017: Söz (Büyük Bey)
2018: Bir Mucize Olsun
2018: Kafalar Karışık (Ünal)
2022: Yalnız Kurt (Davut Bahadır)
Yurtdışı Çalışmaları
1971: Damdaki Kemancı müzikali ile Yunanistan (Atina) Pire’de on beş günlük turne
1972: Don Kişot müzikali ile Yunanistan Pire’ye turne.
1981: Bağdat Hatun adlı oyun ile Almanya ve Yugoslavya (Üsküp) turnesi.
1981: Kral Lear adlı oyun ile Bulgaristan-Sofya Tiyatro Festivali
1982: 4. Murat adlı oyun ile UNESCO Haftası dolayısıyla Paris turnesi.
1985: Mine adlı film ile Moskova Film Festivaline katıldı.
1992: Aktör Kean İstanbul şehir Tiyatroları ile KKTC Turnesi.
1994: Aktör Kean adlı oyun ile Azerbaycan - Bakü Turnesi.
Ödülleri
1972: 4. Murat ve Becket rolleriyle Ankara Sanat Sevenler Derneği En İyi Erkek Oyuncu Ödülü
1973: Fatih rolüyle Ankara Gazeteciler Cemiyeti En İyi Aktör Ödülü
1985: Hürriyet Gazetesi - Altın Kelebek, Sinemada En İyi Erkek Oyuncu Ödülü
1997: Aktör Kean rolüyle Avni Dilligil En iyi Aktör Ödülü
1999: 4. Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri En Başarılı Erkek Oyuncu, Sanat’taki (Art) rolüyle
2000: Türk Dil Kurumu Özel Ödülü
2003: 2004 Akademik yılı Hacettepe Üniversitesi “Sanat Ödülü”
Kaynak ve Dipnotlar
Wikipedia
|
|
|
Murat Han Kimdir? Biyografisi |
|
Yazar: RasitTunca - 12-01-2023, 01:24 AM - Forum: Biyografiler
- Yorum Yok
|
 |
Murat Han Kimdir? Biyografisi
Yalnız Kurt'un Doğan Sakınmaz'ı Murat Han kimdir, kaç yaşında, nereli?
Murat Han (d. 1 Mayıs 1975, Ankara), Türk sinema ve dizi oyuncusu.
Hayatı
Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Tiyatro bölümü mezunu olduktan sonra Los Angeles'ta Stella Adler oyunculuk akademisini bitirmiş, 9 yıl kadar Amerika'da yaşamış ve oyunculuk yapmıştır. 2007 yılında ilk filmiyle Altın Portakal ödülü kazandı. Rol aldığı bir diğer film Nurgül Yeşilçay ile oynadığı Vicdan filmidir. Vazgeç Gönlüm, Ömre Bedel, Sensiz Olmaz, Eve Düşen Yıldırım, Sana Bir Sır Vereceğim ve Hatasız Kul Olmaz adlı televizyon dizilerinde başrolü oynamıştır.
Ayrıca 50. Altın Portakal Film Festivali'nde sunuculuğu Özge Özder ile paylaşmıştır.
Filmografisi
Vazgeç Gönlüm (2007-2008) - Salih
Mutluluk (2007) - Cemal
Vicdan (2008) - Mahmut
Hesaplaşma (2009)
Ömre Bedel (2009-2011) - Cesur
Sensiz Olmaz (2011)
Eve Düşen Yıldırım (2012) - Namık
Sana Bir Sır Vereceğim (2013-2014) - Mehmet
Hatasız Kul Olmaz (2014) - Bulut
Kervan 1915 (2016)
Evlat Kokusu (2017) - Cevahir Akbaş
Savaşçı (2018-2019) Karon
Âkif (2021) Ali Şükrü Bey
Yalnız Kurt (2022) Doğan Sakınmaz
Prestij Meselesi (2023) - Eşref
Aybüke: Öğretmen Oldum Ben (2023)
Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyubi (2023-) - Gabriel
|
|
|
|