| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.
|
|
|
Allah'ın ve Resulü'nün Anıldığı Meclislerde Bulunmanın Fazileti İle İlgili Hadis |
|
Yazar: RasitTunca - 02-01-2026, 07:38 AM - Forum: Günün Hadisi
- Yorum Yok
|
 |
Allah'ın ve Resulü'nün Anıldığı Meclislerde Bulunmanın Fazileti İle İlgili Hadis
Hadisi şerif kimleri müjdeliyor? Hadisi şerifi nasıl anlamalı ve amel etmeliyiz? Hadisi şeriften çıkarmamız gereken dersler nelerdir?
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Allah Teâlâ’nın yollarda dolaşıp zikredenleri tesbit eden melekleri vardır. Bunlar Cenâb-ı Hakk’ı zikreden bir topluluğa rastladıkları zaman birbirlerine “Gelin! Aradıklarınız burada!” diye seslenirler ve o zikredenleri dünya semâsına varıncaya kadar kanatlarıyla çevirip kuşatırlar. Bunun üzerine Allah Teâlâ, meleklerden daha iyi bildiği halde yine de onlara:
- “Kullarım ne diyor?” diye sorar. Melekler:
- Sübhânallah diyerek seni ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan tenzih ediyorlar, Allâhü ekber diye tekbir getiriyorlar, sana hamdediyorlar ve senin yüceliğini dile getiriyorlar, derler. Konuşma şöyle devam eder:
- “Peki onlar beni gördüler mi ki?”
- Hayır, vallahi seni görmediler.
- “Beni görselerdi ne yaparlardı?”
- Şayet seni görselerdi sana daha çok ibadet ederler, şânını daha fazla yüceltirler, ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan seni daha çok tenzih ederlerdi.
- “Kullarım benden ne istiyorlar?”
- Cennet istiyorlar.
- “Cenneti görmüşler mi?”
- Hayır, yâ Rabbi! Vallahi onlar cenneti görmediler.
- “Ya cenneti görseler ne yaparlardı?”
- Şayet cenneti görselerdi onu büyük bir iştiyakla isterlerdi, onu elde etmek için büyük gayret sarfederlerdi.
- Bunlar Allah’a neden sığınıyorlar?”
- Cehennemden sığınıyorlar.
- “Peki cehennemi gördüler mi?”
- Hayır, vallahi onlar cehennemi görmediler.
- “Ya görseler ne yaparlardı?”
- Şayet cehennemi görselerdi ondan daha çok kaçarlar, ondan pek fazla korkarlardı.
Bunun üzerine Allah Teâlâ meleklerine:
- “Sizi şahit tutarak söylüyorum ki, ben bu zikreden kullarımı bağışladım” buyurur. Meleklerden biri:
- Onların arasında bulunan falan kimse esasen onlardan değildir. O buraya bir iş için gelip oturmuştu, deyince Allah Teâlâ şöyle buyurur:
- “Orada oturanlar öyle iyi kimselerdir ki, onların arasında bulunan kötü olmaz.”(Buhârî, Daavât 66. Ayrıca bk. Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 251-252, 358-359)
Müslim’in bir rivayeti şöyledir:
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Allah Teâlâ’nın diğer meleklerden ayrı, sadece zikir meclislerini tesbit etmek üzere dolaşan melekleri vardır. Allah’ın zikredildiği bir meclis buldular mı, o kimselerin aralarına otururlar ve diğer melekleri oraya çağırarak cemaatin arasındaki boş yerleri ve oradan dünya semasına kadar olan mesafeyi kanatlarıyla doldururlar. Zikredenler dağılınca onlar da semâya çıkarlar. Allah Teâlâ daha iyi bildiği halde onlara:
- “Nereden geldiniz?” diye sorar. Melekler de:
- Yeryüzündeki bazı kullarının yanından geldik. Onlar Sübhânallah diyerek ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan seni tenzih ediyorlar, Allâhü ekber diye tekbir getiriyorlar, lâ ilâhe illallah diyerek seni tehlil ediyorlar, elhamdülillâh diyerek sana hamdediyorlar ve senden istiyorlar, derler. (Konuşma şöyle devam eder):
- “Benden ne istiyorlar?”
- Cennetini istiyorlar.
- “Cennetimi gördüler mi?”
- Hayır, yâ Rabbi, görmediler.
- “Ya cenneti görseler ne yaparlardı?”
- Senden güvence isterlerdi.
- Benden neden dolayı güvence isterlerdi?”
- Cehenneminden yâ Rabbi.
- “Peki benim cehennemimi gördüler mi?”
- Hayır, görmediler.
- “Ya görseler ne yaparlardı?”
- Senden kendilerini bağışlamanı dilerlerdi.
Bunun üzerine Allah Teâlâ şöyle buyurur:
- “Ben onları affettim. İstediklerini onlara bağışladım. Güvence istedikleri konuda onlara güvence verdim.
Bunun üzerine melekler:
- Yâ Rabbi, çok günahkâr olan falan kul onların arasında bulunuyor. Oradan geçerken aralarına girip oturdu, derler. O zaman Allah Teâlâ şöyle buyurur:
- “Onu da bağışladım. Onlar öyle bir topluluktur ki, onların arasında bulunan kötü olmaz.” (Müslim, Zikir 25. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 129)
Hadisi Nasıl Anlamalıyız?
Hadisimiz Allah’ı zikretmenin değerini, zikredenlerin kıymetini pek çarpıcı bir şekilde ortaya koymaktadır. “Allah’ı zikredenler” yani namaz kılan, Kur’an okuyan, hadis okuyan, Allah’a dua eden, ilim tahsil eden, ilmî sohbetler yapan kimseleri ziyaret etmek ve onların sohbetlerini dinlemek üzere vazifelendirilmiş melekler vardır. Hadisin bazı rivayetinde bu meleklerin, hafaza denilen koruyucu meleklerin dışında oldukları özellikle belirtilmektedir. Bunların dünya semâsına kadar, bir rivayete göre tâ arşa kadar birbirinin üstünde durdukları, bu bahtiyar insanları arayan diğer melekleri de haberdâr ettikleri, o zikir meclisindekilere kol kanat gerdikleri ve sohbetlerine kulak verdikleri belirtilmektedir.
Allah Teâlâ kullarının ne yaptığını meleklerden daha iyi bildiği halde yine de onlara “Kullarım ne diyor?” diye sormakla bir nevi târizde bulunmaktadır. Bilindiği üzere Allah Teâlâ meleklerine yeryüzünde bir halife yaratacağını haber verdiği zaman melekler buna karşı çıkmışlar, yeryüzünde fesat çıkaracak, orada kan dökecek insanı yaratmaya ne gerek var; zaten biz sana hamdü senâ ediyoruz, ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan seni tenzih ediyoruz, demişlerdi [Bakara sûresi (2), 30]. Cenâb-ı Hak kendisini zikreden kulları hakkında meleklere muhtelif sorular sorup onlardan cevaplar almak suretiyle âdetâ onlara, görüyorsunuz ya, kullarımın arasında işte böyleleri de var. Onlar beni zikretme hususunda meleklerden farksızdır, demiş olmaktadır. Hatta onlara, kullarım beni böyle samimiyetle zikrettiklerine göre, onlar da sizin gibi beni, cenneti, cehennemi görmüşler mi, diye ayrı ayrı sormak ve her birine, hayır görmediler, diye cevap verdirmek, görselerdi daha fazla zikrederlerdi, cehenneminden daha çok korkarlardı, dedirtmek suretiyle kullarının yaptığı zikrin değerine işaret buyurmaktadır. Cenâb-ı Hakk’ın meleklerini mahcup etmemek için söylemediği ve fakat onların çok iyi bildiği bir diğer husus da, bütün vazifeleri Allah’ı zikretmek olan meleklerin insanlar gibi şeytanın vesvesesine ve baştan çıkarmasına muhatap olmamasıdır. Allah’ı zikreden bu kimseler şeytanın bütün düzenlerini bertaraf ederek Allah’ın rızâsını kazanmak için orada toplandıklarına göre, onların Cenâb-ı Mevlâ katındaki yeri ve değeri çok üstündür.
Cenneti ve cehennemi görmüşler mi, tarzındaki sorulardan, cennet ile cehennemin hâlen yaratılmış olduğu sonucunu çıkarmak da mümkündür.
Bu hadîs-i şerîf, 1438 numaralı hadiste de gördüğümüz gibi ilâhî vaad ve müjdenin hoş bir örneğidir. Bilindiği üzere Allah Teâlâ “Şayet (kulum) beni bir toplulukla beraber anarsa, ben de onu daha hayırlı bir topluluk içinde anarım” buyurmaktadır. Kendisini rızâsına uygun işlerle, zikir ve tesbihlerle anan kullarını, onlardan hoşnut olduğunu belirterek bağışlaması ne güzel bir tecellidir.
Zikir meclisinde bulunmayı düşünmediği halde, her ne sebeple olursa olsun onların arasına katılmaktan dolayı ilâhî affa kavuşan insanın durumu, Allah’ı anıp zikreden kimselerle beraber olmanın kişiye kazandıracağı imkânı ve fazileti göstermektedir. Güzel koku satıcısının yanında bulunan kimse, koku satın almasa bile etrafa yayılan güzel kokulardan nasıl faydalanırsa, iyi insanlarla oturup kalkan kimse de şu veya bu şekilde onların iyiliklerinden istifade eder.
Bir sonraki hadîs-i şerîf, bu hadisin özeti gibidir. Kendisini anıp zikredenlere Cenâb-ı Hakk’ın lutufları kısaca dile getirilmektedir.
Hadisten Çıkarmamız Gereken Dersler Nelerdir?
Allah Teâlâ kendisini anan kullarından hoşnut olur ve onları meleklerinin yanında anar.
Bazı meleklerin vazifesi Allah’ı anıp zikredenleri tesbit etmektir.
Melekler Allah’ı zikreden insanları sever ve onları himâye ederler.
Allah’ın anıldığı zikir meclislerinde bulunmak insana mânevî faydalar sağlar.
Cenâb-ı Hak kendisinden samimiyetle bağışlanma dileyen kullarını bağışlar ve onları korktuklarından emin kılar.
Kaynak: Riyazüs Salihin
|
|
|
Mübarek Gecelerde Okunabilcek Güzel Bir Dua |
|
Yazar: RasitTunca - 01-31-2026, 07:25 PM - Forum: Raşidi Tarikatı Zikir Evradı
- Yorum Yok
|
 |
Mübarek Gecelerde Okunabilcek Güzel Bir Dua
Allah'ım, bu mübarek gecede tüm günahlarımızı bağışla.
Tövbemizi kabul et, bize merhamet eyle ve bizim için her türlü hayrı yaz.
Bizimle her türlü şer arasına mesafe koy.
Allah'ım, bu gecede bağışlamadığın hiçbir günah, gidermediğin hiçbir keder bırakma.
Senin rızana uygun olan ve bizim için selamet taşıyan her türlü ihtiyacımızı lütfunla yerine getir ve kolaylaştır, ey Kerem Sahiplerinin En Keremlisi.
Allah'ım, bu gecede dualarımıza icabet yaz, kalplerimizi hidayete erdir ve gönlümüzü ıslah et.
Bizi Sana, muhtaç birinin yakınlığıyla değil, seven birinin yakınlığıyla yakınlaştır.
Allah'ım, Senden bildiğim ve bilmediğim; acil olan ve gelecekte gelecek olan tüm hayırları isterim.
Bildiğim ve bilmediğim; acil olan ve gelecekte gelecek olan tüm şerlerden de Sana sığınırım.
Allah'ım, ben Senin kulunum, kulunun oğluyum, cariyenin oğluyum; perçemim Senin elindedir.
Hakkımdaki hükmün geçerlidir, kaza ve kaderin adalettir.
Sana ait olan, Kendini isimlendirdiğin, kitabında indirdiğin, yarattıklarından birine öğrettiğin veya katındaki gayb ilminde saklı tuttuğun her bir isminle Senden şunu niyaz ederim:
Kur'an'ı kalbimin baharı, göğsümün nuru, hüznümün cilası ve gamımın gidişi eyle.
Allah'ım, yüzünün celaline ve saltanatının azametine yaraşır şekilde Sana hamdolsun.
İman ve İslam nimeti için Sana şükürler olsun.
Seni tesbih ederiz, biz Seni Senin Kendini övdüğün gibi övemeyiz.
Allah'ım, Sen affedicisin, kerem sahibisin, affetmeyi seversin; bizi affet, geçmiş ve gelecek, gizli ve açık tüm günahlarımızı bağışla.
Allah'ım, kalbime bir nur, kabrime bir nur, kulağıma bir nur, gözüme bir nur ver.
Sağıma nur, soluma nur, üstüme nur, altıma nur, önüme nur, arkama nur ver.
Hayatımda bir nur, vefatımda bir nur eyle.
Allah'ım, beni hidayete erdir ve muvaffak kıl, beni salih kullarından eyle.
Kalbimi yakîn (kesin inanç) suyuyla yıka.
Allah'ım, bana helal ve temiz rızık nasip et, onu benim için bereketli kıl ve beni her türlü şerden uzaklaştır.
Allah'ım, helalinden vererek beni haramdan koru, lütfunla beni Senden başkasına muhtaç etme.
Dünya ve ahirette benim için hayırlı olan tüm dileklerimi gerçekleştir.
İslam'a yardım et, Müslümanları izzetli kıl; hak ve din sancağını yükselt.
Ümmetimizi hak üzerinde birleştir, kalplerimizi birbirine ısındır, bize emniyet ve iman nasip et.
Rabbimiz, bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru.
Allah'ım, Yunus'u balığın karnında koruduğun kudretinle ve Eyyub'u imtihandan sonra iyileştirdiğin merhametinle Senden şunu dilerim:
Bende hiçbir dert, hüzün, sıkıntı ve hastalık bırakma, hepsini gider.
Eğer hüzünle sabahladıysam beni ferahla akşamlat; eğer sıkıntıyla uyuduysam beni ferahlıkla uyandır.
Eğer bir ihtiyacım varsa beni Senden başkasına muhtaç etme, ey Hayy ve Kayyum olan Allah'ım.
Bana yardım et, aleyhime yardım etme; beni muzaffer kıl, beni mağlup etme.
Bana hidayet et ve hidayeti bana kolaylaştır; bana zulmedenlere karşı bana yardım eyle.
Allah'ım, İbrahim'e ve ailesine salat ettiğin gibi Muhammed'e ve onun ailesine de salat eyle, şüphesiz Sen Hamîd ve Mecîd'sin.
âmin, âmin, âmin.
Allah kabul etsin.
|
|
|
Hadisler 1 |
|
Yazar: RasitTunca - 01-31-2026, 07:09 PM - Forum: Günün Hadisi
- Yorum Yok
|
 |
Cündeb el-Kasrî"den işitildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Her kim sabah namazını kılarsa, o kimse Allah"ın koruması altındadır.”
(M1494 Müslim, Mesâcid, 262)
***
Abdullah b. Ömer"den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “İkindi namazını kaçıran kimse, sanki ailesini ve malını yitirmiş gibidir.”
(B552 Buhârî, Mevâkîtü"s-salât, 14; M1417 Müslim, Mesâcid, 200)
***
Ebû Hüreyre"nin işittiğine göre, Resûlullah (sav) bir defasında şöyle demiştir: “Birinizin kapısının önünden bir nehir geçse ve onda her gün beş defa yıkansa, bu o kimsenin kirinden bir şey bırakır mı, ne dersiniz?” Sahâbîler, “Onun kirinden hiçbir şey bırakmaz.” demişler, bunun üzerine Resûlullah, “İşte beş vakit namaz da böyledir! Allah onlarla günahları yok eder.” buyurmuştur.
(B528 Buhârî, Mevâkîtü"s-salât, 6)
***
Saîd b. Müseyyeb"in Ebû Katâde b. Rib"î"den naklettiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Yüce Allah şöyle buyurdu: "Senin ümmetine beş vakit namazı farz kıldım ve onları, vaktinde ve hakkını vererek kılanları cennete koyacağımı kendi katımda vaad ettim. Namazları düzenli kılmayanlar için ise katımda böyle bir vaad yoktur."”
(D430 Ebû Dâvûd, Salât, 9)
|
|
|
Şüphesiz 'Rabbimiz Allah'tır' deyip sonra dosdoğru yolda yürüyenler varya |
|
Yazar: RasitTunca - 01-31-2026, 03:59 PM - Forum: Günün Ayeti
- Yorum Yok
|
 |
"Şüphesiz 'Rabbimiz Allah'tır' deyip sonra dosdoğru yolda yürüyenlerin üzerine melekler iner..."
(Fussilet, 30)
İnnellezîne kâlû rabbunâllâhu summestekâmû tetenezzelu aleyhimul melâiketu ellâ tehâfû ve lâ tahzenû ve ebşirû bil cennetilletî kuntum tûadûn(tûadûne).
إِنَّ ٱلَّذِينَ قَالُوا۟ رَبُّنَا ٱللَّهُ ثُمَّ ٱسْتَقَٰمُوا۟ تَتَنَزَّلُ عَلَيْهِمُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ أَلَّا تَخَافُوا۟ وَلَا تَحْزَنُوا۟ وَأَبْشِرُوا۟ بِٱلْجَنَّةِ ٱلَّتِى كُنتُمْ تُوعَدُونَ
Şüphesiz “Rabbimiz Allah’tır” deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine akın akın melekler iner ve derler ki: “Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) va’dedilmekte olan cennetle sevinin!”
41-Fussilet Suresi 30. Ayet
|
|
|
|