| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.
|
|
|
Ümmetim Bu 15 Şeyi Yaptığı Zaman .... |
|
Yazar: RasitTunca - 11-06-2022, 12:25 PM - Forum: Günün Hadisi
- Yorum Yok
|
 |
Ümmetim Bu 15 Şeyi Yaptığı Zaman ....
Hz. Ali (ra) anlatıyor: Resûlullah Efendimiz (SAV) bir gün:
“Ümmetim on beş şeyi yapmaya başlayınca ona büyük belâlar iner!” buyurdu. Yanındakiler:
“Ey Allah’ın Resûlü! Bunlar nelerdir?” diye sordular.
Resûlullah Efendimiz (SAV) şöyle buyurdu:
“1- Millî servet, fakir fukaraya uğramadan sadece zengin ve mevki sahibi kimseler arasında gidip gelen bir metâ haline gelirse,
2- Emanet ganimet ve fırsat bilinip hıyanet edildiği zaman,
3- Zekât (ödemeyi ibadet bilmeyip bir angarya ve) ceza telâkki ettikleri zaman.
4- Kişinin karısının kötü emirlerine itaat ettiği zaman,
5- Anne hukuku sıkça çiğnendiği zaman,
6- Baba hukuku sıkça çiğnendiği zaman.
7- Arkadaşın kötü emirlerine itaat arttığı zaman,
8- Mescitlerde (rızay-ı İlâhî gözetmeyen husûmet, alış-veriş, eğlence ve siyaset vs. ile ilgili sesler yükseldiği zaman.)
9- Kavme, onların en alçağı reis olduğu zaman;
10- Zorba kişiye zararı dokunmasın diye hürmet edildiği zaman;
11- Şarap meşrû sayılarak içildiği zaman,
12- İpek (haram bilinmeyip erkekler tarafından) giyildiği zaman;
13- Şarkıcı kadınlar arttığı zaman;
14- Türlü çalgı âletleri arttığı ve sıkça çalınır olduğu zaman,
15- Bu ümmetin sonradan gelen nesilleri, önceden gelip geçenlere (çeşitli ithamlar ve bahanelerle) hakaret ettiği zaman artık kızıl rüzgârı, zelzeleyi, yere batışı veya suret değiştirmeyi ya da gökten taş yağmasını bekleyin.”
(Kütüb-ü Sitte, 14/340; Tirmizî, Fiten 31, (2307); )
|
|
|
Peygamberimizin Fazileti hakkında Hadisler |
|
Yazar: RasitTunca - 11-06-2022, 12:24 PM - Forum: Sünnetler Hadisler
- Yorum Yok
|
 |
Peygamberimizin Fazileti hakkında Hadisler
Hz. Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "İnsanlara karşı üç şeyle faziletli (üstün) kılındık:
- Saflarımız meleklerin safları düzeninde kılındı.
- Arzın tamamı bize mescid kılındı.
- Toprak bize, su bulamadığımız zaman, tahûr (temiz ve temizleyici) kılındı."
Müslim, Mesâcid 4, (522).
Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Her peygambere mutlaka insanların inanmakta olageldikleri şeyler cinsinden bir mucize verilmiştir. ama bana verilen (mucize) ise vahiydir ve bunu bana Allah vahyetmiştir. Bu sebeple Kıyamet günü, diğer peygamberlere nazaran etbâı en çok olan peygamberin ben olacağımı ümid ediyorum."
Buhari, Fezâilu'l-Kur'ân 1, İ'tisam 1; Müslim, İman 239, (152).
Yine Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Ademoğlu nesillerinin en temizinden süzüle süzüle gelerek içinde bulunduğum nesilde ortaya çıktım."
Buhari, Menakıb 23.
Yine Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Benimle benden önceki diğer peygamberlerin misali, şu adamın misali gibidir: Adam mükemmel ve güzel bir ev yapmıştır, sadece köşelerinin birinde bir kerpiç yeri boş kalmıştır. Halk evi hayran hayran dolaşmaya başlar ve (o eksikliği görüp): "Bu eksik kerpiç konulmayacak mı?" der. İşte ben bu kerpiçim, ben peygamberlerin sonuncusuyum."
Buhari, Menakıb 18; Müslim, Fedail 21, (2286).
|
|
|
Bayram Hakkındaki Hadisler |
|
Yazar: RasitTunca - 11-06-2022, 12:24 PM - Forum: Sünnetler Hadisler
- Yorum Yok
|
 |
Bayram Hakkındaki Hadisler
* Abdullah İbnu Amr İbnu'l-Âs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Kurban gününü bayram olarak kutlamakla emrolundum. Onu bu ümmet için Allah bayram kılmıştır" buyurmuştu. Bir adam kendisine: "Ey Allah'ın Resûlü! Ben iâreten verilmiş bir hayvandan başka bir şeye sahip değilsem, onu kesebilir miyim?" diye sordu. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Hayır, dedi, ancak saçını, tırnaklarını kısaltır, bıyıklarından alır, etek traşını olursun. Bu da sana Allah indinde bir kurban yerine geçer."
* Nübeyşe (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Biz sizleri, kurbanların etinden üç günden fazla yemenizi, birçoğunuza kurban eti ulaşsın diye yasaklamıştık. Şimdi, Allah Teâla bolluk verdi. Artık yiyin, biriktirin ve ücret isteyin. Haberiniz olsun, bu bayram günleri yemek, içmek ve zikir günleridir."
* İbnu Abbâs (radıyaIlahu anhüma) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) bayram günü - çıkıp iki rek'at namaz kıldırdı. Ne bunlardan önce ne de bunlardan sonra başka namaz kıldırdı.''
* Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Şu gününüzde iki bayram bir araya geldi. Dileyene (bayram ) cum'a için de yeterlidir. Biz her ikisini birleştiriyoruz."
* Ebu Ubeyd Sa'id İbnu Ubeyd'in anlattığına göre, Hz. Ömer (radıyallahu anh) ile bir bayramda beraber olmuştur. Hz. Ömer önce namaz kıldırmış, sonra hutbe okuyup halka şöyle hitab etmiştir: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) sizleri bu iki bayram gününde oruç tutmaktan men etti. Bu iki bayramdan biri oruç tuttuğunuz aydaki ramazan bayramınızdır. Diğeri de kurbanlarınızdan yediğiniz günün bayramıdır!''
* Ubeydullah İbnu's-Sebbak rahimehullah'tan gelen bir rivayette, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm cumalardan birinde şöyle buyurmuştur: "Ey müslümanlar! Bu öyle bir gündür ki, Allah Teâla Hazretleri onu (sizlere) bayram kılmıştır, öyleyse yıkanın. Kimin yanında bir tiyb (sürünme maddesi) varsa ondan sürünmesinde bir zarar yoktur. Size misvakı da tavsiye ediyorum."
* Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, benim yanımda iki cariye, Buas (savaşı ile ilgili hamâsi) türküler söylerken çıkageldi. Gidip yatağın üzerine (yan üstü uzandı ve yüzünü de (aksi istikamete) çevirdi. Derken (babam) Hz. Ebu Bekr radıyallahu anh girdi. Derhal beni azarladı ve: "Resûlullah'ın hane-i saadetlerinde şeytan çalgısı ha!" dedi. Bunun üzerine Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, ona yönelip. "Bırak onları (söylesinler!)" buyurdu. (Onlar sohbete dalıp, bizden) dikkatlerini çekince, ben cariyelere göz işareti yaptım, kalkıp gittiler." Hz. Aişe devamla der ki: "Bir bayram günüydü. Siyahiler, mescidde kılınç-kalkan oyunu oynuyorlardı. Ben mi Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'dan taleb etmiştim (bilemiyorum), yoksa o (kendiliğinden) mi "Seyretmek ester misin?" buyurdular. Ben: "Tabii!" dedim. Kalktı, beni geri tarafına aldı, yanağım yanağının üstünde olduğu halde durduk. "Ey Erfideoğulları göreyim sizi (oynayın)!" diyordu. Ben usanınca(ya kadar böyle devam ettik. Usandığımı farkedince): "Yeter mi?" buyurdular. Ben: "Evet!" dedim. "Öyleyse git!" dediler."
* Hakîm İbnu Ebî Hürre el-Eslemi'nin anlattığına göre, "İbnu Ömer radıyallahu anhümâ'nın -önceden belirttiği bir günde oruç tutmaya nezreden bir kimsenin, nezrettiği o günü, Kurban veya Ramazan bayramlarına rastladığı taktirde, nezrini yerine getirip getirmeyeceği hususunda- şöyle dediğini işitmiştir: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'da sizin için güzel örnek vardır. O, ne Kurban ne de Ramazan bayramlarında oruç tutmamıştır. Üstelik o günlerde oruç tutmayı uygun da görmemiştir:" Soru sahibi sorusunu tekrar edince İbnu Ömer: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm nezre uymayı emretmiştir, iki bayram gününde oruç tutmayı da nehyetmiştir" demiştir. Soru sahibi sorusunu yine tekrar edince eski cevabına ilavede bulunmamıştır."
* Sa'd el-Karaz radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam bayram namazlarına giderken Sa'id İbnu Ebi'l-As'ın mahallesinden geçer, sonra çadırların bulunduğu yerden geçer, namaz dönüşünü başka bir yoldan yapar, Beni Zürayh'ten Ammar İbnu Yasir'in evine, oradan Ebu Hureyre'nin mahallesine, oradan Balat'a geçerek (evine gelirdi)."
* İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam ashabına fıtır sadakasından yedirmedikçe Ramazan bayramı günü bayram namazına çıkmazdı
|
|
|
Elfu Elfi Salatin ve Elfu Elfi Selamin Aleyke, ya Resulallah |
|
Yazar: RasitTunca - 11-06-2022, 12:23 PM - Forum: Salavat Okuyoruz
- Yorum Yok
|
 |
Elfu Elfi Salatin ve Elfu Elfi Selamin Aleyke, ya Resulallah
Salavat, Peygambere bağlılığın, muhabbetin ve teslimiyetin bir ikrarıdır. Bunun devamı gelmelidir. Ayet-i Kerime ve Hadis-i Şeriflerden anlaşıldığına göre Peygamberimize Salavat-ı Şerife getirmenin bir çok faydası vardır. Salavat getirmenin faziletlerini şöyle sıralayabiliriz.
1-"Allah ve melekleri, Peygamber'e çok salavat getirirler. Ey müminler! Siz de ona salavat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin. Allah ve Resulünü incitenlere Allah, dünyada ve ahirette lanet etmiş ve onlar için horlayıcı bir azap hazırlamıştır. " Ahzab suresi, 56-57.
Bu ayeti kerimeye göre Allah'ın emrine itaattir.
2-Salavat, günahların affına vesiledir.
3-Peygamberimiz(s.a.v)'e yakın olmanın en güzel ve en kolay yoludur.
4-Peygamberimiz de kendisine salavat getirene mukabelede bulunur.
5-Her salavat getirenin ismi Peygamberimize arz edilir.
6-Salavat okuyan kimse, Allah ve Resulünün muhabbetini diğer muhabbetlere tercih eder. Onun ahlakı ile ahlaklanmada seviye alır, kötü ahlaktan kurtulur, fazilete erer.
7-Allah'ın rahmetinin üzerine inmesine vesile olur.
8-Salavat, unutulan bir sözün hatırlanmasına vesile olur.
9-Salavat, duanın kabulüne vesiledir.
10-Yine salavat, kıyametin o zor günde, arşın gölgesinde gölgelenmeye vesiledir.
Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyurulur: Kıyamet gününde üç kişi, Allah'ın arşının gölgesinde gölgelenir:
1-Üzüntülü kişinin sıkıntısını teselli eden kişi,
2-Benim sünnetimi ihya eden kimse,
3-Benim üzerime çok çok salavat eden kimse,
Allah Resulü(s.a.v.) buyuruyor: ""Dua ile sema arasında bir engel vardır.Üzerime salavat getirilince engel açılır, DUA YERİNE ULAŞIR."
""Üzerime bir günde bin defa salavat getiren kimseye cennetteki makamı gösterilmedikçe ölmez."
""Bana en yakın olanlar, üzerime en çok salavat getirenler olacaktır."
""Her kim, farz namazını kıldıktan sonra bana on defa salevat okursa, Allah Teala, onun namazını kabul buyurur. Onun bu namazını Adem'e secde eden meleklerden daha üstün meleklerin makamı olan İlliyyine ulaştırır.O makamdan bir melek şöyle seslenir: -Artık dileğin neyse dile, her dileğin yerine getirilecektir."
"Vefatımdan sonra sizden kim bana selam gönderirse Cebrail(a.s.) gelir ve bana şöyle der: -Ya Muhammed! Ümmetimden falan kimsenin sana selamı var.Bana karşılık ben şöyle selam alırım: -Benden de ona selam olsun.Ayrıca onun için Allah'tan rahmet ve bereket diliyorum."
""Kim altından kalkamayacağı güç bir işle karşı karşıya gelirse, üzerime çok çok salavatı şerife getirsin.Çünkü Allahü Teala, üzerime getirilen salavat-ı şerife sebebi ile onun sıkıntılarını, kederlerini giderir, rızkını çoğaltır, Allah'ın yardımı ile muradına nail olur."
""Kıyamet gününde, katımda insanların en değerlisi, bana en çok salatü selam getirenlerdir."
Allah Resulü(s.a.v.) buyuruyor: ""İsmimi duyunca salavat getirmeyen insanların en cimrisidir."
"Adımı duyunca salavat getirmeyen, insanların en acizidir."
"Üzerime salavat getirmeden dağılan bir topluluk pişman olacaklardır."
"Adımı duyunca salavat getirmeyen, insanların en acizidir."
"Üzerime salavat getirmeden dağılan bir topluluk pişman olacaklardır."
"Adımı duyunca salavat getirmeyen, yüzü koyun sürünsün."
"Üç kişi yüzümü göremeyecektir.Ana babasına isyan eden, sünnetimi terk eden, üzerime salavat getirmeyen."
"Adımı işitip te salavat getirmeyen, sonu mutsuz kimsesizdir."
"Cuma günü ve geceleri üzerime yüz defa salavat getirenin Allah Teala otuzu dünyaya, yetmişi ahirete ait olmak üzere yüz hacetini kabul eder."
"Sırat üzerinde kalmış hurma yaprağı gibi tirtir titreyen bir adam gördüm. O anda üzerime getirdiği salavat-ı şerife gelip bu durumdan onu kurtardı."
"Meclislerinizi salavat ile süsleyiniz."
"Cuma günü üzerime seksen defa salavat getirenin seksen senelik günahı affolunur."
"Karşılaşan iki mü'min salavat getirerek musafaha ederlerse, geçmiş ve gelecek günahları bağışlanır."
"Üzerime yüz defa salavat getirene, Allah(c.c.) bin defa rahmet nazarı ile bakar.İştiyakla daha fazla getiren için kıyamet gününde şefaat ve şahitlik ederim."
"Üzerime salavat getirirseniz, Allah ta sizin üzerinize salavat getirir."
"Cuma günü kim bana seksen kere salat getirirse seksen yıllık günahı bağışlanır.Kim de günde beş yüz defa bana salavat getirirse asla kimseye muhtaç olmaz."
"Muhammed isminin anıldığı yerde, işten kimse hemen kendine gelip baş parmağı ile yanındaki parmağını gözlerine sürüp üzerinde gezdirirse, artık o kimse hiç göz ağrısı görmez, onun gözlerine zarar gelmez."
"Eğer kalplerin öldüğü gün kalbinin ölmesini istemiyorsan, bir günde on defa şu ilahi isimleri oku: "Ya Hayyu ya Kayyum" Sonra hiç yorulmadan bana her gün salavat getir."
Hazreti Aişe(r.anha) validemiz şöyle buyuruyorlar: "-Bir hacet gidermenin anahtarı, hacet arz etmeden önce sunulan hediyedir." Sözlerine devam ederek: "Allah'a hamd ü senada bulunarak O'nun rızasını almış oluruz. Efendimiz(s.a.v)'e salat ve selamda bulunursak o hacetin gerçekleşmesinde, Allah katında bizlere şefaat ve yardımını sağlamış oluruz.
Zira Hakk Teala Kitabı'nda şöyle buyururyor: "Allah'a yaklaşmak için vesileler arayın." Salavat getirmenin fazileti hakkında İmam-ı Şarani Hazretleri şöyle buyuruyorlar: "-Büyük veli Aliyyül Havass'ın şöyle konuştuğunu duymuştum": "Allah'tan bir şey isteyeceğiniz zaman,Allah Resulü(s.a.v.)'in adıyla o şeyi isteyiniz ve şöyle dua ediniz": "Ey Allah'ım! Sevgili Peygamber'in Muhammed Mustafa(s.a.v.) hürmetine senden şunu isterim." Şeklinde dileğinizi arz ediniz. Çünkü Allah'ın bir meleği vardır ki, bu isteğinizi anında Efendimiz (s.a.v.)'e bildirir ve O'na: "Filanca kişi, şu haceti için senin Allah katında aracı olmanı istemektedir." der. Hazreti Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in dua ve istekleri Allah Teala tarafından geri çevrilmez."
Peygamber (s.a.v.)'e salat getirmek, aynı zamanda cennette onunla buluşup sohbet etmeyi sağlar. Şeytan çok ibadetlere el uzatır, lakin salavatı şerifeye el uzatamaz. Çünkü Ruhaniyet-i Peygamberi, salavat-ı şerife getirilen yerde bulunur. Hazreti Peygamber'in feyz ve ruhaniyetinden istifade etmek için mübarek salavat-ı şerifeler iştiyakla çokça okunmalıdır.Emeği az,derecesi çok yücedir. Dileği olan bir kimse ihlaslı kalp ile Resulü Ekrem(s.a.v.)'in üzerine 1000 defa salat ü selam getirirse, Allah onun dileğini yerine getirir.
Feyz Nisan 2008,Sayı: 202
Salavat, Peygambere bağlılığın, muhabbetin ve teslimiyetin bir ikrarıdır. Bunun devamı gelmelidir.
Allah râzı olsun!
Esselâtû vesselâmu aleyke Ya Rasulallah
Esselâtû vesselâmu aleyke Ya Habiballah
Esselâtû vesselâmu aleyke Ya Seyyide evvelin vel ahîrin
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin Aleyke Ya Resulullah
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin Aleyke Ya Resulullah
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin Aleyke Ya Resulullah
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin Aleyke Ya Habiballah
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin Aleyke Ya Habiballah
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin Aleyke Ya Habiballah
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin Aleyke Ya Eminevahyillah
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin Aleyke Ya Eminevahyillah
Elfu elfi salatin ve elfu elfi selamin Aleyke Ya Eminevahyillah
Rabbim Şefaatine cümlemizi nail eylesin...
Salavat, Peygambere bağlılığın, muhabbetin ve teslimiyetin bir ikrarıdır. Bunun devamı gelmelidir.
Allah râzı olsun!
Esselâtû vesselâmu aleyke Ya Rasulallah
Esselâtû vesselâmu aleyke Ya Habiballah
Esselâtû vesselâmu aleyke Ya Seyyide evvelin vel ahîrin
|
|
|
40 ayette saklı olan mutluluğun sırrı |
|
Yazar: RasitTunca - 11-06-2022, 12:20 PM - Forum: Günün Ayeti
- Yorum Yok
|
 |
40 ayette saklı olan mutluluğun sırrı
İsra 37: Kibirli olma, alçakgönüllü davran. Müddesir 1-5: Kendini fazla abartma.
Tekvir 25-27: Her şeyin üstesinden gelemeyeceğini asla unutma.
Bakara 156: Çaresizlik tuzağına düşme. Her zaman bir umut ışığı olduğunu aklından çıkarma.
Beled 5-6: Her şeye hakim olmak için uğraşıp hayatı yaşanmaz hale çevirme.
Hucurat 10: Büyüklük kompleksine kapılıp, insanları ezerek arkadaşlarını kendinden uzaklaştırma.
Muhammed 7: İyiliği karşılık beklemeden yap.
Rum 21: Tek başına mutlu olunamayacağını bil. Çevrenin mutluluğu için gayret göster.
Vakıa 83-87: Ölümden korkmak yerine, ölüm gerçeğiyle yüzleş.
Bakara 263: Yaptığın iyilikleri unut. Anlatarak onları kıymetsizleştirme.
Furkan 63: Sana yapılan kötülüğün karşılığını vermek yerine. Öfkenin dinmesini bekle.
İnşirah 1-3: Seni huzursuz edecek işlerden uzak dur. İhtirasını törpüle.
Maun 4-5: Eleştirinin keskin bir bıçak olduğunu unutma. Söyleyeceklerini iyi tart.
Mücadele 7: Hiçbir sırrın sonsuza kadar gizli kalamayacağını unutma.
Rahman 7-9: Çıkarcı olma. Adil davran.
Tekasür 1-2: Kibrine yenilip hep daha fazlasını isteyerek hayatını zehir etme.
Tevbe 40: En zor zamanda bile kesinlikle ümitsizliğe kapılma.
Fatır 19-22: Senden iyi durumda olanlara bakıp üzüleceğine, senden zor durumda olanları görüp rahatla.
Fecr 27-28: En sevdiğin şeyleri, başkalarıyla paylaşmanın keyfine var.
Hakka 33-35: Hayatının vazgeçilmezleri olsun. Onları küçük çıkarlar için asla feda etme.
Haşr 10: Muhatabına güvenmek istiyorsan, önce sen güvenilir ol.
Kalem 1-2: Yazdıklarının ve yaptıklarının peşini bırakmayacağını unutma. Gücünü insanların yararına kullan.
Münafıkun 4: Bencil olma, tebrik etmeyi bil.
Saff 2: Yalandan uzak dur.
Yusuf 32-33: Modern hayatın çarpıklaştırdığı kadın-erkek ilişkilerinin, hayatını esir almasına izin verme.
Ankebut 41: İyi bir dostun, paha biçilmez olduğunu aklından çıkarma.
Al-i İmran 92: İyilik yapma arzunu, şarta bağlama. Vermek almaktan daha büyük bir ihtiyaçtır, asla unutma.
En’am 50: Önyargılarla hayatı kendine zehir etme.
En’am 60: Bildiklerinle açıklayamadığın şeyler, hayatının kâbusu olmasın.
Felak 1-5: Korkuların tutsağı olarak yaşamaktan vazgeç.
Hacc 46: Kendini, hep daha iyiye ulaşmak zorunda olduğuna koşullama.
İbrahim 42: Merhametli olmaktan asla vazgeçme.
İsra 23: Anne ve babana ‘off‘ bile deme.
Nisa 149: Kendini sürekli övmekten uzak dur.
Yunus 12: Vazgeçilmez olmadığını kabul et.
Enfal 56: Sözünüzde durmamanın utanç verici olduğunu aklından çıkarma.
Furkan 43: Heveslerini kendine ilah edinme.
Necm 3: İnanma duygunu diri tut.
Nisa 58: Karar verirken, vicdanının sesini duymazlıktan gelme.
|
|
|
Peygamberimizin Hadis-i Şerifleri Bölüm3 |
|
Yazar: RasitTunca - 11-06-2022, 12:19 PM - Forum: Sünnetler Hadisler
- Yorum Yok
|
 |
Peygamberimizin Hadis-i Şerifleri Bölüm3
CUMA GÜNÜ İLE İLGİLİ HADİS-İ ŞERİFLER
Melekler Cuma günü câmi kapılarında, yanlarında defter olduğu halde oturur ve gelenleri birinci, ikinci, üçüncü... diye yazarlar; hatip hutbeye çıkınca defteri kapatırlar. (C.1,S.100/9)
Dört kişinin defteri yeniden başlar: Hasta, iyileştiğinde; müşrik, Müslüman olduğunda; mağfiret ümit eden kimse, Cuma’dan döndüğünde; hacı, hacdan döndüğünde...(C.1,S.69/10)
Dört gün var ki, gecesi gündüzü gibi, gündüzü de gecesi gibidir. Allah o günlerde yemin verenin isteğini geri çevirmez, insanları mağfiret eder ve onlar bu günlerde bol ihsana nâil olurlar. Bunlar: Kadir gecesi ve sabahı; Kurban arefesi ve sabahı; Berat gecesi ve sabahı; Cuma gecesi ve sabahıdır. (C.1,S.69/9)
Kıyâmet yaklaştığında zamanın akışı hızlanır; sene, ay gibi; ay, hafta gibi olur. Cuma’dan Cuma’ya olan vakit de, hurma dalının yaprakları ile birlikte ateşte yanması gibi kısalır. (C.1,S.33/9)
Her Cuma gecesi Âdemoğullarının ameli Allah’a arz olunur. Bunlardan akrabası ile alâkayı kesenin ameli kabul olunmaz. (C.1,S.115/6)
Cuma günü duâların kabul olunduğu vakti, ikindi namazı ile, güneşin batması arasında arayın. O vakit, bu kadar (yani elini kapayıp açıncaya kadar)dır. (C.1,S.6/12)
Cuma günü olduğunda, sizden biri başını yıkar, gusül eder, mescide erkenden gider, minbere yakın oturup hutbeyi dinler ve sükût ederse, o kimsenin attığı her adım için kendisine bir senelik oruç ve bir senelik namaz sevabı verilir. (C.1,S.61/6)
Cuma günü gusül ediniz; kim böyle yaparsa, bir haftalık günahlarına kefaret olur. Üç gün de fazlası vardır. (C.1,S.75/5)
Kıyâmet günü her merhalede bana en yakın olanınız, dünyada bana en çok salât ü selâm getireninizdir. Kim Cuma günü ve gecesi bana salât ü selâm getirirse, Cenâb-ı Hak, onu, yetmişi âhiret, otuzu dünya ihtiyaçlarından olmak üzere, yüz hâcetini giderir. Sonra Allah bir melek vazifelendirir; size nasıl hediyeler gelirse, o melek de kabrime gelir, bana salevat getirenin -adını, nesebini kabilesine kadar- haber verir; Ben de beyaz bir deftere yazarım. (C.1,S.116/9)
Kaynak : RAMUZ’UL EHADİS İSİMLİ HADİS KİTABI‘NDAN ALINMIŞTIR.
Unutulan Sünnetler
Müsafeha etmek(iki mümin karşılaştıkları zaman toka yaparak salavat okumaları)
Kıymetsiz yerlere girerken sol ayakla girilip, sağ ayakla çıkılması
(dalgınlık hali başka)
Mübah olan yerlere sağ ayakla girilip sağ ayakla çıkılması(oda,taksi,dükkanv.s. )
Namazları başı açık kılmamak
Abdestte ayakları üç defa yıkamak
Yolculukta arkadaşlarından birini reis seçmek
Ölen kimsenin kılmadığı namazlar için iskatın yapılması için vasiyet etmesi
İstişare etmek
Sakal ve bıyık bırakmak
Çevreyi temizlemek
Çıplak ayakla namaz kılmamak
Abdest aldıktan sonra kıbleye dönüp su içmek
Suyu üç yudumda oturarak içmek
Kabristandan geçerken selam vermek ve onbir İhlas okumak
Ölüye definden sonra telkin vermek
İslam nikahı kıymak
Tırnak kesmeye şehadet parmağından başlamak
Tırnağını Cuma günü kesmek
Yatarken sağ tarafına yatmak
Abdestli yatmak
Yemeğe tuz ile başlamak
Ayakkabıyı giymeden önce ters çevirmek
Öşür vermek(farz)
Yemeğe düşen sineğin üzerine bastırmak(bir kanadında zehir diğer kanadında panzehir)
Hergün ölümü düşünmek
Gözlere sürme çekmek yatarken
Salavat okumak
Hergün tevbe etmek
Kabirleri ziyaret etmek
Güneş doğduktan yaklaşık 45 dakika sonra bir miktar uyumak
Yolda başı öne eğik yürümek
Biri seslendiğinde seslenene doğru bütün vücudu ile dönmek
Abdest aldığında ve mescide girdiğinde namaz kılmak
Misvak kullanmak
Cuma günü gusul abdesti almak
Güzel koku sürünmek
Mahrem yerleri traş etmek(En fazla15-40 günü geçmemek)
Oturarak küçük abdest bozmak(Ayakta bozmak tahrimen mekruhtur)
Abdest bozarken kıbleye dönmemek
Yemek yerken düşen lokmayı alıp yemek
Yemeği tek bir kaptan yemek
Yemekte sağ ayağı dikip sol ayak üzerinde oturmak(Askerde avcı oturuşu)
Yemekte güzel şeylerden bahsetmek(Yemekte konuşulmaz lafını aslı yoktur)
Buğday ekmeğine arpa unu karıştırmak
Günde iki öğün yemek
Cevizi peynirle yemek(Şifadır)
Başka bir şehire gittiğinde lik önce soğan yemek
Ölüm halinde su içirmek
Ceneza namazı için tesbih çekmeyi TERKETMEMEK
Ceneza namazından sonra ayakta dua yapmamak
Kabr üzerine su dökmek
Kabr balık sırtı yapmak
Cenaze evine yemek göndermek
Kabristana selam vermek(Essalamü aleyküm ya ehlel kubur)
Aksırınca,aksıran Elhamdülillah deyince duyanın Yerhamükellah( Bayanlar için Yerhamukilleh) denmesi
Namazda kıyamda iken rükuya eğilirken sol ayağı sağ ayağın yanına getirmek
Namazda sol ayak üzerine oturmak sağ ayağı dikmek
Gömleğin düğmelerini aşağıdan yukarı doğru iliklemek
Çözerken yukarıdan aşağı doğru çözmek
Üzümle ekmek yemek
"Unutulmuş bir sünnetimi meydana çıkarana 100 şehit sevabı vardır!"
Bir Hadis-i Şerif meali şöyledir: "Unutulmuş bir sünnetimi meydana çıkarana 100 şehit sevabı vardır!" Efendimiz (S.A.V.)'in unutulan sünnetlerinden bir kısmı:
-Hacamat yaptırmak (Kan aldırmak)
- Kuşluk, Evvabin, Teheccüd, Tehiyyet-ül-mescid, tesbih namazı kılmak,
-İstişare ve istihare yapmak,
- Aksırınca Elhamdülillah demek.
-Ödünç verirken iki şahit bulundurmak veya senet yazmak. Buna vacib diyen âlimler de olmuştur,
- Cuma günü gusletmek,
-Faydalı işe başlarken Besmele çekmek,
- Yatağa abdestli girmek,
-Ölüm veya kötü bir haber duyunca, (İnna lillah ve innâ ileyhi râci’ûn) demek.
-Müsafaha etmek
-Kıymetsiz yerlere girerken sol ayakla girilip, sağ ayakla çıkılması,
-Mübah olan yerlere sağ ayakla girilip sağ ayakla çıkılması (oda, taksi, dükkan v.s. )
-Namazları başı açık kılmamak (Erkekler için takke, sarık vs takılmalı)
-Yolculukta arkadaşlarından birini başkan seçmek,
-İstişare etmek,
-Sakal ve bıyık bırakmak,
-Sakalın dudaktan itibaren bir tutam olması,
-Yatmadan önce saçlara zeytinyağı sürmek,
-Abdest aldıktan sonra kıbleye dönüp su içmek , Kadir suresini okumak
-Suyu üç yudumda ve oturarak içmek ,
-Zemzem suyunu kıbleye dönük ayakta içmek,
-Kabeye dönerek başında besmele sonunda hamd ederek başı kapalı olarak içmek,
-Kabristandan geçerken selam vermek ve onbir İhlas okumak,
-Tırnak kesmeye şehadet parmağından başlamak,
-Tırnağını Cuma günü kesmek,
-Yatarken sağ tarafına yatmak,
-Yemeğe tuz ile başlamak,
-Sofrada sirke bulundurmak, Evde de sürekli sirke bulundurmak. Çünkü bir hadis-i şerifte sirke giren eve fakirlik girmez diyor.
-Ayakkabıyı giymeden önce ters çevirmek, (içine böcek vs girmişse çıkarılması için)
-Ezanın yüksekte okunması (mikrofon olmadığında),
-Sabah ve ikindi namazından sonra istiğfar okumak,
-Yemeğe konan sineği kovalamayıp üzerine bastırmak (bir kanadında zehir diğer kanadında panzehir olduğu için ),
-Her gün ölümü düşünmek,
-Gözlere yatarken sürme çekmek,(ismid taşından olan sürme olacak.),
-Salavat okumak (Ömründe bir defa okumak farz, İsmi duyunca vacip, her seferinde ismi duyulunca müstahap),
-Kabirleri ziyaret etmek,
-Yolda başı öne eğik yürümek,
-Biri seslendiğinde seslenene doğru bütün vücudu ile dönmek,
-Abdest aldığında ve mescide girdiğinde namaz kılmak,
-Güzel koku sürünmek
-Mahrem yerleri traş etmek (En fazla 15-40 günü geçmemek),
-Oturarak küçük abdest bozmak (Ayakta bozmak tahrimen mekruhtur)ve erkeklerdeki prostat kanserinin başlıca nedeni sünnete uygun abdest bozmamaktan kaynaklanıyor.
-Abdest bozarken kıbleye dönmemek Yemek yerken düşen lokmayı alıp yemek,
- Elle yenen bir yiyeceği iki parmakla değil de üç parmakla tutarak yemek,
-Yemekten sonra parmağını yalamak ,
-Yemekte sağ ayağı dikip sol ayak üzerinde oturmak (Askerde avcı oturuşu) ,
-Yemekte güzel şeylerden bahsetmek (Yemekte konuşulmaz lafının aslı yoktur)
-Buğday ekmeğine arpa unu karıştırmak, (şimdi sağlıkçılarda bunu tavsiye ediyor.)
-Günde iki öğün yemek,
-Cevizi peynirle yemek (Şifadır) , Üzümle ekmek yemek,
-Başka bir şehire gittiğinde ilk önce soğan yemek,(efendimiz (sav) tavsiye buyurmuşsa muhakkak bi faydası, gerekli yanı vardır.)
-Ölüm halinde su içirmek,
-Cenaze namazı için tesbih çekmeyi Terketmemek,
-"Beyaz telleri koparmayın. Çünkü o kıyamet günü bir nurdur." (İBN HİBBAN)
-"Başın bir kısmını traş edip bir kısmını perçem olarak bırakmayın." (BUHARİ)
-"Allah Rasulü (S.A.V) yürürken sağa sola bakmazdı." (Ramuz EL E-HADİS)
-Biriniz ayakkabı giyince sağdan başlasın, çıkarırken de soldan başlasın. (MÜSLİM)
-"Borçlu olan bir kimse Allah Teala Yolunda öldürülürse sonra diriltilip tekrar öldürülse daha sonra diriltilip tekrar ölüdürülse borcunu ödemeden yine de Cennet'e giremez." (NESAİ)
-"Rasulullah (S.A.V) odama girmemişti yerde atılmış bir ekmek parçası gördü. Hemen alıp onu sildi. Ve yedi bana da 'Ey Aişe Kerim olana ikram et zira şu ekmek bir kavimden nefret edip kaçmışsa bir daha dönmemiştir buyurdu" (İBNİ MACE)
-"Alıcı olmadığınız halde fiyatları kızıştırmak için müşteri ile satıcının aralarına girmeyin" (BUHARİ)
-Kabir üzerine su dökmek , Kabri balık sırtı yapmak,
-Cenaze evine yemek göndermek,
-Kabristana selam vermek (Essalamü aleyküm ya ehlel kubur),
-Aksıranın Elhamdülillah deyince duyanın Yerhamükellah demesi,
-Namazda kıyamda iken rükuya eğilirken sol ayağı sağ ayağın yanına getirmek,
-Namazda sol ayak üzerine oturmak sağ ayağı dikmek,
-Gömleğin düğmelerini aşağıdan yukarı doğru iliklemek,Çözerken yukarıdan aşağı doğru çözmek,
-Camide namaz bittikten sonra çıkarken el sıkışıp 3 kez sallayarak tokalaşmak (İmam-ı Gazali -Hüccetül İslam -Sabah Namazının Kılınış Babı)
-Camiye Girerken birileri varsa selam vermek… yoksa Esselamu Aleyna ve Ala iba dilla hissalihiyn demek.
-Allah Rasulu (s.a.v) tuvalete yada banyoya girdiginde sol ayakla girip sağ ayağıyla çıkar cok uzun muddet orada durmaz ve girerken de "Allahumme euzu bike minel hubsi ver habais"duasini okurmus ve banyo esnasindada edep yerleri kapali olarak duş alirmis.
-Duş aldıktan sonra çıkarken ayaklarını soğuk suyla yıkamak.
-Allah Rasulü efendimiz her gece yatmadan evvel iki elini açarak birleştirir,İhlas,felak va nas surelerini okuyarak ellerinin içine üfler sonra başından ve yüzünden başlayarak üç defa elinin eriştiği kadarıyla bütün vücudunu sıvazlar ondan sonra yatardı.Hz Aişe validemiz efendimizin bunu her gece üç defa yaptığını rivayet etmektedir.
-İki kişi de olsa, farz namazı cemaatle kılmak.
-Namazları sarık veya takkeyle kılmak,
-Abdestte, eli ve ayakları üç defa yıkamak,
-Abdest alırken başı kaplama mesh yapmak [Maliki ve Hanbeli’de farzdır],
-Misvak kullanmak...
|
|
|
Peygamberimizin Hadis-i Şerifleri Bölüm2 |
|
Yazar: RasitTunca - 11-06-2022, 12:15 PM - Forum: Sünnetler Hadisler
- Yorum Yok
|
 |
Peygamberimizin Hadis-i Şerifleri Bölüm2
TIRNAK KESMEK İLE İLGİLİ HADİS-İ ŞERİFLER
Eğer bir kimse tırnağını;
Pazartesi günü keser ise o kimseden delilik gider, o kimse sıhhat bulur.
Salı günü keser ise o kimseden sıhhat gider, o kimse hastalık bulur.
Çarşamba günü keser ise o kimseden vesvese ve delilik gider, o kimseye emniyet gelir.
Perşembe günü keser ise o kimseden cüzzam (yüzde yara) hastalığı gider, o kimse şifa bulur.
Cuma günü keser ise o kimseden günah gider, o kimseye rahmet iner .
Cumartesi günü keser ise o kimseden hastalık gider, o kişi şifa bulur.
Pazar günü keser ise o kimseden şifa çıkar, o kimseye fakirlik gelir.
buyurmuşlardır.
Anne-Baba Hakkında Peygamber Efendimizin Hadis-i Şerif'leri
Buhari ile Müsüm\'in birlikte rivayet ettigine göre, sahabelerden Ibni Mes\'ûd (R.A.) söyle diyor;
«Bir gün Peygamber (S.A.S.)´imize Allah (C.C.) katinda en sevimli emel hangisidir?» diye sordum; «Vaktinde kilinan namaz» diye cevap buyurdular. «Ondan sonra hangisi gelir?» diye sordum: «Ana - babaya iyilik etmek» diye buyurdular. «Ondan sonra hangisi gelir?» diye sordum; «Allah (C.C.) yolunda cihâd etmektir» diye cevap buyurdular.
Müslim\'in ve baskalarinin rivayet ettigine göre Peygamber\'imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:
Evlât, ana - babanin hakkini ancak söyle ödeyebilîr: Anasini veya babasina köle olarak bulacak, sonra da para ile satin alarak kölelikten kurtaracak.»
Müslim\'in rivayet ettigine göre, adamin biri bir gün Peygamber (s.a.v)´imize geldi ve «Beldem\'den göç edip cihâd ederek Allah (C.C) katînda sevâb kazanmak üzere sana bey\'at ediyorum» dedi.
Peygamber (s.a.v)\'imiz «Anan veya baban sag mi?» diye sordu, adam «Evet, ikisi de sagdir» diye cevap verir. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v)\'imiz adama: Sen gerçekten Allah (C.C) katinda sevâb kazanmak istiyor musun?» diye sordu. Adam «Tabii» diye cevap verince. Peygamber (s.a.v)\'imiz adama: «O halde ana - babanin yanina dön, onlara iyi bak» diye cevap buyurdular.
Ebû - Yâ\'la ile Taberâni\'nin rivayet ettigine göre, adamin biri bir gün Peygamber\'imize (S.A.S.) gelerek: «Ben cihâd etmek istiyorum, ama buna gücüm yetmiyor. Ne yapayim?» der.
Peygamber (s.a.v)\'imiz adama: »Anan veya baban sag mi?» diye sorar. Adam «Anam sag» diye cevap verir. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v)´imiz adama: «O halde ona iyi bakarak Allah (C.C)´dan, rizasini kazanabilmeyi dile. Bunu basardigin takdirde sen hacc, ömre ve cihâd sevabi kazanmis olursun» diye cevap buyurdular.
Yine Taberâni\'nin rivayet ettigine göre, adamin biri bir gün Peygamber\'imîze (S.A.V), gelerek «Yâ Rasûlallah, ben Allah (C.C) yoiunda cihâd etmek istiyorum, bana ne tavsiye edersiniz» der.
Peygamber (s.a.v)\'imiz adama «Anan sag mi?» diye sorar. Adam: «Evet» der, bunun üzerine Peygamber (s.a.v)\'imiz adama; «O halde onun dizi dibinden ayrilma. Cennet onun ayaklarinin altindadir» diye cevap buyururlar.
Ibni Mace\'nin rivayet ettigine göre, Peygamber\'imize (S.A.S.) «Ana-babanin evlât üzerinde ne hakki vardir?» diye sorarlar. Peygamber (s.a.v)\'imiz «Onlar senin hem Cennetin, hem de Cehennemindir» diye cevap buyururlar.
Ibn-i Mâce ile Nesaî\'nin birlikte rivayet ettigine göre adamin biri bir gün Peygamber´imize (S.A.S.) gelerek:
«Yâ Rasûlallah! Savasa katilmak istiyorum, sana danismaya geldim» der.
Peygamber (s.a.v)\'imiz adama «Anan var mi?» diye sorar, adam «evet» der. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v)´imiz adama «O halde onun yanindan ayrilma, çünki Cennet onun ayaklari altindadir» diye cevap buyurur.
Ayni hadisin diger sahih bir rivayetine göre Peygamber\'imiz (S.A.S.) adama: «Anan - baban var mi?» diye sorar, adam «evet» deyince «O halde oniarin yanindan ayrilma, cunki Cennet onlarin ayaklarinin altindadir» diye cevap verir.
Tirmizi\'nin bildirdigine göre, odamin biri bir gün sahâbîlerden Ebû Derdâ\'ya
(R.A.) gelerek, «evliyim, fakat anam karimi bosamami istiyor, bana ne tavsiye
edersiniz?» der. Ebû Derdâ (R.A.) adama su cevâbi verir;
\"Ben Peygamber (S.A.S.)´imizin «Ana Cennetin orta kapisidir» dedigini duydum.
Simdi sen dilersen bu orta kapiyi elden kaçir, istersen muhafaza et.\"
Aynı hadisin diger bir rivayet sekline göre, adamin biri bir gün sahâbilerden Ebû
Derdâ\'ya (R.A.) gelerek «Babam benim yanimdadir. Hattâ beni evlendirdi,
simdi de karimi bosamami istiyor, ne yapayim?» diye sorar.
Ebû Derdâ (R.A.) adama söyle cevap verir; «Ben sana ne babanin kalbini kir,
diyebilirim ve ne de karini bosamani tavsiye edebilirim. Yalniz eger istersen,
sana Peygamber´izden (S.A.S.) duydugum bir sözü nakledeyim,
O söyle buyurmuslardi: «Baba Cennetin orta kapisidir!» Simdi sen de
stersen bu kapiyi koru» dilersen \"elden kacir\"
Ibni Habban ve Tirmizi\'nin rivayet ettiklerine göre, Hz. Ömer\'in (R.A.) oglu der ki: «Bir
zevcem vardi, onu seviyordum. Fakat babam Ömer (R.A.) ondan hoslanmiyordu. Bana, onu bosa dedi.
ben reddettim. Bunun üzenine babam Peygamber (S.A.S.)´imize vararak durumu O\'na anlatti.
Peygamber (S.A.S.)\'imiz
de beni huzuruna cagirarak; «Karini bosa» buyurdular.»
Ahmed Ibni Hanbel\'in (rahimehullah) rivayet ettigine göre, Peygamber\'imiz (S.A.S.) söyle
buyuruyor:
«— Kim ömrünün uzun olmasini ve geçim kaynaklarinin genislemesini isterse ana - babas\'na
iyi baksin ve akrabalik baglarini gözetsin!»
Ebû Ya\'lâ ile Hakim\'in rivayet ettiklerine göre Peygamber (S.A.S.)\'imiz söyle buyuruyor:
«— Ana - babasina iyi bakanlara müjdeler olsun, Allah (C.C) onlarin ömrünü uzatir.»
Ibni Mâce ve Ibni Hibban\'in rivayet ettigine göre, Peygamberimiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:
«— Kisi isledigi günah yüzünden rizkinin kisilmasina yol açar. Kaderi yalniz dua geri
çevirebilir. Ömrü de ancak iyilik uzatir.»
Hakim\'in rivayet ettigine göre Peygamber\'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Baskalarinin kadinlarini bastan çikarmayiniz ki, kendi kadilariniz îffetii olsun.
Ana - babaniza bakiniz ki, evlâtlariniz da size baksin. Kime, müsiüman kardesi özür
dilemeye gelirse; hakli olsun, haksiz olsun, özrünü kabul ederek onunla barissin.
Aksi halde Cennet\'teki havuzumdan su içmeye gelemez.»
Taberâni\'nin rivayet ettigine göre. Peygamber\'imiz (S.A.S.) söyle bururuyor:
«— Ana - babaniza iyi bakiniz ki, evlâtlariniz da size baksin. Baskalarinin kadinlarini
bastan çikarmaymz ki, esleriniz iffetli olsun.»
Müslim\'in rivayet ettigine göre. Peygamber\'imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:
«— Burnu yerde sürünsün, burnu yerde sürünsün, yine burnu yerde sürünsün.»
Sahâbîler «Kimin burnu yerde sürünsün, yâ Rasûlallah? (S.A.V)» diye sordular.
Peygamber (S.A.V)\'imiz «Ana veya babasi veya her ikisi yasliliklarinda yaninda kaldiklari halde,
onlara iyi bakmayarak Cennet\'e girmeyi hakkedemeyenlerin» diye cevap buyurdular.
Taberânî\'nin rivayet ettigine göre:
Peygamber (S.A.V)\'imiz bir gün minberde iken arka arkaya
üç kere «Âmin!» «Âmin!» «Âmin!» buyurdular. Sonra da bu davranisinin sebebini söyîe
açikladilar: «Cebrail bana gelerek: «Yâ Muhammed (S.A.S.). Ana - babasindan birinin
yasliliklarina yetistigi halde, onlara iyi bakmayarak ölen kimse Cehennem\'e girer.
Allah (C.C) onu rahmetinden kovar, buna «Âmin» de, dedi, ben de «âmin» dedim.
Sonra yine» «Yâ Muhammed (S.A.S.) Ramazan ayina kavustugu halde günahlarinin afvini
saglayamadan ölen kimse Cehennem\'e girer, Allâh (C.C) onu rahmetinden kovar, buna «Âmin!»
de dedi, ben de «âmin!» dedim.
Arkasindan yine, «Yâ Muhammed (S.A.S.) adin yaninda anildigi halde sana salât-ü selâm
getirmeyerek ölen kimse Cehennem\'e girer. Allah (C.C) onu rahmetinden uzak tutar, buna da
«âmin» de dedi, ben de üçüncü sefer «âmin!» dedim.»
Hadisin muhtelif rivayetleri vardir.
Ahmed Ibni Hanbel\'in rivayet ettigine göre, Peygamber\'imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:
«— Kim müslüman bir köleyi âzâd ederse, o köle kendisini Cehennem\'den kurtaracak bir
fidye olur. Kim ana - babasindan birinin yasliligina yetisir de ona iyi bakarak gunahlarinin
afvedilmesini saglayamazsa, Allah (C.C) onu rahmetinden kovar.»
Buhârî ile Müslim\'in birlikte rivayet ettiklerine göre: Sahabîlerden biri
bir gün Peygamber\'imize (S.A.S.) «Yâ Rasûlallah! (S.A.S.) En cok kimle iyi gecinmeliyim?»
diye sorar. Peygamber (S.A.S.)\'imiz «Annenle» buyururlar. Adam «Sonra siraca kim gelir?»
diye sorar.
Peygamber (S.A.S.)\'imiz yine «Annen» diye cevap buyurur. Adam yine
«Daha sonra sirada kim gelir?»
diye sorar. Peygamber (S.A.S.)\'imiz yine «Anan» diye cevap buyururlar. Adam bir daha «Sonra
sirada kim gelir?» diye sorunca, Peygamber (S.A.S.)\'imiz bu defa «Baban» diye
cevap buyurdular.
Buhari ile Müslim\'in birlikte rivayet ettiklerine göre. Ebû Bekr (R.A.) in kiz;
Hz. Esma (R. Anha) der ki: «Peygamber (S.A.S.)\'imiz zamaninda, annem putperest iken bana geldi.
Ben de Peygamber\'imize (S.A.S.) «Annem bana geldi, kendisi Islâm\'dan yüz çeviriyor,
onunla münâsebetlerimi devam ettireyim mi?» diye O\'na danistim, bana «Tabii,
annen ile münâsebetlerini devam ettir» diye cevap buyurdular.
Ibni Hibban ve Hakim\'in rivâyet ettigine göre Peygamber (S.A.S.)\'imiz söyle buyuruyor:
«— Allah (C.C)\'in rizâsi ana - babanin rizâsina baglidir. Allah (C.C)\'in gazabi dahi
ana - babanin
gazâbindcdir.»
Taberânî\'nin rivayet ettigine göre. Peygomber\'imiz (S.AS.) söyle buyuruyor:
«Allah (C.C)\'a itaat, araya,
yâhud anne ve babaya itâata baglidir.»
(Her ikisi de, birbiriyîe alâkalidir.)
Bezzâr\'in rivayet ettigine göre, Peygamber\'imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor :
«— Allah (C.C)\'i:n hosnutta?u ara - babanin hosnutluguna baglidir. Ana-babayi
gücendirmek. AAllah (C.C)\'in öfkesine sebeb olur.»
Tirmizî ile Hakim\'in rivayet ettiklerine göre.
Adamin biri bir gün gün
Peygamber`imize
(S A S.) gelerek: «Ben büyük bir günâh isledim, benim tevbem kabul edilir mi?» diye sorar.
Peygamber (S A S.)\'imiz adama: «Anan sag mi?» diye sorar, adam «Hayir» diye cevap verir.
Bunun üzerine Peygamber (S A S.)`imiz «Peki teyzen var mi?» diye sorar. Adam:
«Evet, var.» deyince. Peygamber\'imiz: O halde ona iyilik et» buyurur.
Ebû Davud ve Ibni Mâce\'nin rivayet ettigine göre.
sahâbîlerden biri
Peygamber (S A S.)\'imize gelerek «Yâ Rasûlaüah (S A S.), Ana - babam öldü,
bundan sonra onlara
yapabilecegim bir iyilik var mi?» diye sorar.
Peygamber (S A S.)\'imiz adama: «Tabii var. Onlar için dua etmek, günahlarinin bagislanmasi
dilemek,
hayatta iken verdikleri sözleri onlar adina yerine getirmek, onlardan yana olan akrabalik
baglarini gözetmeye devam etmek ve dostlarina iyilik etmek» diye cevap buyurdular.
Müslim\'in rivayet ettigine göre:
Bir gün Hz. Ömer (R.A)\'in oglu
Abdullah (R.A.) Mekke yolunda bir cöl bedevisi ile karsilasir, ona selâm verir,
kendisi yere inerek binek hayvanina onu çikarir, basindaki sarigi ona hediye eder.
Ibni Dinar (rahrmehullah) diyor ki; «Bu durum karsisinda Abdullah\'a dedik ki; «Allah (C.C)
iyiligini
versin, bu kadar iltifata ne lüzum var, bunlar cöl adamidir, az sey ile kalbleri kazanilir.»
Abdullah bize su cevabi verdi: «Bu adamin babasi, babam Ömer Ibni Hattâb (R.A)\'in cok yakin bir
dostu idi. Öte yandan ben.
Peygamber (S.A.V)`imizi söyle
buyururken isittim:
«Iyiliklerin en degerlisi, evlâtlarin baba dostlarina karsi yaptiklari iyiliktir.»
Ibni Hibban\'rn rivayet ettigine göre Ebû Bürde (R.A.) der ki: «Bir gün Medine\'ye varmistim.
Hemen Abdullah Ibni Ömer (R.A.) beni ziyaret etmeye geldi, konusurken «Neden sana
geldigimi biliyor musun?» diye sordu. «Hayir» diye cevap verdim.
Bunun üzerine o söyle dedi:
«Ben Peygamber (S.A.V)\'imiz:
Babam Ömer ile baban arasinda kardeslige varan bir sevgi vardi. ben de bu dostluk bagini devam
ettirmek istedim.»
Buhari ile Müslm\'in birlikte rivayet ettiklerine göre. Peygamber\'imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:
«— Sizden çok önce yasamis bir kavmin mensubu olan üç kisi bir gün çoluk - çocuklarinin
geçimini temin etmek maksadi ile yolculuga çikmislardi.
Yolda yagmura tutuldular ve dagdaki bir magaraya sigindilar. Fakat yukarilardan kopup
gelen bir kaya magaranin kapisini tikadi, birbirlerine «Simdiye kadar yaptigimiz
iyi amelleri öne sürerek yapacagimiz duadan baska hiç bir sey bizi bu kapidan kurtaramaz»
dediler.
Diger bir rivayete göre. içlerinden biri diger ikisine «Simdiye kadar
Allah (C.C)Rizâsi içün yapmis oldugunuz iyi amelleri hatirlamaya çalisin ve onlari öne
sürerek Allah (C.C)\'a yalvarin, ola ki bu kayayi kaldirir» dedi
Baska bir rivayete göre: içlerinden biri diger ikisine söyle dedi: «izler silindi,
kapiyi da kaya tikadi, Allah (C.C)\'dan baska hiç kimse yerimizi bilemez, en güvenilir
amellerinizi öne sürerek Allah (C.C)\'a yalvariniz.»
Bunun üzerine islerinden biri el açarak Allah (C.C)\'a söyle yalvardi; «Allah (C.C)\'im! Benim
ileri derecede yasa bir anam ve babam vardi. Ben onlarin aksam sütünü vermeden
önce de ev halkina bakardim ve ne de hayvanlarima bakardim.
Bir gün oduna gitmistim, eve geç döndüm, gelince ana-babami uykuda buldum. Sütleri
sagip isittim, fakat hâlâ uyuyorlardi. Onlara süt vermeden önce cocuklanma
yemek ve hayvanlara yem vermek istemedim.
Süt bardaklarini elime aldim ve yanibaslarina oturarak uyanmalarini beklemeye koyuldum.
Sabah tanyeri agarana kadar bu durumda kaldim. Ancak o zaman uyandilar, ben de sütlerini
verdim.
Allah (C.C)\'im! Eger bu davranisi senin rizani kazanmak için yaptim ise bu kaya yüzünden içine,
düstügümüz çikmazdan bizi sen kurtar.»
Adamin bu duasi üzerine kaya biraz yerinden kimildadi,
çikis yolu biraz açildi, fakat aralik disari çikacaklari kadar genis degildi.
Diger bir rivayete göre, duasinin son kismi söyle idi:
«... Bakmak zorunda oldugum küçük
çocuklarim vardi. Eve gidip aksam sütünü saginca önce yasli ana-babama sonra çocuklarima
süt verirdim. Odama gittigim bir gün evvel geç dönmüstüm, hava kararmisti, yasli anam-babam
da uyumuslardi. Yine de her zamanki gibi sütü sogarak onlara vermek üzere hazirladim, yanlarina
gittigimde uyumaya devam ediyorlardi, ne uykularini bozmak istiyordum ve ne de onlardan
önce çocuklarin sütlerini vermeye gönlüm razi oluyordu.
Bu arada sabirsizlanan çocuklar ayaklarimin dibinde kivraniyorlardi, onlar uykuda, ben
de bekleme halinde böylece sabahi bulduk.
Allah\'im! Sende malûmdur ki, ben bu hareketi senin rizani kazanmak için yapmistim.
O hareketim sayesinde bizi simdi içinde bulundugumuz çikmazdan kurtarmani, karanlik
yerden kurtularak gün yüzüne çikmamizi nasip etmeni diliyorum.»
Adamin bu duasi üzerine kaya kimildadi ve gün yüzünü görmelerini saglayacak bir aralik belirdi.
Ikinci adam. amcasinin kizi ile zinadan Allah (C.C) korkusu ile kaçindigini öne sürerek dua etti.
Üçüncüsü bir süre sahibi ile yaptigi sözlesmeye bagli kolarak kendi emegi ile üreyen koyunlarin
hesabini mal sahibine dogru olarak vermesini öne sürerek dua etti.
Bu dualar üzerine kaya magaranin agzindan ayrildi, adamlar da disariya çikarak yollarina
devam ettiler.
Salavat Getirmenin Sonu
ALLAH (cc) RESULÜ Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) buyuruyor ki :
1-Kim ismimi duyunca salavat getirmezse insanların en acizidir.
2-İsmimi duyunca salavat getirmeyen yüzü koyun sürülecektir.
3-İsmimi işitipte salavat getirmeyen sonu mutsuz kimsedir.
4-İsmimi duyupta salavat getirmeyen bana cefa etmiş kimselerdir.
FAYDALARI:
Cuma günü ve gecesi üzerime 100 defa salavat getiren ALLAHu TEALA 30 u
dünyada ,70 i ahirette olmak üzere 100 hacetini kabul eder.onun içindir ki
hz.Resulullahın ismini duyduğumuz zaman salavat getirelim unutmayalım ki 'O' da bizi
unutmasın...
ALLAH tüm ibadetlerimizi dergah-ı izzetinde kabul buyursun
aminnn.
Kardeşlik Ahlakı ile ilgili Hadisi Şerifler
“Sizden biriniz kendisi için sevdiğini mü’min kardeşi için sevmedikçe gerçek mü’min olamaz.”
(Buhârî, “Îmân”, 7; Müslim, “Îmân”, 71, Tirmizî, “Sıfatü’l-Kıyâme”, 59.)
“Müslüman müslümanın karde*şidir. Ona zulmetmez; onu yardımsız bırakmaz; onu tahkir etmez. Üç defa kalbine işaret ederek Takva şuradadır. Müslüman kardeşini hakir görmesi kişiye kötülük olarak yeter. Her müslümanın namusu, kanı, malı ve onuru müslümana haramdır.”
(Müslim, “Birr”, 32)
“Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (zalimlere de) teslim etmez. Kim, din kardeşinin bir ihtiyacını giderirse, Allah da onun ihtiyacını giderir…”
(Buhârî, “Mezâlim”, 3; “İkrah”,7; Müslim, “Birr”, 58;Tirmizî, “Hudud”,3.)
“Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir müslümanı(n kusurunu) örterse, Allah da Kıyamet günü onu(n kusurunu) örter…”
(Buhârî, “Mezâlim”, 3; Müslim, “Birr”, 58.)
“Müslümanın, din kardeşine üç günden fazla dargın durması helal değildir.”
(Müslim, “Birr”,26; Ayrıca bkz. Buhârî, “Edeb”, 57, 62; Ebu Davud, “Edeb”, 47; tirmizî, “Birr ve Sıla”,21.)
“Müminler birbirini sevmede, birbirlerine karşı sevgi ve merhamet göstermede tek bir beden gibidir. O bedenin bir organı acı çektiği zaman, bedenin diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateş çekerler.”
(İbn Hanbel, IV, 271; Buhârî, “Edeb”, 27; Müslim, “Birr”, 66.)
“Zandan sakının. Zira zan sözün en yalan olanıdır. İnsanların özel hallerini araştırmayın, konuşmalarını dinlemeye çalışmayın, birbirinizin alışverişini kızıştırmayın, birbirinize haset etmeyin, birbirinize kin beslemeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları kardeşler olun.”
(Buhârî, “Edeb”,58; Nikah”,46)
“Her iyilik bir sadakadır. Kardeşini güler yüzle karşılaman, kovandan ihtiyacı olan bir şeyi kardeşinin kovasna boşaltman da bu tür iyiliklerdendir.”
(Tirmizi, “Birr”, 45)
“Din kardeşini güler yüzle karşılaman bile olsa hiçbir iyiliği küçük görme!”
(Müslim, “Birr”, 144)
Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: «Cennetin kapıları, Pazartesi ve Perşembe günleri açılır. Din kardeşi ile arasında düşmanlık olan kimse hariç Allah’a hiç bir şeyi eş koşmayan her kul bağışlanır. “Bu iki kişiyi aralarında anlaşıncaya kadar bekletiniz, barışıncaya kadar bekletiniz! denilir.»
(Muvatta, “Husnu’l-Hulk”,4; Müslim, “Birr “, 35; Tirmizi,” Birr”, 76; Ebu Davud, “Edeb”, 47.)
Ebü’d-Derdâ (r.a.)Resûlullah (sav)’i şöyle buyururken dinlediğini söylemiştir:
“Kim gıyabında bir din kardeşi için dua ederse, mutlaka melek ona, aynı şeyler sana da verilsin, diye dua eder.”
(Müslim, “Zikir”, 86. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, “Vitir”, 29.)
“Müslüman, hasta kardeşini ziyaret ettiğinde dönünceye dek cennet bahçelerinde demektir.”
(Müslim, “Birr”, 41; Tirmizî, “Cenâiz”, 2)
Ebû Kerîme Mikdâd İbni Ma’dîkerib radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Nebi (s.a.s.)şöyle buyurdu: “Din kardeşini seven kişi, ona sevdiğini bildirsin!”
(Ebû Dâvûd, “Edeb”, 113 ; Tirmizî, “Zühd”, 53)
Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:
“Sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız. Yaptığınız zaman birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selâmı yayın!”
(Ahmed b.Hanbel, II,478. Müslim,” Îmân”, 93-94. Ayrıca bk. Tirmizî, “Et’ime”, 45, “Kıyamet”, 56; İbni Mâce, “Mukaddime”, 9, “Edeb”, 11)
“….Kul din kardeşine yardımcı olduğu sürece, Allah da onun yardımcısı olur…”
(Ahmed b. Hanbel, II,252; Müslim, “Zikir”, 38; İbn Mâce, “Sunne”, 17; Tirmizi, “Hudud”, 3)
|
|
|
Peygamberimizin Hadis-i Şerifleri Bölüm1 |
|
Yazar: RasitTunca - 11-06-2022, 12:10 PM - Forum: Sünnetler Hadisler
- Yorum Yok
|
 |
Peygamberimizin Hadis-i Şerifleri Bölüm1
Resul-i Ekrem salla'llahu aleyhi ve sellem buyurdu ki;
" Ben güzel huyları tamamlamak için gönderildim. "
( Hazret-i Malik radiya'llahu anh'den,
Hadisi, Malik Muvatta ' da rivayet etmiştir. )
Resûl-i Ekrem (aleyhissalâtu vesselâm), (bir gün) sordu:
"En hayırlı olan ve derecenizi en ziyade artıran, melîkinizin yanında en temiz, sizin için gümüş ve altın paralar bağışlamaktan daha sevaplı, düşmanla karşılaşıp boyunlarını vurmanız veya boyunlarınızı vurmalarından sizin için daha hayırlı olan amelinizin hangisi olduğunu haber vereyim mi ?"
"Evet! Ey Allah'ın Resûlü!" dediler.
"Allah'ın zikridir!" buyurdu.
Tirmizî, Daavat 6, (3374); Muvatta, Kur'ân 24.
Peygamber efendimiz Hazreti Muhammet Mustafa Sallallahu aleyhivessellem
buyurdular ki;
"Alimleri ziyaret eden beni ziyaret etmiş gibidir."
(Hadîs-i Şerîf Keşfü'l Hafâ)
Peygamberimiz;
Hazreti Muhammet Mustafa Sallallahu aleyhivessellem efendimiz
buyurdular ki;
"Size iki şey bırakıyorum. Bunlara uyduğunuz müddetce asla sapıtmayacaksınız:
Allah'ın Kitab'ı ve Resûlünün sünneti".
Muvatta, Kader 3, (2, 899).
Resulullah (sallallahü aleyhi ve selem ) buyurdu ki ;
“Kişi sevdiği ile beraberdir.”
Resulullah (sallallahü aleyhi ve selem ) buyurdu ki ;
“Haya imandandır.”
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdularki ;
" Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz. "
Buhârî, İlm, 12; Müslim, Cihâd, 6
Resulullah (sallallahü aleyhi ve selem ) buyurdu ki ;
“Erteleyenler, helak oldu”
Resulullah (sallallahü aleyhi ve selem ) buyurdu ki ;
“ Tefekkür gibi ibadet yoktur.”
Resulullah (sallallahü aleyhi ve selem ) buyurdu ki ;
“Müminin kalbi, Rahman’ın Arşıdır.”
Rasulullah Efendimiz Hadis-İ Şeriflerinden birkaçında şöyle buyurmaktadır;
“Hiçbir ibâdetin kıymeti, Zilhicce ayının ilk on gününde yapılanın kıymeti gibi olamaz.”
“Zilhiccenin ilk on gecesinde yapılan amel için, 700 misli sevap verilir.”
“ “Bu on günün hayrından mahrum olan kimseye yazıklar olsun! Bilhassa dokuzuncu [Arefe] günü oruçla geçirmelidir. Onda o kadar çok hayır vardır ki, saymakla bitmez.”
“Zilhiccenin ilk on günü fazilette bin güne, Arefe günü ise, on bin güne eşittir.” Peygamber Efendimiz, Zilhiccenin ilk on gününde yapılan amellerin, diğer aylarda yapılan amellerden daha kıymetli olduğunu bildirince, Eshab-ı Kiram; “Ya Resulallah, Allah yolundaki cihattan da mı daha kıymetlidir.” diye sual ettiler. Peygamber Efendimiz, cevabında, “Evet cihattan da kıymetlidir. Ancak canını, malını esirgemeden harbe gidip şehit olan kimsenin cihâdı daha kıymetlidir.” buyurdu.
Allah Teala kudsi bir hadiste şöyle buyurmuştur:
Kim benim hükmüme rıza göstermez, verdiğim musibete sabretmezse benden başka bir rab arasın”(2)
Beyhaki, Şuabul İman, nr.200; Taberani, el-Kebir, 22/321; Heysemi, Mecmaüz Zevaid, 7/207; Süyuti, es-Sagir, nr.6009, 6010,9027
Resûlullah (aleyissalâtu vesselâm) buyurdular ki ;
"Ameller niyetlere göredir."
Rıyazu's Salihin / 1 (Buhârî, Bedü’l Vahy 1; Müslim,İmârât 155)
Selam vermek neden bu kadar önemli
İbni Ömer’in Buhari’de yer alan rivayetine göre, bir adam Resulullah’a (sas) ‘İslam’da yapacağım en hayırlı şey nedir?’ diye sorar. Resulullah da ona, “Yemek yedirmen ve tanıdık-tanımadık herkese selam vermendir.” buyurur.
Müslim’de rivayet edilen başka bir hadiste de ‘selam vermek’ cennete girme sebeplerinden biri sayılmıştır.
Allah’ın bir ismi olan ve Kur’an’da 24 defa geçen Selam’ın önemini kısaca şöyle belirtebiliriz:
1. Bir İslam şiarıdır.
2. Muhabbet ve güvenin belirtisidir.
3. Bir duadır.
4. Sosyal dayanışma ve kaynaşmanın vesilesidir.
5. Selam vermek sünnettir, korku durumu varsa vaciptir. Selam almak, kişiye farz-ı ayn, topluluğa da farz-ı kifayedir. Mektup ve şahıslar yoluyla gönderilen selamlara cevap vermek vaciptir.
6. Günaydın, hayırlı sabahlar gibi ifadeler selamın verdiği sevabı vermez. İşaretlerle veya eğilerek verilen selam caiz görülmemiştir.
7. Sesli Kur’an okuyana, ilim
Resûlullah (aleyissalâtu vesselâm) buyurdular ki ;
Allah'ü Teala'yı zikir, kalblerin şifasıdır.
ameller her perşembe ve pazartesi günü arzedilir. Aziz ve Celil olan Allah o gün, Allah'a hiçbir şirk koşmayan kulun günahını affeder. Bundan sadece kardeşiyle arasında düşmanlık olanı istisna eder, (onu affetmez) ve der ki: "Bu ikisini barışıncaya kadar terkedin.
Müslim, Birr 36, (2565); Muvatta, Hüsnü'l-Hulk 17, (2, 908); Ebu Davud, Edeb 55, (4916)
Resûlullah (aleyissalâtu vesselâm) buyurdular ki ;
Kişi dostunun dini üzeredir.
Öyleyse her biriniz, kiminle dostluk kuracağına dikkat etsin.
Ebu Davud, Edeb 19, (4833); Tirmizi, Zühd 45, (2379)
Resûlullah (aleyissalâtu vesselâm) buyurdular ki ;
İmanın tadını,
Rabb olarak Allah'ı,
din olarak İslam'ı,
peygamber olarak Muhammed'i
seçip razı olanlar duyar
Müslim, İman 56, (34); Tirmizi, İman 10, (2625)
Resûlullah (aleyissalâtu vesselâm) buyurdular ki ;
Allah'ım!
Senden Seni sevmeyi,
Seni sevenleri sevmeyi
ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim.
Allah'ım! Senin sevgini,
bana canımdan,
ailemden
ve soğuk sudan daha sevgili kıl.
Tirmizî, "Deavât", 73
AMİİİİN kardeşim AMİİİİN ellerinizesağlık :)
EMEĞİNİZE SAĞLIK KARDEŞİM.
RABBİM HAFIZAMIZA VE RUHUMUZA DA NAKŞEDEBİLMEYİ NASİB EYLESİN...
Resûlullah (aleyissalâtu vesselâm) buyurdular ki ;
Bir genç, ihtiyar bir kimseye yaşı sebebiyle ikramda bulunursa, Allah yaşlılığında ona ikram edecek kimseleri mutlaka takdir eder.
Tirmizi, Birr 75, (2023)
Resûlullah (aleyissalâtu vesselâm) buyurdular ki ;
(Müslüman elinden ve dilinden müslümanların emin olduğu kimsedir.)
[Buhari]
Resûlullah (aleyissalâtu vesselâm) buyurdular ki ;
(Mümin akıllı basiretli uyanıktır. Her işte Allah’ın rızasını gözetir. Acele etmez ilim sahibidir haramlardan kaçar.)
[Deylemi]
Resûlullah (aleyissalâtu vesselâm) buyurdular ki
(Mümin koku satan kimse gibidir. Yanında otursan için açılır. Onunla gezsen veya ortak iş yapsan faydasını görürsün. Onun her işi faydalıdır.)
[Taberani]
Resûlullah (aleyissalâtu vesselâm) buyurdular ki
(Müminler birbirine karşı sevgi ve merhamette bir vücut gibidir. Vücudun bir yeri rahatsız olunca bütün vücut huzursuz olup onun tedavisi ile meşgul olunduğu gibi müslümanlar da böyle birbirine yardıma koşmalıdır.)
[Buhari]
Allah razı olsu elhamdulillah
hayırlı cumalar gerçekten hakkıyla tane tane anlatılmış kendisi zaten inciden daha değerli
Ravi: İbnu Mes'ud
Tanım: Resulullah (sav): "Kalbinde zerre miktar kibir bulunan kimse asla cennete girmeyecektir!" buyurmuştu. Bir adam: "Kişi elbisesinin güzel olmasını, ayakkabısının güzel olmasını sever!" dedi. Aleyhissalatu vesselam da: "Allah Teala hazretleri güzeldir, güzelliği sever! Kibir ise hakkın ibtali, insanların tahkiridir" buyurdular.
Kaynak: Müslim, İman 147; Ebu Davud, Edeb 29, (4091); Tirmizi, Birr 61, (1999)
Ravi: Ebu Hureyre
Tanım: Yakışıklı bir adam Resulullah (sav)'a gelerek: "Ben güzelliği seviyorum. Gördüğünüz gibi bana güzellik de verilmiş. Kimsenin beni, ayakkabı bağı bile olsa bu hususta geçmesinden hoşlanmıyorum. Ey Allah'ın Resulü! Bu (haram olan) kibre girer mi?" diye sordu. Aleyhissalatu vesselam: "Hayır! buyurdular. Ancak kibr, hakkı ibtal, halkı tahkirdir!"
Kaynak: Ebu Davud, Libas 29, (4092)
ALLAH Resûlü sallALLAHu aleyhi ve sellem buyurdu:
"Size öyle bir zaman gelecektir ki, o zamanda şu üçten daha değerli bir şey olmayacaktır: Helâl para, candan arkadaşlık yapılacak bir kardeş, uygulanacak bir sünnet."
Huzeyfe radıyALLAHu anh. Taberânî.
Ebu Hureyre (r.a)’den Rasulullah (s.a.s)’in şöyle dediği rivayet edilmiştir:
«Siz insanları madenler gibi bulursunuz. İnsanların cahiliyyet devrinde hayırlı olanları; dini emirleri anlayıp amel ettikçe, İslam devrinde de hayırlıdırlar. Sizin, İslam’a karşı en şerli gördükleriniz, iman ettiklerinde en hayırlınız olabilir. İnsanların en şerlileri de iki yüzlü olan kimselerdir ki, onlara bir yüzle gelirler, bunlara da başka bir yüzle gelirler.»
(Buhari-Müslim)
Arkadaşlığa dair hadis-i şeriflerden derlemeler:
Arkadaş
İbnu Ömer (R.a) anlatıyor: "Resülullah (S.a.v) buyurdular ki:
- İbnu Ömer (R.a) anlatıyor: "Resülullah (S.a.v) buyurdular ki: "İnsanlar yalnızlıktaki (mahzuru) benim kadar bilselerdi, hiçbir atlı tek başına bir gececik olsun yol yapmazdı."
Buhârî, Cihâd 135; Tirmizî, Cihâd 4, (1673).
2158 - Said İbnu'l- Müseyyeb (rahimehullah) anlatıyor: "Resülullah (S.a.v) buyurdular ki: "Şeytan tek başına olanla, iki kişi beraber olana sıkıntı verir. Eğer üç kişi olurlarsa onlara sıkıntı veremez."
Muvatta, İsti'zân 36, (2, 978).
2159 - Amr İbnu Şuayb an ebîhî an ceddihi (R.a) tarikinden naklediyor: "Resülullah (S.a.v) buyurdular ki: "Bir atlı bir şeytandır, iki atlı iki şeytandır, üç atlı bir gruptur."
Muvatta, İsti'zân 25, (2, 978); Ebü Dâvud, Cihad 86, (2607); Tirmizî, Cihâd 4, (1674).
2160 - Ebü Hüreyre (R.a) anlatıyor: "Resülullah (S.a.v) buyurdular ki: "Bir sefere üç kişi beraber çıkınca birini emîr (başkan) yapsınlar."
Ebü Dâvud, Cihâd 87, (2609).
Ebü Saîd (R.a) anlatıyor: "Resülullah (S.a.v) buyurdular ki
2166 - Ebü Saîd (R.a) anlatıyor: "Resülullah (S.a.v) buyurdular ki: "Kimin yanında fazla hayvan varsa, onu hayvanı olmayana versin. Kimin de fazla azığı varsa onu azığı olmayana versin."
Resülullah, bazı mal çeşitlerini bu suretle saymaya devam etti. Öyle ki, bizden hiç kimsenin (yol sırasında) herhangi bir fazlalıkta hakkı olmadığı düşünvesine vardık."
Müslim, Lukata 18, (1728); Ebü Dâvud, Zekât 32, (1663).
2167 - Hz.Câbir (R.a) anlatıyor: "Resülullah (S.a.v) gazveye çıkmak arzu etti ve: "Ey Muhâcir ve Ensâr topIuluğu! Kardeşlerinizden öyleleri var ki ne malları var ne de aşîretleri. Herbiriniz, iki veya üç kişiyi yanına alsın" dedi."
(Hz. Câbir devamla der ki): "Bu tamim üzerine ben iki veya üç kişiyi yanıma aldım. (Yol boyu) devemde, diğerlerinin sırası gibi benim de bir (binme) sıram vardı."
2168 - Yine Hz. Câbir (R.a) anlatıyor: "Resülullah (S.a.v) yürüme sırasında geride kalır, (kafileye kavuşturmak için) zayıf hayvanı sürer, üzerindekini terkisine alır ve onlara dua ederdi."
Sevgili Peygamberimiz buyuruyorlar;
“Seninle ilgisini kesenden sen ilgini kesme!
Sana vermeyene sen ver!
Sana kötülük edeni bağışla!”
(Ahmed İbni Hanbel, Müsned, IV)
Sevgili Peygamberimiz buyuruyorlar;
Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.
Müslim, Îmân, 78; Ebû Dâvûd, Salât, 248.
ALLAH Resûlü sallALLAHu aleyhi ve sellem buyurdu:
''Kisi gecenin bir kisminda uykudan uyanip da ailesini de uyandirdigi ve ikiser rek'at namaz kildiklari zaman ALLAH'i çok zikreden erkeklerle kadinlardan sayilirlar.
(Ebû Dâvud, Ibn-i Mâce)
Hiç kimse kendi elinin
kazandığından daha
hayırlı bir yemek
yememiştir.Muhakkak ki
Davud aleyhisselam kendi
elinin kazandığını yerdi.
(Buhari)
Ammâre İbnu Rueybe radıyu ALLAH u anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Güneşin doğmasından ve batmasından önce namaz kılan hiç kimse ateşe girmeyecektir. -Burada sabah ve ikindi namazları kastedilir-."
Müslim, Mesacid 213, (634); Ebu Dâvud, Salât 9, (427); Nesâi, Salât 21, (1, 241).
Abdullah bin Mesud (r.a):
Rasulullah (s.a.v):Ancak iki
konuda imrenme (haset)
vardır: Allah'ın kendisine
mal verip de bu malı hak
yolda harcattığı kimse ile
Allah'ın kendisine ilim
(hikmet) verip de bu ilimle
(hikmetle) hüküm veren ve
bu ilmi (hikmeti) öğreten
kimseye.buyurdu.
(Buhari,ilim,15)
Malik(r.a)'ten: Doğruluktan
ayrılmayın! (bunun sevabını
siz sayamazsınız) Şunu iyi
bilin ki: Amellerinizin en
hayırlısı namazdır. Abdestli
olarak durmaya ancak
mümin riayet eder.
(Rüdani,I,143,923)
Ebu Hureyre'den:
Peygamber (s.a.v) şöyle
buyurdu: Bir tacir vardı.
İnsanlara borç verip
dururdu.Borçluyu fakir gördüğü
zaman hizmetçilerine hitaben:
Buna müsamaha gösteriniz,
Allah'ın da bizlere
müsamaha etmesi umulur.derdi.
İşte bu huyundan dolayı Allah o
taciri müsamaha ve
affeylemişti.
(Buhari, IV,30 1921)
Sıratı ilk gecenler
Kur’an-ı kerimi en iyi açıklıyan Peygamber efendimiz, Sırat köprüsü hakkında bildirdiği hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir:
(Cehennem üzerine Sırat köprüsü kurulur. Buradan ümmetiyle ilk geçecek Peygamber ben olurum.) [Buharî]
(Kıyamette Sırat köprüsünün başında durur, ümmetimin geçmesini beklerim. Allahü teâlâ, "Dilediğini iste, istediklerine şefaat et, şefaatin kabul olunacaktır." buyurur. Ümmetime şefaatten sonra, yalvarmaya devam ederim. Rabbim bana "Ümmetinden ihlasla bir defa "La ilahe illAllah" diyen ve imanla ölen herkesi cennete koy" buyuruncaya kadar yerimden kalkmam.) [İ. Ahmed]
(Sırat köprüsünü geçmek herkesin nuruna bağlıdır. Kimi göz açıp yumuncaya kadar, kimi şimşek gibi, kimi yıldız akması gibi, kimi koşan at gibi sıratı geçerler. Nuru çok az olan da yüzüstü sürünür. Elleri ve ayakları kayar, tekrar yapışır. Nihayet sürüne sürüne kurtulur.) [Taberânî]
(Ehl-i beytimi ve Eshabımı çok seven kimselerin, Sırat köprüsünden geçerken ayakları kaymaz.) [Deylemî](/B)
Rasulullah s.a.v. Efendimiz, en hayırlı insan olma yolunu şöyle tarif etmiştir:
“İnsanların en hayırlısı, Allah için diğer insanlara en faydalı olandır.”
(Taberânî, İbn Ebi’d-Dünya, Süyûtî).
Ebû Derda (r.a.) anlatıyor:
“Allah Resûlü’nü (s.a.v.) şöyle derken dinledim:
‘Kim ilim tahsili için yola koyulursa Allah onun için cennete giden yolu kolaylaştırır.
Melekler, yaptığı işten dolayı duydukları hoşnutluğu belirtmek üzere ilim öğrenenin üzerine kanatlarını gererler. Göktekiler ve sudaki balıklara varıncaya kadar yeryüzünde yaşayan tüm canlılar ilim öğrenen kimse için mağfiret dilerler.
Alimin, ibadetle meşgul olan (âbid) kimseye olan üstünlüğü, ayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Alimler peygamberlerin varisleridir. Peygamberler ne dinar ne de dirhem miras bırakmazlar. Peygamberler miras olarak sadece ilim bırakırlar. Kim ilmi elde ederse büyük bir pay ele geçirmiş olur.”
Ebû Davud, Tirmizî, İbn Mâce, Beyhaki ve İbn Hibban
Hz. Enes radıyu anh anlatıyor:
"Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Allah bir kuluna hayır murad ettimi onun cezasını tacil edip dünyada verir; bir kulu hakkında da kötülük murad ettimi onun günahlarını tutar, kıyamet günü cezasını verir." [Tirmizî, Zühd 57, (2398).]
Ebu Hüreyre (radıyu anh) anlatıyor "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Mü'min erkek ve kadının nefsinde, çocuğunda, malında bela eksik olmaz. Tâ ki hatasız olarak Allah'a kavuşsun." [Muvatta, Cenâiz 40, (1, 236); Zühd 57, (2401).]
Ebu Hüreyre ve Ebu Said (radıyu anhüma)'nın anlattıklarına göre, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurmuştur:
"Mü'min kişiye bir ağrı, bir yorgunluk, bir hastalık, bir üzüntü hatta ufak tasa isabet edecek olsa, Allah onun sebebiyle mü’minin günahından bir kısmını mağrifet buyurur." [Buhârî, Marda 1; Müslim, Birr 52, (2573); Tirmizî, Cenâiz 1, (966).]
Ravi: Amr İbnu Şuayb an ebihi an ceddihi
Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: Kıyamet günü, mütekebbirler küçük karıncalar gibi haşrolunurlar. Onları her yönden zillet bürümüştür. Cehennemde Büles denen bir hapishaneye sevkedilirler. Ateşlerin ateşi onları bürür. Cehennem ehlinin irinleri kendilerine içecek olarak verilir. Bu içeceğe tinetu'l-habal denir."
Kaynak: Tirmizi, Kıyamet 48, (2494)
Ravi: Ebu Hureyre
Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Bir adam, nefsinin hoşuna giden bir takım elbise içinde saçları da yapılmış olarak giderken yürüme sırasında kibre düşmüştü ki, birden yere battı. Kıyamet kopuncaya kadar orada zorlukla batmaya devam edecek."
Kaynak: Buhari, Libas 5; Müslim, Libas 49, (2088)
alıntıdır
Resûlullah (aleyissalâtu vesselâm) buyurdular ki
"Sizden birisi namaz kıldığında hakikatte Rabbiyle konuşmaktadır.
Öyleyse nasıl konuştuğuna dikkat etsin."
(Hakim)
|
|
|
|