Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifreniz
  





Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler 12
» Son Üye TalaMAN
» Toplam Konular 7,244
» Toplam Yorumlar 8,378

Detaylı İstatistikler

 
Oku-1 Cincilik, Büyücülük Nedir?
Yazar: RasitTunca - 03-12-2023, 07:30 AM - Forum: Makaleler - Yorum Yok



Cincilik, Büyücülük Nedir?

Bütün bu ruh çağırma(!) dalaverelerinin kökünde eskilerin “Hüddam ilmi”, halkın da “Cincilik” dediği mesele yatmaktadır...

Bilhassa eskilerin ve Anadolu halkının yakından bildiği bu konu şöyledir...

Bazı tespih veya duaların birer “HADİMİ” yani “hizmetlisi - görevlisi” vardır.

Eğer bir kişi oturup, o kelimeyi veya duayı adedince okur, sonra da karşısına dikilen cinden, o an için korkmadan bir şey isteyebilirse, o şey derhâl olur!..

Veya o cinin kendi emrine girmesini isterse, o cin artık onun hizmetkârı durumuna girer!.. Bunun için de birçok formül vardır!..

Bu formülleri bünyesinde toplayan birçok kitaplar yazılmıştır eskiden ki, bunların içinde en meşhuru; “KENZÜL HAVAS” ismiyle bilinenidir...

Bu kitabın içinde birçok formüller vardır...

Ancak burada şunu da hatırlatalım ki, “HÜDDAM”cılık ile “RUH ÇAĞIRMA(!) - SPİRİTÜALİZM” arasında çok büyük bir fark vardır...

İşte o fark da şudur...

Ruh çağırma(!) veya spiritüalizm denen oyunda cinlerle temasa geçen kimseler, daima cinlerin elinde oyuncak olurlar...

Aynen aslan eline düşmüş tavşan gibi; cin de onları istediği gibi elinde oynatır... Ve onlar bu durumu asla fark edemezler...

“Hüddam” ilminde ise, formül, diğer yan şartlarıyla birlikte tam olarak uygulanabildiği zaman, insan cini tam anlamıyla pençeleri altına alır; ve ona bütün istediklerini yaptırabilir... Hatta, bir insanı bile, bu yolla o cinine öldürtebilir... Aksi hâlde, yani emre uymadığı zaman o cin perişan olur.

Bu sebeple, bu ilmin kullanılmasında, insan için öteki sisteme göre mutlak bir avantaj vardır...

İşte aradaki bu fark sebebiyle, eskilerin ve günümüzde de sadece birkaç kişinin bildiği “Hüddam ilmi”, spiritüalizmden kat be kat üstün durumdadır... Çünkü, anlattığımız üzere, bu ilimde insan için cini emri altına almak söz konusudur... “Spiritüalizm” diye veya “Ruh çağırma(!)” diye bilinen cinlerle bağlantı hâlinde ise, cini hiçbir şekilde, bir bilgiyi vermek veya bir işi yaptırtmak için zorlamak söz konusu değildir...

Ancak burada şu hususu da çok iyi bir şekilde anlamak gerekir...

Eğer bir kişi Hüddam ilminin gereği olan formüllerden birini yapmaya kalkar da; sonra başlamışken, şu veya bu sebeple; mesela formülü uygularken yarıdan itibaren duyacağı seslerden veya o sıradagözüne görünen acayip şekillerden korkarak yarıda bırakırsa, işte o anda onun için felaket başlar.

Onun, etkisi altına almaya çalıştığı cin,o anda onu rahatlıkla avlar ve bu kişi cini emrine almaya çalışırken, cin onu ele geçirmiş olur... Ki bundan sonra, o kişi artık cinin emrine bağlıdır... Böylece, Dimyata pirince gidilirken evdeki bulgurdan da olunur...

Bu sebepledir ki, “Hüddam ilmi”ne dayanan bir formülü, ya hiç yapmamalı, ya da başlanıldığı zaman, ne pahasına olursa olsun sonuna kadar yapmalıdır.

Nitekim bu formülün tam olarak yapılmaması için o cin, birtakım gürültüler oluşturur veya sesler çıkartır, âdeta içinde bulunulan evi veya katı yıkılıyormuşcasına gürültülerle sarsabilir; akla hayale gelmeyecek korkunç şekillerde göze görünebilir!.. İşte bütün bunlar olmasına rağmen, kişinin bütün soğukkanlılığıyla elindeki formulü bitirmeye çalışması icap eder...

Nitekim, “fazla tespih çekmekten deli oldu” diye halk arasında anılan hâl de bu esasa dayanır...

Bir kişinin yönlendiricisi olmaksızın ve formülü bilmeden rastgele tespih çekmesi, ister istemez bir şifreyi meydana getirir ki, bu durumda, o anda şifreyle bağlantılı olan cin otomatik olarak harekete geçip, o kişiyi hükmü altına alır... Ve o kimsenin bu durumdan haberi yoktur!.. Ve o cini kontrol altına alabilecek güce de sahip değildir... Artık ister istemez o cinle iletişimleri başlamış olur...

Bu ilişkinin başlaması da bazen kulağına, bazen de içine gelen seslerle olur... Keza bundan önce de burun yoluyla kokular tespit eder bazen!.. Ve sonunda cinleri çeşitli şekil ve kıyafetlerde görmeye başlar bu yolunda devam ederse...

Bu gibi kişiler, duydukları sesleri veya aldıkları kokuları ya da gördükleri şeyleri bu konuyu bilmeyen kişiler içinde açarlarsa, derhâl “aklını kaçırdı”, “oynattı” diye nitelendirirler ve hastaneye kaldırılırlar... Oysa tıp henüz bu konuda âcizdir.

Elektroşokla tedavi etmek ister fakat bunu da başaramaz!..

Bu gibi kişiler, artık halk arasında “meczup”, “zararsız deli” tâbirlerine muhatap olarak hayatlarına devam ederler...

Bu gibi kişiler eğer içine düştükleri duruma rağmen, bu sahada yetkili bir şahsın eline geçerlerse, o hâlden kurtulmaları, yollarının düzeltilmesi ve o yolda ilerlemeleri mümkündür...

Aksi hâlde ömür boyu bu durumdan kurtulamazlar... Artık onlar “deli” olmuşlardır...

Büyünün özü, kökü, Cinlere dayanmaktadır...

İlk yüzyıllardan beri, en ilkel topluluklardan itibaren yeryüzünde görülen bir meslek ve iş vardır...

Bu mesleğe “BÜYÜCÜLÜK”,yapılan işe de “BÜYÜ” denir...

Bu işten gaye, bir insanı etki altına alıp, ona istemediği bir şeyi zorla yaptırmak ve bazen de hastaların iyi olmasını temine çalışmaktır...

Büyü, özü “ALLÂH”a dayanan bütün dinleri tebliğ eden Nebi ve Rasûllerce yasaklanmıştır...

Bütün dinler büyüyü insana “haram” kılmışlardır...

Keza İslâm Dini de büyüyü “haram” kılmış ve büyü yapan ve yaptıranların İslâm Dini’nden çıkmış olacaklarını açıklamıştır...

Büyünün yasaklanmasındaki sebep, insanların iradelerinin başkası tarafından zoraki bir şekilde kaldırılması veya kısıtlanmasının önüne geçmek; onlara serbestçe hareket, seçme hakkı tanımaktır... Tâ ki böylelikle insan yaptığından sorumlu tutulabilsin...

Büyü ve sihrin yeryüzünde en yaygın olduğu devir, Musa Nebi (aleyhisselâm) devridir... Nitekim o devrin geçer akçesi de “Büyü ve sihir” olması sebebiyle Musa Nebi bu sahadaki mucizelerle yeryüzünde vazife yapmıştır...

Büyünün özü, kökü, Cinlere dayanmaktadır...

Bütün mukaddes kitapların, önceki “sahife”ler de dâhil olmak üzere Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’ân her bir âyetinin, her bir kelimesinin sekiz hizmetlisi yani “hadimi” vardır...

Yani, her devirde nâzil olmuş bulunan mukaddes kitabların orijinalini meydana getiren kelimelerin her birine sekiz hadim-hizmetli- vazifeli kılınmıştır... Bunların dördü ulvî yani “Melek” cinsinden; dördü de süflî yani “Cin” cinsindendir...

Bu kelimelerin “ebced ilmi” denilen bir ilmin verdiği hesaplara göre çeşitli rakamlarla tekrarlanışı; ya da o âyetlerin tersinden okunuşu, o kelimelerin “vazifeli cini”ni harekete geçirerek, sevkedildiği kişiler üzerinde tesirlerini icra ederler...

İşte, “Büyü” denilen olay, bir kelime veya cümlenin belirli sayıda ve bazı yan çalışmalarla da desteklenerek okunmasıyla meydana gelen tesirlerdir.

“Büyü”nün bozulması için de önereceğimiz en güçlü karşı tesir daha önceki sayfalarda vermiş olduğumuz “Cin korunma duası”dır...

Bu duayı üç-beş veya daha fazla kişi büyü yapılmış kişinin evinde bir araya gelerek 300 veya 500’er kere okuyabilirler...

Bunu üç gün arka arkaya yaparlarsa daha da tesirli olur... Bu dua sırasında büyü yapılmış kişinin de bu duayı okuması gereklidir.

Ayrıca bir kişinin sağ elini o büyü yapılmış kişinin başına koyarak okumasında çok fayda olur...

Bu arada ortaya bir kap içine su konur ve okunan dualar bu suya üflenerek daha sonra bu kişiye peyderpey içirilirse daha da tesirli olur...

Büyü yapılmış kişide ya da evinde muska bulunursa, bunu aside veya limon suyuna, veya sirkeye atarak eritmek en geçerli yoldur...

Büyünün tesirli olması için büyücüler günün o saatinin ne saati olduğuna da bakarlar... Mesela “Venüs saati” veya “Mars saati” gibi[1]...

Bizim konumuza, yan konu olması sebebiyle “BÜYÜ” üzerinde daha fazla durmayıp, sadece bunun ne şekilde meydana geldiğini açıklamaya çalışacağız...

Bugün objektif ilmin de tespit ettiği gibi insan beyni, her an birtakım dalgalar yayınlamaktadır...

Nitekim bu sözümüzü açıklayan bir haberi burada sizlere nakledelim:

Hürriyet gazetesinden aynen naklediyoruz:

“ANTEN VAZİFESİ GÖREN İNSAN VÜCUDU DÜŞÜNCELERİ BİNLERCE KİLOMETRE UZAĞA İLETEN AKIM YAYIYORMUŞ...

Los Angeles, (Kalifornia) AP

İnsan vücudunun anten vazifesi görebileceğini ve vücudun düşüncelerini bir antenle binlerce kilometre uzaklara kadar gönderebilecek derecede kuvvetli elektrik akımları yaydığı, dün, Rus ve Amerikan bilginleri tarafından açıklanmıştır...

Moskova’daki Popov Radyo elektronik ve Muhabere Çalışmaları Enstitüsü bilginlerinden Prof. M. Kogan 1966-1967 yıllarında yapılan denemelerden çıkartılan sonuçlara göre, zirveleri arasında 25-1000 kilometre arasında mesafe bulunan son derece uzun elektromanyetik dalgaların, insan düşüncelerini çok uzaklara kadar ulaştırabileceğini gösterdiğini söylemiştir...

Kogan, Los Angeles’teki Kaliforniya Üniversitesi tarafından tertiplenen “Altıncı his” konusundaki bir sempozyumda okunan raporunda, “elektromanyetik alan vasıtası ile telepatinin çok uzaklara kadar ulaştırılabileceği anlaşılmıştır” demektedir.

Öte yandan, Kaliforniya Üniversitesi Tıbbi Psikoloji Profesörü Dr. Thelma Moss, sempozyuma hitaben yaptığı konuşmada, Dr. Kogan’ınkine çok yakın sonuçlara denemeler sonunda varılmış olduğunu söylemiştir...

Kogan’a göre, yapılan tahminler, insan vücudunun, çok uzun mesafeler arasında telepati için gerekli olan elektriğin, 4-5 mislini ürettiğini göstermektedir.”

Evet, işte size bu haberi vererek gösterdiğimiz gibi, bilim dünyası tarafından da kabul edilmiştir ki, insan beyni sürekli olarak elektromanyetik dalgalar üretmektedir...

İnsan beyninin ürettiği dalga türleri ile beynin bu yoldaki geniş faaliyetleri hakkında detaylı bilgi “DUA ve ZİKİR” isimli kitabımızda mevcuttur...

İşte insan, bir kelimeyi ve kelime grubunu devamlı olarak okuduğu zaman, yaydığı bu elektromanyetik dalgalar sanki bir şifre şekline girerek; o şifre ile en yakın yapıdaki bir Cin ile iletişim kurmuş olmaktadır...

İşte bu iletişim neticesinde o şifre durumundaki elektromanyetik dalgalar, kendisine en yakın yapıdaki cine etki etmekte ve iyi düzenlenebildiği zaman, onu istenilen şeyi yapmaya zorunlu kılmaktadır...

Eskilerin deyimiyle, kişi bu duaya devam eder de, buna rağmencino emri yerine getirmezse, o takdirde cin yanmaktadır!..

Şimdi de bu sözün mânâsını açıklayalım:

Evet insanın özelliği olan bir kelime veya kelime grubuna belirli oranda devam etmesi sonunda, beyin aracılığıyla yaymış olduğu elektromanyetik dalgalar, o dalga boyuna uygun yapıdaki cini istenilen şeyi yapmaya zorunlu bırakıyor; yapmaması hâlinde ise, o kişinin o duaya veya kelime grubuna devamı hâlinde yaymış olduğu elektromanyetik güç; yapısı -önce de anlattığımız gibi- bazı ışınlardan oluşmuş olan cinin tahribine yani kaba bir tâbirle yanmasına yol açmaktadır...

Nasıl ki yayını kuvvetli bir radyo istasyonunun yaydığı elektromanyetik dalgalar, yayın kuvveti zayıf istasyonun dalgalarını bozmakta ise; işte aynı şekilde insanın bu çalışmalarla yaptığı elektromanyetik dalgalar da cinlerin ölümüne yol açmaktadır...

Bu sebeple cinler, belirli bir çalışmaya devam ederek kendisini yakıcı elektromanyetik dalgalar yayabilecek güçteki kimselerin emri altına girmek zorunda kalmakta; ister istemez “Büyü” dediğimiz, onların emirlerini yerine getirme işine tâbi olmaktadırlar!..

Bilmem açıklayabiliyor muyuz?..

AHMED HULÛSİ

1972

Bu konuyu yazdır

Allah-G "Ben dağa kaçar kurtulurum" dedi O'da "Bugün Kafirlere Kurtuluş Yoktur, Bizimle Gel
Yazar: RasitTunca - 03-12-2023, 12:06 AM - Forum: Günün Ayeti - Yorum (2)

Nuh'un Oğlu Kenan "Ben dağa kaçar kurtulurum"  dedi O'da "Yavrucağım, bizimle beraber gel, kafirler ile birlikte olma. Bugün Kafirlere Kurtuluş Yoktur" Dedi. Ayeti

Esteuzubillah

وَهِيَ تَجْر۪ي بِهِمْ ف۪ي مَوْجٍ كَالْجِبَالِ وَنَادٰى نُوحٌۨ ابْنَهُ وَكَانَ ف۪ي مَعْزِلٍ يَا بُنَيَّ ارْكَبْۭۗ مَعَنَا وَلَا تَكُنْ مَعَ الْكَافِر۪ينَ

قَالَ سَاٰو۪ٓي اِلٰى جَبَلٍ يَعْصِمُن۪ي مِنَ الْمَٓاءِۜ قَالَ لَا عَاصِمَ الْيَوْمَ مِنْ اَمْرِ اللّٰهِ اِلَّا مَنْ رَحِمَۚ وَحَالَ بَيْنَهُمَا الْمَوْجُ فَكَانَ مِنَ الْمُغْرَق۪ينَ

Ve hiye tecrî bihim fî mevcin kel cibâli ve nâdâ nûhunibnehu ve kâne fî ma´zilin yâ buneyyerkem meanâ ve lâ tekun meal kâfirîn. Kâle seâvî ilâ cebelin ya´sımunî minel mâ´(mâi) kâle lâ âsımel yevme min emrillâhi illâ men rahim(rahime), ve hâle beynehumal mevcu fe kâne minel mugrakîn

Esteuzubillah

Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nûh, ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna,
“Yavrucağım, bizimle beraber gel, inkârcılarla birlikte olma” diye seslendi.
O (Hz. Nuh'un Oğlu Kenan), “Ben, kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım” (Ben dağa kaçar kurtulurum) dedi. Nûh, “Bugün Allah’ın rahmet ettikleri hariç, O’nun azabından korunacak hiç kimse yoktur” dedi. Derken Dalgalar Yükseldi ve O'nu yuttu (aralarına dalga giriverdi) ....

(Hûd Suresi 42 ve 43. Ayet)

Bu konuyu yazdır

Punkti-Punkti-6 "Yâ sâriyetu ilel cebele, ilel cebele !"
Yazar: RasitTunca - 03-11-2023, 11:48 PM - Forum: Günün Sözü - Yorum Yok

"Yâ sâriyetu ilel cebele, ilel cebele !"

Minberde Hutbe Veren Hz.Ömer, birden bire orada olmayan, savaşta olan Sariye'ye seslenerekten

"Dağa doğru kaç Sariye,Dağa doğru!" yada
"Dağa doğru çekil Sariye, Dağa doğru!"

diye seslendi...

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Alçı Nedir? Alçının Kimyasal Formülü Nedir? Nerelerde Kullanılır? ALÇI - JiPS - GIPS
Yazar: RasitTunca - 03-11-2023, 09:20 PM - Forum: Sanal Dergi - Yorum Yok



Alçı Nedir? Alçının Kimyasal Formülü Nedir? Nerelerde Kullanılır?
ALÇI - JiPS - GIPS


Alçı taşının pişirilip, toz haline getirilip 158 derecede pişirilmesinden elde edilen Alçı, kimyasal bir bileşik olan Kalsiyum sülfat hemihidrat’ın ısıtılıp, kurumaya bırakıldığında hızlıca donan, beyaz renkli ince bir toz maddedir. Özellikle yapı malzemesi olarak alçı tavan ve oda bölmelerinde kullanılan alçı, kemik kırıklarında kaynaşması sabit tutulması için çokça kullanılır. Hayatımızda devamlı bulunan bu madde hakkında bilgi yazısı hazırladık. Alçı nedir? Alçı nasıl oluşur? Özellikleri nelerdir? Nerelerde kullanılır? Alçının zararları nelerdir? Alçı nerelerde çıkarılır? sorularına cevap vermeye çalışacağız.
Alçı nedir? Alçı nasıl oluşur? Özellikleri nelerdir? Nerelerde kullanılır?

Alçı Nedir? | Alçının Özellikleri Nelerdir?

Alçıtaşı, Jips olarak da bilinen, kalsiyum sülfat dihidrat (CaSO4  2 H2O) yapısında olan bu mineral taşının toz haline alçı denir. Kristalleri iyi gelişmiş 2 sertlikteki Alçı Taşının türüne selenit, lifli parlak türüne ise atlas taşı denir.

Alçı, alçı taşı denilen kalsiyum sülfat dihidratın (CaSO4 . 2H2O) yani Alçıtaşının, toz haline getirilip 190 derece sıcak suyun, buharlaşma ile suyun % 75’i gidene kadar ısıtılması ile oluşur.

Doğada bulunan düşük yoğunlukta bir taştır. Alçı taşının işlenmesi ile elde edilen alçının bugün dünyanın birçok ülkesinde ev ve iş yerlerinin duvar ve tavan kaplama malzemesi olarak kullanılmaktadır.Aynı zamanda tıp sektöründe de kullanımı yapılmaktadır.

Alçının insan yaşamını tehdit etmeyen 2 özelliği yanmaz ve dayanıklı olmasıdır. İnsan yaşamı içinde zehirli yada toksin olmayan alçı taşından elde edilen alçı, bitki ve hayvan yaşamını etkilemeden hatta iyileştirme özelliği ile, ev ve iş yerlerinde şekillenme ve dekor amaçlı kullanılmaktadır

Alçının ham maddesi olan Alçı taşı deniz tuzundan çökelmiş veya an hidritinin yüzey veya yeraltı sularınca hidratlaşması sonucunda meydana gelir. Alçı taşı yada alçı ham olarak çimento üretiminde geciktirici, gübre, kağıt ve dokuma malzemelerinde dolgu maddesi olarak kullanılmaktadır. Alçının kavrulmasıyla, mermer sıvası ve çimento gibi malzemelerin yapımında kullanılır.

Alçının Tarihçesi Nedir?

Alçının tarihteki ilk defa  8.800 yıl önce (M.Ö. 6800 ile 5700) dünyanın bilinen en eski yerleşim merkezlerinden biri olan Konya Çatalhöyük’te görülmüştür.Yapılan Arkeolojik Kazılarda Çatalhöyük evlerinin zemin ve duvarları ile duvar resimlerinde alçının kullanıldığı görülmüştür.

Milattan sonra Anadolu’da ve Mezopotamya’da Sümerler, Asurlar, Selçuklular ve Osmanlılar, diğer bilinen uygarlıklardan Aztekler, Mısırlılar, Yunan ve Romalılar tarafından inşaat malzemesi olarak günümüzdeki kalıntılardan kullandıkları görülmüştür.

Avrupa tarihinde ihtişamlı Rönesans Dönemi mimarlığının beklentisini veren alçının, daha kolay kullanışı ile sanat ile birleştirilmiştir. Bu dönem mimar ve ressamları alçının kullanımına özen gösterip, iç yapı ve dış yapılarda kullanmış, özellikle korniş bölgeleri ve sütunlarda işlemelerde ilk defa kullanmıştır.

Meşhur 1666 yılındaki Londra yangını ile Alçıdaki malzemenin yanmadığı görülünce, kullanımı artmaya başlamıştır. Bu felaket sırasında ahşap yapıları koruduğu gözlenen alçının kullanımı ilk defa  Paris’te zorunlu hale getirilmiştir. Böylece artık ismi Paris alçısı lakabı takılmıştır.

1700′ lerden itibaren alçıtaşının toprak ıslahında, özellikle de sebze, yerfıstığı, pamuk, patates gibi ürünlere kalsiyum ve kükürt sağlayıcı doğal gübre olarak kullanımına başlanmıştır.

18. yüzyılda Fransız kimyacı Lavoisier  ilk defa alçıyla ilgili  bilimsel çalışmayı yayınladı. Bundan sonraki yüzyıllarda tüm dünyaca kabul edilir hale gelip, 100’den fazla ülkede 100 milyon tonun üzerinde alçı taşı tüketilmektedir.

Bizde ise Osmanlı Devleti, günümüze dek kalan birçok kervansaray, han, hamam, konak, yalı ve saraylarda kullanılmış. Alçının nem çekme özelliği özellikle rutubetli yapılarda dikkat çekmektedir.

Cumhuriyet döneminde Kayseri’de 1930’lu yıllarda üretim başlamış. Günümüze dek değişen teknolojilerle halen kullanılmaktadır.

Alçı Nerelerde Kullanılır?

Alçının tarihte 18. yüzyılda pişmiş toprak kapların yapımında kalıp olarak kullanılıyordu. Günümüzde heykel yapımında, ev içi dekor işlerinde, tavan ışıklandırılması ve gizli perdelik, asma tavan yapımı, ev ve iş yerlerinde odaları rahatlıkla bölmede, sağlık sektöründe ise kırıkların tedavisinde sabitleyici olarak kullanılır.

Alçı işinin en güzel örneklerini İspanya’da İslam eserlerinin iç ve dış süslemelerinde ve 19. yüzyılda İngiltere’de yapılan binaların dış süslemelerinde görmek mümkündür.

Alçıyı, tebeşir tozu ve beyazlatıcı maddenin tutkalla karıştırılmasıyla elde edilen beyaz, akışkan bir kaplama malzemesi Oymalı mobilyaların ahşap ve taş yüzeylerin boyanmaya hazır hale getirilmesinde kullanılır.

Alçının su ile karıştırılması sonucu, kimyasal tepkimeyle, hızla suyu buharlaştırır. Çabuk donması ile çok kullanışlı bir yapı malzemesine dönüşür. Dişçilikte ve ortopedik durumlar ile, dekorasyonlarda özellikle kabartma ve süslemenin yanı sıra, sanatsal olarak Heykelcilik de kullanılır. Tarım alanında ise, fazla tuzlu toprağın arındırılmasında kullanılır.

Ham alçının hidratasyonu (su ile girdiği reaksiyonu) çok hızlı olup saflığına bağlı olarak 3-15 dakika sürer. İnşaat sektörünün vazgeçilmesi olan Alçı, kaplayıcı madde olarak, su miktarı çok iyi ayarlanarak kullanılmaktadır.

Alçı Nasıl Hazırlanır?

İnşaat sektöründe özellikle kullanılan toz halinde olan alçının, su ile pasta haline getirildiğinde bir kaç dakika içinde sertleşir. Alçı karışımı yaparken yüzde 20 kadar su atılmalıdır. Yani 10 kilo alçıya, 2 litre su atılmalıdır. Eğer su az olursa kırılgan, çok olursa da sürüldüğü yerde çok göz boşlukları oluşur. Alçının içine donmasını geciktiren madde eklenirse kaba veya ince sıva denmektedir.

Düzgün bir zemin sağlayan meşhur Paris Sıvası ilk defa Paris yakınlarında alçı, su ve çimento ile yapılmıştır. Mimarlıkta yapının dışında veya içinde uygulanan ince alçı işçiliği yapılmaktadır. Alçı işinde kullanılan malzemenin bileşiminde genellikle alçı taşı, kireç ve ince kum bulunmaktadır. Bunların miktarları uygulanan metoda göre değişmektedir. Düzgün yüzeyler elde etmek için, süsleme işlerinde kullanılmak amacıyla kullanılmaktadır.

Alçı Nerelerde Üretilir?

Alçıtaşı üreticisi ülkeler ABD, Kanada, Fransa, İtalya, Rusya ve İngiltere’dir. Türkiye’nin pek çok bölgesinde Alçı taşı  yataklarına rastlanmaktadır. Türkiye’de özellikle, alçı taşının olduğu maden ocakları, Ankara Şereflikoçhisar, Beypazarı, Ayaş ilçelerinde Niğde’nin Ulukışla, Balıkesir’in Susurluk, Eskişehir’in Sivrihisar, Denizli’nin Honaz ve Erzurum’un Aşkale ilçelerinde bulunmaktadır.
Alçının Zararları | Alçıdan Yapılan Sıva Zararları Nelerdir?

Üretici ve Mimarlar açısından tasarruflu ve kolay bir üründür. Sağlık açısından kullanılan evlerde kesinlikle hava almıyor veya çok az alıyor bu nedenle evin havası çok boğucu ve karbondioksit oranı yüksek oluyor. Solunum yolu hastaları için tavsiye edilmez. Bu tip durumlarda Doktorunuza mutlaka danışın.

Alçıdan yapılmış sıva, Tuğla, beton, brüt beton, gazbeton, bimsblok ve benzeri malzemelerin veya kaba
sıvanın üzerine alçıdan yapılan ve üzerine yapılacak olan kaplamaya kat oluşturan yüzeye sürülür.
Alçı ile Aynı Aileden Taşların Listesi

    Anhidrit
    Apatit
    Datolit
    Dolomit
    Fluorit
    Kalsit
    Kireç
    Montmorillonit
    Nefrit (mineral)
    Putnisit
    Uvarovit

ALÇI - JiPS - GIPS


Alçı taşına tortul kütlelerde rastlanır ve tabiatta iki farklı kimyasal şekilde bulunur.Bunlar:

  I:Sulu kalsiyum sülfat (CaSO4.2H2O)ve
  II:Susuz kalsiyum sülfat,anhidrit (CaSO4)


Alçıtaşı , kimyasal birleşme kalsiyum sülfat olan bir mineraldir. Bileşiminde iki molekül kristalizasyon suyu bulunan türüne jips (CaSO4) denir. Susuz kalsiyum sülfat ise anhidrit olarak adlandırılır.

Anhidrit için, bazı ülkelerdeki  sülfirik asit üretimi dışında, yakın tarihlere kadar kullanım alanı bulunmamıştır. Fakat 30-40 yıldan beri özellikle kimya endüstrisin de anhidrit önem kazanmıştır. Bu bakımdan bu iki doğal hammeddeyi birlikte incelemek alışkanlık halina gelmiştir.

Jips ve anhidrit doğada bol miktarda bulunur . Jips düşük derecede ısıtıldığı zaman kristalizasyon suyunu yarısından fazlasını kaybederek "Plaster of  Paris " olarak bilinen Paris alçısına dönüşür. Özellile seramik ürünlerinin şekillendirilmesi için kullanılan alçı kalıplar ,jipsin (CaSO4.2H2O) kalsinasyonu ile üretilen "Plaster of  Paris" yarı hidratından üretilir.

Oluşan bu beyaz toz yeniden su emme yeteneğindedir ve oldukça sert kütle haline gelir .Günümüzde çeşitli katkı maddeleri eklenerek hem alçı çamurunun palstikliğini arttırmak ve priz (donma =katılaşma)süresini istendiği gibi ayarlamak mümkün olmuş , hemde üretilen son ürünlerin istenilen sertlikte olmasını sağlamak bakımından büyük gelişmeler elde edilmiştir.

JİPS-GIPS

Jipsin Oluşumu ve Çeşitleri :


Jipsin ve anhidrit, çorak ve kuru iklim şartlarında , tuz oranı yüksek deniz veya göl sularının buharlaşması sonucu , tabakalar halinde bulunur.Derinlere doğru jipsten anhidrite doğru geçiş görülmektedir.

Jips ve anhidrit çökelimi , suyun sıcaklık ve tuzluluğuna bağlıdır.CaSO4 bakımından doygun olan sularda 30    ve tuzluluk normal deniz suyundan 3,3 kat daha konsantre olduğu zaman jips çökelmeye başlear ve sıcaklığın 42  , tuzluluğun normal debiz suyundan 4,3 kat daha konsantre olduğu zamana kadar devam eder.Bu noktanın üzerine çıklıdığı zaman jips yerine anhidrit çökelir.Anhidrit çökelmeye devam ederken NaCl oluşumu da başlar.Bundan dolayı pek çok jips ve anhidrit yatağında bir miktar kayatuzu ve demiroksitler bulunmaktadır.

Jipslerin diğer bir oluşum şeklide volkanik fümerollerin kalsiyumlu kayaçlara tesiriyle oluşmasıdır.Prit minerallerin bozulmasıyla oluşan sülfirik asitler, killer içerisindeki deniz hayvanlarının kabuklarını tesir ederek  ,"  Şeffaf Selenit"  denilen alçı taşlarını oluştururlar.Volkanik bölgelerdeki sülfürlü sular yüzeye yaklaştıkça,okside olarak sülfirik aside dönüşürler ve kalkere etki ederek, önemli ve büyük jips yataklarını meydana getirirler

Jipsin ince toz halinde olanlarına "Albart veya Albaster", saydam ve mükemmel dilimli olanlarına "Selenit" ,lifli ve cam parlaklığında olana"Satenspar" denilir.

Jipsin özellikleri

Kimyasal Bileşimi:CaSO4.2H2O
Kristal Sistemi:Monoklinik
Kristal Biçimi :Çoğunlukla ince-kalın levhamsı kristalli;kısa-uzun prizmatik,iğnemsi,masif,tanesel,lifsi.
İkizlenme:{100}yüzeyinde kırlangıç kuyruğu{-101} yüzeyinde kelebek ikizleri çok tipiktir.
Sertlik:2
Özgül Ağırlık:2,32 (g/ )
Dilinim:{100} mükemmel
Renk ve Şeffaflık:Renksiz-beyaz,sarımsı,yeşilimsi,kırmızımsı;şeffaf-yarı şeffaf
Çizgi Rengi:Beyaz
Parlaklık:Camsı
Ayırıcı özellik:Düşük sertliği ve dilinimi
Bulunuşu:Deniz suyundaki çözünürlüğü halit ve anhidrit mineraline göre daha zayıf olan ve buharlaşmada ilk çökelen mineraldir.Karbonatlı kayalarda piritin oksidasyonundan türeyen sülfirik asidin bulunduğu yerlerde v ebazı volkanik alanlarda da oluşabilir.

Dünyada ve Türkiye 'deki  Rezervler


Genellikle içerisinde safsızlık olarak kireç taşı,kum,kil,anhidrit ve organik maddeler bulunur.Bu sebepten dolayı seramik endüstrisinde kullanılacak alçının elde edileceği yatakların saflık derecesinin %99 civarında olması istenir.Dünyada,istenilen bu saflık derecesine sahip yataklar Nava Scotia,Oklahama ve Kansas 'ta bulunmaktadır.

Jips minerali ülkemizdede çok çeşitli bölgelerde yasaklanmıştır.Tuz gölü,Çankırı-Çorum-Yozgat,Sivas-Hafik-Zara,Güneydoğu Anadolu,Kars-Kağızman-Tuzluca,Soma-Tunçbilek-Gediz-Sarayköy-Denizli,Aşkale-Erzurum-Tortum-Oltu,Balıkesir-Susurluk ve Beypazarı-Mihalıççık-Eskişehir-Emirdağ-Polatlı gibi .

Jipsin Kullanım  Alanları

Ham jips,beyaz boya va dolgu maddesi olarak kağıt ve pamuklu tekstil maddelerine katılır.Kömür işletmelerinde Kömür tozlarında kül oranını arttırmak için kullanılır.Jips ham halde çimento sanayiinde prizlenmeyi geciktirmek için hergün artan miktarda kullanılmaktadır.Bir zamanlar Avrupa'da bu kullanım alanı başta gelmekteydi.Nikel izabesinde eritmeyi kolaylaştırma ve bira sanayiinde mayalandırma için kullanılır.Ham jips ticareti ya balast veya öğütülmüş yarı mamül şeklinde işlem görmekte ve alımı yapılmaktadır.

Yarı mamül bir jips olan alçının kullanım yeri çok değişiktir.Son yıllarda alçı sıcak ve soğuk yalıtım maddesi olarak,çok büyük ölçülerde kullanılmaya başlanılmıştır.Binalarda ses izolatörü ve rutubeti de ayarlayan bir düzenleyici olarak kullanılmaktadır.Bu maksatla konferans salonlarında büyük gürültüleri kesmek için kullanılır.

Alçı,tıpta,cerrahide,dişçiliktede kullanılır.Keza eski kullanım alanları olan sıva kabartma,süsleme ve benzeri yerlerde inşaatta her geçen gün biraz daha artan miktarlarda kullanımına devam olunmaktadır.

Mamül alçı,prefabrik inşaat malzemelerinin başlıca girdisidir.Bugün alçı ile yapılan çeşitli prifabrike malzeme miktarı diğer bütün alanlardaki miktarı çok aşmış bulunmaktadır ve daha da artmaya aday görünmektedir.Bu makstla alçı ile hazır bulunmaktadır ve daha da artmaya aday görünmektedir.Bu maksatla alçı ile hazır bina bölme  duvarları,panolar,blok,kiriş ve tavanlar yapılmaktadır.Alçının ucuz,basit ve yerli malzeme olması bu alanda tüketimi çok artmaktadır.

Kimya sanayiinde alçı taşının kullanılması,bundan 40 yıl kadar önce ,pratik olarak hiçbir alanda kullanılmayan anhidritin,İngiltere'de İmperial Chemical Indıstries Şirketinin bu hammaddeyi amonyum sülfata çevirmeyi başarması ile başlamıştır.Bu yöntemde havanın azotu yapay amonyağa dönüştürülerek anhidrat ile birleştirilmekte ve elde edilen amonyum sülfat tarımda gübre olarak kullanılmaktadır.Ayrıca anhidrit kokla indirgenerek,yönteme göre kükürt veye kükürt oksit ile sülfat asidi elde edebilmek için kullanılmaktadır.Halen  İskoçya'da anhidrit ve alçıdan faydalanılarak sülfürik asit yapılmakta ve yan ürün olarak Portland Çimentosu elde edilmektedir.
jips alçı taşı ile ilgili görsel sonucu

KALSİYUM SÜLFAT ANHİDRİD

Anhidrid susuz kalsiyum sülfattır. Kalsiyum sülfat yapısında kristal suyu bulunmayan, yoğun ve alçı taşına göre daha sert olan yoğun bir tabaka olararak jips yataklarında tabakalar halinde bulunur. Anhidrit mineralinin özellikleri aşağıdaki gibidir :

Kristal Sistemi : Ortorombik
Kristal Biçimi : Kristalleri nadir; genellikle masif, tanesel, lifsi
Sertlik : 3,5
Özgül Ağırlık : 2,98 (g/  )
Dilinim : {010} Mükemmel
Renk Ve Şeffaflık : Renksiz-beyaz, gri, mavimsi, eflatun, kırmızımsı, kahverengimsi; şeffaf-yarı şeffaf
Çizgi Rengi : Beyaz
Parlaklık : Camsı
Ayırıcı Özellikleri : Birbirine dik üç yönlü dilinime sahip, jipsten daha sert, özgül ağırlığı kalsitten fazla
Bulunuşu : Jips ve Halit mineralleri ile birlikte oluşan bir buharlaşma mineralidir. Deniz suyundan direk olarak çökelir. Jips dehitratasyonu ile de oluşabilir.

ALÇI UYGULAMASINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR

    Uygulama yüzeyindeki yapışmayı engelleyen maddeler (toz, yağ, vb.) temizlenmelidir.
    Alçı harcının hazırlanacağı kapların temiz olmasına dikkat edin.
    Homojen bir karışım elde etmek için düşük devirli bir mekanik karıştırıcı kullanın.
    Harç hazırlandıktan sonra harca su veya alçı eklemeyin.
    Uygulama ortam sıcaklığı minimum +5°C olmalıdır.
    Uygulama yapılan yüzeyler hava akımına maruz kalmamalıdır.
    Katalogda belirtilen özellikler şantiye koşullarına göre değişim gösterebilir.
    Paketlenmiş toz alçı torbaları kapalı alanda ve paletler üzerinde depolanmalıdır. Alçı torbaları, direkt zemin ve duvar ile temas etmemelidir.


ALÇININ DİĞER YAPI MALZEMELERİNE GÖRE ÜSTÜNLÜKLERİ

    Alçı döküm işlemi ve prizini yapıp kurduktan sonra boyutlarında bir değişiklik göstermez. Böylelikle beton gibi rötre çatlakları ve ahşap gibi bünyesine rutubet alıp verdiği halde boyut ve şekil değişikliğine uğramaz.
    Alçının ve alçı elemanının elde edilişi, uygulaması, bakımı, kolay ve ucuzdur.
    Alçı yapıya tam bitmiş olarak girer, ilave işçilik ve masraf gerektirmez.
    Alçı, hazır yapı elemanı üretimine elverişli bir malzemedir. Duvar ve tavan kaplamalarının önceden hazırlanmasına olanak sağlar. Deprem, yangın ve sel baskını gibi afet durumlarında konut ihtiyacının arttığı ve karşılanmasının kısa sürede gerçekleşmesinin zorunlu olduğu durumlarda kullanılmak üzere alçı bazlı yapı elemanları hazırlanabilir. Uygulamada işleme ve onarım kolaylığı sağlar.
    Alçının ısıl iletkenlik değeri düşüktür. Bu nedenle alçıdan üretilen yapı elemanları ısıtmada enerji tasarrufu sağlar.
    Tasarımda öngörülen konfor ve estetik koşullarını sağlar.
    Çevre kirliliği yaratmaz.
    Alçı kolaylıkla işlenebilir. Bu özellik, tasarımda ve yapımda esneklik sağlar. Dolayısıyla zaman içinde ortaya çıkabilecek kullanıcının değiştirme istek ve gereksinimleri kolaylıkla karşılanabilir. Kalıp ve detaylarda kolaylık sağlar.
    Alçı boşluklu bir malzeme olduğundan dolayı yapının yükünü arttırmaz. Alçı malzemesinin birim hacim ağırlığı, kullanım yerine göre ayarlanabilir, istenirse azaltılabilir. Hafif malzemeler yapı yükünün az olmasını sağlar. Bu durumda, zemine aktarılan yük de az olur. Bu özellik de ekonomiye önemli ölçüde katkı sağlar.
    Alçı malzemeleri üretim yerinden şantiyeye kolaylıkla taşınabilir, uygulanabilir. İşçilik masrafı ve maliyeti azdır.
    Alçı inorganik bir malzeme olduğu için yanmaz.
    Bakteri, küf ve mantar üretmez.
    Alçı ortamdan aldığı nemi, nem oranı düşünce tekrar geri verir, ortam nemini belirli bir düzeyde tutar, iyi bir nem düzenleyicidir,
    Alçı sıvalar, çok küçük boşluklar içerdiğinden dolayı üzerine gelen ses dalgalarını azaltarak yansıtır. Akustiğin önem kazandığı hacimlerde, hacimler arası ses geçişini iyi kontrol eder.

Alçı Çeşitleri

Makine Sıva Alçısı


    Fazla uygulama alanına sahip işlerde ilk kat alçı uygulaması makine ile yapılır. Böylece iş verimi arttırılmış olur. Makine için uygun olan perlitli alçı türüdür.
    Makine sıva alçısı, tuğla, brüt beton (astarı sürülmüş), gazbeton, bims blok gibi malzemeler üzerine doğrudan uygulanır.
    Alçı makineleri için perlitli sıva alçısıdır.
    Makine sıva alçısı, yanmaz bir malzemedir. Bünyesindeki sudan dolayı yangın geciktirici özelliğe sahiptir.

Perlitli Sıva Alçısı

    Perlitli sıva alçısı, el ile uygulanan ilk kat perlitli alçı uygulamaları için ya da kaba-karışık olarak adlandırılan alçı uygulamaları için kullanılır.
    Tuğla, brüt beton (astarı sürülmüş), gazbeton, bims blok vb. malzemeler üzerine doğrudan uygulanabilen alçı bazlı hazır sıvadır.
    Perlitli sıva alçısı, yanmaz bir malzemedir. Bünyesindeki sudan dolayı yangın geciktirici özelliğe sahiptir.



Uygulama nasıl yapılır?

    Uygulama yapılacak yüzeyin düzgünlüğü kontrol edilir, yüzeyin durumuna göre alçı sıva kalınlığı belirlenir. Yüzeyin düzgünlüğü bozuk ise düzeltmek için daha fazla alçı sarfiyatı yapılacaktır.
    Sıva kalınlığına uygun anolar seçilir. Anolar belirli aralıklarla, bir miktar alçı ile yüzeye terazisinde ve ipinde yapıştırılır.
    Harç yüzeye mala ile uygulanır.
    Yüzey, anolar arasında mastarlanarak fazla olan harç yüzeyden sıyrılır.
    Parlak bir yüzey elde etmek için 45 dakika sonra yüzey çelik mala ile düzeltilir.

alçı
Saten Alçı


    Perlitli alçı ile hazırlanmış yüzeye uygulanır. Pütürlü yüzeyi perdahlayarak pürüzsüz hale getirmek için kullanılır.  Saten alçı, boya öncesi yapılan son kat alçı türüdür.
    Saten alçı macun kıvamındadır. Kolay uygulanır.
    İnce ve özel tane dağılımı sayesinde sert, pürüzsüz bir yüzey oluşturur.



Uygulama nasıl yapılır?

    Saten alçı harcı çelik mala üzerine alınır, sıva malası ile uygulama yüzeyine sürülür.
    Ön prizden sonra yüzeyde mala geçişinden oluşan izler düzeltilir.
    Gerekirse ıslatılmış sünger vasıtası ile yüzey parlatılır.

saten alçı
Kartonpiyer Alçısı


    Dekoratif amaçlarla yapılan kartonpiyer, söve, niş, aplik, göbek ve heykel gibi imalatların yapımında kullanılır.
    Kartonpiyer alçısı, ince ve özel tane dağılımından dolayı döküm yapıldıktan sonra pürüzsüz bir yüzey oluşturur.
    Kartonpiyer yapıştırmasında ve kartonpiyer yapımında kullanılır.
    Kartonpiyer alçısı kolay karıştırılır.
    Yüksek dayanım ve yüzey sertliğine sahiptir.

Yapıştırma Alçısı

    EPS, XPS, taşyünü, camyünü gibi ısı yalıtım levhalarının, duvar yüzeylerine yapıştırılması için kullanılan alçı türüdür.
    Kuruyan alçının hacim kaybına uğramamasının istendiği durumlarda kullanılması gereken en iyi malzemedir.
    Yapıştırma alçısı yüksek aderansa (yapışma, tutunma özelliğine) sahiptir.
    Yapıştırma alçısı donma sonrası, dayanımı çok hızlı artar.

Derz Dolgu Alçısı

    Alçı levha (alçıpan) ek yerlerinde, derz bandıyla birlikte kullanılan dolgu alçısıdır.
    Derz dolgu alçısı, yüksek aderansa (yapışma, tutunma özelliğine) sahiptir.
    Yapısı sayesinde uygulama kolaylığı sağlar.
    İçerisindeki özel tane dağılımından dolayı, uygulama yüzeyinde pürüzsüz bir görüntü oluşturur.
    Derz dolgu alçısı bünyesinde bulunan özel katkı maddeleri, harç suyunun alçı levha yüzeyince emilmesini geciktirir.
    Esneme dayanımına sahip olduğundan derzlerde çatlama yapmaz. Uygulandığı yüzeyin yekpare olarak çalışmasını sağlar.


Kaynaklar ve Dış Bağlantılar

    Maden Teknik ve Arama Genel müdürlüğü Resmi Sayfası
    Kireç nedir? Kirecin Tarihçesi ve Özellikleri nedir? Nerelerde bulunur?

ETİKETLER: alçı nasıl hazırlanır, alçı nasıl oluşur, alçı nedir, alçı nerelerde kullanılır, alçı sıva zararlı mı, alçının özellikleri, alçının zararları, alçıya ne kadar su atılır,KALSİYUM SÜLFAT NEDİR,KALSİYUM SÜLFAT HAKKINDA BİLGİ,KALSİYUM SÜLFAT ANHİDRİT MSDS,KALSİYUM SÜLFAT ANHİDRİT NEREDE KULLANILIR,KALSİYUM SÜLFAT ANHİDRİT FORMÜLÜ,KALSİYUM SÜLFAT ANHİDRİT NERELERDE KULLANILIR,KALSİYUM SÜLFAT ANHİDRİT NE DEMEK,KALSİYUM SÜLFAT ANHİDRİT NEDEN KULLANILIR,KALSİYUM SÜLFAT ANHİDRİT KULLANIMI,KALSİYUM SÜLFAT ANHİDRİT KİMYASAL VE FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ.ALÇI NEDİR,ALÇI ÜRETİMİ,ALÇI NASIL ÜRETİLİR,ALÇI MSDS,ALÇI NEDEN YAPILIR,ALÇI İMALATI,ALÇI YAPILIŞI,ALÇI NERELERDE KULLANILIR,ALÇI NEDEN KULLANILIR, ALÇI FORMÜLÜ,FORMÜLLER,ALÇI FORMÜLLERİ,SATEN ALÇI FORMÜLÜ,SATEN ALÇI NEDEN KULLANILIR,SATEN ALÇI NEREDE KULLANILIR,ALÇI YAPILIŞI,SATEN ALÇI ÖZELLİKLERİ,SATEN ALÇI NEREDE KULLANILIR.

Bu konuyu yazdır

Youtube-1 Hicret | Gençlerle Söyleşi 105 | Varlığımız Farkındalığımız Dr. Halis AYDEMİR
Yazar: RasitTunca - 03-10-2023, 11:34 PM - Forum: Din&Tasavvuf Video - Yorum Yok



Hicret | Gençlerle Söyleşi 105 | Varlığımız Farkındalığımız | 10.03.2023

Bu konuyu yazdır

Youtube-1 Şems Suresi: Bir Aydınlanma Çağrısı - Mustafa İslamoğlu
Yazar: RasitTunca - 03-10-2023, 08:39 AM - Forum: Din&Tasavvuf Video - Yorum (8)



Şems Suresi: Bir Aydınlanma Çağrısı - Mustafa İslamoğlu

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Süphan Dağı (isfehan yada Süphan)
Yazar: RasitTunca - 03-09-2023, 11:46 PM - Forum: Coğrafya Bilgileri - Yorum Yok



Süphan Dağı (isfehan yada Süphan)
Sübhaneke.... ve Sübhan Allah, Sübhan(Süphan) Allahil Aziym
Sübhane(Süphane) Rabbiyel ala ne demektir sizce HIIIIII!
Sübhan ve Sübyan Sübyan Allah kim?
Cocuk iken .. Allah kim

فَأَشَارَتْ إِلَيْهِ ۖ قَالُوا۟ كَيْفَ نُكَلِّمُ مَن كَانَ فِى ٱلْمَهْدِ صَبِيًّا

قَالَ إِنِّى عَبْدُ ٱللَّهِ ءَاتَىٰنِىَ ٱلْكِتَٰبَ وَجَعَلَنِى نَبِيًّا
وَجَعَلَنِى مُبَارَكًا أَيْنَ مَا كُنتُ وَأَوْصَٰنِى بِٱلصَّلَوٰةِ وَٱلزَّكَوٰةِ مَا دُمْتُ حَيًّا

وَبَرًّۢا بِوَٰلِدَتِى وَلَمْ يَجْعَلْنِى جَبَّارًا شَقِيًّا

وَٱلسَّلَٰمُ عَلَىَّ يَوْمَ وُلِدتُّ وَيَوْمَ أَمُوتُ وَيَوْمَ أُبْعَثُ حَيًّا

"(İsâ dile gelip): Ben, hakikat, Allah'ın kuluyum! O, bana, Kitab verdi. Beni, peygamber yaptı. Beni, her nerede bulunursam, mübarek kıldı. Bana, ben, hayatta oldukça, namazı, zekâtı emretti. Beni, anneme hürmetkar kıldı. Beni, bir zorba, bir bedbaht yapmadı. Dünyaya getirildiğim gün de, öleceğim gün de, diri olarak kaldırılacağım gün de, Selâm (ve selâmet) benim üzerimdedir." dedi."(Meryem, 19/22-33.)

Meryem suresi 29 ile 33

ispehan>>Süphan>isfehan

Süphan Dağı, Doğu Anadolu Bölgesi'nde Van Gölü'nün hemen kuzeyinde bulunan bir stratovolkandır.

Konumu

Doğu Anadolu Bölgesi'nde Van gölünün kuzeyinde olan Süphan Dağı, Patnos ve Adilcevaz dolaylarında yükselmektedir. Çıkmak için gerekli izin Adilcevaz yetkililerince verilmektedir. Süphan Dağı Patnos Malazgirt Ahlat ve Adilcevaz sınırları içinde yer almaktadır.

Tırmanış zamanı

Tırmanış için en uygun zaman Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül aylarıdır.

Özellikleri

En son MÖ 8050 civarında patlayan volkan olan Süphan dağı, Anadolu'nun 3. yüksek doruğudur.

Dağcılık

Süphan dağına tırmanmak için genellikle doğu ya da güney yamacı tercih edilir. Tırmanış sırasında Van gölü her an birbirinden değişik ve güzel görüntüler sunar. Doruk tırmanışına doğu rotasında Aydınlar, güney rotasında ise Harmantepe (Norşıncık) köyünden başlanır. Doğu rotasında Aydınlar'a 6–7 km uzaklıkta bulunan 2500 m yükseklikteki Şekerpınarı ya da Süphan yaylasında kamp kurulur; kamp yerinden doruğa tırmanış ve dönüş, 8-10 saatlik bir zaman alır.Tırmanış için Adilcevaz İlçe Jandarma Karakolu'ndan önceden izin almak gereklidir.

Genel bilgi

Büyük Ağrı (5137 m) ve Cilo Dağından (Uludoruk-4135m) sonra Türkiye'nin üçüncü en yüksek dağı olan Süphan dağı, Van gölünün kuzeyinde Malazgirt dolaylarında yükselir, en yüksek zirvesi 4058 metre yükseklikteki Sandıktepe'dir. Bu dağın zirve kesiminde 1 km çapında bir son püskürme lav tümseği ve bu tümseğin tepesindeki düzlükte genişçe küçük buzul gölleri bulunan bir de kalderası bulunmaktadır. Doruk bir örtü buzulu ile kaplıdır. Son püskürmesini tarihi dönemde yapmıştır. Dağın çevresindeki volkanik düzlüklerdeki verimli topraklarda tarım gelişmiştir.

Kaynak

Wikipedia

Bu konuyu yazdır

Youtube-1 Kürsü M. Ali Bulut - Ülkemizin Yaşadığı Deprem Felaketi
Yazar: RasitTunca - 03-09-2023, 11:02 PM - Forum: TV Program Video - Yorum (14)



Kürsü M. Ali Bulut - Ülkemizin Yaşadığı Deprem Felaketi

Bu konuyu yazdır

Youtube-1 BÖLGEYİ ISITIP DEPREM YAPABİLİYORLAR! - ZAFER CALAYOĞLU I MURAT ZURNACI
Yazar: RasitTunca - 03-09-2023, 09:18 PM - Forum: TV Program Video - Yorum (3)



BÖLGEYİ ISITIP DEPREM YAPABİLİYORLAR! - ZAFER CALAYOĞLU I MURAT ZURNACI

Bu konuyu yazdır