| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.
|
|
|
Seren Serengil Kimdir? Biyografisi |
|
Yazar: RasitTunca - 04-21-2023, 03:03 AM - Forum: Biyografiler
- Yorum Yok
|
 |
Seren Serengil Kimdir? Biyografisi
Seren Serengil (d. 6 Nisan 1971, İstanbul), Türk sunucu, şarkıcı ve oyuncudur. Oyuncu Öztürk Serengil'in kızıdır.
Hayatı ve kariyeri
Serengil, 6 Nisan 1971 tarihinde İstanbul Amerikan Hastanesi'nde doğdu.[1] Seren Serengil, ilk olarak 1977 yılında Sarhoş filminde çocuk oyuncu olarak babası Öztürk Serengil ile birlikte oynadı. Aynı yıl babası ile birlikte Gar Gazinosu'nda sahne aldı.[1] Profesyonel sahne kariyerine ise, 16 yaşında Fahrettin Aslan tarafından görevlendirildiği Maksim Gazinosu'nda başladı ve en genç kadın assolist oldu. Profesyonel oyunculuk kariyerine başladığı 1990 yılında, Mehmet Aslantuğ ile rol aldığı Başka Olur Ağaların Düğünü dizisinin yanı sıra Hakan Ural ile birlikte rol aldığı Alev Gibi Bir Kız filmiyle çıkış yaptı.
Serengil'in ilk albümü Ayrıldık 1991'de piyasaya çıktı ve ana teklisi "Bana Her Şey Seni Hatırlatıyor" ile tanındı.[kaynak belirtilmeli] O zamandan beri üç albüm ve bir tekli çıkarmıştır. En popüler albümü olan Bu Gecenin Hatırına, yalnızca bir klip ile 170.000 adet kopya sattı[kaynak belirtilmeli] ve popülaritesini büyük ölçüde arttırdı. Serengil, klasik piyano çalmakta olup 2006 yılında "Dost Bile Kalamadık", "İnsan Severse Özler", "Sen Şansını Kaybettin" ve "Sessiz Telefon" gibi şarkılar da dahil olmak üzere bazı şarkılarını kendi yazıp besteledi. Müzik kariyeri boyunca İbrahim Tatlıses, Emrah, Selami Şahin, Soner Sarıkabadayı ve Serdar Ortaç gibi isimlerle çalıştı.
Serengil, şarkıcı ve sohbet programı konuğu olarak yüzlerce TV programında yer almıştır. 2007'de Show TV'nin UçanKuş programında Erol Köse ve Bekir Hazar ile birlikte konuk olarak yer aldı. 1993'te Emrah'ın "Haydi Şimdi Gel" ve "Töre" şarkılarının video kliplerinde yer aldı. Serengil ve Emrah, Yasak Sokaklar ve Belalım Benim dizilerinde birlikte çalıştı.
Serengil'in 3 Nisan 2009'da eşi Musa Aytun'dan Stephanie adlı bir kızı dünyaya geldi; ancak altı aylık doğan bebek dört gün yaşatılabildi ve 7 Nisan'da hayatını kaybetti.[2][3] Serengil, Aralık 2010'da son albümü Ben Adamı Ayrılırken Tanırım'ı çıkardı. Albümünün ilk müzik videosunun Aralık 2010 tarihinde galası yapıldı. 2011'de Show TV'de yayınlanan Seren Serengil İle Evlenir Misin? adlı bir sabah programı sundu. 2014'te Cine5'in Kim Ne Derse Desin programında iki sezon ana sunuculardan biri olarak göründü.
Bir süre hafta içi her gün Star TV'de yayınlanan Duymayan Kalmasın adlı magazin programını Cengiz Semercioğlu ile birlikte sunmuştur. Bu programda şarkıcı Gülben Ergen hakkında yaptığı yorumlar üzerine Ergen tarafından kendisine dava açıldı ve Ekim 2017'de İstanbul'da bir mahkeme, Serengil'in altı ay süreyle şarkıcıya "30 metreden fazla yaklaşmaması, hakaret etmemesi ve şiddet uygulamaması" kararını verdi. Bu kararın ilgili süre içinde delindiğini öne süren Ergen davayı tekrarlayınca mahkeme, Ocak 2018'de Serengil'i üç gün hapis cezasına çarptırdı.[4]
Mayıs 2018'de Yaşar İpek ile evlenen Serengil, hamileliğini Ağustos 2019'da açıkladı.[5] Aynı ayda, Serengil aldığı boşanma kararını sosyal medya hesabından duyurdu.[6] 1 Eylül 2019'da Serengil, bebeğini kaybettiğini açıkladı.[7] 2020-2023 yılları arasında Beyaz TV'de hafta içi her gün yayınlanan Söylemezsem Olmaz adlı programda Arto ve Bircan Bali ile sunuculuk yapmıştır.[8]
Hakkında Kısaca Bilgiler
Doğum 6 Nisan 1971 (52 yaşında)
Şişli, İstanbul, Türkiye
Eğitim Yıldız Koleji
Meslek
Sunucuşarkıcıoyuncu
Etkin yıllar 1977-günümüz
Evlilik Ozan Kaçmaz
(e. 2000; b. 2002)
Cengiz İmren
(e. 2002; b. 2005)
Musa Aytun
(e. 2006; b. 2010)
Yaşar İpek
(e. 2018; b. 2020)
Ebeveyn(ler) Öztürk Serengil
Nevin Teoman
Müzikal kariyeri
Tarzlar
Fantezipop
Müzik şirketi
Tempa & FoneksKralRaksSerbeslerKayaBomonti
Diskografi
Albümler
Ayrıldık (1991)
Alıştım Sana Birtanem (1994)
Bana Yasak (1996)
Bu Gecenin Hatırına (1998)
Dost Bile Kalamadık (2006)
Ben Adamı Ayrılırken Tanırım (2011)
Single'ları
"Beni Benimle Bırak" (Yaşar İpek ile düet) (2018)
"Çok Geç" (2019)
"Kim O Sakallı Adam?" (Yasin Aydın ile düet) (2019)
"Valla" (2022)
Filmografi
Filmler ve diziler
Sarhoş (1977)
Alev Gibi Bir Kız (1990)
Başka Olur Ağaların Düğünü (1990)
Yasak Sokaklar (1993)
Belalım Benim (1999)
Şükran Büfe (2000)
Şaşkın Assolist (2005)
Televizyon programları
Seren Serengil Show (TGRT)
Bu Gecenin Hatrına Show (TGRT)
Yeniden Başlayalım (Barışalım) (StarMax)
Ünlüler Çiftliği (2004) (atv)
Uçankuş 4x4 (Show TV)
Seren Serengil ile Evlenir Misin ? (2011) (Show TV)
Yalnızlar Kulübü (2011) (Beyaz TV)
Kim Ne Derse Desin (2014) (Cine5)
Duymayan Kalmasın (2016-2018) (Star TV)
Duymadık Demeyin (2019) (TV100)
Söylemezsem Olmaz (2020-2023) (Beyaz TV)
Kaynak ve Dipnotlar
Wikipedia
|
|
|
Öztürk Serengil Kimdir? Biyografisi |
|
Yazar: RasitTunca - 04-21-2023, 02:21 AM - Forum: Biyografiler
- Yorum Yok
|
 |
Öztürk Serengil Kimdir? Biyografisi
Öztürk Serengil (2 Mayıs 1930, Artvin - 11 Ocak 1999, İstanbul), Türk tiyatro ve sinema oyuncusu ve komedyendir.[1]
Yaşamı
Öğretmen Turgut Beyin oğlu olarak Artvin’de doğdu. Aslen Giresunludur.[kaynak belirtilmeli] Lise ikinci sınıftan sonra öğrenimini bırakarak geleceğin ünlü bankeri Banker Kastelli Cevher Özden ve geleceğin ünlü ressamı Cemal Akyıldız ile birlikte 1949'da İstanbul'a geldi. 1953’te Oğlum Edvard adlı oyunla sanat hayatına başladı. 1958’de Oda Tiyatrosu, 1959’da İstanbul Şehir Tiyatrosu'nda sahneye çıktı. 1950’li yılların başlarında Babıali’de ressamlık yaptı. 3. Kat Cinayeti filmiyle sinema oyunculuğuna başladı. İlk dönemlerde 142 filmde ‘kötü adam’ tiplemesi yapan ve daha sonra da argolu komedilerin değişmez oyuncusu hâline geldi ve 300’e yakın filmde rol aldı. "Adanalı Tayfur" tiplemesi ile ün yaptı. 1966’da sinema oyunculuğunun yanı sıra sahneye de çıkarak şovmenlik yapmaya başladı.
Televizyonda "Gülünüz Güldürünüz" adlı yarışma programını hazırladı ve sundu. Bu yarışma sayesinde birçok kişi sahne ve sinema dünyasına adım attı. Çeşitli TV dizilerinde rol aldı. Politik güldürü tarzında çeşitli 45’lik plaklar yaptı. Güldürü plaklarından birisi de Timur Selçuk'un "İspanyol Meyhanesi" adlı şarkısının parodi versiyonu olan "İsmail'in Meyhanesi" idi. Ancak bu plak çıkınca araları bozuldu. Timur Selçuk, daha sonra mahkeme kararıyla bu plakları toplattı.[2] Star 1'de yaptığı skeçlerden oluşan Kelaj Şov adlı programı müstehcen içeriği sebebiyle gelen tepkiler üzerine yayından kaldırıldı.[3] Bir de kendi yaşamının özeleştirisini yaptığı Yeşilçam'ı Benden Sorun adlı kitabı yayınlandı.
Dört kez evlendi. Şarkıcı ve sunucu Seren Serengil'in (d. 1971) babasıdır.
Ölümü ve hatırası
Beyin ödemi sebebiyle iki kez ameliyat oldu. Geçirdiği felç nedeniyle ömrünün son bir yılında yürüyemez, konuşma merkezi hasar gördüğü için de son günlerinde konuşma yeteneğini kaybetmişti. Solunum sisteminin durması sonucu 11 Ocak 1999 tarihinde İstanbul-Kozyatağı’ndaki evinde öldü. Öldüğünde 68 yaşındaydı. Çengelköy Mezarlığına defnedilmiştir.
Serengil, hayatın çeşitli konularına özgün bakış açısı ve Türkçeye kazandırdığı ifade ve kelimelerle büyük tartışmalara yol açtı. Bazıları tarafından eleştirilen bu kelimeleri halk benimsemişti. Değişik, kendine has vurgulamalarıyla söylediği "yeşşe", "kelaj" gibi yeni deyişleri Türk argosuna soktu. Şen şakrak sesiyle "yeşşe" diyerek halkın gönlünde taht kurmuştu. Bunda, filmlerinde onu seslendiren eski patronu Mücap Ofluoğlu'nun da büyük katkısı vardır. Hatta bu "yeşşe" kelimesi o kadar meşhur olmuştu ki İsmet İnönü bile bir olay karşısında kendini tutamayıp "yeşşe" deyivermişti. Bu durum onun her kesimden insana hitap eden bir sanatçı olduğunu gösteriyordu.
Filmografi
1954: Üçüncü Kat Cinayeti
1955: Yetim Yavrular
1958: Elveda
1958: İstanbul Macerası
1958: Ölümden De Acı
1958: Karasu
1959: Kıbrıs Şehitleri
1959: Ömrüm Böyle Geçti
1959: Şeytan Mayası
1959: Sokak Şarkıcısı
1960: Osman Çavuş
1960: Sığıntı
1961: Biz İnsan Değil Miyiz
1961: Boş Yuva
1961: Camp Der Verdammten
1961: İki Aşk Arasında
1961: İnleyen Dağlar
1961: Kader Yolcusu
1961: Kaderin Önüne Geçilmez
1961: Kara Dut
1961: Melekler Şahidimdir
1961: Sabırtaşı
1961: Silahlar Konuşuyor
1961: Siyah Melek (Zincirler Kırılırken)
1961: Yaman Gazeteci
1962: Bardaktaki Adam
1962: Biz de Arkadaş mıyız?
1962: Boşver Doktor
1962: Cengiz Han'ın Hazineleri
1962: Çöpçatan
1962: Fatoş'un Bebekleri
1962: Günahsız Aşıklar
1962: Kanun Kanundur
1962: Kiralık Koca
1962: Kısmetin En Güzeli
1962: Meteliksiz Aşıklar
1962: Ne Şeker Şey
1962: Ölmek İstiyorum
1962: Ölüme Yalnız Gidilir
1962: Şeytan Bunun Neresinde
1962: Sokak Kızı
1962: Ver Elini İstanbul
1962: Genç Osman
1963: Adanalı Tayfur
1963: Aşk Hırsızı
1963: Avare Şoför
1963: Badem Şekeri
1963: Bahriyeli Ahmet
1963: Bana Annemi Anlat
1963: Baş Belası
1963: Bazıları Dayak Sever
1963: Beni Osman Öldürdü
1963: Bir Öpücük Ver Bana
1963: Cehennemde Buluşalım (Comp Der Verdammten)
1963: Cici Can
1963: Geçim Dünyası
1963: Gizli Sevda
1963: Kötü Tohum
1963: Sayın Bayan
1963: Temem Bilakis
1963: Üç Çapkın Gelin
1963: Yaralı Aslan
1963: Yedi Kocalı Hürmüz
1963: Zoraki Milyoner
1964: Abidik Gubidik
1964: Adalardan Bir Yar Gelir Bizlere
1964: Adanalı Tayfur Kardeşler
1964: Avare Yavru Filinta Kovboy
1964: Cımbız Ali
1964: Cübbeli Gelin
1964: Fatoş'un Fendi Tayfur'u Yendi
1964: Hızır Dede
1964: İçimizdeki Şeytan
1964: Kadın Berberi
1964: Keşanlı
1964: Kimse Fatma Gibi Öpemez
1964: Koçum Benim
1964: Manyaklar Köşkü
1964: On Güzel Bacak
1964: Öpüşmek Yasak
1964: Poyraz Osman
1964: Son Karar
1964: Var Mı Bana Yan Bakan
1965: 65 Hüsnü
1965: Babasına Bak Oğlunu Al
1965: Bilen Kazanıyor
1965: Bir Garip Adam
1965: Biz De Vatandaşız
1965: Cezmi Band 007.5
1965: Dokunma Bozulurum
1965: Fakir Gencin Romanı
1965: Helal Adanalı Celal
1965: İstanbul Kazan Ben Kepçe
1965: Keloğlan
1965: Lafını Balla Kestim
1965: Şepkemin Altındayım
1965: Sevgili Öğretmenim
1965: Yalancının Mumu
1966: Beyoğlu Esrarı
1966: Milyonerin Kızı / İntikam Hırsı
1966: Suçsuz Firari
1967: Cici Gelin
1967: Çifte Tabancalı Damat
1967: Karım Beni Aldatırsa
1967: Trafik Belma
1969: Yaşamak Ne Güzel Şey
1973: Çulsuz Ali
1973: Hamsi Nuri
1973: Kaynanam Kudurdu
1973: Kolsuz Kahramanın Kolu
1974: Erkek Dediğin Böyle Olur
1974: Hamama Giren Terler
1974: İmparator
1974: Kıbrıs Zaferi
1974: Kısmet
1974: Parasızlar
1974: Şiribim Şiribom
1976: Şoför Mehmet
1977: Adana Urfa Bankası
1977: Babanın Evlatları
1977: Bizim Kız
1977: Gülünüz Güldürünüz
1977: Sarhoş
1981: Uyanık Aptallar
1984: Berduşlar Sosyetede
1984: Çalsın Sazlar
1984: Geçim Otobüsü
1984: Gırgıriyede Büyük Seçim
1984: Şaşkın Gelin
1984: Ayrılık
1986: Güldürme Beni
1986: Kahkaha Marketi
1986: Akrep
1991: Her şey Kocam İçin
1993: Bul Karayı Al Parayı
1993: Öp Babanın Elini
1994: Alnı Açık İki Kişi
1994: Aptallık Rekoru
1994: Kılıbıklar
1995: Süper Yıldız
1996: Şarlatan
1997: Ana Kuzusu
Plakları
Bir kısmı Öztürk Serengil'in kendisine ait olan "Serengil Plak" tarafından bastırılmış plakları şunlardır:
1964: "Abidik Gubidik Twist / Göz Göz Değdi Bana" (1964), Yorumcu: Öztürk Serengil, Beste: Şerif Yüzbaşıoğlu, Sözler: Fecri Ebcioğlu ("Beni Osman Öldürdü" filminde kullanıldı), "Serengil Plak 1001". Plağın B-Yüzündeki aranjmanı Ajda Pekkan seslendiriyor
1964: "Bedia... / Bekarlıktan Kurtulduk", Yorumcular: B-yüzündeki parça: Öztürk Serengil & Vahi Öz (düet), A-yüzündeki Bedia'yı Vahi Öz seslendiriyor."Serengil Plak 1002"
1964: "Avare / Dalgamıza Bakalım", Yorumcular: B-Yüzü: Öztürk Serengil & Sadri Alışık (düet), A-yüzündeki "Avare"yi Sadri Alışık seslendiriyor. "Serengil Plak 1003"
1965: "Şepke / Lafını Balla Kestim", A-yüzü: Yorumcu: Öztürk Serengil, Aranjman: Metin Bükey, sözler: Aram Gülyüz, B - yüzü: Yorumcular: Öztürk Serengil & Ayfer Başıbüyük (düet), Aranjman: Metin Bükey, sözler: Beliğ Selönü, "Serengil Plak 1008"
45'lik plak Şarkının adı Seslendiren Özgün şarkı Özgün yorumcu Özgün beste Aranjman Sözler
A - Yüzü "Şepke" Öztürk Serengil "La Mamma" Charles Aznavour Charles Aznavour &
Robert Gall Metin Bükey Aram Gülyüz 1965
Serengil
Plak
B - Yüzü "Lafını Balla Kestim" Öztürk Serengil &
Ayfer Başıbüyük Metin Bükey
(arj) Beliğ Selönü
1965: "Aguş... / Aşka...Şepke...", A-yüzü: Yorumcular: Öztürk Serengil & Fatma Girik (düet), Aranjman: Metin Bükey, sözler: Sadun Aksüt, B-yüzü: Fatma Girik, arj. Metin Bükey, "Serengil Plak 1010"
1966: "Anneme / Gel Üzme Beni", A- yüzü: Yorumcu: Hülya Koçyiğit, B- yüzü: Yorumcular: Öztürk Serengil & Hülya Koçyiğit (düet), "Serengil Plak 1011"
1967: "Tak Tak Tiki Tiki Tak / Cezmi Band 007 Buçuk", Odeon Plak 708
1968: "Pıs Pıs Pıs / Arkadaşımın Dalgasısın", Odeon Plak 912, İlhan Feyman Orkestrasıyla.
1968: "Doktor Barnard / Paralı Günlerimde"Söz Müzik: Turgut Dalar, Söz Ö. Serengil, Kanat Gür Orkestrasıyla, Odeon Plak 938.
1968: "Dünya Dönüyor / Mühür Gözlüm", Odeon Plak 978.
1969: "İsmail'in Meyhanesi / Mangıraj, Stopaj", Yorumcu: Öztürk Serengil. A-yüzündeki parça Timur Selçuk'un "İspanyol Meyhanesi" adlı şarkısının parodi versiyonuydu, Selçuk'un açtığı dava sonunda bu plak piyasadan toplatıldı.
1969: "Ben Bir Kızılderiliyim, Aslında Nevşehirliyim / Kim Artist Olmak İsterse", Disko Plak 253.
1969: "Cafer Bez Getir / Bize de mi Lo Lo Lo", Söz Müzik: Adnan Türközü, Diskotür
1970: "Unuttun Bizi Süleyman / Eyvah", Sayan Plak 2 5001
1970: "Artık İçmeyeceğim / Makber", Sayan Plak 2 5002
1970: "Yalnızlığımı Hissettiğim Zaman / Güller Açtı Yolunda", Söz Müzik: Bora Ayanoğlu, Sayan Plak 2 5004.
1971: "Ver Kardeşim / İşte Vergi İşte Maliye", Sayan Plak 2 5009. B-yüzündeki "İşte Vergi İşte Maliye", Barış Manço'nun "İşte Hendek İşte Deve" şarkısının parodi versiyonudur.
1974: "Yaşımız Geldi Kırka / Külhan Bey", Coşkun Plak 1344
1974: "Kim Kime, Dum Duma / Haydi Ver", Söz Müzik: Adnan Türközü, Coşkun Plak 1345.
1974: "Kaynanama Oh Olsun / Hela Holding", Diskotür 5139.
1974: "Palavra / Palyaço", Elenor Plak 1020.
1976: "Milliyetçi Zühtü / Sizin İçin Oyun Havaları", Adalet Partisi için yaptığı propaganda plağı
[4][5]
Filmlerinde seslendirdiği şarkılar
"Adanalı Şarkısı" - ("Badem Şekeri" (1963) filminden), Efgan Efekan, Fikret Hakan, Fatma Girik, Ahmet Tarık Tekçe vb. hep birlikte seslendiriyorlar.
"Sen Sevme Beni" (Parla Şenol'la oynadıkları "Avare Yavru Filinta Kovboy" (1964) filminden)
"Yaşamışım Bilmeden Ben" - ("Bilen Kazanıyor" (1965) filminden) Gönül Yazar'la düet
"İkimizde Raslaştık" - ("Karım Beni Aldatırsa" (1967) filminden) Vahi Öz'le düet
"Atlı Karınca" - (Selda Alkor'la oynadıkları "Yaşamak Ne Güzel Şey" (1969) filminden)
"Casatchock" -
"Hep Seni Andım" -
Kitapları
1985: Yeşilçam'ı Benden Sorun
Kaynak ve Dipnotlar
Wikipedia
|
|
|
Bircan Bali Kimdir? Biyografisi |
|
Yazar: RasitTunca - 04-20-2023, 08:21 PM - Forum: Biyografiler
- Yorum Yok
|
 |
Bircan Bali Kimdir? Biyografisi
Bircan Bali Doğum Tarihi: 4 Ocak 1988
Bircan Bali Kaç Yaşında: 32 yaşında
Bircan Bali Nereli: Adana
Bircan Bali, 4 Ocak 1988 tarihinde dünyaya geldi. Muğla Üniversitesi'nden mezun olan Bircan Bali, 6 Temmuz 2013 tarihinde Şenol İpek'le evlenmiştir. 2018 yılında 5 yıllık evlilikleri sona ermiştir.
Bircan Bali, 4 Ocak 1988 tarihinde dünyaya geldi. Muğla Üniversitesi'nden mezun olan Bircan Bali, 6 Temmuz 2013 tarihinde Şenol İpek'le evlenmiştir. 2018 yılında 5 yıllık evlilikleri sona ermiştir.
Bircan Bali'nin baba tarafından memleketi aslen Adana'dır.
Geçtiğimiz sene Şenol İpek ile boşanma kararını sosyal medya hesabından paylaştığı video ile duyuran Bali, Ömer Gezen ile aşk yaşamaya başladı.
Beyaz TV'de yayınlanan 'Söylemezsem Olmaz' adlı magazin programının sunuculuğunu yapan Bircan Bali, Avukat Ömer Gezen ile Eylül ayında nikah masasına oturdu.
Bircan Bali, 4 Ocak 1988 tarihinde dünyaya geldi. Aslen Adanalı olan Bali'nin bir erkek kardeşi vardır. Muğla Üniversitesi'nden mezun olan Bircan Bali, 2017 yılında Beyaz Tv ekranlarında yayın hayatına devam eden Söylemezsem Olmaz programında yorumcu ve sunucu olarak kamera karşısına geçti.
Bu programda birçok partner ile çalışan genç isim, uzun süre Ece Erken ile birlikte yorumculuk yaptı. Ece Erken'in programdan ayrılmasının ardından Seren Serengil ile bberaber yorumculuk yapmaya başlayan Bircan Bali'ye önce Arto eşlik etti. Arto'nun ayrılmasıyla ikiliye eski model Deniz Akkaya eşlik etmeye başladı.
BİRCAN BALİ'NİN ESKİ EŞİ KİM?
Program yorumcusu Bircan Bali, 6 Temmuz 2013 tarihinde Şenol İpek ile evlendi. Geçtiğimiz yıllarda Şenol İpek ile boşanma kararını sosyal medya hesabından paylaştığı video ile duyuran Bali, ikinci evliliğini Avukat Ömer Gezen ile yaptı.
Beyaz TV'de yayınlanan Söylemezsem Olmaz adlı magazin programının sunuculuğunu yapan Bircan Bali, Avukat Ömer Gezen ile 2019 yılının Eylül ayında nikah masasına oturdu. İkili 2021 yılının başlarında yollarını ayırdı. Çiftin Saygı Karen adında bir kızları var.
ÖMER GEZEN KİMDİR, NE İŞ YAPIYOR?
Bircan Bali'nin eski eşi Avukat Ömer Gezen, Kuleli Askerî Lisesi'den mezun oldu. Lisans eğitimini İstanbul Aydın Üniversitesi'nin hukuk bölümünde tamamladı. Avukatlık ve hukuk bürosunda kariyerini sürdüren Ömer Gezen, aslen Antalyalı.
|
|
|
Araba&Oto Lastik Değişimi Ne Zaman Yapılmalı? Zorunlu Kış Lastiği Uygulaması Ne Zaman |
|
Yazar: RasitTunca - 04-20-2023, 01:56 PM - Forum: Tamirat Yardim
- Yorum Yok
|
 |
Araba&Oto Lastik Değişimi Ne Zaman Yapılmalı? Zorunlu Kış Lastiği Uygulaması Hangi Zamanlar Arası?
Lastik Değişimi Ne Zaman Yapılmalı?
Oto lastik değişimi ne zaman yapılmalı, araç sahipleri tarafından sıkça araştırılan bir sorudur. Lastikler, araçlar için çok önemli parçalardır. Oto lastik değiştirme zamanı, araç sahiplerinin dikkat etmesi gereken önemli unsurlar arasında yer alır.
Lastik bakımına özen göstermek ve zamanında yaptırmak gerekir. Ayrıca dönemine göre lastik kullanılmalıdır. Her motorlu araç için farklı lastik türü kullanılır. Bir araç için uygun olan lastik, başka bir araç için uygun olmayabilir. Araç sahipleri kendi aracına uygun tipte ve ölçüde lastik kullanmalıdır. Ayrıca lastikler, kış ve yaz kullanımına uygun olarak ikiye ayrılır.
Araç sahipleri için güvenli sürüş, en önemli unsurdur. Bunun içinde lastik yenileme konusu oldukça önemlidir. Ayrıca lastik değişimi, aracın performansı, yakıt tüketimi gibi konularda da çok etkilidir. Güvenli sürüş, yakıt tasarrufu, konforlu yolculuk ve daha iyi bir performans için lastik değişimi zamanlarına dikkat etmek gerekir.
Lastik Ömrü Ne Kadar?
Oto lastik değişim zamanı, lastik ömrü ile doğru orantılıdır. Lastik ömrü, genel olarak 5 yıldır. Fakat bu durum kullanıma bağlı olarak değişmektedir. Lastikler ne kadar fazla kullanılırsa o kadar çabuk yıpranır ve yenilenmeye ihtiyaç duyar. Aynı zamanda kullanılmayan lastiklerin de bir ömrü vardır. Çok iyi koşullarda saklanan ve kullanılmayan lastikler, en fazla 8 yıllık bir ömre sahiptir. Bu süreç sonunda lastiklerde sertleşmeler meydana gelir ve ilk kullanımdan itibaren lastik dağılarak, parçalanmaya başlar.
Oto lastik ömrü, aracın hangi yol koşullarında, hangi iklimde ve nasıl kullanıldığına bağlı olarak değişiklik gösterir. Bu yüzden lastiklerin kilometre ömrü için bir zaman vermek doğru değildir. Kullanım süresinin çok sıcak havalarda, çok kötü yol koşullarında, yüksek süratlerde ve sürekli kullanıldığında, 1500 km'ye kadar düştüğü görülebilir. Örneğin ralli yarışlarında, lastiklerin birkaç defa değiştirildiğini görürüz. Tabi ki bunun akside mümkündür. Eğer araç, düzgün asfalt yollarda, yavaş ve yumuşak kullanılırsa, 40 bin ila 50 bin kilometre boyunca lastikler güvenli bir şekilde kullanılabilir. Kısaca kişinin kullanımı ve yol durumuna göre bu süre değişiklik gösterir.
Lastik Diş Derinliği
Lastiğin değişime ihtiyacı olup olmadığını anlamak için ilk başta lastiklerin diş derinliklerine bakılır. Genellikle 3 mm altındaki diş derinliğine sahip lastiklerin değişim zamanının geldiği anlaşılır. Diş derinliğinin yanı sıra, aşınma, yırtık, kesik gibi faktörler de varsa araç lastiğinin ömrü tükenmiş demektir. Bu durumlarda mutlaka oto lastik değişimi yapılmalıdır.
Yaz ve Kış Lastikleri Ne Zaman Değiştirilir?
Mevsim şartlarına uygun oto lastik kullanımı, sürüş güvenliği için en önemli konulardan biridir. Ayrıca yasal açıdan da bir zorunluluktur. Sadece yolcu ve yük taşımacılığı yapan araçlar için zorunlu kış lastiği uygulaması geçerlidir. Hava sıcaklığı 7 derecenin altına düştüğü zaman araçlara kış lastiği takılması yasal zorunluluktur. Yaz aylarında benzer bir kural geçerli değildir. Yaz aylarında kış lastiği takılması yasak değildir.
Kış lastiklerinin 1 kasım ile 1 nisan arasında takılması yasal bir zorunluluktur. Zorunlu kış lastiği uygulaması sadece yolcu ve yük araçları için geçerlidir. Fakat kış aylarında sıcaklığın düşmesi, yolların kayganlaşması ve yol tutuşunun azalması dolayısıyla kış koşullarına uygun üretilmiş lastiklerin kullanılması gerekir. Sürüş güvenliği için bu çok önemlidir. Ayrıca bazı illerde hava sıcaklığına bağlı olarak valilik kararıyla kış lastiği kullanılması zorunlu hale getirilebilir.
Yaz lastiklerinin yasal olarak 1 nisan itibari ile kullanılmaya başlanması gerekir. Araç sahiplerinin sürüş güvenliği açısından, yaz lastiklerinin takılması gerekir. Yaz lastikleri yıpranmaya karşı dirençlidir ve yakıt tüketimini düşürür. Ayrıca sıcak hava koşullarında ve uzun yolculuklarda yüksek performans sağlar.
Mevsime Uygun Lastik Kullanmanın Önemi
Bir aracın en önemli parçası olan oto lastik, mevsim koşullarına bağlı olarak değiştirilmelidir. Lastik üretici firmalar, yol şartları ve hava durumu gibi faktörleri dikkate alarak, farklı alan ya da kullanım durumlarına göre lastikleri özel olarak geliştirir. Lastiklerin malzemesi, üzerinde yer alan desenler ve dişlerin yapısı değişiklik gösterir.
Bu özellikler, farklı yol ve mevsimlerde araçların sürüş güvenliğini arttırır. Mevsim şartlarına uygun olmayan lastiklerin kullanılması durumunda karşılaşabilecek sorunlar şu şekilde sıralanır.
Mevsim şartlarına uygun oto lastik kullanımı, araçların yol tutuşunu arttırır. Özellikle viraj gibi alanlarda aracın yol hakimiyetini kaybetmemesine yardımcı olur.
Ortalama yakıt tüketiminde tasarruf sağlar.
Lastiklerin ömrünü uzatır ve verim artar.
Mevsim şartlarına uygun olmayan lastiklerin kullanımı, yasal diş derinlik sınırına daha hızlı ulaşılmasına sebep olur ve normalden daha kısa sürede yenilenmeye ihtiyaç duyar.
Oto Lastik Tamiri
Oto lastik yanlış kullanım, yol durumu, sürüş hızı ya da çevresel faktörlerden ötürü hasar görebilir. Lastiklerin beklenen performansı sunması, yüzeye sağlıklı bir şekilde tutunması ve özellikle de güvenli bir sürüş sağlaması için lastik bakımı ve tamiri çok önemlidir.
Lastiklerde delinme, yırtılma, sönme ya da farklı sorunlar her zaman olabilir. Her durumda lastik değişimi şart değildir. Çoğu zaman bakım ve tamir yaptırarak sorunu çözmek mümkündür. Bu tarz durumlarda mutlaka uzman yardımına başvurmak gerekir. Lastiklerin doğru bir şekilde bakımının yaptırılması ve tamir edilmesi, hayati öneme sahiptir.
Hasar almış oto lastik, janttan çıkarılarak iç kısmı incelenir. Hasarlı lastiğin kullanılması, iç kısımda çatlamalara sebep olur. Bu durumda lastik komple değiştirilmelidir. Oto lastik tamir ve bakımı, aksatılmaması gereken önemli bir konudur.
Oto Lastik Nasıl Korunur?
Lastikler, aracın yola tek temas noktası olduğundan, her zaman iyi koşulda olmaları gerekir. Lastikleri doğru bir şekilde kullanmak ve düzenli kontrol ettirmek, güvenli sürüş sağlar. Aynı zamanda lastiklerin kullanım ömrünü uzatır. Böylece daha az sıklıkta lastik değişimini mümkün hale getirir.
Oto lastik, birkaç basit tedbirle korunabilir. Bu sayede yakıttan tasarruf sağlanabilir. Bazı önemli bakım ipuçları şunlardır:
Lastiğin hava basıncını ve rot ayarını düzenli bir şekilde kontrol etmek gerekir. Yetersiz şişirilmiş lastikler, yakıt tüketimini arttıran en büyük sebeptir.
Lastiklerden birinin hasar görmesi, her zaman fark edilemez. Sorun yaşamamak için her yıl bir uzman tarafından muayene edilmelidir.
Lastiğin azami yük kapasitesini aşmak, lastiklerin aşırı ısınmasına sebep olabilir. Bu da lastiğin tahrip olması ile sonuçlanır. Bu yüzden yük endeksine bağlı yük kapasitesini aşmamak gerekir.
Yüksek hızda sürüşte, düşük hızda sürüşe göre lastiğin hasar görme ihtimali daha yüksektir. Ayrıca yüksek hızda araç kullanmak, ani hava kaybına ve hatta ani lastik patlamasına sebebiyet verebilir. Bu da aracın kontrolünün kaybedilmesine yol açar.
Lastiklerden biri hasar görürse, yedek lastik ile değiştirilmeli ve bir uzmana başvurulmalıdır.
Oto Lastik Fiyatları
Oto lastik fiyatları kullanım alanına, üzerindeki desen ve dişlerin yapısına göre farklılık gösterir. Binek bir aracın piyasadaki ortalama lastik fiyatları 200 TL ile 2000 TL arasındadır. Ayrıca lastik üretici firmalarının üretim teknolojisi ve kullandıkları hammadde miktarı da oto lastik fiyatlarında değişikliğe neden olur. Bunun yanı sıra lastik kalitesine göre farklı markaların fiyatları değişkendir. Çok kullanılan lastik ebatları, satıcılar arası rekabetten dolayı da uygun fiyatlarda bulunabilir.
1. Lastik Ömrü Kaç Yıldır?
Lastik ömrünün kaç yıl veya kaç kilometre olduğunu kesin olarak söylemek mümkün değildir fakat ortalama araç lastik ömrü 5 veya 10 yıl arasında değişmektedir.
Bir lastiğin ömrü ve kilometre performansı lastiğin tasarımı, sürücünün alışkanlıkları, iklim, yol koşulları, aracın ve lastiğin düzenli bakımı gibi faktörlere bağlıdır.
2. Yasal sınır
Lastik diş derinliğinin yasal sınırı 1,6 mm'dir. Yani bir lastiği en fazla 1,6 mm diş derinliğine inene kadar kullanabiliriz. Buna rağmen birçok lastik üreticisi lastiklerin diş derinliği 3 mm'ye indiğinde yenilenmesini tavsiye ederken, aslında günümüz teknolojilerinde diş derinliği yasal sınır olan 1,6 mm'ye inene kadar kullanılabilen lastikler üretilebiliyor.
Bu doğrultuda teknolojisine güvenen Michelin, ürettiği lastiklerin diş derinliğinin yasal sınıra inene kadar kullanılmasını öneriyor.
3. Lastik Ömrünün Bittiği Nasıl Anlaşılır?
Beş yıl veya daha fazla süre kullandığımız lastiklerimizin uzman bir servis tarafından yılda en az bir kez ayrıntılı bir şekilde kontrol edilmesi gerekir. Bu kontroller lastiğin fiziksel yapısı, aşınması, diş derinliği, yol tutuşu, fren performansı gibi rutin kontrolleri kapsamaktadır.
Sizi de ücretsiz lastik kontrolü için sizi en yakın Euromaster'a bekliyoruz.
4. Lastik Raf Ömrü
Lastiklerin raf ömrü üretim tarihinden itibaren on yıldır. Diyelim ki bir lastik üretim tarihinden itibaren onuncu yılını doldurdu fakat hala kullanılabilir durumda görünüyor ve hatta diş derinliği 1,6 mm'ye kadar aşınmamış durumda. Bu durumda bile maalesef on yıllık
süreyi tamamlayan lastiklerimizle vedalaşma ve lastiklerimizi yenileme vakti gelmiş demektir.
5. Lastik Kullanım Ömrü Nasıl Uzar?
Aslında bir lastiğin kullanım süresini uzatmak çok kolay. Burada ilk adım aracımıza, sürüş koşullarımıza, yaşadığımız iklime ve yol koşullarına uygun lastiği seçmek. Sonrasında ise tek yapmamız gereken lastiği doğru bir şekilde kullanmak. Peki bunu nasıl yapabiliriz?
Bunun için ilk işlem lastik basınç değerlerini araç üreticisinin tavsiyesine göre ayarlamak olacaktır. Bu değerler araç kullanım kılavuzu, sürücü kapısı veya yakıt deposu kapağında yer alır. Lastikler başka bir dış etken yoksa (supapta çatlak veya supap kapağında yırtık, lastikte patlak gibi) ayda ortalama 1 psi basınç kaybeder. Bu yüzden lastik basınçlarının ayda en az bir kez kontrol edilmesi ve araç üreticisinin tavsiye ettiği basınç değerinde şişirilmesi sürüş güvenliği ve yakıt tasarrufu yanında lastiklerimizin erken aşınmasını da önleyecektir. Lastiğimizin düzensiz aşınmasını önlemek için ise her 10 bin kilometrede bir veya yılda en az bir kez araç ön düzen ayarlarının kontrol edilmesi ve lastik rotasyonu işlemi tavsiye edilir. Son olarak da aracımızı yıkatırken, lastiğimizin kimyasal veya parlatıcılar ile temas etmemesine de dikkat etmeliyiz. Çünkü kimyasal ve parlatıcılar lastiğimizde çatlaklar oluşmasına neden olacaktır.
Peki lastik değişim zamanını belirleyen faktörler neler? Zamanın geldiğine nasıl karar vereceğiz?
Lastik değişim zamanı ile ilgili tüm merak edilenleri sizin için derledik. Keyifli okumalar.☺
Lastiklerin kullanım ömrü ile ilgili çeşitli kaynaklarda 4 yıldan 40 bin kilometreye kadar farklı farklı görüşler olmakla birlikte, lastiğin kullanım süresi aslında lastiğin maruz kaldığı saklama koşulları, tasarımı, sürücü alışkanlıkları, yol ve iklim koşulları gibi birçok faktöre bağlıdır. Bu yüzden lastik ömrü ile ilgili kesin bir şey söylemek mümkün değildir.
Lastiklerimizin değişim zamanına karar verebilmek için dikkat etmemiz gereken üç önemli unsur vardır:
Lastiğin yaşı
Lastiğin aşınma ve hasar durumu
Güvenlik
Lastik ne zaman yaşlanır?
Bir lastiğin ömrü maksimum 10 yıldır. Yani otomobil lastikleri üretim tarihinden itibaren en fazla 10 yıl kullanılabilir. Bunun yanında 5 yıl veya daha uzun süre kullandığımız lastikleri de yılda en az bir kez uzman bir serviste kontrol ettirmemiz gerekir.
Lastik aşınması:
En üstün teknolojiyle üretilen lastikler bile zamanla aşınır veya hasar görebilir. Lastiğimizde fiziksel hasar veya düzensiz aşınma yoksa bile, bir lastiği en fazla 1,6 mm diş derinliğine inene kadar kullanabiliriz. Buna rağmen birçok lastik üreticisi lastiklerin diş derinliği 3 mm'ye indiğinde yenilenmesini tavsiye ederken, aslında günümüz teknolojilerinde diş derinliği yasal sınır olan 1,6 mm'ye inene kadar kullanılabilen lastikler üretilebiliyor. Bu doğrultuda teknolojisine güvenen Michelin, ürettiği lastiklerin diş derinliğinin yasal sınıra inene kadar kullanılmasını öneriyor.
Michelin'in uzun ömürlü performans yaklaşımını anlattığımız içeriğimize buradan ulaşabilirsiniz.
Sürüş güvenliği
Aracımızın zeminle tek temas noktası olan lastikler, sürüş güvenliğimizin en önemli unsurlarından biridir. Lastiklerimizin diş derinlikleri yasal sınır olan 1,6 mm’ye henüz gelmemiş ve görünürde bir hasar yoksa bile aracın yol tutuşunda, direksiyon hakimiyetinde veya fren mesafesinde bir sorun hissederseniz, vakit kaybetmeden uzman bir serviste kontrol ettirmenizi tavsiye ederiz. Lastiklerinizi size en yakın Euromaster servis noktasında ücretsiz test ettirebilirsiniz.
Lastik ihmale gelmez!
Gerekli tüm kontrolleri yaptıktan sonra lastiklerinizin yenileme zamanının geldiğine karar verdiğinizde, hem ken
Zorlu hava koşullarında, araçların kaza yapmasının önüne geçmek amacıyla kullanılan kış lastiklerinin ne zaman takılacağı sürücüler tarafınan merak ediliyor.
KIŞ LASTİĞİ NE ZAMAN TAKILACAK?
Şehirler arası yük ve yolcu taşıyan ticari araçlarda zorunlu olan, özel araçlarda ise can ve mal güvenliğiyle sorunsuz seyahat için kullanılması gereken kış lastiği uygulaması yarın başlıyor. Buna göre, yolcu ve eşya taşımalarında kullanılan araçlar her yıl 1 Aralık ile 1 Nisan tarihlerinde zorunlu olarak kış lastiği kullanacak.
Kurala uymayan araçların sürücülerine 846 lira ceza kesilecek. Kış lastiği takmama cezası, Hazine ve Maliye Bakanlığınca açıklanacak yeniden değerleme oranı çerçevesinde 1 Ocak 2022 itibarıyla güncellenecek.
Yük ve yolcu taşımacılığı yapanlar dışındaki hususi araçlar için kış lastiği takma zorunluluğu bulunmamasına karşın can ve mal güvenliği açısından tüm araçlarda kış lastiği kullanılması önem taşıyor.
KIŞ LASTİĞİ HANGİ ARAÇLARDA ZORUNLU?
Kamyon, çekici, tanker, otobüs gibi büyük araçların tahrikli dingilleri (araçlarda şafta bağlı olup çekiş gücü sağlayan dingil) üzerindeki tüm lastikleri ile kamyonet, minibüs ve ticari otomobillerin araca monteli tüm lastiklerinin yanı sıra seyir esnasında değiştirilmek zorunda kalınan lastiklerin yerine takılacak lastiklerin de kış lastiği olması gereklidir.
SICAKLIK 7 DERECENİN ALTINA DÜŞTÜĞÜNDE KIŞ LASTİĞİNE GEÇİLMELİ
Hava sıcaklığı 7 derecenin altına düştüğü andan itibaren kış lastiğine geçilmesi gerekiyor. Kış lastikleri, 7 ila eksi 40 derece arasındaki sıcaklıklarda sertleşmeyi önleyen yumuşak bir bileşime ve karlı, buzlu yollarda tutunmayı artırıcı sırt desenlerine sahip bulunuyor.
Kış lastiği, soğuk havalarda yaz lastiğine oranla yüzde 50 daha iyi yol hakimiyeti sağlıyor, fren mesafesini de yüzde 50'ye kadar kısaltıyor.
Kış lastiği değiştirme ücreti 80 liradan başlıyor. Lastik oteli hizmeti kullanım ücreti, lastik değişimi de dahil 200-250 lirayı buluyor.
Otomobillerde kış lastiği fiyatlarının ebatlarına göre değişiklik gösteriyor. Türkiye'de en çok kullanılan ebat olan 205/55 R16 ölçüdeki kış lastikleri 400 ila 800 lira fiyat aralığında satışa sunuldu. Lastik sökme takma ücretleri, binek araçlar için 80-120 lira, SUV ve hafif ticari araçlar için 100-150 lira aralığında değişiyor.
Lastik oteli bedeli ise 4 lastik için ortalama 100-120 lira düzeyinde uygulanıyor. Birçok bayide, söküm takım ve lastik oteli hizmeti paket olarak veriliyor ve bu iki hizmet 200-250 liraya sağlanıyor.
Michelin'in Fransa'da bulunan Ladoux Ar-Ge merkezinde düzenlenen basın toplantısında lastiklerin kullanım süresi ile ilgili önemli bilgiler paylaşıldı ve Earnst&Young'ın konu ilgili araştırmasına yer verildi.
Araştırma sonuçlarına göre tüm dünya genelinde lastikler diş derinliği 1.6 mm'ye düşene kadar kullanılabiliyor. Ancak yanlış yönlendirmeler sonucu tüketiciler henüz bu alt yasal sınıra ulaşmadan lastiklerini değiştiriyor ve bu yüzde maddi kayıplara uğruyor.
MALİYET 6 MİLYAR EURO
Michelin adına araştırmayı gerçekleştiren Ernst& Young Direktörü Olivier Baboulet, Avrupa genelinde tüketicilerin yüzde 50'sinin lastiklerini henüz 3 mm diş kalınlığı varken değiştirdiğini ve bunun tüketicilere 6 milyar euroluk bir ek yük getirdiğini ifade etti. 1.6 mm beklenmeden 3 mm'de değiştirilen lastiklerin yılda 1 milyon tonluk hammadde israfı yarattığını belirten Baboulet, aynı zamanda yüzde 35 daha fazla atık üretimine neden olduğunun altını çizdi.
Baboulet, şöyle devam etti:
"Erken değiştirmeler nedeniyle dünyada yılda 400 milyon, Avrupa’da ise 128 milyon ek lastik kullanılıyor. Bu rakam 5 bin 700 hektar kauçuk ormanına eşit. Ayrıca yılda 9 milyon ton extra CO2 salınımına neden oluyor."
LASTİK KULLANILDIKÇA YAKIT TÜKETİMİ DÜŞÜYOR
Öte yandan Michelin'in Ladoux Ar-Ge merkezinde yer alan test pistinde düzenlenen atölye çalışmasında 24 farklı marka ve model lastikle yapılan test sonuçları da paylaşıldı, kullanılmış lastiklerin yakıt performansına ve fren mesafesine olumlu etkisine dikkat çekildi.
Lastiklerin kullanıldıkça daha iyi performans gösterdiğini ifade eden Michelin Kuru Zemin Ar-Ge Müdürü François Finck, aşınmış lastiklerin yeni lastiklere göre kuru zeminde daha kısa mesafede durduğunu söyledi.
Avrupa genelinde kazaların yüzde 70'inin kuru zeminde gerçekleştiğini anlatan Finck, tüm lastiklerin aşındıkça ‘silik’leştiğini ve bu zeminlerde yeni lastiğe oranla daha kısa mesafede durduklarını belirtti.
Finck, yakıt tüketimi ile ilgili olarak da diş derinliği azaldıkça aracın yakıt ekonomisinin iyileştiğini belirtti. Lastiklerin yakıt tüketimi üzerindeki etkisinin yüzde 20 seviyesinde olduğunu kaydeden Finck, yeni bir lastikle diş derinliği 2 mm'ye kadar aşınmış bir lastik arasında da yüzde 20'lik yakıt tüketimi farkı olduğunu vurguladı. Dolayısıyla aşınmış bir lastik, yeni bir lastiğe göre yüzde 4'e varan oranda yakıt tasarrufu sağlayabiliyor.
ERKEN DEĞİŞTİRİNCE EN YARARLI BÖLÜMÜ GİDİYOR
Lastiğin yasal sınırından önce değiştirilmesi halinde en yararlı ömrünün dörtte birinin kaybedileceği uyarısında bulunan Finck, "Bu da ortalama kullanımda araç başına her iki yılda bir ekstra lastik maliyetine denk gelir. Ayrıca yeni lastiğin gürültüsü kullanılmış lastiğe göre daha yüksektir" ifadesini kullandı.
AŞINMIŞ HALDEKİ PERFORMANSINDA DA BAKIN
Öte yandan Michelin'den yapılan yazılı açıklamada, kullanıcılara bir çağrıda bulunularak, lastik seçiminde sadece yeni durumdaki performansa değil, aşınmış haldeki performansa da bakılması gerektiği belirtildi.
Yüksek teknoloji kullanılan lastiklerin dış derinliğinin yasal sınıra inmeden değiştirilmesinin güvenliği artırmadığı vurgulanılan açıklamada, "Nasıl ki kirli bir ayakkabı sırf bu yüzden çöpe atılmazsa; güvenlik alarmı vermeyen bir lastik de ömrünü tamamlamadan değiştirilmemelidir. Lastikleri vaktinden önce değiştirmek, ürünün yararlı ömrünü kısaltır ve lastik değiştirme sıklığını artırır. Hem tüketiciler gereksiz alışveriş yapmış olur, hem de bu durum çevre üzerinde de olumsuz etkiye yol açar" denildi.
|
|
|
Resim Nasıl Çizilir? |
|
Yazar: RasitTunca - 04-20-2023, 01:33 PM - Forum: Tamirat Yardim
- Yorum Yok
|
 |
Resim Nasıl Çizilir?
Prensib 1
Gördüğünü çiz. Basit nesnelerle (klasik meyve tabağı gibi) ya da gündelik nesnelerle başlayıp daha karmaşık konulara geç. Örneğin karmaşık biçimli bir masa ya da insan suratı. Gerçek hayattaki nesneleri çizmede ne kadar ustalaşırsan fikirlerini kâğıda dökme konusunda da o kadar iyi olacaksın.
Diyelim ki kafanda bir çizgi roman karakteri fikri var. Yüzündeki ifadeden gözlerindeki duyguya, bu karakteri temsil eden poza kadar her detayı hayal edebilirsin ama yüz, göz ve poz çizmeyi bilmiyorsan kafandakiyle uyuşan bir görüntüyü kâğıda aktarmakta zorlanacaksın.
Daha en başından çıtayı yükseltmek yerine, küçükten ve basitten başla. Meyve dolu bir kâseye, bir eve ya da sıradağlara bak, sonra bu nesneleri sadece bir kurşun kalem kullanarak kâğıda geçir. Aynı şeyin farklı versiyonlarını çiz. Örneğin bir sıradağ çiziyorsan ilk çizimini alıcı gözle incele. Neyi yanlış neyi doğru yaptığını gör ya da bir arkadaşına dağın hangi kısımlarının doğal görünmediğini, neresinin geliştirilmeye ihtiyaç duyduğunu sor. Geliştirebileceğin şeylerin bir listesini yapınca aynı sıradağları bir daha çiz. Bu sefer ilkinde iyi çizemediğin şeyleri geliştir. İstersen birkaç hafta geçip de çizim becerilerin arttığında aynı resmi yeniden çiz. Ne kadar yol aldığını göreceksin!
Kendini bir şef gibi düşün. Bir şef yeni bir tarif öğrendi mi, genelde günler hatta haftalar boyu sırf o tarifi uygular. Yemesi can sıkıcı olsa da, bir süre sonra o yemeği kusursuz hale getirebilir. Sen de yaptığın yemek ilk denemede harika olmadı diye havlu atma. İşleri yoluna koymak zaman ister.
Prensib 2
Her fırsatta çiz. Ne kadar çok pratik yaparsan o kadar iyi çizersin. Dikkatini başka bir şeye verdiysen ama elin boşsa (mesela telefonda konuşmak karalama yapmak için biçilmiş kaftan) bir kâğıt kalem al, temel şekilleri çizmeye giriş.
İşe en basit, temel şekillerle alıştırma yaparak başla. Bu temel şekiller sen çizmeye devam ettikçe çok daha zor şekillere temel teşkil edecek. Bunları çizmede ustalaşırsan yaptığın resim yolculuğu çok daha anlamlı ve üretken olacaktır.
Daireler, kareler, üçgenler, dörtgenler vb. çiz. Bu şekilleri olabildiğince kusursuz çizmek için kendinle yarış. Sonra bir şeklin varyasyonlarını çizerek kendini zorla: Farklı büyüklüklerde daireler ve kareler, farklı türden üçgen ve dörtgenler çiz.
Yeteri kadar tekrarla (ve çöp kutusunu dolduran buruşmuş kâğıtlarla) birçok şekli kolayca çizebileceğin bir noktaya ulaşacaksın. Bu temel beceriyi daha da geliştirmek için eğriler ve kıvrımlar da çiz. Çizdiğin eğrilerin tutarlılığına dikkat ederek helezonlar, yaylar, farklı sarmallar, süslü kıvrımlar ve süslemeler dene.
Prensib Yöntem 2 / 3:
Çizimleri Geliştirmek
Prensib 1
Eskiz yap. Ağaç çiziyorsan işe yaprakları teker teker çizerek başlama. Yoksa kendini nesnenin bir kısmına kaptırıp “büyük resmi” ihmal edebilir, böylece yerini tüketebilirsin. Daha sık görülen bir durum da çizimin hiç de göz okşamayan biçimde dengesiz olmasıdır.
Hafif ve tekrarlanan vuruşlar yap. Kendini çok kasma, hataları da kafana takma. Amacın genel fikri vermek; birebir aynısını yapmak değil. Kıyasla, değişiklik yap ve vardığın sonucu iyileştir.
Gerçek hayattan bir nesne çiziyorsan kâğıttakiyle özgün nesneyi karşılaştır. Şekillerin birbirine olan orantısının gerçeğe olabildiğince yakın olmasını sağla.
Ağacın çizim bittiğinde neye benzemesini istediğini hayal et ve kurşun kalemle hafifçe eskizini yap. Kafandaki çizimin konturlarını yani dış hatlarını çizebilir ya da vücut çizerken genelde yapıldığı gibi, iskelet çizebilirsin.
Nesnelerin hangi temel şekillerden oluştuğunu kafanda canlandırmak harika bir yöntemdir. Bir başka deyişle, nesneyi kafanda parçalarına ayır. Örneğin bir ağaç çoğu zaman bir silindirin üstünde duran bir oval ya da üçgenden oluşur. İki şekli de üç boyutlu olarak çiz ki hem istediğin orantıları koru hem de sonradan detayları eklemen mümkün olsun.
Prensib 2
Eskizini zenginleştir. Çizimin gereken yerlerini daha koyu, daha kalın çizgilerle vurgula ve gereksinim duymadığın çizgileri silgiyle sil. Azar azar ayrıntıları ekle ve sık sık biraz uzaklaşıp çizimine bir bütün olarak bak ve istediğin biçimde geliştiğinden emin ol. Farklı teknikler öğren ve bunlarla deney yap. Böylece fikirlerini çizerek ifade etme becerini geliştirebilirsin.
Çizimlerinde gölgeleme kullan. Gölgeleme, ışık ve renk değişiklikleri demektir. Bir nesneye ışık vurduğunda nesnenin hangi kısımları aydınlık, hangi kısımları karanlık olur, bir düşün. Bu, resimlerine parlaklık, yoğunluk ve derinlik kazandırabilir.
Ön planda bir bowling topu, arka planda ise batmakta olan güneşi hayal et. Güneş ufuk çizgisine yakın olduğundan ışığı bowling topuna çok düşük bir açıyla vuracaktır (hâlbuki güneşli bir günde, öğle saatinde yüksek açıyla vurur). Bu da bowling topuna vuran ışığı yakalamak istiyorsan bowling topunun üst kısmındaki gölgelemenin, topun alt kısmına kıyasla daha açık olması gerektiği anlamına gelir çünkü güneş, topun altına doğrudan vurmayacaktır.
Gölgelerle alıştırma yap. Çok gerçekçi çizimler yapmak istiyorsan ışığın nesnelerden nasıl yansıdığını ve geride nasıl gölgeler bıraktığını incele. Gölgeler bazen nesnenin aynadaki yansıması gibi olabilir, bazen de nesnenin uzatılmış, çapraz ya da bozulmuş haline benzeyebilir. Güneşin gerçek hayatta ne tür gölgeler oluşturduğuna dikkat et ve bunu resimlerinde kopyalamaya çalış.
Prensib 3
Gerçekçi dokunuşlar yap. Amacın ilerde karikatür ya da çizgi roman çizmek olsa bile, resimlerinde bir nesneyi neyin gerçekçi yaptığını bilmek zorundasın. Eğer çizimlerinin gerçeğe daha yakın olmasını istiyorsan bu konularda ustalaşmak elzem.
Perspektife aşinalık kazan. Uzaktaki nesnelerin daha küçük, yakındaki nesnelerinse daha büyük görünmesi fikrine perspektif denir ve bu tümüyle doğrudur. Eğer büyük bir nesne (söz gelimi bir bina) ya da karmaşık bir sahne (mesela bir mahalle) çiziyorsan perspektifi kavramış olman büyük önem taşır yoksa çizdiklerin karikatür gibi görünür. Küçük ve basit nesneler (mesela bir küp ya da bir kitap yığını) çizerken perspektife odaklanmak harika bir çizim alıştırmasıdır.
Orantıları bil. Orantı, bir nesneyi oluşturan parçaların boyutları arasındaki ilişkidir. Orantı, bir resmin ne kadar gerçekçi olarak algılandığını etkileyebilir. Izgara yöntemi ya da ölçüm çentiği gibi ölçme yöntemleri kullanarak orantıları isabetli biçimde yakalayabilirsin. Orantıları değiştirmek (bazı özellikleri abartıp bazılarını küçültmek) benzersiz fikirleri aktarabilir ya da belli çizim tarzlarını temsil edebilir. Örneğin karikatürlerde ve anime tarzındaki karakterlerin gözleri abartılı büyüklükte, yüzleri de bununla orantılı olarak geniştir. Nesnelerin ve insanların orantılarını önce doğru olarak belirle, sonra bunları istediğin gibi çarpıt.
Renkle oyna. Renk, bir esere farklı bir boyut kazandırır. Kontrast, renk kaynaştırma, doygunluk ve renk şemaları; rengin uygulanış biçimine bağlı olarak kimi çizimlerin daha canlı, kimilerininse daha gerçekçi ya da soyut olmasına yol açar. Eğer ilgini çekiyorsa suluboyaları ya da akrilik boyaları karıştırmaya başla. Uyumsuz görünen renkleri karıştırıp ortaya hangi yeni renklerin çıktığını gör. Bazı çizimlerinin fotokopisini çektir, farklı renklerle oyna, sonra sonucun kullandığın renklere göre nasıl değişim gösterdiğine bak.
Prensib Yöntem 3 / 3:
Daha da İleri Gitmek: Malzemeler, Saklama ve Zamana Karşı Çizim
Prensib 1
Başlangıçta bunları kullan. Yeni başlıyorsan işine en çok yarayan eskiz kâğıdı olacaktır. Çok pürüzsüz kâğıtlar daha iyi detaylar elde etmeni sağlasa da, daha “pürüzlü” kâğıt, kurşun kalemin grafitini daha iyi tutar.
Kurşun kalemlerin sertlik dereceleri vardır. “Sert” kalemler H harfiyle, “yumuşak” olanlarsa B harfiyle (9B gibi) gösterilir. Sert kurşun kalemlerin tonları, yani hem açık hem koyu çizim yapma olanağı sınırlıdır. Öte yandan yumuşak kurşun kalemler ton bakımından zengindir. Bir başka deyişle, uyguladığın basınç, çizgilerin koyuluğunu değiştirir. Eskizlerini 6B, 8B ya da nispeten yumuşak bir kalemle yap ki kalemi bastırarak daha koyu tonlar elde edebilesin.
Hazır olduğunda füzenle, yani kömürle çizim yapmayı dene. Füzeni sıkıştırılmış çubuk ya da kurşun kalem formunda bulabilirsin. Sert füzenler gri tonlar sunarken yumuşak füzenler daha kolay kaynaştırılır. Füzeni tıpkı kurşun kalem gibi kullan. Unutma ki füzen, kurşun kalemden daha pahalı olabilir. Füzeni kapsamlı jest ve hareketleri yakalamak ya da koyu gölgeler elde etmek için kullanabilirsin. Tuval üstüne tablo yapmayı planlıyorsan boya kullanmadan önce füzenle konturları çizebilirsin.
Prensib 2
Çizdiklerini sakla. Tüm çizimlerini bir yerde tut ya da hepsini bir çizim dosyasında sakla. Böylece ilerlemeni görebilirsin. Çizmeye ne kadar alışırsan hataların o kadar gözüne çarpacak ve onları nasıl düzelteceğine karar verebileceksin. Çizime devam ettikçe kendi kişisel tarzın da gelişecek. Geriye dönüp kendini ifade etme becerinin ne kadar arttığını görmek daima ilginçtir. Sakın havlu atma. Alıştırma yaparak mükemmele ulaşabilirsin.
Prensib 3
Zamana karşı çizim yap. Eğer orantılar konusunda güçlük çekiyorsan, çizdiğin pozları çok katı bulup kendine kızıyorsan ya da en kötüsü, normalde bilinçli şekilde yapmayacağın hatalara düşüyorsan bu döngüyü kırmanın harika bir yolu var. Kendine bir mutfak zamanlayıcısı al. Beş dakikaya ayarla. Hareket etmeyen, birden çok çizecek kadar ilginç ve biraz da zor bulduğun bir nesne seç (örneğin ipekten yapılmış bir gül). Konuyu sevmenin gerçekten faydası olur. Yumuşak (B, 2B, 4B ya da herhangi bir B) kurşun kalemle iki ya da beş dakika içinde eskizini yap. Beş dakikayı geçmeyecek bir zaman belirle. Alarm çalınca çizimin tamamlanmasa da dur. Yeni bir sayfaya geçip tekrarla.
Nesneyi beş dakika içinde çizmeye her çalıştığında farklı bir yanını gözlemleyip odaklanacaksın. Dönüp silmene gerek kalmadan hatalarını düzelteceksin.
Bu yöntem özellikle de insan çizerken çok iyidir çünkü arkadaşını iki dakikalık bir “duruş eskizi” için ikna etmek, bir saat boyunca oturtup poz verdirmekten daha kolaydır.
Bir kişinin duruş eskizini yaptıktan sonra kendine on beş dakika gibi uzunca bir süre tanıyınca, düzeltmek için sonsuza kadar zamanın olduğunu düşüneceksin. Muhtemelen bu süre bitmeden de resmi bitireceksin. Bu, dışarıda resim çizebilmek için çok yararlı bir alıştırma çünkü ışık yarım saat içinde değişebilir.
Kısa zamanda kedinin ya da köpeğinin duruş eskizlerini çizmeyi dene. Hayvan dönmeden ya da uykusunda kıpırdamadan iki dakika kadar hareketsiz durabilir.
Kurşun kalem gibi basit bir şey çizmeyi dene. Kolayca çizilen, yaygın şeylerin resmini yap. Doğru görünene kadar birkaç kez tekrarla. Sonra, bunun doğru göründüğünü düşündüğünde insan yüzü gibi daha zor şeylere geç.
|
|
|
Gece namazı kılmak şeytanın gözünü kör eder hadisi |
|
Yazar: RasitTunca - 04-20-2023, 12:07 PM - Forum: Günün Hadisi
- Yorum Yok
|
 |
Gece namazı kılmak şeytanın gözünü kör eder hadisi
İbn-i Abbas (RA) Hz.leri’nden naklen Muaz b. Cebel (RA) rivâyet ediyor.
Resulullah (SAV) Efendimiz bu defa başka bir mezvua geçti ve iblis Laine şöyle sordu:
— “Ya lâin, senin kalbini ne kırar?”
— Allah (CC) yolunda cihada giden atların kişnemesi…
— “Peki senin cismini ne eritir?”
— Tevbe edenlerin tevbesi.
— “Peki ciğerini ne parçalar, ne çürütür?”
—Gece ve gündüz Allah’a (CC) yapılan istiğfar.
— “Peki yüzünü ne buruşturur?”
— Gizli sadaka.
— “Peki gözlerini kör eden nedir?”
— Gece namazı.
— “Peki başını eğdiren nedir?”
— Çokca cemaatle kılınan namaz.
(Uzun bir Hadisi Şerif lakin okumanızı tavsiye ederim)
"ŞEYTAIN HİLELERİ" Muhyiddini Arabi
İbn-i Abbas (RA) Hz.leri’nden naklen Muaz b. Cebel (RA) rivâyet ediyor.
— Bir gün Resûlullah (SAV) ile beraberdik. Ensârdan (RA) birinin evine toplanmıştık… Tam bir cemaat olmuştuk.
Ev sahibi:
— İçeridekiler… Eve girmem için bana izin verir misiniz? Benim sizden bir dileğim var görülecek bir işim var…
Bunun üzerine, herkes Resûlullah (SAV) Efendimizin yüzüne bakmaya başladı.
Orada ve her zaman büyük O’ydu (SAV). İzin O’ndan (SAV) çıkacaktı…
Resûlullah (SAV) Efendimiz duruma vâkıf oldu ve:
— “Bu seslenen kimdir, bilir misiniz?” buyurdu.
Biz hep birden şöyle dedik:
— En iyi bilen Allah (CC) ve Resûlüdür (SAV).
Bunun üzerine Resûlullah (SAV) Efendimiz:
— “O, lâin iblistir. —Şeytandır.— Allah’ın (CC) lâneti onun üzerine olsun…”
Buyurunca hemen Hz. Ömer (RA):
— Ya Resûlâllah (SAV), bana izin veriniz onu öldüreyim, dedi.
Resûlüllah (SAV) Efendimiz bu izni vermedi; şöyle buyurdu:
— “Dur ya Ömer (RA), bilmiyor musun ki; ona belli bir vakte kadar mühlet verilmiştir… Öldürmeyi bırak.”
Sonra şöyle buyurdu:
— “Kapıyı ona açın gelsin… O buraya gelmek için emir almıştır. Diyeceklerini anlamaya çalışınız. Size anlatacaklarını iyi dinleyiniz…”
Bundan sonrasını ondan dinleyelim; yani râviden. Şöyle anlattı:
— Kapıyı ona açtılar. İçeri girdi ve bize göründü. Bir de baktık ki; şekli şu: Bir ihtiyar. Şaşı. Aynı zamanda köse. Çenesinde altı veya yedi kadar kıl sallanıyor. At kılı gibi. Gözleri yukarı doğru açılmış. Kafası büyük bir fil kafası gibi. Dudakları da bir manda dudağına benziyordu.
Sonra şöyle bir selâm verdi:
— Selâm sana ya Muhammed (SAV)! Selam size ey cemaat-ı müslimin.
Onun bu selâmına Resûlullah (SAV) Efendimiz şu mukabelede bulundu:
— “Selâm Allah’ındır (CC) ya lâin.”
Sonra ona şöyle buyurdu:
— “Bir iş için geldiğini duydum; nedir o iş?”
Şeytan şöyle anlattı:
— Benim buraya gelişim, kendi arzumla olmadı. Mecburen geldim.
Resûlullah (SAV) efendimiz sordu:
— “Nedir o mecburiyet?”
Şeytan anlattı:
— İzzet sahibi Rabbin (CC) katından bana bir melek geldi. Ve dedi ki:
— Allah-ü Teâlâ (CC) sana emir veriyor. Muhammed’e (SAV) gideceksin. Ama düşük ve zelil bir halde. Tevazu ile. O’na (SAV) gideceksin ve Ademoğullarını nasıl kandırdığını anlatacaksın. Onları nasıl aldattığını söyliyeceksin bir bir O’na (SAV). Sonra O (SAV) ne sorarsa doğrusunu diyeceksin. Sonra… Allah-ü Teâlâ (CC) buyurdu ki:
—Söylediklerine bir yalan katarsan, doğruyu söylemezsen… Seni kül ederim. Rüzgâr savurur… Düşmanların önünde seni rusvay ederim.
İşte böyle ya Muhammed (SAV), o emir üzerine sana geldim. Arzu ettigini bana sor. Şayet bana sorduklarına doğru cevap vermezsem; düşmanlarım benimle eğlenecek. Şu muhakkak ki düşmanlarımın eğlencesi olmaktan daha zor bir şey yoktur.
Bundan sonra Resûlüllah (SAV) Efendimiz şöyle sordu:
— “Madem ki sözlerinde doğru olacaksın. O halde bana anlat: Halk arasında en çok sevmediğin kimdir?”
Şeytan şu cevabı verdi:
— Sensin ya Muhammend (SAV)… Allah’ın (CC) yaratıkları arasında Senden daha çok sevmediğim kimse yoktur. Sonra, senin gibi kim olabilir ki?
Resûlullah (SAV) Efendimiz sordu:
— “Benden sonra en çok kimlere buğuzlusun ve sevmezsin?…”
Şeytan anlattı:
— Müttaki bir gence ki… varlığını Allah (CC) yoluna vermiştir.
Bundan sonra, sual-cevap aşağıdaki şekilde devam etti. Resûlüllah (SAV) Efendimiz sordu; şeytan anlattı.
— “Sonra kimi sevmezsin?”
— Kendisini sabırlı bildiğim, şüpheli işlerden sakınan âlimi.
— “Sonra?…”
— Sabırlı olan bir fakiri ki; ihtiyacını hiç kimseye anlatmaz… Halinden şikayet etmez.
— “Peki bu fakirin sabırlı olduğnu nereden bilirsin?”
— Ya Muhammed (SAV). İhtiyacını kendi gibi birine açmaz, her kim ihtiyacını kendi gibi birine üç gün üst üste anlatırsa, Allah (CC) onu sabredenlerden saymaz. Sabırlı kimselerin işi buna benzemez. Hasılı onun sabrını; halinden, tavrından ve şikâyet etmeyişinden anlarım.
— “Sonra kim?…”
— Şükreden, zengin.
— “Peki ama o zenginin şükreden olduğunu nereden anlarsın?”
— Onu görürsen ki aldığını helal yoldan alıyor ve mahalline harcıyor. Bilirim ki o şükreden bir zengindir.
Resûlüllah (SAV) Efendimiz bu defa mevzuu değiştirdi ve ona
başka bir sual sordu:
— “Peki ümmetim namaza kalkınca senin halin nice olur?”
— Ya Muhammed (SAV), beni bir sıtma tutar. Titrerim.
— “Neden böyle olursun ya lâin?…”
— Çünkü bir kul, Allah (CC) için secde ederse bir derece yükselir.
— “Peki va oruç tuttukları zaman nasıl olursun?”
— O zaman bağlanırım. Ta, onlar iftar edinceye kadar.
— “Peki ya hac yaptıkları zaman nasıl olursun?…”
— O zaman da çıldırırım.
— “Peki ya Kur’an okudukları zaman nasıl olursun?…”
— O zaman da eririm, tıpkı ateşte eriyen bir kurşun gibi eririm.
— “Peki ya sadaka verdikleri zaman halin nasıldır?”
— Ha işte o zaman halim pek yaman olur. Sanki sadaka veren, bir testere alir eline ve beni ikiye böler.
Resûlüllah (SAV) Efendimiz sebebleni sordu:
— “Neden öyle testereyle ikiye biçilirsin ya Ebâ Bürre?…”
Bunun üzerine iblis:
— Onu da anlatayım… dedikten sonra anlatmaya başladı:
— Çünkü sadakada 4 güzellik vardır. Şöyle ki:
1) Allah-ü Teâlâ (CC), sadaka verenin malına bereket ihsan eyler.
2) O sadaka veren kimseyi halkına sevdirir.
3) Allah-ü Teâlâ (CC), onun verdiği sadakayı cehennemle arasında bir perde yapar.
4) Allah-ü Teâlâ (CC), belâyı, sıkıntıyı ve âhları ondan defeder.
Bundan sonra Resûlullah (SAV) Efendimiz Ashâbı (RA) hakkında ona bazı sorular sordu:
— “Ebû Bekir (RA) için ne dersin?…”
İblis buna şu cevabı verdi:
— O (RA) bana, cahiliyet devrinde bile itaat etmedi… İslam’a girdikten sonra nasıl bana itaat eder?
— “Peki Ömer b. Hattab (RA) için ne dersin?…”
İblis buna şu cevabı verdi:
— Allah’a (CC) yemin ederim ki, her gödüğüm yerde O’ndan (RA) kaçtım.
— “Peki Osman b. Affan (RA) için ne dersin?”
— O’ndan (RA) utanırım… Hem de cok… Nasıl ki, Rahman’ın (RA) melekleri de O’ndan (RA) utanırlar.
— “Peki Ali b. Ebû Tâlib (KV) için ne dersin?”
İblis şu cevabı verdi:
— Ah O’nun (KV) elinden bir kurtulsam… O (KV), kendi başına kalsa, ben kendi başıma kalsam… O (KV), beni bıraksa… ben de O’nu (KV)bıraksam; ama O (KV) beni bırakmaz.
Resûlüllah (SAV) Efendimiz yukarıdaki soruları sorduktan ve şeytanın verdiği cevapları da kısmen bitirdikten sonra, şöyle buyurdu:
— “Ümmetime saadet ihsan eden, seni de tâ, belli bir vakte kadar şâki kılan Allah’a (CC) hamd olsun.”
Resûlüllah (SAV) Efendimizin o cümlesini duyan lâin şöyle dedi:
— Heyhat, heyhat… Ümmetin saadeti nerede? Ben, o belli vakte kadar diri kaldıkça, sen ümmetin için nasıl ferah durursun? Ben onların kan mecralarına girerim. Etlerine karışırım. Ama onlar benim bu halimi göremez ve bilemezler. Beni yaratan ve baas gününe kadar bana mühlet veren Allah’a (CC) yemin ederim ki, onların tümünü azdırırım. Cahillerini ve âlimlerini, ümmîlerini ve okumuşlarını… Fâcirlerini ve âbidlerini… Hasılı, bunların hiç biri elimden kurtulamaz.
Fakat… Allah’ın (CC) hâlis kullarını… Evet, bunları azdıramam.
Bunun üzerine Resûlullah (SAV) Efendimiz sordu:
— “Sana göre ihlâs sahibi muhlis kullar kimlerdir?…”
Bu suale İblis şu cevabı verdi:
— Bilmez misin ya Muhammed (SAV)? Bir kimse ki, dirhemini ve dinarını sever… O, Allah (CC) için bir ihlâsa sahip değildir. Bir kimseyi görsem ki; dirhemini ve dinarını sevmez; övülmekten, medhedilmekten hoşlanmaz… Bilirim ki o ihlâs sahibidir… Hemen onu bırakır kaçarım. Bir kul, malı ve ovülmeyi sevdiği süre kalbi de dünya arzularına bağlı kaldığı müddet o size vasfını yaptığım kimseler arasında bana en çok itaat edendir. Bilmez misiniz ki; mal sevgisi, büyük günahların en büyüğüdür. Bilmez misiniz ki; ya Muhammed (SAV), baş olma sevgisi büyük günahların en büyükleri arasındadır.
İblis anlatmaya devarn etti:
— Ya Muhammed (SAV), bilmez misin?… benim yetmiş bin tane çocuğum var. Bunların her birini, bir başka yere tayin etmiştir. Sonra… O her çocuğumla birlikte yine yetmiş bin tane şeytan vardır.
Onların bir kısmını ulemaya gönderdim. Bir kısmını gençlere yolladım.
Bir kısmını meşâyiha saldım. Bir kısmını da ihtiyar kadınlara musallat ettim.
Gençlere gelince; aramızda hiç bir anlaşmazlık yoktur. Onlarla gayet iyi geçiniriz. Cocuklara gelince… Onlarla da bizimkiler istedikleri gibi birlikte oynarlar. Bızimkilerin bir kısmını da âbidlerin başına dert ettim. Bir kısmını da zâhidlerin.
Onlar bunların yanına girer; halden hale sokarlar. Bir tepeden diğerine hep dolaştırıp dururlar. Öyle bir hal alırlar ki başlarlar, sebeplerden herhangi birine sövmeye…
İşte böylece onlardan ihlâsı alırım. Onlar bu halleri ile yaptıkları İbadeti İhlâssız yaparlar gayri… Ama bu hallerinin farkında olamazlar.
İblis, bundan sonra, aldattığı bir rahibin hikâyesini anlatmaya geçti. Ve şöyle dedi:
—Bilmez misin ya Muhammed (SAV), Rahip Barsisî; tam yetmis, yıl ihlâs ile Allah’a (CC) ibadet etti. Bu ibadetleri sonunda ona öyle bir hal ihlâs edilmişti ki: Her dua ettiği hasta duası bereketiyle şifâyab oluyordu.
Onun peşine takılıp hiç bırakmadım…Zina etti. Katil oldu. Sonunda da küfre girdi. Bu o kimsedir ki; Allah-ü Teâlâ (CC), aziz kitabında, onu şöyle anlatır:
— “…Şeytanın hali gibidir ki; o insana:
— Kâfir ol…Dedi…
Vaktaki o kâfir oldu; bu defa da ona şöyle dedi:
— Ben senden uzağım… Ben. Âlemlerin Rabbi olan Allah’tan (CC) korkarım.”
İblis bundan sonra, bazı kötü huylar üzerinde durdu. Ve onların her birinden nasıl istifade ettiğini anlattı…
YALAN
— Bilmez misin ya Muhammed (SAV), yalan bendedir ve ilk yalan söyleyen de benim. Her kim yalan söylerse… O benim dostumdur. Her kim yalan yere yemin ederse O da benim sevgilimdir.
Bilmez misin ya Muhammed (SAV), ben Adem’e (AS) ve Havva’ya yalan yere Allah (CC) adına and içtim.
— “Muhakkak ben size nasihat ediyorum…”
Dedim… Bunu yaparım, çünkü yalan yere yemin gönlümün eğlencesidir.
GIYBET – KOĞUCULUK
— Gıybet ve koğuculuğa gelince… Onlar da benim meyvelerim ve şenliğimdir.
NİKAH ÜZERİNE YEMİN ETMEK
— Her kim talâk üzerine yemin ederse, günahkâr olacağından endişe edilir, isterse bir defa olsun isterse doğru bir şey üzerine olsun, her kim talâkı ağzına alırsa, bu hakikat belli oluncaya kadar karısı ona haram olur. Onlar bu halleri ile kıyâmete kadar meydana getirecekleri çocuklar da hep zina çocuğu olur. Ağıza alınan o talâk kelimesi yüzünden hepsi cehenneme girer.
NAMAZ
— Ya Muhammed (SAV), namazı an bean tehir edene gelince… Onu da anlatayım.
O, her ne zamanki namaza kalkmak ister; tutarım. Ona vesvese veririm.
Derim ki:
— Henüz vakit var. Sen de meşgulsün; hele şimdilik işine bak. Sonra kılarsın. Böylece o vaktinin dışında namazını kılar… Ve bu sebepten onun kıldığı namazı yüzüne atılır. Şayet o kimse beni mağlup ederse ona insan şeytanlarından birini yollarım… Böylece onu vaktinde namaz kılmaktan alıkoyar. O bunda da beni mağlup ederse… Bu sefer onun hesabını namazda görmeye bakarım. O namazın içinde iken…
— Sağa bak… Sola bak…
Derim… O da bakar… O ki öyle yaptı… yüzünü okşar, alnından öperim. Bundan sonra ona:
— Sen ebedî yaramaz bir iş yaptın. Derim ve böylece onun huzurunu bozarım.
Sen de bilirsin ki ya Muhammed (SAV)! Her kim namazda sağa ve sola çokca bakarsa Allah (CC) onun namazını kabul etmez. Yüzüne atar.
Bunda da ona mağlûp olursam… Yalnız başına namaz kıldığı zaman yanına giderim. Ve ona: çabuk çabuk kılmasını emrederim. O da başlar namazını çabuk kılmaya. Tıpkı horozun gagası ile yerden bir şeyler topladığı gibi.
Bu işi ona yaptırmakta da başarı kazanamazsam, bu sefer cemaatla namaz kılarken, onun yanına varırım. Orada onun başına bir gem takarım. Başını imamdan evvel secdeden ve rükûdan kaldırırım. İmamdan evvel de, secde ve rükû yaptırırım.
İşte… O böyle yaptığı için kıyâmet günü, Allah (CC) onun başını eşek başına çevirir. O kimse, bunda da beni yenerse bu defa ona namazda parmaklarını çıtırdatmasını emrederim. Böylece o beni tesbih edenlerden olur. Ama ona bu işi namazda yaptırmaya muvaffak olursam, şayet o bu esneme esnasında elini ağzına kapamazsa… Onun işine küçük bir şeytan girer, dünya hırsını ve dünyevî baglarını çoğaltır. İşte bundan sonra o kimse, hep bize itaat eder. Sözümüzü dinler. Dediklerimizi yapar.
Şeytan bundan sonra konuşmasına devam etti:
— Sen, ümmetin hangi saadetinden ferah duyarsin ki?…
Ben onlara tuzaklar kurarım… Ne tuzaklar…
Miskinlerine, çaresizlerine ve zavalıllarına giderim. Namazı bırakmalarını emrederim. Ve onlara derim ki:
— Namaz size göre değil. O, Allah’ın (CC) afiyet ihsan ettiği ve bolluk verdiği kimseler içindir. Sonra hastalara giderim:
— Namaz kılmayı bırak. Derim… Cünkü Allah-ü Teâla (CC) “Hastalara zorluk yok” buyurdu… İyi olduğun zaman çokca kılarsın. Ve böylece, o namazını bırakır. Hattâ küfre de girebilir. Şayet o hastalığında namazı terkederek olüp giderse… Allah’ın (CC) huzuruna cıkarken Allah-ü Teâla’yı (CC) öfkeli bulur.
Sonra şöyle dedi:
— Ya Muhammed (SAV), eğer bu sözlerime yalan kattımsa, beni akrep soksun…
Sonra… Eğer yalan varsa… Allah’tan (CC) dile; beni kül eylesin. İblis bundan sonra konuşmalarına devam etti ve şöyle dedi:
— Ya Muhammed (SAV) , sen ümmetin için ferah mı duyuyorsun? Halbuki, ben onların altıda birini dinden çıkardım.
Bundan sonra… Resûlullah (SAV) Efendimiz ona, yani İblis’e aşağıdaki şekilde bazı kısa sorular sordu. O da bunlara cevap verdi.
— “Ya lâin, senin oturma arkadaşın kim?”
— Faiz yiyen.
— “Dostun kim?”
— Zina eden.
— “Yatak arkadaşın kim?”
— Sarhoş.
— “Misafirin kim?”
— Hırsız.
— “Elçin kim?”
— Sihirbazlar.
— “Gözünün nuru nedir?”
— Karı boşamak.
— “Sevgilin kim?”
— Cuma namazını bırakanlar.
Resulullah (SAV) Efendimiz bu defa başka bir mezvua geçti ve şöyle sordu:
— “Ya lâin, senin kalbini ne kırar?”
— Allah (CC) yolunda cihada giden atların kişnemesi…
— “Peki senin cismini ne eritir?”
— Tevbe edenlerin tevbesi.
— “Peki ciğerini ne parçalar, ne çürütür?”
—Gece ve gündüz Allah’a (CC) yapılan istiğfar.
— “Peki yüzünü ne buruşturur?”
— Gizli sadaka.
— “Peki gözlerini kör eden nedir?”
— Gece namazı.
— “Peki başını eğdiren nedir?”
— Çokca cemaatle kılınan namaz.
Resûlülllah (SAV) Efendimiz tekrar bir başka mevzua geçti ve söyle sordu:
— “Sana göre insanların en saadetlisi kimdir?”
— Namazını bilerek, kasden bırakanlar.
— “Peki sana göre insanların en şakisi kimdir?”
— Cimriler.
— “Peki seni işinden ne alıkoyar?”
— Ulema meclisleri.
— “Peki yemeğini nasıl yersin?”
— Sol elimle parmaklarımın ucu ile.
— “Peki sam yeli estiği zaman ve ortalığı sıcaklık bastığı zaman çocuklarını nerede gölgelendirirsin?”
— İnsanların tırnakları arasında.
Resûlüllah (SAV) Efendimiz, bundan sonra, başka mevzuu sordu.
İblis de cevap verdi.
— “Rabbinden neler talep ettin?”
— On şey talep ettim.
— “Nedir onlar ya lâin?”
1) Allah’tan (CC) dilerim ki beni Ademoğullarının malına ve evlâdına ortak ede…
Bu ortaklık talebimi yerine getirdi ki, bu;
— “Onlara ortak ol… Mallarına ve çocuklarına. Onlara vaadet. Halbuki şeytan onlara en çok gurur vaadeder.” Ayet-i celîlesi ile sabitti.
Her besmelesiz kesilen hayvan etinden yerim. Faiz ve haram karışan yemekten de yerim. Şeytandan, Allah’a (CC) sığınılmayan malın da ortağıyım. Cinsî münasebet ânında da; Allah’a (CC) şeytandan sığınmayan kimse ile birlikte hanımı ile birleşirim… Ve o birleşmeden hasıl olan çocuk, bize itaat eder, sözümüzü dinler. Her kim hayvana binerken helâl yola gitmeyi değil de, aksini isteyerek binerse, ben de onunla beraber binerim. Yol arkadaşı ve binek arkadaşı olurum.
Bu da âyet-i kerîme ile sabittir. Allah-ü Tealâ, bana şu emri verdi:
— “Onlar üzerine süvarilerinle, piyadelerinle yaygara çıkart…”
2) Allah-ü Tealâ’dan (CC) diledim ki: Bana bir ev vere… Bu dileğim üzerine hamamları bana ev olarak verdi.
3) Diledim ki Bana bir mescid vere. Pazar yerlerini bana birer mescid yaptı.
4) Benim için bir okuma kitabı vermesini istedim. Şiirleri bana okuma kitabı yaptı.
5) Diledim ki: Benim için bir ezan vere. Mezmurları verdi.
6) Diledim ki: Bana bir yatak arkadaşı vere… Sarhoşları verdi.
7) Diledim ki: Bana yardımcılar vere. Bunun için de kaderiye mensuplarını verdi.
? Diledim ki: Bana kardeşler vere. Mallarını boş yere israf edenleri verdi.
Bir de masiyet yolunda para harcayanları. Bunlar da şu âyet-i kerime ile sabittir:
— “O kimseler ki: Mallarını boş yere harcarlar. Onlar şeytanın kardeşleri olmuşlardır.”
Bir ara Resûlüllah (SAV) Efendimiz şöyle buyurdu:
— “Eğer söylediklerini, Allah’ın (CC) kitabındaki ayetlerle isbat etmeseydin seni tasdik etmezdim.”
Bundan sonra İblis devam etti:
9) Ya Muhammed (SAV)! Allah’tan (CC) diledim ki, Ademoğullarını ben göreyim; ama onlar beni göremezler. Bu dileğimi yerine getirdi.
10) Diledim ki: Ademoğullarının kan mecralarını bana yol yapa… Bu da oldu.
Böylece ben, onlar arasında akıp giderim… gezerim… Hem nasil istersem… Bütün bu istediklerimi verdi. Hepsi sana verildi buyurdu… Ve ben bu hallerimle iftihar ederim. Sonra… şunu da dileyeyim ki; benimle beraber olanlar seninle beraber olanlardan daha çoktur. İşte… Böylece kıyâmete kadar. Ademoğullarının ekserisi benimle beraber olurlar.
Bundan sonra İblis şöyle anlattı:
— Benim bir oğlum vardır… Adı ATEME’dir. Bir kul, yatsı namazını kılmadan uyursa, gider; onun kulağına bevleder. Eğer böyle olmasaydı; imkan yok insanlar namazlarını eda etmeden uyumazlardı. Benim bir oğlum daha vardır ki: onun adı da MUTEKAZI’dir. Bunun vazifesi de; yapılan gizli amelleri yaymaya çalışmaktır.
Meselâ:
Bir kul, gizli bir itaat işlerse… Ve bu yaptığını da gizlemeye calışırsa… MUTEKAZI onu dürter… En sonunda o gizli amelin yayılmasına ve açığa çıkartmaya muvaffak olur. Böylece: Allah-ü Teâla (CC) o amel sahibinin yüz sevabının doksan dokuzunu imha eder. Biri kalır… Çünkü, bir kulun yaptığı gizli bir amel için tam yüz sevap verilir.
Sonra;
Benim bir oğlum daha vardır ki: Onun adı da KUHAYL’dır. Bunun işi de insanların gözlerini sürmelemektir. Bilhassa ulema meclisinde ve hatip hutbe okurken. Bu sürme onların gözüne çekildi mi, uyuklamaya başlarlar. Ulemanın sözlerini işitmezler. Böylece hiç sevap alamazlar.
Bundan sonra, İblis şöyle anlattı:
— Hangi kadın olursa olsun, onun kalktığı yere şeytan oturur. Her kadının kucağında mutlak bir şeytan oturur… Ve onu bakanlara güzel gösterir. Sonra, o kadına bazı emirler verir. Meselâ:
Elini kolunu. dışarı çıkar göster, der. O da bu emri tutar… Elini kolunu açar, gösterir. Bundan sonra, o kadının haya perdesini tırnakları ile yırtar. İblis bundan sonra; Resûlüllah (SAV) Efendimize kendi durumunu anlatmaya başladı.
—Ya Muhammed, bir kimseyi delâlete sürüklemek için elimde bir imkân yoktur. Ben ancak vesvese veririm ve bir şeyi güzel gösteririm, o kadar. Eğer delâlete sürüklemek. elimde olsaydı, yeryüzünde Allah’tan (CC) başka ilah yoktur ve Muhammed (SAV) Allah’ın (CC) Resûlüdur (SAV), diyen herkesi. Oruç tutanı ve namaz kılanı hiç bırakmazdım, hepsini delalete düşürürdüm. Nasıl ki, senin elinde de hidayet nev’inden bir şey yoktur. Sen ancak Allah’ın (CC) Resûlüsün (SAV). Ve tebliğe memursun. Şayet hidayet elinde olsaydı; yeryüzünde tek kâfir bırakmazdın. Sen Allah’ın (CC) halkı üzerine bir hüccetsin… Ben de, kendisi için ezelde şekavet yazılan kimselere bir sebebim. Said olan kimse, ta, ana karnında iken, saiddir. Şaki olan da, yine ana karnında iken şakidir. Saadet ehli kılan Allah (CC), şekavet ehli kılan da Allah (CC).
Bundan sonra… Resûlullah (SAV) Efendimiz şu iki âyet-i kerîmeyi okudu:
— Bunlar, ta, sonuna kadar böyle değişik şekilde devam edecek, ancak Rabbin (CC) esirgedikleri hariç… Allah’ın (CC) emri behemahal yerini bulan bir kaderdir…
Bundan sonra, Resûlullah (SAV) Efendimiz, İblis’e şöyle buyurdu:
— “Ya Ebâ Mürre! Acaba senin bir tevbe etmen ve Allah’a (CC) dönmen mümkün değil mi? Cennete girmene kefil olurum. Söz veririm.”
Bunun üzerine İblis şöyle dedi:
— Ya Resûlallah (CC). İş verilen hükme göre oldu. Kararı yazan kalem de kurudu… Kıyamete kadar olacak işler olacaktır. Seni Peygamberlerin efendisi kılan cennet ehlinin hatibi eyleyen ve Seni halkı içinden seçen ve halkı arasında bir gözde yapan, beni de şakilerin efendisi kılan ve cehennem ehlinin hatibi eyleyen Allah (CC), bütün noksan sıfatlardan münezzehtir.
Ve İblis cümlelerini şöyle tamamladı:
— İşte… Bu söylediklerim, sana son sözümdür… Ve bütün söylediklerimi de doğru söyledim.
Kaynak
"ŞEYTAIN HİLELERİ" Muhyiddini Arabi
|
|
|
“Biriniz Namaz Kılarken Uyuklayacak Olursa, Uykusu Dağılana Kadar Yatsın” Hadisi |
|
Yazar: RasitTunca - 04-20-2023, 12:00 PM - Forum: Günün Hadisi
- Yorum Yok
|
 |
“Biriniz Namaz Kılarken Uyuklayacak Olursa, Uykusu Dağılana Kadar Yatsın” Hadisi
Âişe radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Biriniz namaz kılarken uyuklayacak olursa, uykusu dağılana kadar yatsın. Çünkü uyuklayarak namaz kılarsa, Allah’tan bağışlanma dileyim derken belki de kendine beddua eder.”
(Buhârî, Vudû 53; Müslim, Müsâfirîn 222. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Tatavvu 18; Tirmizî, Mevâkît 146; Nesâî, Tahâret 116; İbni Mâce, İkâmet 184)
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Biriniz geceleyin namaz kılmak üzere kalkıp da Kur’an’dan ne okuduğunu bilmeyecek derecede dili dolaşırsa, yatıp uyusun.”
(Müslim, Müsâfirîn 223. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Tatavvu 18; İbni Mâce, İkâmet 184)
|
|
|
|