Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adı
  

Şifreniz
  





Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler 12
» Son Üye TalaMAN
» Toplam Konular 7,244
» Toplam Yorumlar 8,378

Detaylı İstatistikler

 
Oku-1 Yağmur Suyu Biriktirme ve Geri Kullanımı Nasıl Yapılır?
Yazar: RasitTunca - 09-11-2023, 08:46 PM - Forum: Duymadiklarimiz - Yorum Yok



Yağmur Suyu Biriktirme ve Geri Kullanımı Nasıl Yapılır?

Yağmur Suyu Nedir?

Yağmur suyu yeryüzünden yükselen buharın bulutlarda toplanarak su damlacıkları halinde yeryüzüne inmesidir. Yağmur suları içmek güvenlimi çokça sorulan sorulardandır. Yağmur suyu damlacıkların oluştuğu bölgenin yeryüzü ve hava kirliliğine göre değişmektedir.  Yağmur yere düşmeden önce atmosferden geçmekte ve varsa kirli havayı damlacıklarının içerisine almaktadır. Aynı şekilde yeryüzüne düştüğünde toprak, yaprak, ağaç veya birçok maddeye temas etmektedir. Bu temas sonucunda içerisine belirli maddeler almaktadır. Atmosferden ve yeryüzünden suya karışan bu maddeler yağmur suyunun içilebilir veya içilemez şüphesini doğurmaktadır.

Peki hava ve yeryüzü kirliliğini bilmiyorsak yağmur suyunu içebilir miyiz?
Yağmur Suyu Ne Zaman İçilmemelidir?

Yağmur suları yağmış olduğu bölgedeki yapıya göre içme suyu olarak kullanılamaz. Örneğin radyoaktif gazların olduğu bölgedeki su kesinlikle içilemez. Kimyasal tesislerin, elektrik santrallerinin, kağıt fabrikalarının ve benzeri işletmelerin yakınındaki sular içilmemelidir. Ayrıca bitkiler ve bina çatılarından akan sularda içilmemelidir çünkü bu suya o yüzeylerde bulunan maddeler karışmaktadır.
Yağmur suyu hangi durumlarda içilebilir?

Ülkemizde  yağmur suyu tüketilmesi çoğu yerde yapılmaktadır. Dünya üzerinde tatlı su kaynağının çok fazla olmaması nedeniyle yağmur suyu temel su kaynaklarındandır. Yağmur suları tüketmeden önce bir filtrasyon işlemine tabii tutulması gerekmektedir. Filtreleme sistemi yoksa bu yağmur suları içinde toz, toprak, bakteri, doğal veya doğal olmayan maddeler suda birikir. Bu suyun kullanımı da insan sağlığını olumsuz etkiler. Bu yüzden yağmur suları içilmeden önce işlenmelidir.
Yağmur suyunun kullanılabilmesi için yapılması gerekenler

İçerisinde birçok madde bulundurma ihtimali olan yağmur suyunun kullanılması için filtrelenmesi veya kaynatılması gerekmektedir. Filtreleme işlemi basit olarak filtreli sürahiler ile bile olabilmektedir. Gelişmiş olarak ise su arıtma cihazları veya benzer filtreleme metotları kullanılabilir. Bu imkanlara sahip değilsek yağmur suyunu kaynatmak bize bir alternatif olacaktır. Yağmur suyunu ilk yağdıktan sonra bir saat kadar bekletmekte içerisindeki zararları madde veya tortuların alta çökmesini sağlayacaktır.

Yağmur suyunu toplarken çatılardan veya benzeri yüzeylerden kanal oluşturarak topladıysanız eğer bu yüzeylerden suya bir çok madde karışacaktır. Temiz bir kase veya herhangi bir kabın gökyüzüne tutularak dolmasını sağlamak en saf yağmur suyunun elde edilmesini sağlar. Yağmur suyu kaynatıldığı gibi soğutularak da içerisindeki mikro organizmaların çoğalmasını önleyecektir.

Eğer bahçenizde veya içme ihtiyacı dışında bu suyu kullanacaksanız yağmur suyu toplama sistemine ihtiyacınız vardır. Yağmur suyu deposu ile de bu topladığımız suları kullanmamız mümkündür. Ancak içmek için kullanacaksanız kesinlikle yağmur suyu filtresi kullanmalısınız.
Hergün suyun önemi artmakta ve bu alanda yeni yasalar geliştirilmektedir. Örneğin belirli metrekareden büyük site ve benzeri binalarda yağmur suyu depoları veya sarnıç kurulumu gerçekleşmelidir. Bu maddeler yağmur suyu toplama yönetmeliği içerisinde mevcuttur. Yağmur suyu toplama projesi ile gelecek nesiller susuz kalmayacaktır.
Sıkça Sorulan Sorular?
Yağmur suyu içilir mi? içilirse ne olur?

Yağmur suyunun çok fazla içilmesi önerilmez ancak çok zaruri durumlarda belirli miktarda tüketilmesinde sakınca yoktur.
Yağmur suyu asit mi baz mı?

Yağmur suyu asittir. Baz olabilmesi için pH değerinin 6.5 üzerinde olması gerekmektedir.
Yağmur suyu saf madde midir?

Yağmur suyu saf değildir. İçerisinde doğadan aldığı mineraller ve mikroorganizmalarvardır.
Yağmur suyu hasadı nedir? Nasıl Yapılır?

Yağmur suyu hasadı yağmuru verimli bir şekilde toplamaktır. Toprağa karışmadan önce depolanarak istenildiği vakitte ve konumda kullanılmaktadır.
Yağmur suyunun faydaları?

Yağmur suyunun saymakla bitmeyecek kadar faydası mevcuttur. Canlılar dünyası su ile beslenmekte ve hayatlarını devam ettirebilmektedir. Suyun çoğu zaman kaynağı da yağmur suları ve kar sularıdır.
Yağmur suyu ne zaman içilir?

Yağmur suyu arıtıldıktan, kaynatıldıktan veya belli bir süre bekletildikten sonra içilebilir.
Yağmur suyu çamaşırları kirletir mi?

Yağmur suyu yağdığı mevsime göre çamaşırlarınızı kirletebilir. Örneğin rüzgarın çok olduğu bir zamanda yağmurun başlaması gök yüzünde bulunan toz parçalarının çamur olarak çamaşırlara bulaşmasını sağlar.
Yağmur suyu cilde iyi gelir mi?

Yağmur suyu yağmış olduğu bölgenin doğa şartlarına göre cilde iyi gelebilmektedir. Ancak sanayi ve benzeri yapılaşmanın çok olduğu bölgelerde iyi gelmesi beklenemez. Aynı zamanda yağan yağmurun asit yağmuru olma ihtimalinide göz önünde bulundurmak gerekmektedir.
Yağmur suyu elektriği iletir mi? Yağmur suyu iletken midir?

Yağmur suyu iletkendir.


Yağmur suyu hasadı, yağmurun, düştüğü alanda tutulmasına yarayan en etkili su yönetim modellerinden biri. Aynı zamanda tarihi bir su yönetimi sistemi.

Suyun hem aşırı hem de bilinçsizce kullanımı ve tatlı su habitatlarının bozulmaya uğraması, iklim değişikliğinin sebeplerinden biri. Tüm suyumuzun kaynağı aslında yağmur suları ve yaşamın devamı da yeterli ve kaliteli suya bağlı. Su kaynaklarımızın kısıtlı olması, bazı tedbirleri almayı gerektiriyor.

Önceden benimsenen yağmur suyu depolama projeleri, suyu kent merkezlerinden uzaktaki barajlarda tutmak üzerine kuruluyken; teknolojik gelişmelerin artması, su ihtiyacının fazlalaşması ve su kaynaklarının azalmasıyla bu projeler her alanda yağmur suyu yakalama ve yeniden kullanma sistemlerine dönüşmeye başladı. Artık çatılar, kaldırımlar, sokaklar ve tüm şehir ile birlikte kırsal alanlar da su tedarik alanları olarak görülüyor.


Yağmur Suyu Hasadı Nedir?

Yağmur suyu hasadı, yağmur esnasında yeryüzüne inen suyu akışına bırakmak yerine, yeniden kullanmak için yerinde biriktirme ve sonrasında depolama işlemine deniyor. Amacı, mevcut yağışlardan toplanan yağmur sularını tüm yıl boyunca, yüksek sermaye yatırımlarına gerek kalmadan su ihtiyacını karşılayacak şekilde kullanmak. Yağmurun döngüde kalmasını sağlamak için suyu yavaşlatmak, toprağa emdirmek veya biriktirmek. Bu proje, endüstriyel, evsel ve sulama ihtiyaçları için kirlenmemiş suyun bulunmasını kolaylaştırıyor.

Yağmur suyu nehirlerden, bahçelerden ya da çatılardan toplanabilir. Pek çok farklı noktada toplanan sular derin çukura, kuyuya, büyük depolara, varillere ya da süzülmüş haznelere yönlendirilir. Aynı zamanda yağan çiğden ya da sislerden de ağlar veya diğer aletler yardımıyla yağmur suyu hasadı yapılabilir.

Tüm bu işlemler bütünü mikrobiyolojik tutma alanları (micro-bioretention), su hasadı, su tutma bahçeleri, su çayırları ve yağmur bahçeleri olarak farklı farklı isimlere de sahip.
Tarihçesi

Yağmur suyunun yeniden kullanılması için depolanmaya başlamasının tarihi Neolitik Çağ'a kadar dayanıyor. O dönemde Güneybatı Asya'da, Toros Dağları'nın güneyinde bulunan Levant Köyü bölgesi geniş bir alana yayılırmış ve evlerin zeminlerinde su geçirmez, kireç sıvalı sarnıçlar inşa edilirmiş.

Bu döneme kadar tarihlenen sarnıçlar, M.Ö. 4000 yıllarının sonunda, kurak arazi tarımında kullanılan su yönetimi tekniklerinin ortaya çıkmasını sağlamış.

Minoan döneminde, M.Ö. 2600 - 1100 arasında Yunanistan'ın Girit adası, yağmur suyunu toplamak ve depolamak için sarnıç kullanımı ile öne çıkıyormuş.

M.Ö. 300'lü yıllarda da Hindistan'daki bazı tarım toplulukları hem tarım hem de diğer kullanımlar için yağmur suyu hasadı tekniğini kullanmış. Hatta daha sonraki dönemlerde yağmur suyunun depolanarak içme suyu ihtiyacının karşılanması için yapay bir gölet de inşa edilmiş.

Su kemerleri ve sarnıçları ile tanınan Roma İmparatorluğu'nda da yağmur suyu hasadı yaygındı. Özellikle Pompei'de su kemerlerinden önce çatılara su depoları yapılmış. Roma İmparatorluğu'ndan sonra Bizans İmparatorluğu'nda da devam eden su hasadının İstanbul'daki en bilinen örneklerinden biri de Yerebatan Sarnıcı.

İlginç olarak, Venedik şehri de yüzyıllar boyunca yağmur suyu hasadına bağımlı yaşadı. Çünkü Venedik'i çevreleyen lagün, içme suyu olarak uygun değildi. Yağmur suyu önce taş döşemeden sonra kum tabakasından geçerek filtrelenir ve kuyularda depolanırdı.

Günümüzde, teknolojinin gelişmesiyle beraber hem depolama hem de arıtma sistemleri gelişti ve yağmur alan her alan için kullanıma uygun farklı hasat yöntemleri geliştirildi.
Neden Yağmur Suyu Hasatı Yapmalıyız? Faydaları Nelerdir?

Kaliteli su kaynağı bulmak, özellikle nüfus oranları fazla olan bölgelerde artık daha kıt, zor ve maliyetli hale geldi. Yağmur suyunun en büyük faydalarından biri de,  temiz ve kullanılabilir su kaydağına doğrudan ulaşmamızı sağlaması. Özellikle temiz suyun maliyetli ya da elde edilmesinin zor olduğu bölgelerde kritik bir önem sağlıyor.

Yağmur suyunun tuzluluk oranının çok düşük olması nedeniyle, eğer yere değmeden toplanabilirse (hava kirliliğinin düşük olduğu bölgelerde) içme suyu olarak bile kullanılabilir. Ya da basit bir filtrasyon ve dezenfeksiyon işlemiyle birçok bölgedeki yağmur suları da içilebilir hale getirilebilir.

Yağmur suyu hasadı, hem kurak iklimlerde hem de çok yağış alan iklimlerde her iki sorunu da çözecek bir yöntem. Aşırı yağış gören ve özellikle betonlaşma miktarının fazla olduğu bölgelerde (kentler ya da geçirimsiz toprak yapısına sahip bölgeler gibi) yağmur suyunu azaltmak için kullanılıyor. Hasat esnasında depolanan sular hem felaketlerin önüne geçiyor hem de daha sonra kullanılabiliyor. Biriktirilen bu sulardan sulamada, çamaşır bulaşık gibi evsel kullanımlarda ve tuvalet tesisatlarında yararlanılıyor.

Kurak ya da yağışın tahmin edilemediği bölgelerde ise kaynaklar çok kısıtlı olduğu için her yağmurun iyi bir şekilde değerlendirilmesi gerekiyor. Üstelik bu bölgelerde içme suyu kaynağının çoğunluğunu yağmur suları oluşturuyor.

Suyun yeryüzünden çekilmesi yerine gökyüzünden toplanması yeraltı kaynaklarının sürdürülebilirliğini sağlıyor, bu kaynakları beslemeye de imkan sağlıyor. Kurak bölgelerde bu kaynakların beslenmesi zaten oldukça zorken, çok yağışlı bölgelerde de emilim sağlanamadığı için suyun yer altında birikmesi güçleşiyor. Yağan yağmurun ya da herhangi bir suyun toprak tarafından emilip süzülerek verimli bir şekilde yer altına gidebilmesi için yağışın aşırı hızlı olmaması gerekiyor. Uzun ve sakin bir yağmur sırasında ancak geçirgen bir toprak yapısı varsa bu sular yer altı kaynaklarına ulaşabiliyor. Aksi halde yüzeyden akarak su kanallarına, göllere ya da denizlere gidiyor. Fakat yağmur sularının biriktirilerek daha sonra sulama gibi tekniklerle yeryüzüne aktarılması, kaynakların beslenmesinde büyük fayda sağlıyor.

Günümüzde bahçeli evler ya da apartmanlar farketmeksizin tüm yaşam alanlarının en birincil ihtiyacı su. Şebeke suları evlerimize ulaşırken aslında bazı alanlarda bu kadar işlem görmüş suyu kullanmamız gerekmiyor. Ya da tarım alanlarına suyun ulaşma maliyeti de çok yüksek oluyor. Aynı şekilde sokak temizliği, sulama gibi kentsel hizmetlerde de bu doğal kaynaktan faydalanılabilir. Yağmur suyu hasadı her durumda daha az maliyetli ve ekolojik açıdan da doğa dostu bir seçenek sunuyor.

Gelişmiş ülkelerde bu teknik çoğunlukla ana su kaynağını oluşturmuyor, tamamlayıcı bir kaynak olarak kullanılıyor. Yine de yağmur suyunun hasat edilmesi aynı zamanda bir evin su maliyetini ve genel kullanım seviyelerini düşürüyor.

Yağmur suyunun bir avantajı da bağımsız su teminini sağlaması. Bölgesel su kısıtlaması ve kuraklık durumlarında kişisel kullanım için bir opsiyon tanıyor. Aynı zamanda tatlı su kütlelerinin kirlenmesini de önlüyor.

Yağmur suyu hasadının yararlarını şu görselle özetleyebiliriz:

Yağmur Suyu Hasadı Nerelerde Yapılır?

Yağış alan her alanda, kullanım durumu, yapısı ya da yeri farketmeksizin yağmur suyu hasadı yapmam mümkün. Çünkü her türlü mekan ve yüzey için tasarlanmış sistemler bulunuyor.

Evinizin bahçesinde, çatısında, sokaklarda, tarım alanlarında, havuzlarda, ve göllerde bu uygulamaları yapmak mümkün.

Dünyada öne çıkan yağmur suyu hasadı örnekleri ve oranları ise şu şekilde:

-Tayland'ın kırsal nüfusunun %40'ı; hayvancılık, tarım, içme ve kullanma suyu, yeraltı kaynaklarının yenilenmesi için yağmur suyu hasadı yapıyor.

-New Mexico'nun başkenti olan Santa Fe şehrinde yeni inşa edilen evlerin yağmur suyu toplama sistemine sahip olması zorunlu.

-Texas, yağmur suyu ekipmanları için satış vergisi almıyor.

-Hem Ohio hem de Texas, hasat edilen yağmur suyunun içilmesine bile izin veriyor.

-Oklahome, pilot yağmur suyu projelerini desteklemek için "2060 İçin Su" isimli bir yasayı yürürlüğe ekledi.

-Almanya'daki Frankfurt Havalimanı, en büyük yağmur suyu toplama sistemine sahip.

Yağmur Suyu Hasadı Hesabı Nasıl Yapılır?

Yağmur Suyu ve Sarnıç

Tüm su kaynakları aslında yağmur suyudur.

Sarnıçlar genellikle yere gömülü olarak ve su sızdırmayacak biçimde yapılırlar. Çatı, teras ve temiz beton avlulardan toplanan sular sarnıca verilmektedirler.


Tipik bir sarnıç sistemi dört bileşenden oluşmaktadır. Bunlar;

    Yağmur suyunun binaların çatılarından veya zeminden toplanması,
    Oluk sistemi ile iletiminin sağlanması,
    Yağmur suyu deposunda biriktirilmesi,
    Arıtılarak bina içine iletilmesidir.


Sarnıçların kullanılabileceği yerler arasında kırsal alanlar, kıyı bölgeleri, kurak, yarı kurak alanlar, adalar ve dağınık yerleşimler yer almaktadır.


Su sıkıntısının çokça görüldüğü ve artan nüfus ihtiyaçlarını karşılamak için çeşitli su yolları ile beslenen İstanbul şehrinde geleneksel sarnıçlara ait pek çok örnek bulunmaktadır.


Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'ne 23.01.2021 tarihinde yağmur suyu toplama tankı eklenmiştir ve 11.07.2021 tarihinde aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.


“2000 m²’den büyük parsellerde yapılacak yapıların mekanik tesisat projelerinin; çatı yüzeyinden toplanacak yağmur sularının gerekmesi halinde filtre edilerek bir tankta toplanması ve bina tuvalet sifonlarında kullanılması amacıyla yağmur suyu toplama sistemi içermesi zorunludur. Toplama tankının hacmi; yapının bulunduğu ilin aylık m²’ye düşen en fazla ortalama yağış miktarı ile binanın çatı alanı esas alınarak hesaplanır. Toplanan yağmur suyunun bina tuvalet sifonlarının ihtiyacından fazla olan kısmı, tesisat projesinde gösterilmek suretiyle bahçe veya diğer ortak alanlarda kullanılabilir. İlgili idarelerce yağmur suyu toplama sisteminin daha küçük parsellerde yapılmasına, toplama tankı hacim hesap yöntemine ve ilave kullanım alanlarına ilişkin de zorunluluk getirilebilir. Yağmur suyu toplama tankı, bina bünyesinde veya çekme mesafelerini ihlal etmemek kaydı ile ön, yan ve arka bahçelerde ya da bahçe zemini altında konumlandırılabilir. Toplama tankı tahliye hattı varsa yağmur suyu şebekesine bağlanır, atık su şebekesine bağlanamaz. Gri su sistemi de bulunan binalarda toplanan yağmur sularının bu sisteme verilmesinin mümkün olması halinde yağmur suyu için ayrıca bir toplama tankı yapılma zorunluluğu aranmaz.”
---------------------------------------------
Yağmur Suyu Hasadı Hesabı Nasıl Yapılır? 1. Örnek (yönetmeliğin istediği)

Yağmur Suyu Verimi Hesabı


Yağmur suyu verimi = Yağmur toplama alanı x yağış miktarı x çatı katsayısı x filtre etkinlik katsayısı.


    Yağmur toplama alanı: Blokların çatı alanıdır.
    Yağış miktarı: Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından belirlenen toplam yıllık yağış miktarıdır.
    Çatı katsayısı: Alman standartları tarafından DIN1989’da 0,8 olarak belirtilen kat sayıdır. Çatıya düşen bütün yağmurun geri dönüştürülemeyeceğini ifade etmektedir.
    Filtre etkinlik katsayısı: Alman standartları tarafından DIN1989’da belirtilen kat sayıdır (0,9). Çatıdan elde edilen yağmur suyunun, görünen katı maddelerden ayrıştırılması için geçirilen ilk filtrenin verimlilik katsayısıdır. Suyun bir miktarının buradan geçemeyeceği hesaplanarak verilen bir kat sayıdır.


Örneğin İstanbul ilinde 1500 m² çatı alanı olan bir bina olduğunu varsayalım.


Yönetmeliğin bizden istediği yağış miktarının en yüksek olduğu ayı baz alarak elde edilen yağmur suyunu tuvalet sifonlarında kullanmak.


Yağmur Suyu Hasadı Depo Hacmi Ne Olmalıdır?


İllerin yağış miktarı değişmektedir. İstanbul için en yüksek yağışın olduğu aralık ayı hesaplarda kullanılacaktır.


İstanbul için Aralık ayı yağış miktarı 103,7 mm = 103,7 kg/m²


Su Deposu:  1500 m² x 0,8 x 0,9 x 103,7 kg/m² .= 112 m³ bulunur. 


Su deposu 112 m³ seçilir ve elde edilen bu su; tuvalet sifonlarında kullanılacaktır.
---------------------------------------------
Yağmur Suyu Hasadı Hesabı Nasıl Yapılır? 2. Örnek (peyzaj kullanımında)

Yağmur Suyu Verimi Hesabı


Yağmur suyu verimi = Yağmur toplama alanı x yağış miktarı x çatı katsayısı x filtre etkinlik katsayısı.


    Yağmur toplama alanı: Blokların çatı alanıdır.
    Yağış miktarı: Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından belirlenen toplam yıllık yağış miktarıdır.
    Çatı katsayısı: Alman standartları tarafından DIN1989’da 0,8 olarak belirtilen kat sayıdır. Çatıya düşen bütün yağmurun geri dönüştürülemeyeceğini ifade etmektedir.
    Filtre etkinlik katsayısı: Alman standartları tarafından DIN1989’da belirtilen kat sayıdır (0,9). Çatıdan elde edilen yağmur suyunun, görünen katı maddelerden ayrıştırılması için geçirilen ilk filtrenin verimlilik katsayısıdır. Suyun bir miktarının buradan geçemeyeceği hesaplanarak verilen bir kat sayıdır.


Örneğin İstanbul ilinde 1500 m² çatı alanı olan bir bina olduğunu varsayalım


İstanbul için ortalama yıllık yağış miktarı 690,5 mm = 690,5 kg/m²


Yağmur suyu verimi = 1500 m² x 0,8 x 0,9 x 690,5 kg/m² .= 745,7  m³ bulunur.


Yıllık Toplam Su İhtiyacı ?


Elde ettiğimiz yağmur suyunu bahçe sulamasında kullandığımızı düşünelim.


1000 m² bahçemizin olduğunu kabul edelim.


Yeşil alanların su ihtiyacının hesaplanmasında her bir sulama için su miktarı 5 lt /m² olarak kabul edilmiştir.


Günlük su ihtiyacı: 1000 m² x 5 lt /m² = 5000 lt = 5  m³


Haftada bir kez sulama yapılırsa yıllık su ihtiyacı: 5  m³  x 365/7 = 260 .7  m³


Elde edeceğimiz yağmur suyu hasadı miktarı bahçemizi hafta da bir kez sulamak için yeterli gelmektedir.


Bu hesabı her gün sulama veya farklı senaryolar içinde yapabilirsiniz.


Yağmur Suyu Hasadı Depo Hacmi Ne Olmalıdır?


İllerin yağış miktarı ve yağmur suyunun kullanım amacına göre değişmekle birlikte genellikle maksimum yağışın olduğu aralık ayı hesaplarda kullanılır. farklı ayları veya birden fazla ayı kullanabilirsiniz? Optimum çözüm düşünmeliyiz.


İstanbul için Aralık ayı yağış miktarı 103,7 mm = 103,7 kg/m²


Su Deposu:  1000 m² x 0,8 x 0,9 x 103,7 kg/m² .= 74,6 m³ bulunur. 


Su Deposu Hacmi Yeterli midir?


İstanbul ili için ortalama aylık bahçe sulaması için su ihtiyacımız  hafta da 2 kez sulama yaparsak 2 x 4 x 5 = 40  m³ 'dür. Aylık ihtiyaç duyulan su miktarı sadece yılın 4 ayı için yeterli değildir.4 aylık için ihtiyaç duyulan su miktarı: 4 x 40 = 160 m³


İhtiyaç duyulan 4 aydaki yağış miktarı: 118,2 mm = 111,8 kg/m²  İhtiyaç duyulan 4 aydaki depolan su miktarı:  1000 m² x 0,8 x 0,9 x 118,2 kg/m² .= 85,1  m³ bulunur.


Toplam Su Miktarımız:  Su Deposu + İhtiyaç duyulan 4 aydaki depolan su miktarı: 74,6 + 85,1 = 159,7 m³


Su deposu verimi: 159,7/160 x 100 = %99,8Su deposu hacim oranı ihtiyaç duyulan kapasiteyi yüksek oranda karşıladığı için su deposu olarak 74,6  m³ su deposu uygundur.
---------------------------------------------
Barajlardaki suyun azaldığını hemen her yaz mevsiminde ana haber bültenlerinde veya gazetelerde görüyoruz. Ancak nedense, sanki musluğumuzdan akan su sonsuz bir kaynaktan geliyormuşçasına bitebileceğine bir türlü ihtimal veremiyoruz. Bazılarımız bu konuda duyarlı davransa da barajların doluluk oranından anlaşılacağı üzere, çoğumuz suyun tükenebilir bir kaynak olduğunun pek farkında değiliz. Geçen senenin Temmuz ayında %74 olan İstanbul barajlarının doluluk oranı bu sene %20’lere kadar indi. Demek ki bireysel bir özenden ziyade artık toplumsal sorumluluk göstermeye yönelmemizi gerektirecek kadar ciddi bir durumdayız.

Örneğin İstanbul’un su ihtiyacının büyük bir kısmını karşılayan Ömerli Barajı çevresindeki kilometrelerce alan kuraklaşırken, barajın doluluk oranı da %10’lara kadar geriledi. Aynı durum Alibeyköy Barajı için de geçerli. Hatta dip seviyesine gelen barajlardaki yosun kokusunu gidermek için, şehir şebekesine verilen kimyasal miktarı artırıldı. Bu nedenle hepimiz, musluklarımızdan akan suda kesif bir koku ile karşılaşıyoruz. Peki günlük kullanımda israfı önlemek dışında, daha fazla ne yapabiliriz?

Bu aralar yüzünü fazla göstermese de yağmur yağdığında, barajların dolmasına güvenmek yerine, kendi ihtiyacınız kadar suyu kendi imkanlarınızla biriktirebilirsiniz. Üstelik bayındırlık boyunduruğundaki su dağıtım sisteminde, kireçli ve paslı borulardan geçerek gelen suları tüketmek yerine kendinize daha saf bir alternatif yaratmış olursunuz. Nasıl mı?

Yağmur Suyu Biriktirme Sistemi Oluşturun

Modern şehir yaşamına geçince unuttuk, fakat eskiden neredeyse her evin bodrumunda yağmur suyunu biriktiren ufak bir sarnıç sistemi bulunurdu. Hatta daha eski dönemlerde bir mahallenin ya da kasabanın halkı tarafından kullanılmak üzere, çok daha büyük boyutlarda sarnıçlar yapılır, su toplanırdı. Antik bir yaklaşıma ya da fazla zahmet etmenize gerek yok. Her yerde kolaylıkla bulabileceğiniz bir varili veya su bidonunu sarnıç olarak kullanarak, kendi yağmur suyu biriktirme sisteminizi oluşturabilirsiniz.
Yağmur Oluğu Oluşturun

Evinizin çatısından indireceğiniz borunun ucunu geniş bir bidona bağlayıp çatıdan gelen suyu saklayabilirsiniz. Nalburdan alacağınız uygun boyuttaki bir yağmur oluğu işinizi kolaylaştıracaktır. Bidonun üzerine sineklik teli ya da elek koyarak, dışarıdan gelen toz ve yaprakları da engelleyebilirsiniz. Piyasada birçok markanın PVC yağmur olukları var. Polivinil klorür amorf maddesini içeren, toz polimerden üretilen bu plastikler asitlere, bazlara, ateşe, alkole ve benzine yüksek direnç gösterir ve fiziksel yapısı bozulmaz. Bu oluklar 60-95 derece arası sıcaklığa dayanabildiği için, plastikten süzülerek birikecek suyun polivnil kaynaklı kansorejen etkisi hususunda endişelenmenize gerek kalmaz. Yine de bunun tam anlamıyla “saf su” olduğunu düşünmeyin. Çünkü yağmur suyu distile bir su olmasına rağmen gerek bulutlarda, gerekse yoğunlaşırken bünyesine bir takım iyonlar alarak bu özelliğini özelliğini kaybeder. Yani yaygın inanışın aksine, yağmur suyu saf değildir fakat su kıtlığı olan yerlerde gündelik ihtiyaç için rahatça kullanılabilir.

Yağmur Bidonu Nasıl Yapılır?
Malzemeler

İstediğiniz boyutta bir bidon

Bidonun genişliğine uygun sineklik teli ya da elek

Eski bir bisiklet şambreli ya da lastik özellikli çember

Silikon tabancası
Yapılışı

Sinekliği ya da eleği bidonun açık kısmına yerleştirin. Sonra bisiklet şambreli ya da lastik özellikli çemberi, silikon tabancası kullanarak bidon ağzına sabitleyin. Bunun için sanayi tipi tutkal da kullanabilirsiniz. Önemli olan suya dayanıklı olması.

Bidonunuzu, yağmur oluğunun altına gelecek şekilde konumlandırın. Suyun bidonun içine akacağından emin olun. Eğer akmıyorsa, nalburdan alacağınız 45 derecelik dirsek sorununuzu çözecektir. Eğer apartmanda oturuyorsanız, balkon suyu ile karışmadığına emin olduğunuz çatı oluğunu da kullanabilirsiniz. Artık yağmur yağdığında bidonunuza dolan suyu biriktirebileceksiniz. Fakat oluşturduğunuz bölgeye göre bunu filtrelemek için fazladan çaba göstermenize gerek kalabilir.

Filtreleme

Su çeşitli şekillerde kirlenebilir. Buharlaşırken havadan bir miktar yabancı madde alarak yükselir. Bazı moleküller ağır iyonlarla birleşerek hava yoğunluğuna bağlı olarak asılı kalır ya da daha buharlaşmadan çöker. Bulut halindeyken H2O molekülü yükseklerdeki hava sıcaklığı, hareketliliği v.s. nedeniyle atmosferdeki iyonlarla reaksiyona girer. Hatta bazen yüksek kükürt bulunan yerlerde birikmeyle asit yağmurları olarak düşer. Yükseklerdeki şimşekler de suyun molekül yapısının değişimine katkıda bulunur. Yağmur halindeyse temas ettiği gazları bir miktar soğurur. Sıvı hale geçtiğinde düşerken yüksek hızda oksijen, karbondioksit, karbonmonoksit, argon v.s. gibi gazların kendisine tutunmasını sağlar. Yine de çoğu durumda, eğer ağır sanayi bölgesinde yaşamıyorsanız, bu yağmur suyundan genel olarak faydalanmaya engel bir durum teşkil etmez.

Sizi asıl endişelendirecek şey, yaptığınız yağmur oluğundan damıtacağınız suyun bidondayken korunması olacaktır. Özellikle çatı oluklarının yapısal hataları nedeniyle suya karışabilecek çamur, kir, pislik vb. şeyler koruma amaçlı koyduğunuz elekten geçebilir. Bu engellemek için çakıl filtreleme, mum filtreleme, torba filtreleme adı verilen gelişmiş yöntemler kullanabilir, katalitik, kimyasal ya da UV~ kullanarak dezenfekte edebilir veya aktif karbon filtreleme yaparak kokunun ve tadının iyileştirilmesi, renksizleştirme işlemlerini uygulayabilirsiniz. Fakat bu yöntemler yağmur suyunu içme suyuna çevirecek gelişmiş yöntemlerdir. Hatta bunlar için piyasada onlarca farklı, mühendislik harikası ürün bulabilirsiniz.

Fakat genel kullanım için basit, ev tipi bir filtreleme yapmak istiyorsanız, kaynatıp soğutarak kireç ve diğer maddelerin çökeltme yolu ile dibe inmesini sağlayabilirsiniz. Uygulayabileceğiniz en pratik yöntem bu olacaktır.

Yağmur suyu hasadı ile depolanan yağmur suları nerelerde kullanılır?

Yağmur suları ile depo içerisinde biriktirilen sular günlük ihtiyaçlarımız için farklı alanlarda kullanılabilir. Filtrelenen temiz yağmur sularının içilmesi insan sağlığı için uygun değildir. Fakat depolanan suların genel kullanım suyu olarak çeşitli durumlarda kullanılması şebeke suyundan tasarruf etmemizi sağlamaktadır. Biriktirilen yağmur suları genellikle şu ihtiyaçlar için kullanılabilir:

    Bahçe veya tarım arazilerinin sulama işlemlerinde kullanılabilir.
    Tuvalet gibi genel kullanım alanlarında gider suyu olarak kullanılabilir.
    Sera gibi meyve veya sebze yetiştiriciliği yapılan alanlarda çeşitli sulama ihtiyaçları ve genel kullanım suyu olarak kullanılabilir.
    Ev içi çeşitli kullanımlar için kullanılabilir.
    Araba veya araç yıkama yerlerinin su ihtiyaçları için kullanılabilir.
    Ofisler, iş yerleri veya avm gibi toplu insan yoğunluğunun olduğu yerlerde genel kullanım suyu olarak kullanılabilir.

Yağmur suyu toplama tankı içerisine yapılan yağmur suyu depolama işlemi yağmur suyu hasadı olarak bilinmektedir. Yağmur suyu hasadı işleminin birçok faydalı özelliği bulunmaktadır. Bu faydalı özelliklerin bazıları:

    Nehir, deniz, baraj, akarsu ve göl gibi su kaynaklarının korunmasında yardımcı olur.
    Kanalizasyona giden atık su miktarı yağmur suyu ile karşılanacağından dolayı belediyeler tarafından yapılan ve yüksek maliyetlere sahip olan su arıtma tesislerinin işlemi azalacağından tesislerin maliyetleri düşecektir.
    Şebeke suyu kullanım oranı azalacağından şebeke suyu dağıtım ücretleri düşecektir ve ekonomik olarak bütçemizden gider miktarı azalacaktır.
    Bölgesel sıkıntılar olmadan yüksek oranda su temini ihtiyacınızı karşılamaktadır.
    Acil ihtiyaç durumlarında yedek su kaynağı olarak kullanılabilir.

Yağmur suyu depolama tankları kullanım yerine göre farklı alanlara yerleştirilebilmektedir. Yer üstü kullanımı yapıldığı gibi toprak altına yerleştirilerek yer altı kullanımı da yapılabilmektedir. Yağmur suyu depolama tankları şu alanlara yerleştirilebilir:

    Bina, apartman, iş merkezi, avm, endüstri tesisleri ve sanayi kuruluşları gibi yüksek yapıların çatılarından akan yağmur sularının toplanması için kullanılabilir.
    Otopark, park, bahçe ve arazi alanı gibi üstü açık alanlarda biriken yağmur sularının toplanması için kullanılabilir.
    Yürüyüş yolları veya kaldırımların bulunduğu alanlarda biriken yağmur sularının toplanması için kullanılabilir.
    Eğimli alan veya arazilerin içerisinde biriken yağmur sularının toplanması için kullanılabilir.

Çatı Malzemeleri Yağmur Hasadı İçin Nasıl Su Biriktirir?

Çatı malzemeleri, yağmur hasadı için uygun su biriktirme yüzeyleri sağlar. Özellikle düzgün eğimli çatılar, yağmur suyunun daha verimli bir şekilde toplanmasını sağlar. Bu kapsamda çatı kadar önemli olan bir diğer malzeme de su deposu kullanımıdır. Uygun ebatlarda ve tasarımlarda seçilmelidir. Ayrıca, çatı malzemelerinin türü ve yüzeyinin düzgünlüğü de su biriktirme kapasitesini etkiler. Aşağıdaki çatı malzemeleri, yağmur suyu biriktirme kapasitesi yüksek malzemelerdir.

    Metal Çatılar:
    Metal çatılar, yağmur suyunun toplanması için ideal bir yüzey sağlar. Genellikle düz ve eğimli yüzeylere sahip olan metal çatılar, yağmur suyunun yüzeyde birikmesine izin verir. Bu sayede, yağmur suyu daha verimli bir şekilde toplanır ve depolanır.
    Çinko Çatılar:
    Çinko çatılar, yağmur suyu biriktirme kapasitesi yüksek bir diğer çatı malzemesidir. Çinko, yağmur suyuyla temas ettiğinde oksitlenir ve bu oksitlenme süreci, yağmur suyunun daha fazla toplanmasını sağlar.
    Tuğla Çatılar:
    Tuğla çatılar, yağmur suyunun emilmesi ve biriktirilmesi için uygun bir yüzey sağlar. Tuğla çatıların eğimi ve yüzeyindeki çukurluklar, yağmur suyunun daha verimli bir şekilde toplanmasını sağlar.
    Beton Çatılar
    : Beton çatılar, yağmur suyunun biriktirilmesi için uygun bir yüzey sağlar. Beton yüzey, yağmur suyunun biriktirilmesine yardımcı olacak şekilde tasarlanabilir.
    Yaprak Koruyuculu Çatılar:
    Bazı çatı malzemeleri, yaprak koruyucu sistemi ile donatılmıştır. Bu sistemler, yağmur suyunun daha verimli bir şekilde toplanmasını sağlar ve yaprakların çatıya birikmesini engeller.

Uygun çatı malzemesi seçimi, yağmur hasadı için önemlidir. Bu malzemeler, yağmur suyunun daha verimli bir şekilde toplanmasını sağlar ve sürdürülebilir su kaynakları oluşturulmasına yardımcı olur.
Yağmur Hasadı Nasıl Yapılır?

Yağmur hasadı, yağmur suyunun toplanması ve depolanması sürecidir. Bu işlem, su kıtlığı yaşanan bölgelerde, özellikle yağmur suyunun bol olduğu mevsimlerde, su kaynaklarının korunması ve suyun uzun süre kullanılabilmesi için önemlidir.

Yağmur hasadı için genellikle çatılar kullanılır. Çatıdaki yağmur suyu, bir boru veya oluk sistemiyle toplanır ve bir polietilen su deposu modeline yönlendirilir. Bu depo yerin altına gömülebilir veya yeryüzünde bir tank olarak da kullanılabilir. Bu depolanan su, ihtiyaç duyulduğunda kullanılabilir. Yağmur hasadı yaparken, öncelikle yağmur suyunun toplama alanını belirlemek gerekir. Daha sonra, yağmurun düşmesini sağlayacak bir yüzeyin olması gerekmektedir. Bu yüzeyin genellikle bir çatı, sera, çardak veya şemsiye olabileceği gibi, yağmur suyunun doğrudan toplandığı bir yüzeyde kullanılabilir.

Yağmur suyunun toplanacağı alanda, oluk veya boru sistemi kurulmalıdır. Oluk veya borular, yağmur suyunu biriktirme tankına yönlendirecek şekilde düzenlenmelidir. Tankın büyüklüğü, toplanacak su miktarına göre belirlenir. Yağmur hasadı sırasında, su toplama yüzeyi ve boruların temiz tutulması önemlidir. Ayrıca, depolama tankının da periyodik olarak temizlenmesi ve bakımı yapılması gerekmektedir. Sonuç olarak, yağmur hasadı, sürdürülebilir bir su kaynağı oluşturma ve su tasarrufu sağlama açısından önemlidir. Yağmur hasadı sayesinde, doğal kaynakların korunması ve su kıtlığı yaşanan bölgelerde su ihtiyacının karşılanması mümkün olabilir.

Kaynak

internet Sayfalari

Etiketler : yağmur suyu analizi,yağmur suyu arıtma cihazı, yağmur suyu biriktirme, yağmur suyu boru çapı hesabı, yağmur suyu elektrik üretimi, yağmur suyu faydaları, yağmur suyu filtreleme, yağmur suyu geri dönüşüm sistemleri, yağmur suyu hesabı, yağmur suyu ile ne yapılır, yağmur suyu kirli midir, yağmur suyu neden tuzlu değildir, yağmur suyu nerelerde kullanılır, yağmur suyu neden tuzlu değildir ana fikri, yağmur suyu nasıl arıtılır, yağmur suyu saçı uzatır mı, yağmur suyu saçları uzatır mı, Yağmur suyu içmek zararları

Yağmur suyu toplama oluğu;Yağmur suyu biriktirme bidonu;Yağmur suyu biriktirme ve geri kullanımı;

Bu konuyu yazdır

Photoshop-1 Adobe Photoshop Element ile Fotoğraf ve Grafik Renklendirmesi Nasıl Yapılır
Yazar: RasitTunca - 09-11-2023, 10:07 AM - Forum: Photoshop Ögreniyorum - Yorum Yok



Adobe Photoshop Element ile Fotoğraf ve Grafik Renklendirmesi Nasıl Yapılır

Raşit Tunca’nın Grafik Dersleri

Bu Haftanın Dersi
"Adobe Photoshop Element ile Fotoğraf ve Grafik Renklendirmesi Nasıl Yapılır "
Tarih :  11 Eylül  2023
Version : V110920230826

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Boşaltım Sistemi Anatomisi - Uriner Anatomi
Yazar: RasitTunca - 09-11-2023, 01:18 AM - Forum: Eğitim Öğretim Bilgileri - Yorum Yok



Boşaltım Sistemi Anatomisi - Uriner Anatomi

Boşaltım veya atılım (İng. Excretion), metabolik atıkların organizmadan atıldığı bir süreçtir. Omurgalılarda bu işlem öncelikle akciğerler, böbrekler ve deri tarafından gerçekleştirilir.[1] Boşaltım, maddenin hücreyi terk ettikten sonra belirli görevleri olabileceği salgılamanın tersidir. Boşaltım, tüm yaşam formlarında önemli bir süreçtir. Örneğin memelilerde idrar, boşaltım sisteminin bir parçası olan üretra yoluyla dışarı atılır. Tek hücreli organizmalarda, atık ürünler doğrudan hücre yüzeyinden boşaltılır.

Hücresel solunum gibi yaşam aktiviteleri sırasında vücutta çeşitli kimyasal reaksiyonlar meydana gelir. Bunlar metabolizma olarak bilinir. Bu kimyasal reaksiyonlar sonucu karbondioksit, su, tuzlar, üre ve ürik asit gibi atık ürünler ortaya çıkar. Bu atıkların vücutta belirli bir seviyenin üzerinde birikmesi vücuda zararlıdır. Boşaltım organları bu atıkları uzaklaştırır. Metabolik atıkların vücuttan atılması işlemine atılım denir.

Yeşil bitkiler, solunum ürünleri olarak karbondioksit ve su üretir. Yeşil bitkilerdeki solunum sırasında açığa çıkan karbondioksit fotosentez sırasında kullanılır. Oksijen, fotosentez sırasında üretilen bir yan üründür ve stoma, kök hücre duvarları ve diğer yollardan dışarı atılır. Bitkiler, terleme ve gutasyon yoluyla fazla sudan kurtulabilirler. Yaprağın bir 'dışkılama' görevi gördüğü ve birincil fotosentez organı olmasının yanı sıra difüzyon yoluyla zehirli (toksik) atıkların atılması için bir yöntem olarak kullanıldığı gösterilmiştir. Bazı bitkiler tarafından dışarı atılan diğer atık maddelerin (reçine, özsular, lateks vb.) boşaltımı, bitki içindeki hidrostatik basınçlar ve bitki hücrelerinin soğurma kuvvetleri tarafından bitkinin içinden zorlanarak yapılır. Bu son işlemler ilave enerjiye ihtiyaç duymaz, pasif olarak hareket ederler. Bununla birlikte, yaprak dökümü (absisyon) öncesi aşamada, bir yaprağın metabolik seviyeleri yüksektir.[2][3] Ayrıca bitkiler çevrelerindeki toprağa da bazı atık maddeleri boşaltırlar.

Hayvanlarda, başlıca boşaltım ürünleri karbondioksit, amonyak (amoniyotelikler), üre (üreotelikler), ürik asit (ürikotelikler), guanin (Örümceğimsigiller'de ) ve kreatindir . Karaciğer ve böbrekler kandan birçok maddeyi temizler (örneğin böbrek atılımı) ve temizlenen maddeler daha sonra idrar ve dışkı yoluyla vücuttan atılır.[4]

Amonyak bileşikleri yüksek çözünürlüğe sahip olduğundan ve seyreltme için bol miktarda su gerektiğinden, suda yaşayan hayvanlar genellikle doğrudan dış ortama amonyak boşaltırlar. Karasal hayvanlarda amonyak benzeri bileşikler, çevrede daha az su olduğundan ve amonyağın kendisi zehirli olduğundan daha az zararlı olan diğer azotlu maddelere, yani üreye dönüştürülür. Bu işleme detoksifikasyon denir.[5]
Bir kertenkele tarafından atılmış koyu renkli dışkıyla birlikte beyaz ürik asit dışkısı. Böcekler, kuşlar ve diğer bazı sürüngenler de benzer bir mekanizma kullanır.

Kuşlar azotlu atıklarını macun şeklinde ürik asit olarak salgılarlar. Bu işlem metabolizmayı yorsa da daha verimli su tutulmasını sağlar ve yumurtada daha kolay depolanabilir. Birçok kuş türü, özellikle deniz kuşları, özel burun tuz bezleri yoluyla tuz salgılayabilirler, tuzlu su çözeltisi gagadaki burun deliklerinden dışarı çıkar.

Böceklerde, metabolik atıkları atmak için Malpighi tüpleriniden müteşekkil bir sistem kullanılır. Metabolik atık, atıkları bağırsaklara taşıyan tübüle yayılır veya aktif olarak taşınır. Metabolik atık daha sonra dışkı maddesi ile birlikte vücuttan atılır.

Atılan madde ejecta olarak adlandırılabilir.[6] Patolojide ejecta kelimesi daha yaygın olarak kullanılır.[7]

Üriner Sistemi Oluşturan Organlar

    Böbrek (Çift)
    Üreter(Çift)
    Mesane (Tek)
    Üretra(Tek)

Üriner Sistem (Boşaltım Sistemi)
Üriner sistem böbrekler, üreter, mesane(İdrar kesesi) ve üretradan oluşur. İdrar böbreklerde üretilir. Üreterler aracılığıyla mesaneye iletilir. Mesane vücutta üretilen idrarın depolanma yeridir. Mesanede biriken idrar belli bir hacme ulaşınca (Yaklaşık 150ml) idrar hissi oluşur ve idrar üretra yoluyla istemli olarak dışarı atılır.
Böbreğin Yapısı
Böbrekler karın boşluğunun arka tarafında bulunan bir çift kırmızı-kahverengi; derinde yerleşmiş ve iyi korunan organlardır. Yapı olarak her bir böbrek iki kısımdan oluşur: Korteks (Dış Kısım) ve Medulla (İç Kısım).Korteks: İdrarın oluştuğu yerdir.Medulla: Çok küçük değişik büyüklükte kanallardan oluşur ve idrarı böbrekten üretere iletir. Normal böbrek ağırlığı erkeklerde yaklaşık 150gr; kadınlarda yaklaşık 135gr. kadardır. Uzunluğu 10-12cm, eni 5-7cm ve kalınlığı 3cm. dir. Boyutlar cinsiyete olduğu kadar genel vücut yapısına da bağlıdır.
Böbrek Ne İşe Yarar?
Böbreğin 3 temel görevi vardır. Boşaltım: Kanı temizleyerek idrar üretirler. Vücudumuzda biriken atık ve zararlı maddeleri idrar olarak vücuttan atarlar. Düzenleyici Fonksiyon: Su, asit- baz dengesi ve kan basıncı gibi vücudumuz için hayati önemi olan fonksiyonları düzenlerler. Hormonların Salgılanması: Vücudumuz kemiklerinin güçlenmesi ve kan yapımında görevli bazı önemli hormonların yapım yeri böbreklerdir.
Üreter
Böbrek ile mesane (idrar torbası) arasındadırlar. Her bir böbrekten mesaneye uzanan birer tane üreter vardır.

    Erişkinlerde yaklaşık 22-30 cm uzunluğundadır.
    Kas liflerinden oluşmuş boru şeklinde yapılardır.
    Normalde böbrekte oluşan idrarın mesaneye ulaştırılması pasif değil üreter kaslarının yukardan aşağıya dalga şeklinde kasılması sonucu gerçekleşen aktif bir olaydır.
    Üreterin 3 adet darlığı vardır: Böbrek çıkışından hemen sonra Kalça hizasındaki büyük damarlar komşuluğunda Mesaneye girmeden önce
    Bu 3 yerde üreterin çapı daha küçük olduğu için idrar yolu taşları takılabilir. Takılınca kolik tarzda (kıvrandırıcı) ağrılara neden olabilir ve idrarın böbrekten mesaneye geçmesi zorlaşır. Üreter taşın neden olduğu engeli aşmak için daha güçlü kasıldığında ağrılar da dayanılmaz hal alır.

Mesane (İdrar Torbası)

    İdrarın depolandığı yerdir.
    Yoğun kas liflerinden oluşmuştur.
    Mesane dolduğunda yaklaşık 500ml. lik kapasiteye sahiptir.
    Genişleme ve güçlü kasılma özelliğine sahiptir.
    Kasıldığı zaman idrar mesaneden üretraya geçer.

Üretra

    Kanal şeklindedir, idrarı mesaneden dışarı atar.
    Erkek ve kadınlarda farklı yapıya sahiptir: Kadınlarda kısadır ve düz seyreder.
    Bu nedenle kadınlarda üretradan taşların geçmesi erkeğe göre daha kolaydır.
    Erkeklerde uzundur ve 2 kez kıvrılma yapar ve daralır.
    Bundan dolayı taşlar bu bölgelerde takılabilir. Şiddetli sancı ve idrarda tıkanmaya sebep olabilir.

İdrarın Özellikleri Nelerdir?
Böbrekler sürekli olarak çalışırlar ve kanı atık maddelerden temizlerler. Böbreklerde kan filtre olur(kanın süzülmesi) ve bu işlem sonucunda idrar üretilir. İdrar %95 oranında sudan oluşan sarı renkli bir sıvıdır. Sağlıklı bir insanda günde yaklaşık 1,2-1,7 lt kadar idrar üretilir. Günlük miktar ve idrarın içeriği; beslenme tarzı, ortamın sıcaklığı, kullanılan ilaçlar gibi bazı durumlara bağlı olarak değişir.

Böbrekler, omurgalılarda bulunan fasulye biçiminde boşaltım organlarıdır. 13 cm boyuna kadar olabilen böbrekler, boşaltım sisteminin bir bölümünü oluştururlar. Bu organlar, başta üre olmak üzere atıkları kandan süzer ve onları su ile birlikte idrar olarak boşaltırlar. Böbrekleri ve böbreklere etki eden hastalıkları inceleyen tıbbi dal nefrolojidir.[1] Nefroloji, adını Yunanca "böbrek" anlamına gelen nephros sözcüğünden alır. Böbrek(ler) ile ilgili anlamında kullanılan renal sözcüğü ise Latince renalis sözcüğünden gelir.[2] Böbreklerin içindeki süzme birimlerine nefron denir. Her böbrekte yaklaşık 1 milyon nefron bulunur.[3]
Anatomi
Böbreğin yapısı: 1. Renal piramit (pyramides renales, Malpighi piramitleri), 2. Interlobar arter (a. interlobaris), 3. Renal arter (a. renalis), 4. Renal ven (v. renalis), 5. Renal hilus (böbrek hilusu, hilum renale), 6. Renal pelvis (pelvis renalis), 7. Üreter, 8. Minör kaliks (calices minores renales), 9. Renal kapsül (capsula fibrosa renalis), 10. Alt pol (inferior pol, extremitas inferior), 11. Üst pol (superior pol, extremitas superior), 12. Interlobar ven (v. interlobaris), 13. Nefron, 14. Renal sinüs (sinus renalis), 15. Majör kaliks (calices majores renales), 16. Renal papilla (papilla renalis), 17. Renal column (columna renalis, Bertin sütunları)
Böbreğin yanal-dikey biçimde ortasından kesilmiş görüntüsü

İnsanlarda, böbrekler karın bölgesinin arka bölümünde, bir başka deyişle karınzarı arkası (retroperitonal) bölgesinde yer alırlar.[4] İki tane bulunan (çoğu insanda tek böbrek bulunabilmektedir, ve bu insanlar bunun ayrımına varmadan sağlıklı bir yaşam sürdürebilirler) böbreklerden sağda olanı diyaframın hemen altında, ve karaciğerin arkasında (posterior), solda olanı ise diyaframın altında ve dalağın arkasında yer almaktadır. Böbreklerin ikisinin de üstünde böbrek üstü bezleri yer almaktadır. Böbreklerin konumları bakımından bakışımsız olmalarının nedeni karın boşluğunda büyük bir yer kaplayan karaciğerin, sağda bulunan böbreğin soldakine göre 1-2 santimetre daha aşağı bir konumda (inferior) bulunmasına neden olmasıdır.[5]

Karınzarı arkasında bulunan böbreklerin boyutları 9 ila 13 cm arasında değişmekte, ve sol böbrek sağdakinden az da olsa biraz daha büyüktür. Yaklaşık 12. göğüs omuru ile 3. bel omurlarının (T12-L3) düzeyleri arasında yer almaktadırlar.[6] Böbreklerin üst bölgeleri 11. ve 12. kaburgalarca korunmaktadır.[7] Böbrek üstü bezleriyle birlikte böbrekler, yağ dokuyla çevrelenip (buna pararenal yağ denilmektedir), bu yapı da böbrek zarı (renal fasiya olarak da bilinir) ile bütünüyle sarılmış durumdadır. Yukarıda da belirtildiği gibi, böbreklerden biri ya da ikisi doğuştan bulunmayabilirler, ve bu duruma böbrek oluşmaması ya da renal agenez denilmektedir.[8]

Böbrekler, süzülmemiş kanı karın bölgesi aorttan ayrılan sol ve sağ böbrek atardamarları yoluyla almaktadırlar.[9] Böbrekten dönen süzülmüş kan ise sağ ve sol böbrek toplardamarları yoluyla alt ana toplar damara döner. Böbreğe giden kan, kalbin pompaladığı toplam kanın (kardiyak debi) üçte birine ulaşabilir.[10]
Doku bilimi (histoloji)

İlgili madde: Nefron
Genel

Böbrekten ayrılan idrar borusu (üreter) takip edilerek böbreğin içine ilerledikçe huni biçiminde bir boşluk olarak genişler; buna havuzcuk (pelvis) denilmektedir.[11] Havuzcuktan da küçülerek ayrılan bölgelere büyük çanak (majör kaliks), bunlardan ayrılan daha da küçük bölgelere küçük çanak (minör kaliks) denmektedir.[12] İnsan böbreğinde yaklaşık 12 adet küçük çanak bulunmaktadır.[12] Böbrek, kesildiğinde, kabuk (korteks) ve öz (medulla) bölgelerinden oluştuğu görülür. Öz bölgede uçları papilla olarak bilinen piramitler bulunmakta, ve bunların her biri bir çanağa bağlıdır. Kabuk bölgesi dokusu her iki ardışık piramitler arasına sokulur ve bunlara Bertin sütunları denilmektedir.[13]
Damarlar
Bir domuzun açılmış böbreği

Böbrekler damarlarca çok iyi bir biçimde beslenmekte ve vücut ağırlığının yalnızca %0.5'lik bir bölümünü oluştursa da, kardiyak debinin %25'ini alırlar, ve bu daha da artabilir.[14] Kabuk bölgesi organın en çok damarlarının bulunduğu bölgedir, bu bölge böbreğe gelen kanın %90'ını toplar. Böbreğe gelen atardamar ön ve arka olmak üzere iki dala ayrılır. Bu dallardan, loplar arası damarlar ayrılıp loplar arasında ilerleyerek yayımsı damarlara ayrılır.[15] Bu damarlar da kabuk ve öz bölgeler arasına yayılarak lopçuklar arası damarlara ayrılırlar. Lopçuklar arası damarlardan getirici damarlar ayrılıp yumakçık (glomerülus) yapısına girer.[16]

Damarlar, yumakçık içinde daha da küçük dallara ayrılıp, 20 ila 40 arasında değişen kılcal damar kıvrımlarına dönüşürler.[17] Bu kılcal damarlar yumakçık içindeki tampon bölge (mesenjium) ile çevrelenmiştir. Kılcal damarlar birleşerek yumakçıktan götürücü damarlar olarak ayrılırlar.[18] Genel olarak, kabuk bölgesinin yüzeyine yakın olan nefronlardan ayrılan götürücü damarlar borucukları çevreleyerek peritubüler damar ağını oluştururlar.[19] Öte yandan kabuk bölgesinin daha derinlerinde yer alan yumakçıklardan ayrılan damarlar vasa recta (dik damar anlamına gelmektedir) denen, öz bölgenin derinliklerine inen damarları oluştururlar. Bu damarlar öz bölgenin derinliklerine indikten sonra toplardamar olarak yukarı çıkarlar.[20]

Böbrek damar atar ve toplar damar üzerinde ilgi çekici ve çoğu organlardan değişik olup, kendine özgü olan birkaç özelliği bulunmaktadır. Genellikle bir organa gelen atardamar küçük dallara ayrıla ayrıla atar damarcıkları (arteriyol) oluşturur.[21] Bunlar da kılcal damarlara ayrılıp (dokuyla alyuvarlar arasında oksijen alışverişinin gerçekleştiği, ve kansıvısıyla dokular arasında besin öğelerinin ve dokulardaki atıkların alış-verişlerinin gerçekleştiği damar bölgesidir), kılcal damarlar da toplar damarcıkları, bunlar da birleşerek toplar damarları oluşturur.[22] Böbrekte ise temiz kanı taşıyan getirici damarlar yumakçık içine girdikten sonra kılcal damarlara ayrılır, ve bunlar yumakçıktan ayrıldıktan sonra yine atar damarcık niteliğinde olan götürücü damarlara dönüşür. Özetle, böbrekte öbür organlarda bulunan temel atar damarcık-kılcal damar-toplar damarcık düzeni bulunmaz; yumakçık içinde bulunan kılcal damarlar iki atar damarcık arasında bulunmaktadır.[23]
Yumakçık (Glomerül)
Ana madde: Glomerulus
Yumakçığın şeması

Yumakçıkların kılcal damarlarında duvarları delikli endotel (damarların en iç katmanında bulunan göze türü) gözeleri bulunur.[24] Bu endotelin dışında ise iki katlı epitel gözeler bulunur. Endotele yakın olan iç epitel gözeleri (viseral) endotel dokudan yalnızca bir bazal zarı (epitel dokularda epitel gözenin en alt bölümünde bulunan, epiteli altındaki bağ dokudan ayıran zardır) ile ayrılır.[25] Dış epitel gözeleri (paryetal) ise bowman kapsülü (yumakçığı çevreleyen yapı) üzerinde bulunmaktadır. Bu iki katlı epitel gözeleri arasındaki boşluğa da üriner boşluk (yumakçıktan süzülen kandan oluşan sıvının -süzüntü- geçtiği boşluk) denilmektedir.[26]

Yumakçığın kılcal damarının duvarı, bu damarlardan geçen kansıvısının süzme işleminin gerçekleştiği yerdir, ve şu yapılardan oluşmaktadır:

    İnce, delikli endotel gözeler. Her bir delik 70 ila 100 nm (nanometre) çapındadır.[27]
    Yumakçık bazal zarı 3 katmandan oluşur. Ortada elektron bakımından yoğun olan lamina densa ("yoğun katman" anlamına gelmektedir), ve bunun her iki yanında elektron bakımından seyrek bulunan lamina rara ("seyrek katman" anlamına gelmektedir) bulunmaktadır. Lamina raranın endotele yakın olan katmanına lamina rara interna, iç epitele yakın olan katmanına ise lamina rara eksterna denilir.[28] Yumakçık bazal zarı çoğunlukla 4. tip kolajenden (kolajen, bağ dokuların yapı taşı olup, organları yapı bakımından ayakta tutan büyük moleküllerdir), laminin adlı bileşikten, çoklu anyonik proteoglikanlardan (çoğunlukla heparan sülfat), fibronektinden, entaktinden, ve birkaç başka glikoproteinlerden oluşmaktadır. 4. tip kolajen bir yapı ağı oluşturarak öbür glikoproteinleri birbirlerine bağlar.[29]
    İçteki epitel gözeler (podosit, "ayak gözeleri" anlamına gelir), yumakçık bazal zarının lamina rara eksterna katmanı üzerinde yer alıp, adetâ çok ayaklı gözeleri andırır. Bu ayakçıklar arasındaki 20 ile 30 nanometre genişliğindeki boşluklara süzme yarıkları denir. Bu süzme yarıkları birbirlerine ince bir böleç ile bağlanır.[30]
    Yumakçık yapısı tampon bölge olan mesenjium bölgesi ile dengelenmektedir; mesenjium gözeleri kılcal damarlar arasını doldurmaktadır. Bu gözeler mezoderm kökenli olup, kasılabilir, yutabilir, çoğalabilir, bağ dokuyu oluşturan kolajen yapabilir özelliktedir. Tıpkı damar çeperlerindeki kasılıp gevşeyebilen düz kası andırmaktadır. Bu gözeler ayrıca bir sürü tür yumakçıktan kaynaklanan hastalıkların (glomerulonefrit) oluşmasında rol oynar.[31]

Yumakçık dokusu

Yumakçıkdaki kılcal damarların duvarlarındaki endotel gözelerin delikli olması, su ve küçük moleküllere karşı geçirgen olmasını, ve aynı zamanda 70 kilodaltondan büyük proteinlere karşı ise geçirimsiz olmasını sağlar. Ayrıca bazal zarın negatif yüklü (anyon) heparan sülfat ve başka anyonik molekülleri bulundurması pozitif yüklü moleküllere karşı geçirgenliğini arttırır. Bundan dolayı, kandaki yüksek derişimde bulunan Albumin proteini, negatif yüklü olmasından dolayı bu kılcal damarlardan süzülmez.[32] Bu seçici geçirgenliği ayrıca süzme yarıklarının arasındaki böleçte bulunan proteinler de etkiler. Bu seçici geçirgenliği sağlayan moleküllerin genlerindeki değişinim sonucunda bu seçici geçirgenlik bozulabilir, ve ortaya nefrotik sendrom denilen klinik durum çıkabilir.[33]
Borucuklar (Tubulus)

Borucukları çevreleyen epitel gözelerin yapıları ve buna bağlı işlevleri böbreğin katmanlarına göre değişiklik gösterir. Yakınsal borucuk gözeleri uzun mikrovilüsleri, çok sayıda mitokondrileriyle geri emilimde önemli rol oynar.[34] Yakınsal borucuk gözeleri süzülmüş sodyumun ve suyun üçte ikisinin, ayrıca glikozun, potasyumun, fosfatın, amino asitlerin ve proteinlerin geri emiliminde büyük önem taşır. Aynı zamanda bu gözeler ağıların da geri emilimini yapar, ve ağılar bu gözelere zarar verebilir.[35]

Yumakçık-bitişiği aygıtı (jukstaglomerüler aygıt) yumakçığın içine sokulmuş durumda olup, getirici damarla da bitişiktir.[36] Bu aygıtın içinde yumakçık-bitişiği gözeler yer almaktadır. Bu gözeler düz kas niteliğinde olup, getirici damarların duvarlarında bulunur, ve renin bileşiğini içerir.[37] Ayrıca uç borucukların yumakçığa yakın olan bölgesine maküla densa denir ve bu bölge yumakçık-bitişiği aygıtıyla da iç içedir.[38] Süzüntüdeki sodyum derişimini algılayan maküla densa, yumakçık-bitişiği aygıtına geri besleme yaparak buradaki gözelerin kasılıp ya da gevşemesini sağlar. Böylece, böbrekler kendilerine gelen kandaki (başta sodyumun olmak üzere) elektrolitlerin derişimlerine göre yumakçığa gelen kan miktarını ayarlayıp, süzmeyi de buna koşut bir biçimde etkiler. Bu yolla, böbrekler, kandaki olağan değerlerinin üstünde ya da altında olan elektrolitlerin atılımlarını etkileyerek derişimlerini ayarlayabilir.[39]
İşlevleri
Kuzu böbrekleri
Ana madde: Böbrek fizyolojisi

Böbreklerin işlevleri beş çatı altında toplanabilir:[40]

    Metobolizma atık ürünleri olan üre, kreatinin, ürik asit, ilaç ve toksinlerin vücuttan atılmasını sağlamak
    Vücut sıvı elektrolit dengesini düzenlemek
    Vücudun asit baz dengesini düzenlemek
    Kan basıncını ayarlamak
    Alyuvar yapımını uyarmak

Böbreğin işlevlerinin daha iyi anlaşılması için böbrek fizyolojisinin iyi bilinmesi gerekir.
Atık ürünlerin atılması

Böbrekler yapım-yıkım sonucunda oluşan çeşitli atık ürünleri özellikle protein yapımı ve protein yıkımı sonucunda oluşan üreyi ve nükleik asitlerin yapım-yıkımı sonucunda oluşan ürik asidi, ve suyu vücuttan dışarı atar. Böbreklerin çalışmaması veya işlevini yapamaması durumunda bu atıklar atılamayacağı için sorun teşkil eder.[41]
Vücut dengesinin (Homeostaz) sağlanması
Şematik olarak böbrek

Böbrekler vücut dengesinin sağlanmasında çok büyük önem taşır. İşlevleri arasında:

    Asit-baz dengesini sağlamak,
    Kansıvısının, ve vücuttaki değişik bölmelerdeki sıvıların elektrolit derişimlerini düzenlemek,
    Kan basıncını ayarlamak,
    Kan hacmini düzenlemek

önemli yer tutar.[42]

Böbrekler bu işlevlerin çoğunu öbür organlarla (özellikle kalp, iç salgı bezleri ve karaciğer) eş güdümlü bir biçimde gerçekleştirir. Böbrekler bu organlarla kandaki hormonlar yoluyla iletişir. Ancak, kan hacmini, basıncını algılama konusunda böbreğin içsel alıcıları bulunmaktadır.[42]

Öz ayarlama mekanizması (tübüloglomerüler geribildirim): Bu mekanizma genel olarak, afferent arteriollerdeki miyojenik (kas dokusundan kaynaklanan) gerilim reseptörlerinin aktivitesi olarak kabul edilmektedir. Nefronlardaki macula densa hücreleri Na+ ve Cl- düzeyindeki değişikliklere duyarlıdır. Glomerüler hidrostatik basıncın artması ile glomerüler filtrasyon oranı (GFR) de artar. Bu artış; macula densa'ya gelen Na+ ve Cl- oranında da artışa neden olacaktır. Fizyolojik yanıt ise afferent arteriolün daralması ve mezangiyum hücrelerinin büzülmesidir.[43]
Asit-baz dengesinin düzenlenmesi

Böbrekler kandaki pH'yi, H+ (protonun) ve HCO3- (bikarbonatın) derişimini ayarlayarak küçük bir aralıkta tutar. Bu konuda akciğerle eş güdümlü çalışır.[44] Daha ayrıntılı bilgi için böbrek fizyolojisi maddesine bakınız.
Kan basıncının ayarlanması

Böbrekler kan basıncının düzenlenmesinde önemli rol oynarlar. Kansıvısındaki sodyum derişimi, kan hacmiyle ve dolayısıyla kan basıncıyla yakından ilgilidir. Nefronların içinde sodyumun (ve öbür elektrolitlerin) süzülmesini ve geri emilimini sağlayan yapılar bulunmaktadır. Ayrıca böbrek üstü bezlerinin Zona Glomerulosa bölgesinden salgılanan Aldosteron da böbreğin uç borucuklar ve toplama kanalları üzerinde etkisini göstererek kan basıncını ayarlamada önemli bir yer tutar.[45]
Kansıvısı hacmi

Kansıvısının toplam derişimindeki (osmolalite) değişikler hipotalamustaki derişim-alıcılarınca algılanır. Hipotalamusun uzantısı olan hipofiz bezinin arka bölümü kansıvındaki derişimin artması üzerine vazopressin (ADH) salgılar. Bu da böbreklerin toplama kanallarına etkiyerek suyun geri emilimini arttırıp, idrarın daha derişik olmasına neden olur. Böylece böbrek, hipofiz beziyle eş güdümlü bir biçimde çalışarak kansıvısının hacmini dengede tutar.[46]
Hormon salgılamak

Böbrekler eritropoetin (alyuvar yapımını uyaran hormon) salgılar. Ayrıca etkin durumda olmayan vitamin D'yi (önhormon) etkin duruma getirir.[47]
Hastalıklar

Böbrekler karmaşık organlar oldukları için, hastalıkları da karmaşıktır. Bundan dolayı, böbrek hastalıklarını öbeklere ayırmak mantıklıdır. Ancak, böbrekte çok türde hastalık bulunmasına karşın, bunların belirtileri aynı oranda çeşitli değildir; çoğu aynı öbekten hastalıklar benzer biçimlerde kendilerini gösterir. Dolayısıyla, öncelikle böbrek hastalıklarının genel bulguları incelenecek, ondan sonra hastalıklar öbek halinde ele alınacaktır.[48]
Böbrek hastalıklarında bulgular

    İveğen (akut) nefritik sendromu yumakçıktan kaynaklanan ve çoğunlukla iveğen gelişen, idrarda kan bulunması durumudur (hematüri). Bunun yanında, idrarda orta düzeyde protein (proteinüri) ve yüksek kan basıncı bulguları, streptokok sonrası gelişen glomerulonefritin alışılmış sunumudur.[49]
    Nefrotik sendrom, idrarda ağır oranda protein bulunması (günde 3.5 gramdan çok), kanda albümin düzeyinin düşmesi (hipoalbüminemi), aşırı şişlik, kandaki yağ düzeylerinin yükselmesi (hiperlipıdemi), ve idrarda yağ bulunması bulgularıyla ortaya çıkar.[50]
    İveğen böbrek yetmezliği idrarın kesilmesi (oliguri), ya da idrarsızlık (anüri), ve kanda azotlu atıkların artması (azotemi) ile ortaya çıkar. Yumakçıkta, ara bölgelerde, böbrek damarlarına gelen hasar sonucunda, ya da borucuklarda iveğen gelişen doku ölümü (akut tubüler nekroz) sonucunda ortaya çıkar.[51]
    Süreğen (kronik) böbrek yetmezliği, üreminin (böbrek yetmezliği sonucu kandaki azotlu atıkların artıp, bunların vücuttaki dokulara ve organlara zarar vermesi sonucunda ortaya çıkan belirtiler bütünüdür) belirtileriyle özdeştir, ve herhangi bir böbrek hastalığının ilerlemesi sonucunda varacağı son noktadır.
    Böbrek borucuk bozuklukları, idrar çokluğu (poliuri), gece yatağı ıslatma (noktüri), ve elektrolit düzensizlikleriyle ortaya çıkar.[52]
    İdrar yollarında bulaşım, idrarda bakteri (bakteriuri) ve irin bulunmasıyla ortaya çıkar. Bulaşım belirtili de, belirtisiz de olabilip, yalnızca aşağı idrar yollarını (sidik kesesini), ya da böbrek de içinde olmak üzere yukarı idrar yollarını da etkileyebilir.
    Böbrek taşı, böbrek kuluncu, idrarda kan olması, ve yineleyen taş oluşumları ile ortaya çıkar.
    Boşaltım yollarında tıkanma ve böbrek urları daha çok anatomiyi ilgilendiren durumlardır, ve sorunun olduğu yere göre belirtileri değişir.

Böbrek üstü bezleri

Böbrek üstü bezleri (adrenal bezler, suprarenal bezler, sürrenal bezler), üçgen biçimini andıran iç salgı (endokrin) bezleridir. Anatomik olarak böbreklerin hemen üstlerinde bulunduklarından bu adı almışlardır. Kabuk (korteks) ve öz (medulla) olarak anılan iki ayrı katmandan oluşan bezlerin temel işlevi fizyolojik gerilim (stres) karşısında kortikosteroid (kabuk katmanı) ve katekolamin (öz katman) bireşimleyip kana salgılamaktır. Adrenalin ve nöradrenalin salgılarlar.
Anatomi

Anatomik olarak, böbrek üstü bezleri, karnın karın zarı arkası (retroperitonal) bölgesinde bulunup, böbreklere göre ön-üst (anterosüperior) konumdadırlar. Bütünüyle yağ dokusuyla çevrelenmişlerdir ve bu yağ dokusu da böbrek zarı (renal fasiya) ile çevrelenir. Böbrek üstü bezleri, kabuk (korteks) ve öz (medulla) olmak üzere iki ayrı katmana ayrılır.
Böbrek üstü bezleri besleyen damarlar

Bezlere giden ve bezlerden ayrılan atar ve toplar damar öbekleri her ne kadar kişiden kişiye değişkenlik gösterse de atar damarlar genellikle üçe ayrılır:

    Üst böbrek üstü atar damarı, (alt diyafram atardamarından ayrılır.)
    Orta böbrek üstü atar damarı, (karın bölgesi aorttan ayrılır.)
    Alt böbrek üstü atar damarı (böbrek atardamarından ayrılır.)

Bezlerden gelen kanı toplayan damarlar ise birleştiği damar bakımından sağda ve soldaki bezlerde değişiklik gösterir:

    Sağ böbrek üstü toplar damarı alt ana toplar damara,
    Sol böbrek üstü toplar damarı ise alt diyafram toplar damarına ya da böbrek toplardamarına bağlanır.

Tiroid bezi gibi böbrek üstü bezleri de gram başına en çok kan alan bölgelerdir. Bu da evrimleşmenin doğal bir sonucudur, çünkü bu tür endokrin organlar, bir canlının fizyolojik gerilim karşısında vücut dengesinin (homeostaz) bozulmadan işlevini sürdürebilmesi için çok önemlidir.

Tıpkı öbür endokrin bezlerde olduğu gibi, bu bezlerin toplardamarlarında hormonlar çok derişiktir. Tıpta bu durumdan yararlanılarak, bu hormon düzeylerinin dengesizliklerinden kuşkulanıldığı durumlarda böbrek toplardamarındaki hormonların derişimi ölçülüp, bu incelemeler tanı konulmasında yardımcı nitelikte olabilir.
Doku özellikleri ve katmanları
Böbrek üstü bezlerinin katmanları

İki ayrı katmana ayrılan böbrek üstü bezlerinin bu katmanlarında da alt katmanlar söz konusudur:

Kabuk bölgesi üç katmandan oluşur. Bunlar dıştan içe sırasıyla:

    Zona glomerulosa: Latince'de "yumakçık bölgesi" anlamına gelir ve çoğunlukla aldosteron salgılar.
    Zona fasciculata: Latince'de "demet bölgesi" anlamına gelir ve çoğunlukla kortizol salgılar.
    Zona reticularis: Latince'de "ağ bölgesi" anlamına gelir ve çoğunlukla seks hormonlarını (dihidroepiandrosteron (DHEA) ve androstenedion) salgılar. Bu hormonlar öbeğine androjenler denilmektedir.

Öz bölge ise, kabuk bölgesinin aksine, tek bölgeden oluşmaktadır ve buradaki gözelere Kromafin gözeleri denir. Kromafin, Yunanca'da "renke ilgi" anlamına gelir. Böyle adlandırılmasının nedeni, Krom tuzlarıyla boyandığında, bu gözelerin içindeki katekolaminlerin yükseltgenip, çoklu bileşik (polimer) haline dönüşmesi ve elde edilen bileşiğin kahverengi olmasıdır.
Fizyolojik işlev

Burada, bezlerin kabuk ve öz katmanlarının işlevleri ayrı ayrı açıklanacaktır.
Kabuk katmanı ve hormonları

Kabuk bölgesi, bezin yaşamsal önem taşıyan katmanıdır. Bu yapıdan hipofiz bezinden salgılanan adenokortikotropik hormon (ACTH) hormonunun etkisiyle başta kortizol olmak üzere çok sayıda hormon salgılanır. Kortizol salgılanma düzeni gün içinde gösterdiği değişiklikler açısından ilginç bir özellik taşır. Gün boyunca değişen derişimlerle kana salgılanan kortizol, akşam sıralarında ve uykuya dalıştan hemen sonraki saatlerde en az düzeydeyken, sabah kalkmadan önceki saatlerde ise en yüksek düzeydedir. Böbrek üstü bezlerinden salgılanan öteki kabuk hormonları da kortizole benzer değişiklikler gösterir. Bu değişkenliğin nedeni, hipotalamustaki CRH salgılanmasına bağlı olan ACTH salgılanımının, aydınlık/karanlık döngüsüne ilişkin bilginin retinadan hipotalamusta bulunan çifte çekirdeklere (suprachiasmatic nuclei) iletilmesine bağlı olmasıdır. Ön görülebileceği gibi, koma, körlük ya da sürekli ışığa ya da karanlığa maruz kalma durumlarında bu değişkenlik de ortadan kalkar.
Glukokortikoidler

İlgili madde: Kortizol

Zona Fasciculata bölgesinden salgılanan kortizolun (ana glukokortikoid) çok yönlü etkileri vardır. Tıpkı öbür steroid bileşikleri gibi, kortizol, etkisini erek gözenin çekirdeğine girerek, DNA'nın kalıt yazımından mesajcı RNA'yı bireşimleyerek, ve bundan da yeni protein bireşimleterek gösterir. Yukarıda da açıklandığı gibi Glukokortikoidler yaşamsal önem taşır. Glukokortikoidler etkilerini, şeker üretimi (glukoneojenez), damarların katekolaminlere yanıt vermeleri, yangının ve bağışıklık sisteminin baskılanması ve merkezi sinir sisteminin düzenlenmesi biçiminde gösterir.

    Glukoneojenezin uyarımı: Kortizolun en önemli etkinliklerinden ikisi glikojen depolanması ve glukoneojenezdir. Genel olarak, kortizol etkileri yıkıma (katabolizma) ağırlık verir. Kortizol, protein, yağ ve karbonhidrat yapım-yıkımını eş güdümlü bir biçimde şeker üretimini arttıracak şekilde düzenler: kaslardaki protein yıkımını arttırıp, yeni protein bireşimlenmesini baskılar, ve böylece karaciğerin şekere dönüştürmesi için serumda amino asit sağlamış olur. Benzer bir biçimde yağ yıkımını da arttırıp, karaciğerin şekere dönüştürmesi için serumda gliserol bileşiğini de sağlar. Son olarak, kortizol, şekerin dokularca kullanımını ve yakılmasını da engelleyip, yağ gözelerinin (adipoz) insüline olan duyarlılığını da azaltır. Tüm bunlardan dolayı, açlık sırasında yaşamda kalabilmek için glukokortikoidler çok önemlidir; beyin kandaki şekerden dolayı işlevini sürdürebilir. Kortizolun olağan düzeyinden düşük olduğu durumlarda kan şekeri düşer (hipoglisemi), ve yüksek olduğu durumlarda da kan şekeri artar (hiperglisemi).
    Yangıyı baskılayıcı etkileri: Kortizol bunu üç yolla gerçekleştirir:
        Lipokortinin bireşimlenmesini uyarır. Fosfolipaz A2 enzimini baskılayan lipokortin, bundan dolayı arachidonic asitin zar fosfoyağlardan serbest bırakılmasını önler. Arachidonic asit, yangıyı tetikleyen etmenlerin bireşimlenmesinde kullanılan önemli bir bileşiktir. Bu dolaylı yol ile kortizol, yangıyı baskılar.
        Kortizol, interlükin 2 (IL-2)'nin üretilmesini ve T lenfositlerinin çoğalmasını engeller.
        Kortizol mastositlerden histaminin, pıhtı gözelerinden (trombosit) serotonin salgılanmasını baskılar.
    Bağışıklık sisteminin baskılanması: yukarıda da açıklandığı gibi, kortizol interlükin 2 (IL-2)'nin üretilmesini ve T lenfositlerinin çoğalmasını engeller. Organ nakli gerçekleşmiş olan hastalarda organ reddini önlemek için glukokortikoidler ilaç olarak verilir.
    Damarların katekolaminlere yanıtını olanaklı kılar: Kortizol kan basıncının olağan değerlerde izlemesi için gereklidir, bunu damarcıklardaki (arteriyol) alfa-1 katekolamin alıcılarının etkinliğini arttırarak yapar. Böylece, kortizol damarcıkların büzülmesinde ve kan basıncının artmasında önemli rol oynar. Kortizol düzeyi olağanın altında olduğunda, hipotansiyon, olağan düzeyinin üstünde seyrettiğinde ise hipertansiyon gerçekleşir.
    Kemik oluşumunu baskılar: Bunu kemiklerde bulunan 1. tip kollajenin (bağ dokunun yapı maddesi) bireşimlemesini engelleyerek, kemik gözelerinin (osteoblast) çoğalmalarını engelleyerek, ve bağırsaktan kalsiyum emilimini azalatarak gerçekleştirir.
    Glomerüler süzme hızını (GFR) azaltmak: Kortizol, nefronlardaki getirici damarcıkları genişleterek böbreğe giden kan akışını, ve GFR'yi arttırır.
    Merkezi sinir sistemine etkisi: Özellikle limbik sistemde olmak üzere, merkezi sinir sisteminde glukokortikoid alıcıları bulunmaktadır. Glukokortikoidler, REM uykusununu azaltır, yavaş-dalgalı uyku evresini arttırır, ve genel olarak uyku zamanını azaltır.

Mineralokortikoidler

İlgili madde: Aldosteron

İnsanlarda en çok bireşimlenen mineralokortikoid Aldosteron'dur. Yalnızca Zona Glomerulosa bölgesinden salgılanan hormon, tıpkı Zona Fasciculata'dan salgılanan kortizol gibi kolesterol molekülünden bireşimlenir, ve bu tepkimeler dizisindeki enzimler aynıdır. Zona Glomerulosa'da ek olarak Aldosteron sentaz adlı enzim bulunduğundan Aldosteron yalnızca bu bölgede bireşimlenir. Ancak, Zona Glomerulosa kortizol üretmez. Bunun nedeni, Zona Glomerulosa'da progesterondan kortizol bireşimlemesini sağlayan 17-alfa-hidroksilaz enziminin bulunmamasıdır.

Aldosteron mineralokortikoid özelliği gösteren tek steroid değildir; 11-deoksikortikosteron (DOC) ve kortikosteron bileşikleri de mineralokortikoid kimyasal davranışlarını sergilerler. Bundan dolayı, mineralokortikoid bireşimlenmesindeki tepkiler dizisinde DOC'den sonraki bir aşamada eksiklik olursa (11-beta-hidroksilaz ya da aldosteron sentetaz enzimlerinde eksiklik), mineralokortikoid etkinliğinde bir azalma olmaz. Ancak tepkiler dizinde DOC'den önceki bir aşamada bir aksaklık çıkarsa (21-beta-hidroksilaz eksikliği), o zaman mineralokortikoid etkinliğinde azalma gerçekleşir.

Mineralokortikoidler, etkilerini böbreklerin nefron yapısındaki uç borucuklarda (distal tubül) ve toplayıcı kanallarda gösterir: Na+ (sodyum) geri emilimini arttırıp, K+ (potasyum) atılımını ve H+ (proton) atılımını arttırır. Na+ geri emilimini ve K+ atılımını prinsipal gözelerde, H+ atılımını ise alfa-aracık gözelerinde gerçekleştirir. Bu sodyum geri emilimi, ve potasyum ve proton atılımı sonucu göze-dışı (ekstraselüler)hacim artıp, hipertansiyon, potasyum düzeyi düşüklüğü (hipokalemi) ve metabolik alkaloz gerçekleşir. Aldosteron düzeyi düştüğünde ise (örneğin böbrek üstü yetmezliğinde) Na+ geri emilimi azalıp, K+ ve H+ atılımı da azalır. Bu durumda ise göze-dışı hacim azalıp, potasyum düzeyi yükselir (hiperkalemi) ve metabolik asidoz oluşur.

Her ne kadar kortizolun da mineralokortkoid etkinliği olsa da (kortizol mineralokortikoid alıcılarına aldosteron'la aynı düzeyde ilgiyle bağlanabilir), böbrekte Aldosteron'un etki ettiği erek gözeler (prinsipal gözeler ve alfa-aracık gözeleri), kansıvındaki (plazma) kortizole "aldanmazlar." Bunun nedeni, bu gözelerde 11-beta-hidroksisteroid dihidrojenaz enzimi bulunmasıdır: bu enzim, kortizol'u kortizon'a dönüştürmekte, ve kortizol'un aksine, kortizon'un mineralokortikoid etkinliği yoktur. Bundan dolayı, kortizolun yüksek izlediği durumlarda bile, mineralokortikoid alıcıları bundan etkilenmez.
Eşeysel hormonlar (androjenler)

Yukarıda da belirtildiği gibi, kabuk bölgesi DHEA ve androstenedion bireşimlemektedir. Erkeklerde, bu bileşikler testiste testosterona dönüştürülmektedir. Erkeklerde, böbrek üstü bezlerinin salgıladığı bu androjenlerin önemi azdır, çünkü testosteron testislerde kolesterolden bireşimlenir. Bunun aksine, kadınlarda böbrek üstü bezlerinin ürettiği androjenler önemlidir, ve ergenlik çağında koltukaltı ve pubik bölgelerde kılların çıkmasından sorumludur.
Öz katman

Böbrek üstü bezlerinin öz katmanı, özerk sinir sisteminin sempatik bölümünün bir sinir düğümüdür (ganglion). Sinir düğümü öncesi nöronların gövdeleri omuriliğin göğüs bölgesinde bulunmaktadır. Bu nöronların aksonları büyük splanknik sinirden geçerek böbrek üstü bezinin öz bölgesine ulaşıp ve kromafin gözelerle sinir bağlanımı yapıp, asetilkolin salgılarlar. Asetilkolin, sinir düğümü sonrasındaki nöronların nikotinik alıcılarını etkinleştirir. Kromafin gözeler bunun üzerine dolaşıma adrenalin (epinefrin) ve noradrenalin (norepinefrin) salgılar. Sinir düğümü sonrasındaki nöronların genellikle noradrenalin salgılamalarına karşın, böbrek üstü bezlerinin öz bölgesi çoğunlukla (%80) adrenalin, ve ancak %20 oranında noradrenalin salgılar. Bunun nedeni, öz bölgede feniletanolamin-N-metiltransferaz (PNMT) enziminin bulunması, ve bu enzimin sempatik sinir düğümü sonrası nöronlarda bulunmamasıdır (bu enzim noradrenalini adrenaline dönüştüren kimyasal tepkimeyi tetikler). Noradrenalinden adrenalin bireşimlenmesini olanaklı kılan kortizoldur. Kabuk bölgesinde bireşimlenen kortizol bu bölgeden ayrılan toplardamar ile öz bölgeye ulaşır ve bu tepkimeyi tetikler.
Hastalıklar

Böbrek üstü bezlerinin kabuk bölgesinden kaynaklanan düzensizliklerin çoğu belirli bir katmandaki hormonun gereğinden az ya da çok bireşimlenmesinden kaynaklanır (kortizol, aldosteron ya da eşeysel hormonları). Bir hormonun olağan derişiminin altında ya da üstünde üretilip salgılanması kişide belirtilere neden olur, ve aynı zamanda o hormonun kansıvındaki ve idrardaki derişiminin de değişmesine yol açar. Ayrıca bir hormonun derişiminin az ya da çok olması o hormonun geri beslemesini de etkiler, ve yalnız bundan yararlanılarak incelemeler yapılabilir.
Cushing Sendromu
Ana madde: Cushing sendromu

Cushing Sendromu, glukokortikoidlerin (kortizol hormonunun) olağanın üstünde bir düzeyde olduğu durumlarda ortaya çıkan belirtiler bütünüdür. Cushing Sendromunun alışılmış nitelikleri kilo artması, obezite, kan basıncının artması (hipertansiyon), ve derinin zayıflaması sonucu oluşan çizgilerdir.
Conn Sendromu

Conn sendromu, daha çok Mineralokortikoid fazlalığı olarak da bilinir. Belirtilerinin çoğu hipokalemiden (potasyum düzeyinin düşük olması) kaynaklanıp yorgunluk, kas güçsüzlüğü, ve kasınçlar olarak ortaya çıkar. Çoğu zaman, erken yaşta çıkan yüksek tansiyon ve bununla birlikte kendiliğinden ortaya çıkan düşük potasyum düzeylerinde bu düzensizlikten kuşkulanılır. Mineralokortikoid fazlalığı, Aldosteron'un (ya da başka bir mineralokortikoidin) özerk bir biçimde üretildiği (renin bu durumda düşük düzeydedir) birincil böbrek üstü bezi hastalığından ya da renin düzeyinin yükselmesi (aldosteron salgılanımı arttırır) gibi böbrek üstü bezleri dışında bir nedenden de kaynaklanabilir. Bu son duruma örnek olarak, kandolumlu kalp yetmezliği, karında sıvı birikimli siroz, böbrek atar damarı akımında azalma, renin üreten ur örnek verilebilir.
Addison Hastalığı
Ana madde: Addison hastalığı

Böbrek üstü bezlerinin kabuk bölümünün, özbağışıklık (bağışıklık sisteminin vücuttaki dokulara saldırması), verem ya da mantar bulaşımı nedeniyle zarar görmesine bağlıdır. Güçsüzlük, kansızlık, kilo yitimi, mide-bağırsak rahatsızlıkları, kan basıncı düşüklüğü, deride kararma, bazı hastalarda da aşırı sinirlilik ve aşırı duyarlılıkla gelişir. Eskiden ölümle sonuçlanabilirken, günümüzde yapay hormonlarla kesin olarak sağaltılmaktadır.
Feokromositom
Ana madde: Feokromositom

Böbrek üstü bezlerinin katekolamin salgılayan öz bölgesindeki Kromafin gözelerinde çıkan urlara feokromositom, ve sempatik sinir sistemi sinir düğümlerinde katekolamin salgılayan gözelerde çıkan urlara ise Paragangliom denilmektedir. Bu urların bulguları ve belirtileri birbirlerine benzedikleri için, çoğu tıbbi yetke bu iki uru birden feokromositom çatısı altında toplar. Buna karşın, bu iki urun ayırt edilmeleri önemlidir, çünkü beklenen gidişleri (prognoz), kötücül olma olasılıkları ve kimi zaman kalıtsal özellikleri ayrı olabilir.

Cinsel organ

Cinsel organ veya üreme organı, bir hayvan vücudunun cinsel üreme ile ilgili herhangi bir parçasıdır. Üreme organları birlikte üreme sistemini oluşturur. Erkekte testis ve dişilerde yumurtalık, birincil cinsel organlar olarak adlandırılır.[1] Kalan kısımlar ise ikincil cinsel organlardır ve bunlar, dış cinsel organlar ve iç cinsel organlar içinde yer alır.[1] Yosunlar, eğrelti otları ve bazı benzer bitkiler, gametofitin bir parçası olan üreme organları için gametangia'ya sahiptir.[2] Çiçekli bitkilerin çiçekleri polen ve yumurta hücreleri üretir ancak cinsel organlarının kendileri polen ve ovül içindeki gametofitlerin içindedir.[3]
Penis
Ana madde: İnsan penisi

Penis, erkek cinsel organı. Latincede "kuyruk" anlamına gelir.[kaynak belirtilmeli] Penis uyarıldığında damarlar kanla dolarak büyür ve sertleşir. Buna sertleşme (ereksiyon) denir. Sertleşen penis içindeki meninin dışarı atılmasına boşalma (ejakülasyon) denir.
Vajina
Ana madde: Vajina

Vajina ya da vajen, kadın cinsel organı. Vajina girişi ile başlayan ve uç kısmında rahim ağzının yer aldığı içi boş silindir şeklinde ve normal halde yaklaşık 7-10 santimetre uzunluğunda, 3 santimetre genişliğinde bir yapıdır.


Kadın üreme organları

Kadın üreme organları (genital organlar), kadınlardaki cinsel organlardır. İç genital organlar kadın iskeletinde bacakların hemen üzerinde yer alan leğen kemikleri ve bel kemiği tarafından oluşturulan kemik çatının (pelvis) içinde koruma altına alınmışlardır.

Kadın üreme organlarının bazıları büyük bazıları da küçük anatomik yapıya sahiptir. Vulva olarak adlandırılan dış cinsel organlardan bazıları; dış dudaklar (büyük dudaklar), venüs tepesi (mons pubis), iç dudaklar, klitoristir.
Anatomisi
Dış genital organlar (Vulva)
Ana madde: Vulva

Kadın dış genital organları vücudu örten cilt tabakasının bir devamıdır ve kadın iç genital organlarına giriş kapısını, bebeğin doğduğu "doğum kanalından" çıkış kapısını oluştururlar. Dış genital organlara topluca vulva adı verilir.
İç genital organlar
Dişi üreme organlarının şematik çizimi, önden görünüşü.

İç genital organlar penisi içine kabul eden vajinayla başlar, rahim içine giriş kapısı olan ve aynı zamanda sperm için bir depo görevi üstlenen rahimağzı ile, bebeğin büyüyerek geliştiği ve gebe olunmayan dönemlerde adet kanamasının oluştuğu rahim ile devam eder, buradan sağlı sollu rahimin her iki yanında boynuz gibi yer alan Fallop tüplerine uzanır ve her bir Fallop tüpü, uçlarında bulunan saçaklarıyla yumurtalıklarla yakın temas eder.

    Vajina (Hazne): Rahim ile dış ortam arasındaki bağlantıyı sağlayan boru şeklinde esneme yeteneği çok gelişmiş bir organdır. Cinsel ilişki bu bölgede olur. Doğumda bebek buradan geçerek dünyaya gelir, doğum sonrası çok hızlı bir biçimde eski halini alır.
    Üretra (idrar yolu)
    Fallop tüpleri: Sağlı sollu ve adeta birer boynuz gibi rahim (uterus) yanlarında yer alan yapılardır.
    Rahimağzı: Döllenen yumurta hücresi uterus içinde yer alan bu boşlukta en "verimli" bulduğu bölgeye yerleşir ve çoğalmaya başlar.
    Rahim (Uterus): Döllenme sonrası yumurtanın yerleştiği ve gebeliğin oluştuğu yerdir.
    Endometrium boşluğu: Bebeğin geliştiği bölgedir.
    Tüpler (Rahim kanalları): Vajinaya atılan meninin rahim ağzından içeri girerek yumurtaya ulaşmasını sağlayan yapılardır.
    Yumurtalıklar (Ovaryum): Rahmin her iki yanında yer alan iki adet organdır. Yumurta üretimi ve kadınsal hormonların üretiminden sorumludur.

Erkek üreme organları

Eril üreme sistemi, insan üremesi sürecinde rol oynayan birkaç cinsel organdan oluşur. Bu organlar vücudun dışında ve pelvisin içinde bulunur.
Dış üreme organları
Dış eril üreme organları
Penis
Ana madde: İnsan penisi

Penis eril intromittent organdır. Uzun bir şafta ve sünnet derisi tarafından desteklenen ve korunan penis ucu olarak adlandırılan genişlemiş ampul şeklindeki bir uca sahiptir. Eril cinsel olarak uyarıldığında, penis erekte olur ve cinsel etkinlik için hazır hale gelir. Ereksiyon, penisin erektil dokusu içindeki sinüslerin kanla dolması sonucu meydana gelir. Damarlar sıkıştırılırken penis arterleri genişler böylece kan basınç altında erektil kıkırdağa doğru akar. Penis pudendal arter tarafından desteklenir.
Testis torbası
Ana madde: Testis torbası

Testis torbası (veya skrotum), penisin arkasında asılı duran kese benzeri bir yapıdır. Testisleri tutar ve korur. Ayrıca birçok sinir ve kan damarı içerir. Daha düşük sıcaklık zamanlarında, the Cremaster kas kasılır ve testis torbasını vücuda yakınlaştıracak şekilde çekerken Dartos kası da kırışık bir görünüm verir; sıcaklık arttığında Cremaster ve Dartos kasları, testis torbasını vücuttan uzaklaştırmak ve sonrasında kırışmaları gidermek üzere gevşer.
Dış cinsel organ

Erilin dış cinsel organı, dokuzuncu haftanın sonu itibarıyla dişininkinden farklıdır. Bundan önce, her iki cinsiyetteki genital yumru bir fallustur. Dış genital bölgenin farklılaşması sırasında, gelişimin başlarında üretral oluk fallusun ventral yüzeyinde oluşur. Buna, testis tarafından üretilen ve salınan androjenler neden olur. Androjen kaynaklı gelişme fallusun uzayarak bir penise doğru farklılaşmasına, penisin ventral yüzeyi boyunca üretral oluğu çevreleyen ürogenital kıvrımların birleşimine ve labioscrotal kıvrımların orta hat kapanışına neden olur. Bu kapanış, dış cinsel organ skrotumun duvarını oluşturur. 12. haftanın sonu itibarıyla, dış cinsel organ oluşumunu tamamlar.[1][2]

Doğumda, ergenlik öncesi eril üreme sisteminin gelişimi tamamlanır. Gebeliğin ikinci üç aylık döneminde, erilde testosteron salgısı düşer böylece doğumda testis inaktif olur[3] Gonadotropin salgısı ergenlik başlamasına kadar düşüktür.[4]
Ergenlik
Ana madde: Ergenlik

Ergenlik sırasında artan gonadotropin salgısı, testislerdeki eşey steroidleri oluşumunda artışı teşvik eder. Ergenlik sırasında testislerden artan testosteron salgısı, dışarıdan görülecek olan eril ikincil cinsiyet özelliklerine neden olur.[5]

İkincil cinsiyet özelliklerinin dışarıdan görülmesi şunların büyümesini kapsar:

    testis
    kasık kılı
    tüm vücut
    penis
    gırtlak
    yüz ve koltuk altı kılı

İkincil gelişim, testis torbasının cildinde oluşan koyulaşmanın yanı sıra ekrin ter bezleri ve yağ bezlerinin etkinlik artışını da kapsar.[4]

İdrar

İdrar, sidik veya çiş, insanda ve diğer pek çok hayvanda böbreklerde kanın filtrelenmesiyle oluşan sıvıdır. Böbreklerden üreter yoluyla idrar kesesine taşınan sıvı daha sonra üretra vasıtasıyla boşaltılır. İdrar oluşumu, vücutta mineral ve diğer maddelerin dengesinin sağlanmasında etkilidir. Vücutta olması gerekenden fazla olan veya vücuda zararlı olan maddeler idrar yolu ile dışarı atılır. İdrar, içinde erimiş ya da süspansiyon durumunda bulunan birçok maddeyi uzaklaştırır.[1]
Fizyoloji
Ana madde: Böbrek fizyolojisi

Vas afferens vasıtasıyla nefronda yer alan Malpighi cisimciğine gelen kan burada fenestere tipten damarlardan geçer. Bu endotel kan hücreleri dışındaki glukoz, çözülmüş iyonlar, su ve üre gibi maddelerin geçişine olanak tanır. Buna ek olarak podosit adlı endotelin etrafını saran hücreler özellikle plazma proteinlerine karşı bariyer oluşturur. Endotel ve podositlerin özel bazal laminası albumin gibi plazma proteinlerinin geçişine müsaade etmez. Glomerulusdan Bowman kapsülüne gelen idrar burada proksimal tübüle transfer edilir.

Proksimal tübülde filtre edilmiş glukozun tamamına yakını, sodyum, potasyum, fosfat ve bikarbonatın ise büyük çoğunluğu geri emilir. İdrar daha sonra Henle kulpu, distal tübül ve toplama kanalından geçer. Tübül sisteminin yanında peritübüler kılcallar bulunduğundan reabsorbsiyon ve sekresyon bu damarlarla yapılır. Toplama kanalından idrar kalikslere ve renal pelvise aktarılır.
Yapısı

İdrarın %91 ila %96'sı sudan oluşur. Geriye kalan bileşenleri arasında inorganik tuzlar, üre, organik bileşikler ve organik amonyum tuzları yer alır. Üre, katı maddelerin yaklaşık yarısını oluşturur.[2] Ortalama pH değeri 6,2 olan hafif asidik idrarın sağlıklı bir insanda değeri 5,5 ile 7 arasında değişebilir.[3] İdrarın rengi vücudun su seviyesi, alınan besin ve hastalıklara göre değişebilir. İdrara rengini veren birincil madde ürobilindir.

İdrar sanılanın aksine steril değildir. Yapılan araştırmalara göre idrarda idrar kesesindeyken bile bakteri varlığı tespit edilmiştir.[4][4][5]
Patoloji

Yetişkin bir kişi 24 saat içerisinde ortalama olarak vücut ağırlığının kilogramı başına 20 mL idrar atar. Bu oran içki tüketimine, ortam sıcaklığına ve fiziksel aktiviteye göre değişiklik gösterir. Atılan idrar miktarı patolojik bozukluklara göre yükselebilir, azalabilir veya tamamen kesilebilir.[1]

Erkek Anatomisi ve Üreme Organları

Erkek üreme organları da aynen kadınlarda olduğu gibi dışta yer alanlar ve içte yer alanlar olmak üzere ikiye ayrılır.

Erkeğin dış genital organlarını penis ve içinde erbezlerini (testisleri) barındıran torba (skrotum) adı verilen yapı oluşturur.


Penis

Penis, erişkin bir erkekte 5-9 santimetre uzunluğunda, 3-5 santimetre çapında silindir şeklinde bir organdır. Cinsel uyaranlara bağlı olarak sertleştiğinde boyu yaklaşık iki kat uzar ve çapı artar. Penis boyutlarındaki artışı sağlayan mekanizma penisin iç yapısında bulunan boşluk ve gözeneklerin içinin kan ile dolmasıdır. Uyaran bittiğinde penis kısa sürede eski boyutlarına geri döner.

Penis uzunluğu çok değişken olabilir ve penisin cinsel işleviyle boyutları arasında bilinen bir ilişki yoktur.

Penisin gövde ve baş olmak üzere iki kısmı vardır. Baş kısmı sünnet derisiyle kaplıdır ve erkek sünnet olduktan sonra bu kısım açıkta kalır. Sünnet olmamış erkeklerde sünnet derisinin içindeki baş kısmı sertleşmeyle birlikte ortaya çıkar, sonra eski boyutlarına döndüğünde tekrar deri tarafından örtülür. Penisin baş kısmı sünnet olmamış erkeklerde elle sıyrılarak da ortaya çıkarılabilir.

Penis başı erkeğin en hassas bölgelerinden biridir ve içerdiği çok sayıda sinir ucu sayesinde erkek orgazmında en önemli rolü oynar.

Penisin ortasından uretra adı verilen idrar borusu geçer. Mesaneyle bağlantılı olan bu boru, penis başının uç kısmında bulunan uretra ağzına açılır. Uretra hem meninin hem de idrarın dışarıya boşaltılmasını sağlar.

Erkek uretrası (sağda yer alan şekil) kadın uretrasına göre çok daha uzundur. Kadın uretrasının nispeten kısa olması kadınlarda idrar yolları enfeksiyonlarının kolaylıkla oluşmasına zemin hazırlar.


Torba (skrotum)

Skrotum içinde sağlı sollu yer alan iki testis, sperm kanallarının bir kısmı ve çok sayıda damar yapısı içeren bir yapıdır.

Skrotumun sperm işlevlerini korumak açısından çok önemli bir özelliği vardır:

    Sperm hücreleri ısı değişikliklerinden olumsuz etkilenirler ve işlevlerini en iyi şekilde yerine getirebilmeleri için vücut ısısından yaklaşık 2 derece daha düşük bir ortamda bulunmaları gerekir. Torbanın vücut dışında bulunmasının nedeni budur.

    Torbanın içindeki ısı vücut ısısından daha düşüktür ve soğukta büzüşerek ısı kaybını önler. Sıcakta ise aksine sperm hücrelerinin aşırı ısıya maruz kalmalarını önlemek için gevşer.


Testisler

Torbanın içinde sağlı sollu yer alan iki adet testis, sperm hücrelerinin üretildiği ve testosteron adı verilen erkeklik hormonunun salgılandığı yapılardır.

Testislerin büyüklükleri kişiden kişiye değişmekle beraber, her biri ortalama 20-30 gram ağırlığında, 4-5 santimetre uzunluğunda ve 2-2,5 santimetre kalınlıktadırlar.

Testisler yaklaşık aynı büyüklükte olmalarına karşın yapısal olarak sol testis sağdakine göre biraz daha aşağıda yer alır.

Her testis içinde küçük ve oldukça kıvrımlı sperm kanalcıkları bulunur. Bu kanalcıklar beyindeki hipofiz bezinin salgıladığı FSH hormonunun verdiği emirle sperm hücreleri üretirler.

Testisler yine hipofiz bezinden salgılanan ve LH adı verilen hormonun etkisiyle testosteron hormonu üretirler.

Erkek çocukta ergenlik dönemine girene kadar nispeten düşük miktarlarda salgılanan testosteron hormonu ergenlikle birlikte daha hızlı salgılanmaya başlar ve erkek çocukta ses kalınlaşması, sakal-bıyık çıkması, vücut kaslarının gelişmesi, vücutta erkek tipi kıllanmanın ortaya çıkması gibi erkeksi özelliklerin ortaya çıkmasını sağlar.

Sperm üretimi de ergenliğin başlamasıyla kısa sürede başlar.

Erişkin bir erkekte de testosteron erkek cinsiyete özgü özelliklerin devamını ve sürekli olarak sperm üretimini sağlar.

Testisler,sperm üretimi ve sperm hücresi
Sperm hücresinin yapısı

Sperm hücresi yaklaşık santimetrenin 250'de bir kadar uzunlukta çıplak gözle görülemeyecek kadar ufak bir hücredir.Hücrenin baş, gövde ve kuyruk olmak üzere üç ayrı kısmı vardır.


Baş kısmı sperm hücresinin yumurta hücresi içine girme işlevini yürütür. Bu amaçla bu kısımda yumurta hücresinin dış tabakasını eritip delebilen maddeler bulunur

Gövde kısmı sperm hücresinin 23 kromozomdan oluşan genetik materyalini içerir. Burada ayrıca sperm hücresinin canlı kalması ve hareket etmesi için gerekli olan enerji sağlayıcı maddeler depolanmıştır.

Kuyruk kısmı sperm hücresinin hareketli olmasını sağlar. Kırbaç hareketleriyle ilerleyen sperm hücresi bu şekilde yumurta hücresini bulmaya çalışır.

Sperm üretimi

Her testis içinde çok ince ve birbiri üzerine katlanmış çok sayıda kılcal boru vardır. Sperm hücreleri bu borular içerisinde oluşur ve olgunlaşırlar. Sperm hücrelerinin üretimi ve olgunlaşması yaklaşık 74 gün kadar sürer.

Sperm hücresi üretimi aynen yumurta hücresi üretiminde olduğu gibi esas olarak 46 kromozom taşıyan bir hücrenin tam yarıdan ikiye bölünmesiyle gerçekleşir. Erkeklerin hücrelerinde cinsiyet kromozomu olarak bir X bir de Y kromozomu bulunur. Kadında ise cinsiyet kromozomlarının ikisi de X yapısındadır.

Sperm hücreleri oluşum aşamasında böylece cinsiyet kromozomlarından ya X veya Y kromozomunu alırlar.

Yumurta hücresini dölleyen sperm hücresi Y kromozomuna sahip olduğunda bebeğin cinsiyeti erkek, X kromozomuna sahip olduğunda bebeğin cinsiyeti kız olur.

Yani bebeğin cinsiyetini daima babadan gelen spermin cinsiyet kromozomu belirler.

Testis içindeki kanalcıklar testisin hemen tepesinde yerleşmiş olan epididim adlı yapıyla devam ederler.

Epididim sperm hücrelerinin olgunlaşmasının devam ettiği bölgedir ve hücreler için bir depo görevi üstlenir.

Epididim vaz deferens adı verilen ana sperm iletim kanalıyla devam eder.

Ana sperm kanalının içine seminal vezikülleri, prostat bezi ve Cowper ("kovper" okunur) salgı bezleri kendi salgılarını boşaltarak meninin son şeklini almasını sağlarlar.

Bu salgıların sperm hücreleri üzerinde besleyici ve hareket artırıcı özellikleri vardır. Sperm hücrelerinin bu salgılarla birleşmesi neticesinde oluşan sıvıya meni adı verilir.

Yaklaşık 4 ml. hacmindeki meninin hacmen %60'ı seminal vezikül tarafından, %20'si prostat tarafından oluşturulur.

Prostat en dış kısımda yer alan organ olduğundan ejakulasyonda ilk boşalan sıvı prostat sıvısıdır ve en canlı spermler bu sıvı içinde yer alırlar.

Sperm üretimi devamlıdır, üretilen sperm depolanır ve boşaltılmaya hazır bekler.

Meninin salgılanması ve özellikleri

Meni erkeğin orgazm olmasıyla birlikte dışarı fışkırma tarzında boşalır.

Meni yaklaşık 1.5-5 mililitre miktarında opak-gri renkte, kuruduğunda sarı bir renk alan, kendine özgü bir kokusu olan, yapışkan ve kıvamlı bir sıvıdır.

Vücuttan atıldıktan sonra 5 ila 20 dakika arasında yapışkan halini kaybederek sıvılaşır, 30 dakikada tamamen su halini alır.

Bir boşalmada erkek ortalama 150 milyon sperm hücresi boşaltır.

Yumurta hücresinin döllenmesinde sperm sayısı kadar spermlerin kalitesi de önemlidir.

Meninin çeşitli özelliklerinin laboratuvar koşullarında incelenmesine spermiyogram adı verilir.

Kadın Genital Sistem Anatomisi

Kadın genital sistemini nedir?

Kadın genital sistemi, ‘Üreme Sistemi’ olarak da bilinir. Kadınlardaki cinsel organların oluşturduğu sistemdir.

Görevi:

    Eşey hücrelerini (yumurta) ve üreme hormonlarını üretmek
    Gelişen fetüsü taşımak ve desteklemek
    Fetusun dünyaya gelmesini sağlamakdır.

Kadın genital sistemi kaç bölümde incelenir?

Kadın üreme organları, kişiden kişiye boyut açısından farklılık gösterir.

İki kısımda incelenir:

    Dış genital organlar: İç genital organlara bağlanan giriş kapısıdır.
    İç genital organlar: ’Pelvik boşluk’ içinde yer alır. Pelvik boşluk, iskelet sisteminde bacaklar üzerinde yer alan leğen kemiği ile bel kemiği tarafından oluşturulan kemik çatıdır. Bu yüzden iç genital organlar, ‘pelvik organ’ olarak tanımlanır. Gövdenin pelvis üstünde kalan kısmına karın (abdomen) denir. Gebe rahim ancak 12 haftalık cesamete ulaşınca artık bir pelvik organ değil, abdominal organ haline döner.

Kadın dış genital organları nelerdir?

Dış genital organlar, pubis tepesi (mons pubis), dış dudaklar (labium majus), iç dudaklar (labium minör), klitoris, vestibül, idrar deliği (üretra), vajen girişi (introitus), kzılık zarı (hymen), salgı bezleri (Bartholin ve Skene bezleri) ve perine’dir.


Kadın dış genital organlarının görevleri nelerdir?

Dış genital organların fonksiyonları şunlardır:

    Spermin vücuda girişini sağlamak
    İç genital organları enfeksiyonlardan korumak
    Cinsel haz sağlamak

Vulva ve vulva tepesi neresidir?

Vulva: Dış genital organları içeren bölgeye ‘vulva’ denir. Bu bölgenin üst çatı kısmını oluşturan leğen kemiklerinin birbirleri ile orta hatta birleştiği bölgenin oluşturduğu kabarık kısım olan pubis tepesi (mons pubis), altta makat (anüs) ve yanlarda dış dudaklar (labium majuslar) tarafından sınırlanan bölgeye verilen isimdir.

Dış genital organların bir tabaka altında kadının doğum yapmasında, idrar ve dışkı çıkışı gibi işlevleri istemli olarak yürütmesinde önemli yeri olan kaslar bulunur. Bu kaslara topluca pelvis tabanı kasları adı verilir.

Pubis tepesi (Mons Pubis): ‘Venüs tepesi’ olarak da adlandırılır. Yağ dokusundan ve yağ bezlerinden oluşan, cildin devamlılığı olmasından dolayı üzeri genital kıllarla örtülü yerdir. Klitorisin hemen üzerinde yer alır.


Dış ve iç dudaklar neresidir?

Dış Dudaklar (Labium Majus) (labium = dudak; majus = büyük): Vajinayı sağ ve soldan örten yapıların en dışta bulunanlarıdır. Göreceli etli ve büyüklerdir. Diğer dış genital organları örter ve korur. İçerdiği ter ve yağ bezleri, kayganlığı sağlayan salgıyı üretir. Burada da cilt devamlılık gösterir ve genital kıllar bulunur.

İç dudaklar (Labium Minör (İç Dudaklar) (labium = dudak; minor = küçük): Labium majusların iç tarafında bulunan, vajen girişi ve üretra ağzını çevreleyen, daha ince ve pembe renkli dokudur. Cild yerine sürekli nemli, özel bir doku olan ‘mukoza’ ile örtülüdür. Kıllanma görülmez. İlişki sırasında zengin kan damarları genişleyerek ödemli bir yapıya döüştürür.

Klitoris: ‘Bızır’ adı ile de bilinmektedir. İç dudakların üstte birleşke yerinde bulunur. Yapı olarak erkeklerin penisine karşılık gelen organdır. Uyarıldığı zaman ereksiyon ve orgazm gelişir.


Vajen girişi ve kızlık zarı neresidir?

Vajen Girişi (İntroitus): Labium minörün hemen iç kısmından başlar ve kızlık zarından sonra vajinayla devam eder. İdrar deliği (üretra) ile makat (anüs) arasında yer alır.

Kızlık Zarı (Hymen): Bu yapı ince ve esnek bir dokudur. Kulak memesine yakın kalınlıktadır. Vajen girişini kısmen örten bir dokudur. Şekli çok değişkendir. Tamamen kapalı olup adet kanamasının dışarıya akmasına hiç izin vermeyen bir yapıdan, halk ağzında ‘doğumda bozulur’ şeklinde ifade edilen, tıbbi olarak ‘ilişkiye müsait’ dediğimiz, cinsel aktiviteyle kanamanın olmayacağı incelikte bir yapının olabildiği çok geniş bir şekil yelpazesine sahiptir.

İdrar Deliği, makat, salgı bezleri ve perine nerededir?

İdrar Deliği (Üretra): Mesanenin devamında yer alan boru şeklindeki üretra (idrar yolunun) son kısmı idrar boşaltım sisteminin son basamağını oluşturur. Klitoris altında ve vajen girişi üstünde yer aır.

Vestibül: Klitoris ile vajen girişi (introitus) arasında kalan üçgen alandır. İdrar deliği, vajen girişinin 1 cm. üstünde, burada yer alır. Vestibülün iki tarafına Skene bezleri açılır.

Makat (Anüs): Sindirim sisteminin son kısmı olan kalın bağırsağın dışarıya açıldığı kısımdır.

Perine: Dış dudakların alt kısmında, vajen girişi (introitus) ile makat (anüs) arasındaki bölgedir. 2-5 cm. uzunluğundadır. İdrar ve dışkı işlevlerinin kontrolünü sağlayan kasları barındırır. Bu kaslar doğum sırasında gevşeyerek bebeğin doğmasına izin verirler.

Salgı Bezleri: Dış genital bölgenin kurumasını önlemek ve cinsel ilişkide gerekli kayganlaşmayı sağlamak işlevini yürüten birkaç adet salgı bezi vardır. Bunlar arasında en önemlileri idrar çıkış deliğinin yanlarında yer alan Skene bezleri ve vajina girişinin yakınında sağlı sollu yer alan Bartholin bezleridir.

İç Genital Sistem hangi yapılardan oluşur?

İç genital organlar bir kanal sistemi oluşturan birbiriyle ilişkili organlardır:

    Vajina: Spermin depolandığı yer
    Uterus: fetusun geliştiği yer
    Fallop tüpleri: Spermin yumurtayı döllediği yer
    Overler: Direk bu sistemle bağlantısı yoktur. Yumurta gelişince buradan salınır.

Hazne neresidir?

İç genital sitem organlarının başlangıç yeri haznedir (vajina). Rahim (uterus) ile dış genital sistemi bağlayan silindir, ancak içi boş iken ‘H’ harfi şeklini alan, yapıdır. 10-12 cm. uzunluğundadır. Esneme kapasitesi olan bağ dokusundan oluşur. Cinsel ilişkiye, spermin geçişine ve adet kanamasına olanak sağlayan yapıdır. Doğumda bebek buradan geçerek dünyaya gelir, doğum sonrası çok hızlı bir biçimde eski halini alır. Alt 1/3’ünü çevreleyen elastik kaslar orgazm sırasında ritmik ve istemsiz olarak kasılır.  Duvarları, mukoza ile döşeli olup rahim ağzındaki (serviks) bezlerin salgıları ile nemli kalması sağlanır. Birçok mikroorganizmadan oluşan doğal bir ortama (flora) sahiptir.

Rahim nasıl bir organdır? Kaç kısımdan oluşur?

Döllenme sonrası yumurtanın yerleştiği, doğuma kadar fetusun içinde korunarak geliştiği kas dokusundan oluşan bir organdır.  Gebe olmayan erişkin bir kadında yaklaşık 5 cm. genişlik ve 7 cm. uzunluktadır. Armut şeklindedir. Pelvik boşlukda, mesane arkasında ve kalın bağırsak son kısmı olan rektum önünde yer alır. Rahimi pelvis içinde yerinde tutan, üç çift bağ bulunur.

Üç bölümden oluşur:

    Fundus (Tepe) : Tülerin açıldığı köşelerin üstünde kalan kısım
    Korpus (Gövde) : Orta kısım. Yüksek oranda içerdiği kasla, gebelik boyunca fetusa yer açacak kadar genişlerken doğum eylemi için kasılarak fetüsü doğum kanalında ilerletici motor gücü oluşturur. Üreme çağında boyu, serviksin iki katıdır.
    Serviks (Rahim ağzı): Vajen içine doğru uzanan, dar bir kanal içeren alt kısımDIR. Rahim boşluğuna açılan ‘iç delik’ (internal os) ve vajene açılan ‘dış delşk’ (eksternal os) arasında kalan bir kanal (servikal kanal) yapısını içerir. Alt genital sistem muayenesi sırasında gözlemlenen kısmı dış deliği içeren bölgesidir. Pap smear testi için örnek alınan yer burası ve servikal kanaldir. Fetusun büyüdüğü rahim boşluğunu, alt genital sistemin parçası olan vajenden ayıran sıkı bir bağ dokusundan oluşur. Servikal kanal sayesinde bu iki boşluk arasında geçiş sağlar. Yapısında yer alan bezler vajeni nemli tutan, spermin genital sistemde hareketliliğine katkıda bulunan salgıyı üretir.

Rahimin tabakaları nelerdir?

Duvar yapısı üç tabakadan oluşur:

    Endometriyum (İç Tabaka): Döl yatağıdır. Gebelik olmazsa adet kanaması olarak dökülüp bir sonraki ayın olası gebeliğine hazırlanır.
    Myometriyum (Orta Tabaka): Rahim kütlesinin çoğunu oluşturan kas dokusudur.
    Perimetriyum (Seroza) (Dış Tabaka): Rahimin en dış tabakasıdır.

Fallop Tüpleri ve yumurtalıklar neresidir? Görevleri nelerdir?

Tüpler (Fallop Tüpleri = Rahim Kanalları): Vajinaya verilen meninin rahim ağzından geçerek yumurtaya ulaşmasını sağlayan kanallardır.  10-13 cm. uzunluktadırlar. Rahimin üst köşelerinden yumurtalıklara doğru uzanırlar. Uçlarında bulunan saçaklarıyla yumurtalıklarla yakın temas eder. İçini döyen dokunun yapısı ve duvardaki kaslar yumurtanın rahime doğru hareketini sağlar. Döllenme tüplerin orta bölgesinde (ampulla) olur.

Yumurtalıklar (Overler): Karın yan duvarına, damarları içeren bağ dokusu ile tutunan iki adet organdır. Yumurtayı ve kadınlık hormonlarını üretirler. İnci renginde, ceviz büyüklüğünde, 2-3 cm. uzunluğunda organlardır.

Anüs

Anüs veya makat (Latince: anus; anlamı: "halka", "çember"[1]), sindirim sisteminin sonunda yer alan ve dışkılamanın yapıldığı dış açıklıktır. Birincil görevi dışkılama olan anüsün açıklık ve kapalılığını iç ve dış büzgen kaslar (sfinkter) denetler. İç anal sfinkter istemsiz, dış anal sfinkter ise istemli şekilde hareket eder. Kadınlarda vajinanın arkasında yer alan anüs, erkeklerde ise testis torbasının arkasında yer alır.

Barsaklar ve KATI Boşaltım Sistemi Anatomisi için
Bu bölümdeki Sindirim Sistemi Anatomisi Bölümümüzü ziyaret ediniz

Kaynak ve Dipnotlar

Wikipedia

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Bergüzar Korel Kimdir? Biyografisi
Yazar: RasitTunca - 09-11-2023, 12:06 AM - Forum: Biyografiler - Yorum Yok



Bergüzar Korel Kimdir? Biyografisi

Bergüzar Gökçe Korel Ergenç, kısaca Bergüzar Korel (27 Ağustos 1982, İstanbul), Türk oyuncu[1], televizyon sunucusu ve şarkıcıdır.

Yaşamı

Korel, Tanju Korel, Hülya Darcan çiftinin kızları olarak 27 Ağustos 1982 tarihinde İstanbul'da doğdu. Girit,[2][3] Rumeli[4] ve Arnavut kökenlidir.[5] Çocukluğunu Ulus'ta geçiren Korel, ilk öğrenimini Nilüfer Hatun İlköğretim Okulu, orta öğrenimini Yıldız Kolejinde yaptı. Kolejden mezun olmasının ardından Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümünü tamamladı. Üniversiteden önce profesyonel kulüplerde voleybol oynadı. Okul hayatı boyunca birçok oyun ve kısa filmde yer aldı. Aynı zamanda Devlet Tiyatrosu Kuvâ-yi Milliye oyununda yardımcı oyuncu olarak yer aldı. Bir süre Nicole Kidman ve Tom Hanks’in oyuncu koçluğunu yapan Susan Baston ile çalıştı ve Özay Fecht’in workshop çalışmalarına katıldı.

Kariyeri

İlk dizi rolünü 1998 yapımı olan Kırık Hayatlar'da aldı. Ardından 2006 yapımı Kurtlar Vadisi: Irak filminde Leyla karakteriyle izleyicilerin karşısına çıktı. Kurtlar Vadisi filmi için rol teklifi geldiğinde hasta olan babası Tanju Korel'in doktorları hastayı kaybetmek üzere olduklarını söylüyorlardı. Bu koşuşturmanın içinde önce rolü geri çevirdi. Ancak annesinin "Baban bu görüşmeye gitmeni isterdi" sözüyle ikna oldu ve teklifi kabul etti. Bu rolün bir zorluğu da Leyla karakterinin Arapça konuşuyor ve filmin canlı çekilecek olmasıydı. Bergüzar Korel bu dili hiç bilmemesine rağmen çok kısa bir sürede rolüne hazırlandı ve çok başarılı oldu. Film gişe rekorları kırdı.

Kurtlar Vadisi Irak'ta yakaladığı başarının ardından yine aynı yıl çekilen Zeytin Dalı dizisinde İklim karakterini canlandırdı. Bu arada reklam filmlerinde rol aldı. Asıl büyük çıkışını ise Kanal D'nin "2006'nın En Fazla Reyting Alan Dizisi" unvanını alan Binbir Gece'deki Şehrazat Evliyaoğlu rolüyle yaptı. Bu rolde kendisine oyuncu koçluğunu sanatçı Ayla Algan yaptı. Bu dizideki başarılı performansı ile 2006 Altın Kelebek En Başarılı Kadın Oyuncu Ödülü'nü aldı.

Bergüzar Korel sosyal sorumluluk projelerinde de faaliyet göstermektedir. Yapı Kredi ve TEGV iş birliğiyle hayata geçirilen “Okuyorum Oynuyorum” projesinde çocuklarla Sokak Tiyatroları düzenledi ve onlara oyuncu koçluğu yaptı.

Türk sinema televizyonlarında ve özellikle tiyatroda kalıcı olmak istediğini ve bunun için de çok çalıştığını her fırsatta söyleyen yıldız; voleybol, buz pateni, rüzgâr sörfü gibi sporların yanı sıra dans ve piyano eğitimi de almıştır.

Oyuncu, Binbir Gece dizisinden sonra gelen film ve program tekliflerini değerlendirerek Star TV'de Çocuktan Al Haberi isimli yarışma programını yapmıştır.

Tolgahan Sayışman ile romantik komedi Aşk Geliyorum Demez filmini çekmiştir.

Casus Kızlar adlı çizgi filmde "Sam" karakterini seslendirmiştir.

2010-2011 yılları arasında Bergüzar Korel, başrolünü Bülent İnal ile paylaştığı atv'de yayımlanan Bitmeyen Şarkı dizisinde rol almıştır. Aynı sene, Show TV'de yayımlanan Muhteşem Yüzyıl dizisine konuk oyuncu olarak katılmış, Monica Teresse karakterini canlandırmıştır. Daha sonra 2012-2015 yılları arasında yayımlanan Karadayı dizisinde Kenan İmirzalıoğlu ile başrol oynamış ve dizide Hâkime Hanım Feride Şadoğlu karakterini canlandırmıştır.

48. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde Ve Kadın Dünyaya Dokundu ana teması doğrultusunda kadınlardan oluşturuldu. Bergüzar Korel de jüri üyesi olarak görev yapmıştır.

Oyuncu, 2016-2018 yılları arasında eşi Halit Ergenç ile Kanal D'de yayımlanan Vatanım Sensin adlı dönem dizisi ile kamera karşısına geçmiştir.

Bergüzar Korel 21 Şubat 2020 tarihinde, "Aykut Gürel Presents Bergüzar Korel, Vol. 2" isimli stüdyo albümünü yayınladı. Korel albümde Özdemir Erdoğan, Levent Yüksel, Sezen Cumhur Önal, Mustafa Sandal ve Mazhar Alanson gibi birçok ünlü erkek sanatçıların eserlerini caz türünde yeniden yorumladı.[6]

Kişisel hayatı

Bergüzar Korel, tiyatro ve sinema oyuncusu Halit Ergenç ile 2009 yılının Ağustos ayında evlendi.[7] 2010 yılının Şubat ayında çiftin Ali isminde bir erkek çocuğu dünyaya gelmiştir.[8] 2020 yılının Mart ayında çiftin Han isminde ikinci erkek çocukları dünyaya gelmiştir.[9] 2021 yılının Kasım ayında çiftin Leyla isminde kız çocukları dünyaya gelmiştir.

HAKKINDA

Bergüzar Korel
Doğum Bergüzar Gökçe Korel
27 Ağustos 1982 (41 yaşında)
İstanbul, Türkiye
Meslek Oyuncu, şarkıcı
Evlilik Halit Ergenç (e. 2009)
Çocuk(lar) 3
Ebeveyn(ler) Tanju Korel
Hülya Darcan
Ödüller 2013 Altın Kelebek Ödülleri En İyi Kadın Oyuncu (Karadayı)
2013 Yıldız Teknik Üniversitesi En İyi Kadın Oyuncu (Karadayı)
2012 Radyo Televizyon Gazetecileri Derneği “TV Yıldızı” ödülü
2010 Aslan Max En Sevilen Çocuk Programı
2008 Burç Okulları En Başarılı Kadın Oyuncusu
2006 Altın Kelebek Ödülleri En İyi Kadın Oyuncu (Binbir Gece) Tüm Liste

Filmografisi

Televizyon

1998 Kırık Hayatlar TGRT
2005 Zeytin Dali İklim TRT
Cemalim Suna Kanal D
2006-2009 Binbir Gece Şehrazat Evliyaoğlu Başrol oyuncusu Kanal D
2009 Bergüzar'la Çocuktan Al Haberi Kendisi Sunucu Star TV
2010-2011 Bitmeyen Şarkı Feraye Başrol oyuncusu atv
2011 Muhteşem Yüzyıl Monica Teresse Konuk oyuncu Show TV
2012-2015 Karadayı Feride Şadoğlu Başrol oyuncusu atv
2016-2018 Vatanım Sensin Azize / Ayşe Bacı[10] Kanal D

İnternet

2021 Azizler Füsun Konuk oyuncu Netflix
Yakında Düğüm Neslihan Turhan Başrol oyuncusu Amazon Prime

Sinema

1999 Şen Olasın Ürgüp TV filmi
2006 Kurtlar Vadisi Irak Leyla
2009 Aşk Geliyorum Demez Gözde
2019 Bir Aşk İki Hayat Deniz Başrol oyuncusu
Yakında 10 Saniye Zeynep Başrol oyuncusu

Reklamlar

    2022 - Hepsiburada
    2020 - Sleepy
    2019 - Zen Pırlanta (Halit Ergenç ile birlikte)
    2013-2015 - Pantene
    2011 - Penti
    2010 - Konzum
    2007 - Pantene
    2003 - Ülker Golf

Diskografi
Albümleri

    2016 - Aykut Gürel Presents:Bergüzar Korel
    2020 - Aykut Gürel Presents:Bergüzar Korel, Vol. 2

Ödülleri ve adaylıkları

Bu bölümün daha doğru ve güvenilir bilgi sunması için güncellenmesi gerekmektedir.
Daha fazla bilgi için tartışma sayfasına bakınız.
Yıl Ödül töreni Kategori Proje Sonuç
2007 34. Altın Kelebek Ödülleri En İyi Kadın Oyuncu Binbir Gece Kazandı
RTGD Ödülleri RTGD'nin TV Yıldızı Kazandı
2008 Burç Okulları Ödülleri En Başarılı Kadın Oyuncu Kazandı
2010 Aslan Max Ödülleri En Sevilen Çocuk Programı (Bergüzar'la Çocuktan Al Haberi) Kazandı
2013 RTGD Ödülleri Yılın Kadın Oyuncusu Karadayı Kazandı
4. Ayaklı Gazete TV Yıldızları Ödülleri En İyi Drama Dizisi Kadın Oyuncusu Kazandı
YBTB Ödülleri Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu Kazandı
40. Altın Kelebek Ödülleri En İyi Kadın Oyuncu Kazandı
2014 12. YTÜ Yılın Yıldızları Ödülleri En İyi Drama Dizi Oyuncusu Kazandı
2015 MGD 21. Altın Objektif Ödülleri En İyi Kadın Oyuncu Kazandı
42. Pantene Altın Kelebek Ödülleri En İyi Kadın Oyuncu Adaylık
2016 5. Bilkent TV Ödülleri En İyi Kadın Drama Oyuncusu Vatanım Sensin Adaylık
24. İTÜ EMÖS Başarı Ödülleri Yılın En Başarılı Kadın Dizi Oyuncusu Adaylık
8. KTÜ Medya Ödülleri En Beğenilen Kadın Oyuncu Adaylık
En Beğenilen Dizi Çifti (Azize & Cevdet) Adaylık
11. GSÜ EN Ödülleri En İyi Kadın Dizi/Sinema Oyuncusu Adaylık
17. Magazinci.com Ödülleri Yılın Bayan TV Dizi Oyuncusu Kazandı
4. Mersin Altın Palmiye Ödülleri Yılın Kadın Dizi Oyuncusu Adaylık
Okan Üniversitesi Yılın En'leri Ödülleri En İyi Kadın Dizi Oyuncusu Kazandı


Dipnotlar

[attachment=107609]

Kaynak

Wikipedia

Bu konuyu yazdır

Oku-1 Halit Ergenç Kimdir? Biyografisi
Yazar: RasitTunca - 09-10-2023, 11:58 PM - Forum: Biyografiler - Yorum Yok



Halit Ergenç Kimdir? Biyografisi

Halit Ergenç (d. 30 Nisan 1970, İstanbul), Türk dizi, film ve tiyatro oyuncusudur.

Opera ve müzikal tiyatro oyunculuğu eğitimi aldı. Oyunculuğa Dormen Tiyatrosu'nda Kral ve Ben müzikali ile başladı. Zerda adlı dizideki Devran ve Aliye dizisindeki Sinan Karahan rolleri ile tanındı. İzlenme rekorları kıran Binbir Gece dizisinde başrol oynadı. Muhteşem Yüzyıl dizisinde Kanuni Sultan Süleyman ve Vatanım Sensin dizisinde Cevdet rolünü üstlendi.

Yaşamı

1970 yılında İstanbul'da doğdu. Babası müzisyen ve oyuncu Sait Ergenç, annesi İnci Aliye Yüceışık'tır. Ortaöğrenimini Beşiktaş Atatürk Lisesinde tamamladı. Lise döneminde şarkı söylemeye başladı. Üç yıl boyunca Ajda Pekkan ve Leman Sam’a vokalistlik yaptı.[2]

Yükseköğrenimine İTÜ Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Bölümünde başladı. Bu okuldaki eğitimini, 2 yıl sonra 1989 yılında bırakan Ergenç, Mimar Sinan Üniversitesi Opera ve Müzikal Tiyatro Oyunculuğu Bölümünden mezun oldu.[3]

1996 yılında Dormen Tiyatrosu'nda Kral ve Ben müzikalinde başrol oynadı. Aynı dönemde dizi oyunculuğuna da başlayan Ergenç, Kara Melek dizisinde Kürşat rolünü üstlendi.

Kariyeri boyunca rol aldığı müzikal yapımlar arasında The Adventures of ZAK-Kate, Tatlı Charity, Beni Seviyor, Kral ve Ben, Amphitrion, Evita, Hayalet ve Ötekiler, Şarkılar Susarsa bulunur.

Tiyatro çalışmalarına ise Bugün Git Yarın Gel, Popcorn, Arapsaçı, Sevgilime Göz Kulak Ol oyunlarıyla devam etti.

Televizyon kariyerinde Hiç Yoktan Aşk, Ölümün El Yazısı televizyon filmleri, Böyle mi Olacaktı, Dedem Gofret ve Ben, Esir Şehrin İnsanları dizileri ile devam etti. Zerda adlı dizideki Devran ve Aliye dizisindeki Sinan Karahan rolleri ile tanındı. Sanatçı izlenme rekorları kıran Binbir Gece adlı televizyon dizisinde başrolü Bergüzar Korel ile paylaştı. Bu dizideki rolü ile 2006 yılında En İyi Erkek Oyuncu dalında 34. Altın Kelebek Ödülleri'nde En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'nü kazandı.

2007'de oyuncu Gizem Soysaldı ile evlendi.[4] Bir buçuk yıl sonra boşanma ile sonlanan[5] bu evliliğinin ardından, Binbir Gece dizisindeki rol arkadaşı Bergüzar Korel ile 2009'da evlendi.[6] Çiftin Ali (2010), Han (2020) ve Leyla (2021) isminde iki erkek ve bir kız çocuğu olmuştur.[7]

Sanatçı, Muhteşem Yüzyıl dizisinde Kanuni Sultan Süleyman ve Vatanım Sensin dizinde Cevdet rolünü üstlendi.

Filmografisi

Televizyon

1993 Beni Bul Samim Celepoğlu
1996 Tatlı Kaçıklar atv
1997 Kara Melek Kürşat Başrol oyuncusu Star TV
1997 Böyle mi Olacaktı Başrol oyuncusu atv
1998 Gurbetçiler
2000 Hiç Yoktan Aşk Erdal Kanal D
2001 Dedem, Gofret ve Ben Vedat TRT 1
Cinlerle Periler Cüneyt
Dadı Emre Giritli Konuk oyuncu Show TV
2002 Kumsaldaki İzler Fazıl Konuk oyuncu atv
Zeybek Ateşi Aleko Show TV
Azad Kanal D
Zerda Devran Başrol oyuncusu atv
2003 Baba Kartal
Esir Şehrin İnsanları TRT 1
2004-2006 Aliye Sinan Karahan Başrol oyuncusu atv
2005 ATV'de Ayda Bir - Halit Ergenç ile En Uykusuz Kendisi Sunucu
2006-2009 Binbir Gece Onur Aksal Başrol oyuncusu Kanal D
2011-2014 Muhteşem Yüzyıl Kanuni Sultan Süleyman Show TV, Star TV
2016-2018 Vatanım Sensin Mirliva Cevdet Kanal D
2020 Babil İrfan Tuna Saygun Star TV

İnternet dizi ve filmleri

2020 Rise of Empires: Ottoman Anlatıcı Netflix
2021 Azizler Necati Konuk oyuncu
Yakında Numen Arel Başrol oyuncusu Disney+

Sinema

2000 Ölümün El Yazısı
2004 Okul Sebel Bey
2005 The Net 2.0 Ivanakov
Babam ve Oğlum Özkan
2006 Tramvay Nezih
İlk Aşk Kemal
2008 Devrim Arabaları Yüksek Mühendis Uğur Başrol oyuncusu
Akşamdan Kalma Mehmet
2009 Acı Aşk Orhan Ataoğlu
2010 Dersimiz Atatürk Atatürk Başrol oyuncusu
Misafir Oktay
Akşamdan Kalma 2 Mehmet
2012 Akşamdan Kalma 3
2016 Ali ve Nino Fetali Han Hoyski
2017 İstanbul Kırmızısı Orhan Şahin Başrol[8]
2019 Kasablanka[9] Drachon
2021 Mevlana Mest-i Aşk

Müzikal, Opera ve Bale Çalışmaları

    2002 “Kiss Me Kate” / Yön: Atlan Günbay
    2001 “The Adventures of ZAK_New York” / Yön: Dan Richenbach
    2000 “Amphitrion 2000” / Yön: Haldun Dormen
    1999 “Tatlı Charity” / Yön: Tony Stevens
    1999 “Beni Seviyor” / Yön: Önder Göksever
    1997 “Evita, Hayalet ve Ötekiler” / Yön: Haldun Dormen
    1996 “Kral ve Ben” / Yön: Haldun Dormen
    1995 “Şarkılar Susarsa” / Yön: Çetin Akcan

Tiyatro oyunları

    2000, Bugün Git Yarın Gel, Yön: Haldun Dormen
    1998, Popcorn, Yön: Haldun Dormen[10]
    1997, Arapsaçı, Yön: Haldun Dormen
    1996, Sevgilime Göz Kulak Ol, Yön: Haldun Dormen

Ödülleri ve Adaylıkları

Ödüller

2007 34. Altın Kelebek Ödülleri [11] En İyi Erkek Oyuncu Binbir Gece Kazandı
2009 Sadri Alışık Ödülleri En İyi Erkek Oyuncu Devrim Arabaları Kazandı
2014 41. Altın Kelebek Ödülleri En İyi Erkek Oyuncu Muhteşem Yüzyıl Kazandı
2017 5. Bilkent TV Ödülleri En İyi Erkek Drama Oyuncusu Vatanım Sensin Kazandı
1. Müzikonair Ödülleri En İyi Erkek Dizi Oyuncusu Adaylık
24. İTÜ EMÖS Başarı Ödülleri Yılın En Başarılı Erkek Dizi Oyuncusu Adaylık
11. GSÜ EN Ödülleri En İyi Erkek Dizi/Sinema Oyuncusu Kazandı
4. Mersin Altın Palmiye Ödülleri Yılın Erkek Dizi Oyuncusu Adaylık
6. Fashion T Moda Ödülleri Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu Kazandı
2017 16th Lux Style Awards Icon of the year Muhteşem Yüzyıl Kazandı


Dipnotlar

[attachment=107610]

Kaynak

Wikipedia

Bu konuyu yazdır

Oku-1 MYBB Default Temayı Dark (siyah arka plan) Moda Geçirmek için
Yazar: RasitTunca - 09-10-2023, 07:18 AM - Forum: Webmaster Bilgileri - Yorum Yok

Admin Paneline gir ve ordan temalar bülümünden Default temayı aç ve orda yeni style css oluştur a git ve kod olarak alttaki kodu gir ve "colour_dark.css" olarak kaydet işlem tamamdır
tekrar beyaza gecmek istersenden o "colour_dark.css"  yi sil işlem tamamdır


Kod:
/* CUSTOM DARK */ body { background: #141414 !important; } a:link, a:visited, a:hover, a:active { color: #468aca !important; } a.button:link, a.button:hover, a.button:visited, a.button:active { border: 1px solid #111 !important; } #logo { background: #1b1b1b !important; border-bottom: 1px solid #011929; } #header ul.menu li a { color: #fff; } #container { color: #aaa !important; } #panel .upper { border: 0 none !important; } #panel .lower {     background: #1b1b1b !important;     border-bottom: 1px solid #303030 !important;     border-top: 1px solid #262626 !important; } header #siteSearch label.searchContainer {     background: #333 !important;     border: 1px solid #303030 !important; } header #siteSearch input.inputText {     background: #333 !important;     color: #aaa !important; } .navigation {     color: #999 !important; } .navigation .active {     color: #999 !important; } .pagination a {     background: #222 !important;     border: 1px solid #303030 !important;     color:#aaa !important; } .pagination .pagination_current {     color: #aaa !important; } table {     color: #aaa !important; } .tborder {     background: #222 !important;     border: 1px solid #333 !important; } .trow1 {     background: #292929 !important;     border-color: #555 #333 #333 #555 !important; } .trow2 {     background: #333 !important;     border-color: #555 #333 #333 #555 !important; } .trow_sep {     background: #222 !important;     border-bottom: 1px solid #191919 !important;     color: #aaa !important; } .post .post_author {     background: #333 !important;     border-bottom: 1px solid #222 !important;     border-top: 1px solid #222 !important; } .post.classic .post_author {     border-color: #444 !important; } .post_controls {     background: #333 !important;     border-bottom: 1px solid #444 !important; } .postbit_buttons > a:link, .postbit_buttons > a:hover, .postbit_buttons > a:visited, .postbit_buttons > a:active {     background: #2b2b2b !important;     border: 1px solid #444 !important; } .post .post_author div.author_avatar img {     background: #2b2b2b !important;     border: 1px solid #444 !important; }     .post.classic .post_author div.author_statistics {     border-top: 1px dotted #444 !important; } .post .post_head {     border-bottom: 1px dotted #333 !important; } .post_content .signature {     border-top: 1px dotted #333 !important; } blockquote {     background: #333 !important;     border: 1px solid #444 !important; } blockquote cite {     border-bottom: 1px solid #555 !important; } .codeblock {     background: #333 !important;     border: 1px solid #444 !important; } .codeblock .title {     border-bottom: 1px solid #555 !important; } code {     background: #333 !important;     border: 1px solid #444 !important; } code:before {     border-bottom: 1px solid #444 !important; } .tfoot {     background: #333 !important;     border-top: 1px solid #262626 !important; } textarea {     background: #111 !important;     border: 1px solid #303030 !important; } body, button, input, select, textarea {     color: #aaa !important; } html, body, p, code:before, table {     color: #aaa !important; } input.button {     background: #2b2b2b !important;     border: 1px solid #444 !important; } input.textbox {     background: #333 !important;     border: 1px solid #222 !important; } footer {     color: #555 !important; } #footer .wrapper {     border: 0 none !important; } #footer .upper {     background: #1b1b1b !important;     border: 1px solid #303030 !important; } select {     background: #2b2b2b !important;     border: 1px solid #444 !important; } .thead a {     color: #fff !important; } .drop_go_page {     background: #444 !important;     border: 1px solid #222 !important; } footer {     background: #444 !important;     border-top: 1px solid #333 !important; } fieldset {     border: 1px solid #444 !important; } .select2-container-multi .select2-choices {     border: 1px solid #555 !important; background: #292929 !important; } .select2-drop {     background-color: #333 !important;     color: #aaa !important; } .select2-results .select2-no-results, .select2-results .select2-searching, .select2-results .select2-selection-limit {     background-color: #333 !important; } div.select2-container-multi .select2-choices .select2-search-field input.select2-active { background-color: #333 !important; } .select2-container .select2-choice {     background-color: #2b2b2b !important;     border: 1px solid #444 !important; } .blog_updates.release {     background-color: #fce972 !important;     border-color: #ffe752 !important;     color: #555 !important; } .blog_updates.latest {     background-color: #cdff5e !important;     border-color: #c9ff52 !important;     color: #555 !important; } .pm_alert {     background-color: #fce972 !important;     border-color: #ffe752 !important;     color: #555 !important; } .mysupport_staff_highlight {     background: rgba(255, 255, 255, 0.2) !important; } div.sceditor-dropdown label {     color: #aaa !important; } div.sceditor-dropdown input, div.sceditor-dropdown textarea {     background: #222 !important;     border: 1px solid #555 !important; } .popup_menu {     background: #222 !important;     border: 0 none !important; } .popup_menu .popup_item {     background: #444 !important; } button {     background: #333 !important;     border: 1px solid #555 !important;     border-radius: 2px !important;     margin: 1px !important; } button:hover {     background: #444 !important; } #content { background: #333; }

Bu konuyu yazdır

Photoshop-1 Adobe Photoshop Element ile Glossy Web Button Yapımı
Yazar: RasitTunca - 09-09-2023, 08:08 PM - Forum: Photoshop Ögreniyorum - Yorum Yok



Adobe Photoshop Element ile Glossy Web Button Yapımı

Raşit Tunca'nın Hoby Grafikerlere PSE Yardım Dersleri
Tarih : 09 Eylül 2023

Bu konuyu yazdır

Dikkat-1 Allah müminleri tasdik edip dogrular yalanci münafiklari asla dogrulayip tasdik etmez
Yazar: RasitTunca - 09-08-2023, 08:33 AM - Forum: Günün Ayeti - Yorum Yok

Buna yakin minvalde ayet vardi kayip

veya


والله لىىمصددقا الموءمنىن  لِمَا بَيْنَ يَدَيْهِ الْمُنَافِقٖينَ لَكَاذِبُونَۚ


Allah müminleri tasdik edip dogrular, yalanci münafiklari asla dogrulayip tasdik etmez ayeti vardi


 ayet kayip bulamiyorum

bunlar veya bunlaara yakin minvaldeki ayetin yerini bilen, ezeberinden vayahut kuran dan lütfen bize herhengi bir yoldan bildirebilirmi lütfen
simdiden Allah razi olsun yardım edenlerden

Bu konuyu yazdır

Oku-1 "Def u ref" etmek ne demektir?
Yazar: RasitTunca - 09-08-2023, 07:42 AM - Forum: Duymadiklarimiz - Yorum Yok

"Ey belaları def u ref edecek olan Allah’ım! Bizden bütün belâ ve musibetleri def u ref eyle"


Def etmek ne demek, ne anlama gelir? Def etmek bitişik mi yazılır ayrı mı? TDK sözlük anlamı

Dilimize Arapçadan geçen def kelimesinin ilk anlamı uzaklaştırmak ve kovmaktır. Etmek fiili ile birlikte kullanılan bu sözcük, insana sıkıntı veren meselelerin giderilmesi, sorunların halledilmesi anlamında da kullanılır. ''Defol'' kelimesi ise ünlem cümlelerinde kullanılan bir kovma sözüdür. Def etmek ne demek, ne anlama gelir? Def etmek bitişik mi yazılır ayrı mı tüm detayları ile derledik.

Def etmek kelimesi ile eş ve yakın anlamlı sözcükler şu şekilde sıralanabilir:

1- Savmak 2- Kovmak 3- Savuşturmak 4- Gidermek 5- Çözmek 6- Halletmek

7- Uzaklaştırmak 8- Göndermek 9- Yollamak 10- Tasfiye Etmek 11- Yok Etmek

Def etmek Ne Demek, Ne Anlama Gelir?

Günlük hayatta sıklıkla kullandığımız def etmek kelimesi, 16. yüzyılda literatüre girdi. Def etmek, birini yanından uzaklaştırmak anlamına gelir. Bu kelime birçok birleşik isim ve tamlamada da kullanılır. Örneğin def ü ref, savuşturmak demektir. Def-i bela ise, insana sıkıntı veren meselelerden kurtulması, belaları başından savmak manasına gelir.

Def etmek Bitişik mi, Ayrı mı Yazılır?

Defetmek kelimesi birleşik bir isim olduğu için bitişik yazılması gerekir.

Defetmek - Doğru Kullanım

Def etmek - Yanlış Kullanım

Def etmek Kelimesinin Cümle İçinde Kullanımı

1- Şu meseleleri başımdan defedince uzun bir tatile çıkmayı düşünüyorum.

(Yok etmek, gidermek anlamında kullanılmış)

2- Koray, kaba saba konuşmaya başlayınca yanımdan defettim

(Kovmak anlamında kullanılmış)

müdafaa / müdâfaa / مدافعه / مُدَافَعَه

Savunma.

Bir hücuma ve zarar veren bir harekete karşı durmak. Def'etmek. Savmak.
Düşman hücumunu men'etmek.
Mahkemede: İddiacının dâvasını def' edecek bir surette bir iddia dermeyân etmek, beyânatta bulunmak.

Savunma.

Savunma. (Arapça)

Savma, savunma.

<<<<ALINTI>>>

Dua zamanı

Şu an içinde bulunduğumuz (bu gün itibariyle 14. gün)

Safer ayı kameri ayların ikincisidir. Bu ayda çok musibetin ve belanın indiğine inanılır. Bütün günler ve aylar Allah Teâla’ya ait zaman dilimleri olduklarından, kendi başlarına fayda ve zarar verebilecek şeyler değildir. Bunlarda olan musîbetler gün veya aydan dolayı değil de, her şeyi takdir eden Allah  Teâla’nın takdiriyle olduğu bilinmelidir. Gerçi Cenâb-ı Hak, insanı her an imtihan etmektedir. Öyle ise, bize düşen vazife, her halukârda sabredip, başa gelecek olan bela ve musibetin imtihan için geldiğini ve Allah’a (c.c) tevekkül etmek gerektiğini unutmamalıyız.Bu ayda geçmiş kavimlere pek çok belâ ve musibetlerin indiği söylenmektedir.Bize düşen her an ve demde O’nun yüce dergâhına sığınmak, af ve mağfiretimizi istemektir.

Bu ayda, yıl boyu inecek belalardan, kaza ve musibetlerden dua ve iltica ile Allah’a sığınmalıyız. Üzerimizden kaldırılması, İslâm ümmetinin ve mü’min kardeşlerimizin, hassetsen Kur’ân hizmetkârlarının bu belalardan muhafaza edilmelerini yüce Rabbimiz’den tazarru’ ve niyaz ile istirham etmeli, Koruyucuların en hayırlısı olan Allah’ın (cc) koruması, inâyeti ve muhafazasına hevâle etmeliyiz.

Safer ayının ilk ve son çarşamba günü (10 şubat Çarşamba) , öğlen ve ikindi namazı arasında iki rek’at namaz kıldıktan sonra aşağıdaki duayı okumamız uygun olur.

1 .Rekât : Fatiha'dan Sonra ; 11 İhlâs Sûresi
2. Rekât : Fatiha'dan Sonda; 11 İhlâs Sûresi.

Belaları Def u Ref etme duasi

Bu namazdan sonra 100 kere "Yâ dâfia'l-belâyâ, idfâ anna'l-belâyâ, fallâhü hayrun hâfizan ve hüve Erhâmü'r-Râhimin, inneke alâ külli şey'in kadir" ( Ey belaları def u ref edecek olan Allah’ım! Bizden bütün belâ ve musibetleri def u ref eyle. Allah (cc) koruyucuların, muhafaza edenlerin en hayırlısıdır ve Erhâmü’r-Rahmîndir. Ey Rabbim! Senin her şeye gücün yeter” okunmalı ve dua edilmelidir.Elhamdülillahi Rabbil âlemîn.Vesselâtü vesselâmü alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ecmeîn.Va’fü annâ vağfir lena verhamnâ ente mevlânâ fensurnâ alel kavmil kafirîn.
Varlığı canlarımızın cânı, nûru gözlerimizin ziyası Yüce Rabbimize, ilmi ve malûmatı adedince hamd ü sena, yolda ve darda  kalmışların biricik rehberi Hazreti Muhammed Mustafa'ya, tertemiz ailesine ve yıldızlar gibi etraflarına ışık saçan ashabına salât ü selam ederek bir kez daha Yüce Dergâh’a yöneliyor ve O’nun niyaz kapısının tokmağına dokunarak inliyoruz:
Rabbimiz, Senden muhlis (ihlasa ermiş) ve muhlas (ihlasa erdirilmiş) kullarını te'yîd buyurduğun gibi, biz (aciz ve muhtaç) kullarını da, hakikate vâkıf olma adına yapmaya çalıştığımız okumalarımızı, ilimlerimizi ve amellerimizi ihlaslı kılarak te'yîd buyurmanı istiyoruz.
Ey Ehad ve Vâhid ve Samed olan, Ey Ondan başka hiçbir ilâh bulunmayan, Ey bir olan ve hiçbir şeriki bulunmayan, Ey bütün mülk Onun olan ve bütün hamd ona mahsus olan, Ey hayatı veren ve ölümü veren, Ey bütün hayır elinde bulunan, Ey herşeye hakkıyla kadir olan, Ey bütün mahlûkatın dönüşü Ona olan Allah (c.c.)ım! Bizleri kâmil muvahhidlerden, Kur’âna ve Sünnete sâdık muhakkiklerden eyle.. sıddıklardan ve müttakî mü'minlerden eyle. Âmin.
Allah (c.c.)ım! Ehadiyetinin sırrı hürmetine, bizleri esrarına naşir, kalbimizi imanın envârına mazhar eyle ve lisanımızı Kur'ân'ın hakaikiyle intak eyle.Ey kavmi içinde Nuh'un duasına icabet eden, ey düşmanlarına karşı İbrahim'e yardım eden, ey Yusuf'u tekrar Yakub'a kavuşturan, ey Eyyüb'den zararı kaldıran, ey Zekeriya'nın duasına cevap veren, ey Yunus ibni Mettâ'nın tevbesini kabul eden Allah (c.c.)ım! Bu müstecap duaların sahiplerinin hürmetine, bizleri ins ve cin şeytanlarının şerlerinden, zındıka ve ifsat komitelerinin entrikalarından muhafaza etmeni, düşmanlarımıza ve Kur’ân düşmanlarına karşı bize nusret vermeni, bizi nefislerimize terk etmemeni, sıkıntılarımızı kaldırmanı ve kalblerimizin ve umum mü’minlerin, Kur’ân hizmetkârlarının kalblerinin hastalıklarına şifa vermeni, korku ve endişeleri gidermeni, ‘bir takım korkular ve açlıklarla ve mal, can ve mahsul eksikliğiyle imtihan’ da sabrederek müjdeye mazhar olanlardan olmamızı senden istiyoruz.Ulemâ-i sû’, ümerâ-i sû, meşâyih-i sû’ ve mutrafîn-i sû’un kötülük ve hilelerinden bizleri muhafaza eyle.Bizlere dilimizle değil, halimizle, takvamızla, hilmimiz ve ilmimizle va’z etmeyi nasip eyle…Bizlere bir insanın elinden tutmadan önce kalbinden tutmanın sırlarını öğret Ya Rabbi!
Allah’ım!Bizleri geçmişte kaybolmaktan, boğulmaktan  muhafaza ederek yarınlara, ebediyete hazırlananlardan eyle…Nazarlarımızı, Bakışlarımızı  ibret, sükutumuzu hikmet, konuşmamızı san’at ve mârifete dönüştür Ya Rabbi!
Allah’ım!Boşa bakanlardan, başa kalkanlardan, boşa konuşanlardan, çaka satanlardan, hakkı söylemeyip susanlardan, menfaati için koşanlardan eyleme.Allah’ım!Zenginlerimizi hamiyetsiz, fakirlerimizi gayretsiz, âlimlerimizi amelsiz, idarecilerimizi adaletsiz bırakma Ya Rabbi!
Allah’ım!Cehalet zaruret ve ihtilafa karşı açmış olduğumuz cihad-ı mâneviyemizde bizleri mansur ve muzaffer eyle Ya Rabbi!Semalarımızı bayraksız, bütün müslümanları hürriyetsiz, kadınlarımızı iffetsiz, mü’minleri izzetsiz,  camilerimizi cemaatsız, cemaatimizi de ilim ve hikmetsiz bırakma Ya Rabbi!
Allah’ım!Her dâim  hem kavli hem de fiili dua yapmayı cümlemize nasip eyle Ya Rabbi!Dahilî ve hâricî düşmanlarımızdan, entrika ve hilelerinden sana sığındığımız gibi; cehaletden, tembellikten, yılgınlık ve korkaklıktan, kapasite israfından, zaman israfından, adam kıtlığından da sana sığınıyoruz, bizleri muhafaza eyle Ya Rabbi!
Okul ve Üniversitelerimizi aklın nuru ve vicdanın ziyasıyla aydınlat ve Kur’ân hakikatlerinin tedrisi için birer eğitim yuvasına dönüştür Ya Rabbi!
Bildiklerimizin hamili değil âmili olanlardan eyle Ya Rabbi!Din tâcirlerinin ve maneviyat simsarlarının şerrinden cümlemizi muhafaza eyle Ya Rabbi!Varlığıyla yokluğu belli olmayan, Müslümanların ızdırabıyla yanmayan, Seni hakkıyla anmayan, sahih bir imanla inanmayan kullardan eyleme…Müteharrik bir meyyit olmaktan, bâtılı Hak sanmaktan, ehl-i Hakka yan bakmaktan, inancını Şeytana satmaktan muhafaza eyle…
Allah’ım!Baktıklarımızı  görmeyi, gördüklerimizi anlamayı, ferâsetli olmayı, Sırat-ı müstakîmi bulmayı, her an Hakk’ı korumayı cümlemize nasip eyle…
Allah’ım!Kur’ ân’ı; mezarlara ve vicdanlara mahkum etmekten, dini sâdece beş vakte tahsis etmekten, dünyayı bilip ahireti bilmemekten muhâfaza buyur…
Çaresizliğimizin çaresi sensin Allah’ım!Çarelerinden bizleri çaresiz kılma Allah’ım!
İslâm’a kasdetmiş zalimlerin, Nemrutların, süfyanların, deccalların şerrinden bütün müslümanları muhafaza eyle Allah’ım!İslâm âlemi ve Müslümanlar üzerinde dolaşan karabulutları, oynanan oyunları def u ref eyle. Plân ve tuzaklarını ma’kûsen kendi aleyhlerine ve başlarına çevir yâ Rabbi!
Allah’ım!Aklımıza  ilim ve hikmet, fikrimize ferâset ve basîret, bedenimize sıhhat ve âfiyetRuhumuza da tekâmül, ferahlık ve sükûnet ihsan eyle Ya Rabbi!
Peygamberimiz (s.a.v)’in duasıyla Sana iltica ediyoruz:“Ey Kur’ân’ı indiren, bulutları gök yüzünde gezdiren ve düşman saflarını darmadağın edip bozguna uğratan Allah’ım! Düşmanları perişan et ve onlara karşı bize yardım et.” (Buhârî, Cihad, 112; Müslim, cihad,20)
Birliğimizi, uhuvvetimizi, tesanüdümüzü bozmak isteyenlere fırsat verme Allah’ım!Ey rabbimiz!.. bizleri; nefis ve şeytanın şerrinden ve kabir azabından ve cehennem ateşinden muhafaza eyle ve cennetü’l-firdevste mes’ud kıl!.... Âmin…âmin, âmin… Bihürmeti Seyyidi’l Mürselîn…


Kaynak: Dua zamanı - İsmail AKSOY

risalehaber com


RAŞiDi TARıKATINDA DA BELALARI DEFETME DUASI  (SAFER AYI DUASI) BUDUR


Raşidi Tarikatında - Vedfea Duası (Bizden Uzak Eyle Duası)

VEDFEA DUASI (Def eyle Duası)

Vedfea  Duası  Budur

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Allahümme vedfeana küfrel kafiriyne,
Allahümme vedfeana şirkel müşrikiyne,
Allahümme vedfeana nifakel münafikiyne,
Allahümme vedfeana hasedel hasidiyne,
Allahümme vedfeana fıskel fasıkıyne,
Allahümme vedfeana hıyanetel hainiyne,
Allahümme vedfeana kezibel kazibiyne,
Allahümme vedfeana ifsadel müfsidiyne,
Allahümme vedfeana israfel müsrifiyne,
Allahümme vedfeana adaavetel aduvviyne,
Allahümme vedfeana sihres sahiriyne,
Allahümme vedfeana neffasatil ugadiyne,
Allahümme vedfeana cürmel mücrimiyne,
Allahümme vedfeana zulmez zalimiyne,
Allahümme vedfeana vahşetel vahişiyne,
Allahümme vedfeana seyyietil müseyyi iyne,
Allahümme vedfeana hıyalil küllü mütehayyılliyne,
Allahümme vedfeana nazerel hainiyne,
Allahümme vedfeana keşfel küfrül kaşifiynes seyyiiyne,
Allahümme vedfeana şematati küllü şamitiyne,
Allahümme vedfeana amelil bahilliyne,
Allahümme vedfeana gafel El gafiliyne,
Allahümme vedfeana amelil yüraune,
Allahümme vedfeana acelel küllü muacciliyne,
Allahümme vedfeana tecavezel mütecaviziyne,
Allahümme vedfeana inkarel münkiriyne,
Allahümme vedfeana iftirael müfteriine,
Allahümme vedfeana seerigal müseerigune,
Allahümme vedfeana naakısel munkısune,
Allahümme vedfeana deccal ve havaassehü ve euzubike rabbi en yahdzurun. (Dad sağ azı diş ile)
Allahümme vedfeana şeytanirracim ve hizbehü ve euzubike rabbi en yahdzurun. (Dad sol azı diş ile)
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.


„inteha Vedfea Duası”
Bina Eden
Başağaçlı Raşit Tunca
Schrems, 29 HAZiRAN 2019 Cumartesi
Original Kar©glan


VEDFEA DUASI

صلاة ودفعن
ودفعنا دعس
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
اللهم ودفعنا كفر الْكَافِرِين
اللهم ودفعنا شرك الْمُشْرِكِينَ
اللهم ودفعنا نفاق الْمُنَافِقِينَ
اللهم ودفعنا حسد الْحَاسِدٍ
اللهم ودفعنا فسق الفَاسِقٌ
اللهم ودفعنا خيانة الخَائِنِينَ
اللهم ودفعنا كذب كذب الكَاذِبُين
اللهم وَدْفَعَنَا إفْسَادَ اْلمُفْسِدِينَ
اللهم ودفعنا إسراف الْمُسْرِفُونَ
اللهم ودفعنا عَدَاوَةَ اْلعَدُوِّينَ
اللهم ودفعنا سحر السَّاحِرين
اللهم ودفعنا النَّفَّاثَاتِ الْعُقَدِين
اللهم ودفعنا جرم الْمُجْرِمِينَ
اللهم ودفعنا ظلم الظَّالِمِينَ
اللهم ودفعنا وحشة الْواحشين
اللهم ودفعنا سيئة الْمسيئين
اللهم ودفعنا خيالل كل متخيالين
اللهم ودفعنا نظرال حاءنين
اللهم ودفعنا كشف الكفرالكشفن السيّإين
اللهم ودفعنا شمتاتو كل شمتون
اللهم ودفعنا عمال بخيلّين
اللهم ودفعنا غافلا الغافلين
اللهم ودفعنا عمل اليُرَاؤُونَ
اللهم ودفعنا عجلال كل معجّلين
اللهم ودفعنا تجوذ المتجاوذين
اللهم ودفعنا الْإنكار المنكرين
اللهم ودفعنا إفْتِراء ألمُفْترينَ
اللهم ودفعنا السارِق المُسارقون
اللهم ودفعنا انّاقِصَ اْلمُنْقِصوٌ
اللهم ودفعنا دجال وحواصّهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ
اللهم ودفعنا الشيطان الرجيم وحزبهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ
رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين

Bu konuyu yazdır